<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>faktör | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/faktor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/faktor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Sep 2025 16:06:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>faktör | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/faktor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni fikirlere açık çalışma ortamı, çalışan mutluluğunda önemli rol oynuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-fikirlere-acik-calisma-ortami-calisan-mutlulugunda-onemli-rol-oynuyor-578915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 16:06:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışan Mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[fikirlere]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğunda]]></category>
		<category><![CDATA[ortamı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578915</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca’nın aralarında bulunduğu ekip tarafından gerçekleştirilen çalışmada işyerinde çalışan mutluluğu ve çalışanların iş yaşamındaki öznel iyi oluşunu belirleyen iş yeri koşulları araştırıldı. Turizm sektörü çalışanları ile yapılan araştırmada yenilikçi iklim, çalışanların öznel iyi oluşunu artıran anlamlı bir motivasyon kaynağı ve önemli bir faktör olarak öne çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-fikirlere-acik-calisma-ortami-calisan-mutlulugunda-onemli-rol-oynuyor-578915">Yeni fikirlere açık çalışma ortamı, çalışan mutluluğunda önemli rol oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca’nın aralarında bulunduğu ekip tarafından gerçekleştirilen çalışmada işyerinde çalışan mutluluğu ve çalışanların iş yaşamındaki öznel iyi oluşunu belirleyen iş yeri koşulları araştırıldı. Turizm sektörü çalışanları ile yapılan araştırmada yenilikçi iklim, çalışanların öznel iyi oluşunu artıran anlamlı bir motivasyon kaynağı ve önemli bir faktör olarak öne çıktı. Araştırmaya göre, yeni fikirlere açık, kaynak sağlayan bir çalışma ortamı, çalışanların işte yaşadıkları olumsuz duyguları dengelemesine ve olumlu duygusal deneyimlerini güçlendirmesine yardımcı oluyor.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca’nın aralarında bulunduğu araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen Çalışan Mutluluğu Araştırması’nda çalışanların iş yaşamındaki öznel iyi oluşunu belirleyen işyeri koşullarının belirlenmesi amaçlandı.</p>
<p><b>İş yerindeki faktörler çalışan mutluluğunu nasıl şekillendiriyor?</b></p>
<p>Turizm sektöründe çalışan 62 kişiyle gerçekleştirilen araştırmayı gerçekleştirilen ekipte Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca’nın yanı sıra Doç. Dr. Nihan Birincioğlu, Doç. Dr. Hüseyin Çiçeklioğlu ve Phd İlker Çitli yer aldı. Çalışmada, çalışanların öznel iyi oluşunu etkileyen örgütsel kaynaklar ve tehdit unsurları, Pozitif Psikoloji ve İş Talepleri–Kaynakları (JD-R) modeli çerçevesinde ele alındı. Araştırma, yenilikçi iklim, psikolojik güvenlik ve iş güvencesizliği gibi faktörlerin çalışan mutluluğunu nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarak, iş yaşamındaki çalışan deneyimlerinin çok boyutlu yönlerini gözler önüne serdi.</p>
<p><b>İş yerindeki mutluluk sadece bireysel bir mesele değil</b></p>
<p>İş yerindeki mutluluğun sadece çalışana bağlı olmadığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Çalıştığımız kurumun iklimi, yöneticilerimizin tutumu ve iş güvenliğimiz gibi birçok dış faktör, hissettiklerimizi şekillendirir. Biz de bu araştırmada hem çalışanları güçlendiren kaynaklara hem de onları zorlayan tehditlere odaklandık. Amacımız, iş yerindeki mutluluğu sadece bireysel bir mesele olarak değil, içinde bulunduğumuz örgütsel çevrenin bir sonucu olarak da değerlendirmekti. Bu çalışma, yenilikçi iklim ve psikolojik güvenlik gibi destekleyici kaynakların iyi oluşu nasıl güçlendirdiğini, iş güvencesizliği gibi bir tehdidin ise onu nasıl zayıflattığını ortaya koymayı amaçladı” diye konuştu.</p>
<p><b>İşte öznel iyi oluş: İşten duyulan ‘hissedilen tatmin’</b></p>
<p>İş hayatının birbiriyle iç içe geçmiş bir sürü duyguyla dolu olduğunu, bazen aynı anda hem çok mutlu hem de biraz gergin hissedilen anların olduğunu kaydeden Uzunkoca, “İşte tam da bu karmaşık duyguları anlayabilmek için, biz araştırmamızda çalışanların işte öznel iyi oluşunu ve bunu etkileyen iş ortamı dinamiklerini ele aldık. Peki, bu ne demek? Basitleştirmek gerekirse, işte öznel iyi oluş, işimizden duyduğumuz ‘hissedilen tatmin’dir. Yalnızca &#8220;İşimi seviyorum&#8221; demek değil, iş günümüzü şekillendiren tüm o olumlu ve olumsuz duyguların toplamı ve bunlara dair genel yargımızdır. Öznel iyi oluşun en ilginç yanı, duygularımızın birbiriyle yarışmıyor oluşu. Örneğin terfi aldığınızda kendinizi inanılmaz mutlu, gururlu ve heyecanlı hissedebilirsiniz ama aynı zamanda da yeni sorumluluklarınız nedeniyle içinizde bir endişe de hissedebilirsiniz. Bu çok normal.  Olumlu duygularınız yüksekken, olumsuz olanlar da aynı anda var olabilir. Önemli olan, bu duyguların genel dengesidir” dedi.</p>
<p><b>Olumlu, olumsuz duygular ve iş tatmini birlikte ele alındı</b></p>
<p>Araştırmada çalışan mutluluğuna tek bir soruyla (&#8220;Mutlu musun?&#8221;) cevap aramadıklarını, bunun yerine, üç önemli bileşeni birlikte değerlendirdiklerini belirten Uzunkoca, bunları heyecan, ilham, gurur gibi işteki olumlu duygular; sinir, tedirginlik, sıkıntı, korku gibi işteki olumsuz duygular ve işe dair duyulan genel memnuniyet yani iş tatmini şeklinde ele aldıklarını, bu üçlüyü bir arada ölçerek, çalışanların iş yaşamlarına dair dengeli kapsamlı ve gerçekçi bir fotoğraf elde ettiklerini söyledi.</p>
<p><b>Üç temel faktör incelendi</b></p>
<p>Araştırma kapsamında işyerinde yeni fikirlere açık olan ve bu fikirler için kaynak sağlayan “yenilikçi iklim”, tüm ekip üyelerinin kendilerini güvende hissederek düşüncelerini, endişelerini ve fikirlerini paylaşabildiği bir ortam olarak tanımlanan “psikolojik güvenlik” ve çalışanları zorlayan en önemli tehditlerden biri olan “iş güvencesizliği” olmak üzere üç faktör incelendi.</p>
<p><b>Yenilikçi iklim, anlamlı bir motivasyon kaynağı</b></p>
<p>Araştırmanın öne çıkan bulgusunun yenilikçi iklim olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Yenilikçi iklim, çalışanların öznel iyi oluşunu artıran anlamlı bir motivasyon kaynağı ve önemli bir faktör olarak öne çıktı.  Yeni fikirlere açık, kaynak sağlayan bir çalışma ortamının, çalışanların işte yaşadıkları olumsuz duyguları dengelemesine ve olumlu duygusal deneyimlerini güçlendirmesine yardımcı olduğunu bulduk” dedi.</p>
<p><b>Psikolojik güvenlik, kalkan görevi üstleniyor olabilir</b></p>
<p>Beklentilerinin aksine psikolojik güvenliğin öznel iyi oluş üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi gözlemlenmediğini söyleyen Uzunkoca, “Bunun birkaç nedeni olabilir: Psikolojik güvenliğin asıl etkisi, öğrenme ve iş birliği gibi takım düzeyindeki davranışsal sonuçlarda görülebilir ve bireysel duygusal durumları doğrudan etkilemeyebilir. Bununla birlikte psikolojik güvenlik, yüksek stresli ortamlarda bir &#8220;tampon&#8221; işlevi görüyor olabilir; yani her durumda doğrudan mutluluk getiren bir kaynaktan ziyade, kötü şeyler olmasını engelleyen bir kalkan görevi üstleniyor olabilir” diye konuştu.</p>
<p><b>İş yeri koşulları çalışan mutluluğunu şekillendirmede önemli </b></p>
<p>Araştırmada incelenen yenilikçi iklim, psikolojik güvenlik ve iş güvencesizliği şeklindeki bu üç değişkenin çalışanların işyerindeki öznel iyi oluşunun yaklaşık yüzde 22.4&#8217;ünü açıkladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Sosyal bilimlerde, öznel iyi oluş gibi çok boyutlu ve karmaşık bir yapı için bu, pratik açıdan anlamlı açıklayıcı bir güce işaret etmektedir ve iş yeri koşullarının çalışan mutluluğunu şekillendirmede dikkate değer bir rol oynadığını göstermektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>İnsan kaynakları ve yönetim ekiplerine ışık tutacak</b></p>
<p>İşte öznel iyi oluşun iyimserlik gibi kişisel kaynaklar ve aile desteği gibi iş dışı etkenlerden de etkilendiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Ancak bu alanlar üzerinde kurumların doğrudan müdahale kapasitesi sınırlıyken, yenilikçi iklim gibi işyeri faktörleri yöneticilerin geliştirebileceği ve iyileştirebileceği alanlardır. Dolayısıyla araştırmamız, insan kaynakları ve yönetim ekiplerinin çalışanların öznel iyi oluşunu artırmak için etkili biçimde yön verebilecekleri kritik alanlara ışık tutmaktadır” dedi.</p>
<p><b>İş güvencesizliğinin etkisi anlamlılık sınırında kaldı</b></p>
<p>Araştırmada iş güvencesizliğinin öznel iyi oluş üzerindeki negatif etkisinin, istatistiksel olarak anlamlılık sınırında (p=.050) kaldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca<b>, “</b>Oysa araştırmada iş güvencesizliği, çalışan mutluluğu üzerinde negatif bir etki eğilimi göstermiş, fakat bu bulgu istatistiksel olarak sınırda kalmıştır. Teorik beklentilerimizle uyumlu olan bu bulgu, ilişkinin hiç olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu durum bağlamsal faktörlerden kaynaklanabilir. Örneğin, çalışanların işsiz kalma tehdidini nasıl algıladıkları, kişisel finansal durumları ya da kendilerini ne kadar istihdam edilebilir hissettikleri, iş güvencesizliği ile mutluluk arasındaki ilişkinin daha sınırlı görünmesine yol açmış olabilir” dedi.</p>
<p>Söz konusu araştırma Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Corvinus Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Yönetim Akademisi Derneği (TAOM) Konferansı’nda, “Workplace Drivers of Subjective Well-Being” başlıklı çalışmada uluslararası akademik toplulukla paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-fikirlere-acik-calisma-ortami-calisan-mutlulugunda-onemli-rol-oynuyor-578915">Yeni fikirlere açık çalışma ortamı, çalışan mutluluğunda önemli rol oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar sebeb olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-sebeb-olabilir-570599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 08:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[Başparmağı]]></category>
		<category><![CDATA[Başparmak]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[Kemiğini]]></category>
		<category><![CDATA[Tarak]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “başparmak çıkıntısı” olarak bilinen Halluks Valgus, ayak başparmağı kemiğinin dışa ve ayaktaki birinci tarak kemiğinin içe doğru dönmesiyle oluşan karmaşık bir şekil bozukluğu olarak tanımlanıyor.  Toplumda oldukça yaygın görülen bu deformiteye, özellikle 18-65 yaş aralığındaki kişilerin yüzde 23’ünde rastlanıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-sebeb-olabilir-570599">Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar sebeb olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “başparmak çıkıntısı” olarak bilinen Halluks Valgus, ayak başparmağı kemiğinin dışa ve ayaktaki birinci tarak kemiğinin içe doğru dönmesiyle oluşan karmaşık bir şekil bozukluğu olarak tanımlanıyor.  Toplumda oldukça yaygın görülen bu deformiteye, özellikle 18-65 yaş aralığındaki kişilerin yüzde 23’ünde rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, </strong>Halluks Valgus’un kadınlarda erkeklere nazaran 15 kat daha fazla görüldüğünü belirterek, “Ülkemizde  kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unda, yani her 3 kadından 1’inde Halluks Valgus teşhis edilmektedir. Bu deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde ayağın anatomisine uygun olmayan ayakkabı kullanımının, bağ dokusunda esnekliğin ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Stres kırığına yol açabilir! </strong></p>
<p>Halluks Valgus’un ilerleyici bir özelliğe sahip olması nedeniyle deformite ilerledikçe ağrının şiddeti de artıyor ve ayağın yük dengesi bozuluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov,<strong> </strong>bu durumun komşu parmaklarda da deformiteye ve aşırı yüklenmeye bağlı stres kırıklarına neden olabileceğine işaret ederek, “Stres kırıkları göz ardı edildiğinde ağrı şiddetlenerek çok acı veren bir hale dönüşebilmektedir. Ayrıca, deformite şiddetlendikçe ayakta artroza, yani kireçlenmeye yol açabilir. Bu durum Halluks Valgus tedavisini zorlaştırarak daha büyük cerrahi müdahalelere gerek duyulmasına sebep olabilir.  Bu nedenle, erken teşhis etmek, çok daha önemlisi önlem almak bu deformasyonda büyük önem taşımaktadır. Hastalarımıza önlem olarak, pençesi dar olmayan ve ayak iç kavisini destekleyen, topuğu yüksek olmayan rahat ayakkabı kullanmalarını önermekteyiz” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Genetik faktörlerden dar ayakkabılara… </strong></p>
<p>Kesin bir nedeni olmamakla beraber Halluks Valgus’un gelişiminde genetik ve çevresel faktörler etkili oluyor. Her iki başparmağın da etkilenebildiği bu deformitede genetik yatkınlıkta risk yüzde 70 gibi oldukça yüksek bir oranda seyrediyor. Ayak başparmak deformitesinde önemli sebeplerden olan genetik yatkınlık içsel faktör olarak nitelendiriliyor. Bağ dokusu esnekliği, düztabanlık, serebral palsi ve romatolojik eklem rahatsızlıkları  diğer içsel faktörleri oluşturuyor. Yüksek topuklu ve dar ayakkabı kullanımı ise dışsal faktör olarak nitelendiriliyor.</p>
<p><strong>Deformite arttıkça ağrı daha çok şiddetleniyor! </strong></p>
<p>Halluks Valgus’un belirtileri başparmaktaki deformite arttıkça daha çok büyüyor. Hastalar en çok ayak başparmağındaki kemik çıkıntısının ayakkabıya sürtünmesi nedeniyle oluşan ağrıdan yakınıyorlar. Başlangıçta sadece ayak başparmağı kenarında oluşan ağrı tablo ilerledikçe daha çok şiddetleniyor ve ayak tarak kemiğinin altında bile hissediliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, Halluks Valgus’un belirtilerini şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Başparmakta dışa doğru yamukluk ve   başparmak çıkıntısında ağrı</li>
<li>Ayak tarak kemiğinin altında ağrı</li>
<li>Ayakkabı giymede güçlük</li>
<li>Ayakta deformasyona bağlı nasır oluşması</li>
<li>Diğer komşu parmakların üst-üste binmesi</li>
</ul>
<p><strong>Tedavi hastalığın şiddetine göre planlanıyor</strong></p>
<p>Ayak başparmağındaki kemik çıkıntısında tedavinin şekli hastalığın şiddetine göre planlanıyor.  Deformiteyi düzeltmeden semptomları kontrol etmek amacıyla başvurulan konservatif (ameliyat dışı) yöntemlerde; ayakkabı modifikasyonu, pedler, parmak arası silikon makaralar ve Halluks Valgus atellerinden faydalanılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, ancak ameliyat dışındaki hiçbir yöntemin ayak başparmağındaki şekil bozukluğunu düzeltmediğini hatırlatarak, “Halluks Valgus’ta kesin sonuç ancak cerrahi müdahale ile mümkün olabilmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Ameliyatla deformite düzeltiliyor</strong></p>
<p>İlk basamak tedaviler fayda sağlayamadığında, hastada ağrı  ve ayakkabı giymekte zorluk gibi şikayetlerin devamında, ameliyat seçeneği gündeme geliyor. Ayakta başparmak çıkıntısı ameliyatında deformitenin düzeltilmesi ve böylece ağrı ve ayakkabı giymekte zorluk  gibi semptomların kontrol altına alınması hedefleniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov,<strong> </strong>günümüzde<strong> </strong>bu işlemlerin minimal invaziv cerrahi, bir başka deyişle küçük kesilerle yapıldığını belirterek, “Ameliyatta başparmak ve tarak kemiğini  aynı eksene getirip vidayla tespit ediyor ve böylece aralıklı duran tarak kemiklerini yaklaştırıyoruz. İşlemleri küçük kesiler ile gerçekleştirdiğimiz için dokular fazla hasar görmemekte ve bu sayede iyileşme süresinin kısalmasına olanak sunmaktadır“ diyor. Hastaların genellikle bir gün sonra hastaneden taburcu olduklarını söyleyen Dr. Tural Khalilov, ameliyat sonrasındaki iyileşme sürecini ise şöyle özetliyor: “Hastaların 3-4 hafta ayağın üzerine yük vermemelerini ve özel ayakkabıyla yürümelerini önermekteyiz.  İyileşme dönemi deformitenin şiddetine bağlı olarak 4-6 hafta arasında değişebilmekte ve bu sürecin sonunda hastalarımız iş ile sosyal yaşamlarına geri dönebilmektedirler.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-sebeb-olabilir-570599">Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar sebeb olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşulsuz Sevginin İyileştirici Gücü: Hayatınızı Değiştiren Faktör</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kosulsuz-sevginin-iyilestirici-gucu-hayatinizi-degistiren-faktor-557590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 09:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiren]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hayatınızı]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirici]]></category>
		<category><![CDATA[koşulsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sevginin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, hayvanlarla kurulan duygusal bağın çocuklardan yaşlılara kadar her yaş grubunda ruh sağlığını nasıl etkilediği ve hayvan destekli terapilerin psikolojik rahatsızlıklarda nasıl rol oynadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosulsuz-sevginin-iyilestirici-gucu-hayatinizi-degistiren-faktor-557590">Koşulsuz Sevginin İyileştirici Gücü: Hayatınızı Değiştiren Faktör</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, hayvanlarla kurulan duygusal bağın çocuklardan yaşlılara kadar her yaş grubunda ruh sağlığını nasıl etkilediği ve hayvan destekli terapilerin psikolojik rahatsızlıklarda nasıl rol oynadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hayvanlar, koşulsuz sevgiyle travma sonrası güven duygusunu yeniden kazandırıyor!</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmaların, hayvanlarla vakit geçirmenin stres hormonu olan kortizol seviyelerini düşürdüğünü ve mutluluk hormonu olarak bilinen oksitosin salgısını artırdığını gösterdiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu duruma örnek olarak, bir kediyi okşamak kalp atış hızını düzenleyerek kişiye sakinlik hissi verebilir. Bununla birlikte hayvanlarla etkileşim içinde olmak, yalnızlık duygusunu azaltarak depresyon belirtilerini hafifletebilir.” dedi.</p>
<p>Kişinin yalnız olmadığını ve yalnızlıkla beraber gelebilen değersizlik ya da sevilmeme duygularıyla daha rahat baş edebileceğini aktaran Aydın, “Özellikle terapi köpekleri veya kedileri, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan bireylerde güven duygusunu yeniden inşa etmeye yardımcı olur. Yardımcı olmasının nedenleri incelendiğinde, bu hayvanlar koşulsuz sevgi ve güven duygusu sunar. Travmatik deneyimler yaşayan kişiler, insan ilişkilerinde güven sorunu yaşayabilir ve tehdit algıları artabilir. Ancak hayvanlar, yargılamadan ve beklentisiz bir şekilde bireylere eşlik eder, bu da kişinin yeniden güven hissini deneyimlemesine olanak tanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hayvanlarla iletişim, sözel olmayan duyguları anlamayı sağlıyor!</strong></p>
<p>Hayvanların, insanların duygularını anlamlandırmasına ve yönetmesine yardımcı olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bir kişi stresli veya üzgün olduğunda evcil hayvanıyla vakit geçirmek, ona koşulsuz sevgi sunan bir dostla birlikte olmanın huzurunu yaşamasını sağlar. Bu, özellikle öfke kontrolü veya kaygı bozukluğu yaşayan bireylerde, duygusal tepkileri daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Çocuklar ve ergenler üzerinde yapılan araştırmalara değinen Aydın, “Hayvanlarla vakit geçiren bireylerin empati becerilerinin geliştiğini ve stres karşısında daha sağduyulu tepkiler verdiklerini ortaya koyan araştırmalar var. Birey, hayvanın duygularını anlamaya ve onun ihtiyaçlarını gözetmeye başlar. Empati, bir başkasının duygu ve ihtiyaçlarını fark edebilme ve onlara uygun şekilde yanıt verebilme becerisidir. Hayvanlarla kurulan bağ, insanların bu yeteneğini geliştirmesine yardımcı olur çünkü hayvanlar konuşarak kendilerini ifade edemezler. Onların ruh hallerini vücut dilleri, yüz ifadeleri ve hareketleriyle anlamak gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hayvanlarla büyüyen çocuklar başkalarının duygularını anlamada daha başarılı olabilir!</strong></p>
<p>Bir çocuğun evcil bir hayvanla büyüdüğünde, sorumluluk duygusu, empati ve sosyal beceriler kazandığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bir çocuğun her gün köpeği beslemesi, ona düzenli bakım sağlaması gerektiğini öğrenmesine yardımcı olur. Ayrıca, hayvanlarla büyüyen çocuklar, duygusal ifadelerini daha iyi tanıyabilir ve başkalarının duygularını anlamada daha başarılı olabilirler. Hayvanlarla oyun oynayan çocukların sosyal ilişkilerinde daha girişken ve uyumlu oldukları da bilimsel çalışmalarla desteklenmiştir.” dedi.</p>
<p><strong>Hayvanlarla kurulan duygusal bağ, iyileşme sürecine katkı sağlıyor!</strong></p>
<p>Yaşlı bireyler içinse evcil hayvanların, hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük bir destek kaynağı olabildiklerine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bir kedi veya köpekle vakit geçirmek, yalnızlık hissini azaltırken zihinsel sağlığı da destekler. Örneğin, Alzheimer hastası bireylerde terapi hayvanlarıyla yapılan çalışmalar, kişideki anksiyeteyi azalttığını ve bilişsel işlevlerini desteklediğini gösteriyor. Evcil hayvanlar, yaşlıların günlük rutinlerini korumalarına yardımcı olarak onlara bir amaç hissi kazandırır ve sosyal etkileşimlerini artırır. Böylece yaşlılık sürecinin daha sağlıklı geçirilmesi katkıda bulunurlar.” dedi.</p>
<p>Hayvan destekli terapilerin hangi psikiyatrik rahatsızlıklarda daha sık kullanıldığına da değinen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hayvan destekli terapiler, özellikle depresyon, kaygı bozuklukları, otizm spektrum bozukluğu ve TSSB gibi rahatsızlıklarda sıkça kullanılır. Örneğin, savaş travması geçirmiş bir gazinin terapi köpeğiyle geçirdiği süre sonunda panik ataklarının azaldığı ve sosyal hayata daha kolay adapte olduğu görülmüştür. Bir vakada, ağır depresyon teşhisi konmuş bir bireyin, at destekli terapiye başladıktan sonra günlük rutinlerine daha kolay dönebildiğini ve kendisini daha güvende hissettiğini gözlemlemiştik. Kısaca hayvanların bireylere duygusal bağ sunmaları iyileşme sürecine katkıda bulunur.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosulsuz-sevginin-iyilestirici-gucu-hayatinizi-degistiren-faktor-557590">Koşulsuz Sevginin İyileştirici Gücü: Hayatınızı Değiştiren Faktör</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserine Yakalanma Riskini Artıran 8 Faktör !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-yakalanma-riskini-artiran-8-faktor-422222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Nov 2023 07:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yakalanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri dünya çapında kansere bağlı ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. 2020 yılında yapılan bir araştırmada dünya çapında 1,9 milyondan fazla yeni kolorektal kanser vakasının tespit edildiği ve kolorektal kanser nedeniyle 930.000'den fazla yaşam kaybının meydana geldiği tahmin edilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-yakalanma-riskini-artiran-8-faktor-422222">Kolon Kanserine Yakalanma Riskini Artıran 8 Faktör !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KOLON KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİ ARTIRAN 8 FAKTÖR</strong></p>
<p>Kolon kanseri dünya çapında kansere bağlı ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. 2020 yılında yapılan bir araştırmada dünya çapında 1,9 milyondan fazla yeni kolorektal kanser vakasının tespit edildiği ve kolorektal kanser nedeniyle 930.000&#8217;den fazla yaşam kaybının meydana geldiği tahmin edilmektedir. Kolon kanseri belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki kişiler bu hastalığın tehdidi altındadır. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Belirtiler kanserin yerleşim yerine göre değişiyor</strong></p>
<p>Kolon kanseri sıklıkla 60-70 yaş arasında görülür. Ailesinde erken yaşta kolon kanseri olmayanların, 50 yaş altında bu hastalığa yakalanma ihtimali azdır. Belirtiler, kanserin yerleşim yerine göre değişebilir. Örneğin; makatın çıkışına çok yakınsa kişinin eline karnabahar gibi bir et parçası gelebilir, kanama yapabilir, ishal ve zaman zaman kabızlık durumu ortaya çıkabilir. Büyük abdest şekilsiz çıkmaya başlar, karında şişkinlik artar, bu hasta tarafından hazımsızlık olarak algılanabilir. Büyük abdestte sümüksü yapılar olabilir veya hastalığın ileri dönemlerinde gaz çıkaramama, şişkinlik ve beraberinde karın ağrısında artma, hatta kusma olabilir. </p>
<p><strong>Kolon kanserinde risk faktörleri aşağıdaki gibidir;</strong></p>
<ol>
<li>Kolonda bağırsak iç kısmında bulunan ve “polip” denilen et parçalarının varlığı riski artırır. </li>
<li>Kişiye daha önceden kolon kanseri teşhisi konmuş ve tedavi görmüş olsa da risk devam etmektedir. </li>
<li>Yumurtalık, rahim ve meme kanserli hastalar da kolon kanseri açısından risk altındadır. </li>
<li>Sigara kolon kanserine yakalanma riskini artırır. </li>
<li>Beslenme alışkanlıkları kolon kanseri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Kırmızı etten zengin ancak meyve ve sebzeden fakir yemek yeme alışkanlıkları kolon kanserine yakalanma riskini artırır. </li>
<li>Düşük selenyum düzeyi, iltihabi bağırsak hastalıkları, bazı virüs türleri, endüstrileşmiş ülkeler gibi çevresel faktörler (fast food, işlenmiş besinler), ağır alkol tüketimi kolon kanserine yakalanma ihtimalini artırır. </li>
<li>B6 vitamini eksikliği kanser riskini artırabilir. </li>
<li>Sedanter yaşam tarzı kansere yakalanma riskini artırır.  </li>
</ol>
<p><strong>45 yaşından sonra kolonoskopi şart!</strong></p>
<p>Büyük abdestte gizli kan taraması pozitif çıkanlarda ve 45 yaş üzerindeki herkeste kolonoskopi rutin olarak yapılmalı ve 5 yılda bir tekrarlanmalıdır. Aile hikayesi olanlar ise mutlaka bir doktora başvurmalıdır. Kolonoskopide alınan poliplerin üzerinde, kanser erken evrede yakalandığında ameliyat gerekmeyebilir, bu hastalar yakın takibe alınır. Kanser ileri evredeyse ameliyat yapılır. Ameliyat açık veya laparoskopik denilen kapalı işlemle yapılabilir.  </p>
<p><strong>Erken evrede yakalanan kolon kanseri 5 kat uzun yaşar</strong></p>
<p>Cerrahi sonrasında hastanın durumu ve doktor kararına göre, ilaç ya da ışın tedavisi tedaviye eklenebilir. Erken evre yakalanmış bir kolon kanseri hastası, geç evre yakalanana göre 5 kat daha uzun yaşar. İlk 2 yıl 3 ayda bir, sonraki 5 yıl 6 ayda bir doktor kontrolünde olmak çok önemlidir. Kolon kanseri, erken tanı ile önlenebilir bir hastalıktır ve erken tanıda sonuçlar, diğer kanserlere göre oldukça başarılıdır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-yakalanma-riskini-artiran-8-faktor-422222">Kolon Kanserine Yakalanma Riskini Artıran 8 Faktör !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 11:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçlendirilmesidir]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[kamer]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[teşhisinde]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362717</guid>

					<description><![CDATA[<p>“ Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>“ Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği önerisi ile 1956 yılından itibaren her yıl 1-7 Nisan arası Kanser Haftası olarak anılıyor. Kanser Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan EÜ Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve EÜ Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Emine Serra Kamer, “Kanser, dünyada ve ülkemizde hastalığa bağlı ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir sağlık problemidir. Ülkemizde her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında kamuoyunun kanser ile ilgili bilgilendirilmesi amacıyla pek çok aktivite ile hastalığın kamusal alanda tekrar değerlendirilmesi amaçlanıyor. Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, her yıl olduğu gibi bu yıl da kanser haftasına yönelik toplumda farkındalık yaratacak etkinliklere katılım sağlıyor” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“<b>Erken teşhiste kamusal farkındalığın artırılması önemli” </b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kanserin erken teşhisinde en önemli faktörün, toplumun kanser konuda bilinçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kamer, “Kanser, kontrolsüz hücre bölünmesi sonucu ortaya çıkan, farklı hastalıklar için kullanılan ortak terimdir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır. Kanser ile ilgili kamusal farkındalığın artması böylece tarama programlarına katılımın teşvik edilmesi ile erken tanı ile tedavi edilebilen meme, serviks, kolon kanseri gibi sık görülen hastalıklarda ölüm oranlarının azaltılması hedefleniyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kanserin oluşumunda çevresel faktörlerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kamer, “Kanserler yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörlere bağlı olarak gelişmektedir. Kanserlere neden olan çevresel faktörler arasında yer alan; tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu veya obez olma ve kansere sebep olan enfeksiyonlara maruziyetin engellenmesi veya aşılama yolu ile günümüzde görülen kanserlerin yüzde 30 ila yüzde 50 oranında önlenebileceği bilinmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><b><span><span>“Kanser Tarama Merkezleri ücretsiz hizmet veriyor”</span></span></b></span></span><span><span><span><span>Kanserin, sık görülen yedi belirtisi olduğunu belirten Prof. Dr. Kamer, “Kişilerde; açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, beklenmeyen kanamalar, öksürük ve balgamda kan görülmesi, dışkılama alışkanlıklarında değişiklikler, ağrısız büyüyen kitle oluşumları, meme şeklinde değişiklik ve ciltte ben yapısında değişim olması durumunda bir sağlık kurumuna mutlaka başvurulması önerilmektedir.  Sağlık Bakanlığına bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil kanser tarama araçlarında meme kanseri, serviks kanseri ve kolon kanserine yönelik tarama programları ücretsiz olarak uygulanıyor” dedi. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
