<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>düşünün | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dusunun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dusunun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 10:33:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>düşünün | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dusunun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan Bayramı öncesi şekerin diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086">Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan Bayramı öncesi şekerin diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şeker, ağız ortamındaki asiditenin artmasına neden oluyor!</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin halk arasında da bilindiği gibi dişlerde çürük oluşumuna sebep olduğunu hatırlatan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Şeker ağız florasını ve tükürüğün yapısını değiştirerek asidik bir ortam oluşturuyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Bahar, ağız ortamının asiditesinin artmasını dişlerdeki mine yüzeyinin yumuşamasına ve çürüklerin oluşmasına sebep olduğunu aktardı.</p>
<p><strong>Şekerlerin hepsi diş üzerinde çürük yapıcı etkiye sahip!</strong></p>
<p>Dişlerin emayesini zayıflatan ve çürümeye neden olan şeker türleri hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“Şekerlerin hepsi diş üzerinde çürük yapıcı etkiye sahiptirler. Bazıları daha fazladır bazıları da az. Şekerler arasında yapışkan olanlar yani dişin üzerinde daha uzun süre kalanlar tükürükle de daha zor temizlendikleri için diğer tür şekerlere göre dişlerde daha çok çürük yapıcı özelliğe sahiptirler.”</p>
<p><strong>Dişlerin çürümemesi için ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Bayramda fazla şeker tüketildiği için dişlerin çürümesinden korkulup korkulmaması konusunda da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Şeker tüketiminden hemen sonra dişler fırçalanırsa şekerin çürük yapma özelliği ortadan kalkar. Diş fırçalama gibi bir olanak yoksa su içerek veya ağzı su ile çalkalayarak şekerin dişler üzerindeki negatif etkisi daha aza indirilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086">Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D vitamini takviyesi almadan önce iki kez düşünün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-takviyesi-almadan-once-iki-kez-dusunun-590277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 14:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almadan]]></category>
		<category><![CDATA[D Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[takviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilinçsiz kullanılan D2 vitamini takviyesinin vücuttaki D3 vitamini düzeylerini düşürdüğü ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-takviyesi-almadan-once-iki-kez-dusunun-590277">D vitamini takviyesi almadan önce iki kez düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinçsiz kullanılan D2 vitamini takviyesinin vücuttaki D3 vitamini düzeylerini düşürdüğü ortaya çıktı.</p>
<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, sağlıklı ve uzun yaşam arzusu için birçok kişinin bilinçsizce sarıldığı D vitamini takviyeleri hakkında şu bilgileri verdi:</p>
<p><strong>ÇOKÇA REÇETE EDİLİYOR AMA</strong></p>
<p>“Pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de D vitamini takviyesi kullanımı başı çekiyor. </p>
<p>D vitamini türevleri başta (kısırlık) infertilite tedavisi gören olgular olmak üzere, kronik yorgunluk ve depresif eğilim gösteren yetişkinlere hekimler tarafından da çokça reçete ediliyor.   </p>
<p>İngiltere’deki Surrey Üniversitesi, John Innes Merkezi ve Quadram Enstitüsü Biyobilim Bölümü tarafından yapılan büyük bir araştırma, yaygın olarak kullanılan D2 vitamini takviyesinin aslında vücuttaki D3 vitamini düzeylerini düşürdüğünü buldu ki bağışıklık sistemi ve genel sağlık için en etkili form vitamin D3’tür.</p>
<p>Birçok kişi kemikleri güçlendirmek ve bağışıklığı desteklemek için D vitamini alıyor ancak bu araştırma D2 takviyesinin D3 konsantrasyonlarını, hiçbir takviye almayan kişilerde görülen düzeylerin bile altına indirebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>D2 VİTAMİNİ D3 VİTAMİNİNİN DÜŞMANI MI?</strong></p>
<p>D vitamini esas olarak iki formda bulunur: D2 ve D3.</p>
<p>Vücut doğal olarak güneş ışığına maruz kaldığında D3 üretir ve bu formun, sağlıklı D vitamini düzeylerini artırma ve koruma konusunda çok daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.</p>
<p>Bu sistematik derleme ve randomize kontrollü çalışmaların meta-analizinde, D2 alan katılımcıların D3 düzeylerinde düşüş gözlenmiş; bu da daha önce yaygın olarak fark edilmemiş olumsuz bir etkileşimi ortaya koymuştur.</p>
<p>Araştırmacılar, özellikle güneş ışığına az maruz kalınan dönemlerde, D3 vitamininin çoğu insan için daha güvenli ve daha etkili bir takviye seçeneği olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Bu keşif, uzmanların bitki bazlı D3 seçeneklerini önermesine ve halk sağlığını önceliklendirmek için sağlık yönergelerinin yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulunmasına neden oluyor.</p>
<p>Yani günlük D vitamini takviyesi almadan önce iki kez düşünmek ve mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-takviyesi-almadan-once-iki-kez-dusunun-590277">D vitamini takviyesi almadan önce iki kez düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Öpme]]></category>
		<category><![CDATA[öpmeden]]></category>
		<category><![CDATA[Öpücükle]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Masum bir öpücükle bebeklere geçebilen Herpes virüsünün yol açtığı enfeksiyon, yetişkinlerde uçuklara sebep olurken, bebekleri ve küçük çocukları hızlı bir şekilde hasta edebiliyor. Bu virüs zamanla organları olumsuz etkileyebiliyor ve daha büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocukları öperken neden dikkatli olmamız gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Uçukların nedeni Herpes Simpleks</strong></p>
<p>İnsanlar bebek gördüğünde ilk tepkileri genelde yanaklarını veya alnını öpmek olur. Sevimli görünümleri nedeniyle onlara dokunma hissi tetiklenir. Ancak bebekleri öpmenin bazı sakıncaları olabilir. Yetişkinlerdeki ağız içi ve çevresindeki uçuklar, bebekleri öpmeden önce düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Uçuklara neden olan virüs aslında Herpes Simpleks virüsüdür. Bu virüs bebeğe basit bir öpücükle geçebilmektedir. Çoğu yetişkin oldukça yaygın olan bu virüsün aslında HSV-1 varyantını taşır. Yetişkinlerde uçuklara neden olan bu virüs zamanla Genital Herpes’e de (HSV-2) neden olabilir. Nüfusun yaklaşık %67’si, çoğu zaman farkında olmadan Herpes Simpleks Virüsü 1’i (HSV-1) taşımaktadır. HSV-1 genellikle tükürük veya kabarcıklarla ya da temas yoluyla yayılır. En bulaşıcı dönemi kabarcıkların oluşmaya başladığı zamandır. Ancak virüs cilt hücrelerinde uykuda olabileceğinden, belirtiler görünmediğinde de yayılabilmektedir. Bu açıdan sağlık ve hijyen açısından bir risk olan masum öpücükler bebek ve çocuklar için tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p><strong>Bebeklerin bağışıklık seviyesi düşüktür</strong></p>
<p>Anne sütüyle beslenen bebeklerin belirli düzeyde bağışıklık düzeyi artsa da, yaşamlarının ilk birkaç ayında bağışıklık sistemi hastalıklardan korunacak kadar olgunlaşmaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi, yenidoğanları enfeksiyonlardan koruyacak kadar gelişmemiştir. Endişe verici olan ise bebeklerin belirli virüs ve mikroplara maruz kalmaları halinde vücutlarında geri dönüşü olmayan hasarların ortaya çıkabilmesidir. Kan-beyin bariyeri henüz tam olarak gelişmemiş yenidoğanlar ve bebeklerde bağışıklık sistemi de henüz emekleme aşamasındadır. Bu bariyerle doğmuş olsalar da bağışıklığın gelişmesi için daha zamana ihtiyaç vardır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda kan-beyin bariyeri olgunlaşmadığı için beyin enfeksiyonu riski yüksektir. Virüsler ve mikroplar; soğuk algınlığı, ishal veya kusmaya neden olan hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında endişe edici bir durum da söz konusu olmaktadır.</p>
<p><strong>Masum öpücükler riskli olabilir</strong></p>
<p>Aile bireylerine ve arkadaş çevresine neden bir bebeğe dokunmanın ya da öpmenin doğru olmadığını söylemek çok zor olabilmektedir. Ancak, masum öpücüklerin bebekler için büyük bir risk olduğu doğru bir şekilde anlatılmadır. Yapılan araştırmalarla yeni doğan bebeklerin büyük çocuklara ve yetişkinlere göre bakteri kaynaklı enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Bebekleri ve çocukları öpmeden önce uyulması gereken bazı basit kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir.</p>
<ol>
<li>Grip ya da nezleyseniz bebekleri ve çocukları kesinlikle öpmeyin. Özellikle ağzınızda (HSV-1) varsa bu durum bebekler için çok tehlikeli olabilir.</li>
<li>Onlara yaklaşmadan önce ellerinizi yıkadığınızdan emin olun.</li>
<li>Bebekleri illaki öpecekseniz dudak, yüz ve el bölgelerinin yerine saç veya sırt gibi yerlerinden öpmeyi tercih edin.</li>
<li>Hassas ciltlerine makyajlıyken ya da parfüm sıktıktan sonra temas etmeyin.</li>
<li>Çocukların beden sınırlarına ve rızasına saygı göstermek önemli bir ilkedir. Çocuklar istemediği zaman öpme konusunda zorlanmamalıdır.</li>
<li>Aile bireylerinden ya da yakın çevreden kişilerin haricinde çok yakın olmayan insanların bebekleri öpmesine izin verilmemelidir.</li>
<li>Öpücük dışında sarılma, oyun oynama veya kaliteli zaman geçirme gibi yollarla sevgi gösterilebilir.</li>
</ol>
<p>Unutmamalıdır ki bebeklerin ve çocukların sağlığı her şeyden önce gelmelidir. Onlara sevgimizi gösterirken daha dikkatli ve bilinçli olmamız gerekir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suya balıklama atlarken iki kere düşünün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/suya-baliklama-atlarken-iki-kere-dusunun-551683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 07:50:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atlarken]]></category>
		<category><![CDATA[balıklama]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[kere]]></category>
		<category><![CDATA[suya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatilde havuz ve denize girerken bir anlık dikkatsizlik, kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlama sonucu meydana gelen yaralanmalar, kişiyi ömür boyu yatağa bağımlı hale getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-baliklama-atlarken-iki-kere-dusunun-551683">Suya balıklama atlarken iki kere düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatilde havuz ve denize girerken bir anlık dikkatsizlik, kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlama sonucu meydana gelen yaralanmalar, kişiyi ömür boyu yatağa bağımlı hale getirebiliyor. Çünkü havuzun tabanına baş aşağı vurmak veya denizde bir kayaya denk gelmek boynun aşırı gerilmesine yol açabiliyor, bu da beyin sarsıntılarına ve travmatik beyin yaralanmalarına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu yaşanabilecek rahatsızlar hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Balıklama atlarken felç kalma riskine dikkat! </strong></p>
<p>Derinlik faktörü göz önüne alınmadan havuz, deniz ya da sığ sulara yapılan balıklama atlayışlar, boyun omurlarında kırılmalara neden olabilmektedir. Omuriliğin yakınında bulunan solunum merkezi, kırılma sonucu oluşan şişmelerden etkilenebilmektedir. Boğulmaya neden olabilecek bu durumun haricinde omurlarda meydana gelen kırılmalar, kişiyi felç riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle 15-25 yaş arası erkeklerde görülen bu tür kazalar, her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkilemektedir. </p>
<p><strong>Balıklama atlama sonucu pek çok sağlık problemine davetiye çıkarabilir </strong></p>
<p>Suya balıklama atlama sırasında genellikle kafanın sert zemine çarpması sonucu travmalar yaşanmaktadır. Boyun omurgasının aniden ve şiddetli geri zorlanmasıyla omurilikte hasarlar oluşmaktadır. Omurilik sinir demetinde oluşan hasar, milyonlarca sinir hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Kaza sonucu omuriliğin tamamı hasara uğradığında duyu ve hareket kaybı yaşanabilmektedir. Omurilikteki sinir hücrelerini onarmak neredeyse imkansız olduğundan kişi ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilir. Kısmi bir hasar söz konusu olduğunda ise hasarın derecesine göre hareket kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra; bağırsak, akciğer, böbrek gibi iç organlarda fonksiyon bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları ve ciltte bası yaraları oluşabilmektedir. </p>
<p><strong>Çivileme tekniği son derece riskli</strong></p>
<p>Sığ sulara balıklama atlamanın yanı sıra “çivileme” olarak isimlendirilen, ayakların üzerine atlama hareketi de riskli sonuçlar doğurabilir. Zemine kontrolsüz çakılma sonucunda topuk, kalça, bel, sırt ve boyun omurlarında kırıklar oluşabilir. Balıklama atlayışta olduğu gibi çivileme olarak suya dalmak, omurların zarar görmesine ve kalıcı sakatlıklara neden olabilir. </p>
<p><strong>Yanlış müdahale felç riskini artırır!</strong></p>
<p>Bu tür kazalarda uyulması gereken ilk kural, kişinin uygun koşullarda hastaneye ulaştırılmasıdır. Sudan çıkartılan yaralının ağzında nefes almasını engelleyen yosun ve benzeri yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Kişi baş aşağı çevirerek silkeleme yoluyla su çıkarma yöntemi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yaralı mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmelidir. Boyun bölgesi bir boyunlukla sabitlenebilir. Yaralının gizli kırıkları olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Taşıma işlemi sırasında baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalı ve sert bir sedye kullanılmalıdır. Yaralıya ilk müdahale sırasında uygulanacak yanlış bir işlem, kalıcı felce neden olabilir. </p>
<p><strong>Doğru zamanda uygun tedavi hayat kurtarır</strong></p>
<p>Bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu meydana gelen kazalarda tanı ve tedavi yeterli donanıma sahip merkezlerde yapılmalıdır. Uzman doktor tarafından muayene edilen yaralıya tanı konulabilmesi için çeşitli radyolojik tetkikler yapılır. Bunun sonucunda cerrahi girişim gerektirecek bir durum saptanırsa en doğru cerrahi girişim için planlama yapılır. Ameliyatla omurilik ve sinir köklerine baskı yapan kemikler temizlenir. Gerek duyulan durumlarda, titanyum alaşımlı olan vida, plak, çubuk gibi materyallerle sabitleme yapılır ve hastanın kısa sürede hareket etmesi sağlanır.</p>
<p><strong>Atlayış yapılmadan dikkat edilmesi gerekenler;</strong></p>
<p>Yüzmek istenilen suların derinliğinin önceden araştırılması önemlidir. Atlayış yapılacaksa su derinliğinin en az 2 metre olmasına dikkat edilmelidir. Bunun dışında alınacak önlemler şöyle sıralanmaktadır: </p>
<p>· Sığ suları gösteren uyarı levhalarının bulunmadığı yerlerden uzak durulmalıdır.</p>
<p>· Dalgalı sularda derinliğin dalga boyuna göre değişebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>· Bulanık ve dibi görünmeyen sulara atlayış yapılmamalıdır</p>
<p>· Yıkılan iskelelere çıkılmamalıdır.</p>
<p>· Benzer vakaların sık yaşandığı ya da yaşanabileceği riskli bölgelerde, profesyonel cankurtaranlar bulundurulmalıdır.</p>
<p>· Bu tür kazaların daha çok gençler arasında yaşandığı göz önüne alınarak gerekli bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-baliklama-atlarken-iki-kere-dusunun-551683">Suya balıklama atlarken iki kere düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suya atlarken bir kez daha düşünün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/suya-atlarken-bir-kez-daha-dusunun-543116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2025 08:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atlarken]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[suya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, havuz ve denizde meydana gelebilecek boyun ve bel kırıkları, risk faktörleri, yaş gruplarına göre yatkınlık ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-atlarken-bir-kez-daha-dusunun-543116">Suya atlarken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, havuz ve denizde meydana gelebilecek boyun ve bel kırıkları, risk faktörleri, yaş gruplarına göre yatkınlık ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Boyun ve bel kırıkları, dikkatsizlik ve yetersiz güvenlik önlemleriyle artıyor!</strong></p>
<p>Sıcak yaz aylarında serinlemek ve eğlenmek için havuz ve deniz aktiviteleri yoğunlaştığını hatırlatan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, “Ancak, dikkatsizlik veya güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu durumlarda boyun ve bel kırıkları gibi ciddi yaralanmalar meydana gelebilir. Özellikle sığ suya atlama, baş, boyun ve omurga üzerinde ciddi travmalara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Havuz veya denizde yapılan atlayışlar sırasında, vücudun yüzeyle hızlı ve sert bir şekilde temas etmesi durumunda omurga üzerinde ciddi bir basınç oluşacağına dikkat çeken Avcı, “Bu durum boyun veya bel kırıkları gibi ağır yaralanmalara yol açabilir. En yaygın olarak boyun kırıkları ile sırt ve bel kırıkları görülür. Boyun kırıkları, boyun bölgesindeki omurların kırılması sonucu meydana gelir. Bu kırıklar, omuriliğe zarar vererek felç gibi kalıcı sakatlıklara yol açabilir. Sırt ve bel kırıkları ise sırt ve bel bölgesindeki omurların kırılmasıdır. Bu tür kırıklar, omurga stabilitesini etkileyerek hareket kaybına ve ciddi ağrılara neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sığ suya kafa üstü dalış, boyun ve omurga yaralanmalarının en yaygın nedeni!</strong></p>
<p>Boyun ve bel kırıkları gibi yaralanmaların genellikle kontrolsüz ve dikkatsiz atlayışlar sonucu ortaya çıktığına değinen Op. Dr. İdris Avcı, havuz veya denizde meydana gelen yaralanmaların en yaygın nedenlerini şöyle açıkladı:</p>
<p>“Sığ suya kafa üstü dalış, kafa ve boyun yaralanmalarının en yaygın nedenidir. Sığ su, vücuda ani ve sert bir direnç uygulayarak boyun ve omurga üzerinde ciddi bir basınca neden olur. Havuz veya deniz derinliği hakkında bilgi sahibi olmadan yapılan dalışlar, yaralanmalara yol açabilir. Kayalık bölgeler veya engellerin bulunduğu alanlarda yapılan dalışlar, kazalara davetiye çıkarır. Bu tür engeller, kazayla çarpma sonucu boyun ve bel kırıklarına neden olabilir. Atlama sırasında vücudun kontrolsüz hareket etmesi veya hatalı teknikler, boyun ve omurga yaralanmalarını artırır. Özellikle yeni yüzücüler, güvenli tekniklere hakim olmadıklarında ciddi yaralanmalar yaşayabilirler. Bu tür yaralanmalar, genellikle güvenlik önlemlerinin alınmadığı veya su derinliğinin kontrol edilmediği durumlarda meydana gelir. Basit güvenlik tedbirleriyle bu tür yaralanmaların çoğu önlenebilir.”</p>
<p><strong>Genç yetişkinler ve çocuklarda risk daha fazla!</strong></p>
<p>Havuz ve denizde meydana gelen boyun ve bel kırıklarının her yaş grubunda görülse de bazı yaş gruplarının diğerlerine göre daha yüksek risk altında olduğuna vurgu yapan Op. Dr. İdris Avcı, “Macera arayışı ve yüksek enerji düzeyine sahip genç yetişkinler, genellikle su sporları ve dalış gibi riskli aktivitelere daha fazla katılırlar. Bu durum, yaralanma riskini artırır.” dedi.</p>
<p>Çocukların da tehlikeleri tam olarak değerlendiremeyebilecekleri için yaralanma risklerinin yüksek olduğunu ifade eden Avcı, “Çocuklar suya dalış sırasında uygun teknikleri bilmemeleri ve genellikle gözetimsiz olmaları nedeniyle bu tür yaralanmalara yatkındırlar. Ayrıca orta yaş ve üstü yetişkinler de özellikle tatillerde su aktivitelerine katılırken yaralanma riski taşır. Bu grupta vücudun esnekliğinin azalması ve kemik yapısının daha kırılgan olması nedeniyle iyileşme süreci daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi süreci, yaralanmanın şiddetine bağlı olarak belirleniyor…</strong></p>
<p>Havuz veya denizde meydana gelen boyun ve bel kırıkları sonrası tedavi sürecinin, yaralanmanın şiddetine ve omurga üzerindeki etkisine bağlı olarak değişebileceğini aktaran Op. Dr. İdris Avcı, “Omurga kırıkları, omurilik yaralanmalarıyla birlikte görülebilir ve bu durumda tedavi ve rehabilitasyon süreci daha karmaşık bir hal alır.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecindeki başlıca adımlara değinen Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Boyun ve bel kırıkları bazı durumlarda acil cerrahi müdahale gerektirir. Omurga stabilitesi sağlanmadığında, kırık omurların sabitlenmesi ve sinir dokusuna baskının azaltılması amacıyla cerrahi operasyon yapılır. Omurga füzyonu veya metal destekler kullanılarak omurganın stabilizasyonu sağlanır. Hafif kırıklarda cerrahi müdahale yerine boyunluk veya korse gibi sabitleyici cihazlar kullanılır. Bu cihazlar, omurganın doğal pozisyonunda kalmasını sağlayarak iyileşme sürecini hızlandırır. İyileşme sürecinde fizik tedavi büyük bir öneme sahiptir. Omurga destek kaslarının güçlendirilmesi ve hareket kabiliyetinin yeniden kazanılması için düzenli fizik tedavi programları uygulanır. Fizik tedavi, ağrı kontrolü ve günlük yaşam aktivitelerinin kazandırılması açısından önemlidir. Ciddi omurga yaralanmaları, hastanın hareket yeteneğini kısıtlayarak psikolojik olarak zorlayıcı bir süreç yaratabilir. Bu tür durumlarda, hasta ve yakınlarına psikolojik destek sağlanması, rehabilitasyon sürecinin daha olumlu geçmesini sağlar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-atlarken-bir-kez-daha-dusunun-543116">Suya atlarken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bina Yaptırırken &#8216;Yaşam Döngüsü Maaliyeti&#8217;ni de Düşünün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-bina-yaptirirken-yasam-dongusu-maaliyetini-de-dusunun-425846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 06:54:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsü]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[maaliyetini]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırırken]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin deprem ülkesi olması nedeniyle yapıların nasıl inşa edildiği büyük önem taşıyor. 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler yapı sağlamlığının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-bina-yaptirirken-yasam-dongusu-maaliyetini-de-dusunun-425846">Yeni Bina Yaptırırken &#8216;Yaşam Döngüsü Maaliyeti&#8217;ni de Düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni Bina Yaptırırken Bunlara Dikkat Edin!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, yeni bina yaptırırken izlenecek yollar ile ilgili bilgi verirken ‘Yaşam Döngüsü Maaliyeti’nin de düşünülmesi gerektiğini belirtti</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Türkiye’nin deprem ülkesi olması nedeniyle yapıların nasıl inşa edildiği büyük önem taşıyor. 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler yapı sağlamlığının önemini bir kez daha ortaya koydu. Yeni yapılacak binalarda çelik veya prefabrik yapılara yönelenler de artıyor. Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, binalarını yenileyeceklere ya da yeni bina yaptıracaklara önerilerde bulunarak “Yapıların inşaatları, birbirinden bağımsız tasarım-müteahhitlik-denetim firmaları eliyle yürütülmeli. Çelik yapıların ilk yatırım maliyetleri diğer yapı türlerine göre daha fazla olabiliyor. Ancak, bu fiyat farkı çok fazla olmadığı gibi, artık ‘Yaşam Döngüsü Maliyeti’ dediğimiz güncel bir bakış açısı ile baktığımızda çelik yapıların ekonomik açıdan da daha avantajlı olacağını hesaplamak mümkün” dedi.   </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, yeni yapılar yapılırken ve ev alırken dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Önce Proje Yöneticisi Seçilmeli”</strong></p>
<p>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hem eski hem de yeni binaların yıkıldığını anımsatan Köylüoğlu, yıkılan yeni yapılarda proje ya da uygulama hatalarından bahsedilebileceğini ifade etti. </p>
<p>Binalarını yenilemek isteyen yapı sahiplerinin öncelikle deneyimli bir ‘Proje Yöneticisi’ seçmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Daha sonra yapı sahibi, proje yöneticisinin de yardımıyla tasarımcı mimar ve mühendisleri seçmeli; burada en az 3 alternatif firmayı karşılaştırabilmeli ve sadece fiyat değil, görev alacak kişilerin deneyimi de burada önemli olmalı. Binanın tasarımı, deneyimli inşaat mühendisi tarafından hazırlanmalı. Tasarım sonucunda yaklaşık inşaat maliyeti bilgisi de istenmeli. Tasarım hazır olduğunda, yine danışmanın yardımı ile yapı sahibi ihaleye çıkarak müteahhidi belirlemeli, yine deneyim ve fiyat bazlı bir değerlendirme olmalı bu. Müteahhitler bu tasarıma göre binayı yapmalı. Yapı sahibi benzer şekilde bağımsız bir ‘Yapı Denetim’ firması ile de denetim sözleşmesi imzalamalı. Yapıların inşaatları, birbirinden bağımsız tasarım-müteahhitlik-denetim firmaları eliyle yürütülmeli. Ülkemizdeki yaygın yap-sat müteahhitlik sistemi çok sağlıklı bir yapı elde edilmesini; yapı sahibi ile müteahhidinin aynı kişi olması ve hatta denetimcinin de ücretini ödemesi, üretimde bağımsız karar alma imkânını ortadan kaldırıyor.”</p>
<p>Yap-sat sisteminde bütün finansmanı müteahhidin karşıladığına işaret eden Köylüoğlu, “Ancak belirttiğim sistemde yapı sahiplerinin bütün bu maliyetleri kendisinin ödemesi gerekiyor. Dolayısıyla kentsel dönüşüm yapılırken, finansman konusunda özel çözüm ihtiyaçları gerekebilir” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Çelik Yapılara Yöneldiler”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Köylüoğlu, özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra, depreme dayanıklı, iyi mühendislik hizmeti almış, hafif binalar olmaları ve uzun vadeli maliyet analizi yapıldığında karlı olmaları nedeniyle, insanların çelik yapılara yöneldiğine dikkat çekti. Köylüoğlu, “6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra gerek Bakanlığın gerekse özel yapı sahiplerinin çelik ve prefabrik yapı sistemlerine ilgisinin arttığını görüyoruz. Çünkü deprem bölgesindeki çelik yapıların hasar alsa dahi ayakta kaldığı, çok iyi mühendislik hizmeti almış olan yapılarda ise belirgin bir hasarın olmadığı görüldü. Antakya Müze Otel, İskenderun Steel Towers bunların örnekleri. Bunların dışında pek çok endüstriyel tesisin halen kullanılabilir durumda olduğu görüldü” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Çelik Yapılar Çok Daha Kaliteli” </strong></p>
<p>“Çelik yapılar hem malzeme hem de uygulama açısından çok daha kaliteli yapılar” diyen Köylüoğlu, şunları kaydetti: </p>
<p>“Çelik ve prefabrik yapılarda inşaatın kalitesi, malzeme-imalat-montaj-bakım süreçlerinin iyi bir şekilde yönetilmesi ile sağlanabiliyor. Bu yapıların çelik yapılar üzerine 5-6 yıldan fazla deneyim kazanmış mimarlar ve mühendisler tarafından tasarlanması ve çelik yapı montajında uzmanlaşmış uygulayıcılar tarafından inşa edilmesi gerekiyor. Malzeme kalitesi açısından değerlendirme yaptığımızda, çelik ve prefabrik yapı elemanlarının fabrika ortamında üretilmiş olması, kalitesi bilinen ve değişken olmayan, yerel koşullara ve müteahhidin bilinç düzeyinden, işçilikten etkilenmeden belirli bir kalitenin sağlanabilmesi en önemli avantaj olarak karşımıza çıkıyor.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“Yaşam Döngüsü Maliyeti”</strong></p>
<p>Binaların yapımı sırasında iyi bir mühendislik hizmeti alınmasının önemine dikkate çeken Köylüoğlu, “Tasarım felsefesi doğru kurgulandığında ve sahaya da doğru yansıtıldığında, çelik yapıların depremden sonra hasar görmesi durumunda, hasar görmek üzere tasarlanan parçaları değiştirilerek bina kullanılmaya devam edilebilir. Çelik yapıların ilk yatırım maliyetleri diğer yapı türlerine göre daha fazla olabiliyor. Ancak, bu fiyat farkı çok fazla olmadığı gibi, artık ‘Yaşam Döngüsü Maliyeti’ dediğimiz güncel bir bakış açısı ile baktığımızda çelik yapıların ekonomik açıdan da daha avantajlı olacağını hesaplamak mümkün.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Firma Sahibi Mühendis Olmalı” </strong></p>
<p>Ev alacaklara önerilerde bulunan Köylüoğlu, şunları ekledi: </p>
<p>“İnşaatlar eski de olsa yeni de olsa bunların bilgileri belediyelerde mevcut. Belediyeye gittiğiniz zaman o yapının statik projelerini alabiliyorsunuz. O projelerin hangi mimar, mühendis veya hangi müteahhit tarafından ne zaman yapıldığının bilgisi de var. Dolayısıyla bir binayı satın alırken esasında bu sorgulamaları yapabilirsiniz. Tabi bu sorgulamaları yaparken yine bir mühendisten destek almanız gerekiyor. Firma sahibinin inşaat mühendisi olduğu durumda, mühendis alacağı riskleri bilir ve ona göre sağlıklı bir yapı yapmaya çalışır.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-bina-yaptirirken-yasam-dongusu-maaliyetini-de-dusunun-425846">Yeni Bina Yaptırırken &#8216;Yaşam Döngüsü Maaliyeti&#8217;ni de Düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
