<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eğilimi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/egilimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/egilimi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 11:03:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>eğilimi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/egilimi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[verebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, ekran kullanımının çocukların bağlanma, gelişim ve davranış süreçleri üzerindeki olumsuz etkileri ile sağlıklı ebeveyn tutumunun önemini hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450">Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, ekran kullanımının çocukların bağlanma, gelişim ve davranış süreçleri üzerindeki olumsuz etkileri ile sağlıklı ebeveyn tutumunun önemini hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukta  şiddet eğilimi sinyalerine dikkat! </strong></p>
<p>Şiddet eğiliminin çoğunlukla çevresel faktörlerle şekillendiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Genetik yatkınlık söz konusu olsa bile, doğru değerler kazandırıldığında çocuk bu eğilimleri kontrol etmeyi öğrenebilir.” dedi.</p>
<p>Şiddete eğilimli olabilecek çocuklarda bazı erken sinyaller gözlemlenebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kilit, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sınırları kabul etmeme, akranlarına karşı saldırgan davranışlar, zorbalık, hayvanlara karşı duyarsızlık, yenilgiyi kabullenememe, öfke patlamaları, tehditkâr konuşmalar, intikam içerikli ifadeler  ve dijital oyunlara aşırı bağımlılık bu belirtiler arasında yer alır. Bu tür durumlarda problemi görmezden gelmek yerine bir uzmandan destek almak önemlidir. Ebeveynlik, öğrenilen bir süreçtir ve herkes bu süreçte dengeyi bulmaya çalışır. Çocuğa sınırsız özgürlük tanımak kadar aşırı sert tutumlar da gelişimi olumsuz etkiler. Sağlıklı disiplin; kararlı, tutarlı ve sevgi temelli bir yaklaşım gerektirir.”</p>
<p><strong>Ekranla meşguliyet, ebeveyn–bebek bağını zayıflatıyor! </strong></p>
<p>Dijital dünyanın hayatımıza yoğun biçimde girmesinin, çocuk gelişiminin birçok aşamasını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bu nedenle her gelişim dönemini doğru anlamak ve bu dönemlerde çocuğun ihtiyaçlarını sağlıklı şekilde karşılamak büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>İnsan hayatının ilk yılının, temel güven duygusunun oluştuğu en kritik evre olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Bu dönem ‘bağlanma dönemi’ olarak adlandırılır. Bebek, öncelikle anneyle, ardından babayla güvenli bir bağ kurarak dünyayı güvenli bir yer olarak algılamayı öğrenir. Ancak ebeveynlerin bu süreçte sürekli ekranla meşgul olması, bebekle kurulan göz teması, temas ve duygusal iletişimi zayıflatabilir. Bu durum da güvenli bağlanmanın sağlıklı şekilde gelişmesini engelleyerek ilerleyen yıllarda psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ekran karşısında geçirilen uzun süreler, çocuğun farkındalık kazanmasını zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>2 ila 3 yaş arası dönemin, çocuğun özerklik kazanmaya başladığı bir evre olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Tuvalet eğitiminin de bu döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Çocuk bu süreçte kendi bedensel farkındalığını geliştirir; açlık, tokluk ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını tanımayı öğrenir.” dedi.</p>
<p>Ancak ekran karşısında geçirilen uzun sürelerin, çocuğun bu farkındalıkları kazanmasını zorlaştıracağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, şunları söyledi:</p>
<p>“Aynı şekilde ebeveynin de sürekli telefonla meşgul olması, çocuğun rehberlik alma sürecini sekteye uğratır. 3 ila 6 yaş arası ise ‘oyun çağı’ olarak tanımlanır. Bu dönemde çocukların hayal gücünü geliştiren oyunlar oynaması son derece önemlidir. Evcilik gibi sembolik oyunlar, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine katkı sağlar. Buna karşın, şiddet içerikli dijital oyunlara maruz kalmak, hayal gücünün gelişimini sınırlandırabilir. Bu yaşlardan itibaren çocukların disiplinle tanışması, kreş ortamında yaşıtlarıyla etkileşim kurması ve paylaşmayı öğrenmesi gerekir. Sürekli şiddet içerikleriyle büyüyen bir çocuğun empati ve vicdan gelişimini sağlıklı şekilde tamamlaması ise oldukça güçleşir.”</p>
<p><strong>Sanal ve kolay başarı algısı gelişimi zayıflatıyor! </strong></p>
<p>7 ila 11 yaş arası dönemin, okul çağı olduğunu ve çocukların bu dönemde başarıya yöneldiklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Akademik, sportif ya da sanatsal alanlarda takdir edilmek, özgüvenlerinin temelini oluşturur. Ancak günümüzde çalışmadan kazanma fikrinin öne çıkarılması, çocukların emek ve üretim kavramlarından uzaklaşmasına neden olabilmektedir. Oysa bireyin kendini değerli hissetmesi, ürettiğini görmesi ve bir işe katkı sağladığını fark etmesiyle mümkündür. Bu dönemde sorumluluk bilinci kazandırmak da önemlidir. Gerçek sorumluluklar yerine sanal dünyaya yönelen çocuklar, hayatın gerçek dinamiklerinden kopabilir.” dedi.</p>
<p>Ergenlik sürecinde ise bireyin kişiliğinin daha belirgin hale geldiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Bu dönemde iki temel unsur öne çıkar: Aile ve çevre tarafından şekillenen üst benlik ile toplumun bireyden beklentileri. Eğer çocukluk döneminde sağlıklı bir değer sistemi oluşturulmamışsa ve toplum da kolay yoldan başarı, dış görünüş odaklılık gibi mesajlar veriyorsa, genç birey ciddi bir kimlik karmaşası yaşayabilir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450">Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanı ailede kuruluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetle-mucadelede-en-guclu-koruma-kalkani-ailede-kuruluyor-627988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biçimde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluyor]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetle]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddet eğiliminin risk faktörlerinin birikmesiyle oluştuğuna dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanının aile içinde kurulduğunu söyledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetle-mucadelede-en-guclu-koruma-kalkani-ailede-kuruluyor-627988">Şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanı ailede kuruluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Şiddet eğiliminin risk faktörlerinin birikmesiyle oluştuğuna dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanının aile içinde kurulduğunu söyledi.  Demirel, “Açık ve güvenli iletişim ortamı oluşturmak, çocuğun duygularını adlandırmasına yardım etmek, dijital kullanımı birlikte yönetmek ve sınırlandırmak, çocuğu şiddeti normalleştiren içeriklerden korumak, bu kalkanın temel taşlarıdır” dedi. Şiddetin artmasında dijital dünyadaki risklerin de etkili olduğunu belirten Çağatay Demirel</span></b><span>, <b>“Asıl tehlikeli olan ise sosyal medyada nefret ve şiddet içeriklerine maruz kalma, çevrimiçi zorbalık, siber taciz ve çocuğu aşırılığa yönelten çevrimiçi topluluklardır. Dijital dünyanın çocukla birlikte izlenmesi ve konuşulması, yasaktan çok daha güçlü bir koruma sağlar” diye konuştu.</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Uzman Psikolog Çağatay Demirel, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarının nedenleri ve alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Stresörler, şiddete maruz kalma ve travmatik deneyimlere dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetin temelinde farklı nedenlerin olabileceğini belirterek “Şiddetin ne olduğunu tanımlamak için ‘Şiddet doğuştan mı gelir, yoksa öğrenilir mi?’ sorusunu yanıtlamak gerekir çünkü şiddeti algılama biçimimiz, ona karşı nasıl durduğumuzu doğrudan şekillendirir. Şiddet ne tamamen biyolojik bir kader ne de yalnızca çevresel faktörlerin ürünüdür; şiddet ikisi arasındaki etkileşimden doğar. Ancak bu denklemde çevresel etkiler yön veren ve belirleyici bir ağırlığa sahiptir.  Bazı bireyler, nörobiyolojik açıdan dürtü kontrolü ya da empati güçlüğüne yatkın olabilir. Ancak bu yatkınlık, destekleyici bir ortamda büyük ölçüde aşılabilir. Hiçbir çocuk, şiddet uygulayacak biçimde ‘programlanmış’ doğmaz. Öte yandan sürekli stresörler, şiddete maruz kalma ve travmatik deneyimler, beynin özellikle öz denetimden sorumlu prefrontal korteksin gelişimini kalıcı biçimde etkileyebilir.  Yani genetiğimiz kaderiz değildir ancak olumsuz erken yaşam deneyimleri, bir çocuğun dünyayı ve kendini algılayış biçimini derinden etkiler” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Şiddet eğilimi, risk faktörlerinin birikmesiyle oluşur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Şiddet eğilimi tek bir nedenin değil, risk faktörlerinin birikmesiyle oluşur” diyen Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Bu faktörler, çocuğun ihmali, çocuk istismarı, erken yaşta güvensiz bağlanma gibi aile içi dinamiklerle başlar. Çocuğun duygularını tanımakta ve isimlendirmekte zorlanması, öz düzenleme becerilerinin yeterince gelişmemesi ve erken yaşta başlayan madde kullanımı bu riskin artmasına sebep olur. Ancak asıl önemli nokta; sorun hiçbir zaman bireysel değildir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Şiddet eğilimini besleyen güçlü etkenler bulunuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şiddet eğilimini destekleyen etkenlere dikkat çekenUzman Psikolog Çağatay Demirel, “Okul ortamındaki akran zorbalığı, dışlanma ve buna bağlı olarak oluşan aidiyetsizlik hissi de şiddet eğilimini besleyen güçlü etkenlerdir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise yoksulluk, eşitsizlik, yakın çevrede uygun rol model yokluğu ve toplumsal şiddetin normalleşmesi de bu tabloya katkıda bulunur” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Riskler azaltılabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Çocuğun güvendiği en az bir sağlıklı yetişkin figürü olması, okula aidiyet duygusu, duygusal okuryazarlık ve sosyal beceri eğitimi; risk taşıyan bir çocuğun gidişatını köklü biçimde değiştirebilir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Çocuklar gördükleri davranışı model olarak benimser</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şiddetin öğrenilebilen bir kavram olduğunu kaydeden Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şunları söyledi: “Şiddetin en tehlikeli özelliklerinden biri döngüsel yapısıdır. Şiddete maruz kalan bir çocuğun beyni, tehdide karşı sürekli alarm halinde kalmaya koşullanır; bu durum saldırganlık eşiğini düşürür, empatiyi zayıflatır ve dürtü kontrolünü güçleştirir. Albert Bandura&#8217;nın Sosyal Öğrenme Kuramı, bu süreci çarpıcı biçimde açıklar: Çocuklar, gördükleri davranışları model alarak benimser. Şiddetin bir sorun çözme yolu olduğunu öğrenen çocuk, ilerleyen yıllarda bunu bir araç olarak kullanabilir<i>.</i> Kısa vadede anlık dürtüsel tepkiler gözlemlenebilirken uzun vadede ise travma, travma sonrası stres bozukluğu, ilişki güçlükleri ve şiddeti ‘normal’ görme riski baş gösterir. Bu nedenle şiddeti durdurmak, döngüyü bir yerden kesmek demektir ve o kesme noktası, çoğunlukla bir yetişkinin uzanan elidir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sosyal medyada nefret, çevrimiçi zorbalık asıl tehlikeyi oluşturuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şiddeti tetikleyen faktörler arasında dijital dünyanın da etkileri olabileceğini belirten Demirel, “Şiddet içerikli oyunlar, tek başına şiddetin nedeni değildir. Ancak özellikle çocuk küçükse, denetim yoksa ve gerçek ile kurgunun ayrımı henüz oturmamışsa risk faktörü olarak devreye girebilir. Asıl tehlikeli olan ise sosyal medyada nefret ve şiddet içeriklerine maruz kalma, çevrimiçi zorbalık, siber taciz ve çocuğu aşırılığa yönelten çevrimiçi topluluklardır. Ekran süresinin uzunluğu değil, içeriğin niteliği ve sosyal bağlam belirleyicidir. Dijital dünyanın çocukla birlikte izlenmesi ve konuşulması, yasaktan çok daha güçlü bir koruma sağlar” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Taklit etkisi göz ardı edilmemeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Günümüzde yaşanan okul içi silahlı şiddet olaylarının ülkemizde ve farklı coğrafyalarda artışını tek bir nedene bağlamanın doğru olmadığını belirten Demirel, özellikle taklit etkisine dikkat çekti: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Silahlara erişimin kolaylaşması, sosyal dışlanma, kalabalık içinde yalnızlık, psikososyal destek hizmetlerindeki eksik kalan yönler ve sosyoekonomik eşitsizlikler bu tabloya zemin hazırlar. Geçmişteki saldırıların medyada ayrıntılı ve sansasyonel biçimde aktarılmasının yarattığı ‘taklit etkisi’ (Copycat Effect, Werther Etkisi) kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bu etki, özellikle daha zayıf psikososyal özelliklere sahip bireylerin, yoğun biçimde medyaya yansıyan şiddet eylemlerini model alma eğiliminde olmalarıyla açıklanır. Bireyler yalnızca davranışın kendisini değil, bu davranışın dikkat çekme ya da sembolik anlam kazanma gibi sonuçlarını da öğrenirler. Araştırmalar, okul saldırıları gibi yüksek görünürlüklü olayların ardından kısa vadede benzer girişimlerde istatistiksel olarak anlamlı artışlar gözlemlendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle failin kimliği, kullandığı yöntem ve olayın dramatik unsurlarının detaylı biçimde sunulması, davranışın yeniden üretilme riskini artırmaktadır. Bu nedenle olayın teknik ayrıntılarından ve faili merkezileştiren anlatılardan kaçınılmalı, bunun yerine toplumsal etkiler, önleme yolları ve destek kaynaklarına odaklanılmalıdır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>En güçlü koruma kalkanı aile içinde kurulur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şiddetle mücadelenin, devlet politikalarından okul programlarına kadar geniş bir yelpazede ele alınması gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Ancak en güçlü koruma kalkanı hâlâ aile içinde kurulur. Açık ve güvenli iletişim ortamı oluşturmak, çocuğun duygularını adlandırmasına yardım etmek, dijital kullanımı birlikte yönetmek ve sınırlandırmak, çocuğu şiddeti normalleştiren içeriklerden korumak bu kalkanın temel taşlarıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uyarı işaretleri mutlaka dikkate alınmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken uyarı işaretlerini tanımanın ise her ebeveyn ve öğretmenin edinmesi gereken bir beceri olduğunu kaydeden Demirel, “Araştırmalar ve vaka incelemeleri gösteriyor ki saldırganların büyük çoğunluğu, olaydan önce fark edilebilir uyarı işaretleri vermiştir. Bu işaretleri anlayabilmek, erken müdahale imkânı sunar ve hem bireysel hem toplumsal düzeyde hayat kurtarmayı sağlar. Şiddeti sona erdirmenin yolu, onu cezalandırmaktan değil; büyümekte olan bir çocuğun ihtiyaçlarını zamanında görmekten geçer” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şiddetin bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Toplumsal ve kurumsal düzeyde ise acil ihtiyaçlar açıktır: Okullarda nitelikli ve yeterli psikolojik destek, silah politikalarının gözden geçirilmesi, medyanın sorumlu habercilik ilkelerini benimsemesi ve yoksullukla mücadelenin önceliğe alınması. Şiddet bir halk sağlığı sorunudur ve ona halk sağlığı perspektifiyle yaklaşılmasını gerektirir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Şiddete maruz kalan öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Travmatik bir olayın ardından yaşanan uyku bozukluğu, kaygı, öfke, duygusal uyuşukluk, sürekli tetikte olma hali gibi tepkilerin normal bir durum olduğunu belirten Uzman Psikolog Çağatay Demirel, özellikle şiddete maruz kalan öğrenci ve öğretmenlere tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Bu tepkiler, zayıflık göstergesi değildir. Bunlar, beynin olağandışı bir deneyime verdiği olağan yanıtlardır. İyileşme mümkündür ve destek alarak çok daha hızlı gerçekleşir. Bir okul psikolojik danışmanı, psikolog ya da psikiyatristiyle görüşmekten çekinmemek, güvenilen bir yetişkinle konuşmak, haberlere ve olayı tekrar tekrar canlandıran içeriklere maruz kalmayı sınırlamak bu sürecin ilk adımlarıdır. Yemek, uyku ve günlük küçük rutinler, güvenlik hissi yaratmada beklenmedik ölçüde etkilidir. Öğretmenler için özellikle şunu vurgulamak gerekir: Şiddete tanıklık eden yetişkinler de destek alabilir. Kendi iyiliğini gözetmeyen bir yetişkin, zamanla hem kendine hem de öğrencilerine daha az yardımcı olabilir. Okula dönüş sürecini baskıyla değil, adım adım ve iş birliği içinde planlamak hem öğrenciler hem de öğretmenler için onarıcı bir geçiş sağlar.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetle-mucadelede-en-guclu-koruma-kalkani-ailede-kuruluyor-627988">Şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanı ailede kuruluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 08:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ara]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[eleman]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kazanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman zaman gündeme taşınan Türkiye’de ara eleman ihtiyacı sorunu devam ediyor. Şirket CEO’ları ise zaman zaman nitelikli ara eleman bulamamaktan yakınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239">Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zaman zaman gündeme taşınan Türkiye’de ara eleman ihtiyacı sorunu devam ediyor. Şirket CEO’ları ise zaman zaman nitelikli ara eleman bulamamaktan yakınıyor. Ara eleman ihtiyacının karşılanamaması ekonomik açıdan sorunlara yol açtığını belirten İstinye Üniversitesi (İSÜ) Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Çakar Özcan, “Geleceğin ara elemanı olarak yetişecek olan bireylerin üniversitelerde alacakları nitelikli eğitim sektörde nitelikli personel arayışında olan işverenler için büyük bir avantaj olacaktır” diyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de lisans mezunlarının sayısı artarken, şirket CEO’ları ise zaman zaman kalifiye ara eleman bulamamaktan yakınıyor. Günümüzde pek çok alanda olduğu gibi iş dünyasında da bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler iş gücü piyasasından beklentileri de aynı oranda değiştiriyor. Değişim ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunun bilincinde olan iş gücü piyasasında nitelikli ara elemana olan ihtiyaçta giderek artmaya devam ediyor. İŞKUR’un “Türkiye İşgücü piyasasında En Çok Açık İşi Olan 10 Meslek” sıralaması raporunda yer alan garson, makineci (dikiş), satış danışmanı, dokuma konfeksiyon, temizlik görevlisi, gazaltı (mig-mac) kaynakçısı, perakende satış elemanı (gıda), ön muhasebeci, şoför yük taşıma, paketleme işçisi gibi mesleklerin pek çoğunun ön lisans programlarından mezun olan “ara eleman” olarak adlandırabileceğimiz meslekler arasında olduğu görülüyor. Aynı zamanda İŞKUR’un “İşgücü Piyasasında Temininde Güçlük Çekilen Meslekler” raporunda yer alan, makineci (dikiş), garson (servis elemanı), dokuma konfeksiyon makineci, satış danışmanı, inşaat işçisi, kaynakçı (oksijen ve elektrik), soğuk demirci, temizlik görevlisi, konfeksiyon işçisi, düz dikiş makineci gibi mesleklerin nitelikli ara eleman temini ile çözüme kavuşacak meslekler olduğunu ortaya koyuyor. İş gücü piyasasında yaşanan teknoloji kökenli değişimlerin ara eleman ihtiyacının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu dile getiren İstinye Üniversitesi (İSÜ) Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Çakar Özcan, ön lisans programlarının sektörde günceli yakalayacak ve bu dijital dönüşüme ayak uyduracak nitelikte ara eleman yetiştirmeyi ilke edinmesi gerektiğini ve eğitim faaliyetlerini bu misyon çerçevesinde sürdürmesi gerektiğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>“Ara eleman ihtiyacının karşılanamaması ekonomik açıdan sorunlara yol açıyor”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Özcan, üniversitelerin ön lisans programlarına tüm bu açığı kapatmak ve piyasa beklentilerini karşılamak adına mesleğin gereklerini yerine getirecek, çağın beklentilerine cevap verecek nitelikle elemanı yetiştirme noktasında büyük görev düştüğünü vurguluyor. Özcan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Dijitalleşme beraberinde iş hayatında pek çok köklü değişimi zorunlu kıldı. Öyle ki endüstri 4.0 kavramının hayatımızda giderek daha fazla yer bulduğu günümüz iş dünyasında iş yapma şekilleri kadar çalışanlardan beklenilen yetkinliklerde aynı ölçüde değişmeye başladı. Tüm bu değişim içerisinde nitelikli iş gücü ihtiyacı giderek daha fazla artmaya başladı. Yine bu süreçte ara elemana olan ihtiyaçta, beklentilerde aynı paralellikte artmaya devam ediyor. İŞKUR’un “Açık İşlerde Aranan Beceriler” sıralaması da burada önemli bir referans oluyor. İŞKUR’dan elde edilen veriye göre; yeterli mesleki teknik bilgi, iş tecrübesi, takım çalışması, iletişim ve ifade yeteneği, fiziki ve bedensel yeterlilik, sorun çözme ve inisiyatif alabilme, analitik düşünebilme, ikna kabiliyeti ve pazarlama, bilgisayar kullanımı, yabancı dil becerileri aranan önemli beceriler arasında yer alıyor. Bu rapor bize gösteriyor ki çağa uyum sağlarken, ara eleman olarak ifade edilen iş gücünün beklentileri karşılayacak nitelikle bir eğitim alması giderek daha fazla önem kazanıyor. Çünkü beklenilen nitelik ve yetkinlikte ara eleman ihtiyacının karşılanamaması uzun vadede ekonomik açıdan makro sorunlara yol açıyor.”</p>
<p><strong>“Üniversiteler sektör beklentilerini takip etmeli”</strong></p>
<p>Üniversitelerin sektör beklentilerini takip etmeleri gerektiğinin altınızı çizen Özcan, “İŞKUR’un bir diğer önemli raporu bize “Yeterli Mesleki/Teknik Bilgi ve Tecrübe Becerisinin Önde Olduğu Sektörlerin”, imalat, toptan ve perakende ticaret, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri, inşaat, ulaştırma ve depolama, idari ve destek hizmeti faaliyetleri, mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, diğer hizmet faaliyetleri, bilgi ve iletişim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri gibi sektörler olduğu bilgisini veriyor. Bu raporlar öncelik ve ihtiyaçların tespit edilmesi ve bu doğrultuda eğitim planlaması yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle üniversitelerin ön lisans programlarının, sektörel beklentileri iyi tespit edip bu beklentileri karşılayacak ölçüde ve düzeyde eğitim faaliyetlerini sürdürmeleri gerekiyor. Özellikle üniversiteler ön lisans kontenjanlarını bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişimi ve bu doğrultuda sektörün beklentilerini göz önünde bulundurarak belirlemeli. Uzun vadede karşılanamaz hale gelen nitelikli ara eleman ihtiyacı üretim ve hizmet kalitesinde önlenemez düşüşlere sebep olacaktır. Aynı zamanda ekonomik olarak yaşanabilecek sorunlar beraberinde bireysel sorunları ve neticede büyük ölçüde toplumsal sorunları beraberinde getirecektir” diyor.</p>
<p><strong>“Verimin ve kalitenin öncülü nitelikli iş gücüdür”</strong></p>
<p>İSÜ olarak bu doğrultuda çalışmalarına devam ettiklerini belirten Özcan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Sonuç olarak geleceğin ara elemanı olarak yetişecek olan bireylerin üniversitelerde alacakları nitelikli eğitim sektörde nitelikli personel arayışında olan işverenler için büyük bir avantaj olacaktır.  Bu bakış açısı ile İSÜ Meslek Yüksekokulu olarak günceli takip ederek ihtiyaçları göz önünde bulundurarak planlamalarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. Aynı zamanda eğitim öğretim faaliyetlerimizi mezunlarımızın ve iş hayatının beklentileri ile uyumlu olacak bir misyon ve vizyon ile sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki verimin ve kalitenin öncülü nitelikli iş gücüdür. Nitelikli iş gücü ise güçlü bir ekonomiyi beraberinde getiriyor. İSÜ Meslek Yüksekokulu olarak Adalet, Aşçılık, Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon, Bilişim Güvenliği Teknolojisi, Bilgisayar Programcılığı, Bilgisayar Teknolojisi, E-Ticaret ve Pazarlama Gıda Teknolojisi, Otomotiv Teknolojisi, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Uçak Teknolojisi programlarımız ile yine sektörü takip ederek bünyemize yeni kattığımız Dış Ticaret ve Elektronik Teknolojisi programlarımız ile yolumuza başarılı ile devam ediyoruz.  Her geçen gün değişmeye ve gelişmeye devam eden iş dünyası bizim için en önemli referans kaynağı olmaya devam ediyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239">Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IATA Rakamlarına Göre Hava Yolculuğundaki Güçlü Büyüme Eğilimi Sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iata-rakamlarina-gore-hava-yolculugundaki-guclu-buyume-egilimi-suruyor-364701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 09:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[iata]]></category>
		<category><![CDATA[rakamlarına]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğundaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)’in açıkladığı Şubat 2023 trafik sonuçlarına göre, hava yolculuğu talebindeki güçlü büyüme devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iata-rakamlarina-gore-hava-yolculugundaki-guclu-buyume-egilimi-suruyor-364701">IATA Rakamlarına Göre Hava Yolculuğundaki Güçlü Büyüme Eğilimi Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)’in açıkladığı Şubat 2023 trafik sonuçlarına göre, hava yolculuğu talebindeki güçlü büyüme devam ediyor. </p>
<ul>
<li>Açıklanan rakamlara göre, Şubat 2023&#8217;teki toplam trafik Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %55,5 arttı. Küresel olarak trafik şu anda Şubat 2019 seviyelerinin ise %84,9&#8217;unda seyrediyor.</li>
<li>Şubat ayı iç hat trafiği bir önceki yılın aynı dönemine göre %25,2 arttı. Şubat 2023 iç hat trafik toplamı, Şubat 2019 seviyesinin ise %97,2’sinde..</li>
<li>Uluslararası trafik, Şubat 2022&#8217;ye göre %89,7 arttı ve tüm pazarlar, bir kez daha Asya-Pasifik bölgesindeki havayolları liderliğinde güçlü bir büyüme kaydetti. Uluslararası ÜYK&#8217;ler Şubat 2019 seviyelerinin %77,5&#8217;ine ulaştı.</li>
</ul>
<p><strong>IATA Genel Müdürü Willie Walsh</strong>, şunları söyledi: “<em>Belirsiz ekonomik sinyallere rağmen, hava yolculuğuna olan talep tüm dünyada ve özellikle Asya-Pasifik bölgesinde güçlü olmaya devam ediyor. Sektör şu anda 2019&#8217;daki talep seviyelerinin yaklaşık %15 altında ve bu fark her ay daralıyor”.</em></p>
<p><strong>Asya Pasifik’te devasa büyüme </strong></p>
<p>Asya-Pasifik havayolları, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla Şubat 2023 trafiğinde %378,7 artış kaydederek, bölgedeki seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasından bu yana son birkaç ayın çok olumlu ivmesini koruyor. Kapasite %176,4 arttı ve doluluk oranı %34,9 artarak %82,5 ile bölgeler arasında en yüksek ikinci oldu.</p>
<p>Avrupalı taşıyıcılar, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %47,9&#8217;luk bir trafik artışı bildirdi. Kapasite %29,7 arttı ve doluluk faktörü 9,1 puan artarak %73,7&#8217;ye yükseldi ve bu, bölgeler arasında en düşük seviye oldu.</p>
<p>Orta Doğu havayolları ise, bir yıl önceki Şubat ayına göre %75,0 trafik artışı gördü. Kapasite %40,5 arttı ve doluluk faktörü 15,8 puan artarak %80,0&#8217;e yükseldi.</p>
<p>Kuzey Amerika taşıyıcılarının trafiği, 2022 dönemine kıyasla Şubat 2023&#8217;te %67,4 arttı. Kapasite %39,5 arttı ve doluluk faktörü 12,8 puan artarak %76,6 oldu.</p>
<p>Latin Amerika havayolları 2022 yılının aynı ayına göre %44,1 trafik artışı sağladı. Şubat ayı kapasitesi %34,0, doluluk oranı ise 5,8 puan artarak %82,7 ile bölgeler arasında en yüksek oran oldu.</p>
<p>Afrika havayollarının trafiği ise Şubat 2023&#8217;te bir yıl öncesine göre %90,7 arttı. Şubat ayı kapasitesi %61,7 arttı ve doluluk oranı 11,4 puan artarak %75,0&#8217;e yükseldi.</p>
<p>Japonya&#8217;nın yurt içi trafiği Şubat ayında bir yıl öncesine göre %161,4 arttı ve şu anda pandemi öncesi seviyelerin %89,9&#8217;unda bulunuyor.</p>
<p>ABD havayollarının yurt içi talebi Şubat ayında %10,6 artarak Şubat 2019 seviyelerinin %0,7 üzerinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>IATA Genel Müdürü Willie Walsh</strong> sözlerini şöyle sürdürdü: “<em>İnsanlar giderek daha fazla sayıda uçuyor. Paskalya ve Fısıh tatili ile birlikte dünyanın pek çok yerinde çok sayıda yolcunun uçmasını bekliyoruz. Bunu, havayollarının pandemi nedeniyle zarar gören direnci yeniden inşa ettiğine güvenerek yapmalılar. Havaalanları, hava sefer hizmet sağlayıcıları ve havaalanı güvenlik personeli dahil olmak üzere hava yolculuğu değer zincirindeki diğer katılımcıların da, müşterilerimizin sorunsuz bir tatil seyahatinden keyif alabilmelerini sağlamak için aynı taahhüde sahip olmaları gerekiyor&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iata-rakamlarina-gore-hava-yolculugundaki-guclu-buyume-egilimi-suruyor-364701">IATA Rakamlarına Göre Hava Yolculuğundaki Güçlü Büyüme Eğilimi Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
