<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>enjeksiyon | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/enjeksiyon/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/enjeksiyon</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 11:08:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>enjeksiyon | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/enjeksiyon</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor-624111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 11:08:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasarlarına]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kıkırdak]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporda]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor-624111">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor. Düzenli spor genel sağlık açısından pek çok fayda sağlarken, ani yön değişiklikleri ve ani duruşlar gibi hatalı hareketler ise bazı diz problemlerine  yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker, </strong>dizlerin vücudun en fazla yük taşıyan ve en aktif kullanılan eklemlerinden biri olması nedeniyle spor sırasında travma ile zorlanmalara açık olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle, özellikle koşu, futbol, basketbol ve benzeri yüksek tempolu sporlarla ilgilenen bireylerde diz yaralanmalarına daha sık rastlanmaktadır. Diz bölgesinde en sık menisküs, bağ yaralanmaları ve kıkırdak hasarları gelişmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker,</strong> son yıllarda ortopedi alanında yaşanan gelişmeler sayesinde diz problemlerinde enjeksiyon tedavilerinin yaygın olarak kullanıldığını belirterek, “Bu kapsamda en sık başvurulan uygulamalar arasında PRP (Platelet Rich Plasma) ve hyaluronik asit enjeksiyonları yer almaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda sıkça gündeme gelen kök hücre uygulamaları da klinik pratikte yerini almaya başlamıştır. Tıp alanındaki gelişmeler doğrultusunda yakın gelecekte bu tür enjeksiyon tedavilerinin, özellikle de kök hücre uygulamalarının klinik kullanımının daha da yaygınlaşması beklenmektedir” diyor. Bu tür enjeksiyon yöntemlerinin uygulanmasında doğru hasta seçiminin tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker,  “Her hastanın klinik durumu, yaşı, aktivite düzeyi ve dizdeki hasarın derecesi, tedavi planının belirlenmesinde dikkate alınması gereken faktörler arasında yer almaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>PRP (PLATELET RICH PLASMA)</strong></p>
<p>Platelet Rich Plasma (PRP) yöntemi, hastanın kendi kanından elde edilen ve trombositten zengin plazmanın problemli bölgeye enjekte edilmesi esasına dayanıyor. Bu yöntemde vücudun doğal iyileşme sürecinin biyolojik olarak uyarılması hedefleniyor. Doç. Dr. Berkin Toker, PRP yönteminin ‘yeniden yapılandırma’ tedavisi olduğunu belirterek, “Yöntemde amacımız vücuttaki iltihabi süreci azaltmak, dokusal iyileşmeyi hızlandırmak ve ağrıyı hafifletmektir” diyor.  </p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor? </strong>PRP yöntemi<strong> </strong>en sık erken dönem kıkırdak hasarlarında, patellofemoral ağrı sendromunda, hafif ve orta dereceli diz osteoartritinde ve tendon problemlerinde (özellikle patellar tendinopati) tercih ediliyor.  Yöntemin özellikle yüklenmeye bağlı kronik diz ağrılarında ameliyatsız seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker, “Ancak yöntem ileri derecede mekanik deformite veya tam kat kıkırdak kaybında tek başına mucize değildir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong> Muayene sonrası alınan kan santrifüj edilerek ayrıştırılıyor ve elde edilen materyal eklem içine veya problemli dokuya enjekte ediliyor. Genellikle 1–3 seans yeterli geliyor. İşlem 10–15 dakika sürüyor ve hastanede yatış gerektirmiyor. Hastaların aynı gün çoğunlukla hastaneden yürüyerek çıktıklarını anlatan Doç. Dr. Berkin Toker,<strong> </strong>“Hastalarımız genelde bir hafta sonra spor yapmaya başlayabilmektedirler” diyor. </p>
<p><strong>Etki süresi:</strong> Klinik etki 2–4 hafta içinde başlıyor ve maksimum fayda 6–8 hafta arasında görülüyor. Etki süresi kişiye ve patolojiye göre değişmekle birlikte ortalama 6–12 ay sürüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>KÖK HÜCRE TEDAVİSİ </strong></p>
<p>Diz sorunlarında kök hücre tedavileri çoğunlukla kemik iliği veya yağ dokusundan elde edilen mezenkimal kök hücreleri içeriyor. Tedavide amaç; hasarlı kıkırdak veya yumuşak dokularda biyolojik onarımı desteklemek, inflamasyonu baskılamak ve hücrelerin onarım sürecini tetiklemek. Doç. Dr. Berkin Toker,<strong> </strong>bu yöntemin<strong> </strong>PRP’den daha kompleks ve daha ileri biyolojik bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Yöntem PRP ve hyaluronik asit enjeksiyonlarına oranla daha uzun süreli koruma sağlamaktadır” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor?</strong> Fokal kıkırdak defektleri, erken ve orta evre kıkırdak dejenerasyonu ve bazı menisküs yaralanmalarında destekleyici tedavi olarak kullanılabiliyor. Özellikle spor yapan ve aktif bir yaşam süren genç erişkinlerde cerrahiye alternatif veya destek olarak planlanabiliyor. Ancak ileri evre kemik deformitesi bulunan artrozda tek başına yeterli olmuyor. </p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong> Hastadan alınan kemik iliği aspiratı veya yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek konsantre ediliyor. Ardından, genellikle ameliyathane şartlarında eklem içine veya lezyon bölgesine enjekte ediliyor. İşlem 30 – 45 dakikada<strong> </strong>tamamlanıyor. </p>
<p><strong>Etki süresi: </strong>Kök hücre tedavisinin<strong> </strong>etkisi PRP yöntemine göre daha geç başlıyor ve genellikle 4–8 hafta içinde hissediliyor. Maksimum biyolojik etki 3–6 ayda ortaya çıkıyor ve uygun hasta grubunda 1–2 yıl sürüyor. Sıklıkla 2–3 hafta içinde spora dönüş mümkün olabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>HYALURONİK ASİT </strong></p>
<p>Hyaluronik asit, diz eklem sıvısının doğal bir bileşenidir. Osteoartrit ve yoğun yüklenmeye bağlı durumlarda bu sıvının kalitesi ve kayganlık özelliği<strong> </strong>azalıyor. Eklem içine uygulanan hyaluronik asit, adeta “eklem yağı” görevi görerek kayganlığı artırıyor ve mekanik sürtünmeyi azaltıyor.  Bu yöntemde ağrının azaltılması, eklem hareketinin artırılması ve performans kapasitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor.  </p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong> Hyaluronik asit poliklinik şartlarında eklem içine enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Tek doz veya 3 dozluk kürler halinde planlanabiliyor. Uygun hastalarda PRP enjeksiyonuyla birlikte veya ek enjeksiyon olarak da yapılabiliyor. İşlem genellikle 15 dakika sürüyor ve hastalar aynı gün normal yaşamlarına dönebiliyor. Çoğu hasta 2–3 gün içinde spor hayatına başlayabiliyor. </p>
<p><strong>Hangi durumlarda başvuruluyor? </strong>Özellikle hafif, orta ve ileri dereceli diz kireçlenmesi, kondromalazi patella ve yüklenmeye bağlı eklem ağrılarında tercih ediliyor. Mekanik sürtünmenin ön planda olduğu durumlarda ağrının hafiflemesi konusunda oldukça etkili sonuçlar alınıyor. Ancak ileri evre kıkırdak kaybında sınırlı etki gösteriyor.</p>
<p><strong>Etki süresi:</strong> Bu yöntemin etkisi 1–3 hafta içinde hissediliyor ve ortalama 6–9 ay sürebiliyor. Bazı hastalarda yıllık tekrar enjeksiyonları planlanabiliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor-624111">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılara]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nöralterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nöralterapi ile sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimi düzenlenebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin, vücuttaki sinir sistemi bozukluklarını düzenlemek amacıyla lokal anesteziklerin çok düşük dozlarda belirli noktalara enjeksiyonu ile yapılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Burada ki amaç anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemektir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapide kullanılan lokal anesteziklerin düşük dozlarda, iyon kanalları ve membran stabilitesi üzerinde düzenleyici etki sağladığını aktaran Dr. Kakı, “Böylelikle antiinflamatuar, vazodilatör ve nöromodülatör etkileri ortaya çıkar. Bu etki sayesinde  Nöralterapi otonom sinir sistemini düzenler, vücuttaki bozulmuş elektriksel alanları (bozucu alanlar) dengelemeye yardımcı olur, kan dolaşımını ve doku beslenmesini destekler, ağrı ve fonksiyon bozukluklarının azalmasına katkı sağlar. Kısaca nöralterapinin etkisi  sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu  sağlayan bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nöralterapi, bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefliyor!</strong></p>
<p>Nöral terapideki bozucu alan tanımına açıklık getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, şunları söyledi:</p>
<p>“Vücutta daha önce geçirilmiş; ameliyat izleri, travmalar, enfeksiyonlar, diş ve çene problemleri gibi durumlar, sinir sistemi üzerinde sürekli uyarı oluşturarak başka bölgelerde şikâyetlere yol açabilir. Nöralterapi, bu bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefler. Bozucu alanların oluşturduğu bozulmuş elektriksel iletimi düzenleyerek otonom sinir siteminin regülasyonunu sağlar.”</p>
<p><strong>Nöralterapi birçok hastalıkta tercih edilebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin hangi durumlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilebileceğine değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Baş, boyun ve bel ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kas ve eklem ağrıları, fibromiyalji, sinir sıkışmaları, spor yaralanmaları, ameliyat veya travma sonrası ağrılar, sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri ve bazı jinekolojik şikâyetler, stres ve otonom sinir sistemi dengesizlikleri nöralterapinin kullanılabildiği hastalıklar arasında yer alır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nöralterapi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Nöralterapi uygulamasında öncelikle hastadan şikayetlerin başlangıcı, tetikleyen sebepler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar, beslenme şekli gibi detaylı öykü alındığını kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Ardından detaylı fizik muayene yapılır.” dedi.</p>
<p>Enjeksiyon için tetik noktalar, sinir çıkışları, skarlar (yara dokuları) gibi noktaların belirlendiğini aktaran Dr. Kakı, “Belirlenen noktalara enjeksiyon yapılır. Uygulama genellikle ince uçlu iğnelerle yapılsa da bazı bozucu alan yada organ patolojilerinde, ganglion enjeksiyonlarında (sinir düğümlerine yapılan enjeksiyonlar) derin enjeksiyonlar tercih edilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nöralterapi bazı durumlarda uygulanamaz! </strong></p>
<p>Seans sayısının kişiye ve şikâyete göre değiştiğini vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Enjeksiyon sonrası hastalarda değişik refleks yanıtlar (nöralterapide buna fenomen denir) görülebilir. Bu fenomenler enjeksiyon bölgesi ve sıklığını planlamada yol göstericidir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapinin kimlere uygulanamayacağı hakkında da bilgi veren Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Lokal anestezik alerjisi olanlar, ciddi kalp ritim bozukluğu olanlar, bazı özel durumlarda hamileler ve  kanama bozukluğu olanlarda uygulanmaz. Nöralterapi sonrası, enjeksiyon yerinde kızarıklık, kısa süreli baş dönmesi, geçici ağrı artışı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılara]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[proloterapi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tendon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eklem, bel, boyun ve diz ağrılarının tedavisinde umut veren proloterapi, vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçirerek, hasarlı dokuların onarımını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935">Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eklem, bel, boyun ve diz ağrılarının tedavisinde umut veren proloterapi, vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçirerek, hasarlı dokuların onarımını sağlıyor. Cerrahi işlem gerektirmeyen bu yöntem, kronik ağrı sorunu yaşayan hastalar ve sporcular için doğal bir tedavi yöntemi olarak etkili oluyor. Memorial Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Özlem Köroğlu, proloterapinin uygulanması ve sağladığı avantajlar hakkında önemli bilgiler verdi.  </p>
<p>Proloterapi, kas iskelet sistemi ağrılarının tedavisinde vücudun kendi doğal iyileşme cevabını uyararak etki etmeyi hedefleyen bir enjeksiyon yöntemidir. Vücudun iyileşme sürecini tetikleyecek serumların özellikle bağların, tendonların kemiğe yapışma bölgelerine uygun iğne uçları ile enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Enjeksiyonlar, hasarlanmış, zedelenmiş tendon, bağ ve ligamentlerin kemiğe yapışma bölgelerine yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Proloterapinin iyi geldiği 11 sorun</strong></p>
<ol>
<li>Omurga ağrılarına neden olan ligament, bağ sorunları,</li>
<li>Diz, kalça kireçlenmeleri,</li>
<li>Omuz, dirsek yaralanmaları,</li>
<li>Epikondilitler (tenisçi, golfçü dirseği),</li>
<li>Bağ, tendon yaralanmaları,</li>
<li>Kronik ve akut bel ağrıları, tekrarlayan baş, boyun, sırt ve bel ağrıları (fıtıklar, kireçlenmeler, boyun, bel düzleşmeleri )</li>
<li>Omurga, göğüs kafesi ve kaburgalarda geçmeyen kas ve ligament kaynaklı ağrıları,</li>
<li>Boyun kas ve bağlarındaki sorunlardan kaynaklanan baş ağrıları, migrenöz tip ağrılar,</li>
<li>Topuk dikeni, plantar fasiitis, kulunç ağrıları</li>
<li>Yumuşak doku spor yaralanmalarına bağlı ağrılar</li>
<li>Remisyondaki kanser hastalarının bağ dokusu kökenli sorunlarına bağlı ağrılar</li>
</ol>
<p><strong>Hem ağrıyı kesiyor hem de dokuları iyileştiriyor </strong></p>
<p>Proloterapi, vücudun kendi doğal iyileşme cevabını uyararak etki etmeyi hedefleyen bir enjeksiyon yöntemidir. Eklemin sabit, sağlıklı çalışmasını sağlayan bağların onarılmasına yönelik doğal bir tedavi yöntemidir. Amacımız yalnız ağrıyı kesmek değil doku iyileşmesini hedeflemektir.</p>
<p><strong>Kişiye göre 3-4 haftada bir tekrarlanıyor</strong></p>
<p>Vücudun iyileşme sürecini tetikleyecek serumların özellikle bağların, tendonların kemiğe yapışma bölgelerine uygun iğne uçları ile enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Enjeksiyonlar, hasarlanmış, zedelenmiş tendon, bağ ve ligamentlerin kemiğe yapışma bölgelerine yapılmaktadır. Enjeksiyonlar, kişinin iyileşme süreçleri ile uyumlu olarak bireysel değerlendirmeler yapılarak 3-4 haftada bir olacak şekilde planlanır. Seans sayısı kişiye özel değişkenlik gösterir. İyileşme potansiyeli iyi, genç ve ek hastalığı olmayan kişilerde tek seans yeterli olabiliyorken, tam tersi durumlarda seans sayısı 6‘ya kadar uzayabilmektedir. </p>
<p><strong>Egzersiz ve fizik tedavi eşliğinde daha etkili!</strong></p>
<p>Enjeksiyonlar, kişiye özel bir egzersiz programı ve diğer fizik tedavi yöntemleri ile kombine edilmesi durumunda daha etkili olmaktadır. Ayrıca, kullanılan solüsyon vücut sıvılarına çok yakın bir içerikte olduğundan diğer ilaçlarla yapılan (kortizon, lokal anestezik gibi) enjeksiyonlara göre çok daha güvenlidir.</p>
<p>Proloterapi sonrasında, hasta günlük hayatına devam edebilmektedir. Ancak aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınmak ve eklemi fazla zorlamamaya özen göstermek, iyileşme sürecini hızlandırıp tedavinin etkisini artırabilir. </p>
<p><strong>Bu hastalıklar varsa proloterapi uygun değildir</strong></p>
<ol>
<li>Kanama bozukluğu,</li>
<li>Derin ven trombozu,</li>
<li>Stabil olmayan kan basıncı,</li>
<li>Epilepsi öyküsü olan hastalar,</li>
<li>Açık yaralar,</li>
<li>Son dönem kalp yetmezliği,</li>
<li>Antikoagülan tedavi (kan sulandırıcı ) alanlar</li>
<li>Böbrek yetmezliği</li>
<li>Aktif kanser, iltihaplı romatizma ve enfeksiyon mevcut hastalar</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935">Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklere yapılan tek doz K vitamini hayat kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeklere-yapilan-tek-doz-k-vitamini-hayat-kurtariyor-566354</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 15:39:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, yenidoğan bebeklere doğumdan hemen sonra yapılan K vitamini enjeksiyonu konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklere-yapilan-tek-doz-k-vitamini-hayat-kurtariyor-566354">Bebeklere yapılan tek doz K vitamini hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı&#8217;ndan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, yenidoğan bebeklere doğumdan hemen sonra yapılan K vitamini enjeksiyonu konusunu değerlendirdi.</p>
<h3><strong>Bebekler düşük seviyelerde K vitamini depoları ile doğuyor</strong></h3>
<p>K vitamininin vücutta depolanabilen yağda çözünen vitamin türlerinden biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kanın pıhtılaşmasında çok önemli görevlere sahiptir. Eksikliği halinde kanama, pıhtılaşma bozuklukları ve buna bağlı olarak vücudun birçok doku ve organında bozukluklar meydana gelebilir. Sağlıklı kişilerde vücudun sağladığı vücudun gereksinim duyduğu K vitamininin çoğu, tüketilen besinlerden ve bağırsaklarımızdaki sağlıklı bakterilerden karşılanmaktadır. Ancak bebekler düşük seviyelerde K vitamini depoları ile doğarlar ve bağırsaklarında kendi başlarına K vitamini üretmek için yeterli bakteri bulunmaz. Ayrıca, 6. aydan itibaren anne sütüne ek olarak tamamlayıcı besinler başlanana kadar K vitamini ihtiyacı yeterince karşılanamaz.” dedi.</p>
<h3><strong>Tek doz K vitamini olumsuz sonuçları önlüyor</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Tekkeşin, bebeklerin risk altında olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yetersiz olan bu miktar, yeni doğan bebeklerin yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı riski altında kalmasına sebep olur. Yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı bebeklerde görülen bir kanama bozukluğudur. Düşük K vitamini depoları nedeniyle normal yenidoğanlarda bile bu eksikliğe ve kanamaya eğilim vardır. Hastalık özellikle prematüre bebeklerde daha uzun ve daha şiddetli seyretmektedir. Kanama vücudun içinde veya dışında oluşabilir. K vitamini eksikliğinin en önemli ve olumsuz sonucu kafa içi kanama ve iç organlarda oluşan kanamalardır. Bu durumdaki bebek yaşamını kaybedebileceği gibi beyin hasarı sonucu zekâ geriliği ve felç gibi önemli sorunlarla baş etmek durumunda da kalabilir. Yenidoğan bebeklere doğumu takiben yapılan tek doz K vitamini, bu vitaminin eksikliğini ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek kanamaları ve olumsuz sonuçları önlemektedir.”</p>
<p>K vitamininin 20 yıldan uzun bir süredir, tüm yeni doğan bebeklere doğumda enjeksiyon yoluyla verildiğini dile getiren Prof. Dr. Tekkeşin, “Ancak, enjeksiyonları yapmak için programın yürürlükte olması yanında, ebeveynler K vitamini enjeksiyonunun neden yapıldığı hakkında bilgilendirilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<h3><strong>K vitamini enjeksiyonları veya damlaları</strong></h3>
<p>Geçmişte K vitamini takviyesinin damla yoluyla da yapıldığını ancak bu yöntemin enjeksiyon kadar etkili olmadığının kanıtlandığını belirten Prof. Dr. Tekkeşin, ailelerin bu konuda tereddüt etmemesi gerektiğini söyledi. Damla yönteminin uygulandığı dönemlerde ciddi kanama vakalarının yaşandığını hatırlatan Prof. Dr. Tekkeşin, “K vitaminini tek enjeksiyonla almanın üç set damladan daha güvenli ve daha etkili olduğu çok açıktır. K vitamini enjeksiyonları, yenidoğanın hemorajik hastalığı riskini azaltmak için en iyi önleyici tedbir olmaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Ailelerin seçeneği var ama tavsiye değişmiyor</strong></h3>
<p>Ailelerin bebeklerine K vitamini enjeksiyonu yapılmasına izin verme zorunluluğu olmadığını ancak bunun &#8220;şiddetle tavsiye edildiğini&#8221; belirten Prof. Dr. Tekkeşin, Türkiye&#8217;de bu uygulamanın Sağlık Bakanlığı&#8217;nın genelgesiyle koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında standart olarak yapıldığını söyledi.</p>
<p>Ailelerin bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tekkeşin, “Ebeveynler bebeklerinin K vitamini enjeksiyonu olmasına izin vermek zorunda değiller, ancak buna izin vermeleri şiddetle tavsiye ediliyor. Ülkemizde Bilim Kurulu önerileri ile hazırlanan Sağlık Bakanlığının 2021/11 sayılı Genelgesi ve talimatları uyarınca koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında, tüm yenidoğan bebeklere doğumu takiben intramüsküler (kas içine) K vitamini uygulaması gerçekleştirilmektedir. Bazı bebeklerde enjeksiyon yerinde bir veya iki gün hafif bir ağrı olur. K vitamini enjeksiyonları, yenidoğanın hemorajik hastalığı riskini azaltmak için en iyi önleyici tedbir olmaya devam ediyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklere-yapilan-tek-doz-k-vitamini-hayat-kurtariyor-566354">Bebeklere yapılan tek doz K vitamini hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 08:14:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[geçilecek]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirilen]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önüne]]></category>
		<category><![CDATA[risklerinin]]></category>
		<category><![CDATA[saptayıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547645</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ülkü Güneş’in yürütücülüğünü yaptığı “İntramüsküler Enjeksiyonlarda Güvenli Bölge Seçiminde Kas Saptayıcı Cihaz Geliştirilmesi” isimli proje “TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645">Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ülkü Güneş’in yürütücülüğünü yaptığı “İntramüsküler Enjeksiyonlarda Güvenli Bölge Seçiminde Kas Saptayıcı Cihaz Geliştirilmesi” isimli proje “TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile geliştirilecek cihaz, kas bölgelerini tespit ederek hatalı enjeksiyon kaynaklı sinir hasarı ve kısmi felç gibi durumları önleyecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Hemşirelik Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Ülkü Güneş tarafından yürütülen proje, TÜBİTAK nezdinde kabul gördü. Sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak, bu alana yönelik projeler üretmeyi sürdürüyoruz. Hatalı enjeksiyondan doğacak risklere karşı geliştirilen bu projeyi hazırlayan ekibimizi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“Kolay ve güvenli enjeksiyon”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ülkü Güneş, “Projemiz kapsamında geliştirilen cihaz, enjeksiyon uygulamaları sırasında sağlık profesyonellerine doğru kas bölgesini objektif bir biçimde belirleme imkânı sunuyor. Elektromiyografi (EMG) tabanlı olarak tasarlanan bu teknoloji, özellikle klinik uygulamalarda sık karşılaşılan anatomik farklılıklar, obezite ya da yetersiz aydınlatma gibi durumlarda enjeksiyonun yanlış bölgeye uygulanmasını önlemeyi amaçlıyor. Yanlış kas bölgesine yapılan enjeksiyonlar sonucunda oluşabilen sinir hasarı ve kısmi felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesine katkı sunacak bu cihaz, hemşirelik uygulamalarında hasta güvenliğini artırmayı hedefliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Güneş, “Proje sonucunda geliştirilen bu cihaz sayesinde hemşirelik uygulamalarında objektif karar verme süreçleri desteklenecek, sağlık hizmetlerinin niteliği ve hasta güvenliği önemli ölçüde ilerletilecektir. Geliştirilen cihazın aynı zamanda Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki yerli üretim kapasitesine katkı sağlaması hedefleniyor. Cihazın sağlık hizmetlerinde yaygın kullanımına yönelik çalışmalar sürdürülüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645">Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 19:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılıkta]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de her yaştan insanları pençesine alan uyuşturucu madde bağımlılığı tedavilerinde yeni gelişmelere dikkat çeken uzmanlar, bedene uyuşturucu girdiğinde etkisini göstermeyerek kişinin bağımlılığa geri dönmesini engeleyen depo enjeksiyon tedavilerinin başarılı sonuçlar verdiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485">Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada ve Türkiye’de her yaştan insanları pençesine alan uyuşturucu madde bağımlılığı tedavilerinde yeni gelişmelere dikkat çeken uzmanlar, bedene uyuşturucu girdiğinde etkisini göstermeyerek kişinin bağımlılığa geri dönmesini engeleyen depo enjeksiyon tedavilerinin başarılı sonuçlar verdiğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, uzun süreli iğne tedavisinde bağımlı kişinin her gün ilaç almak zorunda kalmadığını dile getirerek, böylece kişinin 3 ayda bir bu aşının ya da iğnenin yapılmasıyla uyuşturucu maddeden uzak kalmasının sağlandığını ifade etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bağımlılıkta kullanılan tedavi yöntemleri hakkında bilgi vererek, merak edilenleri anlattı.</p>
<p><strong>İmplant ve çip tedavilerine göre daha pratik</strong></p>
<p>Bağımlılıkta aşı ve iğne tedavilerinin birinin Nalmefen Consta, diğerinin de Vanokserin Consta olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu tedaviler aslında halk arasında daha çok çip tedavisi olarak biliniyor. İmplant ve çip tedavilerinin yerini aşı ve iğne tedavisi denilen, ilaç teknolojilerinin gelişmesiyle beraber ortaya çıkan yeni tedaviler aldı. Peki, bu tedavilerin avantajı ne? Diğer implant, çip tedavilerinde cerrahi bir işlem gerekiyor. Yani çipi kişinin vücudunda, özellikle karın bölgesine yerleştirmek gerekiyor. Bu tedavide ilaç yavaş yavaş vücuda yayılıyor ve bir cerrahi işlem ihtiyacı söz konusu. Fakat yeni tedavilerde kısa bir enjeksiyon uygulamasıyla vücutta bu ilaçların bulunmasını sağlamak çok daha kolay hale geldi.”</p>
<p><strong>3 ayda bir uygulanan enjeksiyon ile bağımlılıktan uzak kalınması sağlanabiliyor</strong></p>
<p>İlaç teknolojilerinin gelişmesiyle önümüze büyük bir fırsat ve avantaj olarak çıkan bu yeni tedavilerden biri olan Nalmafen Consta hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Nalmefen aslında bilinen etken bir madde. Geçmiş yıllarda sıklıkla alkol ve eroin bağımlılığı tedavilerinde kullanılan bir etken madde. Nalmefen Consta iğne tedavisi özellikle eroin ve kodein bağımlılığı ile oksikodon denilen ağrı kesici bağımlılığında kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Bu tedaviyi olan bağımlı kişilerin madde isteğinin ciddi oranda azaldığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu kişilerin tedavi sırasında uyuşturucu madde kullansa bile bu maddelerden haz almadıklarını söyledi. Uzun süreli iğne tedavisinde bağımlı kişinin her gün ilaç almak zorunda kalmadığını da dile getiren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, böylece 3 ayda bir bu aşının ya da iğnenin yapılmasıyla uyuşturucu maddeden uzak kalmasının sağlandığını ifade etti.</p>
<p><strong>Enjeksiyon detoks sonrası yapılıyor</strong></p>
<p>Bağımlı kişinin bu tedaviyi alabilmesi için vücudunda herhangi bir maddenin bulunmaması gerektiğini de kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Kişi maddeden uzak kalacak bir düzen içerisinde olabilir ya da bir süre hastanede yatışı sağlanarak ‘detoks’ dediğimiz sürede vücuttan bütün maddeler atılır ondan sonra da Nalmefen Consta dediğimiz iğne tedavisi yapılarak tedavi başlatılmış olur.” dedi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, tedavinin etkisinin 3 ay sürdüğünü, iğne tedavisinin tekrarlanması gerektiğini de anlatarak, bunun kararını da hasta, hasta yakını ve doktorun ortak verdiğini ifade etti. Enjeksiyon tedavisinde herhangi bir alerjik reaksiyon yok ise bilinen bir yan etki ortaya çıkmadığını da belirten Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nalmefen tedavisiyle ciddi bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durma süresi artıyor, başarı şansı oldukça yüksek. Bilimsel çalışmalarda diğer implant, çip tedavilerine kıyasla tedavinin daha kolay yapılması, yakın takibinin daha kolay olması da tedavideki başarı şansını artırıyor. Bu tedavinin başlanmasıyla beraber mutlaka gerekli terapi ve psikolojik destek de tedavi şansını artırıyor.”</p>
<p><strong>Beyindeki hızlı dopamin artışını engelliyor</strong></p>
<p>Diğer enjeksiyon tedavisi olan Vanokserin Consta hakkında da bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu tedavinin de kokain bağımlılığında önemli bir tedavi olanağı olarak görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Kokain bağımlılığının yanı sıra metamfetamin bağımlılığında da Vanokserin Consta’nın tedavide önemli bir yeri bulunduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu tedavide de kişinin madde kullanımıyla ciddi bir dopamin artışı ortaya çıktığını, Vanokserin Consta ile beyindeki hızlı dopamin artışının engellendiğini ve bu maddelerin kullanılma isteğinin azaldığını, kullanılsa da haz alınmadığını böylece maddeden uzak kalınmasının sağlandığını anlattı. Bu tedavinin de 3 aylık periyotlarda yapıldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, Vanokserin tedavisinde de kişinin vücudunda herhangi bir madde bulunmaması gerektiğini ve yine ‘detoks’ sürecinden sonra uygun görülen hastalarda 3 aylık Vanokserin Consta uygulandığı bilgisini verdi.</p>
<p>3 aylık tedavinin ardından ikinci kez, ihtiyaç halinde üçüncü kez bu iğnenin tekrarlanmasının tedavi başarısını artırdığını da kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Nalmefen Consta’daki gibi uygulama esnasında iğne bölgesinde 1-2 saatlik bir ağrı olabiliyor, biz danışanlarımıza bu ağrı oluşmaması için ağrı kesici veriyoruz, onun dışında bir yan etki ortaya çıkmıyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Uzun etkili iğne tedavileri elimizdeki son çareler”</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, farklı madde kullanımında da uygun olan tedavi yöntemi seçilerek uzun etkili iğne tedavilerinin kullanıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Uzun etkili iğne tedavileri aslında elimizdeki son çareler. Uygun hastalarımızda eğer hastamızın motivasyonu da yüksekse, tedavi sürecinde ilaç alma konusunda zorlanıyorsa, her gün ilaçlarını takip etmek ile ilgili sıkıntı yaşıyorsa, uzun etkili iğne tedavileri çok yardımcı oluyor.  Hiçbir zaman iğne tedavilerini son seçenek olarak düşünmemek lazım. Uygun hastalarda gerekirse erken zamanda iğne tedavilerine başlanabilir, buna mutlaka hasta, hasta yakını ve doktor birlikte karar veriyor.”</p>
<p>Her iki tedavinin de bilinen önemli bir kronik hastalığı olmayan, ciddi bir karaciğer yetmezliği bulunmayan tüm hastalarda erkek-kadın uygulanabildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Bu tedavilerin kullanılmasıyla beraber tedavide başarı şansının çok yükseldiği, kişinin temiz kaldığı, maddelerden uzak kaldığı periyodun ciddi anlamda arttığı ve tedavi motivasyonunun ciddi anlamda yükseldiği kanıtlandı.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485">Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
