<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastaların | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Jun 2026 21:29:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>hastaların | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altuntaş]]></category>
		<category><![CDATA[atila]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığının böbreklerde zamanla büyüyen çok sayıda sıvı dolu kistin oluştuğu kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Atila Altuntaş, bu kistlerin yıllar içerisinde böbreklerin büyümesine, böbrek dokusunun zarar görmesine ve bazı hastalarda böbrek yetmezliğine yol açabileceğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317">Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığının böbreklerde zamanla büyüyen çok sayıda sıvı dolu kistin oluştuğu kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Atila Altuntaş, bu kistlerin yıllar içerisinde böbreklerin büyümesine, böbrek dokusunun zarar görmesine ve bazı hastalarda böbrek yetmezliğine yol açabileceğini belirtti.</p>
<p>Her polikistik böbrek hastasında böbrek yetmezliği gelişmediğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, hastalığın düzenli takip edilmesi ve yaşam tarzı önerilerine uyulmasının böbrek fonksiyonlarının daha uzun süre korunmasına yardımcı olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Aile öyküsü hastalık riskini artırıyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığının çoğunlukla kalıtsal olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Atila Altuntaş, anne veya babasında polikistik böbrek hastalığı bulunan bir kişinin hastalığı taşıma riskinin yaklaşık yüzde 50 olduğunu belirterek, aile öyküsü bulunan bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmalarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Hastalık uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebiliyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığının uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebileceğini belirten Altuntaş, zamanla yüksek tansiyon, bel veya yan ağrısı, idrarda kan görülmesi, sık idrar yolu enfeksiyonu, karında şişlik hissi ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>
<p>Polikistik böbrek hastalarında en önemli sorunların yüksek tansiyon ve böbrek fonksiyonlarında azalma olduğuna dikkat çeken Altuntaş, &#8220;Kontrolsüz tansiyon böbrek hasarını hızlandırabilir. Bu nedenle hastaların tansiyonlarını düzenli takip etmeleri ve tedavilerini aksatmamaları gerekiyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı böbrek fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin günümüzde bulunmadığını belirten Altuntaş, erken tanı, düzenli takip, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımları sayesinde hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabildiğini ve böbrek fonksiyonlarının uzun yıllar korunabildiğini ifade etti.</p>
<p>İlaç tedavisinin yanı sıra sağlıklı yaşam alışkanlıklarının da hastalığın seyrini etkileyebileceğini belirten Altuntaş, tansiyonun iyi kontrol edilmesi, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve sigaranın bırakılmasının böbrek sağlığının korunmasına katkı sağladığını söyledi.</p>
<p>Bazı ağrı kesicilerin böbreklere zarar verebileceğini hatırlatan Altuntaş, bu nedenle ilaçların yalnızca doktor önerisi doğrultusunda kullanılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca uygun hastalarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ancak bu tedavilerin her hasta için uygun olmayabileceğini ve mutlaka nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Yeterli sıvı tüketimi ve düzenli takip büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atila Altuntaş, güncel tedavi kılavuzlarının ileri evre böbrek yetmezliği bulunmayan polikistik böbrek hastalarında yeterli sıvı tüketimini önerdiğini belirterek, &#8220;Yeterli su tüketimi bazı hastalarda kist büyümesini uyaran vazopressin hormonunun baskılanmasına yardımcı olabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Kalp yetmezliği bulunanlar, ileri evre böbrek yetmezliği olanlar ve sıvı kısıtlaması önerilen hastaların sıvı tüketimlerini mutlaka doktorlarının önerileri doğrultusunda düzenlemeleri gerektiğini vurgulayan Altuntaş, özellikle sıcak havalarda terlemeyle birlikte sıvı kaybının arttığını belirterek polikistik böbrek hastalarının susamayı beklemeden su içmelerinin ve yeterli sıvı almaya özen göstermelerinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Aşırı susama, ağız kuruluğu, baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı ve koyu renkli idrarın susuz kalmanın önemli belirtileri olduğunu ifade eden Altuntaş, bu durumda sıvı alımının artırılması ve gerekirse doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Hastaların günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken temel noktaları da sıralayan Altuntaş, şu önerilerde bulundu:</p>
<ul>
<li>Özellikle genç polikistik böbrek hastalarında tansiyonun evde düzenli takip edilmesi ve hekimin önerdiği hedef değerlerde tutulması,</li>
<li>Günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gramı geçmemesi,</li>
<li>Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapılması,</li>
<li>İleri kronik böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği bulunmuyorsa günlük 2–3 litre sıvı tüketilmesi,</li>
<li>Ağrı kesici ilaçların yalnızca gerekli durumlarda ve doktor önerisiyle kullanılması,</li>
<li>Düzenli doktor kontrollerinin aksatılmaması.</li>
</ul>
<p><strong>Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalarının bazı belirtileri ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, aşağıdaki durumlarda gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi:</p>
<ul>
<li>İdrarda kan görülmesi,</li>
<li>Şiddetli yan veya bel ağrısı,</li>
<li>Ateş ve titreme,</li>
<li>Ani gelişen çok şiddetli baş ağrısı,</li>
<li>Kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon,</li>
<li>İdrar miktarında belirgin azalma,</li>
<li>Şiddetli susuzluk, bayılma hissi, kusma, ishal, yüksek ateş, ciltte veya gözlerde sararma, koyu renkli idrar ve belirgin halsizlik.</li>
</ul>
<p><strong>Polikistik böbrek hastalığıyla uzun ve kaliteli bir yaşam mümkündür</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalarının doğru takip ve tedaviyle uzun yıllar kaliteli bir yaşam sürdürebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;Polikistik böbrek hastalığıyla uzun ve kaliteli bir yaşam sürmek mümkündür. Bunun için düzenli doktor kontrollerinizi aksatmayın, tansiyonunuzu kontrol altında tutun, sigara kullanmayın, tuz tüketimini azaltın ve yeterli sıvı almaya özen gösterin. Erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde böbrek fonksiyonlarını uzun yıllar korumak mümkündür.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317">Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung ve Massachusetts General Hospital, Galaxy Watch ile GLP-1 tedavisinin takibini incelemek üzere iş birliği başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-massachusetts-general-hospital-galaxy-watch-ile-glp-1-tedavisinin-takibini-incelemek-uzere-is-birligi-baslatti-642018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:11:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[galaxy]]></category>
		<category><![CDATA[Galaxy Watch]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Glp-1]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hospital]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[massachusetts]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[watch]]></category>
		<category><![CDATA[Zindelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsung Electronics ve Massachusetts General Hospital’a bağlı Diyabet Araştırma Merkezi, GLP-1RA tedavisine başlayan yetişkinlerde kas kaybını izlemek ve potansiyel olarak bunu yönetmeye yardımcı olmak konusunda Galaxy Watch’un ne kadar etkili olabileceğini araştırmak için ortak bir çalışma başlattıklarını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-massachusetts-general-hospital-galaxy-watch-ile-glp-1-tedavisinin-takibini-incelemek-uzere-is-birligi-baslatti-642018">Samsung ve Massachusetts General Hospital, Galaxy Watch ile GLP-1 tedavisinin takibini incelemek üzere iş birliği başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsung Electronics ve Massachusetts General Hospital’a bağlı Diyabet Araştırma Merkezi, GLP-1RA tedavisine başlayan yetişkinlerde kas kaybını izlemek ve potansiyel olarak bunu yönetmeye yardımcı olmak konusunda Galaxy Watch’un ne kadar etkili olabileceğini araştırmak için ortak bir çalışma başlattıklarını duyurdu. ABD&#8217;deki yetişkinlerin yaklaşık beşte biri GLP-1 ilacı kullandığını belirtiyor. Bu yenilikçi klinik çalışmada, Galaxy Watch&#8217;tan elde edilen ve tedavi sırasında kişinin vücut kompozisyonu ve aktivite düzeyleri hakkında daha net ve bütünsel bir görünüm sunan kesintisiz verilerin, hastaların ve klinisyenlerin kas kaybını izlemesine ve azaltmasına nasıl yardımcı olabileceği araştırılacak.</p>
<p>GLP-1 ilaçlarının kilo yönetiminde ve kronik hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, kilo kaybının yanı sıra kas kütlesindeki ve fiziksel aktivitedeki değişikliklerin izlenmesi, tıpta önemli bir odak noktası haline geldi. Söz konusu araştırma, Galaxy Watch ve Samsung Health tarafından sağlanan vücut kompozisyonu, aktivite düzeyleri ve kalp atış hızı gibi biyometrik verilerden faydalanarak GLP-1 hastalarında kas kaybının yönetilebilme potansiyelini inceleyecek.</p>
<p>Samsung ve Massachusetts General Hospital, Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri (Advanced Glycation End Products &#8211; AGEs) üzerine yapılan çalışmalar da dahil olmak üzere hem Galaxy Watch hem de Samsung Health ile dijital sağlık araştırmaları alanında iş birliklerini sürdürüyor. Diyabet ve GLP-1 destekli obezite tedavisi alanlarında uzmanlaşan Massachusetts General Hospital’e bağlı Diyabet Araştırma Merkezi, giyilebilir cihazların vücut kompozisyonunu izleme potansiyelini fark ettikten sonra Samsung ile bu ortak çalışmayı başlattı. Çalışmada, Samsung’un çığır açan BioActive Sensörü ile donatılan Galaxy Watch8 de kullanılacak. Galaxy Watch8’deki bu sensör, daha doğru ölçümler sayesinde gelişmiş öngörücü bakım ve önleyici zindelik hizmetlerinin sunulmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Dr. Melissa Putman’ın liderliğinde yürütülecek olan çalışmada, kilo verme ilaçlarıyla tedaviye başlayan 100 yetişkin iki gruba ayrılacak. Galaxy Watch kullanacak olan müdahale grubunda, Biyoelektrik Empedans Analizi (BIA) yoluyla vücut kompozisyonu izlenecek, fiziksel aktiviteler takip edilecek ve kişiselleştirilmiş egzersiz önerileri sunulacak. Bu gruptaki ilerleme, GLP-1RA tedavisine başlayan hastalara tipik olarak sunulan standart öneriler ve genel bakım hizmetleri alacak olan diğer grupla karşılaştırılacak. Çalışmanın ilerleyişini değerlendirme hedefiyle araştırmacılar, vücut kompozisyonu analizinde altın standart olarak kabul edilen klinik sınıf DXA taramaları kullanarak her iki gruptaki fizyolojik değişimleri izleyecek. </p>
<p>Bu veriler, Galaxy Watch8 tarafından sunulan bilgilerin ve kişiye özel sağlanan rehberliğin, katılımcıların daha sağlıklı günlük alışkanlıklar edinmesine etkili bir şekilde destek olup olmadığını belirlemeye yardımcı olacak. Bu bilgiler, özellikle kas kütlesinin korunmasına ve daha iyi zindelik sonuçlarına katkıda bulunabilir. </p>
<p>Massachusetts General Hospital Diyabet Araştırma Merkezi Direktörü Dr. Putman, yaptığı açıklamada, “Birçok GLP-1 hastası, kardiyovasküler hastalık riskinde artışa ve bazal metabolizma hızında düşüşe yol açabilen, dolayısıyla ileride yeniden kilo alımına neden olabilecek yaygın bir yan etki olan kas kütlesi kaybıyla mücadele ediyor. Giyilebilir bir cihazdan elde edilen kesintisiz verilerin, hastanın aktivite düzeyleri, kalp atış hızı ve vücut kompozisyonu hakkında sağlayabileceği çok değerli bilgileri araştırmak istiyoruz. Bu bilgiler, klinisyenlere tedavinin etkisine dair daha bütünsel bir bakış açısı sunuyor, bakım planlarının daha iyi zamanlanmasına ve veriye dayalı ayarlamalar yapılmasına olanak tanıyor” dedi. </p>
<p>Samsung Electronics Mobil Deneyim (MX) İş Birimi Sağlık Ar-Ge Grubu Başkanı Jongmin Choi ise şunları belirtti: “Massachusetts General Hospital ile yapılan bu iş birliği, hastaların GLP-1RA tedavisi sırasında karşılaştığı gerçek zindelik sorunlarını ele almaya odaklanıyor; özellikle kas kaybının yönetilmesine ve zindeliğe yönelik alışkanlıkların geliştirilmesine ağırlık veriyor. Temel olarak bu çalışma, Galaxy Watch’un gelişmiş özellikleri aracılığıyla Samsung’un kapsamlı ve proaktif zindelik yönetimi çözümleri sunma konusundaki sürekli taahhüdünün altını çiziyor.”</p>
<p>Samsung, hastaların Galaxy Watch ile günlük fiziksel zindeliklerini yönetmelerine nasıl destek olabileceğini araştırmaya devam ediyor. Şirket, sürdürülebilir ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik ederek hastaların daha iyi klinik sonuçlar elde etmesine ve uzun vadede zindeliklerini korumasına yardımcı olmayı hedefliyor. Samsung, giyilebilir sağlık takibi özelliklerini geliştirmek ve dijital sağlık ekosistemini genişletmek amacıyla önde gelen tıp kurumlarıyla iş birliklerini sürdürüyor. </p>
<p>Kısa bir süre önce Samsung, Kore’deki Chung-Ang Üniversitesi Gwangmyeong Hastanesi ile gerçekleştirdiği ortak klinik çalışmada Galaxy Watch’un Vasovagal Senkop’u (VVS) erken teşhis etme potansiyelini gösterdi ve Galaxy Watch’un Uyku Apnesi özelliğini daha da geliştirmek için Stanford Medicine ile iş birliği yaptı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-massachusetts-general-hospital-galaxy-watch-ile-glp-1-tedavisinin-takibini-incelemek-uzere-is-birligi-baslatti-642018">Samsung ve Massachusetts General Hospital, Galaxy Watch ile GLP-1 tedavisinin takibini incelemek üzere iş birliği başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmplant tedavisinde üst yaş sınırı yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/implant-tedavisinde-ust-yas-siniri-yok-637014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 08:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[mplant]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, dental implant tedavisinin kimlere uygulanabileceği, avantajları ve başarı oranı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-tedavisinde-ust-yas-siniri-yok-637014">İmplant tedavisinde üst yaş sınırı yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, dental implant tedavisinin kimlere uygulanabileceği, avantajları ve başarı oranı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İmplantlar komşu dişlere zarar vermeden eksik dişi tamamlar!</strong></p>
<p>Dental implantın, eksik dişlerin yerine çoğunlukla titanyumdan üretilen ve çene kemiğine yerleştirilen vidalar olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, “Bu vidaların üzerine yapılan protetik rehabilitasyonla birlikte hastaların eksik dişleri tamamlanabiliyor.” dedi.</p>
<p>Diş eksikliği tedavilerinde implant uygulandığında, köprü tedavilerinde olduğu gibi yandaki dişlerin küçültülmek durumunda kalınmadığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Altop, “Komşu dişler korunmuş oluyor. Bunun dışında, diş eksikliği sebebiyle hareketli (takma) protez kullanan hastalar implant tedavisi ile birlikte sabit protez kullanabiliyor. Ya da hareketli protez kullanan ama protezleri ağzında çok fazla oynayan hastalarda implant desteği ile birlikte protezlerin tutuculuğu artıyor. Aynı zamanda dental implantlar, normal dişlerde olduğu gibi çene kemiğine kuvvet iletebildikleri için kemik erimesini de durdurabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İmplant tedavisi için üst yaş sınırı yok!</strong></p>
<p>Genel sağlık durumu elverişli olan ve büyüme gelişimini tamamlamış tüm bireylere implant tedavisi uygulanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, “Çene gelişimimiz genel olarak 17-18 yaşlarında tamamlanır. İmplant tedavisi için herhangi bir üst yaş limiti yoktur; sadece hastaların sistemik durumunun buna uygun olması gerekir.” dedi.</p>
<p>Dental implantların ömrünün tıpkı doğal dişlerimiz gibi olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Altop, “Düzenli hekim kontrolü ve iyi bir ağız hijyeni ile birlikte son derece uzun yıllar hastalara hizmet edebilir. Sağ kalım ömrü ortalama olarak 15-20 yıl diyebiliriz. Yapılan cerrahinin başarı oranı da yüzde 98&#8217;dir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kontrol altında olması şartıyla diyabet ve tansiyon hastalarında implant yapılabilir!</strong> </p>
<p>Çok yoğun sigara kullanımı ve kötü ağız hijyeninin, implantın başarı oranını ciddi anlamda düşürebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, “Böyle durumlarda hastaların sigarayı bırakması, en azından azaltması beklenir. Ancak sigara kullanımı, tek başına implant yapılması için bir engel teşkil etmez.” dedi.</p>
<p>Şeker ve tansiyon gibi rahatsızlıkları bulunanların da implant yaptırabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Altop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kontrol altında olduğu sürece hem diyabet (şeker) hastalarında hem de tansiyon hastalarında implant tedavileri yapılabilir. Bu tarz durumlarda hastaların kendi doktorlarından konsültasyon istenerek tedavi güvenle sürdürülür. </p>
<p>Dişlerin çekiminden hemen sonra implant yapılmasına karar verirken; mevcut dişlerin durumu, kemiğin hacmi, hastanın beklentisi ve hekimin görüşü önemlidir. Uygun olan bazı vakalarda, aynı seansta hem çekim hem de implant bir arada yapılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-tedavisinde-ust-yas-siniri-yok-637014">İmplant tedavisinde üst yaş sınırı yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmak için dikkat etmeleri gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890">Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmak için dikkat etmeleri gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Epilepsi, nöronların aşırı ve senkronize aktivitesi sonucu ortaya çıkan nöbetlerle karakterize!</strong></p>
<p>Epilepsinin, beyindeki anormal elektriksel aktiviteye bağlı olarak tekrarlayan nöbetlerle karakterize nörolojik bir bozukluk olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bu nöbetler, beyin hücrelerinin (nöronlar) aşırı ve birlikte aynı zamanda/senkronize aktivitesi sonucu ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Epilepsinin, genetik yatkınlık, beyin travması, enfeksiyonlar, inme, tümörler veya gelişimsel bozukluklar gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini dile getiren Dr. Celal Şalçini, tanı sürecinin hastanın klinik öyküsü, nöbetlerin özellikleri ve nörolojik muayene ile başladığını, tanıyı doğrulamak için ise Elektroensefalografi (EEG), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve kan testleri gibi bazı testler kullanıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Yetersiz uyku, nöbet eşiğini düşürür!</strong></p>
<p>Bazı faktörlerin epilepsi ataklarını tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Yetersiz uyku, nöbet eşiğini düşürür. Psikolojik stres, nöbet riskini artırabilir. Özellikle alkol yoksunluğu nöbetlere yol açabilir. Bazı bireylerde yanıp sönen ışıklar nöbetleri tetikleyebilir. Antiepileptik ilaçların düzensiz kullanımı nöbet riskini artırır. Bazı ilaçların kendileri nöbetleri tetikleyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu faktörlerden kaçınmanın mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Dr. Celal Şalçini, düzenli uyku, stres yönetimi, alkolden kaçınma, ilaçların düzenli kullanımı ve fotosensitivitesi/ışığa hassasiyeti olan bireylerin yanıp sönen ışıklardan uzak durmasının özellikle önerildiğini aktardı.</p>
<p><strong>Antiepileptik ilaçların düzenli ve doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerekir!</strong></p>
<p>Epilepsi ile yaşayan bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda dikkat etmesi gereken faktörlere değinen Dr. Celal Şalçini, şunları söyledi:</p>
<p>“Antiepileptik ilaçların düzenli ve doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerekir. Uyku düzeni ve stres yönetimine önem verilmeli, tetikleyici faktörlerden uzak durulmalı. Nöbet sırasında yaralanmayı önlemek bulunulan odanın veya banyonun kapısı kilitlenmemeli, keskin eşyalar açıkta bırakılmamalı ve yüzme gibi aktiviteler sırasında hasta yalnız olmamalı. Nöbetlerin sıklığı, süresi ve tetikleyicileri kaydedilmeli. Aile üyeleri ve yakın çevre nöbet sırasında nasıl müdahale edeceğini öğrenmeli.”</p>
<p><strong>Doğru tedavi ve yönetimle epilepsi hastaları aktif bir yaşam sürdürebilir!</strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının toplumda karşılaştığı yaygın yanlış inanışlar olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Epilepsinin bulaşıcı bir hastalık olduğunu düşünenler bile var.” dedi.</p>
<p>Epilepsi hastalarının normal bir yaşam süremeyeceği inanışının da yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Celal Şalçini, “Doğru tedavi ve yönetimle epilepsi hastaları aktif bir yaşam sürdürebilir. Bir diğer yanlış bilinen konu ise ‘nöbet sırasında hastanın dilini tutmak gerekir’ bilgisi. Bu, hastaya zarar verebilir. Bunun yerine, hastayı güvenli bir pozisyona almak ve nöbetin bitmesini beklemek gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Dr. Celal Şalçini epilepsi hakkındaki farkındalığı artırmak için ise; toplumda eğitim programları düzenlemek, medya ve sosyal platformlarda doğru bilgiler paylaşmak, okullarda ve iş yerlerinde epilepsi hakkında bilinçlendirme seminerleri yapmak, epilepsi dernekleri ve hasta grupları aracılığıyla destek sağlamak gibi adımlar atılabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Epilepsi hastaları, gerektiğinde psikolojik danışmanlık alarak duygusal zorluklarla başa çıkabilir! </strong></p>
<p>Epilepsi ile yaşayan bireylerin sosyal hayatlarını daha verimli sürdürebilmesi için önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Epilepsi dernekleri veya hasta gruplarına katılarak benzer deneyimler paylaşılabilir. İş yerinde, okulda veya sosyal çevrede epilepsi hakkında açık iletişim kurulması kişiye iyi gelebilir. Doktor onayıyla düzenli egzersiz yapmak, stresi azaltır ve genel sağlığı iyileştirir. Epilepsi hastaları, uygun tedavi ve destekle eğitimlerini tamamlayabilir ve iş hayatında başarılı olabilir. Gerektiğinde psikolojik danışmanlık alarak duygusal zorluklarla başa çıkmak için adım atılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890">Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Epilepsi Pili]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[kişide]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin <strong>ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları</strong> sonucu ortaya çıkan ve <strong>tekrarlayıcı nöbetlerle</strong> seyreden bir hastalık. <strong>D</strong>ünya genelinde yaklaşık <strong>50 milyon, Türkiye’de de </strong>yaklaşık <strong>bir milyon</strong> kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, </strong>günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70&#8217;inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30&#8217;luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.  </p>
<p><strong> Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor! </strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!</strong></p>
<p><strong> </strong>Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”</p>
<p><strong> İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili” </strong></p>
<p>Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.</p>
<p><strong>Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma!  </strong></p>
<p>Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,   “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor! </strong></p>
<p>“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.&#8221; </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabilir!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlık olarak bilinen ‘resilience’ kavramının kişinin, kişilerarası ilişkilerde zorlanmalar, travmatik süreçler ve stresli yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta bu süreçlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kanser tedavisi gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlayıcı olan bir süreçte psikolojik desteğin önemi büyüktür.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser süreci açısından ele alındığında, tanı konduğu andan itibaren başlayan belirsizliğe, tedavi sürecindeki fiziksel ve ruhsal zorlanmalara, geleceğe dair kaygılar ve yaşam kalitesinde olası değişimlere rağmen ruhsal dengenin korunmasına yardımcı olduğunun bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Araştırmalar, psikolojik sağlamlığın bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Kronik olarak strese maruz kalmak ve depresif hissetmek, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncini azaltabilir. Buna karşılık, güçlü bir psikolojik duruş, stres hormonlarının dengelenmesine, inflamasyon seviyelerinin azalmasına ve hatta bazı durumlarda hastalığın ilerleme hızının yavaşlamasına katkıda bulunabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Önceki zorluklarla nasıl başa çıkıldığı hatırlanmalı!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser hastalarının tedavi sürecindeki olumlu etkilerinden birinin kişinin hayata bağlılığını arttırarak geleceğe dair umutlarını sürdürmesine katkıda bulunmak olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Hayata anlam katan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal bağları güçlendirmek kişinin tedavi uyumunu arttırır. Bu durum tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkilerle daha iyi baş edebilmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak amacıyla uygulanabilecek pek çok farklı yöntem olduğuna değinen Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Psikoterapilerde en çok kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntem süreçte kişide görülen negatif inançları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almayı hedefler. Örneğin tanıyı alan kişi ‘tanı aldım, hayatımın geri kalanı tamamen mahvoldu’ düşüncesine kapılabilir. Bu düşüncesine gerçekçi bir perspektif kazandırmaya çalışmalı, ‘evet, zor bir süreçten geçiyorum, ama hayatımda hala devam eden güzel şeyler var’ diye düşünebilmeli. Kişi önceki zorluklarla nasıl başa çıktığını hatırlamalı, ‘daha önce de zor zamanlar yaşadım ve üstesinden geldim’ gibi yeniden çerçevelemeler bilişsel müdahalelerin temelini oluşturur.”</p>
<p><strong>Şükran duygusu depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor!</strong></p>
<p>Mindfulness teknikleri, derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme ve rehberli imgeleme gibi tekniklerin, hastaların kaygıyı azaltmasına, duygusal dalgalanmaları daha iyi yönetmesine ve zihinsel dayanıklılığı arttırmasına yardımcı olabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Günlük şükran listeleri oluşturmak, küçük mutluluklara odaklanmak ve olumlu anları fark etmek, psikolojik sağlamlığı artırır. Araştırmalar, şükran duygusunun depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, fiziksel iyileşmeyi de destekliyor!</strong></p>
<p>Aile, arkadaşlar ve destek grupları ile sosyal destek sistemi kurmanın, hastaların yalnız hissetmesini engelleyeceğini ve duygusal dayanıklılığı artıracağını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri veya kanser hastalarına özel topluluklarla iletişim kurmak, hastaların deneyimlerini paylaşmalarına ve güçlenmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Sanat ve müzik terapisinden de psikolojik sağlamlığı arttırmak için yararlanıldığını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Estetik kaygısı gütmeden boyama, yazı yazma, enstrüman çalma gibi aktiviteler, hastaların duygularını ifade etmeleri için güvenli bir alan yaratır. </p>
<p>Kanser hastalarında psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel iyileşmeyi de destekleyen önemli bir faktör. Psikolojik iyi oluş için kullanılabilecek teknik ve yaklaşımlar, hastaların bu zorlu süreçte daha dirençli olmalarına yardımcı olabilir. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, psikolojik destek planları kişiye özel olarak hazırlanmalı ve hastanın kendisini en iyi hissettiği yöntemlerle uyumlu olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[lenfödeme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.  Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle kendini gösteren bu hastalık, tedavide gecikildiğinde oluşan enfeksiyonlar, ağrı, ağırlık hissi ve ciltte derin yaralar gibi önemli sorunlara yol açması nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini düşürüyor. Hastalık ilerlediğinde kıyafet seçimi zorlaşırken, yazı yazmak, yürümek ve ayakkabı giymek gibi basit işler bile güçleşebiliyor. Lenfödemin sadece fiziksel değil, psikolojik yönü de önemli. Hastalar, estetik kaygılar veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sosyal ortamlardan uzaklaşırken, aile ve iş hayatında da sorunlarla karşılaşabiliyor.  Tüm bunlar kaygı bozukluğuna ve depresyona yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, </strong>erken tanının lenfödem tedavisinden etkin sonuç alınmasında kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı için kol veya bacak  bölgesinde hassasiyet, dolgunluk,  ağırlık hissi veya hafif bir şişlik olduğunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı bu ilk adımda hastanın öyküsü ile detaylı bir fizik muayene, ihtiyaç halinde laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleriyle lenfödemi tespit edebilmektedir. Erken tanı sayesinde, ciltte enfeksiyon ve derin yaralar gibi gelişebilecek olan sorunlara yönelik önleyici tedbirler alınabilmektedir. Erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastaların kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları tedavinin başarısı için çok önemlidir” diyor.   </p>
<p><strong>Dünyada yaklaşık 250 milyon kişi bu sorunu yaşıyor!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilen lenfödem dünyada ve ülkemizde   yaygın görülen bir sorun. Öyle ki dünya çapında yaklaşık 250 milyon insanın lenfödemden etkilendiği belirtiliyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaygın görülen bu hastalığın son yıllarda daha sık teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Meltem Vural, “Bunun en önemli nedeni ise kanser gibi hastalıkların artmasıdır. Bu hastalıklarda uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil sebeplerle lenfödem gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>En riskli grup meme kanseri hastaları olsa da… </strong></p>
<p>Lenfödem; lenf bezleri ile damarlarının gelişim sorunları ve lenfatik akım bozuklukları nedeniyle oluşuyor. Sıklıkla kol veya bacaklarda görülse de genital bölge, baş ile boyun gibi vücudun farklı bölgelerinde de rastlanabiliyor. Cerrahi girişimler, radyoterapi, travma veya enfeksiyon gibi sebeplerin yanı sıra doğuştan da görülebiliyor. Ancak, kanser hastalarının en yüksek risk grubunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Meltem Vural, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanserle ilişkili lenfödem sebebi olarak en sık meme kanseri karşımıza çıkmaktadır. Meme kanseri sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık yüzde 25 civarındadır. Hastalarda tedavi sonrasında çoğunlukla  kol, önkol ve el bölgesinde lenfödem gelişebilmektedir. Bu durum genellikle lenf nodlarının alınması veya radyoterapi sonrasında ortaya çıkmaktadır. En önemli nedeni, işlemler sebebiyle dokularda oluşan etkilenmeler sonucunda lenfatik akımın bozulması ve dokular arasında lenf sıvısının birikmesidir.” </p>
<p><strong>Tedavisinde gecikmeyin, çünkü!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin genellikle etkilenen kol veya bacak bölgesinde; şişlik, dolgunluk, hassasiyet ve ağırlık hissiyle kendini gösterdiğini belirterek, “Örneğin, yüzük veya kıyafetler dar gelmeye başlamışsa, dikkatli olunmalıdır. Şişlik ve dolgunluk hissi başlangıç evresinde hafifken; zamanında müdahale edilip tedavi edilmezse karşımıza daha ciddi bulgular çıkabilir. Şişlik artabilir, ciltte renk değişiklikleri, kalınlaşmalar, ağrı ve enfeksiyonlar gelişebilir” diyor. Prof. Dr. Meltem Vural, ilerleyen durumlarda ciltte yaraların, derinlemesine çukurların, papillom  adı verilen kabartıların ve skar dokularının da oluşabileceğine işaret ederek, “Gelişen bu sorunlar nedeniyle elde, kolda veya bacakta fonksiyon kaybı sonucunda; ellerini kapatma, bir şeyi kavrama, kaldırma, itme, çekme, yürüme ve oturup-kalkma  gibi aktivitelerde hareket kısıtlılıkları oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Erken tedaviyle kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Lenfödem tedavi edilebilir olmakla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin erken tanı ve tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve ilerlemesinin önlenebildiğini vurgulayarak, “Lenfödemin tüm dünyada altın standart tedavi yöntemi; lenfödem rehabilitasyonu, yani  hastaların eğitimi, manuel lenf drenajı, çok tabakalı bandaj,  kompresyon giysileri, egzersiz ve cilt bakımıdır. Hastaların düzenli takip ve tedavilerinin yapılması da vazgeçilmezdir” diye konuşuyor.<strong>  </strong>Bazı özel durumlarda  veya ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebildiğini ifade eden Prof. Dr. Meltem Vural, “Süper mikrocerrahi teknikleri, lenf sıvısının dolaşıma kazandırılmasını sağlayarak şikayetleri azaltabilmektedir. Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) gibi yeni cerrahi yöntemler, lenfödem tedavisinde uygulanabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</strong></p>
<p>Lenfödem açısından riskli olan kişilerin veya lenfödem sorunu yaşayan hastaların kol ve bacak gibi uzuvlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödeme karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Sorunlu olan kol veya bacağınıza yönelik zorlayıcı aktivitelerden kaçının. Ağırlık kaldırma, itme veya çekme gibi güç gerektiren hareketler yapmayın. </li>
<li>Etkilenen kol bölgesinden tansiyon ölçümü yapmayın. Damar yolu açılacaksa lenfödem sorunu olduğunuzu bildirin, bu durumda işlem diğer kolunuzdan yapılacaktır. </li>
<li>Cilt temizliğine ve kuruluğuna önem verin. Etkilenen bölgeye uygun PH içeriğine sahip temizleyici ürünlerle yıkanın. Ardından, cildinizi nazik bir şekilde kurulayın ve yağsız dermatolojik nemlendiriciler ile nemlendirin. Tırnaklarınızı cildinize zarar vermeyecek şekilde kısaltın.</li>
<li>İlgili bölgelerinizi güneşten koruyun, yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih edin.</li>
<li>Etkilenen uzuvlarınızı böcek ısırmalarına, yara ve çiziklere karşı koruyun.</li>
<li>Sıkı ve dar giysilerden, takılardan kaçının. </li>
<li>Uyurken, etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin. </li>
<li>Uçak yolculuklarında basınç değişimlerine karşı bası giysileri giyin. </li>
<li>Dengeli beslenin ve kilo kontrolüne özen gösterin. </li>
<li>Hekiminizin önerileri doğrultusunda; tempolu yürüyün,  temiz olduğu bilinen denizde yüzün, lenfödeme yönelik egzersizler ve nefes egzersizleri yapın. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmamaya çalışın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MS tedavisinde yenilikçi adımlar umut vadediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-umut-vadediyor-578169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 14:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleme]]></category>
		<category><![CDATA[ms]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[vadediyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, MS tedavisinde kullanılan yenilikçi tedavi yöntemleri ve umut vadeden araştırmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-umut-vadediyor-578169">MS tedavisinde yenilikçi adımlar umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, MS tedavisinde kullanılan yenilikçi tedavi yöntemleri ve umut vadeden araştırmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oral tedaviler, hastaların uyumunu kolaylaştırıyor!</strong></p>
<p>Son yıllarda, Multipl Skleroz (MS) tedavisinde birçok yeniliğin öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İmmünomodülatör ilaçlar ve biyolojik tedaviler, MS’in inflamasyonunu hedef alarak atakları azaltarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.” dedi.</p>
<p>Özellikle oral tedavi seçeneklerinin, hastaların tedaviye uyumunu artırdığını ve tedavi sürecini daha erişilebilir hale getirdiğini kaydeden Tarlacı, “Ayrıca, hematopoetik kök hücre tedavisi (HSCT) gibi yenilikçi yöntemler, bağışıklık sistemini sıfırlayarak hastalığın ilerlemesini durdurmayı hedefler. Bu tedavi, özellikle tedaviye dirençli hastalar için umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yeni biyomarkerlar ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları, MS’in daha doğru bir şekilde izlenmesine ve tedaviye yanıtın hızla değerlendirilmesine olanak sağlıyor. Bu, hastaların tedavi süreçlerini daha etkili bir şekilde yönetmek için önemli bir adım.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yenilikler, MS tedavisinde ilerleme ve daha iyi tedavi yanıtı sağlıyor… </strong></p>
<p>Bu tedavi seçeneklerinin yanı sıra, robotik terapi ve telerehabilitasyon gibi yeni nesil fizyoterapi yöntemlerinin, MS hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve fiziksel işlevlerini iyileştirmek için kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Son olarak, remyelinizasyon araştırmaları ilerlemekte olup, miyelin kılıfının yeniden yapılmasına yönelik tedavi seçenekleri, MS’in ilerlemesini durdurmak ve geri çevirmek için büyük bir umut taşıyor. Bu yenilikler, MS tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmesine ve hastaların tedaviye daha iyi yanıt vermelerine yardımcı oluyor.”</p>
<p><strong>MS tedavisinde çok disiplinli destek şart!</strong></p>
<p>Multipl Skleroz (MS) tedavisinde, farklı disiplinlerin katkısının oldukça büyük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “MS, merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık olduğundan, tedavi süreci yalnızca nörolojiyle sınırlı kalmaz; hastaların yaşam kalitesini artırmak ve semptomları yönetmek için birden fazla uzmanlık alanından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Fizyoterapi, ergoterapi ve psikolojik destek gibi disiplinlerin, MS hastalarının günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmeleri, bağımsızlıklarını koruyabilmeleri ve psikolojik iyilik hallerini artırabilmeleri için kritik rol oynadığının altını çizen Tarlacı, “Fizyoterapi, MS hastalarının kas gücünü artırmaya, dengeyi geliştirmeye ve hareketliliği iyileştirmeye yönelik çeşitli egzersizler sunar. Kas zayıflığı ve denge problemleri MS’in sık görülen semptomlarındandır, bu nedenle fizyoterapistler, hastaların fiziksel fonksiyonlarını en iyi şekilde kullanabilmesi için kişiye özel egzersiz programları oluşturur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ergoterapi, MS hastalarının bağımsızlığını ve yorgunlukla başa çıkma becerisini destekler… </strong></p>
<p>Fiziksel terapinin ise kas spazmlarını azaltmaya, yorgunluğu yönetmeye ve düşme riskini engellemeye yardımcı olduğunu aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ayrıca, vücut sıcaklığındaki artış MS semptomlarını kötüleştirebileceği için fizyoterapistler, sıcaklık toleransı ve egzersiz stratejileri konusunda rehberlik eder.” dedi.</p>
<p>Ergoterapinin, MS hastalarının günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlıklarını artırmayı hedeflediğini de sözlerine ekleyen Tarlacı, “Bu disiplin, hastaların evde, işte ve sosyal yaşamda daha bağımsız olabilmesi için çevresel düzenlemeler, uygun yardımcı cihazlar ve adaptif stratejiler önerir. Ergoterapistler, hastaların motor becerilerini ve el-göz koordinasyonlarını geliştirerek, basit günlük işlerden daha karmaşık işlere kadar geniş bir yelpazede pratik çözümler sunar. Ayrıca, hastaların yorgunlukla başa çıkabilmesi için enerji yönetimi tekniklerini öğretir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>MS’in tedavisiyle ilgili yeni araştırmalar umut vadediyor!</strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan araştırmaların, mikrobiyomun MS gelişimi ve seyrindeki rolünü araştırdıklarını vurgulayan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bağırsak florası, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. MS hastalarında bağırsak mikroorganizmalarının yapısındaki değişiklikler, hastalığın gelişimini etkileyebilir. Mikrobiyomun düzenlenmesi, MS tedavisinde yeni bir alan açabilir ve bağışıklık sistemini dengelemeye yönelik yeni yaklaşımlar geliştirilmesine olanak tanıyabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-umut-vadediyor-578169">MS tedavisinde yenilikçi adımlar umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 14:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Cct]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><strong>Kongrenin teması; “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kemal Arıkan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü EEG &amp; Clinical Neuroscience Society (ECNS) öncülüğünde düzenlenen kongrede, “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ” teması öne çıktı. Sunumlarda, makine öğrenmesi ve yapay zekâ yöntemlerinin nörofizyoloji ile birleşiminin beyin araştırmaları ve teşhis süreçlerini dönüştürme potansiyeli ele alındı.</p>
<p>Yapay zeka ve yeni nesil makine öğrenme yöntemlerinin EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını geliştirmesini ele alan sunumlarda özellikle karmaşık sinir sinyallerinin analiz edilmesini, biyobelirteç potansiyeli yüksek özniteliklerin çıkarılmasını ve nöropsikiyatrik bozuklukların tahmin edilmesine ilişkin güncel çalışmalar paylaşıldı.</p>
<p><strong>“Makine öğrenmesi ve yapay zekâ, beyin araştırmalarını dönüştürecek”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kongrede yaptığı konuşmada, nörogörüntüleme alanında toplanan verinin büyüklüğünün artışı ve hesaplama modellerinin derin öğrenme odaklı dönüşümünün önemine dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Derin öğrenme odaklı dönüşüm biliş, duygu ve bilinci anlamaya daha da yaklaştıracak, beyin araştırmalarında yeni olanaklar sunarak kişiselleştirilmiş tıpta ilerlemeleri de teşvik edecek. Makine öğrenimi, yapay zeka ve nörofizyolojinin birleşimi beyin araştırmalarını ve teşhisini dönüştürecek ve bu yöntemlerin katkısının EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını da geliştirecek. NPİSTANBUL bünyesinde toplanan verilerin, Üsküdar Üniversitesi laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde etkin şekilde analiz edilmesiyle güçlü sonuçlar elde ediyoruz. Bu kapasitemizi uluslararası Ar-Ge projeleriyle geliştirmek ve genişletmek istiyoruz.”</p>
<p><strong>Dijital terapötikler (DTx) yükselişte</strong></p>
<p>“Nörobakım Alanında Dönüşüm” (Transforming the Field of Neurocare) başlıklı oturuma başkanlık eden Prof. Tarhan, özellikle dijital terapötiklerin (DTx) yükselişine dikkat çekti ve şöyle dedi:</p>
<p>“Kişiye özel tıp prensipleriyle örtüşen DTx’ler genellikle mobil uygulamalar, sanal platformlar veya giyilebilir cihazlar aracılığıyla kişiye özel izleme, eğitim, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sağlayarak hastaların genetik, biyomarker ve yaşam tarzı verilerini dikkate alarak özelleştirilmiş tedavi planları sunuyor. Bu sayede, bireylerin hastalıklarına dair daha doğru ve hızlı veriler elde edilerek, tedavi süreçleri kişiye uygun şekilde optimize ediliyor, sağlık sonuçları iyileştiriliyor. Bu alan kronik hastalıkların yönetimi, mental sağlık bozuklukları ve postoperatif iyileşme gibi birçok alanda önemli bir potansiyel taşıyor.”</p>
<p><strong>Dijital sağlık uygulamaları ve demans yönetimi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Demans Hastalarında Dijital Sağlık Uygulamaları” (Digital Health Applications in Dementia Patient) başlıklı sunumunda demans hastalarının yaşamını kolaylaştıracak dijital uygulamalara değindi ve “Demans yaşlanan nüfusla birlikte giderek artan bir sağlık sorunu haline geldi. Bu hastaların günlük yaşamda yaşadıkları bilişsel kayıplar hem bakım verenlerin yükünü artırıyor hem de kaza ve düşme risklerini yükseltiyor. Dijital uygulamalar, hastaları zihinsel açıdan zinde tutmak, kazaları önlemek, psikolojik belirtileri azaltmak ve bakım yükünü hafifletmek için güçlü bir araç.” dedi.</p>
<p><strong>Demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Metin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi’nin AB destekli MEDGPT projesi ile ilgili bilgi vererek, “Yakın zamanda Üsküdar Üniversitesi demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak bir uygulama olan MEDGPT projesini yürütmek için AB’den destek aldı. Proje ile hastaların interaktif olarak kullanabileceği, MR gibi nörogörüntüleme bilgilerini de kullanarak hekim tarafından hastalığın teşhis ve takibine olanak sağlayacak bir uygulama geliştirilmesi hedeflendiğini vurgulandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital terapötikler ve Alzheimer araştırmaları</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel de “Dijital Terapötikler: Tıbbın Geleceği” (Digital Therapeutics: The Future of Medicine) başlıklı sunumunda, psikiyatri özelinde DTx’in sağlık uygulamaları ve klinik deneme sonuçlarını sistematik meta-sentez çalışma sonuçları ile paylaştı.</p>
<p>FDA onaylı DTx çalışmalarından bahseden ve hafif bilişsel bozukluk, demans tanılı hastalar ve sağlıklı kontrol gruplarındaki klinik sonuçları karşılaştırmalı olarak ele alan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Randomize kontrollü çalışmalar (RCT) temelinde, hafif kognitif bozukluk (MCI) veya demanslı yaşlılarda mobil uygulamalar ile kognitif işlev sonuçları arasındaki ilişkileri meta-sentez çalışmasında MCI veya demanslı yaşlılarda mobil uygulama müdahaleleri kullanan RCT&#8217;ler seçilmiştir. Müdahaleler ve karşılaştırmalar şunları içermektedir: CCT, yoğun CCT (CCT2x), progresif direnç eğitimi (PRT), CCT artı ilaç tedavisi, CCT artı PRT ve sadece ilaç tedavisinin yer aldığı karşılaştırmalı gruplarda bilişsel işlevsellik ve diğer işlevsellik ölçütleri (ör. günlük yaşam aktiviteleri-GYA) kıyaslanmıştır. CCT2x, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında küresel bilişsel işlev, epizodik bellek ve çalışma belleğinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler göstermiştir. GYA&#8217;lerinde CCT, işlevsel bozukluğu önemli ölçüde azaltmıştır. Depresif semptomlarda, CCT2x semptomları azaltmada en etkili yöntem olmuştur.”</p>
<p>Genel olarak, DTx’in, MCI veya demansı olan yaşlı yetişkinlerde bilişsel ve diğer işlevsel sonuçları iyileştirmede etkili olabileceği paylaşan Prof. Dr. Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi’nde yürütülmekte olan “Alzheimer Hastalığının VR Tabanlı Bilişsel Ciddi Oyunlar Üzerinden Alınan Uzamsal Veriler ve EEG Verileri Kullanılarak Yapay Zeka (YZ) İle Erken Evrede” başlıklı TÜBİTAK projesi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Alzheimer’a yönelik VR destekli erkan tanı sistemi</strong></p>
<p>Nörobilim doktora öğrencisi Shams Farhad, “Evidence-Based Therapeutic Intervention by Software” başlıklı sunumunda, Üsküdar Üniversitesi, NPİSTABUL Hastanesi ve Iottech Bilişim tarafından Alzheimer’a yönelik geliştirilen Voctor Health – VH Alzheimer sisteminin ilk sonuçlarını paylaştı:</p>
<p>“Alzheimer hastalığı dünya çapında hızla artıyor ancak erken tanı konulamadığı için çoğu hasta zamanında müdahale şansı bulamıyor. Geliştirdiğimiz VR ve yapay zekâ destekli dijital terapiler, göz, el ve baş hareketlerinden dinamik ölçümler yaparak erken bilişsel bozulmaları saptıyor. Bu sistem sadece bir tanı aracı değil, aynı zamanda güçlü bir terapötik destek.”</p>
<p>Shams Farhad ayrıca, gelecekte EEG entegrasyonuyla gerçek zamanlı beyin aktivitesi analizlerinin mümkün olacağını belirterek, “Bu yaklaşım, Alzheimer bakımında yeni bir dijital biyobelirteç platformu oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>‘Genç araştırmacı’ ödülü Üsküdar’a…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, obsesif kompulsif bozuklukta derin ve tekrarlayan manyetik uyarım (dTMU/rTMU) tedavilerinin sonuçlarını sundu. Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, çalışmalarında özellikle erken yaş, frontal delta ve oksipital theta yüksekliği gibi biyobelirteçlerin tedaviye yanıtı öngörmede önemli olduğunu aktardı.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, 2025 yılında dikkat çeken çalışmaları dolayısıyla ECNS Derneği tarafından “Genç Araştırmacı” (Young Investigator) ödülüne layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UlaşımPark, Hastaların Yanında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulasimpark-hastalarin-yaninda-560660</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 10:27:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşımpark]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulaşımpark’ın gönüllü 101 personeli kan bağışında bulunarak acil ihtiyaç sahiplerine adeta hayat oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulasimpark-hastalarin-yaninda-560660">UlaşımPark, Hastaların Yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UlaşımPark Genel Müdürlüğü binasında kurulan geçici kan bağış noktasında sabahın erken saatlerinden itibaren yoğunluk yaşandı. Sağlık kontrollerinden geçen personel, sırasıyla kan vererek yaşatmanın mutluluğunu yaşadı.</p>
<p><strong>&ldquo;KAN BA&#286;IŞI HAYAT KURTARIR&rdquo;</strong></p>
<p>UlaşımPark yetkilileri, düzenli kan bağışının hem bağışçının sağlığına olumlu etkiler sunduğunu hem de ihtiyaç sahipleri için hayati önem taşıdığını vurguladı. Çalışanların bu duyarlı tutumundan duydukları memnuniyeti de dile getiren yetkililer, benzer kampanyalara da destek olacaklarını belirtti.</p>
<p><strong>KIZILAY’DAN TEŞEKKÜR VE TEMENNİ</strong></p>
<p>Kampanyaya gösterilen ilgiden dolayı memnuniyetlerini paylaşan Türk Kızılay’ı ekipleri, kan bağışının toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. UlaşımPark gibi kurumların destekleriyle bağış kültürünün yaygınlaştığını ve birçok kişinin hayatına dokunduğunu ifade ettiler. Toplamda 101 ünite kan bağışıyla yaklaşık 300 hastaya umut olan UlaşımPark, &ldquo;Bir Kan Üç Fidan&rdquo; sloganıyla doğaya da katkı sundu. Kampanya kapsamında gönüllüler adına 300 fidan dikilmesi planlanıyor. Böylece UlaşımPark tarafından hem hayata hem doğaya değer katan anlamlı bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirilmiş oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulasimpark-hastalarin-yaninda-560660">UlaşımPark, Hastaların Yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor. Kanser hastalarının evden çıkmaması gerektiği düşüncesinin büyük bir yanlış olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu hastaların bazı kurallar çerçevesinde çalışması ve hatta tatil yapması mümkün. Tabii aldıkları tedavinin çeşidi ve çalışma ortamının ya da tatil için seçilen yerin uygun şartlara sahip olması da önemli. Örneğin kemoterapi bulantı, ishal, enfeksiyon gibi yan etkiler oluşturmuyorsa hastanın hayatından geri kalması için hiçbir sebep yok” dedi.</strong></p>
<p>İş hayatına dönme ya da tatile çıkma gibi kararlar konusunda, hastaların hekimlerine danışarak harekete geçmesi gerekiyor. Kemoterapinin yan etki profilinin, veriliş sıklığının ya da kişideki ek hastalıkların varlığının hekimin düşüncelerini etkileyebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Sistemik kanser tedavileri alanların kan değerlerinde düşüklük, bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler veya beslenme sorunları yoksa doktor kontrolüyle rahatlıkla tatil planı yapabilirler” dedi.</p>
<p>Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserli hastalara tatilde her şeyin yolunda gitmesi için 9 öneride bulundu:</p>
<ol>
<li>Tatil için gidilen yer uzak bir yer ise arabayı hastalar kullanmamalı. Beyin ödemi riski, ciddi nefes darlığı ya da derin anemisi olanlar ise uçakla seyahatten uzak durmalı.</li>
<li>Tatile çıkmadan önce liste yaparak düzenli kullandığınız ya da ağrı, bulantı ve ishal gibi acil durumlarda ihtiyaç duyabileceğiniz destek ilaçları yanınıza aldığınızdan emin olun. Düzenli ilaçlarınızı tatil boyunca aksatmadan almaya özen gösterin.</li>
<li>Yürüteç, oksijen tüpü, kolostomi torbası gibi ekipmanlar kullanıyorsanız bunları da tatilinizde eksik etmeyin. </li>
<li>Yemek yiyeceğiniz mutfakların hijyenik olmasına dikkat edin.</li>
<li>Açıkta bekletilmemiş ve günlük taze pişmiş yemekler tercih edin, çiğ balık veya deniz ürünü içeren gıdalardan uzak durun.</li>
<li>Sokaklarda satılan dondurma gibi paketsiz yiyeceklerden, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden kaçın. Suyu bile sadece kapalı şişelerden için.  </li>
<li>Gideceğiniz yerin sıcaklık değerleri yüksekse mutlaka şapka, gözlük, güneş koruyucu kullanın ve 11.00 ile 15.00 saatleri arasında gölge altında olmaya özen gösterin.</li>
<li>Kanser tedavileri nedeniyle hassaslaşan cildinizi güneşe karşı koruyun. Radyoterapi alınan bölgeleri özellikle kapatın. Bazı kemoterapi türlerinin güneşe maruz kalındığında cilt hasarlarına yol açabileceğini unutmayın.</li>
<li>Kontamine sulardan birçok enfeksiyon bulaşabileceği için denize ya da havuza girerken su yutmamaya çok dikkat edin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
