<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hakkında | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hakkinda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hakkinda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 10:28:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hakkında | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hakkinda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Jonathan Kramncik&#8217;den edebiyat eleştirisine yeni bir bakış: &#8220;Eleştiri ve Hakikat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jonathan-kramncikden-edebiyat-elestirisine-yeni-bir-bakis-elestiri-ve-hakikat-624038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:28:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirisine]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[jonathan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kramncik]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624038</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Jonathan Kramncik’in kaleme aldığı “Eleştiri ve Hakikat” adlı eseri okurlarla buluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jonathan-kramncikden-edebiyat-elestirisine-yeni-bir-bakis-elestiri-ve-hakikat-624038">Jonathan Kramncik&#8217;den edebiyat eleştirisine yeni bir bakış: &#8220;Eleştiri ve Hakikat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Jonathan Kramncik’in kaleme aldığı <em>“</em></strong><em><strong>Eleştiri ve Hakikat”</strong></em><strong> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Kramncik, bu kapsamlı çalışmasında: “Yakın okuma yalnızca dikkatli bakmaktan mı ibarettir yoksa esas olarak parmaklardan sayfaya, bedenden dile akan yoğun bir üretim süreci midir? Doğru bilgi metnin içinde mi bekler, yoksa eleştirmenin yazma eylemiyle mi biçim kazanır?” sorularına yanıt arıyor. </strong></p>
<p>VBKY’nin edebiyat kitaplığı, Jonathan Kramncik’in kaleme aldığı ve İrem G. Şalvarcı’nın Türkçeye çevirdiği <em>“Eleştiri ve Hakikat”</em> ile genişlemeye devam ediyor. Kramncik, edebiyat çalışmalarını akademik bir disiplin olarak ele aldığı bu kitabında, edebiyat eleştirisinin kendine özgü metodolojisine odaklanıyor ve bu pratiğin dünyada nasıl karşılık bulduğunu tarif ediyor. Kramncik’e göre eleştirel bilgi; özetten değil performanstan, sonuçtan değil uygulamadan, temsilden değil yaratıcı etkileşimden doğar. Bu nedenle eleştiri, metinlere dışarıdan bakan bir refleksiyon değil; onlarla aynı dilsel ortamda, onlara dokunarak ilerleyen bir yaratıcı yazma biçimi olarak görülmelidir. <em>“Eleştiri ve Hakikat”</em>, edebiyat teorisi, hermenötik, yakın okuma ve eleştiri tarihiyle ilgilenen okurlar için yalnızca bir yöntem kitabı değil, eleştirinin ne olduğunu yeniden tanımlayan ve edebiyat eğitimi ile eleştirisinde güncel akademik sorunları da kapsayan düşünsel bir tartışma alanı sunuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Edebiyat eleştirisi dünya hakkındaki gerçekleri söyler mi? Bu, edebiyat akademisyenlerinin pek sık ya da doğrudan sormadı­ğı bir sorudur fakat alandaki çalışmaların nasıl yapıldığı ve bu alanın neden var olduğu meselelerinin özüne iner. Bu soruya cevap vermenin bir yolu eleştirinin, edebî metinler hakkında doğru çıkarımlar yapmayı amaçlayıp amaçlamadığını ve eğer amaçlıyorsa çıkarımlarının hangi araçlarla doğru ya da yanlış addedildiğini incelemektir. Çalışma konularımızla nasıl karşı­laşır, onlarla nasıl etkileşime geçeriz? Yazımız nerede başlar ve üzerine yazdığımız yazı nerede biter? Bir okumanın geçerliliği, açıklığı ya da kesinliği konusunda hemfikir olunan yargılara nasıl varılır? Bu soruyla başa çıkmanın bir başka yolu ise eleş­tirinin, dünyanın yalnızca adına edebiyat denilen küçük bir parçasıyla ilgili değil, bizzat dünya hakkında da bir şekilde ger­çekleri söylemeye yetkin olup olmadığını incelemektir. Kendi çalışmalarımdan örnek verecek olursam ekoloji ya da bilinç konusundaki eleştiri, ekoloji ya da bilinç konuları hakkında da kimi gerçek­leri söyler mi? Sanıyorum hepimiz söylediğine inanmak iste­riz ama nasıl? İki araştırma alanı da yönteme, bu sebeple de epistemolojiye odaklanır. İkisi de eleştirel uygulamanın, yani yazmak üzerine yazmanın bilgi iletme rolünü nasıl oynadığını, bu bilginin edebiyat üzerine mi yoksa edebiyatın da bir parçası olduğu dünya üzerine mi olduğunu sorar. Bu kitap eleştiri ve hakikat arasındaki ilişkinin bu iki tarafını değerlendirmeye yö­nelik bir girişimdir.”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Jonathan Kramnick, Yale Üniversitesinde İngiliz Dili Profesörü ve Lewis Walpole Kütüphanesinin direktörüdür. Johns Hopkins Üniversitesinde tamamladığı doktorasından bu yana on sekizinci yüzyıl edebiyatı, felsefesi ve edebiyat kuramı üzerine çalışmaktadır. <em>Making the English Canon </em>(1999, Cambridge University Press), <em>Actions and Objects from Hobbes to Richardson </em>(2010, Stanford University Press) ve <em>Paper Minds </em>(2018, University of Chicago Press) adlı kitapların yazarıdır. Son çalışması <em>Criticism and Truth </em>(2023, University of Chicago Press), çağdaş edebî eleştiride yakın okuma yönteminin epistemolojisini tartışır. Kramnick edebî biçim, bilinç ekolojisi ve yöntem üzerine yaptığı katkılarla tanınmaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Edebiyat</strong></p>
<p><strong>Yazan: Jonathan Kramncik</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Eleştiri ve Hakikat </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Hazal Bozyer</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Ergin Ali  </strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Musab Oğuz</strong></p>
<p><strong>Kapak: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya         </strong></p>
<p><strong>Türkçesi: İrem G. Şalvarcı</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 156</strong></p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jonathan-kramncikden-edebiyat-elestirisine-yeni-bir-bakis-elestiri-ve-hakikat-624038">Jonathan Kramncik&#8217;den edebiyat eleştirisine yeni bir bakış: &#8220;Eleştiri ve Hakikat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her şey temiz bir körfez için</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-sey-temiz-bir-korfez-icin-623177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[modifiye]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623177</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığı altında Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen İzmir Körfez Konferansı’nın ilk gününde önemli konular masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-sey-temiz-bir-korfez-icin-623177">Her şey temiz bir körfez için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığı altında Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen İzmir Körfez Konferansı’nın ilk gününde önemli konular masaya yatırıldı. Konferansın son oturumunda, Büyükşehir Belediyesi birimlerinin yaptığı çalışmalar anlatıldı. İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, geçtiğimiz yıl yapılan Körfez Çalıştayı&#8217;ndan çıkan modifiye kil uygulamasının başarılı olduğunu söyledi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen İzmir Körfez Konferansı&#8217;nda körfezin geleceği masaya yatırıldı. Alanında uzman isimlerin de yer aldığı, 28 Mart&#8217;a kadar devam edecek İzmir Körfez Konferansı&#8217;nda Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin yaptığı çalışmalar da konuşuldu. İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, İzmir Körfezi&#8217;nde yapılan modifiye kil uygulamaları hakkında, İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Güzin Özbaş, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin önlenmesine yönelik yapılan çalışmalar hakkında, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Koruma Şube Müdürü Hasan Tuna da hayata geçirdikleri projeler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Marım: Geçen yılki çalıştayın çıktısı olarak modifiye kil uygulamasını yaptık</strong></p>
<p>İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, İzmir Körfezi&#8217;nde yapılan acil eylem planı modifiye kil uygulaması hakkında bilgi verdi. Farklı ülkelerden ve Türkiye&#8217;nin farklı kentlerinden İzmir&#8217;e gelen akademisyenlere teşekkür eden Marım, kil uygulamasına giden süreci anlattı. Marım, “Geçtiğimiz yıl körfez çalıştayı yaptık. O çalıştayın çıktılarından biri olarak kil uygulamasını yaptık. O yüzden çok önemli bu tür buluşmalar” dedi. Onayların ardından modifiye kil uygulamasının başladığını belirten Marım, drone ile alg patlamalarını tespit ettiklerini, ölçüm alıp kil uygulamasını yaptıklarını söyledi. Marım, “Deniz canlılarında, balıklarda, kabuklu canlılarda herhangi bir etkisi var mı diye birçok yapılmış çalışma var. Olumsuz etkisi yok. Biz de İzmir Körfezi&#8217;nden aldığımız numunelerden, kil uyguladığımızda herhangi etkisi var mı diye deneyler yaptık. Onda da olumsuz sonuçlar yoktu” dedi. Deniz marullarını temizlemek için 5 amfibi araç aldıklarını kaydeden Marım, marulların temizlenmemesi durumunda parçalandığını ve alg patlamasına neden olduğunu söyledi.  </p>
<p><strong>Özbaş: Çalışmalarımızı hızlandırdık</strong></p>
<p>İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Güzin Özbaş, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin önlenmesine yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Özbaş, “2024 ağustos ayında deniz suyunun 29 dereceye ulaşmasıyla toplu balık ölümlerini gördük. Çalışmalarımız zaten devam ediyordu ama hızlı bir şekilde devam ettik. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi&#8217;nin 4.fazını 2025 yılında hizmete aldık” diye konuştu ve İZSU tarafından yapılan izleme, tarama gibi çalışmalar hakkında durum değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tuna: Yıllık ortalama bin 100 ton yüzer çöp topluyoruz</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Koruma Şube Müdürü Hasan Tuna, “46 kişilik bir ekibiz. 7 gün 24 saat sahada müdahale için hazırız. Faliyetlerimizi üç şeflik üzerinden koordine ediyoruz. Aktif müdahalelerde bulunuyor, veri ve eğitim tarafını sürdürülebilir şekilde ilerletiyoruz. 2 adet süpürge gemimiz var, bir tane daha almak için çalışma başlattık ihale aşamasında. Sığ alanlarda da amfibik araçlarımız ve karadan müdahale eden arkadaşlarımız var. Yıllık ortalama bin 100 ton çöp topluyoruz, sadece yüzer çöp bu, ayrıca iç körfez diyebilirim. Körfezde önemli başka konumuz ise makroalgler, ölü deniz yosunları. Özellikle sığ Çiğli ve Bostanlı&#8217;da sıkça rastladığımız bir şey. Çok hızlıca müdahale edip ortamdan kaldırmaya çalışıyoruz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-sey-temiz-bir-korfez-icin-623177">Her şey temiz bir körfez için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Hatice Gençay, Pazaryerleri Sürecine İlişkin Açıklamalarda Bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-pazaryerleri-surecine-iliskin-aciklamalarda-bulundu-599626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 15:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıklamalarda]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[gençay]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatice]]></category>
		<category><![CDATA[lişkin]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[pazaryerleri]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[sürecine]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, pazar esnaflarını ilgilendiren, pazaryerleri hakkında yürütülen süreç hakkında basın toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-pazaryerleri-surecine-iliskin-aciklamalarda-bulundu-599626">Başkan Hatice Gençay, Pazaryerleri Sürecine İlişkin Açıklamalarda Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, pazar esnaflarını ilgilendiren, pazaryerleri hakkında yürütülen süreç hakkında basın toplantısı gerçekleştirdi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Şerif Erul’un katılımı ile Didim Belediyesi Meclis Toplantı Salonunda basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın mensuplarının yoğun katılım sağladığı toplantıda Didim Belediyesi Başkanı Hatice Gençay, süreç hakkında açıklamalarda bulundu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Hatice Gençay: Süreçte Herhangi Bir Değişiklik Yok</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Hatice Gençay yaptığı açıklamada, “Değerli basın mensuplarımız, hoş geldiniz, Pazar yerleriyle ilgili yürüttüğümüz süreçler hakkında, kamuoyunda yapılan bazı açıklamalar üzerine basınımızı, halkımızı ve esnafımızı doğru bilgilendirme ihtiyacı duyduk. Öncelikle şunu net olarak ifade etmek isterim: Belediyemiz ve şahsım tarafından bu konuyla ilgili yapılmış herhangi bir görüşme bulunmamaktadır. Yürüttüğümüz süreçler hakkında da herhangi bir değişiklik yoktur. Burada yaptığımız tüm açıklamalar Didim’deki tüm pazar yerleri için geçerlidir. Didim’de pazar yerlerine ilişkin tüm değerlendirmeler, mevzuata uygun şekilde ve fiilen çalışma esasına dayalı olarak yapılmaktadır. Belediyemizden pazar yeri tahsisi alan bir kişi, kendisine tahsis edilen bu alanı başkasına kiralayamaz, devredemez. Bu konu açık ve nettir. Bu kapsamda, yıllar önce tahsis edilmiş ancak fiilen kullanılmayan veya devredilmiş durumda olan tezgâhların tespiti için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Pazar Yerleri İlgili Her Türlü İşlem Belediyemize Yapılır</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Hatice Gençay “Pazar yerleriyle ilgili her türlü işlem ve başvuru yalnızca belediyemize yapılır, başka bir başvuru noktası bulunmamaktadır. Biz bu konuda özellikle hassasız. Çünkü üreticimizin emeğinin aracıya takılmadan doğrudan pazarda halkımızla buluşmasını istiyoruz. Bugün hepimiz ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Araya giren her ek yük hem üreticimizi hem esnafımızı zorluyor, bu da doğrudan tezgâh fiyatlarına yansıyor ve halkımızı etkiliyor. Bu süreçte Didim esnafının talepleri ve sorunlarıyla Didim Esnaf ve Sanatkârlar Odası yakından ilgilenmektedir” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Kamu Kaynaklarının Kişisel Kazanca Dönüştürülmesine İzin Vermeyeceğiz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Hatice Gençay “Oda Başkanımız Sayın Şerif Erul, esnafımızdan gelen talepleri bizlere düzenli ve eksiksiz şekilde iletmektedir. Biz de belediye olarak, mevzuat çerçevesinde esnafımızın her zaman yanında oluyoruz. Şunun da bilinmesini isterim; Didim esnafının temsil yeri Didim Esnaf ve Sanatkârlar Odasıdır. Başka il veya ilçelerdeki odaların bu sürece müdahil olması gibi bir durum olamaz. Halkımıza ait kamu kaynaklarının kişisel kazanç kapısına dönüştürülmesine bugüne kadar izin vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Teşekkür ederim” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Şerif Erul “Hatice Başkanımız Her Zaman Pazar Esnafımızın Yanında Oldu”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Toplantıda açıklama yapan Didim Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Şerif Erul, “Pazarcılarla ön görüşmelerimiz sürüyor. Belediye Başkanımız Hatice Gençay’dan önce herhangi bir açıklama yapmak istemedik. Toplantıdan sonra gerekli açıklamaları yapacağız. Sağolsun Hatice Başkanımızda her zaman pazar esnafımızın yanında oldu. Görüşmelerimizi sürdürüyoruz” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Hatice Gençay, açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-pazaryerleri-surecine-iliskin-aciklamalarda-bulundu-599626">Başkan Hatice Gençay, Pazaryerleri Sürecine İlişkin Açıklamalarda Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Önceliğimiz bertaraf tesisleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-bertaraf-tesisleri-593268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bertaraf]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önceliğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593268</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu'nun (İEKKK) 140'ıncı toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın başkanlığında yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-bertaraf-tesisleri-593268">Başkan Tugay: Önceliğimiz bertaraf tesisleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu&#8217;nun (İEKKK) 140&#8217;ıncı toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın başkanlığında yapıldı. İzmir&#8217;in atık yönetimi konusunda sunumların yapıldığı kurulda çalışmalar hakkında bilgi veren Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir&#8217;e, her türlü atığını, doğasına ve canlılara zarar vermeyecek şekilde bertaraf etmenin yakıştığını düşünüyorum. Bizim planımız bu. Kaynaklarımızı öncelikli olarak altyapı projelerine, çöp bertaraf tesislerine ayıracağız” dedi.</p>
<p>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu&#8217;nun 140. toplantısı Tarihi Havagazı Fabrikası&#8217;nda yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın başkanlığında yapılan toplantıda, kent gündemine dair gelişmeler ele alındı. İzmirMeets zirvesini hatırlatan ve inovasyonun önemine vurgu yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Bürokrasi ve hiyerarşi arttıkça inovasyon ve katılımcılık azalıyor. Türkiye&#8217;de çok ağır bir bürokrasi ve kamu yönetiminde köhneleşme sorunu var. Kamunun kendini düzeltmesi gerekiyor. Biz de bu konuda örnek olmak istiyoruz” dedi.  </p>
<p>Bu anlayışla açık ofis sistemine geçtiklerini belirten Başkan Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin üst düzey yönetimin bir arada olduğu ofis ortamı oluşturduk. Şeffaflığı, iletişimin kolaylaşmasını, hiyerarşinin azalmasını hedefledik. Ufacık bir şey için bazen günlerce, haftalarca bekliyorduk. Şimdi spontane toplantılar oluyor, her şey daha hızlı ilerliyor” şeklinde konuştu. Başkan Tugay ayrıca katılımcılık vurgusu yaparak, “Bizim bunu başarmamız gerekiyor. Bu yenilikçi, katılımcı kültürü şehrimize taşıyabilmemiz lazım. İzmir&#8217;in üzerindeki ölü toprağı atılacak” dedi. </p>
<p><strong>“Hızla ilerleyen bir süreç içindeyiz”</strong></p>
<p>Su konusuna da değinen Tugay, “Yağmur yağmıyor, su kaynaklarındaki sıkıntı devam ediyor. Bir şey yapmıyoruz diye düşünmeyin. Var olan su kaynaklarını zenginleştirme, yeni su kaynakları bulma, suyu daha verimli kullanma, atık suyu, yağmur suyunu dönüştürme, deniz suyunu arıtma gibi başlıkların hepsinde hızla ilerleyen bir süreç içindeyiz. Önümüzdeki haftalarda, aylarda projelerimizi duyacaksınız. Kentlinin katılımını istediğimiz şeyleri duyacaksınız. Bakanlıklarımızı biraz zorlayacağız. Oradan destek geleceğine inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>“20-25 yıl İzmir&#8217;de çöp konusu sorun olmayacak”</strong></p>
<p>Atık yönetimi konusunda konuşan Başkan Tugay, evsel atıklar, sanayi atıkları, hafriyat atıkları, mobilya atıkları, kimyasal, tehlikeli atıklar hakkında tesisleşme çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Tugay, “Bir kısmını geri dönüştürmüş olacağız, bir kısmını tekrar kullanıyor olacağız, bir kısmını da tamamen yakıp yok edeceğiz. Geride hiçbir şey kalmayacak. Yapılması gereken budur. Biz de bunu yapmak için karar verdik ve yola çıktık. Bakanlık tarafından da yapıcı bir tutum var. Geri dönüşüm tesisleri, kompost tesisleri, bertaraf tesisleri ve yakma tesisleri ile ilgili daha hızlı bir süreç yürüyecek. Her şey yolunda giderse önümüzdeki en az 20-25 yıl İzmir&#8217;de çöp konusunun sorun olmayacağı bir sistem kuracağız” dedi. </p>
<p><strong>“Mali yük de azalmış olacak”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir&#8217;e her türlü atığını, denizine, doğasına, canlılara zarar vermeyecek şekilde bertaraf etmenin yakıştığını belirterek “Bizim planımız bu. Kaynaklarımızı öncelikli olarak altyapı projelerine, çöp bertaraf tesislerine ayıracağız. Bir taraftan geri dönüşüm konusu sahiplenilirse o zaman zaten bertaraf ihtiyacı duyulacak çöp miktarı azalacak. Şu anda kent genelinden günlük 5 bin 500 ton çöp çıkıyor. Kentimizdeki 2 tesis ve Manisa bu 5 bin 500 tona yetiyor. Harmandalı&#8217;nı kullanmayalım deseler de sorun olmayacak. Kısa vadede kriz yok ama bir an önce bizim kendi tesislerimizi yapmamız ve kendi sistemimizi kurmamız gerekiyor. Çünkü bu 5 bin 500 tonun en azından 2 bin 500 tonu ya da 3 bin tonu geri dönüştürülebilir atık” dedi. Çöpü siyaset üstü görelim çağrısının karşılık bulup bulmadığının sorulması üzerine Tugay, “Çevre ve Şehircilik Bakanı bu konuya siyaset üstü baktı. Bu Murat Kurum&#8217;un pozitif yaklaşımıyla ilerleyen bir konudur” diye konuştu. </p>
<p><strong>İzmir&#8217;in “Atık Yönetim Planı” ile ilgili sunumlar yapıldı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ve İZDOĞA AŞ tarafından “Atık Yönetim Planı” sunumu yapıldı. Dönüşüme Evde Başla projesiyle ilgili bilgi veren İZDOĞA Genel Müdürü Yücel Kar, 8 ilçe ve 26 mahallede aktif olarak projenin uygulandığını, çok kısa sürede 11 ilçeye çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Kar, hayata geçmesi hedeflenen tesisler hakkında da bilgi verdi. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir&#8217;de kompost yönetimi ve uygulamaları hakkında sunum gerçekleştirdi. Üngür, yapılması planlanan kompost tesisleri ve vatandaşların bireysel olarak kompost elde etmesini sağlayacak uygulamalar hakkında bilgiler verdi. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Atık Yönetimi Projeler Planlama Şube Müdürlüğü&#8217;nden Çevre Mühendisi Nihan Kahan tarafından atık yönetiminde mevcut ve planlanan tesisler hakkında sunum yaptı.  </p>
<p><strong>Velibeyoğlu Başkanlık İnovasyon Fonu hakkında bilgiler verdi</strong></p>
<p>İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, “İzmir’de ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde İnovasyon Kültürünün Geliştirilmesi” hakkında sunum yaptı. Velibeyoğlu, kentin inovasyon kültürünün gelişmesine dair yapılan ve yapılması hedeflenen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Başkanlık İnovasyon Fonu konusunda da açıklamalarda bulunan Velibeyoğlu, fonun bir yarışma şeklinde olacağını söyledi.</p>
<p>Kurulda, “Yılbaşı ve Özel Gün Kutlamalarında Kentteki Etkinlikler” hakkında görüş ve öneriler alındı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-bertaraf-tesisleri-593268">Başkan Tugay: Önceliğimiz bertaraf tesisleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinop Üniversitesi öğrencileri Akkuyu NGS sahasını ziyaret etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinop-universitesi-ogrencileri-akkuyu-ngs-sahasini-ziyaret-etti-582887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 15:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akkuyu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ngs]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[sahasını]]></category>
		<category><![CDATA[sinop]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinin ilgili bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin gerçekleştirdiği saha ziyaretleri, gençler arasında nükleer enerji alanına olan ilgiyi artırıyor ve geleceğin mühendislerinin nükleer enerjinin ileri teknolojilerini yakından tanımasına olanak sağlıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinop-universitesi-ogrencileri-akkuyu-ngs-sahasini-ziyaret-etti-582887">Sinop Üniversitesi öğrencileri Akkuyu NGS sahasını ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinin ilgili bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin gerçekleştirdiği saha ziyaretleri, gençler arasında nükleer enerji alanına olan ilgiyi artırıyor ve geleceğin mühendislerinin nükleer enerjinin ileri teknolojilerini yakından tanımasına olanak sağlıyor. </em></p>
<p>Sinop Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü öğrencileri, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sahasını ziyaret etti. Ziyaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle organize edildi.</p>
<p>Öğrenciler ziyaret kapsamında, Türkiye ve Rusya ilişkileri tarihinin en büyük projesinin nasıl hayata geçirildiği hakkında detaylı bilgi edindi. Ziyaret programı dahilinde ayrıca Akkuyu NGS&#8217;nin temel özellikleri ve Türk vatandaşlarının Rus üniversitelerinde aldıkları nükleer eğitim hakkında bilgiler içeren sunumlar da yapıldı. AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin İnsan Kaynakları departmanından uzmanlar ise gençlere projedeki istihdam olanakları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak<em>, “</em><em>Türkiye&#8217;nin ilk nükleer güç santrali olan Akkuyu NGS, en önemli enerji projesi ve aynı zamanda Türkiye&#8217;nin ilk nükleer enerji uzmanlarının yetiştiği kapsamlı bir eğitim alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye’de nükleer mühendislik mesleğine olan ilginin arttığını görüyor, gençlerin gelecekteki nükleer santralin inşaat süreci ve işletme özelliklerini tanıyarak nükleer sektörde çalışma yönünde bilinçli bir seçim yapmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Bugünkü öğrencilerin çoğunun Akkuyu NGS sahasına geri döneceğine ve proje ekibinin bir parçası olacağına eminim”</em> diye konuştu.</p>
<p>Geleceğin mühendisleri, gezi kapsamında ayrıca Akkuyu NGS Eğitim ve Tatbikat Merkezi’ni de ziyaret etti. Ziyaretçiler, güç ünitelerinin olası tüm işletme senaryolarının bulunduğu tam kapsamlı ünite kontrol paneli simülatörünün çalışma prensiplerini ilgiyle inceledi. </p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. uzmanları, öğrencilere nükleer santral operatörlerinin simülatörde aldığı eğitim, operatörlerin işe başlama izni, işletme personelinin sürekli yeniden eğitimi ve niteliklerinin artırılması hakkında detaylı bilgiler verdi. Öğrenciler, ayrıca nükleer santralin reaktör binası, buhar jeneratörü, türbin ve ana sirkülasyon pompası gibi ana ekipmanların maketlerinin bulunduğu salonu da gezdi. Gezi, öğrencilerin NGS inşaatının tamamını görme fırsatı yakaladığı, deniz seviyesinden 200 metre yükseklikteki gözlem noktasını ziyaret edilmesiyle sona erdi.   </p>
<p>Sinop Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Naz Aslan, izlenimlerini şu sözlerle paylaştı: <em>“Üniversitede nükleer reaktörlerin işletme prensiplerini öğreniyorum ve ileride bir nükleer santralde çalışmak istiyorum. Bu nedenle Akkuyu NGS sahasını ziyaret etmek, daha sıkı çalışmam adına benim için güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Derslerimizde bize VVER-1200 tipi reaktörler hakkında bilgi verildi, ancak gerçek bir güç ünitesini görmek tamamen özel bir duygu. Burada sadece maketlerde gördüğümüz ekipmanlar kurulu ve kullanılıyor. NGS’deki sistemler ve teknolojik süreçler hakkında detaylı bilgi veren AKKUYU NÜKLEER uzmanlarına ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Tüm bunlar eğitimimizde bize çok faydalı olacak.”</em></p>
<p>Sinop Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü öğrencisi Ümmühan Barlak ise şunları kaydetti: <em>“Nükleer santral inşaat sahasını ziyaret etmek, üniversitede derslerimizde gördüğümüz konuları yerinde görme açısından harika bir fırsat. Bu nedenle ziyaretin organizasyonunda emeği geçen AKKUYU NÜKLEER çalışanlarına, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na minnettarım.”</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinop-universitesi-ogrencileri-akkuyu-ngs-sahasini-ziyaret-etti-582887">Sinop Üniversitesi öğrencileri Akkuyu NGS sahasını ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sengel, Gençlere Efes Tarlası Yaşam Köyü Hakkında Bilgi Verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-genclere-efes-tarlasi-yasam-koyu-hakkinda-bilgi-verdi-571990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 12:14:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[sengel]]></category>
		<category><![CDATA[tarlası]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi desteğiyle Efes Selçuk Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen 7. Öğrenci Yaz Eğitim Kampı’nda ziraat mühendisliği bölümü öğrencileriyle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-genclere-efes-tarlasi-yasam-koyu-hakkinda-bilgi-verdi-571990">Başkan Sengel, Gençlere Efes Tarlası Yaşam Köyü Hakkında Bilgi Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi desteğiyle Efes Selçuk Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen 7. Öğrenci Yaz Eğitim Kampı’nda ziraat mühendisliği bölümü öğrencileriyle bir araya geldi.</p>
<p>Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Efes Selçuk Belediyesi ile Ziraat Mühendisleri Odası ile imzalanan protokol kapsamında Toprak Okulu’nda birçok eğitim düzenlediklerini belirterek Pamucak Kamp Alanı’nda düzenlenen Yaz Eğitim Kampı’nda geleceğin ziraat mühendislerini ağırlayan Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e teşekkür etti.</p>
<p>Pamucak Kamp Alanını 2019 yılından itibaren üniversite öğrencilerine açmaya karar verdiklerini belirten Başkan Sengel; “Türkiye’nin her yerinden gençlerin burada kamp yapmalarını ve Efes Selçuk’a da vakıf olmalarını istedik” dedi.</p>
<p>Farklı üniversitelerde öğrenim gören ziraat mühendisliği bölümü öğrencilerine Efes Tarlası Yaşam Köyü’nü anlatan Başkan Sengel; “Efes Tarlası Yaşam Köyü, ilhamını Köy Enstitülerinden alan bir Cumhuriyet Projesidir. Her zaman o eğitim sistemi ile yetişmiş olan öğretmenlerin Türkiye’nin aydınlatılmasında büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda hem Hasan Ali Yücel için hem de İsmail Hakkı Tonguç’un özverileriyle oluşan ruhun devam etmesini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün &#8220;Köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları, verimli, modern, uygulamalı tarım merkezleri kurmak gereklidir” sözünden feyz alarak, Cumhuriyet Köyleri Projesi dahilinde bir şey yapmayı düşündük” dedi.</p>
<p>Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün sağlıklı ve doğru tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve aile tarımının güçlenmesi amacıyla hayata geçen bir proje olduğunu belirten Başkan Sengel; “Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün içerisine bir Toprak Okulu, Tohum Merkezi, Köy Enstitüleri Anı Odası, plantasyon alanları ve seramızın olduğu bir alan oluşturduk. Amacımız topraktan yetişenlerin bire bir üreticiden tüketiciye ulaştırıldığı, hiçbir aracının olmadığı, bu işin katma değerinin üreticide kaldığı bir üretim modelini hayata geçirmekti. Geleneksel yöntemlerle üretimi geliştirirken aile tarımına dönüşü hedefledik. Bu süreçte de Ziraat Mühendisleri Odası ile düzenlediğimiz eğitimlerle yeni üreticilere yeni kapılar açmaya devam ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ SİZLERİN ELİNDE</b></p>
<p>Konuşmasında bir kez daha adalete vurgu yapan Başkan Sengel; “Bizim için bu dönemler zor dönemler. İstanbul İl Başkanlığımızın ve bütün yöneticilerimizin görevden alındığını, delegelerin delegeliğinin düştüğünü öğreniyorsunuz. Dün adli yılın açılışı idi. Hukukun üstünlüğünün her meslek erbabı, her vatandaş, her pozisyonda olan yurttaş için kıymetli olduğunu düşünüyorum. Yeni adli yılın başında mesleğimden feyz alarak söyleyebilirim ki; adalet hepimiz için çok kıymetli, eşitlik hepimiz için zaruri. Ve her şeyden önce özgürlüklerimizi var olacak geleceklere taşımak zorundayız. Hangi ideolojiye sahip çıktığınız önemli değil ama Türkiye’nin geleceği sizlerin elinde” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-genclere-efes-tarlasi-yasam-koyu-hakkinda-bilgi-verdi-571990">Başkan Sengel, Gençlere Efes Tarlası Yaşam Köyü Hakkında Bilgi Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onlarca gemi ve uçağı yutan Bermuda Üçgeni hakkında bilim insanından çarpıcı itiraf: Sır çözüldü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlarca-gemi-ve-ucagi-yutan-bermuda-ucgeni-hakkinda-bilim-insanindan-carpici-itiraf-sir-cozuldu-569761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 10:46:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bermuda]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[çözüldü]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[insanından]]></category>
		<category><![CDATA[itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[onlarca]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[uçağı]]></category>
		<category><![CDATA[üçgeni]]></category>
		<category><![CDATA[yutan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atlantik Okyanusu’nda sayısız gemi ve uçağın kaybolduğu Bermuda Şeytan Üçgeni gizemini koruyordu. Southampton Üniversitesi’nden Dr. Simon Boxall, bölgedeki devasa “haydut dalgaların” kayıpların ardındaki gerçek sebep olduğunu öne sürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlarca-gemi-ve-ucagi-yutan-bermuda-ucgeni-hakkinda-bilim-insanindan-carpici-itiraf-sir-cozuldu-569761">Onlarca gemi ve uçağı yutan Bermuda Üçgeni hakkında bilim insanından çarpıcı itiraf: Sır çözüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Bermuda Şeytan Üçgeni</strong>, Florida, Porto Riko ve Bermuda arasında kalan 700 bin kilometrekarelik bir alan. Onlarca gemi ve uçağın iz bırakmadan yok olduğu bölge, yıllardır “Şeytan Üçgeni” olarak anılıyor. İlk kayıp vakası, 1945’te Florida’dan havalanan <strong>Flight 19</strong> filosunun ortadan kaybolmasıyla gündeme gelmişti. Aynı gün, filosunu aramaya çıkan bir kurtarma uçağı da iz bırakmadan kaybolmuştu.</p>
</div>
<div>
<p><b>50 gemi, 20 uçak kayboldu</b></p>
</div>
<div>
<p>Yıllar içinde bölgede <strong>50’den fazla gemi ve 20’den fazla uçağın</strong> kaybolduğu kayıtlara geçti. Bu kayıplar, bölgenin doğaüstü güçlere sahip olduğu yönündeki komplo teorilerini körükledi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Boxall: “Haydut dalgalar sebep oluyor”</b></p>
</div>
<div>
<p>Southampton Üniversitesi’nden <strong>Dr. Simon Boxall</strong>, gizemin bilimle açıklanabileceğini belirtiyor. Boxall’a göre, bölgede aynı anda birkaç fırtınanın kesişmesiyle ortaya çıkan <strong>“rogue waves” (haydut dalgalar)</strong>, kayıpların başlıca nedeni.</p>
</div>
<div>
<p>Bilim insanı, normal şartlarda 10-12 metreyi bulan dalgaların fırtına etkileşimleriyle <strong>30 metreyi</strong> bulabildiğini aktardı. Bu dalgaların gemileri önden ve arkadan kıskaca aldığında hiçbir teknolojinin onları kurtaramadığını vurguladı.</p>
</div>
<div>
<p><b>“Pilot hataları da rol oynadı”</b></p>
</div>
<div>
<p>Boxall, sadece deniz taşıtlarının değil, uçakların da kaybolmasını açıklıyor. Özellikle 1945’te kaybolan bombardıman uçaklarının, eğitimdeki hatalar nedeniyle yanlış rota izlediğini, “gizemli” bir durum olmadığını dile getirdi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Bilimsel açıklama komplo teorilerini çürütüyor</b></p>
</div>
<div>
<p>Boxall’a göre <strong>Bermuda Şeytan Üçgeni’nin sırrı</strong> paranormal değil, tamamen doğa kaynaklı. Okyanus tabanındaki fırtınaların yarattığı dev dalgalar ve pilotaj hataları, bölgedeki kayıpların ardındaki en güçlü açıklama olarak öne çıkıyor.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlarca-gemi-ve-ucagi-yutan-bermuda-ucgeni-hakkinda-bilim-insanindan-carpici-itiraf-sir-cozuldu-569761">Onlarca gemi ve uçağı yutan Bermuda Üçgeni hakkında bilim insanından çarpıcı itiraf: Sır çözüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miyom Hakkında 10 Gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/miyom-hakkinda-10-gercek-564816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 08:53:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[miyom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miyom neden oluşur? tedavisi var mı ?  Günümüzde kadınların en sık karşılaştıkları sorunlardan birini miyomlar oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miyom-hakkinda-10-gercek-564816">Miyom Hakkında 10 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Miyom neden oluşur? tedavisi var mı ?  Günümüzde kadınların en sık karşılaştıkları sorunlardan birini miyomlar oluşturuyor.</p>
<p>Bazen hiçbir belirti vermeyerek sinsice ilerleyen miyomlar, bazen de şiddetli ağrı ve kanama ile günlük yaşamı kabusa çevirebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen ülkemizde her 4 kadından 1’inin miyomun yol açtığı şikayetlerle başvurduğunu belirterek “Ülkemizde özellikle 30 yaş ve üzerindeki kadınlarda miyom sorunu oldukça yaygındır. Modern çağda sağlıksız yaşam alışkanlıkları, aşırı kilo, kırmızı et ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapmama ve hormonal değişikliklerin de etkisiyle miyomların görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaktadır. Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda miyom görülme oranı yüzde 70’lere ulaşabilmektedir” diyor. Ailede anne, teyze ya da abla gibi birinci derece akrabalarında miyom olan kişilerde hastalığın görülme riskinin 2,5 kat arttığını, düzenli jinekolojik kontrollerin, miyomların erken tanı ve tedavisi açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Görgen “Halk arasında ‘ur’ olarak adlandırılan miyomlar, rahimde görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Bazen büyüme o kadar fazla olur ki, hasta ve yakınları gebelikten şüphelenebilir. Miyomlar genellikle iyi huylu tümörlerdir ve çoğu durumda kansere dönüşmezler. Ancak, büyüklükleri ve yerleşim yerlerine bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler” diye konuşuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen miyomlar hakkında en sık sorulan soruları ve tedavide yeni nesil yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><b><strong>Miyomlar kansere dönüşebilir mi?</strong></b></p>
<p><strong> </strong><strong>CEVAP:</strong> Miyomlar genellikle iyi huyludur ve kanserleşme riski çok düşüktür. Menopoz öncesi miyom nedeniyle rahimde belirgin büyüme saptansa bile, bu durumun kötü huylu bir tümöre işaret etmesi oldukça düşük olasılıktır. Ancak menopoz sonrası, özellikle eşlik eden ağrı ve kanama varsa, kötü huylu olma olasılığı göz önünde bulundurularak ileri tetkik yapılmalıdır.</p>
<p><b><strong>Miyomlar hamile kalmayı engeller mi?</strong></b></p>
<p><strong> </strong><strong>CEVAP:</strong> Rahimin içine doğru yani bebeğin yerleşeceği yere doğru büyüyen miyomlar rahim iç yüzeyini bozar ve embriyonun tutunmasını engelleyebilir. Bu tip miyomlarda gebelik oranlarıının yaklaşık yüzde 70 azaldığı görülmüştür. Bu miyomların ameliyat ile alınması doğurganlığı arttırır. Rahim dışına doğru büyüyen miyomlar doğurganlığı etkilemezler.</p>
<p><b><strong>Miyomlar kendiliğinden kaybolur mu?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Miyomlar genellikle kendiliğinden kaybolmaz ancak bazı durumlarda küçülebilir veya belirgin şekilde gerileyebilirler<strong>.</strong> Menopoz gibi östrojen seviyelerinin düştüğü dönemlerde  küçülebilir ancak aktif hormon üretiminin olduğu dönemlerde kendiliğinden kaybolmaları nadirdir<strong>.</strong> Şikayete yol açmayan miyomlar tedavi gerektirmese de mutlaka takip edilmelidir.</p>
<p><b><strong>Miyomlar nasıl tedavi edilir?</strong></b></p>
<p><strong> </strong><strong>CEVAP:</strong> Tedavinin, miyomun büyüklüğüne, konumuna ve semptomlara bağlı olarak değiştiğini belirten Prof. Dr. Hüsnü Görgen “İlaç tedavisi, hormon tedavisi ya da cerrahi müdahale (miyomektomi veya histerektomi) gibi yöntemler kullanılabilir. Günümüzde sıklıkla laparoskopik ve histeroskopik miyomektomi yapılmaktadır. Laparoskopik miyomektomi ile daha az kan kaybı yaşanır, ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Bu nedenle, uygun vakalarda laparoskopik miyomektomi, hastanın konforu ve iyileşme süreci açısından tercih edilebilecek minimal invaziv bir yöntemdir. Ancak miyom sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak açık ameliyat ile de miyomektomi yapılması gerekmektedir. Küçük rahim içine doğru büyüyen ve kanama yapan miyomlar histeroskopi ile alınabilir. Histeroskopi -mide içerisine bakmak için kullanılan endoskopi gibi- rahim içerisine bakmak için kullanılan bir yöntemdir. Histeroskopi yolu ile rahim içine büyüyen miyomlar kesilerek tamamı veya büyük bir kısmı çıkarılarak hastanın şikayelerinin geçmesi sağlanır. Rahim alınmasında sorun olmayan ve çocuk isteği olmayan hastalarda miyom için histerektomi ameliyatı yapılır” diyor.</p>
<p><b><strong>Miyomlar tekrar oluşur mu?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Miyomlar cerrahi olarak çıkarılsalar da hormonal dengesizlikler devam ederse tekrarlayabilirler. Miyom sayısı arttıkça tekrarlama riski artmaktadır<strong>.</strong> Miyomektomi, miyomların çıkarılmasını sağlasa da yeni miyom gelişimini engellemez<strong>.</strong> Hastaya, miyomların tekrarlama riskinin kişiye göre değişeceği<strong> </strong>anlatılmalıdır.<strong> </strong>Tedavi sonrası düzenli kontrol ve sağlıklı yaşam tarzıyla (kilo kontrolü, beslenme, egzersiz vb) riskler azaltılmaya çalışılmalıdır.</p>
<p><b><strong>Miyomlar adet düzensizliğine neden olur mu?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Evet, özellikle rahim iç yüzeyine yakın miyomlar yoğun ve düzensiz adet kanamalarına yol açabilir. Bu durum anemiye (kansızlık) neden olabilir.  5 cm’den büyük miyomu olanlar, daha küçük miyomları olanlara göre adet dönemlerinde daha fazla ani ve yoğun kanama<strong> </strong>yaşamaktadır.</p>
<p><b><strong>Miyomlar ağrı yapar mı?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Büyük miyomlar pelvik ağrıya, bel ve bacak ağrılarına, sık idrara çıkma veya kabızlık gibi semptomlara neden olabilir. Ancak, küçük miyomlar genellikle belirti vermez. Pelvik ağrı genellikle miyomun büyümesine değil, beslenme yetersizliği nedeniyle doku ölümüne bağlı dejenerasyona bağlıdır. Bazen rahim dışına doğru büyüyen saplı miyomlarda torsiyon (kendi etrafında dönme) olması pelvik ağrıya neden olur ki genellikle cerrahi müdahale gerekir.</p>
<p><b><strong>Miyom varken hamile kalırsam çocuğu aldırmam gerekir mi?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “En sık sorulan sorulardan biri de bu oluyor. Miyom ile hamile kalanlarda gebeliği sonlandırmaya gerek yoktur. Gebelik sırasında miyom saptanma sıklığı yüzde 2-10 arasında değişmektedir. Gebelik sırasında tespit edilen bu miyomların boyutları hamileliğin ilk 3-4 ayında yüzde 15-25 oranında büyüme gösterir. Üçüncü aydan sonra genellikle boyutlarında çok az değişiklik olur. Büyük miyomlar (5 cm den büyük) daha fazla büyüme eğilimindedirler. Bazı miyomların boyutları hamilelik sıranda değişmeden kalabilir. Gebelik sırasında saptanan miyomlar rahim içerisindeki yeri, sayısı ve büyüklüğüne göre gebelikte birtakım sorunlar yaratabilir. Ancak miyomların gebelik sırasında bebekte sakatlık yapıcı herhangi bir zararı yoktur” diyor.</p>
<p><b><strong>Miyomların gebelik sırasında yaratabileceği sorunlar nelerdir?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP: </strong>Gebelik sırasında ağrıya yol açabilir. Miyom sayısına göre düşük ve erken doğum riski artar. Normal doğum yerine sezaryen gerekebilir. Doğum sonrası kanama riskinde artış olabilir. Gebelik sırasında miyom saptanan hastalarda genel bilgiler verilerek gebelik takip edilir. Miyomların yeri, sayısı ve büyüklüğü ultrason ile saptanır. Ağrı için ağrı kesiciler kullanılır. Yalnız bu ilaçların kullanımında doktor kontrolünde olmak gerekir.</p>
<p><b><strong>Miyom riskini azaltmak için nelere dikkat etmek gerekir?</strong></b></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Yağlı ve kalorili beslenme miyom gelişimine yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmalarda vücut ağırlığında her 10 kg artışın miyom riskini yüzde 21  artırdığı, vücut yağ oranı yüzde 30’un üzerinde olan kadınlarda da miyom riskinin arttığı görülmüştür. Bu nedenle sağlıklı kilo verme, özellikle miyom riski taşıyan kadınlar için koruyucu olabilir. Beslenme alışkanlıklarının da miyom gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğu gösterilmiştir. Kırmızı et yönünden zengin bir diyet, miyom riskini artırmaktadır.<strong> </strong>Bu etki, kırmızı etin yüksek doymuş yağ içeriği ve östrojen metabolizmasını etkileyen maddeler içermesiyle ilişkili olabilir. Buna karşın, yeşil sebzelerden zengin diyet ise miyom riskini azaltmaktadır. Öte yandan yeşil sebzelerin: antioksidan içeriği, lif açısından zengin olması, hormonal dengeyi desteklemesi vb sayesinde koruyucu etki sağladığı düşünülmektedir. Hareketsiz yaşam biçimi de hormonal dengesizliklere yol açarak miyom gelişimini tetikler. Yapılan çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin<strong> </strong>miyom gelişimi üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu gösterilmiştir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miyom-hakkinda-10-gercek-564816">Miyom Hakkında 10 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önemli Güvenlik Duyurusu: Sahte SMS Mesajları Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onemli-guvenlik-duyurusu-sahte-sms-mesajlari-hakkinda-kamuoyu-bilgilendirmesi-562942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[duyurusu]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[sms]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş., şirket adına dolandırıcılık amaçlı sahte internet bağlantısı (link) içeren SMS mesajlarının gönderilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, gerekli tüm tedbirlerin alındığı belirtildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onemli-guvenlik-duyurusu-sahte-sms-mesajlari-hakkinda-kamuoyu-bilgilendirmesi-562942">Önemli Güvenlik Duyurusu: Sahte SMS Mesajları Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş., şirket adına dolandırıcılık amaçlı sahte internet bağlantısı (link) içeren SMS mesajlarının gönderilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, gerekli tüm tedbirlerin alındığı belirtildi.</strong></p>
<p>Şirketten konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi: Türkiye’nin öncü seyahat markalarından Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş., yolcularının güvenliği ve kişisel bilgilerinin korunmasını her zaman en öncelikli hassasiyet olarak görmekte ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri almaktadır.</p>
<p>Ancak, bugün şirketimizin adı kullanılarak dolandırıcılık amaçlı sahte internet bağlantısı (link) içeren SMS mesajlarının bazı kişilere gönderildiği tespit edilmiştir.</p>
<p>Yapılan ön incelemelerde, şirketimizin veri tabanları ve güvenlik altyapısına herhangi bir yetkisiz erişim gerçekleşmediği belirlenmiştir. Hizmetlerimizde herhangi bir kesinti veya başka bir sorun bulunmamakla birlikte kapsamlı incelemelerin ve gerekli teknik kontrollerin yapılması sırasında mesaj servisimiz geçici olarak durdurulmuştur.</p>
<p>Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş.’nin resmi kaynakları dışında gelen bu tür mesajlara kesinlikle itibar edilmemesi gerekmektedir.</p>
<p>Konu ile ilgili kapsamlı teknik ve hukuki incelemeler devam etmekte olup, başlatılan yasal süreçle ilgili yetkili kamu kurumlarına gerekli bildirimler yapılmaktadır.</p>
<p>Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur.</p>
<p><strong>Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onemli-guvenlik-duyurusu-sahte-sms-mesajlari-hakkinda-kamuoyu-bilgilendirmesi-562942">Önemli Güvenlik Duyurusu: Sahte SMS Mesajları Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Bakanı Tunç: Sahte diploma soruşturmasında 199 kişi hakkında kamu davası açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-sahte-diploma-sorusturmasinda-199-kisi-hakkinda-kamu-davasi-acildi-561378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 22:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[davası]]></category>
		<category><![CDATA[diploma]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[soruşturmasında]]></category>
		<category><![CDATA[tunç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, sahte diploma düzenleyerek kamu kurumlarının sistemlerine izinsiz erişim sağlayan bir şebekeye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-sahte-diploma-sorusturmasinda-199-kisi-hakkinda-kamu-davasi-acildi-561378">Adalet Bakanı Tunç: Sahte diploma soruşturmasında 199 kişi hakkında kamu davası açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından yazılı açıklama yaptı.</font></font></font></font></p>
</div>
<div>
<p><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">Tunç, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13 Ağustos 2024&#8217;te soruşturma kapsamında, bazı kamu idarelerinin bilişim sistemlerine </font></font></font></font><strong><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">sahte elektronik imzalarla</font></font></font></font></strong><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"> girildiğinin tespit edildiğini, bu yeteneğin 21 Mayıs 2025 tarihinde güncel kamu soruşturmasının açıldığını açıkladı.</font></font></font></font></p>
</div>
<div>
<p><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">Yaklaşık bir yıl süren ve büyük bir gizlilik içinde yürütülen soruşturmada elektronik malzeme inceleme raporları, HTS kayıtları, baz sinyal verileri, LOG kayıtları, IP ve port analizleri ile diğer teknik kayıtların detaylı şekilde incelendiğini söyleyen Tunç, bazı kamu görevlilerine ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte kayıtlar oluşturulduğunun ortaya çıktığını söyledi.</font></font></font></font></p>
</div>
<div>
<p><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">Soruşturma kapsamında 220 kişi hakkında adli işlem yapıldığı, </font></font></font></font><strong><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;">199 kişi hakkında ise kamu davasının açıldığı</font></font></font></font></strong><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"><font style="vertical-align: inherit;"> belirtildi. Gözaltına alınanlardan 37&#8217;si tutuklanırken, 150&#8217;si serbest bırakıldı.</font></font></font></font></p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-sahte-diploma-sorusturmasinda-199-kisi-hakkinda-kamu-davasi-acildi-561378">Adalet Bakanı Tunç: Sahte diploma soruşturmasında 199 kişi hakkında kamu davası açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-imza ile belgede sahtecilik:  197 şüpheli hakkında işlem yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/e-imza-ile-belgede-sahtecilik-197-supheli-hakkinda-islem-yapildi-561224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 12:07:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belgede]]></category>
		<category><![CDATA[eimza]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[sahtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[şüpheli]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üst düzey kamu görevlilerinin e-imzalarını kopyalayarak sahte diploma düzenleyenlere yönelik başlatılan soruşturmada ayrıntılar ortaya çıktı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-imza-ile-belgede-sahtecilik-197-supheli-hakkinda-islem-yapildi-561224">E-imza ile belgede sahtecilik:  197 şüpheli hakkında işlem yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Okan Aslan</strong>, <strong>Radyo Sputnik</strong>’te yayınlanan <strong>Gün Ortası</strong> programında “sahte diploma” skandallarına ilişkin son gelişmeleri aktardı.</p>
</div>
<div>
<p>Aslan, konuya ilişkin şunları söyledi:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya&#8217;nın açıklamasına göre 7 Ocak ve 23 Mayıs 2025 tarihlerinde iki ayrı dalga hâlinde yapılan operasyonlarda toplam 197 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı, 37’si tutuklandı, 150’si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmada 57 sahte diploma, 108 sahte sürücü belgesi ve 4 sahte lise mezuniyet belgesi ele geçirildi. Bu belgeler, üst düzey kamu görevlilerinin e-imzaları kopyalanarak oluşturulmuş. Sahte diplomayla başkomiser olan, daha önce halı yıkamacılığı yapan kişilerin olduğu; sosyal medya fenomenlerinin psikoloji diploması varmış gibi davrandığı; sağlık, eğitim, yargı ve sınav sistemlerinde organize yapılar kurulduğu tespit edildi. Bu durum, yalnızca bireysel değil, kurumsal bir çürümenin göstergesidir. Sınavda barajı geçemeyen kişiler sahte diplomayla baraj inşa edecek konuma geliyor. Gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum, çok üzgünüm, çok sinirliyim. Bu sistemin içinde kim varsa yargılanmalı, binlerce öğrencinin emeğini çalanlardan hesap sorulmalı.</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-imza-ile-belgede-sahtecilik-197-supheli-hakkinda-islem-yapildi-561224">E-imza ile belgede sahtecilik:  197 şüpheli hakkında işlem yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 07:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiçeği burnunda anneler emzirme sürecinde çevreden iyi niyetle de olsa birçok yanlış nasihate maruz kalabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679">Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiçeği burnunda anneler emzirme sürecinde çevreden iyi niyetle de olsa birçok yanlış nasihate maruz kalabiliyor. Doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini sekteye uğratabildiği gibi endişeye kapılarak tamamen sonlandırmasına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Memiş Ali Mutlu</strong> “Emzirme konusunda annelere verilen nasihatlerin birçoğu bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Ancak doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini engelleyerek hem bebeğin sağlıklı beslenmesine ve anne sütünün mucizelerinden mahrum kalmasına hem de annenin emzirmenin fiziksel ve psikolojik avantajlarından faydalanamamasına neden oluyor. Oysa hem anne sütünün hem de emzirmenin bebeğe ve anneye sayısız faydaları bulunuyor” diyor. Dr. Mutlu, <strong>1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, emzirmeyi engelleyen 6 hurafeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Hastaysan, emzirmemelisin: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Memiş Ali Mutlu “Emzirme konusunda doğru sanılan yanlışların başında anne adayının hasta olduğunda emzirmesinin bebeğe zarar vereceğidir. Oysa emzirmenin kesilmesi gereken hastalık sayısı çok azdır. Hıv-hepatit enfeksiyonları dışında emzirmenin kesilmesi gerekmemektedir. Anne sütündeki antikorlar çoğu durumda, yeni doğanları koruyan antikorlar ürettiğinden emzirmeye devam etmek güvenlidir. Bir anneden emzirme yoluyla bebeğe geçen bir hastalığa rastlamak son derece nadirdir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Sarılık olan bebek emzirilmez: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sarılık olan bebeğin emzirilmemesi gerektiği konusundaki hurafenin, bebeği anne sütünün mucizelerinden mahrum bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Mutlu şöyle konuşuyor: “Aksine sarılık olan bebek sık sık emzirilmelidir. Yeterli anne sütü alan bebeklerin sarılık olma ihtimali büyük oranda azalmaktadır. Yenidoğan sarılığında ilk tedavi bebeğin beslenmesinin desteklenmesidir. İyi beslenen, anne sütü alan bebekler yenidoğan sarılığını hafif bulgularla atlatırlar.”</p>
<ul>
<li><strong>Emzirirken hiç ilaç içilmemelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Emzirirken ilaç içilmesinin sakıncaları  konusunda toplumda yaygın bir inanış olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu “Oysa emzirirken ilaç içilmemesi gerektiği doğru sanılan yanlış bir bilgidir. Durum sanıldığı kadar katı değildir. Emziren anne doktoruna danışarak, emzirme kategorisi belli ilaçların fayda-zarar ilişkisi göz önünde bulundurulur ve anneye uygun tedavi rahatlıkla belirlenebilir. Ancak bitkisel ilaç ya da takviye olarak nitelendirilen, aktarlarda satılan ürünler için aynı şey sözkonusu değildir çünkü bu ürünleri kullanmak emzirme açısından risk oluşturabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Memede enfeksiyon varsa emzirilmemelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Emzirme döneminde memede süt birikmesine bağlı olarak ‘mastit’ denilen meme dokusunda enfeksiyon meydana gelebiliyor. Bu durum memede ağrı, ateş, kızarıklık ve şişlik yaratabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mutlu, mastitli memedeki sütün bebeğe verilebileceğini belirterek “Mastit tedavisindeki en etkin yöntem, memedeki sütün boşaltılmasıdır. Memede apse oluşması durumunda bebek meme başına tutulmaz ama sağılan süt bebeğe verilebilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gebelikte emzirme, bebeği zehirlersin: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Gebeyken emzirildiğinde sütün bebeği zehirleyeceği inanışının da emzirme hurafelerinden biri olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu şöyle konuşuyor: “Süt veren anne bu dönemde gebe kalırsa emzirmeye devam edebilir. Eskiden bilinenin aksine, süt veriyor olmak, düşüklere de yol açmıyor. Ancak anneye mutlaka doktor önerisiyle ek gıda takviyesi yapılması gerekiyor. Özellikle de kemik erimesi yönünden, D vitamini ve kalsiyum takviyesi yapılmalıdır. Anne süt vermeye doğumdan sonra da devam edebilir. Yine ek gıda almak kaydıyla, yaşları farklı her iki bebeğini de beraber emzirebilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Emzirirken bir kez mama verirsen dönüşü olmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Lohusalığın ilk günlerinde anne sütü az olabiliyor ya da yorgunluk ve hastalık nedeniyle geçici olarak azalabiliyor. Bu nedenle bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebiliyor. Ancak çiçeği burnunda anneler çevreden ‘bir kez mama verirsen mamaya alışır, dönüşü olmaz’ şeklinde bilgilerle emzirmeyi sonlandırabiliyor. Dr. Mutlu “Bazı dönemlerde bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebilir ancak bu durum dünyanın sonu değildir. Kötü bir gece geçiriyorsanız, hasta ya da bitkinseniz veya dinlenmeniz için bebeğinize mama verdiyseniz, bu bir daha emziremeyeceğiniz anlamına gelmez. Artık sütünüzün gelmeyeceği düşüncesiyle emzirmeyi sonlandırmak gibi bir yanlışa düşülmemesi gerekir. Ancak emzirmenin sürekliliğinin sekteye uğraması süt miktarınızı azaltır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679">Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 12:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalık]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevinde]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kalması]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murat Çalık son dakika... TTB Bilim Kurulu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığı konusunda bir rapor açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564">Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çalık son dakika… TTB Bilim Kurulu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığı konusunda bir rapor açıkladı.</p>
<p>Türk Tabipler Birliği Merkez konseyi konu hakkında şu açıklamayı yaptı, “Türk Tabipleri Birliği (TTB), 23 Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunan ve İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde tanı-tedavi süreci devam eden İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukatının başvurusu üzerine, ilgili uzmanlık alanlarından hekimlerin katılımıyla bir Bilim Kurulu oluşturmuştu. Mehmet Murat Çalık hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyerek sağlık durumu, hastalığın klinik seyri, hapishane koşullarında tanı-tedavi olanakları ve sağlığının tutukluluğa engel oluşturup oluşturmadığı konularında bilimsel değerlendirmelerini yapan TTB Bilim Kurulu’nun görüş raporu 29 Temmuz 2025 günü İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısı ile paylaşıldı”</p>
<p><b>Kimler Katıldı?</b></p>
<p>Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Osman Karababa ve Dr. Nilüfer Ustael, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu ile TTB Bilim Kurulu üyeleri Dr. Taner Gören, Dr. Nadir Arıcan ve Dr. Ümit Biçer katıldı. TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ali Karakoç ve Dr. Güzide Elitez, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüce Ayhan ile TTB Bilim Kurulu üyesi Dr. Serap Erdoğan Taycan ise toplantıya çevrimiçi katılım sağladı.</p>
<p><b>Murat Çalık Hakkında Sağlık Hakkı İhlali Var</b></p>
<p>Basın toplantısında ilk sözü alan Dr. Alpay Azap; sağlık hakkının temel ve ertelenemez bir insan hakkı olduğunu hatırlatarak, TTB’nin her zaman sağlık hakkını savunan bir örgüt olarak sağlık alanındaki sorunları ve çözüm önerilerini sürekli dile getirdiğini söyledi. Tutuklu ve hükümlülerin çok ciddi sağlık hakkı ihlallerine maruz bırakıldığına dikkat çeken Azap, TTB’nin de İnsan Hakları Kolu ve çalışma gruplarıyla takipleri sürdürdüğünü ve ihlallerin sonlandırılmasına yönelik girişimlerde bulunduğunu aktardı. Mehmet Murat Çalık için de avukatının başvurusu sonucu alanında uzman hekimlerden oluşan bir Bilim Kurulu oluşturduklarını ifade eden Azap, tetkik ve tedavi ile ilgili belgelerin incelenmesi sonucu hazırlanan rapora göre, hızla çözüm bulunması gereken bir sağlık hakkı ihlali olduğunu vurguladı. Azap, son olarak hem raporun hazırlanmasında emeği geçen hem de Mehmet Murat Çalık’ın teşhis-tedavi süreçlerinde görev alan tüm hekimlere teşekkür etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-0-DjIvK839.jpeg"/></p>
<p>Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Mehmet Murat Çalık’ın hem tutuklanma hem de tanı-tedavi süreçlerine ilişkin genel bir aktarım yaparken; Dr. Pınar Saip ise TTB Bilim Kurulu’nun incelediği belgeler doğrultusunda vardığı sonuçları 9 madde eşliğinde paylaştı. Saip, sunumun sonuç bölümünde şöyle konuştu:</p>
<p>“Tıbbi özgeçmişinde tekrarlama riski bulunduğu için ömür boyu yakın takip gerektiren iki habis hastalık öyküsü Akut Myeloid Lösemi ve Mukoepidermoid Kanser son dönem kısa sürede gelişen kilo kaybı (20 kg), yapılan güncel tetkiklerde sınır değerlerde laboratuvar sonuçları, mide-barsak sisteminde kanama ve iltihaba neden olabilecek değişimler (pangastrit, divertikülit), kolesterol yüksekliği ve insülin direnci ile birlikte miyokard infarktüs riskini artıran kalp koroner arter plağı, klinik tabloyu etkileyerek/tetikleyerek mevcut hastalıkların şiddetini artıran ya da hastalıkların tekrarlamasına neden olan ruhsal değişimler saptanan Mehmet Murat Çalık’ın ceza infaz kurumu koşullarında kalmasının uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.</p>
<p>Tutukluluk halinin devam ettirilmesi ceza muhakemesi amaçlarına ulaşmak bakımından “gerekli bir tedbir” olmayıp tutukluluk halinin devamının, tutuklunun içinde bulunduğu sağlık koşulları gereğince ölçüsüz olarak nitelenebileceği ve dolayısıyla tutuklama koruma tedbirine devam etmenin maddi şartlarının mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”</p>
<p><b>İzmir Tabip Odası Başkanı Dr Yüce Ayhan, “Gereken Her Şeyi Yapıyoruz”</b></p>
<p>Dr. Yüce Ayhan ise Mehmet Murat Çalık’ın İzmir’e sevki sonrası ailesi ve avukatının talebi doğrultusunda İzmir Tabip Odası olarak süreci izlemeye başladıklarını, tanı-tedavi süreçlerinin yürütüldüğü iki hastanedeki hekimler ile görüştüklerini ve sağlık hizmetinin nitelikli sunumuna ilişkin gereken her şeyin yapıldığını ifade etti. Basın toplantısında son sözü Dr. Alpay Azap aldı. Son yıllarda çok sayıda bilimsel çalışmaya göre stres, üzüntü ve travmaya bağlı olarak kanser riskinin tırmandığına dikkat çeken Azap, <em>“</em>Mehmet Murat Çalık daha önceden de iki ayrı kanseri atlatmış bir kişi olarak, zaten kanser geliştirme riski yüksek birisi. Bu nedenle içinde bulunduğu koşulların bu riski azaltacak şekilde düzenlenmesi ve acilen tutuksuz bir şekilde yargılanması gereklidir” diye konuştu. Konuşmaların ardından basın toplantısı sona erdi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>TTB Bilim Kurulu’nun Mehmet Murat Çalık ile ilgili görüşünün özeti için <strong>tıklayın.</strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564">Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaz çıkarmak, günlük hayatın bir parçasıdır ve genellikle sağlıklı bir sindirim sisteminin belirtisidir. Ancak, bazı yiyeceklerin gaz oluşumunu artırdığı ve kötü koku yayabileceği bilgisi de önemlidir. Hangi yiyeceklerin gaz yaptığını ve bu durumu nasıl yönetebileceğinizi öğrenin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177">Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaz çıkarmak son derece normal. Bir kişi günde ortalama 5 ila 15 kez arasında gaz çıkarır.</strong> </p>
<p>Aslında, herhangi bir gün çok fazla gazın olmasının verdiği rahatsızlık ve utanç hissini bir kenara bırakırsak, gaz çıkarmak sağlıklı olduğunuzun bir işareti bile olabilir. </p>
<p>Çünkü gaz yapan yiyecekler genellikle kalp dostu, lif açısından zengin, karmaşık karbonhidratlardır.</p>
<p>Vücudunuz bu karbonhidratları sindiremez ama bağırsaklarınızdaki bakteriler bunları parçalayabilir.</p>
<p>Peki hangi yiyecekler gaz yapar, hangileri gazın kötü kokmasına neden olur ve ne zaman doktora başvurmak gerekir?</p>
<p><b>1. Yağlı yiyecekler</b></p>
<p>Yağlı yiyecekler sindirimi yavaşlatır, bu da midede uzun süre kalan yiyeceklerin fermantasyona uğramasına ve kötü kokmasına neden olabilir.</p>
<p>Yağlı etler ayrıca sülfür içeren metiyonin adlı amino asit bakımından zengindir.</p>
<p>Bağırsak bakterileriniz bu sülfürü hidrojen sülfide dönüştürür (o meşhur çürük yumurta kokusu) ve sadece etin değil diğer yiyeceklerden oluşan gazın da kokusunu güçlendirir.</p>
<p><b>2. Baklagiller</b></p>
<p>Fasulye ve mercimek hem lif açısından zengindir hem de vücudumuzun iyi sindiremediği rafinoz adlı karmaşık bir şeker içerir.</p>
<p>Bu şekerler bağırsaklara ulaşır ve burada bakteriler tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır; bu da hidrojen, metan ve hatta kokulu sülfür gazlarının oluşmasına neden olur.</p>
<p><b>3. Yumurta</b></p>
<p>Yaygın inanışın aksine, yumurta çoğu insanda gaz yapmaz.</p>
<p>Ama sülfür yüklü metiyonin içerir. Bu yüzden yumurtayı, gaz yapan fasulye ya da yağlı etlerle birlikte yemezseniz daha iyi olur.</p>
<p>Eğer yumurta sizi şişiriyor ve gaz yapıyorsa, yumurtaya karşı bir intoleransınız ya da alerjiniz olabilir.</p>
<p><b>4. Soğan</b></p>
<p>Soğan, enginar, sarımsak ve pırasa gibi yiyecekler fruktan adı verilen ve gaz ile şişkinliğe yol açabilen karbonhidratlar içerir.</p>
<p><b>5. Süt ve süt ürünleri</b></p>
<p>İnek ve keçi sütünden elde edilen süt ürünleri laktoz içerir.</p>
<p>Bu şeker, gaz birikimine neden olabilir. Dahası, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 65&#8217;i bir dereceye kadar laktoz intoleransına sahip.</p>
<p>Bu nedenle süt ürünleri birçok kişide şişkinlik ve gaz yapabilir.</p>
<p><b>6. Buğday ve tam tahıllar</b></p>
<p>Yulaf ve buğday ürünlerinde gaz yapan fruktanlar ve lif bulunur.</p>
<p>Bu yüzden ekmek, makarna ve tam tahıllar gaz yapabilir.</p>
<p>Ayrıca buğday, arpa ve çavdar gibi bazı tam tahıllar glüten içerir. Glüten intoleransınız varsa bu yiyecekleri tükettikten sonra gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz.</p>
<p><b>7. Brokoli, karnabahar ve lahana</b></p>
<p>Lahana, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler lif bakımından çok zengindir.</p>
<p>Ancak bu lif miktarı vücudunuz için fazla olabilir. Yine de bağırsak bakterileriniz bu lifleri enerjiye dönüştürmeyi sever; bu da gaz oluşumuna neden olur. </p>
<p>Ayrıca bu sebzelerin çoğu sülfür içerir, dolayısıyla oluşan gazın kokusunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p><b>8. Meyveler</b></p>
<p>Elma, mango ve armut gibi birçok meyve, fruktoz adlı doğal şeker bakımından zengindir.</p>
<p>Bazı elma ve armutlar ayrıca bol miktarda lif içerir. Bazı kişiler fruktozu sindirmekte zorlanır ve bu tatlı meyveleri tükettiklerinde şekerleri tam olarak parçalayamadıkları için gaz oluşur.</p>
<p>Ancak fruktoz intoleransı, laktoz intoleransı kadar yaygın değildir.</p>
<p><b>Gaz çıkarmak durdurulabilir mi?</b></p>
<p>Meyve, sebze ve baklagiller gaz yapabilir ama bu yiyecekleri tüketmek, gazı engellemekten çok daha önemli.</p>
<p>Lifli yiyecekleri daha önce pek yemediyseniz, bunları diyetinize birden fazla miktarda eklemek sizi rahatsız edebilir. Bu nedenle lif tüketiminizi yavaş yavaş artırın.</p>
<p>Yeterince su içmek, kabızlık riskini azaltır ve bu da gaz oluşumunu engeller. Çünkü bağırsakta kalan dışkı fermantasyona uğrayarak daha fazla ve kötü kokulu gaz üretebilir.</p>
<p>Her öğünde bir şeyler içmeye çalışın ve gün boyunca su tüketimini ihmal etmeyin.</p>
<p>İngiltere&#8217;de Ulusal Sağlık Servisi (NHS) gaz ve şişkinliği gidermek için nane çayı içilmesini de öneriyor.</p>
<p>Gazlı içecekler doğrudan gaz içerdiği için fazla tüketildiğinde hem geğirme hem de gaz çıkarmayı artırır.</p>
<p>Aynı şey sakız çiğneme veya çorba gibi şeyleri hızlıca yeme için de geçerli. Yutulan hava bir yerden çıkmak zorunda.</p>
<p><b>Endişelenmeli misiniz?</b></p>
<p>Çoğu durumda gaz endişe verici olmaz.</p>
<p>Gazın birçok zararsız nedeni vardır ve bunlar genellikle herhangi bir tedavi ya da müdahale gerektirmez.</p>
<p>Ancak bazı durumlarda aşırı gaz, daha ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.</p>
<p>Bu nedenle endişeleniyorsanız bir doktora danışmanızda fayda var. </p>
<p>Ayrıca kötü kokulu gaz bazı ilaçların yan etkisi olarak da görülebilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-0-LLIxRBNA.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177">Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan bağışının kansızlık yarattığına dair toplumda yaygın bir inanış olsa da sağlıklı bir kişinin doğru aralıklarla ve uygun şartlarda kan vermesi kalıcı kansızlığa sebep olmaz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277">Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan bağışının kansızlık yarattığına dair toplumda yaygın bir inanış olsa da sağlıklı bir kişinin doğru aralıklarla ve uygun şartlarda kan vermesi kalıcı kansızlığa sebep olmaz. Standart yani 450 mL tam kan bağışıyla vücutta sadece 200-250 mg demir kaybedilir. Yetişkin bir erkekteki demir miktarının ortalama 1.000 mg, kadında ise 300-500 mg civarında olduğu unutulmamalı diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Kan verdikten sonra yaşanan demir kaybı, dengeli bir beslenmeyle birkaç hafta içinde yerine konabilir. Herhangi bir sağlık problemi yoksa erkeklere üç ayda bir, kadınlara ise dört ayda bir kan bağışı yapmaları önerilir” dedi.</strong></p>
<p>Kan bağışının kalıcı hiçbir zararı olmadığına aksine pek çok faydasının bulunduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Ancak bazı kişilerde gerekli tedbirler alınmazsa geçici de olsa bir kansızlık görülebilir. Örneğin halihazırda kan kaybeden adet dönemindeki kadınların, yetersiz beslenenlerin veya vegan bir yaşam tarzına sahip olanların dikkatli olması gerekir. Bu tip faktörler nedeniyle kan bağışından hemen önce hemoglobin seviyesi ölçülür ve düşük çıkarsa bağışa izin verilmez. Kan bağışı yapan kişinin sonraki günlerde kırmızı et, tavuk, balık, ıspanak ve mercimek gibi demirden zengin gıdalarla beslenmesi kıymetli. Bunun yanı sıra demir emilimini azaltacak çay ve kahve tüketiminden de bir süre uzak durmak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Vücuttaki kanın yüzde 8 ila 10’u bağışlanıyor</strong></p>
<p>Tam kan bağışında yaklaşık 450 mL kan toplandığını ve bunun vücuttaki toplam kanın yüzde 8 ila 10’una denk geldiğini vurgulayan Özdamar, “Sağlıklı bireyler için tamamen güvenli olan bu işlem ortalama 5-10 dakikalık bir sürede tamamlanır. Totalde kayıt işlemleri, doktor muayenesi, kan bağışı ve ikram ile 30-40 dakika zaman alır. Kan alımı sırasında bağışçının durumu düzenli olarak izlenir. Sonrasında verilen meyve suyu ve hafif yiyeceklerle, kan basıncında ani düşüş veya baş dönmesi gibi yan etkilerin önlenmesi amaçlanır. Bağışçıya; bol sıvı tüketmesi, iki saat sigara içilen mekanlarda bulunmaması ya da tütün ve ürünlerinden uzak durması, ağır egzersiz yapmaması ve kolunu birkaç saat aşırı kullanmaması önerilir. Alınan kan laboratuvarda incelenir ve HIV (AIDS hastalığı), Hepatit B ve C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalıklara karşı serolojik testlerle taranır. Testleri geçen kanlar farklı hastaların kullanımı için hazır hale getirilir” dedi.</p>
<p><strong>50 kg altındakiler kan bağışçısı olamıyor</strong></p>
<p>Kan vermek isteyen kişinin; genel sağlık durumunu, kullandığı ilaçları ve seyahat geçmişini belirteceği bir formu doldurması gerektiğini açıklayan Özdamar, “Formdan sonra ilgili sağlık personeli nabız, tansiyon, ateş ölçümü ile kısa bir fiziksel muayene yapar. Hemoglobin testi için ise parmaktan küçük bir kan örneği alınır. Eğer kişi sağlıklıysa ve belirli bir kilonun üstünde olmak, enfeksiyon riski taşımamak gibi temel kriterlere uyuyorsa bağış için onay verilir. Uygun bulunmayan kişiler ise bilgilendirilir ve başka bir tarihte tekrar başvurmaları önerilir. 18-65 yaş aralığında olmak, minimum 50 kg olmak, bulaşıcı hastalık taşımamak, ideal tansiyon ve hemoglobin değerlerine sahip olmak istenen temel kriterler arasında” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir bağışçının torba kan verdikten birkaç saat sonra tamamen normal hayatına dönebileceğinin altını çizen Özdamar, “Ancak kolda şiddetli ağrı, kan birikmesi, iğne yerinde büyük şişlik, iltihap, sıcaklık artışı, 24 saatten fazla devam eden baş dönmesi veya baygınlık hissi gibi şikayetler varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Diş çekiminden sonra bağış için zaman gerekiyor</strong></p>
<p>Kan bağışının bazı durumlarda geçici olarak, bazı durumlarda ise kalıcı olarak reddedilebileceğini dile getiren Özdamar, “Geçici ret nedenleri arasında grip, nezle gibi ateşli hastalıklar, diş çekimi gibi tedaviler, sıtma riski taşıyan bölgelere yapılan seyahatler, canlı virüs içeren aşılar, küçük veya büyük cerrahi müdahaleler, dövme ya da piercing işlemleri yer alır. HIV, Hepatit B veya C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalık taşıyanlar, kalp hastalığı veya bazı kanser öyküsüne sahip olanlar, ileri düzey böbrek yetmezliği, kontrolsüz epilepsi veya ciddi psikiyatrik bozuklukları olan kişiler ise kalıcı olarak kan bağışı yapamazlar” dedi.</p>
<p>Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, kan bağışının birey ve toplum açısından bazı faydalarından da bahsetti:</p>
<ol>
<li>Kan bağışının aslında en önemli etkisi, başkalarının hayatını kurtarmaya doğrudan fayda sağlamaktır. Bireyde psikolojik rahatlama yaratır, bulunduğu toplum ile arasındaki aidiyet hissi pekişir.</li>
<li>Kazalar, ameliyatlar, kanser tedavileri ve doğum gibi acil durumlarda her zaman kana ihtiyaç vardır. Kan, yapay olarak üretilemediği için ‘hala’ tek kaynak bağışçı insanlardır.</li>
<li>Kan bağışı kampanyaları, dayanışmayı ve yardımlaşma kültürünü güçlendirir. Toplumda sağlık ve sorumluluk bilinci oluşur.</li>
<li>Kan verdikten sonra vücut, kaybedilen kan hücrelerini yenilemek için kemik iliğinde yeni hücre üretimini hızlandırır. Bu da kan yapım sisteminin dinç kalmasına katkı sağlar, bireye zararı yoktur. </li>
<li>Deprem, savaş veya büyük kazalar gibi kitlesel olaylarda hazır kan stoğuna sahip olmak herkesin hayatını kurtarır.</li>
<li>Düzenli kan bağışı, hastaneler ve kan bankalarının stoklarını korumasını sağlar. Özellikle nadir kan gruplarının bulunabilirliği için sürekli bağış hayati önemdedir.</li>
<li>Düzenli kan bağışı, demir seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Fazla demir vücutta biriktiğinde organlara zarar verebilir, kan bağışı ise bu durumun önüne geçebilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277">Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Elçin Sangu hakkında &#8216;dolandırıcılık&#8217; iddiasıyla suç duyurusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-elcin-sangu-hakkinda-dolandiricilik-iddiasiyla-suc-duyurusu-545406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 21:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[duyurusu]]></category>
		<category><![CDATA[elçin]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[iddiasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[sangu]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oyuncu Elçin Sangu hakkında dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve adli makamları yanıltma iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-elcin-sangu-hakkinda-dolandiricilik-iddiasiyla-suc-duyurusu-545406">Ünlü oyuncu Elçin Sangu hakkında &#8216;dolandırıcılık&#8217; iddiasıyla suç duyurusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Ünlü oyuncu<strong> Elçin Sangu</strong> ile evinin dekorasyon işlerini yapan<strong> mimarlık şirketi</strong>nin sahibi Abdullah Celal Erol arasında <strong>sular durulmuyor.</strong> Erol, ünlü oyuncu hakkında <strong>&#8216;dolandırıcılık&#8217;</strong>, <strong>&#8216;evrakta sahtecilik&#8217; </strong>ve<strong> &#8216;adli makamları yanıltma&#8217;</strong> iddiasıyla <strong>Sangu hakkında</strong> İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na<strong> suç duyurusunda </strong>bulundu.</p>
</div>
<div>
<p><b>Tadilatın parasının bir kısmını ödemediği iddia edildi</b></p>
</div>
<div>
<p>Elçin Sangu ve mimarlık şirketi sahibi Erol arasındaki gerginlik 2022 öncesinde başladı. Beykoz&#8217;daki villasının tadilatı için Erol&#8217;un şirketiyle anlaşan Sangu&#8217;nun 2023&#8217;te yaklaşık<strong> 400 bin lira </strong>tutarındaki çalışmanın<strong> 170 bin lirasını ödemediği </strong>iddia edildi. </p>
</div>
<div>
<p>O dönem, tadilatı üstlenen firmanın sahibi Abdullah Celal Erol, yazılı sözleşme yapılmadığını, süreç boyunca sürekli ek talepler geldiğini ve ödemelerin geciktiğini belirterek önce icra takibi başlatmış, ardından da İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde <strong>alacak davası</strong> açmıştı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Sosyal medyadan seslendi</b></p>
</div>
<div>
<p>Sangu avukatları aracılığıyla uzlaşma teklifinde bulundu. Bu süreçte gerginlikler sürerken Erol sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, <em>&#8220;Kameralar önünde sosyal demokrat, iyi niyet elçisi gibi görünüyorsunuz ama çalışan işçilerin içtiği bir bardak çayı bile sorun eden birisiniz Elçin Sangu.</em>&#8221; ifadelerini kullandı. Abdullah Celal Erol, daha sonra Elçin Sangu tarafından sosyal medyada engellendiğini belirterek;<em> &#8220;Artık adalet önünde hesaplaşacağız&#8221; </em>dedi.</p>
</div>
<div>
<p>Abdullah Celal Erol, son olarak Elçin Sangu&#8217;nun reklam filminde rol aldığı markayı etiketleyerek dolandırıcılık iddialarını yineledi. </p>
</div>
<div>
<p><b>Bu kez de suç duyurusunda bulundu</b></p>
</div>
<div>
<p>Eren, ünlü oyuncu hakkında, &#8216;dolandırıcılık&#8217;, &#8216;evrakta sahtecilik&#8217; ve &#8216;adli makamları yanıltma&#8217; iddiasıyla dava açılması için <strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;</strong>na suç duyurusunda bulundu. Bu süreçte Elçin Sangu&#8217;nun sevgilisi Yunus Özdiken ile de polemik yaşayan Abdullah Celal Erol, <strong>Özdiken </strong>hakkında da <strong>&#8216;tehdit ve hakaret&#8217;</strong> gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.</p>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250616/unlu-oyuncu-elcin-sangu-hakkinda-dolandiricilik-iddiasiyla-suc-duyurusu--1097066053.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-elcin-sangu-hakkinda-dolandiricilik-iddiasiyla-suc-duyurusu-545406">Ünlü oyuncu Elçin Sangu hakkında &#8216;dolandırıcılık&#8217; iddiasıyla suç duyurusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişisel Veri Güvenliği Hakkında Bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisisel-veri-guvenligi-hakkinda-bilgilendirme-542807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 13:44:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Manisa Ulaşım Hizmetleri Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş. (MANULAŞ), 25 Mayıs 2025 tarihinde bilgi sistemlerinde yaşanan bir teknik aksaklık nedeniyle sınırlı kapsamda kişisel veri güvenliği riski oluştuğunu duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisisel-veri-guvenligi-hakkinda-bilgilendirme-542807">Kişisel Veri Güvenliği Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Manisa Ulaşım Hizmetleri Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş. (MANULAŞ), 25 Mayıs 2025 tarihinde bilgi sistemlerinde yaşanan bir teknik aksaklık nedeniyle sınırlı kapsamda kişisel veri güvenliği riski oluştuğunu duyurdu.</p>
<p>Yapılan açıklamada, etkilenen verilerin ad, soyad ve telefon numarası gibi temel bilgilerle sınırlı olduğu ve herhangi bir finansal veri içermediği, kişisel veri güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tüm işlemlerin başlatıldığı belirtilerek şu ifadelere ver verildi:</p>
<p>“MANULAŞ olarak, kişisel verilerin güvenliğine verdiğimiz önem doğrultusunda, 25.05.2025 tarihinde sistemlerimizde yaşanan teknik sıkıntı ve bu kapsamda kişisel veri güvenliğine ilişkin bir dizi önlem alma zorunluluğu nedeniyle bu bilgilendirmeyi yapma gereği duyulmuştur. Yaşanan teknik aksaklık sonucunda, sınırlı sayıda kişisel verinin güvenliği etkilenmiş olabilir. Söz konusu veriler; ad, soyad, telefon numarası gibi temel nitelikte bilgilerden ibaret olup, herhangi bir finansal veri içermemektedir. İhlal ile ilgili olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gerekli bildirimler tüm yetkili kurumlara yapılmış, süreç yasal mevzuat çerçevesinde tarafımızca yürütülmektedir. Kişisel veri güvenliğine yönelik gerekli tüm teknik ve idari tedbirler alınmakta olup konuya ilişkin çalışmalarımız hassasiyetle sürdürülmektedir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisisel-veri-guvenligi-hakkinda-bilgilendirme-542807">Kişisel Veri Güvenliği Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ManisaKart Hakkında Önemli Duyuru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisakart-hakkinda-onemli-duyuru-538652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 12:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[manisakart]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı, ManisaKart sisteminde yaşanan teknik bir arıza nedeniyle dolum işlemlerinde zaman zaman aksaklıklar yaşanabileceğini bildirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisakart-hakkinda-onemli-duyuru-538652">ManisaKart Hakkında Önemli Duyuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı, ManisaKart sisteminde yaşanan teknik bir arıza nedeniyle dolum işlemlerinde zaman zaman aksaklıklar yaşanabileceğini bildirdi.</p>
<p>Yapılan açıklamada, yaşanan sorunun altyapı kaynaklı olduğu ve ekiplerin problemi çözmek için yoğun bir şekilde çalıştığı ifade edilirken şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“Bazı bayilerimizde, ManisaKart dolumu, sistemde yaşanan teknik arıza nedeniyle şu anda gerçekleştirilememektedir. Ayrıca, kredi kartı ile yapılan online yüklemelerde de geçici kesintiler yaşanabilmektedir. Bayilerin cihazlarında yeterli bakiye bulunması durumunda dolum işlemleri yapılabilirken bakiyesi yetersiz olan bayilerimizde ise yükleme işlemi geçici olarak gerçekleştirilememektedir. Vatandaşlarımızın ManisaKart’larında herhangi bir arıza bulunmamakta olup kartlarında yeterli bakiye olanlar toplu taşıma araçlarını sorunsuz şekilde kullanmaya devam edebilmektedir. Yeni dolum yapmak isteyen vatandaşlarımızın, teknik arıza nedeniyle bazı bayilerde sorunla karşılaşmaları halinde işlemi farklı bir bayiden denemeleri faydalı olacaktır. Sorunun en kısa sürede çözüme kavuşması için ekiplerimiz çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisakart-hakkinda-onemli-duyuru-538652">ManisaKart Hakkında Önemli Duyuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarıyer Maslak&#8217;ta Meydana Gelen Yol Çökmesi Hakkında Açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sariyer-maslakta-meydana-gelen-yol-cokmesi-hakkinda-aciklama-524703</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 May 2025 09:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[maslakta]]></category>
		<category><![CDATA[meydana]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyer]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=524703</guid>

					<description><![CDATA[<p>03 Mayıs 2025 Cumartesi günü saat 02.40 sıralarında, Sarıyer Maslak Mahallesi Eski Büyükdere Caddesi yan yol üzerindeki bir inşaat alanına ait istinat duvarının caddeye birleşim noktasında çökmesi sonucu, caddenin iki şeritlik bölümünde yol çökmesi meydana gelmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sariyer-maslakta-meydana-gelen-yol-cokmesi-hakkinda-aciklama-524703">Sarıyer Maslak&#8217;ta Meydana Gelen Yol Çökmesi Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>03 Mayıs 2025 Cumartesi günü saat 02.40 sıralarında, Sarıyer Maslak Mahallesi Eski Büyükdere Caddesi yan yol üzerindeki bir inşaat alanına ait istinat duvarının caddeye birleşim noktasında çökmesi sonucu, caddenin iki şeritlik bölümünde yol çökmesi meydana gelmiştir.</p>
<p>Olayın hemen ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) koordinasyonunda ilgili tüm birimler hızla bölgeye sevk edilmiş, güvenlik önlemleri ivedilikle alınarak yol araç ve yaya trafiğine kapatılmıştır.</p>
<p>Çökme nedeniyle İGDAŞ’a ait bölgeyi besleyen ana çelik hat zarar görmüş; ekiplerin hızlı müdahalesiyle gaz akışı kesilmiştir. Bölgeye alternatif hat üzerinden gaz temini çalışmalarına devam edilmektedir.</p>
<p>Ayrıca, İSKİ’ye ait 300 mm çapındaki temiz su hattı da çökmeyle birlikte hasar görmüş, üç mahalleyi besleyen hat devre dışı bırakılmıştır. İSKİ ekiplerinin kesintiyi gidermeye yönelik çalışmaları aralıksız sürdürülmektedir.</p>
<p>Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı ekiplerimizce çökmenin olduğu bölgede zemin taramaları yapılmakta; ilave iş makineleri ve teknik personel sahaya yönlendirilerek onarım ve güçlendirme süreci başlatılmıştır.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak gelişmeler kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılacak, bölgede hayatın en kısa sürede normale dönmesi için tüm ekiplerimizle sahadaki çalışmalarımız kesintisiz sürdürülecektir.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sariyer-maslakta-meydana-gelen-yol-cokmesi-hakkinda-aciklama-524703">Sarıyer Maslak&#8217;ta Meydana Gelen Yol Çökmesi Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WoW Karşılaşmaları ve Eklentileri Hakkında Kıdemli Oyun Yönetmeni Ion Hazzikostas ile Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/wow-karsilasmalari-ve-eklentileri-hakkinda-kidemli-oyun-yonetmeni-ion-hazzikostas-ile-soylesi-523498</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 11:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[eklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hazzikostas]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ion]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kıdemli]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[wow]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523498</guid>

					<description><![CDATA[<p>World of Warcraft'ın en yeni güncellemesi The War Within 11.1.5, temel kullanıcı arayüzüne yerleşik yepyeni bir bekleme süresi yöneticisi özelliği sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wow-karsilasmalari-ve-eklentileri-hakkinda-kidemli-oyun-yonetmeni-ion-hazzikostas-ile-soylesi-523498">WoW Karşılaşmaları ve Eklentileri Hakkında Kıdemli Oyun Yönetmeni Ion Hazzikostas ile Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>World of Warcraft&#8217;ın en yeni güncellemesi <em>The War Within</em> 11.1.5, temel kullanıcı arayüzüne yerleşik yepyeni bir bekleme süresi yöneticisi özelliği sunuyor. Açık test bölgesine bu hafta gelecek olan içerik güncellemesi 11.1.7 ile yepyeni bir savaş rotasyonu yardım aracı, oyuncular tarafından test edilmek için kullanıma açılacak. </p>
<p>WoW&#8217;un kıdemli oyun yönetmeni Ion Hazzikostas, dünyanın ilk baskın loncası olan Liquid&#8217;in lideri Maximum ve çeşitli WoW etkinlikleri ile Mythic Dungeon International&#8217;ın sunucusu olan Dratnos ile WoWCast&#8217;in çok özel bir bölümü için bir araya geldi. Birlikte, bu yepyeni Kullanıcı Arayüzü özelliklerini ele alıyor ve WoW karşılaşmalarının geleceğinin daha yerel araçlarla, geliştirilmiş karşılaşma tasarımı bildirimleri ve görselleştirmeleriyle nasıl şekilleneceği ve topluluk tarafından oluşturulan araçlara daha az ihtiyaç duyulması hakkında konuşuyorlar. </p>
<p>YouTube Linki: How World of Warcraft is Improving its UI | WoWCast</p>
<p>Blog: Watch the WoWCast : Special Add-On Edition</p>
<p>Maximum ve Dratnos, bu söyleşi sırasında Ion WoW&#8217;un baskın ve zindan karşılaşmalarının yıllar içindeki değişimini inceliyor. Ayrıca, seviyesi ve deneyimi ne olursa olsun tüm oyuncuların, yeni bir karşılaşmanın mekaniklerini çözme keyfini eklenti kullanmadan çıkarabilmesi amacıyla haricî savaş yardımı eklentilerinin sınırlandırılması için nelere ihtiyaç duyulduğunu paylaşıyor. </p>
<p>World of World of Warcraft hakkında daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wow-karsilasmalari-ve-eklentileri-hakkinda-kidemli-oyun-yonetmeni-ion-hazzikostas-ile-soylesi-523498">WoW Karşılaşmaları ve Eklentileri Hakkında Kıdemli Oyun Yönetmeni Ion Hazzikostas ile Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy&#8217;de bulunan binada balkon çökmesi hakkında bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadikoyde-bulunan-binada-balkon-cokmesi-hakkinda-bilgilendirme-522405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 14:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balkon]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[binada]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköyde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy İlçesi, Dumlupınar Mahallesi, Melih Cevdet Anday Sokak, 194 pafta, 1023 ada, 158 parsel, No:4 kapı sayılı yere ait 28.04.2025 tarih saat 00.10’da Kadıköy Belediyesi çağrı merkezine gelen şikayet ile balkon çökmesi olduğu bildirilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoyde-bulunan-binada-balkon-cokmesi-hakkinda-bilgilendirme-522405">Kadıköy&#8217;de bulunan binada balkon çökmesi hakkında bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy İlçesi, Dumlupınar Mahallesi, Melih Cevdet Anday Sokak, 194 pafta, 1023 ada, 158 parsel, No:4 kapı sayılı yere ait 28.04.2025 tarih saat 00.10’da Kadıköy Belediyesi çağrı merkezine gelen şikayet ile balkon çökmesi olduğu bildirilmiştir.</p>
<p><b>Konu yerin mahallinde yapılan incelemede, 5. Kat 12 numaralı dairenin balkonunda korozyona bağlı olarak demir donatıların taşıma gücünü yitirmesi sonucunda kısmi göçme olduğu görülmüştür. Yapıdaki riskli durum nedeniyle bina Kadıköy Belediyesi tarafından tahliye edilmiştir ve mühürlenmiştir.</b></p>
<p>Bahse konu yerin imar işlem dosyasında yapılan inceleme sonucunda, 2 dükkan + 13 daire toplam 15 bağımsız bölümün bulunduğu yapının 1988 yılında ruhsat  ve 1992 yılında iskan aldığı görülmüştür. 15 bağımsız bölümden 6’sının mal sahibi, 9’unun kiracı olduğu yerde toplam 32 kişi ikamet etmekte olup, olayın yaşandığı anda binada bulunan 24 kişi binadan tahliye edilmiştir. Binaya girişler Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından durdurulmuştur.<br />Binada Kadıköy Belediyesi Zabıta Müdürlüğü tarafından tüm güvenlik önlemleri alınmış olup, Kadıköy Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından statik inceleme çalışmaları devam etmektedir. 4. Katın balkonuna düşen moloz parçaları itfaiye ekipleri  tarafından kaldırılmıştır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoyde-bulunan-binada-balkon-cokmesi-hakkinda-bilgilendirme-522405">Kadıköy&#8217;de bulunan binada balkon çökmesi hakkında bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=521901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında&#8230;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında deneyimlediği önemli dönemeçlerden biri olan menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı olduğu açık bir gerçek. İşte bu konu hakkında, Bağdat Caddesi Amerikan Tıp Merkezi’nde göreve başlayan Dr. Gamze Kırpınar ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Tüm sorulara son derece anlaşılır bir dille cevap veren Kırpınar’a teşekkür ediyor, sizleri onun cevapları ile baş başa bırakıyoruz:</p>
<p><strong>Menopoz nedir? Kaç yaşında menopoza girmek normaldir?</strong></p>
<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104531"></figure>
</div>
<p>Menopoz, yumurtalıklarda östrojen hormon üretiminin durması ile birlikte adet görmenin sona ermesi ve aynı zamanda üreme fonksiyonlarının da bitmesi olarak tanımlanmaktadır. Son adetin üzerinden bir yıl geçtikten sonra artık menopoz denilmektedir. Bu bazen doğal akışında meydana gelirken, bazen de cerrahi-kemoterapi gibi faktörlerle aniden meydana gelmektedir. Ailesel faktörler, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, eşlik eden tıbbi hastalıklar, geçirilmiş yumurtalık cerrahisi ve radyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler, menopoza girme yaşını etkilemektedir. Normal menopoz yaşı 45-55 yaşlar arasındadır. Ortalama menopoz yaşı Türkiye için 48, dünyada 51 yaş olarak bildirilmektedir. 40-45 yaşlarında görüldüğünde erken menopoz, 40 yaş altında ise erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Perimenopoz nedir, en sık görülen belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Hormon seviyelerinde dalgalanmaların olduğu menopoza geçiş sürecidir. Ortalama 2-7 yıl arasında sürdüğü kabul edilmektedir. Adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, ruh h&acirc;li değişikliklerinin kendini gösterdiği dönemdir. Perimenopozda başlayan şik&acirc;yetlere zamanla vajinal kuruluk, libido kaybı, idrar yolu problemleri, konsantrasyon güçlüğü, cilt değişiklikleri, kilo artışı gibi şik&acirc;yetler eklenmektedir.</p>
<p><strong>Menopozda kilo almak kaçınılmaz mıdır?</strong></p>
<p>Metabolizmada yavaşlama olduğu için kilo alma eğilimi artar. Ancak günlük su tüketimini artırmak, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bu sürece katkı sağlar.</p>
<p><strong>Menopoz beraberinde ne gibi riskler getiriyor?</strong></p>
<p>Östrojen eksikliğine bağlı kemik yoğunluğunda azalma, kırık riskinde artış görülür. Hipertansiyon ve ateroskleroz gelişimine bağlı kalp hastalıkları riski artar. Hafıza ve konsantrasyon problemleri başlar. Mood değişiklikleri, depresyon, anksiyete gelişebilir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar" class=" lazy wp-image-104530"></figure>
<p><strong>Hormon tedavisi kullanılmalı mı? Meme kanseri yapar mı?</strong></p>
<p>Östrojeni yerine koymanın ateş basması, terlemeler ve bunların getirdiği sorunları iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca doğru zamanda doğru hastada kullanıldığında, kalp sağlığı ve kemik sağlığı üzerine de olumlu etkileri olmaktadır. 60 yaş altında, menopoz sonrası 10 yıldan daha az geçmiş olan kadınlarda, ek sakınca yoksa hormon tedavilerinin kullanımı önerilmektedir. Östrojen kullandığımızda, rahmi olan kadınlarda rahim duvarını kanserden korumak için progesteron tedavisi de eklenmesi gerekmektedir. Kullanılan sentetik progesteronların meme kanseri ile ilişkisi olduğu bilinmektedir. Ancak biyoeşdeğer progesteronun, meme kanser riskini artırmadığı gösterilmiştir. Östrojenler de ağız yoluyla alındığında pıhtı riski ile ilişkilendirilmektedir. Östrojenleri cilt yolu ile kullandığımızda bu riskten kaçınılabilmektedir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar" class=" lazy wp-image-104528"></figure>
<p><strong>Ne gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılabilir?</strong></p>
<p>Kalsiyum, D vitamini, Omega-3 ve bitkisel östrojenlerden zengin beslenmek, işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden uzak durmak, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, stres yönetimi için düzenli uyku, meditasyon, derin nefes egzersizleri ve hobilere zaman ayırmak, gerekirse destek almak, sigara ve alkol tüketimini azaltmak önerilmektedir.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104529"></figure>
<p><strong>Büyüklerimiz menopoza girince hormon mu kullandılar ki, bu doğal bir durum değil mi?</strong></p>
<p>Evet; menopoz hayatın doğal bir evresidir. Ancak günümüzde kadınlar için beklenen yaşam ömrü uzamıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınlar, erkeklerden ortalama 6-8 yıl daha uzun yaşamakta ve kadınlarda beklenen yaşam süresi 80 yaşın üzerindedir. Bu açıdan bakıldığında, artık kadınlar hayatlarının uzun bir dönemini menopozda geçirmekteler. Kadınların hayatında önemli bir dönemeç olan bu süreçte, hem fiziksel hem ruhsal değişiklikler meydana gelmektedir. Öte yandan, kadının kendine daha çok vakit ayırdığı, içsel gücünü keşfettiği bu dönemde doğru bilgi, destek, bireyselleştirilmiş tedaviler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreç daha verimli ve keyifli geçebilmektedir. Menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı vardır. Bu süreci daha bilinçli yönetmek, sağlıklı yaş almayı sağlayabilmek için bu alanla ilgilenen bir hekimin takibinde olmak önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi Konya Bilim Merkezi&#8217;nde düzenlenen SERAFEST etkinliğine katılarak kompost üretimi standında kompost üretimi hakkında vatandaşları bilgilendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-konya-bilim-merkezinde-duzenlenen-serafest-etkinligine-katilarak-kompost-uretimi-standinda-kompost-uretimi-hakkinda-vatandaslari-bilgilendirdi-463189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 10:38:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirdi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğine]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[katılarak]]></category>
		<category><![CDATA[kompost]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[serafest]]></category>
		<category><![CDATA[standında]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, 24-26 Mayıs tarihlerinde Konya Bilim Merkezi’nde düzenlenen “SERAFEST” etkinliğinde kendisine ayrılan kompost üretim atölyesiyle yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-konya-bilim-merkezinde-duzenlenen-serafest-etkinligine-katilarak-kompost-uretimi-standinda-kompost-uretimi-hakkinda-vatandaslari-bilgilendirdi-463189">Selçuklu Belediyesi Konya Bilim Merkezi&#8217;nde düzenlenen SERAFEST etkinliğine katılarak kompost üretimi standında kompost üretimi hakkında vatandaşları bilgilendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğa ve bilim meraklılarının bir araya geldiği, sera ve doğa ile ilgili çeşitli atölye çalışmaları ve sergilerin düzenlendiği SERAFEST’TE Selçuklu Belediyesi kompost standı vatandaş ve öğrencilerden yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Etkinlikte standa gelen her yaştan ziyaretçilere Selçuklu Belediyesi’nin kompost üretimi anlatılırken, vatandaşların bireysel olarak evde neler yapabilecekleri konusunda da tavsiyeler verildi. Ayrıca kompostun faydası ve avantajlarıyla birlikte tarımda niçin kompost kullanılmasının gerektiği hakkında bilgilendirmeler yapılırken, ziyaretçilerin deneyimlemesi için kompost numunesi hediye edildi. Yoğun ilgi gören kompost üretim atölyesinde etkinlik boyunca Selçuklu Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü kompost üretim atölyesinde ziyaretçilere tanıtım ve bilgilendirme yapıldı.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı:“ Sıfır atıkla ilgili çalışmalarımızı her platformda anlatmaya devam edeceğiz”</b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi’nin çevre ve sıfır atıkla ilgili yoğun mesai harcadığını ve bu konuda başarılı çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Çevre ve sıfır atıkla ilgili çalışmalarımızdan bir tanesi de atıkların organik gübreye dönüştürülmesi. Ekiplerimiz bu amaç doğrultusunda pazarlardan, halden, otellerden ve alışveriş merkezlerinden topladıkları organik atıkları fidanlığımızın arkasında bulunan bölgede oluşturduğumuz kompost üretim merkezinde birleştirerek 45 gün içerisinde gübreye dönüştürüyor. Böylelikle hem şehrimizde oluşan yüksek miktarlı organik atıkların çöpe gitmesini önlemiş oluyor hem de bu organik atıklardan gübre elde ederek bunlara bir ekonomik değer kazandırmış oluyoruz. Bu çalışmalarımızı da fırsat bulduğumuz her platformda vatandaşlarımıza anlatıyoruz. Hedefimiz önümüzdeki süreçte bütün konutlarımızdan üretilen organik atıkları doğru bir şekilde kompost ünitelerine ulaştırmak ve bunları gübreye dönüştürerek doğaya kazandırmak. Selçuklu Belediyesi olarak sürdürülebilir bir çevre adına her türlü projenin içerisinde olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-konya-bilim-merkezinde-duzenlenen-serafest-etkinligine-katilarak-kompost-uretimi-standinda-kompost-uretimi-hakkinda-vatandaslari-bilgilendirdi-463189">Selçuklu Belediyesi Konya Bilim Merkezi&#8217;nde düzenlenen SERAFEST etkinliğine katılarak kompost üretimi standında kompost üretimi hakkında vatandaşları bilgilendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yapımı devam eden Kale Projesi&#8217;ni yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sivas-belediye-baskani-dr-adem-uzun-yapimi-devam-eden-kale-projesini-yerinde-inceleyerek-calismalar-hakkinda-bilgi-aldi-453799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 15:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[inceleyerek]]></category>
		<category><![CDATA[kale]]></category>
		<category><![CDATA[projesini]]></category>
		<category><![CDATA[sivas]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[yerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehrin geleneksel mimari dokusunu canlandırıp bölgedeki turizm potansiyelini artırmak amacıyla başlatılan Tarihi Kale Projesi'nde çalışmalar sürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivas-belediye-baskani-dr-adem-uzun-yapimi-devam-eden-kale-projesini-yerinde-inceleyerek-calismalar-hakkinda-bilgi-aldi-453799">Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yapımı devam eden Kale Projesi&#8217;ni yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şehrin geleneksel mimari dokusunu canlandırıp bölgedeki turizm potansiyelini artırmak amacıyla başlatılan Tarihi Kale Projesi&#8217;nde çalışmalar sürüyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda ihalesi yapılan ve yapımı devam eden projeyi inceleyen Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, son durum hakkında ekiplerden bilgi alarak kolaylıklar diledi.</p>
<p>Proje hakkında bir değerlendirme yapan Başkan Uzun, “Önümüzdeki günlerde çalışmalarımızı hızlandıracağız. Bu alanı hem tarihi hem kültürü ile şehrimize kazandırmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde Sivas-İstanbul arası hızlı tren seferleri başlayacak. Bulunduğumuz tarihi alanın da Sivas’ın turizmine katkı sağlayacağını biliyoruz. İçerisindeki butik oteller, yöresel restoranlar, tarihi ve kültürel anlamda ilimizin değerlerini ön plana taşıyacak olan mekânsal alanları gün yüzüne çıkaracağız.” dedi.    </p>
<p>“Proje tamamlandığında ilimizi ziyaret edecek misafirlerin uğrayacağı yerlerin başında Tarihi Kale’nin olacağına inanıyoruz.” diyen Başkan Uzun, “Gerekli değerlendirmeleri yaptık, çalışmalar devam ediyor. Projenin hızlandırılması gerekiyor ve bunun için çalışacağız. Alanın güvenliği de bizim için oldukça önemli, 24 saat güvenliği sağlanacak.” ifadesini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivas-belediye-baskani-dr-adem-uzun-yapimi-devam-eden-kale-projesini-yerinde-inceleyerek-calismalar-hakkinda-bilgi-aldi-453799">Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yapımı devam eden Kale Projesi&#8217;ni yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 10:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p>Ülkemizde ise bu oranın daha yüksek olduğu biliniyor. Yine kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 20 milyon insan 70 yaşın altında hayatını kaybediyor. Rahatsız edici bir başka gerçek ise genç yaşta görülen kalp krizi sayısının artmış olması. Öyle ki ülkemizde her 5 kalp krizinden 1’i 45 yaş altında görülüyor.</p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “Oysa tütün ürünleri ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ile fiziksel hareketsizlik gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin düzeltilmesiyle çoğu kardiyovasküler hastalık önlenebiliyor” diyor. Kalp sağlığını tehdit eden bir başka önemli hata ise toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler doğrultusunda hareket etmek. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> bilimsellikten uzak olan bilgilerin kalp sağlığını riske attığına dikkat çekerek, “Örneğin, çevreden veya internetten edinilen hatalı bilgiler nedeniyle hastalar hekime geç başvurabiliyor ve bunun sonucunda tedavide güçlük çekilebiliyor. Daha kötüsü, hatalı bilgiler hastanın hayatını kaybetmesine bile yol açabiliyor” diye konuşuyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>toplumda kalp sağlığı hakkında doğru sanılan 7 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Yıllarca sigara içtim, artık sigarayı bıraksam da kalp hastalığı riskini azaltamam. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, sigarayı bırakmanın faydaları, ne kadar süre sigara kullandığınıza, günde kaç sigara içtiğinize bakılmaksızın, sigarayı bıraktığınız anda başlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kaç yaşında olursanız olun sigarayı bıraktıktan sadece bir yıl sonra kalp krizi riskinizin yüzde 50 oranında azalacağına dikkat çekerek, “Tek bir hareketle, yani sigarayı bırakmakla kalp krizi riskini yarı yarıya indirmiş oluyorsunuz. Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra ise sigaranın kalp üzerindeki olumsuz etkilerinden tamamen arınıyorsunuz” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Grip aşısı tam koruma sağlamaz. Bu nedenle aşıyı olmam gerekmez. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada yılda ortalama 650 bin kişi grip veya gribe bağlı durumlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalar, grip aşılarının yüzde 90’ının etkili olduğunu gösteriyor. Grip aşısında asıl amaç, gribe yakalanmamak değil, hastalığa yakalanmış olsa bile hastanın bu tabloyu alt solunum yolu enfeksiyonu oluşmadan ve hastaneye yatış gerektirmeden daha hafif şekilde atlatmasını sağlamak. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,<strong> </strong>gribin özellikle kalp hastalarında ağır seyredebildiğini ve ölümcül sonuçlara yol açabildiğini  belirterek, “Dolayısıyla ciddi kalp damar hastalığı veya kalp yetersizliği olan hastaların her yıl grip aşısı olmaları gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>Yüksek tansiyon hastasıyım ama hiçbir şikayetim yok. Dolayısıyla yüksek tansiyonum bana zarar vermiyor</strong>. <strong>YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yüksek tansiyon hastalığı genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermediği için ’sessiz düşman’ olarak nitelendiriliyor. “Yüksek tansiyonda hiçbir zaman semptom yaşamayabilirsiniz, bu nedenle vücudunuzda bir şikâyet oluşmasını beklememelisiniz” uyarısında bulunan Doç. Dr. Alper Karakuş, yüksek tansiyonun erken tedavisinin çok önemli olduğunu belirterek, “Şikâyet oluşturmasa bile yüksek tansiyon; kalp krizi, felç, böbrek hasarı ile diğer birçok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor ve tanı aldığınızda çok geç olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Normal tuz yerine Himalaya tuzu veya diyet tuzu kullanabilirim. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketim miktarının 5 gramı, yani bir tepeleme çay kaşığını aşmamayı öneriyor. Günlük tuz tüketiminin Türkiye ortalaması 2000’li yılların başında yaklaşık 18 gram iken son yıllardaki uygulamalarla bu sayı 15 gram düzeyine indirilebildi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kalp sağlığı için toplum olarak daha az tuz tüketmemiz gerektiğine işaret ederek, “Diyet tuzlarında çoğunlukla potasyum klorür bulunduğu için bu tuzların kontrolsüz tüketilmesi bazı hastalarda ritim bozukluklarına ve istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle kalp hastaları doktor önerisi olmadığı sürece diyet tuzu kullanmamalıdır. Himalaya tuzunda ise yüzde 96-99 oranında, yine bildiğimiz tuzdaki sodyum klorür bulunur ve iddia edilen   yararlarının bilimsel bir temeli yoktur” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kalp krizi sırasında şiddetli öksürmek hayatınızı kurtarabilir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bazı ani anormal kalp atışları sırasında, bilinçli ve duyarlı kişiler, kalp ritmini normale çevirmek için güçlü ve tekrarlayan bir şekilde öksürebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş<strong>,</strong> “Bu durum şiddetli öksürüğün kalp krizi sırasında hayat kurtardığına dair yanlış bir yorumlamaya neden olmuştur. Eğer kalp krizi geçirdiğinizi düşünüyorsanız, öncelikle acil tıbbi yardım için 112’yi aramalısınız” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kırmızı şarap kalbe iyi geliyor. Kalp sağlığım için her gün bir kadeh içmeliyim. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kırmızı şarabın içeriğinde bulunan resveratroller,  antioksidan özelliği nedeniyle, iyi kolesterol olarak bilinen HDL’i artırmada ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL’i azaltmada olumlu etkilere sahip. Ancak, güncel bilgilerde resveratrol düzeyleri ile kalp hastalığı oranları arasında doğrudan bir bağlantı bulunamamış. Dahası, resveratroller sadece kırmızı şarapta değil; kırmızı üzümde, yer fıstığında ve ananasta da yüksek konsantrasyonda bulunuyor. </p>
<p> <strong>Her gün aldığım Omega 3 yağ asidi takviyesi</strong> <strong>kalbime iyi gelir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, son 20 yılda yapılan birçok bilimsel araştırma, Omega-3 yağ asidi takviyelerinin (balık yağı kapsülleri) sağlıklı insanlarda kalp krizini veya buna bağlı sorunları önlemede bir etkisi olmadığını gösteriyor. Yine son yıllardaki büyük çalışmaların sonuçları da bu takviyelerin hâlihazırda kalp damar hastalığı olan kişilerde kullanımı için daha kesin verilere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sandıklı Belediye Başkanımız Adnan Öztaş, Yeni Arıtma Tesisimiz ve Akin Göleti hakkında açıklamalarda bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sandikli-belediye-baskanimiz-adnan-oztas-yeni-aritma-tesisimiz-ve-akin-goleti-hakkinda-aciklamalarda-bulundu-451434</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 21:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adnan]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[başkanımız]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[göleti]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[öztaş]]></category>
		<category><![CDATA[sandıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tesisimiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Adnan Öztaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sandikli-belediye-baskanimiz-adnan-oztas-yeni-aritma-tesisimiz-ve-akin-goleti-hakkinda-aciklamalarda-bulundu-451434">Sandıklı Belediye Başkanımız Adnan Öztaş, Yeni Arıtma Tesisimiz ve Akin Göleti hakkında açıklamalarda bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Adnan Öztaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi.</p>
<p>“Bu sene yağışların mevsim normallerinin altında seyretmesi ve sıcaklık değerlerinin yüksek olması nedeniyle, Yeni Arıtma Tesisimize su taşıyan Akin Göletimizde su seviyesi normalin altına düştüğü için, Arıtma Tesisimiz görevini yapamamaktadır.</p>
<p>Bu sebeple Arıtma Tesisimizi geçici bir süre kapatarak, şebeke suyunu yine motorlar vasıtasıyla Sandıklı ilçemize göndermiş bulunmaktayız. İnşallah yağışların artması ve Akin Göletimizdeki su seviyesinin yükselmesi ile Arıtma Tesisimiz tekrar faaliyete başlayacaktır. Vatandaşlarımızın bilgisine sunarım.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sandikli-belediye-baskanimiz-adnan-oztas-yeni-aritma-tesisimiz-ve-akin-goleti-hakkinda-aciklamalarda-bulundu-451434">Sandıklı Belediye Başkanımız Adnan Öztaş, Yeni Arıtma Tesisimiz ve Akin Göleti hakkında açıklamalarda bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2024 21:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorulan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde<br />görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p>Ancak tanı<br />ve tedavisine yönelik bilimsel çalışmaların en yoğun şekilde devam ettiği bu kanserde; gerek<br />tıpta gerekse teknolojideki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tümör hücreleri gibi estetik kaygıya yol açan sorunlardan da eser kalmıyor! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak</strong> “Teknikler ve ekipmanlar geliştikçe, kanser tedavisindeki yeniliklere paralel olarak meme onarımı artık az sayıda hastanın ayrıcalığı olmaktan çıkmış, bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunabilmektedir.</p>
<p>Meme rekonstrüksiyonu birçok kadın için psikolojik sağlığı ve duygusal iyileşmeyi olumlu<br />yönde etkilerken, kadınların meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla karşılaştıktan sonra<br />kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazanmalarına da olanak tanımaktadır” diyor. Prof.<br />Dr. Bülent Saçak meme onarımı hakkında hastaların en sık sorduğu 7 soruyu sıraladı, önemli<br />uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong> SORU: Doğal görünüm mümkün mü?</strong><br /> </p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Günümüzde plastik cerrahi tekniklerinin çok hızlı gelişmesi ve hekimlerin artan tecrübeleri sayesinde meme rekonstrüksiyonu ehil Plastik Cerrahlar tarafından yapıldığında<br />doğala yakın bir görünüm sağlanabiliyor.</p>
<p><strong>SORU: Her hastaya yapılabilir mi?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Üç grup hasta meme onarımı adayıdır: Hastalığı olmayan ancak genetik mutasyon<br />saptanan ve meme kanseri riskinin yüksek olması sebebiyle koruyucu mastektomi (meme<br />dokusunun cerrahi olarak alınması) ameliyatı olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve<br />ameliyat olup kısmi kayıp olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve mastektomi<br />yapılmış/yapılacak olan hastalara meme onarımı yapılır.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı estetik bir işlem midir?<br /> </strong><br /><strong>CEVAP:</strong> Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “Meme<br />onarımı estetik bir işlem değildir. Kadınlara; meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla<br />karşılaştıktan sonra kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazandırdığı sayısız çalışmayla<br />gösterilmiştir; bu sebeple bir kadınlık organı olan memenin onarımı bir kadın hakkıdır” diyor.</p>
<p><strong>SORU: Kemoterapi meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Meme onarımı öncesinde birçok hasta kemoterapi alır. Kemoterapi sonrası yara<br />iyileşmesinin normale dönmesi için beklenen süre tümör cerrahisi gibi onarım için de<br />yeterlidir. Onarım, arkasından gelecek kemoterapiyi geciktirmemelidir ancak ameliyat<br />sonrasında yaşanacak yara iyileşme problemleri gecikmelere sebep olabilir.</p>
<p><strong>SORU: Radyoterapi almak meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Radyasyonun meme kanseri tedavisindeki önemi giderek artmaktadır. Kanseri tedavi<br />edici ve engelleyici özelliklerinin yanı sıra, ışının yeni meme üzerinde tahrip edici etkileri<br />vardır ve nihai sonucu olumsuz etkileyebilir. Özellikle implant ile onarılmış memede<br />radyoterapi önemli komplikasyonlara neden olabilir. Radyoterapi kesin olarak yapılacaksa<br />meme onarımı radyoterapi sonrasına bırakılabilir.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı için seçenekler nelerdir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Silikon implantların ve diğer sentetik materyallerin kullanıldığı yöntemlerin yanı sıra,<br />kişinin özdokularıyla yani vücudunun diğer kısımlarından (karın bölgesi, kalça, sırt, uyluk)<br />faydalanılarak da meme onarımı yapılabiliyor. Özdoku ile onarım, transfer edilen dokuların meme dokusu ile benzer nitelikleri nedeniyle doğala en yakın sonuçları verecektir. Ayrıca daha nadir olarak başvurduğumuz, hem özdoku hem de implantların beraber kullanıldığı hibrid onarımlar da seçenekler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>SORU: “Hastalığım tekrarlarsa fark edilmeme ihtimali var mı!”<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Prof. Dr. Bülent Saçak meme onarımında toplumda doğru sanılan bazı yanlışların<br />meme onarımının önünde engel teşkil ettiğini belirterek “Toplumda, özellikle hastalığın nüks<br />etmesi durumunda atlanabileceği düşüncesi, meme onarımı başarısız olursa<br />düzeltilemeyeceği, doğal bir görünüm sağlanamayacağı, meme onarımının ameliyatla eş<br />zamanlı yapılamayacağı gibi şeklindeki inanışlar günümüzde pek çok kadının, kadınlık<br />hakkından mahrum kalmasına ve tedavi olsa bile mutsuz yaşamasına neden olabiliyor. Oysa<br />artık meme onarımı bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.<br />Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunarak hem doğal bir meme<br /> görünümü kazandırmakta hem de tedavi süreci aksamamaktadır” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2024 21:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorulan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde<br />görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p>Ancak tanı<br />ve tedavisine yönelik bilimsel çalışmaların en yoğun şekilde devam ettiği bu kanserde; gerek<br />tıpta gerekse teknolojideki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tümör hücreleri gibi estetik kaygıya yol açan sorunlardan da eser kalmıyor! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak</strong> “Teknikler ve ekipmanlar geliştikçe, kanser tedavisindeki yeniliklere paralel olarak meme onarımı artık az sayıda hastanın ayrıcalığı olmaktan çıkmış, bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunabilmektedir.</p>
<p>Meme rekonstrüksiyonu birçok kadın için psikolojik sağlığı ve duygusal iyileşmeyi olumlu<br />yönde etkilerken, kadınların meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla karşılaştıktan sonra<br />kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazanmalarına da olanak tanımaktadır” diyor. Prof.<br />Dr. Bülent Saçak meme onarımı hakkında hastaların en sık sorduğu 7 soruyu sıraladı, önemli<br />uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong> SORU: Doğal görünüm mümkün mü?</strong><br /> </p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Günümüzde plastik cerrahi tekniklerinin çok hızlı gelişmesi ve hekimlerin artan tecrübeleri sayesinde meme rekonstrüksiyonu ehil Plastik Cerrahlar tarafından yapıldığında<br />doğala yakın bir görünüm sağlanabiliyor.</p>
<p><strong>SORU: Her hastaya yapılabilir mi?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Üç grup hasta meme onarımı adayıdır: Hastalığı olmayan ancak genetik mutasyon<br />saptanan ve meme kanseri riskinin yüksek olması sebebiyle koruyucu mastektomi (meme<br />dokusunun cerrahi olarak alınması) ameliyatı olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve<br />ameliyat olup kısmi kayıp olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve mastektomi<br />yapılmış/yapılacak olan hastalara meme onarımı yapılır.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı estetik bir işlem midir?<br /> </strong><br /><strong>CEVAP:</strong> Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “Meme<br />onarımı estetik bir işlem değildir. Kadınlara; meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla<br />karşılaştıktan sonra kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazandırdığı sayısız çalışmayla<br />gösterilmiştir; bu sebeple bir kadınlık organı olan memenin onarımı bir kadın hakkıdır” diyor.</p>
<p><strong>SORU: Kemoterapi meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Meme onarımı öncesinde birçok hasta kemoterapi alır. Kemoterapi sonrası yara<br />iyileşmesinin normale dönmesi için beklenen süre tümör cerrahisi gibi onarım için de<br />yeterlidir. Onarım, arkasından gelecek kemoterapiyi geciktirmemelidir ancak ameliyat<br />sonrasında yaşanacak yara iyileşme problemleri gecikmelere sebep olabilir.</p>
<p><strong>SORU: Radyoterapi almak meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Radyasyonun meme kanseri tedavisindeki önemi giderek artmaktadır. Kanseri tedavi<br />edici ve engelleyici özelliklerinin yanı sıra, ışının yeni meme üzerinde tahrip edici etkileri<br />vardır ve nihai sonucu olumsuz etkileyebilir. Özellikle implant ile onarılmış memede<br />radyoterapi önemli komplikasyonlara neden olabilir. Radyoterapi kesin olarak yapılacaksa<br />meme onarımı radyoterapi sonrasına bırakılabilir.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı için seçenekler nelerdir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Silikon implantların ve diğer sentetik materyallerin kullanıldığı yöntemlerin yanı sıra,<br />kişinin özdokularıyla yani vücudunun diğer kısımlarından (karın bölgesi, kalça, sırt, uyluk)<br />faydalanılarak da meme onarımı yapılabiliyor. Özdoku ile onarım, transfer edilen dokuların meme dokusu ile benzer nitelikleri nedeniyle doğala en yakın sonuçları verecektir. Ayrıca daha nadir olarak başvurduğumuz, hem özdoku hem de implantların beraber kullanıldığı hibrid onarımlar da seçenekler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>SORU: “Hastalığım tekrarlarsa fark edilmeme ihtimali var mı!”<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Prof. Dr. Bülent Saçak meme onarımında toplumda doğru sanılan bazı yanlışların<br />meme onarımının önünde engel teşkil ettiğini belirterek “Toplumda, özellikle hastalığın nüks<br />etmesi durumunda atlanabileceği düşüncesi, meme onarımı başarısız olursa<br />düzeltilemeyeceği, doğal bir görünüm sağlanamayacağı, meme onarımının ameliyatla eş<br />zamanlı yapılamayacağı gibi şeklindeki inanışlar günümüzde pek çok kadının, kadınlık<br />hakkından mahrum kalmasına ve tedavi olsa bile mutsuz yaşamasına neden olabiliyor. Oysa<br />artık meme onarımı bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.<br />Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunarak hem doğal bir meme<br /> görünümü kazandırmakta hem de tedavi süreci aksamamaktadır” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2024 21:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, en sık görülen kanser türünün artık akciğer kanseri değil, meme kanseri olduğunu açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215">Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, en sık görülen kanser türünün artık akciğer kanseri değil, meme kanseri olduğunu açıkladı.</p>
<p>Dünyada her yıl 2 milyon 300 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Ülkemizde de kadınlarda gelişen her 4 kanserden 1’ini meme kanseri oluşturuyor. Başka bir deyişle, her 8 kadından 1’i, yani kadınların yüzde 13’ü yaşamları boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor.<strong> Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, </strong>son yıllarda tanı ve tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde meme kanserinin artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıkarak kronik bir hastalığa dönüştüğüne dikkat çekiyor. Tedaviden başarılı sonuç alınması için kadınların tarama programlarında yer alan  tetkik ve muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları ve meme kanserine yönelik belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğine işaret eden <strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı, </strong>“Ancak meme kanseriyle ilgili risk faktörlerinden tedaviye kadar pek çok konuda toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler mevcut. Bu hatalı bilgiler hastaların gereksiz kaygıya kapılmalarına, daha da önemlisi hekime geç başvurmaları nedeniyle tedavinin güçleşmesine neden olabilmektedir” diyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı,  </strong>meme kanseri hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli önerilerde bulundu!<strong> </strong></p>
<p><strong>Aile öyküsü yoksa meme kanseri gelişmez. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>‘Ailemde meme kanseri yoksa bende de olmaz’ düşüncesi nedeniyle rutin kontroller sıkça ihmal ediliyor. Oysa meme kanserinin yüzde 90’ından fazlası kalıtsal olmayan etkenlerden kaynaklanıyor. Dolayısıyla meme kanseri tanısı alan kadınların çok büyük bir bölümünde aile öyküsü veya genetik bir bozukluk görülmüyor. Bu nedenle aile öyküsü olmayan kadınların da tarama programlarında yer alan mamografi, ultrasonografi ve meme muayenelerini yaptırmaları yaşamsal öneme sahip. </p>
<p><strong>Sadece annenin aile öyküsü riski artırır! YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Meme kanserinde aile öyküsünden söz edildiğinde aklımıza sadece annede ve 1’nci derece akrabalarda görülen meme kanseri geliyor. Aslında aynı şekilde baba tarafında meme kanseri görülmesi de riski yükseltiyor. Bunun sebebi ise genlerin yarısının anneden yarısının ise babadan gelmesidir. </p>
<p><strong>Meme kanseri ağrı yapmaz. YANLIŞ!  </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong> Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle meme kanserinin en yaygın ve en önemli belirtisi oluyor. Toplumda meme kanseriyle ilgili hatalı bilinen bir başka konu ise meme kanserinde kitlenin ağrı yapmamasına yönelik. Yaygın inanışın aksine, hastaların yüzde 1-2’sinde memede ve meme başında ağrı oluyor. </p>
<p><strong>Mamografideki   radyasyon  miktarı çok yüksektir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Günümüzde kullanılan modern mamografi cihazlarıyla gerçekleştirilen çekimler sırasında maruz kalınan radyasyon miktarı, yaklaşık birkaç saatlik uçak yolculuğunda alınan radyasyon miktarına eş değer oluyor. Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Tarama ve tanı amaçlı kullanılan mamografi kansere erken tanı konmasını sağlayarak hayat kurtarmaktadır. Dolayısıyla erken tanı için risk altında olmayan her kadının 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi, ultrasonografi ve hekim tarafından yapılan elle muayeneyi ihmal etmemesi gerekir. Risk altında olan kadınlarda ise bu taramalara daha erken yaşta başlanır.” diyor. </p>
<p><strong>Emzirmek meme kanserinden korur. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Yapılan çalışmalara göre; 35 yaş altında doğum yapmak ve bebeğini uzun süre emzirmek meme kanseri riskini biraz düşürüyor. Ancak kadın olmak meme kanseri için tek başına önemli bir risk faktörü. Dolayısıyla erken yaşta doğum yapan ve emziren kadınların da meme kanseri riski taşıdıkları için rutin tetkiklerini aksatmamaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Doğum kontrol ilaçları meme kanserini tetikler. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Doğum kontrol ilaçlarının<strong> </strong>meme kanseri riskini artırdığına yönelik iddialar da bilimsel olarak kanıtlanmamış. Prof. Dr. Metin Çakmakçı<strong>,</strong> “Günümüzde kullanılan doğum kontrol ilaçlarının<strong> </strong>oldukça düşük dozda östrojen ve progesteron hormonu içermeleri nedeniyle meme kanseri riskini artırmaları beklenmez. Yapılan klinik çalışmalarda da doğum kontrol ilaçları<strong> </strong>kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin yükseldiğini gösteren herhangi bir sonuç alınmamıştır” diyor.</p>
<p><strong>Kanser tanısı konulan her kadın memesini kaybeder. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Erken evre meme kanserinin öncelikli tedavisi cerrahi yöntem oluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, cerrahi işlemlerde yıllar içerisinde ciddi gelişmeler yaşandığına işaret ederek, “Eskiden meme kanserinde genellikle; tümörün yanı sıra meme dokusu, meme altındaki bazı kaslar ve koltuk altında yer alan lenf düğümlerinin çıkarılmasıyla gerçekleştirilen mastektomi ameliyatı uygulanırdı.   Günümüzde ise özel durumlar dışında, kanser tanısı alan kadınların memesi korunabilmekte ve hastalığın tedavisi doğal bir meme görüntüsüne sahip sonuçlar ile gerçekleştirilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Biyopsi ve ameliyat kanseri vücuda yayar. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, memeye biyopsi yapılması kanserin yayılmasına neden olmuyor.<strong> </strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı,<strong> </strong>kanserin iğne veya bıçağın değmesiyle vücuda yayılmadığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanser riski taşıyan her kitleye; ultrasonografi, mamografi veya MR kılavuzluğunda alınan örneğin incelenmesi ile patoloji uzmanları tarafından tanı konulur. Erken evre meme kanseri tedavisinin ilk basamağı da cerrahi yöntemdir. Ameliyatlar kanseri vücuda yaymaz, tam aksine tümörün çıkarılmasını sağlayarak hayat kurtarır. Tedavide kullanılabilen üç farklı aracımız var: Cerrahi, ilaç tedavisi ve ışın tedavisi (radyoterapi). Bunların üçü de farklı şekillerde ve farklı sırayla olsa da hemen hemen her hastada kullanılır. Erken evrelerde ilk tedavi basamağı ameliyatla tümörün yok edilmesi ve koltuk altındaki lenf bezlerinde tümör hücresi olup olmadığının anlaşılmasıdır. Bazı meme kanseri türlerinde evresine bakmaksızın önce ilaç tedavisi ile başlamanın daha iyi sonuç verdiğini biliyoruz. İlaç denilince hemen kemoterapi anlaşılmamalı, bugün elimizde tümör tipi ve evresine göre kullandığımız ve etki mekanizmaları çok farklı ilaçlar var” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215">Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443870</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnternet Protokol adresi (kısaca IP adresi) bir kişinin kimlik kartına çok benzer bir işlev görür; ağdaki bir bilgisayarı tanımlayan benzersiz bir karakter dizisidir. Her IP benzersizdir ve bilgisayarın genel konumu gibi bazı ilginç bilgileri temsil eder.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870">IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnternet Protokol adresi (kısaca IP adresi) bir kişinin kimlik kartına çok benzer bir işlev görür; ağdaki bir bilgisayarı tanımlayan benzersiz bir karakter dizisidir. Her IP benzersizdir ve bilgisayarın genel konumu gibi bazı ilginç bilgileri temsil eder. Dijital güvenlik şirketi ESET bir bilgisayarın çevrimiçi kimliği olan IP adresinin neden kaydedilmeye çalışıldığını irdeleyerek kötü niyetli aktörlerin neler yapabileceğini inceledi.</strong></p>
<p>IP hırsızlığı genellikle tıklandığında IP adresinizi kaydeden ve saklayan bir bağlantıdır. Birileri IP&#8217;yi web üzerinde izlemek için başka bir araç kullanabilir ve ağdaki çeşitli web sayfalarıyla etkileşimlerini not edebilir. Bir IP&#8217;nin sağlayabileceği bilgi miktarı oldukça düşük olmasına rağmen, yine de tanımlanabilir bir veri parçasıdır ve eğer biri bunu yapmak için zaman ve kaynak ayırırsa, yasadışı amaçlar için kullanılabilir. Size rastgele bağlantılar gönderen masum kullanıcılar gibi görünse bile çevrimiçi tehditlere karşı dikkatli olarak saldırganlardan bir adım önde olabilirsiniz.</p>
<p><strong>IP adresini kimler neden kaydetmek ister</strong></p>
<p>IP adresinin kaydedilmek istenmesinin birkaç nedeni vardır. Bazı çevrimiçi mağazalar misafirlerini reklamlarla hedeflemeyi daha kolay bulabilir. IP genel bir konum verdiğinden, mağazalar reklamları daha kişisel olacak şekilde özelleştirebilir. Bu aynı zamanda sosyal medya web siteleri tarafından, bağlı bir bağlantıya tıkladığınızda ilgi alanlarınızı kaydetmek için de yapılır. Kullanıcılardan bağlantıları olağandışı göründüğünde yeniden kimlik doğrulaması yapmalarını isteyerek dolandırıcılığı önlemeye de yardımcı olur. </p>
<p>Bir çevrimiçi mağaza veya web sitesi IP adresinizi belirleyebildiği gibi, kötü niyetli aktörler de IP adresinizi ele geçirebilir. Elde edeceği diğer bilgiler ile birlikte farklı amaçlar için IP adresinizi kullanabilir.  </p>
<p><strong>Hedefleme ve izleme </strong> IP adresi, diğer bilgilerle birleştiğinde, bir kişinin veya şirketin kötü niyetli nedenlerle hedeflenmesini kolaylaştırabilir çünkü IP, kişinin yaklaşık coğrafi konumunu ele verir. Ayrıca diyelim ki güvenliği ihlal edilmiş halka açık bir Wi-Fi&#8217;ye bağlandıysa, bir dolandırıcı kullanıcının çevrimiçi etkinliğini bununla izleyebilir.</p>
<p><strong>DDOS saldırıları </strong> Kötü niyetli bir aktör, bir bireyin ya da şirketin IP adresini ele geçirerek, bu adresi sahibinin internet bağlantısını çökertmek için kullanabilir.</p>
<p><strong>Sosyal mühendislik </strong>-Zeki bir dolandırıcı, IP&#8217;yi bir bireyden veya hatta bir şirketten daha fazla bilgi edinme aracı olarak kullanabilir. Bunu muhtemelen başka bir oltalama yöntemi takip edecek veya eşlik edecek ve potansiyel olarak daha büyük bir siber saldırıya dönüşecektir.</p>
<p><strong>IP&#8217;nin kötüye kullanımı </strong> Akıllı bir suçlu, bağlantınızı taklit ederek ve izniniz olmadan yasadışı faaliyetlerde bulunarak IP adresinizi kötüye kullanabilir. Özünde, dolandırıcı IP&#8217;nizi bir VPN gibi kullanmış ve kendi bağlantısını sizinkiyle maskelemiş gibi olur.</p>
<p><strong>IP hırsızlığına karşı nasıl korunulur?</strong></p>
<p>Kullanıcıların  kendilerini korumasının birçok yolu var ancak temel olarak dikkat edilmesi gereken üç temel konu şu şekilde özetlenebilir;</p>
<p><strong>İnternette rastgele bağlantılara asla tıklamayın.</strong> Bunun sık sık tekrarlanması gerekir ve tıkladığınız bağlantı her zaman bir IP yakalayıcı değil kötü amaçlı bir bağlantının başka bir biçimi de olabilir ve bu da kötü amaçlı yazılım bulaşmasına neden olabilir. </p>
<p><strong>VPN kullanın.</strong> Muhtemelen kendinizi korumanın en iyi yolu, trafiğinizi diğer düğümler üzerinden yönlendirerek kendi adresinizi maskeleyen, IP&#8217;nizi ve konumunuzu gizleyen premium bir VPN hizmeti kullanmaktır. Ücretsiz VPN hizmetlerinden uzak durmanızı öneriyoruz çünkü bu hizmetler kötü amaçlı yazılım içerme, zayıf güvenlik koruması nedeniyle bir güvenlik tehlikesine yol açma veya kişinin verilerinin kaydedilip üçüncü taraf reklamcılara satarak kişinin gizliliğine zarar verme olasılığı nedeniyle risklidir.</p>
<p><strong>Güvenlik duvarınızı güvence altına alın.</strong> Yönlendiriciniz ve diğer cihazlarınız için güçlü parolalar belirleyin ayrıca internet ile aranızda koruyucu bir bariyer oluşturmak için güvenlik duvarı korumanızı geliştirebilecek çözümler kullanın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870">IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Hakkında Açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/663-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-hakkinda-aciklama-440269</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2024 13:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hükmünde]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kararnamede]]></category>
		<category><![CDATA[sayılı]]></category>
		<category><![CDATA[teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmasına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında açıklama yaptı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/663-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-hakkinda-aciklama-440269">663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada şu ifadeler yer aldı.</p>
<p>TBMM Başkanlığı’na 5 Şubat 2024 günü sunulan Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 8 Şubat 2024’te TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’ndan iktidar partilerinin oylarıyla değişiklik yapılmadan geçirildi. Bu süreçte komisyonda bulunarak itirazlarımızı dile getirdik ancak ne bizim ne de değişiklik önerisi yapan milletvekillerinin önerileri kabul edildi.</p>
<p>Hekimler olarak, aylıkları açlık ve yoksulluk sınırının altında kalan emekli hekimlerle ilgili düzenlemenin ve çalışan hekimlerin ücretlerinin emekliliğe yansımasının TBMM gündemine alınmasını beklerken; yine hekimlere/sağlık emekçilerine ve dolayısıyla toplum sağlığına gelecekte önemli derecede zarar verecek bir kanun teklifi herhangi bir değerlendirmeye fırsat vermeyecek kadar kısa sürede ve tam da Şubat 2023 depremlerinin yıldönümünde önümüze geldi.</p>
<p>Kanun teklifi ile ilgili komisyonda temsilcimiz söz aldığında düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerine uygun olarak yapılmadığını da belirtmiş bunun üzerine komisyon başkanı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesine bakmadığını ancak gerekçesi ne olursa olsun asla <em>“Kanunu şöyle yapacaksınız”</em> diye kendilerine tarif edemeyeceğini belirtmiştir. Mevzuat düzenlemesinde gerekirse Anayasa Mahkemesi’nin de tanınmayacağını söyleyen bu sözler ne yazık ki skandal niteliğindedir. Bu çalışmanın komisyon başkanı dahil sunanlarca bilinmediğini gösteren durum ise kanun teklifinin gerekçesinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının gereklerinin yerine getirildiği yazmasıdır.</p>
<p>Bu kanun teklifinin, toplumun sağlıksızlaşması pahasına özel sermayenin kârını ve tekelleşmesini amaçlayan sağlık politikalarının uygulanması için hekimlerin üzerindeki tahakkümü artırmanın ve son aylarda daha da belirginleşen Anayasa tanımazlığın devamı olduğu net bir şekilde görülmektedir. Meslektaşlarımızın haklarının daha fazla zarar görmemesi adına kanun teklifine yönelik her türlü girişimde bulunacağımızı ifade ediyoruz.</p>
<p>Sağlıklı koşullarda çalışıp haklarımızı alabildiğimiz, toplum sağlığını korumayı önceleyen bir sağlık sistemini mümkün kılana dek Türk Tabipleri Birliği olarak hekimler/sağlık emekçileri ve toplumla birlikte itirazlarımızı yükseltecek, kanun Meclis’te görüşülürken de itiraz ve görüşlerimizi dile getirmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Kanun teklifinin hekim meslektaşlarımızı yakından ilgilendiren maddelerine ilişkin görüşlerimiz aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.</p>
<p><strong>1.</strong> Teklifin <strong>6, 7 ve 8. maddelerinde </strong>1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nda değişiklik yapılması önerilmektedir.</p>
<p>Anılan kanunun mevcut 6. maddesinde, ilaç ruhsatlandırması öncesinde Sağlık Bakanlığı’na başvurunun ne şekilde yapılacağı belirtilmekte; başvuru dilekçesi ile birlikte müstahzarın numunesinin de gönderilmesi hüküm altına alınmıştır. 7. maddesinde ise bu numunelerin Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen laboratuvarlarda tetkik ve tahlil edilerek maddede yazılı şartların varlığı halinde izin verileceği düzenlenmektedir. 8. maddesinde de yabancı memleketlerden getirilen müstahzarlar için ruhsatlandırma işlemlerinde dilekçe ekinde verilecek beş numune ibaresi yürürlükten kaldırılmaktadır.</p>
<p>Teklif metninde bakanlığa ruhsatlandırma öncesinde tahlil edilmek üzere numunelerin gönderilmesinden vazgeçilmektedir. Bunun gerekçesi ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ilaca daha hızlı erişiminin temini ve <em>“ürünün ruhsatlandırma süreci içinde, üretici </em><em>tarafından yapılan analizlere ek olarak Sağlık Bakanlığı tarafından yeniden analiz edilmemesinin, ürünün kalite ve güvenliği üzerinde herhangi bir risk oluşturmadığı”</em> şeklinde gösterilmiştir. Ruhsat sürecinin tamamlanması sonrasında analiz yapılması öngörülerek olması gereken ruhsatlandırma basamakları tersine çevrilirken; böyle bir risk olmadığının söylenebilmesi, bu savın ancak bilimsel bilgiyle desteklenmesi ile mümkün olabilir. Kaldı ki risk olmadığının kabulü halinde de ruhsatlandırma sonrasında analiz yapılması tümüyle gereksiz olacaktır. İlaç araştırmalarının sonunda ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılmasından daha önemli olan, etkililik ve güvenilirlik çalışmalarının tamamlanması ve toplum sağlığının korunması, en küçük bir riskin dahi bertaraf edilmesidir. Bu süreç sayesinde tüm ilaçların etkililiği ve güvenliliği daha büyük oranda güvence altına alınıyorsa, “gecikme” yararlıdır. Bu tetkiklerin ruhsat aşamasından sonra yapılması, bu arada zarar görebilecek kişiler için geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilecektir. Teklif bu haliyle Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır.</p>
<p>2. Teklifin <strong>9. maddesinde </strong>1262 sayılı kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında değişiklik yapılarak bakanlıkça başvuru üzerine mevzuatta belirlenen süre içinde cevap verileceğine dair düzenleme yerine ruhsatname düzenleneceği belirtilmektedir.</p>
<p>Teklif bu haliyle başvurunun mutlak surette “ruhsatname verilmesi” ile sonuçlandırılacağı anlamını taşımakta, idarenin değerlendirme ve takdir yetkisini tümüyle ortadan kaldırmaktadır. İlacın numuneleri tetkik edilmeden piyasada satıldığı dönemde oluşacak zararların sorumluluğuna ilişkin bir belirleme yapılmadığı, ön onay benzeri bir mekanizmanın da tarif edilmediği görülmektedir.</p>
<p>3. Teklifin<strong> 15. maddesinde</strong> 209 sayılı kanunun 5. maddesinde değişiklik yapılması önerilmektedir.</p>
<p>Maddenin 1. fıkrasının üçüncü cümlesinde sağlık tesisince dağıtılabilecek ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurlar, sağlık hizmeti sunumunun niteliği ile bağdaşmamaktadır. Zira sağlık hizmetinin, Bütçe Kanunu ile tahsis edilen tutar karşılığında Sağlık Bakanlığı tarafından sunulması gerekmektedir. Maddenin bu şekilde düzenlenmesi, Sağlık Bakanlığı’nın Bütçe Kanunu dışı ödeme yapmasının kabulü anlamına gelmektedir. Bu kamu kaynağının harcanmasında, hasta yararı değil, son derece göreceli bir kavram olan “hasta memnuniyeti” ve ayrıca işletmecilik terminolojisine ait olmakla birlikte sağlık hizmeti açısından hesaplanamaz olan “verimlilik” unsurlarının dikkate alınması da kamu sağlık hizmet sunumunun temel ilkelerine aykırıdır.</p>
<p>Yine aynı cümlede önceki düzenlemeye göre ek bazı hususları da belirterek hangi kriterlerle ek ödeme yapılacağını yeniden düzenlemiştir. Ancak yine ödemenin usul ve esaslarını yönetmeliğe bırakmıştır. Bu düzenleme önceki düzenlemeden farklı değildir ve kanunilik ölçütü karşılanmamıştır. Kamu görevlilerinin özlük haklarına dair düzenlemelerin sadece kanunda yönetmelik ile düzenleneceğinin belirtilmesi yeterli olmayıp, idareye bırakılacak düzenlemenin temel ölçütlerinin kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Mevcut haliyle düzenleme yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2014/82 sayılı esas ve 2014/143 sayılı kararında da belirtildiği üzere; <em>“Anayasa’nın 7. maddesinde ‘Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez’ denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinden ne anlaşılması gerektiği hususu açıklanmıştır. Buna göre, kanunla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların kanun metninde kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir.”</em></p>
<p>Bu bakımdan teklif edilen metin esasen hukuki güvenlik ve belirlilik ölçütlerini karşılamamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin 209 sayılı kanunun 5. maddesinin üçüncü cümlesinin tümünün iptaline dair 2022/102 sayılı esas ve 2023/154 sayılı kararında mülkiyet hakkı olan ve özlükle ilişkisi açık olan döner sermaye ek ödemesinin salt kanun formunda düzenlenmesinin de yeterli olmayacağı, temel hakların korunması gerektiği ifade edilmiştir. Kararın gerekçesinde şu hususlar vurgulanmıştır:</p>
<p><em>“Anayasa’nın 13. maddesinde ‘Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.’ denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin öncelikle kanunla yapılması gerekir. Nitekim Anayasa’nın 35. maddesinde de mülkiyet hakkının kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa’nın anılan maddeleri kapsamında sağlık personelinin disiplin işlemlerine ilişkin ve aynı zamanda mülkiyet hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kanuni düzenlemelerin keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.”</em></p>
<p>Kararda ayrıca “ikinci bir disiplin cezası” olarak değerlendirilen ek ödeme kesintilerinin mevcut haliyle Anayasa’ya aykırı olduğu ifade edilmiştir. Bu yöne ilişkin değerlendirme şöyledir:</p>
<p><em>“Bu itibarla söz konusu fıkrayla disipline aykırı eylemler dolayısıyla döner sermaye ek ödemesi yapılmaması veya düşük oranda yapılması suretiyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki disiplin cezalarına ek bir cezanın öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Anılan kanunun 125. maddesinde disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma biçiminde belirlenmiş ve her bir cezayı gerektiren fiil ve hâller ayrı ayrı düzenlenmiştir. 209 sayılı kanunun 5. maddesinde ise disipline aykırı fiil ve hâller nedeniyle döner sermaye ek ödemesinden kesinti biçiminde yeni bir cezaya yer verilmekle birlikte ek ödemeden hangi durumda ve ne miktarda kesinti yapılacağına ilişkin belirleme yapılmamıştır. Başka bir deyişle ek ödemenin oranının belirlenmesinde disiplin durumunun dikkate alınacağı öngörülmekle birlikte bu kapsamda yer alan disipline aykırı fiil ve hâllerle bunlara uygulanacak yaptırım arasında herhangi bir ilişkilendirmenin yapılmadığı, hangi eylemin hangi disiplin cezası ile cezalandırılacağının açık ve net olarak gösterilmediği ya da bunun tespit edilmesine imkân sağlayacak herhangi bir ölçüte yer verilmediği veyahut bu hususta kişiler ve idare açısından belirlilik ve öngörülebilirliği sağlayacak şekilde kanuni bir çerçevenin oluşturulmadığı görülmektedir. Bu çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda bir disiplin cezasının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, §§ 17, 18). 19. Buna göre kural, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Söz konusu yaptırımın döner sermaye ek ödemesinin oranının azaltılması veya yapılmaması biçiminde uygulanacak olması nedeniyle de mülkiyet hakkını sınırlamaya yönelik şeklî anlamdaki kanuni düzenlemenin içeriği itibarıyla mülkiyet hakkını koruyacak nitelikte belirli ve öngörülebilir olduğu söylenemez.”</em></p>
<p>Değişiklik teklifinde disiplin cezası alanlardan; uyarma ve kınama cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, aylıktan kesme cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, kademe ilerlemesi cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince ek ödeme yapılmayacağı düzenlenmektedir. Disiplin cezası, iç düzenin ve kamu yararının korunması, kamu hizmetinin iyi işlemesinin sağlanması temel gerekçeleriyle, belirli eylemlerin karşılığı olarak belirlenmiş idari yaptırımlardır. Disiplin cezasını gerektiren eylemler ve bunların karşılığında verilebilecek olan disiplin cezaları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde gösterilmiş; sayılan eylemlerin ağırlığına göre uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması ile devlet memurluğundan çıkarma cezalarından hangisinin verileceği de belirtilmiştir. Sözü edilen maddeye göre disiplin cezası alanlara, bu yaptırımların yanı sıra ek ödemenin verilmemesi, ek ödemenin sağlık çalışanlarının gelirlerinin önemli kısmını oluşturduğu da gözetildiğinde, ücret kesintisi niteliğinde ikinci bir yaptırım uygulanması anlamına gelmektedir ki aynı eylem dolayısıyla kişiye birden fazla ceza verilmesi hukuka aykırıdır.</p>
<p>Öte yandan teklif ile oluşturulması önerilen “hastane koordinasyon kurulu” tarafından “ikaz” edilen işbirliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de açıklanan nedenlerle Anayasa’ya aykırıdır. Ayrıca bu düzenleme suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile de bağdaşmaz. Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan bir kurula, 657 sayılı kanunun disiplin hükümleri ile Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği dışında bir yapı olarak ceza tayinine ve buna bağlı olarak anılan mevzuatta bulunmayan bir cezalandırma yetkisi tanımlanması hukuk devleti ilkesi ile kamu görevlilerine tanınan koruma kurallarına aykırıdır.</p>
<p>4. Teklifin<strong> 17. maddesi </strong>ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne dair 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun ek 158. maddesinin 5. fıkrası değiştirilmektedir. Teklif, gerekçesinde atıf yapılan Anayasa Mahkemesi’nin 2021/5 sayılı esas ve 2023/109 sayılı kararındaki iptal gerekçelerini dikkate almamıştır. Anılan kararda şöyle denilmektedir:</p>
<p><em>“Bilimsel özerklik, bilimsel çalışmaların üniversite ortamında yürütülebilmesinin olmazsa olmaz şartı olup üniversite mensuplarının ekonomik ve siyasi yönden nüfuz sahibi bulunan kişi ve kurumların baskısı, yönlendirmesi olmadan ve toplumda hâkim olan düşünce ve kabuller doğrultusunda sonuçlara varmak gibi bir zorunluluk hissetmeden sadece bilimsel ölçütler ve etik kurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapabilme imkânlarına sahip bulunmalarını ifade etmektedir (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 70).</em></p>
<p><em>Üniversitelerin bilimsel özerkliği; üniversitelerde yürütülen eğitim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında yönetim yetkisinin serbestçe kullanılabilmesini, belirtilen faaliyetlerle ilgili üniversite kaynaklarının kullanımına yönelik kararların üniversite yönetim organlarınca serbestçe alınabilmesini gerektirmektedir (AYM, E.2015/61, K.2016/172, 2/11/2016, § 43).</em></p>
<p><em>Bilimsel özerklik, idari ve mali özerklikle birlikte üniversitelerin özerkliği için olmazsa olmaz nitelikte bir bütünün parçalarını oluşturmaktadır. Bu unsurlardan herhangi birine yapılacak müdahale diğer unsurların da olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verecektir. Bu bağlamda üniversite yönetim organlarının, merkezi idarenin müdahalesine imkân verecek şekilde yapılandırılması, diğer bir ifadeyle üniversitelerin merkezî idare tarafından doğrudan atanan kişiler tarafından yönetilmesi, bu kurumların bilimsel özerkliğini de doğrudan etkileyecektir. Üniversite mensuplarının bilimsel ölçütler ve etik kurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapabilmesi için bunlara her türlü dış etkiden uzak kalacak bir ortamın sağlanması gerekir (AYM, E.2015/61, K.2016/172, 2/11/2016, § 45).</em></p>
<p><em>Anayasa’nın 130. maddesinin birinci fıkrasında üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanması ve bunların ancak devlet tarafından kanunla kurulabileceklerinin hükme bağlanması ile güdülen amacın siyasal çevrelerin ve değişik baskı gruplarının üniversite çalışmaları ile eğitim ve öğretimi etki altında tutabilme yolunu kapatmak ve bu çalışmaların bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku bulunmamaktadır.”</em></p>
<p>Söz konusu üniversitelerin, Anayasa’nın 130. maddesi ile tanınan özerkliğini ihlal ettiğinden akademik kadrolarının idare tarafından belirlenmesine dair düzenlemeler Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p>5. Teklifin<strong> 18. maddesi</strong> ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmekte, 9. fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Maddede birlikte kullanılan hastanelerin, öğretim üyeleri ile iki yıl süreli sözleşme yapması ve bakanlık tarafından ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi imzalanmasının şart olduğu, sözleşmelerde sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresinin yer alacağı, mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim ve bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumlulukların belirtileceği düzenlenmektedir. Tıp fakültesi öğretim üyesi olan hekimlerin, Sağlık Bakanlığı ile imzalayacakları sözleşmenin içeriğinin sayılan şekilde belirlenmesi esasen Sağlık Bakanlığı’nın yetki alanında değildir. Akademisyen hekimler ile Sağlık Bakanlığı’nın mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitiminin içeriğini belirleyen sözleşme yapacağına dair düzenleme, Sağlık Bakanlığı’nın Anayasa’dan almadığı bir yetkiyi kullanması ve akademinin özerkliğini korumakla yükümlü YÖK ile herhangi bir temasa dair hüküm içermemesi nedeniyle Anayasa’nın 6/3. maddesine aykırıdır. Teklif düzenlemenin gerekçesi de Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sözü edilen 2021/5 sayılı esas ve 2023/109 sayılı kararına uygun değildir.</p>
<p>Teklifin 26. maddesi ile 663 sayılı KHK’de yapılacak değişiklik ile kurulacağı belirtilen Hastane Koordinasyon Kurulu’na 3359 sayılı kanuna ek 9. madde kapsamında sözleşme imzalanan personelin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini takip ve gerektiğinde sözleşmenin feshine esas olmak üzere ikaz etme ve disiplin cezası verilmesi gereken halleri tespit etme görevi verilmiştir. Teklifin 18.maddesi ise Koordinasyon Kurulu tarafından üç kez yazılı olarak ikaz edilmeyi sözleşmenin feshi nedenleri arasında saymakta, ayrıca birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapan personelin sözleşme kapsamında yerine getirmekle yükümlü oldukları eğitim ve sağlık hizmetleri ile sınırlı olarak ilgili mevzuatı çerçevesinde disiplin cezası verilmesi gereken fiiller ile bu fiillere karşılık gelen disiplin cezası hastane koordinasyon kurulunca tespit edileceğini ve ilgili merciye ifası için bildirileceğini düzenlemektedir.</p>
<p>Kamu görevlilerinin tüm özlük hakları ve verilecek disiplin cezalarının kanun ile belirlenmesi, yine hangi eyleme hangi disiplin cezası verileceğinin de kanunda düzenlenmesi anayasal zorunluluktur. Madde düzenlemesi ile kurula disiplin cezası verilmesi gereken halleri tespit etme görevinin verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Ayrıca 657 ve 2547 sayılı kanunlarda sayılan disiplin cezaları arasında yer almayan sözleşmenin feshi gibi ağır bir sonuca yol açacak yaptırım olarak “ikazın” düzenlenmesi ve kurula, anılan kanunlarda gösterilen disiplin usullerine aykırı şekilde bir yaptırım uygulama yetkisinin verilmesi de Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p>Yine teklifte sözleşmesi feshedilen veya yenilenmeyen öğretim elemanlarının sağlık tesisindeki görevinin sona ereceği; gözaltı, tutukluluk ve hükümlülükte geçen sürenin 60 günü aşması veya koordinasyon kurulu tarafından üç kez yazılı ikaz edilmesi veya sözleşme süresinin sone ermesi halinde öğretim elemanının üniversitenin bakanlık ile birlikte kullanım protokolü imzaladığı “diğer” sağlık tesisleri ile sözleşme yapabileceği düzenlenmektedir. Koordinasyon kurulu tarafından üç kez yazılı ikaz edilmenin fesih sebebi yapılamaması bir yana bu sebeplerle aynı sağlık kuruluşunda çalışmanın olanaksız hale getirilmesini haklı kılan hukuksal bir dayanak yoktur.</p>
<p>6. Teklifin<strong> 19. maddesi</strong> ile 3359 sayılı kanunun ek 10. maddesi değiştirilmektedir. Değişiklik ile klinik araştırmalara ilişkin denetim, etik kurulların oluşması, hangi araştırmaların izne ve hangilerinin bildirime tabi olacağına dair yeni hükümler getirilmektedir.</p>
<p>Etik kurulların yapısı, çalışmaları ve kararlarının yönetsel otorite, politika, destekleyici vb. her türlü dış etkiden uzak olması, bilimsel ve kurumsal özerklik perspektifi içinde, bilim ve gönüllüler yararına çalışması esastır. “Yapılacak klinik araştırmanın etik kurul tarafından uygun görülmesi”, klinik araştırma yapılabilmesinin başlıca koşuludur. Burada sözü edilen etik kurulların “bağımsızlığı”nın da en temel niteliği olduğu gözetildiğinde, sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığı izni ile oluşturulmasına ilişkin düzenleme, etik kurulların kuruluş amacına uygun ve bağımsız olarak inceleme yapabilmesini sağlamaya elverişli değildir.</p>
<p>Bu düzenlemeler ayrıca akademik ve bilimsel özerkliğe de aykırıdır. Zira bilindiği gibi, Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca yükseköğretim kurumları, <em>“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip”</em> kurumlardır. Bu özellik, 2547 sayılı kanunda da belirtilmektedir. Burada belirtilen “bilimsel özerklik” Anayasa Mahkemesi kararlarında <em>“Siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca çeşitli baskı gruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altında tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda sürdürülmesini sağlamak”</em> olarak açıklanmıştır.</p>
<p>Bilginin ve gerçeğin açığa çıkarılması, bilimin özgürce üretilmesi bilimsel özerklik ile mümkündür. Bilimsel özerkliğin sağlanabilmesi ise “akademik özerklik” ile sıkı sıkıya bağlıdır. “Akademik özerklik”, üniversitelerin misyonuna uygun olarak her türlü konuda özgürce karar almasını sağlayan kurumsal özgürlüğü ifade eder. Bu sayede, siyasi otorite ve bürokratlar üniversitelerin alacağı kararlarda etkili olamazlar. Teklif edilen düzenleme, üniversitede kurulacak etik kurulların oluşumu Sağlık Bakanlığı’nın iznine bağlanmakla, üniversitelerin bilimsel ve akademik özerkliği ile çatışmaktadır. Tüm etik kurullara başvuruların merkezi bir sisteme giriş yapılarak yine tüm etik kurullarca görülebilmesi; ret, düzeltme ve kabul gerekçelerinin sistemde görülebilmesi iç denetleme ve eğitimi güçlendirecektir. Yine etik kurullarda etik alanında uzman üyelerin olması zorunluluğu alanın özerkliği ve bilimselliğinde koşut roldedir.</p>
<p>Teklif metninde ayrıca belirli imkanlara sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılabileceği belirtilmiş, hangi araştırmaların bu merkezlerde yapılabileceğinin Bakanlıkça belirleneceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, klinik araştırmaların ticari kazanç elde etmeye yönelik etkinlik gösteren ve pek çoğu büyük sermaye grupları tarafından oluşturulan özel hastanelerde ve ticari kuruluşlarda yapılmasının önünü açmaktadır. Bu kuruluşlar akademik yapılar değildir. Oysa klinik araştırmalar, asıl olarak akademik bilimsel çalışmalardır. Akademik amaç olmaksızın yapılacak klinik çalışmaların, mevzuat hükümlerine ve etik ilkelere uygun hale getirilmesi ve yürütülmesinin, denetimle sağlanmasının zorluğu açıktır. Ülkemizdeki özel hastanelerin klinik araştırmalara açılması, bu alanda kamu kurumlarında dahi yaşanan güçlükler ve bakanlığın denetim konusunda kaynaklarının yetersizliği de dikkate alındığında; klinik araştırmalar konusunda uluslararası ilaç tekellerinin kuralsız çalışmalarının ülkemize kayması, araştırmada yer alacak hasta ve sağlıklı gönüllü gruplarının temel haklarının ihlal edilmesi sonucu ortaya çıkarabilecektir.</p>
<p>Öte yandan klinik araştırmalar uzun erimli çalışmalar olup, bu tür çalışmaların mesleki bağımsızlık içerisinde sürdürülebilmesi gerekmektedir. Mesleki bağımsızlıktan söz edilebilmesi için, iş güvencesine sahip olmak şarttır. Ancak sözü edilen kuruluşlarda çalışan araştırıcılar, mesleki bağımsızlık ve iş güvencesi açısından kamu kurumlarında çalışanlara oranla yeterli güvencelere sahip değillerdir.</p>
<p>Bütün bunlardan başka klinik araştırmanın yapılabilmesinin koşulları arasında, araştırmaya katılacak gönüllünün araştırmanın mahiyeti ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı yazılı rızasının alınmasının şart olduğu düzenlenmektedir. Ancak bilgilendirme tek taraflı bir eylemi ifade etmekte, kişinin anlamasını içermemektedir. Bu nedenle “bilgilendirilmiş rıza” yerine “aydınlatılmış onam” tanımı tercih edilmelidir.</p>
<p>Yine maddenin başında cümle <em>“Herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış </em><em>olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile</em><em>…”</em>şeklinde başlamaktadır. “Herhangi bir tedavi yöntemi” ile “ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler” ayrı kavramlardır bu nedenle “veya” bağlacıyla benzer kavramlar haline getirilmemelidir. Ayrıca “ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler” tanımında da ruhsat ile izin aynı şey olmadıkları gibi, iznin etik kurul izni mi, bakanlık izni mi ve ne tür bir izin olduğu açıklanmalıdır.</p>
<p>Maddenin e bendinde yer alan <em>“Üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması”</em> cümlesindeki “ilgili” sözcüğü “gönüllü” olarak, “rıza” sözcüğü de “aydınlatılmış onam” olarak değiştirilmelidir. Araştırmanın mahiyet ve sonuçları tanımı da Helsinki Bildirgesi’ne göre eksik kalacaktır. Bu nedenle “araştırmanın mahiyeti, öngörülebilir riskleri, yükleri ve sonuçları” şeklinde asgari biçimde tanımlanmalıdır.</p>
<p>Maddenin f bendindeki “ilgili etik kurulun uygun görmesi” etik kurulların görev ve yetkileriyle uyumlu olarak “ilgili etik kurulun onay vermesi” şeklinde düzenlenmelidir. Aynı madde içerisindeki “geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına ilişkin araştırmalar”ın etik kurul onaylarına gerek duyulmayan uygulamalar olarak değerlendirilmesi bilimsel olarak kabul edilmediği açıkça belirtilmeli ve karşılığında nasıl bir denetim mekanizması olacağı yine açıklanmalıdır. Aksi halde bilim çevrelerinde bu uygulamaların etik kurullardan geçemeyeceğinin bilindiği ve onları etik kurullardan “korumak” için böyle bir alan tanındığı kaygısı artacaktır.</p>
<p>Maddedeki <em>“Araştırma </em><em>sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamaz”</em>cümlesi <em>“Araştırma </em><em>sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri ve/ya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri açıklanamaz”</em> şeklinde düzenlenmelidir. Nadir görülebilen ya da görsel özellikleri özgün hastalık ya da durumlar da kişinin kimlik bilgilerini ortaya koyan özellikler olabilmektedir.</p>
<p><em>“Sağlık Bakanlığı araştırmanın yürütülmesi </em><em>sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırmayı der</em><em>hal durdurur”</em> cümlesi yine etik kurulları yok sayan ve edilgenleştiren mahiyettedir. Bu cümle etik kurulların görev ve yetkileriyle uyumlu olarak <em>“Sağlık Bakanlığı ve etik kurul, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını </em><em>tespit ederse klinik araştırmayı derhal durdurur</em><em>”</em> şeklinde asgari olarak düzenlenmelidir.</p>
<p>7. Teklifin<strong> 20. maddesi</strong> ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 11. maddesi değiştirilmektedir. Düzenleme ile denetimler sonucu uygulanan idari para cezalarına alt sınır getirilmekte, fiilin tekrarı haline dair hükümler ise madde metninden çıkarılmaktadır. Fiilin tekrarı halinde uygulanacak yaptırım kanun ile düzenleme yapılmadan önce çıkarılan Özel Sağlık Tesislerinin Denetimi Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Ancak şu haliyle tekerrür hükmünün kanuni dayanağı bulunmamaktadır.</p>
<p>8. Teklifin<strong> 21. maddesi</strong> ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 18. maddesinin 2. fıkrasından sonra gelmek üzere yeni fıkra eklenmektedir. Bu düzenleme 26. Yasama Dönemi’nde sunulan teklifte yer alan maddelerden olup Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi uygulama kaynaklı zararların ödenmesinden sonra sigorta şirketlerinden tahsilat yapılmasına dair düzenleme içermektedir.</p>
<p>3359 sayılı kanunun ek 18. maddesine ve bu maddenin uygulanmasını göstermek üzere çıkartılan yönetmeliğe göre, hekimlerin sadece kasten gerçekleştirdiği eylemler ile hastaya verdikleri zarar dolayısıyla Sağlık Bakanlığı veya üniversite tarafından ödenecek tazminat hekime rücu edilebileceğine, hekimlerin esasen hastaya bu şekilde zarar vermesinin çok istisnai bir durum olduğuna ve özel sigorta şirketleri eliyle yapılan zorunlu sigorta düzenlemesinden vazgeçilmediğine göre bu düzenleme sigorta şirketlerine boş yere aktarılan kaynağın kamu bütçesine kazandırılmasını sağlayacağından olumlu bulunmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, temelde var olan sigorta sisteminin kamu yararına olmadığına dair görüşlerimiz daha önce de komisyonda paylaşılmıştır. Bunun yerine halihazırda özel sigorta şirketlerine aktarılmakta olan paranın kamusal bir fon oluşturularak burada toplanması durumunda, kendi adına bağımsız çalışan hekimler ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimlerin benzer eylemleri nedeniyle doğan zararların da tazmin edilebileceği sürdürülebilir kaynak yaratılmış olacak; hekimlerin karşılama imkanı olmayan tazminat yükleri ortadan kaldırılabilecek ve nerede, kim tarafından verilirse verilsin kamusal niteliği olan sağlık hizmeti kaynaklı uğranılan hasta zararı tümüyle giderilebilecektir.</p>
<p>Öte yandan teklifte, Anayasa Mahkemesi’nin bu maddeye ilişkin üniversitelerin özerkliğinin ihlal edildiğine dair gerekçesiyle verdiği iptal kararı dikkate alınmadan düzenleme önerilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2022/90 sayılı esas ve 2023/201 sayılı kararında iptal gerekçeleri şöyle açıklanmıştır:</p>
<p><em>“Devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık çalışanlarına, sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle rücu edilmesine karar verme yetkisinin tek bir elden yürütülmesinin farklı ve çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçilerek bu konuda uygulama birliğinin sağlanmasına hizmet edeceği açıktır. Bu bakımdan düzenlemenin kamu yararına yönelik meşru bir amacının bulunmadığı söylenemez.</em></p>
<p><em>İdari vesayet yetkisi, hiyerarşik denetimde olduğu gibi genel bir yetki niteliği taşımayıp kanunla çerçevesi çizilen sınırlar içinde kullanılması gereken istisnai bir yetkidir. İstisnailik ve kanunilik idari vesayetin en belirgin iki temel özelliğidir. Vesayet makamlarınca bu yetki yerinden yönetim kuruluşunun işlemlerini iptal, onama, erteleme, izin verme, tekrar görüşülmesini isteme, düzeltme şeklinde kullanılabileceği gibi bunların organlarının kararlarına karşı idari yargı mercilerinde dava açma şeklinde de kullanılabilir. Buna karşılık vesayet yetkisi ilke olarak merkezî idareye, yerinden yönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar alma yetkisi vermez (AYM, E.2019/112, K.2020/35, 25/6/2020, § § 43-44).</em></p>
<p><em>Bu hususlar gözetildiğinde, söz konusu amaca ulaşma bakımından, idari ve mali özerkliğe sahip üniversitelerin yerine geçerek bu kurumların bütçe hazırlama yetkisi üzerinde doğrudan etki doğurabilecek nitelikte karar alma yetkisine sahip bir kurulun oluşturulması merkezî yönetimin vesayet yetkisinin sınırlarıyla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla kuralın anılan amaca ulaşma bakımından elverişli olmadığı açıktır.</em></p>
<p><em>Açıklanan nedenlerle kural, ek 18. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ‘…Devlet üniversitelerinde…’ ibaresi yönünden Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” </em></p>
<p>İptal kararının gerekçesi ile birlikte değerlendirme ve buna uygun düzenleme yapılması gerektiğinden teklif edilen düzenlemenin bu bölümü Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p>9. Teklifin<strong> 23. maddesi </strong>ile 4924 sayılı kanunun 3. maddesinin son fıkrası değiştirilmiştir. Burada 4924 sayılı kanuna tabi olarak çalışanların geçici görevlendirilmelerine dair düzenleme ve ayrıca bu kapsamda yapılan sözleşmelerin taraflarca feshedilmesi halinde kadronun bulunduğu yerde 10 iş günü içinde göreve başlanmaması durumunda müstafi sayılacağına dair hüküm getirilmektedir.</p>
<p>Askeri sağlık kuruluşlarının kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilmesinin ardından 6756 sayılı kanun 24 Kasım 2016 günlü Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 106/2. maddesi ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne <em>“Harp cerrahisi gibi özellikli askeri sağlık hizmetleri alanlarına yönelik hizmet faaliyetini yürütme”</em> görevi verilmiştir. Kanunun 107/10. maddesinde de <em>“Savaş hali ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurtdışı görevleri nedeniyle askeri sağlık teşkili kurulması ile buralarda görevlendirilecek Sağlık Bakanlığı personeline ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılacak protokollerle belirlenir”</em> düzenlemesi yapılmıştır. Kanunda anılan, Sağlık Bakanlığı Tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine Sunulacak Sağlık Hizmetleri Hakkında Usul ve Esasların Yürürlüğe Konulmasına Dair Protokol 7 Şubat 2018 günü imzalanmıştır. 18 Nisan 2019 tarihli Resmî Gazete’de 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmıştır. Kararname ile Milli Savunma Bakanlığı teşkilatında Askeri Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuş ve <em>“Barışta ve savaşta, bakanlığın sağlık ve veteriner hizmetlerini yürütmek”, “Sağlık personelinin atama ve görevlendirme faaliyetlerini koordine etmek, harekât ve hizmet ihtiyaçları kapsamında, askeri sağlık personelini askeri ve sivil sağlık teşkillerinde görevlendirmek”, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nce icra edilen harekâtların sağlık hizmet desteğinin sağlanması maksadıyla; bünyesindeki sıhhi ikmal ve bakım birliği, seyyar sağlık teşkilleri ve harekât kontrolüne girecek sivil sağlık teşkillerini harekât planlarına uygun olarak sevk ve idare etmek”, “Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak”</em> görevleri arasında sayılmıştır.</p>
<p>Halihazırda hekimler, Millî Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan “memurun muvafakatinin aranması” zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler yukarıda sayılan kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede de hekimlerin haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır.</p>
<p>Açıklanan çerçevede esasen, Sağlık Bakanlığı ile 2018 yılında imzalanan protokolün gelinen aşamada yasal dayanağının kalmadığının kabulü ile askeri sağlık hizmetlerinin bizzat Milli Savunma Bakanlığı teşkilatı ve kadrosundaki hekimler tarafından karşılanması gerektiği, uygulamanın yasal dayanağı olmadığı değerlendirilmektedir.</p>
<p>Esasen 4924 sayılı kanun, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personelin istihdamını sağlamak amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır.</p>
<p>10. Teklifin<strong> 24. maddesi</strong> ile 4924 sayılı kanunun 9. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında değişiklik yapılmaktadır. Bu kanun kapsamında çalışanlar yönünden disiplin cezalarının ne şekilde uygulanacağı ve sözleşme döneminde altı ay ve üzerinde ek ödeme kesintisi uygulananların da sözleşmelerinin feshedileceği düzenlenmektedir.</p>
<p>209 sayılı kanunda yapılan değişiklik teklifine ilişkin değerlendirme bölümünde belirtildiği üzere aldığı disiplin cezasına bağlı olarak ek ödeme kesintisinin yapılması ikinci ceza niteliğinde olmasının yanı sıra bu hukuka aykırı kesintilerin ayrıca fesih sebebi de yapılması Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p>11. Teklifin<strong> 25. maddesi</strong> ile Aile Hekimliği Kanunu’nda değişiklik yapılarak destek ödemelerine dair yönetmelik ile yapılan düzenlemenin kanuna alındığı görülmektedir. 209 sayılı kanunda yapılan değişiklik teklifine ilişkin değerlendirme bölümünde belirtildiği üzere, aldığı disiplin cezasına bağlı olarak destek ödemesinden kesinti yapılması ikinci ceza niteliğinde olmasının yanı sıra bu hukuka aykırı kesintilerin ayrıca fesih sebebi de yapılması Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p>12. Teklifin<strong> 26. maddesi</strong> ile 663 sayılı KHK’nin “mülga” 25/A maddesinin başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmesi teklif edilmekte; Hastane Koordinasyon Kurulu ve Görevleri düzenlenmektedir.</p>
<p>Teklif ile kurulması öngörülen kurula 3359 sayılı kanuna ek 9. madde kapsamında sözleşme imzalanan personelin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini takip ve gerektiğinde sözleşmenin feshine esas olmak üzere ikaz etme ve disiplin cezası verilmesi gereken halleri tespit etme görevi verilmiştir. Kamu görevlilerinin tüm özlük hakları ve verilecek disiplin cezalarının kanun ile belirlenmesi, yine hangi eyleme hangi disiplin cezası verileceğinin de kanunda düzenlenmesi anayasal zorunluluktur. Madde düzenlemesi ile kurula disiplin cezası verilmesi gereken halleri tespit etme görevinin verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Ayrıca 657 sayılı kanun ve 2547 sayılı kanunda sayılan disiplin cezaları arasında yer almayan sözleşmenin feshi gibi ağır bir sonuca yol açacak yaptırım olarak “ikazın” düzenlenmesi ve kurula, anılan kanunlarda gösterilen disiplin usullerine aykırı şekilde bir yaptırım uygulama yetkisinin verilmesi de Anayasa’ya aykırıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/663-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-hakkinda-aciklama-440269">663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Filistin hakkında konuşmalıyız&#8221; adlı tiyatro oyunu bu akşam sahnelenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/filistin-hakkinda-konusmaliyiz-adli-tiyatro-oyunu-bu-aksam-sahnelenecek-430840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 07:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adlı]]></category>
		<category><![CDATA[akşam]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahnelenecek]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiyatro Ankebut tarafından sahneye konulan, Nurdan Albamya İnce’nin yazıp oynadığı “Filistin Hakkında Konuşmalıyız” tiyatro oyunu bu akşam Nevşehir’de sahnelenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filistin-hakkinda-konusmaliyiz-adli-tiyatro-oyunu-bu-aksam-sahnelenecek-430840">&#8220;Filistin hakkında konuşmalıyız&#8221; adlı tiyatro oyunu bu akşam sahnelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiyatro Ankebut tarafından sahneye konulan, Nurdan Albamya İnce’nin yazıp oynadığı “Filistin</p>
<p>Hakkında Konuşmalıyız” tiyatro oyunu bu akşam Nevşehir’de sahnelenecek.</p>
<p>Nevşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Kültür ve Sanat Günleri’</p>
<p>etkinlikleri çerçevesinde, “Filistin Hakkında Konuşmalıyız” adlı tek perdelik tiyatro oyunu bu akşam</p>
<p>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Vali Şinasi Kuş Kültür ve Kongre Merkezi Damat İbrahim Paşa</p>
<p>Salonu’nda sahnelenecek. İşgalci İsrail güçleri tarafından evinden zorla çıkarılmaya çalışılan ve bu</p>
<p>uğurda büyük bir mücadele veren Filistinli Meryem Ebu Najma’nın gerçek hayat hikâyesini konu alan</p>
<p>oyunu, 12 yaş üstü dileyen herkes ücretsiz olarak izleyebilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filistin-hakkinda-konusmaliyiz-adli-tiyatro-oyunu-bu-aksam-sahnelenecek-430840">&#8220;Filistin hakkında konuşmalıyız&#8221; adlı tiyatro oyunu bu akşam sahnelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Noktalar Birleşiyor: Kaspersky Operation Triangulation Hakkında Derin Bilgiler Paylaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/noktalar-birlesiyor-kaspersky-operation-triangulation-hakkinda-derin-bilgiler-paylasti-418448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 14:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[birleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[operation]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[triangulation]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky'nin Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), yakın zaman önce düzenlenen Güvenlik Analisti Zirvesinde kötü şöhretiyle bilinen Operation Triangulation ile ilgili soruşturma sürecinin detaylarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noktalar-birlesiyor-kaspersky-operation-triangulation-hakkinda-derin-bilgiler-paylasti-418448">Noktalar Birleşiyor: Kaspersky Operation Triangulation Hakkında Derin Bilgiler Paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky&#8217;nin Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), yakın zaman önce düzenlenen Güvenlik Analisti Zirvesinde kötü şöhretiyle bilinen Operation Triangulation ile ilgili soruşturma sürecinin detaylarını açıkladı. Ekip, hem kamuyu hem Kaspersky çalışanlarını hedef alan bu kampanyanın detaylı bir analizini sunarak saldırının temelini oluşturan iOS güvenlik açıkları ve istismarlarıyla ilgili yeni ayrıntıları ortaya koydu.</strong></p>
<p>Bu yaz aylarının başında Kaspersky, iOS cihazlarını hedef alan bir Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) kampanyasını ortaya çıkardı. Operation Triangulation olarak adlandırılan bu kampanya, iMessage aracılığıyla tıklama gerektirmeyen açıkları dağıtmak için sofistike bir yöntem kullanıyor ve neticede cihazın ve kullanıcı verilerinin kontrolünü tamamen ele geçiriyor. Kaspersky GReAT, tehdidin öncelikli hedefinin kullanıcı gözetimi olduğunu ve Kaspersky personelini bile etkileyebileceğini değerlendirdi. Saldırının karmaşık yapısı ve iOS ekosisteminin kapalı doğası nedeniyle özel bir ekipler arası görev gücü, ayrıntılı bir teknik analiz yapmak için konu üzerinde önemli miktarda zaman ve kaynak harcadı.</p>
<p>Güvenlik Analisti Zirvesinde Kaspersky uzmanları, dört tanesini daha önce bilinmeyen ve Kaspersky araştırmacıları tarafından Apple&#8217;a raporlandıktan sonra yamanan sıfırıncı gün açıklarının oluşturduğu toplam beş güvenlik açığından yararlanan saldırı zincirinin daha önce gün yüzüne çıkmamış ayrıntılarını paylaştı.</p>
<p>Şirket uzmanları ilk giriş noktasını bir yazı tipi işleme kütüphanesi açığı üzerinden tespit etti. İkinci aşamada, bellek eşleme kodundaki kolayca istismar edilebilen ve son derece etkili bir güvenlik açığı, cihazın fiziksel belleğine erişime izin verdi. Buna ek olarak, saldırganlar en yeni Apple işlemcisinin donanımsal güvenlik özelliklerini atlamak için iki güvenlik açığından daha yararlandılar. Araştırmacılar ayrıca, saldırganların kullanıcı etkileşimi olmadan iMessage aracılığıyla Apple cihazlarına uzaktan virüs bulaştırabilmelerinin yanı sıra, Safari web tarayıcısı aracılığıyla da saldırı gerçekleştirebilecekleri bir platforma sahip olduklarını keşfetti. Bu da beşinci güvenlik açığının keşfedilmesinin ve düzeltilmesinin yolunu açtı.</p>
<p>Apple ekibi, Kaspersky araştırmacıları tarafından keşfedilen dört adet sıfır gün açığını (CVE-2023-32434, CVE-2023-32435, CVE-2023-38606, CVE-2023-41990) ele alan güvenlik güncellemelerini resmi olarak yayınladı. Bu güvenlik açıkları iPhone, iPod, iPad, macOS cihazları, Apple TV ve Apple Watch dahil olmak üzere geniş bir Apple ürün yelpazesini etkiliyordu.</p>
<p><strong>iMessage eklerini kullanırken dikkatli olunması gerekiyor!</strong></p>
<p>Kaspersky GReAT Güvenlik Araştırma Lideri <strong>Boris Larin</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Yeni Apple yongalarına sahip cihazların donanım tabanlı güvenlik özellikleri, siber saldırılara karşı dayanıklılıklarını önemli ölçüde artırıyor. Ancak bunlar yine de zarar görmez anlamına gelmiyor. Operation Triangulation, bilinmeyen kaynaklardan gelen iMessage eklerini kullanırken dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Operation Triangulation’da kullanılan stratejilerden ders çıkarmak değerli bir rehberlik anlamına geliyor. Ayrıca sistemin kapalılığı ve erişilebilirliği arasında bir denge kurmak, gelişmiş bir güvenlik duruşuna katkıda bulunabilir.&#8221;</em> </p>
<p><strong>Kaspersky&#8217;nin kurbanları arasında şirketin üst ve orta düzey yöneticilerinin yanı sıra Rusya, Avrupa ve Orta Doğu&#8217;da bulunan araştırmacılar yer alırken, saldırının tek hedefi Kaspersky değildi. Raporun yayınlanması ve özel bir triangle_check yardımcı programının geliştirilmesinin yanı sıra GReAT uzmanları, ilgilenen herkesin soruşturmaya katkıda bulunabilmesi için bir e-posta adresi oluşturdu. Sonuç olarak, şirket araştırmacıları bireylerin Operation Triangulation kurbanı olduğu durumların teyidini aldılar ve bu kurbanlara güvenliklerini artırma konusunda rehberlik sağladılar.</strong></p>
<p><strong>“iOS gibi kapalı sistemlerde gelişmiş siber saldırılara karşı korumak kolay bir iş değil” </strong></p>
<p>Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Direktörü <strong>Igor Kuznetso</strong> <em>&#8220;Sistemleri gelişmiş siber saldırılara karşı korumak kolay bir iş değil ve iOS gibi kapalı sistemlerde bu daha da karmaşık bir hal alıyor. Bu nedenle, bu tür saldırıları tespit etmek ve önlemek için çok katmanlı güvenlik önlemleri uygulamak çok önemli&#8221; </em>yorumunda bulundu.</p>
<p>Operation Triangulation hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Kaspersky, yakın gelecekte konuyla ilgili daha fazla teknik ayrıntıya ışık tutacak ve web sitesinde analizinin ayrıntılı açıklamalarını sunacak.</p>
<p><strong>Kaspersky araştırmacıları, bilinen veya bilinmeyen tehdit aktörlerinin hedefli saldırısının kurbanı olmamanız için aşağıdaki önlemleri öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>Bilinen güvenlik açıklarını yamamak için işletim sisteminizi, uygulamalarınızı ve antivirüs yazılımınızı düzenli olarak güncelleyin. </li>
<li>Hassas bilgiler isteyen e-postalara, mesajlara veya aramalara karşı dikkatli olun. Herhangi bir kişisel bilgiyi paylaşmadan veya şüpheli bağlantılara tıklamadan önce gönderenin kimliğini doğrulayın. </li>
<li>SOC ekibinize en son tehdit istihbaratına (TI) erişimini sağlayın. Kaspersky Tehdit İstihbaratı Portalı, şirketin TI&#8217;sına ortak erişim noktasıdır ve Kaspersky tarafından 20 yılı aşkın bir süredir toplanan siber saldırı verilerini ve içgörülerini sağlar. </li>
<li>GReAT uzmanları tarafından geliştirilen Kaspersky çevrimiçi eğitimiyle siber güvenlik ekibinizi en yeni hedefli tehditlerle mücadele edecek şekilde geliştirin.</li>
<li>Uç nokta düzeyinde tespit, araştırma ve olayların zamanında düzeltilmesi için Kaspersky Endpoint Detection and Response gibi EDR çözümlerini uygulayın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve şirket 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noktalar-birlesiyor-kaspersky-operation-triangulation-hakkinda-derin-bilgiler-paylasti-418448">Noktalar Birleşiyor: Kaspersky Operation Triangulation Hakkında Derin Bilgiler Paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 07:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsisi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim dünyasının üzerinde en çok araştırma yaptığı kanser türlerinden biri olan meme kanserinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler özellikle de ‘erken teşhis’ ile birleştiğinde tam tedavi mümkün olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835">Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(EKİM AYI-MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI)</strong></p>
<p><strong>Bu yöntemle biyopsi esnasında tümör çıkarılabiliyor!</strong></p>
<p><strong>Vakum biyopsi ile tanı ve tedavi aynı anda!</strong></p>
<p><strong>Meme biyopsisinde bu hurafelerden kaçının!</strong></p>
<p><strong>MEME BİYOPSİSİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 5 NOKTA!</strong></p>
<p> </p>
<p>Bilim dünyasının üzerinde en çok araştırma yaptığı kanser türlerinden biri olan meme kanserinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler özellikle de ‘erken teşhis’ ile birleştiğinde tam tedavi mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Kliniği, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal,</strong> günümüzde artık kişiye özel tarama yöntemleri sayesinde erken teşhiste çok daha kolay ve doğru sonuç alınabildiğini belirtirken, meme biyopsisinin de teşhis koymada son derece önemli olduğunu vurguluyor. Meme biyopsisinde son yıllarda çok hızlı gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Arıbal, son dönemde öne çıkan Vakum biyopsi ile tanı ve tedavi işleminin bir arada yapılabildiğini söylüyor. Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, <strong>Ekim ayı-Meme Kanseri Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada meme biyopsisi ve vakumlu biyopsi hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>1. Meme biyopsisinde cerrahi yöntem çağ dışı kaldı! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Erkin Arıbal “Biyopsi amacı ile cerrahi operasyon yapmak eski bir yöntem olup çağ dışı kalmıştır! Meme biyopsisi iğne eşliğinde yapılmalı ancak ince iğne değil, kalın iğne denilen, tanı koydurucu küçük parçaların toplanabildiği biyopsiler memede ilk tanı yöntemi olmalıdır” diyor. Kalın iğne biyopsisi, biyopsi alınacak lezyonun en iyi görülebildiği yöntem (ultrason, mamografi, ilaçlı) hangisi ise o yöntemle yapılıyor. Lokal anestezi ile yapılan biyopside ağrı hissedilmiyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Meme biyopsisinde hurafelere dikkat! </strong></p>
<p>Halk arasında ‘meme biyopsisi sonrası tümör başka dokulara yayılır’ şeklinde yanlış bir inanış olduğunu belirten Prof. Dr. Arıbal, aksine meme biyopsisinin yaklaşık 30 yıldır güvenle yapıldığını ve tedavinin biyopsiden alınan sonuca göre belirlendiğini söylüyor. Prof. Dr. Erkin Arıbal, bir diğer yanlış inanışın da ‘biyopsinin acıttığı’na yönelik olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Yapılan lokal anestezi sayesinde ağrı hissedilmeyen iğne biyopsileri konforlu bir yöntemdir. 10 dakikadan kısa süren işlem sırasında hasta ile sohbet etmek ve rahatlatmak mümkün olabilmektedir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3. Vakum biyopsi sırasında tümör de çıkarılabiliyor! </strong></p>
<p>Vakum biyopsinin (vakum aspirasyon eşliğinde biyopsi) memede izlenen lezyonlara yönelik yapılan yeni bir biyopsi tekniği olduğunu belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Kliniği, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal </strong>bu tekniği şöyle açıklıyor: “Vakum biyopsinin amacı tek bir kere iğne ile lezyon içine girildikten sonra iğneyi hiç çıkarmadan lezyonun tümünü örneklemeye yarayan bir tekniktir. İğne içine ardışık olarak vakum ile çekilen doku kesilip iğne içinden yine vakum yardımı ile dışarı alınır. Bu sayede 3 ile 5 cm ye kadar olan lezyonlar tümü ile örneklenebilmektedir. İyi huylu tümörlerde hem tanı koyucu hem de tedavi edici olmasına rağmen kötü huylu lezyonlarda lezyon tümü ile çıkarılsa da ardından küçük bir cerrahi müdahale ile bu bölgenin etrafının çıkarılması gerekir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4. Meme radyolojisinde önemli bir yenilik!</strong></p>
<p>Kontrastlı mamografi eşliğinde vakum biyopsinin, meme radyolojisinde önemli bir yenilik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Hasta için konforlu ve pratik bir uygulamadır. Damardan iyotlu kontrast ilaç verilerek, mamografi veya ultrason gibi diğer teknikler ile görülemeyen sinsi kanser odakları görünür hale geldikten sonra, lezyonu vakum biyopsi ile örnekliyoruz. Meme MR eşliğinde biyopsi yerine kullanabilmekteyiz. MR eşliğinde biyopsiden daha kısa süren bu teknik, hasta açısından daha konforludur. Biyopsi süresi 10-15 dakika kadar sürmekte ve lokal anestezi eşliğinde biyopsi yapılabilmektedir. Hasta işlem sırasında bizimle konuşabilmekte ve MR odasında olduğu gibi kendini yalnız hissetmemektedir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Dikiş gerektirmiyor</strong></p>
<p>Vakum biyopsinin, lezyon hangi yöntem ile (ultrason – mamografi – MR) en iyi görülebiliyor ise o yöntem eşliğinde yapıldığını belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal “Seçilen yöntem ile lezyon yeri saptandıktan sonra cilde uygulanan lokal anestezi sayesinde ciltten geçilerek lezyona ulaşılır ve ardışık olarak vakum kesi yöntemi ile iğne içinden lezyon kesilerek tümü veya tüme yakın örneklenir. Ciltte sadece küçük iğne girişine ait bir yara olur, dikiş gerektirmez. Vakum biyopside lokal anestezi verilmesi yeterli olmaktadır. Genel anestezi uygulamasına gerek yoktur” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835">Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOP 3.Merhale Projeleri Hakkında Bilgilendirme Gezisi Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kop-3merhale-projeleri-hakkinda-bilgilendirme-gezisi-duzenlendi-414191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 18:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kop]]></category>
		<category><![CDATA[merhale]]></category>
		<category><![CDATA[projeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çumra heyetinin katılımıyla Konya Ovası'na su getirilen barajların son durumu hakkında bilgilendirme amaçlı gezi programı düzenledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kop-3merhale-projeleri-hakkinda-bilgilendirme-gezisi-duzenlendi-414191">KOP 3.Merhale Projeleri Hakkında Bilgilendirme Gezisi Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çumra heyetinin katılımıyla Konya Ovası&#8217;na su getirilen barajların son durumu hakkında bilgilendirme amaçlı gezi programı düzenledi.</p>
<p>Çumra Belediyesi ve Çumra Ziraat Odasıtarafından Konya ovasına can verecek ‘Mavi Tünel Projesi’ için devam eden çalışmaların yerinde incelenmesi ve bilgi alınması adına bir gezi ve bilgilendirme programı düzenlendi.</p>
<p>Çumra Belediyesi ve Ziraat Odasının ev sahipliğinde düzenlenen programa Ak Parti İl Başkan yardımcısı, Siyasi Parti İlçe Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı, Güneysınır Belediye Başkanı, Selçuklu, Karatay, Meram, Karaman Ziraat Odası Başkanları, Meclis Üyeleri, Muhtarlar, Sulama ve Kalkınma Kooperatiflerinin yöneticileri ve Çumra çiftçisi katıldı.</p>
<p>Gezi kapsamında yer alan; Bağbaşı Barajı, Afşar Barajı, Yalnızardıç Barajı, Bozkır Barajı ve Hadimi Tünelinde DSİ yetkilileri tarafından barajların mevcut sulama kapasiteleri ve Mavi tünel projesinin devam eden çalışmaları hakkında bilgi verdi.Yapılan çalışmalarla ilgili katılımcıları bilgilendiren DSİ 4 Bölge Müdür Yardımcısı Hüseyin Koray Bilgi, Afşar Bağbaşı Hadimi Tünel İkmali için de 2026 yılına kadar sürelerinin olduğunu aktararak,“Ancak erken bitirebilmek için çalışıyoruz. Konya çiftçisi bu projeyi bekliyor. 2.8 milyar TL’lik devasa bir yatırım olan Mavi Tünelprojesi 2015’ten bu yana hizmette… Avşar Barajı tamamlandı. Suyu tuttuk, baraj kabul aşamasında. Hadimi Tüneli bittikten sonra buradaki suyu Bağbaşı’na aktaracağız. Hadimi Tüneli ise 18 kilometre. 10 kilometresini geçkin kısmında farklı noktalarda çalışmalar yürütülüyor. Hadimi tünelimizde toplam hem Avşar hem Bağbaşı barajları taraflarına doğru toplam yaklaşık 8 bin 100 metre mesafede açacağımız kısım kaldı. Bu mesafeler tamamlandığında tünelimiz tamamen açılmış olacak.Afşar Barajı’nın 364 milyon metreküp depolama hacmi var. Afşar’dan yıllık 170 milyon metreküp su, Konya Ovasına akacak.Ahi kanalımızda ise şu ana kadar 70 km’ye kadar su verdik. Kanalda sorun yaşanmaması için zeminin röntgenini çekiyoruz. 70 km’den sonra İmkanlar tamamlandığında ve yağışlar istediğimiz gibi olduğunda Hotamış’a su vermeyi planlıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>“Çumra Ovasında 100 Bin Dekar Alan Sulanacak”</p>
<p>Proje tamamlandığında Çumra ovasının alacağı su miktarı hakkında bilgi veren Hüseyin Koray Bilgi; “Şu anda Beyşehir gölünden gelerek. Suğla depolamasında tutulan 100 milyon metreküp su100 bin hektar alanın sulanması için kapalı sistemlerde devreye girdikten sonra mavi boğaza ve oradan da Apa barajından Çumra ovasına aktarılacak” dedi.</p>
<p>Gezi programı ile birlikte Mavi Tünel Projesi ile ilgili yapılan çalışmaların son durumu hakkında değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda konuşan Çumra Belediye Başkanı Recep Candan projenin önemine vurgu yaparak, “Ovaya kısa sürede suyun gelmesi için hep birlikte üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağız” dedi.</p>
<p>“Üretimin Sürdürülebilirliği İçin Suya İhtiyacımız Var”</p>
<p>Başkan Candan Çumra’nın geçmişten bu güne üreten bir güç olduğuna vurgu yaparak üretimde suyun önemine deyindi. Candan açıklamasında; “Hepimizin ortak bir derdi var.</p>
<p>Çatalhöyük’ten bu yana tarımın ve medeniyetin beşiği olma özelliğini taşıyoruz. Dolayısıyla bu bölgede eğer insanlar yaşayacak, çiftçimiz hem kendisini hem de Türkiye’yi doyuracaksa bizim suya ihtiyacımız var. Çok şükür çiftçilerimiz çalışkanlığı ve alnın teriyle her türlü mahsulü üretebiliyor. Konya Şeker Fabrikamızın da bu üretimde bir lokomotif olmasıyla Çumra’mızda kurulan fabrikamız 10 bin kişiye istihdam sağladı. Çumra üretiyor, Konya üretiyor ve Karaman üretiyor. Ürettiğimiz buğdayla bir gıda üretim üssü olarak Dünya’da tahıl krizi yaşandığı dönemlerde Ukrayna’ya ihtiyaç duymadan ülkemizi doyuruyoruz. Ancak bu üretimin sürdürülebilirliği için suya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“100 Yıllık Bir Hayal Var”</p>
<p>Osmanlı döneminde Çumra ve Konya ovasında yapılan sulama projeleri ile Mavi Tünel arasında önemli bir bağ olduğunu belirten Candan, “Geçmişi yıllar önce Sultan Abdülhamit Hanın bu topraklarda başlattığı sulama projesi sayesinde Çumra var olmuştur. Bu projeyle 100 yıllık bir hayal olan Toroslardan Akdeniz’e akan suların Konya ve Çumra ovamıza akıtılması ile ilgili yıllardır siyasetçilerimiz ve yöneticilerimiz mücadele etti. Bugünlere geldiğimizde Mavi Tünel Projesi de o hayalin gerçekleşmesi konusunda ortaya konulan iradeyi gösteriyor. Mavi Tünel projeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık yaptığı dönemden bu yana adım adım faaliyete geçiyor. Bağbaşı barajı ve Mavi Tünel birinci etap olarak faaliyete geçti. Daha sonrasında Bozkır barajımız faaliyete geçerek ardından Avşar barajımızda tamamlandı. Son halka olarak Afşar barajımızın suyunu Bağbaşı barajımıza taşıyacak Hadimi tünelinin de tamamlanmasıyla Mavi Tünel Projesinin ilk demeti tamamlanacak ve Çumra ovası hak ettiği suyu alacak. Bu proje için yapılan barajlar ülkemiz adına gurur duyulacak yatırımlardan biri.” diye konuştu.</p>
<p>“Yalnızardıç Barajı Su Entegresi İçin Önemli Bir Hedef”</p>
<p>Kısa sürede çiftçinin ihtiyaç duyduğu sulamayı yapabilmesi için Yalnızardıç barajının önemine değinen Candan; “Maalesef yaşadığımız kuraklıktan dolayı bu sularda çiftçimizin ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. O yüzden bizim ilave su kaynaklarına ihtiyacımız var. Su ihtiyacının kısa sürede karşılanması için Yalnızardıç barajının bu Mavi Tünel Projesine entegre edilmesi hedefler arasında yer alıyor. Biz ayrım gözetmeden bu davaya sahip çıkacak ve projenin takipçisi olarak bu konuyu gündemde tutmalıyız” dedi.</p>
<p>“Hep Birlikte Omuz Verelim”</p>
<p>Çiftçilerin şeker pancarı üretiminde büyük oranda yer altı sularından yararlandığını dile getiren PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Şeker yönetim kurulu başkanı Ramazan Erkoyuncu çiftçinin barajdan gelecek suyu beklediğini dile getirdi. Başkan Erkoyuncu açıklamasında su konusunun gündemde tutulması için hep birlikte hareket etmenin önemini yineledi. Erkoyuncu yaptığı açıklamada; “Ben bir çiftçiyim ve bu suyun ne kadar kıymetli olduğunu en iyi bilenlerdenim. Su olmadan hiçbir şey olmaz. Konya Türkiye’de şeker verimi açısından şeker pancarı ekiminde birim alanda elde edilen enler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla bugünde yarında şeker pancarı ekiminden vazgeçilemez. Pancarda tıpkı mısır gibi aynı miktarda su tüketen bir bitki ve bu yüzden bize su lazım. Şu anda bizim en büyük su ihtiyacımızı yüzde 80 oranında yer altı suları karşılıyor. O yüzden suyun ovaya en kısa sürede akması için hep birlikte omuz verelim ve bu konuyu kamuoyu ve çiftçi desteği ile gündemde tutalım” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kop-3merhale-projeleri-hakkinda-bilgilendirme-gezisi-duzenlendi-414191">KOP 3.Merhale Projeleri Hakkında Bilgilendirme Gezisi Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler Erasmus+ Hakkında Bilgilendirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-erasmus-hakkinda-bilgilendirildi-413883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 16:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirildi]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi 9-14 Ekim tarihleri arasında kutlanan Avrupa Komisyonu ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen “ErasmusDays” etkinlikleri kapsamında bilgilendirme toplantısı düzenledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-erasmus-hakkinda-bilgilendirildi-413883">Gençler Erasmus+ Hakkında Bilgilendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi 9-14 Ekim tarihleri arasında kutlanan Avrupa Komisyonu ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen “ErasmusDays” etkinlikleri kapsamında bilgilendirme toplantısı düzenledi.</p>
<p>Edremit Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü Dış İlişkiler Birimi tarafından “Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı Bilgilendirme Toplantısı” Edremit Belediyesi Atatürk Gençlik Merkezi’nde düzenledi. Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulu ve Balıkesir Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu’ndan 60 öğrenci katılımıyla yapılan sunumda Edremit Belediyesi’nin gönderici kuruluş olduğu ve şu anda Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde gönüllü olan gençlerin de video mesajları paylaşıldı. Ayrıca Edremit Belediyesi’nin ortağı olduğu ve iki yıldan bu yana devam eden Erasmus+ MakeitGrow! Projesi bilgilendirmesi de yapıldı. </p>
<p>Toplantıya Balıkesir Üniversitesi, Edremit Zeytincilik Enstitüsü Müdürü ve Edremit Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üy. Tuba Öncül Abacıgil, Balıkesir Üniversitesi Edremit Sivil Havacılık Yüksekokulu Havacılık Yönetimi Bölümü Dr. Öğr.Üy. Bülent Kurt ve Balıkesir Üniversitesi Edremit Sivil Havacılık Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Abdullah Soykan katılım sağladı. Edremitli gençler başta olmak üzere bölgedeki diğer kurum ve kuruşlarla işbirliği sürdürülerek Avrupa Dayanışma Programı ve diğer Erasmus+ projeleri ile gençlik hareketliliği konusunda çalışmalar devam ediyor. Bilgi için İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü Dış İlişkiler Birimi ile 444 85 10 – 1142 ve 1143 numaralı telefonlardan iletişime geçilebileceği duyuruldu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-erasmus-hakkinda-bilgilendirildi-413883">Gençler Erasmus+ Hakkında Bilgilendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz Hakkında Doğru Sanılan 10 Hatalı Bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-sanilan-10-hatali-bilgi-411416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 11:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda yumurtalıkların görevlerinin azalmasına bağlı olarak adet döngüsünün ve doğurganlığın sona erdiği yaşam evresi ‘menopoz’ olarak adlandırılıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-sanilan-10-hatali-bilgi-411416">Menopoz Hakkında Doğru Sanılan 10 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda yumurtalıkların görevlerinin azalmasına bağlı olarak adet döngüsünün ve doğurganlığın sona erdiği yaşam evresi ‘menopoz’ olarak adlandırılıyor. Ülkemizde kadınların ortalama 47-49 yaşları arasında menopoza girdiği belirtiliyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, rutin hekim kontrolleri ve yakınmalara yönelik uygulanan tedaviler sayesinde kadınlar menopoz sürecinde aktif ve kaliteli bir yaşam sürebiliyor. Ancak menopozla ilgili toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler ve bu doğrultuda hareket edilmesi, kadınların menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu yaşamalarını önleyebiliyor. Örneğin, menopoz döneminde uygulanan hormon tedavilerinin kansere yol açacağı kaygısı nedeniyle tedaviden kaçınmak, yıllarca sürebilecek olan menopoza dair sıkıntıların çözümüne ulaşmayı engelleyebiliyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, </strong>menopoz sürecine yönelik gereksiz kaygılar veya hatalı bilgiler nedeniyle hekim kontrolünden kaçınmanın aynı zamanda ciddi tablolara da neden olabileceğine dikkat çekerek, “Menopoz kalp ve damar hastalıkları, meme, rahim ve yumurtalık hastalıkları ile kemik erimesi gibi pek çok hastalığın sıkça karşılaşıldığı bir dönem. Dolayısıyla menopoz sürecinde düzenli olarak yapılması gereken hekim kontrollerini aksatmak, bu hastalıkların atlanmasına veya erken teşhis edilememesine yol açabiliyor. Bu nedenle menopoz döneminde hem Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı kontrolüne gitmek, hem de düzenli aralıklarla check-up yaptırmak büyük bir öneme sahip. Bu sayede yaşam kalitesi yükselirken, hayatı tehdit edebilen hastalıklar da erken dönemde teşhis ve tedavi edilebiliyor” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Menopoza girme yaşı geciktirilebilir. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Adet kanamaları sona erdiğinde menopoza dair yakınmaları gidermek amacıyla hormon tedavisine başlanabiliyor ve ilaç tedavisiyle rahim iç zarı kalınlaştırılıp, sonrasında kanama sağlanarak ‘yapay bir adet döngüsü’ oluşturuluyor. Ancak ilaç tedavisi sayesinde her ay adet görülse de bu durum menopozun geciktirildiği anlamına gelmiyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kadınlar annesine benzer yaşta menopoza girer. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> ‘Her kadın annesiyle benzer yaşta menopoza girer, annesine benzer belirtileri yaşar’ düşüncesi de yine toplumda yaygın olan hatalı bilgilerden. Kadınlar kalıtsal olarak annelerine benzeseler de menopoza girme yaşını; kilo alımı, sigara ve alkol kullanımı, kronik hastalıklar, geçirilen ameliyatlar, radyoterapi, kemoterapi, stres ile doğum sayısı gibi faktörler etkiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her kadın menopoz dönemini aynı deneyimler. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaklaşık her 2 kadından 1’inde menopoza giriş döneminde ve sonraki yıllarda ateş basmaları, gece terlemeleri ile duygu durum değişiklikleri gibi yakınmalar gelişiyor. Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, “Ancak menopoza ait belirtiler kadınlar arasında oldukça değişkenlik gösteriyor; hiçbir şikâyeti olmayan kadınlar olabildiği gibi yaşam kalitesi ciddi anlamda etkilenmiş kadınlarla da karşılaşıyoruz. Bu yakınmaların değişkenliği kalıtsal, ırksal, beslenme alışkanlıkları, iklim ve yaşam tarzı pek çok faktörden kaynaklanıyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Rahim alınınca menopoza girilir. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kadının menopoz sürecini belirleyen durum, yumurtalıklardaki yumurtaların tükenmesi ve buna bağlı olarak işlevini yerine getirememesidir. Bununla birlikte, ameliyat yoluyla iki yumurtalığın çıkarılması halinde de kadın menopoza giriyor. Dolayısıyla, sadece rahim alınınca kadın adet görmüyor ve bir daha hamile kalamıyor ama menopoza girmiyor. Menopoz ancak rahimle beraber yumurtalıklar da alınırsa başlıyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Menopozla birlikte cinsel yaşam biter. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Menopoz döneminde kadınların yaklaşık yüzde 70’inde vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı, isteksizlik, idrar yaparken yanma ve sık enfeksiyon geçirme gibi yakınmalar oluşuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, ancak bu tür şikayetlerin tedavilerle giderilebildiğine işaret ederek, “Menopoz dönemindeki kadınlarda gelişen yakınmaların altta yatan nedeni, menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması ve buna bağlı olarak vajinal bölgenin elastikiyetinin, kayganlığının ve florasının bozulmasıdır. Öncelikli olarak vajinal kayganlaştırıcı ve nemlendirici tedaviler uygulanabilirken, uygun hastalarda topikal veya sistemik yolla östrojen hormonunun verilmesi de sorunların büyük oranda düzelmesini sağlıyor” bilgisin veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Menopoz döneminde mutlaka kilo alınır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kadınlar genellikle menopozdan sonra kilo aldıklarından yakınıyorlar. “Ancak kilo almak hormonal değişimin değil, yaşlanmanın bir etkisidir” diyen Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sözlerine şöyle devam ediyor: “İlerleyen yaşla birlikte metabolizmanın bir miktar yavaşlaması nedeniyle günde yaklaşık 250 kalori daha az enerji almak, bu süreci dengeleyecektir. Elbette her zaman olduğu gibi kilo dengesi menopoz döneminde de; liften zengin, meyve ve sebze ağırlıklı, protein ile kalsiyumdan zengin, yağ oranı düşük beslenme modeli ve düzenli egzersizlerle sağlanabiliyor” </p>
<p> </p>
<p><strong>Hormon tedavisi kansere neden olur. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hormon tedavisinin meme kanserine yol açtığı endişesi nedeniyle pek çok kadın menopozun sebep olduğu sorunlara katlanmak zorunda kalıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran,<strong> </strong>menopoz doğal bir süreç olsa da yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yakınmalar için mutlaka hekime başvurmak gerektiğini vurgulayarak, “İhtiyaç halinde de ilaç desteği almak doğru bir yaklaşım olacaktır. Kişisel olarak uygun hastalarda, uygun dozda ve sürede verilen hormon tedavileri yakınmaları giderirken, toplumda sanıldığı kadar yüksek oranda kanser vakasıyla karşılaşılmıyor” diyor. Hekime danışmadan uygulanan ve etkinliği ile güvenirliliği kanıtlanmamış birtakım bitkisel tedavilerden de mutlaka kaçınmak gerekiyor, zira bu yöntemler karaciğer, böbrek ve kalp gibi<strong> </strong>organlarda hasara neden olabiliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Şikayeti olan her kadın hormon tedavisi alabilir</strong>. <strong>YANLIŞ!</strong> </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Östrojen içeren hormon tedavileri menopozdaki yakınmaları hafifletmek amacıyla sık kullanılan bir yöntem olsa da, her kadın için uygun olmayabiliyor. Özellikle de rahim kanseri, meme kanseri, aktif karaciğer, kalp ve damar ile emboli gibi hastalıkların varlığında hormon tedavilerinin kullanımı önerilmiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Menopoz döneminde hamilelik riski yoktur. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Özellikle ‘perimenopozal dönem’ olarak adlandırılan adetin kesilmesinden itibaren geçen bir yıl içinde düşük ihtimal de olsa hamilelik gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla bu dönemde cinsel yaşamda korunmaya mutlaka devam etmek gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Menopoza geçiş döneminde yoğun âdet kanamaları normaldir. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Menopoza geçiş dönemi sıklıkla adet döngüsünün seyrekleşmesi veya kesilmesi şeklinde belirti veriyor. Tam tersi olarak yoğun âdet kanamaları, düzensiz ve sık kanamalar altta yatan rahimde kalınlaşma, miyom ile polip gibi bir jinekolojik hastalıkla ilişkili olabiliyor. Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, dolayısıyla bu süreçte gözlenen yoğun kanamalarda mutlaka hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekiyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-sanilan-10-hatali-bilgi-411416">Menopoz Hakkında Doğru Sanılan 10 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411098</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfertilite yani halk dilinde kısırlık, cinsel yönden aktif bir çiftin 1 yıl korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098">Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnfertilite yani halk dilinde kısırlık, cinsel yönden aktif bir çiftin 1 yıl korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanıyor. Çiftlerin %15’inde ilk 1 yıl içinde bu durum görülebiliyor. Kısırlık; kadına, erkeğe veya her ikisine bağlı sebepler ile ortaya çıkabiliyor. Ancak erkek bireylerde görülen kısırlıkta çoğu zaman utanma ve çekinme duygularından dolayı tanı- tedavi süreçleri gecikiyor ve bebek sahibi olma şansı azalabiliyor. Sağlık sorunlarının bir parçası olan infertilite geç kalınmadan tedavi edildiği takdirde başarılı sonuçlar elde ediliyor. Memorial Dicle Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Birgi Ercili, erkek infertilitesi (kısırlığı) hakkında en çok merak edilenleri paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Gebelikte başarı oranını artıracak yöntemler denenebilir</strong></p>
<p>“Erkek infertilitesi olup, doğal yolla gebe kalan kadın var mıdır?” sorusu infertil eşlere sahip olan kadınların en çok merak edip araştırdığı soruların başında yer alır. Bunun cevabı bu durumda hamile kalınmasının mümkün olduğu şeklindedir. Ancak erkeğin sağlıklı olduğu çiftlere göre, erkek infertilitesi olan bir bireyin eşinin gebe kalma olasılığı düşüktür. Ayrıca infertil erkeğin sperm kalitesinde de bozukluklar olacağı için, oluşan gebelik sağlıklı ilerlemeyebilir veya düşükle sonuçlanabilir. Erkek faktörüne bağlı kısırlık durumlarında tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Doğal yollarla gebelik oluşmadıysa, sperm sayısı 5 milyon/ml’den az ise, azospermi (menide sperm hücresi görülmemesi) veya sperm kanallarında tıkanıklık varsa bazı yöntemler ile testisten sperm toplanarak tüp bebek uygulanması önerilebilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedavi süreci ertelenmemeli</strong></p>
<p>İnfertilite yani kısır çiftlerin %30’unda erkek faktörü sorumludur. Aynı zamanda erkek infertilitesinin %30’unun sebebi bilinmemektedir.<strong> </strong>Bunun dışında en sık görülen sebepler; varikosel (yumurtalık etrafındaki toplardamarların genişlemesi), inmemiş testis, azospermi (menide hiç sperm olmaması), geçirilen testis iltihapları (orşit-epididimit), sperm kanallarında tıkanıklık olması, kemoterapi-radyoterapi almış olmak veya hormonal bozuklukların olması durumunda gözlemlenmektedir.<strong> </strong>Erkek infertilitesinin genelde herhangi bir belirtisi bulunmamaktadır. Tanı aşamasında yapılacak ilk ve önemli test spermiyogram (semen analizi) olarak adlandırılan spermlerin sayısına, hareketine, yapısına bakılan testtir. Muayenede hormonal bozukluğu düşündürecek kıllanmada azalma, meme büyümesi gibi durumlar araştırılır. Mutlaka testis muayenesi yapılmalıdır. Testis boyutlarında küçülme, varikosel gibi durumlar böylece anlaşılabilir. Semen analizi olmazsa olmaz testtir. Ayrıca hormonal testler ve azospermi varlığında genetik testler istenebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tavsiye üzerine alternatif tedaviler denenmemeli</strong></p>
<p>Kısırlık, psikolojik olarak bireylerin çok fazla olumsuz etkilendiği kendini yetersiz hissettiği bir süreç olarak gözükebilir. Ortaya çıkan toplum baskısı veya yoğun duygularla evlat sahibi olma isteği ve kişinin hemen istediği sonuca varamaması özgüven kaybına yol açabilir. Ancak burada atılabilecek en sağlıklı ilk adım, olumlu düşünerek çekinmeden tedavi sürecinin başlatılması ve aksatılmamasıdır. Bu tür durumlarda toplumda sık sık yapılan hataların başında ise kişilerin kulaktan duyma bilgiler ile kendi başına denediği tedavi olabileceğini düşündüğü bazı durumlar yer alır. Bunlara ek olarak kişilerin denediği veya merak ettiği bazı tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir; </p>
<ul>
<li>Bitkisel ürünler; Bitkisel ürünlerin şifalı yanları olduğu kadar bilinmeyen zararlı yanları da olabilir. Bu ürünler doğru kullanılmadığında kişinin zehirlenmesine kadar yol açabilir. Hekime danışılmadan özellikle sanal ortamda ilaç niyetine satılan çaylar, bitkiler veya ilaçlar kullanılmamalıdır. </li>
<li>Hacamat; Hacamat tedavisinin erkek infertilitesinde kullanılabileceğine yönelik bilimsel bir çalışma yoktur.</li>
<li>Kök hücre tedavisi; Erkek infertilitesinde kök hücrenin başarılı olabileceğine yönelik çalışmalar vardır. Ancak bunlar bilimsel çalışma düzeyindedir ve henüz rutin klinik uygulamaya girmemiştir. Kök hücre tedavisi uygulanan bazı merkezlerde de başarı şansı düşüktür ve maliyeti yüksektir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Başarılı bir tedavi süreci için dış etkenler azaltılmalı</strong></p>
<p>Erkek infertilitesine sebep olan durumlara göre tedavi değişkenlik gösterir. Ancak tedavi şekli ne olursa olsun genel olarak bazı olumsuz dış etkenlerin ortadan kaldırılması başarı oranını yükseltebilir.  Sperm değerlerinde düşüklük varsa dengeli beslenmek, egzersiz yapmak, sigara ve alkolü bırakmak önemlidir. Özellikle sigara kullanımı sperm kalitesini oldukça kötü yönde etkilemektedir. Tütün ürünlerinin kullanımını sonlandırmak veya olabildiğince azaltmak gerekir. İdeal kiloda kalınması ve sporun hayatın bir parçası haline getirilmesi fiziksel ve ruhsal sağlık açısından önem arz eder. Ruhsal açıdan iyi hissetmek ve tedaviden başarılı bir şekilde sonuç elde edeceğini bilmek iyileşme sürecinde oldukça önemlidir. Bunun dışında anti-oksidan ilaçlarla sperm değerleri arttırılabilir. Eğer varikosel dediğimiz durum varsa bu ameliyatla düzeltilebilir. Hormonal bozukluklar bazı hormon ilaçlarıyla giderilebilir. Azospermi denilen menide sperm hücresi görülmemesi halinde ise Mikro TESE adı verilen yöntemle testisten sperm toplanabilir. Kısırlığın tamamen çözümsüz olduğu fikrine kapılmadan erken dönemde tedaviye başlanmalıdır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098">Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 11:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle oluşan ‘güzellik algısı’ estetik ameliyatlarına olan talebi artırıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492">Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle oluşan ‘güzellik algısı’  estetik ameliyatlarına olan talebi artırıyor. Ülkemizde en sık yapılan estetik ameliyatlarında burun estetiği, bir diğer adıyla Rinoplasti birinci sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay,</strong> Rinoplasti ameliyatının burnun dış görüntüsüne olan etkisinin yanı sıra nefes alma sorununa da çözüm sağladığına dikkat çekerek, “Günümüzde kişinin yüzüne, cildine ve kemik yapısına uygun olan ve estetik işlem yapıldığı anlaşılmayan sonuçlar elde edilebiliyor. Ameliyatlarda hastaların beklentileri de dikkate alınarak en doğal ve fonksiyonlarını yapan bir burun oluşturulabiliyor. Dolayısıyla hastaların Rinoplasti ile ilgili kaygıları varsa bunu hekimleriyle paylaşmaları önem taşıyor” diyor. <strong>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay,</strong> burun estetiği ameliyatı hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli önerilerde bulundu!  </p>
<p> </p>
<p><strong>Burun ameliyatı şiddetli ağrı yapar. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Ameliyat sonrasında oluşan şişlik ve morluklar nedeniyle burun estetiği ameliyatının şiddetli ağrıya sebep olduğu düşünülüyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, son yıllarda medikal ve teknolojik gelişmeler sayesinde Rinoplasti ameliyatından sonra ciddi bir ağrı sorunu yaşanmıyor. Dr. Mithat Ulay, “Ağrı, tamamen kişinin ağrı eşiğine bağlı bir histir. İlk günlerde yaşanabilen sızlama tarzındaki ağrılar basit ağrı kesici ilaçlarla kolayca kontrol altına alınabiliyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ödem ve morarma uzun süre geçmez. YANLIŞ!  </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burun estetiği ameliyatlarında, gerekli durumlarda kemiğe müdahale yapılıyor. İşlem sonrasında burunda ödem ile gözaltlarında morarma ve şişlik oluşabiliyor. Bu sorunlar kişinin cilt dokusuna bağlı olarak çoğunlukla ilk 1-2 haftada azalıyor. İyileşme sürecini hızlandırmak için özel bir diyet, morluk giderici krem, yüze düzenli olarak uygulanan buz kompresi ve vitamin takviyesi tavsiye ediliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında burun ucu zamanla düşer. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aslında kişi ameliyat olsa da olmasa da zamanla yer çekimi nedeniyle burnun ucu doğal olarak düşmeye başlıyor. Dr. Mithat Ulay, “Ameliyatta burnun çatısı dediğimiz kıkırdak ve kemik dokusu aşırı alınırsa zamanla burun ucu düşer. İlk 3-4 haftada ödemden dolayı anlaşılmasa da ödem kaybolunca, yetersiz kıkırdak ve kemik dokusu nedeniyle burun ucunun düştüğü fark ediliyor” diyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tamponu çıkarmak çok acılı bir işlemdir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Burun estetiği yaptırmak isteyen kişileri en çok korkutan şey, burun içine yerleştirilen tamponlar oluyor. Eskiden yağlı ve gazlı bezlerin burundan çıkarılması acı duyulan bir işlemdi. Son yıllarda ise burun anatomisine uygun olarak geliştirilen ve nefes alınmasını mümkün kılan silikon tamponlar kullanılıyor. Bu tamponlar burnun içinde yaklaşık yedi gün kalıyor ve acıya yol açmadan kolaylıkla çıkarılabiliyorlar. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında burun doğal durmaz. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Mithat Ulay, en iyi estetik ameliyatının dışarıdan fark edilmeyecek şekilde gerçekleştirilen ameliyat olduğuna işaret ederek, “Burun yüzümüzün ortasında yer alan bir organımız. Bu nedenle görünümünün doğal olması gerekiyor. Önemli olan, yüze ve cilde uygun bir burun yapılmasıdır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nefes alma problemi yaşanır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burunda kemik ve kıkırdak eğriliği ile burun eti, nefes alma probleminin başlıca nedenini oluşturuyor. Dolayısıyla Rinoplasti ameliyatı sadece estetik amaçlı yapılmıyor; deviasyon gibi sorunların düzelmesine ve burun fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışmasına da imkan sağlıyor. Ameliyatın ardından burunda oluşan şişlik sonucu yaşanan nefes alma problemi ise 1-2 hafta sonra azalıyor. Burundaki problemler giderildiği için hasta ameliyat sonrasında eskisinden çok daha rahat nefes alabiliyor. Tam iyileşme ise bir yıl sürüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Burun estetiği ileri yaşlarda yapılamaz. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Burun estetiği ameliyatı, tıbbi olarak gerekli olması halinde ileri yaşlarda da yapılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-dogru-sanilan-7-yanlis-407492">Burun Estetiği Hakkında Doğru Sanılan 7 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 11:24:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753">Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, </strong>ülkemizde yeni prostat kanseri tanısı alan hasta sıklığının her 100 bin erkekte 35 olarak saptandığını belirterek “Araştırmalar; metropollerde yaşayanların daha büyük risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde bu oranların Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir” diyor. Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı <strong>1-30 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı / 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada prostat kanseri hakkında bilinmesi gereken 9 önemli bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> 1. <strong>Risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanseri için bilinen en önemli risk faktörlerini; ileri yaş, aile öyküsü ve bir takım genetik mutasyonlar (BRCA1 ve BRCA2) olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin de prostat kanseri gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Sigara, aşırı kilo, metabolik sendrom (artmış bel çevresi, trigliserit yüksekliği, HDL-Kolesterol düşüklüğü, hipertansiyon, diyabet) ve beslenme alışkanlıkları (yoğun alkol tüketimi, hayvansal süt ürünlerinden yüksek protein alımı, kızarmış yiyeceklerin aşırı tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi) bu risk faktörleri arasında sayılabilir. Diğer potansiyel risk faktörleri arasında; inflamatuar bağırsak hastalıkları (yüksek riskli prostat kanseri ile ilişkili), kellik (prostat kanserine bağlı ölüm riskinde artış), geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve gece vardiyasında çalışma bulunmaktadır.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Metropolde yaşam, prostat kanseri riskini artırıyor! </strong></p>
<p> </p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; metropollerde yaşayan erkeklerin prostat kanseri açısından daha büyük risk altında olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yeni tanı alan prostat kanseri oranlarının Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 100 bin erkekte 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Prostat kanserinden korunmak için!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Güncel veriler ışığında prostat kanseri gelişme riskini azaltmayı amaçlayan spesifik önleyici veya diyet önlemlerini destekleyebilecek kesin bir verinin olmadığını vurgulayan Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, “Buna rağmen araştırmalar; güçlü bir antioksidan olan likopenden zengin olması açısından domatesin özellikle hafif pişirilerek tüketildiğinde prostat kanseri gelişmesinde koruyucu bir rolü olabildiğini gösteriyor. Yine antioksidan özellikleri olan kahvenin günde iki bardak tüketildiğinde prostat kanseri gelişim riskini azalttığı ve hastalık ilerlemesini yavaşlattığı gösterilmiştir” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>4. Bu belirtileri göz ardı etmeyin! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanserinde en sık karşılaşılan sorunlar idrar yapma konusunda oluyor. Bu belirtileri; idrar yapma sıklığının artması, ani işeme hissi ile birlikte idrarın gelmesi, idrarda yanma, idrarı başlatma güçlüğü, idrar akış gücünün zayıflaması, idrar yaptıktan sonra idrar kesesini tam boşaltamama hissi ve gece idrar kalkma olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “Bununla birlikte prostat kanseri hiçbir semptom göstermeyebileceği gibi hastalığın evresine bağlı olarak idrar ve menide kan gelmesi, erektil disfonksiyon (sertleşme güçlüğü), bel ve sırt ağrıları (hastalığın kemiklere yayılması sonucu), ayaklarda/bacaklarda şişlik, iştah kaybı ve istemsiz kilo kayıpları gibi ileri evre hastalık semptomları da gösterebilir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Genç yaşlarda da görülüyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Prostat kanseri hastalarının yüzde 85’inin 65 yaş üzerinde tanı aldığını ancak son yıllarda görülme sıklığının genç yaşlara da indiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “50 yaş ve altı kişilerde de prostat kanseri görülebildiği ve bu yaş grubunun tüm prostat kanseri tanılı hastaların yüzde 2’sini oluşturduğu akılda bulundurulmalıdır. Ayrıca ailesel prostat kanserleri diğer prostat kanserlerine kıyasla 6-7 yıl daha erken yaşlarda görülebilmektedir. Buna karşın hastalığın agresifliği/klinik seyri açısından bir fark çoğunlukla görülmemektedir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>6. Şikayetler başlamadan düzenli muayene hayat kurtarıyor! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanserinde şikayetler başlamadan önce tanı konulması hayat kurtarıyor. Hastalığın belilrtileri prostat kanserine özgü olmadığı için henüz şikayetler başlamadan düzenli muayene çok önemli. Bu nedenle ailesinde prostat, meme, over (kadın yumurtalığı) ve Lynch Sendromu (kalın bağırsak kanserleri ile ilişkili kalıtsal bir hastalık) öyküsü olan kişilerin 40’lı yaşlardan itibaren prostat kanseri açısından tarama yaptırması öneriliyor. Erken evrede yakalanan prostat kanserlerinde küratif olarak adlandırılan hastalığı iyileştirebilecek, hastanın yaşam süresini uzatabilecek tedavi seçenekleri bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>7. “Modern çağda hala parmakla muayene mi!” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı “Parmakla yapılan prostat muayenesinde prostat sadece büyüklük yönünden değil özellikle kıvamı yönünden değerlendirilir. Prostatta sertlik, sınırlarında düzensizlik ya da nodül denilen yapıların hissedilmesi prostat kanseri şüphesi oluşturması yönünden önemli muayene bulgularıdır. Deneyimli bir Üroloji uzmanının parmağıyla saptayabileceği muayene bulgularından üstün olabilecek bir görüntüleme yöntemi ne yazık ki henüz geliştirilememiştir. Bu nedenlerden ötürü sadece kanda bakılan PSA testi yeterli olmayıp mutlaka parmakla prostat muayenesi yapılmalıdır. Yapılmadığı taktirde tanıya yönelik önemli adımlardan biri eksik kalacaktır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>8. Prostat kanseri tanısı için!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanseri taramasında kullanılan en önemli laboratuvar tetkikinin kanda ölçülen PSA testi olduğunu, bu sayede erken tanı konularak prostat kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı şöyle konuşuyor: “PSA ile ilgili akılda tutulması gereken en önemli konulardan biri ise PSA’nın prostat kanserine değil prostat bezine özgü bir belirteç olduğudur. Yani hiçbir PSA seviyesi prostat kanseri tanısı koymada yeterli olmadığı gibi hastalık tanısını da kesin olarak dışlayamamaktadır. Prostat kanseri tanısı ancak ve ancak prostat biyopsisi ile mümkün olmaktadır. Prostat biyopsisi kararı alınmasındaki iki temel gerekçe ise; parmakla yapılan prostat muayenesinde kanser şüphesi saptanması ve/veya yaşa göre PSA seviyesinin yüksek olmasıdır.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>9. Prostat kanserinde hedefe yönelik biyopsi!</strong></p>
<p> </p>
<p>Prostat biyopsi işlemi lokal ya da genel anestezi altında yapılabiliyor. İşlem sırasında prostat, ultrasonografi yardımıyla gerçek zamanlı olarak görüntüleniyor ve biyopsi için doku örnekleri alınıyor. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde “füzyon” ya da “hedefe yönelik” prostat biyopsisi yapılabildiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı bu yöntemi ve özelliğini şöyle açıklıyor: “Füzyon prostat biyopside işlem öncesi çekilmiş MR görüntüleri ile ultrason görüntüleri özel bilgisayar programları kullanılarak üst üste eşleştirilir ve prostat kanseri şüphesi taşıyan alanların daha doğru bir şekilde örneklenmesi sağlanır. Füzyon prostat biyopsisi ile klinik olarak önemli prostat kanserlerini saptama oranları arttırılırken klinik önemsiz kanser saptama oranları azalmakta, bu sayede tedaviye bağlı oluşabilecek olası yan etkilerden hastalar korunabilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753">Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı&#8217;dan Estetik Müdahaleler Hakkında Önemli Bilgiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/medikal-estetik-hekimi-zeynep-azaklidan-estetik-mudahaleler-hakkinda-onemli-bilgiler-402104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 23:42:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaklıdan]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[zeynep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, estetik tıbbi müdahaleler hakkında önemli bilgileri paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/medikal-estetik-hekimi-zeynep-azaklidan-estetik-mudahaleler-hakkinda-onemli-bilgiler-402104">Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı&#8217;dan Estetik Müdahaleler Hakkında Önemli Bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, estetik tıbbi müdahaleler hakkında önemli bilgileri paylaşıyor.</p>
<p>Estetik amaçlı müdahaleler, doğuştan veya sonradan meydana gelen görünüş bozukluklarını düzeltmek amacıyla yapılırken, bazı insanlar daha iyi hissetmek ve daha güzel görünmek için hiçbir görünüş bozukluğu olmasa bile bu tıbbi müdahalelere başvurabilmektedirler.</p>
<p>Estetik müdahalelerde en önemli noktalardan biri, doğal görünümü korumaktır. Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, bu konuda, &#8220;İnternet ve sosyal medya, estetik standartlarını etkileyebilir ve bu standartlar genellikle abartılı olabilir. Doktorunuzun sizi doğru bir şekilde yönlendirmesi ve sizin de doktorunuza güvenmeniz önemlidir&#8221; diyor.</p>
<p>Hyaluronik asit enjeksiyonları, estetik tıbbın temel yapı taşlarından biri olsa da sadece dolgu ile yüzü şekillendirmeye çalışmak sorunlara neden olabilir. Dozunda ve yeterli miktarda hyaluronik asit kullanmak önemlidir. Yüz sıkılaştırma, cildin kolajen içeriğini artırma ve yüz hatlarını vurgulama amacıyla enerji bazlı cihazlar ve diğer tedavi yöntemleri de kullanılabilir.</p>
<p>Yanak yağlarıyla ilgili olarak, Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, ameliyatsız yanak inceltme işleminin ağız içinden yapıldığını belirtiyor. Yanak bölgesini inceltmek için yapılan bazı işlemlerde gereğinden fazla yağ alınması, şakaklarda çukurların oluşmasına ve yüzün daha yaşlı görünmesine yol açabilir. Bu nedenle, bu bölgedeki yağ yastıklarını sıkılaştırmak veya yağ depolanmasını azaltmak için mezoterapi ürünlerinden destek alınması öneriliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/medikal-estetik-hekimi-zeynep-azaklidan-estetik-mudahaleler-hakkinda-onemli-bilgiler-402104">Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı&#8217;dan Estetik Müdahaleler Hakkında Önemli Bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 20:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[varyantları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı uzun süre etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili birçok farklı ülkede vakaların arttığı yönünde haberler yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176">Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyayı uzun süre etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili birçok farklı ülkede vakaların arttığı yönünde haberler yayılıyor. Koronavirüsün Eris olarak bilinen EG.5, XBB1.5, Arcturus olarak bilinen XBB1.16 ve BA.2.86 isimli varyantlarından dünyada vakalar görülmeye başladı.  Türkiye’de henüz vakaların olmadığını belirtilse de Dünya Sağlık örgütü yeni varyantları izlenen varyantlar kategorisine aldı. Grip gibi seyrettiği bildirilen koronavirüs vakalarıyla ilgili Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak ve Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Pelin Aktaş Uysal bilgi verdi ve özellikle riskli gruplar için önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Amerika, İngiltere ve Kore’de artış gözlemlendi </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamaya göre, EG.5 yani Eris olarak bilinen Covid-19’un mutasyona uğramış son varyantı, 19 Temmuz 2023’te DSÖ tarafından izlenen varyantlar listesinde 5. sıraya çıkartıldı. İlk vakanın Şubat 2023’te tespit edildi. Kış mevsiminin sürdüğü Güney Yarım Küre’de İngiltere, Amerika ve Kore’deki vakalarda artış gözlemlenmektedir. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı’nca henüz vaka kaydedilmemiştir. </p>
<p>Virüsün yapısındaki çıkıntıların (spikeların) aminoasitlerindeki değişimi ile ortaya çıkmaktadır. Spikelerin değişimiyle bağışıklıktan kaçma olasılığı artan yeni varyant nedeniyle vaka artışını gözlemlenebilmektedir. Koronavirüsün yeni varyantlarının belirtileri grip belirtileriyle aynı ilerlemektedir.</p>
<ul>
<li>Öksürük</li>
<li>Ateş</li>
<li>Boğaz ağrısı </li>
<li>Kas eklem ağrısı</li>
<li>Burun tıkanıklığı</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Koku alma</li>
</ul>
<p>gibi belirtilerle bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları gibi görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastaneye yatış ve ölüm oranlarında artış görülmedi </strong></p>
<p>Dünya genelinde koronavirüs test sayılarının azalmasıyla birlikte Eris olarak bilinen EG.5, XBB1.5 ve BA.2.86 gibi birçok varyantın tespiti de zorlaşmaktadır. Şimdiye kadar 121 ülkeden XBB1.5, 101 Ülkeden Arcturus olarak bilinen XBB1.16, 50 ülkeden eris olarak bilinen EG5 vakasına rastlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre koronavirüsün ilk ve en vurucu dönemlerindeki gibi hastaneye yatış veya ölüm oranlarında bir yükselme gözlenmemektedir. Koronavirüsü grip veya bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak geçiren hastaların sayısının yüksek olduğu belirlenmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Risk gruplarının dikkat etmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Yeni koronavirüs varyantalarının grip gibi geçmesinde koronavirüs aşılarının etkisinin olduğu belirtiliyor. Aşılarla birlikte kazanılan toplumsal bağışıklık, koronavirüste hastaneye yatış ve ölüm oranlarının artmamasının bir etkeni olarak düşünülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, tüm varyantları izlemeye devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı resmi internet sitesinde en az iki aşı olmuş 18 yaş ve üzeri nüfus oranı %85,70 olarak bildirilmektedir. Her yıl grip aşısında olduğu gibi koronavirüs aşısında da yeni varyantlara karşı aşı geliştirmeleri devam etmektedir. Yeni varyantlara karşı geliştirilen aşıların kronik hastalığı olanlar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler ve bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler gören kişilere uygulanması tavsiye edilmektedir. Bilinen koronavirüs önlemleri olan maske kurallarına uyulması, sosyal mesafe kurallarına dikkat edilmesi, düzenli el yıkanması, hijyen kurallarına uyulması, bağışıklığı güçlendirici sağlıklı besinler tüketilmesi önerilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176">Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri olan mantarın özellikle yaz aylarında görülme sıklığı daha da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814">Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri olan mantarın özellikle yaz aylarında görülme sıklığı daha da artıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu</strong> “Mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda çoğaldığı için yaz aylarında artış gösterir. Yüzeyel mantar hastalıkları deri, saç, tırnak, ağız içi ve genital bölgeyi tutabilen mikroorganizmaların yaptığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Saçlı deriden ayak tırnaklarına kadar  tüm vücutta en sık görülen ve yerleşim yerine göre isimlendirilen deri hastalıklarından biri olup, yapılan çalışmalara göre ülkemizde her 100 kişiden 18’ini  etkilemektedir” diyor. Havuz kenarlarında terliksiz ya da kırlarda ‘stres atayım’ diye çıplak ayakla dolaşmanın mantar oluşumuna zemin hazırlayan faktörler arasında yer aldığını, hastalığın vücutta ortaya çıktığı bölgeye göre kendini özellikle kaşıntı, kızarıklık, kepeklenme, yanma hissi, renk değişikliği ve kıl ile tırnak kaybı gibi belirtilerle gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, mantar hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong>Mantara yol açan etkenlere dikkat!</strong></p>
<p>Başka kişilerle ortak kıyafet, terlik ve özel eşyaların paylaşılması, hayvanlarla temas (kedi, köpek, küçükbaş hayvanlar) gibi etkenlerin yanı sıra dış ortamlardan da (toprak ve çimenlik alanlar, havuz kenarları, hamam, sauna, spor salonu, tuvalet vb ortak kullanıma açık zeminler)  mantar bulaşabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar enfekiyonuna neden olan funguslar, bulaşıcı dermatofitler, mikrosporumlar olabildiği gibi, vücutta bulunan saprofit (zararsız) olarak adlandırdığımız maya türü mantarlar da (kandida pitrosporum gibi) olabilir ve vücut direncinin düştüğü durumlarda fırsatçı enfeksiyonlara yol açarlar” diyor. </p>
<p><strong>Çok çabuk bulaşıyor! Bulaş riskine karşı etkili önlemler!</strong></p>
<p>Hastalığın çok çabuk bulaştığını bu nedenle çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Örneğin; ayak mantarlarının ülkemizde sık gözlenmesinin en temel nedeni ortak terlik kullanımıdır. Bulaş riskinden korunmak için; kıyafet, terlik, ayakkabı gibi kişisel eşyalarınızı başkalarıyla paylaşmayın, evde bile olsa çıplak ayakla dolaşmayın, hamam, sauna ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarında hijyene ve yere çıplak ayakla basmamaya dikkat edin. Genital  bölge (vajinal kandida gibi) ve bacak aralarının mantar enfeksiyonlarında yanma-ağrı hissine yol açabileceği ve partnere bulaşma riski olabileceğinden dolayı tedavi tamamlanana kadar dikkatli olun” diyor.   </p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Mantar hastalığında yoğun kaşıntı en sık şikayet nedenini oluşturuyor. Vücutta mantarın ortaya çıktığı bölgede geçmeyen, yoğun ve deriyi tahriş edecek şiddette kaşıntı oluyor. Kaşıntının yanı sıra ciltte kızarıklık, kepeklenme, mantarın etkilediği vücut bölgesine göre yanma hissi, renk değişikliği ve tırnak kaybı da ortaya çıkabiliyor. Saç bölgesinde ortaya çıkan mantar saç dökülmesine ve tedavi edilmediğinde kelliğe de neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Tedavide gecikilirse!</strong></p>
<p>Mantar tedavisine en kısa zamanda başlanması gerektiğini, aksi halde tedavinin güçleşeceğini ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olacağını belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu mantar tedavisine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mantar tedavisinde sınırlı, küçük bir alan etkilenmişse lokal krem-losyon tedavilerini düzenli olarak en az 3-4 hafta kullanmak yeterli olur. Ancak geniş vücut yüzeyleri, birden çok bölge tutulumu, saç ve tırnak tutulumunda sistemik (ağız yolu ile alınan tablet-kapsül) tedavi gerekir. Saçlı deri ve gövdede geniş yüzey tutulumunda mantara karşı etkili maddeler içeren saç ve vücut şampuanları da tedaviye eklenir.”</p>
<p><strong>Tedavi sırasında bu yanılgıya düşmeyin!</strong></p>
<p>Mantar tedavisi sırasında hastaların yaptığı başlıca yanlışları; ilaçları düzenli kullanmamak, tedaviyi erken bırakmak ve bulaştırıcı nedenlere devam etmek olarak sıralayan Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar hastalığının yerleşim yeri ve hastalığa neden olan mantarın türüne göre tedavi değişir. Mantar enfeksiyonları tedavi edilmediği sürece artarak devam eder. Hastalık yayılır, tedavi güçleşir ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olur. Şikayetler azalınca tedavinin erken kesilmesi ise hem tedaviye direnç gelişmesi hem de hastalığın sık tekrarına yol açar. Ayrıca tedavi süreci sadece medikal tedaviyle sınırlı kalmayıp, mantara yol açan etkenlere karşı günlük yaşamda gerekli önlemleri almak gerekmektedir. Örneğin; ayakların nemli kalmaması, her gün aynı ayakkabıyı arka arkaya giymemek, vücudu nemli bırakmamak, pamuklu çorap giymek, çıplak ayakla dolaşmamak gibi önlemlere her gün dikkat etmek gerekir” diyor.</p>
<p><strong>Bilgi kirliliğinden uzak durun! </strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi mantar hastalığı konusunda da toplumda bilgi kirliliği olduğunu, özellikle tedavi noktasında internetten ya da arkadaş çevresinden edinilen yanlış bilgilerle hastalığın çok daha ilerleyebildiğini vurgulayarak “Örneğin; internette mantar tedavisi için doğal yöntemler diye birçok bilgi var; karbonatlı suda ayakları bekletmek, sirkeli su ile yıkamak ya da aloe vera bitkisinin içini açıp jelini sürmek bunlardan birkaçı. Ancak olası bir mantar belirtisinde mutlaka hekime başvurulmalı ve tıbbi yöntemlerle hastalık tedavi edilmelidir. Aksi taktirde çok daha ilerleyerek daha karışık, zorlu ve riskli bir sürece girilebilir. Örneğin; aloe vera bitkisini doğrudan sürmek cildi tahriş edebilirken, karbonatlı suda ayakları bekletmek ya da mantarlı bölgeye sirkeli su sürmek de konsantrasyon doğru ayarlanmadığında tahriş ve yanık yapabilir. Bu nedenle gelişigüzel uygulamalardan kaçınılmalıdır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814">Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle büyük kentlerde çoğu kişinin D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111">D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle büyük kentlerde çoğu kişinin D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor. Bunun nedenleri arasında; güneş ışığından yeterince ve doğru şekilde faydalanamamak, çocukluk döneminde dışarıda oynamak yerine evde tabletle zaman geçirmek, kapalı alanlarda saatlerce güneşten yoksun kalmak gibi birçok faktör yer alıyor. Ülkemizde D vitamini eksikliğinin görülme sıklığının ciddi boyutlarda olduğunu belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı</strong> “Bölgelere göre değişmekle birlikte D vitamini eksikliği ülkemizde yüzde 50’nin üzerindedir. Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu düşünülmektedir. Oysa özellikle son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar D vitamininin vücutta kemik sağlığından enfeksiyon hastalıklarını önlemeye, zihinsel gelişimden kanserde kontrolsüz hücre çoğalmasının azaltılmasına dek kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor” diyor. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamininin bazı gıdalarda bulunmakla birlikte çoğunlukla deride güneşin etkisi ile ortaya çıktığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Halk arasında ‘güneş vitamini’ de denilen D vitamininin gıdalardan karşılanması ise günlük gereksinimin yüzde 10-20’sidir. Yani dışarıdan takviye edilmesi gerekir” diye konuşuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı D vitamini hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sayısız faydası var</strong></p>
<p>D vitamininin vücudumuzda kritik rol oynadığını belirten Dr. Meltem Batmacı şöyle konuşuyor: “Vücudumuzda kemik sağlığı açısından çok önemli. Kemik kırıklarını azaltıp kas liflerini koruyarak kas gücünü artırır ve bu da düşmelerden korur. Yapılan bilimsel araştırmalar; D vitamininin yeni tümör gelişimini (meme, yumurtalık, kolon, prostat ve diğer kanserler) ve var olan tümör büyümesini yavaşlattığını, kalp ve damar hastalıkları ile solunum sistemi hastalıkları riskini azalttığını göstermiştir. Damar sertliği ve yüksek tansiyon hastalığında düzenleyici olan D vitamini diyabet ve insülin direncine karşı da önemli rol oynar. Enfeksiyonların ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Bir araştırmaya göre, herhangi bir nedenle olan prematüre ölüm riskinde D vitamini sayesinde yüzde 25 azalma saptanmıştır. Bunama riskinin de azaldığı görülmüştür.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Gelişigüzel kullanımı zehirleyebilir! </strong></p>
<p>D vitamininin kesinlikle vücuttaki seviyesi belirlenip ardından hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini, aksi takdirde fayda yerine ciddi zararlar verebileceğini vurgulayan Dr. Meltem Batmacı “Tedavi öncesinde ve sonrasında mutlaka D vitamini düzeyleri görülmelidir. Yaş, cinsiyet, yaşanan coğrafya, eşlik eden hastalıklar, gebelik durumu hatta ten rengi bile günlük D vitamini ihtiyacını belirleyen unsurlardır. Bu nedenle D vitamini ihtiyacı kişiden kişiye değişmektedir. Fazla alındığında D vitaminine bağlı zehirlenmeye neden olur, kanda kalsiyum düzeyi yükselir, kilo kaybı, düzensiz kalp atımı, düşme sıklığında ve kemik kırık riskinde artış, damarlarda ve dokularda kireçlenme, kalp ve böbrek hasarı görülür” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Dikkat! Ampul kırıp içmek!…  </strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı hekime danışmadan, D vitamini ihtiyacını bir anda karşılayabilmek için ampul kırıp içmek gibi bir hataya düşülmemesi gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor: “Yapılan çalışmalar da; yüksek dozda, uzun aralıklarla alınan D vitamini (ampul kırıp içmek, damlalıklı şişenin tamamını içmek gibi) ve düşük dozda, günlük alınan D vitamini (günlük ya da haftalık kullanılan damla, tablet, kapsül formunda D vitamini) kıyaslandığında ikinci gruptakilerin sağlıklı ve D vitamini düzeylerinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. D vitamini, fazla miktarlarda alındığında toksik etkilere yol açtığı ve hayati riske bile neden olabildiği için, hekime başvurarak kullanımından önce vücuttaki düzeyi saptanmalı ve sonrasında kişiye uygun doz ve sürede alınmalıdır.” Dr. Batmacı ayrıca toplumda “Camın önüne oturup güneşlendiğimden D vitamini bol bol alıyorumdur” şeklinde yanlış bir düşünce olduğunu belirterek “Camın, tül perdenin ya da kıyafetin arkasından alınan güneşin, hiçbir faydası yoktur. Çünkü bu türden kısıtlamalarda, D vitamini yapımını sağlayan UVB ışınları cilde ulaşamaz” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>D vitamini ihtiyacı besinlerle karşılanamıyor! </strong></p>
<p>Somon balığı ve sardalya gibi yağlı balıklar, balık yağı, yumurta sarısı, sığır karaciğeri, mandıra ürünleri ve tahıllarda D3 vitamini düzeyi daha fazla olurken; bazı mantarlarda ve bitkisel kaynaklarda (bitkisel kaynaklı sütler, maydanoz, ısırgan otu vb), D2 vitamini  bulunuyor. Ancak besinlerle yeterince D vitamini almanın mümkün olmadığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Bu nedenle dengeli diyet ve gerekli D vitamini miktarının takviye olarak alınması uygundur. 51-71 yaşları arasındaki gıda ve suplamentle D vitamini alımı 308 IU/gün saptanmış olup, sadece gıda ile alınan D vitamini ise 140 IU / gün olarak saptanmıştır ki günlük doz gereksinimi düşünüldüğünde birçok insanın, günlük minimum gereken dozu bile alamadığı aşikardır” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bu kişilerde D vitamini eksikliği daha fazla!</strong></p>
<p>Süt, yumurta ve balık yemeyenlerde, laktoz intoleransı olanlarda, veganlarda, bağırsak, karaciğer ve böbrek hastalığı olanlarda, obezlerde, obezite ameliyatı geçirenlerde, siyahilerde, bağırsak operasyonu olanlarda, steroid, epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçları kullananlarda ve güneşten uzak kalanlarda D vitamini eksikliği daha fazla oluyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Güneşten D vitamini açısından en doğru şekilde faydalanmak için!</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, güneşten D vitamini anlamında en doğru şekilde faydalanabilmek için her gün kolları ve bacakları güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde 15-20 dakikayı aşmamak üzere güneşlendirmek gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Vitamin D sentezi, güneşin UVB ışını etkisi ile ciltte başlar. Yaşanılan bölgeye göre, güneşe çıkılması gereken süre ve saat dilimi değişir. Ülkemizde 10:00-15:00 saatleri arasında 15-20 dakika güneşlenme önerilir. Türkiye’de güneşe bağlı D vitamini sentezi Mayıs-Kasım ayları arasında mümkündür. Ancak çok önemli bir nokta var ki asla unutulmaması gerekir; UV ışığına maruziyet cilt kanserine neden olur, bu nedenle aşırı güneşlenme önerilmez!” </p>
<p> </p>
<p><strong>İki çeşit D vitamini bulunuyor</strong></p>
<p>İki çeşit D vitamini olduğunu belirten Dr. Meltem Batmacı “Vitamin D2; bitkisel kaynaklıdır ve takviye edilmiş gıdalar ile bazı suplamentlerde bulunur. Vitamin D3 ise; insan vücudunda ve hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunan formdur. D3 formu kandaki D vitamin düzeyini daha çok yükseltir ve bu etkin düzeyi daha uzun süre korur. Ancak kişinin ihtiyacına göre mutlaka hekim karar vermelidir” diye konuşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu etkenler D vitamini alımını önlüyor!</strong></p>
<p>UVB ışınını azaltan ve dolayısıyla D vitamin sentezini azaltan çok çeşitli faktör bulunuyor. Dr. Batmacı bu faktörleri şöyle sıralıyor: “Güneş koruyucu kullanımı (faktör düzeyi 15 ve üzeri olan güneş koruyucu krem D vitamini emilimini yüzde 90’dan fazla azaltır), tüm cildi kapatacak şekilde giyinmek, açık havada kısıtlı vakit geçirmek, koyu renkli cilt (melanin pigmenti, doğal güneş koruyucu gibi davranır), ileri yaş, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirme, D vitamini sentezine katkıda bulunan organlarda fonksiyon bozukluğu, kış mevsimi vb)” Dr. Batmacı güneşle sentezlenen D vitamininin birkaç ay idare edeceğini ancak sonrasında eksiklik ortaya çıkacağını bu nedenle düzenli ölçümlerin yapılması gerektiğini söylüyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Eksikliğinde bu sorunlar ortaya çıkabiliyor!</strong></p>
<p>Vücuttaki D vitamini seviyesinin altı ayda bir kontrol edilmesi gerekiyor. D vitamini eksikliğinde; kemik ve kas dokusunda zayıflama, kemik kırılganlığında artış, düşme sıklığında artış, kanda kalsiyum ve fosfor düzeyinde düşüklük, kalpte ritim sorunu, Osteomalazi (kemik yumuşaması) hastalığı, kalp krizi, inme ve kalp damar hastalıkları riski artıyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111">D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#8217;ın TBB Yönetim Kurulu&#8217;nu kabulü hakkında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmazin-tbb-yonetim-kurulunu-kabulu-hakkinda-396653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 15:25:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cevdet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kabulü]]></category>
		<category><![CDATA[kurulunu]]></category>
		<category><![CDATA[tbb]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[yılmazın]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu’nu kabul etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmazin-tbb-yonetim-kurulunu-kabulu-hakkinda-396653">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#8217;ın TBB Yönetim Kurulu&#8217;nu kabulü hakkında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu’nu kabul etti.  </p>
<p>Yapılan görüşmede TBB Yönetim Kurulu tarafından bankacılık sektörünün gündemindeki konular hakkında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a bilgi sunularak; küresel ekonomi, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektöründe yaşanan son gelişmeler değerlendirildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, toplantıda makroekonomik hedefler ve ekonomide yol haritasını içerecek Orta Vadeli Program hazırlıklarının ilgili tüm tarafların görüşlerini alarak hazırlandığını belirtti. </p>
<p>Yılmaz, “Ülkemizi sürdürülebilir finansman ve katılım finans alanında küresel ve bölgesel bir cazibe merkezine dönüştüreceğine inandığımız İstanbul Finans Merkezi’nde, bankacılık sektörümüzün kıymetli temsilcileri ile bir araya gelerek eylül ayı içerisinde açıklayacağımız OVP kapsamında talep, görüş ve önerilerini dinledik. Elbette bu istişare sürecini tek bir toplantıyla sınırlı görmüyoruz; ekonominin paydaşlarından gelen görüş ve önerileri karar alma süreçlerine sürekli olarak yansıtmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Bankacılık sisteminin etkin gözetim ve denetim altyapısı sayesinde iç ve dış şoklara karşı dirençli olduğunu ve tasarruf sahipleri ile reel kesim arasında önemli bir köprü vazifesi gördüğünü belirten Yılmaz, “Ülkemizde refahın kalıcı ve istikrarlı olarak artması, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme ile mümkündür. Kapsayıcı ve nitelikli büyüme ile birlikte düşük enflasyonu hep birlikte sağlayacağız. Enflasyon ile mücadelemizde dengeleri bozmadan kademeli, kararlı ve bütünsel hareket edeceğiz. Bu bir süreç olup en kritik husus geçiş döneminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesidir” diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı, önümüzdeki dönemde açıklanacak reform programı kapsamında bankacılık, sigortacılık, yeşil finans, finansal teknolojiler ve katılım finansı gibi stratejik alt sektörlerin yanı sıra, uluslararası finansal hizmetler sektörü içerisinde faaliyet gösteren portföy yönetimi, servet yönetimi, proje finansmanı, fon yönetimi gibi alanlarda da iyileştirmelerin hız kesmeden devam edeceğini iletti.</p>
<p>“Orta Vadeli Program’dan net beklentimiz, belirsizlikleri azaltması; yatırımcıları ve diğer aktörler için öngörülebilirliği artırmasıdır” şeklinde konuşan Yılmaz sözlerine, “Kamu kesimi, finansal kuruluşlar ve reel sektör hep birlikte çalışarak konjonktürel ekonomik sorunları birer birer aşacağımıza inanıyoruz. OVP Hazırlıkları Kapsamında Finans Sektörü İstişare Toplantımıza katılan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum” diye son verdi.</p>
<p>TBB Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ise, küresel ekonomide zor bir dönemde geçildiğini, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere çok sayıda ülkenin büyümenin sürdürülmesi, enflasyonun makul bir düzeye indirilmesi ve borç stokunun doğru yönetilmesi amacıyla ekonomi politikasında dengeli bir yaklaşım arayışı içinde olduğunu belirtti. </p>
<p>Türkiye ekonomisinin ve bankacılık sektörünün zorluklara dayanıklılık gösterdiğini söyleyen Başkan Çakar, “Ürün ve hizmet çeşitliliğine sahip güçlü üretim kapasitesi, genç ve artan nüfus, dış pazar çeşitliliği, dinamik özel sektör girişimcisi ve hızlı karar alma imkânı sayesinde büyüme uzun zamandır pozitif ve potansiyele yakın bir hızdadır” dedi. </p>
<p>Başkan Çakar, “Bankacılık sektörü sağlıklı bir bilançoya sahip, güçlü bir rekabet ortamında, yenilikçi ve müşteri odaklı çalışıyor. Ülkemizin gücüne ve geleceğine inanarak büyümenin sürdürülmesi, istihdamın artırılması, yatırımların, ihracatın desteklenmesi amacıyla ekonomik faaliyetin finansmanına katkı vermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmazin-tbb-yonetim-kurulunu-kabulu-hakkinda-396653">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#8217;ın TBB Yönetim Kurulu&#8217;nu kabulü hakkında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakkını Arayan Sağlık Personeli Hakkında İnceleme Başlatıldı !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hakkini-arayan-saglik-personeli-hakkinda-inceleme-baslatildi-395989</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 09:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arayan]]></category>
		<category><![CDATA[başlatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hakkını]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395989</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZMİR Sağlık Müdürlüğü, haklarını aramak için eylem yapan sağlık personeli hakkında inceleme başlattı. Eyleme katılanlara, kınama ve uyarı cezaları verildiği bildirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hakkini-arayan-saglik-personeli-hakkinda-inceleme-baslatildi-395989">Hakkını Arayan Sağlık Personeli Hakkında İnceleme Başlatıldı !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR Sağlık Müdürlüğü, haklarını aramak için eylem yapan sağlık personeli hakkında inceleme başlattı. Eyleme katılanlara, kınama ve uyarı cezaları verildiği bildirildi.</p>
<p><b>Biz de Susacağız Öyle Mi ?</b></p>
<p>Hakkını arayan sağlık personeli hakkında inceleme başlatılmasına sert tepki gösteren Demokratik Sağlık Sen Genel Başkanı Togan Demircan “Kamu görevlilerine aba altından sopa göstererek ceza vereceksiniz, bizde susacağız öyle mi? Basın açıklamalarına katılan kişiler hakkında tutanak tutacaksınız. Eminim ki Yüce Türk Mahkemeleri kanun nizam tanımaz bu hareketlerinize karşı sizlere hukuk dersi verecektir” dedi.</p>
<p><b>Macera Olsun Diye İş Bırakıyoruz !</b></p>
<p>Demircan şöyle devam etti, “Son zamanların popüler hareketi; sendikaların basın açıklamalarını engelleme, iş bırakma eylemlerini baltalama, disiplin soruşturmaları açma, açtıkları disiplin soruşturmalarında adam kayırma v.s. Sendikalar neden eylem yapar, neden basın açıklaması yapar, neden iş bırakır bunu kimse merak etmez. Her şey güllük gülistanlık, bizler macera (!) olsun diye iş bırakıyoruz. Geçtiğimiz Ocak ayında “mali ve sosyal hak kayıpları, sağlıkta şiddet, mobbing uygulamaları” konularına dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturmak üzere bir günlük iş bırakma eylem kararı aldık ve uyguladık. Akabinde bu eyleme katılan bazı sağlık çalışanlarından Anayasal hakkı olan bir fiili yerine getirdiği için görüş istenilerek inceleme başlatılıyorsunuz. Bu soruşturmaya incelemeci olarak atadığınız kişi ……….”greve katıldığınız için” diyor. Memurun grev hakkı var da bizim mi haberimiz yok. Daha kanunu bilmiyor ama ceza veriyor. Cezayı verirken de meslektaşlarına uyarı, diğer meslek mensuplarına da kınama cezası veriyor. Elini vicdanına koymuyor. Kanun tanımıyor, onca mahkeme kararını umursamıyor. Ve bu disiplin cezalarını verirken gerekçe olarak da Anayasanın “Sağlık Hizmeti Alma Hakkına” atıfta bulunuyor. Yani cezayı verirken Anayasanın 34. Maddesini görmüyor ama soruşturmayı sonuçlandırırken Anayasal hak diyor. Anayasal haklar ne zamandır kişiye özel hale geldi eyyy doktorum? Bir kişiye kınama cezası verirken bir diğerine uyarı cezası vermek Anayasanın eşitlik ilkelerinden birisi midir?</p>
<p><b>Hastaneleri Tahta kuruları Bastı</b></p>
<p>“Hastaneleri tahtakuruları basacak, pislikten içeri giremeyeceksiniz, yemeklerden böcekler çıkacak, bir klinik neredeyse altı yedi ayrı branşta hizmet verecek, tuvaletlerde sıvı sabun dahi bulamayacaksınız, asansörleriniz çalışmayacak, çalışanlarınız mutsuz demorolize işe gelip gidecek, bir kişi beş kişilik iş yapacak, ameliyat salonlarınız temizlenmeden ikinci vakayı alacak kurumlar çiftliğe dönmüş, dayısı olana gıkınız çıkmayacak siz tüm bu ve benzeri konulara dikkat çekmek isteyen kamu görevlilerine aba altından sopa göstererek ceza vereceksiniz, bizde susacağız öyle mi? Basın açıklamalarına katılan kişiler hakkında tutanak tutacaksınız. Eminim ki Yüce Türk Mahkemeleri kanun nizam tanımaz bu hareketlerinize karşı sizlere hukuk dersi verecektir. Diğer taraftan Türkiye’nin en büyük üniversite hastanelerinden bir tanesi, onun da diğer sağlık kurumlarından çok farkı yok. Ali kıran baş kesen bir yönetim anlayışı, ben yaptım oldu mantığı. Üç beş gün sonra bu görevleriniz biter zulmettiğiniz arkadaşlarınızla aynı ortamda mesai arkadaşı olarak çalışmak durumunda kalırsınız ve yüzlerine bakacak yüzünüz olmaz”</p>
<p><b>Liyakat diyoruz neden? İdareci olmuş, kanun maddesini okuyor, anlamıyor. Ama devasa bir hastaneyi yönetiyor (!)</b></p>
<p>“4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu 18. Maddesi çok açık. Diyor ki bir il’de 100 ve üzeri üyesi olan sendikanın il temsilcisi ve 50 ve üzeri üyesi olan ilçe temsilcisi haftada dört saat idari izinli sayılır. Bitti bu kadar. Sana yorum hakkı tanımıyor, sana bu izini hak edene ver diyor. Ama bu arkadaşlar o kanun metinlerini düzenleyen kişilerin referansı ile o koltuklarda oturuyor, fakat onların çıkardıkları ne kanunlara ne genelgelere sadık kalmıyorlar. Yani görevlerini kötüye kullanıyorlar, suç işliyorlar. Devletin makamlarında oturup kanuna aykırı bir şekilde iş yapmanızı sizden kim istiyor, bunun da hesabını Cumhuriyet Başsavcılığına vereceksiniz”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hakkini-arayan-saglik-personeli-hakkinda-inceleme-baslatildi-395989">Hakkını Arayan Sağlık Personeli Hakkında İnceleme Başlatıldı !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda &#8216;Alerjik Hastalıklar&#8217; Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-395128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 08:54:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm yaş gruplarında yaygın bir sağlık problemi olan alerjik hastalıklar çocukları daha fazla etkisi altına alıyor. Öyle ki her üç çocuktan birinde ‘alerjik reaksiyon’ tespit ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-395128">Çocuklarda &#8216;Alerjik Hastalıklar&#8217; Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm yaş gruplarında yaygın bir sağlık problemi olan alerjik hastalıklar çocukları daha fazla etkisi altına alıyor. Öyle ki her üç çocuktan birinde ‘alerjik reaksiyon’ tespit ediliyor. Üstelik alerjik hastalıkların çocuklarda görülme sıklığının her geçen gün arttığı görülüyor.</p>
<p>Ağustos ve eylül aylarında genellikle çayır–çimen polenleri ile yabani ot polenlerinin sorumlu oldukları alerjik hastalıklar çocuklarda ciltte basit bir kaşıntı veya hafif öksürük ya da burun kaşıntısı şeklinde kendini belli edebilirken, şiddetli anafilaksi tablosunda ise hayatı tehdit edebiliyor. Ancak alerjik hastalıkların özellikle erken dönemde tedavi edilmesi ve alınan önlemler daha sonraki yıllarda gelişebilecek pek çok sorunu önleyebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya</strong>, tedavinin aksamaması için her şeyden önce alerjik reaksiyon konusunda doğru bilgi edinilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek “Ebeveynlerin eş dosttan öğrendikleri bilgilerin doğruluğunu hekimlerine mutlaka teyit ettirmeleri gerekiyor. Zira, alerjik reaksiyon konusundaki hatalı bilgiler doğrultusunda hareket edilmesi tedaviyi aksatmasının yanı sıra çocuğun hayatını tehdit edebiliyor” diyor. <strong>Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya</strong>,<strong> </strong>çocuklarda alerjik hastalıklar hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!<strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuğun alerjik hastalığı zamanla geçer</strong>. <strong>YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Çocuklarda özellikle astım, atopik dermatit ve alerjik nezle erken çocukluk döneminde başlar ve tedavi edilmezse ömür boyu sürebiliyor.</p>
<p><strong>Alerjik olduğu maddeye maruz kalması zamanla duyarsızlaşmasını sağlar. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Çocuğun alerjik olduğu maddeye maruz kalmasının ardından zamanla duyarsızlaşarak iyileşeceğine yönelik düşünce<strong> </strong>kesinlikle doğru değil. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Üstelik alerjik etkenin içeriğine göre oldukça tehlikeli bir tablo da oluşabiliyor. Özellikle alerjik besinleri çocuğa ısrarla yedirmek pek çok ciddi sorunun yanı sıra ölümle bile sonuçlanabiliyor. Örneğin süte çok duyarlı olan çocuk bir kaşık yoğurtla anafilaktik şoka girebiliyor” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>İnek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebilir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Toplumda inek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebileceğine yönelik yaygın bir kanı var. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya,<strong> </strong>bu bilginin de doğru olmadığını belirterek, “İnek sütüne duyarlı olan çocukların yüzde 90’ından fazlası keçi, koyun ve manda sütüne de duyarlı oluyorlar. Ayrıca süt alerjisinde peynir, yoğurt ve tereyağı gibi sütten yapılan tüm ürünlerin de mutlaka yasaklanması gerekiyor” diyor.</p>
<p><strong>Alerjik hastalığı olan anne babanın çocukları da alerjik olur.</strong> <strong>YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Toplumdaki inanışın aksine alerjik hastalıkların tümünde değil bazılarında genetik yatkınlık oluyor. Örneğin, astım ve atopik dermatit daha çok genetik yatkınlık gösteriyor. Hem annede hem babada alerjik hastalık olması durumunda bu hastalıkların çocukta görülme riski daha da yükseliyor. Alerjiye yatkın olan çocukların yüzde 10-12’sinin ailesinde ise alerjik hastalık görülmüyor. </p>
<p><strong>Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar zararlıdır. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tıp dünyasında kullanılan tüm ilaçların az veya çok yan etkisi olduğuna işaret ederek, “Burada önemli olan, ilaçlardan elde edilen yararın zarardan çok daha fazla olmasıdır. Bu prensipten hareketle, hekim kontrolünde ve doğru dozlarda kullanılan alerji ilaçları önemli yan etkiye sahip olmuyor.” diyor. </p>
<p><strong>Alerji ilaçları bağımlılık yapar.</strong> <strong>YANLIŞ!</strong> </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Alerjik hastalıkların tedavisinde ilaçlar uzun yıllar kullanılsa bile bağımlılık yapmıyor. Çocuklar iyileştiklerinde ilaçlar sorunsuz ve aşamalı olarak kesiliyor.</p>
<p><strong>Alerjik hastalıkların kesin tedavisi aşılardır. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bronşiyal astım ile alerjik nezle sorunu yaşayan ve polenler, tozlar ile arılara karşı duyarlı olan bazı çocuklarda tüm korunma önleminin yanı sıra ilaç tedavisine rağmen tam düzelme olmuyor. Alerjik çocukların çok az bir kısmını oluşturan bu tablolarda “immünoterapi” adı verilen aşı tedavisi yararlı olabiliyor.</p>
<p><strong>Çocuklarda alerjik hastalıklar geçince bir daha tekrarlamaz. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Çocuklarda iyileşen alerjik hastalıklar kalıcı bağışıklık bırakmıyor. Özellikle güçlü genetik yatkınlığı veya alerji yapıcı maddelere şiddetli duyarlılığı olan çocuklarda iyileşmeye rağmen kalıcı bağışıklık oluşmuyor. Dolayısıyla bu çocukların kendilerini ömür boyu korumaları ve alerjik tabloyla yaşamayı öğrenmeleri gerekiyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-395128">Çocuklarda &#8216;Alerjik Hastalıklar&#8217; Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırnak Kozmetikleri Hakkında 5 Önemli Bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tirnak-kozmetikleri-hakkinda-5-onemli-bilgi-386222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 22:40:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetikleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tırnak kozmetikleri sağlık açısından zararlı olmamakla birlikte, hassasiyeti olan bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-kozmetikleri-hakkinda-5-onemli-bilgi-386222">Tırnak Kozmetikleri Hakkında 5 Önemli Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tırnak kozmetikleri sağlık açısından zararlı olmamakla birlikte, hassasiyeti olan bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Jel tırnak, kalıcı oje ve protez uygulamaları için kaliteli ürünleri tercih etmek, temizlik ve hijyen kurallarına dikkat etmek ve olası reaksiyonlara karşı duyarlı olmak önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Güldehan Atış, tırnak kozmetikleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Bakımlı ellere ve güzel görünümlü tırnaklara sahip olmak isteyen ve zaman kaybetmek istemeyen kadınlar tarafından sıkça tercih edilen tırnak kozmetikleri, talebin artmasıyla birlikte sıkça tercih edilmektedir. Jel tırnak, kalıcı oje ve protez tırnak gibi uygulamalar güzel görünümlü tırnakları elde etmeyi kolaylaştırsa da beraberinde bazı sorunları da getirmektedir. Giderek yaygınlaşan uygulamalar neticesinde, tırnak kozmetiklerine bağlı sorunlar nedeniyle dermatoloğa başvuran hasta sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir. Tırnak kozmetikleri sağlık açısından zararsızdır, ancak bazı önlemler almak da fayda vardır.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Tırnaklarınızı yaptırmadan önce bu önerilere kulak verin </strong></p>
<p>Zaman kazandırması, şık görünmesi gibi avantajları olan bu yöntemler uygulanırken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? </p>
<p> </p>
<p>1. Öncelikle işlem esnasında steril aletlerin kullanıldığından emin olun. Hem işlem esnasında enfeksiyon riskini azaltmak hem de kişiden kişiye kan yoluyla bulaşabilecek enfeksiyonların kontrolü için önemlidir.</p>
<p>2. Manikür işlemi esnasında tırnağın kütikül denilen kısmının derin bir şekilde kesilmesi enfeksiyonlara ve tırnakta şekil bozukluklarına yol açabilmektedir. İşlem esnasında mümkünse kütikül korunmalıdır.</p>
<p>3. Tırnaklar uygun teknikle kesilmelidir. Uygun olmayan şeklide kesilen tırnaklar, batık tırnağa yol açabilmektedir.</p>
<p>4. Jel tırnak, kalıcı oje gibi uygulamalar, sürekli değil, aralıklı olarak uygulanmalıdır. Uzun süre tırnak üzerinde baskı oluşturan yöntemler, tırnak plağında incelme, sararma,  kırılma ve şekil bozukluklarına yol açabilmektedir.</p>
<p>5. Özellikle jel tırnak uygulamalarında, kullanılan UV lambaları, dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konudur. UV deri kanserleri için bilinen bir risk faktörüdür. Tırnak plağının UV’ye karşı geçirgenliği oldukça düşüktür. Yani tırnak plağı ve altındaki dokular UV’nin zararlı etkilerinden korunurlar. Ancak tırnak çevresindeki dokunun mutlaka korunması gereklidir. Uzun süreli, sık uygulamalar, uzun vadede sorunlara yol açabilmektedir. UV uygulaması esnasında tırnak dışındaki alanların uygun, parmaksız bir eldivenle kapatılması ya da işlemden önce güneş kremi uygulaması koruyucu olacaktır.</p>
<p><strong>Tırnağınıza aralıklarla işlem yaptırın ve ellerinize güneş koruyucu uygulayın</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Güzel görünümlü ve bakımlı tırnaklara sahip olurken, sağlık da korunmalıdır. Bu tarz uygulamalar; güvenilir merkezlerde, uzman kişiler tarafından steril koşullarda yapılmalıdır. Uygulamaların sürekli değil aralıklı kullanımı yan etkileri azaltabilmektedir. UV lambaları kullanılırken tırnak çevresindeki alanların korunması, uzun vadede deri kanserine karşı koruyucu olmaktadır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-kozmetikleri-hakkinda-5-onemli-bilgi-386222">Tırnak Kozmetikleri Hakkında 5 Önemli Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem. Cilt altına yerleştirilen pil aracılığıyla gönderilen elektrik sinyalleri, sinir demetinin uyarılmasını sağlayarak sorun yaşanan mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. Bu sayede, çeşitli tedaviler denenmiş olmasına rağmen sonuç alınamayan pek çok sağlık probleminin giderilmesini sağlıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın</strong>,<strong> </strong>mesane pili yönteminden özellikle üç önemli sağlık sorununda önemli başarılar elde edilebildiğini belirterek, “Bu yöntem yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen mesane işlev bozukluğu, erektil disfonksiyon ve pelvik ağrılarında yüksek oranda fayda sağlayabiliyor. İlaç ve botulinum toksin uygulaması gibi yöntemlerden sonuç alınamayan sağlık problemlerinde hastaların çoğu mesane piliyle tedavi olabiliyor. Örneğin, bu yöntem sayesinde idrarı boşaltamama sorununda kalıcı sonda tedavisine ihtiyaç duyulmuyor, hastalar pil tedavisinin ardından uyguladıkları bazı egzersizler sonrasında idrarlarını kendileri yapabilir hale gelebiliyor. Üstelik çözümü olmayan birçok hastalığın tedavisinde başvurulan mesane pili yan etkisi yok denecek kadar az ve tamamen geriye dönüşümlü bir yöntemdir.” diyor.</p>
<p><strong>Mesane pili tedavisinde hedef nedir?</strong></p>
<p>Omurilik, omurga denilen kemik bir yapının içinde sonlanmasının ardından sinir lifleri olarak omurilik sıvısı içerisinde üzüm salkımı şeklinde sağlı ve sollu olarak vücudun iki yanına dağılıyor. Bir kısım sinir lifleri de sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin içine giriyor ve çeşitli bölgelere dağılıyor. Bu sinirler; idrar torbası (mesane), anal sfinkter, penis, vajina ve pelvis içine ulaşarak, yer aldıkları bölgelerin fonksiyonunu üstleniyorlar. Bu bölgelerde yer alan sinyallerde sorun yaşandığında; idrar yapmakta güçlük çekme, erektil disfonksiyon ve pelvik ile vajinal ağrı gibi önemli sorunlar yaşanıyor. Mesane pili tedavisinde sinirlerin uyarılması yoluyla bozuk sinyallerin düzeltilmesi ve bunun sonucunda hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen yakınmaların ortadan kaldırılması hedefleniyor. </p>
<p><strong>Mesane piline hangi sorunlarda başvuruluyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu yöntemine, hastaya ilaç ve botulinum toksin uygulaması gibi farklı tedaviler uygulanmış olmasına rağmen sorunun düzelmediği durumlarda başvuruluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, mesane pilinden son derece başarılı sonuçlar alınan sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Mesane işlev bozukluğu</strong>: Nörojenik mesane olarak adlandırılan ve mesane kaslarının düzgün çalışamaması sonucu gelişen idrara çıkamama, sık idrara gitme ve idrar kaçırma gibi durumlarda </p>
<p><strong>Pelvik ve vajinal ağrılar:</strong> Kadınlarda pelvik bölgesinde gelişen kanser gibi çeşitli hastalıklar nedeniyle pelvik ve kuyruk sokumu kemiğinde oluşan ağrıların, yine kadınlarda sebebi bulunamayan kronik pelvik ağrılarının sıklığı ile şiddetinin azaltılmasında  </p>
<p><strong>Erektil disfonksiyon:</strong> Özellikle genç erkeklerde, sebebi bulunamayan veya bir hastalığın ardından yaşanan erektil disfonksiyonda </p>
<p><strong>Mesane pilinin süresi nedir? </strong></p>
<p>Günümüzde şarj edilebilen pillerin kullanım ömürleri hiçbir sorun yaşanmadan 15 yıla kadar uzayabiliyor. Haftada bir veya iki kez yarımşar saatlik şarj işlemiyle hastalar günlük hayatlarına çok rahat devam edebiliyor. Pilin ayarlamaları, ameliyatın ardından, doktor kontrolünde 2-4 haftalık bir sürede yapılıyor. Ameliyat sonrasında verilen kontrol cihazları sayesinde hastalar uyarıları kendileri ayarlayabiliyor ve pili istedikleri zaman açıp kapatabiliyorlar. </p>
<p><strong>Mesane pili ameliyatı nasıl uygulanıyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu lokal anestezi altında ve iki aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşamada; elektrod röntgen görüntülemesi altında, özel bir iğneyle hastanın kuyruk sokumu bölgesinden girilerek pelvise ulaşılıyor. Test sinyallerinin ardından, mesane ve bağırsaklara uzanan sinir demeti üzerine kalıcı elektrik kablosu yerleştiriliyor. Elektrodun ucu bir ara bağlantı kablosu aracılığıyla dışarıya çıkarılıp geçici olarak harici bir pile bağlanıyor. Bu işlemle, pil aracılığıyla elektrodun gönderdiği sinyaller sakral sinirin uyarılmasını sağlayarak mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. İşlem sonrasında hasta taburcu ediliyor ve test dönemine alınıyor. Test aşaması olan 7-10 günlük süreçte, hastanın şikayetlerinde iyileşme olursa, yine lokal anestezi altında, 2.5 santimlik bir pil, kalça bölgesindeki cilt altında oluşturulan bir cebin içine, dışarıdan görünmeyecek şekilde yerleştiriliyor. Ardından, pil ilk operasyonda yerleştirilmiş olan elektrik kablosuna kalıcı olarak bağlanıyor. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün taburcu oluyor ve günlük yaşantısına dönüş yapıyor.</p>
<p><strong>Yöntemden herkes faydalanabiliyor mu? </strong></p>
<p>Mesane pili ameliyatı, vücuduna cihaz takmakla ilgili sağlık sorunu olmayan (örneğin kronik bir hastalığı olup enfeksiyon riski taşımayan, kalp pili taşımayan) ve psikiyatrik sorun yaşamayan her hastaya uygulanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor. Türkiye’de de yetişkin nüfusun yüzde 67’sinin fazla kilolu, yüzde 32’sinin obezite hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde neredeyse her 3 kişiden biri obeziteyle mücadele ediyor! ‘Vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesi’ olarak tanımlanan obezitenin artışına paralel olarak başta kalp damar hastalıkları olmak üzere, diyabet, solunum problemleri, kas-eklem hastalıkları ve inme gibi tüm vücudumuzu etkileyen hastalıkların sıklığında ciddi yükseliş görülüyor. Ülkemizde obezite oranlarında yaşanan artış doğrultusunda obezite ameliyatlarına olan başvurular da gün geçtikçe artıyor! </p>
<p><strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>,<strong> </strong>günümüzde obezite cerrahilerinden çok büyük başarılar elde edilebildiğine dikkat çekerek, “Obezite cerrahisinin kilo kaybı için etkili bir tedavi seçeneği olduğu, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi obeziteyle ilişkili sağlık problemlerinde de çok ciddi iyileşmeler sağladığı, yapılan çok sayıda araştırmalarla gösterildi. Üstelik toplumdaki yaygın inanışın aksine, obeziteyle ilgili edinilen tecrübeler ve teknolojik gelişmeler sayesinde, tam teşekküllü hastanelerde ve uzman ellerde gerçekleştiğinde, obezite cerrahisindeki risk safra kesesi ve diz protezi gibi ameliyatlardan daha yüksek olmuyor.” diyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>, obezite cerrahisi hakkında en sık merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi hangi durumlarda uygulanıyor? </strong></p>
<p>Obezitenin belirlenmesinde pratik bir ölçüm olan vücut kitle indeksinden (VKİ) faydalanılıyor. Bu yöntemle obezite; kilogram cinsinden kilonun, kişinin metre cinsinden boyunun karesine (kg / m2) bölünmesiyle belirleniyor. Buna göre vücut kitle indeksi 25 ile 30 arasında olanlar fazla kilolu, 30 veya daha yüksek olanlar ise obez olarak tanımlanıyor. Ancak bu yöntem fazla kilosundan yakınan herkese uygulanmıyor. Diyet ve egzersize rağmen başarılı kilo veremeyen, ameliyat olmasında tıbbi açıdan engeli olmayan, yeme bozukluğu sorunu yaşamayan ve psikolojik açıdan dengede olan kilolu kişilere obezite cerrahisi öneriliyor. Kişinin obezite cerrahisine uygun olup olmadığı uluslararası rehberler tarafından belirlenmiş. Buna göre; </p>
<ul>
<li>Vücut Kitle İndeksi ≥ 40 kg/m² olan veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 35- 39.9 kg/m² olan ve obeziteyle ilişkili bir veya daha fazla hastalığı olanlar (Hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi, yağlı karaciğer, kemik eklem hastalıkları gibi) veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 30- 34.9 kg/m² olup optimal tedaviye rağmen düzelmeyen tip 2 diyabeti olanlar, obezite ameliyatına uygun adaylar olarak kabul ediliyor.  </li>
</ul>
<p><strong>Obezite cerrahisi sağlığı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin temel amacı, fazla kilonun neden olduğu metabolik hastalıkları iyileştirmek, hastanın çok daha sağlıklı bir bedene kavuşmasını sağlamak. Obezite cerrahisiyle besin alımı ve/veya besin emiliminin kısıtlanması sonucunda vücutta bir dizi hormonal ve sinirsel değişimler gelişiyor. Böylece obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarında çok ciddi oranlarda iyileşmeler görülüyor. Ayrıca cerrahi sonrasında istikrarlı bir şekilde kilo kaybı oluşuyor. Birçok bilimsel çalışma, ameliyattan hemen sonra kan şekeri ve kan basıncı düzeylerinde çok hızlı iyileşmeler görüldüğünü tespit etmiş. Öyle ki tip 2 diyabette yüzde 85’e, hipertansiyonda yüzde 80’e ve tıkayıcı uyku apnesinde yüzde 90’a varan düzelmeler bildirilmiş. Bunun yanı sıra obeziteyle ilişkili kanser riskinde azalma görüldüğü, kalp-damar hastalıkları, kas-eklem hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, hormonal hastalıklar ve psikolojik bozuklukların da gerilediği kaydedilmiş. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinde hangi yöntemler uygulanıyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde uygulanan teknikler 3 başlık altında sınıflandırıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici,<strong> </strong>bu yöntemleri şöyle özetliyor: </p>
<ul>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan teknikler:</strong> Dünyada en sık kullanılan ve herkes tarafından bilinen bir teknik olan tüp mide ameliyatı bu sınıfta yer alıyor. Bu yöntemde amaç, mide hacmini azaltmak için mideyi küçük bir tüp haline getirip, alınan besin miktarını azaltmak  </li>
<li><strong>Gıda emilimini azaltan teknikler:</strong> Bu yöntemde amaç, besinin ince bağırsaklardan emildiği yüzey alanını azaltarak vücuda daha az kalori alınmasını temin etmek. Biliopankreatik saptırma ameliyatı bu yöntemler arasında yer alıyor. </li>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan ve gıda emilimini azaltan kombine teknikler:</strong> Mini Gastrik Bypass ve Roux-en-Y Gastrik Bypass ameliyatları örnek olarak verilebilir. Bu ameliyatlarda mide hacmi azaltılarak ve belirli bir miktar ince bağırsak da emilim alanı dışında tutularak kalori alımı kısıtlanıyor. </li>
</ul>
<p><strong>Hangi yöntemin uygulanacağı nasıl belirleniyor?</strong></p>
<p>En az riskle en yüksek başarıyı elde edecek tekniği belirlemek obezite cerrahisinde büyük önem taşıyor. İlk olarak hastanın beklentilerinin net olarak ortaya konulması gerekiyor. Eşlik eden diyabet, hipertansiyon, crohn ve ülseratif kolit gibi hastalıkların, kullanılan ilaçların, alkol tüketiminin, yeme alışkanlığının, fiziksel aktivitelerin ve psikolojik durumunun belirlenmesi büyük önem taşıyor. Daha önce uygulanan müdahaleler ve/veya ameliyat öyküsü varsa ayrıntılarıyla öğreniliyor. Ardından yapılan kan tahlilleriyle vücut rezervleri ortaya konuluyor. Tüm bu bilgiler değerlendirilerek kişiye uygulanacak olan en uygun cerrahi teknik, standart uygulama adımlarıyla yapılıyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi? </strong></p>
<p>İnsan bedenine yapılan tüm cerrahi müdahalelerde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler olabiliyor. Ancak obezite cerrahisi uzun yıllardır yapılan, etkinliğini ve güvenliğini ispat etmiş, sonuçları net olarak belirlenmiş bir tedavi yöntemidir. Ayrıca bilimsel çalışmalara göre; obezite cerrahisi günümüzde safra kesesi ya da diz protezi ameliyatlarından daha fazla risk içermiyor. Uygun hasta seçimi, hastanın yeterli seviyede değerlendirilmesi, tecrübeli hekim ve multidisipliner yaklaşım gösteren ekibin varlığı, kaliteli ve teknolojik malzeme kullanımı, sıkı hasta takibi, sorumluluklarının farkında olup ödevlerini yerine getiren hasta, obezite cerrahisinde başarıyı sağlayıp riski azaltan en önemli parametreleri oluşturuyor.   </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrasında ne kadar sürede kaç kilo veriliyor? </strong></p>
<p>Kaybedilen kilo; uygulanan ameliyat tekniğine, eşlik eden hastalığa, kişinin sağlıklı beslenme programına uyum göstermesine, fiziksel aktivitesine ve bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösteriyor. Obezite cerrahisi sonrasında genel olarak ilk 6 ayda fazla kilonun yarısı, birinci yılın sonunda da fazla kilonun yüzde 70-80’i kaybediliyor. Yani kabaca bir örnek verilirse; boyu 170 cm olup vücut ağırlığı 120 kg olan bir kişi obezite cerrahisi sonrasında ilk 6 ayda ortalama olarak 30-35 kg, ilk yılın sonunda da 40-45 kg kaybediyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlığının kavranması ve daha aktif bir yaşamın tercih edilmesi kilo kaybının kalıcı olarak sağlanmasında en büyük etkeni oluşturuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında ortalama olarak 1.5 – 2 yıl istikrarlı bir şekilde kilo kaybı görüldüğüne işaret ederek, “Yeniden kilo alımı da ağırlıklı olarak 2 yıldan sonra ortaya çıkıyor. Bilimsel çalışmalarda, ameliyat sonrasında yüzde 20 oranında geri kilo alımı bildiriliyor. Yetersiz cerrahi teknik, kişinin ameliyat sonrasındaki sürece uyum gösterememesi ve duygusal yeme bozukluğunun varlığı, geri kilo alımında en önemli faktörleri oluşturuyor.” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra takibin önemi nedir?</strong></p>
<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında hasta takibinin en az başarılı bir ameliyat yapmak kadar önem taşıdığına dikkat çekerek, “Zira obezite cerrahisi sonrasında takip edilmeyen hastalarda; yeme bozukluğu, vücutta sarkma, saç dökülmeleri, metabolik ve psikolojik sorunlar ile geri kilo alımı gibi problemler daha sık görülüyor.” diyor. Cerrahi sonrasında birinci hafta, birinci ay, üçüncü ay, altıncı ay, birinci yıl ve sonrasında yıllık takip öneriliyor. Bunun yanı sıra kişinin ihtiyaçlarına göre, ara takiplerle sürekli bağlantı halinde kalmak gerekiyor. Bu takip sürecinde; hastanın vücut yapısının değerlendirilmesi, aralıklı olarak kan değerlerinin takip edilerek ihtiyaç halinde hızlıca takviye edilmesi, hastanın motivasyonunu ve uyumunu en üst seviyede tutması büyük önem taşıyor. Sağlıklı beslenme alışkanlığının benimsenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması sürecinde hastaya sunulan profesyonel destek başarıyı getiriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Multipl Skleroz Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/multipl-skleroz-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-378337</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 08:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[multipl]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[skleroz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Multipl Skleroz, etkisini sinir sisteminde gösteren ve ataklarla gelişen kronik bir sinir sistemi hastalığı olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/multipl-skleroz-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-378337">Multipl Skleroz Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Multipl Skleroz, etkisini sinir sisteminde gösteren ve ataklarla gelişen kronik bir sinir sistemi hastalığı olarak tanımlanıyor. Vücudu dışarıya karşı korumakla görevli olan bağışıklık sistemi kendi hücrelerini tanıma özelliğine sahip. Ancak bilinmeyen bir etken nedeniyle sistem bozulursa, bağışıklık sistemi özellikle sinir iletimini sağlayan beyin ve omurilikteki hücrelere karşı saldırı düzenliyor. Sinir hücreleri arasındaki iletimi sağlayan miyelin kılıfının hasarı sonucunda da Multipl Skleroz oluşuyor. MS hastalığının dünya çapında 2 milyondan fazla, ülkemizde de yaklaşık 50 bin kişiyi etkilediği tahmin ediliyor. Bu hastalık güçsüzlük, uyuşma, yürüme bozukluğu, dengesizlik ve görme bozukluğu gibi durumlara yol açtığı için hastaların günlük yaşamlarını olumsuz etkileyebiliyor. Aslında günümüzde erken teşhis, doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzında yapılan değişiklerle MS hastaları uzun ve kaliteli bir yaşam sürebiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu</strong>, ancak Multipl Skleroz ile ilgili toplumda doğru sanılan hatalı bilgilerin teşhis ve tedavi açısından gecikmelere yol açtığına dikkat çekerek, “Bu gecikme de hastaların günlük yaşam aktivitelerinin olumsuz etkilenmesine ve hastalığın daha kötü seyretmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla MS hastalığının belirtilerini bilmek ve zamanında hekime başvurmak çok önemlidir” diyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu</strong>, toplumda Multipl Skleroz hakkında doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Multipl Skleroz erken dönemde teşhis edilemez. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Multipl Skleroz, nöroloji hekimlerine doğru zamanda başvurulduğu takdirde, ayrıntılı bir hasta hikayesi ve muayene ile gerekli tetkikler sonrasında, erken dönemde rahatlıkla teşhis edilebiliyor. Kol ve/veya bacaklarda güçsüzlük ile uyuşma, dengesizlik, yorgunluk, çift görme ve görme bulanıklığı, konuşma bozukluğu gibi yakınmalar, Multipl Skleroz’un sık görülen belirtilerinden. Dolayısıyla bu yakınmalarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak, hastalığın erken teşhis edilmesinde kilit rol üstleniyor. </p>
<p><strong>Kontrol altına alınamayan bir hastalıktır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Toplumdaki yaygın inanışın aksine, Multipl Skleroz günümüzde ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. MS hastalığına yönelik, ataklar sırasında ve uzun dönem koruyucu olarak etki eden ilaç seçenekleri mevcut. Son yıllarda artan çalışmalar doğrultusunda, hastalığın seyrine veya hastanın bireysel özelliklerine göre çok sayıda ilaç seçeneklerinden yararlanılıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu,<strong> </strong>ilaçların enjeksiyon ve tablet formu olmak üzere iki gruba ayrıldıklarını belirterek, “Seçilecek olan ilaçlarda hastaya özgü bireysel özellikler ve tercihler göz önünde bulunduruluyor. Düzenli bir takiple birlikte ilaçlar arasında geçişler yapılabiliyor ve bu sayede yöntemler çok daha etkili olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Her MS hastası tekerlekli sandalyeye mahkumdur. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Multipl Skleroz; klinik izole sendrom, ataklarla seyreden ve ilerleyici seyreden olmak üzere temelde 3 alt gruba ayrılıyor. Klinik izole sendrom ile ataklarla seyreden MS iyi seyirli oluyor ve hastalarda yüzde 85 gibi yüksek bir oranda görülüyor. Kötü seyirli olan ilerleyici tip MS ise hastaların yüzde 15 oranını etkiliyor. Dolayısıyla uygun tedavi ve düzenli takiplerle çoğu hastanın bulguları rahatlıkla kontrol altına alınabiliyor. Böylece hastalar etkin tedaviyle günlük yaşamlarına sorunsuz bir şekilde devam edebiliyor.</p>
<p><strong>Genetik geçişli bir hastalıktır. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Ailesel bir geçiş söz konusu olsa da Multipl Skleroz’un genetik geçişli bir hastalık olduğu net olarak kanıtlanmamış. Genetik ve çevresel etkenler hastalığın gelişiminde birlikte rol alıyor. Ailesinde MS olan bir kişi normal popülasyona göre daha riskli olmakla birlikte bu durum hastalığın genetik geçişli olduğunu göstermiyor. Sigara, diyet, güneş ışığına fazla maruz kalmak, stres, D vitamini eksikliği ve geçirilmiş enfeksiyonlar çevresel etkenler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Multipl Skleroz hastaları yazın dışarı çıkmamalıdır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Multipl Skleroz’un semptomları yoğun egzersiz veya ısı artışı durumlarında şiddetlenebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu,<strong>  </strong>ancak bu durumun hastaların yaz aylarında asla dışarı çıkamayacakları anlamına gelmediğine işaret ederek, “Hastalar, saunaya gitmemek veya tatillerde sıcakların çok yoğun yaşandığı ayları tercih etmemek gibi önlemlerle aşırı sıcak ortamlardan olabildiğince kaçınarak, günlük hayatlarına devam edebilirler. Günlük hayatın içinde olmak aynı zamanda psikolojik olarak da destek sağladığı için hastalığın tedavisinde de önem taşıyor.” bilgisini veriyor.   </p>
<p><strong>MS hastası kadınların hamile kalmaları sakıncalıdır. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hormonal denge açısından farklı özellikler taşımak gibi bazı etkenler nedeniyle kadınlarda erkeklere nazaran iki kat fazla görülen MS, özellikle 20-40’lı yaşlar arasındaki doğurganlık çağında gelişiyor. Dolayısıyla MS hastası kadınların en büyük endişelerinden biri, anne olma şansını yitirmek oluyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu, Multipl Skleroz’un hamile kalmaya ve doğum yapmaya kesinlikle engel oluşturmadığını vurgulayarak, “Hastalık aktivitesini kontrol altına alan ilaçlar sayesinde hastalar hem doğum yapabiliyor hem de emzirebiliyorlar. Bu noktada önemli olan asıl konu, hastaların hamilelik planlamalarını kendilerini takip eden nöroloji hekiminin kontrolünde yapmalarıdır.” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Multipl Skleroz’da egzersiz yapmaktan kaçınılmalıdır. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Multipl Skleroz hastaları kendilerini diğer kişilere göre daha yorgun hissedebiliyorlar. Ancak bu sorunla başa çıkmak için yapılabilecek en önemli şey düzenli egzersiz yapmaktır. Zira egzersiz sağladığı faydaların yanı sıra hareketsiz kalmanın yol açabileceği pek çok sorunu önlemesi açısından da değer taşıyor. “Kaliteli bir yaşam için MS hastalarına düzenli egzersiz yapmaları, sağlıklı beslenmeleri ve sigara içmemeleri konusunda mutlaka gerekli bilgilendirmeler yapılıyor” diyen Dr. Ezgi Yakupoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak egzersizin hem sıklığı hem de tipi açısından hasta ve doktor mutlaka iletişim halinde olmalıdır. MS hastaları için en ideal egzersiz türleri ise yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizleridir.” diyor. </p>
<p><strong>Multipl Skleroz hastaları çalışamaz. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> MS hastalarının çok büyük bir kısmı günlük yaşamlarına aynı şekilde devam edebiliyor ve işlerini rahatlıkla yapabiliyorlar. Nöroloji Uzmanı Dr. Ezgi Yakupoğlu, “Önemli olan, doktor ile hasta arasında güven içeren bir iletişimin kurulması ve düzenli takiplerin yapılmasıdır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/multipl-skleroz-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-378337">Multipl Skleroz Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 09:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor. ‘Sessiz hipertansiyon’da, yüksek hipertansiyonunun yol açtığı baş ağrısı veya baş dönmesi gibi sorunlar yaşanmadığını yani herhangi bir uyarı işareti olmadığını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci </strong>“Kişinin hiçbir şikayeti olmasa bile yüksek tansiyon yine de organlara zarar vererek kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabiliyor. Bu nedenle sessiz katil olarak da adlandırılıyor” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, <strong>17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, hipertansiyon hakkında bilinmesi gereken 5 noktayı anlattı, ‘sessiz hipertansiyon’a yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Bu risklere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyon görünürde hiçbir şikayete yol açmadığı için “benim bir sorunum yok” yanılgısına düşmemek gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci bazı kişilerin yüksek riskli grupta olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle ailenizde hipertansiyonu olan bir kişi varsa, orta yaş ve üzerindeyseniz, kilonuz ideal kilonuzdan fazlaysa, hareketsiz bir yaşam tarzına sahipseniz, sürekli stres altında yaşıyor ve stresinizi yönetemiyorsanız, uyku apneniz varsa hipertansiyon açısından riskli gruptasınız demektir ve tansiyon ölçümünü mutlaka düzenli yapmanız gerekir.” </p>
<p><strong>Sessizce organlara zarar veriyor!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun yıllar içerisinde vücuda zarar verebileceğini hatta kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebebi, bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da bazı durumlarda mutlaka şüphelenmek ve doktora başvurmak gerektiğini söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci şöyle konuşuyor: “Sessiz katil terimi genellikle sessiz hipertansiyonu tanımlamak için kullanılır çünkü genellikle semptom göstermediğinden insanlar kalp krizi veya inme gibi tıbbi bir acil durumla karşılaşana kadar hipertansiyonları olduğunu fark etmeyebilirler.”</p>
<p><strong>Yaygın bir hastalık!</strong></p>
<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Araştırmalar, özellikle yetişkinler arasında sessiz hipertansiyonun yaygın olduğunu gösteriyor. Sessiz hipertansiyona yönelik Journal of Hypertension&#8217;da yayınlanan bir çalışma, yüksek tansiyonu olan yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30&#8217;unda herhangi bir belirti görülmediğini ortaya koyarken, American Journal of Epidemiology&#8217;de yayınlanan bir başka çalışma da, 18- 85 yaş arası yetişkinlerin yaklaşık yüzde 17’sinde sessiz hipertansiyon olduğunu gösteriyor” diyor.</p>
<p><strong>Bu belirtileri dikkate alın!</strong></p>
<p>Hipertansiyonun (yüksek kan basıncının) genellikle belirgin semptomları olmasa da baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bulanık görme veya göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması, “çok stresli bir gündü onun için başım ağrıyor” ya da “çok koşturdum dinleneyim geçer” gibi düşüncelerle ihmal edilmemesi gerekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Bu semptomlar hipertansiyona özgü olmadığından yüksek tansiyonunuz olup olmadığını öğrenmenin tek yolu bir sağlık uzmanı tarafından ölçülmesidir. Düzenli tansiyon kontrolü, hipertansiyonun saptanması ve vücuda zararlarının en aza indirilmesi için büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri ve kan basıncını düşürücü ilaçların önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, ideal kiloyu koruma, tuzu azaltma, alkol ve sigaradan kaçınma, ilaçları düzenli kullanma kan basıncını düşürmeye ve hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyon risklerini azaltmaya yardımcı olacaktır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DenizBank Levent Büyükdere Şube Müdürü Hakkında Suç Duyurusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizbank-levent-buyukdere-sube-muduru-hakkinda-suc-duyurusu-371276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 18:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükdere]]></category>
		<category><![CDATA[denizbank]]></category>
		<category><![CDATA[duyurusu]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[levent]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[şube]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371276</guid>

					<description><![CDATA[<p>7 Nisan 2023 tarihinde Bankamıza ulaşan ilk şikayet üzerine Teftiş Kurulumuz tarafından Levent Büyükdere Şube Müdürü Seçil E. hakkında inceleme başlatılmış olup, aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizbank-levent-buyukdere-sube-muduru-hakkinda-suc-duyurusu-371276">DenizBank Levent Büyükdere Şube Müdürü Hakkında Suç Duyurusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>7 Nisan 2023 tarihinde Bankamıza ulaşan ilk şikayet üzerine Teftiş Kurulumuz tarafından Levent Büyükdere Şube Müdürü Seçil E. hakkında inceleme başlatılmış olup, aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Söz konusu kişiye ulaşılamaması dolayısıyla Bankamızca Seçil E.’nin yurtdışına çıkma yasağı talep edilmiş, düzenleyici ve denetleyici kurumumuz da bilgilendirilmiştir.</p>
<p>Teftiş Kurulumuzca yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, Seçil E. tutuklanmadan önce iddia sahiplerinin önemli bir bölümünün (18 kişi) ifadelerine başvurulmuştur. </p>
<p>10 Nisan 2023 Pazartesi günü ön inceleme raporumuz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmiş ve Seçil E., nitelikli dolandırıcılık suçuyla aynı gece saat 23:30 sularında gözaltına alınmış, akabinde tutuklanmıştır.</p>
<p>Bu süreçte iddia sahiplerinin veya vekillerinin, basına verdikleri çoğunlukla gerçeği yansıtmayan beyan ve ifadeler üzerine, aşağıdaki açıklamanın kamuoyuna yapılması kararı alınmıştır.</p>
<p><strong>1.</strong> Bugün itibarıyla (28 Nisan 2023) Teftiş Kurulumuzun yaptığı inceleme sonuçlanmış ve kapsamlı inceleme raporu, tüm ekleriyle birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na,</p>
<p><strong>2.</strong> Eş zamanlı olarak, inceleme raporunun birer sureti ilgili denetleyici ve düzenleyici kuruluşlara,</p>
<p><strong>3.</strong> 28 kamera ile 7 gün 24 saat izlenen Levent Büyükdere Şubemizin kayıtları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmak üzere mali polise,</p>
<p><strong>4.</strong> Seçil E.’nin kullandığı bilgisayar da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmak üzere mali polise, teslim edilmiştir.</p>
<p>Bu hususlara ilave olarak son birkaç gündür basın yayın organlarında yer alan ve gerçeğe dayanmayan iddialar içeren açıklamalara cevaben, kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi için aşağıdaki hususları da paylaşma zarureti ortaya çıkmıştır:</p>
<p>• Tüm bankaların Teftiş Kurulları, iletilen her şikayette, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 32. Maddesi ve ilgili mevzuattan kaynaklanan zorunlulukla, gerekli incelemeyi başlatır ve şikayete konu personelin ifadesine başvurur. Bu çerçevede, Bankamız Teftiş Kurulu da konuyla ilgili kişilerin ifadesine başvurmuş ve rapor düzenlemiştir. İlgili raporu düzenleyip Savcılığa sunabilmek amacıyla Seçil E.’nin ifadesi, 9 Nisan 2023, Pazar günü alınıp, 10 Nisan 2023, Pazartesi tarihinde ön inceleme raporuyla birlikte Savcılığa iletilmiştir. Bankamıza yapılan şikayetlerde, konunun bir an önce açıklığa kavuşturulması maksadıyla yönlendirmemize rağmen, zarar gördüğünü iddia eden kişilerden pek çoğu bugüne kadar savcılık başvurusunda bulunmamıştır. Bizi takiben gerçekleşen başvuru sayısı bugün (28 Nisan 2023) itibarıyla sadece üçtür.</p>
<p>• Bankamız Levent Büyükdere Şubesi, diğer şubelerimizde de olduğu üzere 20’nin üzerinde kamera ile izlenmektedir (İlgili kayıtlar yukarıda da belirtildiği gibi Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilmiştir).</p>
<p>• Nakit teslimlerine ilişkin banka sistemi tarafından üretilen herhangi bir belge bugüne kadar tarafımıza sunulmamıştır. Resmi olduğu iddia edilen belgeler, bankacılık sisteminin kayıtlarına dayanarak üretilmediği gibi, Seçil E. tarafından düzenlendiği iddia edilen, mevzuatta karşılığı olmayan, afaki tutarlar içeren, ödeme taahhüdü bulunmayan, ajanda yaprağına ya da düz A4 kağıda yazılan bir kısım dokümanlardır. İddia sahiplerinin çok önemli bir bölümü ise Bankamıza hiçbir evrak sunmamıştır.</p>
<p>• Bazı iddia sahipleri ise şubelerimizdeki hesaplarından çektikleri paraları, şikayetçiler arasında ismi geçen birinin adıyla anılan fona katılmak üzere, alışveriş merkezi, restoran ve kafe gibi yerlerde elden teslim etmişlerdir. Kısaca, sistem tamamen Bankamız ve şubelerimiz dışında, kişiler tarafından kurulmuş, şikayetçilerden birinin adıyla anılan farklı bir yapılanmadır.</p>
<p>• İddia sahibi kişilerin tamamı, bankacılık işlemlerinin nasıl çalıştığına yönelik yeterli bilgi ve donanıma sahip nitelikli yatırımcılardır. Bu kişiler, Bankamızın yatırım ürünlerini yakinen bildikleri gibi, varlıklarını şubelerimizin yanı sıra internet bankacılığı, mobil bankacılık, telefon bankacılığı ve kendilerine düzenli olarak iletilen varlık ekstreleri üzerinden takip edebilmektedirler. Ayrıca her türlü fonun da içinde olduğu tüm yatırım ürünlerini e-devlet veya Merkezi Kayıt Kuruluşu üzerinden, dünyanın her yerinden sorgulayabilme imkanına da sahiptirler.</p>
<p>• Bir önceki açıklamamızda da duyurduğumuz üzere bankalar, kanunla kurulmuş ve bu kanun çerçevesinde düzenli olarak denetlenen itibar ve güven müesseseleridir. Basına yansıyan ve asılsız suçlamalar içeren bu beyanatlara, tabi olduğumuz mevzuat ve bankacılık etiği gereği ayrıntılı ve isim vererek cevap vermiyoruz. Diğer yandan bilinçli ve kasıtlı olarak Bankamız ve yöneticilerimizin ismi öne çıkarılarak yapılan haberler, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 74’üncü maddesi anlamında banka itibarını zedeleyecek asılsız haber niteliğinde olduğundan, “Banka İtibarının Zedelenmesi” suçu da işlenmektedir. Bu konudaki her türlü kanuni hakkımızı kullanacağımızı da kamuoyuna bildiririz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizbank-levent-buyukdere-sube-muduru-hakkinda-suc-duyurusu-371276">DenizBank Levent Büyükdere Şube Müdürü Hakkında Suç Duyurusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[embriyoda]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar, tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar,  tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor. Embriyoya herhangi bir zarar vermeyen genetik testler sağlıklı gebeliğe ulaşma süresini de kısaltabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, embriyoda genetik test hakkında merak edilen sorular hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1-Embriyoda genetik test nedir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyoda genetik test yapmak sadece tüp bebek yaptıran hastalarda mümkündür. Bu testler genetik olarak normal, sağlıklı embriyoyu seçmek amacıyla yapılmaktadır. Bölünme aşamasındaki embriyodan az sayıda hücre, biyopsi yöntemi ile alınarak genetik laboratuvarına gönderilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>2-Embriyoda kaç çeşit genetik test yapılabilir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Bu hücrelerde iki tip genetik test yapılabilir. Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) ve Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M).</p>
<p> </p>
<p><strong>3-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik taramanın (PGT-A) amacı kromozomal olarak normal olan çiftte, embriyoda kendiliğinden ortaya çıkan sayısal kromozomal anormallikleri saptamaktır. Teorik olarak, genetik olarak normal embriyonun transferinin gebelik kaybı ve buna bağlı gelişen komplikasyonların riskini azaltması, sağlıklı devam eden gebelik şansını artırması beklenmektedir. Genetik olarak sağlıklı euploid embriyo 23 çift kromozom içerir. Bu kromozom çiftlerinin bir tanesi anneden diğeri babadan gelir. Düşük kaliteli yumurta ya da sperm hücreleri kromozomlar içerisinde bulunan DNA molekülünde genetik hataları bulunan hücrelerdir. Ayrıca hücre bölünmesi ya da döllenmede oluşan sorunlar da embriyoda sayısal kromozomal bozukluklara (aneuploidi) neden olabilir. Aneuploid embriyoların gebelikle sonuçlanma şansı oldukça düşüktür. Gebelik oluşsa bile gebelik kaybı riski yüksektir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) kimlere yapılır?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kadın yaşı arttıkça yaşlı yumurta hücreleri yıllar içerisinde DNA’larında genetik hata biriktirirler. Bu da genetik olarak anormal embriyo gelişimine neden olur. Yirmili yaşlarındaki kadınların embriyolarının %70’i euploid iken, 40 yaşında euploid embriyo oranı %25’e düşmektedir. 35 yaşından sonra doğal yollardan gebe kalma şansının azalması, kısırlık oranlarının artması, gebelik kaybı oranlarının artması ve aneuploidi oranlarının artmasının nedeni artan kadın yaşı ile yumurta kalitesinin azalmasıdır. Dolayısı ile 35 yaş üstü kadınlar Preimplantasyon Genetik Tarama (PGT-A) adayıdırlar.</p>
<p> </p>
<p>Tekrarlayan gebelik kaybı 20 haftanın altında 3 ya da daha fazla gebelik kaybını ifade eder. Sıklıkla 12. Gebelik haftasına kadarki dönemde görülür ve çoğunun nedeni embriyoda aneuploididir. Bu hasta grubunun kısırlık sorunu olmasa da art arda yaşanan kayıplar hastada psikolojik baskı ve artmış gebelik komplikasyonları ile yüz yüze getirmektedir. PGT-A bu olgularda sağlıklı gebeliğe ve canlı doğuma kavuşma süresini kısaltabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>5-Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tanının amacı, ebeveynlerden bir ya da ikisinde kalıtımsal genetik bozukluk bulunan çiftlerde genetik olarak bu bozukluğu taşımayan sağlıklı embriyoyu belirlemektir. PGD-M genel bir tarama testi olmayıp embriyoda sadece ailede bulunan hastalıkla ilgili genin varlığını araştırmaktadır.  Ayrıca ailede kök hücre transplantasyonu gereği olan hasta çocuk varlığında Human Lökosit Antijen (HLA) uyumlu embriyoyu seçmek ya da ileride bazı hastalıkların riskini artıran genetik bozuklukları tespit etmek (meme kanseri riskini artıran BRCA-1 geni gibi) için de kullanılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>6-Preimplantasyon genetik tarama ve tanı testi embriyoya zarar verir mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyo hücre biyopsisi blastokist denilen 5. Gün embriyosuna uygulanmaktadır. Bu aşamada embriyoda 100’den fazla hücre bulunmaktadır ve plasentayı oluşturacak hücrelerle fetüsü oluşturacak hücreler farklılaşmıştır. Hücre biyopsisi plasentayı oluşturacak trophoektoderm’den alınmaktadır. Deneyimli merkezlerde biyopsi işlemine ait embriyoda bir zarar oluşmamaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>7-Preimplantasyon Genetik Tarama ve Tanı Testi Kimlere Önerilmektedir? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) </p>
<ul>
<li>İnfertilite nedeniyle tüp bebek tedavisi uygulanan 35 yaş üstü kadınlar</li>
<li>Tekrarlayan gebelik kaybı olan olgular</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M)</p>
<ul>
<li>Tek gen hastalıkları için</li>
<li>Ebeveynlerden her ikisinin de genetik bozukluk için taşıyıcı olması (bazı nadir hastalıklar için tek ebeveynin taşıyıcı olması)</li>
<li>Genetik bozukluktan etkilenmiş biyolojik çocuk varlığı</li>
<li> </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 08:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk dilinde ‘kulak kireçlenmesi’ olarak ifade edilen Otoskleroz işitme kaybının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146">Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk dilinde ‘kulak kireçlenmesi’ olarak ifade edilen Otoskleroz işitme kaybının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil</strong> “Vücudumuzdaki kemikler hayat boyunca sürekli kendini yenilemek adına eski hücreleri yıkıp, yenilerini oluştururlar. Otosklerozda iç kulak kapsülünü oluşturan kemikteki yenilenme döngüsünün bozularak anormal sert bir kemik dokunun ortaya çıkması, sesin iç kulağa iletilmesini engeller. Aslında ortada bir kireçlenme değil, kemik dokusu oluşumu vardır” diyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, ülkemizde sık rastlanan ama farkındalığın olmadığı Otoskleroz hastalığı hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>20’li yaşlarda dikkat!</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 1’inde görülen Otoskleroz özellikle genç erişkinlerde işitme kaybına neden oluyor. En çok 20’li yaşlarda kendini belli eden, genellikle 15-45 yaşları arasında rastlanan hastalığın görülme sıklığı kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla oluyor. Otosklerozun bilinen belirli bir nedeni olmadığını, genetik faktörler ve hormonal değişikliklerin de hastalığa yol açabileceğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, yapılan çalışmalara göre; geçirilmiş kızamık enfeksiyonunun bu anormal kemik yapımını tetiklediğini söylüyor. </p>
<p><strong>Bu belirtilerle ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>Otosklerozun en önemli belirtisini zamanla kademeli olarak artan işitme kaybı oluşturuyor. İşitme kaybı yıllar içinde giderek ilerlerken, hastaların yaklaşık yüzde 75’inde işitme kaybı her iki kulağı da etkiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil “Otoskleroz hastaları kendi seslerini kulaklarında daha güçlü duyduklarından çok düşük sesle konuşurlar. Bazı hastalar ilginç bir şekilde gürültülü ortamlarda konuşmaları daha iyi takip edebildiklerini de belirtebiliyorlar. İşitme kaybına bazen kulak çınlaması, baş dönmesi ve denge sorunları eşlik edebiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Ciddi işitme kaybına neden oluyor!</strong></p>
<p>Hastalığın tanısı KBB uzmanı tarafından konuluyor. Kulak muayenesinde anormal bir bulguya rastlanmazken, ardından işitme kaybının derecesini belirlemek için işitme testleri yapılıyor. İşitme testinde özellikle düşük frekanslarda (kaba seslerde) daha belirgin olan iletim tipi bir işitme kaybına rastlandığını belirten Prof. Dr. Arif Ulubil “Yüzde 80 gibi yüksek bir oranda kulak kireçlenmesi olan kişilerde her iki kulakta da işitme kaybı vardır” diyor. </p>
<p><strong>Demansa yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Kulak kireçlenmesi tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına neden olabiliyor. İşitme kaybı tedavi edilmediğinde, beyin zaman içinde kelimeleri işleme kapasitesini yitiriyor ve hastalarda erken demans ortaya çıkabiliyor. Ayrıca işitememenin yarattığı depresyona sık rastlanıyor. Otoskleroz hastalığında erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arif Ulubil “Erken tanı, rehabilitasyonun da erken olması demek olduğundan, hastaların işitme kaybı kaynaklı gelişebilecek psikolojik ve zihinsel problemlerden daha az etkilenmelerini sağlayacaktır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Cerrahi tedavi ile yüzde 95 başarı sağlanabiliyor! </strong></p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil tedaviye yönelik şöyle konuşuyor: “Otosklerozun bir tedavisi yoktur. Hastalığın neden olduğu işitme kaybı tedavisinde; cerrahi en çok tercih edilen ve uygulanan tedavi şeklidir. Bu ameliyatı sık yapan, iyi ellerde, işitmede belirgin düzelme olasılığı yüzde 95’tir. Hedeflenen işitme düzeyine birkaç hafta içinde ulaşılır. İç kulağın da etkilendiği çok ileri otosklerozda, total işitme kaybı olduğunda, halk arasında biyonik kulak olarak bilinen koklear implant ameliyatı ile işitme sağlanabilir. Cerrahi tedavi istemeyen ya da cerrahiye uygun olmayan kişiler için işitme cihazları kullanılır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146">Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay İl Sağlık Müdürü Hakkında Yakalama Kararı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatay-il-saglik-muduru-hakkinda-yakalama-karari-366578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 16:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[kararı]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366578</guid>

					<description><![CDATA[<p>savcılık soruşturması kapsamında Hatay İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat hakkında yakalama kararı verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatay-il-saglik-muduru-hakkinda-yakalama-karari-366578">Hatay İl Sağlık Müdürü Hakkında Yakalama Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depremlerinde Hatay’da yıkılan, 72’den fazla kişiye mezar olan, Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi Ek Binası hakkında açılan savcılık soruşturması kapsamında Hatay İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat hakkında yakalama kararı verildi.</p>
<p><b>Başhekim Prof.Dr. Yunus Doğramacı Hakkında Yakalama Kararı</b></p>
<p>Hastane ek bina enkazında hemşire eşi Asiye Gül’ü kaybeden, depremzede Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Federasyonu (BASK) ve Birlik Sağlık-Sen Hatay Temsilcisi Depremzede Abdullah Gül’ün Mart ayında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, eski Başhekim Yunus Doğramacı ve ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Hambolat’ın ve tüm sorumluların yıkılan eğitim araştırma hastanesi ek binası ile ilgili açılan soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulması talebi kabul edildi.  Başvuru kapsamında İl Sağlık Müdürü Hambolat hakkında şüpheli sıfatıyla bilgisine başvurulmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığınca yakalama kararı çıkartıldığı bilgisine ulaşıldı. Ayrıca hastanenin eski Başhekimi Prof. Dr. Yunus Doğramacı ve hastane müteahhiti Nihat Kılıçlar hakkında da başsavcılığın yakalama kararı verdiği edinilen bilgiler arasında yer aldı. 6 şubat Depremleri’nde 11 ilde büyük yıkımlar ve can kayıpları yaşandı. Depremlerden etkilenen iller arasında sağlık tesisleri anlamında en büyük yıkım ve hasar Hatay’da gerçekleşti.  Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi ek binası ve İskenderun Devlet Hastanesi A Blok (eski SSK) depreme dayanıksız belgeleri bulunmasına rağmen hizmete devam etmiş ve depremlerde yıkılmıştı. Yıkılan hastanelerle ilgili Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi eski Başhekimi Prof. Dr. Yunus Doğramacı’nın Gazeteci Yazar İsmail Saymaz’a açıklamalarının ardından, BASK ve Birlik Sağlık-Sen Hatay Temsilcisi Depremzede Abdullah Gül, Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe vermişti. Gül başvurusunda eski Başhekim Doğramacı’nın ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Hambolat’ın yıkılan hastane ile ilgili açılan soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulması talebinde bulunarak, soruşturmaya müdahil olmuştu.</p>
<p><b>Savcılık 3 Kişi Hakkında Yakalama Kararı Verdi</b></p>
<p>Cumhuriyet Başsavcılğı’nın, Gül’ün başvurusu kapsamında Hatay İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat hakkında şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması için yakalama kararı çıkardığı öğrenildi.<br /> Bunun yanında hastanenin eski Başhekimi Prof. Dr. Yunus Doğramacı ve hastane müteahhiti Nihat Kılıçlar hakkında da ifadeleri alınmak üzere şüpheli sıfatıyla yakalama kararı verildiği bilgisine ulaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatay-il-saglik-muduru-hakkinda-yakalama-karari-366578">Hatay İl Sağlık Müdürü Hakkında Yakalama Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 22:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bandı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bridge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kası]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[myokardial]]></category>
		<category><![CDATA[şahinden]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi besleyen damarlar kalbin üzerinde seyreder. Kalbin üzerinde değil, bir kısmının veya tamamının kalp kası içinden geçmesine &#8220;Kalp Kası Bandı Hastalığı&#8221; veya &#8220;Miyokardiyal Bridge&#8221; veya &#8220;Kalp Kası Köprüsü&#8221; denir. Bu durum, kalp kasının kasılması sırasında damarlara bası yaparak kan akımının geçişini engelleyebilir ve kalp damar tıkanıklığı gibi belirtilere neden olabilir.</p>
<p>Tanı, genellikle anjiyo yöntemi ile konulmaktadır. İlk olarak ilaç tedavisi ile hastaların şikayetleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Ancak ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Stent kullanımı, bandın basısına bağlı erken tıkanıklık riski taşıdığından dezavantajları bulunmaktadır.</p>
<p>Cerrahi tedavi, kalıcı bir çözüm olarak görülmektedir. Cerrahi müdahalede, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılmaktadır. Gerektiğinde eş zamanlı olarak koroner bypass ameliyatı da yapılabilmektedir.</p>
<p>Kalp Kası Bandı Hastalığı hakkında bilgilendirme yapan Doç. Dr. Mazlum Şahin, bu durumun tanı ve tedavisi hakkında şunları söyledi: &#8220;Kalp damarlarının kalp kası içinden geçtiği durum olan Kalp Kası Bandı Hastalığı, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Tanı genellikle anjiyo ile konulmaktadır. İlaç tedavisi ile şikayetleri kontrol altına alınamayan hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Ancak stentin erken tıkanıklık riski bulunduğundan cerrahi tedavi, kesin ve kalıcı bir çözüm olarak tercih edilebilir. Hastaların durumuna göre, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılabilir ve gerektiğinde koroner bypass da yapılabilir.&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 07:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[miyomları]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınlarda yaygın olarak görülen miyomlar genellikle sinsice ilerlerken, bazen de aşırı ve uzun süreli adet kanaması, yoğun kramplar, geçmeyen yorgunluk ya da anne olmanın önündeki engel olarak kendini gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288">Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınlarda yaygın olarak görülen miyomlar genellikle sinsice ilerlerken, bazen de aşırı ve uzun süreli adet kanaması, yoğun kramplar, geçmeyen yorgunluk ya da anne olmanın önündeki engel olarak kendini gösterebiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek</strong> “Çoğunlukla muayene sırasında tespit edilebilen miyomlar her yaşta ortaya çıkabilse de, en yaygın olarak 30’lu ve 40’lı yaşlarda görülüyorlar. Rahmin kas dokusunda gelişen bu iyi huylu tümörler 50 yaş öncesi kadınların yüzde 80’ini etkiliyor.” diyor. Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetlerin miyoma neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek alınacak bazı önlemlerle miyom gelişme riskinin azaltılabileceğini söylüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, rahim miyomları hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Bu etkenler miyoma neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Yapılan araştırmaların; aile öyküsü, diyet, obezite,12 yaş öncesi adet görme ve hormonal dengesizlikler gibi nedenlerle miyoma yol açabildiğini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek, bazen de yanlış yaşam alışkanlıklarının miyom gelişiminde rol oynadığını söylüyor. Doç. Dr. Fırat Tülek şöyle konuşuyor: “Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetler miyom gelişimine neden olabiliyor. Bu nedenle meyve ve sebzeler açısından zengin yemekler (özellikle narenciye, elma, lahana, brokoli ve domates) tüketilmesi gerekir. Araştırmalar, egzersiz sayesinde artan endorfin seviyelerinin de miyomdan korunmada yardımcı olabildiğini, normal D vitamini seviyelerine sahip olunmasının da 35-49 yaşlarındaki kadınlarda, miyom gelişme riskini yüzde 32 azalttığını gösteriyor.” </p>
<p><strong>Hiçbir şikayetiniz olmasa da dikkat!</strong></p>
<p>Miyomların belirtilerinin; uzun süreli ve ağrılı adet dönemlerinden yorgunluğa, kansızlıktan günlük aktiviteleri engelleyebilecek şiddetli kasık, karın, sırt ve bacak ağrısına kadar değişebildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlar yerleşim yerine göre; cinsel ilişki sırasında ağrı, kabızlık, karında dolgunluk hissi, sık ve/veya ağrılı idrara çıkma ve mesaneyi tamamen boşaltamama, düşük yapma gibi şikayetlerere neden olabilirler. Bununla birlikte hiçbir belirti vermeyen ve sinsice ilerleyebilen miyomlar ise normal jinekolojik muayenede tespit edilebiliyor. O nedenle düzenli muayene olmak, bazı şikayetleri normal olarak algılayıp hekime başvurmayı ihmal etmemek gerekir. Doktorunuz miyomunuz olduğundan şüpheleniyorsa, normal jinekolojik muayene sırasında yapılan ultrason muayenesinde miyomu  tespit edebilir. Ayrıca nadir de olsa MRI gibi bir görüntüleme yöntemi de teşhis için yapılabilir.” diyor. </p>
<p><b> <strong>Bebek sahibi olmanızın tek engeli olabilir!</strong></b></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları olan birçok kadının doğal olarak hamile kalabileceğini, buna karşın miyomların bazen de bebek sahibi olmanın önündeki tek engel olabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Miyomlar infertil kadınların yüzde 10&#8217;unda bulunur ve kısırlığın tek nedeni olabilir. Çünkü miyomlar rahim boşluğunu bozarak döllenmiş bir yumurtanın yani embriyonun rahim iç zarına tutunmasını zorlaştırabilir. Klinik çalışmalar; büyük miyomların (5 cm üzeri) ya da özellikle rahmin iç tabakasına yakın olanların, hamilelik ve doğumda sorunlara neden olabilme riski nedeniyle cerrahi olarak çıkarılmasını öneriyor.”</p>
<p><b><strong>Ameliyat yeni miyomların büyümesini engellemiyor!</strong></b></p>
<p>Miyomların çeşitli boyutlarda olmakla birlikte bazen greyfurt büyüklüğüne ulaşabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlarınız küçükse ve size rahatsızlık vermiyorsa ya da başka sorunlara neden olmuyorsa, muhtemelen tedaviye ihtiyacınız yoktur. Miyomlar da ömür boyu büyümezler. Hormon üretimindeki azalma nedeniyle menopozdan sonra küçülme eğilimindedirler” diyor. Miyomların yol açtığı şikayetlere karşı hormonal tedavi ve bazı hormonlu rahim içi araçlar kullanılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları çıkarmak için bazen ameliyat gerekebildiğini ancak ameliyatın yeni miyomların büyümesini engellemediğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>Kötü huylu tümörlere dikkat!</strong></p>
<p><b>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomların iyi huylu tümörler olduğunu ve boyutlarında düşük hızda bir artış olmasının veya aynı kalmasının beklendiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor: “Hızlı büyüme gösteren miyomların kötü huylu değişim gösterme riski nedeniyle takip edilmesi önemlidir. İlk kez tespit edilen miyomlar 3-6 ay arayla tekrar değerlendirilir. Eğer bu değerlendirmede önceki muayeneye göre belirgin bir artış tespit edilmez ve hastamızın herhangi bir şikayeti ortaya çıkmaz ise yıllık rutin kontrol önerilir.”</b></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288">Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fuarında]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmiş]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[imatech]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Makine ve üretim sektörlerini bir araya getiren IMATECH - Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde, uzman isimler gelişmiş üretim ve teknolojileri ile Türkiye’de bu alanlarda geliştirilen yeni projeler hakkında seminerler verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352">IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Makine ve üretim sektörlerini bir araya getiren IMATECH &#8211; Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde, uzman isimler gelişmiş üretim ve teknolojileri ile Türkiye’de bu alanlarda geliştirilen yeni projeler hakkında seminerler verdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ ve İzgi Fuarcılık iş birliği, 4M fuarcılık destekleriyle düzenlenen IMATECH &#8211; Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı, farklı seminerlere de ev sahipliği yaptı. Özellikle genç nesil tarafından ilgiyle takip edilen seminerlerin ilk konuğu, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki Eğitim Koordinatörü Hasan Burçin Menteş oldu. Menteş, GEBKİM – Kocaeli Gebze V (Kimya) İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin Avrupa Birliği projesi kapsamında yürütülen Mesleki Mükemmeliyet Merkezleri için Öğrenici Merkezli İleri (Gelişmiş) Üretim Platformu (LCAMP)  hakkında bilgi verdi. Hasan Burçin Menteş, Avrupa Birliği destekli ve çok ortaklı olan projenin, sadece öğrenciler için değil öğretmenlerin ve imalat sanayiinde, fabrikalarda, yeni teknolojilerin hayata geçmesi ve desteklenmesi için büyük önem taşıdığını söyledi. Menteş, Avrupa Birliği’ndeki endüstriyel üretim teknolojilerini, gelişmeleri ve trendleri takip edip bu doğrultuda meslek edindirmenin önemini vurgulayarak proje ile ilgili şunları dile getirdi:</p>
<p>“Nihai amaç, yüksek kaliteli mesleki beceriler sağlamak, girişimci faaliyetleri desteklemek, inovasyonu yaymak, şirketlere ve özellikle KOBİ’ler için bilgi ve inovasyon merkezleri olarak hareket etmektir. LCAMP konsorsiyumu, 9’u eğitim kurumu, 7’si sanayi şirketi ve 4’ü mesleki eğitim ve sanayi birliği olmak üzere 10 ülkeden 20 tam ortaktan oluşmakta. Konsorsiyum, ayrıca, 60 ortak tarafından da desteklenmekte.  Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa Kocaeli, Konya, Gaziantep gibi şehirlerde bu platform sayesinde akıllı fabrika uygulamalarıyla ileri üretim teknolojilerini hayata geçiren fabrika sayısı hızla artmakta” </p>
<p>IMATECH Fuarı kapsamında, katılımcı firmalar arasında da yer alan TESCOM tarafından “Kesintisiz güç kaynaklarında endüstriyel çalışmaya uygunluk ve yeni ürünler” konulu bir oturum gerçekleştirildi.  TESCOM Elektronik Pazarlama Müdürü Mahmut Alptekin’in konuşmacı olduğu oturumda, kesintisiz güç kaynaklarının sanayi için hayati önemi anlatıldı. Alptekin, “Bu fuar ile iyi iş birlikleri ve fırsatlar yakalayacağımıza inanıyoruz. IMATECH Fuarı için tasarımını yaptığımız ve standımızın başrol oyuncusu endüstriyel UPS. Bilindiği üzere endüstri 4.0 çağında yaşıyoruz, hatta 5.0’ın da ayak seslerini duyuyoruz.  İş süreçlerinin veriye dayalı bilimsel metotlarla yönetildiği ve nesnelerin interneti iletişim teknolojilerinin birlikte kullanıldığı bir dönemdeyiz. Teknolojinin gelişmesi ve makine otomasyon endüstrisinin yaygınlaşması ile birlikte, günümüzde birçok firma tarafından üretim süreçleri endüstri ile beraber artık makineye geçmiş durumda. Bu nedenle bu endüstrinin artan maliyetleri, verimliliği koşulsuz zaruri kılmakta. Bunun için de sürecin sorunsuz ilerlemesi kritik önemde. İşte bu noktada ‘Kesintisiz güç kaynaklarının’ enerji ya da yedekleme güç kaynağı olarak kullanıldığı durumlarda üretim endüstrisinin getirdiği zorlu çevresel ortam koşullarında bile aynı performansta çalışabilmesi gerekmekte” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352">IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 10:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor. Yakın zamana kadar Türkiye’de 4 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı uygulanırken artık 9 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı yapılıyor.  </p>
<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bilgi Gökcan, HPV aşısı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>1-HPV aşısı kimlere uygulanabilir?</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanserine karşı yüksek düzeyde koruma sağlayan HPV aşısı 9 yaşından itibaren üst yaş sınırı olmaksızın her kadına uygulanabilmektedir. Erkeklerde HPV aşısı 26 yaşına kadar uygulanmaktadır. 9 – 26 yaş aralığında olan bütün erkekler HPV aşısı yaptırabilmektedir. </p>
<p><strong>2-HPV aşısı kaç doz kullanılmalıdır?</strong></p>
<p>HPV aşısı 3 doz kullanılan bir aşıdır. İlk doz aşıdan 1 ay sonra 2. doz uygulanır. 2. dozdan 5 ay sonra da son doz aşı yaptırılmalıdır. 14 yaşına kadar çocuklarda tek doz HPV aşısı yeterlidir. 15 yaşından sonra yetişkinlerde olduğu gibi 3 doz aşı gereklidir. 13 yaş sonu ile 15 yaş başı arasındaki çocuklarda 2 doz aşı yeterli olmaktadır.  </p>
<p><strong>3-HPV aşısı kaç tip HPV virüsüne karşı koruma sağlar?</strong></p>
<p>HPV’nin birçok tipi bulunmaktadır. Bu HPV tiplerinden bazıları rahim ağzı kanserine bazıları ise genital siğil oluşumuna yol açmaktadır. Türkiye’de yakın zamana kadar 4’lü HPV aşısı yapılmaktaydı. HPV tip 6, HPV tip 11, HPV tip 16 ve HPV tip 18’e karşı koruma sağlayan 4’lü aşı yerine artık Türkiye’de de 9 tip HPV’ye karşı koruma sağlayan aşı yapılmaktadır. Yeni aşıda 4’lü aşıya ek olarak HPV tip 31, HPV tip 33, HPV tip 45, HPV tip 52 ve HPV tip 53’e karşı da koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>4-Yeni HPV aşısında doz oranları aynı mı?</strong></p>
<p>9 Tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan yeni aşıda doz şemasında bir değişiklik bulunmamaktadır. 4’lü HPV aşısında olduğu gibi 3 doz şeklinde yapılabilmektedir.  </p>
<p><strong>5- HPV bulaşan kişilerde aşı yapılabilir mi?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişilere de HPV aşısı yapılabilir. HPV virüsü vücuduna girmiş olsa bile HPV aşısının yarattığı bağışıklık kendi kendine geçiren kişilerden daha yüksektir. HPV aşısının bağışıklığı yaklaşık 25 yıl devam etmektedir. </p>
<p><strong>6- HPV bulaşan kişiler tekrar HPV virüsüne yakalanabilir mi?</strong></p>
<p>HPV tedavisi olan kişiler sonrasında tekrar HPV virüsü bulaşı olabilir.  Renfeksiyon denilen tekrar HPV virüsüne yakalanma riski bulunmaktadır. Ancak HPV aşısı olan kişilerde bu ihtimal çok düşüktür. </p>
<p><strong>7- HPV aşısı gebelikte uygulanır mı?</strong></p>
<p>HPV aşısının gebelik döneminde uygulanması tavsiye edilmemektedir. Ancak emzirme döneminde HPV aşısı güvenle kullanılabilir.  </p>
<p><strong>8-HPV aşısı yan etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>HPV aşısı dünyada kullanılan en güvenli aşı kabul edilmektedir. Yapılan tıbbi çalışmalarda HPV aşısının ciddi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Aşı yapıldıktan sonar ciltte ağrı, kızarıklık, şişlik görülebilmekte bu şikayetler de kısa süreli olmaktadır.  </p>
<p><strong>9- HPV aşısı rahim ağzı kanserine karşı korur mu?</strong></p>
<p>HPV aşısını rutin olarak yaptıran ülkelerde yapılan çalışmalarda rahim ağzı kanserinin yüzde 80 oranlarında azaldığı belirlenmiştir. </p>
<p><strong>10- HPV 4’lü aşıyı yaptıranların 9’lu HPV aşı yaptırmasına gerek var mıdır?</strong></p>
<p>HPV 4’lü aşı yaptıranlar 9 tip virüse karşı koruma sağlayan yeni aşıyı yaptırabilirler.  Ancak 9’lu aşının uygulaması dünyada da çok yeni olduğu için bu konudaki çalışmalar tam olarak tamamlanmamıştır. </p>
<p><strong>11- HPV aşısı öncesi tarama gerekli midir?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişiler de HPV aşısı yaptırabileceği için aşı öncesi tarama yaptırmaya gerek yoktur. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarla Kayıp ve Yas Hakkında Konuşmak Doğru Mudur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarla-kayip-ve-yas-hakkinda-konusmak-dogru-mudur-356152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 06:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarla]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ölüm, konuşulması en zor kavramlardan biridir ancak bir diğer yandan yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla, bu kavram ile sıklıkla yüzleşmek ve onun hakkında konuşmak zorunda kalırız. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Tuğçe Dabağer Dilek çocuklarla kayıp ve yas hakkında konuşma ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarla-kayip-ve-yas-hakkinda-konusmak-dogru-mudur-356152">Çocuklarla Kayıp ve Yas Hakkında Konuşmak Doğru Mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm, konuşulması en zor kavramlardan biridir ancak bir diğer yandan yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla, bu kavram ile sıklıkla yüzleşmek ve onun hakkında konuşmak zorunda kalırız. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Tuğçe Dabağer Dilek çocuklarla kayıp ve yas hakkında konuşma ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Çocukların ölüm kavramını sorgulaması normaldir”</strong></p>
<p>Uzm. Psk. Tuğçe Dabağer Dilek, “Zaman zaman çocuklarla bu kavram nasıl paylaşılmalı konusunda tereddütler duyabiliriz, bazı çocuklar bu konu hakkında meraklı sorular sorarken bazıları hiç konuşmak istemeyebilir. Ebeveynler bazı zamanlarda farkında olmasalar da çocuklar yavaş yavaş ölümü tanımaya ve bu konu hakkında zihinlerinde sorular biriktirmeye başlarlar. Bu sorgulamanın arkasında sokakta gördükleri ölmüş bir hayvan, televizyonda duydukları bir ölüm haberi olabilir. Ölüm hakkında konuşmalarına aracı olmak, bu konu ile ilgili belirsizliklerini azaltıp olası kriz durumlarına hazırlama ve kaygılarını azaltma noktasında faydalı olacaktır” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Her yaşın farklı bir yas süreci vardır”</strong></p>
<p>Çocukların, ölüme karşı verdikleri tepkiler, yaşlarına, deneyimlerine göre değişim gösterdiğini belirten Uzm. Psk. Dabağer, her yaşın farklı bir yas tutma ve ölümü anlamlandırma süreci olduğunu dile getirdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>0-2 Yaş </strong></p>
<p>Sevdikleri birinden her türlü uzun ayrılık bu yaştaki çocuklar için acı vericidir ve ağlamaları, içlerine kapanmaları ve kızmaları muhtemeldir. Ölümün kesin olduğunu anlayamazlar ve ayrılıklar uzadıkça, üzüntüleri daha büyük olacaktır. </p>
<p> </p>
<p><strong>3-5 yaş </strong></p>
<p>Küçük çocuklar hala ölümün sonsuz olduğunu anlamazlar ve sevdikleri kişinin geri dönüp dönmeyeceğini tekrar tekrar sorabilirler. Annen artık nefes alamaz, konuşamaz veya hareket edemez, gibi basit açıklamaları anlamaya başlarlar.  Bu süreçte, kendi yaptıkları bir şeyin ölüme sebep olduğunu düşünebilirler, örneğin ben yaramazlık yaptığım için annem artık geri gelmeyecek gibi bir düşünce kalıbına sahip olabilirler. </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>6-11 yaş </strong></p>
<p>Bu yaşta çocuklar ölümün sonsuz olduğunu, sevdikleri kişinin geri dönemeyeceğini, ayrıca ölümün herkesin başına gelebileceğini anlamaya başlarlar, bu nedenle diğer sevdikleri aile üyelerinin veya arkadaşlarının öleceklerine dair endişelenmeye başlayabilirler. Bu yaş aralığında, fiziksel ağrı belirtileri ve öfke çok yaygındır. Bu öfke, ölen sevdikleri kişiye ve/veya kendilerine yönelik olabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>12 yaş-Ergenlik </strong></p>
<p>Ergenler ölümün geri döndürülemez olduğunu ve kendileri dahil herkesin başına gelebileceğini anlarlar. Olayların neden olduğunu anlamakla ilgilenirler. Tepkileri, “umursamaz görünmekten” öfkeye veya aşırı üzüntüye, zayıf konsantrasyona ve günlük aktivitelere olan ilginin kaybına kadar değişiklik gösterebilir. </p>
<p> </p>
<p><b>“Çocuklarla ölümü konuşurken dikkat etmemiz gereken bazı unsurlar var”</b></p>
<p><em>Ebeveynlerin çocuklarla ölüm konusunu konuşmaktan zaman zaman kaçındıklarını söyleyen Dabağer, “Bu durum, çocuğun daha fazla kaygılanmasına yol açmaktadır çünkü b</em>ilinmeyenin korkusu çocuklar için her zaman gerçekle karşılaşmaktan daha zor bir durumdur. Çocuk bu noktada, eğer bu konu ile ilgili konuşulmuyorsa o zaman bu kötü bir durumdur ben de konuşmayayım diye düşünebilir ve bu durum daha fazla kaygılanmasına ve hislerini ifade etmesine engel olabilir. <em>Bir diğeri ise çocuklarla ölüm hakkında konuşulurken çok fazla detayın verilmesi, çocukların anlamayacağı dilden konuşulmasıdır. Bu noktada dengeyi kurabilmek oldukça önem taşımaktadır. Bu noktada, aşağıdaki maddelere dikkat ederek bir konuşma hazırlayabilirsiniz” diyerek, aşağıda dikkatli olunması gereken konuları belirtti:</em></p>
<p> </p>
<ul>
<li>Çocukların konuşmaya istekli ve hazır olmasına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Konuşma sırasında hissettikleri duyguları (öfke, korku, üzüntü vb.) anlamaya çalışın ve kabul edin.</li>
<li>Kendi zihninizde sorabilecekleri sorulara yönelik basit ve yaşlarına uygun bir cevap hazırlayın.</li>
<li>Her çocuğun duygularını ifade edişi ve duyguları ile nasıl başa çıktığı farklıdır, dolayısıyla ona ihtiyacı olan zamanı verin ve saygı duyun.</li>
<li>Bazen çocukların sordukları sorudan bizlerde etkilenebilir ve cevap vermekte zorlanabiliriz. Böyle bir durum karşısında sorusuna soruyla cevap vermeyi tercih edin. Örneğin ‘biz artık mutlu olamayacak mıyız?’ sorusuna ‘sence mutlu olacak mıyız?’ diye sorarak onu daha fazla konuşturarak, duygusunu anlamaya çalışın.</li>
<li>Ölüm kelimesini kullanmaktan çekinmeyin ve ölüm kelimesi yerine başka kelimeler kullanmayın. (örn. gitti, uyudu vb.) .</li>
<li>Ölen bir kişinin nereye gittiğini sorarsa “ölen kişileri bir daha göremiyoruz ama onlara olan sevgimizi hep hissederiz, istersen birlikte resimlerine bakabiliriz’’ diyebilirsiniz.</li>
<li>Çocuklar yakını öldüğünde suçluluk ve öfke hissedebilirler. Bu noktada, sizler de ebeveyn olarak gereken sevgiyi ve ilgiyi vereceğinize dair güvence verin. </li>
<li>Uzman desteği almayı unutmayın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarla-kayip-ve-yas-hakkinda-konusmak-dogru-mudur-356152">Çocuklarla Kayıp ve Yas Hakkında Konuşmak Doğru Mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özyiğit, Yenişehir&#8217;in deprem eylem planı hakkında bilgi verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-yenisehirin-deprem-eylem-plani-hakkinda-bilgi-verdi-354527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 12:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[özyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediye Meclisi Mart Ayı 1.Birleşimi Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit başkanlığında yapıldı. Mecliste konuşan Başkan Özyiğit, Yenişehir Belediyesi olarak hazırladıkları deprem eylem planı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-yenisehirin-deprem-eylem-plani-hakkinda-bilgi-verdi-354527">Başkan Özyiğit, Yenişehir&#8217;in deprem eylem planı hakkında bilgi verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediye Meclisi Mart Ayı 1.Birleşimi Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit başkanlığında yapıldı. Mecliste konuşan Başkan Özyiğit, Yenişehir Belediyesi olarak hazırladıkları deprem eylem planı hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan ve canlı olarak yayınlanan Mersin Yenişehir Belediye Meclisi Mart Ayı 1.Birleşiminde gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı.Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 4 aşamadan oluşan deprem eylem planını meclis üyeleri ve vatandaşlarla paylaştı. Mersin’in birinci derece deprem bölgesi olmadığını ancak 60-70 yıllık binalar ve zemin nedeniyle kaygı içerisinde olduklarını ifade eden Başkan Özyiğit,yerinde dönüşüm ve bölgesel dönüşüm anlamında hızlı adımlar atmak zorunda olduklarını kaydederek, Eğriçam Mahallesi için hazırladıkları kentsel dönüşüm projesinin Mayıs 2018’den bu yana Bakanlıkta beklediğine dikkat çekti. Özyiğit,“Depremin üzerinden bir ay geçti, yaraları sarmaya çalışıyoruz. </p>
<p>Hem Yenişehir Belediyemiz hem de Büyükşehir Belediyemiz çalışmalarını sürdürüyor. Kentimizde güvensiz bina bırakmayana kadar ortaklaşa çalışmaya devam edeceğiz. Evet, Mersin birinci derece deprem bölgesi değil, üçüncü derece deprem bölgesi ama bölgede olan depremlerden olumsuz etkilenen, 60-70 yıllık ve daha eski yıllarda yapılan binaların bizleri kaygılandırıyor. </p>
<p>Özellikle sahile yakın bölgelerde zemin problemi ile karşı karşıyayız. Buralarda yerinde dönüşüm ve bölgesel dönüşüm anlamında hızlı adımlar atmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. 2018 yılının Mayıs ayından bu yana Eğriçam Mahallemiz için müracaatımız Bakanlıkta bekliyor. O imzayı almış olsaydık emin olunki Pozcu, Gazi, Palmiye ve Pirireis bölgelerimiz için de şimdiye kadar adım atmış olurduk. Ama daha ilk adımda tıkanınca bu yıla kadar gelen süreçte bu dönüşümleri gerçekleştiremedik. Bundan sonra amasız, fakatsız bu işlemleri yapacağız.” dedi.</p>
<p>“Neye mal olursa olsun bütün kaçak binaların yıkılacağının hem sözünü veriyorum hem taahhüdünü veriyorum.”<br />Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle iş birliği yapılacağını belirten Başkan Abdullah Özyiğit, deprem eylem planı hakkında şunları söyledi: “Deprem eylem planımız için bölgedeki hem üniversitelerle hem odalarla yaptığımız toplantılarla birinci aşamada deprem riski yüksek yapıların tespiti ve hasar derecesine göre sınıflandırılmasını yapacağız.  </p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyemizin uyguladığı tespit yöntemini uygulayacağız. İkinci aşamada imar planında dönüşümü sağlayacak ve binaların güvenliğini artıracak kararlar alınmasını sağlayacağız. Jeolojik etütler ki bu güne kadar tabi ki her binanın yapımında bir jeolojik etüt imzası var ama bunların çok sıkı denetlenmesi gerekiyor, bunu gerçekleştireceğiz.İnşaat Mühendisleri Odası ile birlikte yapı envanterinin oluşturulması konusunda ön protokol yapıyoruz,mutabakat sağlandı. Mimarlar Odası ile birlikte de riskli yapı sahiplerinin bilgilendirilmesi konusunda protokol yapacağız.</p>
<p>Üçüncü aşamada dönüşüm sürecinde barınma ihtiyacı olanlar için kira yardımın yanı sıra , geçici konaklama alanları oluşturacağız. Ruhsatsız yapıların yıkım sürecinin devam edilmesi ki geçtiğimiz hafta bir tane ruhsatsız yapıyı yıktık. Bu ülkenin başındaki en büyük belalardan bir tanesi aflardır. Seçim öncesi bir af dedikodusunun yayılmasıyla birlikte bölgemizde de bazı girişimler var. Buradan neye mal olursa olsun tüm kaçak binaların yıkılacağının hem sözünü hem de taahhüdünü veriyorum. Yani kimse ‘kaçak yaparım yanıma kar kalır’ düşüncesinde olmasın. Hepimizin bir tek sorumluluğu var hepimize göre yapılmış olan yasalara uymak. Bunun dışında davranan insanlar elbette ki bunun karşılığını görecekler.” </p>
<p><strong>“150 kişilik tam donanımlı bir arama kurtarma ekibi kuracağız”</strong></p>
<p>AKUT Arama Kurtarma Derneği iş birliğiyle olası afet zamanlarında görev yapmak üzere eğitimli ve donanımlı 150 kişilik ekip kuracaklarını dile getiren Başkan Özyiğit, “Kentsel dönüşüm altyapısına yönelik geçici konutlar için tek tip proje hazırlayarak görüntü kirliliğinin önlenmesini sağlayacağız. Afet zamanlarında görev yapacak bir ekip ki afet eylem planlarımızın içerisindeki en önemli unsurlardan bir tanesi. 150 kişilik tam donanımlı bir arama kurtarma ekibi kuracağız. Bu konuda geç kaldığımız bir gerçek. Bu afet zamanlarında bu konuda adım atalım diye ulus olarak böyle bir bakış açımız var ama unutmak konusunda da bizden daha yetenekli hiçbir ulus yoktur herhalde. </p>
<p>Çok çabuk unutuyoruz. AKUT’la yaptığımız bir protokolle bu yapı harekete geçecek. Kendi personelimiz başta olmak üzere sonradan gönüllüleri de ilave edeceğiz. Ama tam bir disiplinle eğitim süreçlerini ihmal etmeyen insanlardan oluşacak. Bir yerde bir deprem ya da bir felaket olduğunda bu ekibimiz bir saat içerisinde hareket etmiş olacak şekilde alt yapısı ve eğitimi tamamlanmış olacak. Binaların yıllık bakımının yapılması, korozyonun ve kiriş zararlarının önlenmesi gibi konularda da Meclis kararı çıkartacağız. Ve bu konuda çalışmalar yapacağız.  Yapı denetim firmalarını da bizim oluşturacağımız ilave bir kontrol sistemiyle, kontrol edeceğiz.” diye konuştu. </p>
<p>Mersin’e gelen binlerce depremzedeye destek verdiklerini belirten Başkan Abdullah Özyiğit, “Mersin’e gelen depremzede yurttaşlar için Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde 1100 metrekareden oluşan giysi evi açarak, 35 bin depremzedeye hem giysi hem de talep ettikleri diğer ihtiyaç malzemesi desteği verdik.   4 farklı merkezi geçici barınma alanı olarak hazırladık,öğrenci yurtlarımızı depremzedelere açtık ve 1300’ün üzerinde depremzedeye barınma hizmeti sunduk.  Yenişehir Belediyesi Fuar Merkezi’mizde Yardım Depolama Merkezi hazırladık. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen yardım malzemelerini burada tasnif ederek, hem bölgeye hem de Mersin’deki yurttaşlarımıza ulaştırıyoruz.  Yenişehir Belediyesi Aşevimiz ve Mersin Cemevi’nde günlük 5 bin kişilik yemek pişirerek, kentimize gelen depremzede yurttaşlarımıza ikram ettik.  Barınma ve temel ihtiyaç malzemesi sunduğumuz 4 farklı merkezimizde 3 bin yetişkin depremzedeye psikososyal destek verdik. İki farklı noktada çocuk oyun alanları oluşturarak, depremden etkilenen çocuklarımıza atölye uygulamalı psikososyal destek hizmeti sunduk.” İfadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Yenişehir Belediyesi deprem bölgesinde çalışmalarını sürdürüyor </strong></p>
<p>Yenişehir Belediyesi olarak deprem bölgesinde çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Başkan Abdullah Özyiğit, “Depremin ilk gününde bölgeye gönderdiğimiz ekiple arama ve kurtarma çalışmalarına destek verdik. Ayrıca ihtiyaç malzemesi taşıyan 25 tırı bölgeye gönderdik. Eczacı odaları ile hazırladığımız ve ilaç taşıyan iki aracımızı Hatay ve Kahramanmaraş’ta kurulan sahra eczanelerine gönderdik. Talep ve ihtiyaca göre Yardım Depolama Merkezi’mizden malzeme göndermeye devam ediyoruz.  Adıyaman Gölbaşı ve Kahramanmaraş Göksun’da mobil mutfaklar kurarak, günde 4 bin hemşehrimize sıcak yemek ikram ettik. 9 Şubat’tan itibaren ekiplerimizle Hatay Samandağ’da temizlik, Adıyaman Gölbaşında ise dezenfeksiyon çalışması yaptık. Samandağ’da 17 gün boyunca 4 araç ve 21 personelimiz görev yaptı. Hatay Kırıkhan’da 2 kamyon ve 6 personelimiz, Adıyaman’da 2 kamyon 3 personelimizle enkaz kaldırma çalışmalarına destek veriyoruz.” şeklinde konuştu.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-yenisehirin-deprem-eylem-plani-hakkinda-bilgi-verdi-354527">Başkan Özyiğit, Yenişehir&#8217;in deprem eylem planı hakkında bilgi verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sezer&#8217;den Deprem Bölgesindeki Çalışmalar Hakkında Açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sezerden-deprem-bolgesindeki-calismalar-hakkinda-aciklama-349826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2023 07:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesindeki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sezerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta meydana gelen deprem felaketinin ardından deprem bölgesine 75 personeli ile birlikte giden Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sezerden-deprem-bolgesindeki-calismalar-hakkinda-aciklama-349826">Başkan Sezer&#8217;den Deprem Bölgesindeki Çalışmalar Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta meydana gelen deprem felaketinin ardından deprem bölgesine 75 personeli ile birlikte giden Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>                                    </p>
<p>Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremin ardından Gölcük Belediyesi 75 personeli ile birlikte görev aldığı bölgede depremin yaralarını sarma çalışmalarına destek veriyor. Bölgede Kocaeli’de görev yapan belediye başkanları ile birlikte görev alan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Hatay Antakya Defne ilçesinde Gölcük Belediyesi ekiplerince yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>GÖLCÜK BELEDİYESİ DEPREM BÖLGESİNDE GÖREVDE</b></p>
<p>Defne’de 22 araç ve 75 kişiyle sahada çalışmalara destek verdiklerini söyleyen Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Ekiplerimiz Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta da arama kurtarma faaliyetinde bulundular. Dün ve bugün Defne’de iş makinaları ile kurtarma faaliyetlerine destek olduk. Defne’de depremzedelere; bugün 1000, yarın da 1500 kişilik sıcak yemek ikram edeceğiz. Temizlik işlerimiz 2 çöp kamyonu ile temizlik çalışmalarına başladı. İş makinaları ile enkazların kapadığı yolları açmaya öncelik vereceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“ALLAH MILLETIMIZE DEVLETE ZEVAL VERMESIN”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve diğer ilçe belediyeleri ile yardım malzemelerini direkt mağdurlara ulaştıracaklarını belirten Başkan Sezer, “Burada, Dedne Kaymakamlığı desteği ile bir okul spor salonunu da yardım deposu olarak tahsis ettirdik. Yardım tırları buraya gelecek. Sonra Küçük araçlarla Defne mahallelerinde dağıtım yapacağız. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın, çalışmalarla ilgili, Defne kamu görevlilerinin de dahil edildiği koordinasyon toplantısı yaptı. İlçelerimiz azimle çalışıyor. Defne’de büyük hasar var ama yaraların sarılması için devlet tüm imkanlarını kullanıyor. Çok sayıda özel iş makinası da kurtarma çalışmalarına destek veriyor. Allah milletimize, devlete zeval vermesin” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“GÜN BIRLIK OLMA VE YARALARI SARMA GÜNÜ”</b></p>
<p>Yardımsever hemşehrilerine teşekkür eden Başkan Sezer, “Gölcük Belediyesi organizasyonu ile hemşehrilerimizin desteği ile deprem bölgelerine şu ana kadar 29 tır yardım malzemesi gönderdik. Gölcük’te tabiri caizse bir yardım seferberliği var. Yardımsever hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yine; bireysel ve kurumsal olarak yardım tırları gönderenler de oldu. Bunları da yönlendirdik. Bu şekilde giden 9-10 tır yardım malzemesi daha daha var Gölcük’ten. Gün birlik olma ve organize şekilde yaraları sarmak için elbirliği ile çalışma günüdür. Allah her türlü afetten milletimizi muhafaza eylesin” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>GÖNDERİLEN YARDIM TIRI SAYISI 35’E ULAŞTI</b></p>
<p>Öte yandan Gölcüklü yardımseverlerin seferberliği ile toplanan yardımlar, Gölcük Belediyesi ve Kızılay işbirliğinde; deprem bölgesine sevk edilmeye devam ediyor. Dün yardımseverlerin getirdiği ve gönüllüler tarafından özenle paketlenerek hazırlanan 8 tır dolusu yardım malzemesi ve 3 kamyon içme suyu daha deprem bölgesine gönderildi. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, depremin ardından 87 saat içinde toplam 35 tır yardım malzemesi gönderilmesini sağlayan hemşehrilerine çok teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sezerden-deprem-bolgesindeki-calismalar-hakkinda-aciklama-349826">Başkan Sezer&#8217;den Deprem Bölgesindeki Çalışmalar Hakkında Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[miyomlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında "iyi huylu tümör" olarak da adlandırılırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında &#8220;iyi huylu tümör&#8221; olarak da adlandırılırlar. Miyomlar, asıl olarak kadınların doğurganlık döneminde rahim bölgesinde meydana gelen normalin dışındaki dokulara verilen isimdir. <em><strong>Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma</strong></em> gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Kadın hastalıkları arasında en sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar günümüzde kapalı ameliyatlar ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden, Dr. Ört. Üyesi Kübra Bağcı ‘miyomlar hakkında merak edilenleri’ cevapladı</strong></p>
<p><strong>1.Miyom nedir?</strong></p>
<p>Miyomlar halk arasında ‘ur’ olarak bilinen rahmin kas tabakasından gelişen iyi huylu tümörlerdir. 18-45 arasındaki her dört kadından birinde görülmektedir. </p>
<p><strong>2.Miyomlar daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>Miyomlarda genetik yatkınlık mevcuttur; annesinde veya kız kardeşinde myom saptanan kadınlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Vücut kitle indeksi yüksek kadınlarda, ilk adetini erken yaşta görenlerde ve hiç doğum yapmamış kadınlarda daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>3.Miyomun belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Çoğu hastada herhangi bir şikayet yoktur ve rutin muayene sırasında saptanırlar.  Miyomun oluşturacağı semptom miyomun rahimdeki yerleşim yerine ve boyutlarına bağlıdır.  Sıklıkla kasık ağrısı, sık ve aşırı adet kanamaları, anemi yani kansızlıkla kendini göstermektedir. Bunun yanı sıra eğer miyom oluşturduğu bası ile komşu organları etkilemişse sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya kabızlığa neden olabilirler. Cinsel ilişki sırasında ağrı oluşturması ise çiftlerin cinsel yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir.</p>
<p><strong>4.Miyomlar kısırlık yapar mı?</strong></p>
<p>Rahim içinde yerleşim gösteren miyomlar, rahim iç duvarını bozarak kısırlığa, tekrarlayan düşüklere sebep olurlar. Miyomu olan bir kadın gebe kalmışsa gebelik sırasında miyom büyüyebilir, bebekte gelişim geriliği ve erken doğum riski görülebilir.</p>
<p><strong>5.Miyomlar kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Miyomlar iyi huylu tümörler olsa da 1000’de 2 ile 5 arasında kansere dönüşme ihtimali vardır. Hastanın yaşı arttıkça kansere dönüşme ihtimali de artar. Ameliyat edilmeyen miyomlar 3 ile 6 ay aralıklarla yapılacak kontrollerle takibe alınmalıdır.</p>
<p><strong>6.Hangi testlerle miyom tanısı konulur?</strong></p>
<p>Muayene sırasında ultrason ile miyom tanısı konulabilmektedir. Bazen miyomun yerleşim yerini ve boyutlarını tam olarak değerlendirmek için MR görüntüleme yapılması gerekir.</p>
<p><strong>7.Miyomlar nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Miyomu besleyen damarların kapatılması, kanama, ağrı gibi semptomları hafifletilmesi veya miyom boyutlarının küçülmesini sağlayacak ilaç tedavileri olsa da miyomların en kesin tedavisi ameliyattır. </p>
<p><strong>8.Miyom ameliyatı sırasında rahmi korumak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Miyomların tedavisi için iki tür ameliyat yapılır. Birinci seçenek rahim korunarak miyomların çıkartılması ikinci seçenek ise rahmin alınmasıdır. Hangi ameliyat türünün seçileceği hastanın yaşı, çocuk istemi veya çocuk sayısı gibi parametrelere göre değişmektedir. Hastalar, bireysel olarak değerlendirildikten sonra tedavi seçenekleri belirlenmelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Kırıklar Mezarlık Alanı hakkında açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-kiriklar-mezarlik-alani-hakkinda-aciklama-344861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 10:37:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alanı]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344861</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Buca Kırıklar’da, “halkın talepleri gözardı edilerek bölgedeki okulun karşısına mezarlık yapıldığı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-kiriklar-mezarlik-alani-hakkinda-aciklama-344861">Buca Kırıklar Mezarlık Alanı hakkında açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Buca Kırıklar’da, “halkın talepleri gözardı edilerek bölgedeki okulun karşısına mezarlık yapıldığı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>Söz konusu 16 dönümlük alan (677 parsel), tapu kayıtlarında, 1964 yılından beri ‘metruk mezarlık’ alanı olarak geçmektedir. Ortasından geçen taşıt yolunun güney kısmında definler yer almaktadır. Okul alanının karşısında 1900&#8217;lü yılların başından kalma mezar taşlarının da bulunması, bu alanın da mezarlık olarak kullanıldığının kanıtıdır. Bu alana, 2014 yılına kadar defin de yapılmıştır.</p>
<p><strong>Başka amaçla kullanılamaz</strong><br />3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanunun 2. Maddesi ile Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin 8. Maddesi&#8217;nin 2. bendinde; “Mezarlıklar ve şehitlikler ile mezarlar bozulamaz, tahrip edilemez ve kirletilemez. Bu yerler imar mevzuatı ile veya başka herhangi bir şekilde park, bahçe, meydan, otopark, çocuk parkı, yeşil alan gibi sahalar olarak ayrılamaz ve asli gayesi dışında hiçbir amaç için kullanılamaz” denilmektedir. Mezarlık vasfında olan bir taşınmazın başka bir amaçla (zorunlu olması durumunda sadece yol) kullanılması hukuken mümkün değildir.</p>
<p>Tartışmaya konu mezarlık alanı, 6360 Sayılı Yasa kapsamında Valilik Makamı’nca 2014 yılında belediyemize devredilmiştir. Mevcut mezarlıktaki işgaller (ev, havuz, hobi bahçesi) İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sonlandırılarak mezarlık alanı kaçak yapılardan temizlenmiştir. Alandaki ağaçlarınbakımı yapılmıştır. Ayrıca fidan dikilerek yeşil alan artırılacaktır. Köydeki şehidimizin anısını yaşatmak üzere, köy halkımızın talebi üzerine köy meydanına Şehit Mehmet Güleç ismi verilmiştir. Okula da şehidimizin adı verilecektir.</p>
<p>Şehrimizin kabristan ihtiyacı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Buca&#8217;daki mevcut mezarlıklarımız define kapanmıştır. Vefat eden hemşehrilerimiz Menderes Görece Mezarlığı’na defnedilmektedir. Bu nedenle Buca Kırıklar Mezarlık Alanı’nda yaklaşık 8 dönümlük arazi define açılacaktır.</p>
<p>Tüm bu süreçler, ilgili kanunlara ve kamu yararına uygun şekilde yürütülmektedir.</p>
<p>Öte yandan kent genelinde yeni mezarlık alanlarının belediyemize tahsisi için de çalışmalar sürüyor. Tarım ve Orman ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarına yaptığımız tahsis başvurularının ivedilikle onayını bekliyoruz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-kiriklar-mezarlik-alani-hakkinda-aciklama-344861">Buca Kırıklar Mezarlık Alanı hakkında açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Scooter&#8217;ların Toplanması Gündemi Hakkında BinBin&#8217;den Açıklama Yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/scooterlarin-toplanmasi-gundemi-hakkinda-binbinden-aciklama-yapildi-344696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 15:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binbin]]></category>
		<category><![CDATA[binbinden]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ların]]></category>
		<category><![CDATA[scooter]]></category>
		<category><![CDATA[scooterların]]></category>
		<category><![CDATA[toplanması]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektrikli scooter’lar İstanbul gibi büyük ve trafik sorunu yaşanan şehirlerde ulaşıma çevreci ve pratik bir alternatif olarak tüm dünyada hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/scooterlarin-toplanmasi-gundemi-hakkinda-binbinden-aciklama-yapildi-344696">Scooter&#8217;ların Toplanması Gündemi Hakkında BinBin&#8217;den Açıklama Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elektrikli scooter’lar İstanbul gibi büyük ve trafik sorunu yaşanan şehirlerde ulaşıma çevreci ve pratik bir alternatif olarak tüm dünyada hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. BinBin olarak, trafikteki bu yeni araçların şehir yaşamını destekleyecek bir şekilde var olması için yapılan tüm düzenlemeleri içtenlikle destekliyoruz. Bunun, uzun vadede başta scooter’lar olmak üzere giderek yaygınlaşan tüm mikromobilite ve paylaşımlı ulaşım çözümlerinin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğuna inanıyoruz.</p>
<p>Bu kapsamda konuyla ilgili çıkarılan düzenlemelere hızla uyum sağladığımız gibi yerel yönetimlerle yakın bir çalışma ve iş birliği içerisinde olmaya özen gösteriyoruz. Park edilen scooter’ların yayaların geçişine engel olmasının önüne geçmek için park alanlarının önemine inanıyoruz. Bu yüzden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanlığı ile gerekli verileri paylaşarak, scooter yoğunluğunu tespit etmelerine ve ortaya çıkan ısı haritasına göre oluşturacakları park alanlarını daha etkin bir şekilde tespit etmelerine katkıda bulunuyoruz.</p>
<p>Ayrıca BinBin olarak herkesin örnek alacağı scooter park istasyonu çalışmamızı sektöre girdiğimiz günden bu yana geliştirerek hayata geçiriyoruz. Bugün itibarıyla 8 şehirde toplu taşıma durakları ve AVM önlerinde toplam 58 scooter park istasyonu oluşturduk. Yeni istasyonlar oluşturmak için çalışmalarımız kesintisiz olarak sürdürüyor, 2023 sonuna kadar park istasyonu sayımızı 5 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Saha ekiplerimiz yanlış park edilmiş araçları en kısa sürede toplamak için azami çabayı gösteriyor. Kullanıcılarımızın araçları yol kenarları yerine BinBin’e ya da belediyeye ait park alanlarına bırakmalarını teşvik edecek uygulamaları da hayata geçirdik. Kullanıcılarımıza belirlenen bölgelere cihazlarımızı park etmeleri halinde indirimler tanımlayarak, scooter’larımızın şehir hayatını kolaylaştıracak şekilde konumlanmasında kullanıcılarımızın da aktif rol oynamasını sağlıyoruz.  </p>
<p>Son olarak, scooter sayılarının belirlenen sınırların çok üzerinde olması nedeniyle gündeme gelen Kadıköy Bölgesi’nde, yasal olarak belirlenen toplam scooter sayısından şirketimize düşen kontenjana uygun olarak faaliyetlerimizi sürdürdüğümüzü, komşu ilçelerden kullanıcılarımızın sürüşleri sonucunda bölgeye gelen scooter’larımızın da dengelemesi için kendi operasyon ekibimizle en hızlı şekilde aksiyon aldığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız. Önümüzdeki dönemde de bulunduğumuz tüm şehirlerde günlük yaşamı aksatmayacak, aksine kolaylaştıracak bir şekilde operasyonlarımızı yürütmek üzere tüm yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/scooterlarin-toplanmasi-gundemi-hakkinda-binbinden-aciklama-yapildi-344696">Scooter&#8217;ların Toplanması Gündemi Hakkında BinBin&#8217;den Açıklama Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
