<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalığında | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliginda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliginda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 08:53:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hastalığında | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliginda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Dominant]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yükler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Karakan, 8 Mart’ın kadınların görünmeyen sağlık yüklerini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “8 Mart, kadınların yaşamın her alanındaki varlığını ve mücadelesini hatırladığımız çok kıymetli bir gün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068">Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Karakan, 8 Mart’ın kadınların görünmeyen sağlık yüklerini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “8 Mart, kadınların yaşamın her alanındaki varlığını ve mücadelesini hatırladığımız çok kıymetli bir gün. Ben bugün, kadınların hem bedenleri hem de ruhlarıyla taşıdıkları bir yük olan genetik hastalıklara dikkat çekmek istiyorum. Çünkü genetik hastalıklar yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda derin bir psikososyal boyuta da sahiptir.”</p>
<p><strong>Her 10 Diyaliz Hastasından 1’i Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı Nedeniyle Böbrek Yetmezliği Yaşıyor</strong></p>
<p>Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı; böbreklerde çok sayıda kistin ilerleyici biçimde büyümesiyle seyreden, zamanla böbrek yetmezliğine yol açabilen ve toplumda en sık görülen kalıtsal hastalıklardan biridir. Prof. Dr. Karakan hastalık ve tedavi ile ilgili şunların altını çizdi: “Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığının günümüzde artık tedavisi mümkün. Uygun evrede tanı alan hastaların ilaç tedavisi ile hastalık sürecini yavaşlatabiliyoruz. Buna rağmen bilgi eksikliği ile diyaliz tedavisi alan her 10 hastadan biri bu hastalık nedeniyle böbrek yetmezliği tanısı almakta.”</p>
<p>Hastalığın otozomal dominant kalıtım göstermesi nedeniyle, hastalığı taşıyan bir ebeveynin çocuğuna hastalığı aktarma riski yüzde 50’dir. Prof. Dr. Karakan, bu bilginin özellikle anneler üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Kadınlar bir yandan kendi sağlık süreçlerini; hipertansiyon, kronik ağrı ve böbrek fonksiyon kaybı gibi sorunları yönetmeye çalışırken, diğer yandan çocuklarına hastalığı aktarma ihtimaliyle yüzleşiyor. Araştırmalar, hastaların yüzde 62’sinin bu nedenle yoğun bir suçluluk duygusu yaşadığını gösteriyor. Bu suçluluk duygusu, bazı kadınların anne olma kararını dahi yeniden gözden geçirmesine yol açabiliyor.”</p>
<p><strong>Genetik Hastalıklarda Toplumsal Baskı Özellikle Kadınlara Yöneliyor </strong></p>
<p>Genetik hastalıklar hem anneden hem babadan aktarılabilmesine rağmen, toplumsal baskının çoğu zaman kadına yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Karakan, kadınların evlilik ve annelik kararları üzerinden sorgulanabildiğini belirtti.</p>
<p>Genetik hastalığı olan bir çocuğun bakım sorumluluğunu üstlenen kadınların iş yaşamından uzaklaşabildiğini, sosyal olarak yalnızlaşabildiğini ve tükenmişlik yaşayabildiğini söyleyen Karakan, kronik hastalıkla yaşamanın depresyon ve anksiyete riskini de artırdığına dikkat çekti: “Kadınlar çoğu zaman hem kendi hastalıklarıyla hem de ailelerinin kaygısıyla aynı anda mücadele ediyor” dedi.</p>
<p> <strong>Çözüm: Multidisipliner Destek ve Toplumsal Farkındalık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şebnem Karakan, bu yükün hafifletilebilmesi için şu adımların atılması gerektiğini vurguladı:</p>
<ul>
<li>Genetik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması</li>
<li>Gebelik öncesi ve sonrası multidisipliner destek sağlanması</li>
<li>Psikososyal destek mekanizmalarının standart hale getirilmesi</li>
<li>Eşlerin ve aile bireylerinin sürece aktif katılımının teşvik edilmesi</li>
<li>Toplumsal farkındalık kampanyaları ile doğru bilginin yaygınlaştırılması</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Karakan sözlerine şöyle devam etti: “Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı yalnızca böbrekleri etkileyen bir hastalık değildir. Kadının bedenini, ruhunu, annelik kimliğini ve sosyal yaşamını da etkileyen çok boyutlu bir durumdur” diyen Karakan, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Genetik hastalıklar biyolojik bir gerçektir; ancak kadınlara yüklenen sosyal ve psikolojik baskı değiştirilebilir bir toplumsal tutumdur. Kadını suçlayan değil destekleyen, yalnız bırakan değil güçlendiren, korku üreten değil bilgi sunan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Kadınların güçlü varlığını yalnızca 8 Mart’ta değil, yılın her günü desteklemek hepimizin sorumluluğudur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-kadin-olmak-gorunmeyen-yukler-sessiz-mucadeleler-618068">Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 10:14:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığı (PBH), toplumda yeterince tanınmayan ancak yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen, genetik kaynaklı bir böbrek rahatsızlığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176">Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Polikistik böbrek hastalığı (PBH), toplumda yeterince tanınmayan ancak yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen, genetik kaynaklı bir böbrek rahatsızlığıdır. Böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kist oluşumuyla karakterize edilen hastalık, zamanla organın büyümesine ve işlev kaybına yol açabiliyor. Kişiye özel tedavi ve yeni nesil ilaçlarla hastalık artık daha yönetilebilir hale geliyor.</strong></em></p>
<p><strong>GENETİK</strong> kaynaklı böbrek hastalığı olan polikistik böbrek hastalığının seyri çoğu zaman sessiz olsa da karın ve yan ağrısı, yüksek tansiyon, kanlı idrar, sık idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları ve karında dolgunluk hissi gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bazı bireylerde halsizlik, baş ağrısı ve böbrek taşı oluşumu da görülebiliyor ve ilerlemiş vakalarda diyaliz ya da böbrek nakli gibi yaşamı sürdürücü tedavi seçeneklerine başvurulması gerekiyor.</p>
<p><strong>Diyalize giden yolu yavaşlatmak hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Hastalığın en büyük riski, böbrek fonksiyonlarının kaybı ve buna bağlı olarak diyalize duyulan ihtiyaçtır. Ancak diyaliz tedavisi her ne kadar yaşamı sürdürse de oldukça zorlayıcı. Hastaların haftada birkaç gün hastaneye veya diyaliz merkezine gitmesini gerektirir, her seans saatlerce sürer ve günlük yaşamı önemli ölçüde kısıtlıyor. Ayrıca enfeksiyon riski, damar yolu problemleri, tansiyon düzensizlikleri, kas krampları ve beslenme sorunları gibi çeşitli komplikasyonlar da yaygın şekilde görülüyor. Bu nedenle diyalizi mümkün olduğunca geciktirmek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastalar için önemli bir kazanç.</p>
<p><strong>Hastalığın seyrini genetik yapı belirliyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı çoğunlukla otozomal dominant kalıtımla nesilden nesile geçiyor. Hasta bir ebeveynin çocuğuna hastalığı aktarma olasılığı %50. Bu nedenle ailesinde PBH öyküsü bulunan bireylerin erken yaşlardan itibaren düzenli doktor kontrolü yaptırması büyük önem taşıyor. Hastalığın seyrini belirleyen temel faktörlerden biri de genetik mutasyonlar. PBH genellikle PKD1 ya da PKD2 genlerindeki mutasyonlarla ilişkili. PKD1 mutasyonu taşıyan bireylerde hastalık daha erken yaşta ortaya çıkıp ve daha hızlı ilerlerken, PKD2 mutasyonu olanlarda süreç genellikle daha yavaş seyrediyor. Genetik testler sayesinde mutasyon tipi belirlenerek kişiye özel tedavi planları oluşturulabilir.</p>
<p><strong>Yeni tedavi seçenekleriyle yaşam kalitesinde artış mümkün</strong></p>
<p>Tıp dünyasındaki ilerlemeler sayesinde PBH ile yaşamak artık daha yönetilebilir hale geliyor. Gelişen görüntüleme teknolojileri, genetik analiz olanakları ve yeni ilaçlar sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor. Özellikle bazı ilaçlarla diyaliz ya da böbrek nakli ihtiyacı ortalama 7 yıl ertelenebiliyor. Bu gelişme hem hastaların umutlarını artırıyor hem de yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştiriyor.</p>
<p>PBH yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik yönden de yıpratıcı bir hastalık. Hastalar ve yakınları, sürecin belirsizliğiyle başa çıkarken duygusal destek ihtiyacı duyabiliyor. Bu nedenle hastalığın yönetiminde tıbbi tedavilerin yanı sıra psikososyal desteklerin de yer aldığı bütüncül bir yaklaşım tercih edilmeli.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginda-gelecegi-degistirmek-mumkun-528176">Polikistik böbrek hastalığında geleceği değiştirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 21:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[mps]]></category>
		<category><![CDATA[oynuyor]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nadir Hastalıklar içerisinde yer alan Lizozomal Depo Hastalıklarının (LSD) bir alt türü olan Mukopolisakkaridozlar (MPS) vücutta bulunan ve Glikozaminoglikan adı verilen maddeleri parçalayan enzimlerin eksikliği nedeniyle ortaya çıkar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996">MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu eksiklik, söz konusu maddelerin lizozomlarda birikmesine, zamanla da hücrelerde ve organlarda sorunlara yol açabilir. </p>
<p>Hangi lizozomal enzimin eksik olduğuna bağlı olarak farklı tiplerde ortaya çıkabilen MPS hastalığının belirtileri hastalığın şiddeti ve ilerleme hızına göre değişebiliyor. </p>
<p>Ana odak alanlarından biri nadir genetik hastalıklar olan Takeda, 243 yıllık deneyimin getirdiği bilgi birikimi ile bilimin önderliğinde hastaların ihtiyaçlarına odaklanarak kapsamlı ve etkili sağlık çözümleri sunuyor. Takeda’nın küresel düzeyde geliştirdiği güncel tedavi yöntemlerini Türkiye’deki hastalara ulaştıran Takeda Türkiye, hastaların ve hasta yakınlarının hayatlarında anlamlı farklar yaratmak için faaliyetlerini sürdürüyor. </p>
<p>Takeda Türkiye Genel Müdürü Ömür Mangaloğlu; boy kısalığı, bilişsel bozukluklar, iskelet bozuklukları, belirgin yüz özellikleri, işitme kaybı ve kalp-damar hastalıkları gibi bazı klinik özelliklerin genellikle MPS tiplerinde ortak olarak görülebildiğini vurguluyor.</p>
<p>Mangaloğlu; “<em><strong>Nadir genetik ve metabolik hastalıkların belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı hızlarda da ilerleyebiliyor. Bu nedenle erken teşhis çok önemli. Bunun için küresel düzeyde eğitim ve hastalığa dair bilinçlendirme çalışmalarını destekliyor, Türkiye’deki tüm Pediatrik metabolizma klinikleri ile bilimsel ilişkiler geliştiriyor, Genel Pediatri klinikleriyle bilgilendirme çalışmaları yaparak erken ve doğru teşhise erişimi artırmak için çabalıyoruz. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı ile teşhis arasındaki zamanı azaltmaya ve inovatif tedavi yöntemleri geliştirerek hastaların hayat kalitesini artırmaya kararlıyız.  Nadir hastalıklarda, hastanın tanı ve tedaviye erişiminde gelişim alanları var. Nadir görülen bir hastalık grubu olduğu için yenilikçi tedavilerin geliştirilmesi ve sonrasında tedaviye erişim kritik bir öneme sahip. Takeda olarak bu alanda var gücümüzle çalışmaya devam ederek, hastalarımızın hayatlarında olumlu etkiler yaratmayı sürdüreceğiz,” </strong></em>dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996">MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 17:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[amonyak]]></category>
		<category><![CDATA[aseton]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</span></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade eden uzmanlar, en önemli nedenin çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğu olduğunu söylüyor. Susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıklarının da ağız kokusuna neden olacağını kaydeden Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor.” dedi.</strong></p>
</p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda neden ağız kokusu olduğu konusunda bilgi vererek, önlemek için yapılması gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenleri benziyor</strong></p>
<p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade ederek, “En önemli nedeni çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğudur. Bunların dışında susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, siroz, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıkları, kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor. Sarımsak, soğan gibi koku yapan gıdaların sık tüketilmesi de ağız kokusuna sebebiyet verebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zor”</strong></p>
<p>Bazı spesifik hastalıklarda farklı kokular duyulabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Mesela şeker hastalığında aseton kokusu, böbrek hastalığında amonyak kokusu, karaciğer yetmezliğinde balık kokusu duyulabilir. Yine de hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zordur. Bu nedenle özellikle hastalıkla ilgili başka bir belirti daha varsa ya da önlem alınmasına rağmen ağız kokusu geçmiyorsa bir tıp doktoruna muayene olmak tavsiye edilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri de ağız kokusuna neden olabiliyor”</strong></p>
<p>Bütün olasılıklar değerlendirildikten ve tedavileri yapıldıktan sonra, nadiren de olsa, nedeni belli olmayan ağız kokusunun da olabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Rokfor gibi kokulu peynirler, baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri, deniz ürünleri, yumurta, şekerli gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Abur cuburlar ağız sağlığı için de zararlı</strong></p>
<p>Abur-cuburların ağız sağlığı için de zararlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Ağız kokusunun başlıca sebeplerinden olan diş çürüğüne, dil üzerinde bakteri üremesine, reflüye neden olabilirler. Ayrıca; bu tip besinler koku yapabilen baharatlar ve şeker içerebilir. Bu nedenle bu tip gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız kokusunun önlenmesi için ağız hijyenine dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Ağız kokusunun önlenmesi için öncelikle kişinin ağız hijyenine dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Dişlerin ve dilin düzenli olarak fırçalanması ağız kokusu tedavisinin ilk aşamasını oluşturur. Varsa çürük dişlerin ve diş eti iltihabının tedavi edilmesi gerekmektedir. Gün içinde su tüketimine özen gösterilmesi ağız kokusunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Koku yapmayan gıdaların tüketilmesine özen gösterilmesi önerilir. Ağız gargaralarının düzenli kullanımı da etkili olacaktır. Kulak burun doktoruna muayene olmak boğaz bölgesindeki olası enfeksiyonlardan kaynaklı kokuların eliminasyonu açısından fayda sağlar. Tüm bu işlemler yapılmasına rağmen geçmeyen ağız kokusu varlığında sistemik hastalıkların kontrol edilmesi için tıp hekimine başvurulması önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof.Dr.Ceylaner: &#8220;Obezite Hastalığında Genetik Faktörler Önemli Rol Oynamaktadır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/profdrceylaner-obezite-hastaliginda-genetik-faktorler-onemli-rol-oynamaktadir-379102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oynamaktadır]]></category>
		<category><![CDATA[profdrceylaner]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite, çeşitli faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/profdrceylaner-obezite-hastaliginda-genetik-faktorler-onemli-rol-oynamaktadir-379102">Prof.Dr.Ceylaner: &#8220;Obezite Hastalığında Genetik Faktörler Önemli Rol Oynamaktadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Obezite, çeşitli faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bunlar arasında beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik faktörler ve genetik faktörler yer alır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, obezitenin genetik faktörlerinin de önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Bazı genetik mutasyonlar, yağ metabolizması, iştah ve tokluk hissi gibi faktörleri etkileyerek obeziteye yatkınlık oluşturabilir.</strong></p>
<p>Obezitenin, vücutta aşırı yağ birikimi sonucu oluşan kronik bir hastalık olduğunu belirten <strong>Özel</strong> <strong>İntergen Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi kurucu hekimi Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “</strong>Obezite, sağlık üzerinde birçok olumsuz etkiye sahiptir. Kalp hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, eklem problemleri ve uyku apnesi gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Obezite, aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, obezite kontrol altında tutulması önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Serdar Ceylaner</strong>, obeziteye yatkınlık oluşturan genlerin, yağ metabolizması, iştah ve tokluk hissi gibi faktörleri etkileyen genler olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “En sık incelenen genler arasında FTO, MC4R ve PPARG yer almaktadır. FTO genindeki mutasyonlar, yağ hücrelerinin boyutunu ve sayısını artırarak obezite riskini artırabilir. MC4R genindeki mutasyonlar, iştahı kontrol eden mekanizmaları etkileyerek obeziteye yatkınlık oluşturabilir. PPARG genindeki mutasyonlar ise yağ hücrelerinin oluşumunu ve yağ depolama kapasitesini artırarak obeziteye neden olabilir. Yukarıda verilen genlerin haricinde birçok genin obezite üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir.”</p>
<p>Obezitenin, günümüzde giderek artan bir sağlık sorunu haline geldiğini ve sadece fiziksel sağlık sorunlarına değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal sorunlara da yol açtığını söyleyen <strong>Prof. Dr. Serdar Ceylaner, </strong>“Obezite, çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, ancak genetik faktörlerin de önemli bir rolü olduğu artık bilinmektedir. Obeziteye yatkınlığı olan bireylerin genetik merkezlere başvurması oldukça önemlidir. Bu merkezlerde, obezitenin genetik nedenleri ile ilgili testler yapılabilir ve kişinin genetik yatkınlığı belirlenebilir. Bu sayede, kişilerin yaşam tarzlarını belirleyerek, obezite riskini azaltmaları için gerekli önlemleri alması mümkün olur. Genetik merkezlere başvurmak, sadece obeziteye yatkınlığı olan kişiler için değil, aynı zamanda obezite tedavisi gören kişiler için de önemlidir. Kişinin genetik yatkınlığı belirlendikten sonra ve tedaviyi etkileyecek diğer hastalıklarının belirlenmesi, uygun bir beslenme, tedavi programı ve egzersiz planı oluşturulabilir. Ayrıca, kişinin genetik yatkınlığına göre ilaç tedavisi ve cerrahi müdahale gibi seçenekler de değerlendirilebilir” dedi.</p>
<h2><strong>Gençlerimizi obeziteden korumak için neler yapabiliriz?</strong></h2>
<p>Obezitenin önlenmesi ve kontrol altına alınması için bireysel ve toplumsal bazda çeşitli adımlar atılabileceğini söyleyen <strong>Prof. Dr. Serdar Ceylaner</strong>, “Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, düzenli egzersiz, medya ve reklamların kontrolü, aile içi iletişim ve destek, toplumsal farkındalık projeleri obezite ile mücadelede önemli ana başlıklardır” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/profdrceylaner-obezite-hastaliginda-genetik-faktorler-onemli-rol-oynamaktadir-379102">Prof.Dr.Ceylaner: &#8220;Obezite Hastalığında Genetik Faktörler Önemli Rol Oynamaktadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson Hastalığında Robotik Tedavinin Şifreleri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaliginda-robotik-tedavinin-sifreleri-374720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 08:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[şifreleri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ellerde titreme, el yazısının küçülmesi, uyku bozuklukları, dengenin bozulması ve yürümede zorluk…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaliginda-robotik-tedavinin-sifreleri-374720">Parkinson Hastalığında Robotik Tedavinin Şifreleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ellerde titreme, el yazısının küçülmesi, uyku bozuklukları, dengenin bozulması ve yürümede zorluk… Özellikle hareket sistemini etkileyen ve bu nedenle hastalar ve aileleri için yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren Parkinson hastalığı ilerleyici olmakla birlikte, son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde kişiler başkasına bağımlı yaşamaktan kurtulabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum</strong> “İleri evrede hastaların motor becerileri daha ciddi şekilde etkileniyor ve bu ilerleyici hastalık nedeniyle kişi başkasına bağımlı olabiliyor. Ancak son yıllarda kişinin günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine yardımcı olacak şekilde tasarlanan robotik rehabilitasyon ve robotik cihazlar hastanın bağımsızlığını artırmaya büyük katkı sağlıyor.” diyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum, Parkinson hastalığında robotik rehabilitasyon hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Erken evrede de kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Dünyada 10 milyon, ülkemizde de yaklaşık 100 bin kişinin mücadele ettiği, sinir sisteminin bu ilerleyici hastalığında erken teşhis büyük önem taşıyor. Zira erken tedavi sayesinde şiddetli semptomların başlaması yıllarca geciktirilebiliyor. Tedavi aşamalarının; hastalığın şiddeti ve semptomlarının türüne bağlı olarak değiştiğini, ilaç tedavileri, beyin pili ve rehabilitasyon yaklaşımlarının hastanın şikayetlerinin iyileşmesinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Genel olarak, Parkinson hastalarının tedavisi, birçok farklı disiplinden uzmanların bir arada çalışmasıyla yapılır. Bu disiplinler arasında nörologlar, beyin cerrahları, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları, fizyoterapistler, ergoterapistler, diyetisyen ve psikologlar yer alabilir. İlaç tedavileri ve uygulanan derin beyin stimülasyonu (beyin pili) gibi cerrahi tedavilerin etkilerini artırmanın yanı sıra, aktiviteye bağlı beynin sinir devrelerini yeniden düzenleme beceresini en üst düzeye çıkarmak için rehabilitasyon programları uygulanır. Robotik rehabilitasyon, Parkinson hastalığının erken evrelerinde de kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor!</strong></p>
<p>Robotik rehabilitasyon, hastaların motor becerilerini geliştirmelerine yardımcı olurken kas kuvvetini, esnekliğini ve koordinasyonunu artırıyor. Ayrıca hastaların hareketlerini daha doğru ve kontrollü hale getirmelerine, yürüyüş sırasında vücut duruşunu düzeltmeye ve adım uzunluğunu iyileştirmeye yardımcı oluyor. Robotik rehabilitasyon gibi erken müdahale tedavilerinin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Çorum “Erken evrelerde yapılan tedavi, motor becerilerin korunmasına ve nöroplastisitenin (beynin yeniden şekillenme yeteneği) artmasına yardımcı olur. Bu nedenle, robotik rehabilitasyon gibi tedaviler, hastaların daha uzun süre bağımsız bir yaşam sürmelerine ve şikayetlerin ilerlemesini yavaşlatmalarına yardımcı olabilir. Ancak ilerlemiş evrelerde hastalığın neden olduğu nörolojik hasar daha ciddi hale gelir ve hastaların motor becerileri büyük ölçüde bozulabilir. Bu nedenle, robotik rehabilitasyon gibi tedaviler, hastalığın ilerlemiş evrelerinde semptomları tedavi etmek için diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yaşam kalitesini artırıyor!</strong></p>
<p>Robotik rehabilitasyonun, hastanın mümkün olan en yüksek yaşam kalitesini sürdürmeye odaklandığını, ileri evrelerde hastaların başkasına muhtaç olmadan yaşamalarını hedeflediklerini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Robotik cihazlar hastaların ileri evrelerde günlük aktivitelerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için tasarlanmıştır ve hastanın bağımsızlığını artırmaya yardımcı olabilir. Hastaları kontrol edilemeyen sallanmaları, denge ve koordinasyon güçlüğü, yürüme bozukluğu ve katılık gibi istenmeyen vücut hareketleri için iyileşmelerini sağlayacak teknolojik yaklaşımlar uygulanır. Hareket sistemi yanında diğer problemler açısından da rehabilitasyon sürecinde bilişsel fonksiyonlar, uyku bozuklukları, otonomik ve duyusal işlev bozuklukları da hedeflenerek, kişiselleştirilmiş bir tedavi programı hastaların klinik durumuna göre uyarlanır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu hastalıklarda dikkat! </strong></p>
<p>Robotik rehabilitasyonun etkinliği hastalığın evresine, semptomların ciddiyetine ve genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiyor. Ancak bazı durumlarda robotik rehabilitasyon uygulanamayabiliyor. Örneğin; hastanın ciddi bir sağlık sorunu varsa, kalp yetmezliği ileri seviyedeyse, ciddi psikiyatrik rahatsızlığı bulunuyorsa, enfeksiyon veya açık yaralar gibi sorunları varsa robotik rehabilitasyon uygulanamayabiliyor. Her hastanın durumu farklı olduğu için, robotik rehabilitasyonun uygunluğunu belirlemek için mutlaka bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına danışmak gerektiğini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum “Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı hastanın durumunu değerlendirerek robotik rehabilitasyonun hastaya uygun olup olmadığını belirleyebilir ve en uygun tedavi yöntemlerini önerir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Son yıllarda öne çıkıyor!</strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan birçok araştırma; robotik rehabilitasyonun Parkinson hastaları için faydalarını ortaya koyuyor. Dünyada yaygın olarak kullanılan yöntemin ülkemizde de giderek yaygınlaştığını belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum “Birçok hasta bize dengesiz bir yürüyüşle gelir. Burada denge eğitimine odaklanıyoruz çünkü bu, yürümeyi ve ayakta durma stabilitesini geliştirir ve böylece düşme riskini azaltır. Yine, yaygın bir sorun, ilaç veya beyin stimülasyonu ile düzeltilmesi zor olan &#8220;yürüyüşün donması&#8221; (yürürken ani durma) sorunudur. Rehabilitasyonun çok yardımcı olabileceği önemli bir durum da budur” diyor. Tedavide, robotik cihazlar kullanılarak hastaların ihtiyaç duyduğu hareket kabiliyetleri, denge ve koordinasyon becerilerinin geliştirildiğini anlatan Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Örneğin; bir kol veya yürüme robotu, hastanın bacak ve kol kaslarını güçlendirmek için çeşitli egzersizler yapmasını sağlar. Sanal gerçeklik uygulamaları, Parkinson hastalarının günlük aktivitelerini yaparken karşılaştıkları zorlukları simüle etmek için kullanılır. Bu sayede hastalar, gerçek hayatta karşılaşacakları zorluklara hazırlanabilirler. Tedavi süresince hastanın ilerlemesi takip edilir ve tedavi planı gerektiğinde değiştirilir. Bu sayede hastanın tedavi sürecinde en etkili sonuçları alması sağlanır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaliginda-robotik-tedavinin-sifreleri-374720">Parkinson Hastalığında Robotik Tedavinin Şifreleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
