<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edebilir | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/edebilir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edebilir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>edebilir | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/edebilir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.</p>
<p>Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır; </p>
<ul>
<li>Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir.</li>
<li>İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.</li>
</ul>
<p><strong>7 yaygın belirtisi</strong></p>
<p>Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kronik kabızlık veya ishal.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanma.</li>
<li>Aşırı derecede kilolu olmak.</li>
<li>Tuvalette uzun süre oturma.</li>
<li>Gebelik hali.</li>
<li>Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.</li>
<li>Düzenli olarak ağır kaldırmak.</li>
</ol>
<p>Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Hemoroidle karıştırılan 4 sorun </strong></p>
<p>Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. </p>
<ul>
<li>Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.</li>
<li>Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.</li>
<li>Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  </li>
<li>Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  </li>
</ul>
<p>Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kaslarını]]></category>
		<category><![CDATA[kesin]]></category>
		<category><![CDATA[Midye]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toksin]]></category>
		<category><![CDATA[toksinler]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih&#8217;te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor</p>
<p><strong>“Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor:</p>
<p>“Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.”</p>
<p><strong>“Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir”</strong></p>
<p>Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.”</p>
<p><strong>“Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor:</p>
<p>“Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.”</p>
<p><strong>“Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir”</strong></p>
<p>Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor.</p>
<p><strong>“Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var</strong></p>
<p>Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.”</p>
<p><strong>“Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı”</strong></p>
<p>“Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şirketler, EY OpsChain ESG uygulamasıyla sürdürülebilirlik faaliyetlerini kolayca takip edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirketler-ey-opschain-esg-uygulamasiyla-surdurulebilirlik-faaliyetlerini-kolayca-takip-edebilir-435482</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 09:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esg]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetlerini]]></category>
		<category><![CDATA[kolayca]]></category>
		<category><![CDATA[opschain]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamasıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435482</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY (Ernst &#038; Young) Türkiye, sürdürülebilirlik alanında ilerleme kaydetmek isteyen şirketler için kapsamlı ve yenilikçi bir araç olarak blok zincir teknolojisine dayalı “EY OpsChain ESG” uygulamasını duyurdu. Karbon emisyon oranlarını görüntülemekte kolaylık sağlayan ve net sıfır hedeflerine ulaşmada aktif rol oynayan uygulama;kuruluşlara ESG (Environmental, Social Governance) yani “Çevresel, Sosyal, Yönetişim” alanındaki öykülerini dijital olarak güvenilir bir platformda anlatma fırsatı sunuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirketler-ey-opschain-esg-uygulamasiyla-surdurulebilirlik-faaliyetlerini-kolayca-takip-edebilir-435482">Şirketler, EY OpsChain ESG uygulamasıyla sürdürülebilirlik faaliyetlerini kolayca takip edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY (Ernst &#038; Young) Türkiye, sürdürülebilirlik alanında ilerleme kaydetmek isteyen şirketler için kapsamlı ve yenilikçi bir araç olarak blok zincir teknolojisine dayalı “EY OpsChain ESG” uygulamasını duyurdu. Karbon emisyon oranlarını görüntülemekte kolaylık sağlayan ve net sıfır hedeflerine ulaşmada aktif rol oynayan uygulama; kuruluşlara ESG (Environmental, Social Governance) yani “Çevresel, Sosyal, Yönetişim” alanındaki öykülerini dijital olarak güvenilir bir platformda anlatma fırsatı sunuyor. </strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi şirketi EY (Ernst &#038; Young), Ethereum blok zinciri tabanlı çalışan “EY OpsChain ESG” uygulamasını EY Blockchain SaaS platformunda şirketlerin kullanımına sundu. </p>
<p>EY OpsChain ESG, karbon ayak izini doğru bir şekilde ölçmek ve takip etmek için mücadele eden şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturuldu. Uygulama; şirketlerin, sıfır karbon hedefi doğrultusundaki çalışmalarını kontrol için attıkları adımların doğru bir şekilde ilerlediğini hem şirket içinde görmelerine hem de müşterilerine göstermelerine yardımcı oluyor. Aynı zamanda, karbon ayak izlerinin çevresel etkilerini azaltma süreçlerinde daha bilinçli kararlar almalarına olanak tanıyor. Bu sayede, işletmelerin ESG hedeflerine ulaşmalarında, çevresel performanslarını iyileştirmelerinde, karbon izleme ve raporlama süreçlerini optimize etmelerinde önemli bir rol oynayarak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlıyor.</p>
<p>InterWork Alliance&#8217;ın Karbon Emisyon Tokenleri standartlarına göre oluşturulan EY OpsChain ESG uygulamasının temel özelliklerinden biri de işletmelerin ürün emisyonlarını tokenize ederek CO2e (karbondioksit) pozisyonlarını net bir şekilde anlamalarına yardımcı olması. Ayrıca; tüketicilere ve iş ortaklarına, tokenizasyon kullanımı yoluyla emisyonların ve karbon kredisinin izlenebilirliği için güvenilirlik ve şeffaflık da sağlayacak.</p>
<p><strong>EY Türkiye Blokchain Desk Lideri Esra Özdemir, </strong>EY OpsChain ESG uygulamasıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: </p>
<p>“Günümüzde iklim değişikliğinin etkileri hızla artmaya devam ederken hem tüketiciler hem de iş insanları için sürdürülebilirlikte şeffaflık ve takip edebilirlik konuları oldukça önem taşıyor. Net sıfır hedeflerinin her zamankinden daha fazla incelenmesi gerektiği günümüzün iş dünyasında; şirketlere, ESG öykülerini dijital olarak güvenilir bir platformda anlatma fırsatını yeni çözümümüz EY OpsChain ESG uygulaması ile sunuyoruz. Bu uygulama, blok zincirlerin kurumsal sınırlar ötesinde iş süreçlerini ve küresel ekosistemleri birbirine bağlayabilen birleştiricilik gücüne dayanarak geliştirildi. Sunduğu ayrıntılı izlenebilirlik yeteneği sayesinde, karbon izini belirli ürün çıktısına bağlayabilmeye ve tokenizasyon yoluyla emisyon envanterini izleyebilmeye olanak tanıyor. Şirketler, piyasada oluşturulan veya tedarik edilen karbon kredi tokenlerini kullanarak artık karbonsuzlaştırmaya yönelik eylemlerini görebilir ve takip edebilir hale gelebilecekler. EY olarak, sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarımıza blok zincir teknolojileri de dahil olmak üzere birçok alanda hız kesmeden devam ediyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirketler-ey-opschain-esg-uygulamasiyla-surdurulebilirlik-faaliyetlerini-kolayca-takip-edebilir-435482">Şirketler, EY OpsChain ESG uygulamasıyla sürdürülebilirlik faaliyetlerini kolayca takip edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 08:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[kaydı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[subakut]]></category>
		<category><![CDATA[tiroidite]]></category>
		<category><![CDATA[yutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Subakut tiroidit, tiroid bölgesinde ağrı ve rahatsızlığa neden olan nadir bir tiroidit türüdür. Bu duruma sahip kişilerde ayrıca hipertiroidizm belirtileri de görülür ve daha sonra hipotiroidizm belirtileri gelişir. Subakut tiroidit sıklıkla geçici olsa da tedavi edilmezse kalıcı komplikasyonlara neden olabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi İç hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Hakan Terekeci, subakut tiroidit hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844">Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANİ KİLO KAYDI, AĞRI VE YUTMA GÜÇLÜĞÜ SUBAKUT TİROİDİTE İŞARET EDEBİLİR</strong></p>
<p>Subakut tiroidit, tiroid bölgesinde ağrı ve rahatsızlığa neden olan nadir bir tiroidit türüdür. Bu duruma sahip kişilerde ayrıca hipertiroidizm belirtileri de görülür ve daha sonra hipotiroidizm belirtileri gelişir. Subakut tiroidit sıklıkla geçici olsa da tedavi edilmezse kalıcı komplikasyonlara neden olabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi İç hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Hakan Terekeci, subakut tiroidit hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Tiroid hormonları vücut fonksiyonlarını düzenliyor</strong></p>
<p>Tiroid, boynun ön kısmında bulunan ve çeşitli hormonlar salgılayan bir bezdir. Bu hormonlar, gıdayı enerjiye dönüştüren süreç olan metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olur. Ayrıca korku, heyecan ve zevk gibi fiziksel ve duygusal tepkilerimizde de önemli rol oynarlar. Tiroidit, tiroid iltihabı anlamına gelir. Çoğu tiroidit türü tipik olarak hipertiroidizme veya hipotiroidizme yol açar. Hipertiroidizm, tiroidin aşırı aktif olduğu ve çok fazla hormon ürettiği bir hastalıktır. Hipotiroidizm, tiroidin az çalıştığı ve yeterli hormon üretemediği bir durumdur. Bu koşulların her ikisi de kilo değişikliklerine, kaygıya ve yorgunluğa neden olabilir. Diğer tiroidit türlerinden farklı olarak subakut tiroiditin viral bir enfeksiyonla bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Genellikle grip veya kabakulak gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar. Virüse tepki olarak oluşan bağışıklık sistemi tiroidi olumsuz etkileyerek tiroitte şişme (enflamasyon) ve hormon üretiminde bozulmaya yol açar. Bu da çeşitli semptomlara neden olur.</p>
<p><strong>Subakut tiroidit ağrılı bir enfeksiyon tablosuyla ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Subakut tiroidit, 40-50 yaş arası kadınlarda aynı yaştaki erkeklere göre biraz daha sık görülür. Diğer tiroidit türlerinden farklı olarak subakut tiroidit, tiroid bezinde ağrıya neden olur. Bazı durumlarda bu ağrı boynun, kulakların veya çenenin diğer bölgelerine de yayılabilir. Tiroid şişmiş ve dokunulduğunda ağrılı hassas olabilir. Ağrı genellikle 1 ile 3 ay arasında devam edebilir. Subakut granülomatöz tiroidit, subakut tiroiditin en sık görülen türüdür. Viral enfeksiyonlardan sonra görülen tip sıklıkla budur. Subakut tiroidit belirtileri arasında: ateş, tükenmişlik, zayıflık, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, çarpıntı ve terleme, ishal, kabızlık,  kilo kaybı, ani kilo alımı, sinirlilik ve endişe hali görülebilir. Burada semptomların ana belirleyicisi hastanın tiroid hormon seviyeleridir.</p>
<p><strong>Teşhis için elle muayene ve bazı kan testleri çok önemli</strong></p>
<p>Tiroid bezinin büyümüş veya iltihaplı olup olmadığını anlamak için boynun elle muayenesi çok önemlidir. Tiroid bezi elle muayene sırasında ağrılı ve hassastır. Ayrıca yakın tıbbi geçmiş te sorgulanmalıdır. Yakın zamanda üst solunum yollarında viral bir enfeksiyon öyküsü varsa subakut tiroiditi tanısı konulması olasılığı daha yüksek olacaktır. Subakut tiroidit teşhisini doğrulamak için bazı kan testleri yapılmalıdır. Bu testler kandaki belirli hormonların düzeylerini kontrol edecektir. Spesifik olarak testler; CRP, sedimantasyon, serbest T3, serbest T4 ve tiroid uyarıcı hormon (TSH)’u içermelidir.</p>
<p><strong>Erken dönemde tedavi olun</strong></p>
<p>Subakut tiroidit tedavisinde ağrıyı azaltmaya ve iltihabı kontrol altına almaya yardımcı olacak ilaçlar kullanılmalıdır. Bazı durumlarda subakut tiroidit için gereken tek tedavi seçeneği budur. Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID&#8217;ler) başlangıçta ağrı tedavisinde ve enflamasyonun baskılanmasında kullanılır. NSAID&#8217;lerin enflamasyonu azaltmak için yeterli olmadığı durumlarda kortikosteroidler kullanılır. Erken evrelerde hipertiroidizm mevcutsa beta bloker ilaçlar tedaviye dahil edilir. Bu ilaçlar, anksiyete ve çarpıntı gibi belirli semptomları hafifletmek için kan basıncını ve nabız hızını düşürür. Hipertiroidinin tedavisi hastalığın başlangıcında önemlidir. Ancak durumu ikinci aşamaya ilerlediğinde bunun bir faydası olmayacaktır. Hastalığın ilerleyen aşamalarında hipotiroidizm gelişebilir. Muhtemelen ilerleyen dönemde tiroid dokusunda oluşan hasara bağlı olarak vücudun üretemediği hormonların dışarıdan alınması gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844">Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 16:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[konserve]]></category>
		<category><![CDATA[tadına]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor. Sterilizasyon işleminin önemine işaret eden uzmanlar, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını, bozulmamış hammaddenin kullanılmasını tavsiye ediyor. Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığına dikkat çeken Gıda Mühendisi Selen Akbulut, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmeden yapılacak konservenin felç, hatta ölüme sebebiyet verebileceğini söylüyor. Akbulut, kapaklar yeni, kavanozlar ise tek porsiyonluk olmalı hatırlatmasında bulunuyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojileri Programı Öğr. Gör. Selen Akbulut, konservenin günümüzde neredeyse her evde üretimi yapılan bir ürün halini aldığını söyledi.</p>
<p>Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığını ifade eden Gıda Mühendisi Akbulut, “Konserve, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmezse felç ve hatta ölüme sebebiyet veren çok riskli bir ürün olabiliyor.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Akbulut, konserve hazırlarken uyulması gereken başlıca konular şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; İyi nitelikte, bozulmamış bir hammaddenin kullanılması çok önemli.</p>
<p>&#8211; Gerekli ayıklama / sınıflandırma ve üzerindeki kirlilik unsurlarını uzaklaştırmak için etkin bir yıkama yapılması şart.</p>
<p>&#8211; Kullanılan tüm alet ekipmanlar sıcak su ile yıkanmalı.</p>
<p><strong>Kapaklar yeni, kavanozlar tek porsiyonluk olmalı!</strong></p>
<p>&#8211; Tüm konserveler için yeni kapak kullanılması şart. Kullanılmış bir kapak tekrar vakum sağlayamayacağı için riskli bir ürün oluşturmuş oluruz.</p>
<p>&#8211; Kavanoz içleri de yine kaynar su ile steril edilmeli.</p>
<p>&#8211; Hazırlanan konserve malzemesi sıcak dolum ile kavanoza doldurulup ağzı sıkı bir şekilde kapatılmalı.</p>
<p>&#8211; Konserveyi açıldıktan sonra tüketmek önemli. Bu nedenle büyük değil tek porsiyonluk kavanozlar tercih edilebilir.</p>
<p>&#8211; Konserveler serin, kuru ve direkt olarak güneş ışığı almayan bir yerde saklanmalı.”</p>
<p><strong>Konserve en riskli ürünler kategorisinde</strong></p>
<p>Konservelerin gıda mikrobiyolojisi açısından en riskli ürünler kategorisinde değerlendirilebildiğine dikkat çeken Akbulut, şunları kaydetti:</p>
<p>“Konservelerde risk oluşturan mikroorganizma, Clostridium botulinum olarak bilinen mutlak anerobik (sadece oksijensiz ortamda gelişim gösteren) karakterli, intoksikasyona neden olan bir patojendir. Bu mikroorganizma uygun ortam koşulları sağlandığında nörotoksin niteliğindeki toksinini sentezler. Toksinli gıdanın tüketiminden sonraki 18-36 saat arasında ortaya çıkar.”</p>
<p><strong>Felç ve ölüm ile sonuçlanabiliyor</strong></p>
<p>Zehirlenme belirtilerine de değinen Akbulut, “Erken belirtileri; belirgin halsizlik, zayıflık ve baş dönmesidir. Bulanık görme ve çift görme, ağız kuruluğu, konuşma ve yutkunmada zorluk, kalp atımında azalma, tansiyon düşüklüğü, nefes alıp vermede zorluk, bulantı, kusma ve kabızlık genel belirtileri arasında yer alır. Bu toksinin çok düşük gramları bile kişilerde felç ve ölüm ile sonuçlanabilir. Şüphe ettiğimiz konservenin tadına bakmak bile felç edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kapak 3 ileri 1 geri tekniği ile kapatılmalı</strong></p>
<p>Sağlıklı bir konserve için taze sebze ve meyveler kullanılması gerektiğini belirten Akbulut, “Her bir konserve kavanozu için yeni bir kapak kullanılması şarttır. Konserve edeceğimiz malzemeye çok iyi nitelikte bir ısıl işlem (kaynatma) uygulanmalı. Sıcak dolum ile kapağı 3 ileri 1 geri tekniğine göre kapatmamız gerekir. Ayrıca kesinlikle bombaj (Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik) yapmış ve vakumu bozulmuş konservelerin tadına dahi bakmadan imha edilmesi gıda güvenliği ve tüketici sağlığı bakımından elzemdir.” dedi.</p>
<p>Selen Akbulut, tüm meyve-sebzelerden gerekli şartlar sağlandığında konserve yapılabileceğini hatırlatarak, “Ancak ısıl işlemde niteliğini kaybetmemesi ve tat-doku uyumu konserve üretiminde önemli parametreler olduğu için bu uyuma dikkat ederek lezzetli konserveler elde edilebilir.” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan Dönemindeki İşitme Kaybı Konjenital CMV Enfeksiyonuna İşaret edebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenidogan-donemindeki-isitme-kaybi-konjenital-cmv-enfeksiyonuna-isaret-edebilir-393562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cmv]]></category>
		<category><![CDATA[dönemindeki]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[konjenital]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yaştan bireyi etkilemesine karşın yeterince tanınmayan Sitomegalovirüs (CMV) özellikle gebelik döneminde karşılaşıldığında bebeği de etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidogan-donemindeki-isitme-kaybi-konjenital-cmv-enfeksiyonuna-isaret-edebilir-393562">Yenidoğan Dönemindeki İşitme Kaybı Konjenital CMV Enfeksiyonuna İşaret edebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde her yaştan bireyi etkilemesine karşın yeterince tanınmayan </em>Sitomegalovirüs (CMV) <em>özellikle gebelik döneminde karşılaşıldığında bebeği de etkileyebiliyor. Bu durumda, fetüste “Konjenital CMV enfeksiyonu” olarak tanımlanan ve çeşitli organları etkileyen bir tablonun gelişebildiğine dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, “Konjenital CMV enfeksiyonu olan çocuklarda uzun dönemde işitme kaybı, gelişimsel ve motor fonksiyonlarda gecikme, görme kaybı, epilepsi nöbetleri gibi sağlık problemleri gelişebilir” dedi.  </em></p>
<p>Dünya genelinde önemli bir sağlık problemi olarak kabul edilen konjenital CMV enfeksiyonu gelişmiş ülkelerde yüzde 0.6 civarında gözleniyor. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, yaklaşık üç çocuktan birinin, beş yaşına kadar CMV ile enfekte olduğunun bilindiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, özellikle gebelik döneminde bu virüsle enfekte olan bebeklerde, doğumdan sonraki erken dönemden itibaren ciddi sorunlar yaşanabileceğine dikkat çekti. </p>
<p> </p>
<p><strong>BU ENFEKSİYON HER YAŞTAN BİREYİ ETKİLİYOR</strong></p>
<p>CMV’nin her yaştan bireyi etkileyebilen yaygın bir virüs olduğunu ancak sağlıklı bir kişinin bağışıklık sisteminin virüsün hastalığa neden olmasını genellikle engellediğini anlatan Doç. Dr. Kara, sözlerine şöyle devam etti:  </p>
<p>“Yetişkin dönemde toplumun yarısından fazlası bu virüs ile enfekte olmuştur. CMV, bir kişinin vücuduna girdikten sonra ömür boyu orada kalır ve özellikle bağışıklık durumunun baskılandığı kanser hastalığı, kemoterapi kullanımı, organ nakli gibi durumlarda yeniden aktifleşebilir. Bir kişi ayrıca virüsün farklı bir türü ile yeniden de enfekte olabilir. CMV enfeksiyonu olan çoğu kişinin ya semptomu yoktur, ya da hafif viral enfeksiyon bulguları olduğundan enfekte olduklarının farkında değildir. Bun nedenle, enfeksiyonu çevreye yayabilirler.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“KONJENİTAL CMV ÖNEMLİ BİR SAĞLIK PROBLEMİ”</strong></p>
<p>Verilere göre, her 200 bebekten yaklaşık 1&#8217;inin konjenital CMV ile doğduğunu söyleyen Doç. Dr. Kara, bebeklerde ortaya çıkabilecek semptomlarla ilgili şu bilgileri verdi: </p>
<p><strong>“</strong>Konjenital CMV enfeksiyonuna sahip bebeklerde, doğumdan sonraki erken dönemde ciltte döküntü, sarılık, baş çevresinin küçük olması (mikrosefali), doğum ağırlığının küçük olması, karaciğer ve/veya dalak büyüklüğü, görme problemleri, nöbet geçirme (konvülziyon) gibi bulgular saptanabilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İŞİTME KAYBI İLK BELİRTİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Bebeklerin bir kısmının doğum anında tamamen normal olup, tarama testi ile saptanan işitme kaybının hastalığın ilk bulgusu olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kara sözlerine şöyle devam etti: “Yeni doğan döneminde işitmesi normal olan bir çocukta da ileri dönemde işitme kaybı görülebilir. Doğumda klinik bulguları olan bebeklerin yaklaşık yarısında, asemptomatik (hiçbir bulgusu olmayan) bebeklerin ise dörtte birinde uzun dönemde işitme kaybı meydana gelebilir. Yeni doğanda işitme testinin yapılması ve şüpheli bebeklerin periyodik olarak kontrol edilmesi, işitme kaybının erken saptanması ve tedavisi için çok önemlidir.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GEBELİK DÖNEMİNDE ENFEKTE OLUNURSA NE YAPILMALI?</strong></p>
<p>CMV enfeksiyonu olan çoğu insanda klinik bulgu görülmediğinden hastaların bu durumun farkında olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Kara,  hamilelik döneminde virüs ile enfekte olan (çoğu zaman ilk kez karşılaşan) kadınların bu virüsü bebeğine bulaştırabileceklerini söyledi. Doç. Dr. Kara, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Gebelik öncesi yapılan serolojik testler kişinin bu virüs ile karşılaşıp karşılaşmadığını gösterebilir. Ancak, daha önce virüs ile karşılaşmış kişilerde de yeniden enfeksiyon gelişme riski ve bebekte konjenital CMV enfeksiyonu görülme ihtimalinin olacağı unutulmamalıdır.  Gebelik sırasında CMV enfeksiyonu için rutin olarak tarama testi yapılması önerilmez. Bunun nedeni, laboratuvar testlerinin hangi bebeklerin CMV ile enfekte olacağını veya uzun vadeli sağlık sorunları yaşayıp yaşamayacağını ön görememesidir. Gebenin ultrason kontrollerinde bebek ile ilgili bulgulardan şüphelenildiğinde tanıya yönelik testler istenmelidir. Bununla birlikte, konjenital CMV enfeksiyonu olan bir bebeğin doğum öncesi kontrollerinin de tamamen normal olabileceği akılda tutulmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ENFEKSİYONUNUN YAYILIMINDA KÜÇÜK ÇOCUKLARA DİKKAT!</strong></p>
<p>5 yaşına geldiğinde, her üç çocuktan birinin CMV ile enfekte olduğunun ancak genellikle semptom göstermediğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, bu nedenle toplum genelinde küçük çocukların yaygın bir CMV kaynağı olduğunu belirtti. Özellikle küçük çocukların yanında çok bulunan kişilerin CMV enfeksiyonu açısından daha büyük risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. Kara, alınması gereken önlemlere ilişkin şu bilgileri verdi: “Virüs, enfeksiyondan sonra aylarca çocuğun tükürük ve idrar gibi vücut sıvılarında kalabilir. Bu nedenle ebeveynler ve çocuklara bakım veren diğer bireyler (örn. sağlık çalışanları, öğretmenler), bilhassa gebelik döneminde küçük çocukların tükürük ve idrarla temasını azaltarak CMV alma risklerini azaltabilirler. Bu dönemde yiyecek ve su kaplarının küçük çocuklarla paylaşılmaması, bebek bezi değişimi ya da tuvalet sonrası bakımın ardından ellerin su ve sabun ile yıkanması bulaşmayı engellemek için önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ERKEN TANI VE TEDAVİYLE ETKİLİ SONUÇLAR ALINABİLİYOR</strong></p>
<p>CMV tedavisinde kullanılabilen antiviral ilaçlarla, özellikle yaşamın ilk ayında tedaviye başlandığında etkili sonuçlara ulaşılabildiğini söyleyen Doç. Dr. E. Manolya Kara, “Bu sayede işitme kaybını azaltıcı etki gözlenebilir, ancak ilaçların potansiyel yan etkileri sebebiyle hastalar tedavi sürecinde ve sonrasında, fizik muayene ve laboratuvar testleri ile yakın izlenmelidir” şeklinde ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidogan-donemindeki-isitme-kaybi-konjenital-cmv-enfeksiyonuna-isaret-edebilir-393562">Yenidoğan Dönemindeki İşitme Kaybı Konjenital CMV Enfeksiyonuna İşaret edebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedeni Bilinmeyen Dirençli Yorgunluk MS&#8217;e İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedeni-bilinmeyen-direncli-yorgunluk-mse-isaret-edebilir-378406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 09:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[mse]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağışıklık sistemi ile ilişkili olarak gelişen ve merkezi sinir sisteminin bir hastalığı olan Multipl Sklerozun (MS) neden ortaya çıktığına dair belirsizlik hala devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-bilinmeyen-direncli-yorgunluk-mse-isaret-edebilir-378406">Nedeni Bilinmeyen Dirençli Yorgunluk MS&#8217;e İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bağışıklık sistemi ile ilişkili olarak gelişen ve merkezi sinir sisteminin bir hastalığı olan Multipl Sklerozun (MS) neden ortaya çıktığına dair belirsizlik hala devam ediyor. Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, her ne kadar belirtileri merkezi sinir sisteminde ortaya çıksa da MS’in aslında bağışıklık sistemimizin bir iletişim hatası olduğunu söyledi. Prof. Dr. Karabudak, MS’in kişiye özel belirtileri olmasına karşın özellikte nedeni bilinmeyen yorgunluğa dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. </em></p>
<p> </p>
<p>MS’in tüm dünyada çoğunluğu genç ve üretken yaşta 2.5 milyon insanı ilgilendiren bir sorun olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, genetiğin etkili olduğu bu hastalıkta Türkiye’nin diğer Akdeniz ülkeleri gibi orta risk bölgesinde yer aldığını söyledi. </p>
<p><strong>“GENETİK YATKINLIĞI YÜKSEK OLANLARDA VİRAL YÜKLENME ÖNEM KAZANIYOR”</strong></p>
<p>MS’in ortaya çıkmasıyla ilgili üzerinde durulan görüşlerle ilgili bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, “Hastalığa yakalanma riski için genetik olarak yatkın kişilerde çocukluk ve ergenlik çağının geçirildiği bölgenin ve o dönemde karşılaşılan “viral yüklenme” nin üzerinde durulmaktadır” diye konuştu. “Viral yüklenme derken özellikle çocukluk çağında suçiçeği, kızamıkçık, EBV- enfeksiyoz mononükleozis etkeni Epstein-Barr virüsü ve uçuk yapan herpes tipi virütik bulaşıcı hastalıklarla karşılaşmanın yatkın bireylerde hastalığın çıkışını kolaylaştırabileceği düşünülmektedir” diyen Prof. Dr. Karabudak, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bilim çevrelerinde en çok ağırlık kazanan görüşe göre; Bağışıklık sisteminin de gelişmekte olduğu bu dönemde; henüz tanımlanamamış bir virüsün ya da çeşitli çocukluk çağı virüs hastalıklarının birinin veya birkaçının birlikte görülmesi hastalığa yatkın bireylerde sistemi kırılganlığa itebiliyor. Bu durumun sonuçlarının ise merkezi sinir sisteminde yıllar içinde ortaya çıkabileceği yönünde.”</p>
<p><strong>DİRENÇLİ ve NEDENSİZ YORGUNLUĞA DİKKAT</strong></p>
<p>MS hastalığının seyir açısından bakıldığında çok kişisel yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Karabudak, belirtilerin sıklığı ve şiddetinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğine işaret etti. Her ne kadar en ciddi olmasa da en sık görülen belirtinin yorgunluk olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karabudak özellikle nedeni bilinmeyen dirençli yorgunluğa dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. </p>
<p>Hastaların yüzde 75’inde yorgunluğun en fazla yakınılan ilk 3 semptomdan biri iken, yüzde 20-25 hastada ise en fazla şikayet edilen yakınma olduğunu belirten Prof. Dr. Karabudak, şu bilgileri verdi: “MS ilişkili yorgunluğun nedeni çok fazla faktöre bağlanır. Birincisi, tam olarak nedeni anlaşılamayan ve muhtemelen myelin zedelenmesine bağlı uyum mekanizmalarının etkilendiği merkezi yorgunluk denen durumdur. Bu noktada kişi ne iş yaptığından bağımsız olarak erken yorgunluktan şikayet eder. Özellikle ısıya karşı hassasiyet gösteren bu hastalar yaşadıkları durumu enerjide azalma hissi olarak tanımlar. Bir diğer yorgunluk nedeni depresyon olabilir. Depresyon motivasyonu azaltan bir durumdur. Ayrıca uyku uyanıklık dengesini bozarak da çabuk yorulmaya neden olabilir.”<br /> </p>
<p><strong>SAĞLIKLI BİREYLERİN YAŞADIĞI YORGUNLUKTAN FARKI NE?</strong></p>
<p>MS ile bağlantılı yorgunluğun nedeninin, immün sistemdeki değişiklikler, sinir sistemindeki değişikliklerin fonksiyonel sonuçları ve nöroendokrin değişiklikler gibi farklı nedenleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karabudak, sağlıklı kişilerin yaşadığı yorgunlukla MS’li kişilerin yaşadığı yorgunluğu karşılaştırdı:</p>
<p>“Her iki grubun tanımladığı yorgunluk arasında bazı benzerlikler olmakla birlikte farklılıklar gözlenmektedir. Her iki yorgunlukta da dinlenmeye ihtiyaç, motivasyonda azalma, sabırsızlık tanımlanmaktadır. Yorgunluk egzersiz, stres, depresyon, uzamış fiziksel aktivite ile artmakta ve dinlenme ve kaliteli uyku ile belirgin olarak azalmaktadır. Ancak MS hastalarının tanımladığı yorgunluğun günlük aktivitelere olan etkisi sağlıklı bireylerde izlenen yorgunluk etkilerine göre çok daha ağırdır. MS hastalarının aile yaşamları, sosyal ve profesyonel aktiviteleri bu yorgunluktan ileri derecede etkilenmektedir. Yine hastaların tanımladığı yorgunluk fiziksel aktiviteleri mental aktivitelere göre çok daha fazla etkilemektedir. Özellikle sıcaklık artışı ile yorgunluğun artış göstermesi MS yorgunluğu için tipik olarak saptanmıştır.”</p>
<p><strong>VÜCUT ISISININ ARTIRACAK İŞLERDEN KAÇINILMALI</strong></p>
<p>MS’te hastaların üçte birinde ateşlenme, sıcak ortamlarda bulunma veya zorlayıcı egzersizle ortaya çıkan halsizlikte artma yada bazı belirtilerin kötüleşmesi gibi ısı hassasiyeti olarak tanımlanın durumun yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Karabudak, “Bu hastalar merkezi yorgunluk haline daha açıktır. Bu nedenle vücut ısısını ani artırıcı ağır işler, egzersizlerden kaçınılmalıdır. Ateş olduğunda düşürücü tedbirler hemen alınmalı ve serin ortamlar tercih edilmelidir.”</p>
<p>Prof. Dr. Karabudak, bu nedenle yorgunluk şikayeti olan bir MS hastasında; yeni bir atak olup olmadığı, enfeksiyon varlığı, ağrı, uyku düzeni ve duygu durumunda değişiklik yaşanıp yaşanmadığı, kullandığı ilaçlar, yorgunluğa neden olabilecek immün sistemle ilgili hastalıklar araştırılmalıdır. Yorgunluk subjektif bir semptom olduğu için değerlendirilmesi oldukça zordur. Değerlendirme amacı ile pek çok farklı ölçek, test kullanılabilmektedir.”</p>
<p><strong>YORGUNLUKLA NASIL BAŞA ÇIKILIR?</strong></p>
<p>MS hastarında yorgunluğun hem kişinin kendisini hem de çevresini etkilediğin altını çizin Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: “Öncelikle kuvvet kayıpları varsa tedavisi planlanır, atak döneminde kesin istirahat önemlidir. Uzun vadede kuvvet kayıpları yönünden kişiye özel fizyoterapi programları çıkarılmalı ve düzenli olarak sürdürülmesi sağlanmalıdır. Eğer hastada eşlik eden depresyon varsa medikal tedavi seçenekleri ve psikoterapi yine kişiye uygun olarak planlanmalıdır. Ayrıca yüksek karbonhidratlı beyaz un, şeker gibi gıdalardan uzak durarak sağlıklı beslenme kriterlerine uygun beslenmekte de yarar var.”</p>
<p><strong>“HASTANIN ÖDEVİ EGZERSİZ OLMALI”</strong></p>
<p>“Bütün bunlar dışında nedensiz bir merkezi yorgunluk durumu varsa, güne yayılan gerçekçi ve pratik bir aktivite programı planlanmalıdır” diyen Prof. Dr. Rana Karabudak, sözlerini şöyle tamamladı: “Kısa aralıklarla dinlenme ve çalışma, gevşeme teknikleri, günü planlamak önemlidir. Günün sıcak öğle saatlerinde yorucu aktivitelerden uzaklaşmalıdır. Yorgunluk düzenli egzersizden uzak kalmayı gerektirmez. Unutmayın ki kullanılmayan kas, eklem ve kemik yapıları giderek daha çok sınırlanır. Hareketsizliğe bağlı ek sorunların çıkması bir yana çalışmayan, antrene olmayan bir hareket sistemi her defasında daha çok enerji harcanmak durumundadır. Önemli olan her hastanın kendi durumuna uygun makul, gerçekçi ve düzenli bir hareket planı veya egzersiz ödevi sağlanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-bilinmeyen-direncli-yorgunluk-mse-isaret-edebilir-378406">Nedeni Bilinmeyen Dirençli Yorgunluk MS&#8217;e İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 09:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerde]]></category>
		<category><![CDATA[birikmesine]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı hastalıkların sonucunda akciğerlerde sıvı birikebiliyor ve bu sıvı akciğerlerdeki birçok hava kesesinde toplanarak nefes almayı zorlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930">Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hastalıkların sonucunda akciğerlerde sıvı birikebiliyor ve bu sıvı akciğerlerdeki birçok hava kesesinde toplanarak nefes almayı zorlaştırıyor.  Plevral efüzyon olarak adlandırılan akciğerlerde sıvı birikmesi, çoğu zaman kalp problemlerinden kaynaklanıyor ancak akciğerde sıvı farklı nedenlerle de gelişebiliyor. Bu tablonun vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi hayati önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, akciğerlerde sıvı birikmesi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Sıvı akciğerin çalışmasını engelliyor</strong></p>
<p>Akciğerin dışında göğüs kafesinin içinde plevral aralık diye adlandırılan bölgede sıvı birikmesine plevral efüzyon ya da plevral sıvı denir. Plevral sıvı akciğere yaptığı basıyla akciğerin çalışmasını bloke eder ve bazı rahatsızlıklara neden olur. Akciğerde sıvı birikmesinin diğer adı akciğer ödemidir. Akciğer ödemi akciğerin içinde havalanmayı sağlayan alveoler denilen akciğer keseciklerinde sıvı birikmesidir. </p>
<p><strong>Akciğerde sıvı birikmesine neden olan etkenler şu şekildedir;</strong></p>
<p>Plevral efüzyon sıvı akciğeri sıkıştırdığı ve çalışma alanı bırakmadığı için şikayet oluşturur. Plevral efüzyon yani akciğerde sıvı birikmesinin pek çok sebebi vardır. Bir kısmı akciğerin kendisine ait sebeplerken diğer bir kısmı da akciğer dışında başka hastalıklardan kaynaklanır.</p>
<ul>
<li>Zatürre</li>
<li>Akciğer kanseri</li>
<li>Akciğer apsesi</li>
<li>İnterstisyel akciğer hastalığı </li>
<li>Kalp yetmezliği </li>
<li>Romatizmal hastalıklar</li>
<li>Metabolizma bozukluğu</li>
<li>Böbrek yetmezliği</li>
</ul>
<p>Bazen lenfoma ya da lenf sistemi hastalıkları gibi mediastinal hastalıklarda da plevrada sıvı birikebilir. Bu sıvı şilotoraks olarak adlandırılır ve yenilen besinlere bağlı olarak, o besinlerden emilen yağların lenf sisteminde hareketini bozduğu için plevral alanda birikmesiyle ortaya çıkar. </p>
<p><strong>Başlıca belirti nefes darlığı</strong></p>
<p>Akciğerde sıvı birikmesinde görülen başlıca belirti nefes darlığıdır. Nefes darlığıyla birlikte karın ile sırt arasında kalan bölgede yan ağrısı diye betimlenen ağrı eşlik edebilir. Tek taraflı sıvı birikiminde ağrı nefes darlığından daha çok olabilir. Ama iki taraflı sıvı birikiminde ikisi de görülür. Nefes darlığıyla gelen hastalarda fizik muayenede akciğerden sesler alınmayabilir ve şüphe ortaya çıkarır. Uzman doktor toraks grafisi ister. Grafide sızı görüntüsü belirgindir. Gerekli görüldüğü takdirde tomografiyle de kesin tanı konabilir.  </p>
<p><strong>Sıvı iğne ile boşaltılıyor</strong></p>
<p>Tedavide bu sıvının sebebini, neden ortaya çıktığını belirlemek gerekir. Kalp yetmezliği, romatizmal hastalık, böbrek yetmezliği gibi sistemik hastalığa bağlı problemlerde ilgili hastalığın tedavi edilmesiyle sıvı kendiliğinden azalır ama kanser, zatürre, lenfoma gibi akciğerin kendisine ait sıvı birikiminde sıvının oradan uzaklaştırılması ve etken olan sebebin tedavi edilmesi gerekir. Sadece sıvı ve zatürre varsa sıvı iğne ile ya da göğse diren takılarak boşaltılabilir ve böylelikle tedavi saplanır. İğne ile boşaltmanın adı torasentez, tüp takarak boşaltmanın adı tüp torakostomidir. Altta yatan hastalık tedavi edildikten sonra sıvı bittiği zaman tüp çekilir hasta hayatına devam eder.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930">Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 10:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylıkla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[okulda]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p><strong>Özellikle çocukların yaşanan zorlu süreçte maruz kaldıkları ile baş edebilmek için günlük yaşama dönmeye ihtiyaç dönmeye ihtiyaç duyduklarını belirten uzmanlar, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla mücadele edebilmelerinin kolaylaşacağını ifade ediyor. Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Ergen Psikoloğu Eda Ergür, ebeveynlere çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilenmelerini, fiziksel temasta bulunmalarını ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımalarını tavsiye ediyor. Ergür, çocuklara güvenli bir okul ortamı sunulmasının da önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okul ortamının çocukların karşılaştıkları zorlu durumla baş etmelerini kolaylaştıracağına değindi ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk ve gençlerin ait oldukları yer okuldur</strong></p>
<p>Ülke olarak çok zor günlerden geçtiğimize değinerek sözlerine başlayan Eda Ergür, “Yaşadığımız büyük felaketin etkisi halen sürüyor ve sürmeye devam edecek olmasına rağmen hayatlarımıza tutunmaya ihtiyacımız var. Özellikle çocuklarımızın bu süreçte maruz kaldıklarıyla başa çıkabilmek için günlük yaşama dönebilmeye ihtiyaçları var. Okulların açılması ile çocuklarımız hem sosyal desteklerine kavuşmuş olacak hem de güven duygularını besleyecek olan rutin düzenleri sağlanmış olacak. Çocuk ve gençlerimizin ait oldukları yer okuldur. Okul çocuklarımıza akademik bilginin çok daha ötesinde fayda sağlıyor. Okul aracılığı ile çocuklarımız ve gençlerimiz yaşıtlarıyla bir araya gelerek sosyal destek ihtiyaçlarını giderirken, toplumsal değerleri içselleştirebilir ve de güvende hissetmelerini sağlayacak bir düzene sahip olurlar” dedi.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuklarını net ifadelerle bilgilendirmeli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla baş edebilmelerinin kolaylaşacağını söyledi. Ancak diğer yandan ailelerin kaygılarının bulunduğunu ifade eden Eda Ergür, “Ebeveynler ‘Ya birbirlerine anlattıklarıyla korkuları pekişirse ya duymaması gereken bizim anlatmadığımız durumları öğrenirse? gibi endişelere sahip olabiliyorlar. Bu sebeple ailelerin çocuklarına yaşananlarla ilgili basit, net ve kısa ifadelerle gerçek bilgiler vermesi oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Bilinmeyen şeyler, kaygıyı besliyor</strong></p>
<p>“Yaşanan olaylar karşısında çocuğumuz ne denli gerçek bilgiye sahip ise edindiği yeni bilgilerle o kadar kolay baş edebilecektir” diyen Eda Ergür, “Unutmayalım ki bilinmeyen, kaygıyı besler. Eğer çocuğumuz duyduğu bilgi hakkında fikir sahibi değilse anlamlandıramadığı bu bilgi ile ne yapacağı konusunda zorluk yaşar. Sahip olduğu bir bilgi ile ilişkilendirdiği durumlarla ise çok daha kolay baş edebilir. Bu sebeple çocuğumuza karşı dürüst olmak, yaşına ve gelişimine uygun bilgi vermek, yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde edindiklerini sınırsız hayal güçleri ile birleştirmelerine ve kaygılarını beslemelerine engel olabilecektir” dedi.</p>
<p><strong>Duygularını dışa vurmalarına fırsat tanınmalı</strong></p>
<p>Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Eda Ergür, “Mutlaka aklına takılan ya da merak ettiği bir durum olduğunda sizlerle konuşabileceği ve size sorabileceğini paylaşmalısınız. Size getirdiği konu her ne kadar zor olursa olsun mutlaka dürüstçe, gerçek bilgiyle, kısa ve basit bir dille cevaplayın. Böylece uçsuz bucaksız hayal güçleriyle anlamlandırmaya ihtiyaçları kalmayacaktır. Çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilemek, fiziksel temasta bulunmak ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımak gerekiyor” şeklinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli okul ortamı sunabilmek çok önemli</strong></p>
<p>Çocukların deprem sonrası yaşadıkları duygusal zorlanmalarıyla arkadaşları ve öğretmenleriyle bir arada olacakları okul ortamında çok daha kolay baş edebileceklerini ve üstesinden geleceklerini belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Yaşanan olumsuzluklardan çocuklarımızı koruyabilmek için sevgi ve desteğimizle yanlarında olmak ve onlara güven dolu bir okul ortamı sunabilmek oldukça önemli. Bu zorlu günlerin üstesinden sevgi, birlik ve dayanışma ile geleceğiz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
