<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ergenlerde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlerde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlerde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Dec 2025 08:35:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ergenlerde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ergenlerde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[Bipolar Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[gürel]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluk sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görülüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466">Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Bipolar bozukluk sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görülüyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Gürel, çocukluk ve ergenlik çağında bipolar bozukluk ile erken tanının önemi hakkında kıymetli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ergenlik yılları, duyguların hızla değiştiği, kimliğin şekillendiği ve ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir dönemdir. KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Gürel, bipolar bozukluğun sadece erişkinlerde rastlanan bir psikopatoloji olarak bilinse de çocuk ve ergenlerde de görüldüğünü söyleyerek şunları kaydetti: “Erken başlangıçlı bipolar bozukluk olarak sınıflandıracağımız bu bozukluk, 10-15 yıl öncesine kadar çok fazla üzerinde çalışılmayan bir konuydu. Ergenlik döneminin coşkulu ve kontrolsüz davranışlar gibi gelişimsel bazı özellikleri, bipolar bozukluğun hipomanik veya manik belirtisinin olabileceği gözden kaçmaktaydı. Çocukluk çağı bipolar bozukluk sıklığı ile ilgili veriler net olmasa da %1,8-3,9 arasında değişen oranlarda sıklık bildiren çalışmalar bulunuyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Çocuk ve Ergenlerde Bipolar Bozukluğun Klinik Görünümü Erişkinlerden Oldukça Farklıdır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çocuk ve ergenlerde görülen bipolar bozukluğun klinik görünümünün erişkinlerden oldukça farklı olabileceğinin altını çizen Gürel; “Küçük yaşta bir çocuğun mani döneminde, diğer insanlara uygunsuzca dokunması, hiç yapmadığı şekilde yüksek yerlere tırmanması, tehlikeli ve riskli oyunlar oynaması gibi durumlar gözlenir. Daha büyük yaş grubunda ise <span>kendini </span>birçok yönden üstün sanması yerine, iç veya dış ortamdan gelen uyarana karşı gösterdiği orantısız, abartılı veya kolay tetiklenebilen aşırı duyarlılık hali daha fazla gözlenebiliyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hangi Durumlarda Bipolar Bozukluk İçin Şüphelenmeliyiz?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hangi durumlarda bipolar bozukluk için şüphelenilmesi gerektiğine değinen Gürel; “Bipolar bozukluk tanısı alan kişilerin çocukluk öykülerinde; uyku ve kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve davranım bozukluğu tanılarının çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çocuğun duygu durumunda sık oynamaların olması, ailede bipolar hastalığı öyküsünün bulunması diğer önemli risk faktörleri arasındadır. Özellikle ergenlik döneminde depresyon tanısı alan çocukların %25-40’ı, ilerleyen dönemde bipolar tansı alıyor. Özellikle kronolojik yaşına uygun olmayan aktivite ve hareketlerde bulunan ve gece boyunca 3-4 saat uyumasına rağmen ertesi gün uyku gereksinimi az olan çocuklar, bipolar manik dönem açısından değerlendirilmedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Erken Tanı ile Bipolar Bozukluğun Şiddeti ve Seyri Kontrol Altına Alınabilir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bipolar bozuklukta hastalığın tanınması ve tedavi başlama sürecinin, belirtilerin görülmesinden ortalama 10 yıl sonra sağlanabildiğini vurgulayan Gürel; “Çocuklarda ve ergenlerde bipolar tanısını koymak karmaşık olabiliyor. Çocuklarda duygu durum belirtilerin hızlı dalgalanması, çocuğun gelişimsel dönem özellikleri, duyguların sözlü ifadesindeki zorluklar ve eşlik eden başka psikiyatrik bozuklukların olması, bipolar tanısının güçleşmesine ve tablonun karmaşıklaşmasına neden oluyor.  Ne kadar erken yaşta tanı konup tedaviye başlanırsa, yetişkinlikteki bipolar bozukluğun şiddeti ve seyri o kadar hafif ve kontrol altına alınabilir boyutta oluyor” diyerek çocukluk ve ergenlik çağındaki bireylerin, bipolar bozukluk tedavisinde erken tanının önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yusuf-gurel-cocuk-ve-ergenlerde-gorulen-bipolar-bozukluk-icin-erken-tani-cok-onemli-596466">Dr. Yusuf Gürel: &#8220;Çocuk ve Ergenlerde Görülen Bipolar Bozukluk İçin Erken Tanı Çok Önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[Menisküs Yırtığı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toker]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yırtığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda menisküs yırtıkları sadece yetişkin sporcularda değil, çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396">Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda menisküs yırtıkları sadece yetişkin sporcularda değil, çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker</strong> dizlerde bazı şikayetlerin ihmale gelmeyeceğini, aksi taktirde kolayca çözülebilecek sorunların cerrahi gerektirebildiğini belirtirken, “Buna karşın her menisküs yırtığı ameliyat gerektirir algısı da doğru değildir. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde çoğu yırtıkta ameliyata gerek kalmadan tedavi başarıyla sağlanmaktadır” diyor.  Doç. Dr. Berkin Toker, dizlerde alarm veren belirtileri ve menisküs yırtığına yol açan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocuklarda spora katılımın artması, hazırlıksız spora başlama ve basketbol ya da futbol gibi dizin sıkça dönmeye maruz kaldığı branşlarda ani yüklenmeler son yıllarda menisküs yırtıklarında artış görülmesine neden oluyor. Son 10-15 yılda özellikle pediatrik menisküs yırtıkları ile çok daha fazla karşılaştıklarını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker</strong>, “Özellikle çocuk ve ergen yaş grubunda spora katılımın artması, rekabetçi ortama çocukların daha sık ve daha erken yaşlarda girmeleri ve hatalı davranışlar bunda büyük rol oynuyor. Günümüzde MR gibi görüntüleme yöntemleri de daha yaygın kullanıldığından, tanı konulan olgu sayısında da artış oluyor. Ayrıca doğuştan gelen ve zamanla farklı bir şekil alan (C şekli) diskoid menisküs yapısı da yırtık riskini artırabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Dizde alarm veren belirtiler!</strong></p>
<p>Menisküs yırtığı olan hastaların genellikle ağrı şikayetiyle başurduğunu, günlük yaşam ve spor aktivitelerinde önemli düşüşler ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Toker, menisküs yırtığında alarm veren sorunları şöyle anlatıyor: “Ani dönme veya çömelme sonrası ağrı ve şişlik, dizde takılma-kilitlenme hissi, merdiven inip çıkarken ağrı ya da dizini tam bükememe en sık görülen şikayetlerin başında geliyor. Özellikle; kilitlenme, şişlik, üzerine basamama, gece ağrısı, dizi tam açıp- kapayamama ve tekrarlayan boşalma-takılma gibi belirtilerin ‘geçer’ diye beklemeden acil değerlendirilmesi gerekir. Genç ve aktif hastalarda bu semptomlar cerrahiyi de gündeme getirebilir.”</p>
<p><strong>Evde dizleri güçlendirmek için!</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında kaygan zemin, kış sporları, ısınma eksikliği ve fiziksel aktivite sürekliliğinin bozulmasının menisküs yırtığı riskini artırdığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker diz çevresini kuvvetlendiren basit egzersizlerin birçok diz probleminde olduğu gibi menisküs sağlığı açısından da önemli bir rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu basit egzersizler birçok eklem içi kaynaklı diz probleminde etkilidir, sonuçları yüz güldürücüdür. Düzgün ve düzenli bir şekilde yapıldığında hastaya önemli faydalar sağlamaktadırlar. Bunların en önemlisi, aynı zamanda en kolay yapılabilir olanları izometrik egzersizlerdir yani kas kasılması prensibine dayanan egzersizlerdir. Bu egzersizler özellikle kuadriseps adındaki diz çevresi kaslarını kuvvetlendirmede çok önemlidir.”</p>
<p><strong> “Her menisküs yırtığı=Ameliyat” algısı yanlış!</strong></p>
<p>Her menisküs yırtığının cerrahi gerektirmediğini, MR’da menisküs yırtığı görülen hastaların çoğunu ameliyatsız yani konservatif şekilde takip ettiklerini belirten Doç. Dr. Toker “Aktivite modifikasyonu, kısa dönem ağrı-ödem kontrol, kişiye özel fizyoterapi ve kuvvetlendirme programı tedavinin temel taşlarıdır. Ama bazı yırtıklarda tedavi cerrahidir. Burada menisküs yırtığının şekli, lokasyonu, hastanın yaşı, beklentisi gibi birçok faktör karar vermede önemlidir” diyor. Tedavide son yıllarda kullanıma giren, menisküs tamirini kolaylaştıran yeni implantların cerrahideki tamir şansını artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Toker “Cerrahide ilk hedef menisküsü tamir etmektir. Tamir edilemeyen durumlarda ise menisküsün yırtık olan kısmının çıkarılması yani menisektomi yapılır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396">Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 07:35:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijital dünyanın neden olduğu bağımlılık, zihinsel yorgunluk ve sosyal ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı "dijital detoks"un önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530">Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijital dünyanın neden olduğu bağımlılık, zihinsel yorgunluk ve sosyal ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı &#8220;dijital detoks&#8221;un önemini anlattı.</p>
<p><strong>Günde ortalama 100 kez telefon kontrol ediliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital bağımlılığın giderek arttığını ve artık hayatın her alanını etkilediğini belirterek, “Bu alandaki bağımlılık giderek artıyor. Dijital teknolojiler o kadar yaygınlaştı ki her an yanımızdalar, her an cebimizdeler. Elbette ki hayatı kolaylaştıran yanlarının farkındayız. O açıdan vazgeçilmezler. Fakat çok uzun saatler boyunca bunu kullandığımızda artık ihtiyacın ötesine geçen bağımlılığa dönüşüyor. Günümüzde bir yetişkin günde 6-7 saatini ekran başında geçiriyor. Günde ortalama 100&#8217;e yakın kez mobil telefon kontrolü yapıyoruz. Özellikle genç kuşakta bu oran çok daha yüksek. Ergenlerin ekran süresinin günde 9 saati bulabildiğini görüyoruz. Birçok farklı açıdan bağımlılık gelişiyor. Kişiler, telefonlarını evde unuttuklarında anksiyete, gerginlik ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtiler yaşayabiliyor. Bu, giderek artan bir problemdir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dijital detoksta, kişiler kendi tercihleriyle sosyal mecralardan uzak duruyor</strong></p>
<p>&#8220;Günümüzde dijital dünyayla gerçekten çok içli dışlıyız. Sürekli sosyal medyada, sürekli mobil telefonlarla aslında dijital dünyaya bağlı hale geldik. Dolayısıyla burada geçirilen süre giderek artıyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, “Böyle olduğu zaman günlük yaşamın ritmi de aslında bundan olumsuz etkilenebiliyor. Ve insanlar aslında günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerine vakit ayıramamaya başladıklarını fark ettiklerinde, zihinsel yorgunluklarının farkına vardıklarında bu mecralardan biraz uzak durmanın kendilerine iyi olabileceğini anlamaya başladılar. Dolayısıyla dijital detoks diye bir kavram hayatımıza girmiş oldu.  Dijital detoks, kişilerin kendi tercihleriyle belirli bir süre boyunca mobil telefonlardan, tabletlerden, sosyal medya mecralarından uzak durmaları anlamında kullanılıyor. Dışarıdan bir müdahaleyle değil de bireyin kendi tercihleriyle uyguladıkları bir deneyim olması önemli burada. Farklı uygulama biçimleri olabiliyor dijital detoksun. Bazıları belirli sürelerde dijital teknolojileri kullanmayı tamamen kısıtlayabiliyor. Bazıları da belirli kullanım süreleri tanıyarak kısa sürelerde kullanmaya devam ediyor. Günde 15 dakikadan fazla sosyal medyada vakit geçirmemek ya da elektronik postaları günde iki kez kontrol etmek gibi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital dünyada sürekli erişilebilir olma hali nelere neden oluyor?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, özellikle gençlerin dijital teknolojilerle yoğun etkileşim içinde olduğunu ve bu durumun gelişim süreçlerini ciddi şekilde etkileyebileceğini dile getirerek, ergenlik döneminin kimlik ve kişilik gelişiminin devam ettiği hassas bir evre olduğunu, dijital mecralarda geçirilen zamanın gençler üzerinde derin psikolojik etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>“Gençler sosyal medyada geçirdikleri zamanı, kendi hayatlarıyla kıyasladıklarında sıklıkla yetersizlik hissine kapılıyor. Bu durum, özgüven sorunlarına ve duygusal dalgalanmalara yol açabiliyor. Ayrıca dijital dünyada sürekli erişilebilir olma hali, bireylerin gerçek hayattan kopmalarına neden oluyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, dijital uyaranlara sürekli maruz kalmanın sadece gençlerde değil, yetişkinlerde de zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunları artırdığını kaydetti.</p>
<p><strong>Odaklanma problemi artık yaygın bir sorun haline geldi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, “Sürekli bildirimler almak, içerik akışına maruz kalmak zihnimizin dinlenmesini engelliyor. Özellikle gençler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Odaklanma problemi artık yaygın bir sorun haline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ekran süresi verileri düzenli takip edilmeli</strong></p>
<p>Dijital detoksa başlamanın ilk adımının farkındalık olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, “Ekran süresi verilerinin düzenli takip edilmesi gerekiyor. Ne kadar ve hangi uygulamalarda zaman harcadığımızı görmek gerekiyor. Bu farkındalıkla birlikte gerçekçi hedefler koymak önemli. Örneğin, ‘Günde sadece 2 saat sosyal medyada vakit geçireceğim’ ya da ‘Uyumadan önceki son 1 saat ekranlara bakmayacağım’ gibi adımlarla başlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ekransız zamanlar için bildirimleri kapatın! </strong></p>
<p>Dijital dünyadan uzaklaşmanın en etkili yollarından birinin bildirimleri kapatmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Özellikle sabah ilk iş olarak sosyal medya kullanımından kaçınılmalı. Bildirimler bizi sürekli dijital dünyaya çağırıyor. Bu hem ders çalışmayı hem de aile içi iletişimi bozuyor. Ekransız zaman dilimleri yaratmak çok kıymetli. Örneğin sabah kalkar kalkmaz sosyal medyaya bakmak yerine kahvaltıdan sonra bakmak gibi küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Alternatif uğraşlar geliştirin, birlikte uygulayın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital detoks sürecinde boşalan zamanı doldurmak için alternatif uğraşların önemli olduğunu belirterek, “Spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, kitap okumak gibi faaliyetler detoks sürecini destekler. Ayrıca bu süreci aile ya da arkadaşlarla birlikte yürütmek daha sürdürülebilir ve keyifli hale getirir.”</p>
<p><strong>Detoks, zihinsel, fiziksel ve sosyal yaşam kalitesini artırıyor… </strong></p>
<p>Dijital detoksun sadece zihinsel değil, fiziksel ve sosyal yaşam kalitesini de artırdığını ifade eden Prof. Dr. Atalay, şöyle konuştu:</p>
<p>“Zaman gerçekten çok kıymetli. Dijital dünyaya harcadığımız zamanı geri alamıyoruz. Teknolojiden biraz uzaklaşmak sadece zihinsel berraklığı artırmakla kalmaz; aynı zamanda fiziksel aktivitelere, doğaya ve yüz yüze ilişkilere daha fazla zaman ayırmamıza da imkân tanır. Bu da daha sağlıklı ve dengeli bir yaşamın kapılarını aralar.”</p>
<p><strong>Dijital sınırlar yasaklarla değil konuşarak konulmalı</strong></p>
<p>Dijital sınırlar koymanın günümüz koşullarında hem mümkün hem de gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, bunun yasaklarla değil, aile içinde ortaklaşa inşa edilen kurallarla sağlıklı şekilde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Kurallar çocuklara sadece bir yasaklama olarak sunulursa bu hem çatışmalara neden olur hem de uygulanmaz. Bunun yerine dijital kullanımı birlikte değerlendirerek, çocukla açık ve yaşına uygun bir iletişim kurmak gerekir. ‘Sana güvenmiyorum, o yüzden yasaklıyorum’ demek yerine, ‘Dijital teknolojileri daha dengeli nasıl kullanabiliriz, birlikte konuşalım’ demek, çocukların bu kuralları içselleştirmesini sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kurallar sadece çocuk için değil, herkes için geçerli olmalı</strong></p>
<p>Dijital sınırların etkili olabilmesi için yetişkinlerin de kendi alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Yemek sırasında telefon kullanmamak, sadece çocuklara değil, ailedeki herkese uygulanması gereken bir kural olmalı. Ailece karar alınıp birlikte uygulanırsa, çocuklar bu sınırlamalara daha kolay uyum sağlar. Dijital aile sözleşmeleri hazırlanarak zaman ve mekân sınırları birlikte belirlenebilir. Örneğin, uyumadan bir saat önce dijital cihazların kapatılması gibi basit ama etkili kurallar koyulabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sürekli erişilebilir olmak psikolojik bir tehdit haline geldi</strong></p>
<p>Günümüzde iş ve özel hayatın iç içe geçmesiyle birlikte bireylerin sürekli erişilebilir olma zorunluluğunun büyük bir psikolojik baskıya neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalay, “Bu durum insanları tükenmişliğe sürüklüyor. Artık birçok ülkede ‘irtibatı kesme hakkı’ gibi uygulamalar konuşuluyor. Sürekli çevrim içi olmak sadece iş yaşamını değil, genel yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor. Sosyal medyada sürekli başkalarının hayatlarını izlemek, insanlarda yetersizlik duygusu ve özgüven kaybı yaratıyor. ‘Herkes benden daha mutlu’ algısı anksiyete ve depresyon gibi sorunlara yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mavi ışık, uyku düzenini bozuyor</strong></p>
<p>Ekranlardan yayılan mavi ışığın uykuya geçişi zorlaştırdığını anlatan Prof. Dr. Atalay, “Bu durum uyku kalitesini düşürüyor ve sağlığı olumsuz etkiliyor. Uyku, fiziksel ve zihinsel sağlık için vazgeçilmezdir. Ancak dijital cihazlar nedeniyle insanlar geç saatlere kadar çevrim içi kalıyor ve yeterince dinlenemiyor. Bu da kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve verim kaybına neden oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Huzursuzluk, sinirlilik ve sosyal ilişkilerde bozulma oluyor!</strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın da tıpkı madde bağımlılığı gibi çeşitli sinyaller verdiğini belirten Prof. Dr. Atalay, “Kişi dijital ortama ulaşamadığında huzursuzluk, sinirlilik yaşıyorsa, geçirdiği süreler giderek artıyorsa, bu bir bağımlılık işaretidir. Ayrıca dijital mecralar nedeniyle aile, arkadaş ya da çocuklarla geçirilen zaman azalıyorsa ve sosyal ilişkiler zarar görüyorsa sınır koymak şart hale gelir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530">Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
