<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edilmeli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Dec 2025 10:54:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edilmeli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilmeli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor. Senenin son günlerine girmişken, herkesin bu umuda sarılarak kişisel hedeflerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Hayattaki her şeyin bütünüyle kontrolümüzde ilerlemesini ya da kusursuz olmasını beklemek gerçekçi değil. Yeni yılda hem güzel gelişmelerin hem de zorlayıcı durumların bizi bekleyebileceğini sakinlikle öngörebilmeliyiz. Böyle zamanlarda kendimize daha anlayışlı ve şefkatli yaklaşmak, karşımıza çıkabilecek güçlüklerin üstesinden gelebilmemiz için son derece kıymetli” dedi.</strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, yeni yılda ruhsal iyilik halini güçlendirecek 10 öneri sıraladı.</strong></p>
<ol>
<li>Gelecekle ilgili düşünürken karamsarlıktan uzak durmalı ve “Ya olursa, ya yapamazsam” gibi söylemler yerine, şu anda sahip olunan koşullar ve kazanımlar göz önünde bulundurarak hareket edilmeli. Geçmişteki hatalar ya da geleceğe dair henüz yaşanmamış olumsuzluklar sebebiyle şimdiki zaman kaçırılmamalı.</li>
<li>Kişi kendine ve sevdiklerine günlük yaşam yoğunluğunda zaman ayırmayı ihmal etmemeli. Zaman hızla akıp giderken güzel anılar biriktirmek ve küçük şeylerden keyif almak hem yaşama motivasyonunu hem de iç huzuru destekler.</li>
<li>Hayattan beklentiler net bir şekilde belirlenmeli ve yaşam buna göre şekillendirilmeli. Kişinin kendini daha iyi tanıyabilmesi için ‘Ben ne istiyorum, bunu neden istiyorum, bana nasıl bir katkı sağlayacak?’ soruları üzerinde düşünmeli. </li>
<li>Büyük hedefler her ne kadar motive edici olsa da onları hayata geçirebilmek için önce küçük adımlara ihtiyaç olduğu unutulmamalı. Ulaşılabilir olmaları için hedefler daha küçük parçalara ayrılmalı, bu varış noktalarına yaklaşmak adına bireysel olarak çaba sarf edilmeli.</li>
<li>Hedefler oluşturulurken kullanılan dilin olumlu olmasına dikkat edilmeli. Örneğin “Başarısız olmayacağım” yerine “Daha başarılı olmak için çaba göstereceğim” şeklinde ifadeler tercih edilmeli.</li>
<li>Yeni yıl planlamaları yapılırken geçmişteki başarılar, başarısızlıklar ve halihazırda sahip olunanlar gerçekçi biçimde kabul edilmeli, kişi kendini değerlendirirken başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı.</li>
<li>Hayattaki eksiklere yoğunlaşmak yerine sahip olunanlara odaklanılmalı. Var olanlar için teşekkür etmek, motivasyonu artırarak daha iyi hissetmeyi sağlar.</li>
<li>Mutluluğun bir araç değil, bir sonuç olduğu unutulmamalı. Bu yüzden mutlu olmanın yollarını aramak yerine, kişi öncelikle ona gerçekten neyin iyi geldiğini keşfetmeli.</li>
<li>Geçmişte yapılan tüm hatalar analiz edilmeli ve gerekli dersler çıkarılmalı. Bu sayede kişi kendini daha iyi tanır ve daha güçlü ve bilinçli adımlar atmaya başlar.</li>
<li>Belki başarısızlık kaygısı belki de yaratılamayan zaman nedeniyle tecrübe edilemeyen deneyimlere yeni yılda şans verilmeli. Bu yeni deneyimlerle kişi kendini biraz daha iyi tanıma şansı bulabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırılan Diş Su veya Sütte Muhafaza Edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kirilan-dis-su-veya-sutte-muhafaza-edilmeli-448054</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2024 10:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[kırılan]]></category>
		<category><![CDATA[muhafaza]]></category>
		<category><![CDATA[sütte]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448054</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travmalara bağlı diş yaralanmaları, bebeklikten genç erişkinliğe kadar sıklıkla karşılaştığımız bir acil durum olmakla birlikte, tüm yaralanma türlerinin de %5’ini oluşturmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kirilan-dis-su-veya-sutte-muhafaza-edilmeli-448054">Kırılan Diş Su veya Sütte Muhafaza Edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Travmalara bağlı diş yaralanmaları, bebeklikten genç erişkinliğe kadar sıklıkla karşılaştığımız bir acil durum olmakla birlikte, tüm yaralanma türlerinin de %5’ini oluşturmaktadır. “Okul çağındaki çocukların %25’inde dental travma öyküsü olduğu ve travmatik diş yaralanmalarının dünyada en yaygın görülen hastalıklar arasında 5. sırada yer aldığı biliniyor” açıklamasında bulunan <strong><span>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </span><span>“</span></strong>Bu sayısal değerler de bize gösteriyor ki travma kaynaklı diş kayıplarını önlemek için, herhangi bir diş yaralanması durumunda ne yapmamız gerektiğini bilmek gerekiyor” dedi.           </p>
<p>Diş hekimi koltuğuna sınırlı düzeyde tolerans gösterebilen çocuk hastalarda, üzerine bir de düşme, çarpma gibi kazalar yaşandığı zaman, zarar görmüş diş veya dişlere anında müdahale etmek çok kolay olmayabiliyor; ancak travmaya maruz kalan dişlerin ağızda tutulmaya devam edilebilmesi ve tedavi başarısının arttırılabilmesi için mümkün olan en kısa sürede müdahale etmek büyük önem taşıyor. Bu hem çocuk hem ebeveynler açısından yönetilmesi zor bir durum olsa da; süt dişlenme döneminde, altta gelişmeye devam eden daimi diş tomurcuklarının zarar görmüş olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. “Karma veya daimi dişlenme döneminde ise, kalıcı diş kaybı riskinin artabileceği düşünülerek, travma meydana geldikten sonra, en kısa süre içinde, çocuk diş hekimine başvurulması gerekmektedir” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong> sözlerine şöyle devam etti: “Gömülü kalma, konum ve sürme bozuklukları ağız bölgesine gelen kuvvetle, süt dişlenmeye ve çene kemiklerine iletilen ciddi travmaların sonuçlarına bağlı olarak daimi dişlerde görülebilecek sorunlardan bazılarıdır. Hızlı ve doğru müdahale, travmaya bağlı olarak oluşabilecek diş kaybı riskini ve diğer sert, yumuşak doku hasarlarını azaltacağı gibi, diş hekiminin uygulayacağı tedavinin başarı şansını da yükseltir.”</p>
<p><strong>Kırılan diş su veya sütte muhafaza edilmeli</strong></p>
<p>Ağız bölgesine gelen travmalarda ebeveynlerin bilmesi gereken en önemli şeyin, dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması olduğunun altını çizen <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçasının, su veya sütte muhafaza edilerek, en kısa sürede diş hekimine götürülmesi durumunda; yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceğinin unutulmaması gerekiyor.  Travma anı ile diş hekimine gidilen zaman arasında harcanan süre ne kadar kısa olursa, uygulanacak olan tedavinin başarı oranı o kadar yükselir” dedi.</p>
<p><strong>‘ToothSOS’ ile gelen ilk yardım</strong></p>
<p>Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği (IADT)’nin ağız bölgesine gelen travmaların oluşturabileceği hasarı aza indirmek için geliştirdiği uygulamanın da önemine dikkat çeken <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir” </strong>IADT, çocuk veya genç yetişkin hastaların travmaya ilk maruz kaldıkları anda yapabilecekleri acil müdahalelerde yönlendirici olması amacıyla, herhangi bir ticari kaygı güdülmeksizin, bir telefon uygulaması geliştirmiştir. ‘ToothSOS’ isimli bu uygulamada, hastalar ve hekimler için ayrı ayrı bilgilendirme linkleri yer almaktadır. IADT yönergeleri doğrultusunda uygulama düzenli olarak güncellenmektedir. Uygulamaya giriş yapıldığında kullanıcıların karşısına ‘Dişim Yaralandı’ ve ‘Diş Yaralanmaları Nasıl Önlenebilir’ seçenekleri çıkıyor. ‘Dişim Yaralandı’ linkine giriş yapıldığında, ebeveynleri, travma kaynaklı oluşabilecek hasarları fotoğraflarla açıklayan bir ekran karşılıyor. Mevcut travma görüntüsüne benzer olduğu düşünülen travma linkine giriş yapıldığında ise, çocuk diş hekimine gidene kadar geçecek olan süreçte yapılması gereken acil müdahaleler için bilgilendirmeler yer alıyor. ‘Diş Yaralanmaları Nasıl Önlenebilir?’ linkinde ise travma riski yüksek olan çocuk ve genç yetişkin hastalar için gerekli olan bilgilendirmeler ve alınabilecek önlemler yer alıyor. Aktif spor hayatı olan bireyler, dişleri normale göre daha önde konumlanan hastalarımız veya ağzına kalem, oyuncak alma gibi alışkanlıkları olan çocuklarda diş travması riski daha fazladır” ifadelerini kullandı. <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>travma anında yapılması gereken diğer konu başlıklarını ise şu şekilde sıraladı:</p>
<ol>
<li><span>‘ToothSOS’ isimli uygulamanın erişimi hem ios hem de android işletim sistemlerinde ücretsizdir. Ağız ve diş bölgesine alınan travmalarda oluşan yaralanma tiplerine göre çocuk diş hekimine gidene kadar geçecek olan süreçte yapılması gereken acil müdahaleler için bilgilendirmeler yer alır. </span></li>
<li><span>Dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması halinde; dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçası, diş hekimine gidene kadar geçen süreçte, su veya sütte muhafaza edilmelidir.</span></li>
<li><span>Yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceği göz önünde bulundurularak; ulaşılabilen diş parçaları eksiksiz olarak diş hekimine iletilmelidir.</span></li>
<li><span>Travma anı ile diş hekimine gidilen süreç arasında harcanan zaman ne kadar kısa olursa, uygulanacak olan tedavinin başarı oranı o kadar yükselir, travmaya bağlı oluşabilecek kalıcı hasarların oranı ise düşer.</span></li>
<li><span>Aktif spor hayatı olan bireyler, dişleri normale göre daha önde konumlanan hastalarımız veya ağzına kalem, oyuncak alma gibi alışkanlıkları olan çocuklarda diş travması riski daha fazladır. </span></li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kirilan-dis-su-veya-sutte-muhafaza-edilmeli-448054">Kırılan Diş Su veya Sütte Muhafaza Edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğ. Ü. Yazıcı &#8220;Menopoz Döneminde Kadının Sağlığı ve Yaşam Kalitesi için Semptomlar Tedavi Edilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-yazici-menopoz-doneminde-kadinin-sagligi-ve-yasam-kalitesi-icin-semptomlar-tedavi-edilmeli-415505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 12:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[semptomlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yazıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz tedavisi için zamanlamanın da çok önemli olduğunun altını çizen Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Melis G. Koçer Yazıcı, ''60 yaşından küçük veya menopoz başlangıcından sonraki 10 yıl içinde hormon tedavisine başlayan kadınların uzun vadede hayat kalitesinin yükseldiği konusunda genel bir görüş vardır. Bu yüzden menopoz semptomları ortaya çıktığında en kısa sürede tedaviye başlamak uygun olacaktır” diye konuştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-yazici-menopoz-doneminde-kadinin-sagligi-ve-yasam-kalitesi-icin-semptomlar-tedavi-edilmeli-415505">Dr. Öğ. Ü. Yazıcı &#8220;Menopoz Döneminde Kadının Sağlığı ve Yaşam Kalitesi için Semptomlar Tedavi Edilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SOSYOEKONOMİK DÜZEY MENOPOZA GİRİŞ YAŞINI ETKİLİYOR</strong></p>
<p>Kadınlar on iki ay boyunca hiç adet görmemesi halinde menopoza girmiş olarak kabul edilse de, bu durumun kişiye göre değişkenlik gösterebileceğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Melis. G. Koçer Yazıcı, “Türkiye gibi orta sosyoekonomik seviyede olan ülkelerle ortalama menopoza girme yaşını 48 diyebiliriz. Ancak, Avrupa, ABD gibi ülkelerde bu yaş biraz daha ileri giderek 55 yaşlara kadar çıkabiliyor. Buradan anlayacağımız kadarıyla sosyoekonomik düzey sınırlıysa veya düşükse menopoza daha erken giriliyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“GENETİĞİNİZ MENOPOZ DÖNEMİNİZİ DE BELİRLİYOR”</strong></p>
<p>Menopoza giriş yaşının her kadında farklı gelişmesinin temel nedeninin genetik faktörler olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Yazıcı, bunun yanında kilo ve sigara kullanımının da yaşı erkene çekebileceğine işaret etti. Dr. Öğ. Ü. Yazıcı sözlerine şöyle devam etti: “Öncelikle annenizin menopoza girdiği yaş bizim için önemli. Anneniz, kız kardeşiniz, teyzeniz, halanız 45 yaştan önce menopoza girmişse o zaman büyük ihtimalle siz de erken menopoza gireceksiniz. Ancak bu durum, 40 yaşından önce gelişen “prematür ovaryan yetmezlik”  ile karıştırılmamalı. Bu daha farklı bir konu. Aile öyküsünün yanında kromozomlarla ilgili bazı sorunlar, sigara içmek, egzersiz yapılıp yapılmadığı ve kadının beden kitle indeksi de menopoz yaşını belirleyen etkenler arasında yer almaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“AİLE GEÇMİŞİNİZ ÖNEMLİ GÖSTERGE”</strong></p>
<p>“Menopoz, kadınların yaşadığı doğal bir olay ve geçiştir ancak zamanlama ve semptomlar herkes için farklıdır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Yazıcı sözlerine şöyle devam etti: “Çoğu kadın menopozun semptomlarını yaşayacaktır. Bazı kadınlar çok az semptom yaşayacak veya hiç yaşamayacakken bazıları günlü yaşamı etkileyecek kadar şiddetli olabilecektir. Ne zaman geçebileceğinize dair bir fikir edinmek için aile geçmişinize bakabilirsiniz. Muhtemelen annenizin veya ablalarınızın menopoz semptomlarının başladığı yaşlar sizin için de benzer olacaktır. Belirli ameliyatlar veya kanser tedavileri nedeniyle menopoz da ortaya çıkabilir. Bu nedenler semptomların daha ani ve daha şiddetli olmasına neden olabilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>SEMPTOMLAR KADINLAR ARASINDA FARKLILIK GÖSTERİR<br /> </strong></p>
<p>Farklı menopoz belirtilerinin olduğunu ve semptomların da bireyler arasında farklılık gösterebileceğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Melis Yazıcı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Sıcak basması, gece terlemeleri, vajinal kuruluk veya ağrı, düşük ruh hali veya kaygı, beyin sisi ve hafıza sorunları, uyumakta zorluk, yorgunluk, eklem ağrıları, cinsel dürtü kaybı (libido) ve migren en yaygın semptomlar arasında yer alıyor. Adetlerin arasındaki süre, genellikle tamamen durmadan önce birkaç ay veya yıl içinde kısalabildiği gibi daha uzun aralıklarla da olabilir. Bazen adet aniden durabilir. Her iki veya üç haftada bir ortaya çıkabilir veya bir seferde aylarca ortaya çıkmayabilir. Sonunda, regller tamamen duracaktır. Ancak bazı kadınlar için diğer menopoz semptomları devam edebilir.<strong> </strong>Bazı kadınlar regl dönemlerinde düzensizlik olmadan da migren, sinirlilik ve düşük ruh hali gibi belirtiler yaşayabilir.’’</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>KADININ YAŞAM KALİTESİ İÇİN MENOPOZ SEMPTOMLARI TEDAVİ EDİLMELİ<br /> </strong></p>
<p>Menopoza giren her kadına hormon replasman tedavisi verilmediğini bunun da kadına göre değiştiğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Melis Yazıcı, “Eğer bize gelen kadının ateş basması, terleme, sinirlilik gibi şikayetleri çok yoğunsa ve artık hayatını etkileyecek boyuta ulaşmışsa tedaviye başlıyoruz. Elbette bunun için kadının tedaviyi kullanımını etkileyecek farklı bir durumu yoksa. Bunun yanında kadının bu tarz şikayetleri bulunmuyorsa sadece vajinal kuruluktan muzdaripse, bu durumda hormon tedavisi uygulamıyoruz lokal tedavi yapıyoruz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>TEDAVİDE ZAMANLAMA ÖNEMLİ<br /> </strong></p>
<p>Menopoz tedavisi için zamanlamanın da çok önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü. Yazıcı, 60 yaşından küçük veya menopoz başlangıcından sonraki 10 yıl içinde hormon tedavisine başlayan kadınların, menopoz sonrası  kronik hastalıklardan korunma açısından semptomatik rahatlama ve uzun vadede hayat kalitesini yükselttiği konusunda genel bir görüş vardır. Bu yüzden menopoz semptomları ortaya çıktığında en kısa sürede tedaviye başlamak uygun olacaktır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>ÖSTROJEN ÇEKİLMESİYLE KEMİK YIKIMI KOLAYLAŞIYOR!</strong></p>
<p>Menopozla birlikte kadının sonraki yaşamı için en önemli risklerden birinin de osteoporoz ve daha ileri yaşlarda kalça kırıkları olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Ü. Yazıcı, “Menopozla birlikte çekilmeye başlayan östrojen bizim kemiklerimizi de koruyan bir hormondur. Östrojen çekildikten sonra kemik yapımı eskisi kadar iyi olmayacaktır. Özellikle daha ileri yaşlarda kalça kırığı riski gündeme gelir. Hatta, kadınlarda gündelik yaşam içinde çok küçük darbelerle bile kırıklar yaşanabiliyor ki bunun temel nedeni östrojen eksikliğidir.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>MENOPOZDAN SONRA GEBE KALINABİLİR Mİ? </strong></p>
<p>Menopoz olan bir kadının hamile kalması, çocuk sahibi olması mümkün mü” sorusunu Dr. Öğr. Ü. Yazıcı şöyle yanıtladı. “Yapılan değerlendirmeler ve muayeneler sonrasında yumurta rezervi tamamen bitmiş bir kadının gebe kalması zor. Ancak hala bir iki tane bile olsa yumurta tespit edilmişse bu durumda bu kadın gebe kalabilir. Yumurtalarını dondurabilir ya da tüp bebek tedavisiyle devam edebilir. Çünkü menopozda yumurtalar bitiyor. Rahim yerinde kalıyor. Bazı kadınlar için menopozdan sonra gebe kalma tercih etmediği bir durum olabiliyor.  Bu nedenle hastalarımıza 12 ay adet görmedikten sonra en az 2 sene korunun diyoruz.”</p>
<p>Menopozun cinsel hayatı da etkileyen şikayetlere neden olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Yazıcı, “Kadınlarda vajinal kuruluk, depresyon, uykusuzluk yaşanabilecek şikayetlerdir. Bazı kadınlarda da idrar kaçırma sorunları da bu dönemde artabiliyor ve cinsel hayat olumsuz yönde etkilenebiliyor. Hatta özellikle 60-70 yaşında sadece çamaşır değmesiyle bile rahatsızlık yaşayan kadınlar oluyor. Bu durumla lokal ilaçlarla destek olabiliyoruz.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>MENOPOZ DÖNEMİNİ RAHAT GEÇİRMEK İÇİN NELER YAPILMALI?</strong></p>
<p>Hem menopoz dönemi hem de sonraki hayatı için kadınların öncelikle yaşam tarzlarını değiştirmeleri gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Melis. G. Koçer Yazıcı sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer kadının fazla kilosu varsa öncelikle bunların verilmesi gerekir. Dolayısıyla sağlıklı beslenmenin yanında, dans, yürüyüş, pilates gibi egzersizleri hayatlarına almalı ve düzenli olarak egzersiz yapılmalı. Bir diğer önemli unsur sigara. Sigara kullanan kadınların daha erken menopoza girdiği unutulmamalı ve kesinlikle sigara bırakılmalı. Ayrıca düzenli muayenelerini de ihmal etmemeli.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-og-u-yazici-menopoz-doneminde-kadinin-sagligi-ve-yasam-kalitesi-icin-semptomlar-tedavi-edilmeli-415505">Dr. Öğ. Ü. Yazıcı &#8220;Menopoz Döneminde Kadının Sağlığı ve Yaşam Kalitesi için Semptomlar Tedavi Edilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak havalarda et ve süt ürünleri uygun şartlarda muhafaza edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-et-ve-sut-urunleri-uygun-sartlarda-muhafaza-edilmeli-394033</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Aug 2023 12:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[muhafaza]]></category>
		<category><![CDATA[şartlarda]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artan sıcaklıklarla birlikte yaz aylarında sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Macit, “Artan sıcaklık et, süt, yumurta gibi besinlerin bozulma sürecini kısaltacaktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-et-ve-sut-urunleri-uygun-sartlarda-muhafaza-edilmeli-394033">Sıcak havalarda et ve süt ürünleri uygun şartlarda muhafaza edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Artan sıcaklıklarla birlikte yaz aylarında sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Macit, “Artan sıcaklık et, süt, yumurta gibi besinlerin bozulma sürecini kısaltacaktır. Bu tür besinleri uygun şartlarda muhafaza etmeli ve son tüketim tarihlerine dikkat etmeliyiz” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong>Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Macit, yaz aylarında nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Yaz aylarında birçok kişinin kış döneminde aldığı kiloları bir an önce vermek için farklı yolları denediğine değinen Uzm. Dyt. Macit, “Şok diyetler ya da arkadaşınızın uyguladığı diyetler veya televizyondan duyduğunuz herhangi bir bilgiyi uygulayarak hızlı bir şekilde kilo vermeyi hedefliyorsanız yanılıyorsunuz. Kişiye uygun olmayan beslenme programını uygulamak hem verdiğiniz kiloların kalıcı olmasını zorlaştırıyor hem de sağlık sorunlarına davet çıkarıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>YÜKSEK TANSİYON VE HALSİZLİK GİBİ BELİRTİLER ARTABİLİR</strong></p>
<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte vücut ısımızın yükseldiğini ve metabolizmamızın bu yeni duruma uyum sağlama sürecine girdiğini söyleyen Uzm. Dyt. Macit, “Yaz aylarının gelişiyle birlikte yüksek tansiyon, halsizlik, yorgunluk ve dolaşım bozukluğu gibi sorunlar da artış göstermektedir. Bu nedenle sağlıklı beslenme her dönemde vazgeçilmez olmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Uzm. Dyt. Macit, yaz aylarında sağlıklı beslenme adına dikkat etmemiz gereken durumları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Artan sıcaklıkla birlikte vücudumuzda fazla su ve mineral kaybı oluşur. Bu nedenle yaz aylarında günde 2 &#8211; 2,5 litre su tüketimine önem vermeliyiz. Vitamin ve mineral kaybı için de bol bol taze sebze, meyve ve süt ürünlerini her gün tüketmeliyiz.</li>
<li>Uzun yaz akşamları davetlerin, özel günlerin, dostlarla kurulan sofraların artması demektir. Bu nedenle öğün saatlerimize ve tüketim miktarına dikkat etmeliyiz. Abur cuburlarla, çerezlerle fazla ve gereksiz kalori alımından kaçınmalıyız.</li>
<li>Yağlı ve şekerli ağır tatlılar kan şekerinde ani değişikliklere sebep olabileceği için tercihimizi sütlü tatlı ve yaz aylarının vazgeçilmezi dondurmadan yana kullanmalıyız.</li>
<li>Yağlı kızartmalar, ağır hamur işleri yerine ızgara, haşlama türünde daha az yağlı pişirilen yemekleri tercih etmeliyiz.</li>
<li>Çay, kahve, gazlı içecekler gibi kafein içeriği yüksek içecekler yerine; süt, ayran, meyve suyu ve bitki çayları tercih etmeliyiz.</li>
<li>Artan sıcaklık et, süt, yumurta gibi besinlerin bozulma sürecini kısaltacaktır. Bu tür besinleri uygun şartlarda muhafaza etmeli ve son tüketim tarihlerine dikkat etmeliyiz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>SAĞLIKLI DONDURMA TARİFİ</strong></p>
<p>Uzm. Dyt. Hatice Sultan Macit, evlerimizde hazırlayabileceğimiz sağlıklı dondurma tarifini şu bilgilerle paylaştı:</p>
<p> </p>
<p><strong>Malzemeler:</strong></p>
<ul>
<li>Çilek (İstediğiniz herhangi bir meyve)</li>
<li>2 tatlı kaşığı bal</li>
<li>1.5 su bardağı suyu süzülmüş yoğurt</li>
</ul>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>İstediğiniz herhangi bir meyveyi küçük küçük dilimleyin ve buzluğa atın. İyice donduktan sonra içerisine bal ve yoğurdu ekleyin. Daha sonra rondodan geçirin. Dondurmanın kıvamına göre yoğurdu biraz daha ekleyebilirsiniz. Sonra hazırlamış olduğunuz dondurmayı dondurucuya atın. Servis ederken üzerine isteğe bağlı biraz fıstık ya da fındık ekleyebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-et-ve-sut-urunleri-uygun-sartlarda-muhafaza-edilmeli-394033">Sıcak havalarda et ve süt ürünleri uygun şartlarda muhafaza edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyne]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[insana]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beden sağlığının önemli olduğunu, fakat beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten uzmanlar, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, beynimize de iyi bakmamız gerektiği konusunda uyarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141">Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beden sağlığının önemli olduğunu, fakat beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten uzmanlar, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, beynimize de iyi bakmamız gerektiği konusunda uyarıyor. Dünya Beyin Sağlığı Günü kapsamında beyin sağlığının önemine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, iyi bir beyin sağlığının ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek olduğunu söylüyor. Sağlıklı beslenmenin yanında ruhsal iyilik halinin beyin sağlığı için önemli olduğunun altını çizen Tarlacı, yalnızlığın ise beyne iyi gelmediğine vurgu yapıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Dünya Beyin Sağlığı Günü kapsamında beyin sağlığının önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İyi bir beyin sağlığı demek, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek</strong></p>
<p>Bütün bedenimizin tıbbi sağlığının önemli olduğunu, fakat yönetici merkezimiz olan beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, içimizdeki beynimizin de sağlığına iyi bakmamız gerektiğini söyledi.</p>
<p>Öncelikle sağlığın ne olduğundan bahsetmek gerektiğini dile getiren Tarlacı, “Sağlıklı olmak, bir insanın ruhsal bedensel ve sosyal olarak iyilik hali demek. Bu yönüyle bakıldığı zaman aslında iyi bir beyin sağlığı demek, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek. Bu üçü bir araya geldiği zaman bir insanın sağlıklı olduğundan bahsedebiliyoruz. Beyin için de bunlar geçerli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Beyin sağlığı için sağlıklı beslenme çok önemli</strong></p>
<p>Bedensel olarak beynimize nasıl iyi bakacağımızı açıklayan Tarlacı, “Öncelikle beslenirken sadece bedenimizi beslediğimizi düşünmememiz gerekiyor. Beslenmek demek beyni beslemek demektir. Çünkü aldığımızın neredeyse 5’te 1’ini beynimiz kullanıyor. Beslenme konusunda özellikle Ege, Akdeniz diyeti beyin ve kalp damar sağlığı açısından da en ideal beslenme şekli. Ağırlıklı olarak yeşil sebzeler, otlar, meyveler ve deniz ürünlerinden oluşuyor. Beyin sağlığı açısından yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi sağlıklı beslenmek. Sağlıklı beslenirken de bedene zarar vermemek, alkol ve benzeri bağımlılık yapan maddeleri olabildiğince azaltmak, kısmak ya da kesmek bu işin diğer tarafını oluşturuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bardağın dolu tarafını görmeye kendimizi alıştırmalıyız</strong></p>
<p>Beyin sağlığının önemli bir diğer parçasının ruhsal iyilik hali olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ruhsal iyilik halini sağlayan pek çok parametre var. Aile ilişkileri, toplumun ekonomik durumu, iyi uyku düzeni gibi birçok faktörün etkisi bulunuyor. Ancak olabildiği kadar hayata daha pozitif, daha mutlu, daha şükrederek bakmak ve olumlu kısımları görmek lazım. Elbette ki negatif olumsuz şeyler daha büyük etkiler oluşturuyor ama farkındalığımızı arttırmalıyız. Yaşamdaki bütün sıkıntıların bir şekilde geçeceğini ve geçmek zorunda olduğunu, bunun için sabredilmesi gerektiğini bilmeliyiz. Nefes almak, yürümek, bağımsız hareket etmek, havayı koklamak, görmek gibi dış dünyanın bizi beslediği konulara şükrederek farkındalık oluşturmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Böyle düşünüldüğü zaman hayatın derin sıkıntıları karşısında daha dirençli hale gelebileceğimizi belirten Tarlacı, bardağın boş tarafını değil, dibinde bir damla su varsa dolu tarafını da görebilmeye bir şekilde kendimizi alıştırmamız gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</strong></p>
<p>İnsanın tek başına var olabilen bir canlı olmadığına değinen Tarlacı, “Çocuklukta konuşmayı öğrenirken bile başkasının varlığına, konuşmasına ihtiyaç duyarız. Doğuştan dil yeteneğimiz olsa da başkası hayatımızda yoksa konuşmayı asla öğrenemiyoruz ve konuşamıyoruz. Bize öteki gerekiyor. Öteki bazen hayatta sıkıntı yaratabiliyor. Diğer insanların varlıkları bizi sinir edebiliyor ama insan sosyal bir canlı ve diğerlerinin varlığıyla anlam kazanıyor. Diğerlerinin gözünde kendimizi görerek anlamımızı çıkartıyoruz ya da kim olduğumuzu anlıyoruz. Beyin sağlığı açısından özellikle sosyal ilişkileri arttırmak insanlara zaman ayırmak gerekiyor. Aile ve akrabalar sonra arkadaşlar şeklinde bu zincir genişletilebilir. Buradaki önemli nokta şu yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez. Beynin çabuk yaşlanmasına, büzüşmesine, pörsümesine neden olur. Dolayısıyla sosyal etkileşimlerimizi olabildiğince güçlü, canlı tutmak ve hayatın bütün renklerini görebilmek gerekiyor. ” dedi.</p>
<p><strong>Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Sadece beyin sağlığı gününde değil 365 gün beynimizi dikkate almamız gerektiğine dikkat çeken Tarlacı, “Beyin sağlığınız için farkındalık oluşturmanız gerekiyor. Yaşam boyu sizi yöneten, kararlarınızı vermeyi sağlayan, duygularınızı değerlendiren, problem çözmenizi sağlayan, yaşamdaki sorunlarla başa çıkmanızı duygusal, düşünsel ve davranışsal olarak sağlayan beyin, yönetici ve en değerli organımız. Dolayısıyla sadece bir gün değil tüm yıl hatta yaşamınız boyunca beyninizi dinleyin, ona dikkatinizi verin ve beyin sağlığınıza dikkat edin.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyin sağlığını korumak için beslenme, egzersiz, uyku ve stres yönetimi önemli</strong></p>
<p>Beyin sağlığını korumaya yardımcı öneriler de paylaşan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Omega-3 yağ asitleri, B vitamini ve antioksidan içeren besinler tercih edin. Meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlarla zenginleştirilmiş bir diyet benimseyin. Trans yağ ve doymuş yağ tüketimini sıfırlayın, fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Düzenli olarak egzersiz yapın. Yürüyüş, yüzme, dans, bisiklete binme gibi beyin sağlığını destekleyen egzersizleri tercih edin. Bulmaca çözme, kitap okuma, müzik dinleme, yeni şeyler öğrenme gibi zihinsel aktiviteleri de unutmayın. Stresten uzak durmaya özen gösterin. Yeni hobiler edinmek, sosyal etkinliklere katılmak, doğayla zaman geçirmek, meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri stresinizi yönetmede yardımcı olabilir. Uyku düzeninize dikkat edin ve kaliteli uyumanızı sağlayacak önlemler alın. Sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırın. Kullandığınız ilaçlar varsa reçetenize ve doktorunuzun önerilerine sadık kalın. Beyin yaralanmalarına karşı güvenlik önlemleri almayı ihmal etmeyin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141">Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin göz sağlığı yakından takip edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeklerin-goz-sagligi-yakindan-takip-edilmeli-383246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 10:40:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[yakından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği, bebeklerin doğdukları günden itibaren göz sağlığındaki gelişmelerin yakından takip edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu belirterek, anne babaların dikkat etmesi gerekenleri sıraladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklerin-goz-sagligi-yakindan-takip-edilmeli-383246">Bebeklerin göz sağlığı yakından takip edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği, bebeklerin doğdukları günden itibaren göz sağlığındaki gelişmelerin yakından takip edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu belirterek, anne babaların dikkat etmesi gerekenleri sıraladı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dr. Sedef Kutluk, bebeklerde meydana gelen görme kusurlarının çocukları neredeyse tüm hayatları boyunca etkilediğine dikkat çekerek, “Çocuklarda, göz sağlığının doğumdan itibaren takibi, 4 yaşından önce görme keskinliğinin test edilmesi, gözlük kullanan çocuklarda yılda en az 1 kez düzenli kontrollerin yapılması çok önemli” dedi.</strong></p>
<p>Türk Oftalmoloji Derneği Optik, Refraksiyon ve Az Görme Rehabilitasyonu Birimi’nden <strong>Dr. Sedef Kutluk</strong>, bebeklerde ve çocuklarda karşılaşılan görme sorunlarına değinerek, anne ve babaların dikkat etmesi gereken hususlar konusunda önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Çocukların tüm hayatını etkiliyor</strong></p>
<p>Dr. Sedef Kutluk, farkına varılmayan ve düzeltilmemiş kırma kusurlarının görme bozukluğunun en yaygın nedeni ve dünyadaki ikinci önde gelen körlük nedeni olduğunu belirterek, “Kırma kusuru vakalarının çoğu gözlüklerle düzeltilebilir. Çocuklarda düzeltilmeyen kırma kusurları, okul hayatında başarısızlıklara yol açabileceği gibi, kırma kusurunun tipine ve miktarına göre gözde veya gözlerde tembelliğe yani görme keskinliğinde azalmaya yol açarak, çocuğun hayat boyu üretkenliğine ve genel yaşam kalitesine olumsuz yansımaları ile hayat başarısını da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle, erken çocukluk döneminde kırma kusurlarının erken tanısı ve tedavisi büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Çocuklarda en çok rastlanan göz hastalıkları</strong></p>
<p>Dr. Sedef Kutluk, çocuklardaki başlıca kırma kusurlarının, erişkinlerdeki gibi miyopi, hipermetropi ve astigmatizma olduğunu sözlerine ekleyerek şöyle devam etti: “Bu kırma kusurlarının bir kısmı göz tembelliğine yol açarak yaşam boyu kalıcı görme azlığına neden olabilir. Göz tembelliği yaratabilen kırma kusurları, yüksek hipermetropi, yüksek miyopi, yüksek astigmatizma ve anizometropi (iki gözün kırma kusurunun belli bir değerin üzerinde farklı olması) olarak sayılabilir. Kırma kusuru doğumdan itibaren olabilir veya daha sonra gelişebilir. En önemlisi, çocukların yaşına ve eşlik eden başka göz bulgularının varlığına göre kırma kusuru normal değerleri değişiklik gösterdiği gibi, çocuğun büyümesi ile gözlerde oluşan anatomik değişikliklerle de kırma kusurları değişkenlik gösterir, bu nedenle düzenli kontrollerle görmenin değerlendirilmesi ve gözlük kullanan çocuklarda gerekli değişikliklerin yapılması önemlidir. Bunun yanında, çocuklar görme ile ilgili herhangi bir farklılığı anlayamadıkları ve şikayeti ifade edemedikleri için, erken çocukluk çağında çocuklarımıza kapsamlı bir göz muayenesi yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Düzenli kontrol şart</strong></p>
<p>Çocuklarda 0-3 ay, 36-48 ay okula başlamadan yapılan taramalarda gözlerde yapısal anomaliler, nistagmus (gözlerde titreme), kayma (şaşılık), göz tembelliği olasılığı, yaşı ile uyumsuz değerlerde miyopi, hipermetropi, astigmat gibi kırma kusuru ya da başka bir odaklama problemi tespit edilirse, göz doktoru tarafından kapsamlı çocuk göz muayenesi yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen Dr. Kutluk şöyle konuştu: “İlk yıl yapılan taramada her şey normal bulunan çocuklara; 1-3 yaş arasında göz doktoru tarafından kapsamlı göz muayenesi, bu süreçte muayene edilemedi ise okula başlamadan mutlaka göz doktoru tarafından kapsamlı göz muayenesi önerilmektedir. Daha sonrasında ise 1-2 yılda bir göz kontrolü önerilir. Bu tarama programları sırasında, kırma kusuru ile kendini gösteren bazı hastalıkların, hatta hayatı tehdit eden bazı hastalıkların, erken tanısı ve tedavisi de mümkün olabilecektir.” </p>
<p>Dr. Kutluk sözlerini şöyle tamamladı: “Çocukların göz ve gözlük muayenesi yanı sıra çocuklara gözlük verme de erişkinlerden farklıdır. Çocukların muayeneye uyum problemi yanında, şikayetlerini ifade edememesi ve anormal bulgunun farkına varamaması-tanımlayamaması nedeniyle erken tanı ve tedavi gecikebilir, kalıcı görme eksikliği gelişebilir, bu da çocukların okul ve hayat başarısını olumsuz etkiler.  Çocukluk döneminde kırma kusurlarının değişkenlik gösterdiği, erken tanı ve tedavinin önemli olduğu unutulmamalı ve çocuklarımıza erken yaşta mutlaka kapsamlı göz muayenesi yaptırılmalıdır. Çocuklarda, Göz sağlığının doğumdan itibaren takibi, 4 yaşından önce görme keskinliğinin test edilmesi, hiç kontrol edilmediyse okula başlamadan mutlaka kapsamlı göz muayenesi yapılması ve gözlük kullanan çocuklarda yılda en az 1 kez düzenli göz kontrollerin yapılması önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklerin-goz-sagligi-yakindan-takip-edilmeli-383246">Bebeklerin göz sağlığı yakından takip edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek binaların inşaasında nelere dikkat edilmeli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-binalarin-insaasinda-nelere-dikkat-edilmeli-363622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 12:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binaların]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[inşaasında]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 11 ilde pek çok kişinin yaşamını yitirdiği yüksek katlı binalar, Türkiye’nin her bir bölgesinde inşaat ve mühendislikte mevzuat ve standartlara uygun projelerin önemini gündeme getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-binalarin-insaasinda-nelere-dikkat-edilmeli-363622">Yüksek binaların inşaasında nelere dikkat edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 11 ilde pek çok kişinin yaşamını yitirdiği yüksek katlı binalar, Türkiye’nin her bir bölgesinde inşaat ve mühendislikte mevzuat ve standartlara uygun projelerin önemini gündeme getirdi. Yüksek katlı binalarda öncelikle zemin mekaniği ve davranışının iyi incelenmesi gerektiğini kaydeden Dr. Nuri Bingöl, zemine uygun mühendislik uygulamaları kullanımına dikkat çekti. </strong></p>
<p><strong>Bingöl, sıvılaşmanın olduğu bölgelerde binaların yüksek katlı olarak inşa edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.   </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı İSG uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yüksek katlı binalarda olası depremlere karşı alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yüksek katlı binalarda öncelikle zemin seçiminin önemli olduğunu hatırlatan Dr. Nuri Bingöl, öncelikle bu konu ile ilgili mühendislik disiplinine göre ortak çalışma ile risk değerlendirmesi yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Zemin mekaniği ve davranışı iyi incelenmeli</strong></p>
<p>Önceliğin çok katlı yüksek binaların jeolojik açıdan sağlam yapıda olan zeminlere yapılması olduğunu kaydeden Dr. Nuri Bingöl, “Ancak her bölgede sağlam yapıda zeminin bulunmadığı ve ülkemizin deprem ülkesi olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğu üzere, her zaman sağlam zemin bulma imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda gelişmiş inşaat teknolojileri ile bina temelinin sağlam zemine ulaşacak şekilde kazık çakma, shutcrete uygulama gibi zemin güçlendirme ve sağlam zemine ulaşma yöntemleri seçilerek çok katlı binaların yapılması mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla plan ve proje aşamasında zemin mekaniği ve davranışı iyi incelenmeli ve bu incelemelere göre çok katlı bina yapılmalıdır. Deprem izolatörlerinin kullanılarak olası sarsıntıların süspanse edilmesi de yine uygulamalardaki iyi örneklerden olacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksek katlı binalarda projeye tam olarak uyulmalı</strong></p>
<p>Yüksek katlı binaların yapımında dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Nuri Bingöl, “Yüksek katlı binaların yapımında ilgili mevzuat, standart ve inşaat mühendisliği bilimine uygun olacak en doğru statik hesaplamalar yapılarak bina projelendirilmeli ve inşaat yapımı sırasında da bu projeye harfiyen uyulmalı, özellikle perde, kolon, kiriş, döşeme gibi betonarme yapı elemanlarında kullanılan beton sınıfı, uygulaması ve kürlenmesi ile donatı çeliğinin uygun sınıfta ve yeterli fiziki şartlarda olması konusunda taviz verilmeden ve yapı denetim kuruluşları tarafından yeterli ve etkin denetimle projenin uygulanması sağlanmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Müteahhit firmanın mühendislik hizmetlerini doğru vermesi önemli</strong></p>
<p>Yüksek katlı binaların müteahhitlerinin de bu projeyi uygulayabilecek yeterlilikte ve nitelikte bir müteahhit olması gerektiğini ifade eden Dr. Nuri Bingöl, “Yapı denetim gibi dış denetimin yanında müteahhit firmanın mühendislik hizmetlerini doğru vermesi ve iç denetimler ile yapılan uygulamalarını sürekli denetlemesi ve gerektiğinde yerinde müdahaleler ile yapılacak yanlışların, bağlantı eksikliklerinin, donatı sorunları gibi birçok durumun önüne geçecektir. Bina temellerinin yalıtım sorunu da önemlidir. Bu konuda da zeminin veya bodrum katların yani temelin ileriki zamanlarda su almaması için proje aşaması ve temel inşası sırasında çok dikkatli bir şekilde sürekli işin başında mühendislik hizmeti alarak durum kontrol altında tutulmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yatay mimari tercih edilmelidir</strong></p>
<p>Sıvılaşmanın olduğu bölgelerde binaların yüksek katlı olarak inşa edilmemesi gerektiğini kaydeden Dr. Nuri Bingöl, “Mühendislik gereklerine uygun şekilde yapılması öncelikli olmalıdır. Bilimin ve fennin gereklerini yerine getirmek sıvılaşmanın olduğu zeminlerde yapılacak binalar da dahil tüm koşullarda önemlidir. Zemine uygun şekilde mühendislik uygulamaları kullanılmalıdır. Yatay mimari tercih edilmelidir. Zeminin durumuna göre de mühendislik hesapları ve uygulama teknikleri benzeri koşullarda binaların kaç katlı olabileceğini ortaya koyabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mevzuat ve standartlara uygunluk riskleri azaltıyor</strong></p>
<p>İlgili mevzuata ve standartlara uygun şekilde hazırlanmış proje şartlarını asgari şartlarda sağlayacak şekilde tekniğe uygun olarak yapılan hiçbir binanın kat yüksekliği ayırt etmeksizin tehlike oluşturmayacağını kaydeden Dr. Nuri Bingöl, “Bu şartları sağlamayan tek katlı yapı bile tehlike oluşturur. Mühendislik gereklerini yerine getirmek yine standartlara uygun inşa etmek kaydı ile yüksek binalarda deprem esnasındaki yüksek sarsıntılara dayanabilecek şekilde yapılabilmektedir. Unutmayalım ki çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilmiş birçok bina mevcuttur. Yapılma aşamasında deprem izolatörleri ile de desteklendiği sürece yüksek binalardaki   sarsıntı seviyeleri azalacak ve bu az seviyedeki sarsıntılara da bu yüksek binalar dayanım gösterecektir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-binalarin-insaasinda-nelere-dikkat-edilmeli-363622">Yüksek binaların inşaasında nelere dikkat edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Karaömerlioğlu: &#8220;İkinci yüzyılın iktisadı yeni bir ahlak üzerine inşa edilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karaomerlioglu-ikinci-yuzyilin-iktisadi-yeni-bir-ahlak-uzerine-insa-edilmeli-357928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 13:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadı]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[karaömerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyılın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357928</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin üçüncü gününde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Modern Türkiye Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, “İkinci yüzyılın iktisadı yalnızca yeni bir hayat üzerine değil yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmeli” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karaomerlioglu-ikinci-yuzyilin-iktisadi-yeni-bir-ahlak-uzerine-insa-edilmeli-357928">Prof. Dr. Karaömerlioğlu: &#8220;İkinci yüzyılın iktisadı yeni bir ahlak üzerine inşa edilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin üçüncü gününde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Modern Türkiye Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, “İkinci yüzyılın iktisadı yalnızca yeni bir hayat üzerine değil yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmeli” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’nin geleceğini inşa etmek için düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin üçüncü gününde oturumlar “Yürüyüşe Davet” temasıyla devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Modern Türkiye Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu da kongre kapsamında “1923 ile 2023 Sonrasına Yürümek” başlığıyla bir konuşma yaptı. Konuşmasına depremlerde hayatını kaybedenleri anarak başlayan Asım Karaömerlioğlu, İzmir&#8217;de olmaktan dolayı mutlu olduğunu belirterek, “İzmir Cumhuriyet Türkiye’sine hep geleceğin inşasının ipuçlarını, yeni siyasal ve kültürel hayatın yönelimini gösteren bir şehirdir. Bu 1923 sonrasında da böyleydi. Bugün de de böyle. İzmir her zaman Türkiye&#8217;nin ufkunun ve umudunun önün&#038;uum l; açtı” dedi.</p>
<p><strong>“Nitelikli gençler yurt dışına kaçıyor”</strong><br />Bugün en parlak, nitelikli gençlerin ilk fırsatta yurt dışına kaçmaya çalıştığını anlatan Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, şunları söyledi: “Bu durum Türkiye&#8217;nin iktisadi geleceğinin en önemli sorunlarının başında geliyor. Oysa 1930&#8217;larda Türkiye nitelikli insanlar için bir çekim merkeziydi. Yüzlerce Alman bilim insanı Atatürk&#8217;ün çabaları ile ülkemizin gelişmesine katkı sundu. Bilim her şeyden önce niteliktir. Türkiye&#8217;de 1950&#8217;ler sonrasında iş başına gelen iktidarlar ise niceliğe önem verdi. Artık niteliğin önem kazandığı iktisadi bir ekosistem içerisindeyiz. Niteliksel sıçramaların yapılması gerekiyor. Mantar gibi gelişen, kalitesiz, apartman üniversitesi açmak değil. Kaliteli, nitelikli üniversiteler oluşturmak gerekiyor. Hiç kimse hamaset edebiyatı ile yer çekiminin yasalarından kurtulamadığı gibi 21. yüzyıld a bilime saygısı olmayan toplumlar da huzur ve refah içerisinde yaşayamaz.”</p>
<p><strong>Kadınların istihdamdaki payını eleştirdi</strong><br />Genç cumhuriyetin kadın hakları konusunda büyük atılım yaptığını da ifade eden Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, “İzmir İktisat Kongresi’nin kadınların katılımı ile gerçekleştiğini unutmayalım. Kadın meselesi sadece insan hakları meselesi değil aynı zamanda iktisadi bir mesele. Kadınların toplam istihdam içerisindeki payları 2020 verilerine göre sadece yüzde 26. Erkek istihdamının yarısından az. Oysa kadınları ikinci sınıf varlıklar olarak gören toplumlar asla gelişemez. Onların yaratıcılığını kullanmayarak iktisadi gelişimi sağlayamazsınız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeni bir ahlak anlayışı</strong><br />Güven üzerine inşa edilen bir iktisadi hayatı kurmanın önemine dikkat çeken Asım Karaömerlioğlu, bunun için de öncelikle eğitimden başlayarak farkındalık yaratılması gerektiğini söyledi. Karaömerlioğlu, “Yeni bir ahlak meselesi asla muhafazakarlara bırakılmayacak kadar önemli. Seküler ahlakın olmadığı yerde sahici gerçek ahlak olmaz. İkinci yüzyılın iktisadı yalnızca yeni bir hayat üzerine değil yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmeli. Enseyi karartmamak lazım. 21. yüzyıl için yeni bir vizyon küçük küçük nehirlerin birleşerek denize akması gibi dünyanın orasından burasından beslenecek” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karaomerlioglu-ikinci-yuzyilin-iktisadi-yeni-bir-ahlak-uzerine-insa-edilmeli-357928">Prof. Dr. Karaömerlioğlu: &#8220;İkinci yüzyılın iktisadı yeni bir ahlak üzerine inşa edilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 11:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlığa]]></category>
		<category><![CDATA[sonrasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çaresizlikle baş etmenin en etkili yolu dayanışmadan geçiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650">Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çaresizlikle baş etmenin en etkili yolu dayanışmadan geçiyor </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>11 ili etkileyen yıkıcı afet sonrasında psikolojik sağlamlığın önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Tan; kişilerin yaşanan afetlerden sonra her zamankinden daha büyük acılar yaşadığını, psikolojik sağlamlığı oluşturabilmek için kontrol edilebilecek olan noktalara odaklanmayı ve sosyal ilişkilerin benimsenmesi gerektiğini ifade ediyor. Doğal afetlerden sonra sadece belirli olumsuz duyguların yaşanmadığını kaydeden Doç. Dr. Oğuz Tan, çaresizlik duygusuyla baş etmek için dayanışma içerisinde olmayı ve iletişim kurmayı tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Tan, afet sonrasında kişilerdeki psikolojik sağlamlığın önemi hakkında kritik bilgiler paylaştı, tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı yitirmek sorunlara yol açıyor</strong></p>
<p>Doğal afetlerden sonra insanların her zamankinden daha büyük acılar yaşadığını vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Tan, “Yaşanan durum çok daha büyük bir stres kaynağı oluyor. Psikolojik sağlamlığı travma karşısında zihin esnekliği gösterebilme, uyum gösterebilme, adapte olabilme ve yeterliğini sürdürebilme kabiliyeti olarak tanımlayabiliriz. Kişi psikolojik sağlamlığını yitirirse yapabileceklerini de yapamaz. Hem travmayla baş etme gücünü yitirir, ümitsizliğe kapılır, hem de çevresine yardım edemez” dedi.</p>
<p><strong>Kontrol edebilecek noktalara odaklanılmalı</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığı oluşturabilmek ve sürdürebilmek için yapılması gerekenlere değinen Doç. Dr. Oğuz Tan, “Kontrol edilemeyen noktalara değil, kontrol edebilecek noktalara odaklanılmalı. Kişi, elinden ne geliyorsa ve neyi başarabilecekse ona odaklanmalı. Bir diğer unsur ise geleceğe yönelmek. Kişi, gelecekte olabilecekleri ve elinden gelen olumlu şeyleri yapabileceğini düşünmeli. Son olarak kişi sosyal ilişkileri benimsemeli, arkadaşları, ailesi ve hayatta kalan dostlarına sarılabilmeli” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kolektif eylem işe yarayacaktır</strong></p>
<p>Doç. Dr. Oğuz Tan, doğal afetlerden sonra kişinin sadece kayıp, keder ve yas gibi duyguları yaşamayacağına işaret etti ve sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişi, korku ve güvensizlik de yaşayabilir. ‘Hayatım tehlikede, geleceğim mahvoldu, bu acıyla nasıl baş edeceğim?’ gibi düşüncelerle kişi kendisini çaresiz hissedebilir. Çaresizlikle baş etmede en etkili yol dayanışmadır. Hepimiz afetzedelerin yanındayız. Bunu hissetmeleri gerek. Afetzedeler de afetten kurtulanlarla, aileleriyle, arkadaşlarıyla dayanışma içinde olmalılar. İletişim çok iyi gelir, olumsuz duygular bile iletilebilir. Kişi kendini çok kötü hissediyorsa olumsuz duyguları bile herkesin duymasında fayda vardır. Kolektif eylem çok işe yarayabiliyor. Hep beraber bir işi yapmak, başkalarına yardım etmek, yardım istemek, yardım istemekten çekinmemek, çaresizlik duygularını aşmada afetzedelere ve hepimize yardımcı olacaktır” tavsiyelerinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650">Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli]]></category>
		<category><![CDATA[kiloyla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre pek çok hastalığa sebep olan aşırı kilo ile mücadelede hareketli yaşam tarzının teşvik edilmesi ve nitelikli besine erişim şart.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2022 Mayıs ayında yayınladığı rapora göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. </p>
<p><strong>2025’te 167 milyon insan aşırı kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayacak</strong></p>
<p>DSÖ’ye göre dünyada 650 milyon yetişkin, 340 milyon ergen ve 39 milyon çocuk olmak üzere 1 milyardan fazla insan aşırı kilo sorunuyla yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor. DSÖ, 2025 yılına kadar yetişkin ve çocuklar olmak üzere yaklaşık 167 milyon insanın fazla kilolu oldukları için sağlık sorunları yaşamalarının beklendiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Kilo sorunu COVID-19 nedeniyle hastaneye yatışı 3 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kilo kontrolünün yapılamaması durumunda kalp, karaciğer, böbrekler, eklemler ve üreme sistemini gibi pek çok vücut sistemlerini doğrudan etkilendiğini belirten <strong>Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, şöyle konuştu: “Kilo kontrolünü yapamayan bireylerde aşırı kilonun getirdiği hareketsiz veya kısıtlı yaşam sorunlarının yanı sıra tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve inme, çeşitli kanser türleri ve ayrıca ruh sağlığı sorunları gibi bir dizi bulaşıcı olmayan hastalığı da beraberinde getirebildiği biliniyor. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde aşırı kilolu kişilerin COVID-19 nedeniyle hastaneye yatma olasılığı üç kat daha fazla olduğu görüldü. Tüm bu nedenlerle hareketsiz yaşamdan uzak durmak ve kilo kontrolü yapmak her yaş grubundan bireyler için oldukça önemli.”</p>
<p>Pandemi sonrasında hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarında yaşanan sorunların arttığını kaydeden<strong> Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Avrupa’daki bazı ülkelerde yapılan erken araştırmaların, COVID-19 salgını sırasında aşırı kilo prevalansının ve ortalama vücut kitle indeksinin çocuklarda ve ergenlerde arttığını gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Avrupa’da aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor</strong></p>
<p>Aşırı kilo ile mücadelede herkesin sağlıklı bir diyete erişebilmesi ve karşılayabilmesi için daha iyi bir gıda ortamı yaratılması büyük önem taşıdığının altını çizen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer, </strong>“Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 Mayıs ayında yayınladığı ‘DSÖ Avrupa Bölgesel Obezite Raporu 2022’ye göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor” diye konuştu.</p>
<p>2019 yılında kıtalararası açlığa kaynak yaratabilmek, sağlıklı besine erişim sağlayabilmek ve artan aşırı kilo sorununa çözüm bulabilmek amacıyla “Nutrition for Zero Hunger” programını hayata geçirdi. Herbalife Nutrition’ın sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa gerçekleştirdiği ve 2 milyon dolarlık ödenek ayırdığı programın odağında; sağlıklı besinlere erişimi kolaylaştırma, beslenme hakkında daha iyi eğitim verme, sürdürülebilir gıda kaynaklarını tespit etme ve dünya çapındaki krize dikkat çekme başlıklı konular yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor Salonu Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/spor-salonu-acarken-nelere-dikkat-edilmeli-346089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2023 09:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[arken]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[salonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fitness sektöründeki son trendleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sektörün önde gelen markası Proforce'un Genel Koordinatörü Selahattin Alıcı'ya göre yeni bir spor salonu açarken göz önünde bulundurulması gereken birkaç önemli nokta var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-salonu-acarken-nelere-dikkat-edilmeli-346089">Spor Salonu Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fitness sektöründeki son trendleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sektörün önde gelen markası Proforce&#8217;un Genel Koordinatörü Selahattin Alıcı&#8217;ya göre yeni bir spor salonu açarken göz önünde bulundurulması gereken birkaç önemli nokta var.</p>
<p>Her şeyden önce doğru yeri bulmak gerektiğini belirten Alıcı, kolay erişilebilir ve görünür bir yer seçmenin önemini vurguluyor. Spor salonunun fiziksel koşullarını dikkate almak gerektiğini, özellikle yüksek bir tavana sahip olmanın önemli olduğunu belirtiyor.</p>
<p>“Bize spor salonu açma talebiyle gelen kişilerin ihtiyaçlarını belirliyor, seçenekler sunuyoruz. Yeni salon açacaklara tavsiyem; gerekli salon ekipmanlarına sahip olduğunuzdan emin olmanız. Bu noktada kayıt olacak salon üyelerinin ihtiyacını doğru tespit etmek de önemli. Üyeler hangi saatlerde daha fazla ziyaret edecekler, hangi amaçla kullanmayı düşünüyorlar, buna bağlı olarak rahatça çalışabilmeleri ve kendilerini geliştirebilmeleri için doğru ve yeterli ekipmanı salonda bulundurmak gerekiyor.” diye belirtti.</p>
<p>Alıcı’ya göre; üyelerin hedef kitlesi iyi belirlenmeli.   Salonun hangi alanda ön plana çıkacağına da karar verilmeli. Özel derslerin verileceği PT merkezi mi olacak, grup derslerinin yoğun olacağı bir spor merkezi mi olacak ya da herkese hitap edebilecek bir yer mi olacak, bütün bunlara göre ekipman seçimleri önem kazanıyor.</p>
<p>Son olarak nitelikli personel istihdam etmenin önemini vurgulayan Alıcı, “Eğitmenleriniz deneyimli ve sertifikalı olmalıdır” diye belirtirken, spor salonunu etkili bir şekilde pazarlamanın gerekliliğine dikkat çekiyor, “İnsanların spor salonunuzdan ve sunduklarından haberdar olmasını sağlamalısınız.” Böylece salonunuza kayıt talebi artacak ve üyeliğe dönüşecektir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-salonu-acarken-nelere-dikkat-edilmeli-346089">Spor Salonu Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
