<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edilmemeli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edilmemeli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmemeli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Nov 2025 08:03:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edilmemeli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmemeli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşukluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin hangi durumlarda gerekli olduğunu, teknolojik ilerlemelerle cerrahinin güvenliğini ve omurga hastalıklarının belirtilerini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu, teknolojik gelişmelerle cerrahinin güvenliği ve omurga hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Cerrahiye karar vermeden önce cerrahi olmayan yöntemlere başvuruluyor!</strong></h3>
<p>Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda gerekli olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Bu durumların çoğu disk problemleri veya omurilik kanalındaki daralmalar nedeniyle ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Cerrahiye karar vermeden önce hastalarda öncelikle cerrahi olmayan (konservatif) yöntemlerin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, “Bu yöntemler şikayetleri gidermede yetersiz kaldığında, yaklaşık yüzde 10’luk küçük bir hasta grubunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi öncesi hastaların ameliyatın kapsamını, olası risklerini ve komplikasyonları anlaması kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Bazı durumlar acil cerrahi gerektirebiliyor!</strong></h3>
<p>Acil cerrahinin, omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.” dedi.</p>
<h3><strong>Teknolojik gelişmeler cerrahi işlemleri güvenli hale getiriyor!</strong></h3>
<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte omurga cerrahisinde kullanılan yöntemlerin de ilerlediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, şunları söyledi:</p>
<p>“Yeni görüntüleme teknikleri sayesinde omurga ve omuriliğin milimetre hassasiyetinde incelenmesi mümkün. Cerrahi uygulamalarda daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv yöntemler tercih ediliyor. Ameliyathanelerde O-arm navigasyon sistemleri ve robotik cerrahi, vidaların ve diğer implantların daha güvenli yerleştirilmesini sağlıyor.”</p>
<h3><strong>Uzun süren ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalı!</strong></h3>
<p>Omurga hastalıklarının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağrı, hastalığın kaynağına bağlı olarak boyun, sırt, bel veya kuyruk sokumunda ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra sinirlere basıya bağlı olarak kollar veya bacaklarda uyuşukluk, ağrı ve kuvvetsizlik gelişebilir. İleri vakalarda idrar ve bağırsak kontrolünde problemler de görülebilir. Uzun süren ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik durumlarında mutlaka uzman bir hekime başvurulmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, kan bağışının birey ve toplum için hayati önem taşıdığını belirterek, süreçle ilgili önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293">Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Özdamar, bazı durumlarda kan bağışının geçici kansızlığa yol açabileceğini, bu nedenle adet dönemindeki kadınlar, yetersiz beslenenler veya vegan bireylerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bağış öncesi hemoglobin seviyesinin ölçüldüğünü ve düşükse bağışa izin verilmediğini ifade eden Özdamar, bağış sonrası kırmızı et, tavuk, balık, ıspanak ve mercimek gibi demir açısından zengin gıdaların tüketilmesini, çay ve kahveden ise bir süre uzak durulmasını önerdi.</p>
<p><strong>KAN BA&#286;IŞI SÜRECİ GÜVENLİ VE HIZLI</strong></p>
<p>Tam kan bağışında yaklaşık 450 ml kan alındığını, bunun vücuttaki kanın yüzde 8-10’una denk geldiğini belirten Özdamar, sağlıklı bireyler için bu işlemin tamamen güvenli olduğunu ve 5-10 dakikada tamamlandığını aktardı. Kayıt, muayene, bağış ve ikram süreçleriyle toplam 30-40 dakika süren işlemde, bağışçının durumu yakından izleniyor. Bağış sonrası meyve suyu ve hafif yiyeceklerle kan basıncı düşüşü veya baş dönmesi gibi yan etkiler önleniyor. Alınan kan, HIV, Hepatit B ve C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalıklara karşı testlerden geçirilerek hastalar için hazır hale getiriliyor.</p>
<p><strong>KİMLER KAN BA&#286;IŞLAYABİLİR?</strong></p>
<p>Kan bağışlamak isteyenlerin 18-65 yaş aralığında, en az 50 kg ağırlığında, bulaşıcı hastalığı olmayan, uygun tansiyon ve hemoglobin değerlerine sahip bireyler olması gerektiğini vurgulayan Özdamar, bağış öncesi bir form doldurulduğunu ve kısa bir fiziksel muayene yapıldığını belirtti. Grip, diş çekimi, dövme, cerrahi müdahale gibi durumlar geçici ret nedeni olurken, HIV, Hepatit, ciddi kalp hastalığı veya kanser öyküsü gibi durumlar kalıcı ret gerektiriyor. Bağış sonrası kolda ağrı, şişlik, iltihap veya 24 saatten uzun süren baş dönmesi gibi şikayetlerde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ekledi.</p>
<p><strong>KAN BA&#286;IŞININ FAYDALARI</strong></p>
<p>Özdamar, kan bağışının hem birey hem de toplum için pek çok fayda sağladığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>Hayat kurtarır</strong>: Kazalar, ameliyatlar, kanser tedavileri ve doğum gibi durumlarda kan ihtiyacı için tek kaynak bağışçılar.</p>
<p><strong>Psikolojik rahatlama:</strong> Bağış, bireyde aidiyet hissi ve mutluluk yaratır.</p>
<p><strong>Toplumsal dayanışma:</strong> Kan bağışı kampanyaları, yardımlaşma kültürünü güçlendirir.</p>
<p><strong>Sağlık yararı: </strong>Vücut, kan hücrelerini yenileyerek kan yapım sistemini aktif tutar; düzenli bağış, demir dengesini sağlayarak organ hasarını önleyebilir.</p>
<p><strong>Acil durumlar için stok:</strong> Deprem, savaş veya kazalarda hazır kan stoğu hayat kurtarır.</p>
<p><strong>Nadir kan grupları: </strong>Sürekli bağış, özellikle nadir kan gruplarının bulunabilirliğini artırır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293">Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 09:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerdeki]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kitleler]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta önemli işlevleri olan böbrek üstü bezlerinde görülen kitleler hakkında uyarılarda bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerdeki kitlelerin çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu hormon üretmez. Ancak 4 cm’den büyük kitleler saptandığında ameliyatla alınması önerilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304">Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Vücutta önemli işlevleri olan böbrek üstü bezlerinde görülen kitleler hakkında uyarılarda bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerdeki kitlelerin çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu hormon üretmez. Ancak 4 cm’den büyük kitleler saptandığında ameliyatla alınması önerilir” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Batmaz, böbrek üstü bezlerde başka nedenlerle yapılan görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen saptanan kitle veya tümörler olarak tanımlanan adrenal insidentaloma hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>YAŞAM İÇİN GEREKLİ HORMONLAR SALGILANIR</strong></p>
<p>Adrenal bezlerin (böbrek üstü bezler) her iki böbreğin üstünde yerleşmiş üçgen şekilli böbrekten yapı ve fonksiyon olarak çok farklı endokrin bezler olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Leyla Batmaz, “Böbrek üstü bezlerden salgılanan hormonlar yaşam için mutlaka gerekli hormonlardır. Adrenal bezin az veya çok çalışması hormon yetersizliği ve fazlalığına yol açar ve vücutta çok fazla soruna sebep olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÖNCELİKLE KİTLENİN İYİ Mİ, KÖTÜ HUYLU MU OLDUĞU TESPİT EDİLMELİ</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Batmaz, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Adrenal insidentaloma, adrenal bezlerde başka nedenlerle yapılan görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen saptanan kitle veya tümörleri tanımlayan bir terimdir. Adrenal insidentaloma saptandığında cevaplanması gereken iki önemli sorudan biri bu kitlenin öncelikle iyi huylu (malign) mu yoksa kötü huylu mu olduğudur. İkinci önemli soru ise fonksiyonel olup olmadığı yani hormon üretip üretmediğidir. Adrenal insidentalomaların çoğu iyi huyludur ve yine çoğunluğu non-fonksiyoneldir, yani hormon üretmez.”</p>
<p><strong>TEŞHİSTE MR YA DA BT KULLANILABİLİR</strong></p>
<p>Teşhis koyma sürecinden bahseden Uzm. Dr. Batmaz, “Kötü huylu-iyi huylu (malign-benign) ayrımı görüntüleme yöntemleri (Manyetik Rezonans Görüntüleme veya tomografi) ile yapılır. Ayrımda genellikle dinamik kontrastlı sürrenal BT veya MRG kullanılabilir. 4 cm’den küçük yağdan zengin adenomlar takip edilir. Genellikle 4 cm’den büyük, yağdan fakir lezyonların malign (yani kanser) olma riski yüksek olduğundan ameliyatla alınması önerilir” dedi.</p>
<p><strong>FARKLI BELİRTİLER GÖRÜLEBİLİR</strong></p>
<p>Fonksiyonel adenomlarda lezyonun ürettiği hormona göre hastalarda farklı belirtiler görülebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Batmaz, “Lezyonda kortizol salınımı artmışsa Cushing sendromu belirtileri, aldosteron salınımı artmışsa Conn sendromu (hiperaldosteronizm) belirtileri, adrenalin/ noradrenalin salınımı artmışsa Feokromasitoma belirtileri görülür. DHEAS düzeyleri artmışsa kadınlarda tüylenme artışı, adet düzensizlikleri gibi sorunlara sebep olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>CERRAHİ TEDAVİ YAPILABİLİR</strong></p>
<p>Son olarak tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Batmaz, “Hormon fazlalığı olan durumlarda da öncellikle cerrahi önerilir. Ancak yine de bu, hasta özelinde alınan bir karardır. Adrenal insidentalomaların çoğu zararsız olsa da, bazı durumlarda doktorunuzun yakından izlemesi ve tedavi planı oluşturması önemlidir. Bu durumlar arasında tümörün büyümesi, hormon üretimi veya diğer organlara baskı yapması gibi faktörler bulunabilir. Unutmayın ki, her hasta farklıdır ve tedavi planı kişiselleştirilmelidir. Siz ya da sevdikleriniz adrenal insidentaloma ile ilgili endişeleriniz olduğunda, uzman bir doktora başvurmalısınız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-ustu-bezlerdeki-kitleler-ihmal-edilmemeli-428304">Böbrek üstü bezlerdeki kitleler ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid Geçirenlerde Görülen Kalça Ağrısı İhmal Edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/covid-gecirenlerde-gorulen-kalca-agrisi-ihmal-edilmemeli-393148</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 09:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[geçirenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs enfeksiyonunun tedavisi sonrasında farklı rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/covid-gecirenlerde-gorulen-kalca-agrisi-ihmal-edilmemeli-393148">Covid Geçirenlerde Görülen Kalça Ağrısı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs enfeksiyonunun tedavisi sonrasında farklı rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu rahatsızlıklardan birini de kalça kemiğinde kanlanma bozukluğu olarak bilinen femur başı avasküler nekrozu oluşturuyor. Kalçada ağrı ile belirti veren avasküler nekrozun görülme sıklığının, özellikle Covid- 19 tedavisi sonrasında kortizol kullanımına bağlı olarak artış gösterdiği görülüyor.  Erken teşhisin önem taşıdığı bu rahatsızlıkta tedavi ise hastalığın evresine göre farklılaşabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Özsoy, kalça kemiğinde kanlanma bozukluğu ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kalça kemiğinin kanlanma bozukluğuna bağlı olarak oluşur</strong></p>
<p>Femur başı avasküler nekrozu ya da diğer adı ile femur başı aseptik nekrozu, kalça kemiğinin kanlanma bozukluğuna bağlı oluşan bir hastalıktır. Kırık ve çıkıklar gibi travma sonucu ortaya çıkabilen bu hastalığın diğer sebepleri arasında kortizon kullanımı, aşırı alkol tüketimi, bazı pıhtılaşma bozuklukları ve romatizmal hastalıklar da bulunmaktadır. Genel olarak bu hastalık erkeklerde daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>Pandemi sonrası avasküler nekrozun görülme sıklığı arttı</strong></p>
<p>Kortizonun (steroid) Covid-19 gibi ciddi hastalıklarda hayat kurtarmakla birlikte ne yazık ki pek çok yan etkisi bulunmaktadır. Femur başı avasküler nekrozu, steroidlerin uzun süreli kullanımı sonucu görülen önemli yan etkilerden birini oluşturmaktadır. Covid-19 enfeksiyonu sebebiyle hastanede tedavi gören KOAH, astım ve akut solunum sıkıntısı yaşayan hastalara uygulanan kortizon tedavisi sebebiyle oluşan kalça kemiğinde kanlanma bozukluğunun izlenme sıklığının ise özellikle pandemi sonrası arttığı gözlemlenmektedir.  </p>
<p><strong>Covid -19 sonrası ortaya çıkan kalça ağrıları ciddiye alınmalı</strong></p>
<p>Femur başı avasküler nekrozunda uyluk kemiğinin baş kısmının dolaşımının bozulmasına bağlı olarak kemik içinde basınç artışı, ödem ve hücre ölümü görülür. Bu hastalık yavaşça gelişen kalça ağrısı ile ortaya çıkmaktadır. Hastaların çoğunlukla şikayeti yürümek ve hareketle artan kasık içinde ağrı olmaktadır. Bu ağrı uyluğun iç kısmına yayılabilir ve genellikle istirahat ile azalır. Hastalar kalçanın ileri derece hareketini gerektiren ayakkabı bağcığını bağlama, ayak tırnağını kesme gibi aktiviteleri yapmakta zorlanır. Özellikle Covid -19’dan sonra gelişen kalça ağrıları, avaskuler nekrozun gözden kaçırılmaması açısından ciddiye alınmalıdır. </p>
<p><strong>Erken teşhis tedavide önem taşır</strong></p>
<p>Muayene sırasında kalça eklem hareketinde kısıtlılık ve hareketle gelen ağrı en önde gelen bulgulardır. Erken teşhis bu hastalığın tedavisinde önemlidir. Teşhis için muayenenin yanında kalça Röntgen grafileri ve kalça MR’ı gereklidir. Özellikle MR görüntüleri femur başı içindeki ödemi, doku ölümünü (nekroz), kıkırdak altındaki kırığı ve kemik yüzeyindeki çökmeyi net olarak gösterir. Diğer yandan bazı kan testleri de (romatizmal testler, pıhtılaşma testleri, kan yağ seviyeleri)  yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Hastalığın evresi tedaviyi şekillendirir</strong></p>
<p>Femur başı avasküler nekrozu tedavisinde hastalığın evresi ve radyolojik olarak çökmenin olup olmaması tedaviyi şekillendirir.   Çökmenin olmadığı ve nekrozun (doku ölümü) az olduğu durumlarda cerrahiye ek olarak bazı tedaviler yapılabilir. Kan yağ seviyesini düzenleyen ilaçlar (statinler), bazı kemik erimesi ilaçları (bisfosfonatlar), kan sulandırıcı ilaçlar ve damar açıcı bazı ilaçlar (iloprost) kullanılabilir. Koltuk değneği kullanılarak kalçanın yükünün azaltılması önemlidir. Diğer yandan femur başındaki oksijen miktarını artırıp iyileşmeyi hızlandırıcı hiperbarik oksijen tedavisi denenebilir. Ama cerrahi tedavi erken dönemde baştaki ödemin azaltılıp kan dolaşımının artırılmasında önemli yer tutar.</p>
<p><strong>Cerrahi ile bölgede basınç azaltılırken, kanlanma artırılır </strong></p>
<p>Femur başı avasküler nekrozunun erken döneminde yani baş kısmında çökmenin olmadığı ve nekrozun küçük olduğu durumlarda kor dekompresyon (core decompression) ya da diğer adıyla foraj denilen ameliyat yapılabilir. Burada amaç femur baş ve boyun içine delikler açarak artmış basıncın azaltılması ve kanlanmanın artırılmasıdır. Bu sırada açılan deliklerin içine kök hücre ve taze kemik parçalarının (kemik grefti) eklenmesi başarıyı artırır. Bu cerrahi yöntemin başarı oranı yüzde 60-70 civarındadır. Ameliyat sonrasında 4-6 hafta boyunca koltuk değneği kullanılarak kalça üzerine verilen yükün azaltılması gereklidir.</p>
<p><strong>İleri evre hastalara total kalça protezi takılıyor</strong></p>
<p>Hastalığın daha ileri evrelerinde yani başta radyolojik olarak çökme varsa ve nekroz alanı çok genişse, asetabulum denilen kalçanın çatı kısmında da hastalık mevcutsa total kalça protezi en uygun tedavi olmaktadır. Ameliyat sonrasında erken dönemde hasta bacağına yük verebilir ve fizik tedavi başlanabilir.</p>
<p>Bazı hastalarda çökme olmasına rağmen ağrı hastanın hayatını kısıtlayacak seviyede değilse fizik tedavi ile kalça çevresi kaslar güçlendirilip takip edilebilir. Kilo vererek kalçaya binen yükü azaltma burada önem taşımaktadır. Takipte ağrıda artma olursa total kalça protezi yapılabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/covid-gecirenlerde-gorulen-kalca-agrisi-ihmal-edilmemeli-393148">Covid Geçirenlerde Görülen Kalça Ağrısı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 yaş sonrası meme kanseri taramaları ihmal edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/40-yas-sonrasi-meme-kanseri-taramalari-ihmal-edilmemeli-379131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[taramaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medical Park Çanakkale Hastanesi Radyoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Orhan Kaya, meme kanserinde tarama programlarından ultrasonografi ve mamografi ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-sonrasi-meme-kanseri-taramalari-ihmal-edilmemeli-379131">40 yaş sonrası meme kanseri taramaları ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin erken teşhisinde meme kanseri tarama programlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Medical Park Çanakkale Hastanesi Radyoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Orhan Kaya, “Menopoz öncesi genç kadınlarda meme kanseri oranı ülkemizde daha fazla olduğundan, mamografik taramaya erken başlanmaktadır. Türk Radyoloji Derneği meme ile ilgili şikâyeti ve yüksek riski olmayan kadınlarda 40 yaşından itibaren yılda bir kere mamografi taramasını önermektedir. Meme kanseri açısından yüksek riskli olan kişilere mamografi taramasına 40 yaşından önce başlanmaktadır” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Çanakkale Hastanesi Radyoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Orhan Kaya, meme kanserinde tarama programlarından ultrasonografi ve mamografi ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alan meme kanserinin erken teşhisinde meme kanseri tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Kaya, “Menopoz öncesi genç kadınlarda meme kanseri oranı ülkemizde daha fazla olduğundan, mamografik taramaya erken başlanmaktadır. Türk Radyoloji Derneği meme ile ilgili şikâyeti ve yüksek riski olmayan kadınlarda 40 yaşından itibaren yılda bir kere mamografi taramasını önermektedir. Meme kanseri açısından yüksek riskli olan kişilere mamografi taramasına 40 yaşından önce başlanmaktadır” ifadelerini kullandı.</p>
<p> <strong>TÜM SONUÇLAR HEKİMLE PAYLAŞILMALI</strong></p>
<p>Hastaların tüm sonuçlarını hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Kaya, “Mamografi incelemesine gelirken varsa önceki mamografi sonuçlarını ve filmlerini de yanlarında getirmeleri, eski sonuçlarla yeni sonucu karşılaştırmak açısından çok önemlidir. Meme dokusu yoğun olan hastalarda mamografik duyarlılık azalmakta ve mamografiye ek ultrasonografi incelemesi de taramaya eklenmektedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÖNCELİK ULTRASONOGRAFİ</strong></p>
<p>Memeyle ilgili şikâyet ve muayene bulguları olan 40 yaşından genç kadınlara öncelikle ultrasonografi çekimi öneren Uzm. Dr. Orhan Kaya, “Meme ile ilgili şikâyet ve klinik muayene bulgularında ilk başvurulan görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografiden sonra kanseri işaret eden bulgular varsa, mutlaka mamografik incelemece için bir uzman hekime başvurmaları gereklidir” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-sonrasi-meme-kanseri-taramalari-ihmal-edilmemeli-379131">40 yaş sonrası meme kanseri taramaları ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 11:40:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[geride]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[tekrar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen, 11 ilde yıkıma, on binlerce can kaybına sebep olan ve tüm Türkiye’yi derinden etkileyen depremlerin üzerinden 2 ay geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988">Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen, 11 ilde yıkıma, on binlerce can kaybına sebep olan ve tüm Türkiye’yi derinden etkileyen depremlerin üzerinden 2 ay geçti. Deprem bölgesinde yer alan illeri kapsayan çevre düzeni planlarına ilişkin bugüne kadar yaklaşık 10 dava açan TEMA Vakfı, benzer felaketlerin yaşanmaması için bilimsel gerçeklerin ve planlama esaslarının asla göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.</strong></p>
<p>Depremin etkilerinin bu denli büyük olmasının temel sebeplerinden birinin tarım alanlarının ve yapılaşmaya uygun olmayan alanların kentsel gelişmeye açılması olduğuna vurgu yapan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yumuşak zeminli bu topraklar üzerinde üstün kamu yararına ve şehircilik ilkelerine aykırı bir şekilde yapılan yapılaşmalar yaşanan felaketin boyutunu artırmıştır. Yapıları yerle bir ederek bir felakete dönüşen depremlerin acı sonuçlarında müteahhit kusuru, mühendislik hatası, eksik veya kötü malzeme seçimi elbette etkilidir. Tüm bu etkilerin yanında, planlama esaslarına uygun olmayan kentsel gelişme alanlarının yerle bir olması, hatalı arazi kullanım kararlarıyla depremin ilişkisini diğer nedenlerden daha açık biçimde ortaya koymuştur. Ülkemizde yaşanan bu felaket, arazi kullanımlarının bilimsel kriterler dikkate alınarak ve şehircilik ilkelerine uygun biçimde planlanmamasıyla yakından ilişkilidir” diye konuştu.</p>
<p><strong>TEMA Vakfı deprem bölgesinde yaklaşık 10 dava açmıştı</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın tüm çevre düzeni planlarının kamu yararına ve şehircilik ilkelerine uygun biçimde yapılmasını sağlamak için çalıştığını bir kez daha hatırlatan Deniz Ataç, “Bu kapsamda onaylanan tüm çevre düzeni planları ve değişiklikleri takip edilerek gerekli itirazlar kurumlara iletiliyor ve aykırılıklara karşı davalar açılıyor. Deprem bölgesinde bu planlar yoluyla geliştirilen mekânsal kararlara bakıldığında, kararların sağlıklı yaşam alanları oluşturmak yerine ne yazık ki ‘inşaat odaklı büyümenin bir aracı’ halini aldığı görülebiliyor” dedi.</p>
<p>Ataç, Vakfın deprem bölgesinde yer alan ve bazı illeri kapsayan çevre düzeni planlarına ve üzerinde yapılan değişikliklere karşı yaklaşık 10 dava açtığının altını çizerek, “Bu davalarda itiraz edilen konuların başında; planlamanın en temel ilkeleri çiğnenerek dere yataklarının, su seviyesi yüksek arazilerin ve tarım alanlarının kentsel gelişmeye açılması gelmektedir. Şubat ayında yaşadığımız felaketle birlikte yapılaşmaya açılmaması konusunda uyarılan bu alanlardaki toprağın niteliklerinin sadece tarım sektörüyle değil depremle olan ilişkisi de çok acı bir biçimde ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hatay Amik Gölü üzerindeki havalimanı projesi yargı kararlarına rağmen faaliyete geçti</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın açtığı davalardan birinin de depremin ardından zarar gören Hatay Havalimanı’na ilişkin olduğunu belirten Ataç, dava sürecine ilişkin bilgiler vererek “Kurutulan Amik Gölü’nün üzerine yapılmak istenen havalimanı projesine ilişkin verilen olumlu yöndeki Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun iptali için 2001 yılında TEMA Vakfı tarafından dava açıldı. Dava kapsamında 2003 yılında bilirkişi raporu hazırlandı. Raporda; ÇED raporunda jeolojik özelliklerin verildiği fakat 1’inci derece deprem kuşağında olan havalimanına yönelik depremsellik etkisi çalışmaları yaptırılmadığı ve bu konuda alınması gereken önlemlerin raporda belirtilmediği ifade edilmişti. Dava, Adana İdare Mahkemesi tarafından ÇED dosyasında depremsellik etkisi çalışmasını da kapsayacak şekilde eksiklikler olduğu gerekçesi ile TEMA Vakfı lehine sonuçlanmış ve Danıştay tarafından da karar onanarak kesinleşmişti. Ancak tüm uyarılara rağmen Bakanlık tarafından aynı proje için yeni bir ÇED süreci başlatıldı. Yetersiz bir bilirkişi raporu çıktı ve TEMA Vakfı’nın tüm itirazlarına rağmen, mahkemenin bu rapor doğrultusunda karar vermesiyle havalimanı yapımının önü açıldı” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğal olaylar insan hatalarıyla felaketlere dönüşüyor</strong></p>
<p>“Sonuç olarak deprem, sel gibi doğal olaylar elbette önlenemez. Ancak unutmayalım ki bu doğal olaylar insan hatalarıyla felaketlere dönüşüyor. Dolayısıyla bu olayların yıkıcı etkileri bilimsel veriler ışığında alınan kararlarla azaltılabilir veya kontrol altında tutulabilir” diyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Yaşadığımız son felaket bilimsel gerçeklerin ve planlama esaslarının asla göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serdi. TEMA Vakfı olarak verimli tarım topraklarımızın korunması ve yerleşime uygun olmayan alanların imara açılmamasına ilişkin hassasiyetle çalışıyor, doğa olaylarının felakete dönüşmemesi için uyarılarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için yakınlarına ve ülkemize bir kez daha başsağlığı diliyor, tüm yaralılara ve depremden etkilenen herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. On binlerce canımızı kaybettiğimiz bu felaketin son olmasını temenni ediyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988">Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
