<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>haline | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/haline/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/haline</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 07:29:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>haline | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/haline</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi. Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla; Halkapınar, Ereğli, Karapınar, Güneysınır, Çumra, Akören, Akşehir, Çeltik, Yunak, Tuzlukçu, Doğanhisar ve Ilgın ilçelerinden gelen gençlerle bir araya geldi.</p>
<p><strong>“ORTAYA BİR BAŞARI HİKAYESİ ÇIKTI”</strong></p>
<p>Akyokuş Kasrı’nda gerçekleşen programda konuşan Başkan Altay, Konya’nın her dönem belediyecilikte Türkiye’nin en önde gelen şehirlerinden birisi olduğunu söyledi. İktidara yürüyen bir yolcuğun başlangıcında Konya’nın aslında önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Başkan Altay, “1994 yılında Konya’da yakılan ateş 1999’da Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla devam etti. Bugün gelinen noktada 2014’te yapılan yasa değişikliğiyle merkezdeki belediyecilik faaliyetlerine merkezin dışındaki 28 ilçemizde de başlamış olduk. Zor bir süreçti aslında. Herkes dönüp Konya bu kadar büyük bir coğrafyada bu kadar büyük ilçelerle bu işi nasıl başaracak, bu iş nasıl koordine edilecek derken ortaya bir başarı hikayesi çıktı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ SİZLERİN EMEKLERİYLE BÜYÜYECEK VE GELİŞECEK”</strong></p>
<p>Başkan Altay, 2018 yılında görevi devraldıkları günden itibaren ilçeleri geliştirmek için çok yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirterek, “Elhamdülillah birçok noktada altyapı işlerini artık tamamladık, ufak tefek eksiklerimiz var, onları yürütüyoruz. Şimdi biraz daha sosyal hayatla ilgili eksiklerin giderilmesi, tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın gelirinin artırılması konusuna yoğunlaşmış durumdayız. Özellikle bu dönem hem merkez hem de merkez dışındaki ilçelerimizde önceliğimiz Bilgehanelerimiz, Lise Medeniyet Akademilerimiz ve Gençlik Merkezlerimiz. Biliyorsunuz Atmosfer, SİA, Kapsül gibi Konya’da Türkiye’ye marka olmuş gençlik çalışmalarımız var. İnşallah bunu bir model olarak ilçelerimizde de Gençlik Merkezi adı altında açmayı arzu ediyoruz. Bunları geliştirerek devam etmeyi arzu ediyoruz ki oradaki arkadaşlarımız da bu yapılara ulaşabilsinler. Bu yapılarla temas etsinler ve buradaki organizasyonlara dahil olsunlar. Biliyoruz ki ülkemiz sizlerin emekleriyle büyüyecek ve gelişecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İNŞALLAH YENİ YÜZYIL TÜRKİYE’NİN TEKRAR LİDER OLDUĞU, MAZLUMLARIN SESİNİ DAHA GÜR ÇIKARAN BİR ÜLKE HALİNE DÖNÜŞECEK”</strong></p>
<p>AK Parti’nin 2002’den itibaren büyük bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Her ne kadar eksiklerimiz olsa da milli gelirdeki rakamlarımız, ihracat rakamlarımız, ekonomimizin büyüklüğü bizi belli bir yere getirdi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız. Çalışmadan bir şey başarmak mümkün değil. Arkadaşlar dinlenecek vakit yok” açıklamalarını yaptı.</p>
<p><strong>“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE VE ÜLKEMİZİ ÇOK DAHA BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR HALE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde büyük bir dezenformasyon olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanımız baştan beri ne söylüyor? ‘Kimseyle pazarlık yapmıyoruz, kimseye bir sözümüz yok, bu işin tek hedefi var, terörü bitirmek, ayağımızdaki prangalardan kurtulmak.’ Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değil. Bölgemizde de huzurun olması gerekiyor. Özellikle Suriye’de, Irak’ın Kuzeyinde bir yapılanma içerisinde. İleride başımızı ağrıtacak organizasyonlara engel olmak için ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini yürütüyoruz. Komşunuzda kavga varsa siz evinizde rahat oturamazsanız. Bu topraklara 1071’den beri sahip çıkıyoruz, ne pahasına olursa olsun. Binlerce şehit verdik, on binlerce insanımız bizim için fedai can eyledi. Onların hatırasına halel getirecek bir şeyin içinde aslında olmayız. Bundan da kimsenin endişesi ve şüphesi olmasın. Onun için birlikte hareket etmeye birlikte yol yürümeye ve ülkemizi çok daha büyük ve güçlü bir hale getirmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[samimi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Her an ulaşılabilir olma kültürü doğdu</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, mesajlaşma uygulamalarının iletişimi zamansal ve mekânsal sınırlarından arındırarak gündelik etkileşimin doğasını dönüştürdüğünü belirterek, “Artık iletişim, belirli bir zaman dilimine ya da mekâna bağlı bir eylem olmaktan çıktı; kesintili ama sürekli bir akış hâline geldi. Bu durum hem kişisel hem de kamusal ilişkilerde ‘her an ulaşılabilir olma’ kültürünü doğurdu.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, jestlerle yeniden buluştu</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin hız ve gündelikliğinin dil kullanımını da dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Gramerin, noktalamanın ve hatta kelime seçiminin bile daha duygusal, jestsel, ve görsel biçimlerde yeniden tanımlanmasına yol açtı. Emojiler, GIF’ler, sesli notlar ya da tepki butonları, yazılı sözcüklerin yerini kısmen devralarak dilin jestlerle yeniden birleştiği bir melez form yarattı.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca mesajlaşma uygulamalarının, kamusal ile özel arasındaki sınırı da bulanıklaştırdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Kişisel sohbetler, iş yazışmaları, politik tartışmalar ya da duygusal paylaşımlar aynı arayüzde iç içe geçiyor. Bu da bireyin dijital ortamlarda kendini temsil etme biçimini, tonlamasını ve hatta sessizliğini bile anlamlı bir iletişim jestine dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma gençler arasında açık ara önde</strong></p>
<p>Araştırmaların da bu eğilimi desteklediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “2011 yılında ABD’de üniversite öğrencileri üzerine yapılmış bir araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı yazılı mesajlaşmayı aramaya tercih ettiklerini söylüyorlar; üstelik bu rakam o dönemde bir yıl öncesine nazaran yüzde 53 artış göstermiş. Daha yakın bir zamanda, 2020 yılında, Pakistan’da bir üniversitede 17 ila 36 yaşında lisans öğrencileri üzerine yapılan araştırmada da benzer sonuçlar elde ediliyor, bu grup içerisinde iletişimin yüzde 83’ü yazılı mesajlarla gerçekleştiriliyor. Yazılı mesajlaşma, özellikle genç kuşaklar arasında, görüntülü ve sesli aramalara kıyasla açık ara daha fazla tercih ediliyor. Bunun nedeni yalnızca pratiklik değil yazılı iletişimin sağladığı denetim duygusu. Mesaj hem zaman hem de ifade üzerinde bir kontrol alanı sunar, kişi ne zaman yanıt vereceğini, nasıl bir ton kullanacağını ve ne kadar açık olacağını kendi belirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma bir tür dijital tampon görevi görüyor</strong></p>
<p>Görüntülü ya da sesli aramaların daha doğrudan ve samimi olsa da aynı zamanda daha “istilacı” algılanabildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yazılı mesajlaşma ise bir tür dijital tampon görevi görüyor; mesafe, sessizlik ya da gecikme bile anlam üretme biçimine dönüşüyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, yazılı mesajlaşma hem bireysel hem profesyonel iletişimde bir tür ‘varsayılan’ kanal haline geldi. Kısacası, yazılı mesajlaşma artık yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir düşünme, hissetme ve mesafe kurma pratiği hâline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim modern insanın kontrol alanı haline geldi</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, modern insanın hem hız hem de denetim ihtiyacına yanıt veren bir form haline geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz yüze veya sesli konuşma, doğrudanlık ve açıklık gerektirir; oysa yazışma, söylenmek istenenle söylenebilecek olan arasına bir mesafe koyar. Bu mesafe, kimi zaman duygusal bir tampon, kimi zaman da özneyi koruyan bir sınır işlevi görür. Ayrıca yazılı mesajlaşma, çoklu mevcudiyet çağının en işlevsel araçlarından biridir. İnsanlar aynı anda birden fazla iletişim kanalında bulunabilir, yanıt verme zamanını erteleyebilir, sessizliği bile bir stratejiye dönüştürebilir. Bu, iletişimin doğasını ‘anlık tepki’den ‘kontrollü ifade’ye doğru kaydırır. Kısacası, yazışmayı tercih etmek yalnızca kolaylık değil, aynı zamanda modern bireyin mahremiyetini ve duygusal ritmini koruma biçimidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital iletişim duyguların aktarım biçimini değiştirdi</strong></p>
<p>Dijital iletişimin, duyguların aktarım biçimini hem genişlettiğini hem de dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz ifadeleri, ses tonları, beden dili gibi geleneksel göstergelerin yerini artık emojiler, GIF’ler, ‘okundu’ işaretleri, hatta çevrim içi olma durumu aldı. Bu unsurlar, dijital duygulanımın yeni semiyotik repertuarını oluşturuyor. Ancak bu dönüşüm, duyguların aktarımını hem yoğunlaştırıyor hem de yüzeyselleştiriyor. Bir ‘kalp’ emojisi, bazen söylenemeyen bir duyguyu kolayca iletebilir; ama aynı zamanda duygusal emeği, yani kelimeyle inşa edilen yakınlığı da kısaltabilir. Dolayısıyla dijital ortam, duyguların dolaşımını hızlandırırken onların derinliğini zamansal olarak sıkıştırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital kültürde samimiyetin yeni biçimi</strong></p>
<p>İletişimdeki “samimiyet” kavramına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Eğer samimiyeti bedensel yakınlık, göz teması ve spontan tepkiyle ilişkilendirirsek, yazışma bu türden doğrudanlığı azaltıyor. Ancak dijital kültürde samimiyet artık yalnızca fiziksel bir mevcudiyetle ölçülmüyor. Yazılı mesajlar, gecikmeli yanıtlar, hatta sessizlikler bile duygusal bağın parçası haline gelebiliyor. Mesajlaşma, kişiye kendi duygusunu düzenleme ve ifade etme alanı tanıyor; yani samimiyetin biçimi değişiyor, ama bütünüyle ortadan kalkmıyor. Dolayısıyla yazışarak iletişim kurmak, samimiyeti eksiltmekten çok, onu başka bir zamansallık ve ifade rejimine taşıyor. Samimiyet artık yüz yüze ‘an’da değil, ekranlar arasında süren bir yazışmanın ritminde üretiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital jestler yeni bir duygu dili haline geldi</strong></p>
<p>Emojiler, GIF’ler, çıkartmalar ve sesli notların dijital çağın jestsel dili olarak okunabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu araçlar, yazının soyutluğunu bedenselleştiriyor; duyguları görsel ve işitsel biçimlerde yeniden somutlaştırıyorlar. Bir emoji, bir GIF, bir sesli not, editlenmiş kısa bir video; bir nefes veya tereddüt kadar anlam taşıyabiliyor. Böylece dijital platformlarda dil, salt sözcüklerden değil, imgelerden, tepkilerden ve mikro-davranışlardan oluşan çok katmanlı bir doku haline geliyor. Bu yeni dil, ne tamamen evrensel ne de tamamen bireysel; kültürel bağlama, grup dinamiklerine ve platformun normlarına göre değişiyor. Fakat şunu açıkça söylemek mümkün; dijital iletişimde duygular artık yalnızca kelimelerle değil ritimle, memlerle, görsellerle, kısa editlenmiş videolarla ve paylaşımlara tepkilerle ifade ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler iletişimi yeniden tanımlama eğiliminde</strong></p>
<p>Özellikle genç kuşaklarda sesli ya da yüz yüze konuşmaktan kaçınma eğilimi giderek daha görünür hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu ‘kaçınma’, iletişimden geri çekilme anlamına gelmiyor; daha çok iletişim biçimini yeniden tanımlama arayışı olarak okunmalı. Gençler, çoğu zaman yazılı mesajlaşmayı daha güvenli bir alan olarak görüyorlar. Bu güvenlik duygusu hem zaman hem de duygusal mesafe üzerinde kontrol kurabilme imkânından kaynaklanıyor. Yazışmak, ‘anında yanıt verme baskısını’ ortadan kaldırıyor; kişi, söylemeden önce düşünebiliyor. Bu da dijital kültürün öznesi için bir tür savunma mekaniği haline geliyor. Ayrıca sosyal medyanın ve sürekli görünürlük hâlinin yarattığı performatif baskı, birçok genci spontane sözlü iletişimden uzaklaştırıyor. Kısacası, konuşmaktan kaçınma davranışı iletişim isteksizliğinden çok iletişimdeki kırılganlığı yönetme biçimi olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><strong>Yazılı iletişim dili hızlandırdı</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin dijital ortamlarda yoğunlaşmasının, dili hem sadeleştirdi hem de hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu hız; kısaltmaların, ses taklitlerinin, melez dillerin yaygınlaşmasına yol açtı. Örneğin ‘nbr’, ‘slm’, ‘ok’ ya da İngilizce kelimelerin Türkçe cümle içinde akışkan biçimde kullanılması, yeni bir ‘dijital lehçe’nin oluştuğunu gösteriyor. Ancak bu değişim yalnızca yozlaşma olarak okunmamalı. Dil, her zaman bulunduğu teknolojik ortama göre şekillenir. Dijital yazışmalar, tıpkı sözlü kültürdeki jestler gibi, anlamı hızla üretme ve paylaşma ihtiyacına yanıt veriyor. Yazım hataları bile bazen bilinçli bir üslup tercihi hâline geliyor; örneğin küçük harf kullanımı ya da noktalama eksikliği, samimiyetin veya duygusal tonun göstergesi olabiliyor. Bu nedenle, dijital dildeki değişim bir ‘bozulma’ değil yeni bir ifade ekonomisinin işareti olarak düşünülmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim ikinci bir düşünme alanı sağlıyor</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, bireye ikinci bir düşünme alanı sağladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu da dijital ortamlarda öznenin kendini daha bilinçli ve kurmaca biçimde ifade etmesine yol açıyor. Buna karşın konuşma, anlık tepkilerin ve bedenin eşlik ettiği bir ifade biçimi; dolayısıyla beraberinde belli bir kırılganlık, açıklık da getiriyor. Dijital iletişim çağında okur-yazarlık biçimlerinde görülen dönüşüm özneleşme biçimlerini de etkiliyor. İnsan, artık yalnızca konuşan ya da yazan bir varlık değil bildirimlerle yaşayan bir varlık haline geldi. Mesajlaşma uygulamaları, duyguların, ilişkilerin ve hatta sessizliklerin ritmini belirliyor. ‘<em>Yazıyor..</em>.’ ifadesi bile yoğun anlamlar yüklenen bir gösterge haline geldi. Bu tür mikro göstergeler modern ilişkilerin yeni nabzı hâline geldi. Dolayısıyla mesele yalnızca iletişim biçimlerinin değişmesi değil, öznenin zaman, mekân ve kendilik deneyiminin de dönüşmesi.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aracı]]></category>
		<category><![CDATA[aş]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümün]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[finansmanı]]></category>
		<category><![CDATA[fuzul]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[Milyar Tl]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarruf Finansman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588312</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Ekim Dünya Tasarruf Günü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansal farkındalığın artması ve hane ekonomilerinin güçlenmesi için önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312">Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Ekim Dünya Tasarruf Günü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansal farkındalığın artması ve hane ekonomilerinin güçlenmesi için önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Ekonomik koşullar bireylerin tasarrufa bakışını dönüştürürken; erişilebilir finansman modellerine olan ihtiyaç da ciddi manada artmış durumda.</p>
<p><b><strong>Tasarruf finansman sektörü, tarihî büyüme ivmesi yakaladı</strong></b></p>
<p>Bu dönüşümün etkisi sektörün büyüme rakamlarına da yansıdı. Tasarruf finansman modelinin yükselen etkisi, sektörün Türkiye ekonomisinde kalıcı bir yer edinmesini sağladı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) verilerine göre, 9 lisanslı şirketin faaliyet gösterdiği sektör, 2025’in ilk yarısında 2024’ün aynı dönemine kıyasla rekor bir büyüme kaydetti: Toplam işlem hacmi yüzde 260 artarak 111,8 milyar TL’den 402,6 milyar TL’ye, aktif büyüklük ise yüzde 264 artışla 47,8 milyar TL’den 174 milyar TL’ye yükseldi. Bugün 489 şubede 6 bin 500’ü aşkın kişiye istihdam sağlayan sektör, 761 bini aşan katılımcısıyla Türkiye’de finansal kapsayıcılığın en yaygın modellerinden biri hâline geldi.</p>
<p>Sektörün yakaladığı büyüme ivmesinin önemli role sahip olan olan Fuzul, 151 şubesiyle Türkiye genelindeki toplam şube ağının yaklaşık yüzde 31’ini oluşturuyor. 45,89 milyar TL’yi aşan aktif büyüklüğüyle sektör varlıklarının dörtte birinden fazlasını yöneten şirket, 2025’in ilk yarısında 100 bini aşkın yeni müşteri kazandı.</p>
<p>Fuzul, bu yıl gerçekleştirdiği 65 bine yakın ev ve araç teslimatıyla hane ekonomisine 62 milyar TL finansman sağladı. Bu tutar, 2024 yılındaki toplam teslimat hacminin üç katından fazla. Son beş yılda sağlanan 86,5 milyar TL’lik toplam finansmanın yüzde 70’i yalnızca bu yılın ilk dokuz ayında gerçekleşerek, tasarruf finansman sektörünün ulaştığı tarihi büyüme ivmesini açıkça ortaya koydu.</p>
<p><b><strong>“Sektörün başarısı modelimize duyulan güveni kanıtlıyor”</strong></b></p>
<p>Fuzul’ün ve tasarruf finansman sektörünün yakaladığı büyüme verilerinin sayıların ötesinde toplumsal bir dönüşümü işaret ettiğini belirten <strong>Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal</strong>, tasarruf kavramına yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir değer olarak yaklaştıklarını vurguladı. <strong>Eyüp Akbal</strong> şöyle devam etti: “Dünya Tasarruf Günü bizim için takvimdeki bir günden fazlasını; bir &#8216;gelecek bilincini&#8217; ve en temel insani ihtiyaç olan &#8216;güvence&#8217; arayışını ifade ediyor. Tasarruf, bu topraklarda her zaman bir ailenin hayallerini gerçeğe dönüştürmesinin, bir &#8216;yuva&#8217; kurmasının ilk adımı olmuştur. Günümüz dünyasında bu &#8216;yuva&#8217; ihtiyacı değişmedi ancak ona ulaşma yolları dönüştü. İşte bu noktada tasarruf finansman sistemi artık sadece ev ya da araç sahibi olmanın değil, finansal okuryazarlığı güçlendirerek geleceği planlamanın da en erişilebilir yolu hâline geldi. Fuzul olarak bu büyük dönüşümün öncüsü olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Sektör verilerinin gösterdiği bu rekor büyüme ivmesi, modelimizin ne kadar güçlü bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğinin kanıtıdır. Fuzul’ün son 5 yılda sağladığı finansmanın yüzde 70’ini bu yıl gerçekleştirmiş olması, modelimize duyulan güveni ve toplumsal karşılığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu ivmeyi sürdürerek yıl sonunda 200 bini aşkın yeni müşteriye ulaşmayı hedefliyoruz.”</p>
<p>Toplumsal fayda misyonlarını önümüzdeki dönemde güçlendirerek sürdüreceklerini belirten <strong>Akbal</strong>, sözlerini şöyle tamamladı: “Ülkemizin dört bir yanında şubeleşmeye devam ederek modelimize erişimi artıracağız; müşterilerimizin deneyimini iyileştiren dijitalleşme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Büyümemize paralel olarak daha çok istihdam sağlayacak ve daha çok kişinin finansal hedeflerine ulaşmasına aracılık edeceğiz. Tasarruf finansman modelimizle toplumun her kesiminin geleceğe güvenle bakması için çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312">Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><strong>Çevre sağlığı önemli ve hassas bir konu!</strong></p>
<p>Çevre sağlığının uzun yıllardır gündemde olması, pek çok bilimsel ve teknolojik gelişme sayesinde bu alandaki bilgimizin artmasına rağmen hala önemli ve hassas bir konu olma özelliğini koruduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde atık suların arıtılmasından, suyun dezenfeksiyonuna, atık yönetiminden kirlilik izleme teknolojilerine kadar pek çok gelişim gösteren alan maalesef nüfus artışı ve üretim süreçlerinden çıkan pek çok atıkla başa çıkmakta zorlanmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Güncel sorunlar, hava, su ve toprak kirliliği…</strong></p>
<p>Günümüzde farklı bölgelerde farklı çevresel sorunların kendini gösterdiğine işaret eden Dr. Adiller, “Sanayi bölgeleri ve yoğun nüfusa sahip şehirlerde hava kirliliği, su kirliliği, yanlış atık yönetiminden kaynaklı toprak kirliliği yoğun bir şekilde görülürken, bir yandan da iklim değişikliği su ve toprak gibi doğal kaynakları baskı altına almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çevre kirliliği ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında çevresel anlamda her türlü kirliliğin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunduğu gibi doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Hava, su ya da toprakta bulunan kirleticilerin bazıları kısa süreli anlık sağlık sorunları yaratırken bazıları uzun sürede kendini göstermekte ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ayrıca bir çevre bileşeninde kendini gösteren kirlilik bir diğerinde bozulmaya yol açmakta ve beklenmedik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin içerisinde zararlı maddeler bulunan bir su ile sulanan bitkiler gıda güvenliği riski oluşturabilmektedir.”</p>
<p><strong>Bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin günlük yaşamda alabileceği önlemlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bireyler günlük hayatlarında öncelikle çevre sağlığını koruma amaçlı önlemler almalıdırlar. Çünkü her ne kadar tüketiciler doğrudan çevreyi kirletmese de çevreyi kirleten üreticilerden aldıkları ürünlerle ya da fazla tüketimleri sonuçlarında ortaya çıkan atıklarla çevre kirliliğine ortak olmaktadırlar. Bu yüzdende her tüketici aldığı herhangi bir ürününün -ne kadar masum olursa olsun- üretim sürecinin çevreye zararı olduğunun bilincinde olmalıdır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan atıklar ne kadar doğru biçimde yönetilirse yönetilsin, her üretim sürecinde ortaya çıkan atık ya da kullanılan doğal kaynak çevrede bir iz bırakmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biri de su tüketimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP verilerine göre bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketilmektedir. Su sıkıntısı yaşadığımız bu günlerde bunun aslında hayatımız için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye hızla “su fakiri” ülke olmaya doğru gidiyor</strong></p>
<p>Su kıtlığına dikkat çeken Dr. Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Su canlı hayatı için en temel ihtiyaçlardan biridir. Ve bu kadar önemli olan bir ihtiyaç maalesef ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada iklim değişikliği etkisiyle giderek azalmaktadır. Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemiz su kaynakları açısından değerlendirildiğinde su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almakta ve hızla su fakiri ülke olma yolundadır. Bu noktada bizlere düşen doğrudan ve dolaylı olarak kullandığımız su miktarını azaltmaya çalışmaktır. Genellikle su tasarrufu denince akla diş fırçalarken musluğu kapatma önerisi gelmektedir. Ancak bu öneri çok kısıtlı bir tasarruf sağlamaktadır. Bireysel olarak kullandığımız su doğrudan ve dolaylı kullanım olarak 2 sınıfa ayrılır. Doğrudan kullandığımız su günlük ihtiyaçlarımız için musluğumuzdan tükettiğimiz suyu tarif etmektedir. Dolaylı kullandığımız su ise, tüm ihtiyaçlarımızın üretim süreçleri için harcanan su miktarını ifade etmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Enerji tasarrufu da doğanın korunmasında önemli bir unsur</strong></p>
<p> Enerji tasarrufuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şunları söyledi:</p>
<p>“Enerji tasarrufu da benzer şekilde doğanın korunmasında ve sürdürülebilirlik konusunda bir diğer önemli unsurdur. Dünyanın pek çok ülkesinde yenilenebilir enerji yatırımları yapılsa da günümüzde hala enerji önemli bir oranda doğalgaz ya da kömür gibi fosil kaynaklar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Fosil yakıtlar yardımıyla üretilen bu enerjinin bedeli ne kadar önlem alınıyor olsa da hava kirliliği, karbon emisyonları ve hatta asit yağmurları olmaktadır. Hava kirliliğine bağlı ortaya çıkan hastalıklar, karbon emisyonlarındaki artıştan etkisini arttıran iklim değişikliği ve asit yağmurlarından kaynaklanan tarımsal verim kaybının bedeli ekolojik açıdan ve halk sağlığı açısından büyük olmaktadır. Ayrıca bu durumun geri çevrilmesi için ekonomik bedeller de ödenmektedir.”</p>
<p><strong>Araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu gösteriyor</strong></p>
<p>Atık yönetiminde bireylerin sorumluluğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Dünyamızda hiçbir madde sınırsız değildir. Bunun yanı sıra bir madde bir anda yok olmaz. Üretim süreçlerinde kullanılan pek çok hammadde doğadan farklı şekillerde elde edilir ve doğadan elde edilen bu maddelerin bir rezerv miktarı vardır. Bu noktada ürünlerin kullanım ömürlerini doldurduktan sonra geri dönüştürülerek doğadan alınan hammadde miktarının azaltılması hem bu rezervleri korumakta hem de bu rezervlerin doğadan elde edilme süreçlerinde ortaya çıkabilecek kirlilik risklerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin geri dönüştürülmemesi ve atık haline dönüşmesi ciddi bir çevre sağlığı sorunu yaratmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmediği her senaryoda bu atıklar ya yakılarak atmosfere karışarak ya da toprağın altında uzun yıllar boyunca bozulmadan kalacaklardır. Daha kötü şekilde yönetilmeleri bu atıkların sulara ve toprağa karışarak çevreye ve canlılara daha fazla zarar vermesine yol açacaktır. Örneklendirecek olursak günümüzde plastik tüketimi sonucunda ortaya çıkan atıkların doğru şekilde yönetilmemesi okyanuslarda ülkemiz yüzölçümünden daha büyük plastik atık adaları oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Devlet ve toplum el ele vermeli</strong></p>
<p>Çevre sağlığının korunmasında devletlerin ve yerel yönetimlerin öncelikli adımlarına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde eşiğinde bulunduğumuz çevresel felaket ancak devlet, yerel yönetim ve halkın tam katılımlı çevreci bir yaklaşım benimsemesiyle mümkündür. Öncelikle devlet ve yerel yönetimlere düşen ilk görev kamu ve özel kurumlarda tam çevreci bir yaklaşım sergilenmesini sağlamaktır. Bu çevreci yaklaşımı sağlarken alanın uzmanlarının gerektiği noktalarda istihdam edilmesi, özellikle kamu ve özel sektörde sürdürülebilirlik ve çevre koruma ile ilgili konumlarda çevre mühendisleri ve çevre sağlığı teknikerlerinin istihdamının arttırılması ülke genelinde bu konudaki bilinci ve işlevselliği arttıracaktır. Ayrıca vatandaşların çevre bilincini ve ekolojik okuryazarlık seviyelerinin yükseltilmesi konusunda da çalışmalar yapılmasını desteklemek gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Hava, su ve toprak kirliliği temel çevresel sorunlar olarak görülse de bu sorunların hayatın her bölümüne yansıması pek çok ciddi çevresel, yaşamsal, ekonomik ve sosyolojik sorun yaratmaktadır. Su stresi yaşadığımız günlerde su kaynaklarımızı kirletmemiz bizi su fakiri haline getirir. Suyu ve toprağı kirletmemiz kısa vadede gıda güvenliğini riske atar, uzun vadede ise toprak kaynaklarımıza zarar vererek tarımsal verimliliği düşürür ve kıtlığa sebep olabilir. Dünyanın farklı ülkelerinde geçmişte yaşanan pek çok çevresel felaket ülkemiz ve içerisinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanabilir. Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim, gelecek nesiller için temiz bir çevre bırakmayı bile düşünmeye gerek yok. Günümüz nesli bile çok uzak olmayan bir gelecekte çevresel risklerle ciddi boyutta karşı karşıya gelebilir. O yüzden sorunun çözümü için yarını bile beklemeden bugünden çalışmaya başlamalıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye küresel bir aktör haline geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-kuresel-bir-aktor-haline-geldi-583222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 16:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aktor]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[şener]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazeteci Nedim Şener, Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin tutarlı diplomasisi ve gücü sayesinde Ortadoğu’daki barış sürecinde kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, “Türkiye bölgesel oyunları bozan küresel bir aktör haline geldi” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kuresel-bir-aktor-haline-geldi-583222">&#8220;Türkiye küresel bir aktör haline geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Nedim Şener, Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin tutarlı diplomasisi ve gücü sayesinde Ortadoğu’daki barış sürecinde kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, “Türkiye bölgesel oyunları bozan küresel bir aktör haline geldi” dedi.</p>
<p><b>NEDİM ŞENER’DEN KRİTİK DEĞERLENDİRMELER</b></p>
<p>Orta Doğu ve bölgesel siyaset konularındaki güçlü yorumları ve analizleriyle tanınan gazeteci Nedim Şener, Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda “Emperyalizmin Ortadoğu’daki Oyunlarını Bozan Bölgesel Güç: Türkiye” başlıklı söyleşisiyle özel değerlendirmelerini paylaştı. Şener, Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolü ve Hamas-İsrail görüşmelerindeki etkisini ele aldığı konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.</p>
<p><b>“TÜRKİYE TUTARLI ÇİZGİSİNİ HEP KORUDU”</b></p>
<p>Mısır ve Katar’ın Hamas-İsrail arası görüşmelere ev sahipliği yaptığını ve barış istemeyen İsrail’in görüşmeleri sabote ettiğini söyleyen Gazeteci Nedim Şener, Haması’ı bu noktaya getiren şeyin Türkiye’nin gücü olduğunu söyledi. Şener, Türkiye’nin süreç boyunca tutarlı duruşu ile diplomasideki çizgisini korumasının önemine değinerek,  “Mısır ve Katar ev sahipliği yaparken sonuç alınamadı. Ne gerekiyordu? Türkiye’nin gücü. Türkiye denkleme girince sonuç alınmaya başlandı. Amerika başkanının bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Size güveniyoruz, sen bu işi çözersin’ demesinin arkasında bu yatıyor” dedi.</p>
<p><b>“GAZZE’NİN SİLAHI ORADA ALDIKLARI NEFES”</b></p>
<p>Gazze’de önemli olanın yaşama bağlı kalma olduğunu ifade eden Şener, “Orada yaşıyor ve vatanını terk etmemiş olması onların zaferidir. Onların silahı aldıkları nefes. Bu konuda en istikrarlı duran Türkiye’ydi. Bugün Netanyahu karalar bağlıyorsa ve İsrail basını ‘İsrail savaşı kaybetti’ yazıyorsa bu Türkiye’nin sayesinde oldu. Buradaki mesele ve kilit noktası Amerika’nın İsrail’e baskısı ve Türkiye’nin Hamas üzerindeki gücü” dedi. Türkiye’nin bölgesel oyunları bozan küresel bir aktör haline geldiğini belirten Şener, konuşmasını ”Türkiye’nin gücü Gazze’deki sorunu çözmeye yetecek seviyeye gelecek” ifadesiyle tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kuresel-bir-aktor-haline-geldi-583222">&#8220;Türkiye küresel bir aktör haline geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Kocaeli Kitap Fuarı Türkiye&#8217;de marka haline geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kocaeli-kitap-fuari-turkiyede-marka-haline-geldi-581535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 15:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nın ilk gününde Radyo D’ye canlı yayın konuğu oldu. Başkan Büyükakın, 15 yıldır kesintisiz şekilde süren fuarın artık bir kültür markası haline geldiğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kocaeli-kitap-fuari-turkiyede-marka-haline-geldi-581535">Büyükakın: &#8220;Kocaeli Kitap Fuarı Türkiye&#8217;de marka haline geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nın ilk gününde Radyo D’ye canlı yayın konuğu oldu. Başkan Büyükakın, 15 yıldır kesintisiz şekilde süren fuarın artık bir kültür markası haline geldiğini vurguladı.</p>
<p><b>14 YILDA 8.4 MİLYON ZİYARETÇİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, Kocaeli Kitap Fuarı’nın ilk gününde Radyo D’ye canlı yayın konuğu oldu. Kitap Fuarı’nın pandemi dönemi dışında 2009 yılından bu yana düzenlendiğini ve bugüne kadar 8,4 milyon ziyaretçiyi ağırladığını belirten Büyükakın şunları söyledi: “Geçen yıl 1 milyonu aşkın ziyaretçimiz vardı. 50 binle başlayan bir fuarın bugün 1 milyonu geçmesi büyük başarı. Bu ilgi giderek artıyor. Halkımız kültürel etkinliklere sahip çıkıyor. Bursa, İstanbul ve Yalova gibi çevre illerden de çok sayıda ziyaretçi geliyor. Önemli olan bunun sürdürülebilir olması. Biz bu kısmı da çok güzel götürüyoruz. Kocaeli Kitap Fuarı artık bir marka haline geldi.</p>
<p><b>FUARLAR SADECE ZİYARETÇİ SAYISIYLA ÖLÇÜLMEZ</b></p>
<p>Türkiye’nin her yerinde düzenlenen kitap fuarlarının hepsi çok kıymetli. Ancak Kocaeli Kitap Fuarı sadece bir kitap fuarı olarak algılanmamalı. Biz bunu bir kültür meselesi olarak görüyoruz. Etkinlikler bizi ortak bir kültürel konsept etrafında buluşturuyor ve bu sayede kültürel bir bilinç inşa ediyoruz.</p>
<p><b>“ANADOLU MAYASI” TEMASIYLA KÜLTÜREL BİR YOLCULUK</b></p>
<p>Bu yılki fuarın teması olan Anadolu Mayası, bizi biz yapan değerleri ön plana çıkarıyor. Anadolu Mayası, bizi diğerlerinden ayıran özümüzdür. Bu yıl bu tema etrafında dört kültür yayını hazırladık. Kültürel mirasımızı çocuklarımıza aktarmanın yolu dildir. Dil, milli güvenlik meselesidir. Sadece iletişim değil, aynı zamanda ruhumuzu taşıyan soyut vatandır. Dil sadece ne söylediğimizi anlatmaz, duygularımızı da taşır. Dil, insanın iç dünyasının kıyıya vuran dalgasıdır. O nedenle dili korumak, kültürü korumaktır.</p>
<p><b>KOCAELİ KİTAP FUARI: BİR KÜLTÜR ALANI</b></p>
<p>Bu yıl fuara özel olarak hazırladığımız ‘Yakut Steplerinden Adriyatik’e Türkçenin Anlamı’, ‘Akçakoca’nın İzinde’, ‘Rüzgârla Konuşan Çocuk’ ve ‘’Şehrengiz’ adlı yayınlarla da bu kültürel anlayışı pekiştiriyoruz. Bu yayınlar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi stantlarında ücretsiz olarak dağıtılıyor.</p>
<p><b>KOCAELİ DÜNYA REKORUNA HAZIRLANIYOR</b></p>
<p>2023 yılında Hindistan’da 3 bin 66 ebeveyn, çocuklarına aynı anda kitap okuyarak bir dünya rekoru kırdı. Biz bu rekoru 4 bin 100 ebeveyn ile kırmaya hazırlanıyoruz. Amacımız, çocuklarımızla birlikte kitap okuma kültürünü güçlendirmek ve dünyaya örnek olmak. Kocaeli Kitap Fuarı, bilinen, takip edilen ve her yıl sabırsızlıkla beklenen bir etkinlik. Bu ilgiyi daha da büyüterek sürdürmek en büyük hedefimiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kocaeli-kitap-fuari-turkiyede-marka-haline-geldi-581535">Büyükakın: &#8220;Kocaeli Kitap Fuarı Türkiye&#8217;de marka haline geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaharova, Avrupa Konseyi’ni eleştirdi: ‘Batı, Rusya düşmanlığı ve çifte standartların kalesi haline geldi’</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zaharova-avrupa-konseyini-elestirdi-bati-rusya-dusmanligi-ve-cifte-standartlarin-kalesi-haline-geldi-548258</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 16:09:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[çifte]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[konseyini]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[standartların]]></category>
		<category><![CDATA[zaharova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Avrupa Konseyi'yle Kiev rejimi arasında önceki gün imzalanan ve Ukrayna’ya karşı sözde ‘suçlar ve saldırganlık’ konusunda özel bir mahkeme kurulmasını öngören anlaşmaya dair haberleri hayal ürünü olarak nitelendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaharova-avrupa-konseyini-elestirdi-bati-rusya-dusmanligi-ve-cifte-standartlarin-kalesi-haline-geldi-548258">Zaharova, Avrupa Konseyi’ni eleştirdi: ‘Batı, Rusya düşmanlığı ve çifte standartların kalesi haline geldi’</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Basın toplantısında konuşan Zaharova, Avrupa Konseyi’nin Rusya’ya karşı sözde hukuki mekanizmaların oluşturulmasını ilk savunan kurumlardan biri olduğunu hatırlattı. </p>
</div>
<div>
<p>Parlamenterler Meclisi’nin bu sözde mahkemeyi kurma çağrısında bulunan ilk organ olduğunu vurgulayan Zaharova, bu yapının<strong> ‘uzun zamandır Batı’nın Rusya düşmanlığı ve çifte standartlarının kalesine dönüştüğünü’</strong> ve şimdi bu<strong> ‘yargı tiyatrosunun’</strong> Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından da desteklendiğini söyledi.  </p>
</div>
<div>
<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca bunun Avrupa Konseyi tarihindeki utanç verici sayfalardan biri olduğunu ve bu tür sayfalardan çok sayıda bulunduğunu belirtti. </p>
</div>
<div>
<p>Strasbourg merkezli kuruluşun insan hakları konusunda hiçbir fikri olmadığını savunan <strong>Zaharova</strong>, Avrupa Konseyi&#8217;nin Ukrayna’daki Rusça konuşanların haklarıyla hiçbir zaman ilgilenmediğini hatırlattı.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaharova-avrupa-konseyini-elestirdi-bati-rusya-dusmanligi-ve-cifte-standartlarin-kalesi-haline-geldi-548258">Zaharova, Avrupa Konseyi’ni eleştirdi: ‘Batı, Rusya düşmanlığı ve çifte standartların kalesi haline geldi’</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor eğitimi özel gereksinimli çocuklar için yaşam rutini haline gelmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/spor-egitimi-ozel-gereksinimli-cocuklar-icin-yasam-rutini-haline-gelmeli-444721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinimli]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[rutini]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel gereksinimli çocukların, çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleriyle akranlarından belli düzeylerde farklılıklar gösterdiğini belirten uzmanlar, erken çocukluk döneminde başlanan spor eğitiminin çocuğun zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal gelişimlerinde en önemli anahtar rolünü üstlendiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-egitimi-ozel-gereksinimli-cocuklar-icin-yasam-rutini-haline-gelmeli-444721">Spor eğitimi özel gereksinimli çocuklar için yaşam rutini haline gelmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel gereksinimli çocukların, çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleriyle akranlarından belli düzeylerde farklılıklar gösterdiğini belirten uzmanlar, erken çocukluk döneminde başlanan spor eğitiminin çocuğun zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal gelişimlerinde en önemli anahtar rolünü üstlendiğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Spor eğitiminin çocuğun akran iletişimi, özgüven kazanması, problem çözme, karar verebilme ve hızlı düşünme yeteneklerinin güçlenmesi, sinir sistemlerinin gelişmesi, alan farkındalığı kazanması gibi birçok gelişimi beraberinde getirdiğini kaydeden Spor Eğitmeni Mustafa Kurt,</strong> “<strong>Spor eğitimi çocuklar için en gerekli ve en eğlenceli günlük yaşam rutini haline gelmeli.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, özel gereksinimli çocuklara yönelik spor eğitimi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erken çocukluk döneminde spor eğitimi çok önemli</strong></p>
<p>Özel gereksinimli çocukların, çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleriyle akranlarından belli düzeylerde farklılıklar gösterdiğini belirten Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Erken çocukluk döneminde başlanan spor eğitimi çocuğun zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal gelişimlerindeki en önemli anahtar rolünü üstleniyor.” dedi.</p>
<p><strong>Spor özgüven kazanmasını sağlıyor</strong></p>
<p>Spor eğitiminin özel gereksinimli çocuklarda vücut farkındalığı oluşturarak kuvvetlerini doğru bir şekilde kullanmayı, denge gelişimini güçlendirmeyi, büyük ve küçük kas gruplarını eş zamanlı harekete geçirmeyi sağladığını anlatan Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Sadece fiziksel özelliklerin gelişimi ile sınırlı kalmayan spor eğitimi, aynı zamanda çocuğun akran iletişimi, özgüven kazanması, problem çözme, karar verebilme ve hızlı düşünme yeteneklerinin güçlenmesi, sinir sistemlerinin gelişmesi, alan farkındalığı kazanması gibi birçok gelişimi beraberinde getirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Takım sporları sosyal anlamda birçok sorunu geride bırakıyor</strong></p>
<p>Bisiklete binme, paten, kayak, yüzme ve masa tenisi gibi bireysel spor dallarında başarı gösteren çocukların hem kendilerine hobi edinirken hem de başarılı bir sporcu olma adımlarını attığını dile getiren Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Voleybol, futbol ve basketbol gibi takım sporları ile ilgilenen özel gereksinimli çocuklar sosyal anlamda birçok sorunu geride bırakıyor. Spor eğitimi çocuklar için en gerekli ve en eğlenceli günlük yaşam rutini haline gelmeli.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-egitimi-ozel-gereksinimli-cocuklar-icin-yasam-rutini-haline-gelmeli-444721">Spor eğitimi özel gereksinimli çocuklar için yaşam rutini haline gelmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Feb 2024 21:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[gelebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[isteksizlikle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ertelemenin temel sebeplerinden birinin zaman yönetimi ve önceliklendirme problemleri olduğunu dile getiren uzmanlar, motivasyon eksikliğini önlemenin en önemli adımlarından birinin de motivasyondaki eksik parçayı bulmak olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222">Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ertelemenin temel sebeplerinden birinin zaman yönetimi ve önceliklendirme problemleri olduğunu dile getiren uzmanlar, motivasyon eksikliğini önlemenin en önemli adımlarından birinin de motivasyondaki eksik parçayı bulmak olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Erteleme döngüsüne de dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “İsteksizlikle başlayan ertelemelerde bir şey yapmak istemiyor olmak, zor gelmesi bizde isteksizlik yaratıyor. Bu isteksizlik bir şey yapmamaya sebep oluyor. Yapmadıkça mutsuz oluyoruz. Mutsuzluk o isteksizliğimizi artırıyor, isteksizlik eylemsizliğimizi artıyor ve döngü oluşuyor.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, erteleme hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Ertelemenin sebeplerinden biri zaman yönetimi ile ilgili probleminin olması”</strong></p>
<p>Erteleme hastalığının; kişinin yetiştirmesi gereken işleri ötelemesi, yapmaktan kaçınması ya da sürekli olarak ertelemesi olarak tanımlandığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyondaki eksik parçayı bulmak ertelemeyi önlemenin en önemli yollarından biridir. Ertelemenin sebeplerinden biri de zaman yönetimi ve önceliklendirme ile ilgili probleminin olması. Zaman yönetimini daha iyi yapmak, iyi bir iş planı yapmak, programımızı önceliklerimize göre planlıyor olmak. En acil olanları en başta yapmak, daha sonrasında olsa da olur, olmasa da olur dediğimiz şeyleri yapmak.” dedi.</p>
<p><strong>“Kendimize güvenle ilgili bir sorun yoksa zorunlulukla ya da gerekliliklerle ilgili sorun vardır”</strong></p>
<p>Neurofeedback ve<strong> </strong>biofeedback programlarıyla dikkat üzerine çalışıldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyon düşüklüğünde motivasyonu düşüren şeyin ne olduğunu bulmak iyi gelir. Kendimize güvenle ilgili bir sorun yoksa zorunlulukla ya da gerekliliklerle ilgili sorun vardır. Bunu buluyor olmak ve bunun üzerine çalışıyor olmak önemli.” diye konuştu.    </p>
<p><strong>Motivasyonu kıran şey ne?</strong></p>
<p>Ertelemenin altındaki nedenin bulmasının önemine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyonu kıran şeyi bulmak önemli. Vasat şeyleri yapmakla başlamayı öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>Erteleme döngüsüne de dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Özellikle şöyle bir döngü oluyor; isteksizlikle başlayan ertelemelerde bir şey yapmak istemiyor olmak, zor gelmesi, hazır olmadığımızı düşünüyor olmak bizde isteksizlik yaratıyor. Bu isteksizlik eylemsizliğe sebep oluyor. Bir şey yapmamaya sebep oluyor. Yapmadıkça mutsuz oluyoruz. Mutsuzluk o isteksizliğimizi artırıyor, isteksizlik eylemsizliğimizi artıyor ve döngü oluşuyor. </p>
<p><strong>“Önerebileceğim şey eylemle başlamanız”</strong></p>
<p>Bizim duygularımızı değiştirme şansımız yok. Ben şimdi çok istekli olacağım veya çok mutlu olacağım dediğimizde bunu yapamıyoruz. Ama ‘Ben istemesem de mutlu olmayacağımı düşünsem de bir şey yapabilirim’ demek, yapabilmek bu kontrol edebileceğimiz bir şey. Biz duygularımızı kontrol edemeyiz ama davranışlarımızı kontrol edebiliriz. O yüzden önerebileceğim şey eylemle başlamanız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222">Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Budak, &#8220;Ege Üniversitesi olarak kaliteyi kurum kültürü haline getirdik&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-budak-ege-universitesi-olarak-kaliteyi-kurum-kulturu-haline-getirdik-441169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[budak]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[getirdik]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteyi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beş Yıllık Kurumsal Tam Akreditasyon belgesini alan ilk devlet üniversitesi olan Ege Üniversitesi (EÜ) ev sahipliğinde “Yükseköğretimde Kalite Güvence Sistemi” konulu konferansı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-budak-ege-universitesi-olarak-kaliteyi-kurum-kulturu-haline-getirdik-441169">Prof. Dr. Budak, &#8220;Ege Üniversitesi olarak kaliteyi kurum kültürü haline getirdik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beş Yıllık Kurumsal Tam Akreditasyon belgesini alan ilk devlet üniversitesi olan Ege Üniversitesi (EÜ) ev sahipliğinde “Yükseköğretimde Kalite Güvence Sistemi” konulu konferansı gerçekleştirildi. EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bedriye<b> </b>Tunçsiper, Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Berktaş, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Kale, EÜ üst yönetimi, EÜ senato üyeleri ve akademisyenler katıldı.</p>
<p>         Toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Budak, “5 Yıllık Kurumsal Tam Akreditasyon belgesini alan ilk devlet üniversitesi olarak kalite yolculuğundaki deneyimlerimizi ve örnek alınan uygulamalarımızı  üniversitelerimizle YÖKAK nezdinde paylaşmak bizim için çok kıymetli. 21. yüzyılda küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimine paralel olarak eğitim alanında ciddi dönüşümler meydana gelmiştir. Tüm bu gelişmeler ışığında yükseköğretimin değişen yapısı içerisinde yaşanan rekabet,   yükseköğretim kurumlarında kalitenin sorgulanmasını, belirli kalite güvence sistemlerinin gelişmesini de kaçınılmaz kılmıştır. Bizler de Ege Üniversitesi olarak küresel rekabetin gerisinde kalmamak adına kalite kavramını bir kurum kültürü haline getirmek ve eğitim programlarımızı akredite etmek için kendimize hedefler belirledik ve bu hedefler doğrultusunda yoğun bir mesai harcadık” dedi.</p>
<p><b>“Akredite program sayımızı 53’e çıkardık”</b></p>
<p>Ege Üniversitesinde akredite program sayısını artırdıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Budak, “Kalite politikaları ekseninde yürüttüğümüz disiplinli çalışmalar neticesinde büyük bir başarı ivmesi kaydedilerek 2017 yılında 11 olan akredite program sayımızı, bugün itibariyle 53’e çıkardık.  Gösterdiğimiz üstün gayret ve takip ettiğimiz güçlü stratejilerin ardından; Kurumsal Akreditasyon Programı’na dâhil edilen üniversitemizde, adeta tam bir seferberlik başlattık ve tüm değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak, Kurumsal Tam Akreditasyon alan ülkemizdeki ilk devlet üniversitesi olarak tarihi bir başarıya imza attık.  Mevcut birimlerimizin altyapılarını ulusal ve uluslararası kalite standartlara uygun olarak güncelleyerek üniversitemizdeki bilim iklimini  güçlendirdik. Üniversitemizin geniş yelpazede sunduğu çalışma alanı, 60 binden fazla öğrenci sayısına rağmen öğretim elemanlarımızdaki araştırma üniversitesi olma inancıyla butik teknik üniversiteler arasından sıyrılarak 2021 yılında araştırma üniversitesi olarak ilan edildik” diye konuştu.</p>
<p>Ege Üniversitesinde yapılan öğrenci odaklı uygulamalara da değinen Rektör Prof. Dr. Budak, “Öğrenci odaklı üniversite vizyonumuz doğrultusunda Öğrenci Dekanlığı ve Öğrenci Senatosu, Ege Plus, Araştırma Odaklı Öğrenci Merkezi gibi 90’dan fazla öğrencilerimizi merkeze alan uygulamamız ile öğrencilerin aktif katılım sağladığı şeffaf ve dinamik yönetim anlayışımızı daha da güçlendirdik. Ege Üniversitesi olarak 65 bin öğrenci, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ait 600’e yakın firmanın katılımı ile Avrupa’nın en büyük gençlik kariyer fuarını gerçekleştirdik. 2022 yılında öğrenci odaklı yönetim anlayışımız doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde ‘Öğrencilerin Kariyer Gelişimini En Etkin Şekilde Destekleyen Üniversite Ödülünü’ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldık.  Bu başarı bir tesadüf değil çalışmanın, üretmenin ve kurum kültürü haline getirdiğimiz kalite kavramını tüm faaliyetlerimizde temel prensip olarak benimsememizin nihai sonucuydu. Başarıları elde etmek kadar sürdürülebilir kılmakta ciddi önem arz etmektedir. Bu bilinçten yola çıkarak Ege Üniversitesi olarak bugün de kalite konusunda çalışmalarımızı ilk günkü titizlikle sürdürmeye, sistemlerimizi günün gerekli kıldığı koşullara göre revize etmeye devam ediyoruz.  Bu kapsamda  küresel rekabette üniversitemize güç katacak kalite ve çevre yönetim sistemleri arasında yer alan ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi belgelerini Üniversitemize kazandırdık. Tüm bu başarı hikâyesini yazan Ege Üniversitesi ailesinin tüm akademik ve idari çalışanları ile öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Üniversitemizin akademik değişim-dönüşüm yolculuğunda, her daim desteğini hissettiğimiz başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a, teşrifleriyle bizleri onurlandıran YÖKAK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Kocabıçak’a katkı ve desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.  </p>
<p><b>“Akreditasyon yüksek düzeyde bir eğitimi garanti eder”</b></p>
<p>         Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak, “Yükseköğretimde Kalite Güvence Sistemleri ve Akreditasyonların Önemi” başlıklı sunumunda “Yükseköğretim Kalite Kurulunun Faaliyet Alanları”, “Yükseköğretimde Kurumsal Akreditasyon”, “YÖKAK- Kurumsal Dış Değerlendirme Türleri”, “YÖKAK Ölçütleri” gibi konular hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Kurumsal Akreditasyon Programı yükseköğretim kurumlarındaki kalite güvencesi, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve yönetim sistemi süreçlerinin ‘planlama, uygulama, kontrol etme ve önlem alma’ (PUKÖ) döngüsü kapsamında değerlendirilmesini sağlayan bir dış değerlendirme yöntemidir” dedi.</p>
<p>Akreditasyonun faydalarına değinen Prof. Dr. Kocabıçak, “Akreditasyon yüksek düzeyde bir eğitimi garanti eder. Bu, öğrencilerin nitelikli öğretim üyeleri tarafından yönlendirilen ve etkili bir müfredata dahil edilen üst düzey eğitim almalarını sağlar. Akredite kurumlardan mezun olanlar, küresel tanınırlığa sahiptirler. Bu, kredi aktarmayı veya uluslararası alanda daha ileri çalışmalara devam etmeyi kolaylaştırır. Akreditasyon ve kalite iyileştirme arayışındaki kurumlar, sürekli iyileştirme ve hesap verebilirlik taahhüdünde bulunurlar. Düzenli öz değerlendirme ve dış değerlendirmeler, kurumun gelişen akademik taleplerle uyumlu olmasını sağlar. Bu taahhüt, ilerici ve ilgili bir eğitim deneyimi sağlayarak öğrencilere fayda sağlar. Akreditasyon, mezunları yükseltir. Akredite kurumlardan alınan dereceler iş piyasasında katma değer taşır. İşverenler, bu kurumların desteklediği ve mezunlara rekabet avantajı sağlayan katı standartları kabul etmektedir. Aynı zamanda öğrencilerin veya araştırmacıların güvenilirliğini de güçlendirerek daha fazla tanınma ve işbirliği fırsatları sağlar. 12. Kalkınma Planı Yükseköğretim Hedefleri kapsamında da yükseköğretim sisteminde kalite kültürünün yaygınlaşmasına ve güçlendirilmesine vurgu yapılmıştır” dedi</p>
<p>Yükseköğretim kurumlarında kalite akreditasyon çalışmalarının yürütülmesinde ve sürdürülebilirliğin sağlanmasında üst yönetimlerin desteğinin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocabıçak, “Tüm personelin görev, yetki ve sorumluluklarının iyi tanımlanması, insan gücü yapılanması açısından çok önemlidir. Kalite sistemini sürdürülebilir hale dönüştürmek kolay olmayan bir süreçtir. Özellikle akademisyenlerin kaliteyi iyileştirme çabasına katılmaları, bunu zorunlu olduğu için değil, doğru buldukları, daha iyi bir kurum olmanın yolu olduğu için yapmaları, böyle yaptıklarında eğitim-öğretim, araştırma, topluma katkı  etkinliklerinin daha etkin, verimli, üretken olduğunu görmelerinin sağlanması önemlidir” dedi.</p>
<p>Toplantı sonunda Prof. Dr. Kocabıçak tarafından Manisa Celal Bayar Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi mensuplarına “Kurumsal Akreditasyon Belgeleri”  verildi</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-budak-ege-universitesi-olarak-kaliteyi-kurum-kulturu-haline-getirdik-441169">Prof. Dr. Budak, &#8220;Ege Üniversitesi olarak kaliteyi kurum kültürü haline getirdik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Böcek alt yapıda kangren haline gelen sorunlara neşter vurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-alt-yapida-kangren-haline-gelen-sorunlara-nester-vurdu-436785</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 09:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alt]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[böcek]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kangren]]></category>
		<category><![CDATA[neşter]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[vurdu]]></category>
		<category><![CDATA[yapıda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Planlı, kurallı, kimlikli bir kent hedefiyle çalışmalarını sürdüren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kentin alt yapısını da ihmal etmedi. ASAT Genel Müdürlüğü, geçmiş yıllardan bu yana alt yapıda yaşanan eksikleri gidermek için Nisan 2019’dan bugüne güncel yatırım tutarı ile 10 milyar 525 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-alt-yapida-kangren-haline-gelen-sorunlara-nester-vurdu-436785">Başkan Böcek alt yapıda kangren haline gelen sorunlara neşter vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>ASAT Genel Müdürlüğü kentin alt yapısına </span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span>10 milyar 525 milyon TL’lik yatırım yaptı</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Planlı, kurallı, kimlikli bir kent hedefiyle çalışmalarını sürdüren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kentin alt yapısını da ihmal etmedi. ASAT Genel Müdürlüğü, geçmiş yıllardan bu yana alt yapıda yaşanan eksikleri gidermek için Nisan 2019’dan bugüne güncel yatırım tutarı ile 10 milyar 525 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Göreve geldiği günden bu yana çevre ve doğa dostu çalışmalarıyla dikkat çeken ve bu başarısını yerel, ulusal ve uluslararası alanda aldığı 19 çevre ödülüyle taçlandıran Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya’nın doğası ve çevresi için alt yapıya büyük yatırım yaptı. Vatandaşın temiz ve sağlıklı suya kavuşabilmesi için önemli çalışmalara imza atan Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, kent merkezi ve 14 ilçede kanalizasyon ve yağmur suyu ile arıtma yatırımları gerçekleştirdi. Alt yapıya Nisan 2019’dan bugüne güncel yatırım tutarı ile 10 milyar 525 milyon TL’lik yatırım yapıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>VATANDAŞIN İÇME SUYU HASRETİ SONA ERDİ</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Eskiyen ve sürekli arıza çıkaran, 50 yıllık içme suyu hatlarının yenilenmesine öncelik veren ASAT, güncel yatırım tutarı 4 milyar 412 milyon 693 bin 548 TL olan 3 bin 99 kilometre içme suyu yatırımı gerçekleştirdi. Yenileme çalışmalarında, eski borular dünya standartlarında 110&#8217;luk polietilen borularla değiştirildi. Bu sayede içme suyu hattı hem daha dayanıklı hale geldi, hem de su kayıpları minimuma indirildi. Gazipaşa’dan Kaş’a birçok yayla ve yerleşim yeri ASAT’ın çalışmalarıyla ilk kez içme suyuna kavuştu. Mahallelerin yıllardır süren su sorununu çözen ASAT, vatandaşın su hasretine de son verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>19 İLÇEDE KAPSAMLI İÇME SUYU ÇALIŞMASI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ASAT Genel Müdürlüğü tarafından kent merkezindeki Kepez ilçesinde 54, Muratpaşa ilçesinde 47 mahallede kapsamlı bir içme suyu çalışması yapıldı. Her iki ilçenin de 50 yıllık ihtiyacını karşılayacak şekilde planlanan proje kapsamında asbestli borular değiştirilerek yerlerine daha sağlıklı içme suyu boruları döşeniyor. Antalya’da bu kapsamlı çalışma sayesinde kayıp ve kaçakları önlemeye yönelik altyapının uzaktan takip sistemi de iyileştiriliyor. 500 milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilen SCADA Sistemi kapsamında parsel girişlerine su kayıp ve kaçaklarının önlenmesine yönelik olarak ana sayaçlar takılarak ASAT’ın “akıllı içme suyu yönetimi” SCADA sistemine dahil ediliyor. ASAT tüm bu çalışmaların yanı sıra Serik, Belek, Kemer ve Elmalı içme suyu üretim tesislerinin yenilemesini gerçekleştirdi. Yine 550 milyon TL’lik bir yatırımla Alanya ve Manavgat içme suyu üretim tesislerinin ise revizyonu başladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KANGREN HALİNE GELEN SORUNLARA NEŞTER VURULDU</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Nisan 2019’dan bu yana kanalizasyon ve yağmursuyu yatırımlarına da yoğun şekilde devam eden ASAT Genel Müdürlüğü, güncel yatırım tutarı 2 milyar 277 milyon 472 bin TL olan yatırımla 475 kilometre kanalizasyon, 62 kilometre yağmur suyu çalışması gerçekleştirdi. İlçelerin kangren haline gelen sorunlarına neşter vuran ASAT, Finike’de 7 mahalleyi kapsayan 25.6 kilometre uzunluğundaki kanalizasyon çalışması ile ilçenin kanayan yarasına çare oldu. Pandemi döneminde Aksu’nun tarihi kanalizasyon sorunu çözüldü. Kepez ilçesinde de kanalizasyon sorunu büyük oranda çözülürken Döşemealtı ilçesinin farklı noktalarında da 31 kilometre uzunluğunda kanalizasyon hattı inşaatı yapıldı. 300 milyon TL’lik yatırımla Döşemealtı’na kazandırılacak 90 km’lik kanalizasyon hattı çalışmaları ise sürüyor. Gazipaşa, Serik, Demre, Korkuteli ve Elmalı’da da kanalizasyon çalışmaları devam ediyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>FOSEPTİK SORUNU ORTADAN KALKIYOR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, 40 km&#8217;lik ve yaklaşık 100 milyon TL yatırım bedelli kanalizasyon projesi ile Alanya Demirtaş&#8217;ın yıllardır kangren haline gelen foseptik sorunu ortadan kaldırıyor. ASAT tarafından ihalesi yapılan &#8220;Kemer İlçesi Muhtelif Mahalleleri İçme Suyu ve Kanalizasyon Yapım İşi&#8221; çerçevesinde Kemer’de yaklaşık 20 kilometre kanalizasyon imalatı gerçekleştirildi. Yapı ve nüfus yoğunluğundaki artışa paralel olarak artan ihtiyaçları da belirleyerek çalışmalarına yön veren ASAT, Antalya’nın imara yeni açılan bölgelerinden Aksu ilçesi Altıntaş bölgesine 120 km’lik kanalizasyon hattı kazandırmak için de çalışma başlattı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ARITMALAR YENİLENDİ</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Antalya’nın geleceği için arıtma yatırımlarını da ihmal etmeyen Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü arıtmalar için güncel yatırım tutarı 2 milyar 18 milyon 840 bin TL’lik çalışma gerçekleştirdi. Arıtma tesislerinin tamamını revize eden ASAT Genel Müdürlüğü Antalya’nın denizine ve doğasına sahip çıktı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>59 MİLYON 850 BİN EUROLU’LUK DEV ANLAŞMA</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bununla da yetinmeyen ASAT, kentin geleceği için hayati öneme sahip “Hurma Arıtma Çamuru Yakma ve Enerji Geri Kazanım Tesisi” için de düğmeye bastı. Antalya’nın 2070 yılı projeksiyonlarına göre şekillendirilen proje ile ASAT Genel Müdürlüğü’ne ait 29 arıtma tesisinden çıkan çamurlar yakılarak enerjiye dönüştürülecek. Söz konusu proje için ASAT ile Fransız Kalkınma Ajansı arasında 59 milyon 850 bin Euro bütçeli, hazine garantisiz kredi tesisi anlaşması gerçekleştirildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ANTALYA’NIN DENİZİ VE ÇEVRESİ TEMİZ KALACAK</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Nisan 2019’da göreve geldiklerinde bir tarım ve turizm kenti olan Antalya’da içme suyu ve kanalizasyon başta olmak üzere alt yapı ile ilgili ciddi eksikler olduğuna dikkat çeken Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, görev süresi boyunca bu eksiklerin giderilmesi noktasında ASAT Genel Müdürlüğü’nün ciddi bir çalışma gerçekleştirdiğini söyledi. Antalya’nın geleceği için arıtma tesislerine büyük önem verdiklerini ifade eden Başkan Böcek, “Hurma Atık Su Arıtma Tesisi&#8217;ne kazandıracağımız çamur yakma ve enerji geri kazanma tesisi ile Antalya&#8217;da oluşan yılda 180 bin ton arıtma çamuru yakılarak bertaraf edilecek. Tesisin devreye alınması sonucunda modern bir emisyon sistemiyle birlikte termal enerji ve elektrik enerjisi elde edilecek. Fransız Kalkınma Ajansı’ndan aldığımız krediyle Lara Atık Su Arıtma Tesisi&#8217;nin kapasitesinin artırılması da amaçlanıyor. Projelerin tamamlanmasıyla birlikte ülkemizin ve Avrupa Birliği&#8217;nin çevre kanun ve mevzuatlarına uygun olarak tesislere sahip olacağız. Kredinin konusu olan projeler sıfır atık, enerji verimliliği, iklim değişikliği, küresel ısınma ve Paris Antlaşması hususuna uygundur. Bu sayede Antalya’mızın denizinin, çevresinin ve doğasının temiz kalmasını sağlayacağız&#8221; diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-alt-yapida-kangren-haline-gelen-sorunlara-nester-vurdu-436785">Başkan Böcek alt yapıda kangren haline gelen sorunlara neşter vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın desteğiyle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, kısa süre içerisinde şehrin en uğrak noktalarından biri haline geldi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kultur-ve-turizm-bakanliginin-destegiyle-konya-buyuksehir-belediyesi-tarafindan-sehre-kazandirilan-catalhoyuk-tanitim-ve-karsilama-merkezi-kisa-sure-icerisinde-sehrin-en-ugrak-noktalarindan-biri-halin-427984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 11:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığının]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çatalhöyük]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[içerisinde]]></category>
		<category><![CDATA[karşılama]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırılan]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[noktalarından]]></category>
		<category><![CDATA[şehre]]></category>
		<category><![CDATA[şehrin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[uğrak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, kısa süre içerisinde şehrin en uğrak noktalarından biri haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kultur-ve-turizm-bakanliginin-destegiyle-konya-buyuksehir-belediyesi-tarafindan-sehre-kazandirilan-catalhoyuk-tanitim-ve-karsilama-merkezi-kisa-sure-icerisinde-sehrin-en-ugrak-noktalarindan-biri-halin-427984">Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın desteğiyle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, kısa süre içerisinde şehrin en uğrak noktalarından biri haline geldi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>ÇATALHÖYÜK TANITIM VE KARŞILAMA MERKEZİ, KONYA’NIN EN UĞRAK NOKTALARINDAN BİRİ OLDU</b></p>
<p> </p>
<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Türkiye&#8217;nin en büyük ahşap konstrüksiyonlu kamu binası olan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, açıldığı ilk günden itibaren ziyaretçi akınına uğruyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, merkezin açıldığı iki haftalık süre içerisinde 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, geçmişe yolculuk ederek tarihle iç içe olmak isteyen herkesi Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’ni görmeye davet etti. Merkezi ziyaret eden misafirler de binlerce yıl öncesine yolculuk yapmaktan büyük keyif aldıklarını belirterek, tesisi Konya’ya kazandıran Başkan Altay’a teşekkür etti.</strong></p>
<hr/>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, kısa süre içerisinde şehrin en uğrak noktalarından biri haline geldi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Çatalhöyük’ün, en güzel şekilde tanıtılması ve sonraki nesillere aktarılması için Türkiye’nin en büyük tanıtım ve karşılama merkezlerinden birini inşa ettiklerini söyledi.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY HERKESİ ÇATALHÖYÜK TANITIM VE KARŞILAMA MERKEZİ’Nİ GÖRMEYE DAVET ETTİ</strong></p>
<p>Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nin açılışını, geçtiğimiz Kasım ayında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katıldığı törenle yaptıklarını anımsatan Başkan Altay, merkezin açıldığı iki haftalık süreç içerisinde 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, “Açıldığı ilk günden itibaren şehrimizin en uğrak noktalarından biri haline gelen bu tarihi merkez, ziyaretçileri yaklaşık 10 bin yıl öncesine götürerek unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Ziyaretçiler, Çatalhöyük&#8217;ün eski yerleşim düzenini, günlük yaşantısını ve o döneme ait arkeolojik buluntuları keşfetme fırsatı buluyor. Şehrimizin kültürel mirasına değer katacak merkezin yapımına destek veren Kültür ve Turizm Bakanımız ile projeye mali destekte bulunan Mevlana Kalkınma Ajansımıza şükranlarımı sunuyorum. Geçmişe yolculuk ederek tarihle iç içe olmak isteyen yerli ve yabancı tüm misafirlerimizi Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezimizi görmeye davet ediyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>BİNLERCE YIL ÖNCESİNE YOLCULUK EDEN ZİYARETÇİLER BAŞKAN ALTAY’A TEŞKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’ni ziyarete gelen Tuğrul Yılmaz isimli vatandaş, merkezin örnek bir yapı olduğuna dikkati çekerek, “Buradaki girişten itibaren karşılamadan tutun sergi alanları, kemiklerin bir araya getirilmesi, benim gözümde olağanüstü bir şeydi. Büyükşehir Belediyemiz bu konuda olağanüstü bir çaba sarf etmiş. Bundan dolayı Başkanımıza müteşekkiriz” diye konuştu.</p>
<p>Üniversite öğrencisi Gülçin Çolakoğlu, “Çatalhöyük, başlı başına gezilip görülmesi gereken bir yer. Bunun teknolojik olarak insanlara çok daha güzel iletildiğini düşünüyorum. Teknoloji gayet iyi kullanılmış, bu açıdan çok yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde bir emek gösterilmiş olmasından dolayı emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İsmail Murat İmrahur isimli vatandaş da, tesisi çok beğendiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:<br />“Ailece hafta sonu aktivitesi olarak buraya gelmeyi düşündük. Son teknolojiyle müzeyi hazırlamışlar. Merak ettiğiniz her şeyi görebiliyorsunuz. İçerideki atmosfer, o zamanları bize yaşattı. Sanki o dönemdeymişiz gibi bir hisse kapıldık. Çocuklarım ve eşim de etkilendi. Çok başarılı bir çalışma olmuş, çok beğendik.”</p>
<p>Talha Bilgi isimli vatandaş ise merkezin girişinden tüm alanlarına kadar çok güzel bir yapı olduğunu ifade ederek, “Güzel, ciddi bir emek var, çok beğendik. Emeği geçenlere çok teşekkür ederiz. Takdire şayan bir yapı olmuş. Özellikle bölüm bölüm ayrılması, her bölümdeki görseller çok güzel olmuş” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK AHŞAP KONSTRÜKSİYONLU KAMU BİNASI</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en büyük ahşap konstrüksiyonlu kamu binası olan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, toplam 26 bin 500 metrekarelik alan üzerinde yer alırken 4 bin 500 metrekare de kapalı alana sahip. 7 farklı bölümden oluşan ve müze niteliği de taşıyan merkez içerisinde; çalışma ofisleri, hediyelik eşya satış alanı, çok amaçlı salonu, seyir kulesi, kafeterya alanları, 151 araç kapasiteli otopark alanı da bulunuyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kultur-ve-turizm-bakanliginin-destegiyle-konya-buyuksehir-belediyesi-tarafindan-sehre-kazandirilan-catalhoyuk-tanitim-ve-karsilama-merkezi-kisa-sure-icerisinde-sehrin-en-ugrak-noktalarindan-biri-halin-427984">Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın desteğiyle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi, kısa süre içerisinde şehrin en uğrak noktalarından biri haline geldi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 11:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[göçler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[mahallerinde]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumunun]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426374</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı:</strong></p>
<p><strong>Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu. Diğer taraftan araştırma, göçmenlerin toplumsal katılımının niteliğini ve seviyesini olumsuz yönde etkileyen en önemli olgunun ise ‘ayrımcılık’ olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasında göçmenlerin istihdama yoğun olarak katıldıklarını ancak çoğunlukla kayıtdışı çalıştıklarını da ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong>Araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, eğer yasal olarak ikamet ediyorlarsa sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Araştırma, benzer sosyo-ekonomik yapıdaki yerli ve göçmenlerin bir arada yaşadığı mahallelerde yapıldı. Araştırma; göçmenlerle benzer sosyoekonomik özellikleri paylaşan yerlilerin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p><em><strong>Araştırma; Türkiye&#8217;nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu ve toplamda muhtemelen altı milyona yakın mülteci ve göçmenin yaşadığı bilgisi ile başlıyor.</strong></em></p>
<p>Türkiye’de yaşayan göçmen ve mültecilerin toplumsal katılımının detaylı fotoğrafını çeken “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı. Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk araştırma olarak toplumsal katılıma ilişkin dikkat çeken bulgulara dikkat çekiliyor.</p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico ile araştırma ekibini oluşturan Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın katılımıyla 29 Kasım 2023 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında açıklanan araştırma; mülteci ve göçmen topluluklarının içinde bulundukları tüm olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p>Nicel ve nitel saha verisinden oluşan araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, yasal olarak ikamet ediyorlarsa, hukuki statülerinin türüne bağlı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Yerli katılımcılarda Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğinin göçmenlere göre daha düşük olduğunu ortaya koyan araştırma; toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler olmadıklarını, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, göçmenler, mülteciler ve Türkiyelilerin çalışma ve gündelik yaşama katılımlarına dair kapsamlı veriler sunuyor.</p>
<p><strong>Araştırma nicel ve nitelden oluşan karma yöntemle gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Türkiye’de göçmenlerin sosyal uyumu, entegrasyonu veya toplumsal katılımı hakkında bütüncül bir veri oluşturma amacıyla gerçekleştirilen ve tam adıyla “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın akademik liderliğinde nicel ve nitelden oluşan karma araştırma yöntemi kullanılarak yapıldı. Araştırma, 2010 yılı sonrasında Türkiye’ye gelen Suriyeli ve diğer göçmenler odağında yürütüldü. Ayrıca toplumsal katılım hem göçmen ve mültecileri hem de ev sahibi toplumu içerdiği için verilerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını da kapsaması durumunda sağlıklı bir şekilde oluşacağı anlayışıyla araştırmaya göçmenlerin yaşadıkları mahallelerdeki Türkiyeliler de dâhil edildi. Nicel araştırma, Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 16 il ile Van’da, 18-49 yaş arasında kadın ve erkek Türkiyeli, Suriyeli ve diğer göçmenlerden oluşan toplam 3.866 haneden birer kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelerle gerçekleştirildi. Nicel ve nitel araştırmanın saha çalışmaları 2022 yılı Haziran-Ekim döneminde gerçekleştirildi. Nicel araştırmaya katılan Türkiyeli katılımcılar, Türkiye nüfusunu temsilden ziyade göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerdeki örneklemle oluşturuldu. Nitel araştırma ise nicel araştırma içerisinde de yer alan İzmir, Gaziantep, Konya, Mardin ve İstanbul’dan oluşan 5 ilde gerçekleştirildi. Bu illerde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışanları, yerel yöneticiler, muhtarlar, sağlık çalışanları, öğretmenler, sendikalar ile işveren ve meslek örgütlerinin temsilcileri gibi yetkililerle toplam 72 mülakat yapıldı.</p>
<p><strong>Dünyada en yüksek sayıda mülteci Türkiye’de yaşıyor</strong></p>
<p>Araştırmada, Türkiye’nin dünyada en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda olduğu vurgulanıyor. Araştırmada derlenen verilere göre, 3,3 milyondan fazla geçici koruma statüsünde Suriyeli, başka ülkelerden 300 binden fazla mülteci ve sığınmacının yanı sıra 1,3 milyondan fazla ikamet izinli yabancı ve birkaç yüz bin kişi oldukları tahmin edilen düzensiz göçmenler Türkiye’de yaşıyor. Vatandaşlık almış 230 binden fazla Suriyeli de dâhil edildiğinde Türkiye’de 5.5-6 milyon civarında göçmen ve mülteci bulunuyor. 85 milyon civarındaki Türkiye nüfusunun tahminen yüzde 6,5-7’sini göçmenler ve mülteciler oluşturuyor. Bu veriler de Türkiye’nin bir göç ülkesi, özellikle de bir zorunlu göç ülkesi olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>10 Suriyeli göçmenden sadece 3’ü lise veya yüksekokul mezunu</strong></p>
<p>Nicel araştırmada katılımcılara; işgücüne katılımları ve ekonomik durumları, eğitimleri, sosyal hayata katılımları, temel ihtiyaçlara erişimleri ve gündelik hayatta bağımsız olarak hareket edebilme imkânlarına ilişkin durumlarını ortaya koyacak sorular soruldu. Ankete katılan 3.866 kişinin yüzde 49,6’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak doğmuş, yüzde 36,9’u Suriye vatandaşı, yüzde 13,1’i son 13 yıl içinde diğer ülkelerden gelen göçmenler ve yüzde 0,4’ü ise sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı edinenlerden oluşuyor. Araştırma, aynı mahallede yaşayan göçmen nüfusla yerli nüfus arasında eğitim düzeyi açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin yüzde 75,3’ü liseden az eğitime sahip, yerli nüfusta bu oran yüzde 36 civarında. Araştırmaya göre, Suriyeli göçmenlerin yüzde 8’i, diğer göçmenlerin yüzde 5,5’i yükseköğrenim mezunu ya da yükseköğrenimine devam ederken yerli nüfusta bu oran yüzde 25,8’e yükselmektedir. Başka bir ifadeyle yerli nüfusta 10 katılımcıdan en az 6’sı, Suriyeli 10 katılımcıdan ise 2’si lise ve üzerindeki öğrenim kurumundan mezun. Bununla birlikte, katılımcıların hanelerinde yaşayan çocukların okullaşma düzeyi kayda değer. Katılımcılardan hanelerinde yaşayan bireylerle ilgili bilgi de toplanan nicel araştırma bulgularına göre Suriyeliler, yüzde 38,4 ile eğitimine devam eden hanehalkı üyesi oranı en yüksek olan grup. Bu oran Türkiyelilerde yüzde 32,8, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,2. Devam edilen eğitim düzeyi sorgulandığında, okullaşan Suriyeli çocukların yüzde 66,3’ünün ilk veya ortaokula devam ettikleri, yüzde 29,8’inin ise lise veya üniversiteye devam ettikleri görülüyor. Yerlilerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 47,4 ve yüzde 49,2. Suriyeli katılımcıların hanehalkı üyelerinin daha yüksek bir oranının ilk ve ortaöğretimde olması, hanelerde 0-18 yaş arasındaki üye oranının daha yüksek olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Göçmen ve mülteci çocukların temel eğitime katılımı düşük</strong></p>
<p>Resmî açıklamalar Suriyeli çocukların üçte birinin okula kayıtlı olmadığını gösterirken, nitel araştırma, göçmen ve mülteci çocukların bir bölümünün neden temel eğitime katılamadıklarını, katılsalar bile tamamlayamadıklarını ortaya koydu. Araştırmada, mülteci ve göçmen çocukların eğitim sisteminde yaşadığı sorunların; bir kısmının aile dili Türkçe olmayan çocuklar için destek mekanizmalarının yetersiz olması ve öğretmenlerin yabancı öğrencilerin eğitimi konusunda yeterli eğitim almamış olmaları gibi Türk eğitim sisteminin yapısal sorunlarından kaynaklandığı belirtiliyor. Araştırma, bazı sorunların ise çocukların gündelik yaşamlarındaki koşullardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Araştırmada, erkek çocukların ailelerinin yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle erken yaşta çalışmak zorunda kalmaları ve bazı kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmelerinin okul terkine yol açan önemli sorunlar olduğu vurgulanıyor. Pandeminin çocukların okulla ilişkisinin zayıflamasına neden olduğu da belirtiliyor. Araştırmada ayrıca, artan göçmen karşıtı siyasi söylemlerden beslenen bir ortamda, okullarda Suriyeli çocuklara yönelen akran zorbalığı, kimi zaman öğretmenler ve okul idarecilerinden de kaynaklanan ayrımcılığın kaygı verici boyutlarda olduğunun altı çiziliyor. Araştırmada; eğitim sistemindeki yapısal sorunlarla mülteci ve göçmen öğrencilerin gündelik yaşamlarının kesiştiği noktalara yönelik şu noktaların altı çiziliyor: “Yoksul mahallelerde sınıfların kalabalık olması, bu nedenle okul yöneticilerinin kimi zaman Suriyelileri kaydetmek istememesi, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin Türkçeyi iyi bilmeyen öğrencilerle ilgilen(e)memesi, devamsızlık takibinin düzenli yapılmaması, çocukların okulu erken terk etmelerine yol açmaktadır. Dil sorunu, öğrencilerle öğretmenler arasında olduğu gibi, mülteci velilerle öğretmenler arasında da iletişim sorununa neden olmaktadır. Bir diğer sorun, geçici koruma kaydı başka bir ilde olan ailelerin çocuklarını bulundukları ilde okula kaydettirememeleridir.”</p>
<p><strong>Suriye’den Türkiye’ye olan göç, 2019’dan itibaren düşüşe geçiyor</strong></p>
<p>2010 yılından itibaren Türkiye’ye yönelen göç dalgalarını örneklem olarak ele alan “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Türkiye’ye gelişlerin en yoğun olduğu yılların 2014-2018 dönemi olduğunu ve 2019’dan itibaren göç hızının düştüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre, Suriyelilerin yüzde 71,6’sı 4-8 yıl, yüzde 7,1’i ise üç yıl veya daha az bir süredir Türkiye’de yaşıyor. Dokuz yıldan uzun süredir Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin oranı ise yüzde 21,2. Diğer göçmenlerin Türkiye’de yaşama sürelerinin ise ağırlıkla beş yıldan az olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Suriyeli kadınların iş hayatına katılımı düşük kalıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan Türkiyelilerin yüzde 63,9’u, Suriyeli göçmenlerin yüzde 58’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 68’i çalışıyor. Çalışma durumunun cinsiyete bağlı dağılımına bakıldığında ise Türkiyeli erkek katılımcıların yüzde 85’i, kadın katılımcıların yüzde 43,7’si çalışıyor. Suriyelilerde erkek katılımcıların yüzde 87,3’ü çalışırken, kadın katılımcıların sadece yüzde 16,7’si çalışıyor. Ankete katılan diğer göçmenlerde ise erkekler yüzde 89,5 ile oldukça yüksek bir oranda çalışma hayatının içindeyken, kadınlar ise yüzde 37,9 oranıyla yerli nüfustaki kadınların çalışma oranına daha fazla yaklaşıyor. Araştırma, Suriyeli kadınların çalışma yaşamına katılımının düşük kalmasının, Suriyeli ailelerdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olması ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin bakımının yerli nüfusun görece sahip olduğu sosyal destek mekanizmalarına göçmen kadınların sahip olmaması nedeniyle kadınların omuzlarına binmesinden kaynaklandığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk işçiliği Suriyeli göçmenlerde daha yaygın</strong></p>
<p>Kiraların görece düşük olduğu, emek yoğun sektörlerde çalışan emekçilerin yaşadığı 39 mahallede gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 86,6’sının ücretli olarak çalıştığı, yüzde 13,4’ünün ise ağırlıkla küçük esnaf veya zanaatkâr olduğu görülüyor. Araştırma, Suriyeli katılımcıların yüzde 88,8’inin, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 83,2’sinin ücretli bir şekilde çalıştığını ortaya koydu. Hane halkının işgücüne katılımıyla ilgili sorgulamada ise, Suriyeli hane halkının yüzde 27,7’si çalışırken, yerliler arasında bu oran yüzde 36,3’e, diğer göçmenlerde ise yüzde 47’ye yükseliyor. Katılımcıların hane halkı bireylerinin çalışma durumu yaş kırılımı incelendiğinde, 7-17 yaş arasındaki Suriyeli hane halkının çalışma oranı yüzde 4, diğer göçmenlerde bu oran yüzde 3, Türkiyelilerdeyse yüzde 1,7’dir. Yaş kırılımındaki istihdam verileri, çocuk işçilik olgusuna işaret etmenin yanı sıra, göçmenlerin daha genç bir işgücü oluşturduğunu da gösteriyor. STK’lar ve mahalle muhtarlarının tanıklıkları da çocuk işçiliğinin, Türkiye’ye aile bireyleriyle birlikte gelen Suriyeliler arasında diğer göçmen gruplarına göre daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Suriyeliler ve Afganlar işgücü olarak üretimin yapısal unsuru haline geldi</strong></p>
<p>Araştırma, toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler değil, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Nitel araştırma, göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına, çalışma rejimindeki bazı engellere rağmen yüksek oranda katılabilmelerini sağlayan en önemli unsurun Türkiye ekonomisindeki vasıfsız ve yarı vasıflı işgücü/ara eleman eksikliği olduğunu gösterdi. Araştırma kapsamında görüşme yapılan işveren örgütleri, işçi örgütleri ve meslek odaları temsilcileri, özellikle sanayi üretimi ve tarımda Suriyelilerin ve Afganların işgücü olarak üretimin yapısal unsurlarından biri haline geldiği bilgisini veriyor. Araştırmaya göre göçmenler istihdama yoğun olarak katılıyor ancak çoğunlukla kayıtdışı çalışıyor.</p>
<p><strong>Dört Suriyeli aileden ancak birinin evinde bulaşık makinesi bulunuyor</strong></p>
<p>Türkiyeli ve göçmen katılımcıların konutlarındaki sahip oldukları temel ev eşyalarına dair sorgulamada ankete katılan yerlilerin ve göçmenlerin neredeyse tamamı evlerinde buzdolabı olduğunu belirtiyor. Evde fırını ve ocağı olan Türkiyeli katılımcıların oranı yüzde 96 iken Suriyelilerde fırın sahipliği yüzde 71,4, diğer göçmen katılımcılarda ise yüzde 76,1 düzeyine düşüyor. Suriyeli katılımcılar arasında evinde ocak bulunanların oranı yüzde 70,3. Ev eşyalarına sahiplik açısından yerli katılımcılarla göçmenler arasındaki daha büyük farklılık ise bulaşık makinesi, klima gibi eşyalarda ortaya çıkıyor. Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 84,1’inin evinde bulaşık makinesi varken, bu oran Suriyelilerde yüzde 25,5’e, diğer göçmenlerde yüzde 39,3’e düşüyor. Aynı şekilde yerli katılımcılar içinde evinde klima olanların oranı yüzde 29,1, Suriyelilerde yüzde 4,9 ve diğer göçmenlerde yüzde 3,8. Otomobil sahipliği yerli haneler içinde yüzde 44,1, Suriyelilerde yüzde 4,3 ve diğer göçmenlerde yüzde 5,5 düzeyinde kalıyor.</p>
<p>Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 51,1’i, Suriyeli göçmenlerin yüzde 0,8’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 3’ü yaşadığı evin sahibi olduğunu belirtiyor. Araştırmada, diğer göçmenlerde ev sahipliğinin Suriyelilere göre yüksek çıkmasının nedenleri arasında, Türkiye’de uzman mesleklerde çalışarak veya kendi ülkelerindeki birikimlerini Türkiye’ye aktararak ev sahibi olanların varlığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Göçmen ailelerinin hane halkı geliri aylık ortalama 5 bin liranın altında</strong></p>
<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, göçmen ailelerin büyük bir çoğunluğunun, Türkiyelilerin ise üçte birinin hane halkı aylık gelirinin 6.000 TL’nin altında olduğunu ortaya koydu. Hatırlanacağı gibi, araştırmanın yapıldığı 2022 yılının ilk yarısında aylık net asgari ücret 4.253 TL, ikinci yarısında ise 5.500 TL’ydi. Araştırmaya katılan ve hane halkı gelirine yönelik soruyu cevaplayan Suriyelilerin yüzde 85,5’i, diğer göçmenlerin yüzde 77,2’si aylık hane halkı gelirinin 6 bin liranın altında olduğunu belirtti. Suriyelilerin yüzde 44,1’i ise aylık hane halkı gelirlerinin 4 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi. Türkiyeli katılımcıların yüzde 34,2’si hane halkı gelirinin aylık 6.000 TL’nin altında olduğunu, yüzde 31,7’si 6.000-7.999 TL arasında olduğunu, yüzde 14,3’ü ise 8.000-9.999 TL arasında olduğunu belirtirken, yüzde 19,8’i hane halkı gelirinin 10 bin liranın üzerinde olduğu bilgisini verdi. Araştırma, Türkiyelilerin aylık 7.586 TL, Suriyeli göçmenlerin 4.329 TL, diğer göçmenlerin ise 4.994 TL ortalama hane halkı gelirine sahip olduklarını ortaya koydu. Nicel verilerin 17 Haziran-10 Ağustos 2022 tarihleri arasında toplandığı dikkate alındığında Suriyeli ve diğer göçmenlerin hane gelir ortalamalarının asgari ücretin altında ya da asgari ücret bandında olduğu görülüyor. Araştırmada, Türkiyeli hanelerde eğitim düzeyi arttıkça hane halkı gelirinin arttığı görülürken, eğitim düzeyi daha yüksek olan Suriyeli katılımcıların hane halkı gelirlerinin ise genel olarak daha yüksek olmadığı ortaya çıktı. Diğer göçmenlerde ise küçük oranlarda da olsa eğitim düzeyindeki artışa paralel hane halkı gelirinin de arttığı görülüyor. Bu durum çalışma izni alma koşullarının zor olması nedeniyle Suriyeliler açısından vasıfsızlaşmaya işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beklenmedik masrafları karşılama gücü yok</strong></p>
<p>Araştırmada katılımcılara sorulan “Yaşamınızda beklenmedik zorunlu bir masraf (kaza, hastalık, evde hasar vb. gibi) çıksa bu masraf ne kadar olursa ödeyebilirsiniz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların dörtte biri, Suriyelilerin ve diğer göçmenlerin de yaklaşık üçte biri beklenmedik bir masrafı ödeyemeyecekleri cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 45,5’i ya hiçbir zorunlu masrafı ödeyemeyeceklerini ya da ancak 500 TL’ye kadar olan bir masrafı ödeyebileceklerini belirtirken, diğer göçmenlerin yüzde 63,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 78,5’i bu cevabı veriyor. Bu soruya verilen cevaplar aynı zamanda katılımcıların tasarruf imkânı olmadığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Türkiyelilerin yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 35,1’i ekonomik durumlarından memnun değil</strong></p>
<p>Türkiyeli katılımcıların yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin yüzde 35,1, diğer göçmenlerin ise yüzde 38,1’i ekonomik durumlarından memnun olmadıklarını belirtiyor. “Şu andaki ekonomik durumunuzdan memnun musunuz?” sorusuna cevaben Türkiyelilerin yüzde 16,7’si, Suriyelilerin yüzde 25,7’si, diğer göçmenlerin ise yüzde 36,4’ü memnun oldukları cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 24,7’si, Suriyelilerin yüzde 39,2’si, diğer göçmenlerin yüzde 25,5’i ise olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yarıya yakını Türkiye’de yaşamaktan memnun değil</strong></p>
<p>Nicel araştırma kapsamında katılımcılara yaşamdan duyulan memnuniyet ve yaşanılan yerde kendini güvende hissedip etmeme durumuna ilişkin de sorular yöneltildi. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 35,7’si “memnun değilim” cevabını veriyor. Suriyelilerde bu oran yüzde 14,2, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,8. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Suriyeli göçmenlerin yüzde 52’si, diğer göçmenlerin yüzde 64’ü, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 42’si “memnunum” cevabı veriyor. Nicel ve nitel saha çalışmaları, Suriyelilerin ev sahibi ülke hakkında olumlu konuşma yönünde bir eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Yaş grupları ile Türkiye’de yaşamaktan duyulan memnuniyet arasındaki dağılıma bakıldığında ise “Memnun değilim” diyenler arasında en büyük grubu 18-24 yaş arasındaki Türkiyeli genç katılımcılar oluşturuyor. Araştırma, Türkiyeli gençlerin yüzde 48,8’inin Türkiye’de yaşamaktan memnun olmadığını ortaya koydu. Araştırma bulguları, genç mülteci ve göçmenlerin ise Türkiye’deki yaşama daha olumlu baktıkları ve Türkiye’de olmaktan memnun oldukları bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yüzde 62,2’si başka bir ülkede yaşamak isterken Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin yüzde 61,4’ü Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi düşünüyor</strong></p>
<p>“Oturduğunuz mahallede kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 43,8’i güvende hissetmediklerini, yüzde 56,2’si ise güvende hissettikleri cevabını veriyor. Suriyelilerin yüzde 71,6’sı, diğer göçmenlerin ise yüzde 65,8’i “güvende hissediyorum” cevabını veriyor.</p>
<p>“Geleceğinizi düşündüğünüzde Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğiniz konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Türkiyelilerin yüzde 48,1’i, Suriyelilerin yüzde 50,7 diğer göçmenlerin ise yüzde 55,2’si “Türkiye’de yaşamaya devam edebilirim” ya da “Türkiye’de kesinlikle yaşamak istiyorum” cevabı veriyor. Araştırma 18-24 yaş arasındaki katılımcılarda özellikle Türkiyeli gençlerin yüzde 43,8’inin başka bir ülkede yaşamayı istediğini ortaya koydu. Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin ise yüzde 61’den fazlası gelecekte Türkiye’de yaşamaya devam edebileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Haksızlığı en fazla işyerlerinde yaşıyorlar</strong></p>
<p>“Türkiye’de yaşadığınız dönem boyunca herhangi bir haksızlığa uğradınız mı?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 88’i, Suriyelilerin yüzde 79,9’u, diğer göçmenlerin ise yüzde 83,6’sı “hayır” cevabı veriyor. Haksızlığa uğradığını belirten katılımcıların “Hangi sebeplerden dolayı haksızlığa uğradıkları” sorusuna verdikleri cevaplarda, Türkiyeliler en çok ekonomik durum, cinsiyet ve etnik kimlik nedeniyle haksızlığa uğradıklarını beyan ederlerken, Suriyelilerin yanıtlarında dil, milliyet ve ekonomik durum, diğer göçmenlerde ise yabancı olmak, milliyet, etnik kimlik ve dil yanıtlarını öne çıkıyor. “Hangi durumlarda haksızlığa uğradınız?” sorusuna cevaben üç gruptaki katılımcıların verdiği yanıtlar arasında, işyerinde haksızlığa uğrama öne çıkıyor. Türkiyeliler en çok sokakta/toplu taşımada, okulda ve işyerinde cevaplarını verirken, Suriyelilerin en çok belirttiği seçenekler arasında ilk üç sırada sağlık hizmeti alırken, ev ararken ve işyerinde seçenekleri yer alıyor. Diğer göçmenler ise işyerinde, işe başvuru yaparken ve sokakta/toplu taşımada şeklinde sıralıyor.</p>
<p><strong>Suriyelilerin yüzde 40’ı idare edecek düzeyde Türkçe biliyor</strong></p>
<p>Araştırmada Türkiye’ye 2010 yılından itibaren çeşitli biçimlerde ve statülerde giriş yapmış, bir konutta ikamet eden 1.427 Suriyelinin ve 506 diğer göçmenin Türkçeyi kullanma becerileri de yer alıyor. Buna göre, Suriyelilerin yaklaşık yüzde 40’ı Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularında, Türkçe kullanma becerisi açısından, idare edecek düzeyde olduklarını ifade ediyor. Anlama, konuşma, okuma ve yazmada Türkçeyi kullanma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 20’nin üzerinde. Diğer göçmenlerinse yüzde 30,8’i Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama açısından iyi, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularındaysa yüzde 41-44 düzeyinde idare edecek seviyede oldukları bilgisini paylaşıyor. Türkçe konuşma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 23 düzeyinde.</p>
<p><strong>Gündelik yaşamda yardımlaşma yok denecek kadar düşük düzeyde</strong></p>
<p>Araştırma, Türkiyeliler, Suriyeli ve diğer göçmenlerin kendileriyle aynı uyruktan olmayan komşuları ya da tanıdıklarının evine gitme sıklıklarının son derece düşük olduğunu gösterdi. Araştırma, yerli katılımcıların yüzde 67’si, Suriyeli göçmenlerin yüzde 37,6’sı ve diğer göçmenlerin yüzde 52,8’i hiçbir zaman kendisiyle aynı uyruktan olmayan komşu ya da tanıdıklarının evlerine gitmediklerini ortaya koydu. Araştırma, Türkiyeliler ve göçmen grupları arasında ve göçmen gruplarının kendi aralarında gündelik yaşamda yardımlaşmanın son derece düşük düzeyde kaldığını da ortaya koydu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Payallar Hali&#8217;ne Sıcak Asfalt</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/payallar-haline-sicak-asfalt-411229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 15:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[payallar]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya ilçesi Payallar Toptancı Hali’nin zeminini sıcak asfaltla kapladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/payallar-haline-sicak-asfalt-411229">Payallar Hali&#8217;ne Sıcak Asfalt</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya ilçesi Payallar Toptancı Hali’nin zeminini sıcak asfaltla kapladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya’daki en hareketli hallerden biri olan Payallar Toptancı Hali’nin bozulan zeminine sıcak asfalt yaptı. Çok sayıda esnafın faaliyet gösterdiği ve her gün birçok üreticinin ürünlerini getirdiği Payallar Hali’ne 8 bin 500 metrekare sıcak asfalt dökümü gerçekleştirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Erkan Demirci, Alanya Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Yaman, CHP Alanya İlçe Başkanı Bülent Kandemir hal esnafı ile birlikte yapılan asfalt çalışmasını yerinde inceledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HAL ESNAFI MEMNUN</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alanya’nın en işlek hallerinden biri olan Payallar Toptancı Hali’nin zeminin kötü olması nedeniyle sorun yaşadıklarını belirten hal esnafı  “Talebimizi meclis üyelerimiz aracılığıyla Başkan Muhittin Böcek’e ilettik. Başkanımız sağ olsun kısa sürede bizi bu sorundan kurtardı. Şimdi daha rahat ve temiz bir ortamda işlerimiz yapabileceğiz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/payallar-haline-sicak-asfalt-411229">Payallar Hali&#8217;ne Sıcak Asfalt</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Amacımız şehrimizi kültürel bir cazibe merkezi haline getirmek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amacimiz-sehrimizi-kulturel-bir-cazibe-merkezi-haline-getirmek-398111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[amacımız]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cazibe]]></category>
		<category><![CDATA[getirmek]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[şehrimizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Metin Şentürk ve üyeleriyle bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amacimiz-sehrimizi-kulturel-bir-cazibe-merkezi-haline-getirmek-398111">&#8220;Amacımız şehrimizi kültürel bir cazibe merkezi haline getirmek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Metin Şentürk ve üyeleriyle bir araya geldi </p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Metin Şentürk ve üyeleriyle bir araya geldi. Her köşesinde farklı tarih ve öyküler gizli Kocaeli’nin zengin kültürel mirasını canlandırmak, tanıtmak ve geleceğe taşımak için birlikte çalışmanın önemine vurgu yapan Başkan Büyükakın, “Bugün burada bizleri ağırlayan Kocaeli Yerel Kültür Platformuna çok teşekkür ediyorum. Amacımız, geleneklerimizi yaşatmanın yanı sıra geçmişten ilham alarak geleceği şekillendirmek ve şehrimizi kültürel bir cazibe merkezi haline getirmek” ifadelerini sarf etti. Kentlilik bilinci ve ortak akıl üzerine değerlendirmelerinde yapıldığı buluşmada, kentin gelişimine dair yapılan projeler üzerine de bilgi alışverişi yapıldı. Görüşmeye Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sadık Uysal da eşlik etti. Program sonunda bölge esnafını ziyaret eden Başkan Büyükakın, hayırlı işler diledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amacimiz-sehrimizi-kulturel-bir-cazibe-merkezi-haline-getirmek-398111">&#8220;Amacımız şehrimizi kültürel bir cazibe merkezi haline getirmek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Hedefimiz Konya&#8217;yı Tarihin Yeniden Yükseldiği Bir Şehir Haline Dönüştürebilmek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-hedefimiz-konyayi-tarihin-yeniden-yukseldigi-bir-sehir-haline-donusturebilmek-392929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 02:24:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[konyayı]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tarihin]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yükseldiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin tarihi dokusunu yeniden canlandırmak amacıyla düzenlenen “Konya Alaaddin Tepesi 2. Kılıçarslan Köşkü ve Kazı Alanı Mimari Fikir Projesi Yarışması”nda ödüller sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-hedefimiz-konyayi-tarihin-yeniden-yukseldigi-bir-sehir-haline-donusturebilmek-392929">Başkan Altay: &#8220;Hedefimiz Konya&#8217;yı Tarihin Yeniden Yükseldiği Bir Şehir Haline Dönüştürebilmek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin tarihi dokusunu yeniden canlandırmak amacıyla düzenlenen “Konya Alaaddin Tepesi 2. Kılıçarslan Köşkü ve Kazı Alanı Mimari Fikir Projesi Yarışması”nda ödüller sahiplerini buldu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, yarışmayla daha çok kişinin katıldığı, daha çok mesleğinde öne çıkmış insanın emek verdiği bir sonuç ortaya çıktığını belirterek ortak akıl vurgusu yaptı. Yarışmada emeği geçen jüri üyeleri başta olmak üzere herkese teşekkür eden Başkan Altay, “En güzel uygulamayla Konya’mız için güzel bir başlangıç yapacağımızı ümit ediyorum. Bizim daha büyük bir hayalimiz var. Darü’l-Mülk Projesi adı altında 20 ayrı noktada proje yürütüyoruz. Hedefimiz 2028 yılı sonunda Konya’yı tarihin yeniden yükseldiği bir şehir haline dönüştürebilmek” dedi. </strong></p>
<p>“Konya Alaaddin Tepesi 2. Kılıçarslan Köşkü ve Kazı Alanı Mimari Fikir Projesi Yarışması” kolokyumu ve ödül töreni gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>“ÖNEMLİ OLAN TEPENİN TAMAMININ KENTİN YAŞAMINA ÇOK YÖNLÜ KATILMASI”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür ve Sanat’ta düzenlenen programda konuşan Jüri Başkanı Cafer Bozkurt, “Yarışmayla yeni bir proje elde edilmek istendi ve bununla ilgili kapsamlı bir jüri çalışması başladı. Bu çalışma sırasında bunun bir tek kalıntıyı korumak değil; bu tepenin, tümülüsün korunmasıyla ilgili bir bütüncül çalışmanın daha doğru olduğu anlaşıldı. O yüzden çalışmayı biz iki etaplı programladık ve bunun sonucunda 47 proje geldi. Bu 47 projeyi değerlendirdik, içinden 7 tanesini ikinci aşamaya seçtik. Burada önemi olan tepenin tamamının kentin yaşamına çok yönlü katılması ve buradaki kültürlerin de yaşatılması. Alaaddin Köşkü’nün kalıntısıyla birlikte altta çıkarılan değişik dönemlere ait kalıntıların da korunmasıydı. Bununla ilgili yarışma yapıldı, biz jüri olarak değerlendirmede bulunduk. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p><strong>“ALAADDİN TEPESİ KONYALILAR İÇİN SADECE TEPE DEĞİL”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, Alaaddin Tepesi’nin Konyalılar için sadece bir tepeden ibaret olmadığını belirterek, Alaaddin Tepesi’nin hem tarihsel bir anlam taşıdığını hem de şehirde neredeyse herkesin hatıralarının bulunduğu bir mekan olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“ORTAK AKIL OLUŞTURMAYA ÇALIŞTIK”</strong></p>
<p>Alaaddin Tepesi’nin tarihi olarak Selçuklu sultanlarının metfun bulunduğu ve Selçukluların en önemli eserlerinden Alaaddin Camisi’nin bulunduğu önemli bir alan olduğunu ifade eden Başkan Altay, düzenledikleri yarışmayla ortak akıl oluşturmaya çalıştıklarını; mesleğinde öne çıkmış insanların emek verdiği bir sonuç oluştuğunu ifade etti.</p>
<p><strong>“KONYA’MIZ İÇİN GÜZEL BİR BAŞLANGIÇ YAPACAĞIMIZI ÜMİT EDİYORUM”</strong></p>
<p>Yarışma konusunun zorluğuna dikkat çeken Başkan Altay, “Elimizde bulunan malzeme kerpiç. Bulunduğu yer tarihi bir alan. Dolayısıyla çok zor bir karardı. Ama jürimiz buna çok büyük emek vererek, en güzelini seçme konusunda çok büyük gayret sarf etti. Ben jüri başkanımız Cafer Bozkurt, jüri üyelerimiz Nevzat Sayın, Armağan Güleç Korumaz, Ömer Dabanlı, Nevzat Çevik, Muharrem Çeken ve Mehmet Uysal’a şükranlarımı sunuyorum. Başından itibaren bize çok büyük destek veren İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Sayın Coşkun Yılmaz’a çok teşekkür ediyorum. Yine Konya Çevre Şehircilik İl Müdürümüz Hülya hanıma, Dicle Aydın ve Yaşar Erdemir hocamıza ve müze uzmanımız Mehmet Ali Çelebi beye, çalışma arkadaşlarıma ve emek veren herkese teşekkür ediyorum. İnşallah en güzeli seçilecek ve en güzel uygulamayla Konya’mız için güzel bir başlangıç yapacağımızı ümit ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KONYA YENİDEN TARİHİ KİMLİĞİN ÖNE ÇIKTIĞI BİR ŞEHİR OLARAK TÜM TÜRKİYE’DE ADINDAN SÖZ ETTİRECEK”</strong></p>
<p>Başkan Altay konuşmasına şöyle devam etti: “Bizim daha büyük bir hayalimiz var. Darü’l-Mülk Projesi adı altında 20 ayrı noktada proje yürütüyoruz. Bunların bir kısmı tamamlandı. Bir kısmının yapımı devam ediyor. Bir kısmı da proje aşamasında. Ama tamamlandığında Mevlana Kültür Merkezi’nden başlayarak Alaaddin Tepesi’ne kadar, hatta Kılıçarslan Meydanı’na kadar yeni bir aks oluşturmayı hedefliyoruz. Bu bölgedeki tarihi surların ortaya çıkarılması, Mevlana Çarşısı ve Altın Çarşı kentsel dönüşümü, Mevlana arkasına yapılacak müze, Mevlana Caddesi’nde yapılan programlar, Meram Belediyemizin Şükran Mahallesi dönüşümü, Larende dönüşümü, Alaaddin Tepesi Cephe İyileştirmesi, şu anda içinde bulunduğumuz Taş Bina, Taş Bina’nın hemen doğusundaki alanda bulunan Şems-i Tebrizi’ye kadar Hz. Mevlana’nın evinin ve medresesinin bulunduğu alandaki düzenlemeler… Bunların hepsi tamamlandığında ki bunun için 2028 yılına kadar kendimize bir hedef koymuştuk. İnşallah bu süre zarfında tamamlanır. Konya yeniden tarihi kimliğin öne çıktığı bir şehir olarak tüm Türkiye’de adından söz ettirecek.”</p>
<p><strong>“DARÜ’L-MÜLK KONYA’YI İHYA EDEBİLMEK İÇİN ÇABA SARF ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Bu tür çalışmaların çok önemli ve kıymetli bulduğunu kaydeden Başkan Altay, “Bu kadar büyük işi kendi başımıza yapma şansımız yok. Onun için farklı meslek disiplininde, farklı insanlarla çalışıyoruz. Burada emek verenler olduğu gibi Darü’l-Mülk Projesi kapsamında da çok büyük emeği olan arkadaşlarımız var. Hedefimiz inşallah 2028 yılı sonunda 2029’a gelmeden Konya’yı tarif ettiğimiz bu 20 alanda tarihin yeniden yükseldiği bir şehir haline dönüştürebilmek ve Darü’l-Mülk’ü ihya edebilmek için çaba sarf etmeye devam edeceğiz. Yarışmada iyiler içerisinden daha iyisini seçtiğimize inanıyoruz. Çünkü yarışmalara katılmak çok zahmetli bir iş, buna cesaret eden tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Derece alan arkadaşlarımızı kutluyorum. Umuyorum ki birkaç yıl sonra bunun gerçekleşmiş olduğuna ve şehrimize yeni bir değer oluşturmaya şahitlik etmiş oluruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“KONYA, KÜLTÜREL MİRASI ÜZERİNDE TAŞIYAN ÖNEMLİ BİR ŞEHİR”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, Konya’nın kadim bir şehir olduğunu belirterek, “Selçuklular iki yüz yıl boyunca bu coğrafyaya yön veren önemli bir medeniyet. Konya da iki yüz yıl boyunca bu medeniyete payitahtlık yapmış bir şehir. Dolayısıyla bünyesinde o döneme has önemli eserler barındıran, kültürel mirası üzerinde taşıyan önemli bir şehir. Konya bu kültürel mirasa sahip çıkmak için elinden geleni yapmayla ilgili önemli bir sorumluluğa sahip. Pek çok tarihi eser, başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere, Selçuklu, Karatay ve Meram belediyelerimizin önemli projeleriyle ayakta kalıyor. Bu manada burada yapılan çalışmanın önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Dereceye girenlere protokol tarafından ödüllerin verildiği ödül töreninin ardından jüri üyelerinin ve akademisyenlerin katılımıyla yarışmanın kolokyumu yapıldı.</p>
<p>Programa; AK Parti Konya Milletvekilleri Orhan Erdem, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, Konya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hülya Şevik, Konya Mimarlar Odası Önceki Başkanı Armağan Güleç Korumaz, jüri üyeleri, mimarlar, öğrenciler ve davetliler katıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-hedefimiz-konyayi-tarihin-yeniden-yukseldigi-bir-sehir-haline-donusturebilmek-392929">Başkan Altay: &#8220;Hedefimiz Konya&#8217;yı Tarihin Yeniden Yükseldiği Bir Şehir Haline Dönüştürebilmek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaçulha Toptancı Hali&#8217;ne 40 Milyonluk Yatırım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaculha-toptanci-haline-40-milyonluk-yatirim-378566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 13:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[karaçulha]]></category>
		<category><![CDATA[milyonluk]]></category>
		<category><![CDATA[toptancı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Fethiye İlçesi Karaçulha Toptancı Hali içerisine yaklaşık 40 Milyon TL’lik yatırımla üreticiler için ürün pazarlama alanı, otopark ve tesis yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaculha-toptanci-haline-40-milyonluk-yatirim-378566">Karaçulha Toptancı Hali&#8217;ne 40 Milyonluk Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span><span><span><span>Muğla Büyükşehir Belediyesi Fethiye İlçesi Karaçulha Toptancı Hali içerisine yaklaşık 40 Milyon TL’lik yatırımla üreticiler için ürün pazarlama alanı, otopark ve tesis yapıyor. </span></span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Muğla’nın Fethiye ilçesinde yaklaşık 200 bin metrekare alanda vatandaşlara hizmet veren Karaçulha Toptancı Hali’ne Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 40 Milyon TL yatırımla yeni bir tesis ve ürün pazarlama alanı kazandırıyor. Karaçulha Toptancı Hali’nde 4400 metre karelik alana üzeri kapalı ve yaklaşık 200 adet römorklu traktör girebilecek kapasitede ürün pazarlama standı yapımına başlandı. Alanda Pazar yeri, yeraltı yağmur suyu toplama birimi, üreticilerin kullanımı için WC, duş alanı, yer üstü yangın suyu depolama birimi, 2000 metre yağmur suyu hattı, 3000 metre yangın hidrant hattı yapılıyor. 14 bin 700 metrekare kilit parke döşenecek alanda ayrıca 58 araç, 21 adet tır park alanı da olacak. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Muğla Büyükşehir Belediyesi, çiftçilerin Toptancı Hali’ne geldiklerinde satış öncesi yaşanabilecek yoğunluk nedeniyle beklemeleri ve olumsuz hava koşullarından etkilenmemeleri için yeni bir ürün pazarlama alanı yapıyor. Bölgenin ihracat ve gümrükleme işlemlerinin yapıldığı tek hali olan Karaçulha Toptancı Hali’ne çok sayıda yerli ve yabancı tır geldiğinden Büyükşehir Belediyesi bu vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için de alana Tır park alanı, duş, WC gibi ihtiyaçları karşılayacak tesisin yapımına başladı.  </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaculha-toptanci-haline-40-milyonluk-yatirim-378566">Karaçulha Toptancı Hali&#8217;ne 40 Milyonluk Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi : &#8220;Amacımız Projenin Devlet Projesi Haline Gelmesi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-amacimiz-projenin-devlet-projesi-haline-gelmesi-374286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 17:28:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[amacımız]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[projenin]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’ye yayılan “Beslenme Saati” uygulamasının tanıtıldığı programların son durağı Çanakkale oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-amacimiz-projenin-devlet-projesi-haline-gelmesi-374286">Beylikdüzü Belediyesi : &#8220;Amacımız Projenin Devlet Projesi Haline Gelmesi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’ye yayılan “Beslenme Saati” uygulamasının tanıtıldığı programların son durağı Çanakkale oldu. </p>
<p>Proje kapsamında Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte kadın ve çocuklarla bir araya gelen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık,  “Veren elin alan eli görmediği bir düzen kurduk.  Ancak amacımız elbette bu projenin bir devlet projesi haline gelmesi. Umarım en kısa sürede de olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’ye yayılan ‘Beslenme Saati’ uygulaması Rize, Trabzon, Çatalca, Kırklareli, İzmir, Van, Ankara, Konya ve Antalya’dan sonra son olarak Çanakkale’de tanıtıldı. 13. Cumhurbaşkanı Adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Zehra Çalık, Çanakkale ziyareti kapsamında ilk olarak Ayvacık ilçesinde anne ve çocuklarla buluştu. Ziyarete Ayvacık Belediye Başkanı Mesut Bayram da eşlik etti.</p>
<p><strong>“Hiçbir çocuk yatağa aç girmesin&#8221;</strong></p>
<p>Beylikdüzü’nde uyguladıkları Beslenme Saati projesiyle anneler ve çocuklarına umut olduklarını ifade eden Başkan Çalık, “Biz Beylikdüzü Belediyesi olarak Beslenme Saati uygulamasını Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Hiçbir çocuk yatağa aç girmesin” sözünden hareketle hayata geçirmiştik. Bu uygulamayla her gün düzenli olarak Beylikdüzü’ndeki ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına beslenme saatlerinde tüketeceği gıda paketlerini ulaştırıyoruz. Bugüne kadar toplamda 220 binin üzerinde öğün ulaştırdık. O paketlerin hiçbir yerinde belediyemizin adı, logosu ya da benim adım yok. Veren elin alan eli görmediği bir düzen kurduk.  Ancak amacımız elbette bu projenin bir devlet projesi haline gelmesi. Umarım en kısa sürede de olacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Projenin takipçisi olmaya devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Selvi Kılıçdaroğlu ise “Beslenme Saati, sağlıklı gıdaya erişemeyen çocuklara yardımcı olmak için geliştirilen çok başarılı bir proje. Beylikdüzü’nden sonra birçok belediyemiz de yapmaya başladı ancak yeterli değil. İnşallah önümüzdeki günlerde her yerde devlet eliyle yapılacak. Amacımız bu yardımları artırmak. Önemli olan her çocuğun sağlıklı gıdaya ulaşması. Biz, bu projenin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Üreten kadınlarla buluştular</strong></p>
<p>Kılıçdaroğlu ve Çalık daha sonra Bayramiç Kazdağı Kooperatifini ziyaret ederek elma ayrıştırma ve depolama merkezi işçileriyle buluştu. Burada işçilerle sohbet eden Kılıçdaroğlu ve Çalık’a Bayramiç Belediye Başkanı Mert Uygun ve  Bozcaada Belediye Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz eşlik etti. Kılıçdaroğlu ve Çalık’ın sonraki durağı Bayramiç Özgürlük Parkı’ndaki kadın üretim pazarı oldu. Kadınlarla bir araya gelerek hazırladıkları ürünleri inceleyen Kılıçdaroğlu ve Çalık’ın son durağı Ezine Peynir Üreticileri oldu. Burada yüze yakın kadın üreticiyle bir araya gelen Kılıçdaroğlu ve Çalık, peynir yapım süreçleriyle ilgili kadınlardan bilgi aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-amacimiz-projenin-devlet-projesi-haline-gelmesi-374286">Beylikdüzü Belediyesi : &#8220;Amacımız Projenin Devlet Projesi Haline Gelmesi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 12:18:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[çekilen]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[grefti]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanır]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor. Diş taşı temizliğinden sonra çekilen diş etinin eski haline gelmeyeceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler önemli olanın sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşması olduğunu vurguluyor. Güler, bu durumda da ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapma yöntemiyle tedavi edildiğini açıklıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler diş eti çekilmesinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Diş taşı, diş eti çekilmesinin en temel nedeni </strong></p>
<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlerle karşımıza çıktığına söylerek sözlerine başlayan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Farklı nedenleri olsa da en temel sebebi diş taşı birikimidir. Diş taşlarının birikmesiyle diş eti yavaş yavaş aşağı doğru çekilir. Diş taşı temizliğinden sonra ise çekilen diş eti eski haline gelmez.” dedi.</p>
<p><strong>Diş taşı temizliği yapıldıktan sonra tedavi planlanır</strong></p>
<p>Diş taşı temizliği yapıldıktan ve diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra tedavi planlamasının yapılabileceğini kaydeden Güler, “En temel tedavi ağzın başka bir bölgesinden bir miktar diş eti alarak o diş eti çekilmesi olan yere yama yapmaktır. Bunun için genellikle damak bölgesinden bir parça kullanılır. Diş eti çekilmesinin boyutuna göre, yani ne kadar parça gerekli ise damak bölgesinden o kadar parça kesilir ve hazırlanan bölgeye çeşitli dikişlerle tutturulur.” şeklinde tedavi yöntemini açıkladı.</p>
<p><strong>Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı </strong></p>
<p>Müdahalenin ardından hastanın, tedavinin uygulandığı bölgeye mümkün olduğunca iyi bakması gerektiğinin altını çizen Güler, “Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı. 1 hafta ile 10 gün arasında yama yapılan doku alttaki dokulardan da beslenerek yerine yapışır ve iş eti çekilmesi tedavi edilmiş olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Aşırı vakalarda ‘serbest diş eti grefti’ tedavisi uygulanır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda diş eti çekilmesinin olduğu durumlarda ise her zaman çekilmenin tamamının kapatılamayabileceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ancak önemli olan sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşmasıdır. Bu da yapılan ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapılan tedavilerle mümkün olur. İşlem sonrasında ise ağrı ve enfeksiyon oluşmaması için hastaya antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Damaktaki yara bölgesi için hastanın kanından biyomateryal oluşturulur</strong></p>
<p>Damaktan alınan parçanın yerinde oluşan yara bölgesine de çeşitli uygulamalar yapıldığını belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Damakta oluşan yara bölgesi için hastanın kanından elde edilen ve prf denilen yara bandı benzeri bir biyomateryal oluşturulur ve parçanın alındığı yaralı bölgeye tutturulur. Yeme içme sırasında bu bölgedeki biyomateryal etkilenmez. Bu tedavi süresinde hastalardan beklenen yaklaşık 10 gün kadar yama yapılan bölgeyi kullanmamalarıdır. Bu sürenin sonunda dikişler alınır ve hasta normal yeme içme düzenine dönebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avukat Mustafa Nazif Yıldız: Ortaokul arkadaşını takıntı haline getirdi genç kız soluğu mahkemede aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avukat-mustafa-nazif-yildiz-ortaokul-arkadasini-takinti-haline-getirdi-genc-kiz-solugu-mahkemede-aldi-364282</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşını]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[getirdi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[mahkemede]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[nazif]]></category>
		<category><![CDATA[ortaokul]]></category>
		<category><![CDATA[soluğu]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortaokul arkadaşını yıllar sonra dolmuş durağında gören sanık, onu her gün evine kadar takip etmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avukat-mustafa-nazif-yildiz-ortaokul-arkadasini-takinti-haline-getirdi-genc-kiz-solugu-mahkemede-aldi-364282">Avukat Mustafa Nazif Yıldız: Ortaokul arkadaşını takıntı haline getirdi genç kız soluğu mahkemede aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortaokul arkadaşını yıllar sonra dolmuş durağında gören sanık, onu her gün evine kadar takip etmeye başladı. Sosyal medyadan sürekli rahatsız etmeye başlayan ve evine kadar gelip kapısına hediyeler bırakan kişi genç kızın hayatını kabusa çevirdi. </p>
<p>Soluğu karakolda alan genç kız suç duyurusunda bulundu. Ancak mahkeme sanığa beraat karar verdi. Karara itiraz ettiklerini söyleyen genç kızın avukatı Mustafa Nazif Yıldız, konunun takipçisi olacaklarını ve basit yargılama usulüne göre yürütülüp beraat kararı verilen dosyada genel hükümlere göre yeniden yargılama yapılacağını söyledi. </p>
<p>Avukat Yıldız şu ifadeleri kullandı; “Davada sanık Türk Ceza Kanunu’na yeni giren ve karşılığında 6 ay &#8211; 2 yıl hapis cezası belirlenmiş “ısrarlı takip suçu”nu işlemekle yargılandı.Israrlı takip (stalking) yeni bir suç tipi. Sanık müvekkilimi ortaokuldan tanıyor. </p>
<p>Yıllar sonra görünce onu dolmuş durağından evine kadar her gün takip ettiğini sosyal medyadan yazıyor. Daha sonra yine sosyal medyadan farklı hesaplar açıp kendisiyle iletişime geçmeye çalışıyor. Müvekkilin apartmanın içine girip kapısına hediye bırakıyor.  </p>
<p>Balkonuna notlar bırakıyor. Dolayısıyla ısrarlı hareketleriyle müvekkil üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ve müvekkilin kendi güvenliğinden endişe duymasına yol açıyor. Ancak; suçun üst sınırının 2 yıl olması nedeniyle basit yargılama usulü uygulandı. Yeterli deliller toplanmadan mahkeme beraat kararı verdi. Biz de karara itiraz ederek genel hükümlere göre yargılamanın yeniden yürütülmesini talep ettik.”</p>
<p><strong>Eve izinsiz hediye göndermek suç mu?</strong></p>
<p>Yasalara göre izinsiz hediye göndermek cinsel taciz veya kişilerin huzur ve sükunun bozma suçunu oluşturabilir. Ancak bu davada isteği dışında eve kadar takip edilen, farklı zamanlarda gerçekleşen ve süreklilik arz eden hareketlerle bir genç kızın yaşadığı korku ve tedirginlik göz önüne alındığında ısrarlı takip suçu gündeme geliyor. Cinsel taciz suçu ise, cinsel arzu ve istekleri tatmin etmek maksadıyla bir kimsenin bir başka kimseyi bedensel herhangi bir temasta bulunmadan rahatsız etmesi olarak tanımlanmaktadır. Taciz suçu serbest hareketli bir suçtur. </p>
<p>İnternet üzerinden, sosyal medya üzerinden işlenebilmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için failin cinsel amaçla hareket etmesi gerekiyor. Bu nedenle bir kimsenin bir kişiye ahlak kuralları içinde arkadaşlık teklif etmesi, evlenme teklifi etmesi cinsel taciz suçunu oluşturmuyor. </p>
<p><strong>“Rahatsız edilen kadın mutlaka suç duyurusunda bulunsun”</strong></p>
<p>Ancak yine de isteği dışında rahatsız edilen takip edilen kadınların suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyleyen Avukat Mustafa Nazif Yıldız, “Böyle bir durumda bir kişinin ısrarlı takibine maruz kalarakrahatsız edilen, huzur ve sükunu bozulan kadınlar mutlaka suç duyurusunda bulunmalı. </p>
<p>Uzaklaştırma kararı elbette çıkarılabilir. Ancak caydırıcılığı tartışmalı. Bu noktada, ülkemizdeki kadına karşı şiddet vakalarının yaşanma sıklığı düşünüldüğünde mahkemelere kanunî düzenlemeyi uygulamak suretiyle caydırıcı kararlar vermek ve bu tarz rahatsız edici davranışlarda bulunan insanları kadınların hayat alanına müdahaleden men etme görevi düşüyor.”ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avukat-mustafa-nazif-yildiz-ortaokul-arkadasini-takinti-haline-getirdi-genc-kiz-solugu-mahkemede-aldi-364282">Avukat Mustafa Nazif Yıldız: Ortaokul arkadaşını takıntı haline getirdi genç kız soluğu mahkemede aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Sıfır Atık Vizyonu Bir Dünya Markası Haline Geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sifir-atik-vizyonu-bir-dunya-markasi-haline-geldi-361219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 11:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[markası]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi”nin küresel bir çevre hareketine dönüştüğünü belirterek, “Birleşmiş Milletler kararıyla artık her yıl 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak tüm dünyada kutlanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sifir-atik-vizyonu-bir-dunya-markasi-haline-geldi-361219">Başkan Altay: &#8220;Sıfır Atık Vizyonu Bir Dünya Markası Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi”nin küresel bir çevre hareketine dönüştüğünü belirterek, “Birleşmiş Milletler kararıyla artık her yıl 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak tüm dünyada kutlanacak. </p>
<p>Birleşmiş Milletlerin bu kararı sayesinde Türkiye Yüzyılı’nın en büyük çevre hareketi olan Sıfır Atık vizyonu bir dünya markası haline geldi” dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen “Sıfır Atık Projesi” kapsamında Konya Sıfır Atık Yönetim Planı’nı etkin bir şekilde uyguladıklarını belirten Başkan Altay, Konya’da bu konuda örnek çalışmaları hayata geçirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü nedeniyle bir açıklama yaparak Konya’da yürüttükleri Sıfır Atık ve temiz enerji çalışmalarını anlattı.</p>
<p>Başkan Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık Projesi”nin bugün hem Türkiye’nin çevresine, doğasına ve ekonomisine yaptığı katkıyla hem de aldığı uluslararası ödüllerle ülkemizi ve milletimizi gururlandırmaya devam ettiğini söyledi.</p>
<p><strong>BM GENEL KURULUNDA 105 ÜLKENİN DESTEĞİYLE KABUL EDİLDİ</strong></p>
<p>Emine Erdoğan Hanımefendi’nin 2022’nin Eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteriyle Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanını imzalamasıyla birlikte Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir kalkınma planları kapsamında yine BM’ye sunduğu Sıfır Atık kararının BM Genel Kurulu’nda 105 ülkenin desteği ile kabul edildiğine dikkat çeken Başkan Altay, “Bu karar ile bundan böyle her yıl 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak tüm dünyada kutlanacak. Böylece tüm çevre projelerimizin çatısı olan Sıfır Atık Hareketi’nin, küresel bir çevre hareketi olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla da desteklenmiş oldu. BM’nin bu kararı sayesinde Türkiye Yüzyılı’nın en büyük çevre hareketi olan Sıfır Atık vizyonu bir dünya markası haline geldi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KONYA SIFIR ATIK YÖNETİM PLANINI ETKİN BİR ŞEKİLDE UYGULUYORUZ”</strong></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen “Sıfır Atık Projesi” kapsamında; Konya Sıfır Atık Yönetim Planını etkin bir şekilde uyguladıklarını vurgulayan Başkan Altay, “Proje kapsamında ilk olarak; tüm hemşehrilerimizin erişim sağlayabildiği detaylı bilgilendirmelerin ve haritaların yer aldığı Sıfır Atık Bilgi Sistemi’ni oluşturduk. Sıfır Atık Projesi’nin Konya’da daha etkili uygulanması için; ülkemizde ilk olarak hazırlanan Konya İli Sıfır Atık Yönetimi Sistemi Planı doğrultusunda pilot okullarda ve pilot mahallelerde Sıfır Atık Projesi’ni başlattık. Dağıtılan ekipmanlarla atıklar türlerine göre ayrı toplanıyor. Toplanan atıklara ilişkin toplama noktaları, atık miktarları, toplama sıklığı gibi verilerin web ortamında ve mobil uygulamalarda görülebilmesi için bir web sitesi oluşturuldu. Sıfır Atık konusunda farkındalığın artırılması amacıyla okullarda bilinçlendirme, farkındalık, tiyatro gibi etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Açık ve kapalı alanlarda kurulan Sıfır Atık Stantları ile halkımızın bilinçlendirilmesi sağlanırken Konyaspor kulübü ile yürüttüğümüz Yeşil Tribün Projesi ile de halkımızın duyarlılığı artırılmaya çalışıldı” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“İLERİ TEKNOLOJİ İLE ATIKLARIN AYRIŞTIRMA İŞLEMLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”</strong></p>
<p>Çalışmalarına başlanan “Ambalaj Atığı Toplama ve Ayrıştırma Tesisi” sayesinde, kaynağında ayrı toplanan ambalaj atıklarının türlerine göre ayrıştırılarak döngüsel ekonomiye kazandırılacağını dile getiren Başkan Altay, “Burada ileri teknoloji optik okuyuculu bir sistemle atıkların ayrıştırma işlemlerini gerçekleştireceğiz. Ayrıca kentsel dönüşüm projelerimiz arasında yer alan Eski Sanayi ve Karatay Sanayi’nin taşınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından şehrimize kazandırılacak Yeni Motorlu Taşıtlar Sanayi de ülkemizin ilk Sıfır Atık Sanayi Sitesi olacak” dedi.</p>
<p><strong>KONYA’DA ÇEVRE İÇİN ÖRNEK PROJELER HAYATA GEÇİRİLİYOR</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi olarak hem Sıfır Atık politikasına hem döngüsel ekonomi modeline hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye uygun olarak; atık suların geri kazanımı, organik atıklardan enerji üretimi ve yeşil enerji kaynaklarının etkin kullanımı gibi çalışmalar da yürüttüklerini hatırlatan Başkan Altay, “Bu kapsamda; Konya genelindeki 6 adet biyometanizasyon tesisimizde bugüne kadar toplam 687 milyon kilovat elektrik enerjisi ürettik. Ayrıca Mor Şebeke adını verdiğimiz Türkiye’de ilk olan bir çalışmayla da Konya Atık Su Arıtma Tesisimizde arıtılan atık suları, 2 milyon 500 bin metrekare yeşil alanın sulamasında kullanıyoruz. Atık Su Arıtma Tesislerimizdeki işlemler sonucunda ortaya çıkan metan gazını elektrik enerjisine dönüştürüyor; bu yöntemle her yıl milyonlarca kilovat saat elektrik enerjisi üretiyoruz. Ayrıca arıtma çamurunu gübreye dönüştürerek çiftçilerimize veriyoruz. Bu uygulama için izin belgesi alan Türkiye’nin ilk Büyükşehir Belediyesi olduk. Katı atık depolama sahalarımıza gelen atıkların kirletici etkilerini ortadan kaldırmak ve bu atıklarla elektrik enerjisi üretmek amacıyla; kurulu gücü 13,33 megavat ve lisans kapasitesi 25,56 megavat olan Katık Atık Bertaraf ve Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi’ni de şehrimize kazandırdık” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sifir-atik-vizyonu-bir-dunya-markasi-haline-geldi-361219">Başkan Altay: &#8220;Sıfır Atık Vizyonu Bir Dünya Markası Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murat Karayalçın: Halkın proje muhafızı haline getirilmesi gerek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/murat-karayalcin-halkin-proje-muhafizi-haline-getirilmesi-gerek-358745</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 12:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gerek]]></category>
		<category><![CDATA[getirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[halkın]]></category>
		<category><![CDATA[karayalçın]]></category>
		<category><![CDATA[muhafızı]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358745</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin altıncı gününde konuşan iktisatçı, planlama uzmanı ve siyasetçi Murat Karayalçın yeni bir öneri sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-karayalcin-halkin-proje-muhafizi-haline-getirilmesi-gerek-358745">Murat Karayalçın: Halkın proje muhafızı haline getirilmesi gerek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin altıncı gününde konuşan iktisatçı, planlama uzmanı ve siyasetçi Murat Karayalçın yeni bir öneri sundu. Proje süreçlerine halkın muhafız olarak katılmasının ve sahip çıkmasının gerekliliğine vurgu yapan Karayalçın, “Eğer proje sahiplenebiliyorsa o proje hızla tamamlanabilmektedir Proje muhafızları o projenin bir an önce gerçekleşmesini isteyen halktır” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Yeniliğe Davet” sloganıyla tüm Türkiye’yi geleceği inşa etmeye çağıran İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin altıncı gününde geçmiş yıllarda devlet bakanlığı, dışişleri bakanlığı, başbakan yardımcılığı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlerini yürütmüş, halen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dış Siyaset Danışma Kurulu Üyesi olarak görev yapan Murat Karayalçın da konuştu. İktisatçı, planlama uzmanı ve siyasetçi Karayalçın, “Proje Sahipliliği” başlığı altında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Kamunun her projesi topluma hizmet amacını taşımaktadır”</strong><br />Konuşmasına başlarken, “Sizlere devletin ve kamu tüzel kişiliklerinin ve belediyelerimizin sabit toplumsal tabanlı projeleri için yeni bir proje modeli önerisini sunmak istiyorum” diyen Karayalçın, “Devlet ve belediye ikisine birden ‘kamu’ diyorum. Sabit toplumsal tabanlı projelerini o projelerin hedef kitlesiyle yani proje halkıyla ortaklaşa tasarlamalı, ortaklaşa uygulamalıdır. Bunun için hedef kitle olan proje halkı örgütlenmeli nasıl olursa olsun örgütlenmeli, tercihen kooperatifler biçimiyle örgütlenmeli ve kamuyla örgütlü diyaloğa girmelidir. Diyalog kamunun ve proje halkının örgüt temsilcilerinin, belediye ya da bakanlığın temsilcilerinin içinde eşit sayıda yer alacağı proje karar kurullarında yapılmalıdır. Örgütlü diyalog müzakere ve karar alma şeklinde olacaktır. Müzakere yapılacak. Sonra da ona dayalı olarak orta k karar alınacak. Eşit düzeyde. Kamu daha fazla değil. Kamunun ve halkın temsilcileri mutabakat içinde, eşit olarak karar alacaktır. Bu bir kamu- halk iş birliği modelidir. Kamunun ve halkın iş birliği o projenin süresiyle sınırlı olabilir. Yalnızca o projenin tasarımlanmasında ve uygulanmasında kamu ile halk iş birliği yapabilirler. Bu model her projenin sahibi olması gereken teknik, iktisadi yapılabilirliğin yanı sıra bir de toplumsal yapılabilirlik, toplumsal meşruiyet kazandıracaktır. Projelerin toplumsal meşruiyetini önemsemek durumundayız. Proje hızlı bir biçimde tamamlanabilecektir. Projelerin hızla tamamlanamaması yalnızca tahsis edilen ödeneklerin yetersizliğinden kaynaklanmamaktadır. Eğer proje sahiplenebiliyorsa o proje hızla tamamlanabilmektedir. Projenin kazanımlarını bir an önce sağlamak amacıyla proje halkı projeyi sahiplenecek o projenin muhafızı olacak. Proje muhafızları şekline dönüşecek ve büyük proje ener jisi yaratacak. Proje muhafızlarına ihtiyacımız var. Proje muhafızları belediyelerin ya da bakanlıkların teknisyenleri değildir. Proje muhafızları o projenin bir an önce gerçekleşmesini isteyen halktır. Halkın proje muhafızı haline getirilmesi gerekmektedir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“Demokrasi her yerde olmalı”</strong><br />Bu modelin bir başka kazanımının da yaratacağı demokrasi olacağını söyleyen Karayalçın, konuşmasını şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kamunun ve halkın bir proje uygulaması alanıyla sınırlı olsa bile birlikte düşünmeleri, tasarlamaları, müzakere etmeleri, uygulamaya geçmeleri yeni bir demokrasi anlayışını da beraberinde getirecektir. Aslında bu yeni bir kamu yönetimi anlayışıdır. Ben buna proje demokrasisi diyorum. Demokrasi sadece TBMM’de, siyasi partilerde de olmamalı. Demokrasi her yerde olmalı, yapılmalı. Başta üretim süreci olmak üzere her sürecin içinde demokrasi olabilmeli. Bu katılımcılık değil. Bu katılımcılığın çok ilerisinde olan bir aşama. Katılımcılıkta merkezi, yerel yöneticiler halkı dinlerler ama o dediklerini yapabilirler, yapmayabilirler. Katılımda halka görüşlerini sunma olanağı sağlanmalıdır. O görüşler geçerli görünebilir, görünmeyebilir. Ama bu model öyle değil. Ben bu modeli katılım değil ortaklaşım diye adlandırıyorum.” .</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-karayalcin-halkin-proje-muhafizi-haline-getirilmesi-gerek-358745">Murat Karayalçın: Halkın proje muhafızı haline getirilmesi gerek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye uluslararası yatırımcılar için güven besleyen bir ülke haline gelecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guven-besleyen-bir-ulke-haline-gelecek-358304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 22:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[besleyen]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millet İttifakı’nın yöneticileri İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guven-besleyen-bir-ulke-haline-gelecek-358304">&#8220;Türkiye uluslararası yatırımcılar için güven besleyen bir ülke haline gelecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Millet İttifakı’nın yöneticileri İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde bir araya geldi</strong></p>
<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, Millet İttifakı partilerinin ekonomi politikalarından sorumlu genel başkan yardımcılarını “Millet İttifakı Ortak Politikalar Metni Paneli”nde buluşturdu. Genel başkan yardımcıları, Millet İttifakı&#8217;nın seçimleri kazanarak göreve başlamasıyla birlikte Türkiye’nin yeniden uluslararası yatırımcılar için güven beslenen bir ülke haline geleceğini böylece ekonomik büyümenin gerçekleşebileceğini, istihdamın artacağını vurguladı.</p>
<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, dördüncü gününde alanında uzman kişilerin konuşmalarının ardından Millet İttifakı partilerinin ekonomi politikalarından sorumlu genel başkan yardımcılarının katıldığı “Millet İttifakı Ortak Politikalar Metni Paneli” düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliğinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yapılan panele, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakçı, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale ve Saadet Partisi Genel Başkanvekili Sabri Tekir katıldı.</p>
<p><strong>Öztrak, “Tüm ülke olarak nefes almaya ihtiyacımız var”</strong><br />Ekonomist Güldem Atabay’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, “200 yıllık modernleşme, 150 yıllık anayasa, 100 yıllık cumhuriyet, 77 yıllık çok partili tarihimizin en buhranlı dönemlerinden geçiyoruz. Hem devlet yönetiminde hem de ekonomide, derin ve iç içe geçmiş krizler yaşıyoruz. Yaşadığımız deprem felaketi devlet yönetimindeki krizi daha da görünür kıldı. Afet dendiğinde ilk akla gelen kurumlarımız seferber edilmedi. 50 bin yurttaşımızı kaybettik. Ruhlarımızda, yüreklerimizde derin yaralar açıldı. Deprem sadece beşeri değil çok ciddi maddi kayıplara da neden oldu. Bizim hesaplarımıza göre depremin ülkemize faturası 126 milyar dolar. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na göre 104 milyar dolarlık bir kayıp var. 20 yıllık yönetimin devlette yaptığı tahribat, doymak bilmeyen rant iştahı milletimizin can güvenliğini bitirdi. Çok ama çok yorulduk. Tüm ülke olarak bir nefeslenmeye rahatlamaya çok ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p><strong>“Birlik bize güç veriyor”</strong><br />Millet İttifakı olarak hazırladıkları Ortak Politikalar Muhatap Metni’nden de bahseden Öztrak, “Hak, hukuk ve adalet mücadelemizi hep birlikte iktidarla taçlandıracağız. Önümüzdeki seçimde kaybeden keyfi yönetim anlayışı olacak. Kaybeden tek adam rejimi olacak. Kaybeden milletin aşına, işine göz diken kan emiciler, beşli çeteler olacak. Bizim yönetimimizde kral değil kural olacak. Herkes önünü görecek. Yarını planlayabilecek. Geleceğinden emin olacak. Aşını büyütecek. Ve hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Üreteceğiz, kazanacağız, kazancımızı da hakça paylaşacağız. Neyi, nasıl yapacağımızı biliyoruz. İşimiz elbette kolay değil. Tıpkı yüzyıl önce olduğu gibi küresel düzenin altüst olduğu zamanlardayız. Birlik bize güç veriyor. Önümüze yeni ufuklar açıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çanakçı, “İsraf ve yolsuzluğa son vereceğiz”</strong><br />DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakçı da Ortak Politikalar Mutabakat metni ile ilgili, “Türkiye için yeni nesil bir kalkınma stratejisi ortaya koyacağız. Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin hakim olduğu, yolsuzluklardan tümüyle arındırılmış, şeffaf bir kamu yönetimi tesis edilecek. Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye indireceğiz. Enflasyonla mücadeleyi tavizsiz sürdürürken ortalama büyüme hızını yüzde 5’in üzerine çıkaracağız. Dolar cinsinden kişi başına düşen milli gelirimizi 5 yılın sonunda en az 2 katına yükselteceğiz. Aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız. Genel başkanlarımız Millet İttifakı olarak bir deprem komisyonu oluşturdu. Deprem bölgesini hızla ayağa kaldıracağız. Deprem riski yüksek olan illerimizi depreme dirençli hale getireceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Bütçe uygulamalarında keyfiliğe son vereceğiz</strong><br />Önümüzdeki dönemde önemli bir finansman ihtiyacıyla karşı karşıya kalacaklarının altını önemle çizen Çanakçı, “Temel ekonomik hedeflerimizden taviz vermeden, kaynak tahsisinde ve harcamalarda öncelikleri değiştirerek, israf ve yolsuzluğa son vererek, imar rantlarının vergilendirilmesi başta olmak üzere yeni gelir imkanları yaratarak, uygun koşullu ve uzun vadeli dış ve iç kaynakları mobilize ederek bu zorluğun üstesinden geleceğiz. Açıklayacağımız deprem raporunda bu adımları somut bir şekilde ortaya koyacağız. Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ilgilendiren maddelerin mecliste nitelikli çoğunlukla değiştirilmesine ilişkin düzenleme yapacağız. Banka üst yönetiminin kendi kanunu dışında görevden alınmasının önüne geçeceğiz. Bütçe uygulamalarında keyfiliğe son vereceğiz. Vergi alanındaki önceliğimiz dar ve sabit gelirliler üzerinde ki vergi yükü azaltmaktır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şahinalp: “Türkiye’yi bilimsel bir cazibe merkezi haline getireceğiz”</strong><br />Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp,  6 partinin imzaladığı Mutabakat Metni&#8217;ndeki bilim, ARGE, dijital dönüşüm ve eğitim bölümlerine dair politikalarını sundu. Şahinalp, “Türk bilim dünyasının kaybettirilen ulusal yetkinliğini ve uluslararası saygınlığını cumhuriyetimizin kuruluşundaki bilimsel atılım felsefesiyle yeniden tesis edecek, Türkiye’yi bilimsel bir cazibe merkezi haline getireceğiz. Bilim politikamızı insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla birlikte yürüteceğiz. Son yıllarda artan beyin göçünü engellemek ve tersine göçü gerçekleştirmek için eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredatla donatacağız. Gerekli özgür düşünce ve çalışma ortamını yaratacağız. Yetişmiş insan için gerekli koşulları yaratacak, akademisyenlerin şartlarında iyileştirmeler yapacak, akademisyenleri şiddetin mağduru olmaktan mutlaka çıkaracağız. Üniversitelerin araştırma koşullarını iyileştirecek, gelece hazırlayacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Afet bölgesinde okulların süratle açılmasını sağlayacağız”</strong><br />TÜBİTAK’ı ileri araştırmalar yapan bir kurum haline getireceklerini ifade eden Şahinalp, “Yenilikçiliği her alanda destekleyeceğiz. Yüksek teknoloji, yazılım, yapay zeka şirketlerini ve ARGE tesislerini destekleyeceğiz. Teknopark desteklerini mekanlardan bağımsız hale getirip tüm Türkiye’yi teknopark yapacağız.  Yeni dönemde Bilişim Ve Teknoloji Bakanlığı kuracağız. Vatandaşlarımızın her yerde güvenli hızlı ucuz ve sansürsüz internete ulaşımını sağlayacağız. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ileri pozisyonlarda eğitim kökenli ve liyakatli insanların görev yapmasını sağlayacağız. Sınav güvenliğini kamu vicdanında hiçbir tereddüt oluşturmayacak şekilde karşılayacağız. Afetten etkilenen bölgelerde bütün okulların süratle açılması ücretsiz kaynak ve kırtasiye sağlanması spor, hobi alanlarının tesis edilmesi ve öğretmenlerin de süratle takviye yapılması nı öngörüyoruz” şeklinde konuştu.   </p>
<p><strong>Bilgin: “Tarımsal destekleri, üretimi esas alan sürdürülebilir üretimi destekleyeceğiz”</strong><br />Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nı Tarım ve Gıda Bakanlığı olarak yeniden şekillendireceğiz. Tarımsal destekleri, üretimi esas alan sürdürülebilir üretimi destekleyeceğiz. Temel tarım ürünlerinde taban fiyatlarda çiftçilere yaraşır bir fiyat belirleyeceğiz. Mazot, yem gibi destekleri çiftçi tarlasını sürmeden, besi hayvanları kesime gitmeden önce vereceğiz. Ziraat Bankası&#8217;nı tekrar çiftçinin lehine politikalarla düzenleyeceğiz. Üreticiden tüketiciye kadar pazarlama zincirini kısaltacağız. Hasat dönemi öncesinde ve hasat döneminde ithalata izin vermeyeceğiz. Sulama kanalları olmak üzere alt yapı yatırımlarının tamamlanmasına izin vereceğiz. Kapalı sistem ve damlama sulamayı yaygınlaştıracağız. Zirai ilaç ve gübre kullanımını takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Kanal İstanbul Projesi’ni göreve geldiğimiz gün iptal edeceğiz”</strong><br />Sanayi üretimi ve ihracatını geliştireceklerinin altını önemle çizen Bilgin, “Ekonominin rekabet gücünü artıracak yüksek sermaye getirecek kamu ve özel sektör arasında iş birliği modellerini geliştireceğiz. Dijital dönüşüm, küresel rekabet ortamı, finansman, kurumsal kapasite ve sürdürülebilirliği esas alan bütüncül bir anlayışı benimseyeceğiz. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme için hızlı işleyen bir destek sistemi oluşturacağız. Savunma sanayisini çok daha ileriye taşıyacağız. Silahlı kuvvetlerinin operasyon gücünü artıracak ve ihracatı artıracağız. Yerli uçak ve tank çalışmalarını geliştirerek başarıya ulaştıracağız. Savunma sanayini beyin göçüyle hazırlayacağız. Kanal İstanbul Projesi&#8217;ni göreve geldiğimiz gün iptal edeceğiz. Türkiye’nin sahip olduğu maden kaynaklarının aranmasına hız verecek , sektörün milli gelirdeki payını arttıracağız. Afet Yönetimini yeni kuracağımız ‘Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı’ altında yürüteceğiz. Doğal afet riski yüksek olan yerleşim yerlerinde, afete karşı alınacak önlemleri ve afet sonrası müdahale planlamasını yerel yönetimlerle birlikte hazırlayacağız. Riskleri azaltmak amacıyla belediyelerle birlikte sakınım planları hazırlayacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Özlale: “Az kaldı 2 ay sonra başa geliyoruz”</strong><br />İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale ise konuşmasında, “Yoksulluk kader olamaz, kader değildir. Bizler bu cumhuriyetin çocuklarıyız. Cumhuriyetin kurucu değerlerinin çocuklarıyız. Bizim zamanımızda yoksulluk kader değildi. Şimdi yoksulluk kader olmaya başladı. Fırsat eşitliğini nasıl sağlayacağız? Yoksulluğu yönetmeyip nasıl bitireceğiz? Ortak Politikalar Mutabakat Metni&#8217;ni hazırlarken aklımızda hep bu vardı. Az kaldı, 2 ay sonra başa geliyoruz. 2 ay sonra bu ülkede bir işsiz anne babanın çocuğu zengin bir anne babanın çocuğuyla aynı eğitim, sağlık şartlarına sahip olmalı. Bu ruhla yazdık ortak metni. Çocuklarımız okula gittiklerinde aç kalmayacaklar. Bizim iktidarımızda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir anne, baba da çocuğuna harçlık verme derdinde düşmeyecek” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Yoksulluk tuzağını aşacağız”</strong><br />AK Parti iktidarının ilk yaptığı şeylerden bir tanesinin yoksulluğu düşürmek değil yoksulluğu yönetmek olduğunun altını önemle çizen Özlale, “İnsanların çaresizliğini kullanmak oldu. Hak temelli bir sosyal yardım politikası geliştireceğiz. Yoksulluk tuzağını aşacağız. Türkiye’nin bu tuzağı aşmasının tek yolu hak temelli sosyal yardım politikasıdır. Yoksulluk diğer nesillere geçiyor. Bizim bunu kırmamız lazım. Türkiye’de AK Parti’nin yok ettiği fırsat eşitliğini yeniden tesis edersek bu ülkeye hem toplumsal barış gelir hem de bu ülke çok daha müreffeh bir hale gelir. Biz gençler için ilk önce istihdam sağlamamız lazım. Mutlaka yaşanabilir ücretle iyi işleri sağlamamız lazım. Türkiye yaşlanıyor. Bizim başta gençler ve kadınlara çok daha fazla istihdam sağlamamız gerekiyor. Gençlerimizi daha fazla teknolojiyle buluşturmamız gerekiyor. T&#038; uuml;rkiye’de enflasyonu, cari açığı, işsizliği aynı anda düşürüp gençlerimize ve bütün çalışanlarımıza daha iyi ücretleri verimlilikle sağlayabiliriz. Peki, neden verimli değiliz? Çünkü teknolojiye adapte olamıyoruz. Aynı zamanda mutlaka ama mutlaka üniversiteleri revize etmemiz lazım. Üzülerek söylüyorum; Türkiye’deki üniversitelerin yarısını kapatsanız Türkiye bir şey kaybetmez. İş dünyasında, siyasette cam tavan sendromu var. Kadınlara her türlü cinsiyet ayrımcılığı var. Eşit işe eşit ücret ilkesini mutlaka hayata geçirmemiz gerekiyor. Kadına şiddete &#8216;hayır&#8217; demeyi sadece 8 Mart’ta önemsemememiz gerekiyor. Bizim kadınların en tepe yerde olmalarına ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p><strong>Tekir: “Yurtta Barış Dünyada Barış yeniden temel dış politika ilkemiz olacak”</strong><br />Saadet Partisi Genel Başkanvekili Sabri Tekir, Mutabakat Metni&#8217;ndeki dış politikaya ilişkin yol haritasını anlattı. Sabri Tekir, “Dış politika genelde büyük ülkelerin önem göstermediği bir durumdur. Bir ülkenin yönetimi dış politika yönetimiyle eş anlamlıdır. Dış politika sağlıklı bir şekilde yönetilmediği zaman içeride sağlıklı bir ekonomi ve sosyal politikanın olması mümkün değildir. Dış politikamızın mihenk taşı olan ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ şiarını yeniden temel dış politika ilkemiz olarak benimseyeceğiz. Dış politikada iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara son vereceğiz. Dışişleri Bakanlığı’na dış politika yapım, karar ve uygulamalarındaki rol ve görevini yeniden kazandırmak gerekmektedir. Dışişleri Bakanlığı’na personel alımlarında objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, ehliyete ve liyakate dayalı kapsamlı bir sınav sistemi ge tireceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Geri Kabul Anlaşması ile 18 Mart Mutabakatı’nı gözden geçireceğiz”</strong><br />Tekir, “Uluslararası örgütlerle ilişkileri çok taraflı diplomasiyi önemseyen bir anlayışla, niteliğine ve dış politika hedeflerimize uyumu ölçüsünde, üyelik ya da diğer mekanizmalar aracılığıyla güçlendirilen stratejik bir araç olarak değerlendireceğiz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefiyle diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız. Türkiye ile AB’nin sığınmacılar sorununa ortak sorumluluk ve külfet paylaşımı üstlenerek yaklaşmalarını sağlayacak, 2014 Geri Kabul Anlaşması ile 18 Mart 2016 Mutabakatı’nı gözden geçireceğiz. AİHM kararlarını uygulayacağız. NATO’daki işbirliği ve çıkarlarımızı gözetmeye devam edeceğiz. Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını koruma ve iki toplumun egemen siyasi eşitliğini sağlama hedeflerini gözeteceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sonuç bildirgesi 21 Mart’ta duyurulacak</strong><br />Sivil, şeffaf ve tümüyle katılımcı bir girişim olan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi 21 Mart’ta sona erecek. Yeni yüzyıla yön verecek politika önerilerini içeren bildirge, tüm Türkiye ve dünya ile paylaşılacak. Kongreye katılım “İktisat Kongresi” mobil uygulamasından sağlanabiliyor. Ana oturumlar için ilgili güne kayıt yaptırmak ve verilen karekodu etkinlik alanında göstermek yeterli oluyor. Kongrenin tamamı İzmirTube YouTube kanalından canlı olarak yayınlanıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guven-besleyen-bir-ulke-haline-gelecek-358304">&#8220;Türkiye uluslararası yatırımcılar için güven besleyen bir ülke haline gelecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Subhan&#8217;ın Saçlarına Gül Düzüm Şarkısı Sosyal Medyada Fenomen Haline Geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/subhanin-saclarina-gul-duzum-sarkisi-sosyal-medyada-fenomen-haline-geldi-357652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 01:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[düzüm]]></category>
		<category><![CDATA[fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gül]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[medyada]]></category>
		<category><![CDATA[saçlarına]]></category>
		<category><![CDATA[şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[subhanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycanlı şarkıcı Subhan'ın "Saçlarına Gül Düzüm" adlı şarkısı sosyal medyada viral bir akıma dönüştü ve kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/subhanin-saclarina-gul-duzum-sarkisi-sosyal-medyada-fenomen-haline-geldi-357652">Subhan&#8217;ın Saçlarına Gül Düzüm Şarkısı Sosyal Medyada Fenomen Haline Geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yaşanan deprem felaketinin ardından, insanlar sakin ve huzurlu müzikler dinleyerek rahatlamaya ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyaca yönelik olarak Azerbaycanlı şarkıcı Subhan&#8217;ın &#8220;Saçlarına Gül Düzüm&#8221; adlı şarkısı sosyal medyada viral bir akıma dönüştü ve kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.</p>
<p>Sözleri Yusif Həsənbəy müziği Rauf Hacıyev&#8217;a ait olan bu amatör şarkı, TikTok, Instagram ve Twitter gibi platformlarda sadece 3 günde 20 milyon paylaşımı geçerek büyük bir ilgi gördü. Bu başarı, yapımcı Erol Köse&#8217;nin dikkatini çekti ve Subhan ile iletişime geçerek şarkıyı profesyonel hale getirdi.</p>
<p>21 yaşındaki genç şarkıcı Subhan, sesi ve fiziksel görünümündeki sadelikle dikkatleri üzerine çekiyor. Şarkının profesyonel versiyonu, DMC etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı ve dinleyicilerin beğenisine sunuldu.</p>
<p>Bu işbirliği, genç yeteneklerin keşfedilmesi ve müzik kariyerlerine destek sağlamayı misyon edinmiş yapımcı Erol Köse tarafından gerçekleştirildi. Subhan&#8217;ın &#8220;Saçlarına Gül Düzüm&#8221; şarkısı, insanların zor zamanlarda bile umut ve sevgi dolu olmalarını hatırlatan bir mesaj taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/subhanin-saclarina-gul-duzum-sarkisi-sosyal-medyada-fenomen-haline-geldi-357652">Subhan&#8217;ın Saçlarına Gül Düzüm Şarkısı Sosyal Medyada Fenomen Haline Geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
