<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etkileri | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etkileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileri</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Apr 2026 07:33:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>etkileri | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etkileri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sessiz ama gürültülüler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ama-gurultululer-629972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:33:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü]]></category>
		<category><![CDATA[gürültülüler]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesleri]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, 24 Nisan Uluslararası Gürültü Farkındalığı Günü kapsamında, günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeyen gürültülerin hem işitme hem de genel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ama-gurultululer-629972">Sessiz ama gürültülüler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, 24 Nisan Uluslararası Gürültü Farkındalığı Günü kapsamında, günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeyen gürültülerin hem işitme hem de genel sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Klima, klavye, fan ve monitör sesleri sessiz gürültü kaynakları arasında</strong></p>
<p>Günlük hayatta fark etmeden maruz kalınan gürültünün, işitme başta olmak üzere genel sağlık durumunu etkilediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Özellikle büyük kentlerde, günün önemli bir zaman dilimi geçirdiğimiz trafik ve ulaşım gürültüsü başta olmak üzere, çalışma ortamlarındaki klima, klavye, fan ve monitör sesleri, sosyal ortamlardaki müzik, telefon ve konuşma sesleri, endüstriyel çalışma alanlarındaki iş makinesi ve inşaat sesleri, ev içindeki elektrikli aletler en sık karşılaştığımız ‘sessiz’ gürültü kaynakları arasında. Bu seslerin bir kısmı zararsız gibi algılansa da uzun süreli ve tekrarlayan maruziyet söz konusu olduğunda hem işitme sistemi hem de genel sağlık olumsuz etkileniyor.” dedi.  </p>
<p><strong>Yüksek gürültü kalıcı hasar riski taşıyor</strong></p>
<p>Gürültüden etkilenme konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Gültekin, “Gürültünün şiddeti ve gürültüye maruz kalınan süre, etkilenme miktarını belirlemek için iki önemli faktördür. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), işitme kaybı riski için özellikle 85 dB ve üzerindeki seslere maruziyeti kritik eşik olarak kabul eder. Bu seviyenin üzerindeki sesler kalıcı hasar riski taşır. Ancak, güvenli dinleme için daha düşük şiddetlerde dahi uzun süreli maruziyet zamanla işitme kaybı açısından risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Gürültü sadece kulağı değil tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Gürültünün yalnızca işitme sistemini değil, tüm vücudu etkileyen bir stres kaynağı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Biyolojik bir tehdit olarak yorumlandığı için, düşük şiddetli arka plan gürültüsü dahi vücudun strese yanıt olarak yeniden düzenlenmesine ve salgılanan hormon seviyelerinde değişikliğe sebep olur. Kan basıncı, kalp atış hızının artışı gibi stres karşısında verilen tepkilerin oluşması kalp hastalıkları riskini artırır. Bunların yanı sıra kronik gürültü, sindirim problemleri ve nörolojik etkilenmelere de sebep olabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Zihinsel yorgunluğa neden oluyor</strong></p>
<p>Gürültünün bilişsel etkilerinin üzerinde durulması gereken başka bir durum olduğunu da ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Beyin arka plan gürültüsüne maruz kaldığında, sesleri filtrelemek için daha çok efor harcar. Bu durum zamanla dikkat problemleri, kronik zihinsel yorgunluk ve odaklanma güçlüğü gibi etkilenmelere sebep olabilir. Sürekli arka planda kalan buzdolabı uğultusu, klima sesi veya trafik gürültüsü gibi ‘sessiz’ gürültüler, beyin için aslında bitmek bilmeyen bir mesai anlamına gelir. Bu seslerin, sınıflandırılması ve dinleyici için konumu, içeriği, şiddeti gibi önemli bilgilerin belirlenmesi ancak beynin aktif bir işlemleme sürecine girmesi ile mümkündür. Bu filtreleme eforu, bilişsel enerjiyi tüketerek odaklanma kapasitesini zayıflatır ve gün sonunda zihinsel yorgunluğa yol açar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gün sonunda açıklanamayan yorgunluğa neden oluyor</strong></p>
<p>Gürültü nedeniyle beyinde oluşan bu sürekli uyarılmışlık halinin, düşük seviyeli ama kronik bir stres yanıtı oluşturabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Kortizol gibi stres hormonlarında hafif ama sürekli bir artış görülebilir. Kişi bunu ‘çok gürültü var’ şeklinde fark etmeyebilir; daha çok gün sonunda gelen açıklanamayan yorgunluk, sinirlilik ya da odaklanma güçlüğü olarak hissedebilir. Beynin, sürekli aktif bir izleme modunda olması, zihinsel kaynaklarımızın tükenmesine dolayısıyla kronik yorgunluğa sebep olabilir. Uyku kalitesinin bozulması ve kaygı seviyesinin artışı ile sonuçlanabilir. Ek olarak, gürültü hassasiyeti bireysel olarak değişkenlik de gösterir. Nörolojik ve biyolojik farklılıklar sebebiyle gürültü seviyesi düşük de olsa, bazı kişiler daha fazla etkilenebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Alışmak korumuyor!</strong></p>
<p>Kısa süreli maruziyetlerde, örneğin konser gibi çok gürültülü bir ortamdan çıktıktan sonra işitme kaybı, dolgunluk ya da hafif çınlama hissedilebildiğini ve bu durumun çoğu zaman geçici olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Ancak bu tür maruziyetler sık tekrar ederse ya da arka plan gürültüsü sürekli bir hal adıysa, gürültünün etkileri de kalıcı hale gelebilir. Bu açıdan en büyük risk grubunu, gürültülü iş yerlerinde çalışan bireyler oluşturuyor. Gürültünün varlığına alışılsa veya gürültüden rahatsız olma konusunda daha fazla toleransa sahip olunsa dahi etkilerini sınırlamak mümkün değildir.” dedi.</p>
<p>Gürültünün etkisinin çoğu zaman kümülatif olarak ortaya çıktığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Yani, risk sadece çok yüksek ses ile değil, uzun süreli maruziyetle birlikte artan biriken bir süreç ile kendisini gösterir. Bu nedenle günlük yaşamdaki gürültü kaynaklarına olan maruziyet kontrol altında tutulmalıdır. Kümülatif etkilerin oluşmasını ve kalıcı hale gelmesini engellemek için özellikle gürültülü iş yerlerinde bireysel gürültü engelleyici filtre sistemleri ve kulak koruyucuları kullanılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sessizlik lüks değil, ihtiyaç!</strong></p>
<p>Modern yaşamda sessizliğe erişimin giderek zorlaştığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Gültekin, “Şehirleşme ve nüfus yoğunluğu, gürültünün az olduğu veya olmadığı ortam sayısını etkilemiyor olsa da bu alanlara erişimi kısıtlayabiliyor. Ulaşım ve insan hareketliliği sürekli bir arka plan gürültüsü oluşturuyor. Buna bir de teknolojik cihazlar ekleniyor, klima sistemleri, elektronik cihazlar, sürekli açık ekranlar ve bildirimler… Yani sessizlik sadece çevresel olarak değil, içeriden de engellenmiş oluyor. Fiziksel olarak aktif olmasak bile beyin, tüm bu hareketliliği yakalamak konusunda aktif kalıyor.  Gürültü modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası olsa da etkileri hafife alınmamalıdır. Gürültüden tamamen kaçınmak mümkün olmayabilir, ancak maruziyet süresini azaltmak, yüksek sesli ortamlarda koruyucu önlemler almak, kulaklık kullanımında ses seviyesine dikkat etmek hem işitme sağlığımızı hem de zihinsel performansımızı korumada önemli adımlardır. Sessizlik bir lüks değil, biyolojik bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaca cevap verebilmek adına atılan her bir adım çok değerli olacaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ama-gurultululer-629972">Sessiz ama gürültülüler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 12:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[medeni]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, modern Türkiye’nin hukuk sistemindeki en büyük devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yıl dönümünde özel bir konferans düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458">Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, modern Türkiye’nin hukuk sistemindeki en büyük devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yıl dönümünde özel bir konferans düzenledi. Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde gerçekleşen etkinlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınına kazandırdığı haklar ve bu sürecin tarihsel arka planı ele alındı.</p>
<p><b>UZUN SOLUKLU BİR MÜCADELE</b></p>
<p>Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Aylin Göztaş, 17 Şubat 1926’da kabul edilen kanunun çağdaş bir toplum inşasındaki kritik rolüne değindi. Kanun öncesindeki adaletsiz uygulamaları hatırlatan Göztaş, Türk kadınının bu hakları elde etmek için verdiği uzun soluklu mücadeleye vurgu yaptı. Kadınların eğitimden çalışma hayatına kadar var olma çabasının Medeni Kanun ile yasal güvenceye kavuştuğunu belirten Göztaş; aile yapısındaki değişimin modern Türkiye’nin sarsılmaz temeli olduğunu, eşit yurttaşlık bilincinin ise çağdaş yaşamı koruyan en büyük kale olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“BU MİRASI GURURLA TAŞIYACAĞIZ”</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük hukuk devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılını kutlamanın onurunu yaşıyoruz. Bu kanun kabul edilmeden önce kadınların toplumsal hayatta yok sayıldığı karanlık bir tablo hakimken, Atatürk’ün vizyonuyla Türk kadını eşit yurttaşlık hakkına kavuşmuştur. Karşıyaka Belediyesi olarak, kadın hareketinin bu tarihsel mücadelesine ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da bu büyük mirası gelecek nesillere gururla taşıyacağız” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Aylin Göztaş ise, “Türk Medeni Kanunu, toplumsal dönüşümde kadının bireyselleşmesi için ortaya konulan, sırf hukuki değil, normatif bir toplumsal düzenleyici metin olarak laikleşme ve modernleşme çabasının en önemli dokümanlarından biri sayılıyor. Ancak bu kanun sadece bir metin değil; Türk kadınının uzun yıllara dayanan hak arama mücadelesinin ve köklü kadın hareketinin en büyük kazanımıdır. Kanunun kabulünden sonraki asıl büyük süreç ise, bu hakların toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde halk tarafından benimsenmesi ve gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesidir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458">Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[nefesin]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuk Efes Kent Belleği’nde düzenlenen “Nefes Almanın Biyolojisi ve Anatomisi – Doğru nefes nasıl alınır?” başlıklı etkinlikte, nefesin insan sağlığı üzerindeki hayati rolü tüm yönleriyle ele alındı. Eğitmen Sevil Önem Sun’un anlatımıyla gerçekleştirilen etkinlik, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252">Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Efes Kent Belleği’nde düzenlenen “Nefes Almanın Biyolojisi ve Anatomisi – Doğru nefes nasıl alınır?” başlıklı etkinlikte, nefesin insan sağlığı üzerindeki hayati rolü tüm yönleriyle ele alındı. Eğitmen Sevil Önem Sun’un anlatımıyla gerçekleştirilen etkinlik, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Etkinlikte, nefesin yalnızca hayatta kalmak için değil; bedensel sağlık, ruhsal denge ve zihinsel berraklık açısından da temel bir işlev üstlendiği vurgulandı. Doğru nefes almanın sinir sistemi üzerindeki düzenleyici etkisine dikkat çeken Sun, özellikle stres, kaygı ve yoğun yaşam temposunun nefes alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.</p>
<p>Nefesin biyolojik ve anatomik yapısının ayrıntılı biçimde ele alındığı buluşmada; doğru nefes tekniklerinin kalp ritmini dengelediği, kas gerginliğini azalttığı, odaklanmayı artırdığı ve uyku kalitesini olumlu yönde etkilediği katılımcılarla paylaşıldı. Aynı zamanda doğru nefes alışkanlıklarının, kişinin duygusal regülasyonunu güçlendirdiği ve psikolojik dayanıklılığı artırdığına dikkat çekildi.</p>
<p>Etkinliğin uygulamalı bölümünde katılımcılar, nefes farkındalığını artırmaya yönelik pratikler yaparak kendi bedenlerini ve nefes ritimlerini gözlemleme fırsatı buldu. Bu çalışmalar sayesinde katılımcılar, günlük yaşamda karşılaşılan stresli durumlarla daha sağlıklı baş etme yolları üzerine farkındalık kazandı.</p>
<p>Eğitmen Sevil Önem Sun, samimi ve interaktif bir ortamda gerçekleşen etkinlikte nefesin iyileştirici gücünün yanı sıra beden, zihin ve ruh bütünlüğünün önemine de vurgu yaptı. Etkinlik sonunda katılımcılar Eğitmen Sevil Önem Sun’a katkıları ve için teşekkür ederek, önümüzdeki süreçte de benzer eğitimlerin devam etmesini istediklerini belirttiler. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252">Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 06:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610978</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat 2023'te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan ve yaşanmakta olan acılar tazeliğini hâlâ koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978">Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> Central Hospital&#8217;dan Psikolog Dila Teksin; bu süreçte güçlü olmanın her zaman yeterli olamayacağını söyleyerek, &#8220;Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artar. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak çok önemli&#8221; diyor.</b></p>
<p>Depremler hafızalara oldukça acı bir şekilde kazındı. Can kayıpları, maddi zararlar rakamlara yansısa da depremin psikolojik etkilerini sayılarla ölçmek imkânsız. Deprem sonrasında yaşanan korku, kaygı ve belirsizlikler ise olay anıyla sınırlı kalmıyor, yıllar geçse de unutmak zorlaşıyor. Ama uzmanlara göre bu tepkiler bir zayıflık olarak görülmemeli&#8230; Zira deprem ani ve kontrol edilemeyen bir olay olduğu için kişilerin yaşadığı travmalar oldukça doğal.</p>
<p><b>Psikolojik etkileri devam ediyor</b></p>
<p>Central Hospital&#8217;dan Psikolog Dila Teksin&#8217;e göre depremin fiziksel zararları görülse de psikolojik etkileri fark edilemeyebilir. Bu durumda bireylerin hayata karşı sağlıklı uyum sergileyebilmesi zorlaşabilir. Depremi yaşayanlar arasında, sürekli tetikte olma, ufak seslerde bile irkilme, hep olay anını tekrar yaşama ve uyku sorunları yıllarca devam edebilir.</p>
<p>&#8220;Güçlü olmak her zaman yeterli değildir&#8221; diyen Psikolog Teksin bastırılan korku ve kaygıların zamanla bedeni ele geçirdiğini ve ani öfke patlamalarına neden olduğunu söylüyor. Bu nedenle duyguları açığa çıkarabilmek iyileşme sürecinin en önemli etkenleri arasında yer alıyor.</p>
<p><b>Duyguları paylaşmak önemli</b></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan duygu ise olay anını tekrar yaşamak&#8230;. Bunun olması durumunda yapılması gerekenler arasında duyguların anlatılması, rutinlerin korunması ve kendine zaman tanınması yer alıyor. &#8220;Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artıyor. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak önemli.</p>
<p>Uyku düzeni, beslenme ve sosyal paylaşımların devam etmesi psikolojik rahatlamayı sağlıyor. Aynı zamanda travmalar hemen atlatılamadığı için sakin olmak ve sabırlı davranmak bu süreci yönetmenizi kolaylaştıracaktır&#8221; diyen Psikolog Teksin, deprem sonrası yaşanan psikolojik tepkiler azalmazsa, aylarca uyku ve iştah kaybı, asosyalleşme devam ederse uzman desteği almayı öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978">Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 04:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok işçi toksik yöneticilerin hayatlarını etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.</strong> </p>
<p>Ancak Maya&#8217;nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, &#8220;inanılmaz derecede yüksek standartlar&#8221; koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan &#8220;toksik bir patron&#8221;du.</p>
<p>&#8220;Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara &#8216;kalın kafalı mısın&#8217; ve &#8216;bu iş saçmalık&#8217; gibi hakaretler savururdu&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış. </p>
<p>Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra &#8220;her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını&#8221; fark etti.</p>
<p>Ekipte &#8220;kötü ruh sağlığı nedeniyle&#8221; sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.</p>
<p><b>Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?</b></p>
<p>Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.</p>
<p>Ancak Chartered Management Institute CEO&#8217;su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p>Birçok lider, enstitünün &#8220;tesadüfi yönetici&#8221; olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.</p>
<p>Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine &#8220;hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor&#8221;.</p>
<p>Francke, &#8220;Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler&#8221; diyor. </p>
<p>Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:</p>
<p>&#8220;Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir.&#8221;</p>
<p>Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Sabah 7&#8217;den akşam 10&#8217;a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi.&#8221;</p>
<p>Ayrıca projeleri Josie&#8217;den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.</p>
<p>BBC&#8217;nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.</p>
<p>Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.</p>
<p>&#8220;Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.</p>
<p>Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız.&#8221;</p>
<p><b>Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?</b></p>
<p>Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.</p>
<p>Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.</p>
<p>Şunları öneriyor:</p>
<p><strong>&#8211; Birine anlatın:</strong> Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.</p>
<p><strong>&#8211; Davranışa meydan okuyun:</strong> Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Kendinizi koruyun: </strong> Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>&#8211; İK&#8217;yı dikkatli kullanın:</strong> Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.</p>
<p><strong>&#8211; Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin:</strong> Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-0-VqsCLAB8.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vergi dünyasındaki en yeni gelişmeler ile teknolojinin vergi alanına etkileri EY Vergi Konferansı&#8217;nda değerlendirilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vergi-dunyasindaki-en-yeni-gelismeler-ile-teknolojinin-vergi-alanina-etkileri-ey-vergi-konferansinda-degerlendirilecek-591271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 11:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojinin]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY tarafından her sene düzenlenen Vergi Konferansı bu yıl 18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vergi-dunyasindaki-en-yeni-gelismeler-ile-teknolojinin-vergi-alanina-etkileri-ey-vergi-konferansinda-degerlendirilecek-591271">Vergi dünyasındaki en yeni gelişmeler ile teknolojinin vergi alanına etkileri EY Vergi Konferansı&#8217;nda değerlendirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY tarafından her sene düzenlenen Vergi Konferansı bu yıl 18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek. “<strong>Vergide yapay zekâ: Bir fırsat mı yoksa zorluk mu?</strong>&#8221; başlığı ile düzenlenecek konferansta; gündemdeki vergi konularına dair önemli başlıklar birbirinden değerli konuşmacılarla birlikte ele alınacak. Vergi alanındaki dönüşümün operasyonel süreçleri ve stratejik karar alma mekanizmalarına etkilerinin yanı sıra yapay zekâ gibi teknolojilerle dönüşümün merkezinde yer alan gelişmeler ve vergi alanında şirketlerin dikkat etmesi gereken konular konferansta ele alınacak. </p>
<p>İki gün boyunca çevrim içi oturumlar şeklinde düzenlenecek konferansta, EY vergi liderlerinin yanı sıra birçok farklı sektörden vergi ve finans profesyonelleri konuşmacı olarak yer alacak. Konferans kapsamındaki oturumlarda; teknoloji etkisiyle vergi denetimindeki yenilikler ve dijitalleşen dünyada farklı sektörlerde beklenen vergisel ve hukuki değişiklikler masaya yatırılacak. </p>
<p><strong>EY Vergi Konferansı 2025 Programı şöyle;</strong></p>
<p><strong><u>18 Kasım 2025, Salı:</u></strong></p>
<p>09.30-11.00: Vergi idaresinin yeni denetim yaklaşımı</p>
<p>11.30-12.30: Yapay zekâ çağında muhasebecinin bir günü</p>
<p>11.30-12.30: Pillar 2: Erken tecrübe ile vergi yönetiminde dönüşüm</p>
<p>13.30-14.30: Transfer fiyatlandırması ve gümrük etkisi</p>
<p>13.30-14.30: Sigortacılıkta vergi bulmacası devam ediyor</p>
<p>14.45-15.45: Ar-Ge teşviklerinde 2025 gündemi: Değişim, denetim ve dijitalleşme</p>
<p>14.45-15.45: Çevre düzenlemelerinde yeni dönem: Mali ve ticari yükümlülükler kapıda</p>
<p>16.00-17.00: 15 soruda vergi denetiminde yenilikler</p>
<p><strong><u>19 Kasım 2025, Çarşamba:</u></strong></p>
<p>09.00-10.00: Dijital ekonomide vergi reformu: Kripto ve ödeme şirketleri</p>
<p>09.00-10.30: Gümrükte gündem 2025</p>
<p>10.15-11.15: Yatırım Teşvik Sistemi ile İndirimli Kurumlar Vergisi’nde değişenler </p>
<p>10.45-12.15: Dijitalleşen dünyada dolaylı vergiler: Düzenlemeler, yenilikleri ve stratejiler</p>
<p>11.30-12.30: Bankacılık ve finans sektöründe vergi gündemi</p>
<p>13.30-14.30: Ücret stratejisinin evrimi: Artan maliyetler, regülasyon ve otomasyon baskısında yol haritası</p>
<p>13.30-14.30: Gayrimenkulün finansallaşması: Vergide yeni dönem ve özelge soruları</p>
<p>14.45-15.45: e-Belge uyum süreçleri ve dijital ayak izleri</p>
<p>14.45-15.45: Yapay zekâ ve hukuk: İnovasyon ve regülasyon arasındaki denge </p>
<p>16.00-17.00: 2026 yılında beklenen sosyal güvenlik düzenlemeleri ve çalışma hayatına etkileri</p>
<p>16.00-17.00: 2025 vergi gündemi: Gelişmeler, odak noktaları ve yeni yaklaşımlar</p>
<p>Detaylı bilgi ve kayıt için: https://www.ey.com/tr_tr/vergi-konferansi/2025</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vergi-dunyasindaki-en-yeni-gelismeler-ile-teknolojinin-vergi-alanina-etkileri-ey-vergi-konferansinda-degerlendirilecek-591271">Vergi dünyasındaki en yeni gelişmeler ile teknolojinin vergi alanına etkileri EY Vergi Konferansı&#8217;nda değerlendirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık&#8217;ta Uluslararası Gençlik Projesi Kapsamında Zeytin Kültürü Deneyimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-uluslararasi-genclik-projesi-kapsaminda-zeytin-kulturu-deneyimi-582271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582271</guid>

					<description><![CDATA[<p>T.C. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen, “Soil Breath Through Conscious Cultivation” isimli ve “İklim Krizinin Tarıma Etkileri” konulu Erasmus+ Gençlik Değişimi Projesi kapsamında altı farklı ülkeden gelen 36 genç, 2–9 Ekim tarihleri arasında Ayvalık’ta çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-uluslararasi-genclik-projesi-kapsaminda-zeytin-kulturu-deneyimi-582271">Ayvalık&#8217;ta Uluslararası Gençlik Projesi Kapsamında Zeytin Kültürü Deneyimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>T.C. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen, “Soil Breath Through Conscious Cultivation” isimli ve “İklim Krizinin Tarıma Etkileri” konulu Erasmus+ Gençlik Değişimi Projesi kapsamında altı farklı ülkeden gelen 36 genç, 2–9 Ekim tarihleri arasında Ayvalık’ta çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Proje, gençlerin iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerini yerinde gözlemlemelerini, sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda farkındalık kazanmalarını ve farklı kültürlerden gelen akranlarıyla ortak çözümler üretmelerini amaçlıyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu kapsamda Ayvalık Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü ve Ayvalık Alan Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte katılımcılar, Ayvalık Belediyesi Zeytin ve Zeytinyağı Galerisi’ni ziyaret etti. Ayvalık Alan Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen sunumda, gençlere UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Ayvalık Endüstriyel Peyzajı hakkında bilgi verildi. Katılımcılar; kentin tarihçesini, zeytinin toplanma süreçlerini ve zeytinin Ayvalık’ta yarattığı endüstriyel mirası yerinde tanıma fırsatı buldu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ziyaretin ardından gerçekleştirilen “Geleneksel Zeytin Kırma” etkinliğinde gençler, zeytinin sofralara ulaşana kadar geçirdiği süreci deneyimledi. Katılımcılar, geleneksel üretim yöntemlerinin korunmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çektiler.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, etkinlik sonrasında bir araya geldiği gençlerle zeytinin kent kimliği üzerindeki etkileri ve Ayvalık’ın zeytinyağıyla dünya çapında kazandığı itibara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Ergin, “Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, Ayvalık’ın kültürel belleğini ve yaşam biçimini şekillendiren en önemli değerdir. Bu tür projeler, hem iklim krizinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini anlamak hem de geleneksel bilgiyle modern bilinci buluşturmak açısından büyük önem taşıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Proje kapsamında gençler, hafta boyunca düzenlenecek atölye çalışmaları, saha gezileri ve uzman söyleşileri aracılığıyla iklim krizinin tarıma olan etkilerini farklı boyutlarıyla incelemeye devam edecek</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-uluslararasi-genclik-projesi-kapsaminda-zeytin-kulturu-deneyimi-582271">Ayvalık&#8217;ta Uluslararası Gençlik Projesi Kapsamında Zeytin Kültürü Deneyimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 09:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinin]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor. Kafeinin, merkezi sinir sistemini uyararak enerji seviyesini artırırken odaklanmayı da kolaylaştırdığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kahve çekirdekleri, çay yaprakları ve kakao gibi bitkilerde bulunan kafeinin kısa vadeli faydaları arasında dikkat artışı, daha iyi odaklanma ve fiziksel performansta iyileşme olsa da, özellikle kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda hala pek çok soru işareti bulunuyor” dedi</strong></p>
<p>Kafein, tüketilen miktara ve kişisel farklılıklara bağlı olarak kalp atış hızı, tansiyon ve kan damarları üzerinde çeşitli etkiler gösterebilir. Kafeine duyarlı kişilerde, fazla tüketim sonrası çarpıntı görülebileceğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Ancak bu durum genellikle geçicidir ve düşük miktarlarda kafein tüketimiyle kontrol altına alınabilir. Hipertansiyon hastası değilseniz ya da kalp atışı düzensizliği probleminiz yoksa ideal kabul edilen günlük maksimum 400 mg sınırını aşmamak, kafeinin olumsuz etkilerinden çok, faydalarından yararlanmanızı sağlayabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>2-3 fincan kahve kalp hastalığı riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Kahvenin, hücre hasarını önlemeye ve kalp hastalığına yol açan iltihaplanmaları azaltmaya yardımcı güçlü antioksidanlar içerdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Koylan, “Bu nedenle düzenli fakat ölçülü kahve tüketiminin kalp-damar sağlığını koruyabileceği düşünülüyor. Bazı araştırmalar düzenli kahve tüketiminin, kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan tip 2 diyabet ihtimalini azalttığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, diyabet riskinin azalması kalp sağlığını da dolaylı olarak olumlu etkileyebilir. Ayrıca orta derecede kahve tüketiminin, kalp hastalıkları tehlikesini direkt olarak azalttığını gösteren çalışmalar da mevcut. Örneğin, günde 2-3 fincan kahve içen bireylerde, bu miktardan daha az kahve içenlere göre daha düşük kalp hastalığı riski bulunduğu gözler önüne serildi” dedi.</p>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Dikkat ve odaklanmayı artırarak stresi dolaylı olarak azaltabilir.</li>
<li>Güçlü antioksidan içeriğiyle damar sertliğine karşı koruyucu etki gösterebilir.</li>
<li>Düzenli ve ölçülü tüketimle, tip 2 diyabet riskini azaltarak kalp hastalığı riskini düşürebilir.</li>
<li>Orta düzey kahve tüketimi (günde 2-3 fincan), kalp-damar hastalığı riskini azaltabilir.</li>
<li>Egzersiz performansını artırarak kalp sağlığını destekleyen fiziksel aktiviteye katkıda bulunabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Yüksek miktarda alındığında çarpıntı ve kalp atış hızında artışa yol açabilir.</li>
<li>Tansiyonu geçici olarak yükseltebilir, özellikle hipertansiyon hastalarını tehlikeye sokar.</li>
<li>Kan damarlarında daralmaya neden olabilir.</li>
<li>Kalp ritim bozukluğu olan kişilerde düzensiz atımları tetikleyebilir.</li>
<li>Fazla tüketimle anksiyete ve uyku bozukluğu yaparak kalbi dolaylı şekilde zorlayabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekanın Ekonomiye Etkileri Raporla Ortaya Kondu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-ekonomiye-etkileri-raporla-ortaya-kondu-551817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 09:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiye]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kondu]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[raporla]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), düzenlediği 8'inci yıl çalıştayının raporunu kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-ekonomiye-etkileri-raporla-ortaya-kondu-551817">Yapay Zekanın Ekonomiye Etkileri Raporla Ortaya Kondu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), 2025 yılı itibarıyla sayısı 411’e ulaşan yerli yapay zeka girişimiyle büyüyen ekosistemin nabzını bu yıl 8&#8217;incisini düzenlediği çalıştayda tuttu.</p>
<p>Çalıştayda ele alınan stratejik başlıkların aktarıldığı raporda, yapay zekanın ekonomik etkisi, girişimcilik ekosistemi, istihdam, etik ve Agentic AI (Yapay zeka ajanları) ele alındı. Raporda; mevcut durum, öncelikler ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p>Yapay zekanın ekonomik etkisi, sadece özel sektörü değil, kamu hizmetlerini de dönüştürüyor. Akıllı yatırımlar sayesinde GSYİH’ye yüzde 1&ndash;2 oranında yıllık katkı sağlanabilirken, e-Devlet, e-Nabız gibi uygulamaların YZ ile güçlendirilmesi, sağlık, vergi ve denetim alanlarında milyarlarca dolarlık verimlilik potansiyeli oluşturuyor.</p>
<p>Türkiye’de YZ girişimleri potansiyel unicorn ama oyun alanı küçük</p>
<p>411 aktif YZ girişiminin bulunduğu Türkiye&#8217;de ölçeklenme, yatırım bulma ve globalleşme hala büyük engel. Girişimlerin büyümesi için kamu alım sistemlerinin revize edilmesi, veri paylaşım modellerinin netleştirilmesi ve düzenleyici sistemlerin kurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p><strong>YENİ İŞ ARKADAŞINIZ BİR YAPAY ZEKA AJAN OLABİLİR!</strong></p>
<p>&ldquo;Agentic AI&rdquo; yani otonom yapay zeka sistemleri, karar alma ve uygulama süreçlerinde insan yerini alan yazılım mimarileriyle iş dünyasında yeni bir çağ başlatıyor. Türkiye bu alanda &ldquo;erken keşif&rdquo; aşamasında olsa da, bu teknolojinin gelecek 3 yıl içinde kurumsal hayatı şekillendirmesi bekleniyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/yapay-zekanin-ekonomiye-etkileri-raporla-ortaya-kondu-0-bQlsMj4P.jpeg"></p>
<p><strong>ÇALIŞTAY ANKETİNDEN ÖNE ÇIKANLAR</strong></p>
<p>Çalıştaya katılan 134 ekosistem paydaşının katılım sağladığı anketin sonuçları ise şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>Verimlilik odaklı beklenti: </strong>Katılımcıların 1 numaralı beklentisi açık ara &ldquo;verimlilik artışı&rdquo;. Yapay zekaya bir &ldquo;tasarruf aracı&rdquo; değil, iş süreçlerini daha akıllıca yürütme ve yeni değer üretme aracı olarak bakılıyor.</li>
<li><strong>Olgunluk seviyesi &ldquo;işlevsel&rdquo;: </strong>Şirketlerin büyük kısmı yapay zeka olgunluğunu &ldquo;işlevsel&rdquo; düzeyde tanımlıyor. Yani teknolojinin artık &ldquo;deneme&rdquo; değil, &ldquo;sonuç&rdquo; üreten bir faza geçtiği görülüyor. Ancak hala öncülük konusunda eksikler var.</li>
<li><strong>Güven sorunu öne çıkıyor: </strong>&ldquo;Yapay zeka ile ilgili en büyük endişeniz nedir?&rdquo; sorusuna en çok verilen yanıtlar &ldquo;dezenformasyon&rdquo; ve &ldquo;manipülasyon&rdquo; oldu. Bu, teknik risklerden ziyade sosyal ve etik risklerin öne çıktığını gösteriyor.</li>
<li><strong>Yeni teknoloji radarda: </strong>Üretken yapay zeka araçları (ChatGPT, Gemini, CoPilot vb.) yaygın olarak kullanılıyor. Ancak Agentic AI &mdash; yani otonom yapay zeka ajanları &mdash; henüz sınırlı ölçekte devrede. Katılımcılar bu teknolojiyi &#8220;bir sonraki büyük sıçrama&#8221; olarak görüyor.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-ekonomiye-etkileri-raporla-ortaya-kondu-551817">Yapay Zekanın Ekonomiye Etkileri Raporla Ortaya Kondu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kistik fibrozis, fenilketonüri ve SMA hastalığı gibi yenidoğan bebeklerde taranan, son zamanlarda bazılarının adını daha sık duyduğumuz nadir hastalıklar, tüm dünyada yaklaşık 7 bin hastalığı kapsıyor ve bu hastalıklar 300 milyon kişiyi etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907">Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kistik fibrozis, fenilketonüri ve SMA hastalığı gibi yenidoğan bebeklerde taranan, son zamanlarda bazılarının adını daha sık duyduğumuz nadir hastalıklar, tüm dünyada yaklaşık 7 bin hastalığı kapsıyor ve bu hastalıklar 300 milyon kişiyi etkiliyor.</p>
<p>Nadir hastalık, 2 bin kişiden 1’inde veya daha az görülen hastalıkların tümünü içinde barındıran bir şemsiye terim olarak kullanılıyor. Yani bu hastalıkların bazıları 2 bin kişiden 1’inde görülse de bazı nadir hastalıklara milyonda 1 rastlanıyor. Bu hastalıkların içinde; nadir olanlar, ultra-nadir olanlar, hatta nano-nadir olan hastalıklar var. Hal böyle olunca adı “nadir” olsa da nüfusun yüzde 6 ila 8’ini etkiliyor.  Çok sayıda kişinin yaşamını etkileyen bu hastalıklara dikkat çekmek üzere her 4 yılda bir takvimlerde gördüğümüz 29 Şubat, bu özelliğinden dolayı Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü için seçilmiş. Her yıl 28 ya da 4 yılda bir 29 Şubat’ta çeşitli farkındalık çalışmalarıyla toplumun dikkatinin nadir hastalıklara çekilmesi ve bilgilendirilmesi hedefleniyor. Nadir hastalıklarla ilgili <strong>Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) Müdürü ve Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay</strong>’dan bilgi aldık. </p>
<p><strong>Çocukluk çağında tanı konuyor</strong></p>
<p>Nadir hastalıkların yüzde 80’inin nedeni genetik olunca, hastaların neredeyse yarısını çocuklar oluşturuyor. Bu hastalıkların yüzde 95’inin tedavisi olmadığı için çocukların yüzde 30’u 5 yaşına gelmeden hayata veda ediyor. Hastaların yüzde 50’sine çocukluk çağında teşhis konulduğunu belirten <strong>Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay,</strong> “Nadir hastalık görülen bireylerde tanı süreci bazen yılları alıyor, bu süreçte hastaların farklı branştan pek çok hekime görünmesi gerekebiliyor, bazı hastalarda tanı geç konulduğu için de tedavi şansı ortadan kalkıyor. Ayrıca çoğu nadir hastalığın tedavisi bulunmuyor. Bu nedenlerle ne yazık ki nadir hastalıkla dünyaya gelen her 10 çocuktan 3’ü beş yaşından önce hayatını kaybediyor” diyor. Bir yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 35’i yine bu nadir hastalıklardan kaynaklanıyor. </p>
<p><strong>Akraba evlilikleri bu çekinik kalıtılan nadir hastalıkları artırıyor</strong></p>
<p>Ülkemizde yaklaşık 6-7 milyon kişinin nadir hastalıklara sahip olduğu tahmin ediliyor. Erken tanı ve tedavi uygulanmadığı durumda çoğu nadir hastalık metabolik, kronik ve hatta ölümcül şekilde ilerleyebiliyor. Nadir hastalıkların yüzde 80’inin genetik faktörlerden kaynaklandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Nadir hastalıklarda genetik nedenler ilk sırada. Tüm hastalıkların ancak yüzde 20’si çevresel ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişiyor. Yüzde 80’inin genetik olması, akrabalar arasında olan evlilik sonucu çocukların bu hastalıklarla karşılaşma olasılığını yükseltiyor. Maalesef ülkemizde akraba evliliği yüzde 21, yani her 5 evlilikten biri akraba evliliği. Bu yüksek oran anne babanın taşıyıcılığı nedeniyle ortaya çıkan nadir hastalıkların sıklığını artırıyor. Bunun sonucunda da genetik geçişli ve çekinik olarak kalıtılan hastalıklara ülkemizde Avrupa ve ABD’den daha çok rastlanıyor” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide “Yetim İlaç” kullanılıyor</strong></p>
<p>7 binden fazla hastalığı kapsayan nadir hastalıklar, farklı kişilerde ve aynı ailenin farklı üyelerinde bile farklı seyir izleyebiliyor. Tedavisi olan ancak nadir olduğu için pahalı ilaçların kullanılması gereken durumlarda aileler özel bakım ve tedavi yöntemlerine, ilaçlara, sarf malzemelerine, özel besinlere ve tıbbi cihazlara ulaşmakta güçlük çekiyor. Araştırma-geliştirme süreçlerinin ise oldukça uzun, zor ve maliyetli olması nedeniyle nadir hastalık ilaçları “Yetim İlaç” olarak adlandırılıyor. Çoğu yurtdışında üretilen bu ilaçların ruhsatlı olmayanları ancak Türk Eczacıları Birliği (TEB) aracılığıyla hastalara ulaştırılıyor.  </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar Merkezi ve İSTisNA Platformu kuruldu</strong></p>
<p>Nadir hastalıklar, tek başına ele alındığında nadir oldukları için bilimsel veri az, çalışmalar kısıtlı, tanı ve tedavi yöntemleri ise büyük oranda eksik. Bu nedenle  nadir hastalığa sahip bireylerin önemli bir kısmında hastalıklarına yol açan sebeplerin belirlenemediğine ve tanıların konulamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay; nadir hastalıklara sahip bireylerin tanı alana kadar sağlık sistemleri içinde birçok tetkikten geçirilmesinin ve hatta yanlış tedavi uygulamalarına maruz bırakılmasının hem ciddi bir halk sağlığı sorunu hem de sağlık ekonomisi için ciddi bir kayıp yarattığını vurguluyor.  Acıbadem Üniversitesi bünyesinde 2017 yılında kurulan “Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi-ACURARE” ile nadir hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan yetim ilaçlar alanında tanı ve tedavi olanaklarının iyileştirilmesini, bilimsel ve klinik araştırmaların artırılmasını, hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve katılımlarının sağlanmasını, var olan kaynakların geliştirilmesini ve daha verimli kullanılmasını amaçladıklarını belirten  Prof. Dr. Yasemin Alanay, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu amaca yönelik olarak 2022 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından desteklenen, Acıbadem Üniversitesi ve ACURARE yürütücülüğü ve İstanbul Üniversitesi ortaklığı ile “İStanbul Tanısız ve NAdir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA” Projesi, tasarlandı. Biyobanka, çevrimsel araştırmalar ve tanısız hastalıklar programı gibi tanı ve tedaviye ışık tutabilecek faaliyetleri bünyesine katarak ve yoğun eğitim faaliyetleri, farkındalık ve yaygınlaştırma çalışmaları ile sosyal yönden de destek olabilecek bir platform kurulmasını amaçlamaktadır. Platform; tanısız ve nadir hastalıklar alanında hasta ve hasta dernekleri, bilim insanları, kamu kuruluşları ve toplumun geneline yönelik sağlık sistemi organizasyonunun sağlanması, bu alanda araştırma faaliyetlerinin artırılması ve bu faaliyetleri gerçekleştirecek paydaşları bir araya getirme, ulusal ve uluslararası biyobankaların entegrasyonu ve yine bu alanda bilim insanlarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bunlara ek olarak ülkemizde nadir hastalıkların ekonomik yükünün tespiti için örnek hastalıklar seçilerek, tanı, tedavi ve idame süreçlerinde ortaya çıkan ekonomik yükün belirlenmesi amaçlanıyor. Ayrıca bu çalışma ve araştırmalardan elde edilecek bulgular ile orta vadede yetim ilaç çalışmalarına da destek sağlanması planlanmaktadır”</p>
<p><strong>Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay</strong> bazı nadir hastalıklar hakkında şu bilgileri veriyor. </p>
<p><strong>Saçları ve kirpikleri de beyaz!</strong></p>
<p><strong>Albinizm:</strong> Cildimizin, kaş, kirpik ve göz rengimizi belirleyen genetik özelliklerimiz. Anne babadan alınan özelliklere renk veren ise melanin pigmentleri. Albinizm hastalarında melanin pigmenleri oluşmuyor. Dolayısıyla bembeyaz bir cilt, beyaz kirpik ve kaşlarla dünyaya geliyorlar. Melanin pigmentlerinin olmaması onları güneş ışınlarına karşı hassas hale getiriyor, dikkat edilmezse cilt kanserine yakalanma oranları yükseliyor. </p>
<p><strong>Çok Semptom bir Sendrom</strong></p>
<p><strong>CHARGE Sendromu: </strong>Kolobom, kalp problemleri, arka burun deliklerinin kapalı olması, Büyüme ve gelişme geriliği, genital organ anomalileri, kulak anomalileri gibi çoklu semptomlarla seyreden ve adını da bu semptomların baş harfinden alan nadir bir hastalık. CHD7 genindeki mutasyonlar genelde ilk kez ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Bebeklik döneminde ortaya çıkan pek çok sağlık sorunu hayati tehlikelere neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Sinir ucu tümörleri</strong></p>
<p><strong>Nörofibromatozis:</strong> Dünya genelinde yaklaşık olarak 3000 kişide bir görülen bu hastalığın farklı tipleri, farklı şiddette gözlenir ve kesin bir sıklık vermek zordur. NF’nin en sık görülen belirtileri arasında deri lekeleri, tümörler, kemik anomalileri, optik sinir gliomu, nörofibromlar ve diğer nörolojik semptomlar yer alır. Tanı yöntemleri klinik muayene ve genetik testlere dayanmaktadır, ancak bilinen bir tedavisi yoktur. </p>
<p><strong>Yaşamı tehdit ediyor</strong></p>
<p><strong>Spinal müsküleratrofi (SMA):</strong> Süt çocukluğu döneminde yaşamı tehdit edebilecek kadar ağır olan hastalığın nedeni omurilik ön boynuz hücrelerinin ilerleyici kaybı olarak açıklanıyor. Başlıca belirtisi ilerleyici kas güçsüzlüğü olan ve 10 binde bir görülen bu hastalığın bilinen bir tedavisi bulunmuyor. </p>
<p><strong>Vosoritide tedavisi ile boy kısalığının şiddeti azalıyor!</strong></p>
<p><strong>Akondroplazi: </strong>Orantısız şiddetli boy kısalığına neden oluyor, 20 binde bir görülüyor. Bebeklikte hidrosefali, ani felce ve hatta ölüme neden olabiliyor. Büyürken sık kulak iltihabı, boy kısalığının yarattığı fiziksel güçlükler yaşam kalitesini etkiliyor. Yakın zamanda ilaç tedavisi ile kemik uzaması sağlanıyor.</p>
<p><strong>En sık görülen genetik hastalıklardan biri</strong></p>
<p><strong>Kistik Fibrozis:</strong> Kalıtsal hastalıklar içinde en sık görülenler arasında yer alıyor. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, ishal-beslenme bozukluğu ve pankreas yetmezliğiyle ilerliyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmasa da yoğun destek tedavisiyle hasta yetişkin yaşlara kadar hayatına devam edebiliyor.</p>
<p><strong>Her lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor</strong></p>
<p><strong>Fenilketonüri:</strong> Fenilalanin isimli aminoasidin metabolize edilmesini sağlayan enzimin eksikliği sonucu oluşan bir hastalık. Ülkemizde 4 bin 500 kişiden birinde rastlanıyor. Yaşam boyu diyet ve takip gerektiriyor. Uygun tedavi uygulanmadığı takdirde ağır zihinsel engele neden olabiliyor. Bu nedenle hastaların her bir lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor. Günümüz tıp teknikleriyle doğum öncesi tanı konulabiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907">Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakışlarını]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumdaki]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yönlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçların da, kaynakların kısıtlı olması nedeniyle çatışma ve agresif tutumların da görülebildiğine vurgu yapıyor. Travmatik olayların, çocukların düşünce kalıplarını, algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çetin, toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin büyük önem taşıdığını söylüyor ve gerekli durumlarda profesyonel yardım alınmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, afetlerin toplumlar üzerindeki travmatik etkilerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur </strong></p>
<p>Büyük afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilerin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Korku, endişe, çaresizlik ve panik gibi duygusal tepkiler görülebilir. Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur. Topluluk içinde dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçlar görüyoruz ki bunu yakın dönemde deprem zamanında da gözlemledik. Bunun tam tersi kaynakların kısıtlı olduğu durumda ise çatışma ve agresif tutumlar artabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir</strong></p>
<p>Afetlerin, can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplar meydana getirdiğini hatırlatan Çetin, kayıp yaşayan bireylerin yasın inkar, öfke, depresyon, kabul etme gibi farklı etkilerini yaşadıklarını söyledi. Afet sonrasında stres bozukluğu gelişebileceğine de dikkat çeken Çetin, “Travmatik olayın ardından en az bir ay süren kaygı, korku ve kaçınma davranışları gözlemlenebilir. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu söylemek mümkündür. Yaşanılan durumun tepkisi, bireyden bireye farklılık gösterir. O nedenle profesyonel destek bu etki ile başa çıkmak için önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Afetlerin sonrasında TSSB yaygın görülüyor </strong></p>
<p>Afetlerin, kişilerin ve toplumların hayatlarında olumsuz etkiler bırakabileceğine değinen Çetin, buna örnek olarak, afet sonrasında yaygın olarak görülen bir psikolojik durum olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) gösterdi. Afet yaşayanların travmatik olayın neden olduğu stres, korku ve kaygıyla başa çıkmada zorlandıklarını dile getiren Çetin, “TSSB belirtileri arasında tekrarlayan hatıralar, kabuslar, aşırı uyarılma, anksiyete ve kaçınma davranışları yer alabilir. Ayrıca, afetlerin toplumlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, artan stres düzeyleri, öfke, güvensizlik ve sosyal izolasyon gibi diğer psikolojik sonuçlara da yol açtığını söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başa çıkmada sosyal destek çok önemli </strong></p>
<p>Afetlerin ani ve şiddetli yaşanmasının, kişide panik, çaresizlik, şaşkınlık, korku gibi tepkilere neden olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Deprem gibi ani afetler sonrasında depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Bu tür afetlerde başa çıkma mekanizmalarını şöyle izah edebiliriz; ilk olarak sosyal destek çok önemlidir. Sonrasında problem çözmek için pratik adımlar atmak kişiye güven ve kontrol hissi sağlayabilir. Bireyin yaşadığı süreci ve olası kendinde oluşabilecek sorunları fark etmesi ya da buna dair bilinçlenmesi zihinsel olarak denge sağlaması konusunda etkili olabilir. Afet sonrası başa çıkma süreci oldukça karmaşık olabilir. Bu durum her birey için farklıdır. Bireylerin duygusal desteğe ve sağlıklı başa çıkma stratejilerine ihtiyacı vardır. Bu mekanizmalar da kişiye özgüdür. O nedenle gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.” önerisinde bulundu. </p>
<p><strong>Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir </strong></p>
<p>Toplumları etkileyen travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine de değinen Çetin, “Çocuklar ve gençler, toplumsal travmalar sonrasında korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun duygusal tepkiler gösterebilirler. Bu tepkiler normaldir ancak uzun vadeli etkilere yol açabilir. Travmatik olaylar, çocukların düşünce kalıplarını da etkileyebilir. Algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebilir. Çocuklar, travmalar sonrasında davranışsal değişiklikler gösterebilir. Bunlar arasında uyku sorunları, yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve agresyon yer alabilir. Toplumsal travmalar, çocukların okul performansını etkileyebilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları ve motivasyon eksikliği gibi zorluklar yaşayabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli </strong></p>
<p>Çocukların travmayla baş edebilmesi için yetişkinlere de görev düştüğünün altını çizen Çetin, “Ebeveynler ve yetişkinler, çocuklara güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamalı. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Çocuklara olayları anlamaları için açık ve anlayışlı bir iletişim kanalı sunulmalı. Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli ve sorularına dürüst cevaplar verilmeli. Ebeveynler, günlük rutinleri korumak ve normalleştirmek için çaba göstermeli. Bu, çocuklara güven ve istikrar hissi sağlayabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır </strong></p>
<p>Ebeveynlerin, sağlıklı başa çıkma stratejilerini modellemeleri gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi duygusal tepkilerini yönetme ve olumlu davranışlar sergileme, çocuklara örnek olabilir. Eğer gerekliyse, profesyonel yardım alınmalıdır. Çocuklar ve gençler için uzman psikologlar veya danışmanlar, duygusal iyilik hali ve başa çıkma becerilerini desteklemekte yardımcı olabilir. Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır. Ebeveynlerin, yetişkinlerin ve toplumun desteği bu süreçte kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi&#8217;nde depremin etkileri hissedildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insaat-malzemeleri-sanayi-bilesik-endeksinde-depremin-etkileri-hissedildi-359444</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 09:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bileşik]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[endeksinde]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hissedildi]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359444</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnşaat malzemeleri sanayisinin çatı kuruluşu Türkiye İMSAD’ın raporuna göre; İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi, şubat ayında 69,30 puan seviyesine geriledi. Raporda; depremlerin etkisiyle inşaat malzemeleri sanayi faaliyetlerinde meydana gelen sınırlı düşüşe rağmen üretim beklentisinde yüksek bir artış yaşandığı belirtildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insaat-malzemeleri-sanayi-bilesik-endeksinde-depremin-etkileri-hissedildi-359444">İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi&#8217;nde depremin etkileri hissedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnşaat malzemeleri sanayisinin çatı kuruluşu Türkiye İMSAD’ın raporuna göre; İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi, şubat ayında 69,30 puan seviyesine geriledi. Raporda; depremlerin etkisiyle inşaat malzemeleri sanayi faaliyetlerinde meydana gelen sınırlı düşüşe rağmen üretim beklentisinde yüksek bir artış yaşandığı belirtildi. Afet sonrası yeniden imar, onarım ve güçlendirme konularında ortaya çıkan ihtiyaçlar da sektöre dair güven ve beklenti seviyelerinde etkili oldu.   </strong></p>
<p><strong>Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)</strong> tarafından her ay düzenli olarak paylaşılan ‘<strong>İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi’nin</strong> Şubat 2023 sonuçları açıklandı. 11 ilde büyük yıkımlara neden olan depremlerin etkisiyle Bileşik Endeks’in bir önceki aya göre <strong>0,20</strong> puanlık düşüşle <strong>69,30</strong> puana gerilediği vurgulanan raporda, afetin sektör üzerinde yarattığı etkilere yer verildi. Rapora göre; tüm toplumun yüreğinde derin yaralar açan depremler, şubat ayındaki inşaat malzemeleri sanayi faaliyetleri üzerinde de sert bir düşüşe neden oldu. Ancak afet sonrası yeniden imar, onarım ve güçlendirme faaliyetleri sürecinde inşaat malzemeleri sanayisine yönelik ortaya çıkan ihtiyaçlar; sektördeki güven ve beklenti seviyelerinde etkili oldu. </p>
<p><strong><u>Afet bölgesindeki üretimin durması ihracatta düşüş yarattı </u></strong></p>
<p>Şubat ayında mevsimsellik ve pazarlardaki koşullardan çok deprem afetinin ortaya çıkardığı etkiler Bileşik Endeks üzerinde belirleyici oldu. Buna göre Faaliyet Endeksi şubat ayında bir önceki aya göre <strong>2,2</strong> puan düşüş gösterdi. Alt faaliyet gruplarında da küçülme yönünde benzer eğilimler yaşandı. Küçülmeler iç pazarda çok yüksek gerçekleşti. Yurtiçi satışlarının şubat ayında bir önceki aya göre önemli ölçüde gerilediği vurgulanan raporda, ihracatın belirgin bir şekilde düştüğü belirtildi. İhracattaki düşüşün nedenlerinden biri de afet bölgesindeki sanayi üretiminin durması oldu. </p>
<p><strong><u>Yeniden imar ve onarım çalışmaları faaliyetleri artıracak</u></strong></p>
<p>Mevsimsellik ile iç pazarda, küresel durgunluk ile ise dış pazarda yavaşlama eğiliminde olan faaliyetlerde, şubat ayında yaşanan depremlerin etkisiyle sert düşüşler görüldü. Ancak rapora göre; deprem bölgesinde yeniden imar ve onarım çalışmaları ile riskli bölgelerdeki yenileme ve güçlendirme çalışmalarının, faaliyetleri artırması bekleniyor. İnşaat malzemeleri sektöründe bir önceki ayı yükselişle kapatan Güven Endeksi bir önceki aya göre <strong>0,29</strong> puanlık artış gösterdi. Deprem etkisiyle büyük yıkımlar yaşayan 11 ilin yeniden inşası ile birlikte seçime doğru inşaat sektörüne verilen destekler güven seviyesinde etkili oldu.</p>
<p><strong><u>Üretim beklentilerinde sıçrama yaşandı</u></strong></p>
<p>Beklenti Endeksi de şubat ayında bir önceki aya göre <strong>0,20</strong> puanlık artış gösterdi. Deprem afetinin yarattığı genel olumsuz etkilere karşın, yine deprem afeti sonrası inşaat sektörüne yönelik ortaya çıkan iş potansiyeli beklentileri destekledi. İç ve dış pazar koşullarındaki zayıf faaliyetlere rağmen önümüzdeki döneme yönelik faaliyetlerde artış beklentisi öne çıktı. Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerin çok sınırlı ölçüde gerilediğinin altı çizilen raporda, önümüzdeki üç aya ilişkin alınan yurtiçi siparişlerin değişmediği kaydedildi. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan ihracat siparişleri ise şubat ayında sınırlı ölçüde geriledi. Ancak önümüzdeki üç ayın üretim beklentisi şubat ayında yüksek artış gösterdi. Üretim beklentileri özellikle iç talepteki artış beklentileri ile yükseldi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insaat-malzemeleri-sanayi-bilesik-endeksinde-depremin-etkileri-hissedildi-359444">İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi&#8217;nde depremin etkileri hissedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 15:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[askun]]></category>
		<category><![CDATA[başetme]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[duysal]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355369</guid>

					<description><![CDATA[<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369">Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.</p>
<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor. “1999 Gölcük Depremi’nin ardından bölgede depremzedelere 2 yıl boyunca gönüllü psikoloijk destek veren Prof Dr. Duysal Aşkun Çelik, Kahramanmaraş Depremi sonrasında da depremzedelere destek vermek amacıyla WhatsApp destek hattı kurdu ve her pazar günü Zoom üzerinden pikolojik destek amaçlı toplantılar gerçekleştiriyor. Amerika`da akademisyen olan Prof. Dr. Aşkun Çelik, toplumsal psikolojik itiyaçlara destek amacıyla kurdugu ve 10 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Değişim Grup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformu`na depremzedelerin WhatsApp hattı aracılığıyla ulaşabileceklerini kaydediyor.</p>
<p>Duysal Aşkun Çelik, depremin psikolojik etkileri ve bunlarla başetme yöntemleri konusunda başlıca soruları yanıtladı:</p>
<p><strong>Yaşadığımız deprem gibi felaketlerde deprem yasayanlar 1. derece yakınları psikolojik açıdan ne oranda depremden ne oranda etkileniyorlar? Bilimsel ya da bilgi kaynaklı tahmin var mı?</strong></p>
<p>Depremden etkilenme surecinde 4 grup var bana göre:</p>
<p>1. Depremden fiziksel olarak direk etkilenmemiş ancak deprem korkusuyla bas etmek zorunda olan bireyler</p>
<p>2. Daha önce deprem deneyimi geçirmiş ve bu son depremle korku ve endişeleri tetiklenen bireyler</p>
<p>3. Depremi direk yaşamamış yani deprem bölgesinden uzakta olan ancak depremde yakınlarını kaybedenler</p>
<p>4. Depremden yaşamış ve kurtulmuş ancak kayıpları olan bireyler&#8230;</p>
<p>Elbette depremde 1. Derece yakınları olanlar çok fazla etkileniyor. Eğer ortada can kaybı varsa bu kayıpların etkisi yakinlik derecesi arttıkça buyuyor. Ama etkilenme boyut ve sureci daha çok kişinin altta yatan herhangi bir psikolojik hassasiyeti olup olmamasına bağlı. Yani daha önce anksiyete ve depresyon yaşamış olan bireylerin bir de üzerine deprem travmasını yaşaması (direkt ya da indirekt olarak) altta yatan ama kendini pek de belli etmeyen psikolojik sorunu tetikleyebilir. Bu sorun bazen kendini travma atakları seklinde ya da uykusuzluk, panik atak ya da diğer tur anksiyete atakları seklinde kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>&#8211; Siz de Gölcük depremini yaşadınız. Uzun sure bölgede gönüllü çalışma yaptınız gözlemleriniz nelerdi?</strong></p>
<p>Evet tam 2 yıl sahada calistim. Genel gözlememim, ağır kayıp ya da yıkıntı yaşayanların yardim almaya çok gönüllü olmadıkları. Orda Türk Psikologlar Derneğinin Yalova Çınarcık bölgesinde Prefabrik merkezinde verdiğimiz yardım çalışmaları surecinde gördüğümüz, aslında normal günlük yasamda adaptasyon sorunu, genel anksiyete hatta ilişki sorunu yaşayanların daha çok yardıma başvurmasıydı. Bireylerin yârdim almaya çalışmasında da temel anlamda onları hayata bağlayan bir faktör olması gerekli ki, umutları olsun. Sanırım değişime ve yaşamın daha iyiye gideceğine olan inancın yüksekliğine göre yârdim alma eylemi de daha fazla gerçekleşiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>-Bu süreçte etkilenenler ne yapmalı? Özellikle de bölgede yasamak zorunda kalanlar?</strong></p>
<p>Eğer bölgeyi bir süreliğine de olsa terk etmek mümkün değilse (çünkü ayni ortamda bulunmak hatırlatıcılar nedeniyle travmayı daha fazla tetikler), mutlaka sosyal ve psikolojik destek kaynaklarına ulaşsınlar. Su anda bana gelen bilgiye göre aşağıdaki kurum ve kuruluşlar gönüllü psikologlar aracılığıyla depremzedelere destek vermektedirler:</p>
<p>Meb&#8217;in Psikososyal Destek Ekibi,</p>
<p>-Türk Psikologlar Derneği,</p>
<p>-Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği,</p>
<p>-Worth Human Derneği</p>
<p>-Travma ve Afet ile ilgili Prof. Dr Özlem Karaırmak&#8217;ın kurduğu dernek</p>
<p> </p>
<p><strong>&#8211; Neler tavsiye ediyorsunuz. Egzersiz psikiyatrist ilaçlar da dahil/ Ya da reçetesiz rahatlatıcı destekler papatya cayi gibi de dahil.</strong></p>
<p>Psikiyatrist olmadığım için ilaç tavsiyesi veremiyorum ancak Travma yasayan ya da yoğun anksiyete yasayan bireyler eğer su semptomları/belirtileri yaşıyorlar ise mutlaka bir psikiyatriste başvurmalılar:</p>
<ul>
<li>Depremi sürekli düşüncelerinde, duygularında ve anılarında yasatarak yoğun travma yaşıyor olmak</li>
<li>Kronik uykusuzluk</li>
<li>Aşırı iştah ya da iştahsızlık</li>
<li>Anksiyete ve/veya panik ataklar</li>
<li>Yoğun Depresyon belirtileri, günlük yasama karşı isteksizlik, enerji düşüklüğü…vb.</li>
<li>Sürekli deprem korkusu yaşıyor olmak (günlük, saatlik olarak)</li>
<li>Ve günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan psikolojik rahatsızlık olarak tarif edebileceğimiz belirtiler</li>
</ul>
<p>Ek vitamin ve cay destekleri için gerek Homeopati uzmanların websiteleri gerekse aile hekimlerinden öneri alabilirler. Uykusuzluk ve anksiyete için bitkisel öneriler mevcut.</p>
<p>Psikolojik olarak destek konusunda travma uzmanları, psikoterapistlerden destek alabilirler. En önemlisi, eğer kendilerini terapiye ya da diğer psikolojik desteklere hazır hissetmiyorlar ise, bedensel ve ruhsal rahatlatıcılar olan egzersiz, açık havada yürüyüş, şifa sağlayıcı müzikler ve kendilerini koşulsuz ve yargısız dinleyebilen bireylerle zaman geçirme de sayılabilir. Ayrıca tüm bu konulara Psikolojik olarak nasıl yaklaşacaklarını daha iyi anlamak için kurmuş olduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik platformuna üye olabilirler. WhatsApp grubu linkini aşağıda paylaşıyorum.</p>
<p><strong>&#8211; O bölgeden ayrılmadan etkileri azaltmak çok güç değil mi?</strong></p>
<p>Evet yukarıda belirttiğim gibi orada kalarak travmanın etkisinden kurtulmak kolay değil çünkü çok fazla hatırlatıcı uyaran var ama tekrar etmek gerekirse bölgede kendilerine en kolay ulaşılabilecek destek kurum ve kuruluşlarına başvurabilirler. Ayrıca kendi duygu ve düşünce dünyalarını rahatlıkla paylaşabilecekleri sosyal destek ağlarını kullanabilirler. Eğer bir sure konuşmak istemiyorlarsa kendilerini zorlamamaları, ama yalnız kalmak ve diğerleri ile iletişim kurmak konusunda denge sağlamak için Psikolojik farkındalık ve bilinç kazanmaları önemli. En önemlisi de yârdim ve destek almaya hakları olduklarını bilmeleri ve istemekten kaçınmamaları.</p>
<p><strong>&#8211; Yakınları depremden sağ kurtulan ama yakınlarını varlıklarını kaybedenleri nasıl teskin etmeliler?</strong></p>
<p>Bu konuda yapılabilecek en iyi şey bu kişilerin kendilerini rahatlıkla ifade etmelerine izin vermektir. Her zaman birşey söylemek şart değil özellikle söylenen şeyler ters etki de yapabilir. Bunları uzmanlarına bırakmak lazım. Bazen sözsüz destek de çok etkilidir. Basitçe söylemek gerekirse kucaklaşmak, sarılmak, sıcak bir göz teması bile çok olumlu bir etkiye sahip olabilir.</p>
<p><strong>-Çocuklar nasıl yönlendirilmeli?</strong></p>
<p>Çocukların yemek ve uyku düzeni bozulmuşsa, günlük enerji düzeyleri düşmüşse, çocuklara da ek oyun terapisi tarzı destekler aldırmak iyi olabilir. Bunun dışında deprem konusunda bilinçlendirmek için çeşitli yayınlar mevcut. İlgili bazı kaynakları bizim kurduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformuna yükledik. Eğer düzenli olarak WhatsApp grubumuzu takip ederlerse çeşitli destek mekanizmalarına rahatlıkla ulaşabilirler.</p>
<p><strong>&#8211; Yakınlarını kaybedenler ama kendisi sağ kurtulanlara ne tavsiye ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Mutlaka destek almalılar profesyonel olarak. Özellikle travma, yas ve depresyon konusunda. Ayrıca günlük yaşamlarını iyileştirmek için ne gerekiyorsa yapmalı ve yardıma ihtiyaç duyduklarını çevreleriyle paylaşmaktan çekinmemeliler.</p>
<p><strong>-Psikolojik yârdim için uzaktan ulaşabilecekleri kurum kişiler var mı?</strong></p>
<p>Evet basta Değişim Grup platformu olmak üzere yukarıda saydığım kurum ve kuruluşlara ulaşabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369">Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigaranın Vücudumuza Korkunç Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigaranin-vucudumuza-korkunc-etkileri-353131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 07:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[korkunç]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın]]></category>
		<category><![CDATA[vücudumuza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353131</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fidan Yıldız ÜNAL, sigara bağımlılığının neden olduğu KOAH’ın tedavisinde kullanılan Coil Tedavisi’nin belirgin şekilde hastaları iyileştirdiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigaranin-vucudumuza-korkunc-etkileri-353131">Sigaranın Vücudumuza Korkunç Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fidan Yıldız ÜNAL, sigara bağımlılığının neden olduğu KOAH’ın tedavisinde kullanılan Coil Tedavisi’nin belirgin şekilde hastaları iyileştirdiğini söyledi.</p>
<p>Ülkemizde her yıl Mart ayının ilk haftası (1-7 Mart) “Yeşilay Haftası” olarak kutlanmaktadır. Yeşilay; tüm dünyada ortak sorun haline gelmiş olan madde bağımlılığı, sigara, alkol gibi tüm zararlı alışkanlıklar ile yapılan mücadeleyi içermektedir. Dünyada en yaygın bağımlılık yapan maddelerden en önemlisi sigaradır. Sigara, sadece kullanan kişiyi değil toplumun tamamını olumsuz olarak etkileyen psikososyal bir problemdir. Sigara yüzünden dünyada yaklaşık her yıl bir milyon kişi hayatını kaybetmektedir. </p>
<p><strong>Sigaranın Neden Olduğu Hastalıklar Nelerdir?</strong></p>
<p>Sigara tüketimi, başta akciğerler olmak üzere vücudun tüm organlarını olumsuz olarak etkiler ve ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Sigara içildiği andan itibaren vücudumuz zehirlenmeye başlar. Duman, hızlı ve sıcak şekilde dil, boğaz, yemek borusu, solunum yolları, akciğerlere ve mideye ulaşır. İçerisinde 4 binden fazla zararlı kimyasal maddenin olduğu bilinen sigara, tüm organlara ciddi derecede zarar verirken özellikle akciğerler üzerinde ölümcül riskler oluşturabilir. Solunum yollarını örten hücreler üzerindeki koruyucu yapıyı bozarak akciğer hücrelerinin yapısını tahrip eder. Kronik akciğer hastalıklarının en büyük nedeni (KOAH) sigaradan kaynaklanır.</p>
<p><strong>KOAH Nedir?</strong></p>
<p>KOAH, akciğerlerde bulunan hava kesecikleri ve bronşların tıkanması sonucunda solunum güçlüğü, öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetlere neden olan kronik bir hastalıktır. Bu hastalık ilerledikçe akciğer kapasitesi büyük oranda azalır, kan ile dokulara yeteri kadar oksijen iletimi sağlanmamış olur.  Sigara ve KOAH ilişkisine dikkat çeken Yıldız “Sigara içme ile semptomatik düzeyde başlayan KOAH, sigarayı kullanmaya devam edilir ise ağır şiddette KOAH hastalığına kadar gider ve bu hastalık sigara bırakılmadığı sürece tedavi edilemez. Ağır KOAH hastalığının tedavisinde ilaçların yanı sıra, oksijen ve nebül tedavileri verilmektedir. Bu tedavilere rağmen rahat nefes alamayan hastalarda son yıllarda uygulanan COİL (akıllı sarmal tel) tedavisi hastaların nefes darlığını azaltmada ve yaşam kalitelerini artırmada başarılı olmaktadır”  diye söyledi. </p>
<p><strong>Coil Tedavisinin Faydaları Nedir?</strong></p>
<p>Yayınlanan Avrupa klinik çalışmaları; endobronşiyal coiller (akıllı sarmal teller) ile iki taraflı tedavi edilen hastaların; egzersiz kapasitesi, akciğer fonksiyonları ve yaşam kalitesinin göstermiştir. Yıldız “Ağır KOAH ve solunum yetmezliği olan hastalarda Coil tedavisi fayda sağlamaktadır. Sigara içmek KOAH yapar ve akciğerlerde büyük hasarlara yol açıyor. Coil ameliyatı ile bu hasarlı bölgeler büzüştürülerek devre dışı bırakılmakta, hastanın aldığı nefes sağlam akciğer alanların yönlendirilmektedir. Bu şekilde hastanın akciğer kapasitesi artırılmakta, nefes darlığı düzeltilmektedir. Ağır KOAH solunum yetmezliğinde uygulanan bu yöntemin başarısı için sigara kesinlikle bırakılmalılar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Coil Tedavisi Nasıl Yapılır?</strong></p>
<p>Coil tedavisi, hasta ameliyathanedeyken ve genel anestezi altında yapılır. Bronkoskopi cihazı ile akciğerde hasarlı olan bölgeye ilerlenir ve cihazın içinden geçirilen kateter yardımıyla Coil adı verilen akıllı teller, akciğerin hasarlı bölgesine yerleştirilerek bu alanın devre dışı bırakılması sağlanır. Bu yolla hastanın aldığı nefes, bu hasarlı alandan sağlam akciğer alanına yönlendirilmiş olur. Bu bir ameliyat değil, endoskopik işlemdir. Herhangi bir kesi ve dikiş yoktur. İşlem sonrası hasta servise alınır. Ertesi gün akciğer grafisi kontrolünden sonra taburcu edilir. 1 ay sonra diğer akciğer tedavisi yapılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigaranin-vucudumuza-korkunc-etkileri-353131">Sigaranın Vücudumuza Korkunç Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 10:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylıkla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[okulda]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p><strong>Özellikle çocukların yaşanan zorlu süreçte maruz kaldıkları ile baş edebilmek için günlük yaşama dönmeye ihtiyaç dönmeye ihtiyaç duyduklarını belirten uzmanlar, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla mücadele edebilmelerinin kolaylaşacağını ifade ediyor. Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Ergen Psikoloğu Eda Ergür, ebeveynlere çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilenmelerini, fiziksel temasta bulunmalarını ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımalarını tavsiye ediyor. Ergür, çocuklara güvenli bir okul ortamı sunulmasının da önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okul ortamının çocukların karşılaştıkları zorlu durumla baş etmelerini kolaylaştıracağına değindi ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk ve gençlerin ait oldukları yer okuldur</strong></p>
<p>Ülke olarak çok zor günlerden geçtiğimize değinerek sözlerine başlayan Eda Ergür, “Yaşadığımız büyük felaketin etkisi halen sürüyor ve sürmeye devam edecek olmasına rağmen hayatlarımıza tutunmaya ihtiyacımız var. Özellikle çocuklarımızın bu süreçte maruz kaldıklarıyla başa çıkabilmek için günlük yaşama dönebilmeye ihtiyaçları var. Okulların açılması ile çocuklarımız hem sosyal desteklerine kavuşmuş olacak hem de güven duygularını besleyecek olan rutin düzenleri sağlanmış olacak. Çocuk ve gençlerimizin ait oldukları yer okuldur. Okul çocuklarımıza akademik bilginin çok daha ötesinde fayda sağlıyor. Okul aracılığı ile çocuklarımız ve gençlerimiz yaşıtlarıyla bir araya gelerek sosyal destek ihtiyaçlarını giderirken, toplumsal değerleri içselleştirebilir ve de güvende hissetmelerini sağlayacak bir düzene sahip olurlar” dedi.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuklarını net ifadelerle bilgilendirmeli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla baş edebilmelerinin kolaylaşacağını söyledi. Ancak diğer yandan ailelerin kaygılarının bulunduğunu ifade eden Eda Ergür, “Ebeveynler ‘Ya birbirlerine anlattıklarıyla korkuları pekişirse ya duymaması gereken bizim anlatmadığımız durumları öğrenirse? gibi endişelere sahip olabiliyorlar. Bu sebeple ailelerin çocuklarına yaşananlarla ilgili basit, net ve kısa ifadelerle gerçek bilgiler vermesi oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Bilinmeyen şeyler, kaygıyı besliyor</strong></p>
<p>“Yaşanan olaylar karşısında çocuğumuz ne denli gerçek bilgiye sahip ise edindiği yeni bilgilerle o kadar kolay baş edebilecektir” diyen Eda Ergür, “Unutmayalım ki bilinmeyen, kaygıyı besler. Eğer çocuğumuz duyduğu bilgi hakkında fikir sahibi değilse anlamlandıramadığı bu bilgi ile ne yapacağı konusunda zorluk yaşar. Sahip olduğu bir bilgi ile ilişkilendirdiği durumlarla ise çok daha kolay baş edebilir. Bu sebeple çocuğumuza karşı dürüst olmak, yaşına ve gelişimine uygun bilgi vermek, yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde edindiklerini sınırsız hayal güçleri ile birleştirmelerine ve kaygılarını beslemelerine engel olabilecektir” dedi.</p>
<p><strong>Duygularını dışa vurmalarına fırsat tanınmalı</strong></p>
<p>Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Eda Ergür, “Mutlaka aklına takılan ya da merak ettiği bir durum olduğunda sizlerle konuşabileceği ve size sorabileceğini paylaşmalısınız. Size getirdiği konu her ne kadar zor olursa olsun mutlaka dürüstçe, gerçek bilgiyle, kısa ve basit bir dille cevaplayın. Böylece uçsuz bucaksız hayal güçleriyle anlamlandırmaya ihtiyaçları kalmayacaktır. Çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilemek, fiziksel temasta bulunmak ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımak gerekiyor” şeklinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli okul ortamı sunabilmek çok önemli</strong></p>
<p>Çocukların deprem sonrası yaşadıkları duygusal zorlanmalarıyla arkadaşları ve öğretmenleriyle bir arada olacakları okul ortamında çok daha kolay baş edebileceklerini ve üstesinden geleceklerini belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Yaşanan olumsuzluklardan çocuklarımızı koruyabilmek için sevgi ve desteğimizle yanlarında olmak ve onlara güven dolu bir okul ortamı sunabilmek oldukça önemli. Bu zorlu günlerin üstesinden sevgi, birlik ve dayanışma ile geleceğiz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
