<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>empati | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/empati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/empati</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 09:29:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>empati | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/empati</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Empati Parkuru&#8221; ile anlamlı farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/empati-parkuru-ile-anlamli-farkindalik-635622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 09:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[parkuru]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşadığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 10-16 Mayıs tarihlerini kapsayan Engelliler Haftası, İzmit Kent Meydanı’nda düzenlenen “Sevgi Engel Tanımaz Engelli Farkındalık Etkinliği” ile hatırlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/empati-parkuru-ile-anlamli-farkindalik-635622">&#8220;Empati Parkuru&#8221; ile anlamlı farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 10-16 Mayıs tarihlerini kapsayan Engelliler Haftası, İzmit Kent Meydanı’nda düzenlenen “Sevgi Engel Tanımaz Engelli Farkındalık Etkinliği” ile hatırlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen etkinlik, anlamlı bir farkındalık çalışmasına dönüştü. Engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı zorluklara dikkat çekilmek amacıyla alana “Empati Parkuru” kuruldu. Böylelikle katılımcılar, empati kurmanın önemini birebir yaşayarak öğrendi.</p>
<p><b>PROGRAMDA DUYGU DOLU ANLAR</b></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde İzmit Kent Meydanı’nda “Sevgi Engel Tanımaz Engelli Farkındalık Etkinliği” gerçekleştirdi. Toplumda empati kültürünü güçlendirmek ve engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen programa yoğun katılım sağlandı.  Etkinlikte sağlıklı bir bireyin sonradan engelli kalma sürecini anlatan otobiyografi gösterimi ile katılımcılara “Her birey bir engelli adayıdır” mesajı verildi. Ardından sahnelenen ritim ve halk oyunları gösterileri etkinlik alanına renk kattı. Programın sonunda vatandaşlar “Gör, Anla, Hisset” farkındalık parkuruna davet edildi. Oluşturulan özel parkurda katılımcıların gözleri bağlanarak çeşitli engelleri aşmaları, yön bulmaları ve istenilen eşyaları bulmaları istendi. Böylece vatandaşlar, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı fiziksel ve sosyal zorlukları deneyimleme fırsatı buldu.</p>
<p><b>EMPATİ VE ERİŞİLEBİLİR YAŞAM VURGUSU</b></p>
<p>Etkinlikte vatandaşlara görme, işitme ve fiziksel engel simülasyonlarıyla günlük yaşam deneyimi sunulurken, toplumsal farkındalığın artırılması ve erişilebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması hedeflendi. Programa Kocaeli Vali Yardımcısı Şevket Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ve Kocaeli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kamil Tüylüoğlu katılım sağladı.</p>
<p><b>“BAZEN GÖRMEK YETMİYOR, ANLAMAK GEREKİYOR”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Başkan Tahir Büyükakın’ın selamlarını ileterek başladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Burada çok anlamlı bir etkinlik gerçekleşecek. Çünkü bizler biliyoruz ki bazen görmek yetmiyor, anlamak gerekiyor. Bazen duymak yetmiyor, hissetmek gerekiyor. İşte empati de burada devreye giriyor. Engelli kardeşlerimizin günlük hayatta yaşadığı zorlukları anlamanın en iyi yolu, onların yaşadığı deneyimleri kısa süreli de olsa yaşayabilmek. Bugün parkurlarımızda görme, işitme ve ortopedik engelli bireylerimizin günlük hayatta yaşadığı zorlukları deneyimleyeceğiz. Bu deneyim bizlere toplumsal duyarlılığın ne kadar önemli olduğunu gösterecek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak erişilebilir bir şehir için ortak yaşam kültürü oluşturmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><b>“PARKURUN OLMASI ÇOK KIYMETLİ”</b></p>
<p>Kocaeli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kamil Tüylüoğlu ise empati deneyiminin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Engelli kardeşlerimizi ve özel bireylerin yaşadığı zorlukları anlamak bazen kolay olmayabiliyor. Bu yüzden bu parkurun oluşturulması çok kıymetli. Burada hem vatandaşlarımızın hem de çalışan arkadaşlarımızın gelip bu deneyimi yaşamaları gerekiyor ki, özel bireylerin günlük hayatta yaşadığı sıkıntıları bir nebze olsun anlayabilsinler.”</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’DEN ETKİNLİĞE KAPSAMLI DESTEK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, etkinlik kapsamında farkındalık parkurunun ve sahnenin kurulumu başta olmak üzere sandalye, şemsiye, stant ve çeşitli teknik ekipman desteği sağlayarak programa katkı sundu. Büyükşehir’in erişilebilir ve engelsiz şehir vizyonu doğrultusunda katkı sunduğu etkinlik, vatandaşlardan da büyük ilgi gördü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/empati-parkuru-ile-anlamli-farkindalik-635622">&#8220;Empati Parkuru&#8221; ile anlamlı farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka iletişimi dönüştürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-iletisimi-donusturuyor-632714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Uğurlu,  yapay zekâ ile kurulan iletişimin bireylerin sosyal becerileri, empati kapasitesi ve dikkat süreçleri üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-iletisimi-donusturuyor-632714">Yapay zeka iletişimi dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Uğurlu,  yapay zekâ ile kurulan iletişimin bireylerin sosyal becerileri, empati kapasitesi ve dikkat süreçleri üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><strong>İletişimde kontrol artıyor, sabır ve müzakere zayıflayabiliyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Uğurlu, yapay zekâ ile kurulan iletişimin, günümüz iletişim pratiklerini gerek hız ve erişilebilirlik açısından gerekse ilişkisellik biçimleriyle dönüştürdüğünü ifade ederek, “Bu dönüşüm, iletişimin doğasında yer alan karşılıklılık, belirsizlik ve duygusal etkileşim gibi unsurların yeniden tanımlanmasına yol açabilmektedir. Yapay zekâ ile iletişim kuran birey, çoğunlukla kendisine uyumlanan, çelişmeyen ve anında yanıt üreten bir muhatapla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, bireyin iletişimde kontrol duygusunu artırırken, gerçek insan ilişkilerinin kaçınılmaz parçası olan bekleme, uyum sağlama, sabretme ve müzakere etme becerilerinin zayıflamasına neden olabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Dinlemek yerine talep eden bir konuma geçiyoruz</strong></p>
<p>Yapay zekâ araçlarının yoğun kullanımının dinleme becerileri üzerinde de dönüştürücü bir etki oluşturduğuna işaret eden Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Etkili iletişim, yalnızca kendini doğru ifade etmeyi değil, aynı zamanda karşısındaki kişiyi doğru anlamaya yönelik aktif bir dinleme sürecini gerektirir. Oysa yapay zekâ ile kurulan iletişimde birey, çoğu zaman dinleyen değil, talep eden ve cevap bekleyen konumundadır. Sürekli hızlı geri bildirim almaya alışan bireyler, gerçek iletişim ortamlarında karşısındaki kişinin kendini ifade etme sürecine yeterli sabrı göstermekte zorlanabilir. Bu durum, iletişimin derinliğini azaltan, kesintili ve yüzeysel etkileşim biçimlerinin yaygınlaşmasına neden olabilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hızlı geri bildirim, dikkat süresini kısaltabiliyor</strong></p>
<p>Anında yanıt veren yapay zekâ sistemlerinin, dikkat ve odaklanma süreçlerini de yeniden şekillendirdiğini kaydeden Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Hızlı geri bildirim döngüleri, bireyleri kısa süreli dikkat kalıplarına alıştırmakta, düşünme, anlamlandırma ve karşılık üretme gibi bilişsel süreçlerin zayıflamasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda iletişim, giderek hızlanan ancak aynı ölçüde yüzeyselleşen bir pratik haline gelme riski taşımaktadır. Oysa etkili iletişim, yalnızca hızlı yanıt üretmeyi değil, aynı zamanda anlamı derinlemesine kurmayı da gerektirmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Empati simüle edilebiliyor ama gerçek bağ kurulamıyor</strong></p>
<p>Empati ve duygusal ifade açısından değerlendirildiğinde yapay zekâ ile iletişimin, paradoksal bir yapı sergilediğini de anlatan Uğurlu, “Bir yandan bireylere kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri, yargılanmadıkları bir alan sunarken diğer yandan gerçek iletişimin temelini oluşturan duygusal karşılıklılığı zayıflatabilmektedir. Yapay zekâ empatiyi simüle edebilir ancak empati karşılıklı deneyim ve bağ kurma süreçlerini içermektedir. Bu nedenle yapay zekâ ile kurulan iletişim, empatik kapasitenin gelişimini desteklemekten ziyade sınırlama riskini de beraberinde getirebilmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>Konforlu iletişim, sosyal dayanıklılığı azaltabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ kullanımının sosyal iletişim becerileri üzerindeki en önemli risklerinden birinin, bireylerin düşük riskli ve yüksek kontrol içeren konforlu iletişim ortamlarına alışması olduğunu da dile getiren Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Gerçek hayatta iletişim, yanlış anlaşılmalar, iletişim kazaları, duygusal gerilimler ve çatışmalar üzerinden öğrenilen bir süreçtir. Bu deneyimlerden uzaklaşmak, bireylerin iletişimsel dayanıklılıklarını zayıflatabilir ve sosyal etkileşimlerden kaçınma eğilimini artırabilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Yapay zekâ tamamlayıcı olmalı</strong></p>
<p>İletişim becerilerinin korunabilmesi için yapay zeka kullanımının dengeli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Yapay zekâ, bilgiye erişim ve üretkenlik açısından etik yönden kabul edilebilir sınırlar içerisinde önemli bir destek sunmaktadır. Yapay zekâ, insan ilişkilerinin yerini alan bir alternatif olarak değil, tamamlayıcı bir araç olarak değerlendirilmelidir. İletişim becerilerinin sürdürülebilmesi için bireylerin yüz yüze etkileşim, aktif dinleme, empati kurma ve sabır geliştirme gibi pratikleri gündelik yaşamda tecrübe etmeleri gerekmektedir. Sonuç olarak, iletişimin insani boyutunun korunabilmesi, bu teknolojinin nasıl ve ne ölçüde kullanıldığıyla doğrudan ilişkilidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-iletisimi-donusturuyor-632714">Yapay zeka iletişimi dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunun]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Aldatma, bir ihanet travmasıdır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fiziksel aldatma ile duygusal aldatmayı ayırt etmek gerektiğini ve fiziksel aldatmanın ötesinde duygusal aldatmaların da günümüzde ciddi biçimde arttığını ifade ederek, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.</p>
<p>Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar ediyor</strong></p>
<p>Aldatma sonrası duygusal süreçlere değinen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin derin pişmanlık hissederken, bazılarının durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aldatma sonrası affetme sürecine ilişkin olarak da “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” dedi. </p>
<p><strong>Aldatılan insan ciddi depresyona giriyor</strong></p>
<p>İhanetin, kişinin benlik saygısını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aldatılan bireyin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı.</p>
<p>“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin intikam amaçlı aldatma davranışı gösterdiğini, kiminin ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yaptığını anlattı.</p>
<p><strong>Evlilikte sadık kalmak ilkedir</strong></p>
<p>Kültürel kalıpların da ilişkilerdeki sadakat anlayışını etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır. Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır.”</p>
<p>Aldatma eğiliminin kökeninde bağlanma stillerinin önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Birlikte yemek yemek bile ilişki kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ilişkilerde sağlıklı iletişimin önemine işaret ederek, “İletişimde üç biçim vardır; sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik. En kötüsü iletişimsizliktir. Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır. ABD’de yapılan stres ölçeklerinde bile ‘Haftada kaç gün sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusu yer alır, çünkü bu bile ilişkisel doyumu gösterir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aldatma ilişkileri toksik hale getirir</strong></p>
<p>Aldatmanın ilişkileri dönüştürerek toksik bir yapı yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatma ilişkileri toksik hale getirir. Bu kişilerle uzun yolculuğa çıkılmaz. Çünkü sadakat ihlal edilmiştir. Kırılgan ilişkiler her zaman risk grubundadır. O nedenle bağlanma stillerinin onarılması, güvenli iletişimin yeniden kurulması gerekir.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde “güvenli alan” oluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Evin güvenli bir alan haline gelmesi, çiftlerin birbirine güvenli bağ kurabilmesiyle mümkündür. Güvenli bağ kurulan ilişkilerde huzur, sevgi ve sadakat kalıcı olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İlişkilerde sadakatin sadece romantik bağlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadakat, bütün insan ilişkilerinde geçerlidir. İş, arkadaşlık, aile ya da varoluşla olan ilişkilerde de güven ve doğruluk olmadan kalıcı bağ kurulamaz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital platformlar aldatmayı kolaylaştırdı ama izleri de silinmiyor</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin aldatmayı hem kolaylaştırdığını hem de saklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz. Kişinin tutarlılığı ve karakteri hakkında fikir verebiliyor bu izler. O nedenle bıraktığımız dijital izler çok önemli, kaybolmuyor. Bir gün önümüze çıkabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır. İnsan isterse karşısındakinin beden dilinden, davranışlarından aldatıldığını hissedebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar aldatmayı daha çabuk hissediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kadın ve erkek arasındaki duygusal zekâ farkına vurgu yaparak, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his, mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve sadakat psikolojisini, dini ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirerek, aldatmanın bir anda ortaya çıkan bir davranış değil, küçük hataların birikimiyle gelişen bir süreç olduğunu ve “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ahlaki hataları fiziksel hijyenle ilişkilendirerek, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor. Eğer elimizi kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez. Aldatma genellikle bir anda olmaz; küçük küçük adımlar vardır.<br /> En zor olan ilk adımdır. O yüzden kişi hatalara karşı duyarlı olmalı. Hata yaptığını fark edip ‘yanlış yaptım’ diyebilen kişi, iç kontrolü güçlü insandır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle çift ilişkilerinde affetmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir… </strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde sıklığın değil, niteliğin önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu zamanda ilişkiler zorlaştı ama ümitsiz olmamak gerekir. Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir. Lazer nasıl tek yönde giderse, nitelikli ilişkiler de aynı yönde ilerler. Güven alanı oluşturmuş bir ilişkide, aldatıcılar ve çeldiriciler etkili olamaz.”</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir. Vicdanı canlı tutan, küçük hatalarda kendini sorgulayan insan hem kendini hem ilişkisini korur. Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir.” şeklinde tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişiliklerin bireysel ilişkilerde ve toplumsal hayatta yarattığı risklere dikkat çekerek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterindeki bazı özellikler de böyledir. Yerinde ve ölçülü kullanıldığında faydalı olabilir, ama manipülatif şekilde kullanılırsa toksik hale gelir” dedi.</p>
<p><strong>Zorba ve kurban ilişkisi ortaya çıkar</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Normal görünen bir ilişki, manipülasyon başladığında toksikleşir. Bu ilişkilerde zorba ve kurban vardır. Zorba kişiler adaylarını iyi seçer, manipüle eder, üzerinde baskı kurar. Bazı kişiler bunu kasıtlı yapar, bazıları ise karakterinin gereği olarak farkında olmadan yapar. İki tür kişilikten söz ediyoruz: Kasten manipüle edenler ve bunu doğru zannettiği için yapanlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>B tipi kişilikler empati yoksunudur</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarını da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle B tipi kişilikler risk taşır. Narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozuklukları toksik ilişkilere zemin hazırlar. Bu kişiliklerin ortak özelliği empati yoksunluğudur. Egoları çok yüksektir, eleştiriye kapalıdırlar. Eleştiriyi tehdit olarak algılar, hemen dost-düşman ayrımı yaparlar. Böyle kişiler karar verici pozisyonda olduklarında büyük tehlike doğar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karanlık üçlü kanser hücresi gibi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, narsistik kişilik, Makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin birleşimine “karanlık üçlü” denildiğini belirterek, “Bu üçlü bir araya geldiğinde kanser hücresi gibi davranır. Kanser hücresi sınırsızdır, sorumsuzdur, doyumsuzdur. Sadece kendini büyütür, çevresini yutar. Toksik kişilikler de aynıdır. Empati yapmaz, sadece ‘hep bana’ der. Vücudumuzda bağışıklık sistemi kanser hücresine sınır koyar, durdurur. İnsan ilişkilerinde de aynı yöntem geçerlidir: Sınır koymazsanız toksik kişilikler büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Niyet analizi yapılmalı</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerle baş etmede en kritik noktanın “niyet analizi” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi manipülasyonu kasten mi yapıyor, yoksa doğru olduğuna inanarak mı yapıyor? Bu ayrımı yapmak gerekir. Hukuktaki gibi kasti suç ile taksirli suç arasında fark vardır. Kasten yapanlara karşı daha dikkatli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayır diyemeyenler hasta oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolar doğurabileceğini ifade ederek, “Üç çocuklu bir kadın ağır depresyonla geldi. Evde kayınvalideyle yaşıyorlardı. Kayınvalide iyi niyetliydi ama evin tüm düzenini o belirliyordu. Eşi de tamamen annesinin tarafını tutuyordu. Kadın hiçbir sınır koymamıştı, hep fedakârlık yapmıştı. Sonunda ağır depresyona girdi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Oysa sorun kayınvalide değil, kadının sınır koyamamasıydı. Fedakârlık şeması ve merhamet yorgunluğu dediğimiz tablo buydu.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine zarar verme özgürlüğü yok</strong></p>
<p>Fedakârlığın kültürel olarak yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını hiçe saymasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘evi dişi kuş yapar’ anlayışı vardır. Ama kişi kendi haklarını yok sayarsa, ‘aman olay çıkmasın’ diye sürekli taviz verirse sonunda hasta olur. İnsanın başkasına zarar verme özgürlüğü olmadığı gibi, kendine zarar verme özgürlüğü de yoktur. Bu nedenle toksik ilişkilerde en önemli korunma mekanizması, sınır koyma becerisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişilikler farklı yöntemlerle insanları köleleştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle insanları köleleştirdiğini belirterek, “Kimisi överek, kimisi azarlayarak, kimisi şiddetle köleleştirir. Ama yöntem değişse de amaç aynıdır; karşı tarafı kontrol altına almak” dedi.</p>
<p><strong>Antisosyaller şiddet uygular, narsistler överek köleleştirir</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin davranışlarını örneklendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Egosu yüksek kişiler farklı yöntemler kullanır. Narsistik kişilik, eşini över, yüceltir. Ardından ‘bana her istediğimi yapacaksın’ der, köle-efendi ilişkisi kurar. Başkaları ise eşini aşağılar, özgüvenini yerle bir eder, depresyona sokar ama bunu ‘senin için yaptım’ diye sunar. Yani biri överek köleleştirir, diğeri ezerek köleleştirir. Antisosyal kişiliklerse daha da farklıdır, sosyal normları yoktur, merhametleri yoktur, suça beceriklidirler, çok rahat şiddet uygularlar.”</p>
<p><strong>İçine atmak en büyük hata</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik ilişkilerde en çok yapılan hatanın sessizlik olduğunu belirterek, “Kurban olan taraf genelde ‘aman olay çıkmasın, çocuklar etkilenmesin’ diyerek içine atıyor. Bu, en büyük hatadır. Oysa yapılması gereken güzellikle sınır koymaktır. ‘Bu yaptığın yanlış, ben bunu onaylamıyorum. Ama evliliğimizin geleceği için katlanıyorum’ denirse karşı taraf savunmaya geçmez” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ego savaşları orman kanununa döner</strong></p>
<p>İlişkilerdeki ego savaşlarına da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu an ‘o bağırınca sen de bağır, o bir şey fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi öneriler var. Bu yöntem ego savaşlarını körükler. Ego savaşlarının olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Güçlü zayıfı ezer. Ekonomik veya fiziksel gücü fazla olan kazanır. Oysa burada hisseden beyin değil, düşünen beyin kullanılmalı. Karşı taraf bağırmaya başladığında ‘yavaş konuşur musun, seni anlamak istiyorum’ demek çok etkilidir. Çünkü bağırarak yavaş konuşmak mümkün değildir. Böylece düşünen beyin devreye girer ve öfke kırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Fırtınalara dayanabilen ilişkiler uzun ömürlüdür</strong></p>
<p>Evliliklerde üç dönem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Birinci dönem romantizm, ikinci dönem ego savaşları, üçüncü dönem bağlılıktır. Asıl kırılma ikinci dönemde olur. Bu dönemde sorun çözme becerilerini kullanan çiftler bağlılık dönemine geçer. İşte o zaman ömür boyu süren bir aşk doğar.</p>
<p><strong>Narsistler sert duvara çarptığında değişir</strong></p>
<p>B tipi kişiliklerin eleştiriye kapalı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik, antisosyal, histrionik kişilikler eleştiriyi tehdit olarak görür. Ama hayatın sert duvarına çarpınca değişmeye başlarlar. Narsistik yaralanma yaşadıklarında yalnız kaldıklarını fark ederler. Etraflarındaki ilişkilerin sahte olduğunu anlarlar. Çünkü insanlar onları değil, menfaatlerini seviyordur. Bu kişilerin değer verdiği şey para, makam ya da ailesi olabilir. Onun zarar gördüğünü fark ettiklerinde hızla dönüşürler. Eşi ‘artık ayrılacağım’ dediğinde, narsist bir eş birdenbire özeleştiriye başlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde bazen iki toksik birleşir…</strong></p>
<p>Tarhan, toksik ilişkilerin yalnızca tek taraflı olmayabileceğini de anlatarak, “Narsistik biriyle toksik özellikteki bir başka kişi birleşebiliyor. Bazen borderline kişiliklerde de toksik ilişkiler olur. ‘Senden nefret ediyorum, Allah belanı versin’ deyip ardından ‘sakın beni bırakma’ diyen bölünmüş duygular buna örnektir.” diye konuştu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin çoğunda çocukluk travmalarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çözülmemiş travmalar Etna Yanardağı gibidir, uyur ama bir gün patlar. Psikoterapide farklı başa çıkma yöntemleri vardır. Problem odaklı, duygu odaklı, bedensel ve spiritüel başa çıkma yolları vardır. Kişinin kişilik profiline göre hangisi uygunsa onu kullanıyoruz. Şimdi pozitif psikoterapi ön plana çıktı. Yani kişiyi geçmiş travmalara boğmadan savunma mekanizmalarını güçlendirip ego gücünü artırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Evin küçük hükümdarı gibi büyütülüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilik özellikleri taşıyan bireylerin hem aile içi hem de sosyal hayatta ciddi yıkımlara yol açabileceğini belirterek, “Bu kişiler empati yoksunu, haz ve çıkar odaklıdır. Beyinlerinde ‘ver’ butonu yoktur, sadece ‘al’ butonuyla hareket ederler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin genellikle çocuklukta yanlış yetiştirme tarzıyla şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Böyle kişilere bakarsanız çocukluklarında hep altın tepside her şey sunulmuştur. Evin küçük hükümdarı gibi büyütülmüşlerdir. Prens ve prenses gibi büyütülmüş, hep almaya yönelik yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden karşı tarafın acısını, hakkını göremezler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toksik kişilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler kendilerine ‘hayır’ diyeni düşman gibi görürler. Haksızlık yaptıklarının farkında değildirler. Onlara karşı eleştirel duruş sergilemek cesaret ister. Bu kişiler güçlü olanın yanında köleleşir, zayıfları ezerler. Çıkar odaklıdırlar. Yalan söylemekte zorlanmaz, manipülasyona başvururlar. Dost ve düşman diye ayırırlar. İtaat etmeyenleri tehdit olarak görürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öz güvenleri düşük, sıradan olmaktan korkuyorlar</strong></p>
<p>Dışarıdan güçlü gibi görünen bu kişilerin aslında öz güven sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerin arka planında sıradan olma korkusu vardır. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissederler. Bu yüzden güçlü rol oynamaya çalışırlar. Çoğu zaman narsistik yaralanma yaşadıklarında intihara eğilimli olabilirler, bazen de eşini öldürüp kendini öldürebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>İlişkilerde başarısız oluyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerle yaşayanların da ağır bedeller ödediğini ifade ederek,<strong> </strong>şöyle devam etti:</p>
<p>“Böyle durumlarda ilaç tedavisi tek başına yeterli olmaz. Çift terapisi, stres ve ilişki yönetimi eğitimleri gerekir. Eğer taraflarda iyi niyet varsa, altın orta nokta kuralıyla adım adım ilerleyerek sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Hataların fark edilmesi ve yöntem değişikliği önemlidir. Aksi halde bu kişiler sürekli aynı çatışmaları tekrarlar. Bu kişiler mantıksal zekâda çok başarılı olabilirler, ancak duygusal ve sosyal zekâları düşük olduğu için ilişkilerinde başarısız olurlar. Duygusal okuryazarlık geliştirilmezse en yakınlarına bile zarar verebilirler. Çözüm; farkındalık, öz eleştiri ve doğru yöntemleri öğrenmektir.”</p>
<p><strong>Dışarıya melek gibi görünüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve narsizm üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu kişilerin farklı alt türleri bulunduğuna işaret ederek, “Dışarıya melek gibi görünen, evde zorba olan pasif-agresif narsistler vardır. Bazıları mükemmeliyetçi narsisttir; kendisini mükemmel görür ve herkesi aşırı kontrol ederek domine etmeye çalışır. Bir de alçak gönüllü rolü oynayan narsistler vardır. Çıkarlarına dokunana kadar melek gibidirler, fakat bir gün çıkarlarına ters düşerseniz aniden canavara dönüşürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiyi tanımak için stres anlarına bakmak lazım</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin en çok zorlayıcı durumlarda ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın gerçek kişiliği ya stres, kayıp, ticari kriz ya da uzun bir yolculuk sırasında ortaya çıkar. Çünkü maskeler uzun süreli ilişkilerde düşer. Kişiyi anlamak için sadece görünen davranışlarına değil, kriz anlarında nasıl davrandığına da bakmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağlanma bozukluğu olanlar kurban olur</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin karşısında en çok zarar gören grubun “bağlanma sorunları” olan kişiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.  Tarhan, “Bu kişiler özgüveni düşük, yalnızlığa tahammül edemeyen bireylerdir. Çocukluk çağında annesiyle ya da babasıyla sağlıklı bağlanma kuramayan kişiler, ileride yanlış kişilere yapışır. Onlar için ilişki bir yara bandı gibidir. Yara bandı yarayı kapatır ama iyileştirmez; acıtır, kanatır, kişi yine aynı ilişkiye sarılır. İşte patolojik bağlanmalar böyle oluşur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik kader değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilik bozukluklarının çocukluk travmaları ve genetik yatkınlıklarla ilişkisine de değinerek, “Genetik yüzde 30-40 etkilidir ama geri kalan yüzde 60-70 epigenetik mekanizmalardır. Yani aileden öğrenilen yanlış davranış kalıplarıdır. Kişi bunları fark ederse değiştirebilir. Yaşanan hayat olayları, şoklar bu değişim için fırsattır. Epigenetik mekanizmaları doğru şekilde çalıştıran bir kişi kaderini değiştirebilir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de Görme Engellilerle Empati Deneyimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-gorme-engellilerle-empati-deneyimi-608652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[engellilerle]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Engelli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin düzenlediği “Empatiyle Bak” farkındalık etkinliği kapsamında, Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan empati parkurunda vatandaşlar görme engellilerin günlük yaşamda karşılaştığı zorlukları deneyimledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-gorme-engellilerle-empati-deneyimi-608652">Bakırköy&#8217;de Görme Engellilerle Empati Deneyimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bakırköy Belediyesi’nin düzenlediği “Empatiyle Bak” farkındalık etkinliği kapsamında, Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan empati parkurunda vatandaşlar görme engellilerin günlük yaşamda karşılaştığı zorlukları deneyimledi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bakırköy Belediyesi, “Empatiyle Bak” isimli bir farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Görme engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorluklara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlik, Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda yapıldı. Etkinlik kapsamında meydanda kurulan empati parkurunda vatandaşlar, gözleri bağlı şekilde görme engellilerin kullandığı beyaz baston ile yürümeye çalıştı. Parkurda yer alan çeşitli engelleri aşmaya çalışan katılımcılar, görme engellilerin yaşadığı güçlükleri birebir deneyimledi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte empati ve farkındalık ön plana çıktı. “Empatiyle Bak” farkındalık etkinliğiyle birlikte, görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştığı engellere dikkat çekilirken, empati kurmanın ve erişilebilir yaşam alanlarının önemine vurgu yapıldı.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-gorme-engellilerle-empati-deneyimi-608652">Bakırköy&#8217;de Görme Engellilerle Empati Deneyimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595746</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><strong>Hastalığın çok yönlü etkileri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerde bozulmaya yol açarken, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilgili algısını da değiştirdiğini vurguladı.</p>
<p>Bu durumun, hastada davranış bozukluklarına zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Hasta yaşananları aklında tutamaz, kendisine söylenilenlere dikkat edemez ve derdini tam anlatamaz. Diğer yandan da sosyal norm ve kurallardan uzaklaşabilir ve kendi davranışlarını değerlendiremez ve denetleyemez. Çoğu zaman da onları normal kabul eder. Bu bakımlardan Alzheimer hastası yakınının ya da hasta bakıcısının hastalarıyla iletişim kurarken bilmesi gereken hususlar vardır.” dedi.</p>
<p><strong>Empati, sabır ve anlayış esas</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, hastalarla iletişimde temel alınması gereken ilkeleri şöyle sıralıyor:</p>
<p>“Empati kurun. Her şeyden önce kendinize şu soruyu sormalısınız; ‘Eğer Alzheimer hastası o değil de ben olsaydım nasıl bir ilgi beklerdim? Sevgiyle, anlayışla ve sabırla mı karşılanmak isterdim yoksa ilgisizlik ve kabalık mı görmek isterdim?’. Sabırlı olun. Hastanız anlattıklarınız ya da ondan istedikleriniz konusunda kolaylıkla karmaşaya girebilir. Eğer bu tür bir sıkıntı hissediyorsanız isteklerinizi farklı yöntemlerle anlatmaya çalışmalısınız. Bunları yaparken asla fiziksel bir zorlama içine girmeyin. Bunu yaparken iyi niyetli olsanız bile onun tarafından kendisini zorlama olarak algılanabilir.”</p>
<p><strong>Tartışmayın!</strong></p>
<p>Hastalarla iletişimde anlayışlı olmak ve tartışmamak gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hastanız 1958 yılında olduğunu ya da sizin onun annesi olduğunu ileri sürebilir. Siz ona 2025 yılında olduğumuzu ve annesinin de uzun bir süre önce öldüğünü söylemeye kalktığınızda, o önce şaşıracak, ilerlemiş bir hasta değilse yanlış söylediğini anlayarak üzülecek ya da ilerlemiş bir hastaysa söylediklerinde ısrarcı olacak ve sizin neden ona böyle söylediğinizi anlamayarak belki de kızacaktır. Her iki durumda da hastayla iletişiminiz başarısız olacaktır. Alzheimer hastalığında kayıt zorluğu olduğundan siz ona doğruları söylemiş olsanız da o bunları aklında tutamayacaktır. Bu bakımdan hastanın yanlışlarının düzeltilmesinin ve bunlar üzerinden hastayla tartışmanın bir yararı yoktur. Hastanızla zaman ve mekan kavramlarını gündeme getirmeden rahatlıkla konuşmaya çalışın. Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.”</p>
<p><strong>Yapılmaması gerekenler…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer hastalarıyla iletişimde kaçınılması gereken bazı durumları da şöyle sıraladı:</p>
<p>“Zorlamaktan kaçının. Hastanızı onun yapmaktan hoşlanmadığı şeyler konusunda zorlamayın. Çoğu hasta yakını bulmaca çözmenin yararlı olacağını düşünerek hastalarını saatler boyu bulmaca çözmeleri için zorlamaktadır. Bulmaca çözmenin ispatlanmış bir yararı ve mantıksal bir dayanağı yoktur. Bu bakımdan bu zamanın dışarıda ya da evin içinde müzik dinlemek ya da ilgi çekici şeyler seyretmek amacıyla geçirilmesi hasta için daha uyarıcı olacaktır.</p>
<p><strong>İlaçlarını kendileri almasın</strong></p>
<p>Hastanızın ilaçlarını kendi başına almasına izin vermeyin. Hafif-orta evrede bulunan çoğu hasta ilaçlarını düzenli alabileceği iddiasında bulunabilir. Hatta bu iddia bir kısmı için doğru da olabilir. Ancak genel bir prensip olarak unutkanlık ve dikkat azlığı yakınmaları olan hastaların kendi ilaçlarını kendilerinin alması sakıncalıdır. Bunun dışında bazı hastalar ilaçlarını aldıklarını söyleyerek onları halıların altına saklar ya da çöpe atarlar.</p>
<p><strong>Huzurevinden söz etmeyin</strong></p>
<p>Hastalarınızın yanında huzurevi ihtimalinden söz etmeyin. Alzheimer hastalığı sırasında yaşanan kayıplar hastaları önceden olduğundan daha fazla duygusal ve alıngan yapar. Bu nedenle onların geleceğiyle ilgili tahminleri ve bir seçenek olarak huzurevi ihtimalini onların yanında dile getirmeyin. Bu sözleri duyan hastalardan en azından bir bölümü sizin onların ölümünü istediğinizi ya da kendilerinden kurtulma planları yaptığınızı sanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Shane Larkin&#8217;den &#8220;Gör Beni&#8221; Projesi&#8217;ne İlham Veren Destek:</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/shane-larkinden-gor-beni-projesine-ilham-veren-destek-595015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:02:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beni]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gör]]></category>
		<category><![CDATA[Gör Beni]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[larkin]]></category>
		<category><![CDATA[lham]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[shane]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Shane Larkin Vakfı, WHISKAS®’ın Toplumsal Empatiyi Güçlendiren Projesi “Gör Beni” projesine destek vererek şehir yaşamında hayvanlara yönelik farkındalık ve empati bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shane-larkinden-gor-beni-projesine-ilham-veren-destek-595015">Shane Larkin&#8217;den &#8220;Gör Beni&#8221; Projesi&#8217;ne İlham Veren Destek:</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Shane Larkin Vakfı, WHISKAS®’ın Toplumsal Empatiyi Güçlendiren Projesi “Gör Beni” projesine destek vererek şehir yaşamında hayvanlara yönelik farkındalık ve empati bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.</em></p>
<p><em>İnsan ve hayvan yaşamının uyum, saygı ve güven içinde sürdürülebilmesi amacıyla WHISKAS®’ın geliştirdiği farkındalık projesi “Gör Beni”, şehirlerdeki yaşamın<br /> tüm canlılar için daha duyarlı hale gelmesini hedefliyor.</em></p>
<p><em> Trafik akışı ve şehir yoğunluğu içinde güvenle hareket edebilecek alanları sınırlı olan<br /> patili dostlarımızın yaşam koşullarına dikkat çeken proje hem farkındalık düzeyini hem de hayvan dostu şehir kültür ve altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor.</em></p>
<p><em>WHISKAS® projeye öncülük ederken, Shane Larkin Vakfı, partnerliğiyle farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşması sağlanıyor. Proje paydaşlarından Her Eve Bir Pati Derneği (HEPAD), hayvan refahı konusundaki deneyimiyle, şehir yaşamında sorumlu ve sürdürülebilir farkındalık uygulamalarının yaygınlaşmasına destek veriyor. </em></p>
<p><strong> </strong>Küresel düzeyde başarıyla yürütülmekte olan ve Mars şirketi imzası taşıyan Better Cities for Pets™ vizyonu, ülkemizde WHISKAS® liderliğinde geliştirilen “Gör Beni” projesi ile hayata geçiriliyor. Hayvan dostu şehirler yaklaşımı ve uygulamalarının önemine dikkat çeken proje, şehir hayatında insan ve hayvanların uyum, güven ve saygı içinde bir arada yaşayabilmesini amaçlıyor. </p>
<p>Şehirlerde yaşamlarımızı paylaştığımız patili dostlarımız, trafik kurallarını bilmiyor. Güvenli olarak hareket edebilecekleri alanlar ise sınırlı. ‘Gör Beni’ projesi, bu gerçekliğe dikkat çekiyor ve şehirlerin kalbine dokunan bir farkındalık hareketi başlatıyor.</p>
<p>Proje kapsamında, Ortaköy, Nispetiye ve Arnavutköy bölgelerini dahil edecek şekilde, yaya geçitleri, direkler ve diğer görünür noktalar projeye ait ‘Gör Beni’ görselleriyle tasarlanarak sürücülere güçlü bir hatırlatma yapılıyor: <strong>‘</strong><em><strong>Bir anlık farkındalık, bir canın hayatını değiştirebilir</strong></em><strong>.’ </strong>Ayrıca, Beşiktaş Dünya Barış Parkı’nda yeşil alanlar ve oyun bölgeleri yaratılarak, şehir hayatında hayvanların kendilerine ayrılmış güvenli noktalarda sosyalleşebilmeleri destekleniyor. Sosyal farkındalık hareketinin geniş kitlelere ulaşabilmesini desteklemek amacıyla, kampanya süresince #GörBeni etiketi ile yapılan her paylaşım, Shane Larkin Vakfı ve HEPAD iş birliği ile sahipsiz hayvanların beslenme, bakım ve tedavi ihtiyaçlarının karşılanmasına destek oluyor.  </p>
<p><strong>Toplumsal Empatiyi Güçlendiren Bir Farkındalık Projesi</strong></p>
<p>Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, proje hakkında şunları söyledi: “Gör Beni projesiyle amacımız, şehir yaşamını tüm hayvanlar için daha güvenli ve saygılı hale getirmek. Günlük yaşamın yoğun temposu içinde çoğu zaman fark etmediğimiz hayvanların ihtiyaçlarını hatırlatmak ve bu konuda toplumsal empatiyi güçlendirebilmek istiyoruz. Hayvan Dostu Şehirler yaklaşımımız, “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya” vizyonumuzun kalbinde yer alıyor; geliştirmiş olduğumuz proje kapsamında, ortak yaşam ilke ve sorumluluklarımızı gözden geçirmeyi savunuyor, her bir bireyin göstereceği dikkatin, tüm canlılar için büyük bir fark yaratabileceğini söylüyoruz.” </p>
<p><strong>Shane Larkin Vakfı’ndan Güçlü Destek</strong></p>
<p>Çocukların ve gençlerin hayatlarında kalıcı ve olumlu bir etki yaratma hedefiyle Shane Larkin’in liderliği ve değerlerinden ilhamla kurulan vakıf, sosyal sorumluluk projeleriyle topluma fayda sağlamayı odağına alıyor. </p>
<p>Bu vizyon doğrultusunda, Shane Larkin Vakfı, “Gör Beni” projesine destek vererek şehir yaşamında hayvanlara yönelik farkındalık ve empati bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Söz konusu iş birliği, şehirleri yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için daha yaşanabilir kılmayı amaçlayan önemli bir farkındalık adımı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Farkındalıktan Dayanışmaya: HEPAD’a Destek</strong></p>
<p>Proje, farkındalık yaratmanın ötesine geçerek somut destek imkânları da sunuyor. HEPAD’a yapılacak bağışlar, trafik kazaları sebebiyle yaralananlar da dahil olmak üzere ihtiyaç sahibi hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine doğrudan katkı sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shane-larkinden-gor-beni-projesine-ilham-veren-destek-595015">Shane Larkin&#8217;den &#8220;Gör Beni&#8221; Projesi&#8217;ne İlham Veren Destek:</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yangını]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve "iyilik" kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve &#8220;iyilik&#8221; kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><strong>Derin medeniyet krizi ve aile</strong></p>
<p>Günümüz Batı dünyasında ailenin dağılma eşiğine gelmesini, çocuk ruh sağlığı sorunlarındaki artışı ve evlilik karşıtı akımların yükselişini, derin bir medeniyet krizinin somut göstergeleri olarak değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri hızla yıprattığını ve bu buhranın küresel psikolojik savaşlarla daha da şiddetlendiğini söyledi.</p>
<p>Hızlı yaşantının ve modernizmin beraberinde getirdiği anlam kaymaları, yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri süratle yıprattığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ailenin çevresindeki toplumsal &#8216;surlar ve kaleler&#8217; yıkıldığında, aile üyeleri kendi yuvalarını dış etkilerden korumak zorunda kalmışlardır. Kültürel psikolojik savaşın bir sonucu olarak, her aile kendi içinde bu mücadelenin kurbanı olmaya başlamış; popüler kültür ve popüler rol modeller, bireylerin en mahrem alanlarına kadar sızmıştır. Bu sızma neticesinde uyuşturucu kullanımı, şiddet olayları, boşanmalar ve intiharlar gibi sorunlar salgın biçiminde yaygınlaşmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>İyilik kavramı yeniden tanımlanmalı!</strong></p>
<p>Materyalizm, bencillik ve konforculuk gibi Batı değerlerinin toplumsal ahlakı yozlaştırdığını, empati yoksunluğu ve narsisistik değer yargılarını yaygınlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu vahim tablo karşısında, &#8220;iyilik&#8221; kavramını yeniden tanımlamanın ve bilimsel temellerle güçlendirmenin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>İyiliğin biyolojik kanıtı</strong></p>
<p>Psikiyatri bilimini kültürel değerlerle harmanlayan Prof. Dr. Tarhan, iyiliğin sadece manevi bir erdem değil, aynı zamanda insan doğasında var olan biyolojik bir potansiyel olduğunu kaydetti.</p>
<p>İyilik yapmanın, sadece yardım alana değil, yardım edenin psikolojisine de olumlu etki ettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İyilik, insan doğasında var olan bir potansiyeldir ve biyolojik bir temele sahiptir. Psikolojide ‘geri dönüş ilkesi’ olarak bilinen kavrama göre, insan ne yaparsa aynısı kendisine döner; iyilik yapan iyilik bulur, karşısındaki insanı dinleyen anlayış görür. İyilik yapmak, bilindiği gibi sadece maddi yardımda bulunmak değildir; insanlara güler yüz göstermek, bir çiçek vermek, tebessüm etmek, hoş bir söz söylemek gibi davranışların hepsi birer iyiliktir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Kötülük’ Entropi Yasasına göre ‘İyilik’ in olmaması…</strong></p>
<p>Beynin çalışma mekanizmalarının, ahlak ve duyguların fiziksel kanıtlarının bulunduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle ön beyin (frontal korteks) gelişimi dikkat, planlama, empati kurma ve sağduyu gibi fonksiyonlarda kritik rol oynuyor. Bu bağlamda, duygusal zekânın (EQ) evlilik ve hayat başarısındaki rolü, mantıksal zekâdan (IQ) daha önemli hale geliyor. Mantıksal zekânın (IQ) akademik başarıyı güçlendirirken, duygusal zekânın (EQ) hayat başarılarını, evlilikleri ve arkadaş ilişkilerini daha iyi hale getirdiği görülüyor. Duygusal zekâsı olan kişiler, kendi duygularıyla birlikte diğer insanların duygularını da okuyabilen, bağımsız davranan, uzlaşmayı başaran iyimser kişilerdir. Kötülük ise Entropi Yasasına göre iyiliğin olmamasıdır. Kişinin kendini tanıması, içindeki olumlu ve olumsuz eğilimleri bilmesi, iyiliğe yönelmek ve kötülükten korunmak için kritik öneme sahiptir.”</p>
<p><strong>İyiliğin ve kötülüğün tohumları 0-6 yaşta atılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, biyolojik ve psikolojik ihtiyaçların karşılandığı, sevgi, saygı ve güvenin inşa edildiği bir ailenin &#8220;son sığınak&#8221; olduğunu dile getirerek, “Özellikle çocukluk, 0-6 yaş dönemi, iyiliğin ve kötülüğün, güzelin ve çirkinin tohumlarının atıldığı kritik bir zamandır. Bu dönemde çocuk, çevresi tarafından ödüllendirilenleri doğru, cezalandırılanları yanlış kabul eder. Anne babanın çocuklarına karşı kötü ve iyi konusunda kararlı, devamlı ve tutarlı olması, tıpkı kar yağışının yavaş ve devamlı olduğunda tutması gibi, çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırılmalı</strong></p>
<p>Ailede iyiliğin temel direklerini; sevgi, saygı, sadakat ve sabrın yanı sıra, empatik ve adil iletişimin oluşturduğunu da anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Empati, bir başkasının acısını anlamak ve ona şefkatle yaklaşmaktır. Empatinin olmadığı bir aile ortamında sorunlar kolaylaşmaz. Empati ve şefkat, başkasının acısını anlama ve ona yardım etme fedakârlığını gerektirirken, adalet ve dengeli yaklaşım hem aile içi ilişkilerde hem de çocuk eğitiminde esastır. Sorumluluk alma, öz-eleştiri yapma, gerçekçi beklentilere sahip olma, kanaatkârlık ve evliliği bir ‘takım oyunu’ olarak görme anlayışı, ailedeki iyilik halini güçlendirir. İyilik, sadece ahlaki bir seçim değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal psikolojik sağlığın temelini oluşturan, beyin temelli bir süreçtir. Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırmak, vicdan gelişimi, tutarlı disiplin ve gerçek özgürlük kavramlarını öğretmek, onların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için hayati değerdedir. Modernizm yağmur ekti fırtına biçiyor, ailedeki yangını iyilik söndürecek.”</p>
<p><strong>Ailede iyilik aktif bir süreç olmalı</strong></p>
<p>Çağımızın getirdiği materyalizm, tüketim odaklılık ve teknoloji bağımlılığının, ailede iyilik halini tehdit ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, mutluluğu dışsal unsurlara bağlamanın bir yanılsama olduğunu, asıl mutluluğun insanın iç dünyasıyla ilgili olduğunu ve bu tuzaklardan kurtulmanın yolunun kanaat ve sonuç bilinci olduğunu kaydetti.</p>
<p>Ailenin, modern dünyanın meydan okumaları karşısında yeniden tanımlanması ve güçlendirilmesi gereken son sığınak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailede iyilik, pasif değil, sürekli yatırım, öğrenme, bilinçli çaba ve dinamik bir denge gerektiren aktif bir süreçtir. Bu iyilik hali, bireylerin mutluluğunu sağlamanın yanı sıra, sağlıklı, huzurlu ve umutlu bir geleceğin temelini oluşturmaktadır ve ‘ailede iyilik’ yaklaşımı, çağımızın yaralarını sarmada önemli bir yol haritası sunmaktadır.” Şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıksız]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik ve psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik ve psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Cömert olan daha mutlu ve uzun yaşıyor</strong></p>
<p>Son yıllarda pozitif psikolojinin önemli bir alt dalı haline gelen &#8220;iyilik psikolojisi&#8221; ne dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Harvard Business School&#8217;un 136 ülkede iş adamları üzerinde yürüttüğü geniş kapsamlı bir araştırmada, yardımsever ve cömert olan iş adamlarının, olmayanlara göre hem daha mutlu oldukları hem de ortalama ömürlerinin daha uzun olduğu tespit edildi. Bu, iyiliğin doğrudan yaşam kalitesine ve süresine etki ettiğini gösteren en net kanıtlardan biridir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İyilik stresi azaltıyor!</strong></p>
<p>İyilik yapmanın nörolojik ve hormonal etkilerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Düzenli olarak iyilik yapan kişilerde, ‘savaş ya da kaç’ hormonu olarak bilinen ve kortizolü tetikleyen ACTH hormonunun %23 daha az salgılandığı tespit edildi. Bir kişi iyilik yapmayı hayal ettiğinde bile, beynin ödül merkezi olan ventral striatum bölgesi aktif hale geliyor. Bu, beyinde haz ve odaklanma kimyasalı olan dopamin ile bağlanma hormonu olan oksitosin salgılanmasını sağlıyor. Tüm bu kanıtlar gösteriyor ki iyilik yapmanın antidepresan etkisi var. Hatta diyebiliriz ki en güzel antidepresan iyiliktir. Yani iyilik yapmak en güzel antidepresan.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İyilik bulaşıyor… </strong></p>
<p>İyiliğin bulaşıcı &#8220;dalga etkisi&#8221; ne vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişinin yaptığı bir iyiliğin, kısa sürede 300 kişiye ulaşabildiğini gösteren çalışmalar var. Patronundan çekinen bir genç, katıldığı bir kursta aldığı tavsiye üzerine aksi patronuna bir kravat hediye eder. Patronu önce terslese de gencin samimiyetinden etkilenir ve o da kendi oğluna bir hediye almaya karar verir. Hediye karşısında ağlamaya başlayan oğlu, &#8216;Baba, kimse beni sevmiyor diye bu gece intihar etmeyi planlıyordum&#8217; itirafında bulunur. İşte iyiliğin dalga etkisi budur. Gerçekten iyiliğin antidepresan etkisi var. Hem kişinin beyin fonksiyonlarını, kimyasını etkiliyor, hem de diğer insanları. İyilik yaparken hemen büyük iyilik düşünmemek lazım. Sevgi dolu bir bakış, bir tebessüm, birkaç güzel söz, içten bir selam veya bir helalleşme de en kıymetli iyiliklerdendir. &#8216;Kalbini kırdıysam özür dilerim&#8217; demek bile müthiş bir iyileştirici güce sahiptir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İyilik psikolojisinin nörobiyolojik temelleri var</strong></p>
<p>İyilik ve iyiliğin psikolojisinin nörobiyolojik temelleri olduğunu işaret eden Prof. Dr. Tarhan, iyilik psikolojisinin sadece bireysel bir erdem olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik refahın temelini oluşturduğunu vurguladı.</p>
<p>Karşılık bekleyerek yapılan iyiliği yazar Cemil Meriç&#8217;in &#8220;tefecilik&#8221; olarak tanımladığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, gerçek ve karşılıksız iyiliğin sosyal bağları ve toplumsal güveni artırarak en büyük sermayeyi oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Davranış iktisadının kurucusu Kahneman&#8217;a atıfta bulunan Prof. Dr. Tarhan, büyük ekonomik kararların bile salt çıkara göre değil, güven ve sevgi gibi psikolojik faktörlere göre alındığını ifade ederek, “Fukuyama&#8217;nın da belirttiği gibi, yüksek güvenlikli toplumlarda yatırımlar artar, çünkü güven riskleri azaltır. Güven ortamının temelinde ise karşılıklı ve çıkarsız iyilik ilişkileri yatıyor.” dedi.</p>
<p><strong>İyilik projeleri, okullarda akran zorbalığını azaltıyor… </strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülükle mücadelenin en etkili yolunun, iyiliği bir eğitim politikası haline getirmek olduğunu ifade ederek, Türkiye&#8217;nin kendi kültüründe var olan bu değerleri eğitim sistemine entegre etmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>&#8220;Bizim kültürümüzde zaten var olan sadaka ve yardımlaşma kültürünü, nasılsa aileden öğreniliyor diye eğitim sistemi önemsemiyordu. Ancak artık aileler kültür aktarıcısı değil. Eğer okulda da öğretmezsek, çocuklarımız bu değerlerden mahrum kalacak.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Rastgele iyilik projeleriyle teşvik edilen çocukların olduğu okullarda akran zorbalığı da şiddet olayları da azalır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Eğitim sisteminin amacının robotik bireyler yetiştirmek değil, sosyal ve duygusal zekâsı gelişmiş, merhametli ve iyi insanlar yetiştirmek olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Ağlayan bir insana uzatılan bir elin, verilen bir ekmeğin yarattığı tebessüm hem alanı hem de vereni mutlu eder. Çocuklarımıza bu mutluluğu öğretmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Tembele iyilik, tembelliğe teşvik ediyor </strong></p>
<p>‘Merhamet yorgunluğu’ denilen bir şey olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan,<strong> </strong>&#8220;Tembel kişilere yapılan iyilik onları tembelliğe, bencil kişilere yapılan iyilik ise onları parazit gibi beslenmeye teşvik eder. Bu, iyiliğin kötüye kullanımıdır ve karşı tarafa iyilik değil, kötülük yapmaktır.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyiliğin &#8220;doğru ve yanlış&#8221; uygulanması arasındaki ince çizgiye dikkat çekerek, &#8220;İyilik yapıyorum derken karşı tarafın hayatına ne kattığımızı, bu iyiliğin onu iyiye ve doğruya götürüp götürmediğini sorgulamalıyız. Sadece kendimizi iyi hissetmek için yapılan, içinde anlam olmayan iyilikler, uzun vadede zarar verir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek&#8221; ilkesinin iyilikte de geçerli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Emek vermeden, yorulmadan elde edilen bir şeyin kıymeti bilinmez. Eğer bir kişiye sürekli emek harcamadan bir şeyler verirseniz, onu sorumluluk almaktan uzaklaştırırsınız. Bu çocuğunuz da olabilir, bir yakınınız da. Bu bir merhamet değil, &#8216;merhamet yorgunluğu&#8217; veya kişinin kendi egosunu tatmin etme çabasıdır.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Yanlış kişiye iyilik yaparsanız, etrafınızda kan emiciler toplanır.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Güçlüyken yanınızda olup düştüğünüzde kaybolan insanlardan şikâyet ediyorsanız, bunun sebebi genellikle zamanında yaptığınız yanlış iyiliklerdir. İyilik, hak edene, hak ettiği şekilde ve karşı tarafı geliştirecek biçimde yapılmalıdır.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Narsisizmin tedavisinde en etkili yöntemlerden biri &#8220;sessiz iyilik yapmak&#8221;…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern çağın en yaygın sorunlarından biri olan narsisizmin tedavisinde en etkili yöntemlerden birinin &#8220;sessiz iyilik yapmak&#8221; olduğunu ifade ederek, &#8220;Bir elinle dilenciye para verip diğer elinle selfie çekmek, iyilik değil, ego tatminidir. Gerçek iyileşme, kimseye göstermeden, sessizce yapılan ve narsistik dürtüleri eğiten iyiliktir.&#8221; dedi.</p>
<p>İyilik yaparken sergilenen gösterişin ve kendini öne çıkarma çabasının, iyiliğin ruhuna aykırı olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu tür eylemlerin genellikle beklenen ilgiyi görmediğini ve &#8220;soğuk&#8221; kaçtığını söyledi.</p>
<p>Narsistik kişilik özelliklerine sahip veya narsisizm puanı yüksek çıkan kişilere yaptıkları bir iyiliği hiç kimseye anlatmamalarını, göstermemelerini tavsiye ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin içinde &#8216;herkese anlat, göster&#8217; diyen bir ses vardır. Bu sese rağmen iyiliği gizli tutabilmek, kişinin kendi narsisizmini ve çıkarcı dürtülerini eğitmesinin en güçlü yollarından biridir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklara yapılan iyilikler bir &#8220;tehdit veya itaat unsuru&#8221; olarak kullanılmamalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ailelerin çocuklarına yaptıkları iyilikleri bir &#8220;tehdit veya itaat unsuru&#8221; olarak kullanmasının yanlış olduğunu belirterek, &#8220;Çocuğunuza para verirken kendi egonuzu tatmin etmek için bahşiş vermeyin. Ona sorumluluk almayı ve bütçe yönetimini öğretmek için &#8216;hak ediş&#8217; verin. Aksi takdirde para yönetimini öğrenemeyen bireyler yetiştirirsiniz.&#8221; dedi.</p>
<p>Aile içi ilişkilerde sıkça yapılan &#8220;iyilik hatalarına&#8221; da dikkat çekerek, &#8220;Ben sana iyilik yapıyorum, sen de dediğimi yap&#8221; mantığının çocuk yetiştirmede büyük zararlar verdiğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Saçımı süpürge yaptım&#8221; diyerek sürekli karşılık bekleyen ve şikâyet eden ebeveynlerin, aslında çocuklarına iyilik yapmadığını, tam tersine hem kendilerini hem de çocuklarını huzursuz ettiklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun &#8220;merhamet yorgunluğu&#8221; ve yaşam doyumu düşük kişilikler ortaya çıkardığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı empati nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, empatinin sıkça &#8220;karşı tarafın yerine kendini koymak&#8221; olarak yanlış anlaşıldığını belirterek, &#8220;Sağlıklı empati, kendi kimliğini ve sınırlarını unutmadan karşı tarafı anlamaktır. Sınırlarını korumadan kendini tamamen feda etmek, &#8216;fedakârlık şeması&#8217; denilen psikolojik bir sorundur ve &#8216;merhamet yorgunluğu&#8217;na yol açar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Empati ve sempati arasındaki farkı vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Kreşte bir bebek ağladığında diğerlerinin de ağlamaya başlaması sempati duymaktır. O bebekler, kendi acılarıyla başkasının acısı arasındaki ayrımı henüz öğrenememiştir. Sağlıklı empati ise &#8216;O acı çekiyor, ona yardım etmeliyim ama kendi haklarımı ve sınırlarımı da korumalıyım&#8217; diyebilmektir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yardımseverlik gibi kültürel değerleri kaybediyoruz</strong></p>
<p>Türkiye’nin sıcak ve yardımseverlik gibi kültürel değerlerini, genç nesillere aktaramaması halinde kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, Japonya gibi ülkelerin ve Harvard, Yale gibi öncü Batı üniversitelerinin, çocuklara küçük yaşta akademik bilgiden önce değerler eğitimini ve &#8220;İyilik Psikolojisi&#8221;ni öğreterek bu soruna çözüm bulduğunu, Üsküdar Üniversitesi’nin de bu dersi 2013 yılında, Harvard’dan bile önce başlatarak öncülük ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, fedakârlık ve empatiyle ilişkili genlerin var olduğunu ancak bu genlerin, değerleri öğretmeyen bir çevre ve eğitim sistemi tarafından &#8220;susturulabildiğini&#8221; ifade ederek, genetik yatkınlıklarımıza rağmen, iyiliği veya saldırganlığı seçmenin &#8220;özgür irademize&#8221; ve aldığımız eğitime bağlı olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Kadın beyninin empati ve iç gerçekliğe, erkek beyninin ise mantık ve dış gerçekliğe olan biyolojik yatkınlığının, endüstri devrimiyle değişen sosyal rollerle birlikte yeni bir denge gerektirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yaptığımız iyilikleri küçük görmeyelim; onun dalga ve bulaşıcı etkisi muazzamdır. Ancak bu sihir, sadece karşılık beklenmeyen, samimi iyiliklerde ortaya çıkar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Şirketler iyilik projeleri başlatmalı</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik yapma sorumluluğunun sadece Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na bırakılmasının büyük bir hata olduğunu, zira dinin artık kurumsal bir kimlik olmaktan çıkıp bireysel bir &#8220;hal&#8221;e dönüştüğünü belirterek, Türkiye&#8217;de de cemaat ve tarikatlara olan güvenin 15 Temmuz sonrası eridiğini ve yeni STK&#8217;ların da ticarileşip dünyevileşerek iyi bir temsil sunamadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu boşluğun ancak eğitim sistemi, şirketler ve diğer kurumlar tarafından doldurulabileceği uyarısında bulunarak, kurumsal aidiyeti artırmak isteyen şirketlerin &#8220;iyilik projeleri&#8221; başlatması gerektiğini, okullarda ise &#8220;karşılıksız iyiliklerin&#8221; ödüllendirilmesinin, gençlerdeki şiddeti ve politizasyonu azaltacağını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi personeline &#8220;empati&#8221; eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-personeline-empati-egitimi-581589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 13:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Özel Gereksinimli Bireyler Danışma Merkezi personeli, hizmet kalitesini ve toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Farkındalık Merkezi'nde eğitime katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-personeline-empati-egitimi-581589">Buca Belediyesi personeline &#8220;empati&#8221; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Özel Gereksinimli Bireyler Danışma Merkezi personeli, hizmet kalitesini ve toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Farkındalık Merkezi&#8217;nde eğitime katıldı.</p>
<p>Engelli bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılımlarını sağlamak amacıyla hizmet veren Buca Belediyesi Özel Gereksinimli Bireyler Danışma ve Koordinasyon Merkezi personeli,  İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Engelli Farkındalık Merkezi’nde “empati” eğitimine katıldı.  &#8220;Tekerlekli Sandalye&#8221;, &#8220;Üstün Yetenekliler&#8221;, &#8220;Özel Öğrenme Güçlüğü&#8221;, &#8220;Otizm Labirenti&#8221; ve &#8220;Karanlık&#8221; gibi parkurlardan oluşan eğitimde katılımcılar, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları uygulamalı olarak deneyimleme şansı elde ettiler. Bu deneyim, çalışanların özel gereksinimli bireylerin beklenti ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarına yardımcı olurken Buca Belediyesi’nden yapılan açıklamada,  personel eğitimlerinin daha duyarlı, nitelikli ve eşit hizmet sunma kararlılığının bir göstergesi olduğu vurgulandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-personeline-empati-egitimi-581589">Buca Belediyesi personeline &#8220;empati&#8221; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Tekerlekli Sandalyeye Oturup Maç Yapmak İnanılmaz Bir Tecrübe ve Empati Oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-tekerlekli-sandalyeye-oturup-mac-yapmak-inanilmaz-bir-tecrube-ve-empati-oldu-529418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 May 2025 11:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[inanılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[maç]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[oturup]]></category>
		<category><![CDATA[sandalyeye]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[tekerlekli]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Engelliler Haftası kapsamında tekerlekli sandalyeye oturarak engelli sporcularla basketbol maçı yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-tekerlekli-sandalyeye-oturup-mac-yapmak-inanilmaz-bir-tecrube-ve-empati-oldu-529418">Başkan Altay: &#8220;Tekerlekli Sandalyeye Oturup Maç Yapmak İnanılmaz Bir Tecrübe ve Empati Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Konya Lisesi’ne kazandırılan spor salonunda gerçekleştirilen etkinlikte Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tekerlekli sandalyeye oturarak Konya Engelliler Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı sporcularıyla ile maç yaptı.</p>
<p><strong>“SANDALYEYE OTURUP BİZZAT O ANI YAŞAMAK BENİM İÇİN DE İNANILMAZ BİR DENEYİM OLDU”</strong></p>
<p>Maç sonrası görüşlerini paylaşan Başkan Altay, Engelliler Haftası kapsamında onlarca etkinlik düzenlediklerini ifade ederek, “Ben de bugün tekerlekli basketbol takımının antrenmanına katıldım. Hakikaten empati denilen şeyi bugün yaşamış olduk. Dışarıdan izliyoruz, defalarca takımın maçına geldim ama sandalyeye oturup bizzat o anı yaşamak, maç yapmak benim için de inanılmaz bir deneyim ve tecrübe oldu. Engelli kardeşlerimiz için basketbol takımı ve spor aktiviteleri aslında azmin, iradenin bir neticesi ve diğer engelliler için de çok iyi bir örnek. Sayılarının artmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“ENGELLİ KARDEŞLERİMİZİN YAŞAMINA DOKUNACAK ONLARCA ETKİNLİK YAPIYORUZ”</strong></p>
<p>Büyükşehir Engelli Destek Merkezi vasıtasıyla engelli bireylerin yaşamına dokunacak onlarca etkinlik yaparken özellikle spor faaliyetlerini desteklediklerini vurgulayan Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>“Amacımız çocuklarımız spor yaparak engellerini bir miktar aşsınlar, topluma entegre olsunlar ve daha mutlu bir hayat sürsünler. Bu vesileyle engelli basketbol takımındaki arkadaşlarımı tekrar tebrik ediyorum. Hakikaten dışarıdan göründüğünden çok zor bir iş yapıyorlar ve Konya’mızın bayrağını başarıyla dalgalandırıyorlar. Yeni genç arkadaşlarımıza da örnek oluyorlar. Onlar için çok önemli bir rehabilitasyon imkanı oluşuyor. Biz de imkanlarımız dahilinde engellilerimize, engelli spor takımlarına bundan sonra da destek olmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>“HEPİMİZ İÇİN BÜYÜK KAZANIM OLDU”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyespor’un U12 basketbol takımı gençlerinin de bu deneyimi yaşadığını kaydeden Başkan Altay, “Normalde 12 yaşındaki çocuklarımız zaten ligde namağlup bir şekilde basketbolda çok başarılılar. Bugün de tekerlekli sandalye ile bunu deneyimlemiş oldular. Bence hepimiz için büyük bir kazanım oldu. İnşallah bunları sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm engelli kardeşlerimizin Engelliler Haftası’nı kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY’A TEŞEKKÜR ETTİLER</strong></p>
<p>Engelli basketbol takımı oyuncuları da her zaman destek olan ve kendilerini hiç yalnız bırakmayan Başkan Altay’a teşekkür ettiler.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi bu yıl Engelliler Haftası kapsamında engelli bireylere yönelik birçok  etkinlik düzenleyecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-tekerlekli-sandalyeye-oturup-mac-yapmak-inanilmaz-bir-tecrube-ve-empati-oldu-529418">Başkan Altay: &#8220;Tekerlekli Sandalyeye Oturup Maç Yapmak İnanılmaz Bir Tecrübe ve Empati Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
