<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edilmeyen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeyen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeyen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edilmeyen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeyen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çatlama]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dışarıdan her şey normal görünse de, kişi işine duygusal olarak bağlanamaz! </strong></p>
<p>Günümüzde gittikçe yaygın kullanılmaya başlanan ‘sessiz çatlama’ teriminin, kişinin işlevselliğini sürdürmesine rağmen iş hayatında; anlam, aidiyet ve duygusal bağlarını yitirmesiyle gelişen bir süreç olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu durum ani bir kırılma ya da açık bir tükenme haliyle değil, daha çok fark edilmeden ilerleyen bir iç kopuş şeklinde yaşanır.” dedi.</p>
<p>Kişinin işine devam ettiğini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini aktaran Erol, “Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında herhangi bir sorun varmış gibi görünmez. Ancak iç dünyada, yapılan işle kurulan duygusal bağ zayıflamış, anlam duygusu aşınmış ve kişinin kendisini işe ait hissetme hali belirgin biçimde azalmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür! </strong></p>
<p>Bu yönüyle sessiz çatlamanın, klasik tükenmişlikten ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Tükenmişlikte duygusal bitkinlik, enerji kaybı ve işlevsellikte gözle görülür bir düşüş daha erken dönemde ortaya çıkar. Sessiz istifada ise kişi bilinçli olarak geri çekilir ve minimum çabayla çalışmayı tercih eder. Sessiz çatlamada durum daha belirsizdir; kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür. Sorun davranıştan çok, kişinin yaptığı işle ve bulunduğu ortamla kurduğu içsel bağın giderek kopmasıdır.”</p>
<p><strong>Sessiz çatlamanın temelinde uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlar var! </strong></p>
<p>Bu süreci yaşayan kişilerde sıklıkla tarif edilmesi zor bir huzursuzluk hali görüldüğünü dile getiren Klinik Psikolog İpek Erol, “İçsel boşluk, anlamsızlık hissi, duygusal donukluk ya da bastırılmış öfke eşlik edebilir.” dedi.</p>
<p>Zihinsel olarak sürekli ‘idare etme’ modunda olmak, otomatikleşmiş bir şekilde çalışmak ve yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak durumlarının yaygın olduğunu kaydeden Erol, “Kişi çoğu zaman neyin yanlış gittiğini tam olarak adlandıramaz; çünkü yaşanan durum tek bir olaydan değil, uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlardan beslenir. Sessiz çatlamanın dışarıdan fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni budur. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını aksatmaz, şikâyet etmez ve beklentileri karşılamaya devam eder. Duygularını ifade etmekte zorlanan ya da yük olmamayı öğrenmiş bireylerde süreç daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle çevre tarafından ‘her şey yolunda’ algısı oluşurken, iç dünyada ciddi bir kopuş yaşanıyor olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon ve performans düşer! </strong></p>
<p>Performans açısından bakıldığında, sessiz çatlamanın her zaman doğrudan bir düşüşle ilerlemediğine dikkat çeken Erol, “Çoğu zaman önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon azalır ve ancak daha ileri aşamalarda performans etkilenmeye başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte asıl kaybın, kişinin işe kattığı duygusal yatırım, yaratıcılık ve aidiyet hissi olduğuna değinen Erol, “Bu kayıp sayısal verilerle ölçülmediği için uzun süre gözden kaçabilir. Sessiz çatlamayı tetikleyen etkenler hem bireysel hem de örgütsel düzeyde ele alınabilir. Bireysel düzeyde sınır koyamama, sürekli sorumluluk alma, onaylanma ihtiyacının yüksek olması ve duyguları bastırma eğilimi öne çıkar. Örgütsel düzeyde ise işverenler tarafından görülmeme hissi, takdir eksikliği, belirsiz beklentiler, psikolojik güvenliğin zayıf olması ve yapılan işin anlam boyutunun göz ardı edilmesi bu süreci besleyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz çatlamayı kişisel yetersizlik değil, bir uyarı sinyali olarak görmek gerekir! </strong></p>
<p>Sessiz çatlamayla başa çıkabilmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk adım, yaşanan durumu kişisel bir yetersizlik olarak değil, bir uyarı sinyali olarak ele almaktır. Bu noktada; kişi kendi duygusal durumunu fark etmeye ve adlandırmaya çalışmalı, yaptığı işle kendi değerleri arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeli, iş ve özel yaşam sınırlarını daha net hâle getirmeli, duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalı ve gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan kaçınmamalı. </p>
<p>Sessiz çatlama çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen, hatta kişinin kendisinin bile tam olarak fark edemediği bir süreçtir. Ancak görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle erken fark edilmesi, hem bireyin ruhsal sağlığı hem de uzun vadeli işlevselliği açısından belirleyici bir öneme sahiptir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasara]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor. Ancak özellikle ileri yaş, travmalar veya tekrarlayıcı zorlanmalar sonucu gelişen rotator manşet yırtıkları, omuz fonksiyonlarını ciddi şekilde kısıtlayarak yaşam konforunu olumsuz etkileyebiliyor. Rotator manşet yırtıklarının erken dönemde fark edilmemesi, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz problemlere neden olabiliyor. Erken dönemde istirahat, fizik tedavi, omuz egzersizleri, çeşitli ilaçlar ve steroid enjeksiyonları ile tedavide başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Serhat Aydın, rotator manşet yırtıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b>Omuz ağrısı ve gece artan rahatsızlık dikkat çekici</b></p>
<p>Rotator manşet; supraspinatus, infraspinatus, subscapularis ve teres minor adlı dört kasın tendonlarının birleşmesiyle oluşan bir yapıdır. Bu kas ve tendonlar, omuz eklemini stabilize eder ve kolun kaldırılması, dönmesi gibi temel hareketleri sağlar. Rotator manşet yırtıkları; düşme, ağır yük kaldırma, ani kol hareketleri ya da yaşa bağlı doku zayıflığı gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Omuzda ağrı ve hareket kısıtlılığı, kolu kaldırırken veya arkaya uzatırken ağrı hissi, gece artan omuz ağrısı, özellikle etkilenen taraf üzerine yatamama, güç kaybı ve kolu baş seviyesinin üzerine kaldıramama en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır. </p>
<p><b>Tedavi ertelenirse kalıcı kas zayıflığı gelişebilir</b></p>
<p>Rotator manşet yırtıkları erken dönemde fark edilmezse, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Erken dönemde tanı alan hastalarda; istirahat, fizik tedavi ve omuz egzersizleri, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, steroid enjeksiyonları ile tedavi mümkün olabilir.  Ancak yırtığın büyük olduğu veya konservatif tedavilere yanıt alınamadığı durumlarda artroskopik cerrahi uygulanır. Bu yöntemle küçük kesilerden girilerek yırtık tendonlar onarılır ve omuz eklemine normal fonksiyonu yeniden kazandırılır.</p>
<p><b>Erken müdahale, başarılı sonuçların anahtarıdır</b></p>
<p>Ameliyat sonrası süreçte erken dönemde kontrollü fizik tedaviye başlanması, başarılı sonuçlar için oldukça önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun tedaviyle omuz fonksiyonları tamamen geri kazanılabilir. Omuz sağlığını korumak önemlidir; bu nedenle tekrarlayan ağır kaldırmalardan kaçmak, spor veya egzersiz sırasında ani kol hareketlerinden uzak durmak, kas gücünü korumak için düzenli egzersiz yapmak önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Omuz Çıkığı Tekrarlayabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-cikigi-tekrarlayabiliyor-443794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 21:12:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkığı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarlayabiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omuz çıkığının gençlerde daha çok tekrarlandığını söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, “İstatistikler, 20 yaş altında omuz çıkığı yaşamış gençlerin risk altında olduğunu göstermektedir. 20 yaş altında omuzun ikinci defa çıkma olasılığı yüzde 90. Dolayısıyla bu yaş grubu önemlidir. 30 yaş üzerinde ise tekrarlanma riski ciddi anlamda düşer” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-cikigi-tekrarlayabiliyor-443794">Tedavi Edilmeyen Omuz Çıkığı Tekrarlayabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Omuz çıkığının gençlerde daha çok tekrarlandığını söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, “İstatistikler, 20 yaş altında omuz çıkığı yaşamış gençlerin risk altında olduğunu göstermektedir. 20 yaş altında omuzun ikinci defa çıkma olasılığı yüzde 90. Dolayısıyla bu yaş grubu önemlidir. 30 yaş üzerinde ise tekrarlanma riski ciddi anlamda düşer” diye konuştu.     </em></p>
<p> </p>
<p> Omuz çıkıkları ortopedik aciller arasında yer alıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, düşme, sportif aktivite sırasında travma ya da epilepsi nöbeti gibi bilinç kaybına neden olan hastalıklar nedeniyle her yaş grubunda omuz çıkığı yaşanabileceğini söyledi. Omuz çıkığının, öncelikle çıkan eklemin yerine oturtulması ve sonrasında da mutlaka tıbbi tedavi altına alınması gerektiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Aksu, aksi durumda çıkığın tekrarlayabildiğini söyledi. </p>
<p>Omuzun çıkığında en tipik belirtinin şiddetli ağrı olduğunu anlatan Dr. Öğr. Ü. Aksu, her ne kadar bazen kolda ve elde karıncalanma hissi ve uyuşukluk yaşansa da ağrının şüpheye mahal vermeyecek kadar belirgin olduğunu anlattı. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Tolga Aksu, semptomlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Omuz çıkığı ortaya çıktığı zaman hasta ivedilikle acil servislere başvurur. Hastalar, omuzun iki tarafını karşılaştırıldığında simetrisinde ciddi bir değişiklik olduğunu ve eklemin yerinde olmadığını fark eder. Ayrıca kolunu hareket ettirmekte zorlanır. Omuz çıkığında ilk tedavi omuz ekleminin yerine oturtulmasıdır. Bunu genellikle acil şartlarında anestezi vermeden belki biraz rahatlatıcı bir ilaç vererek yapabiliriz.”</p>
<p><strong>“HASTA UZUN SÜRE BEKLETİLMEMELİ”   </strong></p>
<p>Omuz çıkığının ilk tedavisinin acilde yapıldığını ve hastanın uzun saatler bekletilmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Ü. Aksu, uzun saatler bekletilen hastada omuz çıkığının çok şiddetli ağrı yapacağını, kemik dolaşımını ve sinir dokusunu etkileyebileceğini söyledi. Bu durumda ilk yapılması gereken tedavinin omuz ekleminin yerine oturtulması diyen Dr. Öğr. Ü. Aksu sözlerine şöyle devam etti: “Omuz çıkığında ilk müdahale yapıldıktan sonra takipler ve radyolojik tetkikler sonucunda fizik tedavi, cerrahi tedavi ya da bunların kombinasyonu şeklinde tedavi planlanır. Bunlara uyulmazsa omuz ekleminde instabilite, tekrar çıkık gelişmesi, kronik ağrılı omuz, hareket açıklığının azalması gibi problemlerle karşılaşabiliriz” dedi</p>
<p><strong>“20 YAŞ ALTINDA OMUZUN İKİNCİ KEZ ÇIKMA OLASILIĞI YÜZDE 90 VE ÜZERİNDE”     </strong></p>
<p>Omuz çıkığının tekrarlanmasında yaşın çok önemli bir faktör olduğunu aktaran Dr. Öğr. Ü. Aksu, “İstatistikler, 20 yaş altında omuz çıkığı yaşamış gençlerin riskli hasta olduğunu göstermektedir. Gençlerde daha çok spor yaralanması olarak bu durumu görüyoruz. 20 yaş altında omuzun ikinci kez çıkma olasılığı yüzde 90. Dolayısıyla bu yaş grubu önemlidir.  20 – 30 yaş arasında ise ilk çıkıkta direkt cerrahi düşünmeyiz. Hastaya özel fizyoterapi planlarız. Eğer ikinci çıkık gerçekleşirse bu grupta da tedavi olarak cerrahi ön planda olur. 30 yaş üzerinde tekrarlanma riski ciddi anlamda düşer. Tekrar gerçekleştiği zaman MR, tomografi gibi gerekli tetkiklerle bir cerrahi gerekip gerekmediğine ya da fizyoterapinin yeterli olup olmadığına karar veririz” şeklinde konuştu.      </p>
<p><strong> “İYİLEŞME SÜRECİNDE DAİMA FİZİK TEDAVİ GEREKİR”     </strong></p>
<p>Günümüzde tedavinin yüzde 90 kapalı yani artroskopik cerrahi olduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Aksu, “Kapalı olarak yapılan ameliyat sonrasında hastaların yaşayabileceği komplikasyon oranı da daha düşüktür. Ancak bu iyileşme sürecinde hastanın dikkat etmesi gerekenler var. Öncelikle bu süreçte kesinlikle fizik tedavi alınması gerekir. Hastanın yeterliliğine göre çoğunlukla fizik tedaviyle devam etmeyi uygun görürüz. 4-6 haftalık süreç içinde de akut nekahat süresini bitirmiş oluruz” dedi.    </p>
<p><strong>“SPORCULAR REHABİLİTASYON SÜRECİ SONRASINDA SPORTİF FAALİYETLERE DÖNER”   </strong></p>
<p>Cerrahi tedavi amacının hastanın omuzunu stabilitesini uygun şekilde normal hayatına dönerek kullanabilmesi olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Ü. Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle profesyonel sporcularda tekrar spora dönebilmek çok daha önem taşıyor. Rehabilitasyon süreci sonrasında, kişiye göre değişse de ortalama altı hafta gibi bir süreye ihtiyaç duyulur. Sonrasında sportif faaliyetlere dönüşü kademeli olarak yapılır. Yaralanma sonrası, kaldığı yerden devam etmesini bekleyemeyiz. 6’ncı haftadan sonra çalıştığı takımın fizyoterapistiyle görüşüp spora dönüş sağlar.”   </p>
<p><strong>ÇIKAN OMUZU KENDİ KENDİNİZE YERİNE OTURTMAYA ÇALIŞMAYIN</strong></p>
<p>Cerrahi uygulanmış hastalarda belli hareketlerin yapılması gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Aksu, “Bu hareketleri yapamazsak dokunun iyileşme özelliğine bağlı olarak hareket kısıtlılıkları gelişebilir. Omuz çıkığı sonrası yapılan operasyonlarda fizik tedavi cerrahi kadar önemli bir yer tutar” dedi. </p>
<p>Bazı kişilerin belki de filmlerin etkisiyle omuzunu kendisinin yerine oturtmaya çalıştığını ancak bunun son derece tehlikeli olduğunu anlatan Dr. Öğr. Ü. Aksu, sözlerini şöyle tamamladı: “Omuz çıktığında sadece yerine oturtmak değil sonrasında da mutlaka tedavinin devam etmesi gerekir. Kişinin kendi omuzunu yerleştirmeye çalışması acılı olmasının yanında tehlikeli de olabilir. Eklem sağlığını etkilediği gibi yaşamındaki bazı faaliyetleri kısıtlayıcı hale gelir. Daha da kötüsü kişi bunu psikolojik huy edinebilir. Bu durum gelişirse sonrasında yapılan cerrahilerin başarı şansı da azalır. Dolayısıyla işin hiçbir zaman bu noktaya gelmemesi gerekir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-cikigi-tekrarlayabiliyor-443794">Tedavi Edilmeyen Omuz Çıkığı Tekrarlayabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 09:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocukların görsel fonksiyonlarının iyi çalışmasının, verimli bir eğitim için önemine işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, görsel becerilerden herhangi birinde sorun olan çocuklarda öğrenmenin zorlaştığını ve stresli hale geldiğini söyledi. Baş ağrısı, göz yorgunluğu gibi belirtilerin çocuklarda görme sorunlarına işaret edebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Çocuklar görme sorunu yaşadıklarının farkında olmayabilirler. Bu nedenle hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin bu konuda uyanık olması önemli. Çocukların okula dönüş döneminde göz hekimi kontrolleri de ihmal edilmemeli” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Okulların çok yeni açıldığı şu günlerde eğitim dönemi için tüm ihtiyaçlar karşılanırken sağlık kontrollerinin de ihmal edilmemesi önem taşıyor. Çocukların sağlığının akademik başarılarında da son derece önem taşıdığını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, özellikle fark edilmeyen görme sorunlarının çocukların başarısızlıklarının altındaki neden olabileceğini anlattı. </p>
<p>Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmanın, gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemli olduğunu söylen Doç. Dr. Y. Kızıloğlu, “Okumak, yazmak ve bilgisayar kullanmak öğrencilerin her gün gerçekleştirdiği görsel görevler arasında yer alıyor. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Görsel fonksiyonların düzgün işlemesi çocukların verimli bir şekilde öğrenebilmeleri için büyük önem taşır” şeklinde konuştu. Görmenin öğrenme üzerindeki etkisiyle ilgili Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar büyüyüp daha ileri sınıflara geçtikçe görsel becerilere daha yoğun şekilde ihtiyaç duyarlar. Okumaya ve çalışmaya harcanan zamanın önemli ölçüde artması çocukların gözleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Çocuklar sınıfta uzak mesafedeki tahtayı, ara mesafedeki bilgisayar ekranını ve yakın mesafedeki kitap ve defteri net görebilmeli; bu farklı mesafelerin birinden diğerine hızlı ve doğru şekilde odaklanabilmelidir. Bununla birlikte, satırları veya hareket eden objeleri iki gözü beraber kullanarak takip etme ve derinlik görme gibi beceriler için gözlerin paralelliği, hareketleri ve birbirleriyle koordinasyonu doğru şekilde işlemelidir. Örneğin net görebilen ve her iki gözünde 10/10 görüşe sahip bir çocukta, odaklanma, takip ve gözlerin koordinasyonu ile ilgili sorun olabilir.” </p>
<p><strong>“ÇOCUKLAR GÖRME SORUNUNU FARKINDA OLMAYABİLİR”</strong></p>
<p>Görsel becerilerden herhangi birinin düzgün çalışmaması durumunda çocuğun etkili öğrenmesinin zorlaşacağını ve bu durumun da çocuk üzerinde stres ve dolayısıyla başarısızlık yaratacağını anlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, “Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuğun görme sorunu olduğunu gösterebilecek belirtilere karşı dikkatli olmaları gerekir; çünkü çocuklar görmelerinde bir problem olduğunun farkına varmayabilir” dedi. Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, bir çocuğun görme sorunu yaşadığını gösterebilen belirtileri; sık sık baş ağrısı, gözleri sık sık ovuşturmak ve kırpmak, yorgunluk, kısa dikkat süresi, okumaktan ve yakına bakılan diğer aktivitelerden kaçınmak, okuduğu yeri kaybetmek, satır atlamak, okuma materyallerini yüze yakın tutmak, bir gözü kapatmak, başı bir tarafa eğik tutmak, bir gözün içeri veya dışarı dönmesi ve çift görme şeklinde sıraladı. </p>
<p><strong>OKUL ÇAĞINDA EN SIK BU GÖRSEL SORUNLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Çocuklarda görme sorunu ne kadar erken tespit edilir ve tedavi edilirse tedavinin başarılı olma olasılığının da o kadar artacağına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul çağındaki çocuklarda en sık görülen görme sorununun, uzağı görememe (miyopi), yakını görememe (hipermetrop) ve bulanık görmeye neden olan astigmatizma şeklindeki kırma kusurları olduğunu söyledi. Ayrıca gizli şaşılık, odaklanma sorunları ve göz kuruluğu gibi durumların da çocuklarda sıklıkla karşılaşılan göz sorunları olduğuna dikkat çekti.  </p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI GİBİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR</strong></p>
<p>“Okula dönüş döneminde kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmak gerekli olan öğrenim malzemelerini temin etmek kadar önemlidir” diyen Doç. Dr. Özge Yabaş Kızıloğlu, okul yılları boyunca görme sık sık değişebileceği için, en azından senede bir sefer göz muayenesi yapılması gerektiğine işaret etti. Tedavi edilmeyen görme sorunlarının hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle de kendini gösterebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Yabaş Kızıloğlu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu düşünülen çocuklarda yanlış tanıyı önlemek için kapsamlı bir görme muayenesi yaptırmak gerektiğinin de altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-gorme-sorunlari-cocuklarda-akademik-basariyi-etkileyebilir-409912">Fark Edilmeyen Görme Sorunları Çocuklarda Akademik Başarıyı Etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
