<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gerektiği | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2026 07:49:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gerektiği | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerektigi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifler]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatiflerle]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[planlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615539</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir tarımını kooperatifler aracılığıyla güçlendirmek amacıyla başlatılan “Kooperatif Buluşmaları” kapsamında kentin kuzey bölgesinde yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri ile bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539">Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir tarımını kooperatifler aracılığıyla güçlendirmek amacıyla başlatılan “Kooperatif Buluşmaları” kapsamında kentin kuzey bölgesinde yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri ile bir araya geldi. Kooperatiflerle birlikte üretim planlaması, su tasarrufu, markalaşma ve pazarlamayı kapsayan uzun vadeli bir yol haritası hazırlayacaklarını açıklayan Başkan Tugay, “Günü kurtarmak için değil, geleceğimizi kurtarmak için çalışmalıyız. Doğrunun ne olduğunu bilmek ve buna sahip çıkmak hepimizin görevi” diye konuştu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentteki tarımsal kalkınma kooperatiflerinin temsilcileriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında; su ürünleri ve sulama kooperatifleri ile Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatiflerin ardından kentin kuzey bölgesindeki tarımsal kalkınma kooperatifleriyle buluşma düzenlendi. “Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen toplantı, bu kapsamda gerçekleştirilen buluşmaların sonuncusu oldu. Toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi.</p>
<p><strong>İzmir’den sürdürülebilir üretim atağı</strong></p>
<p>Tarımda planlı üretimin önemine dikkat çekilen buluşmada, markalaşma ve pazar payının artırılmasına yönelik öneriler ele alındı. Tarım ve hayvancılık için hayati öneme sahip su kaynaklarının verimli kullanılması gerektiği vurgulanırken, vahşi sulama yöntemlerinin terk edilmesinin zorunluluğu üzerinde duruldu. Toplantıların ardından üreticiyi güçlendirmek ve kırsal kalkınmada sürdürülebilir bir model oluşturmak amacıyla bir eylem planı hazırlanacağı belirtildi.</p>
<p><strong>Tarımda planlı üretim, güçlü üretici</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarımsal kalkınma potansiyeli yüksek, bu yönüyle tarım açısından da önemli bir kent olduğunu söyledi. Kentte tarımın uzun süredir planlama konusunda kendi hâline bırakıldığını belirten Başkan Tugay, iklim krizi ile ülke ekonomisindeki gelişmelerin tarım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Bu durumun üreticileri zorladığına dikkat çeken Tugay, “Bunu bir kader olarak kabul etmeyelim. Sizlerle birlikte değerlendirip daha iyisini yapmak için bir araya geliyoruz. Bu, usulen yapılmış bir toplantı değil. Görüşleriniz doğrultusunda üreticilerimize daha güçlü destek vermek istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Planlama olmadığı için ürün tarlada kalıyor”</strong></p>
<p>Gençlerin ve tarımla uğraşan herkesin üretime yönelmesi gerektiğini ancak sektörde ciddi girdi maliyeti sorunları bulunduğunu belirten Başkan Tugay, artan maliyetler nedeniyle elde edilen gelirin çoğu zaman giderleri karşılamadığını söyledi. Bu tabloyla mücadele etmek için ortak çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Tugay, girdi maliyetlerinin birlikte nasıl düşürülebileceği üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal üretimde planlama eksikliğine de dikkat çeken Tugay, üretimin çoğu zaman anlık koşullara göre yapıldığını, bunun da birçok üreticinin ürününün tarlada kalmasına yol açtığını belirtti. Tarım ve hayvancılıkta yaşanabilecek sorunların ancak planlama ile öngörülebileceğini dile getiren Tugay, İzmir’in önemli bir gıda ihtiyacı bulunduğunu anımsatarak üretimde önceliğin kentin ihtiyacını karşılamaya verilmesi gerektiğini söyledi. “Önce İzmir’in ihtiyacını belirleyip hesaplayarak üretim yapmalıyız. Ardından ürünlerin nereye gönderileceğini planlamalıyız. O yıl hangi ürüne ihtiyaç varsa üretim buna göre yapılmalı. Kaliteli üretmeli, markalaşmalı ve pazarlamayı doğru yapmalıyız” dedi.</p>
<p><strong>“Su kaynaklarının doğru kullanılması çok önemli”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir’in pazar payını artırmak ve rekabet gücünü yükseltmek için bilinçli tarım yapılması, modern tekniklerin kullanılması ve dijitalleşmeye önem verilmesi gerektiğini söyledi. Toprağın doğru beslenerek verimli tutulmasının nitelikli üretim açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ne ekilirse ekilsin, bazı temel konulara özen gösterilmesi gerekiyor. Su planlaması bunların başında geliyor. Her geçen yıl artan bir kuraklıkla karşı karşıyayız; önümüzdeki yıllarda bol yağış beklenmemeli. Bu nedenle tarımda, sanayide ve kent yaşamında suyu doğru kullanmak zorundayız. Suyun en büyük payı tarımda kullanılıyor. İzmir’de temiz su kaynaklarının yaklaşık yüzde 78’i tarım ve hayvancılıkta tüketiliyor. Damla sulama, akıllı sayaç ve toprak nem ölçer gibi uygulamalara ağırlık vermeliyiz. Vahşi sulama yöntemleri artık tamamen terk edilmeli. Aksi takdirde hem kent hem de çiftçi susuzluk riskiyle karşı karşıya kalacak.”</p>
<p><strong>Su ve toprağa göre üretim vurgusu</strong></p>
<p>Başkan Tugay, deniz suyunun arıtılması halinde yalnızca içme ve günlük kullanımda değerlendirilebileceğini, tarım için yeterli miktarda arıtmanın ise maliyet nedeniyle mümkün olmadığını söyledi. Önümüzdeki yıllarda su sorununun süreceğine dikkat çeken Tugay, mevcut su kaynaklarının dikkatli ve tasarruflu kullanılması gerektiğini vurguladı. Üretim planlamasının toprak yapısına, su varlığına ve iklim koşullarına göre yapılması gerektiğini belirten Tugay, her toprağın ve her mevsimin farklı özellikler taşıdığını ifade etti. Damla sulama ve modern tekniklerin yaygınlaştırılması gerektiğini kaydeden Tugay, doğru ürün seçimi, uygun sulama yöntemleri ile birlikte paketleme, depolama ve pazarlamanın da planlı yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Günü değil geleceğimizi kurtarmak için çalışalım”</strong></p>
<p>Ürünlerin sağlıklı olması gerektiğinin altını çizen Başkan Tugay, “Günü kurtarmak için değil, geleceğimizi kurtarmak için çalışmalıyız. Bu iş nasıl düzelecek biliyor musunuz? Devlet ve belediyeler ne zaman ki vatandaşı, üreticisi ve çalışanıyla el ele, kol kola bu kararları verecek ve herkes buna sahip çıkacak, o zaman düzelecek. Sonra istediğimiz kararı alalım. Kısa vadeli değil, uzun vadeli sürdürülebilir bir model geliştirelim. Gelin bunu başlatalım. El ele verelim, bilinçli olalım. Çalışarak ve bilgili olarak ancak bir şeyleri başarabiliriz. Bilgi, bilinç ve planlama lazım. Omuz omuza, kol kola girelim. El ele vererek doğrusunu bulalım. Tek taraflı fedakârlıklarla yürümüyor bu işler. Hep beraber hem üretim planlamasını hem markalaşmayı ve pazarlamayı daha iyi hâle getirelim. Yurttaşlar çok şey üretiyor ama değerini bulamayabiliyor, yazık oluyor. Bu konulara sahip çıkın. Doğrunun ne olduğunu bilmek ve buna sahip çıkmak hepimizin görevi” diye konuştu.</p>
<p><strong>Su kaynakları için hayati uyarı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliği ve kuraklığın ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“İzmir’de yılın son döneminde yağışlar başladı ancak bu yağışlar genellikle kısa süreli ve çok yoğun şekilde gerçekleşiyor. Bu durum, iklimin olağan seyrinde olmadığını gösteriyor. Yoğun yağışların ardından toprak giderek fakirleşiyor. Orman yangınları yaşadık; eğimli ve dik alanlarda bitki örtüsü kaybı ve ormansızlaşma arttı. Ani ve şiddetli yağışlar erozyonu hızlandırıyor. 2030’dan sonra çok daha şiddetli kurak dönemler yaşayacağız. Yaz mevsimi bugün bildiğimiz dört ayın ötesine geçerek ilkbahar ve sonbahardan da birer ay alacak. Bu da bitkilerin daha fazla suya ihtiyaç duyması ve daha uzun süre toprakta kalması anlamına geliyor. Dolayısıyla suya olan ihtiyacımız giderek artacak. Büyükbaş hayvancılıkta yem bitkileri için de daha fazla su gerekecek. Bu nedenle geleceği öngörerek üretim planlamasına şimdiden zemin hazırlamalıyız. 2040-2049 dönemi daha zor geçecek, 2070’te ise tablo çok daha ciddi olacak. Kuraklık artarak sürecek. Bu yüzden elimizdeki suyu son derece dikkatli kullanmalıyız.”</p>
<p><strong>Kooperatiflere 694 milyonluk liralık destek</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir’de toplam 289 kooperatif bulunduğunu belirterek bunların 163’ünün tarımsal kalkınma, 81’inin sulama ve 45’inin su ürünleri kooperatifi olduğunu hatırlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak hem çiftçilere hem de kooperatiflere önemli destekler sağladıklarını ifade eden Üngür, hayvan içme suyu göletlerinin yapımının sürdüğünü söyledi. Göletlerin yangınlarda da kullanılabilecek şekilde düzenlendiğini belirten Üngür, özellikle orman varlığının yoğun olduğu bölgelerde helikopterlerin su alabileceği biçimde planlama yapıldığını aktardı. Belediye olarak 21 aylık dönemde kooperatiflere toplam 694 milyon liralık destek sağladıklarını kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539">Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605388</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk ve orta dereceli okulların ara tatile girmesine sayılı günler kaldı. Öğrenciler, karne alıp sömestr tatiline merhaba demek için gün sayıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388">Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk ve orta dereceli okulların ara tatile girmesine sayılı günler kaldı. Öğrenciler, karne alıp sömestr tatiline merhaba demek için gün sayıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. T. Gül Şendil,  karneye yaklaşımda ebeveyn tutumlarının önemine işaret etti. Karnenin bir geri bildirim olarak görülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, demokratik tutuma sahip olan ebeveynlerin karneyi bir geri bildirim olarak değerlendirdiğini söyledi. Ara tatilin çocuklar için bilişsel ve duygusal yönden dinlenme için verilen bir ara ve mola olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, ara tatilin çocukla birlikte programlanması gerektiğini söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. T. Gül Şendil, karneye yaklaşımda ebeveyn tutumlarının nasıl olması gerektiğini değerlendirdi.<br />Okulların sömestr tatiline girmesi ve karne döneminin yaklaşmasıyla birlikte, ebeveynlerin en sık sorduğu soruların “karneye nasıl tepki verilmesi gerektiği ve çocukların tatil dönemini nasıl değerlendirmesi gerektiği” olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, bu sorulara sağlıklı yanıtlar verebilmek için öncelikle karnenin çocuk ve ebeveyn açısından taşıdığı anlamın ele alınması gerektiğini söyledi.<br />Karne ebeveyn ve çocuk için farklı anlamlar taşıyor<br />Ebeveyn için karnenin, çocuğun başarısını, çalışkanlık ya da tembelliğini gösteren bir değerlendirme anlamı taşıdığını ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Çocuk için ise karne, bu değerlendirmelerin çok ötesinde anlamlar taşır. Karne, çalışkanlık ya da aşağılık duygusu; becermek ya da becerememek, kendine güven ya da güvensizlik; beğenilmek ya da beğenilmemek, sevilmek ya da sevilmemek; utanmak ya da gururlanmak gibi çok geniş anlamları ifade edebilir” dedi.<br />Başarı ya da başarısızlıkta kaygı görülüyor<br />Bu duyguların olumlu yönde yaşanmasının, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi ile akademik başarısı açısından son derece önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Başarı ya da başarısızlık yaşayan pek çok çocukta ortak olarak görülebilen bir diğer duygu ise kaygıdır. Belirli düzeyde kaygının başarı için gerekli olduğu bilinmektedir. Ancak aşırı kaygı, başarıyı ketleyici bir etkiye sahip olabileceği gibi çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilir. Üstelik bu durum yalnızca başarısız çocuklar için değil, başarılı çocuklar için de ‘başarıyı sürdürebilecek miyim?’ düşüncesiyle yorucu ve yıpratıcı bir sürece dönüşebilir.  Çocuklar bu duyguları kendilerine, öğretmenlerine, arkadaşlarına ve ebeveynlerine karşı hissedebilirler” uyarısında bulundu. <br />Çok yönlü etkileri olan bu sürecin çocukların lehine gelişebilmesi için ebeveynlere ve eğitimcilere önemli görevler düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ebeveynler doğal olarak çocuklarının çalışkan ve başarılı olmasını isterler ancak bu konuda çocuklarına yaklaşımları farklılık gösterebilir” dedi.<br />Otoriter ebeveynler aşırı baskı uygulayabilir<br />Çocuğa yaklaşımda tutum farklılığı gösteren ailelerin karneye yaklaşımda da farklı davranabileceğini kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Otoriter tutuma sahip olan bazı ebeveynler, çocuklarının başarılı olması için aşırı baskı uygulayabilirler, başarıyı sürekli denetim altında tutabilir ve yalnızca yüksek notları kabul edebilirler. Düşük notlar ise ceza ve tehdit konusu hâline gelebilir” dedi.  <br />Karne, çocuğun kişiliğine yönelik yargıya dönüştürülebilir<br />Bu durumun ebeveyn–çocuk ilişkisinde kaygı, korku ve kızgınlığın hâkim olmasına yol açtığını ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ayrıca karne, çocuğun kişiliğine yönelik bir yargıya dönüştürülebilir: ‘Tembellik yapmışsın’, ‘Beni hayal kırıklığına uğrattın’ gibi ifadeler sıkça kullanılır. Baskı, ceza ve zorlamalar kısa vadede akademik başarıyı artırabiliyor gibi görünse de uzun vadede yüksek kaygı, hata yapma korkusu ve öğrenme isteğinin performans baskısına dönüşmesi sıklıkla görülür. Çocuk çalışır; ancak merakı azalır” uyarısında bulundu.<br />Başarısızlığı görmezden gelmek de zarar verebiliyor<br />Her konuda müsamahakâr olan izin verici ebeveyn tutumlarının çocuğun gelişiminde birtakım sorunlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, “İzin verici ebeveynler, çocukların zorlanmamaları gerektiği düşüncesinden hareketle ‘Notlar önemli değil…’, ‘Çocuklar çocukluğunu yaşamalı…’ şeklinde düşünerek onların ders başarılarına ilgisiz kalır, bu konuda geri bildirimde bulunmaz ve çoğu zaman başarısızlığı da görmezden gelebilirler. Bu çocuklar, karne alma durumunda strese girmezler ancak uzun vadede sorumluluk almazlar, arzu ve isteklerini denetlemede sorun yaşarlar, hedef koyma ve çaba–sonuç ilişkileri zayıflar. Akademik özdenetimleri gelişmez ve sosyal uyumda zorlanırlar” dedi.<br />Aşırı korunan çocuklar, öğrenme sorumluluğunu üstlenmiyorlar<br />Aşırı koruyucu ebeveyn tutumunda ise ebeveynlerin, çocuklarının her konuda korunması gerektiği düşüncesinden hareketle çocuklarının ödevlerinden ders başarısına kadar pek çok konuda müdahaleci olduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Bu tip ebeveynler, çocuklarının ders başarıları ile aşırı ilgilenir, çocuğun yerine planlar yapar, bazen ödevlerini bile yapar, öğretmenle sürekli müdahale edici tarzda iletişim kurar ve çocuğunun düşük not almasını ‘haksızlık’ olarak algılarlar. Bu ebeveynlerin çocukları korkak, çekingen, güvensiz olurlar ve öğrenme sorumluluğunu üstlenemezler. Derslerinde başarı gösterseler bile özerklik, problem çözme ve akademik dayanıklılıkları zayıf kalır. Ebeveynin desteğinin olamayacağı üniversite gibi ortamlarda ciddi zorlanmalar yaşayabilirler” diye konuştu.  <br />Tutarlı yaklaşımda karne bir geri bildirim olarak değerlendiriliyor<br />Demokratik tutuma sahip olan ebeveynlerin ise çocuklarının ders başarıları konusunda onlara güven duyan, destekleyici, yol gösterici ama müdahale etmeyen bir yaklaşım içinde olduklarını belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, şunları söyledi: <br />“Çocuklarını her yönüyle gözler, onların bağımsız kişilik geliştirmelerini destekler, karşılıklı iletişim içerisinde olur ve öğrenme sorumluluğunu çocuğa bırakırlar. Önemli özelliklerinden bir de tutarlı olmalarıdır. Karneyi bir ‘geri bildirim’ olarak görür, çocuğun görüşünü dinler, duygu ifadesine olanak tanır, çocuğuyla birlikte net ama esnek sınırlar koyarlar. Bu ebeveynlerin çocukları, kendine güvenen, bağımsız, içsel motivasyona sahip, sorumluluk alabilen, akademik başarısı yüksek ve sosyal yönden de uyumlu olurlar.”<br />Ara tatil dinlenme ve yeni döneme hazırlanma şeklinde planlanmalıdır <br />Ara tatilin adı üzerinde çocuklar için bilişsel ve duygusal yönden dinlenme için verilen bir ara ve mola olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Doğal olarak bu amaca hizmet edecek etkinliklere bolca zaman ayrılması gerekir. Örneğin sabahın erken saatinde kalkmak zorunda kalmadan uyuyabilmek, bolca oyun oynayabilmek, spor, sanat ve çocuğun ilgi alanına uygun aktivitelerle zaman geçirmek, gezmek vb. etkinlikler için zaman ayrılmalıdır. Tabii okulun yeni dönemi için gerçekçi ve ölçülebilir küçük hedefler belirlemek; çocuğun eksik olduğu ders konularının üzerinden geçebilmesi için kısa zaman alan ve çok zorlayıcı olmayan planlar yapmak da bu aktivitelerin arasına eklenebilir” tavsiyesinde bulundu. <br />Prof. Dr. T. Gül Şendil, demokratik ebeveyn tutum özellikleri düşünülerek ara tatil programının çocukla birlikte ele alınıp programlanması halinde çocuğun kendini iyi hissetmesinin yanı sıra dinlenip eğlenmesi ve öğrenme sorumluluğunu almasının sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388">Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baca, soba ve gaz güvenliği uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-baca-soba-ve-gaz-guvenligi-uyarisi-603074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baca]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Soba]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603074</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, kış aylarında artış gösteren baca yangınları, soba zehirlenmeleri ve gaz kaçaklarına karşı yurttaşları uyardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-baca-soba-ve-gaz-guvenligi-uyarisi-603074">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baca, soba ve gaz güvenliği uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, kış aylarında artış gösteren baca yangınları, soba zehirlenmeleri ve gaz kaçaklarına karşı yurttaşları uyardı. İtfaiye yetkilileri, olası can ve mal kayıplarının önüne geçilebilmesi için baca temizliğinin düzenli olarak yaptırılması gerektiğine dikkat çekti. Açıklamada, soba yanan odalarda uyunmaması, gaz kokusu hissedildiğinde elektrik düğmelerine dokunulmaması ve ortamın havalandırılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca mutfakta meydana gelen yağ yangınlarına kesinlikle suyla müdahale edilmemesi gerektiği hatırlatıldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, kış aylarıyla birlikte artış gösteren baca yangınları, soba zehirlenmeleri ve gaz kaçaklarına karşı alınacak basit ancak hayati önlemlerle olası faciaların önüne geçilebileceğine dikkat çekti. İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu, 2024–2025 kış sezonunda kent genelinde yaklaşık 600 baca yangını meydana geldiğini belirtti. Soğuk havaların etkisiyle soba ve baca kullanımının arttığını ifade eden Mutlu, baca yangınlarının büyük bölümünün düzenli bakım ve temizlik yapılmamasından kaynaklandığını vurguladı.</p>
<p><strong>“Bacalar düzenli temizlenmeli”</strong></p>
<p>Baca temizliğinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu, bacaların kullanım yoğunluğuna göre temizlik periyotlarının mutlaka kısaltılması gerektiğini vurguladı. Mutlu, “Yoğun kullanılan bacalar üç ayda bir, diğer bacalar ise en geç altı ayda bir temizlenmeli. Apartmanlardaki sifon bacalar da titizlikle kontrol edilmeli. Her yıl kış mevsimi başlamadan önce bakım ve kontroller mutlaka yapılmalı” dedi.</p>
<p><strong>“Soba yanan odada uyumayın”</strong></p>
<p>Lodoslu havalarda dumanın geri tepebileceğine dikkat çeken Mutlu, soba kullanımında alınması gereken önlemleri sıraladı. Mutlu, “Baca her zaman dumanı dışarı atmayabilir. Bu nedenle mümkünse soba yanan odada uyunmamalı. Gece uykuda fark edilmeyen karbonmonoksit sızıntıları ölümcül olabilir” dedi. Ortamın mutlaka havalandırılması gerektiğini vurgulayan Mutlu, “Soba yakıldıktan sonra oda tamamen kapatılmamalı; kısa süreli de olsa temiz hava girişi sağlanmalı. Soba borularının temizliği altı ayda bir yapılmalı” ifadelerini kullandı. “Uyuyan soba” olarak bilinen sobaların kullanımında daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini belirten Mutlu, “Bu tür sobalar, kapağı kapatıldığında yanmaya devam edebiliyor. Soba borularının bağlantı noktaları sızdırmaz olmalı; en küçük kaçak bile zehirlenmeye yol açabilir. Karbonmonoksit dedektörü kullanılmalı. Özellikle soba bulunan evlerde dedektör hayat kurtarır. Gece yatmadan önce sobaya kömür eklenmemeli, soba tamamen sönmeye yakınken uykuya geçilmeli” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Baca yangınları çatı yangınına dönüşebiliyor”</strong></p>
<p>Bazı baca yangınlarının çatı yangınlarına yol açabildiğine dikkat çeken İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu, bacalarda zamanla oluşan çatlak ve boşluklardan çıkan ısı ile kıvılcımların, çatıdaki yanıcı maddeleri tutuşturabildiğini belirtti. Bu nedenle bacaların kullanılmadan önce mutlaka kontrol edilmesi ve düzenli bakımının yapılması gerektiğini vurguladı. Ev yangınlarının önemli bir bölümünün mutfakta başladığını hatırlatan Mutlu, kızgın yağ yangınlarına yanlış müdahalenin yangını büyütebileceğine dikkat çekti. Mutlu, “Kızışan yağ tutuştuğunda üzerine kesinlikle su dökülmemeli. Islak bir bez ya da havluyla üzeri kapatılarak oksijenle teması kesilmeli. Evlerde yangın söndürücü bulundurmak hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Gaz kokusunda elektrik düğmesine dokunmayın”</strong></p>
<p>Doğalgaz ve LPG kaçaklarına karşı da uyarılarda bulunan İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu, gaz kokusu hissedildiğinde yapılması gerekenlere dikkat çekti. Mutlu, “Gaz kokusu alındığında elektrik düğmelerine dokunulmamalı, kıvılcım oluşturabilecek hiçbir işlem yapılmamalı. Ortam derhâl havalandırılmalı. Doğalgaz havadan hafif olduğu için yukarıda, LPG ise ağır olduğu için zeminde birikir. LPG kaçaklarında gaz, havlu benzeri yöntemlerle zeminden dışarı doğru süpürülmeli” dedi. Mangal ve ızgara kullanılan iş yerlerinde yangın riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Mutlu, “Izgara bacalarının en az üç ayda bir temizlenmesi gerekiyor. Bu işlemler, yetki belgesi bulunan firmalar tarafından yapılmalı ve periyodik temizlik belgesi mutlaka alınmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zehirlenme şüphesinde ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Yetkililer, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı ve halsizlik gibi belirtilerin hissedilmesi durumunda ortamın derhâl terk edilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu tür belirtiler görüldüğünde kapı ve pencerelerin açılarak ortamın hızla havalandırılması gerektiği vurgulandı. Zehirlenme şüphesi yaşayan yurttaşların vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirmesinin hayati önem taşıdığı belirtildi.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-baca-soba-ve-gaz-guvenligi-uyarisi-603074">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baca, soba ve gaz güvenliği uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[gelme]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmediğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerden]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Almanya&#8217;dan Türkiye’ye gelen ailemizin durumu gerçekten çok vahim bir trajedi. Yaşananlar hepimizi derinden üzdü ve öfkelendirdi. Çünkü bu tip olaylar, basit ihmaller ve vurdumduymazlığın sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.” dedi.</p>
<p>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.” diyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, farklı gıda zehirlenmesi örneklerinin günlük hayatın içinde sıkça yaşandığını ancak bu tip büyük trajediler yaşanmadan gündeme gelmediğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, gündelik dikkatsizliklerin de zaman zaman ölümcül sonuçlara yol açabildiğini belirterek, “Bir deterjanın içeriği bilinmeyen bir su şişesine doldurulması, tuz ruhu ve çamaşır suyunun karıştırılması gibi örneklerle her gün çok sayıda zehirlenme vakası yaşanıyor. Bu olaylar büyük bir toplumsal sorun. Bunları basit bir ihmal olarak da görmemek gerekiyor. Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hiçbirimizin aklına toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez!</strong></p>
<p>Gıda zehirlenmesinin aslında bir enfeksiyon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılancıoğlu, şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu enfeksiyon sizi diyareye, yani halk arasındaki adıyla ishale sürükleyebilir; mideniz bulanabilir, halsizlik hissedebilirsiniz. Bazı durumlarda ertesi gün toparlanacak şekilde hafif mide rahatsızlıkları da görülebilir. Sonuç olarak bu tablo bir enfeksiyondur. Ancak ciddi bir durumda nefes darlığı yaşıyorsanız, şiddetli kas krampları ve ağrılar başlıyorsa, yoğun bir uyku hali, mide bulantısı, baş ağrısı, anlam kaymaları veya çift görme gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa elbette acilen hastaneye başvurursunuz. Fakat hiçbirimizin aklına deterjanla hazırlanmış bir kahvenin içilebileceği ya da konakladığınız otelde havalandırma yapılmadan son derece toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez.”</p>
<p><strong>Gazların çoğu kokusuz ve tatsız…</strong></p>
<p>Yaşanan otel vakasında kimyasal kaynaklı zehirlenme ihtimaline dikkat çeken Prof. Dr. Yılancıoğlu, fumigasyon tipi gazla yapılan ilaçlamalarda ortamın mutlaka birkaç gün kapalı tutulması, ardından uzun süre havalandırılması gerektiğini hatırlattı. </p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Bu gazların çoğu kokusuz ve tatsızdır. İnsanlar zehirlendiklerini ancak ciddi semptomlar başladığında anlayabilir. Bu nedenle işletmelerin sorumluluğu çok büyük.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Merdiven altı ürün ve yetkisiz kişilerce ilaçlama yapılmamalı!</strong></p>
<p>İlaçlamanın, yalnızca Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı tarafından sertifikalandırılmış uzman firmalar tarafından yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “İlaçlama kesinlikle merdiven altı ürünlerle ya da yetkisiz kişilerce yapılmamalıdır. Kullanılan kimyasalların sertifikaları kontrol edilmeli, yapılacak işlem komşulara ve yönetime mutlaka bildirilmelidir. Fumigasyon uygulanacaksa yalnızca hedef daire değil, diğer katlar da etkilenebilir. Bu yüzden herkesin bilgilendirilmesi şarttır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksü yok!</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yılancıoğlu, denetimlerin caydırıcı biçimde sürmesi gerektiğini ve işletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksünün olmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Buradan özellikle işletmelere seslenmek istiyorum: Sürekli ‘denetim, denetim’ diyoruz ama her bir insanın başına ne bir polis ne de bir zabıta dikilebilir. İstediğiniz kadar denetim yapılsın, kişiler kendi sorumluluklarını bilmediği sürece maalesef zehirlenme vakaları da ölümler de devam eder. Öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. Çünkü bu insanlar toplumun içinden; hepimizin arkadaşı, dostu veya komşusu. Ölenler de öyle, bu ölümlere sebebiyet verenler de öyle. Toplum olarak bu büyük dersle yüzleşmemiz gerekiyor. İkincisi, denetimlerin hiçbir şekilde taviz verilmeden ve caydırıcı biçimde sürdürülmesi şart.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı”</strong></p>
<p>İnsanların elbette dışarıda yemek yiyeceğini kahve içeceğini bunun toplumsal bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Ancak vatandaşlar mümkün olduğunca güvendikleri, mutfağını görebildikleri, şeffaf işletmeleri tercih etmeli. İlaçlama yaptıracak olan vatandaşların da uzmanların sertifika ve izinlerini mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı. Ayrıca ilaçlama yapılacaksa evden bir iki gün uzak kalınması gerektiği unutulmamalı. İşletmeler için de aynı durum geçerli. Eve döndükten sonra ortam mutlaka 4–5 saat boyunca havalandırılmalı. Ancak bu şekilde güvenli bir ortam sağlanabilir. İlaçlama yapacak olanların durumu komşulardan veya yönetimden gizlememesi de hayati önem taşıyor. İnsanların hayatı böylesine dramatik biçimde son bulmamalı. O ailenin yaşadığı trajedi çok acı. Toplumsal olarak bunu anlamamız ve sorumluluklarımızdan kaçmamamız gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump: Putin&#8217;in İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesi gerektiği yönündeki görüşünü destekliyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trump-putinin-israil-ile-iran-arasindaki-catismanin-sona-ermesi-gerektigi-yonundeki-gorusunu-destekliyorum-544912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2025 12:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmanın]]></category>
		<category><![CDATA[destekliyorum]]></category>
		<category><![CDATA[ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[görüşünü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[putinin]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[yönündeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trump, Putin'in ‘İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesi gerektiği’ yönündeki görüşünü desteklediğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trump-putinin-israil-ile-iran-arasindaki-catismanin-sona-ermesi-gerektigi-yonundeki-gorusunu-destekliyorum-544912">Trump: Putin&#8217;in İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesi gerektiği yönündeki görüşünü destekliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>ABD Başkanı <strong>Donald Trump,</strong> sosyal medya platformu <strong>Truth Social’de</strong> yaptığı paylaşımda, Rus lider <strong>Vladimir Putin&#8217;in</strong> ‘İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona erdirilmesi gerektiği’ yönündeki görüşünü desteklediğini ifade etti.</p>
</div>
<div>
<p>Trump, <em>“O da benim gibi, İsrail ile İran arasındaki bu savaşın sona ermesi gerektiğini düşünüyor” </em>ifadelerine yer verdi.</p>
</div>
<div>
<p>Trump,  Ukrayna sorununa fazla zaman ayıramadıklarını belirterek, <em>“Rusya ve Ukrayna konusuna çok daha az zaman ayrıldı, ancak bu konu önümüzdeki hafta ele alınacak” </em>diye ekledi.</p>
</div>
<div>
<p>Daha önce Rusya Devlet Başkan Yardımcısı <strong>Yuri Uşakov, </strong>Rusya lideri <strong>Vladimir Putin</strong> ile ABD Başkanı <strong>Donald Trump</strong> arasında yaklaşık 50 dakika süren bir telefon görüşmesi gerçekleştiğini, <strong>Ortadoğu’da gerginleşen durumun</strong> ele alındığını duyurmuştu.</p>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250614/trump-putinin-israil-ile-iran-arasindaki-catismanin-sona-ermesig-erektigi-yonundeki-gorusunu-1097036391.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trump-putinin-israil-ile-iran-arasindaki-catismanin-sona-ermesi-gerektigi-yonundeki-gorusunu-destekliyorum-544912">Trump: Putin&#8217;in İsrail ile İran arasındaki çatışmanın sona ermesi gerektiği yönündeki görüşünü destekliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 11:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algısını]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[besledi]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğanın]]></category>
		<category><![CDATA[ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarının]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[medyası]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dış politikanın Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkisini değerlendiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim propagandalarında Cumhur ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dış politikanın Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkisini değerlendiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim propagandalarında Cumhur ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu söyledi. Dış politikanın daha önceki seçimlerde olmadığı kadar belirleyici bir rol oynadığını belirten Kök Arslan, Batı medyasının Türkiye’deki seçimler için ‘dünyanın en önemli seçimi’ açıklamalarını hatırlattı ve Batı medyasının Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını beslediğini sözlerine ekledi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı, Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dış politika etkisini değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Batı medyası, Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi.” </strong></p>
<p>28 Mayıs 2023 seçimlerinde dış politikanın daha önceki seçimlerde olmadığı kadar belirleyici bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bunun en büyük göstergesini seçimlere Batı medyasının gösterdiği olağanüstü ilgide gördük. Seçim öncesinde Batı medyası Türkiye’deki seçimlerin ‘dünyanın en önemli seçimi’ olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği çerçevesinde algıyı besledi. Bunlardan <em>The Economist</em>, Türkiye’de seçimlerin küresel sonuçlarının olacağı ve Erdoğan’ın gitmesi gerektiği gibi yorumlarda bulundu.” dedi.</p>
<p><strong>“Cumhur ve Millet İttifakı dış politika paradigmaları arasında ciddi farklılıklar vardı.”</strong></p>
<p>“Seçim öncesi propaganda söylemlerinde, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğu söylenebilir.” diyen Kök Arslan, “Cumhur İttifakı Türkiye’nin bağımsız, bölgesel liderlik peşinde koşan iddialı bir dış politika ve güvenlik politikası sürdürmesi gerektiğini savundu. Millet İttifakı, bu iddialı dış politikanın ülkeye maliyet getirdiğini söyledi. İçe dönük bir siyasete ağırlık veren, ülkeyi bölgesel konulardan çekerek daha az maliyetli olacağını varsaydıkları ‘geleneksel’ Batı yanlısı bir politika izlenmesi gerektiğini savundu. Erdoğan, özellikle 2015 sonrası Türkiye’nin ülke içinde karşı karşıya kaldığı terörizm dalgası ve yakın çevresinde yaşadığı savaş ve çatışmalar karşısında iddialı bir dış politika izlemeye başladı.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“İddialı dış politika seçmeni de motive etti.”</strong></p>
<p>İzlenilen bu iddialı politikanın 11 Nisan’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti seçim manifestosunun ilanında ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ifade edildiğini hatırlatan Kök Arslan, “Cumhur İttifakının en büyük ortağı MHP de Erdoğan’ın dış politikada daha proaktif bir pozisyon ortaya koyması yönündeki politikasını destekledi. Bu iddialı pozisyon, bir taraftan Cumhur ittifakının kendisini konsolide ederken, öbür taraftan Cumhur İttifakını destekleyen seçmeni de sosyolojik olarak birleştirerek motive etti. Cumhur İttifakı seçmenin seçime giderken ruh hali ülkesine yönelik, özellikle Batılı, ‘yedi düvelin hayâsız akınını’ durdurmak şeklindeydi.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Millet İttifakı da dış politika üzerinden kendi siyasal alanlarını tanımladı</strong></p>
<p>Dış politika üzerinden Cumhur İttifakı bünyesinde yaşanan bu konsolidasyonun Millet İttifakı bünyesinde de bir rekabet duygusu yarattığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Orada da siyasi ve sosyolojik düzeyde, bütüncül olmasa da geniş bir muhalif kitlenin de konsolidasyonunu beraberinden getirdi. Dolayısıyla tıpkı Cumhur İttifakının tecrübe ettiği gibi Millet İttifakı partileri de dış politika üzerinden kendi siyasal alanlarını tanımladılar. Özellikle ikinci tur öncesi milliyetçi söylem geliştirerek Suriye ve Türk dünyası üzerinden söylemler geliştirmesi buna örnek verilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cumhur İttifakı’nın dış politika tercihleri seçmen nezdinde destekleniyor</strong></p>
<p>Millet İttifakı’nın özellikle birinci tur öncesi dış politika tercihine de değinen Kök Arslan, “Ortak politikalar metninde de görülebileceği gibi Erdoğan iktidarının, Türkiye’yi uluslararası siyasette yalnızlaştırdığı, Batı ittifakından kopardığı, Rusya’ya daha fazla yaklaştırdığı, Türkiye’nin Ortadoğu’daki geleneksel tarafsızlık statüsünü bozduğu ve dış politikanın ‘Ortadoğululaşmasına’ neden olduğu sebebiyle eleştirilmesi şeklinde olmuştur. Bu eleştileri başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP’nin dış politika kurmaylarından yapılan kritik dış politika açıklamalarında görebiliyoruz. Millet İttifakının dış politika uygulaması, dış politikada tarafsızlık ve müdahalesizlik üzerine inşa edilmiş durumda. Libya, Suriye, Doğu Akdeniz, Ukrayna, Karabağ ve PYD-YPG gibi örnekler, bu pozisyonu yeterince temsil eder nitelikte olduğunu görmek mümkündür.” dedi.</p>
<p>28 Mayıs’ta gerçekleştirilen 2. tur sonuçlarını değerlendiren Kök Arslan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>“Erdoğan’ın kazanmasının dünyanın farklı yerlerinde kutlanması küresel önemdeki boyutu gösteriyor…”</strong></p>
<p>“Cumhurbaşkanlığı seçimini Erdoğan’ın yüzde 52,18 ile kazanmasından yola çıkarak, Cumhur İttifakı’nın dış politika tercihlerinin seçmen nezdinde desteklendiğini söyleyebiliriz. Ayrıca Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimini tekrar kazanmasının<strong> Beyrut, Kudüs, Afrika, Saraybosna, Priştine, Bakü, Latin Amerika gibi dünyanın farklı yerlerde de kutlanması 2023 seçimlerinin küresel boyutta önemini gösterdi.”</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
