<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>endemik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/endemik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/endemik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Dec 2025 10:07:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>endemik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/endemik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den &#8216;Bitki Biyoçeşitliliğinin Korunması&#8217; Paneli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-bitki-biyocesitliliginin-korunmasi-paneli-596595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 10:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitliliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[panelde]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kentin zengin bitki çeşitliliğini korumak ve sürdürülebilir çevre bilincini güçlendirmek amacıyla önemli bir etkinliğe daha imza attı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-bitki-biyocesitliliginin-korunmasi-paneli-596595">Büyükşehir&#8217;den &#8216;Bitki Biyoçeşitliliğinin Korunması&#8217; Paneli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kentin zengin bitki çeşitliliğini korumak ve sürdürülebilir çevre bilincini güçlendirmek amacıyla önemli bir etkinliğe daha imza attı.  Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Antalya’da Bitki Biyoçeşitliliğinin Korunması ve Yönetimi Üzerine Güncel Yaklaşımlar” başlıklı panel, uzmanları, akademisyenleri, kamu temsilcilerini ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek yoğun bir ilgiyle tamamlandı. Panelde, biyoçeşitliliğin korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik açıdan da kritik bir değer olduğu vurgulandı.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi nikah salonunda düzenlenen panelde, Antalya’da bulunan kritik derecede tehlike altındaki, nadir ve hassas bitki türlerine ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Akademisyenler, kentte tespit edilen endemik, hassas ve kritik olarak tehlike altında bulunan bitki türlerine dair güncel araştırma sonuçlarını paylaştı. Özellikle iklim değişikliği, kontrolsüz arazi kullanımı ve yangın risklerinin bölgedeki biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri detaylı olarak ele alındı.<br />BİLİM VE BELEDİYECİLİK BİR ARAYA GELDİ <br />Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ekolojik çalışmalara katkı sunan paydaşların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, bitki biyoçeşitliliğinin korunmasına yönelik örnek uygulamalar ve belediyenin sahada yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Etkinliğe katılan uzmanlar, bitki türlerinin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı bilimsel ve kurumsal iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelde; biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik mevcut yasal çerçeveler, izleme yöntemleri, koruma planları ve dünyadaki iyi uygulama örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapıldı. <br />ENDEMİK TÜRLERİN MERKEZİ ANTALYA <br />Açılış konuşasını yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu Antalya’nın endemik bitki konusundaki zenginliğine vurgu yaparak “Antalya, Türkiye’de endemik bitkileri içinde barındıran çok güzel bir coğrafya. Yok olmaya yüz tutmuş birçok bitki türünü de aynı şekilde bu coğrafya muhafaza etmektedir. Ben Antalya Lara Bölgesi’nde kum zambaklarını görerek büyüdüm. İnşallah torunlarımın da görmesini çok arzu ediyorum. Bu yüzden de bitki çeşitliliğimizi ve endemik türlere sahip çıkmayı çok önemsiyorum. Hakikaten var olan zenginliklerimize sahip çıkmak bizim için çok önemli. Eminim bu panelde, bu konuların ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkaracaktır” dedi. Ayrıca Hacıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin dünya çapında bir ödül olan Yeşil Bayrak Ödülü’ne layık olmanın mutluluğunu yaşadığının da altını çizdi. <br />AKADEMİSYEN VE UZMANLARDAN BİLİMSEL SUNUMLAR<br />Dünyada 250 adet endemik bitkinin Antalya dışında hiçbir yerde yetişmediğini belirten ve “Antalya’nın Floristik Zenginliği Ve Koruma Önerileri” başlığıyla sunum gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz “Antalya bize biyoçeşitlilik bakımından inanılmaz bir zenginlik sunuyor. Tabi ki bunları hummalı çalışmalarla geleceğe taşımalıyız. Türkiye’de şu an 10 bin bitki türü var. 3 bin tanesi Dünya üzerinde sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunlardan 750 tanesi Antalya’da ve Türkiye’de yetişen türler. Fakat 250 tanesi Antalya dışında hiçbir yerde yetişmiyor. Avrupa’da insanlar ellerinde olan endemik türleri geleceğe yansıtmak için dönümlerce yer tahsis ediyorlar.  Ekolojik köprüler yapıyorlar. Akla gelebilecek birçok çalışmayı ortaya koyuyorlar. Bizde bu çalışmaları geçebilecek birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Yeşil Bayrak Ödülü’de bu başarılardan bir tanesi” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bu prestijli ödülü Antalya’ya kazandırdıkları için teşekkürlerini iletti. <br />GELECEĞE YÖNELİK ORTAK HEDEFLER<br />Panelde bir diğer ilgi çekici başlık ise Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Ahu Çınar’ın “Antalya’nın Doğal Sofrası:Yenilebilir Otlar” konulu sunumu oldu. Katılımcılar Antalya’da yenilebilir otların çeşitliliğini öğrendikten sonra Antalya özelinde biyoçeşitlilik araştırma ve izleme projelerinden örneklerin sunumunu yapan Antalya Orkidelerini ve Biyoçeşitliliği Koruma Derneği Üyesi Peyzaj Yüksek Mimarı Pınar Kınıklı’nın sunumu sayesinde biyoçeşitlilik ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi oldu. </p>
<p>Panel sonunda, Antalya’da bitki biyoçeşitliliğinin korunması adına uygulanabilecek güncel ve sürdürülebilir yöntemler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, özellikle eğitim, farkındalık çalışmaları ve doğal alanların korunmasına yönelik yeni projelerin geliştirilmesi konusunda görüş bildirdi. Etkinliğin, gelecekte yapılacak bilimsel ve kurumsal çalışmalara önemli bir zemin hazırladığı ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-bitki-biyocesitliliginin-korunmasi-paneli-596595">Büyükşehir&#8217;den &#8216;Bitki Biyoçeşitliliğinin Korunması&#8217; Paneli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nejdet Bozkurt, &#8220;Proje ile endemik Likya salebini koruyarak, neslinin devam etmesini sağlayacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nejdet-bozkurt-proje-ile-endemik-likya-salebini-koruyarak-neslinin-devam-etmesini-saglayacagiz-549731</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 08:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[etmesini]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[koruyarak]]></category>
		<category><![CDATA[likya]]></category>
		<category><![CDATA[nejdet]]></category>
		<category><![CDATA[neslinin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[salebini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Nejdet Bozkurt, 20 yıldır Türkiye orkideleri üzerine araştırma yürütüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nejdet-bozkurt-proje-ile-endemik-likya-salebini-koruyarak-neslinin-devam-etmesini-saglayacagiz-549731">Nejdet Bozkurt, &#8220;Proje ile endemik Likya salebini koruyarak, neslinin devam etmesini sağlayacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Nejdet Bozkurt, 20 yıldır Türkiye orkideleri üzerine araştırma yürütüyor. Aynı zamanda Ege Üniversitesi ve Akdeniz Koruma Derneği işbirliği ile gerçekleştirilen “Endemik orkide türlerimizden Ophrys lycia’nın in-vitro koşullarda çoğaltılması ve korunması” projesinin de yürütücülüğünü üstleniyor. Proje ile Likya salebinin (Ophrys Lycia) orta vadede canlı olarak doğal koşullarda korunması uzun vadede ise polen ve tohum örnekleri ile Ulusal Gen Bankası’nda saklanması hedefleniyor. </p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Nejdet Bozkurt “Likya salebi türünün koruma yaklaşımı, kontrollü çapraz tozlaşma ile tohum elde edilmesi, tohumların kültüre alınıp çoğaltılması, çoğaltılan bireylerin doğaya adaptasyonu gibi aşamaları içeriyor. Proje, elde edilen tohum ve polenlerin Ulusal Gen Bankası’nda muhafazası gibi yeni ve çok yönlü bir yaklaşım getiriyor. Üç yıl boyunca doğal yaşam ortamında bulunan bitkiler kayıt altına alınarak, aralarından seçili bitkiler yapay olarak tozlaştırılıp tohum elde edildi. Böylece, türe ait en önemli genetik kaynaklardan biri Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde oluşturulan mini tohum bankasında koruma altına alındı. Proje tamamlandığında bu tohumlar Ulusal Gen Bankası’na aktarılacak ve gelecekteki bilimsel çalışmalarda ve elde edilen tohumların bir kısmı da Likya salebinin yeniden üretimi için kullanılacak” dedi.</p>
<p><b>Türün korunması için proje geliştirildi</b></p>
<p>Botanik bahçesinde laboratuvar koşullarında yürütülen çalışmalarda orkidelerin geleceği için heyecan verici sonuçların olduğunu söyleyen Nejdet Bozkurt, “Özel olarak hazırlanmış besiyerlere ekilen orkide tohumları çimlenmeye başladı. Tohumların 0,1-0,2 mm boyutlarda başlayan yolculuğu 5-6 santimetreye ulaşan bitkiciklere dönüştü. Laboratuvar ortamında üretilen bireyler yavaş yavaş yumru oluşturmaya başladı. Sıradaki adım yumru oluşturan bireylerin önce sera ortamında gelişmesi ve ardından da doğal yaşam ortamlarına adaptasyonu olacak. Proje bütün yönleriyle başarıya ulaşırsa Likya salebinin korunması en üst düzeyde garanti altına alınmış olacak” diye konuştu</p>
<p>      <b>“Dünyada sadece Kaş ilçemizde yayılış gösteriyor”</b></p>
<p>Likya salebi hakkında bilgi veren Nejdet Bozkurt “Adını Işık ülkesi Likya’dan alan Likya salebinin endemik bir orkide türümüzdür. Ophrys lycia 1980 yılında İsviçreli botanikçi Jany Renz tarafından bir köy mezarlığında keşfedilmiştir. Dünyada sadece Antalya’nın Kaş ilçesinde yayılış gösterir. Likya salebi 40-50 santimetreye kadar boylanabilen çok yıllık bir orkide türüdür. Toprak altında iki yumurtamsı yumrusu bulunur. Büyük ve gösterişli çiçeklere sahiptir. Çanak ve taç yapraklar pembesi, menekşemsi; dudak kısmı kahverengi, kırmızımsıdır. Daha çok badem teraslarında, taşlık ve çalılık arazilerde yayılış gösterir. Çiçeklenme dönemi Mart sonu ve Nisan ayıdır” dedi.</p>
<p><b>“Likya salebinin yayılış alanları bir bir yok oluyor”</b></p>
<p>Nejdet Bozkurt, “Doğayla iç içe olan lahit mezarları ve antik tiyatroları ile ünlü  ‘Likya Salebi’nin yaşadığı cennet köşesi maalesef turizmin getirdiği yapılaşmaya yenik düştü. Likya salebinin yayılış alanları bir bir yok oluyor, doğadaki birey sayısı artık yüzlerle ifade ediliyor. Yumruları için doğadan toplanması, önemli yaşam alanlarından olan mezarlıklarda ot ilacı kullanımı türün geleceğini tehdit ediyor. Doğadaki sayısı yüzlerle ifade edilen Likya salebinin IUCN koruma kategorisi Kritik / Critically endangered (CR) olarak gösteriliyor. Türkiye’de yaklaşık 200 orkide türü bulunuyor ve bunların büyük bir kısmı yumrulu türler. Yumrulu orkidelere halk arasında salep deniyor. Renkleri, biçimleri ya da yetiştikleri bölgelere göre; arı salebi, dağ salebi, çayır salebi gibi adlarla anılıyorlar” diye konuştu</p>
<p><b>“Sıcak içecek ve dondurma yapımında kullanılıyor”</b></p>
<p>İlkçağlardan bu yana orkide yumruları toz haline getirilerek “salep” elde edildiğini vurgulayan Nejdet Bozkurt, “Salep, sıcak içecek ve dondurma yapımında kıvam artırıcı olarak tüketiliyor. Salep ve dondurma yapımında kullanılan etken madde bir polisakkarit olan ‘glucomannan’. Her yıl milyonlarca kök orkide yumrusu bu etken madde için doğadan kaçak olarak sökülüyor. Oysa piyasada uzun yıllardır salep yerine kıvam artırıcı olarak kullanılan başka maddeler var. Salep için orkide yumrularına ihtiyaç yok. Her yıl milyonlarca kök orkidenin doğada yok olmasına neden olan kaçak sökümlerin önü alınamazsa yumrulu orkidelerimizin nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nejdet-bozkurt-proje-ile-endemik-likya-salebini-koruyarak-neslinin-devam-etmesini-saglayacagiz-549731">Nejdet Bozkurt, &#8220;Proje ile endemik Likya salebini koruyarak, neslinin devam etmesini sağlayacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği ve insanoğlu endemik türleri yok olmaya sürüklüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-insanoglu-endemik-turleri-yok-olmaya-surukluyor-446871</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sürüklüyor]]></category>
		<category><![CDATA[türleri]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Demiray, endemik bitkiler ve iklim krizinin endemik bitkilere etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-insanoglu-endemik-turleri-yok-olmaya-surukluyor-446871">İklim değişikliği ve insanoğlu endemik türleri yok olmaya sürüklüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Demiray, endemik bitkiler ve iklim krizinin endemik bitkilere etkisi hakkında bilgi verdi.  Prof. Dr. Demiray, “Nadir ve endemik türlerin yaşama ortamları insan etkinlikleriyle bozulursa ya da bu ortamlar parçalara bölünürse, önce bu türlerin dağılış alanları ve popülasyon büyüklükleri azalmakta, sonra da bu türler, diğer türlere kıyasla yok oluşa doğru daha hızlı gitmektedir” dedi.</p>
<p>         Prof. Dr. Hatice Demiray, “Endemik bitkiler, dünyanın hiçbir yerinde yetişebilme ihtimali bulunmayan, yalnızca kendi yöresine özgü olan türlerdir. Endemizmin pek çok sebebi vardır. Bunlardan birisi mutasyondur. Mutasyon; ortam şartlarının etkisiyle canlıların genlerinde meydana gelen kalıtsal değişikliklere denir. Çevre şartlarının değişikliği kromozom ve genlerde birtakım değişikliklere sebep olur. Bu durum eşeysel hücrelere geçer ve oradan da yeni oluşacak döllerde bu değişiklik kendini gösterir. Bu değişken kromozomlar oğul fertlerin genotip ve fenotipini değiştirerek ana ve babaya benzemeyen farklı döllerin oluşmasına sebep olurlar. Genetik Rekombinasyon ise Homolog Kromozomlar üzerinde bulunan Alellerin- Kromatit parçası değiştirmesi sonucunda esas hücreye göre farklı yeni kombinasyon yapmaları olayıdır. Bu olay Crossing-Over denen homolog kromozomların parça değişmeleri sonucu ortaya çıkar. Bu olay esnasında kromozomların farklı parçaları bir araya gelip ana babadan farklı tipler meydana getirebilirler. Doğal seleksiyon ise, doğal olarak sağlam ve kuvvetli fertlerin yaşayıp, zayıf fertlerin elimine olması demektir. Belirli bölgelerde meydana gelen lokal ekolojik şartlardaki değişikliklere ancak o şartlara dayanabilen kuvvetli fertler yaşamlarını sürdürebilirler. İşte doğal seleksiyon ile bu şekilde endemik türler ortaya çıkabilir. Ancak bu endemik türler jeolojik zamanlardan beri orada bulunup değişen şartlara rağmen yaşayabiliyorsa bunlar Paleo-Endemik, şartlar değiştikten sonra o yöreye gelip yerleşmiş ise bunlar Neo –Endemik bitkilerdir” dedi.</p>
<p><b>         “İzolasyon da bir endemizm sebebidir”</b></p>
<p>Herhangi bir doğal şart ile etrafı sınırlandırılmış bölgelere izole edilmiş yerler dendiğini vurgulayan Prof. Dr. Demiray, “Etrafı ovalar ile çevrili yüksek dağlar, okyanuslar ortasındaki bazı adalar doğal olarak izole edilmiş bölgelere örnektirler. İşte bu gibi sahalarda yetişen bazı bitkiler doğal şartların engellenmesi ile yayılış alanlarını genişletemezler ve yaşadıkları bölge için endemik bitki olarak kalırlar. Birbirinden bir ova ile ayrılan, izole olmuş ve zıt ekolojilerin görüldüğü orta yükseklikteki veya yüksek dağlar endemiklerce zengindirler. Bir çöl ortasından yükselen izole dağlar ve tepeler de yüksek endemizmleri ile göze çarparlar. Adalar da izole olmuş alanlar oldukları için endemik tür bakımından zengindirler. Endemiklerin yüzde 21,5’i kireçli kayalar üzerinde bulunmaktadır. Yüzde 5’i volkanik, yüzde 4,75’i de metamorfik kayalar üzerinde bulunur. Kalan kısmın ise kayaya bağlı bir seçiciliği yoktur. Kireçli kayalar üzerinde daha fazla endemiğin bulunuşu, endemiklerin fazla olduğu bölgelerde bu tip kayaların yaygın olmasından kaynaklanmaktadır” dedi.</p>
<p><b>“İnsan etkisi endemik türleri riske atıyor”</b></p>
<p>İklim krizinin endemik bitkilere etkilerine değinen Prof. Dr. Demiray “İklim değişikliği günümüzün en önemli çevresel sorunlarının başında gelmektedir. Sera gazları, su buharı, karbon dioksit, metan, azot dioksit, hidrofloro karbon ve ozon atmosferde radyasyona neden olarak yeryüzü yüzeyinin ısınmasına yol açmaktadır. İnsanoğlunun faaliyetleri direk olarak ekolojiyi etkileyerek küresel iklim değişikliğinin artmasına neden olmaktadır. Nadir ve endemik türlerin çoğu; küçük ya da tek bir coğrafik bölgede yetişmek, yalnızca bir veya birkaç popülasyona sahip olmak, popülasyonların küçük olması ve çok az genetik çeşitlilik göstermesi, insanlar tarafından aşırı ölçüde avlanılması ya da hasat edilmesi, popülasyonun gittikçe azalan bir eğilim göstermesi, üreme potansiyelinin düşük olması, özelleşmiş ekolojik nişlere ihtiyaç duymaları, kararlı, durağan ve değişime duyarlı bir çevrede yetişmeleri gibi özellikler endemik bitkilerin yok oluş olayına karşı özellikle duyarlı olunmasına yol açar. Nadir ve endemik türlerin yaşama ortamları insan etkinlikleriyle bozulursa ya da bu ortamlar parçalara bölünürse, önce bu türlerin dağılış alanları ve popülasyon büyüklükleri azalmakta, sonra da bu türler, diğer türlere kıyasla yok oluşa doğru daha hızlı gitmektedir. Bu durum, endemik türlerin genetik kaynaklarının korunması çalışmalarında öncelikle ele alınmalı ve dikkatlice izlenip yönetilmelidir” diyerek uyarıda bulundu.</p>
<p>Sıcaklık artışının da endemik bitkileri olumsuz etkilediğini dile getiren  Prof. Dr. Demiray “Artan sıcaklık özellikle pas funguslarının spor çimlenmesini artırır. Aynı şekilde bazı yaprak lekesi hastalıklarının artışına neden olduğu rapor edilmiştir. Tahılların pas hastalıklarına hassasiyetleri, sıcaklığa bağlı olarak artar. Sıcaklık, bazı bakteriyel hastalıkların yerleşimi için hayati rol oynar. Sıcaklığa bağlı olan hastalıkların görülmediği yerlerde bakteriyel enfeksiyonların başladığı görülebilir. Sıcaklık artışıyla, ekstrem yağış ve daha da artan atmosferik nem konsantrasyon söz konusu olmaktadır. Bu durum bitkilerin daha düzenli ve güçlü gelişmesine neden olsa da uzun periyodlar dayanıklık ve kök hastalıkları başta olmak üzere diğer yaprak hastalıklarının artışına neden olur. Yüksek nem birçok yaprak hastalığının ve toprak kökenli fungal patojenlerin gelişimi için uygun koşul oluşturur. Bir de hastalık yapan endemik böcekler tornado gibi ekstrem hava koşullarıyla dünyanın başka yörelerine dağılıp orada da hastalık oluşturuyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-insanoglu-endemik-turleri-yok-olmaya-surukluyor-446871">İklim değişikliği ve insanoğlu endemik türleri yok olmaya sürüklüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Endemik Bitkiler&#8221; Dünyasına Yolculuk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endemik-bitkiler-dunyasina-yolculuk-395131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 08:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395131</guid>

					<description><![CDATA[<p>EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi 3 bine yakın endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endemik-bitkiler-dunyasina-yolculuk-395131">&#8220;Endemik Bitkiler&#8221; Dünyasına Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal ve uluslararası 3 bine yakın endemik bitki türüne ev sahipliği yapan Ege Üniversitesi (EÜ) Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, hem bitki sevdalısı ziyaretçilerini ağırlıyor hem de ülkemizde keşfedilen yeni bitki türlerinin literatüre kazandırılmasında önemli katkılar sunmaya devam ediyor.</p>
<p>         Ülkemizdeki ve dünyadaki bitki çeşitliliği ve zenginliğini tanıtmak, araştırmak ve öğretim hizmetlerine katkıda bulunmak amacı kurulan EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, kuruluşundan günümüze kadar 70’e yakın bitki türünü bilim dünyasına kazandırdı. Türkiye’deki en büyük beş herbaryumdan biri olan merkez, çok sayıda değişik endemik türe de ev sahipliği yapıyor.</p>
<p> <b>        “Doğanın korunmasında farkındalık yaratıyoruz”</b></p>
<p>         EÜ Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Merkez Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ademi Fahri Pirhan, “Merkezimiz, ülkemizin bitkisel zenginliği üzerinde önemli çalışmalar yürütülen bir merkez olma özelliği taşıyor. Anasınıfından itibaren ziyaretimize gelen öğrencilerimize, doğanın korunmasında farkındalık oluşturmak amacıyla; bitkilerin tarihsel süreci, doğanın ekosistemi, endemik bitkilerimizin korunması ve ekolojik düzenin sürdürülebilirliği konularında bilgi veriyoruz. Bunun yanı sıra, yetişkinler ve çocuklar için bitki keşif etkinlikleri, boyama ve parfüm eldesi gibi atölye çalışmaları da düzenliyoruz” dedi.</p>
<p>         <b>“Yoğun ilgi görüyor”</b></p>
<p>EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezinin çok sayıda değişik endemik türe ev sahipliği yaptığını söyleyen Doç.Dr. Pirhan, “Merkezimizde, mevsimine göre değişen ve gelen misafirlerin ilgisini çeken çok sayıda değişik endemik bitki türü bulunuyor. Örneğin; Mabed ağacı, manolya, kırmızı rengiyle dikkat çeken fener ağacı, renk renk nilüferlerle misafirlerimizin en çok dikkatini çeken türlerden birkaçı. Merkezde, kendine has, coğrafi yapısı farklı bitki türlerine uygun yaşam alanı sağlanıyor. Botanik bahçemizde ayrıca, Türkiye’deki en zengin mum çiçeği (Hoya sp.) koleksiyonu ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bizleri beton değil, ağaçlar kurtaracak”</b></p>
<p>         Ekosistemin bir parçası olan bitkilerin çevre üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Pirhan, “İnsanlar doğayla etkileşimde olduğundan beri bitkilerin yaydığı kimyasallar ve çeşitli mikroorganizmalar sayesinde insan zihninin daha çok çalıştığı bilimsel çalışmalarla ispatlandı. Doğa, insanı şehir hayatının yorgunluğundan uzaklaştırıp, stresten uzak bir alan sunuyor. Yaşam alanlarımızdaki bitkiler, havayı temizleyerek, bizlere daha yaşanabilir ortam sağlıyor. Toprağı koruyan ve su akışını düzenleyen bitkiler, bizlerin ve diğer canlıların yaşam alanlarını oluşturuyor. Bu nedenle, yeşili ve çevremizi korumaya özen gösterelim. Bizleri,  beton değil, ağaçlar kurtaracak” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endemik-bitkiler-dunyasina-yolculuk-395131">&#8220;Endemik Bitkiler&#8221; Dünyasına Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 08:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkahya]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[yapacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “Stratejik Sağlık Teknolojilerine Yönelik Ar-Ge Proje Çağrısı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896">Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “Stratejik Sağlık Teknolojilerine Yönelik Ar-Ge Proje Çağrısı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi  “Endemik ‘Cephalaria’ Türlerinden İzole Edilen İmmunomodülatör Saponin Adjuvan Adaylarının Meme Kanseri Aşılarında Aşı Antijeni Her2/Neu Peptidi ile kullanım potansiyelinin araştırılması” projesinde meme kanserine yönelik araştırmalarda bulunacak.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya ve ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim üyemiz Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya hocamız ve ekibinin meme kanserine yönelik geliştirdikleri proje TUSEB tarafından desteklenmeye hak kazandı. Hocamızı ve ekibini tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim” dedi.</p>
<p>Adjuvan kullanımı ile aşı geliştirilecek</p>
<p>Meme kanseri vakalarında “HER2” pozitif türünün etkin olduğunu buna yönelik araştırmalarda bulunduklarını ifade eden Doç. Dr. Sarıkahya, “ “Bilimsel verilere göre ülkemiz kadınlarında yüzde 43 gibi yüksek bir oranla ilk sırada yer alan meme kanser vakalarının yüzde 20-30’u HER2 pozitif türdür. Günümüzde HER2 pozitif meme kanserine karşı klinikte HER2 spesifik monoklonal antikorlar uzun yıllardır etkin tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Günümüzde biyoteknolojik yöntemlerle üretilen bu antikorlar kadar aktif olarak bağışıklık sistemini indükleyecek HER2 peptidi içeren aşı formülasyonlarının geliştirilmesi önem arz ediyor. Son yıllarda güçlü koruyucu yanıt oluşturmada adjuvan kullanımına ihtiyaç duyan farklı orijine sahip aşılar ve antijenler birçok araştırmanın konusunu oluşturuyor.  Adjuvan kullanımı sayesinde immünojenitesi az olan bir antijenin immünojenitesi artırılabilmekte, daha az antijenle immün yanıt indüklenebilmekte ve aşının etkinliği uzatılabilmektedir. Son yıllarda adjuvanların kombinasyon şeklinde kullanılması üzerinde çalışılıyor. Bu sayede immün sistem üzerinde daha güçlü bir etkinin oluşturulması hedefleniliyor. Saponinler, bir triterpenik veya steroidal yapı üzerinde şeker üniteleri taşıyan sekonder metabolitlerdir. İmmün sistem üzerindeki etkilerinden dolayı sahip oldukları immünomodülatör etkileri nedeniyle adjuvan potansiyeli göstermektedirler” diye konuştu.</p>
<p>Cephalaria endemik bitkisi ile aşı kombinasyonları yapılacak</p>
<p>Proje hakkında detaylı bilgi veren Doç. Dr. Sarıkahya, “Bu proje kapsamında, meme kanseri tedavisinde HER2/Neu onkoproteinpeptid antijeni ile Cephalaria bitkilerinden elde edilen potansiyel saponin adjuvanı içeren aşı kombinasyonlarının geliştirmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, ülkemiz endemik Cephalaria spp. türlerinden elde edilen adjuvan potansiyeline sahip saponin molekülleri ile  etkili aşı kombinasyonunun tümör boyutunu küçültmesi, tamamen ortadan kaldırması veya oluşumunu engellemesini sağlayacak bir formülün geliştirilmesi projenin en kayda değer sonucu olacaktır. Bu çalışma ile HER2/Neu peptidi, Cephalaria spp. saponin adjuvanı kombinasyonunun ilk kez denenmesi ve alınacak olumlu sonuçlar, meme kanserine karşı oluşturulan bu kombinasyonun ileride farklı antijenlerle kullanımını da yaygınlaştıracak, sağlık sektöründeki ve adjuvan olarak üretiminin ticari boyutta üretim değerini de artıracak. Ayrıca ticarileşme basamağında elde edilecek kombinasyon verileri yerli firmalara sunularak ülkemizdeki imkanlarla üretilmesine potansiyel oluşturacak yönde önemli bir adımın atılması sağlanacak” dedi</p>
<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Nazlı Sarıkahya’nın yaptığı projede EÜ Biyomühendislik Bölümünden Prof. Dr. Ayşe Nalbantsoy, Eczacılık Fakültesinden Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil, Nükleer Bilimler Enstitüsünden Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran, Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Osman Zekioğlu ve  Öğr. Gör. Gürdeniz Serin, Akdeniz Üniversitesi Botanik Bölümünden Prof. Dr. Ramazan Süleyman Göktürk, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Nesrin Özören  ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesinden Uzm. Bio. Burçin Çıngay yer alıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-sarikahya-ve-ekibi-meme-kanserine-karsi-endemik-bitki-turu-ile-arastirma-yapacak-373896">Egeli akademisyen Doç. Dr. Sarıkahya ve ekibi meme kanserine karşı endemik bitki türü ile araştırma yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
