<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>habercisi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/habercisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/habercisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2026 13:02:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>habercisi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/habercisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Didim&#8217;de Baharın Habercisi Marteniçka Geleneği, Didim Belediyesi Etkinliğiyle Yaşatılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didimde-baharin-habercisi-martenicka-gelenegi-didim-belediyesi-etkinligiyle-yasatilacak-615739</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baharın]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[marteniçka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharın habercisi olarak bilinen Marteniçka geleneği, Didim Belediyesi tarafından düzenlenecek özel bir etkinlikle Didim’de yaşatılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didimde-baharin-habercisi-martenicka-gelenegi-didim-belediyesi-etkinligiyle-yasatilacak-615739">Didim&#8217;de Baharın Habercisi Marteniçka Geleneği, Didim Belediyesi Etkinliğiyle Yaşatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Baharın habercisi olarak bilinen Marteniçka geleneği, Didim Belediyesi tarafından düzenlenecek özel bir etkinlikle Didim’de yaşatılacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dayanışma ve Birlik Duygusu Ön Planda Olacak</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>26 Şubat 2026 Perşembe günü saat 14.00’te, Didim Belediyesi Kadın ve Aile Danışma Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Marteniçka Yapım Atölyesi” ile kırmızı ve beyaz iplerin umut, sağlık ve bereketi simgelediği bu anlamlı gelenek yeniden hayat bulacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Etkinlik boyunca Marteniçka’nın kültürel geçmişi ve taşıdığı sembolik anlamlar katılımcılarla paylaşılacak; dayanışma ve birlik duygusu ön planda tutulacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Başkan Hatice Gençay: “Tüm Halkımız Davetlidir”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bahar; umut, yenilenme ve dayanışma demektir. Marteniçka geleneği de bu güzel duyguları simgeliyor. Kültürel değerlerimizi birlikte yaşatmak ve hemşehrilerimizle bir araya gelmek bizler için çok kıymetli. Tüm halkımızı bu anlamlı etkinliğimize davet ediyorum. 26 Şubat 2026 Perşembe günü saat 14.00’te Didim Belediyesi Kadın ve Aile Danışma Merkezi’mizde buluşalım.”</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didimde-baharin-habercisi-martenicka-gelenegi-didim-belediyesi-etkinligiyle-yasatilacak-615739">Didim&#8217;de Baharın Habercisi Marteniçka Geleneği, Didim Belediyesi Etkinliğiyle Yaşatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayaktaki]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelerin]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[Yara Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz. Oysa ayaklarımız bizi hayata bağlayan, tüm vücut ağırlığımızı taşıyan, bizi istediğimiz yere götüren en önemli organlarımızın başında geliyor. Belirli bir yaştan sonra ya da diyabet, damar hastalıkları, nöropati gibi rahatsızlıkları olanlar için ayak sağlığı, sadece bir konfor meselesi olmaktan çıkıyor. Ayak yaralarının erken teşhisi ve uygun yönetimi, amputasyon (uzuv kaybı) riskini azaltmak ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için kritik önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Tahir Öztürk, ayak yaraları ve bakımı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ayaklarınızda oluşan yaralar bir hastalık belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Ayaklarda oluşan yaralar çoğu zaman basit bir sürtünme ya da küçük bir kesik gibi başlayabilmektedir. Ancak özellikle geç iyileşen, tekrarlayan ya da ağrısız seyreden yaralar, altta yatan ciddi bir sağlık sorununun ilk işareti olabilmektedir. Diyabet, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlar ayak yaralarının en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Zamanında fark edilip uygun şekilde tedavi edilmeyen yaralar ilerleyerek kronikleşebilir ve ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle ayaklarda oluşan her yara dikkatle izlenmeli ve önemsenmelidir. Kronik ayak yaraları, yalnızca ciltte oluşan bir sorun değil; çoğu zaman sistemik hastalıklar, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlarla iç içe geçmiş karmaşık bir tablodur. Bu nedenle tek bir branşın yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmayabilir. Farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım, bu sürecin en etkili ve güvenli şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşımda, hastanın genel sağlık durumu titizlikle değerlendirilmelidir. Diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi yara iyileşmesini doğrudan etkileyen hastalıkların kontrol altına alınması, tedavinin temel taşlarından biridir. Aynı zamanda ayağın yapısal sorunları ele alınmalı; basınç noktaları azaltılmalı, yara bakımı en uygun şekilde sürdürülmelidir. Yara bölgesinin enfekte olup olmadığı dikkatle değerlendirilmeli ve varsa enfeksiyonlar hedefe yönelik tedavilerle kontrol altına alınmalıdır. Bununla birlikte dolaşım problemleri olan hastalarda ise kan akışını artırmaya yönelik modern ve minimal invaziv yöntemler devreye girmelidir. </p>
<p><strong>Yara bakımında multidisipliner yaklaşım önemli</strong></p>
<p>Ayak yaralarının tedavisi ve bakımı ile ilgili tüm süreçlerin bir ekip anlayışıyla yürütülmesi hem yara iyileşmesini hızlandırmakta hem de uzuv kaybı gibi ciddi sonuçların önüne geçilmesine yardımcı olmaktadır. Ayak yara bakımında uygulanan bu yöntemlerle olumlu sonuçlar alınabilmektedir;</p>
<ul>
<li><strong>Kapsamlı Değerlendirme:</strong> Hasta, multidisipliner ekip tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, yaranın nedenini, büyüklüğünü, derinliğini, enfeksiyon durumunu ve hastanın genel sağlık durumunu kapsamalıdır.</li>
<li><strong>Bireyselleştirilmiş tedavi planı:</strong> Değerlendirme sonuçlarına göre, her hasta için özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Bu plan, yaranın nedenine yönelik tedavileri, yara bakımını, basıncı azaltma yöntemlerini ve sistemik hastalıkların kontrolünü içermelidir.</li>
<li><strong>Düzenli takip ve iletişim:</strong> Multidisipliner ekip, hastayı düzenli olarak takip etmeli ve tedavi sürecindeki gelişmeleri değerlendirmelidir. Ekip üyeleri arasında sürekli iletişim halinde olunmalı ve tedavi planı gerektiğinde güncellenmelidir.</li>
<li><strong>Hasta eğitimi:</strong> Hasta ve yakınları; yara bakımı, risk faktörleri, önleme stratejileri ve tedavi süreci hakkında bilgilendirilmelidir.</li>
<li><strong>Psikolojik destek:</strong> Kronik ayak yaraları, hastaların psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, hastalara psikolojik destek sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli ayak kontrolleri ve ayakkabı seçimi kronik ayak yaralarının önüne geçebilir</strong></p>
<p>Ayak yaraları, özellikle diyabet ve vasküler yani damar hastalıkları olan bireylerde ciddi sakatlık ve hayati riske yol açabilen önemli bir sağlık sorunudur. Ayak yaralarını önlemek için hasta eğitimi, düzenli ayak muayeneleri, uygun ayakkabı seçimi, hijyen ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır.  Ayaklarımızla yüzleşmek, aslında kendimizle yüzleşmek demektir. Onlara gösterdiğimiz özen, kendimize verdiğimiz değerin bir yansımasıdır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[bacakta]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599127</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Varisin en önemli belirtileri arasında yer alan bacaklarda dolgunluk ve içi su dolmuşçasına ağırlık hissi, ağrı, kaşıntı ve krampların çoğu zaman yorgunluktan kaynaklandığı sanılıyor ve bu sorun ihmal edilebiliyor. Varisler günümüzde cerrahi tekniklerin yanı sıra radyofrekans, lazer ve doku yapıştırıcı gibi kateter bazlı yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Yusuf Kuserli, varis tedavileri için ağırlıklı olarak sonbahar ve kış aylarının tercih edildiğini belirterek “varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bacaklarınızın gönderdiği sinyalleri dikkate alın</strong></p>
<p>Damar hastalıklarının başında gelen varis, bacak toplardamarlarının genişleyip kıvrımlı hale gelmesidir. Normalde toplardamarlardaki küçük kapakçıklar, kanı kalbe doğru taşır. Ancak bu kapakçıklar bozulduğunda kan geriye kaçar, damar içinde birikir ve zamanla o bildiğimiz mavi, kabarık damarlar ortaya çıkar. Bu durumdaki bacaklarımız da bize sessizce sinyal verir. </p>
<p><strong>Fazla kilolar da varis riskini artırıyor</strong></p>
<p>Varis, sadece yaşlıları değil günümüzde gençleri de etkileyen önemli bir damar hastalığıdır. Uzun süre ayakta çalışan kuaförler, öğretmenler, hemşirelerde varis riski daha fazladır. Gün boyu masa başında oturanlar ve hareketsiz kalan kişiler de risk altındadır. Varis, kadınlarda gebelik ve hormon değişimleri nedeniyle daha sık görülür. Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite de varis riskini artırmaktadır. </p>
<p><strong>İhmal edilen varis, pıhtı oluşumuna da neden olabilir</strong></p>
<p>Varisin ilk belirtileri genelde günün sonunda bacaklardaki yorgunluklardır. Bu yorgunluklar ihmal edildiği zaman varis daha da ilerleyerek şişlik, ağrı, gece krampları, kaşıntı ve ciltte renk değişiklikleri ile kendisini göstermeye başlar. Bu belirtilere rağmen zamanında tedavi edilmeyen varislerle ciltte yaralar açılabilir ve bu yaralar aylarca kapanmayabilir, hastada pıhtı oluşumuna (tromboflebit) kadar gidebilir. Erken dönemde varis çorapları büyük fayda sağlar. Varis çorapları bacaklara dıştan basınç uygulayarak kanın kalbe dönmesini kolaylaştırır. İlk birkaç gün zor geçebilir ama kısa sürede bacak yorgunluğu ciddi şekilde azalır. Aynı zamanda damar duvarını güçlendiren, dolaşımı destekleyen ilaçlar da mevcuttur. Ancak ilaçlar sorunu tamamen ortadan kaldırmaz sadece şikâyetleri azaltır ve varis ilerlemesini yavaşlatır.</p>
<p><strong>Günübirlik işlemlerle tedavi </strong></p>
<p>Günümüzün gelişen teknolojileri sayesinde varisler ameliyatsız yöntemlerle de tedavi edilebilmektedir. Hastanın aynı gün içinde taburcu olmasını sağlayan ameliyatsız yöntemler damar içinden yapılan lazer, radyofrekans ve doku yapıştırıcı teknikleri olarak sayılabilir. Varis tedavilerindeki işlemler lokal anestezi altında, 30 dakika gibi kısa bir süre içinde yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>Lazer ve Radyofrekans:</strong> İnce bir tel yardımıyla damar içine girilip, ısı verilerek sorunlu damar kapatılır.</li>
<li><strong>Yapıştırıcı:</strong> Damar özel bir tıbbi yapıştırıcıyla kapatılır, ısı kullanılmadığı için ağrı çok az olur.</li>
</ul>
<p><strong>Bekleyeyim varisim geçer demeyin</strong></p>
<p>Varis, beklenince geçecek bir damar hastalığı değildir. Erken dönemde alınacak önlemlerle tamamen kontrol altına alınabilir. Modern tıpta varis tedavisi acısız, dikişsiz ve güvenli şekilde yapılabilmektedir. Her hastalıkta olduğu gibi varis de erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Varisin oluşmasını önlemek ya da ilerlemesi yavaşlatmak için bu önerilere dikkat edilmesi önemlidir: </p>
<ul>
<li>Gün içinde uzun süre ayakta kalıyorsanız ara ara yürüyün</li>
<li>Masa başında çalışıyorsanız her 30 dakikada bir kalkıp hareket edin</li>
<li>Bacaklarınızı kalp hizasının üzerine kaldırarak dinlendirin</li>
<li>Aşırı kilo alımından kaçının</li>
<li>Düzenli yürüyüş, bisiklet veya yüzme başta varis olmak üzere tüm damar sağlığı için en iyi egzersizdir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş etlerindeki yanma ve ağrı farklı sorunların habercisi olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-etlerindeki-yanma-ve-agri-farkli-sorunlarin-habercisi-olabilir-596273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 12:51:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[etlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[yanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş etlerindeki ağrı, yanma ve aft gibi sorunların nedenleri ve bu sorunlarla ilişkili olabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-etlerindeki-yanma-ve-agri-farkli-sorunlarin-habercisi-olabilir-596273">Diş etlerindeki yanma ve ağrı farklı sorunların habercisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş etlerindeki ağrı, yanma ve aft gibi sorunların nedenleri ve bu sorunlarla ilişkili olabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Düşük bağışıklık sistemi veya stres diş etlerini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Diş etlerinde birçok nedenden dolayı ağrı veya yanma hissi oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu sorunların altında düşük bağışıklık sistemi veya içinde bulunulan stresli bir dönem yatıyor olabilir.” dedi. </p>
<p>Böyle zamanlarda diş etlerinde aft denilen beyaz renkli yaralar çıkabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Bunlar genelde bağışıklık sisteminin düştüğü zaman ağız içerisinde gördüğümüz yaralardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oral hijyen eksikliğinde yanma hissi, ağrılar ve aft yaraları tekrarlayabilir!</strong></p>
<p>Ayrıca oral hijyen eksikliği olması durumunda da yanma hissi, ağrılar ve aft yaralarının tekrarlayabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu sorunlar sık sık tekrarlanıyorsa, bunun nedeni B12 vitamini veya Demir eksikliği olabilir.” dedi.</p>
<p>Kadınlarda adet dönemlerine yakın veya adet dönemlerinde ya da menopoz dönemlerine yakın diş etlerinde yanma, kızarıklık ve ağrı gibi sorunlar gözükebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, bu durumun normal olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Herhangi bir ağrı durumunda diş hekimine görünmekte fayda var!</strong></p>
<p>Diş dolgularına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Eğer dolgularınızın arasında veya dişlerinizin arasında doğru bir temas yok ise ve taşkın dolgular yapılmışsa orada ‘food impaction’ dediğimiz gıda sıkışması oluşabiliyor. Gıda sıkışmasından dolayı da diş etlerimizde zonklayıcı tarzda bir ağrı oluşabilir. Bu da enflamasyona sebep olabilir.” dedi.</p>
<p>Diş etlerine iyi bir bakım sağlanmadığı durumlara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diş eti bakımını yapmıyorsanız, diş taşlarınız doğru ve düzenli şekilde temizlenmiyorsa, diş taşları diş etinizin altına kadar inebilir. Bu durum kemik kayıplarına sebep olabilir ve yine enflamasyon oluşabilir. Tabi bu da tekrarlayan ağrı ve yanma hissine yol açar. Diş taşı temizliğinin mutlaka düzenli olarak yapılması gerekiyor. Hatta bazı durumlarda küretaj dediğimiz derin temizlik yapılması gerekebiliyor. Bunların dışında herhangi bir ağrınız varsa mutlaka diş hekiminize görünmenizde fayda var.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-etlerindeki-yanma-ve-agri-farkli-sorunlarin-habercisi-olabilir-596273">Diş etlerindeki yanma ve ağrı farklı sorunların habercisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[Robotik Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor. 50 yaşın üzerindeki bireylerde görülme riski daha fazla olan mesane kanserinin en önemli sebepleri arasında sigara kullanımı geliyor. Ağrısız şekilde idrarda kan görülmesi ile kendisini belli eden ve erken tedavi edilmediği takdirde mesane duvarının tüm katmanlarını tutabilen mesane kanseri, hayati risk faktörünü artıran daha agresif bir tabloya dönüşebiliyor. Mesane kanserinin tedavisinde son yıllarda robotik cerrahi önemli bir seçenek olarak tercih ediliyor. Robotik sistektomi ve tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilen yapay mesane uygulamaları hasta konforunu artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Eyüp Veli Küçük, mesane kanseri ve robotik cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bu belirtileri ciddiye alın!</strong></p>
<p>Mesane, böbreklerden gelen idrarın depolandığı kas yapısında bir organdır. Mesane kanseri ise bu organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hastalığın en sık görülen belirtisi idrarda ağrısız kanamadır. Tanı, genellikle sistoskopi ve patoloji incelemesi ile konulur. Erken evrelerde tümör yalnızca mesanenin yüzeysel kısmında sınırlı olabilir; ancak ilerleyen dönemlerde mesane duvarının tüm katmanlarını tutarak çevre organlara yayılabilir. Bu durumda hastalığı tamamen kontrol altına almak için radikal sistektomi, yani mesanenin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle mesane kanseri yayılmadan bu belirtiler dikkate alınarak hızlı bir şekilde uzman bir doktora başvurulması gerekir; </p>
<ul>
<li>İdrarda kan </li>
<li>Ayaklardaki şişlik</li>
<li>Sırt ağrısı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Robotik cerrahiyle tümör eksiksiz çıkarılır ve çevre dokular korunur</strong></p>
<p>Mesane kanserinin tedavisi günümüzde robotik cerrahi sistemlerinin gelişmesiyle küçük kesilerden, kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Robotik sistektomi sırasında cerrah, hastanın vücuduna yerleştirilen robotik kolları bir konsoldan yönetir. Bu teknoloji cerraha üç boyutlu büyütülmüş görüntü, milimetrik hareket hassasiyeti, titremeyi filtreleyen yüksek stabilite sağladığı için hem tümörün eksiksiz çıkarılması hem de çevre dokuların korunması güvenli hale gelir. Robotik cerrahi, kan kaybının azalmasına, yara enfeksiyonu riskinin düşmesine ve hastanın çok daha hızlı iyileşmesine olanak tanır.</p>
<p><strong>Kapalı yöntemle yapay mesane oluşturuluyor</strong></p>
<p>Mesanenin çıkarılmasından sonra idrarın vücuttan doğal yolla atılabilmesi için yeni bir yol oluşturmak gerekir. Bağırsaktan yapay bir mesane (ortotopik neomezane) yapılması yaşam konforunu korumaktadır. Robotik cerrahi ile bu işlem   tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilebilir. Kapalı olarak yapay mesane oluşturulmasına “intrakorporeal ortotopik mesane” adı verilir. İnce bağırsaktan kısa bir segment alınarak özel bir teknikle yeni bir mesaneye dönüştürülür ve üretra yani idrar kanalına bağlanır. Böylece hasta, ameliyat sonrası doğal yoldan idrar yapmaya devam edebilir. Bu işlemin intrakorporeal, yani organların dışarı çıkarılmadan tamamen vücut içinde şekillendirilerek yapılması, robotik cerrahinin ileri düzey uygulamalarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Her hastaya ve tümör özelliklerine göre özel bir cerrahi planlama yapılır </strong></p>
<p>Robotik sistektomi ve intrakorporeal ortotopik mesane oluşturulması özellikle kas tabakasına ilerlemiş ama uzak organlara yayılmamış mesane kanserlerinde, uygun böbrek fonksiyonlarına sahip hastalarda, genel sağlık durumu ameliyata elverişli kişilerde tercih edilebilen bir yöntemdir. Cerrahi planlama her hastanın tümör özelliklerine ve genel durumuna göre bireysel olarak yapılır.</p>
<p><strong>Mesane kanserinde robotik cerrahinin 6 avantajı</strong></p>
<ol>
<li>Estetik avantaj: Cerrahi izler minimaldir.</li>
<li>Az kan kaybı ve ağrı: Küçük kesiler nedeniyle doku hasarı en aza iner.</li>
<li>Hızlı iyileşme: Hastalar genellikle birkaç gün içinde mobilize olur ve kısa sürede günlük yaşamlarına döner.</li>
<li>Düşük enfeksiyon ve komplikasyon riski: Kesi, yara alanı daha küçüktür, böylelikle yara enfeksiyonu riski de düşer.</li>
<li>Hassas operasyon: Yüksek çözünürlüklü görüntü ve titremeyi engelleyen robot kolları sayesinde sinir ve damar yapıları iyi korunabilir. Bu durum özellikle idrar kontrolü ve cinsel fonksiyon açısından önemlidir.</li>
<li>Tamamen kapalı yapay mesane: Bağırsakların dışarı çıkarılmadan şekillendirilmesi, bağırsak fonksiyonlarının hızlı toparlanmasını sağlar.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Fuarının Habercisi Kumbaralar Öğrencilere Dağıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kitap-fuarinin-habercisi-kumbaralar-ogrencilere-dagitildi-584768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 12:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtıldı]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarının]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kumbara]]></category>
		<category><![CDATA[kumbaralar]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584768</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin bu yıl 9’uncusunu düzenleyeceği Kitap Günleri Fuarı öncesi şehirdeki anaokulu ve ilkokullarda öğrencilere fuarın tanıtımının yapılması, kitaplarını kendi biriktirdikleri harçlıklarla almaları adına teşvik etmek ve tasarruf duygusunu artırmak adına öğrencilere 27 bin adet kumbara dağıtımı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kitap-fuarinin-habercisi-kumbaralar-ogrencilere-dagitildi-584768">Kitap Fuarının Habercisi Kumbaralar Öğrencilere Dağıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin bu yıl 9’uncusunu düzenleyeceği Kitap Günleri Fuarı öncesi şehirdeki anaokulu ve ilkokullarda öğrencilere fuarın tanıtımının yapılması, kitaplarını kendi biriktirdikleri harçlıklarla almaları adına teşvik etmek ve tasarruf duygusunu artırmak adına öğrencilere 27 bin adet kumbara dağıtımı yapıldı.</p>
<p>İnegöl Belediyesi 9. Kitap Günleri için geri sayım başladı. 31 Ekim Cuma günü MODEF Fuar alanında kapılarını açacak olan Kitap Günleri Fuarı 09 Kasım’a kadar devam edecek. Organizasyon kapsamında; söyleşiler, konferanslar, imza günleri, 1 milyon kitap, seçkin yayınevleri ve birbirinden kıymetli yazarlar İnegöllülerle ile buluşacak. Kitap Günleri öncesi yapılacak etkinliğin tüm okullarda öğrencilere tanıtılması, duyurulması ve aynı zamanda; çocuklarda tasarruf duygusunu arttırmak, kitaba olan ilginin artmasını sağlamak, öğrencilerin kitaplarını kendi biriktirdikleri harçlıklarla almasını teşvik etmek amacıyla İnegöl Belediyesi tarafından okullarda kumbara dağıtımı gerçekleştiriliyor.</p>
<p>27 BİN KUMBARA ÖĞRENCİLERE DAĞITILDI<br />Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kitap Günleri fuarı öncesi İnegöl’de bulunan okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki öğrencilere kumbara dağıtımları yapıldı. Bu kapsamda bu yıl kırsal ve merkezdeki okullarda toplam 27 bin adet kumbara hediye edildi. Bu uygulama ile öğrencilerin kumbaralarındaki birikimlerini İnegöl Belediyesi Kitap Günleri etkinliğinde binlerce kitap arasından seçtikleri kitaplara dönüştürmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kitap-fuarinin-habercisi-kumbaralar-ogrencilere-dagitildi-584768">Kitap Fuarının Habercisi Kumbaralar Öğrencilere Dağıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Çoğu zaman göz ardı edilen bazı belirtiler ise bu hastalığın ilk habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle tek taraflı ve kanlı meme başı akıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor ve bu belirtiyi yaşayan kadın ve erkeklerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiğini belirtiyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinin belirtileri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tek taraflı meme başı akıntısı önemli bir belirti</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı yalnızca doğum ya da emzirme döneminde değil, hiç doğum yapmamış gebe olmayan kadınlarda veya erkeklerde de görülebilir. Özellikle tek taraflı, kendiliğinden ve kanlı akıntılar ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Meme başı akıntısı birçok farklı nedenden dolayı oluşabilir. Bu akıntı aynı zamanda meme kanseri gibi ciddi bir hastalığın da belirtisidir. Teşhiste öncelikle kişinin yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınır. Daha sonra akıntının hangi dönemlerde, nasıl ve hangi sıklıkta oluştuğu incelenir. Meme başı akıntısının rengine de dikkat edilmelidir. Meme başı akıntısının nedenini belirlemek için meme ultrasonu, mamografi, duktografi, biyopsi, kan testlerine bakılabilir.</p>
<p><strong>Bu kişilerin yüzde 10’u meme kanseriyle karşı karşıya</strong></p>
<p>Son verilere bakıldığında ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserlerin başında yaklaşık yüzde 25 gibi bir oran ile meme kanseri gelmektedir. Bu nedenle düzenli kontrol, kendi kendine yapılan meme muayenesi ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden tetkik yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Patolojik incelemelere bakıldığında meme başı akıntısı olan kişilerin neredeyse yüzde 5-10’unda kanser saptanabilmektedir.</p>
<p><strong>Hangi renk akıntı meme kanserini işaret edebilir?</strong></p>
<p>Meme başı akıntısının rengi tanıda önemli ipuçları verir. Örneğin, en tehlikeli diyebileceğimiz pembe ve kanlı olan akıntıdır. Bu renkteki meme başı akıntıları iyi huylu tümör (intraduktal papillom) ya da meme kanseri belirtisi olabilir. Bunun dışında süt renginde beyaz ya da sarımsı akıntılar, hormonal değişiklikleri işaret edebilir. Emzirme sonrası normal kabul edilir. Yeşil veya kahverengi akıntılar da meme kanalı genişlemesi veya fibrokistik değişikliklerle ilgili olabilir. Son olarak şeffaf veya sarı meme başı akıntıları ise hormonal dengesizliklerden kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora gitmeliyim?</strong></p>
<p>Her kanlı akıntı hemen meme kanseri olarak yorumlanmamalıdır. Meme başı akıntısının sebebi iyi huylu tümoral oluşum da olabilir. Ancak bu, hemen doktor kontrolü gereken bir belirtidir. Özellikle tek bir memeden akıntı geliyorsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Tek memeden gelen, sürekli ve kendiliğinden olan kanlı akıntılar göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><strong>Belirtileri fark etmek erken tanı için büyük şans</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı tek taraftan geliyorsa, kanlıysa, memeye elle kontrolde ele gelen bir kitle hissediliyorsa, akıntı meme sıkılmadığı halde kendiliğinden geliyorsa meme kanseri olma ihtimali yüksektir. Bu belirtileri yaşayan kişi eğer erkekse bu normal bir durum değildir. Kadın ise bu durum normal olabilir; ancak yine de hemen doktora gitmesi ve gerekli tetkikleri yaptırması gerekir. Bu belirtilerin hemen fark edilmesi erken tanı için önemlidir. Böylelikle meme kanseri, daha başlangıç evresindeyken yakalanabilir. Bu noktada kendi kendine meme muayenesi yapmanın önemini ve düzenli meme kontrollerinin ihmal edilmemesini vurgulamak gerekir. 40 yaşından sonra her kadının mamografi taraması yaptırmasını öneriyoruz. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kişilerin ise kontrollere daha erken yaşlarda başlaması gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 09:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen alzheimer, yalnızca yaşlılığın bir belirtisi olarak değil, beyin hücrelerinin hasar görmesiyle oluşan, hafıza kaybı ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561">Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen alzheimer, yalnızca yaşlılığın bir belirtisi olarak değil, beyin hücrelerinin hasar görmesiyle oluşan, hafıza kaybı ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor. İlk belirtiler genellikle unutkanlıkla ortaya çıkarken, ilerleyen evrelerde hastalar günlük işlerini yapamaz hale gelebiliyor. Sağlıklı yaşam tarzı, düzenli beyin egzersizleri ve erken tanı, hastalığın seyir hızını önemli derecede etkiliyor. </p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Neşe Yavaşoğlu,  “21 Eylül Dünya Alzheimer Günü” öncesinde, alzheimer hastalığı ve belirtileriyle ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hastalığın altında genetik bozukluk ve stres yatıyor </strong></p>
<p>Dünya genelinde 60 yaş üstünde %5-8, 85 yaşın üstünde %30 oranında alzheimer görülmektedir. Türkiye’de ise 65 yaş üstü %8-10 kişide görülmektedir. Dünyada şu an 55 milyon, Türkiye’de 600 bin kadar Alzheimer hastası bulunmaktadır. Alzheimer hastalığı, beyinde sinir hücresi hasarına neden olan ilerleyici bir nörodejeneratif bozukluktur. Hastalığın oluş mekanizması tam aydınlatılamamıştır. Çalışmalar birçok farklı mekanizmanın rol oynadığını karmaşık bir süreci işaret etmektedir. Hastalığın oluş mekanizması kesin olarak anlaşılamamış olsa da, araştırmalar birkaç temel mekanizmanın rol oynadığını göstermektedir. Beta-amiloid adı verilen bir proteinin birikimi sonucu gelişen Amiloid Plaklar, tau proteininin anormallikleri, inflamasyon ve serbest radikallerin hücrelere zarar vermesi sonucu ortaya çıkan oksidatif stres, özellikle APOE- ε4 geninin varlığı gibi genetik yatkınlık ve epigenetik faktörlerdir.</p>
<p><strong>Alzheimer’ın 10 önemli sinyali!</strong></p>
<ol>
<li>Yakın dönemde olan durumları hatırlayamama, zaman ve mekanı karıştırma,</li>
<li>Eşyaları kaybetme, </li>
<li>Aynı soruları tekrarlama, </li>
<li>Konuşurken kelime bulmada güçlük çekme ve duraksama, </li>
<li>Bilinen yollarda kaybolma, </li>
<li>Yemek tarifi gibi planlama gerektiren işlerde zorlanma</li>
<li>TV izlerken konuyu takipte zorlanma, </li>
<li>Derinlik algısı bozulduğu için merdiven çıkmakta zorlanma, </li>
<li>Davranış değişiklikleri (kolay sinirlenme, huzursuzluk içe kapanma, sosyal yönden gerileme ve kişisel bakımını aksatma.)</li>
<li>Orta dönemde yakınlarını tanımada güçlük, ileri dönemde iletişim kuramama, yürüme ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarda bağımlılık </li>
</ol>
<p> Hastalığın tanısında, klinik öykü ve nörolojik muayene, bilişsel testler (MMSE, MOCA), MRI, PET (FDG-PET, Amyloid PET): gibi görüntüleme yöntemleri, beyin omurilik sıvısı veya kan testleri: Plazma p-tau181, p-tau217 vb. biyobelirteçler değerlendirilmektedir. Yaş, kadın cinsiyet, aile öyküsü, genetik mutasyonlar, sigara, alkol, hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik, depresyon, sosyal izolasyon, uyku apnesi, kafa travmaları, hava kirliliği ve toksin maruziyetleri, alzheimera yakalanma riskini artırmaktadır. </p>
<p><strong>Kesin tedavi yok ama belirtiler azaltılabilir</strong></p>
<p>Alzheimer için günümüzde hastalığı tamamen durduran veya geri<strong> </strong>döndüren kesin bir<strong> </strong>tedavi<strong> </strong>yöntemi henüz bulunmamaktadır. Belirtileri azaltmaya yönelik asetilkolinesteraz inhibitörleri, NMDA reseptör antagonisti kullanılmaktadır. Son yıllarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik bazı tedavi seçenekleri de gündemde; bu ilaçlar beyinde biriken amiloid-beta plaklarını azaltmakta, hastalığın ilerlemesini de bir miktar yavaşlatabilmektedir. Ancak beyin ödemi ve mikrokanama gibi yan etkiler meydana gelebileceğinden, kullanımları sınırlamaktadır. </p>
<p><strong>Yaşam tarzı değiştirilmeli ve koruyucu takviyeler alınmalı </strong></p>
<p>Alzheimer beyinde düzensiz proteinlerin yavaş yavaş biriktiği sinsi bir hastalık olmakla birlikte, bu birikimler belirtiler ortaya çıkmadan tam 10-15 yıl önce başlamaktadır. Bu nedenle koruyucu tedaviler almak gerekmektedir. Omega-3 Yağ Asitleri (DHA, EPA), B Vitaminleri, Resveratrol, Koenzim Q10, Ginkgo Biloba Ekstresi vb. çok sayıda araştırılmış takviyeler bulunmaktadır. Ancak bu takviyelerin yan etkileri veya ilaç etkileşimleri nedeni ile doktor önerileri doğrultusunda kullanılmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, az kalori tüketimine, haftada en az 150 dakika orta düzey aerobik egzersiz yapmaya (yürüyüş, bisiklet, yüzme), yeni şeyler öğrenme, stresi azaltmak için meditasyon yapmaya, 7-8 saat kaliteli düzenli uyku çekmeye özen gösterilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, Alzheimer’ın genetik geçişi<strong> </strong>%1’den azdır. Büyük çoğunluğunda genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve çevresel faktörler etkili olmaktadır<strong>.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561">Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece Terlemeleri Lenfoma Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-terlemeleri-lenfoma-habercisi-olabilir-575706</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 11:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[lenfoma]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terlemeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenfoma, her geçen yıl görülme sıklığı artan ve erkeklerde 7’inci, kadınlarda ise 8’inci en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-terlemeleri-lenfoma-habercisi-olabilir-575706">Gece Terlemeleri Lenfoma Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenfoma, her geçen yıl görülme sıklığı artan ve erkeklerde 7’inci, kadınlarda ise 8’inci en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana gruba ayrılan bu hastalık, özellikle lenf bezlerinde şişlik, yüksek ateş, yorgunluk, istemsiz kilo kaybı ve gece terlemeleri ile belirti veriyor. Hastaya özel olarak planlanan tedavi seçenekleriyle lenfomanın tedavi edilme oranı artabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Merkezi’nden Prof. Dr. Mutlu Arat, “15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü” kapsamında lenfomanın nedenleri, belirtileri ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Lenfoma; Yavaş, Agresif ve Çok Agresif Olarak 3’e Ayrılıyor</strong></p>
<p>Lenfoma, bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenfatik sistemin kanseri olarak tanımlanıyor. Lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin anormal çoğalmasıyla gelişen bu hastalık, seyir özelliklerine göre de sınıflandırılıyor:</p>
<ul>
<li>Yavaş tip lenfoma: Genellikle yaşlılarda görülüyor, yavaş ilerliyor ve bazı durumlarda hemen tedavi başlanmıyor, takip ediliyor.</li>
<li>Agresif lenfoma: En sık görülen türü “Büyük B Hücreli Lenfoma” olup, 40-50 yaş grubunda daha sık görülüyor. Mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor ve çoğunlukla tedaviye olumlu yanıt veriyor.</li>
<li>Çok agresif lenfoma: Hızla ilerleyerek lösemiye dönüşebiliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Bu Belirtilere Dikkat!</strong></p>
<p>Lenfomanın en bilinen belirtisi lenf bezlerinde ağrısız şişlik olsa da başka şikayetlerle de ortaya çıkabiliyor. Öne çıkan belirtiler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Yorgunluk ve istemsiz kilo kaybı</li>
<li>Yüksek ateş ve gece terlemeleri</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Ciltte geçmeyen kaşıntı</li>
<li>Dalakta büyüme</li>
<li>Kemiklerde ağrı</li>
</ul>
<p><strong>Tedavi Kişiye Özel Planlanıyor</strong></p>
<p>Lenfomanın tedavisinde, hastalığın tüm vücudu etkileyen yapısı göz önünde bulunduruluyor. Çoğunlukla kemoterapi, bazı durumlarda ise kemoterapi ile radyoterapi birlikte uygulanıyor. Tedavi yaklaşımı, hastalığın alt tipine ve seyrine göre belirleniyor.</p>
<p><strong>Kök Hücre Nakli ile Başarı Oranı Artıyor</strong></p>
<p>Bazı lenfoma hastalarında tedaviye rağmen nüks görülebiliyor. Bu durumda kök hücre nakli önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor.</p>
<ul>
<li>En sık tercih edilen yöntem otolog nakil olup, hastanın kendi kök hücreleri kullanılıyor.</li>
<li>Tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda ise allojenik nakil (donörden alınan kök hücrelerle) yapılabiliyor. Yeni bağışıklık hücreleri, kanserli hücreleri yabancı madde olarak algılayarak onlarla savaşabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-terlemeleri-lenfoma-habercisi-olabilir-575706">Gece Terlemeleri Lenfoma Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[tümörlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574775</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor. Genellikle çocukluk çağı ya da 40’lı yaşlarda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerle kendisini belli eden iyi huylu tümörler bazen hiç tedaviye gerek kalmadan bazen de ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Kötü huylu kemik tümörleri ise hızlı büyüyerek çevre dokularda hasara, kemiklerde kırıklara ve hatta uzak organlara sıçrayarak bireyde hayati riske neden olabiliyor. Bu nedenle kötü huylu kemik tümörlerinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor. Kötü huylu kemik tümörlerinin tedavi planı tümörün türü ve evresine göre hastaya özel planlanıyor ve bu sayede başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik yumuşak doku tümörlerinin belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığını hafife almayın</strong></p>
<p>Daha sık görülen iyi huylu tümörler (lipomlar) kitlenin büyümesi, kozmetik olarak hastayı rahatsız etmesi ve ağrıya yol açması durumlarında cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Kötü huylu tümörler (liposarkomlar) ise hayati önem taşımaktadır. Kötü huylu yumuşak doku tümörleri (sarkomlar) daha hızlı büyüme göstererek akciğer, kemik ve beyin gibi uzak dokulara metastaz yapabilir ve hastanın hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir. Burada en önemli nokta hastanın belirtileri ciddiye alıp, hızlı bir şekilde uzmana başvurmasıdır. Biyopsi ile tanısı konularak acilen kitlenin geniş bir cerrahi ile çıkarılması çok önemlidir. Bu grup tümörlerde, cerrahi sonrası nüksü önlemek için ışın tedavisi veya kemoterapi uygulanabilir.  </p>
<p><strong>Kemik yumuşak doku tümörlerinin 5 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>İyi huylu kemik tümörleri, yavaş ilerleyen, eklem veya kemikte ağrı, hareket kısıtlılığı ve aksama ile ortaya çıkabilmektedir. Bunların bir kısmı takibe alınabilirken, kırık riski ve hızlı büyüme potansiyeli olanlar ise ameliyatla temizlenebilmektedir. Kötü huylu kemik kanserlerinde ise hasta, şiddetli ve gittikçe artan şekilde kemik ağrısı, tümöre bağlı kırıklar ve o bölgede şişlikle doktora başvurur. Aşağıdaki belirtiler var ise mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir hekime ve merkeze başvurulması çok önemlidir. </p>
<ol>
<li>Vücudun herhangi bir bölgesinde sonradan meydana çıkan şişlikler</li>
<li>Eklemlerde hareket kısıtlılığı olması</li>
<li>Geçmeyen inatçı kemik ağrıları</li>
<li>Sonradan ortaya çıkan aksamalar, çocuklarda sebepsiz topallama</li>
<li>Gece uykudan uyandıran ağrılar </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale ile tedavi mümkün</strong></p>
<p>Radyolojik olarak grafi, MR, tomografi ve PET gibi tetkikler yapıldıktan sonra acilen geniş bir cerrahi gerektirir. Ameliyat sürecinde protezler, plak-vida ve çiviler ile çıkarılan kemiğin sağlamlaştırılması hedeflenir. Bu hastalık grubu orta ve ileri yaşlarda daha sık görülmekle beraber çocukluk çağında da oldukça sık görülmektedir. Osteosarkom ve Ewing sarkom gibi bazı tümörler çocukluk/ergenlik döneminde sık olarak görülmekte ve acil olarak medikal ve cerrahi tedaviler gerektirmektedir. </p>
<p>Genellikle iyi huylu tümörler meydana geliyor. Bir tane kötü huylu yumuşak doku tümörüne karşılık, 40-50 tane iyi huylu tümör görülebiliyor. Kemik tümörleri, özellikle çocukluk ve ergenlik çağında çok sık görülebilmektedir. Tek taraflı eklemde, kolda, bacakta şişlik, yürümekte zorluk, sebepsiz topallama var ise mutlaka doktora başvurulmalıdır. Zamanında müdahale ile neredeyse tamamına yakınının tedavisi mümkündür.</p>
<p><strong>Erken tanı hayat kurtarıyor, amputasyonu önlüyor</strong></p>
<p>Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisi bu konuda özel olarak uzmanlaşmış ve hastane olarak imkanları fazla olan bir merkezde yapılmalıdır, çünkü tanıda gecikme çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Tümör tanısında gecikme durumunda bazı vakalarda hastada yaygın metastazlar ortaya çıkabilmektedir. Diğer branşlarda olduğu gibi kas iskelet sistemi tümörlerinde de erken tanı hayat kurtarmaktadır. </p>
<p>Kemik tümörlerinde, tümörlü kemik çıkartıldıktan sonra yerine, protez ya da biyolojik rekonstrüksiyon denilen hastanın kendi ana kemiğinin kullanılması yöntemi uygulanmaktadır. 20-30 yıl önce bu hastalarda yüzde 40 olan bacak ve kol amputasyonu oranı günümüzde yüzde 3-4’lere düşmüş durumdadır. Yani hastalar bu uzuvlarının tamamını ya da bir kısmını kaybetmek zorunda kalmamaktadır. Ayrıca uygulanan ileri teknolojiler sayesinde hastalarda ameliyat sonrası kısa bir süre içerisinde iyileşme görülmektedir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. </p>
<p><strong>Sıklıkla 40 yaşından sonra görülüyor! </strong></p>
<p>Bu hastalığın görülmesinde genetik etkenler ön plandadır. Genetik bozukluk ve genlerde mutasyon gibi durumlar olduğu için hastalığın önleme şansı yoktur ancak erken tanı ile tedavi mümkün olabilmektedir. Risk faktörlerine bakıldığında; kardeşlerde tümör varsa bazı ailelerde yaygın kanserler görülebilmektedir. Bu tip durumlarda mutlaka diğer aile bireylerine tarama yapılmalıdır. Yumuşak doku tümörleri her yaş grubunda görülebilir ama sıklıkla 40 yaşından sonra ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca ileri yaşlarda metastazlar çok sık olmaktadır. </p>
<p>Multidisipliner yaklaşım bu hastalıklarda mutlaka gerekli olup, tedavinin başarılı olmasında en önemli unsurdur. Radyoloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, girişimsel radyoloji, nükleer tıp, fizik tedavi, onkolojik ortopedi gibi branşların bir arada ekip olarak hastayı tanı ve tedavide değerlendirmesi elzemdir. Her türlü kas iskelet sistemi tümörünün başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için; uzman bir ekip, gelişmiş radyoloji teknolojileri ve kişiye özel tedavi uygulamaları çok önemlidir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başboyun]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor. HPV virüsü, alkol ve güneş ışınlarının da sebep olabildiği bu kanser türü, tümörün yerine göre farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Gırtlakta gelişen tümörler, ses değişikliği ve yutma güçlüğüyle; burun bölgesine yerleşen kötü huylu tümörler ise geçmeyen burun tıkanıklıkları ve kanamalarıyla kendisini belli edebiliyor. Tüm kanserlerin %10’unundan fazlasını oluşturan baş-boyun kanserleri erken tanı ile vücudun diğer bölgelerine yayılması engellenerek tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Seyit Mehmet Ceylan, baş-boyun kanserlerinin sebepleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV aşısıyla baş-boyun kanseri riskini azaltabilirsiniz</strong></p>
<p>Kanser türleri içerisinde erkeklerde 5. kadınlarda ise 12. sırada olan baş- boyun bölgesi kanserlerine dünyada her yıl yaklaşık 890 bin kişi yakalanmaktadır. Baş- boyun bölgesinde bulunan tiroid ve özofagus kanserleriyle birlikte bu rakam 1,5 milyonun üzerine çıkmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda tiroid, erkeklerde ise gırtlak (larinks) kanseri sıklık açısından ilk sıradadır. Tütün ve alkol kullanımı yanında Epstein Barr virüsü (EBV) ve insan papilloma virüsü de (HPV) baş-boyun bölgesi kanserlerinde önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı azalmasına rağmen baş- boyun kanserlerindeki artışın bir nedeni olarak HPV enfekte kişi sayısındaki artış gösterilmektedir. HPV aşısı yaptırmak baş-boyun kanserleri açısından koruma sağlamaktadır. Oluşumu çevresel ve genetik sebeplerin yer aldığı komplike bir süreç olan baş-boyun kanserleri;</p>
<ul>
<li>Gırtlak (larinks) kanseri</li>
<li>Ağız boşluğu( ağız tabanı, dil, yanak mukozası vb.) kanserleri</li>
<li>Dudak kanseri</li>
<li>Yutak (farinks) kanseri</li>
<li>Geniz (nazofarinks) kanseri</li>
<li>Burun ve sinüs kaynaklı kanserler</li>
<li>Tükürük bezinden köken alan kanserler olarak sıralanabilir. Bunlara ilave olarak tiroid, özofagus (yemek borusu), baş boyun bölgesinde yer alan cilt kanserleri ve diğer bağ dokusu kökenli kanserler, farklı kökenli olup baş boyun bölgesini tutan kanserler de baş boyun bölgesinde yer alır.</li>
</ul>
<p><strong>Tedaviye rağmen geçmeyen burun tıkanıklığını hafife almayın</strong></p>
<p>Gırtlakta gelişen tümörün ilk belirtisi ses değişikliği, boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı olurken, burun, sinüsler ve nazofarinkste (genizde) yerleşen tümörler burun tıkanıklığı, burun kanaması, baş ve yüz ve kulak ağrılarına neden olabilmektedir. Gırtlaktaki tümörler uzun süre ses değişiklikleri yapmadan ileri boyutlara ulaşabilmekte ve boyun bölgesine yayılabilmektedir. İki haftadan uzun süren ses değişikliği, burun tıkanıklıkları, katı gıda yutulmasında güçlük, ağız içinde oluşan yaralar, yanakta veya boyunda çıkan ağrısız şişlikler baş-boyun bölgesi kanserlerinin belirtilerinden olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin özellikle de sigara kullananların zaman kaybetmeden alanında uzman bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları doktoruna görünmesi gerekir.</p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi planlaması yapılıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserleri erken tanı ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Erken tanı, tedavi süreçlerini kısaltarak fonksiyon kayıplarını en aza indirmektedir. Kanserli bölge tedavi edilirken hastanın yaşam kalitesini en az etkileyecek yöntemler tercih edilmektedir. Organ koruyucu tedaviler, endoskopik yani kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi seçenekler tercih edilmektedir. Günümüzde uygulanan modern yaklaşım baş boyun kanserli hastaların multidisipliner yöntemle tedavi edilmesine yöneliktir. Tedavi sürecinde medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve baş boyun cerrahı aktif rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Lazerle endoskopik ameliyat hastanede kalış süresini azaltıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserlerine yönelik tedavi seçeneklerinde sadece cerrahi ya da radyoterapi olabileceği gibi; ileri evre tümörlerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan kombine tedaviler de uygulanabilmektedir. Son yıllarda öne çıkan immunoterapi yöntemi de baş-boyun kanserlerinin tedavisinde umut vadeden bir uygulamadır. Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tedavi süreçlerinde cerrahi tedavi önemli bir yere sahiptir. Uygulanacak cerrahi seçenekler ve uygulanma şekli hakkında hastanın yeterince bilgilendirilmesi ve karar süreçlerine bilgilendirilmiş bir şekilde katılımının sağlanması güncel yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Günümüzde tedaviye yönelik bu yaklaşım kadar önem kazanan bir başka prensip de yaşam kalitesinin korunmasıdır. Yaşam kalitesinin korunması günümüzde ilaç ve ışın tedavisindeki gelişmeler kadar cerrahi tedavilerin de teknolojik gelişmeler doğrultusunda evrim geçirmesiyle mümkün olabilmektedir. Günümüzde en çok değişen cerrahi yaklaşım endoskopik olarak yapılan kapalı ameliyatların ağırlık kazanmasıdır. Lazer yardımıyla endoskopik olarak gerçekleştirilen larinks (gırtlak) kanseri ameliyatları iyileşmenin hızlı olması ve dolayısıyla daha az hastanede kalma gibi avantajlara sahiptir. Burun ve sinüs tümörlerinde kapalı endoskopik ameliyatlar artık dışarıdan kesiyle yapılan ameliyatların yerini almıştır. Cerrahi navigasyon sistemleri cerrahın kapalı yöntemlerle tümör ameliyatını gerçekleştirmesine yönelik kolaylıklar sağlamıştır.</p>
<p><strong>Fonksiyon kayıpları doku transferi ile en aza indirilebiliyor</strong></p>
<p>Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde tercih edilen cerrahi yöntemde, ortaya çıkabilecek fonksiyon kayıplarını en aza indirmek için doku transferleri yapılabilmektedir. Gerek komşu bölgelerden, gerekse vücudun uzak bölgelerinden yapılabilecek transferler ile fonksiyon kaybı en aza indirilebilmektedir. Son yıllarda tıp alanına da giren 3D teknolojisi, rekonstrüksiyon amacı ile kullanılabilecek, kişiye özel rekonstrüksiyon materyallerinin üretilebilmesinin önünü açmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adet Düzensizliği Pek Çok Hastalığın Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adet-duzensizligi-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-551355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 07:35:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[düzensizliği]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda adet döngüsü, yumurtalıkların salgıladığı hormonlar tarafından düzenleniyor ve adet kanamaları (regl), bu hormonların etkisiyle kalınlaşan rahmin iç yüzey tabakasının dökülmesiyle ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-duzensizligi-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-551355">Adet Düzensizliği Pek Çok Hastalığın Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda adet döngüsü, yumurtalıkların salgıladığı hormonlar tarafından düzenleniyor ve adet kanamaları (regl), bu hormonların etkisiyle kalınlaşan rahmin iç yüzey tabakasının dökülmesiyle ortaya çıkıyor. Aynı zamanda rahmi gebeliğe hazırlayan ve kan damarları açısından oldukça zengin olan bu dokudaki kanamalar doğal seyrin dışına çıktığında dikkatle takip edilmesi ve bir uzmana danışılması önemli. </p>
<p>Adet döngüsü, kanamanın birinci gününden başlayıp diğer adet kanamasının başlangıcına kadar olan süre şeklinde hesaplanır. Normalde her kadın, uzunluğu 21 ila 35 gün arasında değişen bir adet döngüsü yaşar. Ancak bir adet düzensizliğinden bahsetmek için;</p>
<ul>
<li>Adet döngüsünün 21 günden az veya 35 günden uzun sürmesi,</li>
<li>Bu durumun ardışık birkaç ay görülmesi,</li>
<li>Adetin 2 günden az veya 7 günden uzun devam etmesi ve </li>
<li>Şiddetli kanamaların olması gerekir. </li>
</ul>
<p>Tüm bu belirtilerin yanı sıra; ağrı, kramp, kusma, sürekli yorgunluk ve baş dönmesi gibi belirtiler de duruma eşlik edebilir. Adetten yaklaşık 2 hafta önce görülen kısa süreli lekelenme tarzı ara kanamalar ise daha çok doğal bir durum olan yumurta çatlamasıyla ilişkili ortaya çıkarken bazen arka planda başka bir sorunun habercisi de olabilir. </p>
<p><strong>Adet Düzensizliklerinde Erken Teşhis ve Kişiye Özel Tedavi Önem Taşıyor</strong></p>
<p>Adet düzensizliği pek çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Yumurtlama sorunlarına neden olacak hormonal düzensizlikler dışında, diğer bazı hormon bozuklukları da bu durumun nedenleri arasında.  Ayrıca bazı ilaç tedavileri, enfeksiyonlar, stres, polikistik over sendromu, tiroit hastalıkları, rahim içinde oluşan yapışıklıklar, polipler, miyomlar ya da bazı yumurtalık kistleri ile kadın üreme sisteminin kötü huylu kitleleri de adet düzensizliğiyle belirti verebilir. Özellikle adet sancısıyla birlikte görülen düzensizliklerde, rahim içi zarı dokusunun başka bölgelere yayılmasından kaynaklanan endometriozis hastalığının göz ardı edilmemesi de ayrıca önemli.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı Ünitesi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Deniz Özgen, adet düzensizliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planlamasının önemine vurgu yapıyor. Adet düzensizliğinin altında yatan nedenlerin belirlenebilmesi için çeşitli tanı yöntemlerinin kullanıldığını belirten Dr. Özgen, “Kesin tanıya ulaşmak için hormon testleri, rahim filmi, MR ve bilgisayarlı tomografi gibi ileri tetkiklerden faydalanıyoruz. Gerekli durumlarda rahim içinin görüntülenmesini sağlayan histeroskopi ile karın içi organları değerlendiren laparoskopi yöntemlerini de kullanıyoruz” dedi. Tedavi sürecinin, yapılan tetkiklerin ardından saptanan nedene göre tamamen kişiye özel planlandığını belirten Dr. Özgen, “Genellikle ilaç ve hormon tedavileriyle birlikte, bazı durumlarda cerrahi müdahaleler de gerekebiliyor. Bunun yanı sıra, yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavi sürecini destekleyen önemli bir unsur olduğunu söyleyebiliriz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-duzensizligi-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-551355">Adet Düzensizliği Pek Çok Hastalığın Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğun ve Uzun Süren Adet Kanamaları Rahim Poliplerinin Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogun-ve-uzun-suren-adet-kanamalari-rahim-poliplerinin-habercisi-olabilir-548487</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[poliplerinin]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim polipleri kadınların yaklaşık yüzde 10-24’ünü ilgilendiren bir sorun.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-ve-uzun-suren-adet-kanamalari-rahim-poliplerinin-habercisi-olabilir-548487">Yoğun ve Uzun Süren Adet Kanamaları Rahim Poliplerinin Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Rahim polipleri kadınların yaklaşık yüzde 10-24’ünü ilgilendiren bir sorun. Bununla birlikte bazı poliplerin hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeşiladalı, sorunun çoğu zaman adet düzensizliği, ara kanama ve özellikle yoğun adet kanamalarıyla kendini gösterebildiğine işaret etti. Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, özellikle anormal vajinal kanama gibi belirtilere işaret etti.</em></p>
<p>Kadın sağlığı açısından son derece önemli bir sorun olan rahim polipleri, çoğu zaman iyi huylu olmalarına rağmen bazı önemli sağlık riskleri taşıdıkları için dikkate alınması gerekiyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın, Doğum ve Tüp Bebek uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mert Yeşiladalı, rahim polipleri, rahim içini kaplayan endometrium dokusunun anormal büyümesi sonucu ortaya çıkan iyi huylu oluşumlar olarak tanımlanın bu yapıların çoğunlukla iyi huylu olsa da bazı durumlarda kanserleşme potansiyeli taşıyabileceklerine dikkat çekti. </p>
<p><strong>MENOPOZ SONRASI GELİŞEN RAHİM POLİPLERİNE DİKKAT!</strong></p>
<p>Poliplerin daha çok üreme çağındaki kadınların sorunu gibi algılanmasına karşın menopoz dönemindeki kadınları da etkilediğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, menopoz sonrası dönemde daha az görülse de tespit edilenlerin kanser riski taşıma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, “Boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilen polipler, tek bir odakta oluşabileceği gibi rahim içinde birden fazla olarak da gelişebilir. Sayı ve büyüklük arttıkça risk de artmaktadır” dedi. </p>
<p><strong>TÜP BEBEK TEDAVİSİ GÖREN KADINLARDA SONUCU ETKİLİYOR</strong></p>
<p>“Özellikle 30-50 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülüyor,” diyen Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, obezite, hipertansiyon, hormon tedavileri gibi ilaçların riski artırabileceğini vurguladı. Menopoz sonrası tespit edilen poliplerin ise kanser riski açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Rahim poliplerinin üreme çağındaki kadınlar için yaklaşık yüzde 10-20 sini etkilediğine işaret eden Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, tüp bebek (IVF) gibi yardımcı üreme tedavisi gören kadınlarda da polip görülme oranının yaklaşık yüzde 32 olduğunu ve bu durumun embriyonun rahme tutunmasını olumsuz yönde etkileyebileceğini anlattı.  Poliplerinin menopoz sonrası kadınlarda öneminin arttığına işaret eden Dr. Öğr. Ü. Mert Yeşiladalı, “Bu grupta polip görülme oranının yaklaşık yüzde 11–24 arasında seyreder. Üstelik, menopoz sonrası tespit edilen polipler kanser açısından daha yakından değerlendirilmelidir.” Diye konuştu.</p>
<p><strong>SESSİZ SEYREDİYOR</strong></p>
<p>Rahim poliplerinin belirtilerinin kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeden de seyrettiğinin altını çizen Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeşiladalı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastalar bize genellikle adet düzensizliği, ara kanama, adetlerin normalden uzun ve yoğun olması, ilişki sonrası kanama veya menopoz sonrası kanama şikayetlerinden biri veya birden fazlası ile başvuruyorlar. Ancak, kadınların yaklaşık yarısında polipler hiçbir belirti vermez ve yalnızca rutin jinekolojik muayenelerde veya ultrason incelemelerinde tesadüfen saptanır. En yaygın tanı yöntemi vajinal ultrasonografi. Kesin tanı ise histeroskopiyle çıkarılan örneklerin patolojik incelemesiyle konulabiliyor.”</p>
<p><strong>CERRAHİ TEDAVİ ŞART!</strong></p>
<p>Tedavide de yine histeroskopiden faydalandıklarının anlatan Dr. Öğr. Ü. Yeşiladalı, sözlerine şöyle devam etti: “Endometrial poliplerin endoskopik cerrahi (histeroskopi) ile çıkarılmaktadır. Histeroskopi oldukça basit ve kesisiz bir endoskopik işlemdir, histeroskopi sonrasında hastalar 2 saat içinde taburcu olarak normal hayatlarına dönebilmektedirler. Tedavi edilmeyen polipler devam eden kanamalara, anemiye ve nadiren malign (kanserleşme) dönüşüme neden olabilir.”</p>
<p><strong>“GEBE KALMA SÜRECİNİ DE ETKİLER”</strong></p>
<p>Rahim poliplerinin gebeliğe de etkisi olabileceğini belirten Dr. Öğr. Ü, Yeşiladalı, “Polipler, rahim içindeki ortamı olumsuz etkileyerek gebelik şansını düşürebilir. Tüp bebek tedavisi gören kadınlarda da başarı oranını azaltabilir. Bu nedenle çocuk isteği olan kadınlarda poliplerin alınması önerilir.” dedi.  Bazı kadınlarda poliplerin tekrar edebildiğine de işaret eden Dr. Öğr. Ü.  Yeşiladalı, sözlerine şöyle sürdürdü: “Özellikle hormonal düzensizlikleri olan kadınlarda veya poliplerin tamamen temizlenmediği durumlarda tekrarlama riski daha yüksektir. Takip ve düzenli kontroller bu nedenle önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-ve-uzun-suren-adet-kanamalari-rahim-poliplerinin-habercisi-olabilir-548487">Yoğun ve Uzun Süren Adet Kanamaları Rahim Poliplerinin Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırt Ağrısı Omurga Tümörü Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-457674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 07:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurga (Vertebra) tümörleri çeşitli şekillerde tanımlanabilir. Öncelikle omurga kemiği ile omurilik tümörlerini birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Biz burada sizlere omurga kemiği tümörlerinden bahsedeceğiz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-457674">Sırt Ağrısı Omurga Tümörü Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omurga kemiği tümörleri kendi dokusundan (primer=birincil) ve vücudun başka kanser odağından kaynaklanan (metastatik=sekonder) olmak üzere iki gruba ayrılır.</p>
<p>Omurga, akciğer ve karaciğeri takiben kanser hücrelerinin metastaz yaptığı en yaygın üçüncü bölgedir Omurları etkileyen çoğu tümör, vücudun başka bir yerinden omurgaya yayılır (metastaz yapmış) ve genellikle prostat, meme, akciğer, böbrek, tiroid veya barsak kaynaklıdır. Vücudun herhangi bir yerinde kansere yakalanmış tüm hastaların% 40&#8217;ından fazlası, kanserlerinin yaşamları boyunca omurgalarına yayılmasını yaşayacaktır. Neyse ki, bu hastaların sadece% 10&#8217;unda şikayete neden olur. Bu nedenle vertebral tümörler, daha önce kanser öyküsü olan kişilerde daha yaygındır. </p>
<p>Omurganın kendi dokusundan kaynaklı (primer) tümörler çok daha az yaygındır. Primer tümörler iyi (benign) ya da kötü (malign) karakterde olabilir.</p>
<p>• İyi huylu bir spinal tümör genellikle düzgün sınırlara sahiptir. İyi huylu bir tümör kanser değildir, ancak şikayetlere neden oluyorsa, omurga üzerinde hasara neden oluyorsa veya sinirlere baskı oluşturuyorsa çıkarılması gerekebilir. Anevrizmal kemik kisti, osteoid osteoma, osteoblastoma, osteokondrom ve hemanjiom bunlara örnektir.</p>
<p>• Kötü huylu tümörler komşu sağlıklı dokulara yayılabilen, başka organlara (akciğer, karaciğer vs) sıçrayabilen ve hayatı tehdit edebilen kanserlerdir. Malign omurga tümörlerinde kondrosarkomlar, Ewing sarkomları ve osteosarkomlar bulunur.</p>
<p>Omurga tümörleri, özellikle büyüdükçe ve bulunduğu yerdeki dokulara hasar verdiği ölçüde, farklı şikayetlere neden olabilir. Tümörler omurga kemiğiniz dışında omuriliğinizi veya sinir köklerini, kan damarlarını veya komşu organlarınızı etkileyebilir. Omurga tümör belirtileri ve semptomları arasında şunlar olabilir:</p>
<p>• En sık şikayet sırt ağrısıdır. Sırt ağrısı istirahat ile hafiflemediği gibi geceleri daha şiddetli olabilir. </p>
<p>• Özellikle kollarınız veya bacaklarınızda duyu kaybı veya kas zayıflığı</p>
<p>• Yürüme zorluğu, bazen düşmelere neden olabilir.</p>
<p>• Bağırsak veya mesane fonksiyonunun kaybı (idrar ve dışkı yapamama/kontrol edememe)</p>
<p>• Yavaş ya da hızlı gelişen kol ya da bacağın bir kısmını yada tümünü etkileyen felç gelişebilir.</p>
<p>Omurga tümörleri, tümör tipine bağlı olarak farklı oranlarda ilerler.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora görünmek gerekir</strong></p>
<p>Sırt ağrısının birçok nedeni vardır ve çoğu sırt ağrısına bir tümör neden olmaz. Ancak, erken tanı ve tedavi vertebral tümörler için önemli olduğu için, doktorunuza sırt ağrınız ile ilgili şu bilgileri verin:</p>
<p>• Kalıcı ve ilerleyici</p>
<p>• Etkinlikle ilgili değil</p>
<p>• Geceleri daha da kötüleşiyor</p>
<p>• Kanser hikayeniz var ve yeni sırt ağrısı gelişti</p>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda hemen tıbbi yardım alın:</strong></p>
<p>• Bacaklarınızda veya kollarınızda ilerleyici kas zayıflığı veya uyuşma</p>
<p>• Bağırsak veya mesane fonksiyonundaki değişiklikler</p>
<p><strong>Gidişat (Prognoz)</strong></p>
<p>Bir omurga tümöründe gidişatı belirleyen mevcut tümörün iyi ya da kötü olmasıdır. İyi huylu tümörler uygun cerrahi ile genellikle sorunsuz iyileşir. Omurganın kendisinden kaynaklanan (primer) kötü huylu tümörlerde gidişatın iyi olması, tümörün başka organa yayılmamasına, cerrahi ile tamamının çıkarılmasına ve kemoterapi ve/veya radyoterapiye iyi bir cevap vermesine bağlıdır.   </p>
<p>Başka bir kanser odağından kaynaklanan (metastaz) omurga tümörlerinde gidişat başlıca, mevcut kanserin cinsi, omurga dışında başka bir organa yayılım varlığı ve hastanın genel durumuna bağlıdır.</p>
<p><strong>Riskler</strong></p>
<p>Hem iyi hem de kötü vertebral tümörler, omiriliğinizdeki sinirleri sıkıştırarak, tümörün bulunduğu yerin altında bir hareket veya duyu kaybına yol açabilir. Bu bazen bağırsak ve mesane fonksiyonunda değişikliklere neden olabilir. Sinir hasarı kalıcı olabilir.</p>
<p>Bir vertebral tümör, omurganın kemiklerine de zarar verebilir ve onu dengesiz hale getirebilir; bu da ani bir kırık veya omuriliği yaralayabilecek omurganın çökmesi riskini artırır.</p>
<p>Bununla birlikte, eğer tümör erken yakalanır ve hızlı bir şekilde tedavi edilirse, daha fazla fonksiyon kaybını önlemek ve sinir fonksiyonunu yeniden kazanmak mümkün olabilir. Yerleşin yerine bağlı olarak, omuriliğin kendisine doğru baskı yapan bir tümör yaşamı tehdit edici olabilir.</p>
<p><strong>Teşhis</strong></p>
<p>Vertebral tümörler bazen göz ardı edilebilir çünkü semptomları daha sık görülen durumlara benzemektedir. Bu nedenle, doktorunuzun tam tıbbi geçmişinizi bilmesi ve genel fiziksel ve nörolojik muayeneleri yapması özellikle önemlidir.</p>
<p>Eğer doktorunuz bir vertebral tümörden şüpheleniyorsa, aşağıdaki testlerden biri veya birkaçı tanının doğrulanmasına yardımcı olabilir ve tümörün yerini belirleyebilir:</p>
<p>Düz grafi: Düz radyografi, pediküllerin veya omur gövdesinin erozyonunu göstermek için kullanılır. Bununla birlikte, radyolojik bulgular sadece kemik yıkımı% 30-50&#8217;ye ulaştığında ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>• Manyetik rezonans görüntüleme (MRG). MRG, omurga, omurilik ve sinirlerinizin doğru görüntülerini üretmek için güçlü bir mıknatıs ve radyo dalgaları kullanır. MRG genellikle vertebral tümörleri teşhis etmek için tercih edilen testtir. Belli dokular ve yapıları vurgulamaya yardımcı olan bir kontrast madde, test sırasında ayağınızdaki veya önkoldaki bir damar içine enjekte edilebilir.</p>
<p>• Bilgisayarlı tomografi (BT) taraması. MRG yumuşak dokuları daha ayrıntılı gösterirken BT kemik yapıları göstermede daha üstün ve kullanışlıdır. BT taraması MRG ile kombinasyon halinde kullanılabilir. Ayrıca nereden kaynaklandığı bilinmeyen metastaz hastalarında primer odağı saptamak için akciğer, karın (batın) tomografisi çekilir. </p>
<p>Metastatik hastalarda başka bir omurga lokalizasyonunda da lezyon olabilme ihtimalinden dolayı (%15) görüntüleme yöntemleri tüm omurgayı içerecek şekilde çekilmelidir.</p>
<p>Kemik tarama(sintigrafi): Özellikle metastaz hastalarında omurga dışında başka bir kemikte lezyon olup olmadığını teyit etmek için kullanılır.</p>
<p>Pozitron emisyon tomografisi (PET) –CT: Sistemik hastalığın hızlı taranmasına ve evrelemesine izin verir. Ayrıca kanserli hastalarda kemoterapiye yanıtı belirlemek için kontrol amaçlı çekilebilir.</p>
<p>• Biyopsi. Çoğu zaman, tümör tipini belirlemenin tek yolu, bir mikroskop altında küçük bir doku örneğini (biyopsi) incelemektir. Biyopsi sonuçları tedavi seçeneklerini belirlemede yardımcı olacaktır.</p>
<p>Biyopsi örneğini elde etmek için kullanılan yöntem, genel tedavi planının başarısı için kritik olabilir. Çoğu durumda anestezi altında bir görüntüleme (genellikle X-ışını=skopi veya BT ) klavuzluğunda biyopsi iğnesi ile kapalı olarak işlem uygulanır.</p>
<p>Çoğu vertebral tümör için tedavi seçenekleri şunlardır:</p>
<p>• <strong>Ameliyat.</strong></p>
<p>Cerrahi olarak vertebral tümörün çıkarılması ve oluşan boşluğun doldurulması: İdeal olarak, vertebral tümör tedavisinin amacı tümörden tamamen kurtulmaktır. Ancak, bu, omurilikte veya çevredeki sinirlerde kalıcı hasar riskiyle beraber olabilir. Bu seçenek genellikle genel durumu iyi olup uzun dönem yaşam beklentisi olan hastalar için tercih edilir.</p>
<p>Omirilik basısına neden olan tümör dokusunun ortadan kaldırılması ve omurganın sabitlenmesi: Özellikle malign karakterdeki tümörler omirilik basısına neden olarak kısmı yada tam felçe neden olabilir. Bu durumda basıyı ortadan kaldırmak için omiriliğin etrafı boşaltılır (seperasyon cerrahisi) ve etkilenen omurgayı sabitlemek için vidalama yöntemi (enstrümentasyon) uygulanır.  </p>
<p>Vertebroplasti/ Kifoplasti: Bu prosedürler, çökmüş vertebral kemiği yeniden yapılandırıp hizalanmayı düzeltmesine veya bir sinir üzerindeki basıncı gidermesine izin verir. Vertebroplasti ve kifoplasti, X-ray ekipmanı (skopi) olan bir ameliyathanede gerçekleştirilen görüntü kılavuzlu prosedürlerdir.</p>
<p>Bu prosedür ya genel anestezi altında ya da lokal anestezi destekli sedasyon altında (hastanın uyanık olduğu) yapılır. Bir veya iki iğne, arkadaki deriden kırık vertebraya röntgen rehberliği altında kapalı olarak ilerletilir. Skopi ile iyi iğne yerleşimini doğruladıktan sonra, cerrah kemik çimentosunu kırık vertebraya enjekte eder. Çimento, birkaç dakika içinde sertleşir, kemikte ani stabilite ve ağrının giderilmesini sağlar. Bu yöntem genel durumu iyi olmayan kanser hastalarında uygulanabilir.</p>
<p>•<strong>Radyoterapi: </strong> Bu, tümüyle çıkarılamayacak tümörlerin kalıntılarını ortadan kaldırmak için operasyonu takiben veya ameliyat edilemez tümörleri tedavi etmek için uygulanabilir</p>
<p>Bazı vertebral tümörler için ilk basamak tedavi olabilir. Radyasyon tedavisi, ameliyat çok riskli olduğunda yalnızca ağrıyı hafifletmek için de kullanılabilir.</p>
<p>Stereotaktik radyocerrahi (SRS). Aslında cerrahi olmayan bu tedavi, yüksek dozda kesin olarak hedeflenen radyasyon sağlar. SRS&#8217;de, doktorlar, bilgisayarları radyasyon ışınlarını tüm noktalarda kesin doğrulukta ve birden çok açıdan odaklamak için kullanır. Klasik radyoterapi yöntemlerine göre etkinliği yüksek ve yan etkisi düşüktür. Radyocerrahide, vertebra tümörlerini tedavi etmek için radyasyonu stereotaktik olarak kullanan farklı tipte (Cyberknife vs) teknolojiler vardır. </p>
<p>• <strong>Kemoterapi: </strong> Birçok kanser türü için standart bir tedavi olan kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini engellemek için kullanılır. Tek başına ya da diğer terapilerle kombinasyon halinde kullanılabilir.</p>
<p>• <strong>Hormonoterapi:</strong> Sıklıkla prostat ve meme kanserli hastalarda kullanılır.</p>
<p> •<strong>İmmünoterapi:</strong> Melanom, akciğer ve böbrek kanserine bağlı metastatik hastalarda kullanılır</p>
<p>•<strong>Steroidler:</strong> Cerrahi ve radyasyon terapisi, tümörlerin kendisi de omurilikte mikropsuz iltihaba (enflamasyon) neden olabilir, doktorlar bazen ameliyatı takiben ya da radyasyon tedavisi sırasında ödemii azaltmak için kortikosteroidler reçete ederler.</p>
<p>Kortikosteroidler inflamasyonu azaltsalar da, kas güçsüzlüğü, osteoporoz, yüksek tansiyon, diyabet ve enfeksiyona karşı artmış duyarlılık gibi ciddi yan etkilere neden olduğu için genellikle kısa süreli olarak kullanılırlar.</p>
<p>• <strong>Bifosfanatlar:</strong> Kemik güçlendirmesi için kullanılan bu ilaçlar tümörden etkilenen kemiklerde çökme ve kırılma riskini azaltmaktadır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-omurga-tumoru-habercisi-olabilir-457674">Sırt Ağrısı Omurga Tümörü Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandilinin Devletimizin Ve Milletimizin Yükselişinin Habercisi Olmasını Diliyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mirac-kandilinin-devletimizin-ve-milletimizin-yukselisinin-habercisi-olmasini-diliyorum-438869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2024 08:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[devletimizin]]></category>
		<category><![CDATA[diliyorum]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kandilinin]]></category>
		<category><![CDATA[milletimizin]]></category>
		<category><![CDATA[miraç]]></category>
		<category><![CDATA[olmasını]]></category>
		<category><![CDATA[yükselişinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438869</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlçe halkının Miraç Kandilini kutlayan Belediye Başkanı Alper Taban, “Miraç, beşeri hislerden tertemiz bir kulluğa, en yüce mertebeye yükseliştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mirac-kandilinin-devletimizin-ve-milletimizin-yukselisinin-habercisi-olmasini-diliyorum-438869">Miraç Kandilinin Devletimizin Ve Milletimizin Yükselişinin Habercisi Olmasını Diliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İlçe halkının Miraç Kandilini kutlayan Belediye Başkanı Alper Taban, “Miraç, beşeri hislerden tertemiz bir kulluğa, en yüce mertebeye yükseliştir. Miraç Kandili’nin ülkemiz ve milletimiz için de yeniden yükselişin habercisi olmasını rabbimden niyaz ediyorum” dedi. Öte yandan, kandil gecesi Hacı Yusuf Camisinde Kuran-ı Kerim tilavetiyle yatsı namazı çıkışında ikramlar yapılacağı bildirildi.</b></p>
<p>Recep ayının ilk manevi günü olan Regaip Kandili ile başlayan mukaddes geceler halkasının zincirlerinden biri de Miraç Kandili. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Salı gecesi idrak edeceğimiz Miraç Kandiline ilişkin yazılı bir açıklama yayınlayarak ilçe halkının kandilini kutladı. Başkan Taban, üç aylarda Regaip Kandili ile başlayan mübarek gecelerin birçok hikmet, sır ve bereketi içinde barındıran Miraç Kandili ile devam ettiğini ifade ederek özellikle Müslüman coğrafyada akan kan ve göz yaşının dinmesi için dua istedi.</p>
<p>“MİRAÇ KANDİLİ HUZUR VE BARIŞIN BAŞLANGICI OLSUN”</p>
<p>Miraç Kandilinin Hicri Takvime göre Recep Ayı’nın 27. gecesi idrak edildiğini hatırlatan Başkan Taban, “Miraç Kandili, Hz. Muhammed (sav)’in Allah huzuruna yükselişini ifade etmesi nedeniyle önemli bir gecedir. Bizler de mübarek Miraç Kandiline kavuşmanın manevi huzurunu yaşıyoruz. Ancak yaşanan dünya üzerinde bitmeyen bir düşmanlık, son bulmayan kin, özellikle Müslüman coğrafyada dinmeyen kan ve gözyaşlarından dolayı da bir yanımız üzgün ve acılı. Bu nedenle, Miraç Kandilinde ekseriyetle tüm dünyada huzur ve barış için ellerimizi semaya açacağız. İnşallah bu mübarek gecenin içimizi yakan afetler, felaketler, savaşların son bulması adına bir başlangıç, bizlere de güç kuvvet vermesini niyaz ediyorum. Mübarek Miraç gecesinin ülkemiz ve milletimiz için de yeniden yükselişin habercisi olmasını temenni ediyorum. Bu mübarek geceyi fırsat bilip milletimiz ve ülkemiz için, tüm mazlumlar için, dünyada barış ve huzurun sağlanması için yüce Rabbimize dua etmeliyiz” dedi.</p>
<p>Miraç gecesinin ilahi lütuf ve ikramlarla dolu bir gece olduğuna da vurgu yapan Başkan Taban, şöyle devam etti: “Peygamber Efendimizin yaptığı Miraç yolculuğu, Mescid-i Haram’dan başlayıp Mescid-i Aksa’ya ve oradan da Yüce Mevla’ya doğru yapılan kutsal bir yolculuktur. Miraç, beşeri hislerden tertemiz bir kulluğa, en yüce mertebeye yükseliştir. Böyle geceler birlik beraberliği, dayanışmayı ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmeye, kendimizi ve yaptıklarımızı bir daha gözden geçirip tartmamıza vesile olan gecelerdir. Bu vesileyle pek çok önemli hadiseyi içerisinde barındıran bu kutlu gecenin başta İnegöl’ümüze, ülkemize ve tüm dünyaya sağlık ve huzur getirmesini diliyorum.”</p>
<p>MİRAÇ KANDİLİ HACI YUSUF ŞAHİN CAMİSİNDE KUTLANACAK</p>
<p>Öte yandan, İnegöl Belediyesi Miraç Kandili gecesi Hacı Yusuf Şahin Camisinde özel bir program icra edecek. İmam Nurullah Memiş ve Müezzinler Sedat Kaya ile Selami Gülenç’in akşam namazı ile yatsı arasında Kuran-ı Kerim tilavetleri ve namaz çıkışında vatandaşlara lokma ikramları yapılacağı ifade edildi. Başkan Alper Taban, tüm ilçe halkını kandil programına davet etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mirac-kandilinin-devletimizin-ve-milletimizin-yukselisinin-habercisi-olmasini-diliyorum-438869">Miraç Kandilinin Devletimizin Ve Milletimizin Yükselişinin Habercisi Olmasını Diliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tümörünün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor. Tümör, yapısına göre kalp için de 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar büyüyebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, kalp tümörlerinde robotik cerrahinin önemi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kalp tümörleri türüne göre değişiklik gösterebilir </strong></p>
<p>Kalp tümörü göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybına sebep olabilmektedir. Tümörün büyüklüğü ve yapısına bağlı olarak nadiren emboli denilen tümör parçasının koparak organları besleyen atardamarları tıkaması şeklinde bir tablo görülebilmektedir. Bu duruma “tümör embolizasyonu” denmekte olup, tümör kopması ve kalpten emboliye bağlı felç, bacak damarlarında tıkanma ya da iç organ fonksiyon bozukluğu söz konusu olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörleri sıklıkla iyi huyludur. Bazı tümörler genetik geçişlidir, ancak büyük çoğunluğunda kesin sebep bilinmemektedir. Kalp içinde 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar değişen büyüklükte ortaya çıkabilmektedirler. Küçük, düzgün yüzeyli, bir sapla kalp duvarına tutunan kalp kitlesi herhangi bir şikayet oluşturmadan sessiz bekleyebilmektedir. Daha büyük kalp tümörleri ise kalp yetmezliği, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü, emboli ya da ani hayat kaybına sebep olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörü ameliyatı bu kitlelerin kalpten çıkartılması için yapılmaktadır. Kitle teşhis edildikten sonra operasyonun bir an önce yapılması hastanın emboli riskini azaltmak için önerilmektedir. Örnek olarak, iyi karakterli olduğu düşünülen hareketli bir kalp tümörünü bir an önce çıkartmak şikâyeti olmayan bir kişide felç, ya da ani ölüm riskini azaltmaktadır. </p>
<p><strong>Kalp tümörü ameliyatında robotik cerrahi</strong> konfor sağlıyor</p>
<p>Kalp tümörü ameliyatları açık, endoskopik yani kapalı ya da robotik kalp ameliyatı şeklinde 3 ayrı yolla yapılmaktadır. Bu ameliyatlar yaklaşık 4-6 saat sürmektedir. Robotik cerrahi oldukça konforlu olan yöntemdir. </p>
<p>Robotik kalp cerrahisi robotik cerrahi sistemlerinin bulunduğu robotik cerrahi merkezlerinde uygulanmaktadır. Bu ameliyatların yapılabilmesi için merkezde anestezi doktorları, ameliyat hemşireleri, perfüzyonistler ve robotik kalp cerrahlarının bulunması gerekmektedir. </p>
<p>Robotik cerrahi; kalp ameliyatının riskini artırmamakta, hastaya da doktora da konfor sağlamaktadır. Ameliyat sonrasında hastalar cerrahi yoğun bakıma alınır ve takipleri sağlanır. Hasta ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sıkıntı olmaması halinde en kısa sürede servis odasına alınır. Robotik kalp cerrahisinin avantajı küçük kesiler kullanılmasından dolayı travmanın daha az olması ve ameliyat sonrası sürecin daha hızlı geçmesidir. Ameliyat sonrasında hastaların günlük yaşamlarına dönüşü daha hızlı olmaktadır.</p>
<p>Kötü huylu kalp tümörlerinde ise tedavi seçenekleri hastanın genel durumuna göre belirlenir. Kemoterapi, ışın tedavisi ve ameliyat gibi tedavi yöntemleri konusunda planlama yapılır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Travma Olmaksızın Ayak Bileğinde Ortaya Çıkan Ağrılar Farklı Hastalıkların Habercisi Olabilir!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travma-olmaksizin-ayak-bileginde-ortaya-cikan-agrilar-farkli-hastaliklarin-habercisi-olabilir-404784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bileğinde]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olmaksızın]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayak bileği ağrılarının birçok sebepten kaynaklandığını ve farklı hastalıklar hakkında bilgi verebileceğini ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Çağrı Aksu, “Bu noktada önemli olan ağrının aktiviteyle ilişkisinin olup olmadığıdır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-olmaksizin-ayak-bileginde-ortaya-cikan-agrilar-farkli-hastaliklarin-habercisi-olabilir-404784">&#8220;Travma Olmaksızın Ayak Bileğinde Ortaya Çıkan Ağrılar Farklı Hastalıkların Habercisi Olabilir!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ayak bileği ağrılarının birçok sebepten kaynaklandığını ve farklı hastalıklar hakkında bilgi verebileceğini ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Çağrı Aksu, “Bu noktada önemli olan ağrının aktiviteyle ilişkisinin olup olmadığıdır. Herhangi bir travma ya da hastanın hatırladığı bir problem yokken ortaya çıkan ağrılar bizi daha farklı hastalıklara yönlendirebilir” diye konuştu. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Ortopedik sorunlar arasında en sık rastlanan ve acile yapılan başvurularda da ilk sıralarda yer alan problemlerden biri olan ayak bileği ağrılarının temelinde travmalardan metabolik hastalıklara kadar çok farklı sorunlar yer alabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, yaş ayrımı gözetmeden herkesin yaşayabileceği bu sorunda altta yatan nedene yönelik tedavi yapılmazsa ağrının kronik bir hal alabileceğini hatta farklı sorunlara neden olabileceğine işaret etti. </p>
<p><strong>AĞRI TEK BİR BÖLGEDE YA DA BİLEĞİN TAMAMINDA OLABİLİYOR</strong></p>
<p>Özellikle ağrının temelinde travma ya da hastanın hatırladığı bir problem olmadığı durumlarda farkı hastalıklara yönelmek gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Aksu, “Sıklıkla travma ya da kronik zorlayıcı aktiviteler sonrasında ağrı ortaya çıksa da metabolik ya da romatizmal hastalıklara bağlı olarak eklemin zaman içerisinde hasarlanması sonucu da ayak bileği bölgesinde ağrı yaşanabiliyor. Hastalar bize geldiklerinde ağrıyı genellikle ayak bileğinde tarif eder ama bazen de ayak bileğinin arka, ön veya yan tarafında ağrı olduğunu söyleyebilirler. Bazı durumlarda ise ağrıyı lokalize edemedikleri yani ‘ayak bileğim ağrıyor ama tarif edemiyorum’ şeklinde şikayetleri olabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“AYAKTAKİ AĞRININ KARAKTERİ GİZLEDİĞİ HASTALIKLAR HAKKINDA BİLGİ VERİYOR”</strong></p>
<p>Altta yatan nedeni tespit ederken önce ağrı karakterinin bilinmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Aksu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı hastalar ayağının acıdığını bazıları ise yandığını söyler. Bunların hepsi bize değişik hastalıklar hakkında bilgi verir. Ama daha önemlisi ağrının aktiviteyle bir ilişkisinin olup olmamasıdır. Çünkü kimi ağrılar aktivite sırası veya sonrasında hissedilirken kimi ağrılar da gece yatarken aktivite yapılmadığı dönemlerde hissedebilir. Aynı zamanda herhangi bir travma ya da hastanın hatırladığı bir problem yokken ortaya çıkan ağrılar bizi daha farklı hastalıklara yönlendirebilir. Ayak ağrısı şikayetlerini en çok travma veya aşırı zorlayıcı kullanıma bağlı görüyoruz ama bunun dışında bel fıtığı gibi ayaktaki sinirsel yapıyı etkileyen birçok hastalıktan kaynaklı görebilir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“HASTALAR UZUN SÜREN KRONİK AĞRILAR ÇEKEBİLİYOR” </strong></p>
<p>Ayak bileğinin birçok kemik ve bağdan oluşan bir yapı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Aksu, bağlar ve tendonlar gibi kendi kan damarı olmayan yapılar zarar gördüğünde iyileşmelerin kemik ve kas dokusuna göre daha uzun sürdüğünü söyledi. Bu durumda hastanın uzun süren kronik ağrı yaşayabildiğini belirten Dr. Öğr. Ü. Aksu sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle ağrı akut bir travmadan kaynaklanmıyorsa, uygun olmayan sportif faaliyete bağlıysa yavaş yavaş gelişebilir ancak bir noktadan sonra artık hastanın üzerine basmasına engel olacak seviyeye kadar ulaşabilir. Dolayısıyla bunların önceden tespit edilmesi çok önemli. Bu nedenle bilinçli spor yapılmalı. Germe / esneme egzersizleri yapılmadan spora başlanmamalı. Aksi taktirde hastalar bağ yaralanmalarıyla karşımıza gelebiliyor.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> “AĞRI DEVAM EDİYORSA MUTLAKA HEKİME BAŞVURULMALI” </strong></p>
<p>Özellikle bir travma sonrasında gelişen ayak bileği ağrılarında bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Aksu, “Travma sonrasında eğer hasta ayağının üzerine hiçbir şekilde basamıyor, adım atamıyorsa zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı. Eğer en az dört beş adım atılabiliyorsa ve bir ortopedi hekimine hızlı ulaşım imkanı yok ise bu durumda ayak bileği yukarı kaldırılıp buz uygulaması yapılabilir. Ancak şikayetleri birkaç gün içinde geçmez ise mutlaka hekime başvurulmalı” dedi. Herhangi bir travmatik neden olmadan ayak bileğinde şişlik ya da ağrı oluşması durumunda ise detaylı inceleme için zaman kaybedilmeden ayrıntılı inceleme için hekime başvurulması gerektiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Aksu, “Çünkü bu ağrılar romatizmal sebeplerden olabileceği gibi nadir de olsa eklem iltihabı nedeniyle de karşımıza çıkabiliyor. Bu tip durumlarda hemen müdahale etmek gerekiyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>TANIYA GÖRE FARKLI TEDAVİ YAKLAŞIMLARI UYGULANIYOR</strong></p>
<p>Tedavi yöntemlerinin sebebe göre değişebildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Çağrı Aksu, sözlerine şöyle devam etti: “Burada şikayetin sebebini tespit etmek gerekiyor ki bu noktada fizik muayene çok değerli. Hastanın durumuna göre daha ileri tetkiklerle tanıyı netleştiririz. Bölgesel bir kıkırdak hasarı varsa cerrahi tedaviler ön planda olabiliyor. Kronik tendon ya da bağ problemlerinde enjeksiyonlardan yararlanıyoruz.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“BİLİNÇSİZCE YAPILAN MÜDAHALELER SORUNLARIN BÜYÜMESİNE NEDEN OLABİLİR”</strong></p>
<p>Halen ülkemizde bazı bölgelerde ayak bileğinde ortaya çıkan bu sorunlarda “çıkıkçı” gibi konuyla ilgili tıbbi bilgisi olmayan kişilere yönelmenin sorunun çözümünde ziyade daha da büyümesine neden olduğunun altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, “Bilinçsiz ellerde yapılan bu müdahaleler çok daha kolay şekilde çözümlenebilecek problemlerin büyümesine neden olabiliyor. Bunu bilerek hareket edilmeli” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-olmaksizin-ayak-bileginde-ortaya-cikan-agrilar-farkli-hastaliklarin-habercisi-olabilir-404784">&#8220;Travma Olmaksızın Ayak Bileğinde Ortaya Çıkan Ağrılar Farklı Hastalıkların Habercisi Olabilir!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzayan Okula Uyum Problemleri Okul Fobisinin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzayan-okula-uyum-problemleri-okul-fobisinin-habercisi-olabilir-403792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 12:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fobisinin]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[uzayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okula başlayacak olan her çocuk hemen hemen uyum zorluğu yaşayabilir. Bu durum en çok okul fobisi ile karıştırılmaktadır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzayan-okula-uyum-problemleri-okul-fobisinin-habercisi-olabilir-403792">Uzayan Okula Uyum Problemleri Okul Fobisinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okula başlayacak olan her çocuk hemen hemen uyum zorluğu yaşayabilir. Bu durum en çok okul fobisi ile karıştırılmaktadır. Okula uyum süreci ile okul fobisi ayrı şeylerdir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan okul fobisi hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Özellikle anaokulu ya da birinci sınıf gibi okul hayatına yeni başlayacak olan çocuklarda okul uyum güçlüğü görülmesi beklendik ve doğal bir süreçtir. Bu süreci bazı çocuklar daha kolay atlatabiliyorken bazı çocuklar için tam tersi olabilmektedir. Bu farklılık çocuğun mizacı, bağlanma stilleri ve ebeveyn tutumları gibi faktörlerden kaynaklanabilir.  Ancak her okula gitmek istememe okul fobisi anlamını taşımamaktadır. Okula uyum süreci çocuk için yeni olan ortama, arkadaşlara, etkinliklere ve yeni olan her rutine adaptasyonu kapsamaktadır. Yeni olan her şey bir uyum sürecini ve zorlukları beraberinde getirebilir. Güç, ancak bir o kadar da doğal olan bu zorlu sürecin yavaş yavaş azalarak gitmesini bekleriz.</p>
<p><strong>Okul fobisi nedir?</strong></p>
<p>Yaşadıkları stresten dolayı okula gitmeyi reddetme, okul saati geldiğinde ya da okula gitmesi ile ilgili sohbetler yapıldığında yoğun bir şekilde duygusal ve hatta fiziksel anlamda sıkıntı ile karakterize olan bir durumdur. Okul fobisi bir sonuçtur. Çocuğa bu sonuca götüren nedenler her çocuk için farklılaşabilir. Örneğin, çatışmalı ebeveyne sahip çocuk okula gittiğinde annesi ile babasının kavga edebileceğini düşünebilir. Bu durum çocukta okula gitmek istememe davranışa neden olabilir. Dışarıdan baktığınızda ise okul günü ağlayan ya da okula gitmek istemediğini dile getiren bir çocuk görüyor olabilirsiniz. Ancak burada mesele sadece okul korkusundan ibaret değildir.  Uzman klinik psikolog tarafından aile, çocuk ve ilgili kişiler ile işbirliği içerisinde bu nedenlerin saptanması okul fobisinin sönmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Peki bu süreçte aileler neler yapabilir?</p>
<p>Çocuğunuzun;</p>
<ol>
<li>Okula gitmesi konusunda ısrarlı ve tutarlı olun. Burada kastedilen otoriter ve baskıcı bir tutum değil, anlayışlı ve güven veren bir tutum göstermektir.</li>
<li>Okula gitme korkusu hakkında konuşun ve konuşması için destekleyin.</li>
<li>Okula gitme zamanlarında kararlı olun.</li>
<li>Okul eşyalarını birlikte seçin. Onun sevdiği karakterler ve modeller olmasına özen gösterin.</li>
<li>Akranları ile buluşmalar planlayın. Buluşmalar çocuğun uyum sürecini kolaylaştırarak güvendeyim mesajını verecektir.</li>
<li>Sınıf öğretmeni ve rehber öğretmeninden konu ile ilgili destek alın.</li>
<li>Unutmayın ki her çocuk biriciktir. Her ne kadar okul fobisi olarak adlandırsak da her çocuk için işleyiş farklılaşabilmektedir. Çocuğunuzun psikolojik iyi oluşunun sağlanabilmesi ve süreci nasıl yürütmeniz gerektiği konusunda psikolojik destek alın.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzayan-okula-uyum-problemleri-okul-fobisinin-habercisi-olabilir-403792">Uzayan Okula Uyum Problemleri Okul Fobisinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2023 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp çarpıntıları genellikle anlık olarak ortaya çıkıp, belli bir süre sonra kendiliğinden geçtiği için çoğu zaman altta yatan ana neden ve tedavisi göz ardı ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976">Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp çarpıntıları genellikle anlık olarak ortaya çıkıp, belli bir süre sonra kendiliğinden geçtiği için çoğu zaman altta yatan ana neden ve tedavisi göz ardı ediliyor. İnsanlarda normal kalp atım hızı dakikada 60-100 atım arasında olup taşikardi, dakikadaki kalp atım hızının 100’ün üzerine çıkması olarak ifade ediliyor. Kalp hızının dakikada 60 atımın altında olması ise bradikardi olarak tanımlanıyor. Taşikardiler teorik olarak her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak sebebi bilinmeyen taşikardiler, özellikle genç yaş grubunda daha sık ortaya çıkıyor. Taşikardilerin (kalp çarpıntıları) çoğunda genellikle altta yatan neden patolojik bir tabloya bağlı olabileceği gibi, fizyolojik durumlara da bağlı olabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ahmet Taş, taşikardinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Taşikardinin nedenlerine dikkat!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısı yani taşikardide fizyolojik nedenler; gebelik, fiziksel egzersiz, cinsel birliktelik, sevinç, korku, üzüntü ve stres gibi duygusal durumlar ile ilişkilidir. Patolojik nedenler ise ateş, anemi (kansızlık), enfeksiyonlar, kanserler, kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, perikardit (kalp zar iltihabı), perikard tamponadı (kalbin etrafında ani ve hızlı fazla miktarda sıvı birikimi), doğumsal kalp hastalıkları, kan şekeri anormallikleri (hipoglisemi-hiperglisemi), vücutta ani ve hızlı kan kaybıyla sonuçlanan durumlar (şok, yanık, kazalar, vs.), anksiyete ve panik atak durumları, bazı hormonal bozukluklar (guatr, Cushing hastalığı, akromegali, feokromositoma, vs), bazı ilaçlar, sigara, amfetamin ve kokain gibi bağımlılık yapan maddeler, fazla kafein ve alkol alımı sayılabilir. Taşikardilerin önemli bir kısmında ise altta yatan fizyolojik veya patolojik bir neden bulunmaz ve bu hastalarda taşikardiye sebep olan durum çoğunlukla bir ritim bozukluğu (aritmi) tablosudur. Ancak burada önemli olan erken teşhis ile altta yatan ana nedenin tespit edilmesidir. Teşhis sonrası mutlaka tedavi süreci başlatılmalıdır. </p>
<p><strong>Tedavi için vakit kaybetmeyin</strong></p>
<p>Taşikardisi olan hastalarda en sık rastlanan belirti çarpıntıdır. Ancak bunun dışında hastada nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, iğneleyici tarzda göğüs ağrıları ve altta yatan hastalığa bağlı belirti ve bulgular (kalp krizi hastasında şiddetli göğüs ağrısı, enfeksiyonu olan hastada ateş, kanser hastasında yaygın ağrılar, vs.) ortaya çıkabilir. Taşikardiye sebep olacak stres faktörlerinden kaçınmak taşikardi tedavisinin en önemli basamağını oluşturur. Sigaranın bırakılması, alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınılması, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımın terk edilmesi ve bu konuda gerekirse tıbbi destek tedavisi alınması, kişinin ruh sağlığını bozacak stres faktörlerinden uzaklaşması taşikardi ataklarını önemli ölçüde azaltacak yaşam tarzı değişiklikleri ve faaliyetleri içerir. Taşikardilerin çoğunda sebep altta yatan bir hastalık olduğu için genel tedavi stratejisi altta yatan nedenin düzeltilmesidir. Örneğin; anemisi olan hastada kan takviyesi ve demir, B12, folik asit gibi gerekli ilaç tedavilerinin verilmesi, enfeksiyonu ve ateşi olan hastada enfeksiyonun düzeltilmesi ateşin düşürülmesi, kalp krizi hastasında kalp anjiyosu ile tıkalı damarın açılması, kalp kapak hastalığı olan hastada kapağın ameliyat veya diğer uygun tedavi yöntemleri ile düzeltilmesi, kanser hastasında kanserli dokuya yönelik tedavinin verilmesi (ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, vs.), stres anksiyete ve panik atak varsa psikiyatrik değerlendirme yapılması gerekli olabilir. Bu hastalarda her ne kadar altta yatan nedene yönelik tedavi verilmesi önerilse de hem hastada çarpıntı şikayeti varsa hastanın şikayetlerini azaltmak ve hem de devam eden taşikardi dışı tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla kalp hızını düşüren bir takım ilaç tedavileri verilebilir. </p>
<p><strong>Ana neden ortadan kaldırılmazsa hayatı kısıtlayabilir</strong></p>
<p>Kalp çarpıntılarının süreklilik ile devam etmesi kişinin sağlığını bozabileceği gibi, yaşam konforunu da olumsuz etkiler. Altta yatan herhangi bir sebep yoksa ve taşikardinin nedeni olarak ritim bozuklukları (aritmiler) olduğu kanıtlanmışsa bu durumda ilk olarak kalp hızını düşüren ilaç tedavileri verilir. İlaç tedavileri ile hız kontrolü sağlanamaması veya şikayetlerin ortadan kaldırılamaması durumunda ise EPS ablasyon adı verilen bazı girişimsel tedavi yöntemleri ile taşikardiye sebep olan ritim bozuklukları ortadan kaldırılır. Taşikardi hastası, altta yatan neden düzeltildikten sonra her türlü sporu yapabilir. Hastada taşikardi yapan neden önemsiz bir durum ise çoğunlukla spor yapmaya engel olmaz ve hastada ciddi şikayetlere neden olmadığı sürece hastanın spor yapması engellenmez. Taşikardinin kendisi her ne kadar gebeliğe engel bir durum olmasa da gebeliğin kendisi de taşikardi yapabilen veya var olan taşikardi tablosunu daha da ilerleten bir durum olduğundan gebelik planlayan hastanın gebelikten önce taşikardisi varsa tedavi edilmesi gerekir. Gebelik planlayan bir kadında taşikardiye sebep olan bir aritmi varsa bunun ilaç tedavisi veya ablasyon tedavisi ile gebelikten önce tedavi edilmesi sağlıklı ve sorunsuz bir gebelik için önerilir.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976">Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Diş Sıkma Neyin Habercisi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-398887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 10:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[neyin]]></category>
		<category><![CDATA[sıkma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamlarımızın stresi ve hayatlarımızda meydana gelen kontrol edemediğimiz değişimlerin oluşturduğu endişe ve gerginlik, yetişkinleri etkilediği gibi çocuk yaştaki bireyleri ve genç erişkinleri de etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-398887">Çocuklarda Diş Sıkma Neyin Habercisi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamlarımızın stresi ve hayatlarımızda meydana gelen kontrol edemediğimiz değişimlerin oluşturduğu endişe ve gerginlik, yetişkinleri etkilediği gibi çocuk yaştaki bireyleri ve genç erişkinleri de etkiliyor. Diş sıkma alışkanlığı olarak bilinen bruksizm; çocuk ve gençler arasında yaygın olarak görülüyor. <strong>Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir </strong>yaşı küçük olan hastalarda farkındalık yaratmak çok daha zor olduğu için<strong> </strong>asıl<strong> </strong>ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü belirtiyor…</p>
<p>Çocuklarınızda sebebini bilmediğiniz veya hastaneye gittiğinizde de sebebini bulamadığınız ağrıların sebebi bruksizm olabiliyor. Diş sıkma ve veya gıcırdatma olarak da bilinen Bruksizm, tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. “Bruksizm, hastalarımızın çoğu zaman farkında olmadan, normal fonksiyonlar dışında çalıştırdıkları çene ve çiğneme kaslarının, çene eklemine yaptırdığı kuvvetli hareketler sonucu oluşuyor” açıklamasında bulunan <strong>Dr. Nurgül Demir</strong> sözlerine şöyle devam etti: “Bruksizm uyku sırasında oluşabileceği gibi, gün içinde de tekrarlayabilir. Bazı hastalarımızda diş sıkmaya diş gıcırdatma da eşlik eder. Aktif spor hayatı, sınav dönemleri, okula uyum problemleri, ev/okul/öğretmen değişikliği, ebeveynler arasındaki sorunlar ve ev ortamındaki huzursuzluk, kardeş varlığını kabullenme süreci, diş çıkarma dönemleri, yaşlarına uygun seçilmeyen bilgisayar oyunları/tv programları, arkadaşlar arasındaki iletişim problemleri, ifadelendirilemeyen öfke gibi etkenler diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığını tetikler.”</p>
<p><strong>Çocuğumun diş sıktığını nasıl anlarım?</strong></p>
<p>Diş sıkmaya eklenen diş gıcırdatması sayesinde ebeveynlerin çocuklarda ortaya çıkacak durumu fark edebileceğini ifade eden Dr. Nurgül Demir “Uyku sırasında diş sıkmaya diş gıcırdatma da eşlik ediyorsa ebeveynler diş yüzeylerinin sürtünme sesi ile problemin farkına varabilir. Diş sıkma alışkanlığı olan hastalarımızda ancak teşhis genellikle kulak ağrısı, baş ağrısı, uyku düzensizlikleri gibi şikayetler oluşmaya başladığında konulur. Henüz şiddetli şikayetleri olmayan bruksizm hastalarımızda ilk teşhis ise, diş muayenesi sırasında konulabilmektedir. Diş yüzeylerinde aşınmalar, çatlaklar, dolgu ve diş yüzeylerinde kırılmalar ile bruksizm tanısı erkenden konularak, ileride oluşabilecek ciddi problemlerin önüne geçilebilir. Hastadan alınan detaylı bir tıbbi hikâye ile etkene ve hastaya yönelik bir takip planlaması yapılarak, ileride oluşacak problemlerin önüne geçilebilir.”</p>
<p><strong>Çocuklarda bruuksizme neden olan etmen ortadan kaldırılmalıdır</strong></p>
<p>Özellikle yetişkinlerde uygulanan diş sıkmasını önleyici bruksizm plağı ile botoks uygulamasının çocuklar için kesinlikle uygun olmadığının altını çizen Nurgül Demir, diğer başlıkları şu şekilde sıraladı;</p>
<ul>
<li>Bu nedenle, çocuklarda bruksizmin tedavisi, daha çok etkeni ortadan kaldırmaya yönelik olarak yapılmalıdır.</li>
<li> Bruksizm alışkanlığı olan hastalarımızda ebeveynlerin çocuklarını izlemesi çok önemlidir. Gece uyurken duyulan diş gıcırdatma sesi, çocuktaki bruksizm alışkanlığının ebeveynler tarafından fark edilebilecek bir göstergesidir ve geç kalınmadan bir diş hekimine danışılmalıdır.</li>
<li>Erken dönemde bruksizme sebep olan etken ortadan kaldırılmadığı takdirde, baş ağrısı, çene eklemi bölgesinde ağrı, kulak ağrısı, diş yüzeylerinde aşınmalar, çiğneme sırasında hassasiyet gibi şikayetler ve bunlara ek olarak, şiddetli bruksizm alışkanlığı olan hastalarımızda çene eklemlerinde hasar oluşmaya başlayabilir.</li>
<li>Uykuda nefes tutma alışkanlığının çocukluk bruksizmine eşlik edebileceği de bilinmektedir. Dönemsel stres varlığında, gece diş gıcırdatma sesi duyulduğunda çocuğu derin uykudan uyandırmak oluşabilecek şikayetleri ve bruksizm sıklığını azaltabilir; ancak uzun süreli problemlerde, çocuk diş hekiminin yanı sıra bir çocuk psikoloğuna veya psikiyatristine danışmak gerekebilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-398887">Çocuklarda Diş Sıkma Neyin Habercisi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 13:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı, çoğumuzun hayatında zaman zaman karşılaştığı yaygın bir şikayettir. Ancak, beyin tümörleri gibi ciddi hastalıkların da baş ağrısının bir belirtisi olabileceğini unutmamak gerekir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183">Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı, çoğumuzun hayatında zaman zaman karşılaştığı yaygın bir şikayettir. Ancak, beyin tümörleri gibi ciddi hastalıkların da baş ağrısının bir belirtisi olabileceğini unutmamak gerekir. <strong>Egepol Hastaneleri Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Seyhan Orak</strong>, beyin tümörleri ile baş ağrısı arasındaki ilişki ile ilgili merak edilenlere cevaplar veriyor.</p>
<p>Beyin tümörlerinin, kafatası içinde beyin dokusu ve çevre zarlardan gelişen kontrolsüz büyüyen hücrelerin oluşturduğu kitleler olduğunu belirtiyor. Baş ağrısının, beyin tümörlerinin erken evrelerinde nöbetler halinde başlayabileceğini ve zamanla sürekli hale gelebileceğini ifade ediyor. Bu baş ağrısının genellikle alın ve şakak bölgesinde hissedildiğine dikkat çekiyor. Beyin tümörleri, kusma, görme bozuklukları, baş dönmesi, uyuklama gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak bu belirtiler yalnızca beyin tümörüne özgü değildir ve bazı nörolojik hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle her baş ağrısında beyin tümörü ihtimali vardır demek doğru olmaz. Ancak tıbbi protokoller gereği, bu risk göz ardı da edilmez. Tanı ve değerlendirme yapılması için tıbbi görüntüleme doğru bir seçenek olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Nedenleri ve Türleri</strong></p>
<p>Beyin tümörleri oluşumunun tam olarak nedenleri hakkında henüz kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak uzmanlar, ailevi yatkınlık, travma ve bazı virüs enfeksiyonlarının beyin tümörlerine yol açabileceğini düşünmektedir. Beyin tümörleri, iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılabilir. İyi huylu tümörler genellikle kafatası içinde beyin dokusu dışında gelişir ve çoğunlukla cerrahi olarak tamamen çıkarılabilir. Bunların tekrarlama olasılığı düşüktür. Kötü huylu tümörler ise kanserli tümörlerdir ve beyin dokusuna ait olabilirler (glial tümörler) ya da vücudun diğer organlarından beyne metastaz yaparak yerleşebilirler. En sık rastlanan metastazlar akciğer, meme, kalın bağırsak ve mide kanserinin beyne yayılması sonucu görülür. Malign tümörlerin tedavisi, cerrahi müdahaleye ek olarak ışın tedavisi ve kemoterapiyi de içeren kombine tedavi yöntemlerini gerektirebilir.</p>
<p><strong>Erken Teşhis ve Tedavinin Önemi</strong></p>
<p>Her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhis büyük önem taşır. Beyin dokusunun yenilenme yeteneği olmadığından, tümör dokusunun beyinde kalıcı hasar bırakmadan teşhis edilmesi ve mümkün olduğunca tamamen çıkarılması hayati önem taşır. Modern tanı yöntemleri olan bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme, beyin tümörlerinin erken evrelerinde bile tesadüfen yakalanmasını sağlamaktadır. Bu sayede tedavi şansı artmaktadır. Tedavi yöntemleri üç aşamalıdır: Cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi), ve ilaç tedavisi (kemoterapi). Cerrahi tedavi, genellikle ilk tercih edilen yöntemdir ve tümörün mümkün olduğunca tamamen çıkarılması amaçlanır. Ancak her zaman tam başarı sağlanamayabilir. Bu durumda, hastalarda malign tümörlerde ışın tedavisi ve kemoterapi gibi ek tedavilere başvurulur. İyi huylu tümörlerin cerrahi olarak tamamen çıkarılması genellikle yeterli olur ve diğer tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmaz.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Belirti Verme Şekilleri</strong></p>
<p>Beyin tümörleri, yerleşik olduğu bölgeye göre farklı belirtiler verebilir. Baş ağrısı, beyin tümörlerinin en sık görülen belirtilerinden biridir ve başlangıçta nöbetler halinde ortaya çıkabilir. Daha sonra baş ağrısı sürekli hale gelebilir ve genellikle alın ve şakaklarda hissedilir. Kusma da beyin içi basıncın artmasına bağlı olarak bulantı olmadan fışkırır şekilde görülebilir, özellikle sabahları aç karnına rahatsız edebilir. Bayılma (epilepsi nöbeti) durumu, beyin kabuğunun tümör tarafından zedelendiği durumlarda görülebilir ve diğer belirtiler olmaksızın tümörün gelişiminin habercisi olabilir. Beyincik bölgesinde yerleşen tümörlerde dengesizlik, baş dönmesi, yürüme bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Konuşma merkezine yerleşen tümörler ise çeşitli konuşma bozukluklarına neden olabilir. Hareket merkezine yakın yerleşen tümörlerde ise vücudun sağ ya da sol tarafında felçlerle karşılaşılabilir. Beyin tümörlerinin belirti verme şekilleri, tümörün yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak farklılık gösterebilir.</p>
<p><strong>Beyin Tümörleri ve Diğer Nörolojik Hastalıklar Arasındaki Benzerlikler</strong></p>
<p>Beyin tümörleri belirtileri, yalnızca beyin tümörlerine özgü olmayabilir ve bazı nörolojik hastalıklarla benzerlik gösterebilir. Beyin dokusuna yayılan enfeksiyon hastalıkları, migren, damar tıkanıklıkları ve beyin kanaması gibi pek çok nörolojik hastalık da baş ağrısı, görme bozuklukları, dengesizlik ve epilepsi gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu nedenle, herhangi bir belirtiyle başvuran hastalarda beyin tümörü düşünülmeli ve diğer nörolojik hastalıklardan ayırt edici tanı yöntemleri kullanılmalıdır. Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme, bu konuda büyük bir ilerleme sağlamıştır ve doğru teşhisin erken dönemde konulmasına yardımcı olmaktadır. Beyin tümörleri, hastalığın tanısından tedavisine kadar multidisipliner bir yaklaşım gerektiren karmaşık hastalıklardır ve doğru teşhisle birlikte uygun tedavi planlaması hastaların yaşam kalitesini artırmada büyük rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Yaş Gruplarına Göre Görülme Sıklığı</strong></p>
<p>Toplumda beyin tümörlerinin görülme sıklığı 100.000/5&#8217;tir. Beyin tümörlerinin yaş gruplarına göre görülme sıklığında farklılıklar görülmektedir. 3-12 yaş ve 40-70 yaş aralığında beyin tümörlerine daha sık rastlanmaktadır. Bu yaş gruplarında beyin tümörlerinin görülme sıklığının artmasının nedeni, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, genetik faktörlerin yanı sıra yaşla birlikte artan risk faktörlerinin etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle çocuklarda beyin tümörleri erken teşhis ve tedavi ile daha iyi sonuçlar alınabilirken, ileri yaşlarda görülen tümörlerde tedavi süreci daha karmaşık olabilir. Bu nedenle, her yaş grubunda baş ağrısı gibi beyin tümörü belirtileri ile başvuran hastaların uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerekli tanı yöntemlerinin kullanılması hayati önem taşır.</p>
<p><strong>Beyin Tümörleri ile İlgili Farkındalık ve Eğitim</strong></p>
<p>Beyin tümörleri, hayati öneme sahip bir sağlık sorunudur ve toplumda farkındalığın artırılması ve eğitimin yaygınlaştırılması büyük önem taşır. Erken teşhis ve tedavi, beyin tümörlerinde hastalığın seyrini ve hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Sağlık kurumları ve uzmanlar, beyin tümörleri ve belirtileri konusunda halkı bilgilendirmek için çeşitli eğitim programları ve etkinlikler düzenlemelidir. Ayrıca, bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak amacıyla medya aracılığıyla da bilgilendirici içerikler sunulmalıdır. Halkın beyin tümörleri konusunda bilinçli ve farkında olması, hastalığın erken teşhisine ve uygun tedaviye erişimi sağlayarak hastaların sağlık durumuna olumlu katkılar sağlayacaktır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183">Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Titreyen Eller Parkinson Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/titreyen-eller-parkinson-habercisi-olabilir-363793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 08:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[titreyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde, ileri yaşlarda en sık görülen hastalıklardan biri parkinson hastalığıdır. Günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen bu hastalık kişilerin hayatlarını oldukça zorlaştırmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özlem Çakır Parkinson hastalığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/titreyen-eller-parkinson-habercisi-olabilir-363793">Titreyen Eller Parkinson Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde, ileri yaşlarda en sık görülen hastalıklardan biri parkinson hastalığıdır. Günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen bu hastalık kişilerin hayatlarını oldukça zorlaştırmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özlem Çakır Parkinson hastalığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Uzm. Dr. Özlem Çakır, “Hareket bozukluğu hastalıklarından en çok bilineni parkinson hastalığıdır. Parkinson hastalığı, dopamin üreten beyin hücrelerinin kaybı sonucu ortaya çıkar. Dopamin, hareketlerimizin düzenli ve doğru çalışması için gereklidir. Parkinson hastalığı, genellikle erkeklerde daha sık görülür. Yavaş ilerleyen bir hareket bozukluğudur. Hastalık genellikle 60 yaşında başlar. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazı kimyasal maddelerin ve genetik faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir” dedi.</p>
<p><strong>“Parkinson hastalığı ölümcül bir hastalık değildir”</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Çakır, “Parkinson hastalığının tanısı iyi bir nörolojik muayene ile klinik olarak konulur. Parkinson hastalığında ilaç tedavisi uygulanır. Ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda ilaçların tam saatinde alınması çok önemlidir. İlaç tedavisinin yanı sıra düzenli egzersiz çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Parkinson Hastalığının Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<p>Sıklıkla ellerde titreme ile başlar. Bununla birlikte;</p>
<ul>
<li>Hareketlerde yavaşlama,</li>
<li>Yüzde donukluk,</li>
<li>Yürürken kol salınımında azalma,</li>
<li>Ufak adımlarla yürüme,</li>
<li>Konuşmada yavaşlama,</li>
<li>Ağızdan salya akması,</li>
<li>Yazıları küçülmüş olarak görmek,</li>
<li>Koku duyusunda azalma,</li>
<li>Uyku problemleri görülür.</li>
</ul>
<p><strong>Hastalığın evreleri nelerdir?</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Çakır hastalığın evreleri ile ilgili, “Hastalık 5 aşamaya ayrılmıştır. İlk aşama ellerde titreme görülmesidir. İkinci aşama da kas sertliği oluşur ve titreme daha belirgindir. Üçüncü aşama da denge kaybı ve düşmeler görülmeye başlanır. Dördüncü aşama da hasta, yardımsız ayakta durabilir ancak yürüteç yardımıyla yürür. Beşinci aşama da ise artık hastalığın ileri evresidir. Hastalar tekerli sandalyeye ihtiyaç duyarlar” diye söyledi.</p>
<p><strong>Parkinson hastalarının hayatını kolaylaştırabilmek için;</strong></p>
<ul>
<li>Halı, kilim gibi yer döşemelerinin kaldırılması,</li>
<li>Banyo ve tuvalet duvarlarına destek tutacakların takılması,</li>
<li>İçecek için pipet kullanımı,</li>
<li>Varsa kapı eşiklerinin kaldırılması,</li>
<li>Rahat tutulabilen çatal, bıçak kullanılması uygun olacaktır.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/titreyen-eller-parkinson-habercisi-olabilir-363793">Titreyen Eller Parkinson Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Göz Dalması Epilepsi Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-dalmasi-epilepsi-habercisi-olabilir-360443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 11:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dalması]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360443</guid>

					<description><![CDATA[<p>26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü. Farklı şekillerdeki belirtiler ve nöbetlerle kendini gösteren bu kronik hastalığı yeterince tanıyor musunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-dalmasi-epilepsi-habercisi-olabilir-360443">Çocuklarda Göz Dalması Epilepsi Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü. Farklı şekillerdeki belirtiler ve nöbetlerle kendini gösteren bu kronik hastalığı yeterince tanıyor musunuz? Liv Hospital Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Ayhan Öztürk, Epilepsi türleri hakkında bilgi verirken çocuklarda görülen basit bir göz dalmasının hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. </strong></p>
<p>Nörolojik bir hastalık olan ve halk arasında Sara Hastalığı olarak da bilinen Epilepsi, vücutta meydana gelen ani kasılmalarla biliniyor. Ancak özellikle çocuklarda başka belirtilerle de kendini gösteriyor. Çocukluk çağında sık görülen Epilepsiler hakkında bilgi veren Liv Hospital nöroloji bölümünden Prof. Dr. Ayhan Öztürk “Bir epilepsi hastasının nöbetinde düşme, vücutta kasılma titreme, bilinç kaybı gibi bulgular görülebilirken özellikle çocukluk çağında sık karşılaşılan absans epilepsilerde, farkındalık birkaç saniye kadar kapanabilir ve hasta donuk bakmaya başlar ya da göz kapaklarında veya yüz kaslarında seğirmeler belirir. Ebeveynler bu gibi durumların nöbet ve epilepsi ile ilgili olabileceğini akılda tutulmalı ve gerektiğinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır” dedi. </p>
<p><strong>6-12 yaş arasında dikkat!</strong></p>
<p>Absans epilepsinin özellikle 6-12 yaş grubunda gözlemlendiğini ve kız çocuklarını biraz daha fazla etkilediğini belirten Prof. Dr.  “Erken teşhis sonrası tedavi başarısı oldukça yüksektir ve bu çocuğun okul başarısını da olumlu etkilemektedir” dedi. </p>
<p>Epilepsi bölgesi, hangi fonksiyonla ilgiliyse nöbet sırasında o bölgeye ait belirti ve bulguların gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Ayhan Öztürk, farklı Epilepsi türlerine de değindi. </p>
<p>“Generalize epilepsiler, beynin tüm bölgelerini etkileyen nöbetlerdir. En yaygın görülen alt tipi absans epilepsilerdir. Çocukluk çağında sık karşılaşılan absans epilepsilerde, farkındalık birkaç saniye kadar kapanabilir. Diğer bir alt tip olan atonik nöbetlerdeyse tüm kaslarda ani bir gevşeme olurken tonik nöbetlerde, atonik nöbetlerin aksine tüm kaslar kasılır ve hasta kesilen bir ağacın devrilmesi gibi aniden yere düşer. Fokal epilepsiler ise beynin bir kısmını etkileyen nöbetlerdir.”</p>
<p><strong>Nöbet öncesi belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Bazı Epilepsi türlerinde “aura” adı verilen öncü belirtiler görüldüğüne dikkat çeken Prof.Dr. Ayhan Öztürk bu bulgular karşısında dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. “Bu belirtiler uyuşma, hoş olmayan kokular alma, görme veya duyma değişiklikleri, ani korku hissi, mide bulantısı veya midede baskı hissi şeklinde kendini gösterir” diyen Prof. Dr. Ayhan Öztürk Epileptik<strong> </strong>nöbetlerde en sık görülen bulguları ise şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Nöbet sırasında görülen bulgular:</strong></p>
<ul>
<li>Vücutta meydana gelen ani kasılmalar</li>
<li>Şuur kaybı</li>
<li>Çok seri bir biçimde baş sallama hareketi</li>
<li>Kol ve bacaklarda bir türlü kontrol edilemeyen sallantılar</li>
<li>Hızlı bir şekilde göz kırpmak</li>
<li>Sabit bir noktaya bakmak</li>
<li>Kısa bir süre seslere ya da konuşmalara tepki verememek</li>
<li>Korku, anksiyete veya dejavu gibi psikolojik belirtiler.</li>
</ul>
<p><strong>Yetersiz uyku nöbetleri tetikleyebilir</strong></p>
<p>Kontrolsüz nöbetlerin hastaların hayatını tehdit edebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ayhan Öztürk, hastalara tedavi sürecini destekleyecek yaşam tarzı değişiklikleri öneriyor:<strong> </strong>“Nöbetler anksiyete ya da depresyona da sebebiyet verebilir. Bu süreçte hastaların moralini yüksek tutması ve stresten uzak durması özellikle önemlidir. Hastalar için yaşam tarzında yapacakları değişiklikler de tedavi sürecine olumlu yansıyabilmektedir. Bu doğrultuda aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, ilaçları doktorun söylediği şekilde almak, nikotin kullanımından uzak durmak ve egzersiz yapmak hastalar için önemli. Ayrıca yeterli düzeyde uyumaya son derece özen gösterilmeli; zira uyku eksikliği ve yetersiz uyku nöbeti tetikleyebilir.” </p>
<p><strong>Epilepsi nöbeti geçiren birini görünce ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Epilepsi nöbetlerinin genellikle birkaç dakika sürdüğünü ve bu süre zarfında nöbet geçiren kişiyi güvende tutmanın öncelikli hedef olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan Öztürk ilkyardım için takip edilecek adımları da anlattı: </p>
<p>“Nöbet bitene ve kişi tamamen uyanana kadar kişiyle birlikte kalınması ve solunum yollarının açık olduğundan emin olunması gerekir. Nöbetten sonra kişinin güvenli bir yerde oturmasına yardım edilir. Uyanan ve iletişim kurabilen kişiye basitçe ne olduğu anlatılır. Nöbeti geçiren kişinin rahatlatılması için sakince konuşulması önemlidir. İlkyardımı yapan kişinin çevredeki diğer insanları da sakinleştirmesi gerekebilir. Kişinin eve veya güvenli bir ortama dönmesi sağlanır.”</p>
<p>Prof. Dr. Ayhan Öztürk; nöbetten sonra uyanmakta veya nefes almakta güçlük çekilmesi, nöbetin 5 dakikadan uzun sürmesi, ilkinden kısa bir süre sonra ikinci bir nöbet geçirilmesi, nöbet sırasında yaralanma, nöbetin suda gerçekleşmesi ve diyabet, kalp hastalığı veya hamilelik durumunun olması halinde acil yardım alınması gerektiğini de sözlerine ekledi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-dalmasi-epilepsi-habercisi-olabilir-360443">Çocuklarda Göz Dalması Epilepsi Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaşıntınız Bir Hastalığın Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kasintiniz-bir-hastaligin-habercisi-olabilir-354470</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 11:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntınız]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova - İzmir şubesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Rahime Kaşıkaralar kaşıntı tanı ve tedavisi hakkında konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasintiniz-bir-hastaligin-habercisi-olabilir-354470">Kaşıntınız Bir Hastalığın Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova &#8211; İzmir şubesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Rahime Kaşıkaralar kaşıntı tanı ve tedavisi hakkında konuştu. Kaşıntı şikayetiyle dermatoloji hekimine müracaatta detaylı bir muayene gerektiğini ileten Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, “en yaygın karşılaşılan kaşıntı nedeni cilt kuruluğudur, ancak cilt kuruluğu kaynaklı olmayan çok sayıda kaşıntı nedeni de bulunmaktadır. Detaylı tetkikler yardımıyla hastanın durumu incelenerek tanı konulmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>KAŞINTININ TEMEL SEBEBİ CİLT KURULUĞU</b></p>
<p>Kaşıntı şikayetiyle dermatoloji hekimine müracaatta detaylı bir dermatolojik muayenenin ardından  bulgulara bağlı olarak detaylı tetkik istenebilmektedir. Ancak en yaygın karşılaşılan kaşıntı nedeni cilt kuruluğudur. Cilt kuruluğunu önlemek adına cildi düzenli olarak nemlendirmeye özen göstermek önem taşımaktadır.</p>
<p>Ayrıca bazı dermatolojik hastalıklar da kaşıntıya neden olabilmektedir. Kaşıntıya neden olan ve yaygın olarak karşılaşılan dermatolojik hastalıklar;</p>
<p>Sedef: Sedef, hayat boyu süren bir hastalıktır ve tedavisinde semptom hafifletici ve giderici bir yol izlenmektedir. Vücudun birçok bölgesinde kaşıntılı plaklar, tırnaklarda çukur noktalar ve tırnak kalınlaşması ile karakterize olarak ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Egzama: Egzama cilt üzerinde oluşan kabarcıklar ve cilt kuruluğu belirtileri ile ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. Kronik bir hastalık olan egzamanın tedavisi semptom hafifletici ve giderici olarak yapılmaktadır.</p>
<p>Ürtiker: Halk arasında kurdeşen adıyla bilinen ürtiker, kabarık kırmızı kaşıntılı lekeler ile ortaya çıkmaktadır. Sıklıklar tekrarı durumunda kronik ürtiker teşhisinden şüphelenilebilmektedir. Ürtiker tedavisinde semptom giderici ilaçların yanı sıra antidepresan grubu ilaçlara da başvurulabilmektedir.</p>
<p>Suçiçeği: İçi su dolu ve kaşıntılı döküntülerle ortaya çıkan suçiçeğine sıklıkla ergenlik öncesi çocuklarda rastlanmaktadır. Döküntülerin kaşınması bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilmektedir. Tedavisinde genellikle kaşıntı giderici ve ateş düşürücü ilaçlar reçete edilmektedir.</p>
<p>İltihaplı Deri Hastalıkları: Deri iltihabı zona, folikülit, impetigo gibi birçok dermatolojik hastalık nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Öncelikle enfeksiyon nedeni saptanmakta sonrasında bir tedavi haritası oluşturulmaktadır.</p>
<p><b>KAŞINTI NEDENİ BULAŞICI BİR HASTALIK OLABİLİR</b></p>
<p>Mantar: Sıklıkla karşılaşılan dermatolojik bir rahatsızlık olan mantar, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Ciltte enfeksiyon, kızarıklık, şişlik ve kaşıntıya neden olmaktadır. Tedavisinde mantar üremesini yavaşlatacak bir yol izlenmektedir. Tedavinin süresi mantarın bulunduğu bölgeye ve türüne göre değişebilmektedir.</p>
<p>Uyuz: Bulaşıcı bir hastalık olan uyuz, erken evrede yol açtığı kaşıntı ve deri döküntüleri nedeniyle alerji veya böcek ısırmaları ile karıştırılabilen bir hastalık olmakla birlikte hekiminiz tarafından uyuz akarlarının yol açtığı belirtiler ayırt edilerek kısa sürede doğru tanı konulabilmektedir. Uyuz kaşıntısı genellikle tüm gün sürer ancak özellikle geceleri yoğunlaşmakla karakterizedir. En yaygın uyuz tedavisi hem uyuz akarlarını öldürmeye hem de uyuz semptomlarını gidermeye yönelik losyon ve haplarla uygulanabilmektedir. Tedavi kısa süre içinde uyuz akarlarından kurtulmanızı sağlar ancak, akarların yol açtığı alerjik semptomlar bir süre daha devam edebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasintiniz-bir-hastaligin-habercisi-olabilir-354470">Kaşıntınız Bir Hastalığın Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
