<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>evriliyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/evriliyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/evriliyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>evriliyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/evriliyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Akran zorbalığı, silahlı saldırılara mı evriliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-silahli-saldirilara-mi-evriliyor-628201</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[evriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Olayların]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılara]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırı ile Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9 kişinin hayatını kaybettiği, 13 kişinin yaralandığı saldırıların ardından, gözler yeniden bireysel silahlanma ve şiddetin toplumsal boyutlarına çevrildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-silahli-saldirilara-mi-evriliyor-628201">Akran zorbalığı, silahlı saldırılara mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırı ile Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9 kişinin hayatını kaybettiği, 13 kişinin yaralandığı saldırıların ardından, gözler yeniden bireysel silahlanma ve şiddetin toplumsal boyutlarına çevrildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü’nden Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, yaşanan olayların sadece bireysel değil, çok katmanlı bir sorun olduğuna dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>S<strong>ilah edinmenin üç temel nedeni: Savunma, aidiyet, kimlik</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sarıbey, bireylerin silah edinme motivasyonlarını üç ana başlıkta toplandığını belirterek, “İnsanlar savunma, kültürel aidiyet ve psikolojik kimlik inşası olmak üzere üç temel nedenle silah sahibi olmaktadırlar. Savunma odaklı yaklaşımda bireyler, suç mağduru olma korkusu ve güvenlik yetersizliği algısıyla silahı son bir sığınak olarak görürler. Sosyolojik açıdan silah, aileden gelen bir gelenek, avcılık veya atıcılık gibi alt kültürlere aidiyet hissi veren bir sosyalleşme aracıdır. Psikolojik çalışmalarda ise silahın, bireye kaybolan kontrol hissini geri verdiği ve maskülen güç sembolü olarak işlev gördüğü vurgulanır.” dedi.</p>
<p><strong>“Silah etkisi” saldırganlığı tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Bazı toplumlarda silah sahipliğinin politik bir anlam da taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Sarıbey, “Silah, devlete karşı bireysel özgürlüğün ve sivil hakların korunması gibi bir anlam yüklenerek de sahiplenilebilmektedir. Ancak ‘Silah Etkisi’ teorisi, korunma amaçlı bile olsa silahın varlığının saldırganlık dürtülerini tetikleyebileceğine dikkat çekmektedir. Özetle silah, yalnızca bir araç değil; hem somut bir güvenlik arayışını hem de soyut bir güç ve kimlik tanımını temsil etmektedir. Bu motivasyonlar, bireyin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çevre ve hukuki düzenlemelerle doğrudan ilişkilidir. Nihayetinde silah edinme kararı, rasyonel bir korunma ihtiyacı ile derin psikolojik gereksinimlerin birleşimidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital içerikler gençlerin risk algısını zayıflatıyor</strong></p>
<p>Medyanın ve dijital içeriklerin etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Sarıbey, “Silahın filmler, diziler, video oyunları ve sosyal medya aracılığıyla estetik bir unsur gibi sunulması, en başarılı, en adaletli, en güçlü karakterlerin silah kullanıyor olmaları gençlerin risk algısını köreltmektedir. Ekranda gördüğü karakterlerin sorunları silahla çözdüğünü gören gençler, çatışma yönetiminde iletişim yerine fiziksel gücü ve silahı merkeze koymaya başlamaktadır. Bu da akran zorbalığının silahlı saldırılara evrilme riskini arttırmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şiddet gündelik hayatın parçası haline geliyor</strong></p>
<p>Şiddetin gündelikleştiğine işaret eden Prof. Dr. Sarıbey, “Sürekli şiddet ve suç içeriklerine maruz kalmak bireyleri şiddete karşı duyarsızlaştırmakta ve şiddetin sıradan bir çözüm yöntemi olarak görülmesine neden olmaktadır. Eskiden husumet, namus temelli olan ateşli silahla öldürme- yaralama olayları, artık trafikteki bir tartışma, sosyal medyadaki bir atışma meselesine indirgenmiş durumdadır.” dedi.</p>
<p><strong>Güvensizlik algısı bireysel silahlanmayı artırıyor</strong></p>
<p>Modern yaşamın getirdiği güvensizlik algısının da bireysel silahlanmayı tetiklediğini belirten Prof. Dr.  Aylin Yalçın Sarıbey, “Şehir hayatındaki belirsizlikler, suç oranlarına ilişkin algısal artış ve cezaların caydırıcılığına yönelik güvensizlik, bireyleri kendi güvenliğini kendisinin sağlama düşüncesine itmektedir. Silah bu noktada yapay bir kontrol hissi sunmaktadır. Özellikle ataerkil toplumlarda silah, otorite ve statü simgesi olarak görülmekte, sosyal medyanın da etkisiyle bir kimlik inşası aracına dönüşmektedir” diye konuştu. </p>
<p><strong>Silaha erişim kolaylığı sonuçları ağırlaştırıyor</strong></p>
<p>Ateşli silahlara erişimin kolay olmasının, olayların sonuçlarını ağırlaştırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sarıbey, çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Ateşli silahlara erişimi sınırlayabilmek adına teminin önlenmesi için denetim ve takiplerin arttırılması, var olan silahların dolaşımdan çıkartılması için ceza muafiyeti ve teşvik edici sistemler kullanılarak teslim edilmelerinin sağlanması gerekmektedir. Risk grubunda olan çocukların tespiti, takibi ve psikososyal olarak desteklenmeleri büyük önem taşımaktadır. Ruhsatsız silah taşımanın cezası ertelemeye tabi olmayacak kadar ağırlaştırılmalı, ruhsatlı silah sahibi olan kişilerin silaha erişimi zorlaştıracak her türlü önlemi almaları zorunlu tutulmalıdır.” </p>
<p><strong>Denetim, eğitim ve psikososyal destek şart</strong></p>
<p>Risk grubundaki çocukların erken tespitinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Sarıbey, “Okullarda ve rehberlik ve destek birimlerinde öfke kontrolü, çatışma çözme becerileri üzerine zorunlu programlar periyodik olarak uygulanmalıdır. Silahın kullanımının yüceltildiği yapımlara yönelik denetimlerin artırılması ve toplumsal şiddeti normalize eden dilden kaçınılması sıkı biçimde takip edilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bulaşıcı etki” uyarısı: Haber dili kritik rol oynuyor</strong></p>
<p>Bu tür olayların ardından “bulaşıcı etki” riskine de dikkat çeken Prof. Dr. Sarıbey, “Büyük yankı uyandıran bu tür olayların ardından benzer olayların yaşanma ihtimali artmakta, bulaşıcı etki göstermektedir.   Sosyal medyada çok görünür kılınması benzerlerinin olma ihtimalini güçlendirmektedir, bu nedenle sosyal medyada ve haberlerin verilmesinde kullanılan dile dikkat edilmesi, psikolojik destek mekanizmalarının etkin işletilmesi büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımız geleceğimizdir, her birinin sağlıklı, mutlu, huzurlu bireyler olmaları tüm toplumun sorumluluğunda olduğu unutulmamalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-silahli-saldirilara-mi-evriliyor-628201">Akran zorbalığı, silahlı saldırılara mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 13:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[evriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. </strong></p>
<p><strong>‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nihan Kalkandeler, çiftlerin hiçbir iletişim kurmadığı, sözel ya da duygusal hiçbir bağlantının olmadığı evliliklere ve sosyal etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Ailenin yeni kuşaklara kültürel kimliğin ve değerlerin kazandırılması, toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında bir köprü görevi üstlendiğini belirten Dr. Nihan Kalkandeler, aile bireyleri için toplumsal bilincin ne ölçüde hayatın merkezinde yer aldığının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Değişimden çiftlerin ilişkileri de payını alıyor</strong></p>
<p>Kişilerin gittikçe bireyselleştiği yeni dünya düzeninde toplum üzerindeki yansımaların da dönüşüme uğradığını ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bazı değerlerimizi kaybediyoruz. Hayatımızın değişim, gelişim ve dönüşümlere gebe olduğunu biliyoruz. Bu değişimden aile düzeni ve çiftlerin ilişkileri de nasibini alıyor elbet. Evli çiftin arasındaki sevgi duygusunun da değişime uğraması kaçınılmaz bir durum haline geliyor. Arzu edilen değişim, çiftlerin sevgi dolu, olgun, birlikte büyüyen ve gelişen bir ilişki içerisinde olmalarıdır ve bu ancak karşılıklı çaba ile mümkündür. Eşlerin birlikte kurdukları yuvada aile bağları kuvvetlendikçe, beraberlik duyguları güven ve huzur ortamıyla desteklendikçe aralarındaki sevgi paylaşımı ve ilişkilerinin değeri de artmaktadır. Buradaki sihirli kelime ‘paylaşımdır’. Bu kelimenin sihrini korumak ise zor zanaat. Çünkü paylaşım demek ortaklık demektir oysa ki sonu bireyselliğe çıkan bir paradoksun içinde kaybolan ‘ben merkezli’ bireyler, paylaşım kelimesinin gerekliliklerinden uzaklaşmış durumdalar.” dedi.</p>
<p><strong>Biz olma gayreti tükenme eğilimine girdi</strong></p>
<p>Günümüzde çiftler arasındaki etkileşimin de farklılığa uğradığını kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bir zamanların etkileşim düzeninde kadın ve erkek paylaşım içinde birbirlerinin yerini, konumunu anlamlandırırken örneğin benliğin sunumunda kadın ve erkek kendinden ziyade birbirini öne çıkarmayı seçerken; bugünün etkileşim düzeninde kadın ve erkek sadece kendi kimliklerini korumanın çabası içindeler. Başka bir ifadeyle ‘biz’ olma gayret ve girişimi gün geçtikçe tükenme eğiliminde diyebiliriz. Hal böyle olunca ‘sen’in ve  ‘ben&#8217;in birleşip &#8216;biz&#8217;i oluşturamaması öne çıkıyor ve aile kalabilme gayreti de zarar görüyor. Yeni pratiklerimizde rol aldığımız sahnelerin adı ise ‘sessiz evlilik’ veya ‘boş kabuk evlilik’ oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dış ve iç baskılar nedeniyle devam eden evliliklere rastlanıyor</strong></p>
<p>Zaman zaman eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen evlilikler görüldüğünü kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Toplumsal kabul açısından sürdürülen evlilikler, başka bir deyişle boşanmaları yakın çevreleri tarafından hoş karşılanmayacağı için evli kalmayı tercih eden, birbirine yabancılaşmış ve ‘evliymiş gibi’ yaşayan çiftler, daha doğrusu ayrı ayrı bireyler ve bireyselleşmiş hayatlardan söz ediyoruz. Eğer çocukları varsa, onların zarar göreceğini düşünerek sürdürülen evlilikler da diğer bir örneğimiz.  Peki bu örnekler, toplumsal normları düşündüğümüzde model olacak nitelikte mi? Emsali olan durumlara eğilim göstermemiz ve farklı tecrübelerden feyz almamız her birimizin kaçınılmaz gerçeğidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sessiz evlilikler haneden haneye sıçrıyor</strong></p>
<p>Mikro çevremizde bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiğini ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. ‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor. Toplumu kucaklayan normları kaybetmeye başladıkça toplum üzerinde de olumlu yansımalara rastlamak zorlaşıyor. Sırf toplumsal normları korumak için anlaşamayan iki insanı bir arada tutmak da değil mesele. Ama eğer bir anlaşmazlık varsa, aile içindeki iletişim pamuk ipliğine tutunuyorsa, oradaki krizi çözebilecek zamanı doğru kullanabilmek gerekiyor.” dedi. </p>
<p><strong>Bu tavsiyelere kulak verilmeli</strong></p>
<p>Bu toplumsal sorunla mücadelede yapılabileceklere değinen Dr. Nihan Kalkandeler, sözlerini şöyle tamamladı: “Eşlerin birbirlerine zaman ayırmaları, birbirleriyle iyi arkadaş olabilmeleri, serbest zamanları beraber paylaşma konusunda istekli olmaları, aralarındaki bağlılığın korunması konusunda istekli ve gayretli olmaları önemli etkenlerdir. Her bireyin kendi biricikliğini, kendi öyküsünün ve bakış açısının olacağını düşünürsek, hayat arkadaşımız dahi olsa eşimizi kendi öyküsüyle kabul etmeye çalışmak, onu şekillendirmemek, empati kurabilmek, kelime ve davranışlarımızda müteşekkir olduğumuzu hissettirmek, destek olabilmek önem arz ediyor. Sona bırakmış oldum ama ‘biz’ olabilmenin yolu sevgi, şefkat, takdir ve saygıdan geçiyor.   Çiftler birbirlerine nasıl saygı göstereceklerini öğrendiği ve birbirlerinin haklarını gözettikleri, birbirlerini dinledikleri ve hayatın müşterekliğini unutmadıkları sürece sessiz evlilikleri normalleştirmeyeceğimize inanıyorum.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
