<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etkileyecek | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyecek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyecek</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Dec 2025 12:23:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>etkileyecek | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyecek</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 12:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bizi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[H3N2]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[İnfluenza A]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[varyant]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 virüsünün yeni değil ancak değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi. Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen yeni varyantın, bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Selim Badur, mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirtti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Pandemiye neden olan tek virüs: İnfluenza A</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İnsanlarda pandemiye neden olduğu bilinen tek İnfluenza türünün İnfluenza A virüsü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza A, köken aldığı kuşlardan ve domuzlardan insanlara geçip, viral evrim yoluyla konağa uyum sağlayarak 1918 “İspanyol gribi” ve 2009 “Domuz gribi” gibi yakın tarihimizde de küresel pandemilere yol açmıştır. Son yıllarda İnfluenza A H5 ve H7 alt tipleri gibi insanda yüksek mortaliteye (Yüzde 30–50) neden olan kuş gribi virüsleri ile yüzlerce vaka bildirilmiş ancak yayılım olmamıştır. İnfluenza H5N1 virüsü, Ocak 2025’ten itibaren kümes hayvanları ve memeli türlerinde küresel olarak dolaşmaya başlamıştır. Ancak bu virüsler, henüz insanlarda sürekli bir infeksiyon zinciri oluşturmamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>H3N2 yeni bir virüs değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Pandemi riski taşıyan ve kanatlılardan bulaşma potansiyeli bulunan bu tür etkenler dışında, özellikle H1N1 ve H3N2 tiplerinin mevsimsel gribe neden olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Bu tipler, insanlar dışında, domuzlar, atlar, kediler, köpekler, maymunlar, kümes hayvanları ve yabani kuşlar dahil olmak üzere birçok türü infekte edebilmektedir. H3N2 virüsü yeni bir virüs değildir; bilinen ve yıllardır dolaşımda olan İnfluenza A/H3N2 virüsünün, etkenin bilinen ‘kolaylıkla mutasyona uğrama’ özelliğinden dolayı, sıklıkla değişime uğraması şaşırtıcı değildir. Gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, ancak değişime uğramış bildik bir virüs olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>İnfluenza sezonu, bu yıl birkaç hafta erken başladı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Japonya ve İngiltere&#8217;de artan vakalarla ilişkilendirilen bu H3N2 varyantnın tüm kıtalarda tespit edildiğini kaydeden </span></span></span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) 20 Kasım’da yaptığı güncellemede, İnfluenza sezonunun, bu yıl önceki yıllara göre birkaç hafta daha erken başladığını ve son haftalardaki yükselişin esas nedeninin de İnfluenza A/H3N2 virüsleri olduğunu belirtmiştir. COVID-19 pandemisinin ardından uzun bir süre çok az genetik veya antijenik değişim gösteren İnfluenza A/H3N2 virüsleri, kuzey yarımkürenin 2024–2025 İnfluenza sezonunda yeniden önemli biçimde evrimleşmeye başlamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yeni varyantın artık küresel çapta dolaşımda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Yeni ortaya çıkan A/H3N2 subklad K, artık küresel çapta dolaşımda olup 2025 Mayıs–Kasım döneminde, Avrupa’nın birçok ülkesinde hızla yayılım göstermiştir. </span></span><span><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen ve bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabilen bir virüs söz konusudur. Bu salgının normal grip virüsüne göre, daha hızlı yayılarak daha fazla kişiyi hastalandıracağına dair öngörüler bulunmaktadır. Henüz ağır bir hastalık tablosuna yol açtığı konusunda bilgi bulunmamaktadır ancak bulaşma hızının arttığı yönünde bulgular söz konusu olduğundan dikkatle izlenmesi gereken bir virüs ile karşı karşıya olduğumuzu; ancak bugün için etkenin pandemi oluşturacak tipte bir yayılım göstermediğini söyleyebiliriz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mevcut aşıların koruyuculuğu var mı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “</span></span></span><span><span>İnfluenza A (H3N2) subklad K, aşı referans suşu ile karşılaştırıldığında hemaglütinin geninde K2N, T135K, S144N (+CHO), N158D, I160K, Q173R, K189R, T328A ve S378N değişikliklerini barındırmaktadır<b>. </b>Ancak şu ana kadar gerçek aşı etkinlik verilerinin sınırlı olması nedeniyle mevcut İnfluenza aşısının antijenik olarak uyumsuz varyantlara karşı da çapraz koruma sağlayabilmesi beklenmektedir ve özellikle ağır İnfluenza komplikasyonları açısından yüksek risk altındaki bireyler için kritik bir halk sağlığı aracı olmaya devam etmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin (ECDC), genel nüfus için riski orta düzey olarak belirtirken, ciddi hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksek olan kişiler için (özellikle 65 yaş üstü, başka hastalıkları olan, hamile kadınlar veya bağışıklık sistemi zayıf olanlar) riski daha yüksek olarak değerlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Grip virüsü yapısında gerçekleşen değişiklikler nedeniyle kısmen bağışıklık sistemimizden kaçabilmektedir. </span><span><span>Ancak, mevcut grip aşıları, etkinlikleri bir miktar azalmış olsa da bu yeni tip için de koruma sağlayacaktır. Söz konusu değişimlere uğrayan virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değildir” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddetli titreme ve yüksek ateş görülüyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İnsanların dolaşımdaki yeni varyant ile daha önce karşılaşmadıkları için virüsün hızla ve kolayca yayılması beklenen bir durum olduğunu belirten </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Grip virüsleri sürekli mutasyona uğramaktadır ve minör farklılaşmalar sıklıkla görülür. Ancak bazen bugün söz konusu olduğu gibi, daha yoğun farklılaşmalar olabilir. Nitekim bugün dolaşımdaki H3N2 mevsimsel grip virüsünde dokuz mutasyon ortaya çıkmıştır ve bu nedenle mutasyona uğramış virüsün görülme oranında ‘hızlı bir artış’ yaşanması doğaldır. İnsanların bağışık olmamaları nedeniyle bu virüsün neredeyse kesin olarak tüm dünyaya yayılacağını düşünmek şaşırtıcı olmaz. </span>Klinik bulgular açısından, yeni varyantın yol açtığı enfeksiyonlarda şiddetli titreme sık görülmektedir; ayrıca genel grip belirtilerine uyumlu olarak yüksek ateş (39-40 dereceye kadar), şiddetli kas ve eklem ağrısı, kuru, boğulacak gibi bir öksürük söz konusudur. Bu sene dikkat çeken bir bulgu, sık olmasa da hastalarda ishal ve bulantı şikayetlerinin bulunmasıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span>Soğuk algınlığı mı, grip mi yoksa COVID-19 mu?</span></span></b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Soğuk algınlığı, grip ve COVID-19&#8217;un belirtilerinin büyük ölçüde örtüştüğümü, yine de bazı ipuçlarının ayırıcı tanıda yardımcı olabileceğini kaydeden </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Soğuk algınlığı genellikle yavaş başlar; burun ve boğaz arkasını etkiler. Grip çoğunlukla aniden başlar ve eklem ve kas ağrısı, ateş ve halsizlik daha belirgindir. COVID-19 ise grip benzeri belirtiler göstermenin yanı sıra, koku veya tat kaybı ayırt edici bir işarettir. Ayrıca ‘jilet gibi kesici duygu uyandıran’ bir boğaz ağrısı ve ishal de sık görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ülkemizde, ilk ara tatilden sonra (17 Kasım) okulların açılması döneminde virüsün görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Klasik yayılma özelliği nedeniyle önce çocuklar arasında başlayan yayılım, daha sonra erişkin yaş grubuna sıçramıştır. Bugün için İstanbul’da, çeşitli sağlık kurumlarının verilerine göre, test edilen hastaların yaklaşık yüzde 90’ının grip olduğu saptanmıştır. Hastalık erişkinlerde de çocuklardaki gibi ağır seyretmektedir ve acil servislere başvurular grip nedeniyle giderek artmaktadır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Alınması gereken önlemler nelerdir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, alınması gereken önlemlere ilişkin de şunları söyledi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-İnfluenza aşılaması için hedef grupları şöyle sıralayabiliriz: Sağlık çalışanları, çocuklar ve özellikle de ağır hastalık açısından yüksek risk grubu mensupları (65 yaş üstü kişiler, altta yatan metabolik, pulmoner, kardiyovasküler, nöromüsküler ve diğer kronik hastalığı olanlar, gebeler veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda yaşayanlar) gecikmeden aşılanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Yüksek risk grubundaki bireylerde komplikasyon ve hastalık ilerleme riskini azaltmak için, etkilenen kişilerin erken dönemde (ilk 48 saat içinde) antiviral tedavisine başlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda tespit edilen salgınlarda aşılama durumuna bakılmaksızın antiviral profilaksi planlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Sağlık kurumları, İnfluenza sezonunda sağlık sistemi üzerindeki baskıyı azaltmak için hazırlık planlarını gözden geçirmeli, enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamalarını güçlendirmelidir. Semptomatik hastaların erken tanısı ve izolasyonu, solunum yolu virüslerinin dolaşımda arttığı dönemlerde personel ve ziyaretçilere maske kullandırılmalı, solunum yolu semptomları gösteren sağlık çalışanları derhal test edilmeli, gerektiğinde antiviral tedavi verilmeli ve mümkünse semptomları iyileşene kadar istirahat verilerek izolasyonu sağlanmalı, el hijyeni, düzenli çevre temizliği ve kapalı alanların havalandırılmasına özen gösterilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Bulaşmanın nasıl azaltılabileceği (aşılanma, el hijyeni, öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnu kapatma, hastayken evde kalma ve kapalı alanları havalandırma) ve ağır hastalığın etkileri konusunda halka yönelik net mesajlar içeren kamu spotları oluşturulmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Risk değerlendirmesi ve uygun yanıt stratejilerinin belirlenmesi için zamanında yapılan İnfluenza virüsü dizilemesi ve aşı etkinliği izlemesi de dahil olmak üzere sürveyans (izlem) çalışmaları güçlendirilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 06:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bankada]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşüşü]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[faizleri]]></category>
		<category><![CDATA[getirilerini]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[mevduat]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[parası]]></category>
		<category><![CDATA[stopaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vadeli mevduatta hem faiz oranları düşüşe geçti hem de stopaj oranları artırıldı. Uzmanlara göre bu gelişmelerin yanı sıra Merkez Bankası’ndan beklenen faiz indirimi, mevduat kazançlarını daha da aşağı çekebilir. Uzman tahminleri ve güncel banka faizleri haberimizde.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707">Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Faizlerin yükselmesiyle yatırımcıların yeniden yöneldiği vadeli mevduat hesaplarında dengeler değişmeye başladı. Son günlerde hem bankaların uyguladığı faiz oranlarında düşüş gözlemlenirken, hem de mevduat ve yatırım fonlarında stopaj oranlarının artırılmasıyla birlikte getirilerde düşüş yaşanıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Piyasada şu anda en yüksek mevduat faizi yüzde 53 seviyesinde. Ancak bankalar bu oranları kademeli şekilde aşağı çekmeye başladı. Bunun en büyük nedenlerinden biri, Merkez Bankası’nın aldığı yeni düzenlemeler ve faiz indirimi beklentisi olarak öne çıkıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, <strong>mevduat hesapları ve yatırım fonlarında stopaj oranlarında artışa gidildi.</strong> Buna göre, yatırım fonlarında stopaj yüzde 15’ten yüzde 17.5’e yükseltildi. Mevduatlarda ise 6 aya kadar vadeli hesaplarda stopaj oranı yüzde 15’ten yüzde 17.5’e, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda ise yüzde 12’den yüzde 15’e çıkarıldı. 1 yıldan uzun vadeli mevduatlarda uygulanan yüzde 10’luk stopaj oranında ise bir değişiklik yapılmadı.</p>
</div>
<div>
<p><strong>1 milyon lira ana paraya 32 gün vadeyle verilen faizler (bazı bankalar ilk müşteriye yüksek faiz uygulayabiliyor) :</strong></p>
</div>
<div>
<div>
<div>Akbank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Odeabank &#8211; yüzde 51</div>
<div>TEB &#8211; yüzde 49</div>
<div>ING Bank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Anadolubank &#8211; yüzde 53</div>
<div>Alternatifbank &#8211; yüzde 52</div>
<div>Fibabanka &#8211; yüzde 51</div>
<div>QNB &#8211; yüzde 49,75</div>
<div>Türkiye Finans &#8211; yüzde 53</div>
<div>Denizbank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Yapı Kredi &#8211; yüzde 49</div>
<div>Ziraat Bankası &#8211; yüzde 47,5</div>
<div>Garanti BBVA &#8211; yüzde 47</div>
<div>İş Bankası &#8211; yüzde 38</div>
<div>Vakıfbank &#8211; yüzde 48,5</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Öte yandan gözler 24 Temmuz’da yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Piyasada <strong>250-350 baz puanlık bir faiz indirimi</strong> beklentisi hakim.</p>
</div>
<div>
<p>Milliyet&#8217;e konuşan Göz Danışmanlık Kurucusu Hikmet Baydar, Merkez Bankası’nın dışında alınan bir kararın da mevduat faizlerini etkileyebileceğini belirtti:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>“Mevduat bankalarının TL’ye geçiş oranı %60’tan %40’a indirildi. Katılım bankalarının TL’ye geçiş oranı %45’ten %25’e düşürüldü. Bu karar bankaların oranları tutturmak için yüksek faizle TL toplama ihtiyacını ortadan kaldırmış oluyor. Merkez Bankası’nın faiz kararının dışında alınan bu karar bile bankaların TL mevduata verdiği faizde daha rahat davranmalarına yol açacağı için mevduatta önemli bir faiz düşüşüne yol açabilir. Bankalar bu nedenle hızlı bir şekilde mevduat faizlerini aşağı çekebilirler.”</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Baydar ayrıca, stopaj artışının da net getiriyi düşüreceğine dikkat çekti:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>“1 milyon TL’yi aylık mevduata bağlayan bir kişinin faiz gelirine uygulanacak stopaj nedeniyle ek stopaj kadar getiride azalma olacaktır. Daha önceki stopaja göre daha az net getiri alacak.”</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707">Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY, 2024 yılında telekomünikasyon sektörünü etkileyecek en önemli 10 riski açıkladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-2024-yilinda-telekomunikasyon-sektorunu-etkileyecek-en-onemli-10-riski-acikladi-441181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:27:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young) küresel çapta telekomünikasyon şirketlerini bekleyen en önemli 10 riski açıkladı. EY raporunun sonuçlarına göre, veri güvenliği, siber güvenlik tehditleri, üretken yapay zekâ, etik ve yönetişim konuları risk gündeminin başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-2024-yilinda-telekomunikasyon-sektorunu-etkileyecek-en-onemli-10-riski-acikladi-441181">EY, 2024 yılında telekomünikasyon sektörünü etkileyecek en önemli 10 riski açıkladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young) küresel çapta telekomünikasyon şirketlerini bekleyen en önemli 10 riski açıkladı.  EY raporunun sonuçlarına göre, veri güvenliği, siber güvenlik tehditleri, üretken yapay zekâ, etik ve yönetişim konuları risk gündeminin başında geliyor. Telekomünikasyon şirketlerinin müşterilerin üzerindeki yaşam maliyeti baskısına etkili bir şekilde yanıt vermesi büyük önem taşıyor. Sürdürülebilirlik, ağ kalitesi ve yetenek yönetimine ilişkin riskler de sektörün öncelikleri arasında yer alıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Telekomünikasyon sektörü, bulunduğu konum ve ekosistem ilişkileri çerçevesinde teknolojik ilerlemelerden, ekonomik, jeolojik ve toplumsal gelişmelerden doğrudan etkilendiğinden dolayı diğer sektörlerden daha karmaşık ve hızlı değişen bir risk ortamına sahip. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young) bu hızlı değişim çağında, sektörün 2024&#8217;te karşı karşıya olduğu en büyük 10 riski belirleyerek bunları hafifletmeye yönelik stratejileri ortaya koydu.</p>
<p>EY’ın <strong>telekomünikasyon operatörleri için en büyük 10 risk raporu</strong>na<strong> </strong>göre 2024 yılında, yaşam maliyeti baskılarından tedarik zinciri kesintilerine uzanan çeşitli makroekonomik etkiler, finansal dayanıklılık ve istikrarın korunması adına sürekli bir strateji oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Üretken yapay zekâdan (GenAI) 5G&#8217;ye kadar uzanan yeni nesil teknolojiler; iş esnekliği ve hizmet inovasyonu konusunda yeni soruları gündeme getiriyor.  Sürdürülebilirlik, artık yönetim kurulu düzeyinde daha önemli bir gündem maddesi haline gelirken, çeşitlilik ve kapsayıcılık alanındaki girişimler ve hibrit çalışma modelleri de iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor.  </p>
<p>Üretken yapay zekâyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere verilerle ilgili tehditler daha kritik hale gelirken, telekomünikasyon şirketlerinin aynı zamanda müşterilerin yaşam maliyeti baskılarıyla baş etmelerine yardımcı olmak, sürdürülebilirlik performansını ve ağ güvenliğini iyileştirmek gibi faaliyetlere de odaklanması gerekiyor. </p>
<p>EY raporuna göre, telekomünikasyon sektörünün 2024 yılında karşı karşıya kalacağı en önemli 10 risk ve bunları hafifletmeye yönelik temel stratejiler şöyle sıralanıyor;</p>
<p><strong>Risk 1: Gizlilik ve güvenlik konularında değişen zorunlulukların hafife alınması</strong></p>
<p>Telekomünikasyon operatörleri için siber güvenlik alanındaki zorluklar gitgide artıyor. Telekomünikasyon şirketlerinin %53&#8217;ü; siber güvenlik ihlalleri maliyetinin işletmeleri için 3 milyon ABD dolarını aşacağını düşünüyor. 5 telekomünikasyon şirketinden 4’ü, yapay zekânın verimliliğin artırılması ve dijital dönüşümün ivme kazanması anlamında önemli bir güç olduğu konusunda hemfikir. Ancak rapor; 10 kişiden en az 7’sinin yapay zekâ konusunda &#8220;kötü niyetli aktörlere&#8221; karşı önlem almak için daha fazlasının yapılması ve yapay zekânın etik uygulanmasına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğine inandığını ortaya koyuyor. </p>
<p><strong>Risk 2: Hayat pahalılığı karşısında müşterilere yeterli yanıt verilememesi</strong></p>
<p>Hane halkının yalnızca 3’te 1’i, yaşam maliyeti baskısı karşısında telekomünikasyon şirketlerinin “destekleyici” bir konumda olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların 4’te 3’ü ise geniş bant servis sağlayıcılarının daha fazla sabit fiyat garantisiyle kendilerine daha iyi bir teklif sunması gerektiğine inanıyor ve neredeyse yarısı (%49) fiyat değişikliklerine ilişkin açıklamaları anlamakta zorluk çekiyor. Bu tarz sıkıntılar kullanıcıları farklı operatörlere yönlendirirken, telekomünikasyon şirketlerinin de müşterinin satın alma sürecindeki kontrolü kaybetmesine neden oluyor. EY raporuna göre, bu anlamda öneri almak için fiyat karşılaştırma sitelerini inceleyen, arkadaşlarına veya ailelerine danışan hane halkı oranı 2022&#8217;de %19 iken, 2023&#8217;te %30&#8217;a yükseldi.</p>
<p><strong>Risk 3: Yetersiz yetenek ve beceri yönetimi</strong></p>
<p>Mali baskılar, telekomünikasyon şirketlerinin işe alımlarını azaltmasına neden oluyor. Küresel çapta telekomünikasyon işverenlerinin %55&#8217;i işe alım süreçlerini dondurduklarını söylüyor; bu oran tüm sektörlerdeki oranın neredeyse iki katı (%28). Telekomünikasyon şirketlerinin %61&#8217;ine göre (tüm işverenlerde %44), maliyetleri kontrol etme çabaları aynı zamanda ücret ve yan haklarda kesintilere yol açıyor. Yetenek yönetiminin, telekomünikasyon sektörü için risklerin başında geldiği açıkça görülüyor; bu konuda ilk beş risk arasında yer alan mevcut yetenekleri elde tutmak, yeni yetenekleri çekmek ve yeni nesil yetenekleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Risk 4: Sürdürülebilirlik gündeminin etkin yönetilememesi </strong></p>
<p>EY raporu, telekomünikasyon şirketlerinin iklim değişikliğiyle ilgili son iki yılda önemli bir ilerleme kaydetmediğini gösteriyor. Telekomünikasyon ve teknoloji şirketlerinin %43&#8217;ü, henüz “net sıfır” geçiş planı veya sera gazı emisyonlarını azaltma stratejilerini açıklamıyor. Telekomünikasyon şirketlerinin %46&#8217;sı ise yatırım planları yaparken sürdürülebilirliği göz önünde bulunduruyor, ancak buna yeterince ağırlık vermiyor. </p>
<p><strong>Risk 5: Yeni iş modellerinden yararlanılamaması</strong></p>
<p>Birçok telekomünikasyon şirketi için nesnelerin interneti (IoT), bulut ve güvenlik gibi konulara ilişkin B2B hizmetleri hâlâ gelirlerin yalnızca küçük bir kısmını oluşturuyor. B2B segmentine ilişkin temel performans göstergelerinin (KPI&#8217;lar), B2C&#8217;ye kıyasla daha az rapor edilme eğiliminde olması, telekomünikasyon şirketlerinin stratejilerine göre kaydettiği ilerlemenin değerlendirilmesini zorlaştırıyor. B2B başarısının önündeki bir başka engel de telekomünikasyon şirketlerinin geniş bant servis sağlayıcısı ve bağlantı uzmanı olarak algılanmasının ötesinde henüz “dijital danışman” olarak tam bir güvenilirlik sağlamaması. Büyük işletmelerin yalnızca %22&#8217;si, telekomünikasyon şirketlerini dijital dönüşüm uzmanı olarak görüyor. Bu da telekomünikasyon şirketlerinin işletmelere ek danışmanlık veya dijital hizmetler satma yeteneğini sınırlıyor.</p>
<p><strong>Risk 6: Yetersiz ağ kalitesi </strong></p>
<p>Ağ güvenilirliği, müşteriler için bir endişe kaynağı olmayı sürdürüyor. Araştırmaya katılan hane halkının %26&#8217;sı evdeki geniş bant bağlantısına güvenmiyor, %29&#8217;u ev içindeki mobil veri sinyalleri hakkında da aynısını düşünüyor. Operatörler hizmet hızını ve kalitesini artırmak için çeşitli adımlar atsa da müşteri nezdinde henüz etkili bir sonuç alınmadığı görülüyor. Her 3 kişiden 1’i hız ile algılanan hizmet performansı arasında ilişki kurmakta zorlanırken, yarısı daha yüksek hızın daha yüksek bir fiyatı hak etmediğini düşünüyor.</p>
<p><strong>Risk 7: İş gücü kültürünün ve çalışma biçimlerinin iyileştirilememesi</strong></p>
<p>Diğer sektörlere kıyasla (%23) telekomünikasyon sektörü çalışanlarının %30&#8217;u, tamamen uzaktan çalışmayı ve yalnızca gerektiğinde ofise gitmeyi tercih ediyor. Ancak bu yüksek orandaki uzaktan çalışma eğilimi, öğrenme ve beceri gelişimine erişimi sınırlıyor (%47), dolayısıyla bu alandaki başarıyı etkileyen en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor. Telekomünikasyon sektörü çalışanlarının %43’ü şirketlerinin uzaktan çalışmaya yönelik teknolojilerini geliştirdiğini belirtirken, %34’ü daha fazla ve kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyor.</p>
<p><strong>Risk 8: Dış ekosistemlerle etkileşimin etkin olmaması</strong></p>
<p>İşletmeler, ekosistem farkındalığına ve yeteneklerine sahip telekomünikasyon şirketlerinden hizmet satın almaya daha açık. Şirketlerin %71&#8217;i aktif olarak ilgili güçlü ekosistem ilişkilerine sahip olan 5G tedarikçilerine öncelik veriyor. Operatörlerin ortaklıklar ve dış ekosistemler ile iş birliğine sıcak bakmasının önünde ise yatırım getirisi konusundaki belirsizlik ve siber güvenlik ile ilgili endişeler yer alıyor.</p>
<p><strong>Risk 9: Değişen düzenleyici ortama uyum sağlanamaması</strong></p>
<p>Telekomünikasyon liderlerinin %61&#8217;i, düzenleyici uygulamaların (ülkelerin veri koruma ve gizlilik kurallarını uygulamaya koyması gibi) önümüzdeki yıl işletmelerinin performansını önemli ölçüde etkileyeceğine inanıyor. Bununla birlikte, BEPS 2.0 kurallarının 2024’te yürürlüğe girmesiyle vergi çerçeveleri de değişiyor. Bir diğer potansiyel odak noktası da yapay zekâya yönelik düzenlemelerin artması olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Risk 10: Altyapı varlıklarının değerinin maksimum düzeye çıkarılamaması</strong></p>
<p>Telekomünikasyon şirketlerinin altyapılarından değer elde etme çabaları hız kazanıyor. Telekom CEO&#8217;larının %41&#8217;i önümüzdeki yıl elden çıkarma, şirket bölünmeleri ve halka arz işlemlerini takip edeceklerini söylerken; %61&#8217;i ortak girişimler veya stratejik iş birlikleri kurmayı hedefliyor. CEO’ların bir kısmı, netco (ağ altyapısına yönelik) ve servco (müşteri ve satışa yönelik) altyapıları arasında daha net bir ayrım yapmanın elden çıkarma konusundaki stratejilerine yardımcı olabileceğine inanıyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri ve Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı Emre Beşli, </strong>hızla değişen ve küresel belirsizliklerin hâkim olduğu bir dünyada telekomünikasyon sektörünün karşı karşıya olduğu risklerin de hızla değişip gelişmeye devam ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: </p>
<p><em>“&#8217;Dünyada olduğu gibi ülkemizde de telekomünikasyon şirketlerinin gelişen riskler konusunda dikkatli olmaları ve bunlarla başa çıkmak için yeni ve doğru stratejiler geliştirmeleri gerekiyor. EY raporu, telekomünikasyon operatörlerinin bu dönemde birden çok risk alanı için aynı anda önemli aksiyonlar almaları gerektiğini gösteriyor. Güvenlik, sürdürülebilirlik, iş gücü kültürü ve yetenek yönetimi, yeni iş modelleri ve ekosistem yönetimi, doğru fiyatlandırma ve müşteriyi elde tutma gibi konuların risk gündeminde önemli bir yer tutacağı anlaşılıyor. Telekomünikasyon sektörünü etkileyen bu risklerin göz önünde bulundurulması ve doğru stratejiyle yönetilmesi; müşteriler, çalışanlar ve ekosistem paydaşları arasında daha yüksek bir güven ve bağlılık sağlayabilir.&#8217;</em> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-2024-yilinda-telekomunikasyon-sektorunu-etkileyecek-en-onemli-10-riski-acikladi-441181">EY, 2024 yılında telekomünikasyon sektörünü etkileyecek en önemli 10 riski açıkladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 07:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425862</guid>

					<description><![CDATA[<p>2050’ye kadar sera gazı emisyonunun net sıfıra indirilmesi ve küresel kalkınmanın ekosistemle uyumlu bir şekilde ilerlemesi hedefiyle yayınlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, uluslararası ticaret anlayışında yepyeni bir çağın başladığının habercisi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862">Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI, TÜRK ŞİRKETLERİ NASIL ETKİLEYECEK?</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>2050’ye kadar sera gazı emisyonunun net sıfıra indirilmesi ve küresel kalkınmanın ekosistemle uyumlu bir şekilde ilerlemesi hedefiyle yayınlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, uluslararası ticaret anlayışında yepyeni bir çağın başladığının habercisi oldu. Sürdürülebilir ve temiz dünya odaklı regülasyonlar, sırayla tüm sektörlerin kapısını çalıyor.  Bu yeni döneme uyumlanma sürecinde, çevre dostu teknolojileri kullanmak artık bir alternatif değil zorunluluk haline geldi.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Avrupa Birliği, 2019 yılında yayınlamış olduğu Yeşil Mutabakat ile uluslararası ticaret kriterlerinin ilk sırasına, ekosistemi koruma şartını yerleştirdiğini tüm dünyaya ilan etti. Tabii bu durumun, sadece AB ülkelerini değil AB ile ticari ilişkide bulunan tüm ülkelerdeki işletmeleri oldukça yakından ilgilendirdiğini söylemekte fayda var. Özellikle de dış ticaret hacminin yüzde 70’ten fazlasını Avrupa pazarından elde eden Türkiye’yi. </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>LOJİSTİK VE ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ DOĞRUDAN ETKİLENECEK</strong></p>
<p> </p>
<p>Sektörleri hızla çevre dostu teknolojiler kullanmaya yöneltmeyi amaçlayan Yeşil Mutabakat, aynı zamanda AB’ye ihraç edilen tüm ürünlere de karbon vergisini zorunlu tutuyor. En basit açıklamayla ‘karbon ayak izi hesabına göre kirletenin ödediği’ bu vergi türü, tüm sektörleri dolaylı olarak ilgilendirdiği gibi dünya karbon salınımının yüzde 5,5’ine neden olduğu bilinen lojistik ve ulaştırma sektörünü ise doğrudan etkileyeceğe benziyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>DİJİTAL ALT YAPILARI GÜÇLENDİRMEK BUGÜNÜN OLMAZSA OLMAZI!</strong></p>
<p>PATH Software House kurucu ortağı Kurucu Ortağı Murat Kader bu gelişmeleri, “AB Yeşil Mutabakatı, önümüzdeki süreçte dünya ticaret trendlerinin yönünü bizlere net bir şekilde gösteriyor. Küresel pazarlardaki payını korumak ve artırmak isteyen tüm yerli işletmecilerin, yatırımlarını dijital alt yapılarını güçlendirmekten ve regülasyonlara uyumlu iş modelleri üretmekten yana yaptıklarını zaten biliyoruz. Fakat lojistik ve ulaştırma sektöründe hala teknoloji kullanımına karşı mesafeli bir tutum görebiliyoruz. Özellikle istihdam edilen taşımacı personelin, geleneksel yöntemlerle operasyonları yönetmeye karşı eğilimi hala çok güçlü. Bizler de bu alışkanlıkları yenileri ile değiştirebilmek için PATH teknoloji laboratuvarlarında kargo ve lojistik sektörü için kolay kullanılabilir, çevre dostu sistem ve ürünler geliştiriyoruz” şeklinde değerlendirdi.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>REKABET AVANTAJI YARATAN SİSTEMLER GELİŞTİRİYORUZ</strong></p>
<p> </p>
<p>Tasarladıkları sistemlerin; depolama, taşıma, operasyon, sevkiyat, müşteri ilişkileri ve teklif yönetimi gibi uçtan uca tüm süreçleri kapsadığını ve kullanıcı dostu olduğunu belirten Kader, “Geleneksel yöntemlerle ilerlemek özellikle sevkiyat yönetimi konusunda büyük bir sorun. Hele de Türkiye gibi transit taşımacılıkta üs olarak kabul edilen ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle tercih edilirliği git gide artacak bir ülke için yüzde 100 oranında teknolojiye geçiş elzem. Küresel anlamda stratejik avantajlarımıza rağmen hala sektördeki operasyonel aksaklıklardan kaynaklı sevkiyat bulamama, yük indirememe, araç bulamama gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu durum hem ciddi bir maliyet üretiyor hem de AB Yeşil Mutabakat’ın karbon emisyonu stratejileriyle taban tabana ters düşüyor. İlerleyen zamanlarda sıkılaşacak denetlemeler ve yaptırımlardan dolayı mutabakat kriterlerine uymayan taşımacılık şirketlerinin ve diğer endüstrilerin gümrük kapılarından geri çevrildiğini duymamız yakındır. Bu nedenle lojistik firmalarının yazılım alt yapılarına yatırım yapmaları, ileriye dönük ciddi bir tasarruf kalemi olarak değerlendirilmelidir” sözleriyle lojistik sektörünü geleceğe taşıyacak en temel unsurun yapay zekâ yatırımları olduğunun altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p>Lojistik ve kargo sektörüne aktif bir şekilde ürün ve hizmet geliştirdiklerini belirten PATH Software House Kurucu Ortağı Murat Kader, “PATH olarak 2 büyük kargo şirketi için alt yapı ve akıllı gönderim ağı sistemlerini geliştiriyoruz. Bu sistemler ilk kilometreden (first mile) orta ve son kilometreye (mid ve last mile) kadar uçtan uca lojistik süreçlerini kapsıyor. Amacımız, süreçlerin maliyetlerini azaltarak, işletmeler tarafından kolay kullanılabilir uygulamalar üreterek sektörde teknoloji kullanımını yaygınlaştırmak. Türkiye’nin uluslararası ticaretteki frekansını artırmak için lojistik ve ulaşım sektöründe kolektif bir eylem planına ihtiyacımız var. Özellikle pandemi sonrasında devasa bir büyüme yakalayan online pazar yerlerinin taleplerini karşılayabilmek için depolama, ulaştırma ve hizmet gibi operasyonların tamamının otomatize edilmiş sistemler üzerinden yönetilmesi gerekli,” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862">Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 09:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[chatgpt]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, ChatGPT'nin kullanımının yaygınlaşmasının siber güvenliğin yerleşik kurallarını nasıl değiştirebileceğini araştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608">Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, ChatGPT&#8217;nin kullanımının yaygınlaşmasının siber güvenliğin yerleşik kurallarını nasıl değiştirebileceğini araştırıyor. OpenAI&#8217;nin bugüne kadarki en güçlü AI modellerinden biri olan ChatGPT3&#8217;ü piyasaya sürmesiyle birlikte araştırmalara hız verdi. ChatGPT-3, karmaşık bilimsel kavramları birçok iyi açıklayabiliyor, şarkı sözleri yazabiliyor ve kullanıcının isteğine göre hemen hemen her türlü metni oluşturabiliyor.</strong></p>
<p>ChatGPT-3, insanlar tarafından yazılanlardan ayırt edilmesi oldukça zor metinler oluşturabilen bir yapay zeka dil modeli olarak tanımlanıyor. Bu nedenle, siber suçlular bu teknolojiyi hedef odaklı kimlik avı saldırılarına uyarlamaya çalışıyor. Daha önce, kitlesel hedefli kimlik avı kampanyaları düzenlemekten suçluları alıkoyan ana engel, hedeflenen her bir kişiselleştirilmiş e-postayı yazmanın oldukça zahmetli olmasıydı.</p>
<p>ChatGPT, saldırganların endüstriyel ölçekte ikna edici ve kişiselleştirilmiş kimlik avı e-postaları oluşturmasına izin verebileceğinden, oyunun kurallarını değiştirebileceği öngörülüyor. Hatta yazışmaları stilize ederek, bir çalışandan diğerine yazılmış gibi gözüken hayli inandırıcı -sahte- e-postalar bile oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu, başarılı kimlik avı saldırılarının sayısının artabileceği anlamına geliyor.</p>
<p>Birçok kullanıcı, ChatGPT&#8217;nin kod yazabildiğini fark etti ve buna maalesef kötü amaçlı kodlar da dahil. Basit bir Infostealer virüsü oluşturmak, herhangi bir programlama becerisine sahip olmadan mümkün olacak gibi gözüküyor. Ancak, ChatGPT’nin dürüst kullanıcıların korkması için hiçbir sebep yok. Bir bot tarafından yazılan kod gerçekten kullanılıyorsa, güvenlik çözümleri bunu, geçmişte insanlar tarafından oluşturulan tüm kötü amaçlı yazılımlarda olduğu gibi hızlı bir şekilde algılayıp etkisiz hale getiriyor.</p>
<p>Bazı analistler, ChatGPT&#8217;nin her belirli kurban için benzersiz kötü amaçlı yazılım oluşturabileceğinden endişe duysa da, bu örnekler de büyük olasılıkla bir güvenlik çözümleri tarafından fark edilecek davranışlar sergiliyor. Dahası, bot tarafından yazılan kötü amaçlı yazılımın ince hatalar ve mantıksal kusurlar içerdiği ve bunun da kötü amaçlı yazılım kodlamasının henüz tam anlamıyla optimize edilemediği anlamına geliyor.</p>
<p>ChatGPT bu yönleriyle saldırganlar için yararlı olsa da güvenliği sağlayanlar da bundan yararlanabiliyor. Örneğin, ChatGPT belirli bir <strong>kod parçasının ne yaptığını hızlı bir şekilde açıklama yeteneğine</strong> sahip. Bu yönüyle, yoğun mesai koşullarında çalışmak zorunda kalan analistlerin olaylara minimum miktarda zaman ayırmak zorunda kaldığı SOC koşullarında, kendi yarattığı problemin çözümü haline gelebiliyor.</p>
<p>Kısaca, süreci hızlandırmak için herhangi bir araç memnuniyetle karşılanacak. Gelecekte, kullanıcıların kodu daha iyi anlamak için bir tersine mühendislik modeli, bir CTF çözme modeli, bir güvenlik açığı araştırma modeli ve daha fazlası gibi çok sayıda özel ürünle karşılaşacağı öngörülüyor.</p>
<p><strong>Kaspersky&#8217;nin Güvenlik Analisti Vladislav Tushkanov,</strong> <em>&#8220;ChatGPT tamamen kötü niyetli yazılımlar anlamında direkt olarak kötü niyetli bir şey yapmasa da saldırganlara çeşitli senaryolarda yardımcı olabilir; örneğin ikna edici hedefli kimlik avı e-postaları yazmak. Bununla birlikte, ChatGPT şu anda kesinlikle bir otonom hacker yapay zekası olma yeteneğine sahip değil. Sinir ağının (Neural Network) ürettiği kötü amaçlı kod, mutlaka bir miktar zarar verebilme yeteneğine sahip olacaktır ama yine de onu geliştirmek ve dağıtmak için yetenekli ve işinde uzman bir saldırgan gerekiyor. </em></p>
<p><em>ChatGPT&#8217;nin endüstri üzerinde şimdilik hemen bir etkisi olmamasına ve siber güvenlik konusunda bir  “oyun değiştirici” olmamasına rağmen, bu durum gelecek nesillerle beraber mutlaka değişecektir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, hem doğal dil hem de programlama kodu üzerine eğitilmiş büyük dil modellerinin siber güvenlikteki özel durumlara nasıl uyarlandığını görebiliriz. Bu değişiklikler, tehdit avcılığından olay müdahalesine kadar çok sayıda siber güvenlik faaliyetinin doğasını etkileyebilir. Bu nedenle, siber güvenlik şirketleri, bu teknolojinin siber suçlulara nasıl yardımcı olabileceğinin farkına vardıkları gibi, yeni araçların sağlayacağı olasılıkları da keşfetmek isteyeceklerdir.&#8221;</em> yorumunu yapıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608">Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
