<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>emekçisi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/emekcisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/emekcisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 10 May 2026 10:52:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>emekçisi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/emekcisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Sosyal Hizmet Emekçisi Ölümden Döndü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-sosyal-hizmet-emekcisi-olumden-dondu-633952</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 10:52:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[döndü]]></category>
		<category><![CDATA[emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ölümden]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Sosyal Hizmet Emekçisi Ölümden Döndü!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-sosyal-hizmet-emekcisi-olumden-dondu-633952">Bir Sosyal Hizmet Emekçisi Ölümden Döndü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>İki gün önce kamuoyuna da yansıyan haberlerde, Hakkâri Gazi Mahallesi’nde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa yönelik bıçaklı saldırı gerçekleştiği bilgisi yer aldı. Yaşanan bu olay hepimizi derinden üzmüş, çalışma alanlarımızdaki güvenlik ve çalışma koşullarını yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılmıştır.</span></p>
<p><b><strong>“Hayati Risk Yaratan” Sosyal Risk Haritası Oluşturma Projesi Durdurulsun!</strong></b></p>
<p><span>Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</span></p>
<p><span>Sosyal hizmet alanında önleyici çalışmaların, risklerin erken tespitinin ve koruyucu hizmetlerin öneminin farkındayız. Ancak bu tür çalışmaların; sahadaki mevcut koşullar, çalışan güvenliği, personel kapasitesi, teknik altyapı ve mesleki değerlendirmeler dikkate alınarak planlanması gerektiğini düşünüyoruz.</span></p>
<p><span>Son dönemde yürütülen sosyal risk haritası çalışmasının; çalışanların, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek örgütlerinin ve akademinin görüş ve deneyimleri yeterince değerlendirilmeden hayata geçirilmesinin sahada çeşitli sorunlara yol açtığı yönünde ciddi geri bildirimler bulunmaktadır. Özellikle hane temelli çalışmalar kapsamında; çalışan güvenliği, kurum kapasitesi, etik ve hukuki süreçlerin daha kapsamlı ele alınması gerektiği açıktır.</span></p>
<p><span>Sosyal risk haritalaması çalışmalarının yalnızca veri toplama ve risk sınıflandırması ekseninde değil; sosyal hizmetin temel ilkeleri olan insan onuru, müracaatçının yüksek yararı, mesleki ilişki, güven temelli çalışma ve “çevresi içinde birey” yaklaşımı çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Sahada yürütülen uygulamaların, sosyal hizmet mesleğinin bütüncül değerlendirme anlayışından uzaklaşarak yalnızca niceliksel veri üretimine indirgenmesi hem hizmet sunumunun niteliğini zayıflatmakta hem de çalışanları mesleki açıdan kırılgan hale getirmektedir.</span></p>
<p><span>Risk haritalaması süreçlerinde çalışanların asli rolünün “veri toplayıcı” bir pozisyona indirgenmesi; mesleki özerklik, profesyonel değerlendirme ve müracaatçıyla kurulan güven ilişkisi açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Özellikle riskli hanelerde yürütülen ziyaretlerde yeterli kurumsal destek ve güvenlik mekanizmalarının sağlanmaması, çalışanları fiziksel ve psikososyal açıdan korunmasız bırakmaktadır.</span></p>
<p><span>Ayrıca uzun yıllardır farklı uygulamalar altında sürdürülen hane temelli saha çalışmalarına rağmen; elde edilen verilerin sosyal politika üretimine, koruyucu-önleyici mekanizmalara ve somut sosyal hizmet müdahalelerine ne ölçüde dönüştüğü konusunda şeffaf ve bilimsel değerlendirmelerin kamuoyu ile paylaşılmaması önemli bir eksikliktir. Sosyal hizmet uygulamalarının sürdürülebilirliği; yalnızca riskin tespit edilmesine değil, tespit edilen risklere yönelik kurumlar arası eşgüdümün ve etkili müdahale mekanizmalarının kurulmasına bağlıdır.</span></p>
<p><span>Gerekli yasal ve mevzuatsal altyapı tamamlanmadan uygulamaların hayata geçirilmesi; çalışanların yeterli güvenlik önlemleri alınmadan sahaya yönlendirilmesi; teknik ekipman eksiklikleri nedeniyle personelin şahsi telefonlarını kullanmak zorunda bırakılması ve başta KVKK olmak üzere etik, hukuki ve mesleki süreçlerin yeterince gözetilmemesi çalışanlar açısından ciddi riskler oluşturmaktadır.</span></p>
<p><span>Meslek elemanlarının kendi kişisel cihazları üzerinden veri girişine zorlanması; yalnızca çalışan güvenliği açısından değil, mesleki sınırlar, veri güvenliği, kurumsal sorumluluk ve müracaatçı mahremiyeti açısından da sakıncalı bir durum oluşturmaktadır. Sosyal hizmet müdahalesinin merkezinde yer alması gereken insani temasın, yoğun veri giriş baskısı nedeniyle zayıflaması sahadaki mesleki ilişkiyi olumsuz etkilemektedir.</span></p>
<p><span>Çalışanların uygulamalardaki eksiklikleri ve geliştirilmesi gereken yönleri ifade etmelerinin baskı unsuru haline getirilmemesi, aksine bu geri bildirimlerin sistemin güçlendirilmesi adına dikkate alınması gerekmektedir.</span></p>
<p><span>Yaşanan bu olayın; çalışma koşulları, çalışan güvenliği ve kurumsal süreçler açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesini gerekli görüyoruz.</span></p>
<p><span>Çalışanların can güvenliğini, mesleki itibarını ve emeğini koruyan; şeffaf, katılımcı ve hak temelli bir sosyal hizmet sisteminin güçlendirilmesi ortak sorumluluğumuzdur.</span></p>
<p><span>Bu kapsamda; </span><span>çalışan güvenliğini önceleyen tedbirlerin alınmasını, </span><span>işçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesini, </span><span>yeterli personel ve teknik altyapının sağlanmasını, </span><span>etik, hukuki ve mesleki ilkelerin titizlikle gözetilmesini, </span><span>çalışanların görüş ve önerilerinin karar süreçlerine dahil edilmesini, </span><span>sosyal hizmet alanındaki yapısal eksikliklerin giderilmesini, </span><span>sosyal risk haritalaması çalışmalarının meslek örgütleri, akademi ve saha çalışanlarının katılımıyla yeniden değerlendirilmesini, r</span><span>isk tespiti kadar koruyucu-önleyici ve güçlendirici müdahale mekanizmalarının da geliştirilmesini, </span><span>sahada görev yapan personelin fiziksel, psikososyal ve mesleki güvenliğini esas alan uygulama standartlarının oluşturulmasını talep ediyoruz. </span><span>Taleplerimiz karşılanıncaya kadar;</span></p>
<p>Türk Psikologlar Derneği TPD, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği SHUDER, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği TODAP,  Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası SES</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-sosyal-hizmet-emekcisi-olumden-dondu-633952">Bir Sosyal Hizmet Emekçisi Ölümden Döndü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 10:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Erkeğin duygusal kabızlığı, zamanla tükenmişliğe yol açabiliyor!</strong></p>
<p>‘Man-keeping’ yani ‘erkek dadılığı’ kavramının, bir kadının, partneri olan erkeğin olgunlaşmamış duygularının sorumluluğunu üstlenmesi ve iyileştirmeye çalışması olduğunu dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bir kadının, partneri olan erkeğin hem annesi, hem terapisti, hem kriz yöneticisi, hem sosyal sekreteri olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Bu durumun ‘duygusal emekçi’ gibi isimlerle de anıldığını aktaran Dr. Bingöl, “Yapılan araştırmalara göre; sürekli erkeğin moralini, enerjisini, özgüvenini yüksek tutmaya çalışmak, kişisel ve duygusal gelişimini desteklemek, sürekli erkeğin duygularını analiz etmek, onun adına düşünmek, onun adına affetmek veya öfkelenmek, sosyalleşmesi ve arkadaş edinmesi yönünde teşvik etmek, akrabaları ve arkadaşlarıyla olan duygusal ilişkilerine aracılık etmek, aile ve iş sorunlarını çözmesine destek olmak ve benzeri tüm duygusal süreçler bir yerden sonra kadına büyük bir yük oluyor. Erkeğin bu duygusal kabızlığı, başlangıçta kadına, kontrol duygusu ve hakimiyet hissi verse de zamanla tükenmişlik, değersizlik ve cinsel isteksizlik gibi sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü birisine ebeveynlik yaptığınızda, o kişiye karşı romantik veya cinsel çekim hissetmeniz giderek zorlaşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erkeklerin duygusal eksiklikleri, kadınların üzerine orantısız bir duygusal yük bindiriyor!</strong></p>
<p>Erkeklerin, kadınlara kıyasla daha az duygusal paylaşımlar yaptığını ve daha az yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Erkeklerin sosyal ağlarındaki bu duygusal eksiklikler, zamanla kadınların erkekler adına bu sorumlulukları üstlenmesine yol açıyor ve bu kadın aleyhine orantısız bir yük haline geliyor.” dedi.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet kalıplarının etkisine de değinen Dr. Bingöl, “Sosyokültürel açıdan ‘aslan oğlum, erkek oğlum’ anlayışıyla yetiştirilmek ve ‘yuvayı dişi kuş yapar’ dayatması, erkeğin duygusal açıdan zayıf görülmemesine yol açar. Erkeklerin duygularını daha az ifade edecek şekilde yetiştirilmeleri ve duygusallığın daha çok kadınlara yüklenmesi gibi faktörler, kadınların duygusal açıdan daha fazla sorumluluk alma gereği hissetmesine neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olması! </strong></p>
<p>‘Man-keeping’ sorununu aşmak için ilk olarak, kadınların kendisine ‘gerçekten bir ilişki mi arıyorum, yoksa bir çocuk mu büyütmek istiyorum?’ sorusunu sorması gerektiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Çünkü kadınlar bir ilişki yaşadığını zannederken, çoğu zaman kendilerini birine duygusal ebeveynlik yaparak büyütmeye çalışırken bulurlar.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde doğal olarak duygusal emeğin harcanmasının beklendiğini vurgulayan Dr. Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak olağan şartlarda bu emeğe her iki tarafın da ortak olması beklenir. Eğer sadece bir taraf duygusal yükü üzerine alırsa, problem buradan kaynaklanır. Yani sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olmasıdır. Bu nedenle sorunun çözümü açısından erkekler, duygusal sorumluklarını üzerlerine almalı. Çevresiyle daha derin bağlar kurarak, daha fazla sosyalleşerek, gerekirse terapiste giderek ilişkinin duygusal sorumluluklarını üstlenmeleri önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
