<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalarda | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2026 08:12:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>hastalarda | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastalarda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bacaklardaki Belirgin Mavi Damar Görünümüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat-646420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklardaki]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[Damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[görünümüne]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[ince]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplardamar]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince mor, kırmızı ve mavimsi damarlar daha görünür hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat-646420">Bacaklardaki Belirgin Mavi Damar Görünümüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince mor, kırmızı ve mavimsi damarlar daha görünür hale geliyor. Çoğu kişi bu görüntüyü yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirerek çeşitli kozmetik uygulamalara yöneliyor. Oysa uzmanlar, özellikle sonradan ortaya çıkan ve giderek belirginleşen ince damarların, altta yatan toplardamar yetmezliğinin ilk işaretlerinden biri olabileceğine dikkat çekiyor. Erken dönemde yapılacak doğru değerlendirme sayesinde hastalığın ilerlemesi önlenebilirken, gereksiz uygulamaların da önüne geçilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Murat Kadan, yaz aylarında daha belirgin hale gelen bacak damarları, toplardamar yetmezliği ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İnce damarlar bazen hastalığın ilk habercisi olabiliyor</strong></p>
<p>Bacaklarda görülen ince damarlar bazı kişilerde yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünebilir. Uzun süre ayakta kalındığında hafif yanma, sızlama veya dolgunluk hissi de ortaya çıkabilir. Ancak her ince damarı yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirmek doğru değildir. Bazı hastalarda bu damarlar, toplardamar kapakçıklarında gelişen yetersizliğin, yani venöz yetmezliğin dışarıdan fark edilen ilk bulgusu olabilir. Bu nedenle özellikle sonradan ortaya çıkan veya giderek artan damar görünümünün bir uzman tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Bu 8 belirti toplardamar yetmezliğine işaret edebilir</strong></p>
<p>Toplardamarların içinde, kanın kalbe doğru tek yönlü ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi durumunda kan bacaklarda geriye doğru kaçar ve damarlar zamanla genişler. Bazı hastalarda bu durum yalnızca ince kılcal damarlar veya örümcek ağı görünümündeki damarlarla kendini gösterebilir. Bu nedenle dışarıdan görülen damarlar, buzdağının yalnızca görünen kısmı olabilir. Aşağıdaki belirtiler de toplardamar yetmezliğini düşündürebilir:</p>
<ul>
<li>Bacak damarlarında belirginleşme</li>
<li>Ağrı</li>
<li>Şişlik</li>
<li>Kaşıntı</li>
<li>Gece krampları</li>
<li>Ciltte renk değişikliği</li>
<li>Ciltte sertleşme</li>
<li>İyileşmeyen yaralar</li>
</ul>
<p><strong>Kesin tanı için doppler ultrasonografi şart</strong></p>
<p>Bacak damarlarının değerlendirilmesinde yalnızca gözle yapılan muayene yeterli olmayabilir. Derindeki ve ana yüzeyel toplardamarlar dışarıdan görülemez ve elle değerlendirilemez. Bu nedenle gerekli görülen hastalarda venöz doppler ultrasonografi ile damarların açıklığı, kapakçıkların çalışma durumu ve kanın geriye kaçıp kaçmadığı ayrıntılı olarak incelenir. Bu değerlendirme sayesinde sorunun yalnızca yüzeyde görülen ince damarlardan mı kaynaklandığı, yoksa tedavi edilmesi gereken toplardamar yetmezliğinin mi bulunduğu net olarak ortaya konulabilir. Uluslararası kılavuzlar da varis ve toplardamar hastalığı şüphesi bulunan kişilerde doppler ultrasonografiyi tanının doğrulanması ve tedavinin planlanmasında temel inceleme yöntemi olarak önermektedir.</p>
<p><strong>Tedavi kişiye özel planlanıyor </strong></p>
<p>Bacaklardaki ince damarların tedavisinde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem yoktur. Tedavi; doppler ultrasonografi bulgularına, damarların yapısına ve altta yatan nedene göre planlanmalıdır. Yüzeyel skleroterapi, köpük skleroterapi, cilt üzerinden uygulanan lazer tedavileri veya büyük toplardamarlara yönelik girişimsel yöntemler uygun hastalarda tercih edilebilir. Bazı hastalarda yalnızca ince damarların tedavisi yeterli olurken, bazı hastalarda öncelikle kaçak oluşturan ana toplardamarın tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde sadece görünen damarların tedavi edilmesi kalıcı ve başarılı sonuç sağlamayabilir.</p>
<p><strong>Yaz aylarında estetik kaygıyla hareket etmeyin</strong></p>
<p>Yaz aylarında bacak görünümünden rahatsız olan birçok kişi doğrudan estetik uygulamalara yöneliyor. Ancak doğru yaklaşım, öncelikle bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmek olmalıdır. Çünkü tedavide amaç yalnızca damarları görünmez hale getirmek değil, varsa altta yatan toplardamar hastalığını erken dönemde tespit ederek kişiye en uygun tedaviyi planlamaktır. Böylece hem sağlık korunur hem de estetik açıdan daha kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edilebilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat-646420">Bacaklardaki Belirgin Mavi Damar Görünümüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:38:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bozulmaları]]></category>
		<category><![CDATA[çizim]]></category>
		<category><![CDATA[demansta]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[İşlev]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[şebekesi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöropsikolog Dr. İnci Birincioğlu, demansın erken tanısında nöropsikolojik testlerin ve bilişsel değerlendirmelerin, beynin farklı işlev ağlarındaki bozulmaları ortaya çıkararak tanıya nasıl katkı sağladığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811">Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöropsikolog Dr. İnci Birincioğlu, demansın erken tanısında nöropsikolojik testlerin ve bilişsel değerlendirmelerin, beynin farklı işlev ağlarındaki bozulmaları ortaya çıkararak tanıya nasıl katkı sağladığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Demansın erken tanısı, çok yönlü değerlendirmeyi gerektirir!</strong></p>
<p>Demansın erken tanısının nöroanatomik görüntüleme, elektrofizyolojik değerlendirmeler, genetik analizler ve nöropsikolojik incelemelerin birlikte ele alınmasını gerektirdiğini ifade eden Dr. İnci Birincioğlu, “Nöropsikolojik profil, farklı nörodejeneratif hastalıkların erken evrede ortaya çıkan bilişsel değişimlerini belirleyerek tanı sürecine önemli katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Nörodejeneratif hastalıkların başlangıçta belirli beyin bölgelerinde işlev kaybıyla ortaya çıktığını kaydeden Dr. Birincioğlu, “Hastalık ilerledikçe bu bozukluklar farklı alanlara yayılır ve sonuçta yaygın beyin atrofisi gelişir. Bu nedenle nöropsikolojik testler özellikle erken ve orta evrede değerli bilgiler sunar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Demansın temel özellikleri; sinsi başlangıç, yavaş ve ilerleyici seyir…</strong></p>
<p>Demans sendromlarının üç temel özellikle tanımlandığını aktaran Dr. İnci Birincioğlu, “Sinsi başlangıç göstermesi, yavaş ilerlemesi ve progresif bir seyir izlemesi temel özellikleridir. Hastalığın ilk belirtileri ise yürütücü işlev bozukluğu, dil kaybı (afazi), bellek bozukluğu, görsel-mekânsal işlevlerde bozulma veya apraksi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin hangi ağda başladığı, altta yatan nörodejeneratif sürecin anlaşılmasına yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erken dönemde demans saat çizim testiyle fark edilebilir!</strong></p>
<p>Nöropsikolojik incelemelerin temel olarak yürütücü işlevler şebekesi (prefrontal korteks), dil şebekesi, bellek şebekesi (limbik sistem), ‘Ne?’ şebekesi (nesne ve yüz tanıma), ‘Nerede?’ şebekesi (uzamsal algı) gibi beş bilişsel ağı değerlendirdiğine işaret eden Dr. İnci Birincioğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Frontal lob işlevlerinin değerlendirilmesinde dikkat, çalışma belleği, sözel akıcılık, inhibisyon, bilişsel esneklik ve soyutlama becerileri incelenir. Sözel akıcılık testleri erken tanıda önemli bilgiler sunar. Kategori akıcılığının (örneğin hayvan isimleri) harf akıcılığına göre daha fazla bozulması Alzheimer hastalığını düşündürebilir. Buna karşılık kural sürdürme güçlükleri, perseverasyon ve disinhibisyon daha çok frontal sistem bozukluklarında görülür. Soyutlama becerisindeki hafif bozulmalar da hafif bilişsel bozukluğun erken göstergelerinden biridir.</p>
<p>Saat çizim testi hem kolay uygulanabilir olması hem de çok sayıda bilişsel işlev hakkında bilgi vermesi nedeniyle önemli bir tarama aracıdır. Planlama, zaman kavramı, soyutlama ve yürütücü işlevlerdeki bozulmalar saat çiziminde erken dönemde fark edilebilir. Bazı hastalarda mini-mental test puanları normal sınırlarda olmasına rağmen saat çizimindeki bozukluklar dikkat çekici olabilir.”</p>
<p><strong>İpuçları verilse bile hatırlanamayan bilgiler, Alzheimer’ın erken habercisi olabilir!</strong></p>
<p>Dil işlevlerinin adlandırma, anlama, konuşma üretimi, tekrarlama, okuma ve yazma becerilerini içerdiğini hatırlatan Dr. İnci Birincioğlu, “Dil değerlendirmesinde en sık kullanılan araçlardan biri Boston Adlandırma Testi’dir. Adlandırma güçlüğü (anomi), ilerleyici afazi tiplerinde ortak görülen önemli bir belirtidir.” dedi.</p>
<p>Hangi dil işlevlerinin korunduğu veya bozulduğunun, hastalığın nöroanatomik yerleşimi hakkında önemli bilgiler verdiğini dile getiren Dr. Birincioğlu, “Bellek değerlendirmesinde ise sözel ve görsel bellek testleri kullanılır. Sözel bellek testlerinde bireye belirli sayıda kelime öğretilir ve kısa süre sonra bunları hatırlaması istenir. Burada yalnızca öğrenme düzeyi değil, bilginin uzun süreli belleğe kaydedilip kaydedilemediği de değerlendirilir. İpucuyla hatırlanabilen unutkanlıklar dikkat sorunlarına bağlı olabilirken, ipuçlarına rağmen hatırlanamayan bilgiler hipokampal kayıt bozukluğunu düşündürür. Bu durum Alzheimer hastalığının erken evrelerinde sık görülür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Demans, yüzleri tanıyamama ve mekânsal algı bozukluklarıyla da kendini gösterebilir!</strong></p>
<p>‘Ne?’ Şebekesi sisteminin nesne ve yüz tanımayı sağladığına değinen Dr. İnci Birincioğlu, “Yüz tanıma testleri ve nesne tanıma değerlendirmeleri kullanılarak kişinin görsel bilgiyi anlamlandırma kapasitesi ölçülür. Bu alandaki bozukluklar agnozi olarak adlandırılır ve özellikle posterior kortikal bölgelerin etkilenmesiyle ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>‘Nerede?’ Şebekesinin ise uzamsal algı ve görsel-mekânsal organizasyon becerilerini yöneten ağ olduğuna işaret eden Dr. Birincioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çizgi yönü belirleme testleri, şekil kopyalama görevleri ve yapılandırma testleri kullanılarak kişinin kendi bedeni ile dış dünya arasındaki mekânsal ilişkiyi kurabilme becerisi değerlendirilir. Bu sistemdeki bozukluklar ihmal sendromu, Balint sendromu veya Gerstmann sendromu gibi klinik tablolarla ilişkili olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811">Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri derece obezitede cerrahi hâlâ önemini koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-derece-obezitede-cerrahi-hala-onemini-koruyor-634831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[derece]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kartal]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezitede]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634831</guid>

					<description><![CDATA[<p>GLP-1 tedavileri, iştahı azaltarak ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kontrolünü destekleyen yeni nesil ilaç tedavileri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-derece-obezitede-cerrahi-hala-onemini-koruyor-634831">İleri derece obezitede cerrahi hâlâ önemini koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GLP-1 tedavileri, iştahı azaltarak ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kontrolünü destekleyen yeni nesil ilaç tedavileri arasında yer alıyor. Obeziteyle mücadelede önemli bir seçenek olarak öne çıkan bu yöntemler, özellikle yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulandığında başarılı sonuçlar sağlayabiliyor. Ancak ileri derecede obezitesi bulunan ve uzun yıllardır kilo problemi yaşayan hastalarda obezite cerrahisinin hâlâ en etkili ve kalıcı tedavi yöntemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “İlaç tedavileri ile cerrahi; birbirine rakip değil, doğru hastada birlikte değerlendirilen tamamlayıcı yaklaşımlardır” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi ek hastalıkların eşlik ettiği ileri derece obezite vakalarında cerrahi müdahalelerin daha uzun süreli ve sürdürülebilir sonuçlar sağlayabildiğini sözlerine ekleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, “Tedavi planlamasında doğru zamanlamanın büyük önem taşıyor. Uzun süre yalnızca ilaç tedavisi uygulanan hastalarda diyabet süresi uzayabiliyor ve pankreas zamanla yorulabiliyor. Bu durum ilerleyen dönemde cerrahiden alınacak faydayı azaltıyor” dedi.</p>
<p>Zaman geçtikçe ilerleyen yaş ve obeziteye eşlik eden hastalıkların artmasının ameliyat riskini de yükseltebildiğine dikkat çeken Kartal, uygun hastalarda cerrahinin gereğinden fazla geciktirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>Ameliyat hem kilo verdiriyor hem metabolizmayı dengeliyor</strong></p>
<p>Bariatrik yani obezite cerrahisinin kilo kaybı sağlamanın dışında farklı artıları olduğundan da bahseden Kartal, “Bu yöntem aynı zamanda vücudun metabolik ve hormonal dengesini de olumlu yönde etkiler. Ameliyat sonrası özellikle diyabet ve insülin direncinde erken dönemde belirgin iyileşmeler görülebilir. Hatta bazı hastalarda tip 2 diyabet tamamen kontrol altına alınabilir. Cerrahinin sağladığı etkiler yalnızca kilo kaybıyla açıklanamayacak kadar güçlüdür. Sindirim sistemi üzerindeki değişiklikler, açlık-tokluk hormonlarını ve kan şekeri düzenini doğrudan etkileyerek metabolizmanın yeniden dengelenmesine katkı sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Duygusal yeme alışkanlığının çaresi cerrahlarda değil</strong></p>
<p>Verilen kiloların alımının çoğunlukla ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerinin sürdürülememesiyle ilişkili olduğunun altını çizen Kartal, “Özellikle duygusal yeme alışkanlığı olan veya düzenli doktor kontrollerine gelmeyen hastalarda bu risk daha yüksek. Obezite tedavisinin yalnızca ameliyat ya da ilaç sürecinden ibaret olmadığı bilinmeli. Beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temelidir. Uygun hastalarda ilaç tedavileri, gerekli durumlarda ise cerrahi devreye girer fakat uzun vadeli başarı için tüm sürecin hekim, diyetisyen ve psikolog iş birliğiyle yürütülmesi en doğru yaklaşımdır” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-derece-obezitede-cerrahi-hala-onemini-koruyor-634831">İleri derece obezitede cerrahi hâlâ önemini koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 13:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tps]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[vadediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir” dedi. Yapılan çalışmalarda, TPS sonrası hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler gözlendiğini aktaran Prof. Dr. Metin, uygun hastalarda TPS’nin ciddi bir yan etkisinin bulunmadığını ifade etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, Alzheimer hastalığında uygulanan TPS (Transkraniyal Puls Stimülasyon) tedavisinin etki mekanizmasını, uygulama şeklini, güvenliğini ve ilaç tedavisine ek olarak sağladığı potansiyel faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İlaç tedavisine rağmen ilerleyen Alzheimer’da TPS’den fayda sağlanabilir!</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının kronik ve ilerleyici bir durum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Barış Metin, “Hastaların bilişsel fonksiyonları giderek azalır” dedi.</p>
<p>İlaç tedavilerinin sınırlı bir tedavi seçeneği sunduğunu aktaran Prof. Dr. Metin, “Güncel ilaç tedavileriyle hastalığın ilerlemesi tamamen durdurulamıyor, yalnızca bir miktar yavaşlatabiliyoruz. İlaç tedavisi almasına rağmen hastalığı ilerlemeye devam eden ve belirtileri artan hastalarda TPS tedavisi uygulanabilir ve bu tedavinin faydasından istifade edilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TPS derin beyin bölgelerini uyararak beyin aktivitesini değiştirebiliyor </strong></p>
<p>Kısaca TPS denilen Transkraniyal Puls Stimülasyon cihazı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Barış Metin, “TPS, beyne çok kısa ultrasonik dalgaların verilmesi sonucu beyin aktivitesinin değiştirilmesi prensibiyle çalışan bir cihaz. Bu yönüyle TPS, nöromodülasyon tedavileri olarak adlandırılan tedavi grubu içerisinde yer alır” dedi.</p>
<p>Transkraniyal manyetik stimülasyon, yani TMU ya da TMS denilen yöntemin nöromodülasyon tedavilerine örnek olarak verilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“TPS yöntemi, beynin içerisine çok kısa ultrasonik uyarılar gönderir. Bu sayede diğer nöromodülasyon yöntemlerinin ulaşamadığı çok daha derin beyin bölgelerine ulaşabilir. Böylece, diğer nöromodülasyon yöntemlerine kıyasla beynin daha derin bölgelerini uyararak beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabilir. TPS yöntemi uygulamasında hasta, kendisini rahatsız etmeyen rahat bir koltukta oturur ve TPS’nin uyarı veren başlığı aracılığıyla, hastanın kafasının çeşitli bölgelerine uyarılar gönderilir. TPS tedavisi farklı hastalıklarda da uygulanabilir. Ancak en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir.”</p>
<p><strong>TPS yönteminde, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler görüldü! </strong></p>
<p>Tedavinin genellikle haftada üç seanstan iki hafta boyunca toplam 6 seans uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Tedavi, gerekli eğitimleri almış, güvenli uygulama testlerini geçmiş personel tarafından gerçekleştirilir. Hastanın MR görüntüleri eşliğinde, beyinde uygulanacak bölgeler belirlenerek bu bölgelerin üzerine uyarılar eğitimli personel tarafından uygulanır. Bir seansta toplam 6 bin atım yapılır” dedi.</p>
<p>Bu yöntemle ilgili yapılan çalışmalarda, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler saptandığını kaydeden Prof. Dr. Metin, “Hastalar ve hasta yakınları tarafından sıkça bu tedavinin bir yan etkisi olup olmadığı soruluyor. Genellikle hastalarda herhangi bir yan etki tariflenmemekte ve güvenlik açısından bir risk oluşturmamaktadır” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>TPS, Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntem! </strong></p>
<p>TMU ile karşılaştırıldığında, TPS yönteminde daha az seans uygulandığına işaret eden Prof. Dr. Barış Metin, “TMU’dan farklı olarak Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntemdir” dedi.</p>
<p>Risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde, çok yakın zamanda beyin kanaması ya da inme geçirmiş hastalara bu tedavinin uygulanmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kafa içinde beyin pili ya da işitme implantı bulunan hastalar dışında, TPS birçok hastaya uygulanabilir. Yakın zamanda inme ya da beyin kanaması geçirmemiş hastalarda da, bu tedavi yine güvenle uygulanabilir. TPS tedavisinin temel uygulama alanı Alzheimer hastalığıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 10:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[felçli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[oranında]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<category><![CDATA[yürüme]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor. Öyle ki günümüzde her 6 kişiden 1’inin felç (inme) geçirdiği belirtiliyor. Vücudun bir tarafında güçsüzlük, uyuşma veya konuşma zorluğuna yol açan inme sonrasında gerçekleştirilen fizik tedavi ve rehabilitasyon ise hasarın kalıcı hale gelmesinin önlenmesinde kilit bir rol üstleniyor. Son yıllarda, inme tedavisinde devrim niteliğinde bir gelişme olan “robotik rehabilitasyon” çok ağır hastaların bile yeniden yürüyebilmelerini ve diğer uzuvlarını eskisi gibi kullanabilmelerini sağlıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi’nde</strong> geçtiğimiz günlerde düzenlenen <strong>“Robotik Rehabilitasyon”</strong> söyleşisinde, hekimler robot destekli fizik tedavi ve rehabilitasyon programının önemini anlatırken,   bu tedaviyle sağlıklarına kavuşan hastaları da tedavi süreciyle ilgili deneyimlerini paylaştılar.  <strong>Beyinde hasarlı dokuların görevini sağlıklı bölgeler üstleniyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Hareket etme yeteneğimiz, beyindeki nöronların; inme ve beyin hasarı nedeniyle zarar görmeleri veya omurilik yaralanmaları sonucu omurilikten kaslara ulaşan sinyal yolunun kesilmesiyle bozulabiliyor. Beynimizin gördüğü hasardan sonra kendini toparlamaya ve iyileştirmeye çalıştığı süreç ise aylarca sürebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cihan Aksoy</strong>, beyin ve sinir hücrelerinin iyileşmesinin hasta inme geçirdikten hemen sonra başladığını belirterek, “Ancak hasarlı bölgede düzelme çoğunlukla sınırlı kalıyor ve normal fonksiyonun tam düzelmesiyle sonuçlanmıyor. Bu nedenle, hasar gören beyin dokularının görevini beynin sağlıklı bölgeleri üstleniyor. Beyin, zarar görmemiş hücreleri yeniden düzenleyerek ve yeni bağlantılar oluşturarak hasarı telafi etmeye çalışıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hareketler sinir sistemine yeniden öğretiliyor</strong></p>
<p>İnme sonrasında yürüyemeyen, kollarını hareket ettiremeyen hastalarda Robotik rehabilitasyonun beynin yeniden öğrenme işlevlerinin hızlı ve düzgün şekilde oluşmasını sağladığını belirten Prof. Dr. Cihan Aksoy, “Rehabilitasyonun hedefi, her bir hasta için en uygun sonucu elde etmek amacıyla nöroplastisiteden, yani beynin yapısal veya fizyolojik değişikliklere uğrama yeteneğinden maksimum düzeyde yararlanmaktır. Robotik rehabilitasyon teknolojileri, belirli hareketlerimizin ve günlük yaşantımızda yaptığımız olağan işlerimizin tekrar tekrar uygulanmasına olanak tanıyor. Bu sayede ağır etkilenmiş, yani hiç bacak veya kol hareketi olmayan hastalarda bile beyin, hücrelerinin yeniden çalışmasını ve hareketleri tekrar öğrenmesini sağlıyor” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Beynin tekrar iyileşmesi için 4 önemli kural</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cihan Aksoy, tedaviden etkin sonuç alınması için rehabilitasyon programına zaman kaybetmeden başvurmak gerektiğini belirterek, “Ayrıca,<strong> </strong>beynin tekrar iyileşmesi için rehabilitasyonun dört önemli ayağı vardır.  Bunlar; hastanın motivasyonu ve tedaviye olan inancı ile aile desteği, tecrübeli multidisipliner bir ekip, en iyi teknolojik destek ve maksimum iyileşmeyi uyaran, ortalama 6 saat süren yoğun ve kapsamlı bir programdır” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p><strong>Çok ağır felçli hastada bile tekrar yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</strong></p>
<p>Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor ve yakın bir gelecekte 60 yaş ve üzerindeki nüfusun 2 milyarın üzerine çıkacağı öngörülüyor. Nüfusun yaşlanmasının bir etkisi olarak toplumda inme hastalığının görülme sıklığının da giderek arttığını söyleyen <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Mustafa Çorum,</strong> günümüzde bu hasta grubunda robotik rehabilitasyon programından son derece başarılı sonuçlar alındığına işaret ederek, “Öyle ki  robotik rehabilitasyonla çok ağır inme geçirmiş hastalarda dahi yüzde 48 oranında tekrar yürüme olasılığını artırabiliyoruz. Yeter ki hastalar umutlarını hiç yitirmesinler ve programlara düzenli olarak katılsınlar” diye konuştu. </p>
<p><strong>Robot yardımıyla egzersizlerde maksimum fayda</strong></p>
<p>Standart fizik tedavide hastalar yorulabildikleri için süre ve motivasyonun sınırlanabildiğini aktaran Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, robot destekli programın ise egzersizlerin süresi, tekrarı ve zorluğunda tedavinin yoğunluğunun artabileceği bir ortam sunduğunu anlatarak, “Örneğin, felçli hastalar kol hareketlerini çalıştırmak için seans içerisinde bir fizyoterapist ile 30 hareket tekrarı gerçekleştirirken, robot yardımıyla 1000&#8217;den fazla tekrar yapabiliyorlar. Klasik yöntemle günde en fazla 1,5 saat fizik tedavi alabiliyorken, robotik rehabilitasyonda günde 6 saate kadar fizyoterapistlerle birlikte çalışabiliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>Egzersizler sanal gerçeklik ekranında simüle ediliyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Robotik Rehabilitasyon programının ev ve sosyal yaşantımızda gerçekleştirdiğimiz işleri taklit eden egzersizleri yapma olanağı sağladığını aktaran Doç. Dr. Mustafa Çorum, konuşmasına şöyle devam etti: “Robotik rehabilitasyonda görevler ekranda sanal gerçeklikle simüle edildiği için terapiler çok daha eğlenceli geçiyor. Belirli hareketlerin yapıldığı bilgisayar oyunları dikkati sağlayarak hastaların egzersizlere daha iyi odaklanmalarına yardımcı oluyor. Hastalar, sanal ortamda yaratılmış görsel hedefe yönelik kol veya bacak hareketini görerek kendi hareketlerini düzeltebiliyorlar. Ayrıca hareketleri algılayan sensörler hastaya uyarı vererek hareketin düzgün yapılması için teşvik edebiliyor. Bu robotik cihazlar doğru hareketin her seferinde tam olarak aynı şekilde tekrarlanmasını ve bu sayede beynin kaslarını harekete geçirecek şekilde eğitilmesini sağlıyor.” </p>
<p><strong>&#8220;Aynı dönemde hem felç hem meme kanseriyle savaştım&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak kendi tedavisiyle ilgili bilgi veren 47 yaşındaki Seniha Terzi felç öyküsünü şöyle anlattı: “Bir şirkette pazarlama müdürüyüm. Sıradan bir iş günüydü. Masamda çalışırken, bir an bardağı tutamadığımı hissettim. Kolumdaki hissizlik sadece bir-iki saniye sürmüş olsa da yüksek tansiyon hastası olduğum için hemen tansiyonumu ölçtüm. Tansiyonum çok yüksek çıkınca ilacımı aldım ve  hastaneye gittim. Tam hastaneden ayrılırken bir anda ayağımda inanılmaz bir güç kaybı oluştu, kolum da hiç hareket edemez hale geldi. ‘Felç geçiriyorsunuz, sizi hemen yatırıyoruz’ dediler. Hastanede tedavi gördüğüm bir hafta boyunca kolumu hiç hareket ettiremedim, bacağımdaki güçsüzlük nedeniyle koltuk değneklerinden destek alarak yürüyebildim.” </p>
<p><strong> Adeta oyun oynar gibiydim, hiç sıkılmadım  </strong></p>
<p><strong> </strong>Hastanede klasik fizik tedavi yöntemi uygulandığını ve taburcu olduğunun ertesi günü Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nde seanslara başladığını belirten Seniha Terzi, “Tam 35 seans her gün işe gider gibi hastaneye gittim; tüm gün süren yoğun bir programa girdim. Ama hiç klasik bir fizik tedavi gibi değildi. Oyun oynar gibiydim. Aynı hareketi 10 kez yapsanız sıkılırsınız. Ancak hareketleri robotla birlikte yapınca hiç sıkılmadan tekrarlıyorsunuz. Kendimle yarıştığım, puan topladığım ve her gün kendimi biraz daha geçtiğim bir programdı” dedi. </p>
<p><strong>Artık hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum</strong></p>
<p>Tedavisine devam ederken meme kanserine de yakalandığını öğrenince zaman kaybetmeden ameliyat olduğunu belirten Seniha Terzi, bu nedenle fizik tedaviye bir hafta ara verdiğini anlatarak, “Beni meme kanserinden daha çok inme zorladı aslında. Ben çalışan, sporunu yapan ve seyahat eden çok aktif bir insandım, birden hayatım kısıtlanmış, neredeyse hiçbir şey yapamaz hale gelmiştim. Bu süreçte doktorum, sağlık personeli, ailem ve arkadaşlarım beni hep motive ettiler. Hem azmim hem çevremdeki insanların büyük destekleri sayesinde tedaviden başarılı sonuç aldım. Artık kolaylıkla elimi ve kolumu hareket ettiriyor, yürüyebiliyor; hayatıma kaldığım yerden aktif bir şekilde devam ediyorum” diyerek noktaladı sözlerini. </p>
<p><strong> “Yeniden yürüyebilmek çok büyük mir mutluluk”</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak deneyimlerini anlatan 63 yaşındaki Sevim Çakmak, bir gece uykusundan uyandığında sağ kolunun tamamını kaplayan hissizliği fark ettiğini söyledi. Apar topar hastaneye kaldırılan Sevim Çakmak’a yarım saat içinde tüm tetkikler yapılmış ve beyin kanaması tanısı konulmuş. Son 3 aydır yoğunlaştırılmış nöro-rehabilitasyon tedavisi gören Sevim Çakmak, “En başından beri bilincim yerindeydi. Hiçbir zaman ‘ben artık yürüyemeyeceğim’ gibi umutsuzluğa düşmedim. Kolumun sağ tarafını hiç kullanamıyordum. Bugün pek çok işimi halledebiliyorum. Fizik tedavimi hiç aksatmıyorum. Üstelik sıkılmıyorum da. Tedavi sürecinde bilgisayar oyunu oynuyorum. Kuşları yakalıyorum, sonra ondan çıkıp başka oyunlara giriyorum. Uzun aradan sonra desteksiz yeniden yürüyebilmek çok büyük mutluluk” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
