<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edilenler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edilenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilenler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edilenler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilenler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><b>Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?</b></p>
<p>Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi.</p>
<p><b>Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi.</p>
<p><b>Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları</b></p>
<p>Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?</b></p>
<p>Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?</b></p>
<p>“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”</p>
<p><b>Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!</b></p>
<p>Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.</p>
<p><b>Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir?</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!</b></p>
<p>KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi. <br /> <br />Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?<br /> <br />Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi. <br /> <br />Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında <br /> <br />Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi. <br /> <br />Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları<br /> <br />Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?<br /> <br />Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” <br /> <br />Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu. <br /> <br />Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?<br /> <br />“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”<br /> <br />Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!<br /> <br />Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.<br /> <br />Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir? <br /> <br />Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!<br /> <br />KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. <br /> <br />Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu.<br /> <br /> <br /> <br /> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 07:12:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlaması]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541152</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. Basit ya da gereksiz gibi görünen bazı uygulamaların arkasında, aslında ciddi tehdit unsurları yer alıyor. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde birçok soru alıyoruz. Bunların başında sıvı sınırlaması ve hiçbir neden olmaksızın yolcunun aramaya tabii tutulması geliyor.” dedi.</strong> </p>
<p><b><strong> Havalimanlarındaki sıvı kısıtlamalarının amacı</strong></b></p>
<p>Havalimanlarındaki güvenlik uygulamaları, özellikle sıvı, aerosol ve jel (LAG) ürünleri konusundaki kısıtlamalar, yolcular arasında sıkça merak edilen bir konu. Bir yandan güvenlik kontrol noktalarında su, kolonya veya spreylerin belli miktarların üzerinde kabine alınmasına izin verilmezken, diğer yandan güvenlik tahditli alanlarda (GTA), yani kontrol noktalarından geçtikten sonra bu ürünlerin serbestçe satılması bir çelişki gibi görünebilir. Ancak bu durum, havacılık güvenliği mevzuatının temel prensipleri ve uygulama detayları ışığında oldukça anlaşılır hale gelmektedir. </p>
<p>Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı, yolcuların kabinde taşıyacakları sıvı, aerosol ve jel maddelerine yönelik kısıtlamaları belirler. Bu kısıtlamalar, genel olarak 100 ml hacimli kaplarda taşınma zorunluluğu ve bu kapların 1 litrelik şeffaf, kapanabilir bir poşet içinde bulunması gibi kuralları içerir. Bu düzenlemelerin temel amacı, sıvı patlayıcıların veya diğer tehlikeli sıvıların uçağa sokulmasını engellemektir. Önemli olan nokta, bu yasakların genellikle güvenlik kontrol noktalarından geçiş sırasında yolcuların &#8220;beraberindeki&#8221; ürünler için geçerli olmasıdır. Peki, güvenlik kontrolünden başarıyla geçtikten sonra neden havalimanının Duty Free mağazaları veya diğer ticari işletmelerinde bu tür ürünler satılabiliyor? </p>
<p>Duty Free mağazalardan satın alınan sıvı ürünler için belirlenmiş özel istisnalar bulunmaktadır. Bu ürünlerin, gümrüksüz mağazalarda satılması; kontrollü tedarik zinciri, güvenlik mühürlü poşetler, belge-fatura zorunluluğu ve transfer güvenliği gibi bir dizi sıkı güvenlik protokolüne dayanır. Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programının belirlediği yasaklar, yolcuların dışarıdan getirdiği ve güvenlik kontrolünden geçmemiş, potansiyel risk taşıyan maddeleri hedef alır. Güvenlik tahditli alanlarda satılan ürünler ise, baştan sona kontrollü bir süreçten geçirilmekte ve özel güvenlik önlemleriyle (STEB gibi) paketlenmektedir. Dolayısıyla, Güvenlik Tahditli Alanlardaki bu satışlar, mevzuata tamamen uygun ve uluslararası standartlarla uyumlu bir uygulamadır.</p>
<p><strong>Alarm verecek hiçbir neden yokken aramaya tabii tutulmak</strong></p>
<p>Güvenlik uygulamalarının bir parçası olarak, güvenlik personelinin de öngöremeyeceği bir sistemle hiçbir alarm vermeyen yolcu bile rastgele olarak ek taramalara tabi tutulabilir. Bu, sistemin sürekli olarak öngörülemeyen tehditlere karşı hazır olmasını sağlar. Havalimanında her günün güvenlik derecesi farklı olabilir. Özellikle yoğun dönemlerde güvenlik derecesi arttırılabilir ve her 8 yolcudan biri random olarak uyarı verebilir. </p>
<p><strong>Şüpheli durumlarda laptopun X-ray&#8217;de ayrı geçirilmesinin amacı</strong></p>
<p>Elektronik cihazlar; pil, kablo, çip ve çeşitli bileşenler içeren yoğun ve karmaşık yapılar barındırır. Bu yapılar, X-ray tarayıcılarında net görüntü alınmasını zorlaştırabilir. Özellikle bir dizüstü bilgisayarın içerisine gizlenmiş tehlikeli veya yasadışı maddeler, bu karmaşık yapının içinde “elektronik karmaşa” adı verilen görüntü kirliliği nedeniyle fark edilemeyebilir. Bu nedenle, elektronik eşyaların X-ray cihazında güvenli ve doğru şekilde analiz edilebilmesi için valizlerden ve muhafazalarından çıkarılarak ayrı olarak taramadan geçirilmesi zorunludur.</p>
<p>Ayrıca, şüpheli durumlarda güvenlik görevlileri, cihazın gerçekten çalışır durumda bir laptop olduğunu teyit etmek amacıyla yolcudan laptopu açarak çalıştırmasını isteyebilir. Bu yöntem, cihazın içerisine gizlenmiş olabilecek farklı düzeneklerin tespit edilmesini sağlar ve güvenlik risklerini en aza indirir.</p>
<p><strong>Kesici kısmı 6 santimetre uzunluğunda kesici aletlerin yasak olması</strong></p>
<p>Uluslararası havacılık otoriteleri ve güvenlik uzmanları, yıllar süren araştırmalar ve risk analizleri sonucunda 6 santimetre sınırını belirlemiştir. Bu bir rastgele sayı değildir; aksine, olası bir tehdidin büyüklüğünü ve yaratabileceği riski minimize etmek için tasarlanmış bilimsel ve pratik bir sınırdır. 6 santimetreden daha uzun bir bıçak veya kesici alet, kabin gibi kapalı ve kısıtlı bir alanda, bir güvenlik ihlali durumunda daha ciddi yaralanmalara yol açma potansiyeli taşır. </p>
<p><strong>Güvenlik personelinin sıra tartışmalarına müdahale etmemesi</strong></p>
<p>Havalimanında uçağa yetişme telaşı içinde, güvenlik sırasının uzadığını görmek ve birilerinin acelesi olduğunu bahane ederek öne geçtiğine şahit olmak sinir bozucu olabilir. &#8220;Güvenlik personeli neden müdahale etmiyor?&#8221; diye şikâyet etmekte haklı olabilirsiniz. Özellikle uçağını istemsiz sebeplerle kaçırma riski taşıyan yolcular için bu durum daha da stresli bir hal alabilir. Ancak havalimanı güvenlik personelinin öncelikleri, bu tür &#8220;sıra kavgalarından&#8221; çok daha hassas ve hayati konulara odaklanmıştır. </p>
<p>Güvenlik görevlileri, X-ray cihazının ekranına, kapı dedektöründen geçen yolcuların hareketlerine ve elle yapılan aramalara maksimum düzeyde odaklanmak zorundadır. Sıradaki anlaşmazlıklara veya yolcular arasındaki öncelik tartışmalarına müdahale etmek, onların esas görevlerinden dikkatini dağıtır ve bu da potansiyel bir güvenlik açığı yaratabilir. Güvenlik, saniyelik bir dalgınlığı bile affetmeyecek kadar hassas bir iştir.</p>
<p><strong>“Prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak”</strong></p>
<p>Havalimanındaki her güvenlik prosedürünün herkesin güvende olması için tasarlandığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanı güvenliği, tek bir büyük taramadan ibaret değildir. Aksine, birbiri üzerine eklenen çok katmanlı bir savunma sistemidir. Terminal girişindeki ilk X-ray taraması temel bir ön kontrol iken, hava tarafı güvenlik noktasındaki detaylı kontrol ve çalıştırma talebi, riskin tamamen ortadan kaldırılmasını hedefler. Bu ek kontroller, potansiyel tehditleri yakalama olasılığını artırır ve kötü niyetli kişilerin güvenlik sistemini aşma girişimlerini çok daha zor hale getirir. Tüm bu prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak ve uçuşlarımızın kesintisiz devamlılığını sağlamaktır.” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[miyomlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında "iyi huylu tümör" olarak da adlandırılırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında &#8220;iyi huylu tümör&#8221; olarak da adlandırılırlar. Miyomlar, asıl olarak kadınların doğurganlık döneminde rahim bölgesinde meydana gelen normalin dışındaki dokulara verilen isimdir. <em><strong>Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma</strong></em> gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Kadın hastalıkları arasında en sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar günümüzde kapalı ameliyatlar ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden, Dr. Ört. Üyesi Kübra Bağcı ‘miyomlar hakkında merak edilenleri’ cevapladı</strong></p>
<p><strong>1.Miyom nedir?</strong></p>
<p>Miyomlar halk arasında ‘ur’ olarak bilinen rahmin kas tabakasından gelişen iyi huylu tümörlerdir. 18-45 arasındaki her dört kadından birinde görülmektedir. </p>
<p><strong>2.Miyomlar daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>Miyomlarda genetik yatkınlık mevcuttur; annesinde veya kız kardeşinde myom saptanan kadınlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Vücut kitle indeksi yüksek kadınlarda, ilk adetini erken yaşta görenlerde ve hiç doğum yapmamış kadınlarda daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>3.Miyomun belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Çoğu hastada herhangi bir şikayet yoktur ve rutin muayene sırasında saptanırlar.  Miyomun oluşturacağı semptom miyomun rahimdeki yerleşim yerine ve boyutlarına bağlıdır.  Sıklıkla kasık ağrısı, sık ve aşırı adet kanamaları, anemi yani kansızlıkla kendini göstermektedir. Bunun yanı sıra eğer miyom oluşturduğu bası ile komşu organları etkilemişse sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya kabızlığa neden olabilirler. Cinsel ilişki sırasında ağrı oluşturması ise çiftlerin cinsel yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir.</p>
<p><strong>4.Miyomlar kısırlık yapar mı?</strong></p>
<p>Rahim içinde yerleşim gösteren miyomlar, rahim iç duvarını bozarak kısırlığa, tekrarlayan düşüklere sebep olurlar. Miyomu olan bir kadın gebe kalmışsa gebelik sırasında miyom büyüyebilir, bebekte gelişim geriliği ve erken doğum riski görülebilir.</p>
<p><strong>5.Miyomlar kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Miyomlar iyi huylu tümörler olsa da 1000’de 2 ile 5 arasında kansere dönüşme ihtimali vardır. Hastanın yaşı arttıkça kansere dönüşme ihtimali de artar. Ameliyat edilmeyen miyomlar 3 ile 6 ay aralıklarla yapılacak kontrollerle takibe alınmalıdır.</p>
<p><strong>6.Hangi testlerle miyom tanısı konulur?</strong></p>
<p>Muayene sırasında ultrason ile miyom tanısı konulabilmektedir. Bazen miyomun yerleşim yerini ve boyutlarını tam olarak değerlendirmek için MR görüntüleme yapılması gerekir.</p>
<p><strong>7.Miyomlar nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Miyomu besleyen damarların kapatılması, kanama, ağrı gibi semptomları hafifletilmesi veya miyom boyutlarının küçülmesini sağlayacak ilaç tedavileri olsa da miyomların en kesin tedavisi ameliyattır. </p>
<p><strong>8.Miyom ameliyatı sırasında rahmi korumak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Miyomların tedavisi için iki tür ameliyat yapılır. Birinci seçenek rahim korunarak miyomların çıkartılması ikinci seçenek ise rahmin alınmasıdır. Hangi ameliyat türünün seçileceği hastanın yaşı, çocuk istemi veya çocuk sayısı gibi parametrelere göre değişmektedir. Hastalar, bireysel olarak değerlendirildikten sonra tedavi seçenekleri belirlenmelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
