<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>enfeksiyonlar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/enfeksiyonlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/enfeksiyonlar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2026 08:12:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>enfeksiyonlar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/enfeksiyonlar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cildimizi sadece güneş ışınları yıpratmıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cildimizi-sadece-gunes-isinlari-yipratmiyor-646423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[cildimizi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[ter]]></category>
		<category><![CDATA[terleme]]></category>
		<category><![CDATA[yıpratmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646423</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildimizi-sadece-gunes-isinlari-yipratmiyor-646423">Cildimizi sadece güneş ışınları yıpratmıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor.  Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil. Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, </strong>bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir.    Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir”. Aslında alacağımız bazı basit önlemlerle aşırı sıcaklarda da cildimizi büyük oranda korumamız mümkün. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, </strong>yaz aylarında<strong> </strong>cildimizi yıpratan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>HAVUZLAR</strong></p>
<p>Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar,  hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda  impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor.  Özellikle kalabalık olan havuzlarda fazla zaman geçirilmesi ve cildin uzun süre suyla temas etmesi bu tarz enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırıyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.</li>
<li>Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.</li>
<li>Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin. </li>
</ul>
<p><strong> HAVUZ KENARLARI, ŞEZLONGLAR, DUŞAKABİNLER</strong></p>
<p>Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü’ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın. </li>
<li>Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.</li>
<li>Şezlongları havlu sermeden kullanmayın. </li>
<li>Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin. </li>
</ul>
<p><strong>KLİMALAR</strong></p>
<p>Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu durumun özellikle kuru ve hassas ciltlerde sorun oluşturabileceğini belirterek, “Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmak cilt bariyerini zayıflatabilir ve bunun sonucunda ciltte hassasiyet artışı, gerginlik, kızarıklık, küçük çatlaklara bağlı irritasyonlar<strong> </strong>gelişebilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin. </li>
<li>Her gün 2–2,5 litre su içmeye özen gösterin</li>
<li>Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın. </li>
<li>Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın. </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>AŞIRI SICAK HAVA</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor. Melazmaya (kahverengi cilt lekelerine) yatkın kişilerde güneşin ve zararlı ultraviyole ışınlarının yanı sıra aşırı sıcaklık da leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Sıcak havanın etkisiyle ciltte oluşan su kaybı pul pul dökülme, kaşıntı ve hassasiyet gibi sorunlar oluşturabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Özellikle rozasea sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.</li>
<li>Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.</li>
</ul>
<p><strong>YOĞUN TER BİRİKİMİ</strong></p>
<p>Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor. Aşırı sıcaklara ek olarak yoğun güneş kremi kullanımı da terlemeyi artırarak komedon (siyah nokta) oluşumunu tetikleyebiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>
<ul>
<li>Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.</li>
<li>Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>PARFÜMLER</strong></p>
<p>Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, “Özellikle narenciye, portakal ve limon gibi turunçgillerden zengin kokular güneş altında o bölgede lekelenmeye, damarlanma oluşumuna, bazen de ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin. </li>
</ul>
<p><strong> CEP TELEFONLARI</strong></p>
<p>Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal,<strong> </strong>bu durumun ciltteki gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak özellikle yanak ve çene bölgesinde sivilce ile siyah nokta oluşumunu artırabileceğini belirtirken, “Telefon ekranlarından yayılan görünür ışığın da ultraviyole ışınlarıyla birlikte ciltte leke oluşumuna katkıda bulunabileceği düşünülmektedir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.</li>
<li>Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.</li>
<li>Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin. </li>
<li>Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildimizi-sadece-gunes-isinlari-yipratmiyor-646423">Cildimizi sadece güneş ışınları yıpratmıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975">Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor. Üstelik sıcak havalarda farkında olmadan yapılan bazı yanlışlar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> özellikle uzun süre güneşte kalmak, yetersiz su tüketmek ve gıda güvenliğini ihmal etmek gibi yanlışlardan mutlaka kaçınılması gerektiğini belirterek, “Yaz aylarında bu tür hatalar halsizlikten tansiyon problemlerine, erken doğum riskinden enfeksiyonlara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarının günlük yaşam alışkanlıklarını sıcak hava koşullarına göre düzenlemeleri, daha konforlu ve güvenli bir hamilelik geçirmelerine yardımcı olmaktadır” diyor. </p>
<p>Aşırı sıcaklara bağlı uyarı belirtilerini erken dönemde fark etmenin son derece önemli olduğunu vurgulayan <strong>Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> “Baş dönmesi, bulantı, çarpıntı ve bayılma hissi, sıcak çarpması belirtileri olabilir. Böyle bir durumda dinlenmek ve sıvı almak önemlidir. Belirtiler devam ediyorsa zaman kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> yaz aylarında sağlıklı ve rahat bir hamilelik için kaçınılması gereken hataları anlattı; önemli önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Hata: Yetersiz su tüketmek</strong></p>
<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle vücut daha fazla sıvı kaybediyor ve hamilelikte bu durum daha belirgin hale geliyor. Yetersiz su tüketimi; baş dönmesi, halsizlik, baş ağrısı ve bazı durumlarda rahim kasılmalarını artırabiliyor. Ayrıca susuz kalmak, idrar yolu enfeksiyonu riskini de yükseltebiliyor. </p>
<p><strong>Doğrusu: </strong>Her gün 2-2,5 litre su içmeniz yaşamsal önem taşıyor. Gün boyunca susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmeyi ve özellikle dışarıda geçirdiğiniz zamanlarda sıvı alımını artırmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Hata: Günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunmak</strong></p>
<p>Özellikle güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı öğle saatlerinde güneşe uzun süre maruz kalmak vücut ısısının aşırı yükselmesine yol açabiliyor. Aşırı sıcakların anne adayının çok daha çabuk yorulmasına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, “Ayrıca, hamilelikte dolaşım sistemi zaten daha yoğun çalıştığı için sıcak çarpması, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riski artmaktadır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Mümkün olduğunca 11.00–16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Mecbur kaldığınızda gölgede veya serin ortamlarda bulunun, şapka takmak ve bol su içmek gibi koruyucu önlemleri mutlaka alın. </p>
<p><strong>Hata: Hava almayan kıyafetler tercih etmek</strong></p>
<p>Dar, sentetik ve hava geçirmeyen kıyafetler vücut sıcaklığını artırarak aşırı terlemeye neden olabiliyor. Hamilelikte zaten hassaslaşan cilt, sıcak ve nemli ortamdan daha fazla etkileniyor. Bu durum cilt tahrişleri, mantar enfeksiyonları ve genel rahatsızlık hissiyle sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Açık renkli, bol kesimli ve pamuk gibi nefes alabilen kumaşlardan üretilmiş kıyafetler giymeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Hata: Güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmek</strong></p>
<p>Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeniyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bu nedenle yüzde ve vücudun çeşitli bölgelerinde koyu lekeler oluşabiliyor veya mevcut lekeler belirginleşebiliyor. Ayrıca uzun süre güneşe maruz kalmak cilt hasarı riskini de artırıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Dışarı çıkmadan önce en az 30 SPF koruma faktörüne sahip güneş kremi kullanmaya, şapka takmaya ve mümkün olduğunca gölgede kalmaya dikkat edin. </p>
<p><strong>Hata: Fiziksel aktiviteleri sıcak havada yapmak</strong></p>
<p>Hamilelikte vücudun enerji ihtiyacı arttığı için sıcak havalarda aşırı efor daha zor tolere ediliyor. “Ayrıca, aşırı sıcaklarda egzersiz yapmak vücudun fazla ısınmasına ve sıvı kaybının hızlanmasına neden olabilmektedir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,<strong> </strong>bu durumun nefes darlığı, baş dönmesi ve aşırı yorgunluk gibi şikâyetleri artırabileceğini söylüyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Hamilelik döneminde ve yaz aylarında yapılabilecek en sağlıklı egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Egzersiz için sabah erken ya da akşamın serin saatlerini tercih edin. Temponuzu makul seviyede tutmayı, egzersiz öncesinde ve sonrasında yeterli sıvı almayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Hata: Açıkta satılan ve güvenilir olmayan gıdaları tüketmek</strong></p>
<p>Hamilelik, hücresel bağışıklıktaki değişiklikler nedeniyle bazı gıda kaynaklı enfeksiyonlara yatkınlığı artırıyor. Gıda kaynaklı enfeksiyonlar hem anne hem de bebek açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Düşük ve erken doğumun yanı sıra yenidoğan dönemindeki bebeklerde ciddi enfeksiyonlar görülebiliyor. Diğer taraftan, yaz sıcaklarında gıdalar daha hızlı bozulabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler veya uygun koşullarda saklanmayan ürünler gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabiliyor. Şarküteri etleri, yumuşak peynirler, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve soğuk tütsülenmiş deniz ürünleri yüksek riskli gıdalar arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Güvenilir işletmelerden alışveriş yapmanız, yüksek riskli gıdalardan kaçınmanız, meyve ile sebzeleri iyi yıkamanız ve yiyeceklerin tazeliğine dikkat etmeniz çok önemli. </p>
<p><strong>Hata: Tatil seyahatlerinde hareketsiz kalmak</strong></p>
<p>Uzun araba veya uçak yolculuklarında hareketsiz kalmak bacaklarda şişlik ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Hamilelikte pıhtılaşma eğilimi arttığı için bu durum daha fazla önem taşıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu: </strong>Yolculuk sırasında 1-2 saatte bir hareket etmeyi ve kısa yürüyüşler yapmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Hata: Ani sıcak değişimlerine dikkat etmemek</strong></p>
<p>Sıcaktan kaçmak isterken ortamı aşırı derecede soğutmak hem rahatsızlık hissini artırabiliyor hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Klima sıcaklığını makul seviyelerde tutmanız daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca bulunduğunuz ortamı günde en az 3 kez 10’ar dakika havalandırmaya özen gösterin. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975">Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezi]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezi Büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[şaretlerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957">Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesi, ailelerin en sık endişe yaşadığı sağlık sorunlarından biridir. Lenf bezleri bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır ve çocukluk çağında sık olarak büyüyebilir. Çoğu zaman bu durum basit enfeksiyonlara bağlıdır ve kendiliğinden düzelir. Ancak bazı durumlarda lenf bezi büyümeleri ciddi hastalıkların habercisi olabilir ve daha dikkatli değerlendirme gerektirebilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematoloji/Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir, çocuklarda lenf bezi büyümelerinin nedenleri ve hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu. </p>
<p><strong>Lenf bezleri neden büyür?</strong></p>
<p>Lenf bezleri, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Vücutta çok sayıda lenf nodu bulunur ve bu yapılar lenfatik damarlar aracılığıyla birbirine bağlıdır. Lenfadenopati, lenf düğümlerinin normalden büyük hale gelmesi olarak tanımlanır. Çocuklarda lenf bezi büyümesi sık görülür ve çoğu zaman iyi huyludur. Enfeksiyonlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına, ilaçlara ve nadiren kansere kadar çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Yalnızca tek bir bölgede sınırlı olabileceği gibi, vücudun farklı bölgelerinde yaygın olarak da görülebilir. Tek bir lenf nodunun ya da aynı bölgedeki birkaç lenf nodunun büyümesi bölgesel lenfadenopati, komşu olmayan ikiden fazla bölgede lenf nodu büyümesi ise yaygın lenfadenopati olarak tanımlanır.</p>
<p><strong>Lenf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlar</strong></p>
<p>Çocuklarda lenf bezi büyümesinin en sık nedeni enfeksiyonlardır. Viral enfeksiyonlar (Epstein-Barr virüsü gibi), bakteriyel enfeksiyonlar (streptokok ve stafilokok enfeksiyonları), mikobakteriyel enfeksiyonlar (tüberküloz gibi) ve fungal enfeksiyonlar lenf bezi büyümesine yol açabilir. Enfeksiyona bağlı lenf bezi büyümelerinde genellikle lenf bezlerinde ağrı, kızarıklık ve ısı artışı görülür. Buna ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi enfeksiyona ait belirtiler eşlik edebilir. Tüberküloz lenfadenitlerinde ise çoğunlukla tek taraflı ve ağrısız lenf bezi büyümesi dikkat çekerken, tifo gibi bazı enfeksiyonlarda yaygın lenfadenopati ortaya çıkabilir.</p>
<p>Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları boyun ve çene altındaki lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Saçlı deri enfeksiyonlarında kafa derisinde, göz ve kulak enfeksiyonlarında kulak çevresinde, üst solunum yolu enfeksiyonlarında boyunda, kedi tırmığı hastalığında koltuk altında, küçük bebeklerde bez bölgesi enfeksiyonlarında ise kasık lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Mide ve bağırsak enfeksiyonları ile apandisit gibi durumlarda karın içi lenf bezleri de etkilenebilir.</p>
<p><strong>Ne zaman kanserden şüphelenilmeli?</strong></p>
<p>Daha nadir olmakla birlikte, çocukluk çağı kanserlerinde lenf bezi büyümesi görülebilir. Lösemi (kan kanseri) ve lenfomalar (lenf bezi kanserleri) başta olmak üzere bazı kanser türlerinde lenf bezi büyümesine aşağıdaki belirtiler eşlik edebilir:</p>
<ul>
<li>Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş</li>
<li>Kilo kaybı</li>
<li>Halsizlik ve iştahsızlık</li>
<li>Gece terlemeleri</li>
<li>Vücutta morluk ve kanama</li>
</ul>
<p>Kanserle ilişkili lenf bezi büyümelerinde lenf nodları genellikle sert, hareketsiz ve ağrısızdır. Kızarıklık ve ısı artışı gibi enfeksiyon bulguları çoğunlukla görülmez. Lösemi şüphesinde kan sayımı ve periferik yayma önemli ipuçları verirken, kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu ve/veya biyopsi gerekebilir.</p>
<p><strong>İlaçlar ve aşılar da lenf bezi büyümesine yol olabilir</strong></p>
<p>Bazı ilaçlar, aşılar ve bağışıklık sistemi bozuklukları da lenf bezi büyümesine neden olabili. Özellikle BCG(tüberküloza karşı) aşısı sonrası koltuk altı lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu durum çoğunlukla geçicidir, ancak mutlaka takip edilmelidir.</p>
<p><strong>Bu 4 işaret varsa hemen doktora başvurmalı!</strong></p>
<p>Lenf bezi şişliğinin süresi, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve uygulanan tedavilere yanıt verip vermediği büyük önem taşır. Bölgesel lenf bezi büyümelerinde ilgili bölgede enfeksiyon bulguları değerlendirilmelidir. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır:</p>
<ol>
<li>Lenf bezinin hızla büyümesi</li>
<li>6 haftadan uzun süren lenfe bezinde şişlik</li>
<li>Ateş, kilo kaybı ve gece terlemesinin eşlik etmesi</li>
<li>Yorgunluk, eklem ağrısı veya döküntü görülmesi</li>
</ol>
<p>Seyahat öyküsü, hayvan teması, böcek ısırıkları, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, aşı öyküsü ve kronik hastalık varlığı ayrıntılı şekilde sorgulanmalıdır. Ergen çocuklarda ise cinsel öykü ve madde kullanımı da değerlendirmeye dahil edilmelidir.</p>
<p><strong>Lenf bezi büyümesinde tanı süreci</strong></p>
<p>Öncelikle lenf bezlerinin yeri, boyutu, kıvamı, hareketliliği, hassasiyeti ve büyüme hızı değerlendirilir. Çocuklarda boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde küçük lenf nodlarının hissedilmesi normal kabul edilebilir. Ancak genellikle 2,5 cm’nin üzerindeki lenf bezleri anormal olarak değerlendirilir. Enfeksiyona bağlı lenfadenopatiler çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden ya da uygun tedaviyle geriler. Özellikle 6 haftadan uzun süren, sert, hareketsiz ve ağrısız lenf bezleri ise kanser açısından araştırılmalıdır.</p>
<p>Tanısal testler klinik bulgulara göre planlanır. Kan sayımı ve periferik yayma ilk değerlendirmede önemlidir. Gerekli durumlarda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve biyopsi gibi ileri tetkiklere başvurulabilir. Kanser veya atipik enfeksiyon şüphesinde lenf nodunun çıkarılarak incelenmesi gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-lenf-bezi-buyumesinin-isaretlerine-dikkat-609957">Çocuklarda Lenf Bezi Büyümesinin İşaretlerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Enfeksiyona Neden Olan Bu 8 Etkene Dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-enfeksiyona-neden-olan-bu-8-etkene-dikkat-595878</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 07:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyona]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkene]]></category>
		<category><![CDATA[flora]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal Enfeksiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların büyük çoğunluğu hayatının bir döneminde jinekolojik bir rahatsızlık olan vajinal enfeksiyonlara yakalanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-enfeksiyona-neden-olan-bu-8-etkene-dikkat-595878">Kadınlarda Enfeksiyona Neden Olan Bu 8 Etkene Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların büyük çoğunluğu hayatının bir döneminde jinekolojik bir rahatsızlık olan vajinal enfeksiyonlara yakalanıyor. Hastaların bazıları bu enfeksiyonları uygun tedavi planlaması ile kısa sürede atlatabiliyorken, bir kısmı da tanı ve tedaviyi ihmal ederek hastalığın kronik hale gelmesine yol açabiliyor. Yılda 4 kez ve üzeri tekrarlarla kronik hale gelen enfeksiyonlar kadınların iş, aile ve sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Tekrarlayan enfeksiyonlar, nedeni hedef alan bütüncül ve hastaya özel yaklaşımlarla tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ecem Eren, vajinal enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kadınların 3’te 1’i vajinal enfeksiyon riski altında</strong></p>
<p>Kadınların en az 3’te 1’i hayatının bir döneminde vajinal enfeksiyon, yetişkin kadınların %75’inden fazlası vajinal mantar enfeksiyonu ve her 100 kadından 5’inden fazlası ise bakteriyel vajinozis enfeksiyonuna maruz kalmaktadır. Vajinanın sağlıklı yapısını koruyan en önemli unsur, içerdiği doğal bakteri florasıdır. Bu florada özellikle Lactobacillus türü bakteriler, hafif asidik bir ortam oluşturarak zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını engeller. Ancak bazı dış veya iç etkenler bu florayı bozarak enfeksiyonlara zemin hazırlamaktadır. Hamile kadınlar, vücutlarındaki hormonal değişiklikler nedeniyle daha fazla mantar enfeksiyonu riski ile karşı karşıya kalmaktadır.  </p>
<p><strong>Dar pantolon da enfeksiyona neden olabilir</strong></p>
<p>Vajinal enfeksiyonlar halk arasında daha çok vajinit olarak tanımlanır. Bakteriler, mayalar ve virüslerin neden olduğu vajinal enfeksiyonların en önemli sebepleri şunlardır;</p>
<ol>
<li>Kontrolsüz ve fazla antibiyotik kullanımı</li>
<li>Vajinal duş veya sabunlarla iç temizlik</li>
<li>Vajinal kuruluk</li>
<li>Bağışıklık sisteminde zayıflama</li>
<li>Kontrolsüz diyabet (şeker hastalığı)</li>
<li>Hormonal değişiklikler (doğum kontrol hapları veya menopoz)</li>
<li>Korunmasız cinsel ilişki</li>
<li>Sentetik iç çamaşırı ve dar kıyafetler</li>
</ol>
<p><strong>Daha önceki reçeteyi kullanmanız enfeksiyonu kronik hale getirebilir</strong></p>
<p>Tekrarlayan enfeksiyonlarda birçok kadın, daha önce kendileri için düzenlenmiş bir reçeteyi tekrar kullanarak ya da eczaneden kendi başlarına ilaç alarak sorunu geçici olarak bastırmaya çalışır. Ancak bu yöntem hem yanlış tedaviye hem de enfeksiyonların kronikleşmesine neden olabilir. </p>
<p><strong>Enfeksiyona özel planlama tedavi başarısını artırıyor</strong></p>
<p>Tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda artık sadece mantar ilacı veya antibiyotikle tedavi yerine nedeni hedef alan, bütüncül ve kişiye özel yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Bu tedaviler şunlardır; </p>
<ul>
<li><strong>Vajinal Flora Analizi ve Dengeleme: </strong>Antibiyotik tedavisinden sonra florayı korumak ve mantar oluşumunu önlemek için laktobasil içeren vajinal probiyotikler (fitil veya kapsül) ve ağızdan alınan özel probiyotik kombinasyonları kullanılır.  </li>
<li><strong>Tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında uzun süreli baskılama tedavisi: </strong>Sık mantar enfeksiyonlarında, klasik 1-3 günlük tedaviler yerine; haftalık veya aylık düşük doz ilaçlarla enfeksiyonların yeniden oluşması engellenebilir. Antibiyotik sonrası vajinal laktobasil ya da borik asit uygulaması, östrojen düzeyi düşük olan hastalarda lokal hormon desteği verilir.  </li>
<li><strong>Lokal Vajinal Lazer ve Rejeneratif Tedaviler: </strong>Özellikle menopoz sonrası vajinal kuruluk, yanma, tekrarlayan enfeksiyon ve cinsel ilişki sırasında ağrı yaşayan kadınlar için, klasik kremlerin dışında fraksiyonel CO₂ lazer veya Er:YAG vajinal lazer uygulamaları ile vajinal dokuda yenilenme ve florada denge sağlanarak enfeksiyon riskini azaltabilir. </li>
<li><strong>Bağışıklık Sistemini Güçlendirici Destekler: </strong>Tekrarlayan enfeksiyonlarda, altta yatan sistemik nedenlerinde tedavi edilmesi gerekir. Bu rahatsızlıklar tanı konmamış diyabet, vitamin/mineral eksiklikleri (özellikle D vitamini, çinko), kronik stres ve uyku düzensizliğidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-enfeksiyona-neden-olan-bu-8-etkene-dikkat-595878">Kadınlarda Enfeksiyona Neden Olan Bu 8 Etkene Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin sona erip sonbahara girilmesi ve okulların açılmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere hastalıkların görülme sıklığı artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994">Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin sona erip sonbahara girilmesi ve okulların açılmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere hastalıkların görülme sıklığı artıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş,</strong> özellikle kapalı alanlarda daha uzun süre zaman geçirilmesi nedeniyle, sağlığımızı korumak için önlem almanın çok daha önemli hale geldiğini belirterek “Sonbahar ve kış aylarında ağırlıklı olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarını görüyoruz. Bu enfeksiyonlar öksürme, hapşırma hatta konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla kolayca ve hızla bulaşıyor. Bu nedenle bazı basit önlemler almak, mikropların konsantrasyonunu azaltmada ve hastalıklardan korunmada büyük önem taşıyor” diyor. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, sonbaharda çocukları enfeksiyonlardan korumanın 7 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Ortamı sık sık havalandırın</strong></li>
</ul>
<p>Sınıflar ve odaların çocuklar yokken iyice havalandırılması, mikroplarla karşılaşma riskini azaltacaktır. Ders aralarında bu havalandırma yapılabilir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Bazı hastalıkların bulaştırıcılığı klinik bulgu vermeden başlar. Havalandırma ile bulaş riski, mikrop konsantrasyonu azaltılır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hijyenin önemini öğretin</strong></li>
</ul>
<p>Hastalıklardan korunmada el temizliği başta olmak üzere hijyen kurallarına dikkat etmek son derece önemlidir. Çocuklara özellikle tuvaletten sonra ve yemeklerden önce ellerini sabunla, doğru bir şekilde yıkamanın önemi öğretilmeli, bu konuda rol model olunmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Bu eşyaların kişiye özel olduğunu anlatın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklar sınıfta birbirlerinin eşyalarını (özellikle su kabı, çatal, bıçak vb) kullanmamalıdır. Aksi halde bulaş ağız yoluyla kolaylıkla olacaktır. Aynı şekilde kalemleri ağıza değdirmemek ve elleri gün içinde özellikle ağız ve gözlere sürmemek de çok önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşısı yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Grip aşısı kış sezonu öncesinde çocukları gripten korumada önemli bir rol oynamaktadır. Aşıların ihmal edilmemelidir. Grip aşısı, grip sonrası ortaya çıkabilecek kulak iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonları da önler” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hasta ise okula göndermeyin</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların hastayken kreşe götürülmemesi ve okula gönderilmemesi, kapalı alanlarda enfeksiyonların yayılmasını büyük ölçüde azaltır. Ailelerin buna çok dikkat etmesi gerekir. Gerekirse maske kullanılmalı ve maske dört saatte bir değiştirilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Açık havada zaman geçirmesini sağlayın</strong></li>
</ul>
<p>Sonbaharla birlikte güneş yavaş yavaş yerini bulutlu ve serin havaya bıraksa da, fırsat buldukça mutlaka çocuğunuzun açık havada güneşten faydalanmasını sağlayın. Bu sayede hem D vitamini almış olacak hem de bağışıklık sistemi güçlenecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Gelişigüzel vitamin ve mineral takviyesi kullanmayın</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Ebeveynler çocuklarının bağışıklığını kuvvetlendirmek için; internetten, sosyal medyadan ya da arkadaş çevresinden duyduklarıyla takviye ürünler kullandırabiliyorlar. Oysa çocuğun kan testi ile değerlerine bakılarak, vitamin ve mineral takviyesine gerek görüldüğü durumda doktor önerisiyle başlanmalıdır. Aksi taktirde fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-sonbahar-hastaliklarina-hazirlikli-mi-575994">Çocuğunuz sonbahar hastalıklarına hazırlıklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazdan Kalan Enfeksiyonlarla Kışa Girmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazdan-kalan-enfeksiyonlarla-kisa-girmeyin-573533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 08:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlarla]]></category>
		<category><![CDATA[girmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<category><![CDATA[yazdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcak hava, nem, deniz ve havuz gibi faktörler yaz aylarında kadınlarda vajinal enfeksiyonların daha sık görülmesine neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazdan-kalan-enfeksiyonlarla-kisa-girmeyin-573533">Yazdan Kalan Enfeksiyonlarla Kışa Girmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak hava, nem, deniz ve havuz gibi faktörler yaz aylarında kadınlarda vajinal enfeksiyonların daha sık görülmesine neden oluyor. Tatil döneminde ihmal edilen ya da yarım bırakılan tedaviler ise enfeksiyonların kış aylarına taşınmasına yol açabiliyor. Bu durum hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de kronik enfeksiyon riskini artırıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Numanoğlu, yazdan kalan vajinal enfeksiyonların bu dönemde mutlaka tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizerek, sonbahar ve kış aylarını sağlıklı geçirmek için önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Tedaviyi ertelemeyin</strong></p>
<p>Sık tekrar eden ya da tam olarak iyileşmemiş enfeksiyonlarla kışa girilmemelidir. Düzenli jinekolojik muayene, smear testi ve gerektiğinde vajinal akıntı incelemesi ile mevcut enfeksiyonlar belirlenmeli ve eksiksiz tedavi edilmelidir. Bu adımlar ihmal edildiğinde hastalıkların kronikleşmesi kolaylaşır.</p>
<p><strong>Beslenme ve hijyeni önemseyin, HPV aşışınızı yaptırın </strong></p>
<p>Kadınların jinekolojik problemlerden korunmak ve genel sağlıklarını korumak için bazı önlemleri alması önemlidir. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:</p>
<p><strong>Beslenmenize dikkat edin:</strong> Dengeli beslenin, fazla karbonhidrattan uzak durun. Karbonhidrat tüketimi vajinal pH dengesini bozarak enfeksiyon riskini artırır.</p>
<p><strong>Probiyotik desteği alın:</strong> Günde 1 bardak taze kefir tüketin ya da doktorunuzun önerdiği probiyotikleri kullanın. Bu alışkanlık vajina ve bağırsak florasını desteklemektedir. Floranın düzelmesi için probiyotiklerin en az 3 ay düzenli kullanılması gerekir.</p>
<p><strong>Doğru iç çamaşırı seçin:</strong> Pamuklu iç çamaşırı tercih edin. Çamaşırınızı sık değişttirin ve kuru kalın</p>
<p><strong>Hijyene dikkat edin</strong>: Genital bölge temizliğinde sabun ya da kimyasal ürünler yerine yalnızca su kullanın. Vajina kendi kendini temizleyen bir organdır.</p>
<p><strong>Antibiyotik kullanımına dikkat edin</strong>: Gereksiz antibiyotiklerden kaçının. Antibiyotikler yararlı bakterileri yok ederek fırsatçı mikroorganizmaların çoğalmasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Spor sonrası kuru kalın:</strong> Egzersiz sonrası ıslak kalmamaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Kronik hastalıkları kontrol altında tutun:</strong> Özellikle diyabet, kalp ve bağışıklık sistemi sorunlarınız varsa düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunun:</strong> Cinsel ilişkide partnerinizin prezervatif kullanmasının enfeksiyon riskini %70 oranında azaltacağını unutmayın. HPV aşınızı mutlaka yaptırın.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde dikkatli olun</strong>: Vajinal enfeksiyonların tedavi sürecinde cinsel ilişkiden kaçının. Bazı enfeksiyonlarda partner tedavisi gerekir, ancak mantar enfeksiyonlarında şikayet yoksa partner tedavisine gerek duyulmaz.</p>
<p><strong>Kötü kokulu akıntılarınızın tedavisini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Kadınlarda fizyolojik akıntı normaldir. Bu akıntı şeffaf, kokusuz ve yumurta akı kıvamında olmalıdır. Ancak sarı-yeşil renkli, kötü kokulu, kaşıntılı ya da kesilmiş süt görünümünde akıntılar enfeksiyon belirtisidir ve mutlaka jinekoloğa başvurulmalıdır. Vajinal enfeksiyonlar yalnızca bedensel değil, psikolojik açıdan da günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Yazdan kalan enfeksiyonların tedavisinin ertelenmemesi, kış aylarına sağlıklı bir şekilde girmenin en önemli adımıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazdan-kalan-enfeksiyonlarla-kisa-girmeyin-573533">Yazdan Kalan Enfeksiyonlarla Kışa Girmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 14:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[yolla]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar...Sessiz salgın: 1 günde 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan enfeksiyon!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847">Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar…Sessiz salgın: 1 günde 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan enfeksiyon!</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, cinsel yolla bulaşan hastalıklar dünya genelinde ve Türkiye’de alarm verici boyutlara ulaştı. Uzmanlar, özellikle hiçbir belirti göstermeden ilerleyen hastalıkların partnerlerde kısırlıktan kansere kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi cinselliği savunan ve bu vizyonla 95 yıldır cinsel sağlık kategorisine dünya çapında liderlik eden Durex’in Global Cinsellik Araştırması; toplumda prezervatifin sadece gebelikten korunma aracı olarak görülmesinin, cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılımını artırdığını  gösteriyor.</p>
<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor. Uzmanlar, çoğu kişinin taşıdığının farkında olmadan partnerine cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon bulaştırabileceğini hatırlatıyor ve tarama yaptırmadan ilişkiye başlamamanın önemini vurguluyor. Şüphe, düzenli kontrol, doğru önlemler almak ve en önemlisi cinselliği konuşmanın önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıkların gölgesinde büyüyen bu sessiz salgına #SıcağıSıcağına dikkat çekiyor.</p>
<p><b><strong>Kimsenin Konuşmadığı Tehlike: Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar </strong></b></p>
<p>Büyüdüğümüz coğrafyada, erkekliğin gücünü cinsellikten aldığının ve bu nedenle ülkemizde cinselliğin konuşulmamasının bir tabu olarak görüldüğünün altını çizen, Eskiçorapçı, cinsel enfeksiyonlara dair yaşanan sessiz salgının coğrafyanın ötesine geçtiğini ve tüm dünyayı etkisi altına aldığını söylüyor: “Coğrafya kader mi, evet. Cinsellik ve cinsiyet meselelerinde coğrafya biraz kader. Ama konu daha ciddi boyutlarda. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her gün cinsel olarak aktif olan  (15-49 yaş aralığı) bireyler, 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalanıyor. Bu yılda yaklaşık 400 milyon bulaş demek! Bu hastalıkların bel soğukluğu, klamidya gibi bir kısmı tamamen tedavi edilebilirken, HIV yani AIDS gibi bazıları hala tamamen tedavi edilemiyor; sadece kontrol altında tutulabiliyor” diyor.</p>
<p><b><strong>Yıllar Sonra Yeniden Frengi</strong></b></p>
<p>28 yıllık bir üroloji hekimi olarak son yıllara kadar frengi vakasına pek rastlamadığını belirten Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Son yıllarda frengi konusunda hayret verici bir yükseliş söz konusu. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada son 10 yılda 7-8 kat artış var. Frengi, sinsice iç organlara doğru ilerleyerek hiçbir semptom yaratmadan aylar hatta yıllar sonra onarılması güç hasarlar bırakıyor. Çok daha ciddi sonuçlara yol açabilen HPV, HIV ve Hepatit gibi virüslerin yayılımı da oldukça yüksek. Bu hastalıklardan Hepatit ve HPV için aşı mevcutken, HIV yani AIDS için halen koruyucu bir aşı bulunmuyor. Türkiye’de AIDS vakaları artış gösterirken, dünya genelinde ise yıllık vaka sayısı 200 milyonun üzerinde seyrediyor” şeklinde ifade ediyor. Türkiye’de en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında, bel soğukluğunun farklı türleri yer aldığını belirten Eskiçorapçı, “Klamidya ve Mikoplazma gibi yeni versiyonlarının yanı sıra, klasik Gonore bel soğukluğu da halen yaygınlığını sürdürüyor. Bunların dışında, HSV olarak bilinen genital uçuk da oldukça sık görülüyor. HSV, Amerika’da ve Türkiye’de en sık rastlanan ikinci cinsel yolla bulaşan enfeksiyon konumunda”.</p>
<p><b><strong>Korunmada En Etkili Yöntemlerden Biri: Prezervatif</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en temel ve etkili yönteminin prezervatif olduğunu vurguluyor: “Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sayfasına girip bakarsanız, tüm uzmanların da önerdiği gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntem prezervatif. Çok basit ve etkili bir yöntem olarak, enfeksiyonların yaklaşık %90’ının bulaşmasını engelliyor. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemi olarak ilk sırada geliyor.”</p>
<p><b><strong>Türkiye’de sadece 10 kişiden 2’si prezervatifi enfeksiyonlardan korunmak için kullanıyor</strong></b></p>
<p>Cinsel sağlık alanında 95 yıldır sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi bir cinsellik vizyonuyla dünya çapında liderlik eden prezervatif markası Durex’in Global Cinsellik Araştırması ise, hem Türkiye’de hem dünya genelinde cinsellikle ilgili sunduğu çarpıcı verilerle prezervatif kullanımına ilişkin tabloyu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılanların %46’sı güvenilir bir partnerle prezervatif kullanımının gereksiz olduğunu düşünürken, bu oran globalde sadece %21. Öte yandan prezervatif kullananların %58’i gebelikten korunmak için, %11’i ise cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla bu yöntemi tercih ediyor.</p>
<p><b><strong>“Sevgi, Önce Korumaktan Geçer”</strong></b></p>
<p>Eskiçorapçı, toplumda prezervatifin hala sadece doğum kontrol yöntemi olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor: “Maalesef insanların büyük kısmı, neredeyse %50’den fazlası prezervatifin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan koruduğunun farkında bile değil. Sanki sadece istenmeyen gebelikleri önlemek için kullanılan bir korunma yöntemiymiş gibi algılanıyor. Bu çok yanlış. Asıl önemli nokta; sizin farkında olmadan taşıyıcı olabileceğiniz hastalıkları partnerinize bulaştırmanızı önlemesi. Hatta çocuk sahibi olmayı planladığınızda bile bu çok kritik. Çünkü fark etmeden partnerinize bulaştırdığınız bir hastalık doğrudan çocuğunuza da geçebilir. Bu da konjenital anomaliler, düşükler, erken doğumlar ve hatta bazı göz hastalıkları gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yani aslında sadece partnerinizi değil, doğacak çocuğunuzu da korumuş olursunuz. Benim prezervatif kullanımı konusunda yaklaşımım yani korunmaya bakış açım daha çok sevgi odaklı. ”</p>
<p><b><strong>İnovasyonlarla Prezervatifler Artık Daha Konforlu</strong></b></p>
<p>Dünya genelinde yeni inovasyonlarla prezervatiflerin daha da konforlu hale geldiğini belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Evet, başka korunma yöntemleri de var; fakat hem gebelikten korunmada hem de cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesinde en etkili ve aktif yöntem hala prezervatif. Üstelik artık kişiye özel durumlardan kaynaklanan uyum sorunlarını azaltacak, partnerlerin ilişkideki konforunu artıracak yeni ürünler de geliştiriliyor. Bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmek lazım; ben de bu konuda umut verici yenilikler görüyorum” diye ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847">Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
