<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ergenlik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 11:08:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ergenlik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kıskacında]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dünya Sağlık Teşkilatı’nın raporları okul şiddetinin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Siber zorbalık belirgin biçimde artıyor. Fiziksel şiddet bazı ülkelerde azalırken bazı ülkelerde artıyor. Türkiye’de de fiziksel şiddetin arttığı gözlemleniyor” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi nöropsikolojik olarak riskli bir evre</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin henüz tam olgunlaşmadığını ifade etti ve “Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.” diye konuştu.</p>
<p>Ancak bu nöropsikolojik risklerin tek başına belirleyici olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hem evde hem okulda adalet algısı bozulursa risk artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuğun hem evde hem okulda adaletsizlik algısı yaşamasının şiddet riskini ciddi şekilde artırdığını ifade ederek, “Eğer çocuk hem evde hem okulda kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa depresyon ve şiddet eğilimi daha da artar. Bir tarafta güvenli alan varsa denge sağlanabilir. Ancak iki alanda da zedelenme varsa risk büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Açık iletişimin olmadığı, çocuğun zorla konuşturulduğu ya da baskı altında tutulduğu ortamlarda riskin arttığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, özgürlük ve özerklik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun kendini tehdit altında hissettiğini ve bu durumun ahlaki kuralları dışlamasına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk kendi ahlaki kurallarını oluşturmaya başlar ve şiddeti normalleştirir. Ailede, okulda ya da toplumda adalet algısının bozulması, şiddet artışında çok önemli bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Ergen zaten nöropsikolojik olarak hazır değil</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks bölgesinin henüz tam olgunlaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, adaletsizlik algısının bu süreci daha da zorlaştırdığını söyledi ve “Ergen adaletsizliğe uğradığını düşündüğünde mantıksal ve duygusal muhakemeyi birlikte kullanarak sağlıklı karar verme kapasitesi zaten sınırlıdır. Bunun üzerine bir de madde kullanımı eklenirse risk katlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Alkol ve madde kullanımının beynin ön bölgesini devre dışı bıraktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde, en sağlıklı insanda bile beynin kaptan köşkü olan prefrontal korteksi baskılar. Kişi düşünmeden konuşur, düşünmeden davranır, birikmiş öfkesini kontrolsüz biçimde dışa vurur. Yanlış senaryolar üretir ve yanlış bir mağduriyet duygusu geliştirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riskinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Eğer çocuk yalnızca bir alanda sorun yaşıyorsa diğer alan denge sağlayabilir. Ancak hem evde hem okulda adalet algısı zedelenmişse şiddet ihtimali yükselir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Madde kullanımının riski ciddi biçimde artırdığını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Okul iklimi adalet algısıyla doğrudan bağlantılı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının zedelenmesinin okul iklimini de olumsuz etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmaların zorbalık eğilimleri ile okul iklimi arasında güçlü bir ilişki gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr.  Tarhan, adil kurallara sahip, herkese eşit davranan bir okul yönetiminin öğrencilerin güven duygusunu artırdığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” dedi.</p>
<p><strong>Travmaya duyarlı okullar yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, “Okul şiddeti ABD’de çok yüksek. Okula silah götüren öğrenci sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir tablo var. Bu nedenle travmaya duyarlı okullar açılıyor. Bu okullarda sadece akademik disiplin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programları uygulanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu kapsamda öğrencilere sosyal-duygusal beceriler, mindfulness uygulamaları ve pozitif psikoloji temelli çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çözüm merkezleri kurulmalı</strong></p>
<p>Okul ikliminde normların net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Haksızlığa uğrayan öğrenciler için dijital çözüm merkezleri oluşturulmalı. Çocuk yaşadığı sorunu mesaj yoluyla iletebilmeli ve belirli süre içinde geri dönüş alabilmeli. Böyle bir sistem işlerse çocuk duygularını biriktirmez, ifade eder ve şiddet riski azalır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili ile “çember etkisi”…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençlerin davranış repertuarını doğrudan etkilediğini belirterek, buna “çember etkisi” adını verdi.</p>
<p>Toplumu iç içe geçmiş halkalara benzeten Prof. Dr. Tarhan, “En iç halkada yöneticiler vardır. Yöneticinin küçük bir hatası ya da kullandığı bir öfke dili, geniş halkalara büyüyerek yansır. Çocuklar ve gençler model alarak öğrenir. Makro modelde öfke varsa mikro modelde de öfke olur.” dedi.</p>
<p>Lider konumundaki kişilerin öfkeyi sorun çözme ya da hak arama yöntemi gibi kullanmasının gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beynin karar verici bölgesi olan frontal korteks 20-25 yaşına kadar tam olgunlaşmaz. 12-15 yaş en riskli dönemdir. 15-25 yaş ikinci derecede risklidir. Bu süreçte gençlerin yaptığı davranışın sonucunu fark etme ve doğru-yanlışı ayırt etme kapasitesi henüz gelişim halindedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hukuki, sosyal ve ahlaki normlar birlikte korunmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, şiddetin yalnızca bireysel değil normatif bir sorun olduğuna işaret ederek, üç temel normun korunması gerektiğini söyledi ve “Hukuki normlara uymamak en ağır şiddet davranışıdır. Sosyal normlara uymamak, psikolojik taciz gibi davranışları artırır. Ahlaki normların zedelenmesi de farklı şiddet türlerine yol açar. Bu üç norm dengeli biçimde korunmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toplumsal travmaların bu normları zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Pandemide yetişkinler yeni düzene adapte oldu ancak ergenler zorlandı. Beklenti ileri yaş gruplarının daha çok etkileneceği yönündeydi fakat en çok ergenler etkilendi. Sosyal medya ile aşırı temas kurdular, gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kaldılar.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Ailede açık iletişim, sınır ve duygu koçluğu eksikliği olduğunda gençlerin stresle başa çıkmak için sosyal medyaya yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “15 yaş altına sosyal medya hesabı açılması mutlaka sınırlandırılmalı. Sosyal medya şiddeti anonimleştiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu çok tehlikeli. Kötülüğü normalleştiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık davranış eşiğini düşürüyor</strong></p>
<p>Siber zorbalığın çevrimiçi ortamda oluşan bir “cesaret” duygusu ürettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu mekanizmanın beynin ön bölgesiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, “Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Aile ortamında sıcak, tutarlı ve sınır koyan bir iletişim varsa çocuğun dürtülerini daha iyi yönetebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk böyle bir ortamda yaşadığında öfkesini ailesiyle konuşur, ‘dur ve düşün’ becerisini geliştirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Alkol beyindeki fren sistemini zayıflatıyor</strong></p>
<p>Alkol ve bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizmasını” bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Alkol, beyindeki birçok reseptöre bağlanır ancak en belirgin etkisi GABA sistemi üzerindedir. Bu sistem beynin fren mekanizmasıdır. Fren devre dışı kaldığında kişi, gaz sistemi olarak tanımlanan glutamat sisteminin etkisiyle hareket eder. Bu da kontrol kaybına yol açar.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Bağımlılık beynin ödül sistemiyle ilgili</strong></p>
<p>Bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, dopaminin bu süreçte temel rol oynadığını ifade etti. Özellikle ergenlik döneminde anlık haz arayışının yüksek olduğuna dikkat çeken Tarhan, sosyal ve duygusal becerilerin yeterince gelişmemiş olması halinde riskin arttığını söyledi ve “Eğer aile yalnızca akademik başarıya odaklanıyorsa ve sosyal-duygusal öğrenme ihmal ediliyorsa, çocukta dürtü kontrolü zayıf olur. Bu beceriler yaşayarak ve aile içindeki psikolojik iklimle gelişir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üç ebeveynlik tarzı şiddeti tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi niyetle benimsenen bazı ebeveynlik tutumlarının çocuklarda öfke ve şiddet davranışlarını artırabildiğini belirterek, üç modele dikkat çekti. Baskıcı ve itaati yücelten aile yapısında sürekli eleştirilen çocukların duygularını bastırdığını, ergenlik döneminde ise ya yoğun bir isyan geliştirdiğini ya da öfkesini kendinden daha zayıf kişilere yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu durumun aile içinde adalet algısını zedeleyerek korku ve güvensizlik kültürüne yol açabileceğini vurguladı.</p>
<p>İhmalkâr ve gevşek disiplinli ailelerde ise sınırların belirsizliği ve yetersiz ilgi nedeniyle çocuğun ilgiyi sevgiyle karıştırdığını, dikkat çekmek için öfke ve şiddet davranışlarına başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aşırı koruyucu, “helikopter” ebeveynlikte ise çocuğun problem çözme becerilerinin yeterince gelişmediğini engellenme karşısında daha kolay şiddete yönelebileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Okullarda akran zorbalığına karşı dijital çözümler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığıyla mücadelede dünyada çeşitli yazılımların geliştirildiğini de aktararak, bu sistemlerde zorbalığa maruz kalan öğrencilerin dijital platformlar üzerinden sorular sorabildiğini, yönlendirmeler alabildiğini ve ihtiyaç halinde rehber öğretmene başvurabildiğini söyledi.</p>
<p>Şiddetin önlenmesinde aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde sosyal ve duygusal eğitimin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları uygulanmalı</strong></p>
<p>Travmaya duyarlı okul modelinin özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda öğrencilere bilinçli farkındalık (mindfulness), öz bilinç, öz yönetim, empati ve ilişki yönetimi gibi becerilerin kazandırıldığını ifade etti.</p>
<p>Rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarda çocukların önce kendilerini tanımayı, ardından duygu ve dürtülerini yönetmeyi öğrendiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, sosyal bilinç ve empati çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi ve “Bu beceriler okulda ve ailede öğretilmezse çocuklar sosyal medyadan yanlış sosyal-duygusal modeller öğreniyor. Günümüzde çocuklar en çok neye maruz kalıyorsa onu modelliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Madde kullanımı ve ruhsal bozukluk birlikteliği risk artırıyor</strong></p>
<p>Çocuk ruh sağlığı tedavisinden taburcu edilen ergenlerde okul ve kurumlarla etik çerçevede bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Duygu durum bozukluğu duyguları yönetememe hastalığıdır. Buna bir de madde kullanımı eklendiğinde şiddet davranışı riski yükselir. Bu grup en çok intihar vakalarında ve şiddet olaylarında karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bağımlılık tedavisinde rehabilitasyonun ve “üçüncül koruma” programlarının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Güç gösterisini yücelten kültürler riski artırıyor</strong></p>
<p>Toplumda güç gösterisinin erkeklik normu olarak sunulmasının da şiddeti beslediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık eğitimi önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çözüm olarak sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile ve okul ortamlarının oluşturulması gerektiğini dile getirerek, açık iletişimin hâkim olduğu, sosyal ve duygusal becerilerin sistematik şekilde öğretildiği bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Bilimsel metodolojisi “psikolojik sağlamlık eğitimi” olan programların müfredata eklenmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, empati eğitiminin özellikle önem taşıdığını vurguladı ve “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde çocuk rehabilitasyon merkezlerinde empati farkındalığı oluşmadan taburcu işlemi yapılmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kalıcı çözüm için tedavi ile birlikte rehabilitasyon ve sosyal-duygusal eğitim programlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didim Belediyesi Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesi-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-duzenlendi-615075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 11:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Didim Belediyesi, “Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi” başlıklı bir program gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesi-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-duzenlendi-615075">Didim Belediyesi Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Didim Belediyesi, “Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi” başlıklı bir program gerçekleştirdi. Kadın ve Aile Danışma Merkezi’nde düzenlenen eğitim, Didim Belediye Başkan Yardımcısı Aydan Aşık Turgut’un katılımı ve halkın yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi.</p>
<p>Op. Dr. Işın Yeşim Yeşilkaya’nın konuşmacı olarak yer aldığı eğitimde, ergenlik ve ilk gençlik döneminde kadın sağlığına ilişkin temel konular ele alındı. Katılımcılar, bu süreçte yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimlere dair merak ettikleri soruları doğrudan uzmana yöneltme imkânı buldu.</p>
<p>Programda gençlerin ve ailelerin bilinç düzeyinin artırılması hedeflenirken, doğru ve bilimsel bilgiye erişimin önemi vurgulandı.</p>
<p><strong>Başkan Hatice Gençay: “Kadın Sağlığı ve Toplumsal Farkındalık Çalışmalarımız Sürecek”</strong></p>
<p>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, eğitime ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:“Gençlerimizin ve kadınlarımızın sağlıklı, bilinçli ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesi en büyük önceliklerimizden biri. Ergenlik dönemi hem gençlerimiz hem de aileleri için hassas ve önemli bir süreç. Bu süreçte doğru bilgiye ulaşmak büyük önem taşıyor. Belediyemiz olarak kadın sağlığı ve toplumsal farkındalık konularındaki çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesi-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-duzenlendi-615075">Didim Belediyesi Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didim Belediyesi&#8217;nden Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesinden-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-614524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 16:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Didim Belediyesi, “Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi” düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesinden-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-614524">Didim Belediyesi&#8217;nden Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Didim Belediyesi, “Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi” düzenliyor.<br />Katılımcılar Merak Ettiklerini Sorma Fırsatı Bulacak<br />21 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te Kadın ve Aile Danışma Merkezi’nde gerçekleştirilecek eğitimin konuşmacısı, alanında uzman Op. Dr. Işın Yeşim Yeşilkaya olacak. Eğitimde ergenlik ve ilk gençlik döneminde kadın sağlığına ilişkin temel konular ele alınacak; katılımcılar merak ettikleri soruları doğrudan uzmana yöneltme imkânı bulacak.<br />Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:<br />“Gençlerimizin ve ailelerimizin sağlıklı bir geleceğe adım atabilmesi için bilinçli olması büyük önem taşıyor. Bu eğitimle hem gençlerimiz hem de aileleri, ergenlik dönemindeki değişimleri ve kadın sağlığına dair konuları uzmanından öğrenme fırsatı bulacak. 21 Şubat Cumartesi günü Kadın ve Aile Danışma Merkezi’mizde gerçekleştireceğimiz eğitimimize tüm kadınlarımızı ve gençlerimizi davet ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-belediyesinden-ergenlik-ve-ilk-genclikte-kadin-sagligi-egitimi-614524">Didim Belediyesi&#8217;nden Ergenlik ve İlk Gençlikte Kadın Sağlığı Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aliağa Belediyesi&#8217;nden Ailelere Ergenlik İletişimi Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aliaga-belediyesinden-ailelere-ergenlik-iletisimi-semineri-597437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailelere]]></category>
		<category><![CDATA[aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[Aliağa Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[letişimi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi, aile içi ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik sürdürdüğü eğitim çalışmalarına bir yenisini daha ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliaga-belediyesinden-ailelere-ergenlik-iletisimi-semineri-597437">Aliağa Belediyesi&#8217;nden Ailelere Ergenlik İletişimi Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi, aile içi ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik sürdürdüğü eğitim çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi tarafından “Ergenlik Sürecinde Aile İçi İletişim” konulu seminer, Güzelhisar Sosyal Tesisleri’nde 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin velilerine yönelik olarak gerçekleştirildi.</p>
<p>Mustafa Güngör Çolakoğlu Anadolu Lisesi Rehberlik Servisi’nin talebi doğrultusunda planlanan eğitimde, ailelerin ergenlik dönemini daha sağlıklı yönetebilmesi ve çocuklarıyla etkili iletişim kurabilmeleri amacıyla Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi Uzman Psikoloğu Berfin Ruken Taşkın tarafından bilgilendirme yapıldı. Seminerde; ergenlikte davranış değişiklikleri, aile tutumları, sınır koyma, empati, çatışma yönetimi ve güven temelli iletişim gibi konular ele alındı.</p>
<p><b>AİLE İÇİ İLETİŞİME YATIRIM, GELECEĞE YATIRIM</b><br />Aliağa Belediyesi’nin eğitim, danışmanlık ve psikolojik destek programlarını içeren Aile Danışma Merkezi çalışmalarıyla, sadece çocuk ve gençlere değil aile bütününe yönelik hizmet sunduğunu belirten Uzman Psikolog Berfin Ruken Taşkın, güçlü ailelerin sağlıklı toplumun temelini oluşturduğunu, bu alandaki faaliyetlerin ailelerin sosyal ve psikolojik açıdan desteklenmesine büyük katkı sağladığı söyledi.</p>
<p><b>AİLE DANIŞMA MERKEZİ, TOPLUMUN HER KESİMİNE ULAŞIYOR</b><br />Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi; rehberlik çalışmaları, aile danışmanlığı, bireysel psikolojik destek, çocuk-ergen danışmanlığı ve eğitim seminerleriyle vatandaşlara ücretsiz hizmet sunuyor. Merkez, yıl boyunca farklı okullar, kurumlar ve sosyal gruplara yönelik eğitim taleplerini de değerlendirerek geniş kitlelere ulaşmayı sürdürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliaga-belediyesinden-ailelere-ergenlik-iletisimi-semineri-597437">Aliağa Belediyesi&#8217;nden Ailelere Ergenlik İletişimi Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[Bipolar Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[gürel]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluk sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görülüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466">Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Bipolar bozukluk sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görülüyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Gürel, çocukluk ve ergenlik çağında bipolar bozukluk ile erken tanının önemi hakkında kıymetli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ergenlik yılları, duyguların hızla değiştiği, kimliğin şekillendiği ve ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir dönemdir. KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Gürel, bipolar bozukluğun sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görüldüğünü söyleyerek şunları kaydetti: “Erken başlangıçlı bipolar bozukluk olarak sınıflandıracağımız bu bozukluk, 10-15 yıl öncesine kadar çok fazla üzerinde çalışılmayan bir konuydu. Ergenlik döneminin coşkulu ve kontrolsüz davranışlar gibi gelişimsel bazı özellikleri, bipolar bozukluğun hipomanik veya manik belirtisinin olabileceği gözden kaçmaktaydı. Çocukluk çağı bipolar bozukluk sıklığı ile ilgili veriler net olmasa da %1,8-3,9 arasında değişen oranlarda sıklık bildiren çalışmalar bulunuyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Çocuk ve Ergenlerde Bipolar Bozukluğun Klinik Görünümü Erişkinlerden Oldukça Farklıdır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çocuk ve ergenlerde görülen bipolar bozukluğun klinik görünümünün erişkinlerden oldukça farklı olabileceğinin altını çizen Gürel; “Küçük yaşta bir çocuğun mani döneminde, diğer insanlara uygunsuzca dokunması, hiç yapmadığı şekilde yüksek yerlere tırmanması, tehlikeli ve riskli oyunlar oynaması gibi durumlar gözlenir. Daha büyük yaş grubunda ise <span>kendini </span>birçok yönden üstün sanması yerine, iç veya dış ortamdan gelen uyarana karşı gösterdiği orantısız, abartılı veya kolay tetiklenebilen aşırı duyarlılık hali daha fazla gözlenebiliyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hangi Durumlarda Bipolar Bozukluk İçin Şüphelenmeliyiz?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hangi durumlarda bipolar bozukluk için şüphelenilmesi gerektiğine değinen Gürel; “Bipolar bozukluk tanısı alan kişilerin çocukluk öykülerinde; uyku ve kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve davranım bozukluğu tanılarının çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çocuğun duygu durumunda sık oynamaların olması, ailede bipolar hastalığı öyküsünün bulunması diğer önemli risk faktörleri arasındadır. Özellikle ergenlik döneminde depresyon tanısı alan çocukların %25-40’ı, ilerleyen dönemde bipolar tansı alıyor. Özellikle kronolojik yaşına uygun olmayan aktivite ve hareketlerde bulunan ve gece boyunca 3-4 saat uyumasına rağmen ertesi gün uyku gereksinimi az olan çocuklar, bipolar manik dönem açısından değerlendirilmedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Erken Tanı ile Bipolar Bozukluğun Şiddeti ve Seyri Kontrol Altına Alınabilir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bipolar bozuklukta hastalığın tanınması ve tedavi başlama sürecinin, belirtilerin görülmesinden ortalama 10 yıl sonra sağlanabildiğini vurgulayan Gürel; “Çocuklarda ve ergenlerde bipolar tanısını koymak karmaşık olabiliyor. Çocuklarda duygu durum belirtilerin hızlı dalgalanması, çocuğun gelişimsel dönem özellikleri, duyguların sözlü ifadesindeki zorluklar ve eşlik eden başka psikiyatrik bozuklukların olması, bipolar tanısının güçleşmesine ve tablonun karmaşıklaşmasına neden oluyor.  Ne kadar erken yaşta tanı konup tedaviye başlanırsa, yetişkinlikteki bipolar bozukluğun şiddeti ve seyri o kadar hafif ve kontrol altına alınabilir boyutta oluyor” diyerek çocukluk ve ergenlik çağındaki bireylerin, bipolar bozukluk tedavisinde erken tanının önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466">Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortodontik Tedaviler İçin En İdeal Dönem &#8216;Ergenlik&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ortodontik-tedaviler-icin-en-ideal-donem-ergenlik-563635</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ideal]]></category>
		<category><![CDATA[ortodontik]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi hem kızlar hem de erkekler için, ortodontik tedaviler açısından en ideal dönem olarak kabul ediliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortodontik-tedaviler-icin-en-ideal-donem-ergenlik-563635">Ortodontik Tedaviler İçin En İdeal Dönem &#8216;Ergenlik&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi hem kızlar hem de erkekler için, ortodontik tedaviler açısından en ideal dönem olarak kabul ediliyor. Dış görünüşe duyarlılığın yüksek olduğu ergenlikte gençler daha çok aparatlar (şeffaf braket, lingual sistem, şeffaf plak) tercih ederken; bu dönemde yapılan tedaviler, dişsel ve iskeletsel sorunların çözümünde oldukça başarılı sonuçlar getiriyor. Kızlar için genellikle 10-13 yaş, erkekler için ise genellikle 11-14 yaş arası, ortodontik tedavilere başlamak için önerilen yaş aralıkları.</p>
<p>Büyümenin devam ettiği bu dönemde süt dişlerinin genellikle düşmüş, daimi dişlerin ise sürmüş olması iki önemli avantaj. Böylece sabit ortodontik apareyler olarak bilinen ortodonti tedavileri rahatlıkla uygulanabiliyor. Özellikle metal veya seramik braketler sıklıkla kullanılırken; diş çapraşıklığı, aralık dişler veya diş yerleşim bozuklukları bu yaş döneminde daha hızlı düzeltilebiliyor. Hastada üst çene darlığı gibi sorunlar varsa yine bu dönem için çene genişletme apareyleri (RPE, MARPE gibi) de çok daha etkili sonuçlar veriyor. Üst veya alt çene önünde görülen iskeletsel bozukluklarda da fonksiyonel apareyler (Twin Block, Forsus, Herbst) ergenlik döneminde rahatlıkla kullanılabiliyor. Ancak iskeletsel düzeltmelerde, büyüme süreci tamamlandıktan sonra cerrahi desteğe ihtiyaç duyulabileceği unutulmamalı. Bu süreçte ortodonti uzmanı, hastanın iş birliğine göre lastik (elastik) veya mini vida gibi yardımcı ekipmanlar da önerebilir.</p>
<p>Tedavi boyunca ağız hijyeninin de çok önemli olduğunu hatırlatan <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Tuzla Diş Hastanesi Ortodonti Anabilim Dalı’ndan Dr. Özlem Karaca</strong>, özellikle ergenlikte yaşanan hormonal değişikliklerin dişeti iltihabı riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Ortodontik tedavi gören ergenlerin düzenli fırçalama, ara yüz fırçası ve diş ipi kullanımı konusunda bilinçli olmaları, her 4-6 haftada bir ortodontist kontrolü yaptırmaları bu açıdan önemli. Tedaviye karşı motivasyonun korunması için aile desteği ve hekim-hasta iletişimi de yine dikkat edilmesi gereken hususlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortodontik-tedaviler-icin-en-ideal-donem-ergenlik-563635">Ortodontik Tedaviler İçin En İdeal Dönem &#8216;Ergenlik&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken ergenlik boy kısalığına neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-ergenlik-boy-kisaligina-neden-olabilir-548590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kısalığına]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal olarak yetişkinliğe adım attığı doğal bir gelişim dönemi olan ergenlik yaşı kız çocuklarında ortalama 10 yaş, erkek çocuklarında ise 11 yaş civarında başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-ergenlik-boy-kisaligina-neden-olabilir-548590">Erken ergenlik boy kısalığına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal olarak yetişkinliğe adım attığı doğal bir gelişim dönemi olan ergenlik yaşı kız çocuklarında ortalama 10 yaş, erkek çocuklarında ise 11 yaş civarında başlıyor. Üreme hormonlarının etkisiyle bir dizi değişimin yaşandığı ergenlik belirtilerinin kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından daha erken başlaması ise “erken ergenlik” olarak tanımlanıyor. Dünyada ve ülkemizde her bin çocuktan 2-6’sını etkileyen erken ergenliğin görülme oranı, çağımızın önemli bir sorunu olan obezite ile bazı kimyasal ve hormonal ürünlerin tüketiminin artmasına paralel olarak yükseliyor. Erken ergenlik, bazı çocuklarda boy kısalığına neden olabildiği için ebeveynlerin son yıllarda en çok kaygılandıkları konuların başında geliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi</strong><strong> Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Aliye Sevil Sarıkaya,</strong> aslında erken ergenliğin erken ve doğru tedaviyle yönetilebilen bir durum olduğunu belirterek, “Ayrıca, erken ergenliğin sadece küçük bir bölümünde tedaviye ihtiyaç duyulur. Tedaviden etkin sonuç alınmasında ise ailenin bilinçli ve dikkatli olması, gereksiz korkuya kapılmadan, ancak geç kalmadan uzman görüşü alması çok önemlidir. Bu nedenle, çocuğun büyümesi düzenli olarak takip edilmeli; boy ve kilo takibi aksatılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Kızlarda 10 kat fazla görülüyor</strong></p>
<p>Erken ergenlik; gerçek ergenlik ve yalancı ergenlik olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Gerçek erken ergenlik; beyindeki hipotalamus-hipofiz sisteminin zamanından önce aktive olmasından kaynaklanıyor. Hipotalamus-hipofizden hormonların salınımının artmasıyla kız ve erkeklerde yumurtalar uyarılıyor ve bu tablo cinsellik hormonlarının artışına neden oluyor. Erken ergenlik kızlarda 10 kat fazla görülüyor ve çoğunlukla sebebi bulunamıyor. Erkek çocuklarında nadir rastlanırken, daha çok santral sinir sistemi lezyonları, kist, iyi veya kötü huylu tümör, travma veya enfeksiyon gibi patolojik etkenlerden kaynaklanıyor. Yalancı erken ergenlik ise hipofiz uyarısından bağımsız olarak, cinsiyet hormonlarının farklı nedenlerle artması olarak tanımlanıyor.   İyi veya kötü huylu tümörler,   kongenital  adrenal hiperplazi (Böbrek üste bezinin bir hastalığı ) ile Mc Cune Albright sendromu yalancı erken ergenlik sebebi olabiliyor. </p>
<p><strong>Ani ve hızlı boy uzamasına dikkat! </strong></p>
<p>Kız çocuklarında memede tek veya çift taraflı büyüme, erkek çocuklarında testis hacmindeki artış, erken ergenliğin ilk habercileri oluyor. Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Aliye Sevil Sarıkaya, “Kız çocuğunda sekiz yaşından önce meme gelişimi başladıysa, erkek çocuğunda dokuz yaşından önce testislerde büyüme oluştuysa, her iki cinsiyette ani ve hızlı boy uzaması dikkat çekiyorsa, ⁠davranışsal ve ruhsal değişiklikler belirginleştiyse, çocuk endokrinolojisi uzmanı olan hekime başvurmakta gecikmeyin” uyarısında bulunuyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Obezite erken ergenliğin yaygın bir sebebi</strong></p>
<p>Ailede erken ergenlik öyküsünün olması riski artırsa da çevresel etkenler çok daha<strong> </strong>fazla etkili oluyor.<strong> </strong>Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Aliye Sevil Sarıkaya, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren obezitenin erken ergenliğin  yaygın ve önemli bir sebebini oluşturduğuna dikkat çekerek, “Bunun nedeni ise vücuttaki yağ oranının artması ile adipoz dokudan salgılanan leptin hormonunun artarak   hipotalamik GnRH salgısını uyarabilmesidir” diyor.   </p>
<p><strong>Kimyasal ürünlerden ekran kullanım süresine…</strong></p>
<p>Bazı hormonal ve kimyasal ürünlerin de erken ergenliğe yol açabildiği uyarısında bulunan<strong> </strong>Dr. Aliye Sevil Sarıkaya, ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken sebepleri şöyle özetliyor: “Gıda ambalajındaki bazı kimyasallar, plastik ürünler, tarım ilaçları, hormon içeren kozmetik ürünler ve temizlik ürünlerindeki kimyasallar, artan ekran kullanım süresi ile uyku düzeni bozukluğu da vücuttaki hormonal   dengeyi etkileyebilir ve bunun sonucunda erken ergenliğe yol açabilir. Bunların yanı sıra anne baba ayrılığı, aile içi şiddet, duygusal ihmal, sevgisizlik gibi aile içindeki sorunlar  hipotalamus üzerinden nöro endokrin aksı etkileyip, ergenliği başlatabilir. Uyku düzeninin bozulması ve stresli ortam melatonin azalması yapabilir. Melatonin ergenliği baskılayıcıdır ve seviyesinin düşmesi ergenliği uyarabilir.”</p>
<p><strong>Erişkin boyu kısa kalmasın! </strong></p>
<p>Erken ergenlik, tedavide gecikildiği takdirde, çocuklarda fiziksel ve ruhsal olarak önemli sorunlara neden olabiliyor. Örneğin, kemik yaşı hızlı ilerlediği için büyüme plakları erken kapanabiliyor ve erişkin boyu kısa kalabiliyor. Bunun yanı sıra yaşıtlarına uygun olmayan fiziksel ve ruhsal gelişimleri sosyal uyumu zorlaştırabiliyor. Ancak, hemen telaşa kapılmanıza gerek yok!  Zira, bu sorunlar erken ergenlik yaşayan her çocukta görülmüyor, ayrıca erken dönemde tedaviye başlandığında önlenebiliyor. </p>
<p><strong>Tedaviyle ergenlik süreci yavaşlıyor! </strong></p>
<p>Ergenlik belirtilerinin erken yaşlarda başlaması ebeveynlerin kaygılanmalarına yol açabiliyor. Aslında, erken ergenlik sorunu yaşayan çocukların sadece küçük bir kısmında tedaviye ihtiyaç duyuluyor<strong>. </strong>Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Aliye Sevil Sarıkaya, ayrıca erken ergenliğin tedavi edilebilen bir durum olduğunu, bu nedenle ebeveynlerin hemen endişeye kapılmamaları gerektiğini belirterek, süreci şöyle özetliyor:  “Tedavide amaç ergenlik sürecini yavaşlatmak, bu sayede boy uzamasına zaman tanımak ve çocuğun psikolojik gelişiminin yaşına uygun şekilde devam etmesini sağlamak.  Gerçek erken ergenlik tanısı alan çocuklarda hipofizden salgılanan LH ve FSH hormonlarının baskılanmasını sağlayan, genellikle ayda bir veya üç ayda bir uygulanan iğne tedavileri (GnRH analogları) ile ergenlik süreci yavaşlatılmaktadır. ”  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-ergenlik-boy-kisaligina-neden-olabilir-548590">Erken ergenlik boy kısalığına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endokrin Bozucu Maddeler Erken Ergenlik için de Risk Oluşturabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endokrin-bozucu-maddeler-erken-ergenlik-icin-de-risk-olusturabiliyor-413307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 12:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozucu]]></category>
		<category><![CDATA[endokrin]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan çalışmaların da gösterdiği üzere son yıllarda kız çocukları arasında erken ergenliğin daha sık görüldüğünü söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Sağsak, maruz kaldığımız endokrin bozucuların son yıllarda giderek artmasının bu durumun nedenlerinden biri olduğunu söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endokrin-bozucu-maddeler-erken-ergenlik-icin-de-risk-olusturabiliyor-413307">Endokrin Bozucu Maddeler Erken Ergenlik için de Risk Oluşturabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yapılan çalışmaların da gösterdiği üzere son yıllarda kız çocukları arasında erken ergenliğin daha sık görüldüğünü söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Sağsak, maruz kaldığımız endokrin bozucuların son yıllarda giderek artmasının bu durumun nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Doç. Dr. Sağsak, endokrin bozucuların nerelerde bulunduğu ve maruziyeti azaltmak için neler yapılması gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu. </em></p>
<p> </p>
<p>Endokrin sisteminin işlevini bozarak sağlığımızı olumsuz etkileyen maddeler endokrin bozucu olarak tanımlanıyor. Hormonları taklit ederek veya hormonların işleyişini engelleyerek etki gösteren endokrin bozucuların aynı zamanda vücudumuzda yağ dokusunda uzun süre depolanabildiği bilgisini veren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Sağsak, gebelikte anneden de bebeğe geçerek bebeği de olumsuz etkileyebileceğini söyledi. </p>
<p>Bu maddelerin özellikle çocuklarımızın sağlığı açısından son derece önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Sağsak, son yıllarda giderek artan oranlarda maruz kalınan endokrin bozucuların çocuklarda erken ergenliğin nedenlerinden biri olarak gösterildiğini söyledi<em>. </em></p>
<p><strong>ENDOKRİN BOZUCULAR ERGENLİK SÜRECİNİ NASIL ETKİLİYOR?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Elif Sağsak’ın verdiği bilgiye göre, endokrin bozucular doğal ve sentetik olarak 2 gruba ayrılıyor. Doğal endokrin bozucuların başında doğada bulunan, doğal hormon yapısındaki gıdalar olan fitoöstrojenler geliyor. Sentetik grup için de endüstriyel temizlik malzemeleri, fitalatlar ve tarım ilaçları (pestisitler) yer alıyor. Endokrin bozucuların ergenlik sürecini nasıl etkilediği konusunda Doç. Dr. Sağsak şu bilgileri verdi: “Endokrin bozucular vücudumuzda beyin veya üreme organlarındaki hormon reseptörlerini etkileyerek ergenliğin daha erken başlamasına veya kızlarda ergenliği taklit eden izole meme büyümesine neden olabiliyor. Daha nadir olarak gecikmiş ergenliğe de neden olabiliyor. Yapılan çalışmalarda günde iki kez kırmızı et yiyen, yoğun trafiğin olduğu anayol kenarında yaşayan, tütün dumanına maruz kalan kızlarda ergenlik yaşının daha düşük olduğu gösterilmiş. Başka bir çalışmada daha erken adet gören kızların idrarında daha ileri yaşta adet gören kızlara göre endokrin bozucular daha fazla tespit edilmiş. Aynı zamanda östrojenik etkileri olan endokrin bozucular erkekler çocuklarda da jinekomastiye yani meme büyümesine de yol açabiliyor.”</p>
<p><strong>BU ÜRÜNLERİN FAZLA KULLANIMI MARUZİYETİ ARTIRIYOR</strong></p>
<p>Uzun süre fitoöstrojenler içeren ürünlerin tüketimi ile vücutta östrojen benzeri bir etki görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Sağsak, “Fitoöstrojenler doğada bazı besinlerin içinde bulunur. Bunların başında soya ürünleri, keten tohumu, adaçayı, meyan kökü, ısırgan otu gelir. Fitoöstrojenler aynı zamanda çilek, kızılcık, ahududu gibi meyvelerde de bulunur. Bu meyvelerin yıl boyu, mevsimi dışında, günde 1 porsiyondan fazla tüketimi sonucunda da vücutta östrojen benzeri etki görülebilir. Bunun yanında çoğu bitki çayları ve besin takviyeleri içinde de bu maddeler yaygın olarak bulunmaktadır. Bitki çaylarının da çocukların beslenmelerinde yeri olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Sağsak, sözlerine şöyle devam etti: “Tek tük, tadımlık tüketilen bitki çayları değil ama özellikle aylarca düzenli içilen, adaçayı, ısırgan otu içeren bitki çayları yine östrojenik etkiler göstererek çocuklarımızda erken ergenliğe neden olabilir.”</p>
<p>Fitoöstrojenler dışında da endokrin bozuculara maruz kaldığımızı hatırlatan Doç. Dr. Elif Sağsak, sentetik grupta yer alan bu maddeler ve onlara nasıl maruz kaldığımız konusunda şu bilgileri verdi: “Bu maddeler arasında en sık fitalatlar, bisfenol (BPA) ve pestisitler ile karşılaşıyoruz. Fitalatlar, plastik malzemeleri daha yumuşak, elastik, hafif ve dayanıklı yapabilmek için kullanılır. Kozmetik ürünlerde, bebeklerin kullandığı biberon emziklerin yapımında kullanılabilir. Bisfenol A (BPA) yine plastik kaplama malzemesi olarak kullanılıyor. Bebek formülaları ve içeceklerin şişelerinde yer aldığı gibi gıda paketlerinde kullanılabiliyor. Pestisitler ise tarım ilaçları içinde bulunabiliyor. Bu şekilde sebze meyvelere veya hayvanların etlerine ve sütlerine, yumurtalarına karışabiliyor.”</p>
<p><strong>ENDOKRİN BOZUCULARA MARUZİYETİMİZ AZALTMAK MÜMKÜN!</strong></p>
<p>Günümüz şartları altında endokrin bozuculara maruziyeti sıfıra indirilemese de azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Doç. Dr.  Sağsak, bu konuda yapılabilecekleri şöyle sıraladı: </p>
<p><strong>Etiket okumak alışkanlık haline getirilme:</strong> “Bir ürün alırken içinde BPA içermediğine dikkat etmemiz gerekir. Bu nedenle etiket okumayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Çocukların plastik ürünlerle, oyuncaklarla maruziyeti olabildiğince kısıtlanmalı. Bebeklerin kullandığı emzik ve biberonların da BPA içermediğine dikkat edilmeli.</p>
<p><strong>Gıdalar plastik kaplarda saklanmamalı:</strong> Anne sütü ve mamalar, çocuklara sunduğumuz gıdalar plastik kaplarda saklanmamalı, plastik kaplarda saklanan yiyecekler özellikle mikrodalgada ısıtılmamalı, yerine seramik kaplar kullanılmalı. Plastik kap kullanıyorsak sıcak yemekle temas etmemeli ve bulaşık makinasında yıkanmamalı.</p>
<p><strong>Çocuklara çelik matara tercih edilmeli:</strong> Özellikle okul mataraları için plastik ürünler kullanmamalıyız. Mümkün oldukça çelik mataralar tercih edilmeli. Kullandığımız pet şişeler çok soğuk ve sıcak ortamlarda kimyasal madde salgıladıkları için güneş ışığında bırakılmamalı veya dondurucuya konmamalı. </p>
<p>Plastik ambalajlı ürün alacaksak da bu ürünlerin alt kısmında yazılan simgelere dikkat edelim. 1,2,4,5 sayıları varsa sağlık için risk taşımıyor ancak 3-6ve 7 numaraların olması sağlık açısından riskli oluşturduğu anlamına geldiği hatırlanmalı. </p>
<p><strong>Organik ürünler tercih edilmeli:</strong> Tavuk ve yumurtaların organik olmasına dikkat edilmeli.  Yumurtaların üzerindeki barkod numarası “0 organik yumurta”, “1 gezen tavuk yumurtası” olduğunu ifade eder. Bu nedenle satın aldığımız ürünlerde bu rakamların olduğundan emin olunmalı. </p>
<p><strong>Sebze ve meyveler mevsimine tüketilmeli</strong>: Sağlıklı beslenme açısından da çok önemli olan bu konuya endokrin bozuculardan korunmak için de dikkat edilmeli.  Mevsimindeki sebze ve meyveler karbonatlı suda beklettikten sonra akan suda yıkanmalı ve soyulabilecek meyve sebzelerin kabukları soyularak tüketilmeli. </p>
<p><strong>DOKTOR TAVSİYESİ OLMADAN ÇOCUKLARA BESİN TAKVİYESİ KULLANILMAMALI!</strong></p>
<p>Özellikle doğal gıdaların içinde bulunabilen fitoöstrojenlerden nasıl uzak kalınabileceği konusunda da bazı önerilerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Endokrinoloji Uzmanı, “Öncelikle doktor tavsiyesi olmadan besin takviyeleri kullanmamalıyız. Çünkü bu takviyelerin içinde bulunan bitkilerin östrojenik etkileri olabilir. Bu da çocuklarımızda erken ergenlik bulgularının ortaya çıkmasına neden olabilir. Boy uzatma, kilo aldırma vaadiyle önerilen çeşitli bitkisel karışımlardan da uzak durulması gerekiyor.” diye konuştu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endokrin-bozucu-maddeler-erken-ergenlik-icin-de-risk-olusturabiliyor-413307">Endokrin Bozucu Maddeler Erken Ergenlik için de Risk Oluşturabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
