<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>duygusal | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/duygusal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygusal</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>duygusal | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygusal</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlerin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kardeşlerin ayrılması, duygusal güvenliklerini zedeliyor!</strong></p>
<p>Boşanma sürecinin çocuk için önemli bir kayıp ve yeniden uyum gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu süreçte kardeşlerin de birbirinden ayrılması, çocuğun ‘güvenli alanlarından’ birinin daha kaybı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için yalnızca bir aile üyesi değil, aynı zamanda bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir. Uzun vadede bu durum, çocuğun ilişkilerde süreklilik ve güven algısını zedeleyebilir. Özellikle erken yaşlarda yaşanan bu tür ayrılıklar, bağlanma örüntülerini etkileyerek daha kaygılı veya kaçıngan bağlanma stillerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Çocuk, ‘yakın olduğum insanlar bir gün gider’ şeklinde bir inanç geliştirebilir. Bu da ileriki yaşlarda arkadaşlık ve romantik ilişkilerde mesafe koyma ya da aşırı bağımlı olma gibi uç davranışlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör!</strong></p>
<p>Kardeş ilişkisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için benzersiz bir alan olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çocuklar kardeşleriyle birlikteyken paylaşmayı, çatışma çözmeyi, empati kurmayı ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Aynı zamanda kardeşler, özellikle zor zamanlarda birbirleri için ‘tanıdık ve güvenli bir liman’ işlevi görür.” dedi.</p>
<p>Birlikte büyüyen kardeşler arasında oluşan ortak anıların, kimlik gelişimini desteklediğini ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Tunçel, “Bu bağ, çocukların stresle başa çıkma becerilerini artırır ve yalnızlık hissini azaltır. Dolayısıyla kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Temas eksikliği, kardeşler arasında duygusal mesafeyi artırır! </strong></p>
<p>Ayrı büyüyen kardeşler arasında zamanla duygusal uzaklaşma veya yabancılaşma görülebildiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Düzenli temas ve ortak yaşantı eksikliği, kardeşler arasında zamanla duygusal mesafenin artmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaşlarda ayrılan kardeşler, birbirlerini yeterince tanıyamayabilir ve ilişki yüzeysel kalabilir.” dedi.</p>
<p>Bunu önlemek için ebeveynlerin bilinçli bir çaba göstermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tunçel, “Düzenli görüşmeler, ortak etkinlikler, tatiller ve mümkünse rutin bir iletişim planı oluşturulmalı. Günümüzde dijital iletişim araçları da bu bağı desteklemek için kullanılabilir. Ancak burada önemli olan sadece temas sıklığı değil, temasın niteliğidir yani çocukların birlikte kaliteli zaman geçirebilmesi gerekir. Ayrıca ebeveynlerin kardeş ilişkisini destekleyici bir dil kullanması ve taraf tutmaktan kaçınması da kritik rol oynar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kardeşler birlikte kalmalı veya bağlarının desteklenmesine önem verilmeli!</strong></p>
<p>Ayrılığın etkisinin çocuğun bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi:</p>
<p>“Küçük çocuklar ayrılığı daha somut bir kayıp olarak yaşarken, ergenler bunu daha karmaşık duygularla (öfke, suçluluk, sadakat çatışması) deneyimleyebilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan ayrılıklar, bağlanma üzerinde daha derin etkiler bırakabilir.</p>
<p>Cinsiyet tek başına belirleyici değildir; ancak toplumsal roller nedeniyle bazı çocuklar duygularını ifade etmekte daha zorlanabilir veya daha fazla içselleştirebilir.</p>
<p>Daha hassas, içe dönük veya kaygıya yatkın çocuklar ayrılıktan daha fazla etkilenebilir. Daha esnek ve sosyal çocuklar ise destekleyici çevre varsa daha kolay uyum sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, kardeşlerin ayrılması her çocuk için aynı etkiyi yaratmaz; ancak genel olarak bu durum, çocuğun duygusal güvenliği üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda kardeşlerin birlikte kalması, mümkün değilse de bağlarının aktif şekilde desteklenmesi büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hissediyor]]></category>
		<category><![CDATA[Hissetme]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[misiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınızdan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş almak denince aklımıza çoğunlukla kırışıklıklar ya da fiziksel değişimler gelir. Oysa bazen bedenimiz genç görünse de kendimizi yorgun, isteksiz, umutsuz ya da olduğumuz yaştan daha “yaşlı” hissedebiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613">Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaş almak denince aklımıza çoğunlukla kırışıklıklar ya da fiziksel değişimler gelir. Oysa bazen bedenimiz genç görünse de kendimizi yorgun, isteksiz, umutsuz ya da olduğumuz yaştan daha “yaşlı” hissedebiliriz. Uzun süreli stres, çözümlenmemiş duygular, yoğun yaşam temposu ve zayıflayan sosyal bağlar daha yaşlı hissetmenize neden olabilir. Bilimsel araştırmalar, kronik stresin beyin üzerinde iz bırakabildiğini ve ruhsal yaşlanmayı hızlandırabildiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik,</strong> ruhsal yaşın değiştirilemez bir kader olmadığını, doğru destek ve alışkanlıklarla ruhun yeniden güçlenebileceğini vurguluyor. </p>
<p><strong>YAŞLANMAK SADECE FİZİKSEL GÜÇ KAYBI DEĞİLDİR</strong></p>
<p>Yaşlanma denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak biyolojik değişimler, kırışıklıklar ya da fiziksel güç kaybı gelebilir. Yaş alma sürecinin yalnızca bedende değil, zihinde ve duygularda da yaşandığını belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Kimi insanlar takvim yaşı genç olmasına rağmen kendini yorgun, isteksiz ya da olduğundan daha yaşlı hissedebilirken; bazıları ilerleyen yaşına rağmen hayata karşı enerjik ve esnek kalabilir. Buradaki farkı ise biyopsikososyal yani biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin her birini bütüncül şekilde ele alarak tabloyu daha iyi okuyabiliriz.” diyor. </p>
<p><strong>KENDİNİZİ DAHA YAŞLI HİSSETMENİZİN 5 NEDENİ</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kronik Stres:</strong> Uzun süre devam eden stres, vücudun sürekli “tehdit altında” olduğu algısını yaratır. Bu durum kortizol seviyesini artırarak zihinsel yorgunluk, motivasyon düşüklüğü ve ruhsal tükenmişlik hissine neden olabilir.</li>
<li><strong>Sosyal İzolasyon:</strong> İnsanın sosyal bir varlık olduğunu belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Sağlıklı güçlü ilişkiler psikolojik dayanıklılığı artırır. İzolasyon ve zayıflayan sosyal bağlar ise stres tepkisini artırarak kişinin kendini daha yorgun ve yaşlı hissetmesine yol açabilir” diyor. </li>
<li><strong>Zorlayıcı Deneyimler: </strong>Geçmişte yaşanan ve uygun şekilde ele alınmamış bazı travmatik deneyimler, zamanla kişinin tehdit algısının hassaslaşmasına yol açabilir. Bu durum bazı kişilerin duygusal olarak daha kırılgan, kaygıya daha açık olmasına ya da zihinsel olarak daha yorgun hissetmesine sebep olabilir.</li>
<li><strong>Anlam Duygusunda Azalma:</strong> Hayatta amaç ve anlam duygusunun zayıflaması, motivasyon ve yaşam enerjisinde belirgin bir düşüş yaratabilir. Bu durum kişinin günlük yaşamda daha isteksiz, yorgun ve yaşlı hissetmesine yol açabilir.</li>
<li><strong>Uzun Süreli Yüksek Kortizol:</strong> Stres hormonu olarak bilinen kortizolün uzun süre yüksek seyretmesi, uyku düzenini, hafızayı ve duygusal dengeyi olumsuz etkileyebilir. Bu durum hem zihinsel hem de duygusal olarak erken yaşlanma hissini artırabilir.</li>
</ul>
<p><strong>UZUN SÜRELİ STRES BEYNİ DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>
<p>Psikolojik zorlanmaların yalnızca “duygusal” bir yük olmadığını, beynin yapısında ve işleyişinde de iz bırakabildiğinin nörobilimsel araştırmalarla desteklendiğini ifade eden <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik</strong>, “Uzun süreli stres ve travmatik yaşantılar, beynin özellikle korku ve tehdit algısından sorumlu olan amigdala ile hafıza ve öğrenmede kritik rol oynayan hipokampus bölgelerinde yapısal ve işlevsel değişimlere yol açabiliyor. Bu değişimler, kişinin olayları daha tehditkâr algılamasına, risk değerlendirmesinde zorlanmasına, karar alma süreçlerinde daha kaygı temelli hareket etmesine neden olabiliyor. Sürekli tetikte olma hali ve yüksek kortizol düzeyi, zamanla hem zihinsel esnekliği hem de duygusal dayanıklılığı zayıflatabilirken; bireyin ruhsal olarak daha yorgun, daha kırılgan ya da kendini olduğundan daha “yaşlı” hissetme deneyimine yol açabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>YAŞLI HİSSETMEK KADERİNİZ DEĞİL! </strong></p>
<p>Sürecin geliştirilebilir olduğuna dikkat çeken <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Sosyal destek ağlarının güçlü olması, duygusal farkındalık geliştirmek, esnek düşünebilmek ve problem çözme becerilerini artırmak ruh sağlığını korumada ve genç tutmada etkili faktörlerdir. Benzer şekilde 80 yılı aşkın süredir devam eden Harvard yetişkin çalışmaları, bireylerin mutluluk oranlarının pozitif sosyal ilişkiler ve sahip olunan anlamlı bağlarla arttığını, hatta biyolojik stres yanıtını düzenlediğini göstermektedir. Yani stres, izolasyon ve çözümlenmemiş duygusal yükler ruhu yaşlandırabilirken; anlamlı ilişkiler, psikolojik dayanıklılık ve duygusal işleme becerileri ruhsal gençliği destekleyebiliyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>SAĞLIKLI YAŞLANMAK YALNIZCA HASTALIKLARDAN UZAK KALMAK DEĞİLDİR!</strong></p>
<p>Ruhsal yaşın kronolojik yaştan farklı olabileceğini ancak stres yönetimi, duygusal işleme becerileri ve güçlü sosyal bağların ruhsal gençliği ve sağlıklı yaş almayı desteklediğini ifade eden <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik</strong>, “Bu bulgular, yaşlanma sürecinin yalnızca kaç yıl yaşandığıyla değil, bu yılların nasıl deneyimlendiğiyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bireyin stresle baş etme biçimi, duygularını işleme kapasitesi, yaşamda anlam ve amaç duygusu geliştirmesi ile kurduğu sosyal ilişkilerin niteliği; psikolojik dayanıklılığı güçlendiren temel unsurlar arasındadır. Bu nedenle sağlıklı yaşlanma, yalnızca hastalıklardan uzak kalmayı değil; zihinsel esnekliği korumayı, duygusal dengeyi sürdürebilmeyi ve sosyal bağları canlı tutmayı da kapsayan bütüncül bir iyi oluş halini ifade etmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613">Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalara]]></category>
		<category><![CDATA[babalık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seminerde, babaların çocukların duygusal, sosyal ve özgüven gelişimindeki rolü ele alındı. Değişen babalık anlayışına dikkat çeken Hasan Deniz, otoriter ve geleneksel baba modelinin yerini; anneye destek olan, çocuk bakımında daha aktif ve sorumluluk alan bir babalık yaklaşımına bıraktığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Babalığın yalnızca ekonomik sorumluluklarla sınırlı olmadığını vurgulayan Deniz, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde babaların aktif katılımının büyük önem taşıdığını belirtti. Çocukla kurulan nitelikli iletişimin güven duygusunun temelini oluşturduğunu söyleyen Deniz, özellikle erken yaşlarda babayla geçirilen zamanın karakter gelişimine doğrudan etki ettiğini dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuk gelişiminde anne ve baba arasındaki ilişkinin belirleyici olduğuna da değinen Deniz, “Her birey belirli bir kapasiteyle dünyaya gelir. Bu kapasitenin ortaya çıkarılmasında anne ve babanın rolü çok büyüktür. Ebeveynlerin birbirleriyle ve çevreleriyle kurduğu ilişkiler; sorun çözme becerileri, sevgi ve şefkat anlayışı, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temelini oluşturur. Bu temel ne kadar sağlamsa, çocuğun karşılaştığı olumsuzlukların etkisi de o kadar azalır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“BABANIN FİZİKSEL BAKIMA KATILMASI ÇOK ÖNEMLİ”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Çocuğu yalnızca anne büyütür” anlayışının artık geride kaldığını belirten Hasan Deniz, ilgili babalığın önemine dikkat çekti. Çocuğun gelişim sürecinde yetişkinlere bağımlı olduğunu hatırlatan Deniz, babanın rolünün fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimde geri planda düşünülemeyeceğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 0-3 yaş döneminin kritik olduğuna işaret eden Deniz, bu süreçte nöronlar arası bağların hızla geliştiğini ve çocuğun çevresiyle kurduğu etkileşimin büyük önem taşıdığını ifade etti. Dil gelişimindeki farklılıkların 18. aydan itibaren belirginleştiğini belirten Deniz, erken yaşlarda olumsuz koşullara maruz kalan çocukların bilişsel, dil ve duygusal gelişim açısından risk altında olabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gelişimde bazı dönemlerin telafisinin zor olduğuna da dikkat çeken Deniz, “Bu nedenle babaların çocuk bakımına aktif olarak katılması çok önemlidir. Fiziksel bakıma katılım, baba ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir ve çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi için sağlam bir temel oluşturur” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değerli]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor!</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir!</strong></p>
<p>Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. </p>
<p>Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli</strong></p>
<p>Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.”</p>
<p><strong>Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç!</strong></p>
<p>Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi.</p>
<p>Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam<strong> </strong>gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri!</strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. </p>
<p>Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır. Bayramların ruhsal iyilik hali için önemli bir fırsat sunduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Ailemizle, arkadaşlarımızla ya da sevdiklerimizle bir araya gelmek yalnız olmadığımızı düşündürerek bizi güvende hissettirir. Bu nedenle bayramları sadece tatil olarak değil sosyal bağların güçlendiği zamanlar olarak da görmek gerekir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Günümüzde iletişimin önemli bir kısmının dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Oysa yüz yüze iletişim, duyguların daha net ifade edildiği ve karşılıklı bağın daha güçlü kurulduğu bir iletişim biçimidir. Bayram ziyaretleri insanların fiziksel olarak bir araya gelmesine ve sosyal bağların güçlenmesine katkı sağlar. Güçlü sosyal ilişkiler de bireylerin zorlayıcı durumlarla başa çıkma kapasitesini artırarak duygusal dayanıklılığa katkı sağlar. Aynı zamanda sevdiklerimizle birlikte zaman geçirmek stres ve kaygı gibi olumsuz duyguların azalmasına da yardımcı olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde karşılıklı anlayış önemli</strong></p>
<p>Bayram buluşmalarında aileler arasındaki geçmiş kırgınlıkların ya da hassas konuların zaman zaman gündeme gelebileceğine de değinen Unutmaz, “Sevdiklerimizle iletişim kurmak kadar, iletişimi anlayışlı ve saygılı bir yaklaşımla sürdürebilmek de çok önemli. Karşımızdakini anlamak için dinlemek ve tartışmaya yol açabilecek konulardan mümkün olduğunca uzak durmak daha huzurlu bir bayram ortamı oluşmasına yardımcı olabilir. Küçük jestler, samimi sohbetler ve iki taraflı anlayış bayram ziyaretlerinin daha sıcak ve keyifli geçmesini sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Kişi hem kendine hem sevdiklerine zaman ayırmalı</strong></p>
<p>Bayramın pek çok kişi için günlük iş temposu arasında kısa bir mola anlamına geldiğini dile getiren Unutmaz, “Bu tür kısa tatiller zihinsel yorgunluğun azalmasına ve kişinin kendini daha yenilenmiş hissetmesine yardımcı olabilir. Bayramın yarattığı olumlu ruh halini sürdürebilmek için ise günlük yaşamda da sosyal bağları canlı tutmak önemli. Sevdiklerimizle iletişimde kalmak, küçük paylaşımlar yapmak ve kendimize dinlenmek için zaman ayırmak ruhsal iyilik halini destekleyebilir. Bu küçük ama düzenli adımlar, yoğun yaşam temposu içinde kişinin kendini daha dengede hissetmesine katkı sağlar” bilgisini verdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunun]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Aldatma, bir ihanet travmasıdır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fiziksel aldatma ile duygusal aldatmayı ayırt etmek gerektiğini ve fiziksel aldatmanın ötesinde duygusal aldatmaların da günümüzde ciddi biçimde arttığını ifade ederek, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.</p>
<p>Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar ediyor</strong></p>
<p>Aldatma sonrası duygusal süreçlere değinen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin derin pişmanlık hissederken, bazılarının durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aldatma sonrası affetme sürecine ilişkin olarak da “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” dedi. </p>
<p><strong>Aldatılan insan ciddi depresyona giriyor</strong></p>
<p>İhanetin, kişinin benlik saygısını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aldatılan bireyin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı.</p>
<p>“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin intikam amaçlı aldatma davranışı gösterdiğini, kiminin ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yaptığını anlattı.</p>
<p><strong>Evlilikte sadık kalmak ilkedir</strong></p>
<p>Kültürel kalıpların da ilişkilerdeki sadakat anlayışını etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır. Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır.”</p>
<p>Aldatma eğiliminin kökeninde bağlanma stillerinin önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Birlikte yemek yemek bile ilişki kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ilişkilerde sağlıklı iletişimin önemine işaret ederek, “İletişimde üç biçim vardır; sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik. En kötüsü iletişimsizliktir. Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır. ABD’de yapılan stres ölçeklerinde bile ‘Haftada kaç gün sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusu yer alır, çünkü bu bile ilişkisel doyumu gösterir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aldatma ilişkileri toksik hale getirir</strong></p>
<p>Aldatmanın ilişkileri dönüştürerek toksik bir yapı yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatma ilişkileri toksik hale getirir. Bu kişilerle uzun yolculuğa çıkılmaz. Çünkü sadakat ihlal edilmiştir. Kırılgan ilişkiler her zaman risk grubundadır. O nedenle bağlanma stillerinin onarılması, güvenli iletişimin yeniden kurulması gerekir.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde “güvenli alan” oluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Evin güvenli bir alan haline gelmesi, çiftlerin birbirine güvenli bağ kurabilmesiyle mümkündür. Güvenli bağ kurulan ilişkilerde huzur, sevgi ve sadakat kalıcı olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İlişkilerde sadakatin sadece romantik bağlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadakat, bütün insan ilişkilerinde geçerlidir. İş, arkadaşlık, aile ya da varoluşla olan ilişkilerde de güven ve doğruluk olmadan kalıcı bağ kurulamaz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital platformlar aldatmayı kolaylaştırdı ama izleri de silinmiyor</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin aldatmayı hem kolaylaştırdığını hem de saklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz. Kişinin tutarlılığı ve karakteri hakkında fikir verebiliyor bu izler. O nedenle bıraktığımız dijital izler çok önemli, kaybolmuyor. Bir gün önümüze çıkabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır. İnsan isterse karşısındakinin beden dilinden, davranışlarından aldatıldığını hissedebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar aldatmayı daha çabuk hissediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kadın ve erkek arasındaki duygusal zekâ farkına vurgu yaparak, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his, mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve sadakat psikolojisini, dini ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirerek, aldatmanın bir anda ortaya çıkan bir davranış değil, küçük hataların birikimiyle gelişen bir süreç olduğunu ve “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ahlaki hataları fiziksel hijyenle ilişkilendirerek, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor. Eğer elimizi kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez. Aldatma genellikle bir anda olmaz; küçük küçük adımlar vardır.<br /> En zor olan ilk adımdır. O yüzden kişi hatalara karşı duyarlı olmalı. Hata yaptığını fark edip ‘yanlış yaptım’ diyebilen kişi, iç kontrolü güçlü insandır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle çift ilişkilerinde affetmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir… </strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde sıklığın değil, niteliğin önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu zamanda ilişkiler zorlaştı ama ümitsiz olmamak gerekir. Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir. Lazer nasıl tek yönde giderse, nitelikli ilişkiler de aynı yönde ilerler. Güven alanı oluşturmuş bir ilişkide, aldatıcılar ve çeldiriciler etkili olamaz.”</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir. Vicdanı canlı tutan, küçük hatalarda kendini sorgulayan insan hem kendini hem ilişkisini korur. Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir.” şeklinde tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Doğukan Yılmaz ve Elisa&#8217;dan Duygusal Düet: Dağlar Şahit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fatih-dogukan-yilmaz-ve-elisadan-duygusal-duet-daglar-sahit-618512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 09:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğukan]]></category>
		<category><![CDATA[düet]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[elisa]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk müziğinin genç ve üretken ismi Fatih Doğukan Yılmaz, güçlü yorumu ve duygusal anlatımıyla dikkat çeken Elisa ile anlamlı bir projede bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-dogukan-yilmaz-ve-elisadan-duygusal-duet-daglar-sahit-618512">Fatih Doğukan Yılmaz ve Elisa&#8217;dan Duygusal Düet: Dağlar Şahit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk müziğinin genç ve üretken ismi Fatih Doğukan Yılmaz, güçlü yorumu ve duygusal anlatımıyla dikkat çeken Elisa ile anlamlı bir projede bir araya geldi. İkilinin düet çalışması “Dağlar Şahit”, tüm dijital platformlarda müzikseverlerle buluştu.</p>
<p>Sözleri Elisa’ya, müziği Fatih Doğukan Yılmaz’a ait olan “Dağlar Şahit”, Anadolu ezgilerini modern düzenlemeyle harmanlayan etkileyici bir yapım olarak öne çıkıyor. Hasret, bekleyiş ve içsel yolculuk temalarını işleyen eser; bağlama, kaval ve yaylı dokunuşlarla dinleyiciye derin bir atmosfer sunuyor.</p>
<p>Duygusal yoğunluğu ve güçlü vokal uyumuyla dikkat çeken düet, iki sanatçının müzikal kimliklerini aynı potada buluştururken, geleneksel tınıları çağdaş bir prodüksiyon anlayışıyla dinleyiciye aktarıyor.</p>
<p>Eserin düzenlemesi RedRecStudio imzası taşırken; kavalda Erkin Atacan, yaylılarda Esma Büyük projeye katkı sağladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-dogukan-yilmaz-ve-elisadan-duygusal-duet-daglar-sahit-618512">Fatih Doğukan Yılmaz ve Elisa&#8217;dan Duygusal Düet: Dağlar Şahit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çatlama]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dışarıdan her şey normal görünse de, kişi işine duygusal olarak bağlanamaz! </strong></p>
<p>Günümüzde gittikçe yaygın kullanılmaya başlanan ‘sessiz çatlama’ teriminin, kişinin işlevselliğini sürdürmesine rağmen iş hayatında; anlam, aidiyet ve duygusal bağlarını yitirmesiyle gelişen bir süreç olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu durum ani bir kırılma ya da açık bir tükenme haliyle değil, daha çok fark edilmeden ilerleyen bir iç kopuş şeklinde yaşanır.” dedi.</p>
<p>Kişinin işine devam ettiğini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini aktaran Erol, “Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında herhangi bir sorun varmış gibi görünmez. Ancak iç dünyada, yapılan işle kurulan duygusal bağ zayıflamış, anlam duygusu aşınmış ve kişinin kendisini işe ait hissetme hali belirgin biçimde azalmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür! </strong></p>
<p>Bu yönüyle sessiz çatlamanın, klasik tükenmişlikten ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Tükenmişlikte duygusal bitkinlik, enerji kaybı ve işlevsellikte gözle görülür bir düşüş daha erken dönemde ortaya çıkar. Sessiz istifada ise kişi bilinçli olarak geri çekilir ve minimum çabayla çalışmayı tercih eder. Sessiz çatlamada durum daha belirsizdir; kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür. Sorun davranıştan çok, kişinin yaptığı işle ve bulunduğu ortamla kurduğu içsel bağın giderek kopmasıdır.”</p>
<p><strong>Sessiz çatlamanın temelinde uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlar var! </strong></p>
<p>Bu süreci yaşayan kişilerde sıklıkla tarif edilmesi zor bir huzursuzluk hali görüldüğünü dile getiren Klinik Psikolog İpek Erol, “İçsel boşluk, anlamsızlık hissi, duygusal donukluk ya da bastırılmış öfke eşlik edebilir.” dedi.</p>
<p>Zihinsel olarak sürekli ‘idare etme’ modunda olmak, otomatikleşmiş bir şekilde çalışmak ve yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak durumlarının yaygın olduğunu kaydeden Erol, “Kişi çoğu zaman neyin yanlış gittiğini tam olarak adlandıramaz; çünkü yaşanan durum tek bir olaydan değil, uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlardan beslenir. Sessiz çatlamanın dışarıdan fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni budur. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını aksatmaz, şikâyet etmez ve beklentileri karşılamaya devam eder. Duygularını ifade etmekte zorlanan ya da yük olmamayı öğrenmiş bireylerde süreç daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle çevre tarafından ‘her şey yolunda’ algısı oluşurken, iç dünyada ciddi bir kopuş yaşanıyor olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon ve performans düşer! </strong></p>
<p>Performans açısından bakıldığında, sessiz çatlamanın her zaman doğrudan bir düşüşle ilerlemediğine dikkat çeken Erol, “Çoğu zaman önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon azalır ve ancak daha ileri aşamalarda performans etkilenmeye başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte asıl kaybın, kişinin işe kattığı duygusal yatırım, yaratıcılık ve aidiyet hissi olduğuna değinen Erol, “Bu kayıp sayısal verilerle ölçülmediği için uzun süre gözden kaçabilir. Sessiz çatlamayı tetikleyen etkenler hem bireysel hem de örgütsel düzeyde ele alınabilir. Bireysel düzeyde sınır koyamama, sürekli sorumluluk alma, onaylanma ihtiyacının yüksek olması ve duyguları bastırma eğilimi öne çıkar. Örgütsel düzeyde ise işverenler tarafından görülmeme hissi, takdir eksikliği, belirsiz beklentiler, psikolojik güvenliğin zayıf olması ve yapılan işin anlam boyutunun göz ardı edilmesi bu süreci besleyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz çatlamayı kişisel yetersizlik değil, bir uyarı sinyali olarak görmek gerekir! </strong></p>
<p>Sessiz çatlamayla başa çıkabilmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk adım, yaşanan durumu kişisel bir yetersizlik olarak değil, bir uyarı sinyali olarak ele almaktır. Bu noktada; kişi kendi duygusal durumunu fark etmeye ve adlandırmaya çalışmalı, yaptığı işle kendi değerleri arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeli, iş ve özel yaşam sınırlarını daha net hâle getirmeli, duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalı ve gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan kaçınmamalı. </p>
<p>Sessiz çatlama çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen, hatta kişinin kendisinin bile tam olarak fark edemediği bir süreçtir. Ancak görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle erken fark edilmesi, hem bireyin ruhsal sağlığı hem de uzun vadeli işlevselliği açısından belirleyici bir öneme sahiptir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar oyunu tek başına bağımlı yapmaz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgisayar-oyunu-tek-basina-bagimli-yapmaz-615367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başına]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yapmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trabzon'da ortaokul öğrencisi 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin evindeki odasında hayatını kaybetmiş halde bulunması, Bilgin'in, oyundaki görevleri yerine getirmek için yaşamını sonlandırdığı iddiaları oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini tartışmaya açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgisayar-oyunu-tek-basina-bagimli-yapmaz-615367">Bilgisayar oyunu tek başına bağımlı yapmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon&#8217;da ortaokul öğrencisi 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin evindeki odasında hayatını kaybetmiş halde bulunması, Bilgin&#8217;in, oyundaki görevleri yerine getirmek için yaşamını sonlandırdığı iddiaları oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini tartışmaya açtı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital oyunların çocuk psikolojisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bilgisayar oyunlarına kendini fazla kaptıran çocuklarda bir duygusal çöküş döngüsü oluşabiliyor. Oyuna kapılıyor, oyun ona çok çekici geliyor. O anda beyin ucuz dopamin üretiyor. Kolay ve hızlı dopamin üretildiği için çocuk haz odaklı bir yönelime giriyor. O yaşlardaki çocuklar hazla mutluluğu ayırt edemiyorlar. Oysa haz ayrı mutluluk ayrı. Haz kısa vadelidir, geçicidir, yanıltıcıdır nörobiyolojik karşılığı dopamindir. Mutluluk ise uzun vadelidir, kalıcıdır ve sosyal bağlanmalarla ilgilidir. Bunun beyindeki karşılığı serotonindir. Son 3-5 yılda yapılan çalışmalar da bunu daha net ortaya koydu. Böyle bir durumda çocuk, dopamin odaklı bir yaşam öğretisine kendini kaptırıyor. Eğer ebeveyn gözetimi yoksa bilgisayar kullanımıyla ilgili bir disiplin oluşturulmamışsa hangi çocuk olursa olsun kendini orada kaptırabilir. Ev kurallı bir ortam değilse aile, anne-baba çocuğa kılavuzluk yapamıyorsa bu ciddi bir risk oluşturur. Aslında bilgisayar oyununun kendisi intihar ettirmez ya da tek başına bağımlı yapmaz. Sorun oyunda değil oyunu kim oynuyor, ne oynuyor, nerede ve hangi zeminde oynuyor… Asıl belirleyici olan budur.” dedi.</p>
<p><strong>“Gerekçelerle hayır demek gerekiyor”</strong></p>
<p>Dijital cihaz kullanımına ilişkin yaş sınırlarının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan; “Şu anda dünya devletlerinin yaptığı ortak bir uygulama var. Üç yaşına kadar çocuğun eline akıllı telefon ya da tablet verilmemesi. İsviçre, Norveç gibi ülkeler üç yaşına kadar bunu kesin biçimde yasakladı. Çünkü beynin en hızlı geliştiği dönem o dönem. O yaşta çocuğu buna kaptırdığınız zaman sonrasında elinden almak gerçekten çok zor oluyor. Üç yaşına kadar hiç vermemek, on yaşına kadar günde yaklaşık bir saatle sınırlandırmak gibi bazı ilkeler var. On beş yaşına kadar da çocuğun kendi adına bir sosyal medya hesabı açmaması bunun yasal, meşru ve onaylanan bir alan olmadığını bilmesi gerekiyor. Bu kararlar gecikmiş kararlar. Dünyada bunun olumsuz sonuçları görüldüğü için bu şekilde düzenlemelere gidildi. Hiç olmazsa on yaşın üzerindeki çocuklar için de ‘Devlet böyle yaptı, dünyada uygulama bu yönde.’ diyerek, zorlayarak değil ikna ederek, gerekçelerini anlatarak hayır demek gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Küçük yaştan itibaren ebeveyn gözetimi önemli!</strong></p>
<p>Ebeveyn gözetimi olmadığında çocuğun dijital okuryazarlığının gelişmeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Tarhan; “Önemli olan küçük yaştan itibaren ebeveyn gözetimi. Çocuk savaş oyunu bile oynasa anne-baba gözetiminde oynamalı. Çocuk korkulu bir sahne gördüğünde yan gözle annesine babasına bakar. Eğer anne-baba bundan etkilenmiyor, onaylamıyor ve doğru tepkiyi veriyorsa çocuk da ona göre konum alır ama onaylar bir tavır görürse o da oyunu normalleştirir. Anne-babanın doğruyu ve yanlışı konuşma yöntemiyle yaklaşması gerekir. ‘Bak burada öldürüyor ama bu bir oyun, gerçekte böyle olmaz.’ diyerek çocuğa hayalle gerçeğin farkını öğretmek gerekiyor. Bu öğretilmediği zaman, ebeveyn gözetimi olmadığında çocuğun dijital okuryazarlığı gelişmez. Dijital okuryazarlık, matematik öğretir gibi, kitap okumayı öğretir gibi öğretilmeli. Çocuk bunu öğrendiği zaman teknolojiyi dengeli kullanır. Zamanı gelince kullanır, zamanı gelince de kendiliğinden bırakabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuk bağlanacak nesne bulamazsa telefona bağlanıyor”</strong></p>
<p>Karşılanmayan her duygusal ihtiyacın başka bir yerden telafi edilmeye çalışılacağını belirten Prof. Dr. Tarhan; şöyle devam etti:</p>
<p>“Ev güvenli alan değilse… Yani anne-baba arasında sürekli bir gerilim varsa, çocuk eve geldiğinde kendini güvende hissetmiyorsa, bu durumda bilgisayar oyunlarına bir stres azaltma tekniği olarak yöneliyor. Ya da evde bizim ‘mesafesiz terk ediliş’ dediğimiz bir durum varsa yani duygusal ihmal söz konusuysa… Anne evde, baba evde ama herkesin elinde cep telefonu var. Ortada kavga yok, çatışma yok fakat iletişim de yok, nitelikli bir iletişim yok. Evde kaliteli iletişim olmayınca çocuk oyunda iletişim kurmaya başlıyor. Çocuk bağlanacak bir nesne bulamazsa telefona bağlanıyor daha ileri aşamada maddeye bağlanabiliyor. Onun için bağımlılıkla bağlanma ister dijital bağımlılık olsun ister sanal bağımlılık ister madde bağımlılığı birbirine çok yakın kavramlar. Eğer bir çocuk güvenli bağlanma geliştirebiliyorsa annesine, babasına ya da hayata güvenli bir şekilde bağlanabiliyorsa, bağlanma duygusunu sağlıklı biçimde kontrol edebiliyor ve tatmin edebiliyor. Ama bağlanacağı kişi duygusal olarak orada değilse… Mesafesiz terk ediliş tam da budur. Anne evdedir, fiziksel bakımını yapıyordur, her şey dışarıdan bakıldığında yolundadır. Fakat çocukla ihtiyaçlarını giderdikten sonra nitelikli bir zaman paylaşımı yoktur. Anne kendini ev işine verir ya da çocukla duygusal temas kurmaz. Bu durumda çocuk annesinden ve babasından duygusal sevgi ve ilgi ihtiyacını karşılayamaz. Ve karşılanmayan her duygusal ihtiyaç, başka bir yerden telafi edilmeye çalışılır.”</p>
<p><strong>“Kaliteli beraberliği yakalayamayan çocuklar daha fazla risk altında”</strong></p>
<p>Hayat başarısı için duygusal ve sosyal becerileri geliştirmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Sevgi ihtiyacının en güçlü ifade biçimi ilgidir ama bu sıradan bir ilgi değil göz teması olan, birlikte zaman geçirilen, empatik iletişim kurulan bir ilgiden söz ediyoruz. Çocukla gerçekten temas edilen, onun dünyasına girilen bir ilgi varsa çocuk kendini telefona ya da dijital oyunlara kolay kolay kaptırmaz. O dönemde kaliteli beraberliği yakalayamayan çocuklar daha fazla risk altındadır. Anne ya da babadan biri hastaysa, depresifse bu da etkiler. Bizim kültürümüzün bir avantajı var; anneanne ve babaanneler bazı eksikleri telafi edebiliyor. Yakın çevre, geniş aile ve arkadaş çevresi de çocuk üzerinde belirleyici oluyor. Bir de sabah kalktığında amacı olmayan, günü dolu dolu geçmeyen çocuklar daha kolay savruluyor. Çocuğa bir amaç kazandırmak gerekiyor. Gelecekle ilgili somut amaçlar var; iş, meslek, okul gibi. Bir de soyut amaçlar var: ‘Nasıl bir insan olmak istiyorsun? Hayatının sonunda nasıl anılmak istiyorsun?’ gibi. Bu ikisini birlikte öğretmek gerekiyor. Sadece akademik başarıyı hedeflersek çocuk başarıyı dar bir çerçevede algılar. Oysa sosyal ve duygusal başarı da en az akademik başarı kadar önemlidir. Asıl başarı hayat başarısıdır. Hayat başarısı için de duygusal ve sosyal becerileri geliştirmek gerekir. Bu da anne-babayla güzel yaşantılar biriktirmekle, anılar oluşturmakla olur. Bir annenin, bir babanın çocuğuna verebileceği en büyük hediye zamandır. Oyuncak değil, para değil; zaman. En kıymetli hediye budur.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgisayar-oyunu-tek-basina-bagimli-yapmaz-615367">Bilgisayar oyunu tek başına bağımlı yapmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[büyür]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[panikle]]></category>
		<category><![CDATA[partneri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla, romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın ne olduğu, güvensiz bağlanma stillerinin nasıl ortaya çıktığı ve güvenli bağlanmanın nasıl geliştirilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930">Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla, romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın ne olduğu, güvensiz bağlanma stillerinin nasıl ortaya çıktığı ve güvenli bağlanmanın nasıl geliştirilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma, sevginin sürekliliğine dair içsel bir güven hissi oluşturur!</strong></p>
<p>Romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın, kişinin hem kendisini hem partnerini değerli ve güvenilir görmesiyle karakterize olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler yakınlıktan korkmaz, mesafeden yıkılmaz ve ilişkide sürekli tehdit algısı yaşamaz.” dedi.</p>
<p>Güvenli bağlanma oluşturan kişilerin partneri akşam yemeğine geç kaldığında hemen ‘beni önemsemiyor’ sonucuna varmadıklarını aktaran Aydın, “Önce gerçekçi açıklamaları düşünür. Tartışma yaşandığında ‘demek ki bu ilişki bitiyor’ yerine ‘şu an zorlanıyoruz ama çözebiliriz’ diyebilir. Araştırmalar, güvenli bağlanan bireylerin daha yüksek ilişki doyumu, daha düşük kıskançlık ve daha yapıcı çatışma çözme becerileri gösterdiğini ortaya koyuyor. Çünkü güvenli bağlanma, sevginin sürekliliğine dair içsel bir güven hissi oluşturur; kişi sevgiyi kanıtlarla sürekli doğrulamak zorunda kalmaz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanmayı diğerlerinden ayıran temel fark, duygusal denge ve tutarlılık!</strong></p>
<p>Güvensiz bağlanma stillerinin ise genellikle kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan olarak üçe ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğunlukla erken dönem ilişki deneyimlerinden beslenir.” dedi.</p>
<p>Güvensiz bağlanan birinin davranışlarına örnekler veren Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kaygılı bağlanmada kişi mesajlara geç dönüşte yoğun huzursuzluk yaşayabilir, sık sık ‘beni gerçekten seviyor musun?’ diye sorabilir, partnerinin sosyal ortamlarını tehdit olarak algılayabilir. Kaçıngan bağlanan biri ise partneri duygusal olarak yakınlaşmak istediğinde konuyu değiştirebilir, ‘bu kadar büyütülecek bir şey yok’ diyerek mesafe koyabilir ya da tartışma anında susup geri çekilebilir. Korkulu-kaçıngan bağlanmada ise kişi hem yakınlık ister hem de incinmekten korktuğu için ani geri çekilmeler yaşar; bir gün yoğun ilgi gösterip ertesi gün uzaklaşabilir. Güvenli bağlanmayı diğerlerinden ayıran temel fark, duygusal denge ve tutarlılıktır: Ne yapışma ne de kaçma vardır; sorun olduğunda konuşma ve onarma eğilimi vardır.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma sabit bir kader değil, geliştirilebilir bir süreç!</strong></p>
<p>Güvenli bağlanmanın geliştirilebilir bir süreç olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, sabit bir kader olmadığını kaydetti.</p>
<p>Kişinin önce kendi ilişki örüntüsünü ‘neden hemen terk edilme korkusuna kapılıyorum?’ ya da ‘yakınlık artınca neden daralıyorum?’ gibi sorularla fark etmeye başladığını aktaran Aydın, “Ardından duygusal düzenleme becerileri güçlendikçe tepkiler yumuşar; örneğin mesaj geç geldiğinde panik yapmak yerine bekleyebilme kapasitesi artar. Terapötik süreçler, sağlıklı bir partnerle kurulan tutarlı ilişki deneyimi ve açık iletişim bu dönüşümü destekler. Güveni artırmak için tutarlılık (söz–davranış uyumu), açık duygu paylaşımı (‘Sen hep böylesin’ yerine ‘böyle olduğunda kendimi değersiz hissediyorum’), çatışma sonrası onarım ve empatik dinleme kritik önemdedir. Araştırmalar, mutlu çiftlerin tartışmasız değil; tartışma sonrası tamir edebilen çiftler olduğunu gösterir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma, doğru partnerden çok kişinin iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle ilgili!</strong></p>
<p>Bireyin içsel gelişiminin, güvenli bağlanmanın temel zemini olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Öz-değeri dış onaya bağlı olan biri, partnerinin küçük bir eleştirisini bile reddedilme olarak algılayabilir; özgüveni daha sağlam biri ise bunu kişisel yıkım olarak yaşamaz.” dedi.</p>
<p>Duygularını tanımayan birinin öfkesini pasif agresif davranışlarla gösterebileceğini; duygusal farkındalığı yüksek birinin ise ‘şu an kırıldım’ diyerek doğrudan ifade edeceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öz-şefkat geliştiren bireyler partnerine karşı da daha yumuşak olur, sınır koymayı öğrenenler ilişki de daha dengeli kalır. Kısacası güvenli bağlanma yalnızca doğru partneri bulmakla ilgili değildir; kişinin kendi iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle yakından ilişkilidir. Sağlıklı ilişki, iki mükemmel insanın değil; kendi duygusal sorumluluğunu alabilen iki yetişkinin kurduğu ilişkidir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930">Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 10:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[canlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yıldönümlerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Büyük ölçekli travmalar, doğrudan ya da dolaylı tanık olanlarda psikolojik etkiler bırakabiliyor!</strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te yaşanan deprem felaketinin, Türkiye’nin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen kitlesel bir travmaya sebebiyet verdi.” dedi.</p>
<p>Böylesine büyük ölçekli bir travmanın hem felakete doğrudan maruz kalanlar hem de uzaktan tanık olanlar üzerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını kaydeden Beyaz, “Doğrudan felakete maruz kalan kişilerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu<strong> </strong>gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bu kişiler kabuslar, geri dönüşler (flashback), yoğun kaygı, aşırı uyarılma ve kaçınma gibi birtakım belirtiler yaşayabilir. Uzaktan tanık olanlarda ise kaygı, güvensizlik, geleceğe dair belirsizlik hissi gelişebilir. Toplum genelinde yaygın bir güvensizlik ve belirsizlik hali oluşarak toplumsal düzeyde kolektif travma<strong> </strong>meydana gelebilir. Toplumun genelinde kısa veya uzun süreli bir stres hali ve çaresizlik duygusu yaygınlaşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Felaketlerin yıldönümleri, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici!</strong></p>
<p>Felaketlerin yıldönümlerinin, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu nedenle travmaya maruz kalan veya uzaktan tanık olan bireylerde anksiyete ve depresyon belirtilerinin yaşanması gibi psikolojik sorunlara neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte kişilerin, daha önce yaşadıkları korku, çaresizlik ve kayıp duygularını yeniden yaşayabileceklerini ifade eden Beyaz, “Medya ve toplumsal ilgi, bu etkileri şiddetlendirip artırabilir. Özellikle travmatik içeriklere maruz kalma, sevdiklerini kaybetmiş kişilerde kederin ve yalnızlık hissinin yoğunlaşmasına, anksiyete seviyelerinin artmasına neden olabilir. Bireyler bu dönemde bir stres hali ve duygusal zorluklarla karşılaşabilirler, bu da gerekli olduğu koşulda psikolojik desteğe olan ihtiyacı artırır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Felaketin yıldönümünde yoğun medya içeriklerinden uzak durmak ruhsal yükü hafifletebilir!</strong></p>
<p>Felaketin yıldönümünde sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmenin, bireylerin bu zor dönemi daha iyi geçirmelerine yardımcı olabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Duyguları kabul ve ifade etmek, bu dönemde duygusal iyileşmenin zeminini oluşturur. Bireylerin, duygularını bastırmak yerine, onları ifade etmesi önemli bir husustur. Günlük yaşamın olağan rutinlerine bağlı kalmak, güvenlik ve kontrol hissinin artmasını destekleyici bir roldedir. Fiziksel aktiviteler, stresin ve kaygının azalmasına yardımcı olur. Sosyal etkileşim, yalnızlık hissini azaltarak duygusal dengeyi korumaya yardım eder. Eğer duygularla başa çıkmakta güçlük yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta da fayda var. Anma törenleri,<strong> </strong>travmayı anlamlandırmada ve duygusal yükü hafifletmede etkili olabilir. Ayrıca<strong> </strong>medya<strong> </strong>kullanımını olabildiğince sınırlamak da bu dönemde önemli stratejiler arasında yer alır.”</p>
<p><strong>İyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı!</strong></p>
<p>Toplumun ve bireylerin psikolojik iyileşme sürecinin değişken ve uzun vadeli olabilen bir süreç olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Akut tepki ve şok dönemi, olayın hemen ardından gelen, yoğun duyguların yaşandığı bir dönemdir. Sonrasında, bireyler ve toplum genel olarak yaşananlarla başa çıkmaya çalışır.” dedi.</p>
<p>Toplumsal dayanışma ve yardımseverliğin<strong> </strong>bu süreçte oldukça önemli rol oynadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Topluluklar bir araya gelerek iyileşme sürecini başlatır. Travma işleme ve psikolojik destek, bireylerin travmayı anlamlandırması ve duygusal dengeyi yeniden kurması için kritiktir. Yeniden yapılanma ve normalleşme hem bireylerin hem de toplumun yaşananları geride bırakarak geleceğe odaklanmalarını sağlar. Uzun vadede ise, psikolojik dayanıklılığın artırılması, gelecekteki olası travmalara karşı bireylerin ve toplumların daha dirençli hale gelmesini sağlar. Felaket sonrası iyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı; duygusal iyileşme, sosyal destek, profesyonel yardım ve dayanışma gibi unsurlar bu sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel taşlar olarak kabul edilmelidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerini]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlanması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!</strong></p>
<p>Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.</p>
<p>Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Sürekli güçlü görünme ihtiyacı,</strong> <strong>yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!</strong></p>
<p>Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.</p>
<p>Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!</strong></p>
<p>Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.</p>
<p>Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” </p>
<p><strong>Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!</strong></p>
<p>Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.</p>
<p>‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.</p>
<p>Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres duygusal açlığı artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-duygusal-acligi-artiriyor-607288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 10:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açlığı]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoğun bir günün ardından dolaba yönelmek ya da stresli bir anda atıştırma isteği duymak birçok kişi için tanıdık bir durumdur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-duygusal-acligi-artiriyor-607288">Stres duygusal açlığı artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoğun bir günün ardından dolaba yönelmek ya da stresli bir anda atıştırma isteği duymak birçok kişi için tanıdık bir durumdur. Bu tanıdık hissin arkasında ise çoğu zaman hormonların etkisi vardır. Stres sırasında beynin, kortizol adı verilen bir hormon salgıladığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Kortizolün temel görevi vücudu tehlikeye hazırlamaktır ancak bu süreçte iştah da belirgin şekilde artar. Kaygı, korku ve öfke gibi duygular beyin tarafından ‘tehlike’ olarak algılandığı için, stres anlarında vücut daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğunu düşünür. Bu nedenle stresliyken yemek yeme isteği, özellikle ani ve kontrolsüz bir şekilde ortaya çıkabilir” dedi.</strong></p>
<p>Günlük hayatta her yeme isteği gerçek bir açlıktan kaynaklanmaz, bazı durumlarda bu istek duygusal tetikleyicilerle ortaya çıkar. Duygusal yeme ile fiziksel açlığın birbirinden farklı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Fiziksel açlık yavaş yavaş gelişir, mide guruldaması gibi bedensel sinyallerle kendini gösterir ve kişi hemen her türlü yiyeceğe açık hale gelir. Duygusal yeme ise ani başlar ve çoğu zaman açlıktan çok bir boşluk hissiyle ilişkilidir. Bu durumda kişi belirli yiyeceklere yönelir ve yeme davranışının ardından pişmanlık ya da suçluluk gibi duygular yaşayabilir. Burada asıl ihtiyaç beslenmekten çok, duyguları bastırma çabasıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin stresle başa çıkma yolu: şeker</strong></p>
<p>Stresli anlarda özellikle tatlı ve karbonhidratlı besinlere yönelmenin rastlantı olmadığını belirten Unutmaz, “Bu tür yiyecekler beyinde dopamin ve serotonin salgısını geçici olarak artırarak kısa süreli bir rahatlama hissi yaratır. Beyin bu süreçte adeta ‘şekerle sakinleş’ mesajı verir ancak bu etki kalıcı değildir. Eğer kişi bu döngüyü sık sık yaşıyor, yemek sonrasında yoğun pişmanlık hissediyor, kendini kusturma gibi davranışlar gösteriyor ya da en ufak boşluk anını stres olarak algılayıp kontrolsüz şekilde yeme eğilimi sergiliyorsa, yalnızca diyetle çözüm aramak yeterli olmayabilir. Duygular önemli birer sinyaldir ve yemek onların yerine geçmesi gereken bir çözüm değildir. Bu noktada psikolog ya da psikiyatri desteği almak büyük önem taşır” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-duygusal-acligi-artiriyor-607288">Stres duygusal açlığı artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki piyano, iki kültür: AASSM&#8217;de duygusal konser</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iki-piyano-iki-kultur-aassmde-duygusal-konser-606222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aassm]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[piyano]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606222</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) piyanistler Erato Alakiozidou ve Lito Thomou’nun verdiği konser, sanatseverlerden büyük ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-piyano-iki-kultur-aassmde-duygusal-konser-606222">İki piyano, iki kültür: AASSM&#8217;de duygusal konser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) piyanistler Erato Alakiozidou ve Lito Thomou’nun verdiği konser, sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Kökleri İzmir ve Safranbolu’ya uzanan iki piyanist, AASSM sahnesinde notalar aracılığıyla geçmişle bugünü buluşturarak izleyenlere unutulmaz bir gece yaşattı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi&#8217;nde (AASSM) Erato Alakiozidou ve Lito Thomou&#8217;nun verdiği konser kültürlerin derin izlerini notalarla bir araya getirdi. Performart’ın çağdaş Yunan sanatını dünyaya tanıtmayı ve uluslararası sanatçılar ile kurumlar arasında kültürel etkileşimi güçlendirmeyi amaçlayan yeni turne girişimi kapsamında düzenlenen konser, ücretsiz gerçekleştirildi.  </p>
<p><strong>Son eser köklerinin anısına çalındı</strong></p>
<p>Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın himayesi ve desteğiyle gerçekleşen konserde, Astor Piazzolla ve Pablo Ziegler’in tango eserleri iki piyano için yeniden yorumlandı. Ara verilmeden yaklaşık bir saat süren konserin sonunda seslendirilen Tangauta adlı eser, Erato Alakiozidou’nun İzmirli anneannesi ile Lito Thomou’nun Safranbolulu dedesi anısına çalındı. Çevirmen aracılığıyla izleyicilere seslenen sanatçılar, İzmir’i çok sevdiklerini ifade etti. Erato Alakiozidou, İzmir’e ve AASSM’ye ilk kez geldiğini belirtti. Konser, sanatseverler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-piyano-iki-kultur-aassmde-duygusal-konser-606222">İki piyano, iki kültür: AASSM&#8217;de duygusal konser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zübeyde Hanım&#8217;a duygusal anma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zubeyde-hanima-duygusal-anma-605156</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 19:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[hanım]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e emanet ettiği annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103’üncü yılında Karşıyaka’daki kabrinin başında anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zubeyde-hanima-duygusal-anma-605156">Zübeyde Hanım&#8217;a duygusal anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e emanet ettiği annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103’üncü yılında Karşıyaka’daki kabrinin başında anıldı. Anma töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “İzmir, Zübeyde Ana&#8217;dır. İzmir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İzmir, Cumhuriyet değerlerinin yaşayan ve yaşatan kentidir ve öyle kalacak. Huzur içinde uyuyun Zübeyde Annemiz. Siz çocuklarınızın kalbindesiniz ve biz, hep sizinleyiz” dedi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım,  vefatının 103’üncü yılında Karşıyaka’daki anıt mezarı başında anıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen anma törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay’ın yanı sıra CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, meclis üyeleri ve muhtarlar katıldı.</p>
<p>Yurttaşların yoğun katılım gösterdiği törende, Zübeyde Hanım’ın mezarına karanfil bırakıldı.</p>
<p><strong>“Bir annenin, evladını gözyaşlarıyla vatanına emanet edişidir bu hikâye”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, törende duygu dolu bir konuşma yaptı. Tugay, oğlu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından emanet edilen büyük bir insanı, değerli bir anneyi, ölümünün 103’üncü yıl dönümünde saygıyla, minnetle ve derin bir vefa duygusuyla anmak için toplandıklarını söyledi. Başkan Tugay, “Bir &#8216;Mustafa&#8217;yı, Mustafa Kemal’e, Mustafa Kemal Paşa’ya ve nihayet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dönüştüren bir hayatın manevi huzurundayız. Zübeyde anne siz sadece bir çocuğu büyütmediniz. Onu bir milletin kaderi olacak şekilde yoğurdunuz, işlediniz ve bu vatana emanet ettiniz. Göçlerle, yoksulluklarla, yangınlarla, cephe yollarıyla örülü bir ömürde; acıyla, sabırla, korkuyla ama en çok da umutla yürüdünüz. Bir annenin, evladını gözyaşlarıyla vatanına emanet edişidir bu hikâye. O yüzden &#8216;Bir anne dünyayı değiştirebilir&#8217; sözü, en çok size yakışır Zübeyde Annemiz” dedi.</p>
<p><strong>“Her türlü karanlığa karşı durmak görevimiz”</strong></p>
<p>Konuşmasında her türlü ayrımcılığa, eşitsizliğe karşı duracaklarını da ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi: “Anadolu… Adı bile &#8216;ana&#8217; olan bu toprakların binlerce yıllık çilesinden süzülen en güçlü kanıtı sizsiniz. Bu nedenle her türlü eşitsizliğe ve ayrımcılığa, her türlü karanlığa karşı durmak; ahlaki, vicdani ve insani bir görevdir. Bu sözü bugün burada, Zübeyde Annemizin huzurunda bir kez daha veriyoruz. Bu sözün altında Cumhuriyet değerlerini bir yaşam biçimi haline getirmiş, aydınlık duruşuyla &#8216;Yurtsever, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü olmayı hak etmiş İzmir’in onurlu kimliği vardır. Zübeyde Anne; eğer bugün aramızda olsaydınız ve &#8216;Bu ülke size emanet ettiğim değerlere sahip çıkıyor mu&#8217; deseydiniz, biz size şunu söylemek isterdik: Evet… Cumhuriyetimizin laikliğine, eşitliğine, bilimine, sanatına ve barış idealine sahip çıkıyoruz. Ama biliyoruz ki anmak ve söylemek yetmez… Anlamak ve gereğini yapmak zorundayız. “</p>
<p><strong>“Siz çocuklarınızın kalbindesiniz ve biz, hep sizinleyiz”</strong></p>
<p>Zübeyde Hanım&#8217;ın, Atatürk için yazdığı dizeleri de hatırlatan Tugay, “Siz, oğlunuza yazdığınız o mektupta bir annenin yüreğini tarihe mühürlediniz: ‘Oğlum… Bilirim gelmeyeceksin. Sen cepheye gidersin, benim yüreğim bunu bilir. Senin için dua ediyorum.  Zaferi kazanmadan dönme. Ben seni beklemeyi bilirim…&#8217; İşte bu ruh, bu ülkeyi var eden ruhtur. İzmir, Zübeyde Ana&#8217;dır. İzmir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İzmir, Cumhuriyet değerlerinin yaşayan ve yaşatan kentidir. Ve öyle kalacak. Huzur içinde uyuyun Zübeyde Annemiz. Siz çocuklarınızın kalbindesiniz ve biz, hep sizinleyiz. Ruhu şad olsun. Saygı ile anıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Zübeyde annemiz o destanın en büyük sembolüdür”</strong></p>
<p>CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise bugün sadece bir anma için toplanmadıklarını, bu toprakların hangi bedellerle vatan olduğunu bir kez daha hatırlamak için bir araya geldiklerini belirterek, “Milli mücadele bu milletin yoklukla, işgalle, umutsuzlukla sınandığı ama asla teslim olmadığı bir direniş destanıdır. Cephede savaşan asker kadar evladını gözyaşıyla ama dimdik bir yürekle uğurlayan annelerin destanıdır bu. Zübeyde annemiz o destanın en büyük sembolüdür. O yalnızca Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün annesi değildir. O Anadolu&#8217;nun her köşesinde evladını vatana emanet eden, acısını içine gömen, gözyaşını yüreğini akıtan bütün annelerin adıdır” dedi.</p>
<p>İzmir’in işgalle sınanmış, kurtuluşla ayağa kalkmış bir şehir olduğunu söyleyen Güç, “Ve bugün Zübeyde annemizin mezarının bu şehirde olması tesadüf değildir. Çünkü İzmir direnişin, yeniden doğuşun ve annelerin duasıyla yoğrulmuş bir kentin adıdır. Rahat uyu Zübeyde Anne. Millete emanet ettiğin evlat bu memleketin dağlarında, ovalarında, sokaklarında hala yaşıyor. Her gençte, her umutta, her ‘biz başaracağız’ diyen yürekte yeniden filizleniyor. Ve biz söz veriyoruz. Bu ülkeyi emanetine yakışır şekilde adaletle, kardeşlikle, umutla büyütmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Cumhuriyet’in değerlerini iliklerine kadar hisseden bir kenttir”</strong></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal da yüreklerinde derin bir hüzün ve sonsuz bir minnetle bir kez daha Zübeyde Hanım&#8217;ı andıklarını belirtti. Yıldız Ünsal, “Zübeyde Hanım sadece Mustafa Kemal&#8217;in annesi değil, bundan çok daha fazlasıydı. O, yokluklar içinde dimdik duran evladına vatan sevgisini, onuru, mücadeleyi öğreten bir Türk annesiydi. Zübeyde Hanım bu güzel kentin Karşıyaka’nın topraklarında ebedi istirahatinde. Ve biz Karşıyakalılar onun hatırasını sadece bir mezar taşında değil, her sokakta, her yürekte yaşatıyoruz. Çünkü Karşıyaka Atatürk&#8217;e yürekten bağlı, Cumhuriyet’in değerlerini iliklerine kadar hisseden bir ilçedir. Ve öyle olmaya da devam edecektir” dedi.</p>
<p>Zübeyde Hanım’ın yetiştirdiği Atatürk’ün, bir milletin kaderini değiştirdiğini ifade eden Ünsal, şunları söyledi: “Bizler de onun mirasına sahip çıkarak Cumhuriyet’in ışığında yürümeye devam edeceğiz. Laikliğe, bağımsızlığa ve özgürlüğe olan inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”</p>
<p>Konuşmaların ardından Zübeyde Hanım’ın mezarına karanfil bırakıldı.</p>
<p><strong>Başkan Tugay’a yoğun ilgi</strong></p>
<p>Törende yurttaşlar Başkan Tugay’a yoğun ilgi gösterdi. İzmirlilerle sohbet eden, yurttaşların sorunlarını dinleyen Tugay, bir kahvehanede de çay içti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zubeyde-hanima-duygusal-anma-605156">Zübeyde Hanım&#8217;a duygusal anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Affetmek nasıl özgürleştirir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/affetmek-nasil-ozgurlestirir-604027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 09:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Affedici]]></category>
		<category><![CDATA[Affetme]]></category>
		<category><![CDATA[affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[özgürleştirir]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, affetme ve affetme psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/affetmek-nasil-ozgurlestirir-604027">Affetmek nasıl özgürleştirir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, affetme ve affetme psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Olgunlaşmamış kişiliklerde öç alma davranışı baskın</strong></p>
<p>İnsanların kendilerini kötü hissettiren bir olay veya kişiye karşı öç alma, kaçınma ya da affedicilik gibi üç farklı tepki geliştirebildiğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Olgunlaşmamış kişiliklerde öç alma davranışı baskındır. ‘Bana yaptıysa ben de yaparım’ şeklinde bir tepki oluşur. Zayıf ve kaçıngan kişiliklerde ise kişi olaydan uzaklaşır, izolasyona gider. Bu iki uç da ruhsal dengeyi bozar. Oysa affedicilikte kişi olayı analiz eder, ‘Ne kadarından ben sorumluyum ne kadarından değilim?’ diye düşünür ve süreci kabullenmeye çalışır.” dedi.</p>
<p><strong>Affedememek biyolojik bir yük oluşturur</strong></p>
<p>Affetmenin yalnızca psikolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendiren nörobiyolojik bir etki yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kin, öfke, nefret, kıskançlık, düşmanlık gibi duygular beyindeki ‘beş karanlık atlı’dır. Bu duygular aktifleştiğinde beyinde asidik kimyasallar salgılanır. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatır, stres hormonlarını artırır. En çok mide ve bağırsak sistemi etkilenir, depresif kişilerde cilt rahatsızlıkları görülür. Kronik stres, uzun vadede kanser gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Affetmemek kibirdir</strong></p>
<p>Bazı kişilik yapılarının affetmeye dirençli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, narsistik ve paranoyak eğilimli bireylerin en çok affedemeyen gruplar arasında yer aldığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Affetmemek kibirdir. Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler eleştiriyi haksızlık gibi algılar, kin tutar, unutmamakla övünür. Onlar için affetmek zayıflıktır. Ancak bu kişilerde kronik stres çok fazladır ve bu kadar zihinsel yükle uzun yaşamak mümkün değildir. Paranoyak kişilikler de benzer şekilde kendilerine yöneltilen eleştirileri tehdit gibi algılarlar. Bu kişiler unutamaz, affedemez, hep hesap tutar. ‘Deve kini’ denilen bu durum ilişkileri bozar, güveni yok eder.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Affetmek mümkün değilse kabullenmek gerekir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle ihanet, aldatma veya adaletsizlik gibi olaylarda affetmenin her zaman mümkün olmadığını ancak kişinin “radikal kabullenme” yoluyla zihinsel yükünü hafifletebileceğini ifade ederek, “Bazen karşı taraf özür dilemez, affedilecek bir durum da yoktur. Bu durumda kişi ‘Evet, haksızlığa uğradım. Affedemiyorum ama kabulleniyorum’ diyebilir. Bu, duygusal bir kapanıştır. Kişi olayı kutuya koyar, rafa kaldırır ve hayatına devam eder. Böylece affetmeden de unutmayı başarabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklukta yaşanan adaletsizlik travma bırakır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuklukta yaşanan haksızlıkların bireyin yaşamı boyunca kalıcı izler bıraktığını ifade ederek, “Bir olayda, dövülen bir çocuk karakola götürülüyor ve döven kişi rütbeli biri olduğu için çocuk ondan özür dilemeye zorlanıyor. Çocuk altını ıslatmış halde el öptürülüyor. Bu olay çocuğun zihninde fotoğraf gibi kalır. Ancak ilerleyen yıllarda bu çocukta haksızlığa karşı güçlü bir duyarlılık gelişebilir. Travma bazen kişilik olgunlaşmasını da tetikleyebilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Affetmek kişiyi özgürleştirir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, affetmenin kişiyi hem ruhsal hem de bedensel anlamda özgürleştirdiğini belirterek, “Affetmek, geçmişin zincirlerinden kurtulmak demektir. Kişi affettiği zaman kendini özgürleştirir. Affetmeyen kişi ise geçmişte yaşadığı olayın mahkûmu olur. Olay bitmiş olsa bile zihin onu yeniden yaşar. Bu nedenle affetmek, bir erdem olmanın ötesinde, kişinin kendi sağlığına yaptığı en büyük yatırımdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Affetmenin antidepresan etkisi var</strong></p>
<p>Affetmenin yalnızca ilişkileri onarmadığını, aynı zamanda kişinin psikolojik yükünü hafiflettiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, affetmenin beyindeki antidepresan etkisine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Affeden kişi kendi içindeki yükü atar, özgürleşir. Sosyal bağlanma teorisine göre affetme, güven ilişkisini yeniden kurar ve sosyal bağları güçlendirir. Psikolojik olarak da kişinin kaygısını ve depresif yükünü azaltır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, affetmeyi başaramayan kişilerde çözülmemiş yas ve tamamlanmamış travma belirtileri görüldüğünü söyleyerek, “Kişi affedemediğinde, travmayı yeniden ve yeniden yaşar. Bu, beyinde açık kalmış bir dosya gibidir. Kapatılmadığı sürece zihni yavaşlatır, kişiyi duygusal olarak tüketir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Affetmek sadece karşı tarafı bağışlamak anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Affetmenin yalnızca karşı tarafı bağışlamak değil, aynı zamanda radikal kabullenme ve kendini affetme süreci olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendini affedebilmesi için önce öz farkındalığı olması gerekir. Eğer kişi her olayı başkasına bağlıyorsa, hep ‘o hata yaptı, o özür dilesin’ diyorsa, affetme sürecini tamamlayamaz. Oysa olayı analiz edip kendi payını görebilen kişi, travmayı fırsata dönüştürmeyi başarabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Affetmenin ilişkilerde uzlaşmayı ve yeniden yapılanmayı da kolaylaştırdığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir ilişkiye yatırım yapılırsa, affedicilik sayesinde nefretin sevgiye, kırgınlığın güvene dönüşmesi mümkündür. Bu, duygusal regülasyonun bir sonucudur.” dedi.</p>
<p>Affetme sürecinde samimiyetin nörobiyolojik etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Samimiyetin nörobilimi var. Ayna nöronlar, duygusal okuryazarlığımızı yönetir. Empatisi yüksek kişiler karşısındakini hisseder. Ancak aşırı empati, kişinin benlik saygısını düşürür. Benlik algısı çok düşerse depresyon, çok yükselirse narsisizm gelişir. Bu dengeyi kurabilen kişiler, sağlıklı bağlar oluşturur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Affetmenin bir yönü de öz şefkat</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, affetmenin kişide duygusal kırılganlık oluşturduğunu ancak bu kırılganlığın doğru yönetildiğinde travmayı çözümlemenin en etkili yolu olduğunu dile getirerek, “Affedemeyen kişi, geçmişle şimdi arasındaki duygusal dosyayı kapatamaz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Affetmenin bir yönünün de öz şefkat olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Kişi haksızlığa uğradığında hemen kendini suçlama eğilimindeyse, öz şefkat geliştirmemiştir. Öz şefkatte ‘ortak insanlık değeri’ vardır. Hatasız insan yoktur. Hata yapabilirlik insana özgüdür. Kişi ‘Bu hata bana ne öğretti?’ diyebilirse, tehdit boyutunu değil fırsat boyutunu görür. Hatalarını dönüştürebilen kişiler, olumsuz duyguları olumluya çevirebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişi olayı zihninde sürekli yaşarsa, kortizol salgısı artıyor</strong></p>
<p>Affedemeyen kişilerin çoğunun geçmişten getirdiği duygusal yükleri ilk karşılaştığı olaylara yansıttığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan trafikte orantısız öfkeleniyorsa, sırtında duygusal çöpler taşıyor demektir. Birikmiş öfkesini, ilk karşısına çıkan kişiye boşaltıyor. Linç kültürünün psikolojisi de budur.” dedi.</p>
<p>Affetmemenin bedensel etkilerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi olayı zihninde sürekli yaşarsa, kortizol salgısı artar. Beyin ACTH salgılayarak böbreküstü bezini uyarır. Kortizol pompalanır, vücut savaş haline girer: damar direnci artar, kaslar kasılır, tansiyon yükselir. Bazı insanlar kaç tepkisi verir, damarlar gevşer, tansiyon düşer. Hatta ani stres şokuyla ölen insanlar bile vardır. Adli tıpta travma izi bulunmayan ölümler, çoğu zaman kortizol fırtınasına bağlı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Affedicilik cinsiyete göre farklılaşıyor…</strong></p>
<p>Cinsiyetler arasında affediciliğin biyolojik temellerine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kadın ve erkek stres altında farklı hormonlar salgılar. Kadında oksitosin salgısı artar, bu da sakinlik ve şefkat oluşturur. Erkekte vazopressin salgısı artar, damarları sıkar, liderlik ve sahiplenme davranışını tetikler. Kadın iç ilişkilerde, erkek dış ilişkilerde daha travmatiktir. Bu genetik roller, affedicilik farklarını da açıklar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Affedicilik, intikam ve kaçınma arasında bir denge</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yok saymanın affediciliğin bir savunma biçimi olduğunu belirterek, “Uzaklaşmak kaçınma davranışıdır. Eğer kişi ‘Bu kişi üzülmeye bile değmez’ diyorsa, bu bir travma çözümüdür. Ama kişi olayı sürekli düşünüyorsa, o artık izolasyondur. Affedicilik, intikam ve kaçınma arasında bir dengedir. İntikam toplumu yıkar, sosyal ilişkileri bozar. Kişi öfkesini günlerce yaşatırsa en büyük zararı kendine verir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, affetmenin aynı zamanda sevgi ve değer temelli bir mesaj taşıdığını söyleyerek, “Affetmek, ‘Sen benim için önemlisin, değerlisin’ mesajıdır. Karşısındaki kişi empati yapabiliyorsa, bu bağları güçlendirir. Ancak merhamet ve utanma duygusu zayıf kişiler affedemez. Karşısındakine acı çektirmekten haz alırlar.” diye konuştu.</p>
<p>Son yıllarda affediciliğin yalnızca ahlaki veya dini bir konu olmaktan çıkarak nörobilimsel bir çalışma alanına dönüştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Affetme, sadece manevi ya da felsefi bir kavram değil; nörobiyolojik bir süreçtir. Beynin stres sistemini düzenler, kortizol salınımını dengeler. Son 10 yılda affedicilikle ilgili çok sayıda bilimsel yayın çıktı. Çünkü artık biliyoruz ki, affetmek ruhu değil, bedeni de iyileştiriyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Affedicilik hem aile hem de toplum düzeyinde öğrenilen bir erdem</strong></p>
<p>Affediciliğin hem aile hem de toplum düzeyinde öğrenilen bir erdem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Nasıl ki aile içinde anne-baba affedici ise, çocuk da bunu rol model alır. Aynı durum toplum için de geçerlidir. Lider affedici ise toplum affedicidir, lider kinciyse toplum da kinci olur.  Yani affedicilik de sahtecilik de bulaşıcıdır. Toplumsal değerlerin şekillenmesinde rol model kişilerin büyük etkisi vardır.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/affetmek-nasil-ozgurlestirir-604027">Affetmek nasıl özgürleştirir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[eryılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sabote]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Travmatik anılar geçmiş olarak kodlanamaz; tetiklendiğinde beyin olayı yeniden yaşar! </strong></p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” dedi.</p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmatik bellek, kişinin hem kendisiyle hem de dünyayla ilişkisini bozar! </strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde hangi belirtilere neden olduğuna değinen Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülür.” dedi.</p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğine vurgu yapan Prof. Dr. Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” ifadelerini kullandı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusallık travmatik belleğin bir belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[nörobiyolojide]]></category>
		<category><![CDATA[parlatma]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, beyin parlatma tekniğinin psikoterapiyle birlikte kullanılmasının zihinsel sağlık, duygusal denge ve performans üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790">Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, beyin parlatma tekniğinin psikoterapiyle birlikte kullanılmasının zihinsel sağlık, duygusal denge ve performans üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, beynin doğru frekansta çalışmasını hedefler!</strong></p>
<p>Günümüzün hızla değişen dünyasında, bireylerin zihinsel sağlıkları kadar, zihinsel performanslarını en üst düzeye çıkarma çabalarının da büyük bir önem taşıdığını aktaran Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Beyin parlatma kavramı, hem psikoterapi hem de nörobiyolojik sağlığın entegrasyonu açısından devrim niteliğinde bir yenilik sunuyor. Bu kavram, yalnızca psikolojik bozuklukların yönetimi için değil, aynı zamanda bireylerin kişisel gelişimi ve en yüksek potansiyellerine ulaşmaları adına da oldukça etkili bir araç.” dedi.</p>
<p>Beyin dalgalarının EEG cihazlarıyla ölçülmesinin, beynin düşünme, duygulanma ve tepki verme biçimini anlamaya olanak tanıdığını ifade eden Taşkın, “Bu dalgalar, beynimizin sağlıklı işleyişinin bir yansımasıdır ve belirli bozukluklar, örneğin depresyon, anksiyete, OKB ve DEHB gibi durumlar, beyin dalgalarının düzensiz çalışmasıyla ilişkilidir. Beyin parlatma tekniği, bu düzensizlikleri hedef alarak, beynin doğru frekansta çalışmasını sağlamayı amaçlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, psikoterapinin derinliğini ve etkisini artırır! </strong></p>
<p>Psikoterapinin, bireylerin içsel dünyalarını keşfederek, duygusal ve zihinsel sağlıklarını iyileştirmelerine yardımcı olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ancak, bazen psikoterapi süreci yalnızca zihinsel ve duygusal düzeyde gerçekleşir. Beyin parlatma gibi nörolojik tekniklerle birleştirildiğinde, bireylerin zihinlerinin çalışma biçimlerine doğrudan müdahale edebilir, böylece daha hızlı ve etkili sonuçlar elde edilebilir.” dedi.</p>
<p>Taşkın ayrıca, beyin dalgalarını iyileştirmenin, bireylerin terapi sürecinde daha derin bir içgörüye ulaşmalarını ve duygusal dengeyi kurmalarını kolaylaştırabileceğini aktardı.</p>
<p><strong>Beyin dalgalarının eğitimi, hem verimliliği hem duygusal sağlığı destekliyor!</strong></p>
<p>Beyin parlatmanın, iyi oluş ve optimal performansın geliştirilmesinde de önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sporcular, sanatçılar ve iş dünyasında çalışan profesyoneller için beyin dalgalarının güçlendirilmesi, bireylerin verimliliğini, yaratıcılığını ve odaklanmalarını artırır.” dedi.</p>
<p>Beyin parlatmanın, yalnızca dışsal performansı artırmakla kalmadığını aynı zamanda içsel dengeyi ve duygusal sağlığı da güçlendirdiğini kaydeden Taşkın, “Zihinsel sağlığın korunması, yalnızca bireylerin yaşadığı anlık stres ve kaygıyı aşmalarına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli psikolojik refahı sağlar. Beyin dalgalarının doğru bir şekilde eğitilmesi, depresyon, kaygı gibi duygusal durumlarla başa çıkmada önemli bir rol oynar ve kişilerin duygusal zekalarını geliştirmelerine yardımcı olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, psikoterapiyle birleştiğinde zihinsel iyilik hâlini ve bireyin potansiyelini artırıyor! </strong></p>
<p>Bu bağlamda, beyin parlatma tekniklerinin, psikoterapinin gücünü desteklerken, optimal performansın sınırlarını da zorlayabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Düzenli olarak yapılan beyin dalgası eğitimi, yalnızca zihinsel sağlık açısından değil, aynı zamanda kişisel gelişim açısından da önemli faydalar sunar.” dedi.</p>
<p>Yılda 4 kez yapılan alfa dalgası çalışmasının, bu tür bir yenilikçi yaklaşımın etkili olduğunu ve beyin sağlığının güçlendirilmesinin, duygusal ve bilişsel iyileşme sürecine katkı sağladığını gösterdiğini ifade eden Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sonuç olarak, beyin parlatma, psikoterapi ile birleşerek bireylerin zihin sağlığını iyileştirmek, içsel dengeyi sağlamak ve yaşam kalitelerini artırmak için güçlü bir araç haline gelir. Bu yenilikçi yaklaşım, beyin dalgalarının optimizasyonu ile hem iyi oluşu artırmayı hem de bireylerin en yüksek potansiyellerine ulaşmalarını sağlamayı mümkün kılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790">Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabeskin Usta İsmi Cansever&#8217;den Duygusal Açıklama: Dualarınızı Bekliyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arabeskin-usta-ismi-canseverden-duygusal-aciklama-dualarinizi-bekliyorum-599656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 21:27:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[arabeskin]]></category>
		<category><![CDATA[cansever]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[smi]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arabesk müziğin sevilen isimlerinden Cansever, sağlık süreciyle ilgili hayranlarını bilgilendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arabeskin-usta-ismi-canseverden-duygusal-aciklama-dualarinizi-bekliyorum-599656">Arabeskin Usta İsmi Cansever&#8217;den Duygusal Açıklama: Dualarınızı Bekliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arabesk müziğin sevilen isimlerinden Cansever, sağlık süreciyle ilgili hayranlarını bilgilendirdi. Almanya’da yaşamını sürdüren ve uzun süredir aktif sahne çalışmalarıyla tanınan başarılı sanatçı, lösemi (kan kanseri) tedavisi nedeniyle bir süre sahnelere ara verdiğini duyurdu.</p>
<p>Tedavisi, yaşadığı şehir olan Almanya’nın Mülheim an der Ruhr kentinde bulunan Evangelische Krankenhaus’ta devam eden Cansever’in moralinin yüksek olduğu ve bu süreci güçlü bir inançla karşıladığı öğrenildi. Sanatçı, yaptığı açıklamada bu aranın tamamen tedavi sürecine odaklanmak için olduğunu belirterek, hayranlarından anlayış ve dualarını istedi.</p>
<p>Müziğe olan bağlılığı, güçlü sesi ve duygulu yorumlarıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Cansever, sahnelere daha güçlü bir şekilde dönmeyi hedeflediğini ifade etti. Sevenlerinden gelen destek mesajlarının kendisine büyük moral verdiğini söyleyen sanatçı, bu zorlu süreci sevgiyle aşacağına inandığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arabeskin-usta-ismi-canseverden-duygusal-aciklama-dualarinizi-bekliyorum-599656">Arabeskin Usta İsmi Cansever&#8217;den Duygusal Açıklama: Dualarınızı Bekliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 10:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde duygusal emeğin tek taraflı biçimde kadınların üzerine yıkılmasının kadınların psikolojisi ve ilişki üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Erkeğin duygusal kabızlığı, zamanla tükenmişliğe yol açabiliyor!</strong></p>
<p>‘Man-keeping’ yani ‘erkek dadılığı’ kavramının, bir kadının, partneri olan erkeğin olgunlaşmamış duygularının sorumluluğunu üstlenmesi ve iyileştirmeye çalışması olduğunu dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bir kadının, partneri olan erkeğin hem annesi, hem terapisti, hem kriz yöneticisi, hem sosyal sekreteri olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Bu durumun ‘duygusal emekçi’ gibi isimlerle de anıldığını aktaran Dr. Bingöl, “Yapılan araştırmalara göre; sürekli erkeğin moralini, enerjisini, özgüvenini yüksek tutmaya çalışmak, kişisel ve duygusal gelişimini desteklemek, sürekli erkeğin duygularını analiz etmek, onun adına düşünmek, onun adına affetmek veya öfkelenmek, sosyalleşmesi ve arkadaş edinmesi yönünde teşvik etmek, akrabaları ve arkadaşlarıyla olan duygusal ilişkilerine aracılık etmek, aile ve iş sorunlarını çözmesine destek olmak ve benzeri tüm duygusal süreçler bir yerden sonra kadına büyük bir yük oluyor. Erkeğin bu duygusal kabızlığı, başlangıçta kadına, kontrol duygusu ve hakimiyet hissi verse de zamanla tükenmişlik, değersizlik ve cinsel isteksizlik gibi sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü birisine ebeveynlik yaptığınızda, o kişiye karşı romantik veya cinsel çekim hissetmeniz giderek zorlaşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erkeklerin duygusal eksiklikleri, kadınların üzerine orantısız bir duygusal yük bindiriyor!</strong></p>
<p>Erkeklerin, kadınlara kıyasla daha az duygusal paylaşımlar yaptığını ve daha az yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Erkeklerin sosyal ağlarındaki bu duygusal eksiklikler, zamanla kadınların erkekler adına bu sorumlulukları üstlenmesine yol açıyor ve bu kadın aleyhine orantısız bir yük haline geliyor.” dedi.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet kalıplarının etkisine de değinen Dr. Bingöl, “Sosyokültürel açıdan ‘aslan oğlum, erkek oğlum’ anlayışıyla yetiştirilmek ve ‘yuvayı dişi kuş yapar’ dayatması, erkeğin duygusal açıdan zayıf görülmemesine yol açar. Erkeklerin duygularını daha az ifade edecek şekilde yetiştirilmeleri ve duygusallığın daha çok kadınlara yüklenmesi gibi faktörler, kadınların duygusal açıdan daha fazla sorumluluk alma gereği hissetmesine neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olması! </strong></p>
<p>‘Man-keeping’ sorununu aşmak için ilk olarak, kadınların kendisine ‘gerçekten bir ilişki mi arıyorum, yoksa bir çocuk mu büyütmek istiyorum?’ sorusunu sorması gerektiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Çünkü kadınlar bir ilişki yaşadığını zannederken, çoğu zaman kendilerini birine duygusal ebeveynlik yaparak büyütmeye çalışırken bulurlar.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde doğal olarak duygusal emeğin harcanmasının beklendiğini vurgulayan Dr. Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak olağan şartlarda bu emeğe her iki tarafın da ortak olması beklenir. Eğer sadece bir taraf duygusal yükü üzerine alırsa, problem buradan kaynaklanır. Yani sorun, duygusal işçiliğin ‘tek taraflı’ olmasıdır. Bu nedenle sorunun çözümü açısından erkekler, duygusal sorumluklarını üzerlerine almalı. Çevresiyle daha derin bağlar kurarak, daha fazla sosyalleşerek, gerekirse terapiste giderek ilişkinin duygusal sorumluluklarını üstlenmeleri önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-kadinlar-iliskinin-duygusal-emekcisi-oluyor-599253">Genellikle kadınlar ilişkinin duygusal emekçisi oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İETT Kaptanından Öğretmenler Günü&#8217;ne Duygusal Jest</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iett-kaptanindan-ogretmenler-gunune-duygusal-jest-595009</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ett]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[jest]]></category>
		<category><![CDATA[kaptanından]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595009</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'un Yenidoğan – Kozyatağı hattında çalışan İETT kaptanı Şahismail Ayaztekin, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde, otobüse binen iki öğretmen için yaptığı sürprizle herkesin gönlünü kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iett-kaptanindan-ogretmenler-gunune-duygusal-jest-595009">İETT Kaptanından Öğretmenler Günü&#8217;ne Duygusal Jest</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul&#8217;un Yenidoğan – Kozyatağı hattında çalışan İETT kaptanı Şahismail Ayaztekin, 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nde, otobüse binen iki öğretmen için yaptığı sürprizle herkesin gönlünü kazandı.</strong></p>
<p>Öğretmen kartı ile biniş yapan yolcularının kimliğini fark eden tecrübeli kaptan, rotası üzerinde bir kırmızı ışıkta durduğu sırada yanındaki çiçekçiden hemen bir buket aldı ve yolcularına hediye etti. Bu beklenmedik ve anlamlı davranış, otobüsteki diğer yolcular tarafından coşkulu alkışlarla karşılandı. O anlar, aracın iç kamerasına da yansıdı.</p>
<p><strong>ÖRNEK DAVRANIŞ ÖDÜLLENDİRİLDİ</strong></p>
<p>İETT Genel Müdürlüğü, 10 yıllık kaptan Şahismail Ayaztekin&#8217;in bu nezaketini ve toplum değerlerine olan duyarlılığını ödüllendirme kararı aldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iett-kaptanindan-ogretmenler-gunune-duygusal-jest-595009">İETT Kaptanından Öğretmenler Günü&#8217;ne Duygusal Jest</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda duygusal 10 Kasım anması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-duygusal-10-kasim-anmasi-590613</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:20:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[parkı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590613</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürlüğü çalışanları, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87’nci yılında saatler 9.05’i gösterdiği anda tüm çalışmalarına mola verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-duygusal-10-kasim-anmasi-590613">İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda duygusal 10 Kasım anması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürlüğü çalışanları, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87’nci yılında saatler 9.05’i gösterdiği anda tüm çalışmalarına mola verdi. Görevlilerin yanı sıra Doğal Yaşam Parkı sakinleri de o an sessizliğe büründü. </p>
<p>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87’nci yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Doğal Yaşam Parkı’nda da törenle anıldı. Saatler 9.05’i gösterdiğinde, parkın her köşesinde derin bir sessizlik hâkim oldu. Ziyaretçiler, çalışanlar ve çocuklar, ellerindeki Türk bayraklarıyla Atatürk’ün aziz hatırası önünde saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>Çalan siren sesleriyle birlikte, park derin bir sessizliğe büründü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-dogal-yasam-parkinda-duygusal-10-kasim-anmasi-590613">İzmir Doğal Yaşam Parkı&#8217;nda duygusal 10 Kasım anması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[samimi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Her an ulaşılabilir olma kültürü doğdu</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, mesajlaşma uygulamalarının iletişimi zamansal ve mekânsal sınırlarından arındırarak gündelik etkileşimin doğasını dönüştürdüğünü belirterek, “Artık iletişim, belirli bir zaman dilimine ya da mekâna bağlı bir eylem olmaktan çıktı; kesintili ama sürekli bir akış hâline geldi. Bu durum hem kişisel hem de kamusal ilişkilerde ‘her an ulaşılabilir olma’ kültürünü doğurdu.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, jestlerle yeniden buluştu</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin hız ve gündelikliğinin dil kullanımını da dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Gramerin, noktalamanın ve hatta kelime seçiminin bile daha duygusal, jestsel, ve görsel biçimlerde yeniden tanımlanmasına yol açtı. Emojiler, GIF’ler, sesli notlar ya da tepki butonları, yazılı sözcüklerin yerini kısmen devralarak dilin jestlerle yeniden birleştiği bir melez form yarattı.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca mesajlaşma uygulamalarının, kamusal ile özel arasındaki sınırı da bulanıklaştırdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Kişisel sohbetler, iş yazışmaları, politik tartışmalar ya da duygusal paylaşımlar aynı arayüzde iç içe geçiyor. Bu da bireyin dijital ortamlarda kendini temsil etme biçimini, tonlamasını ve hatta sessizliğini bile anlamlı bir iletişim jestine dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma gençler arasında açık ara önde</strong></p>
<p>Araştırmaların da bu eğilimi desteklediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “2011 yılında ABD’de üniversite öğrencileri üzerine yapılmış bir araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı yazılı mesajlaşmayı aramaya tercih ettiklerini söylüyorlar; üstelik bu rakam o dönemde bir yıl öncesine nazaran yüzde 53 artış göstermiş. Daha yakın bir zamanda, 2020 yılında, Pakistan’da bir üniversitede 17 ila 36 yaşında lisans öğrencileri üzerine yapılan araştırmada da benzer sonuçlar elde ediliyor, bu grup içerisinde iletişimin yüzde 83’ü yazılı mesajlarla gerçekleştiriliyor. Yazılı mesajlaşma, özellikle genç kuşaklar arasında, görüntülü ve sesli aramalara kıyasla açık ara daha fazla tercih ediliyor. Bunun nedeni yalnızca pratiklik değil yazılı iletişimin sağladığı denetim duygusu. Mesaj hem zaman hem de ifade üzerinde bir kontrol alanı sunar, kişi ne zaman yanıt vereceğini, nasıl bir ton kullanacağını ve ne kadar açık olacağını kendi belirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma bir tür dijital tampon görevi görüyor</strong></p>
<p>Görüntülü ya da sesli aramaların daha doğrudan ve samimi olsa da aynı zamanda daha “istilacı” algılanabildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yazılı mesajlaşma ise bir tür dijital tampon görevi görüyor; mesafe, sessizlik ya da gecikme bile anlam üretme biçimine dönüşüyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, yazılı mesajlaşma hem bireysel hem profesyonel iletişimde bir tür ‘varsayılan’ kanal haline geldi. Kısacası, yazılı mesajlaşma artık yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir düşünme, hissetme ve mesafe kurma pratiği hâline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim modern insanın kontrol alanı haline geldi</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, modern insanın hem hız hem de denetim ihtiyacına yanıt veren bir form haline geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz yüze veya sesli konuşma, doğrudanlık ve açıklık gerektirir; oysa yazışma, söylenmek istenenle söylenebilecek olan arasına bir mesafe koyar. Bu mesafe, kimi zaman duygusal bir tampon, kimi zaman da özneyi koruyan bir sınır işlevi görür. Ayrıca yazılı mesajlaşma, çoklu mevcudiyet çağının en işlevsel araçlarından biridir. İnsanlar aynı anda birden fazla iletişim kanalında bulunabilir, yanıt verme zamanını erteleyebilir, sessizliği bile bir stratejiye dönüştürebilir. Bu, iletişimin doğasını ‘anlık tepki’den ‘kontrollü ifade’ye doğru kaydırır. Kısacası, yazışmayı tercih etmek yalnızca kolaylık değil, aynı zamanda modern bireyin mahremiyetini ve duygusal ritmini koruma biçimidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital iletişim duyguların aktarım biçimini değiştirdi</strong></p>
<p>Dijital iletişimin, duyguların aktarım biçimini hem genişlettiğini hem de dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz ifadeleri, ses tonları, beden dili gibi geleneksel göstergelerin yerini artık emojiler, GIF’ler, ‘okundu’ işaretleri, hatta çevrim içi olma durumu aldı. Bu unsurlar, dijital duygulanımın yeni semiyotik repertuarını oluşturuyor. Ancak bu dönüşüm, duyguların aktarımını hem yoğunlaştırıyor hem de yüzeyselleştiriyor. Bir ‘kalp’ emojisi, bazen söylenemeyen bir duyguyu kolayca iletebilir; ama aynı zamanda duygusal emeği, yani kelimeyle inşa edilen yakınlığı da kısaltabilir. Dolayısıyla dijital ortam, duyguların dolaşımını hızlandırırken onların derinliğini zamansal olarak sıkıştırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital kültürde samimiyetin yeni biçimi</strong></p>
<p>İletişimdeki “samimiyet” kavramına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Eğer samimiyeti bedensel yakınlık, göz teması ve spontan tepkiyle ilişkilendirirsek, yazışma bu türden doğrudanlığı azaltıyor. Ancak dijital kültürde samimiyet artık yalnızca fiziksel bir mevcudiyetle ölçülmüyor. Yazılı mesajlar, gecikmeli yanıtlar, hatta sessizlikler bile duygusal bağın parçası haline gelebiliyor. Mesajlaşma, kişiye kendi duygusunu düzenleme ve ifade etme alanı tanıyor; yani samimiyetin biçimi değişiyor, ama bütünüyle ortadan kalkmıyor. Dolayısıyla yazışarak iletişim kurmak, samimiyeti eksiltmekten çok, onu başka bir zamansallık ve ifade rejimine taşıyor. Samimiyet artık yüz yüze ‘an’da değil, ekranlar arasında süren bir yazışmanın ritminde üretiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital jestler yeni bir duygu dili haline geldi</strong></p>
<p>Emojiler, GIF’ler, çıkartmalar ve sesli notların dijital çağın jestsel dili olarak okunabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu araçlar, yazının soyutluğunu bedenselleştiriyor; duyguları görsel ve işitsel biçimlerde yeniden somutlaştırıyorlar. Bir emoji, bir GIF, bir sesli not, editlenmiş kısa bir video; bir nefes veya tereddüt kadar anlam taşıyabiliyor. Böylece dijital platformlarda dil, salt sözcüklerden değil, imgelerden, tepkilerden ve mikro-davranışlardan oluşan çok katmanlı bir doku haline geliyor. Bu yeni dil, ne tamamen evrensel ne de tamamen bireysel; kültürel bağlama, grup dinamiklerine ve platformun normlarına göre değişiyor. Fakat şunu açıkça söylemek mümkün; dijital iletişimde duygular artık yalnızca kelimelerle değil ritimle, memlerle, görsellerle, kısa editlenmiş videolarla ve paylaşımlara tepkilerle ifade ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler iletişimi yeniden tanımlama eğiliminde</strong></p>
<p>Özellikle genç kuşaklarda sesli ya da yüz yüze konuşmaktan kaçınma eğilimi giderek daha görünür hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu ‘kaçınma’, iletişimden geri çekilme anlamına gelmiyor; daha çok iletişim biçimini yeniden tanımlama arayışı olarak okunmalı. Gençler, çoğu zaman yazılı mesajlaşmayı daha güvenli bir alan olarak görüyorlar. Bu güvenlik duygusu hem zaman hem de duygusal mesafe üzerinde kontrol kurabilme imkânından kaynaklanıyor. Yazışmak, ‘anında yanıt verme baskısını’ ortadan kaldırıyor; kişi, söylemeden önce düşünebiliyor. Bu da dijital kültürün öznesi için bir tür savunma mekaniği haline geliyor. Ayrıca sosyal medyanın ve sürekli görünürlük hâlinin yarattığı performatif baskı, birçok genci spontane sözlü iletişimden uzaklaştırıyor. Kısacası, konuşmaktan kaçınma davranışı iletişim isteksizliğinden çok iletişimdeki kırılganlığı yönetme biçimi olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><strong>Yazılı iletişim dili hızlandırdı</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin dijital ortamlarda yoğunlaşmasının, dili hem sadeleştirdi hem de hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu hız; kısaltmaların, ses taklitlerinin, melez dillerin yaygınlaşmasına yol açtı. Örneğin ‘nbr’, ‘slm’, ‘ok’ ya da İngilizce kelimelerin Türkçe cümle içinde akışkan biçimde kullanılması, yeni bir ‘dijital lehçe’nin oluştuğunu gösteriyor. Ancak bu değişim yalnızca yozlaşma olarak okunmamalı. Dil, her zaman bulunduğu teknolojik ortama göre şekillenir. Dijital yazışmalar, tıpkı sözlü kültürdeki jestler gibi, anlamı hızla üretme ve paylaşma ihtiyacına yanıt veriyor. Yazım hataları bile bazen bilinçli bir üslup tercihi hâline geliyor; örneğin küçük harf kullanımı ya da noktalama eksikliği, samimiyetin veya duygusal tonun göstergesi olabiliyor. Bu nedenle, dijital dildeki değişim bir ‘bozulma’ değil yeni bir ifade ekonomisinin işareti olarak düşünülmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim ikinci bir düşünme alanı sağlıyor</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, bireye ikinci bir düşünme alanı sağladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu da dijital ortamlarda öznenin kendini daha bilinçli ve kurmaca biçimde ifade etmesine yol açıyor. Buna karşın konuşma, anlık tepkilerin ve bedenin eşlik ettiği bir ifade biçimi; dolayısıyla beraberinde belli bir kırılganlık, açıklık da getiriyor. Dijital iletişim çağında okur-yazarlık biçimlerinde görülen dönüşüm özneleşme biçimlerini de etkiliyor. İnsan, artık yalnızca konuşan ya da yazan bir varlık değil bildirimlerle yaşayan bir varlık haline geldi. Mesajlaşma uygulamaları, duyguların, ilişkilerin ve hatta sessizliklerin ritmini belirliyor. ‘<em>Yazıyor..</em>.’ ifadesi bile yoğun anlamlar yüklenen bir gösterge haline geldi. Bu tür mikro göstergeler modern ilişkilerin yeni nabzı hâline geldi. Dolayısıyla mesele yalnızca iletişim biçimlerinin değişmesi değil, öznenin zaman, mekân ve kendilik deneyiminin de dönüşmesi.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><strong>Kanser tanısı, bedeni ve ruhu sarsan bir deneyim!</strong></p>
<p>Kanser tanısı almanın, insanın yaşamını yalnızca bedensel değil ruhsal anlamda da sarsan bir deneyim olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kişinin hayatındaki pek çok alanın yeniden yapılanmasıyla birlikte en temel inanç sistemleri de değişir.” dedi.</p>
<p>Tanı konulduğunda, birçok hastanın ilk anda yoğun bir şok, korku, inkar ve çaresizlik hissettiğini ifade eden Erol, “Bu süreçlerde çoğu hastanın zihninde beliren yaygın otomatik düşünceler ‘artık eskisi gibi olamayacağım’ ya da ‘bunu hak ettim’ gibi yıkıcı olumsuz inançlardır. Bu düşünceler, kişinin geleceğe dair umudunu ve kontrol duygusunu zayıflatır. ‘Neden ben?’ sorusu zihinde yankılanırken, ölüm korkusu, belirsizlik, bedensel kontrolün kaybedilmesi ve sosyal rollerin değişmesi gibi faktörler duygusal yükü artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, hastanın duygusal yükünü hafifleterek, tedaviye uyumunu artırıyor!</strong></p>
<p>Bu süreçte hastaların genellikle anksiyete, depresyon, öfke patlamaları, uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı, umutsuzluk ve sosyal izolasyon gibi psikolojik belirtiler yaşadığına dikkat çeken Erol, “Bu noktada psikolojik desteğin devreye girmesi, hem duygusal yükün hafiflemesi hem de tedavi sürecine uyumun artması açısından kritik bir önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel verilerin, psikolojik desteğin yaşam kalitesini artırdığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve tedaviye uyumu arttırdığını ortaya koyduğunu kaydeden Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ruhsal olarak iyi hisseden bir hastanın, kemoterapi ve radyoterapi gibi zorlu tedavi süreçlerine daha dayanıklı olduğu gözlenmiştir. Klinik deneyimlerde de sıkça görüldüğü üzere, psikoterapi desteği alan hastalar yan etkilerle daha iyi baş edebiliyor. İlaçlarını düzenli kullanıyor ve hastalığa rağmen günlük yaşam aktivitelerine devam edebiliyor. Psikolojik desteğin etkisi, beynin stres ve bağışıklık sistemleri arasındaki bağlantıyla da açıklanabilir; çünkü yüksek stres, kortizol düzeylerini artırarak bağışıklık sistemini zayıflatırken, duygusal dengeyi korumak bu biyolojik mekanizmayı da olumlu etkiler.”</p>
<p><strong>Psikoterapi, hastaların kontrol edilebilir yönlere odaklanmasını sağlar!</strong></p>
<p>Psikoterapinin kanser hastalarında sıkça görülen olumsuz otomatik düşünceleri fark etmeyi ve yeniden yapılandırmayı hedeflediğine değinen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yani yıkıcı inanışlar yerine hastalığın kontrol edilebilir yönlerine ve yaşamın halen sürdürülebilir değerlerine odaklanma sağlanır.” dedi.</p>
<p>Kabul ve Kararlılık Terapisinin (ACT) ise hastalığın getirdiği belirsizlik ve acı karşısında duygusal kabul geliştirmeye, kişinin yaşamına anlam katan değerlere yeniden yönelmesine yardımcı olduğuna işaret eden Erol, “Mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin şu ana odaklanmasını ve bedeninde olan değişimlerle savaşmak yerine onlarla birlikte var olmayı öğrenmesini destekler. Bu sayede kaygı düzeyi azalır, duygusal regülasyon artar ve yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme gözlenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır! </strong></p>
<p>Psikolojik desteğin yalnızca bireysel terapiyle sınırlı olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri, sanat terapisi ve aileye yönelik psiko-eğitim programları da büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Grup terapilerinin, hastaların benzer deneyimlerden geçen kişilerle paylaşım yapmasını sağlayarak yalnızlık hissini azalttığını ve umut duygusunu güçlendirdiğini vurgulayan Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sanat terapisi, hastalığı söze dökmenin zor olduğu durumlarda duyguların ifade edilmesine olanak tanır. Aileye verilen psiko-eğitim ise hastanın yakın çevresinin de sürece bilinçli ve destekleyici şekilde katılmasını sağlar. Çünkü kanser yalnızca bireyi değil, ailesini ve sosyal çevresini de etkileyen bir krizdir.</p>
<p>Kanserle başa çıkmak, hastalığı yenmek kadar, yeniden yaşama tutunmayı, yeniden umut etmeyi öğrenmektir. Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır. Çünkü insan yalnızca bedenden ibaret değil; iyileşme de yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda ruhsal bir süreçtir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[dürüst]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gizlenen]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[olmakla]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tuncel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, aldatmanın tanımı, nedenleri, birey ve ilişki üzerindeki etkileri ile aldatma sonrası duygusal iyileşme ve başa çıkma yollarını anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448">Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, aldatmanın tanımı, nedenleri, birey ve ilişki üzerindeki etkileri ile aldatma sonrası duygusal iyileşme ve başa çıkma yollarını anlattı. </p>
<p><strong>Bir iletişimin partner tarafından görülmesi istenmiyorsa bu bir aldatmadır!</strong></p>
<p>Aldatmanın, en yalın haliyle, bir ilişkinin tarafları arasında karşılıklı olarak belirlenen sınırların ihlali olarak tanımlanabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Başka bir ifadeyle, taraflardan birinin ilişki dışı bir bağ kurması, verilen güvenin ve sadakatin zedelenmesi anlamına gelir. Çoğu zaman aldatma denildiğinde akla yalnızca cinsel eylemler gelse de aslında aldatma sadece fiziksel değil; duygusal ve sosyal (sanal) boyutlarıyla da karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Fiziksel aldatmanın, ilişki dışı cinsel eylemleri içerirken; duygusal aldatmanın, romantik paylaşımların, flörtleşmenin veya duygusal yakınlıkların kurulduğu durumlar olduğunu ifade eden Tunçel, “Sosyal ya da sanal aldatma ise dijital iletişim araçları üzerinden gelişen bağları kapsar. ‘Sadece mesajlaştık, bu aldatma mıdır?’ sorusu sıkça duyulur; ancak yanıt nettir. Eğer bu iletişimin partner tarafından görülmesi istenmiyor, gizleniyorsa, bu bir sınır ihlalidir ve dolayısıyla aldatmadır.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Aldatmak tek bir nedene indirgenemez! </strong></p>
<p>Bir ilişkide aldatmanın yaşanmaması için üç temel yapı taşının; güven, sadakat ve duygusal bağlılığın korunması gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Aldatmayı tek bir nedene indirgemek mümkün değil. Bu davranışın altında bireysel, ilişkisel ve çevresel faktörler yatabilir.” dedi.</p>
<p>Bu faktörlere açıklık getiren Tunçel, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle kaçıngan veya güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip bireyler, ilişkilerinde yakınlık kurmakta zorlanabilir ve bu durum sadakatsizliğe zemin hazırlayabilir.<strong> </strong>Kendilik değerinin düşük olması, bireyi dışarıdan onay arayışına yöneltebilir.<strong> </strong>Narsistik özellikler taşıyan bireylerde sadakatsizlik daha sık görülür.<strong> ‘</strong>Ben kimim?’ sorusuna yanıt arayan ya da hayatında heyecan arayan bireyler de aldatma davranışı gösterebilir.<strong> </strong>Travmalar, madde ya da davranışsal bağımlılıklar da sağlıklı karar verme süreçlerini zayıflatabilir.</p>
<p>İlişkide yaşanan iletişim kopuklukları, duygusal veya cinsel tatminsizlik, ihmal edilme, anlaşılmadığını hissetme gibi durumlar aldatmayı tetikleyebilir. Uzun süredir süregelen çatışmaların çözümlenememesi, bastırılmış öfke veya intikam duygusu da sadakatsizliğe zemin hazırlayabilir. Toplumsal normlar, kültürel değişim, sosyal medyanın etkisi ve sadakatsizliğin normalleştirilmesi de önemli etkenlerdir. Günümüzde tüketim kültürünün ilişkiler üzerindeki etkisiyle birlikte ‘yenisi her zaman daha iyidir’ anlayışı, sadakat kavramını zayıflatır.” </p>
<p><strong>Aldatmanın kendisinden çok, sonraki süreç daha travmatik hale gelebilir!</strong></p>
<p>Aldatmanın, hem birey hem de ilişki açısından derin duygusal etkiler bıraktığına değinen Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Aldatılan kişi, ilk etapta bir şok yaşar; durumu inkâr eder, ardından öfke, suçluluk, kıyaslama ve özgüven kaybı gibi duygularla baş etmeye çalışır. Bu süreç, travma sonrası stres bozukluğuna benzer belirtiler gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Aldatan kişinin ise çoğu zaman ambivalan (ikircikli) duygular içinde olduğunu ifade eden Tunçel, “Suçluluk ve pişmanlık hissederken, kimi zaman da savunmaya geçer, davranışını rasyonelleştirir. Bazı bireyler hatasını kabul edip sorumluluk alırken, bazıları karşı tarafı suçlama eğilimindedir. İlişki açısından bakıldığında ise güven kaybı en yıkıcı sonuçlardan biridir. Bu güvenin yeniden inşası, ancak açık iletişim, doğru sınırlar ve profesyonel destekle mümkün olabilir. Aksi halde aldatmanın kendisinden çok, sonraki süreç daha travmatik hale gelebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Duygusal iyileşme doğru yaklaşımla mümkün!</strong></p>
<p>Aldatmanın, kişisel bir kriz olduğuna işaret eden Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak doğru yaklaşımla iyileşmek mümkün. Bu süreç hem bireysel hem de ilişkisel düzeyde ele alınmalı.” dedi.</p>
<p>Bireysel düzeyde duygulara alan açmanın, sosyal desteğin, kendine şefkat göstermenin ve profesyonel desteğin önemli olduğunu açıklayan Tunçel, “Öfke, üzüntü, kafa karışıklığı gibi duygular bastırılmamalı. Bu duyguların yaşanması iyileşmenin doğal bir parçası. Güvendiğiniz bir dost ya da aile üyesiyle paylaşım yapmak duygusal yükü hafifletir. ‘Ben ne hissediyorum, ne istiyorum?’ sorularını samimiyetle sormak ve kendine acımasız davranmamak önemli. Uzman eşliğinde özdeğerin yeniden yapılandırılması ve travma çalışması sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Aldatmak ilişki memnuniyetiyle değil, algılanan adalet ve duygusal iletişim düzeyiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Eğer taraflar ilişkiyi sürdürmek istiyorsa, bunu iki tarafın da içtenlikle istemesi gerektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Güven yeniden inşa edilmeli. Duygular bastırılmamalı, açıkça ifade edilmeli. Geçmiş tekrar tekrar gündeme getirilmemeli; odak, suçlamadan ziyade duyguların paylaşımında olmalı. Çift terapisiyle rollerin yeniden yapılandırılması ve sınırların belirlenmesi süreci desteklenmeli.” dedi.</p>
<p>Hemen affetmek ya da görmezden gelmenin, iyileşmeyi engellediğine dikkat çeken Tunçel, “Karşı tarafın sorumluluğunu alması, hatanın bedelini anlaması gerekir. Aynı şekilde, sürekli suçlamak da süreci tıkar. Bilimsel çalışmalar, çift terapisine başvuran çiftlerin yaklaşık yüzde 30’unun ilişkisini kurtarabildiğini gösteriyor. Ayrıca araştırmalar, aldatmanın ilişki memnuniyetiyle değil, algılanan adalet ve duygusal iletişim düzeyiyle daha yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Sadakat, kişinin kendine ve kendi ihtiyaçlarına karşı da dürüst olabilmesidir!</strong></p>
<p>Aldatmanın bir ilişkiyi bitirebileceği uyarısını yapan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak kimi zaman bir dönüm noktasına da dönüşebilir. Burada önemli olan ilişkinin devam edip etmemesi değil, kişinin kendini nasıl iyileştirdiği ve bu süreçten nasıl güçlenerek çıktığıdır.” dedi.</p>
<p>Aldatılmanın, bireyin yetersizliği değil, karşı tarafın sınırlarını koruyamamasının bir sonucu olduğunu dile getiren Tunçel, “Bu nedenle süreci kişiselleştirmemek, acele kararlar vermemek ve zamana yayarak değerlendirmek gerekir. Unutmamak gerekir ki sadakat, yalnızca bir başkasına değil, kendine ve kendi ihtiyaçlarına karşı dürüst olabilmektir. İyileşmek mümkündür; sabırla, kendine dürüst kalarak ve gerektiğinde profesyonel destek alarak.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448">Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihinsel Yükler EMDR Terapisiyle Hafifletilebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihinsel-yukler-emdr-terapisiyle-hafifletilebiliyor-583082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emdr]]></category>
		<category><![CDATA[hafifletilebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[terapisiyle]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yükler]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda pek çok kişi yaşamlarının bir döneminde travmatik ya da zorlayıcı olan olaylara maruz kalıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihinsel-yukler-emdr-terapisiyle-hafifletilebiliyor-583082">Zihinsel Yükler EMDR Terapisiyle Hafifletilebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda pek çok kişi yaşamlarının bir döneminde travmatik ya da zorlayıcı olan olaylara maruz kalıyor. Travmatik olayların başında çocukluk çağı ihmalleri, ani veya beklenmedik kayıplar, ağır hastalıklar, kaza ve doğal afetler ile sınav ya da performans baskısı gibi yüksek stres yaratan deneyimler geliyor. Bu tür travmatik olaylara maruz kalan kişilerin belleğinde bu olay sağlıklı bir biçimde işlenmeden &#8220;donmuş&#8221; olarak kalıyor. İşlenmeden kalan bu anılar tetikleyici durumlarla karşılaşıldığında; aşırı korku, kaygı, utanç ya da öfke gibi yoğun tepkilere yol açabiliyor. Bilimsel bir psikoterapi yöntemi olan EMDR terapisiyle bireyin rahatsız edici yaşam deneyimlerinden kaynaklanan duygusal sıkıntı ve semptomların hafifletilmesi sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Klinik Psikoloji Bölümü’nden Uz.Psi. Sevcan Aktaş, “10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü” nedeniyle zihinsel travmalar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Beynin psikolojik yaraları iyileştirme kapasitesini harekete geçiriyor</strong></p>
<p>Göz hareketleriyle duyarsızlaşma ve yeniden işlemleme (Eye Movement Desensitization and Reprocessing- EMDR) terapisi, rahatsız edici ya da zorlayıcı yaşam deneyimlerinden kaynaklanan duygusal sıkıntıların ve semptomların hafifletilmesine yardımcı olan bilimsel bir psikoterapi yöntemidir. Psikolojik travmanın beyindeki işlenme biçimine doğrudan temas eder. Tıpkı fiziksel yaralanmalarda vücudun doğal olarak iyileşme sürecine girmesi gibi, EMDR terapisi de beynin psikolojik yaraları iyileştirme kapasitesini harekete geçirmemizi sağlar. </p>
<p><strong>Taciz, aşağılanma ve başarısızlık gibi bazı zorlu anlar beyinde donmuş halde kalabiliyor</strong></p>
<p>Kaza, kayıp, taciz gibi travmatik olaylar ile aşağılanma veya başarısızlık gibi yoğun stres yaratan deneyimler, bazı durumlarda beyin tarafından sağlıklı biçimde işlenemez ve işlenmemiş biçimde bellekte depolanabilir. Bu da tetikleyici durumlarla karşılaşıldığında yoğun korku, kaygı, utanç ya da öfke gibi yoğun tepkilere yol açabilir. EMDR terapisi, bireyin doğal iyileşme sürecini başlatmak için özel olarak yapılandırılmış protokoller ve çift yönlü uyarım (göz hareketi, dokunsal veya işitsel uyarı) teknikleri kullanılır.</p>
<p><strong>Beyindeki işlenmeden donmuş durumlar EMDR terapisiyle yeniden işlenir</strong></p>
<p>Terapist ilk olarak danışanın geçmiş öyküsünü alır, güncel belirtileri değerlendirir ve gelecekteki hedeflerini anlamaya çalışır. Daha sonra birlikte çalışılacak anılar belirlenir. Bu anılar, olumsuz düşünceler, beden duyumları ve duygular eşliğinde terapide ele alınır. Terapi sırasında, danışanın beynindeki bilgi işleme sisteminin yeniden devreye girmesi hedeflenir. Zihinsel olarak bu anıyla bağlantılı rahatsız edici öğeler aktive edilirken, çift yönlü uyarım eşliğinde bu anı yeniden işlenir. </p>
<p><strong>Beyin “Bu zorlu süreç geçti artık güvendeyim” mesajını alır</strong></p>
<p>Bu uyarım, beynin sağ ve sol yarım küreleri arasında iletişimi güçlendirir. Bu süreç, tıpkı uykudayken rüya gördüğümüz REM evresinde olduğu gibi, beynin bilgiyi sınıflandırıp duygusal yükünü azaltmasına yardımcı olur. Beyin, olayı artık &#8220;şu anda yaşanan bir tehdit&#8221; olarak değil, &#8220;geçmişte yaşanmış bir deneyim&#8221; olarak algılamaya başlar.</p>
<p>Bu yeniden işlemleme sırasında kişi, anıya eşlik eden olumsuz düşünceleri ve yoğun duyguları daha gerçekçi biçimde değerlendirmeye başlar. “Ben güçsüzüm” gibi inançların yerini “O anda elimden geleni yaptım” gibi daha dengeli düşünceler alır. Duygusal yoğunluk azalır, bedensel gerginlik gevşer ve kişi kendini daha huzurlu hisseder.</p>
<p><strong>Hangi durumlarda EMDR uygulanabilir?</strong></p>
<p>Başlangıçta travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) için geliştirilmiş olsa da EMDR şu durumlarda etkili bir şekilde kullanılabilir: </p>
<ul>
<li>Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)</li>
<li>Kaygı bozuklukları</li>
<li>Sınav kaygısı ve performans baskısı</li>
<li>Yas ve kayıp sonrası yaşanan duygusal zorlanmalar</li>
<li>Özgüven eksikliği, değersizlik düşünceleri</li>
<li>Çocukluk çağı ihmal veya istismar deneyimleri</li>
<li>Kaza, ameliyat gibi fiziksel travmalardan sonra gelişen duygusal sorunlar</li>
</ul>
<p><strong>EMDR, gelecekteki kaygı verici olaylarda da kişiyi rahatlatabiliyor</strong></p>
<p>EMDR terapisi sadece geçmişte yaşanmış travmalara değil, gelecekte kaygı uyandıran durumlara da uygulanabilir. Kimi zaman kişi henüz yaşanmamış bir olay hakkında yoğun stres yaşayabilir. “Sınavda yine panik olursam, toplantıda herkesin önünde konuşmam gerekirse…” gibi kişi de panik korku yaratan durumlarda EMDR terapistiyle gelecekte olmasını beklediği sahneyi zihninde canlandırır. Bu sırada yine çift taraflı uyarım (örneğin göz hareketleri) uygulanır. Zihin, bu &#8220;olasılık sahnesi&#8221;ni işlerken kişi, o duruma karşı verdiği yoğun tepkileri hafifletir ve yavaş yavaş duruma duyarsızlaşır. Yani kaygı, korku, panik gibi duygular azalır. Yerine daha dengeli, daha güvenli bir içsel yanıt gelişir. Bu çalışmada amaç, kişinin zihinsel olarak o olaya hazırlanmasını sağlamak, gerekli başa çıkma kaynaklarını harekete geçirmek ve beyni “bu durumu güvenle atlatabilirim” mesajına alıştırmaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihinsel-yukler-emdr-terapisiyle-hafifletilebiliyor-583082">Zihinsel Yükler EMDR Terapisiyle Hafifletilebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Ayşenur Gök&#8217;ten duygusal bir çıkış daha</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-aysenur-gokten-duygusal-bir-cikis-daha-582679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 23:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayşenur]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gök]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müzik kariyerinde emin adımlarla ilerleyen Dr. Ayşenur Gök, yeni teklisi “Mutlu Aşk Yok”u dinleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-aysenur-gokten-duygusal-bir-cikis-daha-582679">Dr. Ayşenur Gök&#8217;ten duygusal bir çıkış daha</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müzik kariyerinde emin adımlarla ilerleyen Dr. Ayşenur Gök, yeni teklisi “Mutlu Aşk Yok”u dinleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Söz ve müziği sanatçının kendisine ait olan şarkı, aşkın eksik kalan yanlarına dokunan duygusal anlatımı ve modern altyapısıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>Söz ve müziği kendine ait 150’yi aşkın eseri bulunan Ayşenur Gök, müziği yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda kendini ifade etmenin ve şifalanmanın bir yolu olarak görüyor. Daha önce yayınladığı “Kapı” ve “Erkekler” teklileriyle dikkat çeken sanatçı, bu kez aşkta yaşanan hayal kırıklıklarını yalın ama etkileyici bir dille işliyor.</p>
<p>Aranjör Aykut Terzi’nin müzik yönetmenliğinde hazırlanan “Mutlu Aşk Yok”, sanatçının içsel yolculuğunun en özel yansımalarından biri. Gök, şarkının hem kendisi hem de dinleyici için “empati kurulan bir yüzleşme alanı” olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Henüz yayınlanmayan parça, yakında çıkacak klibiyle birlikte müzikseverlerle buluşacak. Duygulara dokunan tarzıyla kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesi kazanan Dr. Ayşenur Gök, üretmeye ve paylaşmaya devam ediyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-aysenur-gokten-duygusal-bir-cikis-daha-582679">Dr. Ayşenur Gök&#8217;ten duygusal bir çıkış daha</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğun Bakımdan Stüdyoya: Cin Metin&#8217;den Duygusal Dönüş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogun-bakimdan-studyoya-cin-metinden-duygusal-donus-581568</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 20:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bakımdan]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[stüdyoya]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milaslı Cin Metin olarak tanınan Metin Yıldız, geçirdiği ciddi sağlık probleminin ardından müziğe kaldığı yerden güçlü bir dönüş yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-bakimdan-studyoya-cin-metinden-duygusal-donus-581568">Yoğun Bakımdan Stüdyoya: Cin Metin&#8217;den Duygusal Dönüş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milaslı Cin Metin olarak tanınan Metin Yıldız, geçirdiği ciddi sağlık probleminin ardından müziğe kaldığı yerden güçlü bir dönüş yaptı. Yaklaşık 10 ay önce yaşadığı kafa travması sonucu beyin kanaması geçiren ve yoğun bakımda tedavi gören Cin Metin, hayranlarını duygulandıran bir projeyle yeniden sahnede: <strong>“İçinde Aşk”</strong>.</p>
<p>Yeni teklisi <strong>WM Music</strong> etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı. Duygusal sözleri ve derin melodisiyle dikkat çeken “İçinde Aşk”, sanatçının yaşadıklarını ve içsel yolculuğunu yansıtıyor. Şarkının video klibi de WM Music’in resmi YouTube kanalında izleyiciyle buluştu.</p>
<p>Sağlık sorunlarının ardından müziğe dönerek hayata tutunan Cin Metin, bu şarkısıyla aynı zamanda yaşama sevincini, aşkı ve yeniden başlama cesaretini anlatıyor. Sevenlerinden ve takipçilerinden gelen destek mesajları ise sosyal medya üzerinden devam ediyor.</p>
<p><strong>“İçinde Aşk”</strong>, sadece bir müzik projesi değil; aynı zamanda umut dolu bir dönüş hikâyesi…</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogun-bakimdan-studyoya-cin-metinden-duygusal-donus-581568">Yoğun Bakımdan Stüdyoya: Cin Metin&#8217;den Duygusal Dönüş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 11:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[ardında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlarını]]></category>
		<category><![CDATA[life]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zamanla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor. Bu durum, psikolojide mükemmeliyetçilik sendromu olarak tanımlanıyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, özellikle kadınlarda sık görülen bu davranış kalıbının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. </p>
<p>İnsanları memnun etmeye çalışmak, mükemmeliyetçilik ve başkalarının ihtiyaçlarını kendi önceliklerinin önüne koymak… Bu davranışlar ilk bakışta olumlu gibi görünse de, aslında kişinin ruhsal sağlığını zedeleyen bir sendromun habercisi olabilir. Toplumsal beklentilere uyum sağlamak adına sürekli başkalarını memnun etmeye odaklanan kişiler, kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyor. Zamanla bu durum, duygusal yorgunluk, tükenmişlik ve özgüven kaybına yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>mükemmeliyetçilik sendromunun 4 belirtisini sıralıyor.  </p>
<p><strong>Onay ararlar</strong></p>
<p>Bu sendromu yaşayan kişiler için başkalarının düşünceleri ve yorumları adeta bir pusula gibidir. Sürekli onay alma ihtiyacı, bireyin kendi kararlarını sorgulamasına ve özgüveninin zedelenmesine yol açar. Olumsuz bir tepki ya da eleştiri, bu kişilerde normalden çok daha büyük bir kaygı yaratır.</p>
<p><strong>Başkalarını kırmaktan korkarlar </strong></p>
<p>“Hayır” diyememek, bu sendromun en belirgin işaretlerinden biridir. Başkalarını kırmaktan, hayal kırıklığına uğratmaktan korkan kişiler, kendi sınırlarını korumakta zorlanır. Oysa sürekli “evet” demek, sağlıksız bir dengeye ve kişinin kendi ihtiyaçlarının yok sayılmasına neden olur.</p>
<p><strong>Kendi ihtiyaçlarını ihmal ederler</strong></p>
<p>Mükemmel bir tablo çizmek uğruna bireylerin sıklıkla başkalarının mutluluğunu kendi mutluluklarının önüne koyduklarını belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendi isteklerini, dinlenme zamanlarını, hatta sağlıklarını bile ikinci plana atabilirler. Bu durum uzun vadede kişinin hem ruhsal hem de fiziksel refahını olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.   </p>
<p><strong>Yorgun ve tükenmiş hissederler</strong></p>
<p>Sürekli başkalarını mutlu etmeye çalışmak, zamanla ağır bir duygusal yük haline gelir. Kendi isteklerini bastırmak ve daima uyumlu görünmek isteyen kişilerde tükenmişlik, değersizlik hissi ve hatta depresif belirtiler görülebilir. Bu yorgunluk, günlük yaşamı da olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>MÜKEMMEL OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ! 7 ÖNEMLİ ÖNLEM</strong></p>
<p> “Sağlıklı sınırlar koymak ve kendi ihtiyaçlarına öncelik vermek, duygusal ve psikolojik iyilik hali için kritik bir gerekliliktir” diyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>bu sendrom ile baş etmede kullanılabilecek 8 adımı paylaştı. </p>
<p><strong>Fark Edin</strong></p>
<p>Değişimin ilk adımının farkındalık olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendinizi sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılarken ve onların beklentilerine göre hareket ederken buluyorsanız, bu davranışın sizde yarattığı duyguları gözlemleyin. “Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa onay almak için mi?” sorusu bu farkındalığı geliştirmenize yardımcı olabilir” diyor.</p>
<p><strong>Kendi İhtiyaçlarınızı Anlayın</strong></p>
<p>Duygusal, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarınızı tanımak; sağlıklı sınırlar koyabilmenin temelini oluşturur. Dinlenmeye, yalnız kalmaya, keyif almaya veya destek görmeye ihtiyaç duyduğunuz anları fark edin. Kendi ihtiyaçlarınızı tanıdıkça, başkalarının beklentileriyle aranıza sağlıklı bir mesafe koyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Sınırlarınızı netleştirin</strong></p>
<p>Başkalarını kırmaktan korkmadan “hayır” diyebilmek, aslında bencillik değil; kendinize ve ilişkilerinize değer vermektir. Sınırlarınızı net bir şekilde ifade ettiğinizde, hem kendinizi daha güçlü hissedersiniz hem de karşınızdakilerle daha sağlıklı bağlar kurarsınız.</p>
<p><strong>Kendi Değerlerinizi Belirleyin!</strong></p>
<p>Toplumun, ailenin veya çevrenizin beklentileri yerine kendi değerlerinizi keşfetmek; kimliğinizi güçlendirir. “Benim için gerçekten önemli olan nedir?” sorusu, hayatınıza yön vermede yol gösterici olur. Değerlerinizin farkına vardığınızda, başkalarını memnun etmek yerine kendi doğrularınıza göre yaşamaya başlarsınız.</p>
<p><strong>Kendinize Şefkat Gösterin</strong></p>
<p>“Başkalarına gösterdiğiniz anlayış ve empatiyi kendinize de gösterebilmelisiniz” diyen<strong> Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>hata yaptığınızda kendinizi eleştirmek yerine, bir dostunuza nasıl davranırdınız diye düşünmeyi öneriyor. Kendi kendine şefkat geliştirmenin olumsuz duygularla baş edilmesini kolaylaştırdığını ve ruhsal dayanıklılığı artırdığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Destek Alın</strong></p>
<p>Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek çok önemlidir. Güvendiğiniz bir arkadaş, aile üyesi veya bir uzmandan destek almak, yükünüzü hafifletebilir. Profesyonel yardım almak ise duygusal süreçleri daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olur.</p>
<p><strong>Küçük Adımlarla Başlayın</strong></p>
<p>Değişimin bir anda gerçekleşmediğini söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, “</strong>Küçük adımlar atarak başlamak, sürecin sürdürülebilir olmasını sağlar. Örneğin, küçük bir ricaya “şu an uygun değilim” demek bile büyük bir adımdır. Küçük zaferler, zamanla büyük dönüşümlere yol açar” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:07:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lise dönemi, gençlerin hayal kurma biçimlerinin daha gerçekçi hale geldiği, “kim olmak istiyorum?” sorusunun daha yüksek sesle sorulduğu, yanıtlarının daha ısrarla arandığı yıllardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145">Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lise dönemi, gençlerin hayal kurma biçimlerinin daha gerçekçi hale geldiği, “kim olmak istiyorum?” sorusunun daha yüksek sesle sorulduğu, yanıtlarının daha ısrarla arandığı yıllardır. Lise, sadece bir okul dönemi değil; hayatı anlama, kendini tanıma ve geleceğe yön verme sürecidir. Liseye geçiş, bir öğrencinin sadece sınıf değiştirmesi değil; iç dünyasında, çevresiyle olan ilişkisinde ve geleceğe bakışında köklü bir dönüşüm yaşamasını sağlıyor. Bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde desteklenmesi, yalnızca akademik başarıyı değil, yaşam boyu iyi oluş halini de doğrudan etkiliyor.</p>
<p><strong>Lise yılları, kendini ve dünyayı keşfetme dönemi</strong></p>
<p>Lise yılları, gençlerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeleri açısından doğal bir öğrenme alanıdır. Problem çözme, yaratıcı düşünme, empati kurma, zaman yönetimi, liderlik ve duygusal dayanıklılık gibi beceriler; bu dönemde atılan her adımda gelişiyor.</p>
<p>Gençler, potansiyellerinin daha da derinleştiği, kendini tanıdığı, hayallerini somut adımlara dönüştürdüğü bir döneme giriyor. Bu yüzden lise yolculuğunu sadece sınav maratonu olarak değil, “kendini ve dünyayı keşfetme fırsatı” olarak görmek gerekiyor. <strong>Final Eğitim kurumları Ortaokul ve Lise PDR Koordinatörü Uzman PDR Bora Serhat Çelik</strong> konuya ilişkin şunları söylüyor;<em> “Bu yıl liseye başlayan çocuğunuz, 2030 yılında mezun olacak. Geleceğin en kaçınılmaz özelliği, mutlaka gelecek olmasıdır. O geldiğinde hazır olmak ise bugünden başlar. Hazır olmak; öğrenmeyi öğrenmiş, öğrenme konusunda öz yeterlilik kazanmış, bugün seçtiği davranışların gelecekte değiştireceği şeyleri fark edebilen bir birey olmak demektir. Lise yılları bu farkındalığın filizlendiği, gençlerin hem kendi hayatının hem de başkalarının hayatlarının mimarı olabileceğini gördüğü yıllardır.</em> <em>Ebeveynlerin ve eğitimcilerin bu dönemi sadece notlar ve tercihler üzerinden değil, gençlerin sosyal-duygusal ihtiyaçlarını merkeze alarak değerlendirmesi, onların hayata daha donanımlı adım atmasını sağlar.” </em></p>
<p><strong>Fark edilmeyen gelişimsel ihtiyaçlar: Kimlik arayışı ve duygusal dönüşüm</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin ortalarına denk gelen lise başlangıcı, gençlerin “Ben kimim?”, “Nasıl biri olmak istiyorum?” gibi soruları yoğun şekilde sormaya başladığı bir dönemdir. Bu süreçte gençlerde, aileden ayrışma ihtiyacı artıyor, bağımsızlık arayışı güçleniyor, yeni ilgi alanları ve değer yargıları gelişiyor. Bu kimlik arayışı, zaman zaman içsel çatışmalara veya çevreyle gerginliklere yol açabiliyor.</p>
<p>Aynı zamanda gelecek kaygısı ve meslek seçimi gibi uzun vadeli düşünceler de gündeme gelir. “Nasıl bir insan olacağım?” sorusu, akademik hedeflerin ötesinde genç zihninde yer etmeye başlar. Bu nedenle lise yılları, yalnızca sınav başarısı açısından değil; duygusal olgunluk ve karakter gelişimi açısından da belirleyici bir dönemdir.</p>
<p>Güvene dayalı iletişim kurulmazsa bu kaygılar hem genç hem aile için yıpratıcı olabiliyor. Rehberlik birimlerinin aileleri de sürece dahil ettikleri çalışmalar ve bu duygusal geçişlerin sağlıkla atlatılabilmesi için, bireysel danışmanlık, duygusal farkındalık eğitimi gibi destekler büyük farklar yaratıyor. <strong>Final Eğitim kurumları Ortaokul ve Lise PDR Koordinatörü Uzman PDR Bora Serhat Çelik</strong> ekliyor: <em>“Eğitim, hayata hazırlık değil; hayatın ta kendisidir.” Eğitimci ve filozof John Dewey’in bu sözü sadece felsefi bir yaklaşım değil, aynı zamanda yaşamın gerçeğidir. Çünkü lise yılları yalnızca sınavlara hazırlık dönemi değil, aynı zamanda kimlik gelişiminin, sosyal bağlılığın ve duygusal dönüşümün yaşandığı en yoğun dönemlerden biridir</em>. <em>Lise çağındaki gençler için arkadaş çevresi, benlik algısının en önemli aynasıdır. Bu yaş grubundaki bireyler, bir gruba ait olmayı, kabul görmeyi ve olduğu gibi saygı görmeyi ister. Arkadaş ilişkileri, sosyal statü kadar duygusal desteğin de kaynağı haline gelir. Bu süreçte, gençlerin çevresindeki yetişkinler –ebeveynler, öğretmenler ve diğer rol modeller– yalnızca bilgi kaynakları değil, aynı zamanda değer ve davranış biçimlerinin örnekleridir. Genç, kendi kararlarını alma isteğiyle hareket ederken, çocukluk yıllarında ona güven veren ebeveyninin hâlâ yanında olduğunu bilmeye de ihtiyaç duyar.”</em></p>
<p><strong>Anne-babalara çağrı: Dinlemek, desteklemek, rehberlik etmek önemli</strong></p>
<p>Gençlerle kurulan ilişkinin güçlü kalması çoğu zaman onları gerçekten dinlemekle başlıyor. Yargılamadan, öğüt vermeden dinlemek, genç bireyin kendini değerli ve anlaşılmış hissetmesini sağlıyor. Karar alma süreçlerine saygı duymak, hata yapmalarına alan tanımak ise onların bağımsızlık becerilerini geliştirmeleri açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Birlikte geçirilen zamanlar, küçük sohbetler ve paylaşılan anlar aile içi bağı güçlendirirken; özgürlükle disiplin arasında kurulan sağlıklı denge de güvenli bir gelişim ortamı sunuyor. Bu dönemde, sadece başarıların değil, gösterilen çabanın ve sorumluluğun takdir edilmesi gençlerin motivasyonunu artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalara-cagri-lise-doneminde-sadece-notlara-degil-cocugunuzun-gelisimine-odaklanin-572145">Anne-babalara çağrı: Lise döneminde sadece notlara değil, çocuğunuzun gelişimine odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor.  </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, </b><b>duygusal konularda yapay zekâya danışılmasının insanların “güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma” gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının bir yansıması olduğunu söyledi. </b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekânın duygusal destek arayışındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><b>Yapay </b><b>zekâ</b><b>ya en çok sorulan 10 soru…</b></p>
<p>Günümüzde pek çok alanda kullanılan yapay zekânın artık duygusal destek arayışında da kullanıldığını belirtenDr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, insanların duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekâya en çok sorduğu ilk 10 sorunun sorulma sıklığına göre sıralamasının şu şekilde olduğunu söyledi:</p>
<ol>
<li>&#8220;Beni gerçekten seviyor mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onunla devam etmeli miyim yoksa ayrılmalı mıyım?&#8221;</li>
<li>&#8220;Aldatıyor olabilir mi?&#8221; / &#8220;Sadık mı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Beni neden aramıyor / yazmıyor?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimiz uzun vadede evliliğe gider mi?&#8221;</li>
<li>&#8220;Neden uzaklaştı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onu nasıl geri kazanabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Doğru kişi o mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimde nasıl mutlu olabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Benden hoşlanıyor mu?&#8221;</li>
</ol>
<p><b>Yakın çevrenin yerini yapay zekâ alıyor</b></p>
<p>İlişkilerin insan yaşamının en önemli duygusal bağlamlarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere belirsizlik, kaygı ve güven sorunları ilişkilerde sık görülen psikolojik yükler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorular geleneksel olarak yakın çevreyle paylaşılırken, günümüzde birçok birey bu soruları yapay zekâ sistemlerine yöneltmektedir.  Yukarıda örnekleri görülen ve yapay zekaya yöneltilme sıklığı giderek artan duygusal ve ilişki odaklı sorular yalnızca bilgi arayışını değil, aynı zamanda duygusal regülasyon ihtiyacını da ortaya koymaktadır” dedi.</p>
<p><b>Belirsizliği azaltma ihtiyacı, en başta yer alıyor</b></p>
<p>İnsanların yapay zekâya ilişkiyle ilgili duygusal sorular yöneltmesinin aslında birkaç temel psikolojik ihtiyaca işaret ettiğini belirten Ömerbaşoğlu, “Bunların en başta geleni, ‘belirsizliği azaltma ihtiyacı’dır. İlişkilerdeki en zorlayıcı durumlardan biri olan belirsizlik, başta kaygı olmak üzere üzüntü, öfke, çaresizlik, yetersizlik gibibaş edilmesi güç duygular ortaya çıkarmaktadır. ‘Beni seviyor mu, uzaklaşır mı, aldatıyor mu?’ gibi sorulara cevap aramak, belirsizliği netleştirme çabasının bir göstergesidir. Bu noktada yapay zekâ, kesinlik veremese de düzenli ve mantıklı bir çerçeve ya da çeşitli davranışsal stratejiler sunarak kişinin düşüncelerini ve davranışlarının düzenlemesine, zor duygularla başa çıkabilmesine katkıda bulunabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>Duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı da önemli</b></p>
<p>Yapay zekaya yöneltilen soruların altında yatan bir başka temel ihtiyacın ise “duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı”olduğunu belirten Ömerbaşoğlu, “İnsanlar aslında cevabı çoğu zaman içten içe bilse de emin olmak için dışarıdan bir sese ihtiyaç duyabilmektedir. Çünkü, ilişkilerde yaşanan belirsizlik, yoğun kaygı ve çelişkili duygular bireyde ne hissettiği konusunda bir karmaşa yaratabilir. Yapay zekâya soru sormak, kişinin kendi duygularını yansıtma ve düzenleme biçimi olarak işlev görebilmektedir. Yapay zekâ, sunduğu yansıtıcı cevaplarla bireyin duygularını söze dökmesine ve kendi düşünce örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilmektedir. Bu durum kişinin duygularını düzenli bir dile aktarmasına imkân tanıyarak bir çeşit öz-farkındalık geliştirmesine katkı sunabilmektedir.</p>
<p><b>Yapay zekâ, güvenli alan duygusu yaratıyor</b></p>
<p>İnsanı duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekada cevap aramaya iten bir diğer ihtiyacın da <b>“</b>tarafsız ve yargısız dinlenme” ihtiyacı olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu, “İnsanlar, bir sorunu ya da durumu yakın çevreleriyle paylaşma söz konusu olduğunda yargılanmaktan, eleştirilmekten veya dedikodudan çekinebilmektedir. Özellikle utanç veya kırılganlık hislerinin yoğun olduğu konularda yapay zekânın eleştirmeyen, önyargısız şekilde cevap vermesi “güvenli alan” duygusu yaratabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı karşılanıyor</b></p>
<p>“Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı”nın da bir başka önemli nokta olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu<b>, “</b>Bireyler çoğu zaman bir sorunu ya da durumu paylaşırken çözüm ya da öneri ihtiyacıyla değil, paylaşmak ihtiyacıyla anlatsa da genellikle çözüm önerileri duymaktadır. Yapay zekâalgoritmalarının empatik dille verdiği yanıtlar, kişilerin bu en temel iki ihtiyacını karşılamasına katkı sağlayarak yalnızlık duygusunu azaltabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Hızlı ve kolay erişilebilir destek…</b></p>
<p>Son olarak “hızlı ve kolay erişilebilir destek” arayışının da bireyleri yapay zekâya yönlendiren ihtiyaçlardan biri olduğunu ifade eden Ömerbaşoğlu, “Birçok kişi ilişkide yaşadığı kaygıyı hemen paylaşmak istemekte ama herkese açılamamaktadır. Arkadaşa açılmak yüksek duygusal yatırım gerektirirken, psikoloğa gitmek hem duygusal hem maddi yatırım gerektirmektedir. Bu noktada yapay zekâ daha erişilebilir, düşük riskli ve düşük maliyetli bir seçenek olarak görülmektedir. Tüm bu noktalardan hareketle, yapay zekâya sorulan ilişki sorularının aslında insanların güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma ihtiyaçlarının bir yansıması olduğu söylenebilir” dedi.</p>
<p><b>Yapay zekanın önerileri doğru değerlendirilmeli</b></p>
<p>Yapay zeka tarafından sunulan önerilerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Özünde yapay zekadan fikir alınmasında bir sakınca olmamakla birlikte bireyin, yapay zekâ tarafından sunulan önerilerin kendi varoluşuna uygunluğunu değerlendirebilme becerisinin düzeyi kritik önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p><b>Uzmana başvurulmalı ve destek alınmalı</b></p>
<p>İkili ilişkilerde yaşanan sorunların çözümünde kişinin kendini, eşini ya da partnerini tanımasının önemli olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekadan alınan önerilerin kısa vadeli destek, bir ilkyardım olarak değerlendirilebileceğini yaşanan sorunlara yönelik kalıcı ve uzun vadeli çözümler oluşturmak için çift terapisi konusunda uzmanlaşmış psikolog ya da psikiyatristlerden destek alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkilerde &#8216;dadı&#8217; rolü kadınları yalnızlığa sürüklüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-dadi-rolu-kadinlari-yalnizliga-surukluyor-569867</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:28:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, ilişkilerde kadının partnerine karşı ‘dadı’ rolü üstlenmesinin hem erkek hem de kadın üzerindeki etkilerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-dadi-rolu-kadinlari-yalnizliga-surukluyor-569867">İlişkilerde &#8216;dadı&#8217; rolü kadınları yalnızlığa sürüklüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, ilişkilerde kadının partnerine karşı ‘dadı’ rolü üstlenmesinin hem erkek hem de kadın üzerindeki etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Kadının ‘dadı’ rolü ilişkide psikolojik dengesizliğe neden oluyor!</strong></p>
<p>İlişkilerde kadınların partnerlerine karşı koruyucu, düzenleyici ve yönlendirici bir rol üstlenmesinin, halk arasında ‘erkek dadılığı’ şeklinde anıldığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu, sadece kadınların fazladan sorumluluk üstlenmesi değil; aynı zamanda ilişkide psikolojik bir dengesizliğin ortaya çıkması anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Temelde, bu tür dinamiklerin bireylerin geçmiş yaşantıları ve içselleştirdiği ilişki şemalarıyla yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Taşkın, “Özellikle bağlanma kuramı açısından incelediğimizde, ‘dadı’ rolünü üstlenen kadınların çoğu, çocuklukta ya kendi ebeveynine ebeveynlik yapmak zorunda kalmış ya da duygusal ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanmamış bireylerdir. Bu da onları, yetişkinlikte ‘onarmaya’ çalıştıkları kişileri seçmeye ve bu rolleri normalleştirmeye götürebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kadının ebeveynlik rolü, erkeği zayıflatır; kadını ise tükenmiş ve yalnız bırakır! </strong></p>
<p>Öte yandan, bu rolü kabullenen ya da buna yönelen erkeklerin psikolojik değerlendirmesini yapan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu tür erkeklerde sıklıkla duygusal sorumluluk almaktan kaçınma, öz-yeterlilik eksikliği ya da aşırı bakım görmüş olmanın getirdiği pasiflik gözlemlenebilir.” dedi.</p>
<p>Bazı erkekler için bu ilişki modelinin, gelişimsel olarak geçemedikleri bir çocukluk evresinde kalmanın devamı gibi olduğunu kaydeden Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İlişkide duygusal olarak regüle edilmek, yönlendirilmek ve taşınmak isterler. Kadının bu rolü üstlenmesi ise, erkeğin bireysel gelişimini ve ilişki içinde eşit sorumluluk alma becerisini zayıflatır. Kadın açısından ise bu dinamik uzun vadede ağırdır. Başlangıçta kontrol duygusu ve işe yararlık hissi verse de zamanla yorgunluk, tükenmişlik, değersizlik ve hatta cinsel isteksizlik gibi sonuçlar doğurabilir. Çünkü psikolojik olarak, birine ebeveynlik yaptığınızda, o kişiye karşı romantik veya erotik bir çekim hissetmeniz giderek zorlaşır. Duygusal yükü sürekli üstlenen kadınlar, ilişkide yalnızlık duygusuyla da baş başa kalabilir.”</p>
<p><strong>Sağlıklı ilişki, iki yetişkinin birbirini desteklediği ama taşımadığı ilişkidir! </strong></p>
<p>Türkiye gibi toplulukçu kültürlerde bu durumun daha görünür hale gelebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Çünkü burada kadınlara küçük yaşlardan itibaren ‘idare eden, toparlayan, fedakâr olan’ roller biçilmiştir. Aynı zamanda erkek çocuklarının fazla el üstünde tutulduğu, sorumlulukla değil, ‘hakla’ büyütüldüğü aile yapılarında, bu dinamikler ilişkilere kolayca sızar.” dedi.</p>
<p>Bu tabloyu değiştirebilmek için önce farkındalık gerektiğinin altını çizen Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kadınlar kendilerine sormalılar; ‘Ben bu ilişkide partnerimle eşit miyim, yoksa onun hayatını yöneten bir figür müyüm?’, ‘Yük paylaşımı var mı, yoksa sadece ben mi taşıyorum?’, ‘Bir partner mi arıyorum, yoksa bir çocuk mu büyütüyorum?’. Sağlıklı bir ilişki, iki yetişkinin birbirine alan tanıdığı, destek verdiği ama birbirini taşımadığı ilişkidir. Sınırlar koymak, rollerin farkında olmak ve gerektiğinde duygusal emek paylaşımını talep etmek, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından kritiktir. Unutmayalım ki sevgi vermek bir seçimdir, ama bakım emeği vermek bir sorumluluktur ve bu sorumluluk çift yönlü olmalıdır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-dadi-rolu-kadinlari-yalnizliga-surukluyor-569867">İlişkilerde &#8216;dadı&#8217; rolü kadınları yalnızlığa sürüklüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Melisa Eren&#8217;den enerjik ve duygusal bir buluşma: Kolaylıklar Diliyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/melisa-erenden-enerjik-ve-duygusal-bir-bulusma-kolayliklar-diliyorum-563462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 11:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[diliyorum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[enerjik]]></category>
		<category><![CDATA[erenden]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylıklar]]></category>
		<category><![CDATA[melisa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müziğe olan tutkusu çocukluk yıllarında başlayan ve Süheyla Yengi ile Levent Sevinç gibi değerli isimlerle profesyonel kariyerine adım atan Melisa Eren, "Kolaylıklar Diliyorum" isimli yeni şarkısıyla dinleyenleri duygusal bir yolculuğa davet ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/melisa-erenden-enerjik-ve-duygusal-bir-bulusma-kolayliklar-diliyorum-563462">Melisa Eren&#8217;den enerjik ve duygusal bir buluşma: Kolaylıklar Diliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müziğe olan tutkusu çocukluk yıllarında başlayan ve Süheyla Yengi ile Levent Sevinç gibi değerli isimlerle profesyonel kariyerine adım atan Melisa Eren, &#8220;Kolaylıklar Diliyorum&#8221; isimli yeni şarkısıyla dinleyenleri duygusal bir yolculuğa davet ediyor.</p>
<p>Melisa Eren’in hareketli müziğiyle dinleyeni içine çekerken, aynı zamanda sözleriyle derin duygular yaşatan yeni şarkısının söz ve müziği Levent Sevinç&#8217;e ait. Aranjesini Mert Alp&#8217;in yaptığı şarkının klip yönetmenliğini ise başarılı isim Cem Kılıç üstlendi.</p>
<p>Melisa Eren, yeni şarkısı ile ilgili duygularını şu sözlerle dile getiriyor: &#8220;Kolaylıklar Diliyorum ilk dinlediğimde kalbime dokunan, duygusunu içselleştirmekte hiç zorlanmadığım bir şarkı oldu. Sözleri bana ait değil ama anlattığı his çok tanıdıktı; ben de sadece söylemedim, gerçekten yaşadım. Yorumlarken içimde bir dönemi zarifçe kapatır gibi hissettim. Bu yüzden dinleyenlerin de kendi hikâyelerinden parçalar bulabileceğine inanıyorum.&#8221;</p>
<p>Sanatçı ayrıca klip sürecinin de en az şarkı kadar içine sindiğini, görsel olarak güçlü ve kendisine ait bir dünya kurduklarını belirtiyor. &#8220;Kolaylıklar Diliyorum&#8221; projesi, Melisa Eren&#8217;in hem duygusal olarak hem de ortaya çıkan iş anlamında en çok sahiplendiği ve gurur duyduğu adımlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Melisa Eren&#8217;in yeni şarkısı &#8220;Kolaylıklar Diliyorum&#8221; ve klibi, tüm dijital platformlarda yayında!</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/melisa-erenden-enerjik-ve-duygusal-bir-bulusma-kolayliklar-diliyorum-563462">Melisa Eren&#8217;den enerjik ve duygusal bir buluşma: Kolaylıklar Diliyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan hocası Emel Tümbay&#8217;a duygusal veda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-hocasi-emel-tumbaya-duygusal-veda-562556</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 20:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emel]]></category>
		<category><![CDATA[hocası]]></category>
		<category><![CDATA[tugaydan]]></category>
		<category><![CDATA[tümbaya]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562556</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim görürken hocası olan Prof. Dr. Emel Tümbay’ın cenaze törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-hocasi-emel-tumbaya-duygusal-veda-562556">Başkan Tugay&#8217;dan hocası Emel Tümbay&#8217;a duygusal veda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim görürken hocası olan Prof. Dr. Emel Tümbay’ın cenaze törenine katıldı. Hocası Tümbay’ın benzersiz bir insan olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Sizi hiç unutmayacağız. Anınızı yaşatmak için üzerime düşeni yapacağım” dedi.</p>
<p>84 yaşında hayatını kaybeden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Tümbay, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisi’nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da Tümbay’ın öğrencisi olarak törene katıldı. Kürsüye çıkarak hocası ile ilgili anılarını ve düşüncelerini aktaran Başkan Tugay, Tümbay’ın unutulmayacak benzersiz bir hoca ve bilim insanı olduğunu söyledi.</p>
<p>Törene Prof. Dr. Emel Tümbay’ın öğrencileri, ailesi, dostları ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Atik, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyha Hilmioğlu Polat, İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Acıbadem Kent Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Büke de katıldı.</p>
<p><strong>“Emel Tümbay’ın öğrencileriyiz”</strong></p>
<p>Törende Tümbay ile ilgili anılarını anlatan Başkan Tugay, “Bu okul benim okulum. Burada sınıf arkadaşlarım var. Bizler Emel Tümbay’ın öğrencileriyiz. Bu amfide, bu hastanede sadece doktor olmadık, aynı zamanda bazı değerleri buralarda öğrendik. Bize doktorluğun hasta tedavi etmekten çok insanların hasta olmasını önlemek olduğunu, koruyucu hekimliği, toplum sağlığını, ülkesini ve insanları sevmeyi, insanlara farklılıkları olursa olsun eşit ve adil davranmayı öğrettiler. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi bizim için adeta bir mabettir. Biz, genlerine bu değerlerin işlenmiş olduğu insanlarız” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Bizim için ölmeyecek”</strong></p>
<p>Emel Tümbay’ın unutulmayan bir hoca olduğunu ifade eden Başkan Tugay, “Emel Hocamızı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Herkes kendisinde bıraktığı iyi izleri, ona duyduğu sevgiyi anlatıyor. Hocamız bizim iyi bir doktor olmamız için kendi payına düşeni hakkıyla yerine getirdi. Yaşamımız boyunca kalbimizde ve zihnimizde onu iyi bir insan, iyi bir bilim insanı ve hoca olarak canlı tutacağız. O bizim için ölmeyecek. Var olduğumuz sürece o da bizimle var olacak. Yitirilen her insanın arkasında bir boşluk kalıyor. Onun arkasından kalan boşluk büyük bir boşluk. Benzeri olmayan bir isim. Kaybettiğimiz çokça hocamız var. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Bize düşen unutmamak, her zaman hatırlamak. Başka insanlara da onun bize öğrettiklerini aktarmaya çalışmak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Sizi hiç unutmayacağız”</strong></p>
<p>Emel Tümbay ile Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı görüşmeyi anlatan Başkan Tugay, “Hocam aynı öğrencisi olduğum yıllardaki gibi enerjisi, pozitifliği ve iyiliğiyle gelmişti. Anladım ki hocam benim belediye başkanı olmamı onaylamış. Bugüne kadar bizi yetiştirenlerin öğrettiklerini unutmadan, onlara layık olma duygusu ile çalıştık. Onların bizlere öğrettiklerine asla ihanet etmedik, ihanet edilmesine izin vermedik. O mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz. Umarım huzur içinde uyursunuz, umarım gerçekleşmesini istediğiniz o dünya, o ülke, sizlerin yetiştirdiği insanların açtığı yollarla gerçekleştir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Halam bana çok şey öğretti”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Emel Tümbay’ın yeğeni Ayşe Tümbay da duygusal bir konuşma yaptı. Halasından hayata dair pek çok şey öğrendiğini ifade eden Tümbay, “Halam bana ahlaklı olmayı, dürüst olmayı öğretti. Hiçbir zaman sıradan düşünmemem gerektiğini, Allah’ın verdiği zekâyı iyi kullanmam gerektiğini, üretmem gerektiğini, yorulmamam gerektiğini, bir hayvanın nasıl sevileceğini, bir insanın nasıl sevileceğini, bir bitkinin nasıl sevilip korunacağını halam öğretti. Halam bana sevmeyi, aşık olmayı, vefalı olmayı öğretti. Şükretmeyi öğretti, inandığım doğrudan asla vazgeçmemeyi öğretti” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>Tümbay ile anılarını anlattılar</strong></p>
<p>Törende Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyha Hilmioğlu Polat tarafından ömrünü adeta bilime adayan Emel Tümbay’ın özgeçmişi okundu. Ardından Tümbay’ın öğrencileri ve çalışma arkadaşlarından oluşan akademisyenler ona dair anılarını anlattı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Atik de “Öğretim üyesi olarak bu kurumun temellerini atan çok değerli hocamızı saygıyla anıyorum. Onu ebediyete uğurlamak üzücü olsa da arkasında bıraktığı değerler, insanlar, kurumun temellerindeki altın değerindeki taşlar çok kıymetli. Bu şekilde gidebilme gururu ve onuru umarım bütün öğretim üyelerine nasip olur” dedi.</p>
<p>Türkiye’de tıbbi mikrobiyoloji ve mikoloji alanlarında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Tümbay’ın cenazesi, Karşıyaka Bostanlı Beşikçioğlu Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından Karabağlar Paşaköprü Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-hocasi-emel-tumbaya-duygusal-veda-562556">Başkan Tugay&#8217;dan hocası Emel Tümbay&#8217;a duygusal veda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl’de Türk Sanat Müziği Konseriyle Duygusal Ziyafet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolde-turk-sanat-muzigi-konseriyle-duygusal-ziyafet-549869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 13:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[inegölde]]></category>
		<category><![CDATA[konseriyle]]></category>
		<category><![CDATA[müziği]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ziyafet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Heykel Meydanı’nda verdiği konserde kulakların pasını sildi. Koro ve solo eserlerle İnegöllüler, unutulmaz bir sanat gecesi yaşadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-turk-sanat-muzigi-konseriyle-duygusal-ziyafet-549869">İnegöl’de Türk Sanat Müziği Konseriyle Duygusal Ziyafet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa İnegöl’de kültür sanat etkinlikleri yaz aylarıyla birlikte salonlardan meydanlara taşındı. İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Pazartesi akşamı heykel önünde düzenlenen konserde ilçe halkıyla buluştu. İnegöllüler, koronun muhteşem performansıyla unutulmaz bir gece yaşadı.</p>
<p>Şef Diler Yalaza yönetimindeki İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, 21.00’da heykel önünde kurulan sahnede birbirinden güzel Türk sanat müziği eserlerini seslendirildi. Koro ve solo şeklinde geçmişten günümüze uzanan seçkin eserlerle izleyicilere adeta müzik ziyafeti sunuldu.,</p>
<p>Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkan Yardımcısı Emin Dündar ve konseri dinlemeye gelen vatandaşlar, meydanı doldurarak eserlere zaman zaman eşlik edip koronun performansıyla unutulmaz bir gece yaşadı. Müzikseverlerin büyük coşkuyla takip ettiği etkinlik sonunda, İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu alkışlarla kutlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-turk-sanat-muzigi-konseriyle-duygusal-ziyafet-549869">İnegöl’de Türk Sanat Müziği Konseriyle Duygusal Ziyafet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Selçuklu’da Ferdi Tayfur Şarkılarıyla Duygusal Akşam</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-selcukluda-ferdi-tayfur-sarkilariyla-duygusal-aksam-547376</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 14:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akşam]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ferdi]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[şarkılarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[selçukluda]]></category>
		<category><![CDATA[tayfur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Müzik Topluluğu, Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Ferdi Tayfur Şarkıları” konseriyle sanatseverlere unutulmaz ve duygusal bir gece yaşattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-selcukluda-ferdi-tayfur-sarkilariyla-duygusal-aksam-547376">Konya Selçuklu’da Ferdi Tayfur Şarkılarıyla Duygusal Akşam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Müzik Topluluğu bünyesinde eğitim alan Yetişkin Korosu, arabesk müziğin unutulmaz ismi Ferdi Tayfur’un sevilen eserlerini sahneye taşıdığı “Ferdi Tayfur Şarkıları” konseri ile sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen konser izleyicilere hem nostalji hem de duygu dolu anlar sundu.</p>
<p>Selçuklu Sanat Akademisi Yetişkin Korosu’nun başarılı performansı, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Koro Şefi Elif Yılmaz’ın yönettiği konserde, Ferdi Tayfur’un dillere pelesenk olmuş eserleri salonu dolduran izleyiciler tarafından hep bir ağızdan söylendi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/konya-selcukluda-ferdi-tayfur-sarkilariyla-duygusal-aksam-0-7eRuvLpM.jpeg" /></p>
<p>Konsere Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’ya AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı ve MHP Selçuklu İlçe Başkanı Kemal Dığrak eşlik etti.</p>
<p>Ferdi Tayfur’un sözleri, müziği ve eşsiz yorumuyla Türk müziğine ölümsüz eserler bıraktığını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Ferdi Tayfur’u rahmetle anıyorum. Ferdi Tayfur’un eşsiz şarkıları ile bize bu geceyi yaşatan orkestramıza ve Sanat Akademisi’nin çok kıymetli korosuna teşekkür ediyorum. Yine bu geceyi muhteşem kılan siz değerli hemşehrilerimize ayrıca teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bizlerle birliktesiniz. Konyamızda Sanat Akademisi artık bir marka oldu. Tiyatro gösterilerimizle, koromuzla, müzik programımızla Konyamızın sanat hayatına damgasını vurmaya başladı. İnşallah bu güzel programları bundan sonra da en güçlü şekilde icra etmeye devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p>Program, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı tarafından görev alan koro şeflerine çiçek takdimi ve günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-selcukluda-ferdi-tayfur-sarkilariyla-duygusal-aksam-547376">Konya Selçuklu’da Ferdi Tayfur Şarkılarıyla Duygusal Akşam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülperi Öztürk’ten Duygusal Bir Tekli: “Bülbül”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gulperi-ozturkten-duygusal-bir-tekli-bulbul-544944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2025 13:10:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gülperi]]></category>
		<category><![CDATA[öztürkten]]></category>
		<category><![CDATA[tekli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544944</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sanatçının en kıymetli mirası eserleridir” diyen sanatçıdan kalbe dokunan yeni bir yorum;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulperi-ozturkten-duygusal-bir-tekli-bulbul-544944">Gülperi Öztürk’ten Duygusal Bir Tekli: “Bülbül”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="221" data-end="556">Sivas’ın Karaağaç köyünde dünyaya gelen Gülperi Öztürk, müziğe ilk adımını Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde attı. Yıllar içinde yazdığı sözler, yaptığı besteler ve sahnelediği eserlerle kendine has bir müzikal evren inşa eden sanatçı, şimdi Haluk Özkan Projects etiketiyle yayınlanan yeni teklisi “Bülbül” ile dinleyicilerle buluşuyor.</p>
<p data-start="221" data-end="556">Öztürk, sadece kendi seslendirdiği eserlerle değil, aynı zamanda başka sanatçılar tarafından yorumlanan besteleriyle de tanınıyor. Sanatını paylaşmayı önemseyen sanatçı bu yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:</p>
<blockquote>
<p data-start="558" data-end="957">
“Sanat, paylaşıldıkça anlam kazanır. Bugüne dek birçok değerli sanatçı, söz ve müziği bana ait olan eserleri seslendirdi. Bu yüzden her zaman ‘Sanatçının en büyük mirası eserleridir’ derim.”</p>
</blockquote>
<p data-start="959" data-end="1191">13 Haziran’da tüm dijital müzik platformlarında yerini alan “Bülbül”ün düzenlemesi, Türk müziğinin önemli aranjörlerinden Mete Artun’a ait. Bestesi Hali Yalçıner’e ait olan eserin sözleri ve yorumu ise Gülperi Öztürk imzası taşıyor.</p>
<p data-start="1193" data-end="1403" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Geleneksel dokuyu çağdaş bir yorumla buluşturan Öztürk, “Bülbül” ile dinleyicisiyle yine güçlü bir duygusal bağ kuruyor. Bu eser, içtenliği ve sanatsal derinliğiyle müzikseverlerde kalıcı bir iz bırakmaya aday.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulperi-ozturkten-duygusal-bir-tekli-bulbul-544944">Gülperi Öztürk’ten Duygusal Bir Tekli: “Bülbül”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[görünmez]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyona]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevginin, ilginin ve hatta normal bir iletişimin ardına saklanan görünmez bir güç: Duygusal manipülasyon. Çoğu zaman fark edilmesi zor olan bu psikolojik baskı, bireyin öz benliğini titizlikle hedef alır, özgüvenini adeta kemirir ve karar mekanizmalarını ele geçirir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963">Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevginin, ilginin ve hatta normal bir iletişimin ardına saklanan görünmez bir güç: Duygusal manipülasyon. Çoğu zaman fark edilmesi zor olan bu psikolojik baskı, bireyin öz benliğini titizlikle hedef alır, özgüvenini adeta kemirir ve karar mekanizmalarını ele geçirir. İster özel ilişkilerde, ister iş hayatında; manipülasyon her yerde kendini gösterebilir. Kadınların ve erkeklerin farklı rollerde sergilediği bu stratejik davranışlar, mağdurun ruhunda derin ve kalıcı izler bırakabilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog F. Arzu Beyribey, duygusal manipülasyonun anatomisini, etkilerini ve korunma yöntemlerini tüm detaylarıyla anlattı.</p>
<p><strong>Derin psikolojik izler bırakabiliyor</strong></p>
<p>Son dönemlerde toplumda adını sıkça duyuran duygusal manipülasyon, görünürde bir şiddet içermese de, mağdur üzerinde derin psikolojik izler bırakabilen aslında bir psikolojik şiddet biçimidir. Bu manipülasyon türü, bireyin düşüncelerini, duygularını ve kararlarını dolaylı yollarla kontrol etmeye yönelik bir stratejidir. Manipülasyon çoğu zaman ‘normal’ ya da ‘ilgi’ gibi görünen davranış kalıplarıyla gizlenir; fakat etkileri zamanla bireyin öz benliğini sarsacak düzeye ulaşabilir. Oldukça sık karşılaşılan bu durum, özellikle narsisistik, borderline ya da antisosyal özellikler taşıyan bireylerde yaygın görülmektedir.</p>
<p><strong>Manipülatörün kullandığı 4 savunma mekanizması</strong></p>
<p>Duygusal manipülasyon, psikolojide genellikle gaslighting, taşımalı suçlama, sessiz muamele, idealleştirme-değersizleştirme döngüsü, kurban rolüne bürünme gibi davranış örüntüleriyle tanımlanmaktadır. Manipülatör kişi, genellikle mağdurun en hassas noktalarını tanımlayarak, onu suçluluk, utanç veya değersizlik duygularıyla kontrol altına almaktadır. Bu süreçte manipülasyonu uygulayan kişinin kendisine ait kullandığı savunma mekanizmaları bulunmaktadır. Bu savunma mekanizmaları arasında en belirgin olanlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Yansıtma (Projeksiyon): Kendi kabul edemediği duyguları karşı tarafa suçlayarak yansıtır.</li>
<li>İnkar ( Denial): Gerçekliği kabul etmeme yoluyla sorumluluktan kaçar.</li>
<li>Devalüasyon: Önce aşırı yüceltip, ardından değersizleştirerek karşı tarafı kendine bağımlı hale getirir.</li>
<li>Rasyonalizasyon: Yaptığı manipülasyonu, mantıklı gerekçelerle haklı göstermeye çalışır.</li>
</ul>
<p><strong>İlişkilerde duygusal manipülasyon tekniklerini tanıyın</strong></p>
<ul>
<li><strong>Erkeklerin Duygusal Manipülasyonu</strong></li>
</ul>
<p>Toplumsal rollerin de etkisiyle, erkek manipülatörler genellikle daha direkt ve kontrol edici bir yapı sergiler. Bunlar arasında öne çıkanlar şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>Koruma maskesiyle kontrol: “Senin iyiliğin için söylüyorum” diyerek karşı tarafın özgürlük alanını daraltmak.</li>
<li>Sessiz manipülasyon: Karar alma süreçlerinde mağduru değersiz hissettirmek, onun fikirlerini sürekli eleştirmek.</li>
<li>Kıskançlık ve denetim: Partneri izlemek, sosyal çevresini sınırlandırmak ve bu davranışları “aşk” olarak meşrulaştırmak.</li>
</ul>
<p>Bu tip davranışlar, zamanla mağdurun özgüvenini ve karar verme becerisini zayıflatır, bireyin benlik algısında çatlaklara neden olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kadınların Duygusal Manipülasyonu</strong></li>
</ul>
<p>Kadın manipülatörlerde ise daha çok dolaylı, pasif-agresif ve duygusal cezalandırıcı tutumlar ön plana çıkar. Bu örüntüler şunları içerebilir:</p>
<ul>
<li>Kurban rolüne bürünme: Tüm sorunların mağduru olduğunu ima ederek, karşı tarafın suçluluk duymasını sağlamak.</li>
<li>İdealleştirip sonra değersizleştirme: Önce aşırı sevgi, bağlılık ve hayranlık gösterip, ardından küçümseyen ve mesafe koyan tutumlar sergilemek.</li>
<li>İnce duygusal şantaj: “Sen beni sevseydin, bunu yapmazdın” gibi ifadelerle karar mekanizmasını etkilemek.</li>
</ul>
<p>Kadın manipülatörler çoğu zaman mağdura ‘duygusal borç’ hissettirerek, onların davranışlarını yönetir. Bu, mağdurun sınırlarını koruyamamasına ve içsel çatışmalar yaşamasına yol açar.</p>
<ul>
<li><strong>İş Yaşamında Duygusal Manipülasyon</strong></li>
</ul>
<p>Manipülasyon yalnızca özel ilişkilerde değil, iş hayatında da oldukça yaygındır. Özellikle hiyerarşik yapılarda, güç sahibi bireyler, bu gücü duygusal manipülasyon aracı olarak kullanabilir.</p>
<p>-Yöneticilerin Manipülatif Davranışları:-</p>
<ul>
<li>Mükemmeliyet tuzağı: Sürekli daha fazlasını istemek, çalışanın yaptığı işleri yeterli görmemek ve motivasyonunu düşürmek.</li>
<li>Psikolojik gaslighting: Çalışanın algılarını sorgulamasına neden olacak şekilde yorum yapmak (“Sen bu toplantıda hiç katkı sunmadın” gibi, oysa kayıtlar aksini gösteriyordur).</li>
<li>İzolasyon: Çalışanı sosyal çevresinden izole etmek, toplantılardan dışlamak, görünmez hale getirmek.</li>
</ul>
<p>Bu tür manipülasyonlar bireyde tükenmişlik sendromu, özgüven kaybı ve hatta depresif belirtiler ortaya çıkarabilir.</p>
<p>-Çalışanların Manipülasyonu:-</p>
<p>Sadece yöneticiler değil, çalışanlar da üstlerini ya da ekip arkadaşlarını manipüle edebilir. Örneğin:</p>
<ul>
<li>Mağduriyet stratejisi: İş yükünden kaçmak için sürekli sağlık sorunları, ailevi problemler dile getirilir.</li>
<li>Bağlılık kisvesi altında kontrol: Fazla yakın ilişkiler kurup, diğer çalışanları dışlamaya çalışmak.</li>
<li>İş yerinde dedikodu: İmaj zedeleme, algı yönlendirme amacıyla bilgi kirliliği yaratmak.</li>
</ul>
<p>Bu tür manipülasyonlar ekip içi güveni zedeler ve kurum kültürünü olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Klinik gözlemlere göre, manipülasyona maruz kalan bireylerde en sık gözlenen belirtiler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Sürekli suçluluk veya utanç duygusu</li>
<li>Karar alma süreçlerinde zorlanma</li>
<li>Özsaygı kaybı</li>
<li>Sosyal izolasyon ve yalnızlık hissi</li>
<li>Psikosomatik belirtiler (baş ağrısı, mide problemleri)</li>
<li>Uyku bozuklukları</li>
<li>Kaygı bozuklukları ve panik atak</li>
</ul>
<p>Bu belirtiler zamanla kronikleşirse depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu gibi klinik tablolara evrilebilir.</p>
<p><strong>Manipülasyona maruz kalma durumu çocukluk sürecine bağlı olabilir</strong></p>
<p>İnsanların manipülasyonlara maruz kalmaları çoğu zaman bireyin erken çocukluk yaşantılarında gizlidir. Özellikle koşullu sevgi deneyimlemiş, sınır çizme becerisi gelişmemiş veya duygusal ihmale uğramış bireyler, manipülasyona daha açık hale gelebilmektedir. Bağımlı kişilik özellikleri ya da aşırı empatik yapılar da manipülatörlerin ilgisini çekmektedir.</p>
<p>Bağlanma kuramına göre, kaygılı-bağlı bireyler onay alma ihtiyacıyla sınırlarını ihlal ettirirken, kaçıngan-bağlı bireyler manipülasyonu fark etse bile, çatışmadan kaçınma eğiliminde oldukları için tepki vermemektedir. Bu durum da manipülasyonu uygulayan kişiler tarafından fark edilmektedir.</p>
<p><strong>Duygusal Manipülasyona Karşı 5 Adım!</strong> </p>
<p>İş hayatında, arkadaşlıklarda ve ilişkilerde duygusal manipülasyona karşı savunmasız olmamak için, bazı temel psikolojik becerilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bular şöyle sıralanabilir:</p>
<ol>
<li>Kendini tanıma: Kendi sınırlarını, kırılganlıklarını ve güçlü yanlarını bilmek.</li>
<li>Duygusal farkındalık: Ne hissettiğini, neden hissettiğini anlayabilmek.</li>
<li>Net sınırlar koymak: &#8220;Hayır&#8221; deme becerisi geliştirmek.</li>
<li>İlişkileri gözden geçirme: Kendini sürekli kötü hissediyorsan, bu ilişkiyi sorgulamak.</li>
<li>Profesyonel destek almak: Uzun süreli manipülasyon mağdurları için psikoterapi kaçınılmazdır.<strong> </strong></li>
</ol>
<p><strong>Uzman yardımı almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Duygusal manipülasyon, görünmeyen ama çok güçlü bir psikolojik baskı biçimidir. Hem bireysel hem de kurumsal düzeyde yarattığı yıkım küçümsenemez. Kadın ve erkek rollerindeki manipülasyon farklılıkları, ilişkilerin doğasını ve güç dinamiklerini şekillendirir. İş yaşamında ise, verimliliği düşüren, tükenmişliği artıran görünmez bir tehdittir. Bu nedenle, bireylerin duygusal farkındalıklarını artırmaları, sınır koyma becerilerini geliştirmeleri ve gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemeleri çok önemlidir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963">Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmirli gençler &#8220;Duygusal Okuryazarlık Atölyesi&#8221; ile farkındalık kazandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirli-gencler-duygusal-okuryazarlik-atolyesi-ile-farkindalik-kazandi-523183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 08:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[izmirli]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523183</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve gençlere yönelik kapasite güçlendirici programlardan olan Duygusal Okuryazarlık Atölyesi’nin iki oturumu tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirli-gencler-duygusal-okuryazarlik-atolyesi-ile-farkindalik-kazandi-523183">İzmirli gençler &#8220;Duygusal Okuryazarlık Atölyesi&#8221; ile farkındalık kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve gençlere yönelik kapasite güçlendirici programlardan olan Duygusal Okuryazarlık Atölyesi’nin iki oturumu tamamlandı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın &#8220;genç dostu kent&#8221; oluşturma hedefi doğrultusunda gençlere yönelik kapasite güçlendirici programlar düzenlemeyi sürdürüyor. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nün bu kapsamda uyguladığı Duygusal Okuryazarlık Atölyesi’nin iki oturumu tamamlandı.</p>
<p>Genç İzmir&#8217;e kayıtlı 18-30 yaş arası gençlerin, ücretsiz olarak dâhil olduğu atölye programında katılımcıların duygusal farkındalıklarını artırarak hem kendileriyle, hem de çevrelerindeki insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olmak hedeflendi.</p>
<p>Atölye boyunca gençlerin duygularını daha iyi tanıması, anlaması ve etkili şekilde yönetmesi için interaktif çalışmalar yapıldı. Genç İzmir&#8217;in, gençlere yönelik birçok kurs, atölye ve etkinlik programı var. Bilgi sahibi olmak için &#8220;@izbbgencizmir&#8221; kullanıcı adlı instagram hesabı takip edilebiliyor veya https://www.gencizmir.com/ web adresi ziyaret edilebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirli-gencler-duygusal-okuryazarlik-atolyesi-ile-farkindalik-kazandi-523183">İzmirli gençler &#8220;Duygusal Okuryazarlık Atölyesi&#8221; ile farkındalık kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 May 2024 07:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[breadcrumbing]]></category>
		<category><![CDATA[breadcrumbinge]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[kürek]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[olabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[uğruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir durum olan "Breadcrumbing" tekniğinin, ilişkilerde karmaşık duygulara yol açabildiğini kaydeden uzmanlar, aslında ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bu manipülasyon tekniğinin, partneri sürekli bir arada tutarak ilişkiyi sürdürme çabası gösteren ancak gerçek bir bağ oluşturmayan kişiler tarafından kullanıldığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104">İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Breadcrumbing’e maruz kalındığını anlamanın mümkün olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İlişkilerde boşa kürek çekiyor, ne yaparsanız yapın bir yere varamıyormuşsunuz gibi hissediyorsanız, Breadcrumbing’e uğruyor olabilirsiniz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bir manipülasyon tekniği olan ‘Breadcrumbing’ konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>‘Breadcrumbing’ duygusal bir manipülasyon tekniği</strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde flört şiddeti başlığı altında ele alınan Love bombing (sevgi bombardımanı),  Gaslighting (kişinin akıl sağlığını ve iradesini sorgulatma) ve Ghosting (hayalet olma) ile bir diğer terimin de Breadcrumbing hakkında bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, günümüz ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir durum olan &#8220;Breadcrumbing&#8221; adlı duygusal manipülasyon tekniğinin, ilişkilerde karmaşık duygulara ve travmatik etkilere yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ne yaparsanız yapın bir yere varamıyor musunuz?</strong></p>
<p>Aslında ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bu manipülasyon tekniğinin, partneri sürekli bir arada tutarak ilişkiyi sürdürme çabası gösteren ancak gerçek bir bağ oluşturmayan kişiler tarafından kullanıldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu teknik kişinin zamanla romantik ilişkiye girememesini ve girse bile mutlu olamayacağını, eksiğin, hatanın hep kendisinde olacağını düşündüren bir manipülasyon tekniği. İlişkilerde boşa kürek çekiyor, ne yaparsanız yapın bir yere varamıyormuşsunuz gibi hissediyorsanız, Breadcrumbing’e uğruyor olabilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>‘Bağlanma stilleri’ devreye giriyor…</strong></p>
<p>“Kişiler Breadcrumbing’e maruz kalırken çoğu zaman bunu anlamayabilirler.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Burada biz psikologların ilişkilerde çokça ele aldığı bir konu olan ‘bağlanma stilleri’ devreye giriyor. Eğer ‘kaygılı bağlanma stiline’ sahip iseniz, ‘kaçıngan bağlanma stiline’ sahip bir kişiye çekilme ihtimaliniz çok daha yüksek olabilir. Böyle durumlarda ise kaygılı bağlanma stiline sahip olan kişi kaçıngan olan kişinin gösterip geri aldığı ilgiye bile razı olabiliyor. </p>
<p><strong>Yedekte tutulan kişide öz saygıda azalma oluyor</strong></p>
<p>Tam da bu noktada duygusal manipülasyon olan Breadcrumbing devreye giriyor. Breadcrumbing’de ilişki olmasın ama ‘yedekte partner’ bulunsun ister manipülasyonu uygulayan kişi. Sürekli olarak yedekte tutulan kişide ise; öz saygıda azalma, sürekli hatalı hissetme, bir şeyleri yanlış yapıyor hissi, ilişki kurma becerisi olmadığını düşünme, yetersizlik hisleri, kendini beğenmeme, kendine şefkat göstermeme, değersizlik hisleri görülebilir.”</p>
<p><strong>Breadcrumbing’e maruz kaldığınızı nasıl anlarsınız?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Breadcrumbing’e maruz kalındığını anlamak için şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Bir sorun yaşadığınızda suçlu, abartan, yanlış düşünen sizsinizdir. Tutarsız iletişimde kalır. Alakasız mesajlar atar, birçok soğuk birçok yakındır, algınızı bozar. Ayrılık kararı aldığınızda ya da siz kendinizi ilişkide hissettiğinizde ‘ne ilişkisi’ diyebilir. Size sürekli olarak kendinizden şüphe ettirir. Sizi arafta bırakır. Bir probleminiz olduğunda önemsiz, değersiz görebilir. Çok yakın hissedersiniz, hep telefonun ucundadır, ama vakit geçirmek istediğinizde yok olabilir. </p>
<p>Tüm bu manipülasyonlar sizi kısa vadede etkilemiyor gibi gelebilir, ama uzun vadede travmatik etkiler bırakabilir. Manipülasyon etkisi gelecek ilişkilerinizi de etkileyebilir. Kişide çaresizlik, umutsuzluk ve birçok psikiyatrik hastalığı tetikleyebilir. Böyle bir döngüde olduğunuzu düşünüyorsanız mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104">İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buzdolabında]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[üzgün]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor.</strong> </p>
<p><strong>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Duygusal yeme özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği biliniyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 26 Şubat-3 Mart 2024 tarihleri arasındaki Yeme Bozukluğu Farkındalık Haftasına dikkat çekerek, yeme bozuklukları ve psikoloji konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>En sık görülen yeme bozukluğu; duygusal yeme…</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu ifade ederek, “Bu kontrolü bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeni ile kaybettiğimizde çeşitli beslenme sorunları yaşanıyor. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkan çeşidi ise duygusal yemedir.” dedi.</p>
<p>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsü ile ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yeme, gerekenden daha yağlı, tuzlu ve şekerli yeme davranışları gözleniyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal yemeyi özellikle olumsuz emosyonlar tetikliyor</strong></p>
<p>Bilim insanlarının farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde, bireylerin yemek davranışını nasıl etkilediğini araştırdığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bunun sonucunda ise duygusal yemenin özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği ortaya çıkarmıştır.” dedi. </p>
<p><strong>Yalnızlık duygusunda boşluk hissi yemek yiyerek doldurulmaya çalışılıyor</strong></p>
<p>Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla ilişkili olduğunun da saptandığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yemek alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamdan bir boşluk hissi yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edilememesiyle yeme bozuklukları başlayabiliyor ve sonrasında kişiler aidiyet duygusunu yitirebiliyor.  Bu noktada boşluğu yemek yiyerek doldurmaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>“Bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil”</strong></p>
<p>Oysa üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil. Bilmemiz gereken en önemli nokta, duygusal açlığın yiyecekler ile doldurulamayacağıdır.  İnsan yemek yediği anda kendini iyi hissedebilir ama yemek bittiğinde duygular bitmez üstelik kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kilolar eklenebilir.”</p>
<p><strong>“Bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sorunun çözümüne ilişkin de şunları kaydetti:</p>
<p>“Duygularınızı ele almanın sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız mutlaka psikolojik destek almalısınız.” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 15:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şubatta]]></category>
		<category><![CDATA[yaşadık]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla yas ve iyileşme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695">6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişinin sevdiklerini travmatik bir şekilde kaybetmesinin, yaşamında derin bir yara açabileceğini ifade eden uzmanlar, bu yaraları iyileştirmenin zaman alabileceğini, duygusal iyileşme ve başa çıkma becerilerini geliştirme evresinin de yas sürecinin bir parçası olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Depremin yıldönümünün, acıları tazeleyebileceği ve duygusal zorlukları yeniden canlandırabileceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kendinizi tanıyın, duygularınızı kabul edin ve gerekli ise destek alın. Bu süreçte herkesten önce kendinize sabır ve şefkat gösterin. Unutmayın ki iyileşme zaman alabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla yas ve iyileşme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kişinin sevdiklerini travmatik bir şekilde kaybetmesi, yaşamında derin bir yara açabilir</strong></p>
<p>Bir yıl önce yaşanılan depremin, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda duygusal bir deprem olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kişinin sevdiklerini böyle travmatik bir şekilde kaybetmesi, yaşamında derin bir yara açabilir ve bu yarayı iyileştirmek zaman alabilir. Ancak, bu zorlu süreçte, duygusal iyileşme ve başa çıkma becerilerini geliştirme evresi de yas sürecinin bir parçasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Taşkın: “Bu oldukça normal ve insani bir durum.”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, depremin yıldönümünün, acıları tazeleyebileceği ve duygusal zorlukları yeniden canlandırabileceğini belirterek, “Bu oldukça normal ve insani bir durumdur. Kişinin bu noktada neden böyle hissediyorum diye kendini sorgulamaması gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yasın en önemli evrelerinden bir tanesi duyguları ‘inkar’ etmemektir.”</strong></p>
<p>Depremin yıl dönümünde, kişinin kendisine odaklanmasını sağlayacak adımlara işaret eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yasın en önemli evrelerinden bir tanesi duyguları ‘inkar’ etmemektir. Üzüntü, öfke, korku ve hatta kabullenme duygularıyla karşı karşıya olabilirsiniz. Bu duyguları inkâr etmek yerine, onlarla yüzleşmek ve iyi duygular gibi onları da hissetmenin bir gerçek olduğunu hatırlamak oldukça önemlidir. Duygularınızı tanımlamak ve ifade etmek, iyileşme sürecinde önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>“İzole olmak eve kapanmak yas sürecinin tamamlanmasına engel.”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, destek almanın önemine vurgu yaparak, “İzole olmak eve kapanmak yas sürecinin tamamlanmasına engel olacaktır. Böyle bir durumdan sonra kişinin kendisini yalnız hissetmesi doğaldır, ancak destek alabileceğiniz birçok kaynak olabilir. Yakın ilişkiler (aile eğer hayattaysa ve eş dost), terapistler ve destek grupları gibi kaynaklardan yardım isteyin. Birlikte paylaşmak ve duygularınızı ifade etmek, iyileşme sürecinizi destekleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Kendinizi duygusal olarak güçlü hissetmek için bedeninize iyi bakmak önemli.”</strong></p>
<p>Öz bakım ve öz şefkatin ihmal edilmemesi gereğine de dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kendinizi duygusal olarak güçlü hissetmek için bedeninize iyi bakmak önemlidir. Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek, egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve yeterince uyumak duygusal iyileşmeyi destekleyebilir. Aynı zamanda öz şefkat ruhunuzu besleyecektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Anıları kutlayın!</strong></p>
<p>Anıları kutlamanın gerekliliğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sevdiklerinizi kaybetmiş olabilirsiniz, ancak onların hatıraları sizinle yaşamaya devam ediyor. Onların yaşamınızdaki anılarını eğer hazır hissediyorsanız yakın çevreniz ile paylaşın. Anıları paylaşmak, sevdiklerinizi hatırlamak, bağı hissetmek adına güçlü bir yoldur. Unutmamalı ki süreç ne kadar zorlu olursa olsun, baki kalan anılardır.” dedi.</p>
<p><strong>Baş etme stratejinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız mutlaka destek alın</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yeni bir anlam bulmanın önemine de vurgu yaparak, “Depremin yıldönümü, kaybınızın acısını yeniden hissetmek oldukça doğaldır.   Kaybınızın size öğrettiklerini düşünün ve bu bir yılda yitirdikleriniz ve baş etme stratejinizi gözden geçirin. Eğer baş etme stratejinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız mutlaka destek alın.” dedi.</p>
<p><strong>Duygularınızı kabul edin</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, depremin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmeyi şöyle tamamladı:</p>
<p>“Depremin yıl dönümü, duygusal olarak zorlayıcı olacaktır, ancak aynı zamanda iyileşme ve büyüme için önemli bir dönemdir. Kendinizi tanıyın, duygularınızı kabul edin ve gerekli ise destek alın. Bu süreçte herkesten önce kendinize sabır ve şefkat gösterin. Unutmayın ki iyileşme zaman alabilir, ancak her adım sizi daha da güçlü kılacaktır. Yalnız değilsiniz, önce yakın ilişkiler (kimi zaman olmayabilir) ve ardından da sosyallik ve öz regülasyon adına adım atmak oldukça önemli olacaktır. Tüm bu basamaklar yapılamıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak oldukça önemlidir</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695">6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürekli Yorgunsanız Dikkat! Duygusal Tükenmişlik Yaşıyor Olabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surekli-yorgunsaniz-dikkat-duygusal-tukenmislik-yasiyor-olabilirsiniz-412854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 12:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[olabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunsanız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişinin yaşamının herhangi bir alanında ki yoğun stresin neden olduğu ve psikolojik iyi oluşu üzerinde bozucu bir etkiye neden olan bir kavram olarak tanımlayabiliriz</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-yorgunsaniz-dikkat-duygusal-tukenmislik-yasiyor-olabilirsiniz-412854">Sürekli Yorgunsanız Dikkat! Duygusal Tükenmişlik Yaşıyor Olabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin yaşamının herhangi bir alanında ki yoğun stresin neden olduğu ve psikolojik iyi oluşu üzerinde bozucu bir etkiye neden olan bir kavram olarak tanımlayabiliriz. Duygusal tükenmişliğin nedenleri söz konusu olduğunda temel olarak akıllara iş hayatındaki problemleri getirse de iş hayatındaki problemler dışında duygusal tükenmişliğe neden olan pek çok farklı faktörler yer almaktadır. Aile ve partner ilişkisinde ki sorunlar, sağlık sorunları, ekonomik, iş hayatındaki dengesizlikler, sürekli ve hızlı değişen yaşam koşulları, kayıplar, kişinin baş etme mekanizmalarının zayıf olması, sürekli baskı altında hissetmek mükemmeliyetçi beklentiler ve aşırı sorumluk algısı duygusal tükenmişliğe neden olan faktörler arasında sıralanabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Profesyonel destek alın!</strong></p>
<p>Ne yazık ki kişiler duygusal tükenmişlik yaşadıklarını fark edemiyor ya da geç fark edebiliyorlar. Farkına varılsa da destek alma konusunda kişiler daha az adım atabiliyorlar. Bunun temel sebeplerinden biri ve en önemlileri duygusal tükenmişliğin anksiyete ya da depresyon benzeri ruhsal hastalıklar kadar önemsenmemesi, problemleri çok fazla büyüttüklerine dair manipüle ediliyor olmaları ya da duygusal tükenmişliği normalleştiriyor olmaları olabilir. Ne yazık ki genellikle duygusal tükenmişliğin son aşamalarında yani kayıplar arttıkça kişiler destek için terapiye başvurabiliyorlar. Hâlbuki duygusal tükenmişlik profesyonel yardım gerektiren bir durumdur. Psikoterapi özellikle kişinin stresini yönetebilmesi için baş etme mekanizmalarını gelişte bilmesine yardımcı olabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Duygusal tükenmişlik belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Duygusal tükenmişlik yaşayan kişilerde; sürekli yorgun ve enerjisiz hissetme hali, iştah ve uykuda işlevsel olmayan değişimler, kalp çarpıntısı ve nefes darlığı gibi fiziksel semptomlar, özel yaşama ya da iş yaşamına karşı ilgisizlik ya da isteksizlik, kişinin kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesi, kontrol etmekte güçlük yaşadığı kaygı duygusunun olması, iş hayatı gibi günlük işlevselliğinde düşüşlerin olması, kendisi sosyal ortamlardan izole etmek gibi belirtiler temel olarak görülebilinir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusal tükenmişlikle başa çıkabilmek için neler yapılabiliriz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1.Yaşadıklarının fark etmek;</strong> </p>
<p>Kendinize ‘’Ne yaşıyorum hangi duyguları en çok hangi olay durum ya da kişilerin yanında hissediyorum?’’ gibi sorulara cevap bularak belirtilerinizi tanımlayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>2.Sosyal destek kaynakları;</strong> </p>
<p>Aile ve arkadaş gibi sosyal destek sistemleriyle iletişim halinde olmak, duyguları paylaşmak ve gerekli görülen durumlarda onlardan destek almak oldukça önemli.</p>
<p> </p>
<p><strong>3. Değişim için harekete geçmek;</strong></p>
<p>Probleme neden olan kaynağı belirledikten sonra değişim için harekete geçecek adımlar atmak önemli. Örneğin bu durum romantik ilişkide ki bir duygusal tükenmişlik ise partnerinize bunu ifade etmek, çözüm önerilerini konuşmak, uzman desteği almak ya da ilişkiyi sonlandırabiliyor olmak atılacak adımlara örnek olarak verilebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4.İş ve Özel hayat dengesini sağlayın;</strong> </p>
<p>Yeterlilik (iş hayatı, sorumluluklar) ve keyif (aktivite, hobiler) alanlarınız arasında denge sağlamak duygusal tükenmişlik üzerinde koruyucu bir rol oynayacaktır. </p>
<p> </p>
<p><strong>5.Düzenli spor ve dengeli beslenme;</strong> </p>
<p>Ruh ve beden bütündür. Duyguların değişmesi için çoğu zaman davranış değişikliğinde bulunmak kişiyi hissettirebilir. Duygusal tükenmişlik yaşayan kişilerde daha az istek ve hareketsizlik kişilerin tükenmişliği daha yoğun yaşamalarına neden olabilmektedir.</p>
<p>  </p>
<p><strong>5.Gevşeme egzersizleri;</strong></p>
<p>Stres düzeyini azaltıcak nefes egzersizi, meditasyon ve aşamalı kas gevşetme gibi tekniklerden faydalanın. </p>
<p> </p>
<p><strong>6.Profesyonel destek alın;</strong> Bazen yorulabilir olduğunuzdan daha güçsüz hissedebilirsiniz. Bazı duygularla baş etmek normalden daha zor gelebilir. Bu son derece normal ve doğal bir durumdur. Destek almak herkes kadar bu süreçte sizin de hakkınız. Hissettiğiniz duyguları küçümsemeyin ruh sağlığınızı önemseyin ve destek almaktan çekinmeyin. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-yorgunsaniz-dikkat-duygusal-tukenmislik-yasiyor-olabilirsiniz-412854">Sürekli Yorgunsanız Dikkat! Duygusal Tükenmişlik Yaşıyor Olabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehit İtfaiyeci Fahrican Yavaş&#8217;a Duygusal Veda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehit-itfaiyeci-fahrican-yavasa-duygusal-veda-411675</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 23:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[fahrican]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiyeci]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara’da bir apartman dairesinde çıkan yangına müdahale sırasında dumandan zehirlenerek hayatını kaybeden itfaiye eri Fahrican Yavaş, memleketi İzmir’de düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-itfaiyeci-fahrican-yavasa-duygusal-veda-411675">Şehit İtfaiyeci Fahrican Yavaş&#8217;a Duygusal Veda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da bir apartman dairesinde çıkan yangına müdahale sırasında dumandan zehirlenerek hayatını kaybeden itfaiye eri Fahrican Yavaş, memleketi İzmir’de düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı.</p>
<p>Ankara Keçiören’de bir apartman dairesindeki yangına müdahale ettiği sırada dumandan zehirlenerek hayatını kaybeden Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nda görevli 24 yaşındaki Fahrican Yavaş için memleketi İzmir’de cenaze töreni düzenlendi. Torbalı Hacı Mümin Mesci Camii&#8217;de düzenlenen törene genç itfaiyecinin ailesi ve yakınlarının yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ilçe belediye başkanları ile meslektaşları katıldı.</p>
<p><strong>“Daha çok gençsin”</strong><br />Başkan Tunç Soyer ile Mansur Yavaş, Fahrican Yavaş&#8217;ın babası Vahdettin Yavaş ile annesi Nedret Yavaş&#8217;a başsağlığı diledi. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Fahrican Yavaş&#8217;ın naaşı meslektaşlarının omuzlarında cenaze aracına taşındı. Oğlunun tabutuna dokunan anne Nedret Yavaş, “Daha çok gençsin. Senin düğününü yapacaktık. Beni bırakıp nereye gidiyorsun” diyerek gözyaşı döktü. Yavaş, Torbalı Eğerci Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-itfaiyeci-fahrican-yavasa-duygusal-veda-411675">Şehit İtfaiyeci Fahrican Yavaş&#8217;a Duygusal Veda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221; ile Emrah Çalapkulu&#8217;dan duygusal bir hit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gonlune-yuk-etme-beni-ile-emrah-calapkuludan-duygusal-bir-hit-396713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 23:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[beni]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çalapkuludan]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[emrah]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[gönlüne]]></category>
		<category><![CDATA[hit]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ünlü müzisyen Emrah Çalapkulu, duygusal şarkılarıyla kalpleri fethetmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonlune-yuk-etme-beni-ile-emrah-calapkuludan-duygusal-bir-hit-396713">&#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221; ile Emrah Çalapkulu&#8217;dan duygusal bir hit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü müzisyen Emrah Çalapkulu, duygusal şarkılarıyla kalpleri fethetmeye devam ediyor. Son eseri &#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221;, dinleyicilere gerçek yaşam deneyimlerinin şarkı sözlerine dönüştürüldüğü bir müzik yolculuğu sunuyor.</p>
<p>&#8220;Sözü ve Müziği Emrah Çalapkulu&#8217;na ait &#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221;, sanatçının müzikal yeteneklerini ve duygusal derinliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Kendine has tarzı ve güçlü vokaliyle tanınan Çalapkulu, bu eserinde dinleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p>Şarkının düzenlemesini ise müzik dünyasının yetenekli isimlerinden Mehmethan Dişbudak üstlenirken, müzik videosunun yönetmen koltuğunda Buğra Karacam oturuyor.</p>
<p>&#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221;, tamamen gerçek yaşanmış olayların derin bir hisle şarkı sözlerine dönüştürüldüğü bir başyapıt olarak nitelendirilebilir. Sözlerindeki samimiyet ve müziğin dokunaklı melodisi, dinleyicilerin kendilerini şarkının duygusal atmosferinde kaybetmelerini sağlıyor.</p>
<p>Gönlüne Yük Etme Beni 11 Ağustos Cuma Günü 388+ etiketiyle dijital platformlarda ve Emrah Çalapkulu&#8217;nun YouTube kanalında yayında.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gonlune-yuk-etme-beni-ile-emrah-calapkuludan-duygusal-bir-hit-396713">&#8220;Gönlüne Yük Etme Beni&#8221; ile Emrah Çalapkulu&#8217;dan duygusal bir hit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 12:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aramıza]]></category>
		<category><![CDATA[azalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürekli dijital etkileşim, kişiyi sıradan insan davranışlarından uzaklaştırabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174">Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürekli dijital etkileşim, kişiyi sıradan insan davranışlarından uzaklaştırabilir</strong></p>
<p><strong>İnternet, mobil cihazlar, sosyal medya platformları&#8230; Her birisi günlük yaşantıda birçok kolaylaştırıcı rolü üstlenirken bu sırada yüz yüze iletişim sekteye uğradı. İnsanların hayatlarında önemli bir yer tutan yüz yüze görüşmeler gittikçe azalırken derinlikli bir iletişim sağlamak daha da zorlaştı. Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, dijitalleşmenin negatif etkilerini en aza indirmek için insanların belirli bir disiplin kurması gerektiğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, toplumun her alanını etkileyen dijitalleşmenin yüz yüze iletişimde neden olduğu olumsuzluklara dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme, yüz yüze iletişimde yaşanan teması arka plana atıyor</strong></p>
<p>İnsanların artık daha çok dijital platformlarda iletişim kurduğuna, fiziki olarak bir araya gelme sürelerinin kısaldığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, dijitalleşmenin yüz yüze iletişimde yaşanan teması arka plana attığına vurgu yaptı.</p>
<p>Kişilerin dijital mecralarda iletişim kurmasının olumlu gibi algılandığını ifade eden Çekin, bu platformlarda yüz yüze iletişimdeki kadar sağlıklı bir iletişimin sağlanamadığını belirterek “Özellikle sosyal medya kullanımı, insanların sanal ortamlarda ilişki kurma ve etkileşimde bulunma yükünü karşılayabilirken, gerçek hayattaki sosyal etkileşimi kısıtlayabilir. Bu da, yüz yüze iletişimdeki duygusal bağları ve derin ilişkileri azaltabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Çatışma ve yanlış anlaşılmalara neden olabilir</strong></p>
<p>Dijital iletişimde beden dili, göz teması ve ses tonu gibi unsurların yüz yüze iletişimde olduğu kadar etkili kullanılamadığına vurgu yapan Çekin, “Bu durum, insanların sosyal olarak gelişmelerini engelleyebilir ve gerçek hayattaki iletişimi dağıtabilir. Ayrıca, dijital çevre iletişiminde bulunan insanlar arasındaki mesafeler ve anonimlik, kullanıcıların daha cesur veya saldırgan davranışlarına neden olabilir, çatışmalara ve yanlış anlaşılmalara yol açabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stres faktörleri de beraberinde gelebilir</strong></p>
<p>Sürekli olarak dijital cihazlarda etkileşimde olmanın kişiyi günlük hayattaki insan davranışlarından uzaklaştırabileceğinin altını çizen Çekin, “Bu durum, insanların bir doyum arayışı içinde olmalarına ve gerçek hayattaki deneyimlerinden mahrum kalmalarına yol açabilir. Ayrıca, dijitalleşme, sürekli bilgi bombardımanına maruz kalma ve sürekli olarak bağlantıda olma baskısı gibi stres faktörlerini de beraberinde getirebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sadece olumsuz etkisi yok</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin sadece olumsuz etkileri olmadığını da söyleyen Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Uzak mesafelerdeki insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırır, dijital platformlarda farklı kesimlerden insanların bir araya gelebilmelerini sağlar, farklı kültürleri anlamalarına, deneyimlemelerine ve paylaşımlarına yardımcı olur. Ayrıca, dijitalleşme, bilgiye erişim bulma ve geliştirme fırsatlarını genişletir.” dedi.</p>
<p>Dijitalleşmenin pozitif ve negatif yönleriyle ele alınabileceğini de belirten Çekin, “Dijitalleşmenin etkileri karmaşık ve çok yönlüdür. Bireylerin kullanım sınırlamaları, tercihleri ve denge kurması etkileyici faktörlerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüz yüze görüşmeyi unutmamak için gerçek hayattaki sosyal etkileşimlere odaklanılmalı</strong></p>
<p>Dijital görüşmelerin yüz yüze iletişimin yerini dolduramayacağını ve sınır çizilmesi gerektiğine dikkat çeken Çekin, “İnsanlar yüz yüze görüşmelerini unutmamak için belli bir disiplin kurmalıdır. Bilinçli bir şekilde zaman ayırarak, gerçek hayattaki sosyal etkileşimlere ve yüz yüze iletişime odaklanmalıdırlar. Dijital kullanım kısıtlamaları, zaman zaman dijital detoks yapmak ve gerçek hayatta kalma etkinliklerine aktif olarak katılmak, yüze yüz iletişimin önemini korumak yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Yakın ilişkilerde bulunulan kişilerle düzenli olarak yüz yüze görüşmeler planlamanın, duygusal bağları güçlendirip samimiyetin devam etmesine yardımcı olabileceğini belirten Çekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dijitalleşme ile birlikte dijital görüşmelerin yaygınlaşması, yüz yüze iletişimin yerini tamamen almasına neden olmasın. Yüz yüze görüşmelerin sonuçları duygusal bağlar, derinlikli konuşmalar ve etkili iletişim, insanların hayatlarını önemli bir yerde tutmayı amaçlar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174">Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 21:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[cfoları]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerden]]></category>
		<category><![CDATA[oluşacak]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zekası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392471</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY; dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle anket yaparak, CFO’ların DNA’sını çıkardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471">Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY; dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle anket yaparak, CFO’ların DNA’sını çıkardı. Rapora göre; birçok finans lideri CFO rolünü CEO pozisyonuna giden bir basamak olarak görüyor. Araştırma ayrıca geleceğin CFO’larında aranacak en önemli özelliğin “duygusal zekâ” olduğunu gösteriyor. </strong></p>
<p><strong>Finans liderlerinin yüzde 67&#8217;si kısa ve uzun vadeli önceliklerin nasıl dengeleneceği konusunda liderlik içinde gerilimler ve anlaşmazlıklar yaşıyor. CFO’ların %50&#8217;si uzun vadeli önceliklerde kesintiler yaparak kısa vadeli kazanç hedeflerini tutturduklarını söylüyor. Bu durumdan en çok etkilenen programların başında ise Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim programları geliyor.</strong></p>
<p>Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst &#038; Young), finans liderlerinin görev ve sorumlulukları bakımından geçirdiği dönüşümü mercek altına alan CFO’nun DNA’sı raporunun 2023 yılı sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinde 1.000 CFO ve üst düzey finans yöneticisiyle gerçekleştirilen anket sonucu oluşturulan rapor; finans ekiplerinde daha cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;ların gelecekte kendilerine yer edinebileceklerini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>CFO; CEO pozisyonuna giden yol </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre birçok finans lideri CFO rolünü CEO pozisyonuna giden bir basamak olarak görüyor. Ankete katılanların %84&#8217;ü CFO rolünün oldukça zorlayıcı olduğunu kabul ederken, CEO’luk yolunda zorluklara hazırlanmak için gereken stratejik temeli ve değerli deneyimleri edindiğini düşünüyor.</p>
<p>Araştırma, “duygusal zekanın” geleceğin CFO&#8217;ları için önemini vurguluyor. Veriler; önümüzdeki beş yıl içinde başarılı CFO&#8217;lardan beklenen en önemli beceri veya özelliğin, yüksek düzeyde gelişmiş duygusal zekâ, çeşitlilik ve refah gibi insani konularda deneyim olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ankete katılan finans liderlerinin yalnızca %16&#8217;sı finans fonksiyonlarını teknoloji ve iş modeli gibi temel değişim öncelikleri açısından sınıfının en iyisi olarak görüyor.</p>
<p>Aynı şekilde finans liderlerinin yalnızca %14&#8217;ü fonksiyonu geleceğe yönelik dönüştürmek için cesur bütünsel değişiklikler yaptıklarını söylüyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Finansal Muhasebe ve Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Ozan Özarıkça: araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak </strong>&#8220;Cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;ların hem bugün hem de gelecekte değer yaratma olasılığı, değişime direnen CFO’lara kıyasla yüksek. Cesur değişimler gerçekleştiren CFO&#8217;lar farklı öncelikleri benimsiyor ve finans dönüşümü için bir yol haritası sunuyor. Aynı zamanda finans ekiplerinin kültürünü değiştirmeye, teknoloji ve analitiği dönüştürmeye, liderlik becerilerini geliştirmeye ve yeni nesil liderleri belirlemeye daha fazla önem veriyor. İşletmenin geneline fayda sağlamak için CFO&#8217;lar bir yandan uzun vadeli değere yönelik bir strateji ortaya koyarken diğer yandan ulaşılabilir hedefler belirlemeli ve etkin performans yönetimi uygulamalı. CFO&#8217;lar stratejik görevlerini yerine getirmeye ve geleceğin CFO&#8217;larını yetiştirmeye odaklanmalıdır. Bu alanlara öncelik vererek, zorlukların üstesinden gelmek ve kurumları üzerinde anlamlı bir etki yaratmak için daha donanımlı olacaklardır&#8221; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Araştırmada deneyimlerini paylaşan katılımcıların yarısı, uzun vadeli öncelikler olarak kabul edilen alanlarda finansmanı keserek kısa vadeli kazanç hedeflerini karşıladıklarını söylüyor. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim programları bu kesintilere karşı en savunmasız olanlar arasında yer alıyor. Katılımcıların %37&#8217;si ESG&#8217;yi uzun vadeli bir öncelik olarak görmelerine rağmen kuruluşlarının yıllık planı içinde harcamaları azaltmayı veya duraklatmayı planlıyor.</p>
<p>Ancak CFO&#8217;lar, sürdürülebilirliğin uzun vadeli değer yaratmadaki önemi göz önüne alındığında, bu alandaki harcamaları kısma konusunda temkinli olmaları gerektiğinin farkında.</p>
<p>Ankete katılanların yüzde 67&#8217;si, liderlik ekipleri içinde kısa ve uzun vadeli öncelikleri dengeleme sürecinde gerginlikler ve anlaşmazlıklar olduğunu söylüyor. Kısa vadeli talepleri uzun vadeli değerle etkili bir şekilde dengelemek, finans liderleri ile yönetici ekip arasında iş birliği, yardımlaşma ve güven gerektiriyor. Ancak, gerginlikler ve anlaşmazlıklar bu ortak çabayı baltalayabiliyor ve bu noktada çözüm için en önemli rol CFO’ya düşüyor.</p>
<p>Bu rolü yerine getirmek için de CFO’nun, CEO ve yönetici ekibine meydan okuyabilecek güvenilirliğe ve etkiye sahip olması gerekiyor. Ancak araştırma, finans liderlerinin fikirlerini her zaman dile getirmeye istekli olmadığını gösteriyor. Katılımcıların üçte birinden azı (%32’si) farklı bir görüşe sahip olduğunda sesini yükseltiyor ve sadece %30&#8217;u önemli bir konuda aynı fikirde olmadıklarında yönetim ekibine &#8220;her zaman&#8221; güçlü bir şekilde meydan okuyabiliyor.</p>
<p><strong>Riski inovasyon ve cesur dönüşümle dengelemek gerekiyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %72&#8217;si geleneksel ofis davranışı ve zihniyetlerinin finans fonksiyonunun modernizasyonunu yavaşlattığını düşünüyor. CFO&#8217;lar sürdürülebilir, uzun vadeli büyümeyi desteklemek için dijitalleştirilmiş finans fonksiyonları oluşturmaya çalışırken, en önemli öncelikleri finans teknolojisini dönüştürmek ve gelişmiş veri analitiği.</p>
<p>Bununla birlikte, katılımcıların sadece %19&#8217;u bahsetmiş olsa da “iş gücü” nün başarılı bir dönüşüm için öncelikler arasında yer alması gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-cfolari-cesur-degisimler-yapan-duygusal-zekasi-yuksek-kisilerden-olusacak-392471">Geleceğin CFO&#8217;ları cesur değişimler yapan duygusal zekası yüksek kişilerden oluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky SoftwareReviews 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi Raporu Şampiyonu oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-softwarereviews-2023-uc-nokta-korumasi-duygusal-ayak-izi-raporu-sampiyonu-oldu-390057</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 09:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[izi]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[softwarereviews]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, kurumsal yazılım pazarındaki müşteri görüşlerine dair en iyi veri kaynağı olan SoftwareReviews tarafından 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi raporunun şampiyonlarından biri olarak seçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-softwarereviews-2023-uc-nokta-korumasi-duygusal-ayak-izi-raporu-sampiyonu-oldu-390057">Kaspersky SoftwareReviews 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi Raporu Şampiyonu oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, kurumsal yazılım pazarındaki müşteri görüşlerine dair en iyi veri kaynağı olan SoftwareReviews tarafından 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi raporunun şampiyonlarından biri olarak seçildi. Duygusal Ayak İzi Şampiyonları, yalnızca SoftwareReviews kullanıcıları tarafından sağlanan geri bildirimlere göre belirleniyor.</strong></p>
<p>SoftwareReviews&#8217;ın duygusal ayak izi anketi, strateji, hizmet deneyimi, ürün deneyimi, ihtilafların giderilmesi ve sözleşmeye dair müzakereler dahil olmak üzere hizmet sağlayıcıların müşterilerle ilişkilerinin 27 unsurunda kullanıcı memnuniyetini ölçüyor. Sonuç, kullanıcının hizmet sağlayıcıya ve ürüne karşı hissettiği duygunun güçlü bir göstergesi olarak genel kullanıcı duyarlılığını temsil eden Net Duygusal Ayak İzi puanını belirliyor.</p>
<p>Kaspersky Endpoint Security for Business, Şubat 2023’te %97 Net Duygusal Ayak İzi ile 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi raporunda şampiyonlar arasında kabul edildi. Bu da Kaspersky ürününü kullanmanın müşterilerde duygusal ölçekte yüksek bir olumlu yankı uyandırdığı anlamına geliyor. Araştırmada müşterilerden Kaspersky Endpoint Security ile yaşadıkları deneyimi değerlendirmeleri istendiğinde ürün olağanüstü geri bildirimler aldı. Müşteriler ürünü güvenlik koruma özellikleri için %98, güvenilirlik için %97 ve sunduğu benzersiz özellikler için %96 olarak puanladı. Müşterilerin %97&#8217;si ürünün sürekli geliştiğini düşündüklerini, %97&#8217;si lisanslarını yenilemeyi planladıklarını ve %90&#8217;ı ürünü tavsiye etme olasılıklarının yüksek olduğunu belirtti.</p>
<p>Diğer iki Kaspersky ürünü de bu yıl diğer Duygusal Ayak İzi kategorisinde takdir gördü. Kaspersky Security Awareness ve Kaspersky Secure Mail Gateway, Şubat ayında Security Awareness and Training Tools Duygusal Ayak İzinde ve Nisan ayında Secure Email Gateway &#8211; Enterprise (SEG) Duygusal Ayak İzinde Değer Üretenler arasında gösterildi. Bu takdir, ürünlerin kullanıcılar nezdindeki verimliliği ve paralarının karşılığını verme açısından başarısını gösteriyor.</p>
<p><strong>Kaspersky şampiyonlar arasında gösteriliyor</strong></p>
<p>Kaspersky Kurumsal Ürünler Başkan Yardımcısı <strong>Ivan Vassunov</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Ürünlerimizin bir kez daha SoftwareReviews&#8217;ın Duygusal Ayak İzi değerlendirmesinde en üst sıralarda yer aldığını görmek harika. Tehdit ortamının gelişmesiyle birlikte işletmelerin uç noktalarını korumaları, iş e-postalarının tehlikeye girmesini önlemeleri ve çalışanlarını zamanında eğitmeleri çok önemli. Ayrıca gerekli tüm güvenlik ürünlerine sahip olmak, bunların sürekli test edildiğini ve yeni zorluklar doğrultusunda geliştirildiğini bilmek de büyük önem taşıyor. Araştırmada şampiyonlar arasında gösterilen Kaspersky Endpoint Security for Business, XDR&#8217;mize entegre yerleşik gelişmiş EDR işlevselliği içeriyor. Böylece tehditleri kolayca araştırmak ve bunlara yanıt vermek için hedefli saldırılara karşı kapsamlı koruma sağlıyor. Bu güvenlik ekosisteminin kilit halkası olan Kaspersky Endpoint Security for Business, fidye yazılımı saldırılarının önlenmesine dair en son teknolojinin avantajları da sağlıyor. Ürünlerimizi geliştirmek ve iyileştirmek için gösterdiğimiz tüm çabaların müşterilerimizin geri bildirimlerine yansımasından ve kullanıcıların bizi güvenebilecekleri bir satıcı olarak konumlandırmasından mutluluk duyuyoruz.&#8221;</em> </p>
<p>Duygusal Ayak İzi sonuçları gerçek kullanıcı inceleme verilerine ve yorumlarına dayanıyor. Duygusal Ayak İzinde yayınlanan veriler gerçek son kullanıcılardan toplanıyor ve titizlikle doğrulanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>SoftwareReviews hakkında</strong></p>
<p>SoftwareReviews, kurumsal yazılım pazarının derinlemesine veri ve içgörü kaynağıdır. BT ve iş dünyası profesyonellerinden müşteri deneyimi verileri toplayan SoftwareReviews metodolojisi, kurumsal yazılımların değerlendirme ve satın alma deneyimine ilişkin ayrıntılı ve özgün içgörüler sağlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-softwarereviews-2023-uc-nokta-korumasi-duygusal-ayak-izi-raporu-sampiyonu-oldu-390057">Kaspersky SoftwareReviews 2023 Uç Nokta Koruması Duygusal Ayak İzi Raporu Şampiyonu oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 08:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[destekleme]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[geldiler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[oluşu]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitü Kurucusu Doç. Dr Nalan Kuru; geçtiğimiz günlerde  Emotion Coaching İngiltere kurucularından Dr. Louise Gilbert'in de katıldığı bir projeyi hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996">Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK 1001 projeleri kapsamında desteklenen  &#8220;Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi&#8221; için bir araya geldiler.</p>
<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitü Kurucusu Doç. Dr Nalan Kuru; geçtiğimiz günlerde  Emotion Coaching İngiltere kurucularından Dr. Louise Gilbert&#8217;in de katıldığı bir projeyi hayata geçirdi. Kısa adı ECSODİM olan  projede erken çocukluk döneminde sürdürülebilir sosyal duygusal iyi<br />oluşu desteklemek için duygu koçluğu ve sosyal duygusal iyi oluş temelli tüm okul<br />yaklaşımına dayanan tasarım tabanlı bir model geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin<br />incelenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Proje ilinde üçü deney biri kontrol grubu olmak üzere gönüllü olan dört<br />bağımsız anaokulunda bulunan paydaşlardan (çocuk, öğretmen, veli, yönetici, idari personel<br />ve diğer personel) oluşturuldu ve bu doğrultuda okul eylem planı<br />çıkarılması planlandı. </p>
<p>Projenin Yürütücüsü olan  Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) Uluslararası Akredite Uygulayıcı<br />Eğitmeni ve okul öncesi eğitimi alanında görev yapan Doç. Dr. Nalan Kuru ve projenin yurtdışı danışmanı  Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) İngiltere Enstitüsü kurucularından<br />eğitim psikolojisi alanında doktor ünvanına sahip Dr. Louise Gilbert bu projede böylelikle bir araya geldi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-cocuklukta-surdurulebilir-sosyal-duygusal-iyi-olusu-destekleme-projesi-icin-bir-araya-geldiler-385996">Erken Çocuklukta Sürdürülebilir Sosyal Duygusal İyi Oluşu Destekleme Projesi için bir araya geldiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdal Kızıldemir&#8217;in İnanmıyorum Albümünden Duygusal Bir Klip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erdal-kizildemirin-inanmiyorum-albumunden-duygusal-bir-klip-374657</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 02:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[albümünden]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erdal]]></category>
		<category><![CDATA[inanmıyorum]]></category>
		<category><![CDATA[kızıldemirin]]></category>
		<category><![CDATA[klip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erdal Kızıldemir, HND Medya etiketiyle çıkardığı "İnanmıyorum" albümünde yer alan aynı isimli şarkısına ve yine aynı albümde yer alan "Mahkum ettin"şarkısına 4K çözünürlüğünde video klip çekti ve klip, netd müzik platformunda yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erdal-kizildemirin-inanmiyorum-albumunden-duygusal-bir-klip-374657">Erdal Kızıldemir&#8217;in İnanmıyorum Albümünden Duygusal Bir Klip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erdal Kızıldemir, HND Medya etiketiyle çıkardığı &#8220;İnanmıyorum&#8221; albümünde yer alan aynı isimli şarkısına ve yine aynı albümde yer alan &#8220;Mahkum ettin&#8221;şarkısına 4K çözünürlüğünde video klip çekti ve klip, netd müzik platformunda yayınlandı.</p>
<p>&#8220;İnanmıyorum&#8221;şarkısının söz ve müziği, ünlü besteci Süleyman Tuğrul&#8217;a ait. &#8220;Mahkum ettin&#8221; şarkısının sözleri Erdal Kızıldemir&#8217;e müziği Gürkan Tuğrul&#8217;a düzenlemesi ise Gürkan Tuğrul tarafından yapıldı. Klibin yönetmenliği yine Gürkan Tuğrul&#8217;a ait. Mix ve mastering işlemleri ise İsmail Ergenler tarafından tamamlandı.</p>
<p>Klipte, şarkının duygusal atmosferine uygun bir tema tercih edilmiş. Şarkının sözleri ise, bir ayrılık sonrası yaşanan iç hesaplaşmaları ve hayal kırıklıklarını anlatıyor.</p>
<p>Erdal Kızıldemir&#8217;in &#8220;İnanmıyorum ve Mahkum ettin&#8221; eserleri müzikseverler tarafından büyük beğeni topladı ve klibiyle birlikte daha geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erdal-kizildemirin-inanmiyorum-albumunden-duygusal-bir-klip-374657">Erdal Kızıldemir&#8217;in İnanmıyorum Albümünden Duygusal Bir Klip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Duygusal Zorluk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duygusal-zorluk-364491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 11:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[zorluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364491</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çocuklar için Farkındalık” platformunun kurucusu Klinik Psikolog Güneş Ulus, ampütasyonun çocuklarda yarattığı duygusal etkileri ele alarak çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda MAG’a özel bilgi veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duygusal-zorluk-364491">Çocuklarda Duygusal Zorluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Çocuklar için Farkındalık” platformunun kurucusu Klinik Psikolog Güneş Ulus, ampütasyonun çocuklarda yarattığı duygusal etkileri ele alarak çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda MAG’a özel bilgi veriyor.</strong></p>
<p>“Her şeyin dilde başladığına inanıyorum; afetzede ifadesini kullanmak yerine ‘’afet yaşamış birey’’ ya da ‘’afet yaşamış çocuk’’ ifadesini kullanabiliriz” diyerek sözlerine başlayan Klinik Psikolog Güneş Ulus şunları söyledi: “Öncelikle afet yaşamış bir çocukla bir arada olabilmekle ilgili kendi hislerimize bakmak gerekir. İki yaşında bir çocuk ile on altı yaşında bir ergenin yaşadıkları ve hissettikleri, olayı algılama biçimleri değişkenlik gösterecektir. Bununla birlikte çocuğun ailesinde birincil figürlerde ya da akrabalarda kayıplar varsa, ev yitirildiyse, şehir değiştiyse bu durumun etkisinin daha büyük olması beklenir; ancak, şunu belirtmeliyim ki tüm bunlara rağmen çocuklardaki esnek dayanıklılık yetişkinlere göre çok daha yüksektir. Çocuklar yaşamda kalmak için çevrelerinde olup bitenlere çok hızlı uyum sağlama eğiliminde olurlar.  Afet yaşamış çocuklarla iletişim konusunu ele alırken belki aklınıza gelen ilk soru “Ne söylemeliyim, nereden başlamalıyım?” olabilir. Afet yaşamış çocukların ihtiyacı, onlara soru sormamızdan ziyade onları dinlemektir.”</p>
<p>Ampütasyonun yarattığı duygusal etkiler karşısında nasıl hareket etmek gerekir? Sorusunun da cevabını veren Güneş Ulus “Ampütasyon kararını bilgilendiren kişi çocuğu takip eden hekim olmalıdır. Öncelikle eğer hastanedelerse hekim, anne ve baba ile iletişime geçmeli ve onları operasyon ile ilgili bilgilendirmelidir. Ampütasyon kararını aileye ve çocuğa açıklayacak hekim, öncelikle bu bilgiyi verirken sakin olmalıdır. Aileden veya çocuktan gelebilecek her türlü duygunun ifadesine açık olmalıdır. Anne baba mümkünse sakin bir ortama alınmalı, hekim uygun bir dille durumu aileye açıklamalıdır. Aileye, duygularını ifade edebilmek için gerekli zamanın verilmesi yararlı olacaktır, bu nedenle bu görüşme için gerekli zaman ayırılmalıdır. Tıbbi terimlerden uzak, açık ve net bir dil kullanılması önerilir. Öncelikle çocuğun sağlık durumunun önemi aktarılır ve ampütasyona neden ihtiyaç duyulduğunun nedenleri anlatılır. Ampütasyon, çocuğun hayatını kurtarmak için alınan yaşamsal bir karardır” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duygusal-zorluk-364491">Çocuklarda Duygusal Zorluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fundyy Yeni Şarkısıyla Duygusal Bir Yolculuğa Çıkartıyor: &#8220;Gidebildiğin Yerdeyim&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fundyy-yeni-sarkisiyla-duygusal-bir-yolculuga-cikartiyor-gidebildigin-yerdeyim-364138</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 23:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çıkartıyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[fundyy]]></category>
		<category><![CDATA[gidebildiğin]]></category>
		<category><![CDATA[şarkısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yerdeyim]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Fundyy, "Gidebildiğin Yerdeyim" şarkısıyla müzikseverlerin karşısına çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fundyy-yeni-sarkisiyla-duygusal-bir-yolculuga-cikartiyor-gidebildigin-yerdeyim-364138">Fundyy Yeni Şarkısıyla Duygusal Bir Yolculuğa Çıkartıyor: &#8220;Gidebildiğin Yerdeyim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Fundyy, &#8220;Gidebildiğin Yerdeyim&#8221; şarkısıyla müzikseverlerin karşısına çıktı. Sözleri Fundyy&#8217;a, müziği Baha&#8217;ya, aranjesi Efe Can&#8217;a ait olan şarkının mix-mastering işlemleri ise Kutay Sarıgül tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p>Şarkının sözleri, bir ayrılık sonrası yalnızlığa düşen birinin iç dünyasını anlatıyor. &#8220;Sen gittin gideli ben güldüm mü sen bi de sor bana / Yalnızlık adım olmuş soyadım sensizlik baksana&#8221; dizelerinde yalnızlığın acısına vurgu yapılırken, &#8220;Bilirim sevdalar birgün der elveda!&#8221; dizesi ise ayrılık acısının kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Şarkının video klibi de oldukça etkileyici. Fundyy&#8217;ın yönetmenliğini üstlendiği klip, şarkının duygusal havasını başarılı bir şekilde yansıtıyor. Sedat Yağız&#8217;ın görüntü yönetmenliğini yaptığı klip, Ela Nur Bircan&#8217;ın styling işlemleriyle de görsel olarak şık bir görüntüye sahip.</p>
<p>&#8220;Gidebildiğin Yerdeyim&#8221; şarkısı Mahzen Media etiketiyle tüm dijital platformlarda, video klibi ise Mahzen Fabrick YouTube kanalında yayınlandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fundyy-yeni-sarkisiyla-duygusal-bir-yolculuga-cikartiyor-gidebildigin-yerdeyim-364138">Fundyy Yeni Şarkısıyla Duygusal Bir Yolculuğa Çıkartıyor: &#8220;Gidebildiğin Yerdeyim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer&#8217;den depremzedelere duygusal mesajlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemerden-depremzedelere-duygusal-mesajlar-349682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 08:27:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedelere]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[kemerden]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen ve 10 ilde hissedilen 7.7 ve 7.6’lık iki deprem sonrası Kemer’den yardım malzemeleri toplanmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerden-depremzedelere-duygusal-mesajlar-349682">Kemer&#8217;den depremzedelere duygusal mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen ve 10 ilde hissedilen 7.7 ve 7.6’lık iki deprem sonrası Kemer’den yardım malzemeleri toplanmaya devam ediyor. Toplanan yardım malzemelerinin arasında minik yüreklerin yazdığı mektuplar duygu dolu anların yaşanmasına neden oldu.</p>
<p>Kemer Belediyesi ve Arslanbucak Düğün Salonu’nda deprem bölgesine gönderilmek üzere toplanan yardım malzemeleri içerisinde gelen mektuplar, çocukların hatıralarıyla dolu oyuncukları görenlerin gözleri doluyor.</p>
<p>Deprem bölgesinde çocukları düşünen minik yüreklerden birisi gönderdiği giyeceklerin üzerine ‘ihtiyaç giderebilecek olanların kullanılması, kullanılamayacak olanların da ısınmak için yakılması amacıyla kullanın. Sizin yanınızdayız, asla yalnız değilsiniz, Allah yardımcınız olsun’ notunu düştü.</p>
<p>Yüreği kocaman çocuklardan birisi ise bir kutu içinde misketlerini göndererek, kutunun üzerine ‘Rahmetli dayımdan hatıra olan misketlerimi gönderiyorum. Her zaman yanınızdayız’ notunu ekledi.</p>
<p>Cemre Su Elbağı isimli bir çocuk ise içinde oyuncak dolu olan kolinin üzerine resim çizdi ve ‘Sevgili arkadaşlarım, hepinize geçmiş olsun. Ben sizin için Ayet-el Kürsi okudum. Allah yardımcınız olsun’ yazdı.</p>
<p>Eslem isimli bir çocuk da ‘Tüm arkadaşlarıma çok geçmiş olsun. Umarım hep beraber bu kötü günleri çabucak unuturuz. Sizin eviniz gitti bizim de canımız yandı. Bu tokalardan size hediye gönderiyorum. Güzel saçlarınıza çok yakışacak. Allah yardımcınız olsun. Kemer’den sevgiyle’ notunu düştü.</p>
<p><strong>KOLTUK DEĞNEKLERİNİ BAĞIŞLAYIP AKSAYARAK EVİNE DÖNDÜ</strong></p>
<p>Kemer’de yaşayan Mustafa Çavdar isimli vatandaş, yıllar önce yaşadığı trafik kazasında bir ayağının aksak kalması nedeniyle kullandığı koltuk değneklerini deprem bölgesine göndermek için Arslanbucak Düğün Salonu’na geldi.</p>
<p>Depremde yaralanan vatandaşların ihtiyacı olduğunu düşünerek evde sakladığı koltuk değneklerini deprem bölgesine göndermek istediğini belirten Çavdar, “Yıllar önce trafik kazası sonrası kullandığı koltuk değneklerini evde saklıyordum. Bir ayağım hala aksıyor.</p>
<p>Şu anda deprem bölgesinde benden daha fazla ihtiyacı olan kişilere yardım için koltuk değneklerimi gönderiyorum. Allah bize bir daha bugünleri göstermesin. Allah yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar versin.” dedi.</p>
<p>Öte yandan düğün salonunda hazırlanan yardım malzemelerinin hazırlanması sırasında Efe Gögeş, Beril Çivak ve Deniz Özçelik isimli çocuklar, kocaman yürekleriyle gönüllü vatandaşlara yardımcı oldu.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, yardım malzemeleri arasında gelen duygu dolu mektupları okurken gözleri doldu.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, yaptığı açıklamada, Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı dahi birlik ve beraberlik içinde kazandığına vurgu yaparak, “Herkes karınca kararınca elinden gelen desteği veriyor. İlkokul çocukları depremzedeler için şiir ve mektup yazıyor. ‘Siz orada üzülüyorsunuz biz de burada üzülüyoruz’ diye not yazıyorlar. Bunlar bizim genimizde var. Çocukların bu davranışları yardımlaşmayı daha önemli hale getiriyor. Çocuklarımıza duyarlı davranışlarından dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerden-depremzedelere-duygusal-mesajlar-349682">Kemer&#8217;den depremzedelere duygusal mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
