<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edilebilir | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edilebilir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilebilir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edilebilir | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edilebilir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uykusuzluk tedavi edilebilir bir hastalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uykusuzluk-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-620696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuzluğun]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uykusuzluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, uykusuzlukta ilaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmenin mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uykusuzluk-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-620696">Uykusuzluk tedavi edilebilir bir hastalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Uykusuzluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, uykusuzlukta ilaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmenin mümkün olduğunu söyledi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her az uyunan gecenin insomni olmadığını vurgulayan Meltem Can İke, bir kişide uykusuzluk hastalığından söz edilmesi için haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması, sorunun en az 3 aydır devam ediyor olması ve kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana sahip olmasına rağmen uyuyamaması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, Dünya Uyku Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada uykusuzluk, uykusuzluk tedavisi ve uyku hijyeni ile ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Dünya Uyku Cemiyeti tarafından her yıl düzenlenen Dünya Uyku Günü vesilesiyle, toplumumuzun büyük bir kesimini etkileyen ancak çoğu zaman &#8220;yapısal bir özellik&#8221; sanılarak ihmal edilen uykusuzluk yani insomni konusuna dikkat çekmek istiyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uykusuzluk bir hastalıktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluğun sadece bir belirti değil, başlı başına bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Tıbbi literatürde &#8220;İnsomni&#8221; olarak adlandırılan bu durum; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme zorluğu veya sabah çok erken uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde kendini gösterir. Bu durum kişinin gün içindeki konsantrasyonunu, duygu durumunu ve genel sağlık kalitesini bozuyorsa klinik bir tablo olarak değerlendirilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşırı derecede odaklanma görülüyor </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Yakınması olan kişilerde (özellikle geceleri) uyku sorunlarına aşırı derecede odaklanma ve uykusuzluğun olumsuz sonuçları hakkında kaygı duyma vardır.  Yetersiz uyku süresi ve kalitesi, ileri derecede sıkıntıya veya günlük aktivitelerde eksilmeye neden olur.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kadınlarda daha fazla görülüyor </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kadınlarda bir miktar daha fazla görülen bu durumun yaşla arttığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Yaş ilerledikçe derin (yavaş) uyku miktarında azalma, dolayısıyla uykunun çok yüzeysel ve kırılgan hale gelmesine neden olur. Ayrıca sirkadiyen ritimdeki değişikliklere (uyku fazının erkene kayması), yaşlı bireylerde özellikle gecenin ikinci yarısında uykunun çok sık bölünmesine ve sabah çok erken saatlerde uyanma ile sonuçlanır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Haftada en az 3 gece uykusuzluk yaşanıyorsa dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluk tanı kriterlerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Her az uyunan gece, insomni değildir. Bir kişide uykusuzluk hastalığından söz edebilmemiz için:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Haftada en az 3 gece bu sorunun yaşanması,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Sorunun en az 3 aydır devam ediyor olması,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Kişinin uyumak için uygun ortam ve zamana sahip olmasına rağmen uyuyamaması gerekir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uykusuzluğun üç temel nedeni var </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluğun çok faktörlü bir sorun olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, başlıca nedenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>1. Psikolojik Faktörler: Kaygı bozuklukları, stres ve depresyon.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>2. Tıbbi Durumlar: Kronik ağrılar, nefes darlığı, huzursuz bacaklar sendromu ve uyku apnesi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>3. Yaşam Tarzı: Düzensiz çalışma saatleri (vardiyalı sistem), aşırı kafein tüketimi ve hareketsizlik.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uykusuzluk genetik bir miras mıdır?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluğun genetik bir boyutu olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke. “Araştırmalar, ailesinde uykusuzluk öyküsü olan bireylerin bu soruna daha yatkın olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum sadece genlerle açıklanamaz; aile içindeki uyku alışkanlıkları ve çevresel faktörler de bu mirası tetikler” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Modern çağın kabusu: Mavi ışık ve sosyal medya</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Günümüzde uyku düzenini bozan en büyük düşman yatağa bizimle birlikte giren akıllı telefonlardır” diyen Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke teknoloji kullanımının olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Melatonin Baskılanması: Ekranlardan yayılan mavi ışık, beynimize &#8220;hala gündüz&#8221; sinyali göndererek uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını engeller.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Duygusal Uyarılma: Sosyal medyada karşılaşılan içerikler beyni tetkikte tutar ve uykuya geçiş için gereken gevşemeyi imkansız kılar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku hijyeni için altın kurallar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzlukla mücadelede ilk adımın uyku hijyeninin sağlanması olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Rutin Oluşturun: Her gün (hafta sonu dahil) aynı saatte yatıp aynı saatte kalkın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Yatağı Sadece Uyku İçin Kullanın: Yatakta yemek yemeyin, çalışmayın veya sosyal medyada vakit geçirmeyin.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Işık ve Isı Kontrolü: Yatak odanız zifiri karanlık, sessiz ve serin olmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Kafeine Sınır Koyun: Öğleden sonra saat 14:00’ten sonra çay ve kahve tüketimini kesin.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uykusuzluğun sağlık açısından riskleri nelerdir? </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluğun önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, bu sorunları kardiyovasküler hastalıklar (HT, MI, kronik kalp yetmezliği), Tip 2 diyabet, obezite, nörolojik hastalıklar (kortikal atrofi, demans) ve psikiyatrik hastalıklar (depresyon, suicidal düşünceler) olarak sıraladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam kalitesini etkiliyorsa uzmana danışılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Uykusuzluğun kişinin yaşam kalitesini önemli derecede etkilemesi halinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Eğer uykusuzluk probleminiz;</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Gün içinde iş performansınızı düşürüyorsa,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğüne neden oluyorsa,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* Araç kullanırken veya çalışırken uyuklamalara yol açıyorsa,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>* İlişkilerinizde tahammülsüzlük ve gerginlik yaratıyorsa vakit kaybetmeden bir Nöroloji Uzmanına başvurmalısınız” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarı </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Unutmayın: Uykusuzluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaç tedavilerinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapilerle de kalıcı çözümler üretmek mümkündür. İyi bir uyku, iyi bir hayatın anahtarıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uykusuzluk-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-620696">Uykusuzluk tedavi edilebilir bir hastalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Erden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta. Özellikle henüz teşhis edilmemiş şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen diyabetik retinopati, Ramazan’daki beslenme düzeni değişikliğiyle birlikte ilk sinyallerini vermeye başlayabiliyor. </p>
<p>Diyabetik retinopatinin şeker hastalığının en ciddi komplikasyonlarından olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, retinopatinin sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, Ramazan ayı bağlamında şu kritik bilgileri paylaşıyor:</p>
<p>&#8220;Uzun süreli açlık sırasında kan şekeri dalgalanmaları yaşanabilir. Eğer kişide gizli bir diyabet varsa, bu dalgalanmalar gözün en hassas tabakası olan retinadaki kılcal damarlarda sızıntılara veya genişlemelere yol açar. Gözde bulanık görme veya ışık parlaması şeklinde belirti gösterebilir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığının görme kaybı ile sonuçlanabilen en ciddi komplikasyonlarından biridir ve ne kadar erken teşhis edilirse, ilerlemesini önleme veya mevcut hasarı tedavi etme şansımız o kadar yüksek olur.”</p>
<p><strong>Her 10 yetişkinden biri diyabetli </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ilk kez bulaşıcı niteliğe sahip olmayan salgın bir hastalık olarak nitelendirilen diyabetin ulaştığı rakamlar korkunç.   Diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Doç. Dr. Erden, rakamlar hem Türkiye’de hem de dünyada endişe verici şekilde arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Diyabet, gözleri de vuruyor.   Diyabetik retinopati ise 50 yaş altındaki kişilerde körlüğe bile yol açabiliyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.”  </p>
<p><strong>Ramazan öncesi muayene tavsiyesi</strong></p>
<p>Birçok göz hastalığının, özellikle retinopatinin erken evrelerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Burak Erden, rutin göz muayenesinin altını çiziyor ve Ramazan öncesi yapılacak muayene ile birçok göz rahatsızlığının erken evrede teşhis edilebileceğini söylüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Erden, “Ramazan öncesi yapılacak kontrollerde henüz belirti vermemiş diyabeti, yüksek tansiyonun damarlardaki tahribatını, glokom (göz tansiyonu) riskini görebiliyoruz. Ramazan’da değişen metabolizma hızı ve sıvı alımındaki azalma, göz içi dengelerini değiştirebileceği için, muayeneyi oruç öncesine çekmek kritik bir öneme sahiptir.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybı oluşur</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, “Bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabilir. Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Retinadaki kılcal damarları bozuyor</strong></p>
<p>‘Diyabetik retinopati’nin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, şöyle dedi: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz kuruluğu Ramazan’da belirginleşebiliyor</strong></p>
<p>Sadece retina hastalıkları değil göz kuruluğu gibi problemlerin de Ramazan’da belirginleşebileceğini belirten Doç. Dr. Burak Erden, sözlerini şöyle tamamlıyor:</p>
<p>&#8220;Vücudun uzun süre susuz kalması, gözyaşı kalitesini düşürerek şiddetli göz kuruluğuna ve buna bağlı bulanık görmeye neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanların Ramazan öncesi kapsamlı bir göz taramasından geçmesi, oldukça önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PUBG: BATTLEGROUNDS, 35.2 Güncellemesi ile Yok Edilebilir Arazileri Genişletiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-352-guncellemesi-ile-yok-edilebilir-arazileri-genisletiyor-531086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 09:13:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arazileri]]></category>
		<category><![CDATA[battlegrounds]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[genişletiyor]]></category>
		<category><![CDATA[güncellemesi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[pubg]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531086</guid>

					<description><![CDATA[<p>KRAFTON, Inc., PUBG: BATTLEGROUNDS PC sürümü için 35.2 Güncellemesi'nin yayınlandığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-352-guncellemesi-ile-yok-edilebilir-arazileri-genisletiyor-531086">PUBG: BATTLEGROUNDS, 35.2 Güncellemesi ile Yok Edilebilir Arazileri Genişletiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KRAFTON, Inc., <em>PUBG: BATTLEGROUNDS</em> PC sürümü için 35.2 Güncellemesi&#8217;nin yayınlandığını duyurdu. Güncellemenin konsol sürümü ise 22 Mayıs&#8217;ta yayınlanacak. Oyunun 2025 yol haritasının izinden giden bu güncelleme, Taego&#8217;ya yok edilebilir ortamlar getiriyor, araç kamuflajı aracılığıyla taktiksel unsurları arttırıyor ve haritalardaki oyun ögelerini bütünleştiriyor. Bu güncellemeyle PUBG oyuncu deneyimini modernleştirmeye ve rekabetçi Battle Royale türündeki konumunu güçlendirmeye yönelik adımlar atmayı sürdürüyor. Güncelleme notlarının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Yok Edilebilir Arazi Şimdi Taego’da</strong></p>
<p>Taego haritasında ilk kez, savaş sırasında çevre fiziksel olarak değiştirilebiliyor. El Bombaları, Havan Topları, C4 ve Tanksavar gibi patlayıcılar artık arazinin bazı bölümlerini yeniden şekillendirebiliyor ve siper almak veya saldırmak için yeni fırsatlar yaratabiliyor.</p>
<p>Yeni eklenen Kazma, oyuncuların araziyi daha sessiz bir şekilde elle kazmalarına ve değiştirmelerine olanak tanıyor. Bu değişiklikler, Battlegrounds&#8217;u daha stratejik bir oyun hâline getirirken harita kontrolüne de derinlik katıyor.</p>
<p><strong>Daha Bütün Bir Oyun Sistemi</strong></p>
<p>35.2 Güncellemesi ayrıca tüm haritalardaki <em>PUBG: BATTLEGROUNDS</em> deneyimini daha tutarlı hâle getirmeyi amaçlayan bir dizi ayarlamayı da beraberinde getiriyor. </p>
<p>Bu eklemeler, KRAFTON&#8217;un haritaya özgü bilgi gereksinimleri azaltma ve tüm oyuncular için daha birleşik bir oyun deneyimi ortaya koyma yönündeki devam eden çabalarını yansıtıyor.</p>
<p>Öne çıkan bazı noktalar:</p>
<ul>
<li>Yeni Araç Kamuflaj Ağı, park hâlindeki araçların gizlemesine ve çevrede fark edilmesini zorlaştırmasına olanak tanımakta. Erangel ve Miramar&#8217;da bulunan bu eşya, araç tabanlı stratejilere gizlilik unsuru ekliyor.</li>
<li>Daha önce yalnızca Miramar&#8217;a özel olan Otomatlar artık Erangel ve Taego&#8217;da da bulunuyor. Bu etkileşimli nesneler sağlık ve enerji eşyaları dağıtıyorlar. Şanslı oyuncular çok sayıda eşya veren büyük ikramiyeyi de kapabilir. Bu haritalarda yer alan önemli binalarda rastgele bir Sağlık veya Enerji Otomatı belirecek. </li>
<li>Başka haritalarda da mevcut olan yağma mekaniği yok edilebilir fıçılar, Erangel&#8217;e eklendi. Oyuncular bu fıçıları parçalayarak ekipman bulma şansı elde ediliyor. </li>
</ul>
<p><strong>Oynanış ve Eşya Ayarlamaları</strong></p>
<p>35.2 Güncellemesi ayrıca çeşitli denge değişiklikleri ve kullanılabilirlik güncellemelerini de beraberinde getiriyor:</p>
<ul>
<li>C4, anında fırlat-kullan yaklaşımı yerine 4 saniyelik kurulum gerektiren yerleştirilebilir bir eşyaya dönüştürüldü. Bu değişiklik kullanım riskini artırıyor ve eşyanın gücünü kullanılan koşullara göre çeşitlendiriyor.</li>
<li>Şişme Bot artık tamamen dolu olduğunda daha hızlı hareket ediyor; ayrıca envanter ağırlığı da azaltıldı.</li>
<li>İşaret Fişeği&#8217;nin kullanılabilirliği daha net ipuçları, kullanıcı arayüzü göstergeleri ve telsiz mesajlarıyla iyileştirildi.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-352-guncellemesi-ile-yok-edilebilir-arazileri-genisletiyor-531086">PUBG: BATTLEGROUNDS, 35.2 Güncellemesi ile Yok Edilebilir Arazileri Genişletiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PUBG: BATTLEGROUNDS 29.1 Güncellemesi Yok Edilebilir Arazileri Oyuna Ekliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-291-guncellemesi-yok-edilebilir-arazileri-oyuna-ekliyor-450155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2024 11:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arazileri]]></category>
		<category><![CDATA[battlegrounds]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[ekliyor]]></category>
		<category><![CDATA[güncellemesi]]></category>
		<category><![CDATA[oyuna]]></category>
		<category><![CDATA[pubg]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güncelleme aynı zamanda İtalya’nın dünyaca ünlü motosiklet markası 'Ducati' ile iş birliğinin de startını veriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-291-guncellemesi-yok-edilebilir-arazileri-oyuna-ekliyor-450155">PUBG: BATTLEGROUNDS 29.1 Güncellemesi Yok Edilebilir Arazileri Oyuna Ekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>KRAFTON, Inc.</span><span> <em>PUBG: BATTLEGROUNDS</em> 29.1 güncellemesinin bugün itibarıyla sunuculara geldiğini duyurdu. Güncelleme, yok edilebilir arazileri, Ducati iş birliğini, yeni bir yakın dövüş silahını ve çeşitli oyun içi denge iyileştirmelerini içeriyor. </span></p>
<p><strong><span>Yok edilebilir Araziler: </span></strong></p>
<p><span>Bu güncellemeyle birlikte, </span><em><span>PUBG: BATTLEGROUNDS</span></em><span> 2024 Yol Haritasında duyurulan &#8216;Yok edilebilir Arazi&#8217; özelliği Rondo&#8217;ya geldi; bu özellik, oyuncuların açık alanlarda savaşlara girerken siper ve yeni saldırı rotaları oluşturmak için araziyi yok etmelerine olanak tanıyor. Araziler, yeni eklenen yakın dövüş silahı &#8216;Kazma&#8217;, bazı fırlatılabilir eşyalar ve araç patlamalarıyla yok edilebiliyor.</span></p>
<p><strong><span>Ducati İş Bİrliği:</span></strong></p>
<p><span>İtalyan premium motosiklet markası &#8216;Ducati&#8217; ile iş birliği şimdi sizlerle.  Bu iş birliği aracılığıyla oyuncular, <em>PUBG: BATTLEGROUNDS</em>&#8216;ta Ducati Özel Araç kozmetikleri de dahil olmak üzere çeşitli iş birliği ürünleri kazanabilecek. Özel Araç kozmetikleri, &#8216;Basamak Atlama Paketi&#8217; ve &#8216;Ganimet Zulası Paketleri&#8217; aracılığıyla sunulan &#8216;Ducati Jetonları&#8217; toplanarak elde edilebiliyor; Paketler 9 Nisan&#8217;dan 8 Mayıs&#8217;a kadar masaüstü sürümünde ve 18 Nisan&#8217;dan 16 Mayıs&#8217;a kadar da konsol sürümlerinde satışta olacak.</span></p>
<p><strong><span>Rondo Güncellemeleri:</span></strong></p>
<p><span>Rondo, dereceli oyuna eklendi ve çoğu elektronik cihazı devre dışı bırakan EMP Bölgesinin frekansında azalmalar sağlanarak bölge genel olarak iyileştirildi. İmdat Kalkanı Fişeğini kullanınca gelen İmdat Kalkanı hava yardımlarının sayısı 3&#8217;ten 2&#8217;ye düşürüldü ve boyutları da biraz küçültüldü. Ayrıca Rondo&#8217;daki Oyun İçi Mücadeleleri ve bazı arazi, nesneler ve çevresel unsurlarda iyileştirmeler yapıldı. </span></p>
<p><strong><span>Genel İyileştirmeler:</span></strong></p>
<p><span>29.1 güncellemesiyle SCAR-L, AKM, Panzerfaust ve Mk12 gibi bazı silahların da dengelerinde düzenlemelere gidildi. Güncelleme ayrıca bot hareketi ve davranışlarında iyileştirmeler, Ustalık Madalyalarının eklenmesi ve &#8216;Survivor Pass: Comic Chaos&#8217;u da içeriyor.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pubg-battlegrounds-291-guncellemesi-yok-edilebilir-arazileri-oyuna-ekliyor-450155">PUBG: BATTLEGROUNDS 29.1 Güncellemesi Yok Edilebilir Arazileri Oyuna Ekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavi Edilebilir Hastalıklar Arasında Yerini Almaya Başladı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavi-edilebilir-hastaliklar-arasinda-yerini-almaya-basladi-448934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 11:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almaya]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser türleri, çevresel etkenler, farklı yaşam koşulları, alışkanlar, hormonal farklılıklar nedeniyle kadın ve erkekler arasında farklılıklar gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavi-edilebilir-hastaliklar-arasinda-yerini-almaya-basladi-448934">Kanser Tedavi Edilebilir Hastalıklar Arasında Yerini Almaya Başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span>Günümüzde gerek insanların hayatlarına mal olması gerekse tanı ve tedavi üzerinde sürekli gelişmelerin yaşanması nedeniyle kanser, her daim gündemin ana konularından biri olmaya devam ediyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, tedavide yaşanan tüm ilerlemelere rağmen, olumsuz yaşam alışkanlıkları ve erken tanıya yeterli özenin gösterilmediğini söyledi. Kanser Haftası dolayısıyla bazı noktaların altını çizen Prof. Dr. Öven, erken tanıyla özelikle bazı kanser türlerinin tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer aldığını belirtti. </span></em></p>
<p><span> </span></p>
<p><span>Kanser türleri, çevresel etkenler, farklı yaşam koşulları, alışkanlar, hormonal farklılıklar nedeniyle kadın ve erkekler arasında farklılıklar gösteriyor.  Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, kadınlarda en sık görülen kanserlerin sırasıyla, meme, akciğer ve kolon kanseri iken, erkeklerle prostat, akciğer ve kolon kanseri olarak sıralandığını anlattı. Bu noktada özellikle sigara kullanımının artmasına bağlı olarak akciğer kanserinin kadınlarda da erkekler kadar sık görüldüğüne dikkat çekti. </span></p>
<p><strong><span>YAPILAN DOĞRU YA DA YANLIŞLAR RİSKİ BELİRLİYOR!</span></strong></p>
<p><span>Halen kanserin kesin nedeninin bilinmemekle birlikte özellikle değiştirilebilir risk faktörleri olarak tanımlanan yaşam tarzına bağlı hataların kanserin oluşmasında önemli bir etken olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öven, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meme kanserinde olduğu gibi cinsiyet, akciğer ve prostat kanserindeki gibi ileri yaş hastalığın ortaya çıkmasında değiştirilemez risk faktörleri olduğunu biliyoruz. Ancak bununla birlikte, değiştirebileceğimiz risk faktörlerini düzenleyerek kanserden korunabiliriz. Bunların başında sigarayı bırakmak geliyor. Sağlıklı beslenme, sebze meyve tüketimini artırmak, hayvansal gıdaların, özellikle işlenmiş et tüketimini azaltmak, egzersiz yapmak, obeziteden uzak durmak kanser riskini azaltmak için yapılması gerekenler arasında yer alıyor.”  </span></p>
<p><strong><span>HASTALIĞA DEĞİL HASTAYA ÖZEL TEDAVİ UYGULANMALI</span></strong></p>
<p><span>“Tedavinin en önemli unsurları, hastalığa göre, hastalığın yaygınlığına göre, kişiye göre, yaşa göre tedavi değişiyor” diyen Prof. Dr. Öven, “Erken yakalanan kanserlerin bir kısmında hala cerrahi ön planda. Bunun yanında onkologlar olarak biz de kemoterapi sürecinde bu multidisipliner tedavi yaklaşımında yer alıyoruz. Hastalığın tekrar etme riskini azaltmak için cerrahi sonrası koruyucu kemoterapiler verdiğimiz gibi, sıçramalı hastalıklarda hastalığı kontropl altına almak için kemoterapi dışında, özellikle son yıllarda immünoterapi ve akıllı ilaç olarak tanımladığımız hedefe yönelik tedavilerin onkolojide adeta çığır açtığını söylemek mümkün.” diye konuştu. </span></p>
<p><strong><span>“KANSER TEDAVİ EDİLEBİLİR HASTALIKLAR ARASINDA”</span></strong></p>
<p><span>Kanser hala hayata mal olan bir hastalık olmakla birlikte erken tanıyla bugün kanseri tedavi edilebilir bir hastalık olarak nitelendirmenin mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bala Başak Öven, sözlerine şöyle devam etti: </span></p>
<p><span>“Artık kesinlikle kanseri de tedavi edilebilir bir hastalık olarak nitelendirebiliriz. Elbette bu noktada tarama yöntemleri ile erken tanı koymak önemli. Meme kanseri, bağırsak kanseri, rahim ağzı kanseri hatta akciğer kanseri için tarama yöntemleri ile hastalık erken saptanıp tedavi edilebilirse, ölüm oranlarının azaldığını biliyoruz. </span></p>
<p><strong><span>HASTANIN YAŞAM KALİTESİNİ KORUYARAK TEDAVİ MÜMKÜN</span></strong></p>
<p><span>Akıllı ilaçlar ve immünoterapinin kemoterapi gibi yaşam kalitesini bozmadan etkili olurken, hem yaşam süresini uzattığını hem de hastaneye bağımlılığı azalttığını anlatan Prof. Dr. Öven, “</span><span>Bu üç tedavi yönteminin kullanım amaçları, hedefleri birbirinden farklıdır. Dolayısıyla her hastalık ve hasta için tedavi yöntemleri farklılaşmaktadır” dedi. Prof. Dr. Öven sözlerine şöyle devam etti: “Metastatik hastalıkta ya da ameliyat olmuş lokal tedavisi tamamlanmış, tam iyileşmiş hastalarda koruma tedavisi olarak kemoterapiler kullanılır. Bunun yanında akıllı ilaçlar veya vücudun kendi bağışıklık sistemini artırarak kanserle savaşmasını sağlayan tedavi yöntemi olan immünoterapiler de kullanılan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. </span><span>Akıllı ilaçlar arasında ağızdan alınan tipleriyle hastaneye bağımlılığın azalması özellikle hastalar açısından çok önemli. Bununla birlikte baş edilebilir yan etkileri sayesinde de hastanın yaşam kalitesi korunduğu için tedavi sırasında hastanın psikolojisi de korunabiliyor. </span></p>
<p><span>Uzun yıllardır kullanılmasına karşın immünoterapinin de özellikle son 5 yıldır gündemde olduğunu söylemek mümkün. Çünkü bütün kanser türlerinde kullanılıyor. Vücudun kendi bağışıklık sistemini arttırarak, kanserle savaşmasını sağlayan bu tedavi bugün neredeyse bütün kanser türlerinde kullanılıyor. Üstelik yan etkileri de gribal semptomlar ya da cilt döküntüleri gibi tolere edilebilir etkilerdir.”</span></p>
<p><strong><span>BAZI İŞARETLER UYARICI OLMALI</span></strong></p>
<p><span>Prof. Dr. Öven, bazı kanser türleri için tarama yöntemlerinin bulunmakla birlikte bazılarında böyle bir imkanını da olmadığını hatırlatarak vücudumuzda görülen bazı işaretlerin uyarıcı olması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Öven konuyla ilgili şunları anlattı: “Meme, kolon, akciğer gibi bazı kanserlerde tarama yöntemiyle sağ kalımın uzadığı gösterilmiş. Örneğin 40 yaşından sonra yıllık yapılan mamografi ile, meme kanserine bağlı yaşam kaybı yüzde 40 azaltılmış. Ancak pankreas için böyle bir taramadan söz etmek mümkün değil. Bu durumda da semptomların farkında olmak lazım. Örneğin geçmeyen, tedaviye rağmen iyileşmeyen öksürükler, tedaviye rağmen iyileşmeyen öksürük. Kilo kaybı. Sonradan tespit edilmiş kansızlık. Vücutta ele gelen kitleler tespit edilmesi gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı.”</span></p>
<p><strong><span>TANIYI HASTADAN GİZLEMEYİN</span></strong></p>
<p><span>Özellikle daha ileri yaşlarda ortaya çıkan kanserlerde toplum yapımızdan dolayı aile bireylerinin hastalığı gizlemeye çalıştıklarını ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyen Prof. Dr. Öven, “Aslında tam aksine hastalığı, tedaviyi ve olabilecek yan etkiler konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarında yaşayabilecekleri konusunda daha fazla endişe duyuyor. Tam aksine hastalar bilgilendirildiklerinde tedaviyi ve olabilecek yan etkileri çok daha iyi tolere ediyor. Çünkü tedavi sırasında düzenli uyku, stres gibi motivasyonun da önemli olduğunu biliyoruz.” Diye konuştu. </span></p>
<p><strong><span>“MEVSİMİNE GÖRE BESLENMELİ”</span></strong></p>
<p><span>Tedavi sırasında kanser hastasının da her sağlıklı bireyin dikkat etmesi gerektiği gibi sağlıklı yaşam tarzına özellikle sağlıklı beslenmeye dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, uyarılarını şöyle aktardı: “Özellikle kanser açısından risk oluşturacak faktörlerinden uzak durmalı. Bunun başında sigara geliyor. Hastalara, sigaradan uzak durmasını, düzenli uyumasını, günde en azından 2-3 litre su tüketmesini öneriyoruz. Sağlıklı beslenme adına mevsiminde mevsimine göre yemek yenmeli. Tedavi alan hastalarda bağışıklık sistemi daha düşük olabileceği için özellikle enfeksiyon riski olabilecek açıkta kalmış yiyeceklerin bol su ile yıkanmasını tavsiye ediyoruz. Bunun yanında paketlenmiş, işlenmiş gıdadan uzak durulmalı ve hormon içermeyen taze meyve sebze tüketilmeli. Hastalara özellikle “şunu yemeyin bunu yemeyin” demiyoruz ama yara yerini iyileştirmesi ve bağışıklık sistemini artırmak açısından protein içeriği yüksek gıdalarla beslenmesini tavsiye ediyoruz. Yani kuru baklagiller, yumurta, et, süt, peynir öğünlerinde yer almalı. Ayrıca, hem sindirim sistemine hem de bağırsak mukozasına daha iyi geleceği için lifli beslenmeye özen göstermesi de yarar sağlıyor. Ancak bunların dışında özellikle yemesi ya da yememesi gereken gıdalar gibi bir liste söylemek, kural koymak söz konusu değil.”</span></p>
<p><strong><span>ŞEKER HASTALIĞI BESLEMEZ, KİLOYU ARTIRIR!</span></strong></p>
<p><span>Prof. Dr. Bala Başak Öven, tedavi sırasında hastaların en sık sorduğu ve merak ettiği konulara dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu: “Hastaların en çok sorduğu sorulardan biri de şeker tüketimi. Bu konuya da açıklık getirmekte fayda var. Şeker tüketimi hastalığı beslemez. Ancak bunun yanında özellikle prostat, meme, bağırsak kanseri gibi bazı kanser türlerinde göbek etrafında yağlanma yani kilo artıyı hastalık açısından risk oluşturabildiği için hastanın kilo almaması önemli. Dolayısıyla kilo almayı engellemek için rafine şeker tüketimini azaltmak gerekir. “Ben dondurma yedim, çikolata yedim hastalığım tetiklenir mi” elbette ki münferit olarak bu besinleri tüketmek hastalığı tetiklemez. Önemli olan nokta hastanın günlük enerji ihtiyacını karşılayacak şekilde dengeli bir beslenme düzenine sahip olmasıdır.”</span><span> </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavi-edilebilir-hastaliklar-arasinda-yerini-almaya-basladi-448934">Kanser Tedavi Edilebilir Hastalıklar Arasında Yerini Almaya Başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 13:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[koduna]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz. Biz spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” dedi. </strong></p>
<p>Biyotıbbın geliştirilmesiyle birlikte eski tedavilerin çok da iyi olmadığının fark edildiğini belirten Prof. Monte Buchsbaum, 6. BaCI Konferansı açılış konuşmasında, kişiselleştirilmiş tıbbın önemini vurguladı. Buchsbaum, “Şu anki teknoloji ve yeni ilaçlarla şizofreniyi tedavi edebiliyoruz ama hala istediğimiz seviyede değil. Kişiselleştirilmiş tıp, mental sağlık için altın standarttır. Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Biz, psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz, spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz.  Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nörogörüntüleme öncüsüne Fahri Doktora </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Ağustos&#8217;ta, küresel ölçekte sinirbilim çalışmalarına yaptığı değerli katkılardan ve psikiyatrik bozuklukların tedavisine olan tutkulu bağlılığından dolayı Prof. Buchsbaum’a Fahri Doktora unvanı verilmesini kararlaştırdı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesinde başlayan 6. Temel Klinik ve Çok Modelli Görüntüleme (Basic Clinical and Multimodal Imaging, BaCI) Konferansı açılış konuşması sırasında, uluslararası üne sahip görüntüleme nörobilimcisi Prof. Monte Buchsbaum&#8217;a<strong> </strong>fahri doktora takdimi de yapıldı. Buchsbaum’a cübbesini Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan giydirdi.</p>
<p><strong>“Psikiyatride hataya yer yok”</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü kabul edilen California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, konferansın açılış konuşmasında, bilimsel ölçme tekniği olarak EEG kullanımının önemine değindi. Buchsbaum, “İnsanlar birbirinden farklıdır. Biri depresif, diğeri şizofren iki hastanın beyni diğerlerinden farklıdır. Bu, hangi hastaya hangi ilacın verileceğini belirlemek için çok önemlidir. Psikiyatride herhangi bir şekilde hataya yer yoktur. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır. Şizofreni ve depresyondaki bir hastanın farklılıklarını anlamak bizim için çok önemli. İnanıyorum ki ilaçlardan ilham alan bu EEG metodu beyindeki bu noktaları bularak uygun farmakolojik terapiyle eşleştirmemizi sağlayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Buchsbaum, “Gelecekte, bireysel tedavi planlarını oluştururken İlk önce EEG’den data alacağız ve EEG sayesinde sağlıklı bireylerden nasıl farklılık olduğunu, nerede değiştiğini göreceğiz. Bu bize beyinde bir nokta söyleyecek. Büyük ihtimalle ön lobda veya başka muhtemel noktalarda. Sonra kütüphanemize, resimlerimize bakacağız. EEG’nin bizim kütüphanemizdeki resimlerden ve datalardan nasıl diğer ilaçlardan değişik bir sonuç verdiğine bakacağız. Bu zaten yapıldı. Sonra EEG’deki sonuçlara bakarak spesifik olarak hangi ilacın hangi noktayı etkilediğine karar verebileceğiz. Bu, bizim doğru ilacı seçmemizi sağlayacak. Spesifik beyin resmimiz var, EEG datamız var ve doğal olarak hangi spesifik ilacı vereceğimizi biliyoruz.” dedi.</p>
<p>EEG’de ilaçların psikiyatrik ve diğer nörolojik hastalıklara iyi geldiğine dair çok açık kanıtlar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Buchsbaum, “EEG tekniğini tam potansiyeliyle kullanmak bu yüzden çok önemli. Bu sabah farklı ülkelerden araştırmacılar ‘EEG nasıl farklı bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir’ bunu tartıştılar. Özellikle de EEG’nin ilaç seçilmesinde nasıl etkili olduğunu gördük burada. Farklı ülkelerden bilim insanların buluşması bilimin kalitesini artıran bir şey.” dedi.</p>
<p><strong>“Artık bilgi havuzumuz var”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesinin global bilgi paylaşımı konusunda lider üniversitelerden olduğuna işaret eden Buchsbaum, “Global iletişim sayesinde bilim hızla ilerliyor. Global paylaşımcılık bilim için iyi bir şey. Eskiden bu çalışmaları tüm dünya genelinde karşılaştırmak çok zordu. Ama şimdi bir bilgi havuzu oluşturabiliyoruz ve buna tüm dünyanın ulaşmasını sağlayabiliyoruz. Global konferanslar sayesinde araştırma tekniklerimizi paylaşabiliyoruz. Üsküdar Üniversitesi’nin bu alandaki eforu heyecan verici” şeklinde konuşu.</p>
<p><strong>61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Prof. Monte Buchsbaum hakkında:</strong></p>
<p>İlk bilimsel yayınını 1962’de yayınlayan Monte S. Buchsbaum, 61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor. Çoğunluğu pozitron emisyon tomografisi üzerine olmak üzere bilimsel dergilerde 500&#8217;den fazla araştırma raporu yayınladı. Prof. Monte Buchsbaum, en çok alıntı yapılan bilim adamlarından biri olarak Bilimsel Bilgi Enstitüsü veri tabanına dahil edilmiş ve şizofreni ve depresyon hastalarında beyin metabolizmasının niceliksel istatistiksel analizini içeren ilk çalışmayı yayınlamıştır.</p>
<p>İncelenen bilimsel dergilerde 517 makale yayınlayan Dr. Buchsbaum, yirmi yıl boyunca Psychiatry Research adlı bilimsel derginin kurucu editörlüğünü yapmış, inceleme ve karar sürecinde 10binden fazla taslağa rehberlik etmiş ve 57 ülkeden bilimsel makaleleri kabul etmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok genç nüfusun hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) tanı ve tedavisi konusunda son 10 yılda önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, erken tanı alan hastalarda çok daha yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625">MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Daha çok genç nüfusun hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) tanı ve tedavisi konusunda son 10 yılda önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, erken tanı alan hastalarda çok daha yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabildiğini söyledi. Prof. Karabudak, “Özellikle hastalardaki farkındalığın artması ve tedavi seçeneklerinin gelişmesine paralel olarak bugün hastaların yaklaşık yüzde 60’ı için MS tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi diyebiliriz. MS yönetilebilir bir hastalıklar ve bu noktada anahtar hastanın kendisidir” dedi. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Multipl Skleroz’un genç hastalığı olduğu için genel toplum sağlığı için de son dereci önemli bir sorun olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde hastalığın sıklığının özellikle 20-40 yaş aralığında arttığına işaret etti. Bununla birlikte özellikle son yıllarda tanı ve tedavi anlamında önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Prof. Dr. Rana Karabudak, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>KADINLARDA DAHA SIK GÖZLENİYOR</strong></p>
<p>MS’in artık daha genç yaşlarda ve daha erken saptanabildiğini ve bunun temel nedeninin de MS farkındalığının artması, belirti ve bulguların hastalar tarafından tanınmasına bağlayan Prof. Dr. Karabudak sözlerine şöyle devam etti: “Hastalık genç nüfusta artmakla birlikte nedeni tam olarak saptanmamakla birlikte kadınlarda erkeklere oranla 1,5-2 kat daha fazla gözleniyor. Ancak toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte MS’in zamana yayılan ve çoklu belirtileri hastalar tarafından fark edilmeye başladı. Beraberinde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte artık çok daha erken evrelerde MS tanısı konulabiliyor. Bu da erken dönemde tedavi için önemli kazanım sağlıyor.”</p>
<p><strong>“ERKEN TANI VE HASTAYA UYGUN TEDAVİYLE ÇOK ŞEY KAZANILABİLİYOR”</strong></p>
<p>Tedavide yaşanan gelişmelerle birlikte hastalığın erken tanısının önemini vurgulayan Prof. Dr. Karabudak, tedavide yaşanan gelişmeler konusunda şu bilgileri verdi: “Ne kadar erken tanı konulur ve ne kadar uygun tedavi uygulanırsa o kadar iyi sonuçlar alınabiliyor. Tedavi seçenekleri konusunda özellikle son 10 yılda inanılmaz gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.  Dolayısıyla hastaya uygun tedaviyi seçerek çok şey kazanabiliyoruz. Tedaviler artık hedefe yönelik olmaya başlıyor. Tedavi imkânlarımızın da gelişmesiyle MS hastalarının yüzde 60’ı için “MS  tedavi edilebilir hastalıktır” diyebiliriz.  Yüzde 10-15 primer progresif olup da biraz da ilerleyici giden tedavi seçeneklerinin çok olmadığı grupta zorluğumuz var. Ancak, bunları da aşacağımız yeni tedavi seçenekleri için çalışmalar devam ediyor.” </p>
<p><strong>“GÖRME KESKİNLİĞİNDE AZALMAYA NEDEN OLABİLİR” </strong></p>
<p>MS çoklu belirtileri olan bir hastalık olduğunu ve bu nedenle farklı hastalıklarla karıştırılabilecek belirtilerinin olduğunu belirten Prof. Dr. Karabudak, MS’e işaret eden belirtiler konusunda şu bilgileri verdi: “En önemli tipik belirtiler arasında; duyusal etkilenmeler, uyuşma, yanma, batma, karıncalanma, keçeleşme, iğnelenme yer alır. Bu belirtiler gelip geçici olabilir ya da giderek artan şekilde görülebilir. Ayrıca hastada kuvvet kayıpları yaşanabilir. Bir diğer önemli erken dönem belirtisi de görme keskinliğinde azalmadır. Erken dönemde üç hastadan ikisinde gözlenen bu uyarıcı belirti nedeniyle hasta göz hekimine başvurduğunda da gözle ilgili bir sorun görülmeyebiliyor. Çünkü sorun göz sinirlerindedir. Dolayısıyla bu hastaların mutlaka Nöroloji uzmanına yönlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong> “MS İLE İYİ YAŞAMAK MÜMKÜN” </strong></p>
<p>MS’in günümüzde tedavi edilebilir, yönetilebilir bir hastalık olduğunu ancak MS ile iyi yaşamanın anahtarının hastanın kendisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Rana Karabudak, “Süreci hastanın yönetmesi gerekir. Uykusuna, beslenmesine dikkat etmeli, düzenli yaşamalı. Yani hepimizin bildiği sağlıklı yaşam kurallarını mümkün olduğunca uygulamalı. Bunu yanında hasta ihtiyaç duyarsa belirtilere yönelik destekler de alabilir. Günlük yaşamını sürdürebilir. Özürlülük belli oranlarda olsa da bu engel değildir. Her özürlülüğün derecesine göre fizyoterapiler sürdürülebilir. Özetle MS yaşanabilir bir hastalıktır. İyi yönetilmelidir, anahtar hastadır” dedi. </p>
<p><strong>“MS ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA ENGEL DEĞİL”</strong></p>
<p>MS ile yaşam konusunda hastaların en çok merak ettikleri konulardan birinin de hastalığın çocuk sahibi olmalarına engel olup olmayacağı konusunun geldiğini anlatan Prof. Karabudak, konuya şöyle açıklık getirdi:  “Hastalarımızın çoğunluğu genç kadınlar ve dolayısıyla üretken ve doğurgan dönemdeler. Bu yönden MS hastayı kısıtlamaz. Hastalarımız çocuk sahibi olabilir. Hatta bizim ikizlerimiz, üçüzlerimiz olan hastalarımız vardır. Takip ettiğimiz MS&#8217;li hastalarda evlilikte herhangi bir sıkıntı görülmüyor. Ancak bu noktada eşlerin de birbirlerine anlayışlı davranması ve destek olması gerekir. Cinsel yaşam konusunda da herhangi bir sorun yaşanmamakla birlikte olası sorunlar da aşılamayacak durumlar değildir. Gerektiğinde terapi alarak kendilerine destek olabilirler.”</p>
<p><strong> “ERGENLİK DÖNEMİNDE D VİTAMİNİ DÜŞÜKLÜĞÜNE DİKKAT EDİLMELİ” </strong></p>
<p>Özellikle MS’li anne ve babanın çocuklarında bu hastalığa yatkınlık oluşmaması için yeterli D vitamini almanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Rana Karabudak, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Büyüme çağı ve ergenlikte D vitamin düşüklüğü MS yatkınlığını artırıyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde vücutta birtakım değişimler oluyor. O yüzden tam da bu dönemlerde yakalayabiliyoruz. Ancak hastalığın tanısını ancak MR ile koyabiliriz. Hasta bazen baş ağrısı gibi belli belirsiz bulgularla hastaneye başvuruyor. Bu noktada MR çekildiğinde o zaman MS&#8217;te gördüğümüz bulguların tıpa tıp aynısı görülüyor. Patolojik hiçbir bulgusu olmayan bu hastaları takip etmemiz gerekiyor. Çünkü bu grup pastaların yaklaşık yüzde 50’sinde 10 yıl içinde MS geliştirebiliyor. 3’te 1’i ilk 5 yılda yeni MR belirtileri gösterebiliyor. Dolayısıyla hekimlerin de bunun farkında olması gerekiyor. “</p>
<p><strong>SAĞLIKSIZ BESLENMEK VE OBEZİTE MS’İ TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalık için özellikle beslenme konusunda bazı noktalara işaret eden Prof. Dr. Rana Karabudak, “Sağlıklı beslenmemek, fast food tüketmek, özellikle katkılı ve taze olmayan gıdalar tüketmek, derin dondurucuda bekletilmiş, rafine gıdalar, beyaz un, beyaz şeker, tuz gibi gıdaları tüketmek MS oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu yüzden beslenme rejimi ve hareketsiz kalmamak çok önemli. Hareketsiz toplumlarda artış eğilimi görülüyor. Bütün otoimmün hastalıklarda olduğu gibi MS için de obezite, vücut kitle endeksinin yükselmesi tetikleyici olabiliyor” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625">MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 08:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[başabak]]></category>
		<category><![CDATA[bhais]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378701</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701">Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi. Azaltarak ya da yerine elektronik sigara kullanarak bırakmaya çalışmanın etkin yöntemler olmadığına vurgu yapan Bhais, “Daha az zararlı olduğu düşünülerek bu ürünleri kullanmak, ileride görülebilecek zarara dair kaygıyı azaltarak, bırakma motivasyonunu düşürüyor. Sigara içilmesi yasak alanlarda da kullanılabilmesi davranışı sıklaştırmaya sebep oluyor.” uyarısında bulundu. Nargile, aromalı sigaralar ve elektronik sigaralardaki tehlikeye dikkat çeken Bhais, “1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değer. Elektronik sigaraların özellikle akciğer, kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülüyor. Aromalı sigaralarsa kanser riskini yükseltiyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, 31 Mayıs ‘Dünya Tütünsüz Günü’ kapsamında sigara bağımlılığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bu kriterlerden ikisi sizde varsa bağımlısınız</strong></p>
<p>Ruhsal hastalıkların tanısal el kitabına göre sigara bağımlılığını tanımlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, bir kişinin bağımlı sayılabilmesi için oluşması gereken kriterleri sıraladı ve bu kriterlerden en az ikisinin varlığı durumunda sigara bağımlılığından söz edilebileceğini söyledi:</p>
<p>&#8211; Son on iki aylık süre içinde planlanandan daha fazla ya da uzun süreli olarak sigara kullanmak</p>
<p>&#8211; Sigarayı bırakmak ya da kontrol altında tutmak için sürekli bir istek duymak ve başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerde bulunmak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı ile ilgili etkinliklere çok zaman ayırmak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanmak için yoğun bir istek duymak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeni ile işte, okulda ya da evdeki konumun gereği olan başlıca sorumlulukları yerine getirememek</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeniyle bedensel, ruhsal veya toplumsal sorunlar yaşanmasına rağmen kullanmaya devam etmek</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeniyle bir takım toplumsal, eğlence ya da iş ile ilgili etkinliklerin azaltılması ya da bırakılması</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımına karşı tolerans gelişimi nedeni ile artan ölçülerde tütün kullanmak ya da aynı ölçüde kullanmaya rağmen belirgin olarak daha az etki yaşanması</p>
<p>&#8211; Sigara içilmediği zamanlarda huzursuzluk, sinirlilik, dikkat ve odaklanmakta sorun gibi yoksunluk belirtilerinin yaşanması </p>
<p><strong>Yaşam boyu 100 sigara içmiş kişi bağımlı kabul ediliyor</strong></p>
<p>Tütün ürünlerinin kullanım şeklinin değişiklik gösterebileceğini kaydeden Bhais, “Bazı kişiler her gün düzenli olarak sigara kullanırken bazıları arada sırada sigara içer, bazıları da bırakmış kişilerdir”. Bu kişilerin hepsi bağımlı mıdır sorusu gelebilir. Dünya Sağlık Örgütü sigara içimine dair bazı tanımlamalar yapar. Her gün en az 1 sigara içen grup, 30 günde günlük 1 taneden daha az sigara içen grup ve ara sıra içen (sosyal ortamlarda) grup şeklinde tanımlamıştır. Özetle yaşamı boyunca toplam 100 adet sigara içmiş olan kişi ‘sigara içen’ olarak kabul edilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aromalı sigaralar kanser riskini yükseltiyor</strong></p>
<p>Özellikle gençler arasında kullanımı yaygın olan aromalı, mentollü sigaraların daha fazla bağımlılık yapma ihtimalinden öte bu ürünlerin kanser riskini arttırması ile ilgili çalışmalar olduğuna dikkat çeken Bhais, “Bu konuda yapılan çalışmalarda mentol aromalarının kanser yapıcı bileşik bulundurdukları ve uzun süre kullanımları ile pulegon isimli bir yağa dönüştükleri bildirilmiştir. Öyle ki bu sebeple Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2019 yılında ABD’de mentollü sigara kullanımını yasaklamıştır. Bu risk aynı şekilde elektronik sigara kullananlarda da vardır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Elektronik sigaraların kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri var</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak ya da azaltmak isteyenlerin basamak olarak elektronik sigaraya yönelmesini de değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Çok bilinen bir yanılgı olmasına rağmen elektronik sigaraların sigarayı bırakmada yardımcı olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Aksine kişilerin, yardımcı olduğunu ya da daha az zararlı olduğunu düşünerek, bu ürünleri kullanması ileride görebilecekleri zarara dair kaygılarını azaltarak, bırakma motivasyonlarını da düşürüyor. Sigara içilmesi yasak alanlarda kullanımın olması ya da 18 yaş altı kişilerin de bu ürünlere ulaşabiliyor olması da bırakmaya yardımcı olmadığı gibi davranışı sıklaştırmaya sebep oluyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Elektronik sigaraların zararlarına da dikkat çeken Bhais, “Elektronik sigaralar yakın dönemde piyasaya çıktığı için kullanımın uzun vadede sonuçlarını gösteren araştırmalar yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Çıkan sonuçlar özellikle akciğer, kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değer</strong></p>
<p>Bazı kişilerin düzenli sigara kullanmasalar da nargile kullandıklarına değinen Bhais, “Bunun bağımlılık olmadığını, sosyal bir kullanım olduğunu ya da zarar vermeyeceğini düşünürler. Ancak gerçek şu ki içinde bulunan nikel, kurşun, kobalt oranlarının sigaradan daha yüksek olması sebebiyle 1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değerdir. Ayrıca birçok kişinin kullandığı ve yeterince dezenfekte edilmeyen nargileler verem başta olmak üzere birçok bulaşıcı hastalığa yakalanmak için de risk oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir ama tamamen yok olmaz</strong></p>
<p>Diğer bağımlılıklar gibi sigara bağımlılığının da tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Bhais, “Kişi sigarayı bırakabilir. Bırakma durumunda sigara bağımlılığı hastalığı pasif durumda olur. Beyindeki sigarayı tanıyan hücreler uyku haline geçer. Kişinin kullanımı olmaz ancak içme isteği olabilir. Ancak kişi içmeden bu istek anlarını geçirebilir. Tekrar kullanımın olması durumunda hastalık tekrar alevlenir. Kullanım bir süre sonra kontrolden çıkar ve kişi bir süre sonra eski kullanım düzenine döner. Yani sigara bağımlılığında tedaviden kastedilen; ‘düzelir ama asla tamamen yok olmaz’. Kişi bıraktıktan 5 yıl sonra bile içmeyi denese tekrar eski içme düzenine dönebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Azaltarak bırakma etkin bir yöntem değil</strong></p>
<p>Sigarayı bırakma tedavisinde temel belirleyicinin kişinin motivasyonu olduğunu belirten Bhais, “Araştırmalar azaltarak bırakma ya da düşük nikotin içeren ‘light’ sigaralar içmenin bırakmada etkin yöntemler olmadığını gösteriyor. Bu sebeple tamamen bırakmak üzerine bir tedavinin başarı şansı daha yüksek. Bırakma girişiminde profesyonel bir destek almak da başarı şansını arttırır. Sigara bırakma polikliniklerinde bırakmaya yardımcı olması için ilaç desteği, nikotin yerine koyma tedavisi ve bırakma stratejilerini planlamak adına psikoterapi desteği alınabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Uygulanan sisteme örnek veren Bhais, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Danışanın ilk olarak bir hekim tarafından genel muayenesi yapılır ve sigara bağımlılığı açısından değerlendirilir. Kişinin ihtiyacına göre ilaç veya psikoterapi desteği tedaviye eklenir. Tedavide iki aşama vardır: Bırakmak ve sürdürmek. Her iki tedavi aşaması için de farklı hedefler vardır. Özellikle bırakma sonrası ilk 1 hafta, 1 ay ve 3 aylık süreçler tekrar başlama riskleri açısından önemli olduğu için bu dönemler birlikte aşılır. Terapilerde kişi riskli durumları, kendisini tekrar kullanıma döndüren sebepleri ve kullanmamak konusunda işe yarayan yöntemleri daha iyi fark ettiği için daha uygun stratejiler bulabilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701">Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 07:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358120</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Benim Adım Farah” dizisiyle tekrar gündeme gelen, halk arasında Balon Çocuk Hastalığı olarak bilinen Ağır Kombine İmmün Yetmezlik, 500’e yakın hastalığı içine alan Primer İmmün Yetmezlik (PİY) grubunda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120">Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Benim Adım Farah” dizisiyle tekrar gündeme gelen, halk arasında Balon Çocuk Hastalığı olarak bilinen Ağır Kombine İmmün Yetmezlik, 500’e yakın hastalığı içine alan Primer İmmün Yetmezlik (PİY) grubunda yer alıyor. </strong></p>
<p><strong>Hastalığın temel özelliğinin tekrarlayan, dirençli ve çoğu zaman hastaneye yatış gerektiren ağır enfeksiyonlar olduğunu söyleyen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Günseli Bozdoğan, hastalığın kesin tedavisinde tek etkili yöntemin kemik iliği nakli olduğunu belirterek, “Ülkemizde bu hastalık ile ilgili tarama programı maalesef yok. Tarama testleri ile erken tanı konması durumunda kök hücre naklinin başarısı %95&#8217;lere çıkıyor. </strong></p>
<p><strong>Hasta mikropla karşılaşıp, organ hasarı geliştikten sonra tedavinin başarı şansı düşüyor. Yani pek çok hastalıkta olduğu gibi erken tanı hayat kurtarıyor!” dedi.</strong></p>
<p>İmmün sistem (bağışıklık sistemi) T hücreler, B hücreler, NK hücreler, nötrofiller ve makrofajlar gibi çeşitli hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin farklı işlevleri vardır ve her biri farklı mikroplarla savaşırlar.  Bu hücreler vücudumuzu mikroplardan korumak için iletişim halindedirler ve mükemmel bir organizasyonda hareket ederler. İnsan vücudundaki her hücre gibi bağışıklık sistemi hücreleri de işlevlerini belirleyen genetik materyal içerir ve bir grup genin kontrol ettiği talimatlara uyarak çalışırlar. İmmün sistem hücrelerini yöneten genlerin bozukluğu sonucunda bağışıklık sistemi normal işlevlerini yerine getiremez, vücudumuz mikroplara karşı savunmasız hale gelir ve tekrarlayan ağır enfeksiyonlar oluşur. <strong>Balon çocuk hastalığı olarak bilinen</strong> <strong>ağır kombine immün yetmezlik, T hücrelerin gelişimi engelleyen genetik bir bozukluk olarak tanımlanıyor.</strong> <strong>Bu hastalarda çok zayıf mikropların bulaşması bile ölümle sonuçlanabilir.</strong></p>
<p>Acil tanı ve tedavi sağlanamadığı durumlarda hastalar ağır enfeksiyonlar nedeniyle 1 yaşına gelmeden yaşamlarını yitirebiliyorlar. Bir zamanlar hastayı hayatta tutmak için tek yol hastanın izole steril bir ortamda yaşamasını sağlamak iken günümüzde <em><strong>kemik iliği nakli (kök hücre nakli)</strong></em> başarılı bir şekilde uygulanarak hastalar sağlıklı ve normal bir hayat sürdürebiliyorlar.<strong> </strong></p>
<p><strong>BEŞYÜZE YAKIN HASTALIĞI KAPSIYOR, HER YAŞ VE CİNSİYETTE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Günseli Bozdoğan, </strong>bağışıklık sisteminin doğuştan itibaren eksik ya da yetersiz olmasının “Primer immün yetmezlikler veya yeni tanımıyla immün sistemin doğumsal kusurları” olarak bilinen nadir hastalıkları ortaya çıkardığını söyledi. Beş yüze yakın hastalığı kapsayan primer immün yetmezliklerin çoğunluğunun doğumsal genetik bozukluklar sonucunda ortaya çıktığını ve her yaş ve cinste görülebildiğini söyleyen Günseli Bozdoğan, hastalarda birbirinden farklı klinik bulguların görülmesiyle beraber ortak özelliklerinin bağışıklık sisteminin eksikliği ya da yetersiz çalışması olduğunu anlattı. Bağışıklık sisteminin temel görevinin vücudu mikroplara karşı korumak olduğunu belirten Bozdoğan, immün yetmezliklerin temel özelliğinin ise tekrarlayan, dirençli ve çoğu zaman hastaneye yatarak tedavi edilen ağır enfeksiyonlar olduğunun altını çizdi. Aile bireylerinde benzer bulgular olabileceğine de dikkat çeken Bozdoğan, “Primer immün yetmezliğin en ağır formlarından biri ağır kombine immün yetmezliktir. Ağır kombine immün yetmezlik, halk arasında Balon çocuk hastalığı (bubble boy disease) olarak da bilinen mikroplarla savaşma yeteneğinin doğuştan eksik olduğu nadir görülen çok ciddi bir hastalıktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>KESİN BİR TEDAVİSİ VAR MI?</strong></p>
<p>Hastalığın kesin tedavi yöntemini anlatan Doç. Dr. Günseli Bozdoğan şunları söyledi: “Kesin tedavi kök hücre nakli yani diğer adıyla kemik iliği naklidir. Kemik iliği nakli ülkemizde pek çok merkezde başarı ile uygulanmaktadır. Aile içi tam uygun donör ilk seçenektir. Tam uygun donör bulunmadığında aile içi yarı uygun donör veya akraba dışı tam uygun donörden de nakil mümkündür. Ülkemizde devlet kök hücre naklini karşılamaktadır. Kök hücre nakli yapan merkez sayısı sınırlı olsa da ulaşılabilir bir tedavidir. Hastalığın bazı alt tiplerinde gen tedavisi de mümkündür. Gen tedavisi hastalık yapan bozuk genin düzeltilerek yeniden hastaya transfer edilmesi şeklindedir.  Transfer işlemi için lentivürüs ya da retrovirüsler vektör olarak kullanılır. Fakat bu tedavi ülkemizde uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Diğer bir tedavi yöntemi immunoglobulin (IG) yerine koyma tedavisidir ve 3-4 haftada bir tekrarlanır. Hastalara tanı konur konmaz, IG tedavisi ile beraber koruyucu dozda ve gerektiğinde enfeksiyonu tedavi etmek üzere antibiyotik uygulanır, böylece hastayı korumak mümkün olur. Kök hücre nakli yapılana kadar hatta nakil başarılı olana kadar bu tedavi devam eder.”</p>
<p><strong>AKRABA EVLİLİKLERİ ARTTIKÇA PİY RİSKİ DE ARTIYOR</strong></p>
<p>Akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemizde PİY’in görülme sıklığının da yükseldiğini ifade eden Bozdoğan, “Genlerimizi oluşturan bir çift kromozomun yarısı anneden diğer yarısı babadan çocuklara aktarıldığı için akraba evliliklerinde PİY riski belirgin olarak artmaktadır. Öyle ki hastalığın ülkemizde görülme sıklığı 10 binde 1 iken ABD’de bu oran 58 binde 1’dir. Diğer ülkelere nazaran ülkemizde PİY, daha fazla görülür” dedi.</p>
<p><strong>“TARAMA PROGRAMI YOK”</strong></p>
<p>Bu hastalıkta erken tanının kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Bozdoğan, hastalığın etkin bir tedavi seçeneğinin olması ve doğumu takiben bulgu verme süresinin çok kısa olması nedeniyle yenidoğan tarama programı için oldukça uygun bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Hastalık ortaya çıkmadan ve hastaya herhangi bir mikrop bulaşmadan, tarama testleri ile erken tanı konması durumunda kök hücre naklinin başarısının %95&#8217;lere çıktığını söyleyen Bozdoğan, “Hasta mikropla karşılaşıp, organ hasarı geliştikten sonra tedavinin başarı şansı düşer. Bu durumda erken tanı hayat kurtarır. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki ülkemizde bu hastalık ile ilgili tarama programı maalesef yok” diye konuştu.</p>
<p><strong>ADI NEDEN BALON ÇOCUK HASTALIĞI? HİKAYESİ NASIL BAŞLADI?</strong></p>
<p>Hastalığın tedavisinin henüz bilinmediği 1971 yılında ABD, Texas’ta dünyaya geldi David Phillip Vetter. Herkes onun gerçek adını David Bubble sanıyordu, bunun nedeni insanların Vetter ailesini dışlamasını engellemekti. Ailenin daha önce 1963 yılında bir erkek çocukları olmuş ancak onu hastalıklardan koruyamadıkları için 7 ay sonra ölmüştü. Doktorlar aileye çocuklarının ağır kombine immün yetmezlik hastalığına yakalandığını söylemişlerdi. Tekrar çocukları olduğunda çocuğu mikroplardan uzak tutmak için bir balonun içinde tuttular ve 12 yıl yaşatabildiler. Yiyecek, içecek, giysi, her şey bu balonun içine girmeden önce sterilize ediliyordu. Bu balona televizyon ve birkaç oyuncak koyulmuştu. Hatta NASA tarafından tasarlanmış bir başlık kullanıyordu David. Doktorlar sonunda David&#8217;e kız kardeşi Katherine’den kemik iliği nakletmeye karar verdi. Operasyon gayet başarılı geçti. Fakat ilk kez balon dışına çıkan David, nakilden 2 gün sonra ilk kez hasta oldu. İshal, ateş, şiddetli kusma ve bağırsak kanaması başladı. David steril odadan çıkarıldıktan sadece 7 gün sonra 22 Şubat 1984’te öldü. Günümüzde bu hastalar kemik iliği nakli ile Balon Çocuğun çektiği zorlukları çekmeden çok daha erken yaşlarda normal hayatlarına devam edebiliyorlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120">Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dragonflight 10.0.7 şimdi test edilebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dragonflight-1007-simdi-test-edilebilir-348390</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2023 11:45:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dragonflight]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348390</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Sezon'da oyuna eklenmeye devam edecek yeni içeriklere göz atmak isteyen Azeroth maceracıları şimdi açık test sunucusuna (PTR) giderek yılın ilerleyen zamanlarında gelecek olan 10.0.7 güncellemesini deneyebilir, yeni içerik ve özellikleri test edebilirler. Öne çıkan içerikler şu şekilde:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dragonflight-1007-simdi-test-edilebilir-348390">Dragonflight 10.0.7 şimdi test edilebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Sezon&#8217;da oyuna eklenmeye devam edecek yeni içeriklere göz atmak isteyen Azeroth maceracıları şimdi açık test sunucusuna (PTR) giderek yılın ilerleyen zamanlarında gelecek olan 10.0.7 güncellemesini deneyebilir, yeni içerik ve özellikleri test edebilirler. Öne çıkan içerikler şu şekilde:</p>
<ul>
<li><strong>Yeni Görev Merkezi: Forbidden Reach </strong>
<ol>
<li>Diğer maceracılar bu bölgeyi ilk defa ziyaret edip görevler yapabilirken Evoker&#8217;lar ise başlangıçları olan bu bölgeye dönerek yeni görevler yapabilecekler.</li>
</ol>
</li>
<li><strong>Yeni Taraf: Winterpelt Furbolg</strong>
<ol>
<li>Oyuncular Azure Span&#8217;de yaşayan yeni bir taraf olan Winterpelt Furbolg&#8217;ların güvenini kazanmaya başlayabilir.</li>
</ol>
</li>
<li><strong>Yeni Irk-Sınıf Birleşimi: Monk</strong>
<ol>
<li>Dragonflight&#8217;ın genişleme paketi öncesi güncellemesi ile Rogue, Mage ve Priest sınıfları tüm temel ve müttefik ırklar için seçilebilir olmuştu. Artık Monk sınıfı da Dracthyr harici tüm ırklar tarafından seçilebilir.</li>
</ol>
</li>
<li><strong>Yeni Heritage Armor ve Görünüm Seçenekleri Human ve Orc Irkları</strong>
<ol>
<li>Oyuncular WoW&#8217;un tarihi ırklarından ikisinin yeni heritage armor (yadigâr zırhı) ve topluluk tarafından istenen yeni saç renklerine göz atabilir.</li>
</ol>
</li>
<li><strong>Sınıf Denge Değişiklikleri</strong>
<ol>
<li>Birkaç sınıfın yeteneklerinde dengeleme değişiklikleri yapılırken Talent ağaçlarına da birtakım düzeltmeler geliyor.</li>
</ol>
</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dragonflight-1007-simdi-test-edilebilir-348390">Dragonflight 10.0.7 şimdi test edilebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
