<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>günlerin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gunlerin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gunlerin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 May 2024 12:24:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>günlerin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gunlerin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 May 2024 12:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[ayça]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[istiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[mesleğimi]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Şehir Tiyatroları’nın düzenlediği, Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler’in 38.’sinin söyleşi konuğu oyuncu Ayça Bingöl’dü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792">38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Sanat Yönetmen Yardımcısı Can Başak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Ayça Bingöl, “Mesleğini çok sevdiğini ancak günümüz set ortamlarının bazen insanın tahammül sınırlarını zorladığını söyleyerek, artık mesleğimi daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum” dedi.</p>
<p>Can Başak: Öncelikle kurumum adına, davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Genellikle çocukluktan başlıyorum ben. Ama o kadar derinlere inmiyoruz. Nasıl bir çocukluk geçirdi Ayça Bingöl?</p>
<p>Muazzam bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum. Her şey şahaneydi. Tek çocuktum. İleri yaşlarda 17 yaşında abla oldum. Ve sıradan, bildiğimiz gibi, gayet normal bir çocukluktu. Mahallemizin ilkokuluna gittim. Kendi çocuklarıma baktığımda bambaşka perspektiflerle ilerlemeye çalışıyoruz. Bizim çocukluğumuz çok güzeldi. Bir çocuğu okula gönderebilmek için ciddi hesaplar yapıyoruz.</p>
<p>Tiyatroyla ilişkiniz nasıl başladı?</p>
<p>Benim ilkokuldayken Enis Fosforoğlu Tiyatrosu’nda çalışan bir oyuncu ağabeyimizin davetiyle, aranan çocuk oyuncular arasında ben de yer aldım. O zaman okul gösterilerine meraklıydım. Diğer çocuk Volkan Saraçoğlu’nun kızıydı, Burcu. Bize seçme yaptılar, metin okuttular, matine suareli, turneli bir oyunun içinde buldum kendimi. Sonra Suna Keskin ile Yeditepe Oyuncuları ile birlikte, aradan yirmi sene geçtikten sonra bir oyunda rol aldım. Benim oyunculuğum gayet profesyonel başladı, ücret alarak.</p>
<p>Sonra yetinmedin konservatuvara geçtin.</p>
<p>Bizim zamanımızda aileler çocuklarının oyuncu olmasını istemezdi. Şimdi bütün aileler teşvik ediyor. Ama babam yok dedi, annem yapabilir dedi, Teknik Üniversite’ye giderken, oyunculuğa karar verdim. Kimya bölümündeydim, Teknik Üniversite’de. Yıldız Kenter İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndaydı ben geçtiğimde, çok güzel hocalarımız vardı. Gökhan&#8230; Bana diğer illerde konservatuvarların olduğunu söylemedi. Sınava geldiğimde arkadaşlar sen Ankara’nın sınavına girdin mi, diye sıralamaya başladığında anladım. Bizim dönemimizde aynı sınıfta olduğumuz arkadaşlarımızdan, Fırat Tanış, Kayra Şenocak, Murat Ovalı, Yeliz Tozan, Sanem Çelik dönem arkadaşlarımızdı, Gürkan Uzun. Okan Yalabık, Engin Hepileri, Demet Evgar, bir alt sınıfımızdaydı. Bizim zamanımızda askeri eğitim gibiydi, Yıldız Kenter büyük bir disiplinle davranırdı.</p>
<p>“Çok değerli hocalarımız vardı”</p>
<p>Hocalarımı çok kıymetli buluyorum. Ama bir eleştirim de var. Yerlerine yeni birilerini yetiştirmediler. Daha tanrısal bir yerdeydiler sanki. Hem tiyatro hem eğitim camiasında. Arkalarında kendi ekollerini devam edecek ustaları yetiştirmeye niyet etmediler. İyi ki Yıldız Hanım’dan öğrenmişiz ama içimizden bazılarına o eli vermiş olsaydı keşke.</p>
<p>Dormen Tiyatrosu’na geçişiniz nasıl oldu?</p>
<p>Haldun Hoca ikinci sınıftaydım, birine bir şey olmuştu, hemen Dormen Tiyatrosu’na başladım. Orası konservatuvar ile birlikte çok iyi oldu. Bir yandan konservatuvar eğitimi alıyorsunuz diğer yandan usta oyuncularla aynı kulisi paylaşıp, başka bir eğitimin içine giriyorsunuz. Benim için çok iyi antrenman oldu. Okulla birlikte Dormen Tiyatrosu’nda bulunmak oyunculuğuma çok şey kattı. Çünkü okulda bilgiyi alıyorsunuz ancak Dormen kulisinde de mesleğinizin bütün inceliklerini ustalardan öğreniyorsunuz. Bu anlamda çok şanslıyım. İyi ki hem okuduk hem çalıştık.</p>
<p>Ekran ne zaman başladı?</p>
<p>Bizim okulda kamera yasaklıydı. Hiçbir televizyon projesinde çalışmamız istenmezdi. Çalışan arkadaşlarımız olduğu zaman sınıflarını donduruyordu. Süper Baba’da küçük rollerle başladım. Üç beş para kazanıyordum o zaman. Bütün oradaki ilişkiler, oyuncular, yönetmenler, oradan seslendirmeye geçiş, birbirini doğuran şeylerdi. Hem Dormen Tiyatrosu hem mezuniyet projesi hem okul devam ediyordu. Uyumadan geldiğimi hatırlıyorum.</p>
<p>Tanındıktan sonra değiştin mi?</p>
<p>Tanınır olduktan sonra bende bir değişiklik olmadı. Biz ünlü olalım diye başlamadık. Ancak tanındıktan sonra aile terbiyesi ve durumu içselleştirmek çok önemli.</p>
<p>Bir anne ve kadın olarak sette olmak nasıl bir duygu?</p>
<p>Oyunculuk olarak hiçbir ayrım yapmadım, tiyatro, sinema ya da dizi diye. Çünkü aynı yerden çıkan güdüyle hareket ediyorsun. Özü aynı ve senin içinden çıkıyor. Ama elbette ki, benim artık biraz daha konformist bir şekilde mesleğimi icra etmek istiyorum. Yıllar geçtikçe ideallerin, hedeflerin de farklılaşıyor. Şu an mesleğimi konforla yapmak ve daha istediğim işi yapmak istiyorum. Zamanımı iyi yönetmek istiyorum. Bunu büyük bir konfor olarak görüyoruz. Dizi ve televizyon dünyasına karşı bazı mesafeler ve koşullarla bakıyorum. Çocuklarım olmadan on altı, on yedi saat ve haftanın yedi günü sette olduğum bir zamanı da yaşadım. Ancak şu an bakış açım ve isteğim bu. Çok ağır çalışma şartları sette. İnanılmaz ve insanüstü bir çalışma temposu var. Erkan Sever ile bir sahnede, sabahın dördü, uykumuz gelmiş ve biz ne yapıyoruz diye birbirimize dertlendiğimizi hatırlıyorum.</p>
<p>Bir seyircinin “Çocuklarınıza tavsiye eder misiniz oyuncu olmayı?” sorusu üzerine:<br />Çocuklarım önde oturuyor. Tabi söylediğim şartlar doğru ancak çok severek yaptığımız bir işimiz var. Sadece koşulları eleştiriyoruz. Sevmeden bu şartlarda bu işlerin yapılması güç. O yüzden doğru koşullar sağlandığında çocuklarımın da bu işi yapmasını çok isterim. Ama önce kendileri de isterse, yetenekleri de varsa, bütün tecrübelerimizden faydalanmalarını sağlarız, destekleriz.</p>
<p>Can BAŞAK: Baba da tiyatroyla ilgili.</p>
<p>Ama belli olmuyor, böyle ailelerde çocuklar farklı meslekleri de seçebiliyor.<br />Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisindeki rolünüzden sonra nasıl roller geldi?<br />Ben sahne üzerinde komedi de dram da oynadım. Ama televizyonlarda bir şeyi iyi yaptığınızda, cezalandırıyor gibi hep aynı rol için sizi düşünüyorlar. Gerçekten başka bir şey oynayım, olmuyor. Bütün işleri Öyle Bir Geçer Zaman Ki’deki rolüm üzerinden yapımcılar da düşünüyor. Ama bu sene çalıştığım dizide komik sahneler de var ve seviyorum. Ağır ve yoğun duygular, sürekli ağla ağla, bir oyuncu olarak da yorucu geliyor.</p>
<p>Oyuncu olmak isteyenlere ne önerirsiniz?</p>
<p>Oyunculuk için sadece konservatuvar bölümünden eğitim almak zorunda değilsiniz. Kendinizi geliştireceğinizi hissediyorsanız, oyunculuk atölyelerine katılabilirsiniz, kurslara katılabilirsiniz. Bugün çok fazla kendinizi geliştirebileceğiniz yer var. Sadece konservatuvarmış gibi de düşünmeyin, bunu bir mecburiyet olarak görmeyin.</p>
<p>Kamera önünde nasıl o ana yoğunlaşıyorsunuz?</p>
<p>Benim yöntemim anda kalmak. Bu anda kalmak meselesine biraz kafa yormak gerekiyor. Kamerada o anda olmak, o zamanı kullanmak çok önemli. O dramatik anda ne yaşıyorsanız, kendimi sadece o ana teslim ediyorum ve içimden çıkacak şeye izin veriyorum. Hiçbir şeyle kendimi filtrelemeden, kamerayı umursamadan, çevreyi etraftakileri dikkate almadan, ana yoğunlaşıyorum. En son Berkun Oya ile bir film projemiz vardı. Berkun prova istiyor. Ben de televizyondan gelen alışkanlıkla, senaryodaki bire birliği çok umursamam. Ama Olgun Şimşek ile bir sahnemiz vardı, biz çok prova yaptık, replikleri bire bir söylememizi istiyordu. Çektiğim şeyin olmadığını hissettiğimde, kendimi seyrediyorum ve dışarıdan gördüğümde neyin olmadığını anlıyordum. Bunu yapmanızı isterim, olmayan şeyin ne olduğunu hissetmenizi sağlıyor. Bazen yönetmen olmuyor der ama neden olmadığını söyleyemeyebilir.</p>
<p>Bana Bir Picasso Gerek oyunu çok özeldi senin için, biraz anlatır mısın?</p>
<p>Hayatımda oyuncu olarak kendimi çok şanslı hissettiğim oyun, Sezai Altekin’in Arif Akkaya’nın ve benim buluştuğumuz Bana Bir Picasso Gerek, oyunudur. Arif bana bir oyunla geldi, anlattı. Sahnede üç Picasso resmi var ve hangisi gerçek Picasso ise yakılacak. Böyle bir durumun içindeyiz. Sezai abi uzun yıllar Şehir Tiyatrosu’nda oynamış, benim ustam. Arif Akkaya zor bir yönetmen. Hepimiz bu oyun üzerine çok yoğunlaştık, muazzam bir yolculuktu. Arif bir gün dedi ki, bu oyunu sahnede oynamayacağız, Kadıköy’de Duru Tiyatro’da çalışıyorduk, sahnenin arka tarafında bir kalorifer dairesi var, orada oynayacağız bu oyunu dedi. Emre kıyameti kopardı, deli misiniz siz diye. Sonra tasarımcımız Zuhal Soy ile birlikte kalorifer dairesine girdiler, dört duvarını sığınak haline getirdiler, yukarıdan geçen borular, tenekelerin üstüne damlayan sular, seyircilere iki asistanımız Nazi subayı kostümüyle, dar bir geçişten alıyorduk. Seyirciyi içeri girdiği andan dışarı çıkana kadar, o ambiansın içine alıyorduk. Şimdi yapılıyordur belki ama yirmi yıl önce seyirci böyle bir şeyi deneyimlememiş, çok yeni bir deneyimdi. Demir kapıyı gıcırdatarak oynamalar, seyirciyle çok yakın oynamalar. Yirmi sene önce ne kadar güzel bir rejiymiş. Belki de hayatımda sahne üzerinde oynamadığım, olduğum ya da olmaya çok yakın olduğum tek iştir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-soylesi-konugu-ayca-bingol-meslegimi-artik-daha-konforlu-bir-sekilde-yapmak-istiyorum-460792">38. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Ayça BİNGÖL: &#8220;Mesleğimi artık daha konforlu bir şekilde yapmak istiyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler&#8217;in 38.&#8217;sinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi&#8217;nde söyleşi konuğu Müjdat Gezen&#8217;di</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-uzun-soluklu-genclik-festivali-genc-gunlerin-38sinde-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-soylesi-konugu-mujdat-gezendi-458489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2024 10:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[gezendi]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[harbiye]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin]]></category>
		<category><![CDATA[müjdat]]></category>
		<category><![CDATA[sahnesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sinde]]></category>
		<category><![CDATA[soluklu]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Moderatörlüğünü Can Başak’ın yaptığı söyleşide, bir seyircinin “Siz halkın sanatçısısınız” diye başlayan cümlesine, Gezen, “Ben halkın sanatçısı değil, halkım. Karagümrük’te, Fatih’de doğdum, büyüdüm. Oradan geliyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-uzun-soluklu-genclik-festivali-genc-gunlerin-38sinde-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-soylesi-konugu-mujdat-gezendi-458489">Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler&#8217;in 38.&#8217;sinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi&#8217;nde söyleşi konuğu Müjdat Gezen&#8217;di</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs’ı Dünya Yardım Günü İlan Etti</p>
<p>Konuşmasına 11 Mayıs’ı Dünya Yardım Günü ilan ettiğini söyleyerek başlayan Gezen, rastgele bir koltuk numarasını söyleyerek seyircilerden bir genci üye yaptı. “Herhangi bir maddi külfeti yok, o gün istersen çiçek sula, bir sokak köpeğini besle…” diyerek bugün herkesi birine yardım etmeye çağıran Gezen, bugünün nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “11 Mayıs Dünya Yardım Günü.. Bir gün oturuyorum evde, benim sabaha karşı uykum kaçar, ne yapabilirim diye, ne yapayım ne yapayım dedim, ben bilmiyorum bilgisayar kullanmayı, eşim Leyla’ya, internetten bir bak boş gün var mı dedim, 365 gün dolu, 29 şubat da dolu. 11 Mayıs, bir tane buldum. 11 Mayıs Dünya Yardım gününü ben kendi kendime ilan ettim. Aç birine sandviç ısmarlayın, bir köre kitap okuyun, sokak kedisi besleyin… Siz de istediğiniz bir iyiliği listeye ekleyin. İnsanlar artık unutmaya başladılar, her şey fenalık üzerine. Dünyayı iki defa dolaştım, çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, öğrencilerime sakın bir yere gitmeyin diyorum. Herkes gitmek istiyor. Senede bir gün insanlar diyebilir ki, ben de bir gün insanlara yardım edeyim diyebilirler.”</p>
<p>“Muhsin Ertuğrul’dan Çok Korkardık”<br />Moderatör Can Başak’ın “Sizin döneminizde aynı semtten birçok önemli sanatçı çıkıyor. Bugün neden bu semtlerde böyle sanatçılar çıkmıyor” sorusuna cevaben, “Savaş Dinçel, Zeki Alasya, Metin Akpınar… Bizim hocalarımız iyiydi. Max Meinecke, Ahmet Kutsi Tecer, Sabahattin Kudret Aksal gibi hocalarımız vardı” dedi. Gezen, İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girişini ve anılarını da anlattı: “1960 yılında bu tiyatroya girdiğimde Muhsin Hoca genel sanat yönetmeniydi. Çok korkardık. Biz Muhsin Hoca’ya saygı ve sevgi duyardık ama çok korkardık. Kendi gelemediği zamanlarda fötr şapkasını asardı biz geldi zannederdik. Savaş Dinçel ve ben disiplinsizlik yüzünden bu tiyatrodan iki defa kovulduk. Savaş ile Rumeli Hisarı gösterilerinde yaramazlık yaptığımız için çocukça şeyler…</p>
<p>Tepebaşı’nda Dram Tiyatrosu’nda bir odası vardı. Orada oyun koyardı. Sabah altıda kahvaltısını ediyor, duşunu alıyor, oradan saat yedide Haydarpaşa’ya vapurla Karaköy’e, Tünel’den Beyoğlu’nda iniyor, saat tam onda kepenkleri indirir provaya başlardı. Oyuncu bir kızımız geliyor kapı kapalı, içeri giremiyor. Üçüncü gün kapının önünde bekliyor, Muhsin Hoca gelince hocam diyor, ben seçildim ancak provalara giremiyorum, geç kaldığımdan dolayı. Muhsin Hoca ona şunları söylüyor: “Ada vapuru sen geç kaldın diye bekler mi? Hayır. Benim bir vapur kadar da mı kıymetim yok, diyor. Ben bundan çok şey öğrendim. Üçüncü zil sendromu diye bir şey vardır, o zil çaldığında antre için hazır olacaksınız. Asla mazeret kabul edilmez. Bir oyuncu, bütün yirmi dört saat içerisinde iki saat o ceketi çıkarıp oyuncu ceketini giyemiyorsa, ben ona oyuncu demem. Benim babam öldü, babamı çok severdim, gazeteler yazmışlar Necdet Gezen öldü, Müjdat Gezen babasını kaybetti diye. Ben Maksim Gazinosunda stand up yapıyorum, bazı kadınlar ağlıyor. Babamın cenazesinden üçe yirmi kala, üzerine toprak atarken, küreği ağabeyime verip ayrılmış ve programa gelmişim. Tam adapte olamadım galiba, program düşük enerjiyle gidiyor. Fark ediyorum. Arada tuvalete gittim çektim sifonu, ağladım, rahatladım. Ali vardı bugün çok keyifsizsiniz dedi, Ali babam öldü dedim. Bir komedyenin babası ölemez. Biz bu mesleği seçerken başkasının silah zoruyla seçmedik.</p>
<p>Ünlü bir aktör babam ölürse sahneye çıkmam, dedi. Böyle bir lüksümüz yok, bu mesleği seçerken dikkatli seçin. Benim gibi 81 yaşına geldiğinizde, hala şu kutsal tahtanın üzerinde olmayı istiyorsanız.”</p>
<p>“Bir Gün Param Olursa Ücretsiz Bir Okul Açacağım”<br />Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin kuruluşunu şöyle anlattı: “Ben Ayşegül (İşsever) Hocanız’ın okuduğu okulda hocalık yapıyordum. O zamanlar öğrenciler harç yatırarak okula kayıt yaptırıyordu. Bir öğrencim harç paramı yatıramadığım için okula kayıt yaptıramıyorum dedi, baktım cebimde 35 lira var, harç parasını verdim, girdi sınava kaydoldu, mezun oldu. 25 lira için bir insanın hayatı değişebilir mi, diye düşündüm. Bir gün param olursa ücretsiz bir okul açacağım dedim, açtık 34 yıldır devam ediyoruz.</p>
<p>Oyuncumuz Sevil Akı, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin ilk öğrencilerinden olarak, hocası Müjdat Gezen’i ve okul yıllarını anlattı: “Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin ilk öğrencileri olmak çok ayrıcalıklıydı. Olmayan hoca yoktu. İki tane devlet konservatuvarı vardı, Türkiye’de bir tane kurs yoktu. Çok fazla öğrencisi var Müjdat Hoca’nın. Biz yirmi yaşındayken ilk öyküleri okutan hocamızdı. Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyelerini okuturdu o yıllarda. Sait Faik’in “Hişt, hişt” hikâyesi vardır. Biz de onu okumuştuk.</p>
<p>O hikâyenin Türkiye’de, Dünya’da, hayatımızda ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Bir hişt sesi gelsin de nereden gelirse gelsin… Tiyatro sanatıyla ses vermeye çalışan oyunculuk sanatıyla ses vermeye çalışan arkadaşlarımıza, bu mesleğe bulaşan bütün arkadaşlarımıza bu hişt sesini anlatıyorum. Müjdat hoca bize oyuncu olamasanız da iyi bir seyirci olursunuz derdi. Çok ağırımıza gidiyordu. Bugün mesleğe değer katıyorsak, o yıllarda bize okuttuğu hikâyelerdendir”</p>
<p>Müjdat Gezen de, Sevil Akı’nın rol aldığı Nazım Hikmet’in oyunu Mehmene Banu’daki rolünü çok beğendiğini, bu oyunu seyrettikten sonra çok ağladığını söyledi.</p>
<p>“Hoca-Öğrenci Değil, Usta-Çırak”<br />Bir soru üzerine, “Öğrencilerle hiç hoca öğrenci muhabbetine girmedim.” diyen Müjdat Gezen, “Ben hiç zorlanmadım. Hiç hoca öğrenci muhabbetine girmedim. Usta çırak. Her ne kadar bilimsel yanı varsa da, benim söyleyeceklerim biraz aykırı kaçabilir, kitaplardan ve başkalarının anlattıklarından çok fazla yararlanamadım. Epik tiyatro bize hep anlatıldı, ne kadar kitap varsa okudum, Berliner Ensemble”a gittim, anlatılanla yapılanın farkını gördüm. Broadway’de müzikaller izledim, Japonya’da geleneksel oyunlar izledim. Rusya’ya gittim, Çehov’a hastayım. Anlatılanlarla gördüklerim farklı. Okuyorum kitapları kesmiyor beni, anlatıyorlar, bireysel ve yanlış anlatımlar olabilir. En iyisi git gör, dedim. Edindiklerim, benim seçtiğim yolun doğru olduğunu, usta-çırak ilişkisinin doğru olduğunu düşündüm” Adile (Naşit) şurada doğdu, o kulisin içinde. Babası meşhur Komik-i Şehir Naşit Efendi. Naşit Bey’i oradan seyretmiş. Annesi kanto sanatçısı. Adile durup dururken olmuyor.</p>
<p>“Halkın Sanatçısı Değil, Halkım”</p>
<p>Bir seyircinin sorusu üzerine, “Halkın sanatçısı değil halkım ben, halk” diyen Gezen, sözlerine şöyle devam etti: “Babam halk adamı, annem halk insanı. AKM’de Yarasa operetinde bana bir teklif yaptılar. Dünya’nın her ülkesinde bu operet oynanırken, komik rolü o ülkenin komik bir oyuncusu oynuyor. Bana verdiler. Eski AKM’de. Dört saat sürdü oyun, bitmek bilmiyor. Bestecilerin, metin yazarlarının zamanı çokken yazılmış metinler. Karagümrük’ten, Fatih’ten çocukluk arkadaşlarım istedi, geldiler. Yarasa da yaramasa da görmek zorundayız dediler. Bilet ayarladım, geldiler. Son perdeden az önce çıkıyorum, dört saat, oğlum sen bize bu acıyı niye çektirdin, Karagümrük’ten buraya bunun için mi geldik, dediler.”</p>
<p>“Ben İnsan Biriktirdim”<br />Başka bir seyircinin, oyuncu olmak istiyorum, bana ne nasihat verirsiniz, sorusu üzerine, Müjdat Gezen şunları söyledi: “Hayatımda en sevmediğim şey tavsiye ve nasihat vermektedir. Yaşayarak öğrenin. Büyük bir hata yapmışsanız, hata tekrarlandığı zaman ismi hata oluyor. Öğreniyorsan sorun yok, değilse sorun var demektir. İyi bir oyuncu olmak istiyorsan, yetenek, eğitim, çok çalışmak gerekir” Bir başka seyircinin, hayatınızı iki cümle ile özetler misiniz? sorusu üzerine, “İnsan biriktirdim. Herkes para biriktirdi ben insan biriktirdim” diye cevap verdi.</p>
<p>Söyleşinin sonunda Genel Sanat Yönetmenimiz Ayşegül İşsever, “Ben de fırsat buldukça oyunculuk eğitimleri veriyorum. Müjdat Hocam’dan öğrendiğim bir şey, öğrencilerimle arama mesafe koymamaktı. Bunun için size çok teşekkür ediyorum, önünüzde saygıyla eğiliyorum” dedi. Müjdat Gezen de, “İşte, bizim öğrencimiz, böylesine köklü bir sanat kurumunun başında, genel sanat yönetmeni olarak varsa, bu alçak gönüllüğü sayesindedir. Öğrencimin burada genel sanat yönetmeni olmasından son derece mutluyum. Ben mutlu bir insanım” dedi.<br />Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-uzun-soluklu-genclik-festivali-genc-gunlerin-38sinde-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-soylesi-konugu-mujdat-gezendi-458489">Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler&#8217;in 38.&#8217;sinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi&#8217;nde söyleşi konuğu Müjdat Gezen&#8217;di</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>38. Genç Günler&#8217;in açılış gecesinde verilen 28. Bedia Muvahhid Ödülü&#8217;ne Cadı Kazanı oyunundaki rolüyle Selen Nur Sarıyar layık görüldü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-acilis-gecesinde-verilen-28-bedia-muvahhid-odulune-cadi-kazani-oyunundaki-roluyle-selen-nur-sariyar-layik-goruldu-458058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 21:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bedia]]></category>
		<category><![CDATA[cadı]]></category>
		<category><![CDATA[gecesinde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görüldü]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kazanı]]></category>
		<category><![CDATA[layık]]></category>
		<category><![CDATA[muvahhid]]></category>
		<category><![CDATA[nur]]></category>
		<category><![CDATA[ödülüne]]></category>
		<category><![CDATA[oyunundaki]]></category>
		<category><![CDATA[rolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyar]]></category>
		<category><![CDATA[selen]]></category>
		<category><![CDATA[verilen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458058</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve 100. yılını kutlayan Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi’nin 38. Genç Günler kapsamında ortaklaşa düzenlediği 28. Bedia Muvahhid Ödülü sahibini buldu. 28. Bedia Muvahhid ödül töreni, Uğurtan Atakan yönetiminde 8 Mayıs 2024 Çarşamba günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-acilis-gecesinde-verilen-28-bedia-muvahhid-odulune-cadi-kazani-oyunundaki-roluyle-selen-nur-sariyar-layik-goruldu-458058">38. Genç Günler&#8217;in açılış gecesinde verilen 28. Bedia Muvahhid Ödülü&#8217;ne Cadı Kazanı oyunundaki rolüyle Selen Nur Sarıyar layık görüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hümay Güldağ’ın sunduğu törene İBB Kültür Daire Başkanı Tolga Volkan Aslan, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcıları Emrah Özertem, Can Başak, Tankut Yıldız, Özgür Dereli, Müdür Yardımcıları Nilüfer Batmaz, Berna Beyazkılınç Tezcan, Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi Başkanı Selma Durak ve Selen Nur Sarıyar, Zihni Göktay, Göksel Kortay, Tamer Levent, Irmak Örnek, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yiğit Sertdemir katıldı.</p>
<p>“Bu Birlikteliği Çok Kıymetli Buluyoruz”</p>
<p>Ödül töreninde bir konuşma yapan Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, sözlerine konukları selamlayarak başladı:</p>
<p>“Bu sene 38.’si gerçekleşen Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik ve sanat festivaline ve 28.’sini gerçekleştirdiğimiz Bedia Muvahhid ödül törenine hoş geldiniz.</p>
<p>İstanbul Şehir Tiyatrosu olarak Bedia Muvahhid ödül törenini Türk Kadınlar Birliği ile birlikte gerçekleştirmekteyiz. Bu birlikteliği çok kıymetli buluyoruz.</p>
<p>Hepimizin bildiği gibi bu ödül her sene gelecek vadeden genç kadın oyuncuya verilir. Bu sene hem bu heyecanı yaşıyoruz hem de çok üzgünüz. Türk Kadınlar Birliği’nden Nurten Bağcı’nın aramızdan ayrılışının üzüntüsünü yaşıyoruz. Kendisi gençlere çok değer veren ve özellikle kadınların eğitimi konusunda çok çaba sarf etmiş gerçek bir cumhuriyet kadınıydı. Kendisini her zaman sevgi, saygı ve özlemle anacağız.</p>
<p>Bedia Muvahhid ödül törenini her sene Genç Günlerin son gününde gerçekleştiriyorduk ancak bu sene Genç Günlerin açılışını Bedia Muvahhid ödül töreni ile yapmak istedik.”</p>
<p>“Genç Günlerin Mottosunu Barış Olarak Belirledik”</p>
<p>Ayşegül İşsever bu yılki Genç Günlerin mottosundan bahsederek sözlerini sürdürdü: “Bu seneki Genç Günlerin mottosunu barış olarak belirledik. Barış kelimesi yalnızca militarist bir kavramın karşıtı değildir. Maalesef 21. yüzyılda insanoğlu tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğayla, kadınla, çocukla, gençlerle ve bilgiyle savaş halinde. Tüm dünyayı huzur, sanat ve sevgi diliyle kucaklamanın ve barışın ne kadar önemli olduğu konusunda farkındalık yaratmanın bir sanat kurumu olarak en büyük sorumluluklarımızdan biri olduğunu düşünüyoruz.“</p>
<p>“Bedia Cumhuriyetin Altın Çocuklarından Biriydi”</p>
<p>Bedia Muvahhid’in öncü rolünden bahseden İşsever:</p>
<p>“Nazım’ın da yazdığı gibi “en azılı düvellerle köle olmamak, soyulmamak için“ dövüşen milletimiz, “yaralı, yorgun, fakiriz“ demeden, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet devrimleri sayesinde altın çocuklarını ve kız evlatlarını yetiştirmeye başladı.</p>
<p>Emine Bedia da o çocuklardan biriydi. Onun bir savaş çocuğu olduğunu unutmamalıyız. Tiyatro yaşamındaki öncü rolünü ve bize bıraktıklarını her zaman saygı ve minnetle anacağız. Büyükada’da büyüyen o minicik kız çocuğunun birikimine bu günden baktığımızda o şartlarda Fransızca ve Rumca öğrendiğini, dönemin edebiyatçılarıyla iletişim kurarak Türkçesi’ni nasıl zenginleştirdiğini görüyoruz.</p>
<p>Kuşaklar arasındaki çatışma tarih boyunca yaşanmış ve gelecekte de yaşanacaktır. Ancak biz bu çatışmayı karşılıklı gelişime dönüştürmezsek kültürel birikimimizde, toplumsal ve günlük yaşamımızda derin yaralar açılacağını biliyoruz. Şehir Tiyatrosu olarak gençliğimizle barışmak, gençlerin de geçmiş birikimleri kavramasını sağlamayı hedefliyoruz. Bu nedenle kendi topraklarımızda ve tüm coğrafyalarda doğayla, kadınla, gençlerle, evrenin geleceği için tüm dünyayla HEMEN ŞİMDİ BARIŞ! diyoruz” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever’e Türk Kadınlar Birliği tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p>“Anılarımın Hepsi De Benim İçin Çok Değerli”</p>
<p>Ödül töreninde Sanatçı Görsel Kortay tiyatroya dair anılarını anlattı. Konuşmasının başında:</p>
<p>“Çoğunuzun kitaplarda okuduğu olayları ben şahsen gördüm. Acı mı tatlı mı bilmiyorum. Şimdi bana anılarını anlat deyince, bende o kadar çok anı var ki. O kadar çok yaşanmışlığım var ki. Hepsini anlatmak istiyorum ama mümkün değil. Şimdi 3-5 anı seçsem diğer tarafımdaki anılarım alınacak. Hepsi de benim için çok değerli. Sürç-i lisan edersem af ola” dedi.</p>
<p>Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu’na Türk Kadınlar Birliği tarafından plaket takdim edildi. Oytun Askeroğlu takdim sonrasındaki konuşmasında: “Türk Kadınlar Birliği ile Şehir Tiyatroları’nın işbirliğinin, birlikte sonsuza kadar sürmesini diliyorum” dedi.</p>
<p>“Benim İçin Çok Gergin ve Zor Bir Süreçti”</p>
<p>Ödül konuşmasını yapmak üzere sahneye çıkan Selen Nur Sarıyar, ailesine ve sevdiklerine teşekkür ederek sözlerine başladı. Konuşmasının devamında ise:</p>
<p>“Çok gergin ve zor bir süreçti benim için. Sabrımın sonuna gelmiştim. Yıllarca bekledim. Oyuncu seçmelerine girdim. Hocam Yiğit Sertdemir beni seçti. Hocam size çok teşekkür ederim.</p>
<p>Rolü çıkarırken o kadar zorlandım ki. Çok utanıyordum ve sürekli ağlıyordum. Hoca her defasında bıkmadan elimi tutup kaldırdı ve bana prensesmişim gibi davrandı. O yüzden size çok teşekkür ediyorum. Hocam sizi çok seviyorum” dedi.</p>
<p>Tören Arp Sanatçısı Fatmagül Ergün ve Piyano Sanatçısı İpek Keşkek’in yer aldığı müzik dinletisiyle sona erdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/38-genc-gunlerin-acilis-gecesinde-verilen-28-bedia-muvahhid-odulune-cadi-kazani-oyunundaki-roluyle-selen-nur-sariyar-layik-goruldu-458058">38. Genç Günler&#8217;in açılış gecesinde verilen 28. Bedia Muvahhid Ödülü&#8217;ne Cadı Kazanı oyunundaki rolüyle Selen Nur Sarıyar layık görüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Ünsal: Bu bayram, aydınlık günlerin başlangıcı olsun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-bu-bayram-aydinlik-gunlerin-baslangici-olsun-450273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Apr 2024 11:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[ünsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediye Başkanı B. Yıldız Ünsal, tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, bu anlamlı günlerin daha aydınlık ve daha mutlu bir geleceğin başlangıcı olmasını diledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-bu-bayram-aydinlik-gunlerin-baslangici-olsun-450273">Başkan Ünsal: Bu bayram, aydınlık günlerin başlangıcı olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Karşıyaka Belediye Başkanı B. Yıldız Ünsal, tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, bu anlamlı günlerin daha aydınlık ve daha mutlu bir geleceğin başlangıcı olmasını diledi.</div>
<div> </div>
<div><b>“UMUDU BİRLİKTE BÜYÜTTÜK”</b></div>
<div>Ramazan ayı boyunca binlerce Karşıyakalı ile kucaklaşıp dayanışma ruhunu büyüttüklerini vurgulayan Başkan Ünsal, şöyle devam etti: “Her gününü sokakta gönül gönüle geçirdiğimiz, iftar sofralarının etrafında buluştuğumuz bu ay, bizlere birlik ve beraberliğin önemini bir kez daha hatırlattı. Şimdi Karşıyaka Belediye Başkanı olarak Ramazan Bayramı’nı karşılamanın eşsiz onurunu taşıyor, bu kentte her günümüzün böyle mutlu ve umut dolu geçmesi için tüm gücümle çalışmayı en büyük sorumluluğum sayıyorum.” </div>
<div> </div>
<div><b>AYDINLIK VE GÜZEL BİR GELECEK</b></div>
<div>“Biz Karşıyaka’da çok büyük ve çok güzel bir aileyiz” diyen Başkan Yıldız Ünsal, “Parçası olmaktan benzersiz bir mutluluk ve gurur duyduğum Karşıyaka ailesinin ve tüm halkımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Ülkemizde hayatın yeniden bayram olduğu, yüreklerimizin bayram çocuğu sevinciyle dolduğu bir yaşam umuduyla, herkese sevdikleriyle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir bayram diliyorum. Bu anlamlı günler, tüm milletimiz için daha aydınlık ve güzel bir geleceğin başlangıcı olsun” ifadelerini kullandı.</div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-bu-bayram-aydinlik-gunlerin-baslangici-olsun-450273">Başkan Ünsal: Bu bayram, aydınlık günlerin başlangıcı olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>37. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Zafer Algöz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/37-genc-gunlerin-soylesi-konugu-zafer-algoz-374855</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 11:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[algöz]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374855</guid>

					<description><![CDATA[<p>37. Genç Günler kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 10 Mayıs akşamı gençlerle buluşan sinema ve tiyatromuzun usta ismi Zafer Algöz, gençlere “Oyuncu adayı arkadaşlarıma şunu sormak isterim.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/37-genc-gunlerin-soylesi-konugu-zafer-algoz-374855">37. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Zafer Algöz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>37. Genç Günler kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 10 Mayıs akşamı gençlerle buluşan sinema ve tiyatromuzun usta ismi Zafer Algöz, gençlere “Oyuncu adayı arkadaşlarıma şunu sormak isterim. Oyuncu mu olmak istiyorum, şöhret mi olmak istiyorum. Birisini televizyonda gördüğünde ben de yaparım, diyor haklı. Formayı giydiğin zaman bırakmaman lazım. Bir tane dizide oynayıp bırakmaman lazım.” </i>dedi.</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın düzenlediği 37. Genç Günler’in söyleşi konuğu olan sinema ve tiyatromuzun usta ismi Zafer Algöz, sanatçımız Nihat Alpteki’nin moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide gençlerle buluştu. Algöz, anılarından, meddah geleneğine, genç oyunculara tavsiyelere birçok konuda gençlerin sorularını cevapladı.</p>
<p>İstanbul’un aralıksız düzenlenen tek gençlik festivali olan Genç Günler’in 37.’si, üniversite gruplarının oyunları, söyleşi ve atölyelerle devam ediyor. Türk Sineması ve Tiyatrosu’nun usta ismi Zafer Algöz, 10 Mayıs Çarşamba günü 18.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde  moderatörlüğünü Nihat Alpteki’nin yaptığı söyleşide Şehir Tiyatroları’nın konuğu oldu. Söyleşi moderatör ve gençlerin sorularıyla yaklaşık iki saat sürdü.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“On beş buçuk yaşından itibaren Devlet Tiyatrosu Ailesindeyim”</b></p>
<p>“Ben 15 buçuk yaşından beri Devlet Tiyatroları ailesindeyim. Çocuk ve gençlik tiyatrosu kurslarıyla başladım. Sonra Devlet Konservatuvar’ı Tiyatro Bölümü’ne girdim. 1981-85 yılları arasında parasız yatılı okudum. 1986-88 yılları arasında Bursa Devlet Tiyatroları’nda zorunlu staj yaptıktan sonra İstanbul Devlet Tiyatroları’na geldim. İstanbul Devlet Tiyatroları’nda oyuncu ve yönetmen olarak çalışmaya devam ediyorum. Devlet Tiyatroları’nın kuruluşunu düşününce iki büyük insanı buradan rahmetle anıyorum. Birincisi Mustafa Kemal Atatürk. Mustafa Kemal Paşa 57 yaşında vefat etmiş biliyorsunuz ama yaptıklarına baktığınızda sanki çok genç yaşta öleceğini hissetmiş gibi yapılabilecek her şeyi 15 yıllık Cumhurbaşkanlığı dönemine 100 yıllık işleri sığdırmış bir devlet adamı.</p>
<p>1935-36’lı yıllarda İsmet Paşa’yla Batı standartlarında konservatuvarlar oluşturmaya karar vermişler. O zamanki adı Musiki Muallim Mektebi’ymiş Ankara’daki binanın. O dönem Alman faşizminden kaçmak isteyen Carl Ebert, Türk büyükelçiliği ile temasa geçmiş. Mustafa Kemal de haberdar olduğunda Carl Ebert ve tüm sanat ekibini Türkiye’ye davet etmiş. “Bizde Batı standartlarında bir konservatuvar kurun. Tiyatrocular, operacılar, bale, orkestralar, korolar bütün o yapıyı kurun” demiş. Carl Ebert tüm Batı sanatlarının yerleşmesinde ve eleman yetişmesinde çok etkili olan bir insan. Çünkü konservatuvar demek fabrika demek. Burada Türk Tiyatrosu’nun kurulmasında da emeği geçen çok önemli insanlar var. Daha sonra Muhsin Ertuğrul, Cüneyt Gökçer, Müşfik Kenter ve Yıldız Kenter.</p>
<p>Ondan sonraki aşamada Haldun Taner’in çok büyük katkıları olmuş. Gelenekselden esinlenerek bizim kendi komedimizi yaratmış, Türk Tiyatrosu’na yeni eserler yazmış. Haldun abiden de bayrağı Ferhan Şensoy devralmış”</p>
<p><b>“Kafa TV’de meddahlığı deniyorum”</b></p>
<p>“Candaş Tolga Işık, yıllar önce Kafa diye bir dergi çıkardı. Bize de yaşadıklarını yazar mısın? dedi. Başka kimler var dedim. Ataol Behramoğlu var, İlber Hoca var, bayağı bir A takımı var. Ben orda 3-4 sene yazdım ve oradaki misyonumu tamamladım. Kafa Radyo’da birkaç program yaptım. Kafa TV yapıyoruz gel bu hikâyeleri anlat dediler. 16 tane yaptım. Kafa TV’de yaptığım şeyler bir meddahlık denemesi sayılır. Çoğunu kendi yazmış olduğum kitaplarda anlattım. İstedim ki gençler o insanlar hakkında da bilgi sahibi olsun. Öztürk Serengil’le 3 aylık bir süre birlikte olduk. Benim için 3 yıllık bir eğitim gibiydi. Çok renkli bir karakterdi.</p>
<p>Benim tiyatro mesleğini seçmemdeki sebeplerden biri taklit yeteneğimdi. Önce akrabalarımın taklitlerini yaparak başladım. Evde dadaşların bayramlaşmasını canlandırırdım. Bu ortaokulda devam etti. Sonra öğretmenlerimin taklitlerini yaptım. İki öğretmenim bendeki yeteneği fark ettikleri için ailem çok baskı yaptılar. Tiyatro oyuncusu olsun diye. Gençlik tiyatrosu kurslarında buldum kendimi. Erkan Can da vardı arkadaşım. Kenan Işık sağ olsun o da komisyondaydı. Onun sayesinde bizi kurslara aldılar”</p>
<p><b>“Bence Türkiye’de tek meddah Cem Yılmaz”</b></p>
<p>“Meddahlık sadece bizim ortaoyununda bildiğimiz meddahlık değil. Meddahlık Orta Asya’daki Hun Türkleri’nden gelir. Onların ömrü seferle geçtiği için içlerinde anlatım gücü en yüksek kişi kimse, yaşadıkları serüveni, bu seferde neler gördük neler yaşadık nelere güldük, nerde üzüldük anlatırlarmış. Sonra bizim ortaoyununda Kel Hasanlar, İsmail Dümbüllüler, oradan buraya gele gele ilk stand up gösteriyi bizde Orhan Boran yaptı. Sonra Ferhan Şensoy, Uğur Yücel, Cem Yılmaz. Bence Türkiye’de tek meddah Cem Yılmaz”</p>
<p><b>Günümüzde Türkçeyi güzel konuşan iki kurum var:</b></p>
<p><b>Devlet ve İstanbul Şehir Tiyatrosu</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>“Darülbedayi kurumu ve Devlet Tiyatroları’nın kardeş kurumlar. Bu iki kurumun çok önemli hizmetleri var. Ülkenin dışında da Türkiye’yi temsil eden çok önemli rejisörler yetiştirmiş. Standart olarak baktığımız Türkçe’yi konuşan iki kurum var. Birisi Devlet Tiyatroları, birisi Şehir Tiyatroları. Çünkü bir dili güzel anlatmak bizim görevimiz”</p>
<p><b>“Tiyatro herkesin yapabileceği bir meslek değil”</b></p>
<p>“Bizim ülkemizde oyuncuları sinema oyuncusu ve tiyatro oyuncusu olarak ayırırlar. Dünya’nın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Oyunculuk mesleği o kadar kolay bir meslek değil. Buradan rastgele 8-10 kişiyi seçip bir sinema filmi çekebilirsiniz ama tiyatro öyle değil. Tiyatro sahnesi hakikaten er meydanı. Buraya çıktığınız zaman kimse sizin gözünüzün yaşınıza bakmaz. Tiyatro oyunculuğu her akşam yeniden imtihana girmek demek. Herkesin yapabileceği bir meslek değil tiyatro.</p>
<p><b>“Oyuncu mu şöhret mi olmak istiyorsunuz?”</b></p>
<p>“Oyunculukla ilgilenen gençlere vereceğim ilk tavsiye bu işi meslek olarak seçmemeniz. Hobi olarak seçmeniz lazım. Başka bir işiniz olsun hayatınızda. Oyunculukta yeteneğiniz varsa ikinci bir iş olarak yapmanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Oyuncu adayı arkadaşlarıma şunu sormak isterim. Oyuncu mu olmak istiyorum, şöhret mi olmak istiyorum. Birisini televizyonda gördüğünde ben de yaparım, diyor haklı. Formayı giydiğin zaman bırakmaman lazım. Bir tane dizide oynayıp bırakmaman lazım.</p>
<p>Eski ustalarımız bizim dublaj yapmamızı istemezlerdi. Sizin işiniz tiyatro yapmak derlerdi. Bizim figüranlık yapmamızı istemezlerdi.</p>
<p>Kendini eğitmek çok önemli. Kendini gösterebilmen için kendini eğitmen lazım. 10 Üniversite İstanbul’da oyunculuk eğitimi veriyor. 500 tane casting var. Bunun her birinde 100’er kişi olduğunu düşünün. 50000 kişi ekmek bekliyor”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/37-genc-gunlerin-soylesi-konugu-zafer-algoz-374855">37. Genç Günler&#8217;in Söyleşi Konuğu Zafer Algöz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özel günlerin aranan ismi &#8220;Buray&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozel-gunlerin-aranan-ismi-buray-366242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 23:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aranan]]></category>
		<category><![CDATA[buray]]></category>
		<category><![CDATA[günlerin]]></category>
		<category><![CDATA[ismi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ünlü sanatçı Buray, konserlerine hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozel-gunlerin-aranan-ismi-buray-366242">Özel günlerin aranan ismi &#8220;Buray&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü sanatçı Buray, konserlerine hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz akşam Kıbrıs Elexus Otel&#8217;de düzenlenen Turizm ve etkinlik dünyasının &#8220;Oscar&#8221;ı olarak bilinen Masters of Events ACE ofMICE&#8221;in ödül töreninde Buray sahnedeydi.</p>
<p>Konserine &#8220;Girdap&#8221; şarkısıyla başlayan Buray, peş peşe &#8220;Alaz Alaz&#8221;, &#8220;Deli Kız&#8221; ve &#8220;Sen Sevda Mısın&#8221; gibi sevilen hit şarkılarını geceye katılanlarla birlikte hep bir ağızdan söyleyerek doyasıya eğlendirdi. Gece boyu eğlencenin doruğa ulaştığı etkinlikte katılımcılar performansıyla kendine hayran bırakan Buray&#8217;a dans ederek eşlik etti. Keyif dolu gece, Buray&#8217;ın konserini tamamlamasıyla son buldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozel-gunlerin-aranan-ismi-buray-366242">Özel günlerin aranan ismi &#8220;Buray&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
