<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gerekenler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gerekenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerekenler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 11:18:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>gerekenler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gerekenler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklar ve Şiddet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ve-siddet-konusunda-dikkat-edilmesi-gerekenler-628251</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde yaşanan okul saldırıları; çocuklar arasında şiddet, akran zorbalığı ve uyum problemlerini yeniden gündeme getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ve-siddet-konusunda-dikkat-edilmesi-gerekenler-628251">Çocuklar ve Şiddet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde yaşanan okul saldırıları; çocuklar arasında şiddet, akran zorbalığı ve uyum problemlerini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar bu tür olayların yalnızca tekil trajediler olarak ele alınmaması gerektiğini belirtiyor. Bir çocuğun, kendi yaşının çok ötesinde yıkıcı sonuçlar doğuran bir eyleme yönelmesi; bireysel bir olay olmanın ötesinde, toplumsal düzeyde değerlendirilmesi gereken ciddi bir soruna işaret ediyor. Bu olaylar, yalnızca mağdurların hayatında geri dönülmez kırılmalar yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda tüm toplumda derin bir güvensizlik, kaygı ve incinme duygusu oluşmasına da neden oluyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (Çocuk Psikiyatrisi) Bölümü’nden Uz. Dr. Berna Aygün, çocuklarda artan şiddet olaylarının nedenleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hem çocuk hem de ailelerin güven duygusu zedeleniyor</strong></p>
<p>Şiddet olaylarına maruz kalan, tanık olan ya da bu olayları medya aracılığıyla takip eden çocuklar yalnızca fiziksel değil, ruhsal olarak da etkilenmektedir. Dünya, çocuklar için öngörülebilir ve güvenli bir yer olmaktan uzaklaşırken; akran ilişkileri de tehdit algısıyla şekillenmeye başlamaktadır. Aileler açısından ise çocuklarını emanet ettikleri eğitim ortamlarına duyulan temel güven sarsılmaktadır. Bu durum bireysel travmaların ötesine geçerek, toplumsal ölçekte bir kırılganlık yaratmaktadır. Çünkü bir toplum, çocuklarının birbirine zarar verdiği noktada, kendi geleceğine dair en temel değerlerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.</p>
<p><strong>Şiddetin ardındaki psikososyal gerçeklik</strong></p>
<p>Bir çocuğun bu denli yıkıcı davranışlar sergilemesi, yalnızca “ne yaptığı” ile değil, “neyi taşıyamadığı” ile ilgilidir. Çocuk, ifade edemediği, anlamlandıramadığı ve düzenleyemediği yoğun duyguları davranış yoluyla dışa vurur. Bu tür şiddet davranışları; öfkenin yanı sıra utanç, değersizlik ve görünmezlik duygularının da bir yansımasıdır. Çocuk, kendi içinde düzenleyemediği bu duyguları, dış dünyada ve çoğu zaman başkaları üzerinden ifade etmeye çalışır. Bu noktada unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk bu ölçekte bir yıkıcılığı tek başına üretmez. Bu tür davranışlar; çocuğun içinde bulunduğu ailevi, sosyal ve kurumsal ilişkiler ağı ile daha geniş toplumsal koşulların bir ürünüdür.</p>
<p><strong>Duygularıyla baş başa kalan çocuklar yıkıcı sonuçlara neden olabiliyor</strong></p>
<p>Günümüz çocukları, giderek daha fazla uyarana maruz kalırken; aynı ölçüde duygusal olarak desteklenemeyen bir ortamda büyümektedir. Ailelerin ekonomik ve sosyal zorlukları, çocukların duygularını sağlıklı biçimde düzenleyebilecekleri alanları daraltmaktadır. Ebeveynler, öğretmenler ve kurumsal yapılar çocuklar için yeterince erişilebilir ve destekleyici olmadığında, çocuklar duygularıyla baş başa kalmakta; bu durum zamanla birikerek yıkıcı sonuçlara yol açabilmektedir. Bununla birlikte; sosyal eşitsizlikler, eğitim sistemindeki yapısal sorunlar, ruh sağlığı hizmetlerinin yetersizliği ve kamusal alanda şiddetin normalleşmesi gibi faktörler de bu süreci derinleştirmektedir. Bu nedenle çocuk ruh sağlığı, yalnızca bireysel değil, doğrudan bir kamu politikası meselesi olarak ele alınmalıdır.</p>
<p>Şiddeti yeniden üreten dilden uzak durulmalı  </p>
<p><strong>TV ve kamusal dilde şiddet dilinden uzaklaşılmalı</strong></p>
<p>Bu tür olayların önlenmesi, yalnızca daha fazla denetim ya da cezai yaptırımlarla mümkün değildir. Kalıcı çözüm, şiddeti doğuran koşulların ortadan kaldırılmasını gerektirir. Bu kapsamda;</p>
<ul>
<li>Okullarda duygusal gelişimi destekleyebilecek sistemler geliştirilmeli </li>
<li>Çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri yaygın, erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirilmeli</li>
<li>Aileler ve eğitimciler desteklenmeli </li>
<li>Travma duyarlı eğitim modelleri geliştirilmeli</li>
<li>TV ve kamusal dilde şiddetin yeniden üretilmesini engelleyecek sorumlu bir yaklaşım benimsenmeli  </li>
</ul>
<p>Tüm bu adımlar, yalnızca bireysel iyilik halini değil; toplumsal güvenliği ve dayanıklılığı da güçlendirecektir. Çocuklar, içinde bulundukları dünyanın dilini konuşurlar. Bir çocuğun şiddete yönelmesi, yalnızca bireysel bir sorun değil; o çocuğun içinde büyüdüğü toplumsal yapının da bir yansımasıdır. Bu nedenle yapılması gereken, yalnızca şiddeti bastırmak değil; şiddeti ortaya çıkaran duygusal, ilişkisel ve yapısal süreçleri anlamak ve dönüştürmektir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ve-siddet-konusunda-dikkat-edilmesi-gerekenler-628251">Çocuklar ve Şiddet Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A&#8217;dan Z&#8217;ye Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adan-zye-meme-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-583959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanserine tüm dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadın yakalanıyor. Tüm kanserlerin %25’ini oluşturan meme kanseri Türkiye’de de her 8 kadından birisinde görülüyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrollerle meme kanseri önlenebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adan-zye-meme-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-583959">A&#8217;dan Z&#8217;ye Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanserine tüm dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadın yakalanıyor. Tüm kanserlerin %25’ini oluşturan meme kanseri Türkiye’de de her 8 kadından birisinde görülüyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrollerle meme kanseri önlenebiliyor. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı tedavide önemli kolaylıklar sağlıyor. Bu nedenle korunma yollarını bilmek, belirtileri tanımak ve risk faktörlerini öğrenmek hayat kurtarıyor. Memorial Antalya Hastanesi Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül “15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü” nedeniyle meme kanserinin modern cerrahi yöntemlerinin daha güvenli ve estetik sonuçları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yüzde 90 tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Türkiye’de meme kanseri en sık 35–45 yaş aralığında görülmektedir. Dünyada genellikle 45–55 yaş aralığında ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de vakaların yarısından fazlası 50 yaş öncesinde tanı almaktadır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı %99’a kadar çıkmaktadır. Ortalama sağkalım oranı %90 civarındadır. Erken tanıda tedavi daha kısa, daha kolay ve daha az maliyetlidir. İleri evrede immünoterapiler ve hedefe yönelik ilaçlarla yaşam süresi uzatılabilmektedir.</p>
<p><strong>Meme kanserinden korunmak için başlıca adımlar şunlardır;</strong></p>
<ul>
<li>Haftada en az 3 saat egzersiz yapın.</li>
<li>Akdeniz tipi gibi sağlıklı beslenme alışkanlığı edinin. </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durun.</li>
<li>Sağlıklı kilonuzu koruyun.</li>
<li>Düzenli taramalarınızı ihmal etmeyin.</li>
<li>Ayda bir kendi kendinize meme muayenesi yapın.<br />Gereksiz radyasyon maruziyetinden kaçının. </li>
</ul>
<p><strong>20 yaşından itibaren kontrollere başlanmalı!</strong></p>
<p>Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını artıran en kritik faktördür. Kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor kontrolleri ve mamografi gibi tarama yöntemleri, hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilmesini sağlayabilir. Uzmanlar, 20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmasını öneriyor. 40 yaşından sonra ise düzenli mamografi taramaları, risk faktörlerine bağlı olarak daha erken yaşlarda bile başlamalı. Unutmayın, erken teşhis sadece tedavi sürecini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda hayat kurtarır.</p>
<p><strong>Meme kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtiler şunlardır;</strong><br />&#8211; Memede ele gelen sert, ağrısız kitle<br />&#8211; Meme şeklinde değişiklik, asimetri<br />&#8211; Ciltte çukurlaşma, portakal kabuğu görünümü<br />&#8211; Meme başında akıntı<br />&#8211; Koltuk altında şişlik</p>
<p><strong>Meme kanserinde risk faktörleri şunlardır;</strong></p>
<ul>
<li>Kadın olmak (erkeklerde çok nadir görülür).</li>
<li>Yaş. Türkiye’de daha çok 35–45 yaş aralığında, dünyada ise 45–55 yaş aralığında sık görülür.</li>
<li>Aile öyküsü ve BRCA1/2 gen mutasyonu.</li>
<li>Obezite ve hareketsiz yaşam.</li>
<li>Sigara, alkol kullanımı.</li>
<li>Doğum yapmamak veya emzirmemek.</li>
<li>Uzun süreli hormon tedavileri.</li>
</ul>
<p><strong>Cerrahide pek çok seçenek mevcut</strong></p>
<p>Cerrahi tedavi, meme kanserinde en temel ve en etkili yöntemlerden biridir. Özellikle erken evrede hem sağkalım hem de yaşam kalitesini belirleyen ana faktördür. Meme koruyucu cerrahide ümör ve çevresindeki sağlıklı dokunun çıkarılması. Kozmetik avantajı vardır, sonrasında radyoterapi gerekir. Total mastektomi diye adlandırılan ameliyatta meme dokusunun tamamının çıkarılması söz konusu olur. Bu cerrahi büyük veya çok odaklı tümörlerde tercih edilir. </p>
<p>Modifiye radikal mastektomide meme dokusu ile birlikte aksiller lenf nodları çıkarılır ve bu cerrahi ileri evrelerde uygulanır. Sentinel lenf nodu biyopsisi ile koltuk altındaki ilk lenf nodları incelenir. Eğer temizse geniş diseksiyon gerekmez, böylece lenfödem riski azalır. Onkoplastik cerrahi ve rekonstrüksiyon ameliyatı ile memede tümör çıkarılırken, estetik ve onarım yöntemleri birlikte uygulanabilir. Bu sayede hem kanser kontrolü hem de psikolojik iyilik hali sağlanır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adan-zye-meme-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-583959">A&#8217;dan Z&#8217;ye Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VPN kullanırken bilmeniz gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vpn-kullanirken-bilmeniz-gerekenler-574173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 11:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[kullanırken]]></category>
		<category><![CDATA[sunucu]]></category>
		<category><![CDATA[verilerin]]></category>
		<category><![CDATA[vpn]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişisel verilerin siber suçluların hedefinde olduğu günümüzde, güvenilir bir VPN seçmek kullanıcı gizliliğini korumanın en önemli adımlarından bir tanesi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vpn-kullanirken-bilmeniz-gerekenler-574173">VPN kullanırken bilmeniz gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişisel verilerin siber suçluların hedefinde olduğu günümüzde, güvenilir bir VPN seçmek kullanıcı gizliliğini korumanın en önemli adımlarından bir tanesi. Siber güvenlik şirketi  ESET, doğru VPN sağlayıcısı tercih edilmediğinde ortaya çıkabilecek risklere dikkat çekti,  kullanıcıların güvenle internete bağlanabilmesi için önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>VPN&#8217;ler, yani sanal özel ağlar,  cihaz ve internet arasında şifrelenmiş bir tünel sağlayarak kullanıcı gizliliğini ve güvenliğini artırmak için tasarlanmıştır. İnternet aramaları ve indirmeleri gibi trafiği bir VPN sunucusu üzerinden yönlendirir ve IP adresini etkili bir şekilde maskeler. VPN&#8217;ler, kişisel verilerinizi korumanıza, gizliliğinizi artırmanıza ve diğer senaryoların yanı sıra potansiyel olarak riskli halka açık Wi-Fi üzerinden bağlanırken bile kendinizi güvende tutmanıza yardımcı olabilir.  Konumunuz ve kimliğiniz maskelenerek sizi üçüncü taraf reklam izleyicilerinden ve diğer potansiyel gizlilik ihlali teknolojilerinden korur.  Bazı VPN&#8217;ler gizliliğinizi daha da artırmak için DNS sızıntı koruması gibi özellikler sunar.</p>
<p>Bununla birlikte, belirli VPN&#8217;lerle ilgili farkında olunması gereken potansiyel endişeler de vardır. Bu nedenle kullanmadan önce detaylı araştırma yapılmalıdır. Verilerin bir VPN sunucusu üzerinden seyahat etmesi gerektiğinden internet bağlantınızın yavaşlamasına neden olabilir. Bu yavaşlama VPN&#8217;in sunucu yüküne, sunucuya olan uzaklığına ve VPN hizmetinin kalitesine bağlı olarak değişebilir. Bazı hizmetler, aralarından seçim yapabileceğiniz yalnızca birkaç VPN sunucusu sunabilir, bu da kullanılabilirliği, güvenilirliği ve hizmet kalitesini etkileyebilir. Sınırlı sayıda sunucu aşırı kalabalığa yol açarak düşük hızlara ve sık sık bağlantı kopmalarına neden olabilir.  Tüm sağlayıcılar aynı yüksek kalitede şifreleme ve katma değerli güvenlik hizmetleri sunmaz. Hatta birçoğu etkinliğinizi kaydetmek, verilerinizi üçüncü taraflara satmak veya bilgisayar korsanlığı girişimlerine karşı savunmasız olmak gibi güvenlik ve gizlilik riskleri de getirebilir.</p>
<p><strong>VPN&#8217;de aramanız gerekenler</strong></p>
<p>Gereksinimlerinize uygun bir VPN hizmeti seçerken aşağıdakileri göz önünde bulundurun:</p>
<p><strong>Şifreleme: </strong>AES-256 şifreleme gibi güçlü bir şifreleme algoritması kullanan bir VPN seçmeniz önerilir.</p>
<p><strong>Ücretli ve ücretsiz alternatifler: </strong>Bazı ücretsiz VPN&#8217;ler kişisel bilgilerinizi toplayabilir ve üçüncü taraflara satabilir. Sağladıkları hizmet için bu şekilde ödeme yaparlar. Ayrıca özellikle oyun gibi belirli kullanım durumları için güvenilirlik ve hız veya bant genişliğinin sıfıra kadar olmadığını görebilirsiniz. Ücretli hizmetler genellikle çok yönlü olarak daha iyi kalite sunar. Sınırsız bant genişliği sunan bir hizmet arayın.</p>
<p><strong>Bir VPN&#8217;den daha fazlası: </strong>Güvenilir bir siber güvenlik tedarikçisi tarafından sağlanan ve kimlik koruması (dark web tarama/kredi raporu izleme ve kimlik tehdidi uyarıları), parola yöneticisi, DNS sızıntı koruması ve tabii ki çeşitli dijital tehditlere karşı sağlam koruma gibi katma değerli hizmetler de içerebilen bir VPN kullanmayı düşünün.</p>
<p><strong>Sunucular ve konumlar: </strong>VPN sağlayıcınız ne kadar çok sunucu ve ülke sunarsa ihtiyaçlarınıza uygun olanı seçme konusunda o kadar fazla esnekliğe sahip olursunuz. Coğrafi kısıtlama atlaması, bulunduğunuz yerde kısıtlanmış olabilecek sitelere erişmenize yardımcı olmak için de önemlidir.   </p>
<p><strong>Teknolojiler: </strong>VPN&#8217;ler OpenVPN, WireGuard, IKEv2/IPSec veya SSTP dâhil olmak üzere bir veya birkaç protokolü destekleyebilir. Hız ve güvenlik açısından en iyisi olarak kabul edilen OpenVPN&#8217;i arayın.</p>
<p><strong>Teknik destek:</strong> Bir şeylerin ters gitmesi durumunda teknik desteğin ne kadar iyi olduğunu daha iyi anlamak için çevrimiçi yorumları okuyun.</p>
<p><strong>Gizli günlük kaydı: </strong>Gizlilik konusunda özellikle endişeliyseniz VPN sağlayıcısının internet etkinliğiniz hakkında hangi verileri sakladığını kontrol edin. &#8220;Kayıt tutmama&#8221; politikası olan bir VPN arayın. Sağlayıcının hangi ülkede veya yargı alanında bulunduğunu kontrol etmek de faydalı olabilir. </p>
<p>ESET Small  Business Security, küçük işletmelere ve ailelere içerdiği sınırsız VPN ile kullanıcı dostu koruma sağlıyor. Verilerinizi, cihazlarınızı, sunucularınızı ve çok daha fazlasını koruyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vpn-kullanirken-bilmeniz-gerekenler-574173">VPN kullanırken bilmeniz gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite Tercihinde Başarılı Olmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-tercihinde-basarili-olmak-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-557578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 09:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[tercihinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite tercih dönemi yaklaşırken, aday öğrenciler ve aileler büyük bir heyecanla karar sürecine hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-tercihinde-basarili-olmak-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-557578">Üniversite Tercihinde Başarılı Olmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite tercih dönemi yaklaşırken, aday öğrenciler ve aileler büyük bir heyecanla karar sürecine hazırlanıyor. Kadir Has Üniversitesi Rehber öğretmenlerinden alınan bilgiye göre, doğru tercih yapmak yalnızca bir eğitim seçimi değil, aynı zamanda yaşam tarzını ve kariyer rotasını belirleyen önemli bir adım. İşte uzmanların önerileriyle üniversite tercihinde göz önünde bulundurulması gereken başlıklar:</p>
<p><strong>Hedef ve İlgi Alanlarınızı Netleştirin</strong></p>
<p>Adayların önce kendi ilgi alanlarını ve gelecekte nerede olmak istediklerini belirlemeleri gerekiyor. Hangi derslerde başarılı olduklarını, hangi alanlarda çalışmaktan keyif aldıklarını ve uzun vadede kendilerini nerede görmek istediklerini sorgulamak, bilinçli bir tercih yapmanın temelini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Başarı Sıralamanızı Kılavuz Edinin</strong></p>
<p>Uzmanlar, tercih listesi hazırlanırken sadece puana değil, asıl olarak başarı sıralamasına odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Kadir Has Üniversitesi rehber öğretmenleri, adayların listelerini sıralarının biraz üzerinde, tam ortasında ve altında bölümleri içerecek şekilde geniş tutmalarını öneriyor. Böylece yerleşme şansı önemli ölçüde artabiliyor.</p>
<p><strong>Şehir, Konum ve Ulaşım İmkânlarını Araştırın</strong></p>
<p>Üniversitenin bulunduğu şehirdeki ulaşım, konaklama, sosyal ve kültürel imkânlar; öğrencilik hayatını derinden etkileyen unsurlar. Uzmanlar, adayların tercih edecekleri üniversitenin şehir içindeki konumunu, toplu taşıma olanaklarını ve yaşam maliyetlerini mutlaka araştırmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Mümkünse kampüs ziyaretleri yaparak ortamı yerinde görmek de oldukça faydalı.</p>
<p><strong>Yurt Dışı İmkânlarını Gözden Kaçırmayın</strong></p>
<p>Erasmus ve benzeri uluslararası değişim programları, öğrencilerin akademik ve kişisel gelişimine büyük katkı sağlıyor. Kadir Has Üniversitesi rehber öğretmenleri, adayların tercih edecekleri üniversitenin yurt dışındaki anlaşmalı kurumlarını ve bu programlara katılım şartlarını detaylıca incelemelerini öneriyor.</p>
<p><strong>Akademik Kadro ve Başarılar Yol Gösterici Olabilir</strong></p>
<p>Tercih edilecek bölümlerin akademik kadrosu, öğretim üyelerinin uzmanlık alanları ve üniversitenin ulusal ve uluslararası başarıları, tercih sürecinde önemli kriterlerden biri olarak öne çıkıyor. Kadir Has Üniversitesi uzmanları, adayların üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yerini, akreditasyonlarını ve araştırma alanındaki güçlü yanlarını mutlaka sorgulamalarını tavsiye ediyor.</p>
<p><strong>Sosyal Yaşam ve Kampüs Olanaklarını Es Geçmeyin</strong></p>
<p>Üniversite yalnızca akademik bir kurum değil; aynı zamanda sosyal bir yaşam alanı. Öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler, spor alanları ve kütüphane olanakları; gençlerin kendilerini geliştirmelerine ve sosyal ağ kurmalarına katkı sağlıyor. Kadir Has Üniversitesi uzmanları, kampüs yaşamının gençlerin özgüveni ve yaratıcılığı açısından önemli bir deneyim olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Mezun Başarıları ve İstihdam Oranlarını İnceleyin</strong></p>
<p>Üniversitenin mezunlarının hangi sektörlerde çalıştığı, iş bulma hızları ve kariyer merkezi hizmetleri de tercih sürecinde kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, adayların mezunlarla iletişim kurarak deneyimlerini dinlemesini ve üniversitenin kariyer merkezinin sunduğu destekleri araştırmasını öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-tercihinde-basarili-olmak-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-557578">Üniversite Tercihinde Başarılı Olmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaz çıkarmak, günlük hayatın bir parçasıdır ve genellikle sağlıklı bir sindirim sisteminin belirtisidir. Ancak, bazı yiyeceklerin gaz oluşumunu artırdığı ve kötü koku yayabileceği bilgisi de önemlidir. Hangi yiyeceklerin gaz yaptığını ve bu durumu nasıl yönetebileceğinizi öğrenin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177">Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaz çıkarmak son derece normal. Bir kişi günde ortalama 5 ila 15 kez arasında gaz çıkarır.</strong> </p>
<p>Aslında, herhangi bir gün çok fazla gazın olmasının verdiği rahatsızlık ve utanç hissini bir kenara bırakırsak, gaz çıkarmak sağlıklı olduğunuzun bir işareti bile olabilir. </p>
<p>Çünkü gaz yapan yiyecekler genellikle kalp dostu, lif açısından zengin, karmaşık karbonhidratlardır.</p>
<p>Vücudunuz bu karbonhidratları sindiremez ama bağırsaklarınızdaki bakteriler bunları parçalayabilir.</p>
<p>Peki hangi yiyecekler gaz yapar, hangileri gazın kötü kokmasına neden olur ve ne zaman doktora başvurmak gerekir?</p>
<p><b>1. Yağlı yiyecekler</b></p>
<p>Yağlı yiyecekler sindirimi yavaşlatır, bu da midede uzun süre kalan yiyeceklerin fermantasyona uğramasına ve kötü kokmasına neden olabilir.</p>
<p>Yağlı etler ayrıca sülfür içeren metiyonin adlı amino asit bakımından zengindir.</p>
<p>Bağırsak bakterileriniz bu sülfürü hidrojen sülfide dönüştürür (o meşhur çürük yumurta kokusu) ve sadece etin değil diğer yiyeceklerden oluşan gazın da kokusunu güçlendirir.</p>
<p><b>2. Baklagiller</b></p>
<p>Fasulye ve mercimek hem lif açısından zengindir hem de vücudumuzun iyi sindiremediği rafinoz adlı karmaşık bir şeker içerir.</p>
<p>Bu şekerler bağırsaklara ulaşır ve burada bakteriler tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır; bu da hidrojen, metan ve hatta kokulu sülfür gazlarının oluşmasına neden olur.</p>
<p><b>3. Yumurta</b></p>
<p>Yaygın inanışın aksine, yumurta çoğu insanda gaz yapmaz.</p>
<p>Ama sülfür yüklü metiyonin içerir. Bu yüzden yumurtayı, gaz yapan fasulye ya da yağlı etlerle birlikte yemezseniz daha iyi olur.</p>
<p>Eğer yumurta sizi şişiriyor ve gaz yapıyorsa, yumurtaya karşı bir intoleransınız ya da alerjiniz olabilir.</p>
<p><b>4. Soğan</b></p>
<p>Soğan, enginar, sarımsak ve pırasa gibi yiyecekler fruktan adı verilen ve gaz ile şişkinliğe yol açabilen karbonhidratlar içerir.</p>
<p><b>5. Süt ve süt ürünleri</b></p>
<p>İnek ve keçi sütünden elde edilen süt ürünleri laktoz içerir.</p>
<p>Bu şeker, gaz birikimine neden olabilir. Dahası, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 65&#8217;i bir dereceye kadar laktoz intoleransına sahip.</p>
<p>Bu nedenle süt ürünleri birçok kişide şişkinlik ve gaz yapabilir.</p>
<p><b>6. Buğday ve tam tahıllar</b></p>
<p>Yulaf ve buğday ürünlerinde gaz yapan fruktanlar ve lif bulunur.</p>
<p>Bu yüzden ekmek, makarna ve tam tahıllar gaz yapabilir.</p>
<p>Ayrıca buğday, arpa ve çavdar gibi bazı tam tahıllar glüten içerir. Glüten intoleransınız varsa bu yiyecekleri tükettikten sonra gaz ve şişkinlik yaşayabilirsiniz.</p>
<p><b>7. Brokoli, karnabahar ve lahana</b></p>
<p>Lahana, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler lif bakımından çok zengindir.</p>
<p>Ancak bu lif miktarı vücudunuz için fazla olabilir. Yine de bağırsak bakterileriniz bu lifleri enerjiye dönüştürmeyi sever; bu da gaz oluşumuna neden olur. </p>
<p>Ayrıca bu sebzelerin çoğu sülfür içerir, dolayısıyla oluşan gazın kokusunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p><b>8. Meyveler</b></p>
<p>Elma, mango ve armut gibi birçok meyve, fruktoz adlı doğal şeker bakımından zengindir.</p>
<p>Bazı elma ve armutlar ayrıca bol miktarda lif içerir. Bazı kişiler fruktozu sindirmekte zorlanır ve bu tatlı meyveleri tükettiklerinde şekerleri tam olarak parçalayamadıkları için gaz oluşur.</p>
<p>Ancak fruktoz intoleransı, laktoz intoleransı kadar yaygın değildir.</p>
<p><b>Gaz çıkarmak durdurulabilir mi?</b></p>
<p>Meyve, sebze ve baklagiller gaz yapabilir ama bu yiyecekleri tüketmek, gazı engellemekten çok daha önemli.</p>
<p>Lifli yiyecekleri daha önce pek yemediyseniz, bunları diyetinize birden fazla miktarda eklemek sizi rahatsız edebilir. Bu nedenle lif tüketiminizi yavaş yavaş artırın.</p>
<p>Yeterince su içmek, kabızlık riskini azaltır ve bu da gaz oluşumunu engeller. Çünkü bağırsakta kalan dışkı fermantasyona uğrayarak daha fazla ve kötü kokulu gaz üretebilir.</p>
<p>Her öğünde bir şeyler içmeye çalışın ve gün boyunca su tüketimini ihmal etmeyin.</p>
<p>İngiltere&#8217;de Ulusal Sağlık Servisi (NHS) gaz ve şişkinliği gidermek için nane çayı içilmesini de öneriyor.</p>
<p>Gazlı içecekler doğrudan gaz içerdiği için fazla tüketildiğinde hem geğirme hem de gaz çıkarmayı artırır.</p>
<p>Aynı şey sakız çiğneme veya çorba gibi şeyleri hızlıca yeme için de geçerli. Yutulan hava bir yerden çıkmak zorunda.</p>
<p><b>Endişelenmeli misiniz?</b></p>
<p>Çoğu durumda gaz endişe verici olmaz.</p>
<p>Gazın birçok zararsız nedeni vardır ve bunlar genellikle herhangi bir tedavi ya da müdahale gerektirmez.</p>
<p>Ancak bazı durumlarda aşırı gaz, daha ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.</p>
<p>Bu nedenle endişeleniyorsanız bir doktora danışmanızda fayda var. </p>
<p>Ayrıca kötü kokulu gaz bazı ilaçların yan etkisi olarak da görülebilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-0-LLIxRBNA.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaz-cikarma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-554177">Gaz Çıkarma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğun bakım süreci ile ilgili bilinmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogun-bakim-sureci-ile-ilgili-bilinmesi-gerekenler-546349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 08:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hızlı tansiyon ve kan şekeri değişikleri, solunum sıkıntısı, şuur bulanıklığı veya trafik kazası gibi günlük hayatta aniden karşılaşılabilecek sağlık problemleri kimi zaman yaşamı tehdit edebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-bakim-sureci-ile-ilgili-bilinmesi-gerekenler-546349">Yoğun bakım süreci ile ilgili bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hızlı tansiyon ve kan şekeri değişikleri, solunum sıkıntısı, şuur bulanıklığı veya trafik kazası gibi günlük hayatta aniden karşılaşılabilecek sağlık problemleri kimi zaman yaşamı tehdit edebiliyor. Bu gibi acil durumlarda gündeme gelen yoğun bakımın, hayati fonksiyon tehlikesi yaşayan hastaların tedavi edildiği özel bir sağlık hizmeti alanı olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Tülin Tünel, “Genellikle acil durumlarda ya da hastanın sürekli takibini gerektiren büyük ameliyatlar sonrasında devreye giren yoğun bakım ünitesi, hastaların yaşamlarını tehdit eden durumu stabil hale getirmeyi hedefleyen tıbbi bakım hizmetlerini kapsıyor” dedi.</strong></p>
<p>Yoğun bakım ünitesine alınan hastaların hayatını kaybetmeye yakın olduğu düşüncesi genelde paniğe ve karamsarlığa yol açıyor. Oysa bu varsayımın hatalı olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Tülin Tünel, “Kişinin kritik durumu kendine özgüdür ve tedavi edilebilir pek çok sağlık sorunu için de yoğun bakım ihtiyacı doğabilir. Ağır enfeksiyonlar, kafa travması, büyük cerrahi sonrası gibi 7/24 gözlem ya da müdahale gerektiren durumlar korkutucu olsa da doğru ve zamanında uygulamalarla kontrol altına alınabilir. Yoğun bakımdaki başlıca müdahaleler arasında; kalp atış hızı, oksijen seviyesi ve solunum durumu gibi yaşamsal fonksiyonların takibi, özel ilaç tedavileri, ihtiyaç varsa oksijen ve beslenme desteği, fizik tedavi ve rehabilitasyon yer alır” dedi.</p>
<p><strong>Yoğun bakım süreci birden fazla uzmanlıkla yönetiliyor</strong></p>
<p>Destek tedavilere örnek olarak beslenme yardımı için mide tüpü ya da damardan gıda solüsyonları verilebileceğini ifade eden Tünel, “Böbrek fonksiyon bozukluğu veya solunum yetmezliği dediğimiz ağır akciğer hasarı gibi durumlarda ise düzenli olarak kanın temizlenmesini sağlayan diyaliz benzeri bir işlemden faydalanılabilir. Yoğun bakımda hastalar multidisipliner bir ekiple takip edilir. Bu ekipte genellikle; yoğun bakım hekimi, enfeksiyon hekimi, beslenme uzmanı, genel cerrahi ekip, göğüs hastalıkları gerekiyorsa da onkoloji hekimi, fizyoterapistler ve yara bakım hemşireleri görev alır. Bu ünitenin, hayati fonksiyonlar söz konusu olduğu için tecrübeli ekipler tarafından yönetilmesi çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p>
<p>Yoğun bakımda kalış süresinin, hastalığın şiddetine ve tedavi ihtiyacına bağlı değiştiğini dile getiren Tünel, “Hastalar birkaç günden birkaç aya, hatta bazı durumlarda daha uzun sürelerle yoğun bakım desteği alabilir. Ayrıca hastalığın şiddetini özel skorlama sistemleri ile hesaplayarak yoğun bakımdaki bir hastanın yüzde kaç ihtimalle iyileşebileceğini de öngörebiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Hasta yakınları bilinçlenmeli</strong></p>
<p>Post yoğun bakım sendromunun, yoğun bakımda kalmış hastalarda görülen, fiziksel, psikolojik ve bilişsel bir klinik tablo olduğunu açıklayan Tünel, “Uzun süre yatağa bağımlı kalma, sinir hasarı, anksiyete bozukluğu, uykusuzluk, halüsinasyon, ağrı, bellek sorunları, karar verme güçlüğü gibi faktörler bu sendromun oluşmasına zemin hazırlıyor. Ortalama olarak beş ila altı ay kadar süren bu sendrom için hasta yakınlarının önceden hazırlanması, süreç adaptasyonu için değerli. Hastaya duygusal desteği nasıl sağlamaları gerektiğinden, herhangi bir kötüleşmeyi hangi yöntemlerle fark edebileceklerine kadar kapsamlı bir bilgilendirme, sağlık merkezi tarafından mutlaka yapılmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde hassasiyet gerekli</strong></p>
<p>Yoğun bakımdan eve geçişte, hastanın bakım planlarının aksatılmaması şart diyen Tünel, “Alınması gereken ilaçlar ihmal edilmemeli, özel bir diyete uyulması gerekiyorsa yeni bir beslenme alışkanlığı kazanılmalı. İyileşme sürecinde; fizik tedavi uzmanları eşliğindeki fiziksel aktivite ve istirahat alanının konforu da göz ardı edilmemeli. Ayrıca hasta yakınları yoğun bakım sonrasında kişide ortaya çıkabilecek semptomları iyi gözlemlemeli ve değerlendirmeli, el hijyenine hassasiyet göstererek hastayı enfeksiyonlardan korumalı. Diğer bir dikkat edilmesi gereken nokta ise psikososyal desteğin önem kazanması. Gerekli durumlarda profesyonel yardım almayı kesinlikle tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-bakim-sureci-ile-ilgili-bilinmesi-gerekenler-546349">Yoğun bakım süreci ile ilgili bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, toplumda hala doğru bilinen yanlışlarıyla gündemde.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794">Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, toplumda hala doğru bilinen yanlışlarıyla gündemde. Bu yanlış bilgilerin, hastaların doğru önlemleri almasını engelleyerek erken evreyi kaçırmalarına yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Uğur Emre, meme kanseriyle ilgili en yaygın yanlış inanışları şöyle sıralıyor:</strong></p>
<p><strong> Meme kanserlerinin tümü genetik geçişlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanserinin yalnızca genetik yatkınlığı olan kişilerde ortaya çıktığı düşünülür. Aslında, meme kanserinin büyük bir kısmı genetik risk faktörleri olmadan da gelişebilir. Çoğu meme kanseri, ailede geçmiş bir kanser öyküsü olmadan da ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Elle muayenede teşhir edilirse kanserin evresi ilerlemiştir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Elle yapılan muayenede bir kitle fark edilmesi, kanserin her zaman ileri evrede olduğunu göstermez. Erken evrede de kitleler hissedilebilir. Ancak, herhangi bir anormal değişiklik fark edildiğinde hemen doktora başvurmak önemli.</p>
<p><strong>Meme kanseri sadece ileri yaşlarda görülür</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri her yaş grubunda görülebilir, ancak risk yaşla birlikte artar. Genç kadınlar, hatta erkekler de meme kanserine yakalanabilir.  </p>
<p><strong>Mamografi çektirmek veya meme kanserine cerrahi müdahale yapmak kanseri yayar veya kanser yapar</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Mamografi, radyasyon içerir ancak bu radyasyon dozları çok düşüktür ve genellikle güvenlidir. Mamografi, meme kanserinin erken teşhisi için önemli bir tarama yöntemidir. Radyasyonun kanser yapma riskinin minimal olduğu kabul edilir ve mamografinin faydaları, risklerinden çok daha büyüktür. Cerrahi sonrasında kanserin vücuda yayıldığı yanlış bir düşüncedir.</p>
<p><strong>Ailede meme kanseri yoksa risk ortadan kalkar</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Her kadının meme kanseri riskini etkileyen faktörler vardır, ancak bazıları diğerlerinden daha fazla risk taşır. Meme kanseri riski, yaş, genetik faktörler, yaşam tarzı ve hormonal durumlar gibi birçok faktöre bağlıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı ve düzenli taramalar riskleri azaltabilir.</p>
<p><strong>Genetik testler meme kanserini önler</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Genetik testler, kişilerin meme kanseri riskini değerlendirmeye yardımcı olabilir ancak bu testler kanserden korunmayı sağlamaz. Genetik testler yüksek riskli bireylerin risk azaltıcı önlemler alabilmesini sağlar. </p>
<p><strong> Sadece kadınlar meme kanseri olur</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri yalnızca kadınlarda görülür düşüncesi yanlıştır. Erkekler de meme kanseri riski taşır, ancak bu durum kadınlara göre çok daha nadirdir. Bu oran kabaca 1/100 olarak verilebilir. Erkeklerde meme kanseri görülme oranı düşük olsa da risk faktörlerini bilmeleri ve belirtileri takip etmeleri önemlidir.</p>
<p><strong>Küçük kitlenin kanser olmadığını düşünmek güvenlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Memede küçük bir kitle olması, bu kitlenin kesinlikle kanser olmadığı anlamına gelmez. Küçük kitlenin de kanserli olabilmesi mümkündür. Herhangi bir kitle, büyüklüğü ne olursa olsun, doktor tarafından değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Meme kanseri teşhisi koyulduktan sonra sadece ameliyat yeterlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri tedavisi genellikle multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Ameliyat, tedavi planının sadece bir parçasıdır. Kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler gibi yöntemler gerekebilir.</p>
<p><strong>Emzirme meme kanserinden korur</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Emzirmek, meme kanseri riskini kısmen azaltabilir ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Bu, durum emziren kadınlarda kanser gelişmeyeceği anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Elle muayene yeterli bir tarama yöntemidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor kontrollerinin ve mamografinin yerine geçmez. Elle muayenede bazı anormallikler fark edilebilir ancak mamografi gibi tarama yöntemleri, daha küçük ve erken evre tümörleri teşhis eder.</p>
<p><strong>Deodorantlar veya balenli sütyenler meme kanserine neden olur</strong></p>
<p><strong>Yanlış: </strong>Deodorantlar, koltuk altı kremleri veya sütyenler meme kanserine neden olmaz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794">Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İğne Yaptırmak Orucu Bozar mı? İşte Bilmeniz Gerekenler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/igne-yaptirmak-orucu-bozar-mi-iste-bilmeniz-gerekenler-446074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2024 21:10:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[bozar]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[iğne]]></category>
		<category><![CDATA[işte]]></category>
		<category><![CDATA[orucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oruçluyken iğne yaptırmak orucu bozar mı merak ediyor musunuz? İğne ve serumun oruç üzerindeki etkileri, dikkat edilmesi gerekenler burada.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/igne-yaptirmak-orucu-bozar-mi-iste-bilmeniz-gerekenler-446074">İğne Yaptırmak Orucu Bozar mı? İşte Bilmeniz Gerekenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span>Oruç, İslam dininde önemli bir ibadettir ve belli kurallara göre yerine getirilir. Oruçlu bir kişinin, gün içerisinde herhangi bir şey yiyip içmemesi gerektiği bilinmektedir. Ancak sağlıkla ilgili durumlarda, oruç tutan kişilerin aklına ‘İğne yaptırmak orucu bozar mı?’ sorusu gelebilir. Bu konuda İslam alimleri farklı görüşler sunmuşlardır.</span><br /></b></p>
<p><strong>Orucu Bozmayan İğneler:</strong> Genellikle, besin değeri taşımayan ve vücuda enerji vermek amacıyla yapılmayan iğneler orucu bozmaz. Örneğin, aşılar veya kan testi için yapılan iğneler orucu bozmaz.</p>
<p><strong>Orucu Bozan İğneler:</strong> Eğer iğne, ağız yoluyla alınması gereken bir besin veya ilacın yerine geçiyorsa ve besleyici özelliği varsa, bu tür iğneler orucu bozar. Örneğin, damardan verilen serumlar, besin değeri taşıyan ilaçlar.</p>
<ul>
<li>Glikoz veya besin içerikli serumlar</li>
<li>Besleyici özelliği olan vitamin iğneleri</li>
</ul>
<p><i>Her durumda, oruç tutan kişinin sağlık durumunu öncelikli olarak gözetmesi gerektiği unutulmamalıdır. Sağlık sorunları nedeniyle oruç tutamayacak kişiler, daha sonra telafi edebilirler.</i></p>
<p><b>İğne Yaptırmanın Orucu Bozup Bozmadığına Dair Yanılgılar</b></p>
<p>Oruç, Müslümanların Ramazan ayında tuttuğu, şafak vaktinden güneş batımına kadar yeme, içme ve bir takım fiziksel ihtiyaçların karşılanmasından kaçınmayı içeren ibadettir. Ancak sağlık gereği iğne yaptırma durumu söz konusu olduğunda, bu durumun orucu bozup bozmadığı konusunda çeşitli yanılgılar mevcuttur.</p>
<p><strong>1. Tedavi Amaçlı İğneler:</strong> Tedavi amaçlı yapılan iğneler, orucu bozmaz. Bu, hem ağız yoluyla alınan ilaçlar için hem de kas içi veya deri altı yapılan iğneler için geçerlidir. Ancak, beslenme amaçlı sıvı içeren iğneler orucu bozar.</p>
<p><strong>2. Kan Alma İşlemi:</strong> Kan vermek, orucu bozmaz. Ancak, kişi eğer kan vermekten dolayı kendini çok zayıf hissederse, orucunu bozabilir.</p>
<p><strong>3. Aşılar:</strong> Koruyucu amaçlı yapılan aşıların orucu bozmadığına dair genel bir görüş bulunmaktadır. Bu, vücuda besin maddesi sağlamadığı için orucu bozmadığı yönündedir.</p>
<p>Oruç tutan kişilerin, sağlık durumlarına göre doktor tavsiyesi alarak hareket etmeleri ve oruç ibadetinin ruhuna uygun davranmaları önemlidir.</p>
<p><b>Oruç Tutarken Sağlık Müdahaleleri: İğne ve Serum Gerçekleri</b></p>
<p><strong>Oruç</strong>, belirli bir zaman diliminde yeme, içme ve cinsel ilişkiden kaçınmayı içeren ibadettir. Ancak sağlık sorunları sebebiyle <i>ilaç</i> kullanımı veya <i>tedavi</i> ihtiyacı doğabilir. Bu durumda en çok merak edilen konulardan biri, <u>sağlık müdahalelerinin</u> orucu bozup bozmayacağıdır.</p>
<p><b>İğne ve serum</b> kullanımı, bu konuda sıkça sorulan sorular arasında yer alır. Tedavi amaçlı yapılan enjeksiyonların orucu bozup bozmadığı, uygulamanın türüne göre değişiklik gösterir.</p>
<ul>
<li><strong>Besleyici olmayan iğneler:</strong> Ağrı kesici, antibiyotik gibi besin değeri taşımayan ve beslenme amacı gütmeyen iğneler, genel görüşe göre orucu bozmaz.</li>
<li><strong>Besleyici iğneler:</strong> Besin değeri taşıyan ve kişinin beslenme ihtiyacını karşılamaya yönelik iğneler, orucu bozar.</li>
</ul>
<p>Serum kullanımı da benzer şekilde değerlendirilir. Eğer serum, besin değeri taşıyan ve kişinin beslenme ihtiyacını karşılayan bir içerik ise, bu durum orucu bozar. Ancak, hayati önem taşıyan durumlar ve kişinin sağlığı için zorunlu ise, oruç bozulabilir ve daha sonraki bir zamanda kaza orucu tutulabilir.</p>
<p>Tedavi amaçlı yapılan müdahalelerde niyet önemlidir. Sağlık için zorunlu olan durumlarda yapılan müdahaleler, orucu bozmazken, beslenme amacı güden uygulamalar orucu bozar.</p>
<p><b>Orucunuzu Koruyun: İğne Yaptırırken Dikkat Edilmesi Gerekenler</b></p>
<p>Oruç, manevi temizlik ve disiplin anlamında önemli bir ibadettir. Bu süreçte, dikkat edilmesi gereken bazı kurallar bulunmaktadır. Özellikle <strong>sağlık</strong> sebepleriyle iğne yaptırmak zorunda kalındığında, orucun durumu merak edilen bir konudur. İslam alimlerinin açıklamalarına göre, iğne yaptırmanın orucu bozup bozmadığı iğnenin türüne bağlıdır.</p>
<ul>
<li><b>Besleyici iğneler</b>: Ağız yoluyla alınan gıdalar gibi vücuda besin değeri sağlayan iğneler, orucu bozar. Bu tür iğneler, oruç tutulan günlerde iftar ve sahur arasındaki zaman diliminde yapılmalıdır.</li>
<li><b>Tedavi amaçlı iğneler</b>: Ağrı kesici, antibiyotik gibi tedavi amaçlı iğneler veya deri altına yapılan aşılar, orucu bozmaz. Ancak bu konuda niyetin önemi büyüktür; orucu bozmak niyetiyle yapılan herhangi bir işlem meşru değildir.</li>
</ul>
<p><i>Özetle</i>, iğne yaptırırken orucunuzun durumunu korumak adına, iğnenin amacı ve türüne dikkat etmek önemlidir. Eğer iğne, beslenme amacı taşımıyorsa orucunuzu bozmaz. Sağlıkla ilgili herhangi bir tedavi için doktorunuza danışmanız ve <u>oruç tutmanın sizin sağlığınız için uygun olup olmadığını</u> değerlendirmeniz gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/igne-yaptirmak-orucu-bozar-mi-iste-bilmeniz-gerekenler-446074">İğne Yaptırmak Orucu Bozar mı? İşte Bilmeniz Gerekenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orucu Bozan Davranışlar: Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orucu-bozan-davranislar-dikkat-edilmesi-gerekenler-445929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:18:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozan]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[orucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oruç tutarken yapılan yanlışlar ve kaçınılması gerekenler hakkında bilgi alın. Şaşırtıcı alışkanlıklar, yiyecek ve içecekler, dilinizi nasıl tutacağınızı öğrenin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orucu-bozan-davranislar-dikkat-edilmesi-gerekenler-445929">Orucu Bozan Davranışlar: Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span>Oruç, fiziksel ve ruhsal temizliğin yanı sıra disiplin ve öz kontrolün de bir göstergesidir. Ancak bazen farkında olmadan yaptığımız bazı alışkanlıklar, bu kutsal ibadeti bozabilir. İşte orucu bozabilecek şaşırtıcı alışkanlıklar ve dikkat edilmesi gerekenler:</span><br /></b></p>
<ul>
<li><strong>Ağız ve Diş Bakımı:</strong> <i>Diş fırçalarken</i> yutulan su veya diş macunu, orucu bozabilir. Bu yüzden dişlerinizi fırçalarken çok dikkatli olmalı ve mümkünse misvak kullanmayı tercih etmelisiniz.</li>
<li><strong>Parfüm veya Kolonya Kullanımı:</strong> Bilinçsizce yapılan aşırı parfüm veya kolonya kullanımı, özellikle burna çekilirse orucu bozabilir. Bu nedenle, oruçlu olduğunuz zamanlarda bu tür ürünlerin kullanımında ölçülü olmalısınız.</li>
<li><strong>Kozmetik Ürünler:</strong> Dudak parlatıcısı gibi, yalayarak yutabileceğiniz kozmetik ürünlerin kullanımı da orucu bozabilir. Bu tür ürünlerden kaçınmak ya da oruç saatleri dışında kullanmak daha uygundur.</li>
<li><strong>Yanlışlıkla Yemek Yemek veya İçmek:</strong> Unutarak yemek yemek veya içmek orucu bozmaz, ancak fark edildiği anda bu eyleme son vermek gerekir. Bilinçli olarak devam ettirilirse oruç bozulmuş olur.</li>
<li><strong>Sigara İçmek:</strong> Oruçlu olduğunuz saatler içinde sigara içmek orucu bozar. Sigara içme alışkanlığı olanların oruç süresince bu alışkanlıklarını kontrol altında tutmaları gerekmektedir.</li>
</ul>
<p><b>Oruç Tutarken Kaçınılması Gereken Yiyecek ve İçecekler</b></p>
<p>Oruç, kişinin sabah tan yeri aydınlanmaya başladığı saatten, akşam güneş batıncaya kadar, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durduğu bir ibadettir. Oruç tutarken dikkat edilmesi gereken bazı temel kurallar vardır. Bu kurallar arasında, özellikle iftar ve sahur vakitlerinde tüketilen yiyecek ve içecekler büyük önem taşımaktadır. İşte oruç tutarken kaçınılması gereken yiyecek ve içecekler hakkında bilgiler:</p>
<ul>
<li><strong>Çok Tuzlu Yiyecekler:</strong> Sahurda çok tuzlu yiyecekler tüketmek, gün boyu susuzluğu artırabilir. Bu nedenle tuz oranı yüksek yiyeceklerden kaçınmak önemlidir.</li>
<li><strong>Yüksek Şekerli Yiyecek ve İçecekler:</strong> Şekerli yiyecek ve içecekler, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltip düşürebilir. Bu da açlık ve susuzluk hissini artırabilir.</li>
<li><strong>Kafeinli İçecekler:</strong> Kahve, çay gibi kafein içeren içecekler diüretik etki yaparak vücuttan su kaybına neden olabilir. Bu yüzden kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</li>
<li><strong>Ağır ve Yağlı Yiyecekler:</strong> Ağır ve yağlı yiyecekler sindirimi zorlaştırabilir ve oruç tutmayı güçleştirebilir. Hafif ve dengeli beslenmeye özen göstermek faydalıdır.</li>
<li><strong>Asitli İçecekler:</strong> Asitli içecekler mideyi rahatsız edebilir ve oruç tutarken olumsuz etkilere neden olabilir.</li>
</ul>
<p><b>Dilinizi Tutun: Orucu Bozan Sözler ve Davranışlar</b></p>
<p>Oruç, sabır ve disiplin gerektiren bir ibadettir. Bu mübarek zaman diliminde, yalnızca yeme ve içmeyle ilgili değil, aynı zamanda söz ve davranışlarımızla ilgili de dikkatli olmamız gerekir. İşte orucu bozan bazı söz ve davranışlara dair önemli bilgiler:</p>
<ul>
<li><strong>Yalan Söylemek:</strong> Yalan, orucun manevi değerini düşüren ve kişinin orucunu tehlikeye atan bir davranıştır.</li>
<li><strong>Gıybet ve Dedikodu:</strong> Başkaları hakkında olumsuz konuşmak, gıybet ve dedikodu yapmak da orucun ruhuna aykırıdır.</li>
<li><strong>Küfür ve Argoluk Kullanımı:</strong> Ağza alınmayacak sözler ve argo kullanımı, oruç ibadetinin maneviyatını zedeler.</li>
<li><strong>Öfke ve Kızgınlık:</strong> Öfke kontrolünü kaybetmek ve kızgınlıkla hareket etmek, orucun manevi atmosferine zarar verir.</li>
<li><strong>Anlamsız ve Boş Konuşmalar:</strong> Orucun ruhuna uygun olmayan, anlamsız ve boş konuşmalar da kaçınılması gerekenler arasındadır.</li>
</ul>
<p><i>Orucunuzu korumak için dilinizi, sözlerinizi ve davranışlarınızı kontrol altında tutmanız önemlidir. Bu dönemde daha fazla sabır göstermeli ve olumsuz davranışlardan kaçınmalısınız.</i></p>
<p><b>Oruçluyken Yapılabilecek En Önemli Hatalar</b></p>
<p>Oruç, kişinin sabrını, iradesini ve maneviyatını güçlendiren, bireyin kendini disipline etmesine yardımcı olan dini bir ibadettir. Ancak bazı davranışlar, bilinçli ya da bilinçsizce yapıldığında orucu bozabilir. Bu yüzden oruç tutarken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır.</p>
<ul>
<li><strong>Bilerek yemek ve içmek:</strong> Oruçluyken bilerek herhangi bir şey yemek ya da içmek orucu bozar.</li>
<li><strong>Kusmak:</strong> Kendiliğinden olmayıp, kasten kusmak orucu bozar.</li>
<li><strong>Cinsel ilişki:</strong> Oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar.</li>
<li><strong>Yalan söylemek ve dedikodu yapmak:</strong> Yalan söylemek ve dedikodu yapmak orucun manevi değerini düşürür, ancak orucu bozmaz. Bununla birlikte, bu tür davranışlar orucun ruhuna aykırıdır ve kaçınılması gereken davranışlardır.</li>
<li><strong>Ağız dolusu kusmak:</strong> Kontrolsüz şekilde ağız dolusu kusmak orucu bozar.</li>
<li><strong>Adet görmek veya lohusalık hali:</strong> Kadınlar için adet görmek veya doğum sonrası lohusalık hali orucu bozar.</li>
</ul>
<p>Oruç tutarken dikkat edilmesi gereken bu hatalardan kaçınmak, orucun kabul olmasını ve manevi anlamda daha fazla fayda sağlamasını destekler. Bu yüzden oruçluyken yapılabilecek en önemli hatalar konusunda bilinçli olmak önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orucu-bozan-davranislar-dikkat-edilmesi-gerekenler-445929">Orucu Bozan Davranışlar: Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Online alışveriş öncesi dikkat edilmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/online-alisveris-oncesi-dikkat-edilmesi-gerekenler-443054</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 21:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[online]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443054</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de e-ticaret hacmi her geçen yıl büyümeye devam ediyor. Dijitalleşmeden kaynaklı iş yapış biçimlerindeki değişim ile beraber tüketici alışkanlıklarında ve davranışlarında da farklılaşma olduğunu belirten Cimri’nin Büyümeden Sorumlu GMY’si Mustafa Oral, “Tüketiciler mutlaka alacakları ürünlerin özelliklerini incelemeli, kargo maliyetlerini gözden geçirmeli ve kampanyaları düşünerek anlık fiyatını takip etmeli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/online-alisveris-oncesi-dikkat-edilmesi-gerekenler-443054">Online alışveriş öncesi dikkat edilmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de e-ticaret hacmi her geçen yıl büyümeye devam ediyor. Dijitalleşmeden kaynaklı iş yapış biçimlerindeki değişim ile beraber tüketici alışkanlıklarında ve davranışlarında da farklılaşma olduğunu belirten Cimri’nin Büyümeden Sorumlu GMY’si Mustafa Oral, “Tüketiciler mutlaka alacakları ürünlerin özelliklerini incelemeli, kargo maliyetlerini gözden geçirmeli ve kampanyaları düşünerek anlık fiyatını takip etmeli. Buradan yola çıkarak Cimri olarak biz tüketicilerimize online alışverişlerinde rehberlik ediyoruz” diyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin online alışveriş rehberi Cimri tüketicileri faydalı ve anlamlı bilgilerle desteklemeye devam ediyor. E-ticaretin hacmini her geçen gün artırdığını vurgulayan Cimri’nin Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Oral, online alışverişin tüketicilere büyük bir araştırma ve sorgulama özgürlüğü sunduğunu belirterek daha bilinçli alışveriş için kullanıcıların Cimri’den faydalanabileceği özellikleri şöyle sıraladı:  </p>
<ul>
<li>Alacağınız ürünün özelliklerini inceleyin.</li>
<li>Ürünün ihtiyaçlarınıza uygun olduğundan emin olmak için farklı modellerin özellikleriyle mutlaka kıyaslayın.</li>
<li>Ürünün fiyatını düzenli olarak takip edin. Anlık fiyat düşüşlerini takip etmek için Cimri’de yer alan fiyat alarmı özelliğinden yardım alın.</li>
<li>İndirim döneminde alışveriş yapıyorsanız gerçek indirim olup olmadığını anlamak için ürünün geçmişe yönelik fiyatını incelemeyi unutmayın. Cimri’nin fiyat analizi özelliğinden yardım alın.</li>
<li>Kullanıcı ve satıcı yorumlarını okumayı ihmal etmeyin. </li>
<li>Aradığınız ürünün farklı satıcılardaki fiyatlarını kontrol edin. </li>
<li>Alacağınız ürünün fiyatını hesaplarken kargo maliyetini de göz önünde bulundurmayı unutmayın. </li>
<li>Market alışverişleriniz öncesi Cimri Markette üzerinden özellikle market ürün fiyatlarında paket fiyatını değil birim fiyatını kontrol edin.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/online-alisveris-oncesi-dikkat-edilmesi-gerekenler-443054">Online alışveriş öncesi dikkat edilmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Geniz Eti İle İlgili Bilmeniz Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-geniz-eti-ile-ilgili-bilmeniz-gerekenler-424583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 08:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[geniz]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424583</guid>

					<description><![CDATA[<p> Nefes alma zorluğuna neden olan geniz eti problemi, özellikle çocuklarda gelişme geriliğinden konsantrasyon bozukluğuna kadar önemli sorunlara yol açabiliyor. Üzüm salkımına benzetilen geniz eti dokusu, bağışıklık sisteminin bir parçası olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-geniz-eti-ile-ilgili-bilmeniz-gerekenler-424583">Çocuklarda Geniz Eti İle İlgili Bilmeniz Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUKLARDA GENİZ ETİ İLE İLGİLİ BİLMENİZ GEREKENLER</strong></p>
<p><strong> </strong>Nefes alma zorluğuna neden olan geniz eti problemi, özellikle çocuklarda gelişme geriliğinden konsantrasyon bozukluğuna kadar önemli sorunlara yol açabiliyor. Üzüm salkımına benzetilen geniz eti dokusu, bağışıklık sisteminin bir parçası olarak tanımlanıyor. Ancak geniz etinin büyümesi çeşitli sorunlara yol açarak hastanın hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Gece ağzı açık uyuma, horlama veya uyku apnesi gibi sorunların nedeni geniz eti büyümesi olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Ömer Çelikal, geniz eti ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Geniz eti büyümesi çocuğun yaşam kalitesini bozuyor</strong></p>
<p>Geniz eti yani adenoid, burun boşluğunun arkasında, geniz bölgesinde bulunan bağışıklık sisteminin önemli elemanlarından biri olarak bilinen lenfositlerin görev aldığı özel bir dokudur. Üzüm salkımına benzeyen doku immün yani bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ve geniz etinin varlığı anormal bir durum olmamaktadır. Geniz eti, çeşitli koşullarda büyüme gösterebilmektedir. Geniz etindeki büyümeler hastanın yaşam konforunu bozmakta ve çeşitli hastalıklara neden olabilmektedir. Geniz bölgesindeki tıkanmaların nedenleri araştırılmalıdır. Geniz eti büyümelerinde hastanın uzmana danışıp altta yatan durum belirlenerek tedavi uygulanması gerekmektedir. </p>
<p><strong>Geniz eti çocukta uykudayken nefes durmasına yol açabilir </strong></p>
<p>Geniz eti yani adenoid, çocukluk döneminde herkeste bulunmaktadır. Bu adenoid yani geniz eti dokusunun çok büyüyüp burundaki hava geçişini tıkayacak duruma gelmesi problemlerin başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Geniz eti normalden büyük olduğunda hastada ağzı açık uyuma, horlama veya uykuda nefes durması şikayetleri var ise şüphelenmek gerekmektedir. Bu gibi durumlarda uzmana başvurmak hastanın hayat kalitesinin etkilenmemesi için önemlidir. </p>
<p>Çocukluk döneminde herkeste bulunan ve bağışıklık sisteminin bir parçası olan geniz eti yani adenoid, çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında mikroorganizmalara bağışıklık yanıtı olarak veya alerjik rinitlere bağlı olarak büyüme gösterebilmektedir. Geniz eti büyümesi bir takım sıkıntılara yol açabilmektedir. </p>
<ul>
<li><strong>Soluk almada zorluk:</strong> Geniz etinin aşırı büyümesi, burundan gelen hava yolunu tıkayarak nefes borusuna ulaşımı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çocuklar ağızları açık uyumaktadır. Yemek yerken zorlanma yaşanması da bu nedenle olabilmektedir. Geniz eti büyümesi çocukların yaşam kalitesini düşürebilmektedir. </li>
<li><strong>Uyku bozuklukları:</strong> Geniz etinin büyümesi soluk almayı zorlaştırdığı için çocuklarda ciddi huzursuzluğa yol açabilmektedir. Uyku sırasında nefes alamayan çocuk sık sık uyanmakta, aşırı terleme ve altını ıslatma gibi sıkıntılar yaşayabilmektedir. Gündüzleri ise uyku hali veya hiperaktivite söz konusu olmaktadır. Dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlüğü, öğrenme sürecinde zorlanma gibi sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Bazı çocuklarda uyku sırasında solunum durması olarak bilinen uyku apnesi de görülebilmektedir. </li>
<li><strong>İştahsızlık:</strong> Geniz etinin aşırı büyümesine bağlı olarak gelişen sıkıntılardan biri de iştahsızlık olarak bilinmektedir. Uyku düzeni bozulan, ağzı açık uyuyan ve nefes almaya çalışan çocukta iştahsızlık görülebilmektedir. </li>
<li><strong>Büyüme geriliği:</strong> Büyüme hormonu salgısı büyük oranda uyku esnasında gerçekleşmektedir. Geniz eti sıkıntısı yaşayan çocuklarda görülen uyku bozukluklarından dolayı salgılanan büyüme hormonu seviyesi de düşmektedir. Bu nedenle geniz eti büyümesi yaşayan çocuklarda büyüme geriliği gözlemlenebilmektedir.</li>
<li><strong>Diş yapısında ve çene kemiklerinde bozukluklar:</strong> Geniz etinin aşırı büyümesiyle çocuklarda burun tıkanıklığı görülmektedir. Bu durum, çocukları ağızdan nefes almaya mecbur bırakmaktadır. Uzun bir süre ağızdan nefes alındığı takdirde üst çenede daralma gibi gelişimsel bozukluklar meydana gelebilmektedir. </li>
<li><strong>Sinüzit:</strong> Geniz eti büyümesiyle kronik sünizit hastalığı ortaya çıkabilmektedir. Sinüzit ilaç tedavisiyle kısmen iyileşebilir ancak en ufak bir soğuk algınlığı veya yorgunlukta hastalık nüks edebilmekte yani tekrarlayabilmektedir. </li>
<li><strong>Orta kulak hastalıkları:</strong> Geniz boşluğu, orta kulağa açılan östaki kanallarına ev sahipliği yapmaktadır. Geniz etinin büyümesiyle östaki kanallarında tıkanma meydana gelebilir. Hatta geniz etindeki mikroplar orta kulağa aksederek enfeksiyona yol açabilir.  </li>
</ul>
<p><strong>Vakit kaybetmeden doktora başvurun</strong></p>
<p>Ağzı açık uyuma horlama uykuda nefes durması(apne) şikayetleri yaşayan hastalarda geniz etinden şüphelenmek gerekmektedir. Tanısını 2 yöntemle koyulabilmektedir. Fiberoptik kameralarla burun deliklerinden girilip geniz bölgesine bakılarak ya da kafa yan grafisi çekilerek geniz eti büyüklüğü tanısı konabilir. Tanının ardından tedavi yöntemlerine başlanmaktadır. Ağzı açık uyuma veya horlama sorunu olan çocuklarda yapılan muayene sonucu, geniz eti büyüklüğü saptanırsa, ilaçla tedavinin yetersiz geldiği noktada genel anestezi altında ameliyat önerilmektedir.</p>
<p>Ağzı açık uyuma horlama uykuda apnesi olan çocuklarda yapılan fiberoptik muayenede yani burun içi yapılar, geniz veya yemek borusunun içini görüntüleyebilen bir muayene ile ya da çekilen grafide geniz eti büyüklüğü saptanırsa ameliyat edilmektedir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Modern cerrahi teknikler uygulanıyor</strong></p>
<p>Geniz eti ameliyatı, ilaç tedavilerinin yetersiz olduğu durumlarda yapılmaktadır. Bezede büyüme belirtileri görülmesi durumunda uzmanlar ameliyat önerebilmektedir. Geniz eti ameliyatı genel anestezi altından yapılmaktadır. Ağız içerisinden özel küretler yardımıyla adenoid doku kürete edilmektedir. Geniz eti ameliyatı için deride herhangi bir kesiye ihtiyaç duyulmamaktadır. İşlem uzun sürmemekte, 20-30 dakika içinde tamamlanmaktadır. Ameliyat sonrası düzenli kontrollere devam etmek geniz etinin durumunun kontrolü için önemlidir. Hasta geniz eti ameliyatından çıktıktan sonra, iyileşme süresi yaklaşık 1 ya da 2 gündür. Çocuklarda bademcik ameliyatlarının iyileşme süresi ortalama 3- 5 gün, yetişkinlerde ise bu süre 10 güne kadar çıkabilmektedir. Geniz eti ameliyatı kolay ve kısa sürede iyileşme sağlanabilen bir ameliyat olmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-geniz-eti-ile-ilgili-bilmeniz-gerekenler-424583">Çocuklarda Geniz Eti İle İlgili Bilmeniz Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 20:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[varyantları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı uzun süre etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili birçok farklı ülkede vakaların arttığı yönünde haberler yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176">Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyayı uzun süre etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili birçok farklı ülkede vakaların arttığı yönünde haberler yayılıyor. Koronavirüsün Eris olarak bilinen EG.5, XBB1.5, Arcturus olarak bilinen XBB1.16 ve BA.2.86 isimli varyantlarından dünyada vakalar görülmeye başladı.  Türkiye’de henüz vakaların olmadığını belirtilse de Dünya Sağlık örgütü yeni varyantları izlenen varyantlar kategorisine aldı. Grip gibi seyrettiği bildirilen koronavirüs vakalarıyla ilgili Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak ve Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Pelin Aktaş Uysal bilgi verdi ve özellikle riskli gruplar için önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Amerika, İngiltere ve Kore’de artış gözlemlendi </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamaya göre, EG.5 yani Eris olarak bilinen Covid-19’un mutasyona uğramış son varyantı, 19 Temmuz 2023’te DSÖ tarafından izlenen varyantlar listesinde 5. sıraya çıkartıldı. İlk vakanın Şubat 2023’te tespit edildi. Kış mevsiminin sürdüğü Güney Yarım Küre’de İngiltere, Amerika ve Kore’deki vakalarda artış gözlemlenmektedir. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı’nca henüz vaka kaydedilmemiştir. </p>
<p>Virüsün yapısındaki çıkıntıların (spikeların) aminoasitlerindeki değişimi ile ortaya çıkmaktadır. Spikelerin değişimiyle bağışıklıktan kaçma olasılığı artan yeni varyant nedeniyle vaka artışını gözlemlenebilmektedir. Koronavirüsün yeni varyantlarının belirtileri grip belirtileriyle aynı ilerlemektedir.</p>
<ul>
<li>Öksürük</li>
<li>Ateş</li>
<li>Boğaz ağrısı </li>
<li>Kas eklem ağrısı</li>
<li>Burun tıkanıklığı</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Koku alma</li>
</ul>
<p>gibi belirtilerle bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları gibi görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastaneye yatış ve ölüm oranlarında artış görülmedi </strong></p>
<p>Dünya genelinde koronavirüs test sayılarının azalmasıyla birlikte Eris olarak bilinen EG.5, XBB1.5 ve BA.2.86 gibi birçok varyantın tespiti de zorlaşmaktadır. Şimdiye kadar 121 ülkeden XBB1.5, 101 Ülkeden Arcturus olarak bilinen XBB1.16, 50 ülkeden eris olarak bilinen EG5 vakasına rastlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre koronavirüsün ilk ve en vurucu dönemlerindeki gibi hastaneye yatış veya ölüm oranlarında bir yükselme gözlenmemektedir. Koronavirüsü grip veya bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak geçiren hastaların sayısının yüksek olduğu belirlenmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Risk gruplarının dikkat etmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Yeni koronavirüs varyantalarının grip gibi geçmesinde koronavirüs aşılarının etkisinin olduğu belirtiliyor. Aşılarla birlikte kazanılan toplumsal bağışıklık, koronavirüste hastaneye yatış ve ölüm oranlarının artmamasının bir etkeni olarak düşünülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, tüm varyantları izlemeye devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı resmi internet sitesinde en az iki aşı olmuş 18 yaş ve üzeri nüfus oranı %85,70 olarak bildirilmektedir. Her yıl grip aşısında olduğu gibi koronavirüs aşısında da yeni varyantlara karşı aşı geliştirmeleri devam etmektedir. Yeni varyantlara karşı geliştirilen aşıların kronik hastalığı olanlar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler ve bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler gören kişilere uygulanması tavsiye edilmektedir. Bilinen koronavirüs önlemleri olan maske kurallarına uyulması, sosyal mesafe kurallarına dikkat edilmesi, düzenli el yıkanması, hijyen kurallarına uyulması, bağışıklığı güçlendirici sağlıklı besinler tüketilmesi önerilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-yeni-varyantlari-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-401176">Koronavirüsün yeni varyantları hakkında bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 13:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevko]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[yapılması]]></category>
		<category><![CDATA[yılının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371162</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162">2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri, 2023 yılında da devam ediyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle,</strong> <strong>ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı, ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in de katılımıyla gerçekleşen söyleşiye; P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar konuşmacı olarak katıldı. </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri ile iklim krizi konusunu tüm yönleriyle ele alıyor. Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı bu yılki söyleşilerin ikincisi, &#8220;İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlığıyla gerçekleştirildi. Zoom platformu üzerinde düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak üstlenirken, söyleşiye ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ev sahipliği yaptı. 2023 yılındaki “ÇEVKO Vakfı Söyleşileri”nin ikincisinin konuşmacıları ise P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar oldu. </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’den Siyasi Partilerin Mutlaka Dikkate Alması Gereken 10 Madde </strong></p>
<p>Moderatör Celal Toprak, ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’nin önemini vurgulayarak ilk sözü ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’e verdi. 2021 yılında ÇEVKO Vakfı’nın 30’uncu kuruluş yılı çerçevesinde başlatılan ve üçüncü yılına giren söyleşilerin toplumda farkındalığın yükselmesine katkı sağladığını söyleyen Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzde genel seçimler var. Bu vesile ile bir sivil toplum kuruluşu olarak siyasal partilere çevre ile ilgili birtakım öneri ve çağrılarda bulunmak istiyorum. Özellikle çevre konusunda kamu otoritesini oluşturacak, siyasal partilerin sivil toplumu dinlemesi, onlarla birlikte çalışması başarı açısından çok önemli. Biz ÇEVKO Vakfı olarak, “Cumhuriyetin 100. Yılında Çevre Politikası Önerisi” hazırladık. Çevre, çok kapsamlı bir alan. Öncelikli konumuz olan İklim Krizi’ne karşı yapılması gerekenleri, ÇEVKO Vakfı olarak uzunca bir zamandır çeşitli vesilelerle ifade ediyoruz. Tüm siyasal partilere bu konunun önemini anımsatmak bakımından, iklim krizi ile mücadele konusunda geliştirdiğimiz 10 maddeden oluşan öneriler paketimizin burada kısaca üzerinden geçmek istiyorum. Biliyorsunuz, iklim krizi ile mücadele kapsamında Paris Anlaşması’nı kabul ederek ülke olarak “2053’te Karbon Nötr Olma Hedefi” belirledik. Birinci önerimiz, BM’ye verdiğimiz ulusal katkı beyanının güncellenerek daha iddialı hale getirilmesi yönündeydi; bu konuda 27. BM Taraflar Konferansı’nda, salım artışından yüzde 21 azaltım olan hedefimiz, artıştan yüzde 41 azaltım olarak güncellendi. Fakat biz bunun, 2053 yılında Karbon Nötr olabilmemiz için mutlak azaltım hedefi haline getirilmesi yönünde çalışılmasını öneriyoruz. İkinci önerimiz, İklim Yasası ve gerekli yasal düzenlemelerin çıkartılması ve bu konuda bir an önce uygulamaya geçilmesi. Bu alanda epeyce hazırlık yapıldığını biliyoruz, biz de bu çalışmalar içinde yer aldık ama zaman kaybetmeden bunların yürürlüğe girmesi çok önemli.  Üçüncüsü; bu yasal düzenlemelerle bağlantılı olarak Emisyon Ticaret Sistemi veya benzeri yöntemler yoluyla artık karbon salımına ülkemizde de bir sınır, bir bedel konulması. Dördüncüsü; enerji üretiminde kömürün kullanımına kademeli olarak azaltılması suretiyle son verilmesine ilişkin bir plan yapılması.  Bu konuda ilgililerden çok fazla ses duyamıyoruz. Tabii ki enerji güvenliğimiz önemli ama bütün dünyanın bu yönde hareket ettiğini düşünerek bu konuda da bir plan yapılmasını öneriyoruz. Beşincisi; ormanların ve diğer karbon yutaklarının çoğaltılması için yine bir plan yapıp uygulamak. Bu konuda da önemli çalışmalar var, sürdürülmesi gerekli. Altıncı olarak binalarda, sanayide ve ulaşımda enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerjiye geçişin daha iddialı hale getirilmesi önemli. Yenilenebilir enerji açısından, kapasite olarak, aslında ülkemiz hidrolik enerjiyi de dikkate alırsak, yüzde 50’yi geçmiş durumda. Bu iyi bir sonuç. Ciddi bir kapasitemiz var fakat ülke potansiyeline uygun olarak bunu daha da ileriye götürebiliriz. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi yanında yeşil hidrojenden de yararlanabiliriz. Bu konudaki yatırımların, çalışmaların devam etmesi önemli. Yedinci olarak enerji sektörü ve sanayiden kaynaklanan salımların yanında ulaşımdan, binalardan, tarımdan ve atıklardan çıkan salımların da azaltılması önemli. Sekizinci önerimiz iklim değişikliğine uyum konusunda bölgesel ölçekli plan ve çalışmaların yapılarak yürürlüğe konulması. Bu konuda da çeşitli illerimizde çalışmalar başladı, ama bu çalışmaların ülke geneline yayılması, benimsenmesi, sahiplenilmesi çok önemli çünkü artık iklim değişikliğinden kurtuluşumuz yok.  İklim değişikliğine uyum sağlayacak önlemleri kesinlikle almamız gerekiyor. Bütün bunları gerçekleştirmek için ciddi bir finansal kaynağa gereksinim var ve belki de en zor kısım bu. Dokuzuncu önerimiz finansal kaynağın kamu, özel sektör, ulusal ve uluslararası fonlardan sağlanması için iş birliğiyle çalışılması. Onuncu ve son olarak da toplumda iklim krizine karşı farkındalığın oluşturulması, alışkanlıkların değişimi için ulusal kampanya başlatılması ve bunun sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.   İklim krizi riski yüksek Türkiye için belirlediğimiz 10 maddeden oluşan bu önerilerle tekrar çağrıda bulunuyoruz. Kapsamı çok geniş olan &#8220;Çevre”nin diğer konuları da önemli. Bu konular, iklim değişikliğinin yanında, atık yönetimi, su kalitesi, hava kalitesi, gürültü, yatay mevzuat, kimyasallar gibi pek çok alt başlıktan oluşuyor. Bu başlıklarda da yapılacak şeyler var. “Atık Yönetimi”, ÇEVKO Vakfı olarak bu alanda uzmanlaşmış bir kuruluş olduğumuz için bizim açımızdan öncelikli, çünkü dünyanın döngüsel ekonomiye geçmekte olduğu günümüzde, bütün dünya atığın çöp değil, değerlendirilmesi gereken bir kaynak olduğunu konuşuyor. Bunun Yeşil Mutabakat ile, AB ile yaptığımız sözleşmelerle yakından ilgisi var.  “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu”, atıkların kaynağında ayrı toplanıp geri dönüştürülmesi için aslında AB’de 20-30 yıldır uygulanmakta olan bir model.  Bu modeli biz, ülkemizde 2-3 yıl öncesine kadar sistematik olarak 15 yıl uyguladık; fakat daha sonra terk ettik. Siyasal partilere, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu’nun ülkemizde finansal bir model olarak, tüketim sonrası atıkların geri dönüştürülmek üzere kaynağında ayrı toplanması için kullanılabilecek verimli bir yöntem olduğunu hatırlatmak istiyor; bu modelin ülkemizde yeniden tesis edilmesi için çağrıda bulunuyoruz.” </p>
<p><strong>ÇEVKO Vakfı Söyleşilerine Üniversitelerin ve Gençlerin Katılımı Çok Önemli </strong></p>
<p>ÇEVKO Vakfı Söyleşileri’ne üniversitelerin ve gençlerin katılımının önemine vurgu yapan Mete İmer, “Üniversitelerimiz, öğrencilerimiz ve sanayi kuruluşlarımızla birlikte bu söyleşileri yapmaktan dolayı çok mutluyuz.  Sanayisiz bir toplum mümkün değil, ama gençlerimiz sanayi kuruluşlarını da, bilinçli birey ve tüketiciler olarak, çevreyle ilgili konularda her zaman uyarmamız gerektiğini düşünüyor.  Bireyler, tüketiciler olarak taleplerimiz değişirse, sanayi de buna uymak zorunda kalacaktır. Öncü sanayi kuruluşları, sürdürebilirlik ve iklim krizi ile savaşım konusunda çalışmalarına çoktan başladılar ve bu konularda örnek oluyorlar. Diğer ekonomik işletmeler de onları izleyecektir. Ben, hukuk kuralları, yasal düzenlemelerin uygulanması bakımından kamu otoritesini de önemsiyorum. Kısacası gezegenimizi kurtarmak yine bizim elimizde. Bilimsel gelişmelerin ışığında güzel bir gelecek mümkün” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal: “NASA İle Ürün Geliştiriyoruz”</strong></p>
<p>“Türkiye’de 10 evden 9’unda varız” diyen P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim ve Medya Direktörü Nesli Kılıçal, kullanıcılarını bu ekosistemin nasıl bir parçası haline getirdiklerini ve onları nasıl birer “İklim Elçisi”ne dönüştürmeye çalıştıklarını anlattı: “Mete Bey’in de söz ettiği üzere 10 maddede de yer alan enerji tasarrufu hakkında bilgi vermek istiyorum. Kullanılan enerjinin yüzde 30’u evlerde tüketiliyor. Bizim de banyo ve mutfaklara yönelik suyla, elektirikle kullanılan ürünlerimiz var. Bu nedenle evde kullanılan enerji bizi çok ilgilendiriyor. P&#038;G olarak her yıl 20 binden fazla araştırma yapan bir şirketiz. Bu araştırmalar sayesinde tüketicilerin kullanım alışkanlıklarını, ürünlere bakış açısını anlamaya çalışarak ürünler geliştiriyoruz. Analizler de elektrik ve su kullanımına odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Örneğin, Fairy, ön yıkama alışkanlığına son vermek amacıyla çok ciddi çalışmalara imza attı. Biz bu yönde iletişim yapan ilk markalardan biriyiz. Kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefledik. Ayrıca alışkanlıklarından, ön yıkamadan vazgeçmeyen kullanıcılar için geçen yıl Fairy Power Sprey’i çıkardık. Ev içi tüketimi yüksek olan ürünler söz konusu olduğunda kullanıcıları bu yönde bilinçlendirebilmenin öneminin farkındayız. Benzer bir çalışmayı, Ariel ve Alo markalarımızda da yapıyoruz. Çamaşır yıkamadaki ayak izinin yüzde 60’ı  yine kullanım alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Oysa Türkiye’de tüm çamaşırların 30 derecede yıkanması, 6 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacından tasarruf edilmesi anlamına geliyor. 2021 yılında NASA ile yaptığımız bir çalışmadan da söz etmek istiyorum. Uzaya giden astronotların kıyafetlerini nasıl yıkadığını hiç düşündünüz mü? Uzun süre giyiyorlar ve sonunda yakılıyor. NASA ile yaptığımız iş birliği ile kıyafetlerin uzayda nasıl yıkanabileceğine çözüm bulmaya odaklandık. Öncelikle lekeyi çözücü maddede silikon kullanılmaması gerekiyor ve deterjanın tamamı bozunabilir maddeden olmalı. Ayrıca soğuk suda performans göstermesi gerekiyor. </p>
<p>İyi haber ise şu; Çok az su kullanılan, hafif ve çok soğuk suda yıkamayı mümkün kılan Tide İnfinity adlı bu ürün sadece uzayda kullanılmayacak. Bu teknolojileri tüketicilerin hizmetine de sunuyoruz. Uzayda işe yaradığını kanıtlayan deterjan dünya için de çevre dostu ve az kaynak kullanan çözümler sağlayacak.dünyada da kullanılması planlanıyor.  Dünyada enerji ve su tasarrufuna, sürdürülebilirliğe güçlü bir şekilde katkıda bulunan çalışmalarımıza devam edeceğiz.” </p>
<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu: “Çocuklara Sürdürülebilir Bir Gelecek Bırakabilecek Miyiz?” </strong></p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi &#8211; Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Güray Salihoğlu, İklim Krizi’ni net rakamlar vererek ortaya koyarak yapılması gerekenlerden çok “yapılmaması gerekenler”in altını çizdi: “Aslında bu dünyadaki yaşamımızı ‘sürdüremiyoruz’. Arz ve talep birbirini tutmuyor. Gezegenin bize sundukları azalırken bizim talebimiz artıyor. Temiz su azalıyor. İklim düzenlenemiyor. Türler kayboluyor. Bütün bu kaynakların yenilenme hızı bizim tüketme hızımıza yetişemiyor. Biyoçeşitlilik alarmda ama bizim gündemimizde daha çok İklim Krizi var. Net sıfır hedefleri koymaya başladık ama biyoçeşitlilik için bir hedef bile koyamıyoruz. Ben burada biraz İklim üzerinden gideceğim. Net sıfır nedir? Ne kadar emisyon salınıyor ve ne kadarı yutaklar aracılığıyla emiliyor? Dengede olursa, net sıfırdan bahsedebiliriz. Oysa ki bir açık var. 59 milyar ton sera gazı atmosfere veriliyor! Ulaşım, endüstri, binalardan kaynaklanan emisyonlar, en başta enerji temininden kaynaklanan emisyonlar nedeniyle net sıfırdan uzağız. Üstelik lehimize çalışan yutakları aleyhimize çeviriyoruz. Ağaçları kesiyoruz mesela. Mete Bey çok güzel ifade etti: politikacılardan ilk istememiz gereken şey de bu. Çocuklara yaşanabilir, sürdürülebilir bir gelecek bırakabilecek miyiz? Kurum ve kuruluşların verdikleri sözler de takip edilmeli; bunun bir karşılığı, cezası da olmalı. 2100 yılının sonuna doğru eğer bu sözler verilirse, önlemler alınırsa 1.5-2 derece sıcaklık artışının sınırı altında kalabiliriz. Türkiye aslında 2038 yılına kadar emisyonunu artıracağını söyledi. Artıştan azaltım yapacağını belirtti. Net sıfır sözünü vermek kolay değil aslında. Tüm emisyonları kapsadığından emin olacağız. Ayrıca kendi sınırlarımızın dışını da düşünüyor muyuz? Yasal düzenlemelerimiz yerinde ve uygulanabiliyor mu? Emisyon Ticaret Sistemi ile belli yaptırımlar gelecek, onları da bekliyoruz. Hem gezegen hem ülkemiz ölçeğinde yapmamız gerekenler var. 564 milyon ton bir salımımız var ülke olarak (karbondioksit eşdeğeri). Bireysel karbon ayak izimiz yıllık 6.7 ton düzeyinde (karbondioksit eşdeğeri). 1990’da 4 tondu bu değer.! Bir önceki yıl 6.3’tü. Gittikçe artıyor. 1990’da o zamanki emisyonların yüzde 25’ini yutaklarımız yutabiliyordu. 2020’de bu rakamın, yüzde 10.86 düzeyine indiğini görüyoruz. Dolayısıyla net sıfırdan uzaklaşıyoruz. Sadece ağaç dikerek de net sıfıra ulaşmamız mümkün değil. Büyümek değil, dengelenmek söz konusu olmalı. Gerekirse “küçüleceğiz”. BM’nin daha çok yaptırım gücüne sahip olmasını diliyorum. Bizim kullandığımız temiz elektrik, yüzde 50 civarında. Elektrikleşme endüstriyel kuruluşlar açısından önemli bir adım ama yapılması gerekenler bununla bitmiyor. Öte yandan döngüsel ekonomi, mevut kapitalist düzen içerisinde, bence bir ütopya. Döngüsel ekonomi diyor ki daha az satın al, daha az hammadde kullan, kullandığın hammaddeyi de işin bittiğinde çöpe atma, tekrar tekrar kullan. Oysa ki kaynak artık yok, hammadde tükeniyor. Bakış açımızı değiştirmeliyiz. Eko tasarım diye bir kavram var. Çevre için tasarım yapmaktan, dayanıklı ürünler tasarlamaktan yola çıkıyor. Yani ürünler çabuk bozulsun daha çok tüketilsin değil, dayanıklı ürünler çıksın, hızlı moda olmasın gibi kurallar getiriyor… AB, Yeşil Mutabakat söylemiyle  aslında zihinsel bir dönüşümün gerekli olduğunu söylemeye çalışıyor.”</p>
<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar: “Gençler Olarak Her Alanda Daha Aktif Olmak İstiyoruz”</strong></p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi İklim Elçisi ve Sürdürülebilir Kampüs Öğrenci Topluluğu Üyesi Simge Çağlar, Çevre Mühendisliği Yüksek Lisans son sırıf öğrencisi. Üniversitelerinin Sürdürülebilir Kampüs Topluluğu üyesi ve İklim Elçisi olarak söyleşiye katılan Çağlar, gençlere söz verilmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirerek çalışmaları hakkında bilgi verdi: “Atığın Modası Geçti etkinliğinden çevre yürüyüşlerine, Sürdürülebilirlik ile Tanışıyoruz Etkinliğinden Elektrikli ve Elektronik Atık Toplama Günü’ne, birçok etkinlik gerçekleştik, projelere imza attık. Paydaşlarla düzenli olarak toplantılar yaptık, araştırma raporları yayımladık. Haberler ve söyleşilerle de halkın konuya ilgisini çekmeye çalıştık. Gençlerin birinci ağızdan çevresel haklarını, sosyal haklarını iletebilmeleri için çalışmalar yürütüyoruz. Politikalarda, uygulamalarda aktif rol almak istiyoruz. Devletin, vakıfların teşviki de önemli. Çok farklı bölümlerden arkadaşlarımızla bir araya geldik, bu etkinlikleri de beraber yürüttük. Çevreyi umursamayan sanayi kuruluşları olmasından şikayetçiyiz. Çevre hareketleri devam ediyor ama kirletenlerin ekonomik olarak desteklendiği bir sistem istemiyoruz. Çevre politikalarının değişmesini istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının genç bir zihniyetle, çevreci bir zihniyetle yönetilmesini istiyoruz.   Öğretmenler, sanayiciler, yere çöp atmayan anne babalar, her bireyin katkısı söz konusu. Sürdürülebilir ve temiz bir çevreyi böylelikle yaratabileceğiz.”</p>
<p>Küresel Isınma Kurultayı Komitesi işbirliğiyle, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu&#8217;nun hazırladığı &#8220;İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler&#8221; başlığını taşıyan ikinci söyleşiyi, ÇEVKO Vakfı’nın YouTube kanalından da izleyebilirsiniz: </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinin-ikinci-cevko-vakfi-soylesisi-gerceklestirildi-iklim-krizine-dair-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler-371162">2023 Yılının İkinci ÇEVKO Vakfı Söyleşisi Gerçekleştirildi İklim Krizine Dair &#8220;Yapılması&#8221; ve &#8220;Yapılmaması&#8221; Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de iklim değişikliği karşısında yapılması gerekenler konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-iklim-degisikligi-karsisinda-yapilmasi-gerekenler-konusuldu-344657</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 11:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karşısında]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[yapılması]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediyesi, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri karşısında kenti dirençli hale getirmek ve toplumu doğayı koruma konusunda bilinçlendirmek adına çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-iklim-degisikligi-karsisinda-yapilmasi-gerekenler-konusuldu-344657">Yenişehir&#8217;de iklim değişikliği karşısında yapılması gerekenler konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Mersin Yenişehir Belediyesi, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri karşısında kenti dirençli hale getirmek  ve toplumu doğayı koruma konusunda bilinçlendirmek adına çalışmalarına devam ediyor.  “Enerjini yenile, şehri geleceğe taşı” sloganıyla Enerji Verimliliği Haftası’nda düzenlenen “Yenişehir’de 1.Enerji Günleri” kapsamında “İklim Değişiyor! Biz ne yapabiliriz?” panel ve çalıştayı gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Enerji ve Altyapı Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın yaptı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yenişehir Belediyesi,  “İklim Değişiyor! Biz ne yapabiliriz?” panel ve çalıştayıyla başlayan “Yenişehir’de 1.Enerji Günleri”nde enerji ve çevre konusunda alanında uzman bilim insanlarını ağırladı. Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen panele Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve CHP Enerji ve Altyapı Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın yanı sıra CHP Mersin Milletvekilleri Alpay Antmen ve Cengiz Gökçel, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür, CHP Yenişehir İlçe Başkanı Tayar Tahiroğlu, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcileri, bilim insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İklim ve Enerji İçin Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayan Mersin’deki ilk belediye olan ve ekoloji konusunda fark yaratan projeleri hayata geçiren Mersin Yenişehir Belediyesi, günden güne baş gösteren iklim krizi karşısında enerji verimliliğini artırmak adına çalışmalarını sürdürüyor.  İki oturum şeklinde gerçekleştirilen panel ve çalıştayda alanında uzman isimler Mersinlilere iklim değişirken yapılması gerekenleri anlattı. </span></span>Panelin açılış konuşmasını ise <span><span>Ahmet Akın yaptı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Ahmet Akın “Belediyelerimizin bu konularla ilgili çalışmalarından onur duyuyoruz.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span> “Öncelikle ismini gördüm ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye de Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit yapıyor zaten, bunlar büyük olaylar tebrik ederim” </span></span></b><span><span>diyerek sözlerine başlayan </span></span>Cumhuriyet Halk Partisi <span><span>Enerji ve Altyapı Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın şöyle konuştu “<b>Türkiye’de iklim değiştiği zaman çok şey değişiyor. Aslında bu konuda bir düzeltme yapmak isterim. Türkiye’de ve dünyada iklim değişikliği değil iklim krizi var. Tehlike daha da büyüdü ve önüne geçmek için büyük fedakârlıklar gerekiyor. Ama öncelikle ben ne yapabilirim demek lazım. Daha sonrasında vizyon sahibi olmak lazım. Vizyon sadece hayal kurmak değil. Planlı bir programla ilerlemek lazım. Belediyelerimizde bunu görmek çok hoşumuza gidiyor. İklim ve Enerji İçin Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayan bir belediye olarak Yenişehir Belediyemizin bu vizyona sahip olduğunu tekrar görmek bizi son derece mutlu etti. Bu atılımlar neden yapılıyor? Tüm Türkiye’de ve belediyelerimizde özellikle. Özellikle belediyelerimizde diyorum çünkü belediyelerimizin çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Amaç burada bir dönüşüm. Yeşil bir dönüşüme imza atmak için belediyelerimiz yerelden başlıyor. Yerelden yapmaya başlayıp iktidarımızda biz onlara daha büyük destekler vererek bunu genele taşıyacağız. Çünkü genelde bu vizyonun olması gerekir ki dünyayı ve Türkiye’yi yeşillendirelim. Belediyelerimizin bu konularla ilgili çalışmalarından onur duyuyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ederken Belediye Başkanımız ve ekibini yürekten kutluyorum.” </b></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Başkan Özyiğit, “Temiz enerjili ve yeşil binalar Yenişehir’de yapılmaya başlandı.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Mersin’de ilk kez Yenişehir Belediyesinin yaptığı ve sadece çevre dostu binalara verilen  LEED Sertifikalı binadan sonra Mersin’de bu sertifikaya uygun bina yapan şirketlere panel öncesinde tebrik plaketi verildi. Duyarlı şirketlere plaketlerini veren Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit,</span></span><span><span> <b>“Yenişehir Belediye Başkanlığı görevine geldikten ve Başkanlar Sözleşmesi sürecine dahil olduktan sonra yeşil bina yapımı konusunda ilk binayı biz gerçekleştirdik. İlk LEED Sertifikalı binayı  Yenişehir Belediyesi olarak yaptık. Bölgede yatırım yapan arkadaşlarımıza konuyu anlattık. Temiz enerjili ve yeşil binalar Yenişehir’de yapılmaya başlandı. Bu plaketleri de bizimle işbirliği yapan firmalara vermek istedik. Kendilerine teşekkür ederim.”</b> şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“2020 yılında Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzaladık.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Panelin ilk oturumunun moderatörlüğünü de yapan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit,  Yenişehir Belediyesinin altı temel ilkesinden birinin ekoloji olduğunu hatırlatarak, bu kapsamda 2020 yılında Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzaladıklarını söyledi. Başkan Abdullah Özyiğit <b>“2020 yılında Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzaladık. Fakat bu imza dostlar alışverişte görsün imzası değildi. Gerçekten işimizi çevreci ve doğru bir anlayışla yapmak istedik. Bunun için yaptığımız ilk binayı LEED Sertifikalı, altın madalyalı ilk binayı Yenişehir’imize, Mersin’imize kazandırdık.”</b> dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Başkan Abdullah Özyiğit Yenişehir ilçesinde yıkılması planlanan binalarda asbest kontrolü yapılmasını sağladıklarını ve yıkımların bu çerçevede yapıldığını dile getirdi. Başkan Özyiğit,  <b>“İnşaat yapmak üzere bina yıkanların, o binada asbest olup olmadığı noktasındaki denetimlerini yaptırmalarını sağlıyoruz. Asbest tespit ettiğimiz binaları asbestli bina yıkım koşullarının uygulanması şeklinde gerçekleştirdik. Burada plaket verdiğimiz firmalardan bir tanesi yıkım yaparken bu süreci uyguladı ve 20 ton asbestli malzeme tespiti oldu, o malzeme orada toparlandı uygun imha koşullarının gerçekleşeceği yerlere götürüldü.” </b>şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Yenişehir’de iklim değişikliğinin etkilerine karşı yapay zeka kullanılacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Başkan Abdullah Özyiğit, Yenişehir Belediyesi olarak teknolojiyi en üst seviyede kullandıklarını ifade ederek hazırlıklarına devam edilen çalışmaları anlattı. Başkan Özyiğit <b>”Yenişehir ilçesi üç boyutlu dijital ikizi üzerinden gerçekleşen simülasyonla iklim değişikliğinin etkilerinin belirlenmesi, coğrafi bilgi sistemi ve yapay zeka destekli karar destek sistemi konusunda bir projenin hazırlıklarını da yapıyoruz”</b> dedi. Akıllı kaynak verilerini planlama yazılımını da gerçekleştirdiklerini ifade eden Başkan Abdullah Özyiğit <b>”Bu yazılım bizim kaynaklarımızı en verimli biçimde en doğru biçimde kullanmamıza altlık oluşturacak ve bizi yönlendirecek.“</b> değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Panelin ilk oturumunda Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği bölümünde görevli Prof.Dr. Zeynep Zaimoğlu “İklim Değişikliği Nedir! Ne Değildir?”, Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Küresel Savunma Direktörü Yunus Arıkan “İklim Değişikliği ve Uluslararası İnisiyatifler” konularında katılımcılara sunum yaptı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu moderatörlüğünde yapılan panelin ikinci oturumunda Prof. Dr. Salih Ofluoğlu “Yapılı Çevre Ölçeğinde İklim Değişikliğine Yönelik Yapılabilecekler”, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalında görevli Prof. Dr. Didem Emine Evci Kiraz “Birey Ölçeğinde İklim Değişikliğine Yönelik Yapılabilecekler”, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama bölümünde görevli Prof. Dr. Osman Balaban ise “Kent Ölçeğinde İklim Değişikliğine Yönelik Yapılabilecekler” konularında sunum yaptı.  Oturumların sonunda “İklim Değişiyor! Biz ne yapabiliriz?” panel ve çalıştayına katkı sunan uzmanlara plaketleri Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit tarafından verildi.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-iklim-degisikligi-karsisinda-yapilmasi-gerekenler-konusuldu-344657">Yenişehir&#8217;de iklim değişikliği karşısında yapılması gerekenler konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
