<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalıklarında | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliklarinda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliklarinda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Feb 2026 08:19:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hastalıklarında | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliklarinda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahinin]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Az]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün öne çıkan başlıklarından biri karın bölgesinde kesi yapılmadan gerçekleştirilen vNOTES izsiz cerrahi uygulamaları oluyor. Minimal invaziv cerrahinin geldiği bu noktada, vajinal doğal açıklıklarının kullanıldığı bu yöntem kadınlara hem konforlu hem de estetik bir tedavi süreci sunabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Günkaya, jinekolojk hastalıkların tedavisinde uygulanabilen “izsiz cerrahi vNOTES” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Doğal açıklıktan yapılan cerrahi yaklaşım</strong></p>
<p>vNOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery), cerrahi aletlerin ve kamera sisteminin vajinal doğal açıklıktan yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen endoskopik bir yöntem olarak tanımlanır. Operasyon boyunca karın bölgesinde kesi ya da delik açılmaz. Bu özelliğiyle klasik açık cerrahi ve laparoskopik yöntemlerden ayrılan vNOTES, vücuda daha az travma oluşturan bir yaklaşım sunar. Karın bölgesinde iz bırakmaması nedeniyle “izsiz cerrahi” olarak anılan bu yöntem, ameliyat sonrası iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası konfor ön planda</strong></p>
<p>vNOTES tekniğinde cerrahi işlemler doğrudan görüş altında gerçekleştirilir. Bu durum, kanama kontrolünü kolaylaştırırken komplikasyon oranlarının da düşük olmasına katkı sağlar. Karın bölgesinde kesi bulunmaması, ameliyat sonrası ağrının klasik yöntemler ve laparoskopiye göre çok az olmasından dolayı ile hastaların büyük bölümünde ağrı kesici ihtiyacı minimum düzeyde kalır. Ayrıca görünür bir yara olmadığı için pansuman ya da özel yara bakımı gerekmez. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilirler. Özellikle obez hastalarda karın bölgesinden yapılan cerrahilerde yaşanabilen teknik zorluklar, vNOTES yönteminde büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu yönüyle vNOTES, farklı hasta gruplarında güvenli bir seçenek olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>Geniş bir uygulama alanına sahip</strong></p>
<p>vNOTES yöntemi günümüze birçok jinekolojik cerrahide kullanılmaktadır. Rahmin alınması ve rahim sarkması ameliyatları bu uygulamaların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra korunma amacıyla tüplerin bağlanması, tüplerin alınması, tüplerin açıklığının değerlendirilmesi, yumurtalık kistleri, yumurtalıkların alınması, dış gebelik ve uygun yerleşimli miyom ameliyatları da bu yöntemle gerçekleştirilebilir. Geniş kullanım alanıyla vNOTES yöntemi kadın hastalıkları cerrahisinde önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Hasta seçimi ve cerrahi planlama önem taşıyor</strong></p>
<p>vNOTES, çoğu kadında uygulanabilen bir yöntem olmakla birlikte bazı özel durumlarda ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Derin endometriozis, tubaovaryan apse ya da pelvik bölgeye radyoterapi öyküsü bulunan hastalarda cerrahi planlama titizlikle yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda farklı cerrahi yaklaşımlar da gündeme gelebilir. Ayrıca vNOTES, özel eğitim ve deneyim gerektiren bir teknik olarak dikkat çeker. Endoskopik görüntüleme sistemlerinin ve cerrahi aletlerin hassas kullanımı, yöntemin başarısında belirleyici rol oynar.</p>
<p><strong>Kadın hastalıklarında izsiz cerrahi uygulamaları yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde vNOTES, jinekolojik ameliyatlarda giderek daha sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. Karından delikler açılarak yapılan laparoskopik cerrahinin, vajinal yoldan ve hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen bir alternatifi olarak değerlendirilir. Daha az ağrı, hızlı toparlanma, erken taburculuk ve iz bırakmaması gibi özellikleriyle vNOTES, kadın hastalıklarında cerrahi yaklaşımın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Hasta konforunu önceleyen bu yöntem, modern jinekolojik cerrahinin önemli uygulamalarından biri olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>vNOTES tekniğinin öne çıkan 7 avantajı </strong></p>
<ol>
<li><strong>Daha az kanama ve komplikasyon riski:</strong> Operasyonun tamamı vajinal yoldan ve direkt görüş altında gerçekleştirildiği için olası bir kanama durumunda müdahale daha kolay sağlanır ve komplikasyon oranları düşüktür.</li>
<li><strong>Obez hastalarda teknik zorlukların azalması:</strong> Karın bölgesinden giriş yapılmadığı için obez hastalarda karşılaşılan fiziki zorluklar bu yöntemde yaşanmaz ve vNOTES bu hasta grubunda önemli bir tercih sebebi olur.</li>
<li><strong>Karın bölgesinde kesi veya delik olmaması:</strong> Ameliyat sırasında karın bölgesinde herhangi bir kesi ya da delik açılmadığı için vücutta görünür cerrahi iz oluşmaz.</li>
<li><strong>Ameliyat sonrası daha az ağrı:</strong> Hastalar ameliyatın konforunu ilk dakikalardan itibaren hisseder, açık cerrahi ve laparoskopiye kıyasla daha az ağrı duyar.</li>
<li><strong>Ağrı kesici ihtiyacının azalması</strong>: Ameliyat sonrası dönemde birçok hastada ağrı kesici kullanımına ihtiyaç duyulmaz.</li>
<li><strong>Günlük yaşama daha hızlı dönüş:</strong> Daha az ağrı ve kesi olmaması sebebiyle hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına çok daha kısa sürede geri dönebilir.</li>
<li><strong>Daha iyi kozmetik sonuç ve pansuman gerektirmemesi:</strong> Karnında hiçbir iz olmaması iyi kozmetik sonuçlar sunar. Görünürde kesi veya delik olmadığı için yara bakımı ve pansuman ihtiyacı da ortadan kalkar.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[gözden]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[kaçabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sinyaller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcak havalar yorgunluk, nefes darlığı ya da halsizlik gibi şikayetleri artırabiliyor. Ancak kimi zaman bu belirtiler, sadece mevsim şartlarından değil, kalbin sessizce verdiği uyarılardan da kaynaklanabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632">Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalar yorgunluk, nefes darlığı ya da halsizlik gibi şikayetleri artırabiliyor. Ancak kimi zaman bu belirtiler, sadece mevsim şartlarından değil, kalbin sessizce verdiği uyarılardan da kaynaklanabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar</strong> “Kalp hastalıklarında bazı belirtiler sıklıkla gözden kaçabiliyor. Oysa günlük yaşantıda yaz sıcaklarına, strese ya da yoğun çalışma temposu gibi farklı nedenlere yorduğunuz bazı şikayetleriniz kalp hastalıklarının göstergesi olabilir. Bazı belirtiler tek başına ya da başka belirtilerle ortaya çıkabilir. Kalp hastalıklarında erken fark edilen işaretler, hayati riskleri önlemenin en güçlü yoludur. Erken tanı ve tedavi, kalp sağlığınızı korumada kritik öneme sahiptir. Bu nedenle mutlaka bir doktora başvurmak gerekir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar kalp hastalıklarında gözden kaçabilen belirtileri ve kalpte alarm veren 9 sinyali anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Günlük aktiviteleri yapmak eskisine göre daha zor geliyor, merdiven çıkmak ya da kısa bir yürüyüş bile nefes nefese bırakıyor olabilir. Kalp, vücuda yeterince oksijenli kan pompalayamadığında, enerji seviyeleri düşer. Normalden fazla yorgunluk dinlenmeyle bile geçmiyorsa, kalp hastalıklarının erken bir işareti olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Nefes darlığı</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Onur Taşar “Günlük aktiviteler sırasında nefes darlığı yaşamaya başlamak, dinlenme halinde bile nefes almakta zorlanmak ya da gece uykudan nefes tıkanmasıyla uyanmak kalp sorunlarının hatta kalp yetmezliğinin bir belirtisi olabilir. Kalp zayıfladığında, akciğerlerde sıvı birikerek nefes almayı güçleştirir. Özellikle efor sırasında nefes darlığı artıyorsa vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs rahatsızlığı</strong></li>
</ul>
<p>Göğüs ağrısı dışında, göğüste sıkışma, baskı, yanma veya doluluk hissi kalp krizi öncesi en sık görülen uyarılardandır. Bu his bazen kola, çeneye, boyuna ya da sırta yayılabilir. Bu tür belirtiler gözden kaçabildiğinden dolayı özellikle eforla artan göğüs rahatsızlığı mutlaka dikkate alınmalı ve doktora başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Bacaklarda veya ayaklarda şişlik</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle ayak bilekleri, bacaklar ya da karında nedensiz şişlikler, kalbin dolaşımı yeterince sağlayamadığını gösterebilir ve kalp yetersizliği belirtisi olabilir. Yetersiz kan pompalama, vücutta sıvı birikmesine neden olur. Bu durum genellikle gün sonunda daha belirgin hale gelir.</p>
<ul>
<li>Hızlı veya düzensiz kalp atışı</li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Kalp ritminin aniden hızlanması, ritmin düzensizleşmesi ya da çarpıntı hissi ciddi ritim bozukluklarının işareti olabilir. Normalden hızlı atan kalp, yeterince verimli çalışmayabilir. Bu durum, bayılma ya da baş dönmesiyle birlikteyse acilen değerlendirilmelidir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Baş dönmesi veya bayılma</strong></li>
</ul>
<p>Aniden gelen sersemlik hissi, bulanık görme ya da kısa süreli bilinç kaybı, beyne yeterli kan gitmediğinin işareti olabilir. Kalp ritim bozuklukları ya da ciddi kapak sorunları bu tabloya yol açabilir. Tekrarlayan bayılma atakları kesinlikle ihmal edilmemelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku sorunu</strong></li>
</ul>
<p>Geceleri sık sık uyanmak, uykusuzluk ya da nefes darlığı nedeniyle oturur pozisyonda uyuma ihtiyacı hissetmek kalp sağlığına dair ipuçları verebilir. Kalp fonksiyonları zayıfladığında, yatarken akciğerlerde sıvı birikir. Bu da kaliteli uykuyu zorlaştırır.</p>
<ul>
<li><strong>Terleme</strong></li>
</ul>
<p>Ani ve aşırı terleme, özellikle soğuk soğuk terleme kalp krizi belirtisi olabilir. Vücut kalp üzerindeki baskıyı azaltmak için bu şekilde tepki verir. Vücut, kalp üzerindeki baskıyı azaltmak için bu şekilde tepki verir. Açık bir neden olmadan terleme yaşayan kişiler dikkatli olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs ağrısı</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Göğüs bölgesindeki ani, şiddetli ya da uzun süren ağrı kalp kriziyle doğrudan ilişkili olabilir. Ağrı bazen mide ekşimesi ya da kas ağrısıyla karıştırılabilir ancak kalp kaynaklı olanı eforla artar ve dinlenmekle geçmez. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632">Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 08:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[isbir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kapak]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tükürük bezi hastalıklarında &#8220;Sialendoskopi&#8221; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tukuruk-bezi-hastaliklarinda-sialendoskopi-donemi-452044</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2024 13:10:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[sialendoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[tükürük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tükürük bezi hastalıklarının tanı ve tedavisinde endoskopik girişimsel bir işlem olan sialendoskopi yöntemi her geçen gün yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tukuruk-bezi-hastaliklarinda-sialendoskopi-donemi-452044">Tükürük bezi hastalıklarında &#8220;Sialendoskopi&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Tükürük bezi hastalıklarının tanı ve tedavisinde endoskopik girişimsel bir işlem olan sialendoskopi yöntemi her geçen gün yaygınlaşıyor. </span></strong></p>
<p><strong><span>Sialendoskopi yöntemiyle büyük cerrahilere gerek kalmadan birçok tükürük bezi hastalığının kesi yapılmadan, dikişsiz ve konforlu bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Tükürük bezi rahatsızlıklarının tedavisi eskiden büyük cerrahiler gerektirirken, yeni bir teknoloji olan bu endoskopik sistemle tedaviler artık daha az girişimsel bir hale geldi. Buna paralel olarak da komplikasyonlar ve işlem süresi azaldı, hastanede yatış süresi kısaldı ve hastaların tedavi süreci daha konforlu bir hale geldi” açıklamasında bulundu.</span></strong></p>
<p><span>Tükürük bezi hastalıklarının “tıkayıcı” ve “tıkayıcı olmayan” olmak üzere ikiye ayrıldığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Tükürük bezlerinin kronik hastalıkları ve enfeksiyonları oluyor. Ayrıca radyoaktif iyot alındığında veya bazı otoimmün hastalıklarda tükürük bezinin az çalışması ya da tükürük bezinin şişmesi ortaya çıkabiliyor. Tükürük bezi kanalları içinde taş oluşumu ve darlıklar sonucu tükürük salgısı azalabiliyor ve ağız kuruluğu ortaya çıkabiliyor. Tekrarlayan tükürük bezi şişmelerine sebep olan enfeksiyonlarda ve sayılan bütün bu sağlık sorunlarının tanı ve tedavisinde de sialendoskopiden faydalanabiliyor” dedi.</span></p>
<p><span>Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Tükürük salgısının az olmasına bağlı olarak oluşan ağız kuruluğu, tükürük bezinin yemek yerken şişmesi, tekrarlayan tükürük bezi enfeksiyon ve şişmeleri olması, radyoaktif iyot tedavisi alınması sonrası tükürük azalması ve ağız kuruluğu durumlarında, yutmada zorluk çekme, çeşitli diş enfeksiyonlarında artış gibi sorunlar gözlemlenirse o zaman bir KBB hastalıkları uzmanına başvurulmalı” uyarısında bulundu.</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span>Uygulama süresi kişiden kişiye değişiyor</span></strong></p>
<p><span>Sialendoskopi ile 1.6 veya 1.1 milimetre çapındaki teleskoplarla tükürük bezlerinin kanalları içine ağız içinden girilip gözlemlendiğini anlatan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Kanalların küçücük deliklerinden girilerek teleskoplar yardımıyla bu kanallar genişletiliyor ve teleskoplar genişletilmiş kanallara sokularak bütün kanal boyunca gözlem yapılıyor. Kanalda bulunan taş veya darlık gibi sorunlar bu şekilde tedavi edilebiliyor. İşlem süresi bazen 1 saatte bitebileceği gibi bazen 5-6 saatlere kadar uzayabiliyor. Çünkü bazı durumlarda büyük bir taşa rastlanabiliyor ve onu kırıp çıkarmak ve hatta kanal içine girmek bile bazen çok uzun zaman alabiliyor. Taşlar bazen direkt alınabildiği gibi bazen lazer veya litotripsi ile kırılıp küçültülerek bir veya birkaç seansta alınıyor. Süreci etkileyen bütün faktörler kişiden kişiye ve hastalıktan hastalığa değişebiliyor” diye konuştu.</span></p>
<p><span>Bazı hastaların anatomik sebepler nedeniyle ağız içinden tükürük bezi kanallarına girilemediğini paylaşan Prof. Dr. Erkul, “Bazen de kanal çok dar ve sıkıntılı olabiliyor. Bu gibi istisnai durumlar haricinde bu yöntem herkese uygulanabilir” dedi.</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span>Hasta aynı gün evine gidebilir</span></strong></p>
<p><span>Uygulamada hem lokal anestezi hem de genel anestezi tercih edilebildiğini vurgulayan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Genel anestezi tercih edilirse hastanın bir gece müşahede altında kalması gerekiyor. Lokal anestezi tercih edilirse işlemden sonra hasta gün sonunda rahatça yürüyerek evine gidebilir” hatırlatmasında bulundu.</span></p>
<p><span>Açık cerrahide genellikle tükürük bezinin tamamen alındığını paylaşan Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, “Bu büyük ve biraz da radikal bir cerrahi operasyon olduğu için haliyle daha fazla risk barındırıyor. Sialendoskopi işleminde ise tükürük bezini almadan ve büyük oranda koruyarak daha az girişimsel bir operasyon gerçekleştiriliyor. Özellikle son 10 yıldır dünyada popüler olmaya başlayan yöntemin kullanımı her geçen gün daha da artıyor” dedi.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tukuruk-bezi-hastaliklarinda-sialendoskopi-donemi-452044">Tükürük bezi hastalıklarında &#8220;Sialendoskopi&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 13:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ve yumurtalık kanserlerinin yanında miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması ya da sarkması gibi rahatsızlıklar kadınlarda en sık görülen jinekolojik hastalıkların başında geliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664">Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ve yumurtalık kanserlerinin yanında miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması ya da sarkması gibi rahatsızlıklar kadınlarda en sık görülen jinekolojik hastalıkların başında geliyor. Jinekolojik hastalıkların tedavileri günümüzdeki teknolojik gelişmeler doğrulusunda çeşitli yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Bu tedavi yöntemlerinin başında gelen minimal invaziv (küçük kesi) yöntemler ve robotik teknolojiler hastaların daha az ağrı ve kanama ile kısa sürede taburcu olarak sosyal hayata dönebilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Öz, kadın hastalıklarında kapalı cerrahi yöntemlerle ilgili bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Minimal invaziv yöntemin son noktası robotik cerrahidir</strong></p>
<p>Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin esas amacı insanlığa hizmet etmektir. Bu gelişmelerin belki de en hızlı olduğu alanlardan biri de sağlık hizmetleridir. Sağlık hizmeti sunucuları olan bizler, yani hekimler, özellikle de cerrahi branş hekimleri bu gelişmeleri yakından takip etmeli ve kendilerini meslek hayatlarının sonuna kadar güncel tutmak için çaba sarf etmelidir. Hekimliğin ilk kuralı olan “<em>Primum non nocere!” </em>yani <em>“Önce zarar verme!” </em>öğretisini en son teknolojik gelişmeler ile harmanladığımızda karşımıza “Minimal invaziv cerrahi” anlayışı çıkmaktadır. Minimal invaziv cerrahinin geldiği en son nokta ise robotik cerrahi uygulamalarıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Minimal invazivin başarısı eğitim, tecrübe ve yetenek ile ilgilidir</strong></p>
<p><strong> </strong>Minimal invaziv cerrahi anlayışının ana fikri eskiden karında büyük kesilerden yapılan operasyonların 2-3 cm’lik tek bir kesiden ya da 0,5 cm’lik birkaç adet kesiden yapılabilmesidir. Muhakkak ki bu tekniklerin başarı ile uygulanabilmesi eğitim, tecrübe ve yetenek ile doğru orantılıdır. Bu küçük kesilerden tüm batın içerisine hakim olabilmek ve işlem yapabilmek için özelleşmiş enstrümanlar kullanılması gereklidir. Yapılacak cerrahinin şekline, hastanın durumuna ve kullanılacak enerji modalitelerine göre yüzlerce farklı enstrüman bulunmaktadır. Geleneksel laparoskopide bu enstrümanlar ameliyat masasında adeta ellerimizin bir uzantısı haline gelirken, robotik cerrahide ise hastanın uzağında, odanın diğer köşesinde konsolda çalışırken bilek ve parmak hareketlerimiz, artırılmış gerçeklik yöntemleri kullanılarak hastanın içindeki robotik kollara iletilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pek çok kadın hastalığında ve kanser tedavisinde kullanılıyor</strong></p>
<p>Bazı istisnai haller dışında hemen hemen bütün jinekolojik hastalıkların cerrahi tedavisinde minimal invaziv teknikler tüm hastalarda uygulanabilir. Özellikle en sık görülen jinekolojik problemler olan miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması, rahim sarkması, mesane sarkması, idrar kaçırma gibi problemlerin yanında rahim kanseri, bazı yumurtalık kanserleri gibi jinekolojik kanserler de minimal invaziv cerrahi ile ameliyat edilebilmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hastanın konforlu bir iyileşme süreci geçirmesini sağlıyor</strong></p>
<p>Minimal invaziv cerrahi sonrası iyileşme süreci çok daha hızlıdır. Ameliyatlardan sonra hastaların ayağa kalmasını, günlük yaşama dönüşlerini etkileyen en önemli unsur ameliyat kesileridir. Kesi ne kadar küçük olursa ağrı daha az olur, hastalar daha çabuk mobilize olur, hastanede yatış süresi kısalır ve hasta konforu artar. Bununla birlikte kesi yeri enfeksiyonu riski azalır. Ameliyattaki kan kaybı çok daha az olur.  Kozmetik olarak mükemmele yakın sonuçlar elde edilir. Neredeyse hiç ameliyat izi olmaz. Günümüz koşullarında iş gücü kaybının en büyük maliyet olduğunu düşündüğümüzde minimal invaziv cerrahi tekniklerinin geleneksel açık cerrahiye oranla daha düşük maliyetli ve daha etkin yöntemler olduğunu söyleyebiliriz. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Birçok jinekolojik hastalıkta altın standart haline geldi</strong></p>
<p>Minimal invaziv yöntemlerin kullanımı son derece güvenlidir. Hatta günümüzde artık birçok jinekolojik hastalığın cerrahi tedavisinde minimal invaziv yöntemler altın standart haline gelmiştir. Minimal invaziv cerrahilerde kullanılan optik görüntüleme sistemlerinin yardımı ile ameliyat sahası büyütülmekte, cerrahi sırasında istenmeyen kanamalar daha az olmakta ve sağlam dokulara daha az hasar verilmektedir. Özellikle robotik cerrahide konsolda oluşturulan 3 boyutlu ve büyütülmüş görüntüler ve istemsiz el titremelerini sönümleyen robotik kol sistemlerinin kombinasyonu ile ameliyatlar daha güvenli hale gelebilmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv ve robotik cerrahi giderek yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Bilim ve teknolojideki gelişmelere kayıtsız kalmak mümkün değil. Bizler de bu değişimlere uyum sağlayarak, sürekli olarak güncel kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Minimal invaziv cerrahi alanındaki gelişmelere baktığımızda giderek artan bir ivmeyle ilerlediğini görüyoruz. Bu nedenle yakın ve orta vadede minimal invaziv ve robotik cerrahi tekniklerinin giderek yaygınlaşacağını öngörmek çok da zor değil. Bu alandaki gelişmelerin hızına baktığımızda uzak vadede ise bizi nelerin beklediğini tahmin etmek oldukça zor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664">Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Hastalıklarında Erken Tanı Tedavi Şansını Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-hastaliklarinda-erken-tani-tedavi-sansini-artiriyor-374858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 11:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[şansını]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat hastalıkları erkeklerde idrar yollarını etkileyen ve cinsel işlev bozukluklarına yol açan ve özellikle ileri yaşlarda yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarındandır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-hastaliklarinda-erken-tani-tedavi-sansini-artiriyor-374858">Prostat Hastalıklarında Erken Tanı Tedavi Şansını Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat hastalıkları erkeklerde idrar yollarını etkileyen ve cinsel işlev bozukluklarına yol açan ve özellikle ileri yaşlarda yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarındandır. Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Güler prostat hastalıklarını anlattı. Prostat sağlığının erkeklerin cinsel işlevlerinin ve idrar yollarının düzgün çalışması için son derece önemli olduğunu ileten Prof. Dr. Cem Güler “Prostat hastalıkları, erkeklerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarıdır, ne kadar erken teşhis edilirse etkin tedavi şansı da o kadar artar” diye konuştu.</p>
<p>Prostat, erkeklerde bulunan bir organdır ve idrar yolunun başlangıcında bulunur. İdrar ve meni boşaltımı için önemlidir. Prostat sağlığının bozulması durumunda çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Prostat kanseri, benign prostat hiperplazisi (BPH), prostatit gibi hastalıklar arasında yer almaktadır.</p>
<p><strong>PROSTAT KANSERİNE DİKKAT EDİLMELİ</strong></p>
<p>Prostat büyümesi, prostat bezinin yaşlanmasına bağlı olarak gelişmektedir. Bu durum, benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak da bilinir. Prostat büyümesi, mesane çıkışını bloke ederek idrara çıkma güçlüğüne, prostat ağrısına ve prostat iltihabına neden olabilir. Prostat iltihabı (prostatit), prostatın iltihaplanması sonucu oluşan bir durumdur ve prostat ağrısına neden olabilir. Prostat ağrısı, üretradan geçen idrar yolunun prostat bezine yakın kısmında hissedilen ağrıdır, testisler, penis, alt karın ve bel bölgesinde de hissedilebilir.</p>
<p>Prostat tedavisi, tanıya göre değişmektedir. Prostat büyümesi ve prostat iltihabı tedavisi antibiyotikler ve ağrı kesiciler gibi ilaçlarla yapılabilir. Prostat büyümesinde hekiminiz gerek gördüğü takdirde cerrahi müdahalelere de başvurulabilmektedir. </p>
<p>Prostat kanseri, prostat hücrelerindeki anormal büyümenin neden olduğu bir kanser türüdür. Prostat kanseri erken teşhis edilirse tedavisi mümkündür. Ancak, belirtileri diğer prostat hastalıklarıyla benzer olduğundan teşhis edilmesi zor olabilir.</p>
<p>Prostat kanseri söz konusuysa ilaç tedavisine radyoterapi, kemoterapi veya hormon terapisi gibi yöntemlerin kombinesi ve cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Prostat kanseri ve diğer prostat sorunları, erken teşhis edildiğinde daha başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Prostat kanseri için önerilen tarama testi, PSA (prostat spesifik antijen) testidir. Bu test, erkeklerin kanındaki PSA seviyelerini ölçer. Yüksek PSA seviyeleri, prostat kanseri olasılığını gösterir ve erken dönemde müdahale şansı ile etkin bir tedavi planı kurgulanabilir.</p>
<p><strong>CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU BELİRTİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Prostat hastalıklarının erken dönemde tedavisi için belirtileri iyi gözlemlemek ve rutin sağlık muayenelerini ihmal etmemek önem taşımaktadır. Yaygın gözlenen prostat hastalıkları belirtileri şunlardır:</p>
<p>•    Sık idrara çıkma</p>
<p>•    İdrar yaparken zorlanma</p>
<p>•    İdrarda kan görülmesi</p>
<p>•    İdrar yapma sonrası damlama veya sızıntı</p>
<p>•    İdrar yapamama veya idrar yaparken acı hissi</p>
<p>•    Sertleşme sorunları</p>
<p>•    Düşük cinsel istek</p>
<p>Prostat hastalıklarına karşı önlem alabilmek adına düzenli olarak egzersiz yapmak, sağlıklı bir diyet uygulamak, sigara ve alkol kullanımından kaçınmak, sağlıklı bir yaşam tarzını tercih etmek önem taşımaktadır. Rutin doktor kontrolleri ve doktorunuz tarafından önerilen tarama testleri, prostat sorunlarının erken teşhis edilmesinde en önemli önlemdir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-hastaliklarinda-erken-tani-tedavi-sansini-artiriyor-374858">Prostat Hastalıklarında Erken Tanı Tedavi Şansını Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğ. Ü. Mert Yeşiladalı: &#8220;Kadın Hastalıklarında Yatışsız Kapalı Cerrahi Kullanımı Artıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-mert-yesiladali-kadin-hastaliklarinda-yatissiz-kapali-cerrahi-kullanimi-artiyor-361147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 11:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[mert]]></category>
		<category><![CDATA[yatışsız]]></category>
		<category><![CDATA[yeşiladalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında kapalı ameliyatların kullanımı özellikli son yıllarda önemli bir ivmeyle artıyor. Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, “Gerek hekim deneyiminin artması gerekse teknolojik anlamla yaşanan gelişmelerle birlikte önümüzdeki yıllarda kadın hastalıklarında açık ameliyatlar tarihe karışacak gibi duruyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-mert-yesiladali-kadin-hastaliklarinda-yatissiz-kapali-cerrahi-kullanimi-artiyor-361147">Dr. Öğ. Ü. Mert Yeşiladalı: &#8220;Kadın Hastalıklarında Yatışsız Kapalı Cerrahi Kullanımı Artıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kadın hastalıklarında kapalı ameliyatların kullanımı özellikli son yıllarda önemli bir ivmeyle artıyor. Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, “Gerek hekim deneyiminin artması gerekse teknolojik anlamla yaşanan gelişmelerle birlikte önümüzdeki yıllarda kadın hastalıklarında açık ameliyatlar tarihe karışacak gibi duruyor” dedi. </em></p>
<p>Günümüzde özellikle kadın hastalıkları ameliyatlarında giderek artan oranda kullanılan minimal invazif cerrahi, endoskopik cerrahi, laparoskopi, histeroskopi, robotik cerrahi gibi kapalı ameliyatların ülke genelinde hasta yatış sürelerini azaltıp iyileşme hızını arttırdığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, bu sonuçların hastalar açısından önemli kazanımları olduğuna işaret etti. Özellikle hızlı iyileşme ve yatış süresinin kısalmasının ameliyat korkusu nedeniyle cerrahiden kaçan hastaların bu korkusunu yenmelerine de yardımcı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, “Büyük kesi olmamasının getirdiği hızlı iyileşme süreci ile hasta ertesi gün günlük fonksiyonlarını yerine getirecek noktaya geliyor. Daha az kanama ve daha az enfeksiyon oranının yanında çok daha az enfeksiyon süresi de hasta için önemli kazanımlar oluyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>“ARAŞTIRMA KOPLİKASYON ORANINI DA AZALTTIĞINI GÖSTERİYOR”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili olarak ABD’de 5554 hasta üzerinde yapılan bir çalışmaya işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı şunları anlattı: “İlgili araştırmada; kapalı ameliyat yöntemi kullanılarak rahimi alınan kadınların gece hastane yatışı olmadan aynı gün taburcu edilmelerinin herhangi bir sorun yaratmadığı, hatta bazı komplikasyon oranlarında azalma görüldüğü bildirildi. Biz de kendi pratiğimizde kapalı yöntemle yaptığımız laparoskopik ameliyatlarda bazen aynı gün bazen ertesi gün taburcu ediyoruz. Hatta kesisiz yapılan ve miyom, polip çıkarılması amacıyla uygulanan histeroskopi operasyonlarında hastamızı işlemden 2 saat sonra taburcu ediyoruz.” </p>
<p><strong> “FARKLI KAPALI AMELİYAT YÖNTEMLERİ VAR” </strong></p>
<p>Kapalı ameliyat çeşitleri ile ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, “Halk arasında açık ameliyat olarak bilinen geleneksel yöntemde karın bölgesinden açılan kesiden miyom, kist veya kanser ameliyatlarını gerçekleştiriyoruz. Kapalı ameliyatlar ise açık bir kesi oluşturmadan birkaç delikten girip batın içini gaz ile şişirerek yaptığımız ameliyatlardır. Birçok değişik kapalı ameliyat yöntemi bulunuyor. Laparoskopi, histeroskopi ya da robotik cerrahi gibi farklı yöntemler var ve bunlar kist ve miyomların çıkarılmasından jinekolojik kanserlere kadar çoğu jinekolojik hastalığı tedavi etmek için kullanılabiliyor.”</p>
<p><strong>“HASTALARIN AMELİYAT KORKUSUNU AŞMASINA DA YARDIM EDİYOR”</strong></p>
<p>Kapalı ameliyatların kadın doğum ile ilgili ekstrem hastalıklar haricinde bütün durumlarda kullanılabileceğini belirten Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, konuyla ilgili şöyle konuştu: </p>
<p>“Kapalı yöntemlerin kullanımı cerrahlar açısından açık yöntemlere oranla daha zordur ve daha uzun bir eğitim süreci gerektirir. Ancak gerek hekimlerin konuyla ilgili eğitim almaları gerekse hastaya sağladığı kazanımlarla birlikte yaygınlığı arttı. Yakın zamanda Amerika’da rahim alma ameliyatının yaklaşık 5 bin 500 kişi üzerinde kapalı yöntem ile yapıldığı bir çalışmada; kapalı yöntemle rahimleri alınan hastalar aynı gün taburcu edilmiş ve komplikasyon oranlarına bakılmış. Bu ameliyatı normalde açık yöntem ile yaptığımız zaman hastanın 2-3 gece hastanede yatması gerekebiliyor. Çalışma kapsamında kapalı yöntemle ameliyat edilen hastalar aynı gün taburcu edilmiş, hiçbir şekilde komplikasyon oranlarında artma olmadığı hatta bazı komplikasyon oranlarında azalma olduğu görülmüş. Böylece rahim alma ameliyatında bile kapalı yöntemin tercih edilip, hastaların aynı gün taburcu olmasıyla komplikasyonlarda artma değil hatta enfeksiyon gibi bazı komplikasyonlarda azalma olabileceğini görmüş olduk.” </p>
<p><strong>“HASTAYI YAKLAŞIK 2 SAAT SONRA TABURCU EDEBİLİYORUZ” </strong></p>
<p>Kapalı ameliyatın hastalar açısından her durumda çok daha verimli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, “Bu ameliyatlar küçük deliklerden yapıldığı için iyileşmesi gereken bir cilt dokusu olmuyor. Küçük kesinin getirdiği hızlı iyileşme süreci ile hasta ertesi gün günlük fonksiyonlarını yerine getirecek noktaya geliyor. Daha az kanama ve daha az enfeksiyon oranının yanında çok daha az enfeksiyon süresi de hasta için önem taşıyor. Estetik olarak da herhangi bir iz kalmıyor. Miyom çıkarma, kist ameliyatları, rahim alma ameliyatları, polip gibi rahim içi patolojilerin alınması kapalı yöntem ile çok daha kolay gerçekleştirilebiliyor. Sonuçta her yaş grubunda ve tüm jinekolojik sorunlarda kullanılabiliyor. Bu noktada önemli olan hastaların kapalı yöntemler konusunda uzmanlaşmış merkezleri seçmeleridir.”</p>
<p><strong>“YAKIN GELECEKTE AÇIK AMELİYATLAR TARİHE KARIŞABİLİR” </strong></p>
<p>Açık ameliyatların zamanla daha da azalacağını kaydeden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ameliyatların yüzde 90’dan fazlasını artık kapalı yöntemle yapmaya başladık. Önümüzdeki 10 ve 20 yılda özellikle robotik cerrahide yaşanan gelişmelerle muhtemelen kapalı cerrahi standart hale gelecek. Yakın gelecekte, çok spesifik vakalar dışında açık ameliyatların neredeyse tamamen ortadan kalkacağına inanıyorum. Günümüzde bile batına 1 santimetrelik delikten girerek 10-12 santimetre büyüklüğündeki miyomları parçalayarak çıkaracak teknolojiye sahibiz. Durum şu an bile bu haldeyken gelecekte açık ameliyatların büyük oranda tarihe karışacağını söyleyebiliriz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-mert-yesiladali-kadin-hastaliklarinda-yatissiz-kapali-cerrahi-kullanimi-artiyor-361147">Dr. Öğ. Ü. Mert Yeşiladalı: &#8220;Kadın Hastalıklarında Yatışsız Kapalı Cerrahi Kullanımı Artıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
