<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eder | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/eder/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/eder</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Mar 2026 10:19:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>eder | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/eder</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>RİEDER Kulübü&#8217;nden Başkan İsmail Yetişkin&#8217;e teşekkür ziyareti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rieder-kulubunden-baskan-ismail-yetiskine-tesekkur-ziyareti-620123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[ri]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[smail]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesinin girişimleriyle düzenlenen “İleri Sürüş Teknikleri” eğitimlerinin ardından, eğitim sürecine katkı sunan kurum ve kuruluşların temsilcileri Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’i ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rieder-kulubunden-baskan-ismail-yetiskine-tesekkur-ziyareti-620123">RİEDER Kulübü&#8217;nden Başkan İsmail Yetişkin&#8217;e teşekkür ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesinin girişimleriyle düzenlenen “İleri Sürüş Teknikleri” eğitimlerinin ardından, eğitim sürecine katkı sunan kurum ve kuruluşların temsilcileri Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’i ziyaret etti.</p>
<p>Uzman Eğitmen Tayfun Gülhan tarafından 13 Aralık ve 22 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen eğitim programına katılan ve bölgede faaliyet gösteren Seferihisar RİEDER Kulübü üyeleri, eğitimin düzenlenmesindeki katkılarından dolayı Başkan Yetişkin’e teşekkürlerini iletti.</p>
<p>Ziyarette, trafik güvenliği ve ileri sürüş teknikleri konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitimlerin önemi vurgulanırken, bu tür eğitimlerin önümüzdeki süreçte de devam etmesi ve uygulamalı olarak daha geniş kitlelere ulaştırılması konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>RİEDER Kulübü üyeleri, eğitimin gerçekleşmesine katkı sunan başta Seferihisar Belediyesi olmak üzere Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğü, Seferihisar Jandarma İlçe Komutanlığı, Seferihisar Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası yetkililerine de desteklerinden dolayı teşekkür etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rieder-kulubunden-baskan-ismail-yetiskine-tesekkur-ziyareti-620123">RİEDER Kulübü&#8217;nden Başkan İsmail Yetişkin&#8217;e teşekkür ziyareti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[takıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805">Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı!</strong></p>
<p>Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi.</p>
<p>Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! </strong></p>
<p>Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! </strong></p>
<p>Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. </p>
<p>“Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” </p>
<p><strong>Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! </strong></p>
<p>Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi.</p>
<p>Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir.</p>
<p>Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805">Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky ve partnerleri, daha fazla genç kadını siber güvenliğe yönlendirmek için kariyer yönlendirme testi başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-ve-partnerleri-daha-fazla-genc-kadini-siber-guvenlige-yonlendirmek-icin-kariyer-yonlendirme-testi-baslatti-581831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğe]]></category>
		<category><![CDATA[kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[partnerleri]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, Smart Africa ve Africaines in Tech ile birlikte, siber güvenlik sektöründeki genç kadınların mesleki gelişimini teşvik etmek ve potansiyel giriş engellerini ortadan kaldırmak için tasarlanmış, bilimsel temelli yenilikçi bir kariyer yönlendirme testi olan "Future You in Tech"i başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-ve-partnerleri-daha-fazla-genc-kadini-siber-guvenlige-yonlendirmek-icin-kariyer-yonlendirme-testi-baslatti-581831">Kaspersky ve partnerleri, daha fazla genç kadını siber güvenliğe yönlendirmek için kariyer yönlendirme testi başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, Smart Africa ve Africaines in Tech ile birlikte, siber güvenlik sektöründeki genç kadınların mesleki gelişimini teşvik etmek ve potansiyel giriş engellerini ortadan kaldırmak için tasarlanmış, bilimsel temelli yenilikçi bir kariyer yönlendirme testi olan &#8220;Future You in Tech&#8221;i başlattı. Test, genç kadınların ilgi alanlarına, becerilerine ve kişiliklerine en uygun kariyer yollarını keşfetmelerine yardımcı olmak için tasarlandı.</strong></p>
<p>BT sektörü, önemli bir cinsiyet dengesizliği ile karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Teknoloji, küresel geleceği şekillendiren ve en hızlı büyüyen alanlardan biri olmasına rağmen, kadınlar, önyargılar ve işyerinde eşit olmayan fırsatlar gibi sistemik engeller nedeniyle bu alanda yeterince temsil edilmiyor. Dünya Ekonomik Forumu&#8217;nun 2024 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu&#8217;na göre, kadınlar küresel STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) işgücünün yalnızca %28,2&#8217;sini oluşturuyor. Bu yeni girişimle Kaspersky ve partnerleri, bu alanda ilgi uyandırarak, farkındalık yaratarak ve siber güvenlik alanında yeni nesil kadınlara rehberlik ederek bu engelleri azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Oryantasyon testi, genç kadınların ilgi alanları, becerileri, kişilikleri ve değerleriyle en uygun siber güvenlik kariyer yollarını keşfetmelerine yardımcı olmak için tasarlandı. Test, katılımcılara doğal problem çözme stillerini ve güçlü yanlarını ortaya çıkaran senaryolar sunuyor. Test tamamlandığında, sonuçlar her katılımcı için altı olası siber güvenlik rolünden en uygun iki tanesini gösteriyor. Testte ele alınan altı siber güvenlik yolları şunlar:</p>
<ul>
<li>Tehdit İstihbaratı &#8211; Siber suç gruplarını analiz eder ve bir sonraki hamlelerini tahmin eder.</li>
<li>Güvenlik Operasyonları (SOC) &#8211; Sistemleri izler, tehditleri tespit eder ve olaylara müdahale eder.</li>
<li>Kötü Amaçlı Yazılım Analizi &#8211; Kötü amaçlı kodlarda tersine mühendislik yapar ve tespit kuralları oluşturur.</li>
<li>Ağ Güvenliği &#8211; BT altyapısını korur, sızma testleri yapar ve ağları güvenli hale getirir.</li>
<li>Bilgi Güvenliği Araştırması &#8211; Güvenlik açıklarını ortaya çıkarır, yeni saldırı tekniklerini keşfeder ve güvenlik standartları tasarlar.</li>
<li>Güvenlik Değerlendirmesi &#8211; Saldırganlar kullanmadan önce riskleri belirlemek üzere sistemleri test eder ve denetler.</li>
</ul>
<p>Sadece birkaç dakika ayırarak testi tamamlayan genç kadınlar, yeteneklerinin ve tutkularının siber güvenlik mesleği ile ne kadar uyumlu olduğunu daha net bir şekilde görebiliyor ve insanları, kuruluşları ve genel olarak dijital toplumu koruyan, ödüllendirici bir kariyere doğru ilk adımlarını atabiliyorlar.</p>
<p>Bu kişiselleştirilmiş eşleşmelerin yanı sıra, katılımcılar bu alanlarda çalışan Kaspersky&#8217;nin kadın uzmanlarından roller ve tavsiyeler hakkında açıklamalar alıyorlar. Ayrıca Smart Africa, Africaines in Tech ve Kaspersky Academy ile birlikte geliştirilen önerilen okumalar veya pratik aktiviteler gibi önerilen sonraki adımlara da geçebiliyorlar.</p>
<p><strong>Kaspersky Akademik İşler Müdürü</strong> <strong>Evgeniya Russkikh</strong>, şunları söylüyor: <em>“Genç kadınlara bu yönlendirme testini yapmalarını öneriyoruz, siber güvenlik alanında kariyer yapmayı hiç düşünmemiş olsanız bile. Bu test size tarafsız bir bakış açısı sağlayacaktır. Siber güvenlik teknik beceri geliştirmeyi gerektiren bir alan olmakla birlikte, merak, yaratıcılık, problem çözme ve dayanıklılık gibi birçok genç kadının zaten sahip olduğu nitelikleri de gerektirir. Test, kişinin güçlü yönlerini gerçek kariyer yollarıyla ilişkilendirmesine, siber güvenlik alanında bir gelecek görmesine ve güvenle ilk adımlarını atmasına yardımcı olacaktır.&#8221;</em></p>
<p>Bu lansman, Kaspersky&#8217;nin teknoloji alanında kadınları destekleme konusundaki uzun vadeli taahhüdüne dayanıyor. 2023 yılının başlarında, kadınlar şirketin küresel teknoloji işgücünün yüzde 25&#8217;ini oluşturuyordu. Bu, dört yıl içinde yüzde 6,9&#8217;luk artış anlamına geliyor. Kadınların sesini daha da güçlendirmek için Kaspersky, cinsiyetle ilgili zorluklar konusunda farkındalık yaratan, uzman görüşlerini paylaşan ve teknoloji ve diğer alanlarda daha adil ve kapsayıcı ortamlar oluşturmak için pratik tavsiyeler sunan Empower Women dijital projesini de yürütüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-ve-partnerleri-daha-fazla-genc-kadini-siber-guvenlige-yonlendirmek-icin-kariyer-yonlendirme-testi-baslatti-581831">Kaspersky ve partnerleri, daha fazla genç kadını siber güvenliğe yönlendirmek için kariyer yönlendirme testi başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuk sözleri takip etmez, izleri takip eder!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuk-sozleri-takip-etmez-izleri-takip-eder-551491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 09:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[etmez]]></category>
		<category><![CDATA[izleri]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk erkil aileler-proje çocuklar konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuk-sozleri-takip-etmez-izleri-takip-eder-551491">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuk sözleri takip etmez, izleri takip eder!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk erkil aileler-proje çocuklar konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ataerkil kültürden çocuk erkil aile yapısına geçildi </strong></p>
<p>Son yıllarda çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniklerinde karşılaşılan vakaların büyük çoğunluğunun &#8220;çocuk erkil&#8221; tarzda yetiştirilen ailelerden geldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, ataerkil aile yapısından çocuk merkezli bir yapıya geçişin, özellikle ergenlik döneminde çeşitli sorunlara yol açtığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modernizm ve dijitalleşmeyle birlikte, özellikle çocuk yetiştirme konusunda &#8220;aman travma olmasın&#8221; anlayışının yaygınlaştığını ve bunun sonucunda çocukların aşırı korumacı bir şekilde, adeta &#8220;cam fanusta&#8221; veya &#8220;sera çiçeği&#8221; gibi büyütüldüğünü söyleyerek, bu durumun &#8220;çocuk erkil&#8221; ailelerin ortaya çıkmasına neden olduğunu ve &#8220;Evin küçük hükümdarı olan çocuklar yetişti. Evin son sözü çocuğun isteklerine göre belirleniyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Küçükken &#8220;şirinlik&#8221; olarak görülen davranışlar, ergenlik döneminde ciddi sorunlara yol açıyor</strong></p>
<p>Her istediği yapılarak yetiştirilen çocukların küçükken &#8220;şirinlik&#8221; olarak görülen davranışlarının, ergenlik döneminde ciddi sorunlara yol açtığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocuk ergenlik döneminde dış dünyayla ve hayatın gerçekleriyle karşılaşıyor. Herkes anne baba gibi davranmıyor. Okulda &#8216;Niye böyle yapıyorsun?&#8217; dendiğinde şok oluyorlar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ebeveyn tutumlarının çocukların gerçeklerle yüzleşmesini engellediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu çocuklar aslında hiperaktif değil, şımarık yetişiyorlar. Hiçbir sınır koymadan, sosyal ve duygusal sınırları öğretmeden yetişiyorlar.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sevgiyle disiplinin dengeli verilmesi lazım</strong></p>
<p>Özellikle tek çocuklu ailelerde anne babaların tüm duygusal yatırımlarını çocuğa yönelttiğini ve &#8220;Ben zorluk çektim, o çekmesin&#8221; iyi niyetiyle aşırı sevgi verdiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Sevgiyle disiplinin dengeli verilmesi lazım. Bir çiçeğe suyu fazla verirseniz çürür. Sevgiyi de fazla verdiğiniz zaman çocuk davranış geliştiremiyor, nerede duracağını öğrenemiyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, annelik ve babalığın temel amacının çocuğu sadece o an mutlu etmek değil, onu hayata hazırlamak ve hayatın gerçeklerini öğretmek olduğunu kaydederek, &#8220;Sadece bugün mutlu olmasına odaklı ebeveynlik değil, çocuğun 5 sene, 10 sene sonra da mutlu olması için nasıl yetiştirmem lazım diye düşünmek gerekir. Buna &#8216;akıllı ebeveynlik&#8217; denir. Bu tarzda ebeveynler, çocuğu bugünkü konforuna göre değil, gelecekteki konforuna göre yetiştirir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gevşek bir disiplin anlayışı çocukların hayatın kurallarını öğrenmesini engelliyor</strong></p>
<p>Bugünkü konfora odaklanmanın çocuğu benmerkezci yaptığını ve dünyanın merkezinde olduğunu zannetmesine neden olduğunu, ancak hayatın gerçeklerinin böyle olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, anne babanın tutarsız disiplin uygulamasının veya aşırı sevgiyle birlikte gevşek bir disiplin anlayışının çocukların hayatın kurallarını öğrenmesini engellediğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, anne babanın çocuğun hayatının kaptanı değil, kılavuz kaptanı olması gerektiğini dile getirerek, &#8220;Çocuk son kararı kendisi vermeli. Anne baba, &#8216;Şu adımı atarsan başına bu gelir, bunu yaparsan başına bu gelir&#8217; tarzında rehberlik yapmalı. Çocuk koltuğa çıkmaya çalışıyorsa, anne baba yanında durup &#8216;Hadi çocuğum sen çıkabilirsin, bir şey olsa ben tutarım&#8217; demeli. Çocuk çıktığında &#8216;Ben yaptım&#8217; diyecek ve bu onun için bir başarı olacak, anne babayla bağı da kopmayacak.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu tür dengeli ilişkilerde çocuk erkil aile yapısının oluşmayacağını, çünkü evin liderinin çocuk değil, anne baba olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Anne baba liderliği çocuğa kaptırmamalı.&#8221; Diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk yetiştirmede anne ve baba tutarlı bir tutum sergilemeli</strong></p>
<p>Çocuk yetiştirmede anne ve babanın tutarlı bir tutum sergilemesinin ve ortak bir dil kullanmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Anne baba aynı dili kullanırsa çocuk çok kolay düzeliyor ve kendini düzeltiyor. Ancak anne farklı, baba farklı söylerse, çocuklar bencil varlıklar oldukları için hoşlarına giden taraftan diğerini kolaylıkla manipüle edebiliyorlar.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, &#8220;proje çocuk&#8221; yetiştirme eğiliminde olan mükemmeliyetçi ve idealist ebeveynlerin, çocuklarını kendi hayalleri ve ideallerine göre şekillendirmeye çalıştığını belirterek, &#8220;Bu ebeveynler genellikle sorumluluk duyguları yüksek ve idealist oluyorlar ancak realist olamıyorlar. Çocuğu kendi uzuvları gibi görüyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sevgi ve disiplin dengesinin önemine dikkat çekerek, &#8220;Sevgi eksik olursa çocuk anneye babaya düşman olur. Sevgi ve disiplin ikisi de yoğunsa, çocuk anneye babaya karşı hem sevgi hem de öfke geliştirir. Günde bin defa annesini öpen çocuk biliyorum. Annesi çok fedakar ve vericiydi ancak çocuğa özgür alan bırakmıyordu. Çocuk annesini seviyordu ama bir süre sonra bıçak kemiğe dayanınca tepki gösteriyor, sonra da suçluluk duyup tekrar annesini öpüyordu. Bu bir dengesizliktir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tatlı bir disiplin gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuğu fazla sıkmanın veya fazla gevşek bırakmanın da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirterek, &#8220;Tatlı bir disiplin gerekiyor ama içinde sevgi olan bir disiplin. Katı kuralların olduğu ailelerde sevgi çoksa hem sevgi hem öfke oluşuyor. Sevgi azsa çocuk ilk fırsatta evden kaçıyor, anne babaya düşman oluyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Fiziksel bakımın iyi olduğu ancak duygusal ihmalin yaşandığı durumlara da değinen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Mesafesiz terk ediş dediğimiz bir durum var. Anne çocuğun her ihtiyacını karşılıyor ama duygusal ihtiyacını karşılamıyor. Çocuk bütün gün televizyon karşısında. Bu duygusal ihmal, çocukluk çağı travmasıdır. Sevgi yoksunluğuyla büyüyen çocuklar, annelerinin kendilerini sevmediğini zannediyor çünkü birlikte oynamıyor, gülmüyorlar. Çocuk, annenin niyetini anlayamaz, görünüşe bakar.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Aşırı katı kuralların olduğu ailelerde çocukların savunma mekanizması olarak yalana başvurabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Baskı kültürleri korku kültürü doğurur. Fazla baskılı otoriter aile tarzı varsa, çocuk korkuyla yetişir, her şeye evet der ama ilk fırsatta yalan söyler ve anne babayı aldatır. Bu durum, ikiyüzlülüktür.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme ve sosyal medyanın çocuk eğitimine etkisi ne?</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın çocuk eğitimi ile aile hayatında hem tehlikeler hem de fırsatlar barındırdığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Sosyal medya, birçok bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı. Çocuğunu doğru eğitmek isteyen bir anne baba, dijital platformlardan rahatlıkla bilgiye ulaşabilir. Ancak tehdit boyutu da var; ölçü ve dozun kaçması önemli bir sorun.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuk psikiyatrisi kliniklerinde gecikmiş konuşma şikayetiyle gelen vakaların arttığını ve bunun altında genellikle aşırı ekran maruziyetinin yattığını ifade ederek, &#8220;Çocuklar otizm zannedilebiliyor. Bir bakıyoruz ki çocuk bütün gün elinde tablet ya da televizyon karşısında, adeta ucuz bir bakıcı gibi anne eline vermiş. Anne, çocuğun mutlu ve eğlendiğini, karnının tok, altının temiz olduğunu zannediyor. Ancak çocuk aşırı ekran maruziyeti nedeniyle bağımlı hale geliyor, sosyal olarak izole oluyor ve konuşma ihtiyacı hissetmediği için kelime üretemiyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Erken yaşlarda dijital detoks uygulanarak çocuğun konuşma becerisinin geliştirilebileceğini, ancak 4 yaşını geçerse bu durumun daha zorlaşacağını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Ekran maruziyeti, çocuğun gelişen ruhuna zarar veren toksik bir etki yaratıyor.&#8221; İfadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sosyal ve duygusal beceriler hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Sağlıklı çocuk gelişiminde sadece mantıksal ve akademik başarıların değil, sosyal ve duygusal becerilerin de hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocuğun gelişim envanteri ve testlerinde ince motor, kaba motor, dil, mantıksal, sosyal, duygusal ve duyusal becerilerin hepsi değerlendirilir. Sağlıklı bir çocuk, beyninin her tarafını kullanabilmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için sadece mantıksal becerilere ve maddi başarılara değil, sosyal ve duygusal başarılara da odaklanılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Sağlıklı insanlarla ilişki kurabilmek, empati kurabilmek çok önemlidir. Kötülük, empati yoksunluğuyla başlar. Empatiyi öğrenen bir kimse, kendi duygusal sınırlarını ve karşı tarafın duygusal sınırlarını fark eder, duygusal okuryazarlığı gelişir ve sağlıklı kararlar verir. Bu da pozitif etkileşim, sıcak ilişkiler ve güvene dayalı bir sosyal ağ oluşturur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuğun davranış ve çabalarını övmeliyiz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, anne babanın çocuğa yapacağı en büyük hediyenin onunla birlikte kaliteli zaman geçirmek ve anı biriktirmek olduğunu söyleyerek, &#8220;Olumlu ya da olumsuz fark etmez, birlikte yaşantılar olursa, çocuk hayat senaryolarını öğrenir. Bu senaryoları ilerleyen yaşlarda kendi hayatına uyarlar. Annelik babalık, çocuğa bu anıları biriktirme ve hayat senaryolarını birlikte yaşayarak öğrenme fırsatı sunmaktır.&#8221; diye ekledi.</p>
<p>Çocuk yetiştirmede doğru övgü ve eleştiri yöntemlerinin önemine değinen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocuğun kişiliğini överseniz egoist, bencil, narsist olur. Kişiliğini değil, davranış ve çabalarını övmeliyiz. &#8216;Bak yatağını ne güzel düzelttin&#8217;, &#8216;Ne güzel ödevini yaptın&#8217; gibi. Eleştirmek veya &#8216;hayır&#8217; demek gerektiğinde de çocuğun kişiliğini değil, yanlış davranışını hedef almalıyız. &#8216;Sen adam olmazsın&#8217; demek yerine, &#8216;Bak sen iyi bir çocuksun ama bu davranışın doğru olmadı. Bunu nasıl düzeltebiliriz?&#8217; şeklinde yaklaşmalıyız. Annelik babalık, çocuğu karşımıza alıp heykel gibi işlemek değil, onunla birlikte yürümek, hayat yolunda birlikte dans etmek, ahenkle hareket etmektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Çocuğun en ciddi işi oyundur!</strong></p>
<p>&#8220;Çocuğun en ciddi işi oyundur. Anne baba birlikte oynayarak, ev işlerinde ona sorumluluk vererek, hatta bir elektronik cihazı söküp takmasına izin vererek (bozulsa bile) çocuğa öğrenme fırsatları sunmalıdır.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Mesela elektronik bir cihaz var. Söküp takacak çocuk. Bırakın bozulsun. Anne çocuk ilişkisi bozmadan bunlar yapılabilir. Çocuğa bunun için fırsatlar vermek gerekiyor. Fırsat eğitimi deniyor buna.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Çocuğa iyi değerleri, düşünce kalıplarını öğretmek gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bir anne babanın çocuğuna verebileceği en büyük hazinenin ve sermayenin; onuruyla yaşamayı, emeğiyle kazanmayı ve sağlam değer yargılarına sahip olmayı öğretmek olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Çocuk sözleri takip etmez, izleri takip eder</strong></p>
<p>Ailenin bir ekosistem olduğunu ve bu ekosistem içinde çocukların söylenen sözlerden çok, sergilenen davranışları ve yaşanan deneyimleri örnek aldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocuk sözleri takip etmez, izleri takip eder. Yaşadığı olaylar çocuğun gelişen ruhunda iz bırakır. Bu nedenle çocuğun hayatına güzel izler bırakmalı, gelişen ruhuna güzel dokunuşlar yapmalıyız.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuk yetiştirmede sevgi ve disiplinin dengeli bir şekilde verilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirerek, &#8220;Sevgi çok, disiplin gevşekse sakıncalı. Sevgi ve disiplin ikisi de çoksa o da sakıncalı. Bütün iş, kararlı, tutarlı ve devamlı olmakta. Kar yağışı gibi; yavaş ve devamlı olursa tutar. Disiplin ve nasihat de böyledir; yavaş ve devamlı olursa etkili olur.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Annelik ve babalık modeli kültürel olarak öğrenilir</strong></p>
<p>Annelik ve babalığın genetik bir yetenek olmadığını, kültürel olarak öğrenilen bir model olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Eşleşme biyolojiktir ama evlilik kültüreldir. Annelik hormonu vardır ama babalık hormonu yoktur. Annelik ve babalık modeli kültürel olarak öğrenilir. Sağlıklı anne, sağlıklı baba olmak için muhakkak kendimizi geliştirmemiz gerekir.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuk-sozleri-takip-etmez-izleri-takip-eder-551491">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuk sözleri takip etmez, izleri takip eder!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 21:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevreyi]]></category>
		<category><![CDATA[dolaylı]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[siyanür]]></category>
		<category><![CDATA[siyanürün]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son derece tehlikeli bir bileşik olan siyanürün çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabileceğine işaret eden uzmanlar, siyanür sızıntılarının toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olacağını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128">Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son derece tehlikeli bir bileşik olan siyanürün çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabileceğine işaret eden uzmanlar, siyanür sızıntılarının toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olacağını söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Yeraltı suyuna olan siyanür sızıntısının uzun süre devam edebileceğini ve içme suyu kaynaklarını kirletebileceğini ifade eden Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeraltı suyuna sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir.” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, Erzincan İliç’te altın madeninde meydana gelen toprak kaymasının ardından bölgede yaşanan sızıntısı şüphesi nedeniyle siyanür ve siyanürün olası zararları tartışmaya başlandı. Bunun üzerine Dr. Adiller, toprağa ve suya karışması konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Siyanür çevreye salınması durumunda çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabilir”</strong></p>
<p>Siyanürün hızla etki eden ve potansiyel olarak ölümcül etki yaratabilecek bir kimyasal olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Siyanür son derece tehlikeli bir bileşiktir ve çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabilir. Siyanürün uzun süreli kullanımlarında toprağa, suya hatta havaya bile karışması söz konusu olabilir. Siyanür sızıntıları toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olur. Bazı kaynaklar, siyanürün nispeten güvenli olduğunu, çünkü dökülse bile yüzey suyunda hızla parçalandığını iddia etmektedir. Ancak siyanürün parçalandığı bileşikler de zararlı olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir”</strong></p>
<p>“Toprakta bulunan siyanür, yağışlarla birlikte çözünerek yeraltı ve yüzeysel sulara geçebilir. Bu suda çözünmeyle birlikte dereler ve nehirlerle akarsu havzası boyunca taşınabilir. Ayrıca yeraltı suyuna sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yeraltı suyuna siyanür sızıntısı uzun süre devam edebilir ve içme suyu kaynaklarını kirletebilir. Siyanürle kirlenmiş yeraltı suyu, bağlantılı olduğu komşu akarsuları da kirletebilir.</p>
<p><strong>Siyanürün dolaylı etkileri neler?</strong></p>
<p>Siyanürün doğrudan etkilerinin yanında bir de dolaylı etkileri bulunmaktadır. Siyanür öncellikle toprak bünyesine girdiğinde toprak içerisinde dengede bulunan pek çok minerali reaksiyona girecek hale getirebilir. Bu maddeler arasından Arsenik gibi oldukça toksik ve kanserojen özellikli maddeler de yer alıyor. </p>
<p>Siyanür doğada kolay parçalansa da bu maddeler doğada kısa sürede parçalanmaz ve çevrenin unsurları arasında taşınabilir. Özellikle tarım arazilerine ve otlak alanlara taşınması bu maddelerin besinlere geçmesine ve etki derecesini arttırmasına sebep olur.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128">Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm Canlılar Sevgi Dolu Bir Yuvayı Hak Eder</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tum-canlilar-sevgi-dolu-bir-yuvayi-hak-eder-362708</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 10:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[yuvayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm canlılar sevmeyi ve sevilmeyi, refah içerisinde yaşamlarını sürdürebilecekleri sağlıklı ve mutlu kalıcı bir yuvayı hak eder. Oysa günümüzde milyonlarca kedi ve köpek sokaklarda veya geçici bakım evlerinde yaşamlarını daha anlamlı kılabilecek sahiplerini bekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tum-canlilar-sevgi-dolu-bir-yuvayi-hak-eder-362708">Tüm Canlılar Sevgi Dolu Bir Yuvayı Hak Eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm canlılar sevmeyi ve sevilmeyi, refah içerisinde yaşamlarını sürdürebilecekleri sağlıklı ve mutlu kalıcı bir yuvayı hak eder. Oysa günümüzde milyonlarca kedi ve köpek sokaklarda veya geçici bakım evlerinde yaşamlarını daha anlamlı kılabilecek sahiplerini bekliyor. Birçok insan, sokakta veya barınakta yaşamak durumunda kalan bir kediyi ve köpeği hayatına dahil etmeyi engelleyen yanlış bilgiler ve psikolojik bariyerlere maruz kalıyor.</p>
<p>Royal Canin, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde hayvan sahiplenmenin önünde engel teşkil eden psikolojik bariyerlere vurgu yaparken, aynı zamanda Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) tarafından tüm hayvanlar için geliştirilen, hayvanların açlık ve susuzluktan, sağlık sorunlarından ve korku/stres unsurlarından uzak bir yaşama erişim, uygun barınma koşulları ve kendilerini oldukları gibi ifade edebilme haklarına vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>“Hayvanlardan önce maalesef önyargıları sahipleniyoruz” </strong></p>
<p>Herhangi bir yuvası olmayan evsiz hayvanların sayısı, tüm dünyada 600 milyonu aşıyor. Sahipsiz kedi ve köpeklerin önünde sahiplenilmelerine engel teşkil eden birçok yanlış bilgi ve önyargı bulunuyor; zorlu yaşam koşullarına ek olarak, bu durum ile mücadele etmek zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Bakım evlerinde bulunan kedi ve köpekler ile ilgili sağlıksız veya hasta oldukları, travmaları var ise bunların hiçbir zaman düzelemeyeceği, eğitilmelerinin zor olduğu gibi pek çok yanlış bilgi olduğunu ifade eden Köpek Eğitim Uzmanı Ali Yeşilırmak, “Bakım evi veya barınaklardan hayvan sahiplenme konusunda ne yazık ki olumsuz bir algı bulunuyor. Hayvanlardan önce maalesef önyargıları sahipleniyoruz. Oysa barınaklarda, yeni bırakılmış, yeni terk edilmiş veya hiçbir travmatik geçmişi olmayan hayvanlar da bulunuyor. Kaldı ki bu travmatik süreçlerin çözümü çoğu zaman oldukça kolay. Çok kısa bir çabayla o hayvanlar ilgili psikolojiden, travmatik süreçten kurtarılabilir ve onları hayatımıza yaşam ortağı yapabiliriz. Bu konuda ne kadar fazla bilinçli yönlendirme yapılırsa sahipsiz hayvanların yuva bulması konusunda o kadar fazla adım atmış oluruz,&#8221; dedi.</p>
<p>Mars Petcare girişimi End Pet Homelessness platformunun yaklaşık 224 milyon evsiz hayvanın olduğu 9 ülkede yaptığı çalışmaya göre; her 3 kişiden en az 2&#8217;si kedi ve köpeklerin sokaklardan kurtarılması ve korunaklı alanlarda olması gerektiğine inanıyor. Potansiyel hayvan sahiplerinin yarısı, bir barınaktan sahiplenirlerse hayvanlarının geçmişi hakkında kaygılanacaklarını ve yüzde 47&#8217;si duygusal olarak zarar göreceklerinden endişe edeceklerini söylüyor. Yine potansiyel hayvan sahiplerinin yüzde 37&#8217;si barınaktan sahiplenmeyi düşünmeyeceğini ve yüzde 23&#8217;ü barınakta istedikleri hayvanı bulamayacaklarını söylüyor. Çalışmaya katılanların yarısından fazlası ise bir köpek ile daire kiralamanın daha zor olacağını düşünüyor.</p>
<p><strong>“Yaşamınıza yuvası olmayan bir canlıyı dahil etmekten korkmayın”</strong></p>
<p>Evsiz hayvanlar konusunda temel çözümün sorumlu hayvan sahipliği anlayışı olduğunu ifade eden Royal Canin Türkiye Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Çağla Çavuşoğlu, “Royal Canin olarak hayvanlar için daha iyi bir dünya vizyonumuz doğrultusunda sorumlu hayvan sahipliğinin önemine vurgu yapıyoruz. Yaşamlarımızı daha güzel bir yer haline dönüştüren hayvanlar için daha iyi bir dünyayı sorumlu hayvan sahipliği anlayış ve uygulamaları ile mümkün kılacağımıza inanıyoruz. Hayvan sahiplerinin ilk günden alacağı sorumluluk ile hayvan terk edilmelerinin önüne geçebilir ve evsiz hayvanlar konusunda kalıcı bir çözüm bulabiliriz. Yaşamınıza yuvası olmayan bir canlıyı dahil etmekten korkmayın fakat bunu yapmadan önce ona sunabilecekleriniz ve sorumluluklarınız hakkında iyice düşünün. Bu anlayışın yerleşmesi ile hayvan sahiplenme kararını çok daha bilinçli olarak alabilir ve bakış açımızı değiştirerek terk edilmelerin önüne geçebiliriz. Önceliğimiz elbette terk edilmelerin önüne geçmek, sorumlu hayvan sahipliği konusunda insanları bilinçlendirmek ve cesaretlendirmek. Bunların yanısıra bir yuvası olmayan hayvanların refahını artırmak ve beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için de bakımevi ve dernekler ile iş birliği gerçekleştirmek,” dedi.</p>
<p><strong>Royal Canin ekibi, Kurtaran Ev’de gönüllü çalıştı</strong></p>
<p>Royal Canin, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü kapsamında, bakımevlerindeki kedi ve köpeklerin ihtiyaçlarına dikkat çekmek, buradaki gereksinimleri ve gönüllülük ihtiyacını daha görünür kılmak için Kurtaran Ev Derneği’nin yerleşkesindeydi. Royal Canin Türkiye çalışanları, hayvanların sahiplendirilene kadar geçici olarak konakladığı bir yaşam alanı sunan Kurtaran Ev’de, kedi ve köpekler için mama bağışına ek olarak alan kapasitesini güçlendirmek adına bölge düzenlemesi gerçekleştirdi. Ayrıca, insanların hayvan sahiplenmelerini cesaretlendirebilmek adına Kurtaran Ev’deki hayvanların hikayelerini sosyal medya hesaplarından paylaştılar. Royal Canin’in bağlı bulunduğu Mars şirketi çalışanları, Mars Gönüllülük Programı kapsamında 2015 yılından bu yana toplamda 1 milyon saatin üzerinde toplum yararına gönüllülük faaliyetlerinde bulundu ve her sene çalışanlarına sunduğu 16 saatlik ücretli izin ile gönüllülük çalışmalarında yer almayı teşvik etmeye devam ediyor.  </p>
<p>Hayvan sahiplendirme süreçlerinin zorlu olduğunu ifade eden Kurtaran Ev’in Kurucusu Onur Boltürk, “Biz; İstanbul’da yaşlı, hasta, engelli veya sokağa bırakılan hayvanlara geçici yuva olabilmek için kurulduk. Kurtaran Ev’e ait üç farklı lokasyonda, 700’den fazla köpek ve 300’e yakın kediye ek olarak farklı hayvanlara da ev sahipliği yapıyoruz. Elbette birçok ihtiyacımız bulunuyor fakat gönüllülük faaliyetleri ile Kurtaran Ev’i buradaki canlılar için daha iyi bir yer haline getirmek bizim için çok önemli. Buradaki canlıların ise en çok sevgiye, ilgilenilmeye ve kalıcı olarak sıcak bir yuvaya ihtiyaçları var. Sahiplenme süreçleri; insanların beklentileri ve ön yargıları nedeniyle çok zorlu ilerliyor. Örneğin insanlar, bakımının ne kadar zor olduğunun ve çok fazla vakit ayırmak gerektiğinin farkında olmadan sadece yavru kedi ve köpek sahiplenmek istiyor. Oysa size tüm sevgisini verebilecek ve sizinle yaşam boyu sürecek bir bağ kurabilecek canlılar sadece yavrular ya da görünüşü görece daha iyi olduğu düşünülen kedi ve köpekler değil. Burada tüm kalbiyle sahibine bağlanmayı bekleyen mükemmel canlılara ev sahipliği yapıyoruz ve tek eksiğimiz onlarla yuvasını paylaşabilecek sorumluluk sahibi insanlar”, dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tum-canlilar-sevgi-dolu-bir-yuvayi-hak-eder-362708">Tüm Canlılar Sevgi Dolu Bir Yuvayı Hak Eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahadır Yenişehirlioğlu: &#8220;Kitap, ihya da eder, imha da eder&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahadir-yenisehirlioglu-kitap-ihya-da-eder-imha-da-eder-362528</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bahadır]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[ihya]]></category>
		<category><![CDATA[imha]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında usta oyuncu ve yazar Bahadır Yenişehirlioğlu’nu vatandaşlarla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahadir-yenisehirlioglu-kitap-ihya-da-eder-imha-da-eder-362528">Bahadır Yenişehirlioğlu: &#8220;Kitap, ihya da eder, imha da eder&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında usta oyuncu ve yazar Bahadır Yenişehirlioğlu’nu vatandaşlarla buluşturdu.</p>
<p>59. Kütüphane Haftası kapsamında geçtiğimiz hafta Bilgi Evleri’nde birçok etkinlik gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi, etkinliklerin kapanışında anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Taner Baba’nın müzikleriyle eşlik ettiği Ertuğrul Bozkurt’un hikaye ve masal anlatımıyla çocukları büyülediği Müzikli Masal Dinletisinde renkli görüntüler yaşandı. Dr. Ali İhsan Akçay’ın sunumuyla düzenlenen ‘Kitabın Serüveni’ programında ise Müzehhip Emine Aksakal, Minyatür Yasin Urhan, Mücellid Hüseyin Delil, Hafız-ı Kütüp Osman Nuri Solak, Ebru Sanatçısı Münevver Gürevin, Kağıt İmalatçısı Emrah Yılmaz ve Hat Sanatçısı Mahfuz Zunnun Emin de tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde düzenlenen “Sessizliğin Çağıltısı; Okumak” konulu söyleşiye ise  konuşmacı olarak usta oyuncu ve yazar Bahadır Yenişehirlioğlu katıldı. Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fethi Yıldız’ın da dinlediği programa vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.</p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, bir yandan deprem bölgesindeki yaraları sararken, diğer yandan da kültürel ve sosyal çalışmalara devam ettiklerini belirterek, “Deprem bölgesindeki yaraları sarmak için afetin ilk gününden itibaren yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Gaziantep İslahiye’de 100 hanelik bir Osmangazi Mahallesi kuruyoruz. Deprem bölgesine her gittiğimizde farklı yerlerde farklı yaşamlar ve ibretlik olaylara şahit oluyoruz. Devlet ve millet işbirliğinde oradaki hayatı normalleştirmeye gayret ediyoruz. Tüm Türkiye orada ve çalışmalar sistemli bir şekilde yürüyor” dedi.</p>
<p>Teknolojinin imkanlarından faydalanırken toplumdan da uzaklaşmamak gerektiğine dikkat çeken Başkan Dündar, “Teknoloji devrinde toplumdan ve kendimizden kopuyoruz. Elimizdeki akıllı cihaz içerisine girdikten sonra bir türlü oradan çıkamıyoruz. İnsanlarla karşılıklı sıcak sohbet ve iletişimi yeniden kazanmamız gerekiyor. Belediye olarak birçok kütüphanemiz var. Bu ilim yuvalarının dolu olduğunu görmek bizi mutlu ediyor. Çünkü, teknolojik cihazlar kendi istediğini bize veriyor, bizim istediğimizi vermiyor. Akıllı cihazları ihtiyacımız kadar kullanıp, kitap okumaya daha çok vakit ayıralım” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Daha sonra söz alan Bahadır Yenişehirlioğlu da Osmangazi Belediyesi’nin muhteşem eseri Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Tarihimizi yeni nesillere anlatma adına uluslararası standartta bir eser kazandırdığı için başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Osmangazi Belediyesi’nin deprem bölgesinde çok güzel faaliyetler yürüttüğünü de biliyorum. Orada yapılan birçok konuta göre çok kullanışlı ve güzel konutlar inşa ediyorlar. Bölge insanımızın yaralarının sarılması ve barınma ihtiyacının karşılanması açısından detaylıca düşünülmüş kalıcı bir çalışma yapıyorlar. Bu çalışmalardan dolayı da Başkanımız Mustafa Dündar’a ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Fetih Müzesi’nin amfi gösteri alanında katılımcılara kitabın insan için öneminden bahseden Yenişehirlioğlu, “Kitap, insanı ihya da eder, imha da eder. O yüzden bizi ihya edecek, geliştirecek kitapları okuyalım” ifadelerini kullandı. Kitabın çok önemli bir iletişim aracı olduğuna dikkat çeken usta yazar Yenişehirlioğlu, “Kitap değerlidir ve önemlidir diyoruz. Ama nedir onu değerli ve önemli kılan? Kelamdır, muhteviyattır. İçerisinde ne olup, ne olmadığıdır. İnsanoğlunu imha eden, birlik ve beraberliği bozan, Türkiye’nin altını oyan, aile yapısını bozan, milli ve manevi değerleri alt üst eden, insanımızın bütün zihni yapısını boşaltan kitaplar içinse aynı şeyi söyleyemeyiz. Kitap, insanoğlunun ihyası için vardır. Kitap, insanoğlunun psikolojik ve sosyolojik tarihinde serüvenini başlatan şeydir. İnsanoğlu ucu bucağı olmayan sonsuz evrende başıboş bırakılmamıştır. Kainatın sahibi yüce Allah, bize merhamet eder ve zifiri karanlıkta ışığı bulmamıza yardımcı olur. Ne yapıp, ne yapmayacağımızı ancak onun kelamından okuyup, akıl edip, öğreniriz” diye konuştu.</p>
<p>“100 yıl önceki senaryo aynı, sadece oyuncular değişti”</p>
<p>Dünyada dengelerin bozulduğu bir dönemde olduğumuza vurgu yapan Bahadır Yenişehirlioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabanların birbirine kaydığı, doğrunun yanlıştan ayırt edilemediği, küfrün makbul olduğu bir dönemdeyiz. Küresel güçler dediğimiz oyun kurucular, fitne başları hedefe ulaşmak için iki kaleyi yıkmaya çalışıyor. Birincisi aile, ikincisi kadim değerler manzumesi. Tek amaçları var; kimyalarını değiştireceksin, aile mefhumunu yok edeceksin, insanı cinsiyetsiz hale getireceksin, zihin yapısını hiç edeceksin. İnsanlar geleneklerinden ve mazisinden utanacak. Başarılı oluyorlar mı? Oluyorlar. Beyni boşaltılmış prototipler yapıyorlar. Bunu da popüler kültür adıyla yapıyorlar. Sanat diyerek yapıyorlar.  Çok eski değil, sadece 100 yıl önce cennet mekân Sultan Abdülhamit Han döneminde yaşanan olaylar, senaryolar aynı. Düşmanlar aynı, felsefe aynı, sadece oyuncular değişti. Bu var olma, yok olma mücadelesidir. Allah herkese akıl fikir versin. Birlik ve beraberliğimizi koruyalım. Yeni düşmanlık tohumlarını ekmeye gerek yok. Başka gidecek yerimiz ve toprağımız yok. Birlik ve beraberlik içinde acısıyla tatlısıyla, inananıyla inanmayanıyla huzurlu yaşamak istiyorsak, bayrağımıza, sınırlarımıza ve ezanımıza sahip çıkmamız gerekiyor.”</p>
<p>Söyleşi sonrasında Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Yenişehirlioğlu’na Osman Gazi&#8217;nin tahta oturuşunu simgeleyen bir biblo hediye etti. Ayrıca, Osmangazi Belediyesi kütüphanelerinde en çok kitap okuyan üyelere hediyeleri verildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahadir-yenisehirlioglu-kitap-ihya-da-eder-imha-da-eder-362528">Bahadır Yenişehirlioğlu: &#8220;Kitap, ihya da eder, imha da eder&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
