<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/gen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 08:29:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>gen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/gen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[turanlı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik testler uzun süredir hastalıklara yatkınlığın belirlenmesinde önemli bir araç olarak kullanılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141">Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Genetik testler uzun süredir hastalıklara yatkınlığın belirlenmesinde önemli bir araç olarak kullanılıyor. Ancak <strong>genlerin nasıl çalıştığı ve çevresel faktörlerden nasıl etkilendiği sorusu, araştırmaları yeni bir alana yönlendirdi.</strong> Son yıllarda bilim dünyasında adını daha sık duymaya başladığımız bir alan var, o da “epigenetik”. Yani yalnızca hangi genlere sahip olduğumuz değil, o genlerin ne zaman ve nasıl çalıştığı da sağlığımızı belirliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik testlerin sağladığı bilgilerin epigenetik verilerle birlikte değerlendirildiğinde çok daha anlamlı hale geldiğini vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı “Aslında doğduğumuz anda belirli genetik yatkınlıklarla dünyaya geliyoruz. Ancak bu yatkınlıkların sağlık üzerindeki etkisini belirleyen önemli mekanizmalardan biri epigenetik düzenlemelerdir” diyor. </strong></em></p>
<p>Uzun yaşamın ve sağlıklı yaşlanmanın sırrı yalnızca DNA diziliminde saklı değil. Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, stres düzeyi, uyku düzeni ve maruz kalınan çevresel faktörler; genlerin çalışma biçimini etkileyebiliyor. İşte bu noktada epigenetik devreye giriyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, konuyu şöyle açıklıyor: “Genetik yapımız sabit olabilir; ancak epigenetik mekanizmalar genlerimizin açılıp kapanmasını düzenler. Genlerin aktif ya da baskılanmış olması yalnızca DNA dizilimimizle belirlenmez. Epigenetik süreçler, yaşam boyunca genlerin nasıl çalışacağını düzenleyen doğal ve dinamik mekanizmalardır. Bu süreçler, büyüme, gelişim ve hücrelerin kimlik kazanması gibi normal biyolojik olayların ayrılmaz bir parçasıdır”…</p>
<p>Kronik hastalıkların büyük bir kısmı multifaktöryel, yani hem genetik hem çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Kanserler, kalp-damar hastalıkları, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıklar ile bağışıklık sistemiyle ilişkili birçok tablo bu gruba giriyor. “Risk genlerimiz olduğu gibi koruyucu genlerimiz de var” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik risk skorlarının artık daha ayrıntılı şekilde hesaplanabildiğini, ancak bu riskin hastalığa dönüşmesinde epigenetik düzenlemelerin önemli rol oynadığını vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Bir bireyde riskle ilişkili bir genetik varyantın bulunması, fenotipik sonucun kesinleştiği anlamına gelmez. Gen ekspresyonu ve biyolojik süreçler; epigenetik düzenlemeler ile yaşam tarzı ve çevresel etkileşimler tarafından dinamik biçimde şekillendirilir. Beslenme alışkanlıkları, stres düzeyi, uyku düzeni, sigara kullanımı ve diğer çevresel faktörler genlerin işleyişini etkileyerek biyolojik risklerin ortaya çıkma olasılığını artırabilir ya da azaltabilir” diyor. </p>
<p><strong>Hastalık Riskini Bilmek Önemli </strong></p>
<p>Günümüzde genetik analizlerle; kalp-damar sağlığına ilişkin yatkınlıklar, bazı kanser türleri için risk profilleri, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara genetik eğilimler ve bağışıklık sistemiyle ilişkili risk göstergeleri değerlendirilebiliyor. Ancak artık yalnızca “Hangi genetik varyantları taşıyoruz?” sorusu değil, “Bu genler nasıl ve ne düzeyde çalışıyor?” sorusu da önem kazanıyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı epigenetik analizler sayesinde hücre düzeyinde biyolojik yaşlanma göstergeleri, hücresel stres yanıtları ve bazı hastalık süreçlerinin erken izlerinin saptanabildiğine dikkat çekiyor: “Örneğin 10 yıl sonra Parkinson hastalığına yakalanma riskinizin olduğunu bilmek, hastalığı tamamen engelleyeceğiniz anlamına gelmez; fakat zihinsel aktiviteyi artırmak, beslenmeyi düzenlemek, egzersiz yapmak gibi epigenetik etkisi olan yaşam değişiklikleriyle süreci yavaşlatma şansınız olabilir”… </p>
<p><strong>Artık Kişiye Özel Tıp Gündemde </strong></p>
<p>Geleceğin tıbbı artık tedavi edici olmaktan çok önleyici ve kişiselleştirilmiş bir yapıya evriliyor. Bu süreçte tıp, genetik, moleküler biyoloji, farmakoloji, mühendislik ve bilgisayar bilimleri bir araya gelerek disiplinler arası bir yaklaşım geliştiriliyor. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan “akıllı ilaçlar”, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine göre belirleniyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Kanser hücresinin hangi moleküler yolağı kullandığını analiz ederek, o yolu hedefleyen ilaç seçilebiliyor. Üstelik yalnızca tümörün genetiği değil, hastanın ilaca nasıl yanıt vereceği de genetik ve epigenetik belirteçlerle öngörülebiliyor” diyor.</p>
<p>Bu yaklaşım sadece kanserle sınırlı değil. Bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler ve psikiyatrik ilaçlar için de farmakogenetik testler sayesinde kişiye en uygun doz ve ilaç seçimi yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Kimler Genetik Test Yaptırmalı</strong></p>
<p>Tek gen hastalıklarında, hastalıkla güçlü şekilde ilişkili bir patojenik varyantın taşınması durumunda klinik tablonun ortaya çıkma olasılığı oldukça yüksek. Bu nedenle ülkemizde ve birçok ülkede bazı tek gen hastalıkları için yenidoğan tarama programları uygulanıyor; ayrıca evlilik öncesi veya gebelik planlaması döneminde taşıyıcılık taramaları (örneğin SMA için) yapılıyor. Buna karşılık kronik ve çok faktörlü hastalıklarda genetik yapı tek başına belirleyici olmadığı için toplum genelinde yaygın tarama programları bulunmuyor. Ancak ailesinde birden fazla kanser olgusu olanlar, erken yaşta kalp-damar hastalığı görülen bireyler ve nörolojik hastalık öyküsü bulunan aileler için genetik danışmanlık ve uygun genetik analizler önerilebiliyor. </p>
<p>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, önümüzdeki yıllarda genetik ve epigenetik analizlerin daha erişilebilir hale geleceğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:</p>
<p>“Önümüzdeki 10 yıl içinde, yalnızca hastalıklar ortaya çıktıktan sonra tedavi etmeye odaklanan bir yaklaşımdan; riskleri daha erken dönemde değerlendirmeyi ve yönetmeyi hedefleyen bir sağlık modeline doğru bir dönüşüm görebiliriz. Genetik ve epigenetik veriler sayesinde özellikle bazı kronik hastalıklarda risklerin daha erken yaşlarda fark edilmesi ve uygun yaşam düzenlemeleriyle sürecin daha yakından izlenmesi mümkün olabilir”…</p>
<p><strong>Hedef Sağlıklı Yaşlanmak </strong></p>
<p>Yaşam süresi uzuyor; ancak asıl mesele sağlıklı ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmek. “Kişi kendi işini yapabiliyor, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebiliyorsa gerçekten sağlıklı yaşlanmadan söz edebiliriz” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik ve epigenetik analizlerin yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahip olduğunu da vurguluyor. Sonuç olarak, geleceğin tıbbında yalnızca DNA haritamız değil; bu bilginin nasıl yorumlandığı, genlerin hangi koşullarda nasıl çalıştığı ve yaşam biçimimizin bu süreci nasıl etkileyebileceği giderek daha fazla önem kazanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141">Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatsizliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Genetik test çok önemli! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”</p>
<p><strong>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</strong></p>
<p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”</p>
<p><strong> xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong> Tanıda İleri Teknoloji Kullanılıyor</strong></p>
<p>Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları ayrıntılı olarak inceleniyor. Erken dönemde bulgular belirgin değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre yanıtları ölçülerek tanı konulabiliyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kök Hücre ve Gen Tedavileri umut vaadediyor </strong></p>
<p>Retinitis Pigmentosa için hastalığı tamamen tedavi eden, onaylanmış bir yöntem yok ancak kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan ilk gen tedavisi ürünü olan Luxturna bu alandaki en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle doğru tanı ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni nesil güçlü menteşe, üst düzey performans ve yapay zekâ deneyimi: HONOR Magic V6, MWC 2026&#8217;da tanıtılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-guclu-mentese-ust-duzey-performans-ve-yapay-zeka-deneyimi-honor-magic-v6-mwc-2026da-tanitilacak-616546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 13:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[honor]]></category>
		<category><![CDATA[ince]]></category>
		<category><![CDATA[katlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[magic]]></category>
		<category><![CDATA[menteşe]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[ultra]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616546</guid>

					<description><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında gerçekleştireceği küresel lansmanda yeni katlanabilir amiral gemisi HONOR Magic V6’yı resmen tanıtacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-guclu-mentese-ust-duzey-performans-ve-yapay-zeka-deneyimi-honor-magic-v6-mwc-2026da-tanitilacak-616546">Yeni nesil güçlü menteşe, üst düzey performans ve yapay zekâ deneyimi: HONOR Magic V6, MWC 2026&#8217;da tanıtılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında gerçekleştireceği küresel lansmanda yeni katlanabilir amiral gemisi HONOR Magic V6’yı resmen tanıtacak. Ultra ince ve hafif tasarımı, yüksek yoğunluğa sahip silikon-karbon bataryası, Snapdragon 8 Gen 5 Ultra işlemcisi, yapay zekâ destekli ekran deneyimi ve gelişmiş ekosistem entegrasyonuyla HONOR Magic V6, katlanabilir segmentinde yeni bir referans noktası oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında gerçekleştireceği lansmanla katlanabilir telefon segmentine yeni bir yaklaşım getiren HONOR Magic V6’yı tanıtacak. HONOR’un ALPHA PLAN stratejisi kapsamında geliştirilen Magic V6, yapay zekâ destekli cihaz ekosistemi vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olarak katlanabilir telefonları tasarım odaklı cihazlar olmaktan çıkararak, yüksek performanslı ve üretkenlik odaklı platformlara dönüştürmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Ultra ince ve hafif tasarımı, yeni nesil dayanıklı menteşe yapısı, yüksek yoğunluklu ve ince silikon-karbon bataryası, Snapdragon 8 Gen 5 Ultra işlemcisi, yapay zekâ destekli ekran deneyimi ve gelişmiş ekosistem entegrasyonuyla HONOR Magic V6, sınıfında yeni bir referans noktası oluşturacak.</p>
<p><b>Ultra ince gövde, güçlü menteşe sistemi</b></p>
<p>HONOR Magic V6, zarif, ultra ince ve hafif tasarımıyla öne çıkacak. Üçüncü nesil ayna menteşe yapısı, özel çelik bileşenler ve yüksek mukavemetli alüminyum alaşım sayesinde yüksek dayanıklılığa sahip olacak. </p>
<p>HONOR, Magic V6’nın yeni nesil menteşe teknolojisini alışılmışın dışında bir meydan okumayla tanıttı. Dünyaca ünlü içerik üreticisi Joe Weller ile gerçekleştirilen zipline challenge’ında Magic V6, yüksek hız ve ciddi ağırlık altında bile formunu ve dayanıklılığını korudu. Ultra ince gövdesine rağmen sergilediği bu performans, katlanabilir segmentte dayanıklılık konusundaki iddiasını ortaya koydu.</p>
<p>Magic V6’da yer alan yüksek yoğunluklu yeni nesil Blade Battery teknolojisi, gelişmiş güç yönetimi algoritmalarıyla optimize edilerek yoğun kullanım senaryolarında bile 24 saate varan kesintisiz deneyim vadediyor.</p>
<p><b>Yapay zekâ destekli ekran ve çoklu görev</b></p>
<p>Magic V6’nın geniş katlanabilir ekranı, ultra düşük kırışıklık sağlayan yapısı ile artık daha dayanıklı. Çoklu pencere, bölünmüş ekran ve iki elle yazma gibi özelliklerle desteklenen arayüz, mobil üretkenlik deneyimini üst seviyeye taşıyacak.</p>
<p><b>Snapdragon 8 Gen 5 Ultra ile amiral gemisi performansı</b></p>
<p>HONOR Magic V6, Snapdragon 8 Gen 5 Ultra işlemci ile donatıldı. Bu yapı, yüksek performans gerektiren oyun, video düzenleme ve çoklu görev senaryolarında istikrarlı kullanım sağlayacak. Gelişmiş soğutma sistemi ve yapay zekâ destekli performans optimizasyonu sayesinde uzun süreli kullanımda performans kaybının minimize edilmesi hedefleniyor.</p>
<p><b>Profesyonel çekim deneyimi</b></p>
<p>Magic V6, gelişmiş gece modu ve yapay zekâ destekli çift ekranlı çekim özellikleriyle mobil fotoğrafçılıkta üst düzey bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Yapay zekâ destekli sahne tanıma ve görüntü işleme algoritmaları sayesinde farklı ışık koşullarında dengeli ve net görüntüler elde edilmesi amaçlanıyor.</p>
<p><b>Apple ekosistemiyle tam uyumlu </b></p>
<p>HONOR Magic V6, Android dünyasında Apple ekosistemiyle gelişmiş entegrasyon sunan ilk katlanabilir model olacak. Mac ekran genişletme ve uzaktan erişim özellikleri sayesinde çoklu cihaz kullanıcılarına kesintisiz bir çalışma ortamı sağlanması hedefleniyor. </p>
<p><b>1 Mart’ta Barcelona’da tanıtılacak</b></p>
<p>HONOR, Magic V6’yı 1 Mart 2026’da Barcelona’da düzenleyeceği küresel lansman etkinliğinde resmi olarak tanıtacak. Lansman, Türkiye saati ile 15.00’te HONOR’un resmi YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlanacak.</p>
<p>2–5 Mart tarihleri arasında MWC Barcelona’daki HONOR standında ziyaretçiler, Magic V6’yı yakından deneyimleme fırsatı bulacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-guclu-mentese-ust-duzey-performans-ve-yapay-zeka-deneyimi-honor-magic-v6-mwc-2026da-tanitilacak-616546">Yeni nesil güçlü menteşe, üst düzey performans ve yapay zekâ deneyimi: HONOR Magic V6, MWC 2026&#8217;da tanıtılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilkent Üniversitesi, &#8220;Bilim Kafe&#8221; ile Toplumu Bilimle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilkent-universitesi-bilim-kafe-ile-toplumu-bilimle-bulusturuyor-613903</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 18:02:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[buluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613903</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Özçelik, YÖK’ün koordinasyonuyla düzenlenen Bilim Kafe etkinlikleri çerçevesinde “Bilimde Yaratıcılık Kültürünün Geliştirilmesi” konulu bir konuşma yapacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilkent-universitesi-bilim-kafe-ile-toplumu-bilimle-bulusturuyor-613903">Bilkent Üniversitesi, &#8220;Bilim Kafe&#8221; ile Toplumu Bilimle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Özçelik, YÖK’ün koordinasyonuyla düzenlenen Bilim Kafe etkinlikleri çerçevesinde “Bilimde Yaratıcılık Kültürünün Geliştirilmesi” konulu bir konuşma yapacak.</p>
<p>Kompleks genetik hastalıklara ilişkin araştırmalarıyla dünyaca tanınan Dr. Özçelik, konuşmasını 21 Şubat Cumartesi saat 14:00’te, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda gerçekleştirecek.</p>
<p>Dr. Özçelik, kalıtsal hastalıklara yol açan genlerin tanımlanmasında öncü çalışmalara imza atmıştır. Prader-Willi sendromu ve Charcot-Marie-Tooth hastalığı genlerinin keşfiyle dünya genelinde klinik tanıya yön vermiştir. İnsan Genom Projesi’ne önemli katkılar sağlamış, CRY1 gen mutasyonlarının bazı uyku bozuklukları ve DEHB ile ilişkisini ortaya koymuştur. Amerikan İnsan Genetiği Topluluğu tarafından Düşünce Lideri payesiyle onurlandırılmıştır. TÜBA üyesi ve TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibidir.</p>
<p>Bilim insanları ile toplum arasında canlı ve samimi bir diyalog zemini oluşturmayı hedefleyen bu etkinlik ücretsizdir; ilgi duyan herkese ve basın mensuplarına açıktır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilkent-universitesi-bilim-kafe-ile-toplumu-bilimle-bulusturuyor-613903">Bilkent Üniversitesi, &#8220;Bilim Kafe&#8221; ile Toplumu Bilimle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[biliminin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[neuroconnect]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ufuk Avrupa destekli GEMSTONE Projesi kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen uluslararası etkinlik, genç araştırmacılar ile nörobilimin önde gelen bilim insanlarını aynı platformda buluşturdu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı ve GEMSTONE Projesi Yürütücüsü Prof. Dr. Filiz Onat başkanlığında, Sinir Bilimi Anabilim Dalı koordinasyonunda; ACUTBAT, Acıbadem Üniversitesi Nörobilim Öğrenci Kulübü ve Sinir Bilimi Öğrenci Araştırma Grubu iş birliğiyle gerçekleşen ACU NeuroConnect sempozyumu, nörobilimde ağ temelli yaklaşımlar, gen ve hücre tedavileri, nörodejeneratif hastalıkların mekanizmaları, yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları gibi başlıklara odaklandı. Uluslararası etkinliğin bilimsel çerçevesini şekillendiren Prof. Dr. Filiz Onat, “Bugün beyni, izole merkezlerden oluşan bir yapı gibi değil; sürekli iletişim hâlindeki dinamik bir ağ olarak ele alıyoruz. Bu bakış açısı, öğrenme, hafıza ve duygulanım bozukluklarını anlamada devrim niteliğinde” şeklinde konuştu…</strong></em></p>
<p><em><strong>ACU NeuroConnect’in bilimsel temelini oluşturan GEMSTONE Projesi, epilepsi ve Parkinson hastalıklarının nörogelişimsel mekanizmalarını sinir bilim odağında ele alırken; ileri araştırma teknolojileri, genetik ve transgenik modeller ile güçlü uluslararası iş birlikleri aracılığıyla üniversitenin nörobilim alanındaki araştırma kapasitesini ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçlıyor…</strong></em></p>
<p>Nörobilimde son yıllarda yaşanan dönüşümü bütüncül bir bakışla değerlendiren Prof. Dr. Filiz Onat, beynin artık tek tek bölgeler üzerinden değil, etkileşim hâlindeki ağlar üzerinden ele alındığını vurgulayarak, bu yaklaşımın özellikle bilişsel süreçler ve nöropsikiyatrik bozuklukların anlaşılmasında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Fonksiyonel görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelerin sağlıklı ve hastalıklı beyin arasındaki farkların daha erken ve hassas biçimde saptanmasına olanak tanıdığını belirten Prof. Dr. Filiz Onat, “Yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin nörobilime entegrasyonu çok önemli. Yapay zekâ, nörobilimin yerini alan bir araç değil; aksine insan beyninin karmaşıklığını çözebilmemiz için bize yeni bir pencere açıyor” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Filiz Onat, nörobilimin geleceğinde kişiselleştirilmiş tedavilerin belirleyici olacağını vurgulayarak, genetik, çevresel ve nörofizyolojik verilerin birlikte değerlendirilmesinin önemini şu sözlerle ifade ediyor: </p>
<p>“Artık ‘tek hastalık, tek tedavi’ anlayışından uzaklaşıyoruz. Her beynin kendine özgü bir imzası var ve biz bu imzayı okuyabildiğimiz ölçüde etkili tedaviler geliştirebileceğiz”…</p>
<p><strong>Beyin Hastalıklarında Hücre ve Gen Tedavileri </strong></p>
<p>Sempozyumun önemli konuşmacılarından Lund Üniversitesi Sinir Sistemlerinde Beyin Onarımı ve Görüntüleme (Brain Repair and Imaging in Neural Systems, BRAINS) Departmanı Araştırma Yöneticisi Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson hastalığına yönelik hücre ve gen tedavilerindeki güncel gelişmeleri kapsamlı biçimde ele aldı. Hücre nakline dayalı yaklaşımların son 30 yılda aşamalı olarak geliştiğini belirten Prof. Dr. Deniz Kırık, geçmişten bugüne yaşanan dönüşümü şöyle özetliyor: </p>
<p>“İlk uygulamalarda primer hücreler kullanılıyordu ve en verimli sonuçlar fetüsten elde edilen dopamin hücreleriyle alınıyordu. Ancak teknik ve etik sorunlar nedeniyle, bugün odağımız kök hücre temelli yaklaşımlara kaymış durumda.”</p>
<p>Hayvan deneylerinden elde edilen olumlu sonuçların ardından klinik çalışmaların başladığını ve insan kök hücrelerinden elde edilen dopamin hücrelerinin belirli beyin bölgelerine nakline dayalı çalışmaların önümüzdeki yıllarda önemli sonuçlar verebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz Kırık, “Önümüzdeki 3–5 yıl içinde, potansiyeli en yüksek hücre preparatlarının klinik kullanıma girmesini bekliyoruz. Gen tedavilerinde hedef seçimi, hastalığın evresine göre değişiyor. Erken evrede GDNF gibi nörotrofik faktörler, ileri evrelerde ise dopamin sentezine yönelik genler öne çıkıyor. Bugüne kadar örneğin Parkinson hastalığı için kullanılan gen tedavi yöntemlerinde güvenlik açısından ciddi bir sorunla karşılaşmadık” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar, Yaygın Hastalıkların Tedavisine Işık Tutuyor  </strong></p>
<p>University College London Nöroloji Enstitüsü, Kas Hastalıkları Departmanı’ndan Klinik Araştırmacı Dr. Rauan Kaiyrzhanov, nadir görülen nörolojik hastalıkların genetik temellerine odaklanan çalışmaların çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle Orta Asya ve Kafkasya popülasyonlarında akraba evliliklerinin yüksek oranda olması,  nadir genetik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Yaptığımız bilimsel incelemelerde sadece 1.000 aileyi analiz ederek yaklaşık 100 potansiyel yeni hastalık geni belirledik. Bu durum, henüz keşfedilmemiş birçok hastalık mekanizması olabileceğini gösteriyor” diyor…</p>
<p>Nadir hastalık araştırmalarının yalnızca küçük hasta gruplarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, bu çalışmaların yaygın hastalıkların anlaşılmasına da doğrudan katkı sunduğunu belirtiyor: “Genetik epilepsilerden ailesel hiperkolesterolemiye kadar birçok nadir hastalık çalışması, bugün milyonlarca insanı etkileyen yaygın hastalıkların tedavi yaklaşımlarını şekillendirdi.”</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre, nadir hastalık araştırmaları sayesinde, yaygın hastalıkların tedavisinde de doğrudan ilerlemeler sağlandı: “Ailesel hiperkolesterolemi çalışmaları LDL reseptörlerinin rolünü ortaya koyarak, günümüzde yaygın olarak kullanılan statinler ve PCSK9 inhibitörlerinin geliştirilmesine yol açtı. Ailesel obezite çalışmaları leptin–melanokortin yolaklarını ortaya çıkardı ve bu mekanizmalar güncel obezite tedavilerinin temelini oluşturdu. Neonatal diyabet çalışmaları KATP kanal mutasyonlarını tanımlayarak, bazı hassas tedavilerin önünü açtı ve tip 2 diyabet biyolojisine katkı sağladı. Genetik epilepsi araştırmaları, nöronal iyon kanal bozukluklarını açıklayarak hem epilepsi hem de nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların mekanizmalarını geliştirdi. BRCA1/2 gibi genetik kanser sendromları ise tarama, korunma ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini sağladı”&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Genetik Testler ve Dizileme Teknolojileri Hızla Gelişiyor</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar ve yetişkinlerde görülen nadir nörolojik hastalıklar üzerinde çalıştığına değinen Dr. Rauan Kaiyrzhanov gelişimsel gecikme, epileptik ensefalopatiler, hareket bozuklukları, ALS, serebellar ataksi, Huntington hastalığı ve Parkinson alanlarında önemli bilimsel araştırmalar gerçekleştirdiklerine dikkat çekiyor. Son yıllarda bu hastalıkların genetik temelini anlamada çok önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, “Bu alanlarda birkaç önemli ilerleme kaydedildi. Örneğin Parkinson hastalığında ‘Seed aggregation assay’ yönteminin geliştirilmesi, geç başlangıçlı serebellar ataksinin en yaygın genleri olarak FGF14 ve RFC1’in keşfi ve Huntington hastalığında ATM-130 gen tedavisinin geliştirilmesi bunlar arasında yer alıyor” şeklinde konuşuyor…</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre genetik testler ve dizileme teknolojilerinin hızla geliştiği bir çağdayız. Bu gelişmelerin nadir görülen nörolojik hastalıkların tanısına büyük katkı sağladığına dikkat çeken Dr. Rauan Kaiyrzhanov, sözlerini şöyle tamamlıyor: </p>
<p>“Son yıllardaki genetik dizileme alanındaki gelişmeler, nadir hastalıkların tanı ve bakımını kesinlikle iyileştirdi. Her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geni tanımlanıyor. Üçüncü ve dördüncü nesil dizileme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, bugün çözülemeyen genetik hastalıkların da aydınlatılması ve bu hastalıkların tedavi edilebilmesi mümkün olacak”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastalık Nadir, Araştırma Türkiye&#8217;de İlk!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hastalik-nadir-arastirma-turkiyede-ilk-605587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her gün yeni genetik hastalıklar tanımlanıyor. Daha önce farklı işlevleri olduğu bilinen TBL1XR1 geni, son dönemde çocuklarda gözlenen nörogelişimsel sorunlarla ilişkilendirildi ve dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastalik-nadir-arastirma-turkiyede-ilk-605587">Hastalık Nadir, Araştırma Türkiye&#8217;de İlk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Dünyada her gün yeni genetik hastalıklar tanımlanıyor. Daha önce farklı işlevleri olduğu bilinen <strong>TBL1XR1 geni, son dönemde </strong>çocuklarda gözlenen nörogelişimsel sorunlarla ilişkilendirildi ve dikkat çekti. Öğrenme güçlüğü, epilepsi ve otizmle benzer belirtiler gösteren TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığın tedavisi için şimdi Türkiye’de bir ilk hayata geçiriliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve HERDEM Çare Derneği</strong>, <strong>TBL1XR1 hastalığını anlamak ve olası tedavi yollarını araştırmak üzere güçlerini birleştirdi. Araştırmanın en çarpıcı yönü ise Türkiye’de ilk kez bu hastalık özelinde, Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) liderliğinde “beyin organoidi”</strong> <strong>geliştirilecek olması. Bilimsel çalışma yalnızca TBL1XR1’e değil; otizm, epilepsi ve benzeri nörogelişimsel hastalıkların anlaşılmasına da ışık tutmayı hedefliyor. Bilimsel araştırmayla eş zamanlı olarak, bu hastalıkla yaşayan aileleri bir araya getirmek ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla da kapsamlı çalışmalar yürütülecek.</strong></em></p>
<p><strong>Dünya nüfusunda yaklaşık 300 milyon kişinin nadir bir hastalıktan etkilendiği tahmin ediliyor</strong></p>
<p>Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansta nadir hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili son gelişmelerden söz eden Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) Müdürü ve Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı <strong>Prof. Dr. Yasemin Alanay</strong>, “nadir” kavramının sanıldığından çok daha geniş bir kitleyi kapsadığını vurguluyor: “Bugün dünyada 6 binden fazla nadir hastalık olduğu düşünülüyor. Toplamda bakıldığında yaklaşık 300 milyon insan nadir bir hastalıkla yaşıyor. Türkiye’ye uyarladığımızda bu sayı 5–6 milyon kişiye karşılık geliyor. Yani isimleri nadir ama etkiledikleri kişi sayısı hiç de az değil.”</p>
<p>Prof. Dr. Yasemin Alanay’a göre nadir hastalıkların büyük bölümü tek bir gen mutasyonundan kaynaklanıyor. TBL1XR1 de bu gruba giriyor ve çoğu zaman otizm, epilepsi ya da zihinsel yetersizlik tanılarıyla karışabiliyor. Bu durum tanı süresini uzatıyor; dünyada tanı süresi ortalama 5 yılı buluyor.</p>
<p><b><strong>Türkiye’de İlk: Hasta örneğinden “Mini Beyin” modellerine</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Yasemin Alanay, genetik tanı imkanlarının Türkiye’de oldukça gelişmiş olmasına rağmen hâlâ çok sayıda çocuğun tanı alamadığını belirtiyor. Asıl büyük sorunun ise tedavi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Bugün nadir genetik hastalıkların yalnızca yüzde 5’inin tedavisi var. Ama biz bu oranın zamanla yüzde 95’e çıkacağına inanıyoruz. Bunun için önce tanıyı net koymak, sonra hastalığı hücresel düzeyde anlamak zorundayız. TBL1XR1 hastalığı ise bu açıdan çok önemli bir model” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Yasemin Alanay, araştırmanın bilimsel omurgasını beyin organoidi çalışmalarının oluşturduğuna dikkat çekiyor. Beyin organoidi, hastadan alınan cilt ya da saç kökü hücrelerinden laboratuvar ortamında geliştirilen, beynin genetik ve işlevsel özelliklerini taşıyan mikroskobik “mini beyin” modelleri aslında. Bu teknoloji sayesinde hastalığa neden olan genetik bozukluk, insan beynine en yakın ortamda incelenebiliyor.</p>
<p>Çalışmayı yürüten isimlerden Acıbadem Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı <strong>Doç. Dr. Kaya Bilgüvar</strong>, bu yöntemin avantajlarını şöyle özetliyor:</p>
<p>“Beyin organoidlerinin en büyük avantajı, hayvan deneylerine ihtiyaç duymadan, doğrudan hastanın kendi genetik yapısını taşıyan bir model üzerinde çalışmaya imkan vermesidir. Böylece hastalığın beyinde nerede ve nasıl ortaya çıktığı anlaşılabilir, genetik düzeltmeler denenebilir ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının yolu açılır. Özellikle TBL1XR1 gibi nadir ve az bilinen hastalıklarda, beyin organoidleri bilimsel araştırmalar için kritik ve dönüştürücü bir araç olarak öne çıkıyor”&#8230; </p>
<p>“Asıl hedef, gen düzenleme teknikleriyle bu bozulmanın geri döndürülüp döndürülemeyeceğini görmek” diyen Doç. Dr. Kaya Bilgüvar, “Mutasyonu laboratuvar ortamında düzelttiğimizde hücreler normale dönüyor mu? Eğer dönüyorsa, bu gelecekteki tedaviler için çok güçlü bir umut demek” şeklinde sözlerini tamamlıyor. </p>
<p><b><strong>Dernek Sayesinde Ailelere Ulaşılacak</strong></b></p>
<p>Bu sürecin arkasındaki itici güçlerden biri ise HERDEM Çare Derneği Başkanı Dr. Ayşegül Altınbaş. Oğlu Erdem’e TBL1XR1 tanısı konulduktan sonra yaşadıkları, HERDEM Çare Derneği’nin doğmasına neden olmuş. Sekiz sene doktor doktor dolaştıktan sonra sonunda oğlunun hastalığına tanı konabildiğine dikkat çeken Dr. Ayşegül Altınbaş, “Tanı aldığımızda ‘Şimdi ne yapacağız?’ sorusuyla baş başa kaldık. Dünyada bu konuda çok az bilgi vardı. Ama şunu fark ettik: Ne kadar çok hasta bir araya gelirse, bilim için o kadar çok veri oluşuyor. Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve derneğimiz iş birliğiyle umarım çok yakında bu nadir hastalığımıza tedavi de geliştirilebilecek. Derneğimiz sayesinde kısa sürede Türkiye genelinde 13’ten fazla aileye ulaştık. Nadir hastalıklar insanı çok yalnızlaştırıyor, oysa yalnız değiller. Tek gen hastalıklarının bir gün mutlaka tedavisi olacak. Yeter ki birlikte çalışalım” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Araştırmaya eşlik eden farkındalık çalışmaları ise, tanı alamayan ailelerin doğru merkezlere ulaşmasını da hedefliyor. Uzmanlara göre TBL1XR1 üzerine yapılacak çalışmalar, yalnızca bir hastalığı değil; otizm ve epilepsi gibi daha yaygın nörogelişimsel bozuklukların mekanizmalarını anlamada da anahtar rol oynayabilir.</p>
<p><b>Genetik Veriler İçin Yasal Çerçeve Vurgusu</b></p>
<p>Nadir hastalıklar ve gen tedavilerinin yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir konu olduğuna dikkat çeken, sağlık hukuku ve genetik veriler alanında çalışan hukukçu Prof. Dr. Tekin Memiş, genetik verilerin korunması ile bilimsel araştırmalar arasında bir denge kurulması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Tekin Memiş, “Kişisel genetik bilgilerin kötüye kullanım riskine karşı bireyin haklarının korunması şart. Genetik verinin saklanmasına yönelik açık ve güvenli bir yasal düzenleme ile bu verilerin araştırmalarda etik biçimde kullanılması mümkün olacak. Bu düzenleme, yeni tedavilerin geliştirilmesi açısından kritik önemde” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Sesimizi Duyurmak İçin Bir Araya Geldik”</b></p>
<p>Kızında TBL1XR1 gen mutasyonu bulunan Aykut Çekiç ise yaşadıkları zorlu süreci anlatarak, farkındalığın hayati önem taşıdığını dile getiriyor. Sekiz yaşındaki kızının üç kez beyin ameliyatı geçirdiğini belirten Aykut Çekiç, “Kızımıza sonunda tanı konabildiği için çok mutluyuz. Bir hastalığa tanı konabiliyorsa tedavi de bulunabiliyor çünkü. Bu nadir hastalıkla ilgili daha fazla aileye ulaşmak ve doğru tanı almalarını sağlamak için HERDEM Çare Derneği çatısı altında bir araya geldik. Amacımız, hem Türkiye’de hem de dünyada bu hastalığın bilinirliğini artırmak” diyor. </p>
<p><em> </em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastalik-nadir-arastirma-turkiyede-ilk-605587">Hastalık Nadir, Araştırma Türkiye&#8217;de İlk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acer, Gelişmiş Yapay Zeka Performansı için AMD Ryzen™ AI Max+ 395 İşlemciyle Güçlendirilen Windows 11 Copilot+ PC&#8217;si Veriton RA100 AI Mini Workstation&#8217;ı Tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acer-gelismis-yapay-zeka-performansi-icin-amd-ryzen-ai-max-395-islemciyle-guclendirilen-windows-11-copilot-pcsi-veriton-ra100-ai-mini-workstationi-tanitti-603373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[acer]]></category>
		<category><![CDATA[amd]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsi Bir Arada]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[intel]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[performansı]]></category>
		<category><![CDATA[pro]]></category>
		<category><![CDATA[ryzen]]></category>
		<category><![CDATA[seri]]></category>
		<category><![CDATA[Two]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acer, artan iş ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla üretkenlik ve yaratıcılığı destekleyen; Hepsi Bir Arada (AIO), Large Tower ve yapay zeka destekli mini iş istasyonu modellerinden oluşan kapsamlı yeni Veriton masaüstü bilgisayar serisini tanıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-gelismis-yapay-zeka-performansi-icin-amd-ryzen-ai-max-395-islemciyle-guclendirilen-windows-11-copilot-pcsi-veriton-ra100-ai-mini-workstationi-tanitti-603373">Acer, Gelişmiş Yapay Zeka Performansı için AMD Ryzen™ AI Max+ 395 İşlemciyle Güçlendirilen Windows 11 Copilot+ PC&#8217;si Veriton RA100 AI Mini Workstation&#8217;ı Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acer, artan iş ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla üretkenlik ve yaratıcılığı destekleyen; Hepsi Bir Arada (AIO), Large Tower ve yapay zeka destekli mini iş istasyonu modellerinden oluşan kapsamlı yeni Veriton masaüstü bilgisayar serisini tanıttı.</p>
<p><strong>Prosumer Kullanıcılar, İçerik Üreticileri ve Oyuncular için Acer Veriton RA100 AI Mini Workstation</strong></p>
<p>Acer Veriton RA100 AI Mini Workstation (VRA100), AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> AI Max+ 395 işlemcilerle güçlendirilmiş bir Copilot+ PC olarak; prosumer kullanıcılar, kreatif işlerle uğraşan kullanıcılar ve oyuncular için Windows 11 üzerinde gelişmiş yapay zeka performansı ve özgün AI deneyimleri sunuyor. AMD Radeon<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 8060S Graphics, 50 NPU TOPS ve 60 TFLOPS işlem gücü sayesinde cihaz; yerel yapay zeka modellerinin çalıştırılması, üretken yapay zeka uygulamaları, 3D tasarım ve içerik üretimi gibi zorlu iş yüklerinde 120 milyar parametreye kadar destek sunabiliyor. 128 GB’a kadar dört kanallı LPDDR5X bellek ve 4 TB’a kadar M.2 2280 SSD depolama seçenekleri, yüksek hız ve kapasiteyle kesintisiz çoklu görev performansı sağlıyor. Yüksek frekanslı işlem gücü gerektiren görevleri rahatlıkla karşılayabilen Acer Veriton RA100, ürün tasarımcıları ve mühendisler, yapay zeka geliştiricileri, animatörler ve büyük 3D modellerle gerçek zamanlı çalışan içerik üreticileri için ideal bir çözüm olarak konumlanıyor. </p>
<p>Yapay zeka yaratıcılığı için tasarlanan Acer Veriton RA100 AI Mini İş İstasyonu, 3D tasarım süreçlerini hızlandırarak yerel LLM’ler ve üretken yapay zeka uygulamaları geliştiren veya dağıtan profesyonellerin yanı sıra yüksek çözünürlüklü materyalleri düzenleyip render alan yaratıcıların işlerini kolaylaştırıyor. Cihazın yapay zeka için optimize edilmiş performansı; tasarım, kodlama ve hafif oyun süreçlerini verimli şekilde destekliyor. İş istasyonunun uyarlanabilir performans özelliği, profesyonellerin genel ofis görevleri için Sessiz Modu, hafif oyunlar veya çoklu görevler için Dengeli Modu ya da yapay zeka hesaplamaları ve AAA oyunlar için Performans Modunu seçerek sistem gücünü ihtiyaçlarına göre ayarlamasına olanak tanıyor. Bu uyarlanabilir modlar, aynı zamanda iş akışı gereksinimlerine bağlı olarak kullanıcıların soğutma ve gürültü seviyelerini etkin biçimde yönetmesini sağlıyor. Acer Veriton RA100, istikrarlı bir bağlantı sunmak amacıyla RJ45 Ethernet portu, Wi-Fi 7 ve Bluetooth® 5.4 ile donatılıyor. Kensington kilit yuvası ise paylaşımlı çalışma ortamlarında cihaz güvenliğinin sağlanmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Modern İş Yerleri için Acer Veriton Vero 4000 ve 6000 Serisi Hepsi Bir Arada Masaüstü Bilgisayarlar</strong></p>
<p>Acer Veriton Vero 4000 (VVZ4734G/VVZ4734GT) ve 6000 (VVZ6734G/VVZ6734GT) Hepsi Bir Arada masaüstü bilgisayarlar, modern iş yerleri için şık ve çevre bilincine sahip bir tasarım sunarken güçlü yapay zeka performansını, sağlam güvenlik özelliklerini ve verimli yönetilebilirliği bir arada sunuyor. Kullanıcılar; sorunsuz çoklu görev deneyimi ve yüksek yanıt verme hızı için 64 GB’a kadar DDR5 bellek ve 2 TB’a kadar PCIe Gen 4 SSD depolama ile Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra 9 Seri 2 işlemcilerle donatılan bu Hepsi bir Arada modelleri sayesinde daha fazlasını başarıyor. Acer Veriton Vero 4000 AIO modeli Intel® Graphics ile gelirken, Acer Veriton Vero 6000 buna ek olarak gelişmiş güvenlik özellikleri, BT departmanları için uzaktan yönetim yetenekleri ve iş kullanıcıları için artırılmış kararlılık ile performans sağlayan Intel® vPro® desteği sunuyor. </p>
<p>Her iki Acer Veriton Vero Hepsi bir Arada modeli de 250 nit parlaklığa sahip, 23,8 inç Full HD (1920 x 1080) çözünürlükte, 144 Hz dokunmatik ekran sunuyor. Ergonomik standı ve VESA montaj desteği, esnek çalışma alanı kurulumlarına olanak tanırken, akıcı ve hızlı tepki veren bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Wi-Fi 7, Bluetooth® 5.4 ve kablolu ortamlar için RJ45 bağlantı noktası sayesinde sorunsuz bağlantı imkanı sunuluyor. Ekipler; gizlilik kapağına sahip 5,0 MP kızılötesi web kamerası, yerleşik stereo hoparlörler ve toplantılar ile hibrit ekip iş birlikleri sırasında net ses iletimi sağlayan Acer PurifiedVoice<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> yazılımı sayesinde zahmetsiz bir şekilde birlikte çalışabiliyor. Bu sağlam iş odaklı cihazlar, MIL-STD 810H standartlarına göre test edilerek dayanıklılığını ortaya koyarken; EPEAT Gold kaydı, TCO ve Energy Star® 9.0 sertifikaları ile güvenilir, enerji verimli ve uzun ömürlü bir hepsi bir arada kullanımı sunuyor. Cihaz güvenliği için Trusted Platform Module (TPM) 2.0 ve Kensington kilit yuvası bulunuyor. Çevreyi odağına alan Acer Veriton Vero 4000 ve 6000 AIO modelleri, tüketici sonrası geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılarak üretiliyor ve yüzde 100 geri dönüştürülebilir ambalajlar içinde sevk edilerek Acer’ın sürdürülebilirlik ve döngüsel tasarım konusundaki kararlılığını yansıtıyor.</p>
<p><strong>Güçlü İçerik Üretimi ve Üretkenlik için Acer Veriton 2000 Large Tower</strong></p>
<p>Acer Veriton 2000 Large Tower (VK2730G), Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra 9 Seri 2 işlemcilere kadar ve NVIDIA® GeForce RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 5080 GPU’lara kadar uzanan donanım seçenekleriyle, KOBİ’lerde yapay zeka destekli içerik üretimini ve günlük üretkenliği hızlandırmayı hedefliyor. Yoğun iş yükleri altında dahi verimli ve kesintisiz bir çalışma deneyimi sunuyor. NVIDIA Blackwell mimarisinden güç alan GeForce RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 50 Serisi GPU’lar, oyuncular ve içerik üreticileri için çığır açan grafik ve yapay zeka yetenekleri kazandırıyor. Üst düzey yapay zeka işlem gücüyle donatılan RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 50 Serisi, yeni nesil deneyimlerin ve üst seviye grafik doğruluğunun önünü açıyor; NVIDIA DLSS<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 4 ile performansı katlıyor, benzeri görülmemiş hızlarda görseller üretiyor ve NVIDIA Studio ile yaratıcılığı destekliyor.</p>
<p>Güçlü NVIDIA GeForce RTX 5080 GPU’lar, sorunsuz AI görevleri, modelleme, içerik oluşturma, işleme ve düzenleme için 1.801 AI TOPS sunuyor. Artan iş yüklerine uyum sağlayan ölçeklenebilir bellek ve yüksek hızlı depolama seçenekleriyle sistem; 64 GB’a kadar çift kanallı DDR5 bellek ve 2 TB’a kadar M.2 2280 PCIe Gen 4 SSD desteği sayesinde büyük medya dosyalarıyla çalışmayı ve daha hızlı proje yükleme sürelerini mümkün kılıyor.</p>
<p>Akıllı cihaz yönetimi özelliklerine sahip Acer Veriton 2000 Large Tower, sistemlerin zahmetsizce yönetilmesini, izlenmesini ve bakımının yapılmasını sağlayan; güncellemeleri, tanılamaları ve performans takibini kolaylaştıran Acer Sense uygulaması sayesinde minimum BT desteğiyle yönetiliyor. Wi-Fi 7, Bluetooth® 5.4 ve RJ45 Ethernet bağlantısı ile cihazlar ve platformlar arasında hızlı, güvenilir ve istikrarlı ağ iletişimi sunuyor. Verimlilik odaklı olarak tasarlanan Acer Veriton 2000 Large Tower, Energy Star uyumluluğu ve EPEAT Bronze kaydı ile enerji verimliliği sunan, sürdürülebilir iş operasyonlarını destekliyor. </p>
<p><strong>Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Acer Veriton 2000 Hepsi Bir Arada </strong></p>
<p>Hızlı, verimli ve bütünleşik bilgi işlem altyapısına ihtiyaç duyan KOBİ’ler, saha ekipleri ve ofis operasyonları için geliştirilen Acer Veriton 2000 Hepsi Bir Arada (VZ2515G), Intel® Graphics destekli Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra 7 Seri 2 işlemcilere kadar seçenekler sunuyor. 64 GB’a kadar DDR5 bellek ve 1 TB SSD depolama alanı, dosya ve verilere hızlı erişim sağlayarak günlük iş ihtiyaçları için akıcı, hızlı tepki veren ve verimli bir performans sunuyor. Acer Veriton 2000 Hepsi Bir Arada modeli, daha net ve keskin görüntüler için 250 nit parlaklığa sahip 23,8 inç Full HD (1920 x 1080) ekran ile geliyor. 16:9 en-boy oranı, ofisler veya kiosk kullanımları için VESA montaj uyumluluğunu destekleyerek esnek kurulum imkanı sağlıyor. Panel, toplantılar ve sunumlar sırasında farklı kullanım senaryolarına uyum sağlamak üzere eğim ayarlı bir yapı sunuyor. </p>
<p>İş dünyasına hazır bu Hepsi Bir Arada masaüstü bilgisayar, Windows 11 Pro ile hibrit çalışma ortamları için tasarlandı ve ortaya çıkabilecek yeni siber güvenlik tehditlerine karşı gelişmiş koruma sağlıyor. Güvenilir Platform Modülü (TPM) 2.0 ve Kensington kilit yuvası, paylaşılan veya halka açık ortamlarda donanım düzeyinde veri güvenliği ve fiziksel koruma sunuyor. Wi-Fi 6, Bluetooth® 5.2 ve RJ45 Ethernet bağlantısı, istikrarlı ve yüksek hızlı kablolu ve kablosuz ağ erişimi sağlayarak bağlantı ve ekip içi iş birliğini kesintisiz hâle getiriyor.</p>
<p><strong>Bulunabilirlik</strong></p>
<p>Acer Veriton RA100 AI Mini Workstation (VRA100) 2026’nın birinci çeyreği itibariyle EMEA bölgesinde satışa sunulacak. </p>
<p>Acer Veriton Vero 4000 Hepsi Bir Arada (VVZ4734G/VVZ4734GT) 2026’nın birinci çeyerği itibariyle EMEA bölgesinde satışa sunulacak. </p>
<p>Acer Veriton Vero 6000 Hepsi Bir Arada (VVZ6734G/VVZ6734GT) 2026’nın birinci çeyreği itibariyle EMEA bölgesinde satışa sunulacak. </p>
<p>Acer Veriton 2000 Large Tower (VK2730G) 2026’nın birinci çeyreği itibariyle EMEA bölgesinde satışa sunulacak. </p>
<p>Acer Veriton 2000 Hepsi Bir Arada (VZ2515G) 2026’nın birinci çeyreği itibariyle EMEA bölgesinde satışa sunulacak. </p>
<p>Kesin özellikler, fiyatlar ve bulunabilirlik bölgelere göre değişiklik gösterebilir. Belirli pazarlarda bulunabilirlik, ürün özellikleri ve fiyatlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen www.acer.com adresinden size en yakın Acer ofisi ile iletişime geçin. </p>
<p>Teknik Özellikler</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Veriton RA100 AI Mini Workstation</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>VRA100</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Pro</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> AI Max+ 395 Processor</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>AMD Radeon<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 8060S Graphics</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 128 GB of Four-channel LPDDR5X 8533 MT/S</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Uo ti 4 TB M.2 2280 PCI-e SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions </p>
</td>
<td>203 (W) x 192 (D) x 70 (H) mm (7.99 x 7.56 x 2.76 inches)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Wi-Fi and Connectivity</p>
</td>
<td>Wi-Fi 7 and Bluetooth<em>® </em>5.4, 2.5G Ethernet</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports </p>
</td>
<td>Front: Card reader, audio jack, two USB 3.2 Gen2 10Gbps Type-A ports, USB 4 Gen3 40Gbps Type C port</p>
<p>Rear: USB 4 Gen3 40Gbps Type C port, USB 3.2 Gen2 10Gbps Type A port, two USB 2.0 Type A ports, HDMI  2.1, DisplayPort, LAN, audio jack </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Veriton Vero 4000 All-In-One Desktop</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>VVZ4734G/VVZ4734GT</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Pro</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 9 processor 285</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Intel Graphics</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Display</p>
</td>
<td>23.8-inch, 16:9 (1920*1080), 250 nits</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 64 GB of Dual-channel DDR5 6400 MT/S</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Up to 2048 GB M.2 2280 PCI-e Gen4 Performance SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Optical Media Drive</p>
</td>
<td>8X DVD-RW drive</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions </p>
</td>
<td>540 (W) x 52.5 (D) x 344.2 (H) mm (21.26 x 2.07 x 13.55 inches) without stand</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Wi-Fi and Connectivity</p>
</td>
<td>Up to Wi-Fi 7 and Bluetooth® 5.4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports </p>
</td>
<td>Front: Card reader, audio jack, two USB 2.0 Type A ports</p>
<p>Rear: HDMI 1.4b, DisplayPort, Serial COM port, LAN, USB 3.2 Gen2x2 20Gbps Type C port, four USB 3.2 Gen2 10Gbps Type A ports, </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Audio</p>
</td>
<td>Built-in stereo speakers</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Web Cam</p>
</td>
<td>Integrated 5.0 MP+IR webcam with 2 stereo microphones</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Hinge</p>
</td>
<td>Panel tiltable from -5° to 35°, Swivel: +/- 30°, Pivot: +/-90°, Height Adjustment:165mm</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Veriton Vero 6000 All-In-One Desktop</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>VVZ6734G/VVZ6734GT</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Pro</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 9 processor 285</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Intel Graphics</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Display</p>
</td>
<td>23.8-inch, 16:9 (1920*1080), 250 nits</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 64 GB of Dual-channel DDR5 6400 MT/S</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Up to 2048 GB M.2 2280 PCI-e Gen4 Performance SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Optical Media Drive</p>
</td>
<td>8X DVD-RW drive</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions </p>
</td>
<td>540 (W) x 52.5 (D) x 344.2 (H) mm (21.26 x 2.07 x 13.55 inches) without stand</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Wi-Fi and Connectivity</p>
</td>
<td>Up to Wi-Fi 7 and Bluetooth® 5.4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports </p>
</td>
<td>Front: Card reader, audio jack, two USB 2.0 Type A ports</p>
<p>Rear: HDMI 1.4b, DisplayPort, Serial COM port, LAN, USB 3.2 Gen2x2 20Gbps Type C port, four USB 3.2 Gen2 10Gbps Type A ports, </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Audio</p>
</td>
<td>Built-in stereo speakers</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Web Cam</p>
</td>
<td>Integrated 5.0 MP+IR webcam with 2 stereo microphones</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Hinge</p>
</td>
<td>Panel tiltable from -5° to 35°, Swivel: +/- 30°, Pivot: +/-90°, Height Adjustment:165mm</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Veriton 2000 Large Tower</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>VK2730G</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Pro</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 9 processor 285</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Up to NVIDIA® GeForce RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 5080</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 64 GB of Dual-channel DDR5 5600 MT/S</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>2048 GB M.2 2280 PCI-e Gen4 Performance SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions </p>
</td>
<td>190 (W) x 438 (D) x 378 (H) mm (7.48 x 17.24 x 14.88 inches)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Wi-Fi and Connectivity</p>
</td>
<td>Wi-Fi 7 and Bluetooth® 5.4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports </p>
</td>
<td>Front: Audio jack, USB 3.2 Gen1 5Gbps Type C port, two USB 3.2 Gen1 5Gbps Type A ports</p>
<p>Rear: LAN, PS/2, three audio jacks, two USB 3.2 Gen1 5Gbps Type A ports, four USB 2.0 Type A ports</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Veriton 2000 All-In-One Desktop</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>VZ2515G</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Pro</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 7 processor 255U</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Intel Graphics</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 64 GB of Dual-channel DDR5 5600 MT/S</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Up to 1024 GB M.2 2280 PCI-e SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions </p>
</td>
<td>540.40 (W) x 163.22 (D) x 415.51 (H) mm (21.28 x 6.43 x 16.36</p>
<p>inches)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Wi-Fi and Connectivity</p>
</td>
<td>Wi-Fi 6 and Bluetooth® 5.2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports </p>
</td>
<td>Front: Audio jack, USB 2.0 Type C port, USB 2.0 Type A port</p>
<p>Rear: HDMI 1.4b, DisplayPort, LAN, two audio jacks, two USB 3.2 Gen2 10Gbps Type A ports, two USB 2.0 Type A ports</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-gelismis-yapay-zeka-performansi-icin-amd-ryzen-ai-max-395-islemciyle-guclendirilen-windows-11-copilot-pcsi-veriton-ra100-ai-mini-workstationi-tanitti-603373">Acer, Gelişmiş Yapay Zeka Performansı için AMD Ryzen™ AI Max+ 395 İşlemciyle Güçlendirilen Windows 11 Copilot+ PC&#8217;si Veriton RA100 AI Mini Workstation&#8217;ı Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acer, Intel® Core™ Ultra Seri 3 işlemcilerle donatılan Aspire AI Copilot+ PC&#8217;lerini tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acer-intel-core-ultra-seri-3-islemcilerle-donatilan-aspire-ai-copilot-pclerini-tanitti-603361</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[120]]></category>
		<category><![CDATA[acer]]></category>
		<category><![CDATA[Aı]]></category>
		<category><![CDATA[aspire]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[core]]></category>
		<category><![CDATA[donatılan]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[intel]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işlemcilerle]]></category>
		<category><![CDATA[seri]]></category>
		<category><![CDATA[ultra]]></category>
		<category><![CDATA[usb]]></category>
		<category><![CDATA[with]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acer, yeni Intel® Core™ Ultra Seri 3 işlemcilerle güçlendirilen Aspire serisi ana akım dizüstü bilgisayarlarının yeni modellerini duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-intel-core-ultra-seri-3-islemcilerle-donatilan-aspire-ai-copilot-pclerini-tanitti-603361">Acer, Intel® Core™ Ultra Seri 3 işlemcilerle donatılan Aspire AI Copilot+ PC&#8217;lerini tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acer, yeni Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra Seri 3 işlemcilerle güçlendirilen Aspire serisi ana akım dizüstü bilgisayarlarının yeni modellerini duyurdu. Güvenilir ve her işe uygun cihazlar olarak konumlanan Acer Aspire 14 AI ve Aspire 16 AI, premium tasarımlarıyla öne çıkarken erişilebilir fiyat seviyelerinde akıcı bir performans sunuyor. İsteğe bağlı OLED ekran seçenekleri ve esnek 180 derece menteşe tasarımıyla yeni Aspire AI ürün ailesi; eğitim, üretkenlik ve günlük bilgisayar kullanımı için hem şıklığı hem de çok yönlülüğü bir arada sağlıyor.</p>
<p>Acer Aspire 14 AI (A14-I71M/T) ve Acer Aspire 16 AI (A16-I71M/T), Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra 9 386H işlemciye kadar uzanan donanım seçenekleriyle sunuluyor. Yeni nesil performans ve verimlilik çekirdekleriyle geliştirilen bu işlemciler, artırılmış CPU ve grafik performansını desteklemek üzere yeni Intel® Graphics ile eşleştiriliyor. Bu yeni işlemciler, en yeni Aspire AI modellerinde çeşitli görevler için üretkenliği ve yaratıcı yetenekleri ileri seviyeye taşıyor.</p>
<p>Yeni ürün serisinin tamamında yer alan Aspire AI dizüstü bilgisayarlar, hibrit iş akışları için hızlı ve akıcı bir performans sunmak amacıyla 32 GB’a kadar bellek ve 2 TB’a kadar PCIe Gen 4 SSD depolama ile geliyor. OLED panel seçenekleri de dahil olmak üzere hem dokunmatik hem de dokunmatik olmayan konfigürasyonlarla sunulan; 16:10 en-boy oranına ve 120 Hz’e kadar yenileme hızına sahip canlı WUXGA ekran deneyimi de kullanıcıların beklentilerini karşılıyor. </p>
<p>Kullanıcıların tarzı, konforu ve esnekliği göz önünde bulundurularak tasarlanan tüm modeller; ince ve hafif kasaları, zahmetsiz gezinme sağlayan geniş touchpad’leri ve cihazın tamamen düz şekilde açılmasına imkan veren 180 derecelik tamamen düz menteşe tasarımıyla, birlikte çalışma ve içerik paylaşımı için ideal bir kullanım sağlıyor. Sadeleştirilmiş ve rafine edilmiş tasarım dili, taşınabilirlik ile dayanıklılığı dengelerken, cihazları, hareket halindeki öğrenciler ve genç profesyoneller için uygun bir seçenek haline getiriyor.</p>
<p>Deneyimleri daha da ileri taşıyan Acer’ın yapay zeka destekli özellikler paketi, cihaz üzerinde akıllı ve sezgisel bir işlevsellik sunuyor. Acer Intelligent Space, kullanıcıların görevlerini yönetmelerine ve araçlara kolayca erişmelerine yardımcı olan kişiselleştirilmiş bir yapay zeka merkezi olarak görev yapıyor. AcerSense, sistem tanılama ve optimizasyon süreçlerini desteklerken Acer PurifiedView<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ve Acer PurifiedVoice<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, video netliğini artırıyor ve gürültüyü filtreleyerek berrak ve kaliteli bir iletişim sağlıyor. Acer My Key ise uygulamalara hızlı erişim sunan özelleştirilebilir kısayolların yanı sıra, gerçek zamanlı çeviriyle Canlı Altyazılar (Live Captions) gibi Copilot+ PC’ye özgü benzersiz deneyimlere ve diğer faydalı araçlara pratik erişim imkanı tanıyor.</p>
<p>Toplantılar ve içerik üretimi için kullanıcılar, net ses yakalama sağlayan üçlü mikrofon dizilimine sahip 1080p FHD IR kameralardan yararlanıyor. Dizüstü bilgisayarlar; Thunderbolt<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 4, USB Type-A, HDMI 2.1 ve jakı girişi de dahil olmak üzere kapsamlı bir bağlantı noktaları seti sunarken Wi-Fi 6E ve Bluetooth 5.3 kablosuz bağlantı desteğiyle de kesintisiz iletişim sağlıyor. </p>
<p><strong>Bulunabilirlik </strong></p>
<p>Acer Aspire 14 AI (A14-I71M/T) ve Acer Aspire 16 AI (A16-I71M/T), 2026’nın ikinci çeyreği itibariyle EMEA bölgesinde satışta olacak. </p>
<p> </p>
<p>Kesin özellikler, fiyatlar ve bulunabilirlik bölgelere göre değişiklik gösterebilir. Belirli pazarlarda bulunabilirlik, ürün özellikleri ve fiyatlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen www.acer.com adresinden size en yakın Acer ofisi ile iletişime geçin. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Teknik Özellikler</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Aspire 16 AI </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>A16-I71M/T</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Home </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 9 processor 386H</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Intel Graphics</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Display</p>
</td>
<td>16-inch WUXGA (1920&#215;1200), 16:10 aspect ratio, up to120 Hz refresh rate, 45% NTSC color gamut support, narrow bezel design, with touch/non-touch and OLED panel option</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 32 GB LPDDR5X onboard system memory</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Up to 2 TB M.2 PCIe Gen 4 SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Camera </p>
</td>
<td>1080p FHD IR, with privacy shutter</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Audio</p>
</td>
<td>DTS® Audio, dual speakers with triple-mic array</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports</p>
</td>
<td>Two USB Type-C (supporting Thunderbolt<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 4), two USB Type-A, HDMI 2.1, Audio jack</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Battery</p>
</td>
<td>65 Wh battery</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Networking</p>
</td>
<td>Wi-Fi 6E, Bluetooth 5.3 or above </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions/Weight</p>
</td>
<td>354.9 (W) x 250.1 (D) x 11.5/15.8 (H) mm (13.97 x 9.85 x 0.45/0.62 inches), 1.52 kg (3.35 lbs.) </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Features</p>
</td>
<td>Copilot+ PC, Acer Intelligence Space, AcerSense, Acer PurifiedView<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, Acer PurifiedVoice<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, Acer My Key </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Name</p>
</td>
<td>Acer Aspire 14 AI </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Model </p>
</td>
<td>A14-I71M/T</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Operating System</p>
</td>
<td>Windows 11 Home </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Processor</p>
</td>
<td>Up to Intel Core Ultra 9 processor 386H</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Graphics </p>
</td>
<td>Intel Graphics </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Display</p>
</td>
<td>14-inch WUXGA (1920&#215;1200), 16:10 aspect ratio, up to120 Hz refresh rate, 45% NTSC color gamut support, narrow bezel design, with touch/non-touch and OLED panel option</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Memory</p>
</td>
<td>Up to 32 GB LPDDR5X onboard system memory</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Storage</p>
</td>
<td>Up to 1 TB M.2 PCIe Gen 4 SSD</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Camera </p>
</td>
<td>1080p FHD IR, with privacy shutter</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Audio</p>
</td>
<td>DTS® Audio, dual speakers with triple-mic array</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Ports</p>
</td>
<td>Two USB Type-C (supporting Thunderbolt<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 4), two USB Type-A, HDMI 2.1, Audio jack</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Battery</p>
</td>
<td>65 Wh battery</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Networking</p>
</td>
<td>Wi-Fi 6E, Bluetooth 5.3 or above </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Dimensions/Weight</p>
</td>
<td>312.4 (W) x 225.9 (D) x 11.6/15.8 (H) mm (12.3 x 8.89 x 0.46/0.62 inches). 1.25 kg (2.76 lbs.) </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Features</p>
</td>
<td>Copilot+ PC, Acer Intelligence Space, AcerSense, Acer PurifiedView<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, Acer PurifiedVoice<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, Acer My Key </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-intel-core-ultra-seri-3-islemcilerle-donatilan-aspire-ai-copilot-pclerini-tanitti-603361">Acer, Intel® Core™ Ultra Seri 3 işlemcilerle donatılan Aspire AI Copilot+ PC&#8217;lerini tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ, &#8216;kişisel sağlık asistanı&#8217; gibi çalışacak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kisisel-saglik-asistani-gibi-calisacak-602674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[asistanı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışacak]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Testler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Sevim Işık, genetik testler, yapay zekâ ve kişiye özel tıp uygulamalarının erken tanı, önleyici sağlık ve tedavi süreçlerindeki dönüşümü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kisisel-saglik-asistani-gibi-calisacak-602674">Yapay zekâ, &#8216;kişisel sağlık asistanı&#8217; gibi çalışacak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Sevim Işık, genetik testler, yapay zekâ ve kişiye özel tıp uygulamalarının erken tanı, önleyici sağlık ve tedavi süreçlerindeki dönüşümü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Genetik profil, hastalık yatkınlığı, metabolizma ve ilaç yanıtını ortaya koyuyor!</strong></p>
<p>Gen haritası veya genetik profilin, bir kişinin DNA’sında bulunan genetik çeşitliliğin, mutasyonların ve biyolojik özelliklerin kapsamlı bir analizi olduğunu aktaran Prof. Dr. Sevim Işık, “Genetik profil belirlemede kullanılan en kritik genetik yöntemler, WES (Whole Exome Sequencing – Tüm Ekzom Dizileme) ve WGS’dir (Whole Genome Sequencing – Tüm Genom Dizileme). WES, hastalıkların büyük bölümünden sorumlu mutasyonları barındıran protein kodlayan bölgeleri incelerken; WGS çok daha geniş, tüm genomu (anne-babamızdan aldığımız kalıtsal bilginin tamamı) detaylarıyla tarar.” dedi.</p>
<p>WES ve WGS analizlerinin genellikle kan, tükürük veya yanak içi sürüntü örneklerinden elde edilen DNA ile yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Işık, “Genetik profil analizi, bireyin hastalıklara yatkınlığını, metabolizma özelliklerini, ilaçlara verdiği cevabı ve bazı nörolojik ya da psikiyatrik riskleri ortaya koyabilir. Genetik profil, yalnızca kalıtsal hastalıkların değil, çevresel faktörlerle etkileşime giren kompleks hastalıkların da nasıl gelişebileceğine dair önemli ipuçları sunar. Bu nedenle gen haritası, erken tanı, kişiye özel tedavi planları ve önleyici sağlık stratejileri oluşturmak açısından kritik bir öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, genetik verilerle kişisel sağlık asistanına dönüşüyor!</strong></p>
<p>Günümüzde genetik profilin öneminin giderek arttığını kaydeden Prof. Dr. Sevim Işık, “Hastalık riskleri yıllar öncesinden tespit edilebiliyor, tedavi planları bireysel genetik yapıya göre kişiselleştiriliyor ve ilaç duyarlılığı belirlenerek yan etkiler azaltılabiliyor.” dedi.</p>
<p>Yapay zekânın, özellikle büyük genetik veri setlerini analiz etmede insan kapasitesinin çok ötesine geçen bir imkân sunduğuna işaret eden Prof. Dr. Işık, “Günümüzde kullanılan gelişmiş algoritmalar, genetik mutasyonları tarayarak hastalık risk puanlarını hesaplayabiliyor. Örneğin diyabet, Alzheimer, Parkinson, kolon ve meme kanseri, bipolar bozukluk ve kalp damar hastalıkları için genetik risk skorları hesaplayarak gelecekteki riskleri tespit edebiliyor. Hangi hastaların belirli ilaçlara direnç geliştireceğini öngörebiliyor ve kanser genomik analizlerinde tümörün gelecekte nasıl davranacağına dair modeller üretebiliyor. Yakın gelecekte ise yapay zekâ, kişinin genetik haritasını temel alan bir ‘kişisel sağlık asistanı’ gibi çalışarak hem hastalıkların erken teşhisinde hem de tedavilerin kişiye göre şekillendirilmesinde kritik bir rol üstlenecek.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Genetik bilim, artık sağlığı uzun vadede korumada da yol gösterici! </strong></p>
<p>Yapay zekanın kişiye özel önleyici sağlık planları oluşturması yaklaşımının günümüzde büyük ölçüde mümkün hâle geldiğini dile getiren Prof. Dr. Sevim Işık, “Genetik test sonuçları artık sadece bir rapordan ibaret olmaktan çıkmış durumda. Talasemi ve kistik fibrozis gibi kalıtsal hastalıkların taşıyıcılığı saptanarak aile planlamasında önemli bir öngörü elde edilebiliyor.” dedi.</p>
<p>Diğer yandan, yapay zekanın beslenme düzeninden uyku alışkanlıklarına, stres yönetiminden egzersiz programına kadar kişiye özel önleyici sağlık planlarının temelini oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Genetik veriler, beslenme, spor ve uyku alışkanlıklarına yönelik yaşam tarzı önerilerinin daha bilimsel temellere dayanmasını ve etkili biçimde uygulanmasını sağlıyor. Türkiye’nin ve dünyanın öncülerinden NPİSTANBUL Hastanesi başta olmak üzere bazı merkezlerde genetik veriye dayalı kapsamlı izlem modelleri kullanılıyor. Yapılan genetik testler, yalnızca hastalıkların erken tanısı ve risk belirlenmesine odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda kişiye özel tedavi stratejilerinin belirlenmesine de olanak tanıyor. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklarda, farmakogenetik testler aracılığıyla ilaçlara duyarlılık ve direnç ölçümleri yapılabiliyor; bu sayede antidepresan, antipsikotik veya diğer psikiyatrik ilaçların seçiminde hastaya özel kararlar alınabiliyor. Ayrıca, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar ve Şizofreni ve Bipolar gibi nöropsikiyatrik hastalıklar için genetik yatkınlık analizleri gerçekleştiriliyor ve bu veriler doğrultusunda erken takip programları oluşturuluyor. Eğer ailevi bir yatkınlık söz konusuysa, düzenli MR veya EEG çekimleri, kan testleri ya da nöropsikiyatrik değerlendirmeler planlanarak hastalık daha ortaya çıkmadan ortaya çıkma riski hesaplanabiliyor. Yine gerçekleştirilen farmakogenomik testler, nöropsikiyatrik ilaçlara karşı duyarlılığı ve direnci belirleyerek, antidepresan ve antipsikotik seçimlerini kişiye uygun hâle getiriyor. Bu testler yan etkileri azaltarak, tedavi süreçlerini hızlandırıyor. </p>
<p>Genetik veriler ayrıca metabolizma hızı, yağ depolama eğilimi, vitamin-mineral eksiklikleri ve egzersiz yanıtı gibi unsurları ortaya çıkardığından, bireye özel beslenme ve yaşam tarzı planları oluşturulmasına yardımcı oluyor. Tüm bu uygulamalar, genetik biliminin artık yalnızca hastalık tanısı için değil, sağlığı uzun vadede korumak için de güçlü bir yol gösterici olduğunu ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>Genetik testler, herkesin sağlık yol haritasında standart bir araç hâline gelebilecek!</strong></p>
<p>Genetik testlerin yaygınlığı ve maliyetinin dünyada büyük farklılıklar gösterdiğine değinen Prof. Dr. Sevim Işık, “Bugün Türkiye’de bu testlere üniversite hastanelerinden özel genetik tanı merkezlerine, nöropsikiyatri odaklı kuruluşlardan uluslararası akredite laboratuvarlara kadar pek çok noktada ulaşmak mümkün.” dedi.</p>
<p>Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlı toplam 88 adet Genetik Tanı Merkezi bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Işık, “Devlet hastanelerinde bazı testler yapılabilse de sonuç alma süreleri uzun ve erişim sınırlı olmakta. Dünya genelinde ise durum biraz daha farklı. ABD ve Avrupa’da genetik testler birçok ülkede sigorta kapsamına giriyor ve WGS, nadir genetik hastalıkların tanısında giderek ‘ilk basamak’ test olarak tercih ediliyor. Bu testler erken tanı ve doğru tedavi planlamasında büyük avantaj sağlıyor. Türkiye’de genetik testlerin daha erişilebilir hâle gelmesi için devlet desteğinin artırılması, laboratuvar altyapısının yaygınlaştırılması ve özel sektör‑üniversite iş birliklerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu adımlar hayata geçtiğinde, genetik testler sadece araştırma veya özel hastalar için değil, herkesin sağlık yol haritasında standart bir araç hâline gelebilecek. Türkiye’nin bu alanda hem teknolojik hem de finansal adımlar atması, milyonlarca insanın sağlığı için yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.</p>
<p>Diğer yandan, toplum genelinde genetik test farkındalığı da hâlen istenen düzeyde değil. Uzmanlar, önümüzdeki 10 yıl içinde tarama amaçlı genetik testlerin aile hekimliği sistemine kadar entegre edilebileceğini ve bireysel sağlık izleminin standart bir parçası hâline geleceğini öngörüyor.” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p><strong>Genetik veriler, proteomik analizler ve yapay zekânın birleşmesiyle tıpta yeni bir çağ başlıyor!</strong></p>
<p>“Genetik veriler, proteomik analizler ve yapay zekânın birleşmesiyle tıpta adeta yeni bir çağın eşiğinde bulunuyoruz.” diyen Prof. Dr. Sevim Işık, özellikle nörodejeneratif hastalıklarda büyük bir dönüşüm beklendiğini kaydetti. </p>
<p>Alzheimer ve Parkinson için geliştirilen poligenik risk skorları, beyin omurilik sıvısı protein profilleri ve ileri yapay zekâ modelleri bir araya getirildiğinde, hastalığın klinik belirtileri ortaya çıkmadan 10–20 yıl önce riskli bireylerin belirlenebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Işık, “Psikiyatri alanında da benzer bir ilerleme var. Bipolar bozukluk ve şizofreni için kullanılan genetik duyarlılık testleri şimdiden pek çok ipucu veriyor ve gelecekte çok daha kapsamlı hale gelerek kişiye özel tedavi yollarını mümkün kılacak. Onkoloji alanında ise meme, kolon, prostat ve akciğer kanseri dahil birçok tümör tipi, genetik mutasyon analizleri sayesinde daha erken evrede saptanabilecek bir noktaya doğru ilerliyor. Kalp-damar hastalıklarında poligenik risk skorlarının yaygınlaşmasıyla, bireylerin gelecekteki kalp krizi ya da inme riskleri çok daha hassas bir şekilde hesaplanabilecek. Ayrıca romatoid artrit, lupus ve çölyak gibi otoimmün hastalıkların da genetik belirteçler sayesinde daha erken tanınması ve önleyici tedavi stratejilerinin geliştirilmesi bekleniyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik testler hem ekonomik hem de bireysel sağlık açısından önemli bir noktada! </strong></p>
<p>Özellikle kompleks ve ilerleyici hastalıklarda erken tanının kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevim Işık, “Örneğin Alzheimer hastalığı, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan ve hastalık ilerledikçe tedavisi neredeyse imkânsız hale gelen bir hastalık. Klinik semptomlar ortaya çıktıktan sonra tedavi seçenekleri sınırlı kalır, mevcut ilaçlar yalnızca semptomları hafifletebilir.” dedi. </p>
<p>Ancak yapılan genetik risk analizleri sayesinde Alzheimer riskinin yıllar öncesinden tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Işık, “Erken teşhis, hem ilerleyişi yavaşlatma hem de yaşam kalitesini koruma açısından kritik öneme sahip. Ayrıca erken müdahale, bakım maliyetlerini ciddi ölçüde azaltıyor; araştırmalar, riskin önceden belirlenmesiyle ilerleyen dönemlerde oluşacak bakım maliyetlerinin yüzde 30–50 oranında azalabileceğini gösteriyor. Böylece hastaların bağımsız yaşam süresi uzuyor, aile üzerindeki yük hafifliyor ve toplum genelinde sağlık kaynaklarının etkin kullanımı sağlanıyor. Bu örnek, genetik testlerin hem ekonomik hem de bireysel sağlık açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Tüm bu gelişmeler, genetik biliminin gelecek yıllarda hem tanı hem de kişiye özel tedavi açısından sağlık hizmetlerinde devrim yaratacağının güçlü bir işareti olarak görülüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genom bilgisi kimlik kartımız kadar önemli bir kişisel veri!</strong></p>
<p>Genetik testlerin maliyetinin on binlerce doları bulduğu, sonuçların aylarca beklendiği dönemlerin artık geride kaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sevim Işık, “Bugün analiz süreleri günlere, hatta bazı merkezlerde saatlere kadar kısaldı. Yeni nesil dizileme teknolojileriyle, son beş yılda genetik testlerin maliyeti yaklaşık yüzde 80 oranında düşmüş durumda.” dedi.</p>
<p>Genom bilgisinin kimlik kartımız kadar önemli bir kişisel veri haline geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Işık, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>Herkesin kendi genetik profilini bilmesi sıradanlaşacak…</strong></p>
<p>“Yakın gelecekte herkesin kendi gen haritasını öğrenmesi günlük yaşamın doğal bir parçası olabilir. Genom dizileme maliyetinin birkaç yıl içinde 50 dolar seviyesine düşmesi bekleniyor. Evde kullanılabilen kitler, yapay zekâ tabanlı sağlık uygulamaları ve genetik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaşması ile 2030’lardan sonra herkesin kendi genetik profilini bilmesi sıradan hale gelebilir. Ancak bu kadar geniş erişimin etik, gizlilik ve veri güvenliği açısından dikkatle yönetilmesi gerektiği de unutulmamalı. Genetik bilginin yanlış ellerde kullanılması, sigorta, istihdam veya kişisel mahremiyet açısından dezavantajlara yol açabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kisisel-saglik-asistani-gibi-calisacak-602674">Yapay zekâ, &#8216;kişisel sağlık asistanı&#8217; gibi çalışacak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>POCO F8 Serisi, Amiral Gemisi Segmentine Güçlü Bir Giriş Yapıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/poco-f8-serisi-amiral-gemisi-segmentine-guclu-bir-giris-yapiyor-601993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[amiral]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[f8]]></category>
		<category><![CDATA[gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[poco]]></category>
		<category><![CDATA[segmentine]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[xiaomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç teknoloji meraklılarının favori markalarından POCO, Bali’de düzenlenen küresel lansman etkinliğinde POCO F8 Ultra ve POCO F8 Pro modellerini tanıtarak markanın amiral gemisi segmentine resmen girişini ilan etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/poco-f8-serisi-amiral-gemisi-segmentine-guclu-bir-giris-yapiyor-601993">POCO F8 Serisi, Amiral Gemisi Segmentine Güçlü Bir Giriş Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç teknoloji meraklılarının favori markalarından POCO, Bali’de düzenlenen küresel lansman etkinliğinde POCO F8 Ultra ve POCO F8 Pro modellerini tanıtarak markanın amiral gemisi segmentine resmen girişini ilan etti. POCO’nun bugüne kadar attığı en iddialı adım olan bu lansman, markayı üst düzey akıllı telefonlar arasında konumlandırıyor ve yüksek performanslı teknolojiyi uygun fiyatla sunma geleneğini sürdürüyor.</p>
<p>POCO, etkinlikte ayrıca dünyanın önde gelen ses markası Bose ile iş birliğini de duyuruldu. Yeni F8 Serisi, Bose imzalı ses teknolojisiyle donatıldı. Performans ve yeniliğe duyulan ortak tutkuyla hareket eden POCO ve Bose, mobil kullanıcılara kristal netliğinde, etkileyici ve yüksek kaliteli bir ses deneyimi sunarak mobil ses standardını yeniden tanımlıyor.</p>
<p>POCO, F8 Serisinin yanı sıra POCO Pad X1 ve POCO Pad M1 olmak üzere iki yeni tabletini de tanıttı. Bu yeni cihazlar, POCO’nun AIoT ekosistemini daha da genişletirken genç nesle teknolojiyle bağlantı kurma, üretme ve keşfetme konusunda daha fazla imkan sunuyor.</p>
<p>Yedi yıllık özverili çalışmaları sayesinde POCO’nun akıllı telefon pazarında önemli bir oyuncu haline geldiğini ve yeniliklerle sürekli olarak alışılmışın dışına çıkmayı başardığını ifade eden <strong>POCO Global Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Kang Lou</strong> sözlerine şöyle devam etti: “POCO F8 Serisi, beklentileri daha yüksek ve çeşitli bir kullanıcı kitlesi için tasarlandı. POCO F8 Ultra, gerçek amiral gemisi segmentinde yeni bir standart belirlerken, POCO F8 Pro ise güçlü ve kapsamlı amiral gemisi deneyimlerini daha fazla kullanıcıya ulaştırma felsefemize sadık kalıyor. POCO olarak premium segmente adım atarken, herkesin erişebileceği yüksek kaliteli ve yüksek değerli ürünler sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>POCO F8 Ultra: Gerçek Bir Amiral Gemisinin Tanımı</strong></p>
<p>Yeni POCO F8 Serisinin en üst modeli olan POCO F8 Ultra, yeni nesil amiral gemisinin nasıl olması gerektiğini yeniden tanımlıyor. Snapdragon® 8 Elite Gen 5 ve gelişmiş VisionBoost D8 yongasının bir araya geldiği çift yonga mimarisi, cihazın tüm performans potansiyelini ortaya çıkarıyor. Bose imzalı üstün ses teknolojisiyle desteklenen POCO F8 Ultra; üst düzey ses, etkileyici görsellik, profesyonel seviyede fotoğrafçılık ve trend sahibi şık tasarımı bir araya getirerek yüksek segment akıllı telefon deneyiminde yeni bir standart belirliyor.</p>
<p><strong>Donanım ve Yazılım Uyumu ile Ultra Performans</strong></p>
<p>Snapdragon® 8 Elite Gen 5 işlemcisini kullanan ilk akıllı telefonlardan biri olan POCO F8 Ultra, AnTuTu’da 3.944.934’ün üzerindeki puanıyla dikkat çekiyor.¹ Oyun performansını daha da yukarı taşımak için gelişmiş VisionBoost D8 yongasıyla donatılan cihaz, oyunlar² için üç önemli avantaj sunuyor: 120 FPS’ye kadar Akıllı Kare Hızı, 1.5K’ya kadar Süper Çözünürlük ve Game HDR.³ Ayrıca yeni GEX modülü sayesinde yapay zekâ destekli Süper Çözünürlük⁴ de getiriliyor. Bu teknoloji, Call of Duty: Mobile ve Honkai: Star Rail dahil olmak üzere beş popüler oyun için özel olarak optimize edilmiş. Gerçekleştirilen performans testlerinde bir RPG oyunu, yapay zeka destekli Süper Çözünürlük²³ ve Game HDR açıkken, 120 FPS’te 4,5 saat boyunca hiçbir performans veya görsel kalite kaybı olmadan oynanabildi.²⁵</p>
<p>Yazılım tarafında ise WildBoost Optimizasyonu, CPU yük dağılımını ve GPU render işlemlerini ince ayarlarla yöneterek daha az güç tüketimi ve daha düşük ısınma sağlıyor. Gerçek anlamda akıcı bir oyun deneyimi için POCO F8 Ultra, özellikle %1 düşük kare hızı optimizasyonuna da odaklanıyor. Ortalama kare hızı genel hızı gösterirken, kısa süreli düşüşler oyun deneyimini bozabiliyor; işte bu noktada %1 düşük kare hızı devreye giriyor ve oturumdaki en zorlu anları yansıtıyor. 120 FPS’te iki saatlik bir FPS oyun testinde POCO F8 Ultra, ortalama 119,65 FPS ve istikrarlı bir şekilde 89,71 FPS’lik %1 düşük kare hızı⁶ ile sadece 3897,27 mW enerji tüketti⁶ ve rakiplerinin önüne geçti.</p>
<p>Uzun süreli oyunlarda stabil performans için LiquidCool Teknolojisi devreye giriyor. 3D çift kanallı, çift katmanlı IceLoop soğutma sistemiyle donatılan cihazda, ilk katman anakarta hizalanmış büyük bir dışbükey yüzeye, ikinci katman ise SoC için özel olarak ayrılmış daha küçük bir dışbükey yüzeye sahip. Çift döngülü tasarım, kamera modülünden kaynaklanan ısıyı da yönetiyor. 6700 mm²’lik geniş IceLoop sistemi⁶ sayesinde ısı etkin bir şekilde dağıtılıyor ve uzun süreli oyunlarda tutarlı performans sağlanıyor.</p>
<p><strong>Mobil Ses Deneyimini Baştan Tanımlıyor</strong></p>
<p>POCO F8 Ultra’da ses, Bose teknolojisinin gücüyle geliştirilen yenilikçi mobil ses sistemi sayesinde ön plana çıkıyor. Kompakt cihazlarda üstün ses deneyimi sunma konusundaki liderliğiyle dünya çapında tanınan Bose, bu sürecin her aşamasında önemli bir rol üstlendi. POCO’nun ileri mühendislik ekibiyle yakın iş birliği içinde çalışan Bose, POCO F8 Ultra için üst düzey bir üç hoparlörlü akustik sistemin geliştirilmesine katkı sağladı. 2.1 kanallı mimarisiyle bu sistem, akıllı telefonlardaki kompakt tasarımın getirdiği kısıtlamaları ortadan kaldırıyor. Bir mobil ses cihazında ilk kez, kullanıcılar zengin baslar, detaylı sesler, net vokaller ve etkileyici bir ses sahnesiyle gerçekten devrim niteliğinde bir mobil ses deneyiminin keyfini çıkarabiliyor.</p>
<p>Bu iş birliği, POCO F8 Serisi için iki farklı ses profili sunuyor: Gerçek ve güçlü bas karakteri için “Dinamik”, dengeli ve saf vokaller için ise “Dengeli” modu. Kullanıcılar, oyun oynarken, dizi-film izlerken veya müzik dinlerken kendi tercihlerine en uygun ses profilini seçebiliyor ve ses deneyimini üst seviyeye taşıyabiliyor.</p>
<p>“Bose olarak, POCO ile güçlerimizi birleştirip yeni nesil mobil kullanıcılara premium ses kalitesi sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz” diyen Bose Audio Teknolojileri İş Birimi Başkanı ve Strateji Direktörü Nick Smith sözlerine şöyle devam etti: “Akustik mühendisliğindeki uzmanlığımızı POCO’nun tasarım ve teknolojideki yenilikçi yaklaşımıyla buluşturduğumuzda, POCO F8 Serisi mobil ses deneyimine yeni bir netlik ve derinlik seviyesi kazandırdı.”</p>
<p><strong>POCO Global Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Kang Lou</strong> ise “Bose ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Günümüzde gençler için akıllı telefonlar hem oyun konsolu hem de ana hoparlör olarak kullanılıyor ve bu da yüksek kaliteli sesi olmazsa olmaz kılıyor. Aylar süren ortak mühendislik çalışmalarının ve ses deneyiminin ince ayarlarının ardından bu iş birliği, POCO için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Premium sesin, insanların teknoloji deneyimini nasıl daha da zenginleştirebileceğini birlikte keşfetmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Ultra Ekran </strong></p>
<p>Ekran teknolojisinde yeni bir standart belirleyen POCO F8 Ultra, POCO HyperRGB ekranıyla öne çıkıyor. Klasik 2K OLED ekranlardan farklı olarak, yenilikçi HyperRGB paneli tam RGB alt piksel yapısı kullanıyor; yani kırmızı, yeşil ve mavi alt piksellerin tamamı etkin şekilde çalışıyor. Bu sayede, bir önceki POCO F7 Ultra ekrana göre %19,5 daha az enerji tüketimiyle⁷ üstün alt piksel yoğunluğu ve netliği sağlanırken keskin ve parlak görseller ise 2K seviyesine yakın bir deneyim sunuyor.</p>
<p>Ayrıca ekran, dünyada ilk kez kullanılan M10 lüminesans malzemesiyle parlaklık verimliliğini %11,4 artırıyor⁸ ve enerji tüketimini daha da düşürüyor. Gün boyu DC karartma desteği ve sadece 1 nit’e kadar inebilen ultra düşük parlaklık seviyesiyle, uzun süreli kullanımda bile gözleriniz rahat ediyor. Ekstra büyük 6,9 inç⁹ ekran boyutu ve son derece ince çerçeveler ise ister okuma, ister video izleme, ister oyun deneyimi olsun; her anı son derece sürükleyici kılıyor.</p>
<p><strong>Üst Düzey Fotoğrafçılık Özellikleri </strong></p>
<p>Amiral gemisi performansına yakışır profesyonel fotoğrafçılık deneyimi sunan POCO F8 Ultra, OIS destekli 50MP Light Fusion 950 sensöre sahip. Bu sistem, yüksek dinamik aralık ve düşük güç tüketimiyle uzun süreli çekimlerde ve zorlu ışık koşullarında üstün performans gösteriyor. Büyük 1/1.31 inç sensör ve daha geniş pikseller sayesinde ışık hassasiyeti %43 artıyor¹º ve böylece çok daha aydınlık, detaylı kareler elde ediliyor. 1G+6P lens dizilimi ve hassas çok katmanlı kaplama¹¹ ile yansımalar ve parlama azaltılırken, görüntü saflığı ve hem gölgelerde hem de parlak alanlarda ince detayların işlenmesi gelişiyor. Sonuç olarak gün batımı ya da gece portrelerinde dahi keskin ve etkileyici fotoğraflar ortaya çıkıyor.</p>
<p>Bu gelişmiş sistem, POCO’nun ilk 50MP 5x periskop telefoto lensiyle tamamlanıyor. 5x optik yakınlaştırma, 10x sensör içi yakınlaştırma ve 20X Ultra Yakınlaştırma sayesinde ister uzaktaki manzaralar ister detaylı portreler çekilsin her an zahmetsizce yakalanıyor. Ayrıca, yalnızca 30 cm mesafeden yakın çekimler de yapılabiliyor. Hareketli nesneleri uzaktan çekerken Motion Capture özelliği devreye giriyor ve odakta netliği koruyor. Ay’ı 20 kat yakınlaştırmayla çekerken otomatik olarak devreye giren Süper Ay Modu ise parlak ve detaylı görüntüler sunuyor. 50MP ultra geniş açı kamera, geniş manzaraları ve kalabalık grup karelerini berrak şekilde yakalıyor. Selfie çekimlerinde ise 32MP ön kamera, 0,8X akıllı geniş açıya otomatik geçerek daha fazla kişiyi veya manzarayı kareye sığdırıyor.</p>
<p>Fotoğrafçılığı daha eğlenceli ve yaratıcı kılan yazılım yenilikleri arasında 1440P ultra net dinamik çekimler için EIS sabitleme ve HDR geliştirmesi bulunuyor. Böylece daha canlı, akıcı ve son derece net kareler elde ediliyor. Ayrıca dinamik fotoğraf kolajları oluşturulabiliyor veya videolar dinamik çekimlere dönüştürülebiliyor. Daha stilize ve etkileyici kareler için yeni pozitif film filtresiyle doğal, yumuşak tonlar; negatif film filtresiyle ise sinematik ve retro efektler oluşturmak mümkün.</p>
<p><strong>Yüksek Kapasiteli Pil</strong></p>
<p>POCO F8 Ultra, POCO F Serisi’ndeki en büyük kapasiteye sahip olan 6500mAh (tipik) pille geliyor ve tüm gün kesintisiz kullanım sağlıyor. Bu yüksek kapasite, 100W HyperCharge¹² desteğiyle birleştiğinde cihaz yalnızca 38 dakikada %100 şarj edilebiliyor¹³. Ayrıca 50W kablosuz HyperCharge¹⁴ desteği sayesinde daha esnek ve pratik bir şarj deneyimi sunuluyor. Akıllı şarj¹⁵ teknolojisi ise batarya yönetimini bir üst seviyeye taşıyor. Şarj sırasında pil seviyesini, sıcaklığı ve uygulama kullanımını göz önünde bulundurarak şarj hızını ve sistemle batarya arasındaki güç dağılımını akıllıca ayarlayan bu teknoloji, cihazın sıcaklığını kontrol altında tutuyor ve güvenli, sorunsuz, istikrarlı bir şarj deneyimi sağlıyor.</p>
<p><strong>Ultra Zarif Tasarım ve Dayanıklılık </strong></p>
<p>Üst düzey performansı çağdaş bir tarzla buluşturan POCO F8 Ultra, 6,9 inçlik ekranı⁹ yuvarlatılmış köşelere sahip bir kasayla birleştiriyor. Orta çerçevesi, kamera dekoru ve lens gövdesi tamamen alüminyum alaşımdan üretilerek tam anlamıyla amiral gemisi kalitesinde bir yapı ve elde rahat bir tutuş sağlanıyor. Cihaz, üç kenarda 1,5 mm ve altta 1,68 mm olmak üzere şimdiye kadar bir POCO telefondaki en ince çerçevelere⁶ sahip.</p>
<p>Arka tarafta, Denim Mavisi renk seçeneği teknolojiyle uyumlu, genç ve dinamik bir görünüm sunarken Xiaomi’nin üçüncü nesil nano-teknoloji materyali ekstra dayanıklılık, kir ve aşınma direnci, ayrıca çevre dostu bir dokunuş kazandırıyor. Siyah renk seçeneği ise cam elyaf yapısıyla mat ve parlak yüzeyi bir araya getirerek hem şık hem de güvenli bir tutuş sunuyor. POCO Shield Glass ve IP68 toz ve suya dayanıklılık sertifikası¹⁷ sayesinde POCO F8 Ultra, yenilikçi tasarımını günlük yaşamın ihtiyaçlarıyla buluşturuyor.</p>
<p><strong>Ultra Bağlantı Özellikleri, Ultra Deneyim</strong></p>
<p>POCO F8 Ultra, genel kullanıcı deneyimini yeni bir seviyeye taşıyan Xiaomi HyperOS 3¹⁸ ile geliyor ve akıllı bağlantı olanaklarını ön plana çıkarıyor. Durum çubuğunda konumlanan Xiaomi HyperIsland,¹⁹ ekranda minimum alan kaplayarak çoklu görev ve canlı bildirimler için sezgisel bir etkileşim sunuyor. Xiaomi HyperConnect²º, cihazlarınızı bir araya getirerek ekosistemler arası kusursuz bağlantı ve zahmetsiz dosya paylaşımı imkanı sağlıyor. Xiaomi HyperAI²¹ ise AI Writing²² gibi gelişmiş araçlar sunarak; metin oluşturma, özetleme, genişletme ve dil bilgisi kontrolü gibi işlevlerle üretkenliği artırıyor. Yapay zeka deneyimini bir adım öteye taşıyan AI Agent &#8211; Gemini²³ (Google Gemini tarafından destekleniyor), kapsamlı arama, görsel ve video oluşturma, Gemini Live gibi gelişmiş görevleri zahmetsizce gerçekleştiriyor.</p>
<p>İletişim olanakları ise eSIM²⁴ desteğiyle daha da pratikleşirken, Xiaomi Astral Communication ise maksimum esneklik sunuyor. Bu kapsamda cihaz Xiaomi Surge T1+ Tuner, Xiaomi Surge T1S Tuner ve Xiaomi Offline Communication²⁵ teknolojilerini içeriyor. Xiaomi Offline Communication sayesinde, şebeke olmasa dahi acil durumlarda sesli arama yapılabiliyor. Gelişmiş Xiaomi Surge T1S ve T1+ Tuner özellikleri ise sinyal gücünü akıllıca optimize ederek bağlantı kalitesini iyileştiriyor. Mobil şebeke performansında %42’ye²⁶, Wi-Fi/Bluetooth’da %31’e²⁶, GPS’te ise %15’e²⁶ varan artış sağlıyor. Tüm bu yenilikler, POCO F8 Ultra’yı her an, her yerde bağlantıda kalmak için daha akıllı ve sezgisel bir yol arkadaşı haline getiriyor.</p>
<p>POCO F8 Ultra; Spotify Premium için 4 ay, YouTube Premium için 3 ay ve Google One’da 100 GB bulut depolama için 6 ay ücretsiz deneme imkanı sunan özel avantaj paketiyle birlikte geliyor.</p>
<p><strong>POCO F8 Pro: Çok Yönlü Amiral Gemisi Gücü, Üstün Günlük Kullanım Deneyimi</strong></p>
<p>POCO F8 Pro, akıllı özellikleri ve kesintisiz yüksek performansıyla günlük yaşamın her anında kapsamlı ve ulaşılabilir bir amiral gemisi deneyimi sunuyor. POCO F8 Ultra ile aynı yüksek performans DNA’sı üzerine inşa edilen F8 Pro, bir önceki nesle göre %22,3²⁷ daha az enerji tüketen, sektör lideri POCO HyperRGB ekran ile geliyor ve 2K seviyesinde netlik sunuyor. Ayrıca, Bose imzalı ses teknolojisiyle mobilde premium akustik deneyim sağlıyor. POCO F8 Pro, Xiaomi HyperOS 3¹⁸ üzerinde çalışıyor ve eSIM²⁴ desteği ile birlikte Xiaomi Astral Communication kapsamında Xiaomi Surge T1+ Tuner ve Xiaomi Offline Communication²⁵ özelliklerini de destekliyor.</p>
<p><strong>İnce İşçilik, Modern Zarafet</strong></p>
<p>Gelişmiş teknolojiyi çağdaş estetikle buluşturan POCO F8 Pro, tasarımda hassasiyet ve dengeyi yeni bir boyuta taşıyor. POCO’nun ilk yekpare işlenmiş cam tasarımına sahip olan cihazın arka kapağı, tek parça 2 mm kalınlığındaki cam bloktan CNC soğuk işleme yöntemiyle⁶, 3 aşamalı oyma ve toplam 41 farklı işlemden geçerek üretiliyor. Bu süreçte kamera çevresinde 1,3 mm⁶’lik dekoratif bir çerçeve oluşuyor; bu da hem derinlik hem de doku kazandırırken, kamera dekorunun arka panele kusursuz şekilde geçişini sağlıyor. Tasarımda ayrıca POCO’nun ilk parlak-mat cam efekti de yer alıyor: mat arka panel ile parlak camdan dikdörtgen bir dekor birlikte kullanılarak daha premium bir his sunuluyor.</p>
<p>Cihaz, amiral gemisi seviyesinde metal bir orta çerçeveye sahip; hafif mikro kavisli tasarım sayesinde kenarlar arka panele yumuşak bir geçişle bağlanıyor ve elde daha doğal, ergonomik bir tutuş sunuyor. Bunu tamamlayan POCO’nun ilk 6,59 inç ekranı, büyük yuvarlatılmış köşeler ve yalnızca 199 gramlık⁶ hafif gövdesiyle etkileyici bir izleme deneyimi ile tek elle kullanım konforunu bir arada sunuyor. POCO F8 Pro, IP68 toz ve suya dayanıklılık sertifikasıyla da korunuyor.¹⁷</p>
<p><strong>Amiral Gemisi Gücü, Akıllı Soğutma</strong></p>
<p>POCO F8 Pro’nun kalbinde, hem günlük kullanımda hem de zorlu oyunlarda amiral gemisi seviyesinde performans sunan Snapdragon® 8 Elite Mobil Platformu yer alıyor. POCO F8 Ultra ile aynı yüksek performans temellerini paylaşan bu cihazda, WildBoost Optimizasyonu sayesinde CPU ve GPU’nun daha uyumlu çalışması sağlanıyor. Bu yılki geliştirmeler, oyun içindeki yoğun sahneleri akıllıca öngörüp kare hızı düşüşlerini önleyerek, oyun deneyiminde daha fazla istikrar ve hassasiyet sunuyor. Bu kesintisiz gücün arkasında ise, 16 saatten fazla sürekli kullanım süresi sunan⁶ devasa 6210mAh (tipik) pil yer alıyor ve 100W HyperCharge¹² ile cihaz sadece 37 dakikada tamamen şarj edilebiliyor.²⁸</p>
<p>Sürekli yüksek performansı korumak için LiquidCool Teknolojisi, POCO’nun ilk 3D üç katmanlı IceLoop soğutma sistemini sunuyor. Bu yeni tasarımda ekran ile sıvı ısı borusu (LHP) arasındaki mesafe artırılarak yüzeydeki ısı en aza indirilirken, LHP işlemciye daha yakın konumlandırılıyor ve böylece çekirdekten çıkan ısı daha verimli bir şekilde emilip aktarılıyor. Bu yenilikler, POCO F7 Pro’ya kıyasla %40 daha yüksek maksimum termal kapasite sağlıyor²⁹ ve daha kompakt bir gövdeyle bile yoğun yük altında istikrarlı performans garanti ediliyor.</p>
<p><strong>Profesyonel Seviyede Fotoğrafçılık, Artan Yaratıcılık</strong></p>
<p>Görüntüleme sistemi, POCO F8 Pro ile önemli bir sıçrama yapıyor. Pro serisinde ilk kez özel bir telefoto kameraya yer veriliyor ve çok yönlü fotoğrafçılık günlük yaşamın bir parçası haline geliyor. 50MP telefoto kamera, yarım vücut portreler için ideal 2,5x optik yakınlaştırma ve detaylı yakın plan çekimler için 5x kayıpsız yakınlaştırma sunuyor. Telefoto hareketli çekim özelliği, hareket halindeki nesnelerin net şekilde yakalanmasını sağlıyor ve telefoto fotoğrafçılığı hem sezgisel hem de hassas hale getiriyor. 50MP ana kamera ise Light Fusion 800 görüntü sensörü ve OIS ile zorlu ışık koşullarında dahi mükemmel sonuçlar veriyor.</p>
<p>Yazılım tarafında da, POCO F8 Ultra’daki gibi 1440P ultra net dinamik kareler çekme ve pozitif/negatif film filtreleriyle yaratıcı, etkileyici anlar yakalama gibi gelişmiş özelliklerle yaratıcılığın sınırları zorlanıyor.</p>
<p><strong>POCO Ailesi Genişliyor: POCO Pad X1 ve POCO Pad M1</strong></p>
<p>Etkinlikte POCO, AIoT ürün ailesini genişleten iki yeni tabletini tanıttı: POCO Pad X1 ve POCO Pad M1. Her iki model de hem iş hem eğlence için güçlü performans ve çok yönlü kullanım deneyimi sunuyor.</p>
<p>POCO Pad X1, oyun ve çoklu görevlerde yüksek performans ve sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gücünü Snapdragon® 7+ Gen 3 işlemciden alan tablet, 8 GB RAM ve 512 GB depolama kapasitesiyle³º en üst seviye oyunlarda bile 120 FPS’e kadar akıcı performans sunuyor.⁶ 11,2 inçlik³¹ 3.2K çözünürlüklü ekranı, 144Hz’e³² varan yenileme hızıyla canlı ve akıcı görseller sağlarken; 8850mAh (tipik) pili ve 45W turbo şarj özelliğiyle³³ kesintisiz kullanım vadediyor. Dört adet Dolby Atmos® destekli hoparlör ve %200’e varan ses güçlendirmesi³⁴ ile etkileyici, üç boyutlu bir ses deneyimi sunuyor. Xiaomi HyperOS ise üretkenlik, yaratıcılık ve cihazlar arası sorunsuz iş birliği için yapay zekâ destekli araçlar getiriyor.³⁵</p>
<p>Daha büyük ekranda eğlence arayanlar için POCO Pad M1, 12,1 inçlik³⁶ 2.5K çözünürlüklü ekranı ve 120Hz’e³⁷ kadar yenileme hızıyla her sahnede net görseller sunuyor. Dört hoparlörlü sistem, Dolby Atmos® desteği ve %300’e varan ses artışıyla³⁸ ortam gürültüsünü bastıran, odayı dolduran etkileyici bir ses deneyimi yaratıyor. 12.000mAh (tipik) yüksek kapasiteli piliyle saatlerce kesintisiz eğlence sunuyor. Snapdragon® 7s Gen 4 Mobil Platform ve Xiaomi HyperOS³⁵ sayesinde ise akıcı performans, cihazlar arası etkileşim ve üretkenlik ile yaratıcılığa yönelik yapay zekâ destekli araçlar, günlük işleri zahmetsiz ve keyifli hale getiriyor.</p>
<p><strong>Yeni Neslin Yolunu Açıyor </strong></p>
<p>2018’den bu yana POCO, global akıllı telefon pazarında kendine sağlam bir yer edindi. Bugün itibarıyla POCO, 98 ülkede faaliyet gösteriyor ve toplamda 93 milyonun üzerinde cihaz satışı yapmış durumda. Markanın artan etkisi, 2025 Kantar BrandZ En İyi 50 Çinli Global Marka listesinde 35. sıraya yükselmesiyle de tescillendi. Genç, iddialı ve teknoloji odaklı bir marka olan POCO, yenilikçi ve yüksek kaliteli teknoloji deneyimlerini dünya genelinde daha fazla kullanıcıya ulaştırmaya kararlılıkla devam ediyor.</p>
<p><strong>Ürün Bulunabilirliği</strong></p>
<p>POCO F8 Ultra, Denim Mavisi ve Siyah olmak üzere iki renk seçeneğiyle kullanıcıların beğenisine sunuluyor. Cihazın 12GB+256GB ve 16GB+512GB olmak üzere iki farklı bellek ve depolama seçeneği bulunuyor.</p>
<p>POCO F8 Pro, Titanyum Gümüşü, Mavi ve Siyah renklerinde satışa sunuluyor. Cihazın 12GB+256GB ve 12GB+512GB olmak üzere iki farklı bellek ve depolama seçeneği bulunuyor.</p>
<p>POCO Pad X1, Gri ve Mavi renk seçenekleriyle tek bir bellek ve depolama seçeneğiyle (8GB+512GB) satışa sunuluyor.</p>
<p>POCO Pad M1 ise yine Gri ve Mavi renklerinde, tek bir bellek ve depolama seçeneğiyle (8GB+256GB) kullanıcılarla buluşacak.</p>
<p><strong>Türkiye’de Satış ve Lansman Kampanyası</strong></p>
<p>POCO F8 Serisi, Türkiye’de farklı bellek ve depolama seçenekleriyle satışa sunuldu. POCO F8 Pro’nun 12GB+256GB versiyonu mi.com/tr ve Trendyol’daki resmi Xiaomi mağazasında 42.999 TL fiyatla yer alıyor. 12GB+512GB seçeneği ise Hepsiburada ve mi.com/tr’de 46.999 TL fiyatla satışa çıktı.</p>
<p>Serinin üst modeli POCO F8 Ultra’nın 12GB+256GB versiyonu Hepsiburada ve mi.com/tr üzerinden 59.999 TL’den satışa sunuluyor. POCO F8 Ultra’nın 16GB+512GB versiyonu ise Trendyol’daki resmi Xiaomi mağazası ve mi.com/tr’de 63.999 TL fiyatla yerini alıyor.</p>
<p>Söz konusu modellerden satın almak isteyen kullanıcıları, ilgili çevrimiçi satış platformlarında birbirinden farklı hediye ürünler bekliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/poco-f8-serisi-amiral-gemisi-segmentine-guclu-bir-giris-yapiyor-601993">POCO F8 Serisi, Amiral Gemisi Segmentine Güçlü Bir Giriş Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fiziksel şiddet, ruhsal yapıyı; ruhsal şiddet de fiziksel yapıyı etkiler! </strong></p>
<p>Şiddetin hem ruhsal ve hem de fiziksel olabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İnsan ruhsal ve bedensel yapıdan oluşur. Bu iki kavram sıkı ilişki içerisindedir. Dolayısıyla bedene alınan bir şiddet, ruhsal yapıyı etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal alınan bir şiddetin de aynı doğrultuda fiziksel yapıyı bozabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “İki kavram da insanda iç içe geçtiği için ayırmak pek kolay olmayabilir. Şiddete maruz kalan kişide ruhsal, fiziksel, psikolojik veya cinsel bir değişim olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati ve öz kontrol bozulur, suç ve şiddet eğilimi artar! </strong></p>
<p>Şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Âşık biri, sevdiği kişi tarafından reddediliyorsa beyin bir yas durumuna girer. Depresyon, üzüntü ve ağlama vardır ancak beynine bakıldığında büyük bir acı görürüz.” dedi.</p>
<p>Suçlu beyin özelliğinin çok boyutu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “1848’li yıllarda beyni hasar görmüş kişilerin davranışlarının değiştiği görüldü. Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekilleniyor! </strong></p>
<p>Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize göstermiştir. Diğer adı savaşçı gendir. Ama bu tek başına suçlu sayılmaz.” dedi.</p>
<p>Çevre faktörlerinin de etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Beyin, anne karnından 21 yaşına kadar gelişme gösterir. O süreç içerisinde beslenmenizden soluduğunuz hava ve duygu-iletişim durumunu kazanıp kazanmama gibi faktörler de ekleniyor. Genetik kaderi kabul etmiyoruz. Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekillenir. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülmüş. Ancak psikopat beyin de olsa toplum, kültür, aile, iyi eğitim ve destek bu insanı tamamen suç işlemeyen bir birey haline çevirebiliyor.” </p>
<p><strong>Çocuğa erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller!</strong></p>
<p>Ailenin ilk öğrenme ortamı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer ailede sevgi görülmüş, dinlenilmiş, duygularını ifade eden bir birey olarak yetişmişse, baskı yapılmamışsa ve şiddetten uzaklaştırılmışsa ileride o çocuk iyi bir insan haline gelir. Çocuklar konuşmadıkları dönemlerde aynalama yaparlar. Erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller.” dedi.</p>
<p>İki kardeşin birbirinden tamamen farklı davranışlar gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Biz anne-babamızdan genleri alırken onların tüm kopyalarını almayız. Yarı anneden ve yarı babadan alıyoruz. Kendi içerisinde çaprazlaşma dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Kişilik ve mizaç anne ve babamızdan otomatik olarak gelir. Karakteri ise toplum, aile ve okul gibi unsurlar şekillendirir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor! </strong></p>
<p>Dönemlere bağlı genetik olarak biyolojik çeşitlilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Belli bir kesim daha yaratıcı, üretken olabilirken stres, baskı ve hayattaki zorluklarla daha kolay başa çıkabiliyor. Diğer bir kesimi ise yaratıcılığı az, hayatla mücadeleden kaçınan bireyler olarak görüyoruz. Çocuk, ailede şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüşse bunu kendine modeller.” dedi.</p>
<p>Beyin açısından bakıldığında erkeklerin 24, kadınların 21 yaşında hayatla mücadele edebilecek bireylere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor. Hücreler arası bozukluk ve duygu durum bozukluğu da ortaya çıkabiliyor. Bu insan, insanlara hem az güvenir hem de dünyayı tehdit olarak görmeye başlar. 20-30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir. Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez. Hiperaktif çocukların fazla hareketli olmasının illaki bir anlamı vardır. Onu anlayıp ona göre bir çözüm yolu bulmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acer Aspire Lite 16: Günlük Verimliliği Modern Tasarım ve Akıllı Teknolojilerle Buluşturan Yeni Nesil Deneyim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acer-aspire-lite-16-gunluk-verimliligi-modern-tasarim-ve-akilli-teknolojilerle-bulusturan-yeni-nesil-deneyim-599507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:35:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[16]]></category>
		<category><![CDATA[acer]]></category>
		<category><![CDATA[aspire]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[lite]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[verimliliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acer, hafif yapısı, güçlü performansı ve modern tasarım çizgileriyle öne çıkan yeni Aspire Lite 16 modeliyle günlük bilgisayar kullanımını çok daha akıcı, pratik ve keyifli bir hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-aspire-lite-16-gunluk-verimliligi-modern-tasarim-ve-akilli-teknolojilerle-bulusturan-yeni-nesil-deneyim-599507">Acer Aspire Lite 16: Günlük Verimliliği Modern Tasarım ve Akıllı Teknolojilerle Buluşturan Yeni Nesil Deneyim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acer, hafif yapısı, güçlü performansı ve modern tasarım çizgileriyle öne çıkan yeni Aspire Lite 16 modeliyle günlük bilgisayar kullanımını çok daha akıcı, pratik ve keyifli bir hale getiriyor. Hem öğrencilerin hem de bütçe dostu ama yüksek verimlilik sunan bir dizüstü bilgisayar arayan kullanıcıların ihtiyaçlarına yönelik olarak geliştirilen Aspire Lite 16, kompakt yapısının yanı sıra güçlü donanımı ve geniş ekranı sayesinde her an her yerde üretkenliği destekliyor.</p>
<p><b><strong>Çoklu Görevlerde Akıcı Deneyim Sunan Akıllı Performans Paketi</strong></b></p>
<p>Aspire Lite 16, Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> i5-1334U işlemcisi, 16 GB DDR5 belleği ve 512 GB PCIe Gen4 SSD depolama kapasitesiyle günlük görevlerde hızlı ve akıcı bir deneyim sunuyor. Belge düzenleme, sunum hazırlama, çoklu tarayıcı sekmeleriyle çalışma ya da online içerik tüketimi gibi aktivitelerde yüksek tepki hızı sağlayarak kullanıcıların ritmine uyum sağlıyor. Dahili depolama alanına ek olarak 1 TB’a kadar destek sunan microSD kart yuvası, genişleyen veri ihtiyaçları için pratik bir çözüm oluşturuyor. Acer’ın dijital rutine uyum sağlayan performans anlayışını yansıtan Aspire Lite 16, kullanıcıların gün boyunca ihtiyaç duyduğu her görevi verimli şekilde yerine getirmesine yardımcı oluyor. </p>
<p>Ayrıca Acer Intelligence Space ekosistemi sayesinde cihaz, yapay zeka destekli çözümlerle üretkenliği ve yaratıcılığı artıran kapsamlı bir akıllı deneyime dönüşüyor; sistem donanım özelliklerini otomatik olarak algılayarak en uygun AI araçlarını öneriyor ve performansı optimize ediyor. AI Agent; e-posta taslakları özetler ve toplantı dökümleri gibi günlük işlerde gerçek zamanlı destek sunarken, AI Drawing ve Creator Space gibi araçlarla metne veya çizime dayalı içerikler hızlıca üretilebiliyor. ProCam video anlarını akıllıca yakalayıp düzenlemeye yardımcı olurken, Game Assistant ise oyunculara grafik ve sistem ayarlarını otomatik optimize eden kişiselleştirilmiş öneriler sunarak daha akıcı ve verimli bir oyun deneyimi sağlıyor. Bu bütünleşik yapay zeka çözümleri, kullanıcıların dijital dünyayla etkileşimini çok daha yaratıcı, hızlı ve sezgisel bir hale getiriyor.</p>
<p><strong>Estetik ve İşlevselliği Buluşturan İnce Formda Üretkenlik</strong></p>
<p>Sadece 1,53 kg ağırlığındaki Aspire Lite 16, ince ve şık gövdesiyle hem estetik hem de kullanım kolaylığı sunuyor. Hareket halindeyken çalışmak isteyen öğrenciler ve sürekli mobil yaşam tarzına sahip kullanıcılar için ideal bir tasarım ortaya koyuyor. Cihazın 16 inç büyüklüğünde, 16:10 oranında WUXGA çözünürlüklü IPS ekranı; geniş görüntü alanı ve yüksek netliği sayesinde film izlemekten proje hazırlamaya kadar her senaryoda sürükleyici bir görsel deneyim sağlıyor. Yüzde 89’luk ekran-gövde oranı, odaklanmayı artıran geniş ve kesintisiz bir görüntü alanı sunuyor. Aspire Lite 16, kullanıcıların günlük iletişim ihtiyaçlarına yönelik FHD webcam ve gizlilik koruyucu kapağıyla güvenli bir görüntülü görüşme deneyimi oluşturuyor. USB-C, HDMI, USB 3.2 Gen 1 Type-A ve RJ-45 dahil çeşitli bağlantı seçenekleri ise hem eğitim hem ofis ortamlarında tüm çevre birimlerine kolay erişim sağlıyor. Modern tasarımıyla öne çıkan Aspire Lite 16, hafifliği, performansı ve işlevselliği bir araya getirerek günlük kullanımda hem estetik hem de pratik bir çözüm sunuyor.</p>
<p><strong>Fiyat ve Bulunabilirlik</strong></p>
<p>Aspire Lite 16 (AL16-54P) 21.269 TL’lik fiyatıyla satışta.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acer-aspire-lite-16-gunluk-verimliligi-modern-tasarim-ve-akilli-teknolojilerle-bulusturan-yeni-nesil-deneyim-599507">Acer Aspire Lite 16: Günlük Verimliliği Modern Tasarım ve Akıllı Teknolojilerle Buluşturan Yeni Nesil Deneyim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[damızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Damızlık Koç]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[Irk]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[kuzulama]]></category>
		<category><![CDATA[Merinos]]></category>
		<category><![CDATA[oranlarında]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağladı]]></category>
		<category><![CDATA[verim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılığı güçlendirmek amacıyla uyguladığı “Damızlık Koç Desteği Projesi”, sürülerde kuzulama oranlarını gözle görülür şekilde artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467">Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılığı güçlendirmek amacıyla uyguladığı “Damızlık Koç Desteği Projesi”, sürülerde kuzulama oranlarını gözle görülür şekilde artırdı. Üreticiler, özellikle ikiz ve üçüz doğum oranlarındaki artışın sağladığı verimden oldukça memnun.<b> </b></p>
<p><b>DESTEK SAYESİNDE SÜRÜLER GÜÇLENDİ</b></p>
<p>Kocaeli’nin farklı ilçelerinde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiriciler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan damızlık koçlardan oldukça memnun. Destek sayesinde sürülerinin güçlendiğini belirten üreticiler, projenin doğrudan olumlu etkisini kısa sürede gördüklerini ifade ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından uygulanan “Damızlık Koç Desteği Projesi” kapsamında 2025 yılında Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü’nden temin edilen 145 baş Karacabey Merinosu ırkı damızlık koç, yüzde 50 hibe ile geçen mayıs ayında yetiştiricilere teslim edilmişti. Kocaeli İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’nin talebi üzerine yürütülen ve 466 işletmeyi kapsayan proje, il genelinde ve küçükbaş hayvancılıkta verimliliği ile genetik kaliteyi artırmayı hedefliyor.</p>
<p><b>VERİMLİLİK VE GENETİK KALİTE ARTIYOR</b></p>
<p>Yetiştiricilere dağıtılan kaliteli damızlık koçlar sayesinde doğan kuzu sayısında belirgin artış görüldü. Proje kapsamında güçlenen sürülerde yalnızca ikizlik ve üçüzlük kuzulama oranları değil, ırkın genel sağlık durumu da iyileşti. Daha sağlam yapılı ve hastalıklara dayanıklı koçlardan alınan verim, et ve süt kalitesine de yansıdı. Üreticiler, yeni nesil kuzuların daha sağlıklı olduğunu, etlerinin daha lezzetli ve süt verimlerinin önceki yıllara göre daha yüksek seyrettiğini belirtiyor. Destekleme uygulamasının hem ekonomik hem de genetik açıdan bölgedeki hayvancılığa büyük katkı sağladığı ifade ediliyor.</p>
<p><b>“EN KALİTELİ ANAÇLAR VERİLİYOR”</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin en kaliteli anaçları yüzde 50 hibeyle yetiştiriciye verdiğini söyleyen Kocaeli İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Çakır, “Birliğimiz 2010 yılında hayvan kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve pazarlanması amacıyla Tarım Bakanlığı’nın izniyle kuruldu. 2011 yılında Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa Halk Elinde Karacabey Merinos Islah Projesi yaptık, bu proje 2016’da bitti. Daha sonra Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz konuyu ele aldı ve ıslah programını bütün il geneline yaydı. Şu anda Büyükşehir Belediyemizin katkılarıyla yürütüyoruz. İki yıldan beri gerek Karacabey’den gerek Bandırma’daki devlet üretme çiftliklerinden en kaliteli anaçları alıp yetiştiricimize yüzde 50 hibe desteği ile veriyor. Bu ilimizde çok büyük katkı sağladı. Şu anda üyelerimizin elindeki bütün hayvanların tamamını ıslah ediyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR SAYESİNDE YENİ KAN GELDİ”</b></p>
<p>Birliğe kayıtlı anaç hayvan sayısının 30 bin civarında olduğunu belirten Çakır, “Birinci dönem 150, ikinci dönem 125 üyemiz faydalandı. Damızlık koç küçükbaş hayvancılığın temelini oluşturuyor. Koç kaynakları ilimize uzak olduğu için küçük işletmelerimizin koç temin etmesi zor oluyordu. Yıllardır damızlık koç değişimi yapılamayınca akrabalık oranı yükseldi, gen kaynaklarımız geriledi. Büyükşehir’in projesiyle yeni kan geldi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ET VE SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ OLDU”</b></p>
<p>Damızlık koçların hem üretici hem de kent ekonomisi için olumlu katkı sağladığını vurgulayan Çakır, “Bu koçları kullanmak suretiyle işsizlik oranımız düştü, bir birim hayvandan aldığımız canlı ağırlık verimi artmaya başladı. Et ve süt üretiminde artış oldu, tüketicimiz daha uygun fiyata et ve süt bulabiliyor. Yetiştiricilerin gelirleri arttığı için gençler köyden kente göç etmemeyi düşünüyor, babalarından işi devralıp devam ediyorlar. Son yıllarda genç kadınlardan çok talep geliyor. Şu anda 15-20 genç kadın üyemiz var. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Başkanımız gelene kadar böyle bir destek gündemde değildi. Kendileri geldikten sonra sektörümüze el attılar. Mazot, gübre, büyükbaş hayvancılık destekleri gibi çok yaygın bir tarım politikası izliyorlar. Çok teşekkür ediyorum, desteklerinin devamını diliyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“İKİZLİK, ÜÇÜZLÜK ORANI ÇOK YÜKSEK”</b></p>
<p>Yüzde 50 hibeli koçlarla ırk değiştirdiklerini söyleyen Gebzeli üretici ve Pelitli Mahalle Muhtarı Fuat Atabey ise, “Burada 500 anaç koyun var. Kısıtlı bir alanda atadan dededen gelen bir meslek yapıyoruz. Güzel bir hayvancılık hastalığımız var. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tahir Büyükakın’a bizlere verdiği desteklerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten 3 senedir güzel bir katılım sağladı. Bize yüzde 50 hibeli koç dağıtımı yaptı ve bu sayede ırk değiştirdik. Hayvanlarımız tamamen Merinos ırkına döndü. Çok güzel verim alıyoruz. İkizlik, üçüzlük oranı çok yüksek. Büyükşehir Belediye Başkanımız bütün çiftçimizin arkasında şekilde duruyor. Gübre desteği, mazot desteği, fide desteği… Bütün imkânlardan bizi yararlandırıyor, esirgemiyor. Kendilerine halkımız adına teşekkür ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>KARACABEY MERİNOSU TÜRKİYE’NİN MİLLİ IRKI</b></p>
<p>Türkiye’nin yerli koşullarında geliştirilen milli ırk Karacabey Merinosu, hem yün hem de et yönünden yüksek verim sağlayan özellikleriyle öne çıkıyor. Erişkin koçlar 90-120 kg, koyunlar 60-85 kg canlı ağırlığa ulaşırken, 6 aylık kuzular 38-45 kg’a kadar büyüyor. İyi bakım ve kaliteli damızlık koç kullanımıyla ikizlik oranı yüzde 160-200’ü, birçok işletmede ise yüzde 220’yi aşıyor. Yün kalitesi dünya standartlarında inceliği 19-23 mikron arasında değişiyor, yıllık kırkımda koyun başına 3,5-5 kg, koç başına 5-7 kg temiz yün elde ediliyor. Karkas randımanı yüzde 50 civarında, et kalitesi oldukça yüksek. 90 yıldır Türkiye’nin iklim, mera ve hastalık koşullarına göre seçilerek ıslah edildiği için ithal merinos ırklarına göre çok daha dayanıklı olan Karacabey Merinosu, hızlı büyüme ve yüksek verimiyle yetiştiricilerin “bir numaralı damızlık tercihi” konumuna yükseldi. Üreticiler, bu ırkla yapılan çalışmaların kısa sürede sürü kalitesini ve işletme karlılığını artırdığını vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467">Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetli]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emel]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596396</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi <span>Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını </span>belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.  Şu anda Türkiye’de diyabet prevalansının yüzde 17-18 olduğunu bildiren çalışmalar var. Ülkemizde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “Diyabet, Beslenme ve Genetik” başlığında düzenlenen Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen konferansta diyabet ve beslenme ilişkisi ile özellikle Tip2 diyabetle ilgili son dönemde yapılan genetik çalışmalar ele alındı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabet ve Beslenme” başlıklı sunumunda diyabetin tanımı, diyabet ve beslenme ilişkisi, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlanmalı”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Diyabet Günü 2025 yılı temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” şeklinde belirlendiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu yılki tema, diyabet ve refahtır. Dünyada 160’tan fazla ülkede kutlanan dünyanın en büyük diyabet kampanyası olan 14 Kasım kampanyasının odak noktası ise diyabet ve iş yeridir.  Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlandığında diyabetliler iyi yaşama şansına sahip olacak. Milyonlarca diyabetli evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini sağlamada zorluklarla karşılaşıyor. Diyabet bakımı, genellikle sadece kan şekerine odaklanır ve bu da diyabetlileri bunaltabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>25 yılda diyabetli sayısı 4 kat arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya genelinde diyabet artış oranının yüzde 45 olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet insidansının tüm dünyada artmaya devam ettiğini vurgulayarak “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yapılan tahminlere göre dünyada 2050 yılında ulaşılacağı düşünülen 853 milyon diyabetli sayısına 2024 yılında ulaşılmış durumda. 2000 yılından 2025 yılına kadarki dönemde diyabetli sayısı 151 milyondan 589 milyona çıkmış, diyabetli sayısı 4 kat artmış. Bu çok ciddi bir oran. <span>1998 ve 2010 yılında yapılan </span>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans (TURDEP I ve II) çalışmaları sonuçlarına göre, 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıkmış. Yüzde 90 oranında bir artış var<span>. Şu anda diyabet prevalansının yüzde 17-18 civarında olduğunu bildiren çalışmalar var. Yani ülkem</span>izde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz ki diyabetli olmayan kişiler arasında <span>sayılan ama diyabet tanısı almayan çok kişi var. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçü</span>ncü sırada yer alıyor. Teknoloji hayatımızda önemli ölçüde yer alıyor. Toplum olarak spor ve egzersiz yapmayı sevmiyoruz. Beslenme tipimiz maalesef kötü, özellikle fastfood beslenme kültürü yaygın. Son zamanlarda şişmanlığın artışıyla birlikte çocuklarda da Tip 2 diyabet görülmeye başlandı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine odaklanılmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Obezitenin Tip 2 diyabete yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Tip 2 diyabet tanısı konulan kişilerde, yüzde 80 oranında obezite tespit edilmiş” dedi. Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine değil, diyabetin yol açacağı risklere karşı alınacak önlemlere de odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Yüksek kan şekeri uzun vadede kalp ve damar sağlığını, böbrekleri, göz <span>sağlığını ve sinir sistemini etkilemektedir. Diyabetin kontrol altında tutulması için egzersiz, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmamak, uyku kalitesi ve uyku düzenine dikkat etmek gibi yaşam tarzı </span>değişiklikleri ile ilgili pek çok önlem alınmalıdır. Diyabet tedavisi ve kontrolü, birçok disiplinin bir arada çalıştığı bir alan olmalıdır. Diyabetin doğru yönetilmesinde farkındalık ve eğitimin yeri çok önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, Tip2 diyabette kişiselleştirilmiş tıpla ilgili çalışmaları anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Marmara Üniversitesi Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Tip2 Diyabette Kişiselleştirilmiş Tıp: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?” başlıklı sunumunda diyabet tedavisinde son dönemde öne çıkan yenilikçi tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gen tedavileri, CRSPR çalışmaları ve farmakogenetik alanında Tip 2 diyabetle ilgili kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri üzerinde çalışmaların yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Belgin <span>Süsleyici, farmakogenetik analizi yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerde kan örneklerinin analiz edilerek, kişinin genetik özelliklerine uygun olan ilaç tedavilerinin planlandığını söyledi. </span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, gen terapisi ile Tip2 diyabet tedavisinin mümkün olduğun kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kişiselleştirilmiş tıp alanında ülkemizde son 5 yıl içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Bu alandaki çalışmalar önce nadir hastalıklar konusunda başladı. Ülkemizde yaygın olan akraba evlilikleri nedeniyle ortaya çıkan birçok genetik hastalık var. Bu hastalıklara öncelik verildi. Şimdi kanser ve kronik hastalıklarla ilgili çalışmalar yürütülüyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[durmak]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Evre]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigaradan]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 85&#8217;inin sigara kullanımı nedeniyle geliştiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> akciğer kanserinden korunmanın veya riski azaltmanın en etkili yolunun  sigara ile tütün ürünlerinin bırakılması ve mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçınılması olduğuna dikkat çekerek, “Sigara ve tütün ürünlerinin bırakılmasıyla akciğer kanseri önlenebilmektedir. Ayrıca çevresel risk faktörlerini kontrol etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek riskin azaltılmasında büyük bir önem taşımaktadır” diyor. Akciğer kanserinin genellikle erken dönemlerinde belirti vermemesi ve en tipik sinyali olan öksürüğün sigara kullanımına bağlanması nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis edildiğine vurgu yapan <strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> “Tanının gecikmesi de tedaviden etkin sonuç alınamamasına ve bunun sonucunda hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilmektedir. Her kanserde olduğu gibi akciğer kanseri de ne kadar erken teşhis edilirse tam şifa şansı o kadar yükselmektedir. Bazen tarama yöntemleriyle tespit edilen çok erken evre akciğer kanserinde hastalarda sadece ameliyat ile şifa sağlanabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Risk grubundaki 50 yaş ve üzeri kişilere tarama önerisi</strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserine aslında tarama yöntemleriyle erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, “Erken evrede teşhis edilebilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş; yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş ve üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması önerilmektedir. Bu sayede henüz belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabilmektedir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kadınlarda akciğer kanseri artıyor, çünkü… </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin genetik olarak bazı değişimlere uğradıktan  sonra kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü. Genel olarak erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 ila 3,5 kat daha sık görülüyor. Erkeklerin sigara ve tütün kullanımının kadınlardan çok daha yaygın olmasının bunun başlıca nedeni olduğu düşünülüyor. Ancak, günümüzde kadınlarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte akciğer kanseri oranları kadınlarda da yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark giderek azalıyor.</p>
<p><strong>Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara kullanımı gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85&#8217;inin sigarayla ilişkili olduğu belirtiliyor. Sigara dumanında bulunan çok sayıda kimyasal maddenin bir kısmı kanserojen özellik taşıyor. Bu kanserojen maddeler akciğer dokusunda hücrelerin genetik yapısını bozarak akciğer kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,<strong> </strong>sigaranın bırakılması sonrasında akciğer kanseri riskinin azalması için üzerinden uzun bir süre geçmesi gerektiğini anlatarak, “Ayrıca, uzun dönem yoğun sigara içen kişilerde sigaranın bırakılması riski azaltsa da bu risk hiçbir zaman içmeyenler seviyesine düşmez; çünkü akciğerlerde bir miktar hasar mutlaka oluşmuştur. Bu nedenle, sigaraya hiç başlamamak en doğrusudur” diyor.  Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon gazı veya asbest maruziyeti, genetik faktörler, pasif içicilik ve ev içi duman maruziyetinin de risk faktörleri arasında yer aldığını söylüyor. </p>
<p><strong>Genellikle tesadüfen teşhis ediliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri şikayete yol açtığında sıklıkla ileri evrede oluyor. Geç teşhis edilmesinin nedeni ise kanserin çoğunlukla uzun süre belirti vermemesi veya öksürük gibi yakınmaların sigaraya bağlanarak önemsenmemesi. Ayrıca yoğun sigara kullanan hastalarda tarama yöntemlerinin olmaması da geç teşhisin bir diğer sebebini oluşturuyor. Erken evrede çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle bu dönemde ancak rastlantısal çekilen bir görüntüleme yöntemi sonrasında fark ediliyor. İleri evrelerde ise uzun süreli öksürük, kan tükürme, nefes darlığı, boyunda şişme, göğüs bölgesinde ağrı, hırıltı veya ses kısıklığı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, bu tür belirtilerin mutlaka akciğer kanseri yönünden tetkik edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya sıvı toplanmasını gösterebilmektedir. Şüphe olan hastalarda düşük doz bigisayarlı tomografi çekilmesi en uygun olan yöntemdir. Asıl teşhis ise görülen kitleden biyopsi yapılarak alınan numunenin mikroskop altında incelenmesiyle konulmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide çığır açan gelişmeler yaşanıyor! </strong></p>
<p>Akciğer kanserinin tedavisinde; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemlerine başvuruluyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, kanser tedavisinde çığır açan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların son yıllarda akciğer kanserinde de uygun hastalarda hem erken evrede hem de ileri evrelerde  kullanılmaya başlandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eskiden immünoterapi tedavisi bu hastalıkta daha ileri evrede fayda sağlarken, son birkaç yıldır erken evrede de temel oyunculardan biri haline gelmiştir. Aynı şekilde, eğer hastanın tümörü hedefe yönelik ilaçlar için uygunsa,  bu ilaçlara artık hem erken evre hem de ileri evre hastalıkta başvurabilmektedir. Bunların yanı sıra günümüzde hastanın tümöründen alınan bir parçadan kapsamlı gen analizi yapılarak hangi ilacın bu hastanın kanserinde etkili olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır. Tüm bu gelişmeler sayesinde  son yıllarda akciğer kanserinde hastaların yaşam sürelerinde ciddi artışlar kaydedilmiştir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 11:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiyada]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[reddetmek]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yemek bozukluğu ve anoreksiya nervoza konusunu tüm yönleriyle anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yemek bozukluğu ve anoreksiya nervoza<strong> </strong>konusunu tüm yönleriyle anlattı.</p>
<p><strong>Anoreksiya nervoza basit bir zayıflama takıntısı değil</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozanın, basit bir zayıflama takıntısı değil, beynin beden algısını bozan, yüzde 15 ölüm oranına sahip ciddi bir &#8220;nöropsikiyatrik hastalık&#8221; olduğunu belirten Tarhan, &#8220;Anoreksiya vakalarında küresel bir artış gözleniyor; bu artış Türkiye&#8217;de de belirgin bir şekilde hissediliyor. Anoreksiya nervoza, yalnızca bir yeme bozukluğu değil, aynı zamanda bir nöropsikiyatrik hastalıktır. 29 kiloya düşmüş bir kişi, beyninin oynadığı oyun yüzünden kendini 150 kilo gibi algılıyor. Bu noktadan sonra nasihat fayda etmez, bu bir pasif intihardır ve zorunlu tedavi gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumda genellikle &#8220;şımarıklık&#8221; veya &#8220;şov&#8221; olarak yanlış anlaşılan anoreksiyanın, aslında beynin beden imajıyla ilgili ağlarının (network) bozulduğu, maddi ve biyolojik bir hastalık olduğunu vurgulayan Tarhan, “Bu durum, yalnızca psikolojik değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Geçmişte, bu kişilerin isterlerse iyileşebileceği düşünülüyordu. Ancak güncel beyin araştırmaları, bu bireylerin nöral ağlarının bozulduğunu ortaya koyuyor. Bugün, SW-LORETA gibi beyin haritalama yöntemleri sayesinde, kişinin beynindeki işlevsel alanları yeme bozukluğu veri tabanlarıyla karşılaştırabiliyoruz. Bu haritalamalar, bozulmaları açıkça ortaya koyuyor. Beyin görüntülerinin kişiye gösterilmesi, tedaviyi kabul etmelerini de kolaylaştırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hastalık basit bir yeme bozukluğu gibi başlıyor</strong></p>
<p>Hastalığın genellikle basit bir yeme bozukluğu gibi başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Başlangıç dönemlerinde çözüm görece daha kolaydır. Ancak hastalık ilerledikçe beynin nöroplastisitesi bozulur. Normalde ‘patika’ gibi olan nöral yollar, beden imajı konularında ‘otoban’ haline gelir. Beyin, bu patolojik durumu otomatik olarak normal kabul etmeye başlar. Bu noktadan sonra nasihat, ikna ya da inandırma yöntemleri etkisiz hale gelir; uzun süreli hastane yatışları ve çok yönlü tedavi protokolleri gerekir. Kişinin beden kitle indeksi (BKİ) 18’in altına düştüğünde, anoreksiya tanısı konulabilir. Ancak bu noktada bile birey kendisini sağlıklı ve normal olarak algılayabilir. Beden dismorfik ölçekleri kullanıldığında, kişiye kendi beden görüntüsü gösterildiğinde dahi, birey görüntüyü sağlıklı kabul edebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Madde bağımlıları ile anoreksiya hastalarının beyinleri büyük ölçüde benzerlik gösteriyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu tür hastalara genotipleme de uyguluyoruz. Beyinlerinde serotonin ve dopamin gen polimorfizmleri bulunabiliyor. Mutlulukla ilişkili genler polimorfik çıkıyor; yani beynin dopamini hızla tükettiği saptanabiliyor. Stres altında dopamin ihtiyacı arttığında kişi daha fazla haz aramaya başlıyor ve haza karşı daha duyarlı hale geliyor. Eğer kişi fiziksel görünümü kutsallaştıran bir kültürel ortamda yetişmişse, bu haz arayışını beden üzerinden gerçekleştirebiliyor. Aynı mekanizmayı başka bireyler madde kullanımıyla tatmin etmeye çalışıyor. Nitekim, madde bağımlılarının beyinleriyle anoreksiya hastalarının beyinlerindeki genetik alt mekanizmalar büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Serotonin taşıyıcı genin yavaş çalışması da kişiyi strese daha duyarlı hale getiriyor. Böyle bireyler, küçük bir stres durumunda bile depresyon veya anksiyete geliştirebiliyor. Bunlar risk genleridir; doğrudan hastalık geni değildir. Ancak bu genetik yapı, hastalığın biyolojik boyutunu oluşturur ve bu, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Eğer bireyde biyolojik yatkınlık saptanırsa tedavi sürecinde çok daha sistematik ve kararlı ilerliyoruz. Elbette biyolojik yatkınlık olmadan da kişi anoreksik hale gelebilir. Bu gibi durumlarda ise kişinin anlam arayışı ve yaşam felsefesi büyük önem kazanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Anoreksiyada ölüm oranı yüksek!</strong></p>
<p>Kilo alma korkusunun bireyin beynini adeta bloke ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle hastaları genellikle nazogastrik sonda ile besliyoruz; bazı vakalarda doğrudan karın üzerinden mideye (gastrostomi yoluyla) beslenme uygulanıyor. Hastalar kesinlikle gıdasız bırakılmıyor. Ancak anoreksiyada ölüm oranı yüksektir: Her 100 vakadan 15’i kaybedilmektedir. Adet düzensizlikleri baş gösterir, kalp ritmi bozulur, kan değerleri düşer. Tüm bu bulgular hastaya gösterilse bile hasta hâlâ ‘yemeyeceğim’ diyebilir. Çünkü ‘kiloluyum’ şeklindeki bozuk algısı devam eder. Bu, kişinin bilinçli tercihi değil, bozulmuş beyin algısının bir sonucudur. Bu noktada güçlü nöromodülasyon tedavileri, genetik polimorfizmleri dikkate alan bireyselleştirilmiş müdahaleler devreye girer. 29 kiloya düşüp, tüm hormonal dengesi bozulmuş ama uygun tedaviyle tamamen iyileşmiş birçok vaka gördüm. Bu nedenle hiçbir hasta için ‘düzelmez’ denilmemelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Yemek yemeyi reddedenler sonda ya da damar yoluyla beslenmeli</strong></p>
<p>Bir hastanın, tedavi sürecinde tüm destek yöntemlerine rağmen bir ay gibi kısa sürede vefat etmesinin durumun ne denli hızlı ve yıkıcı ilerleyebildiğini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Yemek yemeyi reddeden bireylerde, mutlaka nazogastrik sonda ile ya da damar yoluyla (parenteral) beslenme sağlanmalıdır. Bu, sadece tıbbi değil, aynı zamanda yaşamsal bir zorunluluktur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, erkeklerde anoreksiyanın oldukça nadir görüldüğünü, ancak bunun görülmeyecek anlamına da gelmediğini söyledi.</p>
<p><strong>VR (sanal gerçeklik) gözlükleri tedavinin bir parçası</strong></p>
<p>Günümüzde değerlilik ölçütünün değiştiğini ve artık popüler olan, görünür olanın değerli kabul edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu durum, özellikle yeme bozukluklarının ortaya çıkmasında ve derinleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Biz tedavide, özellikle başlangıç döneminde, hastalarımıza ‘beden nötralitesi’ yaklaşımını kazandırmaya çalışıyoruz. Yani, kişinin ‘Bedenimle değil, bedenimin işleviyle varım. Bedenim, hayatımı sürdürebilmem için bir araçtır’ düşüncesini benimsemesi hedeflenmektedir. Hastanede kullandığımız VR (sanal gerçeklik) gözlükleri ile hastaya kendi beden imajı üç boyutlu olarak gösterilir. Bu görüntü çoğu zaman kişide yoğun anksiyeteye yol açar. Ancak bu görüntüye maruz kalma terapisi sayesinde kişi zamanla duyarsızlaşır, beyin de bu korkuya karşı yeni bir algı geliştirmeye başlar. Bu süreç, sadece klasik terapiyle değil, nöropsikiyatrik müdahalelerle yürütülmelidir.”</p>
<p><strong>Bireyin öz değer algısını yalnızca dış görünüşe bağlaması</strong></p>
<p>Tedavi sürecinde aile dinamiklerinin mutlaka araştırıldığını, eğer fiziksel görünümün yüceltildiği, hatta kutsallaştırıldığı bir aile ortamı varsa, çocuğun ‘Eğer fiziksel olarak güzel ya da inceysem değerliyim, değilsem değersizim.’ algısı geliştirmesine neden olduğunu anlatan Tarhan, “Bu, bireyin öz değer algısını yalnızca dış görünüşe bağlamasına neden olur. Aslında bu, popülariteyi kutsallaştıran küresel sistemin bir sonucudur. Üstelik bu durum, çoğu zaman sanatsal özgürlük kılıfı altında sunulmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tedaviyi reddetmek pasif intihar</strong></p>
<p>Eskiden hâkim olan anlayışın, “Kişi isterse tedavi edilir, istemezse edilmez” şeklinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Günümüzde bu anlayış, hâlâ birçok toplumda geçerliliğini koruyor. Ancak bu yaklaşım artık geçersizdir. Anoreksiya gibi durumlarda tedaviyi reddetmek, aslında pasif bir intihar davranışıdır. Bu nedenle, zorunlu tedavi uygulanmalıdır. Gerekirse mahkeme kararıyla hastaneye yatırma süreci başlatılır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu tür vakalarda genellikle ailelerin ve yakın çevrenin aşırı yumuşak ve duygusal bir tutum sergileyebildiğini de ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Onu ikna edelim, istemediği hiçbir şeyi yapmayalım” gibi iyi niyetli ama hatalı yaklaşımlar ortaya çıkabildiğini, oysa hastanın, farklı bir gerçeklikte yaşadığını söyledi.</p>
<p><strong>Ailelerin şefkatli tutumu zarar da verebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Onu ikna etmek mümkün değildir, çünkü onun beyni farklı bir evrende işlemektedir. Bu, özgürlük değil; beynin bozulmuş bir işleyişinin sonucudur. Böyle durumlarda aileden zorunlu istem formu alınır, ardından mahkeme kararıyla yatış sağlanır. Bu yaklaşım, nörobilimin sunduğu güncel bilgiler ışığında şekillenmiştir. Geçmişte bu tür durumlar, kişinin kendine zarar verme özgürlüğü veya bir çeşit ötenazi olarak görülürdü. Ancak artık biliyoruz ki, bu bir hastalıktır ve kişinin beyin biyolojisi değişmiştir. Aileler çocuklarını sevdikleri için değil, fazla şefkat gösterdikleri için bu hataya düşerler. ‘Aman, zorla tedavi olmasın’ derken, aslında şefkat suistimaline açık bir zemin oluşur. Oysa bazen gerçek şefkat, doğru olanı yapabilme cesaretini göstermektir.” dedi.</p>
<p><strong>İllegal zayıflama iğneleri erken yaşta demans ve Alzheimer riskini artırıyor</strong></p>
<p>Bugün piyasada bulunan bazı illegal zayıflama iğnelerinin, beynin açlık-tokluk merkezine ciddi zararlar verdiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu maddeler, erken yaşta demans ve Alzheimer riskini artırır. Kullanıcılar bu ilaçları alırken doğru karar verdiklerini zannederler, çünkü o anda haz sistemi aktif haldedir ve beyin bunu ödül olarak algılar. Bu noktada, dijital vitrinlerin yani sosyal medyanın etkisi çok büyüktür. Bu platformlarda sunulan beden imgelerine özenen bireyler, kendi beden algılarını yitirir. Kişi, duygularını yönetmeyi öğrendiğinde, bu sahte vitrinlere karşı ‘hayır’ deme becerisi kazanıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:14:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[akbaba]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında çağın hastalığı olan kanserin tedavisine yönelik olarak yenilikçi ve multidisipliner bir yaklaşımla gen tedavisi gerçekleştirilecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz sürdürülebilir bilim iklimi çerçevesinde üretken akademisyenlerimiz tarafından hazırlanan projeler, TÜBİTAK ve TÜSEB nezdinde desteklenmeye devam ediyor. Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Hasan Akbaba ve ekibinin gerçekleştirdiği proje ile kanser tedavisine yönelik gen tedavileri geliştirilecek. Sağlık temalı bir üniversite olarak bu alanda önemli projeler üretmeye devam ediyoruz. Hocamızı ve ekibini çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum” dedi. Ziyaret esnasında Doç. Dr. Akbaba, Prof. Dr. Budak’a, proje dışında, yurt dışında gerçekleştirdikleri mRNA aşılarının uygulamasına yönelik mikroiğne sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları ve alanının en prestijli dergilerinden olan “Nature Immunology” dergisinde çıkan makalesi ile ilgili bilgiler de aktardı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“CRISPR teknolojisi doğrudan kanserli hücre çekirdeğine hedeflenecek”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje kapsamında akciğer kanserinin tedavisine yönelik olarak hedeflenebilir ve etkin gen tedavisi yaklaşımının geliştirileceğini ifade eden Doç. Dr. Hasan Akbaba, “Gen tedavisinin yaygınlaşması, etkinliğinin ve güvenilirliğinin artması için keşfedilen moleküler yolaklar ve mekanizmalar kadar bu yolaklarda etkin materyallerin ilgili bölgelere taşınması da oldukça önemlidir. CRISPR-Cas9 sisteminin gen tedavisi amacıyla kullanılmasının gündeme gelmesinden sonra bu sistemi etki yerine ulaştıracak taşıyıcı sistemler geliştirilmesi önem kazanmıştır.  Projenin amacı, moleküler bir teknik olan ‘CRISPR/Cas9’ teknolojisinin terapötik amaçla kullanımı için enzim ve sgRNA kompleksinin lipit nanopartiküller içerisinde enkapsüle edilmesi ve yüzey modifikasyonları ile bu nanopartiküllerin hücre ve çekirdek (nükleus) penetrasyonlarının artırılmasıdır. Hazırlanan formülasyonlar ile çok hedefli bir tedavi yaklaşımı gerçekleştirilecek olup farklı moleküler yolaklar akciğer kanserine spesifik hedefleyici peptit kombinasyonu kullanılarak uygulanacaktır. Uygulama yolu olarak inhalasyon yolağı tercih edilmekle birlikte, hazırlanan LNP süspansiyonu pizeoelektrik sistemler aracılığı ile aerosol forma getirilerek uygulama gerçekleştirilecektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Projenin gelişim sürecini anlatan Doç. Dr. Akbaba, “Bu proje, doktora öğrencim Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi çalışmaları esnasında geliştirdiğimiz çalışmaların devamı ve geliştirilmiş bir halidir. Ayrıca, Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi kapsamındaki çalışmalarını yürütücülüğünü de üstlendiği TÜSEB-A3-01 projesi dış kaynaklı olarak desteklemesi oldukça önemli bir başarıdır.” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>Multidisipliner araştırma ekibi</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücü olduğu proje ekibinde; Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı doktora öğrencisi Deniz Onan,  Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mert Döşkaya danışmanlık görevini üstlenirken,  Doç Dr. Hüseyin Can ve Doç. Dr. Muhammet Karakavuk araştırmacı olarak yer alıyor. Projenin kurum dışı paydaşlarında; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezinden Doç. Dr. Şerif Şentürk bulunuyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastadan]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor! Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte demans dünya çapında giderek artan hızla yaygınlaşıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye demans tanısı konulduğu ve 2021 yılında bu sayının 57 milyona yükseldiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, </strong>demans sorununda erken tanı ve tedavinin büyük bir önem taşıdığını belirterek, “Demansın kesin bir tedavisi olmasa da hem hastalara hem de bakımını üstlenen kişilere destek olmak için çok şey yapılabilmektedir. Sosyal hayata katılmak, fiziksel ve zihinsel olarak olarak aktif olmak demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltirken, bazı ilaçlar da hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomların yönetilmesine yardımcı olabilmektedir. Bu nedenle, demansın ilk belirtilerinden olan unutkanlık günlük hayatın yoğunluğu veya ileri yaşın bir sonucu olarak düşünülmemeli, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu demans riskini azaltan 10 önerisini sıraladı, önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Günlük yaşamı etkileyecek şiddete ulaşıyor! </strong></p>
<p>Demans, günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli hafıza, dil, sorunları çözme ve diğer düşünme becerilerinin kaybını ifade eden genel bir terim. Zamanla sinir hücrelerini tahrip eden ve beyne zarar veren bir dizi hastalığın neden olabileceği bir sendrom. Genellikle bilişsel işlevlerde, yani düşünceyi işleme yeteneğinde biyolojik yaşlanmanın olağan sonuçlarından beklenenin ötesinde bir bozulmaya yol açıyor. Bilinç etkilenmese de bilişsel işlevlerdeki bozulmaya genellikle ruh hali, duygusal kontrol, davranış veya motivasyon değişiklikleri eşlik ediyor ve bazen de öncesinde görülüyor.</p>
<p><strong>İlk akla gelen Alzheimer olsa da… </strong></p>
<p>Demans denildiğinde ilk akla gelen Alzheimer olsa da aslında pek çok demans türü mevcut. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, beyni etkileyen çeşitli hastalıklardan ve yaralanmalardan kaynaklanabilen demansın ek sık görülen tiplerini şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Alzheimer: Demansın yüzde 60-70 gibi yüksek bir oranı Alzheimer kaynaklı oluyor.</li>
<li>Vasküler demans:  Beyinde mikroskobik kanama ve kan damarı tıkanıklığı sonucu gelişiyor ve demansın en yaygın 2’inci sebebini oluşturuyor.</li>
<li>Lewy cisimcikli demans: Sinir hücreleri içinde anormal protein birikmesi nedeniyle ortaya çıkıyor.</li>
<li>Frontotemporal demans: Beyin ön lobunun dejenerasyonu sebebiyle görülüyor.</li>
</ul>
<p><strong>Obeziteden hipertansiyona… </strong></p>
<p>İleri yaş demansın en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor.  İlerleyen yaşın yanı sıra genlerdeki mutasyonun da demans için 2’inci en büyük risk faktörünü oluşturduğuna işaret eden Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Örneğin, Alzheimer hastalığı olan her 3 hastadan neredeyse 2’sinde en az bir ApoE4 gen kopyası bulunmaktadır” diyor. Bunların yanı sıra kan basıncı yüksekliği   (hipertansiyon), kan şekeri   yüksekliği (diyabet), aşırı kilo veya obezite, sigara kullanımı, çok fazla alkol tüketimi, fiziksel olarak hareketsiz bir yaşam sürmek, sosyal olarak izole olmak, zihnen aktif olmamak ve depresyon da sık izlenen risk faktörleri arasında yer alıyor. Ayrıca beslenme yetersizlikleri ve hava kirliliği de riski artırıyor.</p>
<p><strong>İşitme kaybı demans riskini artırıyor</strong></p>
<p>İşitme kaybı bile demans için önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, 40-50<strong> </strong>yaş grubunda gelişen işitme kaybının demans riskini ortalama yüzde 90 oranında artırabildiği uyarısında bulunarak, “İşitme sorunları olan kişilerin sosyal ortamlardan uzaklaşma ve zamanla daha fazla izole olma, depresyona girme olasılığı daha yüksektir. Sosyal izolasyon ve depresyon da demans için risk faktörleridir. İşitme kaybı ayrıca sesleri ve konuşmayı anlamamıza yardımcı olan beyin bölgelerinin seslerin ne olduğunu anlamak için daha fazla çalışmaları gerektiği anlamına gelebilir. Bu ek çaba, hafızamızı ve düşünme yeteneklerimizi etkileyen beyinde değişikliklere yol açabilmektedir” diyor. İşitme kaybının düzeyinin ve ne kadar sürdüğünün demans riskini etkilediğini belirten Dr. Ayla Sifoğlu, “Ancak bu, işitme kaybı olan bir hastada mutlaka demans gelişeceği değil, sadece risklerinin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Demans riskine karşı işitme sağlığını korumak için yüksek sesli ortamlardan kaçınılmalı, işitme testi yaptırmalı ve ihtiyaç halinde işitme cihazı kullanılmalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Genç yaşta başlayan demansa dikkat! </strong></p>
<p>Demans için bilinen en güçlü risk faktörü ileri yaş olsa da biyolojik yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmuyor. Ayrıca demansın ilk belirtileri her 100 hastadan 9’unda 30 &#8211; 65 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Yani, her 10 hastadan yaklaşık 1’inde erken yaşta görülüyor ve bu tablo “genç başlangıçlı demans” olarak adlandırılıyor.  Bu demans türü genellikle stres, anksiyete, depresyon veya menopoz gibi sorunlara bağlandığı için tanısı gecikebiliyor.  Demanslı genç hastalarda ileri yaştaki hastalara nazaran ilk belirtilerden biri olarak hafıza kaybı daha nadir görülüyor. Bu hastalarda ilk sinyaller genellikle dil, görme veya davranış sorunları oluyor. Ayrıca hareket, denge ve koordinasyon problemleri de gelişebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Bir kişinin neden diğerinden daha erken yaşta demans geliştirdiğini söylemek genellikle zordur. Ancak, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynayabildiğini biliyoruz. Öyle ki genç yaşta demans hastası olan yaklaşık her on kişiden 1’inde demansa neden olan gen tespit edilmektedir” diyor. Dr. Ayla Sifoğlu, demansın erken yaşta felç geçirmek, travmatik beyin hasarı, bazı enfeksiyonlar ve aşırı alkol kullanımı gibi genetik olmayan nedenlerle de genç insanlarda gelişebileceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Demansın, özellikle erken evrede en yaygın görülen belirtilerinden biri, yakın zamanda öğrenilen bilgilerin ve yaşanan olayların unutulması oluyor. Eşyaları kaybetme veya yanlış yere koyma, yürürken veya araba kullanırken kaybolma, tanıdık yerlerde bile kafa karışıklığı yaşama, zamanı karıştırma, konuşmaları takip etme veya kelime bulmada zorluk, sorun çözme veya karar vermede güçlük, aynı soruları tekrar tekrar sorma, diğer belirtileri arasında yer alıyor. Hafıza kaybı nedeniyle endişeli, üzgün veya öfkeli hissetme, kişilik değişiklikleri, uygunsuz davranışlarda bulunma, işten veya sosyal aktivitelerden çekilme gibi yaygın ruh hali ve davranış değişiklikleri de izleniyor. Demans ilerledikçe hastalar aile üyelerini veya arkadaşlarını tanımayabiliyor, kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor.</p>
<p><strong>Kesin tedavisi olmasa da ilerlemesi yavaşlatılıyor! </strong></p>
<p>Kesin bir tedavisi olmasa da bazı ilaçlar demansın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomlarının yönetilmesine destek oluyor. Ayrıca kan basıncını ve kolesterolü kontrol altına alan ilaçlar da vasküler demansa bağlı beyinde ek hasar oluşmasını önleyebiliyor. Fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmak, sosyal hayata katılmak da demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Hekimler her hasta için uygun tedaviyi düzenlemekte ve hastayı yaşam boyu takip etmektedir. Tedavide ihtiyaç halinde değişiklikler yapmakta ve hastalık süresince ortaya çıkabilecek sorunlar için gerekli desteği sağlamaktadırlar” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Demansı önlemek için 10 etkili öneri! </strong></p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, demansı önlemek için dikkat etmeniz gereken 10 önemli kuralı şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Fiziksel olarak aktif olun. Yürüyün, koşun, dans edin, bisiklete binin, bahçede çalışın, ev işleriyle uğraşın.</li>
<li>Zihninizi aktif tutun. Yeni hobiler edinin, yeni bir dil öğrenin, kelime veya sayı oyunları oynayın.</li>
<li>Sosyal olarak aktif kalın. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizle sık sık görüşün, sohbet edin.</li>
<li>Beynin kan dolaşımının hasar görmemesi için diyabet ve obeziteye karşı önlem alın. Bu hastalıklarınız varsa kontrol altında olmasını sağlayın.</li>
<li>Kalbinizi koruyun ve tansiyonunuzu kontrol altında tutun.</li>
<li>İşitme duyunuzu koruyun. Yüksek sese maruz kalmayın, işitme sorunu yaşıyorsanız,<strong> </strong>gerekirse işitme cihazı kullanın.</li>
<li>Alkol tüketimini sınırlayın, asla sigarı içmeyin ve içilen ortamlarda bulunmayın.</li>
<li>Depresyon sorunu yaşıyorsanız mutlaka destek alın.</li>
<li>Kaliteli ve düzenli uyumaya özen gösterin. Uyku apnesi veya başka uyku sorunları yaşıyorsanız, tedavi olun.</li>
<li>Beyin sarsıntısına ve travmatik beyin hasarına karşı beyninizi riske atabilecek aktivitelerden uzak durum.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AMD, Düşük Gecikmeli Edge Uygulamaları için EPYC™ Embedded 4005 İşlemcilerini Tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amd-dusuk-gecikmeli-edge-uygulamalari-icin-epyc-embedded-4005-islemcilerini-tanitti-578792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[amd]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[edge]]></category>
		<category><![CDATA[embedded]]></category>
		<category><![CDATA[epyc]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işlemci]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578792</guid>

					<description><![CDATA[<p>AMD sunucu teknolojisi üzerine inşa edilen EPYC Embedded 4005 Serisi işlemciler; düşük gecikme, verimlilik, uzun ömür ve uygun maliyet gibi edge uygulamalarının özgün ihtiyaçlarını karşılayan özelliklerle donatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amd-dusuk-gecikmeli-edge-uygulamalari-icin-epyc-embedded-4005-islemcilerini-tanitti-578792">AMD, Düşük Gecikmeli Edge Uygulamaları için EPYC™ Embedded 4005 İşlemcilerini Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AMD sunucu teknolojisi üzerine inşa edilen EPYC Embedded 4005 Serisi işlemciler; düşük gecikme, verimlilik, uzun ömür ve uygun maliyet gibi edge uygulamalarının özgün ihtiyaçlarını karşılayan özelliklerle donatıldı. Bu ölçeklenebilir işlemci ailesi; watt başına lider performans, gelişmiş güvenlik ve bağlantı özellikleri, yüksek frekanslı çekirdekler, büyük L3 önbellek ve uzun ürün yaşam döngüleri sunuyor.</p>
<p><strong>“Zen 5” x86 mimarisi</strong> üzerine kurulu olan bu yüksek performanslı işlemci, kompakt 4 nm chiplet tasarımında <strong>16 çekirdeğe ve 32 iş parçacığına kadar</strong> destek sağlıyor. Çoklu iş parçacığı performansını en üst seviyeye çıkarmak, yazılım geliştirmeyi sadekeştirmek ve iş akışını hızlandırmak için optimize edildi.</p>
<p>Cihaz, yüksek clock speed ve <strong>128 MB’a kadar L3 önbellek</strong> ile ışık hızında veri yönetimi sağlıyor. Network package işleme veya endüstriyel gerçek zamanlı kontrol sistemleri gibi gecikmeye duyarlı görevlerde performans için optimize edildi. Ayrıca <strong>AVX-512 komut seti</strong> desteği ile yapay zekâ çıkarım iş yüklerinde verimlilik ve performans artışı sunuyor. <strong>65W–170W arasında yapılandırılabilir TDP (Thermal Design Power)</strong> aralığı, müşterilere yeni nesil güvenlik duvarları (NGFW’ler) gibi gömülü kullanım senaryolarında performans ile verimlilik arasında esneklik sunuyor.</p>
<p><strong>Gömülü Müşteriler için Uzun Vadeli Değer</strong></p>
<p>Gömülü (embedded) çözümler yalnızca performans değil; aynı zamanda uzun ömür, istikrar ve dayanıklılık gerektiriyor. EPYC Embedded 4005 Serisi işlemciler, <strong>7 yıllık planlanmış üretim kullanılabilirliği</strong> ile tedarik istikrarı sunuyor. Dahili <strong>RAS (Güvenilirlik, Kullanılabilirlik, Servis Edilebilirlik)</strong> özellikleri — DRAM ECC, yonga üzeri ECC/parite ve PCIe hata tespiti — maksimum çalışma süresi sağlıyor.</p>
<p>Gömülü sistemlerde entegrasyon kolaylığı da kritik öneme sahip. EPYC Embedded 4005, birden fazla EPYC neslinde kullanılan <strong>AM5 soketi</strong> ile uyumlu. Bu süreklilik; kart tasarımını ve sistem geliştirmeyi kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda AMD gömülü ekosistemi genelinde ölçeklenebilirlik sağlıyor; mühendislik karmaşıklığını azaltıyor ve uzun vadeli bakım için daha hızlı pazara çıkış ile sürekli x86 yazılım uyumluluğu sunuyor. Böylece geliştiricilerin mevcut çözümlerini kolayca yükseltmesine olanak tanıyor ve tasarımlarını geleceğe hazır hale getiriyor.</p>
<p><strong>Gelişmiş Güvenlik ve Bağlantı</strong></p>
<p>EPYC Embedded 4005 işlemciler, yeni nesil edge uygulamaları için gereken bağlantı ve bant genişliğiyle donatılmıştır. Öne çıkan özellikler:</p>
<ul>
<li><strong>DDR5 bellek desteği</strong>: 5600 MT/s hızında, 128-bit genişlik ve sideband ECC ile yüksek bant genişliği ve güvenilirlik sağlar.</li>
<li><strong>PCIe® Gen 5 desteği</strong>: 28 lane ve 11 root port ile yüksek hızlı ağ, depolama ve hızlandırıcıların kolay entegrasyonunu mümkün kılar.</li>
<li><strong>AMD Infinity Guard güvenlik özellikleri</strong>: Hassas verileri günümüzün sofistike saldırılarına karşı korur ve sistem kesintilerini önlemeye yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>EPYC Embedded 4005 Serisi ile AMD, gömülü pazarlara olan bağlılığını daha da genişletiyor. Müşterilere; lider performans, güçlü bağlantı, entegrasyon kolaylığı ve uzun vadeli destek sunan bir platform kazandırıyor. Böylece daha hızlı inovasyon, kolay yükseltme ve güvenle dağıtım yapılmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amd-dusuk-gecikmeli-edge-uygulamalari-icin-epyc-embedded-4005-islemcilerini-tanitti-578792">AMD, Düşük Gecikmeli Edge Uygulamaları için EPYC™ Embedded 4005 İşlemcilerini Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık günde 1 paket sigara içmek kadar zarar veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-gunde-1-paket-sigara-icmek-kadar-zarar-veriyor-570781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 12:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Sessiz Salgın: Hikikomori Yalnızlık Hastalığı' konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-gunde-1-paket-sigara-icmek-kadar-zarar-veriyor-570781">Yalnızlık günde 1 paket sigara içmek kadar zarar veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8216;Sessiz Salgın: Hikikomori Yalnızlık Hastalığı&#8217; konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kendini eve hapsetme…</strong></p>
<p>Japonca kökenli bir kavram olan ‘Hikikomori’nin &#8220;hiki&#8221; kaçınma, &#8220;komori&#8221;nin ise içe kapanma ya da kendini eve hapsetme anlamına geldiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Türkçeye kavramsal olarak ‘kendini izole etme sendromu’ ya da ‘sosyal geri çekilme bozukluğu’ şeklinde çevrilebilir. Özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan bu durum, ilk olarak 1990’lı yıllarda Japonya’da tanımlanmış; başlangıçta Japon kültürüne özgü sanılsa da günümüzde küresel bir sorun halini almıştır. Hikikomori&#8217;nin temel belirtileri şöyle; kişi sosyal ortamlardan uzak durur, evden çıkmak istemez, kendini eve kapatır, sadece fiziksel olarak değil, duygusal ve zihinsel olarak da içe kapanır, sosyal etkileşimleri neredeyse sıfıra indirir; neşeli görünebilir ama içsel olarak izoledir, sanal oyunlara aşırı düşkünlük görülür, özellikle okul ve iş gibi yapısal sorumluluklardan uzak dururlar, ev tek güvenli alan haline gelir ve anne babaya bağlılık vardır, ancak bu bağ mesafeli ve çelişkilidir; aile bireylerine duygusal yakınlık göstermez ama onlardan da kopamaz.”</p>
<p><strong>6 ay veya daha uzun sürdüğünde tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Bu durum 6 ay veya daha uzun sürdüğünde tanı konulabileceğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Japonya’da geliştirilmiş 25 soruluk bir değerlendirme ölçeği vardır; Türkiye&#8217;de de 8 soruluk bir uyarlaması mevcuttur. Bu sendrom, depresyonun alt türlerinden biri olarak değerlendirilir.” dedi.</p>
<p>Bu çocukların genellikle aşırı korumacı anneler ve işiyle meşgul, mesafeli babaların çocukları olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Aşırı korumacılık, çocuğun sorumluluk almadan büyümesine neden olur. Küçük yaşta yeterli sorumluluk verilmeyen çocuklar, dış dünyaya karşı güvensiz hale gelir. Ayrıca bu çocukların ilgi alanlarının sınırlı olması, zihinsel gelişimlerini daraltır. Ebeveynlerin çocuğu çeşitli sosyal etkinliklere yönlendirmesi, oyun, sanat, doğa gibi çok yönlü alanlarda deneyim kazandırması çocuğun beyin gelişimini ve dayanıklılığını artırır. Sorumluluk almayan çocuklar çalışma eyleminin getirdiği tatmini de tanıyamaz. Oysa ev işlerine katkı sağlamak, bir büyüğe yardımcı olmak bile çocuğun gelişimi açısından oldukça önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Süreç ilerledikçe okul ve akran reddi gelişiyor</strong></p>
<p>Bu çocukların yetiştiği ailelerde sıklıkla sağlıklı iletişim eksikliği görüldüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Evde çatışmalar küçük bir sorundan bile büyük gerilimlere dönüşebilir. Bu durumda çocuk kendine odasında bir güvenli alan oluşturur ve zamanla sosyal izolasyonu normalleştirir. Süreç ilerledikçe okul reddi ve ardından akran reddi gelişir. Normalde 10 yaş sonrası çocuk için akran ilişkileri anne-babadan daha önemli hale gelirken, bu çocuklar akranlarından da kaçınır. Bu durum onları akran zorbalığına açık hale getirir ve yalnızlık döngüsünü derinleştirir. Nitekim Japonya ve İngiltere, yalnızlık bakanlığı kurarak bu duruma dikkat çekmiştir. Artık sadece bireysel değil, toplumsal boyutta bir sorun haline gelmiştir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne babaya bağlı değil bağımlı hale geliyorlar</strong></p>
<p>Bu çocukların genellikle sosyal medya ve dijital ortamlar aracılığıyla sahte bağlar kurduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Gerçek ilişkilerden uzak, yüzeysel, geçici ve yapay övgülerle tatmin olurlar. Bu sahte bağlar çocuklara sahte bir ‘değerli olma’ hissi verir. Gerçek ile sahte arasındaki farkı ayırt edemedikleri için de bu ortamları daha güvenli görürler. Anne babanın aşırı eleştirel ya da yargılayıcı tutumu, çocuğun evde bile kendini bir mahkeme salonunda gibi hissetmesine neden olur. Bu nedenle çocuk, daha çok dijital dünyada bağlantı kurmaya yönelir. İnsan bağ kurmadan yaşayamaz; çocuk da sanal bağlarla bu boşluğu doldurmaya çalışır. Ancak bu bağlar yapaydır ve yalnızlık hissini daha da derinleştirir. Yalnız kalmak zamanla bir alışkanlık haline gelir ve sahte bir huzur hissi yaratır. Bu durumun sonunda çocuk, anne babaya bağlı değil bağımlı hale gelir ve süreç ilerledikçe onları da reddetmeye başlar.” dedi.</p>
<p><strong>Yalnızlık günde bir paket sigara içmek kadar hasar veriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Birleşmiş Milletler&#8217;in geleceği bekleyen üç büyük küresel tehditten biri olarak ilan ettiği &#8220;yalnızlığın&#8221;, artık somut bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü belirterek, &#8220;Yapılan istatistikler, &#8216;çok yalnızım&#8217; diyen kişilerde kronik hastalık riskinin yüzde 26 daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu durum, günde bir paket sigara içmek kadar bedenimize hasar veriyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Modernizmin &#8220;bireyselleşme&#8221; adı altında &#8220;bencilleşmeyi&#8221; yücelterek bu küresel salgını körüklediğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kalabalık yalnızlık&#8221; kavramının Türkiye&#8217;de &#8220;yılın kelimesi&#8221; seçilmesini, modernizmin &#8220;sessiz çığlığı&#8221; olarak niteledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sosyal bir varlık olan insanın, başkalarına muhtaç olmadan yaşama öğretisiyle aslında kendi doğasına aykırı bir yola itildiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Seçilmiş yalnızlık bilgelik…</strong></p>
<p>Her yalnızlığın kötü olmadığını, &#8220;seçilmiş yalnızlığın&#8221; kişinin kendini tanıdığı bir &#8220;iç keşif yolculuğu&#8221; ve bilgeleşme fırsatı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, asıl tehlikenin, bireyin istemediği halde yalnızlığa itilmesi olduğunu, bu durumun arkasında yatan bencilliği &#8220;sosyal kanser&#8221; olarak tanımladı.</p>
<p>&#8220;Bencil ve narsist insanlar, tıpkı bir tümör hücresi gibi sınırsız, sorumsuz ve doyumsuzdur. Vücudumuzun bu hücrelerle savaştığı gibi, toplumun da bu &#8216;toksik&#8217; kişiliklerle mücadele etmesi gerekir.&#8221; Diyen Prof. Dr. Tarhan, yalnızlığın oluşturduğu kronik stresin bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun kendi kendini onarma mekanizmasını bozduğunu, bu küresel tehdidin bir sonraki adımının depresyon olduğunu ve çözümün, sosyal bağları güçlendirmekte yattığını ifade etti.</p>
<p><strong>Kronik yalnızlık çeken kişilerin beyninde erken yıpranma oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özellikle pandemi sonrası gençlerde artan ve okul reddi gibi sorunlarla kendini gösteren kronik yalnızlığın, beyinde somut ve ölçülebilir hasarlara yol açtığını dile getirerek, &#8220;Yapılan araştırmalar, kronik yalnızlık çeken kişilerin beyninde; bellek alanı olan hipokampus, duyguları düzenleyen anterior singulat korteks ve anlamlandırmayla ilgili bölgelerin fiziksel olarak küçüldüğünü gösteriyor. Bu durum kişileri erken yıpranmaya ve ruhsal bozukluklara karşı savunmasız bırakıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yalnızlığın yarattığı sürekli stresin, gen ifadesini bozarak vücudun &#8220;tehlike olmadığı halde tehlike var&#8221; sinyali vermesine ve tiroit gibi otoimmün hastalıklara yol açtığı uyarısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimin zayıf olduğu, kuralların nezaketle dengelenemediği ortamlarda büyüyen gençlerin bu riske daha açık olduğunu, çözümün, çocuklara sağlıklı iletişim ve problem çözme becerilerinin öğretilmesinde yattığını vurguladı.</p>
<p><strong>Yalnızlık salgınında erkekler neden daha fazla risk altında?</strong></p>
<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyon konusunda erkeklerin kadınlara göre daha büyük risk altında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bunun temelinde kadın ve erkek beyninin genetik kodlarındaki farklılıkların yattığını söyledi.</p>
<p>&#8220;Kadın beyni, doğuştan gelen annelik kodları nedeniyle empati ve sözel ifade becerilerinde daha gelişmiştir. Stres altında kadın, konuşarak ve sosyalleşerek çözüm ararken, erkek beyni zihinsel sığınağına çekilerek içe kapanır.&#8221; Diyen Prof. Dr. Tarhan, bu temel farklılığın, erkekleri akran zorbalığına, sosyal izolasyona ve kendini eve hapsetme gibi durumlara daha yatkın hale getirdiğini belirtti.</p>
<p>Kendini hayata kapatan gençlerde zaman kavramının dahi bozulabileceğini, hangi ayda veya günde olduklarını unutabileceklerini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kadınların daha sosyal genetik şifreler taşıması nedeniyle teorik olarak bu küresel yalnızlık salgınına karşı daha dirençli olmasının beklendiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Pandemi sonrası gençlerde &#8220;sanal dünyaya hapsolma&#8221; arttı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özellikle pandemi sonrası gençlerde artan &#8220;sanal dünyaya hapsolma&#8221; ve yalnızlık salgınının temelinde, ailelerin çocuklarına sunduğu sınırsız konfor ve yanlış yaşam felsefesinin yattığını ifade ederek, “Aman sorun çıkarmasın diye çocuğun her istediğini yapan, evin liderliğini ona kaptıran anne-babalar, aslında ona hayatın sınırlarını öğretmiyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Evde stres seviyesi yüksek olan çocukların, emek vermeden kolayca haz kaynaklarına ulaşılan sanal dünyayı bir &#8220;sığınak&#8221; olarak gördüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, eline &#8220;ucuz bakıcı&#8221; olarak tablet verilen ve rüyasında bile parmağıyla ekran kaydıran bebekler olduğunu, İskandinav ülkelerinin 3 yaşına kadar ekranı tamamen yasakladığını hatırlattı.</p>
<p>&#8220;Biz çocuklarımıza orta ve uzun vadeli hedefler sunmak yerine, sadece anlık haz ve dopamin odaklı bir hayat öğretiyoruz. &#8216;5-10 sene sonra nerede olacaksın?&#8217; sorusunu sormayan genç, para, şöhret ve alkışla dolu sanal dünyanın esiri oluyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, ailelere çocuklarına anlam ve amaç odaklı bir hayat sunmaları çağrısında bulundu<strong>.</strong></p>
<p><strong>Sanal ortamdaki iletişimin &#8220;sosyal&#8221; değil, &#8220;sanal&#8221; </strong></p>
<p>Sanal ortamdaki iletişimin &#8220;sosyal&#8221; değil, &#8220;sanal&#8221; olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, gerçek fiziksel temasın olmadığı bu etkileşimlerin beynin sadece hayal kurmayla ilgili alanını çalıştırdığını belirtti.</p>
<p>&#8220;Gerçek sosyal hayatta beş duyu, motor beceriler, empati ve sosyal sınırlar öğrenilir. Sanal ortamda ise çocuk hata yapıp karşı tarafın tepkisinden ders çıkaramaz, bu yüzden sosyal sınırları öğrenemeyen bireyler yetişir.&#8221; diye konuşan Prof. Dr. Tarhan, özgüveni düşük ve stresini yönetemeyen kişilerin, sahte bir onay ve sürükleyicilik sunan sanal ortamlara, özellikle de oyunlara kaçtığını ifade etti.</p>
<p>İnsanın &#8220;ilişkisel bir varlık&#8221; olduğunu ve sosyal olarak kendini güvende hissettiğinde beynindeki tehlike devrelerinin sustuğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, mutlulukla yalnızlık arasında doğrudan bir nedensellik bağı olduğunu söyledi.</p>
<p>Yalnızlığa itilen kişilerin, gerçek problemlerden kaçmak için anlık hazlara sığındığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Halbuki amaç ve anlam odaklı bir hayat seçseler, başlangıçta zorlansalar da orta ve uzun vadede kazanırlar. İnsan, bir bütünün ve bir anlamın parçası olmak ister; asıl mutluluk ve yalnızlığın çözümü burada yatar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Aileler negatifle savaşmak yerine, pozitifi artırmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 15 yaşındaki bir gencin protestocu ve negatif tavırlarının altında genellikle ailenin &#8220;fazla sevgiyle karışık fazla müdahalesinin&#8221; yattığını ifade ederek, &#8220;10 yaşından sonra çocuğu yönetemezsiniz; ona heykeltıraş gibi şekil vermeye çalışmak yerine, hayat yolunda bir &#8216;yol arkadaşı&#8217; olmalısınız.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Buyurgan bir tavrın, özellikle özerklik duygusu gelişmiş çocuklarda tam tersi bir tepkiye ve &#8220;ters kimlik&#8221; gelişimine yol açtığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, ailelere &#8220;negatifle savaşmak&#8221; yerine, &#8220;pozitifi artırma&#8221; stratejisini önerdi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocuğun dünyasına girebilmek için onun ilgi alanlarından (müzik, bilgisayar, sanat) bir kapı açın. Nasihat ve konferans vermek yerine, önce çocuğun iyi yönlerini övün. Güven ilişkisi tazelendiğinde, çocuk yanlışı zaten kendiliğinden bırakacaktır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon ve otizme bakılıyor</strong></p>
<p>Kendini eve kapatan, hatta tuvalete bile gitmekte zorlanan &#8220;Hikikomori&#8221; benzeri vakalarda, ilk olarak altta yatan biyolojik bir neden olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Bu gençlerde öncelikle depresyon ve otizm spektrum bozukluğu gibi sosyal iletişim güçlükleri olup olmadığını tarıyoruz. Eğer nonverbal (sözel olmayan) öğrenme güçlüğü gibi sorunlar varsa, tedavi tamamen değişiyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Pandemi sonrası bu tür vakalarda ve ergen intihar girişimlerinde ciddi bir artış yaşandığını, daha önce nadiren ihtiyaç duyulurken şimdi ergen servislerinde yer bulmakta zorlandıklarını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Eğer ailede anne ve baba ortak bir dil konuşuyor, tutarlı davranıyor ve çocuklar arasında kutuplaşma yaratmıyorsa, bu gençler hızla toparlanıyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyon yaşayan ergenlerin en temel ihtiyacının &#8220;adam yerine konmak&#8221; ve &#8220;değer verilmek&#8221; olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, ailelerin &#8220;Bugün nasılsın?&#8221; gibi basit sorular yerine, &#8220;Şunu nasıl yapalım?&#8221; diyerek onu karar süreçlerine dahil etmesinin çok önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Ancak tüm bu çabalara rağmen, bir gencin sık sık ölümle ilgili konular açması, sorular sorması veya &#8220;uzun bir yolculuğa çıkıyor&#8221; gibi bir ruh haline bürünmesinin çok ciddi bir alarm sinyali olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu durumda ailelerin vakit kaybetmeden mutlaka bir uzman desteği alması hayat kurtarıcıdır.&#8221; diye sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-gunde-1-paket-sigara-icmek-kadar-zarar-veriyor-570781">Yalnızlık günde 1 paket sigara içmek kadar zarar veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenovo, AMD Ryzen PRO İşlemcilerden Güç Alan Yeni Yapay Zeka Bilgisayarı ThinkPad P14s Gen 5 Mobil İş İstasyonunu Duyurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenovo-amd-ryzen-pro-islemcilerden-guc-alan-yeni-yapay-zeka-bilgisayari-thinkpad-p14s-gen-5-mobil-is-istasyonunu-duyurdu-460967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 10:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[amd]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarı]]></category>
		<category><![CDATA[duyurdu]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[işlemcilerden]]></category>
		<category><![CDATA[istasyonunu]]></category>
		<category><![CDATA[lenovo]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[p14s]]></category>
		<category><![CDATA[pro]]></category>
		<category><![CDATA[ryzen]]></category>
		<category><![CDATA[thinkpad]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenovo™, üst sınıf performansa ihtiyaç duyan profesyoneller için 14 inç taşınabilir kasada tasarlanan Lenovo ThinkPad™ P14s Gen 5'i tüketicilerin beğenisine sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-amd-ryzen-pro-islemcilerden-guc-alan-yeni-yapay-zeka-bilgisayari-thinkpad-p14s-gen-5-mobil-is-istasyonunu-duyurdu-460967">Lenovo, AMD Ryzen PRO İşlemcilerden Güç Alan Yeni Yapay Zeka Bilgisayarı ThinkPad P14s Gen 5 Mobil İş İstasyonunu Duyurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çarpıcı bir 16:10 ekrana sahip bu mobil iş istasyonu, AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> PRO 8040 HS Serisi işlemcilerden güç alıyor. Enerji verimliliğine sahip bu ultra gelişmiş işlemciler, ince ve hafif mobil iş istasyonlarında kullanım için ideal. </strong></p>
<p><strong>AMD Ryzen PRO HS Serisi işlemciler ayrıca, yapay zeka iş akışlarında optimize performans için entegre Nöral İşlem Ünitesi (NPU) gibi dahili Yapay Zeka (AI) özellikleriyle geliyor.</strong></p>
<p>Bağımsız yazılım sağlayıcısı (ISV) sertifikaları ve entegre AMD Radeon<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ekran kartıyla sağlanan Lenovo ThinkPad P14s Gen 5; AutoCAD®, Revit® ve SOLIDWORKS® gibi uygulamaları üstün performansla çalıştırmak için ideal bir ürün. Yüksek performansa ihtiyaç duyan mobil kullanıcılar için ideal olan bu mobil iş istasyonu, gelişmiş ThinkShield<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> güvenlik özellikleri sunarken üst düzey dayanıklılık için kapsamlı MIL-SPEC testlerinden geçiyor.</p>
<p>AMD, Lenovo ThinkPad P14s Gen 5&#8217;te <strong>AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> AI</strong> entegrasyonuyla yapay zeka bilgisayarı teknolojisinde mükemmelliğini sürdürüyor. Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> AI destekli yeni işlemciler, CPU, GPU ve çip üstü NPU kullanarak önceki nesle kıyasla yaklaşık 3,5 kat daha fazla 39 AI TOPS işlem gücüyle bilgisayarlarda olağanüstü üretken yapay zeka deneyimleri sunuyor. Teknolojideki bu ilerleme, yapay zeka destekli iş birliği, içerik oluşturma, veri analizi ve daha fazlası için daha yüksek performans sağlayarak kullanıcı deneyimini artıracak. Bunun yanında, AMD PRO teknolojilerine yer verilmesi, BT yöneticilerinin operasyonları kolaylaştırması için işletme sınıfı yönetilebilirlik özellikleri, gelişmiş saldırılara karşı koruma sağlamak için ThinkShield ile sinerji içinde çalışan dahili güvenlik özellikleri ve işletme yazılımları için benzersiz düzeyde stabil çalışma sunuyor.</p>
<p><strong>ThinkPad P14s Gen 5 şu özellikleriyle öne çıkıyor:</strong></p>
<ul>
<li>AMD RyzenTM AI ve AMD Radeon entegre ekran kartına sahip AMD Ryzen 7 PRO 8840HS işlemci</li>
<li>Windows 11 Pro yüklü olarak gelir ve Linux tabanlı işletim sistemlerinin çeşitli sürümleriyle uyumludur2</li>
<li>Maksimum 96 GB DDR5 ve 2 TB PCIe 4&#215;4 Yüksek Performanslı SSD</li>
<li>3M Optik Film çözümüne sahip FHD dokunmatik veya dokunmatik olmayan ekranlarla parlaklık 400 nit&#8217;e çıkarırken, %16&#8217;ya kadar daha az güç tüketilimi sağlanır3</li>
<li>Düşük mavi ışık ve X-Rite fabrika renk kalibrasyonuyla 2,8k OLED ekran seçeneği</li>
<li>Wi-Fi 6E ve isteğe bağlı 5G WWAN4</li>
<li>39,3 Whr pil seçeneği hafif taşınabilirlik sunarken, müşteri tarafından değiştirilebilir (CRU) 52,5 Whr pil, kullanım süresini artırır</li>
</ul>
<p>Lenovo ThinkPad P14s Gen 5, mevcut ThinkPad P16s Gen 2, ThinkStation<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> P620 ile 96 çekirdek ve 192 iş parçacığı üst sınırına sahip AMD Ryzen Threadripper<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> PRO 7000 WX Serisi işlemcilerle en yeni ThinkStation P8 masaüstü iş istasyonuyla Lenovo&#8217;nun AMD destekli profesyonel iş istasyonu portföyünü geliştiriyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-amd-ryzen-pro-islemcilerden-guc-alan-yeni-yapay-zeka-bilgisayari-thinkpad-p14s-gen-5-mobil-is-istasyonunu-duyurdu-460967">Lenovo, AMD Ryzen PRO İşlemcilerden Güç Alan Yeni Yapay Zeka Bilgisayarı ThinkPad P14s Gen 5 Mobil İş İstasyonunu Duyurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezitenin ortaya çıkmasına neden olan 1.000&#8217;den fazla gen varyantı var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezitenin-ortaya-cikmasina-neden-olan-1000den-fazla-gen-varyanti-var-457278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 07:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmasına]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[obezitenin]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada 988 milyon kişiyi etkileyen obezite, insan sağlığını tehdit eden en kritik hastalıklardan biri olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezitenin-ortaya-cikmasina-neden-olan-1000den-fazla-gen-varyanti-var-457278">Obezitenin ortaya çıkmasına neden olan 1.000&#8217;den fazla gen varyantı var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Obezite Federasyonu dünyada her yıl 4,7 milyon kişinin obezite ile ilişkilendirilen hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini bildiriyor. Bu kadar büyük boyutları olan obezite hastalığı ile ilgili doğru bilgiler edinmenin önemli olduğunu vurgulayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, “Toplumda, obezitenin sadece hareketsiz yaşama ve yeme davranışındaki iradesizliğe bağlı olarak geliştiği bilgisi çok yaygındır. Ancak obezite ile ilgili yapılan araştırmalar, iç ve dış kaynaklı pek çok etkenin, obezitenin ortaya çıkmasını tetiklediğini ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Küresel bir salgın olarak görülen obezite, ülkemizde ortalama her 3 kişiden 1’inin sağlığını etkilemektedir. Çocukluk çağındaki bireyleri de etkisi altına alması bakımından önem kazanan obezite, genetik, fizyolojik, psikolojik ve çevresel olmak üzere birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle bütün coğrafyalarda hızlı bir şekilde artış gösteriyor. </p>
<p>Sağlık otoritelerini harekete geçiren obezite riski ile ilgili doğru bilgiye ulaşmanın, obezitenin çözümündeki önemine dikkat çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, “Doğru bilgiye ulaşabilen ve bilinçlenen toplumlar obezite ile mücadelede daha başarılı oluyor” dedi ve obezitenin nedenleri ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>“OBEZİTE, KRONİK HASTALIKLAR ARASINDA GÖSTERİLİYOR”</strong></p>
<p>Birden fazla etkenin bir arada görülmesiyle ortaya çıkan obezite, kompleks bir hastalık olarak kabul ediliyor. “Vücutta normal sınırların üzerinde yağ birikmesi olarak tanımlanan obezitede, global olarak kullanılan Vücut Kütle İndeksi (VKİ) hesaplaması sonucunun 30 kg/m2 ve daha fazla olması durumunda teşhis konuluyor. Obezitenin tüm coğrafyalarda ve hemen her yaş grubunda artış göstermesi, küresel bir sağlık krizi olarak görülmesine neden olmaktadır. Dünya Obezite Federasyonu’na göre 2035 yılında dünya nüfusunun yarısının fazla kilolu veya obeziteli olacağı öngörülmektedir. Bu nedenle de obezite, geleceği tehdit eden bir hastalık olarak dikkat çekmektedir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Kıyıcı, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p><strong>“</strong>Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kronik hastalıklar arasında gösteriliyor. Bu tanıma bağlı olarak obezitenin, sadece bireylerin irade eksikliğine bağlı olarak gelişmediğini söyleyebiliriz. Obezite, diğer bütün kronik hastalıklarda olduğu gibi ilerleyici, vücudun bazı fonksiyonlarının işleyişinde bozulmaya ve organ hasarına neden olabilen ve aynı zamanda başka birçok sağlık sorununu da beraberinde getiren bir hastalıktır. Özellikle kalp ve damar hastalıkları, diyabet, kronik böbrek hastalığı, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları gibi hayati fonksiyonlarda hasara neden olabilen hastalıkları tetiklemesi bakımından da sağlık otoriteleri tarafından, obezitenin insan sağlığını tehdit eden en kritik hastalıklar arasında görülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Obezite hastalığına yönelik farkındalığı artırmayı amaçlayan ‘Bu İş Sandığından Büyük’ kampanyası da bu konuya dikkat çekerek, obezitenin sanıldığından daha büyük bir hastalık olduğu, bireylerin obezite ile tek başlarına mücadele etmek zorunda olmadıkları, bir hekime başvurmalarının önemli olduğu mesajlarını vermektedir.”</p>
<p><strong>OBEZİTENİN NEDENLERİ NELERDİR?</strong></p>
<p>Obezitenin ortaya çıkmasında kişilerin iradesi ne kadar etkili? Bu konuda toplumda yanlış bilgilerin yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Kıyıcı, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Toplumda, obezitenin sadece hareketsiz yaşama ve yeme davranışındaki iradesizliğe bağlı olarak geliştiği önyargısı çok yaygındır. Ancak obezite ile ilgili yapılan araştırmalar psikolojik, biyolojik, genetik, sosyal, kültürel ve çevresel birçok faktörün obezitenin gelişiminde rol oynadığını göstermektedir. ”</p>
<p><strong>“1.000’DEN FAZLA GEN VARYANTI OBEZİTE İLE İLİŞKİLENDİRİLİYOR”</strong></p>
<p>Obezitenin genetik nedenleri ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Kıyıcı, şu bilgileri aktardı:</p>
<p>“Obezitenin genetik nedenleri ile ilgili araştırmalar devam ederken, bugün 1.000’den fazla gen varyantının obezite ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Toplumda yaygın olarak görülen obezite tipinde, bireyde kilo artışına eğilim yaratan birden fazla gen varyantının birlikte bulunduğunu yani poligenik nedenli olduğunu biliyoruz. Obezitenin genetik etkenlerle ilişkisini çift taraflı açıklayabiliriz. Obezite ile ilişkilendirilen birden fazla gen varyantının bulunması, vücutta daha az kalori yakılmasına, yağ depolama eğiliminin artmasına ve enerji için gereken yağ yakma yeteneğinin azalmasına neden olabilmektedir. Bu da fazla yağ birikimine ve VKİ’de artışa neden olacaktır. Diğer tarafta ise, günümüzde yaygın olan hareketsiz yaşam biçimi ve yüksek yağlı beslenme alışkanlığının açlık ve tokluk hormonlarını düzenleyen sistemlere ve diğer vücut fonksiyonlarındaki normal işleyişe olumsuz olarak etki etmesi, kilo alınmasına ve yağlanmaya neden olabilir.” </p>
<p><strong>OBEZİTE  İLE MÜCADELEDE ERKEN VE DOĞRU AKSİYON ALMAK ÖNEMLİDİR</strong></p>
<p>Obezitenin, genetik etkenler gibi bireylerin iradesi dışı nedenleri olabilse de bazı önlemler ile bu riskin azalabileceğine ve vakit kaybetmeden doğru desteği almanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kıyıcı, şunları söyledi: </p>
<p>“Obeziteyi etkileyen birçok genetik faktör bulunmakta. Ancak beslenme alışkanlıklarımızda ve yaşam biçimimizde yapacağımız bazı olumlu düzenlemeler obezite riskimizi azaltmamıza yardımcı olabilir. Obezite hastalığının geliştiği durumlarda ise hastaların vakit kaybetmeden bir hekime başvurması ve kendi ihtiyaçlarına özel farklı tedavi metotlarının hekim kontrolü ve yönetiminde belirlenmesi çok önemlidir. Hastaların kilo vermelerini takiben genel sağlık durumlarında da hızlıca olumlu etkiler görülür. Örneğin İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, VKİ’si 40 kg/m2 olduğu tahmin edilen bireylerde, başlangıç kilosundan ortalama %13 oranında kilo kaybedilmesi durumunda Tip 2 diyabet riskinde %41, uyku apnesi riskinde %40, hipertansiyon riskinde %22, dislipidemi riskinde %19 ve astım riskinde %18 azalma sağlandığı görülmüştür. ”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezitenin-ortaya-cikmasina-neden-olan-1000den-fazla-gen-varyanti-var-457278">Obezitenin ortaya çıkmasına neden olan 1.000&#8217;den fazla gen varyantı var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenovo En Yeni Yapay Zeka Teknolojileriyle Donatılmış ThinkPad P1 Gen 7 Mobil İş İstasyonunu Tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenovo-en-yeni-yapay-zeka-teknolojileriyle-donatilmis-thinkpad-p1-gen-7-mobil-is-istasyonunu-tanitti-454810</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 10:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[donatılmış]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[istasyonunu]]></category>
		<category><![CDATA[lenovo]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[tanıttı]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileriyle]]></category>
		<category><![CDATA[thinkpad]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454810</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenovo™, karmaşık iş yüklerinin üstesinden gelmek için gerekli olağanüstü güç ve performansı sağlamak için özenle hazırlanmış en yeni mobil iş istasyonu ürünlerini piyasaya sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-en-yeni-yapay-zeka-teknolojileriyle-donatilmis-thinkpad-p1-gen-7-mobil-is-istasyonunu-tanitti-454810">Lenovo En Yeni Yapay Zeka Teknolojileriyle Donatılmış ThinkPad P1 Gen 7 Mobil İş İstasyonunu Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En yeni yapay zeka teknolojileriyle donatılmış <strong>Lenovo ThinkPad P1 Gen 7, P16v </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 2, P16s </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 3 </strong>ve<strong> P14s </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 5</strong>, profesyonellerin yapay zeka iş akışlarıyla etkileşim kurma biçimini dönüştürmek için hazır. </p>
<p>Lenovo, sektördeki iş ortakları Intel®, NVIDIA® ve Micron® ile iş birliği içinde, günümüzün yapay zeka yoğunluklu görevlerinin ihtiyaçlarını karşılayan güçlü ve performans odaklı yapay zeka bilgisayarlarını tanıttı. Entegre nöral işleme üniteli (NPU) Intel® Core<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ultra işlemciler ve NVIDIA RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ada Generation GPU&#8217;ların dahil edilmesi, yapay zeka teknolojisinde büyük bir ilerleme sağlayarak genel performans ve üretkenlik olanaklarını artırıyor.</p>
<p>Intel Core Ultra işlemciler ve NVIDIA RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ada Generation GPU&#8217;lardan güç alan en yeni ThinkPad P serisi mobil iş istasyonları, esnek, yüksek performanslı ve enerji verimliliğine sahip, yapay zekaya hazır bilgisayarlar sunuyor. Entegre NPU, hafif ve sürekli yapay zeka görevlerini yerine getirirken, NVIDIA GPU daha zorlu gündelik yapay zeka işlemlerini gerçekleştirir. Bu kombinasyon, yapay zeka teknolojilerinin sorunsuz ve güvenilir bir biçimde çalışmasını sağlayarak, 3D modelleme ve sahne geliştirmeden yapay zeka destekli çıkarım ve eğitime kadar çeşitli görevler yürüten profesyonellere yönelik kullanım olanakları sunuyor.</p>
<p><strong>Lenovo Dünya Geneli İş İstasyonu ve İstemci Yapay Zeka İş Birimi başkan yardımcısı Rob Herman</strong>: &#8220;Hareketlilik odaklı profesyoneller göz önünde bulundurularak tasarlanan en yeni Lenovo ThinkPad P serisi mobil iş istasyonları; iş istasyonu teknik bilgisi, yapay zekaya hazır yüksek performans ve gerçek mobilitenin ideal bir birleşimini sunuyor. İş istasyonu teknolojisindeki yeniliklerin zirvesini temsil eden yeni ThinkPad P serisi dizüstü bilgisayarlar, yaratıcı profesyonellere, mühendislere ve veri bilimcilerine ihtiyaç duydukları her yerde karmaşık iş akışlarıyla güç vermek için tasarlandı.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>ThinkPad P1 Gen 7: Lenovo&#8217;nun Yapay Zekaya Hazır En Güçlü Mobil İş İstasyonlarından Biri</strong></p>
<p>Lenovo&#8217;nun yoğun makine öğrenmesi görevleri için tasarlanmış ultra taşınabilir ve yüksek performanslı mobil iş istasyonu olan <strong>ThinkPad P1 Gen 7</strong>, her yerden çalışma esnekliği sağlıyor. Ürünün güçlü donanımını tamamlayan üstün kaliteli alüminyum yapısı, adeta ürünün sunduğu gelişmiş yapay zeka teknolojisini sergiliyor. En yeni <strong>Intel® vPro, Evo<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Edition featuring Intel Core Ultra</strong> işlemcilere, entegre NPU&#8217;ya ve <strong>NVIDIA RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 3000 Ada</strong> Generation dizüstü bilgisayar GPU&#8217;suna kadar donanım seçeneklerine sahip ThinkPad P1 Gen 7, olağanüstü güç ve performans sunuyor. CPU, NPU ve GPU&#8217;nun ortak gücünden yararlanan bu Lenovo iş istasyonu, yapay zeka işleme gereksinimlerini etkili bir biçimde karşılayacak şekilde optimize edildi.</p>
<p><strong>Lenovo ThinkPad P Serisi İş İstasyonları Yapay Zekaya Hazır Performans Seviyelerini Yükseltiyor</strong></p>
<p>Lenovo&#8217;nun yapay zekaya hazır mobil iş istasyonları, çok çeşitli sektörlerde kullanıcılara daha fazla verimlilik sunarak ezberleri bozuyor. Veri analizinden yaratıcı süreçlere kadar iş akışlarına hız katan özellikleriyle bu mobil iş istasyonları, en gelişmiş iş yükleri için dahi gereken yüksek hızlı gücü sağlıyor. AEC, M&#038;E, otomotiv ve sağlık hizmetleri gibi sektörler için mükemmel bir çözüm olarak yapay zeka modeli geliştirme ve kullanım durumlarına yönelik ortaya çıkan talepleri karşılamak üzere özel olarak geliştirilen Lenovo ThinkPad P serisi mobil iş istasyonları, profesyonellerin çalışma biçimini dönüştürerek her iş için verimlilik ve inovasyon sağlıyor.</p>
<p>Yeni <strong>ThinkPad P1 Gen 7, P16v </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 2, P16s </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 3 </strong>and<strong> P14s </strong><em><strong>i</strong></em><strong> Gen 5</strong> mobil iş istasyonlarında üst düzey performans sağlayan en yeni bileşenler kullanılıyor. Lenovo, Intel ile birlikte Core Ultra 9 185H&#8217;ye kadar yenilikçi Intel Core Ultra işlemcilere yer vererek en yeni ThinkPad P serisinin performansını ve kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Bu işlemciler, 100&#8217;ü aşkın uygulamada yapay zeka özelliklerinin performansını optimize etmek için tasarlanmış CPU, NPU ve entegre GPU içeren çok işlemcili bir paketi bir araya getiriyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-en-yeni-yapay-zeka-teknolojileriyle-donatilmis-thinkpad-p1-gen-7-mobil-is-istasyonunu-tanitti-454810">Lenovo En Yeni Yapay Zeka Teknolojileriyle Donatılmış ThinkPad P1 Gen 7 Mobil İş İstasyonunu Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEN, HIV ve kanser alanında önemli iş birliğine imza attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gen-hiv-ve-kanser-alaninda-onemli-is-birligine-imza-atti-448529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 09:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[birliğine]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hiv]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448529</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEN, Jaguar Health Inc. ile önemli bir ortaklık ve iş birliği anlaşmasına imza attı. GEN, bu anlaşma doğrultusunda, Jaguar Health Inc.'e sermaye artırımına katılım yoluyla %6,7 oranında ortak olurken, şirketin HIV ve kanser tedavisine bağlı diyare (ishal) sorununu önlemeye yardımcı olması planlanan ilacının üretimi ve pazarlanması konusunda da anlaşmaya vardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-hiv-ve-kanser-alaninda-onemli-is-birligine-imza-atti-448529">GEN, HIV ve kanser alanında önemli iş birliğine imza attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GEN, Jaguar Health Inc. ile önemli bir ortaklık ve iş birliği anlaşmasına imza attı. GEN, bu anlaşma doğrultusunda, Jaguar Health Inc.&#8217;e sermaye artırımına katılım yoluyla %6,7 oranında ortak olurken, şirketin HIV ve kanser tedavisine bağlı diyare (ishal) sorununu önlemeye yardımcı olması planlanan ilacının üretimi ve pazarlanması konusunda da anlaşmaya vardı.</p>
<p>25 yılı aşkın tecrübesiyle Türk ilaç sektörünün en hızlı büyüyen şirketlerinden biri olan GEN, küresel iş ortaklıklarına bir yenisini daha ekledi. Nadir hastalıklar başta olmak üzere pek çok alanda yenilikçi ve yüksek kalitede sağlık çözümleri sunan GEN, üretimdeki güvenilir gücünü bir kez daha kanıtlayarak Jaguar Health Inc. ile anlaştı.</p>
<p>Amerikan Nasdaq borsasında işlem gören şirketlerden biri olan Jaguar Health Inc.&#8217;e sermaye artırımına katılım yoluyla %6,7 oranında ortak olan GEN, şirketin önemli bir etki yaratması beklenen ürünü için de anlaşma imzaladı. GEN, Jaguar’ın geliştirdiği ve HIV ve kanser tedavisi ile ilişkili ishal dahil tüm endikasyonlarına yönelik olarak geliştirilen ilaçla ilgili iş birliği konusunda anlaştı. Faz 3 klinik çalışmaları devam eden ve etken maddesi FDA (Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi) onaylı olan ilacın üretimi ve ulusal ve uluslararası pazarlarda satışı konusunda Jaguar Health Inc. ile anlaşan GEN, global büyüme hedefinde önemli bir adım daha atmış oldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-hiv-ve-kanser-alaninda-onemli-is-birligine-imza-atti-448529">GEN, HIV ve kanser alanında önemli iş birliğine imza attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 21:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[başlattı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmasını]]></category>
		<category><![CDATA[faz]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[heyecan]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[sulin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443652</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEN, Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen yenilikçi araştırma ilacı SUL-238'in sağlıklı gönüllülerle yapılan Faz 1 klinik çalışmasına başlandığını bildirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652">Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GEN, Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen yenilikçi araştırma ilacı SUL-238&#8217;in sağlıklı gönüllülerle yapılan Faz 1 klinik çalışmasına başlandığını bildirdi.</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen ilaç firmalarından biri olan GEN, sınıfının ilk üyesi yenilikçi araştırma ilacı SUL-238&#8217;in sağlıklı gönüllülerde yürütülecek Faz 1 klinik araştırmasına başladı. 2021 yılında, Hollanda merkezli biyoteknoloji şirketi Sulfateq BV iş birliğinde çalışmalarına başlayan GEN, Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen SUL-38 ilacının ilk dozunun 19 Şubat 2024 tarihinde uygulandığını duyurdu.</p>
<p><strong>İLAÇ, GEN LABORATUVARLARINDA ÜRETİLİYOR</strong></p>
<p>SUL-238’in Faz 1 klinik araştırmasında kullanılacak araştırma ürünlerinin formülasyon ve AR-GE stabilite çalışmaları GEN’in Ar-Ge laboratuvarlarında gerçekleştirildi ve bu araştırmada kullanılacak klinik araştırma ürünleri GEN’in üretim tesislerinde üretildi. </p>
<p><strong>ABİDİN GÜLMÜŞ: SUL-238’İ GELİŞTİRME YOLCULUĞUMUZUN BİR SONRAKİ ADIMINA GEÇTİK</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının tedavisine yönelik önemli bir çalışmaya imza atmanın heyecanını ve gururunu yaşadıklarını belirten GEN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür’ü Abidin Gülmüş, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye ilaç endüstrisinin dinamik bir oyuncusu olarak, inovasyon ve küresel büyüme stratejilerimiz doğrultusunda, Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklara çözüm sunmak için yeni bir oral tedavi olan SUL-238&#8217;i geliştirme yolculuğumuzun bir sonraki adımına ulaşmaktan dolayı heyecan duyuyoruz. Yürüttüğümüz bu özel çalışmanın, ülkemize ve insanlığa fayda sağlayacak önemli bir adım olduğunu biliyor ve bu sorumluluk bilinci ile çalışmaya devam ediyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>DR. NADİR ULU: BU AŞAMA, SUL-238 GELİŞTİRME PROGRAMI ADINA ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞIDIR</strong>                                                                        </p>
<p>GEN Ar-Ge ve Klinik Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Nadir Ulu ise, şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;GN-001 çalışmamızda ilk sağlıklı gönüllüye ilk ilaç dozunun uygulandığını duyurmaktan gurur duyuyoruz. Bu hem GEN ve Sulfateq ekipleri hem de Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklarda SUL-238 geliştirme programı adına önemli bir kilometre taşıdır. Nörodejeneratif hastalıkları olan bireyler için potansiyel bir tedavi seçeneği olarak SUL-238&#8217;i geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz. Sağlıklı gönüllülerden ve klinik araştırmamızda görev alan araştırmacılardan aldığımız destekten ötürü minnettarız.&#8221;</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652">Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 11:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycanın]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikasını]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kuracak]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün önemli değerlerinden biri olan GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor. GEN, hisselerinin tamamı Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait olan Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç fabrikasını kurmak üzere anlaşma imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614">GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün önemli değerlerinden biri olan GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor. GEN, hisselerinin tamamı Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait olan Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç fabrikasını kurmak üzere anlaşma imzaladı.</p>
<p>Kurulduğu tarihten itibaren karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına çözümler üreten GEN, hem yerli üretimin önemli bir parçası haline geldi hem de yatırımları sayesinde global oyuncu olma yolunda stratejik başarılar elde etti. Şimdiye kadar Türkiye, Almanya, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan’da etkin bir şekilde faaliyet gösteren GEN, sektör adına önemli bir anlaşmaya daha imza attı. GEN, uzun yıllar faaliyet gösterdiği Azerbaycan’da güvenilirliğini kanıtlayarak Azerbaycan Devleti’nin sahibi olduğu Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ile anlaştı. </p>
<p><strong>GEN, AZERBAYCAN’IN İLK İLAÇ ÜRETİM TESİSİNİ KURACAK</strong></p>
<p>GEN, AIC ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç üretim tesisinin kurulması için hissedarlık sözleşmesi imzaladı. Bakü’de imzalanan hissedarlık sözleşmesi uyarınca GEN‘in %66, AIC’nin %29, SIA Pharmaceutical LLC’nin ise %5 oranında hissedar olduğu Gen Pharma Caucaus Manufacturing Operations Ltd. kurulması konusunda taraflar anlaşmaya vardı. Bu önemli anlaşma ile Azerbaycan tarafından tahsis edilen Pirallahi Industrial Zone içerisideki 52.000 m²’lik alana bir ilaç üretim tesisi kurulacak. Böylece, şimdiye kadar tamamen ithalata dayalı olan 900 milyon dolarlık Azerbaycan ilaç pazarındaki ilk yerli üretim tesisi hayata geçirilmiş olacak. Bu büyük ölçekli üretim tesisinin Azerbaycan’ın ilaç alanındaki teknolojik gelişimine katkı sağlaması ve ülke için önemli bir istihdam alanı yaratması beklenirken, ilerleyen süreçlerde komşu ülkelere ilaç ihracatına da imkân sağlaması planlanıyor.</p>
<p>Fabrikanın, 36 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilecek olan birinci fazının 14.000 m² kapalı alana sahip olması planlanıyor. Ayrıca 2026 yılında tam kapasite ile faaliyete geçmesi öngörülen fabrikada tablet, film tablet, sert jelatin kapsül, yumuşak jelatin kapsül, toz süspansiyon, saşe ve likit tip olmak üzere tek vardiyada yıllık 50 milyon kutu ilaç üretilmesi hedefleniyor. </p>
<p><strong>GEN’İN YURT DIŞINDAKİ İLK ÜRETİM TESİSİ</strong></p>
<p>Ankara Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 43.000 m²’lik üretim alanına sahip olan GEN, bu dev global adım sayesinde yurt dışındaki ikinci tesisini açmış olacak. Yatırımları, teknolojik alt yapısı ve deneyimli kadrosu ile esnek ve cesur adımlar atmaya devam eden şirket, yatırımlarını güçlendirme sözünü tutmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614">GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prime Video &#8220;Gen V&#8221; Dizisinin Yayın Tarihini Belirledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prime-video-gen-v-dizisinin-yayin-tarihini-belirledi-390255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 13:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[belirledi]]></category>
		<category><![CDATA[dizisinin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[prime]]></category>
		<category><![CDATA[tarihini]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390255</guid>

					<description><![CDATA[<p>The Boys evreninden doğan Gen V dizisinin ilk üç bölümü, 29 Eylül’de yalnızca Prime Video’da gösterime girecek</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prime-video-gen-v-dizisinin-yayin-tarihini-belirledi-390255">Prime Video &#8220;Gen V&#8221; Dizisinin Yayın Tarihini Belirledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>The Boys evreninden doğan Gen V dizisinin ilk üç bölümü, 29 Eylül’de yalnızca Prime Video’da gösterime girecek</em></p>
<p><em><strong><u>İlk yayın tarihi: </u></strong></em></p>
<p><em><strong>Gen V</strong></em> dizisinin ilk üç bölümü <strong>29 Eylül Cuma</strong> günü sadece <strong>Prime Video&#8217;</strong>da gösterime başlıyor. Her hafta bir bölüm yayınlandıktan sonra 3 Kasım Cuma günü epik sezon finalini izleyicilerine sunacak olan dizi, dünya çapında 240&#8217;tan fazla ülke ve bölgede gösterime girecek. </p>
<p> </p>
<p><em><strong><u>Gen V hakkında: </u></strong></em></p>
<p><em>The Boys</em> evreninden doğan yeni <em><strong>Gen V</strong></em> dizisi, Amerika&#8217;da yalnızca genç süper kahramanların eğitim gördüğü Godolkin Üniversitesi’nde (Vought International tarafından yönetilen) geçiyor. Üniversitede “Compound V” (V Bileşiği) hakkında eğitim alan ilk nesil süper kahramanlar, güçlerinin tanrı vergisi olmadığını, aslında kendilerine enjekte edilen bu bileşenden kaynaklandığını öğrenirler. Bu genç ve son derece rekabetçi süper kahramanlar, kendi fiziksel ve ahlaki sınırlarını zorlarken okulda dereceye girmek ve birinci olabilmek için mücadele ederler. Bu zorlu mücadelenin içinde kısa sürede başarının azim ve özveri gerektirdiğini, doğru ile yanlış arasındaki farkın inandıkları kadar açık ve net olmadığını öğrenirler. Üniversitenin karanlık sırları ortaya çıktıkça öğrenciler nasıl birer kahraman olacakları konusuyla yüzleşmek zorunda kalacaklardır. </p>
<p>Dizinin başrollerini <em>Jaz Sinclair, Chance Perdomo, Lizze Broadway, Shelley Conn, Maddie Phillips, London Thor, Derek Luh</em> ve <em>Asa Germann</em> paylaşıyor. Ayrıca dizide <em>Patrick Schwarzenegger</em>, <em>Sean Patrick Thomas </em>ve <em>Marco Pigossi</em> gibi isimler de rol alıyor. <em>Gen V</em> dizisinin misafir oyuncuları arasında <em>Clancy Brown</em> ve <em>Jason Ritter’</em>ın yanı sıra <em>Jessie T. Usher, Colby Minifie</em> ve <em>P.J. Byrne</em> de <em>The Boys </em>dizisindeki karakterleriyle yer alıyor. </p>
<p><em>Michele Fazekas</em> ve <em>Tara Butters</em> dizinin liderliğini ve yönetici prodüktörlüğünü üstleniyor. Yeni dizinin yönetici prodüktörleri arasında ayrıca <em>Eric Kripke, Seth Rogen, Evan Goldberg, James Weaver, Neal H. Moritz, Ori Marmur, Pavun Shetty, Ken Levin, Jason Netter, Garth Ennis, Darick Robertson, Craig Rosenberg, Nelson Cragg, Zak Schwartz, Erica Rosbe </em>ve<em> Michaela Starr</em> da yer alıyor. Dizinin eş yönetici prodüktörlüğünü, <em>Brant Engelstein, Sarah Carbeiner, Lisa Kussner, Gabriel Garcia, Aisha Porter-Christine, Judalina Neira </em>ve<em> Loreli Alanís </em>üstleniyor.<br /><em>Gen V</em> dizisi, Sony Pictures Television Studios ve Amazon Studios ile Kripke Enterprises, Point Gray Pictures ve Original Film yapımıdır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prime-video-gen-v-dizisinin-yayin-tarihini-belirledi-390255">Prime Video &#8220;Gen V&#8221; Dizisinin Yayın Tarihini Belirledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
