<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>egzersiz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/egzersiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/egzersiz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 08:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>egzersiz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/egzersiz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tuzla&#8217;da Buluştular, Sağlık İçin Yürüdüler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuzlada-bulustular-saglik-icin-yuruduler-625908</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluştular]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tuzla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yürüdüler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625908</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar eşliğinde sabah egzersizi yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzlada-bulustular-saglik-icin-yuruduler-625908">Tuzla&#8217;da Buluştular, Sağlık İçin Yürüdüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar eşliğinde sabah egzersizi yapıldı. Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Hande Namal Türkyılmaz ise sağlıklı yaşam tarzına ilişkin paylaşımlarda bulunarak, beslenme ve sporun aktif yaşamdaki önemini vurguladı.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftasını, Tuzla Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirme, bu konudaki toplumsal farkındalığı artırma amacıyla düzenlenen, özel yürüyüş ve egzersiz etkinliğiyle kutladı. Tuzla sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik kapsamında katılımcılar, sahil hattında 2 km’lik yürüyüş güzergahını hep birlikte tamamlayarak güne sağlıklı bir başlangıç yaptılar. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi çalışanlarının da destek verdiği etkinlikte, katılımcıların soruları yanıtlandı. Uzman antrenörlerin egzersiz ve yoga aktiviteleriyle devam eden programda, <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Hande Namal Türkyılmaz</strong>, katılımcılara sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında önemli bilgiler verdi. </p>
<p>Dr. Hande Namal Türkyılmaz konuşmasında, yapılan her egzersizin vücudumuza büyük katkılar sağladığını, sadece kalori yakmadığımızı söyleyerek, bu sayede vücudumuzun doğal olarak ürettiği NAD+ molekülünü ve GLP-1 hormonunu da artırabildiğimizi hatırlattı. Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp ile hormonal mekanizmaları onarmaya odaklandıklarını söyleyen Dr. Hande Namal Türkyılmaz, “<em>Bugünkü yürüyüş ve egzersiz çalışmamızın vücudumuzda gösterdiği </em>d<em>eğişimi kalıcı kılmak, vücudumuzun biyokimyasını optimize etmek ve &#8216;gerçekten sağlıklı&#8217; hissetmek kendi elimizde.</em> <em>Bu alandaki sağlık profesyonelleri olarak hedefimiz ilaçla</em> <em>değil, yaşamı kendi ritmiyle iyileştirmek. Uzun yıllardır bu işi yapan biri olarak biliyorum ki; bu mekanizmaları ne kadar erken tamir edersek, gelecekteki kronik hastalıklardan o kadar korunuruz. Sağlık, hastalıkların olmaması değil, yaşam enerjisinin en üst seviyede olmasıdır</em>” dedi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuzlada-bulustular-saglik-icin-yuruduler-625908">Tuzla&#8217;da Buluştular, Sağlık İçin Yürüdüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:18:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halini]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser hem hastalığın kendisi hem de tedavi sürecinin etkileri nedeniyle çok yönlü ele alınması gereken zorlu bir süreç.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366">Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser hem hastalığın kendisi hem de tedavi sürecinin etkileri nedeniyle çok yönlü ele alınması gereken zorlu bir süreç. Bu nedenle kanserle mücadelede yalnızca hastalığa odaklanmak yeterli değil. Fiziksel, ruhsal ve bilişsel alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşım olan kanser rehabilitasyonu da sürece dahil edilmeli. Tedavi boyunca ortaya çıkan yorgunluk, ağrı ve hareket yeteneğinde kısıtlılık gibi durumların hastaların günlük yaşamını doğrudan zorlaştırdığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu yüzden rehabilitasyon kapsamında özellikle fiziksel fonksiyonların desteklenmesine yönelik uygulamalar, hastaların hareket kapasitesinin korunması ve günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi açısından değerli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz tüm bunların yanında kişinin psikolojik olarak da daha iyi hissetmesine katkı sağlar. Kalp sağlığını koruma, stres, depresyon ve anksiyete ile baş edebilme ve kemik gücünü artırmada da aktif fiziksel yaşamın kıymetini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Kanser rehabilitasyonu programları hastalığın türüne ve evresine göre şekillendirilir. Hastane içinde multidisipliner yaklaşımlarla uygulanabildiği gibi kişiye özel ev programları şeklinde de planlanabilir. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda, hareketsizlik ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar fiziksel fonksiyonları etkileyerek rehabilitasyon sürecinin planlanmasında önemli bir rol oynar” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, kanser süreci için fiziksel tıp ve rehabilitasyon uygulamalarına ilişkin önerilerini paylaştı:</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Öncelikli olarak kanser tedavisi sürecinde egzersiz programının bir uzman eşliğinde ve kişiye özel olarak planlanması gerektiğini göz önünde bulundurun.</li>
<li>Egzersize başlarken düşük seviyeden ilerlemeye özen gösterin. Kanser tedavisi sürecinde günde sadece birkaç dakika hareket etmenin bile faydasını hissedebilirsiniz. </li>
<li>Planladığınız egzersiz süresini parçalara bölün ve aralara dinlenme molaları ekleyin. Tedavi sürecinde 30 dakikalık yürüyüşü gün içine yayarak üç ayrı zaman diliminde yapabilirsiniz.</li>
<li>Egzersizi daha keyifli hale getirmek için grup çalışmalarına katılabilir ya da sevdiğiniz müzikler eşliğinde hareket edebilir, bisiklet gibi alternatifleri değerlendirebilirsiniz. </li>
<li>Günlük yaşamınıza hareket katmanın yollarını arayın. Örneğin aracınızı daha uzak bir noktaya park ederek yürüyüş sürenizi artırabilirsiniz. </li>
<li>Adım sayınızı pedometre veya akıllı telefon uygulamalarıyla takip ederek günlük hareket düzeyinizi kontrol altında tutmaya çalışın. </li>
<li>Egzersiz sırasında rahat kıyafetler tercih edin ve yeterli miktarda su tüketmeyi ihmal etmeyin.</li>
<li>Hareket öncesinde omuz, kol ve bacak egzersizleriyle ısınmayı, sonrasında ise germe hareketleriyle soğumayı unutmayın. </li>
<li>Kendinizi iyi hissetmediğinizde, ateşiniz olduğunda veya vücudunuz sinyal verdiğinde egzersizi sonlandırın. </li>
<li>Kansere eşlik eden kansızlık gibi durumlar varsa egzersize başlamadan önce bu durumu mutlaka doktorunuzla paylaşın. </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-fiziksel-iyilik-halini-destekleyen-10-oneri-624366">Kanser tedavisinde fiziksel iyilik halini destekleyen 10 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bergama Belediyesi&#8217;nden 8 Mart&#8217;a Özel Söyleşi ve Egzersiz Etkinliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bergama-belediyesinden-8-marta-ozel-soylesi-ve-egzersiz-etkinligi-618146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bergama Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadınların ruhsal ve bedensel sağlığına dikkat çekmek amacıyla söyleşi ve egzersiz etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergama-belediyesinden-8-marta-ozel-soylesi-ve-egzersiz-etkinligi-618146">Bergama Belediyesi&#8217;nden 8 Mart&#8217;a Özel Söyleşi ve Egzersiz Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bergama Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadınların ruhsal ve bedensel sağlığına dikkat çekmek amacıyla söyleşi ve egzersiz etkinliği düzenledi. Bergama Belediyesi Haluk Elbe Salonu’nda düzenlenen ve yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte kadınların hem ruhsal hem de fiziksel sağlıklarına yönelik önemli bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Programda Necla-Mithat Öztüre Bergama Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Funda Erdi Akdağ, Psikolog Burçin Çoltu ve Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Merve Akıncıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Alanında uzman isimler, kadın sağlığı psikoloji iyi oluş ve günlük yaşamda uygulanabilecek egzersizler hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Söyleşi bölümünün ardından gerçekleştirilen egzersiz etkinliği ise katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı.</p>
<p><b>“KADINLARIN HAYATINA DOKUNAN PROJELER ÜRETİYORUZ, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</b></p>
<p>Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK, kadınların yaşamın her alanında güçlü bireyler olarak yer almasını destekleyen çalışmalar yürüttüklerini belirterek şunları ifade etti;</p>
<p>“Kadınların sağlıklı, güçlü ve bilinçli bireyler olarak yaşamın her alanında var olması bizim için çok kıymetli. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediğimiz bu etkinlikte kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak istedik. Burada söyleşi ve nefes egzersizleriyle ruhsal ve bedensel sağlığının daha da iyi hale gelmesi için çalışıyoruz. Kadın üreticilerimiz için 2 yıldır yılbaşı döneminde şehrimizin meydanında “ Yeni Yıl Üreten Kadın Pazarı” düzenliyoruz. Kadın Dayanışma Merkezi’miz ile aile içi sorun yaşayan kadınlar için gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. Bir diğer uygulamamız okuma yazma bilmeyen vatandaşlarımız için gerçekleştiriyoruz. Bergama Halk Eğitim Merkezi desteği ile Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nde düzenlediğimiz Okuma – Yazma Kursu’nda 8 kadın okuma yazma öğreniyor. Arasta bölgemizde de Her Salı ve Cuma hizmet veren Üretici Kadın Pazarı’nda kadınlar el emekleri ile üretmiş oldukları ürünlerin satışlarını gerçekleştirerek ev ekonomilerine katkı sağlıyor. Kadınların güçlenmesi, kendilerini geliştirmesi ve toplumsal hayatta daha aktif olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”</p>
<p>Bergama Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik, kadınların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesine katkı sağlarken aynı zamanda dayanışma ve farkındalık ortamı oluşturdu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergama-belediyesinden-8-marta-ozel-soylesi-ve-egzersiz-etkinligi-618146">Bergama Belediyesi&#8217;nden 8 Mart&#8217;a Özel Söyleşi ve Egzersiz Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Onkolojik Rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler; kas kaybı, denge sorunları, hareket kısıtlılığı, lenfödem ve kronik yorgunluk gibi ciddi problemlere yol açabiliyor ve uzmanlara göre her üç hastadan ikisinde belirgin kas gücü kaybı ortaya çıkıyor. İşte bu noktada onkolojik rehabilitasyon, tedavinin tamamlayıcısı değil, ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Onkolojik rehabilitasyonun önemine dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, süreci bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Kanser tedavisinde tümörü küçültmek ya da ortadan kaldırmak kadar, hastanın kas gücünü ve dayanıklılığını korumak, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamak da büyük önem taşıyor” diyor. Özellikle kemoterapi sürecinde ortaya çıkan kas kütlesindeki azalmanın tedaviye toleransı azalttığını da belirten Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Ciddi kas kaybı yaşayan hastalarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte erken dönemde başlanan kişiye özel egzersiz programları kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor” ifadelerini kullanıyor… </strong></em></p>
<p>Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor.</p>
<p>Örneğin <em>Journal of Clinical Oncology</em>’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde <em>The Lancet Oncology</em>’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor.</p>
<p><strong>Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler </strong></p>
<p>Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor </strong></p>
<p>Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 08:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[davranıştan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren ve tedavisi geciktirildiğinde  çok daha ciddi sorunlara yol açabilen omuz ağrısının genç yaşlarda da yaygınlaştığını belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Turan Çift</strong>, “Vücudumuzun en hareketli eklemi olan omzumuzu hatalı davranışlarla hızla yıprandırıyoruz. Eskiden daha çok ağır iş yapanlarda görülen omuz ağrıları, artık gençlerde de çok sık görülüyor. ‘Nasılsa geçer’ deyip tedaviyi geciktirmek ise sorunun çok daha ciddi boyutlara ulaşmasına neden oluyor. Ofiste, masa başında ya da evde bazı pratik egzersizleri yapmak omuzlarımızı sağlıklı ve dinç tutabilirken, bir haftadan daha uzun süren ağrılarda ise doktora başvurmak gerekiyor” diyor. Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan hatalı alışkanlıkları ve alınması gereken önlemleri anlattı, basit ama etkili 5 egzersizi açıkladı. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru oturuş alışkanlığı kazanın</strong></li>
</ul>
<p>Bilgisayar başında çalışırken sırt dik, omuzlar gevşek ve geride olmalıdır. Ekran göz hizasında olmalı, klavye ve mause kullanırken omuzlar yukarı kalkmamalıdır. Uzun süreli kambur duruş, omuz kaslarında gerginlik ve sıkışmaya yol açar.</p>
<ul>
<li><strong>Tek taraflı yük taşımayın</strong></li>
</ul>
<p>Çanta veya poşetleri tek omuzda ya da tek elde taşımak omuz dengesini bozar. Yükü iki kola eşit dağıtmak gerekir. Sırt çantası kullanılacaksa iki askı birlikte takılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz kalmayın</strong></li>
</ul>
<p>Omuz eklemi hareket ettikçe beslenir. Gün içinde en az 2-3 saatte bir omuz çevirme, esneme ve hafif germe hareketleri yapılmalıdır. Masa başında çalışanların kısa molalar vermesi omuz sağlığı için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Spor öncesi mutlaka ısınma hareketi yapın</strong></li>
</ul>
<p>Isınmadan yapılan spor aktiviteleri, özellikle ağırlık kaldırma egzersizleri omuz tendonlarında yırtıklara yol açabilir. Egzersiz öncesi mutlaka ısınma yapılmalı ve bilinçli program uygulanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Ağrı uzarsa mutlaka doktora başvurun</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısının ‘nasılsa geçer’ denilerek ertelenmemesini, zamanında müdahale edilmeyen problemlerin omuz hareketlerinde kısıtlılık, kas güçsüzlüğü ve kronik ağrıya yol açabildiğini vurgulayarak “Omuz ağrısı bir-iki haftadan uzun sürüyorsa, gece uykudan uyandırıyorsa ya da kolu kaldırmayı zorlaştırıyorsa ihmal edilmemelidir. Erken dönemde yapılacak muayene ve görüntüleme yöntemleriyle sorunun ilerlemesini engellemek mümkündür” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Omuz ağrısına yol açan 7 hatalı alışkanlık!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan en yaygın 7 önemli hatayı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Uzun süre bilgisayar başında yanlış oturuş</li>
<li>Sürekli öne eğik telefon kullanımı</li>
<li>Ağır sırt çantası veya tek omuzda taşınan çantalar</li>
<li>Laptop ve dosya çantalarının taşınması</li>
<li>Ağır poşetlerin tek kolla kaldırılması</li>
<li>Hareketsiz yaşam tarzı, düzenli omuz egzersizleri yapmamak</li>
<li>Ani ve bilinçsiz yapılan spor hareketleri</li>
</ul>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>İşte basit ama etkili 5 egzersiz </strong></p>
<p>Günlük hayatta 5 egzersizin düzenli yapılmasının, boyun, omuz ve sırt kaslarının çalışmasına yardımcı olacağını belirten Prof. Dr. Hakan Turan Çift “Ancak egzersizler ağrı sınırını aşmadan yapılmalıdır. Şiddetli ağrı, uyuşma veya güç kaybı varsa egzersiz öncesi ortopedi uzmanına başvurulmalıdır” diyor.  Prof. Dr. Çift, basit ama etkili 5 egzersizi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Omuz germe</strong>: Otururken ya da ayakta dik durarak omuzlarınızı kulaklara doğru kaldırın, geriye doğru çevirerek indirin. 10 kez geriye, 10 kez öne doğru yapın.</li>
<li><strong>Kürek kemiği sıkıştırma</strong>: Omuzlarınızı geriye doğru çekerek iki kürek kemiğini birbirine yaklaştırın. 5 saniye tutun ve gevşetin. 10 tekrar yapın. </li>
<li><strong>Boyun germe</strong>: Çenenizi önce bir omuza değdirip 5’e kadar sayın. Sonra aynı işlemi diğer omuza yapıp hareketleri 10 defa tekrar edin. </li>
<li><strong>Duvar yürüyüşü</strong>: Yüzünüz duvara dönük şekilde durun.        Parmaklarınızı duvarda yukarı doğru “yürütün”. Kolunuzu zorlamadan yukarıya götürün. 5 saniye bekleyin, indirin. 10 tekrar yapın.Bu işlemi duvara yan dönerek de aynı şekilde uygulayın. </li>
<li><strong>Kol sallama</strong>: Hafifçe öne doğru eğilin ve bir elinizi masa ya da sabit bir yere destek olarak dayayın. Diğer kolunuzu serbest bırakın. Kolunuzu küçük daireler çizerek yavaş ve kontrollü şekilde hareket ettirin. Bu hareketleri her iki kola 3 dakika uygulayın.  </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı.</p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi.<br /> </p>
<p>EGZERSİZİN ÖNEMİ<br />Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.”</p>
<p>BESLENME ÖNERİLERİ<br />Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi.</p>
<p>CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN</p>
<p>D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ<br />Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[disk]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde  3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Dr. Özkan Yükselmiş,</strong>  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor. </p>
<p><strong>2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat! </strong></p>
<p>Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı,  belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığının 7 önemli nedeni! </strong></p>
<p>Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş,<strong> </strong>bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor: </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık:</strong>  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor. </p>
<p><strong>Yaşa bağlı yıpranma:</strong> Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz bir yaşam:</strong>   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor. </p>
<p><strong>Yanlış duruş ve uzun süre oturma:</strong>  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.  </p>
<p><strong>Ağır kaldırma ve ani hareketler:</strong> Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo:</strong> Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor. </p>
<p><strong>Sigara:</strong> Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor. </p>
<p><strong>Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!</strong></p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli! </strong></p>
<p>Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, &#8220;Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak,  uzun süre aynı pozisyonda kalmamak,  doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.   Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, <strong> </strong>“Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[disk]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde  3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Dr. Özkan Yükselmiş,</strong>  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor. </p>
<p><strong>2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat! </strong></p>
<p>Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı,  belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığının 7 önemli nedeni! </strong></p>
<p>Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş,<strong> </strong>bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor: </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık:</strong>  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor. </p>
<p><strong>Yaşa bağlı yıpranma:</strong> Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz bir yaşam:</strong>   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor. </p>
<p><strong>Yanlış duruş ve uzun süre oturma:</strong>  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.  </p>
<p><strong>Ağır kaldırma ve ani hareketler:</strong> Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo:</strong> Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor. </p>
<p><strong>Sigara:</strong> Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor. </p>
<p><strong>Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!</strong></p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli! </strong></p>
<p>Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, &#8220;Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak,  uzun süre aynı pozisyonda kalmamak,  doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.   Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, <strong> </strong>“Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[oral]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezitenin en temel sorunlarından biri hareketsiz yaşam olarak biliniyor. Bu kapsamda spor genetiği ve obezite alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Oral, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Obezitenin salt estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını, aksine çok boyutlu metabolik bir problem teşkil ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral, kalıcı çözümün ancak sürdürülebilir bir yaşam disipliniyle mümkün olacağına dikkat çekti.</p>
<p>Obezite tedavisinde en sık yapılan hatanın süreci yalnızca kısıtlı diyetlerle yürütmeye çalışmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Bir akademisyen olarak, obeziteyi sadece estetik bir ‘ayna görüntüsü’ kaygısı olarak değil, kökleri genetik ve metabolik süreçlere dayanan küresel bir sağlık sorunu olarak ele almamız gerektiğini vurgulamak isterim. Obezite, beden kitle indeksinin 30’un üzerine çıkmasıyla tanımlanan, vücutta aşırı yağ depolanması durumudur ve bu durum damar sertliği (ateroskleroz), diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kemik-eklem sorunları ve hatta Alzheimer gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar. Fiziksel etkilerinin yanı sıra, kişinin psikolojik dengesini, sosyal yaşamını ve iş verimini etkileyen çok yönlü bir problemdir; bu nedenle tanı ve tedavi süreci ciddiyetle yönetilmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyet ve egzersiz, yaşam biçimi haline gelmeli”</b></p>
<p>Kilo kontrolü ve obezite tedavisi, diyet ve sporla sürdürülebilen, ‘iki ayaklı’ bir sistem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Sert diyetler metabolizmayı yavaşlatarak uzun vadede daha fazla kilo artışına neden olur. Sağlıklı bir kilo kaybının ayda en fazla 1–1,5 kilo olması gerekir. Obezite tedavisi yürümeye benzer; iki ayağınız da sağlam olmazsa ilerleyemezsiniz. Bu sürecin bir ayağı beslenme ise diğer ayağı mutlaka egzersiz olmalıdır. Özellikle su içi egzersizlerinin (Aqua Biking ve aqua jimnastik) çok avantajlı olduğunu düşünüyorum. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde eklemlere binen yük azaldığı için kişi daha uzun sure egzersiz yapabiliyor. Suyun direnci, karadaki egzersizlere kıyasla daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Bu yöntem, özellikle eklem ve diz ağrısı çeken obez bireyler için hem güvenli hem de yüksek verimli bir seçenektir” dedi.</p>
<p><b>“Egzersizi çocukluktan başlayarak yaşama yaymalıyız”</b></p>
<p>Bu sürecin biyolojik ve genetik arka planını da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral,   “İnsülin direncini kırmak ve yağ yakımını destekleyen irisin hormonunu artırmak için fiziksel aktivite elzemdir. Ayrıca sağlıklı bir uyku düzeni, iştah mekanizmasını dengeleyerek beslenme yönetimini kolaylaştırır; zira uykusuzluk veya aşırı uyku metabolik dengeyi bozar. Akdeniz tipi beslenme gibi doğal ve dengeli modelleri benimseyerek, egzersizi çocukluktan yaşlılığa kadar hayatın her evresine yaymak zorundayız. Unutulmamalıdır ki amacımız kısa süreli estetik değişimler değil, metabolik dengemizi koruyarak sağlıklı yaşlanmayı mümkün kılan kalıcı bir yaşam disiplini oluşturmaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sağlık yaşam için spor kavramını hayatımıza dâhil etmeliyiz”</b></p>
<p>Spor salonu veya havuz imkânı bulunmayan bireyler için en erişilebilir çözümün yürüyüş olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Oral, “Ofis çalışanları ve ekran bağımlılarının yürüyüşü bir rutin haline getirilmeleri gerekir. Haftada beş gün, en az 30 dakika tempolu yürüyüş; aynen diş fırçalamak gibi günlük bir alışkanlık haline gelmeli. İşe giderken birkaç durak erken inmek veya öğle aralarını kısa yürüyüşlerle değerlendirmek, uzun vadede obeziteyle mücadelede büyük fark yaratır. Egzersizin yaşı yoktur.  Her birey kendi bedenine ve kendi kapasitesine göre hareket etmelidir Kaliteli yaşam ve sağlıklı yaşlanmak adına ‘Sağlıklı yaşam için spor’  ilkesini hayatımıza dâhil etmemiz gerekiyor. Haftada beş gün yapılan 45 dakikalık, nabzı hafifçe yükselten ve terleten aktiviteler, obezitenin önlem ve tedavisinde etkili olacaktır. Obeziteyle mücadelede ancak bilimsel, dengeli ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabiliriz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onur-oral-obezite-ile-mucadele-bilimsel-ve-uzun-vadeli-bir-yasam-kulturuyle-basariya-ulasabilir-608559">Doç. Dr. Onur Oral, &#8220;Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılar]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ergonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerinin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234">Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi.</p>
<p><strong>Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor</strong></p>
<p>Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi.</p>
<p>Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi.</p>
<p><strong>Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar</strong></p>
<p>Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu.</p>
<p>12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi.</p>
<p>Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi.</p>
<p><strong>Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor</strong></p>
<p>Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli</strong></p>
<p>Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234">Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilinçsiz Yapılan Egzersizler Bel Fıtığı ve Menisküs Nedeni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-yapilan-egzersizler-bel-fitigi-ve-meniskus-nedeni-605253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizler]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor ve egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan egzersizler sakatlanmaya yol açabildiği gibi, çeşitli hastalıklara da kapı aralıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-yapilan-egzersizler-bel-fitigi-ve-meniskus-nedeni-605253">Bilinçsiz Yapılan Egzersizler Bel Fıtığı ve Menisküs Nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Spor ve egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan egzersizler sakatlanmaya yol açabildiği gibi, çeşitli hastalıklara da kapı aralıyor. Özellikle doktora danışmadan, alanında uzman olmayan kişilerin sosyal medyaya paylaştıkları egzersiz videolarında yer alan hareketleri bilinçsizce yapmak bel fıtığı, omuz eklem hasarları ve menisküs gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. İnci Şenses, kişiye özel planlanmayan egzersizlerin oluşturduğu riskler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Yanlış plank ve squat hareketleri sakatlanma nedeni</strong></p>
<p>Fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerine başvuran hastalarda egzersize bağlı yaralanmalar belirli hareketlerde yoğunlaşmaktadır. Yanlış teknikle yapılan plank egzersizleri bel fıtığını tetiklemektedir. Uygun olmayan direnç lastikleriyle yapılan egzersizler omuz ekleminde hasara neden olabilir. Kontrolsüz ve yanlış formda uygulanan squat hareketleri ise diz ekleminde menisküs ve bağ yaralanmalarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Sosyal medya paylaşımlarındaki egzersizlere dikkat!</strong></p>
<p>Dijital platformlarda paylaşılan egzersiz videoları, bireyin mevcut sağlık durumu değerlendirilmeden uygulandığında sakatlanma riskini artırmaktadır. Bu içeriklerin büyük bölümü; yaş, fiziksel kapasite, omurga sağlığı, eklem yapısı, kilo ve geçirilmiş hastalıkları dikkate almadan hazırlandığı için her birey için güvenli değildir</p>
<p><strong>Yanlış egzersize yol açan temel hatalar</strong></p>
<p>Egzersiz kaynaklı sakatlıkların temelinde üç ana hata öne çıkmaktadır:</p>
<ul>
<li>Ağrının kas, fıtık ya da kemik kaynaklı olup olmadığı belirlenmeden yapılan egzersizler. </li>
<li>“Herkese aynı egzersiz” anlayışıyla kişiye özel planlama yapılmaması.</li>
<li>Yanlış hız, uygunsuz yük ve hatalı tekrar sayılarıyla yapılan uygulamalar.</li>
</ul>
<p><strong>Egzersiz öncesi klinik değerlendirme önemli</strong></p>
<p>Egzersizin koruyucu ve tedavi edici etkilerinden güvenli şekilde yararlanabilmek için uygulama öncesinde klinik değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Bireyin egzersize başlamadan önce mevcut şikâyetlerinin kaynağının netleştirilmesi gerekir. Ağrının kas-iskelet sistemi, disk patolojisi ya da eklem yapılarıyla ilişkili olup olmadığı doğru egzersiz planlamasını belirlemektedir.</p>
<p>Planlanan programın bireyin yaşı, fiziksel kapasitesi, eşlik eden kronik hastalıkları ve geçmiş travmalarıyla uyumlu olması gerekir. Standart egzersiz protokollerinin bireysel farklılıklar dikkate alınmadan uygulanması sakatlanma riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır.</p>
<p>Egzersizin süresi, sıklığı, yoğunluğu ve hızı klinik açıdan temel parametreler arasında yer alır. Yanlış yükleme, kontrolsüz tempo ve uygunsuz tekrar sayıları kas, tendon ve eklem dokularında aşırı zorlanmaya bağlı hasarlara yol açabilir. Egzersiz sırasında ortaya çıkan ağrının fizyolojik bir adaptasyon mu yoksa patolojik bir sürecin göstergesi mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Uygun tedavi planlaması şart!</strong></p>
<p>Kas-iskelet sistemi ağrılarında sosyal medyada görülen veya kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesi ciddi riskler barındırmaktadır. Ağrı, hareket kısıtlılığı ya da performans kaybı yaşayan bireylerin sosyal medya içerikleriyle değil, mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilerek tedavi sürecine başlaması gerekir.</p>
<p>Egzersizin sağlık için etkili ve güvenli bir araç olabilmesi; doğru tanı, kişiye özel planlama ve uzman kontrolü ile mümkün olabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-yapilan-egzersizler-bel-fitigi-ve-meniskus-nedeni-605253">Bilinçsiz Yapılan Egzersizler Bel Fıtığı ve Menisküs Nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[havada]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[soğukta]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor. Doğru yoğunlukta ve düzenli yapılan egzersizin, kış aylarında da vücudun savunma mekanizmasını destekleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada düzenli olarak yapılan orta şiddetli egzersizler, bağışıklık sistemini uyararak vücudun doğal savunmasını güçlendirirken, soğukla baş etme kapasitesini artırıyor ve enfeksiyonlara karşı direncin artmasına katkı sağlıyor” dedi.</strong></p>
<p>İnsan vücudunda ideal sıcaklık 37°C olarak kabul edilir. Bu derece, hücrelerin ve hayati sistemlerin dengeli çalışması için çok önemli. Termoregülasyonun vücudun iç sıcaklığını dengede tutan doğal ısı ayarlama sistemi olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada bu sistem daha fazla çalışır ve vücut, sıcaklığını 37°C’de sabit tutmak için ekstra enerji harcar. Bu noktada ‘titremesiz termogenez’ adı verilen, vücudun üşümeden ısı üretebilmek için kalori yakmasını sağlayan mekanizma devreye girer. Kahverengi yağ dokusu bu süreçte aktif rol oynar ve artan enerji ihtiyacı metabolizmayı hızlandırarak özellikle egzersiz sırasında yağ yakımını belirgin şekilde yükseltir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersiz öncesi ısınma ihmal edilmemeli</strong></p>
<p>Soğuk havada vücudun ısıyı koruyabilmek için kan damarlarını daralttığını belirten Prof. Dr. Koylan, “Bu durum kaslar ve eklemlere giden kan akışını azaltır. Azalan kan dolaşımı, kas ve tendonların esnekliğini kaybetmesine, eklem sıvısının ise daha yoğun hale gelerek sertleşmesine neden olur. Bu fizyolojik değişimler kasların normalden daha fazla kasılıp sertleşmesine yol açtığı için özellikle egzersiz öncesinde yeterli ısınma yapılmadığında gerilme, kas spazmları ve yaralanma riski belirgin şekilde artar” dedi.</p>
<p><strong>Doğru nefes performansı doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Nefes tekniklerinin vücudun oksijen kullanımını daha verimli hale getirdiğini belirten Koylan, “Karın nefesi olarak da bilinen diyafram nefesi, akciğer kapasitesinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Bu sayede vücuda alınan oksijen miktarı artar, hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve kalp daha verimli çalışır. Ritmik nefes ve kutusal nefes gibi kontrollü teknikler ise parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atış hızını yavaşlatır, kan basıncını düşürür ve zihinsel odaklanmayı artırır. Böylece egzersiz yapacak kişi hem fiziksel olarak daha dayanıklı hale gelir hem de zihinsel olarak sakinleşerek performansını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Hastayken vücudu dinlemek şart</strong></p>
<p>Hastalık halinde egzersiz kararı verilirken sıkça başvurulan “boyun üstü kuralı”na da dikkat çeken Koylan, “Bu basit yaklaşım, özellikle kış aylarında görülen soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklarda egzersizin güvenli olup olmadığını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve hapşırma gibi boynun üstünde kalan şikâyetlerde hafif egzersiz çoğu zaman güvenli kabul edilir. Ancak göğüs tıkanıklığı, derin öksürük, yaygın kas ağrıları ya da ateş gibi belirtiler söz konusuysa egzersizden uzak durmak, vücudun toparlanması ve iyileşme süreci açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş</strong> “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Isınmayı uzatın</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kıyafetinizi doğru seçin</strong></li>
</ul>
<p>Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.</p>
<ul>
<li><strong>Su içerken bu noktalara dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın</strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591891</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi. Ayrıca Kültürpark’ta ücretsiz kan şekeri ölçümü yapılırken, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi. </p>
<p>Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan küresel bir halk sağlığı sorunu. Dünya Diyabet Federasyonu verilerine göre dünyadaki her dokuz yetişkinden birisi diyabet hastası. Türkiye’de ise 10 milyonu aşkın diyabet hastası bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabetli yurttaşların yaşam kalitesini artırmak ve risk altındaki vatandaşları bu hastalıktan korumak için eğitim ve danışmanlık çalışmaları yapıyor. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü&#8217;nde de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) bilgilendirme ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi üzerine seminer gerçekleştirildi. Ayrıca Eşrefpaşa Hastanesi iş birliği ile Kültürpark’ta vatandaşlara ücretsiz kan şekeri ölçümü yapıldı. Etkinlikte, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi.  </p>
<p><strong>Diyetisyenden altın değerinde nasihatler</strong><br />İZSEM’de düzenlenen eğitimde ise Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Diyetisyen Emre Turhan, diyabet farkındalığını artırmak ve diyabet eğitimini yaygınlaştırmak için köy köy, mahalle mahalle diyabet farkındalığı eğitimleri düzenlediklerini belirtti. Turhan, “Bu eğitimlerde diyabetin nasıl bir hastalık olduğu, diyabette beslenme, fiziksel aktivite ve öz bakımın önemini anlatıyoruz. Şeker hastalarının en büyük korkularından birisi de ‘yediklerimiz kan şekerimi yükseltir mi?’ korkusudur. Bu noktada diyabet hastalarının özellikle karbonhidratlardan korkmamaları gerekir. Burada önemli olan kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratları tüketmektir. Kompleks karbonhidratlar tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerde bulunur. Yüksek şeker zarar verir, düşük şeker öldürür. Bu nedenle şeker hastalarının hipoglisemi tehlikesine karşın mutlaka yanlarında kan şekerini hızlı artıracak karbonhidratları taşımaları ve ara öğün yapmaları çok önemlidir. Yine kan şekeri ölçümü yapmak hayat kurtarır. Beslenmenin düzenlenmesi için bir diyabet diyetisyenine gidilmesinin yanı sıra hekimin verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve düzenli hekim kontrolüne gitmek de çok önemlidir” dedi.  </p>
<p><strong>Diyabet ve egzersiz</strong><br />Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Fizyoterapist Hülya Yıldız ise “Düzenli yapılan fiziksel aktivite kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlar ve diyabetin oluşturabileceği diğer hastalıkların, yani komplikasyonların oluşmasını geciktirir. Egzersize başlamadan önce mutlaka kan şekeri ölçümü yapılmalı, yüksek seyreden şeker seviyeleri varsa ağır egzersizler yapılmamalıdır. Orta şiddette yapılan direnç egzersizleri ve aerobik egzersizler kan şekerini dengeleyerek diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Gün içinde 10 dakikadan az olmamak şartıyla orta şiddette yapılan yürüyüş aktiviteleri genel iyilik halini artırarak diyabetle yaşamı kolaylaştırır. Diyabetin iyi yönetilmesinde sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri çok önemlidir. Bu nedenle düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli hekim kontrolü diyabet tedavisinde olmazsa olmazdır” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk havalar artrit şikayetlerini artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-havalar-artrit-sikayetlerini-artiriyor-589700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 15:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[havalar]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetlerini]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hareketsizliğin modern çağın en büyük sağlık risklerinden biri haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Kısa mesafeleri yürümemek, merdiven yerine sürekli asansör kullanmak, TV karşısında saatlerce oturmak bizi hareketsizleştirip hastalığa, obez olmaya, tembelleşmeye doğru sürüklüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalar-artrit-sikayetlerini-artiriyor-589700">Soğuk havalar artrit şikayetlerini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Hareketsizliğin modern çağın en büyük sağlık risklerinden biri haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Kısa mesafeleri yürümemek, merdiven yerine sürekli asansör kullanmak, TV karşısında saatlerce oturmak bizi hareketsizleştirip hastalığa, obez olmaya, tembelleşmeye doğru sürüklüyor. Elbette masa başı çalışmada hareketsiz yaşamı tetikleyen en büyük etmenlerden biri.” dedi.</b></p>
<p><b>Artritin kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Özellikle kadınlarda menopoz sonrası östrojen hormonunun azalması etkili olmaktadır.” dedi.</b></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin, eklemleri etkileyen artrit hastalığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b>Artrit, eklemlerin düşmanı</b></p>
<p>Artritin, eklemleri etkileyen ve zamanla kaslarda güçsüzlük ile hareketsizliğe yol açan bir hastalık grubu olduğunu belirten Doç. Dr. Şevgin, “Ağrı, şişlik, kızarıklık ve fonksiyon kaybı en sık görülen belirtilerindendir. Artrit grubu hastalıkları kişinin yaşam kalitesini etkilemekte ve günlük yaşam aktivitelerinin sınırlandırmaktadır. En sık görülen türleri osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilit olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p><b>Yaşam tarzı en büyük belirleyici</b></p>
<p>Hastalıkların ortaya çıkmasında birçok faktörün etkili olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şevgin, “Genetik geçişli olan hastalar olabildiği gibi yaşa bağlı olarak da vücutta ortaya çıkan aşırı ve zorlayıcı kullanım ile gelişen eklem harabiyeti de olabilmektedir. Özellikle osteoartrit yaşa bağlı olarak gelişen bir artrit çeşididir. Yaşam tarzı bu hastalığın oluşmasında tabi ki önem arz ediyor. Eklemlerimize aşırı yük bindirmek ve sürekli tekrarlı zorlayıcı hareketlerde bulunmak zamanla eklem yüzeylerinin aşınmasına sebep olacak ve geri dönüşümsüz bir süreci tetikleyecektir. Örnek verecek olursak; sürekli ağır poşet taşımak, 2 el ile yapabileceğimiz işleri tek elle yapmaya çalışmak, çalışma aralarında molalar vermemek, kilomuzun normal sınırların üzerinde olması (kilolu, obez gibi), ev veya çalışma ortamında ergonomik bir dizaynın olmaması gibi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>Hareketsizlik artriti körüklüyor</b></p>
<p>Hareketsizliğin modern çağın en büyük sağlık risklerinden biri haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Ömer Şevgin, şöyle devam etti:</p>
<p>“‘İşleyen demir pas tutmaz’ ve ‘Nerde hareket orada bereket’ atasözleri aslında tüm durumu özetliyor. Son zamanlarda teknolojinin de vermiş olduğu rahatlık ile hareketsiz yaşam oldukça artmış vaziyette. Kısa mesafeleri yürümemek, merdiven yerine sürekli asansör kullanmak, TV karşısında saatlerce oturmak bizi hareketsizleştirip hastalığa, obez olmaya, tembelleşmeye doğru sürüklüyor. Elbette masa başı çalışmada hareketsiz yaşamı tetikleyen en büyük etmenlerden biri. Kilo artışı, eklemlerde sertlik, kaslarda kullanmamaya bağlı gelişen güçsüzlük artrit oluşma riskini arttırır. Var olan durumunda ilerlemesine sebep olur.”</p>
<p><b>Kadınlarda daha yaygın</b></p>
<p>Artritin kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Artritlerin görülme oranı kadınlarda erkeklere göre daha fazladır. Bunun en önemli sebeplerinden biri hormon farklılıkları diyebiliriz. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası östrojen hormonunun azalması etkili olmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b>Artrit tedavisinde fizyoterapi hemen başlanmalı  </b></p>
<p>Artrit tedavisinde fizik tedavinin önemine değinen Doç. Dr. Şevgin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Artrit tedavisinde fizyoterapiye 3 önemli aşamada yer verebiliriz. Koruyucu fizyoterapi uygulamaları, tedavi edici uygulamalar ve hastalık ilerlemesini durduran yaşam tarzı değişiklikleri ile hasta eğitimi aşamaları genel fizyoterapinin yönetimini oluşturuyor. Kişi artrit hastası olmadan önce hareketli yaşam tarzının topluma aşılanması, çeşitli aktiviteler ve etkinliklerle düzenli egzersiz, postür farkındalığı ve ergonomik düzenlemelerin (evde, işte) okul çağından itibaren gençlerimize öğretilmesi koruyucu fizyoterapi uygulamaları olarak verilebilir. Tedavi edici uygulamalarda artrit tanısı konduktan sonra hemen akut yani ilk 3 aylık periyotta fizyoterapiye başlanmalıdır.”</p>
<p>Fizyoterapi ve rehabilitasyonun bu hastalarda sıkça tercih edilen ve sonuçları gayet olumlu olan bir yöntem olduğunu kaydeden Doç. Dr. Şevgin, “Fizyoterapi eklemlerdeki deformasyonlarını geçiremez ama bu deformasyonun ilerlemesini yavaşlatıp engelleyebilir. Bunu da ağrıyı, şişliği azaltarak ve eklemde hareketlenmeyi arttırarak sağlar.” dedi.</p>
<p><b>Artrit hastaları için uygun egzersiz türleri hangileri?</b></p>
<p>Artrit hastaları için en uygun egzersizlerin ekleme yük bindirmeyen ve özellikle kişinin kendi vücut ağırlığı ile yaptığı kalistenik denilen egzersizleri örnek veren Doç. Dr. Şevgin, “Aynı zamanda imkan var ise su içinde yapılan egzersizler de yine artrit hastaları tarafından tolere edilebilecek egzersizlerdir. Esneme ve germe egzersizleri ile aerobik egzersizlerde yine önerilebilir. Egzersiz bir tedavi yöntemidir aslında sayısı, sıklığı, süresi ve çeşidi vardır; bu yüzden egzersiz yapılacaksa muhakkak bir fizyoterapistten bilgi alınmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><b>Soğuk hava ağrıyı artırabilir</b></p>
<p>Özellikle sonbahar ve kış aylarında hastaların şikayetlerinin arttığına işaret eden Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Bunun sebebi olarak tam bilimsel bir açıklama olmasa da bazı güçlü varsayımlar mevcut. Soğuk havalarda eklemlerdeki sertliklerin artması, nemli havalarda hava basıncının ekleme etki etmesi. Gün ışığından yararlanma süresinin azalmasının D vitamini ve iltihap üzerine etsinin azalması gibi.” şeklinde konuştu. </p>
<p><b>Yeni tedaviler umut verici ama geçici</b></p>
<p>Son yıllarda öne çıkan yeni tedavilere de değinen Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Bu konuda sürekli araştırmalar yapılmakta ve yeni yöntemler gündeme gelmektedir. Bu yöntemlerin çoğu ağrı üzerine odaklanarak hastanın yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Ancak tedavi edilen bu ağrı belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkmaktadır. Henüz kalıcı bir yöntem olmasa da kısa süreli etkiler olumludur. Bana göre hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan yöntem yaşam tarzı değişikliğidir. Kişi kendinin doktoru olacak ve yaşam tarzını değiştirecek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b>Artrit hastalarına öneriler</b></p>
<p>Doç. Dr. Ömer Şevgin, artrit hastalarının dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: </p>
<p>“Ağrı varken hareketi devam ettirmeyin.</p>
<p>Kilonuzu kontrol altında tutun.</p>
<p>Evde, işte, yolda fark etmez bir iş yaparken muhakkak dinlenme molaları verin. </p>
<p>Postürünüzün farkında olun doğru postürde olmaya özen gösterin.</p>
<p>Bir hareketi yaparken eklemlerinizin doğru pozisyonda olduğundan emin olun.</p>
<p>Tekrarlayan hareketlerden kaçının.</p>
<p>Büyük eklemleri kullanın.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalar-artrit-sikayetlerini-artiriyor-589700">Soğuk havalar artrit şikayetlerini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Öğretmen Akademileri Kapsamında &#8221;Felsefe ve Düşünce Akademisi&#8221; Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-ogretmen-akademileri-kapsaminda-felsefe-ve-dusunce-akademisi-gerceklestirildi-589655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademileri]]></category>
		<category><![CDATA[akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin, eklemleri etkileyen artrit hastalığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ogretmen-akademileri-kapsaminda-felsefe-ve-dusunce-akademisi-gerceklestirildi-589655">İzmir Öğretmen Akademileri Kapsamında &#8221;Felsefe ve Düşünce Akademisi&#8221; Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin, eklemleri etkileyen artrit hastalığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Artrit, eklemlerin düşmanı</strong></p>
<p>Artritin, eklemleri etkileyen ve zamanla kaslarda güçsüzlük ile hareketsizliğe yol açan bir hastalık grubu olduğunu belirten Doç. Dr. Şevgin, “Ağrı, şişlik, kızarıklık ve fonksiyon kaybı en sık görülen belirtilerindendir. Artrit grubu hastalıkları kişinin yaşam kalitesini etkilemekte ve günlük yaşam aktivitelerinin sınırlandırmaktadır. En sık görülen türleri osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilit olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı en büyük belirleyici</strong></p>
<p>Hastalıkların ortaya çıkmasında birçok faktörün etkili olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şevgin, “Genetik geçişli olan hastalar olabildiği gibi yaşa bağlı olarak da vücutta ortaya çıkan aşırı ve zorlayıcı kullanım ile gelişen eklem harabiyeti de olabilmektedir. Özellikle osteoartrit yaşa bağlı olarak gelişen bir artrit çeşididir. Yaşam tarzı bu hastalığın oluşmasında tabi ki önem arz ediyor. Eklemlerimize aşırı yük bindirmek ve sürekli tekrarlı zorlayıcı hareketlerde bulunmak zamanla eklem yüzeylerinin aşınmasına sebep olacak ve geri dönüşümsüz bir süreci tetikleyecektir. Örnek verecek olursak; sürekli ağır poşet taşımak, 2 el ile yapabileceğimiz işleri tek elle yapmaya çalışmak, çalışma aralarında molalar vermemek, kilomuzun normal sınırların üzerinde olması (kilolu, obez gibi), ev veya çalışma ortamında ergonomik bir dizaynın olmaması gibi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hareketsizlik artriti körüklüyor</strong></p>
<p>Hareketsizliğin modern çağın en büyük sağlık risklerinden biri haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Ömer Şevgin, şöyle devam etti:</p>
<p>“‘İşleyen demir pas tutmaz’ ve ‘Nerde hareket orada bereket’ atasözleri aslında tüm durumu özetliyor. Son zamanlarda teknolojinin de vermiş olduğu rahatlık ile hareketsiz yaşam oldukça artmış vaziyette. Kısa mesafeleri yürümemek, merdiven yerine sürekli asansör kullanmak, TV karşısında saatlerce oturmak bizi hareketsizleştirip hastalığa, obez olmaya, tembelleşmeye doğru sürüklüyor. Elbette masa başı çalışmada hareketsiz yaşamı tetikleyen en büyük etmenlerden biri. Kilo artışı, eklemlerde sertlik, kaslarda kullanmamaya bağlı gelişen güçsüzlük artrit oluşma riskini arttırır. Var olan durumunda ilerlemesine sebep olur.”</p>
<p><strong>Kadınlarda daha yaygın</strong></p>
<p>Artritin kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Artritlerin görülme oranı kadınlarda erkeklere göre daha fazladır. Bunun en önemli sebeplerinden biri hormon farklılıkları diyebiliriz. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası östrojen hormonunun azalması etkili olmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Artrit tedavisinde fizyoterapi hemen başlanmalı  </strong></p>
<p>Artrit tedavisinde fizik tedavinin önemine değinen Doç. Dr. Şevgin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Artrit tedavisinde fizyoterapiye 3 önemli aşamada yer verebiliriz. Koruyucu fizyoterapi uygulamaları, tedavi edici uygulamalar ve hastalık ilerlemesini durduran yaşam tarzı değişiklikleri ile hasta eğitimi aşamaları genel fizyoterapinin yönetimini oluşturuyor. Kişi artrit hastası olmadan önce hareketli yaşam tarzının topluma aşılanması, çeşitli aktiviteler ve etkinliklerle düzenli egzersiz, postür farkındalığı ve ergonomik düzenlemelerin (evde, işte) okul çağından itibaren gençlerimize öğretilmesi koruyucu fizyoterapi uygulamaları olarak verilebilir. Tedavi edici uygulamalarda artrit tanısı konduktan sonra hemen akut yani ilk 3 aylık periyotta fizyoterapiye başlanmalıdır.”</p>
<p>Fizyoterapi ve rehabilitasyonun bu hastalarda sıkça tercih edilen ve sonuçları gayet olumlu olan bir yöntem olduğunu kaydeden Doç. Dr. Şevgin, “Fizyoterapi eklemlerdeki deformasyonlarını geçiremez ama bu deformasyonun ilerlemesini yavaşlatıp engelleyebilir. Bunu da ağrıyı, şişliği azaltarak ve eklemde hareketlenmeyi arttırarak sağlar.” dedi.</p>
<p><strong>Artrit hastaları için uygun egzersiz türleri hangileri?</strong></p>
<p>Artrit hastaları için en uygun egzersizlerin ekleme yük bindirmeyen ve özellikle kişinin kendi vücut ağırlığı ile yaptığı kalistenik denilen egzersizleri örnek veren Doç. Dr. Şevgin, “Aynı zamanda imkan var ise su içinde yapılan egzersizler de yine artrit hastaları tarafından tolere edilebilecek egzersizlerdir. Esneme ve germe egzersizleri ile aerobik egzersizlerde yine önerilebilir. Egzersiz bir tedavi yöntemidir aslında sayısı, sıklığı, süresi ve çeşidi vardır; bu yüzden egzersiz yapılacaksa muhakkak bir fizyoterapistten bilgi alınmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Soğuk hava ağrıyı artırabilir</strong></p>
<p>Özellikle sonbahar ve kış aylarında hastaların şikayetlerinin arttığına işaret eden Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Bunun sebebi olarak tam bilimsel bir açıklama olmasa da bazı güçlü varsayımlar mevcut. Soğuk havalarda eklemlerdeki sertliklerin artması, nemli havalarda hava basıncının ekleme etki etmesi. Gün ışığından yararlanma süresinin azalmasının D vitamini ve iltihap üzerine etsinin azalması gibi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yeni tedaviler umut verici ama geçici</strong></p>
<p>Son yıllarda öne çıkan yeni tedavilere de değinen Doç. Dr. Ömer Şevgin, “Bu konuda sürekli araştırmalar yapılmakta ve yeni yöntemler gündeme gelmektedir. Bu yöntemlerin çoğu ağrı üzerine odaklanarak hastanın yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Ancak tedavi edilen bu ağrı belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkmaktadır. Henüz kalıcı bir yöntem olmasa da kısa süreli etkiler olumludur. Bana göre hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan yöntem yaşam tarzı değişikliğidir. Kişi kendinin doktoru olacak ve yaşam tarzını değiştirecek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Artrit hastalarına öneriler</strong></p>
<p>Doç. Dr. Ömer Şevgin, artrit hastalarının dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Ağrı varken hareketi devam ettirmeyin.</p>
<p>Kilonuzu kontrol altında tutun.</p>
<p>Evde, işte, yolda fark etmez bir iş yaparken muhakkak dinlenme molaları verin.</p>
<p>Postürünüzün farkında olun doğru postürde olmaya özen gösterin.</p>
<p>Bir hareketi yaparken eklemlerinizin doğru pozisyonda olduğundan emin olun.</p>
<p>Tekrarlayan hareketlerden kaçının.</p>
<p>Büyük eklemleri kullanın.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ogretmen-akademileri-kapsaminda-felsefe-ve-dusunce-akademisi-gerceklestirildi-589655">İzmir Öğretmen Akademileri Kapsamında &#8221;Felsefe ve Düşünce Akademisi&#8221; Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genetiğinizin &#8220;Check-Up&#8221;ı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genetiginizin-check-upi-584233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 10:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[check-up]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[genetiğinizin]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Testler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiye Özel]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıp giderek hastalıkları önlemeye doğru evriliyor. Sağlığın korunması için hastalıkların oluşumunu engelleyecek ya da geciktirecek yeni yöntemler geliştiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genetiginizin-check-upi-584233">Genetiğinizin &#8220;Check-Up&#8221;ı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp giderek hastalıkları önlemeye doğru evriliyor. Sağlığın korunması için hastalıkların oluşumunu engelleyecek ya da geciktirecek yeni yöntemler geliştiriliyor. Tıbbın bu dönüşümünde genetik bilim alanındaki yeni gelişmeler sayesinde oluşturulan genetik testler önemli bir rol oynuyor. <strong>Bu testler </strong>sadece kalıtsal hastalık risklerini göstermekle kalmayıp, beslenmeden egzersize, cilt sağlığından ilaç kullanımına kadar kişiye özel yaşam planlarının oluşturulmasını mümkün kılıyor. Örneğin genetik testlerle diyabet riskinin yüksek olduğu saptanan bir kişi, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını genetik yapısına göre düzenleyerek hastalığın hiç gelişmemesini sağlayabiliyor. Bu da modern tıbbın yönünü tedaviden önlemeye, yani koruyucu ve kişiselleştirilmiş sağlık yönetimine çeviriyor.<strong> Acıbadem Life Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt, </strong>genetik testlerin sağlık yönetimindeki etkisini anlatıyor.</p>
<p><strong>Gluten hassasiyeti sandığınız… </strong></p>
<p>Genetik testler yalnızca kalıtsal hastalık risklerini göstermekle kalmıyor, bireyin yaşam tarzı seçimlerine de yön verebiliyor. <strong>Acıbadem Life Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, genetik check-up testlerinin kanser, kalp ve nörolojik hastalıklar gibi ileri yaşlarda ortaya çıkan pek çok rahatsızlık için önemli ipuçları sunduğunu belirterek “Genetik testler sayesinde bir hastalığa yatkınlığımız olup olmadığını, toplumdaki diğer bireylere göre riskimizin artmış olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Bu da bize o hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran çevresel risk faktörlerinden uzak durma fırsatı veriyor. Yatkınlığımız olan bir hastalığa hiç yakalanmayabileceğimiz gibi, en kötü ihtimalle başlangıcını yıllarca ertelemek mümkün. Bu da tedavi seçeneklerinin çok daha etkili olabileceği bir döneme ulaşmamızı sağlıyor” diyor.</p>
<p>Ancak her popüler sağlık trendinin herkese uygun olmadığını da hatırlatan <strong>Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Genetik yapımız farklı olduğu için herkes için en doğru diyet veya egzersiz aynı değildir. Örneğin bazı kişilerde gluten değil, farklı karbonhidrat türleri sorun yaratabilir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Hangi genetik test hangi bilgiyi verir?</strong></p>
<p>Genetik testlerin, vücudun besinlere, egzersize ve çevresel etkenlere nasıl tepki verdiğini anlamada önemli ipuçları sunduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Bu testler sayesinde kişinin metabolizma hızı, besinleri işleme kapasitesi, kafein ya da karbonhidrat duyarlılığı gibi özellikleri ortaya konulabiliyor. Bu bilgiler ışığında beslenme, egzersiz, cilt bakım planları kişiye özel hale getiriliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Makro Besin Metabolizması Testi : </strong>Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasının genetik olarak nasıl çalıştığını gösterir; kişiye özel beslenme planı oluşturulmasına rehberlik eder.</li>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Emilim Testi: </strong>Vitamin ve mineral ihtiyaçlarını ortaya koyar. Örneğin MTHFR gen mutasyonu olan bireylerde folik asit desteği önerilir ve damar sağlığı ile gebelik planlaması desteklenir.</li>
<li><strong>Kas Lifi ve Tendon Yapısı Testi: </strong>Hangi spor türlerine yatkın olduğunuzu ve travmalara karşı hassasiyetinizi gösterir. Antrenman türü ve yoğunluğu kişiye özel planlanabilir.</li>
<li><strong>Yağ Yakımı ve Enerji Kullanımı Testi:</strong> Genetik olarak düşük yağ yakımı olan bireylerde HIIT gibi özel egzersiz programlarıyla metabolizma verimliliği artırılabilir.</li>
<li><strong>UV Hassasiyeti Testi:</strong> Güneşe karşı duyarlılığı belirler; UV’ye hassasiyeti yüksek olan bireylerde daha güçlü SPF içeren ürünler önerilir, cilt kanseri riskine karşı önlem alınabilir.</li>
<li><strong>Kollajen Yıkımı ve Antioksidan Kapasite Testi:</strong> Kollajen kaybı hızlı olan bireylerde erken dönemde kollajen destekli ürün kullanımı; antioksidan kapasitesi düşük olanlarda C ve E vitamini takviyeleri önerilir.</li>
</ul>
<p><strong>Bir beden herkese uymaz</strong></p>
<p>Genetik biliminin ilerlemesiyle birlikte tıpta “bir beden herkese uyar” yaklaşımının yerini kişiselleştirilmiş sağlık yönetimine bıraktığını söyleyen <strong>Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Artık bireylerin genetik yapısına göre yaşam tarzı, tarama programları ve tedavi yöntemleri planlanabiliyor. Bu sayede hem hastalıklar ortaya çıkmadan önce önlem alınabiliyor hem de olası hastalıklar erken evrede yakalanarak tedavi başarısı artırılıyor. Örneğin, ulusal kanser tarama programları genellikle yaşa göre belirlenirken, genetik testler meme, yumurtalık veya prostat kanseri gibi hastalıklarda riskin daha erken yaşta başlayabileceğini göstererek kişiye özel tarama planlarının oluşturulmasını sağlıyor. Aynı şekilde, diyabet ya da bazı nörolojik ve göz hastalıklarının genetik kökeninin anlaşılması da tedavi yöntemini tamamen değiştirebiliyor. Örneğin, genetik testlerle saptanan MODY diyabet tipinde sadece beslenme düzenlemesi ve egzersizle hastalık kontrol altına alınabilirken, bazı genetik tiplerde ilaç tedavisi gerekebiliyor. Bu da genetik testlerin yalnızca bir tanı aracı değil, bireye özgü sağlık yönetiminde yol gösterici bir rehber olduğunu ortaya koyuyor” diyor. </p>
<p><strong>Bir genetik test ile tüm sağlık geleceğiniz</strong></p>
<p>Gelecekte genetik testlerin erken teşhisten sağlıklı yaşlanmaya kadar birçok alanda tıbbın sınırlarını yeniden tanımlayacağının altını çizen <strong>Acıbadem Life Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Yapay zekâ destekli analizler ve hızla ilerleyen genetik teknolojiler sayesinde artık yalnızca hastalık risklerini değil, yaşlanma süreçlerini de kişiye özel olarak yönetmek mümkün hale geliyor. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte Alzheimer, demans ve kanser gibi hastalıkların tamamen kontrol altına alınabileceği bir döneme yaklaşıyoruz. Genetik testlerin maliyetlerinin düşmesi ve erişilebilirliğinin artması ise bu bilgilerin herkes için ulaşılabilir olmasını sağlıyor. Yakın gelecekte her bireyin bir kez yaptıracağı genetik testle kendi risk haritasını öğrenip, yaşam boyu sağlığını kişisel düzeyde yönetmesi tıbbın yeni standardı haline gelecek” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genetiginizin-check-upi-584233">Genetiğinizin &#8220;Check-Up&#8221;ı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor. Hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabiliyor. Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>İdrar kaçırma sosyal yaşamdan uzaklaştırır</strong></p>
<p>İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır.  </p>
<p><strong>Kadınlar bu sorunu erteliyor</strong></p>
<p>Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. </p>
<ul>
<li>Hapşırma ve öksürme, ağır eşyalar kaldırma, ağır egzersiz yapma gibi durumlarda mesaneye baskı uygulandığında idrar kaçağı ortaya çıkabilir. </li>
<li>Yoğun bir idrar yapma isteğinin ertelenmesi sonucunda istemsiz idrar kaçırma kaçınılmazdır. Özellikle uyku sırasında gece boyunca sık sık idrara çıkma ihtiyacı olabilmektedir. Ayrıca enfeksiyona bağlı hastalıkta ya da nörolojik bir sorunda ve şeker hastalığı gibi daha ciddi bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.</li>
<li>Taşma tipi idrar kaçırmada ise mesanenin tamamen boşalmaması nedeniyle sık sık veya sürekli idrar damla damla idrar çıkışı olabilmektedir.</li>
<li>Fiziksel veya zihinsel sorunlar idrarı kaçırmaya neden olabilmektedir. Örneğin, şiddetli artrit söz konusu ise, zamanında tuvalete yetişmekte sorun çıkmaktadır.</li>
<li>Karma tip idrar kaçırmada ise birden fazla idrar kaçırma türü vardır. Genellikle stres bağlı idrar kaçırma ile sıkışma sonucunda sorun olmaktadır. <strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>Her 3 kadından 1’inde var </strong></p>
<p>İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir. </p>
<p>İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir. </p>
<p><strong>Kegel egzersizi öneriliyor</strong></p>
<p>Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır. </p>
<p><strong>Bu önerileri dikkate alın </strong></p>
<p>Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Yaşam tarzı değişiklikleri sorunun çözümünde etkilidir. Özellikle sıvı alımı kontrollü olarak yapılabilir. </li>
<li>Mesaneyi 2-3 saatte bir boşaltmak için tuvalete gidilmesi idrar kaçırma sorunu için etkili olabilir.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanmanın sorun olmaması için kabızlığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekir.</li>
<li>Kilo kontrolünün sağlanması sorunu azaltacaktır.</li>
<li>Sigara kesinlikle bırakılmadır. Sigara içmek, pelvik taban rahatsızlığının gelişme riskini 2 kat artırmaktadır. Alkol ve kafein tüketimi de sınırlanmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor” dedi.  Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ileri yaşta görülen düşmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşmeler pek çok etkenden kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmelerin tek bir sebepten değil, bir araya gelen biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Örneğin kas gücü ve denge azalması, görme–işitme sorunları, çoklu ilaç kullanımı (özellikle tansiyon ve uyku ilaçları), yürüme paternindeki değişiklikler, nörolojik–bilişsel etkilenmeler ve kırılganlık tablosu riski artırır. Evde gevşek halılar, yetersiz aydınlatma, tutunma barlarının olmaması gibi düzenlenebilir faktörler de tabloya eklenince düşme olasılığı yükselir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tekrar düşme riski yüzde 50 artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerde düşmelerin, önemli yaralanmalara ve hatta ölüm riskini arttıracak tablolara yol açabilecek bir sorun olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Yani her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor. Bu yüzden ‘düştü geçti’ demek yerine, mutlaka profesyonel değerlendirme ve önleyici programlar planlamak gerekiyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersizle risk azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, fizyoterapistlerin kişiye özel kuvvet–denge–koordinasyon odaklı egzersiz programlarıyla riski azaltılabileceğini belirterek buna eşlik eden ev içi güvenlik düzenlemeleri ve uygun ayakkabı seçiminin de etkiyi artıracağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşta da kuvvetlenmek mümkün!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Düşmenin kemiklerin zayıflaması sonucu mu ortaya çıktığı, yoksa kişi düştüğü için mi kırıkların oluştuğuna” ilişkin sorunun yanıtının merak edildiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bu soru, ikisi de şeklinde yanıtlanabilir. Düşme, kırığı başlatan dış olaydır; kemik kalitesi (osteoporoz/osteopeni) ise aynı düşmenin kırığa dönüşme olasılığını belirgin şekilde artırır. Yani düşük şiddetli bir düşme, sağlam kemikte çoğu kez küçük sıyrıkla atlatılırken; kırılgan kemikte kalça–el bileği–omurga kırıkları görülebilir. Bu nedenle koruma stratejileri çift yönlü olmalıdır: Düşmeyi önlemek için fizyoterapist eşliğinde zorluk seviyesi kademeli artırılan kas–denge–yürüme eğitimleri, ev güvenliği, uygun ayakkabı, yardımcı cihazlar, görme–işitme kontrolleri yapılırken, diğer yandan kemiği güçlendirmek için düzenli yüklenmeli–dirençli egzersiz, yeterli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Sizi temin edebilirim ki ‘Bu yaştan sonra olmaz kuvvetlenemem’ diye düşünen her yaşlı, doğru egzersiz programıyla güçlenmiş ve daha iyi fonksiyonel seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Risk faktörleri mutlaka değerlendirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 65 yaştan itibaren bir fizyoterapist tarafından risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Dünya Sağlık Örgütü’nün “genç yaşlı” olarak tanımladığı 65 yaş ve üzerinde, düşmeler daha hassas hale gelir. Bu dönemde mutlaka bir fizyoterapist tarafından kas gücü, denge, yürüme, esneklik, bilişsel işlevler ve evdeki risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çünkü basit görünen bir halı kayması ya da loş bir ışık, ciddi bir düşmeye yol açabilir. Bu yaş grubunda oturup kalkma, çömelme, farklı hız ve zeminde yürüme, yerden kalkma gibi günlük yaşamı taklit eden egzersizler çok değerlidir. Gerekirse tai chi veya temel yöresel danslarımız gibi dengeye odaklı aktiviteler yaşam içine dahil edilebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Ayrıca görme ve işitme kontrolleri, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, doğru ayakkabı seçimi ve evde banyo veya merdivenlerde tutunma barlarının yerleştirilmesi gibi küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Özellikle kırılganlık riski taşıyan yaşlı bireylerde egzersizden kaçınmak yerine, güvenli şekilde kademeli artırılan direnç ve aerobik programlarla kas kaybını durdurmak ve dayanıklılığı artırmak mümkündür. Bilimsel veriler gösteriyor ki yaşlı yetişkinler de kuvvetlenmeye gençler kadar olumlu yanıt verebilir. Kısacası düşmeleri önlemek için önlemler, erken yaşlardan başlar ama 65 yaş sonrasında fizyoterapist ile kapsamlı ve çok boyutlu bir planlama şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 16:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Bakar]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri kapsamında, “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenledi. Söyleşide alanında uzman isimler hastalığın teşhisi, korunma yöntemleri, beslenme ve egzersiz gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235">Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri kapsamında, “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenledi. Söyleşide alanında uzman isimler hastalığın teşhisi, korunma yöntemleri, beslenme ve egzersiz gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, “Nilüfer’de Sağlık” söyleşileriyle vatandaşları bilgilendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’ne yönelik “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenlendi. Uzm. Dr. Kamuran Çelik moderatörlüğündeki söyleşide, Prof. Dr. Mustafa Bakar, Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu, Doç. Dr. Demet Yıldız ve Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel hastalık ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendirmelerde bulundular. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşiye Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.</p>
<p>“BAKIMEVLERİNİN SAYISI ARTMALI”</p>
<p>Söyleşide konuşan Prof. Dr. Mustafa Bakar, demans hastalarının yüzde 60’ının Alzheimer olduğunu söyledi. Alzheimer hastalığının açığa çıkmadan 15 – 20 yıl önce başladığını kaydeden Prof. Dr. Bakar, çeşitli tanı yöntemleriyle erken teşhis konulabildiğini söyledi. Dünyada her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Bakar, “Türkiye nüfusunun yüzde 10’u 65 yaş üstünde. Bunun da yüzde 10’u demans hastası. Bursa nüfusuna baktığımızda 30 bin kişinin demans hastası olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bu hastalarımız için yeterli sayıda bakımevi yok. Nilüfer Belediyesi bu konuda örnek bir işe imza atıyor ancak bu tarz bakımevlerinin sayısının artırılması lazım” dedi. Prof. Dr. Bakar, ekran bağımlılığı, sosyalleşmemek, genetik etkenler ve toplumdan izole bir şekilde yalnız yaşamak gibi etkenlerin Alzheimer riskini artırdığını sözlerine ekledi.</p>
<p>UZMANLARDAN EGZERSİZ ÖNERİSİ</p>
<p>Erken yaşlarda başlanan egzersizin ilerleyen yaşlarda fonksiyonel olarak daha faydalı olduğunu belirten Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu ise, “Egzersiz yaptığınızda konuşabilecek seviyede olmanızı istiyoruz. Çok yorgun, nefes nefese kalmanızı istemiyoruz. Yürüyüş, aerobik, yüzme ve kas kütlesini artıracak hareketler yapabilirsiniz. Alzheimer ile birlikte solunum fonksiyonları azalıyor, çok sık düşmeler yaşanabiliyor. Bunlara yönelik de solunum kapasitesini artırıcı ve denge egzersizleri öneriyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Kasapoğlu, yatılı Alzheimer hastalarının belirli aralıklarla pozisyonlarının değiştirilmesi, yatak örtüsünde kıvrılma olmaması önerisinde bulunarak, temizliğin çok önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>“SORUMLULUK PAYLAŞILMALI”</p>
<p>Alzheimer hastalığının sadece bellek bozukluğu değil aynı zamanda davranış bozukluğu da getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Demet Yıldız da, ileri dönem hastalarının yakınlarını en çok zorlayan şeyin de bu olduğunu söyledi. Medikal tedavilerle bunun kontrol altına alınmaya çalışıldığını dile getiren Doç. Dr. Yıldız, “Bu tarz hastalarda uyku problemi de çok sık görülüyor. Bunları ilaçlarla kontrol altına almaya çalışıyoruz. Bu durumlarda hastaya, bakım veren üzerinden yaklaşmak daha doğrusu. Çünkü hastalık ilerledikçe 0 – 2 yaş çocuğu gibi bir kişiliğe bürünülüyor. Bu nedenle bakım ve yönetimi çok zor. Hastaya bakan kişilerde depresyon, anksiyete, tükenmişlik sendromu gibi rahatsızlıklar görülüyor. Alzheimer bakımı 5 – 10 yıllık bir süreç ve bu tek kişinin alacağı bir sorumluluk değil. Mutlaka paylaşılmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p>DOĞRU BESLENMEK ÖNEMLİ</p>
<p>Beslenme ve bağırsakların beyin sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise, Alzheimer hastalığına yakalanmadan, 30 – 40’lı yaşlarda beslenmenin büyük önem taşıdığının altını çizdi. Özellikle orta ve ileri evrede hastaların yutma problemi gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Pekel, “Hastaya bir şeyi yutmaya çalışırken boğulacak gibi oluyorsa, öksürüyorsa bu durum tanı koymanızı sağlayabilir. Bu gibi durumlarda yemekleri püre ve lapa gibi kıvamlara getirerek verebilirsiniz. Ancak daha ileride bu da etkili olmayacaktır. Sonrasında çeşitli tıbbi müdahalelerle hastayı beslemeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Katılımcıların sorularını da yanıtlayan doktorlara, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi. Katılımcılar, söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Lions &#038; Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi’ndeki hastalar tarafından hazırlanan resim sergisini gezdiler.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235">Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ofis]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehditleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz. Defalarca yaptığımız küçük tıklamalar, sürekli ekran kaydırmaları derken ilk başta fark edilmeyen bu hareketler, zamanla el, kol ve omuzlarımızda ağrılara, kronik yıpranmalara ve kas sıkışmalarına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli </strong>“Kolumuz kürek kemiğinden parmak ucuna kadar tek bir ünite; günlük küçük hareketler bile bu ünitenin geleceğini belirliyor. El, kol ve omuz ünitesindeki dokularımızın biyolojik yaş sürecini yavaşlatmak veya geri çevirerek onların ömrünü uzatmak mümkün” diyor. Uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmek amacıyla, hastalıklar oluşmadan önlemeyi hedefleyen ve son günlerde öne çıkan ‘Longevity Planı’nda diğer organlar gibi el, kol ve omuzlarımızın da ayrı bir yaklaşım istediğini vurgulayan Prof. Dr. Gereli, el, kol ve omuzlarımızı gençleştirmek için alınması gereken basit ama etkili 4 yöntemi açıkladı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Tekrarlayan hareketlerden kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Uzun süreli cep telefonu kullanımı ve devamlı bez sıkma gibi aktivitelerden kaçının. El, kol ve omuzlarımızı kullanarak her gün sayısız kez yaptığımız tekrarlayan yüklenmeler kas iskelet sisteminde dokularımızın yıpranmasına, zamanla el, kol ve omuzlarımızda küçük yırtılmalara ve sökülmelere yol açarak kronik inflamasyona neden olur. Longevity plan yaklaşımında, mücadele edilmesi gereken temel düşmanlardan biri olan kronik inflamasyon; ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi verir, uyku kalitesini bozar ve genel sağlığı olumsuz etkiler. Ayrıca kol bölgesindeki dokuların sertleşmesine ve kalınlaşmasına yol açarak; kolay zedelenmeye, kireçlenmeye, kas yırtığına ve karpal tünel sendromuna neden olur. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru postür geliştirin</strong></li>
</ul>
<p>Kürek kemiğinden itibaren kolun duruşu omuz başları kulak hizasında olacak şekilde göğüs gergin, dirsekler hafif bükülü ve el bilekleri düz şekilde olmalıdır. Özellikle bilgisayar başında çalışanlar için kürek kemiklerimizi öne açılandırarak, dirsek ve el bileklerimiz bükülü şekilde uzun saatler durmak omuz ve kol kaslarımızın kısalmasına, sertleşmesine ve kolay yırtılmasına yol açar. Kötü postür, kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltır. Çevremizi bizi dik ve omuzlarımızı geride tutacak şekilde yapılandırmalı, el bileği ve dirsekler bükülüyken cep telefonu veya tablet ile uzun saatler geçirmekten kaçınmalıyız.</p>
<ul>
<li><strong>Kişiselleştirilmiş egzersiz planı uygulayın </strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersizin Longevity planının ana öğelerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gereli “Ancak her insanın genetiği ve yaşam tarzı farklı olduğundan kişiye ve yaşına uygun bir egzersiz programı tasarlanmalı ve devamlılıkla uygulanmalıdır. El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkündür. Böylece el, kol ve omuzlarımızın fiziksel performansı artırılırken, kas kütlesi korunabilir ve yaşlanma süreci yavaşlatılabilir. Ancak güçlendirme amaçlı aşırı yüklenme ve ısınmadan yapılan hareketler sakatlıkla sonuçlanabildiğinden dikkat edilmeli, güçlendirme ve direnç egzersizleri kadar esneklik, mobilite ve postür egzersizleri de dengeli şekilde uygulanmalıdır” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Hastalıklar genetik yatkınlık zemininde çevresel nedenlerle oluşuyor. Bazı insanların el, kol ve omuzlarında doğuştan gelen özellikleri kimi hastalıklarla daha erken karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle detaylı bir muayene ve uygun görüntüleme yöntemleri kullanılarak kendi risk analizinizi yaptırmak için bir uzman görüşü almakta fayda var. Prof. Dr. Arel Gereli “Ortalama yaşın giderek arttığı günümüz dünyasında enerjik, üretken ve kaliteli bir yaşam sürmek için şimdiden tedbir almamız gerekiyor. Unutmayalım ki; sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız ve kendi kendimize yeterli kalmak için el, kol ve omuzlarımız büyük önem arzediyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 15:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geciktiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her geçen gün daha uzun bir ömür sürmemize rağmen, asıl önemli olanın sağlıklı ve bağımsız yaşlanmak olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691">Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Her geçen gün daha uzun bir ömür sürmemize rağmen, asıl önemli olanın sağlıklı ve bağımsız yaşlanmak olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor. Bilimsel araştırmalar, yaşlanmayı hızlandıran en önemli faktörlerin hareketsizlik, kronik stres, düzensiz uyku ve yalnızlık olduğunu gösteriyor. Bu noktada, en etkili ve doğal çözümün düzenli egzersiz olduğu vurgulanıyor. Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nuray Alaca, egzersizin yalnızca fiziksel değil, hormonal, metabolik ve zihinsel açıdan da yaşlanmayı yavaşlatan güçlü bir araç olduğuna dikkat çekerek, “Egzersiz, insanın biyolojik saatini yavaşlatıyor. Düzenli yürüyüş yapan kişilerin biyolojik yaşlarının daha genç olduğunu bilimsel araştırmalar göstermiştir. Spor yapan insanlar daha dinç kalıyor, yaşlanma hızları yavaşlıyor” diyor.</strong></em></p>
<p>Doç. Dr. Nuray Alaca’ya göre, egzersiz yalnızca bedeni değil, ruhu da genç tutuyor:</p>
<p>“Uyku kalitesinden hormon dengelerine, kalp-damar sağlığından sosyal bağlara kadar yaşamın her alanında olumlu etki gösteriyor. Kısacası egzersiz, uzun ve sağlıklı yaşamın en güçlü reçetesi.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“Yürüyen Daha Genç Kalıyor”</strong></p>
<p>Düzenli egzersizin yaşlanmayı geciktirdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, birçok kronik hastalığa karşı koruyucu etki sağladığını da vurguluyor. Egzersizin yalnızca bedensel değil, aynı zamanda hormonal ve metabolik dengeler üzerinde de güçlü etkileri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Nuray Alaca, “Egzersiz büyüme hormonu ve IGF-1 salınımında destekleyici rol oynayarak hücre yenilenmesini destekler. İnsülin duyarlılığını artırır, metabolik sendrom ve insülin direnci riskini azaltır. Direnç egzersizleriyle testosteron ve östrojen seviyeleri korunabilir, kortizol yani stres hormonu dengelenir” diyor.</p>
<p>Düzenli sporun uyku kalitesine de iyi geldiğini belirten Doç. Dr. Alaca, “Düzenli egzersiz, uyku kalitesini ilaçsız şekilde belirgin biçimde iyileştirebilir. Egzersiz yaptığınız gün daha kaliteli uyuduğunuzu hemen fark edersiniz” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Yaşlılığa Karşı Hangi Egzersizler Yapılmalı?</strong></p>
<p>Yaşlanmayı geciktirmek için en önemli egzersizlerin aerobik ve direnç egzersizleri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Nuray Alaca, şunları ekliyor:</p>
<p>“Yürüyüş, koşu, yüzme, jimnastik, bisiklet gibi aerobik egzersizler kalp-akciğer kapasitesini artırır, kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatır, ayrıca beyin sağlığını korur ve bilişsel fonksiyonlara olumlu etki eder. Haftada 2-3 kez direnç egzersizi yapmak ise kas ve kemik sağlığı açısından çok önemlidir. Özellikle yaşlılarda düşmeye bağlı kalça kırıkları ölüm riskini artırıyor. Direnç egzersizleri bu riski ciddi şekilde azaltıyor. Haftada 40 dakikalık kuvvet egzersizlerinin çok güzel sonuç verdiğini biliyoruz. Diyabet ve kalp-damar hastalıklarında ise hastaların haftada 60 dakika kuvvet egzersizi yapmalarını öneriyoruz. Aşırı egzersiz yapmanın ise bağışıklık ve eklem sağlığına zarar verdiğini gösteriyor bilimsel çalışmalar. Yani haftada 2, en fazla 3 direnç egzersizi yeterli. Direnç egzersizlerini, kasların belli bir kuvvete karşı çalışmasını sağlayarak onları güçlendiren ve şekillendiren egzersiz türü olarak tanımlayabiliriz. Direnç egzersizlerine örnek olarak ağırlık kaldırma, şınav, direnç lastiğiyle yapılan egzersizler, pilates topu veya reformer ile yapılan dirençli hareketleri sıralayabiliriz.” </p>
<p>Düzenli egzersizin başta kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olduğunu belirten Doç. Dr. Nuray Alaca, “Egzersiz; kas kaybı, denge bozukluğu ve bağımlılık riskine karşı güçlü bir kalkan. Düzenli yürüyüş yapan insanların biyolojik olarak daha genç bir yaşa sahip olduklarını görüyoruz. Yani egzersiz, yaşlanmayı yavaşlatıyor, gençliği koruyor” diyor.</p>
<p><strong>Esneme Egzersizleri ve Kısa Süreli Koşular Önemli </strong></p>
<p>Kısa süreli koşuların önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, “Mesela yürürken 10-15 saniye, en fazla 30 saniye hızlı koşmayı öneriyoruz. Vücudu şaşırtmak çok önemli. Yürürken birden zıplamanın veya 15 saniye koşup durmanın sağlığa olumlu katkıları var” şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Esneme egzersizlerinin de sağlığa faydasının büyük olduğuna değinen Doç. Dr. Nuray Alaca, özellikle yoga, pilates gibi faaliyetlerin hem fiziksel hem ruhsal açıdan yararlı olduğunu belirtiyor: “Esneme egzersizleri kişinin kendini iyi hissetmesini sağlıyor, kas esnekliğini artırıyor. Ayrıca zamanla eklem sertliğini, kas kısalmasını ve duruş bozukluğunu da önlüyor. Özellikle de omurga, kalça ve omuz esnekliğini koruyarak yaşa bağlı ağrı ve hareket kısıtlılığını azaltıyor. Yoga gibi disiplinler ayrıca stres hormonu seviyelerini düşürerek zihinsel rahatlama da sağlıyor.”</p>
<p><strong>Sosyal Bağlar Ömrü Uzatıyor</strong></p>
<p>Egzersizin sadece bedensel değil, sosyal faydaları da olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, “Sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği dışında yaşlılıkta kırılma riskini artıran en önemli şeylerden biri, yalnızlık. Yalnızlık, yaşlılıkta ömrü kısaltan en önemli faktörlerden biri. Sosyal bağların, ortalama ömrü yaklaşık 7 seneye kadar anlamlı derecede uzattığı, sosyal yaşlıların daha uzun yaşadıkları bilimsel araştırmalarla da gösterildi. Dolayısıyla biz pilates gibi grup egzersizleri öneriyoruz yaşlı insanlara. Grup egzersizleri, pilates, dans ya da yürüyüş gibi aktiviteler sosyal bağları güçlendiriyor ve ömrü uzatıyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691">Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[boynu]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün. Bu yaygın sağlık sorununun “Tech neck” olarak adlandırıldığından bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu kavram; teknolojinin getirdiği yaşam tarzı değişiklerinin özellikle kas ve iskelet sistemimiz üzerindeki olumsuz etkilerini anlatır. Bu viral sağlık sorununa karşı ev veya iş yerlerinde alınabilecek en iyi önlem ergonomik şartlara dikkat etmek. Bilgisayar karşısında oturuş, telefon kullanımı, günlük pozisyon değişiklikleri büyük önem taşır. Hareketsiz yaşam, kas ve iskelet sisteminde yıllar içinde kalıcı hasarlar bırakır. En uygun pozisyon, bir sonraki pozisyondur yani sürekli hareket etmek genel sağlık için çok kıymetli” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle telefonu ellerinden düşürmeyen gençler, başlarını öne eğerek uzun süre aynı pozisyonda kalırlar. Bu tehlikeli alışkanlığın boyun kaslarına 5 ila 8 kat daha fazla yük bindirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Trafikte uzun süre oturmak, ergonomik olmayan toplu taşıma araçlarında yolculuk etmek ya da televizyon karşısında fazla vakit geçirmek de tehlikeli davranışlardır. Hipertansiyon ya da diyabet gibi kronik bir rahatsızlık olan Teck Neck’in tedavisinde sabırlı olmak ve egzersizi bir yaşam biçimine dönüştürmek şarttır. Şikâyetler, egzersiz yaptığınız sürece azalır, bıraktığınızda ise geri döner. Bu nedenle kas-iskelet sisteminin ömür boyu ihtiyaç duyduğu ilaç, egzersiz ve spordur” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Beldeki eğrilikler bağırsak sağlığını etkileyebilir</strong></p>
<p>Saatlerce aynı pozisyonda kalındığında boyun kasları ve disklerinin aşırı yüklenmeye maruz kalarak zorlanacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Akı, “İnsanlar genellikle ekran karşısında saatlerini aynı pozisyonda geçirir. Bu durum da en sık karşılaşılan şikâyet olan boyun ağrısına yol açar. Omurga bir çadır direği gibidir; buradaki bir sorun akciğer, kalp, mesane ve bağırsak gibi organlara da yansır. Örneğin sırt bölgesindeki eğrilikler akciğer kapasitesini azaltır, ileri vakalarda kalbi etkiler. Beldeki eğrilikler mesaneye baskı yapar, bağırsak dolaşımını bozar. Omurgayla bağlantılı olarak kürek kemiği, omuz, kalça ve diz eklemleri de olumsuz etkilenebilir. Vücuttaki kas-iskelet sistemi bir domino taşı gibi birbirine bağlı” dedi.</p>
<p><strong>Sabit duruş gerektiren işlerde risk daha fazla</strong></p>
<p>Bu tür kas-iskelet sistemi problemlerinin uzun süre aynı pozisyonda kalmayı gerektiren her meslek grubunun risk altında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akı, “Örneğin hareket edemeyen hastalara yardımcı olmak zorunda olan ya da evde hasta bakımını üstlenen sağlık çalışanları sıklıkla bel ve sırt ağrıları yaşar. Omurga problemleri genel olarak her yaşta ortaya çıkabilir hatta 17–18 yaşındaki gençlerde bile görülebilir. Ancak gençlerde yapısal bozukluklar, orta yaşta fıtıklar ve ileri yaşta eklem kireçlenmeleri daha ön planda” dedi.</p>
<p><strong>Tedaviye geç kalınırsa postür bozuklukları ortaya çıkabilir</strong></p>
<p>Teck Neck tedavi edilmezse; kas ve bağ kısalması, eklem hareketlerinin azalması ve deformasyonların ortaya çıkması gibi ciddi sıkıntılarla karşılaşılabileceğini vurgulayan Akı, “Özellikle boyun hareketleri belirgin şekilde azalır. Hasta günlük yaşamında bu durumun hemen farkına varmayabilir çünkü ihtiyaç duymadığı hareketleri yapmaz. Ancak muayene sırasında kısıtlılık ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi, yanlış kullanım ve postür bozukluklarının tipik sonucudur. Boynun öne doğru gitmesi kasları aşırı yük altında bırakır. Normalde omurganın hafif C şeklinde kıvrımı normaldir, bu kaybolduğunda veya tersine döndüğünde ise ciddi postür bozuklukları ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi zamanla sırtı ve beli de etkiler, omuz hareketlerini kısıtlar” dedi.</p>
<p><strong>Her gün 10 dakikalık egzersiz ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Günlük 10–15 dakikalık egzersizlerin hastaların şikayetlerini azaltarak yaşam kalitesini ciddi şekilde artıracağını açıklayan Akı, “Fizik tedavi programları, kayropraktik veya manuel terapi yöntemleri, kas spazmını azaltmaya yönelik enjeksiyonlar, gerekirse kısa süreli ilaç kullanımı da tedaviyi destekleyebilir. Ek olarak kısa süreli korse kullanımı da tavsiye edilebilir fakat mutlaka egzersizle desteklenmelidir. Aksi halde kaslarda erime olur ve alışkanlık gelişir. Asıl amaç kasları güçlendirerek doğal bir korse oluşturmaktır. Pilates, yüzme, tempolu yürüyüş ve bisiklet sürme omurga kaslarını çalıştırarak en doğal korumayı sağlayan aktiviteler arasında” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Külli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi. Bu durumun “hareketsizlik -sosyal izolasyon -rol kaybı -duygusal durum bozukluğu -daha fazla hareketsizlik” şeklinde bir kısır döngüye yol açtığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel güçlenme, sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu tarafından her yıl 8 Eylül’de kutlanan Dünya Fizyoterapi Günü için bu yılın teması, “sağlıklı yaşlanma, düşme ve zayıflığın önlenmesi” olarak belirlendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sağlıklı yaşlanma sürecinde hareket etme ve fizyoterapinin önemini değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanma, bağımsız, üretken ve kaliteli bir yaşam sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmanın sadece yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda bu yılları bağımsız, üretken ve kaliteli geçirmek anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu azalır. Bu da günlük yaşamda basit aktivitelerin bile zorlaşmasına neden olur. Fiziksel güç, bu anlamda özgürlüğü korumak demektir. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu doğal olarak azalır. Bu da merdiven çıkmak, pazar poşeti taşımak, torununu kucağına almak gibi gündelik işlerde bile zorluk yaratabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, dünyanın en güçlü ilacı…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel olarak güçlenmenin önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel olarak güçlenmenin faydaları, her yaş için saymakla bitmez. Düzenli egzersiz, kas–kemik sağlığını korumak ve daha uzun süre bağımsız kalmanın, kaliteli ve üretken bir yaşam sürmenin en önemli yollarından biridir. ‘Egzersiz, tablet haline dönüştürülebilecek bir ilaç olsaydı dünyanın en güçlü ilacı olur’ denir. Şu an egzersizin faydalarını yaratacak bir ilaç yok ancak ücretsiz ve kendi başınıza yaparak bu faydaları elde etmemeniz için hiçbir neden yok. Başta diyabet, hipertansiyon ve birçok kardiyovasküler hastalıklar, düşmeler, kırıklar, romatizmal ağrılar gibi birçok kas iskelet sistemi hastalıklarının önlenmesi, bellek, dikkat ve öğrenme gibi bilişsel işlevlerin olumlu yönde etkilemesi ve özellikle depresyon ve kaygının azaltılması için egzersiz her türlü ilaçtan daha yüksek bir faydaya sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşlılıkta eve kapanma, kısır döngü yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, uzun ve sağlıklı bir ömrün sırrının yalnızca fiziksel güçte değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerde olduğunu gösterdiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Ancak ülkemizde birçok yaşlı birey, fiziksel zorluklar ve erişim problemleri nedeniyle evlerine kapanmış durumda. Bu da bir kısır döngü yaratıyor: Hareketsizlik → sosyal izolasyon → rol kaybı → duygusal durum bozukluğu → daha fazla hareketsizlik. İşte bu yüzden fiziksel güçlenme sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur. Dolayısıyla fiziksel olarak güçlü kalmak, bağımsız yaşamı sürdürmek, toplumla bağlarını koparmamak ve ruhsal iyilik halini korumak için kritik öneme sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bireysel veya grup yürüyüşleri, bahçede çiçeklerle ilgilenmek ya da mahallede basit bir park buluşması bile yaşlı bireyin hem bedenine hem ruhuna canlılık katar. Kısacası sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenme; bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Direnç egzersizleri, büyük kas gruplarını çalıştırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemikleri güçlü tutmanın yolunun yaşam boyu hareketten geçtiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Direnç egzersizleri bu işin temel taşlarından biridir. İtme, çekme, oturup kalkma, taşıma gibi günlük yaşamda yaptığımız hareketleri taklit eden egzersizler, büyük kas gruplarını çalıştırır ve kemiklere gerekli yüklenmeyi sağlar. Halk arasında yanlış bilinenin aksine, doğru planlandığında ağırlık çalışmaları eklemlere zarar vermez; tam tersine eklem çevresindeki kasları güçlendirerek onları korur. Burada önemli olan, egzersizin zorluk seviyesinin fizyoterapist gözetiminde güvenli bir şekilde kademeli olarak artırılmasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Denge ve koordinasyon egzersizleri ve aerobik yarar sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemik sağlığında denge ve koordinasyon egzersizlerinin de en az direnç çalışmaları kadar değerli olduğunu ifade eden vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Basit gibi görünen otur-kalk pratikleri, tek ayak üzerinde durma, farklı yönlere adım atma ya da tai chi/dans gibi uygulamalar hem dengeyi geliştirir hem de düşme riskini azaltır. Aerobik egzersizler ise kalp ve akciğer kapasitesini artırarak dolaşım sistemini güçlendirir, bu da kemiklerin daha iyi beslenmesine katkı sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada sosyal ilişkiler de önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada egzersizin yanı sıra diğer faktörlerin de önemli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Elbette işin yalnızca egzersiz boyutu yok. Genel sağlık bilgilerine dayanarak söylemek gerekirse, yeterli protein, kalsiyum ve D vitamini alımı, güneşten düzenli faydalanma ve sigara–alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak da önemlidir. Bunun yanı sıra sosyal boyutu da unutmamak gerekir. Grup egzersizleri, parkta yapılan yürüyüşler ya da komşularla hareket buluşmaları, sadece kas ve kemikleri değil; aynı zamanda ruh sağlığını ve toplumsal bağları da güçlendirir. Çünkü sağlıklı yaşlanma, güçlü kaslarla olduğu kadar güçlü sosyal ilişkilerle de mümkündür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aileyle yapılan fiziksel aktiviteler daha fazla fayda sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerin fiziksel aktivitelerinin artırılmasında ailelerinin üstleneceği rollere de dikkat çeken Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Araştırmalar gösteriyor ki yaşlı bireylerin düzenli egzersize katılımı, yalnızca fizyoterapistlerin yönlendirmeleriyle değil, aynı zamanda aile desteğiyle de doğrudan ilişkilidir. Örneğin torunlarla parkta oynamak, yürüyüşe çıkmak ya da basit ev egzersizlerini birlikte yapmak, yaşlı bireyler için hem motive edici hem de keyifli bir sosyal etkinlik haline gelir. Hatta bazı çalışmalar, aileyle yapılan fiziksel aktivitelerin tek başına egzersiz programlarına kıyasla daha yüksek devamlılık sağladığını vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Büyüklere saygı” anlayışı zarar verebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İleri yaştaki bireylerin aktif ve üretken kalmasının önemini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sözlerini şöyle tamamladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Türk toplumunda ‘büyüklere saygı’ anlayışı, zaman zaman yanlış bir şekilde yaşlıları tamamen pasif hale getirmeye dönüşebiliyor. ‘Sen hiç yorulma, biz taşırız, biz hallederiz’ diyerek aslında onları hareketsizliğe itiyoruz. Yaşlı bireyler de bazen bu koruyucu tavrı kendileri talep ederek ‘Artık ben oturayım, gençler yapsın’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa hareketsizlik, bağımsızlığın kaybını hızlandırıyor. Burada aile bireylerinin rolü, yaşlıları ‘koruyup pasifleştirmek’ değil, güvenli sınırlar içinde aktif kalmalarını teşvik etmek olmalıdır. Torunun dedesiyle bahçede çiçek sulaması, aile üyeleriyle kısa bir yürüyüş yapılması, mutfakta iş paylaşımı gibi örneklerin hepsi fiziksel aktivitenin doğal bir parçasıdır. Kısacası aile desteği, yaşlının hareket motivasyonunu artırır ama ‘saygı’ adı altında işlevsiz hale getirmek yerine, yaşlı bireyi güvenli şekilde hareketin içinde tutmak en değerli katkıdır. Çünkü yaşlıların en çok ihtiyaç duyduğu şey, sevdikleriyle birlikte ‘aktif ve üretken’ kalabilmektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 08:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[haftada]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı ve uzun yaşamın en önemli gerekliliklerinden biri hareketlilik ve düzenli egzersiz. Gündelik hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi hareketi ihmal etse de, küçük adımlarla bu alışkanlık kolayca kazanılabilir. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487">Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı ve uzun yaşamın en önemli gerekliliklerinden biri hareketlilik ve düzenli egzersiz. Gündelik hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi hareketi ihmal etse de, küçük adımlarla bu alışkanlık kolayca kazanılabilir. <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, egzersiz için doğru saatten, kıyafet seçimine nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.</p>
<p><strong>DÜZENLİ EGZERSİZ İLE DAHA ZİNDE BİR BEDEN VE RUH</strong></p>
<p>Kronik hastalıklar yaşam süresinde ve kalitesinde ciddi azalmaya neden oluyor. Bu hastalıkların başında kalp hastalığı, yüksek kolesterol, diyabet ve obezite gibi hastalıklar geliyor. Düzenli egzersiz yaparak tüm bu kronik hastalık risklerinin azaltılabileceğinin altını çizen <strong>Acıbadem Life’tan Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, “Haftada en az 150 dakika yürüyüş, bisiklet, koşu gibi aerobik egzersizlerle kalp ve damar sistemi güçlendirilerek kalp hastalığı riski azaltılır, metabolizma hızı artırılarak kilo kontrolü sağlanır. Eğer buna ağırlık antrenmanlarını da katarsak kas ve kemikleri de güçlendirerek ileri yaşlarda osteoporoz yani kemik erimesi riskini de azaltmış oluruz. Yoga ve pilates gibi esneme ve esneklik çalışmalarını omurga sağlığı için öneriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>EGZERSİZ BEYNİN DOĞAL TAKVİYESİ </strong></p>
<p>Hareket ve egzersizin beden sağlığının yanında beyin ve hafıza içinde adeta doğal bir takviye olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, “Egzersiz yaptığımız zaman vücudumuz endorfin salgılamaya başlar. Endorfin hormonu fiziksel ve zihinsel anlamda sakinleşmemize yardım eder anksiyete azalır, kortizol baskılanır. Düzenli olarak egzersiz yapmak zihni canlandırmak için birebirdir. Egzersiz, beyindeki nöroplastisiteyi arttırır. Bu, beynin yeni yapılarını oluşturma ve mevcut bağlantıları yapılandırma yeteneğidir. Özellikle hipokampus bölgesinde (öğrenme ve hafıza ile ilgili) hücrelerini uyararak hafızanın iyileşmesini sağlar. Hareket esnasında serotonin, norepinefrin ve dopamin hormonlarının yükselmesi bellek, konsantrasyon ve düşünme yeteneğinin artması anlamına gelmektedir. Alzheimer ve demansı önlemek için düzenli spor yapmak önemlidir. Daha kaliteli ve dinlendirici bir uyku içinde sporu hayatımıza almak zorundayız. Uyku öncesinde ağır spor önerilmezken, esneme hareketleri içeren pilates akşamları yapılabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>EGZERSİZİ HAYATINIZA KATACAK ÖNERİLER</strong></p>
<p>Egzersizin her birey için hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca, </strong>yoğun çalışma hayatı içerisinde de olsa bu rutinin oturtmayı kolaylaştıracak önerileri sıraladı.</p>
<ul>
<li><strong>Küçük adımlar ile başlayın;</strong> Günlük 10 dakikalık yürüyüşlerle, bir önceki günden yavaş yavaş daha fazla yürüyerek yağmur, çamur demeden yürüyüşlere başlayabilirsiniz. Adımlarınızı küçük küçük atarak, günlük hedef adım sayınızı belirleyin ve her gün bir önceki günden süre ya da adım olarak yukarı çıkın.</li>
<li><strong>Zaman belirleyin:</strong> Nasıl bir yemek saatiniz varsa, hareket içinde belirli bir zaman dilimizin olsun ve takvim kapatın. Örneğin; öğle yemeği molası 1 saat her gün yemek yemek yerine haftada 2 gün o saat aralığında yürüyüş yapabilirsiniz.</li>
<li><strong>Kendinizi motive edin:</strong> Önce hangi sporu yapmak istiyorsanız kıyafetleriniz belli olsun; güzel bir koşu ya da yürüyüş ayakkabısı, terletmeyen alt ve üst takımlarınız, havlu, spor çantası, mayo, gözlük, bone…vb.</li>
<li><strong>Not alın:</strong> Hedeflerinizi bir deftere yazın. Kaç kilo vermek istediğinizi, 1 ay içindeki adım sayınızı veya kaç beden pantolon istediğinizi…</li>
<li><strong>Kendinizi ödüllendirin:</strong> Hedeflerinizi gerçekleştirdikçe kendinize ufak ödüller vermeyi ihmal etmeyin. Bu bir konser de olabilir, hoşça vakit geçireceğiniz eğlenceli bir aktivite de.</li>
</ul>
<p>Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx Kutu bilgisi xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx</p>
<p><strong>BİLİMSEL KILAVUZLAR NE DİYOR?</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM), sağlıklı yetişkin bireyler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta ya da 75 dakika yüksek yoğunlukta aerobik egzersiz öneriyor. Bu süre haftanın 2-3 gününe bölünerek uygulanmalı. Haftada 3 gün 50 dakikalık tempolu yürüyüş ya da haftada 2 gün 75 dakikalık yüksek tempolu egzersizlerle bu hedefe ulaşılabilir. Ağırlık antrenmanları, kas ve kemik sağlığı için haftada en az 2 gün öneriliyor.</p>
<p><strong>HANGİ SPOR, HANGİ KAS GRUBUNU ÇALIŞTIRIYOR?</strong></p>
<table>
<thead>
<tr>
<td><strong>Spor Türü</strong></td>
<td><strong>Çalıştırdığı Ana Kas Grupları</strong></td>
<td><strong>Azaltmaya Yardımcı Olduğu Sağlık Riskleri</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Yürüyüş / Koşu</strong></td>
<td>Bacak kasları, kalça</td>
<td>Kalp hastalıkları, obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yüzme</strong></td>
<td>Omuz, sırt, kol ve karın kasları</td>
<td>Astım, eklem problemleri, kardiyovasküler hastalıklar</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bisiklet</strong></td>
<td>Uyluk, baldır, kalça</td>
<td>Kolesterol yüksekliği, damar sertliği, diyabet</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Pilates</strong></td>
<td>Karın, bel, pelvik taban, sırt kasları</td>
<td>Bel ağrısı, duruş bozuklukları, stres</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yoga</strong></td>
<td>Tüm vücut (özellikle esneklik ve core bölgesi)</td>
<td>Anksiyete, stres, kas-iskelet sistemi sorunları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kürek (Rowing)</strong></td>
<td>Sırt, omuz, kol ve karın kasları</td>
<td>Obezite, kas dengesizlikleri, kalp-damar hastalıkları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ağırlık Antrenmanı</strong></td>
<td>Hedefe göre tüm kas grupları</td>
<td>Osteoporoz, insülin direnci, sarkopeni</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Dans</strong></td>
<td>Bacak, kalça, core bölgesi</td>
<td>Depresyon, obezite, denge ve koordinasyon sorunları</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487">Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 14:19:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[tatiline]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatiller, yıl boyunca süren yoğun tempoya kısa bir mola vermek, yenilenmek ve keyifli anılar biriktirmek için en özel dönemlerden biri olsa da tatil döneminde günlük rutinlerin dışına çıkmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeyi zorlaştırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901">Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatiller, yıl boyunca süren yoğun tempoya kısa bir mola vermek, yenilenmek ve keyifli anılar biriktirmek için en özel dönemlerden biri olsa da tatil döneminde günlük rutinlerin dışına çıkmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeyi zorlaştırabiliyor. Düzensiz beslenme, hareketsizlik ve seyahatin getirdiği yorgunluk gibi faktörler, tatil sonrası kendimizi daha yorgun ve dengesiz hissetmemize neden olabiliyor. <strong>Dünyaca ünlü Herbalife Beslenme Uzmanı ve Arsenal Futbol Kulübü’nün eski Performans Beslenmesi Başkanı Dr. Richard Allison</strong>, tatil öncesi yapılması gereken hazırlıklardan uçuşta dikkat edilmesi gerekenlere, sıcak iklimlere adaptasyondan sağlıklı beslenme önerilerine kadar pek çok konuda ipuçlarını paylaşıyor.</p>
<p><strong>“Kas kazanmak isteyenlerin protein alımını arttırması gerekiyor”</strong></p>
<p>Tatil öncesi vücudu hazırlamanın önemine dikkat çeken <strong>Dr. Allison</strong>, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarında değişikliklerin son dakikaya bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak <em>“Kilo vermek isteyenlere sürdürülebilir bir kalori açığı oluşturup kardiyovasküler egzersiz miktarını arttırmalarını öneriyorum. Kas kazanmak isteyenlerin ise protein alımını arttırması gerekiyor. Yaz tatilinize çıkmadan sadece bir veya iki hafta önce değişiklik yapmaya başlarsanız, istediğiniz sonuçları elde etmeniz zor olur. En ideal süre 12 ila 16 haftadır. Ayrıca kas gelişimi için her kilogram vücut ağırlığına en az iki gram protein almak çok önemli. Kardiyo ile direnç antrenmanlarını birlikte yapmanızı tavsiye ediyorum”</em> açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“Yolculuk sırasında hareket etmek, kan dolaşımını destekler”</strong></p>
<p>Uçak yolculuklarına hazırlık konusunda da önemli ipuçları veren <strong>Dr. Allison, </strong>seyahatten birkaç hafta önce uyku düzeninin hedef destinasyona göre ayarlanmasının jet lag etkilerini azaltabileceğini ifade ediyor. Uçuş sırasında ise sıvı tüketiminin kritik olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: <em>“Havada geçirdiğiniz her saat için yaklaşık 250 ml sıvı tüketmenizi öneriyorum ve hedefinize ulaşana kadar alkolden uzak durmak gerçekten faydalı. Yolculuk sırasında mümkün olduğunca hareket etmek, kan dolaşımınızı destekler. Ayrıca, salatalık, karpuz, kereviz gibi yüksek su içeriğine sahip atıştırmalıklar susuzluğu önlemeye çok yardımcı olur.”</em></p>
<p><strong>“Kas krampları ve yorgunluk için takviye edici gıdalar alınabilir”</strong></p>
<p>Sıcak ve nemli iklimlere seyahat edenler için vücudun bu yeni koşullara uyum sağlamasının zaman alabileceğini vurgulayan <strong>Dr. Allison,</strong> <em>“Vücudumuzun sıcaklığa uyum sağlamasının temel yollarından biri terlemedir; ancak bu durum elektrolit kaybına yol açabilir”</em> diyor. Kas krampları veya yorgunluk yaşamamak için elektrolit takviyelerinin faydalı olabileceğini belirten Allison, spor salonuna erişim olmasa bile direnç bantlarıyla egzersiz yapmak, yürüyüş turlarına katılmak ya da yüzme gibi aktivitelerle tatilde aktif kalmanın mümkün olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>“Yağsız proteinler ve bol sebze, dengede kalmanıza yardımcı olur”</strong></p>
<p>Tatilde sağlıklı kalırken kendimizi şımartmanın da dengeli bir yolunu bulmamız gerektiğini belirten <strong>Dr. Allison,</strong> önceden yapılacak kısa bir planlamayla hem dengeli beslenmenin hem de yeni lezzetleri keşfetmenin mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: <em>“Tatiller, yeni mutfakları deneyimlemek için eşsiz fırsatlar sunsa da beslenme esnasında porsiyon kontrolüne dikkat etmek oldukça önemli. Yağsız proteinler ve bol sebze tercih etmek, dengede kalmanıza yardımcı olur. Özellikle seyahat öncesinde bağırsak sağlığınızı desteklemek amacıyla probiyotik ve prebiyotik takviyeleri almanızı öneriyorum; bu da sindirim sisteminizi korumanıza katkı sağlayacak</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatiline-hazirlik-dengeli-beslenme-ve-egzersiz-ipuclari-549901">Yaz tatiline hazırlık: Dengeli beslenme ve egzersiz ipuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü&#8217;nden Medikal Egzersiz ve Rehabilitasyon Hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-isleri-mudurlugunden-medikal-egzersiz-ve-rehabilitasyon-hizmeti-546343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[burhaniye]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[işleri]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğünden]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından sunulan Medikal Egzersiz ve Rehabilitasyon Hizmeti kapsamında, vatandaşlarımıza yönelik koruyucu, geliştirici ve sağlık odaklı egzersiz programları düzenlenmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-isleri-mudurlugunden-medikal-egzersiz-ve-rehabilitasyon-hizmeti-546343">Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü&#8217;nden Medikal Egzersiz ve Rehabilitasyon Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından sunulan Medikal Egzersiz ve Rehabilitasyon Hizmeti kapsamında, vatandaşlarımıza yönelik koruyucu, geliştirici ve sağlık odaklı egzersiz programları düzenlenmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* Fizik tedavi sonrası destekleyici egzersiz programları,</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* Bel, boyun fıtığı; skolyoz, kifoz ve lordoz gibi duruş bozukluklarına özel egzersiz seansları,</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* İçe/dışa basma, X bacak, kireçlenme ve kas kısalığı kaynaklı ağrılara yönelik özel uygulamalar,</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* Diyetisyen iş birliğiyle kalp-damar sağlığı, sindirim sistemi ve kilo kontrolüne destek egzersiz programları,</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* Sağlıklı yaşlanma ve omurga sağlığını destekleyici özel seanslar,</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>* Fiziksel ve zihinsel engelli bireyler için kişiye özel bireysel ve grup egzersiz uygulamaları</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Yer: Burhaniye Belediyesi Gençlik Merkezi Binası (Şehit Turhan Bayraktar Parkı İçi)</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Detaylı bilgi ve randevu için:</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Burhaniye Belediyesi Ferit Çakıroğlu Sağlık Merkezi</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>0 (266) 412 99 66 Dahili: 18</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>0 (266) 422 15 41 Dahili: 18</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>0 (533) 145 93 66</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniye-belediyesi-saglik-isleri-mudurlugunden-medikal-egzersiz-ve-rehabilitasyon-hizmeti-546343">Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü&#8217;nden Medikal Egzersiz ve Rehabilitasyon Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><strong>Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Büşra Kul, fiziksel aktivitenin sağlıkta kritik rol oynadığını belirtti. Kul; “Yaşlılık dönemi bireylerin sağlık durumlarının korunması, geliştirilmesi ve günlük yaşantılarının mümkün olduğunca bağımsız sürdürülmesi için kritik bir süreçtir. Bu dönemde düzenli ve doğru biçimde yapılan fiziksel aktivite ve egzersizler hem bedensel hem zihinsel sağlığın korunmasına önemli katkılar sunar. Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz programları; kronik hastalık riskini azaltırken aynı zamanda yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefler.” dedi.</p>
<p><strong>Zihinsel gerileme azalıyor…</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, bu bağlamda yaşlı sağlığına katkı sağlayacak şekilde zihinsel gerilemeyi azaltacak aerobik egzersizleri, düşme riskini azaltacak esneklik ve denge egzersizleri, zihinsel sağlık için ev işleri ve bahçecilik gibi farklı egzersiz türleri önerdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşlanma sadece fiziksel sağlık değil…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel sağlığın yanında zihinsel ve sosyal sağlığın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Büşra Kul, aynı zamanda farklı aktivitelerle aktif bir yaşamın mümkün olduğu ve böylece yaşam kalitesinin artabileceğini de belirtti.</p>
<p><strong>Yaşlı sağlığında uyku kalitesi oldukça önemli!</strong></p>
<p>Yaşlı bireylerin her gün aynı saatte yatıp kalkması, gündüz uykularından kaçınması ve yatmadan önce ağır yemeklerden uzak durmasının sağlıklı uyku düzeni açısından önemli olduğundan Kul, “Uyku, bedensel ve zihinsel yenilenmenin en önemli süreçlerinden biridir. Yaşlı bireylerde görülen uykusuzluk, insomnia, uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi problemler hem psikolojik hem de bilişsel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyeni, uyku ortamının düzenlenmesi ve uyku saatlerinin planlanması oldukça önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düşmeler doğru önlemlerle azaltılabilir!</strong></p>
<p>Son olarak yaşlılarda düşme olaylarının önlenebileceğine dikkat çeken Dr. Büşra Kul, “Düşmeler yaşlı bireylerin yaşam kalitesini düşüren, fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkiler bırakan ciddi olaylardır. Ancak alınacak basit çevresel önlemler ve uygun egzersiz programlarıyla büyük oranda önlenebilirler. Evin ışıklandırmasından tutun, kaymaz paspaslara ve baston kullanımına kadar birçok konuda bilinçli hareket edilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2024 10:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle pandemi dönemiyle birlikte, teknolojideki hızlı gelişmelerin de etkisiyle hayatımıza giren çevrimiçi egzersiz programlarına ilgi son yıllarda giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772">Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak dikkat! Gerek vücudumuzun genel sağlığı gerekse kilo vermek amacıyla yapılan çevrimiçi egzersizler, kontrolsüz olduğunda fayda yerine zarar verebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Son zamanlarda çevrimiçi egzersiz, yoga ve pilates programları sonrası boyun, bel ağrısı ve kollarında/ bacaklarında uyuşukluk şikayetleriyle başvuran hastaların sayısında artış yaşanıyor.</p>
<p>Özellikle herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığı ya da şikayeti olanların egzersiz programı için öncelikle hekime danışmaları hayati önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu çevrimiçi, kontrolsüz egzersizin yol açabildiği sorunları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Modern hayatın yoğun koşuşturmacasında dışarıda spor yapmaya fırsat bulamayanlar teknolojinin nimetlerinden faydalanarak çevrimiçi egzersizlere yöneliyor. Ancak hastaların bulundukları mekandan kolaylıkla katılabildikleri denetimsiz sağlık kuruluşları ya da çevrimiçi grup egzersiz programları birçok ciddi sorunu da beraberinde getirebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Sağlığımız için hareketsiz (sedanter) yaşamdan kaçınmak ve fiziksel aktivitelere, düzenli egzersize özen göstermek şüphesiz çok önemli ancak kontrolsüz yapıldığında en faydalı sporlar bile zarar verici bir hal alabiliyor. Özellikle son zamanlarda pilates ve yoga gibi çevrimiçi yapılabilen kontrolsüz egzersizler nedeniyle kas-iskelet sistemlerinde yaralanmayla başvuran hastalarla çok sık karşılaşıyoruz” diyor. Düzenli egzersiz yapmanın; aşırı kilo ve obeziteden diyabete, kalp damar hastalıklarından kas ve iskelet sistemine dek birçok hastalığa fayda sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Kartaloğlu, buna karşın vücudumuzun ana destek yapılarından biri olan ve aynı zamanda oldukça karmaşık bir yapıya sahip bulunan omurgamızın en küçük bir yanlış hareketten bile büyük zarar görebildiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Hem yapısal hem sinirsel iletişimi düzenliyor!</strong></p>
<p>Özellikle pilates ve yoganın hem fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlığa iyi gelmesi hem de diğer egzersizlere göre uygulanabilirliğinin daha kolay olduğu düşüncesiyle bazı kurallara gerektiği kadar dikkat edilmeyebildiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın yeterli olmaması dolayısıyla çevrimiçi programlarda kontrolden uzak gelişigüzel uygulanabildiğini, bunun da omurgalara ciddi zararlar verebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Omurgamız kollarımızla ve bacaklarımızla sürekli bir iletişim halindedir.  Aynı zamanda omurilik adı verilen, beynimizden gelen emirleri vücudumuzun geri kalanına ileten ve oradan gelen bilgileri beyne taşıyan hayati bir yapıdır. Yani hem yapısal destek sağlar hem de sinirsel iletişimi düzenler. Omurgamızın sağlığı genel vücut sağlığımız için büyük önem taşır. Omurgamızı etkileyen herhangi bir sorun, genel hareket kabiliyetimizi, dengemizi ve koordinasyonumuzu doğrudan etkiler!”</p>
<p><strong>Pilates ve yoga sağlığa faydalı, ama!</strong></p>
<p>Özellikle son yıllarda ilginin giderek arttığı pilates, yoga vb egzersiz programlarının sağlık açısından birçok yararı olsa da, özellikle boyun ya da bel fıtığı gibi omurga problemleri olan kişiler üzerinde yapılacak detaylı bir değerlendirme ve kişiye özel planlama gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu “Yapılan çalışmalar; bu açıdan bakıldığında, boyun fıtığı olan hastalarda pilates, yoga vb esnasında yanlış yapılan hareketlerin boyun ağrısını artırabildiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, kontrolsüz yapılan egzersizlerin, omurilik sinirlerinin geçtiği deliklerin boyutunu azaltarak sinir köklerini sıkılaştırabildiğini ve dolayısıyla boyun ağrısını tetikleyebildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle mutlaka bir uzman eşliğinde kişiye özel şekilde programlama yapılmalıdır. Kemik erimesi, bel fıtığı, skolyoz, kireçlenme ve iltihaplı romatizma gibi hastalıkların tedavisi pilates, yoga veya herhangi bir egzersiz değildir. Herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığınız veya şikayetiniz var ise tedavi ve egzersiz programı için öncelikle hekime danışmanız hayati önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Boyun ve bel fıtığını tetikliyor!</strong></p>
<p>Özellikle boyun fıtığı olan kişilerde yapılan çalışmaların, ileri doğru baş hareketi gibi hareketlerin boyun ağrısı ve diğer komplikasyonlara yol açabildiğini gösterdiğini vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu şöyle konuşuyor: “Yapılan çalışmalar; pilates, yoga ve kontrolsüz yapılan egzersiz programlarının, yanlış veya aşırı uygulanması durumunda özellikle mevcut boyun ve bel sorunları olan kişiler için risk oluşturabileceğini gösteriyor. Özellikle omurga ve kas iskelet sistemi sorunları olan kişilerin, herhangi bir fiziksel egzersiz programına başlamadan önce mutlaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hekimine<strong> </strong>danışmaları gerekir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772">Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gücünüzü Artıracak, Forma Girmenizi Sağlayacak 3 Egzersiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gucunuzu-artiracak-forma-girmenizi-saglayacak-3-egzersiz-405092</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 09:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıracak]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[forma]]></category>
		<category><![CDATA[girmenizi]]></category>
		<category><![CDATA[gücünüzü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürmek için düzenli egzersiz yapmak şart. Fiziksel gücün artması, dayanıklılığın gelişmesi, kilo kontrolünün sağlanması, enerji seviyesinin yükselmesi ve genel sağlık durumunun iyileşmesi düzenli egzersizin faydalarındandır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gucunuzu-artiracak-forma-girmenizi-saglayacak-3-egzersiz-405092">Gücünüzü Artıracak, Forma Girmenizi Sağlayacak 3 Egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürmek için düzenli egzersiz yapmak şart. Fiziksel gücün artması, dayanıklılığın gelişmesi, kilo kontrolünün sağlanması, enerji seviyesinin yükselmesi ve genel sağlık durumunun iyileşmesi düzenli egzersizin faydalarındandır. Spor salonları veya fitness ekipmanları erişimimiz olmasa bile evde ve ya açık havada aletsiz egzersizler yaparak sağlıklı ve formda kalabiliriz. Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Gümüşsuyu “Evde kolaylıkla yapabilecek, alet gerektirmeyen egzersizler” önerdi.</strong></p>
<p><strong>Isınma egzersizi yapmak sakatlık riskini azaltır</strong></p>
<p>Isınma egzersizleri, egzersiz öncesinde vücudu hazırlamak, kasları ısıtmak ve esnekliği artırmak için önemlidir. İyi bir ısınma rutini, egzersiz performansınızı artırır, sakatlanma riskini azaltır ve vücudu egzersize hazırlar. Düşük yoğunlukta 5 dakika koşu, yerinde koşu, ip atlama ısınma için önerdiğimiz kardiyo egzersizleridir. Bu sayede kalp atış hızı artar, kan dolaşımı hızlanır ve vücut sıcaklığı yükselir. Eklemlerimize yukarıdan aşağıya doğru yaptıracağımız dairesel eklem hareketleri bağlarımızı esneterek eklemlerimizi korumamızı sağlar. Sırasıyla boyun, omuz, dirsek, el bileği, bel, kalça, diz ve ayak bileğimizi onar saniye çeviriyoruz. </p>
<p><strong>Şimdi egzersizlere başlanabilir</strong></p>
<p><strong>PLANK</strong>: Omuz sırt ve karın kaslarını güçlendirir. Düz bir zeminde dirsekler omuzların altında önkol ile yere baskı yapar şekilde dururken, ayakları omuz genişliğinde açık bir şekilde geriye doğru uzatarak yere yerleştirin. Vücudunuza yere paralel düz bir şekil verin. Karın kaslarınızı sıkın ve göbek deliğinizi omurgaya doğru çekin. Vücudunuzun ağırlığını önkol ve ayaklarınız üzerinde eşit olarak dağıtın. Kalçanızı havaya kaldırmadan ve belinizi düşürmeden plank pozisyonunda kalın. Bu pozisyonda 30 saniye nefesinizi tutmadan kalmaya çalışın ve süreyi giderek arttırarak 1-2 dakikalara çıkın.</p>
<p><strong>SQUAT:</strong> Bacak ve kalça kaslarını çalıştırır. Ayaklarınızı omuz genişliğinde açık bir şekilde durun. Dizlerinizi bükerek çömelme hareketine başlayın. Bu sırada kalçayı mümkün olduğunca geriye itmek önemlidir. Sırtınızı düz tutun ve karın kaslarınızı sıkın. Dizlerinizi 90 derece bükene kadar ve yere paralel hale gelene kadar aşağıya inmeye devam edin. Dizlerinizin ayak parmaklarınızın önüne geçmemesine dikkat edin ve kalçanızı geriye itmeye özen gösterin. Birkaç saniye bekledikten sonra üst baldır ve kalça kaslarınızı yukarı ittirerek başlangıç pozisyonuna geri çıkın. Squat hareketini 5 tekrar ile başlayarak 15 tekrar ve 3 sete kadar arttırabilirsiniz.</p>
<p><strong>JUMPING JACKS:</strong> Kardiyovasküler sistemi çalıştıran bu hareket yağ yakımını sağlar ve bütün iskelet sisteminin kaslarını harekete geçirir. Ayakları bir arada tutarken elleri gövdenin yanına getirin. Vücut dik şekilde karşıya bakmalı. Ayakları omuz genişliğinin üzerinde açarak zıplayın ve elleri başınızın üzerine kaldırın. Düşerken ayaklar açık ve kollar omuz hizasının üzerinde durmalı. Tekrar zıplayarak ayakları kapatırken kolları gövdenin yanına getirin. Yere düştüğünüzde başlangıç pozisyonuna geri dönmüş oluyorsunuz. Bu hareketi 30 saniye boyunca eller ve ayaklar aynı anda hareket edecek şekilde sürekli tekrarlayın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gucunuzu-artiracak-forma-girmenizi-saglayacak-3-egzersiz-405092">Gücünüzü Artıracak, Forma Girmenizi Sağlayacak 3 Egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli spor bilimcilerden doğru egzersiz şiddetini belirlemeye yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimcilerden-dogru-egzersiz-siddetini-belirlemeye-yonelik-proje-400576</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 07:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belirlemeye]]></category>
		<category><![CDATA[bilimcilerden]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetini]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Özkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı “Aerobik Limit Güç: Zirve Oksijen Kullanımı Veren En Yüksek Güç Çıktısı Aşıldığında Enerji Tüketimi Daha Anaerobik Midir?” başlıklı proje TÜBİTAK 1002 kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimcilerden-dogru-egzersiz-siddetini-belirlemeye-yonelik-proje-400576">Egeli spor bilimcilerden doğru egzersiz şiddetini belirlemeye yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Özkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı “Aerobik Limit Güç: Zirve Oksijen Kullanımı Veren En Yüksek Güç Çıktısı Aşıldığında Enerji Tüketimi Daha Anaerobik Midir?” başlıklı proje TÜBİTAK 1002 kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p> Proje ile sporcuların hem aerobik güç hem de anaerobik dayanıklılık düzeylerini geliştirmede etkili olabilecek en doğru egzersiz şiddetinin belirlenmesi amaçlanıyor. Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, ekibe çalışmalarında başarılar diledi.</p>
<p>EÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Görkem Aybars Balcı ve Doktora öğrencisi Hakan As’ın araştırmacı olarak görev aldığı projede, Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Antrenörlük Eğitimi Bölümü Araştırma Görevlisi Arda Peker ve Yüksek Lisans öğrencisi Erkutay Kaya bursiyer olarak yer alıyor. Çalışmanın bulguları spor bilimleri alanında önemli bir uluslararası kongrede sunuldu ve araştırma ekibinden Arda Peker, ELSA Genç Araştırmacı Ödülleri 2022 Yılı Birincilik Ödülü&#8217;nü almaya layık görüldü. Arda Peker ödülünü Exeter Üniversitesinde çalışan ve uygulamalı spor bilimleri alanında dünya çapında önemli bir isim olan Prof. Dr. Andrew M. Jones’un elinden aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-spor-bilimcilerden-dogru-egzersiz-siddetini-belirlemeye-yonelik-proje-400576">Egeli spor bilimcilerden doğru egzersiz şiddetini belirlemeye yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri Yaş Egzersiz Programıyla güvenli yaşlanma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yas-egzersiz-programiyla-guvenli-yaslanma-396905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 12:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[programıyla]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir’in Hayatın İçindeyim Projesi Sağlıklı Yaşam Kulübüne katılanlar Egzersiz Programı ve Sağlıklı Yaş Alma Eğitimleriyle güvenle yaşlanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yas-egzersiz-programiyla-guvenli-yaslanma-396905">İleri Yaş Egzersiz Programıyla güvenli yaşlanma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi fiziki ve zihni bütünlüğü olan, öz bakım ihtiyaçlarını karşılayabilen, yaş almış bireylere sosyal ve kişisel gelişim desteği hizmeti sunmak amacıyla faaliyetler gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu hizmetlerden biri olan ‘Hayatın İçindeyim Projesi’ Sağlıklı Yaşam Kulübü içerisinde ileri yaş egzersizi ve sağlıklı yaş alma eğitimleri veriliyor.</p>
<p><b>4 HAFTA SÜRECEK</b></p>
<p>İzmit Sekapark ve Darıca Millet Bahçesinde gerçekleşen program dört hafta sürecek. Hayatın İçindeyim Projesi Sağlıklı Yaşam Kulübü içerisinde yaş almış bireylerin katıldığı programın 1. haftasında Büyükşehir Belediyesi Anne Şehir Fizyoterapisti eşliğinde vücut ve duruş taraması, eğitim ve egzersiz; 2. hafta Büyükşehir Belediyesi Anne Şehir Diyetisyeni tarafından Sağlıklı Beslenme önerileri ve egzersiz; 3. hafta hafızanın güçlenmesinde büyük önem taşıyan, Türk zekâ ve strateji oyunu mangala ve bulmaca türünden oyunların oynanması ve egzersiz; son haftada ise sanatsal atölye çalışmaları ve egzersiz planlaması yapıldı.</p>
<p> </p>
<p><b>‘’EŞİMLE KATILDIM ÇOK MEMNUN KALDIM’’</b></p>
<p>Büyükşehir’in hazırlamış olduğu yaş almış beylere ve bayanlara yapılan spor etkinliğine eşi Hüseyin Bey ile katıldığını ifade eden Münire Türkücüoğlu, ‘’Çok memnun kaldım. Hatta bazı arkadaşlarımı da davet ettim. Onlar da geldiler. Gayet güzel bir organizasyon. Ekip de güzel, insanlarla tek tek ilgileniyorlar. Devamını diliyoruz’’ dedi. Vücut taramasının da yapıldığını aktaran Türkücüoğlu, ‘’Beylerin ve bayanların vücudundaki yağ oranı, kas oranı, kilosu, boyunu bile taramadan geçirdiler. Bizleri ayrıca memnun etti. Çok verimliydi. Çok teşekkür ediyorum’’ ifadesini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><b>‘’EVE GİDİNCE AYNISI YAPIYORUM’’</b></p>
<p>İleri yaş egzersizlerine katılım sağlayan İrfan Günay de, ‘’Yağlarımız eriyor, ölçümler yapıldı ve sonuçların normal olduğunu söylediler. Bu beni çok mutlu etti. İlginiz ayrıca beni çok memnun etti. 74 yaşına geldim. En çok değer verdiğim bana gösterilen sevgi, saygı. Karşılığını da vermeyi çalışıyorum. Egzersizin yanında burada eğitim de alıyoruz ufkumuz gelişiyor.  Egzersizleri öğreniyoruz ve eve gidince aynısı yapıyorum. Çok mutlu oluyorum.  Kocaeli Büyükşehir Belediyesine göstermiş oldukları muhabbet için çok teşekkür ederim’’ şeklinde konuştu.  </p>
<p> </p>
<p><b>GÜVENLİ YAŞLANIN!</b></p>
<p>İleri yaşa bağlı olarak yaşlılarda bir takım fizyolojik değişiklikler meydana geliyor. Bu değişiklikler bireyin günlük yaşamını, çalışma hayatını, bağımlılık durumunu ve çevresi ile olan iletişimini etkiliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü yaş almış vatandaşlara akademisyenlerin sunumu ile söyleşiler, ileri yaş egzersizleri, sağlıklı yaş alma ve sosyokültürel faaliyetler gerçekleştiriyor.</p>
<p> </p>
<p><b>HAYATIN İÇİNDEYİM PROJESİ</b></p>
<p>Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren “Hayatın İçindeyim” projesi ile yaş almış vatandaşların sosyal hayattan kopmadan keyifli vakit geçirebilecekleri etkinlikler düzenleniyor. Aktif ve mutlu yaş almalarını sağlamak amacıyla başlatılan “Hayatın İçindeyim” projesine yer alan faaliyetlerden faydalanmak için ebelediye.kocaeli.bel.tr/SosyalHizmetler/HayatinIcinden adresinden başvuru yapılabilir veya Büyükşehir Belediyesine ait 153 Çağrı Merkezinden konu ile ilgili detaylı bilgi alınabilir.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yas-egzersiz-programiyla-guvenli-yaslanma-396905">İleri Yaş Egzersiz Programıyla güvenli yaşlanma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrının]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[direği]]></category>
		<category><![CDATA[dört]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar, üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denilebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920">Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar, üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denilebileceğine dikkat çekiyor. Kronik ağrı sorununun ülkemizde de artış gösterdiğine değinen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, kronik ağrıların stres, kaygı, depresyon, uyku sorunları dahil birçok ruhsal sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete olmadığının altını çizen Nurmedov, stres, beslenme, egzersiz ve uyku faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kronik ağrının en aza indirilmesinde yardımcı olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, kronik ağrıların nedenleri ve etkilerine dair açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Kronik ağrı belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir </strong></p>
<p>Genellikle bir hastalık veya yaralanmanın sonucu olarak ortaya çıkan ve üç aydan daha uzun süren ağrılara ‘kronik ağrı’ denildiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Kronik ağrı, bir yaralanma veya hastalıktan kurtulduktan uzun süre sonra da devam edebilir. Bazen belirgin bir neden olmadan bile ortaya çıkabilir. Kronik ağrı, vücudun bir bölgesinde hissedilen sürekli veya tekrarlayan bir rahatsızlık hissi olarak tanımlanır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kronik ağrı çok yaygın görülen bir sorun</strong></p>
<p>Kronik ağrıların çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Nurmedov, “Yaralanmalar, cerrahi müdahaleler, romatizmal hastalıklar, sinir sistemi bozuklukları, belirli kanser türleri, fibromiyalji, migren, omurga sorunları gibi durumlar kronik ağrıya neden olabilir. Kronik ağrı çok yaygın görülür ve bir kişinin tedaviye başvurmasının en öncelikli nedenleri arasındadır. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 25&#8217;i kronik ağrıdan mustarip. Kronik ağrı ülkemizde de artış gösteriyor. Bu sebeple bir çok kamu ve özel hastanelerde ağrının tedavisi ile uğraşan ‘Algoloji’ bölümleri açılmaya başlandı.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hastalar kronik ağrıları çok farklı şekillerde tanımlayabiliyor</strong></p>
<p>Bazı insanların da bir yaralanma veya fiziksel hastalığa bağlı olmayan kronik ağrıya sahip olduğunun altını çizen Nurmedov, “Biz bunu psikojenik ağrı veya psikosomatik ağrı olarak adlandırırız. Psikojenik ağrı stres, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik faktörlerden kaynaklanır. Bununla birlikte <br />birden fazla ağrı nedeninin üst üste gelmesi de mümkündür. Kanseri olan bir bireyin aynı zamanda psikojenik ağrıya sahip olması gibi.” dedi. </p>
<p>Hastaların kronik ağrıları çok farklı şekillerde tanımladığını da sözlerine ekleyen Nurmedov, “Vurma, sıkma, yanma, zonklama, batma, sıkıştırma gibi betimlemeler kullanabiliyorlar. İşin içine kronik ağrının sebep olduğu ruhsal hastalıklar da eklenince tanımlamalar çok daha karmaşık bir hal alabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tanı konması için hastanın detaylı fizik muayenesi yapılır</strong></p>
<p>Kronik ağrıdan söz edilebilmesi için ağrının en az üç aydır devam ediyor olması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu süre zarfında ağrının sürekli olması şart değil. Eğer yenilenen tarzda oluyorsa da kronik ağrıdan söz edebiliriz. Tanı konması için öncelikle hastadan ayrıntılı hastalık geçmişi alınır ve hastanın detaylı fizik muayenesi yapılır. Devamında kan testleri, MR, BT, Röntgen, EMG, refleks ve denge testleri, idrar ve beyin omurilik sıvısı testleri dahil ağrının kökeninin ortaya çıkarılmasına faydalı olabileceği düşünülen çeşitli testler istenebilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Kronik ağrısı olan bireylerle yaşamak yıpratıcı olabilir </strong></p>
<p>Kronik ağrının sadece fiziksel bir sorun olmanın ötesinde, kişinin psikolojisini de önemli ölçüde etkileyebilen bir sorun olduğuna değinen Nurmedov, “Kronik ağrı sürekli olarak var olduğu için kişinin günlük yaşamına, ilişkilere ve genel yaşam kalitesine olumsuz etkileri olabilir. Kronik ağrı stres, kaygı, depresyon, uyku sorunları dahil birçok ruhsal sorunlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kişiden kişiye ve durumdan duruma değişkenlik gösterse de kronik ağrısı olan bir bireyle yaşamanın kimi zaman oldukça yıpratıcı olabileceğini kaydeden Nurmedov, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişinin ağrı ile baş etmek için harcadığı enerji, zaman ve dikkat o kadar fazla ki, aile üyeleri ve arkadaş çevresine ayıracak ne enerjisi ne zamanı ne de dikkati kalır. Bu da ilişkileri yıpratır. Bununla birlikte, kronik ağrıyla yaşayan bir kişi, sürekli rahatsızlık, stres ve zorluklarla karşı karşıya olduğu için çevresindeki insanların üzerinde duygusal bir yük oluşturabilir. Aile üyeleri veya yakın arkadaşlar, sevdiklerinin acı çektiğini görmekten veya onun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktan dolayı endişe duyabilirler ve üzülebilirler. Kronik ağrı, kişinin çevresindekilerde çaresizlik hissinin oluşmasına sebep olabilir. Bu da zamanla öfkeye dönüşebilir. Buna bağlı ilişkiler gerilebilir ve kimi zaman kopabilir de.” </p>
<p><strong>Kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete yok</strong></p>
<p>Öncelikle ağrıların nedenlerinin araştırıldığını ve tespit edilirse neden yönelik tedavi planlandığını vurgulayan Nurmedov, “Bazen ağrının kaynağı bulunamaz, bu durumda ağrı semptomatik bir şekilde tedavi edilir. Kronik ağrının tedavisinde birçok yaklaşım var. Hangi yaklaşımın uygulanacağı ağrının türü, ağrının kaynağı, yaş, genel tıbbi durum ve eşlik eden psikiyatrik rahatsızlıklar gibi birçok faktöre bağlı. Dolayısıyla, kronik ağrı tedavisi bireye özgü ve multidisipliner olmalı. Unutulmamalıdır ki, kronik ağrıya yönelik herkese ve her duruma uyan standart bir reçete yok.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Nurmedov, kronik ağrı tedavisinde genel olarak kullanılan yöntemlerin de ilaç tedavisi, fizik tedavi, bilişsel davranışçı terapi, kabul ve adanmışlık terapisi, bilinçli farkındalık yöntemlerini içerek psikolojik destek, alternatif tıp ve cerrahi müdahaleler olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</strong></p>
<p>İnsanların yaşam tarzını etkileyen dört ana faktörün adeta kronik ağrının dört temel direği olduğunu dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, bu faktörlerin kontrol altında tutulmasının kronik ağrının en aza indirilmesinde yardımcı olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Bu faktörleri stres, beslenme, egzersiz ve uyku olarak sıralayan Nurmedov, “Stres kronik ağrıda önemli bir rol oynayabilir. Bu nedenle stresinizi mümkün olduğunca azaltmaya çalışmak önemli. Herkesin stresini yönetmek için farklı teknikleri vardır. Bugüne kadar denemiş olduğunuz teknikler işe yaramadıysa, sizin için en iyi olanı bulana kadar farklı seçenekleri deneyin. Her gün 30 dakika boyunca düşük yoğunluklu egzersizlere katılmak ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Egzersizin aynı zamanda stres giderici özelliği de var. Kronik ağrıdan mustarip bireylerin beslenmesine önem vermelerinde fayda var. Çünkü kırmızı et ve rafine karbonhidratlar enflamasyona neden olur. Enflamasyon da ağrıya neden olur. Bu sebeple enflamasyona neden olan gıdaları ortadan kaldırarak anti-enflamatuar bir beslenmeye geçmeniz önerilir. Uyku eksikliği kilo almanıza neden olabilir ve bu da kronik ağrınızı daha da arttırabilir. Kaliteli uyku stres yönetimi için de önemli.” önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Kronik ağrının tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmayabilir </strong></p>
<p>Tedavi süresinin, ağrının şiddeti, süresi, altta yatan durumun karmaşıklığı, tedaviye verilen yanıt ve kullanılan tedavi yöntemleri gibi faktörlere bağlı olduğunu belirten Nurmedov, “Kronik ağrının tedavi edilmesi genellikle uzun vadeli bir süreçtir ve tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu sebeple sabır, iş birliği ve düzenli kontrol kronik ağrının tedavisinde önem arz eder. Tedavinin amacı, ağrıyı kontrol altına almak, yaşam kalitesini artırmak ve günlük işlevselliği iyileştirmektir. Hatırlatmak isterim ki, kronik ağrı dahil, hayatın en önemli ve en büyük sorunlarının çoğu temelde çözümsüzdür. Onları çözemeyebiliriz ama aşabiliriz. Bu sebeple kronik ağrıyı tamamen ortadan kaldırmak için harcadığımız enerji, zaman ve dikkatimizi bu sorunu aşmaya kanalize etmek daha işlevsel olacaktır. Bu konuda ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’, ‘Kabul ve Adanmışlık Terapi’ ve ‘Bilinçli Farkındalık’ yaklaşımlarının son derece etkili olduğunu belirtmekte fayda var.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ağrı stres düzeyini, stres de ağrının şiddetini arttırabilir</strong></p>
<p>Fiziksel ağrı ve ruh sağlığının birbirini besleyen bir döngü içinde olduğuna dikkat çeken Nurmedov, “Kronik ağrı ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, ruh sağlığının bozulması da fiziksel iyilik halimizi olumsuz etkiler. Öte yandan ağrı deneyimi sadece fiziksel bir duyum değildir, aynı zamanda psikolojik, duygusal ve bilişsel süreçlerle de ilişkilidir.” dedi. </p>
<p>Fiziksel ağrı ve ruh sağlığı arasındaki etkileşime en iyi örneklerden birinin stres etkisi olduğunu söyleyen Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağrı stres düzeyini arttırabilir ve stres de ağrının şiddetini arttırabilir. Stres hormonlarındaki artış ağrının daha şiddetli algılanmasına sebep olabilir. Aynı zamanda kronik stres, ağrının kronikleşmesini kolaylaştır ve şiddetini arttırabilir. Bir diğer örnek de fiziksel ağrının algılanması ve yorumlanması ile ilgilidir. Şöyle ki; ağrı deneyimi, kişinin algılamasına, yorumlamasına ve ağrıya verdiği anlamına bağlı olarak değişebilir. Ruhsal faktörler, ağrıya odaklanma, ağrıyı tehdit olarak algılama kısmında belirleyici olabileceği gibi, ağrıya karşı başa çıkma stratejilerin geliştirilmesinde de önemli rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrinin-dort-temel-diregi-stres-beslenme-egzersiz-ve-uyku-381920">Kronik ağrının dört temel direği: Stres, beslenme, egzersiz ve uyku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 14:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden uzmanlar, egzersiz yapmaya alışkın olmayanlar için soğuk havada egzersiz yapmaya başlamanın uygun bir zaman olmayabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934">Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden uzmanlar, egzersiz yapmaya alışkın olmayanlar için soğuk havada egzersiz yapmaya başlamanın uygun bir zaman olmayabileceğine dikkat çekiyor. </strong></p>
<p><strong>Uygun kıyafet seçimi ve ısınma hareketlerinin tamamlanmasının önemine işaret eden uzmanlar, astım, kalp sorunları veya Raynaud hastalığı gibi belirli rahatsızlıkları olanların doktorlarına danışarak egzersiz yapmasını tavsiye ediyor. Uzmanlar, donma nedeniyle vücutta meydana gelen bir yaralanma olan soğuk yanığına karşı da dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Öyle ki yanık en çok yanaklar, burun ve kulaklar gibi açıkta kalan deride görülüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havalarda egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Soğuk havalarda egzersiz yapılabileceğini kaydeden fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş “Neyin soğuk hissettirdiği özneldir ancak genel olarak ‘soğuk’ 4C&#8217;de ve ‘çok soğuk’ -20C’de başlar. Soğuk havalarda egzersiz yapmak güvenli olabilir. Soğuk havalar kişilerin egzersiz motivasyonunu kırabilir. Ancak bazı noktalara dikkat edilerek egzersiz rutinine soğuk havalarda da devam etmek mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>Doktora danışılmalıdır</strong></p>
<p>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden Hoşbaş, “Egzersiz yapmaya alışkın değilseniz, kışın soğuk havada egzersiz yapmaya başlamak uygun bir zaman olmayabilir. Soğuk havalarda egzersiz yapmak neredeyse herkes için güvenlidir. Ancak astım, kalp sorunları veya Raynaud hastalığı gibi belirli rahatsızlıkları olanlar, durumuna veya kullandığı ilaçlara bağlı olarak alması gereken özel önlemleri gözden geçirmek için önce doktoruna danışmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Kalp hastaları dikkatli olmalı!</strong></p>
<p>Egzersiz yaparken özellikle dikkat edilmesi gereken durumlara dikkat çeken fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>Kalp rahatsızlıkları:</strong> Soğuk havalar kalbe ekstra yük bindirir.</p>
<p><strong>Astım:</strong> Soğuk havanın akciğerleri ve hava yolunu hızla doldurmasıyla tetiklenebilir.</p>
<p><strong>Egzersize bağlı bronkokonstriksiyon</strong>: Egzersize bağlı astım olarak da bilinir Bu, astımı olmayan kişilerde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Raynaud Hastalığı: </strong>Vücudun periferik bölgelerine kan dolaşımını kısıtlayan ve hipotermi gelişme olasılığının artmasına yol açabilen bir durumdur.</p>
<p><strong>Güvenli egzersiz için bu önerilere kulak verin!</strong></p>
<p>Fizyoterapist Hoşbaş, soğuk havalarda güvenle egzersiz yapmak için dikkat edilmesi gereken noktalara da işaret ederek tavsiyelerini şöyle sıraladı:</p>
<p> </p>
<ul>
<li>Egzersizden önce ve sonra kasları hazırlamak ve onarmak için esneme veya yerinde yürüme gibi ısınma ve soğuma hareketleri yapılmalı.</li>
</ul>
<p><strong>Doğru kıyafetler seçilmeli…</strong></p>
<p>2. Sıcak havayı aralarında hapsetmek için birkaç kat bol kıyafet giyilmeli. Hava karlı veya yağmurluysa su geçirmez bir palto veya ceket giyilmeli ve şapka, atkı ve eldivenler de unutulmamalı. Soğuk havalarda egzersiz yaparken çok kalın giyinmek büyük bir hatadır. Egzersiz, gerçekte olduğundan çok daha sıcakmış gibi hissetmenize neden olacak kadar önemli miktarda ısı üretir. Ancak terin buharlaşması vücudunuzdan ısıyı çeker ve kendinizi üşümüş hissedersiniz. Terlemeye başladığınız anda çıkarabileceğiniz ve gerektiğinde tekrar giyebileceğiniz katmanlar halinde giyinin. </p>
<p>3. Kayıp düşmemek için karlı ve buzlu kaldırımlarda ekstra dikkatli olunmalı. Ayağı sağlam basmak için sağlam ayakkabılar giyilmeli.</p>
<p><strong>Soğuk yanığına dikkat!</strong></p>
<p>4. Vücut ısısında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek bir düşüş olan hipotermi belirtileri hakkında bilgi edinilmeli. Soğuk yanığı, donma nedeniyle vücutta meydana gelen bir yaralanmadır. Soğuk yanığı en çok yanaklar, burun ve kulaklar gibi açıkta kalan deride görülür. Ellerde ve ayaklarda da meydana gelebilir. Erken uyarı işaretleri arasında uyuşma, his kaybı veya batma hissi yer alır. Soğuk yanığından şüpheleniliyorsa derhal soğuktan uzaklaşılmalı. Etkilenen bölge yavaşça ısıtılmalı, ancak ovalanmamalı çünkü bu cilde zarar verebilir. Uyuşukluk geçmezse acil yardım istenmeli. Hipotermi belirti ve semptomları şunları içerir: yoğun titreme, konuşma bozukluğu, koordinasyon kaybı, yorgunluk. Olası hipotermi için hemen acil yardım istenmeli.</p>
<p>5. Hava durumu kontrol edilmeli. Dışarısı çok rüzgarlı, soğuk veya ıslaksa, bunun yerine çevrimiçi bir video veya kapalı alanda egzersiz yapmak düşünülebilir. Aşırı rüzgar soğukları, sıcak tutan giysilerle bile açık havada egzersiz yapmayı güvensiz hale getirebilir. Islanmak kişileri soğuğa karşı daha savunmasız hale getirir. Ve ıslanıldığında, çekirdek vücut sıcaklığı yeterince yüksek tutulamayabilir.</p>
<p>6. Baş, eller, ayaklar ve kulaklar korunmalı: Hava soğuk olduğunda, kan akışı vücudun merkezinde yoğunlaşarak başı, elleri ve ayakları donmaya karşı savunmasız bırakır.</p>
<p>7. Bol sıvı tüketilmeli: Sıvı tüketimi sıcak havalarda olduğu kadar soğuk havalarda da önemlidir. Atrenman öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmek ihmal edilmemelidir. Soğukta terleme, nefes alma, kış rüzgarının kurutucu gücü ve artan idrar üretimi nedeniyle susuz kalınabilir, ancak soğuk havalarda bunu fark etmek daha zor olabilir.</p>
<p><strong>Vücudunuzu iyi gözlemleyin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda egzersiz güvenliği için bütün bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, “Soğuk yanığı gibi yaralanmaları önlemeye yardımcı olmak için soğuk havada egzersiz yaparken vücudunuzu nasıl hissettiğinizin yakından izlenmesi gerekmektedir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havanın olumsuz etkilerine de dikkat çekerek “Düşük sıcaklıklar metabolizmanıza daha fazla yük bindirir. Daha soğuk kaslar daha az verimli kaslardır. Çok fazla hızlı seğirme aktivitesi ve yeterince yavaş seğirme olmaması ekstra laktat üretimine yol açar. Soğuk sinirler nedeniyle yavaşlamış reaksiyon süreleri mevcuttur. Glikoz daha hızlı tüketilir, bu nedenle dayanıklılık azalır. Hidrasyon meydana gelir.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934">Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
