<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>epigenetik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/epigenetik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/epigenetik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2026 09:02:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>epigenetik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/epigenetik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarihimizden]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504">Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük. Oysa son bilimsel çalışmalar bizi bambaşka bir gerçekle karşı karşıya getiriyor. Bu gerçeğin adı: biyolojik yaş. Son yapılan bilimsel çalışmalara göre artık biyolojik yaşın kronolojik yaşımızdan farklı ilerlediğini belirten <strong>Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Alışılmış “hastalık kaderdir” anlatısı artık bozuluyor. Yaşam tarzı müdahaleleriyle biyolojik yaşın yavaşlatılabildiği, hatta bazı durumlarda geriye döndürülebildiği gösterilmiş durumda. İnsanlık için nadir görülen bir an bu: Nihayet yaşlanmaya karşı sadece şikâyet etmiyoruz, artık ilerleyen yaşımızla pazarlık yapmaya başlıyoruz” diyor.</p>
<p><strong>BİYOLOJİK VE KRONOLOJİK YAŞ ARASINDAKİ FARKIN BEDELİNİ VÜCUDUNUZ ÖDÜYOR!</strong></p>
<p>Doğduğumuz andan itibaren kronolojik yaşımız artıyor ve bu artışın beraberinde getirdiği hastalık riskleri çoğu zaman “kaçınılmaz kader” olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda biyolojinin derin katmanlarında sessizce gelişen bir paradigma değişimine işaret eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, biyolojik yaşın klasik anlamda doğum tarihine bağlı olan kronolojik yaştan bağımsız çalıştığını belirtiyor. Yani iki insan aynı yaşta olabilir, ama hücresel düzeyde biri diğerinden belirgin şekilde daha “yaşlı” olabilir. </p>
<p>Vücudun biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkı uzun süre gizleyemediğini ve bunun sağlık üzerinde doğrudan etkileri olabileceğini belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Bugün artık yalnızca doğum tarihine bakarak yaşlanmayı değerlendirmiyoruz. Çünkü hücrelerin yaşlanma hızı kişiden kişiye değişebiliyor. DNA metilasyon temelli epigenetik saatler de tam olarak bu noktada devreye giriyor. Hücrelerimizde genlerin ne zaman aktifleşip ne zaman baskılandığını düzenleyen epigenetik işaretler, yaşam tarzı, stres, uyku düzeni, beslenme ve çevresel faktörlerden etkilenerek zaman içinde değişiyor. Bu değişimlerin birikimi ise biyolojik yaşımız hakkında önemli bilgiler veriyor” diyor.</p>
<p><strong>FARK NE KADAR BÜYÜK, HASTALIK RİSKİ O KADAR YÜKSEK! </strong></p>
<p>Epigenetik saatlerin yalnızca teorik bir ölçüm olmadığını da vurgulayan <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, “Yapılan çalışmalar, biyolojik yaşın kronolojik yaştan hızlı ilerlediği kişilerde özellikle kalp-damar hastalıkları, inme ve bazı kronik hastalık risklerinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle biyolojik yaş, yalnızca ‘kaç yaşında göründüğümüzü’ değil; bedenimizin ne kadar yıprandığını, strese karşı ne kadar dayanıklı kaldığını ve sistemlerin ne ölçüde sağlıklı çalıştığını gösteren biyolojik bir rapor kartı gibi düşünülebilir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>VÜCUDUNUZ SİZİ, SİZDEN DAHA DÜRÜST DEĞERLENDİRİYOR!</strong></p>
<p>Vücudun biyolojik gerçekleri çoğu zaman dış görünüşten daha net ortaya koyduğunu belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Kişi kendini genç hissedebilir ya da sağlıklı görünebilir; ancak hücresel düzeyde yaşlanma farklı bir hızda ilerliyor olabilir. Burada önemli olan nokta şu: Bu süreç tamamen değiştirilemez bir kader değil. Son yıllarda yapılan çalışmalar; beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı faktörlerinin biyolojik yaş üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Bazı araştırmalarda biyolojik yaşın yavaşlayabildiği, hatta belirli ölçüde gerileyebildiğine dair bulgular da bulunuyor. Bu nedenle yaşlanmayı artık yalnızca pasif bir süreç olarak değil, belirli ölçüde yönetilebilen biyolojik bir süreç olarak değerlendiriyoruz” diyor.</p>
<p><strong>EPİGENETİK YAŞI NASIL GERİYE ÇEVİREBİLİRİZ? </strong></p>
<p>Biyolojik yaşın yönetiminde tek bir “mucize çözüm” olmadığını vurgulayan <strong>Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, sürecin büyük ölçüde yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Her şey kişinin kendi sağlık sorumluluğunu almasıyla başlıyor. Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, stres yönetimi ve çevresel toksinlere maruz kalma gibi faktörler biyolojik yaş üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle anti-inflamatuar beslenme modeli, düzenli egzersiz ve biyolojik ritimle uyumlu bir yaşam tarzı, epigenetik süreçlerde olumlu değişimlerle ilişkilendiriliyor” diyor.</p>
<p>Ancak bu sürecin herkeste aynı şekilde ilerlemediğine de dikkat çeken <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, “Biyolojik yaşın yavaşlaması ya da gerilemesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Genetik altyapı, çocukluk döneminden itibaren maruz kalınan çevresel faktörler ve mevcut hastalık yükü bu süreci doğrudan etkiliyor. Bu nedenle biyolojik yaş yönetimini bir ‘reset tuşu’ gibi değil, bedenin işleyişini daha sağlıklı hale getirmeye yönelik uzun vadeli bir optimizasyon süreci olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>TIPTA YENİ DÖNEM: HASTALIK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLEMEK</strong></p>
<p>Geleneksel risk değerlendirme modelleri çoğunlukla yaş, kolesterol, tansiyon gibi parametrelere dayanıyor. Epigenetik saat yaklaşımı ise sağlık yönetimine kişiselleştirilmiş bir katman ekliyor. Özellikle önleyici tıbbı birkaç adım daha öteye taşıyarak hastalık ortaya çıkmadan önce riskin saptanması ve müdahale edilmesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Artık sadece “kaç yaşındasın?” sorusunun yeterli olmadığının ve asıl sorunun “Gerçekte ne kadar yaşlısın?” sorusu olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Üstelik bugün yaşlılık somut olarak ölçülebilir duruma geldi. Bilimsel araştırmalar sürse de mevcut verilerle dahi yaşlanmanın sadece ilerleyen, tek yönlü ve geri döndürülemez bir süreç olmadığı fikri güçleniyor. Bu gelişme sadece “yaşlanmayı engellemek ya da yaşlılığı geciktirmek” olarak görmekten ziyade tıbbın felsefesini değiştirme potansiyeli taşıyan bir kırılma noktası. Çünkü hastalıkların kaçınılmaz kader olduğu fikri yerini, yönetilebilir ve hatta geri döndürülebilir biyolojik süreçler anlayışına bırakıyor” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504">Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[turanlı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik testler uzun süredir hastalıklara yatkınlığın belirlenmesinde önemli bir araç olarak kullanılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141">Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Genetik testler uzun süredir hastalıklara yatkınlığın belirlenmesinde önemli bir araç olarak kullanılıyor. Ancak <strong>genlerin nasıl çalıştığı ve çevresel faktörlerden nasıl etkilendiği sorusu, araştırmaları yeni bir alana yönlendirdi.</strong> Son yıllarda bilim dünyasında adını daha sık duymaya başladığımız bir alan var, o da “epigenetik”. Yani yalnızca hangi genlere sahip olduğumuz değil, o genlerin ne zaman ve nasıl çalıştığı da sağlığımızı belirliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik testlerin sağladığı bilgilerin epigenetik verilerle birlikte değerlendirildiğinde çok daha anlamlı hale geldiğini vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı “Aslında doğduğumuz anda belirli genetik yatkınlıklarla dünyaya geliyoruz. Ancak bu yatkınlıkların sağlık üzerindeki etkisini belirleyen önemli mekanizmalardan biri epigenetik düzenlemelerdir” diyor. </strong></em></p>
<p>Uzun yaşamın ve sağlıklı yaşlanmanın sırrı yalnızca DNA diziliminde saklı değil. Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, stres düzeyi, uyku düzeni ve maruz kalınan çevresel faktörler; genlerin çalışma biçimini etkileyebiliyor. İşte bu noktada epigenetik devreye giriyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, konuyu şöyle açıklıyor: “Genetik yapımız sabit olabilir; ancak epigenetik mekanizmalar genlerimizin açılıp kapanmasını düzenler. Genlerin aktif ya da baskılanmış olması yalnızca DNA dizilimimizle belirlenmez. Epigenetik süreçler, yaşam boyunca genlerin nasıl çalışacağını düzenleyen doğal ve dinamik mekanizmalardır. Bu süreçler, büyüme, gelişim ve hücrelerin kimlik kazanması gibi normal biyolojik olayların ayrılmaz bir parçasıdır”…</p>
<p>Kronik hastalıkların büyük bir kısmı multifaktöryel, yani hem genetik hem çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Kanserler, kalp-damar hastalıkları, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıklar ile bağışıklık sistemiyle ilişkili birçok tablo bu gruba giriyor. “Risk genlerimiz olduğu gibi koruyucu genlerimiz de var” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik risk skorlarının artık daha ayrıntılı şekilde hesaplanabildiğini, ancak bu riskin hastalığa dönüşmesinde epigenetik düzenlemelerin önemli rol oynadığını vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Bir bireyde riskle ilişkili bir genetik varyantın bulunması, fenotipik sonucun kesinleştiği anlamına gelmez. Gen ekspresyonu ve biyolojik süreçler; epigenetik düzenlemeler ile yaşam tarzı ve çevresel etkileşimler tarafından dinamik biçimde şekillendirilir. Beslenme alışkanlıkları, stres düzeyi, uyku düzeni, sigara kullanımı ve diğer çevresel faktörler genlerin işleyişini etkileyerek biyolojik risklerin ortaya çıkma olasılığını artırabilir ya da azaltabilir” diyor. </p>
<p><strong>Hastalık Riskini Bilmek Önemli </strong></p>
<p>Günümüzde genetik analizlerle; kalp-damar sağlığına ilişkin yatkınlıklar, bazı kanser türleri için risk profilleri, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara genetik eğilimler ve bağışıklık sistemiyle ilişkili risk göstergeleri değerlendirilebiliyor. Ancak artık yalnızca “Hangi genetik varyantları taşıyoruz?” sorusu değil, “Bu genler nasıl ve ne düzeyde çalışıyor?” sorusu da önem kazanıyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı epigenetik analizler sayesinde hücre düzeyinde biyolojik yaşlanma göstergeleri, hücresel stres yanıtları ve bazı hastalık süreçlerinin erken izlerinin saptanabildiğine dikkat çekiyor: “Örneğin 10 yıl sonra Parkinson hastalığına yakalanma riskinizin olduğunu bilmek, hastalığı tamamen engelleyeceğiniz anlamına gelmez; fakat zihinsel aktiviteyi artırmak, beslenmeyi düzenlemek, egzersiz yapmak gibi epigenetik etkisi olan yaşam değişiklikleriyle süreci yavaşlatma şansınız olabilir”… </p>
<p><strong>Artık Kişiye Özel Tıp Gündemde </strong></p>
<p>Geleceğin tıbbı artık tedavi edici olmaktan çok önleyici ve kişiselleştirilmiş bir yapıya evriliyor. Bu süreçte tıp, genetik, moleküler biyoloji, farmakoloji, mühendislik ve bilgisayar bilimleri bir araya gelerek disiplinler arası bir yaklaşım geliştiriliyor. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan “akıllı ilaçlar”, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine göre belirleniyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Kanser hücresinin hangi moleküler yolağı kullandığını analiz ederek, o yolu hedefleyen ilaç seçilebiliyor. Üstelik yalnızca tümörün genetiği değil, hastanın ilaca nasıl yanıt vereceği de genetik ve epigenetik belirteçlerle öngörülebiliyor” diyor.</p>
<p>Bu yaklaşım sadece kanserle sınırlı değil. Bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler ve psikiyatrik ilaçlar için de farmakogenetik testler sayesinde kişiye en uygun doz ve ilaç seçimi yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Kimler Genetik Test Yaptırmalı</strong></p>
<p>Tek gen hastalıklarında, hastalıkla güçlü şekilde ilişkili bir patojenik varyantın taşınması durumunda klinik tablonun ortaya çıkma olasılığı oldukça yüksek. Bu nedenle ülkemizde ve birçok ülkede bazı tek gen hastalıkları için yenidoğan tarama programları uygulanıyor; ayrıca evlilik öncesi veya gebelik planlaması döneminde taşıyıcılık taramaları (örneğin SMA için) yapılıyor. Buna karşılık kronik ve çok faktörlü hastalıklarda genetik yapı tek başına belirleyici olmadığı için toplum genelinde yaygın tarama programları bulunmuyor. Ancak ailesinde birden fazla kanser olgusu olanlar, erken yaşta kalp-damar hastalığı görülen bireyler ve nörolojik hastalık öyküsü bulunan aileler için genetik danışmanlık ve uygun genetik analizler önerilebiliyor. </p>
<p>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, önümüzdeki yıllarda genetik ve epigenetik analizlerin daha erişilebilir hale geleceğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:</p>
<p>“Önümüzdeki 10 yıl içinde, yalnızca hastalıklar ortaya çıktıktan sonra tedavi etmeye odaklanan bir yaklaşımdan; riskleri daha erken dönemde değerlendirmeyi ve yönetmeyi hedefleyen bir sağlık modeline doğru bir dönüşüm görebiliriz. Genetik ve epigenetik veriler sayesinde özellikle bazı kronik hastalıklarda risklerin daha erken yaşlarda fark edilmesi ve uygun yaşam düzenlemeleriyle sürecin daha yakından izlenmesi mümkün olabilir”…</p>
<p><strong>Hedef Sağlıklı Yaşlanmak </strong></p>
<p>Yaşam süresi uzuyor; ancak asıl mesele sağlıklı ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmek. “Kişi kendi işini yapabiliyor, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebiliyorsa gerçekten sağlıklı yaşlanmadan söz edebiliriz” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik ve epigenetik analizlerin yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahip olduğunu da vurguluyor. Sonuç olarak, geleceğin tıbbında yalnızca DNA haritamız değil; bu bilginin nasıl yorumlandığı, genlerin hangi koşullarda nasıl çalıştığı ve yaşam biçimimizin bu süreci nasıl etkileyebileceği giderek daha fazla önem kazanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-molekuler-biyoloji-ve-genetik-bolumu-ogretim-uyesi-prof-dr-eda-tahir-turanli-kisiye-ozel-risk-analizinde-genetik-ve-epigenetik-donem-basladi-619141">Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı: &#8220;Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2. Uluslararası Epigenetik Kongresi Geleceğe Işık Tutan Konu ve Konuklarıyla Dikkat Çekti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2-uluslararasi-epigenetik-kongresi-gelecege-isik-tutan-konu-ve-konuklariyla-dikkat-cekti-402800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 22:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekti]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[konu]]></category>
		<category><![CDATA[konuklarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[tutan]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402800</guid>

					<description><![CDATA[<p>90’lı yıllarda çalışılan insan gen haritası 2003 yılında tamamlandı ve tıp dünyasında büyük değişimleri tetikledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-uluslararasi-epigenetik-kongresi-gelecege-isik-tutan-konu-ve-konuklariyla-dikkat-cekti-402800">2. Uluslararası Epigenetik Kongresi Geleceğe Işık Tutan Konu ve Konuklarıyla Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>90’lı yıllarda çalışılan insan gen haritası 2003 yılında tamamlandı ve tıp dünyasında büyük değişimleri tetikledi. Her tedavi yönteminin her hasta için en doğru sonucu vermemesinin temelinde genlerimizle ilgili farklılıklar olduğu anlaşıldı ve bilim insanları genetik kodlarımızı incelemenin yanı sıra çevresel faktörlerin genlerimiz üzerindeki etkilerini de incelemeye başladı. Genlerimizin potansiyel yatkınlıklarını anlayarak sağlıklı yaşamın devam ettirilebilmesi ve korunması için dış etkenlerin konuşulduğu 2. Uluslararası Epigenetik Kongresi geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivi Külliyesi&#8217;nde Nutrigenetik ve Epigenetik Derneği himayesinde gerçekleştirilen kongre, bu yıl “Kompleks Kronik Hastalıklarda Bireye Özgü Tedavide Hassas Tıp- Genetikten Epigenetiğe” ana temasını benimsedi. Epigenetik alanındaki son yıllardaki gelişmelerin paylaşıldığı kongrede, alanında en başarılı uzman isimler yer aldı. </p>
<p>Infinity Regenerative Clinic Medikal Direktörü Uzm. Dr. Yıldıray Tanrıver Genetik ve Epigenetik Alanındaki Deneyim ve Görüşlerini Paylaştı</p>
<p>Tıp, eczacılık, moleküler biyoloji/genetik, biyoinformatik, biyoistatistik vb. branşlardan çok sayıda akademisyen, klinisyen ve öğrencinin katıldığı kongreye, kişiye özel tedavi ve uygulamalar yapan Infinity Regenerative Clinic’in Medikal Direktörü Uzm. Dr. Yıldıray Tanrıver konuşmacı olarak katıldı. Genetik ve Epigenetik alanında çalışmalar yapan, araştırmaları, hasta deneyimleri ve şu anda Infinity Regenerative Clinic’te gerçekleştirilen uygulamalar üzerinden görüşlerine yer verdiği iki konuşma yapan Uzm.Dr. Tanrıver, etkinliğin ilk gününde “Kanserde Mikrobiyom ve Oksidatif Stres – İnflamasyon- Yaşlanmanın İlişkisi” konusuyla ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. </p>
<p>Oldukça ilgi çeken ilk günün ardından kongrenin ikinci gününde ise Doç.Dr. Cem Polat Çetinkaya ile “Toplum Sağlığında Alınması Gereken Önlemler Neler Olabilir?” konulu sunumda konuşma yaptı. Konuşması sırasında Uzm.Dr. Yıldıray Tanrıver, kişiye özel beslenme, çevresel faktörler, hangi sporun insanların hayatını ve sağlığını nasıl farklı etkilediğine dair önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Epigenetik alanındaki en son gelişmeler ve bu alandaki geleceğe yönelik yol haritasını çizen uygulamaların tartışıldığı ve katılımcılara iki verimli gün sunan 2. Uluslararası Epigenetik Kongresi her yıl düzenlenerek, geleceğe ışık tutan bilgileri paylaşmaya devam edecek. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-uluslararasi-epigenetik-kongresi-gelecege-isik-tutan-konu-ve-konuklariyla-dikkat-cekti-402800">2. Uluslararası Epigenetik Kongresi Geleceğe Işık Tutan Konu ve Konuklarıyla Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştıran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[rafine]]></category>
		<category><![CDATA[şekerin]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinden]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan bilim insanları, gıda endüstrisinde sıkça kullanılan, halk arasında sofra şekeri ya da beyaz şeker olarak da bilinen rafine şekerin hücre düzeyinde yaşlanmaya etkisini araştıracak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105">Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan bilim insanları, gıda endüstrisinde sıkça kullanılan, halk arasında sofra şekeri ya da beyaz şeker olarak da bilinen rafine şekerin hücre düzeyinde yaşlanmaya etkisini araştıracak.</p>
<p>Dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje, Egeli bilim ekibi tarafından hazırlandı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Akın’ın yürütücülüğünü yaptığı, “Sprague Dawley Sıçanlarda Glukoz ve Fruktozun Uzun Süreli Birlikte Kullanımının Yaşlanma İlişkili Yolaklarda Meydana Getirdiği Metilasyon Değişikliklerinin İncelenmesi” başlıklı çalışma   TÜBITAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Egeli bilim ekibini makamında ağırlayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Topluma katkı misyonumuz doğrultusunda birey ve toplum sağlığını tehdit eden her türlü sorunun çözümüne yönelik önemli bilimsel çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz. Sürdürülen bu araştırmaların, Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin projeye, ardından topluma katkıya dönüşebilmesi için bilim insanlarımızı, araştırmacılarımızı her daim motive ederek özendirdiğimizi, her türlü desteği verdiğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Tıp Fakültemizden bilim insanları,  glukoz ve fruktozdan oluşan ve mutfaklarımızda oldukça sık kullandığımız beyaz rafine şekerin, sadece fruktozdan oluşan doğal meyve şekeri ve sadece glukozdan oluşan malt şekerine göre genetiğimizi ve epigenetiğimizi değiştirerek hücrelerimizi ve bizi daha fazla yaşlandırdığını göstermeye çalışacak. Bu araştırma dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk çalışma olacak.  Böyle önemli bir konuyu araştıran bilim ekibimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bilim dünyasına büyük bir katkı sunulacak”</b></p>
<p>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Haluk Akın, “Çevresel etmenlerin, genlerimizden ziyade genlerimizin çalışmasını düzenleyen epigenetik adını verdiğimiz mekanizmaları daha çok bozduğunu biliyoruz. Bu çalışma ile rafine şekerin epigenetik mekanizmalar üzerinden yaşlanmaya etkisini araştıracağız. Araştırma ekibi, rafine şekerin yaşlandırıcı etkisini sıçanlar üzerinde gösterecek. 3 ay boyunca bir grup sıçan, standart sıçan yeminin yanında glukoz ve fruktozdan oluşan beyaz rafine şeker ile beslenirken, diğer deney gruplarındaki sıçanlar standart yemin yanında sadece glukoz veya sadece fruktoz ile beslenecekler. 3 ay sonunda araştırma ekibi, sıçanların yaşlanmasını hareket ve performans testleri ile değerlendirdikten sonra karaciğerlerinden aldıkları örneklerle hücresel yaşlanmayı histolojik, genetik ve epigenetik seviyede göstermeyi amaçlayacak. Sadece fruktozdan oluşan doğal meyve şekeri ya da sadece glukozdan oluşan malt şekerine göre doğada çok daha nadir bulunan sükrozdan oluşan fakat günümüzde neredeyse her gıdada tatlandırıcı olarak kullandığımız beyaz şekerin, genetik değişikliklere sebep olarak yaşlanma sürecini hızlandırdığını ve hücrelerimize hasar verdiğini göstermeyi amaçlayan proje, dünyada rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje olacak. Yaşlanmaya sebep olduğu bilim çevreleri tarafından kabul gören hücresel mekanizmalar ile diyabet ve kalp hastalıkları dahil pek çok kronik hastalıktan sorumlu rafine şeker tüketimi arasında güçlü bir ilişki olduğunun ortaya çıkarılması durumunda bilim dünyasına büyük bir katkı sunulacak” dedi.</p>
<p><b>Multidisipliner bilim ekibi</b></p>
<p>Araştırma ekibi,  Prof. Dr. Haluk Akın, Prof. Dr. Lütfiye Kanıt, Prof. Dr. Hüseyin Aktuğ, Doç. Dr. Ayça Aykut, Dr. Öğr. Üyesi Erhan Parıltay, Arş. Gör. Dr. Mert Pekerbaş, Arş. Gör. Dr. Bilgesu Ak, Arş. Gör. Dr. Alper Baysal ve Arş. Gör. Dr. Berrin Özdil’den oluşuyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, Fizyoloji Anabilim Dalı, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı ve Ege Üniversitesi Hayvan Deneyleri Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirilecek proje 18 ay sürecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-rafine-sekerin-genetik-ve-epigenetik-uzerinden-yaslanmaya-etkilerini-arastiran-ilk-proje-397105">Dünyada, rafine şekerin genetik ve epigenetik üzerinden yaşlanmaya etkilerini araştıran ilk proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
