<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etkileyen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 08:26:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>etkileyen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Milyonlarca kadını etkileyen PCOS&#8217;un adı değişiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcosun-adi-degisiyor-640490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:26:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adı]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[değişiyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[milyonlarca]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[pcos]]></category>
		<category><![CDATA[Pmos]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan ve milyonlarca kişiyi etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PCOS) önemli bir değişiklik yaşandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcosun-adi-degisiyor-640490">Milyonlarca kadını etkileyen PCOS&#8217;un adı değişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan ve milyonlarca kişiyi etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PCOS) önemli bir değişiklik yaşandı. Uzun yıllardır bu isimle bilinen hastalık, artık Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) olarak adlandırılacak. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz bu değişikliğin nedenini şu şekilde özetliyor, “Bu durum yalnızca yumurtalıklarla ilgili bir sorun değil, tüm vücudu etkileyebilen metabolik ve hormonal bir tablo. Bu nedenle isim değişikliği, tanı ve tedavi süreçlerinin iyileştirilmesi açısından farkındalık yaratacak kıymetli bir adım” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>PMOS’u yalnızca üreme sağlığıyla ilişkilendirmek, diyabet ve kalp hastalığı gibi uzun vadeli risklerin gözden kaçmasına ve etkili tedavinin gecikmesine neden olabiliyor. Eski isimde yer alan “polikistik” ifadesinin hastalığın yalnızca yumurtalıklardaki kistlerle ilgili olduğu algısını yarattığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “Oysa overlerde görülen yapılar patolojik kistler değil, olgunlaşmamış yumurta kesecikleri. PMOS; hormonal, metabolik ve ruhsal sağlık dahil vücudun birçok sistemini etkileyen bir durum. Bu nedenle yeni isim, hastalığın kapsamını daha doğru yansıtıyor” dedi.</p>
<p><strong>Ciddiye alınmayan belirtiler şikayetlerin devam etmesine yol açıyor</strong></p>
<p>Bu isim ve yaklaşım değişikliğiyle teşhis ve tedavinin iyileşmesi, geciken teşhislerin azalması, metabolik taramaların, yaşam tarzı değişikliklerinin ve uzun vadeli risk yönetiminin teşvik edilmesinin amaçlandığının altını çizen Yılmaz, “Yalnızca over odaklı bakış; kan şekeri, insülin ve lipid profili gibi metabolik taramaların ihmal edilmesine, yaşam tarzı değişiklikleri, kilo yönetimi ve uzun vadeli risk azaltma stratejilerinin göz ardı edilmesine yol açabiliyor. Ayrıca kilo alma, yorgunluk ve ruh hali değişiklikleri gibi belirtiler ‘sadece jinekolojik’ görülerek yeterince ciddiye alınmayabiliyor ve bu durum yetersiz tedaviye neden olabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Normal overlere sahip kadınlarda da PMOS görülebiliyor</strong></p>
<p>Adet düzensizliği, kilo artışı veya akne gibi belirtilerin sıklıkla stres, ergenlik ya da kilo sorunu olarak değerlendirilerek göz ardı edildiğine değinen Yılmaz, “Hastalık metabolik ve hormonal bir durum olmasına rağmen çoğu zaman yalnızca yumurtalıklarla ilişkilendiriliyor ve ultrason bulgularına odaklanılıyor. Oysa polikistik over görüntüsü tanı için zorunlu değil, birçok kadında görülmeyebildiği gibi normal overlere sahip kişilerde de PMOS bulunabiliyor. Ayrıca belirtilerin farklı uzmanlık alanları kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi, hastalığın bütüncül yapısının gözden kaçmasına ve tanının gecikmesine yol açabiliyor. Bu nedenle birçok kadın ancak gebe kalmakta zorlandığında tanı alabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının payı büyük</strong></p>
<p>PMOS yönetiminde yaşam tarzı değişikliklerinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Yılmaz, “Kılavuzlara göre beslenmede tek bir ‘en iyi’ diyet yok. Akdeniz diyeti, düşük glisemik indeksli beslenme ve dengeli kalori kısıtlaması gibi yaklaşımlar etkili bulunurken, işlenmiş gıdaların azaltılması, protein ve liften zengin sebzelerin tüketiminin artırılması öneriliyor. Düzenli egzersiz, kaliteli ve yeterli uyku, stres yönetimi ve sürdürülebilir alışkanlıklar da hastalığın yalnızca semptomlarını değil, insülin direnci gibi kök nedenlerini hedeflediği için PMOS yönetiminin temel taşları arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>PMOS’un etkileri adet düzensizliğiyle sınırlı değil </strong></p>
<p>PMOS’un en sık görülen belirtilerinin; adet düzensizliği, aşırı tüylenme, akne, yağlı cilt, saç dökülmesi, kilo artışı ve kilo vermede zorluk olarak sıralanabileceğini belirten Yılmaz, “Yumurtlama bozukluğuna bağlı olarak gebe kalmada güçlük yaşanabilirken, bazı kadınlarda boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde cilt koyulaşması da görülebiliyor. Ayrıca yorgunluk, ruh hali değişiklikleri, anksiyete, depresyon, uyku problemleri ve insülin direncine bağlı şikayetler de bu belirtilere eşlik edebiliyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcosun-adi-degisiyor-640490">Milyonlarca kadını etkileyen PCOS&#8217;un adı değişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşamı Etkileyen Adet Ağrılarını &#8220;Normal&#8221; Kabul Etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasami-etkileyen-adet-agrilarini-normal-kabul-etmeyin-627383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sırasında]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 10’unu etkileyen bu hastalık, çoğu zaman yıllarca fark edilmeden ilerleyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasami-etkileyen-adet-agrilarini-normal-kabul-etmeyin-627383">Yaşamı Etkileyen Adet Ağrılarını &#8220;Normal&#8221; Kabul Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 10’unu etkileyen bu hastalık, çoğu zaman yıllarca fark edilmeden ilerleyebiliyor. Şiddetli adet ağrısı, kronik kasık ağrısı ve hatta kısırlık gibi sorunlara yol açabilen endometriozis, erken tanı konulduğunda kontrol altına alınabilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, özellikle günlük yaşamı etkileyen adet ağrılarının “normal” kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Işıl Işık Okuyan, endometriozis belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Her 10 kadından birini etkileyen hastalık </strong></p>
<p>Endometriozis, normalde rahmin iç yüzeyini oluşturan endometrium dokusunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Bu dokular tıpkı rahim iç tabakası gibi hormonlara yanıt verir. Adet döngüsü boyunca büyüyebilir ve kanayabilir. Ancak rahim dışındaki bu dokular vücuttan atılamadığı için çevrede iltihap, ödem ve zamanla skar dokusu oluşmasına neden olabilir. Bu durum, organlar arasında yapışıklıkların (adezyon) gelişmesine ve özellikle adet dönemlerinde şiddetli ağrıların ortaya çıkmasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Vücudun farklı bölgelerinde görülebiliyor</strong></p>
<p>Endometriozis odakları vücudun farklı bölgelerinde bulunabilir. En sık görüldüğü alanlar yumurtalıklar, karın zarı, fallop tüpleri, rahmin dış yüzeyi, mesane ve üreterler, bağırsaklar ve rektumun dış yüzeyi, rahmin arkasındaki boşluklardır.</p>
<p><strong>En önemli sinyal şiddetli ve yaşamı etkileyen adet ağrısı</strong></p>
<p>Endometriozisin en yaygın belirtisi kronik pelvik ağrıdır. Bu ağrı çoğunlukla adet öncesinde ve adet sırasında belirgin hale gelir. Belirtilerin özellikle genç kadınlarda sıkça “normal adet sancısı” olarak değerlendirilmesinin tanıyı geciktirebilmektedir. Hastalığın diğer belirtileri arasında şunlar yer alabilir:</p>
<ul>
<li>Şiddetli adet sancısı (dismenore)</li>
<li>Cinsel ilişki sırasında ağrı</li>
<li>Dışkılama sırasında ağrı (bağırsak tutulumu varsa)</li>
<li>İdrar yaparken ağrı (mesane tutulumu varsa)</li>
<li>Aşırı adet kanaması</li>
<li>Kısırlık (infertilite)</li>
</ul>
<p> <strong>Bazı kadınlarda hiç belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Endometriozis her zaman belirti vermeyebilir. Bazı kadınlar hastalığı ancak gebelikte zorlanma yaşadıklarında veya başka bir nedenle yapılan ameliyat sırasında öğrenebilir. Bu nedenle uzmanlar, özellikle uzun süredir açıklanamayan pelvik ağrı yaşayan kadınların değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Tanı konulması 7-10 yıl gecikebiliyor</strong></p>
<p>Endometriozis tanısının konulması bazı hastalarda 7-10 yıl kadar gecikebilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri şiddetli adet ağrısının toplumda çoğu zaman normal kabul edilmesidir. Oysa günlük yaşamı etkileyen, iş veya sosyal hayatı kısıtlayan adet ağrıları normal kabul edilmemelidir. Özellikle uzun süredir devam eden kasık ağrısı, şiddetli adet sancısı veya ilişki sırasında ağrı gibi belirtiler varlığında kadınların bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir. </p>
<p><strong>Yanlış gıda ağrıyı artırır, doğru gıda hafifletir!</strong></p>
<p>Endometrioziste beslenme doğrudan hastalığın seyrini etkileyen bir özelliktedir. Yanlış gıdalar inflamasyonu artırarak ağrıyı şiddetlendirirken, doğru besinler şikayetleri belirgin şekilde azaltabilir. Lif açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllar hormon dengesini destekler. Omega-3 içeren balıklar, ceviz ve keten tohumu inflamasyonu azaltarak ağrıyı hafifletir. Antioksidan yönünden zengin renkli sebze ve meyveler de bu süreci destekler. Buna karşılık trans yağlar, işlenmiş gıdalar ve yoğun kırmızı et tüketimi şikayetleri artırabilir. Bu nedenle sebze ve meyve ağırlıklı, dengeli ve doğal beslenme endometriozis yönetiminde kritik rol oynar.</p>
<p><strong>Endometrioziste hareketsizlik ağrıyı besler</strong></p>
<p>Endometrioziste hareketsiz kalmak şikayetleri artırabilir. Düzenli egzersiz ise hem ağrıyı azaltır hem de hastalığın kontrolüne destek olur. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi hafif-orta şiddette egzersizler östrojen dengesini sağlar ve inflamasyonu azaltır. Yoga özellikle pelvik ağrının hafiflemesinde etkilidir. Pilates ve pelvik taban egzersizleri de destekleyici rol oynar. Ancak aşırı ve zorlayıcı egzersiz ters etki yaratabilir. Bu nedenle egzersize kontrollü başlamak ve sürdürülebilir bir program uygulamak gerekir.</p>
<p><strong>Tanı ve tedavide doğru yaklaşım</strong></p>
<p>Endometriozis tanısı klinik değerlendirme, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde cerrahi yöntemler ile konulabilir. Bazı durumlarda hastalığın kesin tanısı cerrahi sırasında yapılan değerlendirme ile ortaya konulmaktadır. Tedavi planı ise hastalığın yaygınlığına, belirtilerin şiddetine ve kişinin gebelik isteğine göre belirlenir. Endometriozis tedavisinde medikal tedavi, cerrahi tedavi ya da bu iki yöntemin birlikte uygulanması tercih edilebilir. Tedavinin temel amacı ağrının kontrol altına alınması, hastalığın ilerlemesinin önlenmesi ve kişinin yaşam kalitesinin artırılmasıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasami-etkileyen-adet-agrilarini-normal-kabul-etmeyin-627383">Yaşamı Etkileyen Adet Ağrılarını &#8220;Normal&#8221; Kabul Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: macOs Kullanıcılarını Etkileyen Kritik Güvenlik Açığı Tespit Edildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-macos-kullanicilarini-etkileyen-kritik-guvenlik-acigi-tespit-edildi-616873</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[komut]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcılarını]]></category>
		<category><![CDATA[macos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaygın olarak kullanılan açık kaynaklı meta veri aracındaki zafiyet, özel hazırlanmış görsel dosyaları aracılığıyla rastgele kod çalıştırılmasına imkân tanıyor; yama yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-macos-kullanicilarini-etkileyen-kritik-guvenlik-acigi-tespit-edildi-616873">Kaspersky: macOs Kullanıcılarını Etkileyen Kritik Güvenlik Açığı Tespit Edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yaygın olarak kullanılan açık kaynaklı meta veri aracındaki zafiyet, özel hazırlanmış görsel dosyaları aracılığıyla rastgele kod çalıştırılmasına imkân tanıyor; yama yayımlandı.</em></p>
<p>Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), dünya çapında görsel, video ve PDF dosyalarındaki meta verileri okumak ve düzenlemek için kullanılan açık kaynaklı ExifTool yazılımında bir komut enjeksiyonu güvenlik açığı (CVE-2026-3102) tespit etti. ExifTool’un 13.49 ve önceki sürümlerini çalıştıran macOS sistemlerini etkileyen bu kusur, bir saldırganın bir görsel dosyasının meta verilerine gizli talimatlar yerleştirerek hedef sistemde rastgele komutlar yürütmesine imkan tanıyor. Projenin geliştiricisi Phil Harvey, 7 Şubat&#8217;ta yayınlanan 13.50 sürümüyle söz konusu açığı giderdi.</p>
<p>Güvenlik açığı, ExifTool’un macOS üzerinde belirli meta veri etiketlerini işleme biçimindeki yetersiz girdi temizleme (input sanitization) prosedürlerinden kaynaklanıyor. Bir saldırgan, kötü amaçlı komutlar içeren &#8220;silahlandırılmış&#8221; bir PNG dosyası oluşturabiliyor ve bu dosya ExifTool tarafından işlendiği anda komutlar hedef sistemde otomatik olarak çalışıyor. İstismar süreci oldukça düşük karmaşıklığa sahip: İlk komut silahlandırılmış görseli oluşturuyor, ikinci komut ise hedef sistemdeki yürütme sürecini tetikliyor.</p>
<p>Bu açık istismar edildiğinde, tehdit aktörleri tehlikeye atılmış makineye ek kötü amaçlı yazılım (payload) indirme, bunları çalıştırma veya sistemde depolanan görseller ve PDF&#8217;ler de dahil olmak üzere hassas verileri ele geçirme yetkisine sahip olabiliyor.</p>
<p>Görsel, ses, video ve PDF meta verilerini okuma, yazma ve işleme yeteneğine sahip olan ExifTool; dijital iş akışlarında, adli bilişim analizlerinde ve kütüphane arşivleme süreçlerinde yaygın olarak kullanılıyor. Tipik Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT) faaliyetleri arasında; çekim tarihlerinin/konumlarının çıkarılması, düzenleme yazılımlarının tespiti, yan dosyaların (sidecar) eşleştirilmesi ve sürümler arası meta veri farklılıklarının karşılaştırılması yer alıyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi&#8217;nden Güvenlik Araştırmacısı</strong> <strong>Lucas Tay</strong>, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu: &#8220;<em>Bu güvenlik açığını dikkat çekici kılan unsur, belirli bir komut satırı kullanıldığında istismarının ne kadar basit olduğu ile ExifTool&#8217;un profesyonel iş akışlarına ne kadar derinlemesine entegre olduğu arasındaki tezatlıktır. macOS üzerinde ExifTool çalıştıran herkes 13.50 sürümüne güncellemeli; ayrıca otomatik veri hatları (pipeline) kullanan ekipler, betiklerinin hangi sürümü çağırdığını mutlaka doğrulamalıdır.&#8221;</em></p>
<p>CVE-2026-3102’ye karşı korunmak için Kaspersky, ExifTool’un 13.50 veya daha yeni bir sürüme güncellenmesini öneriyor. macOS üzerinde yamalanmamış sürümlerle güvenilir olmayan kaynaklardan gelen görsel dosyalarının işlenmemesi tavsiye ediliyor. Ayrıca ExifTool’u çağıran otomatik iş akışları ve betiklerin gözden geçirilerek yamalı sürüme referans verdiklerinin teyit edilmesi gerekiyor. İş süreçlerinde açık kaynak bileşenlere yer veren kurumlar ise yazılım tedarik zincirlerindeki zafiyetleri sürekli izlemek amacıyla Kaspersky’nin Open Source Software Threats Data Feed çözümünden yararlanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-macos-kullanicilarini-etkileyen-kritik-guvenlik-acigi-tespit-edildi-616873">Kaspersky: macOs Kullanıcılarını Etkileyen Kritik Güvenlik Açığı Tespit Edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinleri de Etkileyen Parvovirüs B19 Yoğun Eklem Ağrısıyla Kendini Gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinleri-de-etkileyen-parvovirus-b19-yogun-eklem-agrisiyla-kendini-gosteriyor-458077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2024 21:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[b19]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[parvovirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinleri]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle çocuklarda yaygın olarak görülen ve beşinci hastalık olarak bilinen Parvovirüs B19 son günlerde yetişkinleri de etkilemeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinleri-de-etkileyen-parvovirus-b19-yogun-eklem-agrisiyla-kendini-gosteriyor-458077">Yetişkinleri de Etkileyen Parvovirüs B19 Yoğun Eklem Ağrısıyla Kendini Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tıbbi Mirobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Eren Topkaya’nın verdiği bilgiye göre, yetişkinlerde şiddetli eklem ağrısı ve şişlikle seyreden bu durum farklı hastalıklarla da karıştırılabiliyor. Parvovirüs B19’un kronik bir hastalığı olmayan çocuk ve yetişkinlerde hafif seyirli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Topkaya “Ancak bazı kişilerde sinirleri, eklemleri veya kan sistemini etkileyen ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Anemisi olan veya bağışıklık sistemi zayıf olanlarda kan sayımında ciddi bir düşüşe neden olabilir” dedi. </em></p>
<p>Parvovirüs B19 çocuklarda sıklıkla &#8220;tokatlanmış yanak&#8221; döküntüsüyle seyreden Beşinci Hastalığın nedeni. Bununla birlikte yetişkinlerde de görülebiliyor. Ancak bulaştığı kişinin yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişen belirtilerle seyreden hastalıklara neden oluyor. Yaklaşık her 3 ila 4 yılda bir küçük Parvovirüs B19  salgınları meydana geldiğini söyleyen Prof. Dr. Aynur Eren Topkaya salgınların kış sonu, ilkbahar ve yaz başlarında ortaya çıktığını hatırlattı. </p>
<p><strong>YETİŞKİNLERDE YOĞUN EKLEM AĞRISIYLA KENDİNİ GÖSTERİYOR</strong></p>
<p>Özellikle son günlerde yoğun eklem ağrısı şikayetiyle başvuran yetişkin sayısında da artış gözlendiğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Topkaya, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi: “Hastalık her 10 kişiden 2 sinde belirtisiz seyreder. Ateş, baş ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı, döküntüler ve eklem ağrıları sık karşılaşılan belirtilerdir. Bunun yanında çocuklarda ve yetişkinlerde hastalık farklı şikayetlerle seyrediyor. Parvovirüs B19 enfeksiyonu yüzde kırmızı döküntülere neden olur (tokatlanmış yanak). Döküntü, ateş ve baş ağrısı gibi semptomlardan birkaç gün sonra ortaya çıkar ve çocuklarda yetişkinlere göre daha sık görülür. Yüzdekilerden sonra göğüs, sırt, kalça veya kol ve bacaklarda da döküntüler ortaya çıkabilir. Döküntüler özellikle ayak tabanlarında kaşıntılı olabilir. Genellikle 7 ila 10 gün içinde kaybolur ancak birkaç hafta boyunca tekrarlayabilir. Birçok eklemde ağrı ve şişlik gelişebilir ki da bu şikayetler yetişkinlerde ve kadınlarda çocuklara göre daha sık görülür. Bazı yetişkinlerde ise yalnızca eklem ağrısı görülür. Genellikle ellerde, ayaklarda veya dizlerde hissedilen eklem ağrısı 1 ila 3 hafta sürer. Ancak hastanın durumuna göre bu şikayetlerin aylarca ya da daha uzun sürdüğü durumlar da gözlemlenmektedir.” </p>
<p><strong>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ DÜŞÜK OLANLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR</strong></p>
<p>Parvovirüs B19’un kronik bir hastalığı olmayan çocuk ve yetişkinlerde hafif seyirli olmakla birlikte bazı kişilerde sinirleri, eklemleri veya kan sistemini etkileyen ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Topkaya: “Parvovirüs B19 enfeksiyonu açısından risk altında bulunanların başında hamileler geliyor. Bununla birlikte bağışıklık sistemi zayıflamış olan, orak hücre hastalığı ve talasemi gibi kan hastalıkları olan kişiler, lösemi veya diğer kanser hastaları, organ nakli gerçekleştirilmiş kişiler, HIV enfeksiyonu olanlar da risk altında. Enfeksiyon, anemisi olan veya bağışıklık sistemi zayıf olanlarda kan sayımında ciddi bir düşüşe neden olabilir. Yüzdeki &#8220;tokatlanmış yanak&#8221; şeklindeki döküntü tanı koydurucudur.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>PARVOVİRÜS B19 FARKLI YOLLARLA BULAŞABİLİYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aynur Eren Topkaya’nın verdiği bilgiye göre, Parvovirüs B19, kişiden kişiye, tükürük, solunum damlacıkları, kan veya kan ürünleri ile bulaşıyor. Hamilelik sırasında ise anneden bebeğe geçiyor. Parvovirüs B19 enfeksiyonu olan ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerin daha uzun süre bulaşıcı olabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Topkaya, “Virüs, enfeksiyonun erken döneminde, genellikle sadece ateş veya soğuk algınlığı belirtilerinin olduğu dönemde bulaşıcıdır. Döküntü ve eklem ağrıları gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra bulaşıcılık azalır. Bu nedenle döküntü ortaya çıktığında işe veya okula geri dönmek genellikle güvenlidir.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>GEBELİKTE PARVOVİRÜS B19 A DİKKAT!</strong></p>
<p>“Özel durumlarda, Parvovirüs B19 enfeksiyonuna karşı bağışıklık durumu veya yakın zamanda enfeksiyon geçirilip geçirilmediğini anlamak için kanda antikorlara bakılabilir. Hamilelik bu özel durumlardan biridir” diyen Prof. Dr. Topkaya “Hamilelik sırasında Parvovirüs B19&#8217;un geçirilmesi riskli bir durumdur. Bu nedenle Parvovirüs B19&#8217;a maruz kalma olasılığı olan hamilelerin en kısa zamanda bir sağlık kurumuna başvurması gerekir” diye uyarıda bulundu. </p>
<p>Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 50&#8217;sinın  Parvovirüs B19 enfeksiyonunu geçirdiğini ve bu nedenle bağışık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Topkaya, bağışık olmayan kişilerin çoğu virüse maruz kalsa bile enfekte olmadıklarını veya hafif belirtilerle seyreden bir hastalık süreci geçirdiklerini anlattı. Enfeksiyonu geçirmenin genellikle hamileliği etkilemediğini söyleyen Prof. Dr. Topkaya konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Enfeksiyonu geçiren gebelerde virüs nadiren bebeğe bulaşabilir. Ancak özellikle hamileliğin ilk yarısında Parvovirüs B19 enfeksiyonuna yakalanmak, düşük riskini yaklaşık yüz 5 artırabilmektedir. Hamilelik sırasında kanda Parvovirüs B19 antikorlarına bakılarak, Parvovirüs B19&#8217;a karşı bağışıklık saptanabilir. Virüsle karşılaşıldığı kan testi ile kanıtlanırsa gebeyi takip eden kadın doğum uzmanı rutin kontrollere ilave olarak yeni muayeneler, kan testleri ve ultrason önerebilir. Düşük riskini azaltmak için uzmanın önerilerine uyulmalıdır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinleri-de-etkileyen-parvovirus-b19-yogun-eklem-agrisiyla-kendini-gosteriyor-458077">Yetişkinleri de Etkileyen Parvovirüs B19 Yoğun Eklem Ağrısıyla Kendini Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 08:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük işlerimizin telaşında, bir yandan teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin nimetlerinden faydalanırken, diğer yandan modern yaşamın olumsuzluklarına maruz kalabiliyoruz. Çoğumuz hasta olmadan doktora gitmiyor, düzenli sağlık kontrollerini de yaptırmıyoruz!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten</strong><strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene</strong>, hastalıklara yol açan temel nedenlerin arasında; yaşam tarzı, beslenme, egzersiz, uyku ve toksin maruziyetlerinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak “Son yüzyılda beslenmenin değişmesi, hareketsizlik, toksin maruziyetlerinin artması kronik enflamatuar hastalıkların artmasına neden olmuştur” diyor. Dr. Aynur Ketene modern çağda sağlığı etkileyen 13 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıksız beslenme</strong></p>
<p>Hazır, katkı maddeli, paketli, sağlıklı liflerden ve yağlardan fakir beslenme vücudun işleyişi için gerekli besin öğelerinin vücuda alınmasını engelleyerek vücudun işleyişini bozuyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; uzun süren vitamin- mineral gibi mikrobesinler eksikliğinin ruh-zihin-beden ilişkisini bozarak hastalıkları davet ettiğini gösteriyor. Dr. Aynur Ketene; liften zengin mevsim sebze ve meyvelerin, Omega 3, zeytinyağı gibi sağlıklı yağların, yoğurt, turşu ve sirke gibi fermente gıdaların beslenmeye dahil edilmesinin önemini vurguluyor</p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Vücut sağlığı için gerekli günlük sıvı tüketimi herkes için aynı değil. Kişi kilosunu 30-40 ml ile çarparak günde alması gereken sıvı miktarını hesaplayabilir. Her gün yeterli sıvı alımının sağlanmasına ve bunun çoğunun su ile karşılanmasına özen göstermek çok önemli. Zira yeterli su tüketimi hücrelerin işleyişi ve toksinlerin atılabilmesi için de şart. Şekerli içecekler su yerine geçmeyip aksine vücuda zarar veriyor.</p>
<p><strong>Pet şişeden su içmeyin</strong></p>
<p>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Hormon bozucu içeren plastik şişelerden su içilmesi uzun vadede adet düzensizliklerine, erken ergenliğe, erkeklerde jinekomastiye (meme büyümesi) sebep olabileceğinden cam şişeden su içilmeli, plastikten kaçınılmalıdır. Özellikle yaz aylarında sıcak ortamda plastiklerden daha çok xenestrogen salınımı artar. Strech filmlerin sıcak yemeklerin üstüne kapatılmamasına dikkat edilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar egzersizin; doku oksijenizasyonunu sağlayarak, sinir sistemini desteklediğini, endojen ve endorfin seviyesini olumlu etkileyerek strese ve depresyona karşı koruduğunu, kaslarda enerji üretiminden sorumlu mitokondri sayısını artırdığını gösteriyor. Bu nedenle günlük en az 30-60 dakika tempolu yürümek, haftada 2-3 gün kas çalıştıracak şekilde fitness yapmak ve kas esnekliği için yoga- platesten faydanlanmak önemli.  </p>
<p><strong>Aşırı çay-kahve içilmesi</strong></p>
<p>Çay ve kahveyi günlük bir-iki fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Aşırı tüketim, kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle stresin artmasına neden olurken, diüretik etki nedeniyle idrara sık çıkılmasına, bu sırada da fazlaca magnezyum atılımına neden oluyor. Bu da bedenin işleyişini olumsuz etkiliyor.  </p>
<p><strong>Gün ışığından faydalanmamak</strong></p>
<p>Gün ışığı vücudumuzda mutluluk ve uykuyu düzenleyen serotonin ve melatonin hormonunun salınımını destekliyor. Öğlen dik ışıkta UVB ışınlarının hakim olduğu saatlerde kısa süreli güneşlenmek D vitamini yapımına katkı sağlıyor.  </p>
<p><strong>Stresi yönetememek</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı stresin vücudun biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak kronik hastalık gelişmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Stresi yok edemeyiz, üstelik az miktarda ve yönetilebilen stresin faydaları da vardır. Ancak aşırısından kaçınmak, gerekirse stresi yönetmek için uzman desteği almak gereklidir. Stresi yönetmede nefes egzersizleri, doğada yürüyüş, yoga, meditasyon gibi parasempatik sinir sistemini destekleyecek uygulamalar önemli rol oynamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Geç saatlere kadar televizyon karşısında uyanık kalmak, gürültülü ve sesli ortamda uyumak melatonin ve büyüme hormonu salınımını olumsuz etkiliyor. Melatonin en güçlü antioksidan hormonu olduğundan kaliteli ve yeterli uykuya çok önem vermek, mutlaka en geç 23.00’da yatakta olmak ve en az 8 saat deliksiz uyumak büyük fayda sağlıyor.</p>
<p><strong>Toksin maruziyetleri</strong></p>
<p>Dr. Ketene “Pestisidler, xenoöstrojen denilen hormon bozucular (plastik şişeler, kozmetik ürünler) radyasyon, egzos, hava kirliliği, sigara, alkol, içme sularındaki klor ve ağır metaller, yüzme havuzları toksin kaynakları arasında sayılabilir. Toksinlerden uzaklaşmak için gerekli önlemler alınmalıdır. Detoksifikasyondan sorumlu karaciğer fonksiyonları desteklenmeli, kabızlık önlenmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, temiz havada yürüyüş yapılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Bağırsak flora sağlığının desteklenmemesi</strong></p>
<p>Bağırsak flora sağlığı bozuk olduğunda gıdaların sindirim ve emiliminde sorunlar yaşandığını vurgulayan Dr. Ketene sözlerine şöyle devam ediyor: “Hücrelere düzgün çalışabilmesi için yeterli besin ulaştırılamaz. Uzun süreli besin eksiklikleri psikolojik ve fizyolojik sağlık problemlerine yol açar. Bağırsaklar ve beyin enterik sinir sistemi yoluyla sürekli iletişim halindedir. Mutluluk hormonu serotonin de büyük kısmı bağırsaklarda üretilir. Bu nedenle yararlı bağırsak bakterilerimizi desteklemek için lif oranı zengin bol sebze tüketmek, turşu, yoğurt, sirke gibi fermente gıdaları sofralarımızdan eksik etmemek gerekiyor.”  </p>
<p><strong>Uzun süreli mide koruyucu ilaç kullanmak</strong></p>
<p>Sık kullanılan ve mide koruyucu olarak adlandırılan ilaçların uzun süreli kullanımı; mide asit düzeyini azaltıp gıdaların sindirim ve emilimini bozarak vücutta mikro ve makrobesin eksikliklerine yol açıyor. Beslenme tarzı düzeltildiğinde ise bu ilaçlara ihtiyaç azalıyor. </p>
<p><strong>Sağlık kontrollerini ihmal etmek</strong></p>
<p>“Hastalıklar ortaya çıkmadan gerekli önlemleri almak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır” diyen Dr. Aynur Ketene, özellikle kadınların yıllık jinekolojik muayene, smear ve meme kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Sosyal hayattan kopmak</strong></p>
<p>Dr. Aynur Ketene, özellikle toplumumuzda ilerleyen yaş ile birlikte işitsel sorunlar ve kronik hastalıklar derken sosyal hayattan uzaklaşmanın çok sık görüldüğünü belirterek, anti-sosyal yaşam tarzının psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini söylüyor. Dr. Ketene “Evrimsel sürece baktığımızda insanoğlu tek başına yaşamamıştır ve sosyal hayattan ayrı kalmayı tolere edemez. Bunun vücutta oluşturacağı kronik stres bedenin biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak psikosomatik denilen hastalıklara yol açarabilir. Bu nedenle her zaman sosyal hayatın içerisinde olmaya önem vermek psikolojik ve fiziksel sağlığımızı da olumlu etkileyecektir” diyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının bilinmeyen yönleri bu araştırma ile aydınlatılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyayi-etkileyen-gunes-patlamalarinin-bilinmeyen-yonleri-bu-arastirma-ile-aydinlatilacak-449249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 09:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlatılacak]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[patlamalarının]]></category>
		<category><![CDATA[yönleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal’ın yürütücülüğünü yaptığı “Farklı Kütlelerden Manyetik Aktif Yıldızların Flare Doyum (Saturasyon) Seviyesinin, Yıldız Evrim Sürecinde Dönme Dönemine Göre Değişimi” isimli proje TÜBİTAK- ARDEB 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyayi-etkileyen-gunes-patlamalarinin-bilinmeyen-yonleri-bu-arastirma-ile-aydinlatilacak-449249">Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının bilinmeyen yönleri bu araştırma ile aydınlatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Ege Üniversitesi (EÜ) Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal’ın yürütücülüğünü yaptığı “Farklı Kütlelerden Manyetik Aktif Yıldızların Flare Doyum (Saturasyon) Seviyesinin, Yıldız Evrim Sürecinde Dönme Dönemine Göre Değişimi” isimli proje TÜBİTAK- ARDEB 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. </span></p>
<p><span>‘Türkiye Yüzyılı’nda, Türk Uzay Bilim Misyonuna katkı sunacak önemli bir araştırmayı yürüten bilim ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak,</span> <span>Ege Üniversitesinin; tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, bir araştırma üniversitesi olduğunu ve TÜBİTAK’ın farklı programlarında liderliğini sürdürdüğünü vurguladı. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde bir kültüre dönüştürerek sürdürülebilir hale getirdiğimiz araştırma ve bilim üretme ekosistemimiz meyvelerini vermeye devam ediyor. Hocalarımız, genç araştırmacılarla birlikte önemli araştırmalar yürütüyorlar. Ülkemizi bilim ve teknolojide daha ileri seviyeye taşımak amacıyla sürdürülen bu çalışmalarımız TÜBİTAK başta olmak üzere hem ulusal hem de uluslararası değerlendirme ve fonlama kuruluşları tarafından destek görüyorlar. Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının gizli kalan birçok yönünü aydınlatacak önemli bir çalışmayı yürüten proje ekibimizi tebrik ediyorum” dedi.</span></p>
<p><b><span>     “Güneş patlamaları dünyanın farklı bölgelerinde sorunlara neden oldu”</span></b></p>
<p><span>Projenin içeriği ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Son 2 yıl içerisinde Güneş’te meydana gelen patlamalar dünyanın çeşitli bölgelerinde sorunlara neden olmuştur. Bu patlamalar, Güneş manyetik aktivitesi ile ilgili olup, Güneş yüzey ve atmosferindeki manyetik alanın ortamdaki plazma ile etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Bir kaç saat boyunca devam eden orta şiddette bir patlamada bile sadece bir saniyede salınan enerji, tüm dünyanın bir hafta boyunca kullandığı enerjiye eşittir. Güneş’te bu türden patlamaların şiddeti, zaman zaman çok aşırı düzeylere çıkabilmektedir. Gerçekten 2023 yılı Kasım ayı başlarında yaşanan bir patlama, 5 ve 6 Kasım sabahlarında ülkemizin kuzey bölgelerinde, ülkemizden görülmesi neredeyse imkânsız olan ‘Kuzey Işıkları’nın görülmesine neden olmuştur. Ülkemizde oldukça renkli bir doğa olayı olarak izlenen bu süreç, aslında Dünya’nın kendi manyetik alanında tedirginliklere neden olmuş, Brezilya ve çevre ülkelerde 2 hafta boyunca tüm internet ve radyo televizyon yayınları sekteye uğramıştır. Jeoloji ve jeofizik çalışmaları, dünya tarihinde son 20 bin yıl içerisinde ekosistemde 6 büyük yok oluşun gerçekleştiğini ifade ederken bu yok oluşların nedenleri hakkında bir bulgu ortaya koyamamıştı. Oysa günümüzde ağaç halkalarının genişlikleri ve buzullardaki karbon 14 bolluk değişimleri karşılaştırıldığında tüm bu yok oluşta Güneş’in yüzeyinde gerçekleşen patlamaların neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Burada en büyük soru, böyle bir patlama bir kez daha yaşanır mı sorusudur? 2023 yılı Kasım ayı başlarında yaşanan patlama, son 20 bin yıl içerisindeki patlamalarla karşılaştırılamayacak denli küçük kalmaktadır” diye konuştu. </span></p>
<p><b><span>“Güneş patlamalarının sayısı her 11 yılda artıp azalmaktadır”</span></b></p>
<p><span>Güneş’in aktivitesinin iyi bilinen bir süreç olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Astrofizikçiler olarak bizler,  Güneş manyetik aktivitesinin 11 yıllık bir çevrimsel davranışa sahip olduğunu biliyoruz. Güneş’te ortaya çıkan patlamaların sayısı ve şiddeti her 11 yılda artıp azalmaktadır. Ancak, 2018 yılında Fen Bilimleri Doktora öğrencimiz Ezgi Yoldaş ile birlikte Ege Üniversitesi Gözlemevinde yürütmeye başladığımız ‘OPEA Modeli ile Güneş Aktivitesi X-Işın Flare Davranışı’nın Belirlenmesi’ başlıklı doktora tez çalışmasında ortaya çıkan bulgular, son iki yıldır yaşanan Güneş patlamalarına ışık tutarken; karanlıkta kalan bazı soruların cevabının bulunabilmesi adına sistemli bir ikinci çalışmanın yapılması gündeme getirmiştir. Bu konuda öğrencimizin hazırladığı ve doğrudan yürütücülüğünü yaptığı ‘Güneşte Görülen Plateau Parametresinin Zamanla Değişmesinin Aktif Tek Yıldız V1005 Ori ile Test Edilmesi’ başlıklı bir ön çalışma TÜBİTAK ARDEB 1002 B Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye karar verilmiştir. Bu çalışmanın da sonuçları asıl araştırma için zemin hazırlamış ve TÜBİTAK- ARDEB 1001 kapsamında  ‘Farklı Kütlelerden Manyetik Aktif Yıldızların Flare Doyum (Saturasyon) Seviyesinin, Yıldız Evrim Sürecinde Dönme Dönemine Göre Değişimi’ başlıklı bir proje için destek başvurusunda bulunulmuş ve proje önerisi 1 milyon 650 bin TL’lik bütçesi ile desteklenmesine karar verilmiştir” dedi. </span></p>
<p><b><span>“Uzay Havası’nın tahmininde ülkemizin önde gelen kurumuyuz”</span></b></p>
<p><span>Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Gerek yürüttüğümüz doktora tezi, gerekse doktora öğrencimizin yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK ARDEB 1002B projesi ve asıl kapsamlı çalışmanın yapılacağı TÜBİTAK ARDEB 1001 projesi ile Dünya’yı etkileyen Güneş patlamalarının gizli kalan birçok yönü aydınlatılacaktır. Güneş üzerine yürüttüğümüz bu çalışmalar, Milli Uzay Programı Hedefleri kapsamında ‘Uzay Havası’nın takibi ve belirlenmesi açısından son derece önemlidir. Bizler her ne kadar Güneş aktivitesinin davranışını bilsek de zamanla ortaya çıkan ve hiç beklenmedik anlık aşırı şiddetli patlamaların nedenleri hakkında neredeyse hiçbir bilgi sahibi değiliz. Bunu daha iyi anlamak için şöyle basit bir benzetme yapabiliriz. Bilindiği gibi gezegenimizde dört mevsim vardır. Yaz ayları oldukça sıcak, kış ayları soğuk, bahar ayları ise ara geçiş dönemlerdir. Biz takvimsel olarak ne zaman hava sıcak olacak ne zaman soğuyacak kabaca biliriz. Güneş’te de patlamalar ne zaman artacak ve ne zaman azalacağını biliyoruz. Ancak bazen kışlar öylesine soğuk ve yağışlı geçer ki hiç beklenmedik fırtınalar yaşanabilir. Bunun gibi Güneş’te de benzer bir olay yaşanabiliyor. Mevsimler hakkında az çok ön bir varsayımda bulunulabilirken, Güneş’te hiç bir öngörü yapılamıyor. İşte bizim yapmaya çalıştığımız, Ege Üniversitesi ve Ege Üniversitesi Gözlemevi gibi birikim ve sağlam altyapıya sahip bir araştırma ortamında bu bilinmezliği ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Üniversitemiz, Milli Uzay Programı hedeflerinden ‘Uzay Havası’nın anlaşılması ve tahmini konusunda ülkemizde en önde gelen kurumdur” diye konuştu. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyayi-etkileyen-gunes-patlamalarinin-bilinmeyen-yonleri-bu-arastirma-ile-aydinlatilacak-449249">Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının bilinmeyen yönleri bu araştırma ile aydınlatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 09:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birçok]]></category>
		<category><![CDATA[dnayı]]></category>
		<category><![CDATA[ertam]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[ilgen]]></category>
		<category><![CDATA[ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağduyu]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, güneşlenmenin faydalarını ve zararlarını anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001">Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Egeli bilim insanı Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, güneşlenmenin faydalarını ve zararlarını anlattı</p>
<p>Yaz mevsiminin en sıcak döneminin yaşandığı bu günlerde, güneş ışınları ve akut etkileri, ışınlardan korunma yöntemleri ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneşten korunma fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sağlanabilir. Fiziksel korunma; güneş gözlüğü, geniş şapkalar, kalın kumaşlı ve uzun kollu kıyafetler, şemsiye gibi araçlarla sağlanabilir. Güneş ışınlarının deriye daha dik ulaştığı 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmak önemlidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneş, farklı dalga boylarına sahip ışınlar yayar. Bu ışınlar, dalga boyları ve enerjilerine göre sıralanır. Güneş ışınlarının büyük bir kısmı atmosfer tarafından absorbe edilir.  Yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının yüzde 95’ini UVA, yüzde 5’lik kısmını ise UVB oluşturmaktadır. Dalga boyu uzadıkça, derinin alt tabakalarına ulaşan enerji miktarı artar, ancak kızarıklık yapıcı etki azalır. UVA 320-400 nanometre (nm) arası olup derin dermis tabakasına kadar ulaşır. UVB’nin aksine camlardan da geçebilen, güneş ışınlarına bağlı deri yaşlanması, fototoksik ve fotoallerjik reaksiyonlardan sorumlu olan dalga boyudur. Serbest radikal oluşumu ile DNA’ya etki ederek kanserojen etki gösterebilir. UVB, 290-320 nm dalga boyuna sahip olup bronzlaşma, güneş yanıkları ve deri kanserlerinden en sık sorumlu olan dalga boyudur. Yalnızca yüzde 15’lik kısmı derinin dermis tabakasına ulaşır. Ultraviyole C (UVC) 200-290 nm dalga boyuna sahip olup, en kısa dalga boyuna sahiptir. Atmosfer tarafından emilmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Sun Protection Factor (SPF) ile Protection Factor of UVA (PFA) hakkında da bilgiler veren Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “SPF, güneş kreminizin UVB ışınlarından ne kadar koruduğunu gösterir. Kişide güneşe maruziyet sonrası kızarıklık oluşma süresinin kaç kat uzadığını ifade eder.  Örneğin, güneş koruyucu kullanmadan güneşe maruz kaldığında 10 dakika içinde kızarıklık oluşan kişide SPF 15 değerinde ürün kullanıldığında bu süre 150 dakikaya uzamaktadır. SPF 2-12 olan ürünler minimal, SPF 12-30 olan ürünler orta derecede, SPF30’un üstündeki ürünler yüksek koruma sağlar. SPF 15, UVB’yi yüzde 93 oranında bloke ederken, SPF 30 yüzde 97, SPF 50 yüzde 98 oranında bloke eder. SPF seçimi kişinin deri tipi ve mevsime göre yapılmalıdır. Protection Factor of UVA (PFA), Güneş kreminin UVA’ya karşı koruyuculuğunu gösterir” dedi.</p>
<p><b>“Ultraviyole ışınların DNA üzerine zararlı etkileri mevcuttur”</b></p>
<p>Güneş ışınlarının olumlu ve olumsuz etkilerinden bahseden Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneş ışınları, D vitamini sentezi için önemli olmakla birlikte sadece yüz ve el sırtlarının güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti yeterli vitamin D üretimini sağlar. Fotoyaşlanma, derin kırışıklıklar, telenjiektaziler siyah nokta ve sivilce benzeri lezyonlarda artma ile kendini gösterebilir. Güneş maruziyeti sonrası gözlerde hasar ve özellikle koyu tenli kişilerde, yüz bölgesinde melazma denilen koyu renkli lekeler de ortaya çıkabilir.  Ultraviyole ışınların DNA üzerine zararlı etkileri mevcuttur. DNA hasarı ile çeşitli mutasyonlar gelişebilir. UV maruziyeti sonrası; kansere dönüşebilen aktinik keratoz; yassı hücreli kanser, bazal hücreli kanser ve melanom gibi deri kanseri türlerinde artış olabilir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemindeki güneş yanıkları, ileride oluşabilecek deri kanserleri açısından risk taşır. Güneş ilişkili bazı dermatolojik hastalıklar da bulunmaktadır. Güneş gören yerlerde su toplamayla birlikte kızarıklık, egzama, kaşıntılı, deriden kabarık kurdeşen lezyonları veya telenjiektaziler izlenebilir. Özellikle ense bölgesinde deride uzun süreli kaşıntı sonrası belirgin kalınlaşma ve deri çizgilerinde artış meydana gelebilir. Gül hastalığı ve bazı romatolojik hastalıklarda güneş maruziyeti sonrası hastalıkta şiddetlenme meydana gelebilir. Doğum kontrol hapları, izotretinoin, bazı tansiyon ilaçları, psikiyatrik ilaçlar, bazı antibiyotikler ve kemoterapötik ajanlar gibi ilaçların alınmasından sonra güneş gören alanlarda güneşe duyarlılığın artmasına bağlı belirgin kızarıklık, hassasiyet meydana gelebilir” dedi.</p>
<p><b>“UVA ve  UVB koruması olan suya dayanıklı kremler kullanılmalı”</b></p>
<p>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Özellikle güneş ışınlarının daha dik geldiği saatlerde güneş koruyucu sürmeden denize girilmesi veya uzun süreli yürüyüşler sonrasında açıkta kalan alanlarda kızarıklık, su toplama, yanma, batma şeklinde kendini gösteren güneş yanığı meydana gelebilir. Tedavide ıslak pansuman, kısa süreli topikal kortikosteroidler, deri yenilenmesini hızlandırıcı topikal ilaçlar kullanılabilir. Bol su içilmeli, bol kıyafetler giyilmeli ve güneşten korunulmalıdır. Şikayetler geçmediği takdirde doktora başvurulmalıdır. Güneşten korunma fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sağlanabilir. Fiziksel korunma; güneş gözlüğü, geniş şapkalar, kalın kumaşlı ve uzun kollu kıyafetler, şemsiye gibi araçlarla sağlanabilir. Güneş ışınlarının deriye daha dik ulaştığı 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmak önemlidir.  Güneş koruyucular içerdikleri etken maddelere göre fiziksel ve/veya kimyasal korunma sağlar. Fiziksel etkili koruyucular, bariyer oluşturarak ışınları deriden yansıtarak etki eder. Tahriş edici ve alerjik olmamaları nedeniyle daha güvenilirdirler. Kimyasal etkili koruyucular ise UVA ya da UVB’yi absorbe ederek deriye geçişi azaltırlar.  Etkili bir güneşten korunma için; hem UVA hem UVB koruması olan, mümkünse suya dayanıklı, en az SPF 15 güneş koruyucular tercih edilmeli, güneşe çıkmadan en az yarım saat önce güneş gören bütün bölgelere yeterli ve eşit miktarda güneş kremi sürülmeli, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanılmalı, 2-4 saatte bir ve yüzme veya aşırı terleme sonrası güneş koruyucu yenilenmelidir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001">Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İspanya Basketbol Ligi&#8217;nde 10 ili etkileyen depremlerde hayatını kaybedenler için saygı duruşu gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ispanya-basketbol-liginde-10-ili-etkileyen-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-saygi-durusu-gerceklestirildi-350436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 09:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[depremlerde]]></category>
		<category><![CDATA[duruşu]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ili]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedenler]]></category>
		<category><![CDATA[liginde]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350436</guid>

					<description><![CDATA[<p>D-Smart ekranlarında yayınlanan İspanya Basketbol Ligi’nde hafta sonunda oynanan maçlar öncesinde, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatlarını kaybedenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ispanya-basketbol-liginde-10-ili-etkileyen-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-saygi-durusu-gerceklestirildi-350436">İspanya Basketbol Ligi&#8217;nde 10 ili etkileyen depremlerde hayatını kaybedenler için saygı duruşu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>D-Smart ekranlarında yayınlanan İspanya Basketbol Ligi’nde hafta sonunda oynanan maçlar öncesinde, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatlarını kaybedenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.</p>
<p>Barcelona ile Rio Breogan arasında oynanan maç öncesinde, depremde hayatını kaybedenler için yapılan 1 dakikalık saygı duruşunda Milli basketbolcumuz Sertaç Şanlı da saygı duruşu sırasında gözyaşlarını tutamadı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ispanya-basketbol-liginde-10-ili-etkileyen-depremlerde-hayatini-kaybedenler-icin-saygi-durusu-gerceklestirildi-350436">İspanya Basketbol Ligi&#8217;nde 10 ili etkileyen depremlerde hayatını kaybedenler için saygı duruşu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 09:22:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[ini]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığa]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üreme dönemindeki kadınların %10 ile 17’sinde, kısırlık tedavisi gören kadınların ise %50’sinde görülen endometriozis, rahim içi zarının rahim dışında vücudun herhangi bir yerinde oluşmasıyla ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797">Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üreme dönemindeki kadınların %10 ile 17’sinde, kısırlık tedavisi gören kadınların ise %50’sinde görülen endometriozis, rahim içi zarının rahim dışında vücudun herhangi bir yerinde oluşmasıyla ortaya çıkıyor. Sebebi henüz tam olarak bilinmeyen endometriozis, tedavi edilmediği durumlarda kısırlığın en önemli sebebini oluşturuyor. Şiddetli adet ağrıları, cinsel ilişki sırasında oluşan ağrılar, korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamamayla kendini belli eden endometriozis, alanında uzmanlaşmış hekimler ve multidisipliner anlayışla kişiye özel yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Altuncu Numanoğlu, endometriozisin nedenleri belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Korumasız ilişkiye rağmen gebe kalamıyorsanız </strong></p>
<p>Endometriozis, rahmin içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Endometriozis en sık yumurtalıklar, karın zarı, rahmin ön, arka, yan kısımları ile bağırsaklar ve ameliyat kesi yerlerinde oluşur. Bazen, yumurtalıklarda çikolata kisti (endometrioma) olarak özellikle sezeryan sonrası dikiş yeri gibi vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir. Endometriozisin semptomları arasında alt karın ağrısı, ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ağrı ve korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamama sayılabilir. </p>
<p><strong>Aşırı zayıf olan kadınlarda daha fazla görülüyor</strong></p>
<p>Üreme çağındaki kadınların %10 ila17’sinde, kronik pelvik ağrısı olan kadınların  % 35 ila 60’nda, pelvik ağrı nedeniyle ameliyat olan kadınların % 10 ila 35’inde, kısırlık nedeniyle ameliyat olan kadınların ise yaklaşık % 50’sinde endometriozis görülür. Kız çocuklarında endometriozis regl başlamadan önce nadiren görülür ve genelde çok şiddetli adet sancısı ya da ara kanamalar nedeniyle doktora başvurulduğu zaman teşhis edilir. Endometrioz hastalığının kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan bazı çalışmalara göre endometrioz riski altında olan gruplar şu şekilde sıralanabilir: </p>
<ul>
<li>Birinci derece akrabasında endometriozis olan kadınlar</li>
<li>Rahimde yapısal anormalliği olanlar</li>
<li>İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapanlar ya da hiç doğum yapmayan kadınlar</li>
<li>İlk adet kanaması erken yaşta olanlar ya da menopoza geç yaşta giren kişiler</li>
<li>Adet döngüsü 27 gün veya daha kısa sürede olanlar ve yoğun adet kanaması olan kadınlar</li>
<li>Çok zayıf olan kadınlar</li>
</ul>
<p><strong>Cinsel ilişki sırasındaki ağrıları hafife almayın</strong></p>
<p>Endometriozisin en yaygın belirtisi ağrıdır. Pelvik veya alt karın ağrısı, adetlerde ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bağırsak hareketleri ve dışkılama sırasında ağrı ile de kendisini belli edebilir. Endometriozisin belirtileri sabit veya döngüsel olabilir. Yani adet öncesi ve sırasında kötüleşir ve sonra düzelir. Kadınlarda sürekli pelvik veya alt karın ağrısı olabilir. Diğer semptomlar arasında kısırlık, bağırsak ve mesane semptomları (şişkinlik, kabızlık, idrarda kan veya idrar yaparken ağrı) ve muhtemelen anormal vajinal kanama sayılabilir. Endometriozis bazı kadınlarda ise hiçbir belirti vermeden rutin kontrollerde tesadüfen teşhis edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Endometriozis hastaya özel yöntemlerle tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Doğurgan yaştaki her 10 kadından 1’ini etkileyen endometriosiz sorununun tedavisinin bu alanda uzmanlaşmış hekimlerin multidisipliner bir çalışma ile yürütülmesi önemlidir. Ağrı, hamile kalmada zorluk, yumurtalık kistleri gibi istenmeyen sağlık sorunlarına yol açan hastalığın kişiye özel belirlenecek tedavi planı ve düzenli kontrollerle ömür boyu yakından takip edilmesi gerekir. Endometriozis tedavisi hastalığın yaygınlığı, seviyesi, bulguları ve gebelik düşünülüp düşünülmemesine göre değişiklik gösterebilir. İlaç tedavisi, ameliyat ya da her iki yöntemin birlikte kullanımı söz konusu olabilir. Gebelik planı varsa; yaş ve yumurtalık kapasitesi değerlendirilerek tedavi planlanır. Hangi tedavinin, kime, ne kadar süreyle uygulanacağı sorularının cevabı hasta ve hastalığın durumuna göre şekillendirilir. Hastanın yaşı ve doğurganlık durumu değerlendirilerek hastaya özel tedavi planı hazırlanmaktadır. Genç kızlar ve doğum yapmamış kadınlarda yumurtalık rezervine zarar vermemek amaçlanır. Doğum kontrol hapları kistin( endometrioma) veya endometriozis odaklarının büyümesi ve ağrının baskılanmasına yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra özellikle derin ve yaygın endometrioziste yine hastaya özel ilaçlar da tercih edilmektedir. Süreklilik gösteren ve ilaç tedavisine cevap vermeyen ağrı yakınması olduğunda, mevcut hayat fonksiyonları kısıtlanan, ağır bulguları olan hastalarda, doku tanısının gerekli görüldüğü durumlarda ve bağırsak ya da idrar yolları tıkanıklığının olduğu durumlarda hastaya cerrahi tedavi uygulanır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797">Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
