<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gereken | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gereken/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gereken</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gereken | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gereken</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerini]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlanması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!</strong></p>
<p>Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.</p>
<p>Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Sürekli güçlü görünme ihtiyacı,</strong> <strong>yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!</strong></p>
<p>Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.</p>
<p>Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!</strong></p>
<p>Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.</p>
<p>Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” </p>
<p><strong>Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!</strong></p>
<p>Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.</p>
<p>‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.</p>
<p>Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kalırsa]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[ölmesi]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanma araştırmalarında son yıllarda dikkat çeken başlıklardan biri, vücutta biriken ve halk arasında “zombi hücreler” olarak adlandırılan senesans hücreleri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570">Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanma araştırmalarında son yıllarda dikkat çeken başlıklardan biri, vücutta biriken ve halk arasında “zombi hücreler” olarak adlandırılan senesans hücreleri. Bu hücreler, çoğalma yeteneğini kaybetmesine rağmen dokuda kalmaya devam ediyor. Peki bu hücreler bizi koruyor mu, yoksa yaşlandırıyor mu? <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong> bu belirsizliğe dikkat çekerek, “Senesans hücreleri bugün için ne tamamen ‘’iyi’’ ne de tamamen ‘kötü’ olarak tanımlanabilir. Asıl mesele bu hücrelerin yaşlanma sürecinde nasıl, ne zaman ve ne ölçüde devreye girdiğini doğru anlamak ve süreci abartıdan uzak, bilimsel veriler ışığında yönetmektir” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Hücreler Ölmezse Ne Olur?</strong></p>
<p>Her gün vücudumuzda milyonlarca hücremizin DNA hasarı, çevresel stres, toksinler ve yaşa bağlı süreçler nedeniyle yıprandığını belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Sağlıklı işleyen bir sistemde bu hücreler ya onarılır ya da kontrollü bir şekilde devre dışı bırakılarak yerlerini yeni hücrelere bırakır. Zombi hücreler olarak da adlandırılan senesans hücreleri ise bu doğal döngünün dışında kalır; çoğalma yeteneklerini kaybetmelerine rağmen ölmezler ve sağlıklı hücreler gibi işlev görmezler. Yani normalde yaşam döngüsünü tamamlaması gereken bir hücrenin sistem içinde tutunmaya devam etmesidir. Başlangıçta bu mekanizmanın, tümör oluşumunu engelleyen ve doku bütünlüğünü koruyan bir savunma refleksi olduğu düşünülür. Ancak bu hücrelerin zamanla dokularda birikmesi, yaşlanma sürecini hızlandıran ve çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayan bir tabloya dönüşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Nedeni mi Yoksa İyileştirici Güç mü? </strong></p>
<p>SASP (Senescence-Associated Secretory Phenotype) olarak adlandırılan süreçte, zombi hücrelerin bulundukları dokuda iltihaplanmayı artıran maddeler, doku yıkımına yol açabilen enzimler ve hücreler arası sinyalleşmeyi etkileyen büyümeyi düzenleyici proteinler salgılayabildiğini söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, “Bu durum, çevredeki sağlıklı hücrelerin yapısını ve normal işlevlerini bozabiliyor. Klinik çalışmalarda bu hücrelerin vücutta uzun süre kalmasının; kalıcı iltihaplanma, doku yenilenmesinde yavaşlama, bağışıklık sistemi performansında düşüş, metabolik dengenin bozulması ve insülin direnci ile yaşla ilişkili hastalık risklerinde artış gibi süreçlerle ilişkili olabileceği gösterildi” diyor. </p>
<p><strong>Zombi Hücreler Yok Edilmeli mi? </strong></p>
<p>Bununla birlikte senesans hücrelerinin yalnızca olumsuz süreçlerle ilişkilendirildiğini söylemenin de doğru olmadığını ifade eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Araştırmalar, bazı koşullarda bu hücrelerin doku bütünlüğünün korunmasına katkı sağlayabildiğini, ani stres durumlarında hasarın sınırlandırılmasına yardımcı olabildiğini ve yara iyileşmesinin düzenlenmesinde rol oynayabildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca senesans hücrelerinin, kontrolsüz hücre çoğalmasını baskılayarak tümör gelişimine karşı koruyucu mekanizmaları desteklediği de bilinmektedir. Bu nedenle söz konusu hücrelerin “tamamen yok edilmesi” yaklaşımı, güncel bilimsel veriler ışığında tartışmalı kabul edilmektedir. Mevcut çalışmalar, senesans hücrelerinin hedefli, kontrollü ve kişiye özel biçimde düzenlenmesinin, daha dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sunduğuna işaret etmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Panik Olmalı mıyız?</strong></p>
<p>Bugün için klinik pratikte kabul görmüş bir ‘zombi hücre tedavi rehberi’ bulunmadığını söyleyen <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Buna karşın düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku, iltihaplanmayı azaltmaya yönelik beslenme modelleri ve metabolik risklerin kontrol altına alınması gibi yaşam tarzı temelli yaklaşımlar, senesans hücreleri üzerinde dolaylı ve destekleyici etkide bulunabilir. Bugün için ise senesans hücreleri panik yaratacak bir tıbbi başlık olmadığı gibi göz ardı edilmemesi gereken önemli bir biyolojik gerçekliktir” diyor. </p>
<p><strong>Bilim Zombi Hücreleri Araştırırken… </strong></p>
<p>Bugün için en uygulanabilir sağlıklı ve uzun yaşam yaklaşımının düzenli klinik izlem, metabolik risklerin yönetimi ve iltihaplanmayı azaltmayı hedefleyen sürdürülebilir yaşam tarzı stratejileri olduğunu ifade eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Zombi hücrelerin tedavi edilip edilmemesi gerektiği ile ilgili yaklaşım standart kılavuzlara girecek mi? Bunu zaman gösterecek. Mevcut bilgiler ışığında en gerçekçi hedef, yaşlanma sürecini daha kontrollü, daha sağlıklı ve daha az hasarla yönetebilmek” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570">Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Masajı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yardımda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596794</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi. Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ve öğrencileri, katılımcılara acil durumlarda uygulanması gereken ilk yardım tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. İlk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalara dikkat çeken Şeker, ortam güvenliğinin sağlanmasını, ardından bilinç ve solunum kontrolünün yapılmasını, kalp masajında doğru ritim uygulanmasını, tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanması gerektiğini söyledi. İlk yardım sırasında bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışılmaması, olası kırıklarda hastanın zorla hareket ettirilmemesi ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulamaktan kaçınılması gerektiğini belirten Şeker, ilk müdahalenin ardından prrofesyonel yardım çağrılması ve ekip gelene kadar hastanın/yaralının sürekli izlenmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İstanbul’da 1-7 Aralık Acil Tıp Haftası dolayısıyla toplumda ilk yardım konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Beşiktaş- Kadıköy Şehir Hatları vapurunda, ilk yardım eğitimi düzenlendi. <br />&#8220;Havada, Karada, Denizde İlk Yardım&#8221; eğitimleri kapsamında Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi&#8217;nden Kadıköy&#8217;e hareket eden vapurda düzenlenen programda, Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, acil durumlarda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi verdi. <br />Maket üzerinde uygulamalı eğitim verdiler<br />Öğretim Görevlisi Kadir Şeker’in öğrencilerle birlikte maket üzerinde uygulamalı olarak yolculara kalp masajı ve Heimlich manevrasını gösterdiği eğitimde gönüllü yolcular da maket üzerinde kalp masajı yaptı.<br />Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, ilk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti. <br />Önce güvenlik: Müdahaleden önce ortamın güvenli olup olmadığı kontrol edilmeli, hem müdahaleyi yapan hem de çevredeki kişiler için risk oluşturacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.<br />Bilinç ve solunum kontrolü: Bilinci kapalı kişiye önce seslenerek ve omzundan hafifçe dokunarak yanıt olup olmadığı kontrol edilmeli, yanıt alınamadığı durumlarda ağrılı uyaran verilerek acıyı hissedip hissetmediği değerlendirilmeli ve ardından 10 saniyeyi geçmeyecek şekilde solunum değerlendirilmelidir.<br />Kalp masajında doğru ritim: Temel yaşam desteği gereken durumlarda dakikada 100–120 bası hızında, göğsü en az 5 cm çöktürecek derinlikte kalp masajı uygulanmalıdır. Suni solunum ise ağızdan ağıza veya ağızdan buruna olacak şekilde 2 kurtarıcı soluk uygulanarak yapılır.<br />Tıkanmada doğru yaklaşım: Tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanmalı; kişi öksürebiliyorsa müdahale edilmeden öksürmesi teşvik edilmelidir.<br />Yanlış uygulamalara dikkat: Bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışmak, olası kırıklarda hastayı zorla hareket ettirmek ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulanmamalıdır.<br />Profesyonel yardım çağırmak şart: 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verildikten sonra ekip gelene kadar hasta/yaralı sürekli izlenmeli ve yalnız bırakılmamalıdır.<br />Dr. Temel Kılınçlı: “İlk yardımı öğretmek istiyoruz”<br />Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkanı Dr. Temel Kılınçlı ise toplumun her bir ferdinin ilk yardımı öğrenmesini istediklerini ifade ederek ilk yardımı bilmeyenlerin de ilk yardımın önemini fark etmesi için bu eğitimi düzenlediklerini söyledi. Dr. Temel Kılınçlı, “Burada temel yaşam desteği yani doğru kalp masajı, doğru suni solunum, doğru kalp ve akciğer canlandırmasını maketler üzerinde, hocalarımız eşliğinde ve stajyer öğrencilerimizle birlikte yolcuların katılımıyla beraber gösteriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parola yöneticilerinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik risk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticilerinde-dikkat-edilmesi-gereken-6-kritik-risk-596140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[Parola Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticileri]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticilerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596140</guid>

					<description><![CDATA[<p>2024 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ortalama bir internet kullanıcısının kişisel hesapları için tahmini 168 parolası bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticilerinde-dikkat-edilmesi-gereken-6-kritik-risk-596140">Parola yöneticilerinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2024 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ortalama bir internet kullanıcısının kişisel hesapları için tahmini 168 parolası bulunuyor. Hesaplar arasında kimlik bilgilerini paylaşmanın ve tahmin edilmesi kolay parolalar kullanmanın getirdiği güvenlik riskleri göz önüne alındığında çoğumuz bu giriş bilgilerini yönetmek için yardıma, parola yöneticilerine  ihtiyaç duyuyoruz.  </strong></p>
<p>Dijital hayatımızın anahtarlarını elinde tutan bu kasalar, siber suçlular için de popüler bir hedef hâline geldi. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET altı potansiyel riski ve bu riskleri azaltmaya yönelik önerilerini paylaştı.</p>
<p><strong>Parola yöneticisinde görülen 6 güvenlik sorunu</strong></p>
<p>Parola yöneticinizde saklanan kimlik bilgilerine erişen tehdit aktörleri, hesaplarınızı ele geçirerek kimlik dolandırıcılığı yapabilir veya erişim bilgilerini/parolaları başkalarına satabilir. Bu nedenle, sizi hedef almak için her zaman yeni yollar ararlar. </p>
<p><strong>Ana parolanızın ele geçirilmesi</strong>: Parola yöneticilerinin güzelliği, tek bir hatırlanması kolay parola ile tüm çevrimiçi kimlik bilgilerinizi depolayan kasaya erişebilmenizdir. Ancak bu yaklaşımın sorunu, siber suçluların bu ana parolayı ele geçirebilirlerse aynı erişim düzeyine sahip olmalarıdır. </p>
<p><strong>Kimlik avı/dolandırıcılık reklamları: </strong>Tehdit aktörlerinin, kurbanları e-posta adreslerini, ana parolalarını ve gizli anahtarlarını (varsa) toplayan sahte sitelere çekmek için Google Arama&#8217;ya kötü amaçlı reklamlar yayımladıkları bilinmektedir. Bu reklamların tehlikesi, meşru görünüyor olmaları ve parola yöneticinizi Google&#8217;da aradığınızda arama sıralamalarında görünebilmeleridir. Bağlantı verdikleri kimlik avı sayfaları, gerçekmiş gibi görünmek için sahte olarak tasarlanmıştır. Böyle bir sayfaya tıklarsanız tüm önemli parola yöneticisi giriş bilgilerinizi çalmak için tasarlanmış, meşru görünen bir giriş sayfasına yönlendirilirsiniz.</p>
<p><strong>Parola çalan kötü amaçlı yazılım: </strong>ESET araştırmacıları kısa süre önce, &#8220;DeceptiveDevelopment&#8221; adlı Kuzey Kore devleti destekli bir kampanyada bu tür bir girişimi tespit etti. Araştırmacılar, Telegram ve FTP aracılığıyla hem tarayıcı uzantılarından hem de parola yöneticilerinden veri sızdırma yeteneğine sahip bir arka kapı komutu içeren &#8220;InvisibleFerret&#8221; kötü amaçlı yazılımını buldu. </p>
<p><strong>Parola yöneticisi satıcısının ihlali: </strong>Parola yöneticisi satıcıları, tehdit aktörleri için önemli bir hedef olduklarını bilirler. Bu nedenle, BT ortamlarını olabildiğince güvenli hâle getirmek için önemli miktarda zaman ve kaynak harcarlar. Ancak kötü niyetli kişilerin içeri girmesine izin vermek için tek bir hata yapmaları yeterlidir. </p>
<p><strong>Sahte parola yöneticisi uygulamaları: </strong>Bazen siber suçlular, parolaları toplamak ve sahte uygulamalar aracılığıyla kötü amaçlı yazılım yaymak için parola yöneticilerinin popülaritesinden yararlanır. Bu tehditler genellikle çok önemli ana parolayı çalmak veya kullanıcının cihazına bilgi çalan kötü amaçlı yazılım indirmek için tasarlanmıştır. </p>
<p><strong>Güvenlik açığı istismarı: </strong>Parola yöneticileri nihayetinde sadece birer yazılımdır. Çoğunlukla insanlar tarafından yazılan yazılımlar kaçınılmaz olarak güvenlik açıkları içerir. Bir siber suçlu bu hatalardan birini bulup istismar etmeyi başarırsa parola kasasından kimlik bilgilerinizi çalabilir. Alternatif olarak, web tarayıcıları için parola yöneticisi eklentilerindeki güvenlik açıklarını hedef alarak kimlik bilgilerini ve hatta iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) kodlarını çalabilirler. Ya da aynı şeyi yapmak için cihaz işletim sistemlerini hedef alabilirler. Parola yöneticinizi indirdiğiniz cihaz sayısı ne kadar fazla olursa bunu yapma fırsatları da o kadar artar.</p>
<p><strong>Parola yöneticisi kullanımınızı nasıl güvenli hâle getirebilirsiniz?</strong></p>
<p>Yukarıda listelenen tehditlere karşı korunmak için aşağıdakileri göz önünde bulundurun:</p>
<ul>
<li>Güvenli, uzun ve benzersiz bir ana parola düşünün. Tire ile ayrılmış, hatırlanması kolay dört kelimeyi düşünün. Bu, saldırganların &#8220;kaba kuvvet&#8221; yöntemiyle parolayı kırmasını zorlaştıracaktır.</li>
<li>2FA&#8217;yı etkinleştirerek hesaplarınızın güvenliğini her zaman artırın. Bu, bilgisayar korsanları parolalarınızı ele geçirse bile ikinci faktör olmadan hesaplarınıza erişemeyecekleri anlamına gelir.</li>
<li>Tarayıcıları, parola yöneticilerini ve işletim sistemlerini en güvenli sürümlerde tutmak için güncel tutun. Bu, güvenlik açıklarının istismar edilme olasılığını azaltır.</li>
<li>Uygulamaları yalnızca yasal uygulama mağazalarından -Google Play, App Store- indirin ve indirmeden önce geliştiriciyi ve uygulama derecelendirmesini, sahte veya kötü amaçlı uygulamalar olup olmadıklarını kontrol edin.</li>
<li>Yalnızca saygın bir satıcıdan parola yöneticisi seçin. Size uygun bir tane bulana kadar araştırın.</li>
<li>Parola yöneticinizden doğrudan parola çalmak için tasarlanmış saldırıların tehdidini azaltmak için tüm cihazlara saygın bir satıcıdan güvenlik yazılımı yüklediğinizden emin olun.</li>
</ul>
<p>Parola yöneticileri, siber güvenlik uygulamalarının önemli bir parçası olmaya devam etmektedir. Ancak bu, yalnızca ekstra önlemler alırsanız geçerlidir. Güvenlik riskleri sürekli olarak gelişmektedir, bu nedenle çevrimiçi kimlik bilgilerinizin güvende kalmasını sağlamak için güncel tehdit eğilimlerini takip edin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticilerinde-dikkat-edilmesi-gereken-6-kritik-risk-596140">Parola yöneticilerinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber saldırı tespit edildikten sonra atılması gereken 5 adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-saldiri-tespit-edildikten-sonra-atilmasi-gereken-5-adim-592105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 07:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[atılması]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[edildikten]]></category>
		<category><![CDATA[edin]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[İhlal]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veri ihlallerinin sayısı her yıl artış gösteriyor. Her dakikanın önemli olduğu siber saldırı durumlarında hazırlık ve hassasiyet, aksaklık ile felaket arasındaki farkı belirliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-saldiri-tespit-edildikten-sonra-atilmasi-gereken-5-adim-592105">Siber saldırı tespit edildikten sonra atılması gereken 5 adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Veri ihlallerinin sayısı her yıl artış gösteriyor. Her dakikanın önemli olduğu siber saldırı durumlarında hazırlık ve hassasiyet, aksaklık ile felaket arasındaki farkı belirliyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, siber saldırı tespit edildikten sonra atılması gereken beş adım ile ilgili önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Hazırlık, etkili olay müdahalesinin (IR) anahtarıdır. Olay müdahale ekibindeki herkes ne yapacağını tam olarak biliyorsa hızlı, tatmin edici ve düşük maliyetli bir çözümün şansı daha yüksektir.  Tehdit aktörleri bir ağa girdikten sonra, zaman kurbanın aleyhine işlemeye başlar. İster hassas verileri çalmak ve fidye istemek, ister fidye yazılımı veya diğer kötü amaçlı yükleri dağıtmak istiyor olsunlar, önemli olan onları en değerli varlıklarınıza ulaşmadan durdurmaktır. Son araştırmalara göre, saldırganlar 2024 yılında ilk erişimden yanal harekete (diğer adıyla “kaçış süresi”) önceki yıla göre  yüzde 22 daha hızlı ilerlemiştir. Ortalama kaçış süresi 48 dakikaydı ancak kaydedilen en hızlı saldırı bunun neredeyse yarısı kadar olan 27 dakika. </p>
<p><strong>İhlal sonrası atılması gereken 5 adım </strong></p>
<p>Hiçbir kuruluş ihlalden yüzde 100 korunamaz. Bir olayla karşılaşırsanız ve yetkisiz erişimden şüphelenirseniz hızlı ama aynı zamanda metodik bir şekilde hareket edin. ESET uzmanlarının paylaştığı  beş adım, ilk 24 ila 48 saatte size yol gösterebilir. Odak noktası hız olmalı ancak doğruluk veya kanıtlardan ödün vermeden titizlik de önemlidir. </p>
<p><strong>1. Bilgi toplayın ve kapsamı anlayın</strong></p>
<p>İlk adım, tam olarak ne olduğunu anlamak ve bir yanıt üzerinde çalışmaya başlamaktır. Bu, önceden oluşturulmuş IR planınızı etkinleştirmek ve ekibi bilgilendirmek anlamına gelir. Bu grup, İK, Halkla İlişkiler ve İletişim, Hukuk ve Yönetici Liderlik dâhil olmak üzere tüm işletmeden paydaşları içermelidir.  Ardından, saldırının etki alanını belirleyin: Düşmanınız şirket ağına nasıl girdi?  Hangi sistemler tehlikeye girdi? Saldırganlar hâlihazırda hangi kötü niyetli eylemleri gerçekleştirmişler?   </p>
<p>Saldırının etkisini değerlendirmek için değil, aynı zamanda adli soruşturma ve muhtemelen yasal amaçlar için de her adımı belgelemeniz ve kanıtları toplamanız gerekecektir. Zincirleme sorumluluk, kolluk kuvvetleri veya mahkemelerin müdahil olması gerektiğinde güvenilirliği sağlar.  </p>
<p><strong>2. İlgili üçüncü tarafları bilgilendirin</strong></p>
<p>Olayın ne olduğunu belirledikten sonra, ilgili makamları bilgilendirmek gerekir. </p>
<ul>
<li>Düzenleyici kurumlar: Kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler (PII) çalındıysa veri koruma veya sektöre özgü yasalar kapsamında ilgili yetkililerle iletişime geçin. </li>
<li>Sigorta şirketleri: Çoğu sigorta poliçesi, bir ihlal meydana gelir gelmez sigorta sağlayıcınızın bilgilendirilmesini şart koşar.</li>
<li>Müşteriler, ortaklar ve çalışanlar: Şeffaflık güven oluşturur ve yanlış bilgilerin yayılmasını önler. Olayı sosyal medyadan veya televizyon haberlerinden öğrenmemeleri daha iyidir.</li>
<li>Kolluk kuvvetleri: Olayları, özellikle fidye yazılımlarını bildirmek, daha büyük kampanyaların tespit edilmesine yardımcı olabilir ve bazen şifre çözme araçları veya istihbarat desteği sağlayabilir.</li>
<li>Dışarıdan uzmanlar: Özellikle şirket içinde bu tür kaynaklara sahip değilseniz dışarıdan hukuk ve BT uzmanlarıyla da iletişime geçmeniz gerekebilir.</li>
</ul>
<p><strong>3. İzole edin ve kontrol altına alın</strong></p>
<p>İlgili üçüncü taraflarla iletişim devam ederken saldırının yayılmasını önlemek için hızlı bir şekilde çalışmanız gerekir. Etkilenen sistemleri internetten izole edin ancak kanıtları yok etme riskine karşı cihazları kapatmayın. Amaç değerli kanıtları yok etmeden saldırganın erişimini sınırlamaktır.  Saldırganların bunları ele geçirememesi ve fidye yazılımının bunları bozamaması için tüm yedeklemeler çevrim dışı ve bağlantısı kesilmiş olmalıdır. Tüm uzaktan erişim devre dışı bırakılmalı, VPN kimlik bilgileri sıfırlanmalı ve gelen kötü amaçlı trafiği ve komut ve kontrol bağlantılarını engellemek için güvenlik araçları kullanılmalıdır. </p>
<p><strong>4. Kaldırma ve kurtarma</strong></p>
<p>Yayılma engellendikten sonra, ortadan kaldırma ve kurtarma aşamasına geçin. Saldırganın taktik, teknik ve prosedürlerini (TTP) anlamak için adli analiz yapın; ilk girişten yanal harekete ve (ilgiliyse) veri şifrelemeye veya sızdırmaya kadar. Kalan tüm kötü amaçlı yazılımları, arka kapıları, sahte hesapları ve diğer güvenlik ihlali belirtilerini kaldırın.  </p>
<p>Kurtarma ve geri yükleme kapsamında önemli eylemler şunlardır:  Kötü amaçlı yazılımları ve yetkisiz hesapları kaldırmak, kritik sistemlerin ve verilerin bütünlüğünü doğrulamak, temiz yedeklemeleri geri yüklemek (güvenlik ihlali olmadığından emin olduktan sonra), yeniden tehlikeye girme veya kalıcılık mekanizmalarına dair işaretleri yakından izlemek.</p>
<p>Kurtarma aşamasını sadece sistemleri yeniden kurmak için değil, güçlendirmek için de kullanın. Bu, ayrıcalık kontrollerinin sıkılaştırılması, daha güçlü kimlik doğrulama uygulamaları ve ağ segmentasyonunun uygulanmasını içerebilir. Geri yüklemeyi hızlandırmak için ortakların yardımını alın veya süreci hızlandırmak için ESET’in Fidye Yazılımı İyileştirme gibi araçları kullanmayı düşünün. </p>
<p><strong>5. İnceleme ve iyileştirme</strong></p>
<p>Acil tehlike geçtikten sonra, işiniz henüz bitmiş sayılmaz. Düzenleyiciler, müşteriler ve diğer paydaşlar  nezdindeki yükümlülüklerinizi yerine getirin. İhlalin boyutunu anladıktan sonra, düzenleyici kurumlara bildirimde bulunmak da dâhil olmak üzere, güncellenmiş iletişim kurmanız gerekecektir. Bu konuda halkla ilişkiler ve hukuk danışmanlarınız öncülük etmelidir.  </p>
<p>Olay sonrası inceleme, acı verici bir olayı dayanıklılık için bir katalizöre dönüştürmeye yardımcı olur. Ortam sakinleştikten sonra, gelecekte benzer bir olayın tekrar yaşanmasını önlemek için neler olduğunu ve hangi derslerin çıkarılabileceğini belirlemek de iyi bir fikirdir. Nelerin yanlış gittiğini, nelerin işe yaradığını ve algılama veya iletişimde nerede gecikmeler yaşandığını inceleyin. IR planınızı, oyun kitaplarınızı ve eskalasyon prosedürlerinizi buna göre güncelleyin. IR planında yapılacak herhangi bir değişiklik veya yeni güvenlik kontrolleri ve çalışan eğitimi ipuçları için öneriler faydalı olacaktır.  Güçlü bir olay sonrası kültürü, her ihlali bir sonraki olay için bir eğitim alıştırması olarak değerlendirir ve stres altında savunma ve karar verme becerilerini geliştirir. </p>
<p>İhlalleri önlemek her zaman mümkün olmayabilir ancak hasarı en aza indirmek mümkündür. Kuruluşunuzun tehditleri 7/24 izlemek için gerekli kaynakları yoksa güvenilir bir üçüncü tarafın sunduğu yönetilen tespit ve müdahale (MDR) hizmetini değerlendirin. Ne olursa olsun, IR planınızı test edin ve ardından tekrar test edin. Çünkü başarılı bir olay müdahalesi sadece BT’nin görevi değildir. Kuruluşun içinden ve dışından birçok paydaşın uyum içinde çalışmasını gerektirir. Hepinizin ihtiyaç duyduğu türden bir kas hafızası geliştirmek için genellikle bol miktarda pratik yapmak gerekir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-saldiri-tespit-edildikten-sonra-atilmasi-gereken-5-adim-592105">Siber saldırı tespit edildikten sonra atılması gereken 5 adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş İmplantları Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-implantlari-hakkinda-bilmeniz-gereken-9-bilgi-579407</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 08:26:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[mplantları]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579407</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş kaybı yaşayan bireylerin estetik ve fonksiyonel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan en etkili çözümlerden biri de diş implantları.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-implantlari-hakkinda-bilmeniz-gereken-9-bilgi-579407">Diş İmplantları Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diş kaybı yaşayan bireylerin estetik ve fonksiyonel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan en etkili çözümlerden biri de diş implantları. Son yıllarda oldukça yaygınlaşsa da pek çok yönüyle merak edilmeye devam ediyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Tuzla Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Çakır</strong>, bu konuda cevabı en çok merak edilen 9 soruyu yanıtladı. İşte o sorular ve yanıtları!</p>
<p><strong>1. İmplant yaptırmak acı verir mi?</strong></p>
<p>Diş implantı, çene kemiğine yerleştirilen ve eksik dişin kökü yerine geçen titanyumdan yapılmış yapay bir yapı. Üzerine yapılan protez ile hem estetik hem de çiğneme fonksiyonu geri kazandırılabiliyor. İmplant uygulamaları lokal anestezi altında yapıldığı için genellikle ağrısızdır. Operasyon sonrası hafif ağrı ve şişlik görülür, işlem sonrası oluşabilecek hafif ağrılar doktorunuzun önerdiği ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınabilir. Operasyondan 2 gün sonrasında bu şikayetlerin azalması beklenir.</p>
<p><strong>2. Herkes implant yaptırabilir mi?</strong></p>
<p>Genel sağlık durumu iyi olan, çene kemiği uygun kalınlık ve yoğunlukta olan bireyler implant için uygundur. Ancak bazı sistemik hastalıklarda (kontrolsüz diyabet, ağır kemik hastalıkları) dikkatli değerlendirme gerekir.</p>
<p><strong>3. İmplantın ömrü ne kadar?</strong></p>
<p>Doğru uygulama ve düzenli ağız bakımı ile implantlar uzun yıllar sağlıklı şekilde ağızda kalabilir.</p>
<p><strong>4. İmplant vücudum tarafından reddedilir mi?</strong></p>
<p>Hayır. Titanyum biyouyumlu bir malzemedir. Ancak enfeksiyon, sigara kullanımı veya yetersiz hijyen gibi nedenlerle implant kaybedilebilir.</p>
<p><strong>5. İmplant uygulaması ne kadar sürer?</strong></p>
<p>Cerrahi işlem genellikle 15-30 dakika sürer. Ancak operasyonun tipine göre bu süre değişiklik gösterebilir. Kemik ile kaynaşma süreci 2-4 ay arasında değişebilir. Sonrasında protez aşamasına geçilir.</p>
<p><strong>6. İmplant tedavisinin alternatifi var mı?</strong></p>
<p>Diş köprüsü ve hareketli protez gibi alternatifler mevcut. Ancak implantlar, doğal dişe en yakın çözümü sunduğu için sıklıkla tercih edilir.  Hatta komşu dişlere zarar verilmeden tedavi sağlandığı için tercih edilen bir yöntemdir.</p>
<p><strong>7. İmplant sonrası ağız bakımına dikkat etmek gerekir mi?</strong></p>
<p>Kesinlikle evet. İmplantlar ne kadar biyouyumlu materyaller olsa da vücuda dışarıdan bir malzeme yerleştirildiği için ağız bakımı (diş fırçalama, diş ipi ve ara yüz fırçası kullanımı) ve düzenli hekimi kontrolleri implantların korunması açısından önemlidir. </p>
<p><strong>8. İmplantlar estetik olarak doğal görünür mü?</strong></p>
<p>Evet. Doğru planlama ve kaliteli malzemelerle yapılan implant üstü protezler, doğal diş görünümüne çok yakındır.</p>
<p><strong>9. İmplant pahalı bir tedavi mi?</strong></p>
<p>İlk başta maliyetli gibi görünse de uzun ömürlü olması ve diğer tedavilere göre daha az tekrar gerektirmesi nedeniyle uzun vadede avantajlıdır.</p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Tuzla Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Çakır, </strong>implant tedavisiyle ilgili daha fazla bilgi almak isteyen bireylerin bir diş hekimine danışmasının, en doğru yaklaşımı öğrenmeleri açısından önemli olduğunu söylüyor. Unutulmamalı ki, doğru planlama ve bilgilendirme ile implantlar uzun yıllar sağlıkla kullanılabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-implantlari-hakkinda-bilmeniz-gereken-9-bilgi-579407">Diş İmplantları Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 14:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mikroorganizma]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[süs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Çünkü her probiyotik her soruna iyi gelmiyor ve farklı etkileri olabiliyor. Probiyotiklerden doğru şekilde yararlanmak için, içeriğindeki özel mikroorganizmalara yani “suşlara” dikkat edilmesi ve uzmana danışılarak kullanılması önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Başak Çakır Güney, probiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Probiyotik seçiminde suş içeriği önemli</strong></p>
<p>Bağırsaklarımızda trilyonlarca mikroorganizma yaşar ve bu dev ekosistem, mikrobiyota olarak adlandırılır. Yalnızca sindirim değil bağışıklık, ruh hali, hatta metabolizma üzerinde bile etkilidir. Sadece 46 kromozomu olan biz insanlar için vücudumuzda saklı inanılmaz bir genetik cevherdir.</p>
<p>Son yıllarda sağlık gündeminin en popüler konularından biri probiyotiklerdir. Birçok kişi bağışıklığı güçlendirdiği ve sindirim sistemini rahatlattığı için bu takviyelere yöneldi. Ancak bu konu aslında bu kadar basit değildir. Probiyotikler suşlardan oluşur. Suşlar kısaca probiyotik mikroorganizmaların genetik olarak özelleşmiş alt türlerini ifade eder. Probiyotik kullanırken suş içeriğine bakmak ve probleme yönelik bir probiyotik kullanmak mantıklı olacaktır. Aksi takdirde içeriğinde suşlar yoksa ya da size uygun değilse kullandığınız ürün boşa gidiyor demektir. Bunun için probiyotik ürün seçerken içeriğini, reçetesini okumak gerekir.</p>
<p><strong>Hastalığınıza göre probiyotik seçin</strong></p>
<p>Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlığa fayda sağlayan canlı mikroorganizmalardır. En sık bilinen türleri Lactobacillus ve Bifidobacterium cinslerine aittir. Prebiyotikler ise bu dost bakterilerin besini olan, genellikle lif içeren bileşiklerdir. Birlikte çalıştıklarında bağırsak sağlığını destekleyici etkileri artar. Romatolojik hastalıklardan, kansere kadar pek çok hastalığa karşı mucizevi koruma sağlar. Bilimsel çalışmalar, bazı suşların belirli durumlarda etkili olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Peki, hangi hastalıkta hangi suş daha etkili? Örneğin antibiyotik kaynaklı ishal durumlarında ya da irritabl bağırsak sendromunda “lactobacillus”, crohn hastalığında ve ülseratif kolitte “VSL#3”, tip 2 diyabette ve obezitede “akkermansia muciniphila”, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarında rhamnosus GR-1 türlerine ait suşları içeren probiyotikler kullanılmalıdır. Yine üst solunum yolu enfeksiyonlarında probiyotik kullanılacaksa lactobacillus ve bifidobacterium cinslerine ait suşlar mutlaka olmalıdır.</p>
<p><strong>Doğal probiyotik kaynakları ne kadar etkili?</strong></p>
<p>Yoğurt, kefir, ev turşusu gibi fermente gıdalar doğal probiyotik kaynaklarıdır. Ancak bu gıdalardaki bakteri türleri ve miktarı değişkendir. Mevcut floramızı desteklemek için bu gıdaları mutlaka günlük rutinimize eklemeliyiz. Öte yandan kapsül formundaki probiyotiklerde belirli suşlar, belirli dozlarda yer alır. Bu, özellikle bir sağlık problemi için hedefli kullanımda önemlidir. Probiyotikler, doğru kişi ve doğru zamanda kullanıldığında sağlık üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Ancak bu mikroorganizmalar mucize değildir; her birey için aynı sonucu vermez. Rastgele kullanım yerine, şikayete özel, suş temelli bir seçim ve gerekiyorsa uzman görüşü alınması en doğrusudur. Aynı zamanda beslenme düzeni, stres yönetimi ve uyku gibi diğer yaşam tarzı faktörlerinin de mikrobiyotayı etkilediği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemini dengeleyen yeni nesil probiyotikler</strong><br />
Klasik probiyotiklerin ötesine geçen mikrobiyal dostlarımız arasında son yıllarda en çok dikkat çekenlerden biri “Akkermansia muciniphila”dır. Bu bakteri bağırsak mukus tabakasında yaşar ve bu bariyeri güçlendirerek “geçirgen bağırsak” gibi durumların önüne geçebilir. Çalışmalar, “A. muciniphila”nın obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer gibi metabolik hastalıklarla ters ilişkili olduğunu göstermektedir. Yeni nesil probiyotikler arasında “Faecalibacterium prausnitzii” bağırsak iltihabını azaltıcı etkileri vardır. “Christensenella minuta” İnce yapılı bireylerde daha çok bulunur, bu nedenle obeziteyle ters ilişkili olduğu düşünülür. “Bacteroides fragilis (PSA+)” ise bağışıklık sisteminin dengelenmesinde rol oynayan önemli yeni nesil probiyotiklerdendir.</p>
<p><strong>Probiyotik seçerken nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<ol>
<li>Suş bilgisi açıkça belirtilen ürünleri tercih edin.</li>
<li>İçerik kısmındaki suş bilgilerini okuyun.</li>
<li>Sağlık probleminize yönelik suşları içeren ürünler alın.</li>
<li>Bilimsel çalışmalarda kullanılmış mı kontrol edin.</li>
<li>Saklama koşulları ve son kullanma tarihi dikkate alın.</li>
<li>CFU (colony-forming unit) değeri yüksek mi kontrol edin. (Genel destek ve sağlıklı bireylerde 1-10 milyar CFU/gün, ishal durumunda ise 5-20 milyar CFU/gün olmalı)</li>
<li>Bir uzmana danışın</li>
</ol>
<p>Sürekli aynı suş içeren probiyotiği kullanmak yerinde birkaç ay arayla suşları çeşitlendirmek önemlidir. Gıda çeşitliliğine dikkat edilmeli ve fermente gıda tüketme alışkanlığı da mutlaka edinilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Fuarın gelişmesi için gereken katkıyı vermeye hazırız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-fuarin-gelismesi-icin-gereken-katkiyi-vermeye-haziriz-576796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 19:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarın]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hazırız]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[katkıyı]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vermeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576796</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde Fuar İzmir'de düzenlenen Interfresh Eurasia–Meyve, Sebze, Gıda, Gıda Ürünleri, Gıda Teknolojileri, Ambalaj, Tarım Teknolojileri, Depolama ve Lojistik Fuarı kapılarını açtı. Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Tarım ve gıda alanında yapılan fuarlar bizim için çok daha özel bir öneme sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-fuarin-gelismesi-icin-gereken-katkiyi-vermeye-haziriz-576796">Tugay: Fuarın gelişmesi için gereken katkıyı vermeye hazırız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde Fuar İzmir&#8217;de düzenlenen Interfresh Eurasia–Meyve, Sebze, Gıda, Gıda Ürünleri, Gıda Teknolojileri, Ambalaj, Tarım Teknolojileri, Depolama ve Lojistik Fuarı kapılarını açtı. Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Tarım ve gıda alanında yapılan fuarlar bizim için çok daha özel bir öneme sahip. İzmir aslında önemli ölçüde tarım ve aynı zamanda fuarlar kenti. Uluslararası ticaretin büyük rakamlarla gerçekleştiği şehirlerden birisi. Bu fuarın gelişmesi için gereken katkıyı vermeye hazırız” dedi.</p>
<p>Yaş meyve sebze sektöründe Türkiye’nin ihracat projesi olarak tanınan Uluslararası Meyve, Sebze, Gıda, Gıda Ürünleri, Gıda Teknolojileri Ambalaj, Tarım Teknolojileri, Depolama ve Lojistik Fuarı-Interfresh Eurasia, Fuar İzmir&#8217;de kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Antexpo tarafından 18-20 Eylül tarihlerinde düzenlenen, partner ülkesi Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti ve partner şehri Hatay olan fuarın açılışına çok sayıda yerli ve yabancı konuk katıldı. </p>
<p><strong>Tugay: Bizim için çok daha özel bir öneme sahip</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Dünyada ve Türkiye&#8217;de meyve ve sebze ihracatının yükselen yıldızı olan bir fuar Interfresh. Her yıl büyümesi bizim için de gurur verici. Burada pek çok fuara ev sahipliği yapıyoruz. Tarım ve gıda alanında yapılan fuarlar bizim için çok daha özel bir öneme sahip. İzmir aslında önemli ölçüde tarım ve aynı zamanda fuarlar kenti. Uluslararası ticaretin büyük rakamlarla gerçekleştiği şehirlerden birisi. Bu fuarın da, diğer fuarlar gibi İzmir&#8217;e yakıştığını, gelişmesi için gereken katkıyı vermeye hazır olduğumuzu söylemek isterim. Tarımsal üretimin geleceğindeki riskleri hepimiz biliyoruz. Bu fuarlar vesilesiyle tarım ve gıda teknolojileri, lojistiği konularının da çalışılması, bunların da geliştirilmesi eminim sektörün ayakta kalması için faydalı olacaktır. Bu sene 70&#8217;in üzerinde ülkenin alım heyetiyle geldiğini öğrenmekten mutluluk duydum” dedi.</p>
<p><strong>Amcaoğlu: Yüreğimiz Türkiye için çarpıyor</strong><br />Partner ülke KKTC&#8217;nin Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, “Bizim açımızdan çok önemli temaslar kuruluyor. Yüreğimiz Türkiye için çarpıyor” dedi. </p>
<p><strong>Başarılı fuar mesajı</strong><br />AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, “Tarıma, toprağa yatırım yapan herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Türkiye&#8217;nin ticaret hacmini anlatan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “Bugün Türkiye&#8217;nin dünya tarım ihracatından aldığı pay yüzde 1,5. Dünyada 21. sıradayız” dedi. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, “Bu sene katılımcı rekoru kırarak 20 binin üzerinde ziyaretçi bekliyoruz” diye konuştu. Antexpo Genel Müdürü Murat Özer ise, “Geçtiğimiz sene 54 ülkeden ziyaretçi geldi. 70&#8217;in üzerinde ülkeden ziyarete gelecek yabancı alıcılarımız olduğunu görüyoruz” dedi. </p>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, fuarın açılışına video mesajla katılarak başarılı bir fuar diledi.</p>
<p><strong>70&#8217;in üzerinde ülkeden alıcı bekleniyor</strong><br />Interfresh Eurasia Fuarı; Meyve, Sebze, Depolama Ambalaj, Lojistik Fuarı olarak 2018’de Türkiye&#8217;nin meyve, sebze ihracatını artırma projesi olarak başladı. Sektörün dünyadaki vitrini haline gelen Interfresh Eurasia, bu sene 70’in üstünde ülkeden alıcıları 18-20 Eylül tarihlerinde İzmir’de buluşturuyor. <br />Türkiye’nin ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, fuarda partner ülke oldu. Başta narenciye (portakal, mandalina, limon, greyfurt) olmak üzere domates, patatesin yanı sıra önümüzdeki yıllarda tropikal meyveler (avokado, mango, ejder meyvesi) gibi katma değeri yüksek ürünleri de teşvik ederek üretimin artırılmasıyla KKTC’ye ciddi anlamda katma değer sağlanacak. Partner şehir olarak ise Hatay fuarda yerini aldı. Dünyanın dört bir yanından gelen alıcılar, “HAYAT HATAY” projesi altında buluşuyor. Proje kapsamında 53 kadın kooperatifi ve 600 kadın üretici, 105 binden fazla ürünü hayathatay.com, zincir market stantları ve Interfresh Eurasia aracılığıyla hem Türkiye’ye hem de dünya pazarına sundu. Birçok ülkeden market zincirleri, büyük toptancılar, ithalatçılar da Interfresh Eurasia&#8217;da yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-fuarin-gelismesi-icin-gereken-katkiyi-vermeye-haziriz-576796">Tugay: Fuarın gelişmesi için gereken katkıyı vermeye hazırız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 20:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor. Toplumsal yardımlaşmanın en kıymetli örneklerinden birinin kan bağışı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Sosyal sorumluluk bilincini artıran kan bağışı, topluma katkı sağlama duygusuyla kişide stres ve depresyon belirtilerinin azalmasına da yardımcı olabilir. Bu faydalı alışkanlık, toplumu acil durumlara karşı hazırlıklı olmaya teşvik ederken bir yandan da düzenli bağışçıların sağlık durumlarını daha iyi tanımalarına ve acil durumlarda daha organize hareket etmelerine olanak sağlar” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye’nin kan bağışı oranlarında gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için bağışçı sayısının artması gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Ülkemizdeki kan bağışlarının büyük bir kısmını organize eden kurum Türk Kızılay’ın verilerine göre 2023 yılında toplam 2,5 milyon ünite kan bağışlandı. 300’den fazla mobil kan bağışı noktasıyla düzenli kan veren 1,2 milyon kişiye kolaylık sağlanıyor. Türkiye’de her 1.000 kişiden yaklaşık 14–16’sı düzenli kan bağışı yaparken Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oran gelişmiş ülkelerde 32 olarak öne çıkıyor. Ülkemiz kan bağışında dünya ortalamasının üstünde fakat gelişmiş ülkelerin gerisinde olduğu için düzenli bağış alışkanlığı önem verilmesi gereken bir konu” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Aç karınla kan bağışı yapılmamalı</strong></p>
<p>Kan bağışının ardından hafif seyreden bazı yan etkiler oluşabileceğine değinen Özdamar, “Bağış sonrası hafif baş dönmesi veya baygınlık hissi yaşanabilir. Bu yan etki genellikle kişinin yeterince su içmemesi ya da aç karınla bağış yapmasıyla ilişkilidir. Genellikle birkaç dakika dinlenmek ve bol sıvı tüketmek bu şikâyeti ortadan kaldırır. Bir başka yan etki olarak iğne yapılan bölgede hafif ağrı, morarma veya şişlik oluşabilir; bu durum da çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelir. Nadir vakalarda, iğne sinir uçlarına yakın bir damardan yapılmışsa kısa süreli uyuşma veya karıncalanma hissi de oluşabilir ancak uzun sürerse doktor değerlendirmesi gerekebilir. Bağış sonrasında vücut kaybedilen kanı telafi etmeye çalışacağı için hafif yorgunluk ve halsizlik hissedilebilir. Bol sıvının yanında hafif gıdalarla beslenmek hızlı bir toparlanma sağlar. Çok nadir olarak ise stres, sıvı eksikliği ya da ani kalkma gibi nedenlerle bayılma yaşanabilir. Bu nedenle bağıştan sonra en az 10-15 dakika dinlenmek ve aniden ayağa kalkmamak sıklıkla tavsiye edilir” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Doç. Dr. Melda Özdamar kan vermeden önce bağışçılara dikkat etmeleri gereken noktaları sıraladı:</p>
<ol>
<li>Kan bağışı aç karnına yapılmamalı. İşlemden birkaç saat önce özellikle demir açısından zengin kırmızı et, ıspanak ve baklagiller gibi besinlerle hafif ve dengeli bir öğün tercih edilmeli. Kandaki yağ oranı çok yüksek olursa bağışlanan kanın işlenmesi zorlaşabileceği için fastfood ve kızartma gibi çok yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. </li>
<li>Vücudun sıvı dengesi iyi olursa, kan alma işlemi daha rahat gerçekleşir ve baş dönmesi gibi şikayetler azalır bu nedenle bağış öncesindeki 24 saat içinde bol su içilmeli. </li>
<li>Uykusuzluk, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riskini artırabileceği için kan bağışından önceki gece en az 6-8 saat uyumaya özen gösterilmeli. </li>
<li>İşlemin en az 24 saat öncesinden alkol tüketimi bırakılmalı. Vücuttan su atılımını artıracağı ve sıvı kaybına yol açabileceğinden çay, kahve ve enerji içeceği gibi aşırı kafeinli içecekler de sınırlandırılmalı.</li>
<li>Kan alma işlemini kolaylaştırmak için kısa kollu ya da kolayca sıvanabilen giysiler tercih edilmeli.</li>
<li>Bağış yapacak kişi kendini iyi hissetmiyorsa örneğin ateş, boğaz ağrısı, halsizlik gibi şikayetleri varsa bağışı ertelemeli.</li>
<li>Düzenli kullanılan ilaçlar, yeni geçirilen hastalıklar veya ameliyatlar mutlaka kan merkezi yetkilisine bildirilmeli.</li>
<li>Yasal prosedür gereği kişinin yanında mutlaka; kimlik kartı, ehliyet veya pasaport gibi resmî bir belge bulunmalı.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetten]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet riskini artıran 6 hata ! Uzmanlar, yaz aylarında farkında olmadan yapılan hataların diyabet riskini artırabileceğine dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015">Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet riskini artıran 6 hata ! Uzmanlar, yaz aylarında farkında olmadan yapılan hataların diyabet riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kırım</strong>, diyabetin hem dünyada hem de ülkemizde çılgın bir hızla arttığını belirterek “Yapılan çalışmalar, diyabeti olan bireylerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında bile olmadığını göstermektedir. Oysa diyabet tedavi edilmediğinde hayati risklere yol açabilir. Yaz aylarında farkında olmadan yapılan küçük hatalar da, diyabetli bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor. Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabette en yaygın yapılan ve tehlikeyi artıran 6 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><b><strong>Yeterince su tüketmemek</strong></b></p>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yazın hem hava sıcaklığının hem de açık havada fiziksel aktivitenin artması nedeniyle vücutta sıvı kaybı riski çok artmaktadır. Vücudun susuz kalması kan şekerini sanılandan çok daha fazla yükseltir. Dehidrasyon bazen çok yavaş gelişebildiğinden fark edilemeyebilir. Aşırı sıcaklarda yeterince su tüketmemek, çay, kahve, bira ve meyve sularının ise kaybedilen sıvıyı yerine koyacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı çoğunlukla su ile karşılanmalıdır. Günde bir-iki bardak maden suyu ya da ayran da tüketilebilir” diyor.</p>
<p><b><strong>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek</strong></b></p>
<p>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek çok sık yapılan yanlışlardandır. Çünkü çıplak ayakla yürümek çok ciddi riskler içermektedir. Özellikle sinir hasarları olan hastalar kumdaki aşırı sıcaklığı hissedemedikleri için tabanlarının yanmasına neden olmaktadırlar. Yine kum içindeki cam kırıkları, iğne vs gibi yabancı cisimler ayak tabanına batarak yara ve enfeksiyona neden olabilirler. Bu nedenle diyabeti olanların kumsalda kesinlikle terliksiz gezmemesi gerekir. Deniz tabanında da keskin kaya kenarları ya da sivri cisimler olabileceği için denize de mutlaka deniz ayakkabısı ile girilmelidir.</p>
<p><b><strong>Yaz önlemlerini ihmal etmek</strong></b></p>
<p>Diyabette yaz mevsimine yönelik bazı kurallara dikkat etmek gerekse de pek çok hasta bu önlemleri göz ardı edebilmektedir. Örneğin; kumsalda uzun süreler güneşe doğrudan maruz kalmamak, bol, rahat ve havalandırması güzel olan giysiler giymek, şapkasız ve terliksiz güneşe çıkmamak gerekir. Diyabet hastalarında katarakt riski arttığından dolayı UV koruması da bulunan güneş gözlükleri terich edilmelidir. Kapalı ortamlarda klima kullanırken ısı 24 derece civarında tutulmalı, daha düşük derecelerden kaçınılmalıdır.</p>
<p><b><strong>İlaçları yaz sıcağına maruz bırakmak</strong></b></p>
<p>Yazın ilaçların aşırı sıcaklara ve güneşe sıkça maruz bırakılabildiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kırım “Özellikle insülin kullanan hastalar soğuk zincire daha fazla dikkat etmelidirler. Hava sıcaklığının yüksek olması nedeniyle dışarda kalan insülin daha çabuk bozulabilir. İnsülin pompası aşırı sıcakta ve güneşte kaldığında pompadaki insülinin etkisi azalabilmektedir. Yazın cilt ısısı da artacağı için ya da egzersizin artırılması nedeniyle insülin kana daha çabuk karışıp önce şeker düşmesine, çabucak kullanılıp bittiği için de daha sonra şekerin yükselmesine neden olabilir. O nedenle insülin enjeksiyonu doğrudan güneş ışığı almayan bölgelere ve daha az kas hareketi olan bölgelere yapılmaldır. Örneğin; koşmayı planlayan bir hasta bacağına yapmamalıdır” diyor.</p>
<p><b><strong>Meyve tüketiminde ölçüyü kaçırmak</strong></b></p>
<p>Yaz meyveleri iştah kabarttığından tüketiminde sıkça aşırıya kaçılabilmektedir. Ancak bol sulu ve serinletici etkileri olsa da şeker içeriği zengin olduğundan meyve tüketiminde günde iki porsiyonu geçmemek ve avuç içi kadar tüketmek gerekir. Akşamları özellikle meyve yedikten sonra hareketsiz kalınırsa, örneğin uyunursa, hem kan şekeri hem de kolesterol değeri yükselir. Bu nedenle gündüz saatleri idealdir. Yaz lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden dondurmanın da fruktoz şurubu kullanılanarak yapılanlarından uzak durulmalı, doğal şekerle yapılanları tercih edilmelidir.</p>
<p><b><strong>Şekerli içecekler tüketmek</strong></b></p>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yaz aylarında şekerli ve gazlı içecekler ile alkol tüketiminde artış diyabetli bireyler için büyük risk oluşturmaktadır. Şekerli içecekler, alkol ve kokteyllerde kullanılan meyve sularının kan şekerini önce yükseltip sonra düşürebileceği akılda tutulmalıdır. Alkol tüketimi, diyabet hastalarında şeker düzeyinde tehlikeli düşmelere ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle alkol sınırlandırılmalı ve aç karnına kesinlikle tüketilmemelidir” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015">Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2025 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenleri ile etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158">Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenleri ile etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Seks bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi…</strong></p>
<p>Seks bağımlılığının hem biyolojik hem de psikolojik faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan multifaktöriyel bir süreç olduğunu aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Diğer madde bağımlılıklarında olduğu gibi, seks bağımlılığı da dopamin nörotransmiteri ile ilişkilidir. Birey, dopamin aracılığıyla haz, zevk ve tatmin duygusunu yaşadıktan sonra, her defasında bu tatminin şiddetini ve haz derecesini artırma eğiliminde olur.” dedi.</p>
<p>Bu durumun biyolojik açıklamasının oldukça basit olduğunu ifade eden Hajiyeva, “Dopamin salınımı belli bir süreden sonra tolerans gelişimine neden olur ve dopamin reseptörlerinde ‘down regülasyonu’ gerçekleşir. Yani, aynı cinsel aktiviteler dopamin salınımına yol açsa da, reseptörlerin duyarlılığı azaldığı için kişi eskisi kadar zevk alamaz. Bu da bireyin daha farklı cinsel fanteziler peşinde koşmasına, yeni dürtüler geliştirmesine ve farklı hazlar aramasına neden olur. Aslında bu süreç, diğer bağımlılık türlerinde de gözlenen tipik bir tolerans gelişimini yansıtır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin fren mekanizması prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça devreye girer!</strong></p>
<p>Kompulsif cinsel davranışlar gösteren bireylerin EEG&#8217;lerinde de belirgin değişiklikler saptandığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Burada önemli bir nöroanatomik yapıya değinmek gerekir. Herkes bir arabanın freninin nerede olduğunu bilir, ama kendi vücudumuzun, zihnimizin, ruhumuzun ve beynimizin ‘freni’ nerededir? Bu fren, beynin prefrontal korteksidir.” dedi.</p>
<p>Prefrontal korteksin, dürtülerimizi, davranışlarımızı ve kompulsif eğilimlerimizi kontrol eden bir bölge olduğunu hatırlatan Hajiyeva, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu bölgenin gelişimi 20-25 yaşlarına kadar devam eder. Bu nedenle, seks bağımlılığı, riskli cinsel davranışlar ve yoğun cinsel eğilimler özellikle genç yaşlarda daha sık görülür. Ancak zamanla prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça, bu fren mekanizması devreye girer ve süreç daha kontrol edilebilir hale gelir. Dolayısıyla, bu bağımlılığın dopamin sistemi ve prefrontal korteks üzerinden işlediğini dikkate alırsak, biyolojik faktörlerin sürecin önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür. Ancak psikolojik etkenleri de göz ardı etmemek gerekir. Çocuklukta yaşanan travmalar, akran zorbalığı, aile içi baskılar ve istismar gibi faktörler de bu tür patolojilerin gelişmesinde tetikleyici olabilir. Birey, yaşadığı bu duygusal boşluğu doldurmak için ani ve hızlı bir şekilde haz arayışına yönelebilir. Bu da kendini cinsel bağımlılık şeklinde gösterebilir.”</p>
<p><strong>Yalnızlık ve depresif sürece neden olabilir!</strong></p>
<p>Seks bağımlılığının bireylerin sadece cinsel hayatlarını etkilemekle kalmadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Bireylerin sosyal, fizyolojik, işlevsellik, romantik ilişkiler gibi tüm alanlarına nüfus eder ve o süreçleri de negatif olarak etkiler.” dedi.</p>
<p>Bağımlılığın, bireylerin sürekli olarak zihinlerinde bastırması gereken bir dürtüyle birlikte ilerlediğini ve sürekli bastırılması gereken bir düşünce olduğu için bireylerin çok fazla kaygılı, endişeli olduklarını kaydeden Hajiyeva, “Bireylerin çok fazla kaygı ve endişeleri zamanla bireyleri toplumdan uzaklaştırabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık süreçlerine neden olabilir. Yalnızlık, kendisiyle birlikte bir depresif süreci tetikleyebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Seks bağımlılığı kişinin tüm hayatını etkileyebiliyor! </strong></p>
<p>Bu bireylerde utanç duygusuyla birlikte öz saygıda, öz değerde azalma, yetersizlik, değersizlik duygularının tetiklendiğine vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Aynı zamanda tabii ki psikolojik faktörler dışında, bireylerin sosyal hayatları da sosyal izolasyonla ve yalnızlıkla birlikte çok fazla etkileniyor. İş hayatlarındaki işlevsellik çok azalıyor çünkü işlerine odaklanamıyorlar. Gerekli sorumlulukları yerine getiremiyorlar ve bu bireylerin işlerinden atılmasına kadar giden bir sürece neden olabiliyor.” dedi.</p>
<p>Bağımlı kişilerin romantik ilişkilerinin de olumsuz etkilendiğine işaret eden Hajiyeva, “Partneri ile arasında sürekli bir güvensizlik, sadakatsizlik süreçleri romantik ilişkileri de kötü etkiliyor. Bu da bireyin yalnızlığına, uzaklaşmasına ve izolasyonuna neden oluyor. Aynı zamanda burada fizyolojik faktörler de var. Fizyolojik faktörler arasında en fazla örnek verebileceğimiz korunmasız cinsel ilişkiler. Seks bağımlılıklarında çok fazla rastlanıyor ve bu da cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını artırıyor. Bu yüzden bu süreci bir tek seks bağımlı olarak değil, tüm alanlara nüfuz eden, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak algılamamız toplum açısından ve bizim açımızdan çok daha faydalı olacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirme yapılmalı!</strong></p>
<p>Seks bağımlılığına yönelik farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Okullarda düzgün ve sağlıklı cinsel bilgilendirilmeler yapılabilir. Çünkü şu an sosyal medyayla birlikte çocukların çok fazla uygunsuz, gereksiz materyallere, cinsel uyarılara maruz kaldığını görüyoruz. Çocuklar cinselliği pornografik materyallerden öğrenmeye başladılar, oysaki cinsellik ve gerçek yaşamdaki süreçler daha farklı boyutlarda. Bu yüzden çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirmenin yapılması aslında bu süreçte atabileceğimiz çok önemli adımlardan biri.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158">Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük&#8217;te Korunması Gereken Kültür Varlığı Binanın Restorasyonu Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-korunmasi-gereken-kultur-varligi-binanin-restorasyonu-devam-ediyor-552974</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 12:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binanın]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gölcükte]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[varlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, Saraylı Mahallesi’nde bulunan korunması gereken kültür varlığı niteliğindeki binanın restorasyon çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-korunmasi-gereken-kultur-varligi-binanin-restorasyonu-devam-ediyor-552974">Gölcük&#8217;te Korunması Gereken Kültür Varlığı Binanın Restorasyonu Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, Saraylı Mahallesi’nde bulunan korunması gereken kültür varlığı niteliğindeki binanın restorasyon çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Gölcük Belediyesi; tarihî ve kültürel mirasımızı korumaya, korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilen yapıları aslına uygun şekilde ihya ederek gelecek nesillere aktarmak ve ilçe turizmine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında Saraylı Mahallesi 436 ada, 2 parselde yer alan ve mülkiyeti Gölcük Belediyesi’ne ait olan, korunması gereken kültür varlığı niteliğindeki binada başlayan restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p><b>SARAYLI MAHALLE KONAĞINA DÖNÜŞTÜRÜLECEK</b></p>
<p>Saraylı’nın tarihi dokusundaki örnek binalardan biri olan yapının ihya edilmesi için; rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmasının ardından restorasyon ihalesi gerçekleştirilmişti. Yapımı tamamlandığında “Saraylı Mahalle Konağı” olarak hizmet verecek olan tarihi binadaki çalışmalar sürüyor.</p>
<p><b>İLÇEDEKİ TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER KORUNUYOR</b></p>
<p>Çalışmalar hakkında bilgi veren Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “İlçemizin tarihî ve kültürel değerlerini koruma ve gelecek kuşaklara aktarma yönündeki çalışmalarımıza verdikleri destekten dolayı Kocaeli Valimiz İlhami Aktaş’a çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-korunmasi-gereken-kultur-varligi-binanin-restorasyonu-devam-ediyor-552974">Gölcük&#8217;te Korunması Gereken Kültür Varlığı Binanın Restorasyonu Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Netanyahu&#8217;dan Hamaney&#8217;e suikast gündemiyle ilgili açıklama: &#8216;İsrail yapması gereken şeyi yapıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/netanyahudan-hamaneye-suikast-gundemiyle-ilgili-aciklama-israil-yapmasi-gereken-seyi-yapiyor-545400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 21:23:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gündemiyle]]></category>
		<category><![CDATA[hamaneye]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[netanyahudan]]></category>
		<category><![CDATA[şeyi]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545400</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail Başbakanı Netanyahu, İran'ın ruhani lideri Hamaney'in hedef alınmasıyla ilgili bir soruya "İsrail yapması gereken şeyi yapıyor" yanıtını verdi. Netanyahu, bu durumun çatışmayı artırmayıp aksine sona erdireceğini iddia etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/netanyahudan-hamaneye-suikast-gundemiyle-ilgili-aciklama-israil-yapmasi-gereken-seyi-yapiyor-545400">Netanyahu&#8217;dan Hamaney&#8217;e suikast gündemiyle ilgili açıklama: &#8216;İsrail yapması gereken şeyi yapıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>İsrail Başbakanı <strong>Benyamin Netanyahu</strong> Amerikan ABC News kanalına verdiği röportajda İran&#8217;ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney&#8217;in İsrail tarafından hedef alınabileceğine yönelik soruya yanıt verdi. </p>
</div>
<div>
<p>Netanyahu, ABD Başkan Donald Trump&#8217;ın İsrail&#8217;in Hameney&#8217;e yönelik suikast planını, çatışmayı tırmandıracağı endişesiyle reddettiği yönündeki açıklamasına  <strong>&#8220;Bu, çatışmayı tırmandırmayacak, çatışmayı sona erdirecek&#8221; </strong>yorumunu yaptı. </p>
</div>
<div>
<p>Netanyahu, Hamaney&#8217;i hedef alıp almayacakları sorusuna ise &#8220;İsrail yapması gereken şeyi yapıyor&#8221; cevabını verdi.</p>
</div>
<div>
<p>Benyamin Netanyahu, ABD&#8217;nin en büyük çıkarının İsrail&#8217;i desteklemek olduğunu da savundu ve &#8220;Bugün Tel Aviv, yarın New York. &#8216;Önce Amerika&#8217; mottosunu anlıyorum, ancak &#8216;Ölü Amerika&#8217;yı anlamıyorum. Bu insanlar (İran) bunu istiyorlar&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p><b>&#8216;Hitler&#8217;in nükleer takımı&#8217;</b></p>
</div>
<div>
<p>İran&#8217;ın en önde gelen nükleer bilim insanlarını hedef aldıklarını anlatan İsrail Başbakanı Netanyahu &#8220;Onlar açıkçası Hitler&#8217;in nükleer takımıydı&#8221; yorumunu yaptı.</p>
</div>
<div>
<p>İsrail&#8217;in 13 Haziran Cuma günü İran&#8217;a başlattığı saldırılardan bu yana 14&#8217;den fazla nükleer bilim insanının hayatını kaybettiği açıklanmıştı. </p>
</div>
<div>
<p>Ayrıca Netanyahu, İran&#8217;ın görüşmeler sırasında nükleer silah geliştirmeye devam etmek için nükleer görüşmeleri yeniden başlatmak istediğine inanıyor.</p>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250616/netanyahudan-hamaneye-suikast-gundemiyle-ilgili-aciklama-israil-yapmasi-gereken-seyi-yapiyor-1097071256.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/netanyahudan-hamaneye-suikast-gundemiyle-ilgili-aciklama-israil-yapmasi-gereken-seyi-yapiyor-545400">Netanyahu&#8217;dan Hamaney&#8217;e suikast gündemiyle ilgili açıklama: &#8216;İsrail yapması gereken şeyi yapıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor. Kanser hastalarının evden çıkmaması gerektiği düşüncesinin büyük bir yanlış olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu hastaların bazı kurallar çerçevesinde çalışması ve hatta tatil yapması mümkün. Tabii aldıkları tedavinin çeşidi ve çalışma ortamının ya da tatil için seçilen yerin uygun şartlara sahip olması da önemli. Örneğin kemoterapi bulantı, ishal, enfeksiyon gibi yan etkiler oluşturmuyorsa hastanın hayatından geri kalması için hiçbir sebep yok” dedi.</strong></p>
<p>İş hayatına dönme ya da tatile çıkma gibi kararlar konusunda, hastaların hekimlerine danışarak harekete geçmesi gerekiyor. Kemoterapinin yan etki profilinin, veriliş sıklığının ya da kişideki ek hastalıkların varlığının hekimin düşüncelerini etkileyebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Sistemik kanser tedavileri alanların kan değerlerinde düşüklük, bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler veya beslenme sorunları yoksa doktor kontrolüyle rahatlıkla tatil planı yapabilirler” dedi.</p>
<p>Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserli hastalara tatilde her şeyin yolunda gitmesi için 9 öneride bulundu:</p>
<ol>
<li>Tatil için gidilen yer uzak bir yer ise arabayı hastalar kullanmamalı. Beyin ödemi riski, ciddi nefes darlığı ya da derin anemisi olanlar ise uçakla seyahatten uzak durmalı.</li>
<li>Tatile çıkmadan önce liste yaparak düzenli kullandığınız ya da ağrı, bulantı ve ishal gibi acil durumlarda ihtiyaç duyabileceğiniz destek ilaçları yanınıza aldığınızdan emin olun. Düzenli ilaçlarınızı tatil boyunca aksatmadan almaya özen gösterin.</li>
<li>Yürüteç, oksijen tüpü, kolostomi torbası gibi ekipmanlar kullanıyorsanız bunları da tatilinizde eksik etmeyin. </li>
<li>Yemek yiyeceğiniz mutfakların hijyenik olmasına dikkat edin.</li>
<li>Açıkta bekletilmemiş ve günlük taze pişmiş yemekler tercih edin, çiğ balık veya deniz ürünü içeren gıdalardan uzak durun.</li>
<li>Sokaklarda satılan dondurma gibi paketsiz yiyeceklerden, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden kaçın. Suyu bile sadece kapalı şişelerden için.  </li>
<li>Gideceğiniz yerin sıcaklık değerleri yüksekse mutlaka şapka, gözlük, güneş koruyucu kullanın ve 11.00 ile 15.00 saatleri arasında gölge altında olmaya özen gösterin.</li>
<li>Kanser tedavileri nedeniyle hassaslaşan cildinizi güneşe karşı koruyun. Radyoterapi alınan bölgeleri özellikle kapatın. Bazı kemoterapi türlerinin güneşe maruz kalındığında cilt hasarlarına yol açabileceğini unutmayın.</li>
<li>Kontamine sulardan birçok enfeksiyon bulaşabileceği için denize ya da havuza girerken su yutmamaya çok dikkat edin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-536674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 07:58:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijitalleşme çağının negatif getirilerinden hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanları ve stres diyabetin giderek yaygınlaşmasına yol açarak halk sağlığını tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-536674">Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijitalleşme çağının negatif getirilerinden hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanları ve stres diyabetin giderek yaygınlaşmasına yol açarak halk sağlığını tehdit ediyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu, Türkiye’deki diyabetli hasta sayısının 2050’de yaklaşık bir buçuk kat artarak 14,1 milyona ulaşacağını öngörüyor. Vücudun pek çok alanına zarar veren hastalığın özellikle de ayaklarda ciddi yaralara yol açtığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabet, sinir hasarı veya kan dolaşımı bozuklukları gibi sorunlara yol açabileceğinden doğru ayakkabı seçimi hastalıkla mücadelede kritik bir role sahip” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, ayak sağlığını korumak ve diyabete bağlı olası yaraların önlenmesi için doğru ayakkabı seçimi konusunda dikkat edilmesi gereken 6 noktayı sıraladı.</p>
<p><strong>Yumuşak ve esnek olmalı </strong></p>
<p>Ayakkabılar, ayakları sıkmamalı ve baskı yapmamalı. Ayakkabının özellikle üst kısmı, ayakları rahatsız etmeyen, yumuşak ve esnek malzemelerden yapılmış olmalı. Yumuşak kumaşlar veya deri ayakkabılar sürtünmeyle oluşabilecek ayak yaraları riskini azaltabilir.</p>
<p><strong>Destekli bir iç tabanı olmalı</strong></p>
<p>Diyabetik hastaların ayaklarında genellikle duyusal kayıplar vardır bu nedenle de ayakkabının iç kısmının yeterince yastıklı ve destekleyici olması önemli. İyi bir iç taban, ayakları şoklardan koruyarak basınç noktalarının zarar görmesini engeller. Bu noktada ayakkabının içine yerleştirilecek ayrı bir ortopedik tabanlık veya ped de tercih edilebilir.</p>
<p><strong>Burnu büyük ve geniş olmalı</strong></p>
<p>Tercih edilecek ayakkabının burun kısmı geniş ve büyük olmalı böylece parmaklara baskı yapmamalı ve parmaklar rahatça hareket edebilmeli. Dar ayakkabılar, parmakların birbirine sürtünmesine veya sıkışmasına yol açarak; nasır, açık yara veya diğer ayak problemleri riskini artırabilir. </p>
<p><strong>Tabanı yüksek olmalı</strong></p>
<p>Diyabetik hastalara genellikle kapalı ayakkabılar önerilir. Bunun sebebi; açık ayakkabıların dış etkenlere karşı korunmasız olmasıdır. Ayrıca ayakların düzgün bir şekilde desteklenmesini sağlayacağı ve basıncı dağıtarak potansiyel yaraların önüne geçeceği için yüksek taban da oldukça kritiktir.</p>
<p><strong>Dikişleri yumuşak olmalı</strong></p>
<p>Ayakkabının iç kısmında hiçbir sert unsur olmamalı. Özellikle dikiş yerleri, ayakla temas ettiğinde sürtünme yaparak yaralar açabileceği için yumuşak malzemeden olmasına dikkat edilmeli. Rahat bir kullanım için ayakkabının iç kısmının düz ve pürüzsüz olması kıymetli.</p>
<p><strong>Hava geçirgenliği olmalı</strong></p>
<p>Diyabetik hastalar ayaklarının nemini ve ısısını kontrol altında tutabilmek için nefes alabilen ayakkabılar tercih etmeli. Kapalı olsa da hava alabilen materyaller, ayakların terlemesini önleyerek mantar enfeksiyonları gibi komplikasyonların önüne geçebilir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-536674">Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Tarımımıza gereken desteği vereceğiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-tarimimiza-gereken-destegi-verecegiz-462331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2024 21:14:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[tarımımıza]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[vereceğiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 11'incisi düzenlenen OLIVTECH-Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı, Fuar İzmir'de düzenlenen törenle açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-tarimimiza-gereken-destegi-verecegiz-462331">Tugay: Tarımımıza gereken desteği vereceğiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, “Tarımımıza, tarımsal üretimimize, markalarımıza gereken desteği vereceğiz. Her fuar bir öncekinden daha fazla kapsayıcı ve kucaklayıcı olmalı. Bu yolda kararlı şekilde çalışacağımızı lütfen bilin” dedi.</p>
<p>Fuarlar kenti İzmir zeytin, zeytinyağı ve kahve tutkunlarını bir araya getirecek iki fuara ev sahipliği yapıyor. İZFAŞ tarafından 23-25 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 11. OLIVTECH &#8211; Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile İZFAŞ ve TACTFAIR iş birliği ile 23-26 Mayıs tarihlerinde yapılan 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı Fuar İzmir&#8217;de başladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın ev sahipliğinde yapılan açılışa İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Güngör Şarman, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Ticaret Bakanlığı temsilcileri, sektör temsilcileri, bürokratlar katıldı.</p>
<p><strong>Tugay: Türkiye&#8217;nin İzmir&#8217;den büyük beklentileri var</strong></p>
<p>Merhum İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina&#8217;nın “İzmir fuarlar ve kongreler kenti olacaktır” sözlerini hatırlatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir&#8217;in Türkiye&#8217;nin fuarcılıkta öncü kenti olduğunu söyledi. Tugay, “Bu fuar da bizim için çok kıymetli ve Türkiye&#8217;nin gerçekten İzmir&#8217;den büyük beklentileri var. Bu beklentileri karşılama yolunda İzmir Ticaret Odamız, Ege Bölgesi Sanayi Odamız, İzmir Ticaret Borsamız, Ege İhracatçı Birliklerimiz, Bakanlığımız başta olmak üzere verilen destekler ve İZFAŞ&#8217;ın çabalarıyla bu yolu yürümekten gurur duyduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.</p>
<p><strong>“Bu yolda kararlı şekilde çalışacağımızı lütfen bilin”</strong></p>
<p>Sektörün zeytin ve zeytinyağı için çabalarını mutlulukla takip ettiğini kaydeden Başkan Tugay, “Belediye olarak üreticilerimize destek olmak, bu tür organizasyonlarda üzerimize düşeni yapmak için her geçen daha fazla çaba ve gayret içinde olma konusunda kararlıyız. Akdeniz&#8217;de zeytin ağaçları arasında yaşamaktan mutluluk duyuyoruz. Her geçen gün daha fazla zeytin ağacına sahip oluyoruz, ülkemizde daha fazla zeytin üretiliyor. Ancak nitelikli üretim, üretimin kapasitesini artırmak, ürettiğimizi markalaştırmak ve bu markaları dünyaya sunma konusunda hepimizin elinden geleni yapması gerekiyor. Bu görev aynı zamanda yerel yönetimlerindir. Biz de hem Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığımız, hem İZTARIM şirketimiz, hem de yakın zamanda kurduğumuz Kırsal Bölge Planlama Daire Başkanlığımızın çabalarıyla, burada ise İZFAŞ&#8217;ımızın katkılarıyla tarımımıza gereken desteği vereceğiz. Her fuar bir öncekinden daha fazla kapsayıcı ve kucaklayıcı olmalı. Yurt dışında örnek almamız gereken fuarları daha detaylı incelemeli ve buralardan neler taşıyabiliriz bunlara bakmalıyız. Bu yolda kararlı şekilde çalışacağımızı lütfen bilin” dedi.</p>
<p><strong>Özgener: Olivtech ihracat hedefine büyük katkı sağlayacak</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Sektör olarak köklü bir geçmişe ve potansiyele sahip olan Olivtech&#8217;in yurt dışı tanıtımını çok önemsiyor, nitelikli yabancı ziyaretçilerin organizasyonumuzu daha yukarıya taşıyacağına inanıyoruz. Kentimizde fuarcılığın gelişmesi sadece katılımcı sayılarına bakılarak değerlendirilecek bir husus değil. Fuarın niteliği de en az katılımcı yoğunluğu kadar önemli. Sektörümüzün hedefi 2028 yılında 2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmak. Olivtech de bu hedefe büyük katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ürün: Fuarlar zenginliğimizi vurguluyor</strong></p>
<p>Zeytinin doğal bir ilaç olduğunu hatırlatan Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, “Üreticilerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Biz EBSO olarak üreticilerimizin en büyük çözüm ortağı olma gayretindeyiz” dedi.</p>
<p><strong>Şarman: Potansiyelimiz fazlasıyla var</strong></p>
<p>Sektör için bilim, inovasyon ve karşılıklı fikir alışverişinin önemine vurgu yapan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Güngör Şarman, “Hepimizin amacı üretimi ve ihracatı artırmak, ülkemize döviz kazandırmaktır. 200 milyonu aşan ağaç varlığımız ile potansiyelimizin fazlasıyla var olduğuna inanıyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tan: Çok önemli bir fuar</strong></p>
<p>Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, “Bu fuar sıradan bir fuar değil. 11. kez düzenlenen çok önemli bir fuar. Sektörün yol haritasının çizildiği, bugünü, dünü ve geleceğinin değerlendirildiği çok değerli bir buluşma platformu” dedi.</p>
<p><strong>Tugay OLIVTECH&#8217;i gezdi, zeytinyağı envanteri çıkaracaklarını söyledi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, açılışın ardından beraberindeki heyetle OLIVTECH katılımcılarını ziyaret etti. Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Alper Alhat, Başkan Tugay&#8217;a günün anısına hediye verdi. Başkan Tugay, zeytinyağı tadımı da yaptı. Ayrıca İzmir&#8217;deki zeytinyağı üreticilerinin envanterini çıkaracaklarını ifade etti.</p>
<p>Tugay daha sonra 2. İzmir Kahve Fuarı &#8211; Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı&#8217;nı gezdi. İzmirli Kahve ikram edilen Başkan Tugay&#8217;a, fuar ziyareti sırasında Kahve Fabrikası&#8217;nın kurucusu, eğitmen Şerif Başaran kahve konusunda bilgi verdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-tarimimiza-gereken-destegi-verecegiz-462331">Tugay: Tarımımıza gereken desteği vereceğiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay 83. Dünya SKAL Kongresi&#8217;nin tanıtım toplantısında konuştu İzmir turizmde sıçrama yaşaması gereken bir dönemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-dr-cemil-tugay-83-dunya-skal-kongresinin-tanitim-toplantisinda-konustu-izmir-turizmde-sicrama-yasamasi-gereken-bir-donemde-458207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2024 21:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[cemil]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kongresinin]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[sıçrama]]></category>
		<category><![CDATA[skal]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısında]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[turizmde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458207</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ekim ayında kentte düzenlenecek 83. Dünya SKAL Kongresi’nin tanıtım toplantısında konuştu. Başkan Tugay, “Hepimiz İzmir’in hak ettiği yerde olmasını istiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-dr-cemil-tugay-83-dunya-skal-kongresinin-tanitim-toplantisinda-konustu-izmir-turizmde-sicrama-yasamasi-gereken-bir-donemde-458207">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay 83. Dünya SKAL Kongresi&#8217;nin tanıtım toplantısında konuştu İzmir turizmde sıçrama yaşaması gereken bir dönemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalkınma açısından bir atılım dönemi yaşayalım istiyoruz. Ben İzmir’in tarım ve ticaret gibi turizmde de sıçrama yaşaması gerektiği bir dönemde olduğuna inanıyorum. İşte bu kongre İzmir’imizin turizmi ve tanınırlığı açısından çok önemli” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, turizm profesyonelleri ve gönüllülerinden oluşan uluslararası iletişim ağı SKAL’ın 83’üncüsünü İzmir’de düzenleyeceği Dünya Kongresi için yapılan tanıtım toplantısına katıldı. 16-21 Ekim 2024 tarihlerinde dünyanın dört bir yanından misafirlerin ağırlanacağı büyük buluşma için İzmir Ticaret Odası’nda (İZTO) yapılan toplantıda İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Fahrettin Kerem Çevik, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir SKAL Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Güner Güney ve turizm sektöründeki temsilciler de yer aldı.</p>
<p><strong>“İzmir turizmi için önemli”</strong></p>
<p>İzmir’i tanıtan film gösterimiyle başlayan programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kongre İzmir’imizin turizmi ve tanınırlığı açısından sağlayacağı sonuçlar itibariyle çok önemli. Bu organizasyona destek verme kararlılığında olduğumuzu ifade etmek için buradayız. Konukların İzmir ile ilgili edineceği kanaat, gelecekte İzmir turizmiyle ilgili önemli sonuçlar doğuracaktır” dedi.</p>
<p><strong>“Hepimiz İzmir’in hak ettiği yerde olmasını istiyoruz”</strong></p>
<p>Yerel birlikteliğin önemini vurgulayan Başkan Tugay, “Şehrin sorunları ve ihtiyaçları konusunda birlikte çalışma kararlılığının olması benim için çok değerli. Bu kararlılıkla hem valiliğimiz ve merkezi hükümet temsilcileriyle hem de kentimizin meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği ve dayanışma içinde çalışmaya devam edeceğiz. Hepimiz İzmir’in hak ettiği yerde olmasını istiyoruz. Kalkınma açısından bir atılım dönemi yaşayalım istiyoruz. Bunu bütün İzmir’in istediğinden çok eminim. Bence epeyce siyaset üstü bir konu. İzmir’e sahip çıkma kararlılığında olan herkesin bu anlayışta olması gerekli diye düşünüyorum. Aynı zamanda potansiyelini tam değerlendiremediğine inandığım kentimizin birkaç konu başlığında bir kalkınma sıçraması yaşaması gerektiği bir dönemde olduğuna inanıyorum. İzmir, tarım ve ticaretin yanında turizm alanında da sıçrama göstermeli” dedi.</p>
<p><strong>“Herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor”</strong></p>
<p>İzmir’in kalkınması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirten Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada pek çok ülkenin ve şehrin gıpta edeceği bir tarihi ve kültürel bir mirasa sahibiz. İnanılmaz güzel bir de coğrafyaya sahibiz. Bunlar İzmir’i dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri haline getiriyor. Daha düzenli ve temiz bir şehir olan, sahip olduğu kültürel mirası en doğru şekilde ortaya çıkartan, tanıtımını da başaran bir şehir olmamız gerektiği de çok açık. İşte bu kongre önemli bir fırsat. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak mümkün olan en yüksek güçle destekleyeceğiz.”</p>
<p><strong>Vali Elban’dan play-off benzetmesi</strong></p>
<p>Kongreyi kent için önemli bir fırsat olarak değerlendiren İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Çok ciddi rakiplerle yarışarak bu güzel kongreyi ilimize getiren SKAL ekibine teşekkür ediyorum. İlimizin turizm potansiyelini anlatmaya gerek yok. Turizmde ciddi sıçrama için belli şartlar var. Şehrin tüm bileşenleri hemfikir. Bu kongreyi play-off maçına benzetiyorum. Burada başarı sağlarsak bir üst lige çıkacağız” dedi. </p>
<p><strong>“Kongreler katma değeri yüksek organizasyonlardır”</strong></p>
<p>Organizasyonu İzmir için önemli bulduğunu söyleyen ve SKAL’ın temsilcilerini tebrik eden İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Uluslararası kongreler katma değeri yüksek organizasyonlardır. İZTO olarak bizler de kentimizde turizmin canlı kalması için çalışıyoruz. Kongre büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Ziyaretçilerin İzmir’den memnun ayrılmasında hepimizin önemli görevi olduğunu düşünüyorum. Kongre kapsamında elimizden gelen bütün desteği vermekten büyük memnuniyet duyacağız”  diye konuştu. </p>
<p><strong>Tüm paydaşlara teşekkür</strong></p>
<p>Kongreyi İzmir’de düzenleyecek olmalarından ve yaratılan iş birliğinden dolayı mutluluk duyduklarını belirten İzmir SKAL Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Güner Güney tüm paydaşlara teşekkür ederek, “Bu kongreyi hep birlikte yapacağız” dedi.</p>
<p><strong>Turizmciler iş birliğinden memnun</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından söz alan sektör temsilcileri de kongreyi büyük bir heyecanla beklediklerini belirtti. Kongrenin İzmir’in tanıtımı için önemine değinen temsilciler, iş birliğinden duydukları memnuniyeti de dile getirdi.</p>
<p><strong>SKAL hakkında </strong></p>
<p>Dünyanın çoğu ülkesinde yer alan SKAL federasyonları, sektör içinde bağlantıları arttırmayı ve iş ilişkilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Uluslararası SKAL, 84 ülkede, 359 kulüp ve turizmin üst düzey yöneticilerinden oluşuyor ve 14 bin 249 üye ile temsil ediliyor.</p>
<p><strong>Büyükşehir destek verdi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 83’üncü Dünya SKAL Kongresi’ne adaylık aşamasında sürece katkı verdi. SKAL İzmir’in katılım sağladığı uluslararası SKAL kongrelerinde dağıtılmak üzere İzmir’i tanıtan kent rehberi, şehir haritası ve tanıtım broşürleri temin edildi. Kongreye yaklaşık bin turizm acentesinin katılması bekleniyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-dr-cemil-tugay-83-dunya-skal-kongresinin-tanitim-toplantisinda-konustu-izmir-turizmde-sicrama-yasamasi-gereken-bir-donemde-458207">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay 83. Dünya SKAL Kongresi&#8217;nin tanıtım toplantısında konuştu İzmir turizmde sıçrama yaşaması gereken bir dönemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında tüketilmesi gereken 6 meyve</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tuketilmesi-gereken-6-meyve-458173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2024 21:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[tüketilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Yaz aylarına özel meyveleri de sofralarımızdan eksik etmememiz gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tuketilmesi-gereken-6-meyve-458173">Yaz aylarında tüketilmesi gereken 6 meyve</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz meyvelerinin vitamin, mineral, lif ve antioksidan açısından oldukça zengin bir sağlık deposu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Zengin vitamin, mineral ve antioksidan içerikleriyle, mevsiminde tüketilen yaz meyveleri dengeli bir beslenme planının önemli bir parçası. </strong></p>
<p><strong>Özellikle meyvelerde bulunan C vitamini bağışıklık sistemimizi güçlendirirken, lifler sindirim sistemimizi düzenliyor ve kalp sağlığımızı destekliyor. Ayrıca, antioksidanlar serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarları azaltıyor, kanser riskini düşürebiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, 6 yaz meyvesinin sağlık marifetlerini paylaştı.</p>
<p><strong>Üzüm</strong></p>
<p>İçeriğindeki vitamin ve minerallerin yanı sıra sağlığımız için önemli olan pek çok bileşene sahip. Özellikle siyah üzüm, resveratrol içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığında iyileştirici etkiye sahip. Demir içeriği sayesinde kansızlık sorunu yaşayanlar için kan üretimine destek olur. İçeriğindeki karotenoid sayesinde göz sağlığına katkı sağlar. Potasyum içerdiği için yüksek tansiyonu düşürür ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Ancak glisemik indeksi yüksek yani kan şekerini hızlı yükseltip düşüren bir meyve olduğu için özellikle diyabet hastaları dikkatli tüketmelidir.</p>
<p><strong>Kavun</strong></p>
<p>Selenyum, beta karoten, C vitamini ve bazı antioksidan maddeleri bakımından zengindir. Bu sayede oksidatif stresi önleyerek serbest radikallerin vücuttan atılmasına yardımcı olur, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar ve kansere karşı koruyucu etki gösterir. C vitamini sayesinde cilt sağlığına da olumlu katkıları bulunur. İçeriğindeki beta karoten göz sağlığına iyi gelir. Yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sisteminin düzenli çalışmasını destekler. Potasyum içeriği ise kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Ancak fazla tüketimi ishale neden olabilir. Glisemik indeski yüksek bir meyve olduğu için diyabet hastalarının dikkatli tüketmesinde fayda var.</p>
<p><strong>Karpuz</strong></p>
<p>Karpuz deyince akla likopen gelmeli. Likopen, meyve ve sebzelere kırmızı rengini veren bir antioksidandır. Besinler yoluyla aldığımız likopen kalp ve damar hastalıkları, diyabet, kanser ve kemik erimesi gibi birçok hastalığa iyi gelir. Karpuz ayrıca içeriğindeki sitrülin ve arginin sayesinde kan basıncını düşürür, bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu lezzetli meyve sahip oduğu magnezyum ve potasyum sayesinde kas ağrılarına ve kramplara iyi gelirken, A, B6 ve C vitaminleri açısından da zengindir. Yüzde 90’dan fazlası su olduğu için vücudun özellikle yaz aylarında sıvı ihtiyacını karşılar. Lif içeriğiyle sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. </p>
<p><strong>Çilek</strong></p>
<p>Çilek C, K, E ve B grubu vitaminlerini içerir. Mineral olarak da kalsiyum, demir, magnezyum ve bakır açısından zengindir. İçerdiği antioksidanlarla kanserden koruyucu etkiye sahip. LDL dediğimiz kötü huylu kolesterolü düşürücü etkisi de var. Ayrıca kan şekerini dengeleyerek diyabet riskini düşürür, içerdiği B9 vitaminiyle yorgunluk ve halsizliğe iyi gelir.</p>
<p><em>Önemli!</em></p>
<p><em>Alerjik besinlerden biri olan çilek, deride alerjiye bağlı çeşitli reaksiyonlara neden olabilir. Ayrıca çilek pestisit içeriğinden dolayı yıkandıktan sonra 5-10 dakika karbonatlı suda bekletilmeli, ardından tekrar yıkandıktan sonra tüketilmeli. Pestisit; besinleri haşere, bakteri ve virüsten korumak için tarımda kullanılan kimyasal bir maddedir.</em></p>
<p><strong>Erik</strong></p>
<p>Yüksek oranda C vitamini içeriğinin yanı sıra, A, K ve B grubu vitaminleri, sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, magnezyum ve antioksidanlar içerir. C vitamini içeriğiyle demir emilimini artırır. K vitamini ve magnezyum sayesinde kemiklerin güçlenmesine katkı sağlar. Diş etini güçlendirir. A ve C vitamini sayesinde vücutta kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıkların oluşumunu geciktirir. İçerdiği beta karoten ile göz sağlığını korur. Lifli olduğu için tokluk sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar ve kabızlığı önler. Kan şekerini dengelemeyi destekler. Bu nedenle diyabet hastaları rahatlıkla tüketebilir. Ancak erik ve tuz tüketimine dikkat edilmeli özellikle de böbrek ve tansiyon hastaları eriği tuzla tüketmemeli.</p>
<p><strong>Kiraz</strong></p>
<p>A, C, B ve K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, potasyum, manganez ve bakır mineralleri içerir. Özellikle A vitamini ve potasyumdan zengindir. Vücudun sodyum-potasyum dengesini sağlayarak tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Vücuttan ürik asidin uzaklaştırılmasına yardımcı olur, gut ve eklem ağrılarına iyi gelir. Egzersiz sırasında inflamasyonu azaltır ve egzersiz sonrasında hızlı toparlanma sağlar. Melatonin içeriğiyle iyi ve kaliteli bir uykuyu destekler. Bol C vitaminiyle yaşlanma karşıtı etkisi de bulunur. Diyabet hastaları için ideal bir meyvedir. Yüksek lif içeriğiyle kabızlığa iyi gelir. Fazla tüketimi ishal yapabilir. Kalp ve tansiyon sorunu yaşayanlar kirazı dikkatli tüketmeli.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tuketilmesi-gereken-6-meyve-458173">Yaz aylarında tüketilmesi gereken 6 meyve</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs&#8217;ta görülmesi gereken 6 lokasyon</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kibrista-gorulmesi-gereken-6-lokasyon-453240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 15:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[görülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrısta]]></category>
		<category><![CDATA[lokasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453240</guid>

					<description><![CDATA[<p>En iyi hizmeti en uygun fiyatla vermeyi amaçlayan online seyahat acentesi Tatildukkan, vize veya pasaporta ihtiyaç duyulmadan seyahat edilebilen Kıbrıs’ta yer alan görülmesi gereken 6 lokasyonu sıraladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kibrista-gorulmesi-gereken-6-lokasyon-453240">Kıbrıs&#8217;ta görülmesi gereken 6 lokasyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>En iyi hizmeti en uygun fiyatla vermeyi amaçlayan online seyahat acentesi Tatildukkani, vize veya pasaporta ihtiyaç duyulmadan seyahat edilebilen Kıbrıs’ta yer alan görülmesi gereken 6 lokasyonu sıraladı. </strong></p>
<p><strong>Hareketli gece hayatı ve masmavi deniziyle misafirlerini karşılayan Kıbrıs, lüks kategorisinde yer alan otelleriyle de kusursuz bir tatil deneyimi sunuyor.  </strong></p>
<p>Yurt içi, yurt dışı ve Kıbrıs’ta binlerce tesiste konaklama, uçak bileti ve transfer hizmetlerini misafirlerine özel sunan Tatildukkani; kültür, tarih ve eğlenceyi buluşturan Kıbrıs’ın görülmesi gereken yerlerini sıraladı. </p>
<p><strong>Girne Kalesi ve Girne Limanı </strong></p>
<p>Girne’nin en gözde turistik noktalarının başında Girne Kalesi geliyor. 7. yüzyılda Arap-İslam akınlarına karşı Bizanslılar tarafından yapılan kale, açık hava müzesi sunan atmosferiyle ilgi çekiyor.  Batık gemi müzesinde sergilenen Bizans ve Venedik dönemine ait eserlere ev sahipliği yapan kale, görülmesi gereken noktalarda ilk sıralarda bulunuyor. </p>
<p>Kıbrıs’ın hem tarihin hem de doğal güzelliğini yansıtan Girne Limanı ise ziyaretçilerin diğer uğrak yerlerinden biri. Liman içerisinde bulunan restoranlar, barlar ve kafeler misafirlerine benzersiz bir atmosfer sunuyor. </p>
<p><strong>Mağusa Surları </strong></p>
<p>Venedikliler tarafından inşa edilen Mağusa Surları tarihi dokusu ve hikayesiyle Kıbrıs’ın en dikkat çeken tarihi eserleri arasında yer alıyor. Burçlar, kapılar, cephanelikler, depo ve ahırlarla birlikte 14 kuleyi de barındıran surların yüksekliği 18 metreye ulaşıyor. </p>
<p><strong>Bellapais Manastırı</strong></p>
<p>Gotik sanatın izlerini taşıyan Bellapais Manastırı, Girne şehir merkezine araçla 10 dakika mesafede bulunuyor. Milattan sonra 12. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen manastır, dönemsel olarak çeşitli klasik müzik konserleri ve müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Manastırın en dikkat çeken özellikleri arasında 15. yüzyılda yapılan ve yapının ön yüzünde bulunan freskler yer alıyor.</p>
<p><strong>Saint Hilarion Kalesi  </strong></p>
<p>Kıbrıs’ın en yüksek tepelerinden birinde yer alan Saint Hilarion Kalesi, Disney Şatosu olarak da biliniyor. Girne merkezinden araç ile 30 dakikada ulaşılabilen kale, Beşparmak Dağları’ndaki 3 kalenin en iyi korunmuş olanı. Ada halkını Arap akınlarına karşı korumak amacıyla inşa edilen kale, 1489’da Venediklilerin adayı ele geçirmesiyle boşaltılmıştır. Kusursuz bir manzaraya sahip olan kalenin en uç noktasına ulaşabilmek için 732 metre yüksekliğe çıkılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Karmi Köyü  </strong></p>
<p>Büyüleyici manzarasıyla Karmi Köyü, Başparmak Dağları eteklerinde yer alıyor. Kıbrıs’ın gizli güzelliklerinden biri olan ve nostaljik yapılarıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakan köy, Kıbrıs’ın en sakin noktaları arasında bulunuyor. Tarihi dokusunu günümüze taşımış olan Karmi Köyü, merkezinde yer alan Meryem Ana Kilisesi’yle ziyaretçilerini karşılarken, doğayla iç içe geçen atmosferi ve huzurlu ortamıyla öne çıkıyor.</p>
<p>Vize veya pasaporta ihtiyaç duyulmadan ziyaret edilebilen Kıbrıs’ın misafirlerine tarih ve kültürü birleştiren bir tatil deneyimi sunduğunun altını çizen Tatil Dükkanı Turizm Müdürü Özgür Yılmaz, “Kıbrıs, sezonun hiç bitmediği, her mevsim misafirlerine farklı deneyimler yaşatabilen bir destinasyon olduğundan yoğun ilgi görmekte. Her zevke ve bütçeye uygun seçenekler sunan, ünlü sanatçıları ağırlayan otelleri, canlı gece hayatı, tarihsel dokusu, doğal güzellikleri ve denizi Kıbrıs’ın tercih edilmesindeki diğer sebepler arasında yer alıyor. Sunduğu hizmetler ve avantajlarını düşününce misafirlerimiz, Kıbrıs’ta kaliteli bir tatili; otel konaklaması, uçak bileti ve havalimanı transferini kapsayan paketlerimizle en uygun fiyata alabilmektedir.” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kibrista-gorulmesi-gereken-6-lokasyon-453240">Kıbrıs&#8217;ta görülmesi gereken 6 lokasyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Palamar Onay, &#8220;Alerji, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-palamar-onay-alerji-mutlaka-tedavi-edilmesi-gereken-bir-saglik-sorunu-453126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 12:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[onay]]></category>
		<category><![CDATA[palamar]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar mevsiminin gelmesi ile birlikte özellikle alerjik bazı hastalıklarda artış gözleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-palamar-onay-alerji-mutlaka-tedavi-edilmesi-gereken-bir-saglik-sorunu-453126">Prof. Dr. Palamar Onay, &#8220;Alerji, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsiminin gelmesi ile birlikte özellikle alerjik bazı hastalıklarda artış gözleniyor.</p>
<p>Özellikle mevsim değişimi ile birlikte sayısı gitgide artan polenler pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Bahar Alerjisine sahip olan bireylerde hapşırık, burun akıntısı ve tıkanıklığı gibi belirtiler gözlemlenirken, gözde sulanma ve kızarma gibi semptomlar da görülüyor.</p>
<p>         Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Melis Palamar Onay, bahar mevsiminde en sık görülen alerjiler arasında yer alan göz alerjisi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Palamar Onay, “Gözlerimizin ön bölgesinde yer alan konjonktiva ve korneamız dış ortam ve hava ile birebir temas halindedir. Bu nedenle havada mevcut olan toz, polen gibi çeşitli partiküller göz yüzeyimize kolayca ulaşabilir. Her ne kadar bu yabancı maddeleri göz kırpma refleksimiz ve gözyaşımız sayesinde uzaklaştırabiliyor olsak da alerjiye yatkın kişilerde daha fazla olmak üzere bu savunma mekanizmaları yetersiz kalabilir ve alerji tablosu ortaya çıkabilir” dedi.</p>
<p>Alerjinin bulgularından bahseden Prof. Dr. Palamar Onay, “Göz alerjisinde yani alerjik konjonktivitte gözlerde kaşıntı, yanma-batma, sulanma ve yabancı cisim hissi ile karşılaşabiliriz. Şiddetli alerji söz konusu ise fotofobi yani ışıktan hassasiyet de izlenebilir. Alerjik konjonktivitli bir gözde göz kapakları kızarık ve hafif ödemli görülür” dedi.</p>
<p><b>“Yaz aylarında şapka ve güneş gözlüğü kullanımı alerjiye karşı korur”</b></p>
<p>Alerjiden korunmanın önemini açıklayan Prof. Dr. Palamar Onay, “Alerji ile baş edebilmenin birinci şartı alerjiye neden olan madde, ortam ve aktivitelerden uzak durmaktır. Özellikle alerjik bünyeli kişilerin kendilerini sadece bahar aylarında değil her zaman korumaları gerekiyor. Alerjiden korunmak için alınabilecek en basit önlem güneş gözlüğü ve şapka kullanarak göz yüzeyine ulaşan partikül miktarını en aza indirmektir. Güneş gözlüğü ve şapka aynı zamanda güneş ışınlarından da koruyacağı için alerjiye karşı ayrıca bir koruma sağlayacaktır. Dış ortamdan ev ortamına girildiğinde üstümüzdeki kıyafetlerin çıkartılıp havalandırılması, yüz ve ellerin yıkanması da üzerimizdeki alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur” diye konuştu.</p>
<p>Alerjiden korunma yöntemleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Palamar Onay, “Bahar ve yaz aylarında mümkün olduğunca havasız ve tozlu kapalı alanlarda bulunmamak, rüzgârlı ortamlardan olabildiğince uzak durmak göze ulaşan alerjen miktarını azaltacaktır. Her ne kadar hayvanları seviyor olsak da özellikle kuşlar ve kedilerin alerjiye neden olabileceğini akıldan çıkartmamak gerekir. Özellikle kuş kafeslerinin çokça vakit geçirilen odalara ve yatak odasına konulmaması akılcı bir çözüm olabilir. Kuş kafeslerinin sık sık temizlenmesi alerji ihtimalini azaltır. Yine makyaj malzemeleri, kozmetik ürünler, sigara dumanı da alerjiye neden olabilen ajanlar arasındadır. Temizlik amaçlı kullanılan kimyasallar, deterjanlar da alerji sebebi olarak karşımıza çıkabilir. Bu ürünleri iyi havalandırılan ortamlarda kullanmak alerji riskini en aza indirecektir” dedi.</p>
<p><b>“Gözleri ovuşturmak, göz yapısına zarar veriyor”</b></p>
<p>Gözlerin ovuşturulmasının göze zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Palamar Onay, “Gözleri ovuşturmak alerjiye davetiye çıkaran bir durumdur. Gözler ovuşturuldukça gözde yangısal reaksiyonu artırarak tabloyu daha karmaşık bir hale getirir. Gözleri ovuşturmak göz yüzeyinde çiziklere yol açabilir. Bu yüzden, alerjik konjonktivit tedavisinde kaşıntıyı önleyen göz damlaları ile bu kısır döngüyü kırmayı hedefliyoruz. Gözleri çokça ovuşturmak, korneanın yani gözün saydam tabakasının mimari yapısını da değiştirerek ‘keratokonus’ dediğimiz ilerleyici ve kalıcı görme kaybına neden olabilen bir hastalığa da yol açabilir. İşte tüm bu nedenlerle alerji mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-palamar-onay-alerji-mutlaka-tedavi-edilmesi-gereken-bir-saglik-sorunu-453126">Prof. Dr. Palamar Onay, &#8220;Alerji, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443870</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnternet Protokol adresi (kısaca IP adresi) bir kişinin kimlik kartına çok benzer bir işlev görür; ağdaki bir bilgisayarı tanımlayan benzersiz bir karakter dizisidir. Her IP benzersizdir ve bilgisayarın genel konumu gibi bazı ilginç bilgileri temsil eder.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870">IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnternet Protokol adresi (kısaca IP adresi) bir kişinin kimlik kartına çok benzer bir işlev görür; ağdaki bir bilgisayarı tanımlayan benzersiz bir karakter dizisidir. Her IP benzersizdir ve bilgisayarın genel konumu gibi bazı ilginç bilgileri temsil eder. Dijital güvenlik şirketi ESET bir bilgisayarın çevrimiçi kimliği olan IP adresinin neden kaydedilmeye çalışıldığını irdeleyerek kötü niyetli aktörlerin neler yapabileceğini inceledi.</strong></p>
<p>IP hırsızlığı genellikle tıklandığında IP adresinizi kaydeden ve saklayan bir bağlantıdır. Birileri IP&#8217;yi web üzerinde izlemek için başka bir araç kullanabilir ve ağdaki çeşitli web sayfalarıyla etkileşimlerini not edebilir. Bir IP&#8217;nin sağlayabileceği bilgi miktarı oldukça düşük olmasına rağmen, yine de tanımlanabilir bir veri parçasıdır ve eğer biri bunu yapmak için zaman ve kaynak ayırırsa, yasadışı amaçlar için kullanılabilir. Size rastgele bağlantılar gönderen masum kullanıcılar gibi görünse bile çevrimiçi tehditlere karşı dikkatli olarak saldırganlardan bir adım önde olabilirsiniz.</p>
<p><strong>IP adresini kimler neden kaydetmek ister</strong></p>
<p>IP adresinin kaydedilmek istenmesinin birkaç nedeni vardır. Bazı çevrimiçi mağazalar misafirlerini reklamlarla hedeflemeyi daha kolay bulabilir. IP genel bir konum verdiğinden, mağazalar reklamları daha kişisel olacak şekilde özelleştirebilir. Bu aynı zamanda sosyal medya web siteleri tarafından, bağlı bir bağlantıya tıkladığınızda ilgi alanlarınızı kaydetmek için de yapılır. Kullanıcılardan bağlantıları olağandışı göründüğünde yeniden kimlik doğrulaması yapmalarını isteyerek dolandırıcılığı önlemeye de yardımcı olur. </p>
<p>Bir çevrimiçi mağaza veya web sitesi IP adresinizi belirleyebildiği gibi, kötü niyetli aktörler de IP adresinizi ele geçirebilir. Elde edeceği diğer bilgiler ile birlikte farklı amaçlar için IP adresinizi kullanabilir.  </p>
<p><strong>Hedefleme ve izleme </strong> IP adresi, diğer bilgilerle birleştiğinde, bir kişinin veya şirketin kötü niyetli nedenlerle hedeflenmesini kolaylaştırabilir çünkü IP, kişinin yaklaşık coğrafi konumunu ele verir. Ayrıca diyelim ki güvenliği ihlal edilmiş halka açık bir Wi-Fi&#8217;ye bağlandıysa, bir dolandırıcı kullanıcının çevrimiçi etkinliğini bununla izleyebilir.</p>
<p><strong>DDOS saldırıları </strong> Kötü niyetli bir aktör, bir bireyin ya da şirketin IP adresini ele geçirerek, bu adresi sahibinin internet bağlantısını çökertmek için kullanabilir.</p>
<p><strong>Sosyal mühendislik </strong>-Zeki bir dolandırıcı, IP&#8217;yi bir bireyden veya hatta bir şirketten daha fazla bilgi edinme aracı olarak kullanabilir. Bunu muhtemelen başka bir oltalama yöntemi takip edecek veya eşlik edecek ve potansiyel olarak daha büyük bir siber saldırıya dönüşecektir.</p>
<p><strong>IP&#8217;nin kötüye kullanımı </strong> Akıllı bir suçlu, bağlantınızı taklit ederek ve izniniz olmadan yasadışı faaliyetlerde bulunarak IP adresinizi kötüye kullanabilir. Özünde, dolandırıcı IP&#8217;nizi bir VPN gibi kullanmış ve kendi bağlantısını sizinkiyle maskelemiş gibi olur.</p>
<p><strong>IP hırsızlığına karşı nasıl korunulur?</strong></p>
<p>Kullanıcıların  kendilerini korumasının birçok yolu var ancak temel olarak dikkat edilmesi gereken üç temel konu şu şekilde özetlenebilir;</p>
<p><strong>İnternette rastgele bağlantılara asla tıklamayın.</strong> Bunun sık sık tekrarlanması gerekir ve tıkladığınız bağlantı her zaman bir IP yakalayıcı değil kötü amaçlı bir bağlantının başka bir biçimi de olabilir ve bu da kötü amaçlı yazılım bulaşmasına neden olabilir. </p>
<p><strong>VPN kullanın.</strong> Muhtemelen kendinizi korumanın en iyi yolu, trafiğinizi diğer düğümler üzerinden yönlendirerek kendi adresinizi maskeleyen, IP&#8217;nizi ve konumunuzu gizleyen premium bir VPN hizmeti kullanmaktır. Ücretsiz VPN hizmetlerinden uzak durmanızı öneriyoruz çünkü bu hizmetler kötü amaçlı yazılım içerme, zayıf güvenlik koruması nedeniyle bir güvenlik tehlikesine yol açma veya kişinin verilerinin kaydedilip üçüncü taraf reklamcılara satarak kişinin gizliliğine zarar verme olasılığı nedeniyle risklidir.</p>
<p><strong>Güvenlik duvarınızı güvence altına alın.</strong> Yönlendiriciniz ve diğer cihazlarınız için güçlü parolalar belirleyin ayrıca internet ile aranızda koruyucu bir bariyer oluşturmak için güvenlik duvarı korumanızı geliştirebilecek çözümler kullanın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ip-hirsizligi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey-443870">IP hırsızlığı hakkında bilmeniz gereken her şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[önemsemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor. Ancak geç kalındığında tedavisi oldukça güçleşen ciddi hastalıkların belirtileri kadınlar tarafından ‘strestendir’ veya ‘önemli bir sorun yoktur’ düşüncesiyle göz ardı edilebiliyor. Oysa dikkate alınmayan adet düzensizliği, ara kanamalar ve sık idrara çıkma gibi belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700">Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor. Ancak geç kalındığında tedavisi oldukça güçleşen ciddi hastalıkların belirtileri kadınlar tarafından ‘strestendir’ veya ‘önemli bir sorun yoktur’ düşüncesiyle göz ardı edilebiliyor. Oysa dikkate alınmayan adet düzensizliği, ara kanamalar ve sık idrara çıkma gibi belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.  <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,</strong> “Kadınların herhangi bir yakınmalarında hekimlerine başvurmaları çok önemlidir. Zira, erken tanı ve tedavi sayesinde pek çok hastalık daha ciddi sağlık problemlerine yol açmadan tedavi edilebilir. En önemlisi ise hiçbir yakınması olmasa bile kadınların 21 yaşından itibaren her yıl düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmemeleridir. Örneğin, smear testi sayesinde hücresel değişimler rahim ağzı kanserine dönüşmeden tedavi edilebilir. Ayrıca yine düzenli kontrollerini yaptıran kadınlar, genelde belirti vermeden ilerleyen yumurtalık kanserine karşı önemli avantajlar elde edebilirler” diyor.  <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,</strong> kadınların mutlaka hekime başvurmaları gereken 7 sinyali anlattı; önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Adet düzensizliği ve ara kanamalar</strong></p>
<p>Adet düzensizliği asla ihmal edilmemesi gereken önemli belirtilerden. En sık aşırı stres veya egzersiz, hızlı kilo alıp–verme, polikistik over sendromu (PCOS), tiroit veya prolaktin hormonu problemlerinden kaynaklanıyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Ayrıca aşırı ve yoğun  miktarda görülen uzun süreli adet kanamalarında mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek, “Yoğun adet kanamaları endometrial polip, miyom, rahim duvarı kalınlaşması, rahim ağzı ve endometrium kanserinin önemli bir belirtisi olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kasık ağrısı, karında şişlik</strong></p>
<p>Kasık ağrısı; enfeksiyonlar, miyomlar, yumurtalık kistleri ve endometriozise işaret edebiliyor. Ağrıya vajinal akıntı eşlik ediyorsa pelvik enfeksiyonu açısından değerlendirmek önem taşıyor. Antibiyotik tedavisine rağmen ateş, şiddetli karın ve bel ağrısı oluşursa; rahim, yumurtalık ile tubaların enfeksiyonu ve abse açısından ileri tetkik gerekebiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, kadınlarda gelişen kasık ağrısına endometriozis hastalığının da neden olabileceğine dikat çekerek, “Endometriozis rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında, endometrioma (çikolata kisti) ise endometriozisin yumurtalıklarda olmasıdır” diyor.   Kasık ağrısına adet gecikmesi eşlik ediyorsa altta yatan etkenin dış gebelik olabileceğini vurgulayan Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Eğer karın ağrısı ve karında şişlik belirtilerine  kilo kaybı da eşlik ediyorsa hasta yumurtalık kanseri açısından tetkik edilir. Yumurtalık kanseri genelde ileri evrede belirti verdiği için yıllık jinekolojik muayeneler, erken tanı ve tedavide büyük önem taşır” diyor. </p>
<p><strong>Genital siğiller</strong></p>
<p>Genital bölgede kabarık ve genellikle deri renginde  olan lezyonlar ‘genital siğil’ olabiliyor. Değişik görünümde, renkte ve çeşitli  yaygınlıkta görülen bu siğiller en sık Human Papilloma Virüsü’nden (HPV) kaynaklanıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,<strong> </strong>siğillerin çoğunlukla şikayet oluşturmadıklarını ve nadiren kaşıntıya yol açabildiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Siğillerin yüzde 90’ından sorumlu olan HPV tip 6 ve 11 rahim ağzı kanseri açısından düşük risk grubunda yer alır. Ancak diğer alt grupların da eşlik edebilmesi nedeniyle rahim ağzı kanseri tarama testlerinin mutlaka yapılması gerekir” </p>
<p><strong>Cinsel ilişki sonrasında kanama</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sonrasında oluşan vajinal kanama; vajinal enfeksiyonlar, rahim ağzında oluşan polipler, çok daha önemlisi rahim ağzı kanseri lezyonlarına bağlı görülebiliyor. Rahim ağzı kanserine en sık yol açan etkenin genellikle cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüsü (HPV) olduğuna dikkat çeken Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Bu virüs cinsel ilişki sonrasında vajinal kanamayla da kendini belli edebilir, ancak hastalığın erken dönemlerinde şikayet vermeyebilir. Bu nedenle jinekolojik muayene esnasında yapılan Smear – HPV testleri büyük önem taşır. Tarama testleri (Smear -HPV testleri)  ile kanser öncüsü lezyonlar tespit edilebilir. Erken tanı ve doğru tedaviyle rahim ağzı kanserinin gelişimi önlenebilir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Vajnal akıntı </strong></p>
<p>Fizyolojik vajinal akıntı kokusuz, şeffaf ve renksiz oluyor. Vajina florasında   birtakım yararlı mikroorganizmalar baskındır. Çeşitli sebeplerle flora dengesinin bozulması vajinal akıntıda değişikliklere  yol açabiliyor. Vajinal akıntı sarı ya da yeşil renkli ve kötü kokulu ise buna kasık veya bel ağrısı ile kaşıntı şikayetleri eşlik ediyorsa, nedeni enfeksiyon olabiliyor. Gonore, klamidya, üroplazma veya mikroplazma gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların varlığında eşlere antibiyotik tedavisi planlanıyor. </p>
<p><strong>Menopoz döneminde kanama</strong></p>
<p>Son adet tarihinden bir yıl sonra görülen vajinal kanamalarda mutlaka hekime başvurulmalı. Zira bu kanamalar; vajinal kuruluğa bağlı olarak vajinal atrofi kanamaları, endometrial hiperplaziler (rahim iç zarının kalınlaşması), rahim ağzı ya da endometrium kaynaklı polipler, miyomlar, dahası rahim ağzı ve endometrium kanserlerinin habercisi olabiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, bu nedenle menopozda gelişen kanamaların mutlaka önemsenmesi gerektiği uyarısında bulunarak, “Bu kanamalarda jinekolojik muayenenin yanı sıra rahim ağzı kanseri tarama testleri ve ultrasonografi yöntemlerine başvurulur. Rahim içi zarının kalın olduğu tespit edilirse, endometrial biyopsi seçenekleri değerlendirilmeli ve patoloji incelemesi yapılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Sık idrara çıkma</strong></p>
<p>Kadınlarda sık idrara çıkma sorunu çeşitli sağlık durumlarından kaynaklanabiliyor. En yaygın sebepler arasında idrar yolu enfeksiyonları, üriner inkontinans ve bazı kronik durumlar yer alıyor. İdrar yolu enfeksiyonları, bakterilerin üriner sisteme girmesi ve enfeksiyona yol açmasıyla karakterizedir.  Bu durum, sık idrara çıkma, yanma hissi ve idrar yaparken acı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Üriner inkontinans ise idrar kesesinin kontrolünün kısmen veya tamamen kaybedilmesi durumudur ve sık idrara çıkma, idrar kaçırma ile ani idrar ihtiyacı gibi semptomlarla ortaya çıkıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700">Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski cihazınızı atmadan önce yapmanız gereken 7 şey</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eski-cihazinizi-atmadan-once-yapmaniz-gereken-7-sey-431233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 06:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[atmadan]]></category>
		<category><![CDATA[cihazınızı]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yapmanız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kontrollü bir şekilde geri dönüşüme gitmeyen ekipmanlar kötü niyetli bir aktörün eline geçebilir. Elden çıkarmayı düşündüğünüz cihazlarınızın içinde ne kadar çok veri varsa bir siber suçlunun eline geçmesi durumunda o kadar çok tehlikeye girebilirsiniz. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eski-cihazinizi-atmadan-once-yapmaniz-gereken-7-sey-431233">Eski cihazınızı atmadan önce yapmanız gereken 7 şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kontrollü bir şekilde geri dönüşüme gitmeyen ekipmanlar kötü niyetli bir aktörün eline geçebilir. Elden çıkarmayı düşündüğünüz cihazlarınızın içinde ne kadar çok veri varsa bir siber suçlunun eline geçmesi durumunda o kadar çok tehlikeye girebilirsiniz. </strong></p>
<p><strong> Siber güvenlik şirketi ESET eski cihazlarınızı atmadan önce yapmanız gerekenleri sıraladı, önerilerde bulundu. </strong></p>
<p><strong> </strong>Eskiyen ve elden çıkarmak istediğiniz cihazınız bir dizüstü veya masaüstü bilgisayardan akıllı telefona veya fitness takip cihazına kadar her şey olabilir. En son Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2019 yılında dünyada 53,6 milyon metrik ton e-atık üretildi ve bu rakam beş yıl öncesine göre yüzde 21 artış gösterdi. Bu çok fazla potansiyel tehlike anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Riskler neler?</strong></p>
<p>Kullandığımız cihazlar dijital yaşamlarımıza açılan bir kapıdır. Bu, hem en değerli bilgilerimizden bazılarını sabit disklerinde sakladıkları hem de çeşitli çevrimiçi hesaplarımıza erişmemizi sağladıkları anlamına gelir. Her ne kadar istesek de cihazları kullanmayı bıraktığımızda bu veriler buhar olup uçmuyor.  Ancak pek çok kişinin fark etmediği şey, sabit diskten &#8216;silsek&#8217; bile, bir profesyonelin dosya kurtarma araçlarını kullanarak verilerin bir kısmını, hatta tamamını kurtarabileceğidir. Bazı durumlarda, fiziksel olarak parçalanmış sabit sürücülerden bile veri kurtarabildikleri olmuştur. Bu veriler arasında arkadaş ve aile fotoğrafları, e-postalar, banka hesap özetleri, vasiyet gibi hassas belgeler ya da pasaport ve ehliyet taramaları, tıbbi bilgiler, sigorta detayları, aklınıza ne gelirse olabilir.</p>
<p>Artık her zamankinden daha fazla sayıda insan en azından zamanının bir kısmını evden çalışarak geçiriyor. Bu da kişisel dizüstü bilgisayarlarımızın ve cihazlarımızın da hassas kurumsal veriler ve oturum açma bilgileri içerebileceği anlamına geliyor. İşverenlerin, kötü siber hijyene sahip ve dolayısı ile kurumsal veri ihlaline yol açan bir çalışana iyi gözle bakması beklenemez. Doğru araçlarla, kötü niyetli biri geri dönüştürülmüş veya atılmış cihazlarda kalan veri parçalarını bir araya getirerek tüm dosyaları yeniden oluşturabilir ve kişisel ve iş hesaplarınıza hassas girişler bulabilir. Bu bilgileri şu amaçlarla kullanabilirler:</p>
<ul>
<li>Kimlik dolandırıcılığı saldırılarında sizi taklit etmek, örneğin adınıza yeni kredi hatları açmak veya banka hesaplarını ele geçirip boşaltmak</li>
<li>Buldukları hassas tıbbi veya kişisel bilgiler ya da fotoğraflarla size şantaj yapmak</li>
<li>İşverenlerinizin BT ağına erişmek, veri çalmak veya fidye yazılımı dağıtmak için kurumsal oturum açma bilgilerini kullanın. ESET&#8217;in 2023  yılının başlarında yaptığı araştırma, atılmış yönlendiricilerin bu amaçla nasıl kullanılabileceğini ortaya koydu.</li>
</ul>
<p>E-atık geri dönüşüm firması ERI tarafından hazırlanan 2019 tarihli bir raporda, ABD&#8217;deki veri ihlallerinin dörtte birinin, e-atıkların kötü bir şekilde bertaraf edilmesi gibi ihmallerden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. </p>
<p><strong>Güvenli ve emniyetli e-atık imhası için yedi adım:</strong></p>
<p><strong>En önemli bilgilerinizi yedekleyin </strong>Eski cihazınızdan neleri saklamak istediğinizi düşünün. Fitness takip cihazı veya akıllı TV gibi bir cihazda fazla bir şey bulunmama ihtimali yüksektir. Ancak bir dizüstü bilgisayarda, masaüstünde veya akıllı telefon/tablette önemli belgeler, fotoğraflar veya videolar olması muhtemeldir. Bunları yeni cihazınıza aktarmak mı yoksa iCloud veya Google Drive gibi bir bulut depolama platformuna kaydetmek mi istediğinize karar verin. Alternatif olarak veya yukarıdakilere ek olarak, harici bir sabit sürücüye/depolama cihazına kaydedebilirsiniz. Yeterli kapasiteye sahip bir tane satın aldığınızdan emin olun.</p>
<p><strong>Tüm hesaplardan çıkış yapın </strong>Elden çıkarılacak cihaz üzerinde erişmiş olabileceğiniz tüm hesaplardan çıkış yaptığınızdan emin olun. Bu, geri dönüştürüldükleri ve bir şekilde hala erişilebilir oldukları takdirde, başka bir kullanıcının yayın veya araç çağırma hesabınızı ücretsiz olarak kullanamayacağı anlamına gelir.</p>
<p><strong>Yazılımı aktarın veya devre dışı bırakın </strong>Yeni bir cihaza aktarmak istediğiniz, varsa, parasını ödediğiniz yazılımları belirleyin. Devre dışı bırakma ve aktarma sürecine yardımcı olmak için uygulama içinde veya çevrimiçi bilgi olmalıdır.</p>
<p><strong>SIM/SD kartı çıkarın </strong>Cihazda SIM veya SD kart varsa çıkarın. Aynı telefon numarasını kullanmaya devam edecekseniz, operatörü arayın ve SIM kartınızı yeni telefonunuza aktarın. Değilse, imha edin. Telefonunuzda depolama için bir SD hafıza kartı varsa, çıkarın.</p>
<p><strong>Sabit sürücünüzü silin </strong>Önemli her şeyi yedekledikten sonra, sıra elden çıkaracağınız cihazdan her şeyi kaldırmaya gelir. Tüm verilerin kaldırıldığından emin olmak için fabrika ayarlarına sıfırlama yapmanız gerekecektir. </p>
<p><strong>Veri silme/disk biçimlendirme araçlarını kullanın </strong>Fabrika ayarlarına sıfırlamanın hala yeterli olmadığından endişeleniyorsanız, Disk Wipe veya Active KillDisk gibi üçüncü taraf disk silme araçlarını kullanmayı düşünün. Araştırmanızı yaptığınızdan ve iyi bir geçmişe sahip saygın bir sağlayıcı bulduğunuzdan emin olun.</p>
<p><strong>Sabit sürücüyü fiziksel olarak yok edin </strong>Verilerinin yazılım yoluyla silindiğinden emin olmayanlar için bir başka seçenek de sabit sürücüyü fiziksel olarak çıkarıp yok etmektir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eski-cihazinizi-atmadan-once-yapmaniz-gereken-7-sey-431233">Eski cihazınızı atmadan önce yapmanız gereken 7 şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 07:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda lojistik hizmetlerine olan talep, özellikle de e-ticaret alanında yaşanan sıçrama sonrasında hızla arttı. Sektörün büyümesi, yönetilen tüketici verileri ve zincirin doğasında var olan merkezsizleşme, bu hizmetlerin siber suçluların ilgi odağı haline gelmesine neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223">Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LOJİSTİK ŞİRKETLERİNİN UYGULAMASI GEREKEN</strong></p>
<p><strong>4 SİBER GÜVENLİK YÖNTEMİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Son yıllarda lojistik hizmetlerine olan talep, özellikle de e-ticaret alanında yaşanan sıçrama sonrasında hızla arttı. Sektörün büyümesi, yönetilen tüketici verileri ve zincirin doğasında var olan merkezsizleşme, bu hizmetlerin siber suçluların ilgi odağı haline gelmesine neden oldu. Gartner raporu verileri de ileriye dönük olarak lojistik şirketlerinin %60&#8217;ının üçüncü parti işlemlerini gerçekleştirirken siber güvenlik riskini önemli bir belirleyici olarak değerlendireceğini savunuyor. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard’ın Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, e-ticaret ve lojistik sektöründe siber güvenlik önlemlerinin artırılması için gerekli olan 4 yöntemi paylaşıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siber suçlular tarafından ilgiyle takip edilen sektörlerin başında gelen e-ticaret ve lojistik sektöründe siber güvenlik önlemlerinin artırılması bir zorunluluk. Sektörün dijitalleşmesi, veri işlemeyi daha verimli ve sevkiyatları daha hızlı şekilde gerçekleştirmeyi sağladığı için tedarik zincirinin gelişmesinin arkasındaki itici faktör haline geldi. Gartner raporu verilerine göre de lojistik şirketlerinin %60&#8217;ı, üçüncü parti işlemlerini gerçekleştirirken siber güvenlik riskini önemli bir belirleyici olarak değerlendiriyor. Özellikle yılın Black Friday ve Cyber Monday gibi dönemlerinde yaşanan yoğunluklarda siber güvenlik önlemlerini artırmak gerekiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Son yıllarda e-ticarette yaşanan artışla birlikte lojistik hizmetlerinin önemi de arttı. Lojistik sektörü giderek dijitalleşerek veri işlemeyi daha verimli hale getiriyor ve sevkiyatların çok daha hızlı nihai tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. Dijitalleşme sektörler açısından ne kadar avantaj sağlasa da siber güvenlik açısından da dezavantajlı durumları ortaya çıkarıyor. Sektör büyüdükçe siber suçluların hedefi haline geliyor. Gartner Raporu’na göre, 2025 yılına kadar tedarik zinciri kuruluşlarının yüzde altmışında siber güvenlik riski üçüncü taraf işlemleri ve iş anlaşmaları yaparken önemli bir belirleyici olarak kullanacak.” açıklamalarında bulunarak lojistik şirketleri için önemli olan 4 siber güvenlik yöntemini paylaştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1. Çalışan Eğitimi:</strong> Lojistik operatörlerinin bir siber güvenlik sistemi kurarken karşılaştıkları temel sorunlardan biri ademi merkeziyetçilik. Tedarik zinciri, lojistik deposundan paketi teslim eden teslimat görevlisine kadar siber saldırılara açık olan farklı belirleyicilerden oluşuyor. Bu, kuruluşların zincirdeki her bağlantı için erişilebilir bir protokol oluşturması ve ardından çok yönlü uyumluluğu sağlaması gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Siber Sigorta:</strong> Tedarik zinciri, banka hesaplarından adreslere kadar büyük miktarda üçüncü taraf verisini işliyor ve bu bir şirketin bir saldırıya kurban gitmesi durumunda etkiyi büyütmesine neden oluyor. Dahili ve harici taraflardaki hasarı azaltmaya yardımcı olmak için siber sigorta yaptırmak, bir siber saldırı durumunda kurtarmaya yardımcı olacak etkenlerden biri.</p>
<p> </p>
<p><strong>3. Harici Ortak:</strong> Günümüzde bazı durumlarda bir siber güvenlik altyapısı kurmanın en iyi yolunu bulmak zorlaşabiliyor. Ayrıca, yanlış çözümü seçerseniz veya yanlış dağıtılırsa bir saldırının etkileri daha da kötüleşmesine sebep olabiliyor. Ancak siber güvenlik konusunda uzmanlaşmış bir MSP&#8217;den hizmet almak, doğru altyapıyı kurmaya yardımcı olacak yararlı bir çözüm.</p>
<p> </p>
<p><strong>4. Bütünleşik Siber Güvenlik Ağı:</strong> Lojistik hizmetlerinin merkezi olmayan yapısı göz önüne alındığında, şirketler tedarik zincirindeki bağlantı noktaları arasında korumayı birleştiren bir siber güvenlik ağını tercih etmeli. Bu, farklı seviyeleri veya cihazları tehlikeye atabilecek olası güvenlik ihlallerini önlemeye yardımcı oluyor. Tüm uç noktalar için ekstra bir koruma katmanı sağlayan tek bir protokol ve depolanan veriler, herhangi bir siber saldırıya karşı verimli bir şekilde korunmuş oluyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223">Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli kalması gereken bilgileri kendi elinizle vermeyin </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-kalmasi-gereken-bilgileri-kendi-elinizle-vermeyin-424114</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 08:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[elinizle]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[kalması]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[vermeyin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424114</guid>

					<description><![CDATA[<p>LinkedIn kullanıcıları sıklıkla kişisel veya profesyonel iletişim bilgilerini herkese açık hale getirmeyi tercih ediyorlar. Siber güvenlik şirketi ESET, LinkedIn profilinizde hangi iletişim bilgilerinizi paylaştığınızı ve bunları kimlerin görebildiğini kontrol etmenizi öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalmasi-gereken-bilgileri-kendi-elinizle-vermeyin-424114">Gizli kalması gereken bilgileri kendi elinizle vermeyin </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gizli kalması gereken bilgileri kendi elinizle vermeyin </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>LinkedIn kullanıcıları sıklıkla kişisel veya profesyonel iletişim bilgilerini herkese açık hale getirmeyi tercih ediyorlar. Siber güvenlik şirketi ESET, LinkedIn profilinizde hangi iletişim bilgilerinizi paylaştığınızı ve bunları kimlerin görebildiğini kontrol etmenizi öneriyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siber dolandırıcılar hedeflerine ulaşabilmek için e-mail adreslerinden telefon numaralarına, kullanıcıların arkadaş listelerine erişebilecekleri kaynakları her zaman gözden geçiriyorlar. Sosyal mühendisliğin araçlarını kullanarak hedeflerine doğru ilerlerken teknolojiden de yararlanıyorlar. Web sitelerinden bilgi toplayabilmek için web kazıma araçları olarak adlandırılan programları kullanarak verilere erişebiliyorlar. Bir şirketin çalışanlarının listesini oluşturmak, bir şirketle ilgili “tedarik zinciri hedeflerinin”  listesini derlemek onlar için artık zor değil. Bu nedenle özellikle LinkedIn kullanıcılarının dikkatli olmaları ve neleri yayımlamaları gerektiğine özen göstermeleri gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Neleri yayımlamayı seçmelisiniz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Platform dışında herhangi bir iletişim bilgisi açıklamayan LinkedIn profilleri</strong></p>
<p>Platform ve doğrudan bağlantılarınız dışında herhangi bir iletişim bilgisini paylaşmamayı tercih ederek suçluların hakkınızda toplayabileceği bilgi miktarını önemli ölçüde sınırlamış olursunuz. Tam adınız, iş unvanınız ve şirketinizin coğrafi konumu elbette yine görünür olacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>E-posta adreslerini herkese açık hale getiren LinkedIn profilleri </strong>LinkedIn kullanıcıları sıklıkla kişisel iletişim bilgilerini paylaşırken, bazıları mevcut kurumsal e-posta adreslerini de açıklayabilir. Her iki durumda da bu, kötü niyetli kişilerin kurbanlarıyla daha hedefe yönelik etkileşimler kurmasına ve onlara şirket tarafından kullanılan tipik e-posta formatı hakkında ipucu vermelerine olanak tanıyabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Telefon numaralarını herkese açık hale getiren LinkedIn profilleri </strong>Bazı insanlar, örneğin işe alım görevlilerinin ve işverenlerin görüşmeler için kendileriyle daha kolay iletişim kurabilecekleri, bunun potansiyel iş bağlantıları veya müşterilerle iletişimi kolaylaştıracağı umuduyla telefon numaralarını açıklamayı tercih edebilir. Ancak e-postalarda olduğu gibi bu da sahte aramalara, mesajlara (başka bir deyişle smishing), olası verilerin kötüye kullanımına ve gizlilik ihlallerine yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Riskleri en aza indirmek  mümkün mü?</strong></p>
<p>Sosyal ağların doğası gereği ve herhangi bir platformda suçlular verilerimizin bir kısmına çevrimiçi olarak erişebilir. Ancak suçluların LinkedIn&#8217;deki en değerli bilgilerinize erişmesini önlemek için alabileceğiniz birkaç önlem var:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>LinkedIn gizlilik ayarlarınızı yapılandırın </strong>LinkedIn, bağlantılarınız dışındaki kişilerin erişebileceği bilgileri sınırlamak için çeşitli seçenekler sunar. Aynı tür önlemleri diğer sosyal medya sitelerinde de uygulamalısınız ancak bu özellikle LinkedIn için önemli olabilir. </p>
<p><strong>Profilinizdeki bilgi miktarını sınırlayın </strong>Bir sosyal medya platformu olarak LinkedIn, ağ oluşturma ve iş arama için yerleşik araçlar sağlar. Platform aracılığıyla iletişime öncelik vermeyi düşünün ve harici iletişim verilerini paylaşmaktan kaçının.</p>
<p><strong>Bağlantı isteklerini incelemeden kabul etmeyin </strong>Platformda çok sayıda bot ve sahte profil mevcut olduğundan, kabul etmeden önce her bağlantı isteğinin doğruluğunu inceleyin. LinkedIn&#8217;deki mesajları yanıtlarken de dikkatli olun; özellikle de kişisel bilgilerinizi talep ediyorlarsa veya size bağlantı ya da ekler gönderiyorlarsa.</p>
<p><strong>Bağlantılarınızın listesini düzenli olarak gözden geçirin </strong>Sahte profillerin yaygınlığı göz önüne alındığında, bağlantı listenizi düzenli olarak gözden geçirin ve şüpheli görünen kişileri kaldırın.</p>
<p><strong>Profil güncellemelerinizi yayımlama konusunda dikkatli olun </strong>Belki de durumunuz değiştiğinde iş durumunuzu her zaman güncellemeniz ve bunu dünyaya yayımlamanız gerekmiyordur. Suçlular bu tür değişiklikleri izleyebilir ve size kötü amaçlı e-postalar veya kısa mesajlar göndermek için yeni çalışma ortamı veya duruma ilişkin sınırlı bilginizden yararlanabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İletişim bilgilerinizi kimlerin görebileceğini kontrol etmek ve böylece istenmeyen iletişim veya gizlilik ihlalleri riskini en aza indirmek için profilinizin gizlilik ayarlarını gözden geçirdiğinizden emin olun. LinkedIn değerli bir sosyal medya platformudur ancak ağ oluşturma ile kişisel bilgilerinizi koruma arasında bir denge kurmak çok önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalmasi-gereken-bilgileri-kendi-elinizle-vermeyin-424114">Gizli kalması gereken bilgileri kendi elinizle vermeyin </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önemsenmesi gereken üç siber güvenlik başlığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onemsenmesi-gereken-uc-siber-guvenlik-basligi-418385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 12:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[önemsenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik şirketi ESET, 2024 yılında dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken eğitim başlığı önerilerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onemsenmesi-gereken-uc-siber-guvenlik-basligi-418385">Önemsenmesi gereken üç siber güvenlik başlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik şirketi ESET, 2024 yılında dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken eğitim başlığı önerilerini paylaştı.</strong></p>
<p>Eğitim ve farkındalık çalışmaları tüm güvenlik stratejilerinin kritik bir parçası olsa da tek başlarına yeterli değil. Kuruluşların güçlü kontrol ve mobil cihaz yönetimi gibi araçlarla uygulanan çok sıkı güvenlik politikalarına sahip olması gerekiyor. Yüksek siber güvenlikli bir kurum kültürü oluşturmaya yönelik denklemin öğeleri &#8220;insanlar, süreç ve teknoloji olarak ön plana çıkıyor . Verizon verilerine  göre, 2022 yılındaki tüm küresel ihlallerin dörtte üçü ( yüzde 74) &#8220;insan unsuru&#8221; içeriyor. Bu veri  birçok durumda hata ve ihmallerin olduğunu, sonucunda da kullanıcıların kimlik avı ve sosyal mühendislik kurbanına dönüştüğünü gösteriyor. Güvenlik eğitimi ve farkındalık programları bu riskleri azaltmanın önemli bir yolu olsa da asıl önemli olan yanlış kullanıcı davranışlarını doğrusuyla değiştirmek.</p>
<p>Siber güvenliği artırabilmek için 2024 yılında  üzerinde durulması gereken konular ve eğitimler üç başlık altında toplandı.   </p>
<p> </p>
<p><strong>BEC dolandırıcılığı ve kimlik avı</strong></p>
<p>Hedefli kimlik avı mesajlarından yararlanan iş e-postalarının güvenliğinin ihlal edilmesi (BEC) dolandırıcılığı, en çok kazandıran siber suç kategorilerinden biri olmaya devam ediyor. Geçen yıl FBI&#8217;a bildirilen vakalarda kurbanlar 2,7 milyar dolardan fazla para kaybetti. Bu, genellikle mağdurun, dolandırıcının kontrolü altındaki bir hesaba kurumsal kaynak transferini onaylaması için kandırılması yoluyla, temelde sosyal mühendisliğe dayanan bir suç. Bunu başarmak için bir CEO veya tedarikçinin kimliğine bürünmek gibi çeşitli yöntemler var. Bu yöntemler, kimlik avı farkındalığı uygulamalarında doğru bir şekilde ele alınabilir. Bunlar, gelişmiş e-posta güvenliği, güvenli ödeme yöntemleri ve ödeme taleplerinin birden fazla kontrol edilmesi gibi konularla birleştirilmelidir.</p>
<p>Bu türden kimlik avı saldırıları yıllardır yapılıyor ancak hala kurumsal ağlara yönelik saldırılarda en çok kullanılan yol olma özelliği taşıyor. Evden ve mobil çalışan kişilerin dikkatlerinin kolayca dağılması nedeniyle de kötü adamların hedeflerine ulaşma ihtimali daha da artıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Uzaktan ve hibrit çalışma güvenliği</strong></p>
<p>Uzmanlar uzun süredir, evden çalışanların güvenlik yöntemlerini önemsememe veya unutma ihtimalinin daha yüksek olduğu konusunda uyarılar yapıyor. Yapılan bir çalışma, çalışanların yüzde 80&#8217;inin, örneğin yaz aylarında cuma günleri evden çalışmanın kendilerini daha rahat hissettirdiğini ve dikkatlerinin dağıldığını kabul ettiğini gösterdi. Bu durumda, özellikle ev ağları ve cihazları kurumsal ortamlarda kullanılanlara göre daha az korunuyor ise, çalışanlar daha yüksek risk altında olabilir. Dizüstü bilgisayarlar için güvenlik güncellemeleri, parola yönetimi ve yalnızca kurumsal onaylı cihazların kullanımına ilişkin tavsiyelerle eğitim programlarının devreye girmesi gereken yer burasıdır. Bunun kimlik avı farkındalığı eğitimiyle birlikte olması gerekir. </p>
<p>Hibrit çalışma bugün birçok işletme için standart hale geldi. Yapılan bir araştırma, işletmelerin yüzde 53&#8217;ünün bu yöntemi bir şirket politikası olarak benimsediğini ve bu sayının giderek büyüyeceğini söylüyor. Ofise gidip gelmenin veya halka açık bir yerden çalışmanın bazı riskleri var. Bunlardan biri, mobil çalışanları, ortadaki düşman (AitM) saldırılarına ve &#8220;şeytani ikiz&#8221; tehditlerine maruz bırakabilecek halka açık Wi-Fi bağlantı noktalarından gelen tehditlerdir. Bu tehditler, bilgisayar korsanları bir ağa erişip bağlı cihazlar ile yönlendirici arasında dolaşan verileri gizlice dinlemek için, belirli bir konumda meşru bir erişim noktası gibi görünen yinelenen başka bir Wi-Fi erişim noktası kurduğunda oluşur. </p>
<p> </p>
<p><strong>Veri koruma </strong></p>
<p>Düzenleyicilerin uyumsuzluklara karşı önlem alması nedeniyle GDPR cezaları 2022&#8217;de yıllık yüzde 168 artarak 2,9 milyar Euro&#8217;nun üzerine çıktı. Bu, kuruluşların personellerinin veri koruma politikalarını doğru bir şekilde takip ettiğinden emin olmaları açısından oldukça önemlidir. Düzenli eğitim, en doğru veri işleme uygulamalarını akılda tutmanın en iyi yollarından biridir. Bu, güçlü şifreleme kullanımı, iyi parola yönetimi, cihazların güvende tutulması ve herhangi bir olayın anında ilgili kişiye bildirilmesi gibi önlemler anlamına gelir. </p>
<p>Çalışanlar  ayrıca sık yapılan bir hata olan, istenmeyen e-posta veri sızıntılarına yol açan kör karbon kopya (BCC) kullanımı konusunda bilgilendirilebilir ve diğer teknik eğitimlerden de yararlanabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onemsenmesi-gereken-uc-siber-guvenlik-basligi-418385">Önemsenmesi gereken üç siber güvenlik başlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 07:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsisi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim dünyasının üzerinde en çok araştırma yaptığı kanser türlerinden biri olan meme kanserinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler özellikle de ‘erken teşhis’ ile birleştiğinde tam tedavi mümkün olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835">Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(EKİM AYI-MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI)</strong></p>
<p><strong>Bu yöntemle biyopsi esnasında tümör çıkarılabiliyor!</strong></p>
<p><strong>Vakum biyopsi ile tanı ve tedavi aynı anda!</strong></p>
<p><strong>Meme biyopsisinde bu hurafelerden kaçının!</strong></p>
<p><strong>MEME BİYOPSİSİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 5 NOKTA!</strong></p>
<p> </p>
<p>Bilim dünyasının üzerinde en çok araştırma yaptığı kanser türlerinden biri olan meme kanserinde, teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler özellikle de ‘erken teşhis’ ile birleştiğinde tam tedavi mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Kliniği, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal,</strong> günümüzde artık kişiye özel tarama yöntemleri sayesinde erken teşhiste çok daha kolay ve doğru sonuç alınabildiğini belirtirken, meme biyopsisinin de teşhis koymada son derece önemli olduğunu vurguluyor. Meme biyopsisinde son yıllarda çok hızlı gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Arıbal, son dönemde öne çıkan Vakum biyopsi ile tanı ve tedavi işleminin bir arada yapılabildiğini söylüyor. Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, <strong>Ekim ayı-Meme Kanseri Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada meme biyopsisi ve vakumlu biyopsi hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>1. Meme biyopsisinde cerrahi yöntem çağ dışı kaldı! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Erkin Arıbal “Biyopsi amacı ile cerrahi operasyon yapmak eski bir yöntem olup çağ dışı kalmıştır! Meme biyopsisi iğne eşliğinde yapılmalı ancak ince iğne değil, kalın iğne denilen, tanı koydurucu küçük parçaların toplanabildiği biyopsiler memede ilk tanı yöntemi olmalıdır” diyor. Kalın iğne biyopsisi, biyopsi alınacak lezyonun en iyi görülebildiği yöntem (ultrason, mamografi, ilaçlı) hangisi ise o yöntemle yapılıyor. Lokal anestezi ile yapılan biyopside ağrı hissedilmiyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Meme biyopsisinde hurafelere dikkat! </strong></p>
<p>Halk arasında ‘meme biyopsisi sonrası tümör başka dokulara yayılır’ şeklinde yanlış bir inanış olduğunu belirten Prof. Dr. Arıbal, aksine meme biyopsisinin yaklaşık 30 yıldır güvenle yapıldığını ve tedavinin biyopsiden alınan sonuca göre belirlendiğini söylüyor. Prof. Dr. Erkin Arıbal, bir diğer yanlış inanışın da ‘biyopsinin acıttığı’na yönelik olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Yapılan lokal anestezi sayesinde ağrı hissedilmeyen iğne biyopsileri konforlu bir yöntemdir. 10 dakikadan kısa süren işlem sırasında hasta ile sohbet etmek ve rahatlatmak mümkün olabilmektedir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3. Vakum biyopsi sırasında tümör de çıkarılabiliyor! </strong></p>
<p>Vakum biyopsinin (vakum aspirasyon eşliğinde biyopsi) memede izlenen lezyonlara yönelik yapılan yeni bir biyopsi tekniği olduğunu belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Radyolojisi Kliniği, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal </strong>bu tekniği şöyle açıklıyor: “Vakum biyopsinin amacı tek bir kere iğne ile lezyon içine girildikten sonra iğneyi hiç çıkarmadan lezyonun tümünü örneklemeye yarayan bir tekniktir. İğne içine ardışık olarak vakum ile çekilen doku kesilip iğne içinden yine vakum yardımı ile dışarı alınır. Bu sayede 3 ile 5 cm ye kadar olan lezyonlar tümü ile örneklenebilmektedir. İyi huylu tümörlerde hem tanı koyucu hem de tedavi edici olmasına rağmen kötü huylu lezyonlarda lezyon tümü ile çıkarılsa da ardından küçük bir cerrahi müdahale ile bu bölgenin etrafının çıkarılması gerekir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4. Meme radyolojisinde önemli bir yenilik!</strong></p>
<p>Kontrastlı mamografi eşliğinde vakum biyopsinin, meme radyolojisinde önemli bir yenilik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Hasta için konforlu ve pratik bir uygulamadır. Damardan iyotlu kontrast ilaç verilerek, mamografi veya ultrason gibi diğer teknikler ile görülemeyen sinsi kanser odakları görünür hale geldikten sonra, lezyonu vakum biyopsi ile örnekliyoruz. Meme MR eşliğinde biyopsi yerine kullanabilmekteyiz. MR eşliğinde biyopsiden daha kısa süren bu teknik, hasta açısından daha konforludur. Biyopsi süresi 10-15 dakika kadar sürmekte ve lokal anestezi eşliğinde biyopsi yapılabilmektedir. Hasta işlem sırasında bizimle konuşabilmekte ve MR odasında olduğu gibi kendini yalnız hissetmemektedir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Dikiş gerektirmiyor</strong></p>
<p>Vakum biyopsinin, lezyon hangi yöntem ile (ultrason – mamografi – MR) en iyi görülebiliyor ise o yöntem eşliğinde yapıldığını belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal “Seçilen yöntem ile lezyon yeri saptandıktan sonra cilde uygulanan lokal anestezi sayesinde ciltten geçilerek lezyona ulaşılır ve ardışık olarak vakum kesi yöntemi ile iğne içinden lezyon kesilerek tümü veya tüme yakın örneklenir. Ciltte sadece küçük iğne girişine ait bir yara olur, dikiş gerektirmez. Vakum biyopside lokal anestezi verilmesi yeterli olmaktadır. Genel anestezi uygulamasına gerek yoktur” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-biyopsisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-nokta-417835">Meme biyopsisi hakkında bilinmesi gereken 5 nokta !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşletmelerin ChatGPT Kullanımında Dikkat Etmesi Gereken Dört Gizlilik Riski</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isletmelerin-chatgpt-kullaniminda-dikkat-etmesi-gereken-dort-gizlilik-riski-414791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[chatgpt]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dört]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[işletmelerin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımında]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde birçok kişi işleri için ChatGPT gibi yapay sinir ağlarına dayalı dil modellerini kullanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isletmelerin-chatgpt-kullaniminda-dikkat-etmesi-gereken-dort-gizlilik-riski-414791">İşletmelerin ChatGPT Kullanımında Dikkat Etmesi Gereken Dört Gizlilik Riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde birçok kişi işleri için ChatGPT gibi yapay sinir ağlarına dayalı dil modellerini kullanıyor. Rusya&#8217;da yapılan bir Kaspersky anketi, katılımcıların %11&#8217;inin sohbet robotlarını kullandığını ve yaklaşık %30&#8217;unun gelecekte işlerin yerini alma potansiyeline inandığını ortaya koydu. Diğer anketler, Belçikalı ofis çalışanlarının %50&#8217;sinin ve Birleşik Krallık&#8217;takilerin %65&#8217;inin ChatGPT&#8217;ye güvendiğini gösteriyor. Ayrıca Google Trends&#8217;te &#8220;ChatGPT&#8221; arama teriminin hafta içinde öne çıkması, muhtemelen işle ilgili taleplere bağlı olarak kullanımda belirgin bir artış olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ancak sohbet robotlarının iş yerindeki artan kullanımı çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Hassas kurumsal veriler bu robotlara emanet edilebilir mi? Kaspersky araştırmacıları, ChatGPT&#8217;nin iş amaçlı kullanımıyla ilgili beş temel risk belirledi.</p>
<p><strong>Sağlayıcı tarafında veri sızıntısı veya sisteme sızma</strong></p>
<p>Her ne kadar LLM tabanlı sohbet robotları teknoloji devleri tarafından işletiliyor olsa da, onlar bile bilgisayar korsanlığına veya sızıntılara karşı bağışık değildir. Örneğin ChatGPT kullanıcılarının başkalarının sohbet geçmişlerindeki mesajları görebildiği bir olay gerçekleşti.</p>
<p><strong>Sohbet robotları aracılığıyla veri sızıntısı</strong></p>
<p>Teorik olarak sohbet robotlarıyla yapılan yazışmalar gelecekteki modelleri eğitmek için kullanılabilir. LLM&#8217;lerin model kalitesini artırmayan, ancak gizlilik riskleri oluşturan telefon numaraları gibi benzersiz dizileri hatırladıkları ve &#8220;kasıtsız ezberlemeye&#8221; duyarlı oldukları düşünüldüğünde, eğitim geçmişindeki herhangi bir veriye yanlışlıkla veya kasıtlı olarak diğer kullanıcılar tarafından bu model aracılığıyla erişilebilir.</p>
<p><strong>Kötü niyetli istemci</strong></p>
<p>Bu, ChatGPT gibi resmi hizmetlerin engellendiği yerlerde büyük bir endişe kaynağıdır. Kullanıcılar programlar, web siteleri veya mesajlaşma botları gibi resmi olmayan alternatiflere başvurabilir ve mevcut olmayan istemci veya uygulama olarak gizlenmiş kötü amaçlı yazılımları indirebilir.</p>
<p><strong>Hesap ele geçirme</strong></p>
<p>Saldırganlar, kimlik avı saldırıları veya kimlik bilgisi doldurma yoluyla çalışan hesaplarına girerek verilerine erişebilir. Bunun yanında Kaspersky Digital Footprint Intelligence, dark web forumlarında düzenli olarak chatbot hesaplarına erişim satan gönderiler buluyor.</p>
<p> </p>
<p><em>ChatGPT ve Synthesia kurumsal hesabına 40 Dolar karşılığında erişim satan bir dark web gönderisi</em></p>
<p>Yukarıda bahsi geçen veri kaybı, sohbet robotlarını kullanan kullanıcılar ve işletmeler için önemli bir gizlilik endişesi oluşturuyor. Sorumlu geliştiriciler, gizlilik politikalarında verilerin model eğitimi için nasıl kullanıldığını ana hatlarıyla belirtir. Kaspersky&#8217;nin ChatGPT, ChatGPT API, Anthropic Claude, Bing Chat, Bing Chat Enterprise, You.com, Google Bard ve Alloy Studios tarafından geliştirilen Genius App gibi popüler sohbet botları üzerinde yaptığı analiz, B2B sektöründe kurumsal bilgilerin açığa çıkma riskinin daha yüksek olması nedeniyle daha yüksek güvenlik ve gizlilik standartları olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak, veri kullanımı, toplanması, depolanması ve işlenmesine ilişkin hüküm ve koşullar, B2C sektörüne kıyasla daha fazla korumaya odaklanıyor. Bu çalışmadaki B2B çözümleri genellikle sohbet geçmişlerini otomatik olarak kaydetmiyor ve bazı durumlarda sohbet robotu müşterinin ağında yerel olarak çalıştığı için şirketin sunucularına hiçbir veri göndermiyor.</p>
<p>Kaspersky Güvenlik ve Gizlilik Uzmanı <strong>Anna Larkina</strong>, şunları söylüyor: <em>&#8220;LLM tabanlı sohbet robotlarının iş amaçlı kullanımına bağlı potansiyel riskleri inceledikten sonra, hassas veri sızıntısı riskinin en fazla çalışanların iş yerinde kişisel hesaplarını kullandıkları durumda ortaya çıktığını gördük. Bu durum, çalışanların chatbot kullanımının riskleri konusunda bilinçlendirilmesini şirketler için en önemli öncelik haline getiriyor. Diğer yandan çalışanların hangi verilerin gizli veya kişisel olduğunu, ticari sır teşkil ettiğini ve neden bir chatbot&#8217;a verilmemesi gerektiğini anlamaları gerekiyor. Diğer yandan şirketlerin de bu tür hizmetleri kullanmak için net kurallar belirlemesi gerekiyor.&#8221;</em> </p>
<p>Sohbet robotlarını kullanmanın gizliliğe dair riskleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist.com adresini ziyaret edin.</p>
<p>Kaspersky uzmanları, şirketlerin sohbet robotlarını kullanmanın avantajlarından yararlanmaya devam etmeleri ve güvende kalmaları için şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Güçlü, Benzersiz Parolalar Kullanın: Her bir hesabınız için karmaşık parolalar oluşturun ve doğum günleri veya isimler gibi kolayca tahmin edilebilecek bilgileri kullanmaktan kaçının.</li>
<li>Kimlik Avına Dikkat Edin: Kişisel bilgilerinizi isteyen istenmeyen e-postalara, mesajlara veya aramalara karşı dikkatli olun. Herhangi bir hassas veriyi paylaşmadan önce gönderenin kimliğini doğrulayın.</li>
<li>Çalışanlarınızı Eğitin: Çalışanlar en son çevrimiçi tehditler ve çevrimiçi güvende kalmak için en iyi uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmalıdır. </li>
<li>Yazılımlarınızı Güncel Tutun: İşletim sisteminizi, uygulamalarınızı ve antivirüs programlarınızı düzenli olarak güncelleyin. Bu güncellemeler genellikle en son güvenlik yamalarını içerir. </li>
<li>Kurumsal Bilgi Paylaşımını Sınırlayın: Kişisel bilgileri sosyal medyada veya herkese açık forumlarda paylaşma konusunda dikkatli olun. Sadece kesinlikle gerekli olduğunda bu bilgileri paylaşın.</li>
<li>URL&#8217;leri ve Web Sitelerini Doğrulayın: Özellikle oturum açma kimlik bilgilerini girmeden veya alışveriş yapmadan önce ziyaret ettiğiniz web sitelerinin URL&#8217;sini iki kez kontrol edin.</li>
<li>Kurumsal Güvenlik Çözümü Kullanın: Çalışanların iş amacıyla güvenilmeyen sohbet robotlarına bağımsız olarak danışmasını önlemek için bulut hizmeti analitiği içeren bir güvenlik çözümü kullanabilirsiniz. Kaspersky Endpoint Security Cloud, özellikleri arasında bulut hizmetlerini yönetmek ve kullanım risklerini değerlendirmek için Cloud Discovery’i içerir.</li>
</ul>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve şirket 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor. kaspersky.com adresinden daha fazla bilgi edinin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isletmelerin-chatgpt-kullaniminda-dikkat-etmesi-gereken-dort-gizlilik-riski-414791">İşletmelerin ChatGPT Kullanımında Dikkat Etmesi Gereken Dört Gizlilik Riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A&#8217;dan Z&#8217;ye Türk Mühendislerin Geliştirdiği Ürün Amerika&#8217;da &#8220;Mutlaka Sahip Olunması Gereken Ürünler&#8221; Sıralamasına Girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adan-zye-turk-muhendislerin-gelistirdigi-urun-amerikada-mutlaka-sahip-olunmasi-gereken-urunler-siralamasina-girdi-413193</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 08:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislerin]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[olunması]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[sıralamasına]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[zye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413193</guid>

					<description><![CDATA[<p>2021 ve 2022'de prestijli “Inc. 5000 En Hızlı Büyüyen Özel Şirketler” sıralamasına giren Rapsodo, istikrarlı büyümesini sürdürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adan-zye-turk-muhendislerin-gelistirdigi-urun-amerikada-mutlaka-sahip-olunmasi-gereken-urunler-siralamasina-girdi-413193">A&#8217;dan Z&#8217;ye Türk Mühendislerin Geliştirdiği Ürün Amerika&#8217;da &#8220;Mutlaka Sahip Olunması Gereken Ürünler&#8221; Sıralamasına Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>2021 ve 2022&#8217;de prestijli “Inc. 5000 En Hızlı Büyüyen Özel Şirketler” sıralamasına giren Rapsodo, istikrarlı büyümesini sürdürüyor.</strong></em><strong> Merkezi Singapur’da, Ar-Ge ofisi Türkiye’de bulunan Rapsodo dünyaya önemli mesajlar vermeye devam ediyor. A’dan Z’ye Türk Mühendisler tarafından geliştirilen golf simülasyonlu Rapsodo MLM2PRO, Amerika’nın golf otoritelerinden GolfSpy tarafından kategorisinde rakipsiz olarak tanımlanarak “Mutlaka sahip olunması gereken ürünler” sıralamasına girdi.</strong></p>
<p><strong>Rapsodo CEO’su Batuhan Okur: “Amerika’da %50 pazar payı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Gerçek zamanlı veriler sağlayarak sporcuların maksimum potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmasıyla tanınan Rapsodo, yeni golf ürünü Mobile Launch Monitor 2 Pro (MLM2PRO) ile Amerika’da dengeleri değiştirdi. </p>
<p>Dünyaca ünlü golf ekipmanları şirketi Callaway ile anlaşma yaptıklarının altını çizen Rapsodo<strong> Kurucusu ve CEO’su Batuhan Okur “Rapsodo MLM2Pro, Türk Mühendislerin Amerika golf pazarına attığı imzanın bir sonucudur ve biz bu yeni ürünle Amerika’da %50 pazar payı hedefliyoruz. Bu çok büyük bir başarı” </strong>dedi.<strong> </strong></p>
<p>Radar teknolojisi ve makine öğrenimi kullanılarak tasarlananMLM2PRO, golfçülere mesafe, top hızı, veri görselleştirmeli şut faktörü, sopa boşluğu, şut dağılımı gibi bir çok metriği izleyerek vuruşlarını analiz etme ve performans geliştirme imkanı sunuyor. Toplamda, MLM2PRO iniş açısı, dönüş hızı ve dönüş ekseni gibi yeni veri noktaları dahil olmak üzere 13 temel metriği analiz ediyor. Android ve IOS uyumlu bu yeni golf monitörü E6 ve Awesome Golf gibi çoklu simülasyon yazılımları ile de entegre çalışıyor. Ayrıca ürün Callaway golf topları ile eşleşerek golfçülere benzersiz bir deneyim sunuyor.</p>
<p><strong>GolfSpy “Pazarda MLMPro2’yi yenmek zor”</strong></p>
<p>Türk mühendislerin Ar-Ge ve tasarım ürünü, kişisel launch monitör Rapsodo MLM2Pro, Amerikan golf otoritesi GolfSpy’dan övgüler aldı. Performanstan ödün vermeden ürün maliyetini düşük tutmak isteyenler için MLM2Pro&#8217;yu rakipsiz gören GolfSpy hem Android hem de IOS’u destekleyen MLMPro2’yi  <strong>“Mutlaka sahip olunması gereken ürünler” sıralamasına ekledi.</strong></p>
<p><strong>Rapsodo, dünyanın izlediği bir start up öyküsü </strong></p>
<p>2011 yılında Singapur’da kurulan Rapsodo, yüksek teknolojiyi erişilebilir kılma vizyonuyla Amerika’da golf ve beyzbol alanında önemli pazar verileri elde edince; Batuhan Okur, kuruluşunun  7. yılında Ar-Ge üssünü Türkiye’de kurma kararı alıyor. </p>
<p> </p>
<p>Spor performansı ölçüm ve analitiği pazarında, veri bilimi odaklı yazılımlar geliştiren Rapsodo, kamera ve radar kombinasyonundan oluşan donanımıyla bir sporcunun “Ben daha iyi nasıl olabilirim” sorusuna yanıt buluyor. Sporcu ürünü kullandıkça AI (yapay zeka) motoru, sporcuyu daha iyi anlıyor, artı ve eksileri karşılaştırmalı olarak sunuyor. Veri bazlı geliştirme üzerine kurulu sistem sayesinde bugün dünyaca ünlü kulüpler, sporcular ve antrenörler, pazar değerini artırma konusunda önemli adımlar atıyorlar. Spor teknolojileri pazarına yön veren bu verilerin üretimi ve analizi ise Rapsodo’nun  dünyaya Türkiye’den ihraç ettiği yazılımlarla gerçekleşiyor. </p>
<p> </p>
<p>Merkezi Singapur’da, Ar-Ge Ofisi Türkiye’de yer alan Rapsodo, dört farklı kıtada, dört farklı ülkede 13 farklı ulustan çalışana sahip<em><strong>.</strong></em> <em>2021 ve 2022&#8217;de prestijli Inc. 5000 En Hızlı Büyüyen Özel Şirketler sıralamasına giren Rapsodo, istikrarlı büyümesini sürdürüyor.</em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adan-zye-turk-muhendislerin-gelistirdigi-urun-amerikada-mutlaka-sahip-olunmasi-gereken-urunler-siralamasina-girdi-413193">A&#8217;dan Z&#8217;ye Türk Mühendislerin Geliştirdiği Ürün Amerika&#8217;da &#8220;Mutlaka Sahip Olunması Gereken Ürünler&#8221; Sıralamasına Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411098</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnfertilite yani halk dilinde kısırlık, cinsel yönden aktif bir çiftin 1 yıl korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098">Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnfertilite yani halk dilinde kısırlık, cinsel yönden aktif bir çiftin 1 yıl korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanıyor. Çiftlerin %15’inde ilk 1 yıl içinde bu durum görülebiliyor. Kısırlık; kadına, erkeğe veya her ikisine bağlı sebepler ile ortaya çıkabiliyor. Ancak erkek bireylerde görülen kısırlıkta çoğu zaman utanma ve çekinme duygularından dolayı tanı- tedavi süreçleri gecikiyor ve bebek sahibi olma şansı azalabiliyor. Sağlık sorunlarının bir parçası olan infertilite geç kalınmadan tedavi edildiği takdirde başarılı sonuçlar elde ediliyor. Memorial Dicle Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Birgi Ercili, erkek infertilitesi (kısırlığı) hakkında en çok merak edilenleri paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Gebelikte başarı oranını artıracak yöntemler denenebilir</strong></p>
<p>“Erkek infertilitesi olup, doğal yolla gebe kalan kadın var mıdır?” sorusu infertil eşlere sahip olan kadınların en çok merak edip araştırdığı soruların başında yer alır. Bunun cevabı bu durumda hamile kalınmasının mümkün olduğu şeklindedir. Ancak erkeğin sağlıklı olduğu çiftlere göre, erkek infertilitesi olan bir bireyin eşinin gebe kalma olasılığı düşüktür. Ayrıca infertil erkeğin sperm kalitesinde de bozukluklar olacağı için, oluşan gebelik sağlıklı ilerlemeyebilir veya düşükle sonuçlanabilir. Erkek faktörüne bağlı kısırlık durumlarında tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Doğal yollarla gebelik oluşmadıysa, sperm sayısı 5 milyon/ml’den az ise, azospermi (menide sperm hücresi görülmemesi) veya sperm kanallarında tıkanıklık varsa bazı yöntemler ile testisten sperm toplanarak tüp bebek uygulanması önerilebilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedavi süreci ertelenmemeli</strong></p>
<p>İnfertilite yani kısır çiftlerin %30’unda erkek faktörü sorumludur. Aynı zamanda erkek infertilitesinin %30’unun sebebi bilinmemektedir.<strong> </strong>Bunun dışında en sık görülen sebepler; varikosel (yumurtalık etrafındaki toplardamarların genişlemesi), inmemiş testis, azospermi (menide hiç sperm olmaması), geçirilen testis iltihapları (orşit-epididimit), sperm kanallarında tıkanıklık olması, kemoterapi-radyoterapi almış olmak veya hormonal bozuklukların olması durumunda gözlemlenmektedir.<strong> </strong>Erkek infertilitesinin genelde herhangi bir belirtisi bulunmamaktadır. Tanı aşamasında yapılacak ilk ve önemli test spermiyogram (semen analizi) olarak adlandırılan spermlerin sayısına, hareketine, yapısına bakılan testtir. Muayenede hormonal bozukluğu düşündürecek kıllanmada azalma, meme büyümesi gibi durumlar araştırılır. Mutlaka testis muayenesi yapılmalıdır. Testis boyutlarında küçülme, varikosel gibi durumlar böylece anlaşılabilir. Semen analizi olmazsa olmaz testtir. Ayrıca hormonal testler ve azospermi varlığında genetik testler istenebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tavsiye üzerine alternatif tedaviler denenmemeli</strong></p>
<p>Kısırlık, psikolojik olarak bireylerin çok fazla olumsuz etkilendiği kendini yetersiz hissettiği bir süreç olarak gözükebilir. Ortaya çıkan toplum baskısı veya yoğun duygularla evlat sahibi olma isteği ve kişinin hemen istediği sonuca varamaması özgüven kaybına yol açabilir. Ancak burada atılabilecek en sağlıklı ilk adım, olumlu düşünerek çekinmeden tedavi sürecinin başlatılması ve aksatılmamasıdır. Bu tür durumlarda toplumda sık sık yapılan hataların başında ise kişilerin kulaktan duyma bilgiler ile kendi başına denediği tedavi olabileceğini düşündüğü bazı durumlar yer alır. Bunlara ek olarak kişilerin denediği veya merak ettiği bazı tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir; </p>
<ul>
<li>Bitkisel ürünler; Bitkisel ürünlerin şifalı yanları olduğu kadar bilinmeyen zararlı yanları da olabilir. Bu ürünler doğru kullanılmadığında kişinin zehirlenmesine kadar yol açabilir. Hekime danışılmadan özellikle sanal ortamda ilaç niyetine satılan çaylar, bitkiler veya ilaçlar kullanılmamalıdır. </li>
<li>Hacamat; Hacamat tedavisinin erkek infertilitesinde kullanılabileceğine yönelik bilimsel bir çalışma yoktur.</li>
<li>Kök hücre tedavisi; Erkek infertilitesinde kök hücrenin başarılı olabileceğine yönelik çalışmalar vardır. Ancak bunlar bilimsel çalışma düzeyindedir ve henüz rutin klinik uygulamaya girmemiştir. Kök hücre tedavisi uygulanan bazı merkezlerde de başarı şansı düşüktür ve maliyeti yüksektir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Başarılı bir tedavi süreci için dış etkenler azaltılmalı</strong></p>
<p>Erkek infertilitesine sebep olan durumlara göre tedavi değişkenlik gösterir. Ancak tedavi şekli ne olursa olsun genel olarak bazı olumsuz dış etkenlerin ortadan kaldırılması başarı oranını yükseltebilir.  Sperm değerlerinde düşüklük varsa dengeli beslenmek, egzersiz yapmak, sigara ve alkolü bırakmak önemlidir. Özellikle sigara kullanımı sperm kalitesini oldukça kötü yönde etkilemektedir. Tütün ürünlerinin kullanımını sonlandırmak veya olabildiğince azaltmak gerekir. İdeal kiloda kalınması ve sporun hayatın bir parçası haline getirilmesi fiziksel ve ruhsal sağlık açısından önem arz eder. Ruhsal açıdan iyi hissetmek ve tedaviden başarılı bir şekilde sonuç elde edeceğini bilmek iyileşme sürecinde oldukça önemlidir. Bunun dışında anti-oksidan ilaçlarla sperm değerleri arttırılabilir. Eğer varikosel dediğimiz durum varsa bu ameliyatla düzeltilebilir. Hormonal bozukluklar bazı hormon ilaçlarıyla giderilebilir. Azospermi denilen menide sperm hücresi görülmemesi halinde ise Mikro TESE adı verilen yöntemle testisten sperm toplanabilir. Kısırlığın tamamen çözümsüz olduğu fikrine kapılmadan erken dönemde tedaviye başlanmalıdır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkek-kisirligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-onemli-noktalar-411098">Erkek Kısırlığı Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların Öğrenmesi Gereken 11 İnternet Görgü Kuralı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ogrenmesi-gereken-11-internet-gorgu-kurali-407462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[görgü]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital ortamda nazik ve saygılı olmak yeni nesil için kazanılması gerekli önemli bir beceridir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ogrenmesi-gereken-11-internet-gorgu-kurali-407462">Çocukların Öğrenmesi Gereken 11 İnternet Görgü Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital ortamda nazik ve saygılı olmak yeni nesil için kazanılması gerekli önemli bir beceridir. Netiquette, yani İnternet görgü kuralları kavramının temelini bilmek, gençleri hem çevrim içi hem de çevrim dışı dünyada başarılı kılar. Siber güvenlik şirketi ESET,</strong> <strong>internet görgü kuralları ile ilgili kavramları inceledi, anne babalara önerilerde bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Britannica’ya göre, internet görgü kurallarının amacı, çevrim içi iletişim için keyifli, rahat ve verimli bir ortam oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olmanın yanı sıra, sistem içerisinde baskı kurmayı ve kullanıcılar arasında çatışma yaratmayı önlemektir. Kısaca, yazılı olmayan çevrim içi davranış kuralları, çevrim dışıyken de savunduğumuz değerleri ifade eden olumlu etkileşimleri desteklemekle ilgilidir. Çevrim dışı dünyada olduğu gibi, çevrim içiyken de bir toplumun parçası olduğumuzu, dijital bireyler olarak saygılı ve güvenli şekilde davranma sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız. </p>
<p> </p>
<p><strong>İnternet etiği becerisi kazanmak için çocukların bilmesi gerekenler :</strong></p>
<p><strong>Nazik ol:</strong> Çocuğunuzu, çevrim içi dünyada başkalarına sanki karşısındaymış gibi davranmaya teşvik edin.</p>
<p><strong>Paylaşmadan önce bir kez daha düşün:</strong> Çevrim içi paylaşılanlar kalıcı bir dijital ayak izine sahiptir ve bir şeyi yalnızca birkaç arkadaşımızla paylaşsak bile, gönderilerimizin diğer insanlara ulaşması her zaman mümkündür. Bu nedenle, nasıl sorumlu bir şekilde paylaşım yapacakları hakkında çocuklarımızla konuşmamız gerekir. Çocuğunuza nelerin paylaşıma uygun olduğu ve nelerin gizli kalması gerektiği arasındaki farkı öğretin.</p>
<p><strong>Her zaman doğrula:</strong> Eleştirel düşünceyi teşvik edin. Çocuğunuza bir bilgiyi paylaşmadan ya da yeniden yayımlamadan önce kontrol etmesini tavsiye edin.</p>
<p><strong>Çevrim içi kimlikleri sorgula:</strong> İnternetteki herkesin iddia ettiği kişi olmadığını çocuğunuzun anlamasına yardımcı olun. Şüpheciliği teşvik edin ve çocukların mahremiyetlerine değer vermelerini ve yalnızca gerçekten güvendikleri kişilerle konuşmalarını sağlayın.</p>
<p><strong>Başkalarına kişisel alan bırak:</strong> Çocuğunuza, insanları mesaj ve yorumlarla bunaltmamasını ve arkadaşlarına düşüncelerini ifade edebilmeleri için ihtiyaç duydukları imkanı sağlamayı öğretin. Çevrim içi iletişim, karşılıklı saygı ve düşünceyle gelişen iki taraflı bir konudur.</p>
<p><strong>Paylaşmadan önce izin al:</strong> Başkalarıyla ilgili fotoğraf veya bilgi paylaşmadan önce izin almanın değerini aşılayın.</p>
<p><strong>Başkalarının mahremiyetine saygı duy:</strong> Çocuğunuz, arkadaşlarının sosyal medyasını sormadan kullanmaması gerektiği gibi, başkalarının cihazlarını da sormadan almamalı, başkalarının uygulamalarına göz atmamalıdır.</p>
<p><strong>Çevreni unutma:  </strong>Çocuğunuza, müzik çalmadan, bir program izlemeden ya da toplum içinde gürültülü bir telefon görüşmesi yapmadan önce çevresine dikkat etmesi gerektiğini söyleyin.</p>
<p><strong>Düşünceli bir şekilde iletişim kur: </strong>Çocuğunuzla birlikte kısa ve öz mesajların nasıl olması gerektiği, farklı platformlar için doğru tarzın nasıl seçileceği gibi iyi bir çevrim içi iletişimin temellerini keşfedin.</p>
<p><strong>Gücünün farkında ol:</strong> Küçük çevrelerde bile çevrim içi davranışların yaratacağı etkinin sorumluluğu hakkında çocuğunuzla konuşun. Çocuğunuza, sözlerinin ve eylemlerinin toplum üzerindeki etkisinin önemini öğretin. Onları, düşünceli ve motive eden içeriklerle başkalarına ilham vermek için bu etkiyi olumlu bir şekilde kullanmaya teşvik edin.</p>
<p><strong>Uygun bir rumuz seç:</strong> Çocuğunuza hem kimliğini açık etmeyen hem de daha sonra onu utandırmayacak bir kullanıcı adı seçme konusunda rehberlik edin. Orijinal bir takma ad, kendilerini yaratıcı bir şekilde ifade etmelerine olanak tanırken çevrim içi varlıklarını da koruyabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ogrenmesi-gereken-11-internet-gorgu-kurali-407462">Çocukların Öğrenmesi Gereken 11 İnternet Görgü Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullarda Uygulanması Gereken 6 Web Filtreleme Çözümü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullarda-uygulanmasi-gereken-6-web-filtreleme-cozumu-406817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 12:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[filtreleme]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanması]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim sektöründe sürekli gelişen teknoloji kullanımı, okullara ve idarecilere çeşitli yükümlülükler getiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-uygulanmasi-gereken-6-web-filtreleme-cozumu-406817">Okullarda Uygulanması Gereken 6 Web Filtreleme Çözümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eğitim sektöründe sürekli gelişen teknoloji kullanımı, okullara ve idarecilere çeşitli yükümlülükler getiriyor. Sorumlu personelin, öğrencilerin çevrimiçi güvenliği, uyumluluk, cihaz yönetimi, öğrenci verilerinin korunması gibi pek çok noktada önlem alması gerekiyor. Günümüzün güçlü web filtreleme çözümleri, belirli web sitelerine izin verme veya erişimi engelleme temellerinin ötesine geçerek, gelişmiş özelliklerle öğrenciler için en güvenli çevrimiçi öğrenme koşullarını sağlıyor. </strong><strong>Siber</strong> <strong>koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, okullarda uygulanması gereken 6 web filtreleme yöntemini paylaşıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Teknolojinin gelişimi ve yaygınlaşmasıyla, öğrenciler ve eğitim personelleri tarafından sıklıkla kullanılan cihazlar, eğitim kurumlarına birçok noktada fayda sağlıyor. Ancak çevrimiçi dünyanın barındırdığı kötü amaçlı yazılımlar, dikkat dağıtıcı ve uygunsuz içerikler, eğitim kurumlarına çeşitli zararlar verebiliyor. Web filtreleme yazılımı, kullanıcıların internette gezindiği konumları denetleyerek, bir kuruluşun potansiyel tehditlere karşı koruma sağlamak ve kurumsal politikaları uygulamak için web trafiğine izin vermesine veya engellemesine olanak sağlıyor. Bir web filtresi, beyaz liste ve kara liste prensibiyle çalışarak, sistem olarak potansiyel tehdit barındıran ve uygun olmayan sitelere erişimi kısıtlıyor. Uygulamalı olarak bilgisayarla çalışan ve keşfetmeye meraklı öğrenciler için güvenli internet deneyimi sunan web filtreleri, eğitim kurumları tarafından en çok talep edilen yazılımların başında geliyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, okullarda uygulanması gereken 6 web filtreleme yöntemini paylaşıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1. URL Filtreleme:</strong> URL, kullanıcıyı bir internet sayfasına yönlendiren belirli bir adrestir. Güvenlik yöneticileri, çevrimiçi içerik erişimine ilişkin kontrolleri özelleştirmek için izin verilecek veya engellenecek bir URL ekleyebiliyor. Örneğin bir eğitim kurumu, oyunlar veya diğer dikkat dağıtıcı içeriklere daha açık olması nedeniyle belirli web sayfalarına erişimi kısıtlayabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Arama Motoru Filtreleri: </strong>Bir arama motoru filtresi, kötü amaçlı sitelerin veya uygunsuz içeriğe sahip URL&#8217;lerin görüntülenmesini engellemek için SERP listelerini kısıtlıyor. Böyle bir filtre birçok arama motoru platformunun parçası olarak kullanılabiliyor. Örneğin, Google&#8217;ın Güvenli Arama özelliği, Google aramalarında açık sonuçları kısıtlayabiliyor. Güvenli arama, öğrenciler çevrimiçi arama yaparken kullanışlı olabilir ancak bir öğrenci adres çubuğuna URL yazarak doğrudan bir siteyi ziyaret ederse bu özellik geçersiz sayılıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>3. Ağ Filtreleri:</strong> Eğitim kurumları; erişim kategorilerine, URL&#8217;lere, etki alanlarına ve anahtar kelimelere izin vererek veya bunları engelleyerek tüm ağı korumak için ağ tabanlı filtreleme kullanıyor. Bu filtreleme yöntemi, arama motoru web filtreleme araçlarına kıyasla daha güçlü ve daha kolay kurulum imkanı sağlıyor. Ancak bir öğrenci mobil cihazını okul ağı dışında, ev ödevi veya diğer eğitim görevleri üzerinde çalışmak için kullanıyorsa, araç çevrimiçi içeriği filtrelemiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4. Cihaz Tarafından Yüklenen Filtreler:</strong> BT personeli bir web filtresini okulda bulunan tüm cihazlara doğrudan bir program olarak yükleyip kurabiliyor. Bu yaklaşım daha küçük cihaz hacimleri için uygun olabilir ancak daha büyük eğitim kurumları için pratik bir çözüm sağlamıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>5. DNS Filtreleme: </strong>Güvenlik stratejisinin önemli bir parçası olan<strong> </strong>DNS filtreleme, tüm alan adlarına veya web sitelerine erişimin engellenmesi anlamına geliyor. Bu sayede bir yönetici, alan adlarını engellenenler listesine girebiliyor, öğrencilerin ve öğretmenlerin engellenen web sitelerine erişimini kısıtlayabiliyor. Bazı eğitim kurumları, okul saatleri içinde sosyal medya sitelerine erişimi kısıtlayarak gelişmiş sosyal ağ düzenlemesi için DNS filtrelemeyi kullanabiliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>6. Anahtar Kelime Filtreleme: </strong>BT ekiplerinin web sitelerini engellemek için anahtar kelimeler kullanmasını sağlayan bu yaklaşım, birçok web filtreleme çözümünde URL ve kategori filtrelemenin yanı sıra yöneticiler tarafından sıklıkla kullanılıyor. Ancak bazı anahtar kelime filtreleme araçları, içeriği uygun şekilde filtrelemek için yüzlerce veya binlerce anahtar kelime arasından seçim yapılmasını gerektiriyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Web filtreleri, zararlı internet sitelerine ve istenmeyen içeriklere karşı erişimi kısıtlayarak, eğitim kurumlarında çevrimiçi koruma sağlıyor. Ancak her bir filtreleme uygulaması, farklı alanlarda çözüm sunduğu için tek başına yeterli korumayı sağlamıyor. Acronis MSP Bulut tabanlı URL filtreleme yazılımı, imza ve yapay zeka tabanlı algılama ve tanımlama yoluyla kötü niyetli ve istenmeyen web sitelerine erişimi engelliyor. Bünyesinde barındırdığı web sitesi türüne dayalı gelişmiş kategorizasyon özelleştirmesi sayesinde birçok filtreleme özelliğinin tek bir çatı yönetilmesini mümkün kılıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>Acronis Hakkında</u></strong></p>
<p><strong> </strong>Acronis, modern dijital dünyanın güvenlik, erişilebilirlik, gizlilik, özgünlük ve güvenlik (SAPAS) zorluklarını çözen entegre, otomatik siber koruma sağlamak için veri koruma ve siber güvenliği birleştirir. Hizmet sağlayıcıların ve BT profesyonellerinin taleplerine uygun esnek dağıtım modelleri ile Acronis, yapay zeka ile güçlendirilmiş yeni nesil antivirüs, yedekleme, felaket kurtarma ve uç nokta koruma çözümleri ile veriler, uygulamalar ve sistemler için üstün siber koruma sağlar. En son makine zekası ve blok zinciri tabanlı kimlik doğrulama teknolojileri ile desteklenen gelişmiş kötü amaçlı yazılımdan koruma ile Acronis, buluttan hibrit ve şirket içi ortama kadar her şeyi düşük ve öngörülebilir bir maliyetle korur.</p>
<p>Acronis, Singapur&#8217;da kurulmuş bir İsviçre şirketidir. Yirmi yıllık yenilikçiliğini kutlayan Acronis&#8217;in 45 lokasyonda 2.000&#8217;den fazla çalışanı bulunmaktadır. Acronis Cyber Protect çözümü 150&#8217;den fazla ülkede 26 dilde mevcuttur ve 16.000 servis sağlayıcı tarafından 750.000&#8217;den fazla işletmeyi korumak için kullanılmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-uygulanmasi-gereken-6-web-filtreleme-cozumu-406817">Okullarda Uygulanması Gereken 6 Web Filtreleme Çözümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalanıyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk hastalıkları polikliniklerine başvuruların en sık sebeplerinden biri de ebeveynlerin, çocuklarının sık hastalandığından endişe etmesi oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956">Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk hastalıkları polikliniklerine başvuruların en sık sebeplerinden biri de ebeveynlerin, çocuklarının sık hastalandığından endişe etmesi oluyor. Çok sık hastalanma durumu aileleri kaygılandırıyor ancak aslında bu çocukların yarısı tamamen sağlıklı olarak kabul ediliyor. Oldukça küçük bir oranda, immün (bağışıklık) yetmezlik ya da kronik hastalık bulunuyor. Çocuklarının sık hastalandığı düşüncesi ile doktora başvuran ailelerin çocuk hastalıkları konusunda bilinçli olması önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Anıl Doğan Bektaş, sık hastalanan çocuklara yaklaşım ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuk yılda 10-12 kez ÜSYE geçirebilir </strong></p>
<p>Çoğunlukla 5 yaşın altında, kreşe veya okula giden ya da kreş veya okula giden kardeşi olan çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonları yılda 10-12 kez geçirilebilir. Bir üst solunum yolu enfeksiyonunun da ortalama 7-15 gün arası sürdüğü düşünüldüğünde,  bu çocuklar yılın yarısını hasta şekilde geçirebilmektedirler. Bu, sık hastalanma olarak kabul edilmemelidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bağışıklık yetmezliği araştırılmalıdır</strong></p>
<p>Yılda 2-3 defadan fazla ağır enfeksiyon, 3’ten fazla otit, sinüzit, bronşiolit, bronşit gibi enfeksiyonlar, sık karşılaşılan enfeksiyon etkenleri dışındaki etkenlerle enfekte olmak, iki aydan daha uzun süreli antibiyotik kullanımı, beklenmeyen bir komplikasyon gelişen, çoğunlukla ayaktan ve ağızdan tedavi yeterli olmayan hastalarda bağışıklık yetmezliği araştırılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sık hastalanan çocuklarla ilgili bilmeniz gerekenler</strong></p>
<ol>
<li>Kreş ve anaokuluna giden çocukların özellikle ilk iki yılda enfeksiyon geçirme sıklığı oldukça yüksektir.</li>
<li>Pasif sigara içiciliği de üst solunum yolu enfeksiyon riskini artırmaktadır.</li>
<li>5 yaş altı çocuklar sonbahar-kış sezonunda 5-6 defa üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilirler.</li>
<li>Sağlıklı çocuklar, yaşamlarının ilk 3 yılında genellikle 1 pnömoni (zatürre) ve 2 otitis media (orta kulak enfeksiyonu) dışında ciddi bir enfeksiyon geçirmezler, tedaviye yanıtları iyidir ve büyüme gelişmeleri normal olarak izlenmektedir.</li>
<li>Tekrarlayan enfeksiyonları olan çocukların %30 kadarının altta yatan alerjik yapıları vardır, bu nedenle kronikleşmiş alerjik rinit (saman nezlesi) olan çocuklar yanlışlıkla sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı alabilmektedir.</li>
<li>Ancak alerjik alt yapısı olan çocuklar otit, sinüzit ile dirençli ve uzun süreli üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha yatkındır, bu çocukların da büyüme ve gelişmeleri normaldir. </li>
<li>Bu çocuklarda alerjik alt yapılı çocuklara özgü yüz görünümleri (burunda sürekli ellerle burnu silmeye bağlı yatay çizgi vb.) olabilir.</li>
<li>Alerjik alt yapısı olan çocuklarda kanda IgE düzeyleri yüksek saptanabilir, genellikle ailede de alerjik yatkınlık mevcuttur.</li>
<li>Alerjik yatkınlığı olan çocuklarda bağışıklık yetmezliği alerji ile birlikte görülebilir.</li>
<li>Sık hastalanan çocukların %10’unda kronik bir hastalık da vardır ve bu çocukların aynı zamanda büyüme gelişmeleri de yaşıtlarına kıyasla geride kalmıştır.</li>
<li>Bağışıklık (immün) yetmezliği olan çocuklar, sık hastalanan çocukların yaklaşık %10’unu oluşturur. Bu çocuklarda büyüme gelişme geriliği, ailede bağışıklık yetmezliği olan birey varlığı, erken kardeş ölümü, tedaviye dirençli ve genellikle hastane yatışı gerektiren enfeksiyonlar geçirme sık karşılaşılmayan enfeksiyon etkenleri ile sık hastalanma, kronik ishal, sık tekrarlayan apseler, iyileşmeyen cilt yaraları, yaygın cilt lezyonları, lösemi ve lenfoma gibi kanser türleri nedeniyle bağışıklığı baskılanmış çocuklar olabilir.</li>
<li>Sık hastalanma şikayeti olan çocuklarda detaylı bir öykü ve fizik muayene, bunun gerçekten sık hastalanma mı yoksa normal bir durum mu olduğunun ayırt edilmesinde en kıymetli tanı aracıdır.</li>
<li>Hastalanma yaşı, sıklığı, hangi bölgede geçirilen enfeksiyon olduğu gibi detaylar hem etkenin belirlenmesinde hem de gerçekten bağışıklık sorunu olup olmadığının saptanmasında çok önemli bir yer tutmaktadır.</li>
<li>Çocuğu değerlendiren pediatri hekimi, gerekli tetkikleri istedikten sonra hastada bağışıklık hücrelerinin yaşa göre normal sınırlarda olup olmadığını, anemi veya alerjik yatkınlığı olup olmadığını inceler. Sonrasında ise gerekli görülen çocuklarda ileri inceleme kararını verir.</li>
<li>Çocuklarda enfeksiyon sıklığını azaltabilmek ve geçirilen enfeksiyonların daha kolay atlatılmasını sağlayabilmek için, çocukları mümkün oldukça havasız ve kalabalık ortamlardan korumalı, pasif sigara içiciliğinden uzak tutmalı, dengeli beslenme ve yeterli uyku uyuduklarına dikkat edilmeli, alerjik yatkınlığı olan çocuklarda alerjenlerden mümkün oldukça kaçınılmalıdır.</li>
<li>Bağışıklık yetmezliği olan çocuklarda da tanının zaman kaybedilmeden konulması ve bu çocukların özellikle ağır enfeksiyonlara karşı korunması çok önemlidir.</li>
<li>Çocuklar paketli gıdalardan uzak tutulmalı, hareketsiz yaşamdan uzak tutulmalı, uygun psikolojik ortam sağlanmalı ve sık antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sik-hastalaniyorsa-bilmeniz-gereken-17-gercek-405956">Çocuğunuz Sık Hastalanıyorsa Bilmeniz Gereken 17 Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 07:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğumun bir mucize olduğu ve bu deneyimin anne adayları için eşi benzeri olmayan duygusal ve fiziksel bir yolculuk olduğu herkes tarafından kabul ediliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374">Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğumun bir mucize olduğu ve bu deneyimin anne adayları için eşi benzeri olmayan duygusal ve fiziksel bir yolculuk olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Doğum yapma deneyiminin kadının hem psikolojik hem de fiziksel sağlığı üzerinde uzun vadeli etkileri oluyor. Bireyselleştirilmiş duygusal desteğin kadınları güçlendirdiği ve olumlu bir doğum tecrübesi olasılığını artırdığı belirtiliyor. Olumlu doğum deneyiminde ailenin, ortamın ve sağlık çalışanlarının yaklaşımı büyük önem taşıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nilüfer Yüksel, normal doğum sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p>Doğum süreci tüm kadınlar için mucizevi bir durumdur ancak normal doğum anne adaylarında çok daha fazla duygu durumlarının gelişmesine neden olabilir. Normal doğum esnasında kadın sanki bu dünyada değil de başka bir gezegendeymiş gibi hisseder ve dünyadan koparak içe dönüş yaşar. Günlük yaşamda yapmaya cesaret edemediği çığlık atmak, garip sesler çıkarmak ve değişik pozisyonlara girmek gibi hareketleri doğum esnasında yapabilir. Bunun nedeni beynin daha çok düşünen kısmı neokorteks faaliyetlerinde azalma olmasıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı bir normal doğum süreci için bunlara dikkat edin;</strong></p>
<p>Uzmanlar doğum sürecinde beyinde düşünme, görme, işitme, konuşma gibi üst düzey zihinsel işlevleri yöneten neokorteksi uyarmaktan mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğinin altını çizmektedir. </p>
<p>Başlıca neokorteksi uyaran 4 faktör aşağıdaki gibidir;</p>
<p> </p>
<p><strong>1-  Sessiz ve sakin bir ortam seçilmeli:</strong> Doğum odasında kadın bir içe dönüş yaşarken konuşarak kadının içe dönüşüne engel olmamak gerekir. Doğum odasındaki yardımcı kişi olabildiğince sessiz olmalı ve net cevaplar istenen sorular sormamalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>2-Loş ışık tercih edilmeli:</strong>  Uyku ihtiyacı olduğunda, beyin faaliyetleri azalarak uykuya geçiş sağlanır. Bu nedenle etrafta ışık gibi kişiyi uyaran bir şey olmaması önemlidir. Doğum esnasında da çok aydınlık bir oda doğum yapan kadını yoracaktır. Gece ise az ışık açılarak, gündüzde ise perdeler kapatılarak ortam doğum yapan kadına uygun hala gelmelidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>3-İzlenme hissini engellenmeli:</strong> Doğum esnasında en rahatsız edici durumlardan biri ziyaretçiler olabilmektedir. Doğum odasına ziyaretçi kabul edilmemesi kadının rahatlığı için önemlidir. Aynı duruma sağlık çalışanlarının da dikkat etmesi gerekir. Normal doğumu tek ebenin takip etmesi anne adayının doğum sürecinin daha rahat gerçekleşmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>4-Adrenalin salınımına dikkat edilmeli:</strong> Adrenalin neokorteksi uyaran, vücudun stres anında ürettiği bir hormondur. Eğer doğum yapan kadın doğum odasında kendini ve bebeğini güvende hissetmezse adrenalin salınımı başlar. Doğum sürecinde güven duyduğu ebe ve doktoru ile normal doğuma başlamışsa süreç daha rahat ilerleyecektir. Fakat kadının kafasında; doğum yapabilecekken doktorunun kendisini sezaryene alması veya tam tersi doktorunun kendisini normal doğuma zorlayarak kendinin veya bebeğinin zarar görebileceği gibi endişeler varsa bu durum adrenalin salınımı uyarır. Böyle bir şey söz konusu olduğunda da doğum yavaşlayabilir veya durabilir.  Doğumda güven duyulan bir ekiple doğum sürecinin başlatılması oldukça önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374">Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 14:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[reddine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul, akademik becerilerin yanı sıra bilişsel, sosyal ve duygusal alanlardaki kazanımların elde edilebilmesinde önemli role sahiptir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881">Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul, akademik becerilerin yanı sıra bilişsel, sosyal ve duygusal alanlardaki kazanımların elde edilebilmesinde önemli role sahiptir. Ancak bazı çocuklar maddi olanaksızlıklar, bazıları ise davranış sorunlarının bir sonucu olarak okula gitme veya devam etmede sorunlar yaşar. Bazı çocuklar ise okula gitmekle ilgili belirgin duygusal sıkıntı yaşararak okula gitmeyi reddeder. Bu durumu tanımlamak için geçmişte okul fobisi terimi kullanılmış olsa da, günümüzde durumun farklı neden ve bileşenlerini daha iyi kapsayabilmesi nedeniyle ‘okul reddi’ terimi tercih edilmektedir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Doç. Dr. Semra Yılmaz, çocuklarda okul reddi hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çocukta karın ağrısı ve mide bulantısı gibi sorunlar görülebilir</strong></p>
<p>‘Okul reddi’ kaygı ve korku gibi duygusal nedenlerden ötürü okula devam edememe durumunu tanımlar. Okul reddi olan çocuklardaki temel sorun okula gitme ile tetiklenen duygusal zorlanmadır. Çocuk, okula gitmesi istediğinde özellikle de okul saati geldiğinde, aşırı korku, huzursuzluk, mutsuzluk ve hatta öfke patlaması ve saldırganlık gibi şiddetli duygusal ve davranışsal belirtiler sergileyebilir. Bu belirtilere sıklıkla karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel yakınmalar eşlik eder. Okul reddi olan bazı çocuklarda bu belirtiler çocuk evden çıkmadan önce görülmeyebilir. Bu çocuklar okula gitmek için hazırlanırken rahat veya kısmen rahat olabilir ancak okul yolunda veya okul kapısında ve bazen de sınıf kapısında aniden bu belirtileri yaşamaya başlayabilir. Okul reddi yaşayan çocuklarda çocuğun okula gitmemesi gizli bir durum değildir, ebeveyn ve öğretmenlerin bilgisi dahilindedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddi ile okuldan kaçma farklıdır</strong></p>
<p>Okul reddi bu özellikleriyle okuldan kaçma davranışından farklılık göstermektedir. Okuldan kaçma otoriteye karşı gelme davranışıdır. Okuldan kaçan çocuklarda okul devamsızlığı bilinçli ve keyfi şekilde tercih edilen bir durumdur, bu çocukların okula gitmekle ilgili herhangi bir kaygı veya korkuları sıklıkla yoktur. Genel olarak okula ilgi duymama, okul dışında daha keyifli zaman geçirme, okul kurallarına uymama nedeniyle devamsızlık yaparlar. Okuldan kaçan çocuklar bu durumu çoğu kez ailelerinden gizlerler ve okul saatlerini ev dışında geçirirler. Bu çocukların akademik başarıları ve bununla ilişkili kaygıları düşük olabilir. Diğer davranış sorunlarının görülme riski daha yüksektir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddi her yaştan çocukta görülebilir </strong></p>
<p>Okul reddi denildiğinde akla öncelikle kreş/anasınıfı veya 1.sınıfa başlayan çocuklar gelse de okul reddi her yaş veya sınıftan çocukta görülebilir. Okula başlama ve okul değişikliği dönemlerinde daha sık görülür (5-7 yaş, 11-12 yaş ve 14-16 yaş). Her sosyoekonomik düzeyde, her kültür ve toplumda görülebilen evrensel bir sorundur. Kız ve erkekleri benzer oranda etkileyen bu sıkıntılı durumun okul çağı çocuklarında %1 oranında görüldüğü bildirilmektedir. Son yıllarda okul reddinin sıklığının özellikle de ergenlerde arttığı görülmektedir. Bu durum çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniklerinde dikkat çekmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Birçok etken okul reddinin sebebi olabilir</strong></p>
<p>Birçok olguda temel sorun ebeveynden ayrılmada yaşanan sıkıntı yani ayrılık kaygısıdır. Ancak aslında okul reddi ayrılık kaygısı dışında birçok ruhsal bozukluğun belirtisi olarak karşımıza çıkabilir (diğer kaygı bozuklukları ve depresyon gibi). Bununla birlikte çocuğun kendisine ve çevresine dair pek çok farklı durum okul reddinin altında yatan bir neden veya tetikleyici olabilmektedir. Çocuğa dair özellikler arasında, çocuğun yapı olarak kaygıya yatkın olması, özgüven sorunları, okul başarısının düşük olması, öğrenme ve konuşma sorunları sayılabilir. Okul reddi bazen bir hastalık veya ameliyat bazen de bir kaza sonrasında okuldan uzak kalma sonrası ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun alıştığı arkadaş çevresinden uzak kalması ve yeni arkadaşlıklar kurmakta zorlanması da okul reddi açısından tetikleyici bir unsur olabilir. Aile içinde yaşanan olumsuz yaşantılar, aile veya akraba üyesinin kaybı, aile içi şiddet, ihmal, istismar gibi travmatik olaylar, ebeveynlerde psikiyatrik veya fiziksel hastalık, bazen de yeni kardeş veya taşınma gibi aslında dışarıdan bakıldığında güzel sayılabilecek yaşam değişiklikleri de okul reddinin gelişmesinde etken olabilmektedir. Okul reddi okul ortamında yaşanan birçok farklı stresöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Okul, sınıf veya öğretmen değişiklikleri, okulda, serviste kötü muamele veya örselenmeye maruz kalma (akran zorbalığı, öğretmen ihmal-istismarı) ve hatta bazen sadece öğretmenden korkmak tetikleyici olabilir. Bazen de ağır ev ödevleri, kapasitesini aşan eğitimsel ve sosyal etkinlikler çocukta okul reddi davranışının altındaki neden olabilmektedir. Özellikle okul reddi aniden ortaya çıkıyorsa, akran grubunda veya öğretmenle olan olumsuz bir yaşantı mutlaka sorgulanmalıdır. Bazı çocuklarda ise alt ıslatma veya sınıfta kusma gibi küçük düşürücü bir olayın ardından okul reddi gelişebilmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddinin ihmal edilmesi ruhsal bozuklukları da beraberinde getirebiliyor</strong></p>
<p>Okul reddi bireyin sosyal, duygusal ve eğitim hayatında kısa-uzun dönem olumsuz ve kalıcı olabilecek sonuçlara neden olabilmektedir. Düşük akademik başarı ve uzun vadede düşük eğitim düzeyine neden olabilirken ileriki yaşlarda artmış ruhsal sağlık sorunları ile ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Erken ve etkin tedavi ile çocuğun kısa sürede okula devamlılığının sağlanması mümkündür. Ancak uzun süredir devam ediyorsa, ilk kez ergenlik çağında ortaya çıkmışsa, çocuğun depresyonu veya mental kısıtlılığı varsa klinik seyir biraz daha dirençli olabilmektedir. Bu nedenle okul reddi yaşayan çocukların erken dönemde fark edilerek ele alınması ruhsal bozuklukların gelişimini engelleyecektir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Temel amaç okula devamlılığın sağlanmasıdır</strong></p>
<p>Okul reddinin tedavisinde temel amaç çocuğun kısa sürede okula dönmesinin ve devam etmesinin sağlanmasıdır. Her bir çocuk kendine özeldir. Tedavi sürecinde, sorunun altında yatan nedenler ve çocuğun bireysel ihtiyaçlarına yönelik özelleştirilmiş yaklaşımlar gerekmektedir. Ancak çocuğun okulda geçirdiği sürenin artırılmasında tutarlı ve kararlı bir tutum sergilemek olmazsa olmaz bir yaklaşımdır. Tanı sürecinde olduğu gibi tedavi sürecinde de sadece çocuk ile değil, ebeveyn ve öğretmen ile de işbirliği içinde olunmalıdır. Tedavide, psikososyal ve psikofarmakolojik yaklaşımlar kullanılmaktadır.</p>
<p>Psikososyal tedaviler bireysel psikoterapilerin yanısıra aile ve okula yönelik tedavileri içermektedir. <strong>Bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi, şema terapi gibi terapiler başlıca etkili bireysel psikoterapilerdir. Aile </strong>temelli terapilerde ebeveynlik becerileri ve ebeveyn tutumları ile ebeveyn-çocuk ilişkisi ve aile dinamikleri ele alınmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881">Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 11:24:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753">Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, </strong>ülkemizde yeni prostat kanseri tanısı alan hasta sıklığının her 100 bin erkekte 35 olarak saptandığını belirterek “Araştırmalar; metropollerde yaşayanların daha büyük risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde bu oranların Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir” diyor. Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı <strong>1-30 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı / 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada prostat kanseri hakkında bilinmesi gereken 9 önemli bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> 1. <strong>Risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanseri için bilinen en önemli risk faktörlerini; ileri yaş, aile öyküsü ve bir takım genetik mutasyonlar (BRCA1 ve BRCA2) olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin de prostat kanseri gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Sigara, aşırı kilo, metabolik sendrom (artmış bel çevresi, trigliserit yüksekliği, HDL-Kolesterol düşüklüğü, hipertansiyon, diyabet) ve beslenme alışkanlıkları (yoğun alkol tüketimi, hayvansal süt ürünlerinden yüksek protein alımı, kızarmış yiyeceklerin aşırı tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi) bu risk faktörleri arasında sayılabilir. Diğer potansiyel risk faktörleri arasında; inflamatuar bağırsak hastalıkları (yüksek riskli prostat kanseri ile ilişkili), kellik (prostat kanserine bağlı ölüm riskinde artış), geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve gece vardiyasında çalışma bulunmaktadır.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Metropolde yaşam, prostat kanseri riskini artırıyor! </strong></p>
<p> </p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; metropollerde yaşayan erkeklerin prostat kanseri açısından daha büyük risk altında olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yeni tanı alan prostat kanseri oranlarının Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 100 bin erkekte 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Prostat kanserinden korunmak için!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Güncel veriler ışığında prostat kanseri gelişme riskini azaltmayı amaçlayan spesifik önleyici veya diyet önlemlerini destekleyebilecek kesin bir verinin olmadığını vurgulayan Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, “Buna rağmen araştırmalar; güçlü bir antioksidan olan likopenden zengin olması açısından domatesin özellikle hafif pişirilerek tüketildiğinde prostat kanseri gelişmesinde koruyucu bir rolü olabildiğini gösteriyor. Yine antioksidan özellikleri olan kahvenin günde iki bardak tüketildiğinde prostat kanseri gelişim riskini azalttığı ve hastalık ilerlemesini yavaşlattığı gösterilmiştir” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>4. Bu belirtileri göz ardı etmeyin! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanserinde en sık karşılaşılan sorunlar idrar yapma konusunda oluyor. Bu belirtileri; idrar yapma sıklığının artması, ani işeme hissi ile birlikte idrarın gelmesi, idrarda yanma, idrarı başlatma güçlüğü, idrar akış gücünün zayıflaması, idrar yaptıktan sonra idrar kesesini tam boşaltamama hissi ve gece idrar kalkma olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “Bununla birlikte prostat kanseri hiçbir semptom göstermeyebileceği gibi hastalığın evresine bağlı olarak idrar ve menide kan gelmesi, erektil disfonksiyon (sertleşme güçlüğü), bel ve sırt ağrıları (hastalığın kemiklere yayılması sonucu), ayaklarda/bacaklarda şişlik, iştah kaybı ve istemsiz kilo kayıpları gibi ileri evre hastalık semptomları da gösterebilir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Genç yaşlarda da görülüyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Prostat kanseri hastalarının yüzde 85’inin 65 yaş üzerinde tanı aldığını ancak son yıllarda görülme sıklığının genç yaşlara da indiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “50 yaş ve altı kişilerde de prostat kanseri görülebildiği ve bu yaş grubunun tüm prostat kanseri tanılı hastaların yüzde 2’sini oluşturduğu akılda bulundurulmalıdır. Ayrıca ailesel prostat kanserleri diğer prostat kanserlerine kıyasla 6-7 yıl daha erken yaşlarda görülebilmektedir. Buna karşın hastalığın agresifliği/klinik seyri açısından bir fark çoğunlukla görülmemektedir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>6. Şikayetler başlamadan düzenli muayene hayat kurtarıyor! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanserinde şikayetler başlamadan önce tanı konulması hayat kurtarıyor. Hastalığın belilrtileri prostat kanserine özgü olmadığı için henüz şikayetler başlamadan düzenli muayene çok önemli. Bu nedenle ailesinde prostat, meme, over (kadın yumurtalığı) ve Lynch Sendromu (kalın bağırsak kanserleri ile ilişkili kalıtsal bir hastalık) öyküsü olan kişilerin 40’lı yaşlardan itibaren prostat kanseri açısından tarama yaptırması öneriliyor. Erken evrede yakalanan prostat kanserlerinde küratif olarak adlandırılan hastalığı iyileştirebilecek, hastanın yaşam süresini uzatabilecek tedavi seçenekleri bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>7. “Modern çağda hala parmakla muayene mi!” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı “Parmakla yapılan prostat muayenesinde prostat sadece büyüklük yönünden değil özellikle kıvamı yönünden değerlendirilir. Prostatta sertlik, sınırlarında düzensizlik ya da nodül denilen yapıların hissedilmesi prostat kanseri şüphesi oluşturması yönünden önemli muayene bulgularıdır. Deneyimli bir Üroloji uzmanının parmağıyla saptayabileceği muayene bulgularından üstün olabilecek bir görüntüleme yöntemi ne yazık ki henüz geliştirilememiştir. Bu nedenlerden ötürü sadece kanda bakılan PSA testi yeterli olmayıp mutlaka parmakla prostat muayenesi yapılmalıdır. Yapılmadığı taktirde tanıya yönelik önemli adımlardan biri eksik kalacaktır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>8. Prostat kanseri tanısı için!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prostat kanseri taramasında kullanılan en önemli laboratuvar tetkikinin kanda ölçülen PSA testi olduğunu, bu sayede erken tanı konularak prostat kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı şöyle konuşuyor: “PSA ile ilgili akılda tutulması gereken en önemli konulardan biri ise PSA’nın prostat kanserine değil prostat bezine özgü bir belirteç olduğudur. Yani hiçbir PSA seviyesi prostat kanseri tanısı koymada yeterli olmadığı gibi hastalık tanısını da kesin olarak dışlayamamaktadır. Prostat kanseri tanısı ancak ve ancak prostat biyopsisi ile mümkün olmaktadır. Prostat biyopsisi kararı alınmasındaki iki temel gerekçe ise; parmakla yapılan prostat muayenesinde kanser şüphesi saptanması ve/veya yaşa göre PSA seviyesinin yüksek olmasıdır.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>9. Prostat kanserinde hedefe yönelik biyopsi!</strong></p>
<p> </p>
<p>Prostat biyopsi işlemi lokal ya da genel anestezi altında yapılabiliyor. İşlem sırasında prostat, ultrasonografi yardımıyla gerçek zamanlı olarak görüntüleniyor ve biyopsi için doku örnekleri alınıyor. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde “füzyon” ya da “hedefe yönelik” prostat biyopsisi yapılabildiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı bu yöntemi ve özelliğini şöyle açıklıyor: “Füzyon prostat biyopside işlem öncesi çekilmiş MR görüntüleri ile ultrason görüntüleri özel bilgisayar programları kullanılarak üst üste eşleştirilir ve prostat kanseri şüphesi taşıyan alanların daha doğru bir şekilde örneklenmesi sağlanır. Füzyon prostat biyopsisi ile klinik olarak önemli prostat kanserlerini saptama oranları arttırılırken klinik önemsiz kanser saptama oranları azalmakta, bu sayede tedaviye bağlı oluşabilecek olası yan etkilerden hastalar korunabilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-403753">Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oltaya Takıldıktan Sonra Atılması Gereken 10 Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oltaya-takildiktan-sonra-atilmasi-gereken-10-adim-403708</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 10:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[atılması]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[oltaya]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[takıldıktan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl yüz binlerce insanın başına gelen bu dolandırıcılık yöntemine maruz kalanların sayısı giderek artıyor. Siber güvenlik şirketi ESET, yaygınlaşan bu tehdide karşı önerilerde bulundu, daha kötü sonuçlara ulaşmadan yapılması gerekenleri sıraladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oltaya-takildiktan-sonra-atilmasi-gereken-10-adim-403708">Oltaya Takıldıktan Sonra Atılması Gereken 10 Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kimlik avı e-postaları, insanların kişisel verilerini çalmak ve cihazlarına kötü amaçlı yazılım yerleştirmek isteyen suçluların kullandığı bir yöntem. Her yıl yüz binlerce insanın başına gelen bu dolandırıcılık yöntemine maruz kalanların sayısı giderek artıyor. Siber güvenlik şirketi ESET, yaygınlaşan bu tehdide karşı önerilerde bulundu, daha kötü sonuçlara ulaşmadan yapılması gerekenleri sıraladı. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yazım ve  dil bilgisi hataları, acil veya korku hissi veren bir dil ve bağlam eksikliği gibi özellikler kimlik avı saldırılarının ortak ipuçlarıdır. Bu tür saldırıları gerçekleştirenler, hedeflerinin geçmiş iletişim kayıtlarını sabırla ve titizlikle inceleyerek planlama yaptıkları için çok inandırıcı görünür ve başarılı olurlar. Dolandırıcıların büyük ölçekli dolandırıcılık girişimlerinde en sık kullandığı yöntemlerden biri de güncel olaylardan faydalanmaktır. Ücretsiz COVID-19 testi yapılıyor gibi görünen bir e-posta, aslında kurbanların kişisel bilgilerini sahte bir form aracılığıyla elde etmenin bir yolu olarak planlanmış olabilir. </p>
<p> </p>
<p>ESET uzmanları oltaya takıldıktan sonra yapılması gerekenlerle ilgili ipuçlarını kullanıcılar için derledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>1. Herhangi ek bir bilgi vermeyin </strong></p>
<p>Bir çevrimiçi mağazadan şüphe uyandıran bir e-posta aldınız, merak ettiniz ve üzerinde çok fazla düşünmeden bağlantıya tıkladınız. Bağlantı sizi güvenilir görünen bir web sitesine yönlendirdi ama yine de aklınızda bazı şüpheler var. Yapılacak ilk şey herhangi bir ek bilgi paylaşmaktan kaçınmaktır. Kimlik bilgilerinizi girmeyin, banka hesap bilgilerinizi vermeyin. Dolandırıcılar yalnızca verilerinizi elde etmek istiyor ve cihazınıza kötü amaçlı yazılım yüklemediyse oltadan kurtulmuş olma ihtimaliniz yüksektir.</p>
<p><strong>2. Cihazınızın internet bağlantısını kesin</strong></p>
<p>Bazı kimlik avı saldırılarında, dolandırıcılara bilgisayarınıza, cep telefonunuza veya başka bir cihazınıza erişim izni vermiş olabilirsiniz. Kötü amaçlı yazılım içerebilir, sizin ve cihazınız hakkında bilgi toplayabilir veya cihazın uzaktan kontrolünü ele geçirebilirler. Zarar görmeyi engellemek için hızlı hareket etmek şarttır. Tehlikeye giren cihazın internet bağlantısını keserek başlayın. Kablolu bağlantıya sahip bir bilgisayar kullanıyorsanız, internet kablosunu bilgisayarınızdan çıkarmanız yeterlidir. Wi-Fi üzerinden bağlıysanız, cihazın ayarlarından bağlantıyı kesmeniz veya cep telefonunuzdaki &#8216;uçak modu&#8217; özelliğini açmanız gerekir.  </p>
<p><strong>3. Verilerinizi yedekleyin </strong></p>
<p>İnternet bağlantısını kesmek, kötü amaçlı yazılım sunucusuna daha fazla veri gönderilmesini önleyecektir ancak verileriniz hala tehlike altındadır. Başta fotoğraf ve video gibi kişisel veriler olmak üzere hassas belgeler, yüksek değerli dosyalarınızı yedeklemelisiniz. Ancak verileriniz kötü amaçlı yazılım tarafından çoktan ele geçirilmiş olabileceğinden yedekleme riskli olabilir. Çünkü muhtemelen son doğum günü partinizin fotoğraflarıyla birlikte kötü amaçlı yazılımı da yedeklemiş olacaksınız.  Bunun yerine, dosyalarınızı düzenli olarak ve önceden yedeklemelisiniz. Kötü amaçlı yazılım cihazınızı ele geçirirse, verilerinizi harici bir sabit sürücüden, USB bellekten veya bir bulut depolama hizmetinden kurtarabilirsiniz.</p>
<p><strong>4. Kötü amaçlı yazılım ve diğer tehditler için bir tarama yapın</strong></p>
<p>Cihazınızı yeniden internete bağlamadan güvenilir bir sağlayıcının anti-virüs yazılımını kullanarak cihazınızı tam bir taramadan geçirin.  Mümkünse ESET&#8217;in Ücretsiz Çevrimiçi Tarayıcısı gibi bir tarayıcı kullanarak ikinci bir tarama daha yapın. Tarayıcıyı bilgisayara ya da USB hard disk gibi ayrı bir cihaza indirin. Böylece sonrasında ele geçirilen bilgisayara bunu takabilir ve yazılımı buradan yükleyebilirsiniz. Tarama sırasında cihazı kullanmayın ve sonucu bekleyin. Tarayıcı şüpheli dosyalar tespit ederse bunları kaldırmak için talimatları izleyin. Tarama işlemi herhangi bir potansiyel risk bulmazsa ancak hala şüpheleriniz varsa güvenlik sağlayıcınızla iletişime geçin. Ayrıca hala çok katmanlı, kimlik avı önleme özelliklerine sahip kötü amaçlı yazılımdan koruma programı kullanmıyorsanız, hemen bir tane edinin! </p>
<p><strong>5. Fabrika ayarlarına dönmeyi düşünün </strong></p>
<p>Fabrika ayarlarına dönme, yüklü tüm uygulamaları ve dosyaları kaldırarak telefonu ilk haline getirmek anlamına gelir. Bazı kötü amaçlı yazılım türleri tam sıfırlamadan sonra bile cihazınızda kalabilir fakat mobil cihazınızı veya bilgisayarınızı sıfırlamanın tehdidi başarıyla ortadan kaldırma ihtimali vardır.  Fabrika ayarlarına dönme işleminin geri alınamadığını ve yerel olarak depolanan tüm verileri sileceğini unutmayın. Düzenli yedekleme yapmanın önemi kesinlikle unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>6. Parolalarınızı değiştirin </strong></p>
<p>Kimlik avı e-postaları sizi kimlik numaralarınızı, banka ve kredi kartı bilgilerinizi veya oturum açma bilgileri gibi hassas verilerinizi paylaşmaya yönlendirebilir. Dolandırıcı sizi yakaladığında mümkün olan en çok bilgiyi almaya çalışacaktır. Siz bilgilerinizi vermeseniz bile cihazınıza kötü amaçlı yazılım yüklendiğinde bu bilgilere ulaşabilirler. Bu durumda olduğunuzu düşünüyorsanız, özellikle de kimlik avı e-postaları sizden oturum açmanızı istiyorsa (örneğin LinkedIn temalı bir dolandırıcılık gibi) oturum açma bilgilerinizi derhal değiştirmelisiniz; aynı parolayı e-posta, çevrimiçi bankacılık ve/veya sosyal medya gibi çeşitli hesaplarda da kullanıyorsanız daha dikkatli olmalısınız. Bu tür durumlar, her farklı çevrimiçi hizmet için farklı bir kullanıcı adı ve parola oluşturmanın önemini vurgulamaktadır. Çeşitli hesaplarda aynı kimlik bilgilerini kullanmak, saldırganların kişisel verilerinizi veya paranızı çalmasını çok daha kolay hale getirir. </p>
<p><strong>7. Bankalar, yetkililer ve hizmet sağlayıcılarla iletişime geçin</strong></p>
<p>Banka, kredi kartı bilgilerinizi veya kartlarınıza erişimi olan bir web sitesinin giriş bilgilerini girdiyseniz, hemen bankanızı bilgilendirin. Dolandırıcılığı önlemek için kartınızı bloke ederek veya dondurarak herhangi bir mali kaybı önleyebilir veya en aza indirebilirsiniz. Başka insanların da bu dolandırıcılığa uğramaması için yetkililerle irtibata geçmeniz doğru olacaktır. </p>
<p><strong>8. Yapılan değişiklikleri tespit edin</strong></p>
<p>Cihazlarınızdan veya hesaplarınızdan birine girmeyi başaran suçlular, mümkün olduğunca uzun süre orada bulunmaya çalışabilirler. Giriş bilgilerini, e-posta adreslerini, telefon numaralarını veya hesabınıza erişimlerini sürdürmelerine yardımcı olabilecek her şeyi değiştirebilirler. Sosyal medya hesaplarınızdaki faaliyetlerinizi, banka bilgilerinizi ve çevrimiçi alışveriş sitelerindeki sipariş geçmişinizi inceleyin. Örneğin yanlış, bilinmeyen veya onaylanmamış herhangi bir ödeme görürseniz bunu bildirin, giriş bilgilerinizi değiştirin ve para iadesi isteyin.</p>
<p><strong>9.</strong> <strong>Tanımadığınız cihazlar olup olmadığını kontrol edin</strong></p>
<p>Bilgisayar korsanları hesap bilgilerinizi çaldıysa büyük olasılıkla kendi cihazlarından giriş yapmaya çalışacaklardır. Çoğu sosyal medya platformu, gizlilik ayarları altında mevcut giriş oturumlarınızın kaydını tutar. Bunu kontrol edin ve bilinmeyen cihazları oturumu kapatmaya zorlayın.</p>
<p><strong>10. Arkadaşlarınızı, bağlantılarınızı, hizmet sağlayıcılarınızı ve işvereninizi bilgilendirin</strong></p>
<p>Dolandırıcılar bazen kimlik avı bağlantıları veya spam yaymak için ele geçirilen hesaptaki kişi listesini kullanır. Bu konuda dikkatli olun ve başkalarının da aynı dolandırıcılığa maruz kalmasını önlemek için gerekli önlemleri alın. Eğer siber saldırı iş hesaplarınızda veya işvereniniz tarafından verilen cihazlarda meydana geldiyse şirketinizin siber olaylarla başa çıkma kurallarına uyun ve durumu derhal yöneticinize ve BT departmanına bildirin. Outlook  veya  Gmail gibi yaygın e-posta hizmetleri de kimlik avı e-postalarını doğrudan gelen kutunuzdan bildirebileceğiniz araçlar sunar. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oltaya-takildiktan-sonra-atilmasi-gereken-10-adim-403708">Oltaya Takıldıktan Sonra Atılması Gereken 10 Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okula dönüş döneminde ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 8 siber güvenlik önlemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okula-donus-doneminde-ebeveynlerin-dikkat-etmesi-gereken-8-siber-guvenlik-onlemi-401801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 13:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynlerin]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[önlemi]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni öğretim yılı başlangıcı, öğrenciler ve ebeveynlerinin okul hazırlıklarını sürdürdükleri yoğun bir dönem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donus-doneminde-ebeveynlerin-dikkat-etmesi-gereken-8-siber-guvenlik-onlemi-401801">Okula dönüş döneminde ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 8 siber güvenlik önlemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni öğretim yılı başlangıcı, öğrenciler ve ebeveynlerinin okul hazırlıklarını sürdürdükleri yoğun bir dönem. Ancak yılın bu döneminde kurbanların açıklarını yakalamak için fırsat kollayan siber suçlular, geliştirdikleri yeni yöntemlerle saldırılarına devam ediyor. Oluşturdukları sahte çekilişler ve uygun fiyatlı sahte kampanyalar ile kimlik avı saldırıları düzenleyen saldırganlar, bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayan öğrencileri ve ebeveynleri hedefliyor. Ayrıca tatil nedeniyle güvenlik önlemlerini azaltan eğitim kurumlarının ağlarına sızabilen saldırganlar bilgi hırsızlığı, hizmet kesintisi ve kullanıcı gizliliğinin ihlali gibi karmaşalara neden olabiliyor. Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Tatil döneminin bitmesi ve okul sezonunun açılmasıyla birlikte büyük bir alışveriş yoğunluğu başlıyor. Bu dönemde ebeveynler, düzenlenen kampanyaların doğruluğunu ve alışveriş yapılan sitenin gerçek olup olmadığını kontrol etmeli.“ uyarısında bulunarak okula dönüş döneminde dikkat edilmesi gereken 8 noktayı paylaşıyor.</strong></p>
<p>Tatil döneminin bitmesiyle başlayan okula dönüş dönemi, öğrencilerin ve ebeveynlerin kırtasiye malzemeleri, okul kıyafetleri, elektronik aletler gibi gerekli ekipmanları satın aldığı bir dönem. Bu durumu fırsat bilen siber saldırganlar, sosyal medya üzerinden sahte dizüstü bilgisayar çekilişleri düzenliyor, bilinen e-ticaret sitelerini taklit ederek sanki uygun fiyatlı ürünler satıyormuş gibi sahte kampanyalar oluşturuyor. Bu tuzağa aldanan ebeveynler, sahte internet sitelerinden alışveriş yaptıklarında kişisel bilgilerini ve banka hesaplarını kötü niyetli kişilerin ele geçirmesine imkan tanımış oluyor. Ayrıca yeterli altyapı güvenliğini sağlayamayan eğitim kurumlarına da saldıran siber suçlular, sistem içerisine sızarak öğrenci ve personel bilgilerini çalıyor, sistem hareketlerini yavaşlatarak ya da tamamıyla erişimi engelleyerek karmaşaya neden olabiliyor. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Bitdefender Antirivürs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Tatil döneminin bitmesi ve okul sezonunun açılmasıyla birlikte büyük bir alışveriş yoğunluğu başlıyor. Bu dönemde ebeveynler, oluşturulan kampanyaların doğruluğunu ve alışveriş yapılan sitenin gerçek olup olmadığını kontrol etmeli. Ayrıca eğitim kurumlarına da saldırılar düzenleyen siber suçlulara karşı, kampüs ağlarının VLAN kullanılarak bölünmesi, güvenlik duvarının uygulanması ve ağ izleme araçlarının kullanılması gibi bir dizi önlemler alınmalı.” uyarısında bulunarak okula dönüş döneminde dikkat edilmesi gereken 8 noktayı paylaşıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong>1. Kişisel bilgilerinizi koruyun.</strong></em> Günümüzde kullanıcıların günlük yaşantılarını sosyal medyada paylaşması olağan bir durum haline geldi. Ancak konu çocuklar olduğunda dikkatli olmak önem taşıyor. Ad soyad kullanımı, doğum tarihleri, okul adları ve konum gibi hassas bilgilerin paylaşılması veri güvenliği açısından risk oluşturuyor. Siber suçlular bu bilgileri kimlik hırsızlığı, dolandırıcılık ve hatta fiziksel zarar ve zorbalık için kullanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>2. Fotoğraf paylaşmadan önce iki kez düşünün. </strong></em>Sevimli okula dönüş fotoğraflarını paylaşmak zararsız gibi görünse de olası sonuçların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Okul üniformalarını, sınıfları ve ev adreslerini gösteren fotoğraflar yayınlamak, çocukları istemeden de olsa risklere maruz bırakabiliyor. Gizlilik ayarlarının her zaman uygun şekilde yapılandırıldığından ve erişimin yalnızca yakın arkadaşlar ve aile üyeleri ile sınırlandırıldığından emin olunması gerekiyor.</p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>3. Çocuklarda farkındalığı artırın.</strong></em><strong> </strong>Çocuklara çevrimiçi gizliliğin ve sorumlu internet kullanımının öğretilmesi önem taşıyor. İnternetteki herkesin iyi niyetli olmadığı vurgulanarak, çevrimiçi bilgilerin paylaşılmaması hakkında farkındalık sağlayan konuşmalar yapılması gerekiyor. Çocukların, aşırı paylaşımın olası sonuçlarını anlamalarına yardımcı olan ve bilinçli seçimler yapmalarını teşvik eden yönlendirmelerin yapılması, veri güvenliğine yönelik ilk adımı sağlıyor. Çocuğunuzun dijital dünyadaki hareketlerini kontrol etmek için Bitdefender Ebeveyn Kontrolü gibi bir uygulama kullanarak sınırlamalar getirebilir ya da kişi listesini görüntüleyerek takibini sağlayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>4. Gizlilik ayarlarını güçlendirin.</strong></em> Sosyal medya platformlarındaki gizlilik ayarlarının düzenli olarak gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi gerekiyor. Paylaşılan gönderilerin ve çocukların paylaştığı bilgilerin kimler tarafından görülebileceği konusunda sıkı kontroller yapılması önem taşıyor. Etiketli fotoğraflar ve gönderiler, profilde görünmeden önce onay alınmasına olanak tanıyan uygulamalardan yararlanmak, dijital ayak izi üzerinde daha iyi kontrol sahibi olunmasını sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>5. Güçlü şifreler kullanın. </strong></em>Çocukların okuluyla veya ders dışı etkinlikleriyle ilgili tüm çevrimiçi hesaplar için güçlü, benzersiz şifreler kullanıldığından emin olunmalı. Özellikle uygulamalarda ve üyeliklerde iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) özelliğinin kullanılması, hesap hırsızlığının engellemesi için herkesin mutlaka başvurması gereken bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>6. Uygulamalar ve internet sitelerinden haberdar olun.</strong></em><strong> </strong>Çocukların kullandığı uygulamalar ve internet siteleri hakkında güncel bilgiler edinilmesi, kişisel bilgilerin toplanmasına karşı farkındalık sağlıyor. Çocuklara erişim izni verilmeden önce bu platformların gizlilik politikalarının araştırması gerekiyor. Çocuğunuzun bu platformlarda paylaştıkları hakkında her zaman bilgi sahibi olmanız gerekiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong>7. Çevrimiçi etkinliklerini izleyin.</strong></em> Çocuklarla düzenli olarak çevrimiçi deneyimleri hakkında açık bir şekilde konuşulması, ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumlara karşı güven duygusunun geliştirilmesine yarar sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>8. İnternet sitelerinde sanal kredi kartı kullanın.</strong></em> Okul için yapılan alışverişlerde bilmediğimiz uygulamalar ve internet siteleri üzerinden işlem yapılıyorsa, sanal kredi kartının kullanılması, oluşabilecek riskleri minimize ederek asıl kredi kartı hesabının korunmasına yardımcı oluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donus-doneminde-ebeveynlerin-dikkat-etmesi-gereken-8-siber-guvenlik-onlemi-401801">Okula dönüş döneminde ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 8 siber güvenlik önlemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri olan mantarın özellikle yaz aylarında görülme sıklığı daha da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814">Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri olan mantarın özellikle yaz aylarında görülme sıklığı daha da artıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu</strong> “Mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda çoğaldığı için yaz aylarında artış gösterir. Yüzeyel mantar hastalıkları deri, saç, tırnak, ağız içi ve genital bölgeyi tutabilen mikroorganizmaların yaptığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Saçlı deriden ayak tırnaklarına kadar  tüm vücutta en sık görülen ve yerleşim yerine göre isimlendirilen deri hastalıklarından biri olup, yapılan çalışmalara göre ülkemizde her 100 kişiden 18’ini  etkilemektedir” diyor. Havuz kenarlarında terliksiz ya da kırlarda ‘stres atayım’ diye çıplak ayakla dolaşmanın mantar oluşumuna zemin hazırlayan faktörler arasında yer aldığını, hastalığın vücutta ortaya çıktığı bölgeye göre kendini özellikle kaşıntı, kızarıklık, kepeklenme, yanma hissi, renk değişikliği ve kıl ile tırnak kaybı gibi belirtilerle gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, mantar hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong>Mantara yol açan etkenlere dikkat!</strong></p>
<p>Başka kişilerle ortak kıyafet, terlik ve özel eşyaların paylaşılması, hayvanlarla temas (kedi, köpek, küçükbaş hayvanlar) gibi etkenlerin yanı sıra dış ortamlardan da (toprak ve çimenlik alanlar, havuz kenarları, hamam, sauna, spor salonu, tuvalet vb ortak kullanıma açık zeminler)  mantar bulaşabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar enfekiyonuna neden olan funguslar, bulaşıcı dermatofitler, mikrosporumlar olabildiği gibi, vücutta bulunan saprofit (zararsız) olarak adlandırdığımız maya türü mantarlar da (kandida pitrosporum gibi) olabilir ve vücut direncinin düştüğü durumlarda fırsatçı enfeksiyonlara yol açarlar” diyor. </p>
<p><strong>Çok çabuk bulaşıyor! Bulaş riskine karşı etkili önlemler!</strong></p>
<p>Hastalığın çok çabuk bulaştığını bu nedenle çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Örneğin; ayak mantarlarının ülkemizde sık gözlenmesinin en temel nedeni ortak terlik kullanımıdır. Bulaş riskinden korunmak için; kıyafet, terlik, ayakkabı gibi kişisel eşyalarınızı başkalarıyla paylaşmayın, evde bile olsa çıplak ayakla dolaşmayın, hamam, sauna ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarında hijyene ve yere çıplak ayakla basmamaya dikkat edin. Genital  bölge (vajinal kandida gibi) ve bacak aralarının mantar enfeksiyonlarında yanma-ağrı hissine yol açabileceği ve partnere bulaşma riski olabileceğinden dolayı tedavi tamamlanana kadar dikkatli olun” diyor.   </p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Mantar hastalığında yoğun kaşıntı en sık şikayet nedenini oluşturuyor. Vücutta mantarın ortaya çıktığı bölgede geçmeyen, yoğun ve deriyi tahriş edecek şiddette kaşıntı oluyor. Kaşıntının yanı sıra ciltte kızarıklık, kepeklenme, mantarın etkilediği vücut bölgesine göre yanma hissi, renk değişikliği ve tırnak kaybı da ortaya çıkabiliyor. Saç bölgesinde ortaya çıkan mantar saç dökülmesine ve tedavi edilmediğinde kelliğe de neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Tedavide gecikilirse!</strong></p>
<p>Mantar tedavisine en kısa zamanda başlanması gerektiğini, aksi halde tedavinin güçleşeceğini ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olacağını belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu mantar tedavisine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mantar tedavisinde sınırlı, küçük bir alan etkilenmişse lokal krem-losyon tedavilerini düzenli olarak en az 3-4 hafta kullanmak yeterli olur. Ancak geniş vücut yüzeyleri, birden çok bölge tutulumu, saç ve tırnak tutulumunda sistemik (ağız yolu ile alınan tablet-kapsül) tedavi gerekir. Saçlı deri ve gövdede geniş yüzey tutulumunda mantara karşı etkili maddeler içeren saç ve vücut şampuanları da tedaviye eklenir.”</p>
<p><strong>Tedavi sırasında bu yanılgıya düşmeyin!</strong></p>
<p>Mantar tedavisi sırasında hastaların yaptığı başlıca yanlışları; ilaçları düzenli kullanmamak, tedaviyi erken bırakmak ve bulaştırıcı nedenlere devam etmek olarak sıralayan Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar hastalığının yerleşim yeri ve hastalığa neden olan mantarın türüne göre tedavi değişir. Mantar enfeksiyonları tedavi edilmediği sürece artarak devam eder. Hastalık yayılır, tedavi güçleşir ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olur. Şikayetler azalınca tedavinin erken kesilmesi ise hem tedaviye direnç gelişmesi hem de hastalığın sık tekrarına yol açar. Ayrıca tedavi süreci sadece medikal tedaviyle sınırlı kalmayıp, mantara yol açan etkenlere karşı günlük yaşamda gerekli önlemleri almak gerekmektedir. Örneğin; ayakların nemli kalmaması, her gün aynı ayakkabıyı arka arkaya giymemek, vücudu nemli bırakmamak, pamuklu çorap giymek, çıplak ayakla dolaşmamak gibi önlemlere her gün dikkat etmek gerekir” diyor.</p>
<p><strong>Bilgi kirliliğinden uzak durun! </strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi mantar hastalığı konusunda da toplumda bilgi kirliliği olduğunu, özellikle tedavi noktasında internetten ya da arkadaş çevresinden edinilen yanlış bilgilerle hastalığın çok daha ilerleyebildiğini vurgulayarak “Örneğin; internette mantar tedavisi için doğal yöntemler diye birçok bilgi var; karbonatlı suda ayakları bekletmek, sirkeli su ile yıkamak ya da aloe vera bitkisinin içini açıp jelini sürmek bunlardan birkaçı. Ancak olası bir mantar belirtisinde mutlaka hekime başvurulmalı ve tıbbi yöntemlerle hastalık tedavi edilmelidir. Aksi taktirde çok daha ilerleyerek daha karışık, zorlu ve riskli bir sürece girilebilir. Örneğin; aloe vera bitkisini doğrudan sürmek cildi tahriş edebilirken, karbonatlı suda ayakları bekletmek ya da mantarlı bölgeye sirkeli su sürmek de konsantrasyon doğru ayarlanmadığında tahriş ve yanık yapabilir. Bu nedenle gelişigüzel uygulamalardan kaçınılmalıdır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mantar-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-6-onemli-bilgi-398814">Mantar Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken 6 Önemli Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vlogger olmak için aşmanız gereken zorluklar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vlogger-olmak-icin-asmaniz-gereken-zorluklar-397556</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aşmanız]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[vlogger]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerin öne çıkan, özellikle de genç kuşağın idealini oluşturan meslek gruplarından biri; vloggerlık... Günlük yaşantının sosyal medyaya entegre olması ile yoğun ilgi toplayan vloggerlık ya da video içerik üreticiliği dışarıdan kolay gibi görülse de aslında her meslekte olduğu gibi kendi içinde zorlukları barındırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vlogger-olmak-icin-asmaniz-gereken-zorluklar-397556">Vlogger olmak için aşmanız gereken zorluklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemlerin öne çıkan, özellikle de genç kuşağın idealini oluşturan meslek gruplarından biri; vloggerlık&#8230; Günlük yaşantının sosyal medyaya entegre olması ile yoğun ilgi toplayan vloggerlık ya da video içerik üreticiliği dışarıdan kolay gibi görülse de aslında her meslekte olduğu gibi kendi içinde zorlukları barındırıyor. Uygun ekipman, doğru ışık, temiz ses, titreme gibi birçok etken video içerikleri çekerken mükemmeli arayanların kâbusu olabiliyor. Vlog çekmeye yeni başlayan ya da elindeki ekipmanı yükseltmek isteyen deneyimli bir vlogger da olsanız iyi bir video içeriği için iyi kamera seçiminin en önemli unsur olduğunu unutmayın.</strong></p>
<p>Günümüzde “vlog” ve video içerikler dijital platformlarda en çok tercih edilen içerik türlerinden biri. Öğrencilerden ev hanımlarına yemek severlerden gezme tutkunlarına birçok kişi basit ya da tam teşekküllü video içerikleriyle sosyal medyada iz bırakıyor. Tabii video içerikleri çekmek öyle göründüğü kadar kolay değil, bazı zorlukları var. Peki bu zorluklar neler, hep birlikte göz atalım. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğru ışığı bulmanın önemi </strong></p>
<p>Işığın doğal veya stabil olmaması vlog çekme aşamasında zaman zaman karanlık görüntülerin, konu üzerinde güçlü gölgelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu kurgu aşamasında zorluk çıkartırken aynı zamanda izleyicinin de seyir zevkini düşürüyor. Bu nedenle ışık alma performansı yüksek, iyi bir vlog kamerası kullanmak bu tarz ışık sorunsallarını ortadan kaldırarak temiz ve güçlü görüntüler elde etmenizi sağlıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ses kirliliğinin temizlenme zorluğu </strong></p>
<p>Ses, vlog için kritik bir önem taşıyor. İçerik üreticileri için ekranda gösterilenleri sesli olarak izleyiciye aktarabilmek çok değerli. Bu nedenle dahili ya da harici güçlü bir mikrofona sahip olmak, dış ses kirliliğinden uzak temiz kayıt yapabilmek video içerik üreticilerinin olmazsa olmazı. En nihayetinde videoyu fotoğraftan ayıran en önemli unsur da videonun görüntü ve sesi mükemmel bir şekilde birleştirerek izleyiciye mesajı çok daha güçlü bir şekilde aktarabilmesi. Her ne kadar ses kirliliği kurgu sırasında temizlenebilse de bunun için çok iyi bir kurgu bilgisi ve zaman gerektirdiği de inkâr edilemez bir gerçek.  </p>
<p><strong>Teknik ekipmanların ağırlığı</strong></p>
<p>Güçlü ve kaliteli içerik için çok fazla tam ve yarı profesyonel ekipman alternatifi var. Ancak günümüzde her şeyde olduğu gibi içerik üreticiliğinde de artık hafif, taşınabilir ve kompakt tasarımlı ekipman arayışı mevcut. Her an yanınızda taşıyabileceğiniz ürünler olması ekipman tercihinde seçici bir rol oynuyor. </p>
<p><strong>Geniş açılı çekimler </strong></p>
<p>Vlog kameraları genel anlamda tek kişinin video çektiği varsayılarak tasarlanıyor. Ancak özellikle seyahat içerik üreticileri ya da bulunduğu ortamı video içeriğinde detaylı bir şekilde gösterebilmek isteyen kişiler için tek seçenek; uzaktan çekim yapmaya çalışmak oluyor. Bunun önüne geçmek için, kullanılan teknik ekipmanın geniş açı özellikli olması çok kritik.  </p>
<p><strong>Otomatik Netleme</strong></p>
<p>Vloggerların sıkça yaşadığı problemlerden biri de otomatik odaklama! Bu özellik olmadığında video defalarca baştan çekilmek zorunda kalabiliyor. Boşa geçen zaman ve efor heves kırıcı olabiliyor. Bu durumun önüne geçmek için ya kameranın başında bir kameramanın bulunması, ki bu pek çok başlangıç ve yarı profesyonel seviyede içerik üreticileri için geçerli bir durum değil veya otomatik odaklama özelliği bulunan bir kameranın tercih edilmesi gerekiyor. </p>
<p><strong>Sabitleyecek yer sorunsalı </strong></p>
<p>Gezi, yemek veya lifestyle bir vlogda sürekli kamerayı sabitleyecek bir yer aramak başlı başına bir zorluk. Bu zorluğu çözebilmek için ya ayaklı bir sabitleyici, tripod veya sabitleyeceğiniz mükemmel yükseklikte ve açıda bir yer bulunmanızı gerekiyor. Aksi halde videoya ayıracağınız sürenin bir kısmını bu durum için harcamanız olası.</p>
<p>İşte Canon’un vlogger’lar ve video içerik üreticileri için özel olarak tasarladığı yeni vlog kamerası Powershot V10 ile bütün bu problemleri tek bir cihazla ortadan kaldırabiliyorsunuz. Otomatik olarak ışık ayarlamasına sahip 14 renk filtresi, yalnızca kredi kartı büyüklüğünde kompakt tasarımı, dahili mikrofonu, otomatik yüz netlemesi, gelişmiş görüntü sabitlemesi ve yerleşik stant özellikleriyle size aradığınız tüm konfor ve mükemmelliği tek bir cihazda sunuyor. 4K video çekim kalitesi ile de size artık sadece takipçilerinizi cezbedecek üstün video içerikler üretmek kalıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vlogger-olmak-icin-asmaniz-gereken-zorluklar-397556">Vlogger olmak için aşmanız gereken zorluklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle büyük kentlerde çoğu kişinin D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111">D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle büyük kentlerde çoğu kişinin D vitamini olması gereken seviyeden düşük seyrediyor. Bunun nedenleri arasında; güneş ışığından yeterince ve doğru şekilde faydalanamamak, çocukluk döneminde dışarıda oynamak yerine evde tabletle zaman geçirmek, kapalı alanlarda saatlerce güneşten yoksun kalmak gibi birçok faktör yer alıyor. Ülkemizde D vitamini eksikliğinin görülme sıklığının ciddi boyutlarda olduğunu belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı</strong> “Bölgelere göre değişmekle birlikte D vitamini eksikliği ülkemizde yüzde 50’nin üzerindedir. Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu düşünülmektedir. Oysa özellikle son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar D vitamininin vücutta kemik sağlığından enfeksiyon hastalıklarını önlemeye, zihinsel gelişimden kanserde kontrolsüz hücre çoğalmasının azaltılmasına dek kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor” diyor. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamininin bazı gıdalarda bulunmakla birlikte çoğunlukla deride güneşin etkisi ile ortaya çıktığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Halk arasında ‘güneş vitamini’ de denilen D vitamininin gıdalardan karşılanması ise günlük gereksinimin yüzde 10-20’sidir. Yani dışarıdan takviye edilmesi gerekir” diye konuşuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı D vitamini hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sayısız faydası var</strong></p>
<p>D vitamininin vücudumuzda kritik rol oynadığını belirten Dr. Meltem Batmacı şöyle konuşuyor: “Vücudumuzda kemik sağlığı açısından çok önemli. Kemik kırıklarını azaltıp kas liflerini koruyarak kas gücünü artırır ve bu da düşmelerden korur. Yapılan bilimsel araştırmalar; D vitamininin yeni tümör gelişimini (meme, yumurtalık, kolon, prostat ve diğer kanserler) ve var olan tümör büyümesini yavaşlattığını, kalp ve damar hastalıkları ile solunum sistemi hastalıkları riskini azalttığını göstermiştir. Damar sertliği ve yüksek tansiyon hastalığında düzenleyici olan D vitamini diyabet ve insülin direncine karşı da önemli rol oynar. Enfeksiyonların ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Bir araştırmaya göre, herhangi bir nedenle olan prematüre ölüm riskinde D vitamini sayesinde yüzde 25 azalma saptanmıştır. Bunama riskinin de azaldığı görülmüştür.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Gelişigüzel kullanımı zehirleyebilir! </strong></p>
<p>D vitamininin kesinlikle vücuttaki seviyesi belirlenip ardından hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini, aksi takdirde fayda yerine ciddi zararlar verebileceğini vurgulayan Dr. Meltem Batmacı “Tedavi öncesinde ve sonrasında mutlaka D vitamini düzeyleri görülmelidir. Yaş, cinsiyet, yaşanan coğrafya, eşlik eden hastalıklar, gebelik durumu hatta ten rengi bile günlük D vitamini ihtiyacını belirleyen unsurlardır. Bu nedenle D vitamini ihtiyacı kişiden kişiye değişmektedir. Fazla alındığında D vitaminine bağlı zehirlenmeye neden olur, kanda kalsiyum düzeyi yükselir, kilo kaybı, düzensiz kalp atımı, düşme sıklığında ve kemik kırık riskinde artış, damarlarda ve dokularda kireçlenme, kalp ve böbrek hasarı görülür” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Dikkat! Ampul kırıp içmek!…  </strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı hekime danışmadan, D vitamini ihtiyacını bir anda karşılayabilmek için ampul kırıp içmek gibi bir hataya düşülmemesi gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor: “Yapılan çalışmalar da; yüksek dozda, uzun aralıklarla alınan D vitamini (ampul kırıp içmek, damlalıklı şişenin tamamını içmek gibi) ve düşük dozda, günlük alınan D vitamini (günlük ya da haftalık kullanılan damla, tablet, kapsül formunda D vitamini) kıyaslandığında ikinci gruptakilerin sağlıklı ve D vitamini düzeylerinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. D vitamini, fazla miktarlarda alındığında toksik etkilere yol açtığı ve hayati riske bile neden olabildiği için, hekime başvurarak kullanımından önce vücuttaki düzeyi saptanmalı ve sonrasında kişiye uygun doz ve sürede alınmalıdır.” Dr. Batmacı ayrıca toplumda “Camın önüne oturup güneşlendiğimden D vitamini bol bol alıyorumdur” şeklinde yanlış bir düşünce olduğunu belirterek “Camın, tül perdenin ya da kıyafetin arkasından alınan güneşin, hiçbir faydası yoktur. Çünkü bu türden kısıtlamalarda, D vitamini yapımını sağlayan UVB ışınları cilde ulaşamaz” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>D vitamini ihtiyacı besinlerle karşılanamıyor! </strong></p>
<p>Somon balığı ve sardalya gibi yağlı balıklar, balık yağı, yumurta sarısı, sığır karaciğeri, mandıra ürünleri ve tahıllarda D3 vitamini düzeyi daha fazla olurken; bazı mantarlarda ve bitkisel kaynaklarda (bitkisel kaynaklı sütler, maydanoz, ısırgan otu vb), D2 vitamini  bulunuyor. Ancak besinlerle yeterince D vitamini almanın mümkün olmadığını belirten Dr. Meltem Batmacı “Bu nedenle dengeli diyet ve gerekli D vitamini miktarının takviye olarak alınması uygundur. 51-71 yaşları arasındaki gıda ve suplamentle D vitamini alımı 308 IU/gün saptanmış olup, sadece gıda ile alınan D vitamini ise 140 IU / gün olarak saptanmıştır ki günlük doz gereksinimi düşünüldüğünde birçok insanın, günlük minimum gereken dozu bile alamadığı aşikardır” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bu kişilerde D vitamini eksikliği daha fazla!</strong></p>
<p>Süt, yumurta ve balık yemeyenlerde, laktoz intoleransı olanlarda, veganlarda, bağırsak, karaciğer ve böbrek hastalığı olanlarda, obezlerde, obezite ameliyatı geçirenlerde, siyahilerde, bağırsak operasyonu olanlarda, steroid, epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçları kullananlarda ve güneşten uzak kalanlarda D vitamini eksikliği daha fazla oluyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Güneşten D vitamini açısından en doğru şekilde faydalanmak için!</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı, güneşten D vitamini anlamında en doğru şekilde faydalanabilmek için her gün kolları ve bacakları güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde 15-20 dakikayı aşmamak üzere güneşlendirmek gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Vitamin D sentezi, güneşin UVB ışını etkisi ile ciltte başlar. Yaşanılan bölgeye göre, güneşe çıkılması gereken süre ve saat dilimi değişir. Ülkemizde 10:00-15:00 saatleri arasında 15-20 dakika güneşlenme önerilir. Türkiye’de güneşe bağlı D vitamini sentezi Mayıs-Kasım ayları arasında mümkündür. Ancak çok önemli bir nokta var ki asla unutulmaması gerekir; UV ışığına maruziyet cilt kanserine neden olur, bu nedenle aşırı güneşlenme önerilmez!” </p>
<p> </p>
<p><strong>İki çeşit D vitamini bulunuyor</strong></p>
<p>İki çeşit D vitamini olduğunu belirten Dr. Meltem Batmacı “Vitamin D2; bitkisel kaynaklıdır ve takviye edilmiş gıdalar ile bazı suplamentlerde bulunur. Vitamin D3 ise; insan vücudunda ve hayvansal ürünlerde doğal olarak bulunan formdur. D3 formu kandaki D vitamin düzeyini daha çok yükseltir ve bu etkin düzeyi daha uzun süre korur. Ancak kişinin ihtiyacına göre mutlaka hekim karar vermelidir” diye konuşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu etkenler D vitamini alımını önlüyor!</strong></p>
<p>UVB ışınını azaltan ve dolayısıyla D vitamin sentezini azaltan çok çeşitli faktör bulunuyor. Dr. Batmacı bu faktörleri şöyle sıralıyor: “Güneş koruyucu kullanımı (faktör düzeyi 15 ve üzeri olan güneş koruyucu krem D vitamini emilimini yüzde 90’dan fazla azaltır), tüm cildi kapatacak şekilde giyinmek, açık havada kısıtlı vakit geçirmek, koyu renkli cilt (melanin pigmenti, doğal güneş koruyucu gibi davranır), ileri yaş, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirme, D vitamini sentezine katkıda bulunan organlarda fonksiyon bozukluğu, kış mevsimi vb)” Dr. Batmacı güneşle sentezlenen D vitamininin birkaç ay idare edeceğini ancak sonrasında eksiklik ortaya çıkacağını bu nedenle düzenli ölçümlerin yapılması gerektiğini söylüyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Eksikliğinde bu sorunlar ortaya çıkabiliyor!</strong></p>
<p>Vücuttaki D vitamini seviyesinin altı ayda bir kontrol edilmesi gerekiyor. D vitamini eksikliğinde; kemik ve kas dokusunda zayıflama, kemik kırılganlığında artış, düşme sıklığında artış, kanda kalsiyum ve fosfor düzeyinde düşüklük, kalpte ritim sorunu, Osteomalazi (kemik yumuşaması) hastalığı, kalp krizi, inme ve kalp damar hastalıkları riski artıyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-hakkinda-bilinmesi-gereken-9-onemli-nokta-397111">D Vitamini Hakkında Bilinmesi Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Siber güvenliğe öncelik vermesi gereken 4 sektör </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlige-oncelik-vermesi-gereken-4-sektor-389988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 07:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğe]]></category>
		<category><![CDATA[öncelik]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[vermesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sonrası dünyaya uyum sağlamaya çalışan sektörler, dijital dönüşüm çalışmalarını hızlandırarak uzaktan çalışmaya olan bağlılıklarını artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlige-oncelik-vermesi-gereken-4-sektor-389988"> Siber güvenliğe öncelik vermesi gereken 4 sektör </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HACKERLERİN HEDEF TAHTASINDAKİ 4 SEKTÖR</strong></p>
<p><strong>Pandemi sonrası dünyaya uyum sağlamaya çalışan sektörler, dijital dönüşüm çalışmalarını hızlandırarak uzaktan çalışmaya olan bağlılıklarını artırdı. Bu süreçte bulut tabanlı hizmetlerden daha büyük ölçekte yararlanan şirketler, beraberinde gelen yeni zorluklar ve risklerle karşılaşmaya devam ediyor. Yeni komplikasyonlar göz önüne alındığında bazı sektörlerin daha fazla tehdit altında olduğunu ifade eden Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber güvenliğe öncelik vermesi gereken 4 sektörü sıralıyor.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz birkaç yıl içinde dijital dönüşüm çalışmalarını hızlandıran şirketler, uzaktan çalışma modelini benimseyerek bulut tabanlı hizmetlerden daha fazla yararlanmaya başladı. Yaşanan hızlı değişim ve gelecekle ilgili süregelen belirsizlikler sonucu güvenlik zafiyeti yaşayan bazı sektörler, tehdit temelli, şirket içi ve dış etkenli saldırılara karşı kötü niyetli aktörlerin yeni hedeflemesine açık hale geliyor. Birçok şirket için, artan karşılıklı bağlantı ve küresel tedarik zincirlerine olan bağımlılık, henüz ele alınmamış ek güvenlik açıkları yaratıyor. Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ‘’Dijital dönüşümün getirdiği yeni komplikasyonlar göz önüne alındığında bazı sektörler siber saldırılara daha açık hale geliyor.’’ açıklamasında bulunarak siber güvenliğe öncelik vermesi gereken 4 sektörü sıralıyor.</p>
<p><strong>1. Sağlık: Siber Tehditler için Öncelikli Hedef</strong></p>
<p>Hastaneler, klinikler ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcıları hasta verilerini, tıbbi kayıtları ve diğer kritik bilgileri yönetmek için genellikle birbirine bağlı sistemlere güveniyor. Sağlık sektörü hizmetleri kolaylaştırma çabası ve pandeminin yarattığı küresel etki nedeniyle dijital girişimlerde, tele-sağlık hizmetlerinde ve IoT cihazlarının kullanımında artışa yönelerek çarpıcı bir dijital dönüşüm yaşadı. Ancak yaşanan gelişmeler saldırı düzeyinin daha da artmasına neden olarak, kesinti süresini ya da veri kaybını göze alamayan kuruluşlardan para sızdırmak isteyen siber suçluların güvenlik açıklarından yararlanmak için sağlık sektörünün birincil hedef haline geldiği bir ortam yarattı. 2016&#8217;dan 2021&#8217;e kadar yıllık saldırılar iki katına çıktı ve PHI (özel sağlık bilgileri) riski 11 kat arttı. Hasta bakımı ve tıbbi hizmetlere erişim genişlerken, yeni dijital sistemlerin güvensiz bir şekilde entegre edilmesi de uyumsuzluk sorunları yaratarak yeni güvenlik açıklarına yol açabiliyor. </p>
<p><strong>2. Finans: Yüksek Riskliler ve Hassas Bilgiler</strong></p>
<p>Bankalar, yatırım firmaları ve diğer finans kuruluşları, büyük ölçüde işledikleri veriler, hassas finansal varlıkların korunmasıyla ilgili riskler ve çok sayıda finansal işlemi kolaylaştırmaları nedeniyle, siber güvenlik olaylarından kaynaklanabilecek çok çeşitli riskler, tehditler ve regülasyonlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Yüksek profilli bankaların dahil olduğu piyasa gelişmeleri, operasyonları durdurabilen ve finansal sistemlerde hasara yol açabilen fidye yazılımı saldırıları için daha riskli bir ortam yaratıyor. Ayrıca iş e-postalarının ele geçirilmesi (BEC) saldırılarına da çok fazla maruz kalan sektör, genellikle siber suçluların yöneticileri veya diğer yüksek rütbeli kişileri taklit ederek çalışanları para transferi yapmaları veya hassas bilgileri ifşa etmeleri için kandırmalarını içeriyor.</p>
<p><strong>3. SaaS ve Yazılım: Dijital İnovasyon ve Siber Riskte Ön Cephe</strong></p>
<p>Yazılım tedarik zinciri olarak dijital inovasyonun ön saflarında yer alan SaaS ve yazılım endüstrisi, siber suçluların ve devlet destekli saldırganların hedefinde yer alıyor. SaaS ve yazılım şirketlerinin risk altında olmasının bir diğer sebebi ise, bulut tabanlı hizmetler ve yapay zeka uygulamaları gibi genellikle yeni teknolojileri ilk benimseyen sektör olmasından kaynaklanıyor. İnovasyon dürtüsü ile hareket eden sektör, rekabet avantajı ve gelişmiş hizmetlere erişim sağlarken, henüz iyi anlaşılamamış yeni tehditlere ve güvenlik açıklarına da maruz kalabiliyor. Büyük oranda yeni katılımcı ve startupa sahip sektör, siber güvenlik çözümleri için yetkin personel açığı yaşarken, kaynak kısıtlamaları ve azalan bütçelerle karşılaşabiliyor. </p>
<p><strong>4. Üretim: Dijital Dönüşüm ve Ortaya Çıkan Riskler</strong></p>
<p>Üretim sektörü şu anda büyük ölçüde dijital dönüşüm ve bulut tabanlı hizmet, ürün ve sistemlerin benimsenmesi yoluyla tedarik zinciri ve üretim süreçlerini modernize ediyor. Ancak, yeni dijital genişleme sürecinde olan üretim sektörü, sağlık hizmetlerinde görüldüğü gibi siber güvenlik ve risk yönetimine dikkat etmediği takdirde, bir şirketin güvenlik duruşunu azaltan ve onları siber saldırılara, güvenlik açıklarına ve kazara meydana gelen olaylara karşı daha duyarlı hale getiren yüksek miktarda risk de taşıyabiliyor.</p>
<p>Üretim, yalnızca finansal kazanç elde etmek isteyen kötü niyetli saldırganlar için bir hedef değil, aynı zamanda kritik altyapıyı bozmayı ve fikri mülkiyeti çalmayı amaçlayan ulus-devlet düşmanları tarafından da saldırıya uğrayabiliyor. 2021&#8217;den 2022&#8217;ye kadar üretim tesislerine yönelik saldırılar %100&#8217;ün üzerinde olarak kaydedilirken, fidye yazılımı saldırganları ise %92 oranında artış gösteriyor. Son zamanlarda birçok sektörde siber güvenliğin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar göz önüne alındığında üretime gösterilen ilgi daha sağlam siber güvenlik önlemleri gerektirebiliyor. Bu da sektörün siber güvenliğe çok daha fazla yatırım yapması gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlige-oncelik-vermesi-gereken-4-sektor-389988"> Siber güvenliğe öncelik vermesi gereken 4 sektör </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 09:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor. ‘Sessiz hipertansiyon’da, yüksek hipertansiyonunun yol açtığı baş ağrısı veya baş dönmesi gibi sorunlar yaşanmadığını yani herhangi bir uyarı işareti olmadığını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci </strong>“Kişinin hiçbir şikayeti olmasa bile yüksek tansiyon yine de organlara zarar vererek kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabiliyor. Bu nedenle sessiz katil olarak da adlandırılıyor” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, <strong>17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, hipertansiyon hakkında bilinmesi gereken 5 noktayı anlattı, ‘sessiz hipertansiyon’a yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Bu risklere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyon görünürde hiçbir şikayete yol açmadığı için “benim bir sorunum yok” yanılgısına düşmemek gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci bazı kişilerin yüksek riskli grupta olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle ailenizde hipertansiyonu olan bir kişi varsa, orta yaş ve üzerindeyseniz, kilonuz ideal kilonuzdan fazlaysa, hareketsiz bir yaşam tarzına sahipseniz, sürekli stres altında yaşıyor ve stresinizi yönetemiyorsanız, uyku apneniz varsa hipertansiyon açısından riskli gruptasınız demektir ve tansiyon ölçümünü mutlaka düzenli yapmanız gerekir.” </p>
<p><strong>Sessizce organlara zarar veriyor!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun yıllar içerisinde vücuda zarar verebileceğini hatta kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebebi, bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da bazı durumlarda mutlaka şüphelenmek ve doktora başvurmak gerektiğini söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci şöyle konuşuyor: “Sessiz katil terimi genellikle sessiz hipertansiyonu tanımlamak için kullanılır çünkü genellikle semptom göstermediğinden insanlar kalp krizi veya inme gibi tıbbi bir acil durumla karşılaşana kadar hipertansiyonları olduğunu fark etmeyebilirler.”</p>
<p><strong>Yaygın bir hastalık!</strong></p>
<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Araştırmalar, özellikle yetişkinler arasında sessiz hipertansiyonun yaygın olduğunu gösteriyor. Sessiz hipertansiyona yönelik Journal of Hypertension&#8217;da yayınlanan bir çalışma, yüksek tansiyonu olan yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30&#8217;unda herhangi bir belirti görülmediğini ortaya koyarken, American Journal of Epidemiology&#8217;de yayınlanan bir başka çalışma da, 18- 85 yaş arası yetişkinlerin yaklaşık yüzde 17’sinde sessiz hipertansiyon olduğunu gösteriyor” diyor.</p>
<p><strong>Bu belirtileri dikkate alın!</strong></p>
<p>Hipertansiyonun (yüksek kan basıncının) genellikle belirgin semptomları olmasa da baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bulanık görme veya göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması, “çok stresli bir gündü onun için başım ağrıyor” ya da “çok koşturdum dinleneyim geçer” gibi düşüncelerle ihmal edilmemesi gerekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Bu semptomlar hipertansiyona özgü olmadığından yüksek tansiyonunuz olup olmadığını öğrenmenin tek yolu bir sağlık uzmanı tarafından ölçülmesidir. Düzenli tansiyon kontrolü, hipertansiyonun saptanması ve vücuda zararlarının en aza indirilmesi için büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri ve kan basıncını düşürücü ilaçların önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, ideal kiloyu koruma, tuzu azaltma, alkol ve sigaradan kaçınma, ilaçları düzenli kullanma kan basıncını düşürmeye ve hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyon risklerini azaltmaya yardımcı olacaktır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veri İhlaline Uğrayan Şirketlerin Atması Gereken 5 Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/veri-ihlaline-ugrayan-sirketlerin-atmasi-gereken-5-adim-373620</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 12:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[atması]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[ihlaline]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerin]]></category>
		<category><![CDATA[uğrayan]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373620</guid>

					<description><![CDATA[<p>Global siber güvenlik lideri Bitdefender Antivirüs’ün 400 IT uzmanıyla gerçekleştirdiği son ankete göre şirketlerin yarısından fazlası (%52) geçtiğimiz 12 ayda bir veri ihlali yaşadı ve katılımcıların %40’ına, şirketlerinin yaşadığı veri ihlalini gizli tutmaları söylendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veri-ihlaline-ugrayan-sirketlerin-atmasi-gereken-5-adim-373620">Veri İhlaline Uğrayan Şirketlerin Atması Gereken 5 Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Global siber güvenlik lideri Bitdefender Antivirüs’ün 400 IT uzmanıyla gerçekleştirdiği son ankete göre şirketlerin yarısından fazlası (%52) geçtiğimiz 12 ayda bir veri ihlali yaşadı ve katılımcıların %40’ına, şirketlerinin yaşadığı veri ihlalini gizli tutmaları söylendi. İtibar ve para kaybının, veri ihlallerini gizlemede önemli bir rol oynadığını belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu durumun şirketleri daha büyük bir problemle karşı karşıya bırakacağı uyarısında bulunarak veri ihlali yaşadıktan sonra atılması gereken 5 adımı sıralıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siber güvenlik ekipleri büyük bir baskı altında. Kimlik avı ve fidye yazılımı saldırıları giderek artıyor ve global siber güvenlik lideri Bitdefender Antivirüs’ün 400 IT uzmanıyla gerçekleştirdiği son ankete göre şirketlerin yarısından fazlası son 12 ay içinde bir tür siber tehdit yaşarken bu şirketlerin yarısından fazlası (%52) bir veri ihlali veya veri sızıntısı yaşadıklarını belirtiyor. Ankete katılanların %40’ının, yaşanan veri ihlalini bildirmek yerine gizli tuttuklarını belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu durumun şirketleri daha büyük bir problemle karşı karşıya bırakacağı uyarısında bulunarak veri ihlali yaşadıktan sonra atılması gereken 5 adımı sıralıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Veri İhlalinin Ortalama Maliyeti 4,35 Milyon Dolar</strong></p>
<p> </p>
<p>Hiçbir kuruluşun siber saldırılara karşı bağışıklığı olmadığını söylemek yanlış olmaz. Şirketin büyüklüğü ne olursa olsun, maliyetler ürkütücü olabilir. 2022 yılında, veri ihlali başına küresel ortalama maliyet %2’nin üzerinde artarak 4,35 milyon dolara yükseldi. Alev Akkoyunlu’ya göre yaygın işten çıkarmalar ve teknoloji sektöründeki harcamaların yavaşlaması nedeniyle durumun önümüzdeki 12 ay içinde de düzelmesi beklenmiyor. Bütçeler daraldıkça, iş ve teknoloji liderlerinin bir güvenlik ihlalinin yol açabileceği zararın farkına varmaları ve zaten zor durumda olan ekiplerinin yükünü hafifletmek için tasarlanmış güvenlik çözümlerine yatırım yapmaya odaklanmaları çok önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>İK ve Hukuk Departmanlarında Veri İhlalini Gizleme Oranı %66</strong></p>
<p> </p>
<p>İhlale maruz kalan kuruluşların oranından belki de daha da şaşırtıcı olan, birçok IT liderinin, bildirmek zorunda olduklarını bildikleri halde güvenlik ihlalini gizli tutmalarının söylendiğini belirtmesidir. Bitdefender Antivirüs anketine göre tüm katılımcıların %40&#8217;ından fazlası durumun böyle olduğunu söylerken, her on kişiden biri bildirilmesi gerektiğini bildikleri halde bir ihlali gizli tuttuklarını söyledi. İlginç bir şekilde, bu rakam katılımcıların departmanlarına göre değişmektedir. İnsan kaynakları (İK) ve hukuk departmanlarındaki çalışanların %66&#8217;sına bir veri ihlalini gizli tutmaları söylenirken, bu oran CTO&#8217;larda %45, CIO&#8217;larda ise %39&#8217;dur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Veri İhlaline Uğrayan Şirketler Neler Yapmalı?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, veri ihlaline uğrayan bir şirketin atması gereken 5 adımı sıralıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>1. İhlalin kaynağını ve kapsamını belirleyin. </strong></em>Yapılacak ilk şey, ihlalin kaynağını ve kapsamını belirlemektir, böylece en kısa sürede sorunu çözebilirsiniz. Bu tür güvenlik olaylarını sizin için otomatik olarak izleyen izinsiz giriş algılama ve önleme sistemlerine sahip olmanız gerekir. Bu şekilde ihlalin kaynağını bulabilir, hangi dosyalara erişildiğini ve bilgisayar korsanı tarafından hangi eylemlerin gerçekleştirildiğini görebilirsiniz. Bu bilgiler sonraki adımlarınız için çok önemli olacaktır.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>2. Kullanıcılarınızı açık bir şekilde bilgilendirin. </strong></em>Kullanıcıları ihlal ile ilgili en erken zamanda bilgilendirmek; parolalarını değiştirme, kredi kartlarını iptal etme ve banka hesap numaralarını değiştirme gibi bir dizi önlem almalarını sağlar. Bu onlar için bir rahatsızlık olabilir, ancak kimlik hırsızlığı nedeniyle daha büyük sorunlar yaşamalarından daha iyidir.<strong> </strong>Müşterileri bir ihlal konusunda ne kadar erken uyarırsanız, kendilerini dolandırıcılıktan korumak için o kadar çok zamanları olur.<strong> </strong>İhlalin niteliği ve kapsamı hakkında bazı bilgiler vermeye çalışın ve hangi verilerinin çalındığını söyleyin.<em><strong> </strong></em>Gerekirse, müşterilerinizin kendilerini koruyabilmeleri için atmaları gereken adımlar konusunda yardımcı olun.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>3. Siber saldırganların ne tür bilgiler çaldığını tespit edin.</strong></em> Siber saldırganların hangi verileri sızdırdığını belirlemek gerekiyor. Çalınan bilgiler, sosyal güvenlik numaraları, kredi kartı bilgileri veya sağlık verileri gibi kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler ise bunların tümü etkilenen kişilere rapor edilmelidir.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>4. Kullanıcılarınızın ve çalışanlarınızın parolalarını değiştirin. </strong></em>Kullanıcılarınız, sisteminize giriş yaptığında parolalarını değiştirmeleri gereken bir bağlantıya yönlendirin veya ihlalin ardından bir e-posta ile yeni bir şifre edinmelerini sağlayın. Birçok veri ihlali, şirketinizdeki uç noktalardan kaynaklandığı için çalışanlarınızın da şifrelerini değiştirmeleri ve güvenlik konusunda eğitim almaları gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>5. Antivirüs yazılımı kullanın. </strong></em>Şirketinize yönelik olası saldırıları ve veri ihlallerini engellemek için kurumsal bir güvenlik çözümü kullanın. Risk yönetimi ve güvenlik açığı değerlendirmesi ile birlikte sürekli üstün koruma sağlayan Bitdefender GravityZone Business Security&#8217;de tek bir konsol, iş istasyonlarınız ve sunucularınız için kapsamlı koruma sağlar. Buna ek olarak riskli işletim sistemi ve yazılım yanlış yapılandırmalarını keşfederek ve önceliklendirerek risk faktörleri hakkında sizi bilgilendirir. Ayrıca ekstra olarak sunulan Dark Web Monitoring hizmeti ile şirketler, müşterilerine ait kişisel bilgiler sızdırılıp karanlık ağda satışa çıkarıldığı anda haberdar olabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veri-ihlaline-ugrayan-sirketlerin-atmasi-gereken-5-adim-373620">Veri İhlaline Uğrayan Şirketlerin Atması Gereken 5 Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak burun estetiğinin yüz görüntüsünü başlı başına etkilediğinin unutulmaması gerekiyor. Kişiye göre güzelin değil, sanatsal açıdan bakılınca güzel görüntünün yakalanması ve sağlıklı bir şekilde nefes alınabilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, erkeklerde burun estetiği hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadın ile erkek burun estetiği arasında farklar bulunuyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Erkekler ve kadınlar arasında estetik görünüm açısından bazı farklar vardır. Erkekler genellikle ameliyat olduklarının anlaşılmasını istemez, estetik sonrasında dışarıdan bakıldığında doğuştan burunlarının şekliymiş gibi anlaşılmasını tercih eder. Kadınlardan farklı olarak erkekliğin maskülen yapısına uygun bir şekil isterler. Kadınlar daha dar, daha küçük bir burun isterken, erkekler daha iri ve daha düz inen bir burun ister. Ayrıca kadınlara göre burun uçları daha geniş ve burun kenarları daha yapılı olur. Erkekler estetik burun ameliyatı olduğunun anlaşılmasını istemedikleri için burun sırtının tam düzgün olmasındansa hafif çıkıntılı kalması tercih edilebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Erkeklerde de ideal yaş 22 </strong></p>
<p> </p>
<p>Günümüzde pek çok hasta 18 yaşını doldurur doldurmaz burun estetiği için başvurmaktadır ancak yüz kemiklerinin tamamen oturması 22 yaşı bulmaktadır. Bu nedenle erkeklerde veya kadınlarda burun estetiği ya da tüm estetik operasyonlar için 22 yaş idealdir. Ameliyat öncesinde hastanın tam olarak ne istediğinin anlaşılması, tüm açıların belirlenmesi, belirli formatlarda hazırlanması ve fotoğraflanması önemlidir. Tüm bunlar kayıt altında olmalı ve hastanın imzası alınmalıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyattan sonra 6 ay dikkatli olmak gerekiyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Burun estetiği ameliyatından sonra kadın ve erkek hastaların dikkat etmesi gerekenler aynıdır. İlk geceden sonra hastanın 3 aylık dikkat etmesi gereken bir dönem başlar. İki hafta boyunca burun alçılarla desteklenir bu sayede oluşabilecek travmalardan korunur.  Bunun için içeriden ve dışarıdan buruna koyulan malzemelerle burun desteklenir. 6 ay kadar hastanın gözlük takmaması, güneşten korunması, yüze gelebilecek en ufak travmalardan bile korunması istenir. Burnun tamamen iyileşmesi 6 ayı bulmaktadır ve 6 aydan sonra normal hayata geçilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Burun estetiğinden sonra bunlara dikkat edin;</strong></p>
<ol>
<li>Crossfit ve koşu gibi yorucu aktivitelerden kaçının.</li>
<li>Burnunuzda bandaj varken duş almak yerine banyo yapın.</li>
<li>Burnunuzu sümkürmeyin.</li>
<li>Kabızlığı önlemek için meyve ve sebzeler gibi yüksek lifli yiyecekler yiyin. Kabızlık, ödem yapabileceğinden ameliyat bölgesinde basınca neden olabilir.</li>
<li>Çok gülümseme veya kahkaha atmak gibi aşırı yüz ifadelerinden kaçının.</li>
<li>Üst dudağınızın hareketini sınırlamak için dişlerinizi nazikçe fırçalayın.</li>
<li>Önden bağlanan giysiler giyin. Gömlek veya kazak gibi giysileri başınızın üzerine çekmeyin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 08:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk dilinde ‘kulak kireçlenmesi’ olarak ifade edilen Otoskleroz işitme kaybının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146">Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk dilinde ‘kulak kireçlenmesi’ olarak ifade edilen Otoskleroz işitme kaybının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil</strong> “Vücudumuzdaki kemikler hayat boyunca sürekli kendini yenilemek adına eski hücreleri yıkıp, yenilerini oluştururlar. Otosklerozda iç kulak kapsülünü oluşturan kemikteki yenilenme döngüsünün bozularak anormal sert bir kemik dokunun ortaya çıkması, sesin iç kulağa iletilmesini engeller. Aslında ortada bir kireçlenme değil, kemik dokusu oluşumu vardır” diyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, ülkemizde sık rastlanan ama farkındalığın olmadığı Otoskleroz hastalığı hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>20’li yaşlarda dikkat!</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 1’inde görülen Otoskleroz özellikle genç erişkinlerde işitme kaybına neden oluyor. En çok 20’li yaşlarda kendini belli eden, genellikle 15-45 yaşları arasında rastlanan hastalığın görülme sıklığı kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla oluyor. Otosklerozun bilinen belirli bir nedeni olmadığını, genetik faktörler ve hormonal değişikliklerin de hastalığa yol açabileceğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil, yapılan çalışmalara göre; geçirilmiş kızamık enfeksiyonunun bu anormal kemik yapımını tetiklediğini söylüyor. </p>
<p><strong>Bu belirtilerle ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>Otosklerozun en önemli belirtisini zamanla kademeli olarak artan işitme kaybı oluşturuyor. İşitme kaybı yıllar içinde giderek ilerlerken, hastaların yaklaşık yüzde 75’inde işitme kaybı her iki kulağı da etkiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil “Otoskleroz hastaları kendi seslerini kulaklarında daha güçlü duyduklarından çok düşük sesle konuşurlar. Bazı hastalar ilginç bir şekilde gürültülü ortamlarda konuşmaları daha iyi takip edebildiklerini de belirtebiliyorlar. İşitme kaybına bazen kulak çınlaması, baş dönmesi ve denge sorunları eşlik edebiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Ciddi işitme kaybına neden oluyor!</strong></p>
<p>Hastalığın tanısı KBB uzmanı tarafından konuluyor. Kulak muayenesinde anormal bir bulguya rastlanmazken, ardından işitme kaybının derecesini belirlemek için işitme testleri yapılıyor. İşitme testinde özellikle düşük frekanslarda (kaba seslerde) daha belirgin olan iletim tipi bir işitme kaybına rastlandığını belirten Prof. Dr. Arif Ulubil “Yüzde 80 gibi yüksek bir oranda kulak kireçlenmesi olan kişilerde her iki kulakta da işitme kaybı vardır” diyor. </p>
<p><strong>Demansa yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Kulak kireçlenmesi tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına neden olabiliyor. İşitme kaybı tedavi edilmediğinde, beyin zaman içinde kelimeleri işleme kapasitesini yitiriyor ve hastalarda erken demans ortaya çıkabiliyor. Ayrıca işitememenin yarattığı depresyona sık rastlanıyor. Otoskleroz hastalığında erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arif Ulubil “Erken tanı, rehabilitasyonun da erken olması demek olduğundan, hastaların işitme kaybı kaynaklı gelişebilecek psikolojik ve zihinsel problemlerden daha az etkilenmelerini sağlayacaktır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Cerrahi tedavi ile yüzde 95 başarı sağlanabiliyor! </strong></p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Arif Ulubil tedaviye yönelik şöyle konuşuyor: “Otosklerozun bir tedavisi yoktur. Hastalığın neden olduğu işitme kaybı tedavisinde; cerrahi en çok tercih edilen ve uygulanan tedavi şeklidir. Bu ameliyatı sık yapan, iyi ellerde, işitmede belirgin düzelme olasılığı yüzde 95’tir. Hedeflenen işitme düzeyine birkaç hafta içinde ulaşılır. İç kulağın da etkilendiği çok ileri otosklerozda, total işitme kaybı olduğunda, halk arasında biyonik kulak olarak bilinen koklear implant ameliyatı ile işitme sağlanabilir. Cerrahi tedavi istemeyen ya da cerrahiye uygun olmayan kişiler için işitme cihazları kullanılır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-kireclenmesi-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-369146">Kulak Kireçlenmesi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parola yöneticisi alırken dikkat edilmesi gereken 10 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticisi-alirken-dikkat-edilmesi-gereken-10-nokta-365462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 09:16:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alırken]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her geçen gün artan ve karmaşıklaşan parolalar birçok kullanıcıyı farklı sorunlarla karşı karşıya bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticisi-alirken-dikkat-edilmesi-gereken-10-nokta-365462">Parola yöneticisi alırken dikkat edilmesi gereken 10 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her geçen gün artan ve karmaşıklaşan parolalar birçok kullanıcıyı farklı sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Benzersiz, güçlü parola kullanımı için parola yöneticisi kullanmak günümüzün en iyi çözümü. Siber güvenlik şirketi ESET parola yöneticisi kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini inceledi.  </strong></p>
<p>Parolalar potansiyel güvenlik riskidir ve parolaların korudukları bilgiyi düşününce bu riskin büyüklüğü anlaşılır. Bilgisayar korsanları kimlik bilgilerini ele geçirdiğinde çok sayıda kişisel veriye ve finansal bilgilere ulaşabilir. Parola yöneticileri sayesinde, statik parolaların yetersiz kaldığı ve çoğumuzun bunları güvensiz şekilde kullanmasıyla olumsuz sonuçların çıkmasının üstesinden gelebiliriz. Ancak tüm uygulamalar aynı değil. Önemli olan doğru özellik kombinasyonuna sahip güvenilir bir satıcı bulmaktır.</p>
<p><strong>Parolalar birçok şekilde suistimal edilebilirler</strong></p>
<p>Parolalar büyük ölçekli veri sızıntıları sonucunda iş yaptığınız şirketlerden çalınabilir. Sosyal medya şirketi, banka, yayın sağlayıcı gibi kuruluşların kimliğine bürünen dolandırıcılar tarafından kimlik avı yoluyla ele geçirebilir. Yaygın olarak kullanılan kimlik bilgilerinin kombinasyonlarını deneyen “kaba kuvvet” yazılımı ile otomatik olarak tahmin edilebilir.  Son araştırmalar, “parola” kelimesinin en popüler oturum açma olduğunu ve bunu “123456” parolasının takip ettiğini ortaya koydu. İlk 10 parolanın çoğu bir saniye içinde kırılabilir. Parolalar bir kez çalındıktan sonra karanlık ağda alınıp satılır ve burada genellikle kullanıcı adlarıyla birlikte büyük rağbet görür. 2022’de yayımlanan bir rapor bu kombinasyonların 24 milyarının siber suç pazarlarında dolaştığını ortaya çıkardı. Bu 2020&#8217;ye göre yüzde 65&#8217;lik bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar, web sitelerimizde, uygulamalarımızda ve çevrimiçi hesaplarımızda benzersiz, güçlü parolalar kullanmamızı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Parola yöneticisi kullanmak, bunu yapmanın en doğru yoludur.</p>
<p><strong>Bir parola yöneticisinde dikkat etmeniz gerekenler</strong></p>
<p>Parola yöneticileri, tüm parolalarınızı güvenli bir yerde saklamak için tasarlanmış uygulamalardır. Buradaki fikir, yazılımın sizden yalnızca tek bir ana parola istemesidir. Tüm hatırlamanız gereken budur. Tüm siteler için uzun benzersiz parolaların oluşturulması ve bu parolaların otomatik olarak doldurulması da dahil olmak üzere her şey uygulama tarafından otomatik olarak işlenir.</p>
<p>Ancak piyasada farklı seçenekler var. Arama seçeneklerini daraltmanıza yardımcı olacak birkaç özellik aşağıda verilmiştir:</p>
<ol>
<li><strong>Güçlü şifreleme ile korunan parola kasaları</strong>. Bu, parola yönetimi sağlayıcısı saldırıya uğrasa bile tehdit aktörlerinin müşterilerinin kimlik bilgilerini çalamayacağı anlamına gelir. AES 256 bit şifreleme sektör standardıdır.</li>
<li>Her parola için uzun, karmaşık ve rastgele sayı, harf ve sembol dizileri önermek üzere tasarlanmış <strong>güçlü bir parola oluşturucu</strong>. Bu, bir bilgisayar korsanının parolanızı ele geçirmek için kaba kuvvet saldırısı uygulamayacağı anlamına gelir. Çıkan parolaları görmek için ESET&#8217;in kendi parola oluşturucusunu deneyin.</li>
<li><strong>Çoklu platform ve çoklu tarayıcı desteği. </strong>Parola yöneticileri, tercihiniz olan web siteleri ve uygulamalardaki parolalarınızı hatırladıkları takdirde kullanışlıdır. Eğer istediğiniz siteleri desteklemiyorsa, yine eskisi gibi hatırlaması kolay kimlik bilgilerini kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Benzer şekilde, parola yöneticisinin tarayıcılardan ve diğer parola yöneticilerinden kimlik bilgilerini içe aktarabilmesi, kullanılabilirliğini büyük ölçüde artıracaktır. </li>
<li><strong>Otomatik doldurma/otomatik oturum açma.</strong> Parola yöneticisinin en önemli özelliklerinden biri, siz ana parolayı girdikten sonra her hesaba atanan güçlü, karmaşık parolayı otomatik olarak doldurabilmesidir.<strong> </strong>Bunu sağlayamazsa, kullanıcı deneyimi olumsuz etkilenir.</li>
<li><strong>Uzaktan oturum kapatma. </strong>Uzaktan hesap oturumunuzu kapatmanıza, tarama geçmişini ve çerezleri temizlemenize ve açık sekmeleri uzaktan kapatmanıza olanak tanıyarak güvenliği ve gizliliği artırır.</li>
<li><strong>İki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) ile entegrasyon.</strong> Parola yöneticileri önemli olmakla birlikte, kimlik ve erişim yönetimi için altın standart 2FA’dır; bu durumda parolaya ek olarak yüz taraması veya tek seferlik parola gibi ikinci bir “faktör” gerekir. Google Authenticator gibi popüler üçüncü taraf 2FA uygulamalarıyla entegre olan bir parola yöneticisi, deneyimi kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.</li>
<li><strong>Ana parola için sıfırlama özelliği. </strong>Bir ana parolaya sahip olmak harikadır. Ama ya bu parolayı unutursanız? Sıfırlama işlevi yoksa, tüm parolalarınız açamayacağınız bir dijital kasada kilitlenir.</li>
<li><strong>Güvenilir bir satıcı.</strong> Bu, araştırmanızı yaparken aklınızdan çıkarmamanız gereken bir özelliktir. Parola yönetim şirketinin kendisi ihlal edildiğinde tüm parolalarınız açığa çıkabilir, bu nedenle güvenlik konusunda şirketin iyi bir geçmişe sahip olduğundan emin olmalısınız. Yakın zamanda popüler bir sağlayıcı, müşterilerin şifreli parolalarını açığa çıkaran ve kullanıcıların geçiş yapması için çağrılara yol açan büyük bir güvenlik olayı yaşadı. </li>
<li><strong>Güvenlik raporları</strong>, tüm zayıf parolalarınızı tek bir yerde görüntüleyerek parola güvenliğini sürekli olarak geliştirmenize yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Yerel olarak mı, yoksa bulutta mı saklamak? </strong>Bu sorunun yanıtı zordur, kendi koşullarınızı düşünmenizi gerektirir. Yerel kasa depolaması çoğu durumda size genellikle daha iyi kontrol ve güvenlik sağlar, ancak cihazlar çalınabilir, kaybolabilir. Saldırıya uğrayabilir, sabit diskler arızalanabilir. Merkezi, bulut tabanlı bir seçenek daha uygun olabilir ancak hizmet sağlayıcınıza güvenmenizi gerektiren bazı olumsuz yanları da vardır. Üçüncü bir seçenek daha vardır – yerel bir veritabanı kullanan ancak güvendiğiniz büyük bir bulut sağlayıcısındaki bulut hesabınızda saklanan bir kasa. Sonuç olarak, parolalarınızın güvenliği, güçlü şifrelemeye  ve siber güvenlik duruşuna bağlıdır.</li>
</ol>
<p>Parola yöneticilerinin &#8211; veya aslında parolaların &#8211; kısıtlamalarını hatırlamak önemlidir. Parola, tek bir savunma hattını temsil eder ve suçlulardan korunmak için yeterli olmayabilir. Parolalarınızı 2FA ile birleştirin, böylece bilgisayar korsanlarını uzak tutmak için çok daha fazla şansınız olur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parola-yoneticisi-alirken-dikkat-edilmesi-gereken-10-nokta-365462">Parola yöneticisi alırken dikkat edilmesi gereken 10 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 09:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor. Gerek dünyada gerekse ülkemizde ölüme yol açan hastalıklar arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıkları geçmişte ‘ileri yaş’ hastalığı olarak görülürken, günümüzde ise artık 30 yaşın altında da kalp krizlerine sıkça rastlanıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Kalp hastalıkları bütün dünyada pandeminin sürekli hali olarak tanımlanan endemiye dönüşmüştür. Kalp hastalıklarının üçte biri de sinsice seyrettiğinden, doğrudan kalp krizi olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle ailesel yatkınlığı olan, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin ve kronik hastalığı olanların gizli kalp açısından muayene ve tetkiklerinin yapılması hayati önem taşımaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut <strong>10-16 Nisan Kalp Sağlığı Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada kalp sağlığı için mutlaka bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam tarzı, ilaçlardan daha etkili! </strong></p>
<p>Kalp hastalıklarını önlemede sağlıklı yaşam tarzının ilaçlardan daha etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Kalp hastalıkları kronik yani uzun süreli hastalıklardır. Bu nedenle ana hedef hastalığın önlenmesi olmalıdır. İlaç tedavisi hastalık tanısı konan kişilere uygulanmaktadır. Hastalığın önlenmesi sağlıklı yaşam tarzı ile mümkündür. Düzenli egzersiz, ideal kilo, Akdeniz tipi beslenme, tütün ve alkolden uzaklaşma, kaliteli uyku ve stres yükünü azaltma ile kalp hastalıkları gelişme riskinde belirgin azalma sağlanabilir” diyor. </p>
<p><strong>Beslenme tarzınıza dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Akdeniz tipi beslenmenin, dünyada kabul görmüş en sağlıklı beslenme şekli olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor: “Kalp sağlığı açısından; sakatat ve işlenmiş et ürünleri, beyaz unlu mamüller, hazır şekerlemeler, şekerli ve gazlı içecekler, nanoteknolojik hazır gıdalar, kızartmalar ve aşırı tuz tüketiminden uzak durulmalıdır. Akdeniz tipi beslenmeye yani bolca sebze, yeterli miktarda meyve, ceviz, zeytin, kararında zeytinyağı, esmer tam tahıllı ekmek ve taze yağlı deniz balıkları tüketmeye özen gösterilmelidir. Günlük yumurta tüketimi bir adet haşlanmış şekilde olmalıdır. Hekimin onayı ile kalp sağlığı için yeterli miktarda güneş vitamini olan D vitamini ve B9 olarak bilinen folik asit alınmalıdır.”</p>
<p><strong>Ailenizde 50 yaş altı kalp hastası varsa!</strong></p>
<p>Kalp hastalıkları ailesel geçiş gösterirken, özellikle birinci derece akrabalarda 50 yaş öncesi gözlenen kalp krizi ailesel yatkınlığa işaret ediyor. Annede 65 yaş, babada ise 55 yaş öncesi ortaya çıkan kalp hastalıkları çocuklar için genetik risk oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kan sulandırıcı ilaç kullanımında bu hataya düşmeyin!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kan sulandırıcı ilaç kullanımına yönelik toplumda yanlış bir düşüncenin olduğunu belirterek şu sözlerle uyarıyor: “Kan sulandırıcı tedavi damar sertliği olan, kalp krizi ya da felç geçiren herkese ömür boyu önerilir. Kan sulandırıcı tedavinin faydaları kalp hastalığı olmayan kişilerin de kan sulandırıcı almasına yol açmıştır. Öyle ki; ‘40 yaşın üzerine gelen aspirin kullansın’ sözü şehir efsanesine dönüşmüştür. Ancak bilimsel verilere göre; kalp hastalığı olmayan kişilerde koruma amaçlı verilen aspirin uzun vadede kanama riskini artırırken, kalp hastalığı için de belirgin ek bir fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle kalp ve damar hastalığı olmayan orta yaş ve ileri yaştaki kişilere koruma amaçlı kan sulandırıcı tedavi önermiyoruz. Mutlaka hekime başvurarak, gerekli tetkiklerin yapılmasının ardından, hekimin gerekli görmesi durumunda kan sulandırıcı kullanılmalıdır.”</p>
<p><strong>Sigara ve alkolden uzak durun!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalar; sigara, nargile, elektronik sigara gibi tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımının kalp ve damar hastalığına ciddi şekilde davetiye çıkardığını ortaya koyuyor. Çalışmalara göre; bu zararlı maddelerin kullanımı nedeniyle hem kalp hastalıkları erken yaşlarda ortaya çıkıyor hem de damarlarda tıkanma daha hızlı oluyor, kalp krizi ve felç riski artıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kronik hastalığı olanlar dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kronik hastalıkların da kalp ve damar hastalığını daha erken yaşlarda ortaya çıkardığını belirterek “Hipertansiyon, diyabet ve kolesterol üçlüsü kalp hastalıkları ile doğrudan ilişki içindedir. Tansiyonu kontrol altında olan, kan şeker ve kolesterol dengesi iyi sağlanan kişilerde kalp krizi riski azalır” diyor. </p>
<p><strong>Çocuk yaşlara indi!</strong></p>
<p>Geçmişte 40 yaşın altındaki kişilerde nadir görülen kalp hastalıkları artık 30’lu yaşlarda karşımıza kalp krizi olarak çıkıyor. Gençlerde hatta çocuklarda kalp krizine bağlı ölümcül ritim bozuklukları daha sık görülüyor.</p>
<p><strong>Covid-19 sonrası kalp hastalıkları arttı!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 sonrası kalp hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirterek şu bilgileri veriyor: “Covid-19 doğrudan damarlara etki ederek pıhtı oluşumunu artırıyor. Yapılan araştırmalara göre; Covid aşıları sonrası da benzer bulgular gözlenmiştir. Covid-19 enfeksiyonu geçiren kişilerde sonraki 1 yıl içerisinde kalp krizi riski daha yüksek olmaktadır. Aşı olan kişilerde özellikle erken dönemde miyokardit (kalp kasının iltihaplanması) gibi kalp ile ilgili yan etkiler daha sık gözlenmiştir. Bu nedenle özellikle Covid-19 enfeksiyonu geçirenlerin ve Covid-19 aşısı olanların ilk bir yıl içerisinde kalp muayenelerini mutlaka olmaları gerekir.” Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 enfeksiyonunun gizli seyreden kalp hastalıklarını da açığa çıkarabildiğini belirterek “Kalp hastalığı için ailesel riski olanlar, sağlıksız yaşayanlar, kronik hastalıkları olan kişiler Covid-19 enfeksiyonu ya da aşısı sonrası düzenli takip altında olmalıdır.” diyor.</p>
<p><strong>Bitkisel tedavi kalp hastalığını durdurup yok etmez!</strong></p>
<p>Vegan beslenen kişilerde kalp hastalıkları daha az görülüyor. Ancak toplumda, ilaç kullanmak istemeyenlerin bitkisel takviyelere yönelmesi gibi bir yanlışa düşülüyor. Zira vegan tipi beslenme ile bitkisel tedavinin aynı şeyler olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut, aksine modern ilaç tedavisi yerine bitkisel ilaçlar almanın kalp hastalığının daha da ilerlemesine yol açabileceğini söylüyor. Bu nedenle kalp hastalığı olan kişilerde hekimin önermesi durumunda diyet, ilaç tedavisi ve takviye gıda desteğinin bir bütünlük içerisinde yapılması gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 07:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[miyomları]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınlarda yaygın olarak görülen miyomlar genellikle sinsice ilerlerken, bazen de aşırı ve uzun süreli adet kanaması, yoğun kramplar, geçmeyen yorgunluk ya da anne olmanın önündeki engel olarak kendini gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288">Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınlarda yaygın olarak görülen miyomlar genellikle sinsice ilerlerken, bazen de aşırı ve uzun süreli adet kanaması, yoğun kramplar, geçmeyen yorgunluk ya da anne olmanın önündeki engel olarak kendini gösterebiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek</strong> “Çoğunlukla muayene sırasında tespit edilebilen miyomlar her yaşta ortaya çıkabilse de, en yaygın olarak 30’lu ve 40’lı yaşlarda görülüyorlar. Rahmin kas dokusunda gelişen bu iyi huylu tümörler 50 yaş öncesi kadınların yüzde 80’ini etkiliyor.” diyor. Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetlerin miyoma neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek alınacak bazı önlemlerle miyom gelişme riskinin azaltılabileceğini söylüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, rahim miyomları hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Bu etkenler miyoma neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Yapılan araştırmaların; aile öyküsü, diyet, obezite,12 yaş öncesi adet görme ve hormonal dengesizlikler gibi nedenlerle miyoma yol açabildiğini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek, bazen de yanlış yaşam alışkanlıklarının miyom gelişiminde rol oynadığını söylüyor. Doç. Dr. Fırat Tülek şöyle konuşuyor: “Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetler miyom gelişimine neden olabiliyor. Bu nedenle meyve ve sebzeler açısından zengin yemekler (özellikle narenciye, elma, lahana, brokoli ve domates) tüketilmesi gerekir. Araştırmalar, egzersiz sayesinde artan endorfin seviyelerinin de miyomdan korunmada yardımcı olabildiğini, normal D vitamini seviyelerine sahip olunmasının da 35-49 yaşlarındaki kadınlarda, miyom gelişme riskini yüzde 32 azalttığını gösteriyor.” </p>
<p><strong>Hiçbir şikayetiniz olmasa da dikkat!</strong></p>
<p>Miyomların belirtilerinin; uzun süreli ve ağrılı adet dönemlerinden yorgunluğa, kansızlıktan günlük aktiviteleri engelleyebilecek şiddetli kasık, karın, sırt ve bacak ağrısına kadar değişebildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlar yerleşim yerine göre; cinsel ilişki sırasında ağrı, kabızlık, karında dolgunluk hissi, sık ve/veya ağrılı idrara çıkma ve mesaneyi tamamen boşaltamama, düşük yapma gibi şikayetlerere neden olabilirler. Bununla birlikte hiçbir belirti vermeyen ve sinsice ilerleyebilen miyomlar ise normal jinekolojik muayenede tespit edilebiliyor. O nedenle düzenli muayene olmak, bazı şikayetleri normal olarak algılayıp hekime başvurmayı ihmal etmemek gerekir. Doktorunuz miyomunuz olduğundan şüpheleniyorsa, normal jinekolojik muayene sırasında yapılan ultrason muayenesinde miyomu  tespit edebilir. Ayrıca nadir de olsa MRI gibi bir görüntüleme yöntemi de teşhis için yapılabilir.” diyor. </p>
<p><b> <strong>Bebek sahibi olmanızın tek engeli olabilir!</strong></b></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları olan birçok kadının doğal olarak hamile kalabileceğini, buna karşın miyomların bazen de bebek sahibi olmanın önündeki tek engel olabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Miyomlar infertil kadınların yüzde 10&#8217;unda bulunur ve kısırlığın tek nedeni olabilir. Çünkü miyomlar rahim boşluğunu bozarak döllenmiş bir yumurtanın yani embriyonun rahim iç zarına tutunmasını zorlaştırabilir. Klinik çalışmalar; büyük miyomların (5 cm üzeri) ya da özellikle rahmin iç tabakasına yakın olanların, hamilelik ve doğumda sorunlara neden olabilme riski nedeniyle cerrahi olarak çıkarılmasını öneriyor.”</p>
<p><b><strong>Ameliyat yeni miyomların büyümesini engellemiyor!</strong></b></p>
<p>Miyomların çeşitli boyutlarda olmakla birlikte bazen greyfurt büyüklüğüne ulaşabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlarınız küçükse ve size rahatsızlık vermiyorsa ya da başka sorunlara neden olmuyorsa, muhtemelen tedaviye ihtiyacınız yoktur. Miyomlar da ömür boyu büyümezler. Hormon üretimindeki azalma nedeniyle menopozdan sonra küçülme eğilimindedirler” diyor. Miyomların yol açtığı şikayetlere karşı hormonal tedavi ve bazı hormonlu rahim içi araçlar kullanılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları çıkarmak için bazen ameliyat gerekebildiğini ancak ameliyatın yeni miyomların büyümesini engellemediğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>Kötü huylu tümörlere dikkat!</strong></p>
<p><b>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomların iyi huylu tümörler olduğunu ve boyutlarında düşük hızda bir artış olmasının veya aynı kalmasının beklendiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor: “Hızlı büyüme gösteren miyomların kötü huylu değişim gösterme riski nedeniyle takip edilmesi önemlidir. İlk kez tespit edilen miyomlar 3-6 ay arayla tekrar değerlendirilir. Eğer bu değerlendirmede önceki muayeneye göre belirgin bir artış tespit edilmez ve hastamızın herhangi bir şikayeti ortaya çıkmaz ise yıllık rutin kontrol önerilir.”</b></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-miyomlari-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-362288">Rahim Miyomları Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;lerin dikkat etmesi gereken siber güvenlik trendleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobilerin-dikkat-etmesi-gereken-siber-guvenlik-trendleri-355120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 09:48:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kobilerin]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[trendleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik şirketi ESET KOBİ’ler açısından 2023 güvenlik trendlerini değerlendirdi, yakın geleceğe ışık tuttu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-dikkat-etmesi-gereken-siber-guvenlik-trendleri-355120">KOBİ&#8217;lerin dikkat etmesi gereken siber güvenlik trendleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik şirketi ESET KOBİ’ler açısından 2023 güvenlik trendlerini değerlendirdi, yakın geleceğe ışık tuttu.</strong></p>
<p>Dijital güvenliğin dinamik dünyasında, her yıl hızlı gelişmeler oluyor.<em> </em>İş birliği uygulamalarının yükselişi devam ediyor.  Sosyal medya uygulamaları yeni çalışma alanının önemli bir parçasını oluşturuyor. </p>
<p><strong>Hibrit çalışmada güvenlik önlemleri önemsenmeli</strong></p>
<p>Çoğu kişiyi evden çalışmaya zorlayan Covid-19 salgınının en üst düzeye ulaşmasının üzerinden neredeyse bir yıldan fazla bir süre geçti ancak çoğu şirket hala kısmi veya tam zamanlı uzaktan çalışmayı tercih ediyor. Uzaktan veya hibrit çalışma yepyeni bir kavram olmasa da şirketler, uzaktan erişim politikaları veya bulut ve SaaS geliştirmeleri gibi alanlara dikkat ederek güvenlik stratejilerini hibrit çalışmaya uygun şekilde geliştirmeye devam etmelidir.</p>
<p><strong>Siber sigorta alanı, fidye yazılımı gelişmelerine ayak uydurmalı</strong></p>
<p>Fidye yazılımı giderek daha yaygın ve maliyetli hale geliyor. Bu gelişme, sigortacılık alanı da dahil olmak üzere çok sayıda sektörü etkiliyor. ESET’ten daha önce yapılan bir öngörü  tek başına fidye yazılımının 2031 yılına kadar dünyaya 265 milyar dolara mal olabileceğini gösteriyordu. Üst düzey siber sigortanın önümüzdeki yıl daha maliyetli hale gelmesi kaçınılmaz. Maliyet değişimlerinin yanı sıra sigorta firmaları da sigorta yaptırmadan önce şirket hakkında daha detaylı bilgi talep edeceklerdir.  </p>
<p><strong>Nesnelerin İnternetini güvenlik trendleri içinde </strong></p>
<p>Nesnelerin İnterneti alanı, birçok farkı işletmeye çözüm sunduğu için hızla gelişiyor. Ayrıca son zamanlarda enerji maliyetlerindeki hızlı artışla birlikte şirketler enerji kullanım uygulamaları ve akıllı sayaçlar gibi IoT ile ilgili yeni çözümleri uygulamayı tercih ediyor. Maalesef birçok işletme, IoT ürünlerini kullanmanın beraberinde getirdiği güvenlik gereksinimleri ve riskleriyle henüz uğraşmak zorunda kalmadı ve bu durum siber suç etkinliklerine davetiye çıkarıyor. Örnek vermek gerekirse, yakın zamanda yapılan bir anket, sağlık kuruluşlarının %82’sinin IoT odaklı bir siber saldırı yaşadığını ortaya koydu. 2023’te şirketlerin tehdit algılama ve önlemeye odaklanması, IoT varlıklarıyla ilgili tüm anormallikleri dikkatli bir şekilde gözlemlemesi ve herhangi bir sorunla hızlı ve etkili bir şekilde başa çıkmak için gelişmiş güvenlik olayı müdahale planları hazırlaması gereklidir.</p>
<p><strong>Ek personel olmadan gelişmiş güvenlik</strong></p>
<p>MDR (Yönetilen Algılama ve Yanıt) ve XDR (Genişletilmiş Algılama ve Yanıt) hizmetleri, yalnızca diğer tüm güvenlik açıklarını kesinlikle kapattıklarını düşünen şirketler tarafından atılan bir adımdı. Ancak önümüzdeki aylarda, ek siber güvenlik uzmanlarına ihtiyaç duymadan daha iyi tehdit analizi sağladıkları için bu araçları benimseyen işletmelerin sayısının artmaya devam etmesini bekleyebiliriz. MDR ve XDR’nin popülaritesinin artması olay müdahalesi için otomasyonun daha yaygın olarak kullanılması eğilimiyle paraleldir. Genel olarak, şirketler artık çalışanlar üzerinde baskı oluşturmadan güvenliklerine fayda sağlayan çözümler arıyor.</p>
<p><strong>İşbirliği uygulamaları üzerinden iş görüşmeleri yapmak devam edecek bir akım</strong></p>
<p>Profesyonel iletişim Teams ve Slack gibi iş birliği uygulamalarına taşınıyor. Birçok işletmedeki iş etiği de ciddi bir profesyonelden daha rahat ve arkadaş canlısı bir hale dönüşüyor. Ancak, bir iş yerinin disiplinli atmosferi azaldığında, bazı çalışanlar tedbiri elden bırakabilir ve güvenlik gerekliliklerine daha az dikkat edebilir. Resmiyetten uzak bu tutumla birlikte gelen, örneğin güvenli olmayan dosya paylaşımı gibi riskler var. İş birliği uygulamaları ekip üretkenliğini destekleyebilirken, aynı zamanda dolandırıcılık ve kimlik avı tehditleri de dahil olmak üzere kötü amaçlı girişimler için bu uygulamaları hedef alan siber suçlular için giderek daha popüler hale geliyor. </p>
<p><strong>Arkadaşlık uygulamalarında iş aramak </strong></p>
<p>ESET Güvenlik Yazarı André Lameiras’a göre iş ve özel hayat arasındaki çizgi sürekli olarak bulanıklaşıyor. Bunun sonucunda, temelde kişisel profiller ve arkadaşlar arasındaki iletişim için tasarlanan sosyal medya uygulamaları artık profesyonel bir boyut kazanıyor. Örneğin Facebook, hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin ürünlerini satmalarını sağlayan bir Marketplace özelliği sunuyor. 2022’den beri insanlar kişisel Facebook profillerini de profesyonel moda çevirebiliyor. Risklere yanıt vermek ve gelecekte siber güvenliklerini sürdürmek için işletmelerin verilerini şifreleyen uygulamaları kullanmaları, çalışanlarına yapılandırma profilleri sağlamayı bırakmaları ve işlevsel Kendi Cihazını Getir (BYOD) politikaları oluşturmaları gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-dikkat-etmesi-gereken-siber-guvenlik-trendleri-355120">KOBİ&#8217;lerin dikkat etmesi gereken siber güvenlik trendleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 09:36:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında bulaşıcı hastalıkların da görülme oranı artıyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle de aileler çocukların ateşinin çıkması durumunda normalden daha fazla paniğe kapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822">Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında bulaşıcı hastalıkların da görülme oranı artıyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle de aileler çocukların ateşinin çıkması durumunda normalden daha fazla paniğe kapılıyor. Bebeklerde 38 dereceyi geçen ve 48 saatten uzun süren ateş yükselmesinin ciddiye alınması gerekiyor. Öncelikle ateş ölçümünün doğru şekilde yapılması öneriliyor ve endişe ile yanlış uygulamalardan kaçınılarak ateşin nasıl düşürülebileceğinin bilinmesi önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mümine Türksoylu, çocuklarda yüksek ateş durumunda doğru müdahale için önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Ateşi nasıl ölçtüğünüze dikkat edin</strong></p>
<p>Çocuklarda normal vücut ısısının 36.5-37 derece olması gerekir ve bu değerin üzerindeki durumlar “ateş” olarak adlandırılır. Koltuk altından ölçümlerde 37.5 derecenin, makattan yapılan ölçümlerde 38 derecenin, kulaktan yapılan ölçümlerde ise 37.8 derecenin üzerinde bir ateş var ise; bebeğin ateşinin yükseldiği söylenebilir. Bebeğin vücut ısısı; ortama, kıyafete göre ya da sabah ve akşam saatlerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle saat 17.00-18.00 arasında vücudun ısısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla; her ısı değişikliği bir hastalığa işaret etmiyor olabilir. </p>
<p><strong>48 saatten uzun süren ateşe dikkat!</strong></p>
<p>Bebeklerde 1,5-2 yaşına kadar devam eden aşı döneminde yüksek ateş bir yan etki şeklinde görülebilir. Aşı sonrası görülen ateş normaldir; ancak çok yüksek olmaması gereken bu ateş 38 dereceyi geçip, 48 saatten uzun sürer ise vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Öte yandan boğaz, kulak, sinüzit, akciğer enfeksiyonu gibi durumlar veya diş çıkarma dönemleri ateşe neden olabilirken; romatizmal hastalıklar, hematolojik ve onkolojik rahatsızlıklar da yüksek ateş sebebi olabilir.</p>
<p><strong>İlk 3 ay çok önemli!</strong></p>
<p>Özellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk 3 ay boyunca ateşin yükseldiği fark edilince, bu dönemde bağışıklık sistemi de tam olarak gelişmediği için, bebek hemen doktora götürülmelidir. 3 ayı geçen bebeklerde, eğer ateş 24 saat sonrasında devam ediyorsa, bir doktorun muayenesi şarttır. Ateş yüksekliğine, kusma, bulantı, ishal gibi bulgular da eşlik ediyorsa durumun ciddiyeti algılanmalıdır. </p>
<p><strong>Ateşli nöbet geçiren çocuklarda bunlara dikkat edilmeli</strong></p>
<ol>
<li>Çocuklar ateşlendiğinde düzenli ateşleri ölçülmeli, gerekli görülürse ateş düşürücü ilaç verip, üzerindeki kıyafetler inceltilmelidir.</li>
<li>Ateş düşürücü ilacın etkisi 1 saatten önce başlamaz ve tam etkisi ise 3-4 saatin sonunda ortaya çıkar. Bu yüzden panik yapılmamalıdır.</li>
<li>Ateş düşürücü verdikten sonra eğer ateş 38.5-39 civarına ulaşıyorsa, ılık suyla vücuduna kompres yapmak ateşin düşmesine yardımcı olur. </li>
<li>Ateşi yüksek olan çocuğun su kaybının fazla olacağı, iştahının azalacağı akılda tutularak bol sıvı verilmeye çalışılmalı, yemek konusunda ısrarcı olunmamalıdır.</li>
<li>Çocuk eğer ateşli havale nöbeti geçiriyorsa 3 &#8211; 4 dakika içinde sona erecektir.</li>
<li>Nöbet daha uzun sürüyorsa 112 aranıp yardım istenmelidir. </li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-atesi-varsa-dikkat-etmeniz-gereken-6-kural-344822">Çocuğunuzun Ateşi Varsa Dikkat Etmeniz Gereken 6 Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
