<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gerçekten | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gercekten/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gercekten</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 07:09:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gerçekten | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gercekten</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Maliyetler, zaman çizelgeleri ve engeller: Bir SOC kurmak gerçekten ne gerektiriyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maliyetler-zaman-cizelgeleri-ve-engeller-bir-soc-kurmak-gercekten-ne-gerektiriyor-619637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[çizelgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[engeller]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerin]]></category>
		<category><![CDATA[soc]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok kuruluş için Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) kurma planlarında artık soru yatırım yapılıp yapılmayacağı değil, bu yatırımın operasyonel hale nasıl getirileceğidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maliyetler-zaman-cizelgeleri-ve-engeller-bir-soc-kurmak-gercekten-ne-gerektiriyor-619637">Maliyetler, zaman çizelgeleri ve engeller: Bir SOC kurmak gerçekten ne gerektiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birçok kuruluş için Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) kurma planlarında artık soru yatırım yapılıp yapılmayacağı değil, bu yatırımın operasyonel hale nasıl getirileceğidir. Kaspersky’nin küresel araştırmasının bulguları, benzer görünen planların arkasında şirketlerin SOC konseptini gerçek bir operasyonel kapasiteye dönüştürürken oldukça farklı zorluklarla karşılaştığını ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Kaspersky; bünyesinde 500 veya daha fazla çalışanı bulunan, henüz bir SOC’si olmayan ancak yakın gelecekte kurmayı planlayan kıdemli BT güvenliği profesyonelleri, yöneticiler ve direktörler arasında bir anket gerçekleştirdi. Araştırma, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu 16 ülkeden katılımcıların görüşlerini içeriyor ve SOC kurulumuna dair önemli veriler ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırma sonuçları, Türkiye’de bir SOC kurma sürecinin planlama aşamasında dikkate alınan çeşitli zorlukları beraberinde getirdiğini gösteriyor. Yüksek başlangıç maliyetleri, katılımcıların üçte biri (%35) tarafından en önemli zorluklardan biri olarak gösterildi. Bununla birlikte birçok kuruluş, SOC’un etkinliğini değerlendirme konusunda da zorlanıyor (%25). Bu değerlendirme süreci genellikle yatırım getirisi (ROI) gibi finansal göstergelerden, Ortalama Tespit Süresi (MTTD) ve Ortalama Müdahale Süresi (MTTR) gibi operasyonel metriklere; sektör standartlarına uyum gibi stratejik hedeflere kadar uzanan geniş bir KPI setini kapsıyor.</p>
<p>Buna ek olarak Türkiye’de şirketler, <strong>karmaşık güvenlik çözümlerinin yönetimi (%22)</strong> ve <strong>birden fazla sistem ile teknolojinin entegrasyonu (%19)</strong> konularında da güçlük yaşıyor. Şirketlerin dörtte biri ise hem mevcut çalışanlar arasındaki (%24) hem de dış iş gücü piyasasındaki (%28) <strong>uzmanlık eksikliğine</strong> dikkat çekiyor. Bu durum, insan kaynağının teknoloji ve bütçeler kadar kritik bir kısıt olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Türkiye’deki kuruluşlar arasında da <strong>mevcut BT güvenlik altyapısıyla uyumluluk sağlama (%28)</strong> önemli zorluklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Zaman çizelgelerine bakıldığında, Türkiye’de şirketlerin %<strong>50</strong>’si SOC kurulumunu <strong>6–12 ay içinde tamamlamayı</strong> hedefliyor. Buna karşılık kuruluşların <strong>%41</strong>’i projelerin <strong>iki yıla kadar uzayabileceğini</strong> öngörüyor. Daha karmaşık altyapılara sahip olmalarına rağmen büyük şirketlerin, orta ölçekli kuruluşlara kıyasla SOC’un daha hızlı devreye alınmasına daha fazla öncelik verdiği görülüyor. Uygulamada bu yaklaşım, genellikle önce kritik iş segmentleri için SOC kurulması ve ardından kapsamın aşamalı olarak tüm altyapıya genişletilmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Araştırmaya göre planlanan harcamalar, şirketlerin büyüklüğü ve SOC hizmetlerini ne ölçüde dış kaynak kullanımıyla yürüttükleriyle doğrudan ilişkili. Küçük ölçekli şirketler daha sınırlı yatırımlara odaklanma eğilimindeyken, büyük kuruluşlar <strong>daha geniş altyapı kapsamı ve daha yüksek operasyonel gereksinimler nedeniyle maliyeti yüksek SOC projeleri planlama eğiliminde</strong>.</p>
<p><strong>Kaspersky SOC Danışmanlığı Başkanı Roman Nazarov</strong><em> konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bir SOC kurmak için gereken bütçe oldukça geniş bir aralıkta değişebilir. İlk yatırım genellikle lisanslar ve donanım maliyetlerini kapsar ve bu maliyetler büyük ölçüde altyapının ölçeğine ve tercih edilen ürün setine bağlıdır. Bu aşamayı bir sermaye yatırımı dönemi olarak değerlendirmek gerekir. Sonrasında özellikle personel maaşları başta olmak üzere önemli operasyonel giderler, toplam sahip olma maliyetinin belirlenmesinde kritik rol oynar. Bu yatırımların etkili ve kurumun ihtiyaçlarıyla uyumlu olabilmesi için en baştan hedefleri, süreçleri ve kilometre taşlarını açık biçimde tanımlayan stratejik bir plan geliştirilmesi büyük önem taşır. Böyle bir yaklaşım, güçlü ve dayanıklı bir siber güvenlik yapısı oluşturulmasına yardımcı olur.”</em></p>
<p>Kapsamlı danışmanlık hizmetleri, şirketlerin güçlü bir SOC kurmasına ve güvenlik operasyonlarını daha verimli hale getirmesine yardımcı olur. Kuruluşlar, SOC’un ilk kurulum aşamasında veya mevcut güvenlik operasyonlarını geliştirme sürecinde <strong>Kaspersky SOC Consulting</strong> gibi hizmetlerden yararlanabilir.</p>
<p>Kuruluş içinde SOC fonksiyonlarını yürütecek özel bir ekip bulunmuyorsa, <strong>Kaspersky Managed Detection and Response</strong> ve <strong>Kaspersky Incident Response</strong> gibi hizmetler kullanılabilir. Bu hizmetler, tehditlerin tespit edilmesinden sürekli koruma ve iyileştirme süreçlerine kadar <strong>olay yönetiminin tüm yaşam döngüsünü kapsar</strong>. Ayrıca gelişmiş siber saldırılara karşı koruma sağlar, olayların incelenmesine yardımcı olur ve ek uzmanlık desteği sunar.</p>
<p>Kaspersky’nin SOC kurulumu ve geliştirilmesine yönelik çözümleri ve hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maliyetler-zaman-cizelgeleri-ve-engeller-bir-soc-kurmak-gercekten-ne-gerektiriyor-619637">Maliyetler, zaman çizelgeleri ve engeller: Bir SOC kurmak gerçekten ne gerektiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercekten-ihtiyacin-var-mi-yoksa-moralin-mi-bozuk-614440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bozuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın]]></category>
		<category><![CDATA[moralin]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Satın Alma]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu kapsamında düzenlediği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin beşincisi gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercekten-ihtiyacin-var-mi-yoksa-moralin-mi-bozuk-614440">Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu kapsamında düzenlediği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin beşincisi gerçekleştirdi. “Bilinçli Tüketici Olmak: Satın Almanın Püf Noktaları” başlığıyla çevrimiçi düzenlenen seminere yoğun katılım sağlandı.</p>
<p><strong>Pandemi sonrası tüketim alışkanlıkları daha fazla sorgulanmaya başlandı</strong></p>
<p>Seminerin konuşmacısı, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgül Dağlı oldu. Konuşmasına, “Paranızın, zamanınızın ve gezegenimizin kontrolünü ele alma zamanı” sözleriyle başlayan Prof. Dr. Dağlı, pandemi sonrası dönemde tüketim alışkanlıklarının daha fazla sorgulanmaya başlandığını ifade etti. Kaynakların sınırlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, bilinçsiz tüketimin çevreye, atmosfere ve doğal kaynaklara zarar verdiğini belirtti.</p>
<p><strong>Alışveriş artık bir deneyim alanı</strong></p>
<p>Günümüzde alışverişin yalnızca bir ihtiyaç giderme davranışı olmaktan çıktığını söyleyen Prof. Dr. Dağlı, modern tüketici deneyiminin duygusal bir boyut kazandığını dile getirdi. Alışverişin, birçok kişi için “duygusal boşluk doldurma aracı” haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Dağlı, bu durumun tüketim kültürüyle doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti.</p>
<p>“Tüketim kültüründe ‘tükettiğin kadar varsın’ anlayışı hâkim” diyen Dağlı, bu yaklaşımın toplumsal etkilerinin sorgulanması gerektiğini, bilinçli tüketimin, bireyin neden ve ne kadar tükettiğini fark etmesiyle mümkün olabileceğini belirtti.</p>
<p><strong>Hız ve haz çağında tüketim</strong></p>
<p>Günümüz dünyasının hız ve haz odaklı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Dağlı, teknolojiyle birlikte ekranların hayatın merkezine yerleştiğini söyledi. Tüketicilerin bu ekranlardan hız ve anlık tatmin beklediğini belirten Prof. Dr. Dağlı, bilinçli tüketimin yalnızca para biriktirmek anlamına gelmediğinin altını çizdi.</p>
<p>Bilinçli tüketimin; zamanı, psikolojiyi ve çevresel kaynakları doğru yönetmeyi de kapsadığını ifade eden Prof. Dr. Dağlı, “Hedef, tüketimin nesnesi değil öznesi olabilmek” dedi.</p>
<p><strong>Satın alma davranışının psikolojisi</strong></p>
<p>Satın alma dürtüsünün arkasında nörolojik süreçlerin de bulunduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, alışveriş sırasında beyinde dopamin salgılandığını ve bu durumun kısa süreli mutluluk hissi yarattığını, özellikle ürünün hayal edilmesi ve beklenmesi sürecinde dopamin düzeyinin arttığını ifade etti.</p>
<p>“Yalnızlık, stres ve can sıkıntısı gibi duygular, ‘terapi amaçlı alışverişi’ tetikleyebiliyor” diyen Prof. Dr. Dağlı, algoritmaların tüketicilerin zayıf anlarını analiz ederek pazarlama kuşatması oluşturduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Pazarlama tuzaklarına dikkat!</strong></p>
<p>Fiyatlandırma stratejileri ve algı yönetimi konularına da değinen Prof. Dr. Dağlı, indirimlerin ve kampanyaların beyinde “kazanma hissi” oluşturduğunu, satın alma süreçlerinde, mantıklı karar verme merkezi olan prefrontal korteks ile duygusal tepkilerden sorumlu amigdala arasında bir denge mücadelesi yaşandığını ifade etti.</p>
<p>“Kıtlık ve aciliyet ilkesi, ‘hemen satın almalıyım’ duygusunu körüklüyor” diyen Prof. Dr. Dağlı, bu sürecin medya ve dijital platformlar aracılığıyla sürekli yeniden üretildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Dağlı, “‘Son üç ürün’, ‘süreniz doluyor’ gibi uyarılar, tüketicide kaygı yaratıyor. Bu durum ‘fırsatı kaçırma korkusu’, yani FOMO’yu tetikliyor ve bireyi hızlı karar almaya itiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duyular üzerinden satın alma davranışı şekilleniyor</strong></p>
<p>Duyusal pazarlamanın satın alma süreçlerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Dağlı, alışveriş ortamlarının bilinçli olarak tasarlandığını belirtti. “Mağaza içindeki müzikten kokuya, raf düzeninden görsel tasarıma kadar her unsur satın alma davranışını etkilemek üzere kurgulanıyor. Dijital ortamda ise bu deneyimi web siteleri ve e-ticaret platformları üstleniyor” dedi.</p>
<p>Satın alma sürecinin yalnızca reklamlardan ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, “Burada bütünleşik pazarlama iletişiminden söz ediyoruz. Reklam, fiyat, dijital içerik, influencer önerileri ve kullanıcı deneyimleri bir bütün olarak tüketici davranışını şekillendiriyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bilgi ve artan erişimle manipülasyonun hızı da arttı </strong></p>
<p>Tüketici kavramına da açıklık getiren Prof. Dr. Dağlı, nihai tüketicinin ekonomik zincirin son halkasında yer aldığını ve ürünü ticari bir amaç gütmeden satın aldığını ifade etti. Prof. Dr. Dağlı, “Bir avukatın evine aldığı televizyon tüketici işlemidir; ancak ofisine aldığı bilgisayar ticari faaliyet kapsamında değerlendirilir” örneğini verdi.</p>
<p>Bilgiye erişimin kolaylaşmasının yeni bir sorunu beraberinde getirdiğini belirten Prof. Dr. Dağlı, “Eskiden sorun bilgi eksikliğiydi, bugün ise bilgi kirliliği ve manipülasyon. Devasa bir veri yığınıyla karşı karşıyayız. Hangisinin gerçek bilgi, hangisinin algı yönetimi olduğunu ayırt etmek ciddi bir zihinsel çaba gerektiriyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu durumu “modern tüketicinin paradoksu” olarak tanımlayan Prof. Dr. Dağlı, “Bilgiye erişim hızlandıkça, reklamların ve pazarlama tekniklerinin manipülasyon hızı da arttı. Bu, dijital çağın en büyük ironilerinden biri” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Algoritmalar en zayıf anı hedefliyor</strong></p>
<p>Algoritmik kuşatmaya dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, “Arama geçmişimiz sayesinde reklamlar bizi en zayıf anımızda yakalayabiliyor. Gece yarısı karşınıza çıkan bir yemek reklamı tesadüf değil” dedi. Nöropazarlama uygulamalarına da değinen Prof. Dr. Dağlı, “Hangi rengin, hangi kelimenin ya da hangi sesin ‘satın al’ butonuna bastırdığını artık biliyorlar” şeklinde konuştu.</p>
<p>Web sitelerinde kullanılan “karanlık modellerin” de altını çizen Prof. Dr. Dağlı, “Sepetten ürün çıkarmanın zorlaştırılması, sahte stok sayaçları gibi uygulamalar tüketiciyi dürtüsel satın almaya yöneltiyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Reklam ikna eder, manipüle etmez!</strong></p>
<p>Reklamcılığın etik boyutuna vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı, “Reklam ikna eder, manipüle etmez. Ancak tüketiciler manipüle olabildiği için bugün bilinçli tüketimi konuşmak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Influencer pazarlamasına da değinen Prof. Dr. Dağlı, “Reklam, reklam gibi kokmadığında daha etkili oluyor. Bir arkadaş tavsiyesi gibi sunulan içerikler eleştirel süzgeci aşabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Dur, düşün” çağrısı</strong></p>
<p>Bilinçli tüketici olmanın temel adımlarını da paylaşan Prof. Dr. Dağlı, satın alma öncesinde mutlaka bir “dur, düşün” aşamasının gerektiğini söyledi. “’Gerçekten ihtiyacım var mı, yoksa sadece moralim mi bozuk?’ sorusu çok güçlü bir duygusal filtredir” diyen Prof. Dr. Dağlı, 30 gün kuralı, fiyat geçmişi takibi, kullanıcı yorumlarının detaylı incelenmesi ve envanter kontrolü gibi yöntemleri önerdi.</p>
<p>Dürtüsel tüketici ile bilinçli tüketici arasındaki farklara da değinen Prof. Dr. Dağlı, “Dürtüsel tüketici anlık haz peşindedir ve çoğu zaman pişmanlık yaşar. Bilinçli tüketici ise araştırır, sorgular ve uzun vadeli tatmin yaşar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Satın alma sonrası da sürecin parçası</strong></p>
<p>Satın alma sonrasının da bilinçli tüketimin önemli bir aşaması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, “Beklentiyle gerçek örtüşmüyorsa cayma hakkınızı kullanın. ‘Belki alışırım’ demeyin. Bu bir tüketici hakkıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ürün kullanım kılavuzlarının incelenmesi ve deneyimlerin paylaşılmasının hem bireysel memnuniyeti hem de toplumsal farkındalığı artırdığını belirten Prof. Dr. Dağlı, bilinçli tüketimin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Tek tıkla ödeme kolaylaşıyor, harcama kontrolü zorlaşıyor!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özgül Dağlı, dijital çağda tüketim davranışlarının dönüşümüne dikkat çekerek, özellikle son dönemde bilimsel çalışmalarda öne çıkan “infinite scrolling” (sonsuz kaydırma) kavramının, bireyleri sürekli bir arayış ve satın alma döngüsü içinde tuttuğunu vurguladı. Prof. Dr. Dağlı, “Bu kavram aslında bireyin hiç durmadan tüketmeye yönlendirilmesi anlamına geliyor. Algoritmaların gücü ve sosyal medya reklamlarının kişiselleştirilmiş yapısı, bu süreci daha da hızlandırıyor” dedi.</p>
<p>Tek tıkla ödeme sistemlerinin çoğu zaman kolaylık olarak sunulduğunu ancak harcama kontrolünü zorlaştırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, influencer pazarlaması ve dijital vitrinlerin, bireylerin bilinçli tüketici olma yolculuğunun önüne geçebildiğini belirtti. Prof. Dr. Dağlı, “Gördüğünüz her şeye sahip olma arzusu, tüketim dürtümüzü körüklüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ucuz olan pahalıdır!</strong></p>
<p>Ürün kalitesinin nicelikten daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, “Ucuz olan aslında pahalıdır sözü boşuna söylenmemiştir. Uzun ömürlü, kaliteli ve çevreye duyarlı ürünler tercih edilmelidir” dedi.</p>
<p>Bilinçli tüketicinin bir “manifestosu” olabileceğini dile getiren Dağlı, bu manifestoyu “Az ama öz almak, niceliğe değil niteliğe odaklanmak, kontrolün sizde olduğunun farkına varmak ve pazarlama stratejilerinin sizi her zaman yönetmesine izin vermemek.” şeklinde dile getirdi.</p>
<p><strong>Reklamlarda dürüstlük ve şeffaflık esastır</strong></p>
<p>Bilinçli tüketicinin haklarını bilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Dağlı, cayma hakkı, fatura ve garanti belgelerinin saklanmasının önemine dikkat çekti. Aldatıcı reklamlara karşı uyarılarda bulunan Prof. Dr. Dağlı, “Reklam Kurulu tanımına göre tüketiciyi aldatan, bilgi eksikliğini istismar eden ve can güvenliğini tehlikeye atan reklamlar aldatıcı kabul edilir. Reklamlarda dürüstlük ve şeffaflık esastır” dedi.</p>
<p>Sahte indirimler, eksik bilgilendirme, abartılı vaatler, bilimsel temeli olmayan sağlık beyanları, görsel yanıltmalar ve dijital tuzakların en yaygın aldatıcı reklam türleri olduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, özellikle influencer iş birlikleri ve karanlık tasarımlara karşı tüketicilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yanıltıcı reklamlara karşı Reklam Kurulu’na başvurabilirsiniz</strong></p>
<p>Tüketicilerin korunma mekanizmalarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Dağlı, “Yanıltıcı reklamlara karşı Reklam Kurulu’na başvurabilirsiniz. E-Devlet üzerinden bu işlemler yapılabiliyor. Tüketici Hakem Heyetleri ve CİMER de önemli başvuru kanallarıdır” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Dağlı, aldatıcı reklamla satın alınan ürünlerin ayıplı mal kapsamında değerlendirildiğini ve iade, değişim ile tazminat hakkı doğduğunu hatırlatarak, “Satın aldığınız her şey, hayatınızdan verdiğiniz bir zaman dilimidir. Zamanınızı neye harcadığınıza dikkat edin ve haklarınızı bilin” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercekten-ihtiyacin-var-mi-yoksa-moralin-mi-bozuk-614440">Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gençleştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik Aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda “gençlik aşıları” ve kolajen takviyeleri, cilt sağlığını desteklemek isteyen pek çok kişinin gündeminde yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385">Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda “gençlik aşıları” ve kolajen takviyeleri, cilt sağlığını desteklemek isteyen pek çok kişinin gündeminde yer alıyor. Bu uygulamaların nasıl etki gösterdiği, kimler için ne ölçüde fayda sağlayabileceği ve beklentilerin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ise en az uygulamaların kendisi kadar önemli. <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, gençlik aşıları ve kolajenin cilt kalitesini destekleyen uygulamalar olduğunu ve doğru etkiyi görebilmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Gençlik Aşısı Gerçekten Gençlik mi Sağlıyor?</strong></p>
<p>Pek çok kişinin gençlik aşılarıyla daha canlı, daha parlak ve daha sağlıklı görünen bir cilt elde etmeyi hedeflediğini belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, “Ancak bu noktada kavramı doğru tanımlamak önem taşıyor. Gençlik aşıları, adının çağrıştırdığının aksine klasik anlamda bir aşı değildir. Bu uygulamalar; cildin ihtiyacına göre hyalüronik asit, vitaminler ve benzeri destekleyici içeriklerin cilt altına verilmesini amaçlayan dermatolojik işlemler olarak tanımlanır. Temel amaç, cildin nem dengesini desteklemek ve genel cilt görünümünü iyileştirmektir” diyor. </p>
<p><strong>Kolajen Cilt Yaşlanmasını Durduruyor Mu?</strong></p>
<p>Kolajen kullanımı ile ilgili de bilgi veren <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>,” Güncel bilimsel çalışmalar, düzenli kullanılan kolajen takviyelerinin cildin elastikiyetini ve nem dengesini destekleyebileceğini gösteriyor. Ancak bu etki, kolajenin tek başına cilt yaşlanmasını durdurduğu ya da cildi yıllar öncesine taşıdığı anlamına gelmiyor. Elde edilen faydalar; kişinin yaşı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve günlük cilt bakım rutiniyle yakından ilişkili. Bu nedenle kolajen ve benzeri takviyeler, tek başına bir çözüm olarak değil, cilt sağlığını korumaya yönelik bütüncül bir yaklaşımın tamamlayıcı bir parçası olarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Cilt Yaşlanmasında Tek Bir Çözüm Yok</strong></p>
<p>Ne gençlik aşıları ne de kolajen takviyelerinin cilt yaşlanmasını tek başına tersine çeviremeyeceğini belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı, </strong>“Çünkü cilt yaşlanması yalnızca takvim yaşıyla değil; güneş ışınlarına maruz kalma, çevresel etkenler ve yaşam tarzı gibi pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir süreçtir. Bu nedenle en etkili yaklaşım, cildi tek bir yöntemle değil; güneşten korunma, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış topikal ürünler, uygun dermatolojik uygulamalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alındığı, kişiye özel bir stratejiyle desteklemektir” diyor. </p>
<p><strong>Gerçekçi Beklentilerle Daha Sağlıklı Bir Cilt</strong></p>
<p>Gençlik aşıları ve kolajen uygulamalarının doğru hasta seçimi ve gerçekçi beklentilerle ele alındığında cilt kalitesini destekleyici yaklaşımlar sunduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, </strong>“Bu uygulamaların bilimsel sınırlarının net biçimde çizilmesi, abartılı pazarlama söylemlerinden ayrıştırılması ve mutlaka dermatoloji uzmanı rehberliğinde planlanması büyük önem taşır. Estetik dermatolojide kalıcı ve sürdürülebilir sonuçlar; kısa vadeli vaatlerden çok, bilimsel kanıta dayalı, kişiye özel ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alan yaklaşımlarla mümkün olmaktadır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-604385">Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kraliçeler gecesi: Kutnu İpeği Tasarım Yarışmasında Görkemli Defile</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kraliceler-gecesi-kutnu-ipegi-tasarim-yarismasinda-gorkemli-defile-599940</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 01:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[defile]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[görkemli]]></category>
		<category><![CDATA[isimler]]></category>
		<category><![CDATA[kraliçeler]]></category>
		<category><![CDATA[kutnu]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[peği]]></category>
		<category><![CDATA[podyum]]></category>
		<category><![CDATA[podyumda]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[yarışmasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altier Fashion &#038; Beauty Academy'nin, Serkan Selamet ev sahipliğinde gerçekleştirdiği Altier Fashion Show 2025 "Kutnu", İstanbul Kibrithane'de görkemli bir defileyle moda dünyasını buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kraliceler-gecesi-kutnu-ipegi-tasarim-yarismasinda-gorkemli-defile-599940">Kraliçeler gecesi: Kutnu İpeği Tasarım Yarışmasında Görkemli Defile</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altier Fashion &#038; Beauty Academy&#8217;nin, Serkan Selamet ev sahipliğinde gerçekleştirdiği Altier Fashion Show 2025 &#8220;Kutnu&#8221;, İstanbul Kibrithane&#8217;de görkemli bir defileyle moda dünyasını buluşturdu. Anadolu&#8217;nun köklü dokuma mirası Kutnu kumaşı, çağdaş tasarım anlayışıyla yeniden yorumlanarak prestijli bir sahnede hayat buldu.</p>
<p>Kültürel mirası modern moda diliyle bir araya getiren özel gecede, yarışmada finale kalan ve dereceye giren 7 genç tasarımcının Kutnu kumaşıyla hazırladığı özgün koleksiyonlar ilk kez profesyonel podyumda sergilendi. Kutnu&#8217;nun parlak yüzeyi, güçlü renk geçişleri ve tarihi üretim tekniği; genç tasarımcıların çağdaş siluetleri ile buluşarak izleyenlerden tam not aldı.</p>
<p>Proje kapsamında uluslararası dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu, 7 tasarımcıya mentorluk yaparak koleksiyonların yaratım sürecine öncülük etti. Neziroğlu&#8217;nun sanatsal rehberliği, defileye güçlü bir vizyon kattı.</p>
<p>Gecenin en dikkat çeken anlarından biri ise podyumda yürüyen ünlü isimler oldu. Güzide Duran, Özge Ulusoy, Demet Şener, Şebnem Schaefer, Deren Talu ve Buse İskenderoğlu, özel tasarımları podyumda sergileyerek geceye yıldız ışıltısı kattı. Defilenin koreografisi ise başarılı isim Akif Örük imzası taşıdı.</p>
<p>Defile sonrası duygularını paylaşan ünlü isimler, genç tasarımcılara övgüler yağdırdı.</p>
<p><strong>DEREN TALU: &#8220;BU TASARIMLARIN BİR PARÇASI OLMAK BENİ ÇOK HEYECANLANDIRDI&#8221;</strong></p>
<p>Defilede genç tasarımcıların özel çalışmalarını taşıyan Deren Talu, Kutnu kumaşıyla yapılan tasarımların kendisini çok etkilediğini belirtti: &#8220;Kutnu gibi köklü bir kumaşın bu kadar modern ve güçlü silüetlerle yeniden yorumlanması beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Genç tasarımcıların vizyonu çok net ve cesur. Bu podyumda yürümek, onların hayallerine eşlik etmek benim için çok özel bir deneyim oldu.&#8221;</p>
<p>Genç mankenler de tasarımların sahnede olgunlaştığını vurgulayarak, böylesine prestijli bir defilenin parçası olmaktan gurur duyduklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>ŞEBNEM SCHAEFER: &#8220;PODYUMLARI ÖZLEMİŞİM, BU GECE BANA İYİ GELDİ&#8221;</strong></p>
<p>Uzun bir aradan sonra yeniden podyuma çıkan Şebnem Schaefer, geceyle ilgili duygularını şu sözlerle anlattı: &#8220;Podyumları gerçekten çok özlemişim. 2025 benim için biraz daha durağan geçti ama bu gece bana yeniden enerji verdi. 2026&#8217;nın, emeklerimin karşılığını alacağım bir yıl olmasını diliyorum. Bu kadar özel bir projede yer almak benim için büyük mutluluk.&#8221;</p>
<p><strong>ÖZGE ULUSOY: &#8220;BU GECE GERÇEKTEN BİR KRALİÇELER GECESİYDİ&#8221;</strong></p>
<p>Gecenin ruhunu en iyi özetleyen isimlerden biri Özge Ulusoy oldu: &#8220;Biz bu gece başarılı tasarımcıların hayallerine vücut olduk. Sevdiğim arkadaşlarımla birlikte podyumda yürümek, gerçekten bir kraliçeler gecesi yaşattı bana. Kutnu gibi değerli bir kumaşın geleceğe taşınmasına katkı sağlamak çok anlamlı.&#8221;</p>
<p><strong>GÜZİDE DURAN: &#8220;PODYUMLARA GERİ DÖNMEK BENİ ÇOK MUTLU ETTİ&#8221;</strong></p>
<p>Moda dünyasının ikonik isimlerinden Güzide Duran, podyuma dönüş heyecanını gizleyemedi: &#8220;Podyumları çok özlemişim. Uzun zaman sonra tekrar podyumda olmak, üstelik dostlarımla birlikte yürümek bana çok iyi geldi. Bundan sonra beni daha sık podyumlarda göreceksiniz. 2026&#8217;nın herkesin hayallerinin gerçekleştiği bir yıl olmasını diliyorum.&#8221;</p>
<p><strong>DEMET ŞENER: &#8220;BU TASARIMCILARIN YOLU ÇOK AÇIK&#8221;</strong></p>
<p>Defilede yer alan bir diğer güçlü isim Demet Şener, genç tasarımcılara olan inancını vurguladı: &#8220;Bugün podyumda, ileride çok iyi yerlere geleceğine inandığım tasarımcıların kıyafetlerini taşıdık. Bu enerjiyi hissetmemek mümkün değil. Böyle projelerde yer almak beni çok mutlu ediyor.&#8221;</p>
<p><strong>BUSE İSKENDEROĞLU: &#8220;PODYUMDA OLMAK HER ZAMAN AYRI BİR HEYECAN&#8221;</strong></p>
<p>Genç kuşağın dikkat çeken isimlerinden Buse İskenderoğlu, gecenin atmosferini şu sözlerle anlattı: &#8220;Podyumda olmak her zaman çok güzel ama bu defile gerçekten çok özeldi. Tüm tasarımcıların kıyafetlerini çok beğendim. Keşke hep böyle güzel defileler olsa, biz de podyumda olmaya devam etsek.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kraliçeler Gecesi&#8221; olarak anılan bu özel defile, yalnızca ünlü mankenlerin podyum yürüyüşleriyle değil; genç tasarımcıların yaratıcılığına verilen değer, Kutnu&#8217;nun kültürel mirası ve samimi röportajlarla da hafızalara kazındı.</p>
<p>Altier Fashion Show 2025 &#8220;Kutnu&#8221;, moda dünyasında uzun süre konuşulacak bir geceye imza attı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kraliceler-gecesi-kutnu-ipegi-tasarim-yarismasinda-gorkemli-defile-599940">Kraliçeler gecesi: Kutnu İpeği Tasarım Yarışmasında Görkemli Defile</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, ömrün uzamasında genetik bilim, biyoteknoloji ve organ yenilenmesinin rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan yaşam süresi son 70 yılda uzadı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan yaşam süresinin son 70 yılda belirgin biçimde uzadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:</p>
<p>“1950’li yıllardan beri insan ömrü zaten uzadı. Ortalama yaşam süresi 50’li, 60’lı yaşlardan 83-85 yaşlara kadar çıktı. Yapılan bilimsel çalışmalar, organların dayanıklılığı ve biyoteknolojik gelişmeler dikkate alındığında insan ömrünün 150 yıla kadar uzayabileceğini gösteriyor. Rockefeller neredeyse 100 yaşına kadar yaşamıştı ve yaşamı boyunca birden fazla organ nakli geçirmişti. Karaciğer, böbrek gibi organlar sayesinde o yaşa kadar dayanabildi. Bu da gösteriyor ki organ nakliyle bir noktaya kadar idare edebilmek mümkün olabiliyor.”</p>
<p><strong>Konu uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamak</strong></p>
<p>Ömrü uzatma araştırmalarının artık sadece “yaş almak” değil, sağlıklı yaşlanmak üzerine yoğunlaştığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Longevity yani uzun ama kaliteli yaşam bilimi, bugünlerde çok revaçta. İnsan ömrü uzadıkça nörolojik, kalp ve hücresel düzeyde sağlığı korumak daha önemli hale geliyor. Artık sadece uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşlanmak tartışılıyor. Bunun öncüleri var dünyada. Brian Johnson her gün 2000’in üzerinde test yaparak vücudunu sürekli izliyor ve buna göre yaşam biçimini düzenliyor. Kendini adeta bir bilimsel denek gibi konumlandırdı. Sağlıklı yaşlanmanın sınırlarını bu tür örnekler üzerinden göreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Organ nakliyle değil, genetikle ulaşabiliriz</strong></p>
<p>Organ nakillerinin insan ömrünü uzatmada geçici bir çözüm sunduğunu belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Başkasının organını aldığınızda vücudun bu organı kabul etmesi için uzun süre immün süpresif yani bağışıklık baskılayıcı tedavi görmeniz gerekir. Bu da sizi bakteriyel, viral, mantar enfeksiyonlarına açık hale getirir. Bu nedenle sadece organ nakliyle yüzyıllarca yaşamak mümkün değil. Geleceğin çözümü genetik mühendislik ve hücresel yenilenmede. Yaşlanmayı geciktiren moleküller yani senolitikler üzerinde çalışmalar hızla ilerliyor. Japonya’da yeniden diş çıkarmayı sağlayan ilaç denemeleri başladı. Benzer şekilde yaşlanmayı yavaşlatan hatta geriye çevirebilen moleküller üzerinde çalışmalar yürütülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi organlarımızı üretme dönemi yaklaşıyor</strong></p>
<p>Gelecekte insanların kendi kök hücrelerinden organ üretmesinin mümkün olacağını belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Tissue regeneration dediğimiz doku yenileme teknikleri gelişiyor. IPS teknolojileri sayesinde bireyin kendi hücresinden organ üretmek mümkün hale gelecek. Böylece artık başkasının organını almak yerine kendi organımızı yeniden üretebileceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca, genetiği değiştirilmiş hayvanlardan organ nakli çalışmalarının da ilerlediğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Domuzlarda insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı proteinler genetik olarak silindi. Bu organlar insanlara nakledilebilir hale geliyor. Yani hayvan kaynaklı organ nakli çok yakın bir gelecekte klinik aşamaya gelecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>150 yıl ilk Asya’da mümkün olabilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan ömrünün 150 yıla ulaşmasının ilk olarak Batı’da değil, Asya ülkelerinde gerçekleşeceğini ifade ederek, “Regülasyonlar (düzenleme) Batı’da çok sıkı ama Asya ülkelerinde daha esnek. Genetiği değiştirilmiş ilk insanlar da Çin’de doğdu. Bu nedenle 150 yıllık ömür hedefi ilk olarak Çin gibi ülkelerde uygulanabilir. Orada bilimsel riskler daha serbest test ediliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Putin–Şi arasındaki diyaloğun “sadece bir sohbet değil, aynı zamanda bir mesaj” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Biyoteknoloji ilk olarak bu ülkelerde hızlı gelişecek. Bilimsel etik ve yasal sınırlamalar Batı’da daha katı olduğu için orada bu gelişmeleri daha geç göreceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Bugün doğan çocuklar 150 yılı görebilir</strong></p>
<p>İnsan ömrünün 150 yıla ulaşmasının 2030’da değil ama gelecek 50 yıl içinde mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2030 yılı biraz erken. Belki 90’lı yaş ortalamalarına ulaşabiliriz ama 150 yıl için 50 yıl daha gerekiyor. Bugün doğan çocuklar bu gelişmelere şahit olacak. Onların 150 yaşına kadar yaşayabileceğini görebiliriz. Bizim kuşak için sınır hala 100 yaş civarında.”</p>
<p><strong>Gen düzenleme hızla ilerliyor ama sağlıkta süreçler yavaş</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, CRISPR ve PA (Prime Editing) gibi gen düzenleme teknolojilerinin insan ömrünü uzatmada devrim yaratacağına işaret ederek, “Bozuk genetik materyali çıkarıp yerine sağlıklı genleri takabiliyoruz. Tek bir mutasyonu bile değiştirmek artık mümkün. Ancak sağlıkta mevzuat çok yavaş. Bir ilacın klinik uygulamaya girmesi 5 ila 15 yıl sürüyor. Dolayısıyla laboratuvardaki buluşları biz ancak 15-20 yıl sonra klinikte görebiliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hızla ilerlemesine karşın sağlıkta aynı hızın mümkün olmadığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Yapay zekada güvenlik regülasyonu yok, o yüzden çok hızlı. Ama sağlıkta etik ilkeler, onay süreçleri ve regülasyonlar var. Bu da ilerlemeyi doğal olarak yavaşlatıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[dişler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sempatik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536966</guid>

					<description><![CDATA[<p>En sık üst ön iki diş arasındaki alanda görülen diastema; genetik faktörler, diş boyutlarındaki orantısızlıklar, çene kemiği yapısı, zararlı ağız alışkanlıkları, üst dudak bağı anomalileri ve çocukluk döneminde uzamış parmak emme gibi davranışlar nedeniyle oluşabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966">Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En sık üst ön iki diş arasındaki alanda görülen diastema; genetik faktörler, diş boyutlarındaki orantısızlıklar, çene kemiği yapısı, zararlı ağız alışkanlıkları, üst dudak bağı anomalileri ve çocukluk döneminde uzamış parmak emme gibi davranışlar nedeniyle oluşabiliyor. Hatta bazen diastema, altta yatan bir ortodontik sorunun veya periodontal hastalığın dışavurumu da olabiliyor. Özellikle boşluğun geniş olduğu vakalarda, bireyin konuşmasında bozulmalar, çiğneme fonksiyonunda aksaklıklar veya dişlerin yanlış konumlanmasına bağlı olarak çene ekleminde sorunlar görülebiliyor.  </p>
<p>Diastema sorunu olan bireylerin altta yatan nedenler ve potansiyel etkiler açısından mutlaka bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Dr.</strong> <strong>Öğr. Üyesi Işıl Doğruer, </strong>boşluğun yalnızca estetik mi yoksa fonksiyonel bir sorun mu olduğunun belirlenmesinin ardından doğru tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar alındığının altını çiziyor.</p>
<p><strong>Diastema Tedavisi Nasıl Yapılır? </strong></p>
<p>Tedavi sürecinde diastemanın nedeni, hastanın yaşı, çene ve diş yapısı ile estetik beklentileri göz önünde bulundurularak hareket edilirken; tedavi seçenekleri arasında ortodontik tedaviler (braket veya şeffaf plak kullanımı), kompozit rezin uygulamaları (bonding), porselen lamina gibi estetik çözümler ve bazı durumlarda cerrahi müdahaleler var. Özellikle gelişim çağındaki bireylerde tedavi planlaması için zamanlama en kritik nokta. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Dr.</strong> <strong>Öğr. Üyesi Işıl Doğruer, </strong>düzenli diş hekimi kontrollerinin yalnızca diastema gibi kolayca fark edilebilen sorunların değil, fark edilmeden ilerleyebilecek birçok ağız ve diş sağlığı sorununun önlenmesinde de büyük önem taşıdığını söylüyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966">Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir. Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık duygusunun üstesinden gelmenin önemini vurguluyor ve kendimize yatırım yapmanın önemini vurguluyor.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık ve İlişkiler: Nasıl Bir Bağ Var Aralarında?</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık korkusuyla ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Sosyal varlıklar olarak, ilişkilerimizle şekilleniriz. İlk olarak ailemizle ve ardından çevremizle bağlar kurarız. Hayatı gözlemleyerek öğrenir, deneyimlerimizle zenginleşiriz. Bu süreç, yetişkinlik döneminde dünyayı algılayışımızı etkileyen birçok öğreti ve değer yargısıyla şekillenir. Ancak, her bireyin farklı öğretilere sahip olduğu bir dünyada, olaylara atfettiğimiz anlamlar da farklılık gösterir, bu da ilişkileri karmaşık hale getirir.</p>
<p> YAŞLILARDA YALNIZLIK </p>
<p>Bu karmaşık yapıdaki bir başkasını anlamanın yolu, genellikle kendimizi anlamaktan geçer. Kendimizle kurduğumuz bağı anlamak için, bazen yalnız kalmamız gerekebilir. Yalnızlık duygusundan kaçan kişi, genellikle kaçınma davranışları sergiler. Bazen, kalabalık ortamlarda bile yalnızlık hissi yaşanabilir. Kimi insanlar, sürekli plan yaparak kendilerinden kaçmaya çalışır. Ancak kaçtığımız her duygu ve davranış, aslında onları anlamamızı zorlaştırır.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık: Farklı Anlamlar, Farklı Deneyimler</strong></b></p>
<p>Yalnızlık herkes için farklı anlamlar taşır. Örneğin, bazı ilişkilerde bir partner, diğerine hiç alan tanımaz ve sürekli beraber olmayı tercih eder. Bu kişi, yalnız kaldığında aldatılacağını veya terk edileceğini düşünebilir. Kimi, bir planın dışında kaldığında kendini dışlanmış hisseder, arkasından kötü konuşulacağını ve sevilmeyeceğini düşünür. Kimi insanlar, yalnız kaldıklarında yaşadıkları zorlukları düşünmekten kaçınmak için sürekli olarak arkadaşlarıyla plan yapar. Bazıları ise kendi başlarına kaldıklarında zamanı nasıl geçireceklerini bilemezler ve bu nedenle sürekli olarak başkalarıyla plan yaparlar.</p>
<p><b><strong> Yalnızlık ve Kaygı Arasındaki Bağlantı</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk’e göre, yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için önemli olan, kendimize yatırım yapmaktır. Yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için, bir başkasına aşırı bağımlı olmak yerine kendi iç dünyamızı keşfetmeliyiz. Kendi yalnızlığımızı kabul etmek ve ondan keyif almaya başladığımızda, kaygılarımızın yerini huzurlu ilişkilere, üretken bir yaşama bırakabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bade Arazlı &#8220;Gerçekten Çok Şanslı Çocuklar Olduğumuzu Düşünüyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bade-arazli-gercekten-cok-sansli-cocuklar-oldugumuzu-dusunuyorum-368678</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2023 07:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[arazlı]]></category>
		<category><![CDATA[bade]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[düşünüyorum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[olduğumuzu]]></category>
		<category><![CDATA[şanslı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Henüz hatırlamadığı yaşlarından itibaren stüdyo ve setlerde bulunan Bade Arazlı, konuk oyunculukla başlayan serüveninde başardıklarını, rolüne nasıl hazırlandığını ve 23 Nisan’a dair dileklerini MAG Nisan sayısında anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bade-arazli-gercekten-cok-sansli-cocuklar-oldugumuzu-dusunuyorum-368678">Bade Arazlı &#8220;Gerçekten Çok Şanslı Çocuklar Olduğumuzu Düşünüyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Henüz hatırlamadığı yaşlarından itibaren stüdyo ve setlerde bulunan Bade Arazlı, konuk oyunculukla başlayan serüveninde başardıklarını, rolüne nasıl hazırlandığını ve 23 Nisan’a dair dileklerini MAG Nisan sayısında anlattı.</strong></p>
<p>“Oyunculuk henüz bir yaşında bile değilken başladığım bir serüven aslında. Instagram’ın bu sürece çok katkısı oldu. Zaman içerisinde daha çok insana ulaştım ve markalarla fotoğraf çekimleri yapmaya başladım. Sonrasında “Maria ile Mustafa” dizisinde konuk oyuncu oldum. Hemen ardından, sırayla “Bir Zamanlar Kıbrıs”, “Uçuş 811”, “Gülümse Kaderine”, “49” ve “Başım Belada” yapımlarının ana kadrosunda yer aldım. Bunlara ek olarak şu anda “Şahsiyet” dizisinin çekimlerine devam ediyorum” diyerek oyunculuk serüvenini aktaran Bade Arazlı sözlerine şöyle devam etti: “Yer aldığım projelerin büyük çoğunluğu ülke dışı ve şehir dışında geçtiği için oynadığım her karakter benim yeni yerler keşfetmeme sebep oldu ve oyunculuk beni daha da heyecanlandırmaya başladı. Gelecekte daha iyi bir oyuncu olmak için çeşitli eğitimler alıyorum. Örneğin; Mimar Sinan Üniversitesinin Çocuk Konservatuvarının Klasik Bale bölümünde öğrenciyim. Okul, konservatuvar ve setlerden fırsat buldukça kendi sanat merkezimizde de dans, oyunculuk, piyano ve resim dersleri alıyorum.”</p>
<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın öneminden bahseden Bade Arazlı “Atatürk’ün biz çocuklara geleceği emanet ettiğini, bize sonsuz inandığını bilmek, onun ilkeleri ışığında Çocuk Bayramımızı kutlamak onur verici. Gerçekten çok şanslı çocuklar olduğumuzu düşünüyorum” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bade-arazli-gercekten-cok-sansli-cocuklar-oldugumuzu-dusunuyorum-368678">Bade Arazlı &#8220;Gerçekten Çok Şanslı Çocuklar Olduğumuzu Düşünüyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özge Gürel &#8220;Aşk, Hayatımıza Gerçekten Sihir Katıyor ve Sadece İkili İlişkilerde İndirgenmesi Haksızlık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ask-hayatimiza-gercekten-sihir-katiyor-ve-sadece-ikili-iliskilerde-indirgenmesi-haksizlik-361871</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2023 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[gürel]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayatımıza]]></category>
		<category><![CDATA[ikili]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerde]]></category>
		<category><![CDATA[indirgenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[katıyor]]></category>
		<category><![CDATA[özge]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sihir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özge Gürel, Lov Faralya Fethiye'de gerçekleşen MAG Nisan çekimlerinde güzelliği ile büyüledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ask-hayatimiza-gercekten-sihir-katiyor-ve-sadece-ikili-iliskilerde-indirgenmesi-haksizlik-361871">Özge Gürel &#8220;Aşk, Hayatımıza Gerçekten Sihir Katıyor ve Sadece İkili İlişkilerde İndirgenmesi Haksızlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özge Gürel, Lov Faralya Fethiye&#8217;de gerçekleşen MAG Nisan çekimlerinde güzelliği ile büyüledi.  Doğanın eşsiz atmosferi ve Fethiye&#8217;nin mavilikleri eşliğinde objektiflere poz veren güzel oyuncu, hakkında bilinmeyen ve çokça merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p>“Şu dönem, hayatın sürprizleriyle beni çok heyecanlandırdığı bir dönem ve belki de en çok etki bırakacak olanla henüz tanışmadım.”</p>
<p>“Mutlu gün, sen nasıl istiyorsan öyle olur.”</p>
<p>“Kurallara çok takılmıyorum, gerçekliğine inandığım sürece.”</p>
<p>“Benimle birlikte oyunculuğum, her karakterle de ben değişiyorum. Bu beni inanılmaz heyecanlandırıyor ve motivasyonumu hep diri tutuyor.”</p>
<p>Hayatta kendisini mutlu eden mesleği bulana kadar denemeye devam eden ve oyunculukta karar kıldığını söyleyen Özge Gürel  MAG Nisan sayısına konuk oldu. Pek az kişinin bildiği, ilginç bir özelliğini paylaşan Özge Gürel “Gürültülü ortamda çok güzel uyurum. Çocukluktan kalma sanırım, güvende hissediyorum. İnsanlar sohbet ederken salondaki koltukta mışıl mışıl uyuyabilirim. Televizyonu açıp uyuyorum, eğer yalnızsam ışıkları da açıyorum” dedi. </p>
<p>En sevdiği şeyin başlangıç olduğunu, her zaman, her şartta bu durumun kendisini heyecanlandırdığını aktaran Gürel “Hafif korkuyla karışık bir mutluluk hali” açıklamasında bulundu. Özge Gürel sanata bakış açısı ile ilgili ise şunları söyledi: “Benim için kılavuz sanat. Sevdiğim sanatçıların eserleri; onları tanımanın, fikirlerini anlayıp kendime katmanın bir yolu. Kendinizi, hikâyenizi, fikrinizi, döneminizi bazen kafa yoran insanlara, bazen de herkese yüzyıllar sonra bile ulaştırmanın incelikli hali sanat. O fikirler o kadar çok insanın yolunu aydınlatıyor ki.”</p>
<p>Aşkı nasıl tanımlarsınız sorusunu da samimiyetle yanıtlayan güzel oyuncu “Bu konunun ucu hep çok açık kalıyor, çünkü her ilişkinin matematiği bambaşka. Aşk ilişki başlatabilir ama sadece âşık olmak, devam etmesi için yeterli değil. Uzun ilişkilerde tüm duvarlar kırılıyor, açılmadık kapı kalmıyor. İşte o zaman başlıyor aslında ilişki, ki bence en güzel kısma geliyoruz. Herkesin kendi gibi olduğu ve o halini çok sevdiğiniz kısım bence en eğlencelisi.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ask-hayatimiza-gercekten-sihir-katiyor-ve-sadece-ikili-iliskilerde-indirgenmesi-haksizlik-361871">Özge Gürel &#8220;Aşk, Hayatımıza Gerçekten Sihir Katıyor ve Sadece İkili İlişkilerde İndirgenmesi Haksızlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
