<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezegenin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gezegenin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gezegenin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 10:42:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gezegenin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gezegenin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Samsung&#8217;dan gezegenin melodisi: Over the Horizon 2026 dünyayı orkestral bir yolculuğa çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsungdan-gezegenin-melodisi-over-the-horizon-2026-dunyayi-orkestral-bir-yolculuga-cikariyor-624915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:42:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[galaxy]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[horizon]]></category>
		<category><![CDATA[melodisi]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[the]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsung, her yıl marka felsefesini müzik aracılığıyla ifade etmek için "Over the Horizon" temasını yeni bir yaklaşımla yeniden yorumluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsungdan-gezegenin-melodisi-over-the-horizon-2026-dunyayi-orkestral-bir-yolculuga-cikariyor-624915">Samsung&#8217;dan gezegenin melodisi: Over the Horizon 2026 dünyayı orkestral bir yolculuğa çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsung, her yıl marka felsefesini müzik aracılığıyla ifade etmek için &#8220;Over the Horizon&#8221; temasını yeni bir yaklaşımla yeniden yorumluyor. 2025&#8217;te büyük bir caz orkestrası ile yeniden yorumlanan tema, 2026 yılına özel olarak hazırlanan edisyonu ile gezegenin melodisini ve teknolojinin ilhamını bir araya getiriyor. Galaxy dünyasının yeni yıldızı S26 Serisinin dünya çapında yapılan lansmanından hemen önce yayınlanan parça, doğanın hem ihtişamını hem de kırılganlığını göstererek teknoloji ve gezegen arasında uyumlu bir birlikteliği tasvir ediyor. Los Angeles merkezli besteci ve piyanist Eunike Tanzil’in sorumluluğunda aranje edilen &#8220;Over the Horizon&#8221;ın 2026 edisyonu, doğayı adeta notalara dönüştürüyor. Nefesli ve üflemeli çalgıların öncülük ettiği görkemli açılış, yükselen dağları çağrıştırırken, orta bölümdeki yumuşak yaylılar sakin denizi hatırlatıyor. Ayrıca geleneksel bir Endonezya enstrümanı olan angklung&#8217;u Batı orkestra düzenlemesine dahil ederek kendine özgü bir armoni yaratıyor. </p>
<p><strong>Galaxy’nin 15 yıldır ses kimliği</strong></p>
<p>İlk kez 2011’de Galaxy ile tanıtılan ve o günden beri her yıl farklı sanatçılar tarafından yeniden yorumlanan Over the Horizon, Galaxy serisinin o yılki temasıyla uyumlu olacak şekilde farklı müzik türleri ve duygularla yeniden besteleniyor. Bu yüzden Samsung için sadece bir zil sesinden öte, Galaxy markasının ses kimliği niteliği taşıyan tema 2026’da dünyayı bir soundtrack gibi yorumlayan epik bir orkestral düzenlemeyle geri dönüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsungdan-gezegenin-melodisi-over-the-horizon-2026-dunyayi-orkestral-bir-yolculuga-cikariyor-624915">Samsung&#8217;dan gezegenin melodisi: Over the Horizon 2026 dünyayı orkestral bir yolculuğa çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><strong>Çevre sağlığı önemli ve hassas bir konu!</strong></p>
<p>Çevre sağlığının uzun yıllardır gündemde olması, pek çok bilimsel ve teknolojik gelişme sayesinde bu alandaki bilgimizin artmasına rağmen hala önemli ve hassas bir konu olma özelliğini koruduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde atık suların arıtılmasından, suyun dezenfeksiyonuna, atık yönetiminden kirlilik izleme teknolojilerine kadar pek çok gelişim gösteren alan maalesef nüfus artışı ve üretim süreçlerinden çıkan pek çok atıkla başa çıkmakta zorlanmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Güncel sorunlar, hava, su ve toprak kirliliği…</strong></p>
<p>Günümüzde farklı bölgelerde farklı çevresel sorunların kendini gösterdiğine işaret eden Dr. Adiller, “Sanayi bölgeleri ve yoğun nüfusa sahip şehirlerde hava kirliliği, su kirliliği, yanlış atık yönetiminden kaynaklı toprak kirliliği yoğun bir şekilde görülürken, bir yandan da iklim değişikliği su ve toprak gibi doğal kaynakları baskı altına almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çevre kirliliği ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında çevresel anlamda her türlü kirliliğin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunduğu gibi doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Hava, su ya da toprakta bulunan kirleticilerin bazıları kısa süreli anlık sağlık sorunları yaratırken bazıları uzun sürede kendini göstermekte ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ayrıca bir çevre bileşeninde kendini gösteren kirlilik bir diğerinde bozulmaya yol açmakta ve beklenmedik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin içerisinde zararlı maddeler bulunan bir su ile sulanan bitkiler gıda güvenliği riski oluşturabilmektedir.”</p>
<p><strong>Bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin günlük yaşamda alabileceği önlemlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bireyler günlük hayatlarında öncelikle çevre sağlığını koruma amaçlı önlemler almalıdırlar. Çünkü her ne kadar tüketiciler doğrudan çevreyi kirletmese de çevreyi kirleten üreticilerden aldıkları ürünlerle ya da fazla tüketimleri sonuçlarında ortaya çıkan atıklarla çevre kirliliğine ortak olmaktadırlar. Bu yüzdende her tüketici aldığı herhangi bir ürününün -ne kadar masum olursa olsun- üretim sürecinin çevreye zararı olduğunun bilincinde olmalıdır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan atıklar ne kadar doğru biçimde yönetilirse yönetilsin, her üretim sürecinde ortaya çıkan atık ya da kullanılan doğal kaynak çevrede bir iz bırakmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biri de su tüketimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP verilerine göre bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketilmektedir. Su sıkıntısı yaşadığımız bu günlerde bunun aslında hayatımız için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye hızla “su fakiri” ülke olmaya doğru gidiyor</strong></p>
<p>Su kıtlığına dikkat çeken Dr. Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Su canlı hayatı için en temel ihtiyaçlardan biridir. Ve bu kadar önemli olan bir ihtiyaç maalesef ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada iklim değişikliği etkisiyle giderek azalmaktadır. Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemiz su kaynakları açısından değerlendirildiğinde su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almakta ve hızla su fakiri ülke olma yolundadır. Bu noktada bizlere düşen doğrudan ve dolaylı olarak kullandığımız su miktarını azaltmaya çalışmaktır. Genellikle su tasarrufu denince akla diş fırçalarken musluğu kapatma önerisi gelmektedir. Ancak bu öneri çok kısıtlı bir tasarruf sağlamaktadır. Bireysel olarak kullandığımız su doğrudan ve dolaylı kullanım olarak 2 sınıfa ayrılır. Doğrudan kullandığımız su günlük ihtiyaçlarımız için musluğumuzdan tükettiğimiz suyu tarif etmektedir. Dolaylı kullandığımız su ise, tüm ihtiyaçlarımızın üretim süreçleri için harcanan su miktarını ifade etmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Enerji tasarrufu da doğanın korunmasında önemli bir unsur</strong></p>
<p> Enerji tasarrufuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şunları söyledi:</p>
<p>“Enerji tasarrufu da benzer şekilde doğanın korunmasında ve sürdürülebilirlik konusunda bir diğer önemli unsurdur. Dünyanın pek çok ülkesinde yenilenebilir enerji yatırımları yapılsa da günümüzde hala enerji önemli bir oranda doğalgaz ya da kömür gibi fosil kaynaklar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Fosil yakıtlar yardımıyla üretilen bu enerjinin bedeli ne kadar önlem alınıyor olsa da hava kirliliği, karbon emisyonları ve hatta asit yağmurları olmaktadır. Hava kirliliğine bağlı ortaya çıkan hastalıklar, karbon emisyonlarındaki artıştan etkisini arttıran iklim değişikliği ve asit yağmurlarından kaynaklanan tarımsal verim kaybının bedeli ekolojik açıdan ve halk sağlığı açısından büyük olmaktadır. Ayrıca bu durumun geri çevrilmesi için ekonomik bedeller de ödenmektedir.”</p>
<p><strong>Araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu gösteriyor</strong></p>
<p>Atık yönetiminde bireylerin sorumluluğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Dünyamızda hiçbir madde sınırsız değildir. Bunun yanı sıra bir madde bir anda yok olmaz. Üretim süreçlerinde kullanılan pek çok hammadde doğadan farklı şekillerde elde edilir ve doğadan elde edilen bu maddelerin bir rezerv miktarı vardır. Bu noktada ürünlerin kullanım ömürlerini doldurduktan sonra geri dönüştürülerek doğadan alınan hammadde miktarının azaltılması hem bu rezervleri korumakta hem de bu rezervlerin doğadan elde edilme süreçlerinde ortaya çıkabilecek kirlilik risklerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin geri dönüştürülmemesi ve atık haline dönüşmesi ciddi bir çevre sağlığı sorunu yaratmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmediği her senaryoda bu atıklar ya yakılarak atmosfere karışarak ya da toprağın altında uzun yıllar boyunca bozulmadan kalacaklardır. Daha kötü şekilde yönetilmeleri bu atıkların sulara ve toprağa karışarak çevreye ve canlılara daha fazla zarar vermesine yol açacaktır. Örneklendirecek olursak günümüzde plastik tüketimi sonucunda ortaya çıkan atıkların doğru şekilde yönetilmemesi okyanuslarda ülkemiz yüzölçümünden daha büyük plastik atık adaları oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Devlet ve toplum el ele vermeli</strong></p>
<p>Çevre sağlığının korunmasında devletlerin ve yerel yönetimlerin öncelikli adımlarına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde eşiğinde bulunduğumuz çevresel felaket ancak devlet, yerel yönetim ve halkın tam katılımlı çevreci bir yaklaşım benimsemesiyle mümkündür. Öncelikle devlet ve yerel yönetimlere düşen ilk görev kamu ve özel kurumlarda tam çevreci bir yaklaşım sergilenmesini sağlamaktır. Bu çevreci yaklaşımı sağlarken alanın uzmanlarının gerektiği noktalarda istihdam edilmesi, özellikle kamu ve özel sektörde sürdürülebilirlik ve çevre koruma ile ilgili konumlarda çevre mühendisleri ve çevre sağlığı teknikerlerinin istihdamının arttırılması ülke genelinde bu konudaki bilinci ve işlevselliği arttıracaktır. Ayrıca vatandaşların çevre bilincini ve ekolojik okuryazarlık seviyelerinin yükseltilmesi konusunda da çalışmalar yapılmasını desteklemek gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Hava, su ve toprak kirliliği temel çevresel sorunlar olarak görülse de bu sorunların hayatın her bölümüne yansıması pek çok ciddi çevresel, yaşamsal, ekonomik ve sosyolojik sorun yaratmaktadır. Su stresi yaşadığımız günlerde su kaynaklarımızı kirletmemiz bizi su fakiri haline getirir. Suyu ve toprağı kirletmemiz kısa vadede gıda güvenliğini riske atar, uzun vadede ise toprak kaynaklarımıza zarar vererek tarımsal verimliliği düşürür ve kıtlığa sebep olabilir. Dünyanın farklı ülkelerinde geçmişte yaşanan pek çok çevresel felaket ülkemiz ve içerisinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanabilir. Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim, gelecek nesiller için temiz bir çevre bırakmayı bile düşünmeye gerek yok. Günümüz nesli bile çok uzak olmayan bir gelecekte çevresel risklerle ciddi boyutta karşı karşıya gelebilir. O yüzden sorunun çözümü için yarını bile beklemeden bugünden çalışmaya başlamalıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gezegenin ve insan sağlığı için dönüşüm zamanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gezegenin-ve-insan-sagligi-icin-donusum-zamani-428358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 09:41:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde otoriteler; BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne ulaşmanın anahtarının tarım ve gıda sisteminde acil bir dönüşümün gerektiğini işaret ediyor. Bitki bazlı gıdalara ilginin arttığı bu süreçte tüketicilerin %58’inin haftada en az iki kez bitki bazlı gıdaları tükettiğini söyleyen BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, “Bugün, büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz ve bu dönüşümün merkezinde gıda var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gezegenin-ve-insan-sagligi-icin-donusum-zamani-428358">Gezegenin ve insan sağlığı için dönüşüm zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Gezegenin ve insan sağlığı için dönüşüm zamanı</u></strong></p>
<p><strong>Dünya genelinde otoriteler; BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri&#8217;ne ulaşmanın anahtarının tarım ve gıda sisteminde acil bir dönüşümün gerektiğini işaret ediyor. Bitki bazlı gıdalara ilginin arttığı bu süreçte tüketicilerin %58’inin haftada en az iki kez bitki bazlı gıdaları tükettiğini söyleyen BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, “Bugün, büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz ve bu dönüşümün merkezinde gıda var. Çünkü tükettiğimiz gıdalar, bunları nasıl ürettiğimiz ve ne kadarını israf ettiğimiz, insan sağlığı ve çevremizin geleceği üzerinde hayati etkilere sahip” diyor. EAPF (Avrupa Bitki Bazlı Gıda Birliği) Genel Sekreteri Siska Pottie ise “EAPF olarak sektör için eşit rekabet koşulları, teşvik edici politikalar ve destek için sıkı bir şekilde çalışıyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Tüm dünya iklim krizi ve gıda krizinin yıpratıcı etkileriyle yüzleşiyor. “Geleceğin 10 milyarlık nüfusunu gezegeni ve insan sağlığını koruyarak besleyebilecek miyiz?” sorusu ise cevaplanması gereken en önemli soru olarak karşımıza çıkıyor. Bu kritik soruya yanıt arayan Bilim Kuruluşu EAT Lancet’e göre gıda, dünya üzerinde insan sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği optimize etmek için en güçlü tek kaldıraç. Burada anahtar rolü ise bitki bazlı gıdalar üstleniyor. </p>
<p>Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN), tüm bu gelişmeler ışığında tarım ve gıda sisteminin dönüşümünün merkezine bitki bazlı gıdaları yerleştirerek ışık tutmak amacıyla yola çıktı. ‘Gelecek, BİTKİDEN gelecek’ söylemiyle farkındalık oluşturan BİTKİDEN, hayati bir dönemeçte olduğumuza dikkat çekiyor. Bitkisel gıdalara yönelik aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 7 ülkede tüketici algı araştırması yapan Uluslararası Bitki Bazlı Gıdalar Çalışma Grubu (IPBFWG), bitki bazlı gıdalara ilişkin tüketim alışkanlıklarının giderek geliştiğini destekleyen veriler ortaya koyuyor.  </p>
<p><strong><u>Tüketicilerin yarısından fazlası bitki bazlı tüketimi arttırdı</u></strong></p>
<p>Ekim 2023&#8217;te, Türkiye, Birleşik Krallık, Hindistan, Fransa, İtalya, Şili, Güney Afrika gibi farklı coğrafyalarda 3 bin 500’ün üzerinde katılımcıyla gerçekleştirilen çalışma tüm dünyada bitki bazlı gıdalara ilginin arttığını gösterdi. Araştırmaya göre, tüketicilerin %80’inden fazlası bitki bazlı gıda tüketimini korumuş ve arttırmış durumda. <strong>Bitki Bazlı Gıdalar Derneği </strong>(<strong>BİTKİDEN) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, </strong>araştırmaya katılanların yarısından fazlasının önceki yıla kıyasla bitkisel gıda tüketimini arttırmış olduğuna dikkat çekti. <strong>Avrupa Bitki Bazlı Gıdalar Birliği(EAPF) Genel Sekreteri Siska Pottie </strong>ise Avrupa bitki bazlı gıda pazarında tüm bitkisel gıda kategorilerinin büyüdüğünü aktardı. </p>
<p><strong><u>“Motivasyon kaynağı olarak odağımıza ‘denge’yi alıyoruz”</u></strong></p>
<p>“<strong>Gelecek BİTKİDEN gelecek</strong> mottosuyla çıktığımız yolda, sağlıklı, huzurlu ve sürdürülebilir bir yaşama giden yolda odağımıza aldığımız ‘denge’yi bir motivasyon kaynağı olarak kullanıyoruz” diyen <strong>Ebru Akdağ</strong>, şu ifadeleri kullandı: <em>“Amacımız sadece beslenmeye değil, ekolojiye, mental sağlığa, yaşam tarzına bir denge sağlamak. Bu noktada fleksitaryen beslenmenin modern insan hayatındaki sağlıklı ve çevreye duyarlı yaşam biçimini destekleyen en etkili beslenme yaklaşımı olduğunu biliyor, bunun daha da yaygınlaştırılması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. <strong>Bitkisel gıdalar odağında dönüşüm, </strong>sağlığın çok daha ötesinde doğaya, hayvanların yaşamına, insan ve gezegenin sağlığına kadar pek çok alanda hayatın <strong>dengesini </strong>yeniden kuracak, <strong>sürdürülebilir </strong>yaşamın belirleyicilerinden.”</em></p>
<p><strong><u>“Bitki bazlı gıda dönüşüm kadim bilgilerle bilimin harmanlanmasıyla gerçekleşmeli”</u></strong></p>
<p>Bitki bazlı gıdalara yönelik ilginin geçici bir moda değil, aksine özümüze dönüş olduğunun altını çizen <strong>Ebru Akdağ,</strong> <em>“Bugün dünyada 2 milyar insan obezite ile mücadele ederken, bir yandan 1 milyara yakın insan açlıkla yüzleşiyor. Her geçen gün artan bu dengesizliği, yeniden denge haline sokabilmek için bugünden adımlar atmamız gerekiyor. Bunun yolu beslenme alışkanlıklarını bitki bazlı gıdalar odağında dönüştürmek, gıda üretimini iyileştirmek ve gıda israfını azaltmaktan geçiyor. Bu yolculukta bereketli topraklarımızı ve kadim bilgileri, bilim ve inovasyonla harmanlayarak dengede bir hayat için sürdürülebilir tarım ve gıda sistemi dönüşümüne öncülük etmeyi hedeflemeliyiz” dedi.</em></p>
<p><strong>Türkiye rüzgara yön verenlerden olmalı</strong></p>
<p>11.700 bitki türüne sahip olan Türkiye’nin bitkisel gıda alternatiflerindeki inovasyon ve ihracatta büyük potansiyeli olduğunu aktaran <strong>Akdağ,</strong> “<em>Ülkemiz sahip olduğu endemik bitki çeşitleriyle bu küresel gelişmelerde oyun değiştirici rol alabilir. İşte biz de BİTKİDEN olarak bu yolculukta değişim rüzgarından faydalananlardan değil, bu rüzgâra yön verenlerden olmak için her zaman çalışmaya devam edeceğiz</em>” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong><u>“Tüketiciler bitki bazlı gıdaların isimlendirmesinde hayvansal tanımlayıcıları istiyor”</u></strong></p>
<p>IPFWG’un yaptığı tüketici algı araştırmasına göre Türkiye’de tüketicilerin bitki bazlı gıdaları tercih etmesindeki ana motivasyon, bunların hayvansal alternatiflerinden daha sağlıklı olduğunu düşünmeleri. İkinci sırada ise bitki bazlı gıdaların hayvansal alternatiflerine göre çevre için daha iyi olduğuna inanmaları geliyor. Bitki bazlı gıda alternatiflerinin raflarda kendini ayrıştırarak yer alması gerektiğini belirten <strong>Akdağ,</strong> “<em>Yapılan çalışmada tüm ülkelerde tüketicilerin çoğunluğunun ürün isimlendirmelerinde “bitki bazlı” ifadesinin kullanılmasını ve ürünün ne olduğunu anlayabilmek için hayvansal tanımlamasıyla beraber etikette re almasını istiyor. Bu bulgular, alışveriş yapanların hayvan bazlı tanımlayıcılar nedeniyle kafalarının karışmadığını ve beslenme farklılıklarını anladıklarını gösteriyor; bu da mevcut etiketleme kısıtlamalarının daha fazla kafa karışıklığı yaratabileceğini ortaya koyuyor</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong><u>“Bitki bazlı gıdalara artan ilgi gelecek için umut verici” </u></strong></p>
<p>Bitki bazlı gıda dönüşümüne dair uluslararası alanda yaşanan gelişmelere dikkat çeken <strong>EAPF Genel Sekreteri Siska Pottie ise </strong><em>“Avrupa&#8217;daki bitki bazlı gıda pazarı, 2022&#8217;de toplam satış değerini 5,7 milyar euro’ya çıkardı. Satış değeri açısından 2020-2022 arasındaki büyüme yüzde 22, 2021-2022 arasındaki büyüme ise yüzde 6 seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar, Ukrayna&#8217;daki devam eden savaş, küresel ticaret gerilimleri ve enflasyon gibi hâkim ekonomik zorluklara rağmen gelecek için büyük umutlar veriyor. Bitki bazlı gıda perakende pazarı, 2022&#8217;de 2021&#8217;e göre büyümede yavaşlama yaşadı. Ancak hem satış değeri hem de hacmi artmaya devam etti. Bu durum sağlam tüketici talebini ve geleneksel ürünlerle rekabet eden yeni nesil bitki bazlı et, deniz ürünleri, yumurta ve süt ürünlerine olan artan ilgiyi gösteriyor”</em> diye konuştu. </p>
<p><strong><u>Bitki bazlı içecek satışları 2022’de 2 milyar euro’yu aştı </u></strong></p>
<p>Bitki bazlı süt alternatiflerinin toplam bitki bazlı gıda satışlarının yüzde 38&#8217;ini oluşturarak bu alanda öncü konumunda yer aldığına dikkat çeken <strong>Siska Pottie, </strong><em><strong>“</strong>Bitki bazlı süt alternatifleri, tüm bitki bazlı kategoriler arasında en çok ilgi gören ürün konumunda. 2022&#8217;de bitki bazlı süt satışları 2.2 milyar euro&#8217;yu aşarak istikrarlı bir büyüme gösterdi. Bitki bazlı et alternatifi satışları da 2022&#8217;de toplamda 2.0 milyar euro&#8217;ya ulaştı ve 2020 ile 2022 arasında yüzde 19 büyüdü. Bitki bazlı ürünlerde tüm kategoriler, 2022&#8217;de büyüme gösterdi. En hızlı büyüyen kategoriler ise bitki bazlı deniz ürünleri, yemekler, tatlılar, sürülebilir ürünler ve peynirlerin alternatifleri oldu. Tümü 2022&#8217;de satış değeri açısından çift haneli büyüme sergiledi. En hızlı büyüyen kategori olan bitki bazlı deniz ürünleri, 2022&#8217;de 43 milyon euro&#8217;luk satışla hala küçük bir kategori olsa da 2020&#8217;den bu yana yüzde 326&#8217;dan fazla büyüme kaydetti” </em>şeklinde konuştu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gezegenin-ve-insan-sagligi-icin-donusum-zamani-428358">Gezegenin ve insan sağlığı için dönüşüm zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıbeşegil: Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir sistemin ayakta durma şansı yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadibesegil-gezegenin-kazananlar-arasinda-olmadigi-bir-sistemin-ayakta-durma-sansi-yok-358856</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 15:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[durma]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[kadıbeşegil]]></category>
		<category><![CDATA[kazananlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[sistemin]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358856</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamında konuşan stratejik iletişim danışmanı Salim Kadıbeşegil, “Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir iş modelinin, sistemin ayakta durma şansı yok” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadibesegil-gezegenin-kazananlar-arasinda-olmadigi-bir-sistemin-ayakta-durma-sansi-yok-358856">Kadıbeşegil: Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir sistemin ayakta durma şansı yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamında konuşan stratejik iletişim danışmanı Salim Kadıbeşegil, “Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir iş modelinin, sistemin ayakta durma şansı yok” dedi.</p>
<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamında stratejik iletişim danışmanı Salim Kadıbeşegil, “Kazan-kazan-kazan” adlı sunum yaptı. Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki vizyonunun önemli olduğunun altını çizen Salim Kadıbeşegil, “Eğer biz yüzyıllık bir yolculuk yapacaksak başka bir vizyona ihtiyacımız var. Bu vizyonlar, insan hakları ile gezegen haklarının ortak bir yaşam kültüründe buluşması, eğitim, sağlık, enerji ve kültürün herkes için dünya standartlarında, nitelikli ve bir yurttaşlık hakkı gereği bedava olabileceği bir Türkiye, etik ve adil ticarette standartları oluşturan uluslararası kurumlara katkı veren, oyun kurucu kimliğiyle öne çıkan bir ülke. Bu vizyonları yerine getirmek için karşımıza çıkacak engeller ise iklim krizi, mülteci sorunu ve sosyal patlamalar, yoksulluk, gelir adaletsizliği, kurumların güçten düşmesi” ded i.</p>
<p><strong>“Köy enstitüleri bugünün imkanlarıyla yeniden açılmalı”</strong><br />Kadıbeşegil, yeni yüzyıl için çözüm önerilerini sıralayarak, “Bu yüzyılda bu sorunların üstesinden gelmek isteyecek kurumlar olacak. Türkiye bunun neresinde olacak? Yedek kulübesinde mi olacak, sahada mı olacak? İklim krizinde yerel yönetimlerin çalışma yürütmesi lazım. Eğitim konusunu çözmemiz lazım. Okul öncesi eğitimde kaliteyi arttırmamız lazım. Ekolojik okuryazarlık, insanlık ve demokrasi eğitimi vermemiz lazım. Öğretmenliğin itibarını yeniden artırmamız lazım. Köy enstitüleri bugünün imkanlarıyla yeniden açılmadır. Her alanda kültürü ve sanatı üretmeliyiz. İş dünyasının baştan sona yenilenmesi lazım. Katılımcı demokrasi kültürünü geliştirmemiz lazım. Temel vatandaşlık gelirinin oluşturulması lazım” diye konuştu.</p>
<p>Kadıbeşegil, “Kazan, kazan, kazan. Üreten kazansın, tüketen kazansın ama gezegen kazansın. Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir iş modelinin, bir sistemin bu yüzyılda ayakta durma şansı yok. Yolcu olma şansı da yok” dedi.<br />Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadibesegil-gezegenin-kazananlar-arasinda-olmadigi-bir-sistemin-ayakta-durma-sansi-yok-358856">Kadıbeşegil: Gezegenin kazananlar arasında olmadığı bir sistemin ayakta durma şansı yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
