<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etkileyebilir | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyebilir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyebilir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Mar 2026 09:13:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>etkileyebilir | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileyebilir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[alerjiler]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip. Öyle ki bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerle kalp sağlığının kesiştiği durumlara da rastlanabiliyor. Kounis Sendromu’nun, bağışıklığın aşırı koruyucu tepkisinin kalbi zorlamasıyla ortaya çıktığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Alerjik bünyeye sahip olanlarda ya da bilinen kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde ani gelişen reaksiyonlarla birlikte görülen göğüs ağrısı önem taşıyor. Erken tanı ve doğru müdahale ile kalıcı hasar riski en aza indirilebiliyor. Kalp ve bağışıklık sistemi birlikte çalıştığı için birinde yaşanan sorun diğerini de etkiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Reçetesiz satılan bir ilaç, arı sokması ya da akşam yemeğinde tüketilen deniz ürünleri… Vücudun bu tür etkenlere verdiği alerjik yanıtın bazı durumlarda kalbi de etkileyebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kounis Sendromu, alerjik veya aşırı duyarlılık reaksiyonları sırasında ortaya çıkan akut koroner sendrom olarak tanımlanır. Halk arasında alerjik kalp krizi ya da alerjik anjina olarak da bilinen bu tabloda, bağışıklık hücrelerinin aktive olmasıyla salınan bazı maddeler, kalp damarlarında spazma yol açabilir” dedi.</p>
<p><strong>Fındık, fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler tehlikeyi artırıyor</strong></p>
<p>Kounis Sendromu teşhisini zorlaştıran en önemli etkenin, alerji belirtileri ile kalp krizi semptomlarının iç içe geçmesi olduğunu vurgulayan Koylan, “Hastalarda göğüs ağrısı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı ile birlikte vücutta yaygın kaşıntı, kızarıklık veya kurdeşen görülebilir. Buna tansiyon düşüklüğü, bayılma hissi ya da bilinç kaybı da eşlik edebilir. Sendromu tetikleyen en yaygın unsurlar; antibiyotikler başta olmak üzere bazı ilaçlar, ağrı kesiciler ve kontrast maddeler, arı ve eşek arısı sokmalarıdır. Kabuklu deniz ürünleri, fındık ve fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler ile lateks alerjisi ya da bazı kimyasal maruziyetler de tetikleyici olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bazı vakalarda adrenalin hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Teşhis aşamasında EKG, troponin testleri ve bazı durumlarda ekokardiyografinin kullanıldığını açıklayan Koylan, “Tanıda en kritik nokta hastanın öyküsünde alerjen maruziyetinin olup olmadığının belirlenmesidir. Tedavi sürecinde ise hem alerjik reaksiyonun baskılanması hem de kalp damarlarının rahatlatılması gerekir. Şiddetli vakalarda adrenalin hayat kurtarıcı olabilirken, Tip I Kounis vakalarında damar spazmını artırabileceği için dikkatli kullanılmalı. Bu süreçte hipertansiyon ve damar sağlığına yönelik yaklaşımlar hastanın uzun dönem takibinde önemli rol oynar” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Celal Şalçini]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarını]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hastalarının Ramazan ayında oruç tutarken karşılaşabileceği riskler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676">Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hastalarının Ramazan ayında oruç tutarken karşılaşabileceği riskler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süreli açlık ve susuzluk, beynin çalışma düzenini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Uzun süreli açlık ve susuzluğun, vücudumuzun hassas dengesini değiştirerek beynin çalışma düzenini etkileyebileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Özellikle kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi) ve vücudun susuz kalması (dehidratasyon), sinir hücrelerinin elektriksel dengesini bozarak ‘nöbet eşiği’ dediğimiz koruyucu sınırı aşağı çeker.” dedi.</p>
<p>Dr. Şalçini, bu durumun, normalde nöbet geçirmeyen veya nöbetleri kontrol altında olan bir hastada, beynin elektriksel fırtınalara daha açık hale gelmesine ve beklenmedik nöbetlerin tetiklenmesine neden olabileceğine vurgu yaptı. </p>
<p><strong>İlaç saatlerinin kaydırılması, nöbet riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Epilepsi tedavisinde en kritik kuralın, ilaçların kandaki seviyesini sabit tutmak olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “İlaçların sahur ve iftar saatlerine göre (örneğin 12 saat arayla alınması gereken ilacın 16-17 saatlik boşluklarla alınması) kaydırılması, kandaki ilaç düzeyinin tehlikeli seviyelere düşmesine yol açabilir. Bu ‘ilaçsız’ kalan sürede beynin koruma kalkanı zayıflar ve tek bir doz aksatması veya geciktirilmesi bile aylar süren nöbetsiz dönemin bozulmasına, hatta hastaneye yatış gerektiren şiddetli nöbetlere sebebiyet verebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her epilepsi hastası oruç için uygun değil!</strong></p>
<p>Epilepsi hastaları için uykunun, en az ilaçlar kadar hayati bir tedavi bileşeni olduğuna dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Sahura kalkmak için uykunun bölünmesi, geç yatılması veya sabah erken uyanılması ‘uyku yoksunluğu’ yaratarak beyin hücrelerinin aşırı duyarlı hale gelmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>Birçok epilepsi türünde uykusuzluğun, nöbeti tetikleyen en güçlü faktör olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle ramazan ayındaki düzensiz uyku rutini, nöbet sıklığının artması konusunda ciddi bir risk taşır. Her epilepsi hastası oruç için uygun değildir. Özellikle ilaçlara rağmen nöbetleri devam eden ‘dirençli epilepsi’ hastaları, gün içinde birden fazla veya üçten fazla ilaç kullanmak zorunda olanlar, nöbetleri uykusuzlukla tetiklenenler ve çocukluk/yaşlılık dönemindeki hastalar için oruç tutmak önerilmez. Ayrıca nöbetleri kontrol altında olsa bile, hayati risk taşıyan ağır nöbet geçmişi olan kişilerin bu kararı doktorlarına danışmadan almamaları hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>En ufak nöbet belirtisinde oruç bırakılmalı ve doktora başvurulmalı!</strong></p>
<p>Eğer nöbetler uzun süredir tam kontrol altındaysa, tek tip ilaç kullanılıyorsa ve doktor onayı varsa güvenli oruç tutmanın mümkün olabileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Bu süreçte iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketilmeli, ilaçlar doktorun önerdiği yeni zaman dilimlerine harfiyen uyularak alınmalı ve en önemlisi gün içindeki uyku kaybını telafi edecek dinlenme süreleri oluşturulmalı. Ancak oruç tutarken en ufak bir nöbet veya nöbet habercisi (aura) hissedilirse, sağlığı riske atmamak adına oruca hemen ara verilmeli ve durum doktora bildirilmeli.” uyarısını yaparak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676">Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20&#8217;lik diş herkesi farklı etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/20lik-dis-herkesi-farkli-etkileyebilir-435425</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 08:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[herkesi]]></category>
		<category><![CDATA[lik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında yirmi yaş dişi olarak bilinen yetişkin dişleri, ağızda çoğu zaman diş ve diş eti problemlerine sebep olabilir. Ağızda sürme genelde 17 yaşından itibaren başlasa da kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Klinik Koordinatörü Dt. Arzu Tekkeli, “20 yaş dişleri çıkarken ağrı, şişlik, yutkunma zorluğu, ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20lik-dis-herkesi-farkli-etkileyebilir-435425">20&#8217;lik diş herkesi farklı etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında yirmi yaş dişi olarak bilinen yetişkin dişleri, ağızda çoğu zaman diş ve diş eti problemlerine sebep olabilir. Ağızda sürme genelde 17 yaşından itibaren başlasa da kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Klinik Koordinatörü Dt. Arzu Tekkeli, “20 yaş dişleri çıkarken ağrı, şişlik, yutkunma zorluğu, ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Çene kemiklerinde yeterli alan varsa hiçbir sorun oluşmadan da sürebilir, aynı zamanda sürme zamanları birbirinden farklı olabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Çenemizin en sonunda bulunan ve 3. azı dişleri olan 20 yaş dişleri, 2 altta 2 de üstte olmak üzere ağızda 4 adet bulunuyor. Çenede yeterli yer varsa ve dişler ağızda doğru pozisyonu alabilmişse diş çekiminin gerekli olmadığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Klinik Koordinatörü Dt. Arzu Tekkeli, “20’lik dişler doğru bir diş fırçalama ile uzun yıllar sağlıkla ağzımızda durabilir” dedi.</p>
<p><strong>20’lik diş bazen hiç çıkmayabilir</strong></p>
<p>20 yaş dişlerinin sürme döneminde hastanın şikayetlerinin hafiflemesi için ilaç kullanmak gerekebildiğini hatırlatan Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Klinik Koordinatörü Dt. Arzu Tekkeli, “Ağrı, ateş, yutma güçlüğü, lenfadenopati gelişmişse doktora başvurulması gerekir” diye konuştu. 20’lik dişler ağzın en arka bölgesinde olduğu için, bu duruma uygun diş fırçaları kullanılması gerektiğini hatırlatan Dt. Arzu Tekkeli, “20 yaş dişlerinin çürümesi, bu dişin önündeki dişi de çürüteceğinden böyle bir durumda hiç gecikmeden tam teşekküllü bir merkeze başvurulmalı. Bazı kişilerde 20 yaş dişi hiç çıkmayabilir, kemik içinde gömülü kalabilir. Böyle durumlarda hekiminiz dişin çekilmesine veya ağız içinde kalmasına muayene sonucu karar verir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20lik-dis-herkesi-farkli-etkileyebilir-435425">20&#8217;lik diş herkesi farklı etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 09:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi. Baş ağrısı, göz yorgunluğu gibi belirtilerin çocuklarda görme sorunlarına işaret edebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Çocuklar görme sorunu yaşadıklarının farkında olmayabilirler. Bu nedenle hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin bu konuda uyanık olması önemli. Çocukların okula dönüş döneminde göz hekimi kontrolleri de ihmal edilmemeli” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Okulların çok yeni açıldığı şu günlerde eğitim dönemi için tüm ihtiyaçlar karşılanırken sağlık kontrollerinin de ihmal edilmemesi önem taşıyor. Çocukların sağlığının akademik başarılarında da son derece önem taşıdığını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, özellikle fark edilmeyen görme sorunlarının çocukların başarısızlıklarının altındaki neden olabileceğini anlattı. </p>
<p>Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmanın, gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemli olduğunu söylen Doç. Dr. Y. Kızıloğlu, “Okumak, yazmak ve bilgisayar kullanmak öğrencilerin her gün gerçekleştirdiği görsel görevler arasında yer alıyor. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Görsel fonksiyonların düzgün işlemesi çocukların verimli bir şekilde öğrenebilmeleri için büyük önem taşır” şeklinde konuştu. Görmenin öğrenme üzerindeki etkisiyle ilgili Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar büyüyüp daha ileri sınıflara geçtikçe görsel becerilere daha yoğun şekilde ihtiyaç duyarlar. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Çocuklar sınıfta uzak mesafedeki tahtayı, ara mesafedeki bilgisayar ekranını ve yakın mesafedeki kitap ve defteri net görebilmeli; bu farklı mesafelerin birinden diğerine hızlı ve doğru şekilde odaklanabilmelidir. Bununla birlikte, satırları veya hareket eden objeleri iki gözü beraber kullanarak takip etme ve derinlik görme gibi beceriler için gözlerin paralelliği, hareketleri ve birbirleriyle koordinasyonu doğru şekilde işlemelidir. Örneğin net görebilen ve her iki gözünde 10/10 görüşe sahip bir çocukta, odaklanma, takip ve gözlerin koordinasyonu ile ilgili sorun olabilir.” </p>
<p><strong>“ÇOCUKLAR GÖRME SORUNUNU FARKINDA OLMAYABİLİR”</strong></p>
<p>Görsel becerilerden herhangi birinin düzgün çalışmaması durumunda çocuğun etkili öğrenmesinin zorlaşacağını ve bu durumun da çocuk üzerinde stres ve dolayısıyla başarısızlık yaratacağını anlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuğun görme sorunu olduğunu gösterebilecek belirtilere karşı dikkatli olmaları gerekir; çünkü çocuklar görmelerinde bir problem olduğunun farkına varmayabilir” dedi. Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, bir çocuğun görme sorunu yaşadığını gösterebilen belirtileri; sık sık baş ağrısı, gözleri sık sık ovuşturmak ve kırpmak, yorgunluk, kısa dikkat süresi, okumaktan ve yakına bakılan diğer aktivitelerden kaçınmak, okuduğu yeri kaybetmek, satır atlamak, okuma materyallerini yüze yakın tutmak, bir gözü kapatmak, başı bir tarafa eğik tutmak, bir gözün içeri veya dışarı dönmesi ve çift görme şeklinde sıraladı. </p>
<p><strong>OKUL ÇAĞINDA EN SIK BU GÖRSEL SORUNLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Çocuklarda görme sorunu ne kadar erken tespit edilir ve tedavi edilirse tedavinin başarılı olma olasılığının da o kadar artacağına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul çağındaki çocuklarda en sık görülen görme sorununun, uzağı görememe (miyopi), yakını görememe (hipermetrop) ve bulanık görmeye neden olan astigmatizma şeklindeki kırma kusurları olduğunu söyledi. Ayrıca gizli şaşılık, odaklanma sorunları ve göz kuruluğu gibi durumların da çocuklarda sıklıkla karşılaşılan göz sorunları olduğuna dikkat çekti.  </p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI GİBİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR</strong></p>
<p>“Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmak gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemlidir” diyen Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul yılları boyunca görme sık sık değişebileceği için, en azından senede bir sefer göz muayenesi yapılması gerektiğine işaret etti. Tedavi edilmeyen görme sorunlarının hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle de kendini gösterebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu düşünülen çocuklarda yanlış tanıyı önlemek için kapsamlı bir görme muayenesi yaptırmak gerektiğinin de altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[bakışlarını]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumdaki]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yönlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçların da, kaynakların kısıtlı olması nedeniyle çatışma ve agresif tutumların da görülebildiğine vurgu yapıyor. Travmatik olayların, çocukların düşünce kalıplarını, algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çetin, toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin büyük önem taşıdığını söylüyor ve gerekli durumlarda profesyonel yardım alınmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, afetlerin toplumlar üzerindeki travmatik etkilerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur </strong></p>
<p>Büyük afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilerin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Korku, endişe, çaresizlik ve panik gibi duygusal tepkiler görülebilir. Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur. Topluluk içinde dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçlar görüyoruz ki bunu yakın dönemde deprem zamanında da gözlemledik. Bunun tam tersi kaynakların kısıtlı olduğu durumda ise çatışma ve agresif tutumlar artabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir</strong></p>
<p>Afetlerin, can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplar meydana getirdiğini hatırlatan Çetin, kayıp yaşayan bireylerin yasın inkar, öfke, depresyon, kabul etme gibi farklı etkilerini yaşadıklarını söyledi. Afet sonrasında stres bozukluğu gelişebileceğine de dikkat çeken Çetin, “Travmatik olayın ardından en az bir ay süren kaygı, korku ve kaçınma davranışları gözlemlenebilir. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu söylemek mümkündür. Yaşanılan durumun tepkisi, bireyden bireye farklılık gösterir. O nedenle profesyonel destek bu etki ile başa çıkmak için önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Afetlerin sonrasında TSSB yaygın görülüyor </strong></p>
<p>Afetlerin, kişilerin ve toplumların hayatlarında olumsuz etkiler bırakabileceğine değinen Çetin, buna örnek olarak, afet sonrasında yaygın olarak görülen bir psikolojik durum olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) gösterdi. Afet yaşayanların travmatik olayın neden olduğu stres, korku ve kaygıyla başa çıkmada zorlandıklarını dile getiren Çetin, “TSSB belirtileri arasında tekrarlayan hatıralar, kabuslar, aşırı uyarılma, anksiyete ve kaçınma davranışları yer alabilir. Ayrıca, afetlerin toplumlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, artan stres düzeyleri, öfke, güvensizlik ve sosyal izolasyon gibi diğer psikolojik sonuçlara da yol açtığını söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başa çıkmada sosyal destek çok önemli </strong></p>
<p>Afetlerin ani ve şiddetli yaşanmasının, kişide panik, çaresizlik, şaşkınlık, korku gibi tepkilere neden olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Deprem gibi ani afetler sonrasında depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Bu tür afetlerde başa çıkma mekanizmalarını şöyle izah edebiliriz; ilk olarak sosyal destek çok önemlidir. Sonrasında problem çözmek için pratik adımlar atmak kişiye güven ve kontrol hissi sağlayabilir. Bireyin yaşadığı süreci ve olası kendinde oluşabilecek sorunları fark etmesi ya da buna dair bilinçlenmesi zihinsel olarak denge sağlaması konusunda etkili olabilir. Afet sonrası başa çıkma süreci oldukça karmaşık olabilir. Bu durum her birey için farklıdır. Bireylerin duygusal desteğe ve sağlıklı başa çıkma stratejilerine ihtiyacı vardır. Bu mekanizmalar da kişiye özgüdür. O nedenle gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.” önerisinde bulundu. </p>
<p><strong>Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir </strong></p>
<p>Toplumları etkileyen travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine de değinen Çetin, “Çocuklar ve gençler, toplumsal travmalar sonrasında korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun duygusal tepkiler gösterebilirler. Bu tepkiler normaldir ancak uzun vadeli etkilere yol açabilir. Travmatik olaylar, çocukların düşünce kalıplarını da etkileyebilir. Algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebilir. Çocuklar, travmalar sonrasında davranışsal değişiklikler gösterebilir. Bunlar arasında uyku sorunları, yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve agresyon yer alabilir. Toplumsal travmalar, çocukların okul performansını etkileyebilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları ve motivasyon eksikliği gibi zorluklar yaşayabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli </strong></p>
<p>Çocukların travmayla baş edebilmesi için yetişkinlere de görev düştüğünün altını çizen Çetin, “Ebeveynler ve yetişkinler, çocuklara güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamalı. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Çocuklara olayları anlamaları için açık ve anlayışlı bir iletişim kanalı sunulmalı. Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli ve sorularına dürüst cevaplar verilmeli. Ebeveynler, günlük rutinleri korumak ve normalleştirmek için çaba göstermeli. Bu, çocuklara güven ve istikrar hissi sağlayabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır </strong></p>
<p>Ebeveynlerin, sağlıklı başa çıkma stratejilerini modellemeleri gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi duygusal tepkilerini yönetme ve olumlu davranışlar sergileme, çocuklara örnek olabilir. Eğer gerekliyse, profesyonel yardım alınmalıdır. Çocuklar ve gençler için uzman psikologlar veya danışmanlar, duygusal iyilik hali ve başa çıkma becerilerini desteklemekte yardımcı olabilir. Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır. Ebeveynlerin, yetişkinlerin ve toplumun desteği bu süreçte kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
