<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etkilerini | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etkilerini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkilerini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Nov 2023 08:54:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>etkilerini | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkilerini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmak]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[iyonlaştırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyonun]]></category>
		<category><![CDATA[türktemiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423819</guid>

					<description><![CDATA[<p>X-ışınlarının insan üzerinde kullanılması, tıbbi görüntülemenin temelini oluşturuyor. Bu sayede, insan vücudunun iç yapısının görüntülenmesi sağlanarak bazı hastalık ya da rahatsızlıkların tespit edilmesi kolaylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819">&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DR. TÜRKTEMİZ; “İYONLAŞTIRICI RADYASYONUN OLUMSUZ ETKİLERİNİ</p>
<p>AZALTMAK MÜMKÜN”</p>
<p>X-ışınlarının insan üzerinde kullanılması, tıbbi görüntülemenin temelini</p>
<p>oluşturuyor. Bu sayede, insan vücudunun iç yapısının görüntülenmesi sağlanarak bazı</p>
<p>hastalık ya da rahatsızlıkların tespit edilmesi kolaylaşıyor. Konya Ticaret Odası (KTO)</p>
<p>Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Görüntüleme Teknikleri</p>
<p>Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Halil Türktemiz, iyonlaştırıcı radyasyonun</p>
<p>olumsuz etkilerinden korunma yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>“İyonlaştırıcı Radyasyon, Birçok Sağlık Sorununa Neden Olabiliyor”</p>
<p>X-ışınlarının; röntgen, bilgisayarlı tomografi (BT), skopi, mamografi gibi tıbbi cihazlarda</p>
<p>kullanıldığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi</p>
<p>Görüntüleme Teknikleri Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Halil Türktemiz;</p>
<p>“Radyasyon, boşlukta elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar halinde enerji yayımı ya da</p>
<p>aktarımı şeklinde tanımlanıyor. Radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan</p>
<p>radyasyon olarak iki grupta inceleniyor. İyonlaştırıcı radyasyonlar, insan vücudunda hücrelerin</p>
<p>ölmesi ya da zarar görmesi, DNA’da kalıcı bozuklukların meydana gelmesi, gözde katarakt</p>
<p>oluşması ve kanser ile karşı karşıya kalınması gibi birçok sağlık sorununa neden olabiliyor. Tıbbi</p>
<p>tanı ve tedavi süreçlerinde, iyonlaştırıcı radyasyon grubunda yer alan x-ışınları ve gama ışınları</p>
<p>kullanılıyor. Dolayısıyla iyonlaştırıcı radyasyon alanında görev yapan sağlık çalışanlarının</p>
<p>kendilerini, hastaları ve yakınlarını iyonlaştırıcı radyasyonun olumsuz etkilerinden mümkün</p>
<p>olduğunca korumaları gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Maruz Kalınan Radyasyon, Mümkün Olduğunca Azaltılmalı”</p>
<p>Radyasyon alanında görev yapan sağlık çalışanlarının, koruyucu ekipman kullanmasının</p>
<p>gerekliliğinin altını çizen Türktemiz; “Radyasyon alanlarında görev yapan sağlık çalışanları</p>
<p>kurşun paravan, kurşun önlük, tiroit koruyucu, gonad koruyucu, kurşun gözlük gibi koruyucu</p>
<p>ekipmanların kullanımına özen göstermelidir. Hasta yakınlarının çekim esnasında gereksiz</p>
<p>radyasyona maruz kalmaması için çekim odasında bekletilmemesine dikkat edilmelidir. Hasta</p>
<p>yakınlarının, çekim esnasında hastanın yanında durmasını gerekli kılan durumlarda kendilerine</p>
<p>koruyucu ekipmanlar verilerek, maruz kalınan radyasyonun mümkün olduğunca azaltılmasına</p>
<p>önem verilmelidir” ifadelerine yer verdi. </p>
<p>“Gereksiz BT Çekimlerinden Kaçınılması Gerekiyor”</p>
<p>Türktemiz, BT çekimlerinde hastaların röntgene göre daha fazla radyasyona maruz</p>
<p>kaldığını söyleyerek; “Gereksiz BT çekimlerinden kaçınılması gerekiyor. Hastanın rahatsızlığı,</p>
<p>daha zararsız olan ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme gibi alternatif yöntemlerle</p>
<p>tespit edilecek durumda ise öncelikle onlar tercih edilmelidir. Hamileler ve hamilelik şüphesi</p>
<p>olanlar radyasyon alanlarında bulunmamalı, ayrıca hastalar radyoloji ünitelerindeki uyarı</p>
<p>levhalarına dikkat etmelidir. Hamilelere röntgen ve BT çekilmesi önerilmiyor. Fakat hamilelerin</p>
<p>acil ya da hayati durumları söz konusu olduğunda, fayda zarar dengesi göz önünde</p>
<p>bulundurularak röntgen ve BT çekimleri yapılabiliyor. Bu durumlardaki çekimlerde mutlaka</p>
<p>hastanın karın bölgesi, kurşun önlükle korumaya alınmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Sağlık Sorunları Ortaya Çıkmadan Önce Radyasyona Yönelik Önlem Alınmalı”</p>
<p>Radyasyon duyu organlarıyla algılanamadığı için ömür boyu radyasyondan korunmaya</p>
<p>dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Türktemiz; “Yapılan her çekimde gereksiz radyasyona</p>
<p>maruz kalmak ya da radyasyondan korunma önlemlerine dikkat etmemek, geri dönüşü olmayan</p>
<p>sağlık sorunları ile karşı karşıya kalma ihtimalini artırıyor. Unutulmamalıdır ki, sağlık sorunları</p>
<p>ortaya çıkmadan önce radyasyona yönelik önlem almak, sorunlar ortaya çıktıktan sonra onlarla</p>
<p>mücadele etmekten daha ucuz ve daha kolaydır” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819">&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştıran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[rafine]]></category>
		<category><![CDATA[şekerin]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinden]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan bilim insanları, gıda endüstrisinde sıkça kullanılan, halk arasında sofra şekeri ya da beyaz şeker olarak da bilinen rafine şekerin hücre düzeyinde yaşlanmaya etkisini araştıracak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105">Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan bilim insanları, gıda endüstrisinde sıkça kullanılan, halk arasında sofra şekeri ya da beyaz şeker olarak da bilinen rafine şekerin hücre düzeyinde yaşlanmaya etkisini araştıracak.</p>
<p>Dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje, Egeli bilim ekibi tarafından hazırlandı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Akın’ın yürütücülüğünü yaptığı, “Sprague Dawley Sıçanlarda Glukoz ve Fruktozun Uzun Süreli Birlikte Kullanımının Yaşlanma İlişkili Yolaklarda Meydana Getirdiği Metilasyon Değişikliklerinin İncelenmesi” başlıklı çalışma   TÜBITAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Egeli bilim ekibini makamında ağırlayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Topluma katkı misyonumuz doğrultusunda birey ve toplum sağlığını tehdit eden her türlü sorunun çözümüne yönelik önemli bilimsel çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz. Sürdürülen bu araştırmaların, Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin projeye, ardından topluma katkıya dönüşebilmesi için bilim insanlarımızı, araştırmacılarımızı her daim motive ederek özendirdiğimizi, her türlü desteği verdiğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Tıp Fakültemizden bilim insanları,  glukoz ve fruktozdan oluşan ve mutfaklarımızda oldukça sık kullandığımız beyaz rafine şekerin, sadece fruktozdan oluşan doğal meyve şekeri ve sadece glukozdan oluşan malt şekerine göre genetiğimizi ve epigenetiğimizi değiştirerek hücrelerimizi ve bizi daha fazla yaşlandırdığını göstermeye çalışacak. Bu araştırma dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk çalışma olacak.  Böyle önemli bir konuyu araştıran bilim ekibimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bilim dünyasına büyük bir katkı sunulacak”</b></p>
<p>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Haluk Akın, “Çevresel etmenlerin, genlerimizden ziyade genlerimizin çalışmasını düzenleyen epigenetik adını verdiğimiz mekanizmaları daha çok bozduğunu biliyoruz. Bu çalışma ile rafine şekerin epigenetik mekanizmalar üzerinden yaşlanmaya etkisini araştıracağız. Araştırma ekibi, rafine şekerin yaşlandırıcı etkisini sıçanlar üzerinde gösterecek. 3 ay boyunca bir grup sıçan, standart sıçan yeminin yanında glukoz ve fruktozdan oluşan beyaz rafine şeker ile beslenirken, diğer deney gruplarındaki sıçanlar standart yemin yanında sadece glukoz veya sadece fruktoz ile beslenecekler. 3 ay sonunda araştırma ekibi, sıçanların yaşlanmasını hareket ve performans testleri ile değerlendirdikten sonra karaciğerlerinden aldıkları örneklerle hücresel yaşlanmayı histolojik, genetik ve epigenetik seviyede göstermeyi amaçlayacak. Sadece fruktozdan oluşan doğal meyve şekeri ya da sadece glukozdan oluşan malt şekerine göre doğada çok daha nadir bulunan sükrozdan oluşan fakat günümüzde neredeyse her gıdada tatlandırıcı olarak kullandığımız beyaz şekerin, genetik değişikliklere sebep olarak yaşlanma sürecini hızlandırdığını ve hücrelerimize hasar verdiğini göstermeyi amaçlayan proje, dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje olacak. Yaşlanmaya sebep olduğu bilim çevreleri tarafından kabul gören hücresel mekanizmalar ile diyabet ve kalp hastalıkları dahil pek çok kronik hastalıktan sorumlu rafine şeker tüketimi arasında güçlü bir ilişki olduğunun ortaya çıkarılması durumunda bilim dünyasına büyük bir katkı sunulacak” dedi.</p>
<p><b>Multidisipliner bilim ekibi</b></p>
<p>Araştırma ekibi,  Prof. Dr. Haluk Akın, Prof. Dr. Lütfiye Kanıt, Prof. Dr. Hüseyin Aktuğ, Doç. Dr. Ayça Aykut, Dr. Öğr. Üyesi Erhan Parıltay, Arş. Gör. Dr. Mert Pekerbaş, Arş. Gör. Dr. Bilgesu Ak, Arş. Gör. Dr. Alper Baysal ve Arş. Gör. Dr. Berrin Özdil’den oluşuyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, Fizyoloji Anabilim Dalı, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı ve Ege Üniversitesi Hayvan Deneyleri Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirilecek proje 18 ay sürecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105">Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 10:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmak]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[felaketlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[maya]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[vakfıdeprem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetli ve yıkıcı afetlerin yaşandığı deprem bölgesi için ilk günlerde hızla aksiyon alan Maya Vakfı, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasının ardından Afet ve Acil Durumlar Programı ile psikososyal destek hizmetlerini başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631">Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Odağına travmatik deneyimlere maruz kalmış ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlı çocukları alan Maya Vakfı, Türkiye’de 6 Şubat ve ardından meydana gelen yıkıcı depremler sonrası,</strong> <strong>Afet ve Acil Durumlar Programı ile yaklaşık 6000 kişinin hayatına dokunuyor. Maya Vakfı, birden fazla depremin yaşandığı bölgede afetten etkilenenlerin maruz kaldığı travmatik etkileri azaltmak adına Hatay ve Şanlıurfa başta olmak üzere orta ve uzun vadeli psikososyal destek çalışmalarını sürdürüyor.</strong></p>
<p>Şiddetli ve yıkıcı afetlerin yaşandığı deprem bölgesi için ilk günlerde hızla aksiyon alan Maya Vakfı, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasının ardından Afet ve Acil Durumlar Programı ile psikososyal destek hizmetlerini başlattı. Maya Vakfı, oluşturulan mobil ekiplerle 6 Şubat depremlerinden sonraki ilk üç aya kadar akut müdahalelerde bulunurken, içinde bulunduğumuz altı aylık süre için depremden etkilenenlerin orta ve uzun vadeli psikososyal destek çalışmalarına ve psikoterapi seanslarına erişimi için çalışıyor. Bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını artırmaya ve iyileşme becerilerini geliştirmeye yönelik ruh sağlığı hizmetleri sağlayan Maya Vakfı, gönüllü psikolog ve psikiyatristlerin bulunduğu ekipleriyle aktif olarak Şanlıurfa ve Hatay’da çocuklar başta olmak üzere bakım verenlerin ve aynı zamanda ön safhalarda çalışan STK gönüllülerinin ikincil travma ile baş edebilmelerine yönelik çalışıyor. Grup ve bireysel terapiler, Project Lift ile sanat temelli psikolojik destek çalışmaları ve çocuk koruma hizmetleri gibi doğru ve sağlıklı müdahaleler ile depremin travmatik etkilerinin azaltılması hedefleniyor. Maya Vakfı, kişilerin travmatik durumlarla baş edebilme becerisini ele alan ve hazırlıklı olmalarını sağlayan Afet ve Acil Durumlar Programı sayesinde bölgede hala yaklaşık 6000 kişinin hayatına dokunmaya devam ederken çalışmalarını 2 yıl boyunca sürdürmeyi planlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Travmatik Etkileri Azaltma Çalışmaları 2 Yıl Olarak Planlanıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>6 Şubat 2023 tarihiyle başlayan, 11 ilin ve ortalama 15 milyon kişinin öncelikli olarak etkilendiği depremler, temel ihtiyaçların yanı sıra toplumun refahı ve bireylerin dayanıklılığı için travmayla başa çıkma becerilerini geliştirme ve psikososyal destek ihtiyacını doğurdu. Çocuklar, art arda gelen deprem ve sel felaketlerinde ciddi bir travmatik yaşam deneyimiyle karşı karşıya kaldı. Bu ihtiyaç doğrultusunda özellikle travmaya maruz kalmış ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlı 5-24 yaş arası çocuk ve gençleri merkezine alan Maya Vakfı, böylesine yıkıcı bir depremin ardından faaliyetlerindeki dört ana modelden biri olan Afet ve Acil Durumlar Programı’nı hızla hayata geçirerek deprem bölgelerine ulaştı. Afetlerden etkilenen çocuk, genç ve bakım verenlere psikososyal destek hizmeti sunan bu program, 2 yıl boyunca bölgede sağlıklı müdahaleler ve doğru eğitimler ile travmatik etkileri en aza indirmeyi hedefliyor. Maya Vakfı’nın sosyal hizmet uzmanı, vaka görevlisi, program yöneticisi, psikolog ve psikiyatristlerinden oluşan gönüllü ekibi, sanat temelli psikososyal destek hizmetleri (Project Lift), bireysel ve grup terapi seansları, ebeveyn oturumları ve çocuk koruma hizmetleriyle ilk günden itibaren sahada afetten etkilenenlerin yanında. Aktif olarak Şanlıurfa’da çalışmalara devam eden Maya Vakfı gönüllüleri, aynı zamanda Hatay’da yeni gruplar için bir destek sahası daha açıyor.</p>
<p><strong>Eşitsizlikler, Afet ve Acil Durumlarda İyice Derinleşiyor</strong></p>
<p>Sahadaki ulusal ve uluslararası kuruluşların ihtiyaç değerlendirmelerine göre dezavantajlı bireyler, temel ihtiyaçlara erişimde yaşadıkları zorlukların yanı sıra, ciddi bir ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyor. Son yaşanan depremlerin de gösterdiği üzere afet ve acil durumların tümünde kırılgan nüfusun daha fazla etkilendiğini ve eşitsizliklerin iyice belirginleştiğini vurgulayan Maya Vakfı gönüllü psikologlarından Lal Uzun ve Melisa Varol, özellikle toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan eşitsizliklerin daha da dikkat çektiğini belirtiyor. Uzun ve Varol, “Örneğin, sıcak suya erişimin az olması, hijyen ürünlerinin kısıtlılığı, fiziksel mahremiyetin korunamaması gibi sebeplerle kadın ve kız çocukları, erkeklere kıyasla genellikle daha da zorlanıyor. Aynı zamanda kadınlar, yine toplumsal cinsiyet rolleri dolayısıyla yaşadıkları yerde hem aile hem de çocuk bakımını daha çok üstleniyor, bu sebeple kronik yorgunluk yaşayabiliyorlar. Son olarak farklı kültüre ve topluma mensup kişiler arasında ayrımcılık, ötekileştirilme gibi problemlere de sıkça rastlıyoruz.” açıklamalarında bulunuyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631">Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 10:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor. Ozon terapinin hücresel metabolizmayı artırarak şeker hastalarında yoğun egzersizin yarattığı faydalı etkiye benzer bir etki oluşturduğunu, dokuların enerji açığının giderildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi, insülin hormonunun yaptığı bir dizi fonksiyonu oluşturuyor. Şeker hastalarında çok sık görülen susuzluk hissini, idrara çıkma sıklığını, ağız kuruluğunu, cilt kaşıntılarını, el ve ayak yanmalarını azaltıyor. Düzenli ozon tedavisi sonrası hastaların ilaç dozları ve kullanmaları gereken insülin miktarı azalıyor. Bağışıklık sistemini düzenlediğinden ve direnci arttırdığından şeker hastalarında çok sık görülen ayak enfeksiyonlarını, idrar yolları enfeksiyonlarını ve yaraları tedavi ediyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p> </p>
<p>Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artıyor. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 366 milyon olması bekleniyor. Türkiye’de de diyabetli sayısının 5 milyona yaklaştığını hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Hareketsiz yaşam tarzının artması, aşırı obezite, sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırıyor” dedi. </p>
<p>Şeker hastalığının önemli komplikasyonlarından biri olan ve diyabetin yarattığı olumsuz zeminde gelişen diyabetik ayak ülserleri, iyileşmeyen yara ve kangren nedeniyle ekstremite, hatta hayat kaybına yol açabilen ciddi olgular olduğunu söyleyen Dr. Sadi Kayıran, “Tüm diyabetlilerin yüzde 15’i hayatları boyunca bir kez diyabetik ayak sorunu yaşarlar. Travma dışı amputasyonların yüzde 50’si diyabetik ayak nedenidir. Kan kimyasında değişimler, damarsal yapılarda bozulmalar ve periferik sinirlerde bozulmalar” olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Diyabet belirtileri dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının sık görülen belirtiler olmakla birlikte bazen de hiçbir belirtisinin olmadığının altını çizen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiçbir erken belirti görülmez ve başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis koyulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ozon terapi damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesini destekliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında ozon terapinin etkin olduğunun bilindiğini ve genelde prediyabet hastalarında ve insülin direnci olan hastalarda oldukça yararlı bir tedavi süreci olduğunun altını çizen Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Sadece gebelerde uygulanmıyor. Tedavinin etkin ve faydalı olması için en az 8-10 seans tedavi gerekiyor. Ozon terapi uygulamaları antioksidan sistemi güçlendirdiği için vücudun enerji döngüsüne önemli bir katkı sağlamakta ve bu sayede hastalıklar ile mücadelede olumlu etlkileri olmaktadır. Ozon terapi yara üzerindeki doku oksijenizasyonunu arttırır, damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesine ve immün sistemi güçlendirdiğinden enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastalarının tedavisine ozon terapisi eklemek yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Diyabet tedavisinde en önemli hususlardan birisi dokulara daha fazla oksijen ulaştırmak olduğunu ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapinin uygulandığı diyabet hastaları, tedaviye ek olarak bir süre boyunca beslenme programında doktorun önerileri doğrultusunda sağlıklı değişiklikler yaparlarsa, özellikle de sebze ağırlıklı beslenirlerse vücutta herhangi bir dokuda, uzuvda kangren oluşumuna neden olacak doku kaybının engellendiği görülüyor. Vücudun oksijen miktarının artarak hastanın metabolik hızının ve enerjiyi kullanma verimliliğinin de artmasıyla vücudun kan şekerini daha iyi kullanması sağlanabiliyor. Diyetine dikkat eden, bağışıklık sitemini dengede tutan, ilaçlarını düzenli kullanan, egzersiz yapan ve ozon terapi alan diyabet hastalarının yaşam kalitesi yüksek olduğu görülüyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ILO Türkiye Direktörü Özcan depremin istihdam ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerini incelemek üzere Hatay&#8217;daydı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilo-turkiye-direktoru-ozcan-depremin-istihdam-ve-calisma-hayati-uzerindeki-etkilerini-incelemek-uzere-hataydaydi-358000</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 14:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[direktörü]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[hataydaydı]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilo]]></category>
		<category><![CDATA[incelemek]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[özcan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üzere]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özcan: “İşgücü talebinin ve arzının aynı anda düşmesinden kaynaklı olarak ciddi bir istihdam ve gelir kaybı olduğu görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilo-turkiye-direktoru-ozcan-depremin-istihdam-ve-calisma-hayati-uzerindeki-etkilerini-incelemek-uzere-hataydaydi-358000">ILO Türkiye Direktörü Özcan depremin istihdam ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerini incelemek üzere Hatay&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özcan: “İşgücü talebinin ve arzının aynı anda düşmesinden kaynaklı olarak ciddi bir istihdam ve gelir kaybı olduğu görülüyor.</strong></p>
<p><strong>İstihdamın canlanması için öncelikle deprem bölgesi dışına çıkanların geri dönebileceği kaliteli barınma alanlarının yapılması, dönüşü teşvik edecek aktif ve pasif istihdam tedbirlerinin hayata geçirilmesi, işletmelerin yeniden açılabilmesi için teşviklerin verilmesi ve hizmet ve üretim yapılabilecek alternatif yerlerin hazırlanması gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Diğer yandan, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde yapılabilmesi için kamu çalışanlarına uygun barınma ve çalışma koşulları sağlanmalı.”</strong></p>
<p>Uluslararası Çalışma Örgütü ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, depremin istihdam ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerini incelemek üzere Hatay’ı ziyaret etti. </p>
<p>Beraberindeki heyetle birlikte yapılan çalışmaları yerinde görmek ve bölgede yapılacak kısa ve orta vadeli işbirliklerini değerlendirmek üzere Afet Koordinasyon Merkezi’nde Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaşla görüşen Özcan, daha sonra aralarında Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Nihat Tazearslan, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, Mobilyacılar Odası Başkanı Mehmet Ali Yapar, oda, esnaf ve işveren temsilcileri, işçi temsilcileri ve akademisyenler ile birlikte ekonominin ve istihdamın iyileştirilmesi ve tersine göçün teşvik edilmesine yönelik bir istişare toplantısına katıldı.</p>
<p>Ardından İŞKUR Genel Müdür Yardımcısı Varol Dur ve İl Müdürü Abdullah Kılınç ziyaret edildi. Toplantıda İŞKUR’un hizmet altyapısının güçlendirilmesi ve bölgede istihdamın artırılmasına yönelik iş birliği imkanları ele alındı. </p>
<p>Görüşmelerin ardından Özcan ve beraberindeki heyet Bozoklu bölgesindeki çadır alanını ziyaret etti ve ILO’nun sahadaki uygulama ortağı olan Pikolo Derneğinin iş birliğiyle kurulan çocuk dostu psikososyal alanda incelemelerde bulundu. Heyet burada öğretmenler, çocuklar, aileler ve psikologlarla görüşerek bilgi aldı. </p>
<p>Özcan daha sonra, ILO’nun çocuk işçiliğiyle mücadele programı kapsamındaki saha uygulama ortaklarından Genç Hayat Vakfı’nın koordine ettiği yardım dağıtım merkezinde vakıf yetkilileri ile bir araya geldi.     </p>
<p>Ziyaretin son durağında Kırıkhan’da Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi projesi kapsamında inşa edilen mevsimlik tarım işçilerinin yaşam alanı yer aldı. Özcan 23 işçi evinin bulunduğu yerleşim yerinde işveren ve mevsimlik tarım işçileri ile görüşerek değerlendirmelerini aldı. </p>
<p><strong>Özcan’dan işgücü piyasalarına yönelik değerlendirme </strong></p>
<p>Görüşme ve ziyaretlerinin ardından depremin istihdam ve işgücü piyasası üzerindeki etkilerini üç ana başlıkta değerlendiren Numan Özcan şunları kaydetti: “Öncelikle deprem işgücü piyasasının arz ve talep dinamiklerini alt-üst etti. Onbinlerce çalışan hayatını kaybetti, daha fazlası yaralandı ve sakat kaldı. 2.7 milyon kişi deprem bölgesini terketti. Tüm bunlar ciddi manada bir işgücü açığını ortaya çıkardı. Diğer yandan, binlerce işyerinin yıkılması veya hasar almasından dolayı işletmelerin faaliyetleri durdu. Bu da bölgede işgücüne olan talebi azalttı. Dolayısıyla şu anda yaşadığımız, işgücü talebinin ve arzının aynı anda düşmesinden kaynaklı olarak ciddi bir istihdam ve gelir kaybı.”</p>
<p><strong>İSG ve çocuk işçiliği riski vurgusu </strong></p>
<p>Özcan, “Bölgedeki yüksek asbest hacmi nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) risklerinin arttığını görüyoruz. Deprem sonrası enkaz kaldırma döneminde işçiler, asbeste ve tehlikeli kimyasallara veya gazlara maruz kalma, düşen molozlardan kaynaklanan yaralanmalar, elektrik tehlikeleri ve ergonomik riskler dahil olmak üzere önemli İSG riskleriyle karşı karşıya kalıyor.” dedi.</p>
<p>Numan Özcan çocuk işçiliğinin artması riskine de dikkati çekerek “Yine, ebeveynlerin çalışamayacak durumda olması ve okulların kapalı olması nedeniyle, önümüzdeki dönemde çocuk işçiliğinin artma riski de sözkonusu” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Kamu istihdam hizmetlerine vurgu</strong></p>
<p>Kamu istihdam hizmetlerine vurgu yapan Özcan, “İşgücü piyasası aktörlerinin, örneğin İŞKUR’un gerek binalarının yıkılması veya hasar alması, gerekse de çalışanlarının hayatını kaybetmesi ve bölge dışına çıkması nedeniyle olumsuz etkilendiklerini görüyoruz. Oysa ki, kamu istihdam hizmetlerinin etkin bir şekilde verilmesi bu dönemde hızlı bir şekilde istihdamın yeniden canlandırılması için son derece önemli” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Kamu istihdam hizmetlerinin etkin bir şekilde yapılabilmesi için kamu çalışanlarının da barınma sorunları giderilmeli ve uygun çalışma koşulları sağlanmalı”</strong></p>
<p>Hatay’da yaptığı görüşmelerden izlenimlerini de aktaran Özcan “İstihdamın canlanması için öncelikle deprem bölgesi dışına çıkanların geri dönebileceği kaliteli barınma alanlarının yapılması, dönüşü teşvik edecek aktif ve pasif istihdam tedbirlerinin hayata geçirilmesi, bunların yanısıra işletmelerin yeniden açılabilmesi için teşviklerin verilmesi, ve hizmet ve üretim yapılabilecek alternatif yerlerin hazırlanması gerekiyor. Diğer yandan, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde yapılabilmesi için kamu çalışanlarının da barınma sorunları giderilmeli ve uygun çalışma koşulları sağlanmalı” dedi. </p>
<p>ILO olarak bu çabalara destek vermeye hazır olduklarını dile getiren Özcan, öncelikle İŞKUR’un hizmet birimlerine ve depremzedelere yönelik uygulamaya koyduğu toplum yararına çalışma programına destek olacaklarını duyurdu. Bunun yanısıra, işletme destekleri, istihdam etki analizleri, ve temel çalışma haklarının korunması gibi konularda da önümüzdeki dönemde çalışmaların başlayacağını ifade etti. </p>
<p>Özcan, erken toparlanma ve yeniden inşa sürecinin geçmişe göre daha iyi, daha sürdürülebilir, daha yeşil ve daha akıllı olması için hükümet, sosyal ortaklar, donörler ve BM kuruluşlarıyla birlikte çalışmaya kararlı olduklarını ekledi.</p>
<p><strong>Deprem Bölgesinde Yürütülen Çalışmalar ve Planlananlar</strong></p>
<p><strong>ILO tarafından bölgeye 2 milyon dolarlık yardım yapıldı</strong></p>
<p>ILO Türkiye Ofisi depremin ilk günlerinden itibaren, mevcut proje kaynaklarının hızlı bir şekilde depremzedelere yardım amaçlı kullanılabilmesi için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) ve donörlerle yoğun bir mesai yürüttü. Bu kapsamda, Alman Kalkınma Bankası (KfW) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen iki proje aracılığıyla ILO, Türkiye’de yaşanan ve büyük yıkıma sebep olan depremlerin ardından bölgeye 2 milyon USD değerinde acil yardım yaptı. İlk etapta 2500 giysi seti, 8250 hijyen kolisi, 2000 sıcak yemek ve gıda kolisi, 240 duş ve WC kabini, 1650 kışlık çadır, 3960 uyku tulumu ve 2860 yastık dağıtımı yapıldı. Bölgede ayrıca çocuklar için kurulan oyun alanında psikososyal destek de sağlanıyor. </p>
<p>Bunun yanısıra, İŞKUR’un hizmet birimleri olarak faaliyet gösterecek konteylerin temini ve İŞKUR’un depremzedelere yönelik uygulamaya koyduğu toplum yararına çalışma programından yararlananların sayısının artırılması için çalışmalar devam ediyor.</p>
<p>ILO, veri toplama ile işgücü piyasası odaklı ihtiyaç tespitlerinin hızlı bir şekilde tamamlanmasını müteakip, depremin etkilerinin azaltılması ve hızlı bir toparlanma için kapsamlı bir program hazırlayacak.</p>
<p>ILO bu çalışmalarını Birleşmiş Milletler (BM) insanı yardım koordinasyon yapısı içerisinde, Türk makamlarıyla irtibat halinde yürüyor. ILO ayrıca depremlerin ardından ortaya çıkan insani ihtiyaçların karşılanmasına destek amacıyla BM tarafından 16 Şubat 2023 tarihinde yayımlanan Acil Yardım Çağrısı (Flash Appeal Türkiye) kapsamında da istihdam-yoğun altyapı yatırımları ve enkaz kaldırma çalışmaları için 10.5 $’lık destek çağrısında bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilo-turkiye-direktoru-ozcan-depremin-istihdam-ve-calisma-hayati-uzerindeki-etkilerini-incelemek-uzere-hataydaydi-358000">ILO Türkiye Direktörü Özcan depremin istihdam ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerini incelemek üzere Hatay&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
