<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edebiliyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edebiliyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edebiliyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>edebiliyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edebiliyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bunaltıcı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor. Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havanın uyku bozukluklarından öfke kontrolüne, anksiyeteden depresyona kadar birçok ruhsal sorunu tetikleyebileceğine dikkat çekti.  Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, yaz aylarında ruh sağlığını korumanın yollarını anlattı.</em></p>
<p>Termometrelerdeki yükselişle birlikte nefes almanın bile zorlaştığını bu günlerde sıcak havanın fiziksel konforumuzun yanında ruh sağlığımızı da tehdit ettiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, “Sıcağın bir kişinin üretkenliğini ve basit görevlerdeki performansını etkileyebileceği biliniyor. Bununla birlikte aşırı sıcağa maruz kalmak karar verme sürecini de etkileyebilmektedir” dedi. </p>
<p><strong>SICAK HAVA RUHSAL DURUMU HEM DOLAYLI HEM DE DİREKT ETKİLEYEBİLİYOR!</strong></p>
<p>Sıcaklık değişiminin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinde cinsiyet, yaş ve sosyoekonomik duruma göre farklılıklar olabileceğine değinen Öz, &#8220;Yüksek sıcaklık; depresyon, şizofreni gibi zihinsel bozuklukların yanı sıra madde bağımlılığı gibi ruh sağlık göstergeleri üzerinde doğrudan veya dolaylı etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra uyku bozukluğu, halsizlik, tahammülsüzlük, isteksizlik ve genel bir yorgunluk hissi de beraberinde gelebiliyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>UYKUSUZLUK TAHAMMÜL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜYOR</strong></p>
<p>Sıcak havaların en büyük etkilerinden birin de uyku üzerine olduğunu anlatan Öz, “Uykunun kalitesi düştüğü gibi süresi de kısalıyor. Bu durum iş verimini ve yaşam kalitesini düşürürken, tahammül seviyesini azaltıp öfke kontrolünü zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Özellikle bipolar bozukluğu olan bireylerde uykusuzluğun mani dönemini tetikleyebileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU OLANLAR ŞİKAYETLERİ YANLIŞ ANLAYABİLİYOR!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklar kalp ritmini artırarak bunaltı ve baygınlık hissine yol açabileceğini ve özellikle panik bozukluğu olan kişilerin bu fiziksel belirtileri panik atak zannedebildiğine işaret eden Merve Öz, “Böyle bir durum ortaya çıktığında bu belirtilerin sıcağa bağlı ortaya çıkabileceğini kendilerine hatırlatarak sakinleşmeye çalışmalılar.” Dedi.  Depresyon hastalarının zaten var olan isteksizliğinin, sıcak havalarda daha da artırabileceğini anlatan Öz, “Depresyondaki kişiler için yataktan kalkıp yüzünü yıkamak bile zulümdür. Depresyonun temelinde daha önce isteyerek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik, hayattan zevk alamama ve depresif ruh hali vardır. Hava sıcaklığı, depresyondaki hastada zaten var olan isteksizliği artırarak depresyondaki bireylerin depresyon şiddetini artırabilmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>ÖFKENİZİ KONTROL EDEBİLİRSİNİZ!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıkların dikkat dağınıklığına ve öfke kontrolü zayıflığına yol açtığını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havalarda daha sık öfke patlamaları yaşanabildiğini hatırlatarak şunları anlattı: “Sıcak hava; kızgın, saldırgan ve hatta şiddet içeren davranışları artırabilmektedir. Öfke kontrolünüzü sağlamak ve sinirlerinize hâkim olmak için öfkenizin farkına varın. Öfke ile hareket etmeden önce düşünün. Asıl sizi öfkelendiren durum ne? Öfkenizi neden ve nereye yansıtıyorsunuz? Sorularını kendinize mutlaka sorun. Öfkelendiğinizde derin derin nefes alıp nefes egzersizi yapabilirsiniz. Gerçekte var olan ya da hayalinizde var olan, sizi güvende ve mutlu hissettiren bir yer seçip kendinizi öfkeli hissettiğinizde o yerde olduğunuzu hayal edebilirsiniz.</p>
<p>Kafein ve sıcak hava birlikteliği öfke kontrolünü zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle sıcak havalarda kahveyi ve çayı sınırlandırın. Hatta yapabilirseniz, çay ve kahveyi tamamen kesin, uykunuzu iyi aldığınızdan emin olun. Düzenli yapılan egzersiz, öfke kontrolünü sağlamak için önemlidir. Yine rahatlamak için yoga ve meditasyon yapabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BU ÖNERİLERE KULAK VERİN!</strong></p>
<p>Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, özellikle altta yatan bir psikolojik rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere herkes için faydalı olabilecek önerilerini şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Sıcak yaz günlerinde zorunda kalmadıkça 12.00 ile 14.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Yaz aylarını mümkünse daha yüksek ve daha serin yerlerde geçirmeye çalışın. Aşırı sıcaklarda olabildiğince trafik gibi stres yaratan ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Öğle saatleri dışarı çıkmak zorunda kalsanız bile güneşe çok fazla maruz kalmamak için şapka ve güneş gözlüğü kullanın. Rahat kıyafetler tercih edin. </li>
<li>Rahatlamak için ılık duş alın. Uyku kalitesini artırmak için yastığınıza 1 damla lavanta yağı dökebilirsiniz. Ayrıca yatmadan önce düzenli olarak içeceğiniz melisa çayının uyku kalitesini artırma özelliği vardır. Kahve, çay, yeşil çay uykunuzu kaçıracağı için akşamları bu içeceklerden uzak durmaya çalışın. </li>
<li>Halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi ve isteksizliğin bir nedeninin de elektrolit dengesizliği olabileceği için bol sıvı tüketmeyi ihmal etmeyin Ayrıca soda tüketmeye herhangi bir engeliniz yoksa (tansiyon hastalığı gibi) bu günlerde, günde 1 adet soda tüketebilirsiniz. </li>
<li>Çok ağır beslenmemeye ve su oranı yüksek sebze ve meyve gibi gıdaları tüketmeye özen gösterin. Sıcaklıktan dolayı gün içinde yapamadığınız aktiviteleri akşam saatlerine planlayın. Spor yapacaksanız akşam saatlerini ve erken sabah saatlerini tercih edin.</li>
<li>Bu günlerde lütfen empati duygusunu yanınızdan eksik etmeyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 09:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aort]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir belirti vermeden sinsi ilerleyen aort anevrizması özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hayatı tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355">Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span>Ülkemizde her yıl yaklaşık <span>3000-4000</span> kişinin bu hastalıkla karşı karşıya geldiğini söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, tanının genellikle farklı bir nedenle yapılan tetkikler sonrasında şans eseri konulduğuna işaret etti. Fark edilmeyen anevrizmaların patlamasıyla yaşam şansının ciddi oranda düştüğüne işaret eden Prof. Dr. İsbir, özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin anevrizma açısından kendilerini kontrol ettirmeleri gerektiğine işaret etti. </span></em></p>
<p><span> </span></p>
<p><span>Kalp damar hastalıkları arasında görülme sıklığı açısından oldukça öneme sahip olan anevrizmalar çok fazla bilinmiyor. Üstelik hastalığın hiçbir belirti vermeden ilerlemesi ve ülkemizde bu konuda bir tarama programının olmaması nedeniyle hastaların konuya daha fazla hassasiyet göstermesi gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, özellikle 65 yaş üstü kişileri uyardı. </span></p>
<p><span>Abdominal aort anevrizmaların sık görülen hastalıklardan olduğunu belirten Prof. Dr. İsbir, “Tabii Türkiye&#8217;de çok kesin rakamlar vermek mümkün değil. Yurt dışı literatürlere baktığımızda Amerika&#8217;da ölüm sebepleri açısından ilk 10’da yer alıyor. Bu açıdan da önemli bir rahatsızlık” dedi. </span></p>
<p><span> <strong> “65 YAŞ ÜSTÜ SİGARA İÇEN, YÜKSEK TANSİYONU OLAN HASTALARDA ANEVRİZMA GELİŞME RİSKİ FAZLA”</strong></span></p>
<p><span>Anevrizmalar için en önemli risk faktörlerinin yüksek tansiyon, sigara içiciliği ve ileri yaş olduğunu belirten Prof. Dr. İsbir, “Özellikle erkek hastalarda abdominal aort anevrizmasını daha sık görüyoruz. 65 yaş üstü sigara içen, yüksek tansiyonu olan hastalarda anevrizma gelişme riski fazla. Bir diğer risk faktörü de aile öyküsü. Ailesinde anevrizma öyküsü olan bireylerde anevrizma açısından kendilerini mutlaka kontrol ettirmeliler” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>KARIN BÖLGESİNDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</span></strong></p>
<p><span>Yaşamı tehdit eden bu önemli sorunla ilgili önemli bilgiler veren Prof. Dr. İşbir, “Aort anevrizmasını vücudumuzun ana damarı olan aort damarının genişlemesi olarak tanımlamak mümkün. Aort kalpten, göğüs boşluğuna daha sonra karına ve bütün vücuda kanı götüren ana damardır. En sık gördüğümüz abdominal aort anevrizmasıdır. Çünkü karın bölgesindeki aort damarının duvarı daha zayıftır ve dolayısıyla da anevrizma bu bölgede daha sık karşımıza çıkıyor. Bunun yanında karın bölgesinde anevrizması olanlarda göğüste, göğüste anevrizması olanlarda karında da anevrizma olabiliyor” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>“BAZEN SES KISIKLIĞI BİLE UYARICI OLMALI”</span></strong></p>
<p><span>Karın ve göğüs bölgesindeki anevrizmaların büyümesiyle birlikte farklı organlara bası yaptığını ve bu durumun da ses kısıklığı, bel ağrısı gibi yaygın şikayetlerle de ortaya çıkabildiğini hatırlatan Prof. Dr. İsbir, “Anevrizma bazen göğüs boşluğunda uzun yıllar sessiz büyür. Örneğin ses tellerimize giden sinir, anevrizmanın tarafından infiltre edildiğinde anevrizma, hastada ses kısıklığıyla kendini gösterebilir. Aynı şekilde büyüyen aort bel omurlarına ve sinirlere baskı yaparsa da bel ağrısı şikayetine neden olur. Dolayısıyla böyle sinsi ilerleyen bir hastalık için indirekt belirtilerin de hasta açısından önem taşıdığından uyarıcı olmalı.”</span></p>
<p><strong><span>“ZAMANINDA TANI İÇİN ŞÜPHELENMEK ŞART”</span></strong></p>
<p><span>Hastalıkta teşhisin çok basit olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, “Çoğunlukla fiziken bir belirtisi yok. Ama karın bölgesinde yapılan ultrasonlarda abdominal aortaya bakılmasıyla ya da ekokardiyografi dediğimiz göğüs içerisindeki kalbe yapılan tetkikte aort anevrizmalarını tespit edebiliyoruz. En zor tespit edilen bölge akciğerlerin yer aldığı göğüs boşluğundaki torasik aort dediğimiz bölgedir. Çünkü burası çok daha geniş bir boşluk ve anevrizma sinsi olarak büyüyebiliyor. Bu nedenle tanı koymak açısından şüphelenmek burada en önemlisi. Kolaylıkla tanı konulup tedaviye geçebiliyoruz. Dolayısıyla bu noktada erken tanının hayat kurtardığını özellikle belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><strong><span>“KONTROL EDİLMEZSE İLK BELİRTİ ANEVRİZMANIN PATLAMASI OLABİLİR!</span></strong></p>
<p><span>Anevrizmanın özellikle erkeklerde daha sık görüldüğünü aktaran Prof. Dr. İsbir, “Kadınlarda da anevrizma görüyoruz. Ama erkeklerde daha sık görüyoruz. Bu erkeklerde sigara içiciliğinin daha fazla olmasından kaynaklanıyor. Ama son yıllarda kadın hastalarımızda var” dedi. Prof. Dr. İsbir, hastalığın seyriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Aortun çapı normalde 2.5 cm civarındadır. Bu rakam 4 cm’e çıktığında aslında anevrizma oluşmuştur. Ancak anevrizma 5-5.5 cm’e ulaştığında müdahale ediyoruz. Dolayısıyla anevrizmanın gelişmeye başladıktan sonra müdahale edilmesine kadar geçen süre hastadan hastaya değişmekle birlikte yaklaşık 8-10 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Yani burada hasta kendisinin aort damarında genişleme olduğunu bilirse düzenli aralıklarla kontrol ettirir ve belli bir rakama ulaştığında da buna müdahale edilebilir. Ama hiç bilmez ise hastalık sinsi gelişir ve hastanın haberi yoksa ilk belirtisi rüptür dediğimiz anevrizmanın patlaması da olabilir” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><strong><span>“ANEVRİZMANIN BULUNDUĞU BÖLGE TEDAVİYİ ŞEKİLLENDİRİYOR”</span></strong></p>
<p><span>Anevrizmalar aortun hangi bölgesindeyse ona yönelik tedavi yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Selim İsbir, tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi “Aortun kalpten hemen çıktığı bölgelerde anevrizmalarda tek şansımız şu an için açık ameliyat. Ama göğüs bölgesi ve karın bölgesindeki anevrizmalarda yaklaşık son 15-20 yıldır sıklıkla endovasküler tedavi dediğimiz kapalı yöntemle başarıyla tedavi etme şansına sahibiz. Tanı konulduktan sonraki süreç oldukça rahat. Özellikle de eğer anevrizmanın lokasyonu, boyutları ve de anatomik ilişkisi kapalı yönteme uygun ise çok rahat bir tedavi. Hastalar normal hayatlarını iki gün içerisinde dönebiliyorlar. Kaplı stent dediğimiz suni greftlerle rahatlıkla tedavi edebiliyoruz. Dolayısıyla çok yüz güldürücü bir tedavi. Yeter ki erken tanıyı koyalım. Maalesef her aort anevrizması endovasküler yöntemle tedavi edilemiyor. Bir takım anatomik özellikler gerekli. Onun için çok detaylı tomografik incelemelerde bulunuyoruz. Detaylı ölçümlerle uygun olup olmadığına karar veriyoruz.”</span></p>
<p><strong><span>AORT DAMARI 9.5 SANTİME ÇIKAN 78 YAŞINDAKİ HASTA TEDAVİ EDİLEREK SAĞLIĞINA KAVUŞTU</span></strong></p>
<p><span>Bugün anevrizma tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alabildiklerini söyleyen Prof. Dr. İsbir, 78 yaşında ve oldukça ender boyuttaki bir anevrizması olan hastasını örnek göstererek şu bilgileri verdi: “78 yaşındaki bu hastamızın karın aortu 9,5 cm’ye kadar büyümüştü ki bu oldukça ender rastlanan bir durumdur. Yani 2.5 santimlik bir aort neredeyse 4 katına çıkmış ve hasta farkında değil. Tesadüfen yaptırdığı böbrek ultrasonunda tespit edilmiş. Tabii hemen bize geldiğinde detaylı ölçümlerini yaptık. Endovasküler tedaviye uygundu. Kendisini yatırdık. Hemen endavasküler greftini yerleştirdik. Hastamız bugün gayet iyi. Ama geç kalsaydık bu anevrizma patlayacaktı ve belki de hastayı kaybedecektik. Burada anevrizmanın 9.5 cm’e gelmesi oldukça uzun bir zaman diliminde gerçekleşmiş olsa da bu sürede hiç fark edilmemiş. Çoğu hasta bu şansa sahip olmuyor ve anevrizmaları patlıyor ve belki de hayatlarını kaybediyor. Dolayısıyla düzenli kontrol ve erken tanı anevrizmalarda gerçekten hayat kurtarıyor.”</span></p>
<p><strong><span>“ RÜPTÜR OLMADAN ANEVRİZMAYA MÜDAHALE EDİLMESİ YAŞAMI KURTARIYOR”</span></strong></p>
<p><span>Hastalık yakalanıp tedavi edilebilirse ölüm oranının oldukça düşük olduğunu aktaran Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir sözlerini şöyle sonlandırdı: “Anevrizmaya bağlı yaşam kaybı oranı yüzde 1’in altında. Ancak tedavi etmediğimiz zaman yani rüptür gerçekleştiği zaman bu hastaların yüzde 50’si hayatını kaybediyor. Eğer şanslılarsa bir merkeze ulaşabiliyorlarsa ameliyat şansını elde edebiliyorlarsa o zaman kurtulma şansları var. Ama ameliyatları oldukça riskli hale geliyor. Dolayısıyla anevrizmaya rüptür olmadan müdahale edilmesi oldukça önemli.&#8221;</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355">Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
