<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>esrar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/esrar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/esrar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>esrar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/esrar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 13:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılık yapıcı bir madde!</strong></p>
<p>Esrar maddesinin bağımlılık yapmadığı düşüncesinin özellikle gençler arasından yaygın bir inanış olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Oysa esrar ikinci kez kullandığında bile kişi de daha sık ve yoğun kullanım eğilimi yaratabilir. Haftada birkaç kez kullanan kişilerde yüzde 60 hatta yüzde 90 oranında bağımlılık geliştiği görülmektedir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman vücutta oluşan değişimlere değinen Shukurov, “Nabız artışı, tansiyon yükselmesi, konuşkanlık, marazi neşe, gevşeme hali, aşırı gülme krizleri, koordinasyon bozulması, odaklanmada bozulmalar, zaman ve mekan algısında değişiklikler oluşabilir. Bu değişiklikler halüsinasyon görmeye kadar ilerleyebilir. Mistik düşünceler ortaya çıkabilir. Daha ileri seviyede bu paranoya bile dönüşebilir. Akut olarak ortaya çıkan neşe hali, konuşkanlık, gevşeme, rahatlama kısa bir süre sonra yerini duygusal çöküntüye bırakır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırıyor </strong></p>
<p>Esrar maddesi vücuda alındığında akut psikoz da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Kötülük görme sanrıları ve kıskançlık hezeyanları şeklinde kendini gösteren bu duruma kenevir deliliği de denilir. Genellikle bir gün gibi kısa süren bu durum bazen kalıcı psikoza da dönüşebilir. Esrar kullanımı özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Esrar cinsel işlevleri olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Esrarın kişiyi rahatlatmasından dolayı cinsel performansı artırdığı düşüncesinin yaygın olduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Esrar erkeklerde sertleşme bozukluğunu iki kat artırır. Sertleşme bozukluğuna neden olmasının yanında testosteron hormonunun salınımını da azaltır.” dedi.</p>
<p>Testosteron salınımının azalmasıyla jinekomasti yani erkeklerde meme büyümesi ortaya çıktığını ifade eden Shukurov, “Sperm sayısını azaltmasıyla birlikte spermlerin canlılığını ve hareketliliğini azaltır. Kadınlarda da doğurganlığı azaltır. Esrar hamilelik sırasında kullanıldığında bebeklerde çeşitli gelişimsel geriliklere yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazla!</strong></p>
<p>Esrarın öğrenme sürecini bozarak özellikle hafızayı etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, “Kısa süreli belleği bozar, bu da kişinin konsantre olmasını, odaklanmasını, dinlemeyi sürdürmesini olumsuz yönde etkiler. Öğrenmeyi bozucu etkisi o kadar ön plandadır ki erken ergenlikte kullanıldığı zaman sonradan IQ düşüşlerine neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman nabzın 140 üzerine çıkabildiğini, bu durumun da tansiyon yükselmesi ve çeşitli kalp sorunlarını ortaya çıkarabildiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Özellikle esrar alınımın ilk bir saati içerisinde kalp krizi riskinin esrar almayanlara göre dört kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Esrar genel olarak bağışıklığı düşürür. Akciğer enfeksiyonlarına ve akciğer kanserine neden olma riski yüksektir. Esrar kullananların akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazladır. Esrar içenler genelde esrarı akciğerlerine daha derin çekerler ve nefeslerini daha uzun süre tutarlar. Esrarın akciğer üzerine olumsuz etkisi bu açıdan sigaradan daha fazla olur. Esrar alımı sırasında gözdeki kızarıklığın nedeni esrarın göz damarlarının genişlemesine sebep olmasıdır.”</p>
<p><strong>Aile davranışları bağımlılık sürecini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Diğer bağımlılıklarda olduğu gibi esrar bağımlılığının da bir aile hastalığı olduğunu kaydeden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı bireyin davranışları diğer aile üyelerini etkileyip aile üyelerinin hastalanmasına sebep olabilir.” dedi.</p>
<p>Ailenin davranışları ve tutumlarının da esrar bağımlısı bireyin bağımlılık sürecini etkileyebildiğini sözlerine ekleyen Shukurov, bu nedenle tedavi sürecine bireyin ailesinin de dahil edilmesinin önemini vurguladı ve bağımlı kişiye yardımcı olmak isteyen aile ve arkadaş çevresinin kişiyi danışmanlık amacıyla bir psikiyatri ya da bağımlılık uzmanına yönlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Tedavi, kişiye özel bir planla başlıyor!</strong></p>
<p>Esrar bağımlılığı tedavisinde ilk adımın detaylı bir analizle tanının kesinleştirilmesi olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Kişinin ne düzeyde esrar içtiğine, kötüye kullanım düzeyine, bağımlılık düzeyine ve kişinin esrar kullanımının hayatının başka alanlarını nasıl etkilediğine bakarak bir çizelge hazırlanır.” dedi. </p>
<p>Esrar bırakıldığı zaman çeşitli ruhsal ve fiziksel yoksunluk belirtilerine yol açabileceğinin altını çizen Shukurov, “Bunların arasında huzursuzluk, sinirlilik, iştahta azalma, uykusuzluk, ateş, bulantı, terleme, titreme, gevşeyememe sayılabilir. Yoksunluk döneminin tıbbı bir müdahale olmadan geçiştirilmesi çok zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılığı, bir yaşam biçimini temsil ettiği için kurtulmak zor olabilir!</strong></p>
<p>Yoksunluk sürecinin dört haftadan altı haftaya kadar sürebildiğini belirten Dr. Bahruz Shukurov, “Detoksifikasyon yani arınma, tedavinin başlangıcıdır. Yoksunluk belirtileri bulguları geçtikten sonra bağımlı hastalarda bazı sıkıntılar devam edebilir.” dedi.</p>
<p>Bu sıkıntıların başında esrar içme isteği geldiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Esrar bağımlılığı sadece esrar içmek ilgili değildir. Hastanın düşünceleri, duygularını yönetmesi, hayat tarzı, ilgileri, eğlenmesi esrarın etrafında döner. Bundan dolayı kişinin hayatından esrarın çıkması neredeyse kişiyi sudan çıkmış balığa dönüştürür. Özellikle yoksunluk dönemini atlattıktan sonra artık esrar etrafında dönmeyen hayat tarzının oluşturulması, yeni arkadaşların edinilmesi, hobilerin edinilmesi, sosyal hayat tarzının düzenlenmesi, eğlence dünyasının çeşitlendirilmesi tedavide ilerlemeyi sağlar. Esrarın yoksunluk dönemi atlatıldıktan sonra da doktor ve psikolog desteğinin devam ettirilmesi önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
