<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gerektiğini | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 13:32:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>gerektiğini | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-2-637147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 13:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacaklar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[lastik]]></category>
		<category><![CDATA[şener]]></category>
		<category><![CDATA[sürücü]]></category>
		<category><![CDATA[sürüş]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğuna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Kurban Bayramı öncesinde sürücülere hayati önem taşıyan uyarılarda bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-2-637147">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Kurban Bayramı öncesinde sürücülere hayati önem taşıyan uyarılarda bulundu. </p>
<p>Bayram yolculuklarında alınacak basit ama kritik önlemlere işaret eden Özgür Şener, “Kurban Bayramı yaklaşıyor ve ülkemizde büyük bir şehirlerarası seyahat hareketi başlayacak. Bu bayramı birlikte, trafik kazası ve bu kazalardan kaynaklı ölüm, yaralanma olmadan geçirmek, trafik kazalarını önlemek için yola çıkan tüm sürücülerimizin alması gereken tedbirler var. Bu tedbirlerin tamamı, sürüşün bir sebeple aksamaya uğraması ve yolda kalmaların olmaması için kritik öneme sahiptir.” dedi. </p>
<p><strong>Uykusuz sürüş kazayı kaçınılmaz hale getiriyor</strong></p>
<p>Sürücülerin mutlaka dinlenmiş şekilde yola çıkması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, “Sürücülerimiz mutlaka ama mutlaka uykusunu almış ve dinlenmiş olmalılar. Uykusunu almamış ve yeterince dinlenmemiş sürücülerin sürüş esnasında uykuları geldiğinde, öncelikle sürüş konsantrasyonları bozulur, dikkat seviyeleri azalır, tehlikeleri algılayamaz hale gelir. Sürüşe devam edilirse sürüş devam ederken sürücü uyuyakalır ve kaza kaçınılmaz olur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yolculuk öncesinde güzergâh detaylı şekilde incelenmeli</strong></p>
<p>Şener, yolculuk öncesinde güzergâhın detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini belirterek, “Sürücü, seyahat edeceği tüm güzergahı internet üzerinden incelemeli. Bu incelemede, yol üzerindeki kapalı yollar, hava durumu, trafik yoğunluğuna bakılmalıdır. Taşıtta bulunması gereken ekipmanlar (yedek lastik, lastik değişiminin yapılması için gerekli ekipmanlar, üçgen reflektör, yangın söndürme tüpü ve diğer yasal zorunluluk olan ekipmanlar dahil) sürücü ve yolcunun kıyafet seçimleri (güneş gözlüğü, yağmurluk, mont, şemsiye) bu değerlendirme doğrultusunda planlanmalıdır. Seyahat süresi belirlenirken bu şartlar değerlendirilmeli, sürüş süresi, mola süresi, 12 saati aşan sürüş saatlerinde ikinci bir sürücü planlaması veya konaklama yapılması planlanmalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karanlıkta yapılan sürüş riskleri artırıyor</strong></p>
<p>Sürüşlerin mümkün olduğunca gündüz saatlerinde yapılmasını öneren Şener, “Sürüşler mümkün olduğunca havanın aydınlık olduğu saatlerde yapılacak şekilde yapılmalıdır. Karanlıkta yapılan sürüşler büyük oranda sadece taşıtların far aydınlatmaları ile yapılabilmektedir. Bu durum tehlikelerin (yoldaki çukurlar, silinmiş yol çizgileri sebebiyle yolun sınırlarının tam anlaşılamaması, diğer taşıtların farlarının mesafe konusunda yeterince bilgi vermemesi vb) yeterince ve zamanında anlaşılamamasına sebep olmaktadır. Elektrikli taşıtlar için bu planlara, taşıtın menziline uygun olarak şarj planlaması dahil edilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Uyku getiren ilaçlara yola çıkmadan ara verilmeli</strong></p>
<p>Sürücünün aldığı ilaçlar varsa ve bu ilaçların uyku getirici ilaçlar olması durumu varsa bu ilaçların kullanımına ara verilmesi gerektiğine de dikkat çeken Şener, “Yeni bir taşıtla yola çıkılıyorsa, taşıtın havalandırma, ısıtma-soğutma sistemi, şerit takip, kör nokta uyarı sistemi, otomatik fren sistemi gibi sistemler hakkında bilgi edinilmelidir. Bu bilgiler yeterince bilinmediğinde sürücüler sürüş esnasında bu teknik özellikleri birer problem olarak değerlendirebilmektedir. Sistemleri kapatmaya kadar giderek güvenlik tedbirlerini devre dışı bırakabilmektedirler.” dedi.</p>
<p><strong>Her 2-2.5 saatte bir mola verilmeli</strong></p>
<p>Uzun yolculuklarda mola vermenin önemine dikkat çeken Şener, “Tek bir seferde 2 saat 15 dakika üzerindeki sürüşler uzun mesafe sürüşü olarak değerlendirilmektedir. Bu sebeple maksimum 2 saat 15 dakika-2 saat 30 dakikada bir mola verecek şekilde sürüş planlaması yapılması gerekmektedir. Bu molalarda, sürücünün araçtan inmesi, kan akışını düzenlemek için basit egzersiz hareketleri yapılması, kısa yürüyüşleri yapılması önerilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sürüş sırasında telefon kesinlikle kullanılmamalı</strong></p>
<p>Araç kullanırken cep telefonu kullanımının ciddi risk oluşturduğunu belirten Özgür Şener, şöyle devam etti:</p>
<p>“İş ve özel hayat ile ilgili sürüşte telefon görüşmesi yapılmasını gerektiren konular mümkünse sürüş öncesi tamamlanmalı. Sürüşte zihni meşgul edecek ve telefon ile görüşme gerektirecek konular çözülmelidir. Sürüşte yolcular da varsa, ailevi konular dahil olmak üzere stres yapacak, mental durumu bozacak, konsantrasyonu bozacak konuları konuşmaktan kaçınılmalıdır. Sürüşte kesinlikle cep telefonu kullanımı yapılmamalı, tüm görüşme, mesajlaşma gibi iletişim ihtiyaçları planlanmış molalarda yapılmalıdır. Acil ve görüşülmesi gereken durumlarda mutlaka güvenli bir alanda durularak görüşme yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Arka koltuk dahil herkes kemer takmalı</strong></p>
<p>Emniyet kemerinin yalnızca sürücü için değil tüm yolcular için zorunlu olduğuna dikkat çeken Şener, “Sürücünün kendisi her zaman emniyet kemerini takılı halde sürüş yapmalı, arka koltuklar dahil tüm yolcuların emniyet kemerlerini takmalarını sağlamalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>“Sürüş esnasında diğer sürücülerin yapacakları davranışları tahmin etmeyin.” uyarısında da bulunan Özgür Şener, “Diğer taşıttaki sürücünün ne yapacağını bilme şansınız yok. Yeni sürüşe başlamış bir sürücü olabilir, sürüş kurallarını bilmiyor olabilir, yeterince iyi reflekslere sahip olmayan bir sürücü olabilir, hasta olabilir, telefon ile görüşüyor olabilir, tehlike bilinci olmayan bir sürücü olabilir, mental olarak sürüşe uygun bir durumda olmayabilir, uykusuz ve yorgun sürüş yapıyor alabilir. Her zaman kendi sürüş davranışlarınıza odaklanın. Güvenli olmayacağını düşündüğünüz hiçbir sürüş davranışında bulunmayın.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Araç bakımı ihmal edilmemeli</strong></p>
<p>Bayram yolculuğu öncesinde araç bakımının hayati önem taşıdığını vurgulayan Şener, “Taşıtın yetkili servis bakımlarının iyi seviyede yapılmış olması (Yağ kalitesi ve seviyesi uygun, elektrik sistemi uygun, aküsü uygun, silecekleri çalışır durumda, fren sistemleri uygun, aydınlatma sistemleri çalışır ve ayarlı durumda, özellikle ön camında kırık, çatlak olmaması, herhangi bir motor arızası olmaması, antifrizli cam suyu olması sağlanmalıdır).  Lastiklerinde yırtık, yarık olmaması ve diş derinliklerinin uygun olması (yasal limit 1,6 milimetre olmakla birlikte güvenli sınırı yaz lastiklerinde 3 milimetre, kış lastiklerinde 4 milimetredir). Lastik hava basınçlarının fabrika ayarlarında olması (taşıtın lastiklerine uygun hava basınç bilgisi, taşıtın kılavuz kitabında, akaryakıt deposu kapağı veya sürücü kapısının içinde yazmaktadır). Unutmayınız lastik basınçları kış koşullarında veya yaz koşullarında değiştirilmez. Her zaman ve şartta fabrika değerlerinde olması gerekmektedir).” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kırmızı üçgenler yaklaşan tehlikeyi haber verir</strong></p>
<p>Sürücülerin tüm yasal hız limitlerine uygun araç kullanması gerektiğini vurgulayan Şener, “Sürüş esnasında asla cep telefonu kullanılmamalı, yiyecek ve içecek tüketilmemelidir. Sürücünün dikkati yalnızca yolda olmalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Trafik işaretlerinin anlamlarına ilişkin önemli bilgiler paylaşan Şener, “Trafik işaretlerine uygun sürüş yapılmalıdır. Kırmızı üçgen şeklindeki işaretler sürücülere yaklaşan bir tehlikeyi önceden haber verir. Kırmızı yuvarlak içindeki işaretler ise yasak bildirir; hız limitleri, sollama yasağı ya da taşıt giriş yasağı gibi sürücünün yapmaması gereken davranışları ifade eder.” diye konuştu.</p>
<p>Bilgilendirici işaretlerin genellikle mavi zemin üzerine beyaz sembollerle oluşturulduğunu belirten Şener, “Şerit düzenlemeleri, anayol bilgileri ve yönlendirmeler bu tabelalarla sürücülere aktarılır. Duraklama ve park etme işaretleri park koşullarını düzenlerken, otoyol işaretleri de otoyola özgü sürüş kurallarını belirler.” dedi.</p>
<p><strong>Seyahatin kesintiye uğraması kriz değil, doğru yönetilmesi gereken bir süreçtir</strong></p>
<p>Yolculukların her zaman planlandığı gibi ilerlemeyebileceğini ifade eden Şener, özellikle araç arızaları, kazalar veya teknik problemler gibi rutin dışı durumlarda sürücülerin doğru hareket etmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>“Seyahatin kesintiye uğraması bir kriz değil, doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabilecek bir süreçtir. Ancak bu sürecin güvenli şekilde yönetilebilmesi hem seyahat öncesi alınan tedbirlere hem de olay anındaki doğru davranışlara bağlıdır.” diyen Şener, araç durdurulurken güvenliğin birinci öncelik olması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Viraj içlerinde ve görüşün kısıtlı olduğu alanlarda durulmamalı</strong></p>
<p>Araç arızası veya zorunlu duruş durumlarında sürücülerin öncelikle güvenli bir alan seçmesi gerektiğini belirten Şener, “Araç mümkün olan en kısa sürede trafik akışını engellemeyecek şekilde yolun sağında veya emniyet şeridinde durdurulmalıdır. Viraj içleri, tepe üstleri ve görüşün kısıtlı olduğu bölgelerde kesinlikle durulmamalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Araç durduktan sonra dörtlü ikaz lambalarının hemen yakılması gerektiğini kaydeden Şener, “Yangın, yoğun duman ya da çarpışma riski gibi acil durumlar dışında yolcuların kontrolsüz şekilde araçtan inmesine izin verilmemelidir. Özellikle otoyollarda yapılan en büyük hatalardan biri, yolcuların bilinçsiz şekilde araçtan çıkmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Panik en büyük risktir</strong></p>
<p>Araçtan çıkılması gereken durumlarda reflektörlerin uygun mesafeye yerleştirilmesi gerektiğini ifade eden Şener, gece koşullarında reflektif yelek kullanılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>“Yolcular mutlaka bariyer arkası ya da yol dışındaki güvenli alanlarda beklemelidir.” diyen Şener, acil durumlarda ilgili kurumlara hızlı şekilde bilgi verilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bayram yolculuklarında alınacak basit ama kritik önlemlerin trafik kazalarının önüne geçebileceğini belirten Özgür Şener, “Seyahatin kesintiye uğraması bir kriz değil, doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabilecek bir süreçtir. Ancak panik ve kontrolsüz hareketler mevcut riski katlayarak artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür olaylarda paniğin en büyük risk olduğunu vurgulayan Şener, “Sürücü yönlendirici olmalı, yolcular sürücünün talimatlarına uymalıdır. Kontrolsüz hareketlerden ve yol üzerinde beklemekten kesinlikle kaçınılmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-2-637147">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, 4-10 Nisan Dünya Alerji Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, iklim değişikliği, şehirleşme, hava kirliliği, yaşam tarzındaki değişiklikler ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını arttırdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559">İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği nedeniyle yükselen sıcaklıklar, mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun bir süre boyunca daha fazla polene maruz kalmasını sağlıyor. Bu durum alerjenlerin havada kalma süresini uzatıyor ve alerji şikayetlerini arttırıyor.</p>
<p>Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıklara rastlanıyor. En yaygın görülen alerjik hastalıklar; alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjileridir.</p>
<p>Alerjik rinit hastalarının genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtiler görülüyor. Bu şikâyetlerin özellikle ilkbahar aylarında ya da ev tozu gibi alerjenlere maruz kalındığında artıyor.</p>
<p><b>Alerjide doğru tanı, doğru tedavi planı için temel adımdır</b></p>
<p>Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, alerji tanısında hastanın şikâyetlerinin ve öyküsünün dikkatle değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını açıkladı. Bunun yanında deri prick testleri ve bazı kan testleri ile kişinin hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştirdiğinin belirlenebildiğini, doğru tanının doğru tedavi planı için temel adım olduğunu vurguladı.</p>
<p>Alerjik hastalıkların tedavisine de değinen Sayaca, üç temel yaklaşım bulunduğunu belirtti. İlk olarak alerjene maruziyetin azaltılmasının, yani korunma önlemlerinin önemine dikkat çeken Sayaca, ikinci aşamada ilaç tedavilerinin uygulandığını söyledi. Üçüncü ve en etkili yöntemlerden birinin ise alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi olduğunu ifade eden Sayaca, bu tedavinin alerjik hastalıkların seyrini değiştirebilen ve uzun vadede kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olduğunu dile getirdi.</p>
<p><b>Alerji aşıları bağışıklık sistemini yeniden eğitiyor</b></p>
<p>Alerji aşısının nasıl uygulandığına ilişkin de bilgi veren Sayaca, bu tedavinin bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçladığını anlattı. Hastaya alerjisi olduğu maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artan miktarlarda alerjen verildiğini belirten Sayaca, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla o maddeye karşı aşırı tepki vermemeyi öğrendiğini söyledi. Tedavi süresinin genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Sayaca, düzenli uygulandığında birçok hastada şikâyetlerin belirgin şekilde azaldığını, bazı hastalarda ise tamamen ortadan kalkabildiğini aktardı. Ayrıca bu tedavinin astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydalarının da bulunduğunu ekledi.</p>
<p><b>Kimler alerji aşısı olabilir?</b></p>
<p>Kimlerin alerji aşısı olabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Sayaca, öncelikle alerjinin testlerle net olarak ortaya konulması gerektiğini belirtti. Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi bulunan ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda bu yöntemin düşünülebileceğini ifade eden Sayaca, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde uygulanabildiğini söyledi.</p>
<p><b>Alerji aşısı oldukça güvenlidir ancak her hastaya uygulanamaz</b></p>
<p>Toplumda alerji aşılarıyla ilgili yanlış bilinenlere de değinen Sayaca, en sık karşılaşılan yanlış inanışın bu tedavinin çok riskli olduğu yönünde olduğunu dile getirdi. Oysa uzman hekim kontrolünde ve uygun hastalarda uygulandığında alerji aşılarının oldukça güvenli olduğunu vurgulayan Sayaca, bir diğer yanlış bilginin ise her alerji hastasına bu tedavinin uygulanabileceği düşüncesi olduğunu ifade etti. Sayaca, bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><b>Alerji belirtilerini hafife almayın</b></p>
<p>Son olarak alerji hastalarına önerilerde bulunan Sayaca, alerji belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Alerjiye neden olan faktörlerin mümkün olduğunca azaltılmasının önemine dikkat çeken Sayaca, ev tozu alerjisi olanların ev temizliğine özen göstermesi gerektiğini, polen alerjisi bulunan kişilerin ise yoğun polen dönemlerinde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Doktor önerisi dışında ilaç kullanılmaması gerektiğini ifade eden Sayaca, uzun süren veya yaşam kalitesini olumsuz etkileyen şikâyetlerde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559">İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;den şiddete karşı güçlü mesaj: Kırmızı bank</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirden-siddete-karsi-guclu-mesaj-kirmizi-bank-618680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 20:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618680</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir İtalya Konsolosluğu, kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere karşı farkındalık amacıyla başlatılan kırmızı bank uygulaması için iş birliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirden-siddete-karsi-guclu-mesaj-kirmizi-bank-618680">İzmir&#8217;den şiddete karşı güçlü mesaj: Kırmızı bank</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir İtalya Konsolosluğu, kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere karşı farkındalık amacıyla başlatılan kırmızı bank uygulaması için iş birliği yaptı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Başkan Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay, İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi ile birlikte Kültürpark’ta bankları kırmızıya boyadı. Tugay, kadına yönelik şiddetin sona ermesi için toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayarak, “İstanbul Sözleşmesi ve bağlantılı yasaların uygulanmaması iyi niyet göstergesi değildir; bu durum adeta şiddeti besleyen bir tavırdır ve mutlaka değişmelidir” dedi. </p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir İtalya Konsolosluğu iş birliğiyle Kültürpark’ta kırmızı bank farkındalık çalışması gerçekleştirildi. İtalya’da kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere karşı farkındalık yaratmak amacıyla başlatılan bu sembolik uygulamada, kırmızıya boyanan banklar şiddet nedeniyle yaşamını yitiren kadınların yokluğunu hatırlatıyor ve kamusal alanlarda dayanışma mesajı veriyor. Zamanla uluslararası bir farkındalık kampanyasına dönüşen uygulamada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay, İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi ile birlikte iki bankı kırmızıya boyadı ve kadına şiddete karşı mesaj verdi. Programa, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ve yurttaşlar katıldı. </p>
<p><strong>“Herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor” </strong></p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihine değinen Başkan Tugay, dünyanın birçok yerinde kadınların hâlâ ayrımcılığa uğradığını, özgürlüklerinin ve emeklerinin kısıtlandığını söyledi. Kadınların şiddetten daha fazla etkilendiğini ve afet durumlarında da daha fazla mağduriyet yaşadığını belirten Tugay, şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal ve küresel bir sorun olduğuna dikkat çekti. Yerel yönetimlerin kentteki şiddetin nedenlerini araştırarak önlem alması gerektiğini ifade eden Tugay, “Ancak toplumun tamamı bu konuda sorumluluk almalı; herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor” dedi. </p>
<p><strong>İstanbul Sözleşmesi’ni hatırlattı</strong></p>
<p>İzmir’in kadınların görece daha özgür ve güvende olduğu şehirlerden biri olduğunu belirten Başkan Tugay, bunun yeterli olmadığını söyledi. Başka şehirlerin ya da ülkelerin daha kötü durumda olmasının bir ölçüt olamayacağını ifade eden Tugay, kadınların hakları, özgürlükleri ve güvenlikleri için verdiği mücadelenin önemli olduğunu ancak sorunun yalnızca kadınların çabasıyla çözülemeyeceğini vurguladı. Kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini durdurmak için kararlı bir yasal düzenleme gerektiğini belirten Tugay, “Kadın cinayetlerinde ya da kadına yönelik şiddette hafifletici nedenler ileri sürmek, o suça ortak olmaktır. Bunun kesinlikle sona ermesi gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi ve bağlantılı yasaların uygulanmaması iyi niyet göstergesi değildir. Bu durum adeta şiddeti besleyen bir tavırdır ve mutlaka değişmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“Asla ve asla kabul edemeyiz”</strong></p>
<p>Şiddetle mücadelenin yalnızca 8 Mart’ta değil, yılın her günü sürmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, farkındalık etkinliklerinin bugün yoğunlaştığını ancak bu mücadelenin 365 gün devam etmesi gerektiğini söyledi. Kadınlara yönelik eşitsizlik ve şiddete karşı hem kadınların hem de erkeklerin net bir tavır göstermesi gerektiğini belirten Tugay, bunun izlenecek değil aktif şekilde mücadele edilecek bir sorun olduğunu ifade etti. İzmir’in aydın ve mücadeleci bir kent olduğunu dile getiren Tugay, “İzmir kadınların hak ve özgürlükleri açısından öncü bir kenttir. Ancak bir kadının bile şiddete maruz kalmasını asla ve asla kabul edemeyiz. Daha güçlü bir mücadele için belediye olarak üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazırız” dedi.</p>
<p><strong>“Bu bank, beyaz ve tertemiz bir renge dönmeli” </strong></p>
<p>İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi ile İzmir’de birçok ortak çalışma yürüttüklerini belirten Başkan Tugay, kırmızı bank uygulamasını da bu iş birliği kapsamında hayata geçirdiklerini söyledi. Tugay, kırmızı bankın şiddete uğrayarak hayatını kaybeden kadınları hatırlatan sembolik bir uygulama olduğunu ifade ederek, “Aslında bu bankın renginin değişmesi, beyaz ve tertemiz bir renge dönmesi gerekir. Kırmızı banka sahip olan değil, kırmızı bankaları kaldırabilen şehirlerden olmalıyız. Bu sembolik uygulamayı başlatan İtalya’ya ve Daniele Bianchi’ye teşekkür ediyorum. Kadınların şiddete uğramadığı bir dünyayı biz yaşarken görelim, bunu sonraki nesillere bırakmayalım. Kadın hakları için cesurca mücadele eden tüm kadınları da yürekten tebrik ediyorum” dedi. </p>
<p><strong>“Şiddet ve ayrımcılığa karşı mücadelenin sembolü” </strong></p>
<p>İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi de uygulamaya gösterilen hassasiyet nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Tugay’a teşekkür etti. Kırmızı bankın, kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların yokluğunu simgelediğini belirten Bianchi, “Kırmızı bank, her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı mücadelenin sembolüdür. Bu konuya Dışişleri Bakanımız da büyük önem veriyor ve her şehirde bu sembolün yer alması için girişimlerde bulunuyor. Bu aslında her türlü şiddete karşı ‘hayır’ demektir. Bu girişimle önemli bir adım attık. Etkinliğimize katılan herkese ve tüm kadınlara teşekkür ediyorum” dedi. </p>
<p><strong>Banklar kırmızıya boyandı</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Başkan Tugay, eşi Öznur Tugay ve Daniele Bianchi bankı kırmızıya boyadı. Etkinlikte İzmirli kadınlar da farkındalık çalışmasına katılarak kadına yönelik şiddete karşı mesaj verdi. Başkan Tugay ve eşi Öznur Tugay, programın sonunda kadınlarla sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Alana yerleştirilen iki kırmızı bankın yanında ayrıca bir QR kod bulunuyor. Koda tıklandığında, “Kırmızı bank, cinayete kurban giden bir kadının toplumda bıraktığı boşluğun sembolüdür. Kadınlara yönelik şiddete hayır. İzmir İtalya Konsolosluğu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına kadınlar tarafından boyanmıştır” mesajı yer alıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirden-siddete-karsi-guclu-mesaj-kirmizi-bank-618680">İzmir&#8217;den şiddete karşı güçlü mesaj: Kırmızı bank</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[özyağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeynep]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Özyağcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ile NPİSTANBUL Hastanesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir söyleşi programı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394">Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ile NPİSTANBUL Hastanesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir söyleşi programı gerçekleştirildi. Söyleşide oyuncu Zeynep Özyağcılar,<strong> </strong>Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya geldi. “Beklentileri Değil, Kendini Seç” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy üstlendi.</p>
<p><strong>Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy: “Kendini seçmek çoğu zaman cesur bir karar, bazen bir dönüm noktası” </strong></p>
<p>Kadınların yaşam yolculuğunda kendi değerlerini keşfetmeleri, toplumsal beklentiler karşısında öz benliklerini koruyabilmeleri ve psikolojik dayanıklılıklarını güçlendirebilmeleri gibi önemli başlıkların ele alındığı program, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel anlamlı bir buluşma niteliği taşıdı.</p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle anlamlı bir motto çerçevesinde bir araya gelindiğine vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Hayatımız boyunca çoğu zaman başkalarının bizden ne beklediğini duyarız. Nasıl görünmemiz gerektiğini, nasıl konuşmamız gerektiğini, hangi rollere sığmamız gerektiğini&#8230; İyi bir evlat, mükemmel bir eş, başarılı bir kadın, başarılı bir çalışan gibi birçok roller beklenir bizden. Peki ya biz? Biz ne istiyoruz? Gerçekten kimi seçiyoruz? Kendini seçmek çoğu zaman cesur bir karar, bazen bir dönüm noktası, bazen insanın kendi iç sesiyle yeniden tanışmasıdır. Bugün bu yolculuğu birlikte düşünmek, birlikte konuşmak için buradayız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zeynep Özyağcılar: “Her şey ‘yapamazsın’ denildiği zaman başlıyor”</strong></p>
<p>Canlandırdığı karakterler aracılığıyla kadının kırılganlığını, gücünü, çelişkilerini ve dönüşümünü görünür kılan oyuncu Zeynep Özyağcılar, rollerin arkasındaki gerçek kadını, beklentilerle kurulan ilişkiyi, cesareti, seçimleri ve ‘kendin olma’ yolculuğunu dinleyenlerle paylaştı.</p>
<p>Hep kadına dair konuşmaktan, kadınlara dair üretmekten hiçbir zaman vazgeçmediğini ifade eden Özyağcılar, “Ve bunu çok kıymetli buluyorum. Cinsiyet ayrımı tabii ki gözetmiyorum ama birazcık daha konuşulmamış konuları, anlatılmamış, pek anlatılmaya değer bulunmayan kadın hikayelerinin aslında kıymetini paylaşmaktan çok keyif alıyorum.” dedi. </p>
<p>Her şeyin ‘yapamazsın’ denildiği zaman başladığını düşündüğünü ifade eden Özyağcılar, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kadın olarak bir şeye giriştiğin zaman, sıfırdan bir şey yaptığın zaman, hiçbir zaman aksi olmadı. Ne zaman ki herkese rağmen bir şeyler üretmeye ve kendi iç sesimi duymaya başladım ondan sonra güzellikler gelmeye başladı.”</p>
<p><strong>“Kendimiz olmaktan utanır olduk”   </strong></p>
<p>Sanatın ve tiyatronun kişisel gücünün gelişmesine çok katkı sağladığını aktaran Zeynep Özyağcılar, “Tiyatro aslında insanı anlamakla ilgili. Sevgili Yıldız Kenter’in dediği gibi; ‘yüceliklerimizi ve cüceliklerimizi&#8230;’, ilk önce onlarla yüzleşmekle başlıyor. Gerçek kılabilmek için oynadığımız karakterin ilk önce bir içini arıyoruz; kötülüklerini, sırlarını, travmalarını kurcalıyoruz. Bir insanın tiyatrocu ya da oyuncu olması gerekmiyor, herkesin oyunculuk eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. Kendini tanıması, doğru ifade edebilmesi, diyalog kurabilmesi ve o özgüven için.” dedi.</p>
<p>Toplumun kadına dayattığı ‘başarı’ ve ‘güzellik’ gibi kavramlara değinen Özyağcılar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kendimiz olmaktan utanır olduk. Yüzümüzdeki her çizgiden, saçımızdaki her beyaz telden her an birileri bizi yargılıyormuş gibi inanılmaz bir baskı var ve gerçekten oyuna geliyoruz. Biz böyle değildik, bence daha da güzeldik. Ben biraz bunlara karşı duran biriyim. Mesela inat olsun diye hiç saçımı boyamıyorum ben, sırf onlar gibi olmayacağım diye. </p>
<p>Doğal olan her şeyin çok daha güzel olduğunu ve bunun desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı olmak başka bir şey. İyi hissetmek için spor yapmak, güçlü olmak, esnek olmak için çabaların hepsine varım. Etrafımda kadınların aşırı müdahalelerle kendilerine ne kadar kötülük yaptıklarını görüyorum ve çok üzülüyorum. Bazıları çok da güzel oluyor ama o ‘beğenmediği kız’ hala içinde. Onu iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyor.”</p>
<p><strong>“Güç, inanarak söylenen tek bir cümledir” </strong></p>
<p>Hayat yolculuğunda sevdiği yerde sevdiği işi yapma fırsatı yakaladığını aktaran Zeynep Özyağcılar, dinleyicilere mutluluk için beden ve zihnin aynı anda çalıştığı aktiviteleri yapmaları tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Özyağcılar, “Hani ‘kan ter gözyaşı’ diyorlar ya, ben kan ter gözyaşının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her ne yaparsak yapalım, mesleğimiz ne olursa olsun, ter damlayacak arkadaşlar. Bu fit olmak, genç kalmak için değil; beynimizi korumak için, hayatla daha iyi mücadele edebilmek, daha rahat dayanabilmek için bizim bu teri dökmeye ihtiyacımız var.” dedi. </p>
<p>‘Güçlü kadın’ imajının da toplumda yanlış lanse edildiğine değinen Özyağcılar, “Özellikle dizilerde ağanın annesi olan, kötülük yapan ya da kötülük yapma gücü olan, zengin olan, istediğini yapabilen, dominant olan kadın karakterler ‘güçlü’ olarak gösteriliyor. Bize bu öğretilmeye çalışılıyor. Güç böyle bir şey değil. Asla değil. Bu tamamıyla bir yanılgı. Bu oyunlara gelmememiz lazım. Güç, ölçülü olmakla ilgili. Küçücük bir harekettir güç. Güç, senin inanarak söylediğin tek bir cümledir. Bağırmaya ihtiyacın yok.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda ‘Pazar Yakınmaları’ adlı kitabının yakında çıkacağı müjdesini veren Zeynep Özyağcılar, etkinliğe katılan öğrenciler arasından 4 kişiye “En Güzel Parçam” tiyatro oyunu için çift kişilik bilet hediye etti. Ayrıca söyleşi sponsoru Maruderm, etkinliğe katılanlara sürpriz hediyeler sundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394">Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli! </strong></p>
<p>Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”</p>
<p><strong>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!</strong></p>
<p>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.</p>
<p>Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!</strong></p>
<p>Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!</strong></p>
<p>Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Sahurda tatlı tüketilmemeli!</strong></p>
<p>Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p>Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.</p>
<p>Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocalı&#8217;nın Acısı Bornova&#8217;da Yaşatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hocalinin-acisi-bornovada-yasatildi-616332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Balonlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzüne]]></category>
		<category><![CDATA[hocalı]]></category>
		<category><![CDATA[katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[parkı]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşatıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992’de Hocalı’da katledilen 613 Azerbaycanlı sivil, katliamın 33. yılında Bornova Belediyesi tarafından Azerbaycan Dostluk Parkı ve Kızılay Mahallesi’nde düzenlenen programlarla anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hocalinin-acisi-bornovada-yasatildi-616332">Hocalı&#8217;nın Acısı Bornova&#8217;da Yaşatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992’de Hocalı’da katledilen 613 Azerbaycanlı sivil, katliamın 33. yılında Bornova Belediyesi tarafından Azerbaycan Dostluk Parkı ve Kızılay Mahallesi’nde düzenlenen programlarla anıldı. Başkan Ömer Eşki, Hocalı’nın unutulmaması gerektiğini vurgulayarak yaşananların soykırım olarak tanınması çağrısında bulundu. Anma etkinliklerinde katliamı anlatan fotoğraflardan oluşan sergi açıldı, şiirler okundu ve hayatını kaybeden çocuklar için gökyüzüne balonlar bırakıldı.</p>
<p>Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından katledilen 613 Azerbaycanlı sivil, katliamın 33. yılında Bornova Belediyesi tarafından düzenlenen iki ayrı törenle anıldı. Program, gündüz saatlerinde Karacaoğlan Mahallesi’ndeki Azerbaycan Dostluk Parkı’nda başladı, akşam ise Kızılay Mahallesi’nde devam etti. Katliamı dünyaya anlatan fotoğraflardan oluşan sergi büyük ilgi görürken, akşam düzenlenen anmada hayatını kaybeden çocuklar için gökyüzüne balonlar bırakıldı.</p>
<p><b>Azerbaycan Dostluk Parkı’nda duygu dolu anlar</b></p>
<p>Karacaoğlan Mahallesi’ndeki Azerbaycan Dostluk Parkı’nda düzenlenen törende saygı duruşunda bulunuldu; Azerbaycan Ulusal Marşı ve İstiklal Marşı okundu. Ardından yapılan konuşmalarda Hocalı’da yaşananların unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği vurgulandı.</p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, her yıl bu anmayı kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, “Soykırımlar unutulursa tekrarlanır. Bizim bunları unutmaya hakkımız yok; en azından gelecek kuşaklar için” dedi.</p>
<p>Eşki, Bulgaristan’da katledilen Türkan Feyzullah bebek için de 26’sında anma yaptıklarını hatırlatarak, tarihin acı olaylarla dolu olduğunu ve insanlığın bu karanlık sayfalarla yüzleşmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b> “Hocalı bir katliamdan öte, soykırımdır”</b></p>
<p><b> </b>Başkan Eşki, Hocalı’da yaşananların insanlık tarihine utanç olarak geçtiğini belirterek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en kısa sürede soykırım olarak tanınması gerektiğini düşündüğünü söyledi.</p>
<p><b> </b>Eşki ayrıca, Azerbaycan’ın Sumgayıt şehriyle kardeş şehir olmak için yürütülen sürecin tamamlandığını belirterek, Bakü Fatihi olarak anılan Nuri Paşa’nın büstünü Sumgayıt’a hediye etmek istediklerini, olumlu yanıt beklediklerini söyledi.</p>
<p><b> Karabağ Zafer Anıtı müjdesi</b></p>
<p>Birleşmiş Dünya Azerbaycanlılar Teşkilatı Derneği Başkanı Gürsel Özdemir, 1992’de Hocalı’da yaşananları hatırlatarak Bornova Belediyesi’ne teşekkür etti. Özdemir, Çamdibi Atatürk Parkı’na bir Azerbaycan Karabağ Zafer Anıtı yapılması için Başkan Eşki ile birlikte çalışma yürüttüklerini açıkladı. Gürsel, Hocalı Katliamı’nın Türkiye tarafından bir soykırım olarak gerektiğini de söyledi.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti Diaspora Bakanlığı Türkiye Temsilcisi Cavid İsmayıl ise 2020’deki 44 günlük savaşın ardından Azerbaycan’ın topraklarını geri aldığını belirterek, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev liderliğinde barış sürecinin ilerlediğini ifade etti. İsmayıl, Hocalı’nın unutulmaması ve genç kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İzmir Azerbaycanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Eşref Tuna da katılımcılara teşekkür ederek dayanışma mesajı verdi.</p>
<p><b> Şiir, karanfiller ve gökyüzüne yükselen balonlar</b></p>
<p>Roza İbadova’nın coşkuyla okuduğu şiir, törende duygu dolu anlar yaşattı. Programın sonunda anıta kırmızı karanfiller bırakıldı. Akşam saatlerinde ise Kızılay Mahallesi’nde muhtarlık binası ve Kent Lokantası bulunduğu parkta, katliamda yaşamını yitiren çocuklar için gökyüzüne balonlar bırakıldı. Bornova’da yükselen balonlar, 33 yıl önce hayatını kaybeden masum çocukların anısını gökyüzüne taşıdı; Başkan Eşki ve diğer katılımcılar bir kez daha güçlü bir şekilde; “Hocalı’yı unutmadık, unutturmayacağız” mesajı verdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hocalinin-acisi-bornovada-yasatildi-616332">Hocalı&#8217;nın Acısı Bornova&#8217;da Yaşatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[candan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabetik ayağın çoğu zaman küçük bir ihmalin sonucu olarak ortaya çıktığını belirterek, doğru bilgilendirme ve basit önlemlerle bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<b>Diyabet Sadece Şeker Yüksekliği Değildir”</b></p>
<p>Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını belirten Op. Dr.  Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri etkilediğini söyledi. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini belirtti. Candan, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını söyledi.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Nasıl Oluşuyor?”</b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Candan, bunlardan birinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ya da basıncı algılayamadığını belirten Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu söyledi.</p>
<p>İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğunu vurgulayan Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu nedenle yaraların geç iyileştiğini ve enfeksiyon riskinin arttığını dile getirdi.</p>
<p><b>“Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın çok önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı hissedilmesinin ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“Günlük Ayak Bakımı İhmal Edilmemeli”</b></p>
<p>Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini söyledi. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun ayak kremlerinin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi, nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabının giymeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Candan ayrıca en ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“Teknoloji Diyabetik Ayakta Umut Oluyor”</b></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli bir rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini belirtti. Dr. Candan, ısı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Kader Değil”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, “Bu tablo kader değil. Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisini]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreten]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607160</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı.  Kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, İzmir’in tükettiğinden fazlasını üreten “pozitif enerji bölgesi” hedefiyle ilerlemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde faaliyet gösteren Yeşil Dönüşüm Komisyonu, iş dünyası, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda bir toplantı düzenledi. Toplantıda, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından hazırlanan “Enerji ve Malzeme Güvenliği Raporu” komisyon üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıya katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentin enerji politikasının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, İzmir’in kendi enerjisini üreten bir pozitif enerji bölgesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Başkan Tugay, yalnızca tüketimi karşılayan değil, tüketilenin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olunmasının hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ sistemleri, ciddi enerji istiyor”</strong></p>
<p>Enerji güvenliği konusunda değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, 12 Şubat’ta Münih’te düzenlenecek önemli bir toplantıya davet edildiğini belirterek, dünyada enerji güvenliğinin artık ülkelerden çok şehirler ölçeğinde ele alındığını söyledi. Enerjinin güvence altına alınmasının yaşamsal bir konu hâline geldiğini vurgulayan Başkan Tugay, şehrin enerji sistemlerinde yaşanabilecek bir çöküşün günlük yaşamın sürdürülebilirliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Enerji kullanım alanlarının giderek çeşitlendiğini ifade eden Başkan Tugay, sürece yapay zekânın da dâhil olduğunu belirterek şunları söyledi:<br />“Yapay zekâ sistemleri ciddi enerji istiyor. Bir veri merkezi, bir şehrin tükettiği kadar enerji harcayabiliyor. Zaman içinde yapay zekâ ekosistemi hayatın her alanına hâkim olacak ve buna bağlı olarak çok büyük bir enerji ihtiyacı ortaya çıkacak. Bu ihtiyacı nasıl karşılayacağımız kadar, bu süreçte yaşam alanlarımızdan nelerin eksileceğini, enerji kaynaklarının kimlerin kontrolüne geçeceğini de düşünmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>“Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz”</strong></p>
<p>Dünyanın farklı kentlerinde enerji sistemlerinin aniden çökebildiğine dikkat çeken Başkan Tugay, Berlin’de bu yıl yaşanan geniş çaplı elektrik kesintisini hatırlattı. Daha önce İspanya’da ve Türkiye’de Isparta’da benzer örneklerin yaşandığını ifade eden Başkan Tugay, İzmir dâhil pek çok şehirde benzer bir riskin her zaman bulunduğunu söyledi. Olası bir enerji kesintisinin ardından “Biz nerede hata yaptık, bunu neden daha önce öngöremedik” sorularının sorulacağına işaret eden Başkan Tugay, raporda da yer verilen mikro şebeke sistemlerinin üniter ya da bölgesel ölçekte kurulmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Tugay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu değerlendirmelerden çıkardığım en önemli sonuç şudur: Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz. Pozitif enerji bölgesine dönüşmeliyiz. Tükettiğimizi karşılayan, mümkünse tükettiğimizin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olmalıyız.”</p>
<p><strong>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim”</strong></p>
<p>Enerji güvenliğinin sağlanması için birbirini gerektiğinde yedekleyebilen sistemlerin kurulmasının önemine dikkat çeken Başkan Tugay, bu tür uygulamaların hayata geçirilmesinin zor olmadığını ifade etti. Kültürpark alanında bu nitelikte bir enerji sisteminin kurulabileceğini belirten Başkan Tugay, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nde benzer sistemler için çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Belediyenin bir enerji dağıtım şirketine sahip olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu tür projeleri hayata geçirebilecek teknik ve yasal altyapının bulunduğunu vurguladı. Kentte benzer şekilde çalışabilecek başka şirketlerin de olabileceğini dile getiren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten kavramamız gerekiyor. Hem günlük yaşamın kesintisiz sürmesi hem de kentte faaliyet gösteren işletmelerin çalışmalarına devam edebilmesi için bu sistemleri nasıl kurabileceğimizi düşünmek zorundayız.”</p>
<p><strong>“Şehrin enerji politikasını oluşturmalıyız”</strong></p>
<p>Enerji sistemleri konusunun son derece kritik olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, önümüzdeki dönemde bu alanın tüm paydaşların odağında olması gerektiğini vurguladı. Başkan Tugay, farklı zamanlarda ve platformlarda edinilen bilgi, deneyim ve birikimlerin bir araya getirilerek kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Dünyada sınırların giderek anlamını yitirdiği, ülkeler arası sınırların sanallaştığı bir sürece girildiğini belirten Başkan Tugay, yönetimlerin ise daha odaklı, yerel ve kendi kendine yetebilen yapılar hâline dönüştüğünü söyledi. Bu yeni düzende, kendi kaynaklarıyla ayakta durabilen yerleşim alanlarının kalkınacağını, dışa bağımlı yapıların ise zamanla yoksullaşacağını öngördüğünü dile getirdi. İzmir’in geleceğini bu bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, kentin suyu, enerjisi, gıdası ve refahı için gerçekleştireceği üretimle kendi yolunu çizmesi ve bu yeterlilikleri sağlaması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca belediyenin tek başına yapabileceği bir iş değil” dedi.</p>
<p><strong>“Elimden geleni yapacağım”</strong></p>
<p>Geleceğe yönelik ortak bir akıl oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, bugünün yöneticilerinin güçlerini birleştirerek değişimi doğru okumaları ve buna uygun önlemleri zaman kaybetmeden almaları gerektiğini ifade etti. Çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Başkan Tugay, gelecek nesillerin karşı karşıya kalacağı sorumlulukların ancak bu şekilde yönetilebileceğini söyledi. 2035 yılında dünyanın bugünkünden çok daha farklı bir noktada olacağını dile getiren Başkan Tugay, bu dönüşümün boyutlarının şimdiden tam olarak öngörülemeyeceğine dikkat çekti. Değişimin son derece hızlı ilerlediğini vurgulayan Başkan Tugay, bu sürece yavaş adımlarla değil, kararlı ve planlı bir şekilde uyum sağlanması gerektiğini ifade etti. Kamusal dönüşümün zorunluluğuna işaret eden Başkan Tugay, özel sektör, sivil toplum ve akademinin birlikte çalıştığı bütüncül bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Belediye başkanı olduğum sürece bunun hayata geçmesi için elimden geleni yapacağım” dedi. İzmir’in tarih boyunca öncü ve umut veren bir kent olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, kentin bu kimliğini doğru şekilde sahiplenmesi hâlinde önemli başarılara imza atılacağına olan inancını dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[stresine]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606998</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</strong></p>
<p>Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p>Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor</strong></p>
<p>Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Hafıza İçin Ne Tüketilmeli</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>“Sınavlar Değerinizi Belirlemez”</strong></p>
<p>Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 12:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[lü]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><b>“BASİT HİJYEN ÖNLEMLERİ SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINI ÖNLÜYOR”</b></p>
<p>Hijyen kurallarının ihmal edilmesinin; nezle, soğuk algınlığı, grip, farenjit, larenjit, sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi birçok solunum yolu enfeksiyonuna zemin hazırladığını belirten Köse, günlük yaşamda temizlik alışkanlıklarının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p>Solunum sağlığının korunması için kişisel hijyen kurallarının düzenli olarak uygulanması gerektiğini vurgulayan Köse; haftada en az iki-üç kez banyo yapılmasının, giysi ve çamaşırların sık değiştirilmesinin, el ve ayak tırnaklarının düzenli olarak kesilmesinin önemine işaret etti. Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımının ardından ellerin mutlaka su ve sabunla yıkanıp kurulanması gerektiğini belirten Köse; ağız ve diş sağlığına özen gösterilmesinin, koltuk altı ve ayak hijyeninin sağlanmasının ve yaşanılan ortamın temiz tutulmasının enfeksiyon riskini azalttığını ifade etti.</p>
<p><b>RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI</b></p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, çocuklar, yaşlılar ve kronik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerin enfeksiyonları daha ağır geçirebildiğine dikkat çeken Köse, bu grupların ve birlikte yaşadıkları kişilerin hijyen kurallarına çok daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>MASKE, EL YIKAMA VE HAVALANDIRMADA YAPILAN HATALAR</b></p>
<p>Maske kullanımı konusunda toplumda sık yapılan yanlışlara da değinen Köse, maskelerin genellikle tek kullanımlık olduğunu, nemlenen ya da ıslanan maskelerin yeniden kullanılmaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Maskelerin ön yüzeyine dokunulmaması gerektiğini vurgulayan Köse, “Maskeler genelde tek kullanımlık olduğu için bunlardan belirli bir süre faydalanmak gerekir. Mesela yaz mevsiminde bir kişi maskeyi kısa süre kullanmış ama o dönem terlemiş olabilir. Maske ıslanmıştır ve artık onu bir daha kullanmamak gerekir. Maskeleri kullanırken yüzeyine kesinlikle dokunmamak lazım. Çünkü yüzey kısmında çeşitli mikroorganizmalar olabilir, ön yüzünde göz iltihabına neden olabilecek farklı virüsler bulunabilir. Maskenin yüzeyine dokunduğumuzda aynı anda gözümüzü kaşırsak mikroorganizmayı kendi elimizle gözümüze ekmiş oluruz. Klasik cerrahi maskeler, yıkanıp kullanılabilir değildir. Bu nedenle uygun şekilde imha etmek gerekir. Diğer bez maskeler ise böyle bir durumda yıkanıp kurutulduktan sonra tekrar kullanılabilir. Aynı maskenin birden fazla kullanılması gözyaşı yolu iltihabı dışında, ciltte tahriş ve kaşıntıların ortaya çıkmasına da neden olabilir. Yine sık yapılan hatalardan biri maskeyi kullandıktan sonra katlanarak ceplere konmasıdır. Maskenin ön kısmına dokunmamız halinde elimizi su, sabun ya da dezenfektanla temizlemeliyiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>El yıkama sırasında yapılan hataların da enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Köse, “El yıkama süresinin kısa tutulması, yalnızca parmak uçlarının yıkanması, tırnak araları ve başparmakların ihmal edilmesi en sık karşılaşılan yanlışlar arasında yer alıyor,” dedi.</p>
<p><b>KAPALI ALANLAR DÜZENLİ HAVALANDIRILMALI</b></p>
<p>Ortam havalandırmasının solunum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Köse, “Kapalı alanların günde üç-dört kez, 20–30 dakika süreyle havalandırılması gerekiyor. Ev içinde sigara içilmesinin hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü unutmamak gerekiyor. Evdeki hava kalitesini arttırmak için ev içinde bitki bakılması uygundur,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HİJYEN KÜLTÜRÜ KÜÇÜK YAŞTA KAZANDIRILMALI</b></p>
<p>16 Ocak Dünya Hijyen Günü’nün, hijyenin sağlık üzerindeki etkilerini hatırlatmak açısından önemli bir farkındalık günü olduğuna dikkat çeken Köse, kirli ve hijyenik olmayan ortamların mikroorganizmalar için uygun bir üreme alanı oluşturduğunu belirtti. El yıkamamanın, gıda hijyenine dikkat etmemenin ve sağlıksız ortamlarda yaşamanın hastalık riskini artırdığını vurgulayan Köse, el yıkama alışkanlığının çocuk yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış şartlarında en güvenli sürüş bazen yola çıkmamaktır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-sartlarinda-en-guvenli-surus-bazen-yola-cikmamaktir-601044</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[bazen]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmamaktır]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Şener]]></category>
		<category><![CDATA[şartlarında]]></category>
		<category><![CDATA[şener]]></category>
		<category><![CDATA[sürüş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yola]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, olumsuz hava ve yol koşullarında sürücülerin zorunlu olmadıkça araç kullanımından kaçınmasını önerdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-sartlarinda-en-guvenli-surus-bazen-yola-cikmamaktir-601044">Kış şartlarında en güvenli sürüş bazen yola çıkmamaktır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, olumsuz hava ve yol koşullarında sürücülerin zorunlu olmadıkça araç kullanımından kaçınmasını önerdi.</p>
<p><strong>Riskli havalarda direksiyon değil, tercih belirleyici</strong></p>
<p>Özgür Şener, karlı ve buzlu havalarda en güvenli davranışın, kişisel sürüş becerisine güvenmekten çok, riskleri minimize edecek tercihler yapmak olduğunu ifade ederek, toplu taşımanın mümkün olduğu durumlarda bireysel araç kullanımından kaçınılması gerektiğini, zorunlu hallerde ise sürüşün “acele değil istikrar” prensibiyle yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kaygan zeminlerde hızın mutlaka düşürülmesi, ani direksiyon hareketlerinden, sert fren ve ani hızlanmalardan kaçınılması gerektiğini belirten Şener, sürücülerin kendilerine güvenli bir alan bırakacak takip mesafesini mutlaka artırması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Kazaların büyük bölümü dikkatsizlikten</strong></p>
<p>Kış koşullarında yaşanan kazaların önemli bir bölümünün teknik yetersizlikten değil, dikkat dağınıklığından kaynaklandığına dikkat çeken Özgür Şener, özellikle cep telefonu kullanımının ölümcül kazalara zemin hazırladığını vurguladı.</p>
<p>“Arkadan çarpma kazalarının temel nedenleri; güvenli takip mesafesine uyulmaması ve sürüş sırasında cep telefonu kullanımıdır.” diyen Şener, sürücülere direksiyon başında tüm dikkatlerini yola vermeleri çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>Kış sürüşü yola çıkmadan başlar</strong></p>
<p>Güvenli sürüşün, hareket anında değil, yola çıkmadan önce yapılan kontrollerle başladığını belirten Özgür Şener, kış koşullarına uygun olmayan bir araçla trafiğe çıkmanın, hem sürücüyü hem de diğer yol kullanıcılarını riske attığını kaydetti.</p>
<p>Lastiklerin diş derinliğinin en az 4 mm olması gerektiğini hatırlatan Özgür Şener, lastik basınçlarının uygun değerlerde olup olmadığının, far ve aydınlatmaların, sileceklerin, cam rezistanslarının ve havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olmasının hayati önem taşıdığını anlattı.</p>
<p>Cam suyunda antifriz bulunmamasının, sürüş sırasında görüşü tamamen ortadan kaldırabileceğine işaret eden Şener, özellikle aracın tavanında ve cam üstlerinde biriken karların temizlenmeden yola çıkılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Yolda kalma ihtimali de hesaba katılmalı</strong></p>
<p>Kış şartlarında yalnızca sürüş anının değil, olası bir yolda kalma durumunun da planlanması gerektiğini ifade eden Şener, araçta yeterli enerji, su ve temel gıdaların bulundurulmasının önemine dikkat çekti. Küçük çocuklu aileler için bu hazırlığın daha da hayati olduğunu söyleyen Özgür Şener, ayrıca kar zincirlerinin lastik ebatlarıyla uyumlu olması, zincirin kullanılabilir durumda bulunması ve gerektiğinde nasıl takılacağının önceden bilinmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Elektrikli araçlar için kış ayrı bir plan gerektiriyor</strong></p>
<p>Elektrikli araç kullanıcılarına da özel uyarılarda bulunan Şener, soğuk havaların batarya performansını etkileyebileceğini hatırlattı. Isıtma sistemlerinin düzgün çalıştığından emin olunması gerektiğini söyleyen Şener, “Elektrikli araç sürücüleri, yola çıkmadan önce şarj durumlarını ve güzergâh üzerindeki şarj istasyonlarını mutlaka planlamalıdır. Aksi halde soğuk hava koşullarında yolda kalma riski ciddi biçimde artar.” dedi.</p>
<p><strong>Kış sürüşü bir refleks değil, bilinç meselesi</strong></p>
<p>Özgür Şener, kış aylarında güvenli sürüşün yalnızca teknik bilgi değil, bilinçli davranış meselesi olduğuna dikkat çekerek, “Kış şartlarında güvenli sürüş, ‘gidebilir miyim?’ sorusundan önce ‘gitmeli miyim?’ sorusunu sormakla başlar.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-sartlarinda-en-guvenli-surus-bazen-yola-cikmamaktir-601044">Kış şartlarında en güvenli sürüş bazen yola çıkmamaktır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmandan Kış Koşullarında Güvenli Sürüş Uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmandan-kis-kosullarinda-guvenli-surus-uyarisi-601005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 10:51:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[koşullarında]]></category>
		<category><![CDATA[şener]]></category>
		<category><![CDATA[sürüş]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında artan kar, buz ve sis, sürücüler için zorlu koşulların yanı sıra yanlış kararlar alındığında ciddi hayati riskler de oluşturuyor. Özgür Şener, sürücüleri direksiyon başında dikkatlerini tamamen yola vermeleri konusunda uyardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-kis-kosullarinda-guvenli-surus-uyarisi-601005">Uzmandan Kış Koşullarında Güvenli Sürüş Uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yol ile Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, kış koşullarında sürücülere önemli uyarılarda bulundu. Şener, olumsuz hava ve yol şartlarında zorunlu olmadıkça araç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirterek, güvenli sürüşün direksiyon başında değil, yola çıkmadan önce başladığını ifade etti.</p>
<p>Karlı ve buzlu havalarda sürüşün bireysel beceriden çok doğru tercih yapmayı gerektirdiğini vurgulayan Şener, toplu taşımanın mümkün olduğu durumlarda bireysel araç kullanımından kaçınılması gerektiğini, zorunlu hallerde ise “acele değil istikrar” prensibiyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaygan zeminde hızın düşürülmesi, ani direksiyon hareketleri ve sert frenlemelerden kaçınılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>KAZALAR DİKKATSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR</strong></p>
<p>Kış koşullarında meydana gelen kazaların çoğunluğunun teknik eksiklikten değil, dikkatsizlikten kaynaklandığını ifade eden Şener, özellikle cep telefonu kullanımının ölümlü kazalara yol açtığını belirtti. “Arkadan çarpma kazalarının temel nedeni, güvenli takip mesafesine uyulmaması ve sürüş sırasında telefon kullanımıdır,” dedi.</p>
<p>Güvenli sürüşün yola çıkmadan önce başladığını vurgulayan Şener, lastik diş derinliği ve basıncının kontrol edilmesi, far, silecek, cam rezistansı ve havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olması gerektiğini hatırlattı. Cam suyunda antifriz bulunmamasının görüşü engelleyebileceğini, araç üzerindeki karların temizlenmeden yola çıkılmaması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kış sürüşünde yolda kalma durumlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Şener, araçta yeterli enerji, su ve temel gıdaların bulundurulmasının önemine dikkat çekti. Küçük çocuklu aileler için bu hazırlığın daha da kritik olduğunu vurguladı. Kar zincirlerinin lastik ebatlarıyla uyumlu olması ve kullanımının bilinmesi gerektiğini aktardı.</p>
<p><strong>ELEKTRİKLİ ARAÇ SÜRÜCÜLERİ İÇİN ÖZEL UYARI</strong></p>
<p>Elektrikli araç sahiplerine de uyarılarda bulunan Şener, soğuk havaların batarya performansını etkilediğini belirterek, yola çıkmadan önce şarj durumunun ve güzergâh üzerindeki şarj istasyonlarının planlanması gerektiğini söyledi. Özgür Şener, kış koşullarında güvenli sürüşün teknik bilgi kadar bilinçli davranışla ilgili olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Kış şartlarında güvenli sürüş, ‘gidebilir miyim?’ sorusundan önce ‘gitmeli miyim?’ sorusunu sormakla başlar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-kis-kosullarinda-guvenli-surus-uyarisi-601005">Uzmandan Kış Koşullarında Güvenli Sürüş Uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aras, Gündoğan ve Ortakent İçinde Çalışmaların Başlaması Gerektiğini Söyledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aras-gundogan-ve-ortakent-icinde-calismalarin-baslamasi-gerektigini-soyledi-371495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 May 2023 22:21:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aras]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başlaması]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğan]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[ortakent]]></category>
		<category><![CDATA[söyledi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371495</guid>

					<description><![CDATA[<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 29 Aralık 2020 günü temeli atılan Torba, Kızılağaç, Çiftlik Kanalizasyon Hattı ve İçmeler İleri Biyoloji Atıksu Arıtma Tesisi düzenlenen törenle hizmete alındı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aras-gundogan-ve-ortakent-icinde-calismalarin-baslamasi-gerektigini-soyledi-371495">Başkan Aras, Gündoğan ve Ortakent İçinde Çalışmaların Başlaması Gerektiğini Söyledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 29 Aralık 2020 günü temeli atılan Torba, Kızılağaç, Çiftlik Kanalizasyon Hattı ve İçmeler İleri Biyoloji Atıksu Arıtma Tesisi düzenlenen törenle hizmete alındı</b></p>
<p>Kumbahçe Mahallesi İçmeler Mevkiindeki tesiste düzenlenen törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Muğla Valisi Orhan Tavlı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Muğla Milletvekilleri, Bodrum Kaymakamı Bilgehan Bayar, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, siyasi parti il ve ilçe başkanları, il ve ilçe daire amirleri, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve basın mensupları katıldı.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış töreni, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras&#8217;ın konuşmasıyla devam etti. Bodrum için ihtiyaç olan tesisin hizmete kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasına başlayan Başkan Aras, şunları söyledi:</p>
<p>“29 Aralık 2020 günü yine hep birlikte temelini attığımız İçmeler, Torba, Yalı, Kızılağaç, Çiftlik bölgesinin altyapı sorununu kalıcı olarak çözüme kavuşturacak kanalizasyon altyapı ve toplam kapasitesi günlük 20 bin metreküp olan arıtma tesisi, Bakanlığımız ve Büyükşehir Belediyemiz protokolü ile hayata geçirildi.”</p>
<p><b>Ortakent ve Gündoğan Bölgelerinin Önemi Vurgulandı</b></p>
<p>Hızla artan nüfus ile birlikte sorunların da arttığı ancak temiz bir çevre, sürdürülebilir turizm, sağlıklı nesiller ve umutlu bir gelecek için tüm kurumlarla el ele vererek bunların üstesinden gelineceğini vurgulayan Başkan Aras, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Arıtma tesislerimiz maalesef çok yetersizdi, Bodrum nüfusunun sadece yüzde 42’sinde hizmet eder pozisyondaydı ama 2020 yılı başlarında başlayan altyapı yatırımları şu anda nihayete ermek üzere ve Bodrum’un yüzde 92’sine hizmet eder nitelikte olacak. Bu çalışmalar dışında kalan Gündoğan, Ortakent, Yahşi ve Gürece bölgelerimizin altyapı ve atıksu arıtma tesisi ihtiyaçlarının karşılanması için de çalışmalar planlıyoruz. Yine Bodrum merkezde kanalizasyon hatlarının yenilenerek İleri Biyolojik Arıtma Tesis planlamasını yapıyoruz.</p>
<p>Turizm kentinin altyapısı konusunda eksik kalan Ortakent ve Gündoğan bölgeleri için de destek belediklerini söyleyen Başkan Aras, “Muğla Büyükşehir Belediyemizin Bodrum’a yaptığı 1,3 Milyar Liralık altyapı yatırımı içinde olan Turgutreis Arıtma Tesisi belki de Ege’nin en büyük arıtma tesislerinden biri halinde.” dedi.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün Muğla genelinde yapılacak olan alt yapı çalışmalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan iş birliğinin önemini vurgulayarak, “Bu tesis, bütün Bodrum’da yapmakta olduğumuz altyapı yatırımlarıyla ilgili baktığımızda önemli bir katkı sağlıyor. Şu anda yüzde 46 olan kanalizasyon ve arıtmayla ilgili Bodrum’a hitap eden kapasiteyi yüzde 92’ye çıkarıyoruz. Bu tesis, kendisi şu andaki yapılan işle %8-10 civarında katkı yapıyor. Ama protokolümüz, 27 yıllık ve bu protokol süresince Bakanlığımız ihtiyaç duyulduğu takdirde bunu 2 misline çıkaracak; katkıyı yine protokol çerçevesinde yapacak.”</p>
<p>Muğla Valisi Orhan Tavlı, İçmeler İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin Bodrum ve Muğla’ya hayırlı olmasını dilerken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Muğla’nın geleceğinin güvenceye alınmasına yönelik çalışmaların devam edeceğine değindi. Özellikle tatil bölgelerindeki alt yapı arıtma tesislerinin önemini vurgularken sözlerine şu şekilde devam etti:</p>
<p>“Bodrum İçmeler Atık Su Arıtma Tesisi, 1994’te inşa edilmiş bir eserdi. Hem ekonomik ömrünü doldurmuştu hem de Bodrum’un nüfus değişimi sürekli artarken yerli ve yabancı ziyaretçilerin doğurduğu ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktı. Zira 10 bin metreküplük bir kapasitesi vardı. Hal böyleyken bugünü ve daha da önemlisi geleceği düşünerek bir adım atılması gerekiyordu. Dolayısıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü ile birlikte bir iş birliği protokolü imzalayarak kanalizasyon şebekesi ve terfi hatları ile atık su arıtma tesislerini kapsayan altyapı yatırımlarını Bakanlık olarak üstlendik. Hiç zaman kaybetmeden de çalışmalarımızı başlattık. İlk etabı Torba köy içi kanalizasyon şebeke il yağmur suyu iletim hatları ve Torba, Kızılağaç, Çiftlik ve Yalı Mahalleleri Kanalizasyon Kolektör Hattı ve Bağlantı Altyapı Tesisleri Yapım İşi olarak projelendirdik. Yaklaşık 15 kilometre kanalizasyon şebeke hattı, 4 kilometre yağmur suyu şebeke hattı ve 23 kilometre kanalizasyon kolektör hattını kapsayan toplamda 42 kilometrelik bu etabı Şubat 2023’te tamamladık. Diğer etap İçmeler Torba Atık Su Arıtma Tesisi ve bağlantı altyapı tesisleri yapım işiydi. Covid 19 salgınına rağmen çalışmaları 14 aylık bir sürede tamamladık ve ilave 30 kilometre kanalizasyon şebeke hattı ile birlikte 20 bin metreküp kapasiteli yeni tesisi Bodrum’a kazandırdık.”</p>
<p>Açılış programı konuşmaların ardından tesis gezimi ve fotoğraf çekimi yapıldıktan sonra sona erdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aras-gundogan-ve-ortakent-icinde-calismalarin-baslamasi-gerektigini-soyledi-371495">Başkan Aras, Gündoğan ve Ortakent İçinde Çalışmaların Başlaması Gerektiğini Söyledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
