<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>duygusu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/duygusu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygusu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>duygusu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygusu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diline]]></category>
		<category><![CDATA[duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlaştırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, son dönemde artan şiddet olaylarının medyada sunuluş biçimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204">Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, son dönemde artan şiddet olaylarının medyada sunuluş biçimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Şiddet haberlerinde ayrıntı taklit riskini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Süleyman İrvan, araştırmaların, şiddet olaylarının medya tarafından ayrıntılı, dramatize edilmiş ve sürekli tekrar edilen biçimde sunulmasının bazı kırılgan bireylerde taklit davranışı riskini artırabildiğini gösterdiğine işaret ederek, “Özellikle öfke dolu, yalnızlık duygusu, dışlanmışlık duygusu taşıyan kişiler için bu türden ayrıntılı şiddet haberleri tetikleyici etki yapabiliyor. Şiddet olayının haberleştirilmesi sürecinde failin eylemi adım adım anlatıldığında, bu bir ‘yöntem kılavuzu’ gibi algılanabiliyor. Failin isminin, fotoğrafının, kişisel hikayesinin haberde öne çıkarılması, benzer özellikler taşıyan bireylerde ‘tanınma motivasyonu’ oluşturabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Haber alma hakkı ile zarar vermeme ilkesi arasında denge şart</strong></p>
<p>Bu türden olumsuz etkiler bağlamında medya etik kodlarında şiddetin haberleştirilme biçimine ilişkin ilkeler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, “Örneğin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesine göre, ‘Gazeteci şiddeti özendirici yayın yapmamalıdır.’” diye konuştu. </p>
<p>“Medya haber yaparken toplumun haber alma hakkı ile zarar vermeme ilkesi arasında bir denge kurabilmelidir.” diyen Prof. Dr. İrvan, “Haberi vermeli ama sorumlu biçimde vermelidir. Failin adını, fotoğrafını ve hayat hikâyesini gereksiz biçimde öne çıkarmamalı, saldırganı ve eylemi yüceltici ifadelerden kaçınmalı, yöntem, araç, zamanlama gibi taklit edilebilir detayları vermemeli, sansasyonel betimlemelerden kaçınmalıdır.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Sansasyonel dil toplumsal algıyı şekillendiriyor</strong></p>
<p>Medya dilinde sıkça kullanılan “kan donduran”, “dehşet anları” gibi ifadelerin de yalnızca dikkat çekici olmadığını, aynı zamanda toplumun olayları algılama biçimini şekillendirdiğini söyleyen Prof. Dr. İrvan, “Bu ifadeler risk algısını abartır, toplumda korku ve kaygı yaratır. Özellikle hassas bireylerde çaresizlik duygusunu besler. Çok sık tekrarlandıklarında da toplumda duyarsızlaşmaya neden olabilir. İnsanlar şiddete alışır ve empati duygumuz körelmeye başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bilgi verme sorumluluğu ile toplumsal ruh sağlığını koruma arasında denge kurabilmenin gazeteciliğin en zor ama en temel meselelerinden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Çözüm, bunlardan birinden vazgeçmekten değil, haberi etik ilkeler çerçevesinde oluşturmaktan geçer. Bu da sorumlu gazeteciliğin bir gereğidir. Elbette özellikle dijital medyanın tık odaklı habercilik anlayışı içinde bu önerilerin hayata geçirilmesi hiç kolay değil. Bu noktada iyi gazeteciliği teşvik edecek mekanizmalar bulmamız ve geliştirmemiz gerekiyor.” dedi.    <strong> </strong></p>
<p><strong>Mağdur görüntüleri ikincil travmayı derinleştiriyor</strong></p>
<p>Mağdurlara ait görüntülerin ve özel bilgilerin paylaşılmasının ise “ikincil travma” yarattığını vurgulayan Prof. Dr. İrvan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mağdurlara ait görüntülerin ve özel bilgilerin paylaşılması, yalnızca olayın kendisiyle sınırlı bir etki yaratmaz, ikincil travma dediğimiz dolaylı travmaya ve kalıcı sonuçlara yol açabilir. Aileler açısından, yakınını kaybetmiş ya da zarar görmüş kişiler için, görüntülerin tekrar tekrar yayınlanması saldırı anını zihinde sürekli yeniden canlandırır<strong>. </strong>Ailelerde kontrol kaybı ve öfke duygusu yaratır. Acıları kalıcılaştırır. Toplum da yoğum ve dramatik görüntülere maruz kaldıkça bundan olumsuz biçimde etkilenebilir. Tehdit algısının büyütür ve hiçbirimiz güvende değiliz duygusunu yaygınlaştırır.”</p>
<p><strong>Saldırganın hikâyesi kahramanlaştırma riskini artırıyor</strong></p>
<p>Saldırganın hayat hikâyesine odaklanan haber dilinin dolaylı bir “kahramanlaştırma” riski taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, “Medya neyi uzun uzun anlatırsa, okur/izleyici onu önemli saymaya başlar. Medyanın böyle bir gücü olduğunun farkında olmamız gerekiyor. Saldırganın çocukluğuna, travmalarına, aile yaşantısına odaklanıldığında, toplumda bu kişi incelenmeye değer duygusu oluşur. Ayrıca, saldırganın kendisine benzeyen akranları arasında özdeşleşme hissi oluşturur, o da benim gibiymiş, ben de yapabilirim duygusuna yol açabilir. Medya, bu türden saldırılarda odağına saldırganı değil, mağdurları ve çözüm yollarını almalıdır.” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Kontrolsüz paylaşımlar risk oluşturuyor…</strong></p>
<p>Sosyal medyada kontrolsüz biçimde yayılan görüntülerin de ciddi riskler barındırdığını belirten Prof. Dr.  İrvan, “Bu konu sadece gazetecileri değil, her biri bir ‘mikro-yayıncı’ haline gelen tüm sosyal medya kullanıcılarını ilgilendiriyor. Olay anına ait görüntülerin sosyal medyada kontrolsüz biçimde paylaşımına sıkça tanık oluyoruz. Bazıları bunu farkında olmadan yapıyor bazıları da beğeni almak, takipçi kazanmak için yapıyor. Ancak her sosyal medya kullanıcısının sorumlu birer yayıncı gibi hareket etmesi ve öncelikle doğrulanmamış bilgileri paylaşmaktan kaçınması gerekir. İkinci olarak, saldırı anını gösteren görüntülerin de paylaşılmaması gerekir çünkü b türden paylaşımlar öğretici olabilir ve taklit saldırılara yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Önleyici ve çözüm odaklı gazetecilik öne çıkıyor</strong></p>
<p>Medyanın yalnızca şiddeti aktaran değil, aynı zamanda çözüm üreten bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu konu önleyici gazetecilik ve çözüm gazeteciliği olarak adlandırılan iki önemli gazetecilik yaklaşımını gündeme getiriyor. Önleyici gazetecilik, toplumsal sorunları kriz aşamasına gelmeden önce görünür kılmayı amaçlayan bir habercilik anlayışıdır. Bu yaklaşımda medya, yalnızca gerçekleşmiş olayları aktaran bir mecra değil, potansiyel riskleri erken aşamada tespit eden ve kamuoyunu uyaran bir işlev üstlenir. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar: Geleneksel olarak “olay olduktan sonra haber yapma” refleksi üzerine kurulu bir medya düzeninde, gerçekten önleyici bir gazetecilik ne kadar mümkün olabilir? Bu soru, sadece gazetecilik pratiğini değil, aynı zamanda medya kurumlarının yapısını ve habercilik önceliklerini de tartışmayı gerektirir. İkinci olarak, çözüm gazeteciliği yaklaşımı, haberin odağını sorunların aktarımından çıkararak çözüm yollarına ve iyi uygulama örneklerine genişleten bir yaklaşımı ifade eder. Bu anlayışa göre gazetecilik, sadece “ne oldu?” sorusunu değil, aynı zamanda “bu sorun nasıl çözülebilir?” sorusunu da görünür kılmalıdır. Özellikle şiddet haberleri bağlamında bu yaklaşım, yalnızca olayın kendisine odaklanmak yerine, uzman görüşlerine, önleyici politikalara, uluslararası deneyimlere ve uygulanabilir çözüm önerilerine yer verilmesini önerir.”</p>
<p><strong>Yasakçı yaklaşımlar kalıcı çözüm üretmiyor</strong></p>
<p>Şiddet olaylarının ardından sıkça gündeme gelen yasakçı yaklaşımların kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Prof. Dr. İrvan, “Son olarak şunu eklemek isterim. Ülkemizde ne zaman bir terör saldırısı olsa genelde ilk akla gelen çözüm, sosyal medyaya girişi kısıtlayalım, oyunları yasaklayalım şeklinde oluyor. Ancak bu türden çözümlerin çare olmadığını da görüyoruz. Yapmamız gereken, sorumlu gazetecilik pratiklerini teşvik etmek, sosyal medyanın sorumlu kullanımına ilişkin sosyal medya okuryazarlığını yaygınlaştırmak, şiddet üreten koşulların ortadan kaldırılması için çaba harcamaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haber-diline-dikkat-kahramanlastirabilir-628204">Haber diline dikkat, kahramanlaştırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 May 2023 17:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşüncelerle]]></category>
		<category><![CDATA[duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilen]]></category>
		<category><![CDATA[yetersizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu belirten uzmanlar rahatsızlık verdiği noktada bir özgüven sorununa dönüşebileceğinin altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237">Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu belirten uzmanlar rahatsızlık verdiği noktada bir özgüven sorununa dönüşebileceğinin altını çiziyor. Yetersizlik duygusunun kökeninin çocukluğa kadar gittiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, aileleri uyarıyor: “Erişkin dönemde yetersizlik duygusunun gelişmemesi için çocukluk çağında ailelerin çocuklarından beklentilerini makul ölçülerde tutması, çocuğa yeterlilik hissini vermesi gerekir. Ancak bunun için ebeveynin de kendisini yeterli hissetmesi önemlidir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yetersizlik duygusunun kişide nasıl geliştiğini açıkladı ve bu duyguyla başa çıkmak için önerilerini sıraladı.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuklara yeterlilik hissini verebilmeli</strong></p>
<p>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak rahatsızlık veriyorsa bir özgüven ve bağımlılık sorunudur. Yetersizlik duygusunun kökeni çocukluğa kadar gider. Bir çocuk neyin yeterli, neyin yetersiz olduğuna dair bilgiye sahip değildir. Bu bilgi sosyal öğrenme ile elde edilir. Çocuk ebeveyninden nasıl yeterli hissedileceğini öğrenir. Ancak bunun için ebeveynin de kendisini yeterli hissetmesi gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk, yaşının üzerinde bir sorumluluk aldıysa yetişkinlikte yetersiz hissedebilir </strong></p>
<p>Yetersizlik hissedildiğinde çocukluk dönemine bakılması gerektiğini belirten Candaş Demir, “Terapilerde çoğu zaman danışanın getirdiği yetersizlik hissinin gerçek bir yetersizlik olmadığını, öğrenilen ve hatalı düşünceler ile gelen bir duygu olduğunu görüyoruz.” dedi.</p>
<p>Yetersiz hisseden kişinin çocukluğunda kendisinin yapabileceğinden fazla bir talep ile karşı karşıya kalmış olduğunu sözlerine ekleyen Candaş Demir, “Kendine yetemeyen ebeveyn, öğretmen, aile üyeleri sıklıkla çocuktan büyük beklentiler içindedir. Çocuğun yaptığı şeyler onlara bir türlü yetmez. Klasik bir örnek olarak sınavdan 90 alır, neden 100 almadın derler. Çocuğa, gelişim sürecinde kendi yaşının üzerinde bir sorumluluk verildiyse, yetişkin olduğunda yetersiz hissetme ihtimali yüksektir. 6-7 yaşlarındaki bir çocuğa kardeşinin bakım sorumluluğunun verilmesi buna örnek olabilir. O yaşta bir çocuk kardeşine bakamaz ve doğal olarak yetersiz hisseder. Yetişkin olduğumuzda işte bu yetersizliği beynimiz bize hatırlatır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Yetersiz hisseden kişiler aldığı kararların ilişkisini bozacağını düşünür</strong></p>
<p>Yetersiz hisseden kişilerin özerklikle ilgili sorunları olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu kişilerin kendi başına bir şeyler yapabilme becerileri zarar görmüştür. Kendi geleceğini kendisinin belirleyemeyeceğini düşünür. Kendini bağımlı algılayabilir. Başarı potansiyelini düşük görür, güvensiz hisseder. Özerk olarak aldığı kararların ilişkisini bozacağını düşünür. Onay arayışı vardır.” diyerek yetersiz hisseden kişilerin özelliklerini sıraladı.</p>
<p><strong>Çocuktan beklentiler makul seviyede tutulmalı</strong></p>
<p>Yetersizlik duygusuyla başa çıkmak için önerilerini sıralayan Candaş Demir, öncelikle ailelere uyarıda bulundu:</p>
<p>“Bireyin erişkin dönemde yetersizlik duygusunun gelişmemesi için çocukluk çağında ailelerin beklentilerini makul ölçülerde tutması gerekir.”</p>
<p>Hissedilen duygunun ‘yetersizlik’ olduğunu kabul etmenin bu duygu ile başa çıkma noktasında önemli olduğuna vurgu yapan Candaş Demir, “Bu yetersizliğin ‘gerçek’ bir yetersizlik olup olmadığını değerlendirmek, sınırları belirlemek ve zaten kişinin yapamayacağı bir konuda kendisine koyduğu standartlarını gözden geçirmek gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Kişi kendini yetersiz gördükçe yalnızlaşma eğilimi gösterir</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalarda yetersizlik duyguları yoğun olan kişilerin diğer insanları tehdit olarak algıladığının görüldüğünü ifade eden Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Başkaları ile kıyas yapmamak, kendimize odaklanmak önemlidir. Yalnız kalmamak, sosyalleşmek gereklidir. Yine çalışmalara göre, yalnızlık ve yetersizlik arasında yüksek düzeyde pozitif korelasyon mevcuttur. Yani kişi kendini yetersiz gördükçe yalnızlaşma, kendini saklama eğilimi göstermektedir. Başkalarıyla birlikte olmak bu duygu ile daha kolay başa çıkabilmemizi sağlar. Tüm bunlara rağmen yaşanılan yetersizlik ile başa çıkılamıyorsa bireysel psikoterapi için bir uzmana başvurabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237">Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onlar Kötülük Duygusu Taşımayan Kanatsız Melekler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlar-kotuluk-duygusu-tasimayan-kanatsiz-melekler-358928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 06:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[kanatsız]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[onlar]]></category>
		<category><![CDATA[taşımayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, 21 Mart tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla ilan edilmiştir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Bahattin Sayınbatur Down Sendromu’nun önemine dikkat çekerek Down Sendromlu çocuklarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlar-kotuluk-duygusu-tasimayan-kanatsiz-melekler-358928">Onlar Kötülük Duygusu Taşımayan Kanatsız Melekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, 21 Mart tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla ilan edilmiştir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Bahattin Sayınbatur Down Sendromu’nun önemine dikkat çekerek Down Sendromlu çocuklarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Erken teşhis etmek bizim sorumluluğumuz”</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Sayınbatur, “Yarınlarımız ve geleceğimiz emanet edeceğimiz çocuklarımızın erken teşhis ve tedavisi her bir sağlık kurumu ve çalışanı olarak sorumluluğumuz ve görevimizdir. Son yıllarda genetik alanında teşhisinde, WES ve WGS gibi yeni genetik test tekniklerin gelişmesi ile birçok nadir görülen genetik ve nörolojik hastalıkların teşhisi artık daha erken olabilmektedir ve kayıt altına alınabilmektedir.  </p>
<p>Her ne kadar son zamanlarda genetik hastalık tanıma imkanımız olsa da Down Sendromu en çok bilinen ve erken teşhis edilen ve sık görülen kromozom anomalisidir. Down Sendromu kendine has yüz ifadesi, zihinsel davranışsal ve fiziksel özellikleri yanında, kötülük duygusu taşımayan kanatsız meleklerdir” dedi.</p>
<p><strong>Down sendromu teşhisi kolay mıdır?</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Sayınbatur, “Toplumlarda sık görülen 21. Kromozom anomalisi olan Down Sendromu teşhis etmek çağımızda artık çok kolaydır. Erken teşhis ve tanımadan daha önemli olan bu sendromu önlemektir. Bunun için prenatal teşhis imkanı bulunmaktadır. Özellikle gebelik sırasında ikili, üçlü tarama testleri, amniosentez ve koryon villus örneklemesi testleri ile prenatal teşhis yapmak mümkündür. Özellikle ileri anne yaşı en önemli risk faktörüdür. İleri yaş annelerde bu konuda daha dikkatli ve hassas olunmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sağlık takibi ve rehabilitasyonu uzmanlar tarafından desteklenmeli”</strong></p>
<p>Down sendromunun karakteristik özelliklerin yanında özellikle mental yetersizlik, hipotoni, konjenital kalp hastalıkları, ağız diş hijyeni yetersizliği, barsak problemleri, endokrin hastalıklar gibi birçok sistem problemi olabilmektedir. Ve bu kanatsız melekler bu konuda sağlık takibi ve rehabilitasyonu ilgili uzmanlık alanları tarafından takip edilmeli ve desteklenmelidir” diye söyledi. </p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından 21 Mart’ın Dünya Down Sendromu Günü olarak ilan ettikten sonra tüm dünyada farkındalık yaratmıştır. Bu vesile ile 21 Mart Dünya Down Sendromu Günün tüm sağlıklı çocuklar gibi bu kanatsız meleklerinde sağlıklı ve güzel günler yaşamasını umut ederiz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlar-kotuluk-duygusu-tasimayan-kanatsiz-melekler-358928">Onlar Kötülük Duygusu Taşımayan Kanatsız Melekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
