<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>duygu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/duygu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 22:08:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>duygu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/duygu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kovela Limanı&#8217;nda duygu dolu tören</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kovela-limaninda-duygu-dolu-toren-625269</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kovela]]></category>
		<category><![CDATA[limanı]]></category>
		<category><![CDATA[mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[tören]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Didim’de, 5 Nisan 1924 tarihinde mübadele ile kente gelen vatandaşların anısına Kovela Limanı’nda çiçek bırakma töreni düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kovela-limaninda-duygu-dolu-toren-625269">Kovela Limanı&#8217;nda duygu dolu tören</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Didim’de, 5 Nisan 1924 tarihinde mübadele ile kente gelen vatandaşların anısına Kovela Limanı’nda çiçek bırakma töreni düzenlendi.</p>
<p><strong>YOĞUN KATILIM SAĞLANDI</strong></p>
<p>Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği öncülüğünde gerçekleştirilen törene; Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Dernek Başkanı Yusuf Gökçe, ilçe protokolü, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><strong>MÜBADELE HAFIZASI TAZELENDİ</strong></p>
<p>Mavişehir Mahallesi Sedef Koy Mevkii’nde deniz kıyısında gerçekleştirilen törende, mübadeleyle yerlerinden edilen insanların yaşadıkları zorluklar ve geride bıraktıkları yaşamlar anıldı. Katılımcılar, ortak hafızayı canlı tutmanın önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>BAŞKAN GENÇAY: “BU ACIYI ÇOK İYİ BİLİYORUZ”</strong></p>
<p>Törende konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, mübadelenin yalnızca bir göç değil, aynı zamanda derin bir toplumsal kırılma olduğunu belirterek, “1923 yılında imzalanan mübadele anlaşmasıyla insanlar doğdukları toprakları ve kültürlerini geride bırakmak zorunda kaldı. Bugün Didim ve Ege Bölgesi, mübadele torunlarının yoğun olarak yaşadığı yerlerdendir. Bizler bu acıyı ve bu direnci çok iyi bilen insanlarız” dedi.</p>
<p><strong>BARIŞ MESAJI VERİLDİ</strong></p>
<p>Kendi aile geçmişine de değinen Başkan Gençay, “Ben de bir mübadele torunuyum. Büyüklerimizin yaşadığı zorlukları onların anlatımlarıyla öğrendik. Hiçbir insanın yerinden edilmediği bir dünya istiyoruz. Bu nedenle Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünü rehber edinmeliyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“DİDİM BİR BARIŞ KENTİDİR”</strong></p>
<p>Didim’in barış kenti kimliğine dikkat çeken Gençay, “Barış adına daha fazla çalışmak ve daha çok söz söylemek zorundayız. Mübadeleyle buradan ayrılanların torunlarını sevgiyle kucaklıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>ÇİÇEKLER DENİZLE BULUŞTU</strong></p>
<p>Program, katılımcıların denize çiçek bırakmasıyla sona erdi. Törende, geçmişte yaşanan acılar anılırken, kültürel mirasın korunmasının önemi bir kez daha vurgulandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kovela-limaninda-duygu-dolu-toren-625269">Kovela Limanı&#8217;nda duygu dolu tören</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minguzzi&#8217;nin adı Karşıyaka&#8217;da yaşatılıyor: Duygu dolu buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minguzzinin-adi-karsiyakada-yasatiliyor-duygu-dolu-bulusma-623696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Minguzzi]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[Kaykay Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[minguzzi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşatılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623696</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Bostanlı’daki kaykay parkına adını verdiği Mattia Ahmet Minguzzi için düzenlenen buluşmada ailesi ve İzmirliler bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minguzzinin-adi-karsiyakada-yasatiliyor-duygu-dolu-bulusma-623696">Minguzzi&#8217;nin adı Karşıyaka&#8217;da yaşatılıyor: Duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Bostanlı’daki kaykay parkına adını verdiği Mattia Ahmet Minguzzi için düzenlenen buluşmada ailesi ve İzmirliler bir araya geldi. “Yasemin çiçeğimizin yanındayız” sloganıyla yürüyen vatandaşlar, acıyı paylaşırken sokak güvenliği ve gençlerin korunmasına dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul’da uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin adı verilen Karşıyaka’daki kaykay parkı anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 28 Mart’ta oğullarının adının parka verilmesi nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ziyaretinde bulunan Minguzzi ailesi, pazar günü de kaykay parkını ziyaret etti. İzmir halkı da aileyi yalnız bırakmadı. Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi’ye eşlik eden İzmirli kadınlar, Mattia Ahmet Minguzzi fotoğrafları ve “Yasemin çiçeğimizin yanındayız” sloganıyla yürüdü. İzmirliler ailenin üzüntüsüne ortak olurken, sokak güvenliğinin önemine dikkat çekerek, gençlerin korunmasına yönelik beklentilerini dile getirdi. </p>
<p><strong>Dev kaykay parkı</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin kıyı düzenlemesini yaptığı Bostanlı sahilinde yer alan Türkiye&#8217;nin en büyük kaykay parkı; kaykay, scooter, bmx bisiklet ve paten gibi tekerlekli spor aletlerini kullananların becerilerini güvenle geliştirecekleri 4 bin 250 metrekarelik bir alan üzerinde yer alıyor.<br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın kararı üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, kaykay pistine Mattia Ahmet Minguzzi’nin fotoğrafının da yer aldığı tabelayı yerleştirdi. Parkta ayrıca çevre düzenlemeleri yapılarak bitkisel peyzaj yenilendi, işlevsiz beton bloklar kaldırıldı, zemin boyamaları ve kent donatıları elden geçirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minguzzinin-adi-karsiyakada-yasatiliyor-duygu-dolu-bulusma-623696">Minguzzi&#8217;nin adı Karşıyaka&#8217;da yaşatılıyor: Duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dokunan]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygulara]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı. Atölyede, insan vücudunda salgılanan bu kimyasalların duygu, düşünce ve davranışlar üzerindeki belirleyici rolü bilimsel veriler ışığında ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sunan Osmangazi Belediyesi, düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde katılımcılara, duygu durumunu olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimleri öğretildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen atölyeye konuşmacı olarak katılan İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade, sunumunda beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Eğitimde ayrıca, karşılıksız yapılan iyiliklerin insan vücudunda oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormonun, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını desteklediği ifade edildi. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Olumsuz Kurulan Cümleler İnsan İlişkilerini Olumsuz Anlamda Etkiliyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Vücut ve beynimizde salgıladığımız kimyasalların duygularımız, davranışlarımız ve düşüncelerimiz üzerine çok büyük etkileri olduğunu belirten İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Hacızade, “Kullandığımız kelimeler ve beden dilimizle duygularımıza müdahale edebilir, onları dönüştürebiliriz. Bugün katılımcılarımıza, hangi kelimelerle oksitosin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını destekleyebileceğimizi ve duygu durumumuzu olumsuzdan olumluya nasıl çevirebileceğimizi anlatmaya çalıştık. Özellikle ‘ama’ kelimesi çok kritik. Bir kişiyi överken ya da eleştirirken ‘ama’ kelimesini kullandığımızda, öncesinde söylediğimiz tüm olumlu ifadeleri adeta yok saymış oluyoruz. Bu da iletişimi zayıflatıyor. Olumsuz ifadelerle kurulan cümleler, insan ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin, ‘Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum’ dediğimizde, beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa ‘Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım’ dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span> “Karşılıksız İyilik Yaptığımızda Oksitosin Salgılıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre durulduğunda vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini söyleyen Hacızade, “Bu konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Dik durduğumuzda ve daha aktif hareket ettiğimizde, beynimize daha olumlu düşünceler gelmeye başlıyor. İnsanların sizi dinlemesi için öncelikle kişinin kendini dinlemesi gerekiyor. Kendini dinlemeyen ve fark etmeyen birini, başkalarının fark etmesi de mümkün değildir. Çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlar. Bu noktada kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmamız büyük önem taşıyor. Herkes hata yapabilir ve yapılan hataların büyük bir kısmı telafi edilebilir. İyi bir iletişim kurabilmek ise insanın hayatına çok önemli katkılar sağlar. Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasaldır. İyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilediğimizde bu hormonun salgılanmasını artırırız. Oksitosin, öncelikle kişinin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekler. Bu kimyasal en kolay, karşılıksız iyilik yaptığımızda salgılanır. Herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde, hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluştururuz. Bugünkü atölye çalışmasını özetleyecek olursak; ‘Duruşunu değiştir, duygun değişsin’ diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”ne katılan vatandaşlar çok önemli bilgiler öğrendiklerini söyleyerek Bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[ritüellerini]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><strong>Savaşlar ve çatışma ortamı bayramları dönüştürüyor</strong></p>
<p>Bayramların, toplumsal hayatın en güçlü sembolik alanlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar kolektif hafızanın yeniden üretildiği, toplumsal dayanışmanın pekiştirildiği ve ortak değerlerin görünür hale geldiği zaman dilimlerini ifade ediyor. Ancak günümüz uluslararası sisteminde artan savaşlar ve süreklilik kazanan çatışma ortamı, bu sembolik alanın anlamını ve işlevini doğrudan dönüştürüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bayramlar artık daha katmanlı bir deneyim</strong></p>
<p>Küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan çatışmaların yalnızca siyasi dengeleri değil, gündelik yaşam pratiklerini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar klasik anlamda bir birleşme ve yakınlaşma zemini olma özelliğini tamamen kaybetmiş değil. Ancak içinde bulunulan koşulların izlerini taşıyan daha katmanlı bir deneyime dönüşmüş durumda.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal duygu rejimi değişiyor</strong></p>
<p>Savaş ve belirsizlik ortamlarının bireylerin duygusal dünyasını etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaş ve çatışma ortamlarının en belirgin etkilerinden biri, toplumsal duygu rejimlerinde meydana gelen değişimdir. Güvensizlik, belirsizlik ve tehdit algısının arttığı dönemlerde bireylerin kolektif ritüellere yüklediği anlam da farklılaşır. Bayramlar hâlâ kutlanmakta; ritüeller sürdürülmekte, ancak bu ritüellerin arka planındaki duygusal yoğunluk ve toplumsal karşılığı önemli ölçüde dönüşmektedir. Coşku yerini daha temkinli ve yer yer buruk bir sevinç haline bırakırken, toplumsal birliktelikler daha sınırlı ve kontrollü bir çerçevede gerçekleşmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bayram, çatışma bölgelerinde bir ‘dayanma pratiğine’ dönüşüyor</strong></p>
<p>Çatışma bölgelerinde bayramların çok daha farklı yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu dönüşümün en çarpıcı boyutu doğrudan çatışma bölgelerinde yaşayan insanların deneyimlerinde görülür. Günlük hayatın sürekli tehdit altında olduğu, siren seslerinin ve patlamaların sıradanlaştığı ortamlarda bayram, alışıldık anlamından uzaklaşır. İnsanlar bir yandan hayatta kalma refleksiyle hareket ederken, diğer yandan bayramın ritüellerini sürdürebilmek için çaba gösterir. Bu durum, korku ile umut, kayıp ile tutunma arzusu arasında gidip gelen yoğun bir psikolojik gerilim üretir. Bayram, bu koşullarda neşeden çok bir dayanma ve devam edebilme pratiğine dönüşür.”</p>
<p><strong>Savaşın etkisi sınırları aşıyor</strong></p>
<p>Savaşların yalnızca çatışma bölgelerini etkilemediğini ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaşların etkisi yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı değildir. Sıcak savaşın doğrudan yaşanmadığı toplumlarda da bu süreçlerin çok katmanlı etkileri hissedilmektedir. Ekonomik dalgalanmalar, artan hayat pahalılığı ve temel ihtiyaçlardaki belirsizlikler gündelik yaşamı zorlaştırırken; insanlar bir yandan başka coğrafyalardaki acılara empatiyle yaklaşmakta, diğer yandan bu çatışmaların kendilerine de sıçrayabileceği endişesini taşımaktadır. Bu durum, bayramların hem maddi hem de duygusal boyutunu derinden etkileyerek, onları daha temkinli ve karmaşık bir duygu deneyimine dönüştürmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Genelleşmiş tehdit algısı bayramın ruhunu değiştiriyor</strong></p>
<p>Sürekli savaş haberlerine maruz kalmanın bireylerin ruh halini etkilediğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sürekli olarak savaş haberlerine maruz kalmak, küresel belirsizlik hissi ve geleceğe dair artan kaygı, bireylerin ruh halini derinden etkilemektedir. Güvende olunan bir coğrafyada yaşansa bile, genelleşmiş tehdit algısı bireylerin zihninde yer etmekte ve bu durum bayramların duygusal tonunu değiştirmektedir. İnsanlar bayramı yaşarken bir yandan da dünyanın farklı yerlerinde yaşanan acıların farkındalığını taşımakta; bu da sevinç ile hüzün arasında ikili bir duygu durumu yaratmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramlar küresel etkilerden bağımsız değil</strong></p>
<p>Bu süreci sosyolojik açıdan “dolaylı etkilenme” olarak tanımlayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bireyler doğrudan çatışmanın içinde olmasalar bile, küresel sistemin parçası olmaları nedeniyle bu süreçlerin ekonomik, psikolojik ve kültürel sonuçlarını deneyimler. Bu da bayramların yalnızca yerel değil, aynı zamanda küresel gelişmelerden etkilenen bir toplumsal pratik olduğunu ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kamusal dilde barış vurgusu geri planda kalabiliyor</strong></p>
<p>Bayram dönemlerindeki söylemlere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Kamusal söylem de bu dönüşümün önemli bir parçasıdır. Bayram dönemlerinde yapılan açıklamalar, siyasal aktörlerin dili ve medya çerçeveleri incelendiğinde, barış ve merhamet vurgusunun yer yer geri planda kaldığı; buna karşılık güvenlik, mücadele ve güç söylemlerinin daha görünür hale geldiği dikkat çekmektedir. Bu durum, bayramların sembolik anlamının siyasal bağlam içinde yeniden şekillendiğini göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramların iki katmanlı yapısı var</strong></p>
<p>Bayramların hem bireysel hem de toplumsal boyutuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şunları söyledi:</p>
<p>“Bayramların iki katmanlı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir; bireyin iç dünyasında oluşan anlam ve içinde bulunduğu dışsal koşullar. Savaş ve çatışma ortamı bu iki katman arasındaki ilişkiyi yeniden düzenler. Dış koşullar bayramın nasıl yaşanacağını sınırlandırırken, içsel değerler bu sınırlar içinde bayramın anlamını belirler. Bayramlar bu nedenle yalnızca kültürel bir süreklilik unsuru değil, aynı zamanda toplumsal yapının, değerler sisteminin ve kolektif bilinç durumunun analiz edilebildiği önemli bir sosyolojik gösterge işlevi görmektedir. Toplumların içinde bulunduğu ruh hali, dayanışma kapasitesi ve değerler sistemi, bayramların yaşanma biçiminde somutlaşır. Çatışma ortamlarının yoğunlaştığı dönemlerde bayramların daha sessiz, daha temkinli ve daha içe dönük bir karakter kazanması, bu dönüşümün en görünür işaretlerinden biridir.”</p>
<p><strong>Tüm zorluklara rağmen bayramlar varlığını sürdürüyor</strong></p>
<p>Tüm bu değişimlere rağmen bayramların ortadan kalkmadığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tüm bu dönüşüme rağmen bayramlar tamamen ortadan kalkmaz; aksine yeni koşullara uyum sağlayarak varlığını sürdürür. Bu süreçte bayramlar, bireylerin anlam arayışına cevap veren, toplumsal bağları asgari düzeyde de olsa koruyan ve insanın ‘insan kalma’ çabasını destekleyen bir işlev üstlenir. Bu işlev, özellikle belirsizlik ve kaygının yoğunlaştığı dönemlerde daha da görünür hale gelmektedir. Bayramların bugünkü durumu, yalnızca kültürel bir değişimi değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız çağın ruhunu yansıtan önemli bir göstergedir. Bu çerçevede bayramlar, yalnızca geleneksel bir pratik değil, aynı zamanda mevcut toplumsal koşullardan etkilenen dinamik bir sosyolojik alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, bayramların taşıdığı anlamın korunmasının artık yalnızca kültürel bir mesele değil, aynı zamanda etik ve insani bir sorumluluk haline geldiğini göstermektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi Engel Tanımayan Yüreklerle Milli Ruhu Yansıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-engel-tanimayan-yureklerle-milli-ruhu-yansitti-620482</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlar]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[izleyen]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[tanımayan]]></category>
		<category><![CDATA[yüreklerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği anlamlı etkinlikte engelli çocuklar, İstiklal Marşı'nın Kabulü’nün 105. yılı ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yılı anısına sahne aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-engel-tanimayan-yureklerle-milli-ruhu-yansitti-620482">Osmangazi Belediyesi Engel Tanımayan Yüreklerle Milli Ruhu Yansıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği anlamlı etkinlikte engelli çocuklar, İstiklal Marşı&#8217;nın Kabulü’nün 105. yılı ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yılı anısına sahne aldı. Ay-yıldız koreografisi, piyes ve türkülerle izleyenlere duygu dolu anlar yaşatan program, milli birlik ve dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Engelli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılımını sağlama amacıyla çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi ile anlam dolu bir etkinliğe imza attı. İstiklal Marşı&#8217;nın Kabulü’nün 105. yıl dönümü ile Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda engelli çocuklar ve bireyler sahne alarak izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Milli birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir şekilde hissedildiği etkinlikte engelli çocuklar, özel olarak hazırladıkları anlamlı gösteriyle büyük beğeni topladı. Program kapsamında çocuklar, ellerinde taşıdıkları ay ve yıldız figürleriyle Türk bayrağını sembolize eden koreografik bir gösteri sergiledi. Sahnedeki görüntüler izleyenlere hem gurur hem de duygu dolu anlar yaşatırken, salonu dolduran vatandaşlar çocukları uzun süre alkışladı. Etkinlikte aynı zamanda tarih ve vefa duygusunun güçlü bir anlatımı da sahnelendi. Engelli bireyler tarafından hazırlanan ve Çanakkale Zaferi’nin ruhunu yansıtan piyes, izleyicilerden tam not aldı. Piyeste, vatan uğruna verilen mücadele, fedakarlık ve kahramanlık duyguları etkileyici bir şekilde anlatıldı. Program, müzik dinletileriyle devam etti. İbrahim Parlak ve Berfin Özdal, seslendirdikleri türkülerle izleyenlerin yüreğine dokundu. Duygu dolu eserler eşliğinde salonu kaplayan atmosfer, milli değerlerin ve dayanışma ruhunun en güzel örneklerinden birini ortaya koydu.</p>
<p><b>“Büyük Bir Motivasyonla Çalışmaya Devam Edeceğiz”</b></p>
<p>Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi Başkanı Orhan Koca, göreve geldikleri ilk günden itibaren büyük bir motivasyonla çalıştıklarını kaydetti. Başkan Koca, “Eğitimde, istihdamda, kültürel, sporsal faaliyetlerde Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’ın destekleriyle çalışmalarımıza adım adım devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bu akşamın hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki süreçlerde Osmangazi Engelliler Meclisi olarak 17 ilçemizin her birinde engelli bireylerin hayatın her alanında sadece aktif olabilmeleri değil, söz sahibi de olabilmeleri adına büyük bir motivasyonla çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Duygu Dolu Anlar Yaşattılar</b></p>
<p>Etkinliği izleyen CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz de, “Toplumda yaşayan tüm unsurların ihtiyaçları karşılanırsa, huzurlu olursa, akşam yattığında mutluysa, o zaman geleceğe güvenle bakar. Sizler de bu güler yüzlerle, bu sevgi dolu yaşam ile, bu kadar güzel çocuklarımızla birlikte onu tamamlamışsınız, sizleri kutluyorum.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi Eğitmeni H. Ece Küçük ise, “İstiklal Marşı, bir milletin bağımsız yaşama kararlılığının güçlü bir ifadesidir. Büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a, bu eşsiz eseri bizlere miras bıraktığı için sonsuz rahmet diliyoruz. 18 Mart ise tarihimizin en büyük destanlarından biridir. Cesaret, fedakarlık, birlik olmanın ne demek olduğunu dünyaya gösterdiğimiz bir gündür.” diye konuştu.</p>
<p>Program boyunca engelli bireyler, sergiledikleri performanslarla duygu dolu anlar yaşattı. Etkinliğin sonunda protokol üyeleri, Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri ve engelli bireyler, günün anısına hatıra karesinde yeniden bir araya gelerek, sevgiyle dolan bir bütünleşme mesajı verdi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-engel-tanimayan-yureklerle-milli-ruhu-yansitti-620482">Osmangazi Belediyesi Engel Tanımayan Yüreklerle Milli Ruhu Yansıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık&#8217;ta Duygu Dolu Tiyatro Akşamı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-duygu-dolu-tiyatro-aksami-619676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akşamı]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uşak, İzmir Karabağlar, Ödemiş, Urla, Mersin, Burhaniye, İstanbul Kartal, Şişli, Maltepe ve Bursa’da turneye çıkan; Ayvalık Belediyesi Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde ise 43’üncü kez perde açan “Seni Alırsa Fırtına” adlı oyun yine büyük ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-duygu-dolu-tiyatro-aksami-619676">Ayvalık&#8217;ta Duygu Dolu Tiyatro Akşamı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşak, İzmir Karabağlar, Ödemiş, Urla, Mersin, Burhaniye, İstanbul Kartal, Şişli, Maltepe ve Bursa’da turneye çıkan; Ayvalık Belediyesi Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde ise 43’üncü kez perde açan “Seni Alırsa Fırtına” adlı oyun yine büyük ilgi gördü.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>300 kişilik salonu dolduran tiyatroseverler, oyun sonunda sanatçıları dakikalarca ayakta alkışladı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Kentin kültür ve sanat hayatını canlı tutmak amacıyla tiyatro ve sanat etkinliklerini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Sanatseverler Alkışlarla Eşlik Etti</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Kültür ve sanatın kenti Ayvalık’ta duygu dolu bir tiyatro gecesi yaşandı. Ayvalık Belediyesi Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Seni Alırsa Fırtına”, izleyicilerle buluşarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde sahnelenen oyunda salonu dolduran tiyatroseverler, zaman zaman duygusal anlar yaşarken zaman zaman da alkışlarıyla oyunculara eşlik etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Yönetmenin Düşü Gerçek Oldu</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Oyuncular Erkan Çılak ve Arzu Yanardağ, sahnedeki güçlü performanslarıyla izleyicilere etkileyici bir akşam yaşattı. Yoğun ilgi nedeniyle bazı izleyiciler salona sığmazken, oyun sonunda tiyatro ekibi uzun süre ayakta alkışlandı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Selamlamanın ardından konuşan Ayvalık Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erkan Çılak, çocukluk yıllarında kurduğu büyük bir hayalin gerçekleştiğini belirterek duygusal anlar yaşadı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Ayvalık Uzun Yıllar Tiyatro Sahnesine Hasret Kaldı”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Çocukluğundan bu yana Ayvalık’ta gerçek anlamda bir tiyatro sahnesi hayal ettiğini anlatan Erkan Çılak, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>“Modern ve büyük bir sahne Ayvalık için önemli bir ihtiyaçtı. Oyun başlamadan dakikalar önce salonun tamamen dolduğunu görmek, hayalini kurduğum bir düşün gerçeğe dönüşmesiydi. Bu kültür merkezinin yapılmasında büyük emeği olan Belediye Başkanımız Mesut Ergin’e, belediyemizde çalışan tüm arkadaşlarımıza, katkı sağlayan herkese ve Kültür Müdürlüğü’ndeki çalışma arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum. Bu yapı Ayvalık için eşsiz bir imza. Ayvalık uzun yıllar tam donanımlı bir tiyatro sahnesine hasret kaldı. Oysa 1937 yılında 11 farklı oyunun sahnelendiği bir kentten söz ediyoruz. Hatta o yıllarda Türkiye’de bulunan altı jeneratörden biri, Ayvalık’taki tiyatro oyunları için burada bulunduruluyordu. Ne yazık ki kentimiz tiyatro sahnesi açısından uzun süre ihmal edildi. Ama artık böyle güzel bir sahnemiz var. Nice oyunlara…”</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-duygu-dolu-tiyatro-aksami-619676">Ayvalık&#8217;ta Duygu Dolu Tiyatro Akşamı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nedensiz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong>  pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir! </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong> mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  <strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, </strong> klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Gün ışığıyla temasınızı artırın</strong></p>
<p>Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.</p>
<p><strong>Uyku düzeninizi koruyun</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir. </p>
<p><strong>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.  </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor. </p>
<p><strong>Sosyal bağlarınızı sürdürün</strong></p>
<p>İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Günlük küçük rutinler oluşturun</strong></p>
<p>Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor. </p>
<p><strong>Duygularınızı normalleştirin</strong></p>
<p>“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Dijital yükünüzü azaltın</strong></p>
<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.</p>
<p><strong>Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin</strong></p>
<p>Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor. </p>
<p><strong>Destek almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu sömürüsüne izin vermeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-somurusune-izin-vermeyin-618230</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 13:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüsüne]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşların]]></category>
		<category><![CDATA[vermeyin]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekipleri, dilencilik yaparak vatandaşların duygularını istismar edenlere karşı denetimlerini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-somurusune-izin-vermeyin-618230">Duygu sömürüsüne izin vermeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekipleri, dilencilik yaparak vatandaşların duygularını istismar edenlere karşı denetimlerini sürdürüyor. Zabıta Dairesi Başkanlığı, vatandaşların dilencilere itibar etmemesini ve yardımlarını ilgili kurumlar aracılığıyla gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalarını istedi.</p>
<p><b>DENETİMLER KENT GENELİNDE SIKLAŞTIRILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri; cami önleri, meydanlar, ana arterler ve AVM çevrelerinde eş zamanlı denetimler gerçekleştirdi. Yapılan kontrollerde duygu sömürüsü yaparak para talep eden kişiler hakkında yasal işlem uygulandı. Ekipler, özellikle Ramazan ayında artış gösteren bu tür faaliyetlere karşı denetimlerin aralıksız süreceğini bildirdi.</p>
<p><b>DUYGU SÖMÜRÜSÜNE GEÇİT YOK</b></p>
<p>Büyükşehir Zabıtası, kamu düzeninin korunması ve vatandaşların iyi niyetinin suistimal edilmemesi adına çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Yetkililer, bu tür durumlarla karşılaşan vatandaşların 153 Çağrı Merkezi üzerinden ihbarda bulunabileceklerini hatırlattı.</p>
<p><b>GERÇEK İHTİYAÇ SAHİPLERİ MAĞDUR EDİLMİYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, vatandaşların dini ve insani duygularını istismar ederek para talep eden kişilere kesinlikle para verilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, gerçek ihtiyaç sahiplerinin belediyenin sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda profesyonel ekiplerce tespit edildiği, ayni ve nakdi yardımların kayıtlı sistem üzerinden düzenli olarak ulaştırıldığı belirtildi. Vatandaşların sokakta para vermek yerine resmi yardım kanallarını tercih etmeleri istendi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-somurusune-izin-vermeyin-618230">Duygu sömürüsüne izin vermeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bağ Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[roller]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların toplumsal ve biyolojik baskılar altında psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal becerilerini nasıl geliştirdiği ile güçlerini korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862">Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların toplumsal ve biyolojik baskılar altında psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal becerilerini nasıl geliştirdiği ile güçlerini korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir! </strong></p>
<p>Kadın olmanın psikolojik boyutunun çok katmanlı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Hem toplumsal beklentiler hem de biyolojik gerçekliklerden etkilenir.” dedi.</p>
<p>Toplumsal roller ve biyolojik yapının etkilerinin kadının psikolojisini hem koruyucu hem de zorlayıcı yönde etkileyebildiğini aktaran Demirsoy, “Bu etkinin yönü, kültüre, sosyo-ekonomik koşullara, aile yapısına ve bireysel kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterir. Çoğu kültürde kadının yetiştirilişinde uyumlu, fedakar ve kusursuz olma gibi özellikler beklenir. Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir. Adet görme, hamilelik, lohusalık ve menopoz gibi biyolojik döngüler duygu durumunda dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca güzellik, gençlik gibi kültürel standartlar, kadınlarda öz güven sorunları, kaygı bozuklukları veya yeme bozukluklarına neden olabilecek baskılar yaratabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorluklarla başa çıkmak, kadınların dayanıklılığını güçlendiriyor! </strong></p>
<p>Kadının üzerindeki ‘iyi bir anne’, ‘mükemmel eş’, ‘hayırlı evlat’, ‘başarılı çalışan’ gibi çoklu toplumsal rollerin psikolojik açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bu rollerin getirdiği güçlüklerin yanı sıra, kadının kendi içselleştirdiği kalıp düşünceler ve yüksek standartlar da kendine zorlayıcı beklentiler oluşturabilir.” dedi.</p>
<p>Demirsoy şöyle devam etti:</p>
<p>“Hatalı başa çıkma stratejileri, duyguları bastırma veya sınır çizmede güçlükler öz saygı düşüklüğüne yol açabilir; aşırı sorumluluk almak ise kronik stres, depresyon ve kaygıya zemin hazırlayabilir. Öte yandan bu zorluklarla başa çıkma süreci, kadınlarda dayanıklılık kapasitesinin, empati yeteneğinin ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayarak koruyucu bir rol oynayabilir.”</p>
<p><strong>Kadınlar, yönlendirildikleri roller sayesinde empati ve bağ kurma becerilerini geliştirir! </strong></p>
<p>Kadınların daha duygusal ve empatik olduğu söylemlerinin, tümüyle gerçeği yansıtmadığına değinen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Empati, biyolojik, gelişimsel ve toplumsal etkenlerle şekillenir. Örneğin oksitosin, duygusal hassasiyeti ve sosyal bağ kurmayı artırabilir; östrojen ise duygusal ipuçlarına duyarlılığı etkileyerek kadınların duyguları daha hızlı tanımasını sağlayabilir. Ancak bu farklılıklar çoğunlukla yaşam deneyimleriyle edinilir.” dedi.</p>
<p>Çocukluktan itibaren kız çocuklarına ‘nazik ol, başkalarını düşün, duygularını ifade et’ mesajları verilirken, erkek çocuklara daha bağımsız roller atandığına dikkat çeken Demirsoy, “Kadınlar bakım verme ve ilişki kurma rollerine daha çok yönlendirildiği için empati ve sosyal bağ kurma becerileri daha fazla gelişir. Bu beceriler, stresli durumlarda sosyal destek kaynaklarının etkili kullanılmasını sağlar ve yalnızlık, depresyon gibi olumsuz sonuçlara karşı koruyucu olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği, kadınların sosyal ilişkilerini güçlendiriyor! </strong></p>
<p>Kadın olmanın gücünün sosyal, duygusal ve psikolojik alanlarda kendini gösterdiğine işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Sosyal açıdan, gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği kadınların arkadaşlık ve aile ilişkilerini güçlendirir, daha sağlam sosyal ağlar oluşturur.” dedi.</p>
<p>Bu ağların, stresle başa çıkmada önemli bir koruyucu faktör olduğunu kaydeden Demirsoy, “Duygusal açıdan, paylaşılan duygular yükün hafiflemesini sağlar ve rahatlamaya katkı sunar. Yaşamın farklı alanlarındaki rollerini dengeleme durumunda kalmak, kadınlarda esnek düşünme, uyum yeteneği ve problem çözme becerilerini geliştirir. Bu beceriler, sosyal yaşamda ve mesleki alanlarda avantaj sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kadınlar güçlerini korumak için sınır koymayı ve ‘hayır’ demeyi bilmeli! </strong></p>
<p>Kadınların stres ve baskı altında genellikle duygu odaklı ve ilişki temelli başa çıkma stratejilerini kullandıklarının altını çizen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ancak, duygularını paylaşma, yakın ilişkilerden destek alma ve sosyal ağları kullanma gibi bu güçlü yanlar doğru kullanılmadığında zarar verici olabilir. Önemli olan duygusal enerjiyi kendisini güçlendiren bir kaynak olarak kullanmaktır.” dedi.</p>
<p>Kadınların güçlerini koruyabilmeleri için günlük yaşamda neler yapmaları gerektiği hakkında bilgi veren Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Empatiyi dengeli kullanmaları, kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeden sınır koyabilmeleri ve ‘hayır’ diyebilmeleri gerekir. Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşüncelere odaklanmak, iç konuşmaları fark etmek ve gerekirse değiştirmek etkili yöntemlerdir. Örneğin, ‘yetersizim’ yerine ‘gelişiyorum’, ‘yapamam’ yerine ‘nasıl yapabilirim?’ demek özgüveni güçlendirir.</p>
<p>Bedensel egzersizler, yürüyüş, yoga, nefes egzersizleri ve dans gibi aktiviteler, hem bedensel farkındalık sağlar hem de kadının kendi gücünü hissetmesine ve geliştirmesine katkıda bulunur. Ayrıca bir ‘başarı günlüğü’ tutmak, her gün küçük de olsa başardığı şeyleri yazmak, beynin eksikliklere odaklanma eğilimini kırarak özgüveni artırır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-zorluklarla-gucleniyor-617862">Kadınlar zorluklarla güçleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[atipik]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[reddedilme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, atipik depresyonun belirtileri, risk faktörleri, günlük yaşama etkileri ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228">Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, atipik depresyonun belirtileri, risk faktörleri, günlük yaşama etkileri ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Atipik depresyon, duygudurumun olaylara tepkisel olmasıyla ayırt ediliyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun, depresyonun belirli özgün belirtilerle seyreden bir alt tipi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin “Klasik (majör) depresyondan en önemli farkı, duygudurumun çevresel olaylara tepkisel olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Kişinin iç dünyasında yoğun bir çökkünlük yaşarken, dışarıdan zaman zaman enerjik ve iyi görünebileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Olumlu bir gelişme karşısında kısa süreli bir iyilik hali oluşabilir; ancak bu düzelme kalıcı değildir ve yeniden depresif duygu durumuna dönülür. Bu tabloda sıklıkla aşırı uyuma, iştah artışı, kilo alma, kollar ve bacaklarda ‘kurşun ağırlığı’ olarak tarif edilen ağırlaşma hissi ve kişilerarası ilişkilerde reddedilmeye belirgin duyarlılık görülür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Depresyon tanısı alan bireylerin yaklaşık yüzde 15 ila 29’unda atipik özellikler görülebilir!</strong></p>
<p>‘Atipik’ kelimesinin ‘tipik olmayan’ anlamına geldiğini ancak ismine rağmen nadir bir tablo olmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Depresyon tanısı alan bireylerin yaklaşık yüzde 15 ila 29’unda atipik özellikler görülebilir.” dedi.</p>
<p>Halk arasında ‘kurşun ağırlığı’ ya da ‘kurşun paralizi’ olarak ifade edilen bu belirtinin, kişinin kollarında ve bacaklarında gerçek bir fiziksel ağırlık varmış gibi hissetmesi olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum yoğun yorgunluk ve harekete geçmede zorlanma yaratır. Hem biyolojik hem psikolojik boyutu vardır. Beyindeki serotonin, dopamin ve noradrenalin düzeylerindeki değişiklikler ile stres hormonu dengesizlikleri biyolojik zemini oluştururken; motivasyon kaybı, umutsuzluk ve isteksizlik de hareketi zorlaştıran psikolojik faktörlerdir. Bu belirti kişinin iradesizliği ya da ‘numara yapması’ olarak değerlendirilmemelidir.”</p>
<p><strong>Atipik depresyonda enerji düşüklüğü ve aşırı uyuma, günlük yaşamı zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonda enerji düşüklüğü ve aşırı uyuma eğiliminin, işe ya da sorumluluklara başlamayı ve sürdürmeyi zorlaştırdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Zamanla erteleme, kaçınma ve sosyal geri çekilme artabilir.” dedi.</p>
<p>Artmış iştah ve özellikle karbonhidrat isteğinin kilo değişimlerine ve beden algısı sorunlarına yol açabileceğine de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Kişilerarası ilişkilerde ise reddedilmeye duyarlılık ön plandadır. Küçük bir eleştiri ya da ilgisizlik işareti yoğun değersizlik duygularını tetikleyebilir. Gün içinde duygusal iniş çıkışlar yaşanması da ilişkileri zorlaştırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Atipik depresyon kadınlarda daha sık görülüyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun genellikle ergenlik sonu ve erken yetişkinlik döneminde başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Ergenlerde tablonun çabuk sinirlenme, aileye karşı öfke, alınganlık ve anlaşılmadığını düşünme gibi belirtilerle daha belirgin hale gelebileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, reddedilmeye duyarlılığın bu yaş grubunda daha dramatik yaşanabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Atipik depresyonun ortaya çıkışı birçok nedene bağlı!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun ortaya çıkışının tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ailesinde depresyon, bipolar bozukluk ya da anksiyete bozukluğu bulunan kişilerde risk artar. Beyin kimyasındaki değişiklikler ve stres hormonu dengesizlikleri etkili olabilir. Erken dönem ebeveyn ilişkileri, baş etme biçimleri ve güncel stres faktörleri tabloyu şekillendirebilir.”</p>
<p><strong>Atipik depresyon tedavisinde temel yaklaşım ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri!</strong></p>
<p>Atipik depresyon tedavisinde temel yaklaşımın ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Ancak belirtilerin yapısı nedeniyle bazı farklılıklar olabilir.” dedi.</p>
<p>Aşırı uyuma ve enerji düşüklüğünün ön planda olduğu durumlarda daha aktive edici özellikte antidepresanlar tercih edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Psikoterapide ise duygudurumun çevresel olaylara bağlı değişkenliği, ilişkilerde kırılganlık ve reddedilme duyarlılığı üzerinde özellikle durulur. Başvurular çoğunlukla, ilişki sorunları ve terk edilme korkusu, eleştiriye aşırı hassasiyet, özsaygı ve değersizlik duyguları, motivasyon eksikliği ve erteleme ile duygusal yeme davranışları şeklinde olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erken müdahale kronikleşme riskini azaltır!</strong></p>
<p>Atipik depresyon tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilen, dalgalı ancak kalıcı bir seyir gösterebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Erken müdahale kronikleşme riskini azaltır.” dedi.</p>
<p>Hangi belirtiler ciddiye alınması gerektiği hakkında bilgi paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Küçük olaylara karşı aşırı duygusal yıkım, günde 10–12 saatten fazla uyuma ve yataktan çıkmakta zorlanma, belirgin iştah artışı ve kilo değişimi, reddedilmeye aşırı hassasiyet, iki haftadan uzun süren çökkünlük, işlevsellikte belirgin düşüş, sürekli değersizlik, umutsuzluk ya da yaşamın anlamsız olduğu düşünceleri günlük yaşamı ve ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa bir psikiyatri uzmanına başvurmak önemlidir. Erken destek, iyileşme sürecini kolaylaştırır ve uzun vadeli riskleri azaltır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228">Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kalbimde Kimler Var?&#8221; atölyesi 14 Şubat&#8217;ta çocuklarla buluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbimde-kimler-var-atolyesi-14-subatta-cocuklarla-bulusuyor-612472</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kalbimde]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612472</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla “Kalbimde Kimler Var” adlı atölyeyi, 14 Şubat Cuma saat 11.00’de Kent Kütüphanesi’nde düzenleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbimde-kimler-var-atolyesi-14-subatta-cocuklarla-bulusuyor-612472">&#8220;Kalbimde Kimler Var?&#8221; atölyesi 14 Şubat&#8217;ta çocuklarla buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla “Kalbimde Kimler Var” adlı atölyeyi, 14 Şubat Cuma saat 11.00’de Kent Kütüphanesi’nde düzenleyecek. 8-10 yaş grubundaki çocuklar kalplerinde özel bir yere sahip olan kişilere sevgi mektupları yazarak iç dünyalarını keşfetme imkânı bulacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler Şube Müdürlüğü, 8-10 yaş grubundaki çocuklara yönelik “Kalbimde Kimler Var” adlı atölyeyi düzenleyecek. Atölye, çocukların sevgi, bağ kurma, empati ve aidiyet gibi temel duygular üzerine düşünmelerini ve bu duyguları ifade edebilmelerini amaçlıyor. Atölyenin önemli etkinliklerinden biri olarak çocuklar, kalplerinde özel bir yere sahip olan kişilere sevgi mektupları yazacak. Bu çalışma ile çocukların duygu ve düşüncelerini yazılı olarak ifade etmeleri, sevgi kavramını somutlaştırmaları ve duygusal farkındalık kazanmaları hedefleniyor. Yazılan mektuplar, çocukların empati kurma, düşüncelerini paylaşma ve kendilerini ifade etme becerilerini destekleyen yaratıcı bir araç olarak atölyenin merkezinde yer alacak.</p>
<p><strong>Başvuru yapılabiliyor</strong></p>
<p>Atölyenin yürütücülüğünü Sıla Topçam üstlenirken, etkinlik çocukların yaş gruplarına uygun, güvenli ve katılımcı bir ortamda gerçekleştirilecek. Yaratıcı uygulamalar ve rehberli çalışmalar eşliğinde ilerleyecek atölye, çocukların hem bireysel hem de sosyal gelişimlerine katkı sunmayı hedefliyor. 15 kişilik kontenjanı bulunan atölyeye başvurmak için izmir.art adresi ziyaret edilebiliyor ya da 0232 293 41 77 numaralı telefon aranabiliyor.</p>
<p><strong>Çok yönlü sevgi vurgusu</strong></p>
<p>14 Şubat’ta düzenlenecek “Kalbimde Kimler Var?” atölyesi, sevginin<br />aile, arkadaşlar, doğa, hayvanlar ve hayata dair pek çok bağ üzerinden var olabileceğine dikkat çekiyor. Çocukların bu çok yönlü sevgi ilişkilerini fark etmeleri ve ifade etmeleri amaçlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbimde-kimler-var-atolyesi-14-subatta-cocuklarla-bulusuyor-612472">&#8220;Kalbimde Kimler Var?&#8221; atölyesi 14 Şubat&#8217;ta çocuklarla buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de 6 Şubat Depremlerinin Yıl Dönümünde Duygu Dolu Anma Programı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-6-subat-depremlerinin-yil-donumunde-duygu-dolu-anma-programi-611445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 11:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[dönümünde]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde düzenlediği fotoğraf gösterimi ve anma dinletisiyle hayatını kaybeden vatandaşları saygıyla andı, deprem gerçeğine ise bir kez daha dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-6-subat-depremlerinin-yil-donumunde-duygu-dolu-anma-programi-611445">Osmangazi&#8217;de 6 Şubat Depremlerinin Yıl Dönümünde Duygu Dolu Anma Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde düzenlediği fotoğraf gösterimi ve anma dinletisiyle hayatını kaybeden vatandaşları saygıyla andı, deprem gerçeğine ise bir kez daha dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, 6 Şubat’ta meydana gelen ve Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, Malatya ile Elazığ’ı etkileyen deprem felaketinin yıl dönümünde anma programları gerçekleştirdi. Osmangazi Kent Konseyi işbirliğiyle düzenlenen programa Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve yürütme kurulu üyeleri, STK ve dernek temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Osmangazi Gösteri Merkezi’ndeki anma gecesinde hafızalarda derin izler bırakan büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlar saygı ve özlemle anılırken, deprem gerçeğine bir kez daha dikkat çekildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Deprem Bir Gerçek, Hazırlıklı Olmak Zorunluluktur”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı yaptığı konuşmada, “Türkiye tarihinin en uzun ve en soğuk gecesine uyandık. Zaman durdu, o gece 11 ilimizde sadece binalar yıkılmadı, hayaller, çocukluklar ve koca bir gelecek sarsıldı. Binalara binlerce canımızı toprağa verdik ancak o karanlığın içerisinde bir tek şeyi gördük, milletimizin sarsılmaz dayanışmasıyla hepimiz tek yürek olduk. Unutmamak, tedbir almaktır. Deprem, bir gerçek. Hazırlıklı olmak zorunluluktur anlayışıyla kent hafızamızı diri tutup, bilim ve ortak akılla şehirlerimizi güvenli hale getirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Yıkımın Boyutu Çarpıcı Karelerle Aktarıldı</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursalıların yoğun bir katılımla duyguları paylaştığı gecede Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve BURFOD Yönetim Kurulu Üyesi Alper Keskin’in ‘Deprem Geliyorum Der’ adlı çalışması izleyicilerle buluştu. Depremden etkilenen il ve ilçe merkezlerinde çekilen fotoğraf ve videolardan oluşan multivizyon gösterisi, yaşanan acıları ve bölgedeki yıkımın boyutunu çarpıcı karelerle bir kez daha gözler önüne sererken, katılımcılar gösterim sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Üzücü anlara şahitlik ettiklerine işaret eden Alper Keskin, “Enkazlarda insanlara ders olabilecek, farkındalık uyandırıp deprem anında neler yapabilirizi sorgulatabilecek fotoğraflardan oluşan seçki hazırladık.” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Ezgiler Dayanışma Ruhunu Pekiştirdi</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akabinde toplumsal hafızanın canlı tutulması ve depremlerin unutulmaması adına düzenlenen anma programı kapsamında, 6 Şubat anısına anma dinletisi gerçekleştirildi. Saz sanatçıları Ozan Sari, Mahmut Cemal Sari ve konuk sanatçı Cihan Öztürk’un yorumuyla sunulan ‘Feryad’ dinletisiyle, depremde hayatını kaybeden vatandaşlar saygı ve rahmetle anıldı. Salondan yükselen ezgiler, Bursalılarda hüzün oluştururken, dayanışma duygusunu da pekiştirdi. Sahnede depremden etkilenen 11 ilin türkülerine yer veren müzisyenler, duygularının oldukça yoğun olduğunu belirterek, bu özel geceyi tertip eden Osmangazi Belediyesi’ne, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a ve Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’e teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gecede aynı zamanda Osmangazi Belediyesi’ne bağlı Osmangazi Afet Acil Durum Arama Kurtarma ekibi ve ANDA Arama Kurtarma ekibi de hazır bulunarak, vatandaşlara bilgiler verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programın sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir ve Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, anma gecesine katılan STK ve dernek temsilcileri ile Alper Keskin ve müzisyenler Ozan Sari, Mahmut Cemal Sari ile Cihan Öztürk’e teşekkür belgesi takdiminde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-6-subat-depremlerinin-yil-donumunde-duygu-dolu-anma-programi-611445">Osmangazi&#8217;de 6 Şubat Depremlerinin Yıl Dönümünde Duygu Dolu Anma Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[derinleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital iletişim araçlarının hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, yalnızlık bireysel bir duygu olmanın ötesine geçerek küresel bir toplumsal soruna dönüşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306">Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital iletişim araçlarının hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, yalnızlık bireysel bir duygu olmanın ötesine geçerek küresel bir toplumsal soruna dönüşüyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Medya ve İletişim Doktora Programı kapsamında yürütülen bir doktora çalışması, dijital çağda yalnızlığın kuşaklar arası farklılıklar gösteren çok katmanlı bir olgu haline geldiğini ortaya koydu.</p>
<p>Dr. Yağmur Tanrıverdi tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay’ın yürüttüğü doktora tezinde, sosyal medya kullanımının insan ilişkilerinin niteliğini dönüştürdüğü ve bu dönüşümün giderek daha yalnız bireylerden oluşan bir toplumsal yapıyı beslediği belirlendi.</p>
<p>Araştırma, nitel yöntemle yürütüldü; X, Y ve Z kuşaklarından aktif sosyal medya kullanıcılarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler üzerinden dijital çağda sosyal ilişkilerin dönüşümü ve yalnızlık deneyimi incelendi. Görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA programı kullanılarak tematik analizle değerlendirildi; kuşaklar arası duygusal ifade farklılıklarını karşılaştırmak amacıyla LIWC-22 yazılımından yararlanıldı.</p>
<p><strong>Nitelikli ilişkilerin yerini yüzeysel bağlar aldı</strong></p>
<p>Araştırma bulguları, sosyal medya platformlarının iletişimi hızlandırmasına rağmen ilişkilerin derinliğini zayıflattığını gösteriyor. Özellikle X kuşağı katılımcılar, geçmişte emek ve süreklilik gerektiren “nitelikli ilişkilerin” yerini yüzeysel ve geçici bağların aldığını vurguluyor. Katılımcılar, sosyal medyadaki kalabalık arkadaş listelerinin gerçek hayattaki duygusal yakınlığı karşılamadığını ve bunun dijital yalnızlığı derinleştirdiğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Sosyal medyada “görmek”, gerçekten görüşmek mi?</strong></p>
<p>Çalışma, sanal ortamda sürekli haberdar olma halinin yüz yüze görüşme ihtiyacını azalttığını ortaya koyuyor. X ve Y kuşaklarına göre sosyal medya, insan ilişkilerini canlı tutan “merak duygusunu” zayıflatarak fiziksel buluşmaları erteliyor. Katılımcılar, birbirlerinin hayatlarını sosyal medya üzerinden takip etmenin “zaten görüşülüyormuş” hissi yarattığını, bunun da güçlü bir yalnızlık duygusuna yol açtığını belirtiyor. Bu durum, dijital çağın “birlikte yalnızlık” olgusunu güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Kıyas kültürü yalnızlığı derinleştiriyor</strong></p>
<p>Araştırmada öne çıkan bir diğer bulgu ise sosyal medyada yaygın olan kıyas kültürü. Özellikle Y ve Z kuşakları, başkalarının “en mutlu ve mükemmel” anlarının paylaşıldığı içeriklerden olumsuz etkileniyor. Katılımcılar, bu paylaşımların kendilerinde yetersizlik, mutsuzluk ve yalnızlık hislerini artırdığını ifade ediyor. “Herkes birlikte, ben neden yalnızım?” sorusu, bireylerin toplumdan uzaklaşmasına ve fiziksel izolasyona sürüklenmesine neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Dijital etkileşimler değersizlik hissi yaratabiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medya etkileşimlerinin günlük hayatın önemli bir parçası haline geldiği özellikle Z kuşağı katılımcılar, mesajlara geç yanıt verilmesi ya da hiç yanıt alınamaması durumunda kendilerini değersiz ve yalnız hissettiklerini dile getiriyor. Jest ve mimiklerden yoksun dijital iletişim ortamlarının yanlış anlaşılmalara açık olması, duygusal kırılganlığı daha da artırıyor.</p>
<p><strong>Kuşaklar arasında yalnızlığa bakış farklılaşıyor</strong></p>
<p>Araştırma sonuçları, yalnızlığın kuşaklar arasında farklı anlamlar taşıdığını gösteriyor. X ve Y kuşakları yalnızlığı üzüntü, dışlanma ve anlaşılmama duygularıyla ilişkilendirirken; Z kuşağı yalnızlığı kişisel gelişim için bir fırsat olarak değerlendirebiliyor. Ancak Z kuşağı da sosyal medyada beklediği ilgiyi göremediğinde yalnızlık hissinden olumsuz etkileniyor.</p>
<p><strong>Yalnızlık bireysel değil, yapısal bir sorun</strong></p>
<p>Çalışma, dijital çağda yalnızlığın yalnızca bireysel bir sorun değil, iletişim biçimlerinin ve platform kültürünün şekillendirdiği yapısal bir toplumsal mesele olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgular, dijital iletişimin insan ilişkilerinde nicelik değil nitelik üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagda-yalnizlik-derinlesiyor-610306">Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine Güvenen Sesler Güzelbahçe Sağlıklı Yaş Alma Merkezi&#8217;nde Yankılandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-guvenen-sesler-guzelbahce-saglikli-yas-alma-merkezinde-yankilandi-609244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güvenen]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[güzelbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[jüri]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesler]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi Sağlıklı Yaş alma Merkezi, ‘Kendime Güveniyorum’ temalı ses yarışmasının birincisini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-guvenen-sesler-guzelbahce-saglikli-yas-alma-merkezinde-yankilandi-609244">Kendine Güvenen Sesler Güzelbahçe Sağlıklı Yaş Alma Merkezi&#8217;nde Yankılandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi Sağlıklı Yaş alma Merkezi, ‘Kendime Güveniyorum’ temalı ses yarışmasının birincisini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdi. Güzelbahçe Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nde düzenlenen programa Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Malatya Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, belediye meclis üyeleri, çok sayıda vatandaş katıldı. CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek jüri üyesi olarak yer alırken diğer jüri üyeleri Müzisyen Korhan Özgören ve İzmir Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Aylin Odabaşı’ndan oluştu. 20 kadın ve bir erkekten oluşan 21 yarışmacı, serbest müzik türünde seslendirdikleri eserlerde; sesi doğru kullanma, şarkıyı ritmine uygun söyleme, şarkıyı doğru tonda seslendirme üzerinden jüriden puan topladı. Dereceye girenlerden birinci Fatoş Öztürk Yalı Balık Restoranda iki kişilik akşam yemeği kazanırken, ikinci olan Hasan Aksoy PADEL Spor Tesisleri’nden gün boyu tüm hizmetlerden ücretsiz yararlanma hakkı kazandı. üçüncü Mukadder Hoşoğlu ve jüri özel ödülü alan Nuran Uzun ve Ender Tokuç Güzbel Avlu Cafe’de iki kişilik akşam yemeği kazandı.<br />Güzelbahçe büyük bir aile<br />Yarışma öncesi konuşan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, ‘‘Bugün burada bir yarışmadan çok daha fazlası için bir aradayız. Bugün puanlamaktan, sıralamaktan ya da derece belirlemekten ziyade; kıymetli sesleri dinlemek, cesareti alkışlamak ve duyguları paylaşmak için buradayız. Bu anlamlı buluşmada 21 yarışmacımız sahne alıyor ve gururla söylemek isterim ki, bu yarışmacıların 20’si kadın. Her birini yürekten, gönülden tebrik ediyorum. Çünkü coğrafyamızda ve içinde yaşadığımız toplumda kadınlarımız ne yazık ki hâlâ büyük baskılarla, görünmez engellerle ve suskunluk dayatmalarıyla karşı karşıya kalıyor. İşte tam da bu yüzden, bugün burada yükselen her kadın sesi bizim için sadece bir şarkı değil; aynı zamanda bir duruş, bir cesaret ve bir umut ifadesidir. Bugün aramızda Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanımızın da jüri üyesi olarak bulunması bu buluşmaya ayrı bir değer katıyor. Kendilerine bu anlamlı katkıları için teşekkür ediyorum. Güzelbahçe olarak bizler büyük bir aileyiz. Birbirini dinleyen, destekleyen, alkışlayan ve birlikte güçlenen bir aileyiz. Bugün bu salonda kurulan bağ, paylaşılan heyecan ve yükselen sesler bunun en güzel göstergesidir. Bu duygu ve düşüncelerle, sahneye çıkan tüm yarışmacılarımızı bir kez daha yürekten tebrik ediyor; kendilerine keyifli, bol alkışlı ve unutulmaz bir sahne deneyimi diliyorum. Hepimize iyi eğlenceler’’ dedi.<br />Sizlerle olmak en büyük ödül<br />Etkinlikten büyük keyif aldığını ifade eden Malatya Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, ‘‘ Bugün burada sizlerin yanında bulunarak aslında en büyük ödülü ben aldım. Bu salonu dolduran enerji, paylaşılan duygu ve kurulan bu güçlü bağ benim için her türlü ödülün çok ötesinde. Bu kadar çok kadının bir arada olması, cesaretle sahneye çıkması ve sesini özgürce duyurması, Güzelbahçe’nin aydınlık yüzünü, çağdaş ve umut dolu ruhunu en güzel şekilde temsil ediyor. Tüm sesleri dinlerken yalnızca şarkıları değil; o şarkıların taşıdığı duyguları da hep birlikte yaşadık. Gösterdikleri cesaret, paylaştıkları duygu ve kattıkları değer için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca bu anlamlı ve kıymetli etkinliğin hayata geçirilmesinde emeği olan, vizyonu ve desteğiyle her zaman yanımızda olan Belediye Başkanımız Mustafa Günay’ı da içtenlikle tebrik ediyorum’’ diye konuştu.<br />Ajandamıza güzel bir anı daha ekliyoruz<br />‘Kendime Güveniyorum’ ses yarışmasına katılanları cesaretleri için tebrik eden Nermin Günay, ‘‘ Sağlıklı Yaş Alma Merkezimizde her gün farklı bir heyecanı, farklı bir güzelliği birlikte yaşıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu yarışma da, o farklılıklardan birinin ilk adımı, ilk denemesi. Bu programı önümüzdeki süreçte daha da geliştirerek, kapsamını genişleterek sürdürmeyi hedefliyoruz. Bugün burada attığımız bu adım, aslında birlikte üretmenin, birlikte cesaret etmenin çok kıymetli bir başlangıcı. “Kendime Güveniyorum” diyerek yarışmamıza katılan tüm arkadaşlarımıza yürekten başarılar diliyorum. Sahneye çıkma cesaretini gösteren, kendine inanan ve bu güzel anı bizimle paylaşan herkesi gönülden tebrik ediyorum. Bizim amacımız yarışmaktan çok daha fazlası. Birlikte olmak, birlikte gülmek, birlikte eğlenmek ve Sağlıklı Yaş Alma Merkezimizin ajandasına unutulmayacak, güzel bir anı bırakmak. Katılan, emek veren ve bu heyecanı bizimle paylaşan herkese çok teşekkür ediyorum’’ dedi.<br />Yarışma sonunda dereceye girenlere plaket ve hediyeleri takdim edildi. Tüm yarışmacılara çiçek ve teşekkür belgesi verilirken etkinlik günün anısına hatıra fotoğrafıyla sona erdi</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-guvenen-sesler-guzelbahce-saglikli-yas-alma-merkezinde-yankilandi-609244">Kendine Güvenen Sesler Güzelbahçe Sağlıklı Yaş Alma Merkezi&#8217;nde Yankılandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemlik&#8217;te Duygu Sömürüsüne Geçit Yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gemlikte-duygu-somurusune-gecit-yok-608607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:19:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[geçit]]></category>
		<category><![CDATA[gemlik]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüsüne]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, ilçe genelinde vatandaşların duygularını istismar ederek haksız kazanç elde eden kişilere yönelik denetimlerini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikte-duygu-somurusune-gecit-yok-608607">Gemlik&#8217;te Duygu Sömürüsüne Geçit Yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, ilçe genelinde vatandaşların duygularını istismar ederek haksız kazanç elde eden kişilere yönelik denetimlerini sürdürüyor.</p>
<p>Zabıta ekipleri tarafından çarşı merkezi, AVM önleri ve pazar yerlerinde gerçekleştirilen kontrollerde; ilçe ve il dışından geldikleri tespit edilen, kendilerini yardım ve ihtiyaç sahibi olarak tanıtarak esnafı ve vatandaşları hedef alan kişilere yönelik geniş çaplı uygulama yapıldı. Yapılan denetimlerde, “hastaneye yakınımız var”, “ameliyat olacağız” gibi ifadelerle duygu sömürüsü yapan şahıslara kesinlikle müsaade edilmedi.<br />Denetimler sırasında dilencilik yoluyla elde edildiği belirlenen paralara, mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere el konularak encümene sunulmak üzere işlem yapıldı. Ayrıca dilencilik yapan şahıslara, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 33. maddesi kapsamında idari para cezası uygulandı.</p>
<p>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Vatandaşlarımızın iyi niyetini istismar eden, duygu sömürüsü yaparak haksız kazanç sağlamaya çalışanlara kesinlikle izin vermiyoruz. Zabıta Müdürlüğümüz, İlçe Emniyet Müdürlüğümüz ile koordineli şekilde denetimlerini kararlılıkla sürdürüyor. Hemşehrilerimizden bu tür durumlarla karşılaştıklarında Zabıta Müdürlüğümüze bildirmelerini rica ederim” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikte-duygu-somurusune-gecit-yok-608607">Gemlik&#8217;te Duygu Sömürüsüne Geçit Yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerini]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlanması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!</strong></p>
<p>Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.</p>
<p>Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Sürekli güçlü görünme ihtiyacı,</strong> <strong>yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!</strong></p>
<p>Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.</p>
<p>Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!</strong></p>
<p>Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.</p>
<p>Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” </p>
<p><strong>Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!</strong></p>
<p>Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.</p>
<p>‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.</p>
<p>Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzbaşıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığının]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778">Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, zorbalık davranışlarının önemli bir bölümünün çocukların ev ortamında maruz kaldığı iletişim dili ve ebeveyn tutumlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyeni ve Karatay Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği “üstünlük” algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek önemli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olarak görülüyor. Çocukların, kendilerine söylenenlerden çok, günlük yaşamda gözlemledikleri davranışları model aldığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu şunları kaydetti; “Evde sorunların bağırarak çözüldüğü, öfkenin bastırıldığı ya da bireylerin etiketlendiği bir iletişim dili, fark edilmeden çocukların akran ilişkilerine taşınıyor. Bu durum, okul bahçelerinde görülen itme, alay etme, dışlama ve lakap takma gibi davranışların temelini oluşturabiliyor. Araştırmalar, sert, tutarsız ya da aşırı kontrolcü ebeveynlik tutumlarıyla büyüyen çocukların, akran ilişkilerinde daha fazla saldırganlık ve zorbalık davranışı sergileyebildiğini gösteriyor. Ev ortamında sınırların tehdit, korku ya da utandırma yoluyla çizilmesi, çocuğun sınır kavramından ziyade güç ilişkisini öğrenmesine neden oluyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Akran Zorbalığı Her Zaman Fiziksel Değildir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği üstünlük algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek; “Özellikle fiziksel cezaya ya da sert otoriteye maruz kalan çocuklarda empati becerileri daha zayıf gelişiyor ve başkalarının duygularını fark etmede güçlük yaşıyorlar.  Zorbalık, fiziksel şiddetle sınırlı değildir. Dışlama, alay etme, bilinçli yok sayma ve lakap takma gibi davranışlar da zorbalık kapsamında değerlendirilmelidir. Zorbalık dendiğinde çoğu ebeveyn kendini otomatik olarak geri çeker. ‘Benim çocuğum öyle bir çocuk değil.’ Oysa zorbalık her zaman yumruk atmak değildir. Bazı ebeveyn tutumları, istemeden de olsa bu davranışları besleyebilir. Çocuğu sürekli başkalarıyla kıyaslamak, sen daha iyisin vurgusunu abartmak, başarıyı insan değerinin önüne koymak, çocuğun hatalarını başkalarının önünde küçümsemek gibi davranışlar, çocuğun kulağına yüksek sesle değil, fısıltıyla yerleşir. Zamanla çocuk, kendi değerini başkalarıyla karşılaştırarak tanımlamaya başlar. Bu durum, ilişkilerde sağlıksız güç arayışlarını ve zorbalık davranışlarını tetikleyebilir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Duyguların İlk Öğretildiği Yer: Ev”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde aile ortamının belirleyici rol oynadığını ifade eden Yüzbaşıoğlu; “Ağlamanın abartı, öfkenin ayıp, korkunun ise saçma olarak görüldüğü evlerde çocuk, duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenemiyor. Bastırılan duygular ise okul ortamında saldırgan davranışlar olarak ortaya çıkıyor. Konuşulamayan öfke fiziksel davranışlara, ifade edilemeyen hayal kırıklığı alaya, görülmeyen korku ise güç gösterisine dönüşebilir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Davranışla Verilen Eğitim, Sözcüklerden Daha Etkilidir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akran zorbalığıyla mücadelede en etkili yöntemin, çocuklara uzun öğütler vermekten çok, yetişkinlerin davranışlarında gizli olduğunu vurgulayan Yüzbaşıoğlu; “Hata yaptığında özür dileyebilen, öfkesini yönetebilen, gücünü baskı kurmaktan çok adil ve tutarlı davranarak gösteren ebeveynler, çocuklara kalıcı mesajlar verir. Başkalarının sınırlarına saygı duyan, haklı olmak yerine adil olmayı seçen bir yetişkinle büyüyen çocuk, ilişkilerde gücün nereden geldiğini öğrenir. Bu derste ceza yoktur, nutuk yoktur ama etkisi uzun yıllar süren bir öğrenme vardır” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yüzbaşıoğlu; “Akran zorbalığı yalnızca okulun, öğretmenin ya da öteki çocukların sorunu değildir. Bu mesele çoğu zaman akşam sofralarında kurulan cümlelerde, evde yükselen ses tonlarında, çocuğun duygularına verilen tepkilerde sessizce filizlenir. Zorbalığı konuşurken gözlerimizi çocukların davranışlarına çevirmek kolaydır. Asıl zor olan, ebeveynlerin günlük hayatta verdikleri küçük ama sürekli mesajları fark edebilmektir. Çünkü bazı davranışlar okul bahçesinde görünür hâle gelir ancak onların dili, sınırları ve tonu çok daha önce evin içinde öğrenilmiştir. Okul, çoğu zaman sadece bu öğrenmenin sahnesidir. Senaryo ise çoktan evde yazılmıştır” diyerek önemli tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778">Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktive]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[modundan]]></category>
		<category><![CDATA[Sarılma]]></category>
		<category><![CDATA[sarılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606766</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla, sarılmanın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766">Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla, sarılmanın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarıyor!</strong></p>
<p>Sarılmanın, basit bir temas gibi görünse de beyin ve sinir sistemi açısından oldukça güçlü bir düzenleyici etkisi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, “Nörobiyolojik açıdan bakıldığında sarılma, insan bedenine ‘güvendesin’ mesajı veren en temel uyaranlardan biridir.” dedi.</p>
<p>Sarılma sırasında beyinde başta oksitosin olmak üzere bazı nörokimyasal maddelerin salınımının arttığını aktaran Erol, “Oksitosin, bağlanma, güven ve sakinlik duygusuyla ilişkilidir. Aynı anda stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyi düşmeye başlar. Bu denge değişimiyle birlikte kişi daha sakin, daha bağlı ve daha regüle hisseder. Kalp atışları yavaşlar, nefes derinleşir ve kas gerginliği azalır. Yani sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinir sistemi, sarılma yoluyla gevşeme fırsatı buluyor! </strong></p>
<p>Sarılmanın özellikle parasempatik sinir sistemini aktive ettiğine değinen Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu sistem, bedenin dinlenme ve onarım modudur.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda sürekli tetikte olan sinir sisteminin, sarılma yoluyla kısa süreli de olsa gevşeme fırsatı bulduğunu kaydeden Erol, “Bu yüzden sarıldıktan sonra birçok kişi rahatladığını ya da daha iyi hissettiğini ifade eder. Bu his psikolojik olduğu kadar biyolojiktir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sarılma, duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebilir! </strong></p>
<p>Yalnızlığın sadece duygusal bir durum olmadığını vurgulayan Klinik Psikolog İpek Erol, “Beyinde tehdit algısını artıran bir süreçtir. Fiziksel temasın azalması, beynin sosyal güvenlik sinyallerini zayıflatır.” dedi.</p>
<p>Sarılmanın ise bu sinyalleri yeniden aktive ederek kişiye ‘yalnız değilsin’ mesajı verdiğini dile getiren Erol, bu nedenle sarılmanın, özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>İstenmeyen ya da sınır ihlali içeren temas, stres sistemini aktive edebilir! </strong></p>
<p>Çocuklarda sarılmanın, gelişmekte olan sinir sistemi için temel bir düzenleyici olduğunun altını çizen Klinik Psikolog İpek Erol, “Güvenli ve tutarlı fiziksel temas, çocuğun stres sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Sarılan çocuk, duygularının fark edildiğini hisseder ve bu deneyim beyninde duygu düzenleme yollarının gelişmesini destekler.” dedi.</p>
<p>Bu çocukların ilerleyen yaşlarda duygularını daha iyi tanıyacağını, sakinleşme becerilerinin daha güçlü olacağını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sarılma, çocuk beyninde güven ve sakinlik duygusunu destekleyen güçlü bir düzenleyicidir; ancak etkili ve sağlıklı olabilmesi için sınırlarla birlikte düşünülmeli. İstenmeyen, zorlayıcı ya da ani temas ise tam tersine stres sistemini aktive edebilir. Yani aynı davranış, rıza yoksa beyin tarafından ‘tehdit’ olarak algılanabilir.</p>
<p>Sağlıklı sarılmanın sınır ilkelerinin başında ‘rıza’ gelir. ‘Sarılabilir miyim?’ gibi basit bir soru, çocuğun bedenine saygıyı öğretir. Zamanlama da önemli bir noktadır. Çocuk yoğun öfke, korku ya da utanç içindeyken sarılmak istemeyebilir. Böyle durumlarda önce regülasyon, sonra temas daha uygundur. Sarılmanın süresi ve yoğunluğu da önemlidir. Kısa ve yumuşak temas, çocuğun sinir sistemi için genellikle daha güvenlidir. Sarılmak istemeyen çocuk için el tutma, yanına oturma, göz teması gibi seçenekler sunulabilir.</p>
<p>Sarılmak her bireyde psikolojik açıdan aynı etkiyi yaratmaz. Nörobiyolojik olarak sarılmanın yatıştırıcı etkisi ancak kişi kendini güvende hissediyorsa ortaya çıkar. İstenmeyen ya da sınır ihlali içeren temas, tam tersine stres sistemini aktive edebilir. Bu nedenle sarılmanın iyileştirici olması için rıza, zamanlama ve karşı tarafla kurulan güven ilişkisi belirleyicidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766">Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605388</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk ve orta dereceli okulların ara tatile girmesine sayılı günler kaldı. Öğrenciler, karne alıp sömestr tatiline merhaba demek için gün sayıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388">Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk ve orta dereceli okulların ara tatile girmesine sayılı günler kaldı. Öğrenciler, karne alıp sömestr tatiline merhaba demek için gün sayıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. T. Gül Şendil,  karneye yaklaşımda ebeveyn tutumlarının önemine işaret etti. Karnenin bir geri bildirim olarak görülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, demokratik tutuma sahip olan ebeveynlerin karneyi bir geri bildirim olarak değerlendirdiğini söyledi. Ara tatilin çocuklar için bilişsel ve duygusal yönden dinlenme için verilen bir ara ve mola olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, ara tatilin çocukla birlikte programlanması gerektiğini söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. T. Gül Şendil, karneye yaklaşımda ebeveyn tutumlarının nasıl olması gerektiğini değerlendirdi.<br />Okulların sömestr tatiline girmesi ve karne döneminin yaklaşmasıyla birlikte, ebeveynlerin en sık sorduğu soruların “karneye nasıl tepki verilmesi gerektiği ve çocukların tatil dönemini nasıl değerlendirmesi gerektiği” olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, bu sorulara sağlıklı yanıtlar verebilmek için öncelikle karnenin çocuk ve ebeveyn açısından taşıdığı anlamın ele alınması gerektiğini söyledi.<br />Karne ebeveyn ve çocuk için farklı anlamlar taşıyor<br />Ebeveyn için karnenin, çocuğun başarısını, çalışkanlık ya da tembelliğini gösteren bir değerlendirme anlamı taşıdığını ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Çocuk için ise karne, bu değerlendirmelerin çok ötesinde anlamlar taşır. Karne, çalışkanlık ya da aşağılık duygusu; becermek ya da becerememek, kendine güven ya da güvensizlik; beğenilmek ya da beğenilmemek, sevilmek ya da sevilmemek; utanmak ya da gururlanmak gibi çok geniş anlamları ifade edebilir” dedi.<br />Başarı ya da başarısızlıkta kaygı görülüyor<br />Bu duyguların olumlu yönde yaşanmasının, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi ile akademik başarısı açısından son derece önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Başarı ya da başarısızlık yaşayan pek çok çocukta ortak olarak görülebilen bir diğer duygu ise kaygıdır. Belirli düzeyde kaygının başarı için gerekli olduğu bilinmektedir. Ancak aşırı kaygı, başarıyı ketleyici bir etkiye sahip olabileceği gibi çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilir. Üstelik bu durum yalnızca başarısız çocuklar için değil, başarılı çocuklar için de ‘başarıyı sürdürebilecek miyim?’ düşüncesiyle yorucu ve yıpratıcı bir sürece dönüşebilir.  Çocuklar bu duyguları kendilerine, öğretmenlerine, arkadaşlarına ve ebeveynlerine karşı hissedebilirler” uyarısında bulundu. <br />Çok yönlü etkileri olan bu sürecin çocukların lehine gelişebilmesi için ebeveynlere ve eğitimcilere önemli görevler düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ebeveynler doğal olarak çocuklarının çalışkan ve başarılı olmasını isterler ancak bu konuda çocuklarına yaklaşımları farklılık gösterebilir” dedi.<br />Otoriter ebeveynler aşırı baskı uygulayabilir<br />Çocuğa yaklaşımda tutum farklılığı gösteren ailelerin karneye yaklaşımda da farklı davranabileceğini kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Otoriter tutuma sahip olan bazı ebeveynler, çocuklarının başarılı olması için aşırı baskı uygulayabilirler, başarıyı sürekli denetim altında tutabilir ve yalnızca yüksek notları kabul edebilirler. Düşük notlar ise ceza ve tehdit konusu hâline gelebilir” dedi.  <br />Karne, çocuğun kişiliğine yönelik yargıya dönüştürülebilir<br />Bu durumun ebeveyn–çocuk ilişkisinde kaygı, korku ve kızgınlığın hâkim olmasına yol açtığını ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ayrıca karne, çocuğun kişiliğine yönelik bir yargıya dönüştürülebilir: ‘Tembellik yapmışsın’, ‘Beni hayal kırıklığına uğrattın’ gibi ifadeler sıkça kullanılır. Baskı, ceza ve zorlamalar kısa vadede akademik başarıyı artırabiliyor gibi görünse de uzun vadede yüksek kaygı, hata yapma korkusu ve öğrenme isteğinin performans baskısına dönüşmesi sıklıkla görülür. Çocuk çalışır; ancak merakı azalır” uyarısında bulundu.<br />Başarısızlığı görmezden gelmek de zarar verebiliyor<br />Her konuda müsamahakâr olan izin verici ebeveyn tutumlarının çocuğun gelişiminde birtakım sorunlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, “İzin verici ebeveynler, çocukların zorlanmamaları gerektiği düşüncesinden hareketle ‘Notlar önemli değil…’, ‘Çocuklar çocukluğunu yaşamalı…’ şeklinde düşünerek onların ders başarılarına ilgisiz kalır, bu konuda geri bildirimde bulunmaz ve çoğu zaman başarısızlığı da görmezden gelebilirler. Bu çocuklar, karne alma durumunda strese girmezler ancak uzun vadede sorumluluk almazlar, arzu ve isteklerini denetlemede sorun yaşarlar, hedef koyma ve çaba–sonuç ilişkileri zayıflar. Akademik özdenetimleri gelişmez ve sosyal uyumda zorlanırlar” dedi.<br />Aşırı korunan çocuklar, öğrenme sorumluluğunu üstlenmiyorlar<br />Aşırı koruyucu ebeveyn tutumunda ise ebeveynlerin, çocuklarının her konuda korunması gerektiği düşüncesinden hareketle çocuklarının ödevlerinden ders başarısına kadar pek çok konuda müdahaleci olduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Bu tip ebeveynler, çocuklarının ders başarıları ile aşırı ilgilenir, çocuğun yerine planlar yapar, bazen ödevlerini bile yapar, öğretmenle sürekli müdahale edici tarzda iletişim kurar ve çocuğunun düşük not almasını ‘haksızlık’ olarak algılarlar. Bu ebeveynlerin çocukları korkak, çekingen, güvensiz olurlar ve öğrenme sorumluluğunu üstlenemezler. Derslerinde başarı gösterseler bile özerklik, problem çözme ve akademik dayanıklılıkları zayıf kalır. Ebeveynin desteğinin olamayacağı üniversite gibi ortamlarda ciddi zorlanmalar yaşayabilirler” diye konuştu.  <br />Tutarlı yaklaşımda karne bir geri bildirim olarak değerlendiriliyor<br />Demokratik tutuma sahip olan ebeveynlerin ise çocuklarının ders başarıları konusunda onlara güven duyan, destekleyici, yol gösterici ama müdahale etmeyen bir yaklaşım içinde olduklarını belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, şunları söyledi: <br />“Çocuklarını her yönüyle gözler, onların bağımsız kişilik geliştirmelerini destekler, karşılıklı iletişim içerisinde olur ve öğrenme sorumluluğunu çocuğa bırakırlar. Önemli özelliklerinden bir de tutarlı olmalarıdır. Karneyi bir ‘geri bildirim’ olarak görür, çocuğun görüşünü dinler, duygu ifadesine olanak tanır, çocuğuyla birlikte net ama esnek sınırlar koyarlar. Bu ebeveynlerin çocukları, kendine güvenen, bağımsız, içsel motivasyona sahip, sorumluluk alabilen, akademik başarısı yüksek ve sosyal yönden de uyumlu olurlar.”<br />Ara tatil dinlenme ve yeni döneme hazırlanma şeklinde planlanmalıdır <br />Ara tatilin adı üzerinde çocuklar için bilişsel ve duygusal yönden dinlenme için verilen bir ara ve mola olduğunu kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Doğal olarak bu amaca hizmet edecek etkinliklere bolca zaman ayrılması gerekir. Örneğin sabahın erken saatinde kalkmak zorunda kalmadan uyuyabilmek, bolca oyun oynayabilmek, spor, sanat ve çocuğun ilgi alanına uygun aktivitelerle zaman geçirmek, gezmek vb. etkinlikler için zaman ayrılmalıdır. Tabii okulun yeni dönemi için gerçekçi ve ölçülebilir küçük hedefler belirlemek; çocuğun eksik olduğu ders konularının üzerinden geçebilmesi için kısa zaman alan ve çok zorlayıcı olmayan planlar yapmak da bu aktivitelerin arasına eklenebilir” tavsiyesinde bulundu. <br />Prof. Dr. T. Gül Şendil, demokratik ebeveyn tutum özellikleri düşünülerek ara tatil programının çocukla birlikte ele alınıp programlanması halinde çocuğun kendini iyi hissetmesinin yanı sıra dinlenip eğlenmesi ve öğrenme sorumluluğunu almasının sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karne-bir-geri-bildirim-olarak-degerlendirilmeli-605388">Karne bir geri bildirim olarak değerlendirilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın&#8217;dan Aşık Veysel Anı Evi müjdesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakindan-asik-veysel-ani-evi-mujdesi-602352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[evi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[müjdesi]]></category>
		<category><![CDATA[veysel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Aşık Veysel Anma Programı, yoğun bir katılıma sahne oldu. Sivaslıların talebini geri çevirmeyen Başkan Büyükakın, Kocaeli’ye yakışır bir Aşık Veysel Anı Evi’nin en kısa sürede hayata geçirileceğini müjdeledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakindan-asik-veysel-ani-evi-mujdesi-602352">Büyükakın&#8217;dan Aşık Veysel Anı Evi müjdesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Aşık Veysel Anma Programı, yoğun bir katılıma sahne oldu. Sivaslıların talebini geri çevirmeyen Başkan Büyükakın, Kocaeli’ye yakışır bir Aşık Veysel Anı Evi’nin en kısa sürede hayata geçirileceğini müjdeledi.</p>
<p><b>YOĞUN KATILIMLI ANMA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Aşık Veysel Anma Programı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, önceki dönem AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Murat Bozkurt, Aşık Veysel’in torunu Çiğdem Özer, belediye başkanları, siyasi parti ve STK’ların temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>O’NU SEVMEK TÜRKİYE’Yİ SEVMEKTİR</b></p>
<p>Aşık Veysel’in yalnızca bir ozan değil, milleti ortak duygularda buluşturan bir değer olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, “Aşık Veysel’i sevmek, Türkiye’yi sevmekle eş değerdir. Millet; aynı şeyi hissedebilen insanların oluşturduğu bir topluluktur. Türk, Kürt, Laz, Çerkes diye ayrımın bir anlamı yoktur. Aynı duyguyu hissediyorsak millet oluruz. Bize bu duyguyu hissettirenler, sözlerini damıtarak dizelere döken ve gönüllerimize akıtanlardır. Bir millet yükseliyorsa, onu bir araya getiren birileri vardır. Düşüyorsa, ortak duygularını kaybetmiştir. Bizi biz yapan seslerdir, bizi biz yapan nefeslerdir. Onlar, ruhumuzdur” dedi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN MÜJDEYİ VERDİ</b></p>
<p>Kocaeli Sivaslılar Derneği Başkanı Kadir Zortaş’ın Aşık Veysel Anı Evi talebine de değinen Başkan Büyükakın bu isteği kırmadıklarını belirterek, “Aşık Veysel’e yakışır bir anı evinin Kocaeli’ye kazandırılması, o sesin ve o nefesin yaşatılması adına çok büyük bir katkı olacaktır. En hızlı şekilde yapacağız. Buradan söz veriyoruz. En kısa sürede Aşık Veysel Anı Evi’ni şehrimize kazandıracağız” diye konuştu. Programda kısa bir konuşma yapan Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Aşık Veysel’in eserleriyle toplumsal hafızada derin izler bırakan, birlik ve beraberliği pekiştiren çok kıymetli bir değer olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>TORUNUNDAN DUYGU DOLU KONUŞMA</b></p>
<p>Programda konuşan torunu Çiğdem Özer, anneannesi Gülizar Hanım’dan dinlediği dedesi Aşık Veysel’e dair hatıraları konuklarla paylaştı. Özer, Aşık Veysel’in mirasına sahip çıkılmasından ve bu anlamlı anma programından dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Kadir Zortaş ise Aşık Veysel’in Anadolu’nun ortak sesi olduğunu vurgulayarak, bu anlamlı programı düzenleyen Başkan Büyükakın’a teşekkür etti. Zortaş ardından da Başkan Büyükakın’a bir hediye takdim etti. Program, Cengiz Özhan’ın konseri ile sona erdi. Ünlü sanatçının seslendirdiği Aşık Veysel türkülerine eşlik eden katılımcılar, duygu dolu anlar yaşadı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakindan-asik-veysel-ani-evi-mujdesi-602352">Büyükakın&#8217;dan Aşık Veysel Anı Evi müjdesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[barındırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zeka davranışlarımızı ele geçirmez, ancak yanlış kullanıldığında bizi yönlendirebilir!</strong></p>
<p>Yapay zekayı, ‘günümüzde hayatımıza sessizce dahil olan, ancak etkisi giderek büyüyen bir güç’ olarak tanımlayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Biz uyurken gelişmeye devam eden, sosyal medyada gezinirken davranışlarımızdan öğrenen, sohbet ederken bile bizi dinleyen bu sistem, artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.” dedi.</p>
<p>‘Yapay zekanın davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı ele geçirmesi mümkün mü?’ sorusuna ‘hayır’ cevabını veren Demir, “Ancak mesele bu kadar basit değil. Yapay zeka, insan davranışlarına ait örüntüler üzerinden öğrenmek üzere tasarlanmış bir sistem. Asıl tartışılması gereken konu, bu sistemi hangi niyetle, kimlerin ve ne amaçla kullandığıdır. Çünkü yapay zekanın arkasındaki güç, bireylerin düşünce biçimlerini, duygularını ve davranışlarını dolaylı yoldan etkileyebilir, hatta manipülasyona açık hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zekaya sahip olsa da gerçek duygulara sahip değil!</strong></p>
<p>Yapay zekanın kökeninin oldukça eskiye dayandığına değinen Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Süreç, 1600’lü yıllara, felsefe ve matematik tarihine kadar uzanır. Matematikçi filozof Leibniz’in dört işlem yapabilen hesap makinesini icat etmesi, ‘insan yerine bazı işleri yapabilen sistemler mümkün mü?” sorusunu da beraberinde getirdi.” dedi. </p>
<p>O dönemde hesap makinesine yöneltilen ‘insanlar düşünemez hale gelecek’, ‘işler elimizden alınacak’ eleştirilerinin günümüzde yapay zeka için yapılan tartışmalarla büyük benzerlik taşıdığını aktaran Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün de benzer sorular soruyoruz; ‘Hangi meslekler yok olacak? Çocuklarımız işsiz mi kalacak? İnsan emeğinin değeri azalacak mı?’. Yapay zeka, insan beyninin bilgi işleme mantığını taklit eden dijital bir sistemdir. Nasıl ki insan beyni nöronlar ve sinapslar aracılığıyla çalışıyorsa, yapay zeka da dijital sinir ağları üzerinden veri işler. Ancak kritik bir fark var; zeka var, fakat duygu yok.</p>
<p>Bugün yapay zeka, duyguları taklit edebilir; ancak gerçek anlamda hissedemez. Duygu üretme kapasitesi ve bu duyguların gerçekliği hala insana özgü. Son dönemde bazı yapay zeka sistemlerinin küfürlü ifadeler kullanması ya da insana benzer tepkiler vermesi, bu sistemlerin ‘insanlaştığı’ izlenimini yaratabilir. Ancak bu durum, çoğunlukla arka planda yapılan etik ve davranışsal ayar değişikliklerinin bir sonucudur. Bu noktada, ‘eğer bazı ahlaki ya da davranışsal modüller değiştirilebiliyorsa, yapay zekaya başka neler yaptırılabilir?’ sorusu önem kazanıyor.” </p>
<p><strong>Psikoterapi yapay zekaya bırakılamaz!</strong></p>
<p>Günümüzde yapay zekanın, özellikle tanı ve veri analiz süreçlerinde sağlık alanında aktif olarak kullanıldığını ifade eden Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yakın gelecekte yalnızca yapay zekanın yer aldığı hastaneler gerçekçi görünmese de, uzmanların hata payını azaltan, karar destek sistemi olarak çalışan yapılar oldukça umut verici.” dedi.</p>
<p>Bu noktada yapay zekanın, insanın yerini alan değil; insanı destekleyen bir araç olarak değerlendirildiğinde faydalı bir rol üstlenebileceğini kaydeden Demir, “Ruh sağlığı alanında ise sınırlar çok daha net. Psikoterapi, iki insan arasındaki gerçek ve samimi bir ilişkiye dayanır. Teknikler, yöntemler ya da ekoller kadar önemli olan unsur, kurulan bağdır. Bu nedenle yapay zekanın psikoterapi yapması şu an için mümkün değil ve etik açıdan da sakıncalı. Buna rağmen, birçok insanın yapay zeka sistemlerini bir terapist gibi kullandığını görüyoruz. İnsanlar bu sistemlerle dertleşiyor, duygularını paylaşıyor ve bağ kuruyor. İşte tam bu noktada ‘parasosyal ilişki’ kavramı devreye giriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çatışma yoksa gelişim de yok!</strong></p>
<p>Parasosyal ilişkinin, canlı olmayan bir varlıkla canlıymış gibi kurulan tek taraflı bağı ifade ettiğini dile getiren Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İlk kez televizyonun yaygınlaşmasıyla tanımlanan bu kavram, bugün yapay zeka ile yeni bir boyut kazandı.” dedi.</p>
<p>Gerçek bir ilişkinin çatışma, hayal kırıklığı, reddedilme ve uzlaşmayı içerdiğine dikkat çeken Demir, “Tüm bu süreçler bireyin psikolojik gelişimini destekler. Oysa yapay zeka, kullanıcıyı memnun etmeye programlıdır. Çoğunlukla onaylayan, çatışmadan kaçınan bir yapı sunar. Çatışma yoksa gelişim de yoktur. Bu durum, kısa vadede konfor ve anlaşılma hissi verse de uzun vadede bireyin sosyal bağ kurma becerisini, psikolojik dayanıklılığını, gerçek ilişkilere tahammül kapasitesini zayıflatır. Özellikle günümüzde giderek artan yalnızlık pandemisi, bu süreci daha da riskli hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zeka, bizi yöneten bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar!</strong></p>
<p>Her şeyi yapay zekaya sormanın, düşünme becerilerimizi devre dışı bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Beyin, kullanılmayan becerileri zamanla köreltir. Bu nedenle yapay zekayı bir ‘uzman’ gibi değil, bir stajyer gibi görmek gerekir. Söylediklerini sorgulamak, eleştirel düşünmek ve nihai kararı insan aklıyla vermek sağlıklı olan yaklaşımdır.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın hayatı kolaylaştıran, üretkenliği artıran bir araç olarak kullanıldığında değerli olduğunun altını çizen Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bizi yöneten, kararlarımızı şekillendiren bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar. Gerekirse yapay zeka detoksu yapmak, dijital sınırlar koymak ve gerçek insan ilişkilerine alan açmak, ruh sağlığımız açısından koruyucu olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 10:23:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Ve Diyet Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[standart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeme Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının nedeni, belirtileri, sebep olabileceği sorunlar ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400">Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının nedeni, belirtileri, sebep olabileceği sorunlar ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yeme bozuklukları, kişinin ruhsal ve günlük yaşamını derinden etkileyebilir!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarının, yalnızca kilo ya da fiziksel görünümle ilgili sorunlar olmadığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Kişinin duygu durumunu, düşünce yapısını, ilişkilerini ve günlük işlevselliğini derinden etkileyen ciddi ruhsal sorunlardır.” dedi.</p>
<p>Çoğu zaman ‘irade’, ‘diyet’ ya da ‘zayıflama isteği’ olarak görülse de, aslında çok daha karmaşık bir psikolojik süreci işaret ettiğini aktaran Yiğit, “Bir kişinin yeme bozukluğu riski taşıyıp taşımadığına işaret eden bazı belirtiler var. Sık sık kalori hesabı yapmak bu belirtilerden biri. Bu kişiler günün büyük bir bölümünü ne yediğini, kaç kalori aldığını ya da ne kadar yakması gerektiğini düşünerek geçirebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Yeme bozukluğu olan bireyler, yeme davranışını olumsuz duygularla ilişkilendirebilir! </strong></p>
<p>Yeme bozukluğunun diğer belirtilerine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“Bireyler sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınabilir. Başkalarının yanında yemek yerken yoğun gerginlik yaşayabilir, davetlerden ya da dışarıda yemek yenilen ortamlardan uzak durabilir. Konuşmaları, kilo alma kaygısı ve kilo verme odaklı olabilir. Sohbetlerin büyük bölümü kilo, diyet, zayıflama ya da vücut görünümü etrafında dönebilir. Aşırı ve kontrolsüz spor yapma eğiliminde olabilirler. Fiziksel sınırları zorlayacak şekilde, dinlenmeye izin vermeden ya da suçluluk duygusuyla spor yapabilirler. Belirli yiyecekleri tükettikten sonra yoğun suçluluk ve utanç duyabilirler. Özellikle ‘sağlıksız’ olarak etiketlenen yiyecekler tüketildiğinde bulantı, pişmanlık, kendini cezalandırma isteği gibi duygular ortaya çıkabilir. Duygusal yeme davranışı gösterebilirler. Açlık hissi olmamasına rağmen stres, üzüntü, öfke, yalnızlık gibi olumsuz duygularla baş etmek için yemeğe yönelebilirler.” </p>
<p><strong>Tek başına diyet yapmak sorunu derinleştirebilir!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarında kişinin; yemek yemeyi, kilosunu ve fiziksel görünümünü aşırı derecede düşünür hale geldiğine işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu düşünceler zamanla kişinin bedensel sağlığını, psikolojik iyi oluşunu, sosyal ilişkilerini ve günlük yaşam aktivitelerini olumsuz etkiler. İş, okul, aile ve sosyal hayat geri planda kalabilir. Bu noktada önemli bir gerçek şudur: Yeme bozuklukları yalnızca kilo vererek ya da diyet yaparak çözülebilecek sorunlar değildir. Aksine, tek başına diyet yapmak çoğu zaman sorunu derinleştirebilir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Yeme bozukluklarının tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım altın standart!</strong></p>
<p>“Eğer kendinizde bu belirtilerden bazılarını fark ediyorsanız, durumu göz ardı etmeden profesyonel destek almanız önemlidir.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımın altın standart kabul edildiğini vurguladı.</p>
<p>Ekibin diyetisyen, psikolog ve gerekirse psikiyatristten oluşması gerektiğinin altını çizen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyetisyen, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme düzeninin oluşturulmasına rehberlik eder. Psikolog, yeme davranışının altında yatan duygusal ve bilişsel süreçleri ele alır. Psikiyatrist ise gerektiğinde tıbbi değerlendirme ve ilaç desteği sağlar. Unutulmamalıdır ki erken fark edilen ve doğru şekilde ele alınan yeme bozuklukları tedavi edilebilir. Yardım istemek bir zayıflık değil, iyileşme yolunda atılan güçlü bir adımdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400">Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 10:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitiş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[versiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Menopoz fizyolojik sürecin bir parçası</strong></p>
<p>Menopozun fizyolojik sürecin bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Menopoz, overlerde folikül rezervinin tükenmesiyle birlikte giden ve 12 ay adet görmemekle tanısı konulan bir süreçtir. Genellikle 45 ila 55 yaş arasındaki kadınları kapsasa da bazı kişilerde menopozun daha erken başlaması ya da daha geç bitmesi söz konusu olabilir. Bu süreyi etkileyen önemli faktörler arasında genetik yatkınlık öne çıkar; annenin menopoza giriş yaşı bizim için önemli bir referanstır. Ayrıca sigara kullanımı, zararlı alışkanlıklar, otoimmün süreçler ve gebelik sayısı gibi çevresel ve biyolojik faktörler de bu süreci etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Menopoz, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>Menopozun, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası olarak vurgulandığını çünkü hormon sisteminde köklü bir yeniden düzenlemenin söz konusu olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “FSH (folikül uyarıcı hormon) değerlerinin yükselmesi, tam zıttı olarak östrojen ve progesteron değerlerinin düşmesi ana belirleyicidir. Östrojen sadece üreme için gerekli bir hormon değildir; aynı zamanda çok güçlü bir nöromodülatördür ve duygusal, ruhsal sistemimizi doğrudan etkiler. Östrojen azalmasıyla birlikte, duyguları yöneten limbik sistemde aktivasyon artışı yaşanırken, bizi frenleyen ve dengeleyen prefrontal korteks savunmasız kalır. Bu mekanizma, kadınların ‘Ben böyle değildim, neler oldu, neden bu şekilde duygu dalgalanmaları yaşıyorum?’ şeklinde söylemlerde bulunmasına yol açar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Menopoz süreciyle kadının biyolojik ritmi değişiyor</strong></p>
<p>Toplumda menopoz süreciyle ilgili bazı önyargılar bulunsa da kadının değişmediğini ve değişen tek şeyin biyolojik ritmi olduğunu anlatan Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının biyolojik ritminin değişmesiyle birlikte, aslında kadınlar bu süreci kendini daha iyi anlamaya, birikimleri evrilerek kendisinin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için bir fırsat noktası olarak görmelidir. Menopoz, kadının daha olgun, kendini daha güncel ve daha derin bir versiyonuna geçiş için bir fırsattır. Bu süreçte sadece hormonal değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal dalgalar da yaşanır. Melatonin, serotonin, adrenalin ve noradrenalin sistemlerinde de değişiklikler söz konusudur. Psikolojik olarak kadınlarda ‘Acaba yeniden nasıl başlayacağım? Bu sürecin sonu mu?’ şeklinde yükler oluşabilir ve bu yükü sosyal faktörler de etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik olarak kaygı artışı en yaygın sorun olarak görülüyor</strong></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan psikolojik faktörlerin başında kaygı artışının geldiğini kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Östrojenin azalması, vücudumuzdaki en önemli reaksiyon baskılayıcı nörotransmitter olan GABA sisteminde dengesizliğe yol açar, bu da dürtüsellik ve duyguları frenleyememe ile sonuçlanır. Benzer şekilde, serotonindeki dalgalanmalar umutsuzluk, isteksizlik ve hayattan zevk almama gibi depresif duyguları tetikler. Ayrıca odaklanma sorunları, unutkanlık, işi sürdürmekte zorlanma ve bilgiyi geri çağırmakta zorlanma gibi bilişsel fonksiyonlarda da dalgalanmalar görülebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadın daha tahammülsüz oluyor</strong></p>
<p>Menopozun aile içi ilişkilerde de belirgin etkiler yarattığına işaret eden Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının daha tahammülsüz, çabuk sinirlenen ve daha reaktif olması eşlerde şaşkınlık yaratabilir. Erkeklerin şaşkınlığını doğru yönetmek için, kadının kendini net bir şekilde anlatması en önemli çözüm noktalarından biridir. Cinsel isteksizlik, ağrılı birleşmeler veya vajinal kuruluk gibi fizyolojik süreçler de çiftler arasında yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu durum, kadının isteği ya da eşini sevip sevmemesi ile değil, tamamen biyolojik süreçle ilgilidir ve bu net bir şekilde söylenmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>İçinizde 90’a kadar sayın!</strong></p>
<p>Bu duygusal dalgalanmalarla başa çıkmak için pratik önerilerin başında &#8220;90 Saniye Kuralı&#8221;nın geldiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Öfkenin limbik sistemde patlama noktasına ulaştığı süreç ortalama 90 saniye sürer. Bizi sinirlendiren bir olay olduğunda hemen reaksiyon vermek yerine sakin kalmak, tepkiyi ertelemeye çalışmak, derin nefes almak veya 1’den 90’a kadar yavaşça saymak gibi yöntemler, limbik sistemdeki patlamanın çözümlenmesine yardımcı olur ve kontrolün bizde olduğu hissini güçlendirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes egzersizleri de yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başa çıkma yönteminin ise doğru nefes egzersizleri olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Vücudumuzdaki sempatik (savaş-kaç) ve parasempatik (gevşeme) sistemleri dengelemek için doğru nefes tekniği hayati öneme sahiptir. Doğru nefes almada, karın kasları öne doğru bombeleşmeli ve 4 saniye nefes alınmalı, 7 saniye tutulmalı ve 8 saniyede verilmelidir. Bu teknik, vagus sinirini uyararak parasempatik sistemi aktive eder ve negatif düşüncelerin oluşumunu engeller. Ayrıca duygularımızı boşaltmak ve ifade etmek için duygu günlüğü tutmak da süreci sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sürecinde sık görülen bir diğer faktörün de uyku bozuklukları olduğunu söyleyen Dr. Günay Hajiyeva, şöyle devam etti:</p>
<p>“Östrojenin azalmasıyla melatonin dengesi bozulur, sirkadiyen ritim aksar ve uyku düzensizlikleri başlar. Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebilir. Bu yüzden ilk müdahale uykuyu düzenlemek olmalıdır. Uyku hijyenine dikkat etmek (her gün aynı saatte uyumak, yatak odasını sadece uyku ve cinsellik için kullanmak, gece geç saatlerde kafein tüketmemek) bu süreçte kritik rol oynar. Menopoz süreci, premenopozdan postmenopoza kadar toplamda ortalama 4 ila 7 yıl, hatta bazı kadınlarda 10-15 yıl sürebilen uzun bir dönemdir.”</p>
<p><strong>Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness önerisi…</strong></p>
<p>Bu uzun süreci daha sağlıklı yönetmek için hobileri ve ilgi alanlarını yeniden şekillendirmek ve uyku hijyeni gibi yaşam tarzı düzenlemelerine odaklanmanın önemli olduğunu belirten Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak bazı kadınlar bu süreçte çok zorlanabilir. Kontrol zorlanıyorsa, uyku düzenlenemiyorsa veya duygudurum dalgalanmaları devam ediyorsa profesyonel destek şarttır. Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness, pozitif psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler uygulanabilir; gerekirse ilaç tedavisi de söz konusu olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 09:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyi]]></category>
		<category><![CDATA[rage]]></category>
		<category><![CDATA[Rage Bait]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyen]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘rage bait’ adı verilen öfke tetikleyici dijital içeriklerin bireysel psikoloji, duygu düzenleme, davranışlar ve toplumsal kutuplaşma üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220">Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘rage bait’ adı verilen öfke tetikleyici dijital içeriklerin bireysel psikoloji, duygu düzenleme, davranışlar ve toplumsal kutuplaşma üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öfke uyandıran içerikler, daha dürtüsel davranmaya yol açıyor!</strong></p>
<p>Öfkenin diğer temel duygularımıza kıyasla yüksek uyarılmanın daha belirgin olduğu bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Öfke hissettirebilecek bir duruma karşı zihnimiz; ‘bir sorun ya da tehlike var, eyleme geç’ şeklinde sinyal verir.” dedi.</p>
<p>Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilen ‘rage bait’in, çevrimiçi etkileşimi artırmak için öfkeyi tetikleyen, kışkırtıcı veya incitici paylaşımlar anlamına geldiğini aktaran Beyaz, “Rage bait bu öfke halini direkt tetikleyebilecek bir boyutta karşımıza çıkıyor. Bu konuyla ilgili yapılan çeşitli çalışmalardan çıkabileceğimiz sonuçların rage bait ile birtakım davranışların değişebileceğini bize gösteriyor. Örneğin, öfke uyandırabilecek bir içeriğin duygusal beyini tetiklemesi nedeniyle, daha akılcı veya sağlıklı düşünmek ve davranmak yerine, daha dürtüsel yani sonuçların düşünülmeden harekete geçilmesi söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra öfkeyi tetikleyen yahut şok edici içeriklere maruziyet, normal içerikler karşısında dikkat sürelerini kısaltıp olumsuz yönde etki edebiliyor. Ayrıca öfke karşısında savaş modunun açılmasıyla sosyal medya tüketimi artabiliyorken, gündelik hayatta da empati göstermede güçlük ve beraberinde de daha tartışmacı bir kimliğe bürünme söz konusu olabiliyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Rage bait’e yoğun maruz kalmak, duygu düzenleme becerisini zayıflatabilir! </strong></p>
<p>Rage bait içeriklere maruz kalmanın duygu düzenleme becerisinde zedeleyici denilebilecek bir etkisi bulunduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Rage bait’e yoğun maruz kalan ya da bu tür içerikleri tercih eden bireylerin beynindeki prefrontal korteks (yani düşünme, karar verme ve idari görevler gibi bilişsel becerilerde rol oynayan kısım) aktivitesinde azalmalar görülebilir. Bu durum öfke ve şok uyandırması sebebiyle limbik sistemi (duygusal beyin) daha aktive edici şekilde çalıştırmakta. Bu da duygu düzenleme kasının zayıflamasına etki eder. Sürekli bir ‘savaş ya da kaç’ modunun aktif olması strese dayanma hacmini azaltır. Gündelik hayatta daha tahammülsüz olmayı ve öfke kontrol güçlüğü yaşamayı artırabilir veya rage bait’e devamlı maruziyet kişiyi gerçek üzücü ve öfke hissettirici durumlara karşı hissizleştirip duyarsız hale de getirebilir.”</p>
<p><strong>Rage bait içeriklerini haftada 2 saatten fazla tüketenlerde depresyon riski yüzde 37 artıyor!</strong></p>
<p>‘Rage bait’in en tehlikeli sonuçlarından birinin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebilme potansiyeli olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir meseleyi iki zıt kutbun varlığı üzerinden değerlendirenler kendilerini otomatik olarak bir tarafa yerleştirebiliyor. Bu durum, ortak alanın boşalmasına ve uç görüşlerin daha da belirginleşmesine yol açabiliyor.” dedi.</p>
<p>Yani bu tür içeriklerin, bu ayrımdaki kişilerin kendi görüşlerine olan inancını daha da pekiştirmesine neden olabildiğine işaret eden Beyaz, “Kişiler daha radikal bir hale bürünebiliyor. Zihinsel gettolaşmalara hizmet edebiliyor. Rage bait içeriklerin bireysel psikolojik sağlık üzerindeki potansiyel zararları açısından birçok şeyden bahsetmek mümkün. 2023’te yapılan bir meta analize göre, hafta da 2 ve daha fazla saat rage bait tarzı içerik tüketen bireylerde depresif belirti riski yüzde 37 artabiliyor. Bu etkileşime girme, bireylerde stres hormonunun salgılanmasına ve beraberinde de anksiyete, tükenme ve umutsuzluk hali uyandırabilmekte.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Rage bait’in amacını fark etmek, bu içeriklerin üzerimizdeki etkisini azaltır!</strong></p>
<p>Özellikle çocuk ve ergenlerde bu durumun ciddi bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Özellikle prefrontal korteks gelişiminin 25 yaş civarına kadar devam ettiğini göz önünde bulundurursak, rage bait çocuk ve gençler için daha vahim bir noktada karşımıza çıkıyor.” dedi.</p>
<p>‘Rage bait’ düşük empati, agresyon ve dürtü kontrol güçlüğüne sebebiyet verebildiği için, çocuk ve ergenlerde bu sorunların daha kökleşmeye gitme potansiyeli taşıdığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çatışma ve saldırganlığın normal olduğu bir çarpık dünya algısı şekillenmekte ve nezaketin, zayıflık olarak görülmesine sebebiyet vermekte. İlaveten rage bait tarzı yüksek duygusal uyarana maruziyet, gündelik yaşamın olağan akışındaki düşük uyarılma etkenlerine odaklanmakta zorlanmayı artırabilmektedir.</p>
<p>Öfke bizleri kolaylıkla güdüleyen bir duygu. Ancak tutum ve davranışlarımıza yön vermesi sonucunda pişmanlık yaşatabilen bir bedeli de var. Bu nedenle öfke veya şok uyandırabilecek içeriklerden, iletişimlerden hatta kişilerden mümkün olduğunca uzaklaşabilmeli ve bir mesafe oluşturabilmeliyiz. Zaten özü itibariyle ‘rage bait’in maksadının farkındalığına erişmek onun içeriğinin gücünün azalmasını sağlayacaktır. İçeriklere bu bilişsel filtreyle yaklaşmak duygusal bir mesafe için makul bir opsiyon.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220">Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:22:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[az]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[Beynimiz]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçli farkındalık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçli farkındalık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Mindfulness&#8221; kavramı Türkçede &#8220;Bilinçli Farkındalık&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Mindfulness&#8221; kavramının Türkçeye &#8220;Bilinçli Farkındalık&#8221; olarak çevrilmesinin yerinde bir tanımlama olduğunu belirterek<strong>, </strong>&#8220;Aslında bu, bilinçli zihinsel ve duygusal farkındalık demektir. Bir zihinsel boyutu var, bir de duygusal boyutu. Bu farkındalığın üç ana ayağı var: Niyet, dikkat ve tutum.&#8221; dedi. Prof. Dr. Tarhan, bu üç ayağın nasıl işlediğini şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>&#8220;Birincisi niyet ayağıdır. Kişi, niyetini önüne çıkan olaylara değil, kendi gerçek hedeflerine yöneltmeyi bilmelidir. &#8216;Kontrol bende, içinde yaşadığım olaylarda değil&#8217; duygusu önemlidir. İkinci adımda dikkat devreye girer. Niyeti tam da olsa, kişi dikkatini doğru noktaya yöneltmelidir. Üçüncüsünde ise tutum geliştirilmesi gerekir. Yaşanan zor olaylar karşısında kendi tutumunu seçebilmesi kişinin elindedir. Bütün bunları yaptığı zaman, kişi zihinsel yönetimini kendisi ele alır.&#8221;</p>
<p><strong>Meditasyon Mindfulness ile karıştırılıyor</strong></p>
<p>Meditasyonun sıkça Mindfulness ile karıştırıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, ikisi arasındaki temel farkı ortaya koydu. Meditasyonun bir gevşeme tekniği olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Meditasyonun da üç önemli ayağı vardır: Zihinsel olarak bir konuya odaklanmak, nefes egzersizleri gibi ritmik bir hareket yapmak ve genellikle rahatlatıcı bir müzik ya da ses olması… Bu üçü ile meditasyon gerçekleşir. Ancak unutmamak gerekir ki meditasyon, Mindfulness&#8217;ın kullandığı bir tekniktir sadece. Bir alt dalı, bir aracıdır. Üst konsept bilinçli farkındalıktır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Mindfulness&#8217;ın beyin üzerindeki nörobilimsel etkileri kanıtlandı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mindfulness&#8217;ın beyin üzerindeki nörobilimsel etkilerinin artık kanıtlandığını dile getirerek, &#8220;Mindfulness&#8217;ın eğittiği organ beynimizdir. Birincisi, beynimizin CEO&#8217;su olan &#8216;Kaptan Köşkü&#8217;, yani frontal bölgeyi yönetmeyi öğretir. Planlama, zamanlama gibi yürütücü işlevler burada kontrol edilir. İkincisi, beynimizin alarm bölgesi olan Amigdala&#8217;yı yönetir. Tehdit karşısında harekete geçen Amigdala&#8217;dan gelen uyaranları fark edip sakin kalmayı sağlar. Üçüncüsü ise beynin &#8216;otomatik pilotu&#8217; olan &#8216;Default Mode Network&#8217;ü düzenler. Bu network&#8217;ün aşırı aktif olması, kaygının çok yüksek olduğunu gösterir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Mindfulness&#8217;ın hücresel düzeyde de etkileri var</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mindfulness&#8217;ın hücresel düzeyde de etkileri olduğunu, Nobel ödüllü bir araştırmaya atıfta bulunarak, &#8220;Kronik stres altında, hücrelerin kaç defa bölüneceğini gösteren telomerler hızla yıpranır ve DNA hasarı oluşur. Bu da erken yaşlanmadır. Mindfulness, stresi yönetmeyi öğreterek telomerleri onaran Telomeraz enziminin daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Yani biyolojik yaşlanmayı yavaşlatır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Amaç zor duyguları yönetmek</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın yanlış anlaşılan bir yönüne de değinen Prof. Dr. Tarhan, bunun bir &#8220;pozitif düşünce&#8221; dayatması olmadığını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Aşırı düşünme (overthinking), beynin yoğun bir şekilde stres hormonu salgılamasına neden olur. Bu durum, serotonin ve dopamin gibi beynin temel kimyasallarının hızla tükenmesine yol açar. Tıpkı kronik stresin telomerleri kısaltarak yaşam süresini etkilemesi gibi, beynin kimyasal seviyesini de düşürür. Peki, Mindfulness bunu nasıl engelliyor? Genellikle Mindfulness, &#8216;anı yaşamak&#8217; olarak yanlış anlaşılıyor; oysa doğrusu &#8216;anda yaşamaktır. &#8216;Mindfulness demek pozitif düşünce değil; zor durumlarda, stres esnasında soğukkanlı kalma becerisine sahip olmaktır. Anda kalmaktır. Bu kişiler ya geçmişte yaşıyorlar ya gelecekte, bugünü kaçırıyorlar. Oysa felsefe basittir: Geçmişten öğren, bugünü yaşa, geleceğe bak.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mevcut durumu kabul etme önemli…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte mevcut durumu kabul etme kavramının da kritik olduğunu dile getirerek, &#8220;Kişinin gücünün yetmediği, değiştiremeyeceği şeyler vardır. Bunu kabul etmesi gerekir. Hoşuma gitmese de bunu yaşamam gerekiyormuş diyebilmek önemlidir. Unutmayın; bir şeye üzüldüğünüzde çaresi varsa üzülmeye değmez, çaresi yoksa üzülseniz de değişmeyeceği için yine üzülmeye değmez.&#8221;</p>
<p>Mindfulness&#8217;ın uzun vadeli hedefler için bugünkü zorlukları tolere etme becerisi kazandırdığına da vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Niyetlenmiş davranış, beyinde tamamen farklı bir ağı çalıştırır. Kişiyi haz odaklı kısa vadeli hedeflerden çıkarıp, anlam odaklı uzun vadeli hedeflere yöneltir. Şu anda bir şeyden fedakârlık yapıyorsun, konforun kaçıyor ama bu sana 3-5 sene sonra ne kazandıracak? İşte farkındalık, bu bağlantıyı kurabilmektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Stres karşısında soğukkanlı kalma becerisi kazanma</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın tek seferlik bir uygulama ile sonuç vermeyeceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu becerinin beyne nasıl öğretildiğini bilimsel yöntemlerle anlattı:</p>
<p>&#8220;Bunu bir anlık yaparsanız olmuyor. Sürekli yaptığınız zaman artık stres karşısında soğukkanlı kalma becerisi kazanıyorsunuz. Hatta biz bunu Neurofeedback gibi, kişinin beyninde Alfa dalgası üretmeyi öğrettiğimiz tedavi yöntemleriyle ölçüyoruz. Kişi, ekrandaki bir oyunu oynayarak beynindeki Beta dalgalarını azaltıp Alfa dalgalarını artırmayı öğrendiği zaman, beyin bu dalgayı alet takılı olmadan da üretmeyi öğreniyor. Otomatikleşiyor.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu tekniğin artık psikiyatride &#8220;dokulara saygılı hekimlik&#8221; olarak görüldüğünü belirterek, &#8220;Tıptaki klasik yöntem ameliyat etmek, en güçlü ilaçları vermektir. Bu, müdahaleci bir tekniktir. Mindfulness ise laparoskopik cerrahi gibidir. İnsanın psikolojik bütünlüğünü bozmadan, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığı yenmeye benzer.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Farkındalık kişiyi mutsuz eder mi?</strong></p>
<p>Farkındalığın kişiyi mutsuz ettiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Mutluluktan ne anladığımız önemli. İki türlü mutluluk var: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu. Diğeri ise anlam mutluluğu. Haz mutluluğu beynin dopamin yolaklarıyla, anlam mutluluğu ise serotonin yolaklarıyla ilgilidir. Dopamin kısa vadelidir, hızla tükenir ve beyin tekrar ister. Eğer mutluluğu sıfır stresli bir hayat olarak hedefliyorsak, bunun adı sahte mutluluktur. Nasıl paranın sahtesine özen göstermiyorsak, mutluluğun da sahtesini ayırt etmemiz gerekir. Satın alınabilen, somut şeylerden elde edilen mutluluk sahte mutluluktur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuz gözüken bir olaya üçüncü bir gözle bakın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, farkındalık sürecinde yaşanan yüzleşme anlarının nasıl yönetileceğinin ilişkin de “Bugünün ıstırabı, yarının neşesidir. Bunu anladığınızda mutsuzluk hissini yönetirsiniz. Bunu yaparken kilit beceri gözlemci olmayı öğrenmektir. Kendi duygularına karşı da gözlemci olacaksın, dışarıdan sana sunulan duygulara karşı da&#8230; Gözlemci olduğun zaman o duygu sana bulaşmıyor, zihinsel olarak o duyguyu satın almıyorsunuz. Mutsuz gözüken bir olaya üçüncü bir gözle bakabilen kişi, olayı hemen duygusal olarak onaylamaz. Bu, kendiliğinden olmaz, öğrenilmesi gereken bir beceridir.&#8221; şeklinde bilgi verdi.</p>
<p>Özellikle dijital çağın getirdiği hızlı ve sürekli uyaran akışına karşı &#8220;dijital detoks&#8221; ve kendine zaman ayırmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi ruh haline objektif bakabilmesinin modern insanın en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Beynimiz de biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir bilgisayarın ön bellek doluysa yavaşladığını, beynimizin de biyolojik bir bilgisayar gibi çalıştığını kaydederek, &#8220;Bir bilgisayar düşünün; ön belleği doluysa yavaşlar. Beynimiz de biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor. Beynimizdeki algoritmaların yaklaşık yüzde 30&#8217;u genetik, yüzde 70&#8217;i ise sonradan öğrenilir. Öğrendiğimiz bu algoritmaları yeni bilgilerle yeniden yazmak gerekiyor. Eğer beynimizdeki algoritmaları değiştirmezsek, eski sorulara eski cevaplar veririz. Hâlbuki eski sorulara yeni cevaplar vermek gerekiyor. Bu, beynimizin nöroplastisite özelliğiyle ilgilidir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Mindfulness tekniği için kişinin yaşam felsefesine göre kendisine ayırdığı bir zaman olmalı</strong></p>
<p>Bu zihinsel becerinin günlük hayata nasıl entegre edileceğini de açıklayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Mindfulness tekniği için kişinin yaşam felsefesine göre kendisine ayırdığı bir zaman olması gerekiyor. Bu, meditatif bir eylemdir. Aslında doğanın hız ve ritmine uygun yaşamaktır. Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın. Bu, kişinin rutinden kopup durup düşündüğü, yeniden değerlendirdiği bir moladır. O anda beynin &#8216;otomatik pilotu&#8217; olan Default Mode Network harekete geçer ve beyin stres hormonlarını azaltarak rahatlar. Hatta arama motorları bile &#8216;Search Yourself&#8217; (Kendini Ara) diyerek bu içsel yolculuğu teşvik ediyor. Hayat olumlu ve olumsuz olaylardan oluşan bir çeşnidir. Olumluyu da göreceğiz olumsuzu da göreceğiz ama olayı hızla analiz ettikten sonra olumluya odaklanacağız. Devamlı gerilime ve kronik strese hiçbir vücut dayanmaz. Bir kişinin stres yönetimini öğrenmesi gerektir. Stres yönetimini öğrenmesi bunun için beynindeki nöroplastiteyi geliştirebilmektir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu pratiğin zamanla otomatikleşen bir beceriye dönüştüğünü belirterek, bir davranışın kalıcı hale gelme sürecini şöyle anlattı:</p>
<p>&#8220;Duyguyla düşünce birleşir ve kişi bunu kabul ederse &#8216;inanış&#8217; olur. İnanışı altı hafta kadar tekrar ederseniz &#8216;alışkanlık&#8217; olur. Alışkanlığı altı hafta daha devam ettirirseniz &#8216;kişilik&#8217; haline gelir. Artık o kişi, bir olayla karşılaştığında bunu otomatik olarak yapar.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;İçsel eleştirmeni&#8221; yönetmek</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın en kritik boyutlarından birinin &#8220;içsel eleştirmeni&#8221; yönetmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>&#8220;Hepimizin beyninde kendisini aşağılayan bir eleştirmen var. Mindfulness pratiği yapan bir kimse, içindeki eleştirmene &#8216;Dur, hayır&#8217; diyebilir. &#8216;Şu söylediğin haklı ama bu söylediğin yanlış&#8217; diyerek onu yönetebilir. Kendimizi bu eleştirmene kaptırırsak, rüzgârda yelkensiz sürüklenen bir gemi gibi savruluruz. İçimizdeki eleştirmeni yönetmek de bu sürecin önemli bir boyutudur.&#8221; </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgalanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[li]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların doğal yaşam döngüsünde biyolojik bir evre olan menopoza geçiş dönemi, diğer bir deyişle perimenopoz, son yıllarda artan farkındalık çalışmalarıyla daha görünür hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353">Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların doğal yaşam döngüsünde biyolojik bir evre olan menopoza geçiş dönemi, diğer bir deyişle perimenopoz, son yıllarda artan farkındalık çalışmalarıyla daha görünür hale geliyor. Genellikle 40’lı yaşlarda başlayan bu dönem, kadından kadına değişen belirtilerle kendini gösteriyor ve ortalama 5 ila 8 yıl sürüyor. Perimenopoz döneminde yaşanan hormon seviyelerindeki dalgalanmalar en sık sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları, eklem ağrıları, duygu durum bozuklukları ve cinsel istekte azalma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor.  Yaşanan bu sorunlar kadınların aile, iş ve sosyal ilişkilerinde gerginliğe neden olabilirken, cinsel yaşamlarını da olumsuz etkileyebiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı</strong> <strong>Dr. Deniz Genç, </strong>perimenopozun  bu etkileriyle sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir geçiş süreci olduğuna dikkat çekerek, “Kadınların yaşam kalitelerini artırmaları için  bu dönemde tıbbi ve duygusal destek almaları son derece önemlidir. Ayrıca, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve düzenli fiziksel aktiviteyi içeren bir yaşam tarzı perimenopoz döneminde hormon dalgalanmalarının olumsuz etkilerini azaltırken, enerji seviyesini  dengede tutmaya yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra ruh hali ve genel yaşam kalitesi üzerinde de olumlu etkiler sağlamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Akdeniz tipi diyetle beslenin</strong></p>
<p>Perimenopoz döneminde Akdeniz tipi diyetle beslenmeye özen gösterin. Çünkü, doymamış yağ içeriğinin zeytinyağı ve avokado gibi bitkisel yağlardan; karbonhidrat içeriğinin meyve, tam taneli tahıllar ve baklagillerden; protein içeriğinin de balık, kümes hayvanları ve süt ürünlerinden karşılandığı Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme programları hormon dalgalanmalarını dengelemeye yardımcı oluyor. Ayrıca, yapılan çalışmalar; keten tohumu, soya fasulyesi, susam, sarımsak, nar, orman meyveleri, brokoli, badem ve ceviz gibi fitoöstrojenden zengin besinlerin sıcak basmaları ve terlemelerin hafiflemesinde, kan basıncının düzenlenmesinde, kemik sağlığının korunmasında ve cinsel işlev   sorunlarının iyileştirilmesinde etkili oldukları gösterilmiş.  </p>
<p><strong>Kahve, şeker ve baharatı sınırlayın</strong></p>
<p>Kafein, alkol, şeker ve baharat içeren gıdalar ile içecekler sıcak basmalarının yanı sıra duygu durum dalgalanmalarını da artırabiliyor. Dolayısıyla, bu tür gıda ve içeceklerin tüketimini sınırlandırmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakın ve pasif içicilikten kaçının</strong></p>
<p>Sigara etkilediği mekanizmalarla hipoöstrojenemi tablosuna, yani östrojen düzeylerinin daha hızlı ve belirgin düşmesine yol açarak perimenopozal yakınmaların şiddetini arttırıyor. Ayrıca, cilt yaşlanmasını hızlandırırken kemik ve kardiyovasküler sağlığı da olumsuz etkiliyor. Sigara içiyorsanız bırakmanız ve pasif içicilikten kaçınmanız sağlığınız için büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><strong>Düzenli olarak egzersiz yapın</strong></p>
<p>Tempolu yürüyüş ve ağırlık egzersizleri gibi düzenli fiziksel aktiviteler hayat kalitesinin artmasını, ideal vücut ağırlığının korunmasını ve sağlıklı ruh halini destekliyor. Bunların yanı sıra kalp damar sağlığının sürdürülmesine ve osteoporoz riskinin azalmasına destek oluyor. Pelvik taban egzersizleri, özellikle kegel egzersizleri de ürolojik, genital ve cinsel şikayetleri azaltıyor.</p>
<p><strong>Yatak odanız serin ve karanlık olsun</strong></p>
<p>Düzenli uyku rutini oluşturmak hormon dalgalanmalarının etkisini azaltmaya destek oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Genç,  ancak perimenopoz döneminde özellikle gece oluşan sıcak basmalarının ve gece terlemelerinin uyku kalitesini olumsuz yönde etkilediklerini vurgulayarak, “Serin, karanlık ve iyi havalandırılmış bir yatak odası uyku kalitesini artırmaktadır. Ayrıca, melatonin ve magnezyumdan zengin besinler de uyku kalitesini desteklemektedir. Uykusuzluğa neden olabileceği için kafein içeren kahve tüketiminden ise özellikle geç saatlerde kaçınılması gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Perimenopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırmanız ve sağlığınızı destekleyen medikal tedavilerden faydalanmanız son derece önem taşıyor. “Örneğin, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla düzenli görüşmek hem hormon düzeylerinin hem de sorunların takibini kolaylaştırmaktadır”   bilgisini veren Dr. Deniz Genç,<strong> </strong> sözlerine şöyle devam ediyor: “Kemik ve kalp sağlığı risklerini azaltmak için D vitamini, kalsiyum, tiroit ve kolesterol gibi değerlerin düzenli kontrolü önemlidir. Vajinal kuruluk, sıcak basması ve uyku sorunları gibi yakınmalarda; hayat tarzı değişiklikleri, hormonal veya hormonal olmayan tedaviler, bitkisel takviyeler ve lazer tedavileriyle büyük rahatlama sağlanılabilmektedir.&#8221;</p>
<p><strong>Stresinizi yönetin ve duygusal destek alın</strong></p>
<p>Perimenopozda stres hormonları daha hassas hale geliyor. Nefes egzersizleri, meditasyon, tai-chi, yoga, pilates ve hobi aktiviteleri gibi yöntemler stresle başa çıkma becerilerini geliştiriyor, duygusal dalgalanmaları azaltıyor ve vücuda esneklik ile güç kazandırıyor.  Gerekirse bir uzmanla (kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, psikolog, endokrinoloji uzmanı) görüşmek ve destek almak süreci kolaylaştırıyor. Sosyal destek almanın yanı sıra arkadaşlar, aile veya benzer dönemden geçen kadınlarla konuşmak da duygusal yükü hafifletiyor. </p>
<p><strong>Cilt ve saç bakımınıza özen gösterin</strong></p>
<p>Perimenopoz sürecinde azalan östrojen seviyesi ciltte kuruluk ve kırışıklık gibi sorunların yanı sıra saçlarda incelme ile dökülmeye yol açabiliyor. Besleyici ve nemlendirici ürünler cilt ile saç bakımı için önem taşırken, aşırı ısı ve kimyasal işlemler ise hassas doğal yapıyı daha da yıpratarak kuruluk, elastikiyet kaybı gibi sorunları arttırabiliyor. Cilt ile saç sağlığınızı desteklemek için dengeli ve omega3, B vitaminleri, çinko ile demir açısından zengin beslenmeye özen gösterin. Cildinizin ve saçlarınızın nem dengesini korumak amacıyla her gün yeterli su içmeyi de ihmal etmeyin. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353">Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[güvene]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen-öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öğretmen-öğrenci ilişkisi, güven, saygı, empati ve açık iletişime dayalı olmalı!</strong></p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin, öğretmenler ile öğrencileri arasında onları motive eden, kişisel olarak büyümelerine yardımcı olan, öğretmenlerin neredeyse bir rol model olarak kabul edildiği karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişimi ifade ettiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu ilişki hem öğrenme ortamını olumlu etkilemeli, hem de öğrencilere güvenlik duygusu vermeli. Güven, saygı, empati ve açık iletişim bu ilişkinin en önemli özellikleridir.” dedi. </p>
<p>Öğretmenlerin, öğrenciler ahlaki, etik ve hatta sosyal açıdan gelişmeleri için motive ettiklerini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu gelişim, öğrencilerde sorumluluk duygusunu besleyerek akademik açıdan daha pozitif bir gelişim göstermelerini sağlar. Olumlu sınıf ortamı oluşturarak akademik açıdan zorlanan öğrencilerin bu zorluklarını ifade etmeleri için olumlu koşullar yaratır, sınıf içinde daha aktif ve katılımcı olmalarına yardımcı olur. Hem de bu öğrencilere yardımcı olarak bireyin başarılı olma duygusunu hissetmesini sağlar. Doğal olarak öğrencilerin akademik başarıları da olumlu yönde artar.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Öğretmenlerin bireysel ihtiyaçlara dikkat etmemesi, öğrencilerin gelişimini olumsuz etkiler!</strong></p>
<p>Her öğrencinin ihtiyaçlarının farklı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Becerileri ve zorlandıkları alanlar, psikolojik dayanıklılıkları değişiklik gösterir. Öğretmenlerin bunlara dikkat etmemesi ve iletişime özen göstermemesi; sadece sınıf düzeyinde değil, öğrencilerin bireysel olarak da duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimlerinde aksamalar olacağı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin olumsuz olması durumunda, öğrencilerin tavırlarını ve performanslarını düzeltmek için zamanında ve yapıcı geri bildirimlerden de mahrum kalacağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun davranışını anlamadan, sabırsızca hareket eden bir öğretmen çocukta kaygı problemleri oluşmasına neden olabilir; ya da öğrencinin hangi alanlarda yeteneği olduğunu keşfedemeyebilir. Kendilerine güvenli birer yetişkin olmaları zorlaşabilir. Daha iyi davranışlar için onları etkili bir şekilde yönlendiremeyen öğretmen, disiplin konusunda da başarı sağlayamayabilir. Bu da özellikle davranış problemleri olan çocukların bu sorunu devam ettirmelerine neden olabilir.”</p>
<p><strong>Öğretmen ve öğrenci arasındaki sınır, öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre belirlemeli!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir ilişki için öğretmen ve öğrenci arasındaki sınırların nasıl belirlenmesi gerektiğine değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sınırları öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre, onunla konuşarak, duygu ve düşüncelerini ifade etmesine izin vererek belirlemek gerekir.” dedi.</p>
<p>Yargılama ve önyargı olmaksızın düzenli ve açık bir iletişim sürdürmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öğrencilerin fikir ve endişelerini paylaşabilecekleri etkileşimli etkinlikler, tartışmalar düzenlemek bunun için iyi bir örnek olabilir. Öğrencilere sorumluluk duygusu ve ekip çalışmasını öğreten işbirlikçi yaklaşım da oldukça faydalıdır. Bu şekilde öğrenciler eylemlerinin ve öğrenmelerinin sorumluluğunu üstlenirler; bu da problem çözme becerilerini geliştirir. Sınır, bunlara dikkat ederek açık bir şekilde öğrenciye ifade edilebilir. Sonrasında, ceza olmayan, yeni bir davranış önererek seçenek sunulabilir. İstenilen davranışı uygulayabilmesi için uygun ortamlar oluşturarak fırsat verilebilir. Öğrenci çabası için takdir edilebilir. Buna rağmen öğrenci olumsuz davranışını sürdürmeye devam ediyorsa yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenmesi sağlanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hissederek dans ettiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[dans]]></category>
		<category><![CDATA[der]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[ettiler]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[hissederek]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592388</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle Almanya’dan gelen Rehberlik ve Psikolojik Danışman (PDR) ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya eşliğinde görme engelli bireyler için özel tasarlanan Dansla Terapi Atölyeleri’ni başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388">Hissederek dans ettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle Almanya’dan gelen Rehberlik ve Psikolojik Danışman (PDR) ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya eşliğinde görme engelli bireyler için özel tasarlanan Dansla Terapi Atölyeleri’ni başlattı. Katılımcılar, “Ritmi Hisset, Bedeninle Özgürleş” temasıyla düzenlenen atölyede hissederek bağ kurmayı ve dans ederek özgürleşmeyi deneyimledi.</p>
<p>İzmir’de yaşayan görme engelli yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü ve Herkes İçin Turizm Derneği iş birliğiyle dans etmenin özgürlüğünü yaşadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’nde düzenlenen “Dansla Terapi Atölyeleri”, Almanya merkezli Tanz der Kulturen Berlin e.V.’de görev yapan PDR ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya tarafından yürütülüyor. Toplam 16 katılımcıyla sınırlı atölye, “Ritmi Hisset, Bedeninle Özgürleş” temasıyla katılımcıların bedensel farkındalıklarını güçlendirmeyi, duygularını ifade etmelerini ve sosyal katılımlarını artırmayı hedefliyor. Dans ve yaratıcı drama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı çalışmalar, görme engelli bireylerin sanat aracılığıyla kendini ifade etme ve toplumsal yaşama aktif katılım olanaklarını güçlendiriyor. Çalışma, beden farkındalığı ve duygusal ifade üzerine odaklanan hareket temelli bir süreci kapsıyor. Katılımcıların aktif olarak yer aldığı oturum boyunca ritim, nefes ve özgün hareketlerle bedensel deneyim destekleniyor.</p>
<p><strong>“Dans edemezler algısı yanlış”</strong></p>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren PDR ve Dans Terapisti Mehmet Ballıkaya, “Dans, sadece eğlenme aracı değil, aynı zamanda duygu işidir. Sanayileşmiş toplumlarda insanlar duygularına da yabancılaşmış durumda. Bu yabancılaşmayı aşmanın bir yolu da dans etmek. Görme engellilerin toplumla bütünleşmeleri, sosyalleşmeleri, bir noktada toplum tarafından sınırlandırılmış durumda. ‘Görmedikleri için yapamazlar, öğrenemezler’ diye bir algı var ve bunun yanlış olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Görmeden öğrenmek ve görerek öğrenmek arasında ciddi bir fark var. Dans, görme eylemli bir hareket. İnsanların, yapılan figürü öğrenmesi için görmesi gerekiyor ama görme engellilerde gelişen başka bir duyu organı var; onlar duyarak görmeye başlıyor. Yaşamın kendisinde bir ritim var. Biz o ritmi yakalamalarını sağlayıp bedenlerine olan yabancılaşmayı aşmaya çalışıyoruz. ‘Ben dans edemem’ duygusunu onlardan almak istiyoruz. Bir dans gecesine çok rahat gidebilirler. Müzik çaldığında ‘yanlış yapıyorum’ kaygısını üzerinden atıp içinden geldiği gibi müziğin ritmi ile bedenlerini dinlendirebilirler. Programa katılan ve ilk başta ‘ben yapamam’ diyenler çok iyi dans etmeye başladı” dedi.</p>
<p><strong>“Özgüven kazanılıyor”</strong></p>
<p>Herkes İçin Turizm Derneği Başkanı Ali Aydoğmuş da “Biz dansın körlerin yaşamında bir farklılık yaratabileceğini gözlemliyoruz. Duyguyu bedene yansıtmayı gözlemleyebiliyoruz. Mehmet Ballıkaya’ya ve hem ev sahipliği hem de ulaşım konusundaki destekleri için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Özgüven kazanmak, bir şeyi başarabilmek ya da toplumun ‘yapamaz’ algısıyla engellilerle eşleştiremediği bir olguyu yapabilmiş olmak güzel bir duygu. Engelli bireylerin özgüvenlerini artırıp toplumsal yaşam içinde yer almasıyla bu farkındalığın oluşacağını düşünüyorum. Biz dernek olarak engelli bireylerin turizm ve kültür alanlarında kendilerini var ederek toplumsallaşması için bu atölyenin de bir araç olabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kendimi tedirgin hissetmeme gerek yokmuş”</strong></p>
<p>Atölyeye katılan 34 yaşındaki Pınar Gürcan, “Kendimi rahatlamış ve özgüvenli hissettim. Farklı koşullarda olan bir insanın bir şeyleri başarma yöntemleri de farklı olabilir ama yapabilir. Bunu burada deneyimliyoruz. Ben bugüne kadar dans ederken kendimi tedirgin, kaygılı hissediyordum ama buna gerek yokmuş. Mutluyum. Bunu devam ettirmeyi önemsiyorum” derken, 27 yaşındaki Oğuzhan Parlaklar ise “Dans etmek bana iyi geldi. Kendimi iyi hissediyorum ve mutluyum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Dans edilirken genelde oturuyordum”</strong></p>
<p>21 yaşındaki Selinay Erkul, “Buraya ilk geldiğimde dansla ilgili önyargılarım vardı. Sahneye çıktığımda ne yapacağımı bilmemek ya da oradaki durumu analiz etmeye çalışmak beni çok yorduğu için genelde dans ortamındayken oturan kişilerden biri ben oluyorum. Şu an bu durum ne kadar değişti bilmiyorum ama en azından yapabileceğim şeylere olan güvenim gelişti diyebilirim. Aslında fark etmesek de dans, bedeni tanımada insana çok farklı bir boyut kazandırıyormuş” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Kızımın hareketleri hızlandı”</strong></p>
<p>Atölye katılımcılarından Sedef Sakız’ın annesi Emine Sakız ise “Kızım için çok değişik bir ortam oldu. Bir haftalık bir etkinlik bile olsa onlar için çok şey değişiyor. İlgi ve alaka çok güzel. Kızımın hareketleri hızlandı. Bu programı uygulayan herkese teşekkür ediyoruz. Bu tip etkinlikler onları çok mutlu ediyor” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde görevli proje yürütücüsü Emel Pektezel de atölyedeki çalışmalarda rol aldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hissederek-dans-ettiler-592388">Hissederek dans ettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 11:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aymera]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı olarak geliştirilen AYmeRA, kendi adını taşıyan ilk albümüyle tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017">Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı olarak geliştirilen <strong>AYmeRA</strong>, kendi adını taşıyan ilk albümüyle tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı. Yapay zekâ teknolojisi ile insan yaratıcılığını aynı üretim sürecinde buluşturan proje, yerli müzik endüstrisinde hem yöntem hem de müzikal yaklaşım açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><b><strong>Yapay Zekâ ve İnsan Dokunuşu Aynı Albümde Buluştu</strong></b></p>
<p>Albüm, elektronik altyapıların modern pop ve alternatif tınılarla harmanlandığı, yapay zekâ ile üretilen vokal dokularının insan prodüksiyonuyla bir araya getirildiği hibrit bir yapıya sahip. Şarkı sözlerinde insan deneyimi, duygusal gelgitler ve dijital çağın yalnızlığı gibi temalar işlenerek dinleyiciye hem tanıdık hem de yenilikçi bir atmosfer sunuluyor.</p>
<p>AYmeRA’nın vokal karakteri, gelişmiş yapay zekâ modelleriyle özel olarak tasarlandı. A.I. tarafından oluşturulan melodik ve sözsel taslaklar; aranjörler tarafından yeniden düzenlenerek profesyonel bir prodüksiyon sürecinden geçirildi.</p>
<p><b><strong>“Duygusu Olmayan Bir Teknolojiye Duygu Yüklemeyi Denedik”</strong></b></p>
<p>Proje ekibi, AYmeRA’nın ortaya çıkışını şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“AYmeRA, bizim için yalnızca dijital bir ses değil; dinleyiciyle duygusal bir bağ kurmasını hedeflediğimiz yapay zekâ destekli bir sanatçı. Teknolojiyi soğuk bir araç olmaktan çıkarıp, duygu taşıyabilen bir köprü hâline getirmeyi amaçladık. Bu albüm, hem insan hem de yapay zekâ imzası taşıyan yeni bir Türkçe müzik dilinin ilk adımı.”</p>
<p><b><strong>Albümün Detayları</strong></b></p>
<ul>
<li><strong>Albüm Adı:</strong> AYmeRA</p>
</li>
<li><strong>Sanatçı:</strong> AYmeRA (Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı)</p>
</li>
<li><strong>Tür:</strong> Pop / Elektronik / Alternatif / Rap</p>
</li>
<li><strong>Yayımlandığı Platformlar:</strong> Spotify, Apple Music, YouTube ve tüm dijital müzik servisleri</p>
</li>
<li><strong>Konsept:</strong> Yapay zekâ ile üretilen vokal ve bestelerin, insan prodüksiyonu ve düzenlemeleriyle birleştirildiği yeni nesil bir müzik yaklaşımı</p>
</li>
</ul>
<p>Albüm; duygusal baladlardan elektronik altyapılı hareketli parçalara uzanan geniş bir yelpazede, dinleyicilere hem deneysel hem de akılda kalıcı bir sound sunuyor.</p>
<p><b><strong>AYmeRA Kimdir?</strong></b></p>
<p>Türkiye’de geliştirilen <strong>ilk Türkçe şarkı söyleyebilen yapay zekâ şarkıcı</strong> olan AYmeRA, kendine özgü vokal rengi, duygusal içerikli söz dünyası ve dijital çağın ruhunu yansıtan görsel–işitsel kimliğiyle dikkat çekiyor. Proje, yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç olarak değil, sanat üretiminde aktif bir yaratıcı ortak olarak konumlandırıyor.</p>
<p><b><strong>Projenin Gelecek Planları</strong></b></p>
<p>Yapay zekâ destekli müzik üretimi üzerine çalışan yaratıcı ekip tarafından geliştirilen AYmeRA projesi; önümüzdeki süreçte yeni single’lar, video klipler, sanal sahne performansları ve interaktif dijital çalışmalarla genişletilmeyi hedefliyor. Ekibin, AYmeRA’yı gelecekte canlı şovlar, sanal konserler ve çoklu platform içerikleriyle daha kapsamlı bir dijital sanatçı evrenine dönüştürme planı bulunuyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017">Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak Ata&#8217;sını duygu dolu oratoryo ile andı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konak-atasini-duygu-dolu-oratoryo-ile-andi-590422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[andı]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[oratoryo]]></category>
		<category><![CDATA[sini]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87. yılında Konak Belediyesi ve ÇYDD iş birliğiyle sahnelenen Atatürk Oratoryosu’yla sevgi, saygı ve özlemle anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-atasini-duygu-dolu-oratoryo-ile-andi-590422">Konak Ata&#8217;sını duygu dolu oratoryo ile andı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87. yılında Konak Belediyesi ve ÇYDD iş birliğiyle sahnelenen Atatürk Oratoryosu’yla sevgi, saygı ve özlemle anıldı. İzleyenlere duygu dolu anlar yaşatan ve ayakta alkışlanan oratoryoya katılan Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Bugün ben bir kadın belediye başkanı olarak bu görevi yapıyorsam, kadınlar her yerdeyse, çocuklarımız özgürce eğitim alıyorsa bu Atamız sayesinde. O’nu minnetle anıyorum” dedi.</b></p>
<p>Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) İzmir Şubesi’nin kurduğu Çağdaş Yaşam Çocuk Korosu ve Konak Belediyesi iş birliğiyle 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü kapsamında hazırlanan Atatürk Oratoryosu, Beştepeler Sosyal Tesisleri’nde sahnelendi. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun da katıldığı anlamlı buluşmada Çağdaş Yaşam Çocuk Korosu üyesi 50 çocuk, Ruhsar Gencer’in şefliği ve orkestra eşliğinde sergiledikleri performansla ebediyete intikalinin 87. yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, sevgi ve özlemle andı. Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatan şarkıları, marşları ve şiirleri hep bir ağızdan seslendiren minik yürekler, izleyenlere duygusal anlar yaşattı. Salonu dolduran Konaklılar, koroda yer alan çocukları ve eğitmenlerini uzun süre ayakta alkışladı.</p>
<p><b>“Ata’mızı minnetle anıyorum”</b></p>
<p>Çocukların Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgiye ve taşıdıkları heyecana şahit olmanın kendisini çok duygulandırdığını belirten Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Adil bir kent, eşit yurttaşlık diyerek yola çıktığım Konak’ta her mahalle eşit hizmet alsın, çocuklarımız bir sokaktan diğerine özenmesin ve hepsi bu ülkenin eşit birer yurttaşı olsun istiyorum. Bu yolculukta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği her an yanımızda. Onların yol arkadaşlığından çok razıyım. Bugün de burada İzmir’in farklı bölgelerinden gelen çocuklarımızı dinlemek için heyecanla bekliyorum. Atamızı saygıyla, özlemle ve sevgiyle anıyorum. Bugün ben bir kadın belediye başkanı olarak bu görevi yapıyorsam, kadınlar her yerdeyse, çocuklarımız özgürce eğitim alıyorsa bu Atamız sayesinde. O’nu minnetle anıyorum” dedi.  </p>
<p><b>“Atatürk’ün evlatları olduklarını gösterecekler”</b></p>
<p>Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk ise “Atatürk, bugün yaşasaydı bu salonlarda mutlaka olurdu. Bu çocuklarla bir araya gelirdi, daha iyi eğitim almaları için imkanları Türkiye’nin dört bir noktasına ulaştırırdı. Eşitsizliğin e’sinden bile bahsetmiyor olurduk, daha adil bir düzen içerisinde yaşardık. Ama o temelleri attı. Bu çocuklar hepimize emanet. Atatürk’ün evlatları olduklarını bugün bize bir kez daha gösterecekler” diye konuştu.</p>
<p><b>Başkan Mutlu’ya teşekkür</b></p>
<p>Konak’ın farklı bölgelerinde hayata geçirilen ortak projelere verdiği destekten dolayı Başkan Mutlu’ya teşekkür eden Tamtürk, “Dernek olarak bütün etkinliklerimizi kent çeperlerine götürme kararı aldık. Haritalama mantığıyla bölgeleri seçtik ve ilk Nilüfer Hanım’a götürdük. Tüm alanları bize açtı, aydınlanma mücadelesinin neferi olarak destek oldu. Kendisine çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-atasini-duygu-dolu-oratoryo-ile-andi-590422">Konak Ata&#8217;sını duygu dolu oratoryo ile andı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[vadeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İlk duygu korku, ilk ihtiyaç sığınma</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel motivasyonunun “iyi hissetme arzusu” olduğunu belirterek, “İnsanın iyi hissetme ihtiyacı biyolojik bir dürtüdür. Bir çocuk anne karnından dünyaya geldiğinde ilk hissettiği duygu korkudur. Çünkü anne karnı konforlu bir ortamdır, her şey hazırdır. Ama dünyaya çıkar çıkmaz soğuk bir hava gelir ve bebek ağlar. İlk tepki korkudur. Ardından sığınma ihtiyacı doğar. Anne kokusu bile çocuğu rahatlatır. Yani insan hayatı, daha ilk andan itibaren iyi hissetme ve sığınma ihtiyacı üzerine kuruludur.” dedi.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemi kısa vadeli haz üretiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin ödül mekanizmasının dopamin üzerinden çalıştığını ifade ederek, “Beyindeki ödül sistemi dopamin döngüsüyle çalışır. Tüm bağımlılıklar, sanal alışkanlıklar bu mekanizmayı kullanır. Dopamin kısa vadeli haz verir ama uzun vadeli tatmin sağlamaz. Arzu ve ihtiyaç giderme ile uzun vadeli tatmin aynı şey değildir. İnsan anlık mutlulukla yetinmemeli, uzun vadeli anlam arayışıyla iyi hissetmeyi başarmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik kaynak yönetimi şart</strong></p>
<p>İyi hissetmenin bir strateji gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir insan kendini sadece ‘şu anda iyi hissediyorum’ diye kandırmamalı. 5-10 yıl sonra da iyi hissetmek için zihinsel yatırım yapmalı. Bunun için amaç belirlemek, yol haritası çıkarmak gerekir. Nasıl parasal kaynak yönetiliyorsa, insanın da psikolojik sermayesi vardır. Duygusal, sosyal ve manevi birikimler… Bunları da akıllıca yönetmek gerekir. İnsan bilinçli bir varlıktır; yalnız kendilik bilinci değil, çevre, dünya, evren ve Tanrı bilincine sahiptir. Bu bilinçle kaynaklarını yöneten kişi fark oluşturur.”</p>
<p><strong>Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın küçük yaşta geliştirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan,</p>
<p>“Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli. 10 yaşından sonra geç kalınır. Çocuk istediği her şeyi hemen elde etmemeli. Ödevini yapınca çikolata vermek, beklemeyi öğretmek gerekir. Bu, doyum erteleme becerisini kazandırır. Doyum erteleme, dopaminin sürdürülebilir salgılanmasını sağlar, çocuk dayanıklılık eğitimi alır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ailelerin sık yaptığı hataya da dikkat çekerek, “Çocuk ağlayınca istediğini hemen vermek anne babanın egosunu tatmin eder ama çocuğun hiçbir şey öğrenmesini sağlamaz. Çocuk ihtiyaç ve istek ayrımını öğrenmez. Bu da ileride bağımlılık riskini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kredi kartı somut haz verir, borcu unutturur</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüz tüketim alışkanlıklarını değerlendirerek bireylerin para, haz ve ilişkilerle olan bağlarını ele aldı. Tarhan, çocukluktan itibaren öğrenilmesi gereken “doyum erteleme” becerisinin hem finansal hem de duygusal sermaye yönetiminde kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Günümüz insanının çoğunlukla somut hazza yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan somut hazla soyut tatminin ayrımını yapamıyor. Kredi kartıyla alışveriş yapıyorsun, o anda paranın çıkışını hissetmiyorsun. Anlık bir haz yaşanıyor ama ilerideki borç düşünülmüyor. Halbuki kişi soyut tatmini öğrenirse, yani bugünkü harcamayı erteleyip gelecekteki hedefi için biriktirirse, somut duygular yerine soyut duygularını yönetmeyi başarır. Somut haz dopaminle, soyut tatmin serotoninle ilgilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuk sadece mutlu edilmez, hayata hazırlanır</strong></p>
<p>Çocukların finansal bilinç kazanmasının erken yaşta başlaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çocuğa küçük yaştan bütçe yönetimi öğretilmeli. Kolay elde etmemeli, isteklerini ertelemeyi öğrenmeli. Anne babaların ‘çocuğumdan daha mı önemli’ diyerek her dediğini yapması en büyük hatadır. Çocuk mutlu edilmek için değil, hayata hazırlanmak için yetiştirilir. Anne baba olmadığında da kendi gemisinin kaptanı olabilmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocukların marka ve statü tuzaklarına kolay düşebildiğini belirterek, paranın yalnızca bir takas aracı değil aynı zamanda bir psikolojik sembol olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Ticarette en büyük sermaye güvendir</strong></p>
<p>Güvenin hem insan ilişkilerinde hem de iş dünyasında temel sermaye olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ticarette en büyük sermaye güvendir. Açık, şeffaf ve hesap verebilir olan kişi ya da kurumlar sürdürülebilir başarı sağlar. Güven kayboldu mu, her şey kaybolur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İhtiyaç olmayan şeyi arzuluyorsak yanlış yoldayız</strong></p>
<p>Para harcama alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Birincisi, ihtiyacım olmayan şeyi mi arzuluyorum? İkincisi, sahip olduklarımla tatmin oluyor muyum? Bu sorulara ‘hayır’ cevabı çıkıyorsa kişi yanlış yoldadır. İhtiyaç dışı harcama suçluluk doğurur, tatminsizlik ise sürekli daha fazlasını istemeye sürükler. Bu durum alışveriş bağımlılığına kadar gider.” dedi.</p>
<p><strong>Para, kişiye özgürlük duygusu verir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yeterli gelir elde eden insanların özgür hissettiğini ifade ederek, “Başarılı hissetmek, güçlü hissetmek, statü sahibi olduğunu hissetmek için para insana özgürleşme hissi verir. Kişi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, kimseye muhtaç olmuyorsa özgür hisseder. Ama borçlanarak yaşamaya başlarsa bu kez kaybetme korkusu hayatını esir alır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Patolojik cimrilik korkuların ürünü</strong></p>
<p>Parayla ilişkinin psikolojik boyutunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Öyle insanlar vardır ki evde buzdolabının fişini çeker, çocuğun sütünden, bezinden bile tasarruf eder. Bu artık patolojik cimriliktir. Böyle bir ilişki, korkuların baskın olduğu bir para ilişkisidir. Parayla olan ilişkimiz insanın hayatla olan ilişkisinin bir parçasıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin zenginliği bir güç gösterisi aracı olarak kullandığını söyleyerek, “Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür. Büyük arabalarla görünürler, gösterişli yaşarlar ama aslında borç içindedirler. ‘Yıkılmadım, ayaktayım’ mesajı vermek için yaşarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Osmanlı’nın son döneminde yapılan Dolmabahçe Sarayı’nı yanlış yatırım anlayışına örnek veren Prof. Dr. Tarhan, “1850’lerde Osmanlı büyük borçlar aldı. Ama bu borçlarla geri dönüşü olmayan Dolmabahçe Sarayı yapıldı. O dönemde altınla yapılan bu yatırım, bugünkü hesapla Avrasya Tüneli kadar değerliydi. Sırf ‘yıkılmadık ayaktayız’ mesajı vermek için yapılan bu saray, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandırdı.” dedi.</p>
<p><strong>Para, hayatın merkezinde değil; araç olmalı</strong></p>
<p>Paranın bir güç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, ancak yaşamın merkezine oturduğunda insanı esir alacağını vurguladı ve “Para bizi özgürleştiren bir güç olabilir ama hayatın merkezinde olmamalı. Araç olmalı, kolaylaştırmalı, kimseye muhtaç etmemeli. Ama açık pozisyonlarla borçlanarak yaşayan bir kişi uykularını kaybeder, tüm birikimlerini riske atar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Şirketlerde bütçe yönetimine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bağımsız denetçiler şirketlerin israf edip etmediğini kontrol eder. Çünkü tasarruf ve verimlilik esastır. Verimlilik işi doğru yapmaktır, etkinlik ise doğru işi yapmaktır. Eğer bunlar yoksa kaynaklar israf edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekonominin Fransızca kökenli ve tasarruf anlamını taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ama Arapçadaki ‘iktisat’ maksat kökünden gelir. Yani önce hedefini belirle, sonra harcama yap. Hedefi olmayan kişi açgözlü yatırımlar yapar, parayı pusula gibi yanlış kullanır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, zenginliğin tanımını da yaparak, “Zengin, çok şeye sahip olan değil; az şeye ihtiyaç duyan insandır. İnsan sahip olduklarıyla tatmin olabiliyorsa zengindir. Sahip olduklarıyla tatmin olmayan kişi ne kadar çok kazanırsa kazansın yoksulluk hissinden kurtulamaz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yüksek güvenli toplumlar büyür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yatırım ortamının güvenle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizerek, “Francis Fukuyama’nın da belirttiği gibi yüksek güvenli toplumlar geleceği öngörebilir. Özgürlüklerin olduğu yerde insanlar yatırımlarını uzun vadeli yapar, sistem büyür. Ama düşük güvenli toplumlar kaynaklarını savunmaya, sığınak yapmaya harcar. Bu da israftır.” diye konuştu.</p>
<p>Ekonomik krizlere hazırlık için bireylerin ve kurumların risk analizine önem vermesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Biz genelde kriz çıktığında yönetiyoruz ama risk analizi yapmıyoruz. Oysa risk analizi sayesinde kriz çıkmadan önlem alınabilir. Bu hem bireysel hem de toplumsal ölçekte hayati önem taşır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-2-587560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2025 10:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Düşüncelerini]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[yazıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalpleri Atatürk sevgisiyle dolu çocukların Osmangazi Belediyesi’nin hizmete açtığı kütüphanelere gelerek  Atatürk’e sevgi ve bağlılıklarını anlatmak için yazdığı mektuplar Atatürk Defterinde toplandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-2-587560">Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kalpleri Atatürk sevgisiyle dolu çocukların Osmangazi Belediyesi’nin hizmete açtığı kütüphanelere gelerek  Atatürk’e sevgi ve bağlılıklarını anlatmak için yazdığı mektuplar Atatürk Defterinde toplandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span> Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e sevgi ve bağlılığıyla bilinen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, hayata geçirdiği Atatürk Defteri projesiyle bunu bir kez daha gözler önüne serdi. Osmangazi Belediyesi’nin kütüphanelerine gelerek ders çalışan çocuklar kütüphaneye geldiklerinde Atatürk’e olan duygu ve düşüncelerini içeren mektuplar yazarak kütüphanelere teslim etti. Atatürk’e yazılan mektuplar 25 adete ulaşınca Başkan Erkan Aydın, bu mektupların bir kitapta toplanmasını istedi. Oluşturulan Atatürk Defterine çocukların yazdığı mektuplar tek tek aktarıldı. Atatürk Defteri düzenlenen törenle Osmangazi Belediyesi’nin girişine konuldu. Osmangazi Belediyesi’ne gelen tüm misafirler Atatürk’e duygu ve düşüncelerini artık Atatürk Defterine yazabilecek. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Atatürk Defteri Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, mektup yazan çocukların ve belediye personelinin katıldığı törenle Osmangazi Belediyesi’nin girişine konuldu. Törene katılan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Atatürk Defterine duygu ve düşüncelerini yazarak Atatürk’e olan sevgi ve bağlılıklarını bir kez daha dile getirmiş oldu. Törene katılan çocuklar Atatürk’e yazdıkları mektuplarını Atatürk Defterinden sırayla okudu. Ayrıca Osmangazi Belediyesi’nin girişine belediyeye gelen misafirlerin Cumhuriyet ve Atatürk’ü anlatan düşüncelerini etiketlere yazarak yapıştırabilecekleri bir Anı Duvarı oluşturuldu. Anı Duvarı 10 Kasım’a kadar Osmangazi Belediyesi’nin girişinde bulunacak. </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Atatürk’ün Bizlere Bıraktığı Cumhuriyetin Emin Ellerde Olduğu Görmekteyiz”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Törende konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Çocuklarımızın bu anlamlı günde kendi duygularını ifade ederek içten ve samimi hislerini anı defterine yazmış oldukları güzel metinlerden dolayı tebrik ediyorum. Onlara bakınca geleceğimizi görüyoruz. Büyük Önder Atatürk’ün bizlere bıraktığı Cumhuriyetin nasıl emin ellerde olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Cumhuriyetin 102’inci yılını kutluyorum” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> Törenin ardından tüm katılımcılar  Anı Duvarına duygu ve düşüncelerini yazdıkları etiketleri yapıştırdı. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-2-587560">Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-587551</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2025 09:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Düşüncelerini]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[yazıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalpleri Atatürk sevgisiyle dolu çocukların Osmangazi Belediyesi’nin hizmete açtığı kütüphanelere gelerek  Atatürk’e sevgi ve bağlılıklarını anlatmak için yazdığı mektuplar Atatürk Defterinde toplandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-587551">Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kalpleri Atatürk sevgisiyle dolu çocukların Osmangazi Belediyesi’nin hizmete açtığı kütüphanelere gelerek  Atatürk’e sevgi ve bağlılıklarını anlatmak için yazdığı mektuplar Atatürk Defterinde toplandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span> Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e sevgi ve bağlılığıyla bilinen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, hayata geçirdiği Atatürk Defteri projesiyle bunu bir kez daha gözler önüne serdi. Osmangazi Belediyesi’nin kütüphanelerine gelerek ders çalışan çocuklar kütüphaneye geldiklerinde Atatürk’e olan duygu ve düşüncelerini içeren mektuplar yazarak kütüphanelere teslim etti. Atatürk’e yazılan mektuplar 25 adete ulaşınca Başkan Erkan Aydın, bu mektupların bir kitapta toplanmasını istedi. Oluşturulan Atatürk Defterine çocukların yazdığı mektuplar tek tek aktarıldı. Atatürk Defteri düzenlenen törenle Osmangazi Belediyesi’nin girişine konuldu. Osmangazi Belediyesi’ne gelen tüm misafirler Atatürk’e duygu ve düşüncelerini artık Atatürk Defterine yazabilecek. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Atatürk Defteri Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, mektup yazan çocukların ve belediye personelinin katıldığı törenle Osmangazi Belediyesi’nin girişine konuldu. Törene katılan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Atatürk Defterine duygu ve düşüncelerini yazarak Atatürk’e olan sevgi ve bağlılıklarını bir kez daha dile getirmiş oldu. Törene katılan çocuklar Atatürk’e yazdıkları mektuplarını Atatürk Defterinden sırayla okudu. Ayrıca Osmangazi Belediyesi’nin girişine belediyeye gelen misafirlerin Cumhuriyet ve Atatürk’ü anlatan düşüncelerini etiketlere yazarak yapıştırabilecekleri bir Anı Duvarı oluşturuldu. Anı Duvarı 10 Kasım’a kadar Osmangazi Belediyesi’nin girişinde bulunacak. </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Atatürk’ün Bizlere Bıraktığı Cumhuriyetin Emin Ellerde Olduğu Görmekteyiz”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Törende konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Çocuklarımızın bu anlamlı günde kendi duygularını ifade ederek içten ve samimi hislerini anı defterine yazmış oldukları güzel metinlerden dolayı tebrik ediyorum. Onlara bakınca geleceğimizi görüyoruz. Büyük Önder Atatürk’ün bizlere bıraktığı Cumhuriyetin nasıl emin ellerde olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Cumhuriyetin 102’inci yılını kutluyorum” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> Törenin ardından tüm katılımcılar  Anı Duvarına duygu ve düşüncelerini yazdıkları etiketleri yapıştırdı. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturke-en-guzel-mektuplar-osmangaziden-yazildi-587551">Atatürk&#8217;e en güzel mektuplar Osmangazi&#8217;den yazıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;O&#8217;nun Sayesinde&#8221; Oratoryosu Duygu Dolu Anlar Yaşattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onun-sayesinde-oratoryosu-duygu-dolu-anlar-yasatti-587226</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[oratoryosu]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi Gençlik Tiyatrosu, Cumhuriyet’in 102. yılı kapsamında hazırladığı “O’nun Sayesinde” oratoryo gösterisiyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onun-sayesinde-oratoryosu-duygu-dolu-anlar-yasatti-587226">&#8220;O&#8217;nun Sayesinde&#8221; Oratoryosu Duygu Dolu Anlar Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi Gençlik Tiyatrosu, Cumhuriyet’in 102. yılı kapsamında hazırladığı “O’nun Sayesinde” oratoryo gösterisiyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Yönetmenliğini Üzeyir Tavuş’un üstlendiği gösteri, Fakir Baykurt Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşti.</p>
<p>Yaklaşık bir saat süren gösteri, büyük bir coşkuyla sona erdi. Salonun tamamını dolduran izleyiciler, genç sanatçıları uzun süre ayakta alkışladı. Etkinliğe muhtarlar, meclis üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katılarak Cumhuriyet coşkusunu birlikte yaşadı.</p>
<p><b>Cumhuriyet’e ve Atatürk’e Vefa</b></p>
<p>Çiğli Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte genç tiyatro ekibi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in kazanımlarını, fedakarlıkla verilen bağımsızlık mücadelesini ve aydınlanma yolculuğunu sahneye taşıdı. Gençler, şiir, şarkı, marş, Gençliğe Hitabe ve Zeybek gösterisi gibi performanslarla izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Etkileyici sahne performanslarıyla büyük beğeni toplayan ekip, uzun süre ayakta alkışlandı.</p>
<p><b>Oratoryo Gösterisi İzmir Marşı ile Zirveye Ulaştı</b></p>
<p>Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oratoryo gösterisi, görkemli bir finalle sona erdi. Etkileyici sahne performansları ve güçlü anlatımıyla izleyicileri büyüleyen gösteri, İzmir Marşı&#8217;nın hep bir ağızdan söylenmesiyle noktalandı.</p>
<p><b>Yıldız: “Cumhuriyet’in ışığı gençlerle parlıyor”</b></p>
<p>Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, gençlerin Cumhuriyet’e sahip çıkan duruşundan gurur duyduğunu belirterek şunları kaydetti;  “Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, gençlerin omuzlarında yükselecek. Onun açtığı yolda ilerleyen bu pırıl pırıl gençler, bize umut veriyor. Emeği geçen tüm tiyatro ekibimizi ve yönetmenimizi yürekten kutluyorum.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onun-sayesinde-oratoryosu-duygu-dolu-anlar-yasatti-587226">&#8220;O&#8217;nun Sayesinde&#8221; Oratoryosu Duygu Dolu Anlar Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RİT-ROM Projesi Yaygınlaştırma Programı Dokuz Eylül Üniversitesinde Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rit-rom-projesi-yayginlastirma-programi-dokuz-eylul-universitesinde-gerceklestirildi-585015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 14:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ri]]></category>
		<category><![CDATA[t-rom]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585015</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği’nin desteklediği "2024-1-TR01-ESC30-SOL-000214591 RİT-ROM Projesi", 16 Ekim 2025 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rit-rom-projesi-yayginlastirma-programi-dokuz-eylul-universitesinde-gerceklestirildi-585015">RİT-ROM Projesi Yaygınlaştırma Programı Dokuz Eylül Üniversitesinde Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği’nin desteklediği &#8220;2024-1-TR01-ESC30-SOL-000214591 RİT-ROM Projesi&#8221;, 16 Ekim 2025 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe; İzmir İl Millî Eğitim Şube Müdürü Doç. Dr. Özden Ölmez Ceylan, proje koordinatörleri, akademisyenler, eğitim yöneticileri, genç gönüllüler, veliler ve çok sayıda öğrenci katıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Program, Buca BİLSEM ekibi ve öğrencilerinin hazırladığı müzik performansıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın ardından RİT-ROM Projesi tanıtım videosu izlendi. Açılış konuşmalarını proje koordinatörleri Sinem Derya Gül Şahiner ve Ayben Demirkaya yaptı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Şahiner, projenin amacını ritim terapi yöntemiyle öğrencilerin sosyal katılımını artırmak, akran zorbalığını azaltmak ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmelerini sağlamak olarak özetledi. Demirkaya ise projenin, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin duygu düzenleme becerilerini geliştirmeyi hedeflediğini, ritim duygusuyla öfkenin farklı duygulara dönüştürülebileceğini anlattı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Şehit Fazıl Bey Ortaokulu öğrencileri, Müzik Öğretmeni Cahit Altun rehberliğinde bir dinleti sundu. Ardından, İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü Erasmus Projeleri Okul Akreditasyonu Koordinatörü Seçil Yıldırım Şimşek ve Gençlik Projeleri Uzmanı Zerrin Şimşek konuşma yaptı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Bireysel Gelişim, Toplumsal Fayda ve Uluslararası Deneyim İçin Projelere Katılın</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Seçil Yıldırım Şimşek, hibeli proje hazırlama sürecini ve K1, K2, K3 projeleri arasındaki farkları anlattı. Gönüllülük ve dayanışma projelerinin ekonomik duruma bağlı olmadan gerçekleştirilebileceğini vurguladı. Projelerin bireysel gelişim, toplumsal fayda ve uluslararası deneyim sağladığını belirtti. Zerrin Şimşek ise Erasmus+ projelerinin önceliklerine ve sosyal medyanın projelere ulaşmadaki etkisine değindi. ESC gönüllülük projelerinin her yaşa açık olduğunu, gönüllülük ruhu ve iletişim becerisinin önem taşıdığını ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Konak Şehit Fazıl Bey Ortaokulu Müdürü Melike Boyralı, öğrencilerin ritimle müziği ifade ve dayanışma dili haline getirdiğini, akran zorbalığına ve duygu düzenlemeye özgün bir bakış getirdiklerini söyledi. Projeye katkı sunan gönüllülere ve ekibe teşekkür etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İzmir İl Millî Eğitim Şube Müdürü Doç. Dr. Özden Ölmez Ceylan, hayat boyu öğrenmenin önemini ve Erasmus+ projelerinin sunduğu fırsatları dile getirdi. RİT-ROM Projesi’nin iyilik, paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendirdiğini, ritim temelli etkinliklerin kapsayıcı eğitime katkı sağladığını belirtti. Okul dışı öğrenmenin bireysel ve meslekî gelişime faydasını ve erken yaşta duygu düzenleme becerisinin kriz yönetimindeki değerini aktardı. Ayrıca, İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü olarak bu tür projeleri desteklediklerini belirterek Dokuz Eylül Üniversitesi ve tüm paydaşlara teşekkür etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Etkinlikte, proje sürecinde emeği geçen gönüllülere, öğretmenlere, akademisyenlere ve paydaş kurum temsilcilerine teşekkür belgeleri ve plaketler takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rit-rom-projesi-yayginlastirma-programi-dokuz-eylul-universitesinde-gerceklestirildi-585015">RİT-ROM Projesi Yaygınlaştırma Programı Dokuz Eylül Üniversitesinde Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canik&#8217;te Özdemir Bayraktar&#8217;a Duygu Dolu Anma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canikte-ozdemir-bayraktara-duygu-dolu-anma-584867</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 15:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[canik]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Özdemir Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canik Belediyesi, Milli Teknoloji Hamlesi idealinin öncü ismi Özdemir Bayraktar'ı anma programı gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-ozdemir-bayraktara-duygu-dolu-anma-584867">Canik&#8217;te Özdemir Bayraktar&#8217;a Duygu Dolu Anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Canik Belediyesi, Milli Teknoloji Hamlesi idealinin öncü ismi Özdemir Bayraktar&#8217;ı anma programı gerçekleştirdi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Canik Belediyesi, savunma sanayine yönelik önemli çalışmalara imza atan ve Milli Teknoloji Hamlesi idealinin öncü ismi Özdemir Bayraktar &#8216;ı Anma Günü programı gerçekleştirdi. Canik Belediyesi&#8217;nin çocukları ve gençleri, bilim ve teknoloji alanında uygulamalı eğitimlerle bir araya getirdiği ve Özdemir Bayraktar tarafından tasarlanan Akıncı TİHA&#8217;nın Türkiye&#8217;de ilk ve tek kalıcı olarak sergilendiği Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü&#8217;nde düzenlenen programda, Özdemir Bayraktar&#8217;ın hayatını ve çalışmalarını anlatan kısa film gösterimi gerçekleştirildi. İlginin yüksek olduğu programda,  kısa film gösteriminin ardından gençler ve aileler için atölye etkinlikleri düzenlendi. Özdemir Bayraktar&#8217;ın ilçede adını yaşattıkları Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü&#8217;nde Milli Teknoloji Hamlesi idealiyle çalışan, üreten ve özgün eserleriyle farkındalık oluşturan nesilleri yetiştirmeye devam ettiklerini söyleyen Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Merhum Özdemir Bayraktar&#8217;ın öncüsü olduğu Milli Teknoloji Hamlesi ideali, özgün fikirleri, azimleri ve çalışmalarıyla ülkemiz için değer üreten nesillerle geleceğe taşınıyor&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>&#8220;Teknoloji okuryazarı nesiller yetiştiriyoruz&#8221;</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Canik&#8217;te bilim ve teknoloji alanında uygulamalı eğitimlerin yanı sıra Milli Teknoloji Hamlesi konusunda toplumsal farkındalığın oluşmasına katkı sunan etkinlikler ve programlar gerçekleştirmeyi sürdürdüklerini belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Milli Teknoloji Hamlesi idealinin öncü ismi merhum Özdemir Bayraktar&#8217;ı vefatının sene-i devriyesinde rahmetle yâd ediyorum. Onun çalışmaları, eserleri ve ortaya koyduğu vizyon gençlerimizin kılavuzu olmaya devam ediyor. Özdemir Bayraktar&#8217;ın kendi tasarımı olan ve Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüzde yer alan Akıncı TİHA, gençlerimize ve çocuklarımıza ilham olmaya devam ediyor. İlçemizde hayata geçirdiğimiz projelerle Milli Teknoloji Hamlesi konusunda farkındalık oluşturuyor, teknoloji okuryazarı nesiller yetiştiriyoruz. Bizler biliyoruz ki bilgileri, yetenekleri ve sahip oldukları erdemle Milli Teknoloji Hamlesi idealini geleceğe taşıyacak, yüksek teknolojide tam bağımsız Türkiye şiarıyla özgün eserler üretecek olanlar gençlerimizdir. Gençlerimiz, geleceğimizdir&#8221; şeklinde ifade etti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Ailelerden Başkan Sandıkçı&#8217;ya Teşekkür </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ailelere ve çocuklara çeşitli hediyeler de verilen program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu. Programa katılan aileler ve gençler, eğitime yönelik destekleri ve Milli Teknoloji Hamlesi ideali konusunda bilinç oluşturmaya yönelik gerçekleştirdiği çalışmalardan dolayı Başkan İbrahim Sandıkçı&#8217;ya teşekkür etti.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-ozdemir-bayraktara-duygu-dolu-anma-584867">Canik&#8217;te Özdemir Bayraktar&#8217;a Duygu Dolu Anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-2-583904</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 08:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[durumunu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[esenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[meditopia]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meditopia, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde topladığı verilerle hazırladığı Wellbeing Raporu’nda Türkiye’deki çalışanların duygu durumları, ağrı noktaları ve esenlik düzeylerini analiz etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-2-583904">Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meditopia, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde topladığı verilerle hazırladığı Wellbeing Raporu’nda Türkiye’deki çalışanların duygu durumları, ağrı noktaları ve esenlik düzeylerini analiz etti. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde açıklanan veriler, iş yaşamında psikolojik dayanıklılığın ve duygusal esenliğin önemini yeniden hatırlattı. Türkiye genelinde 100 şirkette 15 bini aşkın çalışanın dahil olduğu Meditopia Çalışan Destek Platformu tarafından hazırlanan Meditopia 2025 Wellbeing Raporu, çalışanların stres ve kaygı düzeylerinin yüksek, mutluluk düzeyi ve uyku kalitesinin orta, hareket seviyesinin ise düşük seviyede seyrettiğini ortaya koydu. Verilere göre, çalışanların %93’ü duygularını en çok iş, eğitim veya yakın ilişkilerinin etkilediğini belirtirken esenlik dengesinin yıl boyunca dalgalı seyrettiği görülüyor.</strong></p>
<p>Sağlık ve esenlik, geçmişten günümüze, üzerine en çok çalışmaların gerçekleştiği konuların başında yer alıyor. Bu yüzden Dünya Ruh Sağlığı Günü, bireylerin ve kurumların psikolojik iyi oluş ve dayanıklılığa verdiği önemi yeniden düşünmeleri için güçlü bir hatırlatıcı oluyor. Meditopia, 2025’in ilk üç çeyreğini baz alarak hazırladığı Çalışan Wellbeing Raporu ile Türkiye’deki çalışanların hem ruhsal hem de bütüncül esenlik durumuna dair güncel tabloyu ortaya koydu. Ülke genelinde 15 bini aşkın çalışanın katılım sağladığı raporun sonuçlarına göre çalışanların genel esenlik seviyesinin 54,4 puanla orta düzeyde seyrettiği raporlandı. 100 puan üzerinden yapılan skorlamada 66 puanla stres ve 63,3 puanla kaygı indekslerinin ise yüksek seviyelerde olduğu vurgulanıyor. Meditopia uzmanlarına göre bu tablo, yılın farklı dönem ve aylarında değişkenlik gösteriyor ve çalışanların yıl boyunca duygusal dalgalanmalar yaşadığını ve destek mekanizmaları yetersiz kaldığında bu dengenin hızla bozulabildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışanların %49’u stres ve kaygılarının en büyük sebebi olarak gelecek belirsizliğini işaret ederken, %46’sı fiziksel sağlık ve uyku problemlerini, %40’ı ise kişisel zaman eksikliğini öne çıkarıyor. Bu veriler, çalışanların psikolojik desteğe ek olarak fiziksel ve sosyal açıdan da desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Çalışanların Mutluluk Seviyesi 54,3 Puanla Orta Düzeyde</strong></p>
<p>Raporun en çarpıcı bulgularından biri, çalışanların duygusal durumları üzerindeki iş ve özel yaşam dengesinin belirleyici rolü oldu. Rapora göre katılımcıların %93’ünün duygularını en çok iş, eğitim veya yakın ilişkileri etkiliyor. %75’i ise bu dalgalanmaların merkezinde doğrudan iş hayatının yer aldığını belirtiyor. Bu veriler, işverenlerin çalışan esenliğinde üstlendikleri sorumluluğun büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. İş yükü, performans baskısı, finansal zorluklar ve yönetici ilişkileri, stres ve tükenmişliğin en güçlü tetikleyicileri arasında geliyor. Mutluluk İndeksi bulgularına göre çalışanların mutluluk seviyesi 54,3 puanla orta düzeyde raporlandı. Araştırma süresi boyunca elde edilen sonuçlara göre her 10 çalışandan 1’i son bir ay içinde hiçbir zaman ya da neredeyse hiç bir zaman mutlu veya memnun hissetmediğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>İş-Özel Yaşam Dengesindeki Bozulmalar Hareketsizliği Artırıyor</strong></p>
<p>Rapor, çalışanların yalnızca duygusal değil, fiziksel esenlik alanında da desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Uyku kalitesinin 50,6 ile orta, egzersiz indeksinin ise 37,1 puanla düşük seviyede kaldığı ise diğer bulgular arasında. Verilere göre katılımcıların %84’ü fiziksel ağrı yaşıyor olsa da %50’sinden fazlası hiç egzersiz yapmıyor. Meditopia verilerine göre düzenli hareket ve kaliteli uyku, genel esenlik skoruyla paralel dalgalanmalar gösteriyor. Ancak iş-özel yaşam dengesindeki zorlanmalar, çalışanların bu alanlarda sürdürülebilir bir rutin oluşturmasına engel teşkil ediyor. </p>
<p><strong>“Çalışan Sağlığı ve İyi Oluş, Kurum Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası”</strong></p>
<p>Bugün iş yaşamının profesyonel becerilerin ötesinde, duygusal dayanıklılığın da sınandığı bir alan haline geldiğini belirten Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Çalışanlar, artan tempo ve belirsizlik içinde fiziksel sağlıklarını, sosyal ilişkilerini ve kişisel alanlarını korumakta zorlanıyor. Hızla değişen koşullar, artan belirsizlikler ve sürekli tetikte olma hali, çalışanların içsel dengesini korumasını her zamankinden daha zor hale getiriyor. Kurumların çalışanlarının iyi oluşunu stratejik bir öncelik olarak ele almadıkları sürece sürdürülebilir bir başarı inşa etmeleri ise mümkün görünmüyor. Gerçek sürdürülebilirliğin, finansal büyüme ya da operasyonel verimlilikle sınırlı kalmaması, çalışanların ruhsal dayanıklılığının, yaşam dengesi ve aidiyet duygusuyla ölçülmesi gerektiği tartışılmaz bir gerçek. Meditopia olarak, bireylerin ve kurumların ruh sağlığına dair farkındalığını artırmak, bu alanı konuşulabilir ve erişilebilir kılmak için çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz bütüncül çözümlerle çalışanların stres, kaygı, uyku, hareket ve mutluluk gibi temel wellbeing alanlarında ihtiyaç duydukları desteğe diledikleri anda ulaşmalarını sağlıyoruz. Çünkü bizce çalışanların sağlık ve wellbeing hizmetlerine erişebiliyor olması, kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-2-583904">Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-583642</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 10:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[durumunu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[esenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[meditopia]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meditopia, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde topladığı verilerle hazırladığı Wellbeing Raporu’nda Türkiye’deki çalışanların duygu durumları, ağrı noktaları ve esenlik düzeylerini analiz etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-583642">Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meditopia, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde topladığı verilerle hazırladığı Wellbeing Raporu’nda Türkiye’deki çalışanların duygu durumları, ağrı noktaları ve esenlik düzeylerini analiz etti. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde açıklanan veriler, iş yaşamında psikolojik dayanıklılığın ve duygusal esenliğin önemini yeniden hatırlattı. Türkiye genelinde 100 şirkette 150 bini aşkın çalışanın dahil olduğu Meditopia Çalışan Destek Platformu tarafından hazırlanan Meditopia 2025 Wellbeing Raporu, çalışanların stres ve kaygı düzeylerinin yüksek, mutluluk düzeyi ve uyku kalitesinin orta, hareket seviyesinin ise düşük seviyede seyrettiğini ortaya koydu. Verilere göre, çalışanların %93’ü duygularını en çok iş, eğitim veya yakın ilişkilerinin etkilediğini belirtirken esenlik dengesinin yıl boyunca dalgalı seyrettiği görülüyor.</strong></p>
<p>Sağlık ve esenlik, geçmişten günümüze, üzerine en çok çalışmaların gerçekleştiği konuların başında yer alıyor. Bu yüzden Dünya Ruh Sağlığı Günü, bireylerin ve kurumların psikolojik iyi oluş ve dayanıklılığa verdiği önemi yeniden düşünmeleri için güçlü bir hatırlatıcı oluyor. Meditopia, 2025’in ilk üç çeyreğini baz alarak hazırladığı Çalışan Wellbeing Raporu ile Türkiye’deki çalışanların hem ruhsal hem de bütüncül esenlik durumuna dair güncel tabloyu ortaya koydu. Ülke genelinde 15 bini aşkın çalışanın katılım sağladığı raporun sonuçlarına göre çalışanların genel esenlik seviyesinin 54,4 puanla orta düzeyde seyrettiği raporlandı. 100 puan üzerinden yapılan skorlamada 66 puanla stres ve 63,3 puanla kaygı indekslerinin ise yüksek seviyelerde olduğu vurgulanıyor. Meditopia uzmanlarına göre bu tablo, yılın farklı dönem ve aylarında değişkenlik gösteriyor ve çalışanların yıl boyunca duygusal dalgalanmalar yaşadığını ve destek mekanizmaları yetersiz kaldığında bu dengenin hızla bozulabildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışanların %49’u stres ve kaygılarının en büyük sebebi olarak gelecek belirsizliğini işaret ederken, %46’sı fiziksel sağlık ve uyku problemlerini, %40’ı ise kişisel zaman eksikliğini öne çıkarıyor. Bu veriler, çalışanların psikolojik desteğe ek olarak fiziksel ve sosyal açıdan da desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Çalışanların Mutluluk Seviyesi 54,3 Puanla Orta Düzeyde</strong></p>
<p>Raporun en çarpıcı bulgularından biri, çalışanların duygusal durumları üzerindeki iş ve özel yaşam dengesinin belirleyici rolü oldu. Rapora göre katılımcıların %93’ünün duygularını en çok iş, eğitim veya yakın ilişkileri etkiliyor. %75’i ise bu dalgalanmaların merkezinde doğrudan iş hayatının yer aldığını belirtiyor. Bu veriler, işverenlerin çalışan esenliğinde üstlendikleri sorumluluğun büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. İş yükü, performans baskısı, finansal zorluklar ve yönetici ilişkileri, stres ve tükenmişliğin en güçlü tetikleyicileri arasında geliyor. Mutluluk İndeksi bulgularına göre çalışanların mutluluk seviyesi 54,3 puanla orta düzeyde raporlandı. Araştırma süresi boyunca elde edilen sonuçlara göre her 10 çalışandan 1’i son bir ay içinde hiçbir zaman ya da neredeyse hiç bir zaman mutlu veya memnun hissetmediğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>İş-Özel Yaşam Dengesindeki Bozulmalar Hareketsizliği Artırıyor</strong></p>
<p>Rapor, çalışanların yalnızca duygusal değil, fiziksel esenlik alanında da desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Uyku kalitesinin 50,6 ile orta, egzersiz indeksinin ise 37,1 puanla düşük seviyede kaldığı ise diğer bulgular arasında. Verilere göre katılımcıların %84’ü fiziksel ağrı yaşıyor olsa da %50’sinden fazlası hiç egzersiz yapmıyor. Meditopia verilerine göre düzenli hareket ve kaliteli uyku, genel esenlik skoruyla paralel dalgalanmalar gösteriyor. Ancak iş-özel yaşam dengesindeki zorlanmalar, çalışanların bu alanlarda sürdürülebilir bir rutin oluşturmasına engel teşkil ediyor. </p>
<p><strong>“Çalışan Sağlığı ve İyi Oluş, Kurum Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası”</strong></p>
<p>Bugün iş yaşamının profesyonel becerilerin ötesinde, duygusal dayanıklılığın da sınandığı bir alan haline geldiğini belirten Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Çalışanlar, artan tempo ve belirsizlik içinde fiziksel sağlıklarını, sosyal ilişkilerini ve kişisel alanlarını korumakta zorlanıyor. Hızla değişen koşullar, artan belirsizlikler ve sürekli tetikte olma hali, çalışanların içsel dengesini korumasını her zamankinden daha zor hale getiriyor. Kurumların çalışanlarının iyi oluşunu stratejik bir öncelik olarak ele almadıkları sürece sürdürülebilir bir başarı inşa etmeleri ise mümkün görünmüyor. Gerçek sürdürülebilirliğin, finansal büyüme ya da operasyonel verimlilikle sınırlı kalmaması, çalışanların ruhsal dayanıklılığının, yaşam dengesi ve aidiyet duygusuyla ölçülmesi gerektiği tartışılmaz bir gerçek. Meditopia olarak, bireylerin ve kurumların ruh sağlığına dair farkındalığını artırmak, bu alanı konuşulabilir ve erişilebilir kılmak için çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz bütüncül çözümlerle çalışanların stres, kaygı, uyku, hareket ve mutluluk gibi temel wellbeing alanlarında ihtiyaç duydukları desteğe diledikleri anda ulaşmalarını sağlıyoruz. Çünkü bizce çalışanların sağlık ve wellbeing hizmetlerine erişebiliyor olması, kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-%75inin-duygu-durumunu-dogrudan-is-hayati-etkiliyor-583642">Çalışanların %75&#8217;inin Duygu Durumunu Doğrudan İş Hayatı Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[olgun]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, krizlerde psikolojik sağlamlık konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşamın getirdiği yoğunluğun insanları ruhsal bir yorgunluğa sürüklediğini ve bu durumun farkında olmadan birikimlere yol açtığını belirterek, &#8220;Çağımızın en büyük zararlı davranışlarından biri, yoğun ve rutin yaşam. İnsanlar sosyal bir yoğunluk içerisinde ve bu durum çok fazla fark edilmiyor. Kendilerine dur, düşün, yeniden başla yapmalılar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kriz yönetiminde risk analizinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Kriz yönetimindeki en kritik nokta krize hazırlıklı olmaktır. Kişi krize hazırlıklıysa krizi çok rahat yönetir. Hazırlıklı değilse panik yapar. Mesela doğu toplumlarının çok zayıf taraflarından birisidir. Mesela bir kriz olduğu zaman onu yönetiyoruz, kurtarıyoruz ama krizin çıkmaması için hazırlığımız yeterli değil. Risk analizi ve risk yönetimi yok. Onun için krizden önce risk analizi yapıp risk yönetimi yaparsanız o krizi iyi yönetirsiniz. Bu da tabii bilgeleşmeyle ilgili.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılığın insanın öğrenebileceği ve geliştirebileceği bir beceri olduğunu belirterek, “Krizleri bir dayanıklılık eğitimi gibi görmek gerekiyor. Yaşanan her zorluk, insanın içsel gücünü fark etmesi için bir fırsattır.” dedi.</p>
<p><strong>“Zaman zaman fabrika ayarlarına dönülmeli”</strong></p>
<p>Bireylerin tıpkı bir cihazın fabrika ayarlarına dönmesi gibi, kendilerini de belirli aralıklarla &#8220;refresh&#8221; etmeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu, hayatı daha sağlıklı, verimli ve huzurlu bir şekilde yaşamanın anahtarı. Kontrol edilebilen stres insanı geliştirir.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsanın kendi varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu ve dolayısıyla özgür iradeye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu özgür iradenin kişiye hedef belirleme, gelecek projeksiyonu oluşturma ve stratejileri gözden geçirme sorumluluğu yüklediğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Beynimizin kendini programlama özelliği var. Eğer biz kendi kendimizi programlamazsak dış olaylar bizi programlıyor. Kendimizi yenilemek aslında kendimizi programlamak ve güncellemektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, bu bağlamda, hayatı verimli kullanmanın ve anlamlı bir geçmiş bırakabilmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Geçmişte yaşayan insanlar mutlu ve huzurlu olamaz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;anı yaşamak değil anda yaşamak&#8221; felsefesinin önemine dikkat çekerek, “Geçmişte keşkelerle yaşayan veya gelecekle ilgili aşırı kaygılar taşıyan insanlar huzurlu olamaz. Keşke ve acaba kelimeleri altında insan eziliyor. Huzurlu insan geçmişi değerlendirir, dersler çıkarır, geleceğe bakar, planını yapar ama bugünü kendiyle barışık olarak yaşar. Bu nedenle kendiyle barışık olarak yaşamak kelimesi, huzur kelimesini çok güzel ifade ediyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Acıyı kabullenmek ve yönetmek</strong></p>
<p>&#8220;İnsan en kötü ortamda bile olsa huzurlu olmayı başarabiliyor. Huzuru yakalayabilmek, acıdan, olumsuzdan kaçmak değildir. Olumluyu ve olumsuzu birlikte ele alıp, oradan dersler çıkarıp olumluya doğru bir şey yapabilmektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, zorluklar karşısında dirençli olmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişinin &#8220;olması gereken benliği&#8221; yakaladığında huzuru bulacağını, bunun için de içsel bir yolculuğa çıkıp kendini tanıması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Wellbeing’ (afiyette olma hali)</strong></p>
<p>Beynin serotonin salgıladığı &#8220;rahatlatıcı duygu durumu&#8221; ile aktif ve güvenli duygulanımı bir arada yönetmenin huzur olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, buna &#8220;öznel iyi oluş&#8221; veya literatürdeki adıyla &#8220;Wellbeing&#8221; (Afiyette olma) dendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, afiyetin psikolojik rahatlık ve iyilik olduğunu, bunun bedensel sağlıkla birleştiğinde gerçek huzurun ortaya çıktığını ifade ederek, &#8220;Kabul edeceksin, kabul etmek teslim olmak değil. Yanlışları kabul edeceksin ama bunu yöneteceksin.&#8221; diyerek, dinginlik ve sakinliğin ön koşulunun kabullenme olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Şükrün ölçüsü kanaattir&#8230;”</strong></p>
<p>Huzurun, sahip olunan şeylerin kıymetini bilme, yetinmenin kanaat duygusuyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şükrün ölçüsü kanaattir. Kanaat eden bir kimse şükrediyor demektir. Küçük şeylerden mutlu olabilmek. Bunu başardığın zaman şükür duygusunun kavramsal anlamını yerine getirmiş oluyorsun.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>“Şükür duygusu insana kendini iyi hissettiriyor ve huzura ulaştırıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, sabah kalktığında sahip olunan temel nimetlerin farkında olmanın, olumsuz düşünceleri uzaklaştırmanın ve rutin şeylerden mutlu olmanın huzuru yakalamanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Zihinsel ve duygusal olgunluk</strong></p>
<p>Ruhsal anlamda büyümenin zihinsel ve duygusal olgunluk olmak üzere iki önemli ayağı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Zihinsel olgunluk, kişinin mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi akademik başarı ile ilgili yönleridir. Duygusal boyutu ise kişinin daha çok içsel başarıyla ilgili olan boyutudur. Bu ikisi dengeli bir şekilde gittiği zaman olgunluk ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eğitim sistemimizin daha çok zihinsel olgunluğu ölçtüğünü, ancak davranışsal ve duygusal olgunluğun eksik kaldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“Olgunluk öğrenilen bir şeydir”</strong></p>
<p>Olgunluğun yaşla değil, öğrenildiğini ve bir süreçle elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Olgunlaşma anlık bir durum değildir, hayat boyu süren bir süreçtir. O nedenle de olgunlaşma bir durak değildir, yolculuktur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Hatadan ders almanın olgun kişinin en büyük özelliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, akıllı insanların başkalarının hatalarından da ders çıkararak aynı hataları yapmadığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sorumluluk bilinci ve narsisizm salgını</strong></p>
<p>Sadece kendine faydalı olmayı düşünen insanların bencil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyin içinde yaşadığı topluma, ailesine, vatanına ve yaratıcısına karşı sorumlulukları olduğunu belirtti.</p>
<p>Kapitalist sistemin ve varoluşçu felsefenin insanı bencilliğe sürüklemesini eleştiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Narsisizm salgın haline geliyor. Bunu yapan da yaşam felsefemizin değişmesi. Onun için önce kendimizi sonra çocuklarımızı düzeltmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hayatın amacının bencillik, haz peşinde koşmak veya narsist olmak olmadığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Hatalar birer eğitmen, eleştiri de bir armağandır. Eleştiriye açık olmak özgüven gerektirir ve olgunluk işaretidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaştığını, sürekli kendini geliştirerek bu yolda ilerlediğini dile getirerek, olgunlaşmanın önündeki engellerden birinin de şikayetçilik olduğunu, insanların olumlu yönleri görmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Akıl bizim için pusuladır. Ama akılla kalbi birleştirmek gerekiyor. Akıl her şeyi göremiyor. Aklın görebildiği mesafe kısıtlı. Ama duyguları da katarsak sezgisel algılamalar oluyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, eleştiriye açık olmanın ve çoğulcu özgürlükçü bir bakış açısına sahip olmanın önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En özel kuaförler yeteneklerini anneleriyle paylaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-ozel-kuaforler-yeteneklerini-anneleriyle-paylasti-582072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[anneleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[kuaförler]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[yeteneklerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Beyaz Kalpler Eğitim ve Gelişim Merkezi’nde “Kuaförlük Atölyesi’ne” katılan öğrenciler, aldıkları eğitimleri anneleri üzerinde uygulayarak hem deneyim kazandı hem de keyifli bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-ozel-kuaforler-yeteneklerini-anneleriyle-paylasti-582072">En özel kuaförler yeteneklerini anneleriyle paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Beyaz Kalpler Eğitim ve Gelişim Merkezi’nde “Kuaförlük Atölyesi’ne” katılan öğrenciler, aldıkları eğitimleri anneleri üzerinde uygulayarak hem deneyim kazandı hem de keyifli bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><b>ÖĞRENCİLER UYGULAMALI EĞİTİMDE BECERİLERİNİ GÖSTERDİ</b></p>
<p>Yaklaşık bir aydır eğitim gören 18 öğrenci; kişisel hijyen, salon hijyeni, müşteri iletişimi, saç ve deri anatomisi, saç şekillendirme ile kaş tasarımı gibi konularda edindikleri bilgileri annelerine uygulamalı olarak gösterdi. Böylece gençler öğrendiklerini pekiştirirken, anneler de çocuklarının gelişimine tanıklık etti.</p>
<p><b>GENÇLERDEN DUYGUSAL AÇIKLAMALAR</b></p>
<p>Etkinlikte söz alan öğrenciler, eğitim sürecinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Dilara isimli öğrenci, eğitim sayesinde yeniden okula devam edebildiğini belirtirken, bir diğer öğrenci Melike ise öğrendiklerinden mutluluk duyduğunu söyledi. Muhammet isimli öğrenci de, “Burada kendime yeni bir sayfa açtım, yapamam dediğim şeyleri başardım” sözleriyle duygularını ifade etti. Anneler de çocuklarının gelişimine katkı sunan merkez ve öğretmenlere teşekkür etti.</p>
<p><b>ANNELER İÇİN DUYGU FARKINDALIĞI ÇALIŞMASI</b></p>
<p>Etkinlik yalnızca gençlerle sınırlı kalmadı. Merkezde görevli psikolog tarafından annelere yönelik “Duygu Farkındalığı Grup Çalışması” düzenlendi. Bu eğitimle annelerin kendi duygularını tanımaları, ifade becerilerini geliştirmeleri ve çocuklarını daha iyi anlayabilmeleri hedeflendi.</p>
<p><b>GÜVENLİ VE DESTEKLEYİCİ BİR ORTAM</b></p>
<p>Beyaz Kalpler Eğitim ve Gelişim Merkezi, örgün eğitime devam edemeyen 14-18 yaş arasındaki gençlere mesleki ve hobi atölyeleriyle eğitim imkânı sunuyor. Psiko-sosyal destek programlarıyla da öğrencilerin ergenlik dönemindeki sorunlarla baş etmelerine yardımcı oluyor.</p>
<p><b>AİLELERLE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM</b></p>
<p>Kuaförlük Atölyesi öğrencilerinin anneleriyle birlikte katıldığı etkinlik, merkezin yalnızca gençlere değil ailelere de dokunan yaklaşımını ortaya koydu. Eğitim ve psiko-sosyal desteğin bir arada yürütüldüğü bu özel gün, hem gençler hem de aileleri için unutulmaz bir deneyim oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-ozel-kuaforler-yeteneklerini-anneleriyle-paylasti-582072">En özel kuaförler yeteneklerini anneleriyle paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ kullanımında ebeveyn rehberliği önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kullaniminda-ebeveyn-rehberligi-onemli-581348</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 13:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımında]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[rehberliği]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın ayrılmaz parçası haline gelen yapay zekanın çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendiren İstanbul Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırma ekibinden Araştırma Görevlisi Şeyma Aydın Öztürk, bu teknolojilerin çocukların gelişim süreçlerini destekleme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kullaniminda-ebeveyn-rehberligi-onemli-581348">Yapay zekâ kullanımında ebeveyn rehberliği önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günlük yaşamın ayrılmaz parçası haline gelen yapay zekanın çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendiren İstanbul Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırma ekibinden Araştırma Görevlisi Şeyma Aydın Öztürk, bu teknolojilerin çocukların gelişim süreçlerini destekleme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Yakın bir gelecekte yapay zekâ teknolojileri ve sosyal robotların çocukların yaşı ve gelişimsel ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda çok boyutlu bir şekilde destekleme konusunda güçlü ve etkili araçlar olabileceğini ifade eden Aydın Öztürk, “Ancak bu teknolojilerin güvenli bir şekilde kullanılması için ebeveyn rehberliğinin ve uzman görüşünün önemi unutulmamalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve </span></span></span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırma ekibinden Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, yapay zekâ teknolojilerinin ve sosyal robotların çocuk gelişimindeki rolünü değerlendirdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çocuk gelişiminde olumlu etkiler bırakabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ teknolojilerinin çocuk gelişimindeki rolünü açıklarken literatürdeki araştırma bulgularına işaret eden Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, <b>“</b>Yürütülen bilimsel araştırmalar, bu teknolojilerin çocukların dil ediniminden başlayarak farkındalık, empati, duygu düzenleme gibi duygusal-sosyal gelişim süreçlerine kadar birçok alanda çocuk gelişiminde olumlu etkilerinin olabileceğini göstermektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sosyal robotlarla etkileşim sosyal uyuma katkı sağlayabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sosyal robotların çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, “Çocuklar, robotlarla etkileşime girdiğinde duygularına ilişkin farkındalık kazanabilir ve empati becerileri gelişebilir. Özellikle sosyal ilişkiler konusunda zorluk yaşayan çocukların sosyal uyum yeteneklerini geliştirmede sosyal robotlar etkili araçlar olabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik döneminde yapay zekâ desteği</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, duygusal dalgalanmaların sık yaşandığı ergenlik döneminde yapay zekâ araçlarından faydalanmanın mümkün olduğunu ifade ederek “Araştırmalar, yapay zekâ destekli oyunların, sohbet uygulamalarının ergenlerin duygu düzenleme ve öz farkındalık becerilerini geliştirebildiğini gösteriyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bireyselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunuluyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ tabanlı öğrenme platformlarının bazı avantajları olabileceğini kaydeden Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, “Bu teknolojiler, her çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen bir eğitim deneyimi sunabiliyor. Dolayısıyla bu teknolojiler sadece çocukların zorlandıkları alanlarda öğrenme sürecini kolaylaştırmak için değil; aynı zamanda güçlü yönlerini geliştirmek için de kullanılabilmesi mümkün olacak” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ebeveynlerin rehberliği önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yakın bir gelecekte yapay zekâ teknolojileri ve sosyal robotların çocukların yaşı ve gelişimsel ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda çok boyutlu bir şekilde destekleme konusunda güçlü ve etkili araçlar olabileceğini ifade eden Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, “Ancak bu teknolojilerin güvenli bir şekilde kullanılması için ebeveyn rehberliğinin ve uzman görüşünün önemi unutulmamalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yapay zekâ ile ilgili doğru yönlendirme yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk, günümüzde hayatın her alanında kullanılan yapay zekânın kullanımında ebeveynlerin çocukları doğru yönlendirmesinin önemini vurgulayarak tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Robotik veya kodlama etkinlikleri ile çocuklarınızı yapay zekâ teknolojileri ile tanıştırabilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Çocukların yapay zekâ ve sosyal robotlar ile etkileşimlerinde dengeyi kurabilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Çocukların yaşına uygun, bilimsel olarak desteklenmiş ve güvenilir yapay zekâ uygulamalarını kullanmaları konusunda ebeveyn rehberliği yapabilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Çocuklarınıza yapay zekanın da hata yapabileceğini, her bilginin doğrulanması gerektiğini öğretebilirsiniz. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriği sorgulamayı, farklı kaynaklardan bilgi toplamayı ve kendi düşüncelerini geliştirmeyi teşvik edebilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Çocuklarınıza kişisel bilgilerini koruma, hangi bilgileri paylaşabilecekleri ve hangi bilgileri gizli tutmaları gerektiği konusunda yaşlarına uygun eğitim verebilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ ile etkileşimin gerçek insan ilişkilerinin yerini tutamayacağını vurgulayabilirsiniz. Çocuğunuzun duygularını tanıması, ifade etmesi ve başkalarının duygularını anlaması için fırsatlar yaratabilirsiniz. </span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ teknolojileri hızla gelişmektedir. Yeni uygulamalar, riskler ve fırsatlar hakkında kendinizi bilgilerinizi güncel tutmak faydalı olacaktır. </span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-kullaniminda-ebeveyn-rehberligi-onemli-581348">Yapay zekâ kullanımında ebeveyn rehberliği önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu dolu buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-dolu-bulusma-578981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 14:40:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[topaloğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, 1975 yılında öğretmenlik hayatına başladığı Rize’nin Güneysu ilçesindeki Kıbledağı Köyü’nde ilk öğrencileriyle bir araya geldi. Başkan Topaloğlu’na eşi Fikriye Topaloğlu eşlik etti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dolu-bulusma-578981">Duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, 1975 yılında öğretmenlik hayatına başladığı Rize’nin Güneysu ilçesindeki Kıbledağı Köyü’nde ilk öğrencileriyle bir araya geldi. Başkan Topaloğlu’na eşi Fikriye Topaloğlu eşlik etti.</p>
<p>Emekli bir öğretmen olan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, 1975 yılında başladığı öğretmenlik hayatında görev yaptığı okulu ve ilk öğrencilerini unutmadı.</p>
<p>Öğretmenlik mesleğine adım attığı Rize’nin Güneysu ilçesini de ziyaret eden Başkan Topaloğlu, öğretmenlik yaptığı dönemdeki öğrencileri Mustafa Büyük, Musa Büyük, Adem Kar, Bilal Yılmaz ve Orhan Erkan bir araya gelerek anılarını tazeledi.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, yaptığı açıklamada, “Öğretmenlik hayatıma ilk başladığım Güneysu ilçesindeki okulu ve öğrencilerimi ziyaret etmekten dolayı çok mutluyum. Öğrencilerimle eski günleri yad ettik ve zaman zaman duygulandık. Kendileri bizi çok güzel ağırladı. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dolu-bulusma-578981">Duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüyalar psikolojiniz hakkında ipuçları verebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruyalar-psikolojiniz-hakkinda-ipuclari-verebilir-578543</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 17:19:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, rüyaların psikolojik ve nörobilimsel açıdan anlamı, işlevi ve bireyin iç dünyasını yansıtma biçimleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruyalar-psikolojiniz-hakkinda-ipuclari-verebilir-578543">Rüyalar psikolojiniz hakkında ipuçları verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, rüyaların psikolojik ve nörobilimsel açıdan anlamı, işlevi ve bireyin iç dünyasını yansıtma biçimleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Rüyalar, bilinçdışındaki bastırılmış duygu ve arzuları sembolik olarak yansıtıyor…</strong></p>
<p>Rüyaların, uykunun en dikkat çeken ve en karmaşık parçalarından biri olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Günümüzde nörobilimsel çalışmalar, rüyaların özellikle REM uykusunda yoğunlaştığını ve bu evrede beynin duygusal öğrenme, stresle başa çıkma ve hafıza bütünleştirme işlevlerinin aktif olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Rüyaların aynı zamanda bilinçdışında saklı kalan duygu, düşünce ve arzuların sembolik bir dili olarak ortaya çıktığını aktaran Erol, psikanalitik yaklaşıma göre ise rüyaların, kişinin bastırdığı ya da farkında olmadığı dürtülere ve duygulara ışık tuttuğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Bazı rüyalar evrensel…</strong></p>
<p>“Her birey içinde bulunduğu duruma özgü rüyalar görse de; kabuslar, düşmek, uçmak, bir yerlere geç kalmak ya da ölümle ilgili rüyalar aslında evrensel temaları barındırır.” diyen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Düşme rüyaları kontrol kaybı ve güvensizlik hissini, uçma rüyaları özgürleşme arzusunu, geç kalma rüyaları yoğun sorumluluk ve kaygıyı, ölümle ilgili rüyalar ise bazen bir dönemin kapanıp yeni bir sürecin başlamasını sembolize edebilir.” dedi.</p>
<p>Erol, bu tür rüyaların, kişiden kişiye değişse de çoğunlukla iç dünyamızda sağlıklı bir şekilde işlenmesi gereken duygular olduğunu düşündürdüğünü dile getirdi.</p>
<p><strong>Tekrarlayan rüyalar çözülememiş konularla ilgili! </strong></p>
<p>Çok sık görülen rüyaların bir anlamı olup olmadığını değerlendiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol şunları söyledi:</p>
<p>“Tekrarlayan rüyalar genellikle zihnin çözülememiş konuları tekrar gündeme getirmesiyle oluşur. Yani bilinçdışı; çözülmemiş bir duyguyu, bastırılmış bir çatışmayı ya da geçmişten kalan bir deneyimi tekrar tekrar gündeme getirir. Bu rüyalar bir bakıma kişinin hayatında bakması gereken bir alan olduğunu gösterebilir. Örneğin çocuklukta yaşanmış bir kayıp ya da travmatik bir olay, yıllar sonra farklı sembollerle yeniden rüyada belirebilir. Bazen de yetişkinlikte yoğun stres, ilişki problemleri veya geleceğe dair kaygılar, zihnin aynı rüya temasını sürekli canlandırmasına neden olur. Bu döngü, konunun işlenmediğini ya da duygusal açıdan bütünleştirilemediğini gösterir. Psikoterapi sürecinde tekrarlayan rüyaların önemi büyüktür. Danışanın bu rüyaları detaylı biçimde paylaşması, terapiste içsel çatışmalar hakkında önemli ipuçları verir. Çoğu zaman, bu rüyaların anlaşılmasıyla birlikte tekrarlama döngüsü de zayıflar.”</p>
<p><strong>Rüyalar kişinin iç dünyasını yansıtsa da tek bir rüyadan bütüncül yorum yapılamaz! </strong></p>
<p>Çocuklukta ve yetişkinlikte görülen rüyalar arasında belirgin farklar bulunduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Çocukluk rüyaları daha çok güvenlik, korku ve anne-baba figürleri etrafında şekillenirken; yetişkinlikteki rüyalar iş, sorumluluk, ilişkiler ve kimlik çatışmalarıyla bağlantılıdır. Yani rüyalar da gelişimsel süreçlerimizle birlikte evrilir.” dedi.</p>
<p>Rüya görmenin, insan beyninin uyku fizyolojisinin doğal bir parçası olduğunu dile getiren Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dolayısıyla hiç rüya görmeme ifadesi teknik olarak doğru değildir; çünkü REM uykusu sırasında herkes rüya görür. Ancak rüyaların hatırlanıp hatırlanmaması, bireysel farklılıklara ve çeşitli psikolojik-fizyolojik etkenlere bağlıdır. Rüya hatırlama sıklığını etkileyen faktörlerden biri uyku yapısıdır. REM evresinden hemen sonra uyanan bireyler rüyalarını daha kolay hatırlarken, derin uyku evrelerinde uyananlar rüyalarını genellikle hatırlamazlar. Ayrıca stres düzeyi, duygusal yoğunluk ve travmatik yaşantılar da rüya hatırlama sıklığını artırabilir. Unutulmamalıdır ki sık rüya görmek ya da rüyaları sık hatırlamak, tek başına bir psikolojik sorun göstergesi değildir.</p>
<p>Rüyalar üzerinden kişinin iç dünyasında dair çıkarımlar yapmak mümkün olsa da tek başına bir rüya üzerinden kişiye dair bütüncül bir yorum uygun olmaz. Rüyaların içeriği, tekrarı ve kişide uyandırdığı duygular dikkate alındığında, danışanın iç dünyasını anlamak için güçlü bir yol sunar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruyalar-psikolojiniz-hakkinda-ipuclari-verebilir-578543">Rüyalar psikolojiniz hakkında ipuçları verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 16:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmeyene]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[umudunu]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Umut sadece bir duygu değil</strong> <strong>&#8220;yaşam enerjisi&#8221;…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong>umudun sadece bir duygu değil, aynı zamanda hayatta kalmak için tüm canlıların genlerine kodlanmış bir &#8220;yaşam enerjisi&#8221; olduğunu belirterek, normal olanın umut, anomalinin ise umutsuzluk olduğunu söyledi.</p>
<p>İnsanın doğuştan umutlu olmaya programlandığını ancak öğrendiği yanlış düşünce kalıpları ve &#8220;kendini gerçekleştiren kehanetler&#8221; ile umutsuzluğa sürüklendiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bir hayvan kesimhaneye giderken bile otlamaya devam eder çünkü gelecek projeksiyonu yoktur, umutsuzluğu bilmez. İnsan ise geleceğin ve belirsizliğin farkında olduğu için umutsuzluğa düşebilir. Ancak bu, sonradan öğrenilen bir durumdur.&#8221; dedi.</p>
<p>Umudun, bir duygudan öte, bilinçli ve öğrenilmiş zihinsel bir beceri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8221; Umut bir duygudan öte bilinçli bir şeydir, zihinsel bir öğrenme sonucunda ortaya çıkar. Yani insan umutla umutsuzluk arasında ilerleyen bir varlıktır. Beynimiz küserse umutsuz oluruz. &#8216;Ben başaramam, her şey boş, hayat anlamsız&#8217; gibi düşünceler beyni savunmaya geçirir ve kişiyi yalnızlığa, depresyona iter.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından biri ümidi yüksek tutabilme becerisi</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından birinin, her koşulda ümidi yüksek tutabilme becerisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu becerinin amaç odaklı düşünme ve sabır gibi diğer karakter güçleriyle desteklendiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umutsuzluğun en büyük kaynaklarından birinin, insanların olumsuz ön yargıları ve &#8220;zihin okuma&#8221; alışkanlıkları olduğunu, düşünce katılığına sahip, eleştiriye kapalı ve inatçı kişilerin kendilerini değişime kapattığını dile getirerek, 21. yüzyılın en önemli becerilerinin yenilikçilik ve farklı fikirlere açık olmak olduğunu vurguladı.</p>
<p>Umut duygusunu korumak için çocukları örnek almamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;En ümitsiz ortamda bile insan kendine bir ümit ışığı yakabilir. Tohum yerin altında bekler, şartlar oluştuğunda fidan olur, ağaç olur, meyve verir. Umut da böyledir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanın en temel korkularının altında &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlük” yatıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel korkularının altında yatan &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlüğün&#8221;, umutsuzluğun ana kaynağı olduğunu dile getirerek, “İnsan, diğer canlılardan farklı olarak her şeyi kontrol etme arzusundadır.” dedi.</p>
<p>Kutsal metinlerin &#8220;ilahi plana güvenme&#8221; yani teslimiyet ve tevekkül tavsiye ettiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, insanın &#8220;Şu an benim için kötü olan şey, belki yarın için iyidir&#8221; diyerek büyük resmi görmeye çalıştığında ve kontrol edemeyeceği durumları &#8220;radikal kabullenme&#8221; ile rafa kaldırdığında, belirsizliğin azaldığını ve umutsuzluğun umuda dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu yaklaşımın, kişinin gücünün yetmediği konularda boşa enerji harcamak yerine, hedeflerine odaklanmasını ve anı yaşamasını sağlayan modern bir terapi yöntemi olduğunu da dile getirdi.</p>
<p><strong>Umut, öğrenilmiş zihinsel bir beceri</strong></p>
<p>Umudun, öğrenilmiş zihinsel bir beceri ve bir karakter gücü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikolojik sağlamlığın temelinde &#8220;zihinsel esnekliğin&#8221;, yani A planı olmayınca B ve C planlarını düşünebilmenin yattığını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Yunus Peygamber kıssasının da bir sabır öyküsünden çok, &#8220;ne olursa olsun ümitsizliğe düşmeme&#8221; kıssası olarak okunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bazı kişilerin, sorumluluk almamak ve riskten kaçmak için &#8220;depresyondan beslendiğini&#8221; ve &#8220;Ben zaten böyleyim, hayat kötü&#8221; diyerek kendilerini bir kadere hapsettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun bir kendini kandırma yöntemi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Ümitli bir insan su gibi…</strong></p>
<p>20&#8217;li yaşların, kimlik arayışı ve hayal kırıklıklarının sıkça yaşandığı bir &#8220;karar yılları&#8221; olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hayata taktığınız zihinsel gözlük siyahsa, her şeyi siyah görürsünüz. Ümitli bir insan ise su gibidir; önüne bir engel çıktığında etrafından dolaşır, yoluna devam eder. Müthiş bir metafor su. Su akıyor, önüne bir engel çıktığı zaman etrafını dolaşıyor. Damlaya damlaya geçiyor, gidiyor. Buhar oluyor, tekrar dönüyor. Yani ümitli olan bir insan su gibi hayata bakar. Hayatta her şey bakış açımızla ilgili. Zümrüdüanka kuşu var. Türkçede de Hüma kuşu diye geçiyor. Zümrüdüanka küllerinden yeniden doğmuş. Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı metafor olarak terapide de kullanıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere, küllerinden yeniden doğan Zümrüdüanka kuşunu örnek almalarını tavsiye eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsana doğuştan bu kapasite verilmiştir. En karanlık anlar, aydınlığın kıymetinin anlaşıldığı şafak vaktidir. Kapalı kapıları zorlamak yerine, açık kapıları arayıp bulmalı ve oradan ilerlemelisiniz.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Umut duygusu beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umut duygusunun yüksek olmasının beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçirdiğini ve kişinin enerjisini artırdığını belirterek, &#8220;Beynimiz, umutlu olduğumuzda bize yardım eder. Krizlere ve depresyona çözüm bulur. Biyolojik olarak umutlu olmaya kodlanmışız. Umut duygusu, insan için bilişsel ve zihinsel bir beceridir. Umut duygusunun yüksek olması, motivasyonun da yüksek olması demektir. Depresyon tedavisinde veya kariyer eğitimlerinde ilk öğretilen şey, iyileşme beklentisi ve umut duygusudur. İyileşme beklentisi ve umut duygusu olan kişilerin beyinlerinde serotonin, dopamin, oksitosin ve endorfin gibi mutluluk ve hazla ilgili hormonlar adeta coşar. Bu hormonlar sayesinde kişinin enerjisi artar ve kendini harekete geçirir. Umutlu bir kişi, önüne çıkan engelleri birer ‘engel’ olarak değil, ‘büyümenin bir parçası’ olarak görür. Bakış açısı tamamen bununla ilgilidir. Yaşadığı travmaları ‘geliştiren travma’ olarak nitelendirir. Bir olayın tehdit boyutu yerine fırsat boyutuna odaklanır. Tehditleri analiz eder ama asıl olarak ‘Yaşadığım bu olaydan nasıl bir fırsat çıkarabilirim?’ diye düşünür. İşte bu bakış açısına sahip olduğunda, umut o kişi için gerçek bir yaşam enerjisine dönüşür.” dedi.</p>
<p><strong>Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Ümitsizlik ve karamsarlığın insan doğasına aykırı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü en zor durumda bile içinde bir umut ışığı taşıyan kişi, harekete geçme gücünü bulabiliyor. Böylece motivasyonu ve enerjisi artıyor. En önemlisi de beyin ona yardım ediyor. Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor. Umudu yüksek olan kişinin beyni, depresyona ya da krize çözüm üretmeye başlıyor. Beyin destek verince çıkış yolu da daha kolay bulunuyor. Çünkü biz biyolojik olarak buna uygun şekilde kodlanmışız.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Suça]]></category>
		<category><![CDATA[suçu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zayıf aile bağları ve dijitalleşmenin çocukları suça ittiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Suça sürüklenen çocukların analizlerine baktığımız zaman en çok öne çıkan iki sebep var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112">Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıf aile bağları ve dijitalleşmenin çocukları suça ittiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Suça sürüklenen çocukların analizlerine baktığımız zaman en çok öne çıkan iki sebep var. Birincisi zayıf aile bağları ikincisi ise dijitalleşme. Bu iki etken çocuğun erken yaşta gelişen ruhuna paralel olmayan bilgileri erken yaşta edinmesine yol açıyor. Çocuk bu bilgilerle karşılaştığında doğru kararlar veremiyor. Rehberlik edecek anne ve babasının yetersiz kalması, aile bağlarının zayıf olması çocuğun erken yaşta suç davranışına yönelmesine sebep oluyor. Suça aday hale geliyor ve suç etkileyecek unsurlar ortaya çıktığında çok rahatlıkla suça karışabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Bu dönemde kendi kimliğini arayıp bulma dönemine girerler”</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde çocukların kimlik karmaşası yaşadığını belirten Prof. Dr. Tarhan; “Çocuğun erken ergenlik dönemi genellikle 12 yaş civarında başlıyor. Bazı çocuklar ise 10-12 yaş arasında ergenliğe girebiliyor. Çocuk ergenliğe girdiğinde ‘Ben kimim? Nereye yönelmeliyim? Niçin?’ gibi sorular sorar. Bu dönemde kendi kimliğini arayıp bulma dönemine girerler. Bu süreçte bir kimlik karmaşası bir kimlik kaosu yaşar. Bu kimlik kaosu içerisinde hatalar yapar, düşer kalkar ve zamanla kendi kimliğini oluşturur. Toplumdan, ailesinden, sosyal etkileşimlerden etkilenir ve kendi kimliğini bulur. Bu çocuklar sadece bizim çocuklarımız değil yaşadığımız toplumun çocukları haline geliyorlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Günümüz gençleri eski kuşaklara göre daha kırılgan”</strong></p>
<p>Çocuklarda hesap verme duygusunun gelişmiş olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan; “Sosyoekonomik ortam elbette bir tür suça itici ortam oluşturuyor. Beklenti düzeyinin yüksek olması, aile bağlarının zayıflaması ve bu gibi durumlar çocuklardaki sorumluluk duygusunu zayıflatıyor. Yani çocuklarda hesap verme duygusu çok önemli. Küçük yaşta anneye, topluma ve aileye karşı bir hesap verme duygusu gelişmesi gerekiyor. Bu duygu çocukta zayıfladığında ise çocuk suça aday ve kırılgan bir hale geliyor. Günümüz gençleri eski kuşaklara göre daha kırılgan.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Birlikte zaman geçiren ailelerde suç ve şiddet olayları azalıyor”</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarıyla daha çok zaman geçirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan; şöyle devam etti:</p>
<p> “Birlikte zaman geçiren ailelerde suç ve şiddet olayları azalıyor. Ancak çocuklar artık nitelikli beraberlik istiyor sadece aynı odada oturmak yetmiyor. Herkesin elinde cep telefonu var. Bu nedenle ailelerin dijital detoks yapması gerekiyor. Haftada belli saatlerde belli günlerde çocukları dijital ortamdan mahrum bırakıp yüz yüze temas sağlamak önemli.</p>
<p>Yüz yüze sohbet ve paylaşım gerekiyor. Birlikte yanlışı ve doğruyu konuşmak, deneyimleri paylaşmak şart. Nitelikli beraberlik olan ailelerde, çocuk suça veya uyuşturucu bağımlılığı gibi olumsuz etkilere maruz kalsa bile hatasını fark edip geri dönebiliyor. Evin güvenli bir alan olması çok önemli. Çocuğun evi sevmesi gerekiyor. Eğer çocuk evini seviyorsa ve ev güvenli bir alansa, dışarıda suça yönelik bir durum olduğunda anne ve babasıyla konuşabiliyor. Çocuk bir iki deneme yapabilir ama dışarıdaki ilişkilerin sahte olduğunu fark ederek gerçek güveni ailede buluyor ve aileye dönüyor. Buradaki sihirli kavram, evin güvenli alan olması. Anne baba olarak artık eski çocuk eğitim yöntemlerini, kendi çağımızdaki çocuklara uygulayamayız. Günümüzün çocukları, farklı bir dönemde yaşıyor. Hatta Hazreti Ali’nin bir sözü var ‘Çocukları yaşadığı çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin.’ Biz, ‘Ben annemden babamdan böyle gördüm.’ diye çocuklarımızı eğitirsek onları kaybedebiliriz. Bu nedenle çocukları 10-20 yıl sonra karşılaşacakları gerçekliğe göre yetiştirmeliyiz.”</p>
<p><strong>Çocukları korkutarak değil utanma ve merhametli olma duygularını güçlendirerek eğitelim!  </strong></p>
<p>Dışarıda mutluluğu arayan çocukların suça sürüklendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan; “Suça ve şiddete yönelen ailelere baktığımızda aile bağlarının zayıf olduğunu görüyoruz. Ya parçalanmış aileler söz konusu ya da evde sürekli bir gerilim var. Çocuk evden korku ile geliyor. Korku odaklı eğitimin bu çağda suçu artırıyor, çocuğu aileden uzaklaştırıyor. Burada çocuğumuzu şımartmak da doğru değil. Çocukları korkutarak değil utanma ve merhametli olma duygularını güçlendirerek eğitelim. Çocuğumuzla laubali bir ilişki kurmak da uygun değil. Burada önemli olan çocuğumuzla hayat yolunda yol arkadaşı olabilmek. Ona büyük insan gibi davranacağız ama büyük insan davranışı beklemeyeceğiz. Çocuğunu dinleyebilen anne babalar, çocukla problemleri çok daha kolay çözebiliyor. Ancak günümüzde anne babalar sürekli zaman baskısı hissediyor ve çocuklarına çoğu zaman emirler ve buyruklarla yaklaşıyor. Bu durumda çocuk mutluluğu dışarıda arıyor. Dışarıda mutluluğu arayan çocuklar da kolaylıkla suça yöneliyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Devletin mevcut politikalarını değiştirmesi gerekiyor”</strong></p>
<p>Aile politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Devletin mevcut politikalarını değiştirmesi gerekiyor. Aile politikalarının birliğinin ve bütünlüğünün yeniden gözden geçirilmesi şart. Zaten doğurganlık hızımız Avrupa’da dibe doğru düştü ve Türkiye’nin nüfusu ciddi şekilde azalma trendine girdi. Bu nedenle 2025 Aile Yılı ilan edildi. Yani bugüne kadar uygulanan aile politikaları masaya yatırılmalı ve yeniden çözümlenmeli. Ailenin güçlendirilmesi gerekiyor. En önemlisi kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalar yapılmalı. Kısa vadeli çalışmalar şu anda suça karışan ya da suça sürüklenen çocuklarla ilgili rehabilitasyon ve sosyal çalışmaları kapsamalı. Bu konuya ciddi şekilde projelerle destek sağlanmalı. Nasihatlerle ya da halkla ilişkiler çalışmalarıyla bu sorun çözülemez. Projelerle, planlı ve somut adımlarla yaklaşmak gerekiyor. Çocukların kendini kanıtlama ihtiyacı ve ergenlikte sosyal medyanın etkisine açık hale gelme durumu, olumlu alternatifler üretilerek yönetilmeli. Ancak bunun için ciddi kaynak ayrılması şart. Mevcut kaynaklar yeterli değil. Bu alana ayrılacak kaynak, Milli Savunmaya ayrılan kaynaktan daha önemsiz değildir.” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korku-odakli-egitim-bu-cagda-sucu-artiriyor-574112">Korku odaklı eğitim bu çağda suçu artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayrılık anksiyetesi okula uyumu zorlaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayrilik-anksiyetesi-okula-uyumu-zorlastiriyor-569313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 15:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebeveyni]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[problemi]]></category>
		<category><![CDATA[şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tepkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, çocukların okula uyum sürecinde yaşadıkları ayrılık anksiyetesi ve güvenli bağlanma sorunlarının nasıl anlaşılabileceği, ebeveynlerin bu süreçte nasıl davranması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayrilik-anksiyetesi-okula-uyumu-zorlastiriyor-569313">Ayrılık anksiyetesi okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, çocukların okula uyum sürecinde yaşadıkları ayrılık anksiyetesi ve güvenli bağlanma sorunlarının nasıl anlaşılabileceği, ebeveynlerin bu süreçte nasıl davranması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yoğun duygusal ve fizyolojik tepkiler, ayrılık anksiyetesine işaret edebilir!</strong></p>
<p>Okula yeni başlayan çocukların alışma sürecinde bazı problemlerle karşılaşılabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Oyun grubuna veya ilkokula başladıklarında ebeveynlerinden ayrılma sürecinde yoğun duygusal tepkiler yaşanabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı çocukların ebeveyninden ayrılırken ağlama krizleri geçirdiğini aktaran Şahin, “Adeta ebeveyne yapışık bir halde kalıyorlar. Bu duruma mide bulantısı, karın ağrısı, titreme, terleme gibi bazı fizyolojik belirtiler eşlik ediyorsa, okul fobisi veya ayrılık anksiyetesinden bahsetmek mümkündür. Ayrılık anksiyetesinin altında bazen güvenli bağlanma ile ilgili problemler söz konusu olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuktan gizli ayrılmak veya yanlış bilgiler vererek uzaklaşmak uygun değil! </strong></p>
<p>Güvenli bağlanma sorunu yaşayan çocukların probleminin okulu sevmemek olmadığına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Çocuk, ebeveynin başına kötü bir şey geleceğini veya ebeveyni kaybetmeyle alakalı bazı endişeler yaşıyor olabilir. Özellikle bu dönemde çocuklardan gizli bir şekilde ayrılmak, onlara doğru olmayan bilgiler vererek uzaklaşmak hiç uygun değildir. Çocuğun endişelerini daha da artıracaktır.” dedi.</p>
<p>Çocuğa okula gitmesi gerektiği, onun belli bir saatte ebeveyni tarafından alınacağı bilgisinin verilmesi ve bu durumda kararlı bir tutumda olunması gerektiğini kaydeden Şahin, şunları söyledi:</p>
<p>“Ebeveynler bazen aşırı koruyucu bir şekilde yaklaşabilirler. Örneğin; çocuklarının daha fazla üzülmemesi veya bu krizin uzun sürmemesi için birkaç günlüğüne okuldan alabilirler. Fizyolojik semptomlar sebebiyle doktora gidip raporlar alınabilir ve okula başlama süreci ertelenebilir. Bazen danışanlarda görülen, ‘dönem bitsin de sonraki dönem devam edelim’ gibi tutumlar sergilenebilir. Ancak tüm bunlar problemi kalıcı hale getirir. Problemin ve sürecin daha da uzamasına sebep olur. Amaç bir an önce çocuğun okula başlamasını sağlamak olmalı. Çocuklarla ilgili okula uyum sürecinde sorun her zaman güvenli bağlanma olmayabilir. Aile düzeninden kaynaklanan problemlerden de bahsedebiliriz. Örneğin; evde geç saatlerde yatıp geç saatlerde kalkılıyorsa veya ev içi huzursuz ve gergin bir ortamdaysa bazı sorunlar gözlenebilir. Ebeveynler sürekli yorgun, stresli veya depresif bir duygulanımla evde bulunuyorsa çocuğun bu süreci daha zor atlatmasına sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Özellikle ayrılık sırasında ortaya çıkan ağlama krizleri güvenli bağlanma problemine işaret ediyor!</strong></p>
<p>Güvenli bağlanma olup olmadığının nasıl anlaşılabileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Çevrelerine karşı güvensiz hisseden, çevrelerini kontrol altına almak isteyen çocuklar, ebeveynden ayrılma anı geldiğinde ciddi duygusal tepkiler gösterebilirler.” dedi.</p>
<p>Okula ya da oyun grubuna başlama sürecinde veya çocuğun bir yakına bırakılması esnasında duygusal tepkilerin ortaya çıktığına işaret eden Şahin, “Çocuk ağlama krizleri ile kendini sakinleştirmekte oldukça zorlanıyorsa, sizin sakinleştirme ile ilgili tepkilerinize yeteri kadar cevap veremiyor ve siz orada bulunsanız dahi sakinleşmekte oldukça zorlanıyorsa güvenli bağlanma probleminden söz edebiliriz. Eğer gözlemlediğiniz bir kriz süreci varsa mutlaka uzman desteği almak doğru olacaktır.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanmanın en kritik yaş dönemi 0-5 yaş erken çocukluk dönemi…</strong></p>
<p>Güvenli bağlanan çocukların ise çevrelerine karşı daha güvenli hissettiklerini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Yabancılarla veya kendi tanıdıkları aile bireyleriyle daha rahat ilişki kurabilirler. Kendilerini daha rahat ifade edebilirler.” dedi.</p>
<p>Güvenli ilişkide bulundukları kişilere karşı genelde olumlu duygu hissettiklerini de ifade eden Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öfke, agresyon ve  şiddetli davranış sorunları fazla görülmez. Çocuğun ebeveyninden ayrıldığında huzursuz veya ağlama tepkisi vermesi güvensiz bağlanma işareti değildir.  Güvenli bağlanan çocuklar da ebeveyninden ayrıştığında huzursuzluk tepkisi gösterebilirler. Burada kriter tepkinin şiddetidir. Ebeveyne tekrar kavuşma anında bile çocuk sakinleşemiyorsa burada güvenli bağlanma ile ilgili problemden bahsedebiliriz.</p>
<p>Güvenli bağlanmanın en kritik yaş dönemi 0-3 yaş, 0-5 yaş erken çocukluk dönemidir. Burada atılan temeller kişinin yetişkinlik hayatındaki kişiliğini ve sosyal ilişkilerini belirleyecektir ancak bu dönemde güvensiz bağlanmış kişiler yetişkinlik hayatında bu problemleri çözebilirler. Yeni ilişki deneyimleriyle güvenli bağlanma tekrardan sağlanabilir. Terapi desteği, güvenli bağlanmanın sağlanabilmesi için düşünebilecek yöntemlerdendir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayrilik-anksiyetesi-okula-uyumu-zorlastiriyor-569313">Ayrılık anksiyetesi okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 08:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[dopamini]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Beynin dikkat sistemi dijitalleşmeyle doğrudan hedef alınıyor ve bilişsel fonksiyonlar etkileniyor</strong></h3>
<p>Çağımızın en büyük getirisi olan dijitalleşmenin kişinin dış dünyayla kurduğu ilişki biçimlerini dönüştürmekle kalmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Aynı zamanda zihinsel yapılanmasını, duygusal düzenleme kapasitesini ve davranış örüntülerini de belirgin şekilde etkiliyor. Özellikle sosyal medya platformlarının işleyişi kullanıcıya sürekli yeni, çarpıcı ve yüksek uyarım içeren içerikler sunuyor. Bu da beynin dikkat sistemini doğrudan hedef alıyor ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde belirgin bir etki yaratıyor.” dedi.</p>
<p>İnsan beyninde dikkat sisteminin merkezinde yer alan prefrontal korteksin, dış uyaranlar arasında seçim yapmayı, dikkat odağını sürdürmeyi ve dürtüleri kontrol etmeyi sağladığını kaydeden Erol, “Sosyal medya uygulamaları, özellikle reels, shorts, stories gibi kısa süreli içeriklerle bu bölgeleri sürekli uyararak, dopaminerjik ödül sisteminde yapay bir aşırı duyarlılık oluşturur.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Dijital içerik tüketimi dopamin dengesini bozuyor! </strong></h3>
<p>Beynin, doğası gereği hazla bağlantılı olan dopamin salınımını öğrenme, keşfetme ve bağlantı kurma gibi anlamlı aktivitelerde deneyimlemeye programlandığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Ancak dijital içeriklerin hızlı tüketimi, bu dopaminerjik sistemi kolay hazlar üzerinden uyarır ve uzun vadede dopaminin doğal salınımını bozar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, nörobiyolojik düzlemde ödül sisteminde tolerans gelişimine, haz eşiğinin yükselmesine ve sıradan uyarıcıların artık yeterli tatmin sağlamamasına neden olduğuna dikkat çeken Erol, şöyle devam etti:</p>
<p>“Diğer bir ifadeyle kişi artık basit bir yürüyüşten, kitap okumaktan ya da bir sevdiği insanlarla zaman geçirmekten keyif alamamaya başlar, çünkü beyin yüksek uyarana koşullanmıştır. Bu değişimlerin davranış boyutunda karşılığı ise dikkat eksikliği, dürtüsel kararlar, tahammülsüzlük, sabırsızlık, düşük içsel motivasyon ve ilişkilerde yüzeysellik olarak kendini gösterir. Özellikle genç bireylerde odaklanma zorluğu ve içsel huzursuzluk şikayetleriyle başvuran vakalarda, temel sorun çoğu zaman dikkat eksikliğinden değil, haz eşiğinin yükselmesinden ve odaklanma sürelerinin kısalmasından kaynaklanır. Beyin artık kendi başına sessiz bir ortamda kalmakta zorlanır, dışardan keyif veren bir uyarıcı olmadığında boşluk ya da anlamsızlık hissiyle yüzleşir.”</p>
<h3><strong>Sağlıklı psikoloji, olumsuz duygulara da yer açabilmeyi gerektirir! </strong></h3>
<p>Psikolojik yansımaları açısından ele alındığında ise haz odaklı zihinsel yapılanmanın kişinin duygu düzenleme becerilerini zayıflattığının görüldüğüne vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Anlam üretimi, sabretme, bekleme, belirsizliğe tahammül etme gibi zihinsel beceriler körelir. Oysa sağlıklı bir psikolojik işleyiş için yalnızca pozitif uyaranlarla değil, olumsuz duygularla da temas edebilme ve bu duygulara yer açabilme becerisi gerekir.” dedi.</p>
<p>Haz odaklı sistemin, bireyi sürekli olumlu deneyimlere yönlendirdiğini dile getiren Erol, “Bu nedenle hüzün, öfke, yalnızlık gibi duygularla karşılaşıldığında birey bunlarla baş etmek yerine kaçınma, bastırma ya da anlık dikkat dağıtma yollarına başvurur. Bu durum duyguların işlenmeden zihinde kalmasına, uzun vadede ise anksiyete, boşluk hissi ve duygusal tükenmişlik gibi belirtilere neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<h3><strong>Sosyal medya dengeli kullanıldığında içsel kontrol yeniden kazanılır!</strong></h3>
<p>Dijital çağın sunduğu imkânlardan tamamen uzaklaşmanın gerekli olmadığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yönetilebilir hale gelmesi için kişinin ekran karşısında geçirdiği zamanı bilinçli bir şekilde yapılandırması, dijital farkındalık kazanması ve dopamin sistemini düzenleyen doğal aktivitelere yönelmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte yapılabilecek bazı temel müdahalelerden bahseden Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günde belirli saatlerde telefondan tamamen uzaklaşmak, özellikle günün ilk ve son saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak. Egzersiz yapmak, doğada vakit geçirmek, üretken faaliyetlerde bulunmak; çizim, yazı, el işi gibi, anlamlı sohbetler ve gönüllülük faaliyetleri gibi etkinliklere katılmak. Meditasyon, nefes çalışmaları, mindful yürüyüşler gibi pratiklerle dikkat kasını yeniden güçlendirmek. Anlık iyi hissetmelerin uzun vadeli doyum sağlamadığını; sürdürülebilir tatminin ancak değer temelli anlam yüklü eylemlerle mümkün olduğunu içselleştirmek. Başkalarının paylaştığı görüntülerin gerçekliği yansıtmadığını, hayatın yalnızca en iyi anlarından oluşmadığını hatırlamak.</p>
<p>Kişi sosyal medya kullanımı pasif değil dengeli bir eyleme dönüştürürse içsel kontrol hissini yeniden kazanmaya başlar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zabıtadan duygu sömürüsüne geçit yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zabitadan-duygu-somurusune-gecit-yok-549422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 08:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[geçit]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüsüne]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri, kentin merkezi noktalarında vatandaşların duygularını sömürerek dilencilik yapan ve haksız kazanç sağlamaya çalışan şahıslara göz açtırmıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitadan-duygu-somurusune-gecit-yok-549422">Zabıtadan duygu sömürüsüne geçit yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri, kentin merkezi noktalarında vatandaşların duygularını sömürerek dilencilik yapan ve haksız kazanç sağlamaya çalışan şahıslara göz açtırmıyor.</p>
<p><b>YOĞUN BÖLGELERDE DENETİM GERÇEKLEŞTİRİLDİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ile İzmit İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinde dilencilere yönelik ortak operasyon gerçekleştirdi. İzmit’in yoğun bölgelerinde yapılan denetimlerde vatandaşların dini ve insani duygularını istismar eden kişilere geçit verilmedi. Denetimler kapsamında Milli İrade Meydanı, Santral Mevkii, Gölcük Yolu Sanayi Işıkları, Yahya Kaptan Köprülü Kavşağı, Sakıp Sabancı Köprülü Kavşağı ve Kandıra Sapağı Kavşağı gibi noktalarda çalışmalar yürütüldü.</p>
<p><b>HAKLARINDA İŞLEM BAŞLATILDI</b></p>
<p>Yapılan uygulamalarda dilencilik yaptığı tespit edilen 10 kişi ekiplerce yakalanarak işlem yapıldı. Ayrıca çocukları dilendirdiği belirlenen 2 kişi hakkında ise yasal işlem başlatıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve emniyet yetkilileri, bu tür uygulamaların kararlılıkla süreceğini belirterek, vatandaşlardan da duygu sömürüsüne karşı dikkatli olmalarını ve benzeri durumları yetkililere bildirmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitadan-duygu-somurusune-gecit-yok-549422">Zabıtadan duygu sömürüsüne geçit yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer&#8217;de duygu dolu buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemerde-duygu-dolu-bulusma-546985</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 16:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kemerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür Evi’nin restorasyonu sırasında, bulunan mektubun sahibi merhum Ali İnce’nin oğlu ve gelini mektubu görünce göz yaşlarını tutamadı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerde-duygu-dolu-bulusma-546985">Kemer&#8217;de duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür Evi’nin restorasyonu sırasında, bulunan mektubun sahibi merhum Ali İnce’nin oğlu ve gelini mektubu görünce göz yaşlarını tutamadı. </p>
<p>Kemer ilçe merkezinde daha önce Jandarma Karakolu olarak kullanılan Kemer Belediyesi’ne ait bina, restore edilmiş ve Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun talimatları ile Kemer Belediyesi Kültür Evi haline getirilmişti.</p>
<p>Kemer’in belleğini yansıtan yerel tarihçi Ramazan Kar’ın eşyaları ile donatılan Kültür Evi, Kemer’e gelen yerli ve yabancı misafirler için uğrak noktası haline geldi. </p>
<p>Binanın restorasyonu sırasında bir priketin içerisinden 1968 yılında bina yapılırken yazılmış bir mektup çıkarılmış ve yine Kültür Evi’nde sergilenmeye başlanmıştı. </p>
<p>Priketin içerisine çimento kağıdına yazılıp bırakılan o mektupta inşaatta çalışan Jandarma Er Ali İnce, nereli olduğunu yazmış ve bu binayı yapmak için çalıştıklarını ifade etmişti. </p>
<p>Kemer Belediyesi Kültür Evi sorumlusu yerel tarihçi Ramazan Kar, o mektubun bulunduğu gün hayatını kaybeden merhum Ali İnce’ye ulaşamasa da daha sonra oğluna ulaşmış ve Kemer’e davet etmişti. Merhum askerin oğlu Zafer İnce ve gelini Nilgün İnce Kültür Evi’ni ziyarete geldi. Duygusal anların yaşandığı o buluşma sırasında bir açıklama yapan Kar, Kemer Belediyesi Kültür Evi’nin eskiden Jandarma Karakolu olarak kullanıldığını bildiklerini ancak ne zaman yapıldığını ve kimler tarafından yapıldığına dair bir bilgilerinin olmadığını belirterek şunları söyledi; “Restorasyon çalışmaları sırasında bir priketin içinde çimento kağıdına yazılmış mektup çıktı. Bu mektup sözün uçup yazının kalacağına en güzel örneklerden biri oldu. Aydın ili, Köşk ilçesi, Çiftlik Köyü’nden Veli oğlu Ali İnce isimli askerimiz Jandarma olarak Kemer’e geldiğini anlatıp “1968 yılında bu binayı biz yaptık” diye bir not bırakmış. Amcamız sanki bu günleri düşünmüş. Mekanı cennet olsun Allah rahmet eylesin. Biz hemen notu bulur bulmaz amcamızı aramaya başladık. Köye ve köyün muhtarına ulaştık. Ama aradığımız gün rahmetli olduğunu öğrendik. Üzüldük. Kendisi de sağ olsaydı Kemer’e davet edip misafir etmek isterdik. Ama vazgeçmedik. Yakın köyde bir asker arkadaşım vardı. Onunla irtibata geçip bu mektubun fotoğrafını gönderdim. Arkadaşım köye kadar giderek mektubu yazan merhum Ali İnce’nin oğlu Zafer Bey’le buluştu. Zafer Bey’le irtibata geçtik. Bugün, eşi ve komşuları ile Kemer’e babasından kalan bu mektubu görmek için ziyarete geldiler.” dedi. </p>
<p>BABAMIN RAHMETLİ OLDUĞU GÜN MEKTUBU ÖĞRENDİK</p>
<p>Mektupla ilgili duygularını ifade eden Zafer İnce, “Babamı rahmetli olmasının ardından öğle namazında defnettik. Defnettikten sonra Ramazan Bey saat 15:00 gibi bizim muhtarımızı arıyor. Ertesi gün muhtar beni kahvede gördü ve oğlum böyle bir durum var. Hatta bana fotoğraf yollayacaklardı ama eski telefon olduğundan alamadım dedi. Ama mektup gelecek dedi. Ama o mektubu bana bir türlü ulaştıramadı. Evde bir akşam otururken telefon geldi. Ramazan Bey’in asker arkadaşı benimle görüşüp yanıma kadar geldi. Daha sonra Ramazan Bey’le görüştürdü. Ramazan Bey bana mektubun fotoğrafını yolladı. İşlerden vakit bulur bulmaz buraya geldim. Halamın oğlu, Abi bir şey fark ettin mi? Baban öldükten sonra bize selam gönderdi dedi. Hepimiz çok duygulandık” dedi. Zafer İnce’nin eşi Nilgün İnce ise mektubun haberini alınca çok duygulandıklarını. Belirterek, “Sessiz sakin bir insandı. Böyle bir şey beklemedik hiç ama keşke kendisi yaşamış olsa da görseydi” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerde-duygu-dolu-bulusma-546985">Kemer&#8217;de duygu dolu buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları&#8217;ndan Duygu Dolu Yıl Sonu Gösterisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tohum-otizm-vakfi-egitim-kurumlarindan-duygu-dolu-yil-sonu-gosterisi-545418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 07:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gösterisi]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlarından]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları, 13 Haziran 2025 Cuma günü geleneksel hale gelen Yıl Sonu Gösterisi ile bir dönemi daha coşku içinde tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohum-otizm-vakfi-egitim-kurumlarindan-duygu-dolu-yil-sonu-gosterisi-545418">Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları&#8217;ndan Duygu Dolu Yıl Sonu Gösterisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları, 13 Haziran 2025 Cuma günü geleneksel hale gelen Yıl Sonu Gösterisi ile bir dönemi daha coşku içinde tamamladı.</p>
<p>2003 yılından bu yana faaliyet gösteren, otizmli çocukların erken yaşlarda tanı almaları ve onlar için bireysel olarak hazırlanan eğitim programlarından yararlanabilmeleri amacıyla çalışmalarını sürdüren Tohum Otizm Vakfı tarafından kurulan Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları’nınŞişli’deki okul yerleşkesinde gerçekleşen bu özel etkinlik, öğrenciler, veliler, mezunlar, öğretmenler, vakıf çalışanları ileözel eğitime gönül vermiş tüm paydaşları bir araya getirerek unutulmaz anlara sahne oldu.</p>
<p>Bir öğrencinin de ortaokula geçiş töreninin yer aldığı, büyük emekle hayata geçirilen etkinlikte, destek eğitim birimi ve okul öğrencilerinden oluşan gruplar;dans, ritim,piyano, şiir ve şarkıperformanslarıylasahnede izleyicilerle buluştu. </p>
<p>Bu anlamlı etkinlikte buluşmanın gururunu yaşadıklarını belirten Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Burçak Karakaya şunları söyledi: “Yıl boyunca yoğun bir eğitim sürecinden geçen öğrencilerimizin gelişimini görmek, onların sahnede gösterdikleri başarıya tanıklık etmek bizler için büyük bir gurur kaynağı. Bu gösteri, yalnızca bir yıl sonu etkinliğideğil; aynı zamanda her bireyin potansiyeline inandığımızın, umutla çalışmaya devam ettiğimizin bir kanıtı, sahneye çıkan tüm öğrencilerimiz, bu inancın ve emeğin somut birer örneğidir.”</p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Gülşen Özer, Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürü Sevgi Yücel, Şişli İlçe Milli Eğitim Özel Eğitim Şube Müdürü Mehmet Yıldız ve Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin’in de katılım gösterdiği etkinlikte; İstanbul İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden yetkililer, vakfın kurumsal destekçileri de yer aldı. Etkinlik, tüm öğrencilerin ve eğitimcilerin sahnede bir araya geldiği coşkulu anlarla sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohum-otizm-vakfi-egitim-kurumlarindan-duygu-dolu-yil-sonu-gosterisi-545418">Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları&#8217;ndan Duygu Dolu Yıl Sonu Gösterisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın&#8217;a duygu dolu mektup</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakina-duygu-dolu-mektup-528095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 09:07:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakına]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kurslarında okuma-yazma kursu eğitimi alan ve kursu başarı ile bitiren 51 yaşındaki Hatice Solgun, hayatından ilk kez kaleme aldığı mektubunda Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın’a teşekkür etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakina-duygu-dolu-mektup-528095">Başkan Büyükakın&#8217;a duygu dolu mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kurslarında okuma-yazma kursu eğitimi alan ve kursu başarı ile bitiren 51 yaşındaki Hatice Solgun, hayatından ilk kez kaleme aldığı mektubunda Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın’a teşekkür etti.</p>
<p><b>“OKUYORUM, YAZIYORUM, ÇOK MUTLUYUM”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) eğitimin yaşı olmadığını gerçekleştirdiği faaliyetler ve başarı hikâyeleri ile ortaya koymaya devam ediyor. Bu kapsamda KO-MEK’te okuma yazma kursuna başlayan her yaştan kursiyer, eğitimlerin sonunda okuma ve yazmayı kısa zamanda öğreniyor. Kurslara katılan ve 6 ay süren eğitimini başarı ile tamamlayan Hatice Solgun’un da ilk işi Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın’a duygu dolu bir mektup yazmak oldu. Solgun mektubunda, “Şimdi okuyorum, yazıyorum. Çok mutluyum” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><b>HATİCE HANIM MEKTUBUNDA NELER YAZDI?</b></p>
<p>KO-MEK Mevlana Kurs Merkezi’nde okuma yazma kursuna katılan ve bu sayede okuma yazmayı öğrenen Hatice Solgun, Başkan Büyükakın’a yazdığı mektubunda ayrıca şöyle dedi: “Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’a… Ben Hatice Solgun. Yıllarca okuyamamanın, yazamamanın sıkıntısını çektim. Otobüste yazıları okuyamazdım. Marketlerde fiyatları okuyamazdım. Bir yere imza atamazdım. İçimde hep bir eksiklik vardı. Bahar öğretmenimi hiç pes etmedi. Sabırla, sevgiyle öğretti. Şimdi okuyorum, yazıyorum, çok mutluyum. Size ve emeği geçen tüm ekibinize teşekkür ederim. Saygılarımla.”</p>
<p><b>BAŞKAN BÜYÜKAKIN’DAN TEŞEKKÜR MESAJI</b></p>
<p>Aldığı mektup karşısında memnuniyetini dile getiren Başkan Büyükakın ise şu açıklamada bulundu: “Bugün çok güzel mektuplar aldım. Okuma yazma kursuna katılan kursiyerlerimiz, hayatında ilk kez kaleme aldıkları mektupları bana takdim ettiler. Ben de içlerinden bir tanesini sizinle paylaşmak istedim. İşte KO-MEK tam da bu: Bir harf öğretmekle başlayan yolculuk, bir hayata ışık olmak demek. Emeği geçen tüm hocalarımıza ve KO-MEK ailemize gönülden teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakina-duygu-dolu-mektup-528095">Başkan Büyükakın&#8217;a duygu dolu mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 09:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsünü]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi. Konferansta konuşan psikolojik danışman Doç. Dr. Serdar Körük, “Sosyal medyayı kullanarak fotoğraf paylaştığımızda ardından etkileşim alınca haz duyuyoruz. Haz duydukça regülasyonumuz bozuluyor yani haz eşiğimiz yükseliyor. Daha sonra yaptığımız aktiviteler bize yeteri kadar haz vermemeye başlıyor. Aslında normal giden bir döngüyü biz bozmuş oluyoruz” dedi.</p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin de destek verdiği etkinlik, Yeditepe Üniversitesi’nin Kayışdağı Kampüsü’nde yapıldı. “Koruyucu ve Önleyici Ruh Sağlığında Güncel Konular” temasıyla düzenlenen konferansa 900’den fazla Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) uzmanı katıldı. Etkinlikte dijital çağda duyguların yönetimi, ruh sağlığı, yeni nesil zorluklar ve çözüm önerileri gibi konular ele alındı.</p>
<p>Etkinliğe Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Alaaddin Karaca, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Zeynep Aydın, Türk PDR Derneği Genel Başkanı Mesut Yıldırım, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, araştırmacı-yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin, Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Serdar Körük, öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ve çok sayıda akademisyen katıldı.</p>
<p><strong> Durman: “Toplumsal Bir Vizyonun Göstergesi”</strong></p>
<p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman, “2025 yılı, bireyin ruh sağlığını yalnızca bir sağlık başlığı olarak değil; toplumsal vefa, eğitim ve sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdiğimiz kritik bir döneme işaret ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030’a uzanan Ruh Sağlığı Eylem Planı sadece klinik müdahaleleri değil, toplum temelli önleyici yaklaşımları da kapsıyor. Bizler de bugün bu bilinçle bir aradayız. Bu buluşma yalnızca mesleki gelişim değil, aynı zamanda toplumsal bir vizyonun göstergesidir,” dedi.</p>
<p><strong>“Amaç, Okul Psikolojik Danışmanlarını Güncel Konularla Buluşturmak”</strong></p>
<p>Etkinliğin temel amacının, okul psikolojik danışmanlarını güncel konularla ilgili bilgilendirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun ise “Psikolojik danışmanların mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla akademisyenler ile sahada çalışan profesyonelleri bir araya getirdik. Bugün burada 900’den fazla okul psikolojik danışmanını ağırlıyoruz. Gün boyunca iki panel ve 20’den fazla çalıştay ile danışmanların güncel bilgi ve yaklaşımlarla etkileşimli, verimli bir gün geçirmelerini hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: “Okul psikolojik danışmanları ve ebeveynler, çocukların potansiyellerini ve kendilerini tanımalarını sağlayarak onlara ilk adımda yardımcı olabilir. Dijitalleşen dünyada çocukları dijital ortamdan tamamen koparmak kolay değil, doğru da doğru değil. Ancak dijital becerilerini geliştirerek, sosyal izolasyona düşmeden akranlarıyla etkileşime geçmelerini sağlamak ve böylece dijitalleşmeyle uyumlu bireyler olmalarını desteklemek gerekiyor. Yani çocukları engellemekten ziyade, dijital ve sosyal yaşam becerilerini birlikte geliştirmelerini sağlamak önemlidir.”</p>
<p><strong> “Dijital Bağımlılık Diğer Bağımlılıklarla Aynı Mekanizmaya Sahip”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Yeditepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serdar Körük, dijital medyanın bireyler üzerindeki psikolojik etkilerini anlattı:</p>
<p>“Dijital medya, oyunlar, sosyal medya, çevrimiçi alışveriş platformları ve akıllı telefon kullanımı gibi birçok başlığı kapsayan bir alan. Tüm bu başlıklar, davranışsal ve teknolojik bağımlılıklar grubuna giriyor. Bu bağımlılıkların hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri, diğer bağımlılık türleriyle aynı mekanizma üzerinden işler. Yani dopamin üzerinden çalışan haz sistemiyle.”</p>
<p>Doç. Dr. Körük, sosyal medya kullanımının bireyin haz eşiği üzerindeki etkisine de dikkat çekti:</p>
<p>“Dijital medya kullandığımızda ya da sosyal medyada etkileşim aldığımızda haz duyuyoruz. Bu haz, beyinde dopamin salgılanmasına neden olan biyokimyasal bir süreç. Ancak bu süreç sık tekrarlandıkça haz eşiğimiz yükseliyor, regülasyon bozuluyor ve daha önce keyif aldığımız aktiviteler artık yeterli gelmemeye başlıyor. Haz seviyesini korumak için aynı uyarana sürekli maruz kalma ihtiyacı doğuyor ve bu da dijital bağımlılığa zemin hazırlıyor. Uyarana ulaşamadığımızda ise yoksunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor.”</p>
<p><strong>“Dijital Medyayı Araç Olarak Kullanmalıyız”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Körük konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Haz eşiğimizi koruyabilmek için dopamin toleransını dengede tutmalıyız. Çocukluk döneminden itibaren aşırı uyarana maruz kalan bireylerin haz toleransı düşük olur. Dijital medya, ihtiyaçlarımızı karşılayan bir araç olarak kalmalı, ihtiyacın kendisine dönüşmemelidir.”</p>
<p><strong> “Okullar, Eşit ve Adil Erişimin Anahtarıdır”</strong></p>
<p>PDR uzmanı Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ise, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin eşit ve adil olması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu noktada okul psikolojik danışmanları çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü farklı sosyo-ekonomik düzeydeki tüm çocuklar için erişilebilir durumdalar. Ayrıca yalnızca sorun çözen profesyoneller değil, okul iklimini destekleyen, topluluk temelli yapılar oluşturan ve önleyici çalışmalar yürüten kişilerdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efsaneleşen bir hikayenin yıldızı: Duygu Kocabıyık, &#8220;SAYARA&#8221; ile karşınızda!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efsanelesen-bir-hikayenin-yildizi-duygu-kocabiyik-sayara-ile-karsinizda-462591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2024 21:12:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[efsaneleşen]]></category>
		<category><![CDATA[hikayenin]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[karşınızda]]></category>
		<category><![CDATA[kocabıyık]]></category>
		<category><![CDATA[sayara]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinema dünyasının en parlak yıldız adaylarından biri olan çağdaş genç kadın Duygu Kocabıyık, Türk sinemasının yepyeni bir başyapıtı olan "SAYARA" ile adından söz ettiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efsanelesen-bir-hikayenin-yildizi-duygu-kocabiyik-sayara-ile-karsinizda-462591">Efsaneleşen bir hikayenin yıldızı: Duygu Kocabıyık, &#8220;SAYARA&#8221; ile karşınızda!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema dünyasının en parlak yıldız adaylarından biri olan çağdaş genç kadın Duygu Kocabıyık, Türk sinemasının yepyeni bir başyapıtı olan &#8220;SAYARA&#8221; ile adından söz ettiriyor. 21 Haziran&#8217;da vizyona girecek olan film, sadece bir izleme deneyimi sunmaktan öte, izleyicilerin belleğinde ölümsüzleşecek bir eser olarak yerini alacak.</p>
<p>&#8220;SAYARA&#8221;, geleneksel sinema anlayışının sınırlarını zorlayan, göz alıcı bir gerçeklikle dolu. Bilgisayar efektlerinden uzak, gerçek hayat hikayelerinden ilham alınarak hazırlanmış bu film, Türk sinemasının yeni bir dönemine ışık tutacak.</p>
<p>Ancak bu büyülü dünyanın kapılarını aralamadan önce, Duygu Kocabıyık&#8217;ın bu eşsiz rolde nasıl parladığını bir düşünün. Duygu, Mısırlılarla Moğollar arasında bir tipe sahip olmasından dolayı başlangıçta rol teklifine şüpheyle yaklaşıyor. Ancak bu zorlu süreçte, fiziksel dönüşümünü göze alarak, karakterin derinliklerine iniyor. İki ay boyunca jijitsu dersleri alarak kendini hazırlayan genç oyuncu, karakterin ruhunu adeta bedeninde hissediyor. Bu süreçte saçlarını canlı olarak kesmeyi de kabul ederek, role bürünme sürecinde kendini bir mucizeye dönüştürüyor.</p>
<p>Ve işte karşınızda &#8220;SAYARA&#8221;nın büyülü dünyası! Göçmen Sayara&#8217;nın yaşadığı acı dolu hikaye, izleyicileri derinden etkileyecek. Ablasının ölümü üzerine intikam arayışına girişen Sayara, kendi adaletini sağlamak için mücadele ediyor. Ancak karşısına çıkan engeller, onu umutsuzluğa sürüklüyor. Ancak, Sayara&#8217;nın bir sırrı var. Babası, Türkmenistan&#8217;ın en güvenilir derin devlet figürlerinden biri olan Şamil Bazarov&#8217;dur. Sayara, babasının öğretileriyle donanmış bir savaşçı olarak, intikamını almaya kararlı.</p>
<p>Senaryosu ve yönetmenliği Can Evrenol&#8217;a ait olan &#8220;SAYARA&#8221;, oyuncu kadrosunda Duygu Kocabıyık&#8217;ın yanı sıra Emre Kızılırmak ve Özgül Koşar gibi yetenekli isimleri buluşturuyor. Yapım şirketi İnter Yapım, bu büyülü hikayenin dünya çapındaki haklarını elinde bulunduruyor.</p>
<p>Filmin ilk gösterimi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı&#8217;nın (İKSV) Mayınlı Bölge programı kapsamında gerçekleşti. Ayrıca, Cannes Film Festivali&#8217;nde de &#8220;SAYARA&#8221;nın özel gösterimi yapılacak. Bu büyülü dünyaya adım atmak için hazır mısınız?</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efsanelesen-bir-hikayenin-yildizi-duygu-kocabiyik-sayara-ile-karsinizda-462591">Efsaneleşen bir hikayenin yıldızı: Duygu Kocabıyık, &#8220;SAYARA&#8221; ile karşınızda!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün doğum günüm dediği 19 Mayıs, Mudanya&#8217;da coşkuyla kutladık. Gençlerin sahne aldığı kutlamalarda, duygu ve sevinç bir arada yaşandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulu-onder-gazi-mustafa-kemal-ataturkun-dogum-gunum-dedigi-19-mayis-mudanyada-coskuyla-kutladik-genclerin-sahne-aldigi-kutlamalarda-duygu-ve-sevinc-bir-arada-yasandi-460964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 10:09:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldığı]]></category>
		<category><![CDATA[arada]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[coşkuyla]]></category>
		<category><![CDATA[dediği]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[günüm]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[kutladık]]></category>
		<category><![CDATA[kutlamalarda]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[mudanyada]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[ulu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919′da Samsun’a ayak basmasıyla başlayan Milli Mücadele’nin 105. yılı Mudanya Belediyesi’nin düzenlediği çeşitli etkinliklerle kutlandı. Mudanya Bandosu eşliğinde İskele Meydanı’nda başlayan Gençlik Yürüyüşü’nde Mudanyalılar, bağımsızlık marşlarını hep bir ağızdan söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulu-onder-gazi-mustafa-kemal-ataturkun-dogum-gunum-dedigi-19-mayis-mudanyada-coskuyla-kutladik-genclerin-sahne-aldigi-kutlamalarda-duygu-ve-sevinc-bir-arada-yasandi-460964">Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün doğum günüm dediği 19 Mayıs, Mudanya&#8217;da coşkuyla kutladık. Gençlerin sahne aldığı kutlamalarda, duygu ve sevinç bir arada yaşandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etkinliklere CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, CHP İlçe Başkanı Furkan Atalay, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Çağlar Yeni ile Mudanyalılar katıldı.</p>
<p><b>DUYGU VE GURUR BİR ARADA </b><br />Yürüyüşün ardından Mütareke Meydanı’nda Turhan Tayan Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan “Black Ebony” sevilen şarkıları alanı dolduranlar için söyledi. Prusa Sanat Spor Kulübü ve Bursa Artvin Vakfı dansçılarının “Efsanelerin Dansı” adlı gösterisi ise duygu dolu anlar yaşattı. Türklerin Anadolu’ya girdiği 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden, Cumhuriyet’e kadar geçen süreci, dans ve türkülerle anlatıldığı gösteri Mudanyalıların büyük beğenisini kazandı. Etkinlikte ayrıca U-11 Liginde başarı elde eden Mudanya Belediyesi Futbol Akademisi sporcularına da ödüller verildi.</p>
<p><b>“ATAMIZA SÖZÜMÜZ VAR”</b><br />Mustafa Kemal’in 105 yıl önce parçalanmış bir imparatorluktan bir ulus yaratmak için Samsun’a çıktığını ifade eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “Bu ülküyü gerçekleştirmek için bir yola başladı. Bu yolun önemli duraklarından biri de Mudanya’dır” dedi. Bu günü gençlere armağan ettiğine de dikkat çeken Dalgıç, “Bu armağanı ederken Atatürk hepimize çok önemli bir görev verdi. Bu görevi yerine getirmek için ihtiyacımız olan güç damarlarımızda dolaşan kandır. Yolumuz uzun. Atamıza sözümüz var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının 105 yıl önce yaktıkları kurtuluş meşalesinin ilelebet yanmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulu-onder-gazi-mustafa-kemal-ataturkun-dogum-gunum-dedigi-19-mayis-mudanyada-coskuyla-kutladik-genclerin-sahne-aldigi-kutlamalarda-duygu-ve-sevinc-bir-arada-yasandi-460964">Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün doğum günüm dediği 19 Mayıs, Mudanya&#8217;da coşkuyla kutladık. Gençlerin sahne aldığı kutlamalarda, duygu ve sevinç bir arada yaşandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başlangıçlar, içinde en önemli duygu tutkuyu barındırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baslangiclar-icinde-en-onemli-duygu-tutkuyu-barindiriyor-417341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 07:24:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[barındırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıçlar]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tutkuyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Swiss-Made saat tutkunları için harika bir başlangıç saati olan Wainer, hayatın tüm güzelliklerini yeniden keşfetme çağrısında bulunduğu “Yeni Başlangıçlar” temalı reklam serisine sanat, iş, ekonomi ve cemiyetin önde gelen isimleri ile devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baslangiclar-icinde-en-onemli-duygu-tutkuyu-barindiriyor-417341">Başlangıçlar, içinde en önemli duygu tutkuyu barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8221;BAŞLANGIÇLAR, İÇİNDE EN ÖNEMLİ DUYGU OLARAK TUTKUYU BARINDIRIYOR&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>NEVZAT AYDIN &#8216;YENİ BAŞLANGIÇLAR&#8217; REKLAM SERİSİ İÇİN KAMERA KARŞISINA GEÇTİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Swiss-Made saat tutkunları için harika bir başlangıç saati olan Wainer, hayatın tüm güzelliklerini yeniden keşfetme çağrısında bulunduğu “Yeni Başlangıçlar” temalı reklam serisine sanat, iş, ekonomi ve cemiyetin önde gelen isimleri ile devam ediyor. Nevzat Aydın&#8217;ın kamera karşısına geçtiği yeni filmde başlangıçların, içinde en önemli duygu olan tutkuyu barındırdığı dile getiriliyor.</strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p>“Tüm başlangıçlar kutlanmayı hak eder” mottosuyla yola çıkan İsviçre yapımı saat markası Wainer, “Yeni Başlangıçlar” reklam serisine sanat, iş, ekonomi ve cemiyetin önde gelen isimleri ile devam ediyor. Mehmet Güreli, Nejat İşler, Burak Hakkı, Onur Saylak, Cemal Hünal, Tuğrul Tülek ve Erdal Beşikçioğlu gibi ünlü isimlerin yeni başlangıçlarını paylaştığı seride bu kez de Yemeksepeti girişimi ile başarıyı yakalayan ve şimdilerin melek yatırımcı ve mentoru Nevzat Aydın kamera karşısında yer alıyor. Her zaman daha doğru başlangıçlar ve daha farklı bir hayat için fırsatların var olduğunu vurgulayan Nevzat Aydın, yeni başlangıçlarını, yeni başlangıçların saati Wainer ile kutluyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8221;Verilen Her Karar Yeni Bir Başlangıç&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hayatın içerisindeki her anın yeni bir başlangıç olduğuna ve tüm yeni başlangıçların kutlanmayı hak ettiğine inanan Wainer, her modelinin benzersiz olmasının nedenini de fark yaratan saatler üretme tutkusuyla hareket etmelerine bağlıyor. “Yeni Başlangıçlar” serisinde, verilen her kararın yeni bir başlangıç olduğunu belirten ve insanı başlangıç için hareketlendiren en önemli şeyin tutku olduğunu vurgulayan Nevzat Aydın da tutkuyla yapılan her başlangıcın başarılı olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yemeksepeti ile başarıyı yakalayan ve yeni dönemde melek yatırımcı olarak yeni bir yolculuğa başlayan Nevzat Aydın ile “Yeni Başlangıçlar” reklam serisine bir yenisini daha ekleyen Wainer, bu seride geçmişin izlerini günümüze taşıyan Vintage Slim Silicone modeline dikkat çekiyor. Geleneksel İsviçre saatçiliği ile günümüz trendlerini buluşturan Wainer’in Vintage Slim Silicone modeli, 44 mm kasa çapı ile günlük kullanıma oldukça uygunken, gücünü pilden alan Quartz mekanizma sahip olduğu yüksek hassasiyet oranı sayesinde saati neredeyse hatasız bir sapma oranı ile gösteriyor. Saat tutkunları için Swiss-Made dünyasına harika bir giriş saati olan Wainer, Vintage koleksiyonu ile zamanı söylerken hikâyeler de anlatıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Akdeniz Ruhunu İsviçre Saat Ustalığına Üfleyen Tasarımlar</strong></p>
<p> </p>
<p>Cüretkâr tasarımlarını geleneksel İsviçre saat ustalığı ile tasarlayan Wainer, farklı bir bakış açısı ile baktığı geleneksel İsviçre saatçiliği dünyasında kendini “Yeni Başlangıçların” saati olarak konumlandırıyor. İsviçre saat ustalığını Akdeniz tasarım ruhuyla birleştirme fikriyle yola çıkan ve Akdeniz ruhunu İsviçre saat ustalığına üfleyen Wainer, geçmişin izlerini günümüze taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Filmi izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=F9Ali3RqwKw </p>
<p> </p>
<p><strong>Teknik özellikler:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kasa Çapı: 44 mm</p>
<p>Kasa Yapısı: 316L &#8211; Paslanmaz Çelik Kasa</p>
<p>Mekanizma: Ronda RL-762 &#8211; Quartz</p>
<p>Kordon: Silikon</p>
<p>Cam Tipi: Safir Kaplama Cam</p>
<p>Su Geçirmezlik: 5 Bar</p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baslangiclar-icinde-en-onemli-duygu-tutkuyu-barindiriyor-417341">Başlangıçlar, içinde en önemli duygu tutkuyu barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu ölçümüyle şirketlerde erken uyarı dönemi başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-olcumuyle-sirketlerde-erken-uyari-donemi-basladi-400420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[ölçümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerde]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumlarda iletişim için kullanılan WhatsApp, e-posta veya özel mesajlaşma sistemlerinde veriler tek bir yerde saklanmadığı ve analiz edilemediği için şirket hafızası oluşmuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-olcumuyle-sirketlerde-erken-uyari-donemi-basladi-400420">Duygu ölçümüyle şirketlerde erken uyarı dönemi başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurumlarda iletişim için kullanılan WhatsApp, e-posta veya özel mesajlaşma sistemlerinde veriler tek bir yerde saklanmadığı ve analiz edilemediği için şirket hafızası oluşmuyor. Kişisel yazışmalar, iş yazışmaları ile karışıyor ve çalışanlar işten ayrıldığında kritik bilgiler de beraberinde kayboluyor. Şirketlerin satış sürecini hızlandıran mobil uygulama Ekmob SFA (Satış Gücü Otomasyonu), Live modülüyle bu soruna çözüm buluyor. Satış ekibinin tüm süreci kayıt altına alınabilir hale geliyor ve Nörolinguistik Programlama (NLP) sayesinde en hızlı şekilde notlar analiz edilip, anlık uyarı sağlanıyor…</strong></p>
<p>Şirketlerin satış sürecini hızlandıran mobil uygulama Ekmob SFA (Satış Gücü Otomasyonu), iletişim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Ekmob SFA’nın Live Modülü sayesinde satış ekiplerinin tüm aktiviteleri tek bir merkezde toplanıyor. Böylece kurumsal hafızanın yok olması engelleniyor. Şirketlerde satış ekiplerinin iletişimi için kullanılan WhatsApp, e-posta vb. uygulamalar kişisel yazışmalar ve iş yazışmalarının karışmasına sebep oluyor. Çalışanlar işten ayrıldığında kritik bilgiler de beraberinde kayboluyor. Böylece görev takibi manuel yapılıyor ve görüşmeler kurumsal hafızaya akmıyor. Ekmob’un Live modülü, bu soruna çözüm olurken NLP verileri analiz ederek anlık uyarı sağlıyor. </p>
<p><strong>Yöneticiler notları analiz edemiyorlardı</strong></p>
<p>Satış organizasyonlarında şirketlerin mevcut müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) yazılımlarında kullanımın düşük olması tek taraflı iletişimden kaynaklanıyor. Satış ekipleri müşteri ve müşteri adayları ile yaptıkları görüşme notlarını girseler bile bu notlar özelinde gerekli aksiyonları almak için mevcut CRM yazılımları eksik kalıyor. Ayrıca kalabalık ekiplerde girilen bu kadar çok notun okunması, analiz edilmesi ve ekibe geri bildirim verilebilmesi yöneticiler için ciddi bir zaman kaybı oluşturuyor.  Ekmob geliştirdiği teknoloji sayesinde girilen notları anlayıp yöneticiye geri bildirim veriyor ve hızlıca satış personeli ve müşteri ile ilgili aksiyonunu alabiliyor.</p>
<p><strong>Kurumsal hafıza nasıl korunuyor?</strong></p>
<p>Ekmob’un Live modülü iş süreçlerini daha verimli hale getirmek için geliştirildi. Live modülü, tüm ekibe hiyerarşiye bağlı olarak iletişim ve etkileşim imkanı veriyor. Ekip içindeki tüm iletişim, WhatsApp, mail vb uygulamalar yerine Ekmob üzerinden sağlanıyor. Çalışan ve yönetici arasında anlık iletişim sağlayan Live modülü, aktiviteler, müşteri ve fırsat kazanımı gibi süreçlerdeki tüm aşamaların kolayca kronolojik bir şekilde görüntülenebilmesini sağlıyor. Dinamik yapısı sayesinde günlük operasyon takibi kolaylaşıyor ve keyifli hale geliyor.</p>
<p><strong>Duygu ölçümü yapıyor</strong></p>
<p>Ekmob Google altyapısı ile çalışan NLP ile duygu ölçümünü bir adım ileri taşıyor. Yazılan notun duygu ölçümünü yapıyor. Sonucunda olumlu, olumsuz ya da nötr durumuna göre bir skor oluşturuyor. Bu altyapı ile belirli bir skor altında kalan olumsuz duygu içeren notlar Ekmob’da yönetici ekip ile paylaşılabiliyor.</p>
<p>Yöneticiler özellikle kalabalık ya da aktivite sayısı fazla olan ekiplerde önemli olan aktiviteleri ya da notları gözden kaçırabiliyorlar. Gün içerisindeki olağan yoğunlukta aksiyon alınması, ekibe geri bildirim verilmesi, ek bilgi alınması gereken ya da farklı departmanların bilgilendirilmesi gereken durumlar gözden kaçırılabiliyor. Bu nedenle sistem, Google altyapısı ile duygu ölçümü yaparak önemli noktaları yöneticilere bildirim olarak gönderiyor. Bu sayede müşteri etkileşimleri sonucu alınan notlardaki haberdar olunması gereken durumlar anında yakalanabiliyor.</p>
<p><strong>NLP olası sorunları farkediyor</strong></p>
<p>NLP sayesinde, müşteriyle oluşabilecek sorunlar ve bu tür durumlar karşısında ekipte oluşabilecek motivasyon düşüşleri hızlı bir şekilde tespit edilip, gereken aksiyonlar alınabiliyor. Bu sayede müşteri ve fırsat kaybedilme riski azalıyor. Aynı zamanda hızlı müdahale sonucunda müşteri memnuniyeti artırılıyor. Şirketlerin satış sürecini hızlandıran ve temsilcilerin görevlerini otomatikleştirmeye yarayan mobil uygulama Ekmob SFA, satış süreçlerini hızlandırırken aynı zamanda verilerin kayıt altına alınması ve kayıtlı verilere kolay ulaşım faydası da sunuyor.</p>
<p>Ekmob SFA kullanan satış ekiplerinin bilgiye anlık ulaşarak verimliliklerini artırdığını söyleyen <strong>Ekmob Kurucusu ve CEO’su Sunay Şener</strong>, “Live modülü ve NLP özelliğiyle kurumsal hafıza oluşturuluyor ve müşteri taleplerine anlık aksiyon alınabiliyor. Ekip içindeki tüm iletişimi Ekmob’a taşıyarak daha verimli bir sürece geçiriyor, hiçbir sorunun gözden kaçmamasını sağlıyoruz” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong><u>Ekmob Hakkında:</u></strong></p>
<p><em>Ekmob şirketlerin satış süreçlerini tek bir platformdan yönetilmesine imkan sağlayan, satış ekiplerinin müşteri yönetimi, ticari satış süreçleri, tahsilat gibi bir çok süreci aynı anda yönetebildiği bulut tabanlı bir platformdur. Mesajlaşma, ERP, CRM, Mail, BI gibi satışa direkt etki eden araçları dağınık bir şekilde kullanan şirketler, Ekmob SFA kullanmaya başlamaları ile birlikte tüm süreçlerini tek bir platform üzerinden daha hızlı, verimli ve anlık yönetebilme imkanına sahip olurlar. Ekmob, SFA (Satış Gücü Otomasyonu) yazılımıyla firmalara hizmet sunarak, satış ekiplerinin süreçlerinde dijitalleşme ile birlikte yeni bir kültür inşa eder ve aynı zamanda satış ekiplerinin faaliyetlerini daha etkin bir şekilde raporlama imkanı sağlar. Bu özellikler sayesinde Ekmob, satış süreçlerinde %40’a varan verimlilik artışı sunar. Verimlilik, performans, proaktif yönetim ve anlık veri erişimi gibi avantajları kolay kullanım deneyimiyle bir araya getirir. Ekmob, aralarında Pronet, Bein, ACN Sigorta, Fıratpen ve Pirelli’nin de bulunduğu 200 firmada 5 bin üzerinde kullanıcıya hizmet veriyor.</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-olcumuyle-sirketlerde-erken-uyari-donemi-basladi-400420">Duygu ölçümüyle şirketlerde erken uyarı dönemi başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremzede Çocuklara Duygu Dostu Olalım Projesi ile Yüzlerce Çocuğa Ulaşılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuklara-duygu-dostu-olalim-projesi-ile-yuzlerce-cocuga-ulasilacak-387246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 06:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[depremzede]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[olalım]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşılacak]]></category>
		<category><![CDATA[yüzlerce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem bölgesinde yaşayan ve depremden etkilenen çocuklara yönelik yapılan psiko-sosyal destek</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuklara-duygu-dostu-olalim-projesi-ile-yuzlerce-cocuga-ulasilacak-387246">Depremzede Çocuklara Duygu Dostu Olalım Projesi ile Yüzlerce Çocuğa Ulaşılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem bölgesinde yaşayan ve depremden etkilenen çocuklara yönelik yapılan psiko-sosyal destek<br />çalışmalara Duygu Dostu Oyun Merkezleri ile katkıda bulunan Türkiye Emotion Coaching Enstitüsü,  bölgede faaliyet gösteren çeşitli resmi kurum ve sivil toplum örgütlerinin çalışma<br />yürüttükleri Oyun Çadırları’nda ve/veya okullarda bu merkezleri kurarak binlerce depremzede çocuğa ulaşmayı hedefliyorlar.</p>
<p>Duygu Dostu Oyun Merkezi, duygu koçluğu yaklaşımını esas alan bir okul öncesi eğitim programı<br />olan Duygu Dostu Çocuk (Emotion Friendly Kids) programı içinde geliştirilen ve çocukların kendi yoğun duygularını anlama, sakinleşme, güvende hissetme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamalarına destek olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış, eğitsel materyallerin bulunduğu, duygu düzenlememerkezi işlevi gören oyun alanlarında çocuklar, böylelikle duygularını yönetme, sosyal ve duygusal becerilerini<br />geliştirme ve duygu düzenlemeleri konusunda destek almış oluyorlar.</p>
<p>Çocukların kendilerini iyi hissetmedikleri, yoğun duygular yaşadığı ve/veya odaklanmada sorun<br />yaşadığı anlarda çocukların oyun oynayarak, duygularını bastırmadan yaşadığı duruma odaklanabilmesi bu projenin ana amacı olarak görülüyor. Duygu Dostu Oyun Merkezleri içinde bulunan materyaller ile oynayan çocuklar, duygulara odaklanarak olumsuz duygular ile baş edebilmenin yollarını bulabilmeye çalışacaklar.</p>
<p>Bu proje ile, Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Gaziantep illerinde yirmi okula ve yüzlerce çocuğa ulaşmak hedefleniyor. Yıl sonuna kadar devam edecek olan projeye deprem bölgesindeki her okulun başvurması mümkün. Duygu Dostu Eğitim Araştırma Danışmanlık ve Emotion Coaching Çalışmaları Derneği Adına YK Başkanı Doç.Dr.Nalan Kuru&#8217;ya okullar  @emotioncoachingturkiyeadreslerinden ulaşabilirler.</p>
<p><strong>Dernek Hakkında:</strong><br />Duygu Dostu Eğitim Araştırma Danışmanlık ve Emotion Coaching Çalışmaları Derneği, eğitim<br />bilimleri alanında çeşitli konularda çalışmalarda bulunmak, sosyal duygusal öğrenme konusundaki<br />farkındalığı artırmak, bu konularda kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik eğitim programları<br />düzenlemek, belirlenen alanlarda akademik çalışmalar yapacak birimler oluşturmak, proje üretmek ve<br />Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) yaklaşımının kamuoyuna tanıtılması, araştırılması, geliştirilmesi<br />ve yaygınlaşması için çalışmalar yapmak yoluyla bilim ve eğitim aracılığıyla faaliyet gösteren kişi,<br />kuruluş, okul, sivil toplum örgütlerine destek olmak ve tüm bu konularda danışmanlık yapmak<br />amacıyla çalışmalar yapan, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Kurucusu ve Yönetim<br />Kurulu Başkanı Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi<br />Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nalan Kuru olan dernek, 2021&#8217;den beri faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuklara-duygu-dostu-olalim-projesi-ile-yuzlerce-cocuga-ulasilacak-387246">Depremzede Çocuklara Duygu Dostu Olalım Projesi ile Yüzlerce Çocuğa Ulaşılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü Duygu Dostu Ebeveynlik ve Duygu Dostu Öğretmenlik Eğitimlerine Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emotion-coaching-turkiye-enstitusu-duygu-dostu-ebeveynlik-ve-duygu-dostu-ogretmenlik-egitimlerine-devam-ediyor-385558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 07:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[coaching]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynlik]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimlerine]]></category>
		<category><![CDATA[emotion]]></category>
		<category><![CDATA[enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü,  uluslararası duygu koçu uygulayıcı eğitmeni olan Doç.Dr. Nalan Kuru ile eğitimlerine devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emotion-coaching-turkiye-enstitusu-duygu-dostu-ebeveynlik-ve-duygu-dostu-ogretmenlik-egitimlerine-devam-ediyor-385558">Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü Duygu Dostu Ebeveynlik ve Duygu Dostu Öğretmenlik Eğitimlerine Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü,  uluslararası duygu koçu uygulayıcı eğitmeni olan Doç.Dr. Nalan Kuru ile eğitimlerine devam ediyor.  Ev, eğitim ve iş ortamlarında, yaşamın her yerinde duygusal okuryazarlık becerilerini vesosyal duygusal öğrenme becerilerini desteklemek, sosyal duygusal iyi oluşu, duygu koçluğu iletişim<br />yaklaşımını hayatın her noktasına yaygınlaştırmak amacı ile kurulan dernek, Emotion Coaching<br />İngiltere Enstitüsü ve diğer ülkelerde bu alanda faaliyet gösteren kuruluşlarla da işbirliği<br />içinde çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>Duygu Dostu öğretmenlik/ ebeveynlik yaklaşımı Emotion Coaching İngiltere Enstitüsü’nün<br />uluslararası duygu koçu eğitmeni olan Doç. Dr. Nalan Kuru tarafından Türkiye akreditasyonu yapılan<br />Duygu Koçluğu ile pozitif eğitimin yaklaşımının birleştirilmesi sonucu ortaya çıkmış ve eğitimler<br />bu doğrultuda verilmeye başlanmıştır. Öğretmenler, ebeveynler ve/veya okullar tarafından oluşturulan özel gruplar<br />için Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü&#8217;nden  Doç.Dr. Nalan Kuru Türkiye’nin her şehrinde eğitimlerini vermeye devam etmektedir.<br />Enstitü bünyesinde Atölye, Temel Düzey ve İleri Düzey olmak üzere 3 farklı düzeyde “Duygu Dostu<br />İletişim Eğitimleri” veriliyor. Eğitimler kurumsal ya da ebeveynler, öğretmenler gibi grupların<br />ihtiyaçlarına göre uyarlanıyor.. 2019 yılından bugüne kadar binlerce kişi bu eğitimleri<br />almış, birçok lisansüstü teze ve projelere de destek olunmuştur. Aynı zamanda dünyada bu alanda<br />çalışan diğer ülke temsilcileri ile işbirliği içerisinde her yıl uluslararası çalıştaylar düzenleniyor.</p>
<p>Duygu Dostu öğretmenlik/ebeveynlik yaklaşımının temelinde yer alan duygu koçluğunda<br />çocukla duygusal bağ kurmak ve empatik bakış açısı bulunuyor.<br />Bilimsel temelli bir yaklaşım olan duygu koçluğu/dostluğu, ebeveynlerin çocukların duygularını nasıl<br />tanımlayabilecekleri ve uygun bir şekilde ifade edebilecekleri konusunda yardımcı olmayı<br />amaçlıyor. Bu yaklaşım sayesinde, hem yetişkinler hem de çocuklar duygular konusunda<br />farkındalık kazanmakta, duygusal ifadeleri geliştirmekte, çocukların problem çözme becerileri ve okul<br />başarısı artıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emotion-coaching-turkiye-enstitusu-duygu-dostu-ebeveynlik-ve-duygu-dostu-ogretmenlik-egitimlerine-devam-ediyor-385558">Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü Duygu Dostu Ebeveynlik ve Duygu Dostu Öğretmenlik Eğitimlerine Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu Dostu Okullar Artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-okullar-artiyor-384572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin İlk Duygu Dostu Okulu Can Kardeş Anaokulu Okulu oldu. Emotion Coaching Türkiye Enstütüsü’nün desteği ile süreci devam eden pek çok okul daha bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-okullar-artiyor-384572">Duygu Dostu Okullar Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin İlk Duygu Dostu Okulu Can Kardeş Anaokulu Okulu oldu. Emotion Coaching Türkiye Enstütüsü’nün desteği ile süreci devam eden pek çok okul daha bulunuyor. Enstitü Kurucusu Doç.Dr. Nalan Kuru Duygu Dostu bir okulu şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8216;Bir okul hayal edin.. Kapısından içeri girdiğimizde karşılaştığınız herkes duygu koçluğu iletişim dili ile birbirine yaklaşmakta ve aynı zamanda okulda çocukların akademik başarılarını hem de sosyal duygusal öğrenme becerilerini de destekleyen bir aktif öğrenme programı uygulanmakta, tüm veliler kurumun bir parçası, okul ile aynı dili konuşuyor ve her ay iki kez paylaşım toplantılarında bir araya geliyor… İşte akredite bir duygu dostu okul tam da böyle bir şey.. Tek kriter var tüm okulun bunu<br />gerçekten istemesi.. Sonra bizim yaptığımız ön görüşme ve çalışmalar ile kurum kültürüne adaptasyonu gerçekleşmekte.&#8217;</p>
<p>Kuru; &#8216;Okullar sadece akademik bilgi yükleyen yerler olmamalı.&#8217; diyor. &#8216; Akademik bilgi ve becerinin yaşam başarısına dönmesi için çocukların küçük yaşlardan itibaren sosyal ve duygusal becerileri desteklenmeli. Alanında çok iyi ama hasta iletişiminde çok başarısız bir doktor, çok iyi bir üniversiteden mezun ama problem çözme becerisi düşük bir avukat akademik bilgilerini yaşam başarısına dönüştürmede sıkıntı yaşıyor olabilir. Artık okullar yeni yüzyılın ihtiyacı olan insanı yetiştirmeli ve bu yüzyılın ihtiyacı akademik olarak donanmış ancak bunları yaşama aktarabilmek için gerekli olan duygusal zekaya da sahip bireylerdir.&#8217;<br /> </p>
<p>Okullar diledikleri takdirde, duygu koçluğu yaklaşımını kurum kültürlerine, eğitim sistemlerine adapte ederek akredite olabiliyorlar. Ülkemizde EC UK adına kurumsal akreditasyon verme yetkisine sahip tek kurum olan EC Türkiye Enstitüsü, bilimsel bir program olan Duygu Dostu Dönüşüm Akreditasyon Programını uyguluyor. Bu program okulun tüm öğretmen- yönetici, diğer personel- velilerinin değişim sürecine aktif bir biçimde katılmasını gerektiriyor. 32 hafta süren program toplam sekiz ayrı aşamadan oluşuyor. Program uygulamasından önce tüm personele ve ebeveynlere “Duygu Koçluğu Temelli Duygu Dostu İletişim” eğitimi veriliyor.</p>
<p>Sınıflarda mevcut eğitim programına ek olarak ve “Emotion Friendly Kids Programı”<br />uygulanıyor.. Süreç boyunca her kurumu birebir destekleyen mentörlük sistemi de aktif olarak kullanılıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-okullar-artiyor-384572">Duygu Dostu Okullar Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu tacirinin oyununu Büyükşehir zabıtası bozdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-tacirinin-oyununu-buyuksehir-zabitasi-bozdu-382164</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jun 2023 09:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bozdu]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[oyununu]]></category>
		<category><![CDATA[tacirinin]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=382164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Zabıtası, Cumhuriyet Bulvarı’nda ‘Askere gideceğim’ diyerek para dilenen duygu tacirinin gerçek yüzünü ortaya çıkardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-tacirinin-oyununu-buyuksehir-zabitasi-bozdu-382164">Duygu tacirinin oyununu Büyükşehir zabıtası bozdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Zabıtası, Cumhuriyet Bulvarı’nda ‘Askere gideceğim’ diyerek para dilenen duygu tacirinin gerçek yüzünü ortaya çıkardı</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri, duygu sömürüsü yaparak dilenenlere göz açtırmıyor. Bu çerçevede kamu düzeni ve vatandaşların huzuru için 7/24 görev yapan Büyükşehir zabıtası, Cumhuriyet Bulvarı’nda gerçekleştirdiği kontroller sırasında ‘Askere gideceğim’ diyerek vatandaşlardan para isteyen biriyle karşılaştı. Ekipler, durumundan şüphelendikleri kişiyi emniyete ihbar etti. ‘Askere gideceğim’ diyerek vatandaşlardan para dilenen şahsın yapılan GBT kontrolünde askerliğini yaptığı ortaya çıktı.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’DEN ‘DİKKATLİ OLUN’ UYARISI</b></p>
<p>Kocaeli’de ikamet etmediği de anlaşılan vatandaşın Cumhuriyet Bulvarı’nda yaşanan insan yoğunluğunu fırsat bilerek, duygu sömürüsünde bulunduğu ve dilencilik yaptığı tespit edildi. Kabahatler kanunu uyarınca işlem yapılan duygu tacirinin üzerinden çıkan bir miktar paraya el konuldu. Şahsa ayrıca idari para cezası da uygulandı. Büyükşehir zabıtası vatandaşları bu tür kişilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-tacirinin-oyununu-buyuksehir-zabitasi-bozdu-382164">Duygu tacirinin oyununu Büyükşehir zabıtası bozdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü Kutlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-kutlandi-381295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2023 17:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[kutlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygu Dostu Eğitim Derneği ve Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü bu yl ikinci kez Duygu Dostu Eğitim Farkındalık gününü düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-kutlandi-381295">Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duygu Dostu Eğitim Derneği ve Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü bu yl ikinci kez Duygu Dostu Eğitim Farkındalık gününü düzenledi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de sosyal duygusal öğrenme ve gelişimde duyguların rolü konusunda kamuoyunda farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleşen etkinlik kapsamında her yıl 1 Haziran&#8217;da birçok farklı ilde okullarda ve evlerde duygu dostu eğitim etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Duygu Dostu Öğretmenlik ve Ebeveynlik yaklaşımı, Doç.Dr.Nalan Kuru tarafından Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) tekniğinin, pozitif psikoloji ve sosyal duygusal öğrenme ile bir araya getirildiği ilişkisel bir davranış yönetimi modeli olarak öne çıkıyor. Model, sosyal duygusal öğrenmeyi desteklemeyi, eğitimde ve gelişimde duyguların rolünü ön plana çıkartmayı ve bu yolla da çocuklarla kurulan iletişimin niteliğini arttırarak daha etkili öğrenmelere destek vermeyi amaçlıyor.</p>
<p><em><strong>Emotion Coaching İngiltere Enstitüsü  Kurucu Ortağı Dr. Louise Gilbert Türkiye&#8217;ye geldi</strong></em></p>
<p>Dr. Louise Gilbert&#8217;in katılımıyla 1 Haziran günü Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi&#8217;nde bir de konferans düzenlendi. Yüzyüze ve online olarak katılınılan konferansta &#8216;Duygu Dostu Eğitimde Farkındalık&#8217; konusu masaya yatırıldı. Doç. Dr. Nalan Kuru ve Dr. Louise Gilbert&#8217;in  konferansın ardından ise etkinlikler tüm Türkiye&#8217;deki okullarda, evlerde başladı. Deprem bölgesindeki okullarla canlı bağlantı yapılan günde 5 bin çocuğa ulaşıldı. </p>
<p>40 şehir, 200 öğretmen ve ebeveyn, 5 bine yakın çocuğun katılımıyla düzenlenen etkinlik büyük ses getirdi. İngiltere ve Türkiye&#8217;den gönüllü okul ve öğrencilerin ücretsiz olarak başvurduğu etkinlikler öğretmenler, ebeveynler ve çocuklar tarafından uygulanarak, duygularda farkındalık yaratmayı başardı. Dileyenler konferansı ve etkinliği Doç. Dr.  Nalan Kuru&#8217;nun YouTube hesabından izleyebilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-kutlandi-381295">Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cem Adrian&#8217;dan Duygu Yüklü Bir Sahne Performansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cem-adriandan-duygu-yuklu-bir-sahne-performansi-380082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 09:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[adriandan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cem]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[performansı]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[yüklü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından Cem Adrian, önceki gün Turkcell Vadi sahnesinde duygu yüklü bir konsere imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cem-adriandan-duygu-yuklu-bir-sahne-performansi-380082">Cem Adrian&#8217;dan Duygu Yüklü Bir Sahne Performansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından Cem Adrian, önceki gün Turkcell Vadi sahnesinde duygu yüklü bir konsere imza attı. </strong></p>
<p>Kendine has ses tonu ve tarzıyla geniş bir hayran kitlesine sahip sanatçı dinlemeye gelen hayranlarına unutulmaz bir müzik deneyimi yaşattı. </p>
<p>Sanatçı, geçmişten günümüze en sevilen şarkılarını tutkulu performansı ve büyüleyici sahne şovuyla sergilediği konserde benzersiz tarzını bir kez daha gözler önüne serdi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cem-adriandan-duygu-yuklu-bir-sahne-performansi-380082">Cem Adrian&#8217;dan Duygu Yüklü Bir Sahne Performansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü 1 Haziran&#8217;da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-1-haziranda-376316</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2023 23:18:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[haziranda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygu Dostu Eğitim Derneği ve Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü bu yl ikinci kez Duygu Dostu Eğitim Farkındalık gününü düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-1-haziranda-376316">Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü 1 Haziran&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duygu Dostu Eğitim Derneği ve Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü bu yl ikinci kez Duygu Dostu Eğitim Farkındalık gününü düzenliyor. </p>
<p>Türkiye&#8217;de sosyal duygusal öğrenme ve gelişimde duyguların rolü konusunda kamuoyunda farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirilecek olan etkinlik kapsamında her yıl 1 Haziran&#8217;da birçok farklı ilde okullarda ve evlerde duygu dostu eğitim etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Duygu Dostu Öğretmenlik ve Ebeveynlik yaklaşımı, Doç.Dr.Nalan Kuru tarafından Emotion Coaching (Duygu Koçluğu) tekniğinin, pozitif psikoloji ve sosyal duygusal öğrenme ile bir araya getirildiği ilişkisel bir davranış yönetimi modeli olarak öne çıkıyor. Model, sosyal duygusal öğrenmeyi desteklemeyi, eğitimde ve gelişimde duyguların rolünü ön plana çıkartmayı ve bu yolla da çocuklarla kurulan iletişimin niteliğini arttırarak daha etkili öğrenmelere destek vermeyi amaçlıyor.</p>
<p><em><strong>Emotion Coaching İngiltere Enstitüsü  Kurucu Ortağı Dr. Louise Gilbert Türkiye&#8217;ye geliyor</strong></em></p>
<p>Dr. Louise Gilbert&#8217;in katılımıyla 1 Haziran günü Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi&#8217;nde bir de konferans düzenleniyor. Yüzyüze veya online olarak katılabilecek olan konferansta &#8216;Duygu Dostu Eğitimde Farkındalık&#8217; masaya yatırılacak. Doç. Dr. Nalan Kuru ve Dr. Louise Gilbert&#8217;in saat 10.00&#8217;da yer alacağı konferansın ardından ise etkinlikler start alacak.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl 30&#8217;dan fazla ilden 70 okul, 150 öğretmen ve ebeveyn, 3 bine yakın çocuğun katılımıyla düzenlenen etkinlik bu yıl ikinci kez 1 Haziran Perşembe günü yapılacak. İngiltere ve Türkiye&#8217;den gönüllü okul ve öğrencilerin ücretsiz olarak başvurabileceği ve katılım sağlayabileceği etkinlikler öğretmenler, ebeveynler ve çocuklar tarafından uygulanarak, geçtiğimiz yılda olduğu gibi bu yılda da duygularda farkındalık yaratmayı amaçlamakta.  Doç. Dr. Nalan Kuru&#8217;nun youtube adresinden canlı olarak yayınlanacak olan etkinliğe dileyen çocuklar, veliler ve öğetmenler Zoom üzerinden de canlı olarak  eşlik edebilecek. </p>
<p> Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü&#8217;nün düzenleyeceği etkinliğe bulundukları illerden yapacakları çalışmalar ile katılmak için, okullar, öğretmenler ve veliler   emotioncoachingturkiye , duygudostuegitimdernegi , doc.dr.nalankuru sosyal hesaplarında bulunan linki tıklayarak kayıt olabilirler.  Kendilerine gönderilecek etkinlikleri  1 Haziran&#8217;da  çocuklarla okullarda, evlerde , bahçelerde  uygulayarak video ve görselleri  #duygudostuegitimfarkındalıkgünü  etiketi ile paylaşarak etkinliğe destek verebilirler.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygu-dostu-egitim-farkindalik-gunu-1-haziranda-376316">Duygu Dostu Eğitim Farkındalık Günü 1 Haziran&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 08:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ateşin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[tübitaktan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen projeler, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmeye devam ediyor. EÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Duygu Ateş tarafından yürütülen üç proje, TÜBİTAK’ın değerlendirmeleri sonucunda desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339">Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen projeler, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmeye devam ediyor. EÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Duygu Ateş tarafından yürütülen üç proje, TÜBİTAK’ın değerlendirmeleri sonucunda desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Üretken bir akademik kadroya sahip olduklarını belirten Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “ Üniversitemiz bünyesinde oluşturduğumuz bilim iklimi, bizi TÜBİTAK nezdinde en başarılı üniversitelerden biri yapmaya devam ediyor. Doç. Dr. Duygu Ateş hocamızın ceviz bitkisine yönelik iki, mısır bitkisine yönelik bir projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Ekonomik çıktıları olacak olan bu projelerinden ötürü hocamızı ve çalışma ekibini tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ekonomik değeri yüksek cevizler yetiştirilecek”</strong></p>
<p>Kabul gören projeler ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Duygu Ateş, “ Ceviz bitkisine yönelik iki projemiz var. Bunlardan birisi ‘Cevizde Demir, Çinko, Fosfor ve Potasyum Elementlerinin Konsantrasyon Seviyesini Kontrol Eden Genlerle İlişkili SNP Markörlerinin GWAS Metodu ile Saptanması’ projesi. Bu proje ile yüksek makro ve mikro besin elementi içeriğine sahip ceviz genotiplerinin belirlenmesi hedefleniyor. Böylece kısa zamanda besin değeri yükseltilmiş ceviz çeşitleri geliştirilebilecek. Besin değeri yükseltilmiş ceviz çeşitlerinin ekonomik değerinin diğer çeşitlere göre daha yüksek olacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu ceviz genotipleri ilk defa ülkemizde geliştirilirse, bunların ihracat yoluyla da ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını varsayıyoruz. ‘Cevizde Antraknoz Hastalığına Dayanıklılık Genleri ile İlişkili SNP Markörlerinin Exom Capture Array ve GWAS Yolu ile Geliştirilmesi’ isimli projemizde ise cevizde Antraknoz hastalığına dayanıklılık ile ilişkili SNP markörleri saptanacak. Saptanan markörlerin, hastalığa dayanıklı ceviz genotiplerinin ıslahında marköre dayalı seleksiyonda (MAS) kullanılabilecek olması, ıslah programlarında sürenin kısalmasına ve ıslah programında ilgili genleri taşıyan bireylerin seçiminde isabetli kararların verilmesine yardımcı olacak” dedi. Ayrıca Antraknoz hastalığına dayanıklı çeşitler geliştirildiğinde, bu hastalığa karşı pestisit uygulamasının artık gerekli olmayacağını belirterek, bu sayede tarım ilacı kullanımının azalacağını, hedef dışı organizmalara olan toksik etkinin ortadan kalkacağını ve dolayısı ile doğanın ve doğal dengenin korunacağını vurguladı.  </p>
<p><strong>Mısırda “Kömür Çürüklüğü” ile mücadele</strong></p>
<p>Bir diğer projenin mısır bitkisinde Kömür Çürüklüğü ile mücadeleye yönelik olduğunu belirten Doç. Dr. Ateş, “Mısırda Kömür Çürüklüğünün Yaygınlığı, Genetik Karakterizasyonu, Biyolojik Mücadele Olanakları ve GWAS Yaklaşımı ile Kömür Çürüklüğü Hastalığına Dayanıklılık Genleri ile İlişkili SNP Markörlerinin Saptanması’ projemizde ise Ülkemizdeki mısır alanlarında Kömür Çürüklüğüne neden olan ‘Macrophomina phaseolina’ etmeninin yaygınlık haritasını çıkaracağız. Böylece bu etmene karşı dayanıklı mısır çeşitlerini belirleyeceğiz. Ayrıca tohum ilaçlaması dışında mücadele yöntemi olmayan söz konusu hastalığa karşı, biyolojik mücadelede kullanılabilecek potansiyel ‘Trichoderma’ ve Rizobakteri türlerini belirleyerek ileride yapılacak olan çalışmalarda preparat oluşturulması için veri elde ederek, organik tarıma destek sağlayacağız ”dedi. <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-doc-dr-duygu-atesin-uc-projesine-tubitaktan-destek-368339">Ege&#8217;li akademisyen Doç. Dr. Duygu Ateş&#8217;in üç projesine TÜBİTAK&#8217;tan destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilhan&#8217;dan Filtresiz Bir Duygu Akışı: &#8220;Ses Ver&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilhandan-filtresiz-bir-duygu-akisi-ses-ver-356845</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 01:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[akışı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[filtresiz]]></category>
		<category><![CDATA[nilhandan]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hakiki bir tutkuya, umutla beslenen bir hayale sahip her sanatçı gibi Nilhan da toplumun sesi olmaya devam ediyor. Henüz 2 yaşındayken filizlenen müzik tutkusu dans, tiyatro ve resim gibi sanatlarla iç içe geçiyor. Tek başına yaşamaya başladığı ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilhandan-filtresiz-bir-duygu-akisi-ses-ver-356845">Nilhan&#8217;dan Filtresiz Bir Duygu Akışı: &#8220;Ses Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakiki bir tutkuya, umutla beslenen bir hayale sahip her sanatçı gibi Nilhan da toplumun sesi olmaya devam ediyor.</p>
<p>Henüz 2 yaşındayken filizlenen müzik tutkusu dans, tiyatro ve resim gibi sanatlarla iç içe geçiyor. Tek başına yaşamaya başladığı İstanbul&#8217;da yalnızlığın ve var olma arzusunun büyüsüne kapılarak şarkı yazmaya başlıyor.</p>
<p>Pandemi sürecinde, eğitimi için gittiği Londra&#8217;dan ülkesine döndüğünde sosyal medyada paylaştığı cover videolar ile tanınırlık kazandı. Bu videolarda İstanbul ve Londra&#8217;nın farklı sesleri bir araya getirerek Türkçe ve İngilizce şarkı sözleri üreten Nilhan&#8217;ın tarzı Alternative pop, Bedroom pop, Contemporary R&#038;B, House.</p>
<p>Bir hikâye anlatıcısı gibi kendi ev stüdyosunda yazdığı şarkı sözleri ve melodileri yaşam deneyimlerinden çıkaran sanatçı &#8220;Bedroom pop&#8221; tarzı ile bu kaotik modern dünyaya ait olmadığını düşünenlerin sesi olmayı hedefliyor.</p>
<p>Nilhan 6 Şubat Maraş Depremi acısını dışa vurduğu şarkısı &#8220;Ses Ver&#8221; ile ilgili şunları söyledi: <em>&#8220;Sesini duyuramayanlara ses vermek istedim. Bu konu kolay kolay unutulsun istemedim.&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p>24 Mart da yeni bir şarkıyla daha müzikseverlerin karşısına çıkacak Nilhan&#8217;ın &#8220;Ses Ver&#8221; isimli parçasına tüm dijital platformlardan ulaşabilirsiniz. Kaçırmayın!</p>
<p> </p>
<p><strong><u>Nilhan Kimdir?</u></strong></p>
</p>
<p>2 yaşından beri müzik Nilhan&#8217;ın en büyük tutkusuydu. Çocukluğunda tiyatro, müzikal, dans ve resim ile uğraştıktan sonra lise için tek başına İstanbul&#8217;a taşınması şarkı yazarı kimliğini ortaya çıkardı. Pandemi sırasında eğitimi için bulunduğu Londra&#8217;dan geri döndüğü sırada sosyal medyaya cover videolar yüklemeye başlayarak bilinirlik kazandı. İstanbul ve Londra&#8217;nın farklı urban pop seslerini bir araya getirerek Türkçe ve İngilizce şarkı sözleri üreten Nilhan&#8217;ın tarzı Alternative pop, Bedroom pop, Contemporary R&#038;B, House. Nilhan&#8217;ın bir hikaye anlatıcısı olarak kendi ev stüdyosunda yazdığı şarkı sözleri ve melodileri aracılığıyla yaşam deneyimlerini paylaştığı bedroom pop&#8217;u, bu kaotik modern dünyaya ait olmadığını düşünenlerin sesi olmayı hedefliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilhandan-filtresiz-bir-duygu-akisi-ses-ver-356845">Nilhan&#8217;dan Filtresiz Bir Duygu Akışı: &#8220;Ses Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü &#8220;İkincil Travmalarda Duygu Yönetimi&#8221; Konulu Çevrimiçi Toplantı Düzenliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-il-milli-egitim-mudurlugu-ikincil-travmalarda-duygu-yonetimi-konulu-cevrimici-toplanti-duzenliyor-352912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 10:15:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[düzenliyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ikincil]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konulu]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[travmalarda]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352912</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenler için “İkincil Travmalarda Duygu Yönetimi” konulu çevrimiçi bir toplantı düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-il-milli-egitim-mudurlugu-ikincil-travmalarda-duygu-yonetimi-konulu-cevrimici-toplanti-duzenliyor-352912">İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü &#8220;İkincil Travmalarda Duygu Yönetimi&#8221; Konulu Çevrimiçi Toplantı Düzenliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenler için “İkincil Travmalarda Duygu Yönetimi” konulu çevrimiçi bir toplantı düzenliyor. </p>
<p>Mesleki Gelişim Akademisi kapsamında düzenlenecek olan toplantının konuğu Klinik Psikolog Selçuk Tokaç olacak. </p>
<p>Tüm öğretmenlerin katılımına açık olan toplantı 01.03.2023 tarihinde saat 20:00 ile 21: 30 arasında gerçekleştirilecek. </p>
<p>Yaşanan deprem felaketi sonrası toplumda yaşanan ikincil travma kapsamında duygu yönetimi adına yapılabilecekler hakkında bilgi alışverişi yapılacak toplantı ile öğretmenlere rehberlik yapılması hedefleniyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-il-milli-egitim-mudurlugu-ikincil-travmalarda-duygu-yonetimi-konulu-cevrimici-toplanti-duzenliyor-352912">İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü &#8220;İkincil Travmalarda Duygu Yönetimi&#8221; Konulu Çevrimiçi Toplantı Düzenliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 11:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynası]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais,  bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor. Toksik kişilerin, ilişkilerde zarar görebileceğini, yalnız olduğunu ve kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebileceğini ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi bir yöntem geliştiriyor. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi, hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik ilişkilerin psikoloji ve kişiler üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler herkesin hayatında olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişilerin herkesin hayatında zaman zaman olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalarımızdan biri olabilir, aileden biri olabilir, arkadaş olabilir, sevgili ve eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir yani bir iş arkadaşı olabilir ya da uzun süreli olabilir. Biz bu kişileri aslında süreç içinde tanıyoruz. Bir süre sonra bize hissettirdikleri ya da bu ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” dedi. Toksik ilişkilerin kişilerin psikolojisini olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Toksik biliyorsunuz ki zehirli demek. Aslında bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken&#8230; Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi hissetmek, daha mutlu olabilmek, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi ve destek olması için sosyal ilişkiler kurarız ancak bu kişiler bunun tam tersini yapar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişki nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Kişilerin ve ilişkilerin toksik olup olmadığını yaşadığımız ilişkide hissettiğimiz duygulardan anlayabileceğimizi ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde bazı olumsuz duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız yani çaresizlik, öfke ya da suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissediyorsanız bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Toksik kişiler geri adım atmaz</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde tarafların birbirlerinden özür dilediğini toksik ilişkilerde ise böyle bir durumun olmadığını ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Sağlıklı ilişkilerde de kişiler zaman zaman birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabilir, hata yapabilir, kırıcı olabilir. Ama sonrasında ne bekleriz, o kişinin özür dilemesini bekleriz. Ancak toksik kişilerde geri vites yoktur yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Saygınlıklarını yitirecekleri düşüncesiyle özür dilemezler</strong></p>
<p>Bu kişilerin özür dilememesinin birçok sebebi olabileceğini ifade Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu durum, bu kişilerde daha çok özgüvenle ilişkili bir sorundur. Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Özür dilemek demek, ‘Ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ şeklinde düşünceye sahiptirler. Tabii bu tür davranışların, öğrenmelerden yani çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler sebepsiz şekilde böyle olmuyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Olumsuz duygu aynası olurlar</strong></p>
<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla sorun yaşarlar. Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla zarar görebileceğini, yalnız olduğunu düşünebilir, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebilir. Bu kişilerin ilişki tarzı aslında hayata bakışı, baş etme yöntemleri aslında. Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi… Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sürekli memnun olmama durumundadırlar</strong></p>
<p>Bu kişilerden çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerde sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, bir şeylere kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, bir sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Sürekli bir memnuniyetsizlik durumu vardır. Aslında baktığımızda siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra siz de onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Memnuniyetsizliğinin kaynağını kendisi de bilemez</strong></p>
<p>Toksik kişilerin yanındaki kişiyi de duygu olarak sürekli aşağı çekmeye çalıştığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Aslında sizi de o duygulara çekerek sizi de aşağıya çekmeye çalışırlar. Bu kişilere ‘Neden kötü davranıyorsun, neden bana böyle bir şey söyledin, bir şeye mi kızdın ya da bana kızdığın bir şey mi var, alındığın bir şey mi var, sana yanlış bir şey mi yaptım?’ diye sorsanız neden kötü davrandığına dair bir açıklama yapamaz. Çünkü kişi de bilmez bunu. Kişide bir memnuniyetsizlik var ama bu durum neden kaynaklanıyor onu da bilmez. ‘Öyle olmam gerekiyor’ der. Bu kişilere kötü insanlar diyemeyiz. Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Altta yatan neden kişilik bozukluğu olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişiliğin altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum olabilir, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir durum oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değil, bunun bir hastalık olduğunu düşünmek gerekiyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 17:21:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayaklandıran]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[sıla]]></category>
		<category><![CDATA[türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yetenek Sıla Türkoğlu ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’e konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992">Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Genç yetenek Sıla Türkoğlu ‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’e konuştu.</strong></p>
<p>‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki performansıyla dikkatleri üzerine çeken Sıla Türkoğlu, ‘Sıkı Muhabbet’in bu haftaki programında keşfedilme hikâyesinden aşka bakışına kadar birçok bilinmeyeni anlattı. </p>
<p>Sosyal medya sayesinde kariyerinin başladığını söyleyen Sıla Türkoğlu, “Instagram üzerinden keşfedildim. Tiyatrodaki fotoğraflarımı gören bir ajans bana ulaştı. Deneme çekimine yolladılar, kabul edildim. Daha sonrasında da bu kadar çok takip edilmemin sebebi bence samimiyet ve hayata karşı duruş oldu. İlk işimden bu yana insanlara hep aynı Sıla’yı gösterdim, nettim, hiç değişmedim” dedi. </p>
<p>Aşkta mantık aramadığını anlatan güzel oyuncu: “Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu. Bunu asla yapmam dersin ama öyle bir âşık olursun ki yapmam dediğin her şeyi yapabilirsin.  Âşık olduğum için değiştiğim oldu. Ama onu da farkında olmadan yapmışım. Gerek yokmuş. Çünkü bir ilişki yaşıyorsak birbirimizi neden değiştirelim?”</p>
<p>‘Hakan Gence ile Sıkı Muhabbet’ yeni bölümüyle her cuma saat 14.00’te Hürriyet YouTube kanalında yayında.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sila-turkoglu-ask-insani-kendine-karsi-bile-ayaklandiran-bir-duygu-346992">Sıla Türkoğlu: &#8220;Aşk insanı kendine karşı bile ayaklandıran bir duygu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
