<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>erteleme | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/erteleme/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/erteleme</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jan 2026 08:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>erteleme | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/erteleme</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadir Has Üniversitesi PDRM Uzmanları Sınav Dönemine Dikkat Çekiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-pdrm-uzmanlari-sinav-donemine-dikkat-cekiyor-603974</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dönemine]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceler]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[has]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadir]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[pdrm]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi (PDRM) uzmanları, sınav dönemlerinde öğrencilerin yaşadığı zihinsel yük ve erteleme döngüsüne dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-pdrm-uzmanlari-sinav-donemine-dikkat-cekiyor-603974">Kadir Has Üniversitesi PDRM Uzmanları Sınav Dönemine Dikkat Çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi (PDRM) uzmanları, sınav dönemlerinde öğrencilerin yaşadığı zihinsel yük ve erteleme döngüsüne dikkat çekiyor. Sınav stresini asıl ağırlaştıran, sınavın kendisinden çok öğrencilerin zihninde tekrar eden umut kırıcı düşünceler oluyor. “Başlayamıyorum”, “yetişmeyecek”, “kesin başarısız olacağım” gibi uflamalar büyüdükçe ders çalışmak gözde daha da zorlaşıyor. Oysa doğru anı beklemek yerine kaçamaksız küçük bir başlangıç yapmak, bu zihinsel yükü hafifletmenin en etkili yolu. Uzmanlara göre yalnızca 5 dakikalık dürüst bir başlangıç bile erteleme döngüsünü kırıyor, kontrol duygusunu yeniden kazandırıyor ve sınav sürecini yönetilebilir hale getiriyor.</p>
<p><strong>Uf’lama balonu: Sınavdan daha ağır gelen düşünceler</strong></p>
<p>Öğrenciler ders çalışmaya başlamadan önce, bir dersle ya da kendi performanslarıyla ilgili eleştirel, umut kırıcı ve süreci zorlaştıran tekrarlayıcı düşüncelerle karşı karşıya kalabiliyor. “Bu ders nasıl bitecek?”, “Sınavda kesin başarısız olacağım”, “Neden bu kadar geç başladım?”, “Neden hep aynısı oluyor, neden başlayamıyorum?” gibi düşünceler, uzmanlara göre “uflamalar” olarak adlandırılabilecek bir zihinsel yük oluşturuyor. Bu uflamalar büyüdükçe işe başlamak giderek daha zor hale geliyor. Bu durum, uflamalarla şişirilen bir balona benzetilebilir. Balon büyüdükçe, sınava çalışmanın etrafında oluşan düşünceler sınavın kendisinden bile daha ağır ve zorlayıcı bir hale dönüşüyor. Oysa sınava ayrılacak süre ve çalışılacak materyal en başından beri aynı; süreci olduğundan daha büyük ve içinden çıkılmaz hissettiren ise zihinde tekrar eden olumsuz düşünceler oluyor.</p>
<p>Uzmanlar, öğrencilerin bu “uflamaları” büyütmek yerine ders çalışmaya başlayabilmenin ve küçük de olsa bir adım atmanın yaratacağı rahatlama hissini kendilerine hatırlatmalarını öneriyor. “İyi ki başlayabildim”, “İyi ki ertelemedim” gibi düşünceler, atılan adımların pekişmesini sağlıyor; özdenetimi güçlendirerek öğrencinin hem stresini azaltmasına hem de süreci daha yönetilebilir hale getirmesine yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Kaçamaksız bir başlangıç</strong></p>
<p>Uzmanlar, sınav dönemlerinde etkili bir başlangıcın dürüst ve kaçamaksız olması gerektiğini vurguluyor. Kaçamaksız yalnızca 5 dakikalık bir başlangıcın bile zihinde büyüyen engelleri küçülttüğünü ve uflamalarla şişen balonun patlaması için yeterli olduğunu belirtiyor. Bu kısa sürenin, öğrencinin stresini kontrol altına almasına ve çalışmaya devam edebilmesine alan açtığını ifade ediyor. Öğrencilerin, bu süreci kolaylaştırmak için dikkat dağıtıcı unsurları bilinçli olarak ortamdan uzaklaştırması gerekiyor. Uzmanlar, telefonu başka bir odaya bırakmanın ya da yalnızca çalışmaya odaklanabilecekleri bir ortamda masaya oturmanın sürece destek sağladığını aktarıyor. Sınava hazırlanırken karşılaşılan bir diğer yaygın durumun ise zihne gelen alakasız düşüncelerle öğrencinin kendisini farklı bir eylemin içinde bulması olduğunu söyleyen uzmanlar, “Odam çok dağılmış, önce toparlayıp temizleyeyim, sonra çalışırım” düşüncesinin sık görülen bir erteleme biçimi olduğunu belirtiyor. Öğrenciler, yapmak üzere yola çıktıkları işten daha ilgi çekici ancak daha az önemli bir uğraşa yönelme eğilimi gösterebiliyor. Bu noktada, çalışma ortamına bir planla girmenin odağı yeniden toplamada etkili olduğunu belirten uzmanlar, kişinin kendisini amaçsızca konudan sapmış halde fark ettiğinde asıl işe dönmesinin kolaylaştığını ifade ediyor. Kaçamaksız dakikaların süresini kademeli olarak artırmanın ve gün içerisinde başlangıcı ve bitişi belli olan çalışma aralıklarını tekrarlamanın, sınav sürecini daha yönetilebilir hale getirdiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Doğru anın geleceğini beklemek</strong></p>
<p>“Kendimi motive hissettiğimde başlarım” düşüncesi, öğrenciler arasında sık karşılaşılan bir erteleme biçimi olarak öne çıkıyor. Çoğu zaman yeterince enerjik ya da motive olunmadığına dair gerçekçi olmayan gerekçeler üretiliyor; “Bugün yorgunum, bir şey yapmaya halim yok, yarın bakarım” gibi düşüncelerle çalışma ileriye erteleniyor. Oysa çoğu iş için %100 hazır olmak gerekmiyor. <strong>Tam anlamıyla hazır olma hâli, sürekli ileriye taşınan ve ulaşılamayan bir eşik gibi duruyor.</strong> Ders çalışmak için de her zaman yüksek motivasyon ve enerjiye sahip olmak şart değil; daha az enerjik hissedilen zamanlarda bile yapılabilecek küçük ve yönetilebilir işler bulunuyor. Bu nedenle doğru anın gelmesini beklemek yerine, küçük bir adım atmak süreci başlatmak için yeterli oluyor.</p>
<p><strong>İlk adımın gücü</strong></p>
<p>Sınav dönemlerinde endişe, zorluk ve karmaşık düşünceler çoğu zaman zihinde tek bir büyük yük gibi hissediliyor. Bu yükü aşılması güç bir dağ olarak görmek yerine, ilk dokunuşu küçük bir adım olarak ele almak süreci daha yönetilebilir kılıyor. Stres yaratan bir sınavın hazırlığını ertelemek, sık tekrar edilen bir davranış haline geliyor; çünkü erteleme kısa vadede rahatlatıyor, ancak uzun vadede ertelenen görev zihnin arka planında varlığını sürdürüyor. “Herkes sınav hakkında konuşuyor, bense daha hiç başlamadım” gibi düşüncelerle ertelenen işler birikerek kişinin peşini bırakmıyor. Uzmanlara göre bu görevleri gözde büyüyen birer ‘öcü’ haline getirmek yerine, küçük de olsa ilk adımı atmak, erteleme döngüsünü kırarak stresin azalmasına ve kontrol duygusunun yeniden kazanılmasına yardımcı oluyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-pdrm-uzmanlari-sinav-donemine-dikkat-cekiyor-603974">Kadir Has Üniversitesi PDRM Uzmanları Sınav Dönemine Dikkat Çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 12:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2035]]></category>
		<category><![CDATA[Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[cop30]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretti]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. TEMA Vakfı, bu yıl &#8220;Hakikat ve Uygulama&#8221; temalarıyla lanse edilen zirvede, fosil yakıtlardan çıkış, emisyon azaltımı ve adil iklim finansmanı gibi kritik konularda somut ve bağlayıcı kararlar alınamadığına dikkat çekti.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı (COP) süreçlerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>&#8220;Bilim, iklim krizinin her geçen gün ağırlaşan etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Ancak COP30’da ortaya çıkan tablo, ülkelerin gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğinin sürdüğünü ve sürecin her yıl daha da tıkandığını gösteriyor.&#8221;</p>
<p><strong>COP30: Fosil yakıt lobilerinin gölgesinde bir zirve</strong></p>
<p>COP30’un en dikkat çekici yönlerinden biri, iklim değişikliğiyle mücadeledeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere düzenlenen zirveye 1.600’den fazla fosil yakıt lobicisinin katılması ve &#8220;sürdürülebilirlik&#8221; söylemi altında görünürlük kazanması oldu. Bu durum, COP süreçlerinin yıllar içinde çözüm yerine ertelemeler üreten ve sermaye çıkarlarını önceleyen bir zemine dönüştüğünü gösterdi.</p>
<p>Zirvenin resmi sonuç bildirgesi olan <strong>Mutirão</strong> metni, petrol ve gaz üreticisi ülkelerin baskısıyla fosil yakıtlara dair ifadelerin tamamen çıkarılması nedeniyle, küresel mücadelede yeni ve bağlayıcı bir yol haritası sunamadı. Bu gelişme, COP28’de kabul edilen &#8220;<strong>enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşma</strong>&#8221; kararının bile gerisinde kalındığını ortaya koydu.</p>
<p>Ataç değerlendirmesinde, &#8220;Dünyanın geleceğini yakından ilgilendiren bir süreçte, fosil yakıt lobilerinin bu derece belirleyici bir aktör hâline gelmesi kabul edilemez.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>1,5°C hedefi kâğıt üzerinde kaldı</strong></p>
<p>Ulusal Katkı Beyanları’na (NDC) ilişkin mevcut tablo ise iklim müzakerelerinin geldiği noktaya dair ciddi kaygılar doğurdu. Birleşmiş Milletler’in analizine göre yeni NDC’ler, 2035 yılına kadar küresel emisyonlarda yalnızca <strong>yüzde 12’lik bir düşüş</strong> öngörüyor. Oysa bilimsel veriler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için bu oranın <strong>en az yüzde 60</strong> olması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Birçok ülkenin NDC’lerini güçlendirmeyi reddetmesinin, iklim politikalarında yaşanan tıkanmanın açık bir göstergesi olduğunu belirten Ataç, Türkiye’nin sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC 3.0) da benzer bir çelişki barındırdığına dikkat çekti. Ataç, konuya ilişkin şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin iklim hedefi, 2035’e kadar 466 milyon ton emisyon azaltımı yaparak toplam emisyonları 643 milyon ton CO₂e (karbondioksit eşdeğeri) seviyesine çekmek olarak açıklandı. Bu da 2035 yılında yaklaşık 1,1 milyar tona ulaşacağı öngörülen emisyonlardan <strong>yüzde 41 daha düşük</strong> bir seviyeye işaret ediyor. Ancak TÜİK verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor; Türkiye’nin emisyonları 2018’de yaklaşık 530 milyon ton CO₂e iken, 2023’te 552 milyon tona yükseldi. Bu durumda 2035’teki emisyonlar, 2023’e kıyasla aslında <strong>yüzde 16 artmış</strong> olacak. Bu tabloya rağmen hedefin <strong>‘yüzde 41 azaltım’</strong> olarak sunulması, kamuoyunda yanıltıcı bir iklim politikası algısı oluşturuyor.&#8221;</p>
<p><strong>İklim finansmanında yetersizlik ön planda</strong></p>
<p>Zirvenin en kritik başlıklarından biri olan <strong>iklim finansmanı</strong> konusunda ise yetersizlik ön plana çıktı.</p>
<p>Küresel Güney’in uyum ihtiyacı için 2035 yılına kadar yıllık yaklaşık 300 milyar dolar talep edilirken, COP30’da kabul edilen finansman düzeyi 120 milyar dolar ile son derece yetersiz kaldı. Ayrıca mevcut hedef 2030’dan 2035’e ertelendi. </p>
<p>Bu noktada asıl önceliğin azaltım olması gerektiğinin altını çizen Ataç &#8220;İklim uyumu için gerekli finansmanın yıllara yayılarak ertelenmesi, kriz karşısında sorumlulukların görmezden gelinmesidir. Emisyonlar hızla düşmeden uyum politikalarının etkili olamayacağını biliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Adil geçiş söylemde kaldı, karar metinleri ise zayıf </strong></p>
<p>Zirvede hak temelli ifadelerle duyurulan <strong>Adil Geçiş Mekanizması</strong> için herhangi bir finansman ayrılmadı. Afrika ve Küresel Güney ülkelerinin, kritik minerallerin çıkarılmasına ilişkin ağır sosyal ve çevresel risklerin karar metnine eklenmesi yönündeki talepleri de karşılık bulmadı. Çin ve Rusya’nın itirazları sonucu bu bölüm tamamen metinden çıkarıldı.</p>
<p>Oysa enerji dönüşümünün temiz ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesi adil geçişin temel ilkelerinden biri. Buna karşın, doğa ve insanlar üzerinde ağır ve geri dönüşü olmayan etkileri defalarca ortaya çıkmış yoğun ve denetimsiz madencilik faaliyetlerinin bu süreçte göz ardı edilmesi, sosyal adalet açısından ciddi bir zafiyet yaratıyor. Bu eksiklik, özellikle Kongo gibi ülkelerde yaşanan ciddi hak ihlallerinin görünmez kılınmasına yol açıyor.</p>
<p>Zirve boyunca yerli halklar ve sivil toplum örgütleri, fosil yakıtlardan çıkış, Amazon’un korunması ve hak temelli bir iklim politikası için güçlü çağrılarda bulundu. Ancak bu talepler, nihai kararlara bağlayıcı şekilde yansımadı.</p>
<p><strong>COP31 Türkiye’de: Şimdi kararlı adımlar atma zamanı</strong></p>
<p>COP30’un Türkiye açısından en önemli çıktısı, COP31 için ev sahibi ülkenin Türkiye olarak belirlenmesi oldu. Müzakere başkanlığı Avustralya tarafından yürütülecek olsa da Türkiye için bu süreç, iklim politikalarını güçlendirmek ve dönüşümü hızlandırmak adına önemli bir fırsat niteliği taşıyor.</p>
<p>2026 yılında Antalya’da gerçekleşecek zirveye ev sahipliği yapmanın, güçlü bir iklim politikası oluşturma, iklim eylemini hızlandırma ve fosil yakıtlardan çıkışı kararlılıkla başlatma sorumluluklarını beraberinde getirdiğini vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;Türkiye’nin ev sahipliği; bilime uygun, adil, şeffaf ve kömürden çıkışı içeren gerçek bir iklim politikası açıklamak için kaçırılmaması gereken bir fırsat.&#8221; dedi.</p>
<p>Gerçek dönüşüm için kararlı adımlar atmanın artık ertelenemeyeceğini söyleyen Ataç sözlerini şu şekilde sonlandırdı:</p>
<p>&#8220;TEMA Vakfı olarak iklim krizinin gönüllü taahhütler, belirsiz yol haritaları veya sermayeyi önceleyen müzakere süreçleri ile çözülemeyeceğini vurgulamak istiyoruz. Son 30 yılda yaşanan gecikmeler, karar vericilerin gezegenimiz, doğa ve gelecek adına gerçek bir dönüşüm iradesini ortaya koymasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. COP30 boyunca insanlar toprakları, ormanları, su ve tüm doğal varlıkları koruma taleplerini güçlü bir şekilde dile getirdi. Bizim için sevindirici olan, önümüzdeki yıl fosil yakıt lobilerinin ülkemize gelecek olması değil; COP31’de dünyanın dört bir yanından halkların, toplulukların ve sivil toplumun Antalya’da bir araya gelecek olması.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:35:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besliyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemeyi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Kusursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmeliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmeliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[umay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, mükemmeliyetçilik ve erteleme davranışının psikolojik nedenleri, sonuçları ve bunlarla başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907">Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, mükemmeliyetçilik ve erteleme davranışının psikolojik nedenleri, sonuçları ve bunlarla başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçi kişi kendi zihninde yarattığı ‘kusursuzluk ideali’ ile mücadele eder!</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin, kişinin kendi hayatında ve işlerinde ‘hatasız’ olma arzusuyla şekillenen bir düşünce tarzı olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yüzeyde bakıldığında motive edici gibi görünse de, aslında çoğu zaman kişinin üzerindeki baskıyı artıran, özgürlüğünü kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir eğilimdir.” dedi.</p>
<p>Psikolojide mükemmeliyetçiliğin, sadece yüksek standartlar koymak olmadığını, aynı zamanda hata yapma korkusu, eleştirilme kaygısı ve ‘yeterince iyi’nin asla kabul edilmemesi gibi özellikleri de kapsadığını vurgulayan Demir, “Kişi sürekli daha fazlasını ister, ancak ulaştığı hiçbir sonuç ona huzur vermez. Filozof Epiktetos’un söylediği gibi; ‘İnsanı rahatsız eden şeyler olaylar değil, onlar hakkındaki düşünceleridir.’ Mükemmeliyetçi kişi de çoğu zaman gerçeğin kendisiyle değil, kendi zihninde yarattığı ‘kusursuzluk ideali’ ile mücadele eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İşin büyüklüğü veya mükemmel olma zorunluluğu, başlamayı tehditkâr kılabiliyor!</strong></p>
<p>Ertelemenin (prokrastinasyon), yapılması gereken bir işi bilinçli olarak geciktirme davranışı olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Basitçe ‘tembellik’ değildir. Çoğu zaman kişinin zihninde, işin büyüklüğü ya da mükemmel olma zorunluluğu o kadar ağırdır ki, başlamak tehditkâr gelir.” dedi.</p>
<p>Ertelemenin özellikle hangi durumlarda sık görüldüğüne değinen Demir, “Belirsizliğin çok olduğu görevlerde, kişinin yüksek kaygı hissettiği işlerde ve sunum, sınav, rapor gibi sonucun dışarıdan değerlendirileceği durumlarda erteleme davranışına sıkça rastlanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hata yapmaktan korkmak, bir işe başlamadan ertelemeye neden oluyor!</strong></p>
<p>Araştırmaların, mükemmeliyetçiliğin erteleme ile doğrudan ilişkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle ‘uyumsuz mükemmeliyetçilik’ olarak tanımlanan türünde kişi, hata yapmaktan öylesine korkar ki, işi başlamadan ertelemeyi seçer.” dedi.</p>
<p>Bu şekilde kişinin, aslında başarısızlıkla yüzleşmekten de kaçmış olduğuna işaret eden Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir başka deyişle; ‘Başlamazsam başarısız da olmam’ düşüncesi hakimdir. Bu mantık, kişiyi kısa vadede kaygıdan korur, fakat uzun vadede daha yoğun stres, zaman baskısı ve özgüven kaybına yol açar.</p>
<p>Öğrenciler ve çalışanlarda görülen alanlara baktığımızda<strong> </strong>öğrenciler için tez yazımı, sınavlara hazırlık, ödev teslimi gibi süreçlerde mükemmeliyetçilikten kaynaklanan erteleme sık rastlanır.<strong> </strong>Çalışanlar da ise sunum hazırlıkları, raporlar, e-posta yazımı hatta toplantılara katkı sunma gibi görevlerde kişi ‘yeterince iyi değilim’ kaygısıyla işi erteler.”</p>
<p><strong>Değişimin ilk adımı farkındalık!</strong></p>
<p>Kişinin kendi mükemmeliyetçi düşüncelerini fark ettiğinde, erteleme ile başa çıkma şansının arttığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Çünkü farkındalık, değişimin ilk adımıdır.” dedi.</p>
<p>Farkındalığı artırmak için yapılabilecekler hakkında bilgi veren Demir, “Kusursuzluk yerine, işlevsel ve yeterli olanı kabul etmek gerekir. Yani ‘yeterince iyi’ kavramı benimsenmeli. Görevleri parçalara ayırarak büyük resmi değil, küçük adımları görmek kaygıyı azaltır. Bir işe sonsuz vakit ayırmak yerine, belirli bir sürede tamamlamak için hedef belirlenmeli. Hata yapmak öğrenme sürecinin parçası olarak görülmeli. Bir şarkının sözlerinde ‘yaralarımızdan ışık sızar’ ifadesi geçer. Hata yapmak, çoğu zaman gelişimin kapısını aralar. Mükemmeliyetçilik yoğun kaygı, tükenmişlik ya da depresyon ile birlikteyse bir klinik psikolog desteği oldukça faydalı olur.” önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaşamın özü kusursuzluk değil, tamamlanmamış ama ilerleyen bir süreç…</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin çoğu zaman bir ‘altın kafes’ olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Parıldar ama içinde sıkışıp kalırız. Erteleme ise bu kafesten çıkmak için seçtiğimiz geçici ama yanıltıcı bir kaçış yoludur.” dedi.</p>
<p>Oysa yaşamın özünün kusursuzluk değil, ‘tamamlanmamış ama ilerleyen bir süreç’ olduğunun altını çizen Demir, “Kendi kusurlarımızla barışabildiğimizde, ertelemek yerine adım atabilir; hem üretkenliğimizi hem de yaşam doyumumuzu artırabiliriz.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907">Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Feb 2024 21:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[gelebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[isteksizlikle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ertelemenin temel sebeplerinden birinin zaman yönetimi ve önceliklendirme problemleri olduğunu dile getiren uzmanlar, motivasyon eksikliğini önlemenin en önemli adımlarından birinin de motivasyondaki eksik parçayı bulmak olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222">Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ertelemenin temel sebeplerinden birinin zaman yönetimi ve önceliklendirme problemleri olduğunu dile getiren uzmanlar, motivasyon eksikliğini önlemenin en önemli adımlarından birinin de motivasyondaki eksik parçayı bulmak olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Erteleme döngüsüne de dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “İsteksizlikle başlayan ertelemelerde bir şey yapmak istemiyor olmak, zor gelmesi bizde isteksizlik yaratıyor. Bu isteksizlik bir şey yapmamaya sebep oluyor. Yapmadıkça mutsuz oluyoruz. Mutsuzluk o isteksizliğimizi artırıyor, isteksizlik eylemsizliğimizi artıyor ve döngü oluşuyor.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, erteleme hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Ertelemenin sebeplerinden biri zaman yönetimi ile ilgili probleminin olması”</strong></p>
<p>Erteleme hastalığının; kişinin yetiştirmesi gereken işleri ötelemesi, yapmaktan kaçınması ya da sürekli olarak ertelemesi olarak tanımlandığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyondaki eksik parçayı bulmak ertelemeyi önlemenin en önemli yollarından biridir. Ertelemenin sebeplerinden biri de zaman yönetimi ve önceliklendirme ile ilgili probleminin olması. Zaman yönetimini daha iyi yapmak, iyi bir iş planı yapmak, programımızı önceliklerimize göre planlıyor olmak. En acil olanları en başta yapmak, daha sonrasında olsa da olur, olmasa da olur dediğimiz şeyleri yapmak.” dedi.</p>
<p><strong>“Kendimize güvenle ilgili bir sorun yoksa zorunlulukla ya da gerekliliklerle ilgili sorun vardır”</strong></p>
<p>Neurofeedback ve<strong> </strong>biofeedback programlarıyla dikkat üzerine çalışıldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyon düşüklüğünde motivasyonu düşüren şeyin ne olduğunu bulmak iyi gelir. Kendimize güvenle ilgili bir sorun yoksa zorunlulukla ya da gerekliliklerle ilgili sorun vardır. Bunu buluyor olmak ve bunun üzerine çalışıyor olmak önemli.” diye konuştu.    </p>
<p><strong>Motivasyonu kıran şey ne?</strong></p>
<p>Ertelemenin altındaki nedenin bulmasının önemine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Motivasyonu kıran şeyi bulmak önemli. Vasat şeyleri yapmakla başlamayı öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>Erteleme döngüsüne de dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Özellikle şöyle bir döngü oluyor; isteksizlikle başlayan ertelemelerde bir şey yapmak istemiyor olmak, zor gelmesi, hazır olmadığımızı düşünüyor olmak bizde isteksizlik yaratıyor. Bu isteksizlik eylemsizliğe sebep oluyor. Bir şey yapmamaya sebep oluyor. Yapmadıkça mutsuz oluyoruz. Mutsuzluk o isteksizliğimizi artırıyor, isteksizlik eylemsizliğimizi artıyor ve döngü oluşuyor. </p>
<p><strong>“Önerebileceğim şey eylemle başlamanız”</strong></p>
<p>Bizim duygularımızı değiştirme şansımız yok. Ben şimdi çok istekli olacağım veya çok mutlu olacağım dediğimizde bunu yapamıyoruz. Ama ‘Ben istemesem de mutlu olmayacağımı düşünsem de bir şey yapabilirim’ demek, yapabilmek bu kontrol edebileceğimiz bir şey. Biz duygularımızı kontrol edemeyiz ama davranışlarımızı kontrol edebiliriz. O yüzden önerebileceğim şey eylemle başlamanız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erteleme-bir-hastalik-mi-dongu-mu-isteksizlikle-baslayan-ertelemeler-dongu-haline-gelebiliyor-444222">Erteleme bir hastalık mı, döngü mü? İsteksizlikle başlayan ertelemeler döngü haline gelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başarının önündeki en önemli engellerden biri: Erteleme hastalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basarinin-onundeki-en-onemli-engellerden-biri-erteleme-hastaligi-402419</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 06:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarının]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[engellerden]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önündeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern insanın en büyük sorunlarından birisi olarak erteleme hastalığının öne çıktığını belirten uzmanlar erteleme yapmaktan ne kadar pişmanlık duyuluyorsa, erteleme tuzağına bir o kadar fazla düşüldüğünü söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basarinin-onundeki-en-onemli-engellerden-biri-erteleme-hastaligi-402419">Başarının önündeki en önemli engellerden biri: Erteleme hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern insanın en büyük sorunlarından birisi olarak erteleme hastalığının öne çıktığını belirten uzmanlar erteleme yapmaktan ne kadar pişmanlık duyuluyorsa, erteleme tuzağına bir o kadar fazla düşüldüğünü söylüyor. Erteleme hastalığının başarının önündeki en önemli engellerden birisi olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, erteleme hastalığının temelinde yalnızca bir irade ya da tembellik sorunu bulunmadığını belirtiyor. Hangi duyguların ertelemeye neden olduğunun ortaya konması gerektiğini dile getiren Şentürk, anksiyete, DEHB ve mükemmeliyetçi kişilik özelliklerine sahip bireylerde erteleme hastalığının daha fazla görüldüğünün altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, erteleme hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu ve nedenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Akademik erteleme, en sık karşılaşılan erteleme hastalığı türü</strong></p>
<p>Modern insanın en büyük sorunlarından birisi olarak erteleme hastalığı öne çıkıyor. Çoğu insan kendisine tanıdık bulduğu erteleme davranışıyla okul, üniversite, çalışma hayatı, sosyal hayat gibi farklı alanlarda karşılaşıyor. </p>
<p>Erteleme hastalığının başarının önündeki en önemli engellerden birisi olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “En sık karşılaşılan erteleme türü ödevlerin veya sınavlara çalışmanın ertelenmesi şeklinde karşımıza çıkan akademik ertelemedir.” dedi.</p>
<p>Önemli olan noktanın, erteleme davranışının devamlılık seyrederek kişinin hayatını her yönüyle etkilemeye başlayıp başlamadı olduğuna dikkat çeken Şentürk, “İnsanların yaklaşık yüzde 20’si kronik erteleyicidir. Erteleme hastalığı olan bireylerin yaklaşık yarısı internet ve sosyal medya aracılığıyla erteleme davranışını gerçekleştirir. Esas yapmaları gereken aktiviteyi ertelemek için bu mecralarda geçirdikleri sürenin günlük ortalama 1,5 saat olduğu bilinmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Sorun, sonuca odaklanarak başarısızlık korkusu hissetmek </strong></p>
<p>Erteleme yapmaktan ne kadar pişmanlık duyuluyorsa, erteleme tuzağına bir o kadar fazla düşüldüğünün çalışmalarla ortaya konulduğunu belirten Şentürk, “Erteleme hastalığının temelinde yalnızca bir irade ya da tembellik sorunu bulunmaz. Bu sorun çok daha zor görevleri yerine getirip başarıya ulaşmış kişilerde dahi zaman zaman baş gösteriyor. Burada esas sorun görev sürecine değil sonuca odaklanarak başarısızlık korkusu hissetmek, sonuç hakkında endişelenmek ve giderek artan endişe nedeniyle harekete geçememek ya da geçmemeyi tercih etmektir. Böylece kişi, üzerinden kalkabileceği bir görevi dahi kendisine yük olarak görür ve görevi olduğundan büyük algılayarak nereden başlayacağını bilemez. Sonuç olarak kişi, o anda yönetmekte güçlük çektiği olumsuz duygulardan uzaklaşmak maksadıyla kendini daha iyi hissettirecek şeylerin arayışına girer ve birileriyle telefonda konuşma, sosyal medyada zaman geçirme, online oyun oynama gibi başka şeylerle uğraşma yolunu seçer.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ertelemenin nedeni duygusal olabilir</strong></p>
<p>Eski anlayışın zaman yönetimini ön plana alırken, yeni anlayışın duygular üzerinde yoğunlaştığını ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Eskiden bugünün işinin yarına bırakılmasına, tembellik ve irade eksikliğinin sebep olduğu düşünülürken, şu anda hangi duyguların ertelemeye neden olduğunun ortaya konması ve bu duygularla tanışılıp yüzleşilmesi gerekliliği öneriliyor.” dedi.</p>
<p>Erteleme hastalığıyla en sık ilişkili psikiyatrik bozukluklar anksiyete bozukluğu ve erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olduğunun altını çizen Şentürk, “Yine mükemmeliyetçi kişilik özelliklerine sahip bireylerde de erteleme hastalığının daha fazla görüldüğü bilinmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basarinin-onundeki-en-onemli-engellerden-biri-erteleme-hastaligi-402419">Başarının önündeki en önemli engellerden biri: Erteleme hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
