<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>görmeyen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gormeyen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gormeyen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 20:36:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>görmeyen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gormeyen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[banu]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[görmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerle]]></category>
		<category><![CDATA[iradeyle]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632006</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra KPSS ile atanan ve öğretmenlik mesleğine adım atan Banu Büyükcıngıl’ın hayatı, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü ile kesiştiğinde yeni bir boyut kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006">Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra KPSS ile atanan ve öğretmenlik mesleğine adım atan Banu Büyükcıngıl’ın hayatı, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü ile kesiştiğinde yeni bir boyut kazandı.</p>
<p>Görme engeli nedeniyle birçoklarının &#8220;zor&#8221; dediği Osmanlı Türkçesini öğrenip, sonra da Arapça ve Farsça gibi dillerde uzmanlaşan Büyükcıngıl, Şubat 2026’da tamamladığı doktora teziyle akademik camiada büyük takdir topladı.</p>
<p><strong>“Hocam harfleri avcuma çizerek zihnimde canlandırmamı sağladı”</strong></p>
<p>Banu Büyükcıngıl, kendi hikâyesini anlatırken zorlukların nasıl kapı açtığını şu sözlerle ifade ediyor:</p>
<p>&#8220;Doğuştan gelen genetik bir hastalık sebebiyle çok küçük yaşımdan itibaren görme problemi yaşadım. Bu süreçte gören öğrencilerle birlikte eğitim aldım. Lise çağlarında görme yetimi büyük oranda kaybettim. O yıllarda genellikle kitapları ve ders notlarını ses kaydı yaparak ve dinleyerek ders çalışıyordum. İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra bir süre öğretmen olup olmama konusunda kararsız kaldım. Fakat, sonra KPSS sınavına hazırlandım ve iyi bir puanla atandım. Mesleğimin ilk yıllarında oldukça zorlandım. İngilizce öğretmenliğine devam ederken, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı programında yüksek lisansa başladım. İlk dönem Osmanlı Türkçesi dersi vardı. Bu dersi alıp almama konusunda tereddütlerim bulunuyordu. Bazı üniversitelerde görme engelliler bu dersten muaf tutulabiliyor. Ancak dersin öğretim üyesi Prof. Dr. Emine Yeniterzi hocam derse katılmamı ve dinlememi tavsiye etti. Bir süre sonra hocamın gayretleri ve teşviki sayesinde dersi daha rahat takip etmeye başladım. Hocam harfleri elime çizerek zihnimde canlandırmamı sağladı.”</p>
<p><strong>Arapça ve Farsça dersleri nasıl başladı?</strong></p>
<p>Osmanlı Türkçesi dersinde edinmiş olduğu tecrübe sonucunda bir sonraki dönem Arapça dersi aldığını da anlatan Banu Büyükcıngıl, “Çevrimiçi özel dersler alarak Arapçamı geliştirdim. 2018 yılında Dr. Öğr. Üyesi Cangüzel Güner Zülfikar Hocam, Enstitüde Uluslararası Yoğunlaştırılmış Tasavvuf Araştırmaları Yaz Okulu Programı düzenleneceğini ve programda Farsça metin incelemesi yapılacağını belirterek beni Farsça öğrenmeye teşvik etti. Programın başlamasına altı ay vardı. Bunun üzerine İranlı Narges Ahmedî’den çevrimiçi Farsça dersleri almaya başladım” dedi.</p>
<p>Banu Büyükcıngıl’ın Yüksek Lisans Tez Danışmanlığını yürütmüş olan <strong>Prof. Dr. Emine Yeniterzi</strong> tecrübesini şöyle aktarıyor<strong>: </strong></p>
<p>“Banu, 2016 yılında Osmanlı Türkçesi dersimde öğrencim oldu. Osmanlı Türkçesi, bilindiği üzere 1928 harf inkılabından önce kullandığımız Arap harfleri ile yazılmaktadır. İlk defa böyle bir öğrenciyle ders yapacaktım. Bu yüzden Banu için de benim için de başlangıçta tedirginliğimiz vardı. Banu, bilgisayarında Arap harflerinin isimlerini seslendiren bir programdan faydalandı. Normalde Osmanlı Türkçesinde harfler bitiştirilerek yazılır, böylece daha kolay okunur. Latin harfleri gibi tek tek yazılarak okunması gayet zordur. Sevgili Banu, bu güçlüğü rahatlıkla aştı. Harfleri hızla zihninde birleştirerek kelimeleri oluşturmaya başladı. Gören iki gözü yoktu ama büyük bir azmi, hızlı bir kavrayışı, güçlü bir idraki vardı. Yer yer bu alfabenin zihninde şekillenmesi için avcuna harfleri parmaklarımla yazdım. Diğer öğrenciler PDF metinleri okurken Banu’nun okuması gereken metinleri Word’de yazmam yeterli oluyordu.</p>
<p>Neticede Banu, diğer öğrencilerle aynı zamanda Osmanlı Türkçesini okumayı ve yazmayı öğrendi. Daha sonra Arapça ve Farsça öğrenmeye başladı. Yüksek lisans tezini kendisi gibi beden gözü kapalı ama gönül gözü açık sûfî bir şair olan Osman Kemâlî’nin şiirleri üzerinde hazırladı. Doktora tezini de 11. yüzyıl sûfî müellifi Abdullah-ı Ensârî’nin daha önce yayımlanmamış Farsça bir eseri üzerinde yaptı. Hem eserin dilimize çevirisini hem de Ensârî’nin üzerinde çalışılmamış önemli bir eserini literatüre kazandırdı. Banu’nun yılmak bilmeyen azmi, derin kavrayışı ve disiplinli çalışmaları ile ortaya koyduğu bu başarılar herkese örnek olacak türdendir.”</p>
<p><strong>Yüksek Lisanstan Doktoraya uzanan başarı</strong></p>
<p>Büyükcıngıl’ın akademik yolculuğundaki en önemli duraklardan biri, 2018 yılının Kasım ayında gerçekleşti. Prof. Dr. Emine Yeniterzi danışmanlığında hazırladığı &#8220;Osman Kemâlî’nin Şiirlerinde Basîret Anlayışı&#8221; başlıklı teziyle yüksek lisansını başarıyla tamamlayan Büyükcıngıl, ardından 2019 yılında Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde &#8220;İslâm Medeniyeti, Düşüncesi, Tarihi ve Edebiyatı&#8221; doktora programına kabul edildi.</p>
<p><strong>Teknolojinin yetmediği yerde &#8220;diz dize&#8221; eğitim</strong></p>
<p>Arapça ve Farsça eserlerin dijitalleştirilmesinde (OCR) yaşanan teknik yetersizlikler, Büyükcıngıl’ı yolundan döndürmedi. Akademik çalışmalarında ses kaydı yöntemini en güvenilir araç olarak belirleyen Büyükcıngıl, çalışma metodunu şu sözlerle özetliyor:</p>
<p>&#8220;Arapça ve Farsça eserler genellikle resim şeklinde PDF veya matbu olduğu için görme engelliler açısından işlevsel olmuyor. Bu sebeple Farsça metinleri, hocamın cümle cümle okuması ve benim eş zamanlı olarak Türkçesinin yazılması şeklinde bir yöntem geliştirdik. Ders sonrası aldığım ses kayıtlarını dinleyerek düzeltmeler yapıyorum. Bu dillerde hâlâ ses kaydı en güvenilir yöntem.&#8221;</p>
<p>Bu titiz çalışma süreciyle Azîz Nesefî’nin<em> Keşfü’l-ḥaḳāyıḳ</em> adlı eserini Türkçeye kazandırmak için yoğun bir mesai harcayan Büyükcıngıl, akademik üretkenliğini her geçen gün artırıyor.</p>
<p>Tasavvufun sadece bir bilgi yığını değil, bir yaşam pratiği olduğunu vurgulayan Büyükcıngıl, eğitim sürecinin ruh dünyasındaki yansımasına dikkat çekiyor. Okuduklarını hayatına tatbik ettikçe daha mutlu ve huzurlu bir insan olduğunu ifade eden Büyükcıngıl, Enstitüdeki eğitimin kendisine sistematik bir düşünce yapısı ve mukavemet kazandırdığını belirtiyor.</p>
<p>Banu Büyükcıngıl, başarısının ardındaki kurumsal desteğe ve hoca-talebe ilişkisinin önemine vurgu yaparak, &#8220;Tasavvuf bilgisini sistematik bir şekilde öğrenmemi sağlayan ve hayata bakışımı değiştiren bu Enstitünün kurulmasına öncülük eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a, derslerini takip ettiğim Rektör Danışmanı Cemalnur Sargut hocamıza, başta yüksek lisans ve doktora tez danışmanlarım olmak üzere Enstitüdeki tüm hocalarıma müteşekkirim.&#8221; dedi.</p>
<p>Büyükcıngıl’ın Enstitüde Doktora Tez Danışmanı Prof. Dr. Reşat Öngören’in değerlendirmeleriyse şöyle:<strong> </strong>“Banu Büyükçıngıl’ın Doktora konusu olan temel eser tasavvuf alanında yazılmış Farsça bir eserdir. Banu tezi bitirmeden önce eseri Türkçeye çevirerek yayımlamış (<em>Kırk İki Fasılda Erdemler ve Civanmertler</em>, Büyüyenay Yayınları, İstanbul 2025) böylece Fars diline vukufunu ortaya koymuştur. Öğrenci lisans ve yüksek lisansını Enstitümüzde yaptığından tasavvufi kaynaklara vukufiyeti yüksektir. Tasavvufun klasik döneminde (Hicrî III-VI. yüzyıllar) Horasanlı sufi Hace Abdullah Ensarî Herevî (ö. 481/1089) tarafından kaleme alınan bu eser ilk defa Banu’nun çalışmasıyla Doktora seviyesinde değerlendirilerek ilim dünyasının dikkatine sunulmuştur. Dört yüz sayfayı aşkın bir hacme sahip olan bu çalışmada özellikle “tasavvuf eğitiminin” her aşamasında bütün yönleriyle Hz. Peygamber’e aşk ve muhabbetle bağlanmanın vazgeçilmezliği ilmek ilmek işlenmiştir.”</p>
<p>Prof. Dr. Reşat Öngören’in danışmanlığında Şubat 2026’da tamamlanan bu çalışma Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Prof. Dr. Emine Yeniterzi, Prof. Dr. Necdet Tosun ve Prof. Dr. Ali Öztürk’ten oluşan jüri tarafından oy birliğiyle başarılı bulunmuştur. Bu çalışma aynı zamanda Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsünde devam etmekte olan ellinin üzerinde Doktora çalışmasından tamamlanmış onuncu tez olma özelliği taşımaktadır.</p>
<p><strong>Akademik dünyada bir rol model</strong></p>
<p>Büyükcıngıl’ın başarısı sadece kişisel bir zafer değil, aynı zamanda bilim dünyası için de taze bir nefes oldu. Enstitüde aldığı dersler ve katıldığı programlarla akademik yolculuğunda kendisine rehber olup, gelişimini takip eden Enstitüdeki Hocaları, onun çalışma disiplini ve karakterini şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi H. Dilek Güldütuna: </strong>“Eğitim hayatımız boyunca, sürekli şahsi problemlerini gündeme getiren, mazeretlerin arkasına saklanan ve ilim tahsilini bu mazeretlerle yavaşlatan &#8220;problemli&#8221; profillerle temas etmek, şevkimizi kırıcı olabiliyor. Bu tür sorunlu ve yorucu öğrencilerin tam zıt kutbunda Banu Büyükcıngıl gibi öğrencilere rast gelmek insana yeniden ümit, güven ve geleceğe dair taze enerji yüklüyor. Sahip olduğu özel durumu yani âmâ oluşunu hiçbir zaman bir mazerete ya da imtiyaz arayışına dönüştürmedi. Fiziksel sınırlarını, ilim tahsilinin önüne geçirmek bir yana; hızını yavaşlatmasına bile müsaade etmedi.”</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Cangüzel Güner Zülfikar: </strong>“Banu’nun gayretine, azim ve sebatına Sufi Texts in English dersimde bizzat şahit oldum. Bütün öğrencilerin çabası ve çalışkanlığı dikkat çekiciydi. Ancak Banu, herkesten daha başarılı ödevleri ve sunumlarıyla sınıf birincisi olmuştu. Kafa gözü gören öğrenciler sunum yaparken hata yapmak korkusuyla mutlaka hazırladıkları slaytları okuma temayülünde olduklarından, sunumları yavaş akar ve maalesef çoğunlukla sıkıcıdır. Banu çalışır, hazırlığını tamamlar, hiçbir kaygı ve korkuya kapılmadan sunumlarını yapardı. Onu dinlemek, zihin haritasındaki berraklığa tanık olmak hem bir zevkti hem de ümit vericiydi. 38 senelik meslek hayatımda hiç onun gibi çalışkan, dürüst, gayretli, azimli, sebatkâr bir öğrencim olmadı. Banu Büyükçıngıl aslında bir güzel ahlâk ve rol modelidir. Zariftir, naziktir, neşelidir, eğlenceli, akademik ve bilimsel araştırmalarında çok ciddiyetle konuların üstüne eğilir. </p>
<p>Onun yaptığı ve yapacağı bütün çalışmaların nice verimli başarılara dönüşeceğine inanarak kendisine ailesiyle sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim.”</p>
<p><strong>Eğitimde “insan odaklı” ve “engelleri kaldıran” Üniversite</strong></p>
<p>Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Elif Erhan, Üsküdar Üniversitesinin eğitimde “insanı merkeze alan” yaklaşımının bir slogan olmayıp fiilen yaşandığını böylece bu özel durumların üzerine cesaretle gidebildiklerini ifade etti. Prof. Dr. Erhan, “Görülüyor ki öğrencinin kendisi disiplinli ve çalışkansa iyi bir eğitim kurumu o kişinin önüne çıkabilecek tüm engelleri kaldırabiliyor. Üniversitemizde, eğitim süreçlerinin her basamağında ve akademik etkinliklerde teknik konularda kişiye özel destek sağlanıyor. Yeter ki öğrenci talep etsin ve bilinçli olsun. Gerçek bir “engelsiz üniversite”. Banu’nun başarı hikayesi Üsküdar Üniversitesinin “insan odaklı”lığının dikkat çekici ve aydınlatıcı bir örneğidir. Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü programlarının öğretim üyesi niteliği ve bilimsel kalitesinin yansıra ‘program içerikleri’ hakkında da aslında çok şey söylemektedir. Kişinin kendisini içinde bulduğu, yaşam bağlarını kuvvetlendiren, Dünyayı anlamlandırma ve hayatta mutlu olma sanatını elde etmede tasavvuf düşüncesi ve tasavvufi metinlerin etkisi de dikkat çekicidir.  Zaten öğretmenlik mesleğinden gelen Banu Büyükcıngıl bundan sonraki çalışmalarında akademik düzeyde dersler ve araştırmalarıyla Üniversitemizdeki çalışmalarını sürdürerek örnek olmaya devam edecektir.” Şeklinde ifade etti. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006">Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların öldürülmesinde sakınca görmeyen bir akılla karşı karşıyayız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-oldurulmesinde-sakinca-gormeyen-bir-akilla-karsi-karsiyayiz-423289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 01:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[görmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyayız]]></category>
		<category><![CDATA[öldürülmesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sakınca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir’in Sezai Karakoç Günleri’ne katılan Mahir Ünal, Filistin’de yaşanan acılara değinerek dünyanın Ortaçağ’ı yeniden yaşadığını söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-oldurulmesinde-sakinca-gormeyen-bir-akilla-karsi-karsiyayiz-423289">Çocukların öldürülmesinde sakınca görmeyen bir akılla karşı karşıyayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 16-19 Kasım tarihleri arasında düzenlediği Uluslararası Sezai Karakoç Günleri, kapanış programıyla sona erdi. Etkinliğin kapanışına katılan geçmiş dönem Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, “Bizim değerlerimizi kıymetlendirmek çok önemli. Bu da bir kıymetlendirme etkinliği idi. Bu nedenle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Başkanımız Büyükakın’a teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>KAPANIŞ PROGRAMINA GENİŞ KATILIM</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nin Karamürsel Alp Salonu’nda gerçekleştirilen kapanış programı ve “Sezai Karakoç’un Türkiye’si başlığındaki son oturumunun konukları geçmiş dönem Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, yazarlar Selahattin Yusuf ve İsmail Kılıçarslan oldu. Özel oturumu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın yanı sıra AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, AK Parti MKYK Üyesi Davut Coşkun Şiviloğlu, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Yasemin Özdemir, Büyükşehir Genel Sekreteri Balamir Gündoğdu, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile birlikte çok sayıda vatandaş izledi. Özel oturuma geçilmeden önce konuklara, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Sezai Karakoç anısına hazırlanan film izlettirildi.</p>
<p> </p>
<p><b>MAHİR ÜNAL’DAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</b></p>
<p>İsmail Kılıçarslan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen özel oturumda ilk konuşmayı Mahir Ünal yaptı. Ünal konuşmasına Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Sezai Karakoç Günleri’nin önemine dikkat çekerek başladı. “Bizim değerlerimizi kıymetlendirmek çok önemli” diyen Mahir Ünal, “Sezai Karakoç için yapılan da bir kıymetlendirme etkinliğiydi.  Bu nedenle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Başkanımız Büyükakın’a teşekkür ediyorum” dedi. Gençlere Sezai Karakoç’un ve fikirlerinin ulaştırılmasının önemli olduğunu bildiklerini kaydeden Ünal, “Bunun için sinema ve diğer dijital platformaları kullanmanın önemini de biliyoruz. Biz Kahramanmaraş’ta o dönemde bir değeri nasıl kıymetlendiririz diye düşündüğümüzde Kahramanmaraş’ın 7 Güzel Adamla pek az bilindiğini gördük. Bu nedenle sinemanın gücüne başvurduk. Yaklaşık 36 bölüm olarak 7 Güzel Adam dizisi ortaya çıktı ve bir külte dönüştü. Gençler şiiri, edebiyatı daha da çok sevdiler. Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil eserleri daha çok satmaya başladı. İşte bir kez daha ve bu nedenle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği Sezai Karakoç etkinliği çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>HAKİKATI ARAYAN İNSANLAR</b></p>
<p>Mahir Ünal konuşmasını, özel oturumun başlığı olan “Sezai Karakoç’un Türkiye’si” ekseninde ele aldı. Sezai Karakoç’u konuşurken aslında her şeyin konuşulduğunu söyleyen Ünal, sözlerine şöyle devam etti; “Sezai Bey gibi beyinler bir konuya odaklanan zihinler değil. Onların zihni insana, hayata dair her şey ile ilgili zihinler. Zihnin yapı taşları olan kelimelerin içini doldurarak kullanan adamlar. Onlar hakikati arayan hakikatperestler. Cemal Süreya, Sezai Beyi anlatırken, ‘Bulgucu adam, Akif ve Fazıl’ın içi içe geçmişi’ diye anlatır. Sezai Beyin hayatına baktığımızda yukarıdan aşağıya bir sadelik görürsünüz. Bunu Sezai Beyi okuduğunuzda anlarsınız. Onu anlamak için onun medeniyet tasavvuruna bakmak lazım. Çünkü bir insanın kimliğini aidiyet ve mensubiyeti tanımlar. Sezai Bey kendisini Doğu’ya ya da Batı’ya ait görmez. O,  Doğu’yu ayrı Batı’yı ayrı tanımlar ama üçüncü olarak da İslam Medeniyeti dediği nübüvvettin medeniyetini işaret eder. Çünkü temel ayrım orada başlar. Yaratılmış olduğunuzu kabul ettiğinizde artık bir tercihte bulunmuş olursunuz ve kim olduğunuza dair en temel şeyi ifade etmiş olursunuz. Sezai Bey, İslam Medeniyetini Hz. Adem ile başlatır. Ve bu büyük birikimin ne anlama geldiğini ifade eder. Kur’an-ı Kerim’e baktığınızda Peygamberimizin insanları etkilemesini yasaklamıştır. İşte Sezai Bey bunun künhüne varmış ve bununla ilgilenmemiştir. Bu büyük bir özgürlüktür, bir insanın başkalarını etkilemek gibi bir kaygısının olmaması muhteşem bir özgürlüktür. Sezai Bey, İslam Medeniyetini üçüncü bir yol olarak tanımlar. Masal şiirinde bunu görürüz. Doğu ile Batı’nın ilişkisini anlatır. Eşyanın hakikatine yaklaşmak biraz da yalnızlaşmaktır. Sezai Beyin yalnızlığı da bundandır.”</p>
<p> </p>
<p><b>“BİZ MERHAMETİN ÇOCUKLARIYIZ”</b></p>
<p>Ünal, konuşmasının devamında bugünü anlayabilmek için bir hafızanın olması gerektiğini dile getirdi. İsrail’in Filistin’e yönelik katliamı üzerinde de duran Ünal, şu an dünyanın bir Ortaçağ yaşadığını söyledi. Ünal, “Bugün farkında mıyız bilmiyorum şu anda Ortaçağa düştük biz. Dünyanın sahipleri olduğunu söyleyenler o dönem karanlıktaydı. O karanlık kilisenin aklı rafa kaldırmasıydı ki o karanlık bize ait değildi. Bugün neden Ortaçağa döndük biliyor musunuz? Bugün çocukların öldürülmesinde hiçbir sakınca görmeyen bir akılla karşı karşıyayız. İşte Ortaçağ budur. Biz hiçbir zaman o karanlığın içinde olmadık. Biz Hz. Muhammet’in ümmetiyiz. Biz Hz. Musa’yı hep bir kahraman olarak gördük. Biz Hz. İbrahim andığımızda soframız yeşerir. Biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. İşte Sezai Bey de bunu anlatıyor. Biz merhametin çocuklarıyız” açıklamasını yaptı.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“BEN O NAMAZI HİÇ UNUTAMIYORUM”</b></p>
<p>Yazar Selahattin Yusuf ise konuşmasına Sezai Karakoç’u ziyaret ettiği bir anısını paylaşarak başladı. Ziyaret sonrası ruh halinden bahseden Yusuf, “Gönlümde bir genişlik hissettim” dedi. Yusuf bir diğer anısını da şu sözlerle anlattı; “Ezan okundu. Hiç unutmuyorum ikindi vaktiydi. Namaz kılmak istedi. Ben o namazı hiç unutamıyorum. Bol kumaş pantolonu ve lacivert çorapları vardı. Çorap tabanlarının erimiş olduğunu fark ettim. Tabanları parlıyordu çünkü. Ben dünyada iki kişiyi namaz kılarken seyrettim uzun uzun. Birisi İsmet Özel, diğeri de Sezai Karakoç’tu. Namaz bitmese de ben burada oturup seyretsem istedim. O bende bıraktığı etkiyi bilmiyordu. Hiçbir etki uyandırma kaygısı olmadan davrandı ve o etkiyi yarattı. İşte Sezai Bey şiirlerinde de bunu vermiştir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-oldurulmesinde-sakinca-gormeyen-bir-akilla-karsi-karsiyayiz-423289">Çocukların öldürülmesinde sakınca görmeyen bir akılla karşı karşıyayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale&#8217;yi Görmeyen Genç Kalmasın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canakkaleyi-gormeyen-genc-kalmasin-373710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkaleyi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[kalmasın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, “Çanakkale’yi Görmeyen Genç Kalmasın” sloganıyla düzenlediği Çanakkale gezisi seferlerini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkaleyi-gormeyen-genc-kalmasin-373710">Çanakkale&#8217;yi Görmeyen Genç Kalmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, “Çanakkale’yi Görmeyen Genç Kalmasın” sloganıyla düzenlediği Çanakkale gezisi seferlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok tarafından Keçiören İmam Buhari Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Keçiören Vatansever Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın Fen Lisesi öğrencileri belediye önünden hareket eden otobüsle Çanakkale’ye uğurlandı.</p>
<p>Çanakkale’ye ulaşan öğrencilerin rehberler eşliğinde Çanakkale savaşları ve kazanılan zafer hakkında bilgilendirileceğini söyleyen Başkan Altınok, “Gençlerimiz kahraman ecdadımızın destansı öyküsünü Çanakkale’de en çıplak şekliyle görüyorlar. Millî ve manevi duyguların gelişmesi için bu tür geziler çok önemli. Atalarımızın büyük fedakârlıklarla, canları pahasına bizlere bu toprakları vatan yaptıklarını canlı canlı görmelerini sağlıyoruz.” dedi.​</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkaleyi-gormeyen-genc-kalmasin-373710">Çanakkale&#8217;yi Görmeyen Genç Kalmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
