<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fiziksel | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/fiziksel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/fiziksel</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 10:18:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>fiziksel | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/fiziksel</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:18:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halini]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser hem hastalığın kendisi hem de tedavi sürecinin etkileri nedeniyle çok yönlü ele alınması gereken zorlu bir süreç.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366">Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser hem hastalığın kendisi hem de tedavi sürecinin etkileri nedeniyle çok yönlü ele alınması gereken zorlu bir süreç. Bu nedenle kanserle mücadelede yalnızca hastalığa odaklanmak yeterli değil. Fiziksel, ruhsal ve bilişsel alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşım olan kanser rehabilitasyonu da sürece dahil edilmeli. Tedavi boyunca ortaya çıkan yorgunluk, ağrı ve hareket yeteneğinde kısıtlılık gibi durumların hastaların günlük yaşamını doğrudan zorlaştırdığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu yüzden rehabilitasyon kapsamında özellikle fiziksel fonksiyonların desteklenmesine yönelik uygulamalar, hastaların hareket kapasitesinin korunması ve günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi açısından değerli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz tüm bunların yanında kişinin psikolojik olarak da daha iyi hissetmesine katkı sağlar. Kalp sağlığını koruma, stres, depresyon ve anksiyete ile baş edebilme ve kemik gücünü artırmada da aktif fiziksel yaşamın kıymetini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Kanser rehabilitasyonu programları hastalığın türüne ve evresine göre şekillendirilir. Hastane içinde multidisipliner yaklaşımlarla uygulanabildiği gibi kişiye özel ev programları şeklinde de planlanabilir. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda, hareketsizlik ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar fiziksel fonksiyonları etkileyerek rehabilitasyon sürecinin planlanmasında önemli bir rol oynar” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, kanser süreci için fiziksel tıp ve rehabilitasyon uygulamalarına ilişkin önerilerini paylaştı:</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Öncelikli olarak kanser tedavisi sürecinde egzersiz programının bir uzman eşliğinde ve kişiye özel olarak planlanması gerektiğini göz önünde bulundurun.</li>
<li>Egzersize başlarken düşük seviyeden ilerlemeye özen gösterin. Kanser tedavisi sürecinde günde sadece birkaç dakika hareket etmenin bile faydasını hissedebilirsiniz. </li>
<li>Planladığınız egzersiz süresini parçalara bölün ve aralara dinlenme molaları ekleyin. Tedavi sürecinde 30 dakikalık yürüyüşü gün içine yayarak üç ayrı zaman diliminde yapabilirsiniz.</li>
<li>Egzersizi daha keyifli hale getirmek için grup çalışmalarına katılabilir ya da sevdiğiniz müzikler eşliğinde hareket edebilir, bisiklet gibi alternatifleri değerlendirebilirsiniz. </li>
<li>Günlük yaşamınıza hareket katmanın yollarını arayın. Örneğin aracınızı daha uzak bir noktaya park ederek yürüyüş sürenizi artırabilirsiniz. </li>
<li>Adım sayınızı pedometre veya akıllı telefon uygulamalarıyla takip ederek günlük hareket düzeyinizi kontrol altında tutmaya çalışın. </li>
<li>Egzersiz sırasında rahat kıyafetler tercih edin ve yeterli miktarda su tüketmeyi ihmal etmeyin.</li>
<li>Hareket öncesinde omuz, kol ve bacak egzersizleriyle ısınmayı, sonrasında ise germe hareketleriyle soğumayı unutmayın. </li>
<li>Kendinizi iyi hissetmediğinizde, ateşiniz olduğunda veya vücudunuz sinyal verdiğinde egzersizi sonlandırın. </li>
<li>Kansere eşlik eden kansızlık gibi durumlar varsa egzersize başlamadan önce bu durumu mutlaka doktorunuzla paylaşın. </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366">Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim Vakfı&#8217;nın &#8220;Cesur Kulaçlar&#8221; Projesinde Dördüncü Dönem Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-vakfinin-cesur-kulaclar-projesinde-dorduncu-donem-basladi-618767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[abdi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdi İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kulaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in 2021 yılında hayata geçirdiği Abdi İbrahim Vakfı’nın Down sendromlu çocuklara yönelik olan sosyal sorumluluk projesi “Cesur Kulaçlar”, dördüncü dönemine başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-vakfinin-cesur-kulaclar-projesinde-dorduncu-donem-basladi-618767">Abdi İbrahim Vakfı&#8217;nın &#8220;Cesur Kulaçlar&#8221; Projesinde Dördüncü Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in 2021 yılında hayata geçirdiği Abdi İbrahim Vakfı’nın Down sendromlu çocuklara yönelik olan sosyal sorumluluk projesi “Cesur Kulaçlar”, dördüncü dönemine başladı. 7 Mart 2026 – 27 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek program kapsamında yüzme eğitimi alacak olan çocuklar suyla güvenli bir bağ kuracak ve çok yönlü gelişimlerini destekleyecek yeni bir sürece adım atacak.</strong></em></p>
<p>Hayatı ve geleceği iyileştirme misyonuyla toplumsal yatırım çalışmalarını sürdüren Abdi İbrahim, kalıcı sosyal etki yaratmayı hedefleyen projeleri kararlılıkla büyütüyor. Türkiye Down Sendromu Derneği iş birliğiyle yürütülen Cesur Kulaçlar, her geçen yıl artan katılımcı sayısı ve somut gelişim sonuçlarıyla Abdi İbrahim Vakfı’nın en güçlü sosyal fayda projelerinden biri haline geldi. Önceki dönemlerde elde edilen kazanımlar ve ailelerden gelen olumlu geri bildirimler, projenin sürdürülebilir bir model olarak devam etmesini sağladı. İlk üç dönemde çocukları suyla buluşturan proje, dördüncü dönemde de Down sendromlu çocukları yüzme sporuyla tanıştırarak hem fiziksel hem sosyal hem de bilişsel gelişimlerini destekleyecek bir yolculuğa çıkaracak. </p>
<p><strong>Suya Atılan Her Kulaç, Güçlenen Bir Gelecek</strong></p>
<p>Cesur Kulaçlar, yüzme eğitiminin çok ötesinde; Down sendromlu çocukların fiziksel ve sosyal becerilerini destekleyen bütüncül bir gelişim programı olarak öne çıkıyor. Program sayesinde çocuklar suyla güven ilişkisi kurarken fiziksel dayanıklılıklarını artırıyor ve beden koordinasyonlarını geliştiriyor. Bununla birlikte kurs süreci; çocukların sosyal ortamlarda daha aktif rol almalarına, özgüven kazanmalarına ve bağımsız hareket etme becerilerini güçlendirmelerine de katkı sağlıyor.</p>
<p>Önceki dönemlerde yapılan değerlendirmeler, Cesur Kulaçlar’a katılan çocukların fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyal uyum, davranışsal gelişim, bilişsel beceriler ve özerklik alanlarında da belirgin ilerlemeler kaydettiğini ortaya koydu.</p>
<p><strong>Abdi İbrahim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Abdi İbrahim İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül</strong> proje ile ilgili şunları söyledi: “Cesur Kulaçlar, bizim için yalnızca çocuklara yüzme öğretmekten ibaret bir proje değil; onların özgüvenlerini güçlendiren, bağımsızlıklarını destekleyen ve hayata daha aktif katılımlarına alan açan uzun soluklu bir gelişim yolculuğu. Önceki dönemlerde çocuklarımızın gösterdiği ilerleme ve ailelerimizden aldığımız geri bildirimler, bu projenin ne kadar anlamlı ve doğru bir ihtiyaca karşılık geldiğini net biçimde gösterdi. Dördüncü dönemimize başlarken aynı heyecanı ve sorumluluğu taşıyoruz. Hedefimiz, Cesur Kulaçlar’ı her yıl daha da geliştirerek daha fazla çocuğa ulaşmak ve kapsayıcı sporun dönüştürücü gücünü daha geniş kitlelere yaymak.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin ise proje ile ilgili şunları söyledi:</strong></p>
<p>“Down sendromlu çocuklarımızın gelişiminde sporun ve özellikle yüzmenin çok kıymetli bir yeri var. Su, çocuklarımız için hem fiziksel güçlenmenin hem de özgüven kazanmanın en etkili alanlarından biri. Cesur Kulaçlar sayesinde çocuklarımız yalnızca yüzmeyi öğrenmiyor; başarma duygusunu deneyimliyor, sosyal ortamlarda daha aktif rol alıyor ve bağımsızlık yolunda önemli adımlar atıyor. Türkiye Down Sendromu Derneği olarak, kapsayıcı sporun yaygınlaşmasını ve Down sendromlu bireylerin hayatın her alanında eşit fırsatlara erişmesini önceliklendiriyoruz. Abdi İbrahim Vakfı ile yürüttüğümüz bu sürdürülebilir iş birliği, özel gereksinimli çocuklarımızın potansiyellerini ortaya koymaları için güçlü bir zemin oluşturuyor. Dördüncü dönemle birlikte daha fazla çocuğumuzun suyla güvenli bir bağ kuracağına ve gelişim yolculuklarında önemli kazanımlar elde edeceğine yürekten inanıyor ve Abdi İbrahim Vakfı’na bir kez daha teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-vakfinin-cesur-kulaclar-projesinde-dorduncu-donem-basladi-618767">Abdi İbrahim Vakfı&#8217;nın &#8220;Cesur Kulaçlar&#8221; Projesinde Dördüncü Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HONOR, MWC 2026&#8217;da yapay zekâyı robot teknolojileriyle fiziksel dünyaya taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/honor-mwc-2026da-yapay-zekayi-robot-teknolojileriyle-fiziksel-dunyaya-tasiyor-615893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[honor]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[mwc]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[Robot Phone]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileriyle]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615893</guid>

					<description><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında gerçekleştireceği lansmanla yapay zekâ destekli cihaz ekosistemi vizyonunu bir üst seviyeye taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/honor-mwc-2026da-yapay-zekayi-robot-teknolojileriyle-fiziksel-dunyaya-tasiyor-615893">HONOR, MWC 2026&#8217;da yapay zekâyı robot teknolojileriyle fiziksel dünyaya taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında gerçekleştireceği lansmanla yapay zekâ destekli cihaz ekosistemi vizyonunu bir üst seviyeye taşıyor. Geçtiğimiz yıl duyurulan ALPHA PLAN stratejisinin somut ürün çıktıları olarak konumlanan yeni cihaz ailesi; mobil cihazları pasif donanımlar olmaktan çıkarıp çevreyi algılayan, kullanıcıyı anlayan ve proaktif şekilde hareket eden akıllı sistemlere dönüştürmeyi hedefliyor.</p>
<p><b>ALPHA PLAN’den fiziksel yapay zekâya</b></p>
<p>HONOR’un ALPHA PLAN yol haritası; insan merkezli yapay zekâ yaklaşımı, açık iş birliği modeli ve cihazlar arası bütüncül entegrasyon üzerine inşa ediliyor. 2026 itibarıyla HONOR, yalnızca yüksek performanslı akıllı telefonlar üreten bir şirket olmanın ötesine geçerek, yapay zekâ destekli cihaz ekosistemi şirketine dönüşümünü hızlandırıyor.</p>
<p>MWC 2026 sahnesinde tanıtılacak ürünler, bu dönüşümün hem mobil hem de fiziksel yapay zekâ katmanındaki ilk güçlü örneklerini oluşturuyor.</p>
<p>Robot Phone: Dünyanın ilk otonom hareketli kamera sistemine sahip akıllı telefonu</p>
<p>HONOR’un bu yılki en dikkat çekici lansmanı, ALPHA PLAN’in ‘akıllı cihaz’ fazının ilk temsilcisi Robot Phone olacak. 100 yılı aşkın süredir sinema ve medya endüstrisi için çalışan ARRI ile geliştirilen görüntüleme altyapısı sayesinde Robot Phone, sabit bir kamera sisteminin ötesine geçerek gimbal benzeri hareketli bir mekanik yapıya sahip oldu.</p>
<p>Robot Phone, kullanıcıyı gerçek zamanlı olarak algılayıp odakta tutabiliyor; kadrajı dinamik biçimde yeniden konumlandırarak çekim sırasında manuel müdahale ihtiyacını minimize ediyor. Sahneyi, ortam koşullarını ve stil detaylarını eş zamanlı olarak değerlendiren gelişmiş yapay zekâ altyapısı sayesinde yalnızca hareketi takip etmekle kalmıyor; fiziksel yönelimleri ve başlık hareketleriyle geri bildirim verebiliyor. Böylece yalnızca görüntü kaydeden bir cihaz olmaktan çıkarak kullanıcıyla etkileşime giren, çekim sürecine aktif olarak katılan bir sistem hâline geliyor. Bu yaklaşım, özellikle vlog, canlı yayın ve sosyal medya içerik üretiminde mobil cihazı pasif bir kayıt aracından çıkararak sahneyi anlayan ve tepki verebilen otonom bir çekim asistanına dönüştürüyor.</p>
<p><b>HONOR Magic V6: Katlanabilir segmentte yeni bir referans noktası olan yapay zekâ destekli amiral gemisi</b></p>
<p>MWC 2026’da tanıtılacak yeni katlanır telefon modeli HONOR Magic V6, segmentinde tasarım ve batarya mühendisliğini birlikte ele alan yeni bir referans noktası oluşturuyor. HONOR’un geliştirdiği silikon-karbon batarya teknolojisi, daha yüksek enerji yoğunluğunu daha kompakt bir hücre mimarisi içinde sunarak cihazın hem ultra ince formunu korumasına hem de uzun süreli kullanım performansı sağlamasına imkân tanıyor.</p>
<p>Bu yeni batarya mimarisi, yüksek kapasiteyi ince gövdeyle birleştirirken aynı zamanda gelişmiş güç yönetim sistemi sayesinde uzun vadeli batarya sağlığını korumayı hedefliyor. Böylece Magic V6, yalnızca segmentinin en ince modellerinden biri olmakla kalmıyor; yoğun kullanım senaryolarında dahi istikrarlı ve sürdürülebilir bir performans sunuyor.</p>
<p>Geliştirilmiş menteşe yapısı, optimize edilmiş ekran dayanıklılığı ve çoklu görev odaklı yazılım entegrasyonu ile Magic V6, üretkenlik ve mobil premium deneyimi aynı gövdede buluşturuyor.</p>
<p>Fiziksel AI vizyonu: Becerikli El ve Robot Robert</p>
<p>HONOR, mobil cihazların ötesinde fiziksel yapay zekâ alanındaki çalışmalarını da MWC 2026 sahnesine taşıyor. Çin Yeni Yılı kutlamalarında aktif olarak kullanılan Robot Robert ve hareketleri algılayıp kaydedebilen “Becerikli El” sistemi, HONOR’un fiziksel AI vizyonunun gerçek dünya uygulamalarına dönüştüğünü gösteriyor. Bu sistemler, cihazların yalnızca veri işleyen yapılar değil; çevreyle etkileşime giren ve insan hareketlerine yanıt verebilen akıllı platformlara evrildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><b>1 Mart’ta küresel lansman, 2–5 Mart MWC Barcelona deneyimi</b></p>
<p>HONOR, 1 Mart 2026 tarihinde gerçekleştireceği küresel lansman etkinliğiyle Robot Phone, Magic V6 ve Magic Pad 4’ü resmi olarak tanıtacak. Lansman, Türkiye saati ile 15.00’te HONOR’un resmi YouTube kanalı üzerinden canlı olarak yayınlanacak. </p>
<p>2–5 Mart tarihleri arasında MWC Barcelona’da yer alacak olan HONOR, ziyaretçilere yeni nesil yapay zekâ destekli cihaz ekosistemini yakından deneyimleme fırsatı sunacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/honor-mwc-2026da-yapay-zekayi-robot-teknolojileriyle-fiziksel-dunyaya-tasiyor-615893">HONOR, MWC 2026&#8217;da yapay zekâyı robot teknolojileriyle fiziksel dünyaya taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanır]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oynayan]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunun]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599743</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimini destekleyen temel bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Aydoğan, “Oyun çocuk için sadece bir eğlence değil, temel bir gelişim ihtiyacıdır ve literatürde de ‘çocuğun işi’ olarak tanımlanır. Oyun, beyin gelişimini destekler, duygusal zekayı güçlendirir, çocukların sosyal beceriler kazanmalarına ve yaşamın getireceği zorluklara karşı donanımlı olmalarına olanak tanır” dedi. </p>
<p><strong>Oyun temelli öğrenme, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi destekliyor</strong></p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin, klasik öğrenme yöntemlerinden çocuğu merkeze almasıyla ayrıştığını belirten Aydoğan, bu yaklaşımda çocukların pasif dinleyiciler değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Oyun temelli öğrenme, problem çözme, strateji geliştirme, işbirliği ve yaratıcılığı destekler, öğrenmeyi eğlencenin doğal bir parçası haline getirir. Hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören çocuk denemekten korkmaz” diye konuştu. </p>
<p><strong>‘Yaratıcılık oyunla besleniyor’</strong></p>
<p>Yaratıcılığın doğuştan gelen bir potansiyel olduğunu ancak oyun ve deneyimle şekillendiğini belirten Aydoğan, “Eğitim, deneyimler, merakı besleme, farklı bakış açılarına açık olma ve özellikle oyun gibi faaliyetler yaratıcılığı büyük ölçüde şekillendirir ve güçlendirir. Hayali senaryolar, farklı bakış açıları geliştirmeyi ve sembolik düşünmeyi teşvik eder. Oyunun esnek ve yapılandırılmamış doğası, zihinsel esnekliği ve düşünce akıcılığını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Her yaşın oyunu farklı</strong></p>
<p>Çocukların yaşlarına göre oyun ihtiyaçlarının değiştiğine dikkat çeken Aydoğan, bebeklikten ergenliğe kadar her dönemin kendine özgü oyun türleri olduğunu belirtti. Duyusal oyunlardan sembolik oyunlara, kurallı takım oyunlarından stratejik ve yaratıcı üretimlere uzanan bu süreçte, en önemli ölçütün çocuğun oyundan keyif alması ve aktif olması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Oyunun yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Aydoğan, ergenlikten ileri yaşlara kadar oyunun stres azaltıcı, yaratıcılığı canlı tutan ve zihinsel esnekliği artıran bir rol oynadığını belirtti. Aydoğan “Oyun insan ruhunun ve zihninin her yaşta canlı kalmasını sağlayan temel bir ihtiyaç ve gelişim aracıdır” dedi.</p>
<p><strong>‘Ebeveynler oyuna müdahale etmemeli’</strong></p>
<p>Ebeveynlere yönelik önerilerde bulunan Aydoğan, onlara çocuklarının oyununa eşlik etmelerini ve oyunun doğal akışına saygı göstermelerini tavsiye etti.  Oyuna bilinçli şekilde zaman ayırmanın önemine dikkat çeken Aydoğan, “Ebeveynlerin çocuğun kurguladığı oyuna yön vermek yerine eşlik etmeleri, sorularla hayal gücünü desteklemeleri ve çocuğun liderliğini takip etmeleri büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Oyuna aşırı müdahalenin çocukların yaratıcılığını ve bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Aydoğan, ebeveynlerin çocuğun oyununa sürekli müdahale etmesinin, oyunun kurallarını belirlemesinin ya da oyun tamamlanmadan başka bir oyuna yönlendirmesinin sık karşılaşılan hatalar arasında yer aldığını ifade etti. Aydoğan, “Bu tutumlar çocukların hayal gücünü kullanmasını ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmesini sınırlar, aynı zamanda liderlik, uyum ve dikkat süreleri üzerinde de olumsuz etki yaratabilir” dedi.</p>
<p><strong>‘Dijital ve fiziksel oyun arasında denge kurulmalı’</strong></p>
<p>Dijital oyunların bilinçli ve dengeli kullanımının önemine değinen Aydoğan, doğru seçilen dijital oyunların bilişsel ve sosyal becerileri desteklerken el-göz koordinasyonu, refleksler ve ince motor becerilerinin gelişimine de katkı sunduğunu ifade etti. Fiziksel oyunların ise çocukların sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu belirten Aydoğan, “Ailelerin dijital ve fiziksel oyunlar arasında dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerekir. Bu sayede çocuklar hem teknolojinin faydalarından yararlanır hem de fiziksel ve sosyal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürüyüş, erken ölüm riskini yüzde 30 civarında azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuruyus-erken-olum-riskini-yuzde-30-civarinda-azaltiyor-596475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:51:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[civarında]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük koşturmanın içinde kısa bir yürüyüş ya da basit bir esneme hareketi bile kendimizi daha zinde hissetmemizi sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuruyus-erken-olum-riskini-yuzde-30-civarinda-azaltiyor-596475">Yürüyüş, erken ölüm riskini yüzde 30 civarında azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük koşturmanın içinde kısa bir yürüyüş ya da basit bir esneme hareketi bile kendimizi daha zinde hissetmemizi sağlıyor. Üstelik günde 20–30 dakikalık bu küçük adımlar sadece iyi hissettirmekle kalmıyor, bedenin doğal ritmini güçlendirerek birçok biyolojik sürecin daha dengeli işlemesine de katkı sunuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Haftada 150 dakikalık tempolu yürüyüşün erken ölüm riskini yüzde 30–40 azalttığı biliniyor. Dünya genelinde fiziksel hareketsizlik, yılda yaklaşık 3,2 milyon kişinin ölümüne neden olan dördüncü en büyük risk faktörü olarak kabul ediliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Haftada 1000–2000 kcal enerji harcamasına denk gelen 3–5 saatlik tempolu egzersizin ölüm oranlarını belirgin ölçüde azalttığı biliniyor. Buna rağmen birçok kişinin hâlâ yeterli düzeyde hareket etmediğini belirterek bu tabloya dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Küresel verilere göre yetişkinlerin yüzde 27,5’i haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite ihtiyacını karşılamıyor. İstanbul özelinde yapılan bir araştırma ise 2023’te haftada 150 dakikadan fazla fiziksel aktivite yapanların oranının yalnızca yüzde 38,7 olduğunu, dolayısıyla yaklaşık yüzde 61,3’ün önerilen düzeyin altında kaldığını gözler önüne seriyor” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlarda boyun ağrısı riski daha fazla</strong></p>
<p>Ofis çalışanlarının yüzde 42–63’ünün yılda en az bir kez boyun ağrısı yaşadığını dile getiren Akı, “Bir çalışmada bu oran kadınlarda yüzde 45,5 olarak saptanmış. Bazı olumsuz etkenlere bağlı olarak kadınların boyun ağrısı geliştirme olasılığı erkeklerden iki kat daha yüksek görülüyor ancak düzenli fiziksel aktiviteyle bu riski azaltmak mümkün. Uzun süre aynı pozisyonda oturmanın boyun bölgesine binen yükü artırarak ağrı olasılığını yükselttiği, buna karşılık kısa kırılma molaları ve basit egzersizlerin bu tehlikeyi belirgin şekilde düşürdüğüne dair veriler mevcut” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tempolu yürüyüşler saatte 360 kalori yakabilir</strong></p>
<p>Evde uygulanabilecek basit önlemlerin, hareketsizliğin etkilerini azaltmak için iyi bir başlangıç olduğunu belirten Akı, “Gün içinde kısa esneme hareketleri yapmak, ara ara ayağa kalkmak veya merdiven kullanmak bu küçük adımlardan bazıları. Aktivite düzeyini anlamak için kullanılan MET kavramı dinlenme hâlindeki enerji tüketimini ifade ediyor ve orta yoğunluklu aktiviteler genellikle 3–6 MET aralığında yer alıyor. Bu kapsamda tempolu yürüyüş saatte yaklaşık 3–6 MET’e (180–360 kcal) denk gelirken, merdiven çıkma ve bahçe işleri de benzer bir enerji harcaması oluşturuyor. Kas grubu çalışmalarını içeren kuvvetlendirme egzersizlerinde MET değeri değişken olsa da haftada en az iki gün bu çalışmaların yapılması öneriliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuruyus-erken-olum-riskini-yuzde-30-civarinda-azaltiyor-596475">Yürüyüş, erken ölüm riskini yüzde 30 civarında azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 16:17:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[saygısını]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[zedeliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal şekillerde görülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, şiddete uğrayan kadının benlik saygısının zedelendiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043">Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal şekillerde görülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, şiddete uğrayan kadının benlik saygısının zedelendiğini söyledi. Kadına yönelik şiddetin bireysel, fizyolojik ve kültürel temelleri olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddete uğrayan kadında kaygı, depresyon, kendini değersiz hissetme ve benlik saygısının düşük olması gibi etkiler ortaya çıkabilir” dedi.  Şiddetin önlenmesinde duygu kontrolünün önemine işaret eden Prof. Dr. Çelen, “Ailede şiddet dolu bir ortam varsa, çocuk içinde büyüdüğü mahallede ve akran gruplarında şiddet içeren olaylara şahit oluyorsa bunlardan çok etkileniyor. Çocuklar şiddet içeren dijital oyunlarda özellikle şiddet uygulayan ve kazanan karakterleri örnek alıyorlar. Çünkü gördükleri model, şiddet uygulayıp ödüllendirilen modeller oluyor” dedi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada şiddetin nedenleri ve etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddet farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddetin fiziksel, sözel ve duygusal olmak üzere çeşitli şekillerde görülebildiğini belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddet, bilerek karşı tarafa hasar vermek şeklinde tanımlanabilir. Şiddet farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bu hasar, davranışsal yani fiziksel saldırı şeklinde olabilir. Sözel şekilde olabilir, birtakım olumsuz ve aşağılayıcı kelime kullanarak uygulanabilir. Şiddet bazen de örtülü şekilde olabilir. Saçın da kötü olmuş gibi sözlerle olumsuz söz ve değerlendirmeler kullanarak yapılabilir. Tüm bunlar karşı tarafa fiziksel ya da duygusal olarak hasar vermektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran formül: Donakalım</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Erkeklerin kadına yönelik uyguladığı şiddetin bireysel ve kültürel temelleri olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Bireysel olduğu zaman şiddeti ortaya çıkaran bir formül var: Bunu donakalım (frustrasyon) diye adlandırıyoruz. İnsan farklı nedenlerle donakalım yaşayabiliyor. Mesela heyecanla telefon bekliyorsun, bir bakıyorusn şarjın bitmiş ve şarjı doldurmak için bir gereç yok. İnsan kendini donmuş kalmış bir halde hissedebilir. Bazı durumlarda donakalım ortaya çıkabiliyor. Karşı tarafın söylediği eleştirel bir söz, kıyaslama, benlik saygısının düşüklüğü gibi farklı durumlarda donakalım yaşanabiliyor. Donakalım otomatik olarak öfkeyi üretiyor. Öfkenin boşalımı da çeşitli şekillerde ortaya çıkıyor. O anda yakınlarında silah ya da fiziksel olarak zarar verecek bir ağır cisim ya da eşya varsa kişi bunları kullanabiliyor ya da bedenini kullanıyor, yumruk ya da tekme atıyor. Öfke sonunda şiddet, farklı şekillde ortaya çıkıyor” diye konuştu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Duygu kontrolünün eksikliği de şiddete yol açıyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddetin ortaya çıkmasında duygu kontrolünün eksik olmasının da rolü olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Duygu kontrolü yok. Bu da çocukluk döneminden kaynaklanan bir şey. Özellikle erkek çocukları, kız çocuklarına göre daha toleranslı büyütülüyor ve duygu kontrolü olmadan yetiştiriliyor. Duygu kontrolü, ailede kazanılıyor. Baba agresif bir model olabilir ve agresivitesi sonucunda ödüllendirilen bir baba olabilir. Çocuk bu modelle büyüyor. Şiddet evde öğreniliyor” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran kültürel temeller var</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddeti ortaya çıkaran kültürel temellerin de olduğunu belirten Prof. Dr. Çelen, “Erkeğin üstün görüldüğü kültür yapıları var. Bu tür bakış, sadece bizim toplumumuzda değil, başka toplumlarda da var. Erkek daha üstün görülüyor. Bu kültürlerde kadına karşı olumsuz bir önyargı var. Erkek fiziksel olarak güçlü ama kadında bu yok. Son dönemlerde sıkça gündemde olan bir zorbalık kavramı var. Zorbalıkta zorba güçlü, kurban ise pasif. Erkek zorba, kadın kurban konumunda oluyor. Kurban saldırgana tepki gösterebilse bu eylem devam etmez ama siniyor. Ataerkil bir ailede kadın, sinmeyi öğreniyor, bunu öğrenerek yetişiyor. Anne babanın karşısında pasif kalıyorsa, anne sesini çıkarmıyor ve tepki vermiyorsa kız çocuğu da evlendiğinde annesinden gördüğünü uygulayacaktır. Ancak bu durum sadece bizim toplumumuza özgü değildir. Dünyanın farklı kültürlerinde de benzer bakış açılarını görmek mümkündür. Mitolojide bile benzer örnekler görebilirsiniz. Güçlü ve akıllı bir kadın olan Hera, erkek  tanrılar tarafından sürekli eleştirilir yapmak istedikleri engellenir.Kadın neden zayıf gösteriliyor? 19. Yüzyılın sonunda kadın formal eğitime başlayabiliyor. Ama erkekler için durum öyle değil, üst sosyo kültürel yapılardan başlayarak erkekler okula gönderiliyor. Kadın hep evde, kadına hep evde görevler veriliyor. Bu ayrımın pek çok toplumda hep olduğu görülüyor. Bu durum batı toplumlarında da var” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddet, kadının ruh sağlığını etkiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddet gören kadının benlik saygısının zedelendiğini belirten Prof. Dr. Çelen, “Şiddete uğrayan kadında kaygı, depresyon, kendini değersiz hissetme, benlik saygısının düşük olması gibi etkiler ortaya çıkabilir. Uğradığı şiddet nedeniyle intiharı seçen kadınlar olabiliyor. Kadınlar nadiren geri bildirim verebiliyor. Kadınlar genellikle içe dönük yaşıyor. Bu eğitimli kadınlarda da görülüyor” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dijital oyunlardaki şiddet olumsuz etkiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Toplumda genel olarak artan şiddet olaylarına değinen Prof. Dr. Çelen, “Ailede şiddet dolu bir ortam varsa, çocuk içinde büyüdüğü mahallede ve akran gruplarında şiddet içeren olaylara şahit oluyorsa çok etkileniyor. Dijital video oyunlarında şiddet varsa gençler bundan çok etkileniyor. Özellikle şiddet uygulayan ve kazanan ikonlar ya da karakterleri örnek alıyorlar. Öfkelerini kontrol edemiyorlar. Çünkü gördükleri model, şiddet uygulayıp ödüllendirilen modeller oluyor. Gençlik döneminde bizi harekete geçiren ve bizi aktif kılan dopamin en yüksek seviyelerde seyrediyor. Özellikle gençlik döneminde beyinde müthiş bir değişim var. Bu dönemde aile ve çevreye önemli görevler düşüyor” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Evde ceza verilmemeli, kural konulmalı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Evde duygu kontrolünün öğrenilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Çelen, “Çocuğa ailede kurallar öğretilmeli. Ceza verilmemeli, kural konulmalı. Çocuğun her dediği yapılmamalı. Mutlaka kural konması gerekiyor ama ceza değil. Odandan çıkmayacaksın şeklindeki ceza, çocukta öfke oluşturuyor. Anne ve baba, bu kuralların uygulanmasında fikir birliği içerisinde bulunmalı. Suç işleyen çocukların da ilgili kurumlarda ıslah edilmesi sağlanmalı” tavsiyesinde bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-kadinin-benlik-saygisini-zedeliyor-594043">Şiddet, kadının benlik saygısını zedeliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 09:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[görüldü]]></category>
		<category><![CDATA[Israrlı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</strong></p>
<p>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına, TÜBİTAK 1007 &#8211; Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında Marmara Üniversitesi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğinde gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma ile Türkiye&#8217;de kadına yönelik şiddete ilişkin mevcut durum, risk faktörleri, sonuç ve etkiler, mücadele yöntemleri ile algı, tutum ve farkındalığın ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın alan uygulaması, 18 Kasım 2024 &#8211; 31 Ocak 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde TÜİK tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma kapsamında, 15-59 yaş grubunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı en az bir kadın fert bulunan <strong>22 bin 110 örnek hane </strong>belirlenmiştir. Örneklem tasarımı, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzeye göre 12 bölge ve TÜİK tarafından güncel ihtiyaçlar doğrultusunda revize edilen yeni kent-kır sınıflaması bazında tahmin üretecek şekilde belirlenmiştir. Veriler, örnek hanelerde yaşayan <strong>18 bin 275 kadın </strong>ile yapılan bilgisayar destekli yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir.</p>
<p>Seçilen hanelerde yaşayan kadınlara şiddet deneyimi ve geçmişi, sağlık, çalışma hayatı ve ekonomik durum, kurumsal hizmet ve politikalar hakkında farkındalık gibi konularda sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Bu araştırmada sadece eş/eski eş/birlikte olduğu kişi tarafından uygulanan şiddetle sınırlı kalınmamış; <strong>tüm aile üyeleri, sosyal çevre, yabancı biri ve diğer kişiler </strong>tarafından kadına uygulanan şiddet de ayrıntılı olarak derlenmiştir.</p>
<p>Şiddet türleri olarak fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet, ısrarlı takip ve dijital şiddet hem yaşamın herhangi bir dönemi hem de son 12 aylık dönem olarak incelenmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte şiddetin yeni bir görünümü olarak ortaya çıkan <strong>dijital şiddet ile son 12 aylık dönemdeki ısrarlı takip kapsama ilk kez </strong>dâhil edilmiştir.</p>
<p>Araştırma sonuçlarından elde edilen temel bulgular aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete uğramış kadınların oranı %12,8 oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde kadınların %28,2&#8217;si psikolojik, % 18,3&#8217;ü ekonomik, % 12,8&#8217;i ise fiziksel şiddete uğradı.</p>
<p><strong>Şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-0-1695jQtz.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en fazla %14,7 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en yüksek oranda 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Bu yaş grubunu sırasıyla %14,3 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlar; %11,9 ile 25-34 yaş grubundaki kadınlar takip etti.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-1-iuc9GE42.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddet en çok %62,1 ile boşanmış kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde maruz kalınan şiddet değerlendirildiğinde, boşanan kadınların %62,1&#8217;i psikolojik, %42,5&#8217;i ekonomik, %41,5&#8217;i ise fiziksel şiddete maruz kalırken; evli kadınların %26,4&#8217;ü psikolojik, %19,9&#8217;u ekonomik, %11,6&#8217;sı ise fiziksel şiddete maruz kaldı. Hiç evlenmeyen kadınların %25,7&#8217;si psikolojik şiddete, %14,2&#8217;si dijital şiddete, %13,4&#8217;ü ise ısrarlı takibe maruz kaldı.</p>
<p><strong>Medeni duruma ve şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-2-StBtBcet.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadına dijital şiddeti uygulayanlar arasında %62,3 ile ısrarlı takip uygulayanlar arasında ise %39,6 ile &#8220;yabancı biri&#8221; ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınlar, şiddeti uygulayan kişilere göre incelendiğinde, dijital şiddette yabancı biri %62,3 ile ilk sıradayken, eş/eski eş/birlikte olduğu kişi %15,7 ile ikinci sırada yer aldı. Israrlı takipte ise ilk sırayı %39,6 ile yabancı biri alırken, ikinci sırayı %32,1 ile eş/eski eş/birlikte olduğu kişi aldı.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde dijital şiddet ve ısrarlı takibi uygulayanlara göre oranlar (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-3-ACU5uz4v.png"/><br /><strong>Ekonomik şiddet en az %8,9 ile yükseköğretimi tamamlayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar tamamlanan eğitim durumuna göre incelendiğinde, bir okul bitirmeyen kadınlar %31,8 ile ilk sırada yer alırken, yükseköğretimi tamamlayan kadınlar ise %8,9 ile son sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Tamamlanan eğitim seviyesine göre yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-4-rA6pV2JB.png"/><br /><strong>İstihdamdaki kadınlar arasında şiddete maruz kalanların en çok özel sektörde çalıştığı görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar çalışılan sektöre göre incelendiğinde, %34,0&#8217;ünün özel sektörde; %31,9&#8217;unun ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalan kadınların ise %21,1&#8217;inin özel sektörde; %10,6&#8217;sının ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalan kadınların çalışılan sektöre ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-5-wiTq6RiY.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde fiziksel şiddetin en yoğun olduğu bölge Kuzeydoğu Anadolu oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı İBBS-1 düzeyine göre incelendiğinde, fiziksel şiddetin en çok görüldüğü bölge %25,9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi iken en düşük olduğu bölge ise %8,8 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi oldu.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-6-DmmNDHWn.png"/><br /><strong>Son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalmış kadınların oranı %2,6 oldu</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların %11,6&#8217;sı psikolojik şiddete, %3,7&#8217;si dijital şiddete, %3,2&#8217;si ekonomik şiddete, %3,1&#8217;i ısrarlı takibe, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete, %0,9&#8217;u cinsel şiddete maruz kaldı. Şiddet türleri arasında birinci sırayı psikolojik şiddet alırken ikinci sırayı dijital şiddet aldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların şiddet türüne göre oranı, 2024 </strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-7-XuMm3xHU.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddet en çok %12,2 ile yoğun kentte yaşayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda şiddete maruz kalan kadınlar şiddet türüne göre incelendiğinde, yoğun kentte yaşayan kadınların %12,2&#8217;si psikolojik, %4,2&#8217;si dijital şiddete, %3,4&#8217;ü ısrarlı takibe maruz kalırken; orta yoğun kentte yaşayan kadınların %9,1&#8217;i psikolojik, %3,0&#8217;ı dijital, %2,9&#8217;u ekonomik şiddete; kırda yaşayan kadınların ise %10,8&#8217;i psikolojik, %3,7&#8217;si ekonomik, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete maruz kaldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların kent-kır sınıflaması ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-8-wfGfjNTJ.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadınlarda yaş grubu arttıkça son 12 ayda şiddete maruz kalmada azalma eğilimi görüldü</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, son 12 ayda en yüksek oranda şiddete 15-24 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Son 12 ayda psikolojik şiddet %15,2 ile en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda; en az %9,4 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlarda görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-9-kPiaZTil.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda dijital şiddet en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Dijital şiddet en çok %7,3 ile 15-24 yaş grubundakiler kadınlarda görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla %4,1 ile 25-34 yaş grubundaki; %3,2 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar izledi.</p>
<p><strong>Son 12 ayda ekonomik şiddet en çok %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların maruz kaldığı ekonomik şiddet oranı incelendiğinde, %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınların ilk sırada yer aldığı, bunu %5,1 ile ortaokul; %3,2 ile lise; %3,1 ile ilkokul; %1,5 ile yükseköğretim mezunu kadınların takip ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, tamamlanan eğitim seviyesine ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-10-q1UQmEPk.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddete %10,2 ile en düşük oranla evli kadınların maruz kaldığı görüldü</strong></p>
<p>Medeni duruma göre kadınların maruz kaldığı şiddet incelendiğinde, son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %5,2 ile boşananlar; %3,1 ile hiç evlenmeyenler; %2,1 ile evliler oldu. Son 12 ayda ısrarlı takibe maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %7,3 ile boşananlar; %5,7 ile hiç evlenmeyenler ve %1,8 ile evliler oldu.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, medeni duruma ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-11-KJDrCqBn.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>En çok belirtilen şiddet nedeni %21,7 ile erkeğin öfke kontrol sorunu oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalan kadınların belirttiği şiddet nedenleri incelendiğinde, erkeğin öfke kontrolü %21,7 ile ilk sırada yer alırken, erkeğin yetiştirilme tarzı %13,3 ile ikinci, maddi sıkıntı ise %13,0 ile üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-12-kkWvaa4p.png"/></p>
<p><strong>Erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ü 25-34 yaş grubundaki kadınlar oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların uğradığı şiddet davranışının nedeni olarak erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ünün 25-34 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü. Şiddet davranışının nedeni olarak maddi sıkıntıyı belirtenlerin %15,1&#8217;inin 45-59 yaş grubundaki kadınlar; erkeğin kadını kıskanmasını belirtenlerin %14,1&#8217;inin 15-24 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü.</p>
<p>Şiddetin nedeni olarak belirtilen; maddi sıkıntı, erkeğin alkollü içki etkisinde olması, erkeğin ailesiyle sorunlar, erkeğin iş sorunları kadının yaşının artmasıyla artarken; erkeğin kadını kıskanması kadının yaşı artarken azaldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine ve kadının yaş grubuna göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-13-RinVDavJ.png"/></p>
<p><strong>Kadınların %31,8&#8217;i en son yaşadığı şiddet davranışını kendi ailesinden bir kadınla paylaştı</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin şiddetine maruz kalan kadınlar bu durumu; ilk sırada %31,8 ile kendi ailesinden bir kadınla, ikinci sırada %10,2 ile kadın bir arkadaş/tanıdıkla, üçüncü sırada ise %4,4 ile eşinin ailesinden bir kadınla paylaştı. Kadınların %47,7&#8217;si ise eşi veya birlikte olduğu kişinin kendisine uyguladığı en son şiddet davranışını kimseye anlatmadı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin en son şiddetini anlatma durumu ve ilk paylaştığı kişiye göre kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-14-DCK1dDJW.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için sağlık sporda…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 10:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporda]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sporun önemi, psikolojik faydaları ve ebeveynin motivasyondaki rolünden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191">Çocuklar için sağlık sporda…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sporun önemi, psikolojik faydaları ve ebeveynin motivasyondaki rolünden bahsetti.</p>
<p><strong>Çocuğun hem fiziksel hem ruhsal gelişimi için düzenli sporun önemli…</strong></p>
<p>Çocukluk döneminin, hem bedensel hem de ruhsal gelişimin en yoğun olduğu evre olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Düzenli spor aktiviteleri, kas-iskelet yapısını güçlendirir, obezite riskini azaltır ve motor becerilerin gelişimini destekler.” dedi.</p>
<p>Ancak yalnızca fiziksel faydalarıyla değil, çocuğun kendi bedenini tanıması ve olumlu bir beden algısı geliştirmesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Yıldırım, “Sporla birlikte çocuk, kendi sınırlarını ve kapasitesini öğrenir, ‘bedenim bana ait ve güçlü’ hissini geliştirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düzenli fiziksel aktivite, endorfin salgısını artırarak stres ve kaygıyı azaltıyor!</strong></p>
<p>Sporun çocukların psikolojik sağlığı üzerindeki etkisinin oldukça belirgin olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Düzenli fiziksel aktivite, endorfin salgısını artırarak stres ve kaygıyı azaltır.” dedi.</p>
<p>Çocuğun zorlandığı ya da öfkelendiği anlarda sporu bir ‘duygusal regülasyon aracı’ olarak kullanabilmesinin, sağlıklı baş etme becerilerini pekiştirdiğini de sözlerine ekleyen Yıldırım, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ayrıca takım sporlarında yaşanan işbirliği ve paylaşım, sosyal bağları güçlendirirken çocuğa aidiyet duygusu kazandırır.</p>
<p>Nöropsikolojik açıdan bakıldığında, sporun dikkat, hafıza ve yürütücü işlevler üzerinde doğrudan etkileri vardır. Düzenli egzersiz, beynin öğrenme ve hafıza ile ilişkili bölgelerini (hipokampus) aktive eder. Bu sayede çocuk, derslerinde daha uzun süre odaklanabilir, problem çözme becerisi artar ve akademik performansında gözle görülür bir yükseliş olur.”</p>
<p><strong>Ebeveynin örnek olup başarıyı takdir etmesi motivasyonu artırır…</strong></p>
<p>Ebeveynlerin burada kritik bir rolü olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Çocuğu spora motive ederken ‘başarı odaklı’ değil, ‘süreç odaklı’ yaklaşmak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Çocuğun yaptığı aktiviteden keyif aldıkça sporu hayatının doğal bir parçası haline getireceğini aktaran Yıldırım, “Ebeveynin rol model olması, çocuğun ilgisini fark edip desteklemesi ve küçük başarıları takdir etmesi, motivasyonu güçlendirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Spor bir ‘yükümlülük’ değil, ‘zevk alınan bir yaşam alanı’ olarak sunmalı!</strong></p>
<p>Çocuk spora başlarken göz önünde bulundurulması gereken noktalara da değinen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve ilgisine uygun bir spor dalı seçilmeli. Rekabetçi yaklaşım yerine, destekleyici ve güven verici bir tutum benimsenmeli. Çocuğun başarısızlıkla karşılaşabileceği ihtimali doğal görülmeli, bu anlar öğrenme fırsatına dönüştürülmeli. Aile, sporu bir ‘yükümlülük’ değil, ‘zevk alınan bir yaşam alanı’ olarak sunmalı.</p>
<p>Spor, yalnızca bedensel değil, ruhsal dayanıklılığın ve sağlıklı bir benlik algısının gelişiminde de temel bir araç. Çocuğa sporu kazandırırken asıl hedef, onun kendini güçlü, değerli ve yeterli hissetmesini sağlamak olmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191">Çocuklar için sağlık sporda…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Külli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi. Bu durumun “hareketsizlik -sosyal izolasyon -rol kaybı -duygusal durum bozukluğu -daha fazla hareketsizlik” şeklinde bir kısır döngüye yol açtığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel güçlenme, sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu tarafından her yıl 8 Eylül’de kutlanan Dünya Fizyoterapi Günü için bu yılın teması, “sağlıklı yaşlanma, düşme ve zayıflığın önlenmesi” olarak belirlendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sağlıklı yaşlanma sürecinde hareket etme ve fizyoterapinin önemini değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanma, bağımsız, üretken ve kaliteli bir yaşam sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmanın sadece yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda bu yılları bağımsız, üretken ve kaliteli geçirmek anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu azalır. Bu da günlük yaşamda basit aktivitelerin bile zorlaşmasına neden olur. Fiziksel güç, bu anlamda özgürlüğü korumak demektir. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu doğal olarak azalır. Bu da merdiven çıkmak, pazar poşeti taşımak, torununu kucağına almak gibi gündelik işlerde bile zorluk yaratabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, dünyanın en güçlü ilacı…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel olarak güçlenmenin önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel olarak güçlenmenin faydaları, her yaş için saymakla bitmez. Düzenli egzersiz, kas–kemik sağlığını korumak ve daha uzun süre bağımsız kalmanın, kaliteli ve üretken bir yaşam sürmenin en önemli yollarından biridir. ‘Egzersiz, tablet haline dönüştürülebilecek bir ilaç olsaydı dünyanın en güçlü ilacı olur’ denir. Şu an egzersizin faydalarını yaratacak bir ilaç yok ancak ücretsiz ve kendi başınıza yaparak bu faydaları elde etmemeniz için hiçbir neden yok. Başta diyabet, hipertansiyon ve birçok kardiyovasküler hastalıklar, düşmeler, kırıklar, romatizmal ağrılar gibi birçok kas iskelet sistemi hastalıklarının önlenmesi, bellek, dikkat ve öğrenme gibi bilişsel işlevlerin olumlu yönde etkilemesi ve özellikle depresyon ve kaygının azaltılması için egzersiz her türlü ilaçtan daha yüksek bir faydaya sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşlılıkta eve kapanma, kısır döngü yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, uzun ve sağlıklı bir ömrün sırrının yalnızca fiziksel güçte değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerde olduğunu gösterdiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Ancak ülkemizde birçok yaşlı birey, fiziksel zorluklar ve erişim problemleri nedeniyle evlerine kapanmış durumda. Bu da bir kısır döngü yaratıyor: Hareketsizlik → sosyal izolasyon → rol kaybı → duygusal durum bozukluğu → daha fazla hareketsizlik. İşte bu yüzden fiziksel güçlenme sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur. Dolayısıyla fiziksel olarak güçlü kalmak, bağımsız yaşamı sürdürmek, toplumla bağlarını koparmamak ve ruhsal iyilik halini korumak için kritik öneme sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bireysel veya grup yürüyüşleri, bahçede çiçeklerle ilgilenmek ya da mahallede basit bir park buluşması bile yaşlı bireyin hem bedenine hem ruhuna canlılık katar. Kısacası sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenme; bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Direnç egzersizleri, büyük kas gruplarını çalıştırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemikleri güçlü tutmanın yolunun yaşam boyu hareketten geçtiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Direnç egzersizleri bu işin temel taşlarından biridir. İtme, çekme, oturup kalkma, taşıma gibi günlük yaşamda yaptığımız hareketleri taklit eden egzersizler, büyük kas gruplarını çalıştırır ve kemiklere gerekli yüklenmeyi sağlar. Halk arasında yanlış bilinenin aksine, doğru planlandığında ağırlık çalışmaları eklemlere zarar vermez; tam tersine eklem çevresindeki kasları güçlendirerek onları korur. Burada önemli olan, egzersizin zorluk seviyesinin fizyoterapist gözetiminde güvenli bir şekilde kademeli olarak artırılmasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Denge ve koordinasyon egzersizleri ve aerobik yarar sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemik sağlığında denge ve koordinasyon egzersizlerinin de en az direnç çalışmaları kadar değerli olduğunu ifade eden vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Basit gibi görünen otur-kalk pratikleri, tek ayak üzerinde durma, farklı yönlere adım atma ya da tai chi/dans gibi uygulamalar hem dengeyi geliştirir hem de düşme riskini azaltır. Aerobik egzersizler ise kalp ve akciğer kapasitesini artırarak dolaşım sistemini güçlendirir, bu da kemiklerin daha iyi beslenmesine katkı sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada sosyal ilişkiler de önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada egzersizin yanı sıra diğer faktörlerin de önemli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Elbette işin yalnızca egzersiz boyutu yok. Genel sağlık bilgilerine dayanarak söylemek gerekirse, yeterli protein, kalsiyum ve D vitamini alımı, güneşten düzenli faydalanma ve sigara–alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak da önemlidir. Bunun yanı sıra sosyal boyutu da unutmamak gerekir. Grup egzersizleri, parkta yapılan yürüyüşler ya da komşularla hareket buluşmaları, sadece kas ve kemikleri değil; aynı zamanda ruh sağlığını ve toplumsal bağları da güçlendirir. Çünkü sağlıklı yaşlanma, güçlü kaslarla olduğu kadar güçlü sosyal ilişkilerle de mümkündür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aileyle yapılan fiziksel aktiviteler daha fazla fayda sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerin fiziksel aktivitelerinin artırılmasında ailelerinin üstleneceği rollere de dikkat çeken Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Araştırmalar gösteriyor ki yaşlı bireylerin düzenli egzersize katılımı, yalnızca fizyoterapistlerin yönlendirmeleriyle değil, aynı zamanda aile desteğiyle de doğrudan ilişkilidir. Örneğin torunlarla parkta oynamak, yürüyüşe çıkmak ya da basit ev egzersizlerini birlikte yapmak, yaşlı bireyler için hem motive edici hem de keyifli bir sosyal etkinlik haline gelir. Hatta bazı çalışmalar, aileyle yapılan fiziksel aktivitelerin tek başına egzersiz programlarına kıyasla daha yüksek devamlılık sağladığını vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Büyüklere saygı” anlayışı zarar verebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İleri yaştaki bireylerin aktif ve üretken kalmasının önemini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sözlerini şöyle tamamladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Türk toplumunda ‘büyüklere saygı’ anlayışı, zaman zaman yanlış bir şekilde yaşlıları tamamen pasif hale getirmeye dönüşebiliyor. ‘Sen hiç yorulma, biz taşırız, biz hallederiz’ diyerek aslında onları hareketsizliğe itiyoruz. Yaşlı bireyler de bazen bu koruyucu tavrı kendileri talep ederek ‘Artık ben oturayım, gençler yapsın’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa hareketsizlik, bağımsızlığın kaybını hızlandırıyor. Burada aile bireylerinin rolü, yaşlıları ‘koruyup pasifleştirmek’ değil, güvenli sınırlar içinde aktif kalmalarını teşvik etmek olmalıdır. Torunun dedesiyle bahçede çiçek sulaması, aile üyeleriyle kısa bir yürüyüş yapılması, mutfakta iş paylaşımı gibi örneklerin hepsi fiziksel aktivitenin doğal bir parçasıdır. Kısacası aile desteği, yaşlının hareket motivasyonunu artırır ama ‘saygı’ adı altında işlevsiz hale getirmek yerine, yaşlı bireyi güvenli şekilde hareketin içinde tutmak en değerli katkıdır. Çünkü yaşlıların en çok ihtiyaç duyduğu şey, sevdikleriyle birlikte ‘aktif ve üretken’ kalabilmektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi&#8217;ne göre fiziksel mağazaların geleceği şekilleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-gelecegin-tuketicisi-endeksine-gore-fiziksel-magazalarin-gelecegi-sekilleniyor-561860</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 09:09:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[endeksine]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[mağazaların]]></category>
		<category><![CDATA[şekilleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketicisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın 27 ülkede 20.000’den fazla tüketiciyle gerçekleştirdiği Geleceğin Tüketicisi Endeksi araştırması, perakendenin geleceğinde fiziksel mağazaların rolünü ortaya koyuyor ve dijital satışların yükselişine karşın fiziksel mağazaların hâlâ kritik bir rol oynadığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-gelecegin-tuketicisi-endeksine-gore-fiziksel-magazalarin-gelecegi-sekilleniyor-561860">EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi&#8217;ne göre fiziksel mağazaların geleceği şekilleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın 27 ülkede 20.000’den fazla tüketiciyle gerçekleştirdiği <strong>Geleceğin Tüketicisi Endeksi </strong>araştırması, perakendenin geleceğinde fiziksel mağazaların rolünü ortaya koyuyor ve dijital satışların yükselişine karşın fiziksel mağazaların hâlâ kritik bir rol oynadığını gösteriyor.Dijital satışların büyümesinin fiziksel satışları geride bıraktığı ve bu eğilimin devam edeceği görülse de fiziksel mağazaların, birçok pazarda ve kategoride hâlâ baskın kanal olarak kaldığı; fiziksel alanların yeni gelir ve kârlılık fırsatları sunduğu sonucu da ortaya çıkıyor. Rapora göre, mağazalar yalnızca satış noktası olmaktan çıkıyor ve markaların tüketiciyle bağ kurduğu deneyim alanlarına dönüşüyor.</p>
<p>E-ticaret büyümeye devam ederken tüketiciler hâlâ alışverişe fiziki olarak da çıkmak istiyor. 2025’te %77 olan fiziksel alışveriş oranının 2028 yılında %73’e düşmesi beklense de bu oran fiziksel satışların payının markalar için önemini korumaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Alışveriş tercihleri ülkelere, kategorilere, demografik gruplara ve kanallara göre değişkenlik gösteriyor. Örneğin, temel ihtiyaçlarda hâlâ geleneksel mağazalar ve marketler öne çıkmaya devam ediyor. E-ticaretin büyümesi dengelendiğinde, online ve fiziksel kanallar arasında bir denge oluşabilir. </p>
<p><b>EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi’ne göre, tüm kuşaklar hızlı tüketim ürünleri kategorisindeki ihtiyaçları için hâlâ geleneksel mağazaları tercih ediyor. Süpermarketler, güvenilirlikleri ve pratiklikleri nedeniyle öne çıkarken; ev ürünleri, kişisel bakım ve giyim gibi kategorilerde ise tüketiciler online alışverişe yöneliyor. Genç tüketiciler ise dijital kanalları da aktif biçimde kullanırken, mağazalarda kişiselleştirilmiş deneyimleri tercih ediyor.Dijital kanallar mağazaları destekleyebilir</b></p>
<p>Dijital teknolojiler mağaza içi deneyimi iyileştirmek için kullanıldığında hem daha etkili hem de daha verimli sonuçlar elde edilebilir. Mağazalar artık yalnızca satış yapılan yerler değil, aynı zamanda ürün tanıtımı yapılan, marka sadakati artırılan ve müşteriyle güçlü bağlar kurulan alanlar haline geliyor. Dijital teknolojilerin yükselişe geçtiği bu süreçte fiziksel mağazalar, online siparişler için teslim noktası, showroom ve deneyim merkezi gibi yeni roller üstlenebilir. Özellikle lüks ve özel kategorilerde, mağaza çalışanları müşterinin online alışveriş geçmişini ve satın alma davranışlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunabilir. Buna ek olarak, teknolojinin fiziksel mağazalarda da aktif olarak kullanılmasıyla artırılmış gerçeklik, dijital ekranlar ve etkileşimli vitrinler gibi yeni yaklaşımlar mağaza deneyimini zenginleştirebilir.</p>
<p><b>Mağazalar yeni işlevler üstleniyor</b></p>
<p>Fiziksel mağazalar, geleneksel satışın ötesine geçerek işletmelere yeni gelir kaynakları sunuyor. EY araştırması, mağazaların nasıl çok yönlü hale geldiğini vurguluyor. Bazı mağazalar stok yönetimi ve sipariş hazırlama merkezlerine dönüştürülürken diğerleri markanın müşterilerle bağ kurduğu deneyim alanlarına evriliyor. Bazı mağazalar ise medya ve içerik oluşturma stüdyosu gibi yaratıcı amaçlarla kullanılıyor. Bu dönüşüm, perakendecilere hem operasyonel verimlilik hem de müşteri bağlılığı açısından yeni fırsatlar sunuyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Şirket Ortağı, Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Kaan Birdal</strong>, raporla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: </p>
<p>“Teknolojinin ve dijitalleşmenin ilerlemesiyle birlikte e-ticaret de hızlı bir yükseliş gösterse de fiziksel mağazaların tüketiciler için hâlâ önemli bir rol oynadığı da aşikâr. EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi verileri, dijitalin yükselişine rağmen fiziksel mağazaların tüketiciyle etkileşimde, bağ kurmada ve deneyim sunmada büyük önem taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle perakendeciler, gelecek planlarında mağazaları teknoloji ile dönüştüren ve deneyim alanı olarak tasarlayan bir yaklaşım benimseyebilir. Mağazalar sadece gelir sağlama anlamında değil; aynı zamanda yeni büyüme fırsatları ve alternatif gelir kaynakları sunma açısından da büyük bir potansiyele sahip olabilir. Dijital kanallarla entegre bir yapı kurgulanarak, mağazalar yalnızca satış noktası değil; bir deneyim alanı, teslimat merkezi ve marka sadakati oluşturan bir yapı olarak yeniden tanımlanabilir. Bu doğrultuda, perakendecilerin içinde bulunduğumuz dönüşüm sürecinde sadece dijitalleşmeyi değil, fiziksel varlıklarını da yeniden yapılandırarak çok kanallı stratejilere odaklanmaları gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-gelecegin-tuketicisi-endeksine-gore-fiziksel-magazalarin-gelecegi-sekilleniyor-561860">EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi&#8217;ne göre fiziksel mağazaların geleceği şekilleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğun iş yükü, hemşireleri fiziksel ve ruhsal olarak yıpratıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogun-is-yuku-hemsireleri-fiziksel-ve-ruhsal-olarak-yipratiyor-530981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 08:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hemşireleri]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[yıpratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası dolayısıyla hemşireliğin modern sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-is-yuku-hemsireleri-fiziksel-ve-ruhsal-olarak-yipratiyor-530981">Yoğun iş yükü, hemşireleri fiziksel ve ruhsal olarak yıpratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, 12-18 Mayıs<strong> </strong>Hemşireler Haftası dolayısıyla hemşireliğin modern sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti.</p>
<p><strong>Hemşireliğin temel rolleri neler?</strong></p>
<p>Geçmişten günümüze sağlık hizmetlerinde çok hızlı gelişmeler yaşandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, “Hemşirelik, modern sağlık hizmetlerinin içinde çok boyutlu sorumluluk taşıyan temel taşlar biridir. Uluslararası Hemşireler Konseyi (ICN) tanımına göre hemşire ‘Bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını koruma ve geliştirmeye yardım eden ve hastalık halinde iyileştirme ve rehabilite etmeye katılan, sağlık ekibinin tedavi edici ve eğitsel planlarının geliştirilmesi ve uygulamasına katkı sağlayandır’. Temel rolleri ise; bakım verici rolü, tedavi edici rolü, eğitim ve danışman rolü, hasta hakları savunuculuğu rolü, araştırıcı ve geliştirici rolü, yönetici rolü, kriz ve afetlerde müdahale edici rolüdür.” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde hemşirenin rolü</strong></p>
<p>Hastaların tedavi sürecinin ilk kabul ve değerlendirme aşaması ile başladığını, elde edilen verilerin tedavi uygulama ve takip aşamasına temel teşkil ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu aşamada sadece tedavinin uygulanması değil tedaviye verilen yanıtın ve olası yan etkilerin izlenmesi de önemlidir. Hasta ve ailesiyle 24 saat zaman geçiren sağlık çalışanı olduğundan hastanın endişe, korku ve ağrı gibi duygusal tepkilerini ilk fark eden kişidir. Bu iletişim sayesinde hasta kendini güvende hisseder ve tedaviye uyumu artar. Hastanın ani kötüleşme durumlarında hazırlıklı olması, ilk müdahaleyi yapması ve gerekli koordinasyonu yapması gereken yine hemşiredir ve böyle durumlarda hızlı karar verme ve uygulama kabiliyeti hayat kurtarıcı olabilmektedir. Tedavinin etkisi, taburculuk öncesinde evde bakım, ilaçların kullanımı, sağlıklı yaşam için yaşam tarzı değişiklikleri, kontrol randevusu konularında eğitim de tedavi sürecinin diğer bir önemli aşamasıdır.”</p>
<p><strong>Sadece fiziksel değil, psikososyal destek de sağlıyorlar</strong></p>
<p>İnsanın sadece fiziksel değil, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, “Bu nedenle hemşirelerin insanı tüm boyutları ile ele alarak üstlendiği roller, bütüncül iyileşmesinin anahtarıdır. Hemşirelerin özellikle psikososyal destek açısından üstlendikleri roller, hastanın bedensel sağlığının ötesinde, zihinsel ve duygusal iyilik hâlini koruma ve destekleme sorumluluğunu da içerir. Bu sorumluluğu yerine getirebilmek için, duygusal destek sağlama, hasta ve ailesiyle etkin iletişim ve dinleme, kültürel ve sosyal hassasiyet gösterme, ruhsal destek ve kriz anlarında psikolojik ilk yardım sunma, uzun süren kronik hastalarda rehberlik etme, güven ilişkisi kurma ve gerektiğinde sosyal destek kaynaklarına yönlendirme becerilerine sahip olmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hemşirelik mesleği birçok zorluklarla karşı karşıya</strong></p>
<p>Günümüzde hemşirelik mesleğinin birçok zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, bu zorlukları şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Yoğun iş yükü ve personel eksikliği; hemşire başına düşen hasta sayısının fazla olması ve bundan dolayı hemşirelerin fiziksel ve psikolojik olarak hızlı bir şekilde tükenmişlik ve psikolojik yıpranma yaşarlar.</p>
<p>Düşük ücret ve ekonomik yetersizlik; hemşireler, verdikleri emeğe kıyasla yetersiz maaş ve özlük haklarına sahiptir.</p>
<p>Mesleki saygınlık eksikliği ve olumsuz toplumsal algı; mesleki kanununa sahip en eski mesleklerden biri olmasına rağmen, hemşireliği hâlâ hemşireliği ‘doktor yardımcılığı’ gibi algılayan kitleler mevcuttur. </p>
<p>Yönetimsel ve kurumsal destek eksikliği; hemşirelerin karar alma süreçlerine katılamaması, mesleki özerkliğin sınırlanmasına neden olmaktadır.</p>
<p>Eğitimde farklılıklar ve standardizasyon eksikliği; eğitim kurumları arasında standart farkı, mezuniyet sonrası bilgi ve beceri düzeylerinde eşitsizlik yaratabilmektedir.”</p>
<p><strong>Sağlık çalışanlarına yönelik tükenmişlik önleyici destek programları hayata geçirilmeli</strong></p>
<p>Bu sorunlara yönelik farklı çözüm önerileri olabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, çözüm önerilerini de şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Personel sayısının artırılması ve iş yükünün dengelenmesi; hemşire istihdamının artırılmalı, hastanelerde iş yükü adil şekilde dağıtılmalıdır.</p>
<p>Ücret politikalarının iyileştirilmesi: Hemşire maaşları, nöbet ücretleri ve sosyal haklar hem kamu hem de özel sektörde yenilenerek mesleki tatmin artırılmalıdır.</p>
<p>Toplumsal farkındalık kampanyaları: Hemşireliğin akademik, bilimsel ve profesyonel yönlerini vurgulayan projelerle mesleğin itibarı yükseltilmelidir.</p>
<p>Psikolojik destek ve danışmanlık hizmetleri: Sağlık çalışanlarına yönelik tükenmişlik önleyici destek programları hayata geçirilmelidir.</p>
<p>Mesleki özerkliğin geliştirilmesi: Hemşirelerin yönetim süreçlerine katılımı artırılmalı, karar verme yetkisi güçlendirilmelidir.</p>
<p>Eğitimde standardizasyon ve sürekli gelişim: Hemşirelik okulları arasında kalite standardı sağlanmalı, mezuniyet sonrası sürekli mesleki gelişim teşvik edilmelidir.”</p>
<p><strong>Hekim-hemşire iş birliği…</strong></p>
<p>Hemşire ve hekimin iş birliği içinde çalışmasının, modern sağlık hizmetlerinde kaliteli, güvenli ve etkili hasta bakımı sağlamak açısından vazgeçilmez olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuriye Pekcan, “Bu iş birliği; rollerin net tanımlandığı, karşılıklı saygı ve iletişime dayalı dengeli bir sistem üzerine kurulmalıdır. Birbirini tamamlayan bu iki meslek grubu arasındaki denge, sağlık hizmetlerinde kaliteyi doğrudan belirler.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-is-yuku-hemsireleri-fiziksel-ve-ruhsal-olarak-yipratiyor-530981">Yoğun iş yükü, hemşireleri fiziksel ve ruhsal olarak yıpratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel aktiviteyi destekleyen üniversite: Ege Üniversitesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fiziksel-aktiviteyi-destekleyen-universite-ege-universitesi-530386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[aktiviteyi]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor ve sporcu dostu kampüs vizyonu ile örnek projeleri hizmete sunan Ege Üniversitesi, öğrenci ve çalışanlarına spor ve fiziksel aktivite bilinci kazandırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-aktiviteyi-destekleyen-universite-ege-universitesi-530386">Fiziksel aktiviteyi destekleyen üniversite: Ege Üniversitesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Spor ve sporcu dostu kampüs vizyonu ile örnek projeleri hizmete sunan Ege Üniversitesi, öğrenci ve çalışanlarına spor ve fiziksel aktivite bilinci kazandırmaya devam ediyor.</p>
<p>Uluslararası standartlarda donanımlı tesisleri, güçlü bilimsel altyapısı ile<b> </b>başarılı sporcular yetiştiren<b> </b>Ege Üniversitesi; çalışanlarının, emekli mensuplarının, öğrencilerinin ve mezunlarının sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı benimsemeleri için her türlü desteği sunuyor.</p>
<p>Ege Üniversitesinde, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın öncülüğünde kampüsün dört bir yanı yürüyüş parkurları, tartan pistler, bisiklet yolları ile örüldü. Spor tesisleri erişilebilir hale getirilerek,  kampüs içinde açık hava spor sahaları, sağlıklı yaşamı destekleyen sosyal alanlar oluşturuldu. Sağlıklı Yaşam Salonu, son teknolojik spor aletleri ile donatılırken,  Prof. Dr. Sermed Akgün Kapalı Olimpik Yüzme Havuzu, Büyük Spor Salonu, Tenis Kortları, 20 Mayıs Spor Tesisleri, 50.Yıl Spor Salonu, Küçük Spor Salonu, Futbol Sahaları, 1-2 Nolu Çim Sahalar ve Açık Spor Alanları baştan sona yenilendi. Ege Üniversitesinin güçlü spor altyapısı mensuplarının yanı sıra kurum dışı sporculara ve kulüplerin kullanımına açıldı.</p>
<p><b>“Nefes alan kampüse sahibiz”</b></p>
<p>Hayata geçirilen projeler neticesinde Ege Üniversitesi kampüsünün spor ve sporcu dostu bir kimliğe kavuştuğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Çalışan ve öğrencilerimizin sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı benimsemelerine destek olan bir üniversiteyiz. Tüm mensuplarımıza aktif ve sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürebilecekleri olanakları tanıyan spor dostu kampüs vizyonuna sahibiz. Bu kapsamda çalışan ve öğrencilerimizin keyif alacağı, stres atacağı açık ve kapalı alanlar inşa ettik. Mensuplarımızın gün içerisinde daha fazla hareket etmelerini teşvik ederek, kampüsün birçok noktasına yürüyüş parkurları ve tartan pistler yaptık. Bu alanlarda başta öğrencilerimiz ve çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımıza hem doğayla iç içe hem de temiz bir ortamda aktivite yapma imkânı sunduk. Ferah yapısı ve ergonomik düzenlemeleriyle dikkat çeken bu alanlarımız, kullanıcıların büyük beğenisini aldığını ifade etmek isterim. Ayrıca üniversitemizin farklı spor dallarına uygun tesisler inşa etmenin yanı sıra mevcutlarını ise iyileştirdik.  Öğrencilere yürümeyi ve bisikletle ulaşıma teşvik ederek, bu kapsamda trafiğe kapalı yürüyüş yolları, bisiklet şeritleri ve güvenli park alanları sağladık. Üniversitemizin tüm birimlerine yönelik olarak herkesin katılımına açık fiziksel aktivite ve sportif müsabaka etkinlikleri düzenledik. Amatör ya da profesyonel olarak bir spor dalı ile ilgilenen personelimize ve öğrencilerimize antrenman yapabilecekleri alanlar sunduk.” diye konuştu.</p>
<p>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “ Spor ve sporcu dostu bir kampüs hedefiyle çıktığımız bu yolda, her geçen gün daha fazla öğrencimizin, idari ve akademik çalışanımızın spor yapma alışkanlığı kazandığını görmek bizleri oldukça mutlu ediyor. Çalışanlarımız ve öğrencilerimizin günün her saatinde güvenli bir şekilde yürüyüş ve spor yapabileceği alanları çoğaltmaya devam ediyoruz.  Üniversite olarak spora ve sporcularımıza olan desteğimizi daima sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-aktiviteyi-destekleyen-universite-ege-universitesi-530386">Fiziksel aktiviteyi destekleyen üniversite: Ege Üniversitesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><strong>Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Büşra Kul, fiziksel aktivitenin sağlıkta kritik rol oynadığını belirtti. Kul; “Yaşlılık dönemi bireylerin sağlık durumlarının korunması, geliştirilmesi ve günlük yaşantılarının mümkün olduğunca bağımsız sürdürülmesi için kritik bir süreçtir. Bu dönemde düzenli ve doğru biçimde yapılan fiziksel aktivite ve egzersizler hem bedensel hem zihinsel sağlığın korunmasına önemli katkılar sunar. Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz programları; kronik hastalık riskini azaltırken aynı zamanda yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefler.” dedi.</p>
<p><strong>Zihinsel gerileme azalıyor…</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, bu bağlamda yaşlı sağlığına katkı sağlayacak şekilde zihinsel gerilemeyi azaltacak aerobik egzersizleri, düşme riskini azaltacak esneklik ve denge egzersizleri, zihinsel sağlık için ev işleri ve bahçecilik gibi farklı egzersiz türleri önerdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşlanma sadece fiziksel sağlık değil…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel sağlığın yanında zihinsel ve sosyal sağlığın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Büşra Kul, aynı zamanda farklı aktivitelerle aktif bir yaşamın mümkün olduğu ve böylece yaşam kalitesinin artabileceğini de belirtti.</p>
<p><strong>Yaşlı sağlığında uyku kalitesi oldukça önemli!</strong></p>
<p>Yaşlı bireylerin her gün aynı saatte yatıp kalkması, gündüz uykularından kaçınması ve yatmadan önce ağır yemeklerden uzak durmasının sağlıklı uyku düzeni açısından önemli olduğundan Kul, “Uyku, bedensel ve zihinsel yenilenmenin en önemli süreçlerinden biridir. Yaşlı bireylerde görülen uykusuzluk, insomnia, uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi problemler hem psikolojik hem de bilişsel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyeni, uyku ortamının düzenlenmesi ve uyku saatlerinin planlanması oldukça önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düşmeler doğru önlemlerle azaltılabilir!</strong></p>
<p>Son olarak yaşlılarda düşme olaylarının önlenebileceğine dikkat çeken Dr. Büşra Kul, “Düşmeler yaşlı bireylerin yaşam kalitesini düşüren, fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkiler bırakan ciddi olaylardır. Ancak alınacak basit çevresel önlemler ve uygun egzersiz programlarıyla büyük oranda önlenebilirler. Evin ışıklandırmasından tutun, kaymaz paspaslara ve baston kullanımına kadar birçok konuda bilinçli hareket edilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 08:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[obezitenin]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688">Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> Prof. Dr. Alphan, obezitede birinci tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliği olduğunu söyledi.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 22 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada önemli bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyle mücadelede yapılması gerekenlere dikkat çekti.</p>
<p><b>Obezite dünyada yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunu</b></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre obezitenin, “vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ depolanması” olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite aşırı enerji tüketimi, yetersiz enerji harcaması (sedanter yaşam tarzı, düşük Dinlenme Metabolik Hız – DMH) veya her ikisinin neden olduğu uzun süreli enerji dengesizliği ile kişinin genleri ve çevresi arasındaki kompleks etkileşimlerinin bir sonucu olarak gelişen kronik bir hastalıktır. Obezite, dünyada ve ülkemizde giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Küresel açıdan epidemik boyuta ulaşan obezite, farklı etnik özellikteki tüm toplumlarda yaygındır. Günümüzde çevresel faktörler, genetik yatkınlık, kültürel, sosyo-ekonomik etkenler ve insan davranışları arasındaki karmaşık etkileşimlere bağlı olarak obezite insidansında değişiklikler olabilir” dedi.</p>
<p><b>2035’e kadar 3,3 milyar yetişkinin etkilenebileceği varsayılıyor</b></p>
<p>DSÖ verilerine göre, tüm dünyada fazla kiloluluğun ve obezitenin prevalansının son 50 yıldır giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2008 yılında 18 yaş ve üzeri obez ve aşırı kiloluların sayısı 1,8 milyar iken, 2020 yılında 2,2 milyardan daha fazla yetişkinin fazla kilolu ya da obez olduğu bildirilmiştir.  2035 yılına kadar yaklaşık 3,3 milyar yetişkinin obeziteden etkilenebileceği varsayılıyor. 2020’de yetişkinlerde obezitenin yüzde 42 olduğu belirtilirken, 2035’te ise yüzde 54’ünün obez olacağı tahmin ediliyor” dedi.</p>
<p><b>Obezite çocuk ve gençlerde de artış gösteriyor</b></p>
<p>Obezitenin çocuk ve gençlerde de benzerlik gösterdiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “5 ila 19 yaş arası gençlerde 1990&#8217;da sadece yüzde 8 olan bu oranın 2022 yılında yüzde 22’ye yükseldiği belirtilirken, 2035 yılında ise yüzde 39&#8217;un üzerine çıkması bekleniyor” diye konuştu.</p>
<p><b>Avrupa’da pek çok hastalığın sebebi obezite</b></p>
<p>Obezitenin önemli sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “DSÖ’nün veri tabanına göre; obezite Avrupa’daki yetişkinlerde hipertansiyonun yüzde 55’inin, kalp hastalıklarının yüzde 35’inin, Tip 2 diyabetin yüzde 80’inin sorumlusudur ve bunların her yıl 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>Avrupa’da ilk sıradayız</b></p>
<p>Türkiye’nin obezite oranı açısından dünyada 17’nci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2024 yılına gelindiğinde Türkiye&#8217;de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 32,1&#8217;inin obez, yüzde 34,6&#8217;sının ise fazla kilolu olduğu, toplamda ise bu oranının yüzde 66,7 ye ulaştığını söylemek mümkün.  Türkiye’de obeziteye ilişkin hastalıklardan olan diyabet, koroner kalp hastalığı, felç ve kanserden 2,4 milyon kişinin etkilendiği DSÖ-2024 raporunda belirtilmiştir” dedi.</p>
<p><b>Obezite hastalık riskini artırır, yaşam kalitesini olumsuz etkiler</b></p>
<p>Obezitenin birçok sağlık sorununa neden olduğunu veya var olan sorunları şiddetlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, inme (felç), bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, eklem ve kemik hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, depresyon, kısırlık, cinsel işlev bozuklukları, cilt hastalıkları gibi hastalıkların riskini arttırır. Obezite ayrıca yaşam kalitesini ve süresini de olumsuz etkiler” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Obezitede altta yatan faktör tedavi edilmeli</b></p>
<p>Obezitenin sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede geliştiğini kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Enerji alımının artması ve enerji harcanmasının azalması ile dokularda yağ birikimi olur. Fakat sadece beslenme durumu düzeltilerek obezite tedavisi mümkün değildir. Obezitenin nedenleri genetik faktörler, hormonal nedenler, bazı hastalıklar, çeşitli ilaçların kullanımı, uyku bozuklukları (vardiyalı çalışma), çevresel, psikolojik, sosyo-ekonomik faktörler, iklim değişikliği şeklinde sayılabilir. Öncelikle obeziteye neden olan altta yatan faktörün tedavi edilmesi gereklidir. Obeziteye neden olan pek çok faktörün varlığından dolayı obezitenin tedavisi de oldukça zordur” diye konuştu.</p>
<p><b>Obeziteyle mücadele çok yönlü olmalı</b></p>
<p>Obeziteyle mücadelenin çok yönlü olması gerektiğini belirtenProf. Dr. M. Emel Alphan, “Obezitenin önlenebilmesi için bireylerin, bireyleri oluşturan ailenin ve dolayısıyla bütün toplumun sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak hareketli olması için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hem sağlıklı beslenmenin hem de hareketli olmanın davranış biçimine dönüştürülmesi gerekir. Bunu başarmak çok zordur. Bütün toplumlarda obezite ile mücadele programları vardır ama obezite ile ilgili belirlenen hedefe ulaşmanın gerçekten çok zor olduğu hemen hemen bütün toplumlarda giderek artan obezite prevalansından anlaşılmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Yetişkin ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planları yapılıp raporlar yayınlanmaktadır” dedi.</p>
<p><b>Obezitede tedavi yöntemi: Beslenme ve hayat tarzı değişikliği </b></p>
<p>Obezitede tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Aslında obezitedeki birinci tedavi yöntemi de bu raporlardan anlaşılacağı üzere, sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliğidir” dedi.</p>
<p><b>Sağlıklı beslenme modeli hayata geçirilmeli</b></p>
<p>Sağlıklı beslenmenin tarifini yapan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı beslenme az yağlı süt ve ürünleri, yağsız et, balık, tavuk, yumurta ile kurubaklagiller ve az miktarlarda kabuklu kuruyemişleri de içeren, rafine olmayan tam tahıllardan ve günde 5-10 porsiyon sebze ve meyveden oluşan bir beslenme modelidir. Doymuş yağ ve trans yağ içermeyen, az miktarda bitkisel sıvı yağ (zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların karışımı) kullanılarak yemeklerin yapılması, şeker ve şekerli besinler ile içeceklerin minimum düzeyde alınması ve su tüketiminin arttırılması da enerji dengesi ve obeziteye bağlı hastalık risklerini en aza indiren bir yaklaşım olacaktır. Bu tarz beslenme modelleri, tüm dünyada sağlıklı olduğu kabul edilmiş olan Akdeniz diyeti, DASH diyeti ile vejetaryen beslenmedir” diye konuştu.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Popüler diyetlerin risklerine dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Zayıflamak amacıyla aralıklı açlık diyetleri, ketojenik diyet, kan grubu diyetleri, alkali diyet veya tek besin diyetleri gibi popüler diyetlere yönelmek kısa vadede zayıflamayı sağlasa da bu tür diyetlerin uzun vadede uygulanabilirliği ve ömür boyu sürdürülebilir olması mümkün olmadığı gibi bazı hastalıkların oluşturma riskini arttırdıkları da bir gerçektir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ve-fiziksel-aktivite-obezitenin-ilaci-oluyor-461688">Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The War Within Alpha, yepyeni bir fiziksel Koleksiyoncu Sürümüyle birlikte geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/the-war-within-alpha-yepyeni-bir-fiziksel-koleksiyoncu-surumuyle-birlikte-geliyor-452006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2024 12:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alpha]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[koleksiyoncu]]></category>
		<category><![CDATA[sürümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[the]]></category>
		<category><![CDATA[war]]></category>
		<category><![CDATA[within]]></category>
		<category><![CDATA[yepyeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452006</guid>

					<description><![CDATA[<p>The War Within'in yayınlanmasına giden yol, bu hafta alpha testinin başlamasıyla birlikte süratleniyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/the-war-within-alpha-yepyeni-bir-fiziksel-koleksiyoncu-surumuyle-birlikte-geliyor-452006">The War Within Alpha, yepyeni bir fiziksel Koleksiyoncu Sürümüyle birlikte geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>The War Within&#8217;in</em> yayınlanmasına giden yol, bu hafta alpha testinin başlamasıyla birlikte süratleniyor!</p>
<p><em>Dragonflight&#8217;ta</em> gerçekleştirilenlere benzeyen bir dizi odaklı testin ardından bu ilk aşama, seçilmiş oyuncuları The War Within&#8217;in ilk bölgesi olan <strong>Dorn Adası&#8217;nda</strong> bulunan bolca içeriğe göz atmaya davet edecek. </p>
<p>Bu haftanın sürümü şunları içeriyor:</p>
<ul>
<li><strong>Dorn Adası Görevleri: </strong>Seviye atlamalı hikaye görevlerinin ve yerel hikayelerin, yani yan görevlerin çoğu kullanılabilecek. Çıkış tarihine kadar bazı ana hikaye ögeleri şifreli olacak.</li>
<li><strong>İki Zindan:</strong> Cinderbrew Meadery ve The Rookery</li>
<li><strong>Üç Çöküntü: </strong>Earthcrawl Madenleri, Fungal Folly ve Kriegval’s Rest</li>
<li><strong>Meslek Güncellemeleri: </strong>Herbalism</li>
<li><strong>Kahraman Becerileri:</strong> Bir sonraki test sürümlerinde gelecek olan Assassination Rogue, Enhancement Shaman ve Brewmaster Monk hariç çoğu sınıfın test edilebilecek en az bir yetenek ağacı bulunacak.</li>
</ul>
<p>Ayrıca WoW ekibi, özel bir sınırlı koleksiyoncu sürümünün <em>The War Within </em>için  Blizzard Gear Store dâhil olmak üzere çeşitli küresel satıcılar aracılığıyla bugünden itibaren ön siparişe sunulacağını duyurdu. </p>
<p>Bu güzel set, sadece <em>The War Within&#8217;in </em>çıkışını kutlamakla kalmayıp aynı zamanda WoW&#8217;un 20. yıl dönümünü de kutluyor ve şunları içeriyor:</p>
<ul>
<li>Dijital indirmeyle oyunun Epic Sürümü kademesi ve tüm bonusları</li>
<li><em>Art of The War Within</em> ciltli kitap</li>
<li>Alleria, Anduin ve Thrall desenli Koleksiyoncu Rozeti</li>
<li>20. Yıl Dönümü Gryphon Rider Heykeli</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/the-war-within-alpha-yepyeni-bir-fiziksel-koleksiyoncu-surumuyle-birlikte-geliyor-452006">The War Within Alpha, yepyeni bir fiziksel Koleksiyoncu Sürümüyle birlikte geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi, ilçedeki kadınların mental ve fiziksel güçlenmeleri amacıyla öz savunma eğitimleri düzenliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ilcedeki-kadinlarin-mental-ve-fiziksel-guclenmeleri-amaciyla-oz-savunma-egitimleri-duzenliyor-451416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 17:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[amacıyla]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenliyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[güçlenmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilçedeki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[mental]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç aylık ücretsiz programda savunma sanatı uzmanlarından temel eğitim alan kadınlar, tacize ve şiddete karşı koyabilme kabiliyeti geliştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ilcedeki-kadinlarin-mental-ve-fiziksel-guclenmeleri-amaciyla-oz-savunma-egitimleri-duzenliyor-451416">Beylikdüzü Belediyesi, ilçedeki kadınların mental ve fiziksel güçlenmeleri amacıyla öz savunma eğitimleri düzenliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Beylikdüzü Belediyesi, ilçedeki kadınların mental ve fiziksel güçlenmeleri amacıyla öz savunma eğitimleri düzenliyor. Üç aylık ücretsiz programda savunma sanatı uzmanlarından temel eğitim alan kadınlar, tacize ve şiddete karşı koyabilme kabiliyeti geliştiriyor. </b></p>
<p>Kadınlara yönelik yaptığı çalışmalarla “Beylikdüzü Aklı”nı ortaya koyan Beylikdüzü Belediyesi, “Kadınlara Özel Kendini Koruma Teknikleri Eğitimi” düzenliyor. Beylikdüzü’nde yaşayan ve 18 yaş üstü her kadına açık olan ücretsiz eğitimlere, daha önce benzer bir eğitim almamış kadınlar da katılabiliyor.</p>
<p>Savunma sanatları uzmanları İlhan Yalın, Cumhur Solak ve Sami Türkeray’ın mucidi oldukları “Senjutsu” stilinde verdikleri eğitimlerin ilk dersinde katılımcılara pozisyon alma eğitimi ve yakın muharebe konusunda temel bilgiler veriliyor. Üç ay sürecek eğitimi tamamlayan kadınların olası bir taciz veya şiddet girişiminde, en azından failin elinden kurtulmak için doğru hamleyi yapıp, gerekli zamanı kazanabilecekleri bir düzeye ulaşmaları bekleniyor. </p>
<p><b>Kayıtları kaçıranlar için fırsat!</b></p>
<p>İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği derslerde, 4 grup halinde 3 aylık dönem içerisinde 100 kadın eğitim alıyor. 25 kişilik gruplarla hafta içi 2 gün hafta sonu 2 gün olmak üzere haftanın dört günü verilen eğitimler, 14 Haziran’a kadar devam edecek. Kayıtları kaçıranlar için haziran döneminde yeni gruplar oluşturulacak. Boşluk oluşmasında halinde mevcut gruplara da yeni üye eklenebilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ilcedeki-kadinlarin-mental-ve-fiziksel-guclenmeleri-amaciyla-oz-savunma-egitimleri-duzenliyor-451416">Beylikdüzü Belediyesi, ilçedeki kadınların mental ve fiziksel güçlenmeleri amacıyla öz savunma eğitimleri düzenliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 16:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[direktörlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[otsuka]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi. BM tarafından 1992 yılında ilan edilen 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün temel amacı, ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması ve toplumsal farkındalık yaratılmasıdır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ruh sağlığı en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Profesyonel ve sosyal hayat üzerinde de belirleyici bir etkiye sahiptir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. </strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>ABDİ İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, Dünya Ruh Sağlığı Ayı kapsamında, ruh sağlığının önemi ve 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’ne dair kritik bazı bilgiler derledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır</strong></p>
<p>Her yılın 10 Ekim günü “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında belirlenmiştir. Bu kapsamda ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılmasına, daha iyi bir toplumsal destek sistemine zemin hazırlamaya yönelik olarak, ekim ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmedir.  Temel amaç ise toplumsal farkındalığı arttırmak, ruh sağlığının önemine vurgu yapmak, insanların bu konuda daha açık ve anlayışlı olmalarını teşvik etmek, bu konuda daha fazla dayanışma geliştirmektir.</p>
<p>Her yıl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü ve ekim ayı bir tema etrafında kutlanır. Bu temalar, ruh sağlığına yönelik çeşitli konuları vurgular, aynı zamanda da sorunları gidermek ve sağlıklı bir yaşam tarzının bir parçası olarak ruh sağlığını teşvik etmek için tasarlanır. BM 2023 yılının temasını “Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır” olarak belirledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı, iş yaşamından insan ilişkilerine kadar hayatın her alanına etki eder</strong></p>
<p>Unutulmamalıdır ki ruh sağlığı en az fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, ruh sağlığı sorunlarına erken müdahale edilmesi, daha ciddi sorunların önüne geçilmesine olanak tanır. Ruh sağlığı, insan ilişkileri, iş performansı, eğitim başarısı ve genel yaşam kalitesi üzerinde derin bir etkiye sahiptir.</p>
<p>BM’nin bu seneki temasında vurguladığı gibi ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır ve herkesin ruh sağlığına saygı gösterilmesi ve desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıf, ince belli, uzun, renkli gözlü ve sürekli topuklu ayakkabı giyiyor. Barbie, çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlara neden oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayif-ince-belli-uzun-renkli-gozlu-ve-surekli-topuklu-ayakkabi-giyiyor-barbie-cocuklarda-fiziksel-ve-ruhsal-sorunlara-neden-oluyor-392777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 11:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[barbie]]></category>
		<category><![CDATA[belli]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[giyiyor]]></category>
		<category><![CDATA[gözlü]]></category>
		<category><![CDATA[ince]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[renkli]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[topuklu]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu kız çocuğunun oynadığı Barbie bebeklerin, çocukların beden imajlarında ciddi bozulmaya neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, Barbie özelliklerinin özellikle kız çocukları tarafından fazlaca benimsendiğini belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayif-ince-belli-uzun-renkli-gozlu-ve-surekli-topuklu-ayakkabi-giyiyor-barbie-cocuklarda-fiziksel-ve-ruhsal-sorunlara-neden-oluyor-392777">Zayıf, ince belli, uzun, renkli gözlü ve sürekli topuklu ayakkabı giyiyor. Barbie, çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlara neden oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoğu kız çocuğunun oynadığı Barbie bebeklerin, çocukların beden imajlarında ciddi bozulmaya neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, Barbie özelliklerinin özellikle kız çocukları tarafından fazlaca benimsendiğini belirtiyor. Barbie Bebek Sendromu’nun yeme bozuklukları ve depresyon gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla görülebileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, günümüzde yetişkinler arasında da  bu sendromun karşımıza çıktığının altını çiziyor. Kız çocuklarının zayıf kadınların daha başarılı olacağını ve daha çok sevileceğini düşündüklerini söyleyen Demir, Barbie görünümünün gerçekçi olmadığını fark etmenin önemli olduğuna vurgu yapıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, son dönemde sinema filmiyle yeniden gündeme gelen Barbie Bebek Sendromu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Barbie, kız çocuklarının beden imajını etkiledi</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde çoğu çocuğun istisnasız oyuncağı olan Barbie’den adını alan ‘Barbie Bebek Sendromu’nun son günlerde yeniden gündemimizde olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Barbie’nin üretici firması 1959 yılında bu oyuncak bebeği piyasaya sürdüğünde, ‘beden imajı’ henüz gündemde olmayan bir kavramdı. Özellikle Amerika’nın büyüyen ekonomik döneminde çocukların hayatına giren Barbie, kadınların dış görünüşlerine dair sosyal bir norm mesajı veriyordu. Zayıf, ince belli, uzun, beyaz tenli ve renkli gözlü olmak ve sürekli topuklu ayakkabı giymek özellikle kız çocukları tarafından fazlaca benimsenmeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Barbie, çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlara neden oluyor</strong></p>
<p>Günümüzde yapılan çalışmalarda bu bebeklerle oynamaya maruz kalan çocukların beden imajlarında ciddi düzeyde bozulmanın gerçekleştiğine vurgu yapan Demir, “Klinik ortama yansıyan kısmıyla yeme bozuklukları, beden algısı bozukluğu, depresyon, anksiyete bozukluklarına neden olabileceği gibi gündelik hayatta, mutsuzluk, içe kapanma, düşük özgüven, çeşitli sağlık sorunları gibi pek çok şekilde kendini gösteriyor. Çünkü Barbie’nin vücut ölçüleri gerçeğe uygun olmayan şekilde tasarlanmış. ‘Mükemmellik’ arayışı genç kızların arasında bebekken oynadıkları Barbie gibi olma arzusu ile yaygınlaşmaya başladı. Beraberinde üretici firma Barbie’nin pek çok farklı meslekten ve beden imajından oluşan versiyonunu üretti. En son ‘Down Sendromlu Barbie’nin piyasaya girmesiyle bu alanda geniş bir repertuar sunmakta diyebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medya etkisiyle yetişkinler arasında da devam eden bir durum</strong></p>
<p>Barbie Bebek Sendromu’nun kadınlar arasında ince bel, uzun bacaklar gibi tipik mükemmel vücut ölçüleri ve güzellik anlayışı ile kendi bedenleriyle aşırı meşgul olma eğilimini ifade etiğine dikkat çeken Demir, “Bu sendrom, günümüzde hala mevcut. Bu durum sosyal medya ile de yaygınlaşıyor. Özellikle kadınların kusursuz görünme çabası ile sayısız estetik operasyon geçirmesi, fazlaca kozmetik tüketim içinde olması, güzellikleri ile farklı bir alanda ilerleyemeyecek düzeyde ilgilenmeleri hepimizin gözünün önünde olan, dikkat çekici bir durum. Eskiden sıklıkla ergenler arasında görülürken günümüzde yetişkinler arasında da  karşımıza çıktığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuklar, zayıf kadınların daha başarılı olacağını ve daha çok sevileceğini düşünüyor </strong></p>
<p>Barbie Bebek Sendromu’nun sadece beden algısını değiştirmekle kalmadığını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yapılan araştırmalarda 5-8 yaş arasındaki kız çocuklarının yüzde 80’i, zayıf kadınların daha başarılı olacağını ve toplum tarafından daha çok sevileceğini düşündüklerini dile getiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Barbie görünümünün gerçekçi olmadığını fark etmek önemli</strong></p>
<p>“Son dönemde sinema ile gündeme gelmesiyle beraber de aslında bu dünyanın yapaylığına vurgu yapılıp, gerçek insan olarak dünyada yaşamaya dair bir pencere de açılmış gibi.” yorumunu yapan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Her ne kadar Barbie Bebek Sendromu içinde olan kişi bu durumun farkında olmasa da mükemmel görünüm, mükemmel vücut ölçülerinin gerçekçi olmadığını fark etmek psikolojik sağlığımız açısından önemli. Gerçekçi olmayan pembe bir dünyada olmayı arzulamak yerine, gerçek dünyada gerçek ilişkiler kurmak, benlik değerimizi oluşturmak, hayatı sorgulamak, varoluşu keşfetmek ve Barbie figürünü kendimize göre özgün bir şekilde oluşturmak çok daha sağlıklı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayif-ince-belli-uzun-renkli-gozlu-ve-surekli-topuklu-ayakkabi-giyiyor-barbie-cocuklarda-fiziksel-ve-ruhsal-sorunlara-neden-oluyor-392777">Zayıf, ince belli, uzun, renkli gözlü ve sürekli topuklu ayakkabı giyiyor. Barbie, çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlara neden oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğin]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[yitirilmesine]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tükenmişlik Sendromu sıradan bir enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701">Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tükenmişlik Sendromu sıradan bir enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</strong></p>
<p><strong>Aşırı mükemmeliyetçi ya da ‘hayır’ diyemeyenlerde de olası bir sonuç</strong></p>
<p><strong>Tükenmişlik sendromunun bir çeşit psikolojik rahatsızlık olduğunu söyleyen uzmanlar bu sendromun özellikle 1970’li yıllarda Amerikalı bir psikoloğun iş ve meslek yaşantısı sonrasında geliştirdiği bir kavram olarak karşımıza çıktığı bilgisini veriyor. “Tükenmişlik sendromu günümüzde öncelikli iş, meslek hayatı ve hayatın birçok alanında karşımıza çıkabiliyor.” diyen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz bu psikolojik rahatsızlığı “Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, çevrelerine sağlayabilecekleri ya da verebilecek bir şeylerin kalmadığını hissederler. Günlük rutinlerini gerçekleştirme de zorlantı, isteksizlik, korku duyarlar. Karamsar bir bakış açısıyla birlikte sürekli bu kişilerin umutsuz hissetmesi söz konusudur. “ şeklinde tanımlıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz tükenmişlik sendromuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Daha çok kimlerde görülebileceği ve hangi durumlarda tetiklenebileceğine değinen Beyaz, tükenmişilik sendromuna karşı önerilerini de sıraladı.</p>
<p><strong>Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel tükenme durumu</strong></p>
<p>Tükenmişlik Sendromu’nun kişinin ruh halini etkileyen ve sosyal hayatında kişiyi zorlayan psikolojik bir rahatsızlık olduğunu belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İş hayatının getirmiş olduğu sorumluluklar, kişinin kaldırabileceği yükten daha fazla olduğunda, aile konusunda baskılanan, aile içerisinde fazla sorumluluk yüklenen kişilerde, bireyin normal şartlarda kariyerinden, arkadaşlıklarından veya aile etkileşimlerinden aldığı keyif duygusunu azaltan ve bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan bir tür zihinsel ve fiziksel tükenme durumudur.” dedi.</p>
<p><strong>Sıradan bir yorgunluk ya da enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun sıradan bir yorgunluk ya da enerji düşüklüğü ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Beyaz, “Çok daha ağır ve ruhsal durumdur. Stresle başa çıkabilme ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilme konusunda tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerde zorlanma görülür. Ayrıca bu kişiler, çevrelerine sağlayabilecekleri ya da verebilecek bir şeylerin kalmadığını hissederler. Günlük rutinlerini gerçekleştirmede zorlantı, isteksizlik, korku duyarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı mükemmeliyetçi ya da ‘hayır’ diyemeyenlerde de olası bir sonuç</strong></p>
<p>Kişisel faktörlerin de önemli bir etkiye sahip olduğunun altını çizen Beyaz, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Yetiştirilme tarzı ve kişilik özellikleri bunlardan bir tanesi. A Tipi kişilik özellikleri dediğimiz aşırı mükemmeliyetçi, rekabetçi, hırsa sahip olma özelliği bulunan kişilerde karşımıza çıkıyor. Bunun dışında hayır demekte zorluk çeken, sınırlarını çizme noktasında sorun yaşadığını düşünen bireylerde tükenmişlik sendromu bir sonuçtur.”</p>
<p><strong>Fiziksel, psikolojik ve davranışsal belirtiler ortaya çıkabiliyor</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun belirtilerinin fiziksel, psikolojik ve davranışsal olarak ele alınabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Fiziksel belirtiler yorgunluk, bitkinlik, enerjisizlik, vücut ağrıları, bağırsak problemleri, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, iştahta artış veya azalış, uyku düzeninin değişiyor olması, nefes alıp vermede zorlanma şeklinde karşımıza çıkabiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Psikolojik belirtiler arasında iş ve sosyal yaşantıda öfke patlamaları, ümitsizlik, çaresizlik, tatminsizlik, kişinin kendinden memnun olmayışı, özgüvensizlik, gerçekçi olmayan endişe ve şüphelerin ortaya çıkması, suçluluk ve düşmanlık hisleri olduğunu söyleyen Beyaz, davranışsal belirtileri de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Davranışsal boyuttaki belirtiler arasında öfke patlamaları, kişinin sorumluluklarına karşı duyarsız olması, erteleme, öz bakımın düşüyor olması, kişinin kendisine özen göstermiyor olması gibi durumlar görülebiliyor.”</p>
<p><strong>Tükenmişlik Sendromu’nun dört evresi</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun dört aşaması olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz bu evreleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“Birinci evre, sınırların zorlanması dediğimiz idealistik olarak adlandırılır. Bireyi fazla sorumluluk altına alır. Bu evre yorgunluk hissi ve enerji düşüklüğü oluşturmaya başlar. </p>
<p>İkinci evre, memnuniyetsizlik dediğimiz evredir. Birey yaptığı işerin sonucundan memnun olmaz. Çaba ve zaman harcayarak gerçekleştirdiği eylemlerin beklentisini alamaz. Alamadığı zaman ise duygusal bir buhrana girmeye başlayabilir.</p>
<p>Üçüncü evre, umutsuzluk evresidir. Bireyin zihninden yaşadığı olumsuz durumların hep devam edeceğine yönelik düşünceler geçmeye başlar. Yanı sıra kişi artan yükü sebebiyle; sinir nöbeti, öfke krizleri, tepkisizlik, uyku bozukluğu gibi semptomlar yaşamaya başlayabilir.</p>
<p>Dördüncü evre, tepkisizlik evresidir. Kişinin etrafında gerçekleşen olaylara karşı tepkisini yitirmesidir. Her şeyin kötüye gideceğine yönelik düşüncelerde olduğu için sorumluluklarını yerine getirememe durumuna gelir.”</p>
<p><strong>Ulaşılabilir hedefler motivasyonu arttırır</strong></p>
<p>“Kişinin kendisine iyi gelecek meşguliyetlere zaman ayırarak, stresten uzaklaşıp dinleneceği, tükenmişliğinin azalacağı önemli bir adım atabilir.” diyerek tükenmişlik sendromuna karşı öneride bulunan Beyaz sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gerek bir profesyonelden gerekse aile veya arkadaş çevresinden alınacak destekler fayda sağlar. Kişinin anlaşılıyor olması, sorunlarının çözüme yönelik karşılık buluyor olması bu semptomların azalmasında büyük bir öneme sahip. Kişinin ulaşılabilir hedefler belirliyor olması, motivasyonunu arttırır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701">Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mental sağlık, fiziksel sağlık kadar önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mental-saglik-fiziksel-saglik-kadar-onemli-372330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 10:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[mental]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bireyin bilişsel süreçlerinde, duygu düzenlemesinde veya davranışlarında meydana gelen aksaklıklar mental sorunları doğuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mental-saglik-fiziksel-saglik-kadar-onemli-372330">Mental sağlık, fiziksel sağlık kadar önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bireyin bilişsel süreçlerinde, duygu düzenlemesinde veya davranışlarında meydana gelen aksaklıklar mental sorunları doğuruyor. Genellikle bireylerin işlevselliğine zarar veren ve hayatının önemli alanlarında sıkıntılar yaşamasına neden olan mental sağlığın fiziksel sağlık kadar önemli olduğunun altını çizen Hiwell Online Terapi Platformu’ndan Psikolog Can Anarat, “Mental sağlık sorunlarının, kişinin yaşam kalitesi ve işlevselliği üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunuyor. Bu nedenle Mental Sağlık Farkındalık Ayı, toplumun bilinçlenmesi ve mental sağlık sorunlarına sahip kişilerin gereken desteğe ulaşabilmesi için çok önemli” dedi.</strong></p>
<p>1949 yılının mayıs ayında ABD’de Mental Health America organizasyonu tarafından başlatılan Mental Sağlık Farkındalık Ayı, psikolojik rahatsızlıklar üzerine ön yargıları, toplumda dışlayıcı tavırları yenmek ve mental sağlığa dair farkındalık sağlamayı amaçlıyor. Mental Sağlık Ayı, Mayıs ayı boyunca, dünya genelinde mental sağlık sorunlarına dikkat çekmek, bu konuda farkındalığı artırmak, toplumda mental sağlık sorunlarına karşı ön yargıyı azaltmak ve mental sağlık hizmetlerine erişim konusunda bilgi sağlamak amacıyla kutlanıyor. Her sene odak noktasına farklı bir konu seçilen Mental Sağlık Ayı’nın bu yıl ki konusu ise anksiyete, yani kaygı.</p>
<p>Terapi hizmetine herkesin kolayca erişebilmesi amacıyla kurulan Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Can Anarat, Mental Sağlık Farkındalık Ayı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Mental sağlığın, fiziksel sağlık kadar önemli olduğunun altını çizen Anarat, bireyin bilişsel süreçlerinde, duygu düzenlemesinde veya davranışlarında meydana gelen aksaklıkların psikolojik sorunlara neden olduğunu, bunların genellikle kişinin işlevselliğine zarar verdiğini ve hayatının önemli alanlarında sıkıntılar meydana getirebileceğini söyledi. </p>
<p><strong>ANKSİYETE VE DEPRESYON EN SIK RASTLANAN MENTAL HASTALIKLAR ARASINDA</strong></p>
<p>Psikolog Can Anarat, herhangi bir zamanda bireysel, ailesel, toplumsal ve yapısal faktörlerin bir araya gelerek ruh sağlığının korunması veya zarar görmesi konusunda etkili olabileceğini ve çoğu insanın psikolojik anlamda dirençli olsa da yoksulluk, şiddet ve istismar gibi olumsuz koşullarda, mental sağlık sorunlarına karşı daha yüksek risk altında olabileceğini bildirdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 yılı verilerine göre anksiyete ve depresyonun en yaygın sorunlar arasında yer aldığını, her sekiz kişiden birinin mental bir hastalıkla baş etmek zorunda kaldığını belirten Can Anarat, “2020 yılında anksiyete ve depresyonla mücadele eden insanların sayısı COVID-19 pandemisinin etkisiyle anksiyetede yüzde 26, majör depresyonda ise yüzde 28 oranında arttı. Anksiyete ve depresyonu; bipolar bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, yeme bozuklukları ve davranış bozuklukları takip ediyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SORUNLARI DİLE GETİRMEK, UYGUN TEDAVİYE ERİŞMENİN İLK AŞAMASI”</strong></p>
<p>Mental sağlık sorunları hakkında konuşmanın toplumda bir tabu olarak kabul edildiğini ve bu konuda çeşitli ön yargıların bulunduğunu dile getiren Can Anarat, “Ne yazık ki mental sağlık sorunları yaşayanların ‘zayıf’ veya ‘iyileşme konusunda isteksiz’, hatta ‘tehlikeli’ ve ‘dengesiz’ olduklarına dair yaygın bir düşünce var. Bu da mental sağlık problemleri hakkında konuşmayı zorlaştırıyor ya da bireylerin sorunlarını açıklamak konusunda çekingen davranmasına neden oluyor. Bireyler, sorunlarını paylaştıklarında kendilerine farklı davranılabileceğini, çalışma veya sosyal hayatlarında dışlanma gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşabilecekleri konusunda endişeli hissedebiliyorlar. Bu hisler, kişilerin yaşadığı mental sağlık sorunları hakkında sessiz kalmalarına neden olabilir veya gereken desteği almak için adım atmalarının önünde engel oluşturabilir. Mental sağlık sorunları hakkında yanlış bilgilere, ön yargılara ve ayrımcılığa karşı mücadele etmek, bu sorunlarla baş etmeye çalışanların kendilerini yalnız ve anlaşılmamış hissetmelerini önlemek adına çok önemli. Konuşmak, bu sorunları yaşayan bireyler için oldukça değerli bir adım. Çünkü destek almaya ve uygun tedaviye erişmenin ilk aşaması, yaşanan sorunları dile getirmekten geçiyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>MENTAL SAĞLIK SORUNLARI OLAN BİREYE NASIL YAKLAŞILMALI?</strong></p>
<p>Mental sağlık sorunları yaşayan kişilere yaklaşırken öncelikle bu bireyleri bir grubun parçasıymış gibi kategorize etmemenin ve etiketlememenin önemine de değinen Can Anarat, psikolojik sorunlar yaşayan kişilerle iletişim kurarken dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Mental sağlık sorunlarıyla mücadele eden birine yaklaşırken empati kurun.</li>
<li>Mental sağlık hakkında farkındalık kazanın ve kişinin yaşadığı sorunla ilgili bilgi edinin.</li>
<li>Kişinin duygularına saygı gösterin, onu dinleyin ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışın.</li>
<li>Kişinin “iyileştiricisi” olmak gibi bir rol üstlenmeyin. Bu rol hem size hem de o bireyle aranızdaki ilişkiye zarar verebilir.</li>
<li>Yanında olduğunuzu ve elinizden gelen tüm desteği vereceğinizi hissettirin.</li>
<li>Yargılamadan yaklaşın.</li>
<li>İyi bir dinleyici olun ve konuşurken kaba, olumsuz ifadelerden kaçının. Bunun yerine, açık ve dürüst bir iletişim kurun. Eğer kişi konuşmaktan hoşlanmıyorsa veya kendisini buna hazır hissetmiyorsa baskı yapmayın.</li>
</ul>
<p><strong>MENTAL SAĞLIK FARKINDALIĞINI ARTIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER</strong></p>
<ul>
<li>Mental sağlık hakkında damgalamanın azalması için konu hakkında konuşmak normalleştirilmeli.</li>
<li>Eğitim kurumları ve iş yerleri gibi alanlarda mental sağlık farkındalığı hakkında seminer ve eğitimler düzenlenmeli.</li>
<li>Mental sağlığın önemini vurgulayan televizyon programları, sosyal medya kampanyaları gibi çeşitli iletişim araçları kullanılmalı.</li>
</ul>
<p><strong>PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ PANDEMİDE DAHA DA ARTTI</strong></p>
<p>Psikoloji bilim dalı, insan davranışlarını bilimsel çalışmalarla ortaya koymayı amaçlıyor. Psikologlar ise insan davranışlarının psikolojik, sosyal ve biyolojik gelişimlerini ele alarak, sergiledikleri davranışların nedenleriyle hayatlarına olan etkilerini terapi ve çeşitli yöntemler kullanarak inceleyerek çözüm yolları bulmaya destek oluyor. Bu alanda çalışmalar yapan ve ruh sağlığının korunması, geliştirilmesi konusunda danışanlarına destek olan psikologları hatırlamak, onları onore etmek için 2008 yılından itibaren her 10 Mayıs, Psikologlar Günü olarak kutlanıyor.</p>
<p>Yapılan araştırmalar, Türkiye’de psikolojik destek almak için başvuruların sayısında artış olduğunu gösteriyor. Özellikle koronavirüs pandemisi nedeniyle ruhsal bozukluklar yaşayan bireyler, rahatsızlıklarını kontrol altına almak için psikologlara başvuruyor. Bu da psikolojik desteğin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Yine pandemi ile birlikte dijital tabanlı uygulamalar hayatımızda daha da büyük önem kazandı. </p>
<p>Online Terapi Platformu Hiwell, sistemine kayıtlı 500’ü aşkın uzman psikologla kaygı, stres, mutsuzluk, cinsel sorunlar, depresyon, ilişki, iş ve çeşitli ruh sağlığı sorunları ile esenlik ihtiyaçları için yalnızca bilimsel araştırmalarla etkili olduğu kanıtlanmış psikoterapi ekollerinde online terapi hizmeti sağlıyor. Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT), Dinamik Terapi, Kişilerarası Terapi, Şema Terapi ve diğer terapi türlerinde uzmanlık, süpervizyon ve eğitimler alan kişilerden oluşan uzman klinik psikologlar ve terapistler, kurulduğu andan bugüne kadar Hiwell üzerinden 200 binin üzerinde seans gerçekleştirdi. Terapi hizmeti veren uzman psikolog sayısını yıl sonuna kadar 1000’in üzerinde çıkarmayı hedefleyen Hiwell, bu süreç içerisinde psikiyatri ve meditasyon gibi servisleri de hayata geçirerek bireylerin tüm ihtiyaçlarına tek kanaldan cevap verebilmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mental-saglik-fiziksel-saglik-kadar-onemli-372330">Mental sağlık, fiziksel sağlık kadar önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddet Sadece Fiziksel Değildir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-sadece-fiziksel-degildir-354886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 12:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değildir]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kadınların toplumsal ve sosyal yaşamda cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve farkındalık yaratılması için kutlanır. Günümüzde ki kadın sorunlarına dikkat çeken İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan kadınların maruz kaldığı psikolojik şiddet ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-sadece-fiziksel-degildir-354886">Şiddet Sadece Fiziksel Değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart tarihinde kadınların toplumsal ve sosyal yaşamda cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve farkındalık yaratılması için kutlanır. Günümüzde ki kadın sorunlarına dikkat çeken İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan kadınların maruz kaldığı psikolojik şiddet ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Tarihi 1800’lü yıllara dayanan bir grup dokuma işçisi kadının canları pahasına haklarını savunmasını temsilen kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kutlu olsun. </p>
<p>Bugün evde eşlerin, çocukların, işte patronların ve kurumların kadınlar için çiçekler aldığı, jestler yaptığı kısacası kendilerini özel hissetmeleri için çaba gösterdiği bir gün. Tüm spot ışıklarının kadınların değeri üzerine yöneldiği bir gün olması dolayısıyla toplumun dikkatini yakalaması açısından da çok özel bir gün.</p>
<p><strong>“Sadece bir güne indirgemek kadınlara haksızlık olacaktır”</strong></p>
<p>Günün önemine dikkat çeken Uzm. Kln. Psk. Leblebicioğlu,<strong> “</strong>Aslında sembolik bir tarih olan 8 Mart Dünya Kadınlar gününü sadece o güne indirgemek kadınlara yapılan bir haksızlık olacaktır. Eğer bugünü kadınların yarını için farkındalık kazanarak bir şeyleri değiştirebileceğimiz bir gün olarak görürsek günün anlamı daha kıymetli olacaktır. Ben hem bir kadın hem de bir ruh sağlığı çalışanı olarak  kadınların günümüzde maruz kaldığı fakat gözdeki morluk kadar dikkat çekici ve görünür olmadığı için önemsenmeyen ancak şiddetin fiziksel halinden hiç bir farkı olmayan psikolojik şiddete dikkat çekmek istiyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Kadınların çabalarını görmemek de şiddettir”</strong></p>
<p>Şiddetin sadece fiziksel olmadığını belirten Uzm. Kln. Psk. Leblebicioğlu, “Eşinizin yaptıklarını değersizleştirmek, çabalarını görmemek de şiddettir. Sadece kadın olduğu için erkek çalışandan daha az maaş vermek de kadına karşı şiddettir. Alın teriyle aldığı terfiyi sadece güzel olduğuna bağlandığınızda, emek emek yapılan projenin içeriğinden ziyade kadının fiziksel görünümüne dikkat çekerek değersizleştirdiğinizde de kadına karşı şiddet uygulamış olursunuz. Kadına karşı yapılan hakkı olanı vermemek, yaptıklarını değersizleştirmek, ötekileştirmek eylemleri de vurmak, bağırmak kadar şiddettir ve  ne yazık ki kadına karşı şiddet sadece karşı cinsten değil hem cinslerinden de gelebilmektedir” diye söyledi.</p>
<p>Ayrıca Leblebicioğlu,” Toplumsal ve bireysel olarak maruz bırakılan hem psikolojik hem fiziksel şiddetin bir kadında açtığı yaraları hep birlikte daha dikkatli olarak ve gerekli özeni göstererek sarabiliriz. Dünya kadınlar gününde alınan çiçek, yapılan sürprizler eğer bir değişimin başlangıcı ise değerlidir.</p>
<p>Umarım 8 Mart Dünya Kadınlar gününde kaleme aldığım bu yazı farkındalığı artırarak kadınların hak ettiklerine hiçbir zorbalığa uğramadan hayatlarını sürdürmelerine katkıda bulunur.</p>
<p>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günümüz kutlu olsun” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-sadece-fiziksel-degildir-354886">Şiddet Sadece Fiziksel Değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
