<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fark | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/fark/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/fark</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>fark | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/fark</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe Belediyesi&#8217;nden otizm farkındalık etkinlikleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepe-belediyesinden-otizm-farkindalik-etkinlikleri-624757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 20:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmli]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, otizmli bireyleri ve ailelerini desteklemek, sosyal hayata katılımlarına katkı sağlamak amacıyla “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Semineri” düzenledi. Ayrıca belediyeye bağlı kreşlerde bir dizi etkinlik de düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepe-belediyesinden-otizm-farkindalik-etkinlikleri-624757">Maltepe Belediyesi&#8217;nden otizm farkındalık etkinlikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, otizmli bireyleri ve ailelerini desteklemek, sosyal hayata katılımlarına katkı sağlamak amacıyla “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Semineri” düzenledi. Ayrıca belediyeye bağlı kreşlerde bir dizi etkinlik de düzenlendi.</p>
<p>Maltepe Belediyesi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde, otizm sprektrum bozukluğu hakkında toplumsal bilinç oluşturmak, erken tanının önemini vurgulamak ve otizmli bireylerin hayatın her alanında yer alabilmelerine destek vermek için seminer düzenledi. “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Semineri” isimli program Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Programda katılımcılar, otizmli bireylerin hayatın her alanında yer alabilmesi için kırmızı renk kurdele takarak destek verdiler.</p>
<p><b>‘SOSYAL HAYATA KATILIMLARINI DESTEKLİYORUZ’</b></p>
<p>Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Nimet Karabulut, seminerin açılışında yaptığı konuşmasında otizmin; bireyin sosyal iletişim, davranış ve öğrenme süreçlerini etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olduğunu hatırlattı. Karabulut, Maltepe Belediyesi’nin yaptığı çalışmalarla otizmli bireyleri ve ailelerini desteklemeye, sosyal hayata katılımlarına katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p><b>‘EĞİTİME ERKEN DÖNEMDE BAŞLANMALI’</b></p>
<p>Seminerde Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Vatansever Pınar,  “Erken Fark Et, Erken Destekle, Otizmde Erken Belirtiler ve Ailenin Rolü” başlıklı sunumunu katılımcılarla paylaştı. Zeynep Vatansever Pınar, otizmin 2025 verilerine göre her 31 çocuktan birinde görüldüğünü, erkek çocuklarında, kız çocuklarından 3 kat fazla görüldüğünü kaydetti. Dr. Vatansever Pınar,  otizmin, beynin gelişim sürecindeki yapısal farklılıklardan kaynaklandığını, genellikle genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan bir durum olduğunu ifade ederek yaş gruplarına göre erken belirtilerini sıraladı. Pınar, konuşmasının sonunda otizm hakkında en sık karşılaşılan mitleri ve gerçeklerini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><b>MİNİKLER “OTİZM FARKINDALIĞI” İÇİN KALPLERİNİ AÇTI</b></p>
<p>Etkinlikler kapsamında ayrıca Maltepe Belediyesi’ne bağlı kreşlerde bir dizi etkinlik düzenlendi. Her çocuğun özel ve kendi dünyasından eşsiz olduğundan hareketle minik öğrenciler, otizmli arkadaşları anlamak için el boyama gibi uygulamalar gerçekleştirdiler.</p>
<p>Maltepe Belediyesi’ne bağlı Bahadır Erdoğdu Özel Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nden gelen eğitmenler eşliğinde çocuklara otizm farkındalığı semineri verildi. Seminerde otizmli çocukların kimseden farkı olmadığını, sadece sesleri yüksek duymayı, oyunları farklı oynamayı, konuşmak yerine işaret ettikleri, özetle dünyayı öğrenme ve kavrama biçimlerinin farklı olduğu vurgulandı. Sonrasında minikler, 4 gruba ayrıldı. Zıplamayı, kırmızı rengi, alkış yapmayı ve sessiz olmayı sevenler olarak gruplara ayrılan minikler etkinliğin sonunda el ele tutuşarak, otizmli çocuklara desteklerini gösterdi. Ayrıca minikler, ellerini boyayarak, önceden hazırlanan panoya el izlerini bıraktılar.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepe-belediyesinden-otizm-farkindalik-etkinlikleri-624757">Maltepe Belediyesi&#8217;nden otizm farkındalık etkinlikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler 3 haftada yüzde 71 arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akaryakit-istasyonlarina-yonelik-sikayetler-3-haftada-yuzde-71-artti-624153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 14:42:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[71]]></category>
		<category><![CDATA[akaryakıt]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[haftada]]></category>
		<category><![CDATA[İstasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[istasyonlarına]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şikayetvar, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetlerin son 3 haftada yüzde 71 arttığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akaryakit-istasyonlarina-yonelik-sikayetler-3-haftada-yuzde-71-artti-624153">Akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler 3 haftada yüzde 71 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şikayetvar, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetlerin son 3 haftada yüzde 71 arttığını açıkladı. Platformda en çok şikayet edilen başlıkların zam öncesi satışın durdurulması, ani fiyat değişimleri ve istasyonlar arası farkların olduğu kaydedildi.</strong></p>
<p>Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler aylık bazda yüzde 26 artarken, son üç haftada artış oranı yüzde 71’e ulaştı. Yıllık artış ise yüzde 8 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>En çok şikayet edilen konular neler?</strong></p>
<p><strong>Zam beklentisiyle satış yapılmaması: </strong>İstasyonların fiyat artışı öncesinde yakıt satışını durdurduğu veya müşterileri beklettiği, satışın ise zamlı tarifeden yapıldığı ifade ediliyor.</p>
<p><strong>Fiyat dalgalanmaları ve istasyonlar arası farklar: </strong>Aynı gün ve aynı bölgede dahi litre fiyatlarında ciddi farklılıklar görülmesi, tüketicilerde güven sorununa yol açıyor.</p>
<p><strong>Ani ve sık fiyat değişimleri:</strong> Fiyatların gün içinde hızlı ve öngörülemez şekilde değişmesi, kullanıcıların planlama yapmasını zorlaştırıyor.</p>
<p><strong>Yakıt olmasına rağmen satış yapılmaması: </strong>Bazı istasyonlarda depoda yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmadığı yönünde şikayetler öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Yakıt bulunamaması ve bilgilendirme eksikliği:</strong> İstasyona giden kullanıcıların yakıt olmadığı gerekçesiyle geri çevrildiği ve bu durumun önceden bildirilmemesi mağduriyet yaratıyor.</p>
<p><strong>Şeffaflık eksikliği:</strong> Fiyatlandırma politikalarının açık olmaması ve fiyat değişimlerinin gerekçesinin paylaşılmaması tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor.</p>
<p><strong>Hizmet kalitesinde düşüş:</strong> Yoğunluk, operasyonel sorunlar veya personel kaynaklı nedenlerle hizmet kalitesinde dalgalanmalar yaşanıyor.</p>
<p> <strong>Konuyla ilgili platforma yansıyan şikayetlerden bazıları ise şöyle sıralandı:</strong></p>
<p><strong> </strong>“Ankara Yenimahalle’deki benzin istasyonunda yakıt almak için durduğumda, pompa görevlisi aracımı önce 200 TL’lik yakıtla doldurdu, ardından aracımın yakıt pompasının arızalı olduğunu söyleyerek devamında yakıt vermeyi reddetti. Daha sonra aynı istasyonda, 28.03.2026 gecesi mazota gelecek 6 TL’lik zam nedeniyle yakıt verilmediğini ve ‘pompa arızalı’ bahanesinin bu gerekçeyle öne sürüldüğünü öğrendim. Bu durumun hem müşteriyi yanıltıcı hem de keyfi bir uygulama olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p>“09.03 tarihinde Kocaeli Körfez’de bir akaryakıt istasyonunda yakıt almak istediğimde, saat 23.45 sonrası görevliler zam beklendiğini söyleyerek beni araçta bekletti. Zamlı fiyat yürürlüğe girdikten sonra yakıt verildi ve bu nedenle daha yüksek fiyattan işlem yapıldı. 00.06’da yaklaşık 4 bin 400 TL tutarında motorin aldım. Hesaplamama göre yaklaşık 325 TL fazladan ödeme yaptım. Müşterinin bilinçli şekilde bekletilerek fiyat artışına maruz bırakılmasının haksız ve etik dışı olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p>“08 Mart 2026’da Gaziantep Şahinbey’de bir akaryakıt istasyonunda LPG almak istedim. Görevli, depoda LPG olmasına rağmen maliyetler nedeniyle satış yapmadıklarını söyleyerek beni geri çevirdi. Yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmaması nedeniyle başka istasyona gitmek zorunda kaldım; bu durum zaman kaybına yol açtı ve ailemle birlikte mağduriyet yaşamama neden oldu.”</p>
<p>“27.03.2026 akşamı saat 19.49’da bir akaryakıt istasyonundan aracımı 69,98 TL/L fiyatla motorin ile doldurdum. Aynı gün başka bir istasyonda aynı ürünün 68,47 TL/L’den satıldığını öğrenince durumu sorguladım. Müşteri hizmetlerinden, bayilerin serbest piyasa koşullarında farklı fiyat belirleyebildiği bilgisi verildi. Ancak aynı ürün için bu kadar fiyat farkı olması güven sarsıcı ve tüketici açısından rahatsız edici bir durum. Bu fiyat farklılıklarının nedenine dair kamuoyunun bilgilendirilmesini ve müşterileri mağdur etmeyecek daha şeffaf bir fiyat politikası uygulanmasını talep ediyorum.”</p>
<p>“29.03.2026 saat 22.20 civarında bir akaryakıt istasyonuna motosikletimle yakıt almak için gittim. Yolda benzinin bitmesi nedeniyle yaklaşık 2 km motoru iterek ulaştım ancak istasyonda benzin olmadığı söylenerek yakıt verilmedi. Yakıt bulunmaması ve önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle mağdur oldum. Bu istasyona güvenerek güzergâhımı planlamışken yakıt bulamamak ciddi bir sorun yarattı.”</p>
<p>“27 Mart gecesi 23.45 civarında Manisa Salihli’de bir akaryakıt istasyonunda mazot almak istedim. Görevli, zam beklendiğini söyleyerek yaklaşık 20 dakika beklemem gerektiğini belirtti ve yakıt satışı yapılmadı. İstasyondan ayrıldıktan sonra yakın bir başka istasyondan kısa sürede sorunsuz şekilde mazot alabildim. Zam beklentisiyle müşteriye yakıt verilmemesinin kabul edilemez olduğunu ve mağduriyet yarattığını düşünüyorum.”</p>
<p>“24 Mart akşamı saat 23:30 civarında Ankara bir akaryakıt istasyonunda motorin almak istedim. Zam beklentisi nedeniyle yakıt satışı durduruldu ve benimle birlikte birçok kişi mağdur edildi. Görevliler önce nöbet değişimini gerekçe gösterdi, ardından talimat gereği motorinin sadece saat 00.00’dan sonra verileceğini ifade etti. Ödeme yöntemi fark etmeksizin yakıt almak istememe rağmen satış yapılmadı. Zam gerekçesiyle satış yapılmamasının kabul edilemez olduğunu düşünüyor, konunun incelenmesini ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyorum.”</p>
<p>“22 Mart gecesi 23.50 civarında İstanbul Sancaktepe’de bir akaryakıt istasyonuna benzin almak için gittim ancak ‘gün sonu’ gerekçesiyle satış yapılmayacağı, 00.05’te başlanacağı söylenerek yakıt alamadım. Gece saatlerinde acil ihtiyaca rağmen satış yapılmaması mağduriyete neden oldu. Bu uygulamanın standart bir prosedür mü yoksa istasyona özel bir durum mu olduğunun açıklanmasını istiyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akaryakit-istasyonlarina-yonelik-sikayetler-3-haftada-yuzde-71-artti-624153">Akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler 3 haftada yüzde 71 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BBKT&#8217;dan Dünya Tiyatro Günü&#8217;ne Özel Sahne Şöleni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bbktdan-dunya-tiyatro-gunune-ozel-sahne-soleni-623154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 15:09:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bbkt]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Tiyatro Günü]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Kez]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Kent Tiyatrosu (BBKT), 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında hazırladığı özel programla tiyatroseverleri zengin ve dikkat çekici bir sahne seçkisiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bbktdan-dunya-tiyatro-gunune-ozel-sahne-soleni-623154">BBKT&#8217;dan Dünya Tiyatro Günü&#8217;ne Özel Sahne Şöleni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Kent Tiyatrosu (BBKT), 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında hazırladığı özel programla tiyatroseverleri zengin ve dikkat çekici bir sahne seçkisiyle buluşturuyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>BBKT bünyesinde 3 yetişkin, 3 çocuk ve 1 çocuk-gençlik oyunu olmak üzere toplam 7 aktif yapım bulunuyor. Dünya Tiyatro Günü kapsamında 3 gün içerisinde 4 farklı oyun izleyiciyle sahneye taşınıyor. Programda yer alan iki yeni oyunun ilk kez seyirci karşısına çıkacak olması, etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Burhaniye Belediyesi Kent Tiyatrosu, farklı ekiplerden oluşan 7 ayrı kadrosu ve kendi bünyesinde eğitim alarak sahneye çıkan toplam 85 oyuncusuyla üretim gücünü gözler önüne seriyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Oyuncakçı Dükkanı” İlk Kez Seyirciyle Buluşacak</span></span></span></p>
<p><span><span><span>BBKT tarafından ilk kez kaleme alınan çocuk oyunu olma özelliğini taşıyan “Oyuncakçı Dükkanı”, Dünya Tiyatro Günü seçkisinin en dikkat çeken yapımlarından biri olarak sahneleniyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Uzman Psikolog Halil İbrahim Güven’in kaleme aldığı eser, Genel Sanat Yönetmeni Ender Kurt’un yönetmenliğinde izleyiciyle buluşuyor. Usta Orhan’ın oyuncak dükkanında geçen hikayede, teknoloji ile hayal gücünün karşı karşıya gelişi ele alınıyor. Robot Dost-1 ve Dijitron gibi teknolojik oyuncakların geleneksel oyuncaklarla yaşadığı çatışma, küçük Zeynep’in dükkana gelişiyle yeni bir anlam kazanıyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Oyun; dayanışma, paylaşım ve anıların değeri üzerine sıcak ve düşündürücü bir anlatı sunuyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“12 Öfkeli Jüri” İlk Kez Sahnede</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Program kapsamında ilk kez sahnelenecek bir diğer yapım olan “12 Öfkeli Jüri”, Reginald Rose’un “12 Angry Men” adlı eserinden uyarlanarak izleyiciyle buluşuyor. Yönetmenliğini Ender Kurt’un üstlendiği oyun, adalet kavramını güçlü bir sahne diliyle ele alıyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ağır bir suçla suçlanan genç bir sanığın davasını değerlendiren 12 jüri üyesi arasındaki tartışmalar; önyargı, vicdan ve “makul şüphe” kavramları etrafında şekilleniyor. Farklı toplumsal arka planlardan gelen jüri üyelerinin yüzleşmeleri, seyirciyi de bu çarpıcı sorgulamanın bir parçası haline getiriyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dünya Tiyatro Günü kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklere ilişkin açıklamalarda bulunan Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, “Belediyemiz Kent Tiyatrosu, 27. yılında da ilçemizde sanatın gelişimine öncülük eden ve fark yaratan önemli bir değer olmayı sürdürüyor. Dünya Tiyatro Günü’nde 4 farklı oyunu, iki yeni yapımla birlikte sanatseverlerle buluşturmak bizim için büyük bir gurur. Ekibimizi özverili ve başarılı çalışmalarından dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>BBKT, Dünya Tiyatro Günü’ne özel hazırladığı bu kapsamlı programla sanatseverleri tiyatronun etkileyici dünyasında buluşmaya davet ediyor.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bbktdan-dunya-tiyatro-gunune-ozel-sahne-soleni-623154">BBKT&#8217;dan Dünya Tiyatro Günü&#8217;ne Özel Sahne Şöleni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozulduğu]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rutinin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi. Nöbeti tetikleyebilecek durumların mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres gibi rutinin bozulduğu durumlar ile yüksek ses ve yanıp sönen parlak ışıklar gibi yoğun uyaranların nöbetleri tetikleyebileceğini ve bunlardan kaçınılması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, 26 Mart Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi farkındalığının önemine işaret ederek epilepsi hastalarının dikkat etmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalığında etiketlemenin hastalığın özellikle teşhisi geciktirebildiğini belirten Dr. Seda Bostan, “Epilepsi, oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, bu hastalıkla ilgili gereksiz korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktirmektedir. Ayrıca toplumda epilepsinin çoğunlukla sadece ‘jeneralize tonik klonik nöbet’ olarak adlandırdığımız yani tüm vücudun kasıldığı ‘sara nöbeti’ olarak bilinmesi, farklı tipte nöbetleri olan hastaların tanı ve tedavisinde gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle epilepsinin korkulacak bir durum değil, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmek ve epilepsi hastalarına yönelik önyargıları azaltmak açısından epilepsi farkındalığı oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Etiketlenme ile mücadele için doğru bilgi paylaşımı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Geçmişte epilepsi nöbetlerinden korkulduğunu ve bu nedenle hastaların etiketlendiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, “Ancak günümüzde epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır; korkulacak ya da utanılacak bir durum değildir. Etiketlenme ile mücadele için hasta ve hasta yakınları, doğru bilgiyi yakın çevreleriyle paylaşarak bu konudaki yanlış inanışları azaltabilir. Okulda, işte, aile içinde, sosyal çevrelerinde nöbet sırasında ne yapılacağını anlatmaları da nöbet anında yaşanacak korkuyu azaltacaktır. Hasta açısından ise gerekli olduğunda destek grupları ve psikolojik destek almak bu açıdan faydalı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli ilaç kullanımı ve hekim takibine dikkat</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken noktalara değinen Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu; ilaçlarını düzenli kullanmak, takiplerini aksatmamak ve nöbeti tetikleyebilecek durumları mümkün olduğunca azaltmaktır. Rutin düzenin bozulduğu durumların (uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres); yoğun uyaranların olduğu durumların (yüksek ses, yanıp sönen parlak ışıklar gibi) veya enfeksiyon, ameliyat gibi durumların nöbetleri tetikleyebileceği bilinmeli ve bunlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaç dozlarının ayarlanması gerekebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastaları için belirli aralıklarla kontrolün önemini vurgulayan Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının tedavi altında nöbetsiz olsalar bile belirli aralıklarla kontrole gitmeleri gerekir. Çünkü fark edilmeden farklı tipte ya da ‘küçük’ nöbetler olabilir, ilaç dozlarının ayarlanması gerekebilir ve tedavi sürecinde ilaç düzeyi ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının takibi gerekli olabilir. Ayrıca yüzme, araç kullanma ve yüksekte çalışma gibi durumlarda mutlaka doktor önerilerine uyulmalıdır. Bu kararların sağlıklı verilebilmesi için düzenli takipler büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Övünç Demir Sağlık Hizmetlerinde Fark Yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ovunc-demir-saglik-hizmetlerinde-fark-yaratti-622857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[övünç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, göreve başladığı ilk günden itibaren başlattığı hizmet seferberliği ile sağlık alanında ilçeye büyük katkılar sunmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ovunc-demir-saglik-hizmetlerinde-fark-yaratti-622857">Başkan Övünç Demir Sağlık Hizmetlerinde Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, göreve başladığı ilk günden itibaren başlattığı hizmet seferberliği ile sağlık alanında ilçeye büyük katkılar sunmaya devam ediyor. Sosyal belediyecilik anlayışını ilçenin dört bir yanına taşıyan Başkan Demir, ekip ve ekipman yatırımlarını güçlendirerek vatandaşların her an yanında oluyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>SAĞLIKTA REKOR RAKAMLAR</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Torbalı Belediyesi ekipleri, Başkan Demir’in talimatıyla ilçede kapsamlı bir çalışma yürütüyor:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>38.579 kez evde bakım hizmeti (pansuman, tansiyon ve şeker takibi) gerçekleştirildi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>8.295 hasta, İzmir genelindeki 29 farklı hastaneye nakledildi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>1.400 haneye hasta bezi ve medikal malzeme desteği sağlandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>295 hastaya motorlu hasta yatağı, 106 yatalak hastaya havalı yatak teslim edildi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>270 ihtiyaç sahibine tekerlekli sandalye verilirken, 1.321 yaşlıya evde berber hizmeti sunuldu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>YENİ HİZMET: EVDE TEMİZLİK VE KİŞİSEL BAKIM</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Geçtiğimiz hafta başlatılan “Evde Temizlik ve Kişisel Bakım Hizmeti” şimdiden 14 haneye ulaştı. Bu hizmet kapsamında yalnız yaşayan yatalak hastalar ve yaşlı vatandaşların evleri belediye ekipleri tarafından titizlikle temizleniyor, kişisel bakımları özenle yapılıyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Başkan Övünç Demir: “Biz Sizin İçin Buradayız”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Demir, hizmetlere dair şu ifadeleri kullandı: </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Göreve geldiğimiz ilk gün &#8216;Torbalı’da kimse sahipsiz kalmayacak&#8217; demiştik. Bugün geldiğimiz noktada binlerce hemşehrimizin hayır duasını almanın gururunu yaşıyoruz. Sağlık hizmetlerimizi sadece bir görev değil, gönül işi olarak görüyoruz. Evde bakımından nakil hizmetine, medikal destekten temizlik hizmetine kadar her alanda vatandaşımızın yanındayız. Her bir hemşehrimiz bizim için çok kıymetli. Siz evlerinizde huzurla nefes alın diye 7/24 görevimizin başındayız.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>7/24 Kesintisiz Destek</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Torbalı Belediyesi, tüm sağlık ve bakım hizmetlerini haftanın 7 günü düzenli olarak sürdürüyor. Destek almak isteyen vatandaşlar, 0232 856 66 66 numaralı hattı arayarak 24 saat boyunca bilgi ve hizmet talebinde bulunabiliyor.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ovunc-demir-saglik-hizmetlerinde-fark-yaratti-622857">Başkan Övünç Demir Sağlık Hizmetlerinde Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 12:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeylerden]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Longevity (uzun ömür) kavramının, özellikle son yıllarda öne çıkan bir konu haline geldiğini ifaden ederek, “Çünkü insanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor. 100 yıl kadar önce dünya genelinde ortalama ömür 40’lı yaşlardaydı. Günümüzde ise Türkiye&#8217;de bu süre kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar yükseldi. Küresel ölçekte de benzer bir artış söz konusu. Yaşam süresi uzadıkça, daha önce nadir görülen sağlık sorunları da artmaya başladı. Geçmişte insanlar daha erken yaşta hayatını kaybettiği için Alzheimer gibi hastalıklar fazla ortaya çıkmıyordu. Ancak bugün insanlar 70 yaş ve üzerine çıktığında Alzheimer riski belirgin şekilde artıyor. Unutkanlık daha sık görülüyor. Eğer kişi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsememişse, ömrü uzasa da pek çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Oysa yapılan araştırmalar, hastalıkların yüzde 60-70’inin doğrudan yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu çok ciddi bir oran. Diyabetten depresyona kadar birçok hastalık, sağlıksız beslenme, yetersiz hareket, stresli yaşam gibi faktörlerle ortaya çıkıyor. Yani kişi doğru yaşasa, doğru beslense bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor</strong></p>
<p>Günümüzde yaşam tarzı eğitimlerine tüm dünyada ağırlık verilmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor. Bu yöntem, hasta olmadan önce kişiye sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu, aynı zamanda pozitif psikoterapinin de bir türü. Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beden farkındalığı önemli…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşam tarzı eğitiminde en çok önem verilen konulardan birinin beden farkındalığı olduğunu da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendi bedenini tanıması, fark etmesi gerekir. Bir kişiye bakıyorsunuz, obez. Beden kitle indeksi 30’un üzerinde. Ama ‘Su içsem yarıyor’ diyor. Aslında farkında olmadan sürekli bir şeyler yiyor, atıştırıyor. Gerçekte ne yediğinin farkında değil. Benzer şekilde, bazı kişiler ‘Hiç uyumadım’ diyor. Aslında uyumuş ama uyku farkındalığı yok; uyuduğunun farkında değil. Beynimiz algılayan bir organ olduğu için beden farkındalığı çok önemli. Çünkü kişi bedeninin sinyallerini ne kadar iyi tanırsa, o kadar doğru kararlar verir. Farkındalık yanlışsa, alınan karar da yanlış olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zihinsel farkındalık en az bedensel farkındalık kadar önemli</strong></p>
<p>Bedeni tanımanın, güçlü ve zayıf yönlerini bilmenin çok önemli olduğunu, “Hangi gıdalar bana iyi geliyor, hangileri dokunuyor? Nasıl beslenirsem daha sağlıklı olurum? Boyum, kilom ne durumda? Uyku düzenim nasıl? Su tüketimim yeterli mi? Metabolik dengem nasıl?” sorularının yanıtlarının beden farkındalığıyla ilgili odluğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir de zihinsel farkındalık var. Bu da en az bedensel farkındalık kadar önemli. Zihinsel farkındalık, kişinin psikolojik durumunu, olayları nasıl algıladığını ve nasıl tepki verdiğini içerir. Bir olay yaşanıyor, bir ipucu alıyoruz ve buna alışkanlıkla, otomatik bir yanıt veriyoruz. Hoşumuza giden bir şey olduğunda hemen tepki veriyoruz. Oysa bu tepkiler, zihinsel çarpıtmalar ya da çocuklukta öğrenilmiş yanlış kalıp yargılardan kaynaklanıyor olabilir. Zihinsel yanlış kalıp yargılarımız var. Bunları düzeltmek gibi, kendimizi geliştirmek gibi bir hedefimiz yoksa çocukluğumuz öğrendiğimiz zihinsel kalıpları, kalıp yargılar aynen devam ettiriyoruz. Halbuki şartlar değişmiş, ortam değişmiş ama siz değişmemişsiniz. Hastalıklar başlıyor. Ruhsal hastalıklarda zihin farkındalığı önemli. Bedensel hastalıklarda da beden farkındalığı önemli. Bunun birinci şartı kişinin kendini tanıması. Kendini iç iç keşif yolculuğu. Hem bedensel farkındalık açısından hem zihinsel farkındalık açısından kendini tanımak ilk adım. Buna öz bilinç deniyor. Kendinin farkına varmak. Bunu fark ettikten sonra öz yönetim başlıyor. Güçlü zayıf yönlerini yönetmek başlıyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir</strong></p>
<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak ilişkisel bir varlık olduğunu, sosyal yapıdan izole olan insanın mutsuz olacağını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Elbette yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir. Tasavvufta da bu tür yalnızlıklar, kişinin kendini geliştirmesi için teşvik edilir. Eski zamanlarda insanlar çilehanelere çekilerek manevî gelişim sağlamaya çalışmışlardır. Ancak günümüzde, bu tür bir yalnızlığı sürdürebilmek ve onunla gelişmek oldukça zordur. Artık insanlar sosyal hayatın içinde, ilişkilerini yöneterek gelişmek zorundadır. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Yeme alışkanlıkları sade ve sağlıklı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mavi bölgeler denilen Japonya, İtalya ve Yunan adalarında örneklerine rastlanan bölgelerde yaşayan insanların ortak bazı özellikleri bulunduğunu, en bilinenlerinden birinin Japonya’daki Okinawa Adası olduğu olduğunu ve bu insanların hem uzun yaşadıklarını hem de sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerini anlatarak, “Bir diğer ortak özellikleri de beslenme biçimleri. Yeme alışkanlıkları oldukça sade ve sağlıklı. Bitkisel temelli, renkli tabaklara ağırlık veriyorlar. Sebze odaklı besleniyorlar; meyve tüketimi daha az, ama sebze tüketimi oldukça fazla. Bu kişilerin yaşam felsefeleri de dikkat çekici. Hayata bakışları haz odaklı değil, anlam odaklı. Mesela yemek yerken doymadan kalkıyorlar. Bu, onların en belirgin alışkanlıklarından biri.” diye konuştu.</p>
<p>Midenin her seferinde tıka basa doldurulması durumunda sindirimi sağlamak için midenin genişlemek zorunda kaldığını, her öğünde azıcık genişleyen midenin, bir süre sonra doyma hissini kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Sonunda kişi doyamaz hale gelir ve obezite gelişebilir. Oysa çözüm çok daha basittir: Her öğünde tam doymadan sofradan kalkmak. Tam doymadan sofradan kalkabilen kişilerin midesi büyümüyor. Hava boşluğu kaldığı için sindirim de kolay oluyor. Ve vücutta toksinler de birikmiyor. Yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yediklerimiz bağırsaktaki mikrobiyotayı oluşturuyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anadolu irfanını unuttuk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günlük hayatın hızı içinde yapılan 20 dakikalık meditasyon seansının, zihni sakinleştirdiğini ifade ederek, “Mevlana sufi meditasyon şeklinde yapmış. Sema meditasyonu şeklinde yapmış. Bu uygulamalar, bireye kendini gözlemleme ve öz-eleştiri fırsatı sunar. Kişi, ‘Bugün neleri doğru, neleri yanlış yaptım, yanlışlarımdan ne öğrendim?’ sorularını sorarak gelişir. Böylece eleştiriye açık bir zihniyet oluşur ve sürekli öğrenme kültürü benimsenir. Vahşi kapitalizmin tehlikeli virajlarında koşturuyoruz şu anda Türkiye olarak. Böyle olunca Anadolu irfanını unuttuk, kadim kültürümüzü unuttuk.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Meditatif meditasyonun ilk aşaması, kişinin zihinsel olarak rahatlaması</strong></p>
<p>Meditatif meditasyonun ilk aşamasının, kişinin zihinsel olarak rahatlaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişi kendisine mantra tarzında kişi bir kelime seçiyor. O kelimeyi 20 dakika boyunca düşünüyor, hayal ediyor. Bu esnada beyin, günlük rutinden çıkar. Artık zihni ‘Bu niye böyle oldu, şu neden böyle?’ gibi alışılmış sorular sormaz. Bunun yerine, kişi bu kelimeyle birlikte yeni anlamlar üretir, hayal kurar, zihinsel olarak yaratıcı bir sürece girer. İkinci aşama ise fiziksel egzersizdir. Kişi bu sırada vücudunu gevşetmeye yönelik egzersizler yapar. Üçüncü unsur ise ses. Meditasyonu destekleyecek bir müzik, doğa sesi (su, kuş sesi vb.) ya da geçmişte kişiye iyi hissettiren bir melodi kullanılabilir. Böylece zihinsel, fiziksel ve işitsel boyut birlikte devreye girer. Bu üç unsur bir araya geldiğinde meditasyon etkili olur. Çünkü bu sayede beynin farklı bölgeleri aynı anda aktive edilir. Beş duyumuz harekete geçer: işitsel, görsel, fiziksel&#8230; İnce motor, kaba motor, sözel ve duygusal beceriler hep birlikte çalışır. Beynin tüm alanları aktive olur.”</p>
<p><strong>Her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemler oldukça faydalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemlerin oldukça faydalı olduğuna işaret ederek, “Ancak burada önemli olan, kişinin zihnini tamamen bu eyleme verebilmesidir. Mesela birçok insan biliyorum ki dini ritüellerini yerine getiriyor, ibadet ediyor ama aklı başka yerde. Aklını ve duygularını ibadete veremediği için bu, meditatif bir eyleme dönüşmüyor. Oysa kişi zihnini ve duygularını tamamen o ana verebildiğinde, işte o zaman bu eylem gerçekten meditatif olur. Bu yaklaşım terapilerde de kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Aşırıya kaçan yalnızlık anlayışının bencillik ve ben-merkezcilik oluşturduğunu, kişinin yalnızca kendi çıkarlarını düşünmesinin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Seçilmiş yalnızlık, doğru dozda yapıldığında faydalıdır. Ancak aşırıya kaçarsa, kişi kendini ermiş gibi görmeye başlar ve dini narsizm gibi tehlikeli bir duruma düşebilir. Tıpkı etnik narsizmde olduğu gibi, dini narsizm de tehlikelidir. Her şeyin doğru ölçüde ve zamanında olması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Sıradan şeylerden mutlu olmak uzun ömrün de sırrı…</strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini, bunların maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliği kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır. Mizahı çok kullanan, pozitif etkileşim içinde olan insanlar, çevrelerindeki kişilere huzur verirler. Bir insanın yanında kendinizi huzurlu hissetmiyorsanız, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stresle baş etmede mizah çok etkili</strong></p>
<p>Negatif enerjisi olan bireylerin çevresine huzursuzluk yaydığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir insanın yanında kendinizi huzurlu değil, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir. Pozitif ruh halindeki kişiler ise güven verir, şaka kaldırır, mizahı kullanır, hatta kendileriyle dalga geçebilirler. Böyle kişiler gerçekten daha uzun yaşıyorlar. Stresle baş etmede mizah çok etkilidir. Kayserili bir vatandaş ağır hastalanıyor. Ailesi etrafında toplanınca, &#8216;Hepiniz buradaysanız dükkânda kim var?&#8217; diyor. Herkesi güldürüyor. İnsan ilişkilerinde mizahı kullanabilen kişiler daha uzun ömürlü oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bireyin önce kendisinde değişimi başlatması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Başkalarını düzeltmeye çalışmadan önce kendimize odaklanmalıyız. Farkındalık geliştiren bireyler hem daha sağlıklı kararlar alır hem de ilişkilerde daha az hata yapar.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar duygusal beyin yapıları sayesinde daha uzun yaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının ardındaki biyolojik ve psikolojik nedenleri değerlendirdi ve kadın beyninin yapısal özelliklerinin uzun yaşamda önemli rol oynadığını ifade ederek, “Küresel verilere baktığımızda kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşadığı görülüyor. Bunun en temel nedenlerinden biri, kadın beyninin duygulara ve şefkate odaklı çalışmasıdır.” dedi.</p>
<p>Kadınların annelik içgüdüsü ve duygusal yapılarıyla daha empatik olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Erkek beyni daha çok avcı karakterde, sol beyin ağırlıklı çalışır; mantık, analiz ve savaşma güdüsüne odaklıdır. Kadın beyni ise sağ beyinle, yani duygular, estetik, sanat ve şefkatle ilişkilidir. Bu yapısal fark, kadınların kendilerini aşmaya ve iç huzura daha fazla odaklanmalarını sağlıyor. Empati yetenekleri de erkeklere kıyasla daha gelişmiş. Bu da uzun ve sağlıklı yaşam için avantaj sağlıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu evlilik yaşam süresini uzatıyor</strong></p>
<p>Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun ancak mutlu bir evlilik söz konusu olduğunda geçerli olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Eğer evlilik huzursuzsa, çiftler sürekli çatışma halindeyse, bu durumda uzun yaşamak pek mümkün değil. Modern çağın bize dayattığı rekabetçi evlilik modelinde, kadın ve erkek arasında ego savaşları yaşanıyor. Oysa ideal olan, yol arkadaşlığına dayalı, tamamlayıcı bir evliliktir.” dedi.</p>
<p>Evliliğin bireyler arasında bir güç mücadelesine dönüşmesinin ilişkiyi zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Rekabetçi evliliklerde taraflar 1+1 gibi ayrı varlıklar olarak kalır. Ama ortak amaçta hareket eden kişilerse iki tane bir yan yana gelince 11 kişi gibi oluyor.” diye konuştu.</p>
<p>Geleneksel kültürde eşlerin ‘Refik’ ve ‘Refika’ yani ‘yol arkadaşı’ olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu anlayışta çiftler birbirlerini domine etmeye çalışmaz, aksine birlikte güçlenirler. Gerçek bir evlilik, iki ayrı bireyin birleşerek daha büyük bir anlam yaratmasıdır.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine nazik olmak zayıflık değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öz Şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öz şefkat, zor anlarda kendimize anlayışlı ve destekleyici olmaktır!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerden güçlü, üretken, başarılı ve dayanıklı olmalarını beklediğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Fakat bu beklentiler artarken, insanların kendilerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.” dedi.</p>
<p>Tam da bu noktada, son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘öz şefkat’ kavramının devreye girdiğini dile getiren Erol, “Öz şefkat, bireyin zorlandığı anlarda kendisine karşı yargılayıcı değil; anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Hata yaptığında kendini sertçe eleştirmek yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Bu yaklaşım, özellikle Kristin Neff’in çalışmalarıyla psikoloji alanında kavramsallaşmış ve bilimsel olarak ölçülebilir hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak…</strong></p>
<p>“Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin depresyon ve anksiyete belirtilerini daha az yaşadığını; stresle daha etkili baş edebildiğini ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” diyen Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin, bireyi hayattan ve sorumluluklardan geri çeken bir rahatlık halinden ziyade zorlayıcı deneyimlerle daha sağlıklı bir iç ilişki kurabilme kapasitesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Toplumda sıkça karıştırılan özsaygı ve öz şefkat kavramlarına değinen Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Özsaygı, bireyin kendini değerli hissetmesinden temel alır ancak çoğu zaman başarı, performans ve başkalarıyla kıyaslama üzerinden şekillenir. Kişi kendini değerli ve başarılı hissettiğinde artar, olası bir başarısızlıkta ise daha kırılgan hale gelir. Öz şefkat ise koşulsuzdur. Kişi başarısız olduğunda da hata yaptığında da kendisiyle bağını koparmaz. Özsaygı ‘iyiyim çünkü başardım’ derken; öz şefkat ‘zorlanıyorum ama yine de değerliyim’ diyebilmeyi mümkün kılar. Bu yönüyle öz şefkat, psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak sunar.”</p>
<p><strong>Öz şefkat geliştirilebilir bir beceri!</strong></p>
<p>Öz şefkatin doğuştan gelen bir özellik olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Öz şefkat geliştirilebilir bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda bunun ilk adımının, kişinin kendi iç sesiyle temas etmesi olduğunu kaydeden Erol, “Zor bir anda kendimize söylediğimiz cümleleri fark etmek önemli bir başlangıçtır. Aynı durumu yaşayan bir yakınımıza söylemeyeceğimiz sözleri kendimize söylüyorsak, burada şefkat yerine eleştiri devrededir. Kişinin kendisine şefkat geliştirmesi için; duyguları bastırmadan fark etmesi, hata anlarında ‘yalnız değilim’ düşüncesini hatırlaması, kendine karşı kullandığı dili yumuşatması ve bedensel regülasyonu destekleyen nefes ve farkındalık egzersizlerinden yararlanması etkili adımlardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişinin kendine karşı yumuşak olması zayıflık gibi algılanıyor! </strong></p>
<p>Psikolojik değerlendirme araçları ve terapötik süreçlerin, bireyin öz şefkat düzeyini fark etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Pek çok kişi için öz şefkat, düşündüğünden daha zor bir deneyimdir. Bunun temel nedenlerinden biri, ‘kendine karşı yumuşak olmanın zayıflık olduğu’ inancıdır. Özellikle eleştirel ebeveyn tutumlarıyla büyüyen bireylerde, sert iç ses bir motivasyon kaynağı gibi algılanabilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmatik yaşam deneyimleri, negatif düşünce kalıpları ve mükemmeliyetçiliğin, öz şefkatin önündeki önemli engeller olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Terapötik süreçte sıkça görülen bir durum şudur; kişi kendine şefkat göstermeye başladığında önce rahatsızlık hisseder. Bu durum yanlış bir şey yapıldığını değil, alışılmamış ama iyileştirici bir alana girildiğini gösterir.</p>
<p>Öz şefkat, erken yaşlarda öğrenilebilen ve yaşam boyu koruyucu etkisi olan bir beceridir. Çocuklar için en güçlü öğretici, yetişkinlerin kendi hatalarına nasıl yaklaştıklarıdır. Ebeveynin ‘ben de hata yaptım ama bunu telafi edebilirim’ diyebilmesi, çocuğa güçlü bir iç mesaj verir.</p>
<p>Gençlerle çalışırken ise öz şefkat, özellikle sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygularına karşı önemli bir denge unsurudur. Ergenlere, zorlanan bir arkadaşlarına nasıl yaklaştıklarını fark ettirmek ve aynı dili kendilerine yöneltmelerini sağlamak etkili bir yöntemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, Claude Code, OpenClaw ve diğer yapay zekâ geliştirici araçlarını taklit eden bilgi hırsızı zararlı yazılımları tespit etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-claude-code-openclaw-ve-diger-yapay-zeka-gelistirici-araclarini-taklit-eden-bilgi-hirsizi-zararli-yazilimlari-tespit-etti-620608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araçları]]></category>
		<category><![CDATA[claude]]></category>
		<category><![CDATA[Claude Code]]></category>
		<category><![CDATA[code]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Openclaw]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>
		<category><![CDATA[Zararlı Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Tehdit Araştırmaları ekibi, Mart 2026’da Anthropic tarafından geliştirilen Claude Code adlı kodlama asistanının kurulum talimatlarını arayan geliştiricileri hedef alan yeni bir zararlı kampanya tespit etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-claude-code-openclaw-ve-diger-yapay-zeka-gelistirici-araclarini-taklit-eden-bilgi-hirsizi-zararli-yazilimlari-tespit-etti-620608">Kaspersky, Claude Code, OpenClaw ve diğer yapay zekâ geliştirici araçlarını taklit eden bilgi hırsızı zararlı yazılımları tespit etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaspersky Tehdit Araştırmaları ekibi, Mart 2026’da Anthropic tarafından geliştirilen Claude Code adlı kodlama asistanının kurulum talimatlarını arayan geliştiricileri hedef alan yeni bir zararlı kampanya tespit etti. &#8220;Claude Code download&#8221; (Claude Code indir) araması yapıldığında, arama sonuçlarının en üstünde sponsorlu reklamlar beliriyor. Bu reklamlardan biri, kullanıcıları Claude Code’un resmi kurulum dokümantasyonunu aslına uygun şekilde taklit eden kötü niyetli bir web sayfasına yönlendiriyor. Bu sayede kullanıcılar, kimlik bilgileri, kripto cüzdan verileri, tarayıcı oturumları ve diğer gizli dosyaları ele geçiren zararlı yazılımları farkında olmadan yüklemeye yönlendiriliyor. Benzer zararlı kampanyaların OpenClaw dahil olmak üzere diğer popüler yapay zeka araçlarını da taklit ettiği görülüyor. Sahte dokümantasyon sayfası, orijinaliyle görsel olarak birebir aynı olup web sitesi oluşturma ve barındırma platformu Squarespace üzerinde barındırılıyor. Sayfa, orijinal talimatları hassasiyetle kopyaladığı için kullanıcılar, kurulum komutlarını kopyalayıp çalıştırırken aradaki farkı fark edemeyebiliyor. </p>
<p>Ancak bu komutlar geliştirici aracını kurmak yerine kurbanın sistemine zararlı yazılım indiriyor. İşletim sistemine bağlı olarak farklı bilgi hırsızı zararlı yazılımlar devreye giriyor:</p>
<ul>
<li><strong>Windows sistemlerinde</strong>, kullanıcı dizinleri, web tarayıcıları ve kripto para cüzdanlarından veri toplayarak çalınan bilgileri uzak bir sunucuya ileten <strong>Amatera</strong> adlı bilgi hırsızı zararlı yazılım yükleniyor. Amatera daha önce ClickFix dağıtım tekniğinin kullanıldığı kampanyalarda da görülmüş ve <strong>Malware-as-a-Service (MaaS)</strong> modeli kapsamında işletilen bir zararlı yazılım olarak biliniyor.</li>
<li><strong>macOS sistemlerinde</strong> ise Apple cihazlarını hedef alan çeşitli zararlı kampanyalarda daha önce de belgelenmiş olan <strong>AMOS</strong> adlı başka bir bilgi hırsızı zararlı yazılım yükleniyor. Bu zararlı yazılım Kaspersky tarafından daha önce de raporlanmıştı.</li>
</ul>
<p>Kaspersky araştırmacıları ayrıca <strong>OpenClaw</strong> ve <strong>Doubao</strong> gibi diğer popüler yapay zekâ araçlarını hedef alan benzer zararlı kampanyalar da tespit etti. Saldırganlar aynı yöntemi kullanarak çok sayıda alan adı kaydediyor ve bu araçların meşru indirme dosyaları gibi gösterilen paketler içinde Amatera bilgi hırsızı zararlı yazılımını dağıtıyor.</p>
<p><strong>Kaspersky siber güvenlik uzmanı Vladimir Gursky</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “<em>Bu kampanya önemli riskler barındırıyor. Çünkü Claude Code ve OpenClaw gibi yapay zekâ geliştirme araçları yalnızca meraklı kullanıcılar veya otomasyon meraklıları tarafından değil, aynı zamanda büyük organizasyonlarda çalışan profesyonel geliştiriciler tarafından da yaygın şekilde kullanılıyor. Bir sistem enfekte olduğunda, kurbanlar farkında olmadan aktif projelere ait kaynak kodlarını, şirket içi gizli verileri, kimlik doğrulama bilgilerini ve kişisel hesaplarını açığa çıkarabilir. Bu nedenle yapay zekâ destekli kodlama araçlarına güvenen geliştiricilerin bulunduğu işletmeler için bu tür kampanyalar özellikle tehlikelidir.</em>”</p>
<p>Kaspersky, <strong>Aralık 2025’te</strong> saldırganların Google Ads aracılığıyla bir macOS bilgi hırsızı zararlı yazılım yaydığını da tespit etmişti. Bu kampanyada <strong>ChatGPT eğitim içeriğini andıracak şekilde tasarlanmış özel bir sohbet arayüzü</strong>, kullanıcılara Atlas Browser’ı nasıl kuracaklarını gösteriyormuş gibi davranıyordu. Zararlı talimatlar, OpenAI ile ilişkili meşru bir site üzerinde barındırılıyormuş izlenimi vererek kullanıcıların güvenini kazanmayı hedefliyordu.</p>
<p>Kaspersky, kullanıcıların korunabilmesi için şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>İndirme bağlantılarını dikkatle doğrulayın ve resmi proje web sitelerine yönlendirdiğinden emin olun.</li>
<li>Özellikle harici kaynaklardan kopyalanan komut satırı talimatlarını çalıştırmadan önce dikkatle inceleyin.</li>
<li>Özellikle talep etmediğiniz veya tam olarak anlamadığınız rehberleri takip etmekten kaçının.</li>
<li>Bilgi hırsızı zararlı yazılımları ve zararlı indirmeleri tespit edip engelleyebilen güvenilir uç nokta güvenlik çözümleri kullanın.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-claude-code-openclaw-ve-diger-yapay-zeka-gelistirici-araclarini-taklit-eden-bilgi-hirsizi-zararli-yazilimlari-tespit-etti-620608">Kaspersky, Claude Code, OpenClaw ve diğer yapay zekâ geliştirici araçlarını taklit eden bilgi hırsızı zararlı yazılımları tespit etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tuzu azalt, sağlığı artır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuzu-azalt-sagligi-artir-619792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artır]]></category>
		<category><![CDATA[azalt]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[tuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri, fazla tuzun gizli kaynakları ve tuz alışkanlıklarını değiştirmek için pratik, sürdürülebilir yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzu-azalt-sagligi-artir-619792">Tuzu azalt, sağlığı artır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri, fazla tuzun gizli kaynakları ve tuz alışkanlıklarını değiştirmek için pratik, sürdürülebilir yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Günlük tuzu 1 gram azaltmak bile kalp ve inme riskini düşürüyor!</strong></p>
<p>Tuzun, vücut için gerekli bir mineral olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sinir iletimi, kas kasılması ve sıvı dengesi gibi temel süreçlerde rol oynar. Ancak ihtiyaçtan fazlası özellikle hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek sorunları açısından risk oluşturur.” dedi.</p>
<p>Yapılan çalışmaların, günlük tuz tüketiminde sadece 1 gramlık azalmanın bile toplum genelinde inme ve kalp-damar hastalıkları riskinde anlamlı düşüş sağlayabildiğini gösterdiğine dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, küçük bir azalmanın, büyük bir etki yaratabileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Fazla tuzun önemli bir kısmı, farkında olmadan tüketilen besinlerden geliyor! </strong></p>
<p>Yüksek sodyum alımının vücudun tuz–su dengesini etkileyerek su tutulumuna yol açabileceğine dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bu durum tartıda ani kilo artışı şeklinde görülebilir.” dedi.</p>
<p>Tuzun doğrudan yağ artışına neden olmadığına işaret eden Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak zayıflamak isteyen bireylerde ödem nedeniyle kilo verme sürecini zorlaştırabilir ve motivasyonu olumsuz etkileyebilir. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını önerirken, Türkiye’de ortalama tüketim bunun yaklaşık iki katına ulaşıyor. Üstelik fazla tuzun önemli bir kısmı sofrada eklenen tuzdan değil, farkında olmadan tüketilen besinlerden geliyor. Ekmek, beyaz peynir, zeytin, turşu, salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, hazır soslar, paketli atıştırmalıklar, cipsler, bulyonlar ve hazır çorbalar günlük sodyum alımına ciddi katkı sağlıyor. Bu nedenle yalnızca ‘yemeğe tuz atmamak’ çoğu zaman yeterli değil.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Mesele genetik kader değil, öğrenilmiş bir damak alışkanlığı! </strong></p>
<p>‘Tuzlu yeme alışkanlığı genetik midir?’ sorusunun sıkça gündeme geldiğini hatırlatan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Tat duyusuna ilişkin bireysel farklılıklar kısmen genetik olabilir; ancak belirleyici olan büyük ölçüde çevresel faktörlerdir.” dedi.</p>
<p>Çocukluk döneminden itibaren tuzlu besinlere maruz kalmanın, aile içi yemek alışkanlıkları ve işlenmiş gıdaların yaygın tüketiminin bu tercihleri şekillendirdiğini dile getiren Hülya Yiğit İspiroğlu, “Yani çoğu durumda mesele genetik kader değil, öğrenilmiş bir damak alışkanlığıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Küçük ama sürdürülebilir değişiklikler, uzun vadede anlamlı bir fark yaratır! </strong></p>
<p>Tuz tüketimini azaltmak isteyenler için en etkili stratejinin ani ve radikal kesintiler yerine kademeli azaltım olduğunu kaydeden Hülya Yiğit İspiroğlu, “ Damak tadı yaklaşık 2–4 hafta içinde daha düşük tuz düzeyine uyum sağlayabilir.” Dedi.</p>
<p>‘Az tuzlu yemek tatsızdır’ düşüncesinin çoğunlukla alışkanlıktan kaynaklandığının altını çizen Hülya Yiğit İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tuz azaldıkça besinlerin kendi aroması daha belirgin hale gelir. Etiket okumak, sodyum içeriği yüksek ürünleri sınırlamak, yemek pişirirken tuzu en son aşamada ve ölçülü eklemek, sofraya tuzluk koymamak pratik ama etkili adımlardır.</p>
<p>Lezzeti artırmak için tuza bağımlı kalmak gerekmez. Limon, sirke, sarımsak, soğan, taze otlar ve baharatlar yemeğin tadını zenginleştirir. Doğru planlanmış, işlenmiş gıdalardan uzak ve dengeli bir beslenme modeliyle tuz tüketimini azaltmak mümkündür. Küçük ama sürdürülebilir değişiklikler, uzun vadede hem kalp sağlığı hem de kilo kontrolü açısından anlamlı bir fark yaratır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzu-azalt-sagligi-artir-619792">Tuzu azalt, sağlığı artır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de sağlık devrimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-saglik-devrimi-619369</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619369</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda koruyucu sağlık hizmetlerinden Eşrefpaşa Hastanesi’nde yürütülen tedavilere kadar kent genelinde sağlık çalışmalarını önemli ölçüde geliştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-saglik-devrimi-619369">İzmir&#8217;de sağlık devrimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda koruyucu sağlık hizmetlerinden Eşrefpaşa Hastanesi’nde yürütülen tedavilere kadar kent genelinde sağlık çalışmalarını önemli ölçüde geliştirdi. “Sağlıklı yurttaş, sağlıklı kent” hedefiyle hareket eden İzmir Büyükşehir Belediyesi; koruyan, öğreten ve iyileştiren hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda belediye, sağlığın yalnızca tedaviyle değil; eğitim, erken müdahale ve sosyal destek mekanizmalarıyla da korunması gerektiği yaklaşımıyla hareket ediyor.</p>
<p>Eğitimden danışmanlığa, erken çocukluk programlarından yaşlı bakımına; hastane tedavilerinden evde bakım hizmetlerine kadar yürütülen kapsamlı çalışmalarla yüz binlerce İzmirli artık geleceğe daha sağlıklı bakıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Eşrefpaşa Hastanesi ve semt poliklinikleri üzerinden yürütülen hizmetlerle bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Son iki yılda yüz binlerce hastaya hem hastanede hem de evlerinde sağlık ve bakım hizmeti sunuldu. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmayı ve her yaştan yurttaşın sağlıklı yaşam olanaklarına erişimini artırmayı hedefleyen belediye; kent genelinde sağlık eğitimleri, psikolojik destek, erken çocukluk çalışmaları ve yaşlılık destek programları gibi çok sayıda hizmetle İzmirli yurttaşların iyilik hâlini güçlendirdi.</p>
<p><strong>Sağlık bilgisi her eve ulaşıyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla son iki yılda farklı başlıklarda 3 binden fazla sağlık eğitimi düzenledi. Koruyucu sağlık, aktif yaşam, ruh sağlığı ve ağız-diş sağlığı gibi konularda gerçekleştirilen eğitimlere 122 binden fazla kişi katıldı. Ağız ve diş sağlığı kontrolleriyle de yaklaşık 10 bin yurttaşın ağız bakısı yapıldı. Olası acil durumlarda toplumun hazırlıklı olması için ilkyardım eğitimleri de sürdürüldü. Temel ilkyardım, afetlerde müdahale ve yaşam desteği başlıklarında 585 eğitim programı ile 8 bin 500 kişiye uygulamalı eğitim verildi. Bu sayede binlerce yurttaş, hayat kurtaran ilkyardım bilgisiyle donatıldı.</p>
<p><strong>Nesilden nesle sağlıklı yaşam döngüsü</strong></p>
<p>Belediyenin erken çocukluk çalışmalarından biri olan İzmir95 programı ise bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemek ve ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla kentin farklı ilçelerinde yürütülüyor. Ev ziyaretleri, ebeveyn atölyeleri ve emzirme danışmanlığı hizmetleriyle iki yılda 15 binden fazla aileye ulaşıldı.</p>
<p><strong>İzmir’de yaş almak öğrenmeye engel değil</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşlanma politikaları kapsamında da çalışmaları devam ettiriyor. 3. Yaş Üniversitesi projesi ile 60 yaş üzeri yurttaşlar farklı alanlarda eğitimlere katılarak sosyal ve zihinsel olarak aktif kalma imkânı buluyor. Program, “İzmir’de yaş almak öğrenmeye engel değil” dedirtiyor.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaş alma merkezi büyük ilgi görüyor</strong></p>
<p>Bin aktif üyesi bulunan Sağlıklı Yaş Alma Merkezi ve Alzheimer-Demans Merkezi hizmetleriyle yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşlı yoksulluğuyla mücadele, tedavi ve bakım hizmetlerinin genişletilmesi, yaşlıların deneyim ve birikimlerinden faydalanmak amacıyla hazırlanan İleri Yaş Eylem Planı ise yaşlı bireylerin hayatını çok yönlü ele alarak yaşam konforunu artırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>İZSEM’de bütüncül sağlık hizmeti</strong></p>
<p>2025 yılında kurulan Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ile kentte bütüncül sağlık hizmetleri daha da yaygınlaştırıldı. Beş noktada hizmet veren İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezleri (İZSEM) aracılığıyla yurttaşlara psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, fizyoterapi, diyabet farkındalığı ve hareketli yaşam programları ücretsiz olarak sunuluyor. Ayrıca kent genelinde kurulan Psikolojik Destek Birimleri ile çocuk-yetişkin bine yakın kişiye ücretsiz psikolojik destek hizmeti verildi.</p>
<p><strong>Bulaşıcı hastalıklara karşı ücretsiz ve kimliksiz test hizmeti</strong></p>
<p>Koruyucu halk sağlığı çalışmalarının bir parçası olarak açılan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi ise bulaşıcı hastalıklar için ücretsiz ve anonim test hizmeti sunarak toplum sağlığına katkı sağlıyor. Kimlik bilgisi paylaşımı olmadan ve sosyal güvence aranmadan ücretsiz olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testi yapılarak önemli bir sağlık hizmeti sunuluyor. Sağlık Bakanlığı iş birliği ile başlatılan çalışma kapsamında, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmeti de veriliyor. Ayrıca Kadın Sağlığı Programları kapsamında 702 kadına bireysel danışmanlık hizmeti verildi. 1.100’den fazla kadına eğitim verildi, farkındalık çalışması yapıldı.</p>
<p><strong>Gençler ve çocuklar için özel sağlık destekleri</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18-26 yaş grubundaki ve sosyal destek sistemindeki pek çok kadına 3 doz Human Papilloma Virüsü (HPV) aşısı uygulamasını da hayata geçirdi. Diyabetli çocuklar için “Tip 1 diyabet” tanısı alan anaokulu ve ilkokul öğrencilerine hayati önem taşıyan sensörlü şeker ölçüm cihazı araç ve gereçleri temin etti.</p>
<p><strong>Eşrefpaşa Hastanesi, İzmir’i iyileştirdi</strong></p>
<p>Belediyenin sağlık hizmetlerinin önemli bir ayağını da Eşrefpaşa Hastanesi oluşturuyor. Son iki yılda hastane ve semt polikliniklerinde toplam 714 bin poliklinik hizmeti verildi, 3 bin 451 ameliyat gerçekleştirildi ve 11 bin hasta yatırılarak tedavi edildi. Hastanede ayrıca 1 milyon 358 binden fazla laboratuvar incelemesi ve yaklaşık 196 bin görüntüleme işlemi yapıldı.</p>
<p><strong>Yeni hizmetler ve yenilikler</strong></p>
<p>Son iki yılda Eşrefpaşa Hastanesi’nde fark yaratan yeni hizmet alanları da eklendi. Kurulan Ambulans Servisi’nde dört acil yardım ambulansı, dört de hasta nakil ambulansı ile 2025 yılında bin 509 görev yapıldı. Ayrıca bebek bakımı, emzirme teknikleri, psikolojik destek, beslenme, pilates gibi pek çok alanda hizmet vererek hem gebeleri anneliğe hazırlayan hem lohusaları ve baba adaylarını da eğitimlere kabul eden Gebe Okulu ve Sigarayı Bırakma Polikliniği açıldı. Eşrefpaşa Hastanesi bünyesinde Triple-P Ebeveyn Eğitim Programı da başlatıldı. Eşrefpaşa Hastanesi 65 yaş üstü ve işitme engelliler için kolaylaştırıcı sağlık hizmetlerini başlatırken, Defibrilatör Projesi kapsamında kentte ani kalp durmalarına müdahale için OED cihazlarını da kentin belli noktalarına yerleştirmeye başladı.</p>
<p><strong>Evde bakım hizmetleriyle sağlık, vatandaşın evine götürüldü</strong></p>
<p>Evde bakım hizmetleri kapsamında sağlık hizmeti hastanenin dışına taşındı, vatandaşın evine götürüldü. Sağlık hizmeti kapsamında 30 bin 923 evde sağlık hizmeti verildi, 3 milyon 59 bin 356 TL maliyet belediye tarafından karşılandı. Genel bakım hizmetlerine yönelik de 91 bin 102 ev ziyareti yapıldı, 4 bin 886 hastanın evde yara bakımı gerçekleştirildi. Ayrıca 45 bin 680 evde 23 bin 621 kişisel bakım, 7 bin 402 ev temizliği, 6 bin 68 kuaför hizmeti ve 8 bin 154 sosyal inceleme gerçekleştirildi. Bu evlerde tamir gerektiren konulara yönelik bakım onarım hizmetleri de verildi. Eşrefpaşa Hastanesi, İzmir’de “evde bakım” hizmeti alan yurttaşları ev kazalarından korumak amacıyla “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesini de başlattı. Ev kazası risk değerlendirmesinin ardından evleri ziyaret ederek oluşabilecek kazaları önleyici tedbirler alan ekipler, hane halkını ev kazalarıyla ilgili bilgilendirmeye başladı.</p>
<p><strong>Hizmet kapasitesi daha da artacak</strong></p>
<p>Eşrefpaşa Hastanesi yeni ek binasıyla İzmir’in sağlık kapasitesini büyütecek. 549 milyon liralık yatırımın yüzde 50’si tamamlandı.  Bu yıl hizmete girecek hizmet binasında ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu, 1 doğumhane, ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi yer alacak.</p>
<p><strong>Çalışanların güvenliği için sürekli denetim ve eğitim</strong></p>
<p>Belediye bünyesinde çalışan personelin sağlığı için de kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği programları uygulanıyor. Binlerce çalışana güvenli çalışma ve risk farkındalığı eğitimleri verilirken, düzenli sağlık muayeneleri ve saha denetimleriyle çalışma ortamlarının güvenliği güçlendiriliyor. Bu kapsamda iki yılda 5 bin 277 belediye çalışanına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-saglik-devrimi-619369">İzmir&#8217;de sağlık devrimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte erken teşhisin önemi ve psikolojik destek alma konusunda farkındalık vurgulandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, kadınlara yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte Şadırvanlı Han’da “Kadın Sağlığı ve Doğum Sonrası Psikoloji” başlıklı bir panele ev sahipliği yaptı. Kadınların sağlıklı yaşam, sosyal katılım ve bireysel farkındalıklarını artırmayı hedefleyen panelde, alanında uzman Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan, kadın sağlığı ve ruh sağlığına dair önemli bilgiler paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Erken Teşhisin Önemi Vurgulandı</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Herhangi bir şikayet hissedildiğinde doktora başvurulduğunu belirten Op. Dr. Hüseyinoğlu, oysa şikayet olmadan yapılan düzenli kontrollerin erken teşhis açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Meme kanseri ve rahim ağzı kanserine dikkat çeken Op. Dr. Hüseyinoğlu, “Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda çok güzel yürüttüğü bir kanser tarama programı var. Kadınlarda hem meme kanserini, hem rahim ağzı kanserini düzenli aralıklarla bu programda tarıyoruz. Rahim ağzı tarama programında 30-65 yaş arası kadınlara HPV ve DNA testiyle, rutin bir jinekolojik muayeneden farkı olmayan bir test ile 5 yılda bir HPV, DNA taramasını öneriyoruz. Burada bizim için asıl önemli olan şey erken teşhis ve önleyebilmek” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte kadın sağlığı konusunda bilgilendirme yapma fırsatı bulduklarını belirten Hüseyinoğlu, kadın sağlığını önemseyen ve kadına önem veren Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Bireysel Ruh Sağlığı Toplum İçin Büyük Önem Taşıyor</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panelde konuşan Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan ise kadınlarda görülen psikolojik sorunlara dikkat çekti. Depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozukluklarının kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Çağlayan, bu tür durumlarda profesyonel destek alınmasının önemine değindi. Bireysel ruh sağlığının toplum sağlığı için de büyük önem taşıdığını ifade eden Çağlayan, kişilerin kendilerinde fark ettikleri sorunlar karşısında terapi desteği almaktan çekinmemeleri gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmaların ardından Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çatlama]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dışarıdan her şey normal görünse de, kişi işine duygusal olarak bağlanamaz! </strong></p>
<p>Günümüzde gittikçe yaygın kullanılmaya başlanan ‘sessiz çatlama’ teriminin, kişinin işlevselliğini sürdürmesine rağmen iş hayatında; anlam, aidiyet ve duygusal bağlarını yitirmesiyle gelişen bir süreç olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu durum ani bir kırılma ya da açık bir tükenme haliyle değil, daha çok fark edilmeden ilerleyen bir iç kopuş şeklinde yaşanır.” dedi.</p>
<p>Kişinin işine devam ettiğini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini aktaran Erol, “Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında herhangi bir sorun varmış gibi görünmez. Ancak iç dünyada, yapılan işle kurulan duygusal bağ zayıflamış, anlam duygusu aşınmış ve kişinin kendisini işe ait hissetme hali belirgin biçimde azalmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür! </strong></p>
<p>Bu yönüyle sessiz çatlamanın, klasik tükenmişlikten ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Tükenmişlikte duygusal bitkinlik, enerji kaybı ve işlevsellikte gözle görülür bir düşüş daha erken dönemde ortaya çıkar. Sessiz istifada ise kişi bilinçli olarak geri çekilir ve minimum çabayla çalışmayı tercih eder. Sessiz çatlamada durum daha belirsizdir; kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür. Sorun davranıştan çok, kişinin yaptığı işle ve bulunduğu ortamla kurduğu içsel bağın giderek kopmasıdır.”</p>
<p><strong>Sessiz çatlamanın temelinde uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlar var! </strong></p>
<p>Bu süreci yaşayan kişilerde sıklıkla tarif edilmesi zor bir huzursuzluk hali görüldüğünü dile getiren Klinik Psikolog İpek Erol, “İçsel boşluk, anlamsızlık hissi, duygusal donukluk ya da bastırılmış öfke eşlik edebilir.” dedi.</p>
<p>Zihinsel olarak sürekli ‘idare etme’ modunda olmak, otomatikleşmiş bir şekilde çalışmak ve yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak durumlarının yaygın olduğunu kaydeden Erol, “Kişi çoğu zaman neyin yanlış gittiğini tam olarak adlandıramaz; çünkü yaşanan durum tek bir olaydan değil, uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlardan beslenir. Sessiz çatlamanın dışarıdan fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni budur. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını aksatmaz, şikâyet etmez ve beklentileri karşılamaya devam eder. Duygularını ifade etmekte zorlanan ya da yük olmamayı öğrenmiş bireylerde süreç daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle çevre tarafından ‘her şey yolunda’ algısı oluşurken, iç dünyada ciddi bir kopuş yaşanıyor olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon ve performans düşer! </strong></p>
<p>Performans açısından bakıldığında, sessiz çatlamanın her zaman doğrudan bir düşüşle ilerlemediğine dikkat çeken Erol, “Çoğu zaman önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon azalır ve ancak daha ileri aşamalarda performans etkilenmeye başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte asıl kaybın, kişinin işe kattığı duygusal yatırım, yaratıcılık ve aidiyet hissi olduğuna değinen Erol, “Bu kayıp sayısal verilerle ölçülmediği için uzun süre gözden kaçabilir. Sessiz çatlamayı tetikleyen etkenler hem bireysel hem de örgütsel düzeyde ele alınabilir. Bireysel düzeyde sınır koyamama, sürekli sorumluluk alma, onaylanma ihtiyacının yüksek olması ve duyguları bastırma eğilimi öne çıkar. Örgütsel düzeyde ise işverenler tarafından görülmeme hissi, takdir eksikliği, belirsiz beklentiler, psikolojik güvenliğin zayıf olması ve yapılan işin anlam boyutunun göz ardı edilmesi bu süreci besleyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz çatlamayı kişisel yetersizlik değil, bir uyarı sinyali olarak görmek gerekir! </strong></p>
<p>Sessiz çatlamayla başa çıkabilmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk adım, yaşanan durumu kişisel bir yetersizlik olarak değil, bir uyarı sinyali olarak ele almaktır. Bu noktada; kişi kendi duygusal durumunu fark etmeye ve adlandırmaya çalışmalı, yaptığı işle kendi değerleri arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeli, iş ve özel yaşam sınırlarını daha net hâle getirmeli, duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalı ve gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan kaçınmamalı. </p>
<p>Sessiz çatlama çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen, hatta kişinin kendisinin bile tam olarak fark edemediği bir süreçtir. Ancak görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle erken fark edilmesi, hem bireyin ruhsal sağlığı hem de uzun vadeli işlevselliği açısından belirleyici bir öneme sahiptir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-2-618065</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[odaş]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618065</guid>

					<description><![CDATA[<p> Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel boyutuyla değil; gündelik hayatın içine sızmış sözler, bakışlar ve “normal” kabul edilen ifadelerle de varlığını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-2-618065">ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel boyutuyla değil; gündelik hayatın içine sızmış sözler, bakışlar ve “normal” kabul edilen ifadelerle de varlığını sürdürüyor. Çoğu zaman fark edilmeyen bu davranışlar, şiddetin görünmeyen yüzünü oluşturuyor. Bu konuda farkındalık yaratmak için harekete geçen ODAŞ, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hazırladığı videosunda; hayatın sıradan akışı içinde karşılaşılan sözlü ve psikolojik şiddet örneklerini görünür kılıyor. </p>
<p>ODAŞ, yıl boyunca sosyal medya hesaplarında yayınladığı ve milyonlarca izlenmeye ulaşan bazı videolarında kadına yönelik şiddete dikkat çeken gizli bir mesaj paylaştı. Videolarda yer alan bir ODAŞ çalışanının işaret diliyle verdiği “Kadına Şiddete Hayır” mesajı, yoğun izlenmelere rağmen neredeyse hiç fark edilmedi. Bu çarpıcı detay, şiddetin kimi zaman gözümüzün önünde olmasına rağmen nasıl görünmez kaldığını güçlü bir şekilde ortaya koydu. Çalışma, izleyiciyi “Gerçekten farkında mıyız?” sorusuyla yüzleştirerek, günlük hayatın içinde var olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatıyor.</p>
<p><strong>“Farkındalık oluşturacak bir adım atmak istedik”<br /> </strong>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan<strong> ODAŞ Kurumsal İletişim Yöneticisi Yasemin Aydınlar:</strong> <em>“Kadına yönelik şiddet, ne yazık ki hâlâ toplumumuzun en önemli sorunlarından biri. Üstelik çoğu zaman fiziksel şiddetle birlikte; psikolojik, ekonomik ve dijital boyutlarıyla da hayatın her alanında varlığını sürdürüyor. ODAŞ olarak, bu sorunun her zaman gündemde tutulması gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız video ile şiddeti görünür kılmayı, farkındalığı artırmayı ve toplumsal bilinci güçlendirmeyi hedefledik.” </em>diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-2-618065">ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-617802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[odaş]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel boyutuyla değil; gündelik hayatın içine sızmış sözler, bakışlar ve “normal” kabul edilen ifadelerle de varlığını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-617802">ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel boyutuyla değil; gündelik hayatın içine sızmış sözler, bakışlar ve “normal” kabul edilen ifadelerle de varlığını sürdürüyor. Çoğu zaman fark edilmeyen bu davranışlar, şiddetin görünmeyen yüzünü oluşturuyor. Bu konuda farkındalık yaratmak için harekete geçen ODAŞ, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hazırladığı videosunda; hayatın sıradan akışı içinde karşılaşılan sözlü ve psikolojik şiddet örneklerini görünür kılıyor. </p>
<p>ODAŞ, yıl boyunca sosyal medya hesaplarında yayınladığı ve milyonlarca izlenmeye ulaşan bazı videolarında kadına yönelik şiddete dikkat çeken gizli bir mesaj paylaştı. Videolarda yer alan bir ODAŞ çalışanının işaret diliyle verdiği “Kadına Şiddete Hayır” mesajı, yoğun izlenmelere rağmen neredeyse hiç fark edilmedi. Bu çarpıcı detay, şiddetin kimi zaman gözümüzün önünde olmasına rağmen nasıl görünmez kaldığını güçlü bir şekilde ortaya koydu. Çalışma, izleyiciyi “Gerçekten farkında mıyız?” sorusuyla yüzleştirerek, günlük hayatın içinde var olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatıyor.</p>
<p><strong>“Farkındalık oluşturacak bir adım atmak istedik”<br /> </strong>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan<strong> ODAŞ Kurumsal İletişim Yöneticisi Yasemin Aydınlar:</strong> <em>“Kadına yönelik şiddet, ne yazık ki hâlâ toplumumuzun en önemli sorunlarından biri. Üstelik çoğu zaman fiziksel şiddetle birlikte; psikolojik, ekonomik ve dijital boyutlarıyla da hayatın her alanında varlığını sürdürüyor. ODAŞ olarak, bu sorunun her zaman gündemde tutulması gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız video ile şiddeti görünür kılmayı, farkındalığı artırmayı ve toplumsal bilinci güçlendirmeyi hedefledik.” </em>diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odastan-kadina-yonelik-siddete-karsi-guclu-mesaj-617802">ODAŞ&#8217;tan kadına yönelik şiddete karşı güçlü mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kodluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Telkin]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308">Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi.</p>
<p>Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! </strong></p>
<p>Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi.</p>
<p>Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi.</p>
<p>Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.”</p>
<p><strong>Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! </strong></p>
<p>Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi.</p>
<p>Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar.</p>
<p>Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308">Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-hizmetleriyle-fark-yaratiyor-615481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[burhaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Burhaniye Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, geniş ve çok yönlü hizmet ağıyla vatandaşlara kapsamlı sağlık hizmetleri sunarak bu alanda fark yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-hizmetleriyle-fark-yaratiyor-615481">Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, geniş ve çok yönlü hizmet ağıyla vatandaşlara kapsamlı sağlık hizmetleri sunarak bu alanda fark yaratmaya devam ediyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Ferit Çakıroğlu Sağlık Merkezi’nde tedavi ve reçete hizmetleri, sağlık ocakları, evde bakım, diyetisyen, fizyoterapi, iş sağlığı ve güvenliği, laboratuvar hizmetlerinin yanı sıra cenaze ve mezarlık hizmetleri, taziye ziyaretleri, “Hoş Geldin Bebek” ve “Yalnız Değilsiniz” projeleriyle vatandaşlara birçok alanda kesintisiz destek sağlıyor. Sağlık İşleri Müdürlüğü, toplumun her kesimine dokunan hizmet anlayışıyla Burhaniyelilerin yanında olmayı sürdürüyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>RAKAMLARLA SAĞLIK HİZMETLERİ</span></span></span></p>
<p><span><span><span>8 Eylül 2023 tarihinden itibaren hizmet vermeye başlayan Burhaniye Belediyesi Ferit Çakıroğlu Sağlık Merkezi bünyesinde yürütülen tedavi ve reçete hizmetleri kapsamında 126.295 vatandaşa ulaşıldı. Sağlık merkezine erişim sağlayamayan 12.130 vatandaş ise evde bakım ve sağlık hizmetlerinden faydalandı. Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren sağlık ocaklarında ise 19.193 vatandaşa sağlık hizmeti sunuldu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Burhaniye Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilen diyetisyen ve beslenme danışmanlığı hizmetleri kapsamında 5.268 randevu oluşturulurken, bu çalışmalar sonucunda toplamda 6.313 kilo (6,3 ton) kilo kaybı sağlandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Hoş Geldin Bebek” projesi kapsamında 347 bebek ve annesine sağlık ve bakım hizmeti sunuldu. Taziye ve cenaze hizmetleri çerçevesinde 2194 vatandaşın defin işlemleri gerçekleştirilirken, 839 taziye ziyareti ve 282 “Yalnız Değilsiniz” ziyareti ile vatandaşların zor zamanlarında yanlarında olundu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> “ÖNCE SAĞLIK”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sağlığın her alanda öncelikli olduğunu vurgulayan Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, “Sağlık hizmetlerimizi hemşehrilerimiz için aralıksız sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızla hastalıkta da sağlıkta da her zaman el ele olmaya devam edeceğiz. Her alanda ‘önce sağlık’ anlayışıyla, Sağlık İşleri Müdürlüğümüzün özverili çalışmaları sayesinde daha sağlıklı bir Burhaniye için hizmetlerimizi kesintisiz sürdüreceğiz.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Burhaniye Belediyesi, sunduğu kapsamlı sağlık hizmetleriyle ülkemizin örnek belediyeleri arasında yer alarak, sosyal belediyecilik anlayışını sağlık alanında da başarıyla hayata geçiriyor.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-hizmetleriyle-fark-yaratiyor-615481">Burhaniye Belediyesi Sağlık Hizmetleriyle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Erden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta. Özellikle henüz teşhis edilmemiş şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen diyabetik retinopati, Ramazan’daki beslenme düzeni değişikliğiyle birlikte ilk sinyallerini vermeye başlayabiliyor. </p>
<p>Diyabetik retinopatinin şeker hastalığının en ciddi komplikasyonlarından olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, retinopatinin sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, Ramazan ayı bağlamında şu kritik bilgileri paylaşıyor:</p>
<p>&#8220;Uzun süreli açlık sırasında kan şekeri dalgalanmaları yaşanabilir. Eğer kişide gizli bir diyabet varsa, bu dalgalanmalar gözün en hassas tabakası olan retinadaki kılcal damarlarda sızıntılara veya genişlemelere yol açar. Gözde bulanık görme veya ışık parlaması şeklinde belirti gösterebilir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığının görme kaybı ile sonuçlanabilen en ciddi komplikasyonlarından biridir ve ne kadar erken teşhis edilirse, ilerlemesini önleme veya mevcut hasarı tedavi etme şansımız o kadar yüksek olur.”</p>
<p><strong>Her 10 yetişkinden biri diyabetli </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ilk kez bulaşıcı niteliğe sahip olmayan salgın bir hastalık olarak nitelendirilen diyabetin ulaştığı rakamlar korkunç.   Diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Doç. Dr. Erden, rakamlar hem Türkiye’de hem de dünyada endişe verici şekilde arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Diyabet, gözleri de vuruyor.   Diyabetik retinopati ise 50 yaş altındaki kişilerde körlüğe bile yol açabiliyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.”  </p>
<p><strong>Ramazan öncesi muayene tavsiyesi</strong></p>
<p>Birçok göz hastalığının, özellikle retinopatinin erken evrelerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Burak Erden, rutin göz muayenesinin altını çiziyor ve Ramazan öncesi yapılacak muayene ile birçok göz rahatsızlığının erken evrede teşhis edilebileceğini söylüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Erden, “Ramazan öncesi yapılacak kontrollerde henüz belirti vermemiş diyabeti, yüksek tansiyonun damarlardaki tahribatını, glokom (göz tansiyonu) riskini görebiliyoruz. Ramazan’da değişen metabolizma hızı ve sıvı alımındaki azalma, göz içi dengelerini değiştirebileceği için, muayeneyi oruç öncesine çekmek kritik bir öneme sahiptir.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybı oluşur</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, “Bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabilir. Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Retinadaki kılcal damarları bozuyor</strong></p>
<p>‘Diyabetik retinopati’nin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, şöyle dedi: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz kuruluğu Ramazan’da belirginleşebiliyor</strong></p>
<p>Sadece retina hastalıkları değil göz kuruluğu gibi problemlerin de Ramazan’da belirginleşebileceğini belirten Doç. Dr. Burak Erden, sözlerini şöyle tamamlıyor:</p>
<p>&#8220;Vücudun uzun süre susuz kalması, gözyaşı kalitesini düşürerek şiddetli göz kuruluğuna ve buna bağlı bulanık görmeye neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanların Ramazan öncesi kapsamlı bir göz taramasından geçmesi, oldukça önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi. &#8220;Güvenli İlişki&#8221; ve &#8220;Flört Şiddeti&#8221; konularının ele alındığı programda, genç kadınlara yasal hakları, KADES Uygulaması ve koruyucu mekanizmalar anlatıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, Toros Üniversitesi’nde öğrenim gören genç kadın öğrencilere yönelik farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması gerçekleştirildi. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında planlanan koruyucu ve önleyici çalışma ile genç kadınların romantik ilişkilerde sınırlarını tanımaları, güvenli ilişki kurma becerilerini geliştirmeleri ve 6284 Sayılı Kanun ile KADES uygulaması hakkında bilinçlenmeleri hedeflendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İLİŞKİLERDE DUYGUSAL GÜVENLİK VE SAĞLIKLI SINIRLAR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Etkinliğin ilk bölümünde, Yenişehir Belediyesi bünyesinde görev yapan Uzman Psikolog Gülnihal Bilim tarafından “Bağlanma Stilleri”, “Güvenli İlişki” ve “Flört Şiddeti Farkındalığı” konularında eğitim verildi. Romantik ilişkilerde bağlanma biçimleri, duygusal ihtiyaçlar ve güvenli ilişki kavramının ele alındığı programda; flört şiddetinin erken belirtilerini tanıyabilme, manipülatif ve kontrol edici davranışları ayırt edebilme ve sağlıklı sınır koyabilme becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Deneyim odaklı uygulamalar sayesinde katılımcıların kendi ilişki davranışlarını fark etmeleri ve ilişkilerde duygusal güvenlik algılarını güçlendirmeleri amaçlandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YASAL HAKLAR VE KORUYUCU MEKANİZMALAR ANLATILDI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Programın ikinci bölümünde ise Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nden Psikolog Selin Yaylalı tarafından kadına yönelik şiddetin türleri, etkileri ve başvuru yolları hakkında bilgilendirme yapıldı. 6284 Sayılı Kanun kapsamında sunulan koruyucu ve önleyici tedbirler aktarılırken, şiddet riskinde hızlı destek alınmasını sağlayan KADES uygulamasının önemi vurgulandı. Böylece katılımcıların hem yasal haklarını öğrenmeleri hem de destek mekanizmalarına erişim konusunda güçlenmeleri hedeflendi. Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencilerinin yoğun katılım gösterdiği eğitimde, sağlıklı bir toplumun temelinin güvenli ilişkiler üzerine kurulduğuna dikkat çekildi. Bireyin başkalarına güvenli bir alan sunabilmesi için öncelikle kendi sınırlarını tanıyıp koruyabilmesinin önemi vurgulandı. Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında üniversite gençliğine yönelik koruyucu ve önleyici çalışmaların sürdürüleceği bildirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT“YENİŞEHİR’DE HİÇBİR KADIN KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEYECEK”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyğit, &#8220;Kadına yönelik şiddetle mücadele sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümü mücadelesidir. Yenişehir Belediyesi olarak biz, şiddetin her türlüsüne &#8216;sıfır tolerans&#8217; ilkesiyle hareket ediyoruz. Ancak bu mücadelede en güçlü gücümüz eğitim ve farkındalıktır. Genç kadınlarımızın ilişkilerinde sınırlarını bilmesi, duygusal manipülasyonu tanıyabilmesi ve en önemlisi yasal haklarına hâkim olması, sağlıklı bir toplumun inşası için hayati önem taşıyor. Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli iş birliğiyle, gençlerimizi koruyucu mekanizmalarla güçlendiriyoruz. Yenişehir’de hiçbir kadın kendini yalnız hissetmeyecek; biz her zaman yanlarında olmaya, onları hem sosyal hem de hukuki anlamda desteklemeye devam edeceğiz” dedi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 15:49:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlerin]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[evli]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikle]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sevilay Abudaram]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614515</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de boşanma sayıları 3,5 milyona ulaşırken, evli kalan çiftlerin sadece yüzde 5’inin mutlu olması ilişkilerdeki sessiz bir krizin varlığını kanıtlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515">Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, evliliğe karar verme süreçlerindeki dışsal faktörlerin ve duygusal farkındalık eksikliğinin boşanma riskini doğrudan artırdığını vurguluyor. İlişkisini sadece somut kazanımlar veya yalnızlık korkusu üzerine kuran çiftler, zamanla duygusal bir kopuş yaşayarak ayrılık noktasına geliyor.</strong></p>
<p>TÜİK tarafından paylaşılan güncel veriler, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon kişinin boşanmış olduğunu ve yetişkin nüfus içinde bu oranın %5,20 seviyesinde seyrettiğini gösteriyor. Klinik gözlemler ve toplumsal araştırmalar, boşanmadan evliliğini sürdüren çiftlerin sadece yüzde 5 kadarının gerçek bir mutluluk yaşadığını ortaya koyuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu tablonun boşanmış olmanın ötesinde, aynı çatı altında duygusal paylaşım yaşamayan &#8220;sessiz boşanmış&#8221; kitlelerin varlığını kanıtladığını belirtiyor. Boşanma kararı, ilişkinin kalitesini göstermek yerine tarafların o ilişkide ne kadar var olmak istediğini simgeliyor. Hayat deneyimlerinden yola çıkarak kendi isteklerini netleştiren ve duygusal farkındalığı yüksek bireylerin kurduğu evliliklerde ise ayrılık ihtimali minimum seviyede kalıyor.</p>
<p><strong>Araftaki Evlilikler: İnsanlar Neden Boşan(a)mıyor?</strong></p>
<p>Mutsuzluğa rağmen evliliğin sürdürülmesinin ardındaki görünmez engelleri analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireyleri bir döngüye hapseden nedenleri açıklıyor.</p>
<p><strong>Düzenin Konforu ve Değişim Travması:</strong> Çiftler mutsuz olsalar dahi mevcut yaşam ritminin, sorumluluk paylaşımının ve kurulu düzenin bozulmasını istemiyor. Sıfırdan bir hayat kurma fikri, mutsuzluğun tanıdık güvenliğinden çok daha travmatik bir seçenek olarak algılanıyor.</p>
<p><strong>Finansal Prangalar:</strong> Evlilikteki bütçe paylaşımı, çiftler için korunaklı bir ekonomik sistem oluşturuyor. Boşanmayla gelecek olan ekstra mali yüklerin altına girmekten kaçınan bireyler, yeni yaşam giderlerini göze alamadıkları için mutsuzluğu sürdürmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk Odaklı Suçluluk ve İçsel Istırap:</strong> Anne ve babasından ayrı büyüyecek çocukların ruhsal dünyasına dair duyulan yoğun sorumluluk, çiftleri bir tıkanıklığa sürüklüyor. Hem eşiyle devam edemeyen hem de boşanmayı gerçekleştiremeyen bireyler, bu arafta kalmışlık haliyle yoğun bir içsel ıstırap yaşıyor.</p>
<p><strong>Evliliklerin İlk Beş Yılındaki Kritik Viraj</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılında gerçekleşiyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu dönemde kazanılan gelin, damat veya yenge gibi yeni kimliklerin beraberinde büyük sorumluluklar getirdiğini ifade ediyor. Kök ailesinden zihnen ayrışamayan ve hala ebeveynlerinin &#8220;küçük çocuğu&#8221; gibi davranan bireyler, eşiyle &#8220;biz&#8221; olma halini yaşamakta güçlük çekiyor. Geniş aile üyelerinin müdahaleleri, henüz temeli oturmamış evliliklerde büyük depremlere yol açıyor. Evlilikle gelen güven duygusunun yarattığı cinsel rehavet ise tutkunun yerini durağanlığa bırakmasına neden oluyor. Henüz ilişki zemini sağlamlaşmadan sadece evliliği kurtarmak amacıyla çocuk sahibi olmak, tahammül seviyesini hızla düşürerek ayrılık sürecini hızlandırıyor.</p>
<p><strong>On Yılı Aşan Evliliklerde Değişen Dinamikler</strong></p>
<p>Türkiye’de boşanmayla sonuçlanan evliliklerin ortalama 12 yıl sürmesi, zamanla biriken hasarların geri dönülemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Uzun süreli evliliklerde boşanma sebeplerini analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, özellikle &#8220;tükenen tahammül&#8221; faktörüne dikkat çekiyor. Sorun çıkmasın diye sürekli uyumlanan ve kendi isteklerini yok sayan partner, yıllar içinde biriken emek ve sevginin karşılıksız kaldığını fark ettiğinde boşanma kararı netleşiyor. Çocukların ihtiyaçlarının tüm enerjiyi tüketmesi eşlerin birbirine ayıracak vakit bulamamasına yol açarken, tarafların birbirini &#8220;sabit bir veri&#8221; olarak görmesi duygusal bağları zayıflatıyor.</p>
<p>Bu süreçte bireylerin yaşadığı kişisel dönüşüm ve farkındalık artışı eşler arasında senkronize ilerlemediğinde, ortak bir rotada devam etmek imkansız hale geliyor. Dr. Psk. Sevilay Abudaram, gelişimsel farklılıkların çiftlerin aynı zaman diliminde farklı ihtiyaçlara sahip olmasına yol açtığını ve bu durumun evliliğin ilerleyen yıllarında boşanma kararını tetiklediğini belirtiyor.</p>
<p>İlişkilerin ilk yıllarındaki sağlam sınırlar ve ilerleyen yıllardaki duygusal yatırım evliliğin ömrünü belirliyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireysel gelişim süreçlerini eşzamanlı yönetebilen ve &#8220;biz&#8221; alanını koruyan çiftlerin mutsuzluk döngüsünden kurtulabildiğini ifade ediyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515">Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh sağlığı yaşamın temeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 10:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Ruh bakımına özen göstermek genel sağlığın temel taşlarından biri!</strong></p>
<p>Ruh bakımının kişinin duygularını fark etmesi, düzenleyebilmesi, ihtiyaçlarını tanıyabilmesi ve zorlayıcı yaşam olaylarıyla sağlıklı baş etme yolları geliştirebilmesi olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yani sadece ‘iyi hissetmek’ değil, zor hislerle de temas edebilme ve onları taşıyabilme becerisidir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal iyi oluşun, beden sağlığından bağımsız olmadığına vurgu yapan Tunçel, “Uzun süreli stres, bastırılmış duygular ve çözümlenmemiş ruhsal yükler; bağışıklık sistemi sorunlarından uyku bozukluklarına, kronik ağrılardan kalp-damar hastalıklarına kadar birçok alanda etkisini gösterebilir. Ruh bakımına özen gösteren bireylerde stres düzeyi azalır, uyku ve enerji dengesi iyileşir, yaşam doyumu artar. Bu da genel sağlığın temel taşlarından biridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygularını fark eden ve ifade edebilenler, stres karşısında daha dayanıklı oluyor!</strong></p>
<p>“Ruh sağlığını korumak için büyük değişimler şart değildir.” diyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların oldukça etkili olduğunu aktardı.</p>
<p>Küçük değişimlere örnekler veren Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Günde birkaç dakika durup ‘şu an ne hissediyorum?’ diye kendine sormak, düzenli uyku ve beslenme, gün ışığı almak ve bedeni hareket ettirmek, duyguları yazmak ya da güvendiği biriyle paylaşmak gibi alışkanlıklar, kişinin kendisiyle bağını güçlendirir. Duygularını fark eden ve ifade edebilen bireyler, stres karşısında daha dayanıklı olur ve duygusal yük birikmeden boşalabilir.”</p>
<p><strong>Kişinin kendisi gibi olabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini destekliyor!</strong></p>
<p>İnsanın doğası gereği sosyal bir varlık olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Anlaşıldığını, kabul edildiğini ve desteklendiğini hissetmek ruh sağlığı için temel bir ihtiyaçtır.” dedi.</p>
<p>Güvenli sosyal ilişkilerin stres hormonlarını azalttığını, yalnızlık hissini hafiflettiğini ve kişinin kendilik değerini güçlendirdiğini ifade eden Tunçel, “Burada önemli olan ilişki sayısından çok ilişkilerin niteliğidir. Kişinin kendisi gibi olabildiği, sınırlarını koruyabildiği ve duygularını yargılanmadan paylaşabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini belirgin şekilde destekler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır!</strong></p>
<p>Kişisel gelişimin, çoğu zaman ‘daha iyi olmak’ hedefiyle ele alındığına dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak ruh bakımıyla birleştiğinde bu yaklaşım ‘kendini olduğu hâliyle tanımak ve kabul etmek’ noktasına evrilir. Kişi güçlü ve zayıf yönlerini fark ettiğinde, sınırlarını tanıdığında ve gerçekçi hedefler koyduğunda gelişim sağlıklıdır. Aksi hâlde sürekli kendini zorlayan, yetersizlik hissini besleyen bir sürece dönüşebilir. Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temeli!</strong></p>
<p>Günlük hayatta farkında olmadan ruh sağlığını zorlayan bazı alışkanlıklar olduğunu aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Duyguları sürekli bastırmak veya görmezden gelmek, aşırı ekran ve sosyal medya kullanımı, kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak, dinlenmeyi ‘zaman kaybı’ olarak görmek, yardım istemeyi zayıflık olarak algılamak bu alışkanlıklar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Bu alışkanlıkların zamanla duygusal tükenmişliğe ve içsel kopukluğa yol açabileceğinin altını çizen Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ruh bakımı, tam da bu noktada yavaşlamaya, fark etmeye ve destek almaya izin vermeyi içerir. 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü vesilesiyle şunu hatırlatmak isterim: Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temelidir. Ona iyi bakmak, kendimize gösterebileceğimiz en insani özenlerden biridir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların iş hayatına dönüşüne güçlü bir destek: &#8220;Harekete Geç, Gücünü Keşfet&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-is-hayatina-donusune-guclu-bir-destek-harekete-gec-gucunu-kesfet-612773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşü]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüne]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Gücün]]></category>
		<category><![CDATA[harekete]]></category>
		<category><![CDATA[hayatına]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile YenidenBiz Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Harekete Geç, Gücünü Keşfet’ projesi, 12 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen kapanış toplantısıyla tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-is-hayatina-donusune-guclu-bir-destek-harekete-gec-gucunu-kesfet-612773">Kadınların iş hayatına dönüşüne güçlü bir destek: &#8220;Harekete Geç, Gücünü Keşfet&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile YenidenBiz Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Harekete Geç, Gücünü Keşfet’ projesi, 12 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen kapanış toplantısıyla tamamlandı. Proje, 6 aydan uzun süredir iş hayatına ara vermiş kadınların, profesyonel koçluk desteğiyle iş yaşamına dönüşlerini güçlendirmeyi hedefledi.</p>
<p><strong>Kadınların iş hayatına dönüşü için sürdürülebilir bir model!</strong></p>
<p>Aralık 2024’te iş birliği kararı alınan proje, 9 Mayıs 2025’te hayata geçirildi. Türkiye genelinde yürütülen proje kapsamında 50 kadın katılımcı programa dahil edildi.</p>
<p>Projede görev alan 50 profesyonel koç, 50 kadın katılımcı ile eşleştirildi. Her eşleşmede altı görüşme olmak üzere, toplamda 300 saatin üzerinde bire bir koçluk görüşmesi gerçekleştirildi. Böylece proje, kadınların kariyerlerine yeniden yön verebilmeleri için yapılandırılmış ve sürdürülebilir bir iş birliği modeli sundu.</p>
<p><strong>Balcı: “Proje, kadınların kendilerine yeniden güvenmeyi hatırladıkları güçlü bir dönüşüm alanı oldu”</strong></p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, projenin yarattığı etkiye dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Harekete Geç, Gücünü Keşfet; yalnızca bir koçluk projesi değil, kadınların kendilerine yeniden güvenmeyi hatırladıkları güçlü bir dönüşüm alanı oldu. 300 saatin üzerinde gerçekleşen koçluk görüşmesi, bu dönüşümün ne kadar somut ve derinlikli olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>YenidenBiz Derneği adına değerlendirme yapan Genel Müdür Tülay Cerit Tiryaki ise iş birliğinin anlamını şu sözlerle ifade etti:</p>
<p>“Kadınların iş hayatına dönüş yolculuğunda en kritik ihtiyaç, yalnız olmadıklarını hissetmeleri. Bu projede kurulan güvenli alan ve profesyonel destek, başvuran 60 kadından 50’sinin süreci kararlılıkla tamamlamasını sağladı.”</p>
<p><strong>Kadınlardan dönüşüm mesajları…</strong></p>
<p>Projeye katılan kadınlar, sürecin hayatlarında yarattığı değişimi şu ifadelerle dile getirdi:</p>
<p>“Bazı günlük rutinlerimi değiştirdim. Özgüvenimi aşağı çektiğini fark ettiğim konularda adımlar attım. Her şeyin mükemmel ve eksiksiz olmasını beklemeden yaptığım kadarını ortaya çıkarmayı, sunmayı, gerekli yerlere iletmeyi ve ‘ben buradayım’ demeyi tecrübe ediyorum. Olmayanlara değil, olacaklara odaklandım… Bu benim motivasyonumu çok artırdı.”</p>
<p>“Daha planlı, kendine saygılı ve hedeflerini belirleyip uygulamaya koyan biri oldum. Uzun süredir kendimi ihmal ediyordum.”</p>
<p>“Düşünce yapımda değişiklikler oldu. İçimdeki gücün farkına varmamı ve farklı bakış açıları kazanmamı sağladı.”</p>
<p>“Koçluk süreci boyunca biriyle birlikte düşünmek, sorgulamak ve hesap verebilir olmak benim için çok fark yarattı. Artık durumlara daha bilinçli, kararlı ve proaktif bir şekilde yaklaştığımı fark ediyorum.”</p>
<p>“Konsantrasyonum arttı. Yarım kalan her şeyi tamamlamaya çalışıyorum.”</p>
<p><strong>‘Harekete Geç, Gücünü Keşfet’ projesi, uluslararası ölçekte güçlü bir sosyal etki örneği oldu!</strong></p>
<p>‘Harekete Geç, Gücünü Keşfet’ projesi, ICF Global Ignite programı kapsamında dünya genelinde 35 projeden birisi olarak yer aldı.. Ignite projesi, toplamda 1.710 koçluk görüşmesi ile yüzde 93 memnuniyet oranına ulaştı. Proje, bu küresel çerçeve içinde Türkiye’den güçlü bir sosyal etki örneği olarak yer aldı.</p>
<p>Süreç boyunca anketlerle ölçülen geri bildirimler raporlanırken; süpervizyon çalışmaları ve sürekli iletişim sayesinde profesyonel koçlar ve katılımcılar için yüksek standartlarda bir deneyim sunuldu.</p>
<p>Kapanış toplantısında emeği geçen tüm profesyonel koçlara, katılımcılara ve paydaşlara teşekkür edilirken; kadınların iş hayatına dönüşünü destekleyen benzer projelerin önümüzdeki dönemde artarak devam edeceği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-is-hayatina-donusune-guclu-bir-destek-harekete-gec-gucunu-kesfet-612773">Kadınların iş hayatına dönüşüne güçlü bir destek: &#8220;Harekete Geç, Gücünü Keşfet&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[şareti]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bireyin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenden daha fazla dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite göstermesi olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında başlayan ve tedavi edilmezse erişkin yaşta da devam edebilen DEHB, sadece dikkat dağınıklığı ve hareketlilikle sınırlı kalmıyor kişinin yaşam kalitesini de düşürüyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psikolog Eda Atay, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi vererek, erken tanı ve bütüncül olarak uygulanan tedavilerin önemine değindi. </p>
<p>Günümüzde DEHB’in fark edilme oranı artış göstermektedir. Daha önce “Çok yaramaz” ya da “Dalgın” olarak adlandırılan çocukların aslında dikkat eksikliği ya da dürtüsellik belirtileri gösterdiği artık bilinmektedir. Günümüzde çocuklar çok sayıda uyaranla karşılaşmaktadır. Gün içinde ekran maruziyeti sürelerinin artması, hızlı uyarıcı akışına alışma, dopamin sistemini etkileyerek dikkat süresini kısaltabilmektedir. Bu durum DEHB belirtilerini daha fark edilir hale getirmektedir. Artık hem aileler hem öğretmenler hem de uzmanlar bu belirtileri daha erken tanıyabilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler DEHB için sinyal veriyor olabilir!</strong></p>
<ol>
<li><strong>Dikkat Eksikliği:</strong> Detaylara dikkat etmeme, görevleri tamamlama konusunda zorlanma, dikkatin kolayca dağılması, ödev/görev unutma ve eşya kaybetme gibi durumlarla kendini belli etmektedir. </li>
<li><strong>Hiperaktivite:</strong> Sürekli hareket ihtiyacı, aşırı konuşma, sabretmekte zorlanma olarak gözlemlenir. </li>
<li><strong>Dürtüsellik:</strong> Sıra bekleyememe, düşünmeden hareket etme, başkalarının sözünü kesme, riski gözetememe olarak tanımlanabilir. Belirtilerin hangi alanda olduğu ve şiddeti kişi özelinde değişiklik gösterebilir. Belirtiler üç alanda birden gözlemlenebileceği gibi ayrı ayrı da gözlemlenebilir. Bireysel değerlendirmeler sonucu kişinin DEHB düzeyi ve zorlanmalarının hangi alanlarda, ne derece şiddetli olduğu belirlenir. Bunun yanı sıra sessiz ve sakin olarak nitelendirilen, bu yüzden de daha geç fark edilen hipoaktif olarak gözlemlenmesine rağmen dikkatini toplamakta zorlanan çocuklar da vardır. Sakin olarak nitelendirdiğimiz çocuklarda da dikkat eksikliği gözlemlenebilir, bu çocuklar da gözden kaçırılmamalıdır.</li>
</ol>
<p><strong>Erişkinlerde de görülüyor</strong></p>
<p>DEHB, çocukluk çağında tanılanması sebebiyle toplumda genellikle çocukluk çağına özgü bir durum olarak düşünülse de aslında sadece çocukluk çağına özgü bir durum değildir. Çoğu bireyde belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Klinikte, çocukluk çağında tanılanmamış ancak DEHB belirtileri taşıyan yetişkin bireylerle de karşılaşıyoruz. Yaş ilerledikçe sosyal uyuma bağlı olarak hiperaktiviteye yönelik şikayetler genellikle azalır ancak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve organizasyon güçlükleri yetişkin yaşamda da etkisini sürdürür. Yetişkinlikte DEHB, çocukluktaki kadar belirgin özellikler yerine içsel huzursuzluk ve dağınıklık hissiyle kendini göstermektedir.  </p>
<p><strong>Kişiye özel bütüncül tedaviler ile başarılı sonuçlar elde ediyor </strong></p>
<p>Bireysel değerlendirme sonucuna bağlı olarak, ilaçlar ve davranış terapileri ortak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi her çocuk için zorunlu değildir. Belirtilerin şiddeti, çocuğun yaşı ve yaşam alanlarındaki işlevsellik düzeyi dikkate alınarak tedavi planı yapılır. Hafif düzeydeki vakalarda yalnızca davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeler yeterli olabilmektedir. Ancak akademik ve sosyal yaşam belirgin şekilde etkileniyorsa ilaç tedavisi gerekebilir. İlaçlar beynin kimyasal sistemindeki farklılığı düzenlerken, davranışsal psikoterapiler ile semptomları hafifletmek, öğrenme becerilerini geliştirmek mümkün hale gelir. Tedavi yöntemleri uzun süreli ve bütüncül olarak uygulandığında, belirgin gelişmeler ve kalıcı fayda sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı başarı oranını artırıyor </strong></p>
<p>Erken tanı ve tedavi, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor. Müdahale edilmediğinde özsaygı düşüklüğü, okul başarısızlığı ve davranış sorunları görülebiliyor. Erken destek, bu zinciri kırarak çocuğun potansiyelini sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Durumun erken fark edilmesi ve doğru yönetilmesi, bireyin yaşam boyu uyumunu güçlendirir.</p>
<p><strong>Tedavide aile ve öğretmenlerin rolü büyük!</strong></p>
<p>Çocuklar için planlanan tedavilere ek olarak ailelerin de bu konuya yönelik ebeveyn danışmanlığı alması önemlidir. Ailelerin öncelikle bu durumun çocuğun elinde olmayan, kasıtlı olmayan bir durum olduğunu bilmeleri, çocuğun davranışlarını “İnat” veya “Tembellik” olarak yorumlamamaları önemlidir. Net kurallar, kısa yönergeler, olumlu pekiştirme ve öngörülebilir rutinler çocuğun uyumunu kolaylaştırmaktadır. Ayrıca çocuğun çabasını fark edip takdir etmek motivasyon açısından değerlidir. Öğretmenler, DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark edip, öğrenme ortamını buna göre düzenleyerek sürece destek olabilirler. Kısa ve net yönergeler vermek, olumlu gerim bildirimlerde bulunmak, sık ama kısa molalar tanımak, görsel materyaller kullanmak, sınıf ortamında öğretmenlerin kullanabileceği etkili yöntemlerdendir. Ayrıca sınıf içinde öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-bu-4-davranisi-dehb-isareti-olabilir-612328">Çocukların Bu 4 Davranışı DEHB İşareti Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günleriniz otomatik pilotta gibi geçiyorsa dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunleriniz-otomatik-pilotta-gibi-geciyorsa-dikkat-612099</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[donma]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[günleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İşlevsel Donma]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[pilotta]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunleriniz-otomatik-pilotta-gibi-geciyorsa-dikkat-612099">Günleriniz otomatik pilotta gibi geçiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dış işlevsellik korunurken içsel regülasyon bozuluyor!</strong></p>
<p>İşlevsel donmanın, bireyin dış dünyadaki sorumluluklarını sürdürebilmesine rağmen içsel denge ve regülasyonunun bozulduğu; zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun zayıfladığı, iyilik hâlinin askıya alındığı bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu hâl, travmatik bir deneyimle ilişkili olabileceği gibi travma dışı, kronik stres temelli de gelişebilir. Kişi günlük işlevselliğini korur ancak içsel olarak donukluk, kopukluk ve otomatik pilotta yaşama hissi yaşar.” dedi.</p>
<p>Stresin, bireyin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden uyaranlar karşısında ortaya çıkan zihinsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünü olduğunu hatırlatan Aytop, “Hans Selye’ye göre stres, bedenin değişim talebidir; stresörü izleyen bu tepkiler uyum sağlamaya yöneliktir. Bedenin stresle başa çıkma kapasitesi allostaz olarak tanımlanır. Ancak stres kronikleştiğinde allostatik yük birikir ve bu durum fiziksel ve psikolojik yıpranmaya yol açar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar! </strong></p>
<p>Akut stres durumlarında beyin ve beden alarm sisteminin devreye girdiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kortizol, adrenalin ve noradrenalin salınımı artar ve ‘savaş, kaç, donma ya da ödün verme’ tepkileri ortaya çıkar. Donma tepkisi, başlangıçtaki yüksek uyarılmanın ardından sinir sisteminin aktivasyonu belirgin biçimde azaltmasıyla oluşur. Hareket, duygu ve düşünce yavaşlar; dikkat dağılır, bedende ağırlık ve uyuşma hissi ön plana çıkar.” dedi.</p>
<p>Polyvagal teoriye göre bu tepkinin, parasempatik sinir sisteminin dorsal vagal yoluyla ilişkili olduğunu dile getiren Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Evrimsel olarak en ilkel savunma yanıtlarından biridir. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar. Kişi iş, okul ve sosyal yaşamını sürdürebilir; ancak içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hisseder. Günler otomatik pilotta geçiyormuş gibi yaşanır; başlanmış işleri sürdürmek görece kolayken yeni başlangıçlar zorlayıcıdır.</p>
<p>Zihinsel olarak dikkat ve karar verme zorlaşır; duygulara erişim azalır. Bedensel olarak yorgunluk ve ağırlık hissi görülür. Bu durum çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ve kişi de yaşadığı kopukluğu net biçimde tanımlayamayabilir. Uzun vadede yaşam kalitesi, ilişkiler ve kişisel gelişim olumsuz etkilenir.”</p>
<p><strong>Bazı bireylerde alarm sistemi kapanmaz ve işlevsel donma gelişebilir!</strong></p>
<p>Travmanın gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma durumlarını kapsadığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Travmatik yaşantılar tek seferlik, kronik veya karmaşık biçimde ortaya çıkabilir. Travma sonrası belirtiler, olayın kendisinden çok beynin ve bedenin verdiği stres yanıtlarıyla ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>Bazı bireylerde bu alarm sisteminin tehdit ortadan kalksa bile kapanmadığına; stresin kronikleştiğine ve işlevsel donmanın bu süreçte ortaya çıkabilen durumlardan biri hâline geldiğine işaret eden Aytop, bu tablonun depresyon ve travma ile ilişkili bozukluklarla birlikte ya da bağımsız olarak görülebildiğini aktardı.</p>
<p><strong>Modern yaşam koşulları, beyin ve bedeni işlevsel donma moduna itebilir!</strong></p>
<p>İşlevsel donmanın, erken dönem ihmal ve istismar, güvensiz bağlanma, kronik stres, tekil ya da karmaşık travmalar, yetersiz psikolojik dayanıklılık ve öz-değer gibi faktörlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Modern yaşam koşulları da bu durumu tetikleyebilir. Dijital yük, sürekli ekran ve haber maruziyeti, yoğun iş temposu, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve yüksek beklentiler beynin ve bedenin kendini koruma amacıyla işlevsel donma moduna geçmesine zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>İşlevsel donmanın, depresyon ve tükenmişlik sendromu ile benzer belirtiler gösterebileceğini vurgulayan Aytop, “Ancak temel fark işlevsellik düzeyidir. Depresyon ve tükenmişlikte işlevsellik belirgin biçimde azalırken, işlevsel donmada kişi dışarıdan ‘iyi işleyen’ biri gibi görünebilir. Bu nedenle tanınması daha zordur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması!</strong></p>
<p>İşlevsel donmada sorunun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Daha fazla çabalamak, zaten yorgun olan sistemi zorlayarak donma hâlini derinleştirebilir ve ek psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>İşlevsel donma fark edildiğinde, daha çok zorlamak yerine regülasyonu yeniden inşa etmek gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Topraklama, farkındalık, nazik fiziksel aktivite, ekran ve stres yükünü azaltma, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım, sinir sisteminin güvenliğe yeniden dönmesini destekler.</p>
<p>Psikolojik destek, bireyin içsel kaynaklarını güçlendirmesine, regülasyon becerilerini geliştirmesine ve travmatik ya da kronik stres deneyimlerini güvenli bir bağlamda işlemesine olanak tanır. Bu süreç yalnızca belirtileri hafifletmekle kalmaz; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayarak travma sonrası büyümeyi mümkün kılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunleriniz-otomatik-pilotta-gibi-geciyorsa-dikkat-612099">Günleriniz otomatik pilotta gibi geçiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli İnternet Günü: Kaspersky&#8217;den Çocuklar İçin Yapay Zekayı Güvenli Hale Getirme Rehberi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-internet-gunu-kasperskyden-cocuklar-icin-yapay-zekayi-guvenli-hale-getirme-rehberi-612031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrim]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nternet]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612031</guid>

					<description><![CDATA[<p>2010 ile 2025 yılları arasında doğan "Alfa Kuşağı", teknolojinin içine doğmakla kalmıyor, teknolojiyi bizzat yaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-internet-gunu-kasperskyden-cocuklar-icin-yapay-zekayi-guvenli-hale-getirme-rehberi-612031">Güvenli İnternet Günü: Kaspersky&#8217;den Çocuklar İçin Yapay Zekayı Güvenli Hale Getirme Rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2010 ile 2025 yılları arasında doğan &#8220;Alfa Kuşağı&#8221;, teknolojinin içine doğmakla kalmıyor, teknolojiyi bizzat yaşıyor. Bu dijital yerliler; oyunlardan sosyal medyaya, çevrimiçi öğrenme platformlarından dijital araçlara kadar her alanda akıllı telefonları, tabletleri ve yapay zeka destekli çözümleri deneyimli kullanıcı özgüveniyle, büyük bir ustalıkla kullanıyor. Ancak ebeveynleri ve güvenlik uzmanlarını asıl düşündüren soru şu: Çocuklarımıza bu kadar güçlü bir teknolojiyi çok mu erken veriyoruz? Daha Güvenli İnternet Günü kapsamında Kaspersky uzmanları, yapay zekânın potansiyel risklerini azaltarak çocuklar için güvenilir bir yardımcıya dönüşmesini sağlayacak pratik öneriler paylaşıyor.</p>
<p><strong>İlk savunma hattı: Yapay zekâ farkındalığı</strong></p>
<p>Çocuklar, ChatGPT, DeepSeek ve benzeri yapay zekâ sistemlerinin sorulara Google’da aramaktan çok daha hızlı yanıt verdiğini; Alexa gibi sesli asistanların ise tek bir tuşa bile basmadan müzik çalabildiğini çoktan keşfetmiş durumda.</p>
<p>Bu noktada ebeveynlerin, çocuklara yapay zekâyı tanıma sürecinde rehberlik etmesi kritik önem taşıyor. Dijital asistanların bir arkadaş ya da gerçek bir kişi olmadığı; yararlı olabildikleri kadar zaman zaman eksik, yanlı veya hatalı sonuçlar da üretebildikleri bu çerçevede ele alınıyor. Bilginin tek bir kaynağa dayanmadığı ve farklı kaynaklarla karşılaştırıldığında anlam kazandığı fikri, çocukların gündelik dijital deneyimlerinin doğal bir parçası hâline geliyor.</p>
<p>Yapay zekâya başvurulan konular arasında özellikle sağlık, ruhsal iyilik hâli ve güvenlik gibi başlıklar öne çıktığında, bu araçların sınırları daha görünür hâle geliyor. Bu alanlarda alınan bilgilerin tek başına yeterli olmayabileceği; kişisel veri ve belgelerin paylaşılmasının ise çeşitli riskler barındırdığına dair farkındalık, sürecin önemli bir boyutunu oluşturuyor.</p>
<p><strong>Güvenli filtrelerin kullanımı</strong></p>
<p>Birçok yapay zekâ platformu ve akıllı cihaz, çoğu zaman fark edilmeyen yerleşik güvenlik ve gizlilik ayarlarıyla birlikte geliyor. Bu ayarlar, içerik filtrelerinin gözden geçirilmesi ve çocuğun yaşına ya da ailenin önceliklerine göre uyarlanmasıyla daha işlevsel hâle geliyor. Bu yaklaşım, uygunsuz içeriklere maruz kalma, gizlilik ihlalleri ve zararlı etkileşimler karşısında temel bir koruma çerçevesi sunuyor.</p>
<p>Öte yandan, her platform çocukların çevrim içi faaliyetleri üzerinde kapsamlı bir kontrol sağlamıyor. Daha güvenli bir dijital deneyim için Kaspersky Safe Kids gibi ebeveyn denetim çözümleri devreye giriyor. Bu tür araçlar, uygunsuz içerikleri filtrelemenin yanı sıra belirli uygulama ve web sitelerine erişimi sınırlandırmaya, ekran süresi yönetimi sayesinde çocukların çevrim içi ve çevrim dışı yaşamları arasında daha dengeli bir kullanım alışkanlığı geliştirmelerine yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ destekli uygulamaların güvenilirliğini kontrol etmek</strong></p>
<p>Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığı bir ortamda, kullanılan araçların güvenilirliği daha da belirleyici hâle geliyor. Uygulamaların resmi platformlar üzerinden edinilmesi, kaynağı belirsiz yazılımlardan uzak durulması ve arkasındaki şirketin kim olduğunun net biçimde anlaşılması bu sürecin temel unsurları arasında yer alıyor. Bir web sitesinin bulunması ve meşru bir ticari yapının varlığı, uygulamanın güvenilirliği açısından önemli göstergeler sunuyor.</p>
<p>Bu noktada uygulamaların talep ettiği izinler de dikkatle ele alınıyor. Yalnızca işlevselliği için gerekli olan verilere erişim sağlanması, gereksiz izinlerin sınırlandırılması ve veri paylaşımının kapsamının farkında olunması, çocukların dijital güvenliği açısından kritik bir farkındalık alanı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Sürece dahil olmak ve bilgili kalmak</strong></p>
<p>Çocukların yapay zekâya hangi konularla başvurduğuna dair genel bir farkındalık, ebeveyn–çocuk iletişiminde önemli bir zemin oluşturuyor. Günlük ve doğal sohbetler üzerinden yöneltilen basit sorular, çocukların yapay zekâ kullanım deneyimlerini ve karşılaştıkları durumları daha açık bir şekilde paylaşmasına alan açıyor.</p>
<p>ChatGPT’nin ödev süreçlerinde nasıl kullanıldığı ya da sesli asistanlarla hangi başlıklarda etkileşim kurulduğu gibi detaylar, çocukların dijital alışkanlıklarını anlamaya yardımcı oluyor. Bu tür paylaşımlar hem öğrenme sürecinin hem de dijital farkındalığın doğal bir parçası hâline geliyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Siber Okuryazarlık Projeleri Lideri Andrey Sidenko</strong> konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: “<em>Ebeveynler, çocuklarının yapay zekâ ile kurduğu ilişkiye ilgi gösterdiğinde, denetleyen bir figürden ziyade güven duyulan bir rehbere dönüşüyor. Bu yaklaşım, çocukların dijital deneyimlerini paylaşmasını kolaylaştırıyor. Yapay zekâya belirli bir alan tanınırken, çevrim içi güvenlik ve sağlıklı gelişim konularında farkındalığın korunması ise her zaman önemini sürdürüyor</em>.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-internet-gunu-kasperskyden-cocuklar-icin-yapay-zekayi-guvenli-hale-getirme-rehberi-612031">Güvenli İnternet Günü: Kaspersky&#8217;den Çocuklar İçin Yapay Zekayı Güvenli Hale Getirme Rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilerine]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen seminerde aileleri bilgilendirmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044">Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen seminerde aileleri bilgilendirmeye devam ediyor. Fizyoterapist Hatice Kübra Gür, çocuklarda görülen skolyoz (omurga eğriliği) farkındalığına dikkat çekerek, skolyozun erken dönemde fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük rol oynadığını belirtti.</p>
<p><b>BEL SAĞLIĞI VE SKOLYOZ KONUSU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Anne Şehir Merkezi’nde düzenlenen seminerde, çocuklarda bel sağlığı ve skolyoz konusunda ailelere önemli bilgiler aktarıldı. Seminerde fizyoterapist Hatice Kübra Gür, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde omurga sağlığının önemine dikkat çekti. Skolyozun (omurga eğriliği) erken dönemde fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük rol oynadığını belirten Gür, ailelere çocuklarında dikkat etmeleri gereken postür bozuklukları ve belirtiler hakkında bilgilendirme yaptı.</p>
<p><b>ÇOCUKLARA BİREBİR DEĞERLENDİRME YAPILDI</b></p>
<p>Programın ardından çocuklar birebir değerlendirilerek muayene edildi. Ailelerin sorularını yanıtlayan Gür, her çocuğun omurga yapısının farklı olduğunu vurgulayarak, gerekli durumlarda kişiye özel egzersiz ve takip sürecinin önemine değindi. Yapılan değerlendirmelerle aileler, çocuklarının durumu hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.</p>
<p><b>AİLELERDE BİLİNÇLENME AMAÇLANIYOR</b></p>
<p>Anne Şehir Merkezleri’nde düzenlenen bu tür bilgilendirici programlarla çocukluk ve ergenlik döneminde omurga sağlığının korunmasına yönelik farkındalığın artırılması, ailelerin erken dönemde olası postür bozuklukları ve skolyoz belirtilerini fark edebilmesi amaçlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-skolyoz-belirtilerine-dikkat-611044">Çocuklarda skolyoz belirtilerine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 06:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cazibesini]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dubai]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki makas açılırken, kira çarpanı yatırımcı açısından giderek daha az anlamlı hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005">Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buna karşılık Dubai’de daha öngörülebilir kira piyasası ve döviz bazlı getiri, Türk yatırımcıların rotasını yurt dışına çeviriyor. Uzmanlara göre, iki ülke arasındaki kira getirisi farkı artık sadece oranlarla değil, yatırımın sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor.</p>
<p>Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenli liman olarak görülen “konut al, kiraya ver” modeli, son dönemde yatırımcı açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Konut fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen kira gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken, Türk yatırımcıları alternatif piyasalara yöneltiyor. Bu alternatiflerin başında ise Dubai geliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de kira artıyor ama yatırımın geri dönüşü uzuyor</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de kira artış oranları yüksek seyrini korurken, uzmanlar bu artışın yatırımcıya reel anlamda güçlü bir getiri sunmadığına dikkat çekiyor. Konut fiyatlarının geldiği seviye, bakım ve yenileme giderleri, vergiler ve tahsilat riskleri bir araya geldiğinde, kira gelirinin yatırım maliyetini karşılama süresi giderek uzuyor.</p>
<p>Sektörde “kira çarpanı” olarak adlandırılan ve bir konutun kira geliriyle kendini kaç yılda amorti ettiğini gösteren gösterge, Türkiye genelinde yatırımcıyı zorlayan seviyelere işaret ediyor. Büyük şehirlerde bu sürenin 18–25 yıl bandına kadar uzadığı görülüyor.</p>
<p><strong>İstanbul–Dubai kıyası: Aynı metrekare, farklı kira gerçeği</strong></p>
<p>Bu farkın, rakamlarla somutlaştığında daha net görüldüğünü söyleyen Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı ve AngelshineProperty Kurucusu Betül Işık, “İstanbul’da merkezi bir ilçede aylık kirası 20–30 bin TL bandında olan ortalama bir 1+1 dairenin satış fiyatı 5–7 milyon TL seviyelerinde bulunuyor. Buna karşılık Dubai’de benzer nitelikte, aylık kirası 6 bin–8 bin dirhem (yaklaşık 1.600–2.200 dolar) olan 1+1 bir konutun satış fiyatı ise ortalama 250 bin–350 bin dolar bandında seyrediyor. Döviz bazında değerlendirildiğinde, Dubai’de kira gelirinin konut fiyatına oranla daha dengeli bir geri dönüş sunduğu görülüyor. Bu durum, yatırımın geri dönüş süresini kısaltırken, kira gelirinin sürdürülebilirliği açısından da yatırımcıya daha öngörülebilir bir tablo sunuyor. Ortaya çıkan tablo, “aynı metrekare, benzer kira” algısının yatırım maliyeti ve geri dönüş açısından pratikte geçerli olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dubai’de denge daha öngörülebilir</strong></p>
<p>Dubai’de ise tablo farklı bir seyir izliyor. Güçlü arz planlaması, yüksek işlem hacmi ve yabancı yatırımcı dostu yapı sayesinde kira piyasası daha öngörülebilir bir zeminde ilerliyor. Konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki denge, yatırımcıya daha kısa geri dönüş süresi sunabiliyor.</p>
<p>Dubai’de özellikle daire segmentinde kira çarpanlarının 11–15 yıl aralığında seyretmesi, yatırımcı açısından dikkat çekici bir fark yaratıyor. Ayrıca kira gelirlerinin döviz bazlı olması, Türk yatırımcı için ek bir güven unsuru olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>“Artık yatırımcı brüt oranlara değil, net getiriye bakıyor”</strong></p>
<p>Dubai’de gayrimenkul alım satımı alanında faaliyet gösteren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, yatırımcı davranışındaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Türkiye’de kiralar artsa bile, konutun toplam maliyeti yatırımcıyı yoruyor. Vergiler, bakım giderleri, boş kalma riski ve belirsizlikler, kira gelirinin anlamını zayıflatıyor. Dubai’de ise yatırımcı daha öngörülebilir bir piyasa, daha net kurallar ve daha disiplinli bir yapı görüyor. Artık kararları brüt kira oranları değil, net getiri belirliyor.”</p>
<p><strong>Kâğıt üzerinde benzer, pratikte farklı</strong></p>
<p>Uzmanlara göre Türkiye ve Dubai arasındaki kira getirisi farkı, yalnızca yüzdesel oranlarla açıklanamıyor. Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen brüt kira getirileri, uygulamada ciddi şekilde ayrışıyor.</p>
<p>Dubai’de kira sözleşmelerinin daha net olması, tahsilat süreçlerinin düzenli işlemesi ve piyasadaki yüksek likidite, yatırımcıya hem gelir hem de çıkış kolaylığı sağlıyor. Türkiye’de ise yatırımcı, kira gelirinin sürekliliği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor.</p>
<p><strong>Türk yatırımcı neden yön değiştiriyor?</strong></p>
<p>TCMB ödemeler dengesi verileri, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımlarında belirgin bir artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde; döviz bazlı gelir beklentisi, daha kısa geri dönüş süresi ve varlık çeşitlendirme isteği yer alıyor.</p>
<p>Betül Işık’a göre bu yön değişimi geçici değil: “Yatırımcı artık ‘bugün ne kadar kira alırım’ sorusundan çok, ‘bu yatırım beş yıl sonra beni nerede konumlandırır’ sorusunu soruyor. Bu açıdan bakıldığında Dubai, Türk yatırımcı için sadece alternatif değil, yeni bir denge noktası haline geliyor.”</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005">Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşama]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çevirir]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL HASTANESİ Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, bağımlılık tedavisinde hastane sürecinden sonra başlayan gündelik hayata uyum aşamasında, nüks riskleri, aile tutumu ve psikoterapinin rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828">Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL HASTANESİ Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, bağımlılık tedavisinde hastane sürecinden sonra başlayan gündelik hayata uyum aşamasında, nüks riskleri, aile tutumu ve psikoterapinin rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tedavi sonrası hayata uyum, bağımlılık tedavisinin en kritik evresi!</strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinin en zorlu ve aynı zamanda en kritik evrelerinden birinin, kişinin tedavi sonrasında gündelik hayata yeniden uyum sağlaması olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Bu süreç, hem hasta hem de hekim açısından çeşitli güçlükler barındırmakla birlikte, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü bu aşamada bazı durumlar öngörülebilirken, bazıları beklenmedik şekilde ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Kişinin davranış örüntüleri, kişilik özellikleri ve hastalık farkındalığının bu sürecin seyrini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Çevirir, “Yataklı servislerde bağımlılık tedavisi genel olarak üç aşamada ele alınır: akut dönem, idame dönem ve kontrol dönemi. Akut dönem, bağımlılığın en alevli olduğu, kişinin mesleki, sosyal ve ailesel işlevselliğinin ciddi biçimde bozulduğu süreci kapsar. Yoğun kullanım döngüsünün, yoksunluk belirtilerinin ve isteğin zirvede olduğu bu evrede, kişinin yataklı serviste tedavi altına alınması çoğu zaman kaçınılmazdır. Bu karar bazen hastanın isteğiyle, bazen de hastalık bilincinin yeterince gelişmemiş olması nedeniyle hastanın isteği dışında alınabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi tedaviyi erteledikçe, zihinsel olarak hastalıktan kaçtığını düşünüyor! </strong></p>
<p>Bağımlılığın doğası gereği, her hastanın ‘tedavi olmalıyım’ farkındalığına sahip olmayabileceğine değinen Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Kişi tedaviyi erteledikçe, zihinsel olarak hastalıktan kaçtığını düşünür ve bu durum kısa vadede kendisine avantajlıymış gibi gelebilir.” dedi.</p>
<p>Bu noktada hastalık bilinci, içgörü ve farkındalığın çoğu zaman sınırlı olduğuna işaret eden Çevirir, “Sosyal ilişkilerde yaşanan bozulmalar, evlilik sorunları, mesleki kayıplar ya fark edilmez ya da ertelenir. Oysa tüm bu unsurlar, bağımlılığın kişinin hayatında yarattığı çok yönlü tahribatın göstergesidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hastane süreci antrenman, gündelik hayat asıl sınav! </strong></p>
<p>Akut dönemde temel müdahalelerin ilaç tedavisi, psikoterapi ve sosyal destek olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Uyku ve iştah bozuklukları, duygu durum sorunları ve algısal bozulmalar bu dönemde sıklıkla görülür.” dedi.</p>
<p>İlaçların yalnızca yoksunluk belirtilerini yönetmek için değil, beynin nörokimyasal dengesini yeniden düzenlemek ve bilişsel işlevleri koruyabilmek için de kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Çevirir, şunları söyledi:</p>
<p>“Psikoterapi ise hastalık bilincinin gelişmesi ve kişinin yaşadıklarını anlamlandırabilmesi açısından vazgeçilmezdir. Ancak akut dönemde belirtiler yatışsa bile, hastalığın tamamen kontrol altına alındığından hiçbir zaman emin olunamaz. Altta kalan risk, uygun koşullarda yeniden alevlenebilir. Bu nedenle taburculuk sonrası ayakta tedaviye geçiş, tedavinin en önemli aşamalarından biridir. Hastanede yürütülen süreç bir anlamda antrenman, asıl sınav ise kişinin gündelik hayata döndüğü dönemdir.”</p>
<p><strong>Hastanede sağlanan izolasyon, ev ortamında da sürdürülmeli! </strong></p>
<p>Ayakta tedavi sürecinde ilaçların düzenli kullanımının, genellikle en az altı ay süreyle devam ettirildiğini kaydeden Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “İlaçların beyindeki etkileri zamanla ortaya çıkar. Bu süreç, kırık bir kolun alçıya alınmasına benzetilebilir; alçı iyileştirmez, iyileşme için uygun ortamı sağlar.” dedi.</p>
<p>Hastanede sağlanan izolasyon ortamının, mümkün olduğunca ev ortamında da sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Çevirir, “Aksi hâlde dış tetikleyiciler hızla devreye girebilir. Özellikle sanal kumar, madde ya da alkol bağımlılığında telefon, sosyal medya ve eski sosyal çevre ciddi risk unsurlarıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Erken sorumluluk, bağımlılıktan uzak kalmayı güçlendiriyor!  </strong></p>
<p>Taburculuk sonrası kişinin günlük yaşamında belli bir rutin oluşturmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Uyku düzeni, beslenme, sorumluluk alma ve disiplinin korunması tedavinin temel yapı taşlarıdır.” dedi.</p>
<p>Kişinin ‘hasta’ kimliğine sığınıp sorumluluklardan kaçmasının iyileşmeyi geciktirdiğini aktaran Çevirir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kişi ne kadar erken sorumluluk alır ve hayata adapte olursa, bağımlılıktan uzak kalma ihtimali o kadar artar. Psikoterapinin sürdürülmesi bu noktada kritik bir rol oynar. Çünkü bağımlılığı besleyen temel unsurlar; içsel çatışmalar, duygusal boşluklar, stresle baş etme güçlükleri ve dürtüselliktir. Kişi çoğu zaman acıdan kaçmak için hazza yönelir. Terapide amaç, bu döngüyü fark etmek, isteği yönetebilmek ve kişinin içgörüsünü güçlendirmektir.” </p>
<p><strong>Sinyallerin erken fark edilmesi, nüksün önlenmesi açısından önemli! </strong></p>
<p>Bağımlılıkta sık karşılaşılan durumlardan birinin de kayma olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Kayma, kişinin bir süre madde veya davranıştan uzak kaldıktan sonra yeniden kullanıma yönelmesidir.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin genellikle ani olmadığını açıklayan Çevirir, “Öncesinde rüyalar, tetikleyici düşünceler, çevresel uyaranlar ve duygusal dalgalanmalar görülür. Yağmurdan önce havanın kapatması gibi, kaymanın da öncü işaretleri vardır. Bu sinyallerin erken fark edilmesi, nüksün önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ailenin ve sosyal çevrenin tutumu, tedavinin seyrini doğrudan etkiler. Aşırı kontrolcü, suçlayıcı veya baskılayıcı yaklaşımlar tedaviye direnci artırabilir. Aynı şekilde ‘iyi polis–kötü polis’ tutumları da sağlıklı değildir. Önemli olan, hastayı sürekli sorgulamak yerine, kullanım davranışına zemin hazırlayan nedenler üzerinde durmaktır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlılıkta en çok zarar gören ve en geç onarılan alan: Güven! </strong></p>
<p>Bağımlı bireylerin geçmişte yaşadıkları yoğun haz deneyimlerini özlemle anımsamalarının doğal olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Bu durum, bir tür yas süreci olarak da değerlendirilebilir. Kişi, artık eskisi kadar yoğun haz alamadığını fark ettiğinde hayal kırıklığı yaşayabilir.” dedi.</p>
<p>İyileşme süresinin kişiden kişiye değiştiğini hatırlatan Çevirir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu süreç kişinin hastalık farkındalığına, sosyal desteğine, beynin maruz kaldığı hasara ve bağımlılığın kronikleşme düzeyine bağlıdır. Bu nedenle bağımlılık için kesin bir iyileşme süresi tanımlamak mümkün değildir. Ailelerin bu süreçte sevgi, şefkat ve sabır göstermesi; ancak aynı zamanda sağlıklı sınırlar koyabilmesi gerekir. Aşırı kaygı bulaşıcıdır ve kişiyi baskı altında hissettirebilir. Güven, bağımlılık sürecinde en çok zarar gören alanlardan biridir ve yeniden inşası zaman alır. Güvenememek anlaşılabilir bir durumdur; ancak güvensizliği sürekli hastaya yansıtmak, iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bir adım geriden, dikkatli ama sakin bir izleme daha sağlıklı bir yaklaşımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828">Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de ocak yağışları 88 yılın ortalamasına fark attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-ocak-yagislari-88-yilin-ortalamasina-fark-atti-610110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[88]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kilogram]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak Ayı]]></category>
		<category><![CDATA[ortalamasına]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yağışları]]></category>
		<category><![CDATA[yılın]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610110</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram yağış düştü. 1938’den bu yana ölçülen aylık yağış verilerine göre 134,8 kilogram olan ocak ayı ortalaması yüzde 65 oranında aşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-ocak-yagislari-88-yilin-ortalamasina-fark-atti-610110">İzmir&#8217;de ocak yağışları 88 yılın ortalamasına fark attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram yağış düştü. 1938’den bu yana ölçülen aylık yağış verilerine göre 134,8 kilogram olan ocak ayı ortalaması yüzde 65 oranında aşıldı.</p>
<p>İzmir’de, geride kalan ocak ayında son 88 yıldır ölçülen en yüksek yağış miktarlarından biri gerçekleşti. İzmir Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre, 1938 yılından bu yana kentte ocak ayı yağış ortalaması 134,8 kilogram olarak kayıtlara geçerken, bu yılın ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram yağış düştü. Ortalamanın yüzde 65 üzerinde yağış düşen 2026 Ocak ayı uzun yıllardır en yüksek yağış miktarının gerçekleştiği dönem oldu. <br />Geçen haftadan itibaren etkisini artırarak gün boyu süren sağanaklar kent genelinde yaşamı etkilerken, İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri olumsuzlukların önüne geçmek için sahada yoğun mesai yaptı. Büyükşehir Belediyesi, kent merkezi ve çevre yerleşimlerde 1.600 personel ve 500 araçla çalışmalarını aralıksız sürdürdü.</p>
<p><strong>Büyükşehir ekipleri sahada</strong><br />İzmir genelinde etkili olan yağışlar nedeniyle son 24 saatte metrekareye 43,1 kilogram yağış düştü. Yağışların yer yer kuvvetli sağanak şeklinde etkili olduğu, ilerleyen saatlerde ise geçişli olarak devam etmesinin beklendiği bildirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi Şube Müdürlüğü (AKOM) koordinasyonunda günlerdir süren yoğun mesaisini sürdürüyor.</p>
<p><strong>Kritik noktalara müdahale</strong><br />112 Acil Çağrı Merkezi verilerine göre İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, yağışlara bağlı olarak 59 ev, 26 iş yeri ve 6 kamu binasında su baskınına müdahale etti. Ayrıca 10 kurtarma, 6 hasar tespiti ve 5 ağaç devrilmesi olayında çalışma gerçekleştirildi. Kritik noktalarda gerekli müdahalelerin tamamlandığı; su baskınları, yol ve kavşaklardaki birikintiler, dere taşmaları, mahsur kalma ve hasar tespitine yönelik çalışmaların ilgili birimlerce sürdürüldüğü bildirildi. Gelişmeler AKOM tarafından yakından takip ediliyor.</p>
<p><strong>İZSU ve itfaiye ekipleri sahada</strong><br />Alsancak 1. Kordon’da gelgit etkisiyle deniz kotunun yükselmesi, yağmur sularının denize deşarjını zorlaştırırken, sahada önleyici çalışmalar hız kesmeden sürdürüldü. İZSU Genel Müdürlüğü ekipleri, sabah saat 05.00’ten itibaren 20 ekip ve tam donanımlı araçlarla bölgede su çekme çalışmalarına aralıksız devam etti. Suların tahliyesi için vidanjör ve pompa sistemleri devreye alındı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri de çalışmalara destek vererek 4 ayrı su çekme ekibiyle, zemin katta bulunan iş yerleri ve konutlarda oluşan su birikintilerine müdahale ediyor. Ekipler, olası yeni dalgalanmalara karşı bölgede teyakkuz halinde bekliyor.</p>
<p><strong>250 milyon liralık taşkın önleme yatırımı</strong><br />İZSU Genel Müdürlüğü, Alsancak bölgesinde deniz yükselmesi ve aşırı yağışların yol açabileceği taşkınları kalıcı olarak önlemek amacıyla 250 milyon liralık altyapı yatırımını sürdürüyor. Bu kapsamda Alsancak, Kültür ve Mimar Sinan mahallelerinde, 1 kilometre atık su hattı, 6 kilometre yağmur suyu hattı, 5 terfi merkezi hayata geçiriliyor. Çalışmalar 2026 yılı içinde tamamlanacak. Altyapı çalışmalarına paralel olarak GDZ Elektrik tarafından da bölgede elektrik hatlarının yenilenmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Elektrik altyapısının tamamlanmasının ardından Alsancak genelinde yol üst kaplamaları ve asfaltlama çalışmaları yapılacak.</p>
<p><strong>Salı ve çarşamba yağış yok, perşembeye dikkat!</strong><br />Meteoroloji Genel Müdürlüğü birimlerinden alınan güncel değerlendirmelere göre, bugün öğle saatlerinden itibaren yağışın etkisinin azalması, akşam saatlerine kadar ise aralıklarla devam etmesi bekleniyor. Yapılan tahminler doğrultusunda Salı ve Çarşamba günleri kent genelinde yağış öngörülmezken, Perşembe günü yeniden kuvvetli yağışların etkili olacağı bildirildi. Olası gelişmelerin ilgili birimlerce yakından takip edildiği ve gerekli görülmesi halinde kamuoyunun bilgilendirileceği ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-ocak-yagislari-88-yilin-ortalamasina-fark-atti-610110">İzmir&#8217;de ocak yağışları 88 yılın ortalamasına fark attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişiliklerin bireysel ilişkilerde ve toplumsal hayatta yarattığı risklere dikkat çekerek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterindeki bazı özellikler de böyledir. Yerinde ve ölçülü kullanıldığında faydalı olabilir, ama manipülatif şekilde kullanılırsa toksik hale gelir” dedi.</p>
<p><strong>Zorba ve kurban ilişkisi ortaya çıkar</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Normal görünen bir ilişki, manipülasyon başladığında toksikleşir. Bu ilişkilerde zorba ve kurban vardır. Zorba kişiler adaylarını iyi seçer, manipüle eder, üzerinde baskı kurar. Bazı kişiler bunu kasıtlı yapar, bazıları ise karakterinin gereği olarak farkında olmadan yapar. İki tür kişilikten söz ediyoruz: Kasten manipüle edenler ve bunu doğru zannettiği için yapanlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>B tipi kişilikler empati yoksunudur</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarını da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle B tipi kişilikler risk taşır. Narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozuklukları toksik ilişkilere zemin hazırlar. Bu kişiliklerin ortak özelliği empati yoksunluğudur. Egoları çok yüksektir, eleştiriye kapalıdırlar. Eleştiriyi tehdit olarak algılar, hemen dost-düşman ayrımı yaparlar. Böyle kişiler karar verici pozisyonda olduklarında büyük tehlike doğar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karanlık üçlü kanser hücresi gibi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, narsistik kişilik, Makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin birleşimine “karanlık üçlü” denildiğini belirterek, “Bu üçlü bir araya geldiğinde kanser hücresi gibi davranır. Kanser hücresi sınırsızdır, sorumsuzdur, doyumsuzdur. Sadece kendini büyütür, çevresini yutar. Toksik kişilikler de aynıdır. Empati yapmaz, sadece ‘hep bana’ der. Vücudumuzda bağışıklık sistemi kanser hücresine sınır koyar, durdurur. İnsan ilişkilerinde de aynı yöntem geçerlidir: Sınır koymazsanız toksik kişilikler büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Niyet analizi yapılmalı</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerle baş etmede en kritik noktanın “niyet analizi” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi manipülasyonu kasten mi yapıyor, yoksa doğru olduğuna inanarak mı yapıyor? Bu ayrımı yapmak gerekir. Hukuktaki gibi kasti suç ile taksirli suç arasında fark vardır. Kasten yapanlara karşı daha dikkatli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayır diyemeyenler hasta oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolar doğurabileceğini ifade ederek, “Üç çocuklu bir kadın ağır depresyonla geldi. Evde kayınvalideyle yaşıyorlardı. Kayınvalide iyi niyetliydi ama evin tüm düzenini o belirliyordu. Eşi de tamamen annesinin tarafını tutuyordu. Kadın hiçbir sınır koymamıştı, hep fedakârlık yapmıştı. Sonunda ağır depresyona girdi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Oysa sorun kayınvalide değil, kadının sınır koyamamasıydı. Fedakârlık şeması ve merhamet yorgunluğu dediğimiz tablo buydu.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine zarar verme özgürlüğü yok</strong></p>
<p>Fedakârlığın kültürel olarak yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını hiçe saymasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘evi dişi kuş yapar’ anlayışı vardır. Ama kişi kendi haklarını yok sayarsa, ‘aman olay çıkmasın’ diye sürekli taviz verirse sonunda hasta olur. İnsanın başkasına zarar verme özgürlüğü olmadığı gibi, kendine zarar verme özgürlüğü de yoktur. Bu nedenle toksik ilişkilerde en önemli korunma mekanizması, sınır koyma becerisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişilikler farklı yöntemlerle insanları köleleştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle insanları köleleştirdiğini belirterek, “Kimisi överek, kimisi azarlayarak, kimisi şiddetle köleleştirir. Ama yöntem değişse de amaç aynıdır; karşı tarafı kontrol altına almak” dedi.</p>
<p><strong>Antisosyaller şiddet uygular, narsistler överek köleleştirir</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin davranışlarını örneklendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Egosu yüksek kişiler farklı yöntemler kullanır. Narsistik kişilik, eşini över, yüceltir. Ardından ‘bana her istediğimi yapacaksın’ der, köle-efendi ilişkisi kurar. Başkaları ise eşini aşağılar, özgüvenini yerle bir eder, depresyona sokar ama bunu ‘senin için yaptım’ diye sunar. Yani biri överek köleleştirir, diğeri ezerek köleleştirir. Antisosyal kişiliklerse daha da farklıdır, sosyal normları yoktur, merhametleri yoktur, suça beceriklidirler, çok rahat şiddet uygularlar.”</p>
<p><strong>İçine atmak en büyük hata</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik ilişkilerde en çok yapılan hatanın sessizlik olduğunu belirterek, “Kurban olan taraf genelde ‘aman olay çıkmasın, çocuklar etkilenmesin’ diyerek içine atıyor. Bu, en büyük hatadır. Oysa yapılması gereken güzellikle sınır koymaktır. ‘Bu yaptığın yanlış, ben bunu onaylamıyorum. Ama evliliğimizin geleceği için katlanıyorum’ denirse karşı taraf savunmaya geçmez” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ego savaşları orman kanununa döner</strong></p>
<p>İlişkilerdeki ego savaşlarına da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu an ‘o bağırınca sen de bağır, o bir şey fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi öneriler var. Bu yöntem ego savaşlarını körükler. Ego savaşlarının olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Güçlü zayıfı ezer. Ekonomik veya fiziksel gücü fazla olan kazanır. Oysa burada hisseden beyin değil, düşünen beyin kullanılmalı. Karşı taraf bağırmaya başladığında ‘yavaş konuşur musun, seni anlamak istiyorum’ demek çok etkilidir. Çünkü bağırarak yavaş konuşmak mümkün değildir. Böylece düşünen beyin devreye girer ve öfke kırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Fırtınalara dayanabilen ilişkiler uzun ömürlüdür</strong></p>
<p>Evliliklerde üç dönem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Birinci dönem romantizm, ikinci dönem ego savaşları, üçüncü dönem bağlılıktır. Asıl kırılma ikinci dönemde olur. Bu dönemde sorun çözme becerilerini kullanan çiftler bağlılık dönemine geçer. İşte o zaman ömür boyu süren bir aşk doğar.</p>
<p><strong>Narsistler sert duvara çarptığında değişir</strong></p>
<p>B tipi kişiliklerin eleştiriye kapalı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik, antisosyal, histrionik kişilikler eleştiriyi tehdit olarak görür. Ama hayatın sert duvarına çarpınca değişmeye başlarlar. Narsistik yaralanma yaşadıklarında yalnız kaldıklarını fark ederler. Etraflarındaki ilişkilerin sahte olduğunu anlarlar. Çünkü insanlar onları değil, menfaatlerini seviyordur. Bu kişilerin değer verdiği şey para, makam ya da ailesi olabilir. Onun zarar gördüğünü fark ettiklerinde hızla dönüşürler. Eşi ‘artık ayrılacağım’ dediğinde, narsist bir eş birdenbire özeleştiriye başlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde bazen iki toksik birleşir…</strong></p>
<p>Tarhan, toksik ilişkilerin yalnızca tek taraflı olmayabileceğini de anlatarak, “Narsistik biriyle toksik özellikteki bir başka kişi birleşebiliyor. Bazen borderline kişiliklerde de toksik ilişkiler olur. ‘Senden nefret ediyorum, Allah belanı versin’ deyip ardından ‘sakın beni bırakma’ diyen bölünmüş duygular buna örnektir.” diye konuştu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin çoğunda çocukluk travmalarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çözülmemiş travmalar Etna Yanardağı gibidir, uyur ama bir gün patlar. Psikoterapide farklı başa çıkma yöntemleri vardır. Problem odaklı, duygu odaklı, bedensel ve spiritüel başa çıkma yolları vardır. Kişinin kişilik profiline göre hangisi uygunsa onu kullanıyoruz. Şimdi pozitif psikoterapi ön plana çıktı. Yani kişiyi geçmiş travmalara boğmadan savunma mekanizmalarını güçlendirip ego gücünü artırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Evin küçük hükümdarı gibi büyütülüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilik özellikleri taşıyan bireylerin hem aile içi hem de sosyal hayatta ciddi yıkımlara yol açabileceğini belirterek, “Bu kişiler empati yoksunu, haz ve çıkar odaklıdır. Beyinlerinde ‘ver’ butonu yoktur, sadece ‘al’ butonuyla hareket ederler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin genellikle çocuklukta yanlış yetiştirme tarzıyla şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Böyle kişilere bakarsanız çocukluklarında hep altın tepside her şey sunulmuştur. Evin küçük hükümdarı gibi büyütülmüşlerdir. Prens ve prenses gibi büyütülmüş, hep almaya yönelik yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden karşı tarafın acısını, hakkını göremezler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toksik kişilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler kendilerine ‘hayır’ diyeni düşman gibi görürler. Haksızlık yaptıklarının farkında değildirler. Onlara karşı eleştirel duruş sergilemek cesaret ister. Bu kişiler güçlü olanın yanında köleleşir, zayıfları ezerler. Çıkar odaklıdırlar. Yalan söylemekte zorlanmaz, manipülasyona başvururlar. Dost ve düşman diye ayırırlar. İtaat etmeyenleri tehdit olarak görürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öz güvenleri düşük, sıradan olmaktan korkuyorlar</strong></p>
<p>Dışarıdan güçlü gibi görünen bu kişilerin aslında öz güven sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerin arka planında sıradan olma korkusu vardır. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissederler. Bu yüzden güçlü rol oynamaya çalışırlar. Çoğu zaman narsistik yaralanma yaşadıklarında intihara eğilimli olabilirler, bazen de eşini öldürüp kendini öldürebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>İlişkilerde başarısız oluyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerle yaşayanların da ağır bedeller ödediğini ifade ederek,<strong> </strong>şöyle devam etti:</p>
<p>“Böyle durumlarda ilaç tedavisi tek başına yeterli olmaz. Çift terapisi, stres ve ilişki yönetimi eğitimleri gerekir. Eğer taraflarda iyi niyet varsa, altın orta nokta kuralıyla adım adım ilerleyerek sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Hataların fark edilmesi ve yöntem değişikliği önemlidir. Aksi halde bu kişiler sürekli aynı çatışmaları tekrarlar. Bu kişiler mantıksal zekâda çok başarılı olabilirler, ancak duygusal ve sosyal zekâları düşük olduğu için ilişkilerinde başarısız olurlar. Duygusal okuryazarlık geliştirilmezse en yakınlarına bile zarar verebilirler. Çözüm; farkındalık, öz eleştiri ve doğru yöntemleri öğrenmektir.”</p>
<p><strong>Dışarıya melek gibi görünüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve narsizm üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu kişilerin farklı alt türleri bulunduğuna işaret ederek, “Dışarıya melek gibi görünen, evde zorba olan pasif-agresif narsistler vardır. Bazıları mükemmeliyetçi narsisttir; kendisini mükemmel görür ve herkesi aşırı kontrol ederek domine etmeye çalışır. Bir de alçak gönüllü rolü oynayan narsistler vardır. Çıkarlarına dokunana kadar melek gibidirler, fakat bir gün çıkarlarına ters düşerseniz aniden canavara dönüşürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiyi tanımak için stres anlarına bakmak lazım</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin en çok zorlayıcı durumlarda ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın gerçek kişiliği ya stres, kayıp, ticari kriz ya da uzun bir yolculuk sırasında ortaya çıkar. Çünkü maskeler uzun süreli ilişkilerde düşer. Kişiyi anlamak için sadece görünen davranışlarına değil, kriz anlarında nasıl davrandığına da bakmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağlanma bozukluğu olanlar kurban olur</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin karşısında en çok zarar gören grubun “bağlanma sorunları” olan kişiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.  Tarhan, “Bu kişiler özgüveni düşük, yalnızlığa tahammül edemeyen bireylerdir. Çocukluk çağında annesiyle ya da babasıyla sağlıklı bağlanma kuramayan kişiler, ileride yanlış kişilere yapışır. Onlar için ilişki bir yara bandı gibidir. Yara bandı yarayı kapatır ama iyileştirmez; acıtır, kanatır, kişi yine aynı ilişkiye sarılır. İşte patolojik bağlanmalar böyle oluşur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik kader değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilik bozukluklarının çocukluk travmaları ve genetik yatkınlıklarla ilişkisine de değinerek, “Genetik yüzde 30-40 etkilidir ama geri kalan yüzde 60-70 epigenetik mekanizmalardır. Yani aileden öğrenilen yanlış davranış kalıplarıdır. Kişi bunları fark ederse değiştirebilir. Yaşanan hayat olayları, şoklar bu değişim için fırsattır. Epigenetik mekanizmaları doğru şekilde çalıştıran bir kişi kaderini değiştirebilir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık kurumsallaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsallaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[teyit]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaların]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarını]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead?” / “Are You Dead Yet” uygulamalarını sosyolojik açıdan değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188">Yalnızlık kurumsallaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead?” / “Are You Dead Yet” uygulamalarını sosyolojik açıdan değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yalnızlık kurumsallaştı</strong></p>
<p>Son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead? / Are You Dead Yet” uygulamalarının, kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu teyidin kesintiye uğraması hâlinde önceden tanımlanmış kişi veya ağlara otomatik uyarı gönderildiğini hatırlattı.</p>
<p>Bu tür uygulamaların ilk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, asıl meselenin çok daha derin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.”</p>
<p><strong>Bu durum toplumsal alarm niteliği taşıyor!</strong></p>
<p>Bu durumun basit bir teknolojik kolaylık olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.”</p>
<p>Uygulamaların ima ettiği temel gerçeğin altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Uygulamalar yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead? / Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu yeniden sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdığını belirterek, bu kavramın akademik literatürde ele alınışının romantize edilmiş bireysel tercihlerden değil, derin ve travmatik toplumsal kırılma deneyimlerinden beslendiğine dikkat çekti.</p>
<p>Bu noktada sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Eric Klinenberg, ‘Going Solo’ adlı çalışmasında geliştirdiği ‘solo yaşam’ kavramsallaştırmasını, doğrudan 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayandırmaktadır. Bu felaket sırasında özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden evlerinde hayatlarını kaybetmiş olmaları, solo yaşamın yalnızca bir yaşam tarzı değil; ölümcül sonuçlar üretebilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alıyor</strong></p>
<p>Solo yaşamın, modern toplumlarda yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıtan karmaşık bir toplumsal form olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, dijital teyit uygulamalarının tam da bu kırılgan zeminde ortaya çıktığını ifade etti.</p>
<p>Are You Dead? türü uygulamaların, geleneksel sosyal ağların işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını dile getirerek, bu durumun modern bireyin derin bir ontolojik güvensizlik yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Günümüz insanının yalnızca fiziksel olarak değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu tür uygulamaların kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değildir. Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.” dedi.</p>
<p>Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık artık gizlenmiyor, yönetilmeye çalışılıyor! </strong></p>
<p>Dünyadaki benzer örneklere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Benzer örnekler Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere odaklanan dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görülmektedir. Özellikle Japonya’da pandemi dönemindeki uzun karantinalar sırasında, evlerinde yalnız yaşayan yaşlı bireyler arasında intihar vakalarının artması, yalnızlığın kamusal bir kriz olarak ele alınmasına yol açmış; bu süreç Yalnızlık Bakanlığı’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde İngiltere’de de yalnızlığın halk sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle ‘Yalnızlık Bakanlığı’ oluşturulmuş, yalnızlık artık bireysel bir sorun değil, devlet politikası düzeyinde ele alınan yapısal bir mesele hâline gelmiştir. Bu örneklerin ortak noktası açıktır: Toplumsal bağların yerini, dijital izleme ve doğrulama mekanizmaları almaktadır. Yalnızlık artık gizlenen değil; ölçülen, izlenen ve yönetişim alanına dâhil edilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de de yalnızlık meselesi yeni bir boyut kazandı</strong></p>
<p>Türkiye’de yalnızlık meselesinin, hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişim pratiklerinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu çerçevede Üsküdar Üniversitesi, yalnızlığı her yıl farklı sosyal gruplar ve toplumsal kategoriler bağlamında ele alan uluslararası sempozyumlar ve ulusal ölçekli araştırmalar yoluyla bu alanda önemli bir akademik birikim üretmektedir. Gençlik ve yalnızlık ile yaşlılık ve yalnızlık üzerine yapılan son araştırmalar, yalnızlığın kuşaklar arası farklı biçimlerde deneyimlendiğini; ancak her iki grupta da ortak olarak görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu.</p>
<p>Bu bağlamda dijital uygulamaların, yalnızlık olgusunun hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Akademik bilgi ile dijital pratik arasındaki bu kesişim, yalnızlığın artık yalnızca teorik bir tartışma değil; gündelik hayatın doğrudan düzenlenen bir alanı hâline geldiğini göstermektedir. Are You Dead? / Are You Dead Yet, basit bir mobil uygulamadan çok daha fazlasıdır. Bu tür araçlar, çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşiyor</strong></p>
<p>Dijital çağda yalnızlığın artık yalnızca hissedilen bir duygu değil; izlenen, ölçülen ve yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü de kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Özellikle gençler arasında, yüz yüze dertleşilen ve güven duyulan kişi sayısının azalmasıyla birlikte, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşme ve paylaşım pratiklerinin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yönelim, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiğini, buna karşılık bireylerin yargılanmadan dinlenebilecekleri, sürekli erişilebilir ve ‘güvenli’ alanlara duyduğu ihtiyacın arttığını göstermektedir. Üsküdar Üniversitesi tarafından yürütülen ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırmasının bulguları, gençlerin yoğun dijital etkileşim içinde olmalarına rağmen derin, sürdürülebilir ve güven temelli sosyal bağlar kurmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven, aidiyet ve insani temas ise algoritmik sistemlerde değil, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde ve kolektif dayanışma pratiklerinde yatmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188">Yalnızlık kurumsallaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 07:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[çürükleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dolgu]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[mine]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Ancak diş çürüğü, doğru önlemler alındığında önlenebilir bir sorundur. Dengeli beslenme, düzenli ve etkili ağız hijyeni, diş minesini onarıcı ajanların kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri, çürük riskini önemli ölçüde azaltır. </p>
<p><strong>Başlangıç Aşamasında Dolguya Gerek Kalmayabilir</strong></p>
<p>Diş çürüğünün başlangıç aşamasında, henüz gözle görülür bir boşluk (kavite) oluşmamışsa, dolgu tedavisi yerine remineralizasyon tedavileri (diş minesini onaran, güçlendiren) tercih edilebilir. Bu sayede dişin kaybettiği mineral içerik yeniden kazandırılabilir. Ancak mineral kaybı ilerlediğinde, diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir ve kavite adı verilen boşluklar oluşur. Vücudun yeni mine dokusu üretememesi nedeniyle bu aşamada restoratif diş tedavileri kaçınılmaz hale gelir. </p>
<p><strong> Diş Dolguları Aynı Zamanda Koruyucu Bir Uygulamadır</strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, diş dolgularının yalnızca mevcut çürüğü tedavi etmekle kalmadığını, aynı zamanda çürüğün ilerlemesini durdurarak daha büyük sorunların önüne geçebildiğini vurguluyor. Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılır. Bu yönüyle diş dolguları, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendirilir. <strong> </strong></p>
<p><strong>Küçük Bir Çürük, Büyük Sorunlara Yol Açabilir</strong></p>
<p>Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükselir. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerler; sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana gelir; bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırır. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artar.</p>
<p><strong>Erken Teşhis Büyük Diş Kayıplarını Önleyebilir </strong></p>
<p>Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine dikkat çeken <strong>Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusunun korunabildiğini hem de yapılan restorasyonların klinik ömrünün uzatılabildiğini belirtiyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pedallar, görme engellilerin kitaplara erişimi için çevrildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pedallar-gorme-engellilerin-kitaplara-erisimi-icin-cevrildi-607925</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 16:42:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Baston]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[çevrildi]]></category>
		<category><![CDATA[engellilerin]]></category>
		<category><![CDATA[erişimi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplara]]></category>
		<category><![CDATA[pedal]]></category>
		<category><![CDATA[pedallar]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607925</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK) iş birliğiyle, görme engellilerin kabartma kitaplara erişimine dikkat çekmek amacıyla pedallar çevrildi. Beyaz Baston Haftası kapsamında düzenlenen etkinliğe 100’e yakın bisikletli katıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pedallar-gorme-engellilerin-kitaplara-erisimi-icin-cevrildi-607925">Pedallar, görme engellilerin kitaplara erişimi için çevrildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK) iş birliğiyle, görme engellilerin kabartma kitaplara erişimine dikkat çekmek amacıyla pedallar çevrildi. Beyaz Baston Haftası kapsamında düzenlenen etkinliğe 100’e yakın bisikletli katıldı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK) iş birliğinde, görme engelli bireylerin kabartma kitaplara erişimine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Bostanlı Yasemin Kafe ile İnciraltı Engelliler Parkı arasında bisiklet sürüşü düzenlendi. Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, “Görmeyenler Daha Çok Kabartma Kitap Okusun Diye Umuda Pedal Çeviriyoruz” sloganıyla hayata geçirildi. Etkinliğe 100’e yakın bisikletli katıldı. Katılımcılar, maratonizmir.org adresi üzerinden kayıt yaptırarak Bostanlı Yasemin Kafe önünden başlayıp bisiklet yollarını takip ederek İnciraltı Engelliler Parkı’na kadar farkındalık sürüşü yaptı.</p>
<p>Saraç: Toplumda kalıcı bir farkındalık yaratacağına eminiz</p>
<p>Bisikletlileri İnciraltı’nda karşılayan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Engelsiz İzmir Komisyonu Başkanı Semiha Memiş Saraç, şunları söyledi: “Beyaz Baston yalnızca bir yardımcı araç değil; aynı zamanda eşit yaşam hakkının, görünür olmanın ve dayanışmanın da bir sembolüdür. Bu etkinliğimizin, görme engelli bireylerin sosyal hayata katılımını güçlendirmek için önemli bir adım olduğuna ve toplumda kalıcı bir farkındalık yaratacağına eminiz.”</p>
<p><strong>Yazgan: Bu tür etkinlikler amacımıza ulaşmamızı sağlıyor</strong></p>
<p>TÜRGÖK Yönetim Kurulu Başkanı Tülay Yazgan, bu etkinliğin TÜRGÖK üyelerinin daha çok kitap okumalarına ve bilgi seviyelerini arttırmalarına katkı sağlayacağını söyledi. Yazgan, “TÜRGÖK, 23 yıl önce kurulmuş olup Türkiye’nin her köşesinden 7 bin 500’den fazla üyeye sahiptir. Kurum, kabartma kitaplar basıyor, sesli kitaplar üretiyor ve dergiler yayınlıyor. Öğrencilerimizin her türlü ihtiyacına destek olmak için elinden geleni yapıyor. Bu tür etkinlikler, daha çok yararlı olmamızı ve amacımıza ulaşmamızı sağlıyor” dedi. </p>
<p><strong>“Engellilikteki algıları değiştirmeyi hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Umuda Pedal Derneği Başkanı Mazhar Çelikoyar, etkinlikle ilgili olarak şunları söyledi:<br />“Biz başından beri yarar amaçlı etkinlikleri hedefledik ve gerçekleştiriyoruz. Asıl performansımızı, yarar sağlamayı amaçladığımız kuruluşa destek üzerine odaklamış bir grubuz. Bizlere destek verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.”<br />Eşpedal Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burcu Yıldız ise, “Biz sadece bisiklet kullanmıyoruz; pedal çevirirken aynı zamanda engellilikteki algıları değiştirmeyi hedefliyoruz. Gören ve görmeyen arasında hiçbir fark olmadığını, eşit şartlar sağlandığında görmeyenlerin de her şeyi yapabileceğini destekliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İki saat pedal çevirdiler</strong></p>
<p>İki saat süren sürüşün ardından bisikletliler İnciraltı’nda toplandı. TÜRGÖK Yönetim Kurulu Başkanı Tülay Yazgan, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Engelsiz İzmir Komisyonu Başkanı Semiha Memiş Saraç’a plaket ve teşekkür belgesi takdim etti. </p>
<p><strong>Beyaz Baston Hareketi nedir?</strong></p>
<p>Beyaz Baston Hareketi, 1921 yılında Londra’da geçirdiği trafik kazası sonucu görme yetisini kaybeden bir fotoğraf sanatçısının, çevresindekilerin kendisini fark edebilmesi için bastonunu beyaza boyamasıyla başladı. Bu sembol, 1931 yılında Fransa’da yaygınlaşarak görme engellilerin simgesi hâline geldi. Günümüzde ise her yıl ocak ayının ikinci haftası Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası olarak anılıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pedallar-gorme-engellilerin-kitaplara-erisimi-icin-cevrildi-607925">Pedallar, görme engellilerin kitaplara erişimi için çevrildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumda]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor. Bunların başında ise sanal kumar bağımlılığı geliyor. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen “Sanal Kumar Bağımlılığı Sempozyumu”, dijital çağın en hızlı yayılan ancak en az fark edilen sanal kumar bağımlılığını tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt’un liderliğinde gerçekleştirilen sempozyum, bu tehlikenin artık bireysel sınırları aştığını, Türkiye için de ciddi bir toplumsal risk haline geldiğini ortaya koyuyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde sanal kumar ve çevrim içi bahis pazarı bugün 300 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik hacim yaratıyor. Her yıl milyonlarca yeni kullanıcı bu dijital sistemin içine çekiliyor; kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen hızla yayılıyor. Türkiye’de ise tablo daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Sanal kumar ve yasa dışı bahis pazarının yıllık yaklaşık 120 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ifade ediliyor. Sadece geçen yıl yaklaşık 42 bin yasa dışı kumar ve bahis sitesi kapatılmış olmasına rağmen dijital platformlar üzerinden kumara erişim her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Uzmanlar, yasa dışı kumar ağlarında yaklaşık 100 bin kişinin aktif olarak çalıştığını, bu yapının dolandırıcılık, hırsızlık, şiddet ve intihar vakalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Fiziksel mekânlardan dijital ekranlara taşınarak artık bir tık uzaklıkta, kolaylıkla ulaşılabilir olan kumar, özellikle gençler için yüksek risk taşıyan, denetimi zor ve etkisi yıkıcı bir bağımlılık alanı oluşturuyor. İşte bu tablo, sanal kumarın yalnızca bireysel bir sorun değil, acil müdahale gerektiren ve aslında önlenebilen ciddi bir toplumsal tehlike olduğunu açıkça ortaya koyuyor…</strong></em></p>
<p>Araştırmalar; sanal kumarın sadece bir oyun değil, bireyin psikolojisini, ailesini ve yaşamını derinden etkileyen bir bağımlılık türü olduğunu gözler önüne seriyor. “Sanal kumar Türkiye için ciddi bir halk sağlığı tehdidi” diyen Prof. Dr. Murat Kurt, kumarın bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, aile yapısını, ekonomik düzeni ve toplumsal güvenliği de tehdit ettiğine, ayrıca borçlanmayı artırarak aile içi şiddeti tetiklediğine ve suç oranlarını beslediğine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Araştırmalar, sanal kumar bağımlılığı yaşayan bireylerde depresyon, anksiyete ve intihar girişimi riskinin birkaç kat arttığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Kumar Mekan Değiştiriyor; Ödül Kazanmak Hızlanıyor</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumarın klasik kumardan en büyük farkının erişilebilirlik olduğunu anlatıyor. Eskiden kumar oynamak için belirli mekânlara gitmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Kurt, “Bugün sanal dünya bu uzaklığı ortadan kaldırıyor. İnsanlar mekâna gitmiyor, mekân insanların ayağına geliyor” diyerek sanal kumarın artık günün her saati, herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir alan haline geldiğini vurguluyor. </p>
<p>Dijitalleşme, kumarda ödül süreçlerini de hızlandırıyor. İnsanlar kısa sürede kazanıyor ya da kaybediyor. Bu hız, uzun vadeli düşünmeyi de zorlaştırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, paranın soyutlaşmasının risk algısını ciddi biçimde değiştirdiğini ifade ederek, “Para artık elde tutulan somut bir nesne olmaktan çıkıyor, ekranda görünen bir sayıya dönüşüyor. Bir dokunuşla transfer ediliyor, kazanılıyor ya da kaybediliyor. Bu soyutluk, kayıpların boyutuna ilişkin algıyı zayıflatıyor, harcanan paranın fark edilmesini zorlaştırıyor ve bireyi daha fazla risk almaya itiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Aslında Kazanırdım” Düşüncesi, Bağımlılığa İtiyor<strong> </strong></b></p>
<p>Sanal kumar, aslında ilk başlarda sadece kazanmak için oynanan bir oyun olarak görülmüyor. Ancak zamanla stresle baş etme, yalnızlık duygusunu bastırma ve can sıkıntısını giderme aracı haline geliyor. Prof. Dr. Murat Kurt, birçok insanın sanal kumara kazanmak için değil, yalnız kalmamak için yöneldiğini söylüyor: “Dijital dünya, can sıkıntısına izin vermiyor; sosyal medya, oyunlar ve dijital içerikler sürekli bir uyarım sağlıyor. Özellikle gençlerin günde ortalama 7-8- saatlerini akıllı telefon başında geçirmesi, bu bağımlılığa zemin hazırlıyor. Bu yoğun dijital maruziyet, bireyleri sanal kumar ve bahis reklamlarına karşı daha savunmasız hale getiriyor”&#8230;</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, ASUMA-Suç ve Şiddetle Mücadele, Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, sanal kumar bağımlılığının psikolojik döngüsüne dikkat çekiyor. Sanal kumarın, özellikle “yakın ıska” etkisinin bağımlılığı beslediğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kıl payı kaçırılan her oyundan sonra kişide ‘aslında kazanırdım’ düşüncesi oluşuyor. Bu duygu aşılamadığında ‘bir sonrakinde kesin olacak’ inancı devreye giriyor. Bu inanç, oynama süresini uzatıyor, harcanan parayı artırıyor ve bağımlılığı giderek derinleştiriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Aileler Dağılıyor, Hayatlar Çöküyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı belirli evrelerden oluşuyor. İlk aşamada kazanma duygusu hâkim oluyor ve kişi kendini kontrol altında hissediyor. Ardından kayıpların arttığına ve kişinin kaybettiklerini telafi etmeye çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Süreç ilerledikçe umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yoğunlaşıyor. Son aşamada ise tükenmişlik ve çöküş yaşanıyor. Bu noktada bireyin yalnızca maddi durumu değil, psikolojik sağlığı, aile ilişkileri ve iş yaşamı da ciddi biçimde zarar görüyor” diyor… Prof. Dr. Oğuz Polat’a göre bağımlılık ilerledikçe bireysel iflaslar yaşanıyor, borçlar artıyor, aile içi çatışmalar derinleşiyor, boşanmalar artıyor, çocuklar ihmal ediliyor. Kumar bağımlılığı, hırsızlık, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara da zemin hazırlıyor. Bazı vakalarda sürecin, intiharla bile sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kumar bağımlılığı aslında bir irade sorunu değil, bir ‘başa çıkma’ sorunu” diyor. </p>
<p><b><strong>Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı önlenebilir, hatta tedavi edilebilir bir sorun. Erken farkındalık ise, bu noktada kritik bir rol oynuyor. Burada özellikle ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerin, çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmesi, yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kurması ve sağlıklı baş etme yollarını desteklemesi büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, profesyonel tedavi yaklaşımları ve toplumsal farkındalık çalışmaları da bu bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumar bağımlılığıyla mücadelenin bireysel çabalarla sınırlı kalmaması gerektiğini; ailelerden eğitim kurumlarına, medyadan kamu otoritelerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü sanal kumar, görmezden gelindikçe büyüyor; fark edildikçe ve doğru müdahalelerle ele alındıkça kontrol altına alınabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Mutlu&#8217;dan Konak&#8217;ın fark yaratan merkezine ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-konakin-fark-yaratan-merkezine-ziyaret-605699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 11:05:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[üyeler]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[ziya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi’nin Ziya Zişan Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden Başkan Mutlu, “Biz kentimizde, her yaştan Konaklı komşumuzun mutluluğunu gözetiyoruz; istiyoruz ki ‘adil kent, eşit yurttaşlık’ sözümüz kentimizi kapsasın, büyütsün. Bu zaten sosyal ve katılımcı yerel yönetim anlayışımızın en temel ilkesi” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-konakin-fark-yaratan-merkezine-ziyaret-605699">Başkan Mutlu&#8217;dan Konak&#8217;ın fark yaratan merkezine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi’nin Ziya Zişan Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden Başkan Mutlu, “Biz kentimizde, her yaştan Konaklı komşumuzun mutluluğunu gözetiyoruz; istiyoruz ki ‘adil kent, eşit yurttaşlık’ sözümüz kentimizi kapsasın, büyütsün. Bu zaten sosyal ve katılımcı yerel yönetim anlayışımızın en temel ilkesi” dedi. </b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Ziya Zişan Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni ziyaret ederek merkezin üyeleriyle bir araya geldi. 60 yaş üstü Konaklıların sağlıklı yaş almalarına olanak tanıyan merkezde bayram havası yaşatan ziyarette Başkan Mutlu, hobi kursu sınıflarını ve atölyeleri tek tek gezerek, üyelerle sohbet etti; taleplerini yüz yüze dinleyerek merkezin geliştirilmesi için gelen önerileri birinci ağızdan aldı. Sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden olan merkezin, pek çok hayata dokunduğunu ifade eden Başkan Mutlu, her yaştan Konaklının kendisini iyi hissettiği, mutlu olduğu ve bu kentte yaşamaktan keyif aldığı bir Konak oluşturmak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p><b>Başkan Mutlu: Her yaştan Konaklı komşumuzun mutluluğunu gözetiyoruz</b></p>
<p>Ziya Zişan Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi’nin, ileri yaşlarını süren Konaklıların neler düşündüğü, nasıl hissettiği ve beklentilerinin neler olduğu konusunda önemli bir veri sunduğunu dile getiren Başkan Mutlu, merkez üyeleriyle yaptığı sohbette şu ifadelere yer verdi: “İnsanın artık çalışmayıp kendine zaman ayırdığı dönemde sosyalleşmek çok kıymetli. Merkezimiz bu açıdan önemli bir eksiği tamamlıyor ve bu da bizi çok mutlu ediyor. Bir yaştan sonra eve kapanmak, sosyal hayattan uzaklaşmak, günlük rutinlerin eksilmesi zaten zor olan hayat şartlarını daha da zorlu hale getiriyor. Biz kentimizde, her yaştan Konaklı komşumuzun mutluluğunu gözetiyoruz; istiyoruz ki ‘adil kent, eşit yurttaşlık’ sözümüz kentimizi kapsasın, büyütsün.”</p>
<p><b>“Antidepresanları bıraktım, yaşamım kolaylaştı”</b></p>
<p>Üyelerden Hatice Erdoğan, merkezin yaşamını nasıl değiştirdiğini şu sözlerle anlattı: “Eşimi kaybettiğim yıl karşılaştım burasıyla. Çok iyi geldi bana. Antidepresanları bıraktım, yaşamım kolaylaştı. Burada kurslara geliyorum ve kendimi hayatın daha içinde hissediyorum. Başkanımızın burada bizlere sahip çıkması çok güzel.”</p>
<p><b>“Hayatımızda çok şey değiştirdi”</b></p>
<p>Akıllı Telefon Kullanımı kursuna katılarak kendisini geliştiren Suat Ertaş da kurs sayesinde kimseye muhtaç olmadan kendi işini kendisinin yapabilmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, “Hocamız hepimizle tek tek ilgileniyor, çok memnunuz. Kurs hayatımızda çok şey değiştirdi. En azından sağa sola sormadan, kendi işimizi kendimiz yapabiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Kahveye gitmekten kurtuldum”</b></p>
<p>Mevlüd Asan ise, “Bu merkez sayesinde kahveye gitmekten kurtuldum. Buraya başladığımdan beri kahveye gitmiyorum. Bilgisayar ve Akıllı Telefon Kullanımı kursuna gidiyorum” sözleriyle merkezin hayatında yarattığı gelişime dikkat çekti. </p>
<p><b>Bu merkezde hayat var</b></p>
<p>İleri yaştaki Konaklıları hayatın her alanında var olmaya davet eden merkez, Alzheimer 1. evre dahil olmak üzere 60 yaş ve üstü sağlıklı ve öz bakımını yerine getirebilen Konaklılara hobi kursları, çeşitli atölyeler ve psikolojik danışmanlık olmak üzere 23 ayrı branşta hizmet veriyor. Konak Halk Eğitim Merkeziyle işbirliği yapılarak açılan kurslarda merkezden yararlanan Konaklıların talepleri dikkate alınıyor. Kurs ve atölyelerin yanı sıra merkezde, düzenli aralıklarla, üyelere yönelik sağlık taramaları, menopoz, andropoz, osteoporoz, meme kanseri, beslenme gibi sağlık ve yaşamla ilgili konularda eğitim veriliyor. Üyeler için aynı zamanda doğa yürüyüşü, yoga, çeşitli atölye çalışmaları, sergi ve müze gezileri gibi aktif bir sosyal yaşam sağlayan etkinlikler de düzenleniyor. Tezhip, Çini, Latin Dansları, Halk Oyunları, Bilgisayar, Akıllı Telefon Kullanımı, Yağlı Boya Resim,  Sulu Boya Resim, Fotoğrafçılık, İşaret Dili, Örgü, Yazarlık, Makrome Çanta Yapımı, Kösele Deri Çanta Yapımı, Diksiyon Güzel Konuşma, Satranç, İngilizce, İngilizce Konuşma, Ev Aksesuarları Yapımı, Heykel, Kilim Dokuma, Yoga kursları ve psikolojik danışmanlık hizmetiyle fark yaratan merkezde örgü kursuna katılanların atkı, bere, çanta,  kazak, eldiven gibi üretimleri ise her ay düzenli olarak iki kez Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki köy okullarına armağan olarak gönderiliyor.</p>
<p><b>Ulaşım kolay, kayıt kolay</b></p>
<p>Merkeze, 60 yaş üstü, kendi öz bakımını yerine getirebilen tüm Konaklılar başvuru yapabiliyor. Emeklilik günlerini verimli bir şekilde değerlendirmek isteyen, 60’lı yaşlardan itibaren hayatını daha kaliteli ve sosyal yaşamak isteyen Konaklılar, (0232) 445 43 20 numaralı telefondan merkeze ulaşıp detaylı bilgi alabiliyor. Halil Rıfat Paşa Caddesi No: 380’de hizmet veren merkeze ESHOT 21 No’lu otobüs hattıyla kolayca ulaşılabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-konakin-fark-yaratan-merkezine-ziyaret-605699">Başkan Mutlu&#8217;dan Konak&#8217;ın fark yaratan merkezine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova, eğitime desteğiyle fark yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornova-egitime-destegiyle-fark-yaratti-602566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 07:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitime]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, eğitime verdiği destek ve genç odaklı çalışmalarıyla İzmir Sınav Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen “İzmir’in En’leri 2025” töreninde “En Öğrenci Dostu Belediye” seçildi; ödülü Başkan Ömer Eşki, İlker Sümer’den aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-egitime-destegiyle-fark-yaratti-602566">Bornova, eğitime desteğiyle fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, eğitime verdiği destek ve genç odaklı çalışmalarıyla İzmir Sınav Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen “İzmir’in En’leri 2025” töreninde “En Öğrenci Dostu Belediye” seçildi; ödülü Başkan Ömer Eşki, İlker Sümer’den aldı. Törende konuşan Eşki, Bornova’nın gençlere kucak açan bir kent olduğunu vurgulayarak öğrencilere; “Zorluklar karşısında korkmayın, ülkenizden vazgeçmeyin” mesajı verdi. Program, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve sporcuların da katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><b>Öğrencilerin oylarıyla gelen birincilik</b></p>
<p>Bornova Belediyesi, İzmir Sınav Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen “İzmir’in En’leri 2025” ödüllerinde “En Öğrenci Dostu Belediye” seçildi. Ödülü, törende Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Sınav Eğitim Kurumları Kurucu Temsilcisi İlker Sümer’in elinden aldı. Öğrenciler, öğretmenler ve velilerin oylarıyla belirlenen ödül, Bornova’nın gençlere sunduğu eğitim, kültür ve sosyal destek projelerinin önemli bir göstergesi oldu.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Bornova gençlere kucak açan bir kent”</b></p>
<p>Törende konuşan Başkan Ömer Eşki, Bornova ile olan kişisel bağını hatırlatarak,“Bu kente 21 yıl önce üniversite öğrencisi olarak geldim. Bornova, gençlere kucak açan, sahip çıkan, duyarlı ve vefalı insanların yaşadığı çok özel bir şehir” dedi. Gençlere de seslenen Eşki, “Zor zamanlarda yılmayın, İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan ‘Korkma’yı hatırlayın. Bu ülkeden vazgeçmeyin, umutla mücadele edin” sözleriyle salondan büyük alkış aldı.</p>
<p><b>Törene önemli isimler katıldı</b></p>
<p>Başkan Eşki, törende YTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, TEMA Vakfı İzmir İl Temsilcisi Özcan Gökoğlu, Atatürk İl Halk Kütüphanesi Müdürü Veli Caner ve Milli Sporcu Ayşe Begüm Onbaşı gibi isimlerle bir araya geldi. Program, eğitim ve toplumsal gelişime katkı sunan kişi ve kurumların ödüllendirilmesiyle tamamlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-egitime-destegiyle-fark-yaratti-602566">Bornova, eğitime desteğiyle fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni yıl, yenilenmeye dair umut ve hareket enerjisi taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yil-yenilenmeye-dair-umut-ve-hareket-enerjisi-tasiyor-601791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 13:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[Ara Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[taze]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken yeni kararlar almanın ve yeni hedefler belirlemenin “zamanı bölümlere ayırma” eğilimiyle açıklanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, yeni yılın kişinin kendisiyle ilgili yeni ihtimalleri düşünmek için güçlü bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yil-yenilenmeye-dair-umut-ve-hareket-enerjisi-tasiyor-601791">Yeni yıl, yenilenmeye dair umut ve hareket enerjisi taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken yeni kararlar almanın ve yeni hedefler belirlemenin “zamanı bölümlere ayırma” eğilimiyle açıklanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, yeni yılın kişinin kendisiyle ilgili yeni ihtimalleri düşünmek için güçlü bir fırsat sunduğunu söyledi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bu dönemin kişinin neye ihtiyaç duyduğunu fark edebildiği ve bu ihtiyaçlara alan açmayı seçebildiği bir psikolojik eşik olarak görülebileceğini kaydeden Uzunkoca, “Bu dönem, kimileri için bu küçük düzenlemelerle ilerlemek, kimileri içinse daha cesur ve kapsamlı değişimlere yönelmek anlamına gelebilir.  Yeni yıl, tam da bu yüzden yenilenmeye dair umut ve hareket enerjisi taşır” diye konuştu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, yeni yıl öncesinde yeni kararlar alma ve hedefler belirlemenin psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Psikolojik sıfırlama düğmesi gibi işliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeni yılın genellikle taze bir başlangıç anlamına geldiğini, bu dönemde yeni kararlar alındığını ve yeni hedefler belirlendiğini belirten Uzunkoca, “Bu durumu ‘zamanı bölümlere ayırma’ eğilimiyle açıklayabiliriz. Yani bizler doğal olarak zamanı belirli parçalara bölüp, o parçaları birer dönüm noktası gibi kullanarak kendi hayatlarımızda değişim yaratmaya çalışırız. Diğer deyişle insanlar, belirli zaman dilimlerini (yeni yıl, doğum günü, hatta yeni hafta) bir tür temiz sayfa olarak görme eğilimindedir. Bu sayede geçmişteki hatalardan, başarısızlıklardan veya ertelenmiş işlerden kendilerini ayrıştırıp, yeni bir motivasyonla başlama fırsatı bulurlar. Bu aslında bir nevi psikolojik bir sıfırlama düğmesi gibi işler. Bu sayede kendimizi psikolojik olarak yenilenmiş hissederiz” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yeni yıl kolektif anlam taşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeni yılın bu denli güçlü bir dönüm noktası olarak algılanmasının bir nedeninin de doğum günü gibi bireysel zaman işaretlerinden farklı olarak kolektif bir anlam taşıması olduğunu kaydeden Uzunkoca, “Yeni yıl, kültürler ve toplumlar arasında paylaşılan nadir zaman eşiklerinden biridir. Herkesin aynı anda geçmiş yıla dönüp bakması, değerlendirme yapması ve yeni kararlara yönelmesi, bu dönemin psikolojik etkisini güçlendirir. Ayrıca yeni yıl, çoğu zaman bir duraklama, dinlenme ve kutlama dönemiyle birlikte gelir. Bu doğal duraklama hali, bireylerin hem geriye bakmasını hem de ileriye dönük planlar yapmasını kolaylaştırır ve ‘yeni bir başlangıç’ anlatısını daha güçlü kılar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Psikolojik yenilenme ile zihinsel ve duygusal tazelenme hissediliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikolojik yenilenmenin, bireyin gündelik yaşamında yaptığı şeylerle ve bu yaptıklarını nasıl deneyimlediğiyle yakından ilişkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Psikolojik olarak yenilenme denildiğinde kastedilen şey, bireyin zihinsel ve duygusal olarak kendini tazelenmiş, motive olmuş ve yeniden enerjilenmiş hissetmesidir. Ancak bu his, yalnızca takvimin değişmesiyle ortaya çıkmaz. Psikolojik yenilenme, bireyin gündelik yaşamında yaptığı şeylerle ve bu yaptıklarını nasıl deneyimlediğiyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle yenilenme, çoğu zaman büyük ve köklü değişimlerden değil, gündelik yaşam içinde yaşanan küçük ama fark edilen deneyimlerden beslenir” dedi.  </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Küçük ve anlamlı ara hedefler önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu açıdan bakıldığında psikolojik yenilenmenin, yalnızca belli kişilere ya da özel koşullara özgü bir durum değil; herkesin gündelik yaşamında kendi eylemleri üzerinden mümkün olabilen bir süreç olduğunu kaydeden Uzunkoca, “Bu noktada küçük ve anlamlı ara hedefler önem kazanır. Ara hedefler, bireyin kendi davranışlarıyla ve ilerleyişiyle daha bilinçli bir temas kurmasına yardımcı olur. Kişi, belirlediği bir adımı hayata geçirdiğinde ya da koyduğu bir hedef doğrultusunda hareket ettiğini gördüğünde, yaptığı şeylerle kendisi arasında daha net bir bağ kurar. Bu bağ, başarma hissinin ortaya çıktığı yerdir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bir işi tamamlama, kişiyi yeterli ve etkin hissettiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Başarma hissinin zihinsel ve duygusal olarak tazelenmeye önemli bir katkısı olduğunu belirten Uzunkoca, “Başarma hissi, soyut bir duygu değil; gün içerisinde gerçekten hissedilen somut bir deneyimdir. Kişi, yaptığı bir şeyi tamamladığında ya da planladığı bir adımı gerçekleştirdiğinde, kendisini daha yeterli ve etkin hisseder. Bu deneyim, bireyin zihinsel ve duygusal olarak tazelenmesine katkı sağlar. Çünkü kişi, kendi eylemleri üzerinden kendisiyle daha olumlu bir iç değerlendirme yapabildiği anda, psikolojik yenilenme hissi güçlenir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Küçük adımların farkında olmak da yenilenmeye katkı sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikolojik yenilenmenin yalnızca bir hedefe ulaşmakla ilgili değil; asıl olarak kişinin bu hedef sürecinin üzerinde durabilmesiyle ilgili olduğunu vurgulayan Uzunkoca, şunları söyledi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bazen bir şeyi başaramamış olsak bile durabildiğimizi, kendimize yüklenmeden devam edebildiğimizi fark etmek de güçlü bir yenilenme deneyimi yaratır. Kişinin bu anlarda kendi içsel gücüyle, dayanıklılığıyla ve sürece dair kurduğu bağla temas edebilmesi, psikolojik olarak tazelenmesine katkı sağlar. Bu nedenle psikolojik yenilenme, tek bir karar anıyla ya da büyük başlangıçlarla değil; bu tür başarma deneyimlerinin zaman içinde birikmesiyle oluşur. Birey, yaptığı küçük adımların farkında oldukça ve bu adımların kendisinde yarattığı etkiyi görebildikçe, kendini daha taze ve motive hisseder. Yenilenme bu anlamda, baştan başlamak değil; bulunduğu yerde yaptığı şeylerle yeniden temas edebilmek ve yoluna buradan devam edebildiğini hissedebilmektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ara hedeflere ulaşmak da kutlanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ara hedeflere ulaşmış olmanın da kutlamaya değer olduğunu belirten Uzunkoca, “Ara hedeflerinize ulaştığınız zaman mutlaka küçük de olsa bir kutlamasını yapın, bu ara hedefe ulaşmış olmanın keyfini çıkarın ve sonraki hedefinize odaklanın. Bazen bu küçük hedeflere ulaşılmamış da olabilir. İşte bu ara noktalar tam da bunun için var; nerede olduğumuzu görmek, durmak ve gerekirse yolu yeniden ayarlamak için. Büyük hedeflere giden yol her zaman düz ilerlemez; bazen yavaşlar, bazen yön değiştirir. Yenilenme de tam olarak burada başlar. İnsan, durabildiği, fark edebildiği ve kendine yüklenmeden yeniden yön çizebildiği anlarda gerçekten tazelenir. Çünkü yenilenmek, baştan başlamak değil; bulunduğu yerden yeniden yön çizebilmektir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yeni yıl, yeni ihtimalleri düşünmek için güçlü bir fırsat sunar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu açıdan bakıldığında yeni yıl, kendimizle ilgili yeni ihtimalleri düşünmek için güçlü bir fırsat sunar. Kimileri için bu küçük düzenlemelerle ilerlemek anlamına gelebilir; kimileri içinse daha cesur ve kapsamlı değişimlere yönelmek. Bu dönem, neye ihtiyaç duyduğumuzu fark edebildiğimiz ve bu ihtiyaçlara alan açmayı seçebildiğimiz bir psikolojik eşik olarak görülebilir. Yeni yıl, tam da bu yüzden, yenilenmeye dair umut ve hareket enerjisi taşır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yil-yenilenmeye-dair-umut-ve-hareket-enerjisi-tasiyor-601791">Yeni yıl, yenilenmeye dair umut ve hareket enerjisi taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açtığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burhaniye&#8217;de Müzik ve Dayanışma Gecesi Fark Yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-muzik-ve-dayanisma-gecesi-fark-yaratti-601488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 12:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[burhaniye]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Kadınlar Korosu tarafından hazırlanan “Kenan Sucuoğlu Yardım Konseri”, Ahmet Akın Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-muzik-ve-dayanisma-gecesi-fark-yaratti-601488">Burhaniye&#8217;de Müzik ve Dayanışma Gecesi Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Kadınlar Korosu tarafından hazırlanan “Kenan Sucuoğlu Yardım Konseri”, Ahmet Akın Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Konsere; Burhaniye Belediye Başkan Yardımcısı Ayten Tuna, CHP Burhaniye İlçe Başkanı Aylin Yıldırım ve yönetim kurulu üyeleri, Burhaniye Belediye Meclis Üyeleri Aşkıbirce Uzkurt, Esra Arıcı, Çiğdem Karasakal Avcu ve sanatseverler katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği gecede, 80’li ve 90’lı yılların unutulmaz şarkıları seslendirilerek izleyicilere nostalji ve müzik dolu anlar yaşatıldı. Koro Şefi Anıl Aydınlıgil Duran&#8217;ın öncülüğünde sahne alan Burhaniye Belediyesi Kadınlar Korosu’nun titizlikle hazırlanan performansları büyük beğeni toplarken, Burhaniye Belediyesi Gençlik Merkezi tarafından hazırlanan dans gösterisi geceye renk kattı. Müzik dolu atmosfer, dinleyicilere geçmişin sevilen ezgileri eşliğinde keyifli bir yolculuk sundu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sahnede sanatseverlere konuşma gerçekleştiren Burhaniye Belediye Başkan Yardımcısı Ayten Tuna, başarılı performansları dolayısıyla orkestrayı ve emeği geçenleri tebrik ederek, Burhaniye Belediyesi olarak sanata ve kadın emeğine verdikleri desteği kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-muzik-ve-dayanisma-gecesi-fark-yaratti-601488">Burhaniye&#8217;de Müzik ve Dayanışma Gecesi Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bedendeki]]></category>
		<category><![CDATA[bruksizm]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sıkma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yansıması]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüklerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, bruksizmin stres ve ruhsal yüklerle ilişkisi, yol açabileceği sağlık sorunları ve nasıl yönetilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546">Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, bruksizmin stres ve ruhsal yüklerle ilişkisi, yol açabileceği sağlık sorunları ve nasıl yönetilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres diş sıkmayı artırır, diş sıkma da kişinin stresini besler!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bizlere pek çok kolaylık getirdiğini dile getiren Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Ancak beraberinde artan sorumluluklar, ekonomik kaygılar, sosyal baskılar ve belirsizlikler de insanları hiç olmadığı kadar yoğun bir stres altına soktu. Bilindiği üzere artan stres, sadece ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da etkiliyor. Son yıllarda diş kliniklerinde artan diş sıkma ve gıcırdatma, yani bruksizm vakaları, bu durumu açıkça gözler önüne seriyor.” dedi.</p>
<p>Bruksizmin kişinin farkında olmadan, uyanıklık veya uyku sırasında dişlerini sıkması ya da gıcırdatması olarak tanımlandığını hatırlatan Doç. Dr. Tınastepe, “Hatta bazı durumlarda gerçek bir diş teması olmaksızın, kaslardaki gerginlik şeklinde de karşımıza çıkabiliyor. Uyku sırasında ve uyanıklık anında ortaya çıkan her iki bruksizm türünün ortaya çıkış sebepleri farklılık gösterse de, yoğun stres ve anksiyete ikisinde de ortak rol oynar. Stres diş sıkmayı artırır, diş sıkma da kişinin stresini besler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bruksizm, basit bir alışkanlık değil, birçok sağlık sorununu beraberinde getiren ciddi bir durum!</strong></p>
<p>Bruksizmin, sadece stres karşısında ortaya çıkan basit bir alışkanlık olarak adlandırılabilecek kadar hafif bir durum olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Bruksizm, beraberinde birçok sağlık sorununu da getirir.” dedi.</p>
<p>Dişlerin, normal çiğneme kuvvetlerine kıyasla çok daha fazla yüklere maruz kalmasının etkilerinden bahseden Doç. Dr. Tınastepe, şunları söyledi:</p>
<p>“Dişlerde aşınma, çatlak ve kırık gibi hasarlar görülebilir. Dişleri çevreleyen kemik dokular ve bağ dokuları da aynı şekilde bu durumdan olumsuz etkilenir. Bruksizm yaşayan kişiler sabahları ağız açmada zorluk yaşayabilir; açtıklarında ise tıklama sesi ve ağrı ile karşılaşabilirler. Ağrı sadece çene eklemi ile sınırlı kalmayabilir; dişlerde, çenelerde ve baş, şakak ile boyun bölgesinde de ciddi rahatsızlık yaratabilir. Diş sıkma ve gıcırdatma yaşayan kişilerde uyku kalitesi düşer ve sabahları yorgun uyanırlar. Dikkat dağınıklığı, sinirlilik ve gerginlik gün boyu onlara eşlik edebilir.</p>
<p>Bruksizm çoğu zaman tek başına görülmez; en sık anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları (özellikle uyku apnesi), çene eklemi problemleri ve reflü ile birlikte görülür. Son dönemde yapılan çalışmalarda, akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte bruksizmin daha sık görüldüğü, bu kişilerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin de daha yüksek oranlarda eşlik ettiği dikkat çekiyor.” </p>
<p><strong>Bruksizmin kesin tedavisi yok, ancak zararları azaltılabilir!</strong></p>
<p>Diş hekimlerinin, diş sıkma ve gıcırdatmanın vereceği zararları azaltmak için genellikle gece plaklarından (splintlerden) faydalandıklarını aktaran Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Splintler; dişlere, kaslara ve diğer ilgili yapılara gelen kuvvetleri azaltır ve kasların daha dengeli çalışmasını sağlar.” dedi.</p>
<p>Gerektiğinde ilaç tedavisi ve fizik tedavi yöntemlerinden de yararlanıldığını kaydeden Doç. Dr. Tınastepe, “Ayrıca botulinum toksin uygulamaları da bu amaçla oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Ancak burada kritik bir gerçek var; bruksizmin henüz kesin bir tedavisi bulunmuyor. Alınacak önlemlerle oluşturabileceği zararlar minimuma indirilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, uyku düzeni, gevşeme egzersizleri ve bedensel farkındalık bruksizmi azaltır! </strong></p>
<p>Tedavinin bir parçası olması gereken yaklaşımlar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Psikolojik destek alınmalı, uyku düzenlenmeli, nefes ve gevşeme egzersizlerinden faydalanılmalı, dijital ve zihinsel yük azaltılmalı ve bedensel farkındalık artırılmalı.” dedi.</p>
<p>Bu yöntemlerden destek alınmasının, yalnızca dişleri, çene kaslarını ve çevre dokuları korumakla kalmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Tınastepe, “Bu yöntemler aynı zamanda bruksizmin ortaya çıkmasına neden olan temel zihinsel ve duygusal yükleri de azaltmayı hedefler. Özellikle stresin doğru bir şekilde yönetilmesi ve uyku kalitesinin uyku hijyeni sağlanarak artırılması, diş sıkmanın oluşması ve  şiddetinde belirgin bir azalma sağlayabilir. Nefes ve gevşeme egzersizleri ile kasların gevşemesine yardımcı olunurken, dijital ve zihinsel yükün azaltılması ise kişinin sürekli tetikte olma sürecinden kurtulmasına destek olur. Bedensel farkındalığın artmasıyla kişi gündüzleri dişlerini sıktığını daha kolay fark eder ve bu davranışı bilinçli olarak kontrol etmeyi öğrenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bruksizm, ruhsal yüklerin bedendeki yansıması olarak düşünülebilir! </strong></p>
<p>Bruksizm, vücudumuzun bizimle iletişim kurma yollarından biri olduğunun altını çizen Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ruhumuza fazla gelen yüklerden kurtulmamız ve belki de biraz yavaşlamamız için bir uyarıdır. Bazen söyleyemediklerimiz, bastırdıklarımız, ertelediklerimiz ve içe attıklarımız bu şekilde dışarı çıkar. Bunu görmezden gelirsek, bruksizme eşlik eden diğer fiziksel rahatsızlıkları da çok zaman geçmeden yaşamımızda görmeye başlayabiliriz. Bruksizm, ruhsal yüklerimizin bedendeki yansıması olarak düşünülebilir. Sonuç olarak bruksizm için çözüm yine bizde, ruhumuzun derinliklerinde saklı görünüyor. Bazen bu belirtileri hayatın yoğunluğu içinde fark etmeyebiliriz; ancak bedenimizin verdiği bu sinyaller süreklilik kazanmaya başladıysa, profesyonel destek almak en sağlıklı adım olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546">Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasında]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınla]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><strong>Araştırma 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadınla yüz yüze yapıldı</strong></p>
<p>Türkiye’de kadın ve erkek profilini karşılaştırmalı olarak ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı çalışma; 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadın katılımcı ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Temizlik ve hijyen, beden sağlığı, psikolojik sağlık, cinsel hayat ile evlilik ve aile değerlerine bakış başlıklarında toplumun röntgenini çeken araştırma; çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmanın katılımcı profili incelendiğinde; kadınların %56’sının, erkeklerin ise %60’ının evli olduğu; eğitim seviyesinde ise kadınların %35’inin, erkeklerin %32’sinin yüksek eğitim grubunda yer aldığı görüldü.</p>
<p><strong>Gizli iktidar savaşı: Erkekler &#8220;Reis Benim&#8221; diyor, kadınlar &#8220;Eşitiz&#8221;</strong></p>
<p>Erkeklerin %35’i “Evin reisi benim” derken, kadınların %46’sı “Eşimle eşitiz” diyor. Ev, erkekler için bir dinlenme ve sığınak alanı iken, kadınlar için hala bir miktar stres ve mesai barındırıyor. </p>
<p><strong>Kadınlar daha hijyenik…</strong></p>
<p>Hijyen ve bakım konularına da odaklanan araştırma sonuçlarına göre kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp bakım rutinlerini aksatmazken; erkekler gündelik bakımda biraz daha geride kalıyor ancak duş alma sıklığında kadınları geçiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor…</strong></p>
<p>Çalışma sonuçlarına göre iş yerindeki statü algısında önemli bir fark bulunuyor. Kendini yönetici olarak tanımlayan erkeklerin oranı (%29), kadınların (%8) neredeyse 4 katı olarak görülüyor&#8230; Erkekler iş yerinde &#8220;saygı gördüğünü&#8221; hissederken, kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor.</p>
<p>Ayrıca bireylerin sağlık durumlarını inceleyen çalışmada, erkek ve kadınlar arasındaki farklılıklar dikkat çekici.<strong> </strong> Erkekler daha çok sigara ve alkol tüketiyor olmasına karşın kendilerini sağlıklı hissederken; daha sağlıklı yaşayan kadınlar kronik hastalıklarla (tansiyon, şeker) daha çok mücadele ediyor. </p>
<p><strong>Kadın ve erkek için de aile kutsal!</strong></p>
<p>Tüm bu farklılıklara rağmen toplum tek bir noktada kenetleniyor: Hem kadınların hem erkeklerin %90&#8217;ından fazlası &#8220;Aile Kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. Ancak kadınlar evlilikte &#8220;resmiyet ve güvence&#8221; ararken, erkekler &#8220;imam nikahı&#8221; veya &#8220;birlikte yaşama&#8221; gibi alternatiflere daha sıcak bakıyor.</p>
<p><strong>Kişisel bakım ve hijyende kadınlar daha titiz!</strong></p>
<p>Araştırma, kadınların kişisel bakım ve hijyen konusunda erkeklerden daha titiz olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların %84’ü kendi bakımını yeterli bulurken, erkekler %70 oranında kendini yeterli görüyor. Kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp 1,3 kez diş fırçalarken, erkeklerde bu sayılar sırasıyla 7 ve 1. Deodorant ve parfüm kullanımında kadınlar daha aktif, ancak duş alma sıklığında erkekler haftada 5,3 kez ile kadınların 4,5’ini geçiyor. Erkekler, duş alma sıklığında liderliği alıyor; kadınlar haftada ortalama 4,5 kez duş alırken, erkeklerin ortalaması 5,3’e ulaşıyor.</p>
<p><strong>Kadınlar sağlıkta daha gerçekçi ve temkinli… </strong></p>
<p>Araştırma, erkeklerin sağlık algısında daha iyimser olmasına rağmen, kadınların sağlık durumunun daha gerçekçi ve temkinli olduğunu gösteriyor. Erkeklerin %78’i kendini sağlıklı hissederken, kadınlarda bu oran %72. Kronik hastalık oranı erkeklerde %24, kadınlarda %32; özellikle tansiyon ve şeker hastalığı kadınlarda daha yaygın. Erkekler sağlık sorunlarını genellikle yaşam tarzına bağlarken, kadınlar doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Araştırma sonuçlarına göre sigara ve alkol tüketiminde erkekler açık ara önde. Sigara içen erkekler haftada ortalama 5,7 paket tüketirken, kadınlarda bu ortalama 5 pakette kalıyor. Alkol kullanımında ise erkeklerin %31’i alkol kullandığını belirtirken, kadınlarda bu oran %11 seviyesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; diyor</strong></p>
<p>&#8220;Evdeki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?&#8221; sorusuna erkeklerin %35’i &#8220;Evin reisi benim&#8221; yanıtını verirken, bu tanımı kabul eden kadınların oranı sadece %15’te kalıyor. Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; derken, erkeklerde eşitlik vurgusu %26’ya kadar düşüyor. Kadınların evdeki varlıklarını &#8220;Saygınlığım yüksektir&#8221; (%31) ifadesiyle tanımlama oranının ise erkeklerden (%28) daha yüksek ifade ettiği görülüyor.</p>
<p><strong>Erkeğe sığınak, kadına mesai alanı… </strong></p>
<p>Ev ortamı her iki cinsiyet için de en güvenli liman olarak görülüyor. Kadın %86, Erkek %85 &#8220;Güvenli&#8221; hissediyor. Erkeklerin %56’sı evde stres hissetmediğini belirtirken, kadınlarda bu oran %47’de kalıyor. Benzer şekilde erkeklerin %64’ü evde &#8220;sakin&#8221; hissettiğini söylerken, kadınlarda bu oran %55 seviyesine düşüyor. Bu veriler, evin erkekler için bir &#8220;dinlenme alanı&#8221;, kadınlar için ise ev içi sorumluluklar nedeniyle hala bir &#8220;mesai alanı&#8221; olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Erkekler, ‘Ben daha çok seviyorum’ diyor…</strong></p>
<p>Araştırma, aşk hayatında da cinsiyetler arası algı farkını ortaya koyuyor. İlişkisi olanlarda “karşılıklı sevgi ve bağlılık” duygusu öne çıkarken (Kadın %53, Erkek %51), “Ben daha çok seviyorum” diyen erkeklerin oranı %16 iken, kadınlarda bu oran %8. Toplumun yaklaşık beşte biri ise (Kadın %20, Erkek %17) aşk hayatına sahip değil.</p>
<p><strong>Cam tavan yıkılmıyor!</strong></p>
<p>Araştırma, iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin statü ve unvan dağılımına nasıl yansıdığını ortaya koyuyor. Erkek çalışanların oranı %70, kadınların ise %30 olmasına rağmen asıl fark, karar verici pozisyonlardaki temsilde görülüyor. “İş ortamındaki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?” sorusuna erkeklerin %29’u “Yöneticiyim” yanıtını verirken, kadınlarda bu oran %8’de kalıyor. Bu durum, kadınların iş hayatında var olsalar bile liderlik pozisyonlarına erişimde yaşadıkları zorlukları (Cam Tavan etkisi) gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Erkeklerin yarısı işyerinde saygınlığım var diyor, kadınlar oran daha düşük</strong></p>
<p>Erkeklerin neredeyse yarısı (%48) iş yerinde &#8220;Saygınlığım var&#8221; diye yanıt verirken, çalışan kadınların sadece %31’i bu ifadeyi kullanıyor. Benzer şekilde, iş süreçlerinde &#8220;Fikir alırlar&#8221; diyen erkeklerin oranı %18 iken, kadınlarda bu oran %11’de kalıyor. </p>
<p><strong>Erkeklerin %64’ü cinsel hayatından memnun</strong></p>
<p>Araştırmanın cinsel yaşam ve ilişki geçmişine dair bulgular, kadınlar ve erkekler arasında hem deneyim hem de memnuniyet açısından farklar olduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerin %64’ü cinsel hayatlarından memnun olduğunu belirtirken, kadınlarda bu oran %44’te kalıyor. </p>
<p>Hayatları boyunca ortalama partner sayısı erkeklerde 7, kadınlarda 2 olarak belirtiliyor. Ciddi ilişki deneyimlerinde de benzer bir tablo var; erkekler ortalama 5 ciddi ilişki yaşarken, kadınlar 2 ciddi ilişki yaşadığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Kadın da erkek de evliliği insan doğasına uygun buluyor…</strong></p>
<p>Evlilik kurumunu insan doğasına uygun bulma konusunda erkekler (%78) ve kadınlar (%74) benzer görüşte birleşirken, çok eşlilik konusunda farklılıklar dikkat çekiyor: Erkeklerin %11’i çok eşliliğe katıldığını belirtirken, kadınlarda bu oran %5’te kalıyor. Sadakat konusunda ise kadınlar daha temkinli; aldatıldığını düşünen kadınların oranı %9 iken, erkeklerde %7. Erkeklerin %16’sı ise “Evdeki kadın çocuklarımın annesi, dışarıdaki kadın cinselliği yaşadığım kişidir” görüşünü benimseyerek evlilik ve cinselliği ayrı değerlendirme eğiliminde olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Katılımcıların %90&#8217;dan fazlası ‘Aile kutsaldır’ diyor</strong></p>
<p>Araştırmanın son bölümü, yaşam tarzı ve alışkanlıklardaki tüm farklılıklara rağmen Türk toplumunun aile kavramı etrafında kenetlendiğini kanıtladı. Cinsiyet fark etmeksizin katılımcıların neredeyse tamamı aileyi dokunulmaz bir değer olarak görüyor. &#8220;Aile kutsaldır&#8221; görüşüne katılan erkeklerin oranı %93, kadınların oranı ise %92 olarak ölçülüyor. Benzer bir uzlaşı evlilik kurumunda da görülüyor; kadınların %81’i, erkeklerin ise %79’u &#8220;Evlilik kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. </p>
<p><strong>Kadın evlilikte yasal güvence ve resmiyet istiyor… </strong></p>
<p>Veriler, erkeklerin gayri resmi birlikteliklere ve alternatif evlilik modellerine kadınlardan daha sıcak baktığını gösteriyor. &#8220;Sadece imam nikahı ile evlilik olabilir&#8221; görüşünü erkeklerin %29’u desteklerken, kadınlarda bu oran %14’e düşüyor. Benzer şekilde, &#8220;Sadece imam nikahı ile çocuk sahibi olunabilir&#8221; fikrine erkeklerin %26’sı olumlu yaklaşırken, kadınlarda bu oran %15’te kalıyor. Modern birlikteliklerde de benzer bir eğilim var: </p>
<p>&#8220;Evlilik olmasa da çiftler birlikte yaşayabilir&#8221; diyen erkeklerin oranı %30, kadınlarda %19. Evlilik dışı çocuk sahibi olmaya erkeklerin yaklaşımı (%17) kadınlara (%10) göre daha esnek. Bu veriler, kadınların evlilikte &#8220;yasal güvence ve resmiyeti&#8221; önemserken, erkeklerin daha esnek modellere yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik hâlâ geçerliliğini koruyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan hem kadınlar (%34) hem de erkekler (%32) için en yaygın ve kabul gören evlilik biçimi &#8220;Kendimiz tanıştık, anlaştık, aileler onayladı&#8221; seçeneği olurken, geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik de hâlâ geçerliliğini koruyor; kadınlarda bu oran %31, erkeklerde %22 seviyesinde.</p>
<p><strong>Esengül Berişah: “Aile, evlilik ve ortak yaşamda güçlü bir uzlaşı var”</strong></p>
<p>Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah, Method Research Company ve Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde yürütülen “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması”, yıllar içinde gençleri, ardından erkekleri ve son olarak kadınları merkeze alarak insanı, toplumsal değerleri, beklentileri ve dönüşümü anlamamıza yönelik önemli bir bakış açısı sağladığını söyledi. Berişah, araştırmanın, kadın ve erkeğin hayatın birçok alanında farklı deneyimler yaşadığını ortaya koymakla birlikte; aile, evlilik ve ortak yaşam gibi temel konularda güçlü bir uzlaşıya da işaret ettiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Geleneksel ile modernin harmanlandığı toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği”</strong></p>
<p>Araştırmayı değerlendiren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: </p>
<p>“Bugün kadın ve erkeklerin sosyal yaşamları ve sosyal kurumlara yaklaşımını özetleyen bir araştırmamızı kamuoyu ile paylaşıyoruz. Ortaya çıkan sonuç hala geleneksel kurumların ve toplumu bir arada tutan temel yapıtaşı olarak ailenin önemini koruduğu. Hala insanlar kendilerini güvende hissedebilmek için çoğuldan tekile doğru yönleniyor. Erkeklerde özgüven, kadınlarda ise fedakarlık eğilimi biraz daha yüksek. Geleneksel ile modernin harmanlandığı bir toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği.” İfadelerini kullandı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[buluşturdu]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, “Aile Yılı” temasıyla kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir çalışma başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644">Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, “Aile Yılı” temasıyla kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir çalışma başlattı. Şehrin yoğun kullanılan güzergâhlarından biri olan Alikahya Stadyum yolu üzerindeki köprü altı duvarları grafiti çalışmaları sonucunda aile temasıyla renklendirildi.</p>
<p><b>MUTLU KADIN, GÜÇLÜ AİLE</b></p>
<p>2025’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Aile Yılı” ilan edilmesi kapsamında birçok çalışma yürüten Kocaeli Büyükşehir Belediyesi şimdi de aile temasıyla kentin önemli noktalarını grafiti çalışmaları ile renklendiriyor. Bu kapsamda Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, aile kavramına dikkat çekmek, kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir toplumsal duruş sergilemek ve farkındalık oluşturmak için önemli bir çalışma başlattı. Kent estetiğine de katkı sağlayacak grafiti çalışmaları kapsamında toplumsal bilinç oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p><b>TOPLUMSAL MESAJLARI GÜÇLENDİREN RENKLER</b></p>
<p>Sanatsal müdahalede turuncu, kırmızı ve mavi renkler ağırlıklı olarak kullanıldı. Turuncu, dünya genelinde “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma” temasının simge rengi olurken, mavi ton ise huzur, güven ve iyileşmeyi temsil ediyor. Böylece aile içi barış, huzur ve bütünlüğü simgeleyen renkler, çalışmanın ana temasını güçlendirdi. Kullanılan renklerin etkileyici uyumu, hem görsel odak oluştururken hem de mesajın daha net algılanmasına katkı sağladı. Bu renk uyumu, görsel olarak dikkat çekici bir alan oluştururken, verilen sosyal mesajların toplum tarafından daha kolay fark edilmesini sağladı.</p>
<p><b>GRAFİTİ İLE DESTEKLENEN SOSYAL FARKINDALIK</b></p>
<p>Yapılan çalışma, yalnızca bir duvar boyama etkinliği olmanın ötesine geçerek güçlü bir sosyal farkındalık projesi olarak konumlandı. Duvar üzerinde; dayanışmayı, eşitliği ve kadının toplumdaki yerini vurgulayan figürler, sözler ve sembollere yer verildi. Aynı zamanda aile bağlarının güçlendirilmesi, birlikte yaşam kültürü, saygı ve dayanışma gibi temalar da duvara yansıtılacak. Mesajların, güzergâhtan geçen her yaştan vatandaş tarafından görülerek farkındalık oluşturması amaçlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644">Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[growth]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[ing]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[studio]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595977</guid>

					<description><![CDATA[<p>ING Türkiye, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültür dönüşümü çerçevesinde önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977">ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ING Türkiye, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültür dönüşümü çerçevesinde önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi. ING’nin Genel Müdürlük binasında açılan bu yeni merkez, klasik eğitim anlayışının ötesine geçerek merakı besleyen, deneme-yanılmayı teşvik eden, birlikte üretmeyi ön plana alan dinamik bir öğrenme ortamı sunuyor. Merkezde 5 tane hibrit eğitime uygun sınıf, birebir gelişim görüşmelerine uygun koçluk ve mentorluk alanları, takım etkileşimini artıran yaratıcı oyun ve etkileşim araçları, mini kütüphane ve fikir üretimini destekleyen bir oda bulunuyor. ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, “Öğrenmeyi bir etkinlikten öte çalışma kültürü ve organizasyonun doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz.  Bugün farkı yaratan şey bilgi değil, öğrenme hızı. Growth Studio’yu bu yüzden hayata geçirdik. Bu merkezde ING’liler sadece eğitim almıyor; deniyor, yanılıyor, tartışıyor ve yeniden inşa ediyor. Biz büyümeyi bir sonuç değil, her gün tekrarlanan bir davranış olarak görüyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING, yenilikçi bakış açısını insan ve kültür stratejisine yansıtarak Türkiye’de öğrenme yaklaşımıyla fark yaratmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda ING, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültürel dönüşüm kapsamında önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi.  ING’nin Genel Müdürlük binasında açılan bu yeni öğrenme merkezi, klasik eğitim anlayışının ötesine geçerek merakı besleyen, deneme-yanılmayı teşvik eden, birlikte üretmeye odaklanan dinamik bir öğrenme ortamı sunuyor. ING’nin global yaklaşımıyla da uyumlu olarak tasarlanan bu stüdyo, çalışanların öğrenmeyi davranışa dönüştüren aktif birer değer üreticisi haline gelmesine imkân tanırken, aynı zamanda çalışma deneyimini zenginleştiren stratejik bir merkez olarak konumlanıyor. </p>
<p><strong>Birlikte üretme kültürünü güçlendiren bir gelişim alanı </strong></p>
<p>ING Türkiye’nin uzun vadeli insan ve kültür stratejisiyle uyumlu “öğrenme topluluğu” yaklaşımını güçlendiren Growth Studio, çalışanların farklı öğrenme ihtiyaçlarına ve çalışma biçimlerine cevap veren esnek bir yapı sunuyor. Merkezde; 5 tane hibrit eğitime uygun sınıf, birebir gelişim görüşmelerine uygun koçluk ve mentorluk alanları, takım etkileşimini artıran yaratıcı oyun ve etkileşim araçları, merakı besleyen mini kütüphane ve fikir üretimini destekleyen Orange Talks Room adında bir oda bulunuyor. Bu bütüncül yapı hem bireysel hem de ekip düzeyinde öğrenme hızını artıran, denemeyi teşvik eden ve birlikte üretme kültürünü derinleştiren zengin bir gelişim ortamı yaratıyor.</p>
<p><strong>Hale Ökmen Ataklı: Öğrenmeyi kurum kültürünün doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p><strong>ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, </strong>konuyla ilgili “ING olarak, global DNA’mızdan aldığımız dijital güçle ve ’Önce kendin olursun sonra ING’li yaklaşımımızla bugüne kadar birçok yenilikçi uygulama hayata geçirdik. Sürekli gelişimi merkeze alan, öğrenme kültüründe fark yaratan yaklaşımımızla yenilikçi duruşumuzu bir adım daha ileriye taşıyoruz. Öğrenmeyi bir etkinlikten öte çalışma kültürünün ve organizasyonun doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bugün farkı yaratan şey bilgi değil, öğrenme hızı. Growth Studio’yu bu yüzden hayata geçirdik. Bu merkezde ING’liler sadece eğitim almıyor; deniyor, yanılıyor, tartışıyor ve yeniden inşa ediyor. Biz büyümeyi bir sonuç değil, her gün tekrarlanan bir davranış olarak görüyoruz. Bu nedenle de klasik eğitim anlayışından uzaklaşıp öğrenmeyi kurum kültürüne bütüncül olarak entegre eden bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu stratejiyi destekleyen Growth Studio ise birbirinden öğrenme, trend paylaşımları ve üretim ritüelleriyle dinamik bir öğrenme döngüsü yaratıyor. Bu merkezi, kültürel dönüşümümüzün önemli bir yansıması olarak konumluyoruz. Öğrenme yaklaşımıyla fark yaratan bir kurum olma hedefiyle yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977">ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka &#8220;Engelsiz Bir Gün&#8221; ile farkındalık yaratacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyaka-engelsiz-bir-gun-ile-farkindalik-yaratacak-595395</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 10:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[yaratacak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, Dünya Engelliler Günü kapsamında hazırladığı programla, engelsiz bir yaşam için farkındalık yaratacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyaka-engelsiz-bir-gun-ile-farkindalik-yaratacak-595395">Karşıyaka &#8220;Engelsiz Bir Gün&#8221; ile farkındalık yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Karşıyaka Belediyesi, Dünya Engelliler Günü kapsamında hazırladığı programla, engelsiz bir yaşam için farkındalık yaratacak. 2 Aralık Salı günü Zühtü Işıl Meydanı’nda gerçekleştirilecek pek çok etkinlikle; dayanışmanın önemine ve birlikte üretmenin gücüne dikkat çekilecek. Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Engelsiz, eşit ve dayanışmayla güçlenen bir Karşıyaka için 2 Aralık’ta Zühtü Işıl Meydanı’nda buluşalım” dedi.</b></p>
<p>Karşıyaka Belediyesi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında düzenleyeceği programla toplumsal farkındalığı güçlendirecek. “Gülüşlerin Birleştirdiği Engelsiz Bir Gün” sloganıyla düzenlenen program, 2 Aralık Salı günü saat 13.30’da Zühtü Işıl Meydanı’nda başlayacak. Engelleri görünür kılmak amacıyla düzenlenen sessiz yürüyüşten ritim gösterilerine, danslardan farkındalık sunumlarına kadar zengin içerikli program, birlikte yaşam bilincinin artırılmasına katkı sunacak. Karşıyaka Belediyesi tarafından Karşıyaka Kent Konseyi Engelsiz Yaşam Meclisi, Engelsiz Sanat Derneği, Karşıyaka Akademi Zihinsel Engelliler Derneği (KAZED), Karşıyaka Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (KARSAV) ve Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV) iş birliğiyle gerçekleşecek organizasyon; farkındalığın, dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne dikkat çekecek.</p>
<p><b>GÜN BOYU SÜRECEK DOPDOLU PROGRAM</b></p>
<p>Program 13.45’te “Duyulmayanların Yürüyüşü” başlıklı sessiz yürüyüş ile başlayacak. Etkinliğin devamında Kısa Süreli Engelli Dinlenme Merkezi öğrencileri ve velilerinin yer aldığı Engelleri Tanımayanlar Korosu sahne alacak. Programın ‘Sessiz Melodiler’ kısmında ise işaret dili şarkıları katılımcılar ile paylaşılacak. İşitme Engelliler Derneği’nin pandomim gösterisi ve ZİÇEV’in dans performansı sahnelenecek. Program kapsamında zeybek ve halk oyunları gösterisi de sunulacak. Saat 14.45’te Banu Geboloğlu’nun ‘Engelsiz Yaşam ve Birlikte Var Olmak’ başlıklı farkındalık sunumu gerçekleştirilecek. Programın son bölümünde ise atölyeler ve etkinlikler ile paylaşım ve etkileşim odaklı bir kapanış yapılacak.</p>
<p><b>“DAHA KAPSAYICI, DAHA GÜÇLÜ TOPLUM”</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Engellerin sevgi ve dayanışma ile kaldırılabileceğine duyduğumuz inançla; her bireyin kendini güvende, değerli ve eşit hissedeceği erişilebilir bir kent yaşamını birlikte inşa etmek için çalışıyoruz. Dünya Engelliler Günü kapsamında düzenleyeceğimiz etkinliklerde yükselecek her tebessüm, her melodinin ve her adımın, geleceğimiz için büyük bir fark yaratacağına yürekten inanıyoruz. Hep birlikte daha kapsayıcı, daha duyarlı, daha güçlü bir toplum için 2 Aralık’ta Zühtü Işıl Meydanı’nda buluşuyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyaka-engelsiz-bir-gun-ile-farkindalik-yaratacak-595395">Karşıyaka &#8220;Engelsiz Bir Gün&#8221; ile farkındalık yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dur]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar’da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar’da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p>Üsküdar Valide Sultan Gemisi’nde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ‘’Ses Ver Şiddete Dur De!’’ başlığıyla gerçekleşen programda alanında uzman isimler, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve birçok vatandaş bir araya geldi.</p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Sinem Dedetaş, bir araya gelinme sebebinin acı bir gerçeklik olduğuna işaret ederek, “Çok karışık duygular içinde olduğumu söylemem lazım. Çünkü hiç konuşmamamız gereken bir başlık. Bir araya gelmemizi gerektirmemesi gereken bir başlık altında bir aradayız. Bir taraftan şiddete karşı dur diyoruz, bir taraftan ölen kadınlarımız var, yas içindeyiz” diye konuştu.</p>
<p>Kadınların maruz kaldığı görünür ve görünmez şiddet türlerine dikkat çeken Dedetaş, ‘’Şiddetin belki her türlüsünü yaşıyoruz. Burada ölen kadınlarımız var, arkadaşlarımız var. Hayatta olan bizlerin yaşadığı pek çok şiddet türü var. Sadece kadın olmanın getirmiş olduğu bir takım zorluklar var. Aile içindeki şiddeti bir kenara koyuyorum, bir tarafta, iş hayatında, siyasette karşılaştığımız gerçekten çok farklı şiddet türleri var. En acısı tabii ki hayattan koparılmak. Ama yaşarken de hayattan koparılıyoruz aslında. Pek çok kız çocuğumuz, pek çok genç kadın, yaşadığı şiddetin boyutuna bağlı olarak işten, sosyal hayattan kopabiliyorlar. Bir arada olmak, dayanışma içinde olmak çok önemli ve biz ancak bir arada olduğumuzda ses çıkardığımızda bununla mücadele ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>“Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir“</strong></p>
<p>Üsküdar Belediyesi’nin kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltmaya yönelik çalışmaları hakkında bilgi de paylaşan Dedetaş, “Üsküdar Belediyesi olarak özellikle bakım yüklerinin çoğunluğunun kadınlar üzerinde olduğunu, kendi bölgemizde de kadınların yüzde yetmişinin evde olduğunu biliyorduk kampanya zamanında. ‘Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir.’ diyerek ilk icraatlarımızdan biri kadının sosyal hayata, iş hayatına katılabilmesi için öncelikle o bakım yüklerini üzerinden almaktı. Üsküdar Belediyesi’nde daha önce olmamış kreşlere hayata geçirdik, iki tane kreşimiz şu anda devrede.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Dedetaş, “Sadece kreşlerle değil, kadınların sosyal hayata katılmasında özgüvenlerinin gelişmesinde, ya da mesleki birikimlerinin artması için pek çok kurs düzenliyoruz. Şu anda ÜSMEK’lerde 10 Bin üyemiz oldu ve bunların yüzde 91’i kadın. Buradaki hemcinslerimiz öğrenirken kendilerini geliştirirken aynı zamanda yine yeni imkanlarla, özel günlerle alanlarımızın tamamını kadın arkadaşlarımızın çalışmalarına ekonomik olarak güçlendirmek için stantlara dönüştürdük ve her özel günü fırsat biliyoruz. Üsküdar’ın en önemli noktalarında standlar açarak kendilerini geliştirdikleri, el ürünlerini veya farklı hizmetleri buralarda sunup ekonomik olarak da güçlenmelerini sağlıyoruz. Yaptığımız çalışmalardan en önemlilerinden bir tanesi sağlık alanında oldu, yeni açtığımız Psikolojik Danışmanlık Merkezimiz var. Rakamları sürekli kontrol ediyoruz, bir aydır açık merkezimiz 63  Kadın, 37 Erkek, bu da gösteriyor ki psikolojik destek anlamında kadınların daha fazla desteğe ihtiyacı var.” diye  ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kadın cinayetlerine ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Sinem Dedetaş, “2025 yılının ilk on ayında ülkemizde en az 235 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 247 Kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Canice katledilen İkbal Uzuner, Ayşenur Halil, cesedi günler sonra bulunan  Narin Güran, acılı ailesinin tüm çabasına rağmen başına ne geldiği tam olarak bilinmeyen Rojin Kabaiş gibi yüreklerimizi yakan pek çok örneğimiz var. Bu isimleri anıyoruz bunlar tek değiller umarım son olacaklar diyeceğim ummakla kalmayacağız tabii ki bunun için tüm çabayı göstereceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Programın devamında, Klinik Psikolog ve PCIT Terapisti Seda Sinem Çağlar, “Kadına Şiddetle Mücadelenin Psikolojik Perspektifi” başlıklı konuşmasında kadına yönelik şiddetin bireysel ve toplumsal etkilerini psikolojik açıdan ele aldı.</p>
<p>“Bir Eşitlik Ütopyası” adlı toplumsal cinsiyet eşitliği konferansı ise tek perde müzikli söyleşi formatında katılımcılarla buluştu. Biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet ayrımı, cinsiyet körlüğü, günlük dile yerleşmiş cinsiyetçi ifadeler, şiddet, taciz, eğitim ve istihdamda fırsat eşitsizlikleri gibi önemli başlıklar konuşuldu. Konferansta ayrıca; daha barışçıl ve eşitlikçi bir yaşam ortamı oluşturmanın yolları, cinsiyet ayrımcılığına yol açan engellerin fark edilmesi ve erkeklerin bu süreçte daha aktif rol almasının önemi vurgulandı.</p>
<p>Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünde katılımcılar, kadına yönelik şiddete karşı düşüncelerini ve dayanışma mesajlarını panoya yazarak ortak bir duruş sergilendi. Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünün ardından Kız Kulesi açıklarında balonların gökyüzüne bırakılmasıyla son buldu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetin]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[Menemen Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[temelidir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594684</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen'de anlamlı etkinliklere sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684">Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen&#8217;de anlamlı etkinliklere sahne oldu. Yürüyüş ve salon programına eşi Filiz Pehlivan ile birlikte &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz&#8221; yazılı dövizi taşıyarak katılan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Kadın, bir ailenin kalbi; bir toplumun taşıyıcısı; bir medeniyetin temelidir. Kadına yönelik şiddet ise yalnızca bir kişiye değil, bütün bir topluma yapılmış en büyük haksızlıktır.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Menemen yalnızca açılışların değil, farkındalık etkinliklerinin ve güçlü toplumsal mesajların da merkezi olmaya devam ediyor. Bu kapsamda 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen&#8217;de düzenlenen yürüyüş ve ardından gerçekleşen bilgilendirme toplantısıyla, güçlü bir mesaja dönüştü. Menemen Kadın Danışma Merkezi önünden başlayan yürüyüşe, Menemenli kadınlar ve erkekler tek ses olarak bir arada katıldı. Eşi Filiz Pehlivan ile birlikte yürüyüşe katılan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz.&#8221; ve &#8220;Kadına şiddet, insanlığa ihanet&#8221; yazan dövizleri taşıdı.</p>
<p><b>Kadınlar, şiddete karşı bilgilendirildi</b></p>
<p>Alkışlı yürüyüş, Menemen Belediyesi önüne dek sürerken, günün ikinci programı ise Menemen Belediye Meclis Salonu&#8217;nda gerçekleştirildi. Menemen Belediye Meclis Üyeleri Av. Nevin Öztabak Yıldırım ve Av. Safiye İrem İncesu&#8217;nun 6284 Sayılı Kanun kapsamında Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele hakkında sunum yaptığı programda Polis Memuru Merve Ulusu da, &#8220;Şikayet Başvuru Süreci Nasıl İşler?&#8221; konulu sunum gerçekleştirdi. Menemen Sosyal Hizmet Müdürlüğü İşleyişi ve ŞÖNİM sunumunun da yapıldığı toplantıda, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan farkındalık mesajı verdi.</p>
<p><b>&#8220;Kadın, medeniyetin temelidir&#8221;</b></p>
<p>Başkan Pehlivan, &#8220;Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, toplumun vicdanını en derinden yaralayan bir meseleye karşı; kadınlarımızın onurunu, hayatını ve geleceğini savunmak için bir aradayız. Kadın, bir ailenin kalbi; bir toplumun taşıyıcısı; bir medeniyetin temelidir. Kadına yönelik şiddet ise yalnızca bir kişiye değil, bütün bir topluma yapılmış en büyük haksızlıktır. Bir kadının gözyaşı hepimizin sorumluluğudur. Bir kadının çığlığı hepimizin vicdanına dokunur ve bir kadının güvenliği bu şehrin en temel görevidir. Kadınlarımızın hayatına, onuruna ve huzuruna uzanan her elin karşısında durmak; yalnızca devletin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak görevidir. Biz de Menemen’de bu sorumluluğun farkındayız. Kurumlarımızla, STK’larımızla, muhtarlarımızla ve kadınlarımızın güçlü dayanışmasıyla bu mücadeleyi birlikte veriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;Konuşmaktan, fark etmekten, duyurmaktan asla vazgeçmemeliyiz&#8221;</b></p>
<p>Etkinlikte konuşan Filiz Pehlivan ise, &#8220;Bugün, yalnızca bir anma değil; farkındalığımızı, duyarlılığımızı ve kararlılığımızı tazelediğimiz bir gündür. Kadına yönelik şiddet; sadece kadınların değil, ailelerin, toplumun ve insanlığın yarasıdır. Bu acı, hiçbir kültürde, hiçbir inançta, hiçbir vicdanda kabul edilemez. Şiddet, bahane değil; mücadele edilmesi gereken bir gerçektir. Her kadın; evinde, işinde, sokakta, hayatın her alanında güven içinde yaşama hakkına sahiptir. Kadının onuru, mutluluğu, sağlığı ve özgürlüğü, toplumun ortak sorumluluğudur. Bizler de bu sorumluluğu paylaşmak ve güçlendirmek zorundayız. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi; yalnızca hukuki yaptırımlarla değil, eğitimle, bilinçle, dayanışmayla ve güçlü toplumsal destekle mümkündür. Konuşmaktan, fark etmekten, duyurmaktan ve el uzatmaktan asla vazgeçmemeliyiz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684">Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:02:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[nordik]]></category>
		<category><![CDATA[paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddette]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340">Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım<strong> </strong>Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değil</strong></p>
<p>Kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklılıkları bilmenin bu konuyu sağlıklı anlayabilmek açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyden önce, kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değildir. Ancak toplumsal anlamda, hak ve fırsatlar bakımından eşit olmaları gerekir. Bu ayrımı net olarak yapmak önemlidir. Biyolojik eşitlik iddiası bilimsel olarak gerçekçi değildir. Bir kadının vücudunda ortalama 4 litre kan dolaşırken, bu miktar erkeklerde yaklaşık 6 litredir. Bu fark bile başlı başına fiziksel güç ve performans açısından eşitliğin olmadığını gösterir. Dolayısıyla, ‘eşitlik’ kavramı burada yanlış beklentilere yol açabilir. Beyin fonksiyonları açısından da kadın ve erkek farklılık gösterir. Kadın beyni, erkek beynine kıyasla empati kurma becerisi açısından daha güçlüdür. Bu fark çocuk yaşta bile gözlemlenebilir. Anaokulunda bir çocuk düştüğünde erkek çocuklar oyuna devam ederken, kız çocuklar yardım etme eğilimi gösterir. Yani bu, empati eğiliminin doğuştan geldiğini gösteren önemli bir örnektir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışıyor</strong></p>
<p>“Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışır. Erkekler stres altında kaldıklarında içe çekilip yalnız başına çözüm ararken; kadınlar paylaşarak, konuşarak rahatlama ihtiyacı duyar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu durum da zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olur. Erkekler ‘sorunu kendi içinde çözmeye çalışırken’ suskun kalabilir. Kadın ise ‘iletişim kurarak çözüm aradığı’ için çok konuştuğu zannedilebilir. Oysa bu, farklı stres yönetimi stillerinin sonucudur. Eğer bireyler olgunlaşmışsa ve birbirinin yaklaşımına duyarlıysa, bu farklılıklar arasında denge kurulabilir. Beynin sol lobu daha çok mantık, muhakeme, analiz, hesaplama ve konuşma gibi işlevlerle ilgilenirken; sağ lob ise duygular, sezgiler, sanat ve estetik gibi alanlarla ilişkilidir. Sol beyin daha erkeksi; sağ beyin daha dişil özellikler taşır. Ön beyin ise bu iki yarımküre arasında denge sağlar. Eğer birey bu dengeyi kuramazsa ya aşırı rasyonel ya da aşırı duygusal bir yapıda kalabilir. Bu nedenle sağlıklı karar alma süreci için beynin ön bölgesinin iyi çalışması gerekir.”</p>
<p><strong>Cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar var</strong></p>
<p>Biyolojik farklılıkların sadece beyinle sınırlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal yönelimler ve cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar vardır. Erkek beyni daha çok erotizm odaklı çalışırken, kadın beyni romantizm odaklıdır. Bu fark, örneğin kısa süreli ilişkilerde de kendini gösterir. Erkek ilişkiden sonra duygusal bağ kurmadan hayatına devam edebilirken, kadın – beklentisi olmadığını bilse bile – duygusal bir karşılık bekleyebilir, telefon bekleyebilir. Bu durum yapılan araştırmalarla da desteklenmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınların özgürleşme hareketi kadın-erkek mücadelesine dönüştü</strong></p>
<p>Patriyarkanın yani ataerkil kültürün, insanlık tarihinde uzun süre baskın olduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “1960’larda, özellikle II. Dünya Savaşı’nın ardından, kadınların özgürleşme hareketi dünya genelinde yükselişe geçti. Bu hareketin başlangıcında kadın-erkek eşitsizliklerinin giderilmesi yönünde çok önemli kazanımlar elde edildi. Ancak bir süre sonra bu hareket bazı alanlarda yönünü kaybetti ve kadın-erkek mücadelesine dönüştü. Bu da küresel ölçekte evlilik kurumunu ve toplumsal yapıyı olumsuz etkiledi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır</strong></p>
<p>Feminist aktivist bir yazarın “Kadının konforu; sadık bir eşi ve kendi banka cüzdanı olan kadındadır.” dediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Kadın hem ekonomik bağımsızlığa sahip olmalı hem de güvenebileceği bir eşe sahip olmalıdır. Toplumsal roller de biyolojik ve çevresel temellere dayanarak şekillenmiştir. Ancak 20. ve 21. yüzyılda toplumsal koşullar büyük ölçüde değişmiştir. Artık bu eski roller işlevini yitirmiştir. Günümüzde yeni bir toplumsal gerçeklik söz konusudur. Bu yeni çağda kadın yalnızca ‘dişiliğiyle’ değil, ‘kişiliğiyle’ var olmalıdır. Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır. Kadın bu şekilde kendi gücünü fark ettiğinde, kadın-erkek ilişkileri daha sağlıklı bir şekilde yürüyebilir.”</p>
<p><strong>Yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz</strong></p>
<p>Ataerkil düzenin şekillendirdiği “erkeklik”, “kadınlık”, “annelik”, “babalık” ve “eş” rollerinin artık bu yeni çağın doğrularına göre yeniden yazılması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Yeni bir gelenek, yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz. Eski kalıplar ‘babamdan böyle gördüm’, ‘vurdum mu oturturum’ gibi şiddeti ve erkek egemenliğini meşrulaştıran söylemler artık geçerliliğini yitirmeli. Keza ‘kızını dövmeyen dizini döver’ gibi sözler de cinsiyetçi ve şiddet odaklı kültürel kodların bir yansımasıdır. Toplumda hâlâ yaygın olan ‘erkek kadına itaat etmez ama kadın erkeğe itaat etmelidir’ anlayışı da yanlıştır. İtaat iki taraf için de sadakat iki taraf için de geçerlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar</strong></p>
<p>Eskiden evliliğe “sevgi yuvası” denildiğini ama artık doğru tanımın “güven yuvası” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar. Kadın beyni, empati yetisi bakımından daha güçlü olduğu için fedakârlık eğilimi de yüksektir. Bu da onu ilişkilerde daha çok çabalayan taraf haline getirir. Genellikle çocuk olduktan sonra kadın çocuğa, erkek işe yönelir. Bu da aradaki duygusal bağı zayıflatır. Evlilik bir ateş gibidir: Çok yaklaşırsan yakar, çok uzaklaşırsan söner. Bu nedenle mesafeyi dengede tutmak, ilişkiyi sürekli beslemek gerekir. Çiftlerin ‘ego savaşına’ değil, ‘biz’ olmanın yollarına odaklanması gerekir. ‘Ben kalarak biz olabilmek’ en sağlıklı ilişki biçimidir. Çünkü gerçek bağlılık, bireyliğini kaybetmeden ortak bir hayat kurabilmekle mümkündür. Böylece ilişki bir efendi-köle modeline dönüşmez.” diye konuştu.</p>
<p>Çocuk eğitiminin yalnızca anneye bırakılmasının da problem oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, çocuk gelişiminde anne ve babanın eşit sorumluluk taşıması gerektiğini, kadınlar çalışsa da çalışmasa da genellikle ev işleri ve çocuk bakımından da sorumlu tutulduğunu bunun da onların yükünü artırdığını anlattı.</p>
<p><strong>Erkek şiddeti değil, güçlünün zayıfı ezmesi söz konusu…</strong></p>
<p>Bazı erkeklerin eğitimli, kariyer sahibi ve dışarıdan başarılı görünse de eşlerine karşı şiddet uygulayabildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu durum yalnızca ‘erkek şiddeti’ olarak değil, genel anlamda ‘güçlünün zayıfı ezmesi’ olarak da değerlendirilmeli. Çünkü bu kişiler genellikle çocuklukta benmerkezci bir yaklaşımla, ‘kendi ayakları üzerinde dursun’ düşüncesiyle yetiştirilmiş oluyorlar. Bu eğitim iyi niyetle verilse de çocuğun ‘her şey benim istediğim gibi olmalı’ inancını pekiştiriyor. Bu da evlilikte şiddete eğilimi artıran önemli bir faktör. Şiddet davranışı çoğu zaman sadece alkol ya da öfke kontrol bozukluğuna indirgenir. Oysa asıl köken, kişilik yapılanmasında yatıyor. Şiddet eğilimli kişilerde özellikle narsistik ya da antisosyal kişilik özellikleri ön plana çıkıyor. Bu bireyler, kendilerini ‘iyi, doğru, kusursuz’ olarak tanımlar ve eleştiriyi doğrudan saldırı gibi algılar. Özellikle partnerlerinden gelen bir ‘hayır’ ya da karşı çıkış, onların egosunu tehdit eder. Bu durumda ilişki, eşit bir ortaklıktan çıkar ve ‘köle-efendi’ düzenine dönüşür.</p>
<p><strong>Şiddetin kökeninde ne yatıyor?</strong></p>
<p>Bazı insanların öfkeyi bir sorun çözme yöntemi, hatta statü elde etme aracı olarak kullandığını da anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler, kendilerini güçlü gördükleri için zayıfı ezmeyi meşru görür. Bu, adeta bir ‘orman kanunu’ anlayışıdır. Ormanda güçlü olan kazanır; aslan kraldır. Ev içinde bu zihniyetle hareket eden birey, kendi gücünü dayatır. Kadın böyle bir ortamda karşılık vermeye kalktığında —aynı şekilde bağırdığında ya da eşyalar fırlattığında— fiziksel olarak eşit olmadığı için zarar gören taraf olur. Çünkü orman kanunlarında zayıf olan ezilmeye mahkûmdur. Dolayısıyla şiddete karşı aynı yöntemle yanıt vermek, kadını daha da zayıf duruma düşürebilir. Bu nedenle, şiddetin kökeninde yalnızca bireysel patolojiler değil, aynı zamanda öğrenilmiş davranışlar, kültürel kodlar ve yanlış ebeveynlik stilleri de yatmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>&#8220;Nordik paradoksu&#8221; neyi anlatıyor?</strong></p>
<p>&#8220;Nordik paradoksu&#8221; olarak adlandırılan duruma da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu kavram, İskandinav ülkeleri gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinde dünyanın önde gelen ülkelerinde, kadına yönelik şiddetin hâlâ yüksek oranlarda görülmesini ifade eder. Bu ülkeler, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren cinsiyet eşitliği konusunda yasal düzenlemeler yaparak büyük ilerlemeler kaydettiler. Ancak İsveç’te günümüzde hâlâ ayda 2-3 kadın, partner şiddeti nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise bu sayı aylık 30-40 cinayet civarında. Oysa 20 yıl önce bu oran aylık 1-2 kadındı. Yani 2023 istatistiklerine göre Türkiye’de kadın cinayetleri yaklaşık 10 kat artmış durumda. Nüfusa oranla baktığımızda, İsveç&#8217;in 10 milyon, Türkiye’nin ise yaklaşık 80 milyonluk bir nüfusu olduğu göz önüne alındığında, sayılar benzer düzeylerde. Bu da kadına yönelik şiddetin yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan araştırmalara göre, kadınların yaşamları boyunca en az bir kez partner şiddetine maruz kalma oranının Avrupa ortalamasının yüzde 22, İskandinav ülkelerinde yüzde 28 ve Türkiye’de de yüzde 33 civarında olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da gücü; düşünce ve strateji becerisi</strong></p>
<p>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da güçlü aracının düşünce ve strateji becerisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ancak bu strateji ağlamak ya da duygu sömürüsü şeklinde olmamalı. Çünkü kadın ağladığında, şiddete meyilli bir erkek bu zayıflığı daha da ezme eğiliminde olabilir. Dolayısıyla ağlamak yerine, stratejik ve düşünsel bir yaklaşım tercih edilmelidir. Böyle bir durumda kadın, ‘Şu anda çok öfkelisin. Seni şu an gerçek kişiliğinle görmüyorum. Bu davranışını bir kenara not ediyorum ama şu an sana cevap vermeyeceğim. Çünkü bu yaptığın şey doğru değil.’ demeli. Bu yaklaşım, karşı tarafın düşünen beynini devreye sokar. Yani burada stratejik davranmak gerekir. Elindeki güçlü yönleri fark etmek ve etkili şekilde kullanmak önemlidir. Eğer erkek öfkesinin karşısındakine etki ettiğini, onu yönettiğini hissederse, o gücü kullanmaya devam eder. Bu nedenle kadın, eşinin hangi yönlerden etkilendiğini iyi gözlemlemeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Empati eksikliğinin günümüzde ilişkilerin en büyük düşmanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, evlilikte çatışma durumunda her iki taraf bir adım geri atarsa, orta noktada buluşabileceklerini söyledi.</p>
<p><strong>Şiddet, bir sorun çözme, hak arama, bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmemeli</strong></p>
<p>Şiddet mağdurlarına bakıldığında çoğunun çocukluk döneminde şiddete tanıklık ettiği ya da maruz kaldığının görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu bireylerin yetiştiği ailelerde şiddet, bir sorun çözme, hak arama, hatta bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmiştir. Bu nedenle şiddet, onlar için olağan ve tanıdık gelir. Kız çocukları, bu koşullarda büyüdüklerinde genellikle iki farklı yöne savrulurlar. Özerklik duygusu güçlü olanlar, evlenmek istemez, kendilerini korumak için eğitim alır, meslek sahibi olmak ister. Aileleri tarafından teşvik edilenler de ‘Senin bir mesleğin olsun, bileziğin olsun. Yanlış bir evlilik yaparsan kendi ayakların üzerinde durabilesin’ şeklinde motive edilirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür</strong></p>
<p>Şiddetin öğrenilmiş çaresizlik haline gelebildiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Kişi, şiddeti bir kader gibi kabullenir, bunu çaresizlik ya da hatta bir sevgi göstergesi olarak algılar. Oysa bu, derin bir zayıflık ve kırılganlık işaretidir. Bu öğrenilmiş çaresizliğin aşılabilmesi için bireyde özerklik duygusunun gelişmiş olması gerekir. Özellikle genç kızlar, evliliğin başında bu konulara duyarlı olduklarını ifade eder ve şiddete kesinlikle tolerans göstermeyeceklerini belirtirler. Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür. Özellikle alkolün etkisi altındayken ortaya çıkan şiddet olaylarında, alkolün etkisi geçtikten sonra birey yoğun bir pişmanlık yaşayabilir. Ancak bu pişmanlığın çoğu zaman bir iyileştirici etkisi olmaz, çünkü şiddet bir kere yöntem hâline geldiyse, bu noktadan sonra artık ilişki sağlıklı biçimde devam edemez.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmeli</strong></p>
<p>İlişkide şiddeti tolere etmenin, affetmenin bir kez olabileceğini ama sonra affedilemez bir hal alacağını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü bu noktada kurban rolünü benimsemek, şiddete zemin hazırlamak anlamına gelir. Bu nedenle, evliliğin başında yapılacak olan bir evlilik niyet sözleşmesi ya da çiftlerin birlikte değerlendireceği bir evlilik olgunluğu ölçeği, bu tür konuların önceden açıkça konuşulması açısından önemlidir. Eğer biri, şiddeti evlilikte bir problem çözme yöntemi olarak görüyorsa, bu kişi zaten evlilik olgunluğuna sahip değildir. Böyle biriyle ya evlenilmemeli ya da evlenildiyse, şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmelidir.” şeklinde konuştu.<strong> </strong></p>
<p>Sağlıklı evliliklerin, karşılıklı saygı ve bireysel sınırların korunmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yüzeysel ilişkilerde bu denge kurulamıyor. Çünkü bu tür ilişkilerde bağın harcı hızla tükeniyor. Ancak derinlikli, nitelikli ilişkilerde uzun vadeli bağ kurulabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Evlilikte en büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, evliliklerde en önemli ihtiyacın “birlikte kaliteli zaman geçirmek” olduğunu dile getirerek, “Nitelikli bir ilişki varsa güven oluşur, insanlar küçük şeyleri büyütmez. Problemler doğal akışta çözülür. En büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kadın ve erkeğin aynı anda aynı rolleri üstlenmesinin “rol karmaşası” na neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Evde kadın da erkek de rollerini dengeleyerek ortak liderlik kurmalı. Kadının biyolojik eğilimi kendini ifade etmeye yöneliktir. Erkeğin ise görsel uyarılara tepkisi daha fazladır. Bu farklılıklar göz önüne alınarak evlilik kurumunda dengeli bir sistem kurulmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli</strong></p>
<p>Son yıllarda artan cinsiyet eşitliği ve tek cinsiyetli yaklaşımların, evlilik ve kimlik yapısını zedelediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Cinsiyet eşitliği hak ve fırsatlarda olmalı; kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli. Bu bir toplumsal kumar. Cinsiyetsizlik akımları, evliliği cinselliğe indirgedi. Bu da kurum olarak evliliği zayıflatıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumsal düzenin kadın ve erkek rollerini tamamlayıcı olarak tanımlaması gerektiğini belirterek, “Kadın ve erkek rolleri çatışma değil, tamamlayıcılık üzerine kurulmalı. Feminen ve maskülen enerjinin dengesi hem birey hem toplum sağlığı için hayati.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340">Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 10:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[işığında]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortodonti]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Etkinlikte, Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Akay, “Kötü Alışkanlıkların Bedeli: Ağız Kanserleri ile Yüzleşme” başlıklı sunumuyla ağız kanserlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş ise “Diş Çürüğünden Ne Kadar Korunabiliriz?” başlıklı konuşmasında çürükten korunma yollarını anlattı. “Ortodontiyle Sağlıklı Gülüşler: Çocuklukta Başlayan Yolculuk” sunumuyla ortodontik tedavinin önemine değinen Ortodonti Anabilim Dalı Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek, erken farkındalığın önemini vurguladı.</p>
<p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Büşra Şen ise “Diş Hekimliği Açısından Osteoporoz” başlıklı sunumuyla osteoporozun ağız ve diş sağlığıyla ilişkisine dair güncel bilgiler paylaştı. Diş Hekimliği Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Kariyer Planlanama Koordinatörü Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu üstlendi.</p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tijen Pamir, etkinliğin koordine edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek verimli bir konferans olmasını diledi.</p>
<p><b> “Sigara, geri dönülmez hasarlı bir bağımlılıktır”</b></p>
<p>Sunumunda sigaranın ağız sağlığı açısından zararlarına değinen Prof. Dr. Cemal Akay, “Günümüzde sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerin kullanım yaşı maalesef ortaokullara kadar düşmüş durumda ve bu da ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl 8 milyon kişi sigara nedeniyle hayatını kaybederken, ülkemizde her gün yaklaşık 300 vatandaşımızı bu yüzden yitiriyoruz. Sigaranın içinde 4 binden fazla toksik ve kanserojen madde bulunuyor; bunlar ağızdan akciğere kadar tüm organlarda ciddi tahribata yol açıyor. Özellikle damar yapısını bozarak kalp krizi riskini artırıyor, akciğer ve mesane başta olmak üzere birçok kanser türüne neden oluyor. Kısırlık, ağız ve diş sağlığı sorunları, tat ve koku kaybı, solunum problemleri gibi etkiler de oldukça yaygın. Özetle, sigara tüm vücut sistemlerini etkileyen, geri dönüşü zor hasarlar bırakan son derece tehlikeli bir bağımlılık maddesidir” dedi.</p>
<p><b>“Her çürük farklıdır; koruma kişiye ve sürekliliğe bağlıdır”</b></p>
<p>Diş çürüğünün kişiye göre değişen, tamamen yok edilemeyen ama kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş “Hastalık yoktur, hasta vardır; çürük de böyledir. Çürüğün önlenebilir olduğunu biliyoruz ama tamamen yok olmuyor. Yıllar önce Hollanda’daki ACTA’yı ziyaret ettiğimizde, çürük insidansı çok düşük bir ülkede olmalarına rağmen dünyanın en iyi diş hekimliği fakültesini kurduklarını gördük. Beslenme alışkanlıkları, peynir tüketimi ve genetik yapıları çürüğü azaltmış olsa da, koruyucu uygulamaları gevşettiklerinde oranların yeniden yükseldiğini kendileri söyledi. Bu bize şunu gösteriyor: Diş çürüğü tek tip değildir ve herkesin çürüğü farklıdır; bu nedenle mücadele sürekli ve kişiye özel olmalıdır. Çürük, mikroorganizmalar, uygun diş yüzeyi, besin kaynağı ve zamanın bir araya gelmesiyle oluşur. Plak temizlenmez, ağız kuru kalır ya da gece dişler fırçalanmadan yatılırsa mikroplar hızla çoğalır. Bu yüzden doğru bilgi, düzenli bakım ve etkili temizlik çürüğün önlenmesinde vazgeçilmezdir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Erken farkındalık ve müdahale, zor tedavileri önler”</b></p>
<p>Erken önlemlerin ve kötü alışkanlıkların düzeltilmesinin, ilerideki ortodontik sorunları önlediğinden bahseden Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek ise “Ortodonti, halk arasında tel ya da şeffaf plak tedavisi olarak bilinen ve dişlerle çenelerin doğru hizalanmasını amaçlayan bir branş. Çocuklukta başlayan yolculuk dememin sebebi ise yetişkinlikte gördüğümüz birçok ortodontik problemin temelinin çocukluk dönemindeki alışkanlıklar ve erken diş kayıpları olduğunu bilmemiz. Bu nedenle koruyucu ve durdurucu ortodonti çok önemlidir. Koruyucu ortodonti; ağız hijyeninin kazanılması, çürüklerin ve erken süt dişi kayıplarının önlenmesi, fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi sorun ortaya çıkmadan yapılan müdahaleleri içerir. Durdurucu ortodonti ise başlamış problemlerin ilerlemesini engeller; zararlı alışkanlıkların tespiti, erken diş kayıplarında yer tutucuların uygulanması ve çene bozukluklarının erken teşhis edilmesi gibi. Özellikle parmak emme, dudak ısırma, uzun süreli biberon kullanımı, dil itimi gibi kötü ağız alışkanlıkları; süre, sıklık ve şiddet faktörlerine bağlı olarak dişlerin ve çenenin yapısını bozabilir. Bu nedenle erken farkındalık, ailelerin bilinçlenmesi ve erken müdahale, gelecekte daha zor tedavilerin önüne geçmek için kritik önem taşır” dedi.</p>
<p><b>“Osteoporozda erken tanı yaşam kalitesini korur”</b></p>
<p>Osteoporoz hakkında genel bilgiler anlatan Arş. Gör.  Büşra Şen, “Osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve kemiğin hem miktarının hem de yoğunluğunun azalmasıyla karakterize bir hastalıktır; bu durum kemikleri güçsüz ve kırılgan hâle getirir. Özellikle omurga ve kalça kemiklerinde sık görülür, sırt ve bel ağrısı, boy kısalması ve kamburlaşma gibi belirtiler ortaya çıkabilir, ancak çoğu zaman sessiz ilerler. Küçük darbeler veya düşmeler ciddi kırıklara yol açabilir. Yaş, menopoz sonrası dönem, genetik faktörler, yetersiz beslenme ve hareketsizlik riski artırır; erkekler de osteoporoza yakalanabilir. Tanıda kemik yoğunluk ölçümleri temel rol oynar ve risk grubuna göre düzenli takip gerekir. Bu nedenle osteoporozun erken fark edilmesi ve önlem alınması, yaşam kalitesini korumak açısından çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu ise “Yükseköğretim Kurulu tarafından Türkiye’deki tüm üniversitelerde Bilim İletişim Ofisleri kuruldu. Bu ofislerin amacı, üniversitelerde üretilen bilgi ve birikimi toplumla buluşturmak, bilimi herkes için erişilebilir ve anlaşılır kılmaktır. Biz de üniversitemizde yürüttüğümüz çalışmalarla bilimin toplumun her kesimi tarafından anlaşılabildiği, sorgulanabildiği ve katkı sağlanabildiği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Has Üniversitesi Akademik Üretkenlikte Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademik-uretkenlikte-fark-yaratiyor-593295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplinler Arası]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[has]]></category>
		<category><![CDATA[kadir]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Has]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üretkenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akademik araştırmalara verdiği öncelik ve uluslararası alanda artan görünürlüğüyle dikkat çeken Kadir Has Üniversitesi, bu yıl disiplinler arası bilim alanında önemli bir başarıya imza attı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademik-uretkenlikte-fark-yaratiyor-593295">Kadir Has Üniversitesi Akademik Üretkenlikte Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akademik araştırmalara verdiği öncelik ve uluslararası alanda artan görünürlüğüyle dikkat çeken Kadir Has Üniversitesi, bu yıl disiplinler arası bilim alanında önemli bir başarıya imza attı. <strong>Üniversite, bu yıl 251–300 bandına yükselerek</strong> kayda değer bir ilerleme kaydetti. Bu yükseliş; araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi, disiplinler arası projelerin desteklenmesi ve akademik mükemmelliğin artırılması yönünde kararlı bir stratejinin sonucu olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Bu yılki sıralamada dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise Türkiye’nin gösterdiği güçlü katılım oldu. Türkiye, ISR 2026 Disiplinler arası Bilim Sıralaması’nda 82 üniversiteyle dünya genelinde en fazla katılım gösteren ikinci ülke konumuna ulaştı. Bu geniş temsil içerisinde Kadir Has Üniversitesi, <strong>vakıf üniversiteleri arasında 5. sırada</strong> yer alarak ulusal ölçekteki iddiasını da pekiştirdi.</p>
<p>THE Disiplinler arası Bilim Sıralaması; üniversitelerin farklı araştırma alanlarının kesişim noktalarında yürüttükleri bilimsel üretimi, disiplinler arası iş birliklerini ve araştırma süreçlerinin bütüncül etkisini ölçen kapsamlı bir değerlendirme sistemiyle hazırlanıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin bu alandaki yükselişi, üniversitenin bilimsel üretkenliğe yaptığı yatırımların ve disiplinler arası çalışmaları teşvik eden güçlü araştırma kültürünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Araştırma vizyonumuzu disiplinler arası iş birlikleriyle şekillendiriyoruz.”</strong></p>
<p><strong>Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz,</strong> elde edilen başarının üniversitenin araştırma odağını yansıttığını belirterek; “<em>Kadir Has Üniversitesi olarak araştırma vizyonumuzu disiplinler arası iş birliklerini merkeze alarak şekillendiriyoruz. Bu yıl Disiplinler arası Bilim Sıralamasında üst banda yükselmemiz, akademik kadromuzun üretkenliği ve üniversitemizin araştırma kültürünü geliştirme konusundaki kararlılığının bir sonucudur. Öğrencilerimizin ve araştırmacılarımızın bu süreçlere aktif katkısı, küresel bilim dünyasında daha görünür olmamızı sağlıyor</em>” dedi. Prof. Dr. Feyiz, üniversitenin bilimsel üretimini artırmaya yönelik stratejilerine dikkat çekerek, “<em>Amacımız, üniversitemizi yalnızca ulusal değil, uluslararası bilimsel arenada da referans alınan bir araştırma kurumu haline getirmektir. Bu başarı, doğru yönde ilerlediğimizi gösteriyor</em>” ifadelerine yer verdi.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademik-uretkenlikte-fark-yaratiyor-593295">Kadir Has Üniversitesi Akademik Üretkenlikte Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[boehringer]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ingelheim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592486</guid>

					<description><![CDATA[<p>​​​​​​​Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyal ve ekonomik yüküyle toplum sağlığını ve sağlık sistemlerini pek çok güçlükle karşı karşıya bırakan diyabetin, görülme sıklığı ise tüm dünyada artmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF)’nun rakamları dünyada her 9 kişiden 1&#8217;inin diyabet hastası olduğunu ve bu hastalığa sahip her 2 kişiden 1&#8217;inin de bu hastalığa sahip olduğunu bilmediğini ortaya koyuyor. </p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği (İÇHASDER), Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle, Dünya Diyabet Günü kapsamında yürüttüğü “O aramızda” kampanyası çerçevesinde, diyabet farkındalığını artırmak amacıyla “Mavi Yeryüzü” adlı etkileyici bir sanat enstalasyonunu hayata geçirdi. Dernek, bu proje ile sanatın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumda diyabet bilincini artırmayı hedefliyor.</p>
<p>Multidisipliner sanatçı Uğur Acil tarafından tasarlanan “Mavi Yeryüzü”, diyabetin görünmeyen etkilerini bedensel ve duygusal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. İki büyük mavi halkadan oluşan form, kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin beden içinde kurduğu hassas dengeye sembolik bir gönderme yapıyor. Birbirine temas eden halkalar, bu sistemlerin döngüsel uyumunu temsil ederken; mavi renk, diyabetin evrensel simgesinin yanı sıra süreklilik, dayanıklılık ve yaşam döngüsü fikirlerini de yansıtıyor. Formun yumuşak ve nefes alan yapısı, insan bedeninin kırılganlık ile direnç arasındaki hassas dengesine dikkat çekiyor. Ziyaretçiler böylece diyabetin yalnızca fiziksel değil, duygusal boyutuna da dokunan bir sanat deneyimiyle buluşuyor. “Mavi Yeryüzü”, 17–24 Kasım tarihleri arasında Terminal Kadıköy’de ziyaret edilebilecek.</p>
<p>Eserin açılışında konuşan <strong>İÇHASDER</strong> Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdülbaki Kumbasar, diyabetin görülme sıklığının giderek arttığını ancak çoğu zaman geç fark edildiğini vurguladı. Prof. Dr. Kumbasar “Bugün diyabetli her iki kişiden birinin hastalığından haberdar olmaması bunun en çarpıcı göstergesi. İÇHASDER olarak amacımız, yalnızca diyabet farkındalığı oluşturmak değil; aynı zamanda özellikle tip 2 diyabetin kalp, böbrek ve metabolik sistemler üzerindeki etkilerini görünür kılmak. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonu, diyabeti görünür hale getirirken bireyleri erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam konusunda düşünmeye davet ediyor. Bu çalışmanın toplumda önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Boehringer Ingelheim Türkiye’nin insan sağlığını etkileyen ve toplumda büyük bir yük oluşturan hastalıklara dikkat çekmeyi kurumsal bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getiren <strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle tip 2 diyabet hem ülkemizde hem de dünyada milyonlarca insanı etkileyen en önemli sağlık sorunlarından biri. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonuyla, diyabet farkındalığının önemini vurgularken kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin birbiriyle olan bağlantılarına da dikkat çekmeyi amaçladık. Çünkü özellikle tip 2 diyabetli bireylerin kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı geliştirme riski daha yüksektir. Bu nedenle bu çalışmanın, geniş kitlelerde bilinç oluşturacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Toplumda farkındalık yaratacak bir çalışmada yer almaktan mutluluk duyduğunu belirten <strong>sanatçı Uğur Acil</strong> ise “Mavi Yeryüzü ile bedenin görünmeyen ekosistemini görünür kılmak istedik. Diyabet yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değil; özellikle tip 2 diyabetli kişilerde kalp, böbrek ve metabolik sistemler arasında kurulan hassas bir denge. Bu denge bozulduğunda tüm beden bunu hissediyor. Enstalasyon, bu iç içe geçmişliği mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Ziyaretçiler mavi halkalar arasında dolaşırken kendi ritimlerini, nefeslerini ve kalp atışlarını fark edecek. Bu geçidi yalnızca bir sanat üretimi olarak değil; bedenle, hastalıkla ve yaşamla kurulan barışçıl bir farkındalık yolculuğu olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Dünya Çapında 500 Milyondan Fazla Kişi Diyabetli</strong></p>
<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun Diabetes Atlas 11th Edition (2025) verileri, dünya genelinde yaklaşık 589 milyon kişinin diyabetle yaşadığını ortaya koyuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar 852,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise 20–79 yaş aralığında 9,6 milyon kişinin diyabetli olduğu biliniyor ve bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülke konumuna taşıyor.[1]</p>
<p>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrin Hastalıklar Prevalans Çalışması TURDEP II ise, Türk toplumunda diyabetin beklenenden daha hızlı bir biçimde arttığını ortaya koyuyor. TURDEP-II’ye göre Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13,7’ye ulaştığı görülüyor.[2]</p>
<p><strong>Kardiyovasküler, Böbrek ve Metabolik Sistemleri Etkiliyor</strong></p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemler birbiriyle yakın bir etkileşim içindedir. Bu sistemlerden birini etkileyen hastalıklar çoğu zaman diğer sistemler üzerinde de olumsuz etkilere yol açar. Tip 2 diyabeti olan hastalarda kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve hatta böbrek hastalığı gelişme riski artar. Tip 2 diyabeti olan hastalar, kardiyovasküler hastalık geliştirme ve bu nedenle hayatını kaybetme konusunda iki kat daha yüksek risk altındadır.[3] Ayrıca kalp yetersizliği geliştirme riskleri de artmıştır.[4] Diyabet, böbrek hastalığı gelişme ihtimalini arttırır. Günümüzde diyabeti olan her 3 yetişkinden yaklaşık 1’inde kronik böbrek hastalığı bulunmaktadır. Düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve erken teşhis ile zamanında müdahalenin sağlanması, diyabetin yol açacağı hastalıkların önünü kesebilir.[5] </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hissederek dans ettiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[dans]]></category>
		<category><![CDATA[der]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[ettiler]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[hissederek]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592388</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle Almanya’dan gelen Rehberlik ve Psikolojik Danışman (PDR) ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya eşliğinde görme engelli bireyler için özel tasarlanan Dansla Terapi Atölyeleri’ni başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388">Hissederek dans ettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle Almanya’dan gelen Rehberlik ve Psikolojik Danışman (PDR) ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya eşliğinde görme engelli bireyler için özel tasarlanan Dansla Terapi Atölyeleri’ni başlattı. Katılımcılar, “Ritmi Hisset, Bedeninle Özgürleş” temasıyla düzenlenen atölyede hissederek bağ kurmayı ve dans ederek özgürleşmeyi deneyimledi.</p>
<p>İzmir’de yaşayan görme engelli yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü ve Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle dans etmenin özgürlüğünü yaşadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’nde düzenlenen “Dansla Terapi Atölyeleri”, Almanya merkezli Tanz der Kulturen Berlin e.V.’de görev yapan PDR ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya tarafından yürütülüyor. Toplam 16 katılımcıyla sınırlı atölye, “Ritmi Hisset, Bedeninle Özgürleş” temasıyla katılımcıların bedensel farkındalıklarını güçlendirmeyi, duygularını ifade etmelerini ve sosyal katılımlarını artırmayı hedefliyor. Dans ve yaratıcı drama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı çalışmalar, görme engelli bireylerin sanat aracılığıyla kendini ifade etme ve toplumsal yaşama aktif katılım olanaklarını güçlendiriyor. Çalışma, beden farkındalığı ve duygusal ifade üzerine odaklanan hareket temelli bir süreci kapsıyor. Katılımcıların aktif olarak yer aldığı oturum boyunca ritim, nefes ve özgün hareketlerle bedensel deneyim destekleniyor.</p>
<p><strong>“Dans edemezler algısı yanlış”</strong></p>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren PDR ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya, “Dans, sadece eğlenme aracı değil, aynı zamanda duygu işidir. Sanayileşmiş toplumlarda insanlar duygularına da yabancılaşmış durumda. Bu yabancılaşmayı aşmanın bir yolu da dans etmek. Görme engellilerin toplumla bütünleşmeleri, sosyalleşmeleri, bir noktada toplum tarafından sınırlandırılmış durumda. ‘Görmedikleri için yapamazlar, öğrenemezler’ diye bir algı var ve bunun yanlış olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Görmeden öğrenmek ve görerek öğrenmek arasında ciddi bir fark var. Dans, görme eylemli bir hareket. İnsanların, yapılan figürü öğrenmesi için görmesi gerekiyor ama görme engellilerde gelişen başka bir duyu organı var; onlar duyarak görmeye başlıyor. Yaşamın kendisinde bir ritim var. Biz o ritmi yakalamalarını sağlayıp bedenlerine olan yabancılaşmayı aşmaya çalışıyoruz. ‘Ben dans edemem’ duygusunu onlardan almak istiyoruz. Bir dans gecesine çok rahat gidebilirler. Müzik çaldığında ‘yanlış yapıyorum’ kaygısını üzerinden atıp içinden geldiği gibi müziğin ritmi ile bedenlerini dinlendirebilirler. Programa katılan ve ilk başta ‘ben yapamam’ diyenler çok iyi dans etmeye başladı” dedi.</p>
<p><strong>“Özgüven kazanılıyor”</strong></p>
<p>Herkes İçin Turizm Derneği Başkanı Ali Aydoğmuş da “Biz dansın körlerin yaşamında bir farklılık yaratabileceğini gözlemliyoruz. Duyguyu bedene yansıtmayı gözlemleyebiliyoruz. Mehmet Ballıkaya’ya ve hem ev sahipliği hem de ulaşım konusundaki destekleri için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Özgüven kazanmak, bir şeyi başarabilmek ya da toplumun ‘yapamaz’ algısıyla engellilerle eşleştiremediği bir olguyu yapabilmiş olmak güzel bir duygu. Engelli bireylerin özgüvenlerini artırıp toplumsal yaşam içinde yer almasıyla bu farkındalığın oluşacağını düşünüyorum. Biz dernek olarak engelli bireylerin turizm ve kültür alanlarında kendilerini var ederek toplumsallaşması için bu atölyenin de bir araç olabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kendimi tedirgin hissetmeme gerek yokmuş”</strong></p>
<p>Atölyeye katılan 34 yaşındaki Pınar Gürcan, “Kendimi rahatlamış ve özgüvenli hissettim. Farklı koşullarda olan bir insanın bir şeyleri başarma yöntemleri de farklı olabilir ama yapabilir. Bunu burada deneyimliyoruz. Ben bugüne kadar dans ederken kendimi tedirgin, kaygılı hissediyordum ama buna gerek yokmuş. Mutluyum. Bunu devam ettirmeyi önemsiyorum” derken, 27 yaşındaki Oğuzhan Parlaklar ise “Dans etmek bana iyi geldi. Kendimi iyi hissediyorum ve mutluyum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Dans edilirken genelde oturuyordum”</strong></p>
<p>21 yaşındaki Selinay Erkul, “Buraya ilk geldiğimde dansla ilgili önyargılarım vardı. Sahneye çıktığımda ne yapacağımı bilmemek ya da oradaki durumu analiz etmeye çalışmak beni çok yorduğu için genelde dans ortamındayken oturan kişilerden biri ben oluyorum. Şu an bu durum ne kadar değişti bilmiyorum ama en azından yapabileceğim şeylere olan güvenim gelişti diyebilirim. Aslında fark etmesek de dans, bedeni tanımada insana çok farklı bir boyut kazandırıyormuş” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Kızımın hareketleri hızlandı”</strong></p>
<p>Atölye katılımcılarından Sedef Sakız’ın annesi Emine Sakız ise “Kızım için çok değişik bir ortam oldu. Bir haftalık bir etkinlik bile olsa onlar için çok şey değişiyor. İlgi ve alaka çok güzel. Kızımın hareketleri hızlandı. Bu programı uygulayan herkese teşekkür ediyoruz. Bu tip etkinlikler onları çok mutlu ediyor” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde görevli proje yürütücüsü Emel Pektezel de atölyedeki çalışmalarda rol aldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388">Hissederek dans ettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehrin Tiyatrosu Düzenlediği Turnelerle Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehrin-tiyatrosu-duzenledigi-turnelerle-fark-yaratiyor-592333</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlediği]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[şehrin]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[turnelerle]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düzenlediği şehir içi ve il dışı turnelerle dikkat çeken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” oyunuyla Ataşehir, “Oscar” oyunuyla Bahçelievler seyircisiyle buluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehrin-tiyatrosu-duzenledigi-turnelerle-fark-yaratiyor-592333">Şehrin Tiyatrosu Düzenlediği Turnelerle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Düzenlediği şehir içi ve il dışı turnelerle dikkat çeken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” oyunuyla Ataşehir, “Oscar” oyunuyla Bahçelievler seyircisiyle buluşuyor. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Şehir Tiyatroları, sadece sahnelerinin olduğu ilçelerde değil İstanbul’un her ilçesinde sanat yaşamına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Tiyatroseverler bu hafta Ataşehir ve Bahçelievler&#8217;de sahnelenecek olan birbirinden değerli yapımlarla buluşma fırsatı yakalayacak.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span><span><span>Alexander Galin</span></span></span></span></b><span><span><span><span>’in yazdığı, <b>Hale Kuntay</b>’ın çevirdiği, <b>Engin Gürmen</b>’in yönettiği </span></span></span></span><span><span><span>“Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” 18 Kasım 2025 Salı günü 15.00 ve 20.00’de </span></span></span><span><span><span><span>Ataşehir </span></span></span></span><span><span><span><span>İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi Şener Şen Sahnesi’nde,</span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span><span>Claude Magnier</span></span></span></b><span><span><span>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği</span></span></span><span><span><span> “Oscar”,<b> </b>20 Kasım ve 22 Kasım 2025 tarihlerinde 20.00’de Yenibosna Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde seyirci karşısına çıkıyor. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span><span>GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)</span></span></span></b><b><span><span><span> (13+ Yaş)</span></span></span></b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span>Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.</span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span>Oyunda <b>Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay</b> rol alıyor. </span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span><span>OSCAR</span></span></span></b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İyi seyirler…</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehrin-tiyatrosu-duzenledigi-turnelerle-fark-yaratiyor-592333">Şehrin Tiyatrosu Düzenlediği Turnelerle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[kınay]]></category>
		<category><![CDATA[secap]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji politikalarını güçlendirmek için önemli bir adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680">Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji politikalarını güçlendirmek için önemli bir adım attı. Daha önce Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi (CoM) ve Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi (GCoM) ile sürece resmî olarak katılan Karabağlar Belediyesi, şimdi de Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlanması çalışmalarını başlattı.</p>
<p>Bu kapsamda, Belediye Meclis Üyesi ve Çevre Mühendisi Rahile Yeni’nin sunumuyla Meclis Toplantı Salonu’nda bir iç paydaş toplantısı düzenlendi. Toplantıya Belediye Başkanı Helil Kınay, başkan yardımcıları, birim müdürleri ve SECAP veri sorumluları katıldı.</p>
<p>Sunumda, iklim krizinin etkileri ve Karabağlar Belediyesi’nin bu süreçteki sorumlulukları üzerinde duran Rahile Yeni, ilerleyen dönemde yapılacak dış paydaş toplantılara ilişkin bilgi verdi. Planlama süreci, görev dağılımları ve önümüzdeki çalışma takvimi hakkında katılımcıları bilgilendirdi</p>
<p><b>Kınay: “Tüm süreçlerde farkındalıkla hareket etmek gerekiyor”</b></p>
<p>Toplantıda konuşan Başkan Kınay, Karabağlar Belediyesi olarak tüm süreçlerde farkındalıkla hareket etmenin önemine dikkat çekti. Kınay “Hayatımızda yaptığımız her şey farkındalıkla bağlantılı ama çevreyi korumak, enerji ve su tasarrufu gibi uygulamalar artık bir tercih değil, zorunluluk. Her birimin katkısı çok önemli; birimiz eksik olursa sistem aksıyor. Küçük görevler bile sürecin devamı için kritik. Bu farkındalıkla çalışmalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>“Gerçek verilere dayalı bir sistem kuracağız”</b></p>
<p>Veri yönetiminin önemine de değinen Başkan Kınay sözlerine şöyle devam etti: “Elektrik, su, yakıt, araç kullanımı ve malzeme tüketimi gibi tüm verileri doğru şekilde takip etmeden verimli bir yönetim sağlayamayız. Hedefimiz, tüm birimlerimizde gerçek verilere dayalı bir karar alma sistemini oturtmak. Bu sistemle gereksiz iş yükünü azaltacak, kaynaklarımızı daha verimli kullanacak, kurumsal güvenilirliğimizi artıracak ve yeni projeler için alan açacağız”</p>
<p><b>“Her fikir uygulanabilir, yeter ki doğru projelendirilsin”</b></p>
<p>Kınay, tüm çalışanların fikir ve önerilerini paylaşmalarını da teşvik ederek  “Her fikir, doğru projelendirilirse uygulanabilir ve fark yaratır. Hepimizin görevi; veriyi doğru toplamak, paylaşmak ve süreçleri planlı, verimli yürütmektir. Gereksiz işlerden kaçınmalı, enerjimizi doğru kullanmalıyız. Bu yaklaşım sadece bugünü değil, 2026 ve sonrasındaki tüm çalışmalarımızı da güçlendirecek” dedi.</p>
<p>SECAP süreci kapsamında belediyenin enerji tüketimi, binalar, ulaşım ve atık yönetimi gibi alanlarda veri toplanacak. Elde edilen verilerle 2030 yılına kadar uygulanacak yerel enerji ve iklim eylem planı oluşturulacak.</p>
<p>&#8212;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680">Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.</p>
<p> Diyabetin, kanda glikoz oranının yükselmesiyle ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık olduğunu vurgulayan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Yüksek şeker düzeyi retina damarlarında bozulmaya yol açarak görme kaybına neden olur. Bu nedenle diyabet hastalarının göz muayenelerini düzenli aralıklarla yaptırmaları büyük önem taşır,” dedi.</p>
<p><strong>Erken Tanı Görmeyi Kurtarabilir</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabileceğini söyledi.<br /> “Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor,” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hastalığın Hızını Yavaşlatmak Mümkün</strong></p>
<p>Araştırmalara göre Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık nedeniyle günlük yaşamında zorlanıyor, tamamı ise hastalığın ruhsal durumlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin.</strong></li>
<li><strong>Kan şekeri dengesini koruyun</strong>, açlık-tokluk farklarını azaltın.</li>
<li><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak durun.</strong></li>
<li>Erken evrede teşhis edilen hastalarda, <strong>sarı nokta ödemine yönelik göz içi ilaç enjeksiyonları</strong> ve <strong>kanamalı damarlarda lazer tedavisi</strong> ile görme uzun süre korunabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli Kontroller Hayati Önem Taşıyor</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin, 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan en yaygın neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastaların özellikle diyabetin 5’inci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hastalığı teşhis edilen bireylerde ise 3 ila 4 ayda bir düzenli muayenenin şart olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Göz Sağlığını Korumak Elinizde</strong></p>
<p>Diyabetin gözde en sık neden olduğu hastalık olan diyabetik retinopatinin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, şu uyarılarda bulundu:<br /> “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz Muayenesini İhmal Etmeyin</strong></p>
<p>Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak düzenli takip ve uygun tedaviyle gözdeki olumsuz etkilerin yavaşlatılabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:<br /> “Diyabet hastaları, görme yetilerini korumak istiyorlarsa yılda en az bir kez göz muayenesi olmalı. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır, göz sağlığınızı korur.”</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</strong></p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle ve en gelişmiş teknolojilerle göz ve göz çevresi sağlığına dair her türlü soruna çözüm sunmaktadır. Branş hastaneciliği anlayışıyla Türkiye’de yeni bir dönem başlatan Dünyagöz, günlük 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 noktada etik ve ilkeli sağlık hizmeti vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz; 350’si öğretim üyesi ve uzman doktor olmak üzere 800 kişilik medikal kadrosu, 3.500’ün üzerinde çalışanı ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yer almıştır. Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ilde 21 şubesi; yurt dışında ise Almanya (Frankfurt, Köln), Gürcistan (Tiflis), Azerbaycan (Bakü), Kosova (Priştine), Kırgızistan (2 noktada Bişkek), Özbekistan (Taşkent) ve Bulgaristan (Haskovo) olmak üzere toplam 10 noktada hizmet vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülerinden biri olarak, yılda ortalama 120.000 yabancı hastaya 7/24 hizmet vermekte; dünyanın 171 farklı ülkesinden gelen hastalarına ileri düzey göz sağlığı çözümleri sunmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-salgin-diyabet-591526">Göz Sağlığında Salgın: Diyabet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazili Judocular Fark Yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazili-judocular-fark-yaratti-589727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[birinci]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[judo]]></category>
		<category><![CDATA[judocular]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazili]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyespor Judo Takımı sporcuları, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyet programında yer alan Okullararası Gençler Judo İl Birinciliği Müsabakaları’nda madalyaya doydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazili-judocular-fark-yaratti-589727">Osmangazili Judocular Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediyespor Judo Takımı sporcuları, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyet programında yer alan Okullararası Gençler Judo İl Birinciliği Müsabakaları’nda madalyaya doydu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde Dikkaldırım Spor Salonu’nda düzenlenen Okullararası Gençler Judo İl Birinciliği Müsabakaları, kıran kırana geçen karşılaşmalara sahne oldu. 38 kız, 27 erkek olmak üzere toplam 65 genç sporcunun yeteneklerini sergileme fırsatı bulduğu turnuvaya, Osmangazi Belediyespor’un başarılı judocuları damga vurdu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tatamide kadınlar kategorisi -40 kiloda Nursena Öz, -48 kiloda Aysel Latifoğlu, -57 kiloda Bilor İbrahim, -70 kiloda Aylin Altın ve +70 kiloda Tuğba Hüseyin birincilik, ayrıca -57 kiloda Abide Gülali, -44 kiloda Melek Saraç ve -52 kiloda Ecrin Naz Şentürk ikincilik, +70 kiloda Özlem Hüseyin de üçüncülük kürsüsüne oturdu. Bunun yanı sıra erkekler kategorisinde -50 kiloda Doğukan Erdoğan, -60 kiloda Yusuf Kadir İlhan, -66 kiloda Yusuf Alioğlu ile -73 kiloda Tarık Koca birincilik, -50 kiloda Mert Demir, -55 kiloda Süleyman Aydoğdu ve</span></span></span></p>
<p><span><span><span>-60 kiloda Yavuz Atilla Yeşilgül ise ikincilik başarısı elde ederek farklarını ortaya koydu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sporcuların başarısından dolayı büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Osmangazi Belediyespor Judo Takımı Başantrenörü Muammer Çalışkan, “Okullararası Gençler Judo İl Birinciliği Müsabakaları’nda birinci olan sporcularımız, 6-7 Aralık 2025 tarihlerinde Kırklareli’nde yapılacak grup müsabakalarında mücadele edecek. Burada ilk üçe girecek sporcularımız da, 5-6 Ocak 2026 tarihlerinde Ordu’da gerçekleşecek Türkiye finallerinde ilimizi temsil edecek. Şimdiden hepsine başarılar diliyorum” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Müsabakanın oldukça çekişmeli geçtiğini belirten genç judocular ise kendilerini böylesine güzel bir ortam sunduğu için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazili-judocular-fark-yaratti-589727">Osmangazili Judocular Fark Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çevreye]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588436</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor. Hayvanlardan elde edilen hiçbir gıdayı yememeyi içeren bir beslenme modeli olan vegan beslenmeye ilgi ise son yıllarda giderek artıyor. Vegan ve vejetaryen beslenme modelleri, yalnızca bir yaşam tarzı tercihi değil; etik, ekolojik ve sağlık temelli bir farkındalığın da göstergesi haline geldi. Vegan beslenmeye dair açıklamalarda bulunan İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Melike Şeyma Deniz, bu beslenme modellerinin sağlığa ve çevreye katkılarını değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>GEZEGENİN GELECEĞİ İÇİN DE KRİTİK ÖNEME SAHİP</strong></p>
<p>Dr. Deniz, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların bitki ağırlıklı beslenmenin çok yönlü faydalarına dikkat çektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme yalnızca bireysel sağlık açısından değil, gezegenin sürdürülebilirliği açısından da çok değerli. Çünkü bu beslenme modeli hem hastalık risklerini azaltıyor hem de çevresel etkileri minimize ediyor.”</p>
<p><strong>YETERSİZ BESİN ÖĞESİ ALIMI İÇİN TAKVİYE KULLANMAK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hayvansal kaynaklı besinleri sınırlayan ancak farklı düzeylerde tüketim tercihleri bulunan bireylere vejetaryen deniliyor. Süt ürünleri tüketenler lakto-vejetaryen, yumurta tüketenler ovo-vejetaryen, her ikisini de tüketenler lakto-ovo-vejetaryen, balık tüketenler ise pesko-vejetaryen olarak adlandırılıyor. Hiçbir hayvansal ürünü kullanmayan bireyler ise vegan beslenme modelini benimsiyor. Dr. Deniz, özellikle vegan beslenme biçiminin dikkatli planlanması gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi:</p>
<p>“Vegan diyetler doğru planlandığında yeterli ve dengeli olabilir. Ancak B12 ve D vitamini, kalsiyum, iyot, çinko, selenyum ve protein gibi bazı besin öğelerinin yetersiz alımı riski vardır. Bu nedenle profesyonel destek almak, gerekirse takviye kullanmak önem taşır.”</p>
<p><strong>VEGAN BESLENME KALP SAĞLIĞINA FAYDALI</strong></p>
<p>Araştırmalar, vegan beslenme modelinin koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri ve obezite riskini azalttığını ortaya koyuyor. Dr. Deniz, bu durumun beslenmenin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme; lif, antioksidan ve fitokimyasal bileşenler açısından zengin, doymuş yağ açısından ise düşüktür. Bu da hastalık riskini azaltan önemli bir faktördür. Ayrıca, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirir ve inflamasyonu azaltarak cilt sağlığına da katkı sağlar.”</p>
<p><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN DA KATKI SUNUYOR</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, vegan, vejetaryen ve Akdeniz tipi beslenme modellerinin çevresel sürdürülebilirlik açısından en avantajlı diyetler olduğunu gösteriyor. Bu beslenme biçimleri; daha az sera gazı emisyonu, daha az su tüketimi ve daha az toprak kullanımı gerektiriyor. Dr. Deniz, bu konuda verdiği örnekte şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kilogram sebze üretimi için yaklaşık 332 litre su gerekirken, 1 kilogram dana eti üretimi için 15.415 litre su gerekiyor. Bu fark, bitkisel temelli beslenmenin gezegen üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>‘ETSİZ PAZARTESİ’ İLE BÜYÜK BİR FARK YARATILABİLİR</strong></p>
<p>Dr. Deniz, “Etsiz Pazartesi (Meatless Monday)” hareketinin herkes için ulaşılabilir bir başlangıç olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Vegan veya vejetaryen olmasanız bile haftanın bir günü et yememek hem bedeniniz hem de gezegen için anlamlı bir katkı sağlar. Pazartesi günü öğünlerde sebze ve baklagil tercih ederek sağlığınızı desteklerken çevreye de olumlu bir etki yaratabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BİTKİSEL AĞIRLIKLI BİR GELECEK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, bitki temelli beslenmenin yalnızca bir trend değil hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğu görülüyor. Dr. Deniz, “Et tüketimini azaltmak, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagil ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmek; sağlığımızı korumanın ve gezegenimize saygı göstermenin en etkili yollarından biridir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Horoz Lojistik&#8217;ten Pembe Ekim&#8217;e Destek: Meme Kanseri Farkındalık Semineri Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistikten-pembe-ekime-destek-meme-kanseri-farkindalik-semineri-duzenlendi-588354</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[pembe]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Horoz Lojistik, Ekim ayı boyunca tüm dünyada “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında farkındalık yaratmaya yönelik anlamlı bir etkinliğe imza attı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistikten-pembe-ekime-destek-meme-kanseri-farkindalik-semineri-duzenlendi-588354">Horoz Lojistik&#8217;ten Pembe Ekim&#8217;e Destek: Meme Kanseri Farkındalık Semineri Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Horoz Lojistik, Ekim ayı boyunca tüm dünyada “<strong>Meme Kanseri Farkındalık Ayı” </strong>kapsamında<strong> </strong>farkındalık yaratmaya yönelik anlamlı bir etkinliğe imza attı. “Pembe Ekip” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doç. Dr. Sina Ferahman’ın katılımıyla “Meme Kanseri Farkındalığı ve Erken Tanının Önemi” konulu bir seminer düzenlendi.</p>
<p>Seminerde, erken teşhisin hayat kurtarıcı önemi ve meme kanserine karşı düzenli kontrollerin gerekliliği üzerinde duruldu. Katılımcılara, hastalıkla ilgili risk faktörleri, belirtiler ve tarama yöntemleri hakkında güncel bilgiler aktarıldı.</p>
<p>Horoz Lojistik çalışanları, bu özel gün kapsamında kadın-erkek fark etmeksizin pembe kıyafetler giyerek farkındalığa ortak oldu. “Pembe Ekip” temasıyla bir araya gelen çalışanlar, çektikleri fotoğraflarla da sosyal farkındalık mesajını güçlendirdi.</p>
<p>Horoz Lojistik Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Hece Özyaman, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p>“Horoz Lojistik olarak toplumsal farkındalığı artıran her adımı çok önemsiyoruz. Meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığı gerçeğini bir kez daha hatırlatmak ve çalışanlarımızla bu bilinci paylaşmak bizim için çok değerliydi. Pembe Ekim kapsamında düzenlediğimiz bu etkinlik hem çalışanlarımız arasında birlik duygusunu güçlendirdi hem de sağlıklı yaşam bilincine katkı sundu.”</p>
<p>Toplumsal konularda farkındalık yaratmayı kurumsal kültürünün bir parçası haline getiren Horoz Lojistik, bu etkinlikle hem çalışanları arasında bilinç oluşturmayı hem de toplumda erken teşhisin önemine dikkat çekmeyi hedefledi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistikten-pembe-ekime-destek-meme-kanseri-farkindalik-semineri-duzenlendi-588354">Horoz Lojistik&#8217;ten Pembe Ekim&#8217;e Destek: Meme Kanseri Farkındalık Semineri Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 15:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bitkin]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmış]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde kişilerin kendini sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissedebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir.” dedi. Yalnız kalma korkusu ile verilen emek ve alışkanlıkların, toksik ilişkiyi sürdürmede önemli rol oynadığına vurgu yapan Beyaz, farkındalık oluşturmanın, belirtileri gözlemleyerek sınırlar çizmenin, korunmanın ilk adımı olarak öne çıktığını aktardı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, toksik ilişkilerin belirtileri, nedenleri, kişiler üzerindeki etkileri ile bu ilişkilerden korunma ve çıkış yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tüm ilişkiler toksik olabilir!</strong></p>
<p>‘Toksik’ kelimesinin, Türkçe’de doğrudan karşılığı olmasa da anlam olarak zarar veren, zehirleyen ve uzak durulması gereken durumları çağrıştırdığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İlişki boyutunda da benzer bir anlam taşır. Umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri için kullanılır. Toksik ilişkiler, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu belirtiler toksik ilişkinin kanıtı!</strong></p>
<p>Bir ilişkide toksik ortamın varlığını anlamanın birkaç belirgin yolu olduğunu aktaran Beyaz, “Kişi kendini ilişkide sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hisseder. İhtiyaçlarının göz ardı edildiğini, sürekli ikinci planda kaldığını düşünür. Karşı tarafın ruh halindeki tutarsızlıkları fark eder ve bu durumdan strese girer. Alınan kararlar veya yapılan davranışlar, suçluluk, korku, öfke gibi yoğun duygularla geri döner. Karşı tarafı kırmamak için davranışlarına aşırı dikkat eder ve tepkilerinden endişe duyar. Bunların yanında sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar da toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir. Yalan söylemek de bu tür ilişkilerde sıkça rastlanan bir işaret olabilir, ancak tek başına toksik ilişki varlığını kanıtlamaz, diğer belirtilerle birlikte değerlendirilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yalnız kalma korkusu toksik ilişkiyi sürdürmeye neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerin çoğu zaman yalnızlık korkusu nedeniyle sürdürüldüğüne işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kişi, ilişkiyi sonlandırdığında başka birini bulamama veya yalnız kalma kaygısı yaşayabilir.” dedi.</p>
<p>‘Başka biri beni aynı şekilde sevmeyecek’ veya ‘eski çekiciliğim kalmadı’ gibi düşüncelerin, ayrılmayı zorlaştıran inançlar olduğunu kaydeden Beyaz, “Ayrıca ilişki boyunca verilen emek, zaman ve sevgi, ilişkiyi sürdürme eğilimini güçlendirir. Alışkanlıklar ve rutinler de değişimden kaçınmayı beraberinde getirir. Birlikte geçirilen keyifli zamanlar, evde yalnız olmanın yarattığı güvensizlik duygusu, ilişkide kalmayı cazip kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkiyi fark etmek, korunmanın ilk adımı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkiyi fark etmenin, korunmanın ilk adımı olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Birey, belirtileri gözlemleyip, ilişki öncesi ve sonrası kendi halindeki değişimleri fark edebilir.” dedi.</p>
<p>Farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Beyaz, “Düşünceleri ve duyguları not etmek, farkındalık oluşturur. Karşı tarafa sınırlar çizmek, disiplinli ve tutarlı olmak önemlidir. Toksik davranışların, çoğu zaman karşı tarafın kendisiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığını kabul etmek gerekir. İletişim ve farkındalık, bazen toksik davranışları azaltabilir; ancak bu süreç uzun zaman ve emek gerektirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi etkileri fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün!</strong></p>
<p>Çoğu durumda toksik ilişkilerin, boşanma veya pasif agresif iletişimle sonuçlandığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ancak kişi kendi üzerindeki etkilerini fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün olabilir.” dedi.</p>
<p>Toksik ilişkiden kurtulmak için inkârı bırakarak yaşanan durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmek gerektiğinin altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin kendisine iyi gelen etkinlikleri ve alışkanlıklarını ihmal etmemesi önemlidir. Uzman desteği almak, duygusal iyileşmeyi hızlandırır ve süreci daha sağlıklı kılar. İlişki sona erse bile etkileri bir süre hissedilebilir. Bu dönemde sabırlı olmak, kendine şefkat göstermek ve sezgilerine güvenmek kritik öneme sahiptir. Kararlar, kişinin kendisiyle yüzleşmesi açısından önemlidir; bu nedenle rasyonel ve farkındalıkla alınmalıdır.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[diyabette]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı. </b></p>
<p><b>Diyabette dünya çapındaki en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun. Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz” diye konuştu. </b></p>
<p><b>Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar sayesinde hastalığın kontrol altında tutulabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz” dedi.</b></p>
<p>ABD’deki Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı ve dünya çapında diyabet araştırmalarının öncüsü olan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te adının verildiği oditoryumda  “Bir Ustanın İzinde: Prof. Dr. DeFronzo ile Diyabetin Geleceği” başlıklı konferans verdi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Merak olmadan bilimsel keşif yapmak imkansız”</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, konferansın açılış konuşmasında Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’yu isminin verildiği oditoryumda ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek  “Bugün Atlas Üniversitesi olarak bilim ve tıp dünyası için çok özel, çok müstesna bir ismi, buluşlarıyla diyabet tedavisinde çığır açmış bir bilim insanını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Bilim insanlarının en büyük özelliğinin zeka ve merak duygusuna sahip olması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bilim insanlarının ya da keşif yapan insanların en büyük özellliğinin zeka olduğu düşünülür. Bir bakıma belki doğrudur, bununla beraber bu başarı için başka parametreler de var. Bunların başında da merak duygusu geliyor. Merak olmadan bilimsel keşif yapmak neredeyse imkansız. Tabii bu merakı bilimin sistemize edilmiş yollarıyla geçerek başarıya ulaştırmak mümkün. Bununla beraber dirençli ve sabırlı olmak ve bu yolda ilerleyebilmek gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Başarı için dirençli ve sabırlı olmak şart”</b></p>
<p>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Einstein’a atfedilen bir anektod vardır, kendisine diyorlar ki ‘Siz çok zeki olduğunuz için bu kadar önemli başarılar elde ettiniz.’ Einstein’ın cevabı, ders niteliğinde, diyor ki: ‘Hayır, çok zeki olduğum için değil, bence dirençli ve sabırlı olduğum için buralara geldim. Bir mektup pulu gibi olun ve varacağınız adrese ulaşmadan ondan ayrılmayın.’ Aslında belki de başarının en büyük parametresi bu. O yüzden yapabildiklerimiz, hayal ettiklerimizle sınırlı” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo,  diyabet tedavisinde uygulanan yöntemleri anlattı</b></p>
<p>İnsülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan, tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, özellikle tip 2 diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve araştırmalardan örnekler verdi.</p>
<p>Konferansta diyabetin sebeplerine değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetin yalnızca insülin direnci veya beta hücre yetmezliği olmadığını, “Uğursuz Sekizli” (Ominous Octet) adını verdiği 8 temel bozukluktan kaynaklandığını söyledi. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetle ilgili yapılan çalışmalardan örnekler sundu. Prof. Dr. DeFronzo, tip2 diyabet tedavisinde birden fazla patofizyolojik kusuru düzeltmek için birden fazla ilacın bir arada kullanılmasının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tedavide kullanılan metamorfin reçetesinin HBA1c üzerindeki etkilerini gösteren çalışmalardan örnekler de sundu.</p>
<p><b>“Erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek komplikasyonları önleyebiliyoruz” </b></p>
<p>Konferansta soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet için kalıcı bir tedavi olup olmadığına ilişkin soru üzerine “Keşke diyabet için kalıcı bir tedavi olsaydı. Elbette bu konuda çok çalışıyoruz. Ama bence hikâyenin güzel tarafı şu: Artık diyabetli hastalarımızı tedavi etmek için mükemmel ilaçlarımız var. Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz. Örneğin körlüğü önleyebiliyoruz, böbrek hastalığını önleyebiliyoruz, kalp krizi ve felçleri önleyebiliyoruz. Harika ilaçlarımız var, çok şey öğrendik, ama sanırım kalıcı tedaviye ulaşmamıza biraz daha zaman var” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyabetteki en büyük ilerleme, hastalarda çok sayıda sorunun fark edilmesi oldu”</b></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisindeki değişimlere de değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Bence en büyük ilerlememiz, diyabetli hastalarda çok sayıda farklı sorunun olduğunu fark etmemiz oldu. Diyabetli bir hastayı tedavi ederken, mevcut tüm bozuklukları düzeltmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmamız gerektiğini artık biliyoruz. İyi haber şu ki artık birçok farklı kategoride çok sayıda etkili ilacımız var ve bu ilaçları birlikte nasıl kullanacağımızı öğrendik. Böylece hastalarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi edip; uzun vadeli komplikasyonların önüne geçebiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Obezite salgını diyabeti tetikliyor”</b></p>
<p>Diyabette en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında diyabette dünya çapındaki en büyük sorun obezite. Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun.Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. İyi tarafı şu: Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz.”</p>
<p>Konferans sonunda Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’ya Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[İskemi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bazı kalp krizleri hissedilmeyebiliyor!</strong></p>
<p>Gizli kalp krizinin, sessiz iskemi olarak da değerlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bir kalp krizi oluştuğunda, normal şartlar altında, çoğu insanda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, bayılma, şuur kaybı veya ani kalp durmasına da neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Baltalı, “Ancak bazı vakalarda bunların hiçbiri görülmez. Kişi normal ayakta kalp krizini geçirir ve herhangi bir sıkıntı veya şikâyet hissetmez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi çoğunlukla EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebiliyor </strong></p>
<p>Normal kalp krizinde şiddetli göğüs ağrısı görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu ağrı, çoğunlukla sola kola veya alt çeneye yayılır. Ancak sessiz, gizli kalp krizinde veya sessiz iskemi olarak adlandırılan durumda, bu belirtilerin hiçbiri görülmez.” dedi.</p>
<p>Kişinin tüm bu süreci fark etmeden, normal hayatını sürdürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Baltalı, şunları söyledi:</p>
<p>“Sessiz iskemi çoğunlukla bir EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebilir. Sessiz iskeminin görülme sıklığı oldukça yüksektir. Çok seyrek bir hadise değildir ve yaklaşık yüzde 20 civarında görülür. Sessiz iskemi, şikâyeti olmayan bir durumdur. Peki, iskemi nedir? İskemi, kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijenin, damarlardaki darlık veya tıkanıklık nedeniyle yeterince ulaşamamasıdır. Bir iş yaparken, yürürken veya koşarken kalp pompalama görevini yerine getirir. Eğer kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijen yeterince ulaşamazsa, iskemi oluşur ve bu durum daha sonra göğüs ağrısı veya diğer belirtilerle kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>En ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmaması! </strong></p>
<p>Sessiz iskeminin en sık görüldüğü hasta grubunun, şeker hastaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Şeker hastalarında sinirler zarar görebilir ve bu nedenle kişiler herhangi bir belirti hissetmeyebilir.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskemi esnasında kişinin normal yaşamına devam edebildiğini aktaran Prof. Dr. Baltalı, “Ancak kalp pompalama fonksiyonu bozulduğunda, kalp yetmezliği ortaya çıkabilir ve bu durum nefes darlığı, çarpıntı gibi diğer bulgularla kendini gösterebilir. Sessiz iskeminin en ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmamasıdır. Kişi üç kat merdiven çıktıktan veya birkaç basamak çıktıktan sonra nefes darlığı hissedebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir! </strong></p>
<p>Sessiz iskemi veya gizli kalp krizinde asıl araştırılması gerekenin, iskeminin veya kriz varlığının tespit edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu durumda risk faktörlerine dikkat etmek gerekir. Şeker, tansiyon, sigara ve kolesterol kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli kontroller önemlidir. Bu sayede iskemiye karşı uyanık olunur ve farkındalık sağlanır.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskeminin tehlikeli bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baltalı, “Normal göğüs ağrısı ile ortaya çıkan kalp krizlerinde, kişi hemen hastaneye başvurur ve müdahale edilir. Ancak sessiz iskemide bu durum gerçekleşmez ve bu açıdan sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3 Boyutlu Mamografiden 4 Boyutlu Ultrasonografi ve MR&#8217;a…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-boyutlu-mamografiden-4-boyutlu-ultrasonografi-ve-mra-585780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[mamografiden]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mr]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[ultrasonografi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişmiş ülkelerde mamografi taramaları ve farkındalık kampanyaları sayesinde son 40 yılda meme kanserine bağlı ölümlerin yüzde 40 azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Erken tanı, sadece yaşam süresini değil, yaşam kalitesini de artırıyor; daha az agresif tedaviyle, daha kısa sürede iyileşme imkanı sağlıyor” diyor...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-boyutlu-mamografiden-4-boyutlu-ultrasonografi-ve-mra-585780">3 Boyutlu Mamografiden 4 Boyutlu Ultrasonografi ve MR&#8217;a…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişmiş ülkelerde mamografi taramaları ve farkındalık kampanyaları sayesinde son 40 yılda meme kanserine bağlı ölümlerin yüzde 40 azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Erken tanı, sadece yaşam süresini değil, yaşam kalitesini de artırıyor; daha az agresif tedaviyle, daha kısa sürede iyileşme imkanı sağlıyor” diyor&#8230;</p>
<p>Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de durum benzer. Her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Her yıl yaklaşık 25 bin yeni vaka tanı alıyor. Türkiye’de tanı yaşı, Batı ülkelerine göre ortalama 10 yıl daha erken; vakaların yaklaşık yüzde 40’ı 40–49 yaş arasında görülüyor. Bu nedenle ülkemizde mamografi taramaları 40 yaşında başlıyor.</p>
<p>Son yıllarda yürütülen tarama programları ve farkındalık çalışmaları sayesinde, Türkiye’de erken tanı oranı hızla yükseldi. 10 yıl önce kadınların büyük kısmı ileri evrede tanı alırken, bugün hastaların yüzde 70’inden fazlası erken evrede saptanıyor. Bunun da iyileşme oranlarını belirgin biçimde artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Kadınlar meme muayenesinden çekinmemeli. Bu bir utanma meselesi değil, yaşam kurtaran bir alışkanlık. Nasıl kalp veya cilt doktoruna gidiyorsak, meme kontrolü de rutin olmalı. Her şey farkındalıkla başlıyor” diyor. </p>
<p>Kadınların her ay kendi kendilerine meme muayenesi yapmalarının da önemine değinen Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Kendi kendine muayeneyi hastalarımıza öğretiyoruz ancak bu, aslında bir tümörü erken yakalamak açısından çok da etkili bir yöntem değil. Önemli olan, düzenli olarak yılda bir veya duruma göre daha sık tarama yaptırmak. Ancak yine de vücudunu tanımak, bir değişikliği fark etmek ve hekime başvurmak açısından önemli. Öğrenmekte fayda var” diyor. </p>
<p><strong>Risk Haritasıyla Kişiye Özel Tarama Programları </strong></p>
<p>Her kadının meme yapısı ve risk profili farklı olduğu için tarama programlarının da kişiye özel planlandığını belirten Prof. Dr. Erkin Arıbal, şu bilgileri paylaşıyor:<br /> “Ailede anne, kız kardeş, teyze ya da baba tarafında prostat kanseri öyküsü bile meme kanseri riskini artırabiliyor. Bu nedenle genetik yatkınlığı olan kadınlarda taramaya 25 yaşında başlıyoruz. Annesinde 35 yaşında meme kanseri görülen bir kadının taramaya, 25 yaşında, yani annesinin kansere yakalandığı yaştan 10 yıl önce başlaması gerekir. Tüm bu risklere bakıp hastalara bir risk haritası çıkarıyoruz. Risk yüksekliğinize göre de yapılacak tarama programlarını oluşturuyoruz”.</p>
<p>Mamografinin çok önemli bir erken tanı aracı olduğuna ancak bazı kadınların radyasyon alındığı için mamografiden çekindiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Mamografiyle alınan radyasyonun dozu çok düşük, bir uçak yolculuğunda alınandan bile az. Kimse kadınlara ‘uçağa binme’ demiyor ama ‘mamografi çektirme’ diyenler var nedense. Bu yanlış algıları artık geride bırakmalıyız” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Ameliyattan Önce Biyopsi Yapılması Şart </strong></p>
<p>Tanı konduktan sonra izlenecek adımların doğru belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkin Arıbal, “Asla biyopsi yapılmadan ameliyat yapılmamalı. Biyopsi lokal anesteziyle yapılan son derece güvenli bir işlemdir ve tümörün türünü, evresini, tedaviye vereceği yanıtı anlamamızı sağlar. Artık biyopsisiz meme ameliyatı tüm dünyada kabul edilmiyor” dedi.</p>
<p>Bugün yalnızca radyoloji alanında değil, meme kanserinin tedavisinde de çığır açan gelişmelere tanık oluyoruz. Meme kanseri tedavilerinin artık çok daha etkili, kişiye özel, hedefe yönelik ve estetik açıdan koruyucu hale geldiğini anlatan Prof. Dr. Erkin Arıbal, “1980’lerde tüm meme dokusu alınırken, artık çoğu zaman sadece tümör çıkarılıyor. Rekonstrüksiyonla meme görüntüsü korunabiliyor. Akıllı ilaçlar sadece tümöre etki ediyor, sağlıklı dokulara zarar vermiyor. Radyoterapide artık sadece hedef bölgeye ışın veriliyor. Yani artık çok daha etkili ve çok daha az yan etkili tedaviler sunabiliyoruz hastalarımıza” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-boyutlu-mamografiden-4-boyutlu-ultrasonografi-ve-mra-585780">3 Boyutlu Mamografiden 4 Boyutlu Ultrasonografi ve MR&#8217;a…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 17:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralığı]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kekemeliğe]]></category>
		<category><![CDATA[Kekemelik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[müdahalede]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, erken müdahalenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682">Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, erken müdahalenin önemine dikkat çekti. En sık 2-5 yaş arasındaki dönemde ortaya çıkan kekemeliğe vakit kaybeden müdahale edilmesi gerektiğini söyleyen Cengizli, kekemelikte ‘bekleyelim, geçer’ yaklaşımının bilimsel olarak riskli olduğunu vurgulayarak “Kekemelik ne kadar erken fark edilir ve müdahale başlatılırsa, tedavi edilebilirlik oranı o kadar yükselir. En ideal müdahale aralığı 2–6 yaş olup bu dönem beynin plastisitesinin en yüksek olduğu dönemdir” dedi. Cengizli, kekemelikte yanlış yaklaşımın kekemeliği güçlendirdiğini, doğru yaklaşımın ise terapi kadar güçlü bir terapi aracı olduğunun altını çizdi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma<br />Görevlisi Şevval Cengizli, 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu söyledi.</p>
<p>Nörogelişimsel temelli akıcılık bozukluğu</p>
<p>Kekemeliğin yalnızca konuşmanın takılması şeklinde basit bir mekanik sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Cengizli, “Aksine konuşmayı başlatma, sürdürme ve sözcükler arasında doğal geçiş yapabilme becerisini etkileyen nörogelişimsel temelli bir akıcılık bozukluğu olarak tanımlanmalıdır. En güncel bilimsel literatüre göre kekemelik, beynin konuşmayı planlama – motor komutları organize etme – zamanlama – geri bildirim döngülerini yönetme görevlerini üstlenen ağlarında işitsel, motor ve bilişsel yüklemelerin etkileşim bozukluğu sonucunda ortaya çıkar” diye konuştu. </p>
<p>Sadece ses ve hece tekrarlarıyla sınırlı kalmayabilir</p>
<p>Kekemelikte konuşma sırasındaki akıcısızlıkların sadece ses veya hece tekrarlarıyla sınırlı kalmadığını kaydeden Cengizli, “Ses uzatmaları, bloklar, nefes kesilmeleri, ani duraklamalar ve bunlara eşlik eden yüz kas gerilmeleri, hızlı göz kırpma, çene hareketleri, ayak sallama gibi fiziksel eş davranışlar da tabloya eşlik edebilir. Kekemelik yaşayan bazı bireylerde bu davranışlar fark edilmeyecek kadar hafif seyrederken, bazı bireylerde konuşma girişimi sırasında belirgin şekilde görünür hale gelir” dedi.</p>
<p>En çok 2-5 yaş arasında ortaya çıkıyor</p>
<p>Bilimsel çalışmaların kekemeliğin en sık olarak 2–5 yaş arasındaki hızlı dil edinim döneminde ortaya çıktığını gösterdiğini ifade eden Cengizli, “Kekemelik genellikle genetik ve nörogelişimsel bir yatkınlık temelinde ortaya çıktığı için doğuştan bir risk taşır ancak konuşma belirtileri doğumda değil, konuşma ve dil gelişiminin hızlandığı erken çocukluk döneminde fark edilir. En sık başlangıç dönemi 2–5 yaş arasıdır. Bu yaş aralığı, beynin konuşma – dil – motor planlama – sosyal iletişim ağlarının birbirine entegre hale geldiği kritik bir dönemdir. Bu nedenle kekemelik bir anda değil, çoğu zaman belirli durumlarda fark edilir hale gelen, bazen var bazen yok gibi algılanabilen dalgalı bir seyir izleyebilir. Bu durum, çevredeki ebeveyn ve eğitimcilerin ‘Arada oluyor, bence geçer’ yanılgısına düşmesine yol açabilmektedir fakat bilimsel olarak bu yaklaşım riskli ve artık önerilmeyen bir bekle-gör tutumudur. ‘Bekleyelim, geçer’ şeklindeki yaklaşım bilimsel olarak risklidir. Erken başvuru, yalnızca akıcılığı değil çocuğun psikolojik güvenliğini de korur” dedi.</p>
<p>Kekemelik tek nedene bağlı değil</p>
<p>Kekemeliğin pek çok nedeni olduğunu belirten Cengizli, “Güncel bilimsel görüş, kekemeliğin tek bir nedene bağlı olmadığını, çok faktörlü bir model içerisinde açıklanması gerektiğini vurgular” dedi. Şevval Cengizli, bu nedenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>Genetik yatkınlık: Kekemelik yaşayan bireylerin yaklaşık yüzde 60–80’inde aile öyküsü vardır.<br />Nörobiyolojik farklılıklar: Beynin konuşmayı planlayan bölgelerinde beyin bağlantısallığı ve zamanlamasında farklılıklar saptanmıştır.<br />Konuşma motor sistemi hassasiyeti: Hızlı ve yüksek yük içeren konuşma girişimlerinde sistemin daha fazla zorlanması.<br />Çevresel hız/baskı: Ailenin konuşma temposu çok yüksekse, çocuk yetişemediğini fark eder ve akıcısızlıklar tetiklenebilir.<br />Psikososyal faktörler: Kekemeliğin sebebi değildir ama var olan kekemeliği belirginleştirir veya kalıcı hale getirebilir.</p>
<p>Müdahale için 2-6 yaş aralığı en ideal </p>
<p>Kekemeliğin heyecandan, travmadan, baskıdan oldu gibi halk arasında yaygın ama bilim dışı yorumlarla açıklamanın indirgemeci olduğunu belirten Şevval Cengizli, “Çevresel duygulanımlar kekemeliği etkiler fakat bunu, neden değil tetikleyici / pekiştirici faktör olarak görmek doğrudur. Bugün artık bilimsel olarak çok net bilmekteyiz ki kekemelik ne kadar erken fark edilir ve müdahale başlatılırsa, tedavi edilebilirlik oranı o kadar yükselir. En ideal müdahale aralığı 2–6 yaş olup bu dönem beynin plastisitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Ayrıca çocuğun henüz konuşmaya dair kendilik algısı gelişmeden harekete geçmek, kekemeliğin psikolojik katman oluşturmadan çözülmesini sağlayabilir. Ertelenmiş müdahalelerde çocuk konuşmaktan kaçınmaya, sosyal ortamlarda geri çekilmeye, yanlış bir ‘Ben konuşamıyorum’ kimliği geliştirmeye başlayabilir, bu çok daha zorlayıcı bir tablonun başlangıcıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>Kalıcı kekemelikte risk faktörlerine dikkat</p>
<p>Kalıcı kekemelikte bazı risk faktörleri olduğunu belirten Şevval Cengizli, kekemelik yaşayan çocukların yüzde 65–80’inin doğal olarak iyileşebildiğini belirterek bu noktada hangi çocukta riskin yüksek olduğunu doğru öngörmenin oldukça kritik olduğunu söyledi. Şevval Cengzli, bu risk faktörlerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Kekemeliğin 6 aydan uzun sürmesi veya dalgalanarak şiddetlenmesi<br />-Ailede kalıcı kekemelik öyküsü bulunması<br />-Çocuğun kekemeliğin farkında olup kaçınma davranışı geliştirmeye başlaması<br />-Erkek çocuklarda görülme oranının 4 kattan fazla olması<br />-Eşlik eden dil bozukluğu, artikülasyon sorunu veya dikkat-bilişsel güçlük olması<br />-Aile veya çevre tarafından hızlı konuşmaya zorlanması ya da baskı altında hissetmesi</p>
<p>İletişim becerisini güçlendirmek ve özgüveni korumak önemli</p>
<p>Kekemelikte tedavi kavramını doğru anlamanın da çok önemli olduğunu belirten Şevval Cengizli, sözlerini şöyle tamamladı:<br />“Modern dil ve konuşma bilimi, kekemeliği tamamen ortadan kaldırmak yerine iletişim becerisini güçlendirmek, çocuğun (ya da yetişkinin) özgüvenini korumak ve konuşma akıcılığını doğal koşullarda sürdürülebilir hale getirmek hedefiyle ele alır. Özellikle erken çocukluk döneminde başlayan müdahalelerde, beyin plastisitesi en yüksek seviyedeyken yapılan akıcılık şekillendirici terapiler çok yüksek başarı oranlarına sahiptir. Bu nedenle bugün dünyanın birçok ülkesinde yalnızca dil-konuşma terapistleri değil, pediatristler, aile hekimleri ve erken çocukluk eğitimi uzmanları da erken sevk sorumluluğu taşımaktadır. Güncel literatür, bütüncül modellerin en etkili sonuçları verdiğini göstermektedir. Örneğin sadece konuşmayı mekanik olarak düzeltmeye çalışan yaklaşımların bireyin duygusal yükünü gözden kaçırması durumunda, kısa vadeli olsa dahi uzun vadede geri dönüş riski oluşabilir. Bu nedenle günümüzde tedavi süreçleri fizyolojik (nefes, hız, ses), psikolojik (özgüven, kaygı, iletişim girişkenliği), çevresel (aile hızı, dinleme kültürü, öğretmen farkındalığı) boyutlarıyla birlikte yapılandırılmaktadır. Yanlış yaklaşım kekemeliği güçlendirir, doğru yaklaşımın ise terapi kadar güçlü bir terapi aracıdır”.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682">Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Öğrenci Yurtları kalitesiyle fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ogrenci-yurtlari-kalitesiyle-fark-yaratiyor-585259</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 10:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İmkan]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<category><![CDATA[yurtları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi üniversite öğrencilerine sunduğu yurt imkânları ile barınma sorununa alternatif çözüm sunmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ogrenci-yurtlari-kalitesiyle-fark-yaratiyor-585259">Büyükşehir Öğrenci Yurtları kalitesiyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi üniversite öğrencilerine sunduğu yurt imkânları ile barınma sorununa alternatif çözüm sunmaya devam ediyor. Yüksek ev ve yurt kiraları nedeniyle ekonomik olarak zorlanan öğrencilere Büyükşehir Belediyesi yurtları bu yıl da kapılarını açtı. Kaliteli hizmet anlayışıyla otel konforu sunan yurtlara öğrenciler yoğun ilgi gösteriyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Üniversitelerde akademik yılın başlamasıyla birlikte Antalya’da öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa, duyarsız kalmayan Antalya Büyükşehir Belediyesi kız ve erkek öğrenci yurtlarıyla hizmet vermeye devam ediyor. Özel yurt ücretlerinin pahalılığı ve ev kiralarının yüksek olması nedeniyle barınma sorunu yaşayan öğrenciler bu yıl da Büyükşehir yurtlarına yoğun ilgi gösteriyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı öğrenci yurtları kayıt döneminin tamamlanmasıyla birlikte öğrencileri ağırlamaya başladı. Öğrenciler için tüm ayrıntıların düşünülerek, modern imkânlarla donatılan yurtlar, sıcak yuva ortamında kaliteli hizmet sunuyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>OTEL STANDARLARINDA KONAKLAMA</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi yurtlarında kalan öğrencilere sabah kahvaltısı, akşam yemeği, ücretsiz internet, çamaşır yıkama ve kurutma hizmeti veriliyor. Otel konseptinde modern imkânların sunulduğu odalarda ayrı banyo ve tuvaletler, termosifon su ısıtma sistemleri de yer alıyor. Yurtlarda ayrıca öğrencilerin ders çalışabileceği etüt sınıfları, kütüphaneler ve sosyal alanlarda mevcut. Yurtlara yerleşen öğrenciler sağlanan imkânlardan büyük memnuniyet duyuyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>‘BURADA KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSEDİYORUM’</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Kepez Kültür Mahallesinde bulunan kız öğrenci yurdunda kalmaya başlayan Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği birinci sınıf öğrencisi Mine Şimşek “Bulunduğumuz bölgede ev kiraları 15 bin TL’den başlıyor. Bu durum hem beni hem de ailemi maddi olarak çok zorlayacaktı. Ne yapacağım diye düşünürken Antalya Büyükşehir Belediyesi öğrenci yurtlarını duydum ve hemen başvurdum. Başvurumun kabul edilmesiyle birlikte yurda hemen yerleştim. Konumu çok güzel, ortam temiz, düzenli ve güvenli. Burada kendimi evimde gibi güvenli hissediyorum. Bize böylesine güzel bir imkân sunduğu için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>‘BUTİK OTEL GİBİ’</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan oğlunu üniversiteye yerleştirmek için Konya’dan Antalya’ya gelen Celalettin Yağbasan “Oğlum Büyükşehir Belediyesi yurdunu internetten görmüş ve online olarak müracaatta bulunmuş. Ailecek gelerek onu yurduna yerleştirdik. Gerçekten çok memnun kaldık. Yurttan öte butik bir otel havasında odalarında klimaları, banyoları, tuvaletleri her türlü ihtiyaçları düşünülmüş. Çok sıcak karşılandık burada güzel bir aile ortamı var. Belediyenin bu uygulamasından çok memnun kaldık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>‘OLANAKLARI ÇOK İYİ’</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ailesi ile birlikte Konya’dan Antalya’ya gelen Talha Yağbasan ise ” YKS’de 7096’cı olarak Antalya’yı tercih ettim. Bu yurdu tercih etmemin nedeni araştırdığım kadarıyla imkân ve olanaklarının son derece iyi olmasıydı. Tıp okuyan öğrencilerle aynı kat ve odalarda kalmak bizim için çok değerli bir imkân. Antalya’da yaşadığımız için odalarda klima bulunması son derece önemli. Güvenliği, düzen ve temizliği ile gerçekten çok rahat edebileceğim otel konforunda bir ortam” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>‘DERSLERİMİZE RAHAT ÇALIŞABİLİYORUZ’</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tıp Fakültesinde eğitim gören bir başka öğrenci Kayra Demirtaş da yurtlardan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti; “ İki yıldır burada kalıyorum. İlk geldiğimde bu bölgede ailemle birlikte uygun bir yer aramıştık. Kiralar oldukça yüksek olduğu için yer bulmamız zor olmuştu. Bu süreçteyken Büyükşehir yurtlarını gördüm ve hemen araştırdım. İyi bir fiyat uygulaması vardı. Sunduğu imkânları da görünce başvuruda bulundum. İyi ki de burayı tercih etmişim. Sunduğu hizmet kalitesi ve imkânlar fiyatının çok çok üzerinde. Büyükşehir Belediyemize yanımızda olduğu için çok teşekkür ederiz.”</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ogrenci-yurtlari-kalitesiyle-fark-yaratiyor-585259">Büyükşehir Öğrenci Yurtları kalitesiyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DESA&#8217;dan Meme Kanseri Farkındalığına Güçlü Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/desadan-meme-kanseri-farkindaligina-guclu-destek-585220</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 08:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[desa]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığına]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Proje kapsamında, DESA’nın el işçiliğiyle hazırladığı pembe deri kurdele anahtarlıklar, umut ve dayanışmanın simgesi olarak mağazalarda ve desa.com.tr’de satışa sunuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/desadan-meme-kanseri-farkindaligina-guclu-destek-585220">DESA&#8217;dan Meme Kanseri Farkındalığına Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Proje kapsamında, DESA’nın el işçiliğiyle hazırladığı pembe deri kurdele anahtarlıklar, umut ve dayanışmanın simgesi olarak mağazalarda ve desa.com.tr’de satışa sunuluyor. Anahtarlıklardan elde edilen tüm gelir, Kansersiz Yaşam Derneği’ne bağışlanarak erken teşhis, psikososyal destek ve bilinçlendirme projelerine aktarılıyor.</p>
<p>DESA Yönetim Kurulu Üyesi Burçak Çelet, projenin devamlılığının markanın sosyal sorumluluk anlayışının bir yansıması olduğunu belirterek şöyle konuştu: “DESA olarak sadece estetik ve kaliteli ürünler üretmeyi değil, topluma fayda sağlayan projelerde yer almayı da bir sorumluluk olarak görüyoruz. ‘Dokun, Hayata Tutun’ projesi bizim için bir farkındalık kampanyasından çok daha fazlası. Projeye başladığımızdan bu yana elde ettiğimiz güçlü geri dönüşler, aslında kadınların birbirine umut olma gücünü gösterdi. Bu yıl da aynı kararlılıkla, erken teşhisin yaşam kurtardığı mesajını daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Her bir pembe anahtarlık, dayanışmanın, farkındalığın ve umudun küçük ama anlamlı bir sembolü.”</p>
<p>Kansersiz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dida Kaymaz ise, DESA’nın bu sosyal sorumluluk projesine katkısının toplum açısından büyük bir anlam taşıdığını vurguladı:</p>
<p>“Kansersiz Yaşam Derneği olarak 15 yıldır en büyük hedefimiz, kanserle mücadelede farkındalık yaratmak ve yaşam kalitesini artırmak. DESA’nın desteğiyle yürüttüğümüz bu proje, sadece maddi bir katkı değil; binlerce kadına moral, cesaret ve umut veriyor. Kadınların kendi bedenleriyle bağ kurması, düzenli kontrollerin önemini fark etmesi ve erken teşhisin hayati değerini anlaması için bu tür iş birlikleri büyük fark yaratıyor. DESA’nın duyarlılığı ve süreklilik yaklaşımı, sivil toplum–özel sektör dayanışmasının en güzel örneklerinden biri.”</p>
<p>DESA ve Kansersiz Yaşam Derneği, herkesi pembe deri kurdele anahtarlıkları satın alıp sevdiklerine hediye ederek bu anlamlı mesajı paylaşmaya ve projeye destek olmaya davet ediyor.Bir kadının hayatına ışık olmak ve erken teşhise katkı sağlamak için DESA mağazaları ve desa.com.tr ziyaret edilebilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/desadan-meme-kanseri-farkindaligina-guclu-destek-585220">DESA&#8217;dan Meme Kanseri Farkındalığına Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saray Belediyesi&#8217;nden anlamlı etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saray-belediyesinden-anlamli-etkinlik-584491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 11:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584491</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü dolayısıyla toplumsal farkındalık yaratmak için “Doğaçlama” adlı interaktif tiyatro, dün akşam Saray Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Görme engelli vatandaşlara farkındalık için tiyatronun ilk 10 dakikası karanlıkta gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saray-belediyesinden-anlamli-etkinlik-584491">Saray Belediyesi&#8217;nden anlamlı etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü dolayısıyla toplumsal farkındalık yaratmak için “Doğaçlama” adlı interaktif tiyatro, dün akşam Saray Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Görme engelli vatandaşlara farkındalık için tiyatronun ilk 10 dakikası karanlıkta gerçekleştirildi. İzleyiciler arasında bulunan görme engelli Tuğçe Ergin, herkesin bir engelli adayı olduğunu hatırlatarak, görme engellilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Ergin görme engelli vatandaşlara hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini belirterek, Saray Belediyesi’ne bu anlamlı etkinlik için teşekkür etti.<br />ÖZEN: EMPATİ KURALIM, FARKINDA OLALIM<br />Oyun sonunda sahneye gelen Saray Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Kaan Özen, “Birlikte fark ettik, birlikte hissettik. Engelleri birlikte aşacağımız herkes için erişilebilir bir dünya mümkün. Empati kuralım, farkında olalım. Engel değil, destek olalım” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saray-belediyesinden-anlamli-etkinlik-584491">Saray Belediyesi&#8217;nden anlamlı etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte</strong> meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </em></p>
<p><em>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı  Her Raunda Hazırız” etkinliğine katılan <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe </strong>de tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaştılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar… </em></p>
<p>Dünya genelinde her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Erken evrede tanı alan her 10 kadından 9’u ise meme kanserinden tamamen kurtuluyor. Kadınların ayda bir kendi kendine yapacakları meme muayenesi erken tanıda kritik rol oynuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ünlü sanatçı Hande Yener oldu. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken memesinde kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen Hande Yener, o dönem ailesini ve sevenlerini üzmemek için kanser tedavisi gördüğünü kimseye anlatmamıştı. Prof. Dr. Cihan Uras’ın başarıyla gerçekleştirdiği ameliyat ile kanseri yenen Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız” etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Kadınlara elle muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak zorundayım” diyerek yaşadığı sancılı süreci tüm detaylarıyla, içtenlikle anlattı. </p>
<p><strong>Hande Yener: “Çok büyük şey yaşayıp, erken tanı sayesinde grip gibi atlattım”</strong></p>
<p>Meme kanserini, kendi kendine elle yaptığı muayene sırasında fark ettiğini, erken tanı ve doğru ellerde doğru tedavi sayesinde hızlıca atlattığını dile getiren Hande Yener konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Erken tanı için kendi kendini elle muayene çok önemli. Açıkçası bu kadar büyük şey yaşayıp, grip atlatmışım gibi çıktım hastalıktan. Değerli hocalarımın sayesinde, çok ağır bir şey yaşayıp çok hafif atlattım. Duyduğumda çok büyük travma yaşadım. Ben kendimi çok seven bir kişiyim, bu nedenle kendi kontrolümü elimle kendime yapıp, kendim buldum. O süreçte pandemi süreciydi, herkes hastanelere gitmekten korkarken ben hastaneye koşa koşa geldim. Henüz Cihan hocamızla tanışmamıştım, klasik jinekolojik kontrolümden birinde doktoruma ‘ben mememde bir şey hissediyorum, bakabilir misiniz?’ dedim. ‘Paniklik bir şey yok, takip ederiz’ deyip eve yolladı. Ama ben bir şey hissediyordum, çünkü bir şey vardı ve 3 ayı zor geçirdim, koşa koşa tekrar doktora gittim. ‘Bir şey var’ dedim. Bana ‘mamografi çektirelim mi?’ dedi, ‘tabi ki’ dedim. Akşam 7’de gittim, çektirdim, laboratuvarın önünde bekliyorum, kimseler yok. Hocalardan birinin odasına girdim. Keşke girmeseydim! O sırada laboratuvardaki doktorun ‘felaket’ diye konuştuğunu duydum. Yığıldım, büyük bir kriz geçirdim, ağlıyorum. Arkadaşımı aradım, ‘Cihan hoca’yı bul’ dedi bana. Hocamız akşam 7’de rapor okumaya hastaneye gidiyormuş. Cihan hoca beni kabul etti, odasına girdiğim an aydınlandım ben. Huzurlu bakışı ve profesyonelliğiyle beni çok rahatlattı. ‘Yarın sabah parça alacağım ama o kadar kötü durumun yok’ dedi. Annemden, ablamdan, oğlumdan, ailemden bir sene sakladım. ‘Hatam neydi, neden böyle oldum’ diye düşündüm. Ertesi gün ameliyat oldum. Bütün ekip odaya girdiler ve hocam elimi tuttu, dedi ki ‘lenfler güzel, hiçbir problem yok, iki üç güne taburcu olabilirsin.’  Direnlerim 15 gün kaldı, evdekiler fark etmesin diye ceplerime sakladım. Sonra ‘bu senin ikinci şansın, işine gücüne git’ dedim kendi kendime. Altın Kelebek’te ödül almaya direnlerimle gittim, direnlerimi vatkalarımın içine soktum belli olmasın diye… Bu süreçte uzaya fırlatılıp geri geldim adeta. 6 ayda bir kontrol oluyorum. Şu an 4. yılımdayım. Emin ellerde, güvende olmak, harika bir doktorla bu süreci atlatmak benim için çok büyük bir şans.” </p>
<p>Sağlığına çok özen gösterdiğini vurgulayan Yener “Hem yokmuş gibi, hem de işin ciddiyetinin farkında olarak adım adım ilerleyip, sağlığım için neler yapabilirim bunu sürekli takip ettiğim için, hala da öyleyim, spor yapıyorum, iyi besleniyorum, uykuma dikkat ediyorum, sebzeyle besleniyorum, bol su içiyorum ve sık sık hocamızı ziyaret ediyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras: “Erken tanı ile meme kanserini tamamen yenmek mümkün”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras konuşmasında; </strong>meme kanserinde erken tanı sayesinde hastalıktan büyük oranda hatta tamamen kurtulmanın mümkün hale geldiğini belirterek “Tekrar vurgulamak isterim ki; erken tanı çok önemli. Erken tanı hayat kurtarır. Erken tanının sağlanması da tarama yöntemleri ve kadınlarımızın kendi kendilerini muayene ederek memelerini tanımalarından geçiyor” dedi. Günümüzde meme kanseri tedavisinde çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Uras sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sayede çok ileri evredeki meme kanserli hastalarımızı iyi bir tedaviyle başlangıç noktasına döndürüp yeniden sağlıklı bir yaşama devam etmelerini sağlayabiliyoruz. Meme kanserlerinin biyolojik yapısını öğrendiğimizden beri her tümöre farklı yaklaşımlarımız var. Bunlar arasında standart kemoterapiler, antihormon tedavileri, immünoterapiler ve ‘akıllı ilaç’ olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler var. Bu sayede kadınlarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi ederek sağlıklarına kavuşturabiliyoruz.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Sönmez: “Birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir”</strong></p>
<p>Erken tanının meme kanseriyle mücadelede yaşam süresini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktör olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “</strong>Basit bir tarama, bir hayatın yönünü değiştirebilir.<strong> </strong>Modern tıpta artık geç kalmak istemeyen değil, erken davranan kadınlar kazanıyor. Çünkü birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir” dedi. Günümüzde ‘her hastaya aynı tedavi’ döneminin geride kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Sönmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Her hastaya, kendi biyolojisine uygun en etkili tedavi uygulanabiliyor. Bu yaklaşım tedavideki başarıyı artırırken, yaşam kalitesini koruyor. Bilim artık yalnızca hastalığı değil, hastayı merkeze alıyor. Çünkü her kadının kanseri farklı ve tedavisi de öyle olmalı.  Meme kanseriyle mücadelede bilim artık bir devrim çağında. Yeni nesil hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve klinik araştırmalar sayesinde her geçen gün daha fazla kadına umut doğuyor. Her yeni keşif, bir sonraki raundun daha güçlü geçmesini sağlıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten: “Mamografi zararlı değil!”</strong></p>
<p>Mamografik taramanın erken tanıda etkinliği kanıtlanmış bir yöntem olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi</strong> <strong>Radyoloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten, </strong>“Mamografi ülkemizdeki tüm hastanelerde ve KETEM tarama merkezlerinde sunulan bir hizmet. Günümüzde sıklığı giderek artan meme kanserinin tanısında gecikmemek için 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlar bu hizmetten yararlanmalı. Yanlış bilgilendirmeler nedeniyle kadınlarımız mamografi tetkikinden çekiniyor ve zararlı olduğunu düşünüyor. Mamografi çekimlerinde dikkat edilmesi gereken faktörler, cihaz kalitesi ve incelemeyi değerlendirecek olan radyoloğun tecrübesi” dedi. Buna karşın mamografinin tek başına tüm meme kanserlerini saptayamayacağını vurgulayan Prof. Dr. İçten sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle meme dokusu yoğun olan kişilerde erken tanı, tümörün yayılımını değerlendirme ve tedavi sonrası için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç var. Erken tanıda risk bazlı yaklaşımlar gelecekte daha çok kullanılacak. Risk durumlarına göre kişiye özel planlanacak incelemeler daha fazla kadının en erken evrede tanı almasını sağlayacak.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nuran Beşe: “Gereksiz Protez Ameliyatlarından Kaçınılmalı”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Nuran Beşe, </strong>günümüzde tedavi sürelerinin kısaldığını belirterek “Radyoterapiyi çok özel bir durum olmadıkça 15-16 seansta tamamlıyoruz. Tedavilerde hastanın yaşam kalitesini koruyarak mümkün olduğunca en etkili, en minimal uygulamalara yöneliyoruz. Uygun hastalarda tüm meme yerine tümörün bulunduğu bölgeyi yani parsiyel meme ışınlaması uygulayarak kalp ve akciğerin aldığı dozları neredeyse sıfıra indiriyoruz ve radyoterapiyi 5 günde tamamlıyoruz” dedi. Hastaların gereksiz protez ameliyatlarından kaçınmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Beşe şöyle konuştu: “Gerçekten bir risk varsa -örneğin BRCA 1/2 pozitifliği gibi genetik bir faktör söz konusuysa ya da cerrah tarafından memenin takibi çok zorsa, memede farklı kadranlarda tümör varsa, özetle hekim bu işlemi mutlaka gerekli görüyorsa hastalığın olduğu memenin ya da her ikisinin boşaltılması gündeme gelebilir. Ancak işlem hastanın isteğiyle, ‘her iki meme boşaltılsın ve bu hastalıktan kurtulayım’ yanılsaması ile yapıldığında kozmetik sonuç ne kadar iyi olursa olsun kişi yapay iki meme taşıyor olur ve hiçbir zaman kendi memesi kadar konforlu olamaz. Eğer hastaya implant takıldıktan sonra radyoterapi uygulanması gerekirse bu durumda çok daha dikkatli olunmalı. İmplantı etkileme ve kozmetik sonucu bozma riski ile karşı karşıya oluruz. Bu nedenle hastalar bu kararı tamamen doktorlarına bıraksınlar ve mutlak gerekli ise yaptırsınlar. Sonuçta meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi altın standart olarak kabul edilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir kısmı yavaş seyirli olup sadece izlenebilirken, hızlı seyirli olanların erken tanıyla tedavi edilme oranı çok yüksektir” dedi.<strong> Lenfomanın artık korkulacak bir hastalık olmadığının altını çizen </strong></em><strong>Prof. Dr. Ateşoğlu,</strong><em><strong> </strong>doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planının hastalığın gidişatını tamamen değiştirebileceğine dikkat çekti. </em></p>
<p>Lenfomanın bağışıklık sisteminin doğal parçası olan lenf bezlerinden kaynaklanan bir hastalık olduğunu anlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastaneleri Hematoloji Bilim Dalı Bölüm Başkanı ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Halk arasında lenf kanseri olarak biliniyor. Bir kısmı yavaş seyirlidir ve tedavisiz izlenebilir. Hızlı seyirli olanlarda ise tedavi edilme oranı yüksektir. Ancak doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planı hastalığın gidişatını tamamen değiştirebilir” diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Ateşoğlu, “Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomanın erken tanıyla tedavi edilme oranı yüz güldürücüdür. Kalıcı lenf bezi büyümeleri, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı ve ateş ihmal edilmemelidir” dedi. </p>
<p><strong>“ADI KANSER OLSA DA BİR KISMI YAVAŞ SEYİRLİDİR”</strong></p>
<p>Lenfomanın bir lenf bezi hastalığı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenfoma, halk arasında ‘lenf kanseri’ olarak bilinen, lenf bezlerinin büyümesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Son yıllarda farkındalık günlerinin de etkisiyle toplumda tanınırlığı giderek artıyor. Bu çok önemli çünkü lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Seksenin üzerinde alt tipi bulunur; bazıları tedavi gerektirmeden izlenebilir, bazıları ise daha hızlı seyrettiği için tedaviye ihtiyaç duyar. Bu nedenle her lenfoma tanısından korkmamak gerekir.”</p>
<p>“Adı kanser olsa da bir kısmı yavaş seyirlidir ve hızlı seyirli olanların da tedavisi mümkündür” diye konuşan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Erken tanı ile erken tedavi sağlanır, bu da yüz güldürücü sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Doğru zamanda, doğru biyopsi ve patoloji raporlarıyla konan tanı çok önemlidir çünkü her alt tipin tedavisi farklıdır. Yıllarca nüks etmeden yaşayan pek çok lenfoma hastası vardır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GECE TERLEMELERİNE DİKKAT”</strong></p>
<p>Lenf bezlerinin bağışıklık sisteminin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenf bezlerimiz vücudun savunma hattıdır. Enfeksiyonlarla savaşırken geçici olarak büyüyebilirler ve çoğu kişi bunu enfeksiyona bağlayarak önemsemez. Evet, her enfeksiyonda lenf bezi büyüyebilir ancak <strong>uzun süren, giderek büyüyen ve kaybolmayan lenf bezleri mutlaka araştırılmalıdır. </strong>Bu her zaman lenfoma anlamına gelmez, farklı nedenlerden de kaynaklanabilir ama sebebin netleşmesi için doktora başvurmak gerekir.” Prof. Dr. Ateşoğlu, şüphelenilmesi gereken bulgular konusunda şu bilgileri verdi: “Gece uykudan uyandıracak kadar yoğun terleme, istemsiz kilo kaybı, iştah azalması, nedeni açıklanamayan ateşler ve geçmeyen kaşıntılar bizim için önemlidir. Bu belirtiler enfeksiyon sırasında da görülebilir fakat enfeksiyon bittiğinde kaybolması beklenir. Eğer devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.”</p>
<p><strong>“LENFOMADAN ŞÜPHELENMEK İÇİN İLERİ YAŞTA OLMAK GEREKMEZ”</strong></p>
<p>Lenfomanın bazı alt tiplerinin erkeklerde, bazılarının ise kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de bu konuda net bir veri tabanı yok ancak mevcut veriler, ülkemizdeki sıklığın Avrupa ülkelerine benzer olduğunu gösteriyor. Dünyanın farklı bölgelerinde bazı alt tipler daha sık görülebiliyor; Türkiye’deki dağılım Avrupa’ya yakın. Lenfoma genellikle ileri yaş hastalığıdır ancak gençlerde de görülebilir. Bu nedenle lenfomadan şüphelenmek için ileri yaşta olmak gerekmez.”</p>
<p><strong>“TEDAVİ BAŞARISI ERKEN TANIYA BAĞLI”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin evreye göre tedavi edilen bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğulu, tedavi yaklaşımları konusunda şu bilgileri aktardı: “Lenfomanın yavaş seyirli tipleri bazen yalnızca takip edilirken, agresif tiplerde tanıyı ne kadar erken koyarsak tedavi süresi o kadar kısalır ve başarı oranı o kadar yükselir. Geçmişte tedavi yalnızca kemoterapiyle yapılırken, bugün tedavi seçenekleri büyük ölçüde gelişmiş durumda. İmmünoterapiler bu alanda adeta bir çığır açtı. Lenfomaların iki ana tipi vardır: B hücreli ve T hücreli. Özellikle B hücreli tiplerde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar tedavi yaklaşımını tamamen değiştirdi. Artık kemoterapi tek başına değil, immünoterapi ile birlikte uygulanıyor. T hücreli lenfomalarda da hedefe yönelik yeni ilaçlar geliştirildi ve hastalara daha etkili tedavi imkânı sağlanıyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“KEMİK İLİĞİ NAKLİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİR?”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinde kemik iliği naklinden de yararlandıklarını anlatan Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı agresif lenfomalarda, ilk tedaviden sonra hastalığın geri gelmesini önlemek için otolog (kendinden) kök hücre nakli yapılır. Bazı hastalarda ise nakil gerekmez, yalnızca hastalık tekrarladığında uygulanır. Dirençli ve genç hastalarda allojenik (vericiden) nakil seçeneği de gündeme gelebilir.”</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ YILARDA TEDAVİDE ÇOK DAHA ETKİLİ SONUÇLAR BEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin hızla geliştiği ve önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar alınabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yeni ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde, daha önce dirençli olan hastalarda bile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. Özellikle CAR-T hücre tedavisi, kemoterapiye yanıt vermeyen hastalarda büyük bir umut haline geldi. Bağışıklık sistemini aktive ederek hastalığı yok etmeyi amaçlayan bu tedavilerin, önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar sağlaması bekleniyor.” diye konuştu. </p>
<p>Lenfoma bir kanser hastalığıdır ancak çok yavaş seyirli tipleri de vardır; bazı hastalar yıllarca sadece düzenli kontrollerle izlenebilir. Agresif tiplerde ise tedavi gerekir ve en iyi sonuçlar erken evrede tanı konulduğunda alınır. Tedaviden sonra hastalık tekrarlayabilir ama nüks en sık ilk iki yılda görülür; beş yıl sonrasında tekrarlama riski belirgin şekilde azalır. Sonuç olarak, lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişen tedavi seçenekleri sayesinde her geçen gün daha başarılı ve umut verici sonuçlar elde ediyoruz.”</p>
<p><strong>İŞARETLERİN FARK EDİLMESİNDE TOPLUMSAL FARKINDALIK ŞART!</strong></p>
<p>Erken tanıyla tedavide elde edilen başarının önemine işaret eden Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerekliliğini değinerek, “Bu konuda birçok sivil toplum kuruluşu da önemli çalışmalar sürdürüyor. Halen Lenfoma Bilimsel Alt Komite Başkanlığı görevini yürüttüğüm Türk Hematoloji Derneği’ nde de hem bilimsel hem de toplumsal çalışmaları ulusal ve uluslararası boyutta sürdürüyoruz. Amacımız tüm toplumlarda lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ancak erken tanının ne denli önemli olduğunu anlatmak” diye konuştu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kamer]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EÜ 1 Nolu Yemekhane önünde hibrit bir farkındalık çalışması olarak yapıldı.</p>
<p>Etkinlikte, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Serra Kamer ve hekim adayları, öğrencilere meme kanseri konusunda erken tanı ve korunma yöntemlerini anlattı. Öğrenciler, katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin önemine dair mesajlar verdi.</p>
<p><b>“Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor”</b></p>
<p>Etkinlikle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emine Serra Kamer, “Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen tümörlerden biridir. Farkındalık ve erken tanı giderek önem kazanıyor. Her ay yalnızca beş dakika ayırarak memelerdeki şişlik, renk değişikliği, meme başında içe dönme veya kanlı akıntı gibi belirtiler fark edilebilir. Düzenli mamografi ve ultrasonografi ile de belirti vermeden kanser tespiti mümkün. Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Tarama programlarına katılım, riskinizi minimize eder. Unutmayın, ayıracağınız beş dakika hayatınızı kurtarabilir” dedi.</p>
<p>Kurulan stantta katılımcılara meme kanseriyle ilgili kitap, broşür ve pembe kurdeleler dağıtılırken, görsel materyallerle de bilgilendirme yapıldı. Pembe balonlar ve kurdelelerle süslenen stant, katılımcıların ilgisini topladı. Etkinlik boyunca kampüs ve çevresinde meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[olgun]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, krizlerde psikolojik sağlamlık konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşamın getirdiği yoğunluğun insanları ruhsal bir yorgunluğa sürüklediğini ve bu durumun farkında olmadan birikimlere yol açtığını belirterek, &#8220;Çağımızın en büyük zararlı davranışlarından biri, yoğun ve rutin yaşam. İnsanlar sosyal bir yoğunluk içerisinde ve bu durum çok fazla fark edilmiyor. Kendilerine dur, düşün, yeniden başla yapmalılar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kriz yönetiminde risk analizinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Kriz yönetimindeki en kritik nokta krize hazırlıklı olmaktır. Kişi krize hazırlıklıysa krizi çok rahat yönetir. Hazırlıklı değilse panik yapar. Mesela doğu toplumlarının çok zayıf taraflarından birisidir. Mesela bir kriz olduğu zaman onu yönetiyoruz, kurtarıyoruz ama krizin çıkmaması için hazırlığımız yeterli değil. Risk analizi ve risk yönetimi yok. Onun için krizden önce risk analizi yapıp risk yönetimi yaparsanız o krizi iyi yönetirsiniz. Bu da tabii bilgeleşmeyle ilgili.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılığın insanın öğrenebileceği ve geliştirebileceği bir beceri olduğunu belirterek, “Krizleri bir dayanıklılık eğitimi gibi görmek gerekiyor. Yaşanan her zorluk, insanın içsel gücünü fark etmesi için bir fırsattır.” dedi.</p>
<p><strong>“Zaman zaman fabrika ayarlarına dönülmeli”</strong></p>
<p>Bireylerin tıpkı bir cihazın fabrika ayarlarına dönmesi gibi, kendilerini de belirli aralıklarla &#8220;refresh&#8221; etmeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu, hayatı daha sağlıklı, verimli ve huzurlu bir şekilde yaşamanın anahtarı. Kontrol edilebilen stres insanı geliştirir.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsanın kendi varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu ve dolayısıyla özgür iradeye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu özgür iradenin kişiye hedef belirleme, gelecek projeksiyonu oluşturma ve stratejileri gözden geçirme sorumluluğu yüklediğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Beynimizin kendini programlama özelliği var. Eğer biz kendi kendimizi programlamazsak dış olaylar bizi programlıyor. Kendimizi yenilemek aslında kendimizi programlamak ve güncellemektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, bu bağlamda, hayatı verimli kullanmanın ve anlamlı bir geçmiş bırakabilmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Geçmişte yaşayan insanlar mutlu ve huzurlu olamaz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;anı yaşamak değil anda yaşamak&#8221; felsefesinin önemine dikkat çekerek, “Geçmişte keşkelerle yaşayan veya gelecekle ilgili aşırı kaygılar taşıyan insanlar huzurlu olamaz. Keşke ve acaba kelimeleri altında insan eziliyor. Huzurlu insan geçmişi değerlendirir, dersler çıkarır, geleceğe bakar, planını yapar ama bugünü kendiyle barışık olarak yaşar. Bu nedenle kendiyle barışık olarak yaşamak kelimesi, huzur kelimesini çok güzel ifade ediyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Acıyı kabullenmek ve yönetmek</strong></p>
<p>&#8220;İnsan en kötü ortamda bile olsa huzurlu olmayı başarabiliyor. Huzuru yakalayabilmek, acıdan, olumsuzdan kaçmak değildir. Olumluyu ve olumsuzu birlikte ele alıp, oradan dersler çıkarıp olumluya doğru bir şey yapabilmektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, zorluklar karşısında dirençli olmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişinin &#8220;olması gereken benliği&#8221; yakaladığında huzuru bulacağını, bunun için de içsel bir yolculuğa çıkıp kendini tanıması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Wellbeing’ (afiyette olma hali)</strong></p>
<p>Beynin serotonin salgıladığı &#8220;rahatlatıcı duygu durumu&#8221; ile aktif ve güvenli duygulanımı bir arada yönetmenin huzur olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, buna &#8220;öznel iyi oluş&#8221; veya literatürdeki adıyla &#8220;Wellbeing&#8221; (Afiyette olma) dendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, afiyetin psikolojik rahatlık ve iyilik olduğunu, bunun bedensel sağlıkla birleştiğinde gerçek huzurun ortaya çıktığını ifade ederek, &#8220;Kabul edeceksin, kabul etmek teslim olmak değil. Yanlışları kabul edeceksin ama bunu yöneteceksin.&#8221; diyerek, dinginlik ve sakinliğin ön koşulunun kabullenme olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Şükrün ölçüsü kanaattir&#8230;”</strong></p>
<p>Huzurun, sahip olunan şeylerin kıymetini bilme, yetinmenin kanaat duygusuyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şükrün ölçüsü kanaattir. Kanaat eden bir kimse şükrediyor demektir. Küçük şeylerden mutlu olabilmek. Bunu başardığın zaman şükür duygusunun kavramsal anlamını yerine getirmiş oluyorsun.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>“Şükür duygusu insana kendini iyi hissettiriyor ve huzura ulaştırıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, sabah kalktığında sahip olunan temel nimetlerin farkında olmanın, olumsuz düşünceleri uzaklaştırmanın ve rutin şeylerden mutlu olmanın huzuru yakalamanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Zihinsel ve duygusal olgunluk</strong></p>
<p>Ruhsal anlamda büyümenin zihinsel ve duygusal olgunluk olmak üzere iki önemli ayağı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Zihinsel olgunluk, kişinin mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi akademik başarı ile ilgili yönleridir. Duygusal boyutu ise kişinin daha çok içsel başarıyla ilgili olan boyutudur. Bu ikisi dengeli bir şekilde gittiği zaman olgunluk ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eğitim sistemimizin daha çok zihinsel olgunluğu ölçtüğünü, ancak davranışsal ve duygusal olgunluğun eksik kaldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“Olgunluk öğrenilen bir şeydir”</strong></p>
<p>Olgunluğun yaşla değil, öğrenildiğini ve bir süreçle elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Olgunlaşma anlık bir durum değildir, hayat boyu süren bir süreçtir. O nedenle de olgunlaşma bir durak değildir, yolculuktur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Hatadan ders almanın olgun kişinin en büyük özelliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, akıllı insanların başkalarının hatalarından da ders çıkararak aynı hataları yapmadığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sorumluluk bilinci ve narsisizm salgını</strong></p>
<p>Sadece kendine faydalı olmayı düşünen insanların bencil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyin içinde yaşadığı topluma, ailesine, vatanına ve yaratıcısına karşı sorumlulukları olduğunu belirtti.</p>
<p>Kapitalist sistemin ve varoluşçu felsefenin insanı bencilliğe sürüklemesini eleştiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Narsisizm salgın haline geliyor. Bunu yapan da yaşam felsefemizin değişmesi. Onun için önce kendimizi sonra çocuklarımızı düzeltmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hayatın amacının bencillik, haz peşinde koşmak veya narsist olmak olmadığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Hatalar birer eğitmen, eleştiri de bir armağandır. Eleştiriye açık olmak özgüven gerektirir ve olgunluk işaretidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaştığını, sürekli kendini geliştirerek bu yolda ilerlediğini dile getirerek, olgunlaşmanın önündeki engellerden birinin de şikayetçilik olduğunu, insanların olumlu yönleri görmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Akıl bizim için pusuladır. Ama akılla kalbi birleştirmek gerekiyor. Akıl her şeyi göremiyor. Aklın görebildiği mesafe kısıtlı. Ama duyguları da katarsak sezgisel algılamalar oluyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, eleştiriye açık olmanın ve çoğulcu özgürlükçü bir bakış açısına sahip olmanın önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Fark Yaratan Zafer</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-fark-yaratan-zafer-582829</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 13:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[deplasmanda]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arabica Coffee House Erkekler 1. Ligi’nde mücadele eden Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı, deplasmanda karşılaştığı Niksar Belediyespor’u 3-1 mağlup ederek önemli bir başarıya imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-fark-yaratan-zafer-582829">Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Fark Yaratan Zafer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Arabica Coffee House Erkekler 1. Ligi’nde mücadele eden Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı, deplasmanda karşılaştığı Niksar Belediyespor’u 3-1 mağlup ederek önemli bir başarıya imza attı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tokat 2500 Kişilik Kapalı Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaya hızlı başlayan Osmangazi Belediyespor, etkili servisleri ve hatasız hücumlarıyla rakibinin savunmasını zorladı. Oyunun her anında disiplinli bir performans sergileyen Osmangazili sporcular, müsabakadaki uyumları ve mücadele azimleriyle fark yarattı. Setleri 27-15, 16-25, 14-25 ve 20-25’lik skorla tamamlayan başarılı takım, deplasmandan büyük bir gururla ayrıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, son dönemde voleybol branşında ivme yakalayan genç sporcular ile antrenörlerini yürekten kutladı. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-fark-yaratan-zafer-582829">Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Fark Yaratan Zafer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 10:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582501</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin iyi olma hâlini ve ruh sağlığını güçlendirmek, kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmalarını sağlamak amacıyla “Keşif Atölyeleri” serisi başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501">Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin iyi olma hâlini ve ruh sağlığını güçlendirmek, kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmalarını sağlamak amacıyla “Keşif Atölyeleri” serisi başlattı. “İlişkilerde Düşünce Hataları” ve “Öz Sabotajı Dönüştürme” oturumları yapıldı. Atölye serisi her hafta çarşamba günü farklı temalarla devam edecek.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin gelişimine yönelik programlarını sürdürüyor. Son olarak Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle &#8220;Keşif Atölyeleri&#8221; serisi başladı. Gençlerin kişisel gelişim alanında farkındalık kazanmasını sağlamak amacıyla düzenlenen atölye serilerinin ilki “İlişkilerde Düşünce Hataları” başlığı ile yapıldı. Gençler atölyede bilişsel-davranışçı terapi (BDT) ilkeleri çerçevesinde düşünce-duygu-davranış ilişkisini keşfetti. Katılımcılar, sık karşılaşılan bilişsel çarpıtmaları tanıyarak sağlıklı iletişim becerileri geliştirme üzerine interaktif etkinlikler ve grup çalışmalarına katıldı. 120 dakika süren atölyede gençler, kendi yaşantılarından örnekler üzerinden çalışarak daha işlevsel düşünce ve davranış modelleri geliştirme fırsatı buldu.</p>
<p><strong>Öz sabotaj: Kendi kendine engel olma davranışı</strong></p>
<p>Keşif atölyeleri serisi, “Öz Sabotajı Dönüştürme” oturumu ile devam etti. Katılımcılar, atölye çalışmasıyla kendini daha iyi tanıma becerisi kazandı. Alsancak Talâtpaşa Gençlik Merkezi’nde düzenlenen atölye çalışmasında gençler; kendi kendine engel olma (öz-sabotaj) davranışlarını fark etme fırsatı buldu. Program süresince bu davranışların kökenleri ele alındı ve daha işlevsel düşünce–davranış kalıpları geliştirme üzerine çalışmalar yapıldı. Atölye sonunda, katılımcıların kişisel potansiyellerini ortaya çıkararak günlük yaşamlarında daha sağlıklı adımlar atmalarına katkı sağlandı.</p>
<p><strong>Yeni beceriler kazanacaklar</strong></p>
<p>Alanında uzman ekip tarafından hazırlanan &#8220;Keşif Atölyeleri&#8221; serisi, pozitif psikoloji, bilinçli farkındalık ve uygulamalı egzersizlerle gençlere günlük yaşamda kullanabilecekleri beceriler kazandırmayı hedefliyor. Atölye serisi her hafta çarşamba günü farklı temalarla devam edecek. Detaylı bilgi için https://www.gencizmir.com/internet sitesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlik çalışmalarından haberdar olmak için &#8220;@izbbgencizmir&#8221; kullanıcı adlı instagram hesabı takip edilebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-genclere-yonelik-kesif-atolyeleri-suruyor-582501">Büyükşehir&#8217;den gençlere yönelik keşif atölyeleri sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 08:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Spor Uzmanı Selami Uçar, fitness ve düzenli egzersizin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki olumlu etkilerini, motivasyonu koruma yollarını ve günlük yaşama hareket katmanın önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481">Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Spor Uzmanı Selami Uçar, fitness ve düzenli egzersizin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki olumlu etkilerini, motivasyonu koruma yollarını ve günlük yaşama hareket katmanın önemini anlattı.</p>
<p><strong>Fitness, hayat kalitesini yükselten basit ama güçlü bir yatırım! </strong></p>
<p>Modern yaşamın bizi hareketsizliğe sürükleyebildiğini ifade eden Spor Uzmanı Selami Uçar, “Her sabah telefonunuzu kontrol ederken geçen bir saat, oturduğunuzda biriken kas gerginliği, iş çıkışı yorgunluğunuz… Hemen hemen herkes bu durumları yaşıyor.” dedi.</p>
<p>Fitnessın sadece estetik değil; daha iyi hissetmek, daha güçlü olmak ve daha sağlıklı yaşlanmak demek olduğunu dile getiren Uçar, “Düzenli hareket; kalp ritmini, kan şekerini, ruh halini ve uyku kalitesini olumlu etkiler. Hareketsizlik ise yorgunluk, eklem problemleri ve metabolik riskleri beraberinde getirir. Yani fitness, günlük hayat kalitesini yükselten basit ama güçlü bir yatırım.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyi dengelenmiş, düzenli egzersiz hem ruhsal hem fiziksel sağlığı destekler! </strong></p>
<p>Fitnessın sağlık açısından faydalarına değinen Spor Uzmanı Selami Uçar, “Enerjiyi artırır, gün içinde daha az yorgun daha fazla üretken hissettirir, ruh halini düzeltir, stresi azaltır, kaygıyı hafifletir ve daha iyi uyku getirir.” dedi.</p>
<p>Diğer birçok hastalığa da iyi geldiğini kaydeden Uçar, şunları söyledi:</p>
<p>“Kalp-damar problemleri, bazı metabolik hastalıklar ve yaşam kalitesini düşüren durumların riski düşer. Kas kaybını, dengede bozulmaları ve kırılma riskini azaltarak yaşlanma ile mücadeleye yardımcı olur. İyi dengelenmiş, düzenli egzersiz bağışıklığı destekler, vücudun savunma hücreleri daha aktif dolaşır, kronik iltihaplanma işaretleri azalır. Ancak aşırı ve dinlenmeden yapılan antrenmanlar bağışıklığı zayıflatabilir, dengeli ilerlemek gerekir. Vücut ağırlığı, bantlar, serbest ağırlık gibi direnç antrenmanları kasları güçlendirir, eklemleri çevreleyen desteği artırır ve kemik sağlığını olumlu etkiler. Bu, günlük işlerin daha rahat yapılmasını sağlar. Merdiven çıkmak, çocuk kaldırmak, uzun yürüyüşler daha kolay olur. Yaş ilerledikçe kas ve denge çalışmaları, bağımsızlığı korumada kritik rol oynar.”</p>
<p><strong>Teknikten önce süreklilik önemli!</strong></p>
<p>Gün boyu oturmanın sadece bel ağrısına neden olmadığına vurgu yapan Spor Uzmanı Selami Uçar, “Metabolizmayı yavaşlatır, kan dolaşımını etkiler ve enerjiyi düşürür. Telefon molalarında 5 dakikalık yürüyüşler, masa başında ayakta durma araları, asansör yerine merdiven küçük ama güçlü çözümlerdir. Yani hareketi gün içine serpiştirmek, sağlığınızı korur.” dedi.</p>
<p>Yeni başlayanlar için basit ve uygulanabilir önerilerde bulunan Uçar, “Küçük başlamaktan korkmayın. İlk hedef, ‘bugün 10 dakika’ demek olsun. Devam ettikçe süre artar. Haftada iki gün kuvvet çalışması ekleyin. Squat (çömelme), kalça köprüsü, şınavın kolaylaştırılmış versiyonu, plank gibi hareketler bütün vücudu çalıştırır. Yürüyüşü hafife almayın. Tempolu yürüyüş, kalp sağlığı ve enerji için mükemmeldir. Isınma ve esneme yapın. Kısa ısınma (hafif yürüyüş, eklem döndürme) sakatlanmayı azaltır. Teknikten önce süreklilik. Doğru form önemlidir ama asıl hedef; düzenli olmak. İlerledikçe ağırlık, tekrar veya süreyi artırın. Sağlık sorunlarınız varsa profesyonelle konuşun. Kalp, yüksek tansiyon, eklem sorunu gibi durumlar yönlendirme gerektirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bugün atacağınız küçük adım, yarının daha güçlü haline açılan kapıdır! </strong></p>
<p>Motivasyonu korumanın bazen zor olabildiğini aktaran Spor Uzmanı Selami Uçar, “Hedefleri küçük parçalara bölmek önemli. ‘Bu hafta 3 gün’ gibi ulaşılabilir hedefler sizi motive eder.” dedi.</p>
<p>Ritüeller oluşturmanın da motivasyonu korumak için gerekli olduğunun altını çizen Uçar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aynı saatte egzersiz, hazır kıyafet koymak, antrenman çantanızı hazırlamak gibi tetikleyiciler işe yarar. Sosyal destek alın. Arkadaşla yürüyüş, grup dersleri veya bir eğitmen sorumluluk hissi kazandırır. İlerlemenizi görünür kılın. Adımlar, süreler veya sayılar kaydedildiğinde devam etmek kolaylaşır. Keyif alın. Sevdiğiniz müzik, doğada yürüyüş, dans ya da reformer gibi zevk aldığınız aktiviteyi seçin.</p>
<p>Bugün küçük bir meydan okuma için harika bir gün. 15 dakikalık tempolu yürüyüş, gün içinde üç kere 5 dakikalık hareket molası ve akşam kısa bir vücut ağırlığı antrenmanı; küçük ama tamamlanabilir. Harekete başlamak için mükemmel bir zaman yok; ama ertelenen küçük adımlar büyük farklar yaratıyor. Bugün atacağınız küçük adım, yarının daha güçlü haline açılan kapıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-adimlar-buyuk-fark-yaratiyor-581481">Küçük adımlar büyük fark yaratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nden akademik açılış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinden-akademik-acilis-580539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580539</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İş yaşamına en yakın üniversite” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren İstanbul Okan Üniversitesi, 29 Eylül 2025 Pazartesi günü Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen törenle 2025-2026 Akademik Yılı’nın açılışını yaptı. Eğitim ateşinin yakılması ve açılış konuşmaları ile başlayan program, Eski Devlet Bakanı Ahat Andican’ın Açılış Dersi ile devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinden-akademik-acilis-580539">İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nden akademik açılış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“İş yaşamına en yakın üniversite” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren İstanbul Okan Üniversitesi, 29 Eylül 2025 Pazartesi günü Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen törenle 2025-2026 Akademik Yılı’nın açılışını yaptı. Eğitim ateşinin yakılması ve açılış konuşmaları ile başlayan program, Eski Devlet Bakanı Ahat Andican’ın Açılış Dersi ile devam etti.</p>
<p>Açılış konuşmasında Mütevelli Heyet Başkanı Işıl Okan Gülen, İstanbul Okan Üniversitesi’nin farklılıklarından bahsetti. “İstanbul Okan Üniversitesi olarak kurulduğumuz ilk yıldan itibaren yeniliklerin üniversitesi olduk. İş yaşamına en yakın üniversite olarak öğrencilerimizin daha birinci yılından itibaren sektörle iç içe olmalarını Kariyer ve Yaşam Programı’nı devreye alarak sağlıyoruz. Türkiye’deki ilk Happy Life Dersi ile öğrencilerimizin akademik alan dışında kendilerini sanat, spor ve sosyal alanlarda geliştirmelerine imkan sunuyoruz. Ayrıca İngilizcenin yanı sıra öğrencilerimize sunduğumuz ikinci yabancı dil imkanıyla fark yaratıyor ve kendilerini global arenada da daha rekabetçi hale getiriyoruz.”</p>
<p>Rektör Prof. Dr. Güliz Muğan konuşmasında, “Üniversitemiz, bu yıl ulusal düzeyde YÖK’ün tam akreditasyonuna ve uluslararası düzeyde de farklı alanlarda dünya sıralamalarında üst derecelerde yer almanın gururunu taşıyor. Bu başarı, sizlere sunduğumuz eğitim kalitesinin ve küresel düzeyde rekabetçi bir mezuniyet imkânının göstergesidir. Sizler de bunun haklı gururuyla bu yola başlayın. Dünya artık sınırların kalktığı bir yer. İstanbul Okan Üniversitesi, sizleri bu vizyonla donatıyor. Uluslararasılaşma fırsatlarımız bu vizyonun en önemli parçalarından biri. Bunun farkındalığıyla Erasmus, ISEP gibi değişim programlarının ve farklı üniversitelerdeki çift diploma programlarının bir parçası olmaya çalışın; İngilizcenin yanı sıra Çince, Rusça, Almanca gibi sizi sadece yerel değil, küresel iş dünyasında da farklı kılacak ikinci bir dille tanışın” sözlerine yer verdi.</p>
<p>Açılış programı, konservatuvar dinletisinin ardından öğrenci oryantasyonları ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinden-akademik-acilis-580539">İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nden akademik açılış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[muayene]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şekil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanseri ile tanışıyor. Erken teşhis tedavinin yönünü belirlerken, tıp ve teknolojideki hızlı ilerlemelerin de sayesinde hayat kurtarıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480">Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanseri ile tanışıyor. Erken teşhis tedavinin yönünü belirlerken, tıp ve teknolojideki hızlı ilerlemelerin de sayesinde hayat kurtarıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji (Meme) Araştırma Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras</strong>, “Günümüzde dünya bilim insanlarının en yoğun araştırma yaptığı ve yeni tedavi yöntemleri geliştirdiği alanlardan biri olan meme kanseri, erken teşhis edildiğinde artık tamamen tedavi edilebiliyor. Ancak erken tanı için, kadınların kendilerini ayda bir 10 dakika muayene etmeleri ve şüpheli bir belirti fark ettiklerinde hemen hekime başvurmaları kritik rol oynuyor” diyor.</p>
<p>Meme kanserinin basit bulgularla kendini belli edebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Uras, “20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez ayna karşısında kendi kendine meme muayenesi yapması, 40 yaşından itibaren ise doktorun önerdiği aralıklarla düzenli klinik muayene, mamografi ve ultrason yaptırması hayat kurtaran bir alışkanlıktır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Cihan Uras, <strong>Ekim ayı-Meme Kanseri Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, meme kanserinin öncü belirtilerini ve tedavide en güncel yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Ele gelen kitle</strong></li>
</ul>
<p>Memenin herhangi bir yerinde veya koltuk altına yakın kısmında hissedilen sert, genellikle ağrısız kitleler, meme kanserinin en sık görülen ilk bulgusudur. Prof. Dr. Cihan Uras “Her kitle kanser değildir ancak her kitle ciddiye alınmalıdır” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Meme başında çekilme</strong></li>
</ul>
<p>Meme ucunda içe doğru çekilme, düzleşme veya normal görünümün bozulması, dokuların derinliğinde bir değişikliğe işaret edebilir. Meme ucundaki şekil değişiklikleri acilen  değerlendirilmelidir. Basit bir muayene bile erken tanıya giden yolun kapısını aralar.</p>
<ul>
<li><strong>Deride çukurlaşma</strong></li>
</ul>
<p>Meme derisinde portakal kabuğu görünümü, çukurlaşma, kalınlaşma ve meme başında pullanma gibi değişiklikler, önemli belirtilerdir. Prof. Dr. Cihan Uras “Bu tür görsel değişiklikler genellikle hastalar tarafından kozmetik bir cilt problemi gibi algılanıyor oysa altta yatan neden daha ciddi olabilir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Akıntı ve kanama</strong></li>
</ul>
<p>Meme başından kendiliğinden, özellikle kanlı veya berrak akıntı gelmesi normal değildir. Bu bulgu, erken evre dahil birçok meme hastalığının belirtisi olabilir. Bu tür akıntılar enfeksiyon ya da iyi huylu bir lezyon kaynaklı olsa bile mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Koltuk altında şişlik</strong></li>
</ul>
<p>Koltuk altında ele gelen lenf bezi büyümeleri, enfeksiyon dışı durumlarda meme kanserinin yansıması olabilir. Bu bölgedeki şişlikler çoğu zaman önemsenmiyor ama lenf bezleri aslında vücudun alarm verdiğini gösteriyor. </p>
<ul>
<li><strong>Şekil veya boyut değişimi</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Cihan Uras “Memenin birinde, diğerine göre ani büyüme, asimetri ya da şekil değişikliği fark edildiğinde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Kadınlar çoğu kez yavaş değişimleri fark etmediklerinden, düzenli şekilde ayna karşısında elle muayene çok önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras</strong>, meme kanserinin tedavisinde en güncel yöntemleri şöyle anlattı;</p>
<p><strong>Kişiye Özel Tedavi:</strong> Hedefe yönelik ilaçlar kanserli hücreleri hedef alır, sağlıklı dokulara az zarar verir. Her hastanın tümörü ve genetiği farklıdır, tedavi buna göre planlanır. Hormon reseptörü pozitif hastalarda anti-hormon tedavisi tümörün büyümesini yavaşlatıyor.   </p>
<p><strong>Onkoplastik Cerrahi:</strong> Kanserli dokuyu yeterli bir şekilde çıkardıktan sonra, plastik cerrahi işlemi de eklenerek ameliyat sonrası estetik açıdan doğal bir görünüm sağlanabiliyor. </p>
<p><strong>İmmünoterapi ve Akıllı İlaçlar:</strong> Vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren yeni nesil ilaçlar, bazı meme kanseri türlerinde önemli başarılar sağlıyor.</p>
<p><strong>Daha Hassas Radyoterapi:</strong> Yeni teknolojilerle ışın tedavisi sadece hastalıklı bölgeye yoğunlaştırılarak yan etkiler azaltılıyor ve çevredeki diğer organların zarar görmesi de engelleniyor. Yeni tekniklerle tedavi süresi kısaltılarak, hastanın işgücü kaybı en aza indirgeniyor. </p>
<p><strong>Minimal Invaziv Yöntemler:</strong> Meme kanseri cerrahisinde lenf bezlerinin korunmasına büyük özen gösteriliyor, sadece birkaç lenf bezi örneği alınarak lenfödem ve diğer komplikasyonlar önleniyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480">Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 14:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[haklar]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[vflexy]]></category>
		<category><![CDATA[vodafone]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, çalışanlarının yan haklarını yaşam tarzlarına ve farklılaşan ihtiyaçlarına göre belirlemesi amacıyla kurguladığı Vflexy esnek yan haklar programını 8 yıldır başarıyla uyguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153">Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren <strong>Vodafone</strong>, çalışanlarının yan haklarını yaşam tarzlarına ve farklılaşan ihtiyaçlarına göre belirlemesi amacıyla kurguladığı <strong>Vflexy</strong> esnek yan haklar programını 8 yıldır başarıyla uyguluyor. Özel sağlık sigortası, yemek ve  mobil cihaz gibi yan hakların ihtiyaca göre şekillendirilmesine imkan veren programla, çalışanlara farklı alanlardaki marka işbirlikleriyle değerlendirebilecekleri ek bütçeler de sağlanıyor. Bu marka işbirlikleri de yine geçmiş dönemlerdeki kullanımlara ve çalışanların geribildirimlerine göre belirleniyor. </p>
<p><strong>Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler,</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Vodafone’da çalışan deneyimine dokunan tüm uygulamalarımızı ve politikalarımızı her bir ekip arkadaşımızın “biricik” olduğu, ihtiyaç ve beklentilerinin kişisel koşullarına ve hayatlarının dönemlerine göre farklılaştığı bilinciyle tasarlıyoruz. Bu durum yan haklar konusundaki yaklaşımımız için de geçerli. VFlexy kapsamında sunduğumuz esnek yan haklarla, ekip arkadaşlarımızın memnuniyetini ve bağlılığını yükseltirken, aynı zamanda farklı yaşam koşullarına sahip çalışma arkadaşlarımıza hitap ederek, çeşitliliği ve dahiliyeti destekliyoruz. Vflexy’yi hem çalışma arkadaşlarımızdan aldığımız geri bildirim ve beklentiler, hem de global ve lokal trendler doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Bu süreçte esneklik, kişiselleştirilmiş ve ihtiyaç bazlı yan hak deneyimi, esenlik gibi konulara ağırlık veriyoruz. Vflexy ile temel yan hakların üstüne esnek haklar sunuyoruz ve çalışma arkadaşlarımız haklarını diledikleri gibi, ihtiyaçlarına göre esnetebiliyorlar. Özel sağlık sigortası için de yine çalışma arkadaşlarımızın ihtiyaçlarına göre belirlenmiş geniş kapsamlı alternatifler sunuyoruz. Vodafone olarak, esnek yan haklar konusuna yönelik yenilikçi çalışmalarımıza devam edeceğiz.” </p>
<p><strong>Kapsamlı sağlık sigortası paketleri</strong></p>
<p>Vflexy kapsamında, Vodafone çalışanlarının ve sevdiklerinin yararlanabileceği, çeşitlendirilmiş ve kapsamlı özel sağlık sigortası planları sunuluyor. Buna göre, Vodafone çalışanları 5 özel sağlık sigortası paketinden birini seçebildikleri gibi, eş ve çocuklarından oluşan bağımlıları için farklı bir paket de seçebiliyor. Ayrıca, seçtikleri paketin limit miktarına göre ek bütçe kazanabiliyor ve kişisel ihtiyaca göre seçerek esnettikleri bu bütçeyi çeşitli markalarda değerlendirebiliyorlar. Dileyen çalışanlar, kazandıkları ek bütçeyle, kendi sigorta paketlerine ek olarak evcil hayvanlarına da sigorta yaptırabiliyor. </p>
<p><strong>Marka işbirlikleri artıyor</strong></p>
<p>Vflexy programında Vodafone çalışanlarına sanat, spor, gelişim, eğlence gibi birçok alanı barındıran harcama alanları sunuluyor. Kullanım ve geri bildirimlerin takibiyle yenilenen harcama alanları;  Sağlıklı ve Mutlu Yaşam, Kişisel Gelişim ve Üyelikler, E-ticaret ve Alışveriş, Eğlence olmak üzere 4 başlıkta toplanıyor. Sunulan markalar arasında NuSpa, Estethica, Torchwell (Maslak Spor Salonu ve Diyetisyen) ,Meditopia Wellness Pass, Neo Skola, Open English, Cambly, Storytel, iWallet, TokenFlex, Chippin, Biletix, Biletinial bulunuyor. Bu sene itibariyle harcama alanlarına Vodafone’lulara özel Hepsiburada’da eklendi. Bu sayede çalışanlar binlerce farklı marka ve ürün içerisinde bütçelerini esnetme fırsatı bulacaklar. Bu firmaların Vodafone çalışanlarına sundukları indirimli fırsatlar üzerinden dileyen çalışanlar bütçelerini bu markalarda da değerlendirebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153">Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMCD, Bilim Ateşböceği Tırı ve Kalıcı Bilim Sınıflarıyla Çocukların Kalbine Bilim Tohumları Ekmeye Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/imcd-bilim-atesbocegi-tiri-ve-kalici-bilim-siniflariyla-cocuklarin-kalbine-bilim-tohumlari-ekmeye-devam-ediyor-574542</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 11:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ateşböceği]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[imcd]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[sağlama]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[sınıflarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[tırı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574542</guid>

					<description><![CDATA[<p>IMCD Group (“IMCD” veya “Şirket”), özel kimyasallar ve bileşenlerin dağıtımı ve formülasyonu alanında dünyanın önde gelen iş ortaklarından biridir, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle 2022 yılından bu yana başarıyla yürüttüğü, ilköğretim okullarının 2 – 8’inci sınıflarında okuyan çocuklara bilimi sevdirmeyi amaçlayan "Bilim Ateşböceği Tırı" projesini, kalıcı bilim sınıfları ekleyerek daha da ileri taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imcd-bilim-atesbocegi-tiri-ve-kalici-bilim-siniflariyla-cocuklarin-kalbine-bilim-tohumlari-ekmeye-devam-ediyor-574542">IMCD, Bilim Ateşböceği Tırı ve Kalıcı Bilim Sınıflarıyla Çocukların Kalbine Bilim Tohumları Ekmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>IMCD Group (“IMCD” veya “Şirket”), özel kimyasallar ve bileşenlerin dağıtımı ve formülasyonu alanında dünyanın önde gelen iş ortaklarından biridir, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle 2022 yılından bu yana başarıyla yürüttüğü, ilköğretim okullarının 2 – 8’inci sınıflarında okuyan çocuklara bilimi sevdirmeyi amaçlayan &#8220;Bilim Ateşböceği Tırı&#8221; projesini, kalıcı bilim sınıfları ekleyerek daha da ileri taşıyor. IMCD, özellikle kısıtlı imkanlara sahip çocuklara odaklanan &#8220;Eğitimde fırsat eşitliği&#8221; hedefi çerçevesinde, bu yıl Eskişehir&#8217;de hem Bilim Ateşböceği Tırı etkinliklerini gerçekleştirdi hem de yeni bir kalıcı bilim sınıfının açılışını yaptı. Bu sayede, geleceğin bilim insanlarının yetişmesine olanak sağlayan sürdürülebilir bir öğrenme ortamı oluşturuldu.</p>
<p><strong>Dört Yılda 4000&#8217;i Aşkın Çocuğa Bilim Sevgisi Aşılandı </strong></p>
<p>IMCD, &#8220;Creating a World of Opportunity / Fırsatlar Dünyası Yaratmak&#8221; mottosu çerçevesinde, çocuklara bilimi ve bilimsel düşünmeyi erken yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla TEGV ile çıktığı bu yolda dört yılda 4000&#8217;i aşkın çocuğun kalbine bilim tohumları ekti. IMCD’nin işletme sponsorluğunu yaptığı TEGV&#8217;in bilim temalı Ateşböceği tırı, 2022 yılından bu yana Marmara, Ege, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve son olarak İç Anadolu Bölgelerini dolaşarak binlerce çocuğa doğrudan deneyim imkanı sundu. Bu etkileşimli deneyimler sayesinde çocuklar, kitaplarda okudukları pek çok konuda birebir uygulama fırsatı buldular.</p>
<p><strong>Bilim Ateşböceği Tırı Projesine Kalıcı Bilim Sınıfları Eklendi</strong></p>
<p>Eğitimde fırsat eşitliği hedefini daha da pekiştirmek amacıyla IMCD Türkiye, 2024 yılı itibarıyla projenin kapsamını genişleterek laboratuvarı olmayan okulların atıl odalarını Bilim Sınıfına dönüştürme misyonunu üstlendi. Bu çabanın ilk adımı 2024&#8217;te İstanbul Balat&#8217;ta atıldı ve ikinci kalıcı bilim sınıfı bu yıl Bilim Ateşböceği Tırı&#8217;nın ziyaretiyle eş zamanlı olarak Eskişehir&#8217;de hayata geçirildi. IMCD gönüllü çalışanları, topluma fayda sağlama misyonuyla hareket ederek mobilyaların temininden montajına, duvarların boyanmasından önlüklerin hazırlanmasına, tüm bilimsel ekipmanların tedarikinden sınıfın bilim temalı tablolarla süslenmesine kadar her aşamada büyük bir özveriyle aktif rol aldılar. Sonrasında hem tırda hem de bu yeni bilim sınıfında çocuklarla pek çok eğitici ve eğlenceli deney gerçekleştirildi. Çocukların birçoğu hayatlarında ilk defa uygulamalı bilim deneyi yapma imkanı buldu. Çocuklar, eğlenerek öğrendikleri bu süreçte, sadece bilimsel yöntemleri değil, aynı zamanda bilimin aslında hayatın her yerinde olduğunu ve günlük yaşamlarıyla ne kadar iç içe olduğunu fark ettiler. IMCD ekibi, çocuklara geri dönüşümün ve sürdürülebilirliğin taşıdığı önemi de aktardı.</p>
<p><strong>Zakuto: “Bilimin büyülü dünyasının kapılarını aralıyoruz” </strong></p>
<p>IMCD olarak faaliyet gösterdikleri her ülkede ekonomik olduğu kadar toplumsal kalkınmaya da katkı sağlamaya özen gösterdiklerini belirten <strong>IMCD Türkiye Genel Müdürü Aylin Zakuto, </strong>şunları söyledi: &#8220;<em>Eğitimde fırsat eşitliği ve her çocuğun bilime erişebilmesini sağlamak, IMCD&#8217;nin sosyal sorumluluk vizyonunun temelini oluşturmaktadır. 2022 yılında işletme sponsorluğunu üstlendiğimiz Bilim Ateşböceği Tırı projemiz, Türkiye&#8217;nin dört bir yanında imkanları kısıtlı 4000&#8217;i aşkın çocuğumuza ulaşmamızı sağladı. Bugün Eskişehir&#8217;de, hem Bilim Ateşböceği Tırımızla hem de kalıcı bilim sınıfımızın açılışıyla bu misyonumuzu daha da ileri taşımanın gururunu yaşıyoruz. Çocuklarla birlikte gerçekleştirdiğimiz her deney, her sohbet ve onların gözlerindeki bilimi keşfetme heyecanı, bizim için tarifsiz bir mutluluk kaynağı. Amacımız, sadece bilgi aktarmak değil; onların zihinlerinde bilimin büyülü dünyasına dair bir kapı aralamak, yarının bilim insanı olma hayallerini beslemektir. Bilim ve gelişim, faaliyetlerimizin merkezinde yer alırken, eğitimde fırsat eşitliğine sunduğumuz her katkı, geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. IMCD olarak, &#8216;Fırsatlar Dünyası Yaratmak&#8217; vizyonumuz doğrultusunda, bilimin aydınlık yolunu Türkiye&#8217;nin her köşesindeki çocuklarımıza taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.</em>&#8220;</p>
<p><strong>Bilim Ateşböceği Tırı ve Bilim Sınıfı Projesinin Temel Hedefleri:</strong></p>
<ul>
<li>Çocukların bilim ile ilgili bilgi, beceri ve tutum kazanmalarını sağlamak.</li>
<li>Bilimsel olayların basit, öğrenilebilir ve eğlenceli aktivitelerle açıklanabileceğini keşfetmelerini sağlamak.</li>
<li>Bir olay hakkında tahminler üretme ve soru sorma becerilerini geliştirmek.</li>
<li>Bilgi veya olaylarda neden-sonuç ilişkisi üzerine düşünmelerini sağlamak.</li>
<li>Gözlem ve deney yaparak bilgi toplama ve bilgiyi test etme becerisi geliştirmelerini kolaylaştırmak.</li>
<li>Farklı düşünme becerilerini kullanarak, bir olay üzerinde çıkarımlar yapmalarını sağlamak.</li>
<li>Bilgiye ulaşmada farklı yollar keşfetmelerini sağlamak.</li>
<li>Yeni ürün, fikir, strateji, çözümler geliştirmek üzere düşünmelerini sağlamak.</li>
<li>Günlük hayatlarında karşılaştıkları olay ya da durumların, bilimsel bir açıklamasının olabileceğini fark etmelerini sağlamak.</li>
<li>Olay ve durumlar ile bilim arasında ilişki kurmalarını sağlamak.</li>
<li>Yaratıcı tasarımlar yapmaları konusunda desteklemek.</li>
<li>Duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri ve grup tartışmalarına katılma konusunda cesaretlendirmek.</li>
<li>Bir görseli, olayı ya da durumu yorumlamaları, üzerinde tahminler geliştirmesini sağlamak.</li>
<li>Farklı düşünme biçimlerini fark etmelerini sağlamak.</li>
<li>Bilim insanları ile ilgili farkındalıklarını arttırmak.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imcd-bilim-atesbocegi-tiri-ve-kalici-bilim-siniflariyla-cocuklarin-kalbine-bilim-tohumlari-ekmeye-devam-ediyor-574542">IMCD, Bilim Ateşböceği Tırı ve Kalıcı Bilim Sınıflarıyla Çocukların Kalbine Bilim Tohumları Ekmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden hayat kurtaran destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesinden-hayat-kurtaran-destek-573245</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 12:33:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[cihazla]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Masajı]]></category>
		<category><![CDATA[stant]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573245</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, ani kalp durmalarında hayat kurtaracak otomatik elektroşok cihazlarını şehrin farklı noktalarına yerleştirmeye hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesinden-hayat-kurtaran-destek-573245">İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden hayat kurtaran destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, ani kalp durmalarında hayat kurtaracak otomatik elektroşok cihazlarını şehrin farklı noktalarına yerleştirmeye hazırlanıyor. Özel bir eğitim gerektirmeden vatandaşların kullanabileceği şekilde tasarlanan cihaz, hastane dışında meydana gelen ani kalp durması vakalarında sağ kalım oranını artırmaya yardımcı olacak. 94. İEF’de Eşrefpaşa Hastanesi standında cihazı anlatan Başhekim Doç. Dr. Başak Bayram, şehirdeki kalp durması vakalarının çoğunlukta olduğu yerleri belirlediklerini ve cihazların kamusal alanlara yerleştirileceğini belirtti. </p>
<p>94. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda yerini alan Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, fuar ziyaretçilerine ilkyardım eğitimleri verdi. Hastane dışında gerçekleşen ani kalp durması vakalarında hayati önem taşıyan kalp masajı uygulaması, 90 saniye gibi kısa bir sürede stant ziyaretçilerine uzman hekimler ve hemşireler tarafından uygulamalı olarak anlatıldı. Aynı zamanda Acil Tıp Uzmanı olan Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin farklı noktalarına yerleştirilmesi planlanan otomatik elektroşok cihazını da tanıttı. İlk müdahale sırasında başarı oranını artıracak cihaz, ani kalp durma vakalarında vatandaşlar tarafından sesli komut desteği sayesinde rahatlıkla kullanılabilecek.</p>
<p><strong>Kalp durması vakalarının yoğun olduğu lokasyonlar</strong></p>
<p>Hem cihazı hem de hayata geçirilmesi planlanan projeyi anlatan Doç. Dr. Başak Bayram, “Bu cihazla hastane dışındaki ani kalp durması vakalarında sağ kalım oranını artırdığımızı biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu cihazın şehrin farklı lokasyonlarında bulunması açısından bir çalışma yürütüyor. Cihazların yerleştirilmesi için kamusal alanları tercih edeceğiz. Bu konuda coğrafi bilgi sistemleri ile önemli bir çalışma yaptık. Şehirdeki kalp durması vakalarının çoğunlukta olduğu yerleri belirledik. Cihazları özellikle bu noktalara yerleştirme hedefindeyiz. Ani kalp durma vakası yaşandığında cihazın olay yerine getirilmesi yeterli olacak. Özel bir eğitime ihtiyaç duymaksızın vatandaşların bu cihazı kullanma şansı var. Cihazda bulunan pedleri kişinin üzerine yerleştirdikten sonra cihazı bağlayıp açmak yeterli. Cihaz, değerlendirme yapıp şoka ihtiyaç olup olmadığını sesli komut ile uyarıp kullanıcıyı yönlendiriyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>Farkına var, yardım çağır ve kalp masajı yap</strong></p>
<p>Doç. Dr. Bayram, halk arasında “ilkyardım” olarak bilinen temel yaşam desteğine ilişkin eğitimlerin verildiği stant hakkında da bilgi paylaştı. Stantta, ani kalp durması vakalarına karşı nasıl müdahale edileceğini 90 saniyede öğretmeye çalıştıklarını belirten Bayram, “Stant ziyaretçilerimize, ani kalp durması yaşayan kişinin önce bilincinin yerinde olup olmadığını fark etmeyi, yardım istemeyi ve sonra elleriyle kalp masajı yapmayı öğretiyoruz. Ani kalp durmaları, tüm dünyada ölümlerin en sık sebebi. Bunun büyük kısmı halka açık alanlarda ya da evlerde gerçekleşiyor. Hastanede yaşanan ani kalp durmalarında sağ kalım oranı oldukça yüksek. Hastane dışında gerçekleşenlerde ise sağ kalım oranı oldukça düşük. Dünya ortalamasında iyi nörolojik durumla sağ kalım oranıı yüzde 8 iken, Türkiye’de bu oranın yüzde 2’nin biraz üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu oranı artırmak için vakaya şahit olan kişilerin müdahalesine ihtiyacımız var. Farkına varmak, yardım çağırmak ve ellerle kalp masajı yapmak, sağ kalımı artırmak için ilk hamle” dedi.  </p>
<p><strong>Stayin&#8217; Alive eşliğinde kalp masajı</strong></p>
<p>Bee Gees&#8217;in Stayin&#8217; Alive şarkısı eşliğinde kalp masajı eğitimleri verdiklerini kaydeden Bayram, şarkının da özellikle seçildiğini vurguladı. Bayram, “Kalp masajı, dakikada 100 ila 120 defa yapılıyor. Stayin&#8217; Alive’ı, bu ritmi hatırlatan, kolaylaştıran bir müzik gibi düşünebiliriz. Tüm dünyada CPR’ın (kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması) müziği diye kabul edilen müzik, Stayin&#8217; Alive’dır. Müzikle ritmi hatırlamak birçok insan için kolaylaştırıcı. O yüzden eğitimi verirken bu müziği de kullanıyoruz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Hayat Kurtaran Eller </strong></p>
<p>Stantta Hayat Kurtaran Eller etkinliği de yapıldı. Kalp masajını öğrenen katılımcılar ellerini renkli boyalara sürerek beyaz panoya iz bıraktı. Bayram, “Bu çalışma, bizim geleceğe bırakmak istediğimiz bir iz. Her kalp masajını öğrenen kişinin el izini buraya bırakmasını ve o panoyu saklamak, farkındalık oluşturmak istiyoruz” sözlerine yer verdi. Temel yaşam desteği eğitimlerinin fuar boyunca verileceğini kaydeden Bayram, ayrıca uzman hekimler ve hemşireler tarafından çeşitli etkinlikler yapılacağını sözlerine ekledi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesinden-hayat-kurtaran-destek-573245">İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden hayat kurtaran destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:07:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lise dönemi, gençlerin hayal kurma biçimlerinin daha gerçekçi hale geldiği, “kim olmak istiyorum?” sorusunun daha yüksek sesle sorulduğu, yanıtlarının daha ısrarla arandığı yıllardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145">Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lise dönemi, gençlerin hayal kurma biçimlerinin daha gerçekçi hale geldiği, “kim olmak istiyorum?” sorusunun daha yüksek sesle sorulduğu, yanıtlarının daha ısrarla arandığı yıllardır. Lise, sadece bir okul dönemi değil; hayatı anlama, kendini tanıma ve geleceğe yön verme sürecidir. Liseye geçiş, bir öğrencinin sadece sınıf değiştirmesi değil; iç dünyasında, çevresiyle olan ilişkisinde ve geleceğe bakışında köklü bir dönüşüm yaşamasını sağlıyor. Bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde desteklenmesi, yalnızca akademik başarıyı değil, yaşam boyu iyi oluş halini de doğrudan etkiliyor.</p>
<p><strong>Lise yılları, kendini ve dünyayı keşfetme dönemi</strong></p>
<p>Lise yılları, gençlerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeleri açısından doğal bir öğrenme alanıdır. Problem çözme, yaratıcı düşünme, empati kurma, zaman yönetimi, liderlik ve duygusal dayanıklılık gibi beceriler; bu dönemde atılan her adımda gelişiyor.</p>
<p>Gençler, potansiyellerinin daha da derinleştiği, kendini tanıdığı, hayallerini somut adımlara dönüştürdüğü bir döneme giriyor. Bu yüzden lise yolculuğunu sadece sınav maratonu olarak değil, “kendini ve dünyayı keşfetme fırsatı” olarak görmek gerekiyor. <strong>Final Eğitim kurumları Ortaokul ve Lise PDR Koordinatörü Uzman PDR Bora Serhat Çelik</strong> konuya ilişkin şunları söylüyor;<em> “Bu yıl liseye başlayan çocuğunuz, 2030 yılında mezun olacak. Geleceğin en kaçınılmaz özelliği, mutlaka gelecek olmasıdır. O geldiğinde hazır olmak ise bugünden başlar. Hazır olmak; öğrenmeyi öğrenmiş, öğrenme konusunda öz yeterlilik kazanmış, bugün seçtiği davranışların gelecekte değiştireceği şeyleri fark edebilen bir birey olmak demektir. Lise yılları bu farkındalığın filizlendiği, gençlerin hem kendi hayatının hem de başkalarının hayatlarının mimarı olabileceğini gördüğü yıllardır.</em> <em>Ebeveynlerin ve eğitimcilerin bu dönemi sadece notlar ve tercihler üzerinden değil, gençlerin sosyal-duygusal ihtiyaçlarını merkeze alarak değerlendirmesi, onların hayata daha donanımlı adım atmasını sağlar.” </em></p>
<p><strong>Fark edilmeyen gelişimsel ihtiyaçlar: Kimlik arayışı ve duygusal dönüşüm</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin ortalarına denk gelen lise başlangıcı, gençlerin “Ben kimim?”, “Nasıl biri olmak istiyorum?” gibi soruları yoğun şekilde sormaya başladığı bir dönemdir. Bu süreçte gençlerde, aileden ayrışma ihtiyacı artıyor, bağımsızlık arayışı güçleniyor, yeni ilgi alanları ve değer yargıları gelişiyor. Bu kimlik arayışı, zaman zaman içsel çatışmalara veya çevreyle gerginliklere yol açabiliyor.</p>
<p>Aynı zamanda gelecek kaygısı ve meslek seçimi gibi uzun vadeli düşünceler de gündeme gelir. “Nasıl bir insan olacağım?” sorusu, akademik hedeflerin ötesinde genç zihninde yer etmeye başlar. Bu nedenle lise yılları, yalnızca sınav başarısı açısından değil; duygusal olgunluk ve karakter gelişimi açısından da belirleyici bir dönemdir.</p>
<p>Güvene dayalı iletişim kurulmazsa bu kaygılar hem genç hem aile için yıpratıcı olabiliyor. Rehberlik birimlerinin aileleri de sürece dahil ettikleri çalışmalar ve bu duygusal geçişlerin sağlıkla atlatılabilmesi için, bireysel danışmanlık, duygusal farkındalık eğitimi gibi destekler büyük farklar yaratıyor. <strong>Final Eğitim kurumları Ortaokul ve Lise PDR Koordinatörü Uzman PDR Bora Serhat Çelik</strong> ekliyor: <em>“Eğitim, hayata hazırlık değil; hayatın ta kendisidir.” Eğitimci ve filozof John Dewey’in bu sözü sadece felsefi bir yaklaşım değil, aynı zamanda yaşamın gerçeğidir. Çünkü lise yılları yalnızca sınavlara hazırlık dönemi değil, aynı zamanda kimlik gelişiminin, sosyal bağlılığın ve duygusal dönüşümün yaşandığı en yoğun dönemlerden biridir</em>. <em>Lise çağındaki gençler için arkadaş çevresi, benlik algısının en önemli aynasıdır. Bu yaş grubundaki bireyler, bir gruba ait olmayı, kabul görmeyi ve olduğu gibi saygı görmeyi ister. Arkadaş ilişkileri, sosyal statü kadar duygusal desteğin de kaynağı haline gelir. Bu süreçte, gençlerin çevresindeki yetişkinler –ebeveynler, öğretmenler ve diğer rol modeller– yalnızca bilgi kaynakları değil, aynı zamanda değer ve davranış biçimlerinin örnekleridir. Genç, kendi kararlarını alma isteğiyle hareket ederken, çocukluk yıllarında ona güven veren ebeveyninin hâlâ yanında olduğunu bilmeye de ihtiyaç duyar.”</em></p>
<p><strong>Anne-babalara çağrı: Dinlemek, desteklemek, rehberlik etmek önemli</strong></p>
<p>Gençlerle kurulan ilişkinin güçlü kalması çoğu zaman onları gerçekten dinlemekle başlıyor. Yargılamadan, öğüt vermeden dinlemek, genç bireyin kendini değerli ve anlaşılmış hissetmesini sağlıyor. Karar alma süreçlerine saygı duymak, hata yapmalarına alan tanımak ise onların bağımsızlık becerilerini geliştirmeleri açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Birlikte geçirilen zamanlar, küçük sohbetler ve paylaşılan anlar aile içi bağı güçlendirirken; özgürlükle disiplin arasında kurulan sağlıklı denge de güvenli bir gelişim ortamı sunuyor. Bu dönemde, sadece başarıların değil, gösterilen çabanın ve sorumluluğun takdir edilmesi gençlerin motivasyonunu artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145">Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Para akıllı, çocuklar güvende: Finansal okuryazarlık siber güvenlikle birlikte ele alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/para-akilli-cocuklar-guvende-finansal-okuryazarlik-siber-guvenlikle-birlikte-ele-alinmali-568002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 11:20:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar artık paranın çoğunlukla dijital ortamda olduğu bir dünyada büyüdüklerinden, siber güvenlik finansal okuryazarlığın temel bir parçası haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/para-akilli-cocuklar-guvende-finansal-okuryazarlik-siber-guvenlikle-birlikte-ele-alinmali-568002">Para akıllı, çocuklar güvende: Finansal okuryazarlık siber güvenlikle birlikte ele alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuklar artık paranın çoğunlukla dijital ortamda olduğu bir dünyada büyüdüklerinden, siber güvenlik finansal okuryazarlığın temel bir parçası haline geldi. Önceki nesillerden farklı olarak, çocukların parayla ilk deneyimleri sadece kumbaralar değil, uygulama içi satın almalar, oyunlardaki ganimet kutuları ve dijital cüzdanlara bağlı ön ödemeli kartlarla oluyor. Kaspersky&#8217;nin &#8220;Dijital Okul Çantası: Okul Yılı için Ebeveyn Rehberi&#8221;nde uzmanlar, çocuklara dijital dünyada parayı sorumlu ve güvenli bir şekilde yönetmeyi öğretmek için ipuçları paylaşıyor.</strong></p>
<p>Okula dönüş sezonu sadece yeni kitaplar ve kıyafetlerle ilgili değil, aynı zamanda çocukların hayatları boyunca sürdürecekleri ve birçok sorunu önlemeye yardımcı olacak sağlıklı alışkanlıklar edinmeleri için de önemli bir döneme karşılık geliyor. &#8220;<em>Growing Up Online</em>&#8221; anketine Türkiye’den katılan ebeveynlerin %22&#8217;si çocuklarının çevrimiçi davranışları nedeniyle para kaybettiklerini ifade ederken, ankete katılanların %15&#8217;i çocuklarının cihazlarının virüs bulaştığını belirtiyor.</p>
<p>Çocuklar çevrimiçi risklerin farkında olmadığında, güçlü finansal okuryazarlık bile onları hediye gibi görünen kimlik avı saldırılarından, sahte oyun içi fırsatlardan, gizli abonelik yenilemelerinden ve kimlik hırsızlığından korumayacaktır. Finansal eğitimi dijital koruma ile birleştirerek ebeveynler çocuklarını sadece paralarını akıllıca yönetmeye değil, siber tehditlere karşı korunmaya da hazırlayabilirler.</p>
<p>Kaspersky uzmanları, ebeveynlerin çocuklarına paralarını sorumlu ve güvenli bir şekilde yönetme konusunda şunları öğretmelerini öneriyor:</p>
<ol>
<li><b>Net harcama limitleri belirleyin</b></li>
</ol>
<p>Çocukların sınırlarını anlamalarına yardımcı olmak, hem finansal disiplin hem de dijital farkındalık oluşturmanın ilk adımıdır. Çocuğunuzun tipik harcamaları için temel bir bütçe oluşturarak başlayın:</p>
<ul>
<li>Okul malzemeleri</li>
<li>Yiyecek veya öğle yemeği parası</li>
<li>Spor veya hobi ile ilgili satın alımlar</li>
<li>Eğlence (uygulamalar, oyunlar, abonelikler)</li>
</ul>
<p>Her satın almayı tek tek kontrol etmek yerine yüzdelerden bahsedin. Örneğin: &#8220;%70&#8217;i okul ile ilgili harcamalar, %20&#8217;si eğlence ve %10&#8217;u tasarruf için&#8221; gibi. Bu yaklaşımı dijital para okuryazarlığını tanıtmak için kullanın. Uygulama içi satın alımların, mikro işlemlerin veya gizli ücretlerin dikkatli olunmazsa bakiyelerini nasıl hızla eksilteceğini açıklayın.</p>
<ol>
<li><b>Güvenli ödeme yöntemleri kullanın</b></li>
</ol>
<p>Çocuklara nakit para vermek kolay gibi görünebilir, ancak bunun bazı dezavantajları vardır. Para kaybolabilir, çalınabilir veya iz bırakmadan harcanabilir. Daha güvenli ve eğitici bir alternatif, ebeveyn kontrolü özelliği bulunan çocuk dostu banka kartları veya dijital cüzdanlar kullanmaktır. Bu araçlar, harcama limitleri belirlemenize, anlık satın alma bildirimleri almanıza, işlemleri gerçek zamanlı olarak takip etmenize ve gerektiğinde çevrimiçi pazar yerleri veya oyun platformları gibi belirli kategorileri engellemenize olanak tanır. Bu sayede çocuklar kendi paralarını yönetme özgürlüğünün tadını çıkarırken, ebeveynler denetim güvencesine sahip olur ve olağandışı bir durum olduğunda müdahale edebilir.</p>
<p>Bu ödemelerin gerçekleştiği dijital ortamı korumak da aynı derecede önemlidir. Bankacılık uygulamaları ve çevrimiçi mağazalar siber suçluların hedefi haline gelebilir. Bu nedenle güvenli gezinme ve güvenli ödeme koruması içeren bir siber güvenlik çözümü yüklemek çok önemlidir.</p>
<ol>
<li><b>Cihazları ve finansal hesapları güvenli hale getirin</b></li>
</ol>
<p>Çocuklar hesap güvenliğinin önemini tam olarak anlamayabilirler. Ancak zayıf bir şifre veya çalınan bir cihaz tüm finansal araçlarını tehlikeye atabilir.</p>
<p>Ebeveyn olarak, onlara şu şekilde yardımcı olabilirsiniz:</p>
<ul>
<li>Çevrimiçi alışverişlerde kullanılabilecek her uygulama için iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) özelliğini etkinleştirin.</li>
<li>Giriş bilgilerini güvenli bir şekilde saklayan ve bir sorun olduğunda ailenizin erişimine izin veren bir şifre yöneticisi kullanın.</li>
<li>Güçlü şifrelerin temellerini öğretin. Şifreler en az 12 karakterden oluşmalı, isimler veya doğum tarihleri yer almamalı ve farklı platformlarda tekrar kullanılmamalıdır.</li>
</ul>
<p>Bu alışkanlıkları günlük uygulamaya dönüştürerek, çocuğunuza finansal bilgilerini ve kişisel verilerini güvende tutması için gerekli araçları sağlayabilirsiniz.</p>
<ol>
<li><b>Abonelikleri ve tekrarlayan ücretleri takip edin</b></li>
</ol>
<p>Çocukların harcamalarını takip etmelerini en kolay engelleyen şeylerden biri aboneliklerdir. Günümüzde birçok oyun, öğrenme aracı ve yayın hizmeti, tek seferlik satın alımlar yerine düzenli ödeme modelleri kullanmaktadır. Bir çocuk, deneme süresi sona erdiğinde otomatik olarak aylık ücrete dönüştürüleceğini fark etmeden &#8220;ücretsiz deneme&#8221;ye kaydolabilir. Bu ücretler düşük ve düzenli olduğu için, bakiye tükenene veya ebeveyn hesap kontrol edene kadar genellikle fark edilmez.</p>
<p>Çocuğunuza şunları öğretin:</p>
<ul>
<li>Ücretsiz deneme sürümünü başlatmadan önce daima sorun.</li>
<li>&#8220;Otomatik yenileme&#8221; ayarlarını bulun ve bunları nasıl kapatacağınızı öğrenin.</li>
<li>Deneme sürümünün bitiş tarihleri için takvim hatırlatıcıları ayarlayın.</li>
</ul>
<p>Ebeveyn olarak, çocuklarınızın uygulama mağazasındaki satın alma geçmişini düzenli olarak kontrol edin ve e-posta gelen kutunuzda gözden kaçabilecek yenileme bildirimlerini tarayın. Birçok bankacılık uygulaması ve güvenlik aracı, tekrarlayan ücretleri işaretleyebilir veya her işlem için gerçek zamanlı uyarılar gönderebilir. Böylece harcamaları takip etmeyi kolaylaştırır. Abonelik yönetimini ortak bir sorumluluk haline getirerek, çocuğunuzun &#8220;görünmez&#8221; ücretlerin de dikkat edilmesi gereken gerçek harcamalar olduğunu anlamasına yardımcı olursunuz.</p>
<p><strong>Kaspersky&#8217;nin Web İçeriği Analisti</strong> <strong>Andrey Sidenko</strong>, şunları söylüyor: <em>“Çocuklar için finansal okuryazarlık hakkında konuşurken, onlara bütçe yapmayı veya tasarruf etmeyi öğretmekle yetinemeyiz. Harcadıkları para zaten dijital, bu da ilk finansal kararlarını çevrimiçi olarak aldıkları anlamına geliyor. Oyunlarda, uygulamalarda ve dijital cüzdanlarda bu geçerli. Siber güvenlik bilinci olmadan, bu öğütler eksik kalır. Çocukların dolandırıcılıkları fark etmelerine, hesaplarını korumalarına ve güvenli ödeme araçlarını kullanmalarına yardımcı olmak, onlara paranın değerini öğretmek kadar önemlidir.”</em></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/para-akilli-cocuklar-guvende-finansal-okuryazarlik-siber-guvenlikle-birlikte-ele-alinmali-568002">Para akıllı, çocuklar güvende: Finansal okuryazarlık siber güvenlikle birlikte ele alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSKİ tesislerindeki atölye ve ambar sistemleriyle fark oluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koski-tesislerindeki-atolye-ve-ambar-sistemleriyle-fark-olusturuyor-562092</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 12:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ambar]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[koski]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[tesislerindeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, Meram, Selçuklu ve Karatay'da bulunan ambar sistemleriyle hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de önemli maliyet tasarrufu sağlıyor. Selçuklu Tesisleri’ndeki tamirhane atölyelerinde ise kendi uzman personeli eliyle kurum bünyesinde kullanılan iş araç ve ekipmanları onarılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-tesislerindeki-atolye-ve-ambar-sistemleriyle-fark-olusturuyor-562092">KOSKİ tesislerindeki atölye ve ambar sistemleriyle fark oluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><b><span><span><span><span><span><span>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, Meram, Selçuklu ve Karatay&#8217;da bulunan ambar sistemleriyle hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de önemli maliyet tasarrufu sağlıyor. Selçuklu Tesisleri’ndeki tamirhane atölyelerinde ise kendi uzman personeli eliyle kurum bünyesinde kullanılan iş araç ve ekipmanları onarılıyor. Kendi bünyesinde kurduğu bu sistemlerle dışa bağımlılığını azaltan KOSKİ, kurumsal yönetim alanında da örnek bir model sunuyor.</span></span></span></span></span></span></b></li>
</ul>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, kendi bünyesinde oluşturduğu atölye ve ambar altyapısıyla örnek teşkil ediyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Meram, Selçuklu ve Karatay ilçelerinde kurulan bu sistemler sayesinde hem maliyetler düşürülüyor hem de operasyonel süreçler çok daha hızlı ve etkili yönetiliyor. KOSKİ, yerli kaynaklara dayalı bu modeliyle kurumsal yönetimde örnek bir yol haritası sunuyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span><span><span>BAKIM VE ONARIMLAR KOSKİ’NİN USTA ELLERİNE EMANET</span></span></span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>KOSKİ’nin Selçuklu Tesisleri&#8217;nde bulunan donanımlı tamirhane atölyelerinde, kurum bünyesinde kullanılan merkezdeki tüm iş makineleri, kamyon, kamyonet ve kombine kanal açma araçlarının bakım ve onarımları tamamen KOSKİ’nin kendi uzman personeli tarafından gerçekleştiriliyor. İlçelerde bulunan araçların tamir ve periyodik bakımları ise sanayi yerel esnafı işbirliğinde yapılıyor. Bu sayede hem yerel sanayi ekonomisine katkı sağlanıyor hem de zamandan ve akaryakıt sarfiyatından büyük ölçüde tasarruf sağlanıyor. Kurum, bu uygulama ile teknik bilgi birikimini içeride tutarak kurumsal kapasitesini de güçlendiriyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span><span><span>AMBAR YÖNETİMİNDE DİJİTALLEŞME: KAREKOD SİSTEMİYLE ŞEFFAF TAKİP</span></span></span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, Türkiye’deki su ve kanalizasyon idareleri arasında bir ilki gerçekleştirerek Meram Arif Bilge Tesisleri, Selçuklu Tesisleri ve Karatay Merkez Atıksu Arıtma Tesisleri’nde ambar sistemine karekod teknolojisini entegre etti. Her bir malzeme, özel bir QR kodla kayıt altına alınarak kim tarafından, ne zaman ve hangi amaçla kullanıldığı anlık olarak takip edilebiliyor. Bu sistem sayesinde stok fazlalığı, mükerrer kayıtlar ve gereksiz alımların önüne geçiliyor; kaynak kullanımı şeffaflaşıyor ve kontrol edilebilirlik artıyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span><span><span>2.650 KALEM MALZEME KAREKODLA TAKİP EDİLİYOR</span></span></span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>KOSKİ 1 Nolu Ambar’da her türlü hizmete özel teknik ekipman parçaları ile araç yedek parçaları, kırtasiye, giyim, hırdavat ve bilişim malzemeleri olmak üzere toplam 2.650 kalem malzeme, gruplarına göre ölçü, kilogram, paket gibi birimlerle tek tek barkod ve QR sistemine entegre edildi. 475 adet resmi araç ve iş makinesine ait yedek parçalar da kendi öz birimlerine göre ayrıştırılıp barkod sistemine dâhil oldu. Sistemin tamamı yenilenerek mobil cihazlar (tablet, telefon, bilgisayar) üzerinden QR kod okutularak giriş-çıkış işlemleri yapılabilir hale getirildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yeni sistem kapsamında, günlük ortalama 500 kalem malzeme birimlere çıkış yapılıyor. Tüm çıkışlar barkod sistemi üzerinden gerçekleşiyor ve personelin adına taşınır işlem fişi düzenlenerek teslim ediliyor. Böylece kamu tasarruf tedbirleri doğrultusunda malzeme stok fazlalığı önleniyor, ekonomik ömürleri sistematik olarak günlük izleniyor ve şeffaf bir kullanım süreci işletiliyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span><span><span>TAMAMI KOSKİ PERSONELİYLE HAYATA GEÇTİ: HİZMET ALIMI YOK</span></span></span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Karekod sistemine geçişte malzeme kodlama, veri aktarma ve sistem yenileme işlemlerinin tamamı KOSKİ’nin kendi personeli tarafından gerçekleştirildi. Bu süreçte piyasadan herhangi bir  hizmet alımı gerçekleştirilmedi. Sistem, bugün itibarıyla etkin bir şekilde çalışmaya devam ediyor ve Türkiye’deki diğer su ve kanalizasyon idareleri için tek ve öncü bir model oluşturuyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-tesislerindeki-atolye-ve-ambar-sistemleriyle-fark-olusturuyor-562092">KOSKİ tesislerindeki atölye ve ambar sistemleriyle fark oluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Çerçioğlu&#8217;nun Öncülüğündeki Otizm Destek Merkezleri Eğitimde Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-cercioglunun-onculugundeki-otizm-destek-merkezleri-egitimde-fark-yaratiyor-558802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:16:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çerçioğlunun]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[öncülüğündeki]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun hayata geçirdiği Otizm Destek Merkezleri, özel gereksinimli çocuklara umut olmaya devam ediyor. Merkezlerde görev yapan uzman eğitmenler, yüzlerce otizmli çocuğun gelişimine katkı sağlarken, onların sosyal hayata daha güçlü katılabilmeleri için titizlikle çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cercioglunun-onculugundeki-otizm-destek-merkezleri-egitimde-fark-yaratiyor-558802">Başkan Çerçioğlu&#8217;nun Öncülüğündeki Otizm Destek Merkezleri Eğitimde Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun hayata geçirdiği Otizm Destek Merkezleri, özel gereksinimli çocuklara umut olmaya devam ediyor. Merkezlerde görev yapan uzman eğitmenler, yüzlerce otizmli çocuğun gelişimine katkı sağlarken, onların sosyal hayata daha güçlü katılabilmeleri için titizlikle çalışıyor.<br />Çocukların bireysel ihtiyaçlarına göre şekillenen eğitim programlarında; dil terapisi, ergoterapi, fizyoterapi, bireysel eğitim, spor, yüzme, resim, müzik ve özel eğitim desteği tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Merkezlerde yalnızca çocuklara değil, ailelerine de destek veriliyor. Uzman psikologlar tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen danışmanlık hizmetleriyle aileler de sürecin bir parçası haline geliyor.<br />Sunulan nitelikli ve çok yönlü eğitimlerle otizmli çocukların hayatlarında gözle görülür gelişmeler yaşanıyor. Merkezlerde verilen destekler sadece günlük yaşam becerilerini değil, akademik başarıları da beraberinde getiriyor.</p>
<p><b>Minik Mustafa Ali’den gururlandıran başarı</b><br />Aydın Tekstil Park içerisinde bulunan Otizm Destek Merkezi ile Otizm Sanat ve Gelişim Merkezi’nde eğitim gören Mustafa Ali Yel, Bilim ve Sanat Eğitim Merkezleri’nde (BİLSEM) eğitim görmeye hak kazandı. Sınırlı kontenjana sahip olan, üstün yetenekli çocukların eğitim görmeye hak kazandığı BİLSEM’e ‘Genel Yetenek’ dalında gösterdiği başarıyla girmeyi başarın minik Mustafa Ali, kentin gururu oldu.</p>
<p>Aydın Büyükşehir Belediyesi Otizm Destek Merkezleri’nde gördüğü eğitimlerin oğullarının başarısında büyük rol oynadığını belirten anne Hilal Yel, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Otizm Destek Merkezleri’nin tüm Türkiye’de otizmli çocukların ebeveynleri tarafından örnek gösterildiğine dikkat çeken Yel, <b>“Biz buradaki eğitimleri duyduğumuz için Muğla’dan 3 yıl önce taşındık. Oğlum buraya ilk geldiğimizde kim ne söylese tekrar eden, ekolali yapan bir çocuktu. Bizler bu merkezleri şehir efsanesi gibi duyuyorduk, herkesin dilindeydi. Geldik ve direkt eğitimlere başlandı; bireysel dersler, dil terapisi derken çocuğumuzda büyük gelişmeler olmaya başladı. Burada modern materyaller ile eğitim göre göre çok büyük başarılar elde edebiliyor çocuklar ve benim oğlumda böyle bir başarının sahibi oldu; BİLSEM’i kazandı. Allah razı olsun herkesten, çok büyük eğitimler verildi burada kendisine, konuşmasından bireysel hayata katılmasına kadar her şeyi desteklendi. Genel yeteneği kazandı oğlum, bu da bir ilk oldu. Ben buraya gelmeseydik böyle bir başarı olabileceğine inanmıyorum. Başarı eğitimin sayesinde, gelişe gelişe oldu. Belli bir ilacı yok zaten otizmin, bir tedavisi yok yani; sadece eğitim. Bizim başarımızda diğer bütün otizmli annelere umut olsun, daha büyük ve daha güzel başarılar da onların olsun, bu mutluluğu herkes yaşasın” </b>ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cercioglunun-onculugundeki-otizm-destek-merkezleri-egitimde-fark-yaratiyor-558802">Başkan Çerçioğlu&#8217;nun Öncülüğündeki Otizm Destek Merkezleri Eğitimde Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ela Excellence Resort Belek fark yaratmak için UNICEF&#8217;i destekliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ela-excellence-resort-belek-fark-yaratmak-icin-unicefi-destekliyor-550763</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 22:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belek]]></category>
		<category><![CDATA[destekliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ela]]></category>
		<category><![CDATA[excellence]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[resort]]></category>
		<category><![CDATA[unicefi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ela Excellence Resort Belek, deprem felaketinden etkilenen çocuklar için UNICEF Türkiye Milli Komitesi’ni destekleyerek anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ela-excellence-resort-belek-fark-yaratmak-icin-unicefi-destekliyor-550763">Ela Excellence Resort Belek fark yaratmak için UNICEF&#8217;i destekliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ela Excellence Resort Belek, deprem felaketinden etkilenen çocuklar için UNICEF Türkiye Milli Komitesi’ni destekleyerek anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Proje kapsamında, otelin çağrı merkezi ya da web sitesi üzerinden yapılan her rezervasyondan elde edilen gelirin bir bölümü, afet bölgesindeki çocukların desteklenmesi amacıyla bağışlanıyor.</p>
<p>Otel yönetimi, bu çalışmayla yalnızca konuklarına ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda topluma ve geleceğe karşı sorumluluk üstlendiklerini vurguluyor. Yapılan bağışlar, hem depremden etkilenen çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya katkı sağlıyor hem de onların iyileşme sürecine destek olmayı amaçlıyor.</p>
<p>Ela Excellence Resort Belek, UNICEF’i destekleyerek, iyi hissettiren bir tatil anlayışını dayanışma, umut ve sorumluluk duygusuyla birleştiriyor. Sunulan her hizmet, yalnızca bugünün konforunu değil; yarının umudunu da güçlendiriyor.</p>
<p>Bu inisiyatifin, önümüzdeki dönemde daha fazla çocuğa umut olması hedefleniyor.</p>
<p><b>Ela Excellence Resort Belek Hakkında:</b>Ülke turizmine 15 yılı aşkın süredir hizmet eden Ela Excellence Resort Belek, Özak Global bünyesinde yer almaktadır.</p>
<p>Temelleri 1985 yılına dayanan Özak Global; turizm, inşaat, gayrimenkul yatırım ortaklığı ve tesis yönetimi gibi farklı sektörlerde varlık göstermektedir. Gücünü Özak Ailesi’nden alan Özak Global, 40 yılı aşkın tecrübesi ile faaliyet gösterdiği her sektörde, sahip olduğu çatı değerlerinin yanı sıra; nitelikli insan kaynağı, sağlam finansman yapısı, öngörü ve analiz yeteneği, strateji geliştirme becerisi ve inovasyona olan inancı ile Türkiye ekonomisinin itici güçlerinden biridir.</p>
<p>Türkiye’nin eşsiz turizm potansiyeli içinde hizmet sektöründeki deneyimi ve vizyonuyla Özak Global, 2007 yılında Ela Excellence Resort Belek ile turizm sektöründe faaliyet göstermeye başlamıştır. Kurulduğu günden bu yana kişiye özel tatil anlayışı ve uluslararası standartlardaki kalitesiyle hizmet vermeye devam eden Ela Excellence Resort Belek, Türkiye’de nitelikli çocuk ve aile konseptine sahip öncü otellerdendir.</p>
<p>Özak Global, kurumsal kültürünü ve kalite anlayışını turizm sektörüne taşıyarak Bodrum, Kemer ve Didim’de yenilikçi fikirler ve imza projelerle yeni tatil konseptlerini hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürüyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ela-excellence-resort-belek-fark-yaratmak-icin-unicefi-destekliyor-550763">Ela Excellence Resort Belek fark yaratmak için UNICEF&#8217;i destekliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antikkapı her alanda fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antikkapi-her-alanda-fark-yaratiyor-544672</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alanda]]></category>
		<category><![CDATA[antikkapı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli genelinde birçok alanda faaliyet gösteren ve bu yıl itibariyle üretim ağını Hızır 41 Afet Mutfağına taşıyan Büyükşehir iştiraki Antikkapı A.Ş., üretimden servise kadar her aşamada titizlikle yürütülen kontroller ve analiz süreçleriyle çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antikkapi-her-alanda-fark-yaratiyor-544672">Antikkapı her alanda fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli genelinde birçok alanda faaliyet gösteren ve bu yıl itibariyle üretim ağını Hızır 41 Afet Mutfağına taşıyan Büyükşehir iştiraki Antikkapı A.Ş., üretimden servise kadar her aşamada titizlikle yürütülen kontroller ve analiz süreçleriyle çalışıyor.</p>
<p><b>ANTİKKAPI’DA DÜZENLİ ANALİZLER</b></p>
<p>Farklı hizmet kolları ile büyümeye ve markalaşmaya devam eden Antikkapı A.Ş., her alanda fark yaratıyor. Bu kapsamda Antikkapı’da gıda güvenliği, personel hijyeni, ekipman temizliği, ortam sağlığı ve su kalitesi gibi kritik başlıklar altında düzenli analizler gerçekleştiriliyor.</p>
<p><b>TÜM İŞLETMELERDE GÜVENLİ MUTFAK</b></p>
<p>Antikkapı üretim tesisi ve işletmelerinde her gün rutin olarak üretilen yemeklerden şahit numuneler alınıyor. Doğrulama faaliyetleri kapsamında belirli periyotlarda yemek analizleri, su analizleri, personel, el ve ekipman hijyen analizleri ile ortam hava kalitesi analizleri gerçekleştiriliyor. Bu uygulamalarla ürün kalitesi ve gıda güvenliği uygulamalarının etkinliği düzenli olarak doğrulanıyor.</p>
<p><b>LABORATUVARLARDA ÖZEL ÇALIŞMA</b></p>
<p>Tüm analiz süreçleri, özel ekipmanlarla ve steril şartlar altında uzman görevliler tarafından gerçekleştiriliyor. Numuneler özel poşetler ve steril çubuklara toplanarak, yüksek standartlara sahip özel laboratuvarda test ediliyor.</p>
<p><b>HIZIR 41 AFET MUTFAĞI’NDA HİJYEN BARİYERİ</b></p>
<p>Antikkapı üretim tesisi ve lojistik ağının yanı sıra olası bir afette hazır durumda olan Afet Mutfağı Hızır 41’in girişinde, çalışan her personel ve alanı ziyaret eden görevliler hijyen bariyerinden geçerek alana giriş yapabiliyor. Bu hjiyen uygulamaları 7/24 kontrol altında tutuluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antikkapi-her-alanda-fark-yaratiyor-544672">Antikkapı her alanda fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer Belediyesi sosyal tesisleriyle fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-sosyal-tesisleriyle-fark-yaratiyor-541085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 21:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun sosyal belediyecilik projeleri arasında yer alan Deniz Kafe markası adı altında beş mahallede yer alan Kemer Belediyesi sosyal tesisleri, vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-sosyal-tesisleriyle-fark-yaratiyor-541085">Kemer Belediyesi sosyal tesisleriyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun sosyal belediyecilik projeleri arasında yer alan Deniz Kafe markası adı altında beş mahallede yer alan Kemer Belediyesi sosyal tesisleri, vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. </p>
<p>Belediye Başkanı Topaloğlu’nun Kemer’e kazandırdığı, yerli ve yabancı misafirlerin büyük ilgisini çeken Deniz Kafe markası, belediyeye ait tüm sosyal tesislerde faaliyet gösteriyor. </p>
<p>Kemer Belediyesi, Tekirova Mahallesi’nde Tekirova Deniz Kafe, Göynük Mahallesi’nde Göynük Deniz Kafe, Kemer Merkezde Kemer Belediyesi Deniz Kafe, Arslanbucak Mahallesi’nde Tepe Park Deniz Kafe ve Kındılçeşme Günübirlik Piknik Alanı ve Kır Düğün Bahçesi olarak vatandaşlara hizmet veriyor. </p>
<p>Uygun fiyatları, kaliteli ve güler yüzlü hizmetiyle vatandaşlardan tam not alan belediye sosyal tesisleri, vatandaşların özellikle hafta sonları uğrak noktaları arasında yer alıyor. </p>
<p>KEMER KART PROJESİ</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu öncülüğünde meclis üyelerinin de desteğiyle başlatılan Kemer Kart projesi de Kemerliler tarafından büyük ilgi görüyor. </p>
<p>Sosyal tesislerden başvuruda bulunan vatandaşlar Kemer Kart’ı alabiliyor. Yurttaşlarımız Kemer Kart’la Kemer Belediyesi’ne ait tüm sosyal tesislerde yaptıkları alışverişlerde büyük indirim hakkı elde ediyor. </p>
<p>DENİZ KAFE MARKASI </p>
<p>Başkan Topaloğlu’nun Kemer’e kazandırdığı ve vatandaşlar tarafından çok beğenilen Deniz Kafe markası, tüm sosyal tesislerde hizmet veriyor. </p>
<p>Özellikle sahil kenarında çayını yudumlayarak dinlenmek isteyen vatandaşlar, denize karşı hoş sohbet etme fırsatı da yakalıyor. Kemer Belediye personelinin müşterilere karşı gösterdiği güler yüz vatandaşlar tarafından takdirle karşılanıyor. </p>
<p>KEMER DENİZ KAFE </p>
<p>Kemer ilçe merkezinde yer alan Mustafa Ertuğrul Aker Parkı’ndaki sahil kenarında yer alan Deniz Kafe, hem vatandaşların uğrak yerleri arasında yer alıyor hem de birçok organizasyona ev sahipliği yapıyor. </p>
<p>Mustafa Ertuğrul Aker Parkı’na gelen misafirler, yorgunluklarını, Deniz Kafe’de denize karşı çayını ve kahvesini yudumlayarak atıyor. </p>
<p>Serpme kahvaltı ve birbirinden lezzetli yiyecek ve içecek listesiyle de vatandaşları kendine çeken Deniz Kafe’de verilen hizmetler, Türkiye’de birçok belediyeye örnek oluyor.</p>
<p>TEKİROVA DENİZ KAFE</p>
<p>Kemer&#8217;e bağlı Tekirova Mahallesi Phaselis Princess Hotel’in yanında bulunan sahilde açılan Tekirova Deniz Kafe, Kemer&#8217;de olduğu gibi halk plajı ile bir bütün olarak hizmet veriyor. </p>
<p>Nezih ve ferah bir ortamı bulunan Tekirova Deniz Kafe de mahalle sakinleri kadar yerli ve yabancı misafirlerin uğrak yerleri arasında yer alıyor.</p>
<p>TEPE PARK DENİZ KAFE </p>
<p>Arslanbucak Mahallesi’nde bulunan Deniz Kafe ise Kemer&#8217;in buluşma noktası haline gelen Kemer ve Tekirova Deniz Kafe&#8217;nin ardından aynı ilgiyi görmeye devam ediyor. </p>
<p>Geçen günlerde hizmete giren Tepe Park Deniz Kafe, kısa süre içerisinde özellikle doğum günü, eğlenceli aktiviteler ve çeşitli organizasyonların merkezi haline geldi.</p>
<p>GÖYNÜK DENİZ KAFE</p>
<p>Deniz Kafe markasına Göynük Mahallesi sakinleri de büyük ilgi gösteriyor. Uygun fiyatlarla alışverişini yapan yerli ve yabancı misafirle ile vatandaşlar, temiz ve kaliteli Kemer Belediyesi Halk Plajı’nda da deniz keyfi yaşıyor. </p>
<p>Göynük Mahallesi’ndeki belediyeye ait sosyal tesislerde Deniz Kafe ve halk plajının yanı sıra vatandaşlara halı saha, basketbol sahası ve kütüphane hizmeti de sunuluyor. </p>
<p>Öte yandan Başkan Topaloğlu’nun öncülüğünde eskiyen ve tahrip olan tuvaletler yenilenerek, daha modern hale getirildi. </p>
<p>KIR DÜĞÜNLERİNİN YENİ ADRESİ KINDILÇEŞME </p>
<p>Başkan Topaloğlu, dünya evine girmek isteyen genç çiftler için ise Kındılçeşme’de kır düğün alanı da oluşturdu. </p>
<p>Sahilde deniz manzarası eşliğinde evlenmek isteyen çiftler, kır düğünlerinin yeni adresi olan Kemer Belediyesi Kındılçeşme Günübirlik Piknik Alanı ve Kır Düğün Bahçesi&#8217;ni tercih ediyor. </p>
<p>Toplam 1400 metrekarelik kır düğün alanında yapılan çalışmalar kapsamında, 1200 metrekarelik yeşil halı serildi. 130 metrekarelik sahnenin de oluşturulduğu alanda, gelin ve damat odası, 75 masa, 750 sandalye yer alıyor.</p>
<p>Kemer Belediyesi Kındılçeşme Günübirlik Piknik Alanı ve Kır Düğün Bahçesi&#8217;nde ayrıca, karavan park, mangal yerleri, tuvaletler ve duş yerleri de yer alırken, alanda Kemer Belediyesi Deniz Kafe de vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor. </p>
<p>Kemer Belediyesi Sosyal Tesislerinde ayrıca vatandaşlar, doğum günleri, toplantılar, eğlenceler gibi aktiviteleri de yapma imkanı buluyor. </p>
<p>DENİZ KAFE KEMER’DE MARKA HALİNE GELDİ</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, yaptığı açıklamada, “Sosyal belediyecilik anlayışı ile başlattığımız Deniz Kafe markamız, belediyemize ait tüm sosyal tesislerimizde vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Deniz Kafe Kemer’de bir marka haline geldi. Toplam beş sosyal tesisimizde vatandaşlarımızın yanı sıra yerli ve yabancı misafirlerimize hijyenik ortamda kaliteli, güler yüzlü ve anlayışlı bir hizmet sunuyoruz. Sahil kenarındaki kafelerimiz vatandaşlarımız tarafından büyük ilgi görüyor. Kemer Kart projemiz de halkımızdan tam not alıyor. Kemer Kart sahibi vatandaşlarımız sosyal tesislerimizden yaptıkları alışverişlerde büyük indirimlerden faydalanıyor. Vatandaşımıza en iyi şekilde hizmet edebilmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Sosyal tesislerimizde büyük emeği olan Belediye Meclis üyemiz Mehmet Akın’a ve başkan yardımcılarımız ve diğer meclis üyelerimize teşekkür ederiz. Kemer halkı bize güvenmeye devam etsin.” dedi. </p>
<p>Başkan Topaloğlu ayrıca Deniz Kafe markasını Çamyuva Mahallesi’nde de faaliyete geçireceklerini belirterek, çalışmalara en kısa sürede başlayacaklarının müjdesini verdi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-sosyal-tesisleriyle-fark-yaratiyor-541085">Kemer Belediyesi sosyal tesisleriyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediyecilikte Fark Yaratan İstihdam Hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediyecilikte-fark-yaratan-istihdam-hamlesi-531938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belediyecilikte]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, özel gereksinimli bireylerin işgücüne katılımını desteklemek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla “Çankaya Geleceğe Atılım İstihdam Fuarı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediyecilikte-fark-yaratan-istihdam-hamlesi-531938">Belediyecilikte Fark Yaratan İstihdam Hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, özel gereksinimli bireylerin işgücüne katılımını desteklemek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla “Çankaya Geleceğe Atılım İstihdam Fuarı” düzenledi. Ankara&#8217;da yerel yönetim düzeyinde özel gereksinimli bireylere yönelik ilk olma özelliği taşıyan fuar, Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi&#8217;nde gerçekleştirildi. Organizasyon, iş arayan özel gereksinimli bireylerle farklı sektörlerden birçok firmayı bir araya getirdi.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, özel gereksinimli bireylerin işgücüne katılımını desteklemek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla &#8220;Çankaya Geleceğe Atılım İstihdam Fuarı&#8221; düzenledi. Ankara&#8217;da yerel yönetim düzeyinde özel gereksinimli bireylere yönelik gerçekleştirilen ilk olma özelliği taşıyan İstihdam Fuarı, Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi’nde yapıldı.</p>
<p><b>İŞ GÜCÜNE KATILIMDA FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLANDI</b></p>
<p>Çankaya Belediye Başkan Yardımcıları Aydın Özsoy ve Mesut Akıncı’nın da katıldığı organizasyonda, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan bireyler işverenlerle bir araya geldi. Eğitim, sanayi, sağlık ve akaryakıt gibi çeşitli sektörlerden 14 firmanın yer aldığı fuarda fırsat eşitliğini artırmak amaçlandı. Katılımcılar, kendileri için özel olarak hazırlanan başvuru stantlarında form doldurarak iş başvurusunda bulundular. </p>
<p>Yaklaşık 200 kişinin başvurduğu fuarda, başvuruların üçte biri olumlu sonuçlandı ve iş gücüne doğrudan katılım sağlanmış oldu. Gün boyu süren etkinlik, özel gereksinimli bireylerin topluma tam ve etkin katılımını teşvik etme adına önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediyecilikte-fark-yaratan-istihdam-hamlesi-531938">Belediyecilikte Fark Yaratan İstihdam Hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aksigorta, Akçözüm Servis Merkezleri ile Hasar Süreçlerinde Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aksigorta-akcozum-servis-merkezleri-ile-hasar-sureclerinde-fark-yaratiyor-522809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 12:37:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akçözüm]]></category>
		<category><![CDATA[aksigorta]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<category><![CDATA[süreçlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenilikçi sigorta çözümleri ve sorunsuz hasar süreçleriyle müşterilerine ‘bambaşka’ bir sigortacılık deneyimi sunan Aksigorta, Akçözüm Servis Merkezleri ile binek ve hafif ticari araç bakım – onarım hizmetlerinde de fark yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aksigorta-akcozum-servis-merkezleri-ile-hasar-sureclerinde-fark-yaratiyor-522809">Aksigorta, Akçözüm Servis Merkezleri ile Hasar Süreçlerinde Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenilikçi sigorta çözümleri ve sorunsuz hasar süreçleriyle müşterilerine ‘bambaşka’ bir sigortacılık deneyimi sunan Aksigorta, Akçözüm Servis Merkezleri ile binek ve hafif ticari araç bakım – onarım hizmetlerinde de fark yaratıyor. Türkiye genelinde 68 ilde 309 noktada hizmet veren Akçözüm Servis Merkezleri; hızlı, güvenilir ve kaliteli hizmetin yanı sıra sunduğu ek avantajlarla da müşteri memnuniyetini en üst düzeye taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Hasar onarımı için aracını Akçözüm Servis Merkezlerine teslim eden Aksigortalılar, hem onarım sürecinde öncelikli hizmetten hem de 30 güne kadar ikame araç desteğinden faydalanabiliyor. Ayrıca, hasar tutarına bakılmaksızın yılda bir kez hasarsızlık indirimi hakkı da kazanıyor.</p>
<p> </p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan <strong>Aksigorta Hasar ve Hukuktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Soner Akkaya</strong>, <em>“</em>Aksigorta olarak, hasar süreçlerini her aşamada müşteri memnuniyetini ön planda tutarak tasarlıyoruz. Akçözüm Servis Merkezleri ile sağladığımız öncelikli onarım, ikame araç gibi ayrıcalıklar sayesinde sigortalılarımıza hızlı bir çözüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda güven duygusuyla şekillenen bir deneyim yaşatıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aksigorta-akcozum-servis-merkezleri-ile-hasar-sureclerinde-fark-yaratiyor-522809">Aksigorta, Akçözüm Servis Merkezleri ile Hasar Süreçlerinde Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AXA Türkiye, Farklıyız, Fark Yaratmakta Kararlıyız konseptli acente buluşmalarını Türkiye genelinde 8 bölgesine bağlı 9 ili kapsayan etkinlikleriyle tamamladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/axa-turkiye-farkliyiz-fark-yaratmakta-kararliyiz-konseptli-acente-bulusmalarini-turkiye-genelinde-8-bolgesine-bagli-9-ili-kapsayan-etkinlikleriyle-tamamladi-462243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2024 21:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[axa]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesine]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmalarını]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlikleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farklıyız]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[ili]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayan]]></category>
		<category><![CDATA[kararlıyız]]></category>
		<category><![CDATA[konseptli]]></category>
		<category><![CDATA[tamamladı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462243</guid>

					<description><![CDATA[<p>AXA Türkiye, 2024 sürdürülebilir gelişim ve büyüme hedeflerini acenteleriyle paylaşmak ve onları yeni döneme hazırlamak üzere “Farklıyız, Fark Yaratmakta Kararlıyız” mottosuyla gerçekleştirdiği buluşmalarını yaptığı turunu 9 ilde 4000 acente ile bir araya gelerek tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axa-turkiye-farkliyiz-fark-yaratmakta-kararliyiz-konseptli-acente-bulusmalarini-turkiye-genelinde-8-bolgesine-bagli-9-ili-kapsayan-etkinlikleriyle-tamamladi-462243">AXA Türkiye, Farklıyız, Fark Yaratmakta Kararlıyız konseptli acente buluşmalarını Türkiye genelinde 8 bölgesine bağlı 9 ili kapsayan etkinlikleriyle tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acenteler için yeni bir dönemin başladığına dikkat çeken AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken 9 farklı şehirde gerçekleşen etkinliklere ilişkin değerlendirmede şunları söyledi:</p>
<p>“Öncelikle bölgelerimizde bulunan acentelerimizin yüzde 90’ın üzerinde katılım  göstermesi bizi çok mutlu etti. Bölge müdürlüklerimizin acentelerimizle ne kadar verimli işler yaptığını yerinde dinlemek bizler için çok kıymetliydi. Önümüzdeki iki yılı AXA Türkiye için büyük atılımların yapılacağı, sürdürülebilir gelişim ve büyümenin sağlanacağı bir dönem olarak belirledik.</p>
<p>Ve gördük ki acentelerimizle aynı noktadayız. Acentelerimize; sigorta sektöründe beraber farklıyız, farklı olmakta kararlıyız dedik. Önümüzdeki fırsatları, geleceği, yeni trendleri ve yeni trendlerde karşımıza çıkan sigortalı hizmetlerini konuştuk. Her bölgede illere ilişkin kırılımları paylaştık ve hedeflere ulaşma konusunda çözümleri sunduk.”</p>
<p><b>“Önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın her noktasında sigortacılar, hizmet sağlayıcılar, perakendeciler ilk kez beş jenerasyona birden hizmet ve ürün satacaklar. Hepimiz buna hazırlıklı olmalıyız…”</b></p>
<p>Toplam nüfusa oranla sigortasızlık oranlarının yüksek olduğu bir coğrafyada büyümekten başka çare yok diyen Ölken, büyüyebilmek için de kendi bahçemizden başlayacağız dedi ve ekledi: “Elimizdeki bütün potansiyele bakacağız. Önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın her noktasında sigortacılar, hizmet sağlayıcılar, perakendeciler ilk kez beş jenerasyona birden hizmet ve ürün satacaklar. Hepimiz buna çok iyi hazırlanmalıyız. Daha çok müşteriye ulaşıp daha çok teklif vermemiz gereken bir dönemdeyiz. Sektör rekabet açısından farklılıklarını ortaya koymalı. Rekabetin yapıcı bir şekilde gelişmesi, sektördeki tüm oyuncuların yukarıya doğru ilerlemesini sağlayabilir. Dünyadaki sigorta şirketleri de prim odaklı ve bu durum satın alma gücüyle ilişkili. Ekonominin normalleşmeye başlamasıyla birlikte, fiyat farklarının daralacağı ve hizmet farklılıklarının daha belirgin hale geleceği bir döneme girebiliriz. Bu süreçte, sigorta acentelerinin müşterilere sundukları hizmet daha ön plana çıkacaktır. Acenteler yeniden oyun kurucu rolünü üstlenebilir. Biz bu konuda acentelerimize farklı çözüm yolları ve bakış açısı sunduğumuza inanıyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axa-turkiye-farkliyiz-fark-yaratmakta-kararliyiz-konseptli-acente-bulusmalarini-turkiye-genelinde-8-bolgesine-bagli-9-ili-kapsayan-etkinlikleriyle-tamamladi-462243">AXA Türkiye, Farklıyız, Fark Yaratmakta Kararlıyız konseptli acente buluşmalarını Türkiye genelinde 8 bölgesine bağlı 9 ili kapsayan etkinlikleriyle tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Vakfı&#8217;nın 15. Sezon Fark Yaratanları Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-15-sezon-fark-yaratanlari-aciklandi-462155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2024 21:01:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[sezon]]></category>
		<category><![CDATA[vakfının]]></category>
		<category><![CDATA[yaratanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı tarafından sürdürülen Fark Yaratanlar Programı’nın 15. Sezon lansmanı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-15-sezon-fark-yaratanlari-aciklandi-462155">Sabancı Vakfı&#8217;nın 15. Sezon Fark Yaratanları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu yıl Türkiye’nin farklı bölgelerinden 6 Fark Yaratan çalışmanın kamuoyu ile paylaşıldığı etkinlikte Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Fark Yaratanların hikayelerini izlediğimde geleceğe daha büyük bir inanç ve umutla bakıyorum. Bu yıl seçilen tüm Fark Yaratanlarımızın da kadın olması beni ayrıca mutlu ediyor. Onların başardıkları ile ayrıca gurur duyuyorum.” dedi.</strong></p>
<p>Sabancı Vakfı’nın 2009 yılından bu yana Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunan bireylerin ve kurumların yaptığı çalışmalar ile yarattıkları etkileri görünür kılmak ve topluma ilham vermek amacıyla yürüttüğü “Fark Yaratanlar” programının 15. Sezon Fark Yaratanları belli oldu. </p>
<p>Yeni sezon tanıtım etkinliği, <strong>Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın katılımı ile </strong>Sakıp Sabancı Müzesi The Seed’de gerçekleştirildi. Etkinlikte, yeni sezonun 6 Fark Yaratanının yaşadıkları çevrelerdeki sorunları çözmek üzere geliştirdikleri çalışmalarla topluma umut ve cesaret aşılayan hikayeleri kamuoyu ile paylaşıldı. </p>
<p>Pigmentsiz İnsan çalışmasıyla kendisi gibi albinizmle yaşayan ve az gören bireylerin hayatında fark yaratan <strong>Ayşenur Sena Tarakçı</strong>, şehirde doğayla uyumlu yaşamı teşvik etmek için Kokopelli Şehirde girişimini hayata geçiren <strong>Elif Oğuzbal Çatıkkaş &#038; Yasemin Kırkağaçlıoğlu</strong>, Antandros Antik Kenti başta olmak üzere kültürel mirasın korunması ve bölgenin turizm cazibe merkezi haline gelmesi için çalışan Antandros Derneği’nin kurucularından biri olan <strong>Gülçin Cömert</strong>, Engelsiz Matematik Eğitim Platformu aracılığıyla  görme engelli öğrencilerin, ailelerinin ve kapsayıcı matematik alanında çalışmak isteyen öğretmenlerin hayatında fark yaratan <strong>Hale Uçuş</strong>, kendi ve ailesinin hayatından yola çıkarak kurduğu Hadi İşaret girişimiyle sağır ve işitme engelli bireylerin iletişim becerilerinin artırılmasını ve Türk İşaret Dili’nin zenginleştirilmesini hedefleyen  <strong>Sibel Kaya, </strong> çiftçilerin organik tarımda söz sahibi olması için çalışan ve Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği’nin kurulmasına öncülük eden <strong>Yeşim Bekyürek</strong> bu sezonun Fark Yaratan isimleri oldu. </p>
<p><strong>Toplumda Fark Yaratanların hikayelerini görünür kılmanın önemini vurgulayan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “</strong>Bundan tam 15 yıl önce, topluma ilham vermek amacıyla Fark Yaratanlar Programı’nı başlattık. Bu yolculukta sorunları çözmek için mücadele eden, inisiyatif alan ve bunu başaran insanlara ulaştık. Onların hikayelerini herkese duyurmak, toplumun da bu hikayelerden ilham almasını istedik. İnsanımızın fırsat olduğunda, potansiyeli gördüğünde her işi başarabildiğini ve zorlukların üstesinden gelebildiğini Fark Yaratanlar sayesinde bir kez daha gördük.<strong> </strong>Hedefimiz, toplumsal sorunlara duyarlı aktif vatandaşları görünür kılmak, takdir etmek ve toplumun her kesiminin haberdar olmasını sağlamaktı. Bu yıl da 6 Fark Yaratan çalışmanın tamamının kadınlardan oluşması ayrıca mutluluk verici bir gelişme. Onlar şikayet etmek yerine cesaretle harekete geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Fark Yaratanların hikayelerini izlediğimde bu ülkenin her bireyinin çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu görüyor ve geleceğe daha büyük bir inanç ve umutla bakıyorum. İyi ki bu derece değer katan bir programa imza atmışız diyorum.<strong>” </strong>dedi.</p>
<p><strong>Sabancı Vakfı 15. Sezon Fark Yaratanlar’ın hikayelerine ulaşmak için:</strong></p>
<p>Ayşenur Sena Tarakçı – Pigmentsiz İnsan</p>
<p>Elif Oğuzbal Çatıkkaş &#038; Yasemin Kırkağaçlıoğlu – Kokopelli Şehirde</p>
<p>Gülçin Cömert – Antandros Derneği</p>
<p>Hale Uçuş – Engelsiz Matematik Eğitim Platformu</p>
<p>Sibel Kaya – Hadi İşaret</p>
<p>Yeşim Bekyürek – Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-15-sezon-fark-yaratanlari-aciklandi-462155">Sabancı Vakfı&#8217;nın 15. Sezon Fark Yaratanları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Papel CEO&#8217;su Seyhan Yıldırım: Yapay zekâ yatırımlarımızla fintek sektöründe fark yaratıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/papel-ceosu-seyhan-yildirim-yapay-zeka-yatirimlarimizla-fintek-sektorunde-fark-yaratiyoruz-459915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 15:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ceosu]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fintek]]></category>
		<category><![CDATA[papel]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[seyhan]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlarımızla]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ günlük yaşantıda olduğu kadar farklı sektörlerin çalışma hayatında da önemli bir konuma gelmiş durumda. Başta yasal mevzuata uyum olmak üzere farklı konularda yapay zekâdan yararlandıklarını belirten Papel Kurucu ve CEO’su Avukat Seyhan İbrahim Yıldırım bu teknolojilerin Papel’in değerini artırdığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/papel-ceosu-seyhan-yildirim-yapay-zeka-yatirimlarimizla-fintek-sektorunde-fark-yaratiyoruz-459915">Papel CEO&#8217;su Seyhan Yıldırım: Yapay zekâ yatırımlarımızla fintek sektöründe fark yaratıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle son yıllarda inanılmaz hızda gelişen yapay zekâ teknolojileri hepimizin hayatına girmeye başladı. Birçok şirket, iş modellerine yapay zekâ destekli teknolojiler entegre etmek için önemli yatırımlar yapıyor. </p>
<p>Türkiye’nin öncü fintek şirketlerinden Papel de bunlardan biri. Papel Kurucu ve CEO’su Avukat Seyhan İbrahim Yıldırım, yapay zekâya dayalı teknolojilerin fintek ekosistemine büyük katkıları olabileceğini söyledi. Seyhan Yıldırım, özellikle uyum süreçleri için yapay zekâyı yoğun olarak kullandıklarını ve bu teknolojilerin Papel’in değerini artırdığını kaydetti. </p>
<p><strong>“Yapay zekâ verimlilik artışı sağlıyor”</strong></p>
<p>Papel’in yasal mevzuata uyum için yapay zekayı aktif olarak kullandığını kaydeden Yıldırım; ‘’Papel olarak biz de finansal suçlarla mücadele etmek, risklerimizi etkin bir şekilde yönetmek ve yasal mevzuata tam uyum sağlamak adına birçok yazılım ve platform kullanıyoruz. Bu teknolojiler, finans kuruluşlarının uyum süreçlerini daha verimli hale getirmelerine ve potansiyel riskleri daha etkin bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Örneğin, Sanction Scanner sayesinde müşterilerin herhangi bir ulusal ve/veya uluslararası yaptırım listesinde olup olmadığını kontrol edebiliyoruz. Bu program vasıtasıyla müşteriler ve gerçekleştirilen işlemler sürekli olarak kontrol ediliyor ve herhangi bir eşleşmede yapılmak istenen işlemi ya da müşteri edinimini durdurarak ilgili departmana kontrol edilmesi amacıyla bir uyarı gönderiliyor’’ diye konuştu.</p>
<p>Fintek ekosistemi için mevzuata tam uyumlu olmanın en önemli öncelik olduğunu kaydeden Papel CEO’su Yıldırım, bu kapsamda “big data” (büyük data) ve “machine learning” (makine öğrenmesi) gibi önemli teknolojilere yatırım yaptıklarını söyledi. Süreçleri daha verimli bir şekilde yönetmek ve riskleri asgariye indirmek için birçok farklı teknolojiyi kullandıklarını söyleyen Yıldırım, kullandıkları araçlar ve sağladıkları faydalara ilişkin de bilgi verdi.</p>
<p>Kimlik doğrulama süreçlerini online yürütmek için Enqura platformunu kullandıklarını kaydeden Seyhan Yıldırım, “EnQualify isimli yazılım ürünü, finansal kuruluşların müşteri kimlik doğrulaması (KYC) süreçlerini optimize etmek için kullanılan bir platform. İlgili platform, Papel uygulamalarında uzaktan müşteri edinimi süreçlerini yerine getiriyor. Müşterilere hızlı ve kolay hizmet sunarken aynı zamanda Papel’in mevzuata tam uyumlu şekilde çalışmasını sağlıyor. Bir diğer platform ise Formica. Dolandırıcılığı önleme konusunda etkin olarak kullandığımız bir program. Bu program, finansal suçlarla mücadele etmek adına büyük veri analitiği gibi teknolojileri kullanarak dolandırıcılık şüphesi bulunan tüm riskleri tespit ediyor. Bu sayede hem kurumumuzun hem de müşterilerimizin dolandırıcılık eylemlerinden korunması için Papel’e destek oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Rakiplerimizin önüne yapay zekâ ile geçiyoruz”</strong></p>
<p>Papel CEO’su Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Güvenli bir finansal ekosistem yaratmak için kullandığımız bir diğer önemli araç ise H3M. Bu platform, suç gelirlerinin aklanmasını ve terörizmin finansmanını önlemek ve riskli işlemleri tespit etmek amacıyla tasarlanmıştır. Biz de Papel olarak müşterileri ve müşteri işlemlerini sürekli olarak izlemek ve şüpheli durumları tespit etmek için H3M yazılımını ve bu programa bağlı platformları kullanmaktayız. Bu teknolojilerin her biri, bizi rakiplerimizden ayıran ve bir adım öne geçmemizi sağlayan önemli etmenler. Söz konusu yazılım ve platformlar şirketimizin veri analizi, izleme, raporlama ve diğer uyum süreçlerinde yardımcı olmakta ve Papel’in, tabi olduğu tüm mevzuata tam uyum sağlamasına olanak vermektedir. Fintek sektöründe Papel’in öncü konuma geçmesini sağlamaktadır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/papel-ceosu-seyhan-yildirim-yapay-zeka-yatirimlarimizla-fintek-sektorunde-fark-yaratiyoruz-459915">Papel CEO&#8217;su Seyhan Yıldırım: Yapay zekâ yatırımlarımızla fintek sektöründe fark yaratıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CK Enerji, müşteri odaklı dijital dönüşüm ile sektörde fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ck-enerji-musteri-odakli-dijital-donusum-ile-sektorde-fark-yaratiyor-458665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 09:22:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[sektörde]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin üç bölgesinde 8,4 milyondan fazla müşterisi bulunan CK Enerji, müşterilerinin hayatını kolaylaştırmak ve en iyi deneyimi sunmak için geliştirdiği dijital dönüşüm projeleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ck-enerji-musteri-odakli-dijital-donusum-ile-sektorde-fark-yaratiyor-458665">CK Enerji, müşteri odaklı dijital dönüşüm ile sektörde fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>CK Enerji; Akıllı SMS Bilgilendirme Sistemi, Müşteri Deneyimi Sistemi, Dijital Fatura, QR Müşteri Memnuniyeti Anketi, CK Look Performans Sistemi ve Talep &#038; Başvuru SMS Sistemi gibi uygulamaları ile müşterilerine yenilikçi çözümler sunuyor.</strong></em></p>
<p>Müşteri memnuniyetini temel alan bir yaklaşımla; kolay erişilebilen, kaliteli, ayrıcalıklı ve uçtan uca bir hizmet deneyimi sunma ve geliştirmeyi kendine misyon edinen CK Enerji, elektrik tüketicilerinin hayatını kolaylaştıran dijital adımlar ile sektörde fark yaratıyor. CK Enerji, Dijital faturadan Müşteri Deneyim Sistemi’ne, Akıllı SMS’ten CK Look Performans’a kadar pek çok dijital uygulaması ile müşterilerine yenilikçi çözümler sunuyor. </p>
<p>Hayata geçirdikleri yenilikçi uygulamaların odağında müşteri deneyimi, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin olduğunu ifade eden <em><strong>CK Enerji Regülasyon Stratejileri ve Müşteri İletişimi Grup Direktörü Fidan Öztürk,</strong></em> “Türkiye’nin üç bölgesinde, 7 ilde 8,4 milyon elektrik tüketicisine hizmet veren CK Enerji olarak, dijital dönüşüme büyük önem veriyor müşterilerimizin beklentileri ve talepleri doğrultusunda süreçlerimizi dijitalleştiriyoruz.  Dijital varlıklarımızı güçlendirmek ve müşteri deneyimini iyileştirmek için süreçlerimizi yeniden tasarladık. Müşterilerimizle temas ettiğimiz noktaların belirlenen kriterler doğrultusunda ölçümlenmesi, performanslarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yardımcı olan CK Look sistemimiz, birimlerimizin iyileştirme alanlarını belirlemek için kullanılıyor. Yapılan değerlendirmeler neticesinde müşteri deneyimini en üst seviyede tutmaya yönelik aksiyonlar alıyoruz.   Yine, müşterilerimize daha kullanıcı dostu, hızlı ve erişilebilir bir online deneyim sunma hedefi ile web sitelerimizi yeniledik. Web sitemiz üzerinden müşterilerimiz güncel bilgilere ulaşabiliyor, taleplerini fiziksel noktalara gitmeden kolay, güvenilir ve hızlı bir şekilde iletebiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>CK ENERJİ’NİN HAYATA GEÇİRDİĞİ DİJİTAL PROJELER NELER?</strong></p>
<p>Enerji sektörünün büyük bir dönüşümden geçtiğine işaret eden Öztürk, sektörün öncü şirketi olarak dijital dönüşüm alanında attıkları adımları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>AKILLI SMS: </strong>Enerji sektöründe anlık durumlara karşı tüketicileri daha iyi bilgilendirmek ve müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla &#8220;Akıllı SMS Projesi&#8221;ni başlattık. Bu proje kapsamında, etkilenen tüketicilere haber verebilmek için Akıllı SMS Sistemi üzerinden anlık bilgilendirmeler yapıyoruz. Proje, hızlı ve doğru bilgilendirme sağlayarak müşteri deneyimine önemli katkılar sunuyor.</li>
<li><strong>DİJİTAL FATURA:</strong> Yaşadığımız küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeni ile Sürdürülebilirlik konusu Dünyada tüm sektörlerin önem verdiği bir konu haline geldi. Şirketler, operasyonlarında çevresel etkileri azaltmak ve daha yeşil bir geleceğe katkıda bulunmak için dijital çözümleri tercih ediyor. Bu kapsamda CK Enerji olarak biz de sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunmak hedefi ile tüm perakende şirketlerimizde dijital faturaya geçiş yaparak çevreci bir yaklaşımı benimsedik. Dijital fatura ile kâğıt tüketimini azaltarak doğayı koruma konusunda önemli bir adım atıyoruz. Aynı zamanda, süreçlerde hız ve verimlilik sağlayarak hem işletmeler hem de müşterilerimiz için avantajlı bir seçenek sunuyoruz. Bu sayede hem zamandan kazanıyor hem de doğayı korumaya katkıda bulunuyorlar. </li>
<li><strong>QR MÜŞTERİ MEMNUNİYET ANKETİ</strong>: Dijital dönüşüm çağında, müşterilerden ve katılımcılardan anında geri bildirim almanın önemi her zamankinden daha büyük. Müşteri memnuniyetini hedefleyen QR Anket Projesi, bu ihtiyaca inovatif ve etkili bir çözüm getiriyor. Projenin temel özelliği, katılımcıların akıllı telefonlarını kullanarak anında geri bildirim verebilmeleri için QR kodları kullanması. Katılımcılar hizmetlerin değerlendirmesini bu kodlar aracılığıyla kolayca iletebiliyor. Bu sayede, anketlerin basitliği ve erişilebilirliği artarken, değerli iç görüler elde edilebiliyoruz. Şimdiye kadar 80 bin müşteri, QR anketlerimizi doldurarak bize geri bildirimlerini iletti.</li>
<li><strong>MÜŞTERİ DENEYİMİ SİSTEMİ:</strong> Sistem, müşteri geri bildirimlerini toplama, çoklu iletişim kanalları, veri analizi, yapay zeka tabanlı çözümler ve müşteri hizmetlerinin kalitesi gibi unsurları içeriyor. Müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerine daha iyi hizmet vermek için müşteri yolculuğu haritalandırmasına kadar tüm ekosistemi takip edip müşterilerimize daha iyi bir deneyim yaratmayı hedefliyoruz.</li>
<li><strong>TALEP VE BAŞVURU SMS SİSTEMİ</strong>: Müşterilerimizin talep ve başvurularının her aşamasında anlık bilgilendirme almasına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle, SMS sistemi kullanarak hızlı ve pratik bir iletişim yöntemi sunduk. Kullanıcılar, başvurularının durumunu anlık olarak takip edebilecekleri bilgilendirme SMS&#8217;leri alıyorlar. Bu sayede, hızlı ve etkili dönüşlerle müşteri memnuniyetini artırarak hizmet kalitemizi yükseltiyoruz. </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ck-enerji-musteri-odakli-dijital-donusum-ile-sektorde-fark-yaratiyor-458665">CK Enerji, müşteri odaklı dijital dönüşüm ile sektörde fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 09:38:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başvurulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[edildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hekime]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[kitle]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun bölgesinde oluşan kitleler genellikle benign (iyi huylu) olabilse de bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584">Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Enfeksiyonlardan, tiroid nodüllerine, lenf bezi şişliklerinde kansere kadar pek çok farklı nedenin boyunda kitleye neden olabildiğini söyleyen Kulak, Burun Boğaz ve Baş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, boyun bölgesinde herhangi bir kitle fark edildiğinde, yeni, eski, ağrılı veya ağrısız fark etmeksizin mutlaka bir hekime başvurması gerektiğinin altını çizdi. </em></p>
<p>Boyun bölgesinde anormal, olmaması gereken, beklenenden farklı olan her türlü şişliğin boyun kitlesi olarak tanımlandığını anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun Boğaz ve Baş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, erken tanı, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve olası komplikasyonların önlenmesinde erken tanın önemine işaret ederek konuyla ilgili uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>“EN SIK NEDEN ENFEKSİYONLAR”</strong></p>
<p>Her yaş grubunda ortaya çıkan boyun kitlelerinin en sık nedeninin lenf bezlerinin şişmesi olduğunu anlatan Doç. Dr. Boyoğlu, “Len bezleri bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Dolayısıyla enfeksiyonlar ya da farklı sağlık sorunlarına bağlı olarak şişebiliyor. Ancak bu şişmelerin en sık nedenlerine baktığımızda, farenjit, diş, sinüs veya bademcik gibi baş-boyun bölgesindeki enfeksiyonların ilk sıralarda geldiği görülüyor. Bölgedeki enfeksiyonun tedavi edilmesiyle birlikte şişlik ortadan kalkıyor” dedi. </p>
<p>Doç. Dr. Boyoğlu enfeksiyon dışında kalan sebepleri ise şöyle aktardı:</p>
<p>“Tükürük bezlerinin iltihaplanmaları ya da tükürük bezlerinin iyi huylu tümörleri, bazen nadir de olsa kötü huylu tümörleri, boyunda şişmeye neden olabilir. Tiroit bezinin kendi şişmesi olabilir. Tiroit nodülleri çok büyüdüğü zaman hem hasta hem de hekim tarafından fark edilebilir. Bunun dışında yağ bezeleri de boyunda şişliğe neden olabilir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;KÖTÜ HUYLU TÜMÖRLER GENELDE DAHA AZ GÖRÜLÜR&#8221;</strong></p>
<p>Boyun kitlelerinin baş-boyun bölgesindeki kötü huylu tümörlerin yayılmasına veya lenf bezlerinin kendi tümöründen kaynaklı da olabileceğini aktaran Doç. Dr. Boyoğlu, “Kötü huylu tümörler genelde daha az görülse de baş boyun bölgesindeki yassı hücreli kanserlerin lenf bezlerine sıçraması nedeniyle ortaya çıkabilir. Bazen de lenf dokusunun kendi kanseri yani &#8216;lenfoma&#8217; dediğimiz lenf bezlerinin kanserinde boyun bölgesinde şişlikler, kitleler, ele gelen yumrular olabilir. Baş boyun bölgesi yassı hücreli kanserleri tüm dünyada yeni tanı konulan kanserlerin yüzde beşini oluşturmaktadır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>BOYUNDAKİ HANGİ KİTLE NEYİ DÜŞÜNDÜRÜR?</strong></p>
<p>Kitlelerin ağrılı olması ya da boyutu gibi özelliklerinin altta yatan nedene işaret edebildiğini anlatan Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Özellikle yeni başlayan kitleler genelde iyi huylu olarak kabul edilir. Enfeksiyona bağlı olduğu zaman hızlı ve ağrılı büyüme olabilir. Bunlara biraz daha enfeksiyon yönünde eğilim gösterebiliriz. Bunun aksine uzun süreli olan, zamanla büyüyen, ileri yaşlı hastalarda olan kitleler bizi biraz daha fazla düşündürür. Kitlenin kendi şeklinden ziyade boyutu, kitlenin kıvamı, muayenede bulgularımız bizi bazı yönlere sevk edebilir. Özellikle sert, düzensiz şekilde ve hareketsiz kitleler bize kanseri düşündürür. Aynı zamanda bası bulguları yapan kitleler; mesela dışardan nefes borusuna bastığı için solunum darlığı, ses kısıklığı, yine yemek borusuna baskı yaptığı için yutma zorluğu yaşatan kitleler bize daha çok kanseri düşündürür.&#8221;</p>
<p><strong>“BOYNUNDA KİTLE FARK EDEN HERKES MUTLAKA BİR HEKİME BAŞVURMALI”</strong></p>
<p> &#8220;Boynunda kitle fark eden herkes, yeni, eski, ağrılı veya ağrısız fark etmeksizin mutlaka bir hekime başvurmalı ve bunun nedenleri araştırılmalıdır&#8221; diyen Kulak, Burun, Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bazen hastanın bize anlattığı öykü, yüksek ateşli hastalıkla beraber olması, beraberinde bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor olması, bizi direkt tanıya götürebilir. Muayenede bazı şeylerden şüphelenip ileri tetkik isteyebiliriz. Boyun kitlelerinde özellikle çok iyi çekilmiş bir boyun ultrasonu bizi doğru tanıya yönlendirebilir. Bu bir tümöre bağlıysa, iyi veya kötü huylu tümörler fark etmeksizin genellikle cerrahi olarak tedavi edilir. Enfeksiyona bağlıysa da genel olarak enfeksiyonun kaynağına yönelik tedavilerde boyun kitlesini tedavi etmiş oluruz.&#8221; </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-bolgesinde-kitle-fark-edildiginde-vakit-kaybedilmeden-hekime-basvurulmali-456584">Boyun Bölgesinde Kitle Fark Edildiğinde Vakit Kaybedilmeden Hekime Başvurulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miniklerin hayatına dokunan Minycenter, kadın istihdamı ile sektörde fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/miniklerin-hayatina-dokunan-minycenter-kadin-istihdami-ile-sektorde-fark-yaratiyor-455308</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2024 22:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dokunan]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatına]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[istihdamı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[miniklerin]]></category>
		<category><![CDATA[minycenter]]></category>
		<category><![CDATA[sektörde]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynlerin her an yanında yer alarak hem en değerlileri miniklere hem de ebeveynlere kusursuz hizmet sunan Minycenter, mağazalarındaki %98 kadın çalışan sayısı ile sektörde ilkler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miniklerin-hayatina-dokunan-minycenter-kadin-istihdami-ile-sektorde-fark-yaratiyor-455308">Miniklerin hayatına dokunan Minycenter, kadın istihdamı ile sektörde fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebeveynlerin her an yanında yer alarak hem en değerlileri miniklere hem de ebeveynlere kusursuz hizmet sunan Minycenter, mağazalarındaki %98 kadın çalışan sayısı ile sektörde ilkler arasında yer alıyor.</p>
<p>Kadın istihdamını artırarak Türkiye ekonomisine katkıda bulunan Minycenter, mesleğin cinsiyetinin olmadığı gerçeğini esas alarak kadınların çalışma hayatının her alanında başarıyla var olabileceğini göstermeyi hedefliyor.</p>
<p>Hem perakende sektörü hem de diğer sektörlerde fırsat eşitliği sunan şirketlerin artmasıyla kadınların daha da güçleneceğinin altını çizen Minycenter İnsan Kaynakları Müdürü Nihan Ceylan; ‘Biz Minycenter olarak özünde bebeği ve dolayısıyla anneyi konumlandıran bir şirketiz. Bu nedenle kadın faktörü bizim için oldukça önemli. Mağazalarımızda, %98 kadın istihdamı ile sektör ortalamasının çok üzerindeyiz.’ dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miniklerin-hayatina-dokunan-minycenter-kadin-istihdami-ile-sektorde-fark-yaratiyor-455308">Miniklerin hayatına dokunan Minycenter, kadın istihdamı ile sektörde fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung işletmeler için iklimlendirme sistemlerinde inovatif teknolojileriyle fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-isletmeler-icin-iklimlendirme-sistemlerinde-inovatif-teknolojileriyle-fark-yaratiyor-454327</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Apr 2024 07:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iklimlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[inovatif]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileriyle]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454327</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklimlendirme sistemleri alanında yenilikçi teknolojiler, ürünler ve hizmetler geliştirmeye devam eden Samsung Electronics, DVM S2 dış ünitesinin yapay zeka özellikleriyle WindFree™ deneyiminin uygulama alanlarını genişletiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-isletmeler-icin-iklimlendirme-sistemlerinde-inovatif-teknolojileriyle-fark-yaratiyor-454327">Samsung işletmeler için iklimlendirme sistemlerinde inovatif teknolojileriyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>İklimlendirme sistemleri alanında yenilikçi teknolojiler, ürünler ve hizmetler geliştirmeye devam eden Samsung Electronics, DVM S2 dış ünitesinin yapay zeka özellikleriyle WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> deneyiminin uygulama alanlarını genişletiyor. Samsung DVM S2, zorlu iklim koşullarında gösterdiği performans ve enerji verimliliği sayesinde işletme maliyetlerine katkı sağlıyor.</em></p>
<p>Samsung Electronics’in işletmelere hitap eden  VRF sistemi Samsung DVM S2 dış ünite,  en son teknolojiye sahip yenilikçi kompresörü, genişletilmiş kondenser yüzeyi ve yapay zeka özellikleriyle dikkat çekiyor. Yeni teknolojilerle güçlendirilen kompresör yapısı ve yapay zeka uyumluluğuyla Samsung’un rüzgarsız serinlik sağlayan WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> teknolojisinin keyfini her yere taşıyan Samsung DVM S2, akıllı kullanım özellikleriyle kesintisiz iklimlendirme konforunu yeniden tanımlıyor. Geniş aralıklı kompresörüyle geniş soğutma frekansı, genişletilmiş kondenser yüzeyiyle verimli WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> konforu ve geliştirilmiş yapay zeka özellikleriyle hızlı soğutma sağlıyor. Aynı zamanda Samsung DVM S2, işletmeler için Duvar Tipi , Kanal Tipi, Tek Yön Kaset Tipi 2 Yön Kaset Tipi, 4 Yön Kaset Tipi ve 360 Kaset Tipi çeşitli iç ünite model seçenekleri sunuyor. </p>
<p>Bir klima sisteminin konumu, performansı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Bu nedenle DVM S2 dış ünite, çok çeşitli konumlarda etkili bir şekilde çalışmak ve etkili esneklik sağlamak üzere tasarlandı. Kompakt tasarımı, bina içi de dahil olmak üzere optimum kurulum yerini seçebilmenizi sağlıyor. Uzun boruları, optimize edilmiş soğutucu akışkan dağılımı vedış statik basıncı, onu yüksek binalarda kullanım için ideal seçim haline getiriyor. Enerji kullanımını azaltmak ve sürekli konforlu bir ortam sağlamak için performansını optimize ediyor.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda sürekli soğutma için ideal, aynı zamanda kesintisiz WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> konforu</strong></p>
<p>Samsung DVM S2’nin kompresörüne eklenen Aktif Frekans Kontrolü teknolojisi, az miktarda soğutucu akışkanı hassas şekilde sistemde kontrol edebiliyor. Bu sayede iç ortam konforu sağlarken sıcaklıkta dalgalanmaların önüne geçebiliyor. Bu teknoloji ayrıca Samsung’un WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> rüzgarsız serinlik teknolojisi ile mükemmel uyum sağlayarak, WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> özelliğinin benzersiz konforunu her yere taşıyor. Bu sayede kullanıcılar hem enerjiden tasarruf ediyor hem de ideal serinliğin keyfini çıkartabiliyor.</p>
<p>DVM S2 scroll kompresör, güçlendirilmiş üçlü geometrik tasarımında flaş enjeksiyon teknolojisi ile yüksek verimli DSH kontrol teknolojisini birleştiriyor. Bu sayede geniş aralıkta soğutmanın keyfini sunan Samsung DVM S2, 10 ila 180Hz arasında değişengeniş frekans aralığı ve WindFree<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> kalitesiyle ihtiyaçları karşılayabilen güçlü bir soğutma sağlıyor. </p>
<p><strong>Aktif Yapay Zekalı Buz Çözme</strong></p>
<p>Isıtma işlemi genellikle dış ünitelerde buz birikmesine neden oluyor ve bu da ısı değişim sürecini etkileyebiliyor. Herhangi bir buzu gidermek için, klima sistemleri normalde ısıtmayı duraklatıyor ve buz çözme işlemi gerçekleştiriyor, bu nedenle iç ortamın konforu azalıyor. Samsung&#8217;un Aktif Yapay Zekalı Buz Çözme teknolojisi, sistemin hava direnci, çalışma frekansı ve döngüsü dahil olmak üzere çeşitli çalışma verilerini analiz ediyor, böylece hassas bir şekilde buz çözüyor. Sonuç olarak, harcanan enerjiyi azaltıyor ve sürekli ısıtma süresini %40&#8217;a kadar artırıyor.</p>
<p><strong>Gelişmiş yapay zeka özellikleriyle zaman, maliyet ve enerji tasarrufu sağlayan iklimlendirme performansı </strong></p>
<p>Samsung DVM S2, kullanıcıların kullanma alışkanlıklarını öğrenen yapay zeka teknolojisi sayesinde hedeflenen serinliğe   %20 daha hızlı ulaşılmasını sağlıyor. Bu sayede DVM S2, istenilen ortam serinliğini hızlı bir biçimde sunarken, zamandan tasarruf sağlıyor. Aktif Yapay Zekalı Basınç Kontrolü, kondenzasyon basıncını ve sıcaklığını akıllı bir biçimde ayarlayarak enerji tüketiminde %15’e varan tasarruf sağlıyor. Samsung DVM S2, Aktif Yapay Zekalı Basınç Kontrolünü kullanarak hem boru uzunluğunu hem de yükseklik farkını tanıyor ve kullanıcıların kullanım modelini ve harici sıcaklığı gerçek zamanlı olarak öğreniyor. Kullanıcı klimayı açarken oda sıcaklığını sık sık düşürüyorsa, aktif yapay zekalı basınç kontrolü bu kullanım alışkanlığını tanıyabiliyor. Böylece klima tekrar açıldığında devreye giren soğutucu akışkanın basıncını otomatik olarak %33’e kadar düşürüyor ve %20’ye kadar daha hızlı soğutma sağlıyor. Hızlı soğutmaya ihtiyaç olmayan kullanım senaryolarındaysa, soğutucu akışkan basıncını normalden yüksek olacak şekilde ayarlayarak enerji tasarrufu sağlıyor.</p>
<p>Aktif AI Defrost özelliğinin yapay zeka tabanlı defrost algoritmaları, sürekli ısıtma süresini %40’a kadar artırarak defrost süresini kısaltıyor ve bu sayede enerji kayıplarının önüne geçiyor. Aktif Yapay Zekalı Soğutucu Akışkan Analizinin derin öğrenme algoritması ise sistemdeki soğutucu akışkan seviyesini optimize ederek, akışkan seviyesinin korunmasını sağlıyor ve bakım ihtiyacını azaltıyor. </p>
<p><strong>Zahmetsizce kurulum ve bakım; zamandan ve maliyetten tasarruf</strong></p>
<p>Bir klima sisteminin kurulması ve yönetilmesi son derece karmaşık ve zaman alıcı olabilir. Bu nedenle Samsung&#8217;un DVM S2 dış unitesi sunduğu yenilikçi teknolojiler ile, çeşitli konumlarda kolay ve uygun</p>
<p>maliyetli kullanım sağlıyor. Samsung DVM S2 aynı zamanda kurulum ve bakım maliyetlerini düşürürken tasarım esnekliğini artırıyor. Çevre dostu olan Samsung DVM S2, CO₂ emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-isletmeler-icin-iklimlendirme-sistemlerinde-inovatif-teknolojileriyle-fark-yaratiyor-454327">Samsung işletmeler için iklimlendirme sistemlerinde inovatif teknolojileriyle fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sirena Marine Fusion Projesi ile İnovasyon ve İleri Teknolojide Sektöründe Fark Yaratacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirena-marine-fusion-projesi-ile-inovasyon-ve-ileri-teknolojide-sektorunde-fark-yaratacak-453120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 12:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fusion]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[marine]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[sirena]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojide]]></category>
		<category><![CDATA[yaratacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin küresel tekne üreticisi Sirena Marine, yeni başlattığı doğuştan entegre yapay zekâya sahip, bulut üzerinden servis sağlayan Oracle Fusion ERP Projesi ile hayata geçireceği inovasyon ve ileri teknolojiye dayalı akıllı uygulamalarla; üretim, lojistik, siber güvenlik gibi birçok konuda sektöründe fark yaratacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirena-marine-fusion-projesi-ile-inovasyon-ve-ileri-teknolojide-sektorunde-fark-yaratacak-453120">Sirena Marine Fusion Projesi ile İnovasyon ve İleri Teknolojide Sektöründe Fark Yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin küresel tekne üreticisi Sirena Marine, yeni başlattığı doğuştan entegre yapay zekâya sahip, bulut üzerinden servis sağlayan Oracle Fusion ERP Projesi ile hayata geçireceği inovasyon ve ileri teknolojiye dayalı akıllı uygulamalarla; üretim, lojistik, siber güvenlik gibi birçok konuda sektöründe fark yaratacak.</strong></p>
<p>Türkiye’nin küresel tekne üreticisi Sirena Marine, Ar-Ge, inovasyon ve ileri teknolojiye dayalı yatırımlarıyla sadece Türkiye’de değil, dünyada da fark yaratmaya, sektöründe öncü ve yenilikçi bir oyun kurucu olarak değer yaratan işlere imza atmaya devam ediyor. </p>
<p>Sirena Marine, küresel üretim hedeflerine paralel olarak bu anlayışla daha ileri teknoloji ve inovasyon içeren çözümler sunan Oracle Fusion Cloud Applications ERP Projesi’ni başlattı. Doğuştan entegre yapay zekâya sahip, bulut üzerinden servis sağlayan yeni ERP sistemi, daha iyi kullanıcı deneyimi, esneklik ve ölçeklenebilirlik özellikleri ile öne çıkarıyor. Sistem rakiplerine göre çok daha ileri taşınmış verimlilik, entegrasyon ve veri güvenliği de sağlıyor.  Sistem, bulut teknolojisi sayesinde internet üzerinden erişilebilirlik ve kullanıcıların donanım ve yazılım bağımsız olarak çevrimiçi çalışabilmesine olanak sağlıyor. </p>
<p><strong>İyileştirilmiş verimlilik ve entegrasyon ile sürdürülebilir tesis</strong></p>
<p>Oracle Fusion Cloud Applications ERP Projesi ile uygulanacak yeni sistem ile esneklik, yenilikçi iş süreçleri, hızlı karar alma gibi alanlarda verimlilik artırılırken Sirena Marine tesislerinde veri bütünlüğü iyileştirilerek hatalar ve tekrarları daha da azaltma imkanı sağlanacak. Veri odaklı analizler ile üretim tesislerinin kabiliyetleri arttırılacak.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ile mükemmel üretim ve yüksek müşteri memnuniyeti</strong></p>
<p>Tüm mobil cihazlarla uyumlu olarak çalışabilen Fusion, doğuştan sahip olduğu yapay zekâ teknolojisiyle kendi kendine öğrenerek üretimde ve müşteri deneyiminde sürekli mükemmellik sunabiliyor. Yapay zeka ve derin öğrenme özellikli uygulamaları sayesinde; gelişmiş önyüzü sayesinde kullanıcı deneyimi ile daha fazla içgörü ve verimlilik sağlayabiliyor. Yapay zekâ destekli ileri üretim planlama yeteneği ile sunan yazılım sistemi, operasyonel olarak daha basit, daha hızlı ve daha iyi yollar sunabiliyor. Malzeme, zaman ve kapasite kısıtlamalarını tespit ediyor, talepleri önceliklendiriyor, kesintileri en aza indirmek için tedarik sistemini yönlendiriyor ve kaynakları en iyi şekilde kullanmak için üretim planlamalarına yardımcı oluyor. </p>
<p>Fusion, yenilikçi özellikleri, mobil çözümleri, raporlama yetenekleri ve kullanımı kolay arayüzü, her tür akıllı mobil cihazlarda çalışabilme özelliği, ürünleri yapay zeka ile depoya yerleştirme sayesinde ileri seviye depo yönetiminde gereksiz stok tutmanın önüne geçiyor, depo kullanımını en verimli hale getiriyor. Tüm bunları yaparken daha iyi çözüm önerileri sunabilmek için organizasyonun alışkanlıklarını da makine öğrenmesi yoluyla geliştirdiği algoritmalarla iyileştiriyor. Veri analitiği ve yapay zekâ destekli araçlarla müşteri tercihlerini anlama ve onlara daha iyi hizmet sunma yeteneğini geliştirerek müşteri memnuniyeti ve sadakatini de artırıyor. </p>
<p><strong>280’den fazla süreci iyileştirecek proje 1 Ocak 2025’te tamamlanacak</strong></p>
<p>Mart ayında başlatılan proje, Kepi Teknoloji A.Ş iş birliği ile gerçekleştiriliyor. 2024 yılı içinde tüm çalışmaların tamamlanarak, 1 Ocak 2025 itibariyle Sirena Marine genelinde tüm birimleri için hayatın Oracle Fusion Cloud ERP ortamına taşınması hedefleniyor. Proje kapsamında 280’den fazla sürecin ele alınması ve yeniden tanımlanması planlanıyor. Projenin 2025 yılında hayata geçmesiyle birlikte Sirena Marine, bulut platformuna taşınan iş süreçleri ve yönetim mekanizmaları, yükselen esnek çalışma, hızlı refleks, robot ve insan iş birliğine dayalı kolaboratif çalışma gibi yeni iş yapış biçimlerine tamamen uyumlu ve hazır hale gelmiş olacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirena-marine-fusion-projesi-ile-inovasyon-ve-ileri-teknolojide-sektorunde-fark-yaratacak-453120">Sirena Marine Fusion Projesi ile İnovasyon ve İleri Teknolojide Sektöründe Fark Yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ESET teknolojisi ve stratejik vizyonu ile fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eset-teknolojisi-ve-stratejik-vizyonu-ile-fark-yaratiyor-448003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2024 08:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[eset]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448003</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET, üst üste beşinci kez Radicati Market Quadrant'ta ‘En İyi Oyuncu’ olarak kabul edildi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eset-teknolojisi-ve-stratejik-vizyonu-ile-fark-yaratiyor-448003">ESET teknolojisi ve stratejik vizyonu ile fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Dijital güvenlik alanında küresel bir lider olan ESET, güvenlik pazarının gelişmiş kalıcı tehdit (APT) koruma segmentini kapsayan Radicati APT Protection Market Quadrant 2024&#8217;te ‘En İyi Oyuncu’ seçildi. </span></strong></p>
<p><span>APT koruması, &#8220;sıfırıncı gün tehditlerinin ve kalıcı kötü niyetli saldırıların tespiti, önlenmesi ve olası düzeltilmesi için bir dizi entegre çözüm&#8221; olarak tanımlanıyor. Tanınmış pazar araştırma firması Radicati, satıcıları çeyrekte iki kritere göre konumlandırıyor: Her bir satıcının çözümünün özelliklerinin genişliği ve derinliğine göre değerlendirilen işlevsellik ve satıcının stratejik<em> </em>yönünü ifade eden <em>stratejik vizyon.</em> ESET, Radicati tarafından düzenlenen raporda &#8220;hem genişlik hem de işlevsellik derinliği sunan ve gelecek için sağlam bir vizyona sahip olan ürünleriyle mevcut pazar liderleri arasında yer alıyor. En İyi Oyuncular, teknolojileri ve stratejik vizyonlarıyla pazarı şekillendiriyor.</span></p>
<p><span>ESET Teknoloji Direktörü Juraj Malcho  yaptığı açıklamada &#8220;Radicati tarafından APT Protection Market Quadrant&#8217;ta üst üste beşinci kez En İyi Oyuncu olarak gösterilmekten heyecan duyuyoruz. Bu kilometre taşıyla ESET, en yeni güvenlik yazılımlarının geliştirilmesine olan bağlılığını ve inovasyona olan bağlılığımızı bir kez daha teyit ediyor. Teknolojiyi tüm teknoloji kullanıcıları için daha güvenli hale getirme çabalarımızın takdir edilmesinden gurur duyuyoruz&#8221; dedi.</span></p>
<p><span>ESET&#8217;in en güçlü yönlerinden biri, ESET Inspect ile birlikte ayrıntılı görünürlük, risk değerlendirmesi, olay müdahalesi, soruşturma ve düzeltme ile genişletilmiş algılama ve yanıt (XDR) sunan birleşik tek tıklamalı güvenlik yönetimi platformu ESET PROTECT&#8217;tir. Platform, bulutta ya da şirket içinde kullanılabiliyor ve Windows, macOS ve Linux gibi tüm büyük işletim sistemlerini destekliyor. Raporda ayrıca ESET&#8217;in çözümlerinin çoklu dil desteği ve geniş bir yerelleştirilmiş sürüm seti sunduğu vurgulandı. ESET&#8217;in başarısına katkıda bulunan bir diğer önemli alan da, sıfırıncı gün varyantları, ikili gizleme, sanal makinede gizleme ve dosyasız saldırılar gibi gelişmiş kaçınma teknikleri kullanan tehditlerin tespit edilmesine yardımcı olmak için ESET Endpoint Security çözümlerini ek bir tehdit telemetri kaynağı olarak Intel® TDT ile birleştiren ortaklık.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eset-teknolojisi-ve-stratejik-vizyonu-ile-fark-yaratiyor-448003">ESET teknolojisi ve stratejik vizyonu ile fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akbank, Bankacılık Çözümlerinde Üretken Yapay Zeka ile Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akbank-bankacilik-cozumlerinde-uretken-yapay-zeka-ile-fark-yaratiyor-436929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 19:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akbank]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[çözümlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[üretken]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akbank, üretken yapay zeka teknolojilerini kullanarak sektöre yön veren çözümler oluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akbank-bankacilik-cozumlerinde-uretken-yapay-zeka-ile-fark-yaratiyor-436929">Akbank, Bankacılık Çözümlerinde Üretken Yapay Zeka ile Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akbank, üretken yapay zeka teknolojilerini kullanarak sektöre yön veren çözümler oluşturmaya devam ediyor. Azure OpenAI servis altyapısını kullanarak geliştirdiği ve çalışanlarının kullanımına sunduğu akıllı yardım asistanını bankacılığın yardımcı pilotu olarak tanımlıyor ve bu sayede müşteri ve çalışan deneyimini mükemmelleştirecek bir devrim yaratıyor.</strong></p>
<p>Akbank, üretken yapay zeka teknolojileri alanında sunduğu çözümlere bir yenisini ekledi. Dört aydan kısa bir sürede geliştirdiği ve bankacılığın yardımcı pilotu olarak hizmet veren akıllı yardım asistanı sayesinde saha ve genel müdürlük çalışanları, müşteri taleplerini çok daha hızlı ve kolay bir şekilde çözüme kavuştururken, çalışan destek ihtiyaçları için de etkin şekilde yardım alabiliyorlar. Üretken yapay zeka destekli sohbet botu (chatbot) teknolojisine sahip bu asistan, bankacılık dünyasındaki 10.000’den fazla dokümandaki detaylı bilgileri harmanlayarak çalışanların günlük konuşma dilindeki karmaşık sorularını dahi nokta atışı yanıtlıyor. Sorulan her 10 sorudan en az 9’unu doğru olarak cevaplayabiliyor ve öğrenen algoritması sayesinde bu oran sürekli iyileştiriliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Günümüz ileri teknolojilerinden üretken yapay zekayı kullanarak sektörümüze değer katan, fark yaratan çözümler geliştiriyoruz.”</strong></p>
<p><strong>Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay</strong>; “Akbank olarak bankacılığın geleceğini şekillendirmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz ve bu doğrultuda güncel teknolojiler ile fark yaratan yeni nesil çözümler geliştiriyoruz. Alanında lider, küresel teknoloji şirketleriyle stratejik iş ortaklıkları oluşturarak ileri teknoloji çözümlerini sektörümüze kazandırıyoruz. Yakın zamanda üretken yapay zeka alanında Microsoft ile uzun vadeli ve yoğun bir iş birliği başlattık. Bu çalışmalarımızın ilki, dört aydan kısa bir sürede hayata geçirdiğimiz ve bankacılığın yardımcı pilotu olarak hizmet veren akıllı yardım asistanı oldu.</p>
<p>Azure OpenAI servisiyle entegre sohbet botu ile akıllı yardım asistanı, bankacılık alanındaki 10.000’den fazla dokümanda yer alan detaylı bilgileri öğrenip harmanlayarak çalışanlarımızın doğal konuşma dili ile ilettikleri karmaşık sorularına saniyeler içinde nokta atışı yanıtlar veriyor. Bu sayede müşteri deneyimini mükemmelleştirme, operasyonel verimlilik, iş zekası ve inovasyon alanlarında önemli avantajlar yaratırken, sektörümüz için de örnek oluşturuyoruz. Binlerce çalışanımıza yardımcı pilotluk yapan akıllı asistanımızın hızlı ve sürekli hizmet verebilmesini Microsoft ile yaptığımız özel bir iş birliği ile sağladık. Böylece, Azure OpenAI PTU özelliğini kullanan dünyadaki öncü kurumlardan biri olduk. İlerleyen dönemde farklı üretken yapay zeka çözümlerimizi çalışanlarımız ve müşterilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz” dedi. </p>
<p>Akbank’ın üretken yapay zeka alanındaki öncü adımları, bankacılık sektöründe inovasyonla fark yaratan çözümler sunma konusundaki kararlılığını yansıtıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akbank-bankacilik-cozumlerinde-uretken-yapay-zeka-ile-fark-yaratiyor-436929">Akbank, Bankacılık Çözümlerinde Üretken Yapay Zeka ile Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de ESG: Sürdürülebilirlik ve Süreklilik Arasındaki Fark ve Yatırımlarda Sürdürülebilirliğin Rolü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-esg-surdurulebilirlik-ve-sureklilik-arasindaki-fark-ve-yatirimlarda-surdurulebilirligin-rolu-430482</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 07:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[esg]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirliğin]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelindeki şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında artan farkındalıkları, yeni iş modellerinin ve yatırım biçimlerinin ESG olarak adlandırılan kriterlere adapte olmasını gerekli kıldı. Geniş bir çevrenin onayını alan ESG, yatırımcı davranışlarına ek olarak şirket birleşme ve satın almalarını da önemli ölçüde etkilemeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-esg-surdurulebilirlik-ve-sureklilik-arasindaki-fark-ve-yatirimlarda-surdurulebilirligin-rolu-430482">Türkiye&#8217;de ESG: Sürdürülebilirlik ve Süreklilik Arasındaki Fark ve Yatırımlarda Sürdürülebilirliğin Rolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelindeki şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında artan farkındalıkları, yeni iş modellerinin ve yatırım biçimlerinin ESG olarak adlandırılan kriterlere adapte olmasını gerekli kıldı. Geniş bir çevrenin onayını alan ESG, yatırımcı davranışlarına ek olarak şirket birleşme ve satın almalarını da önemli ölçüde etkilemeye başladı. Şirketlerin sadece potansiyel büyüme ivmelerini değil, çevresel ve sosyal sorumlulukları hakkında performans raporlamalarını da mercek altına alan ESG kriterleri, anlaşma ve yatırım kararlarına daha sürdürülebilir bir zemin hazırlamasıyla da öne çıkmaya başladı.</p>
<p>ESG her ne kadar Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde giderek daha fazla kurumsal ve özel yatırımcının ilgisini çeken bir megatrend haline gelmiş olsa da uluslararası şirket birleşmeleri ve çapraz listeleme konularında verdiği profesyonel ve şeffaf danışmanlık hizmetleri ile tanınan Usul Ventures kurucusu Kaan Özçelik’in deyimiyle; “Varlık yönetimi hakkında daha fazla bilinçli hale gelen yatırımcıların, süreklilik ve sürdürülebilirlik kavramları arasındaki temel farkları anlaması, ayrıca yeni nesil sürdürülebilirlik düzenlemeleri ve bu düzenlemelerin potansiyel yatırımlar üzerindeki etkilerinin farkına varması” da artık hiç olmadığı kadar önemli. </p>
<p><b>“Şirketlerin Üstlendiği ESG İnisiyatiflerine Dair Artan Beklentiler Karşısında Kavram Kargaşası Riski Var”</b></p>
<p>Bugünün finans dünyasında, uzun vadeli fayda sağlayan amaçlar edinmek hem şirketlere hem de pay sahiplerine ekonomik katkı sağlayan en önemli kriterler arasında. Usul Ventures kurucusu Kaan Özçelik’e göre; şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişimsel süreçlerini şeffaf şekilde raporlamalarını gerektiren standardize edilmiş bir veri bütünü olarak ortaya çıkan ESG de günümüz yatırım süreçleri üzerinde söz sahibi olan ve olası risklerin ortadan kaldırılması adına özellikle yatırımcılar tarafından anlaşılması gereken incelikli bir konu. </p>
<p>Sürdürülebilirlik ve süreklilik olmak üzere sık karıştırılan ESG ile ilişkili terimlerin tanımlarını ve kullanımlarını netleştirmenin, yatırımcıları teşvik ederek şirket büyümesini hızlandırma potansiyelini vurgulayan Özçelik, bu iki kavramı ve döngüsel ekonomiyi beslemedeki önemini şu şekilde açıkladı: </p>
<p>“Bir yandan çevremizi bir yandan da toplumları iyileştirerek işletmelere gezegen için anlamlı büyüme şansı tanıyan ESG, uyum ve kontrol listelerinin ötesine geçen yeni nesil bir standardizasyon olarak tanımlanabilir. Başarı kriterlerinin artık sadece finansal ölçütlerle sınırlandırılmadığı günümüzde, birçok işletme için sıfır emisyona ulaşmak ve çevreci bir büyüme stratejisi benimsemek, bir anlamda değişen dünyaya uyum sağlamak demek. Ancak ESG kapsamında sıklıkla karşılaştığımız sürdürülebilirlik ve süreklilik kavramları, birbirini destekleyen bağlı iki terim olsalar da; aradaki farkı net şekilde kavramamak, hem yatırımcı hem pay sahipleri açısından risk teşkil ediyor. Süreklilik, mevcut iş modellerinin ve operasyonlarının uzun vadeli devamlılığını sağlama çabası olarak tanımlanan bir kavram iken; sürdürülebilirlik, şirketlerin gerçekleştirdikleri faaliyet ve yaklaşımlarda çevrenin, toplumun ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını göz alarak hareket etme sürecini ifade ediyor. Sonuç üründen yönetişime kadar bir dizi kontrol ve işletme basamağına dahil olan sürdürülebilirlik, temelde kaynak kullanımında mantıklı davranmayı ve gezegen sağlığını, finansal kazancın önünde tutarak hareket etmeyi gerektiriyor.”</p>
<p>Bu iki kavramın birbirinin yerine kullanılmasından doğan tekdüzelik ve anlam kaymasının, bir dizi yanlış anlaşılmaya neden olarak şirketler için yanlış yatırımcı tabanına ulaşma riski doğurduğunu ifade eden Özçelik; aynı kavram karmaşasının, yatırımcıda yarattığı olumsuz etkinin ise varlık yönetiminde gerekli ve istenen hamlelerde bulunamamak olduğunu belirtti. Ayrıca; çevreci yaklaşımdan doğan sürdürülebilirliğin sürekli büyümeyi teşvik ettiğinin, uzun vadeli büyümenin ise ancak şirket faaliyetlerinin uzun vadede yarattığı çevresel etkilerin farkına varılarak elde edileceğinin altını çizerek, yatırımın değerini artırmadaki en önemli faktörün mevcut kavram karmaşasını gidermek olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“Türkiye’deki Finansal Büyüme Sürdürülebilir Yatırımlardan Daha Çok Beslenmeye Başladı”</b></p>
<p>ESG’yi; “paydaşların kazancından ödün vermeden, iş gelişiminin doğal bir sonucu olarak, olumlu çevresel, sosyal ve yönetişimsel etkiler yaratan yenilikçi bir yatırım yöntemi” şeklinde tanımlayan sermaye piyasaları ve mali hukuk uzmanı Özçelik, son dönemde sürdürülebilir yatırımların küresel pazardaki öneminin artmasıyla birlikte daha fazla yerel şirketin ESG kriterlerine adapte olmaya başladığını ifade etti. Yatırımcıların şirket faaliyetlerin uzun vadede yarattığı etkileri göz önünde bulundurarak karar vermesinin piyasalar üzerinde olumlu etkiler doğururken, gezegeni koruma yaklaşımına sahip potansiyel işletmelerin büyüme hızını artırdığını da olumlu bir gelişme olarak vurguladı.</p>
<p>“İklim krizinin artışı ile birlikte, Türkiye’deki özel sermaye şirketleri ve yatırımcılar ESG unsurlarının, yatırımların değerini artırmada oynayabileceği rolü fark etmiş durumda. Bu nedenle yatırım ve sermaye toplama sürecinde ESG adımlarına entegre olmak, çevresel sürdürülebilirlik ve iş gücü gibi uygulamalarda kötü performans sergileme riskini ortadan kaldırarak daha inovatif bir geleceğe ilerleme potansiyeli taşıyor. Attığı her adımın çevresel ve sosyal etkilerinden haberdar olarak gelişen şirketler, hem marka değerini artırıyor hem de yatırımcı sadakatini kazanıyor; bu da uzun vadede sürekli büyümeyi ve inovasyonu kaçınılmaz hale getirerek finansal karlılık garantisi veriyor.”</p>
<p>Türkiye’nin ekonomik ve sosyal altyapısına uygun şekilde yeni nesil çevreci yaklaşımlara karşı uzun vadeli yatırım stratejileri planlamanın sağladığı avantajları ise şu şekilde özetledi: “Örneğin; kömür gibi doğal kaynaklar yerine yenilenebilir enerji sistemlerine entegre olan şirketler, hem yerel hem global statüde daha sürdürülebilir bir duruş sergileyerek satın alma değerini artırıyor. Benzer şekilde sosyal ve yönetişimsel iyileştirmelere odaklanan markalar artan tüketici desteği ile birlikte süreklilik arz eden bir büyüme eğrisi çiziyor. Dolayısıyla karbon yoğunluğu az olan operasyonları tercih etmek, çevreci hizmet potansiyelini artırırken finansal endekste yükselen bir fiyat-kazanç katsayısı yakalama avantajı da sağlıyor. Çünkü bu tür şirketler yatırımcı nezdinde giderek daha değerli ve risksiz hale geliyor.”</p>
<p>Özçelik, ESG kriterlerine uyan Türk işletmelerin, global endekslerde görünür olması açısından avantaj sağladığını belirtse de; henüz regülasyonların belirsiz olduğu böyle gri bir alanda, süreklilik ve sürdürülebilirlik gibi iki temel kavram arası farkların ve yakın ilişkinin net şekilde anlaşılmasının, çevreci imajı çizerek pazarlama çalışmaları yapan ve yanlış bilgi yayan işletmeleri eleme açısından zorunlu olduğunun ise ayrıca altını çizdi. Usul Ventures tarafından sunulan fintech destekli rehberlik yolculuğunun ise; sermaye toplama ve global piyasalara açılma amacı güden yerel işletmelere, ESG adımlarını temel prensip olarak edinerek süreci etkin şekilde yönetme ve mevcut anlam karmaşası risklerinden sıyrılarak en doğru çözümleri geliştirme açısından yadsınamaz bir artı sağladığını ifade etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-esg-surdurulebilirlik-ve-sureklilik-arasindaki-fark-ve-yatirimlarda-surdurulebilirligin-rolu-430482">Türkiye&#8217;de ESG: Sürdürülebilirlik ve Süreklilik Arasındaki Fark ve Yatırımlarda Sürdürülebilirliğin Rolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşte İzmir&#8217;in &#8220;Fark Yaratan Muhtarları&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iste-izmirin-fark-yaratan-muhtarlari-429599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 10:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[işte]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarları]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429599</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği “Fark Yaratan Muhtarlar” etkinliği kapsamında bu yıl ödüle layık görülen muhtarlar belli oldu. Ödül törenine katılan Başkan Tunç Soyer, “Birlikte şehrimizi çok daha güvenli ve huzurlu bir hayatla buluşturacağımıza bütün kalbimle inanıyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iste-izmirin-fark-yaratan-muhtarlari-429599">İşte İzmir&#8217;in &#8220;Fark Yaratan Muhtarları&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenlediği “Fark Yaratan Muhtarlar” etkinliği kapsamında bu yıl ödüle layık görülen muhtarlar belli oldu. Ödül törenine katılan Başkan Tunç Soyer, “Birlikte şehrimizi çok daha güvenli ve huzurlu bir hayatla buluşturacağımıza bütün kalbimle inanıyorum” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin kentin mahallelerini uyumlu, içten, neşeli ve bereketli bir hayatla buluşturmak için düzenlediği “Fark Yaratan Muhtarlar” ödüllerinin sahipleri açıklandı. Fuar İzmir’deki ödül törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Beydağ Belediye Başkanı Feridun Yılmazlar, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Şükran Nurlu, Ertuğrul Tugay, Suphi Şahin, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları, kentin çeşitli ilçelerinden bin 200’ü aşkın muhtar, sivil toplum kuruluşları, odalar ile derneklerin başkanları ve temsilcileri katıldı.  </p>
<p><strong>İlk İzmir Şehir Kartı muhtarlara</strong><br />Muhtarlara “Sizleri çok özlemişim” diyerek konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmirlilerin başta belediye hizmetleri olmak üzere tüm harcamalarında, bankacılık işlemlerinde ve dünyanın her yerindeki alışverişlerde kullanılabilmesine imkân sunacak İzmir Şehir Kartı’nın ilk olarak bin 293 muhtara dağıtılacağını açıkladı. Başkan Soyer, “Birbirimizle ancak iyilikte yarışabiliriz. Muhtarlarımız kimselere ses etmeden ‘bir elin verdiğini, diğer ele göstermeden’ İzmir için hizmet üretiyor. İşte biz de sizlerin yürüttüğü bu çalışmaların değeri daha çok bilinsin, yaptıklarınızı tüm İzmir duysun istiyoruz. Fark Yaratan Muhtarlar Ödülü’nü bu yüzden hayata geçirdik. Geçtiğimiz sene başlattığımız bu hareketin, bugün daha da büyüdüğünü görmek onur verici. Bu yılki ödül törenimizde ayrıca geçtiğimiz Eylül ayında tanıtımını yaptığımız İzmir Şehir Kartı’nı muhtarlarımıza takdim ediyoruz. İlk kullanıcısı sizler olacaksınız. İzmir Şehir Kartı projemizi yalnızca toplu ulaşımda değil, banka kartlarıyla aynı mantıkla çalışan bir ‘mobil cüzdan’ olarak İzmirlilere hizmet vermek amacıyla oluşturduk. Belediye hizmetleri başta olmak üzere tüm harcamalarınızı, online alışveriş ve para transferlerinizi yapacağınız İzmir Şehir Kartı, tüm muhtarlarımıza hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sıcacık bir gülümsemenin çözemeyeceği sorun yok”</strong><br />Birlikte çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Başkan Tunç Soyer, “Hep söylediğim gibi siz benim en büyük rehberimsiniz ve sizin için ne yapsak az. Çünkü hayatın içinde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını en iyi bilen ve onların derdiyle hemhal olan sizlersiniz. Birlikte şehrimizi çok daha güvenli ve huzurlu bir hayatla buluşturacağımıza bütün kalbimle inanıyorum” dedi. Göreve seçildiğinde ilk olarak en az oy aldığı Kiraz’ın Dokuzlar köyüne gittiğini hatırlatan Başkan Soyer, “Sıcacık bir gülümsemenin, can kulağıyla birbirimizi dinlemenin çözemeyeceği hiçbir sorun yok. Nisan 2019’dan bu yana en merkezi mahalleden en uzak köylerimize kadar ilimizde görev yapan bin 293 muhtarımızın her biriyle buluşmaya, konuşmaya, onları dinlemeye gayret ettim. Çünkü bizim için siyaset, yaşamı iyileştirme sanatıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Şehrimizde uyumu büyütüyoruz”</strong><br />Mahallelerin sorunlarına hızla çözüm üretmek üzere kurulan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin her daire başkanlığından ve şirketlerinden temsilcileri bünyesinde barındıran Acil Çözüm Ekibi’ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Soyer, “Sizlerle birlikte omuz omuza çalışmak benim için büyük bir mutluluk. Ayağınıza taş değmesin. Sizler demokrasinin temelisiniz. Bu şehrin ortak aklı ve ortak vicdanı sizsiniz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, muhtarlık müessesine büyük sorumluluklar düşüyor. Hiçbir zaman köhneleşmiş bir düzeni sürdüremeyiz. Yaşamdan kopuk bir idarecilik anlayışıyla hareket edemeyiz. İzmir’de asla işin kolayına kaçmıyoruz. Hayatın her anında, her adımında muhtarlarımızla birlikte fark yaratmak için çalışıyoruz. Şehrimizde uyumu büyütüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Bu gece İzmir’de demokrasinin ne denli önemsendiğini gösteriyor”</strong><br />Konak Yeşiltepe Mahalle Muhtarı Ayşin Eker, “Bu gecede hep beraber buluştuk, Tunç Soyer’e çok teşekkür ederim. Birbirimizi özlemişiz. Her zaman yanımızdasınız, çok teşekkürler” şeklinde konuştu. Çiğli Egekent Mahalle Muhtarı Müge Kaplan, “Şehrimizin yüzlerce muhtarının bir araya getirildiği bu anlamlı gece İzmir’de demokrasinin ne denli önemsendiğini gösteriyor” dedi.<br /> <br /><strong>4 kategoride ödül verildi</strong><br />Fark Yaratan Muhtarlar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Döngüsel Kültür” stratejisi uyarınca ödüllerini dört kategoride aldı. “Birbirimizle uyum” kategorisinde Konak Millet Mahallesi Muhtarı Şener Doğan, “Doğa ile uyum” kategorisinde Çiğli İzkent Mahallesi Muhtarı Hatice Karaağaçlıgil, “Değişimle uyum” kategorisinde Karabağlar Aşık Veysel Mahallesi Muhtarı Ahmet Tuna, “Geçmişimizle uyum” kategorisinde ise Konak Konak Mahallesi Muhtarı Tamer Yıldırım ödül aldı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iste-izmirin-fark-yaratan-muhtarlari-429599">İşte İzmir&#8217;in &#8220;Fark Yaratan Muhtarları&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı&#8217;nın 15. Sezon Başvuruları Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfi-fark-yaratanlar-programinin-15-sezon-basvurulari-devam-ediyor-424649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 08:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[sezon]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı, Türkiye’nin yeni Fark Yaratanlarını bulmak için 15. Sezon başvurularını almaya devam ediyor. Programa, www.farkyaratanlar.org adresi üzerinden 30 Kasım 2023 gün sonuna kadar başvuru yapılabileceği gibi aday da önerilebiliyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfi-fark-yaratanlar-programinin-15-sezon-basvurulari-devam-ediyor-424649">Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı&#8217;nın 15. Sezon Başvuruları Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’nın 15. Sezon Başvuruları Devam Ediyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÜRKİYE’NİN FARK YARATAN ADAYI OLMAK İÇİN SON TARİH 30 KASIM</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı, Türkiye’nin yeni Fark Yaratanlarını bulmak için 15. Sezon başvurularını almaya devam ediyor. Programa,</strong> <strong>www.farkyaratanlar.org</strong><strong> adresi üzerinden 30 Kasım 2023 gün sonuna kadar başvuru yapılabileceği gibi aday da önerilebiliyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sabancı Vakfı’nın 2009 yılından bu yana, Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunan bireylerin ve kurumların yaptıkları çalışmalarla yarattıkları etkileri görünür kılmak ve topluma ilham vermek amacıyla yürüttüğü “Fark Yaratanlar” programının 15. Sezon başvuruları sürüyor. Yeni dönemdeki Fark Yaratanlarını arayan programın başvuruları, 30 Kasım 2023 gün sonuna kadar www.farkyaratanlar.org adresi üzerinden gerçekleşiyor. </p>
<p> </p>
<p>Fark Yaratanlar Programı’na 14 yılda 14 bine yakın başvuru aldıklarını belirten <strong>Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan</strong>, “Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı, 2009 yılından bu yana, 46 şehirden toplumsal sorunlara yenilikçi çözümler üreten 210 birey ve kurumu Türkiye’ye tanıttı. Seçilen çalışmaların yarattığı etkiyi gördükçe de gurur duyuyoruz. Bu program ile Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunan bireylerin ve kurumların yaptıkları çalışmalarla yarattıkları etkiyi görünür kılmayı ve topluma ilham vermeyi amaçlıyoruz. 14 yılda, 81 ilden 14 bine yakın başvuru aldık. Bu yıl da birbirinden değerli kişi ve kurumların programımıza başvuru yapması mutluluk verici. Kalan zamanda da şikâyet etmek yerine harekete geçen kişi ve kurumların başvurularını veya çalışmalarıyla fark yarattığı düşünülen adayların önerilmesini heyecanla bekliyoruz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Fark Yaratanlar Programı, toplumsal sorunların aktif vatandaşlık örneğiyle nasıl çözülebileceğine dair topluma ilham vermeyi hedefliyor. Programın 15. Sezonunda da adayların belirledikleri sorunlara getirdikleri çözümlerin somut değişim yaratması, yaratıcı, sürdürülebilir, yaygınlaştırılabilir, şeffaf ve güvenilir olması bekleniyor. Seçilen Fark Yaratanlar, uzmanlar eşliğinde yapılan ihtiyaç analizi sonrasında uzun soluklu bir yolculuğa başlıyor. Fark Yaratanlar Ağı’na dahil olan kişi ve kurumlar; 1 sezon boyunca Sabancı Vakfı ile birebir çalışma şansına sahip oluyor. Buna ek olarak dahil oldukları ağ içerisinde diğer Fark Yaratanlar ile iş birliği geliştirme, çeşitli atölye ve etkinliklere katılma fırsatını da yakalıyor. Düzenlenen etkinlik ve atölyeler ise yine Fark Yaratanların ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda şekilleniyor. </p>
<p> </p>
<p>Fark Yaratanlar Programı hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak, başvuru yapmak veya aday göstermek için http://www.farkyaratanlar.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz</p>
<p> </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfi-fark-yaratanlar-programinin-15-sezon-basvurulari-devam-ediyor-424649">Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı&#8217;nın 15. Sezon Başvuruları Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 09:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi. Baş ağrısı, göz yorgunluğu gibi belirtilerin çocuklarda görme sorunlarına işaret edebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Çocuklar görme sorunu yaşadıklarının farkında olmayabilirler. Bu nedenle hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin bu konuda uyanık olması önemli. Çocukların okula dönüş döneminde göz hekimi kontrolleri de ihmal edilmemeli” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Okulların çok yeni açıldığı şu günlerde eğitim dönemi için tüm ihtiyaçlar karşılanırken sağlık kontrollerinin de ihmal edilmemesi önem taşıyor. Çocukların sağlığının akademik başarılarında da son derece önem taşıdığını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, özellikle fark edilmeyen görme sorunlarının çocukların başarısızlıklarının altındaki neden olabileceğini anlattı. </p>
<p>Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmanın, gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemli olduğunu söylen Doç. Dr. Y. Kızıloğlu, “Okumak, yazmak ve bilgisayar kullanmak öğrencilerin her gün gerçekleştirdiği görsel görevler arasında yer alıyor. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Görsel fonksiyonların düzgün işlemesi çocukların verimli bir şekilde öğrenebilmeleri için büyük önem taşır” şeklinde konuştu. Görmenin öğrenme üzerindeki etkisiyle ilgili Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar büyüyüp daha ileri sınıflara geçtikçe görsel becerilere daha yoğun şekilde ihtiyaç duyarlar. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Çocuklar sınıfta uzak mesafedeki tahtayı, ara mesafedeki bilgisayar ekranını ve yakın mesafedeki kitap ve defteri net görebilmeli; bu farklı mesafelerin birinden diğerine hızlı ve doğru şekilde odaklanabilmelidir. Bununla birlikte, satırları veya hareket eden objeleri iki gözü beraber kullanarak takip etme ve derinlik görme gibi beceriler için gözlerin paralelliği, hareketleri ve birbirleriyle koordinasyonu doğru şekilde işlemelidir. Örneğin net görebilen ve her iki gözünde 10/10 görüşe sahip bir çocukta, odaklanma, takip ve gözlerin koordinasyonu ile ilgili sorun olabilir.” </p>
<p><strong>“ÇOCUKLAR GÖRME SORUNUNU FARKINDA OLMAYABİLİR”</strong></p>
<p>Görsel becerilerden herhangi birinin düzgün çalışmaması durumunda çocuğun etkili öğrenmesinin zorlaşacağını ve bu durumun da çocuk üzerinde stres ve dolayısıyla başarısızlık yaratacağını anlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuğun görme sorunu olduğunu gösterebilecek belirtilere karşı dikkatli olmaları gerekir; çünkü çocuklar görmelerinde bir problem olduğunun farkına varmayabilir” dedi. Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, bir çocuğun görme sorunu yaşadığını gösterebilen belirtileri; sık sık baş ağrısı, gözleri sık sık ovuşturmak ve kırpmak, yorgunluk, kısa dikkat süresi, okumaktan ve yakına bakılan diğer aktivitelerden kaçınmak, okuduğu yeri kaybetmek, satır atlamak, okuma materyallerini yüze yakın tutmak, bir gözü kapatmak, başı bir tarafa eğik tutmak, bir gözün içeri veya dışarı dönmesi ve çift görme şeklinde sıraladı. </p>
<p><strong>OKUL ÇAĞINDA EN SIK BU GÖRSEL SORUNLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Çocuklarda görme sorunu ne kadar erken tespit edilir ve tedavi edilirse tedavinin başarılı olma olasılığının da o kadar artacağına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul çağındaki çocuklarda en sık görülen görme sorununun, uzağı görememe (miyopi), yakını görememe (hipermetrop) ve bulanık görmeye neden olan astigmatizma şeklindeki kırma kusurları olduğunu söyledi. Ayrıca gizli şaşılık, odaklanma sorunları ve göz kuruluğu gibi durumların da çocuklarda sıklıkla karşılaşılan göz sorunları olduğuna dikkat çekti.  </p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI GİBİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR</strong></p>
<p>“Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmak gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemlidir” diyen Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul yılları boyunca görme sık sık değişebileceği için, en azından senede bir sefer göz muayenesi yapılması gerektiğine işaret etti. Tedavi edilmeyen görme sorunlarının hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle de kendini gösterebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu düşünülen çocuklarda yanlış tanıyı önlemek için kapsamlı bir görme muayenesi yaptırmak gerektiğinin de altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer ile Unutkanlık Arasında 10 Önemli Fark</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-ile-unutkanlik-arasinda-10-onemli-fark-406692</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 09:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde yaklaşık 55 milyon kişi demans (bunama) hastası olarak yaşamını sürdürürken, Alzheimer hastalığı en sık bunama nedeni olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-ile-unutkanlik-arasinda-10-onemli-fark-406692">Alzheimer ile Unutkanlık Arasında 10 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde yaklaşık 55 milyon kişi demans (bunama) hastası olarak yaşamını sürdürürken, Alzheimer hastalığı en sık bunama nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda giderek yaygınlaşan hastalık ilerleyici beyin hücre kaybı ile seyrediyor ve hastalığın evresine göre çeşitli bilişsel bozukluklar, duygusal/ davranışsal değişiklikler ve fiziksel/ fonksiyonel gerilemelere yol açıyor. Modern çağda ortalama yaşam süresi giderek uzarken Alzheimer hastalığının görülme sıklığının da arttığını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya,</strong> “Yapılan çalışmalar; Alzheimer hastalığının 65 yaşın üzerindeki kişilerde yüzde 3-11, 85 yaşın üzerinde ise yüzde 20-47 oranında görüldüğünü, 65 ile 85 yaşları arasında hastalığın görülme sıklığının her beş yılda bir 2 katına çıktığını ortaya koyuyor. Günümüzde Türkiye’de 300 bin civarında Alzheimer hastası bulunurken, genç nüfusun giderek yaşlanacağı bir ülke olarak Türkiye’de 30-40 yıl sonra bu hastalığın en önemli sağlık sorunlarından biri haline geleceği görülüyor” diyor. Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, bunama ile normal yaşlanma sürecine bağlı unutkanlığın karıştırılmaması gerektiğinin altını çizerken, hastanın ve ailesinin günlük yaşantısını kabusa çevirebilen Alzheimer’a karşı toplumsal farkındalığın oluşturulmasının son derece önemli olduğunu vurguluyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim ÜyesiYıldız Kaya, <strong>1-30 Eylül Dünya Alzheimer Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada Alzheimer hastalığı ile normal bir unutkanlık arasındaki 10 önemli farkı ve Alzheimer’ın en sık rastlanan 10 belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong> Günlük yaşam aktivitelerini bozan hafıza kaybı</strong></p>
<p>Özellikle hastalığın erken evresinde yakın zamanda öğrenilen bilgileri unutma en sık görülen bulgulardan biridir. Hastalar önemli günleri veya olayları unuturlar. Sürekli aynı soruları tekrarlarlar ve bu nedenle not almaya veya yakınlarından bazı işlerini yapabilmek için yardım istemeye başlarlar. Yaşlanmaya bağlı hafıza bozukluğunda ise hasta bazen isimleri ve randevuları unutabilir fakat daha sonra bu bilgileri hatırlar.</p>
<p><strong> Plan yapma ve problemleri çözmede güçlük</strong></p>
<p>Kişi gereken bir işi planlamada ve hesap yapmada zorluk yaşamaya başlar. Aylık parasal hesapları yönetmede zorlanır. Daha önce yapabildikleri işleri daha uzun sürede bitirirler ve konsantre olmakta zorlanırlar. Yaşlanmaya bağlı süreçte ise finansal işlevlerde, hesaplamada veya evinin mali işlerinde nadiren hatalar yaparlar.</p>
<p><strong>Bildikleri günlük işleri yapmada zorluk</strong></p>
<p>Alzheimer hastaları rutinde yaptıkları günlük işlerini yapmakta zorluk yaşarlar. Bildikleri bir yere gitmekte, evlerinin yolunu zorlanabilirler. Alışveriş listesini hazırlayamazlar veya çok iyi bildikleri bir oyunun kurallarını hatırlayamayabilirler. Yaşlanmaya bağlı dönemde ise kişiler bazen yeni aldıkları fırın gibi bir aleti çalıştırma veya televizyon dizisini kaydederek tekrar seyretme gibi daha kompleks işlerde hatalar yapabilirler.</p>
<p><strong> Zamanı ve bulunduğu mekanı karıştırma</strong></p>
<p>Alzheimer hastaları günleri, mevsimleri ve zamanı karıştırırlar. Bazen buldukları ortamı ve hatta kendi evlerini tanıyamazlar ve oraya nasıl geldiklerini sorarlar. Yaşlanmaya bağlı unutkanlıkta ise haftanın hangi günü olduğunu karıştırıp sonra ipuçları ile hatırlarlar. </p>
<p><strong> Görsel algılamada zorluk yaşama</strong></p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya “Bazı Alzheimer hastalarında gördüğünü algılamakta zorluk olabilir. Bu nedenle okumada ve yazmada zorluk ve bazen yürürken denge kaybı gelişebilir. Ayrıca bazı durumlarda mesafeyi ayarlamakta ve renklerin ayrımını yapmakta zorluk gelişmesi nedeniyle özellikle araba kullanmayı beceremezler. Yaşlanmaya bağlı durumlarda ise kişinin katarakt gibi göze bağlı sağlık sorunu var ise görme bozuklukları görülür” diyor. </p>
<p><strong> Konuşma ve yazmada zorlanma</strong></p>
<p>Alzheimer hastaları bir sohbete katılmak ve konuşmayı takip etmekte zorlanırlar. Konuşurken aniden durup ne söyleyeceklerini unuturlar veya söylediklerini tekrar etmeye başlarlar. Kelime bulmakta, eşyaların ismini bulmakta zorluk çekerler ve yanlış kelimeler ile isimlendirirler. Yaşa bağlı süreçlerde ise bazen doğru kelimeyi bulmakta zorluk olabilir.</p>
<p><strong> Eşyaların yerini bulmakta zorluk</strong></p>
<p>Alzheimer hastaları eşyaları alışılmadık yerlere koyup daha sonra o yeri hatırlayamazlar. Birlikte yaşadıkları kişileri eşyalarını çalmakla suçlayabilirler. Yaşa bağlı unutkanlıkta nadiren eşyalarını koydukları yerleri unutsalar da daha sonra arayarak bulabilirler.</p>
<p><strong> Karar vermede zorluk</strong></p>
<p>Özellikle hastalığın ilerleyen dönemlerinde hastalar bir işle ilgili karar verme ve muhakeme yeteneğinde zorluk yaşarlar. Mali işlerini planlayamazlar. Banyo yapma, el yıkama gibi öz bakımları ilgili işlevlerinde bozulma olur. Yaşa bağlı unutkanlık döneminde bazen yanlış kararlar vererek hatalar yapabilirler ancak daha sonra bunu çözebilirler.</p>
<p><strong> Sosyal aktivitelerden ve işyerinden uzak durma </strong></p>
<p>Alzheimer hastaları bir konuşmaya dahil olup konuyu takip edemediklerinden dolayı sosyal aktivitelerden, eskiden yaptığı hobilerden ve aktivitelerden kaçınırlar. Yaşa bağlı süreçte ise bazen isteksizliğe bağlı ailevi ve sosyal olaylara katılmama olabilir.</p>
<p><strong> Kişilik ve duygulanımda değişiklikler </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığı olan bireylerde şüphecilik, akıllarının kolaylıkla karışması, depresyon, endişe ve korku hali gelişebilir. Güvenli alanlarından çıktıklarında, ev yaşamında nedeni olmaksızın, kolaylıkla sinirli veya üzgün ruh haline geçebilirler. Yaşlanmaya bağlı dönemde ise kişilerin bazı işlerini yapmakta kendilerine özgü yöntemleri olup, bu rutinleri bozulduğunda kızgınlık ve huzursuzluk yaşayabilirler.  </p>
<p><strong>Unutkanlığınız bu nedenlerden olabilir!</strong></p>
<p>Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya “Yaşlanmanın dışında vitamin eksiklikleri, hormonal bozukluklar gibi bir çok nedenle bilişsel bozukluklar gelişebileceği aşikar olup kişilerde varolan unutkanlığın Alzheimer hastalığına mı veya diğer nedenlere mi bağlı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Eğer unutkanlık nedeni Alzheimer hastalığına ve bunama nedenlerine bağlı değilse diğer tedavi edilebilir unutkanlık nedenleri göz önünde bulundurularak kişinin yaşam kalitesi düzeltilebilir. Eğer bulgular Alzheimer hastalığına bağlı ise erken evrede tedavi başlanması, hastalık sürecinin yavaşlatılması ve hem hasta hem de aile bireylerinin gelecek dönemleri ile ilgili plan ve yaşamlarını düzenlemeleri açısından önem taşımaktadır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-ile-unutkanlik-arasinda-10-onemli-fark-406692">Alzheimer ile Unutkanlık Arasında 10 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Fuarı&#8217;nda Bayraklı Belediyesi fark yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-fuarinda-bayrakli-belediyesi-fark-yaratti-403896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 15:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fuarında]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403896</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Enternasyonal Fuarı'na katılan Bayraklı Belediyesi, modern standı ve projeleriyle dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-fuarinda-bayrakli-belediyesi-fark-yaratti-403896">İzmir Fuarı&#8217;nda Bayraklı Belediyesi fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Enternasyonal Fuarı&#8217;na katılan Bayraklı Belediyesi, modern standı ve projeleriyle dikkat çekti. İlçenin tarihine özgü Smyrna figürleriyle donatılan, kültür-sanat ve spor etkinliklerine ev sahipliği yapan stant, binlerce ziyaretçi ağırladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>GÖSTERİLER BEĞENİ KAZANDI</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en köklü organizasyonu olma özelliği taşıyan İzmir Enternasyonal Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde 92&#8217;nci kez gerçekleşti. Smyrna Höyüğü&#8217;nde sergilenen sütunların figürleri ile zenginleştirilen Bayraklı Belediyesi standındaki gösteriler ve şovlar beğeni kazandı. Binlerce ziyaretçinin gezdiği fuarda Bayraklı standı, etkinlikleri ve projeleriyle bu yıl da farkını ortaya koydu. Doğançay Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi&#8217;nin gıda ürünleri sergilendi. Proje ve çalışmaların tanıtıldığı stantta, Bayraklı Emek Dünyası Kadın Kooperatifi üyeleri de el emeği, göz nuru ürünlerini beğeniye sundu. Fuar kapsamında gerçekleştirilen kültür-sanat ve spor etkinlikleri ilgiyle izlendi.</p>
<p> </p>
<p><strong>BAYRAKLI’YI TANITTIK</strong></p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “Bu yıl da İzmir Enternasyonal Fuarı’nda yerimizi alarak İzmir’in kalbi Bayraklı’nın, potansiyelini ve projelerimizi tanıttık. Binlerce ziyaretçinin uğradığı standımızda vatandaşlarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşadık. Fuar süresince bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-fuarinda-bayrakli-belediyesi-fark-yaratti-403896">İzmir Fuarı&#8217;nda Bayraklı Belediyesi fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Aşure ayı, fark gözetmeden kutlanan ortak bir gelenektir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asure-ayi-fark-gozetmeden-kutlanan-ortak-bir-gelenektir-395593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 10:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşure]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gelenektir]]></category>
		<category><![CDATA[gözetmeden]]></category>
		<category><![CDATA[kutlanan]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Temizkan, aşure geleneğinin anlam ve önemini anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asure-ayi-fark-gozetmeden-kutlanan-ortak-bir-gelenektir-395593">&#8220;Aşure ayı, fark gözetmeden kutlanan ortak bir gelenektir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>  Egeli bilim insanı Prof. Dr. Temizkan, aşure geleneğinin anlam ve önemini anlattı</p>
<p>Aşure Ayı adıyla da bilinen Muharrem ayının onuncu günü, farklı toplumlarda ve ülkelerde çeşitli şekillerde kutlanıyor. Muharrem ayı ile birlikte evlerde kaynamaya başlayan aşure tencereleri toplumsal bağlılığı da kuvvetlendiriyor. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Temizkan, aşure ayının önemine değinerek bu aya ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Temizkan, “Bu güne özel olarak hazırlanan yiyeceğin ilk defa Hz. Nuh’un gemisinde pişirildiğine inanılmaktadır. İnanca göre, yanlarına aldıkları bütün yiyecekleri tükenmek üzere olan Hz. Nuh ve yakınları, kalan bütün malzemeyi büyük bir kaba koymuş ve karıştırarak pişirmiştir. Bu yemeğe, geminin Aşure Günü karaya oturması dolayısıyla da ‘aşure’ adı verilmiştir” dedi.</p>
<p>Türk halkının Aşure Günü’nü aşure yaparak kutlaması, Hz. Hüseyin’in ve kendisiyle birlikte olanların Muharrem ayının onuncu günü şehit edilmelerinden dolayı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Temizkan, “ Hz. Ali ve soyuna karşı beslenen sevgi, mezhep farkı söz konusu olmaksızın bütün Türklerde ortaktır. Hz. Hüseyin’in başına gelenler de, Türk milleti tarafından hiçbir zaman onaylanmamıştır. Burada, akıllara ‘Hz. Hüseyin ve yakınlarının şehit edilmesi niçin ve nasıl kutlanır?’ şeklinde bir soru gelebilir. Ancak bu gün, aynı zamanda Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynelâbidin’in Kerbela katliamından sağ olarak kurtulduğu gündür. Hz. Muhammed’in soyu kızı Fatma ve damadı Hz. Ali üzerinden devam etmiştir. Dolayısıyla, soyun devamı Zeynelâbidin’in sağ kalması sayesinde mümkün olmuştur. Bu da, kutlanmaya değer bir hadise olarak değerlendirilmiştir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Aşure günü oruç tutmak sünnettir”</b></p>
<p>Aşure Günü oruç tutmanın sünnet olduğunu ifade eden Prof. Dr. Temizkan, “Aşure Günü oruç tutmak, Hz. Muhammed’in tavsiyesi ve sünnetidir</p>
<p>Hz. Peygamber’in sağlığında ve vefatından sonra bu tavsiyeye uyan çok sayıda insan olmuştur. Sünnî bir karakteri olan Osmanlı sarayı, Muharrem ayının onundan sonraki Cuma günü, halka aşure ikramında bulunmuş ve bu bir gelenek haline gelmiştir. Özellikle Alevî topluluklarda ‘Muharrem Orucu’ vardır. Muharrem ayının ilk on iki gününü, on iki imamı temsilen oruç tutarak geçirirler. On üçüncü gün, şükür kurbanı keserler. Kurbanın pay edilmesinden sonra, yine on iki imamı temsil eden on iki çeşit malzeme kullanarak aşure pişirirler ve ikram ederler. Aşure ayı da denilen Muharrem ayında aşure pişirip dağıtmak, Sünnî kesimlerde de bulunan bir gelenektir. Bu geleneğin hem Sünnî hem de Alevî kesimlerde bulunması, başka bir ifadeyle ortak olması da, vurgulanması gereken noktalardan biridir” dedi.</p>
<p>         Aşurenin bir başka özelliğinin de kullanılan malzemeler arasında hayvanî bir ürünün bulunmaması olduğunu belirten Prof. Dr. Temzikan, “Aşurenin Hz. Nuh zamanından beri bilinen ve yapılan, daha çok Muharrem ayının onuncu günü meydana gelen Kerbela katliamının yıl dönümlerinde yapılan,  bu vesileyle söz konusu katliamın hatırasının canlı tutulmasına katkıda bulunan, mezhep farkı olmaksızın bütün Türk halkı tarafından pişirilip ikram edilen, hiçbir hayvanî ürüne yer vermeyen ve bu özelliğiyle herhangi bir şiddet ögesi içermeyen geleneksel bir tatlı olduğunu söylemek mümkündür” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asure-ayi-fark-gozetmeden-kutlanan-ortak-bir-gelenektir-395593">&#8220;Aşure ayı, fark gözetmeden kutlanan ortak bir gelenektir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların ve Gençlerin Hayatında Müzikle Fark Yaratıyor: Onur Kahvecioğlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ve-genclerin-hayatinda-muzikle-fark-yaratiyor-onur-kahvecioglu-394912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 16:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[kahvecioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[müzikle]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı 14. Sezon Fark Yaratanı Onur Kahvecioğlu, 2017 yılında kurduğu Müzikist Derneği ile hem sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocukların sanatla erken yaşta tanışmalarını sağlıyor hem de çeşitli faaliyetlerle genç müzisyenleri ve müzik öğretmenleri ile öğrencilerini desteklemeyi sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ve-genclerin-hayatinda-muzikle-fark-yaratiyor-onur-kahvecioglu-394912">Çocukların ve Gençlerin Hayatında Müzikle Fark Yaratıyor: Onur Kahvecioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabancı Vakfı 14. Sezon Fark Yaratanı Onur Kahvecioğlu, 2017 yılında kurduğu Müzikist Derneği ile hem sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocukların sanatla erken yaşta tanışmalarını sağlıyor hem de çeşitli faaliyetlerle genç müzisyenleri ve müzik öğretmenleri ile öğrencilerini desteklemeyi sürdürüyor. Bugüne kadar 18 farklı şehirde festival, konser, atölye ve seminerle 13 bini aşkın faydalanıcıya ulaşan Müzikist, yüze yakın genç bağımsız sanatçıya da destek oldu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı</strong>’nın 14. Sezonunda Fark Yaratan seçilen <strong>Onur Kahvecioğlu</strong>, 2017 yılında hayata geçirdiği Müzikist Derneği ile sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocukların müzik ve sanatla buluşmasına vesile olurken, çocukların enstrümanlarla tanışmalarını da sağladı. Çeşitli faaliyetlerle genç müzisyenleri desteklemeyi de sürdüren Müzikist Derneği’nin çalışmaları kapsamında; 103 konser, 9 İz Bırakmayan Festival, 64 mentorluk seansı, müzik kültürü ve teorisine yönelik 68 atölye ve seminer hayata geçirildi. Tüm bu çalışmalarla 18 farklı şehirde 13 bini aşkın faydalanıcıya ulaşıldı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Anadolu Sanatdolu Projesiyle Köy Okulları Ziyaret Ediliyor</strong></p>
<p>Gaziantep’te müzikle iç içe bir ailede dünyaya gelen Onur Kahvecioğlu, ailesinin işi dolayısıyla çocukluğunu Türkiye’nin çeşitli illerinde geçirdi. Müzikle ilişkisini Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünde devam ettirirken gönüllülük yaptığı bir proje sayesinde sanata erişimi kısıtlı olan bölgelerde çeşitli atölyelerle çocukların enstrümanlarla tanışmasına destek oldu. Aynı zamanda bağımsız müzisyenlerin yaşadığı zorlukların da yakından farkında olan Onur Kahvecioğlu, “Sanat &#038; Doğa &#038; İnsan” sloganıyla Müzikist isimli derneği kurdu. </p>
<p>Müzikist; tek başına görünür olmaya çalışan sanatçılara bir sahne sunmak ve çeşitli atölyelerle sanatçılar ve müzik paydaşları arasında iletişimi artırmak için her sene MDA adıyla ve “Doğanın Sanatla Uyanışı” sloganıyla doğa dostu markaların sponsorluğunda, tamamen organik ürünlerden oluşan sahnesiyle doğa içinde festivaller gerçekleştiriyor. Buna ek olarak dernek müzik bölümü öğrencilerine yönelik oluşturdukları mentorluk programıyla üniversite sınavlarına hazırlıkta öğrencilerin güçlendirilmesini hedefliyor. Müzik öğretmenlerinin de çeşitli eğitimlerle desteklendiği Müzikist’te öğretmenlerin bilgi ve deneyim paylaşımıyla birbirlerine katkı sağlaması için de uygun iletişim kanalları oluşturuluyor.</p>
<p>Köy okullarının sanata erişiminin kısıtlı olmasından yola çıkarak çocukları müzikle ve en az bir sanat dalı ile daha tanıştırmak üzere uygulanan Anadolu Sanatdolu projesi kapsamında ise Müzikist gönüllüleri köy okulu öğrencilerini ziyaret ediyor ve birçoğunun ilk kez bir enstrümanla karşılaşmasını sağlıyor. </p>
<p>Tüm bu çalışmalarıyla Onur Kahvecioğlu, Müzikist ile öğrencilerin, öğretmenlerin ve müzisyenlerin mesleki anlamda gelişmelerini sağlarken sanata erişimi kısıtlı olan çocukları da sanatla tanıştırmaya devam ediyor ve müzikle binlerce kişinin hayatında fark yaratmaya devam ediyor.</p>
<p>Müziğin birleştirici ve iyileştirici gücünü ihtiyaç sahibi ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlere ulaştıran Onur Kahvecioğlu’nun çalışmalarının ilham alınması gerektiğini vurgulayan <strong>Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan</strong>, “Sabancı Vakfı 14. Sezon Fark Yaratanlarından Onur Kahvecioğlu’nun hayata geçirdiği Müzikist Derneği, kurulduğu 2017 yılından bu yana çeşitli çalışmalarıyla 13 bini aşkın insana dokundu. Sanat, doğa ve insan kavramlarına odaklanan Müzikist, atölye çalışmaları, festival ve konserlerin yanı sıra öğrenci ve okul ziyaretleri, öğretmenler ve bağımsız müzisyenlerle kurduğu iş birlikleri ile önemli bir yol kat etmeyi başardı. Şikayet etmek yerine harekete geçen Kahvecioğlu, Müzikist ile yüze yakın genç bağımsız sanatçıya destek oldu ve 200’den fazla müzik öğretmeninin mesleki gelişiminde rol oynadı. Tüm bu başarıların arkasında ilham alınması gereken bir çalışma ve hikaye var. Biz de kendisinin başardıklarını herkesle paylaşmayı, toplumun bu çalışmalardan ilham almasını arzu ediyoruz. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocukların, bağımsız müzisyenlerin ve müzik severlerin hayatına doğrudan dokunan Onur Kahvecioğlu’na destek olmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi.</p>
<p>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı, 2009 yılından bu yana Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunan bireylerin ve kurumların yarattıkları olağanüstü etkileri görünür kılmak ve topluma ilham vermek amacıyla gerçekleştiriliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-ve-genclerin-hayatinda-muzikle-fark-yaratiyor-onur-kahvecioglu-394912">Çocukların ve Gençlerin Hayatında Müzikle Fark Yaratıyor: Onur Kahvecioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rekabette fark yaratacak formülleri paylaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rekabette-fark-yaratacak-formulleri-paylasti-393103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 09:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[formülleri]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[rekabette]]></category>
		<category><![CDATA[yaratacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393103</guid>

					<description><![CDATA[<p>DemirDöküm, pandemi sürecinde dijital ortamda sürdürdüğü DemirDöküm Akademi eğitimlerini yeniden fiziki ortama taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rekabette-fark-yaratacak-formulleri-paylasti-393103">Rekabette fark yaratacak formülleri paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DemirDöküm, pandemi sürecinde dijital ortamda sürdürdüğü DemirDöküm Akademi eğitimlerini yeniden fiziki ortama taşıdı. İş ortaklarının mesleki ve kurumsal gelişimini desteklemek amacıyla 5 yıldır aralıksız devam eden eğitimler, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) iş birliğinde geliştirildi. DemirDöküm&#8217;ün iş ortaklarına yönelik ilk eğitimi Rekabet Üstü Performans Geliştirme konusuyla gerçekleştirildi.</strong></p>
<p>DemirDöküm, müşteri beklentilerine doğru ve hızlı yanıt vermek, saha organizasyonunu geliştirmek, tüketicilerine sağladığı avantajları artırmak için hayata geçirdiği DemirDöküm Akademi ile sektörde fark yaratmaya devam ediyor. 5 yıldır müşteri memnuniyeti ve iş ortaklarının satış yetkinliklerini artırmaya yönelik tüketici ihtiyacını anlama, değer odaklı satış, etkili satış tekniği, etkin sunum teknikleri, satış takibi ve aktif pazarlama başta olmak üzere 100&#8217;ün üzerinde eğitim düzenleyen DemirDöküm, 2023 yılı eğitimlerini tekrar fiziki ortamda gerçekleştirmeye başladı. Eğitimleri yeni dönemde de Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) ile kurgulayan DemirDöküm, ilk olarak İstanbul, Ankara ve İzmir&#8217;deki iş ortaklarıyla buluştu. </p>
<p>Müşteriyi anlama ve değer sunmanın daha fazla önem kazandığı günümüzde DemirDöküm Akademi&#8217;nin bu yılki ilk eğitimi Rekabet Üstü Performans Geliştirme başlığıyla düzenlendi. Üç büyük şehirden 9 farklı grubun katılımıyla gerçekleşen eğitimlerde DemirDöküm&#8217;e özel oluşturulan vakalar interaktif şekilde katılımcılara aktarıldı. Müşteri ilişkilerinde güçlü bağ kurma amacıyla ihtiyaçlar ve davranışlar üzerine kurgulanan eğitime toplamda 85’e yakın iş ortağı katıldı. Eğitim süresince müşteriye değer katma, iş dünyasında rekabette fark yaratacak formüller ve fayda odaklı yaklaşım başlıklarında yeni dönem konuları paylaşıldı.</p>
<p>DemirDöküm Akademi eğitimlerinin bu yıl yeniden fiziki ortamda düzenlenmesinden büyük bir mutluluk duyduklarını belirten <strong>Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan</strong>, &#8220;Müşteri odaklı yaklaşımımızla, kendimizi ve iş ortaklarımızı sürekli olarak geliştirme ve yenileme çabası içerisindeyiz. 69 yıldır müşterilerimizle sağlam ilişkiler kurmak, beklentilerini anlamak ve değer yaratmak için çalışıyoruz. Bu amaçla DemirDöküm Akademi gibi yaratıcı eğitim programlarıyla iş ortaklarımızın gelişimine büyük önem veriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>DemirDöküm olarak müşteri memnuniyeti ve deneyiminde sahip oldukları öncü rolü sürdürerek sektördeki liderliklerini pekiştirmek istediklerini belirten <strong>Ufuk Atan</strong>; &#8220;Müşterilerimize sunduğumuz hizmetin niteliğini artırmak, iş ortaklarımızla olan ilişkilerimizi güçlü ve sürdürülebilir kılmak, yaratıcılık ve kaliteye odaklanmak, bizim temel önceliklerimiz. İlk günden itibaren Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU)&#8217;dan aldığımız destekle onları geleceğe hazırlamaya odaklanıyoruz. Bu çerçevede, iş ortaklarımızın gelişimi için eğitim programlarımızı sürekli olarak güncelleyerek onlara en iyi desteği sunmaya devam edeceğiz &#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rekabette-fark-yaratacak-formulleri-paylasti-393103">Rekabette fark yaratacak formülleri paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü Yönetmen İbrahim Bülbül Çevreci Sinema Projeleriyle Fark Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-yonetmen-ibrahim-bulbul-cevreci-sinema-projeleriyle-fark-yaratiyor-385872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 18:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[projeleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugüne kadar pek çok başarılı klip çekimiyle adını duyuran ve farklı konseptlerleki klipleri sayesinde müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinen ünlü yönetmen İbrahim Bülbül, heyecan verici bir yeni projeye hazırlık yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-yonetmen-ibrahim-bulbul-cevreci-sinema-projeleriyle-fark-yaratiyor-385872">Ünlü Yönetmen İbrahim Bülbül Çevreci Sinema Projeleriyle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugüne kadar pek çok başarılı klip çekimiyle adını duyuran ve farklı konseptlerleki klipleri sayesinde müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinen ünlü yönetmen İbrahim Bülbül, heyecan verici bir yeni projeye hazırlık yapıyor. Türk ve Azerbaycan sinema sektörlerinin ortak güçleriyle gerçekleştirilecek bu film, sanat dünyasında büyük bir etki yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>İbrahim Bülbül&#8217;ün yeni film projesi, Türk &#8211; Azerbaycan ortaklığının sinema alanındaki güçlü bir işbirliği örneği olarak dikkat çekiyor. İki ülkenin kültürel değerlerini, sanatını ve tarihini bir araya getiren bu proje, izleyicilere unutulmaz bir sinema deneyimi sunmayı amaçlamaktadır. Detayları yakında duyurulacak olan bu film projesi, İbrahim Bülbül&#8217;ün sanatsal vizyonu, yönetmenlik becerisi ve yaratıcılığına dayanmaktadır. Bülbül, geçmişte gerçekleştirdiği klip çekimlerinde gösterdiği yetenekle, müzik dünyasında büyük bir takdir kazanmıştır. Şimdi ise sinema dünyasında da aynı başarıyı yakalamaya kararlı gibi duruyor.</p>
<p>Bu ortak yapım projesi, Türk ve Azerbaycan sinemasının bir araya gelerek kültürel köprüler kurma hedefine büyük bir katkı sağlayacak. İki ülkenin sanatçıları, teknik ekipleri ve prodüksiyon şirketleri birlikte çalışacak, böylece hem sanatsal anlamda büyük bir işbirliği gerçekleştirilecek hem de Türk ve Azerbaycan kültürleri arasındaki dostluk ve dayanışma pekiştirilecektir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-yonetmen-ibrahim-bulbul-cevreci-sinema-projeleriyle-fark-yaratiyor-385872">Ünlü Yönetmen İbrahim Bülbül Çevreci Sinema Projeleriyle Fark Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Vakfı&#8217;nın 14. Sezon Fark Yaratanları Gerçekleştirilen Etkinlik İle Tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-14-sezon-fark-yaratanlari-gerceklestirilen-etkinlik-ile-tanitildi-381467</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 10:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[sezon]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtıldı]]></category>
		<category><![CDATA[vakfının]]></category>
		<category><![CDATA[yaratanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı tarafından sürdürülen Fark Yaratanlar Programı’nın 14. Sezon lansmanı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-14-sezon-fark-yaratanlari-gerceklestirilen-etkinlik-ile-tanitildi-381467">Sabancı Vakfı&#8217;nın 14. Sezon Fark Yaratanları Gerçekleştirilen Etkinlik İle Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabancı Vakfı tarafından sürdürülen Fark Yaratanlar Programı’nın 14. Sezon lansmanı gerçekleştirildi. Bu yıl Türkiye’nin farklı bölgelerinden 6 Fark Yaratan ismin kamuoyu ile paylaşıldığı etkinlikte Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Fark Yaratanlar şikayet etmek yerine cesaretle harekete geçti. Fark Yaratanların hikayelerini izlediğimde bu ülkenin her bireyinin çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu görüyor ve geleceğe daha büyük bir inanç ve umutla bakıyorum.” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sabancı Vakfı’nın 2009 yılından bu yana Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunan bireylerin ve kurumların yaptıkları çalışmalar ile yarattıkları etkileri görünür kılmak ve topluma ilham vermek amacıyla yürüttüğü “Fark Yaratanlar” programının 14. Sezon Fark Yaratanları belli oldu. Yeni sezon tanıtım etkinliği, <strong>Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın katılımı ve Cüneyt Özdemir’in moderatörlüğünde </strong>Sakıp Sabancı Müzesi The Seed’de gerçekleştirildi. Etkinlikte, yeni sezonun 6 Fark Yaratanının yaşadıkları çevrelerdeki sorunları çözmek üzere geliştirdikleri çalışmalarla topluma umut ve cesaret aşılayan hikayeleri kamuoyu ile paylaşıldı. </p>
<p> </p>
<p>Kültürel mirası geleneksel ve antik oyunlarla aktaran ‘Oyun Atlası’ projesiyle <strong>Gökçen Göksel</strong>, görme ve işitme engelli olup, görme engellilerin günlük yaşama dair ihtiyaç duyabilecekleri ipuçları sunan ‘Körüz.biz&#8217; platformunu hayata geçiren <strong>Murat Kefeli</strong>, Türkiye’nin ilk ve tek kadınlar arası mezatı olan ‘Kadınlar Matinesi’ni kuran <strong>Nesteren Şencan Görgülü</strong>, öğrencilerin ve müzisyenlerin mesleki anlamda gelişmelerini sağlarken sanata erişimi kısıtlı olan çocukları da sanatla tanıştıran ‘Müzikist’ Derneği’nin kurucusu <strong>Onur Kahvecioğlu</strong>, çocukların meraklarından ve hayallerinden yola çıkarak basit malzemelerle köy okulunda yenilikçi öğrenme ortamları tasarlayan okul öncesi löğretmeni <strong>Rumeysa Çevlik</strong>, görme engellilere yönelik yapay zekâ temelli mobil uygulama olan ‘From Your Eyes’ geliştiricisi <strong>Zülal Tannur</strong> bu sezonun Fark Yaratan isimleri oldu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Toplumda Fark Yaratanların hikayelerini görünür kılmanın önemini vurgulayan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “</strong>Fark Yaratanlar Programı ile yaşadıkları çevrede karşılaştıkları sorunları çözmek için uğraşan ve topluma cesaret veren isimleri Türkiye’ye tanıtmak amacıyla yola çıktık. Hedefimiz, toplumsal sorunlara duyarlı aktif vatandaşları görünür kılmak, takdir etmek ve toplumun her kesiminin haberdar olmasını sağlamaktı. Bu hedeflerimize ulaştığımızı görmek bizlere büyük bir itici güç ve motivasyon kaynağı olmaya devam ediyor. Bugüne kadar ülkemizin farklı şehirlerinden 210 ‘Fark Yaratan’ın ilham veren hikayelerini toplumun geniş kesimlerine ulaştırdık.  Fark Yaratanlar’ın videoları, Türkiye ve yurt dışında milyonlarca izlenme rakamına ulaştı. Bu videoları her izlediğimde bireylerin tamamen kendi inisiyatifiyleriyle harekete geçerek toplumda bir şeyleri değiştirmeyi başardıklarını görmek beni çok mutlu ediyor. Evet, onlar problemi yerinde gördü ama şikayet etmek yerine cesaretle harekete geçti. Onlarla gurur duyuyoruz. Fark Yaratanların hikayelerini izlediğimde bu ülkenin her bireyinin çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu görüyor ve geleceğe daha büyük bir inanç ve umutla bakıyorum. İyi ki bu derece değer katan bir programa imza atmışız diyorum.<strong>” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Bu Sezonun İlham Veren 6 Fark Yaratan Öyküsü</u></strong></p>
<p><strong>Gökçen Göksel &#8211; Oyun Atlası</strong></p>
<p>Adana’da kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gökçen Göksel, hayatını çeşitli şehirleri gezerek sürdürmek istediğini fark etti ve bu yönde eğitim aldı. Tur ve seyahat rehberliği yaparak gittiği her antik kent ve müzede eski oyunların izine rastladı. İnsanların gezerken yanından geçip gittikleri taşlara oyulmuş oyunların daha çok insan tarafından fark edilmesi için çalışmalarına başladı. İlk olarak detaylı bir arşiv taramasıyla geleneksel ve antik oyunları derleyen Gökçen, 2018 yılında Oyun Atlası isimli sosyal girişimini kurdu. Bu girişim ile oyun yoluyla kültürel mirasın aktarılmasını ve kaybolmaya yüz tutan geleneksel oyunları tekrar canlandırmayı hedefleyen Göksel, Oyun Atlası’nı “Oyunu merkezine alan, labirentin içinde kendi özünü arayan, ortak hafızamıza, oyun geleneklerimize, bu topraklarda hayat bulan oyun kültürüne sahip çıkan, tarihin solgun sayfalarından çıkarıp hayat veren, tanık olan, dahil olan, yol açan, anlatan, herkesin hikayesi” olarak tanımlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Murat Kefeli – Körüz.biz</strong></p>
<p>Görme ve işitme engelli Murat Kefeli, 2014 yılında tasarlayıp hayata geçirdiği ‘Körüz.biz’ platformu ile körcül yaşam deneyimlerinin öğrenilmesini sağlamayı ve bağımsız körcül yaşamı desteklemeyi amaçlıyor. Geliştirdiği web sitesindeki “İpuçları” başlığı altında 446 içerik, 695 betimleme, 201 market önerisi, toplumsal farkındalığı artırmak üzere oluşturdukları 19 adet “Severim!”, 61 adet “Hoşlanmam!” karikatürü ve 147 doğru yazım içeriği bulunuyor. Sitede sunulan içerikler görme engellilerin birbirleriyle konuşmalarında ortaya koydukları fikirlerden ve ihtiyaç duydukları alanlardan esinlenilerek tasarlanıyor ve aylık 10 binden fazla ziyaretçiye ulaşıyor. Siteden yalnızca görme engelli bireyler değil, az gören ve gören bireyler de yararlanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Nesteren Şencan Görgülü &#8211; Kadınlar Matinesi</strong></p>
<p>Çok genç yaşlardan bu yana dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çaba sarf eden Nesteren Şencan Görgülü, aynı zamanda 25 yıldır ikinci el ürün kullanıyor. Eşiyle birlikte eski eşyalar toplamaya merakı olan ve tekrar kullanımı mümkün olan eşyaları değerlendirmeyi bir hayat tarzı olarak benimseyen Nesteren, profesyonel iş hayatını bırakmaya karar verdiğinde Feriköy’deki antika pazarında artık koleksiyonunu yapmayacağı eşyaları satmaya başladı. Bu pazarın; eril dilin, ve kadınlara tepeden bakan tavrın hakim olduğu bir ortam olduğunu fark etmesi ve kadın olarak tek başına antika pazarında satış yapıyor olmasının üzerine yeni bir mücadele alanı arayışına girdi. 2016 yılında, bu paylaşım ortamının yalnızca kadınlardan oluşmasını istediğine karar vererek hem bir dayanışma ortamı sunan hem de kadınlara kendilerine ait bir alan yaratan girişimi Kadınlar Matinesi’ni kurdu. Türkiye’nin ilk ve tek kadınlar arası mezatı olan ‘Kadınlar Matinesi’, hem satıcıya yeni bir gelir kapısı sunuyor hem de alıcıların piyasanın çok altında ücretlerle ihtiyaçlarını karşılayabilmesine olanak sağlıyor. Bir alış-satış mekanı olmaktan öte kadın dayanışmasına ev sahipliği yapan Kadınlar Matinesi; kadınların gelir elde etmelerini, güçlenmelerini, kadın istihdamı yaratmayı ve paylaşım ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyor.<br /> </p>
<p><strong>Onur Kahvecioğlu – Müzikist</strong></p>
<p>Gaziantep’te müzikle iç içe bir ailede dünyaya gelen Onur Kahvecioğlu, ailesinin işi dolayısıyla çocukluğunu Türkiye’nin çeşitli illerinde geçirdi. Müzikle ilişkisini Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünde devam ettirirken gönüllülük yaptığı bir proje sayesinde sanata erişimi kısıtlı olan bölgelerde çeşitli atölyelerle çocukların enstrümanlarla tanışmasına destek oldu. Aynı zamanda bağımsız müzisyenlerin yaşadığı zorlukların da farkında olan Kahvecioğlu, Müzikist isimli derneği kurarak hem dezavantajlı çocukların sanatla erken yaşta tanışmasını hem de çeşitli faaliyetlerle genç müzisyenleri desteklemeyi hedefledi. Çalışmalarını müzik eğitimi ve bağımsız müzisyenlerin desteklenmesi alanında sürdüren Müzikist; tek başına görünür olmaya çalışan sanatçılara bir sahne sunmak, çeşitli atölyelerle sanatçılar ve müzik paydaşları arasında iletişimi artırmak için her sene İz Bırakmayan Festival adıyla doğa dostu markaların sponsorluğunda, tamamen organik ürünlerden oluşan sahnesiyle Müzikist Doğa Atölyeleri’ni gerçekleştiriyor. 2017 yılından bugüne kadar on sekiz farklı şehirden on üç binden fazla faydalanıcıya ulaşan Müzikist, aynı zamanda yüze yakın genç bağımsız sanatçıya destek oldu ve 200’den fazla müzik öğretmeninin mesleki gelişim eğitimlerine katılmasını sağladı. Dernek çalışmaları kapsamında; 103 konser, 9 İz Bırakmayan Festival, 64 mentorluk seansı, müzik kültürü ve teorisine yönelik 68 atölye ve seminer gerçekleştirildi. <br /> </p>
<p><strong>Rumeysa Çevlik – Doğadaki Sınıf</strong></p>
<p>Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde doğup büyüyen Rumeysa Çevlik, evliliğinin ardından üniversite hayalinden vazgeçmedi ve öğretmen olma idealini gerçekleştirmek üzere Konya’daki Selçuk Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü kazandı. 8 yıldır görev yaptığı Kadirli Kayasuyu İlkokulu’na ilk geldiğinde buranın çocukların eğitim almasına uygun şartları sağlamadığını ve diğer öğretmenlerin de burada mutsuz olduğunu fark ederek çalışmalarına başladı. Doğadaki Sınıf olarak adlandırdığı çalışmasında “Buradaki çocuklar için en güzelini yapmam gerekir.” düşüncesiyle okuldaki her alanı dönüştürmek için kolları sıvadı. İlk olarak okul öncesi eğitimde sıklıkla kullanılan plastikleri, kağıtları ve geri dönüştürülmesi mümkün olmayan malzemeleri kullanmaktan vazgeçerek bir ekolojik sınıf kurdu. Ardından pandeminin de etkisiyle Rumeysa Öğretmen bir Açık Hava Sınıfı oluşturmaya karar verdi. Sıfır maliyetle oluşturduğu açık hava sınıfında kullandığı tüm malzemeleri köyden, doğadan ve evlerde kullanılmayan ürünlerden elde etti. Kendi binasındaki sınıfları ve her boş alanı dönüştüren Rumeysa Öğretmen, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin bulunduğu binada da atıl kalan sınıfları tüm okulun faydalanabileceği Matematik Atölyesi, Uzay Bilim Atölyesi ve Atatürk Müzik, Sanat, Spor Atölyesi’ne dönüştürdü.</p>
<p> </p>
<p><strong>Zülal Tannur – From Your Eyes</strong></p>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yüzde 5 görme oranına sahip bir bebek olarak dünyaya gelen Zülal Tannur, erken yaşlarda teknolojiyle tanıştı. Görme engellilere yönelik kurulmuş sosyal girişim olan WeWalk’ta kullanıcı deneyimi sorumlusu olarak görev aldı, yine görme engelliler için geliştirilmiş SeeingAI uygulamasının da Türkiye’ye entegrasyonu sürecinde destek oldu. 2020’de Microsoft’un Engelleri Aşan Kadın Lideri seçildi. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde öğrenci olan Zülal Tannur, görme engelliler için yapay zeka ve insanın iş birliğinde betimlemeler sunan bir platform oluşturdu. 2022 yılında ‘From Your Eyes’ adını verdiği mobil uygulamada görme engellilerin istedikleri görselleri uygulamaya yükleyerek önce yapay zeka aracılığıyla bir betimleme almaları, bunu yetersiz bulmaları durumunda da uygulama içinde betimleyici olarak tanımlanan gönüllülere görselin iletilmesiyle daha detaylı bir betimleme sunulmasını sağlanıyor. Günümüzde yirmi yedi farklı ülkeden erken kullanıcı ekibi bulunan From Your Eyes, bugüne kadar iki bine yakın kullanıcı ve gönüllüye ulaşarak sekiz bin görselin betimlenmesini sağladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-vakfinin-14-sezon-fark-yaratanlari-gerceklestirilen-etkinlik-ile-tanitildi-381467">Sabancı Vakfı&#8217;nın 14. Sezon Fark Yaratanları Gerçekleştirilen Etkinlik İle Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 09:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[esetten]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381439</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET performans ve kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma testlerinde birinci olarak Advanced+ ödüllerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439">ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESET performans ve kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma testlerinde birinci olarak Advanced+ ödüllerini aldı.</strong></p>
<p>Dijital güvenlikte dünya lideri olan <strong>ESET</strong>, gelişmiş çok katmanlı güvenlik yazılımı ESET Internet Security’nin, AV-Comparatives tarafından en son düzenlenen Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testi ve Performans Testi&#8217;nde prestijli Advanced+ ödüllerini aldı. Bu ödüller, ESET’in olağanüstü performansını ve kullanıcıları kötü amaçlı yazılım tehditlerine karşı koruma konusundaki gücünü gösteriyor. </p>
<p><strong>Olağanüstü sonuçlara imza attı </strong></p>
<p>ESET Internet Security de dahil olmak üzere 16 tedarikçinin birçok ürünü, sisteme kötü amaçlı dosyalar yüklenerek Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testine girdi. Test, ağ sürücüleri, USB&#8217;ler gibi vektörleri ve diskte kötü amaçlı yazılımların bulunduğu senaryolardan oluşuyordu. Kapsamlı test seti, kullanıcıların gerçek dünyada karşılaştığı tehditleri temsil eden 10.015 yeni ve yaygın kötü amaçlı yazılım örneğinden oluşuyordu. ESET Internet Security, kötü amaçlı yazılıma karşı koruma konusunda %99,9 gibi olağanüstü bir  oran elde etti. Ayrıca, test raporunda antivirüs yazılımlarının dosya algılama yeteneklerinin özgünlüğünü değerlendiren bir yanlış alarm testi de yer aldı. ESET Internet Security özellikle sıfır yanlış alarm ile kusursuz bir performans sergileyerek güvenilirliğini kanıtladı. Yasal dosyaları ve potansiyel kötü amaçlı yazılım tehditlerini etkili bir şekilde tespit etme yeteneğini de sergiledi.</p>
<p>En son yapılan Performans Testinde, her ikisi de <em>güvenlik ürünü</em> olarak adlandırılan “Antivirüs” ve “İnternet Güvenliği” tüketici ürünleri teste tabi tutuldu. Sonuçlar, bir güvenlik ürününün 16 tedarikçinin test edilen diğer güvenlik ürünleriyle karşılaştırıldığında sistem performansı üzerindeki etkisini gösteriyor. Performans Testinde çeşitli değerlendirmeler yapılıyor ve bu testlerden elde edilen sonuçlar genel Etki Puanını ortaklaşa oluşturuyor. Ürünün minimum kaynak kullanımı verimliliğini test etmek için dosya kopyalama, arşivleme, yükleme, uygulama başlatma, dosya indirme ve web sitelerinde gezinme gibi farklı rutin işlemlerdeki performans etkisi değerlendiriliyor. Ürünler sonuçların ortalamasına göre Yavaş, Vasat, Hızlı ve Çok Hızlı olarak sınıflandırılıyor. Ayrıca teste, sektörde kabul gören PC Mark kalite testi standartları da uygulandı ve test cihazında herhangi bir güvenlik yazılımı olmadan 100 üzerinden PC Mark puanı verildi. Özellikle PC Mark değerlendirmesinde ESET Internet Security 98.4 puanla zirveye çıkarak, çözümün gerçek hayatta etkin olarak kullanılmasını ve genel performansını vurguladı. </p>
<p>ESET Internet Security, bu titiz değerlendirmede hem Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma hem de Performans Testlerinde üstün başarı gösterdi. Bu olağanüstü puan, ESET Internet Security’yi 16 tedarikçinin ürünleri arasında ilk sıraya yerleştirdi. </p>
<p>ESET Tüketici ve IoT Bölüm Başkan Yardımcısı Mária Trnková bu konuda şunları söyledi: “ESET olarak, güvenlik konusundaki gelişmeleri sürekli izleme ve gelişmiş çözümler sunma kararlılığımız devam ediyor. Her türlü kötü amaçlı yazılım tehdidine karşı en iyi mobil çok katmanlı korumamız olan ESET Internet Security, interneti alışveriş, bankacılık, iş ve iletişim için aktif olarak kullanan, mahremiyetine önem veren modern kullanıcılarımıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, dünyanın önde gelen bağımsız güvenlik test kuruluşlarından AV-Comparatives tarafından Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testi ve Performans Testi&#8217;nde Advanced+ ödüllerini almaktan heyecan duyuyoruz. Bu başarı, kullanıcılarımıza mükemmel koruma sağlamak için temel ESET teknolojilerimizi sürekli geliştirerek, bitmek bilmeyen değerli çözümler arama çabamızın bir kanıtıdır. Kullanılabilirlik özelliğinden ödün vermeden, en üst düzey koruma sağlayan güvenlik çözümleri sunma kararlılığımız devam ediyor.”</p>
<p><strong>ESET Internet Security</strong></p>
<p>ESET Internet Security, gerçek anlamda entegre bilgisayar güvenliğinde yeni bir yaklaşımı temsil ediyor. ESET LiveGrid® tarama motorunun en son sürümü, özel Güvenlik Duvarı ve Antispam modülleriyle birlikte bilgisayarınızı güvende tutmak için hız ve hassasiyetten yararlanır. Bilgisayarınıza zarar verebilecek saldırılara ve kötü amaçlı yazılımlara karşı sürekli tetikte olan akıllı bir sistemdir.</p>
<p>ESET Internet Security, maksimum koruma ile minimum sistem ayak izini birleştiren eksiksiz bir güvenlik çözümüdür. Gelişmiş teknolojisi, sistem performansını engellemeden veya bilgisayarı bozmadan virüsler, casus yazılımlar, truva atları, solucanlar, reklam yazılımları, rootkitler ve diğer tehditlerin sızmasını önlemek için yapay zeka kullanır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439">ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Kanar&#8217;dan Dünya Tütünsüz Gününe Özel Fark Yaratan Etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-kanardan-dunya-tutunsuz-gunune-ozel-fark-yaratan-etkinlik-379380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 16:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gününe]]></category>
		<category><![CDATA[kanardan]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[tütünsüz]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre konusunda bugüne kadar pek çok farkındalık çalışması gerçekleştiren Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar, Dünya Tütünsüz Gününde farkındalık yarattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kanardan-dunya-tutunsuz-gunune-ozel-fark-yaratan-etkinlik-379380">Başkan Kanar&#8217;dan Dünya Tütünsüz Gününe Özel Fark Yaratan Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre konusunda bugüne kadar pek çok farkındalık çalışması gerçekleştiren Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar, Dünya Tütünsüz Gününde farkındalık yarattı. Başkan Kanar ‘’Hedefimiz, şehrimizi temiz tutmak ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakmak’’ vurgusu yaptı.</p>
<p>Mustafakemalpaşa ilçesinin merkezi konumunda bulunan Adnan Menderes Meydanı’nda 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla Başkan Kanar, öğrenciler ile birlikte izmaritler toplanarak, ilçede farkındalık oluşturuldu.</p>
<p>Sigara izmaritlerinin de çöp olarak kabul edilebilmesine dikkat çekmek sebebiyle düzenlenen etkinlik Mustafakemalpaşa halkı tarafından yoğun ilgi gördü. Başkan Kanar, öğrenciler ile birlikte Adnan Menderes Meydanı boyunca yerde ki izmaritleri topladı.</p>
<p>Çevreye ve insan sağlığına olan zarara dikkat çekmek için hazırlanan etkinlikte Mustafakemalpaşa Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu sigara maketleri ve afişler ilçe halkının ilgilini çekti. Standlara kurulan, Karbon monoksit ölçümü yaptıran Başkan Kanar, etkinliğin sadece görüntü kirliliğini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda çevre kirliliği ve hayvanlara verilen zararı da engellemek amacıyla önemli bir adım olduğunu vurguladı.</p>
<p>Başkan Kanar yaptığı açıklamada ‘’İlçemizde farkındalık yaratan etkinlikler yapmaya devam ediyoruz. Bugün 7’den 70’e herkesin yaşamını etkileyen Dünya Tütünsüz Günü için burada toplanmış bulunuyoruz. Yere atılan sigara izmaritleri filtrelerinde bulunan selüloz ve plastik maddeler dolayısıyla doğada uzun süre kalarak, çevreye ve doğaya zarar veriyor. Sigara izmaritlerinin ciddi yangın riski oluşturduğunu da unutmamak lazım. Tütün kullanımının sağlığa ve çevreye verdiği zararın farkında olduğumuz bir etkinlik oldu. ‘’ dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kanardan-dunya-tutunsuz-gunune-ozel-fark-yaratan-etkinlik-379380">Başkan Kanar&#8217;dan Dünya Tütünsüz Gününe Özel Fark Yaratan Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tepe Servis ve Yönetim bankacılık sektöründe de fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tepe-servis-ve-yonetim-bankacilik-sektorunde-de-fark-yaratiyor-376350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 06:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilkent Holding kurumsal hizmet grubu şirketlerinden, entegre tesis yönetimi alanında inovatif çözümler sunan yüzde 100 yerli sermayeli şirketi Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. bankacılık sektöründe verdiği hizmetlerle adından söz ettiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-servis-ve-yonetim-bankacilik-sektorunde-de-fark-yaratiyor-376350">Tepe Servis ve Yönetim bankacılık sektöründe de fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilkent Holding kurumsal hizmet grubu şirketlerinden, entegre tesis yönetimi alanında inovatif çözümler sunan yüzde 100 yerli sermayeli şirketi Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. bankacılık sektöründe verdiği hizmetlerle adından söz ettiriyor. 10 farklı bankaya temizlikten ilaçlamaya, ikramdan peyzaja kadar farklı alanlarda hizmet veren Tepe Servis, sunduğu entegre hizmetlerle bankalara maliyet tasarrufu sağlarken, konusunda uzman ekibiyle müşteri odaklı hizmetler götürüyor. Ortak kullanım alanları olan ATM’lerin temizliğini de üstleniyor.</strong></p>
<p>Her gün onlarca insanın kullandığı ATM’lerin nasıl temizlendiğini biliyor muydunuz? Bu konuda uzun yıllardır tecrübesi bulunan ve her gün onlarca insanın kullandığı ATM’lerin de temizliğini üstlenen Bilkent Holding kurumsal hizmet grubu şirketlerinden biri olarak faaliyetlerine devam eden ve yüzde 100 yerli sermayeyle kurulmuş olan Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. bankacılık sektöründe de fark yaratıyor. Türkiye’nin 81 ilinde 10 farklı bankaya ve iştiraklerine hizmet sunan Tepe Servis, kurumsal temizlik, teknik, bakım onarım, makine, sarf malzeme grubu ve ekipmanların tedariği, taşıma, ikram ve yedekleme, ilaçlama, peyzaj hizmetleri gibi pek çok farklı alanda hizmet sunuyor. Sunduğu entegre hizmetlerle bankalara maliyet tasarrufu sağlarken, konusunda uzman ekibiyle müşteri odaklı hizmet götürüyor. Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. Bankalar Direktörü Berna Artuç, bankalara sundukları hizmetleri ve ATM temizliğiyle ilgili detayları paylaştı.</p>
<p><strong>“10 farklı banka ve iştiraklerine hizmet veriyoruz”</strong></p>
<p>10 farklı bankayla çalıştıklarını belirten Artuç, bankalara verdikleri hizmetleri şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Türkiye’de 81 ilde 10 farklı banka ve iştiraklerine hizmet veriyoruz. Bankalarda sağladığımız hizmetler değişiklik gösteriyor. Genel müdürlükler, veri merkezi, idari binalar, şubeler, depolar, misafirhane ve çağrı merkezlerinde temizlik ve teknik hizmetler kapsamındaki tüm teknik (mühendis ve teknisyen kadroları da dahil olmak üzere bakım, onarım), temizlik, taşıma, ikram ve yedekleme hizmetleri ile tadilat sonrası temizlik hizmetlerini yürütebiliyoruz. Türkiye geneli kendi kadromuz olan mobil ekip ağımızla ATM, şube dış cephe ve cam temizlik hizmetlerini sağlıyoruz. Temizlik ve teknik makine, malzeme sarf grubu ve ekipmanlarının tedariği, ilaçlama hizmeti ve çözüm ortaklarımız ile peyzaj hizmeti veriyoruz.”</p>
<p><strong>Yüzde 100 yerli iş takip programı On-Time</strong></p>
<p>Tepe Servis’in kendine özel geliştirdiği yüzde 100 yerli iş takip programı On-Time ile çalıştıklarını belirten Artuç, ATM’lerin temizliğine dair ise şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“ATM’lerin hijyeninin sağlanması insan sağlığı açısından önemli olup periyodik olarak temizlik gerektiriyor. Banka tarafından talep edilen frekans sıklığına göre mobil ekiplerimiz tarafından ATM’lerin temizlik, dezenfeksiyon ve ilaçlamaları yapılıyor. Yapılan bu temizlikler Tepe Servis’in kendine özel geliştirdiği yüzde 100 yerli iş takip programı On-Time ile sisteme yükleniyor ve müşterilerimize fotoğraf detaylarıyla beraber raporlanıyor. Bu uygulamamız sayesinde ATM’lerde meydana gelen arıza, kart kopyalama cihazları vb. durumlarda sisteme yüklenerek müşterimize ayrıca raporlanıyor ve ATM’lerde oluşan teknik problemlerin daha kısa zamanda çözülerek hizmetin daha kesintisiz devam etmesi konusunda yardımcı olunuyor.”</p>
<p>Bir kuruma birden fazla entegre hizmet verebildiklerin aktaran Direktör Artuç, “Referanslarımız arasında bulunan bankalar, firmamızdan entegre hizmet almaları sayesinde bahsi geçen konularında öncelikle maliyet tasarrufu sağlarken, devamında da konusunda uzman ekiplerle müşteri odaklı hizmet alıyorlar. Ayrıca çoklu hizmet alımı az sayıda muhatapla iletişim sağlanarak taleplerin kısa sürede karşılanmasını ve kontrol kolaylığı da sağlıyor” diyor.</p>
<p><strong>“Mobil ekiplerimiz kart kopyalama cihazları konusunda bilgilendiriliyor”</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe en önemli konuların başında güvenlik geliyor. Artuç, buralarda görev alacak çalışanlarının detaylı bir eğitimden geçtiğini belirterek, şunları söylüyor:</p>
<p>“Her müşterimiz için önemli olan güvenlik konusu takdir edersiniz ki bankalarda çok daha fazla önem arz ediyor. Bu nedenle de personel işe alım sürecinde güvenlik açısından çok daha detaylı araştırmalar sonucunda iş başı yaptırılıyor. Ayrıca personel göreve başladığında günümüzde çok önemli ve hassas bir konu olan KVKK gereği bilgi güvenliği eğitimi veriliyor ve periyodik olarak güncellemelerle tekrarlanıyor. Personele sektörel olarak görevinin gerekliliği olan hijyen, kimyasal, temizlik makinelerinin kullanımı, iş güvenliği, yüksekte çalışma gibi standart eğitimlerin dışında iş başında davranış ve iletişim eğitimleri de veriliyor. Belirli periyodlarda interaktif olarak da tekrarlanan bu eğitimlerin sonunda yapılan sınavlarla konunun ne kadar kavrandığı kontrol edilerek gerektiğinde tekrarları sağlanıyor. Mobil ekiplerimize de tüm bu eğitimlerin dışında günümüzde önemli bir konu olan ATM’lerdeki kart kopyalama cihazları konusunda ayrı bir eğitim vererek, süreci nasıl yürütmeleri gerektiği detaylı aktarılıyor.”</p>
<p><strong>“Lider firma olma misyonunun devamlılığını hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe de iş hacmini büyüten lider firma olma misyonunun devamlılığını hedeflediklerini belirten Artuç, “Tepe Servis ve Yönetim A.Ş. olarak kurumsal bir yapıda butik hizmet vererek müşteri memnuniyeti sağlamak önceliğimiz. Böylece diğer sektörlere göre daha kısıtlı bir müşteri portföyü olan bankacılık sektöründe daha fazla bankayı referanslarımıza dahil ederek çözüm ortağı olarak çalıştığımız kurumlarla uzun yıllar bu beraberliği devam ettirmeyi amaçlamakta ve bunu da gerçekleştirmekteyiz. Şirketimiz tüm sektörlerde olduğu gibi banka sektöründe de sağladığı tüm hizmetlerde yenilikçi, teknolojiyi hizmetlerine entegre eden ve sürekli iş hacmini büyüten lider firma olma misyonunun devamlılığını hedefliyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-servis-ve-yonetim-bankacilik-sektorunde-de-fark-yaratiyor-376350">Tepe Servis ve Yönetim bankacılık sektöründe de fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>We Ceycle Fuarı seminerleriyle de fark yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/we-ceycle-fuari-seminerleriyle-de-fark-yaratti-374924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 13:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ceycle]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[seminerleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374924</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl ikincisi düzenlenen We-Cycle Çevre ve Geri Dönüşüm Teknolojileri Fuarı, sektörden katılımcı ve profesyonel ziyaretçileri ağırlamanın yanı sıra sistemleri, temiz çevre ve doğayı koruma gibi konularda uzman isimlerin yer aldığı seminerlere de ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/we-ceycle-fuari-seminerleriyle-de-fark-yaratti-374924">We Ceycle Fuarı seminerleriyle de fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl ikincisi düzenlenen We-Cycle Çevre ve Geri Dönüşüm Teknolojileri Fuarı, sektörden katılımcı ve profesyonel ziyaretçileri ağırlamanın yanı sıra sistemleri, temiz çevre ve doğayı koruma gibi konularda uzman isimlerin yer aldığı seminerlere de ev sahipliği yaptı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ ve EFOR Fuarcılık işbirliğiyle düzenlenen We-Cycle Çevre ve Geri Dönüşüm Teknolojileri Fuarı’nda, “Türkiye Depozito Yönetim Sistemi” başlıklı oturumda Türkiye Çevre Ajansı’ndan Kutay Ertul, gelecek Ağustos ayında hayata geçirilecek sistemi anlattı. Ertul, Depozito Yönetim Sistemi’nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca belirlenen ve belirli bir depozito bedeli alınarak piyasaya sürülen ürünlerin tüketilmesi, kullanılması, sonrasında iade alınması ve depozito bedelinin geri ödenmesine dayalı bir sistem olduğunu ifade etti. </p>
<p>1<strong> TL depozito bedeli</strong></p>
<p>Kutay Ertul, “Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye’ye, içecek (cam, alüminyum ve pet şişe) ambalajları için gelecek. Avrupa’da birçok ülkede uygulanan bir sistem. Sistemin yazılım ve özel güvenlikli mürekkep gibi alt yapı çalışmaları devam etmekte, sonrasında depozito makinelerini zincir marketlere bize gösterilen yerlere yerleştireceğiz. Vatandaş aldığı ürüne 1 TL fazla vererek bu sisteme katılmış olacak, sonrasında ambalajı geri bıraktığında 1 TL’sini geri alabilecek. Bu yıl Ağustos ayından itibaren bu sistem hayata geçmeye başlayacak ve marketlerde içeceklerin üzerinde söz ettiğimiz özel mürekkepli etiketleri görmeye başlayacaksınız. Bu sistemi 3 yıl içerisinde 30 bin noktada bütün Türkiye’ye yaymayı düşünüyoruz. 2024 yılından itibaren de toplama operasyonu başlayacak” diye konuştu. </p>
<p>Ertul, “İzmir gibi büyük bir şehirde çevre ve çevreye duyarlılık, geri dönüşüm gibi çalışmaların ön plana çıkması için bu fuarı çok faydalı buluyorum. Türkiye Çevre Ajansı olarak Depozito Yönetim Sistemi’ni Türkiye’ye getirmeye çalışıyoruz. Burada sektörden pek çok tanıdığım bilgili insanı gördüm. Görüş alışverişi açısından da bu fuarın büyük katkı sağlıyor inancındayım” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Değişimin en önemli noktası farkındalık”</strong></p>
<p>“Sürdürülebilir Büyüme Mümkün mü?” başlıklı oturumda konuşan Gazeteci &#8211; Doğa ve Çevre Programları Yapımcısı Güven İslamoğlu, dünyanın kaynaklarının sonsuz olmadığını, insanoğlunun bunu bilerek yaşaması gerektiğini vurguladı. Kendisini ‘doğa dostu’ olarak tanımlayan İslamoğlu, “Biz çevreciliği çöp toplama ve geri dönüştürmeye indirgedik, ancak çevrecilik günümüzde başka bir boyutta ele alınmak zorunda. Dünyada çevreciliğin terminolojisi yeniden yazılmalı. Biz doğaya mecburuz ve doğayla birlikte yaşamak zorundayız. Çevreye duyarlılık anlayışımız ağaç dikmek, lamba kapatmaktan daha ileriye gitmeli. Dünya için pek çok konuda geç kalınsa da umutsuz değilim. Dünya için hala umut var tabi ki o teknoloji bilgi ve birikim var. Önemli olan bunu aktive etmek, farkında olmadığımız bir şeyi değiştiremeyiz. Değişimin en önemli noktası farkındalıktır” dedi.</p>
<p><strong>Ender Yorgancılar: “Kaynaklar sonsuz değil” </strong></p>
<p>“Atık Sektöründe Yatırım Teşvikleri Ve Mekânsal Planlama Sorunları” adlı oturumun moderatörlüğü, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar tarafından gerçekleştirildi. Oturuma konuşmacı olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı &#8211; Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Cihan Demirköprülü, Veolia Türkiye Direktörü Daire Başkanı Metin Suadiyeli ve Değerlendirilebilir Atık malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Urgen katıldı.</p>
<p>Fuarın ikincisinin gerçekleştirilmesinden son derece memnun olduklarını dile getiren Ender Yorgancılar, “Çevre ve geri dönüşüme temiz enerji fuarı da eklenince fuarın değeri arttı. Kaynakların sonsuz olmaması gerçeğiyle yüzleşmemiz insanoğlunu gelecek kaygısıyla karşı karşıya getirdi. İnsanoğlu medeniyet adı altında doğal kaynaklarını israf etti. Üretim varsa atık olacak, benim atığım başkasının hammaddesi olmalı. Esas üzerinde çalışmamız gereken konu bu. Bu fuarı geleceğimizin sergilendiği bir fuar olarak görüyorum” diye konuştu.</p>
<p>Cihan Demirköprülü, Türkiye’deki Organize Sanayi Bölgelerinde teknolojinin gerisinde kalan tesislerin  geri dönüşüm   ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayabilecek duruma gelebilmesi için neler yapılması gerektiğini anlatarak, konudaki yasal sürecin nasıl işlediğini ve çözüm önerileri konusunda bilgiler verdi. Metin Suadiyeli, yabancı yatırımcının ülkemizde yatırım yapması için nelere ihtiyaç olduğunu anlatarak Türkiye’nin bu anlamda yabancı firmalar açısından büyük bir Pazar olduğunu söyledi. Mustafa Urgen de sanayi ve yerleşim yerlerinin birbirine yakın olması konusunda ortaya çıkan sorunlara değinerek bu konuda yeni yerler bulma ve teşvikler, yeni kurulacak yeni geri dönüşüm sanayi alanları hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/we-ceycle-fuari-seminerleriyle-de-fark-yaratti-374924">We Ceycle Fuarı seminerleriyle de fark yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PWN İstanbul&#8217;dan yine fark yaratan bir proje: &#8216;İşimin Patronuyum&#8217; Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pwn-istanbuldan-yine-fark-yaratan-bir-proje-isimin-patronuyum-basladi-370481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[işimin]]></category>
		<category><![CDATA[istanbuldan]]></category>
		<category><![CDATA[patronuyum]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[pwn]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların iş hayatında sürdürebilir bir şekilde var olmaları ve liderler olarak yükselmelerini desteklemek misyonu ile çalışmalar yapan PWN İstanbul’un yeni projesi ‘İşimin Patronuyum’ yoğun katılımcı ilgisiyle ilk dersini yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pwn-istanbuldan-yine-fark-yaratan-bir-proje-isimin-patronuyum-basladi-370481">PWN İstanbul&#8217;dan yine fark yaratan bir proje: &#8216;İşimin Patronuyum&#8217; Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınların iş hayatında sürdürebilir bir şekilde var olmaları ve liderler olarak yükselmelerini desteklemek misyonu ile çalışmalar yapan PWN İstanbul’un yeni projesi ‘İşimin Patronuyum’ yoğun katılımcı ilgisiyle ilk dersini yaptı. 25 Nisan 2023 tarihinde online olarak başlayan ve yedi hafta sürecek programda; fikirden pazara girişimcilik süreçleri, bu süreçlerde karşılaşılan sorunlara pratik öneriler ve iş yaşamından deneyimli eğitmenlerin paylaşımları yer alacak. </strong></p>
<p><strong>‘İşimin Patronuyum’ programında depremden etkilenen bölgelerdeki kadın girişimciler önceliklendiriliyor. </strong></p>
<p>Girişimcilik yolculuğuna çıkmış, kendi işini yöneten kadınların karşılaştıkları zorlukların bilinciyle PWN İstanbul yeni bir projeye imza atıyor.</p>
<p>PWN İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Demirel’in liderliğindeki PWN Akademi gönüllüleri tarafından geliştirilen ve hayata geçirilen proje, 25 Nisan 2023 tarihinde online olarak başladı. Programda, konusunda uzman eğitimciler, kadınlara işlerini yönetme ve büyütme konusunda bilgilerini aktarıyorlar. Özellikle depremden etkilenen bölgelerdeki kadın girişimcileri etkileyen program tamamen online olacak. Aylin Satun Olsun&#8217;un Girişimcilik 101 dersi ile başlangıcını yaptığı ve yedi hafta sürecek olan programda; Beril Koparal Ergün, Arzu Uludağ, Duygu Gündüz Özşen, Seçil Özekin Erdoğan ve Selma Çelik ile insan kaynakları, satış, pazarlama, sosyal medya ve marka oluşturma gibi başlıklarda eğitimler verilecek. Girişimciliğe sağlam adımlar atmak isteyen kadınlar, konusunda uzman eğitimci kadrosu ile her salı ve perşembe akşam saat 20.00’de çevrim içi eğitimlerde buluşacak.</p>
<p>PWN İstanbul üyesi ve program koordinatörü Duygu Gündüz Özsen “Bu programı mart ayı içerisinde başlatmayı planlamıştık. Ancak deprem ile birlikte, özellikle bölgedeki kadın girişimcilere destek olmayı planladık ve 25 Nisan itibariyle daha geniş bir kapsama alanı ile başladık” diye belirtti.  </p>
<p>PWN İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Beril Koparal Ergün ise programın özellikle kadın girişimciliğini destekleme anlamında çok önemli olduğunu ifade ederek, depremzede girişimci kadınlara bu eğitimlerle başlayacak olan desteklerinin farklı projelerle devam edeceğini söyledi. Koparal Ergün, “Depremden etkilenen bölgelerin hızla ayağa kalkmasında kadın iş gücü ve istihdamı çok değerli. Biz PWN İstanbul olarak ‘İşimin Patronuyum’ projemiz ile başlayarak farklı projelerle bu konuda destek olmaya ve değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pwn-istanbuldan-yine-fark-yaratan-bir-proje-isimin-patronuyum-basladi-370481">PWN İstanbul&#8217;dan yine fark yaratan bir proje: &#8216;İşimin Patronuyum&#8217; Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emekliye promosyonda &#8216;Fark&#8217; hesabı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emekliye-promosyonda-fark-hesabi-364204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 08:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[emekliye]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[promosyonda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364204</guid>

					<description><![CDATA[<p>En düşük emekli maaşının 5 bin 500 TL’den 7 bin 500 TL’ye çıkmasının ardından, maaşa göre kademeyle belirlenen banka promosyonlarında da hesaplar değişti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emekliye-promosyonda-fark-hesabi-364204">Emekliye promosyonda &#8216;Fark&#8217; hesabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>En düşük emekli maaşının 5 bin 500 TL’den 7 bin 500 TL’ye çıkarılmasını içeren kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Zamlar nisan itibarıyla geçerli olacak. Hal böyle olunca bankaların emeklilere verdiği promosyon tutarları da güncellenmeye başladı.</p>
<p>Normalde SGK, bankalarla bir protokol imzalayarak maaş tutarına göre ‘taban’ bir promosyon ücreti belirliyor. Buna göre, maaşı 3 bin 499 TL’ye kadar olanlara 3 bin TL, 3 bin 500 TL-7 bin 499 TL arası alanlara 3 bin 500 TL, 7 bin 500 TL-9 bin 999 arasında alanlara 4 bin 500 TL ve 10 bin TL üzerinde ise 5 bin TL nakit promosyon bedeli ödeniyor.</p>
<p>Son yapılan maaş artışıyla birlikte emeklilerin promosyon ödemesi aldıkları maaş kademelerinde de değişiklik meydana gelmiş oldu. Yani daha önce 7 bin TL maaş alan bir emekli sadece SGK’dan 3 bin 500 TL promosyon alırken, yeni güncellemeyle maaşı 7 bin 500 lira olduğu için promosyon kademesi değişerek 4 bin 500 TL’ye yükselmiş oldu.</p>
<p>Ayrıca SGK ile yapılan protokol doğrultusunda bankalar, kampanyalar yaparak bu promosyon tutarlarının üzerinde ödeme yapabiliyor. Böylece emeklinin promosyonu, aldığı maaş kademesine göre daha da yükselebiliyor.</p>
<p>Ancak henüz bankalar promosyonları yeni emekli maaşına göre güncellemiş değil, yani şu andaki promosyonlar aslında son maaş artışından önce yapılan promosyon kampanyalarına göre ödeniyor. Dolayısıyla emekli tarafında bu anlamda bekleyiş devam ediyor. Yeni rakamla birlikte en düşük emekli aylığının Aralık 2022’ye göre yüzde 114 arttığını belirten Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Başkanı Kazım Ergün, “Bankalar da kesenin ağzını açmalı. Banka promosyonu bu oranda artırılmalı” dedi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar Derneği’nden Meral Karadağ da promosyonların hiç bekledikleri gibi olmadığını belirterek, “Emekli maaşları yükselirken, promosyon tutarları halen beklentilerin altında kalıyor. En az 20 bin TL-25 bin TL bandında olmalıydı” dedi.</p>
<p>Emeklilerin yenilenen maaşı üzerinden kampanyadan faydalanabilmesi için bankaya ‘güncelleme’ talebiyle başvurmaları yeterli. Bu durumda banka, daha önce yaptığı promosyon ödemesini yeni ödemeden düşerek yeni bir rakam belirliyor.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emekliye-promosyonda-fark-hesabi-364204">Emekliye promosyonda &#8216;Fark&#8217; hesabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors (PRGF) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors<em> </em>(<em>PRGF</em>) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p>Kök hücre tedavisi ile PRP tedavisi hastalar tarafından çok sık karıştırılıyor. Kök hücre tedavisinde kişinin kendisine ait özel hücrelerden yararlanılırken, PRP tedavisinde doku hasarını onarmak için yine hastanın vücudundan alınan trombositler kullanılıyor. Kanın pıhtılaşmasının temel bileşeni olan trombositler, iyileştirici özelliğe sahip proteinleri içeriyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Karaaslan, kök hücre tedavisi ile PRP arasındaki farklarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavide kök hücreler kullanılıyor</strong></p>
<p>Kök hücreler, vücudumuzda bulunan özel hücrelerdir ve kendilerini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle, ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılmaları son yıllarda oldukça yaygın hale gelmiştir. Kök hücre tedavisi, hastanın kendisinden alınan kök hücrelerin, hasarlı dokulara enjekte edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu işlem, hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmakta ve ağrıyı da azaltmaktadır. Kök hücre tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.</p>
<ul>
<li>Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) </li>
<li>Tendinit (tendon iltihabı)</li>
<li>Ligament hasarı</li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı </li>
</ul>
<p> <strong>PRP için alınan kan ayrıştırılıyor</strong></p>
<p>PRP Tedavisi Platelet Rich Plasma (PRP) tedavisi ise hastadan alınan kanın özel bir işlemle ayrıştırılması ile gerçekleştirilmektedir. Bu işlem sonrasında elde edilen plazma, zengin trombositler içerir. Trombositler, iyileşmeyi destekleyen büyüme faktörleri salgılarlar. Bu nedenle, PRP tedavisi hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmaktadır. PRP tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılır:</p>
<ul>
<li>Tendinit </li>
<li>Ligament hasarı </li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı  </li>
</ul>
<p><strong>Kök hücre tedavisi ve PRP arasındaki farklar </strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi benzerlik gösterse de, aslında bu işlemler farklı uygulamalardır. </p>
<ul>
<li>Kök hücre tedavisi, hasarlı dokulara enjekte edilen canlı kök hücrelerin kullanılmasıyla gerçekleştirilirken, PRP tedavisi trombositlerin salgıladığı büyüme faktörleriyle iyileşme sağlar. </li>
<li>Kök hücre tedavisi daha girişimsel bir işlemdir, çünkü kök hücreler çoğunlukla kemik iliğinden veya yağ dokusundan elde edilir ve enjekte edilmeden önce özel bir işleme tabi tutulurlar. PRP tedavisi ise kanın ayrıştırılması sonrasında enjekte edilir. </li>
<li>Kök hücre tedavisi, PRP tedavisine göre daha uzun süreli bir etkiye sahiptir. Kök hücreler, hasarlı dokuda yenilenmeye başlayarak iyileşmeyi destekler. PRP tedavisi ise daha hızlı bir etkiye sahiptir, ancak etkisi daha kısa sürer. </li>
<li>Genellikle, hafif ila orta şiddetli hastalıklarda PRP tedavisi, daha şiddetli hastalıklarda ise kök hücre tedavisi tercih edilir.  </li>
</ul>
<p><strong>Hastalığın türüne ve şiddetine göre yöntem belirlenmeli</strong></p>
<p>Kök hücre ve PRP tedavileri, son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde popüler hale geldi. Her iki yöntem de hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olur ve ağrıyı azaltabilir. Ancak, kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi arasında farklılıklar vardır ve hangi yöntemin seçileceği hastalığın türüne ve şiddetine göre değişebilir. Bu nedenle, hangi tedavi yönteminin seçileceği konusunda uzman doktorla konuşarak karar vermek önemlidir.</p>
<ul>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri popüler hale gelmiş olsa da, bu tedavilerin tam olarak ne kadar etkili olduğu hala araştırılmaktadır. Bu nedenle, bu tedavileri uygulamadan önce, doktorunuzla tedavi seçenekleri hakkında detaylı bir şekilde konuşmanız önemlidir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavilerinin potansiyel riskleri ve yan etkileri hakkında bilgi sahibi olmanız önemlidir. Tedavi sonrasında ağrı, enfeksiyon, kanama ve diğer komplikasyonlar gibi riskler olabilir. Bu nedenle, tedavinin potansiyel faydaları ve riskleri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok ortopedik hastalığın tedavisinde kullanılabilecek seçeneklerdir. Ancak, bu tedaviler herkes için uygun değildir. Tedavinin sizin için uygun olup olmadığı hakkında doktorunuza danışmalısınız.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok klinikte sunulmaktadır. Ancak, bu kliniklerin kalitesi ve tedaviyi uygulayanların uzmanlık düzeyleri değişebilir. Bu nedenle, tedavi seçenekleri hakkında doktorunuzla konuşmadan önce, klinikleri araştırmak ve referanslarını kontrol etmek önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Fark Yaratan Teknolojiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fark-yaratan-teknolojiler-361468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 09:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Batı toplumlarında her 8 kadından biri hayatının bir aşamasında bu hastalığa yakalanmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abut Kebudi kadınların en çok karşılaştığı bu hastalık ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fark-yaratan-teknolojiler-361468">Kanser Tedavisinde Fark Yaratan Teknolojiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Batı toplumlarında her 8 kadından biri hayatının bir aşamasında bu hastalığa yakalanmaktadır. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abut Kebudi kadınların en çok karşılaştığı bu hastalık ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kadınlarda kanserden ölümlerin en sık ikinci sebebinin meme kanseri olduğunu belirten Prof. Dr. Abut Kebudi, “Meme kanseri olan hastalar tesadüfen tarama yapılırken saptanabilirler veya bize bazı şikayetlerle başvururlar ve tetkiklerde tanı konur. Genetik veya aile kökenli meme kanseri % 15’e varabilen oranda görülebilmektedir. Artık Batı toplumlarında erken tanı çok arttığı için en az tedavi ile en iyi sonuçlar alınmaktadır. Örneğin ABD’de 5 yıllık yaşam beklentisi % 90 civarında seyretmektedir” dedi. Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yeni tedavi yöntemlerinin de geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Kebudi, meme kanseri tedavileri ile ilgili önemli tavsiye ve açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Asla zorunlu olmadıkça açık biyopsi yapılmamalıdır”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Abut Kebudi, “Asla zorunlu olmadıkça açık biyopsi yapılmamalıdır. Çünkü o tip biyopsiler daha sonra yapacağımız tedaviyi olumsuz etkileyebilmektedir. Hastalığın tedavisini oluştururken tümörün çapı, lenf nodu tutulumu, metastaz olup olmadığı, ayrıca tümörün biyolojik özelliklerini bilmek çok önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>“Artık cerrahi tedavide yenilikler var. Sadece hastalığı tedavi etmek yetmiyor, hayat kalitesi de gözetilmeli!”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kebudi, “Cerrahi tedavi olarak eskiden tüm memenin ve koltuk altının alındığı meme kanseri ameliyatları yapılıyordu. Son 50 yılda uygun vakalarda daha sınırlı meme ameliyatları yapılmaya başlandı. Ayrıca, memeden çıkarılacak bölüm büyükse veya memeye daha iyi bir şekil vermek amacıyla onkoplastik meme cerrahisi uygulanmaya başlandı. Koltuk altı bölgesi eskiden komple alınırken şimdi örnekleme ile daha sınırlı cerrahi uygulanmaktadır. Ayrıca akıllı ilaç, immünoterapi vb. gibi yeni tedaviler de söz konusu” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Kebudi, “Meme kanserini tedavi ederken çağdaş tıpta iki amacımız olmalıdır. Birincisi hastaya gereken en yeni, en geçerli tedaviyi uygularken ikinci olarak kozmetik görünümü de hesaplamalıyız” diye belirtti.</p>
<p><strong>Tedavi sıralamasında yenilikler</strong></p>
<p>Ayrıca, Prof. Dr. Kebudi, “Eskiden tanı konulunca genellikle tedavi ameliyatla başlıyor, diğer tedaviler sonra geliyordu. Şimdi tümördeki birçok faktöre göre bazen tedaviye Neoadjuvan Tedavi dediğimiz ilaç tedavisi ile başlayabilmekteyiz”  diye vurguladı.</p>
<p><strong>“Mutlaka genetik danışmanlık alınmalıdır”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kebudi, “Meme kanserinin belirtileri için, memede veya koltuk altında sertlik, kızarıklık, memede portakal kabuğu görünümü, iyileşmeyen yaralar, meme cildi veya ucunda çekintiler gözlemlenebilir diye söyleyen Prof. Dr. Kebudi genetik mutasyonun öneminin de altını çizdi. Meme kanseri tedavisinde genetik yapının önemi ile ilgili, “Genetik mutasyon saptandığında mutlaka genetik danışmanlık alınmalıdır. Çünkü, genetik mutasyon sadece ilgili hastanın geleceğini, riskini etkilemekle kalmaz, yakın aile fertlerini de olumsuz etkileyebilir” diye söyledi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fark-yaratan-teknolojiler-361468">Kanser Tedavisinde Fark Yaratan Teknolojiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
