<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gereksiz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gereksiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gereksiz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 11:42:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gereksiz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gereksiz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yapay zeka su tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-tuketimine-dikkat-624399</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[soğutma]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, yapay zeka (YZ) kullanımında su tüketimini azaltmaya yönelik önerileri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-tuketimine-dikkat-624399">Yapay zeka su tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, yapay zeka (YZ) kullanımında su tüketimini azaltmaya yönelik önerileri anlattı.</p>
<p><strong>Soğutma teknolojisi su tüketimini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>YZ kullanımında su tüketimini azaltmaya yönelik ilk önerinin “Veri Merkezi Soğutmasını Daha Verimli Hale Getirmek” olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, şunları söyledi:</p>
<p>“Sıvı ortam soğutma yerine hava soğutma, kapalı çevrim sistemler ve ‘daldırma soğutma’ gibi su ihtiyacını azaltan teknolojilerin tercih edilmesi önemlidir. Daldırma soğutma yönteminde sunucular, iletken olmayan özel bir sıvıya tamamen daldırılır. Bu sistem, hava soğutmaya kıyasla ısıyı çok daha verimli biçimde uzaklaştırır; sıcaklıkların dengeli kalmasını sağlar ve donanımın uzun süre yüksek performansta çalışmasına imkan tanır.”</p>
<p><strong>Enerjinin kaynağı da su tüketimini belirliyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, ikinci önerinin “Enerji Kaynağını Seçmek” olduğunu ifade ederek, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Kömür ve doğalgaz santralleri, buhar türbinleriyle çalışır ve türbin döndükten sonra buharın tekrar yoğunlaşması gerekir. Bu yoğunlaşma süreci için büyük miktarda su kullanılır. Bunun yerine yenilenebilir enerji kaynakları (güneş, rüzgar vb.) kullanmak, çalışma sırasında soğutma suyu gerektirmediğinden dolaylı su tüketimini önemli ölçüde azaltır.”</p>
<p><strong>Veri merkezleri su stresi düşük bölgelere kurulmalı</strong></p>
<p>Üçüncü önerinin “Veri Merkezi Konumunu Su Stresi Düşük Bölgelere Taşımak” olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Su kaynakları kısıtlı bölgelerde yoğun YZ altyapısı kurmak yerine su açısından daha güvenli lokasyonları seçmek etkili olur.” dedi.</p>
<p>Dördüncü başlığın “Operasyonel ve Yazılım Verimliliği” olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Gereksiz model çalıştırmayı azaltmak, sadece amacı net olan ve yüksek değer üreten sorgulara odaklanmak, Gereksiz YZ etkileşimlerini minimize etmek tüm su tüketimini düşürmeye katkı sağlamaktadır.” vurgusunda bulundu.</p>
<p>Beşinci önerinin “Soğutma Verimliliğini Artırmak” olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Evaporatif soğutma, yani suyun buharlaştırılmasıyla yapılan soğutma, en çok su harcayan yöntemlerden biridir. Buna karşın doğrudan sıvı soğutma veya daldırma soğutma gibi yöntemler, buharlaşma gerektirmediği için su tüketimini ciddi şekilde azaltır. Evaporatif soğutmada yüksek su kullanılırken, sıvı soğutma daha düşük, daldırma soğutma ise çok düşük su kullanımı sağlar. Bu nedenle soğutma teknolojisini değiştirmek, su tüketimini önemli ölçüde düşürür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Enerji kaynağını değiştirmek su tasarrufu sağlar</strong></p>
<p>Altıncı önerinin “Enerji Kaynağını Değiştirmek” olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Elektrik üretimi genellikle suyla soğutulan santraller tarafından gerçekleştirilmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları (güneş, rüzgâr) su tüketimi açısından çok daha avantajlıdır çünkü operasyonel olarak neredeyse hiç su kullanmazlar. Dolayısıyla yalnızca soğutma değil, enerjinin kaynağı da su tüketimini etkilemektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yedinci önerinin “Verimli Altyapı Planlaması ve Bölgesel Su Koşulları” olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Veri merkezlerinin su kıtlığı yaşanan bölgelere kurulması mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı artırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Politika ve standartlar belirlenmeli</strong></p>
<p>Sekizinci önerinin “Politika ve Standartlar” olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Belirlenecek politikalarla veri merkezlerinin su kullanımı şeffaf raporlanmalı, su kullanım verimliliği standart haline getirilmeli ve yeni altyapılar su açısından hassas olmayan bölgelere yönlendirilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Bireysel kullanıcılar da katkı sağlayabilir</strong></p>
<p>YZ kullanımında bireylerin de sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, bireysel düzeyde yapılabilecekleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Gereksiz sorgu ve tekrarları azaltmak; aynı soruyu küçük varyasyonlarla defalarca sormak yerine tek, net ve kapsamlı soru yöneltmek.</p>
<p>Uzun metinleri parça parça değil, tek seferde analiz ettirmek.</p>
<p>Büyük dosya işleme taleplerini azaltmak.</p>
<p>Yüksek çözünürlüklü gereksiz görsel ve uzun video üretiminden kaçınmak.</p>
<p>Tekrar tekrar görsel revizyonu istememek.</p>
<p>Bulut depolamada veri temizliği yapmak; kullanılmayan büyük dosyaları silmek ve gereksiz yedeklemeleri azaltmak.”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, mümkünse yenilenebilir enerji kullanan internet ve hosting servislerinin tercih edilmesinin de su ve enerji tasarrufuna katkı sağlayacağını sözlerine ekledi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-tuketimine-dikkat-624399">Yapay zeka su tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatlarına]]></category>
		<category><![CDATA[bezi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nodüller]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tiroit]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroit ultrasonlarında sıkça görülen ancak çoğu kişinin adını bile duymadığı “yalancı nodüller”, uzmanlara göre gereksiz biyopsilere ve hatta yanlış ameliyatlara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490">Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tiroit ultrasonlarında sıkça görülen ancak çoğu kişinin adını bile duymadığı “yalancı nodüller”, uzmanlara göre gereksiz biyopsilere ve hatta yanlış ameliyatlara yol açabiliyor. Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda yaygın olan bu oluşumların, gerçek nodüllerle karıştırılmasının hem yanlış tanılara, hem de yüksek riskli cerrahi müdahalelere zemin hazırladığını söyleyen Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, yalancı nodüllerin kanserle hiçbir ilişkisi olmadığını vurgulayarak, en kritik hatanın bu yapılara biyopsi yapılması olduğunu belirtti. </em></p>
<p>Tiroit hastalıkları toplumda çok sık karşılaşılan bir sorun olmasına karşın birçok kişi “yalancı nodül” tanımını bilmiyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, tiroit nodülleri konusunda toplumda ve hatta bazı hekimlerde bile sıkça karıştırılan kritik bir yanlış anlaşılmaya dikkat çekti. Bu oluşumlara özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık rastlandığını belirten Prof. Ayşan, yalancı nodüllerin gerçek nodüllerle karıştırılmasının hem yanlış tanılara hem de riskli cerrahi müdahalelere zemin hazırlaması açısından ciddiye alınması gereken bir nokta olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>GERÇEK NODÜL İLE YALANCI NODÜL ARASINDAKİ KRİTİK FARK</strong></p>
<p>Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, yalancı ve gerçek nodülleri birbirinden ayıran noktayı şöyle ifade etti: “Gerçek nodül, tiroit bezinin içinde sınırları belirgin, tiroit dokusundan net şekilde ayırt edilen yapılardır. Yalancı nodül ise kapsülü olmayan, gerçek sınırları belirgin olmayan, ultrason sırasında nodül görüntüsü veren ama aslında gerçek nodül olmayan oluşumlardır.” </p>
<p><strong>EN SIK 40 YAŞ ÜZERİ KADINLARDA GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Yalancı nodüllerin yaygınlığının tiroit hastalıklarıyla, özellikle de tiroit iltihaplarıyla yakın ilişkili olduğunu belirten Prof. Ayşan, “Bu yapıları en sık 40 yaş üzerindeki kadınlarda görüyoruz. Kadın cinsiyeti ve 40 yaş üzeri grup, yalancı nodüllerin en yaygın olduğu yaş ve cinsiyet grubudur” diye konuştu. </p>
<p>Bu oluşumların ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin Haşimoto hastalığı olduğunu belirtin Prof. Ayşan, sözlerine şöyle devam etti: “Haşimoto tiroit bezinin iltihabıdır ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda çok sık görülür. İltihap hücreleri bir bölgede kümelenerek bir kitlesel yapı oluşturuyorlar ve bu yapılar ultrasonda yalancı nodül imajının oluşmasına neden oluyor. İşte Haşimoto gibi iltihabi hastalıklarda yalancı nodüllerin sık görülmesinin nedeni de budur.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“BELİRTİ VERMEZ, ÇOĞU ULTRASON SIRASINDA TESADÜFEN BULUNUR”</strong></p>
<p>Yalancı nodüllerin tıpkı gerçek nodüller gibi çoğu zaman hiçbir belirti vermediğini vurgulayan Prof. Ayşan, sözlerine şöyle devam etti: “Hiçbir bulgu vermedikleri için sıklıkla rastlantısal olarak tespit edilirler. Haşimoto sebebiyle ya da diğer tiroid bezi hastalıklarında yapılan ultrasonlarda tesadüfen yalancı nodülleri tespit ediyoruz. “</p>
<p>Bu nodüllerin hormon işlevi üzerinde de bir etkisi olmadığına değinen Prof. Ayşan, “Yalancı nodüllerle tiroid hormon salgısı arasında herhangi bir ilişki bulunmuyor. Tiroit bezindeki yalancı nodül sayısının az ya da çok olması da bu sonucu etkilemiyor. Ancak, tiroid bezindeki iltihap yani altta yatan sebep hormon salgısını bozabilir” dedi.</p>
<p><strong>“GERÇEK NODÜLE DÖNÜŞMEZ, KANSER RİSKİ TAŞIMAZ”</strong></p>
<p>En çok merak edilen konulardan biri olan yalancı nodüllerin gerçek nodüle dönüşmesi ya da kanser riski taşımasıyla ilgili olarak Prof. Ayşan şu açıklamayı yaptı: “Yalancı nodüllerin zaman içinde gerçek nodüle dönüşmediğinin altını çizmemiz gerek. Tiroid bezindeki iltihabın şiddetine bağlı olarak şekil ve boyut değiştirebilirler, büyüyüp küçülebilirler ancak gerçek nodüle dönüşme riskleri yoktur.  Yalancı nodüllerin kanser gelişmesiyle de hiçbir ilişkisi yoktur. Zaten bu oluşumlarla ilgili olarak yaşadığımız en önemli sorun da bu. Konuyu bilmeyen ya da konudan uzak olan meslektaşlarımız bunları gerçek nodül gibi algılayabiliyor ve boyutları arttığında kanser olduğunu düşünebiliyorlar.”</p>
<p><strong>“KANSER ZANNEDİLİP BİYOPSİ YAPILIP AMELİYATA GİDİLEBİLİYOR”</strong></p>
<p>Yalancı nodüller konusunda en kritik noktanın gereksiz biyopsiler olduğunu vurgulayan Prof. Ayşan, tabloyu şöyle özetledi.  “Yalancı nodüllere kesinlikle biyopsi yapılmaz. Bakın ‘biyopsiye gerek yoktur’ demiyorum ‘kesinlikle biyopsi yapılmamalıdır’ diyorum. Burası çok önemli! Çünkü biyopsi yapıldığında iltihap hücreleri mikroskop altında tümör hücrelerine çok benzediği için patolog bunu kanser riskli olarak yorumlayabiliyor. İşte sorun tam da bu noktada başlıyor. Bu raporu alan klinisyen hastaya ‘kanser riskiniz var, mutlaka ameliyat olmalısınız’ diyor. İşte yapılmaması gereken bir biyopsi hastayı ameliyathane kapısına kadar getirebiliyor, ne yazık ki. Dolayısıyla yalancı nodüllerin doğru teşhisi kritik düzeyde önemli bir konu.”</p>
<p>Yanlış tanıyla birlikte gerçekleştirilen ameliyatın da hasta açısından yüksek risk barındırdığına işaret eden Prof. Ayşan, “Tiroit bezi iltihaplı olduğu için bu ameliyatlarda komplikasyon riski yüksektir. Çünkü iltihap cerrahın çalışma planlarını bozar, görüş alanını kısıtlar, kanama riskini arttırır. Bu durumda paratiroid bezleri ve ses siniri gibi çok önemli organ ve yapılar hasar görebilir. Üstelik bunlar kalıcı olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“TEDAVİ NODÜLÜN KENDİSİNE DEĞİL, HAŞİMATOYA YÖNELİK OLMALI”</strong></p>
<p>“Şu nokta çok önemli; yalancı nodülü olan bir hastada amaç yalancı nodülü tedavi etmek değildir. Amaç, buna sebep olan altta yatan hastalığı yani tiroit iltihabını tedavi etmek olmalıdır” diyen Prof. Dr. Erhan Ayşan “Hekim Haşimoto hastalığına odaklanmalı. Ancak şu da var ki, Haşimoto kronik ve tedavisi zor hatta birçok zaman imkansız olan bir hastalıktır; iyileşmeyebilir ama yönetilebilir” şeklinde konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Erhan Ayşan sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “Altını çizmek istediğim ana mesajım şu: Yalancı nodülleri ultrasonda doğru tanımak ilk ve en önemli noktadır. İkinci önemli nokta bu oluşumlara kesinlikle biyopsi yapılmaması gerektiğidir. Aksi halde patoloji uzmanından gelecek yanıltıcı raporla hastalar gereksiz yere ameliyat edilebilirler. Tiroid bezlerini gereksiz yere kaybettikleri gibi ameliyata bağlı komplikasyonlarla da uğraşmak zorunda kalabilirler.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490">Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotik Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Antimikrobiyal]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımına]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Faruk Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574">Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu. Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Ünlü de antimikrobiyal direncin yayılımının azaltılmasında aşıların rolüne dikkat çekerek “Aşılar, birçok enfeksiyonu önleyerek, antibiyotik kullanımını azaltmakta, ilaca dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasını ve yayılmasını yavaşlatmaktadır” dedi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın ve İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Ünlü, 18-24 Kasım Antibiyotik Farkındalık Haftası dolayısıyla yaptıkları açıklamada gereksiz antibiyotik kullanımının zararlarına dikkat çekti.</p>
<p>Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı pek çok risk doğuruyor</p>
<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır. Antibiyotik Farkındalık Haftası, doğru antibiyotik kullanımını teşvik etmek, toplumda farkındalık oluşturmak ve sağlık çalışanlarının bu konuda ortak bir yaklaşım benimsemesini sağlamak amacıyla her yıl 18–24 Kasım tarihleri arasında kutlanmaktadır” dedi.</p>
<p>Antibiyotik direnci, rutin enfeksiyonların tedavisini zorlaştırabilir</p>
<p>Antimikrobiyal direncin yol açabileceği risklere dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Aydın, “Antibiyotik direnci, gelecekte rutin enfeksiyonların bile tedavisini zorlaştırabilir. Yanlış antibiyotik kullanımı; ishal, alerjik reaksiyonlar ve organ hasarı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Antibiyotikler yalnızca bakteriyel enfeksiyonlarda etkilidir; grip, soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarda etkili değildir. Direncin yayılması, sadece bireyi değil tüm toplumu etkiler” uyarısında bulundu.</p>
<p>Antibiyotik kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar!</p>
<p>Antibiyotiklerin doğru kullanımı için yapılması gerekenlere değinen Prof. Dr. Faruk Aydın, “Antibiyotikleri yalnızca hekim reçetesiyle kullanın. Kendi kendinize antibiyotik başlamayın. Reçete edilen ilacı önerilen süre ve dozda kullanın. Evde kalan antibiyotikleri tekrar asla kullanmayın veya başkalarıyla paylaşmayın. Enfeksiyonlardan korunmak için el hijyeni, aşılanma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına önem verin. Ayrıca bu savaşta yeni yaklaşımın, aşıların uygun şekilde kullanımı olduğunu unutmayın” diye konuştu. </p>
<p>Aşılar antimikrobiyal direncin yayılımının azalmasında etkili oluyor</p>
<p>Antimikrobiyal direncin yayılımının azaltılmasında aşıların önemli bir rolü olduğunu belirten Doç. Dr. Özge Ünlü, “Aşılar, birçok enfeksiyonu önleyerek, antibiyotik kullanımını azaltmakta, ilaca dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasını ve yayılmasını yavaşlatmaktadır. Bu nedenle aşılar antimikrobiyal direncin yayılımını azaltmaya yönelik müdahalenin önemli bir parçasıdır” dedi.</p>
<p>Aşılama sayesinde ölüm oranları azalacak</p>
<p>Aşılama sayesinde antimikrobiyal direnç ilişkili ölüm, hastane maliyeti ve üretkenlik kaybının önemli ölçüde azalacağını belirten Doç. Dr. Özge Ünlü, “Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki dünya çapında mevcut aşılar uygun şekilde uygulanır ve küresel aşılama yüzde 90&#8217;a ulaşırsa antimikrobiyal direnç ilişkili 106 bin ölümün, yıllık 861 milyon dolar hastane maliyetinin, yıllık 5,9 milyar dolar üretkenlik kaybının ve yıllık 142 milyon günlük doz antibiyotik kullanımının önüne geçmek mümkün” dedi.</p>
<p>Antibiyotik direncinin yayılmasını durdurmak mümkündür</p>
<p>Prof. Dr. Faruk Aydın ve Doç. Dr. Özge Ünlü, duyuruyu şu mesajla tamamladı: “Toplum, sağlık çalışanları ve karar vericiler birlikte hareket ettiğinde antibiyotik direncinin yayılmasını durdurmak mümkündür. Bu hafta, bilinçli antibiyotik kullanımına dikkat çekmek ve geleceğimizi korumak için bir fırsattır. Sağlığımız için el ele: Gereksiz antibiyotik kullanımına hayır!”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574">Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gereksiz antibiyotik kullanmanın 5 önemli zararı !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanmanin-5-onemli-zarari-422504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 08:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmanın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[zararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda özellikle yüksek ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi sorunlarda anne babalar hemen antibiyotiğe sarılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanmanin-5-onemli-zarari-422504">Gereksiz antibiyotik kullanmanın 5 önemli zararı !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANMANIN 5 ÖNEMLİ ZARARI!</strong></p>
<p> </p>
<p>Çocuklarda özellikle yüksek ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi sorunlarda anne babalar hemen antibiyotiğe sarılabiliyor. Ancak dikkat! Ülkemizin antibiyotik kullanımında Avrupa ülkeleri arasında en ön sırada yer aldığını oysa gereksiz antibiyotik kullanımının fayda yerine sağlığa zarar verdiğini belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Oya Duran</strong> “Örneğin; ateşin yükselmesi bakteriyel  değil viral ya da başka bir nedenden kaynaklanıyorsa kesinlikle işe yaramayacak, aksine gereksiz yere vücuda çok ciddi zararlar verebilecektir. Yine boğaz ağrısı ve öksürüğün de çok farklı sebepleri olabildiğinden doktor gerekli görmedikçe kesinlikle kullanılmamalıdır. Biliyoruz ki viral enfeksiyonlar ve hatta sadece burun tıkanıklığı bile boğaz ağrısı yapabilmektedir ve tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur” diyor. Gereksiz antibiyotik kullanımı kadar, antibiyotiğin saatlerine ve kullanım sürelerine de özen gösterilmesi gerektiğini belirten Dr. Oya Duran, doktorun önerilerine uyulmasının şart olduğunu söylüyor. Dr. Oya Duran <strong>18-24 Kasım Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gereksiz antibiyotik kullanımının bilimsel araştırmalarla kanıtlanan 5 zararını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yararlı bakterileri öldürüyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı; besinlerin sindirilmesinden bağışıklık sisteminin düzenlenmesine, beyin sağlığından inflamasyonun önlenmesine dek önemli işlevler üstlenen vücudumuzdaki yararlı bakterilerin ölmesine, zararlı bakterilerin artmasına yol açıyor. Zararlı bakterilerin artması ishal, karın ağrısı ve kusmadan çok ciddi hastalıklara dek birçok zarara neden olabiliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Obeziteye yol açabiliyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; gereksiz antibiyotik kullanımı ile obezitenin yaygınlaşması arasındaki ilişkiyi ortaya koyarken, astım, gıda alerjileri, diyabet, bağışıklık sisteminin bozulması ve çölyak gibi birçok hastalığın artışıyla ilişkisi de araştırılıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Karaciğer ve böbreklerde hasara yol açabiliyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayati öneme sahip organlarımız olan karaciğer ve böbreklerimiz de gelişigüzel antibiyotik kullanımından büyük zarar görüyor. Dr. Oya Duran gereksiz ve rastgele antibiyotik kullanımının karaciğerde ve böbreklerde çok ciddi hasarlara yol açabildiğini vurgulayarak, karaciğerinde ya da böbreklerinde sorun olanların da mutlaka hekime bildirmesi, ilaç ve dozun ona göre ayarlanması gerektiğini söylüyor. </p>
<p> </p>
<p> <strong>Antibiyotik direnci hızla artıyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Antibiyotik direnci; ilacın bakterileri öldürme ve yayılmasını önleme etkisini kaybetmesi anlamına geliyor. Araştırmalara göre; antibiyotik direnci nedeniyle enfeksiyon ölümleri dünya genelinde katlanarak artıyor. 2050’li yıllarda dirençli enfeksiyonlar yüzünden ölümlerin milyonlarla ifade edileceği öngörülüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ciddi alerjik reaksiyonlara yol açıyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı alerjik hastalıkların da yaygınlaşmasına neden oluyor. Dr. Oya Duran bilinçsizce kullanılan antibiyotiklerin, basit cilt döküntüsünden kalp atışlarında hızlanmaya, anaflatik şok denilen, solunumu etkileyen ve şuur kaybına neden olan, hayati risk yaratan çok ciddi sorunlara yol açabildiğini söylüyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanmanin-5-onemli-zarari-422504">Gereksiz antibiyotik kullanmanın 5 önemli zararı !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 Ekim Dünya Ürtiker Günü: Gereksiz Besin Diyetleri Ürtikeri Tetikliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/1-ekim-dunya-urtiker-gunu-gereksiz-besin-diyetleri-urtikeri-tetikliyor-409533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 08:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ürtiker]]></category>
		<category><![CDATA[ürtikeri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnsu Yılmaz 1 Ekim Dünya Ürtiker Günü’nde halk arasında sık görülen ve kurdeşen olarak bilinen ürtiker hakkında doğru bilinen yanlışları anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1-ekim-dunya-urtiker-gunu-gereksiz-besin-diyetleri-urtikeri-tetikliyor-409533">1 Ekim Dünya Ürtiker Günü: Gereksiz Besin Diyetleri Ürtikeri Tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi   Prof. Dr. İnsu Yılmaz 1 Ekim Dünya Ürtiker Günü’nde halk arasında sık görülen ve kurdeşen olarak bilinen ürtiker hakkında doğru bilinen yanlışları anlattı. Yılmaz, “Bu hastalara gereksiz ve yanlış besin diyeti verilmesi hastalığı geriletmeyeceği gibi hastayı strese sokabilir ve hastalığı daha da alevlendirebilir” diye konuştu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ürtiker, halk arasındaki ifadesi ile kurdeşen (dabaz) hayatı tehdit eden bir hastalık olmamakla birlikte yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyen hastalıklar arasında yer gösteriliyor. Bazen anjioödem dediğimiz vücudun belirli yerlerinde ortaya çıkan şişlikler de bu hastalık ile birlikte olabiliyor. Ürtiker hastalığında “ürtika” adı verilen cilt lezyonları kızarma, kabarma, kaşınma ve kaybolup geri çıkma şekline kendini gösteriyor. Eğer bu durum 6 haftadan kısa sürerse buna akut ürtiker adı veriliyor. Altı haftadan uzun sürerse de kronik ürtiker olarak adlandırılıyor.  Her insan, hayatı boyunca yaklaşık yüzde 20 oranında akut ürtiker geçirebilme potansiyeline sahip.  Kronik ürtiker ise toplumun yaklaşık yüzde 1’i  ila 3’ünde görülebiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Akut ürtikerde çoğunlukla nedensel faktör bilinmese de enfeksiyonların, gıdaların ve ilaçların akut ürtikere neden olabileceğini ifade eden <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi    Prof. Dr. İnsu Yılmaz</strong> akut ürtiker tedavisinde antihistaminik ilaçların kullanıldığını, bazı durumlarda kortizon tedavisinin de eklendiğini söyledi. Sonrasında nedensel faktörler araştırıldığını belirten Yılmaz, bu süreçte hastada enfeksiyon olup olmadığı, tetikleyici olabilecek ilaç kullanımı ve gıdaların da sorgulanması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÜRTİKERİ VÜCUDUN KENDİSİ OLUŞTURUYOR”</strong></p>
<p> </p>
<p>Kronik ürtikerin, kronik spontan (kendiliğinden) ürtiker ve uyarılabilir ürtiker olarak ikiye ayrıldığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Uyarılabilir ürtikere göre daha sık görülen kronik spontan ürtikerde nedensel bir faktör yoktur. Ürtikeri vücudun kendisi oluşturur ve belirli bir zaman sonra kendisi yok eder. Ortalama 5 yıl sürebilir. Vücudun kendi hücresine karşı antikor oluşturarak reaksiyon göstermesi (oto-alerji) ya da kendi alerji hücresine karşı otoimmün dediğimiz bağışıklık yanıtı oluşturması ile ilgili bir durumdur. Bir başka ifade ile gıdalar gibi dışarıdan bir tetikleyici ile hiçbir ilişkisi yoktur. <strong>Bu hastalara gereksiz besin diyeti verilmesi hastalığı geriletmeyeceği gibi</strong> <strong>hastayı strese sokabilir</strong> ve <strong>hastalığı daha da alevlendirebilir</strong>. Kronik spontan ürtiker tedavisinde antihistaminikler, dirençli olgularda omalizumab ya da siklosporin gibi ilaçlar kullanılabilir. Kronik uyarılabilir ürtiker ise kronik ürtikerin daha az görülen formudur. Bu grubu çoğunlukla fiziksel ürtikerler oluşturur. Semptomatik dermografizm dediğimiz basınç ile ilişkili ürtiker, solar (güneş) ürtikeri, sıcak ürtikeri, vibratuar (titreşim) ürtiker, soğuk ürtikeri bunlardan bazılarıdır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ÇORAP, KEMER GİBİ VÜCUDU SIKAN NOKTALARDA ÜRTİKER DAHA KOLAY GELİŞEBİLİYOR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İçlerinde en sık semptomatik dermografizm denilen formun görüldüğünü söyleyen Yılmaz, bu tip vakalarda vücutta sürekli bir kaşıntı olduğunu, hastanın kaşıdığı bölgelerde kızarma ve kabarma olduğunu ve belirli bir süre sonra kaybolduğunu söyledi. Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Basınç gören yerlerde (çorap, kemer gibi basınç maruziyeti olan bölgeler) bu durumu daha fazla hissederler. Bir diğer uyarılabilir ürtiker türü de kolinerjik (ter ürtikeri) ürtikerdir. Özelikle sıcak banyo, terleme ile ortaya çıkan küçük toplu iğne başı şeklinde kızarıklıklar ile kendirini gösterir ve çok kaşıntılıdır. Uyarılabilir ürtiker tedavisinde de uyaran faktörden uzak durmak ve antihistaminikler kullanılabilir Hastalarımız hiçbir zaman bu hastalık ile ilgili endişeye kapılmamalı, kronik olan formunun da mutlaka geçeceğini bilmeli ve asla pes etmemelidirler. Ürtikerlerini kontrol altına alacak ilaçların olduğunu da bilmelidirler.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>
<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1-ekim-dunya-urtiker-gunu-gereksiz-besin-diyetleri-urtikeri-tetikliyor-409533">1 Ekim Dünya Ürtiker Günü: Gereksiz Besin Diyetleri Ürtikeri Tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
